42 5. KÜRESEL GRAFİTLİ DÖKME DEMİRLER Küresel grafitli
Transkript
42 5. KÜRESEL GRAFİTLİ DÖKME DEMİRLER Küresel grafitli
5. KÜRESEL GRAFİTLİ DÖKME DEMİRLER Küresel grafitli dökme demir, birbirinden bağımsız “Britisch Cast Iron Research Association” (BCIRA) ve “International Nikel Company” (INCO) tarafından geliştirilmiş ve ilk defa Amerikan Dökümcüler Cemiyetinin 1948’deki yıllık toplantısında döküm endüstrisi için yeni bir malzeme olarak tanıtılmıştır. Bu tip dökme demir için “sphero”, “nodüler” ve “küresel grafitli” adları kullanılmıştır; yurdumuzda kabul edilen daha çok “Küresel Grafitli Dökme Demir” tabiridir. BCIRA yöntemi esas olarak, gri dökme demirle aynı bileşimde olan hiperötektik dökme demirlere ergimiş halde, cerium (Ce) ilavesinden ibarettir. Cerium’un büyük kısmı, bileşimdeki S’ü gidermekte ve geri kalan yaklaşık %0.02 Ce ise grafitlerin lamel yerine küre şeklini almalarını sağlamaktadır. INCO yönteminde ise hipoötektik ve hiperötektik dökme demirlere benzer olarak magnezyum ilavesi yapılmaktadır. Bu yöntemlerin ilk tanıtılmasından sonra bugün hemen her yerde uygulanan magnezyum yöntemi daha ekonomik oluşu nedeniyle tercih edilmiştir. Küresel grafitli dökme demir, çeliğinkine benzer bir matris içinde dağılmış küre şekilli grafitlerden oluşan bir yapıya sahiptir (Şekil5.1). Yapı açısından gri dökme demirden yegane ayrıcalığı grafitlerin şekilleridir. Küresel grafitli dökme demirin mekanik özellikleri grafit şekli ve büyük ölçüde matriks yapısı tarafından etkilenmektedir. Küresel grafitli dökme demirler, gri dökme demirlerin başlıca avantajları (düşük ergime derecesi, iyi akışkanlık ve dökülebilme, mükemmel işlenebilme ve iyi mukavemeti) ile çeliğin mühendislik yönünden avantajlarına (yüksek mukavemet, tokluk, süneklik, sıcak işlenebilme ve sertleşebilme) birleştiren yeni bir malzeme veya dökme demirler ailesi içinde yeni bir grubu oluşturmaktadır3. Şekil 5.1: Tipik küre şekillim grafit yapısı (ferrit matriks içinde küre şekilli grafitler)3. 5.1. Küresel Grafitli Dökme Demirlerin Metalurjik Esasları Gri dökme demir ve küresel grafitli dökme demirin kimyasal bileşimleri (kükürt ve magnezyum haricinde) esas olarak birbirinin aynı olmasına rağmen, bu iki dökme demir oldukça farklı 42 şekillerde katılaşırlar. Bu farklılıklar özellikle ötektik katılaşmasında daha bariz olmakta ve her iki dökme demir üretiminde uygulanan işlemlerdeki değişikliklerin nedeni olmaktadır. 5.1.1. Katılaşma ve Grafit Oluşumu Gri dökme demirin katılaşmasında, “lamel grafit-ostenit” ötektiğinin oluşumu daha önce verilmiş olup katılaşmanın konvansiyonel şekilde azalan sıvıya karşı büyüyen ostenit hücreleri ve grafit lamelleri şeklinde geliştiği belirtilmişti. Gri dökme katılaşması tamamlandıktan sonra daha da ağır soğuma sonucu katı ostenit karbon kusmakta ve mevcut grafit lamelleri üzerine grafit çökelmesi meydana gelmektedir; nihayet ötektoid sıcaklık aralığındaki soğuma ile, alaşım elementlerinin etkisine ve/veya soğuma hızına bağlı olarak tamamı ferritten, tamamı perlite kadar çok çeşitli matriks yapısı meydana gelebilmektedir. Buna karşılık aynı karbon ekivalanı değerleri için küresel grafitli dökme demirde ötektiğin katılaşması, lamel grafitli ötektikten daha yüksek sıcaklıkta başlar. Bu durumda küre şekilli grafit bir ostenit kabuğu ile örtülüdür ve yalnız bir faz (ostenit) ötektik sıvı ile temas halindedir. Bu tip katılaşma “neoötektik” tabir edilmektedir. Her bir grafit küresi ve ostenit kabuğu bir hücre olarak kabul edilebilir, grafit kürelerinin büyüyebilmesi için karbonun ostenit kabuğundan içeriye doğru yayınması gerekir, bunun sonucu, katılaşma olayı gri dökme demirinkine nazaran daha yavaş olmakta ve “neoötektik katılaşma” aralığı 49 °C kadar olabilmektedir. Küresel grafitli dökme demirde sıvı metal, ggri dökme demire nazaran daha geniş bir sıcaklık aralığında ve daha düşük sıcaklıklarda mevcut olabilmektedir. Neoötektik’in büyümesi başladıktan sonra, başka küresel grafit çekirdeklenmesi olmaz; dolayısıyla grafit kürelerinin sayısı katılaşmanın hemen başlangıcında belirlenmiş olmaktadır. Ötektoid sıcaklığına kadar mevcut grafit küreleri üzerine grafit çökelmesi meydana gelir. Gri dökme demirde olduğu gibi ötektoid sıcaklığından geçerken ki hızı ve alaşımlandırma, matriks yapısını tayin eder. Tamamen küresek grafitli bir yapının elde edilmesinde, uygun sayıda kürenin mevcut olması gerekir. Küre sayısının az olması karbonun yayınabileceği yer sayısının az olması demektir ve bunun sonucu, işlem değişkenlerine ve bileşimine bağlı olarak, müteakip soğuma esnasında ya lamel şekilli grafitler veya demir-karbür oluşacaktır. Hipoötektik bileşimli küresel grafitli dökme demirlerde ostenit dentritlerinin oluşumu ile katılaşma başlar. Hiperötektik bileşimlilerde ise katılaşma genel hatlarıyla aynı olup tek ayrıcalığı, ilk katılaşan faz (primer) küre şekilli grafitlerdir. Küresel grafitli dökme demirlerin katılaşmasının etüdü,soğuma eğrilerinin incelenmesi ve metalografik etüdün yapılması yoluyla olur. Katılaşmanın yukarıda verilen tarifinde bazı ufak münakaşalı noktalar olmakla beraber genel hatlarıyla gerçek durumu tanımladığına inanılmaktadır. Ancak küresel grafitin kristalleşmesi konusunda bunun tamamen aksinin meydana gelmesi mümkün olup birbirine ters düşen hipotezler ve deney sonuçları mevcuttur. Bazı noktalarda birbirleriyle çelişen teorilere aşağıda kısaca değinilmiştir. -“Grafit şekli çekirdek tarafından tayin olur” Grafitlerin küresel şekilli oluşlarının açıklanmasında önceleri en popüler olan bu teori esas olarak, yabancı tanecilerin (muhtemelen küreleştirici element bileşikleri grafitlerin her yönde aynı hızla büyümelerine neden olan çekirdek görevi gördükleri temeline dayanmaktadır. Metalografik kanıtın olmayışı bu teorinin en eksik yanıdır; çünkü grafit kürelerinin polikristalin yapısı açıklanamamaktadır. 43 -“Grafit küreleri, büyüyen grafit dentritlerinin dallanma frekansına bağlı olarak oluşur” Bu görüşe göre kürelerin büyümesi dentrit lamellerinkine benzer şekilde başlar. İleri sürüldüğüne göre dentritik olarak başlayan grafit büyümesi, dentrit dallarının oluşum frekansı düşük olduğunda, lamel grafit oluşumuna yol açar; küreleştirici mevcudiyetinden dolayı dallanma frekansı çok yüksek olduğunda ise birbiri üzerine binen dallar küre şeklini oluşturur (Şekik5.2). Şekil 5.2: Dallanma frekansı hipotezine göre bir grafit küresinin büyümesindeki muhtemel kademeler3. Dallanma frekansı hipotezi de grafitin polikristalin yapısını açıklanmasında yetersiz kalmakta ve bu görüşün metalografik bir kanıtı da bulunmaktadır. -“Küre şekilli grafitin minimum yüzey enerjisi vardır” Bazı yüzeyi aktif elementlerin mevcudiyetinde grafit, kristallografik yapısına göre büyür. Bu türlü oluşan yapı lamel olacaktır; ancak ortamda bir küreleştirici bulunduğunda daha hızlı büyüme yönü taban düzlemine dik olmaktadır. Bazı görüşlere göre oksijen, kükürt ve benzerinin giderilmesi, bunda ana etken olmakta; bir başka görüşe göre ise esas etken küreleştirirci elementlerin grafit kristalinin prizma düzlemleri tarafından absorbe edilmesidir. Daha yeni bir araştırmada sıvı küresel grafitli dökme demir ile grafit kristalinin prizma yüzeyi arasındaki ara yüzey enerjisinin, sıvı ile taban düzlemi arasındaki enerjiden daha büyük olduğu gösterilmiştir. Küresel büyüme de bu duruma bağlanmaktadır (Şekil5.3). Şekil 5.3: Yüzey enerji hipotezine göre, küre şekilli grafitin mümkün büyüme mekanizması3. Bununla beraber prizma yüzeyi ile taban düzlemi arasındaki oran, bir hegzagonal piramit için, ince bir hegzagonal plaka için olandan daha büyüktür; buna göre (prizma yüzeyi/sıvı), arayüzey enerjisi yüksek olduğunda tercihli bir lameler büyümenin gerçekleşeceği ileri sürülebilir, bunun 44 tam tersi düşünen araştırmacılar da vardır; bu günkü bilgilerle bu görüşlerden hiçbirine kesin olarak katılma olanağı yoktur. Bu arada vakum altında ergitilen düşük kükürtlü dökme demirlerde, bilinen herhangi bir küreleştirici bileşiminde bulunmasına rağmen grafitlerin küreleşmeye meylettiği görülmektedir. Bu da küreleşme olayında oksijen ve kükürdün rolüne işaret etmektedir. Ayrıca grafit kristalinin taban düzlemleri arasında bağ çok zayıftır ve kristalin kristallografiye uygun büyümeden