Çelebi, Bandırma Limanı`nı devraldı
Transkript
Çelebi, Bandırma Limanı`nı devraldı
TEMMUZ 2010 ÇELEBİ HOLDİNG İÇ YAYIN ORGANIDIR Çelebi, Bandırma Limanı’nı devraldı Çelebi, Delhi’de artık yer hizmeti de veriyor Çelebi, şimdi de Polonya’da Ernst&Young finalinde Çelebi’ye büyük ilgi içindekiler I 04-05 06 Çelebi, Bandırma Limanı’nı devraldı ÇELEBİ HOLDİNG A.Ş. Adına Sahibi Can Çelebioğlu Sorumlu Yazıişleri Müdürü Canan Abdullahoğlu Yönetim Yeri ÇELEBİ HOLDİNG A.Ş. Nispetiye Cad. Akmerkez B3 Blok Kat: 12 Etiler, Beşiktaş - İstanbul Tel: (0212) 339 40 39 Faks: (0212) 282 13 83 www.celebi.com Yapım UMAR İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. Harman Sok. No: 31/1 34153 Florya - İstanbul Tel: (0212) 573 15 65 Faks: (0212) 573 89 09 www.umariletisim.com Baskı Özgün Ofset Ltd. Şti. Yeşilce Mahallesi, Aytekin Sokak No: 214 Sanayi Mah. Levent, İstanbul Basım Yeri ve Tarihi İstanbul, Temmuz 2010 Yayın Türü: 4 aylık, süreli, yaygın Çelebi Holding iç yayın organıdır. 09 Çelebi, Delhi’de artık yer hizmeti de veriyor Mumbai Chhatrapati Shivaji Uluslararası Havalimanı’nda, Çelebi-Nas India olarak yer hizmetleri veren Çelebi, kargo antrepo işletmeciliği hizmeti sunduğu Delhi Uluslararası Indira Gandhi Havalimanı’nda yer hizmetleri vermeye başladı. 10 Ernst&Young’ın “Dünya Yılın Girişimcisi” finalinde Çelebi’ye büyük ilgi Ernst&Young’ın “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışmasında en büyük ilgiyi, Türkiye’yi temsil eden Can Çelebioğlu ve Canan Çelebioğlu Tokgöz gördü. Bu büyük ilgi Çelebioğlu kardeşlere finalde en çok alkışı getirdi. 12 Çelebi şimdi de Polonya’da ÇHS, uluslararası pazarda birbiri ardına attığı önemli adımlara bir yenisini daha ekledi. Avrupa ve Asya’da, 4 ülkedeki en önemli 5 havalimanında büyük yatırımlara imza atan Çelebi, şimdi de Polonya pazarına giriyor. 36 Türkiye’nin sivil havacılık okulları Cesaretin profesyonellik ve disiplinle birleştiği pilotluk mesleği uzun yıllar süren zor bir eğitim gerektiriyor. Art arda açılan sivil havacılık okulları ve meslek yüksekokulları artan pilot ihtiyacını karşılamak için yarışıyor. içindekiler 13 haberler maksimum 29 çhs, apron güvenliği için Isago’yu seçti ege ve 32 karadeniz, akdeniz’in en serin yerleri “yeşil kuruluş” 40 çhs, ilan edildi 42 makale: ıncredıble ındıa 45 çalışanlarımız yönetmenler 56 türk sinemamızın çehresini değiştiriyor içinde 60 “kurum kullanılan terimler sözlüğü” ders çalışmak 66 yazın çok eğlenceli! Merhaba Çelebi’de “Tüm yelkenler fora!” Son yıllarda yer hizmetleri ve kargo-antrepo terminal işletmeciliği alanlarında birbiri ardına uluslararası başarılara imza atan Çelebi Holding, başta denizcilik olmak üzere diğer hizmet sektörlerindeki faaliyetlerinde de kazandığı ihaleler ve yaptığı yatırımlarla büyümeye devam ediyor. Bandırma Limanı’nın işletme hakkını 36 yıllığına devralan Çelebi Bandırma Uluslararası Liman İşletmeciliği, beş yıl içerisinde yapacağı 50 milyon dolarlık yatırımla, limanı bölgenin dünyaya açılan kapısı haline getireceğini açıkladı. Geçen sayımızda Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz’ün, Ernst&Young’ın düzenlediği “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışmasında Türkiye 1.’si seçildiklerini duyurmuştuk. Yarışmanın Monte Carlo’daki uluslararası finalinde, “Dünya Yılın Girişimcisi” ödülünü ICAP CEO’su Michael Spencer alırken görüşmeler süresince tüm katılımcılardan büyük ilgi gören Çelebioğlu kardeşler, ödül töreninde en çok alkışı toplayan taraf oldu. Alkışlarla yoluna devam eden ve Delhi Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı’nda ilk yer hizmetini vererek Hindistan pazarında ilerlemeyi sürdüren Çelebi, Polonya’daki tüm havaalanlarında yer hizmetleri sunmasına izin veren lisansı aldığını da duyurdu. Çelebi Holding; turizm, taşımacılık, gıda, güvenlik ve marina işletmeciliğinde de kalitesiyle fark yaratmayı sürdürüyor. Tüm hizmet alanlarında elde edilen başarılar, takip eden sayfalarda... Görünen o ki Çelebi Grubu, elde ettiği önemli başarılarla daha uzun süre “Tam yol ileri!” diyecek. Gelecek sayıda buluşmak üzere. ÇELEBİCE YAYIN KURULU gündem I 06-07 Çelebi Bandırma Limanı’nı devraldı Çelebi Holding iştiraki Çelebi Bandırma Uluslararası Limanı İşletmeciliği A.Ş., TCDD Bandırma Limanı’nın 36 yıllık işletme hakkını Ankara’da imzalanan sözleşme ile devraldı. Çelebi’nin beş yıl içinde 50 milyon dolar yatırım yapacağı Bandırma Limanı, Güney Marmara ve İç Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı olacak. Devir sözleşmesi törenle imzalandı Çelebi Holding imzalanan sözleşmeyle, Bandırma Limanı’nı 36 yıllığına işletme hakkını devraldı. Yer hizmetleri, gıda, turizm, havaalanı inşası ve işletmeciliğinin yanı sıra liman ve marina işletmeciliği konularında uzmanlaşmış, hizmet sektörünün önde gelen şirketlerinden Çelebi Holding, 175,5 milyon dolar tutarındaki en yüksek teklifi sunarak, 16 Mayıs 2008’de kazandığı TCDD Bandırma Limanı ihalesinin devir sözleşmesini imzaladı. Bandırma Limanı’nın 36 yıl için işletme hakkının devrine ilişkin sözleşme, ihale sonrası sürecin tamamlanmasının ardından Ankara’da düzenlenen törenle; Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Özelleştirme İdaresi Başkan Vekili Ahmet Aksu ve TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman tarafından imzalandı. İmza töreninde bir konuşma yapan Can Çelebioğlu, Bandırma Limanı’na önümüzdeki beş yıl içerisinde 50 milyon dolarlık yatırım yaparak, hizmetlerini çeşitlendireceklerini ve gelecek on yılda Bandırma’yı 11 milyon ton dökme ve genel yükün, 300 bin TEU konteynırın ve 200 bin aracın elleçlen- diği bir liman haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Çelebioğlu, Bandırma Limanı’nın ulaşacağı bu hacimle, bölgesinin en önemli lojistik merkezlerinden biri haline geleceğini ve yaratacağı yeni iş alanları ile Bandırma yöresinin hem ekonomik hem sosyal kalkınmasında büyük rol oynayacağını da sözlerine ekledi. Antalya Limanı’nın ardından Bandırma... Çelebi’nin 2006 yılında Antalya Limanı işletmesini bir ortaklık yapısı ile üstlenmesiyle başlayan süreçte, şirketin ortaya koyduğu performansla liman yönetimindeki başarısını kanıtladığını söyleyen Çelebioğlu, son iki yıl içinde gerçekleşen yolcu, konteynır, genel kargo ve dökme yük taşımacılığı ile Antalya Limanı’nın bugün bölgenin önde gelen limanlarından biri haline dönüştüğünün altını çizdi. “Bu başarı Çelebi’yi marina işletmeciliği konusunda da teşvik etti. Marinayı devraldıktan hemen sonraki bir sene içinde yaptığımız yatırım ve iyileştirmelerle bugün, eski konumuyla kıyaslanması BAKANLAR DA TÖRENDEYDİ Törende, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da birer konuşma yaptı. gündem I 08 mümkün olmayan, pırıl pırıl, örnek ve uluslararası düzeyde bir tesis haline getirdiğimiz Çelebi Marina Antalya’yı işletmenin onurunu yaşıyoruz.” Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ise konuşmasında, Çelebi’nin Bandırma Limanı’nı devralmasının, başta istihdam olmak üzere bölge ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını söyledi. Yıldırım, “Çelebi Grubu, zaman içinde yapacağı yatırımlarla Bandırma Limanı’nın kapasitesini birkaç kat artıracaktır” diyerek, Çelebi Holding yetkililerine teşekkür etti. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin toplam dış ticaretinin %85’inin limanlar üzerinden yapıldığını vurgulayarak, Çelebi’nin havacılıkta olduğu gibi liman işletmeciliği alanında da dünya markası olabileceğine dikkat çekti. Projenin finansmanı, UniCredit Bank AG ve Yapı Kredi Bankası’nın oluşturduğu konsorsiyumun, Çelebi’nin kullanımına sunduğu uzun vadeli proje ve yatırım kredileri ile sağlandı. Son yıllarda ülkemizde kullandırılan en uzun vadeli proje finansmanı kredisi olan bu 14 ay vadeli kredi, Çelebi Grubu’na ve projeye duyulan güvenin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Çelebi Bandırma Uluslararası Limanı İşletmeciliği’nin azınlık hissedarı olan Bandırma Ticaret Odası ve Bandırma Ticaret Borsası, bölge sanayicilerinin Bandırma Limanı’nı etkin bir şekilde kullanmasının teşvik edilmesini ve bölge halkı ile, yerel kamu kurumlarıyla işbirliği sağlanmasını koordine edecek. Bölgesinin lojistik merkezi olacak Türkiye’nin iş ve sanayi merkezi olan İstanbul’a ve ticari açıdan büyük önem taşıyan Güney Marmara ve Ege Bölgesi’ne bağlantıları olan Bandırma Limanı, Marmara Denizi’nin güney kıyısında çok özgün bir konuma sahip. Limanda dökme yük, Ro-Ro ve karışık yük elleçleme hizmetleri veriliyor. Bandırma Limanı, bölgenin en yüksek rıhtım uzunluğuna sahip limanı olmasının yanı sıra Türkiye’nin en büyük dökme yük limanlarından biri. 2004 yılında Ro-Ro hizmeti sunmaya başlayan Bandırma Limanı, böylece Marmara Bölgesi’nde kargo kamyonlarının yurtiçi noktalara taşınmasında da önemli bir kapı haline geldi. Ayrıca Bandırma Limanı, ülkemizin artan otomotiv ihracatında ihtiyaç duyulan liman hizmetleri konusunda, Bursa bölgesinin artan araç ihracat hacminin bölge limanları ile karşılanamamasına da çözüm getirecek bir alternatif olacak. Çelebi, Bandırma Limanı’nı, sahip olduğu demiryolu ve karayolu bağlantıları ve geniş liman içi stoklama sahalarıyla, Türkiye dış ticaretinin dinamosu olan Güney Marmara, İç Anadolu ve Ege bölgelerine en yüksek faydayı sağlayabilecek liman olarak görüyor. Şirket, limanı bu geniş hinterlanda hizmet vermeye hazır hale getirmek üzere yeniden yapılandıracak. Yapılacak olan iyileştirmelerle, limanın 2009 yılında %2,7 olan uluslararası kargo taşımacılığı içindeki pazar payının, 2020’de yaklaşık %5,2’ye çıkacağı tahmin ediliyor. Bandırma Limanı ulaşacağı bu hacimle, bölgenin en önemli lojistik merkezlerinden biri olacak. Çelebi yetkilileri, Bandırma Limanı’nın bölgenin çevre ve doğaya en duyarlı limanı olacağının da altını çiziyor. haberler I 09 Çelebi, Delhi’de artık yer hizmeti de veriyor Mumbai Chhatrapati Shivaji Uluslararası Havalimanı’nda, Çelebi-Nas India olarak yaklaşık bir yıldır yer hizmetleri veren Çelebi, kargo antrepo işletmeciliği hizmeti sunduğu Delhi Uluslararası Indira Gandhi Havalimanı’nda, 2 Haziran’da yer hizmetleri vermeye başladı. Çelebi Ground Handling Delhi Pvt. Ltd., Delhi Uluslararası Indira Gandhi Havalimanı’ndaki ilk yer hizmetini, 2 Haziran saat 19.00’da IGI Terminali’nde Air Astana’ya verdi. Bu ilk hizmet ile birlikte Delhi sivil havacılığı da; son teknoloji ürünü yer hizmetleri ekipmanları, eğitimli kalifiye personeli ve 5 yıldızlı Çelebi hizmet kalitesi ile tanışmış oldu. Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz konuyla ilgili yaptığı açıklamada: “Delhi Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı’nda yer hizmetlerimizi başlatmaktan çok mutluyuz. Delhi’de yer hizmetlerinin faaliyete geçmesiyle birlikte Çelebi Hava Servisi, Hindistan’daki en önemli iki havalimanında da ana servis sağlayıcısı oldu. Böylece Çelebi, Hindistan’daki yolcu trafiğinin büyük bir bölümüne hizmet vermeye başladı. Bu hizmet başlangıcı ile birlikte havaalanı, bugüne kadar yer hizmetlerinde gördüğü en iyi hizmet ve teknolojiye şahit olacaktır” dedi. Yatırım da hedef de büyük ÇHS, Delhi Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı işletmecisi Delhi International Airport Private Ltd. (DIAL) şirketi tarafından, havaalanı yer hizmetlerinin 10 yıl süreyle yürü- tülmesi için açılan lisans ihalesini kazanmasının ardından gerekli çalışmaları ve süreçleri büyük bir hızla tamamladı. Mumbai Chhatrapati Shivaji Uluslararası Havalimanı’nda 2009 yılı temmuz ayında hizmet vermeye başlayan ÇHS, Delhi Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı’nda da faaliyete geçmesiyle, Hindistan’daki en önemli iki havalimanında yer hizmetleri sunmaya başladı. Çelebi’nin bir süredir kargo hizmetleri de sunduğu Delhi Uluslararası Indira Gandhi Havalimanı, Mumbai Uluslararası Havalimanı ile birlikte, Hindistan’ın yüksek hava trafiğine sahip iki havalimanından biri. Yılda yaklaşık 23 milyon yolcuya ve 220 bin uçuş hareketine hizmet verilen havalimanında yapılacak altyapı yatırımlarıyla; 2012 yılında yıllık 37 milyon, 2016 yılında 50 milyon ve 2021 yılında ise 66 milyon yolcuya hizmet sunulması hedefleniyor. Delhi’de başlayan yer hizmetleri ile birlikte Çelebi’nin -aralarında Hindistan’daki Mumbai Chhatrapati Shivaji ve Macaristan’daki Budapest Ferihegy havaalanlarının da bulunduğu- hizmet verdiği önemli ve uluslararası havalimanı sayısı 29’a çıktı. gündem I 10-11 Can Çelebioğlu ve Canan Çelebioğlu Tokgöz, “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışmasında Türkiye’yi temsil etti Ernst&Young “Dünya Yılın Girişimcisi” finalinde Çelebi’ye büyük ilgi Ernst&Young’ın “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışmasında en büyük ilgiyi, Türkiye’yi temsil eden Can Çelebioğlu ve Canan Çelebioğlu Tokgöz gördü. Bu büyük ilgi Çelebioğlu kardeşlere finalde en çok alkışı getirirken, “Dünya Yılın Girişimcisi” ödülü ise ICAP’in CEO’su İngiliz Michael Spencer’e verildi. Amerikalı denetim ve danışmanlık firması Ernst&Young’ın düzenlediği, “Dünyanın en prestijli iş dünyası ödül programı” olarak nitelendirilen “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışması sonuçlandı. Yarışmada birinciliği, 1986’da 45 bin dolarla yola çıkan ve bugün bankalararası finansal işlemlerde dünyanın en büyük broker firması haline gelen ICAP’in CEO’su Michael Spencer (55) kazandı. Ödüller, 5 Haziran gecesi Monte Carlo’da gerçekleşen törenle sahiplerini buldu. ICAP’in CEO’luğunun yanı sıra İngiltere’de iktidara gelen Muhafazakâr Parti’nin mali işlerden sorumlu üyeliğini de yürüten Spencer törende yaptı- Can Çelebioğlu ve Canan Çelebioğlu Tokgöz yarışma heyecanını, Monte Carlo’da kendilerini yalnız bırakmayan Türk ekonomi basınının önemli gazetecileriyle paylaştı. ğı açıklamada, dünya çapındaki seçkin girişimciler arasından kendisinin seçilmesinden büyük onur duyduğunu belirtti. Çelebi, iş dünyasının oldukça ilgisini çekti Monte Carlo’daki yarışmada Türkiye’yi temsil eden Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz ise en çok dikkat çeken finalistler arasında yer aldı. Ernst&Young Türkiye ve Milliyet gazetesi tarafından yedinci kez düzenlenen “Dünya Yılın Girişimcisi” yarışmasının Türkiye finalisti olan Çelebioğlu kardeşler, Monte Carlo’daki finallerde jürinin yanı sıra uluslararası iş dünyasından da büyük ilgi gördü. Yarışmada ülkemizi başarıyla temsil eden Can ve Canan Çelebioğlu, sahneye Mozart’ın Türk Marşı eşliğinde çıkarak gerek katılımcıların gerekse yabancı basının ilgi odağı oldu. Çelebioğlu kardeşler finaller sırasında birçok iş görüşmesi de gerçekleştirdi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Can Çelebioğlu, “Yarışmanın, dünya girişimcilerinin vizyonunu tanımak açısından kendileri için önemli olduğunu” vurguladı. Ernst&Young Başkanı: Türk girişimci renk katıyor Ernst&Young Başkanı James Turley ise, yarışmada hemen her yıl çok ilginç Türk girişimcilerle karşılaştıklarını ve Türklerin yarışmaya renk kattığını belirterek, “Jürinin Türk yarışmacıları her yıl dikkatle, uzun uzun incelediğini duyuyorum. Bu da bizi çok mutlu ediyor. Dünyanın şu andaki ekonomik durumu, girişimcileri çok etkilemiyor. Girişimcilik apayrı bir şey. Her şartı, fırsata çevirebilirsiniz. Krizin en hararetli olduğu dönemde bir anket yapmıştık; girişimcilerin üçte ikisinin, o dönemde bile agresif biçimde yeni yatırım düşündüğünü gördük” dedi. Çelebi’nin Hintli ortağı desteğe geldi Çelebi’nin Hindistan’daki ortağı Jungbir Singh de destek olmak amacıyla Monte Carlo’ya geldi. Babası Hindistan’daki iktidar partisinin genel sekreteri olan Singh, Çelebi’yle Mumbai Havaalanı’nda yüzde 26, Delhi’de ise yüzde 49 ortak olduklarını belirterek, “Çelebi Hindistan’a gelerek çok cesur bir karar verdi. Hem kargo hem de yolcu anlamında çok büyüyeceğiz” dedi. Çelebi’nin 6 ülkede 10 bin çalışanı var 1958’de babaları Ali Cavit Çelebioğlu tarafından 1 merdiven ve 5 işçi ile “Türkiye’nin ilk sivil havacılık yer hizmetleri özel şirketi” olarak temelleri atılan Çelebi Holding, bugün yer hizmetlerinden terminal, liman ve marina işletmeciliğine, güvenlikten gıdaya, seyahat acenteliğinden personel taşımacılığına ve araç filo kiralamaya kadar birçok farklı alanda hizmet veriyor. Özellikle havacılık işkolunda Macaristan, Hindistan, Belçika, Almanya ve Polonya’da yaptığı yatırımlarla dünya pazarlarında söz sahibi olmaya başlayan Çelebi, yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlıyor. Çelebi yine göğsümüzü kabarttı Bugüne kadar Türkiye’nin böyle bir yarışmada, bu kadar iddialı olmadığının yetkililer ve diğer katılımcılar tarafından da belirtilmesi, Çelebi’nin başarısından doğan gururu bir kat daha artırdı. Türkiye birincisi olan Can ve Canan Çelebioğlu’nun 50 ülke finalistinin iştirak ettiği yarışmada ülkemizi en üst düzeyde temsil ettiği, kurum dışı katılımcılar tarafından dile getirildi. Gazetelerdeki “Monte Carlo, Türk iş dünyasının kalitesine boy aynası oldu” başlığı da tüm Çelebi ailesini onurlandırdı. haberler I 12-13 Çelebi şimdi de Polonya’da ÇHS, uluslararası pazarda birbiri ardına attığı önemli adımlara bir yenisini daha ekledi. Avrupa ve Asya’da, 4 ülkedeki en önemli 5 havalimanında büyük yatırımlara imza atan Çelebi, şimdi de Polonya pazarına giriyor. Türkiye’de optimum büyüklüğe ulaştıktan sonra son yıllarda birbiri ardına attığı önemli adımlarla Macaristan, Belçika, Almanya ve Hindistan’da olmak üzere toplam 5 havalimanında yatırımları bulunan Çelebi, logosunu şimdi de Polonya’ya taşıyor. Türk havacılığı yer hizmetleri sektörünün köklü ve öncü kuruluşu Çelebi Hava Servisi (ÇHS), Polonya’da havaalanı yer hizmetleri sunma lisansını elinde bulunduran, Varşova merkezli “Troy Airport Services Sp. z.o.o.” (Troy Poland) şirketini satın aldı. ÇHS bu satın almayla birlikte, hizmet verdiği uluslararası pazarlara Polonya’yı da ekledi. ÇHS’nin, İspanya’da sahip olduğu “Çelebi Ground Handling Europe SL” (Çelebi Europe) vasıtasıyla hisselerinin tamamını alarak, bünyesine kattığı Troy Poland; Polonya Cumhuriyeti Sivil Havacılık Otoritesi tarafından verilen, Polonya’daki tüm havaalanlarında yer hizmetleri faaliyetinde bulunulmasına izin veren, 04.02.2011 tarihine kadar geçerli (her sene yenilenebilecek) bir lisansa sahip. Yatırım için çok uygun Polonya, Avrupa’nın dev ekonomilerinden biri olmamasına rağmen küresel krizde, “gayrisafi milli hasılasında daralma olmayan tek AB ülkesi” sıfatı ve yıllık %3,2’lik büyüme hızı ile yatırımcılar için oldukça iyi bir pazar. 38 milyonun üzerinde nüfusa sahip olan Polonya’da, hava trafiği yoğunluğuna göre sırasıyla; Warsaw Airport, Krakow Airport, Katowice Airport, Gdansk Airport, Wroclaw Nicolaus, Copernicus Airport, Poznan Airport, Lodz Lublinek Airport, Rzeszow Airport, Szczecin Airport, Bydgoszcz Airport ve Zielona Gora Babimost Airport olmak üzere toplam 11 büyük havalimanı bulunuyor. Ülkenin yıllık ulusal ve uluslararası hava trafiği; 20 milyona yakın yolcu, 300 binin üzerinde uçak ve 94 bin ton civarında kargo kapasitesine sahip. Canan Çelebioğlu Tokgöz, “Yılın İş İnsanı” seçildi Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz, ekonomi gündeminin nabzını tutan Dünya gazetesinin, başarılarıyla 2009 yılında iz bırakan kişi ve kurumları belirlediği “Ekonominin Yıldızları” ödüllerinde “Yılın İş İnsanı” seçildi. Bu yıl 19.’su düzenlenen ve 11 kategoride verilen “Ekonominin Yıldızları” ödüllerinde kazananlar belirlenirken yatırım, yönetim, başarı, inovasyon, etkinlik, ilk olma niteliği ve büyüklük gibi kriterler göz önünde bulunduruldu. Ekonominin Yıldızları, başarılarını ve kendilerini farklı kılan niteliklerini önümüzdeki günlerde yapılacak söyleşilerde Dünya okurlarıyla paylaşacak. Dünya gazetesinde ödüllerle ilgili çıkan haberde, Çelebi Holding’in özellikle yurtdışındaki büyümesiyle dikkat çektiği vurgulandı. Haberde, “Canan Çelebioğlu Tokgöz yönetimindeki Çelebi Hava Servisi, Budapeşte ve Mumbai’den sonra Hindistan’ın en büyük havaalanı olan Delhi Indira Gandhi Uluslararası Havalimanı kargo ihalesini de aldı ve yurtdışındaki üçüncü büyük adımını attı. Şirket, Belçika’nın Charleroi-Brüksel Sud Uluslararası Havalimanı’nda yer hizmetleri verme hakkını da kazandı” ifadesi yer aldı. Eskişehirlilerden Canan Çelebioğlu Tokgöz’e ödül Eskişehir Girişimci Sanayiciler ve İş Adamları Derneği (EGSİAD) tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen, Avrupa Birliği’nin en büyük ekonomi organizasyonu “Beyaz Altın Türkiye Girişimcilik Ödülleri Referandumu” sonucunda, Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz “Yılın İş Kadını” seçildi. Canan Çelebioğlu Tokgöz ödülünü, 6 Mayıs’ta Osmangazi Üniversitesi Spor ve Kongre Salonu’nda gerçekleştirilen törende, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün elinden aldı. Törene şeref konuğu olarak katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül de ödül alan isimler arasındaydı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisine verilen “Dünya Barış Girişimcisi Ödülü”nü Afganistan ve Pakistan büyükelçilerinin elinden alırken “Yunus Emre Sevgi ve Eğitime Katkı Ödülü”ne layık görülen Hayrünnisa Gül’e ise ödülünü, Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar’ın eşi Yrd. Doç. Dr. Arzu Kılıçlar takdim etti. Birinciler, ödüllere aday olan iş adamı-iş kadınları arasından, 8 noktada halkın yaptığı değerlendirme ve oylama- lar sonucu belirlendi. Ödül sahiplerinin belli olması için bu yıl 25.000 Eskişehirli oy kullandı. Bu oylama ışığında; “Yılın Girişimci İş Adamı” Hamdi Akın, “Yılın Bürokratı” Durmuş Yılmaz, “Yılın Gazetecisi” Ekrem Dumanlı, “Yılın Televizyon Programı” Melda Yücel’in sunduğu Finans Cafe, “Yılın İnovasyon Ödülü” T.C. Devlet Demiryolları ile Süleyman Karaman, “Yılın Sivil Toplum Kuruluşu” ise Abant Platformu seçildi. Törende ayrıca “EGSİAD Prof. Dr. Sabahattin Zaim Bilim Ödülü” YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a, “Yunus Emre Kültür Sanat Ödülü” “Bal” filmiyle 60. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü kazanan Semih Kaplanoğlu’na ve “Eskişehir Marka Katkı Ödülü” ETİ Şirketler Grubu adına Firuzan Kanatlı’ya verildi. haberler I 14-15 ÇHS SAW’da, Wataniya Havayolları’yla işbirliği sevinci Wataniya Havayolları, 30 Mayıs itibariyle ÇHS İstanbul Sabiha Gökçen İstasyonu’ndan hizmet almaya başladı. Haftada üç gün, 1550/1659 LT’de Kuveyt-Sabiha GökçenKuveyt parkurunda sefer düzenleyen Wataniya Havayolları, yer hizmetlerinde Çelebi’yi tercih etti. 34 yolcuyla gelip 61 yolcuyla kalkış yapan A320 tipi uçağın load control, ramp ve check-in işlemlerini başarıyla gerçekleştiren ÇHS SAW personelinin göz dolduran performansı, yetkililerin de takdirini topladı. Güzel başlayan bu anlamlı işbirliğinin güçlenerek sürmesi için karşılıklı iyi dileklerde bulunan ÇHS ve Wataniya yetkilileri, ilk hizmeti fotoğraflamayı da ihmal etmedi. ÇHS Ankara’dan Almanya Başbakanı’na hizmet ÇHS-Suudi Arabistan Havayolları işbirliği büyüyor ÇHS Ankara, resmi temaslarda bulunmak üzere Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Angela Merkel’in uçağının yer hizmetlerini başarılı bir operasyonla tamamladı. A310 tipi uçakla Ankara Esenboğa Havalimanı’na inen Angela Merkel ve beraberindeki heyet, gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından aynı gün içerisinde Ankara’dan ayrıldı. Yetkililer, 80 yolcuyla ülkesine dönen Almanya Başbakanı’nın uçağına sunulan başarılı yer hizmetleri dolayısıyla ÇHS Ankara ekibine teşekkürlerini iletti. Çelebi Hava Servisi, Suudi Arabistan Havayolları ile 1987 yılında başlayan işbirliğini her geçen gün daha da güçlendirerek sürdürüyor. Çeyrek asrı aşkın süredir gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla Suudi Arabistan Havayolları’na ramp hizmeti veren ÇHS, havayollarına 1 Haziran itibariyle İstanbul Atatürk Havalimanı’nda, yolcu ve operasyon hizmetleri de vermeye başladı. Başladığı günden bu yana karşılıklı güven ve anlayış içerisinde sürdürülen bu anlamlı işbirliği, Çelebi’nin Suudi Arabistan Havayolları’na sunduğu yer hizmetlerinin kapsamını genişletmesiyle ayrı bir değer ve güç kazandı. Türkiye’ye yılda 1200’den fazla uçuş yapan Suudi Arabistan Havayolları’na sunulacak bu hizmet için ÇHS, yolcu hizmetleri ve operasyon kadrosunu genişleterek eğitimlerine hız verdi ve gerekli hazırlıkları tamamladı. İlk uçuşlardaki geleneğini de bozmayan ÇHS İstanbul İstasyonu yönetimi, kontuarları çiçeklerle süsleyip yolculara şeker ikramında bulundu ve uçuş ekibine çiçek sundu. Çe-Tur çalışanları, ilkyardım eğitimine katıldı Çe-Tur çalışanları, Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın düzenlediği ilkyardım eğitimine katıldı. Lokman Hekim İlkyardım Eğitim Merkezi’nin eğitmenlerinden Canan Özler tarafından Evkur Merkez ofiste gerçekleştirilen eğitime, Çe-Tur’dan toplam 22 personel katıldı. İlkyardım konusunda önceden almış oldukları teorik bilgileri tazeleyen Çe-Tur çalışanları, hayat kurtarmada büyük öneme sahip olan acil durum müdahaleleriyle ilgili de pratik yaparak öğrendiklerini pekiştirme imkanı buldu. Tüm personelin aktif olarak yer aldığı ilkyardım eğitimi sonunda, Lokman Hekim Sağlık Vakfı tarafından katılımcılara sertifika verildi. Çelebi-Nas, 1. yıldönümünü kutladı Çe-Tur’a “SEÇ Yeterlilik Sertifikası” Çelebi-Nas, 1 Temmuz’da Mumbai Chhatrapati Shivaji Uluslararası Havalimanı’nda operasyonlara başlamasının 1. yıldönümünü kutladı. 1 Temmuz 2009’da, bir müşteriye ve günlük iki uluslararası uçuşa hizmet vererek havalimanındaki faaliyetlerine başlayan Çelebi-Nas, bugün sayıları 13’e ulaşan müşterilerine ve günlük 19 uluslararası uçuşa başarıyla hizmet veriyor olmanın haklı gurur ve mutluluğunu yaşıyor. Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz Çelebi-Nas’ın yıldönümünü kutlayarak, tüm ekibi gösterdikleri çaba ve elde ettikleri başarı dolayısıyla tebrik etti. Çelebioğlu, “Çelebi-Nas için uzun, başarılı ve kazançlı bir gelecek diliyorum” dedi. MÜTEAHHĐT AKREDĐTASYON SĐSTEMĐ BP Müteahhit DeğerSEÇ YETERLĐLĐK SERTĐFĐKASI lendirme Sistemi kapsamında, S&Q Mart tarafından sağlık, eğitim ve çevre (SEÇ) konularında denetime tabi tutulan Çe-Tur Çelebi Turizm, yeterlilik sertifikası almaya hak kazandı. Mayıs ayında gerçekleştirilen SEÇ denetimleri sonucunda, kalite sistemlerinde en yüksek nokta olan “1. seviye”de olduğu belirlenen Çe-Tur, bu başarısıyla akaryakıt sektörünün öncü kuruluşlarının tedarikçi havuzunda yer aldı. BP ile uzun yıllardır sürdürdüğü güçlü işbirliği çerçevesinde, daha önce “Ön Yeterlilik Sertifikası” alan Çe-Tur’un, BP bünyesindeki S&Q Mart Müteahhit Denetleme Sistemi Yönetim Prosedürü kapsamında aldığı “SEÇ Yeterlilik Sertifikası” bir yıl süreyle geçerli olacak. Kalite çalışmalarına hız kesmeden devam eden Çe-Tur, uzun yıllara dayanan tecrübesi, yüksek hizmet standartları ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeyen ilkeli servis anlayışının yanı sıra hizmetlerini her geçen gün daha üst seviyelere taşımak için gerçekleştirdiği bu tür girişimlerle de, sektörün öncü ve aranan kuruluşları arasında yer almaya devam ediyor. Bir yıl gibi kısa bir zamanda kalitesi, müşteri memnuniyetinden ödün vermeyen ilkeli duruşu ve güler yüzlü personeliyle, hizmet verdiği tüm havayollarının takdirini toplayan ve müşteri portföyünü her geçen gün genişleten Çelebi-Nas’ın yöneticileri gönderdikleri mesajda, “Tüm ekip adına, 12 ay boyunca verdiğiniz desteğe teşekkür ederiz. Sizlerin yardımı olmadan, böylesi bir başarı elde edemezdik. Gelecek yıllarda tüm Çelebi Grubu için en iyisini diliyoruz” ifadelerine yer verdi. Müteahhit Yönetim Prosedürü kapsamında, S&Q Mart tarafından yapılan değerlendirme sonrası “ÇETR Çelei Tri Tiaret A..” müteahhit firması, SEÇ Seviyesi 1 ile Yksek Riskli Orta Riskli ve Dk Riskli sözleme kateorisi iler için “SEÇ Yeterlilik Sertifikası” almaya hak kazanmıtır Sertifika No: SQSEÇ10020 Düzenleme Tarihi: 14.05.2010 Geçerlilik Tarihi: 14.05.2011 Osman Köken Proje Koordinatörü S&Q Mart ÇHS, marka değerini artırmaya devam ediyor Yarım asrı aşkın süredir, sivil havacılık sektöründe paydaşlarına değişmeyen kalitesi, tecrübeli ve güler yüzlü personeli, müşteri memnuniyetinden ödün vermeyen ilkeli hizmet anlayışı, son teknoloji ürünü ekipman parkuru ve bilgi teknolojilerindeki önemli yatırımlarıyla başarıyla hizmet veren Çelebi Hava Servisi, 52 yıllık birikiminin mükafatını almaya devam ediyor. ÇHS, dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen ekonomi dergilerinden biri olan Fortune tarafından; firmaların satış hacimlerinin, temel finansal göstergelerle birlikte ele alınarak sıralandığı 2009 yılı “Türkiye’nin önde gelen 500 en büyük şirketi” listesinde 181. sıraya yerleşti. Aynı kriterlerle 2008 yılında yapılan değerlendirmede 196. sırada yer almış olan ÇHS, özellikle son dönemde ağırlık verdiği yurtdışı açılım stratejisi ve yatırımlarıyla 15 basamak birden atlayarak büyük başarı gösterdi. ÇHS, aynı çalışmanın bir uzantısı olarak yapılan “Çalışan sayısı en yüksek olan şirketler” araştırmasında da 23. sırada yer aldı. Türkiye’nin saygın ekonomi yayınlarından Capital Dergisi de, 1 Temmuz tarihli sayısında; bu sene 5.’sini düzenlediği “En değerli 100 marka” yarışmasının sonuçlarını açıklayarak 2009 yılında 81. sırada bulunan ÇHS’nin, 2010’da 10 basamak yükselişle 71. sıraya yerleştiğini duyurdu. Böylesine önemli başarıların, ekip çalışmasının en güzel örneği olduğuna inandıklarını duyuran Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz de Grup içerisinde yayınladıkları bir yazıyla emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür etti. haberler I 16-17 Little Caesars, restoran açılışlarına devam ediyor Çelebi Gıda Grubu’nun başarılı markası Little Caesars, pizza severlerin yoğun ilgisini karşılamak için yeni restoran açılışlarına hız verdi. Benzersiz LC lezzetlerini tatmak, kaliteli hizmet, geniş ürün yelpazesi ve güler yüzlü servisten yararlanmak isteyenler için LC Bahçeşehir, Gaziosmanpaşa, Güneşli, İçerenköy, Kağıthane, Kartal ve Kurtköy şubeleri birbiri ardına hizmete girdi. Artan taleplere yanıt vermek adına servis ağını son hızla büyüten LC Pizza, gerçekleştirdiği açılış organizasyonlarıyla da bölge sakinlerinin dikkatini çekti. Eğlenceli müziklerle keyifli animasyon ve palyaço gösterileri eşliğinde düzenlenen açılışlar, her kesimden büyük ilgi gördü. Çelebi Gıda Grubu’nun mayıs ve haziran aylarında hizmete soktuğu yeni LC şubelerinden, 145 m2’lik alana sahip Kağıthane Restoranı’nın açılışı Belediye Başkanı Fazlı Kılıç tarafından gerçekleştirildi. Çağlayan, Çeliktepe, Gültepe, Kağıthane Merkez, Sanayi Mahallesi, Seyrantepe ve Telsizler’e sipariş götürecek olan LC Restoranı, açıldığı günden itibaren pizza severlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. 230 m2’lik alana ve 40 kişilik oturma kapasitesine sahip Güneşli LC, Güneşli ve Mahmutbey’e lezzet taşırken, 200 m2’lik alanıyla Kartal Restoranı da Cevizli, Kartal ve Topselvi bölgelerindeki LC tutkunlarının yüzünü güldürecek. Beşyüzevler, Küçükköy, Gaziosmanpaşa Merkez ve Sultançiftliği’ndeki siparişlere yanıt veren Gaziosmanpaşa LC ile Dolayoba, Kurtköy ve Güzelyalı semtlerine hizmet veren Kurtköy LC de pizza fanatiklerinin yeni uğrak noktaları haline geldi. Bahçeşehir, Bahçeşehir 2. Bölge ve Esenkent sakinleri; 140 m2 alana ve 36 kişilik oturma kapasitesine sahip LC Bahçeşehir Restoranı’na, İçerenköy, İçerenköy (Carre), Kayışdağı ve K. Bakkalköy sakinleri ise 120 m2 alana sahip LC İçerenköy Restoranı’na artık bir telefonla ulaşabiliyor. ÇHS Antalya ve Dalaman’a Condor’dan ödül Çelebi Hava Servisi istasyonlarında birbiri ardına ödül sevinci yaşanmaya devam ediyor. ÇHS’nin uzun yıllardan bu yana başarıyla hizmet verdiği Condor Havayolları’nın, her yıl tüm dünyadaki yer hizmetleri kuruluşları ve temsilciliklerini davet ettiği toplantının bu yılki organizasyonunda ÇHS Antalya İstasyonu “Uçak Temizliğinde 2009 Yılı En Başarılı İstasyon” ödülünü alırken, Dalaman İstasyonu da “On-time Performance (Dakiklik Performansı)” ödülüne layık görüldü. İstasyon çalışanlarının bu başarısını tüm Çelebi Grubu ile paylaşan Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı yayınladığı yazıda, “Sürekli gelişimi ve her zaman daha iyisini yapmayı hedefleyen bir ekip olarak, ekip üyelerinin hem kendi aralarında hem de müşterilerimizle etkin iletişim kurması sonucu yüksek performans gösterdiğimize inanıyoruz. ÇHS Antalya ve Dalaman istasyonlarında görev yapan tüm arkadaşlarımızı, Çelebi’nin gerek yurtiçinde gerekse yurtdışındaki imajını yükselttikleri ve şirketimizi en iyi şekilde temsil ettikleri için gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadesine yer verdi. ÇHS Bodrum’da yeni hizmet heyecanı ÇHS Bodrum İstasyonu, 12 Haziran’da Bodrum Havalimanı’na ilk seferini gerçekleştiren Azerbaycan Havayolları’na yer hizmeti vermeye başladı. Uçuş ekibini çiçek ve lokumlarla karşılayan ÇHS Bodrum yetkilileri, yeni başlayan bu işbirliğinden duydukları heyecanı dile getirdiler. Operasyonu sorunsuz bir şekilde tamamlayan ÇHS Bodrum çalışanlarının hizmet kalitesinden çok memnun kaldıklarını ifade eden Azerbaycan Havayolları Türkiye Genel Müdürü Hacıağa Hacıyev, uçuş ekibi ve diğer yetkililer; Çelebi’yle uzun yıllar birlikte çalışma temennisini dile getirdiler. Azerbaycan Havayolları, 2010 yaz sezonu boyunca Bodrum Havalimanı’na haftada üç sefer düzenlemeyi planlıyor. ÇHS Ankara’nın yeni işbirliği: Borajet Havayolları İç hat seferlerine başlayan Borajet Havayolları, mayıs ayında gerçekleştirdiği ilk VIP uçuşunu, küçük bir kutlama eşliğinde ÇHS Ankara İstasyonu’ndan yaptı. Havayolunun, aynı gün içinde Esenboğa Havalimanı’na inen ve buradan havalanan ATR-72 tipi uçağına gelişte ve gidişte başarıyla hizmet sunan ÇHS Ankara personeli, uçakta bulunan heyeti ellerinde çiçeklerle karşıladı. Yolcu hizmetleri çalışanları, güler yüzlü ve nazik tutumlarıyla yolcuların karşılanması ve uğurlanması ile ilgilenirken; operasyon ve ramp departmanları da sorunsuz gerçekleştirdikleri operasyonla Borajet yetkililerinden tam not aldı. Çelebi Ankara çalışanları, Esenboğa Havalimanı’na haftanın hemen her günü uçuşu bulunan Borajet Havayolları’na, Çelebi kalitesini ve yüksek hizmet standartlarını sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyor. ÇHS Dalaman’dan Orenburg Havayolu’na ilk hizmet ÇHS Dalaman İstasyonu, Moskova Domodedovo (DME) Havalimanı’ndan Dalaman’a ilk seferini yapan Orenburg Havayolları’na başarıyla hizmet verdi. Rusya’dan kalkan ORB 9661/9662 sefer sayılı, B737-5 tipi uçak 130 yolcusu ile 1 Haziran’da Dalaman Havalimanı’na iniş yaptı. Uçuş ekibini çiçeklerle karşılayan ÇHS Dalaman çalışanları, Orenburg Havayolu’na başarılı bir operasyonla yer hizmeti sunmanın yanı sıra müşteri yelpazesini genişleterek yeni bir işbirliğinin güçlü temellerini atmanın mutluluğunu yaşadı. Aldıkları kaliteli hizmetten ve tecrübeli Çelebi personelinin güler yüzlü yaklaşımından çok memnun kalan havayolu yetkilileri, tüm istasyon ekibine teşekkürlerini iletti ve başarılı bir sezon geçirmeleri dileğinde bulunarak alandan ayrıldı. Çelebi Marina Antalya, dünyanın en büyük yatlarından birini ağırladı Çelebi Marina Antalya, 21-23 Haziran tarihleri arasında dünyanın en büyük 100 yatından biri olan Alfa Nero’ya evsahipliği yaptı. Alfa Nero aynı zamanda Çelebi Marina Antalya’nın bugüne kadar ağırladığı en büyük yat. 21 Haziran’da Çelebi Marina’ya yanaşan, 82 m boyunda ve 13,80 m enindeki süper yat, 20 deniz mili hıza ulaşabiliyor. Tarihinin en büyük yatını Marina’ya yanaştıran Çelebi çalışanları, güvertesinde dünyanın en büyük yat havuzunu bulunduran Alfa Nero’yu 2 gün süreyle en iyi şekilde ağırladı. Hollandalı Oceanco firması tarafından imal edilen ve 2 yıl önce suya indirilen 82 m’lik süper yat, 2008 yılında “Dünyanın En Büyük 100 Yatı” (World 100 Largest Yacht) listesinde 30. sırada yer aldı. Arka güvertesinde 7x3,5 m’lik havuz ve üst güvertesinde bir jakuzi bulunan Alfa Nero, bu özelliğiyle yüzen plaj olarak anılıyor. Hidrolik kaldıraçlar üzerine oturtulan havuzun tabanı, istendiğinde güverteyle aynı seviyeye getirilebiliyor. Böylece oluşan alan dans ve helikopter pisti olarak kullanılabiliyor. Dünyanın en büyük 30. yatına evsahipliği yapmanın haklı gururunu yaşayan Antalya Marina personeli, Alfa Nero’ya verdikleri başarılı hizmetle Çelebi kalitesini bir kez daha ortaya koydu. haberler I 18-19 Çe-Tur, hizmet yelpazesini genişletiyor ÇHS ve Lufthansa, güçlenen işbirliğini kutladı ÇHS İzmir’e, Thomson Airways’den teşekkür TCS&Starquest Expeditions’ın misafirlerini taşıyan Thomson Airways’in özel jetine mayıs ayında başarıyla hizmet veren ÇHS İzmir İstasyonu, teşekkür yazıları ile gururlandı.Thomson Airways’e ait TOM916 ERV-ADB-IST seferinde gerçekleştirdikleri başarılı operasyonla, uçağı sorunsuz bir şekilde karşılayan ve sonrasında İstanbul’a yolcu eden ÇHS İzmir ekibi, gösterdikleri özenli tutum ve sağladıkları kaliteli hizmetin karşılığını böyle anlamlı mektuplarla almanın mutluluğunu yaşıyor. Organizasyonu düzenleyen ABD’li TCS&Starquest Expeditions yetkilisi Kjersti McCormick, Çelebi’ye gönderdiği teşekkür yazısında “Şirketim adına, ‘Özel Jetle Eski İpek Yolu’ gezisi kapsamında İzmir ve İstanbul’u ziyaret eden misafirlerimize gösterdiğiniz ilgiden do- layı çok teşekkür ederim. Yardımlarınız ve başarılı hizmetleriniz olmasa, kolaylık ve konfor için özel jeti tercih eden misafirlerimizin bu isteklerini karşılamak mümkün olmazdı. En kısa zamanda Türkiye’ye yeni gruplar getirmeyi ve sizinle tekrar çalışmayı diliyoruz. Başarılarınızın devamını dilerim” dedi. Firmanın Türkiye’deki acente yetkilisi Nilgün Şirin’den gelen yazıda da “İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndaki kusursuz yer hizmeti için, teşekkürü borç bilerek değil; ülkemiz için göğsümüz kabararak, iftiharla bu yazıyı yazıyorum. Düzeniniz, çalışma disiplininiz ve misafirlere gösterdiğiniz güler yüzlü tavrınız ‘Türk misafirperverliği’nin mükemmel bir örneği oldu. Bizleri yabancı konuklarımızın önünde yücelttiğiniz için teşekkürlerimi iletirim” ifadelerine yer verildi. SGK’dan ÇHS istasyonlarına özel teşekkür T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı, istasyonlarında çalışan tüm personelin haklarını korumak adına gerçekleştirdiği başarılı çalışmalar ve konuya ilişkin özel hassasiyeti nedeniyle ÇHS’ye özel bir teşekkür yazısı gönderdi. Sosyal Güvenlik Haftası çerçevesinde, SGK Başkanı M. Emin Zararsız imzasıyla ÇHS Adana, Bodrum, Dalaman, Erzincan, İzmir, Kars, Mardin ve Trabzon istasyonlarına gönderilen teşekkür mektuplarında, “Kurumumuza ve topluma karşı olan sorumluluklarınızı yerine getirme konusunda göstermiş olduğunuz hassasiyet, mücadelemiz- de bizlere güç katmaktadır. Yapacağımız işbirliği çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini yakından ilgilendirmektedir. Bugüne kadar çalışanlarınızın haklarını korumak adına göstermiş olduğunuz hassasiyet nedeniyle teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz” ifadesine yer verildi. Bu güzel ve anlamlı teşekkürü tüm Çelebi Grubu ile paylaşan Çelebi Holding İnsan Kaynakları Bölüm Başkanlığı da yaptığı duyuruyla, böylesine önem verdikleri bir konuda SGK Başkanlığı tarafından takdir edilmiş olmanın onurunu yaşadıklarını dile getirdi. Personel taşımacılığında, tecrübesiyle ortaya koyduğu başarılı hizmetlerin meyvelerini toplamaya devam eden ÇeTur Çelebi Turizm, Türk Hava Yolları’nın İzmir ve Dalaman istasyonlarında gerçekleştirdiği taşımacılık ihalelerini kazanmanın haklı gururunu yaşıyor. Kısa aralıklarla düzenlenen THY personel servislerine ilişkin ihalede en iyi teklifi sunmasının yanı sıra hizmet yaşamı boyunca sergilediği profesyonel tutum, deneyimli çalışan kadrosu ve mükemmellik yolculuğundaki kalite anlayışıyla da tercih sebebi olan Çe-Tur, hizmete başlamadan önce gerekli tüm hazırlıklarını tamamladı. Toplam 22 güzergahta yapılacak olan personel servisi, uçuş mürettebatı transferleri ve kayıp bagaj teslimatı hizmeti, iki yıl süreyle Çe-Tur’un konusunda uzman personeli tarafından gerçekleştirilecek. Taşımacılıktaki hizmet yelpazesini her geçen gün genişleten Çe-Tur’un yöneticileri, Dalaman Havalimanı’ndaki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Meydan Komutanlığı tarafından yapılan personel servisi ihalesini de kazandıklarını duyurdu. Geniş müşteri portföyüne, TSK gibi saygın bir kuruluşu eklemenin mutluluğunu yaşayan Çe-Tur, imza attığı bu yeni işbirliğine ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor. Little Caesars ödüle doymuyor Çelebi Gıda Grubu, mayıs ayında ABD’nin