ziyade minimum yüzey oluşturacak şekilde büyümesi söz konusudur. -“Küre şekli, grafitin katı faz içinde büyümesi sonucudur” Bu görüşe göre gri dökme demirde, grafit lamelleri sıvı ile temas halinde büyür. Küreleştirme işlemi etkisiyle büyüyen grafit kristalleri tamamen katı faz (ostenit) ile çevrili olmaktadır. Bu durumda büyüme hızı, karbonun yayınma hızı ile kontrol edildiğinden, bütün yönlerde yaklaşık olarak eşit olacak ve kristaller küre şeklini alacaktır. Ancak bu görüşe karşı olarak, dendrit kolları arsında son katılaşan sıvı ile temas halinde büyüyen uzun şekilli grafit kristalleri gösterilmektedir, ayrıca sıvı ile doğrudan temas halinde de grafit kürelerinin büyüdüğü ispatlanmıştır; bu ekseri halde birbiri ile temas eden grafit kürelerinin tespiti ile kanıtlanmaktadır. Nihayet grafitin katı demir içinde büyüdüğü kabul edildiğinde, bu olay için başka deyimle büyüyen grafitin osteniti plastik olarak deforme edilebilmesi için oldukça yüksek bir enerjiye ihtiyaç var dır, bu ise katılaşma gizli ısısının, ergime ısısından çok çok büyük olması halini gerektirir ki gerçek durum böyle değildir. -“Faz sınırı veya gaz kabarcığı (buble) teorisi” Bu teoriye katılanlar az olmakla beraber, grafit kürelerinin gaz kabarcığı teorisinde tarif edildiği şekilde oluşturduğunu kanıtlayan veriler mevcuttur. Grafitin, çatlak, gaz boşluğu enklüzyon gibi belirli yüzeylerden kristalleşmeye başladığı bilinen bir olaydır, “gaz kabarcığı teorisi” de grafit kristalleşmesinin yalnız herhangi türde bir faz sınırı ile desteklendiğinde gerçekleşebileceğini öne sürmekte, aksi halde karbür oluşacağını belirtmektedir. Yine bahis konusu teoriye göre gerekli faz sınırları sıvı metal içindeki CO gaz kabarcıkları aşağıdaki reaksiyon sonucu oluşmaktadır. SiO2 + 2C → Si + 2CO Lamel grafit şıkkında ise büyük kabarcıklar oluşmakta ve yüzeyleri ince bir grafit tabakasıyla kaplanmaktadır. Yeni oluşmuş grafit yüzeyi CO gazı absorbe eder, gaz kabarcığı büzülür bunun sonucunda da düzensiz gruplar halinde grafit lamelleri oluşur. Gri dökme demirde SiO2 ‘in gerekliliği Belçikalı ve Alman araştırmacıların elde ettikleri sonuçlarla kanıtlanmıştır. Alman araştırıcıya göre özetle: 1- Sıvı metalde grafitin heterojen kristalleşmesi için çekirdeklere gerek vardır. Kural olarak bu çekirdekler silis (SiO2 ) tanecikleri olmaktadır. 2- SiO2 + 2C → Si + 2CO dengesi üzerinde yaklaşık 50 °C sıcaklık aralığında sıvı demirdeki silisyum oksijeni bağlar. 3- Sıvı demiri uzun süre sıcakta tutmak oksijen kaybına ve dolayısıyla grafit yapısının bozulmasına yol açar. Bu olay vakum ergitmede olan olaya benzerdir. Sonuçta ASTM “D” tipi grafitler ve karbürler oluşur. 4- Oksijen kaybı aşılama ile giderilemez. 5- Manganezle aşılama grafitin heterojen çekirdeklenmesine engel olur. 45 6- Sıvı demirin aşılamaya cevap verebilmesi için yeterli oksijene gerek vardır. 7- Ca, Ba, Sr, Al v.b. aktif aşılayıcılar stabl oksitler oluşturarak silisin çökelmesinde katalizör rolü oynarlar. Bu bulgulara göre sıvı demire küreleştirici ve aşılayıcı ilave edildiğinde ne olduğu ve grafit kürelerinin nasıl oluştuğu şöyle açıklanabilir: Sıvı demirin gördüğü işlemler oksijen içeriğini yaklaşık olarak 100 ppm’den 30 ppm’e düşürür. Kükürt oranı da zamanla azalır. Aşışımla sıvı demire “aktif aşılayıcı” nın oksitlerinden çok sayıda sabmikroskobik tanecikler sağlar. Ya yüzey aktif elementlerden kükürdün giderilmesi veya magnezyum gibi küreleştiricilerin mevcut oluşu, film şeklindeki grafit büyümesini engeller. Dislokasyonlar, grafit kristalinin büyümekte olan taba düzlemini kendi üzerine katlamaya zorlar ve spiral tipi bir büyümeye neden olur. Dolayısıyla, küre şekilli grafitin büyüme kademeleri aşağıdaki gibi olacaktır: a- Oksijen içeriği azalır ve CO gaz kabarcıklarının toplam hacmi, çökelecek grafit hacmi ile aynı mertebede olur. b- Sıvı demire aşılayıcı oksit tanecikleri sağlanır. Soğumada, (C) ile dengede olacak şekilde erimiş silis aşılayıcı oksitlerin üzerine çökelir. Denge heterojen hale geçer. c- Homojen dengeyi sağlamak için bir kısım SiO2 karbonla reaksiyona girerek çok ince dağılmış küçük kabarcıklar oluşturur. d- Olayın geri kalını ise şekil 5.4’de gösterilmektedir. Şekil 5.4: Faz sınırı teorisine göre küre şekilli grafitin büyümesindeki mümkün kademeler. (1)Gaz, (2)- Grafit iğneleri (whisker), (3)- Sıvı, (4)- Ostenit3. Demir ve karbona ilaveten, grafit (küresel veya lamel şekilli) oluşması için iki element daha gerekli olmaktadır, bunlar silisyum ve oksijendir. Grafit şeklinin küre olabilmesi için ilave edilen diğer elementler a) oksijen içeriğini azaltmak ve b) Wisker tipi grafit büyümesine neden olmak amacını güderler. Faz sınırı teorisini destekleyen metalografik çalışmalar yanında, Japon bilim adamlarının sıvı metali küçük gaz habbecikleriyle doyurarak ürettikleri küre şekilli grafitler bu konuda oldukça cesaret verici kanıtlar oluşturmaktadır3. 46 5.1.2. Küreleştiricilerden Mg’un Etkisi Daha önce de belirtildiği gibi hipoötektik ve hiperötektik bileşimleri için, küresel grafitler elde edilmesinde en çok kullanılan yöntem magnezyum ilavesidir. Magnezyumdan başka elementler aynı amaçla denemişlerse de bunlardan hiç biri yeter derecede uygun olamamışlardır. Bu elementler arasında seryum, kalsiyum ve yitriyum sayılabilir. Magnezyum ayrıca ergimiş metal için bir oksijen ve kükürt giderici rol oynar. Ergimiş metalin oksijen ve kükürt muhtevası çok yüksek ise önemli miktarda magnezyum, magnezyum oksit ve sülfürlerin oluşumunda harcanacaktır. Henüz kesin açıklanmayan bir mekanizma ile magnezyum lamel grafit oluşumunu önleyip, grafit şeklinin küre olmasını sağlamaktadır. Genel olarak küreleşmenin sağlanması için bileşiminde %0.05 oranında artık magnezyum gereklidir. Magnezyumun sıvı metale ekleniş yöntemleri daha ileride açıklanacaktır3. 5.1.3. Küresel Grafitli Dökme Demir Bileşimindeki Ana Elementlerin Kontrolü Karbon-Ticari küresel dökme demirde karbon oranı %3-4 arasında değişir, ancak arzu edilen karbon genellikle daha dar limitler içindedir. Grafit kürelerinin sayısı karbon %’sine doğrudan bağlıdır, bir başka deyimle karbon %’si artıkça grafit küre sayısı da artar, karbon oranındaki artış akışkanlık ve besleme özelliklerini de iyileştirerek dökülebilirlik kabiliyetini arttırır. Karbon ekivalanının CE = %C + 1/3 %Si :4.3’den daha büyük değerleri grafit kürelerinin oluşumu ve büyümesini teşvik eder. Karbon ekivalanı 4.6’dan daha büyük olan bileşimlerde ve 2.54 cm’den daha kalın kesitlerde grafit kürelerinin döküm parçasının üst yüzeyine doğru yüzmesi (Flotasyon) ve karbon segregasyonuna neden olması olağandır (Şekil 5.5). Şekil 5.5: Küresel grafitli dökme demirde en uygun karbon ve silisyum oranları3. 1- Çekilme boşluğu, 2- Düşük darbe direnci, 3- En uygun C ve Si, 4- Grafit yüzmesi, 5- Karbür oluşum olasılığı fazla. Silisyum-Küresel grafitli dökme demirlerde silisyum normal olarak %1.80- 2.80 arasındadır. Silisyum miktarı karbon ekivalanını etkilediği için grafitleşme ve karbon segregasyonu üzerinde de önemli rol oynar. Silisyum ötektoid dönüşümde oluşan ferritin oranını ve sertliğini arttırarak dökme demir mukavemetinde de bir artış meydana getirir. Silisyum daha çok ferrosilisyum olarak, işlem sonunda sıvı metale ilave edildiğinde (aşılama) grafit küre sayısının kontrolü açısından daha etkin olur. 47 Alaşımsız veya az alaşımlı ve karbürsüz küresel grafitli dökme demir için önerilen karbon ve silisyum oranları Tablo 5.1’de verilmektedir. Ayrıca Tablo 5.2’de ve Tablo 5.3’de sırasıyla, belirli silisyum %’si için maksimum cidar kalınlığına bağlı olarak olması gereken karbon %’si ve yüksek karbonlu alaşımsız veya alaşımlı gri dökme demirde %4.00 C için maksimum cidar kalınlığına göre, Si %’leri verilmektedir. Tablo 5.1: Alaşımsız veya az alaşımlı karbürsüz küresel grafitli dökme demirlerde karbon ve silisyum için genel öneriler3. Kükürt- Küresel grafitli dökme kükürttün en önemli etkisi grafitleri küreleştirmek amacıyla ilave edilen Mg miktarını arttırmaktadır. Dökme demirde magnezyum ilavesinden önceki kükürt oranı ergitmedeki uygulamanın ve şarj bileşimindeki fonksiyonu olarak değişik gösterir. Magnezyum ilavesinden sonraki kükürt oranı yaklaşık %0.015 civarındadır. 48 Tablo 5.2: Belirli Si % için cidar kalınlığına göre önerilen karbon oranları3. Tablo 5.3: Yüksek karbonlu az alaşımlı veya alaşımsız küresel grafitli dökme demirler için önerilen silisyum oranları3. Fosfor- Gri dökme demirde olduğu gibi, küresel grafitli dökme demirde fosfor, “Steadit” olarak bilinen çok kırılgan bileşiğin oluşumuna yol açar. Fosfor, malzeme tokluk ve sünekliğini kötü yönde etkilediği için, genellikle %0.05 maksimum değerinde sınırlandırılır. Manganez- Önem sırasında karbon ve silisyumdan sonra yer alan elementtir. Döküm halinde karbürlerin oluşmasını önlemek için manganez oranının kontrol altında tutulması 49 gerekir.Manganezin orta derecede bir karbür oluşturucu etkisi olduğundan, oranı silisyum %’si ve kesit aralığına bağlı olan bir maksimum değerde sınırlanır. Manganezin silisyum % ve kesit boyutu ile olan bağımlılığı şekil 5.6’da gösterilmektedir. Şekil 5.6: Silisyum oranı ve maksimum cidar kalınlığına göre önerilen silisyum oranları3. Şekildeki veriler döküm halinde karbürsüz yapı sağlamak amacıyla kullanılır. Şekil5.6’ya göre kesit (cidar) kalınlığı 25 mm veya biraz fazla olan ince dökümlerde, manganezin karbür oluşumunu teşvik edici etkisi, artan silisyum miktarı ile karşılanmakta ve bu durum döküm inceldikçe devam etmektedir; 12 mm kesit kalınlığındaki bir döküm parçası için silisyum oranında %2.5’dan %3’e artış, manganez oranının, %0.25’den %~0.35’e artmasına imkan verir Kalın kesitli döküm parçalarında segregasyon nedeniyle bu tür manganez artışı söz konusu olmamaktadır. Manganez tercihli olarak sıvı içine segrege olur. Soğuma ne kadar yavaş olursa bu segregasyon daha çok olacaktır. Ortalama %0.4 mm içeren alaşımda son katılaşan sıvıdaki Mn oranının %2.5 veya daha fazla olabileceği kanıtlanmıştır. Özellikle, nispeten kalın kesitlerde bu segregasyon silisyum tarafından engellenemez, çünkü silisyum segregasyonu tam tersinedir, yani ilk katılaşanda zenginleşir. Şekil 5.7’de nispeten kalın kesitli küresel grafitli dökme demirde manganez dağılımı gösterilmektedir. Şekil 5.7: Şematik olarak yapı içinde manganez dağılımı3. 50 Diğer Elementler- Karbür oluşumunu manganez gibi hatta ondan daha kuvvetli teşvik eden elementler krom, vanadyum, bor, telluryum ve molibdendir. Bu elementlerin tavsiye edilen maksimum oranları aşağıda verilmektedir. Cr= %0.05 V = %0.03 B= %0.003 Te= %0.003 Mo= %0.01-0.75 Ancak bu değerler döküm parçasının kesitini göz önüne almayan ortalama değerlerdir. Belirtilen elementlere ilaveten nikel, bakır ilaveleri ile de daha tok, daha mukavemetli, yüksek sıcaklığa ve korozyona direnci daha yüksek alaşımlar elde edilir3. 5.1.4. Grafitin Dağılımı ve Şeklini Etkileyen Elementler Grafit dağılımı tarif olarak birim hacimdeki grafit kürelerinin sayısıdır. Bu değer kesit üzerinde birim alana düşen grafit küre kesiti sayısı ile doğru orantılıdır ve “grafit küre sayısı / mm2” olarak ölçülür. Grafit kürelerinin dağılımını yarı-kimyasal olarak etkileyen element silisyumdur. Silisyum oranı arttıkça küre sayısı da artar, ancak fazla silisyum (Chunk-type) “gelişmemiş grafit partikülleri” şekline yol açar. Grafit küre sayısını etkileyen diğer elementler “aşılama” bahsinde açıklanmaktadır. Karbon miktarı hem grafit şeklini hem de boyutunu etkiler, çünkü karbon ekivalanı değiştirir. Grafit küreleri, hiperötektik küresel grafitli dökme demirde daha küçük ve daha düzgün şekillidir. Yüksek nikel ve silisyum içeriği de grafit şeklinin bozulmasını kolaylaştırabilir. Bu etki özellikle orta veya kalın kesitli, yüksek nikelli ostenitik küresel grafitli dökme demirlerde görülmektedir. As, Sb gibi çok çok küçük miktarlarının dahi zararlı olduğuna inanılan elementler, laboratuvar çalışmalarında ve bazı sınırlı endüstriyel uygulamalarda perlit oluşumunu teşvik ve grafit şeklini düzeltme amacıyla (Ce) ile beraber ilave edilebilmektedirler. Bir zamanlar küresel grafit oluşumunun sağlanmasında temel element olarak bilinen seryumun ise bazı eser miktardaki elementler mevcut olmadığı takdirde, Chung-grafit oluşumuna yol açtığı, özellikle ostenitik grafitli dökme demirlerde müşahede edilmiştir. Küresel grafitli dökme demirlerde tamamen küre şekilli grafitleri içeren bir yapı ancak küreleştirici elementlerden bir veya birkaçının ilavesiyle elde edilebilir. Bu elementleri içeren grup Mg, Ce, Ca, Li, Na, K, Se, Be, Y ve diğer bazı elementlerden oluşmaktadır. Bunlar grafit şeklini etkileyen elementler olarak bilinir. Ancak çeşitli araştırmalar, daha kırk veya daha fazla elementinde grafit şekline etkili olduğunu ileri sürmektedir. Küresel grafitli dökme demirde grafit şeklinin küreden sapışı kabaca 4 şekilde olmaktadır: a) “Exploded graphite” patlamış grafit küresi, b) “Quasi graphite” yarı lameler grafit, c) “Flake graphite” küçük lamelli grafit, d) “Chunk graphite” gelişmemiş grafit partikülleri (Şekil 5.8). 51 Şekil 5.8: Kürersel grafitli dökme demirde normal grafit yapısından sapmalar, a) yarı lameler grafit, b) hücreler arası grafit lamelcikleri, c) chunk grafit, d) patlamış grafit küreleri3. İstenmeyen bir grafit şekli olan yarı-lameler tipinin yanında patlamış küre tipinin dökme demirin mekanik özelliklerine büyük oranda bir menfi etkisi olmadığı anlaşılmıştır. Özelliklere en çok zararlı olan, hücre ara sınırlarında küçük grafit lamelleri ve “Cunk grafit” tipidir. Hücreler arası grafit lamellerinin oluşumuna yol açan elementler muhtemelen katılaşma sırasında katıdan atılarak sıvıda zenginleşip bu son katılaşan sıvı içinde grafit lamellerinin çökelmesine neden olacak konsantrasyona erişmektedirler. Bunun sonucu hücreler arası grafit lamelcikleri şekil 4.8 b daha çok, segregasyon için geniş zaman bulunabilen kalın kesitli dökme demirlerde rastlanmaktadır. “Chunk” grafit ise hücre işlerinde oluşmaktadır (Şekil 5.8 c), hücre sınırlarında ise genellikle iyi şekillenmiş grafit küreleri mevcuttur: Bu durum her ne kadar kesit kalınlığı arttıkça belirgin oluyorsa da, sebep olarak segregasyona bağlamak oldukça zordur, daha çok lamel tipi grafit oluşumuna yardım eden elementlerin “Chunk” tipi grafit oluşturan elementlerce nötralize edilmesi söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında “Chunk” tipi grafitin elimine edilip tam küresel şekilde grafitin eldesi, şekil 5.8 b tipi grafit oluşumunu teşvik eden elementlerin ilavesi ile mümkün olabilir. Kısaca bir elementin zararlı etkisi, yine zararlı kabul edilen bir başka element tarafından giderilebilmektedir. Örneğin “Chunk” tipi grafit oluşumuna yardımcı olarak tanımlanan silisyum ile hücreler arası grafit lamellerinin oluşumunu teşvik edici olarak bilinen kalay arasındaki yaklaşık ilişki şekil 5.9’da verilmektedir. 52 Şekil 5.9: Grafit şekli üzerinde değişik etkileri olan silisyum ve kalay arasındaki denge durumu3. Bir başka örnek titanyum için verilebilir. Küresel grafitli dökme demir bileşiminde, gerek kalıp gerekse maçalarda kullanılan bağlayıcılardan gelebilecek azotun kötü etkisini karşılamak içi, %0.02-0.04 oranlarında titanyum istenebilir, ancak yüksek oranda Ti, magnezyumun etkisini henüz bilinmeyen nedenlerle ters yöne çevirerek lamel tipli grafitleşmeye yol açtığı için arzu edilmez (Şekil5.10). Şekil 5.10: Küresel grafitli yapının eldesi için gerekli magnezyum miktarı artan titanyum miktarı ile artar. Yüksek magnezyum ve yüksek titanyumun beraber bulunuşu lamel tipli grafit oluşumuna yol açar3. Grafit şekli üzerinde etkisi önemli olan kükürttün dökme demirdeki oranı ne kadar az olursa küreleştirmek için yapılacak ilave miktarı da o kadar az olacağı açıktır. Küresel grafit eldesi için gerekli magnezyum oranı ile magnezyum ilavesinden önce dökme demir bileşiminde bulunan kükürt oranı arasındaki ilşki şekil 5.11’de verilmektedir. 53 Şekil 5.11: Küre şekilli grafit elde etmek için ilave edilmesi gereken magnezyum miktarı3. Sonuç olarak grafit şeklini etkileyen elementleri zararlı, nötr ve yararlı olarak sınıflandırmanın gerçeklere uymadığı söylenebilir, daha öncede belirtildiği gibi bu elementlerin dökme demir yapısında bulunmuş şekline (beraber veya ayrı ayrı) bağlı olarak etkileri birbirine tamamen zıt yönde gelişebilir ve birbirlerinin etkilerini kuvvetlendirebildikleri gibi nötralize edebilirler. Kesin bir sınıflandırma olmamakla beraber grafit şekli üzerinde etkili elementler: Mg, Ce, Ca, Li, Na, K, Sc, Be, Y olarak bilinmektedir. Ancak yayınlanmış çeşitli literatürler de Al, As, Bi, C, Cd, Cu, Ni, Pb, Sb, Sn, Si, Te, Ti, Zn, Zr, ve nadir toprak elementlerinde grafit şekli üzerinde etkili olduğu belirtilmiştir. Bu elementlerin etkili oranları çok değişik olabilmekte bazıları çok çok küçük oranlarda daha aktif olabilmektedir3. 