Nevada eyaletinde yer alan ünlü kenti Las Vegas’ta düzenlenen Little Caesars Uluslararası Konferansı’ndan ödülle döndü. Ünlü pazarlama ve iletişim gurusu Stephen F. Covey’in de konuşmacı olarak katıldığı LC Uluslararası Konferansı’nda, “2009 yılında bir önceki yıla göre en iyi satış artışı gerçekleştiren ülke” unvanına layık görülen Çelebi Gıda Grubu’nun ödülünü, Türkiye LC’yi temsilen LC Genel Müdürü Hüseyin Genç ve Operasyon Müdürü Turan Türk aldı. 1959 yılında ABD’nin Detroit şehrinde kurulan ve günümüzde pek çok ülkede sayısız restoranı bulunan LC Pizza’nın Türkiye’deki başarılı temsilcisi Çelebi Gıda Grubu yetkilileri törende, emeklerinin karşılığını böyle güzel bir şekilde almaktan duydukları mutluluğu dile getirdiler. Çelebi Gıda Grubu Genel Müdürü Hüseyin Genç törende yaptığı konuşmada, böylesine anlamlı ödüllerin her zaman daha yüksek noktalara ulaşabilmek ve başka başarılara imza atabilmek için en güzel motivasyon aracı olduğunu ifade ederek, bu başarıda payı bulunan tüm şirket çalışanlarına teşekkür etti. Pizza fanatiklerinin vazgeçemediği lezzet LC’yi, 1996 yılından beri Türk tüketicisine başarıyla sunmanın haklı gururunu yaşayan Çelebi Gıda Grubu, bir yandan yüksek kalitedeki enfes ürünlerini yüzde yüz müşteri memnuniyetini hedef alan servis anlayışıyla lezzet düşkünlerinin beğenisine sunarken, diğer yandan yakaladığı bu başarının meyvelerini uluslararası düzeyde toplamaya devam ediyor. ÇHS Ankara’dan Katar Prensi’ne VIP hizmeti Uzun süredir Katar Havayolları’nın VIP uçuşlarına başarıyla yer hizmeti veren ÇHS Ankara İstasyonu, 2 Haziran’da Katar Prensi’ni konuk etti. Esenboğa Havalimanı’na inen Katar Prensi’nin uçağına başarılı bir operasyonla hizmet veren ÇHS Ankara ekibi, yetkililerden tam not aldı. Resmi ziyaretlerde bulunmak amacıyla, A 340 tipi uçakla ülkemize gelen Katar Prensi ve beraberindeki 15 kişilik heyet, aynı gün Türkiye’den ayrıldı. Geliş ve gidişte, Katar Havayolları’na ait uçağın tüm yolcu, ramp ve operasyon hizmetlerini gerçekleştiren tecrübeli ÇHS Ankara çalışanları, güler yüzlü tutumları ve kaliteden ödün vermeyen hizmet anlayışlarıyla bir kez daha göz doldurdu. ÇHS Trabzon, Borajet Havayolları’nın hizmetinde Borajet Havayolları’nın Trabzon-Zonguldak-İstanbul Sabiha Gökçen seferleri, 17 Mayıs’ta başladı. Havayolu yetkililerinin, Trabzon Havaalanı’ndaki yer hizmetleri için tercihi yine Çelebi Hava Servisi oldu. Zonguldak’tan ilk seferini gerçekleştiren; milletvekilleri, bölge belediye başkanları ve havayolunun yönetim kadrosunu taşıyan Borajet’e ait uçağa, Trabzon Havaalanı’nda basının ilgisi büyük oldu. Gelen yolcular, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve diğer yetkililer tarafından karşılanırken, terminal VIP salonunda da karşılıklı iyi dileklerin iletildiği bir toplantı gerçekleştirildi. Borajet Havayolları’na hizmet vermeye başlamış olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşayan ÇHS Trabzon İstasyonu yönetimi ve çalışanları da, grubu uçak altında karşıladı. Bu güzel işbirliğinin uzun yıllar başarılı bir şekilde devam etmesi dilekleriyle, uçuş ekibine çiçek ve çikolata sunan Çelebi Trabzon personeli, yolcular için açılan check-in kontuarında da yolculara şeker ikramında bulundu. Borajet yetkililerinden Yer İşletme Başkanı Lütfi Başaran ve Ticaret Müdür Yardımcısı Şenol Sezer, Çelebi’den aldıkları bu ilk hizmette karşılaştıkları profesyonel tutum, kaliteli hizmet ve güler yüzlü yaklaşım sebebiyle duydukları memnuniyeti dile getirdi. haberler I 20-21 LC lezzet halkası, yeni tatlarla büyüyor Tüm dünyada 50 yılı aşkın bir süredir, pizza sanatında yeniliklerin ve ilklerin öncüsü olan Little Caesars Pizza, sağlıklı malzemelerle kaplanmış ve parmesan kenarlı nefis pizzaları, salata ve sosları, çılgın tatlısı ve suflesiyle klasikleşmiş lezzetlerine her geçen gün bir yenisini eklemeye devam ediyor. Özellikle yaza sağlıklı ve fit girmek isteyen pizza severler için LC tarafından özel olarak hazırlanan “Bahçe” ve “Hafif” pizza seçenekleriyle bol tahıllı, daha da incelmiş, tüm pizzalarda denenebilecek ve kalorisi düşük “İnce Kepekli” hamuruyla da herkesten büyük ilgi gördü. Toplam 39 restoranıyla lezzet dağıtmaya devam eden Çelebi Gıda Grubu’nun başarılı markası LC Pizza, 2010 yılı sonunda 50 restoran hedefiyle, büyüme yolundaki çalışmalarını sürdürüyor. Germania Havayolları-Çelebi işbirliği, Bursa İstasyonu’nda Çelebi Hava Servisi; Adana, Ankara, Antalya, Dalaman, Hatay, İstanbul, Kayseri, Malatya, Samsun ve Trabzon istasyonlarında hizmet verdiği Germania Havayolları’na Bursa İstasyonu’nda da başarıyla servis sundu. Seferlerini salı günleri, 733 tipi uçaklarla gerçekleştiren Germania Havayolları’nın 141 yolcuyla gelip, 63 yolcuyla kalkış yaptığı ilk uçuşuna check-in, ramp ve operasyon hizmetleri veren ÇHS Bursa personelinin güler yüzlü tutumu, kaliteli servis anlayışı ve tecrübeli yaklaşımı, havayolu yetkililerinden teşekkür aldı. Yetkililer, Çelebi ile diğer havaalanlarında sürdürdükleri başarılı işbirliğini Bursa’ya da taşımış olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. ÇHS Isparta’dan, USAF uçaklarına başarılı hizmet Türk Hava Yolları’na sunduğu başarılı hizmetlerle takdir toplayan ÇHS Isparta İstasyonu, Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri (USAF) uçaklarına da hizmet vermeye başladı. Isparta’daki askeri birlikte eğitim almak için Afganistan’dan Türkiye’ye gelen Afgan askerlerini taşıyan USAF’ın C17 tipi uçağına, gerçekleştirdikleri sorunsuz operasyonla ilk hizmeti sunan Çelebi Isparta çalışanları, büyük övgü topladı. USAF yetkililerinden Hava Ataşesi Christopher Zabriskie, aldıkları hizmet sonrasında duydukları memnuniyeti dile getirerek personele teşekkürlerini iletti. 2010 yılı kasım ayı sonuna kadar, Afgan askerlerini taşıyacak uçaklara yer hizmeti sunacak olan Isparta İstasyonu, Çelebi ile USAF arasında uzun yıllardır sürdürülen başarılı işbirliğini kendi havaalanlarına da taşıyarak bu uyuma ayrı bir güç katmış olmanın haklı gururunu yaşıyor. ÇHS ve Lufthansa, güçlenen işbirliğini kutladı Çe-Tur’dan BP ve Castrol’e başarılı transfer hizmeti Çe-Tur Çelebi Turizm, firmaların organizasyonları sırasında gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla transfer hizmetlerinin aranan şirketi olmaya devam ediyor. BP ve Castrol de, düzenledikleri organizasyonların transferleri için, 30 yılı aşkın tecrübesi ve deneyimli personel kadrosuyla kaliteli hizmet veren Çe-Tur’u tercih etti. 18-26 Mayıs’ta, 150 davetlinin katılımıyla Fethiye’de gerçekleştirilen Castrol Mola Toplantısı’nın transfer hizmetlerini sağlayan Çe-Tur, ortaya koyduğu başarılı performansla tüm davetlilerin beğenisini topladı. BP’nin 1-6 Haziran’da Bodrum’da organize ettiği ve 160 davetlinin katıldığı toplantının tüm transfer hizmetlerini de sorunsuz bir şekilde tamamlayan Çe-Tur ekibi, kalitesiyle şirket yöneticilerinin takdirini aldı. Çe-Tur yönetimi, elde edilen başarılı sonuçlar ve gösterilen özverili tutum nedeniyle transferlerde yer alan tüm çalışanlara teşekkür etti. İstanbul Atatürk Havalimanı’na günde altı uçuş gerçekleştiren Lufthansa, ÇHS İstanbul İstasyonu’ndan aldığı ramp hizmetlerine 1 Nisan itibariyle yolcu hizmetleri ve bilet satış hizmetlerini de ekledi. ÇHS ve Lufthansa Alman Havayolları yöneticileri, 1984 yılından beri sürdürdükleri başarılı işbirliği ve ortaklığın giderek güçlenmesini, 28 Haziran’da düzenlenen bir akşam yemeğinde kutladı. Lufthansa Alman Havayolları Başkan Yardımcısı Oliver Widmann’ın yanı sıra Juergen Marske, Robert Karl, Thomas Reichwein, Karsten Wulf, Ralf Behrendt, Dirk Lorenzen ve Sibel Kartal-Doğan’ın katıldığı yemeğe; aralarında Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve Başkan Vekili Canan Çelebioğlu Tokgöz’ün de bulunduğu, Çelebi Hava Servisi üst düzey yöneticilerinden oluşan kalabalık bir ekip evsahipliği yaptı. Yemekte iki firmanın yöneticileri; Türkiye, Macaristan ve Hindistan’da başarıyla devam eden işbirliklerini ve özellikle Atatürk Havalimanı’ndaki yolcu hizmetlerinin devrini kutladılar. Dünya Kupası üzerine hararetli tartışmalarla renklenen sohbette, dostluklar tazelendi ve Lufthansa Havayolları yetkililerinden ilk kez İstanbul’a gelenler, bu kente olan hayranlıklarını dile getirdi. Çelebi’nin, Lufthansa Başkan Yardımcısı için özel olarak yaptırdığı el sanatı tablo da, herkesin büyük beğenisini topladı. ÇHS, çeyrek asrı aşkın süredir işbirliği içinde olduğu Lufthansa’ya verdiği hizmetin kapsamının genişlemesi çerçevesinde, yolcu hizmetleri kadrosunu büyüterek eğitimlerine hız verdi. haberler I 22-23 20. yaşını kutlayan SunExpress’ten, ÇHS Antalya’ya teşekkür Mayıs ayı itibariyle 20. kuruluş yıldönümünü kutlayan SunExpress Havayolları, Antalya’da yaklaşık 2000 kişinin katıldığı bir etkinlik gerçekleştirdi. Etkinlikte davetlilere, SunExpress’in 20. yaşı şerefine yapılan logo değişikliğini ve şirketteki diğer yenilikleri tanıtan havayolu yetkilileri; filoya yeni katılan TC-SNN B738 tipindeki uçağı tören alanına yakın bir şekilde park ettirerek misafirlere uçağı gezme fırsatı da sundu. Organizasyonun en dikkat çekici ayrıntılarından biri, ÇHS’nin yolcu merdivenlerine SunExpress tarafından konulan özel logo ve yazılardı. “10 yıldan fazla süredir ortaklar: Çelebi ve SunExpress” yazısıyla süslenen merdiven, yurtiçi ve yurtdışı havacılık camiasından gelen tüm davetlilerin beğenisini topladı ve büyük alkış aldı. Bu anlamlı yazı ve güzel organizasyon için SunExpress Havayolları’na teşekkür eden ÇHS Antalya personeli de oldukça duygulu anlar yaşadı. Kutlama sonrasında, SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger ve Genel Müdür Yardımcısı Hacı Say tarafından, Antalya İstasyon Başmüdürü Battal Çoban ve o gün hem yaş gününü hem de Çelebi’deki 21. yılını kutlayan Ramp Müdürü Kürşat Ulutaş’a gönderilen teşekkür mektubunda “...verdiğiniz sınırsız destekten dolayı teşekkür ederiz. Organizasyonumuza vermiş olduğunuz değerli katkılar, etkinliğimizin başarısında önemli bir yer tutmuştur” ifadesine yer verildi. Çelebi, çalışanlarının çocuklarına burs vermeye devam ediyor Ülkemizin gelişimine katkı sağlamak ve bireylerin yaşam kalitesini yükseltmek için birinci koşulun eğitim olduğuna inanan Çelebi Grubu, eğitim projelerine destek vermeyi sürdürüyor. Çelebi Grubu’na bağlı şirketlerde görev yapan personelin üniversitede okuyan çocuklarına burs vererek, gençlerin eğitimine destek sağlamaktan büyük mutluluk ve gurur duyduklarını açıklayan İnsan Kaynakları Bölüm Başkanlığı, bu uygulamayı gelecek yıllarda da devam ettireceğini açıkladı. 2006 yılından bu yana her yıl “Çelebi Burs Yönetmeliği”nde yer alan ölçütler çerçevesinde belirlenen öğrencilere verilen burslar, 2009-2010 eğitim döneminde mayıs ayında yapılan ödemelerle sona erdi. Her yıl giderek artan öğrenci sayısına paralel olarak, 2010 yılında 25 Çelebi çalışanının çocuğuna burs verildi. Gelecekte bu sayıyı daha da yukarılara çekmek için hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten İK Departmanı yetkilileri, bunun için gerekli maddi altyapıyı oluşturma çalışmalarının da başladığını kaydetti. 2010-2011 yılı eğitim-öğretim yılında, üniversitede okuyan çocukları için bu burstan yararlanmak isteyen Çelebi çalışanlarına ağustos ayından itibaren bir duyuru yapılacağı ve burs verilecek öğrencilerin, gelen başvuruların değerlendirilmesiyle belirleneceği açıklandı. Yoma’da brunch keyfi tam gaz devam ediyor Çelebi Gıda Grubu’nun işlettiği, Çelebi Marina Antalya’da yer alan Yoma Restaurant&Bar, farklı damak zevklerine uygun zengin menüsü ile hem Antalyalıların hem de Antalya’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin beğenisini toplamaya devam ediyor. Dünya mutfağının seçkin örnekleriyle lezzet düşkünlerinin vazgeçilmez uğrak noktalarından biri haline gelen Yoma Restaurant, özellikle hafta sonları gerçekleştirdiği brunch’larla ünlü. Son olarak, Antalya Büyük Liman’a demir atan 2500 kişi kapasiteli, Almanya bandrollü “Aida” gemisi yolcularının Yoma’daki brunch keyfi basına yansıdı. Antalya’da bulundukları süre boyunca, öğle ve akşam yemekleri için Yoma Restaurant’ı tercih eden kaptan Erik Kirchner, Peter Brunke ve Thomas Meenken; zengin açık büfesi, konforlu-şık dekorasyonu ve eşsiz deniz manzarasıyla Yoma Restaurant’ta brunch’ın tadını çıkarırken, gazetecilere burada bulunmaktan büyük keyif duyduklarını ifade ettiler. Kars Havaalanı’na yeni terminal binası ÇHS SAW’da, Formula 1 heyecanı ÇHS SAW İstasyonu, İstanbul Park’ta 28-30 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen “2010 Formula 1 Türkiye Grand Prix”si için Sabiha Gökçen Havalimanı’na inen Corsair Havayolları’na ait B747 tipi uçağa başarıyla hizmet verdi. Paris-Sabiha Gökçen-Paris seferini gerçekleştiren Corsair yetkilileri, Çelebi çalışanlarının profesyonel tutumu ve yer hizmetlerindeki deneyimi sayesinde sorunsuz bir şekilde tamamlanan operasyondan çok memnun kaldıklarını belirterek, istasyon yöneticilerine teşekkürlerini iletti. F1 organizasyonu kapsamında, A340 tipi uçakla Madrid-Sabiha Gökçen-Madrid uçuşunu gerçekleştiren Iberia Havayolları ve A319 tipi uçakla Roma-Sabiha Gökçen-Roma seferini yapan Alitalia Havayolları da yer hizmetlerinde ÇHS’yi tercih edenler arasındaydı. Havayollarının temsilcileri, dönüş seferlerini gerçekleştirmeden önce ÇHS Sabiha Gökçen İstasyonu personelini güler yüzlü yaklaşımları ve kaliteli hizmetleri dolayısıyla bir kez daha kutladı. Formula 1 yarışları süresince 28 geliş ve 28 gidiş olmak üzere toplam 56 özel yabancı jet uçuşuna hizmet veren ÇHS SAW çalışanları; ralliye katılmak için İstanbul’a gelen ve 41 yaşında Mercedes pilotu olarak pistlere dönen ünlü alman yarışçı Michael Schumacher ile Ferrari’nin başarılı Brezilyalı pilotu Felipe Massa’nın da ÇHS yer hizmetlerini deneyimleyen ünlüler arasında olmasının heyecanını yaşadı. Faaliyetlerine kısa süre önce başlamasına karşın, özel uçuşlar için gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla göz dolduran Çelebi SAW İstasyonu’nun misafirleri arasında Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve Milli Takımlar Eski Teknik Direktörü Fatih Terim gibi önemli isimler de bulunuyor. 1988 yılında faaliyete geçen Kars Havaalanı’nın yeni iç ve dış hatlar terminalinin 11 Haziran’da düzenlenen Temel Atma Töreni, her kesimden büyük ilgi gördü. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü, DHMİ Kars yetkilileri, Kars Milletvekilleri, Belediye Başkanı ve halkın geniş katılımıyla gerçekleştirilen temel atma töreninde ÇHS Kars İstasyonu da hazır bulundu. Kars Havaalanı’nın şu anda ortalama 300 bin olan yıllık yolcu sayısında, yeni iç ve dış hatlar terminal binasının faaliyete geçmesinin ardından önemli bir artış olması bekleniyor. LC Pizza, Sabancı Üniversitesi’nde lezzet dağıttı Son dönemde açtığı yeni restoranlarla atılım yaparak hızlı bir büyüme trendi yakalayan Little Caesars, 22 Mayıs’ta Sabancı Üniversitesi kampüsünde düzenlenen Bahar Şenliği etkinliklerindeydi. 5000’e yakın üniversitelinin katıldığı etkinlikte kurduğu mutfakla LC pizzalarının enfes lezzetini üniversitelilerle buluşturan Çelebi Gıda Grubu, şenliğe damgasını vurdu. LC yetkilileri, aktivite sonrasında yaptıkları durum değerlendirmesinde; markalarının ve lezzetlerinin özellikle gençlerin pizza tercihinde ilk sıralarda yer aldığını görmenin haklı gururunu yaşadı. Şenlikler boyunca müşterilerden aldıkları geri bildirimleri göz önünde bulunduran LC çalışanları, bu başarıyı yakalamalarında büyük rol oynayan lezzet, kalite, hijyen ve sunumdaki yüksek standartları daha da geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. haberler I 24-25 ÇHS Tokat’tan, Borajet Havayolları’na ilk hizmet ÇHS Tokat İstasyonu, mayıs ayında Borajet Havayolları’na ilk hizmetini verdi. 66 yolcusuyla Tokat Havaalanı’na inen Borajet’e ait ATR-72 tipi uçak, Tokat Valisi ve Emniyet Müdürü’nün de aralarında bulunduğu bir heyet tarafından karşılandı. Uçuş ekibini çiçeklerle karşılayan ÇHS Tokat çalışanları, havayoluna ramp, trafik ve operasyon hizmetlerini başarıyla vererek yetkililerden tam puan aldı. Sabiha Gökçen Havalimanı’na günde bir kez düzenlediği uçuşlarla yolcularına hizmet vermeye başlayan Borajet Havayolları, Ankara Esenboğa Havalimanı ve İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı bağlantılı uçuşlara başlamasıyla birlikte artan seferleriyle, salı ve perşembe günleri dışında haftada beş sefer düzenleyerek uçuşlarına devam ediyor. Kısa bir süre önce, gerekli formaliteleri tamamlayarak Tokat Havaalanı’nda kendi hizmetini sağlamaya başlayan havayolu, Çelebi’den aldıkları kaliteli hizmet için çalışanlara teşekkürlerini iletti. ÇHS Ankara’dan Malezya Havayolları’nın canlı kargosuna hizmet ÇHS Ankara İstasyonu 10 Haziran’da, canlı hayvan kargosu olan Malezya Havayolları uçağının tüm yer hizmetlerini başarılı bir operasyonla verdi. Bugüne kadar, özellikle yerli ve yabancı protokole sunduğu hizmetlerde ortaya koyduğu tecrübe, bilgi birikimi ve kalite anlayışıyla takdir toplayan ÇHS Ankara personeli, Esenboğa Havalimanı’ndaki bu farklı operasyonda da göz dolduran bir performans sergileyerek tüm yetkililerden tam not aldı. Ankara İstasyonu’nun deneyimli çalışanları tarafından sorunsuz bir şekilde tamamlanan operasyon sonunda, canlı hayvan kargosu başarıyla havalimanından gönderildi. ÇHS İstanbul İstasyonu’na, USAF’tan teşekkür Kurulduğu günden bu yana Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri (USAF) ile başarılı bir işbirliği içerisinde bulunan Çelebi Hava Servisi, İstanbul İstasyonu’nda verdiği destek için USAF yetkililerinden takdir belgesi aldı. ÇHS ATA İstasyonu Teknik ve Lojistik departmanları çalışanları adına düzenlenen belgelerde, USAF’a yapmış oldukları değerli katkılardan dolayı Erkan Eratik, Gülten Arman, Ufuk İnce, Karani Ülke, Serhat Çağman, Yücel Düvenci, Aydın Çavuş, Ersin Çakır, Tahir Kavrı ve Atıf Öztürk’e teşekkür edildi. Çelebi İstanbul İstasyonu ekibini, 2 Haziran’da ofislerinde düzenledikleri samimi bir partiye davet ederek sertifikalarını takdim eden USAF yetkilileri MSgt Ernest C. Bracey ve Birgül Hallac Tuncer, Çelebi-USAF birlikteliğinin her zaman böyle güçlü temellere dayanmasını temenni ederek, yardım ve desteklerini esirgemeyen çalışanlara bir kez daha teşekkürlerini sundu. Thomas Cook’tan İzmir İstasyonu’na motivasyon ziyareti Çelebi’nin uzun yıllardır başarılı bir işbirliği içerisinde bulunduğu Thomas Cook Havayolları Overseas Manager (Yurtdışı Müdürü) Chris Stenhouse, 2010 yaz sezonu öncesinde ÇHS İzmir İstasyonu’na gerçekleştirdiği ziyarette bir sunum yaparak havayolunun beklentilerini İzmir çalışanları ile paylaştı. Mayıs ayında istasyonu ziyarete gelen ve 2009 yılı boyunca sergiledikleri başarılı performans ve ortaya koydukları yüksek hizmet kalitesi için tüm ÇHS İzmir ekibine Thomas Cook Havayolları adına teşekkürlerini ileten Stenhouse, istasyonun sürekli yükselen başarı grafiğinin 2010 yılında da devam etmesini diledi. Thomas Cook Yurtdışı Müdürü, ziyaretini tamamlayıp Çelebi’den ayrılmadan önce İzmir personeliyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi. ÇHS Kars İstasyonu’nda yangın tatbikatı Mayıs ayı içerisinde kapsamlı bir yangın tatbikatı gerçekleştiren ÇHS Kars İstasyonu çalışanları, yangın tüplerinin kullanımıyla ilgili gerekli bilgileri İstasyon Müdürü Caner Yücel’den aldı. Çelebi Kars çalışanları, yangına müdahale konusunda teorik bilgilerin aktarılmasından sonra uygulamalı eğitime geçti. Tüm personelin teorik bilgisini pratiğe aktarma fırsatı bulduğu ve yangın tüpleriyle ayrı ayrı müdahalede bulunduğu tatbikat başarıyla sonlandırıldı. Yangın tatbikatına ilişkin eğitimin gerçekleştirilmesinin ardından Kars İstasyonu ekibine acil durumlarda karşılaşılabilecek konular hakkında detaylı brifing verildi. Yaşanabilecek aksaklıklar örneklere dayandırılarak anlatıldı ve bunların en aza indirilmesini sağlamak amacıyla gerekli bilgi akışı sağlandı. Little Caesars’ta pizza şenliği sürüyor Başarılı kampanyalarına her geçen gün bir yenisini daha ekleyen Little Caesars Pizza, eşsiz lezzetlerini, kaliteli hizmet anlayışı ve daha uygun fiyatlarla artan bir müşteri kitlesine ulaştırmak adına çalışmalarına son sürat devam ediyor. “LC’de Çılgın Günler” sloganıyla hazırlanan ve müşterilerden