5.2. Küreleştirici İlavesi Dökme demirde grafitleri küreleştirmek amacıyla bir çok elementin etkisi incelenmiş ancak magnezyum (genellikle bir miktar Ca, Ce ve bazı diğer nadir toprak metalleriyle birlikte) bu amaç için en efektif ve ekonomik küreleştirici olarak bulunmuştur. Küre şekilli grafitleri oluşturmak için gerekli olan magnezyum miktarı, dökme demirin ana bileşimindeki kükürt ve oksijen miktarlarına büyük ölçüde bağlıdır. Daha öncede belirtildiği gibi bileşiminde minimum %0.015 ila %0.05 magnezyum kalması uygun kabul edilir. Magnezyum ile muamelesi esnasında, hem asit hem bazik usulde ergitme için, dökme demir sıcaklığı (1538-1566 °C) civarında olup magnezyumun buharlaşma sıcaklığının oldukça üzerindedir. Dolayısıyla sıvı metal ile temas eden magnezyum aniden buharlaşır ve uygun şekilde yapılmadığı takdirde reaksiyon çok şiddetli olabilir. Magnezyumun verimi hava ile temas etmeden önce magnezyum buharının içinden geçerek yükseldiği sıvı demir derinliğine bağlıdır. Dolayısıyla sıvı metalin magnezyum buharı ile yıkandığı süre ve yıkanan derinlik magnezyum verimi açısından önemli olmaktadır. Gerek reaksiyon şiddetini azaltmak gerekse optimum metalurjik şartları (örneğin döküm halinde karbürsüz yapı) sağlamak için, genellikle magnezyum başka elementlerle alaşımlandırılır. 54 Küreleştirme işlemi ergitmeyi, yapılıyorsa kükürt gidermeyi, takip eder. Bazı uygulamalarda sıvı metal bir “ön hazırlama” işlemine tabi tutulur. Bu işlemde çeşitli ilaveler kullanılırsa da, SiC (silisyum karbür) ilavesi ile ön hazırlama, küreleştirme işleminin başarısını artırmakta, ayrıca döküm yapısında karbür oluşumu meylini de azaltmaktadır. Sıvı metale ilave edilecek magnezyum miktarı ile ilgili bir çok formül geliştirilmiştir. Bunlar arasında en basit ve kullanımı en kolay olanı aşağıda verilmektedir: % Mg (ilave edilen) = (İstenen Mg %si) / [Mg verimi (%) x 0.01] + Bileşimdeki S (%) Bu bağıntıda seçilmesi en zor olan şartlara bağlı oran magnezyum verimine ait olandır. Bu oran %10-90 arasında değişebileceğinden her uygulayıcı kendi şartları ve önceki tecrübelerinin sonuçlarına göre bu oranı saptamak durumundadır. Aşırı magnezyum kullanmanın ekonomik sakıncası yanında çekilme boşluğunun oluşumuna meyli arttırmak ve döküm yapısında karbürleri meydana getirmek gibi önemli sakıncaları vardır. Bu nedenle bileşimde kalması istenen magnezyum oranı ±%0.015 mertebesinde kontrol edilmelidir ki bu da bilinen küreleştirme yöntemleri ile mümkün olabilmektedir. Küresel grafitli dökme demir üretiminde küreleştirici olarak kullanılan ilaveler başlıca altı grup altında toplanırlar. 1- Metalik magnezyum- Magnezyum metalik halde ya saf veya alüminyumla (düşük % de) alşımlandırılmış olarak kullanılabilir. Reaksiyon oldukça şiddetlidir, bu sebeple daha ileride açıklanacak ilave yöntemlerinde dikkatli seçim yapmak gerekir. 2- Nikel esaslı alaşımlar- Bunlar “ceriumlu” veya “ceriumsuz” olabilirler. Ostenitik tip küresel grafitli dökme demir üretildiğinde cerium ilave edilmelidir. 3- Ferro silisyum esaslı alaşımlar- Bazı alaşımların kimyasal bileşimleri Tablo 4.4’de gösterilmiştir. Bu alaşımlardan bazıları endüstriyel uygulamada büyük oranda kullanılanlar olup, bazıları ise laboratuar veya dökümhanelerde deney amaçları için kullanılmaktadır. MgFeSi alaşımları için en uygun parça boyutu 50 mm ile 3mm arasında değişmektedir; daha incelerin Mg verimi daha düşük olacağından ekonomik olmamaktadır. 4- Magnezyum emdirilmiş kok- Bu maddenin kullanın alanı daha çok küresel grafitli dökme demir üretiminin dışında kalmaktadır. Yaklaşık %40 oranında Mg içerir. Magnezyum emdirilmiş kok ucuz olmakla beraber, daldırma yoluyla ilave edildiğinde reaksiyon şiddetli ve nispeten uzun (2 dakika veya daha fazla) olabilmekte ve dolayısıyla aşırı ısı kaybına yol açmaktadır. 5- Mekanik olarak bağlanmış küreleştiriciler- En çok kullanılanların başında sünger demir veya demir talaşı ile magnezyum talaşının karışımından briketleme ile elde edilenlerdir. Magnezyum oranı ortalama %15 ila 20 arasındadır. Magnezyum oranı arttıkça reaksiyon şiddeti de artar. 6- Magnezyum içermeyen küreleştiriciler- Bunlardan en çok bilinen ve kullanılanlar Tablo 5.5’de verilmektedir. 55 Tablo 5.4: MgFeSi alaşımlarının kimyasal bileşimi3. 56 Tablo 5.5:Magnezyum içermeyen küreleştiriciler3. Laboratuar deneyleri S-2 nolu alaşımın, küreleştirici olarak MgFeSi dan daha uygun olduğunu ortaya koymaktadır. S-3 ila S-6 alaşımları ise nadiren yalnız olarak ilave edilirler; genellikle, Mg içeren ilave maddeleriyle beraber kullanılırlar. Genel olarak magnezyumun ilavesindeki verim, kullanılan alaşımdaki Mg oranı azaldıkça artar; verim aynı zamanda magnezyumun sıvı metale hangi yöntem ile ilave edildiğine de bağlıdır3. 5.2.1. Magnezyum ilave yöntemleri Çok çeşitli yöntemler arasında başlıcaları: Açık potada işlem, örtülü potada işlem, gözenekli tıpa veya karıştırma şekilleri ile işlem, daldırma, M.A.P., yollukta ilave, konverterde işlem, basınçlı pota, metalik magnezyum enjeksiyonu, magnezyum çubuk veya teli ile işlem yöntemleridir. - En çok kullanılanların başında açık potada işlem yöntemi gelir. Burada işlemin yapılacağı potanın dibine magnezyum alaşımı yerleştirilir ve üzerine sıvı metal dökülür. İşlemin yapıldığı potaların dar ve derin olması tercih edilir. Bundan amaç magnezyum buharı ile sıvı demir arasındaki şiddetli reaksiyonun pota içindeki gerçekleşmesini sağlamaktadır. Magnezyum ile reaksiyon sonucu , magnezyum sülfür ve magnezyum oksit içeren ve sıvı üzerinde yüzen bir dros tabakası oluşur ve sıyrılarak alınır. Yöntemin başlıca avantajları maliyetinin düşük ve sıcaklık kaybının az oluşudur. Başlıca dezavantaj olarak ise magnezyum veriminin az oluşu gösterilebilir. Magnezyum verimi açık pota yönteminin bir değişik türü olan sandöviç yöntemi ile arttırılmıştır. Yapılan değişiklik magnezyum alaşımını pota dibinde hazırlanan bir hazne içine yerleştirmek ve üzerine çelik plaka, demir kırpıntı, ferrosilisyum, maça kumu v.b. malzeme ile örtmekten ibarettir. Bu suretle sıvı metal işleme potasını hiç olmasa kısmen dolduruncaya kadar reaksiyon geciktirilmiş olur ve daha yüksek bir magnezyum verimi elde edilir. Magnezyum verimi esas olarak işlem sırasındaki sıcaklığa bağlıdır (Şekil 5.12). Sıcaklığın artışı verimi azaltıcı rol oynar. 57 Şekil 5.12: Artan sıcaklıkla azalan tipik magnezyum verim değerleri3. - Daldırma yönteminde ise genellikle %40 veya daha fazla magnezyum içeren alaşım refrakter malzemeden veya grafitten çan şekilli delikli bir kap içine konulur, bu kap sıvı demir potasına daldırılır. Daldırma yöntemi, artık magnezyum seviyesinin çok daha iyi kontrol edebilme olanağını sağlar ve açık potaya nazaran daha yüksek magnezyum verimi elde edilir. Magnezyum emdirilmiş kok, veya demir magnezyum briketleri için de aynı yöntem kullanılabilir. Belirtilebilecek başlıca dezavantajı, sıcaklık kaybının açık pota yöntemine nazaran daha fazla oluşudur. - M.A.P. yöntemi patentli olup, küreleşmeyi birkaç kat refrakter ile sıvanmış ve tabanında reaksiyonun başlaması için küçük bir yüzeyin açık bırakıldığı blok halindeki magnezyum ile gerçekleştirir. Bu blok refrakter kaplı bir çubukla sıvı metale daldırılır reaksiyon süresi 30 ila 40 saniye kadardır. Magnezyum verimi, 1400 °C ta %65 olarak belirtilmektedir. Ancak verimin işlem sıcaklığı arttıkça azalacağı açıktır (Şekil 5.12). -Yollukta magnezyum ilavesi (Inmold) yöntemi: Adından da anlaşıldığı gibi kalıp içinde gerçekleştirilen bir küreleştirme işlemidir (Şekil 5.13). Kullanılan küreleştirici genellikle (Fe-SMg) alaşımıdır. Reaksiyon yolluğun bir kısmı olarak hazırlanan bölümde (reaksiyon odası) meydana gelir. 58 Şekil 5.13: Inmold yöntemi3. Yöntemin başlıca avantajı mükemmel denebilecek magnezyum verimidir, ayrıca magnezyumlu buharlar ile çalışma yeri havasının kirlenmesi de söz konusu değildir. Dezavantaj olarak ise, döküm veriminin düşük oluşu ve her döküm parçasının mikroyapısının ayrı kontrol edilmesi durumu gösterebilir. - Konverterde işleme yöntemi bilinen eski bir yöntem olmakla beraber Fisher’in getirdiği yenilikle Fisher konverter olarak adlandırılmaktadır. Şekil 4.14’de görüldüğü gibi konverter tabanı köşesine dışardan bir kapak arcılıyla saf magnezyum yerleştirilir. Sıvı metal doldurulduktan sonra konverterin ağzı kapatılır ve reaksiyon ürünü gaz ve dumanın dışarı çıkması önlenir. Sistemin başlıca avantajı en ucuz küreleştirici olan saf magnezyum kullanma olanağıdır.Ayrıca sıvı demirdeki kükürt oranı daha yüksek olabilir. Dezavantaj olarak ise bu yöntemi kullanan dökümhanelerin yüksek üretim kapasitesine sahip olma gerekliğidir. Zira küçük konverter boyutlarında sıcaklık kaybı daha önemli olacaktır; bir başka dezavantaj olarak da konverterin iç astarının sık değiştirme gereğidir. Şekil 5.14: Şematik olarak konverter yönteminde küreleştirme işlemi3. - Magnezyum tel veya çubuk kullanarak küreleştirme işlemini gerçekleştiren yöntemlerde, bu tel veya çubuk potanın altına yakın bir delikten sıvı metal içine uzatılmaktadır. - Basınçlı pota yöntemindeki son gelişmelere göre normal pota bir basınçlı oda içine yerleştirilir ve dolayısıyla magnezyumun buharlaşması önlenmiş olur. Gerekli olan basınç 1500 °C’ta 0.1 N/mm2 civarındadır. Bu yöntem sakin bir reaksiyon ve yüksek magnezyum veremi sağlar; hatta metalik magnezyum da kullanılabilir. 59 Küreleştirme işlemlerinin çok çeşitli oluşu avantaj ve dezavantajları karşılaştırıldığında aralarından birinin kesin tercihi mümkün olmamaktadır. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan sandöviç yöntemidir ve muhtemelen de en kolay olan ve dünyada da en çok tercih edilendir. Çeşitli yöntemler arasında karşılaştırmada baş etken magnezyum verimidir. Toplam magnezyum verimi bir çok faktöre bağlı olarak değişir. Kullanılan küreleştirici cinsi ve belli başlı üç küreleştirme işlemi için magnezyum verimleri Tablo 5.6’da verilmiştir. Tablo 5.6: Alaşım cinsi ve küreleştirme işleminin tipine bağlı olarak magnezyum verimi (% olarak)3. Küreleştirme grafitli dökme demir üretiminde kullanılan küreleştirici elementlerin müşterek ve önemli bir özelliği de kükürt’e karşı çok yüksek afiniteleridir; daha önce de belirtildiği gibi bu husus, küresel grafitli dökme demir üretiminde kükürdü düşük pik ile işe başlamanın veya sıvı demirdeki kükürt’ü istenen seviyeye düşürmek gereğinin ana nedenidir. Sıvı demirdeki kükürt istenilen seviyeden yüksek ise küreleştirici elementler kükürt ile reaksiyona girerek stabl bileşikler oluştururlar. Bu durumda küreleştirici görevini çok düşük verimle yapabilmekte ve fazla küreleştirici kullanımına yol açmaktadır. Magnezyum ile işlemeden önceki kükürt % si ile ilave edilen magnezyum oranının yapı üzerindeki etkisi şekil 5.15’de gösterilmiştir3. Şekil 5.15: a) Bileşimdeki kükürt oranına göre, artık magnezyum % si (Döküm halinde &90 küreleşme için), b) Bileşimdeki kükürt oranına göre küreleşme % si (%0.043 Mg-%0.015 Ce)3. 60 5.3. Aşılama (Inokülasyon) Bu işlemin amacı ergimiş metale katılaşmanın üzerinde oluşacağı çekirdekleri sağlamaktır. Çekirdek görevi görecek tanecikler katılaşan fazın aynı olabildiği gibi bir başka malzemeden de olabilir (Heterojen çekirdeklenme). Bu tanecikler ilave edildikleri sıvı metal içinde katılaşma başlayana kadar erimedikleri zaman yeni kristallerin oluşması ve büyümesi için en uygun zemini oluştururlar. Daha fazla sayıda grafit küresi, daha fazla sayıda grafitleşme merkezi demektir. Dolayısıyla aşılama grafitleşme meylinin artışına ve karbür oluşumunun azalışına sebep olmaktadır. Bu nedenle aşılamanın başlıca iki amacı vardır: a) çekirdek sayısını arttırmak, b) karbür oluşumunu önleyerek mekanik özellikleri arttırmaktır. Küresel grafitli dökme demirde en verimli aşılayıcılar ferro-silisyum alaşımlarıdır. Bu alaşımlar çeşitli sınıflar halinde üretilirler. En çok bilinenler %50 ila %80 silisyum içerenlerdir. Bu aşlımlar çoğunlukla kalsiyum da içerirler. Bazı aşılama alaşımları Tablo 5.7’de verilmektedir. Tablo 5.7: Bazı aşılama alaşımların nominal kimyasal bileşimleri3. Standart aşılayıcılardan başka karışık olarak tanımlanabilecek aşılama maddeleri vardır (Tablo 5.8). Bunların ferro silisyum esaslılara olan başlıca üstünlükleri, arzu edilen sonuca erişmek için ilave edilecek miktarın daha az oluşu, dolayısıyla maliyetin azalışı ve yine daha az ilaveden dolayı bileşim değişikliğinin çok az oluşudur. Uygulamada en yaygın olarak kullanılan aşılayıcılar ferro silisyum esaslılardır. Tablo 5.8: Bazı karışık aşılayıcıların kimyasal bileşimleri3. 61 Aşılama maddesinin hangi oranda ilave edileceği ise çok sayıda değişkene bağlıdır. Bunların başlıcaları: sıvı metal bileşimi, döküm sıcaklığı dökülen parça kalınlığı, kalıp malzemesi, ergitme ortamı ve döküm süresidir. Dolayısıyla çok sayıda değişken sabit bir aşılama miktarının tespitini imkansızlaştırmaktadır. Küresel grafitli dökme demirle yapılan deneyler %75 veya %85’lik ferro silisyumun %0.5-1.0 (dökülen parça kalınlığına göre) oranlarında ilavesinin en iyi sonuçları verdiğini göstermektedir. İnce kesitler, kalın kesitli olanlardan daha fazla aşılayıcı gerektirirler. Aşılama için çeşitli yöntemler uygulanabilir, bunların başlıcaları: potada aşılama, oluk aşılaması ve kalıp aşılamasıdır. Aşılama maddelerinin en iyi ilave şekillerinden biri fırının boşaltma ağzından çıkan metalin içine aşılama maddesi ilave etmektir. Aşılamanın yapılacağı zamanın kaba bir yaklaşımla tayini şöyle yapılabilir: aşılama ilavesi potanın dibinde 10-15 cm sıvı metal varken yapılır ve böylece hızlı ergitme ve sıvı metalle tamamen karışma gerçekleşebilir. Bazı dökümhanelerde aşılama maddesi magnezyum ile beraber ilave edilir. Ancak bu yöntemin pek etkin olduğu söylenemez; bazılarında ise iki veya üç kademede aşılama yapılmaktadır; fakat aşılamanın etkisi zamanla kaybolduğundan sıvı metalin her aktarılışında yeni bir miktar aşılayıcı gerekli olmaktadır. Bir de yukarıda açıklanan işlemlerden sonra yapılan kalıp aşılaması vardır. Bu aşılamada bir miktar aşılama maddesi parçalar halinde yolluğa yerleştirilir. Aşılama işleminde dikkat edilecek hususların başında aşılama maddesinin tamamen kuru olması gereği gelir, aksi halde döküm yüzeyinde karıncalanma hatasına neden olabilir. Aşılama maddesinin boyutu hızlı ergiyecek kadar küçük ve hemen okside olmayacak ve ani patlama göstermeyecek kadar büyük olmalıdır. Sıvı metal aşılama esnasında cüruftan tamamen arınmış olmalıdır. Bir genelleme olarak iyi bir sonuç almak için mümkün olduğu kadar geç aşılamak gerekir, aşılamadan sonra geçen zamanla aşılamanın etkisi kaybolduğu gibi, bu zaman ısı kaybına da yol açmaktadır ve düşen ısı grafit küre sayısını da azaltacaktır. Ayrıca aşılama sıcaklığı ne kadar yüksek ise aşılama verimi de o kadar düşük olur (Şekil 5.16). Şekil 4.16: Aşılama üzerine sıcaklığın etkisi3. 62 Dolayısıyla aşılamanın mümkün olan en düşük sıcaklıkta ve en son anda yapılması en uygun sonucu verecektir3. 