gördüğü yoğun ilgi karşısında Çelebi Gıda Grubu yetkilileri tarafından sürdürülmesine karar verilen kampanya çerçevesinde, her pazartesi ve salı günü, “Gel-Al-Kap” serviste, orta boy 5 malzemeli karışık pizza sadece 6 TL’ye pizza severlerin damak zevkine sunuluyor. Little Caesars fanatikleri, LC restoranlarına uğrayarak beklemeden sıcak bir şekilde alabilecekleri pizzaların, uzun bir zaman daha tadını çıkartacağa benziyor. haberler I 26-27 ÇHS SAW’dan Borajet’e ilk hizmet Borajet Havayolları’nın 7 Mayıs’tan bu yana ağırlıklı olarak İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan, ATR-72 tipi uçaklarla gerçekleştirdiği seferler için yer hizmetlerindeki tercihi, ÇHS Sabiha Gökçen İstasyonu oldu. VIP olarak gerçekleştirilen ilk uçuşta, 64 yolcusuyla Ankara’dan Sabiha Gökçen’e gelen Borajet’in uçağına ramp ve trafik hizmetlerini başarıyla sunan ÇHS SAW ekibi, havayolu yetkililerinin beğenisini topladı. Her iki taraf da yeni başlayan bu anlamlı işbirliğinin uzun soluklu ve güçlü bir ortaklığa dönüşmesi temennisinde bulunurken, SAW Çelebi personelinin mutluluğu ve heyecanı yüzlerinden okunuyordu. Günlük olarak İstanbul Sabiha Gökçen-Ankara-Tokat ve haftada üç gün Sabiha Gökçen-Zonguldak-Trabzon seferlerini gerçekleştirecek olan Borajet Havayolları, gelecek dönemde Bodrum, Antalya gibi münferit çapraz uçuşlar ve Bulgaristan, Varna gibi yurtdışı uçuşların yanı sıra Türkiye’deki diğer meydanlardan düzenleyeceği ek uçuşlarla da sefer sayısını artırmayı planlıyor. LC, Kültür Karıncaları’yla tanıştı ÇHS Malatya’da, operasyonel denetimler Mayıs ayında Pegasus Havayolları ve Çelebi Hava ServisiHolding Operasyonel Denetim yetkilileri tarafından yapılan denetimlerden geçen ÇHS Malatya İstasyonu, yaz sezonu hazırlıklarını tamamladı. Yıl içerisinde gerek havayolları gerekse Çelebi denetmenlerinin, kimi zaman planlı kimi zaman sürpriz bir şekilde gerçekleştirdiği iç ve dış denetimlerde her konuda hazırlıklı olduğunu gösteren Çelebi Malatya ekibi, büyük takdir topladı. Yoğun geçen ziyaretlerin ardından, misafirlerini en güzel şekilde ağırlayan ÇHS Malatya çalışanları başarılı operasyonlarına hız kesmeden devam ediyor. İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması çerçevesinde, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından planlanan “Kültür Karıncaları 2010’a Yürüyor” başlıklı etkinlik, 13 Haziran’da Kağıthane Sadabad Parkı’nda yapıldı. Sunuculuğunu Memet Ali Alabora’nın yaptığı şenliğe, Kağıthane Belediye Başkanı Fazlı Kılıç ve belediye çalışanlarının yanı sıra pek çok davetli ve 6 ila 13 yaş arası toplam 2010 çocuk katıldı. “Kültür Karıncaları Eğitim Modeli” ile Europa Nostra’nın “Kültürel mirasa duyarlılık-farkındalık eğitimi” kategorisinde 2009 yılı ödülünü kazanan karıncalar, 2010 Avrupa Başkenti olan İstanbul için yapılan İstanbul rölyefinin de açılışını gerçekleştirdi. Yaşar Morpınar&RitmO-RO ve Doğa için Çal Grubu’nun müzikleriyle etkinlik alanında doyasıya eğlenen ve dans eden “Kültür Karıncaları” ve diğer davetliler, Little Caesars’ın kurduğu stantta enfes pizzalardan tatma fırsatı da buldu. Etkinlikle ilgili web sitesinde yayınlanan metinde, verdiği destekler için Çelebi Gıda Grubu’na teşekkür edildi. ÇHS Bodrum’a, Thomas Cook UK’den güler yüz sertifikası ÇHS Dalaman’da yangın tatbikatı ÇHS Bodrum İstasyonu’nun yer hizmetlerini başarıyla gerçekleştirdiği Thomas Cook UK Havayolları’ndan bir grup yetkili istasyonu ziyaret etti. Ziyaret sonrasında, Thomas Cook aylık “Gülümseme Ödülleri” kapsamında, Çelebi Bodrum çalışanlarından Yolcu Hizmetleri personeli Fatma Yılmaz, mayıs ayının güler yüzlü personeli seçildi. Havayolu yetkililerinin ziyaret sırasında yaptığı gözlemler sonucu kontuarın gülümseyen yüzü olmaya hak kazanan Yılmaz, Thomas Cook’tan sertifikasını alırken yaşadığı mutluluğu çalışma arkadaşlarıyla paylaştı. ÇHS SAW’dan çocuklara tanıtım turu Hizmet vermeye başladığı günden bu yana, çok kısa bir sürede başarısını kanıtlayan ve Çelebi kalitesini İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki müşterilerine en güzel şekilde gösteren ÇHS SAW İstasyonu, bu kez küçük öğrencilerin hizmetindeydi. Çelebi çalışanları, “Havaalanı” dersini görsel olarak işlemek amacıyla 2 Haziran’da Sabiha Gökçen Havalimanı’nı ziyaret eden International Community School öğrencilerine evsahipliği yaptı. Teorik olarak işledikleri “Havaalanı” dersini daha gerçekçi kılmak amacıyla böyle bir organizasyon düzenleyen okuldan yaklaşık 45 öğrenci, o gün ÇHS Sabiha Gökçen ekibinin en değerli misafiri oldu. Etraflarını büyük bir ilgi ve hayranlıkla izleyen miniklere, öncelikle park alanında, otobüs içerisinde özel bir kahvaltı hazırlandı. Daha sonra havalimanı turuna çıkarılan öğrenciler; uçakların iniş ve kalkışlarını izledi, yer hizmetlerinde kullanılan ekipmanları tanıdı, check-in ve şut altında verilen hizmetleri öğrendi. İngilizce olarak gerçekleştirilen tanıtımlar sonrasında öğle yemeği için havalimanında hamburger ziyafeti çeken öğrenciler, biraz yorgun ama yaşadıkları deneyimden oldukça etkilenmiş bir şekilde evlerinin yolunu tuttu. Yer hizmetlerindeki tecrübe ve başarılarını, hem havacılık alanında hem de genel kapsamlı eğitim, denetim ve tatbikatlarla sürekli olarak destekleyen ÇHS istasyonları, özellikle yangına müdahale ve ilkyardım uygulamaları hakkındaki bilgilerini teorik ve pratik anlamda güncelliyor. ÇHS Dalaman ekibi de, özel olarak hazırlanan bir mizansenle, yangın tatbikatı yaptı. Elektrik kaçağı nedeniyle melbusat deposunda çıkan bir yangını söndürmeye çalışan Çelebi çalışanları, dumandan zehirlendiği varsayılan bir arkadaşlarını, toplanma bölgesine götürdü ve gerekli ilkyardımı yaptı. Bu tür olası acil durumlar karşısında, Çelebi Dalaman çalışanlarının bilincini açık tutmak ve müdahale teknikleri konusundaki bilgilerini tazelemek amacıyla gerçekleştirilen tatbikat başarıyla sonuçlanırken, rol yapma yetenekleriyle tatbikata gerçekçilik sağlayan Dalaman ekibi de takdir ve beğeni topladı. haberler I 28 ÇHS Kars’ta bomba ihbar tatbikatı ÇHS Kars İstasyonu personeli, Mülki İdare Amirliği tarafından Kars Havaalanı’nda gerçekleştirilen bomba ihbar tatbikatına katıldı. Çelebi Kars çalışanlarının yanı sıra Devlet Hava Meydanları İşletmesi personeli ve Emniyet Müdürlüğü mensuplarının da yer aldığı tatbikat, özel olarak hazırlanan senaryoya uygun şekilde organize edildi. Yazılan tatbikat senaryosuna göre; gelen uçakta bomba ihbarı olduğu kaptan pilot tarafından kuleye iletildi. Kule, durumu telsizle gerekli birimlere bildirirken yetkilikler de uçağın tahliyesinin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için emniyet birimi, sağlık ve itfaiye ekiplerinin yanı sıra Çelebi personeline bilgi vererek gerekli koordinasyonu sağladı. Yolcuların uçaktan güvenli ve seri bir şekilde uzaklaştırılmasının ardından uçak, bomba uzmanı tarafından kontrol edildi. Yapılan kontrollerden sonra ise ihbarın asılsız olduğu tespit edildi. Bomba ihbar tatbikatı boyunca, oldukça profesyonel bir şekilde hareket eden ve üzerlerine düşen görevi başarıyla yerine getiren ÇHS Kars İstasyonu çalışanları, bu tarz olumsuz durumlarda neler yapılması ve olaylara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda bilgilerini tazeleme fırsatı buldu. Tatbikat, Kars ekibi için eğitici olmasının yanı sıra hayli heyecanlı dakikaların yaşanmasına da sebep oldu. Little Caesars’tan Dünya Kupası’na özel menü Özgün ve eşsiz lezzetleri, kaliteli ürünleri ve güler yüzlü servis anlayışı ile müşteri sayısını her geçen gün katlayarak artıran Little Caesars Pizza, gerçekleştirdiği kampanyalarla da pizza severlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. 2010 Dünya Kupası futbol coşkusunu lezzet tutkusuyla birleştiren Little Caesars, hazırladığı Kupa Menü’yle hem heyecanı hem de lezzeti ikiye katladı. Kupa heyecanını yakından takip etmek isteyen LC fanatikleri için özel olarak oluşturulan menü, ilk çıktığı günden itibaren herkesten büyük ilgi gördü. Pizza severler; orta boy pizza, litrelik Pepsi, elma dilim patates ve 8’li Çılgın Tatlı’dan oluşan Kupa Menü’yü futbol heyecanının sürdüğü Dünya Kupası boyunca sadece 22,50 TL’den aldı. Lezzeti katlamak isteyenleri de unutmayan Çelebi Gıda Grubu, Little Caesars’ta Kupa Menü’yle birlikte ikinci orta boy pizzayı da müşterilerine, yalnızca 5 TL’ye sundu. Turnuva heyecanı ve coşkusu LC’nin Kupa Menü’sünün doyumsuz lezzetiyle birleşerek, futbolseverlerin keyfine keyif kattı. ÇHS Erzurum’dan ağaçlandırma projesine destek Çelebi Hava Servisi Erzurum, Erzurum Havalimanı’nı ağaçlandırma projesine destek verdi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü Erzurum Havalimanı Başmüdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmaları kapsamında, 300 adet ladin ağacı diken Çelebi Erzurum çalışanları böyle anlamlı bir projeye katkıda bulunmuş olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. DHMİ Erzurum Havalimanı Başmüdürü Ahmet Koçak tarafından konuyla ilgili olarak istasyona gönderilen teşekkür belgesinde, “Yaptığınız katkılardan dolayı tüm Çelebi ailesine teşekkür ederiz” ifadesine yer verildi. Erzurum ÇHS personeli de projeyi gönülden desteklediklerini ve gelecekte de benzer çalışmalarda yer almak istediklerini belirttiler. denetim I 29 ÇHS, maksimum apron güvenliği için ISAGO’yu seçti Apron güvenliğine büyük önem veren Çelebi Hava Servisi, Uluslararası Havayolu Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından hazırlanan ISAGO denetim programıyla kazaları en aza indirgemeyi ve daha güvenli hizmet sunmayı hedefliyor. Çelebi Hava Servisi (ÇHS), yer hizmetlerinde maksimum güvenlik sağlamak amacıyla “IATA Yer Hizmetleri İçin Güvenlik Denetimi” (ISAGO) programını uygulamaya başladı. ISAGO, IATA tarafından 2005 yılında yer kazalarının maliyetini yarıya indirmek amacıyla başlatılan “Apron Kazalarını Önleme Programı” sonucunda ortaya çıkan bir sistem. ÇHS, iki yıl içinde hizmet verdiği tüm istasyonlarda ISAGO tescilinin yapılmasını hedefliyor. lardan 5000’i aşkın yolcu, mürettebat ve çalışan etkilendi. Sonuç olarak, kazada hasar gören 66 uçağın tamirine, yaralanan 24 kişinin tedavisine ve uçuş operasyonlarının yeniden planlanmasına milyonlarca dolar harcandı. Uçuş Güvenliği Kurumu (Flight Safety Foundation) da IATA’nın verilerine dayanarak dünyada her yıl 27 bin apron kazası yaşandığını ve bu kazalarda yaklaşık 243 bin kişinin yaralandığını açıkladı. IATA verilerine göre, tüm dünyada apron kazaları sonucunda yılda yaklaşık 4 milyar dolarlık bir kayıp meydana geliyor. Apron kazaları çalışanların yaralanmasına; uçakların, yer hizmetleri ekipmanı ve teçhizatının hasar görmesine veya kullanılamaz hale gelmesine neden oluyor. Bu görünür maliyetlere çalışanların sakatlanması veya ölümü, gelir kaybı ve mürettebat maliyetleri, otel, ikram, kazadan etkilenen yolcuların tazmini ve havayolunun imajı gibi dolaylı maliyetler de eklendiğinde tablo daha vahim bir hale geliyor. ISAGO, IATA adına havayolları tarafından yapılan ve yer hizmetleri kuruluşları için standardize edilmiş bir denetim programı. Uluslararası arenada kabul görmüş, operasyonel standartlara göre kurgulanmış bir risk ve güvenlik yönetim modeli olan sistemde, uluslararası kalite denetim ilkeleri kullanılıyor. ISAGO ile operasyonel güvenliğin artırılması, uçağın yerde uğradığı hasarın ve çalışanların başına gelen kazaların azaltılması ve defalarca tekrarlanan denetim sayısının düşürülmesi hedefleniyor. 2008 yılında, apron kazalarının tüm havacılık kazalarının %17’sini oluşturduğu tahmin ediliyor. Safer Skies (Daha Güvenli Gökyüzü) İnisiyatifi tarafından yapılan ve ekim 1996’dan eylül 2007’ye kadar süren on yıllık takip programına göre; ABD’deki iç hat uçuşlarında 19’u ölümle sonuçlanan 94 adet ciddi kaza meydana geldi. Bu kaza- ÇHS bu kapsamda, mart 2010 itibariyle ISAGO uygulaması için çalışmalarına başladı. İlk aşama için gereken hazırlıkların tamamlanmasının ardından genel müdürlük denetimi için IATA’ya başvuruda bulunuldu. ÇHS Genel Müdürlük denetimini, İstanbul ve Antalya İstasyonları denetimleri takip edecek. Uluslararası ilkelerle şekillenmiş bir model Havayolları ve yer hizmetleri kuruluşları için faydaları Havayolları Yerde yaşanan olaylarda, uçak hasarlı kazalarda ve iş kazalarında azalma Denetim Paylaşma sistemi Maliyet avantajı Daha az kaza, daha az denetim Gelişmiş kaza, daha az denetim Gelişmiş kalite standartları Daha verimli süreçler Yer operasyonların içinde yüksek riskli alanların daha iyi anlaşılması Yer Hizmeti Kuruluşları Yerde yaşanan olaylarda azalma İş kazalarında azalma Denetim sayılarında azalma, tek düzen denetim süreci (sadece 2 yılda bir kez) Şirket imajı ve itibarına katkı Yer emniyetini daha iyi hale getirme Gelişmiş kalite standartları müze I 30-31 Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’nde geçmişe yolculuk Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi, 150 yıllık tarihi bir konakta ziyaretçilerini “eski zamanlarda” bir yolculuğa çıkarıyor. Tarihi kişi ve olayların, özgün dekor ve kostümler içindeki folklorik bebeklerle betimlendiği müzede; tamamen el yapımı yüzlerce bebek, ziyaretçilere farklı kültürlerden ilginç hikayeler anlatıyor. Yazı ve fotoğraflar: Serkan Paydak Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’nin kuruluş hikayesi, folklorik bebek sanatçısı Sibel Radiye Gül’ün 150 yıllık tarihi bir konağı 2001 yılında satın alarak restore ettirmesiyle başladı. 2003 yılında başlayan ve beş yıl süren restorasyon çalışmaları sonucunda, Gül’ün otuz yıllık birikimini aktardığı, Türkiye’nin ilk el yapımı bebek müzesi ziyarete açıldı. Müzedeki koleksiyon, Türk tarihi ve kültürünü efsaneler ve destanlarla başlatıp, Cumhuriyet dönemine kadar getiriyor. Tarihi konağın tarihi freskleri Müzeye evsahipliği yapan konak da aslında başlı başına bir tarihi eser. Bir mübadele kasabası olan Ürgüp’e beş kilometre mesafedeki Mustafapaşa Kasabası’nda (eski adıyla Sinasos, yani güneşin şehri), 1800’lü yıllarda 1000’den fazla konak varmış. Bugün bu konaklardan sadece 90 tanesi ayakta kalmayı başarmış. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’nin bulunduğu konağın ilk sahibi, İstanbul Kapalıçarşı’da sarraflık yapan bir Rum. Aslına uygun olarak restore edilen konak, döneminin en güzel mimari özelliklerini taşıyor. Yüzlerce oyuncak bebeğin sıralandığı nişler, tarihi dolaplar ve konağın yeraltı şapelindeki orijinal freskler göz alıyor. Bu freskler, Venedik’te resim eğitimi alan Yunan asıllı ressam Kostas Meletiyadis tarafından 1861 yılında toprak boya ile yapılmış. Konakta, ahşap oyma sanatı ve taş işçiliğinin en güzel örnekleri bulunuyor. Renkli kapı ve dolaplar ile duvar nişlerini süsleyen bereket sembolleri dönemin kültürel mirasını yansıtıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “1. Derecede Korunması Gereken Tarihi Kültür Varlığı” olarak tescillenen tarihi konak, Kapadokya bölgesindeki en iyi korunmuş konaklardan biri. Sibel Radiye Gül’ün yaptığı, tarihi dönem ve kişileri konu alan “Kitre” Bebek Koleksiyonu, Dünya Bebekleri Koleksiyonu ve Etnografya bölümünün yer aldığı müzede 1500’ü aşkın el yapımı bebek yer alıyor. Kitre bebekler; pamuk, kumaş, tel ve kitreden yapılıyor. Tamamen doğal malzemelerle üretilen bu bebeklerin yapımındaki en temel madde olan kitre, İç Anadolu bölgesinde çok yaygın olan keven otunun kaynatılmasıyla elde edilen bir tür zamk. Müzede; bir yandan Yunus Emre, Nasrettin Hoca, Mevlana, Karacaoğlan, Köroğlu, Dede Korkut, Aşık Veysel, Fatih Sultan Mehmet, Barbaros Hayrettin Paşa, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları gibi tarihe mal olmuş isimlerin dekorlu kompozisyonları, öte yandan Osmanlı esnafları, Mehteran Bölüğü, saraylı kadınlar, ilk itfaiye teşkilatının üyeleri tulumbacılar ve macuncu, oyuncakçı, yorgancı, bezirgan, şerbetçi gibi ait oldukları dönemi ve kültürü yansıtan bebekler yer alıyor. Geçmiş de var, bugün de... Müzede yakın dönemle ilgili çalışmalar da sergileniyor. Örneğin, bir sergide Saraybosna’da bir pazarın bombalanması sonucu çocuğunu kaybeden annenin trajik hikayesi can- landırılıyor. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz, heykeltıraş İsmail Hakkı Atamula ve Ürgüp’ün yöresel sanatçısı Refik Başaran gibi bölgenin tanınmış isimlerinin bebekleri de müzede sergileniyor. Müzede bulunan “Dünya Bebekleri Koleksiyonu”nda ise 50 ülkeden, yabancı sanatçıların elinde vücut bulmuş el yapımı bebekler var. Koleksiyonda mısır kabuğu, mum ve şişe gibi değişik materyallerden üretilmiş bebekler de görülebilir. Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından müzeye bebek bağışı yapılıyor. Yeni Zelanda’dan da bebek gönderen var, Batman’dan da. Bebek yapımıyla ilgilenen pek çok ziyaretçi, müzeyi gezip evine döndükten sonra kendi yaptığı bebeği sergilenmesi için yollamış. Yeni açılan Etnografya bölümünde ise geçmiş dönemlerde kullanılan mutfak eşyaları, eski halılar, kaftanlar ve yöresel kıyafetler sergileniyor. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi, görsel araçlarla çocuk ve gençlere tarih, kültür, folklor ve sanatı sevdirmeyi hedefliyor. Bu amaçla müzede çeşitli ulusal ve uluslararası kültür ve sanat etkinlikleri düzenleniyor. Geçtiğimiz yıllarda Japon Büyükelçiliği ve Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile ortaklaşa düzenlenen “Japon Bebekleri Sergisi”ne evsahipliği yapan müzede önümüzdeki yıl, Polonya ile ortak bir kültür haftası düzenlenmesi planlanıyor. Müzenin bulunduğu tarihi mekan dünyanın dört bir yanından gönderilmiş olan yüzlerce el yapımı bebek kadar, mimari özellikleriyle de kültür turizmine meraklı olanların ilgisini çekiyor. Müze, geleneksel mimariye uygun dekore edilmiş beş konuk odasıyla otel hizmeti de veriyor. gezi I 32-33 Karadeniz yaylalarından Akdeniz ve Ege’ye Türkiye’nin en ser Yaz mevsimi, günlük hayatın monoton temposundan ve bunaltıcı sıcaklardan kaçmak demek. Karadeniz yaylaları, Ege Bölgesi’nde çam fıstığıyla ünlü Kozak Yaylası ve muhteşem manzarasıyla Bafa Gölü doğayla baş başa huzurlu günler geçirmek isteyenlere ülkemizin sunduğu pek çok alternatiften birkaçı. * Karadeniz fotoğrafları www.camlihemsin.gen.tr adresinden ve Nadir Özsoy’un arşivinden alınmıştır. ğer bu yazı sıcaktan bunalmayacağınız bir ortamda doğayla baş başa geçirmek istiyorsanız, Karadeniz yaylalarından Ege ve Akdeniz’in saklı cennetlerine birçok nokta, serin ve sakin bir tatil için sizleri bekliyor. Yazın sıcak yüzünü göstermesiyle beraber kendinizi bir an önce şehrin o bunaltıcı hengamesinin dışına atmak istiyorsunuz değil mi? Bodrum, Çeşme ve Antalya gibi popüler tatil yöreleri çoğu zaman ilk tercih olsa da, gelin bu yaz, bu bölgelerin aşırı sıcağından ve “tatilci” kalabalığından uzaklaşmak isteyenlerin kaçtığı serin sığınakları keşfedelim. Karadeniz vadilerinde bulutlara dokunun Pokut Yaylası in yerleri Yaz aylarını yaylalarda geçirmek, Anadolu’nun dört bir yanında yüzyıllardan beri sürdürülen bir gelenek. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde genellikle hayvan otlatmak için çıkılan yaylalara, Akdeniz, Ege ve Karadeniz bölgelerinde sıcak havadan kurtulmak ve doğayla baş başa kalıp kafa dinlemek için çıkılıyor. Yaylalar, turizmin yıkıcı etkilerinden korunmuş yemyeşil doğaları ve huzur verici atmosferiyle sıcak yaz aylarında artık “şehirliler”i de kendine çekiyor. Özellikle son yıllarda patlayan “yayla turizmi,” serin bir yaz geçirmenin dışında yöre insanlarıyla tanışma, yöreye özgü lezzetleri tatma ve temiz havada bol bol yürüyüş yapma olanağı sunduğu için de pek çok kişi tarafından tercih ediliyor. Turizm şirketleri gittikçe artan talebe yetişmeye çalışarak, özellikle Doğu Karadeniz yaylalarına turlar düzenliyor. Öte yandan, haritayı elinize alıp rotanızı çizerek bu doğal güzellikleri kendi başınıza da keşfedebilirsiniz. Doğu Karadeniz’e gidecekseniz turunuza Rize’ye bağlı Çamlıhemşin’den başlamanız önerilir. Kaçkar Dağları’nın kuzeybatı yamacındaki Palovit Vadisi, Aygır Gölü’nün diplerinden başlıyor, birçok yayla ve akarsuyu içine alıp Palovit Deresi’nin Fırtına Deresi’ne kavuşma noktasında son buluyor. Vadinin tepesinde bulunan 2000 metre yükseklikteki Pokut Yaylası, Kaçkar Dağları’nın karlı tepeleri ve göz alabildiğince uzanan yemyeşil ormanlardan oluşan müthiş bir manzara sunuyor ziyaretçilerine. Taş duvarlar üzerine oturtulmuş, yağmur ve neme dayanıklı kestane ağaçlarından yapılmış ahşap evler, yaylanın en belirgin özelliği. Özellikle fotoğraf ve yürüyüş meraklılarının ziyaret ettiği yaylanın merkezine, araç yolu olmadığı için yaklaşık iki saatlik bir yürüyüşle varılıyor. Son zamanlarda Pokut Yaylası, yamaç paraşütü tutkunlarının da gözdesi haline geldi. Rize’ye kadar gelmişken Fırtına Vadisi’ni görmeden olmaz. Yağmur ormanlarını aratmayan doğasıyla vadi, kuş sesleri ve Palovit Şelalesi’nin coşkulu şırıltısından oluşan bir doğa dinletisi sunuyor. Bölgedeki buzul gölleri de eşsiz manzaralarıyla unutulmaz bir deneyim vaat ediyorlar. gezi I 34-35 Bir masal diyarı: Ayder Yaylası Çamlıhemşin’i geçtikten 19 kilometre sonra Karadeniz’in en ünlü yaylası olan Ayder’e varılıyor. 