5.4. Dökümhane ve Döküm Özellikleri Küresel grafitli dökme demirler çoğunlukla yaş veya kuru kum kalıba dökülürler. Küresel grafitli döküm demir için döküm ortamı, gri dökme demir için olanla aynıdır, ancak birincisinde kumdaki nem oranı daha dikkatli kontrol edilmelidir, bunun nedeni, magnezyum ilave edilmiş sıvı metalin kolay oksitlenebilmesidir. Kum içindeki toplam yanıcı madde oranı %6-7 ile sınırlanır. Kullanılan kum karışımı ve kalıplama işlemleri gri dökme demir için belirtilen prensiplere uymaktadır. Magnezyum ilavesi ve aşılamadan sonra dökme demirin son kimyasal bileşimini tespit etmek için numune alınır. Burada önemli olan, artık magnezyum oranının belirlenmesidir; bu amaçla grafitsiz (çil uygulanmış=hızlı soğutulmuş) numunelerin spektrografik analiz tercih edilir. Bileşim kontrolü açısından basit bir yöntem karbon ekivalanı nı soğuma eğrisinden elde etmektir. Ancak ölçümün doğru olması, soğuma eğrisinin alınacağı numunenin beyaz dökme demir olarak katılaşmasını (grafitsiz) gerektirir. Karbon ekivalanı soğuma eğrisindeki ilk duraklama ile ötektik duraklaması arsındaki sıcaklık farkına bağlı olmaktadır.Diğer elementlerin küçük etkileri ihmal edildiğinde ötektik duraklamasının mutlak değeri silisyum miktarına bağlıdır; dolayısıyla (Toplam karbon= C1Tb - C2Tö - C3 ) bağıntısı ile belirlenir. C1, C2 ve C3 malzeme ile ilgili sabitlerdir. Tb ve Tö birinci ve ötektik duraklama sıcaklıklarını göstermektedir. Sabit değerler tablo veya cetvellerden bulanabilir. Toplam karbon ve karbon ekivalanı bilindiğinde silisyum oranı Si % = C4 (Karbon ekivalanı – Toplam C %) bağıntısından bulunacaktır. Burada C4 yaklaşık 3.4 dür, ancak kesin değer ayrı olarak yapılan silisyum analizi ile saptanabilir. - Deney kuponları: Rutin kontroller veya alıcı isteği üzerine yapılan çekme deneyi numuneleri şekil 5.17’de gösterilen “Keel Blok” dökümden çıkarılır. Bu bloklar kuru kum kalıpta yapılır ve kalıpta soğumaya bırakılır. Deneyeler, ya dökülmüş halde veya istendiğinde tavlanarak, bloğun alt kısmından islenerek çıkarılan standart numunelerle yapılır. Tablo 5.9’da verilen mekanik özellikler bu şekilde dökülen çubuklardan elde edilmiştir. Ayrıca “Y Blokları” adı verilen bloklar da çekme deneyi numunelerin çıkarılmasında kullanılmaktadır. Dökümhaneler için diğer rutin kontrol de metalografik incelemedir. Bu amaçla numuneler genellikle dökümün en kalın kesitine bitişik olacak şekilde tercihen maça kumu içersine yaklaşık olarak (1.9X1.9X1.3 cm) boyutlarında dökülürler. Numune kızıl renk kaybolana kadar kalıpta soğumaya bırakılır ve sonra suda soğutulur; kalın kesitten kırılarak ayrılır ve zımparalanarak parlatılır. Parlatmanın çok iyi olması şart değildir; bütün işlem 3 dakika da tamamlanabilir. 100 büyütmede metalurjik mikroskop yardımıyla grafitlerin küre şekilli olup olmadığı hakkında fikir sahibi olunur; bu numunelerden elde edilen sonuç büyük olasılıkla dökümün tümü için gerli olmaktadır. Grafit şeklinin döküm sıcaklığına dökülen parçanın kesit boyutlarına ilave edilen küreleştiricinin efektif miktarına, aşılamaya ve dökme demirin ana bileşenine bağlıdır. Dolayısıyla düşük döküm sıcaklıkları, kalın kesitler, yetersiz magnezyum ilavesi, aşılamanın yapılmayışı veya yetersiz oluşu ve düşük karbon ekivalanı grafit şeklinin küreden sapmasına yol açacaktır. Ancak burada 63 bir defa daha hatırlatmak yerinde olacaktır ki yüksek karbon ekivalanına (5.6’dan fazla) sahip küresel grafitli dökme demirlerde patlamış tipte grafit oluşumu veya büyük boyutlu ve dökümün üst yüzeyine yakın grafit birikmekleri söz konusu olabilir.Ayrıca gri dökme demirde olduğu gibi küresel grafitli dökme demirde de katılaşma esnasında ötektik karbür oluşumu mümkündür. Bu primer karbürlerin önlenmesi yeter derecede yüksek bir karbon ekinvalanı ve uygun sayıda grafit kürelerinin oluşumuna balıdır. Yine döküm parçalarında özellikle üst yüzeylerde magnezyumlu bileşiklerin (magnezyum oksit veya silikat) sebep olduğu hatalar görülebilir bunlar da yüksek döküm sıcaklığı, fazla magnezyum ve yolluk sistemindeki çalkantılardan meydana gelir3. 5.4.1. Yolluk ve Çıkıcı Uygulanması Küresel grafitli dökme demire yeterli miktarda magnezyum ilave edildiğinde dökme demir kolay oksitlenir; dolayısıyla dökme işlemi ve yolluklandırma uygulamaları bu özellik göz önüne alınarak yapılır. Örneğin döküm sıcaklığı 1400 °C’ın altına düştüğünde oksidasyon ürünleri daha kolay oluşur; bu nedenle 1430 °C veya daha yüksek döküm sıcaklıkları, dros oluşumunu önlemek için tercih edilir. Gri dökme demir ile karşılaştırıldığında, magnezyum ilavesi dökme demirin yüzey gerilimini artırmaktadır. Bu sebeple kum kalıbın sıvı metal ilavesi ile ıslanması kolay olmamakta ve kum veya metal sızması gibi, genellikle demir esaslı alaşımların dökümhanelerde karşılaşılan problemler azalmaktadır.Küresel grafitli dökme demir için yolluk sistemi aşağıda belirtilen şartları yerine getirecek şekilde dizayn edilmelidir. - Curuf ve pislik döküm boşluğuna girmeden yolluk sistemi içinde tutulmalıdır. - Sıvı metal kalıp içine mümkün olan en az çalkantıyla girmelidir. - Metalin kalıp boşluğuna giriş hızı kontrollü olmalıdır. - Sıvı metal kalıba en iyi şekilde dağıtılmış olmalıdır. Başlıca iki temel tip yolluk vardır, bunlar basınçlandırılmış ve basınçsız tipte yolluklardır. Basınçlı tabir edilen yollukta kalıbın dolma hızı yatay yolluk ve giriş yollukları arasındaki bağıntının kesit alanı ile kontrol edilmektedir. Basınçsız olarak adlandırılan da ise kalıbın dolma hızı, aşağı doğru daralan düşey yolluk taban kesit alanı ve yatay yolluğun düşey yolluğa bağlantısının kesit alanı ile kontrol edilir. Her iki sistemde de kontrol görevini gören bu kesit alanına “choke” (şok) veya (boğaz) adı verilir. Gerçekte bütün yolluk sistemlerinde basınç vardır ancak bu ayırımla basınçlı tabir edilenlerde sıvı metal hızı ve basıncı diğerlerine nazaran daha yüksek olmaktadır. Boğaz hemen hemen istisnasız kalıba yırma yüzeyine yerleştirilir; dolayısıyla sıvı metalin kalıbı doldurma hızı aşağıdaki gibi hesaplanır (Şekil 5.17). Şekil 5.17: a) Basınçlı yolluk sistemini şematik görünüşü. b) Başınçlı yolluk sisteminde yatay yolluktaki boğazın şematik görünüşü3. 64 - Sıvı metal hızı V = c 2 gh Burada c= Sürtünme kayıp faktörü (Şekil 5.18) h= Döküm havuzundaki metal seviyesi ile şok arasındaki düşey mesafe g= Yer çekimi ivmesidir dolayısıyla - Kalıbı doldurma hız R = Aş.c. 2 gh olacaktır. Burada ise Aş= Boğaz kesit alanıdır. Şekil 5.18: Sürtünme kayıpları için yaklaşık değerler3. Sıvı metalin kalıba dolma süresinin özellikle seçilmediği durumlarda döküm ağırlığına göre “boğaz” kesiti şekil 5.19’den bulunabilir. Ancak çoğu kez uygun bir yaklaşımla kalıbın dolma zamanın önceden bilinmesi, hem üretimin sürekliliği hem de bu süre ile çekilme boşluğu oluşumu arasındaki ilişki açısından gerekli olmaktadır. Döküm süresinin hesaplanmasında; sürtünme kayıpları yanında kalıp içinde sıvı metal yüksekliğinin şok seviyesinin geçtiği anda (Şekil 5.20) başlayan geri basıncın da göz önüne alınması gereklidir3. Şekil 5.19: Şok kesit alanının seçim grafiği3. 65 Şekil 5.20: Dolma durumunda bir kalıbın şematik gösterişli3 t= Döküm süresi (san) Vu=Üst derecedeki döküm hacmi VA= Alt derecedeki döküm hacmi ve şekildeki sembollerle boğaz kesiti bağıntısı: Aş = 1 (c.t. 2 g )[(V A / H ) + 3b (V Ü /( H 3 + ( H − b) 3 ) 2 Bir genelleme olarak basınçlı sistemlerse 4:8:3 gibi yolluk oranı tercih edilir, ayrıca yatay yolluk yüksekliğinin genişliğinin iki katı giriş yolluklarında ise genişlin kalınlığın dört katı olması önerilebilir. Küresel grafitli dökme demir için döküm süresinin metal ağırlığı cinsinden belirtilen basit bir bağıntı Rosenthall tarafından aşağıdaki şekilde verilmiştir7 Döküm süresi= 0.65 √Döküm ağırlığı 5.4.2. Çıkıcı Sistemi Küresel grafitli dökme demir, lamel grafitli olanına nazaran oldukça farklı bir mekanizma ile katılaştığından bunlar için çıkıcılandırmanın da farklı olacağı açıktır. Küresel grafitli dökme demirlerde katılaşma, çelik ve lamel grafitlide olduğu gibi kalıp-metal ara yüzeyinden metal içine doğru tabakalar halinde olmamaktadır. Aksine dökümün her tarafından katı-sıvı karışımı olacak şekilde ve genişçe bir sıcaklık aralığında olmaktadır. Çekilme boşluklarının oluşum mertebesi büyük ölçüde metal bileşimine bağlıdır. Hipoötektik alaşımlar hiperötektiklere nazaran daha büyük çekilme boşluğu gösterirler. Küresel grafitli dökme demirin katılaşma esnasındaki hacim değişiklikleri olarak şekil 5.21’de gösterilmektedir. 66 Şekil 4.21: Küresel grafitli dökme demirde sıvı-katı dönüşümünde hacim deşikliği3. Hacimsel büzülme veya çekilme şekil 5.21’de görüldüğü gibi kesit kalınlığına bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Ayrıca bu davranış kimyasal faktörler (%Mn ve %Si) ile karbürleşme ve grafitleşmenin etkisine de tabidir. Genel olarak istenen kesikli çizgi ile gösterilen davranıştır. Çünkü bu durumda karşılanması gereken toplam çekilme %si daha düşük olacaktır. Ayrıca sıvı metal henüz katılaşırken hacimdeki ani şişmenin doğuracağı basınç kalıbı bozabilmektedir. Hacimde meydana gelen artış bir görüşe göre grafitin submikroskobik çökelmesinden değil, fakat gaz tarafından oluşturulmaktadır. Şekil 5.21’de görüldüğü gibi hacimdeki artış katılaşma sıcaklığının oldukça üstündeki bir sıcaklıkta başlamaktadır. Küresel grafitli dökme demir için uygun çıkıcılandırma teknikleri 4 grup içinde toplanabilir: a) b) c) d) Konvansiyonel (bilinen) çıkıcılandırma tekniği Basınçlı çıkıcılar Çıkıcısız dizayn Basınç etkisi giderilmiş çıkıcılar -Bilinen teknik: Katılaşmanın soğuk uçtan kalın kesitlere doğru yönlendirilmesi ve uygun boyutlara sahip çıkıcının katılaşma yolunun sonuna gelecek bir bölgeye yerleştirilmesi şeklindedir. Dolayısıyla kalın kesitler ince kesitleri beslerken, kendileri de çıkıcı tarafından besleneceklerdir; herhangi bir kesitteki genleşmede sıvı metal çıkıcı içine geri dönebilecektir. Ancak hatırlanması gereken husus, parça şekli karmaşıklaştıkça yönlenmiş katılaşmayı sağlamanın giderek zorlaşacağıdır. Bu durumda yönlenmeyi sağlayan çillerin kullanılması, kalıplamada parça kalın kesitlerinin üst dereceye gelecek şekilde olması, çıkıcılarda sıcak başlık kullanma, olduğunca sıcak döküm yapmak gibi önlemlere başvurulur. -Basınçlı çıkıcılar: Sıvıdaki çekilme katılaşma sıcaklığına erişinceye kadar çıkıcı tarafından karşılanmaktadır. İkincil çekilme ise hacimsel artışı izlemektedir. Bu safhadaki gerekli sıvı metal beslenmesi olmazsa çekilme boşluğu oluşacağı açıktır.Dolayıyla katılaşma esnasında bir hacim artışı (grafitleşme) ve bir hacim azalışı (sıvı-ostenit dönüşümü) olmaktadır. Şekil 5.21’den görüldüğü gibi grafit oluşumu nedeniyle meydana gelen hacimsel artışından dökümün beslenmesi için yararlanmak istendiğinde, sıvı metalin döküm parçasından çıkıcıya geri dönmesi engellenmelidir. Bu durum ise, çıkıcı-parça bağlantısının, katılaşmada hacim artışının başladığı 67 anda, donması ile sağlanabilir. Katılaşma sıcaklığına erişinceye kadar dökümden dışarı çıkan ısı (döküm sıcaklığı-katılaşma sıcaklığı) farkına bağlı bir mertebedir. Q / A= M.ρ.c (TD-TK) Burada: Q= Isı, A= Yüzey alanı olup Q/S= cal/cm2 M= Modül veya (hacim/soğutma yüzeyi) değeridir (cm) c= Özgül ısıdır (cal/gr.°C) TK= Döküm sıcaklığıdır, °C TD=Katılaşma sıcaklığıdır, °C. Çıkıcı-parça bağlantısının katılaşmanın başladığı anda donabilmesi için, bu bağlantıdan ısı çıkış hızının Q/A ya eşit olması gerektiğinden: Q/A= Mb.ρ[c(TD-TK) + HE], yazılabilir. Burada Mb= Bağlantının modülü, (cm) HE= Ergime veya katılaşma gizli ısısı cal/gr dır. Belirtilen eşitlikten aşağıdaki bağıntı elde edilir. M.ρ.c(TD-TK)= Mb.ρ.c[(TD-TK) + HE] Mb=M.c. (TD-TK) /[c(TD-TK) + HE] Bu bağıntıda kayıplar ve katılaşma kinetiği ile ilgili düzeltmeler yapılarak çizilen diyagramlardan bağlantı modülü doğrudan seçilebilir. Bu yöntemde önemli bir diğer husus ta döküm sıcaklığının bağlantı dizaynına bağlı olarak minimum et kalınlığına göre seçilmesidir (Şekil 5.22).Ayrıca çıkıcıların daima kalıpta en üst seviyeye yerleştirilmeleri ve çıkıcının döküm parçasına bağlandığı yerde parçanın o kesimine ait modülün bağlantı modülüne eşit veya daha büyük olması dikkat edilecek hususlardır. Şekil 4.22: Önerilen optimum döküm sıcaklıkları3. 68 - Çıkıcısız dizayn, en ekonomik ve ilgi çekici bir yöntem olup yine grafit oluşumu ile hacimdeki artıştan yararlanma prensibine dayanmaktadır. Kalıba döküm işlemi tamamlandığı anda hacimsel artışın olabilmesi için döküm sıcaklığının 1345 °C veya daha az olması gerekmektedir. Yine aynı nedenle döküm nispeten kalın kesitli (en aza 30-40 mm veya ana kesitin V/A oranı 25 mm den büyük) olmalıdır; kesit kalınlaştıkça hacimsel artış daha erken başlamaktadır. Çıkıcısız dizayn için bir diğer husus da sıvı metalin metalurjik durumunun grafitik katılaşmaya elverişli olmasıdır. Bir başka deyimle yüksek karbon ekivalanı (4.20-4.25), düşük manganez içeriği (max. %0.2) ve iyi bir aşılama pratiği gerekmektedir. Grafit oluşumu ile meydana gelen hacimsel artışın ikincil çekilmeyi karşılayabilmesi için bütün giriş yolluklarının bu anda, tamamen katılaşmış olması gerekir; bu nedenle yollukların, döküm sırasında katılaşmayacak kadar, ince olması (~ 13-16 mm) gerekmektedir. Basıncı karşılamak için, kalıbın sıkı dövülmüş tamamen kurutulmuş olması da unutulmamalıdır. Radyasyon ısısıyla kalıbın aşırı ısınmasını önlemek için hızlı döküm yapmak şarttır. Şekil 5.23’de dökülen parça ağırlığına göre döküm süreleri verilmektedir. Hızlı dökümü kolaylaştırmak için üst dereceye açılan hava kaçış yolları (13-15 mm çapında) büyük yarar sağlamaktadır. Şekil 4.23: Küresel grafitli dökme demir için önerilen döküm süreleri3. Basınç etkisi giderilmiş veya kısmen giderilmiş çıkıcılar küresel grafitli dökme demir üreticilerinin en çok kullandığı sistem olmaktadır. Bu sistemde, dökümün hacimsel genleşme sırasında çıkıcıya geri beslemenin gerçekleşmesine müsaade edilir, ancak yeter derecede (x) basınç bırakılır ki (y) deki büzülme veya çekilme karşılanabilsin (Şekil 5.24). 69 Şekil 5.24: Hacim değişikliği kademeleri3. Şekil 5.24’ de gösterildiği gibi döküm sıcaklığında kalıp doldurulduktan sonra (1), sıvı metalde sıcaklık düşüşü ile beraber büzülme (2) başlar, (3) de genleşme başladığında ise çıkıcı döküm bağlantısı, çıkıcıya geri beslenmeye izin verecek genişliktedir. Bu çıkıcı dizaynının gerçekleştirilmesindeki esaslar aşağıda belirtilmektedir. - - Hemen her zaman kör besleyiciler kullanılmalıdır, açık çıkıcılar kullanılmaz Gerek besleyici gerekse besleyicinin dökümle bağlantısı geri beslemeye uygun olacak boyutlarda seçilmelidir. Genellikle, kalın kesit (> 13 mm) adedi kadar besleyici gerekebilmektedir. Besleme giriş yolluğu besleyiciye bağlanır, ancak yolluk kesiti küçük olmalıdır ki (6 mm den küçük kalınlıkta, ancak genişlik ve uzunluk= 4x. kalınlık olacak şekilde) döküm havuzu besleyici beslemesin. Son olarak hızlı ve yüksek sıcaklıkta döküm yapmak gereklidir3. 5.5. Küresel Grafitli Dökme Demirlerin Isıl İşlemleri Isıl işleme son derece uygun olduklarından küresel grafitli dökme demirler, özellikleri çok geniş bir aralıkta değişecek şekilde üretilebilirler. Matriksteki karbon miktarı, alaşım ilavesi, dökümhane işlemlerinin kontrolü ve/veya ısıl işlemlerle, yaklaşık olarak, sıfırdan %0.80 ve fazlası, arasında herhangi bir değere ayarlanabilir. Buna göre matriks yapısı, tamamen ferrit, perlit-ferrit tamamen perlit, martensit, beynit (bazı özel alaşımlarda karbür içerebilir) veya tamamen ostenit olabilmektedir. Yapılan işlemler kontrol edilerek, ısıl işleme ihtiyaç kalmadan şartnamelere uygun bir küresel grafitli dökme demir üretilebilir. Bununla beraber gerek gerilim giderme gerekse istenilen özelliklerin elde edilmesi amacıyla, küresel grafitli dökme demirlerde genellikle ısıl işlemler uygulanır. İlave edilen alaşım elamanlarının davranışı aynı gri dökme demirde olduğu gibidir. Başlıca ısıl işlemler benzerdir. Özet olarak ısıl işlemler gerilim gidermek, döküm halindeki karbürleri parçalamak, matriks yapısını değiştirmek, yüzeylerin sertleşmesini sağlamak ve temper gevrekliğini minimuma indirmek amacıyla uygulanırlar. İkisi dışında bütün ısıl işlemler belli bir sıcaklık aralığında metalografik yapının dolayısıyla özelliklerin değişmesi esasına dayanırlar. Dökme demirin 70 metalografik yapısının değişim sıcaklığı içerdiği silisyum oranına bağlı olarak farklılık gösterir. (Şekil 5. 25)3. Şekil 5.25: Silisyum oranına bağlı olarak ferrit-ostenit dönüşüm sıcaklığının değişimi3. 5.5.1- Gerilim Giderme Isıl İşlemi Bu işlem daha çok yüksek sıcaklıklarda boyut hassasiyeti istendiğinde uygulanır. Boyut ve şekline bağlı olarak hemen hemen bütün döküm parçaları katılaştıktan sonra iç gerilimler içerirler. İç gerilimleri maksimum oranda gidermek için, parça 538°C - 677°C sıcaklık aralıklarında kesit kalınlığının her 2.5 cm’si için 1 saat olacak şekilde tutulur ve 300°c’a kadar 550°C/saat hız ile sonra havada soğutulur3. 5.5.2. Yumuşatma Isıl İşlemleri Bu işlemlerin başlıca a) Mevcut olan karbürleri parçalamak, b) Ferritik bir matriks oluşturmak gibi iki amacı vardır. Tam Tavlama: Karbürlerin parçalanması 900°C’ta 2 saat beklemekle gerçekleştirilebilir. Kalın kesitli döküm parçaları için sıcaklığı homojenleştirmek amacıyla her 2.5 cm için 1 saat fazla bekletme yapılır. Beklemeden sonra parça 690°C’a soğutulup bu sıcaklıkta 5 saat (her 2.5 cm kalınlık için 1 saat fazla)süre bekletilir ve oda sıcaklığında soğutulur. Bileşiminde perliti stabilize eden elementlerin (bakır, manganez vb.) oranları düşük miktarlarda ise küresel grafitli dökme demirler için yukarıda belirtilen uzun süreli sıcaklıkta bekletme işlemi gerekmez; yapıyı tamamen ferritik yapmak için kritik dönüşüm sıcaklığının (Şekil 5.25) altına 71 yavaş soğutmak (20-50 °C/saat yeterli olabilir. Manganez veya bakır oranı arttıkça soğuma hızı da azalan değerlere doğru kaymalıdır. Kritik Sıcaklık Altında Tavlama (Subcritical Annealing): Dökülen parçaların karbürsüz ve tamamen ferritik yapıda olabilmeleri için, kritik dönüşüm sıcaklığının (A1), 55 °C altında yaklaşık 5 saat tutmak ve parça kalınlığının her 2.5 cm’si için fazladan 1 saat bekletmek nihayet 595 °C’a kadar yavaş soğutup sonra havada soğutmak gerekir3. 