1987’de Doğu Karadeniz’in ilk turizm merkezi ilan edilen 1350 metre yükseklikteki Ayder Yaylası, masalsı güzelliği ve yeşillikler arasındaki ahşap evleriyle ünlü. Yaylada çoğunluğu aile işletmesi olan pek çok otel ve pansiyon var. Bölgedeki Ayder Kaplıcası’nın 260 metre derinlikten çıkan sularının şifalı olduğu biliniyor. Ayder Yaylası her yıl haziran ayının ikinci haftasında, boğa güreşleri ve yemek yarışmalarının yapıldığı, halk oyunları gösterilerinin düzenlendiği bir şenliğe evsahipliği yapıyor. Yöreye özgü lezzetler mıhlama, karalahana dolması, laz böreği ve tabii ki balık. Biraz daha doğuya doğru gidilirse Artvin şehir merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Kafkasör Yaylası’na varılıyor. 1250 metre yükseklikte çam, köknar ve ladin ağaçlarıyla çevrili yayla, Artvin’in “yeşil şemsiyesi” olarak anılıyor. Türkiye’nin en büyük milli parklarından birini ve ender bulunan pek çok bitki türünü barındıran yaylada, her yıl temmuz ayında Kafkasör Kültür ve Sanat Festivali düzenleniyor. Ormanlık tepelerinde, yöresel Karadeniz yemeklerinden örnekler sunan iki kır lokantası ve bir konaklama tesisi bulunan yaylanın arka tarafındaki Genya Dağı’nın yamaçları ve iç içe geçmiş dağ yolları, off-road gibi doğa sporları için çok uygun parkurlara sahip. Ege’nin saklı cennetleri Bafa Gölü Bu kadar güneye gitmeyeyim diyorsanız, İzmir’deki Kozak Yaylası’nı da tercih edebilirsiniz. Bergama Krallığı döneminden beri çam fıstığı üretilen yayla, adını da bu bitkiden almış. Anadolu’nun birçok bölgesinde “künar” ya da “hünar” olarak bilinen, kendi küçük, lezzeti büyük çam fıstığının kozalağına, Kozak Yaylası’nda “kozak” deniliyor. Bergama çıkışına 20 kilometre uzaklıkta olan Kozak Yaylası’nda yaklaşık beş milyon fıstık çamı ağacı var. Yayla, bahar ve yaz aylarında piknik ve yürüyüş yapmak isteyen yöre insanlarıyla dolup taşıyor. Ege Bölgesi sınırlarına girmişken, Bodrum’a 40 dakika uzaklıkta bir başka saklı cennete de uğramadan geçmeyin. Söke Ovası’nda yer alan Bafa Gölü, antik kalıntıları ve muhteşem doğasıyla unutulmaz bir manzara sunuyor. Eski zamanlarda Ege Denizi’nin bir parçası olan göl, Büyük Menderes Nehri’nin oluşturduğu alüvyonlarla birlikte, kıyıdan kilometrelerce içerde kalmış. Ülkemizin önemli kuş cennetlerinden biri olan, üç tarafı dağlarla çevrili gölün çevresinde on üç çeşit orkide ve sayısız türde bitki yetişiyor. Göl, 1994 yılında Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından Milli Park kapsamına alınmış. Bafa Gölü üzerindeki Kapıkırı, İkizce, Menet ve Kahvesar adalarına gezi tekneleriyle ulaşmak mümkün. Bu keyifli turlar sırasında yüzme molası da veriliyor. Göl kıyısında, tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanan Herakliea antik kentinin kalıntıları görülebilir. Akdeniz’de serinlik Yaylalar sadece Karadeniz Bölgesi’ne özgü değil elbette. Akdeniz Bölgesi’nde, Kaş-Kalkan-Elmalı üçgeninde yer alan Yumru Dağı’nın zirvesindeki Gömbe Yaylası, soğuk suları ve elma bahçeleriyle ünlü. Kaş’tan Elmalı’ya doğru 70 km’lik bir yolculukla Gömbe’ye ulaşılıyor. Sahilden yaylaya doğru ilerledikçe önce çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanlar, ardından da elma bahçeleri eşlik ediyor yolculara. Kaş’ın merkez yaylası olan Gömbe, doğa tutkunları ve Akdeniz’in kavurucu sıcağından kurtulmak isteyenler için mükemmel bir kaçış noktası. Antik çağlarda “Komba” olarak bilinen Gömbe, erken Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olarak önem kazanmış. Çevrede günümüze kadar gelebilmiş kilise ve lahitler göze çarpıyor. Osmanlı döneminde hayvan panayırı olarak kullanılan yaylada, bugün çok sayıda yörük yaşıyor. Türkiye’nin en eski yağlı güreşlerinin yapıldığı yer olan Gömbe, geçmişte Meis ve Rodos gibi Yunan Adaları’nın tahıl ihtiyacını karşılıyormuş. Sulu elması kadar armut ve cevizi de ünlü olan Gömbe’de, Akdağ’ın doğu yamacından doğan üç büyük kaynak suyu var. Bunlardan biri şelale olarak 60 metre yükseklikten dökülen Uçarsu. Akdağ’ın eteklerinde iki krater gölü bulunuyor: Yeşil Göl ve Avlan Gölü. Bahar aylarında açan kır çiçekleri, tertemiz dağ havası ve şehrin gürültüsüne inat kendini her an duyumsatan sessizlik, buralarda zamanın durduğu hissini veriyor insana. Sık ağaçlıklarda bol bol yürüyüş yaparak doğayla baş başa kalmak isteyenlerin uğrak yeri olan bu bölgede, çok sayıda pansiyon var. Gömbe Yaylası, dağlardan toplanan kar ile yapılan dondurması ve kar şerbetiyle ünlü. Gömbe Yaylası’na Kaş’tan, Elmalı ve Gömbe dolmuşlarıyla çıkılabiliyor. Ayrıca seyahat acenteleri tarafından günübirlik turlar da organize ediliyor. Bafa Gölü sivil havacılık I 36-37 Yeni nesil havacılarımız a d r a l l u k o bu yetişiyor Cesaretin profesyonellik ve disiplinle birleştiği pilotluk mesleği uzun yıllar süren zor bir eğitim gerektiriyor. Yine de pilotluk en gözde meslekler arasındaki yerini koruyor. Art arda açılan sivil havacılık okulları ve meslek yüksekokulları Türkiye’nin artan pilot ihtiyacını karşılamak için birbiriyle yarışıyor. İ kinci Dünya savaşından sonra hem dünyada hem Türkiye’de çok büyük gelişme kaydeden sivil havacılık, kısa sürede hızlı teknolojik ve yapısal değişiklikler gösteren bir sektör haline geldi. Yolcu ve kargo taşımacılığının önem kazanmasıyla, 1980’lerden itibaren ardı ardına özel havayolu şirketleri açılmaya başladı. Böylece sektörde rekabet artarken pilot, hava trafik kontrolörü, uçak mühendisi, uçak teknisyeni, yer hizmetleri personeli, havaalanı işletmeciliği personeli ve kabin görevlisi gibi yetişmiş insan kaynağına duyulan ihtiyaç da arttı. Eskiden Türk Silahlı Kuvvetleri tek başına sektörün pilot ihtiyacını karşılamaya yeterli olurken, artık hem üniversiteler hem de özel uçuş okulları, ülkemizin uçuş personeli ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. Bu artan ihtiyaca paralel olarak pilotluk gözde meslekler arasındaki yerini koruyor. Artık uçuş okulları, uçmayı sadece bir hobi olarak görenlere değil, bu işi meslek edinmek isteyenlere de hizmet veriyor. Pilot olmak için birçok aşamadan geçmek gerekiyor. Gerekli eğitimleri tamamladıktan sonra ilk aşama Özel Pilotluk Lisansı (PPL-Private Pilot Licence)’nı almak. Bu lisansın bir üstü, tüm dünyada Commercial Pilot Licence (CPL) olarak bilinen Ticari Pilot Lisansı. Havayolu pilotu olmak içinse Havayolu Nakliye Pilot Lisansı (ATPL-Airline Transport Pilot Licence)’na sahip olmak gerekiyor. Ayrıca kullanılacak uçağın tipine göre de bir dizi eğitimden geçmek şart. Bir pilot mesleğinde ne kadar eski ve tecrübeli olursa olsun, yeni model bir uçak kullanacağı zaman mutlaka o tipin eğitimini de başarıyla bitirmiş olmalı. Pilottan istenen deneyim ve uçuş süresi havayoluna göre değişiyor. Örneğin, Türk Hava Yolları’nda kaptan pilot olabilmek için minimum 4.500 saat uçuş ve en az dört yıl havayolu pilotluğu tecrübesi isteniyor. Uçuş okullarına özellikle gençler yoğun ilgi gösteriyor. Gençlerin yanı sıra kendi mesleklerini bırakıp havayolu pilotu olmak için bu okullara yazılanlar da var. Özel pilotluk kurslarını ise, genellikle küçüklükten beri uçma hayali kuran işadamı ya da doktor gibi meslek sahipleri ve tabii yine gençler tercih ediyor. Üniversitelerde havacılık eğitimi Sivil havacılık eğitimi vermeye başlayan ilk üniversite Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi. Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu (SHYO), Türk sivil havacılık sektörünün gelişim hızına paralel olarak artan kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak üzere, 1986 yılında kuruldu. Havacılık Elektrik ve Elektroniği, Uçak Gövde-Motor Bakımı ve Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği bölümlerine üniversite sınavıyla, Pilotaj ve Hava Trafik Kontrol bölümlerine ise Özel Yetenek Sınavı’yla öğrenci alınıyor. Eğitim süresi, bir yılı İngilizce hazırlık olmak üzere toplam beş yıl olan okul, özel eğitim programlarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Türk Hava Yolları ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün hava trafik kontrolörü, pilot ve hava aracı bakım teknisyeni ihtiyacını karşılıyor. Okulun, kampüs içinde bulunan özel bir havaalanı, orta boy uçakların bakımının yapılabildiği bir bakım tesisi ve 26 uçağı var. Türkiye’de Anadolu Üniversitesi dışında iki üniversitede daha sivil havacılık okulu mevcut ancak bu okullar henüz pilotluk eğitimi vermiyor. Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nde Uçak Gövde-Motor Bakımı, Havacılık sivil havacılık I 38-39 Elektrik ve Elektroniği ile Sivil Hava Ulaştırması İşletmeciliği bölümleri bulunuyor. Türk Hava Kurumu ve Türk Hava Yolları Üniversiteler dışında, Türk Hava Kurumu (THK) ve Türk Hava Yolları (THY) da uçuş eğitimi veriyor. Türk Hava Kurumu’na bağlı Türkkuşu Genel Müdürlüğü, amatör ve profesyonel havacılık alanında faaliyetlerini sürdürüyor. Gençlere uçma sevgisi aşılamak için Eskişehir İnönü Eği- tim Kampı’nda ücretsiz amatör uçuş kursları düzenliyor. 1935 yılından bu yana pilot yetiştiren Türkkuşu Uçuş Eğitim Okulu’nda Havayolu Pilotluk Eğitimi 15 ay sürüyor ve 25-26 bin dolara mal oluyor. Profesyonel uçuş eğitimleri Ankara Etimesgut ve İzmir Selçuk’ta veriliyor. THY’nin ihtiyaç ve standartlarında pilot yetiştirmek için 2004 yılında kurulan THY Uçuş Eğitim Akademisi; Özel Pilotluk Lisansı (PPL), Modüler Ticari Pilot Lisansı (CPL Modular), Modüler Alet Lisansı (IR), Birleştirilmiş Ticari Pilot Lisansı (CPL Integrated), Ticari Pilot Lisansı/Aletli Uçuş Sertifikası (CPL/IR), Modüler Teorik Bilgi (ATP), Teknik Kontrol ve Tazeleme (FI) eğitimleri veriyor. Okula başvuracak adayların üniversitelerin mühendislik bölümlerinden mezun olması ve çok iyi derece İngilizce bilmesi gerekiyor. THY Uçuş Akademisi’nde uçuş eğitiminin 190 saatlik bölümü, Cessna 172 S tipi tek motorlu uçaklarda veriliyor. THY’nin yolcu uçakları renklerine boyanan Cessna 172’lerin kokpitleri de büyük yolcu uçaklarına benziyor. Kalan 11 saatlik uçuş ise çift motorlu uçaklarda yapılıyor. Uçuşlar ağırlıklı olarak, İstanbul’a göre sakin bir hava trafiğine sahip olan Çorlu Havalimanı’nda gerçekleştiriliyor. Akademi yılda 45 pilot yetiştirmeyi hedefliyor. Özel uçuş okulları Türkiye’de pek çok pilot artık “Özel Uçuş Okulları”nda yetişiyor. Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından yetkilendirilen ve denetlenen 15 uçuş okulunda iki tip uçuş lisansı eğitimi veriliyor; ticari olmayan Özel Pilotluk Lisansı (PPL) ve Ticari Pilotluk Lisansı (ATPL). PPL lisansı eğitiminin süresi 2,5 ay. Okul ücreti ise 10 bin dolar civarında. PPL kurslarına katılanlar, eğer dersleri dü- zenli şekilde takip ederlerse en fazla üç ay içinde sertifikalarını alıp pilot koltuğuna oturabiliyorlar. Özel pilot lisansı alabilmek için, 18 yaşını doldurmuş ve lise mezunu olmak, gerekli sağlık koşullarına sahip olmak ve yetkili kurumlardaki eğitimleri tamamlamış olmak gerekiyor. ATPL lisansı alabilmek için yaklaşık 15 ay eğitim görmek ve 55 bin dolar ödemek gerekiyor. Eğitimini tamamlayanlar belli bir uçuş kotasını doldurduktan sonra simülatör sınavına ve Sivil Havacılık Kurumu’nun belirli tarihlerde yaptığı sınavlara giriyor. Bu sınavları kazananlar sivil uçaklarda ikinci pilot olarak işe girebiliyor. PPL almak için 50, CPL içinse 200 saat uçmak gerekiyor. 15 özel uçuş okulunun sadece ikisinde jet pilotu eğitimi var. Bazı okullarda pilot eğitimi dışında, havacılığın değişik alanlarında da eğitim veriliyor. Türk Hava Kuvvetleri’nde görev yapmış pilotlar tarafından 2006 yılında kurulan Anadolu Yıldızları Uçuş Okulu (AYJET), Özel Pilotluk Lisansı ve Havayolu Taşımacılığı Pilot Lisansı (ATPL Frozen) da dahil olmak üzere her düzeyde uçuş eğitimi veriyor. AYJET, uçuş eğitimlerini 10 uçak ve 2 uçuş simülatöründen oluşan eğitim filosu ile yoğun hava trafiğinden uzak, sınırsız ve sorunsuz bir uçuş ortamı sağlayan İstanbul Hezarfen Havaalanı’nda gerçekleştiriyor. 1994 yılında Adana’da kurulan TARKİM Uçak Bakım Onarım ve Havacılık A.Ş., 1996 yılında SHGM ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gerekli yetkileri alarak TARKİM Uçuş Okulu’nu açtı. O tarihten bu yana Adana’daki tesislerinde havacılığa yüzlerce pilot kazandıran TARKİM, 2007 yılında İstanbul’da bir şube açarak teorik eğitimlerini buraya taşıdı. Okul; Özel Pilotluk Lisansı, CPL/IR, Havayolu Taşımacılığı Pilot Lisansı, ME (Çift Motor Eğitimi) ve Military Pilot ATPL eğitimleri verme yetkisine sahip. Ayrıca, İstanbul’da Duha Uçuş Okulu ve Bon Air Uçuş Okulu, Bursa’da ise Sindel Havacılık özel ve ticari pilotluk eğitimi veriyor. Profesyonel pilotluk eğitimi veren bu okulların dışında Burak Havacılık, Top Servis Havacılık, İstanbul Havacılık Kulübü Derneği gibi sadece özel pilotluk eğitimi ve Sancak Air gibi yalnızca helikopter pilotluğu eğitimi ve- ren okullar da var. Bugün Türkiye’de 7000’in üzerinde pilot var. Ancak pilot ihtiyacı hala o kadar fazla ki, özel havayolu şirketleri pilot yetersizliği yüzünden filolarını büyütemiyor. THY, 2011 sonuna kadar 1500 pilotu daha istihdam edeceğini duyurdu. Ancak bu süre içinde mezun olacak pilotlar, talebin üçte birini bile karşılamıyor. Yani şimdi pilot olmanın tam zamanı! proje I 40-41 Çelebi’nin çevreciliği tescillendi ÇHS “Yeşil Kuruluş” ilan edildi Bu unvan, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilmiştir. Çelebi’nin göstermiş olduğu çevre duyarlılığı, Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından tescil edildi. Çelebi Hava Servisi, yürütülen “Yeşil Havaalanı” projesi kapsamında “Yeşil Kuruluş” unvanı aldı. Y ürüttüğü faaliyetlerde sergilediği çevreci yaklaşımların “Yeşil Havaalanı (Green Airport)” projesi kapsamında değerlendirilmesi amacıyla SHGM’ye başvuruda bulunan ÇHS, bugüne kadar çevreye duyarlılığı tescil edilen yedi “Yeşil Kuruluş”tan biri olmaya hak kazandı. SHGM tarafından ÇHS’nin İzmir İstasyonu’na verilen sertifikayla ilgili olarak Çelebi Holding tarafından yapılan açıklamada, “ÇHS, çevre politikaları ve uygulamaları ile havacılık sektöründe, çalışanlarının ve müşterilerinin yaşam kalitesini koruyucu ve artırıcı bir yaklaşımı kendisine hedef almıştır” ifadesine yer verildi. ÇHS aldığı “Yeşil Kuruluş” sertifikasıyla, projede belirtilen logoyu kullanabilme, işletme yetki belgesi, ruhsat, sertifika gibi izin belgelerinin geçerliliğini uzatma ücretlerinde %20 indirim alma hakkını da kazanmış oldu. Projeyle; canlılar üzerinde olumsuz etki yaratan ve çok sayıda sağlık sorununa yol açan çevresel kirlenmenin oluşmadan önlenmesi, çevreye duyarlı havaalanlarının çoğalması ve bu havaalanlarında çevreci stratejilerin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi amaçlanıyor. ÇHS nasıl “Yeşil Kuruluş” oldu? ÇHS, SHGM’nin belirttiği çevre politikası ve amaçlarla uyumlu olarak, faaliyetlerinin ve hizmetlerinin çevre üzerindeki etkilerini kontrol etmek ve en aza indirmek için, “Çevre Yönetim Sistemi” prensiplerini, iş süreçlerine entegre etti. ÇHS’nin bu yaklaşımı 2007 yılında, “ISO 14001:2004 Çevre Yönetim Sistemi Sertifikası” ile belgelendirildi. Günümüzde doğal kaynakların tükenmeye başlaması ve ciddi biçimde artan çevre kirliliği karşısında ÇHS, çevre duyarlılığı konusunda yürüttüğü çalışmaları daha da yoğunlaştırdı. ÇHS, doğal kaynakların optimum kullanımı ve çevre kirliliğinin minimize edilmesi adına şunları yapıyor: ÇHS iş birimlerinden çıkan atıklar (kağıt, plastik, hidrolik yağ vb.) düzenli olarak toplanarak sınıflandırılıyor ve Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından lisans verilen kuruluşlara yok etme/geri kazanma amacıyla teslim ediliyor, Her yıl düzenli olarak, akredite bir kuruluşa baca gazı analizleri yaptırılıyor, İçme suyu olarak kullanılan su arıtılıyor ve su numunele ri üzerinde periyodik analizler yaptırılıyor, Su ve elektrik tasarrufunun azaltılması adına bazı istas yonlarda fotosel sistemi kullanılıyor, Emisyon kaynağı oluşturmayan ekipmanlar kullanılıyor (bataryalı forklift vb.). Çelebi’den çevreye duyarlı, örnek faaliyetler 1 972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda “temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insanlık hakkı olduğu” kararı alındı ve 5 Haziran, Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Doğal çevrenin kirlenmesinin tüm ülkelerin ortak sorunu haline geldiği şu günlerde, nüfus artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunlarının insan sağlığını tehdit eden, yaşam kalitesini düşüren bir boyuta ulaştığına maalesef hep birlikte şahit oluyoruz. Gelecek kuşakların yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için bugün bizler üzerimize düşen görevleri yerine getirmek, doğal kaynakları optimum bir şekilde kullanmak mecburiyetindeyiz. Çelebi Hava Servisi de bu sorumluluğun bilinciyle, doğal kaynakların optimal kullanımı ve çevre kirliliğinin minimize edilmesi adına pek çok çevreci çalışma gerçekleştiriyor. Çevre Yönetim Sistemi kapsamında 2007 yılından bu yana; 31 ton atık yağ 24 ton atık akü 8 ton atık lastik 1 ton atık filtre 2 ton kontamine atık 1,2 ton elektronik atık 8 kg atık pil geri dönüşüme kazandırılarak, dünyamızın temiz tutulmasına küçük bir katkı sağlandı. Siz de katkıda bulunun! Küresel ısınma ve sonucunda yaşanan çevre kirliliğini azaltmak amacıyla her bireyin rahatlıkla yapabileceğine inandığımız bazı basit uygulamaları sizlerle paylaşmak istiyoruz: 1- Ampulünüzü değiştirin: Standart akkor ampulünüzü floresan ile değiştirin, yılda 75 kg daha az karbondioksit salınımı olsun. 2- Daha az araba kullanın: Daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanın. Araba kullanmadığınız her 2 km için 0,75 kg daha az karbondioksit salınımı oluyor. 3- Geri dönüşüme katkıda bulunun: Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg’dan daha az karbondioksit salınımı olmasını sağlayabilirsiniz. 4- Lastiklerinizi kontrol edin: Düzgün şişirilmiş lastikler litre başına aldığınız yolu %3 oranında artıracaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tutuyor. 5- Daha az sıcak su kullanın: Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekiyor. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg daha az karbondioksit salınımı olmasını sağlayabilirsiniz. 6- Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının: Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg daha az karbondioksit salınımı olmasını sağlayabilirsiniz. 7- Su ısıtıcınızı ayarlayın: Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg daha az karbondioksit salınımı olmasını sağlayabilirsiniz. 8- Bir ağaç dikin: Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emer. Çevre kirliğinin minimize edilmesi maksadıyla göstereceğiniz her türlü gayret, gelecek kuşakların daha yaşanır bir çevreye kavuşmasını sağlayacak. Dünya çevre gününüzü kutlarız! Esra Ultanur / Çelebi Hava Servisi Planlama Uzmanı makale I 42-43 eklamlarında bu sloganla tanıtıyor kendilerini Hintliler. “İnanılmaz”, “muhteşem”, “akıl almaz”, “harika” gibi anlamları var incredible’ın. Henüz sadece iki şehrini görmeme rağmen, bu tanımlamaların bu ülke için pek de sırıtmadığını söyleyebilirim. Çelebi Hava Servisi olarak Hindistan’ın iki şehrinde yer hizmetleri ve antrepo işletmeciliği yapıyoruz. Bir hafta kadar kısa bir süre kaldığım halde bana, bir yazı çıkarabilecek kadar ilham veren bu ülke, uzun zamandır orada yaşayan yöneticilerimize birer kitap yazdırır döndüklerinde herhalde. Hindistan’la ilgili araştırmalarımda Hint sinemasını incelemeye giden Aylin Sayın’ın “Hindistan Günlüğü” adlı kitabının bana çok katkısı oldu. Hindistan’la ilgilenenlere öneririm. Bir ülkenin ilgimi çekip çekmediğini, elimi fotoğraf makineme atış sayımdan, aldığım notlardan anlayabiliyorum. Güzellik, sıradışılık, görkem, insanların davranışları, giysiler, doğa, trafik, sokaktaki insanlar, semt pazarları, sinemalar, yemekler, iklim ve yaşam koşullarını gözlemlemek beni etkiliyor. Artık Avrupa’da ilgimi çeken mekanlar, önceden görmenin de verdiği konforla azalmaya başladı. Turizmin motorlarından biri de, insanın ziyaret ettiği ülkeyi kendi yaşadığı ülke ile karşılaştırdıktan sonra kendisini iyi hissetme duygusudur. “Vay be! Adamların şu yaşam koşullarına bak, adeta Anadolu’nun herhangi bir köyünün elli sene önceki hali gibi, oturalım da şükredelim halimize” türü yaklaşımlar da yukarıda yazdığıma örnektir. Hindistan’a da böyle yaklaşanlar çoğunlukta. “Nasıl da pisler bir bilseniz, her yer kokuyor” laflarına kulaklarınızı tıkayın ve imkanınız varsa “Incredible India”yı mutlaka görün; Hindistan bir başka gezegen adeta. İlginizi çekeceğini sandığım bazı küçük notlarla bu ülkenin görkemini anlatmak istiyorum... makale I 44 •Yerliler Hindistan’a, “memleket” anlamına gelen “Baharat” ya da “Hindustan” diyorlar. • “Bad” ve “Pur” kelimeleri “şehir” anlamına geliyor. •Sonu “Bad”la biten şehirler Müslüman, “Pur”la bitenler ise Hindu şehirleri. •Hindistan tahminlere göre, bir milyar üç yüz milyon nüfusu ile Çin’den sonra dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi. Tahminlere göre diyorum çünkü nüfus kaydı olmayan birçok Hintli var. •Hintçe, İngilizce, Tamilce gibi 16 resmi dilleri olsa da, ülkede yaklaşık 850 farklı dil konuşuluyor. •Çok korna çaldıklarından, Hindistan’ın ulusal dili “korna” olarak hicvediliyor. •Neredeyse her aracın arkasında, “Horn please” (Lütfen korna çalın) yazıyor. •Ülkeyi son 4 bin yılda kimler mi yönetmiş? Aryalılar, Maunyalılar, Guptalar, Hunlar, Müslümanlar, Gazneliler, Memlûklar, Halaciler, Tuğluklar, Ludiler, Moğollar, Britanyalılar... •Pasif direnişin simgesi Hintli lider Gandi (1869-1948)’nin adının önünde yer alan “Mahatma”, “yüce ruh” anlamına gelen bir lakap. Gandi’nin asıl adı Mohandas Karamçand Gandi. •Bazı görüşlere göre Hindistan’ı modern dünyaya yaklaştıran en önemli şahsiyet eski liderleri Nehru. •Nehru’nun kızı ve bir torunu suikast sonucu, diğer torunu ise bir uçak kazasında ölüyor. Bu nedenle Hindistan’ı, kazada ölen torun Rajiv Gandi’nin İtalyan asıllı karısı Sonia yönetiyor. Sonia, dünyanın en güçlü üçüncü kadını. •Başkent Yeni Delhi, 1911 yılında İngilizler tarafından Avrupa’dan mimar ve mühendisler getirtilerek kurulmuş. •Haziran ayında başlayan ünlü muson yağmurları eylül sonlarına kadar yaklaşık 3,5 ay boyunca tüm ülkeyi tabiri caizse “suluyor”. •Hindistan’da halen yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış, toplumsal sınıf ayrımcılığı anlamına gelen “Kast Sistemi”ni sürdüren bölgeler var. Üst kasttan bir erkek, alt kasttan bir kadınla evlendiğinde, doğan çocuklar alt kasttan sayılıyorlar. •Nüfusun çoğunluğu erkek. Bunun nedeni kız çocuklarının masraflı oluyorlar diye daha doğmadan kürtajla aldırılması. Bu nedenle doktorların bebeğin cinsiyetini aileye söylemesi yasaklanmış. Bu işin müsebbibi de “dowry”, yani çeyiz... Kız tarafı, geleneklere göre damada otomobil, hatta ev hediye etmek zorunda. •Hindistan bir film cenneti. Hollywood yılda toplam 700 kadar film üretip tüm dünyada 2,5 milyar sinema bileti satarken, Hindistan’da yılda 1.000’den fazla film üretilip, sadece ülke sınırları içinde 3,5 milyar sinema bileti satılıyor. Sinema sektöründe 5 milyon kişi çalışıyor. 30 farklı Hint dilinde film çekiliyor. Mumbai’deki “Bollywood” adlı film endüstrisini biliriz. Tamil ve Nadu eyaletle- Tac Mahal rinin film tarlalarına da “Tollywood” deniyor. •Hintlilerin Mekke’si Varanashi şehrinde ölüp, külleri Ganj’a dökülen fanilerin cennete gideceğine inanılıyor. Bu nedenle Ganj kenarında yakılmak, hele bir de sandal ağacından kesilmiş odunlarla yakılmak ateş pahası. Indira Gandi, vaktizamanında ekonomik olsun diye elektrikli fırınlar yaptırmışsa da bu yöntem, “doğal yöntemlerle yakılmak” kadar rağbet görmemiş. Yakılma törenleri sırasında, olur da üzüntü ile kendisini ateşin içine atar diye ölenin karısı ateşe yaklaştırılmıyor. •Ünlü giysileri “sari”yi, evli kadınlar gündelik hayatta, bekarlar yalnızca düğünlerde giyiyorlar. •İnekler, bildiğiniz gibi en kutsal hayvanlardan sayılıyor. İnek, Hinduizm’de analığın ve tanrıçalığın sembolü. Bu nedenle 200 milyon kadar inek ülkede başıboş dolaşıyor. Karanlıkta kalıp bunalıma girmesinler diye ahıra bile konmuyorlar. Belki de inekler bu kadar huzurlu olduğu için süt üretiminde dünyada bir numaralar. •Tereyağı, mango, çay, şeker, Hint keneviri, Hindistan cevizi ve kaju üretiminde; değerli taş ve mücevher kesiminde de dünyanın en önde gelen ülkesi burası. •Dünyanın en kalabalık ordusuna ve en fazla yazılım mühendisine sahip ülkesi Hindistan. •Microsoft çalışanlarının üçte biri, IBM’in dörtte biri, Intel’in ise altıda biri Hintli. •Hindistan; genetik, astrofizik, barış, edebiyat, ekonomi ve fizik dallarında toplam 7 Nobel ödülüne sahip. •Hindistan’da tanrı ve tanrıçalar kadar beş kutsal şey daha var: Vatan, anne, baba, öğretmen ve misafir. Bu, adına Hindustan denen memleket, gerçekten de “incredible”... Tunç Müstecaplıoğlu Çelebi Hava Servisi Satış ve Pazarlama Direktörü 20.05.2010 çalışanlarımız I 45 Geçen ay içerisinde, Operasyon ve Yolcu Hizmetleri departmanlarında yapılan anketler sonucu “Gülümseyen Hizmet” birincilerini belirleyen ÇHS Adana çalışanları, arkadaşlarının başarısını kestikleri pastalarla kutladılar. İki ayın birincileri için düzenlenen kutlamada, Operasyon Departmanı birincileri Soner Esen ve Suat Sipan olurken Demet Tanın ve Zahide Özaslan ise Yolcu Hizmetleri’nin “Gülümseyen Personel”i seçildi. ÇHS Bodrum yöneticileri, aylık koordinasyon toplantısını Dolphin Restoran’da gerçekleştirdi. Sabah kahvaltısı eşliğinde açık bir platformda düzenlenen toplantıda, yaz sezonu planları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantı sırasında yunusların gösterisini izleme fırsatı da bulan ÇHS Bodrum yöneticileri oldukça keyifli vakit geçirdiler. ÇHS Trabzon İstasyonu, muhteşem Karadeniz manzarasıyla ünlü Zigana Yörük Çadırı’nda tüm personelin katıldığı bir öğle yemeği düzenledi. Yaz sezonu öncesinde, Karadeniz’in sonsuz yeşilliğinin ve yörenin leziz yemeklerinin tadını çıkaran Çelebi Trabzon çalışanları böylece, bol bol oksijen, enerji ve moral depolama fırsatı buldu. ÇHS İzmir, yeni sezonunun yoğunluğu öncesinde stres atmak ve bahar aylarının güneşli günlerinden yararlanmak için ödüllü bir “Basketbol Atış Turnuvası” düzenledi. Yoğun ilgi gören turnuvaya toplam 162 çalışan katıldı. Yaptığı başarılı atışlarla 36 puan toplayan Fırat Turgut birinci olurken, Nimet Kardoğan 26 puanla ikinci, Emrah Deniz Çördük de 25 puanla üçüncü oldu. Dereceye girenler ödüllerini ve madalyalarını İstasyon Başmüdürü Levent Kaylak’ın elinden aldılar. çalışanlarımız I 46-47 ÇHS İzmir, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çalışanların çocuklarıyla birlikte kutladı. Kendileri için düzenlenen eğlenceli aktiviteler sırasında istasyon yönetiminin palyaço sürprizi ile karşılaşan çocukların sevinci ikiye katlandı. Havaalanında Türk ve Çelebi bayrakları ile karşılanan minikler, 23 Nisan’a özel süslenen Eğitim Salonu’nda bir yandan resim yaparken diğer yandan ikramların tadını çıkardılar. ÇHS Malatya’nın geleneksel moral aktiviteleri arasında yer alan yaz sezonu piknikleri, bu yıl da tüm hızıyla devam etti. Bir yandan yoğun tempoda başarıyla sürdürdükleri operasyonların yorgunluğunu diğer yandan devam eden terminal inşaatının sıkıntısını, yeşillikler arasında atmayı tercih eden Çelebi Malatya çalışanları, sezon pikniklerinin vazgeçilmezlerinden olan voleybolda da tüm hünerlerini ortaya koydular. Piknik, böylesine motivasyon dolu etkinlikleri tekrar etme dilekleriyle sona erdi. ÇHS Trabzon İstasyonu, Paşa Tatil Köyü’nde istasyon departman amirlerinin katıldığı bir akşam yemeği organize etti. Yoğun geçecek yaz sezonu öncesinde, iş ortamı dışında bir araya gelen Çelebi Trabzon yöneticileri, keyifli sohbetler eşliğinde devam eden yemekte sezon öncesi hazırlıkları ve değerlendirmeleriyle ilgili konuşmayı da ihmal etmedi. ÇHS Adana İstasyonu’nda bir süredir İstasyon Müdürlüğü görevini vekaleten sürdüren Apron Hizmetleri Müdürü Çilem Özütok’un bu göreve asaleten atanması, tüm istasyon personelinin katıldığı samimi bir organizasyonla kutlandı. Oldukça eğlenceli vakit geçiren ÇHS Adana çalışanları, bu güzel haberi özenle hazırlanan yiyecekler ve kesilen pasta ile tatlandırdılar. ÇHS İzmir’in her yıl düzenlediği “Geleneksel Köfte Partisi”ne istasyon personeli, havayolu müşterileri ve havalimanı mülki erkanı katıldı. Lezzetli köftelerin ve keyifli sohbetin tadını çıkaran davetliler, kısa zamanda tekrar bir araya gelme temennisini dile getirdiler. ÇHS Bodrum yöneticileri, bahar aylarında gerçekleştirdikleri personel ev ziyaretlerini bu yıl da devam ettirdiler. Ziyaret ettikleri çalışanlara küçük hediyeler de götüren Çelebi Bodrum yetkilileri, 2010 yılı sonuna kadar tüm personelin ev ziyaretlerini tamamlamayı planlıyor. Keyifli sohbetlerle oldukça eğlenceli geçen ziyaretler sırasında, çalışanların aileleri de çok mutlu olduklarını ifade ettiler. Eğitim uzmanı Selda Ülkü’nün doğum gününü kutlamak için bir araya gelen ÇHS Antalya departman yöneticileri ve ekip arkadaşları, Ülkü için sürpriz bir parti düzenledi. Kutlama sırasında duygu dolu anlar yaşayan Ülkü, yaptığı anlamlı konuşmada yeni yaşına ÇHS Antalya ekibiyle beraber girmiş olmaktan dolayı duyduğu sevinci dile getirdi. ÇHS İstanbul çalışanları ve Lufthansa Havayolları yetkilileri, uzun yıllardır sürdürdükleri başarılı işbirliğini bilet satış ve yolcu hizmetlerine taşımanın sevincini Cuba Bar’da hep birlikte kutladı. Tüm davetlilerin oldukça eğlendiği geceye; ÇHS ATA İstasyonu yönetici kadrosu ve çalışanlarıyla birlikte Lufthansa’dan İstasyon Müdürü Sibel Kartal Doğan, Kalite Müdürü Jens Stapelfeldt, Nöbetçi İstasyon Müdürü Eşber Güneş ve Supervisor Oral İnalp da katıldı. çalışanlarımız I 48-49 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen “Benim Bayramım” resim yarışmasında, birincilik ödülünü kazanan ÇHS Antalya Yolcu Hizmetleri Memuru Nuray Arıkan’ın kızı Bensu Irmak’a katılım sertifikasını ve hediyesini vermek üzere istasyonda bir ödül töreni gerçekleştirildi. Havalimanını gezen Irmak, Antalya İstasyonu Başmüdürü Battal Çoban’a uçakları çok sevdiğini anlattı. Tören sırasında, Yolcu Hizmetleri Memuru Serkan Murat Başbay’ın ikiz çocukları Toprak Doğa ve Rüzgar Tutku’ya da teşekkür edilerek katılım sertifikaları verildi. Yoğun iş temposunda dahi arkadaşlarının doğum günlerini unutmayan ÇHS Malatya İstasyonu personeli, mayıs ayında doğan Çelebi Malatya çalışanları için samimi bir kutlama organize etti. Hayli keyifli bir atmosferde gerçekleştirilen doğum günü partisi, pastanın lezzeti ve sohbetin neşesiyle ayrıca tatlandı. ÇHS Antalya Başmüdürü Battal Çoban ve departman müdürleri, harekat ve yolcu hizmetleri memuru olarak göreve başlayacak olan yeni personel şerefine Anadolu Park Restaurant’ta bir kahvaltı organize etti. Eski ve yeni personelin bir araya geldiği bu kaynaşma toplantısında, yoğun yaz sezonuna hazırlanan ekibe tecrübeleriyle yol gösteren ÇHS Antalya çalışanları, bu keyifli aktiviteyle takım ruhuna sahip olduklarını da ortaya koydular. ÇHS İstanbul, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tüm departman çalışanlarının çocuklarıyla birlikte kutladı. ATA İstasyonu merkez bina bölgesini araç trafiğine kapatarak güvenli hale getiren ve çocuklar için süsleyen Çelebi İstanbul personeli, çocukların uçakları yakından görmesi için bir de apron turu düzenledi. Ellerinde Türk ve Çelebi bayraklarıyla toplu fotoğraf çektiren miniklerin mutluluğu, gezi sonunda dağıtılan kitaplarla bir kat daha arttı. ÇHS Dalaman İstasyonu, muhteşem doğası ve tertemiz havasıyla yeryüzünün cennet köşelerinden biri olarak adlandırılan Göcek’teki İnlice Koyu’nda piknik yaptı. Çelebi Dalaman personeli arasında var olan birlik ve beraberliğin daha da arttığı, hayli keyifli zaman geçirilen organizasyonda, çalışanların yanı sıra çocuklar da kumsalda özgürce koşmanın ve doyasıya oynamanın tadını çıkardılar. ÇHS İstanbul Proje Grubu, çalışmalarına son hızla devam ediyor. Personel doğum günlerini aylık olarak düzenlenen toplu organizasyonlarla kutlayan ATA çalışanları, mayıs ayının doğum günü partisini 9 Haziran’da gerçekleştirdi. Güzel dileklerin ve keyifli sohbetlerin doğum günü pastasına eşlik ettiği kutlama, yoğun iş temposuna da keyifli bir mola oldu. Thomson Airways için hazırlanan acil durum planında görev alan ve verilen ekstra görevleri taahhüt edilen zaman içerisinde başarıyla yerine getiren ÇHS Bodrum personelinin ödülü keyifli bir tekne gezisi oldu. Gezi sırasında güzel bir öğle yemeği de yiyen çalışanlar, bu anlamlı ödül ve mesai arkadaşlarının tebrikleriyle gururlandı. ÇHS Adana çalışanları, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı eşleri ve çocuklarıyla birlikte eğlenceli bir piknikle kutladı. Yeşillikler arasında stres atarak sıcak yaz sezonuna hazırlanan ÇHS Adana personeli, artık bir gelenek haline gelen etkinlikte davul eşliğinde halay çekmeyi de ihmal etmedi. çalışanlarımız I 50-51 ÇHS Dalaman İstasyonu’nda Yolcu Hizmetleri Şefi olarak görev yapan Ümit Güçlü’nün, ÇHS Antalya İstasyonu’na Nöbetçi Müdür olarak atanması sebebiyle bir veda yemeği düzenlendi. Güçlü’nün uzun yıllar birlikte çalıştığı ekip arkadaşlarının yanı sıra istasyon genelinden de katılımın olduğu gecede, mutluluk ve hüzün bir aradaydı. Dalaman personeli, ekip arkadaşlarına yeni görevinde başarılar diledi. ÇHS Trabzon İstasyonu’nun 29 Mayıs’ta, ramp sundurma bölgesinde gerçekleştirdiği köfte partisi çalışanlardan büyük ilgi gördü. Uzun yıllardan beri gerçekleştirilen ve bir gelenek halini alan organizasyon sırasında meşhur sebzeli köftelerin tadına bakan Çelebi Trabzon personeli, bu keyifli aktivitenin ardından birlikte toplu resim çektirmeyi de ihmal etmedi. Emekliliği sebebiyle görevinden ayrılan Lufthansa Havayolları Ankara İstasyon Müdürü Tayfun Eralp için ÇHS Ankara İstasyonu’nun düzenlediği veda partisi, duygu dolu anlara evsahipliği yaptı. Esenboğa Havalimanı’nda sürdürülen başarılı işbirliğinin ardından Eralp’e iyi niyet temennileri ve alkışlarla veda eden ÇHS Ankara çalışanları, üzerinde LH Müdürü’nün resmi bulunan özel bir pasta hazırlatmayı da ihmal etmedi. Çelebi Gıda Grubu’nun başarılı markası Little Caesars Pizza, 3 Haziran’da Kilyos’ta gerçekleştirdiği piknikle, yoğun çalışma temposu içerisinde gösterdikleri başarı sebebiyle restoranlarda görevli asistan ve vardiya müdürlerine teşekkür etti. Merkez ofis çalışanlarının da katılımıyla toplam 70 kişinin bir araya geldiği organizasyon, keyifli bir kahvaltıyla başladı. Çuval, yumurta taşıma, halat çekme ve yoğurt yeme gibi hayli çekişmeli yarışların yapıldığı piknikte, öğle yemeğindeki mangal ziyafeti herkes için ayrı bir keyif kaynağı oldu. ÇHS Kars İstasyonu, Yolcu Hizmetleri memurlarından Funda Göyce ve Postabaşı personeli Burhan Şengel’in doğum gününü samimi partilerle kutladı. Arkadaşlarıyla birlikte pastalarını kesen doğum günü sahipleri ve tüm Çelebi Kars çalışanları için bu parti, operasyon sonrasında verilen keyifli bir mola niteliğindeydi. ÇHS Antalya, işçi şoförlerinden İbrahim Işık’ın emekli olması dolayısıyla bir araya geldi. Çelebi Antalya İstasyonu’nda uzun süredir ring aracı şoförü olarak başarıyla görev yapan ve tüm ekibin “İbrahim Abisi” olan Işık’ı departman yöneticileri de bu anlamlı günde yalnız bırakmadılar. Işık, yaptığı veda konuşmada vardiya arkadaşlarına ve bugüne dek kendisinden desteklerini esirgemeyen yöneticilerine teşekkür etti. Mesai arkadaşları, özverili çalışmaları için Işık’ı tebrik ederek, iyi dileklerle yolcu ettiler. Bandırma Limanı’nı işletme hakkının devralınmasına ilişkin sözleşmenin imza törenine katılmak üzere 8 Haziran’da Ankara’ya giden Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu ve beraberindeki yöneticiler, İstanbul’a dönüşlerinde bir sürprizle karşılaştılar. Can Çelebioğlu’nun doğum gününü, uçak başında pasta keserek kutlayan ÇHS Ankara İstasyonu’nun bu sürprizi, yöneticileri şaşırtmanın yanı sıra ekipteki herkesi de mutlu etti. ÇHS Ankara İstasyonu’nda vedalaşmaların hüznü yaşanıyor. Çelebi Ankara çalışanları, İstanbul İstasyonu Başmüdür Yardımcılığı’na atanan Başmüdürleri Umut Yüzer’e ve İstanbul İstasyonu Nöbetçi Müdürlüğü görevine terfi eden Yolcu Hizmetleri Şefi Murat Andaç’a “hoşçakal” partisi düzenledi. DHMİ Başmüdürü’nün de katıldığı samimi törende kesilen veda pastası ve kameraya verilen gülümsemelerle dolu pozlar, ayrılığın burukluğunu kapatmaya yetmedi. çalışanlarımız I 52-53 ÇHS Ankara İstasyonu, yıllardır aksatmadan sürdürdüğü geleneksel köfte partisini bu yıl da 13 Mayıs’ta istasyon binası önünde gerçekleştirdi. Yaz sezonu başında moral bulmak ve enerji depolamak adına düzenlenen köfte partisine ilgi büyük oldu. Arkadaşlarının pişirdiği lezzetli köftelerin tadına bakan Çelebi Ankara çalışanları, verdikleri bu keyifli molanın ardından tekrar işbaşı yaptı. Çelebi Marina Antalya çalışanları, 18 Haziran’da bu yıl 28.’si gerçekleştirilen Sahil Güvenlik Günü Kutlama Törenleri’ne katıldı. Aktivitelerde gösterdiği başarılı performanslar sonucunda Çelebi Marina personeli, iki kategoride kupayı havaya kaldıran taraf oldu. Şef gemici Sultan Anık “el incesi atma” yarışmasında 1. gelerek kupasını Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’dan, gemici Cihan Bektaş da “gemici bağı yapma” yarışmasında 1. gelerek kupasını Garnizon Komutanı Tuğgeneral Zafer Çelikel’den aldı. ÇHS Ankara İstasyonu’nun gerçekleştirdiği Çanakkale gezisi, tüm katılımcılar tarafından memnuniyetle karşılandı. Özellikle daha önce Çanakkale’ye gitmemiş olan Çelebi Ankara çalışanlarının yoğun istekleri doğrultusunda planlanan gezi, herkes için hem çok anlamlı hem de oldukça eğlenceli bir aktivite oldu. Çanakkale Savaşı’nın yapıldığı yerleri ziyaret eden ve çok etkilenen Ankara personeli, benzer gezilerde daha sık bir araya gelmeyi dilediklerini ifade etti. ÇHS Kars İstasyonu, operasyon saatleri dışında personelin özenle hazırladığı öğle yemeği ile hoş ve leziz bir mola verdi. İstasyon Müdürü Caner Yücel’in de katılımıyla, keyifli sohbetlerle devam eden yemek tüm ÇHS Kars çalışanları için tekrar işbaşı yapmadan önce, bir moral ve motivasyon kaynağı oldu. Mayıs ayı içerisinde, yolcu hizmetlerinden bir mesai arkadaşlarını askere uğurlayan ÇHS Malatya İstasyonu çalışanları akşam yemeğinde bir araya geldi. Arkadaşlarına hem teşekkür hem de veda eden Çelebi Malatya personelinin düzenlediği bu anlamlı gecede, eğlencenin yanı sıra ayrılmanın hüznü de yaşandı. ÇHS Sabiha Gökçen İstasyonu üst yönetimi ve çalışanları, Çelebi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Can Çelebioğlu’nun doğum gününü, düzenledikleri samimi bir organizasyonla kutladı. Seyahati sebebiyle Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen Can Çelebioğlu ve beraberindeki yöneticiler, SAW CIP Salonu’nda düzenlenen sürpriz organizasyonla karşılaştı. Doğum günü pastasını kesen ve Çelebi Sabiha Gökçen personelinin iyi dileklerini kabul eden Can Çelebioğlu, parti sonunda istasyon ekibiyle birlikte fotoğraf çektirdi. ÇHS İzmir’de görev yapan Elektrik Teknisyeni Esat Güz ve Apron Hizmetleri Şefi Hüsnü Özen, emekli olarak Çelebi’deki 23 yıllık çalışma hayatlarına veda ettiler. Çalışma arkadaşları ve istasyon yönetiminin katıldığı veda yemeği hem neşeli hem hüzünlü anlara sahne oldu. Çalışanlar, anılarını paylaşarak dostluklarının kalıcı olması dilediler. Gecede, İstasyon Başmüdürü Levent Kaylak da bir teşekkür konuşması yaparak emekliye ayrılan personele gelecek yaşamlarında başarılar diledi. ÇHS İstanbul Ramp Departmanı çalışanları, Yedikule Hisarı’nda düzenledikleri sucuk ekmek partisi ile stres attı. “ATA Ramp Yaza Merhaba-Sucuk Ekmek Bedava” sloganıyla gerçekleştirilen etkinliğe katılan şef, postabaşı, memur, işçi ve işçi-şoförler keyifli sohbetler ve müzikle dolu eğlenceli bir akşam geçirdiler. çalışanlarımız I 54 Dalaman Çelebi İstasyonu’nda geleneksel hale gelen köfte partisi; çalışanları, müşterileri ve devlet protokolünü bir araya getirdi. İstasyon Başmüdürü’nün elleriyle pişirdiği köfteleri afiyetle yiyen ÇHS Dalaman çalışanları, organizasyonların devam etmesi yönünde dileklerini dile getirirken partiye katılan diğer davetliler de bu tür aktivitelerin motivasyon için iyi bir araç olduğunu ve örnek alınması gerektiğini belirttiler. Gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla hizmet yaşamına hızlı ve etkili bir başlangıç yapan ÇHS Sabiha Gökçen İstasyonu, Çelebi’nin geleneksel köfte partilerinden de düzenlemeye başladı. 16 Haziran’da gerçekleşen organizasyona, Çelebi Sabiha Gökçen çalışanlarının yanı sıra Çelebi’nin müşterisi olan havayollarının temsilcileri ve havalimanı yetkilileri de katıldı. Köftelerin lezzetine sohbetin keyfinin de eklendiği etkinlik sonrasında tüm katılımcılar benzer organizasyonlarda tekrar bir araya gelme isteğini dile getirdiler. ÇHS Adana çalışanları, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocuklarıyla birlikte renkli bir şölen havasında kutladı. Kutlama için istasyon yemekhanesi süslendi ve çocuklara özel ikramlar hazırlandı. Çocuklarla oyunlar oynayan ve hep birlikte şarkılar söyleyen ÇHS Adana personeli, en az çocuklar kadar eğlenceli vakit geçirdi. ÇHS İzmir, Yolcu Hizmetleri çalışanları, düzenledikleri piknik ve mangal partileri ile yaz sezonu öncesi moral ve güç depoladı. Oldukça eğlenceli geçen organizasyonlar; istasyon ekibinin bir araya gelmesi, motivasyonunun yükselmesi, takım ruhunun ve iletişimin güçlenmesine katkı sağladı. nostalji I 55 Çocukluğumuzun unutulmaz tatları Çocukluğumuzdan bugüne yadigar, unutamadığımız şeyler vardır. Evimizin sokağı, tonton ve eliaçık komşumuz, mahalledeki küçük -o zamanlar bize çok büyük gelen- park, cebimizdeki çekirdekten bisiklete, her şeyimizi paylaştığımız fedakar dostumuz... Bir bakış, bir yer, bir koku, bir ses, bir renk veya bir tat... Çocukluğumuzda kalan, unutamadığımız bir tat... epimizin unutamadığı bir tat vardır mutlaka. Dayımızın bize aldığı ilk elmaşekeri veya mahalle maçını kazandığımızda, sonuna kadar hak ettiğimizi düşündüğümüz ve kasıla kasıla yediğimiz o sütlü dondurma. Yazlık sinemada annemizden yalvar yakar aldığımız parayla ceplerimizi doldurduğumuz çekirdek ve şürekası gazoz... Daha sonra hiçbir şeyin aynı hissi vermediği o özel, bize ait, damağımızda değil aklımızdaki tatlar... Dondurma, elmaşekeri, pamukşeker, gazoz bugün de her yerde var. Ama çocukluğumuzda aldığımız o tadı bir türlü alamıyoruz değil mi? Bir şeyler eksik her zaman, bir taraf hep yarım. Bir de biz çocukken olup da, bugün artık üretilmeyen hatta adı bile bilinmeyen tatlar var. Hatırladığımız, tadını damağımızda hissettiğimiz ama günümüze ulaşamamış tatlar. Bazılarının bugün olmaması nasıl da burukluk veriyor bize. Sanki çocukluğumuzun bir parçasını, bize ait özel bir şeyi izinsiz almışlar gibi. Bugün marketlerde çocuklar için yapılmış bir dolu şey var; çeşit çeşit, renk renk. Bize sorsanız hiçbiri onların yerini tutamaz; dilimize elektrik verilmiş gibi hissettiren patlayan şeker, ağzımızı kocaman açıp doldurduğumuz ve arkadaşlar hinlik yapıp güldürünce un gibi etrafa saçılan leblebi tozu, mahallemize çokluk dönmedolapçıyla birlikte gelen macuncudan aldığımız rengarenk macun, diş diş satılan “gerçek” damla sakızı, “çantada, cepte” Bonibon, yalnızca tadı için değil içindeki çizgi-diziyi merak ettiğimiz için de aldığımız TipiTip, tatlı mı tatlı bir kızın “On yüz baloncuk yuttum” dediği reklamını dün gibi hatırladığımız Fruko gazoz, her seferinde ağlayarak bir daha almayacağım dediğimiz halde vazgeçemediğimiz ekşi mi ekşi Sulugöz, erkekler gururuna “yediremediği” için yalnızca kızların aldığı emzik şeker, şekli bozulmasın diye rahat rahat yiyemediğimiz horozşeker, lezzetine doyamadığımız Şambaba tatlısı, okul kapılarının demirbaşı turşu suyu ve her pazar dönüşünde annemize, torba taşımak karşılığında rüşvet olarak aldırdığımız şemsiye çikolata... Onlar artık yalnızca hatıralarımızdaki o nostaljik “çocukluk filmi”ni süslüyorlar. Yeniden görmek için can attığımız ama asla göremeyeceğimizi bildiğimiz, makinistliğini “zaman”ın yaptığı o rüya gibi filmi... sanat I 56-57 Yeni kuşak Türk yönetmenler sinemamızın çehresini değiştiriyor... Özgün eserleri ve sinema dilleriyle Türk sinemasında yepyeni bir dönemin kapısını aralayan yeni kuşak yönetmenler, hem ulusal hem de uluslararası alanda başarıya doymuyor. Yeni kuşak sinemacılar izleyicinin filme ve sinemaya bakış açısını değiştirmekle kalmıyor, deyim yerindeyse “yeni bir Türk sineması” yaratıyorlar. 1980’lerde yaşanan çöküş döneminin ardından Türk sineması 90’lı yılları kendini var etme mücadelesi içinde geçirdi. Bir yandan seyirciyi yeniden sinema salonlarına çekmeye çalışan filmler üretilirken, diğer yandan kendi sesini ve tarzını bulmaya çabalayan yeni yönetmenler sahneye çıkmaya başladı. Uzun zamandır Türk sinemasına uzak duran seyirci, 90’lı yıllarda “Eşkıya”, “İstanbul Kanatlarımın Altında” ve “Ağır Roman” gibi yapımları izlemek için salonları doldurdu. Aynı dönemde, devlet sinemaya daha çok destek vermeye başladı ve çekilen film sayısı gözle görülür şekilde arttı. Böylece çok daha büyük ölçekli filmler yapmak mümkün hale geldi. Ama hiç kuşkusuz, 90’lı yıllardan bu yana Türk sinemasına damgasını vuranlar, özgün ve yenilikçi yönetmenler oldu. 2000’li yıllara gelindiğinde ise yeni bir Türk sinemasının doğuşundan söz edilmeye başlandı. Seyirciden aldığı destekle ulusal alanda prestij kazanan Türk sineması, uluslararası alanda da popülaritesini artırdı. Kişisel üsluplarını filmlerine cesurca yansıtan, tematik ve görsel olarak özgün bir tarz yaratmayı başarabilmiş Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz gibi yönetmenler, daha minimalist ve kişisel bir sinemanın peşinde koşarken; Çağan Irmak, Fatih Akın ve Ferzan Özpetek gibi ana akım sinemaya daha yakın duran yönetmenlerin filmleri hem seyirciden hem de uluslararası festivallerden büyük ilgi gördü. Bu çeşitlilik, Türk sinemasına yeni bir soluk getirdi. Minimalizmin gövde gösterisi 1995’te çektiği “Koza” isimli kısa filmle Cannes Film Festivali’ne katılarak, sonraki yıllarda elde edeceği başarının sinyallerini veren Nuri Bilge Ceylan; 1997’de çektiği ve başta Berlin Film Festivali olmak üzere pek çok dünya festivalinde gösterilen ilk uzun metrajlı filmi “Kasaba” ile özgün tarzını ortaya koydu. 1999 yapımı “Mayıs Sıkıntısı” ve 2002’de çektiği “Uzak”ta da bu tarzı sürdüren Ceylan, “Uzak”ın Cannes Film Festivali’nde “Jüri Büyük Ödülü”nü kazanmasıyla, belki de Yılmaz Güney’den sonra yurtdışında en çok tanınan Türk yönetmen oldu. Otobiyografik öğeler barındıran ve genellikle uzun plan çekimlerden oluşan filmlerinde dingin ve sakin bir anlatımı benimseyen Ceylan, bu yönüyle efsanevi Rus yönetmen Andrei Tarkovsky’e benzetiliyor. Nuri Bilge Ceylan, 2008 yılında çektiği son filmi “Üç Maymun”la yine Cannes’da “En İyi Yönetmen Ödülü”ne layık görülerek filmlerinin uluslararası beğeni kazanacak düzeyde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ceylan, diğer filmlerinin aksine otobiyografik öğeler barındırmayan ve ilk defa profesyonel oyuncularla çalıştığı “Üç Maymun”da; şehrin varoşlarında yaşayan şoför Eyüp’ün, yemekhanede çalışan karısı Hacer’in ve üniversite sınavını kazanamayan oğulları İsmail’in öyküsünü suç ve suçluluk duygularını irdeleyerek anlatıyordu. İnsanlık halleri Kendine özgü bir sinema dili yaratabilmeyi başarmış bir diğer yönetmenimiz, şehir hayatında kapana kısılmış insanın ruh hallerini betimlemekte ustalaşmış olan Zeki Demirkubuz. 1994’te ilk filmi “C Blok”u çeken Demirkubuz, kendi sanat I 58-59 senaryolarını yazan bağımsız bir yönetmen olarak çalışmaya devam etti. Uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler ise Demirkubuz’u Venedik Film Festvali’nde gösterilen ikinci filmi “Masumiyet”le tanıdılar. “Karanlık Üzerine Öyküler” adını verdiği üçlemesinin ilk iki filmi “Yazgı” ve “İtiraf”, 2002 yılında Cannes Film Festivali’nin “Belirli Bir Bakış” bölümünde gösterildi. Demirkubuz, başrolünü de üstlendiği “Bekleme Odası”yla 2003’te bu üçlemeyi tamamladı ve 2006’da “Masumiyet”in başlangıç öyküsünü anlatan “Kader”i çekti. Son olarak Nahit Sırrı Örik’in 1946 tarihli aynı adlı romanından senaryolaştırdığı “Kıskanmak”ı çeken yönetmenin filmlerinde, Albert Camus ve Jean Paul Sartre’ın başını çektiği varoluşçuluk akımından izler bulmak mümkün. Demirkubuz, karakter odaklı filmlerinde; suç, talihsizlik ve aşk gibi evrensel temaları ele alıyor. Sıradan ve gündelik olanın ötesi Paris’te sinema eğitimi alan Reha Erdem, 1988 yılında Büyükada’nın nostaljik ve büyüleyici atmosferinde çektiği ilk filmi “A Ay”la başlayan yönetmenlik yolculuğuna, 11 yıl sonra çektiği, İstanbul’un arka sokaklarında geçen soluk soluğa bir aksiyon ve suç filmi olan “Kaç Para Kaç” ile devam etti. Ardından 2004’te gerçeküstü ve absürt öğelerle bezeli “Korkuyorum Anne”, 2006 ve 2008’de ise çok daha melankolik bir atmosferde geçen “Beş Vakit” ve “Hayat Var” geldi. Uluslararası prömiyeri Berlin Film Festivali’nde gerçekleşen son filmi “Kosmos”, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film” ve “En İyi Yönetmen” ödüllerini kazandı. Bugüne kadar tüm filmlerinde farklı türler deneyen Reha Erdem; sinemada yapay, yaratılmış ve gündelik olanın ötesinde olanı aradığını söylüyor. “Beş Vakit”te taşrada, “Korkuyorum Anne” ve “Hayat Var”da İstanbul’un varoşlarında, “Kosmos”da ise adı sanı belli olmayan uzak bir sınır kasabasında zamana, mekâna ve insana dair sorulara cevap arıyor. Göçmenlerin evrensel hikâyesi Trabzon’dan Almanya’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Fatih Akın’ın filmlerinde göçmenlik olgusunun baskın öğe olması şaşırtıcı olmasa gerek. 1998 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmi “Kısa ve Acısız” ile sinema dünyasına hızlı bir gi- Seyirciden aldığı destekle ulusal alanda prestij kazanan Türk sineması, uluslararası alanda da popülaritesini artırdı. riş yapan yönetmen, Almanya’da yaşayan ve hapisten yeni çıkmış Türk göçmen Cebrail’in yolunun Yunan Costa ve Arnavut Bobby ile kesişmesini anlattığı bu çalışmasıyla pek çok festivalde övgü topladı. 2000’de gösterime giren ikinci filmi “Temmuz’da”da Almanya’da başlayıp İstanbul’da son bulan, romantik bir yol hikâyesi anlatan Akın; 2002 yapımı “Solino”da ise Almanya’ya göç eden İtalyan bir ailenin yaşamını beyazperdeye taşıdı. 2005’te çektiği “Duvara Karşı”, hem gişede hem de uluslararası festivallerde kazandığı başarı ile Akın’ı, Avrupa’nın en parlak genç yönetmenleri arasına soktu. Bu filmiyle, Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ından 40 yıl sonra Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülünü kazanan ikinci Türk yönetmen unvanını elde eden Akın, “İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek” belgeseli ile 2005 yılında Cannes Film Festivali’ne katıldı. Belgesel, İstanbul’un gösterişli yüzünden uzak arka sokaklarında yeteneklerini sergileyen müzisyenlerden, Türk müziğinin popüler kültüründe yer etmiş Sezen Aksu ve Orhan Gencebay gibi başarılı müzisyenlere kadar birçok insanı ve mekanı müzikle birleştirerek tarihi şehirdeki değişik yaşam ve kültürleri gözler önüne serdi. Cannes Film Festivali’nde “En İyi Senaryo” ödülünü kazanan 2007 yapımı “Yaşamın Kıyısında”da altı ana karakterin birbiriyle iç içe geçen hikâyelerini, Almanya-Türkiye ekseninde anlatan Akın, son filmi “Soul Kitchen”da ise yemek ve aşkla bezeli, “Hamburg’da geçen komik bir hikâye” anlattı. Yönetmen bu filmiyle de Venedik Film Festivali’nde “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı. İtalya’dan farklı renkler Ferzan Özpetek, tıpkı Fatih Akın gibi bol ödüllü ve yurtdışında yaşayan bir Türk yönetmen. Filmlerinde izleyiciye farklı kültürlerden hikayeler anlatan yönetmenin ana teması genellikle insan sevgisi ve dostluk. İtalya’da sinema eğitimi alan Özpetek, 1997’de çektiği ilk filmi “Hamam”da; Halil Ergün ve Şerif Sezer gibi Türk sinemasının usta oyuncuları ile İtalyan Sineması’nın parlayan yıldızları Alessandro Gassman ve Francesca d’Aloja’yı aynı filmde buluşturdu. Film Türkiye ve İtalya’da geniş kitleler tarafından izlendi ve aynı yıl Cannes Film Festivali’nde, “Yönetmenlerin On Beş Günü” seçkisinde yer aldı. Türk-İtalyan-Fransız ortak yapımı ikinci filmi “Harem Suare”, 1999 yılında Cannes Film Festivali’nin “Resmi Seçki” kategorisine seçildi ve “Hamam” gibi birçok ülkede gösterim şansı yakaladı. İtalya’da, gösterimde kaldığı süre boyunca en çok izlenen film olmayı başaran 2001 yapımı “Cahil Periler” ve 2003’te çektiği “Karşı Pencere” hem İtalya’da hem Türkiye’de büyük gişe başarısı elde etti. 2005 yapımı “Kutsal Yürek”le İtalya’nın Oscar’ı sayılan “David di Donatello Ödülleri”nden iki ödülle dönen yönetmen, son filmi “Serseri Mayınlar”ı yine kendine özgü hümanist yaklaşımıyla aile ve dostluk temaları etrafında şekillendirdi. Özpetek ilişki yumağındaki karmaşanın ya da aile içi gerginliklerin genellikle yemek sofrasında çözüldüğü filmlerinde; her dilden, ırktan ve cinsiyetten insana yer veriyor. Melodramın dönüşü Filmlerinde hem sosyal konulara hem duygusallığa yer vermesi nedeniyle “Atıf Yılmaz’ın halefi” olarak anılan, “Asmalı Konak” ve “Çemberimde Gül Oya” gibi sevilen dizilerin yönetmeni Çağan Irmak, popüler Türk sinemasının en başarılı yönetmenlerinden biri. “Mustafa Hakkında Her Şey”in ardından, 2005’te çektiği “Babam ve Oğlum”da yakaladığı duygusal ve hüzünlü tonla izleyicileri kalbinden vuran Irmak, filmde babasının Ege’deki çiftliğinden gazetecilik okumak için ayrılan Sadık’ın, yıllar sonra oğluyla beraber yeniden çiftliğe dönüşünü, arka planında 12 Eylül darbesiyle anlattı. 2008 yapımı “Issız Adam”da iki gencin aşklarının özelinde modern yaşamın insanları nasıl yalnızlaştırdığını anlatan Irmak, bu filmle birlikte Türk seyircisi için tam bir fenomene dönüştü. Son olarak 2009’da çektiği “Karanlıktakiler”de dışarıdan bakıldığında normal gözüken bir evin içine gizlenmiş küçük bir cehennemi anlattı. Bu filmle çok daha olgun bir sinema dili yakaladığını gösteren Irmak, yeni filmleri en fazla merak edilen yönetmenlerin başında geliyor. kişisel gelişim I 60-61 Gü n şirk ümüz d e kül tlerin e tıp k tür d kur ünd e ke ı ülkel n e e u işle msal n doğ dine a r, mill et yişi te a i bu hız rimle n ve t bir d ler gi b t l ö r aile erimle andıra i var. zel a ili, kur i n u İ n r n mo in pa , çalış ve h letişim lamla m r rça tiva ata anl i içe kol sı ar syo o r nun olara ın ke ranla aylaşt en nd rın kg ıra da artm örme ini bü ı düşü n, yü s ren ası nı s ini, do k bir ağl l ıyo ayısıy r. la Yeni başlayanlar ve merak edenler için “Kurum içinde kullanılan terimler sözlüğü” Kurum içi iletişimde çalışanların birbirini anlamak için en sık tercih ettiği yöntemin dedikodu olduğunu hepimiz biliriz. Aynı binada, aynı katta, hatta aynı ofiste çalışan insanlar birbiriyle yüz yüze anlaşmak yerine, “fısıltı gazetesi”ni okumayı tercih ederler genellikle. Kahve makinesinin önü, şirket içi işleyişin düzenlendiği, herkes tarafından sessizce kabul görmüş minik bir toplantı alanıdır adeta. Kurumun gerçek yapısı kurul toplantılarında değil, makine başındaki bu sohbetlerde anlaşılır. Yazılı kurallar insana dair her şeyi çözmeye ve iletişimi sağlamaya yetmediği için günlük yaşantının getirdiği, işleyişten doğan yazısız kurallar, kelimeler hakimdir bu sohbetlere. Biraz kulak misafiri olursanız, aynı şirkette çalışan insanların, farklı kişiliğe sahip olsalar ve farklı şeyler düşünseler dahi aynı kelimeleri kullandığını görürsünüz. Yalnızca kurum mensupları tarafından kullanılan ve söylendiğinde herkesin hemen anladığı bu özel jargonlar; iletişimi kolaylaştırır, işleyişi hızlandırır ve çalışanların kendini büyük bir ailenin parçası gibi hissetmesini sağlar. Aynı dili konuşan insanların hissettiği bu aidiyet, motivasyonu yükselten en önemli öğelerden de biridir. Şirketten şirkete değişebilecek bu “kurumsal dil”in yanı sıra tüm şirketlerde geçerli olan birtakım kelimeler de vardır. Özellikle orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışanlar, bu kelimeleri kullanarak daha net ve daha hızlı anlaşırlar. Bu terimlerle işleyiş hızlanır, yanlış anlama oranları ve hata payı düşer. İşte bu terimler, şirket içi iletişimi sağlayan ve işe yeni başlayan birinin dahi kısa sürede öğrenip, anlayabileceği “kurum içi terimler”dir. Bu terimlerin bazıları, çalışanlar tarafından kurum kültürü, politikası ve şirket içi dengelere göre anlaşılır. Herkes verilmek istenen mesajı alır ve buna göre hareket eder. Bu terimlerde öznelliğe yer yoktur. Birçoğunuzun bu kelimeleri -hatta belki de daha fazlasını- çok iyi bildiğini ve iş hayatında sürekli kullandığını biliyoruz. Ama bazılarınızın “Peki nedir bu kurum içi terimler?” dediğini duyar gibiyiz. İşte 21. yüzyılın ilk çeyreğinde hemen tüm şirketlerde kullanılan ve iletişimi kolaylaştıran terimler... Belgelendirme (Sertifikasyon): Bir ürün, hizmet, personel, laboratuvar veya sistemin, belirli bir standart veya teknik düzenlemeye uygun olduğunun yazılı olarak belirlenmesi işlemi. Bürokrasi: Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde konulan gereksiz kurallar ve bu yönde yapılan gereksiz işlemler, kırtasiyecilik. Bülten: Kurumun çalışmaları hakkında, çalışanları bilgilendirmek amacıyla, belirli zamanlarda yayınlanan çok sayfalı mektup vb. gibi yazılı araçlar. Dış müşteri: Sunulan ürün ve hizmetleri satın alarak, kendi kişisel amaçları için kullanan ve çalışanların ücretlerinin ödenmesini sağlayan müşteri. Dönemsel işler: Bir işletmenin iş yoğunluğunu dikkate alarak belirli zamanlarda, geçici olarak eleman çalıştırdığı işler. Empati: Başkalarının duygularını sezmek, bakış açılarını anlamak ve endişeleriyle etkin bir biçimde ilgilenerek kendini onların yerine koyabilmek. Geribildirim (feedback): Alıcının, kaynağın mesajına verdiği yanıt. Haber medyası: Kitle iletişim araçlarında, haberden ya da haber programından sorumlu tüm birim ve kişiler. İç müşteri: Bir işletme içindeki her birim (ve çalışanlar), kendinden bir önceki safhanın müşterisi konumundadır. İmaj: Kurum ya da kişiler hakkında sahip olduğumuz bilgileri özetleyen kanı ve inançlar. İnovasyon: Önemli değişiklikler getiren yeni ürün ve stratejiler geliştirme. İş tanımı (job description): Bir işin içerdiği görevler, sorumluluklar ve iş özellikleri. Kurum kültürü (corporate culture): Bir vizyon ve misyon etrafında toplanan insanların sahiplendikleri inanç ve değerler sistemi. Logo: Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret. Mahrem alan: İnsanların sadece çok yakınlarını kabul ettikleri, kırk beş santimetreye kadar olan uzaklığı kapsayan alan. Manipülatif: Varlıkları yapıcı, açıklayıcı ve yararlı bir biçimde kullanma işi. kişisel gelişim I 62 İş hayatında sıkça kullanılan kısaltmalar ve anlamları: Misyon (mission): Bir organizasyonun varlık nedeninin bir cümle ile ifadesi. Oryantasyon (uyumlama): Yeni çalışanlara organizasyonu ve kendi iş birimlerini tanıtmak ve işe alıştırmak için gerçekleştirilen aktiviteler. Outsourcing (dış kaynak kullanımı): Bir organizasyonun kendi kaynaklarına ve çalışanlarına dayalı olarak yürüttüğü bir etkinliği, o alanda uzmanlaşmış ve etkinliğini kanıtlamış kişi ya da kuruluşlara yönlendirmesi. Rol belirsizliği: Bireyin, nelere ve kimlere karşı sorumlu olduğunun tam olarak belirlenememesi. Rotasyon: Yerine getirdiği değişik işlerin sayısını artırmak ve motivasyonunu sağlamak amacıyla, çalışanı belli bir süre için bir görevden diğer bir göreve almak. Sosyal alan: Toplantılarda ve davetlerde, birbirlerini az tanıyanlar arasında bırakılan bir metre ila iki buçuk metre mesafe. Sponsor: Destekleyen, himaye eden. Statü: Bir toplumsal sistem içerisinde, bireyin elde ettiği yer. Strateji: Bir amaca varmak için eylem birliği sağlama ve düzenleme sanatı. Vizyon: Görme, önsezi, imgelem, görme gücü. Yatay iletişim: Aynı kademedeki yöneticilerin, ortaklaşa bağlı bulundukları üst kademeye başvurmadan, karşılıklı olarak kendilerini ilgilendiren konularda işbirliği yapmaları durumunda gerçekleşen bir iletişim biçimi. Yetkinlik: Çalışma ortamında gereken bilgi, beceri. Yeterlilik (kalifikasyon): Çalışanın mesleki ve profesyonel becerileri ve görevlerini yerine getirme gücü. Zaman yönetimi: Çalışanın kısıtlı olan zamanını iyi değerlendirmesi, üretken zamanlarını maksimize etmesi ve işle ilgili olmayan boş zamanlarını minimize etmesinin sağlanması. AB: Avrupa Birliği ARGE: Araştırma-Geliştirme ASAP: As Soon As Possible (Mümkün olan en kısa zamanda) AVM: Alışveriş Merkezi BT: Bilgi Teknolojileri CRM: Customer Relations Management (Müşteri ilişkileri yönetimi) CV: Curriculum Vitae (Özgeçmiş) DTÖ: Dünya Ticaret Örgütü EU: European Union (Avrupa Birliği) FYI: For Your Information (Bilginize) IT: Information Technologies (Bilgi teknolojileri) İK: İnsan Kaynakları LMS: Learning Management System (Eğitim yönetim sistemi) MBA: Master of Business Administration (İşletme mastırı) MT: Management Trainee (Yönetici adayı) ST: Sales Trainee (Satışçı adayı) STK: Sivil Toplum Kuruluşları PC: Personel Computer (Kişisel bilgisayar) PR: Public Relations (Halkla ilişkiler) UMYS: Ulusal Mesleki Yeterlilik Sistemi ÜRGE: Ürün Geliştirme İş yerinde, özellikle ofis içinde sıkça kullanılan yabancı kelimeler ve anlamları: Advertorial: Bir şirketin ürünlerinden ve hizmetlerinden söz eden yazı Scan etmek: Taramak Check etmek: Doğrulamak Save etmek: Kaydetmek Print etmek: Yazdırmak Forwardlamak: Yönlendirmek Copy-paste: Kes-yapıştır Part-time: Yarı zamanlı Talent pool: Yetenek havuzu Maillemek: Göndermek Happy hour: Parti Data: Veri Coffee break: Kahve molası Okeylemek: Onaylamak Brief: Kısa bilgi, özet Timing: Zamanlama Business: İş yaşamı Global: Küresel Networking: Ağ, bilgi ağı Restart: Yeniden başlatmak Chatleşmek: Sohbet etmek, gevezelik etmek Trend: Moda, eğilim Schedule: Zaman çizelgesi Start-up: Başlatmak Back-up: Yedeklemek Management: Yönetim Marketing: Pazarlama Benchmark: Düzey işareti Training: Eğitim, staj Deadline: Son tarih, bitiş tarihi Double check: Çift kontrol Offlama: İptal etme Resource: Kaynak, eleman (çalışan) Server: Sunucu Call center: Çağrı merkezi Update: Güncelleme As-is: Şimdiki hali, şimdiki durum To-be: Planlanan To-do: Yapılacak (işler) Log: Giriş, kayıt Task: Görev, iş Manual: Elle (otomatik olmayan) Conversion: Dönüşüm, dönüştürme Migration: Toplu aktarım Up-to-date: Güncel (veri) Outsource: Dış kaynak, taşeron Upgrade: Yükseltme Downgrade: Düşürme Memo (memorandum’un kısaltması): Bilgi notu yarışma I 63 ÇHS, 23 Nisan’ı resim yarışmasıyla kutladı Çelebi Hava Servisi Sosyal Komitesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle Çelebi çalışanlarının çocuklarına yönelik “Benim Bayramım” adlı bir resim yarışması düzenledi. Çelebi’nin “Yarının büyükleri çocuklarımızın, gökkuşağı rengindeki hayallerinin asla solmaması dileğiyle” ifadesiyle duyurusunu gerçekleştirdiği yarışmada, yaptığı resimle 23 Nisan’ı en iyi anlatan minikler sürpriz hediyeler kazandı. 7-9 ve 10-12 yaş grubu olarak iki kategoride gerçekleştirilen yarışmaya, Çelebi çalışanlarının çocukları yoğun ilgi gösterdi. Katılan tüm çocuklara “Teşekkür Belgesi” verilen yarışmada dereceye giren çocuklara ise MP3 çalar, saat, spor ayakkabı ve tişört hediye edildi. Her iki kategoride dereceye giren miniklerin resimleri 15 gün süreyle ÇHS istasyonlarında sergilenecek. 07-09 yaş dereceye giren çocuklarımız Adı-Soyadı Velisi İstasyon Yaşı 1 2 3 4 5 10-12 yaş dereceye giren çocuklarımız Adı-Soyadı Velisi 1 2 3 4 5 ödüllerimiz 1.’lere 2.’lere 3.’lere 4. ve 5.’lere İstasyon Yaşı hobi I 64-65 Bi’tur özgürlük: Bisiklet Birçoğumuzun ilk hayali ve ilk heyecanıdır bisiklet. Günler, haftalar boyu büyüklerimizin tabiri caizse başının etini yiyerek sahip olduğumuz bu iki tekerlekli naif araç, ilk binişimizde bizi üzerinden atıvererek mutluluğumuzu küçük dirsek sızılarıyla bölmüş olsa da, çocukluğumuzun hatta ilk gençliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Otomobilin trafikte kapladığı alanın 1/4’ünü, park alanının 1/8’ini kaplıyor. Fiyatı otomobilin 1/80’i kadar. Üstelik bakım masrafı yok denecek kadar az ve ödenen vergi oranı ise %0. Neden mi bahsediyoruz? Dünyanın en çevreci ulaşım aracından; bisikletten… Hepimizin bisikletle ilgili bir anısı vardır değil mi? Kimine karne, kimine sünnet gününü; kimine ise dirsek ve dizindeki sıyrıkların acısını anımsatır. Korkup da binemediğimiz o ilk anı hangimiz unutabiliriz ki... Binip düşüşümüzü, hissettiğimiz acıya rağmen ayağa kalkıp tekrar deneyişimizi… İlk mücadelelerimizden ve üzerinde kalmayı başarmışsak ilk zaferlerimizden biridir bisiklet. Küçük ama tamamen bize ait bir zafer. Hele zaman geçip de ustalaşınca, jantların üzerinde dengede durup etrafa afili pozlar vermemiz… Ve bizim gibi bisiklet tutkunu arkadaşlarla yapılan mahalle turları. Bisikleti “faça”lamak da, öğrenilen yeni numaralar- la şov yapmak da usulden. Hele o tıkır tıkır zincir sesi… Yıllar geçti; devir, kültür, nesil, her şey değişti. Eskiden karne zamanı bisiklet isterdi çocuklar. Şimdiyse favorileri PlayStation veya bilgisayar. Yeni nesil; sokakta, arkadaşlarının arasında, hayatın içinde değil, masa başında büyüyor artık. Oysa bisiklet yalnızca bir oyun, hobi veya spor aracı değil; sokağın sesini dinlemenin, sosyalleşmenin, çevreye duyarlılığı öğrenmenin de en güzel yolu. Belki de işte bu nedenle, gelişen teknolojiye ve hızını gittikçe artıran gündelik yaşam koşullarına rağmen kullanmaktan ve sevmekten vazgeçmedik bisikleti. Tıpkı karınca gibi... Çocukluğumuzun bir parçası olan bisiklet bu romantik ve nostaljik tarafının yanı sıra ekonomik, sağlıklı ve çevreye duyarlı oluşuyla her milletten insanın kullandığı işlevsel bir araç. Bugün dünya üzerinde 100 milyondan fazla bisiklet var. Özellikle Akdeniz ülkeleri ve Uzakdoğu’da bisiklet, her gün piyasaya yeni çıkan otomobillere inat insanlarla o sıcak yarenliğini sürdürüyor. Bisikletin otomobile nazaran sağladığı ekonomik ve fiziksel avantajları göz önüne aldığımızda, özellikle nüfusu yoğun olan ülkelerin bisikleti neden tercih ettiğini daha iyi anlarız. Tıpkı bir karınca gibi, kendisinden 10 kat ağır yükleri kolaylıkla taşıyan ve basit düzeneğine göre oldukça hızlı yol alan bisikletle; yürürken harcadığınız kadar bir enerjiyle saatte 15-20 km hız yapabilirsiniz. Üstelik bisiklet karınca gibidir, tümsek veya çukur tanımaz. Otomobilin aşamayacağı engebeleri bisikletle rahatça aşabilirsiniz. Özellikle beklemeyi sevmiyor ve aracınızı şehrin ortasında dahi gittiğiniz yerin kapısının önüne bırakmak istiyorsanız, bisiklet tam size göre… Yalnızca trafik, tasarruf ve çevre için değil, bir anlığına bile olsa çocukluğumuza dönmek ve tabiata daha yakın olmak için bisikleti hayatımızın bir parçası yapmalıyız. Tabii bu faydalarının yanı sıra pedal çevirmenin büyük bir artısı daha var. Sportif bir hayat, zinde bir yaşam. Uzmanlara göre, düzenli yapılan bisiklet egzersizi dayanıklılık antrenmanı yerine geçiyor ve bu da beyin tarafından “endorfin” adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Özellikle açıkhavada yapılan bir bisiklet gezintisi, bize tabiatın güzelliklerini içimize sindire sindire seyretme imkânı veriyor. Telaşlı, aceleci ve edilgen olduğumuz modern yaşamda bisiklet, yalnızca “bi’tur” bile olsa bir çeşit özgürlük ve iç huzur aracı. Ne tür bir bisiklet almalıyım? Yazlıkta, kampta, piknikte hatta işe giderken... Yaz günlerinde bisiklet üzerinde serin serin tur atmanın, yolculuk etmenin kulağa çok hoş geldiğini biliyoruz. Bunun için öncelikle güzel bir bisiklete ihtiyacınız var. Rengini belirlemiş olabilirsiniz ama satın almadan önce karar vermeniz gereken başka bir konu daha var; bisikleti ne amaçla alacağınız. Yalnızca dolaşmak mı yoksa profesyonel bir yarışçı olmak mı istiyorsunuz; fitness ve sağlık amacıyla mı yoksa ülke ülke dolaşmak için mi kullanacaksınız? Hayaliniz tepelerden aşağı çılgınca süzüleceğiniz bir bisiklet mi, şehir içi ulaşımda kullanacağınız mütevazı bir model mi? Vereceğiniz cevap, alacağınız bisikletin modelini belirleyecek. Bisiklet alırken dikkat edeceğiniz diğer noktalar ise şunlar: • Bisiklet boyunuza uygun bir ölçüde, • Ağırlığı taşıyabileceğiniz bir ağırlıkta, • Kullanım amacı, beklentilerinize uygun, • Fiyatı gerçek değerinde, • Fren ve vites mekanizması kullanışlı, • Tasarımı beğenilerinize uygun, • Amortisörlü ise amortisörünün kalitesi yüksek, • Yedek parçası kolay bulunan, • Garanti süresi uzun, • Üretim kalitesine güvenilen bir ülkede imal edilmiş, olmalı. çocuk I 66-67 “Ders çalışmak istemiyorum! Çok sıkılıyorum!” Her anne-babanın hayatlarının bir döneminde mutlaka duyduğu bu serzeniş, yaz aylarının gelmesiyle daha da artar. Sıcaktan bunalmış ve tatil psikolojisine girmiş olan çocuk, ders çalışmak istemez. Bu güzel havada gezip dolaşmak, yüzmek, bisiklete binmek, arkadaşlarla basket oynamak varken, bu davranışı gayet doğal. Ama size bir sır verelim; biraz ilgi ve yaratıcılıkla, tatilde bile çocuğunuzun ders çalışmasını sağlamanız mümkün. Yoğun bir eğitim ve öğretim yılının sona ermesiyle birlikte öğrencilerin sabırsızlıkla beklediği yaz tatili başladı. Çocuklar ders çalışmayı çok sıkıcı bir iş olarak görebilirler. Özellikle de yaz aylarında. Pek çok anne-baba, çocuğunu ders çalışması için masa başına oturtmakta zorlandığından ve çocuğunun çabucak sıkılıp, ilgisinin başka yöne kaydığından şikayet eder. Peki çocukların verimli bir şekilde ders çalışması için neler yapılabilir? Tatil dönemi, anne-babanın çocuğu ile birlikte keyifli zaman geçirmesi için bir fırsattır. Uzmanlar tatil dönemini dinlenerek ve ailesiyle beraber geçiren çocukların yeni eğitim-öğretim döneminde daha başarılı olduklarına dikkat çekiyor. İlk olarak çocuğa neden ders çalışması gerektiği ve ders çalışmanın ona ne gibi faydalar sağlayacağı anlatılmalıdır. Böylece çocuk, ders çalışmayı oyun oynayarak geçirebileceği zamandan çalan sıkıcı bir iş olarak görmeyecektir. Yazın evde ders çalışma zamanı, anne-babanın da katılımıyla eğlenceli bir aktiviteye dönüştürülürse, minik afacanlar da yaz ödevlerini yapıp öğrendiklerini unutmayacaklardır. İşte yaz aylarında ders çalışmayı daha eğlenceli ve verimli hale getirecek birkaç öneri: • Yaz tatili, okul döneminde anlaşılmamış ya da eksik kalmış konuların pekiştirilmesi için bir fırsat olabilir. Önemli olan, tüm günü dersle doldurmak yerine günün belli saatlerini ders çalışmaya ayırıp, geri kalanında çocuğun gönlünce eğlenmesine fırsat vermektir. • Özellikle yaz aylarında çocuğun dikkati kısa bir süre içinde dağılacağından, masadan kalkmadan saatlerce çalışmanın hiçbir faydası yoktur. Bu nedenle ders çalışma süresini kısa tutun. Mesela, yarım saat ders çalıştıktan sonra 10 dakika ara vermek ideal bir çalışma planıdır. • Çalışılacak konuları görsel malzemelerle zenginleştirerek çocuk için eğlenceli hale getirebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzu okuma yazmaya teşvik etmek için ders kitapları dışında daha renkli, resimli ve eğlenceli kitaplar okumasını teşvik edebilirsiniz. Onu kitapçıya götürerek ilgisini çeken kitapları seçmesine izin verin. • Evde ailece kitap okuma seansları düzenleyin. Anne-babasının kitap okuduğunu gören çocuk kitap okumaya çok daha hevesli olacaktır. • Okuma ve yazma becerilerini günlük hayatta da kullanarak, okuma-yazmanın keyfini fark etmesini sağlamak için çocuğunuza günlük gazetelerin başlıklarını okutabilir veya mağazaların vitrinlerindeki yazıları okumasını isteyebilirsiniz. Ayrıca onunla birlikte hikayeler okumak (örneğin bir sayfasını siz, bir sayfasını çocuğunuz) onu bu konuda heveslendirebilir. • Sayı kavramının gelişmesi için, okul öncesi dönemden itibaren çocuğunuzun sayılarla nesneler arasında ilişki kurmasını sağlayacak egzersizler yaptırın. Mesela, merdivenleri çıkarken basamakları saymak, çevredeki rakamlara dikkatini çekmek, sayı yazma alıştırmaları yapmak ve zarlı oyunlar oynamak gibi. • Yaz tatili bol bol oyun oynamak için bire bir. Monopoly ve Scrabble gibi hem eğlenceli hem eğitici oyunlarla çocuğunuzla birlikte güzel vakit geçirebilirsiniz. • Çocuğunuz bir konuyu bitirdikten sonra farklı bir konuyu çalışmasını sağlayın. Örneğin o gün Türkçe çalıştıysa, ardından Tarih yerine Matematik çalışmasını teşvik edin. Böylece çabucak sıkılmayacaktır. • Sosyal dersler tekrar yaparak ve sesli anlatarak, sayısal konularsa bol problem çözerek öğrenilir. Sosyal derslerde çocuğunuzdan okuduğu konuyu size anlatmasını isteyebilirsiniz. • Çocuğunuzun ödevi kitap okumaksa, siz de o kitabı okuyun. Daha sonra onunla kitap hakkında sohbet edip, konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz. • Özellikle çok sıkıldığı bir dersi eğlenceli bir şekilde çalışmak için şunu deneyebilirsiniz: Çocuğunuz o dersin öğretmeni olsun. Siz de öğrenci olup dersi dinleyin. Bu küçük rol yapma oyunuyla çok sıkıldığı dersler bile eğlenceli bir aktiviteye dönüşecektir. • Çocuğunuza ödül verin. Ders çalıştıktan sonra sevdiği bir şeyi yapmasına izin verin; arkadaşları ile oynamak, bisiklete binmek ya da yüzmeye gitmek gibi. • Tatilin öncelikle çocuğunuzla keyifli zaman geçirmek için bir fırsat olduğunu unutmayın. Anne-babasıyla kurduğu yakın ve sıcak iletişim, çocuğun okuldaki başarısını etkileyen faktörlerin başında gelir. Bu nedenle çocuğunuzun tatilini, sizinle sürekli iletişim halinde geçirmesine özen göstermelisiniz. lezzet I 68-69 soğuk çorbalar Serinlemenin en lezzetli yolu: Yaz sıcağında çorba mı içilirmiş, demeyin. Çünkü hem besleyici hem serinletici soğuk çorbalar, sıcak yaz aylarının en büyük kurtarıcısı. Soğuk çorbalar, bu yıl yaza denk gelen Ramazan ayında da iftar sofralarına sık sık konuk olacağa benziyor. ürkçeye, tuz ve suyla pişirilmiş yemek anlamına gelen Farsça “shorba” kelimesinden geçen çorba, ülkemizde sabah kahvaltısı da dahil olmak üzere tüm öğünlerin vazgeçilmez lezzeti. 800’ün üzerinde çorba çeşidine sahip Türk mutfağının tarhana, bulgur, pirinç, nohut, mercimek gibi bakliyat ağırlıklı çorbaları, yaklaşık 500 yıldan beri sofralarımızdan eksik olmuyor. Özellikle soğuk havalarda ısınma amacıyla tüketilen bir besin olsa da, çorba soğuk olarak hazırlandığında serinlemek için bire bir. Soğuk çorbanın ortaya çıkışı, göçebe toplulukların mevsimlere göre yeme içme alışkanlıklarını değiştirerek kışın sıcak olarak yaptıkları çorbayı yazın soğuk şekilde hazırlamalarıyla başladı. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde soğuk çorbalar saray mutfaklarına da girdi ve Anadolu, özellikle ekşili ve yoğurtlu çorbaların anavatanı haline geldi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü, ismi yöreden yöreye değişen yoğurtlu soğuk çorbalar, zamanla Türk mutfağının değişmez lezzetlerinden oldu. Ayran aşı, Gazpacho ve diğerleri Yoğurttan yapılan ve içine buğday, nohut, mısır, hatta bazen fasulye konulan ayran aşı çorbası, Türk mutfağındaki soğuk çorbaların en ünlüsü. Domates, kırmızı biber ve salatalık karışımından oluşan İspanyolların ünlü Gazpacho’su, buzlu avokado çorbası, mantarlı ve ıspanaklı çorba, tavuklu sebze çorbası ve yine bir İspanyol çorbası olan pırasa ve patatesli Vichyssoise, dünyaca ünlü soğuk çorba çeşitlerinden bazıları. Yoğurt, salatalık ve nane karışımından oluşan cacık da Batı ülkelerinde soğuk çorba olarak tüketiliyor. Sivas’ın pazılı bulgur çorbası, Siirt’in mihir çorbası ve Karadeniz yöresine özgü yoğurt ve nohutlu çorba, ayran aşı veya ayran çorbasının farklı bölgelerdeki değişik yorumlarından bazıları. Ülkemizde ayran aşı çorbasının sayısız versiyonu bulunuyor. Soğuk çorba, bilhassa sıcak bölgelerde ve yaz aylarında sofraların vazgeçilmez öğesi haline geliyor. Özellikle hafif olması nedeniyle tercih edilen bu çorbalar, bakliyat ve yoğurt ağırlıklı oldukları için yüksek besin değerleriyle de öne çıkıyor. İçine katılan taze nanenin ferahlatıcılığı ve soğuk servis edilmesi sayesinde hem hazmı kolay hem de hafif olan soğuk çorbaların hazırlanması ise oldukça pratik. Lezzetli soğuk çorbalar için Soğuk çorba yaparken malzemelerin dengeli ve doğru kullanılması büyük önem taşıyor. Çorbanın malzemeleri çiğ ya da az pişmiş kullanıldığından taze ve mevsime uygun seçilmeli. Temel olarak, çiğ malzemelerin ince şekilde doğranması, blender’dan geçirilmesi veya ezilmesiyle yapılan soğuk çorbalarda, katı yağ kullanılması tavsiye edilmiyor. Bu çorbalarda en mükemmel sonucu saf zeytinyağı veriyor. Çorba yapımında genellikle et veya tavuk suyu lezzet I 70 kullanılsa da, soğuk çorbalarda et suyu yerine yoğurt, domates suyu, sebze ve meyve suları kullanılarak içimi hafif lezzetler elde ediliyor. Soğuk çorbalar, çiğ veya pişirilerek soğutulmuş besinlerle hazırlandığı için genellikle pişirme araçları kullanılmadan hazırlanıyor. Çorba pişirilerek hazırlanmış olsa bile soğutularak servis ediliyor. Çiğ olarak kullanılan malzemelerin çorbaya öz suyunu bırakması ve içilebilecek kıvama gelmesi için ezilmesi, süzülmesi veya rendelenmesi gerekiyor. Soğuk çorba yapımının en önemli püf noktası, hazırlandıktan sonra bekletilmemesi ve taze olarak servis edilmesi. İftar için bire bir Soğuk çorbalar, Ramazan’ın bu sene sıcak yaz aylarına denk gelmesiyle, iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden olmaya aday. Bunaltıcı sıcaklarda oruç tutarken iftarda serinletici gıdalara olan ihtiyaç da artıyor. Önceleri yalnızca lüks restoranların menüsünde rastladığımız soğuk çorba, mahalle lokantalarına ve hazırlarının piyasaya çıkmasıyla market raflarına taşındı. İftar için soğuk çorba hazırlarken, çorbanın iftardan en az iki saat önce pişirilip soğumaya bırakılması gerekiyor. Servis yaparken çorbaya buz parçaları ekleyebilirsiniz. Soğuk çorbalar aynı zamanda yaz mevsiminde sağlıklı zayıflamak isteyenler için de besin değeri yüksek ve kalorisi düşük alternatifler sunuyor. Soğuk yoğurt çorbası Malzemeler: 500 g yoğurt, 3,5 su bardağı su, 1 kahve fincanı pirinç, 3 dal taze sarımsak, 8 dal taze soğan sapı, 4 dal taze nane, 2-3 dal dereotu, 1 çay kaşığı kekik, 3 çorba kaşığı zeytinyağı, tuz Yapılışı: Sarımsak ve taze soğan saplarını ince ince doğrayın. Pirinci, yarım bardak su ve tuz ekleyerek kısık ateşte yumuşayıncaya kadar haşlayın. Yoğurdu derin bir kaseye alarak kekik ve bir tutam tuz ekledikten sonra mikserle krema haline gelene kadar çırpın. 3 bardak su ekleyip ayran kıvamına gelene kadar çırpmaya devam edin. Pirinç, zeytinyağı, sarımsak, nane yaprağı ve dereotunu karışıma ekleyin. Taze soğan saplarıyla süsleyerek soğuk olarak servis yapın. Soğuk sebze çorbası Malzemeler: 4 domates, 1 haşlanmış kabak, 200 g kereviz yaprağı, 2 çarliston biber, 1 kırmızı soğan, 1 litre domates suyu, 6 kaşık zeytinyağı, 1 limon suyu, 1 kahve fincanı sirke, 5 diş sarımsak, yarım demet maydanoz, yarım demet dereotu Yapılışı: Küp küp doğranmış domatesleri, çarliston biberleri ve soğanları zeytinyağında kavurun. Kabağı haşlayın, küp küp doğrayın ve suyunu domates karışımına ekleyin. Kabak, doğranmış kereviz, maydanoz, dereotu, domates suyu, sirke ve sarımsağı ekleyin. Tuz ve karabiber serperek soğuk olarak servis yapın. Fesleğenli domates çorbası Malzemeler: 6 domates, 2 su bardağı süt, 1 kahve fincanı un, 1 yumurta, 1 kahve fincanı zeytinyağı, 2 su bardağı domates suyu, yarım demet taze fesleğen, 3 diş sarımsak, tuz, karabiber, beyaz biber Yapılışı: Domatesleri ve sarımsağı zeytinyağında kavurun. Domatesler iyice pişince unu ekleyin ve kavurmaya devam edin. Domates suyunu ekleyin ve bir taşım kaynatın. Ayrı bir kapta süt ve yumurtayı iyice çırpın, kaynayan domatese ekleyin. Baharatı ve doğranmış fesleğeni ekleyerek soğuk olarak servis yapın.
Benzer belgeler
53. yılımızı coșkuyla kutladık Türkkușu 85 yașında
ÇELEBİ HOLDİNG A.Ş.
Adına Sahibi
Can Çelebioğlu
Sorumlu Yazıişleri Müdürü
Canan Abdullahoğlu
Yönetim Yeri
ÇELEBİ HOLDİNG A.Ş.
Nispetiye Cad. Akmerkez B3 Blok
Kat: 12 Etiler, Beşiktaş - İstanbul
Tel...
Evimdeyim - Çelebi Holding
inşası ve işletmeciliğinin yanı sıra liman
ve marina işletmeciliği konularında uzmanlaşmış, hizmet sektörünün önde
gelen şirketlerinden Çelebi Holding,
175,5 milyon dolar tutarındaki en yüksek tekl...
Çelebi sözünü tuttu!
Adına Sahibi
Can Çelebioğlu
Sorumlu Yazıişleri Müdürü
Canan Abdullahoğlu
Yönetim Yeri
ÇELEBİ HOLDİNG A.Ş.
Nispetiye Cad. Akmerkez B3 Blok
Kat: 12 Etiler, Beşiktaş - İstanbul
Tel: (0212) 339 40 39
F...