5.5.3. Sertleştirme Isıl İşlemleri Genel olarak normalleştirme ile su verme ve temperleme işlemlerini kapsar. Normalleştirme: Yapıyı ostenit haline getirmek için gerekli sıcaklık, karbürler mevcutsa 900 °C olarak, değilse A1 sıcaklığının 30 °C üstünde seçilir, bu sıcaklıkta bekletme süresi 1 saat + kalınlığın her 2.5 cm için 1 saat şeklinde olmalıdır. Soğutma ise genellikle sakin havada yapılır. Kalığı 25 cm’den fazla olan parçalarda normalleştirmeyi kolaylaştırmak için %0.5-2 oranlarında Cu ilave edilir (bakır oranı artan kalınlıkla artar). Normalleştirmede nispeten hızlı soğumanın doğuracağı gerilimleri gidermek için ilave olarak gerilimi giderme tavlaması gerekebilir. Normalleştirmenin bir başka uygulaması ise 900 °C’tan kritik sıcaklığın (A1) 30 °C üstüne kadar fırında soğutup bu sıcaklıkta kısa bir süre bekletilip soğutmak şeklindedir. Bilinen normalleştirmeye nazaran % uzama ve darbe direncinde belirgin artış sağlanabilmektedir. Su Verme ve Temperleme: Normalleştirmeye nazaran çok üstün özellik sağlamadığı ve çatlama tehlikesinin varlığından genellikle pek uygulanmaz. A1’in üzerinde 50 °C sıcaklıkta 1 saat kadar tutulduktan sonra parçaya genellikle ~100 °C’taki yağ banyosunda su verilir ve yapı martensit haline dönüşür. Ostenit-martensit dönüşümünde soğuma hızı önemlidir ve büyük ölçüde alaşımlandırma ile etkilenir (Şekil 5.26-5.27-5.28-5.29). Şekil 5.26: Alaşımsız küresel grafitli dökme demir için T.T.T. eğrisi3. 72 Şekil 5.27: Düşük ve yüksek Si % sinin T.T.T. eğrisine etkileri3. Şekil 5.28: Düşük ve yüksek Mn % sinin T.T.T. eğrisine etkileri3. 73 Şekil 5.29: Ni-Mo alaşımlı küresel grafitli dökme demir için T.T.T. eğrisi3. Martensitik dönüşümün başlama sıcaklığı (Ms) kesin belli olmamakla beraber, bitiş sıcaklığı (Mf) daha az kesindir. Yapının tamamen martensit olabilmesi için dönüşmüş ostenitin giderilmesi için çoğu kez su vermeden sonra “sıfır altı ısıl işlemi” (sub zero heat treatment) uygulanır. Su vermeyi takip eden işlem temperlemedir. Seçilen temper sıcaklığına bağlı olarak değişen sertlik değerleri elde edilir (Şekil 5.30). Süre yaklaşık olarak parçanın her 2.5 cm kalınlığı için 2 saat olarak alınabilir. Şekil 5.30: Sertliğin temperleme sıcaklığı ile değişimi3. 74 Genel anlamda küresel grafitli dökme demire uygulanan temperleme (ostemperleme, martemperleme) işlemleri çelik için yapılanlara benzerdir. Ayrıca alevle, endüksiyonla veya nitrürleme yoluyla yüzey sertleştirmeye de uygundurlar; ancak bu durumda sertleştirme işleminden önce matriks yapısının perlitik olması tercih edilir, çünkü perlitik yapı ostenit haline daha kolay dönüştürülebilir3. 5.6. Ostemperleme Küresel grafitli dökme demirlere aşınma direnci, yorulma dayanımı, işlenebilirlik, tokluk ve yüksek dayanım/ağırlık oranı gibi özelliklerin kazandırılması amacıyla ostemperleme ısıl işlemi uygulanır. Küresel grafitli dökme demirlere uygulanan tipik ostemperleme fırın rejim eğrisi Şekil 5.31 de verilmiştir4. Şekil 5.31 Küresel grafitli dökme demirlerde tipik ostemperleme çevrimi5. Ostemperleme ısıl işlemi küresel grafitli dökme demir malzemeyi 815-927oC ostenitleme sıcaklıkları arasında, yapısında karbonca doymuş ostenit fazı oluşturacak kadar yeterli bir süre bekleterek, martensit başlama sıcaklığı üzerinde olan 232-400oC ostemperleme sıcaklık aralığına perlit oluşumuna müsaade etmeyecek ölçüde hızlı soğutmak ve bu sıcaklıkta osferritik/beynitik (ferrit+karbonca zengin ostenit) bir matriks yapı oluşturacak kadar yeterli süre bekletip oda sıcaklığında soğutma işleminden ibarettir. Ostenitleme işlemi, yüksek sıcaklıktaki tuz banyosunda, atmosfer kontrollü fırında veya bazı özel durumlarda bölgesel ısıtma için alevle veya indüksiyonla yapılabilir. Ostemperleme işlemi ise çoğunlukla nitrit/nitrat tuz banyosunda yapılmakla birlikte bazı özel durumlarda sıcak yağda veya ergimiş kurşun veya kalay banyosu içerisinde de yapılabilir. Küresel grafitli dökme demirlere uygulanan ostemperleme işlemi sonucunda dökme demir iç yapısında beynitik ferrit (αb) ve yüksek karbonlu ostenit (γYK) karışımı bir yapı (osferritik/beynitik yapı) oluşur. Bu durum çelikte farklıdır. Çelik ostemperlendiğinde iç yapısı beynit diye bilinen ferrit matriks içinde homojen dağılmış karbürden oluşur. Küresel grafitli dökme demirlerin bileşimindeki yüksek miktardaki Si karbür oluşumunu engeller. Bu farklılıktan dolayı ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demirlerdeki yapı beynitik yapıdan daha çok “osferritik” olarak adlandırılır. Küresel grafitli dökme demirlerin ostemperlenmesi esnasında 75 ostenit içinde ferrit oluştuğunda karbon bu bölgelerden atılır ve ferriti çevreleyen ostenitte çözeltiye girer. Daha fazla ferrit oluştuğunda ostenitteki karbon miktarı artar. Bu ostenitin karbon miktarı çok yüksek olduğunda (% 1.0’i aştığında) ostenit oda sıcaklığında kararlıdır ve böylece oluşan mikro yapı ferrit ile yüksek karbonlu ve dengeli ostenitten oluşur. Bu ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demirlerde istenen bir yapıdır. Bununla birlikte, ostemperleme işlemi çok uzun tutulduğunda, yüksek karbonlu ostenitin (γYK) ferrit ve karbüre ayrıştığı ikinci basamak veya ikinci kademe reaksiyonu oluşur. Bu reaksiyon karbürlerin kırılganlık etkisinden dolayı istenmez. Bu yüzden ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demirlerde en iyi mekanik özellikler birinci reaksiyonun tamamlanması ve ikinci reaksiyon başlamadan önce elde edilir. Birinci reaksiyonun tamamlanması ve ikinci reaksiyonun başlaması arasındaki zaman aralığı işlem penceresi (processing window) olarak bilinir. İşlem penceresi Ni, Cu ve Mo gibi alaşım elemanlarının ilavesi ile genişler. Cr ilavesi işlem penceresinin daralmasına sebep olur. Mangan elementinin ostemperleme işlemi esnasında işlem penceresine etkisi Şekil 5.32 de verilmiştir. Şekilden de görüldüğü gibi manganın işlem penceresine etkisi çok güçlüdür, yüksek miktarlardaki Mn işlem penceresini etkili bir şekilde daraltır veya birinci ve ikinci kademe reaksiyonlarının çakışması ile yok edebilir. Kapanmış bir işlem penceresi ostemperleme sonucu optimum mekanik özelliklerin elde edilmesine engel olur. Az karbonlu ostenit bölgelerinde martensit oluşur (MS ve MF yüksek olduğundan) ve ikinci basamak reaksiyonunun başladığı bölgelerde kimyasal segregasyon nedeniyle karbürler meydana gelir. Şekil 5.32 Mn’ın işlem penceresine etkisi6. Şekil 5.33 de ostemperleme işlemi esnasında matriks yapıda meydana gelen faz dönüşümleri ve işlem penceresi şematik olarak gösterilmiştir. Eğer ostemperleme zamanı çok kısa seçilirse, karbon bakımından zengin ostenitin karbon miktarı ostenitin kararlı olması için gerekenden daha düşük olur. Bu durumda ostenit oda sıcaklığında soğutma esnasında martensite dönüşür. Bununla beraber, aşırı ostemperleme zamanı karbürlü yapının oluştuğu ikinci basamak reaksiyonunun (γYK Æ α + karbür) başlamasına neden olur. Karbonca zengin ostenitin hacim olarak yüksek değerlerde olduğu işlem penceresi içinde yapılan ostemperleme işlemlerinde istenen mekanik özellikler elde edilir. 76 Şekil 5.33 Ostemperleme işlemi esnasında matrikste oluşan faz dönüşümleri6. Dökümün katılaşması esnasında alaşım elemanlarının çoğu sıvı ve katı faz arasında segrega olurlar. Bu durum işlem penceresini ve dolayısıyla mekanik özellikleri önemli oranda etkiler. Alaşım elemanlarının dağılımı, katılaşma esnasında grafit küreleri etrafında oluşan ötektik hücreye bağlıdır ve dönüşüm kinetiğini etkiler. Küresel grafitli dökme demirlerde alaşım elemanlarının dağılımını açıklamak için ötektik hücrede üç ana bölge belirlenmiştir. Bu bölgeler Şekil 5.34 te verilmiştir. Şekil 5.34 İki komşu küre arasındaki çözelti segregasyon bölgeleri6. 1. Bölge : Grafit küresine en yakın bölgedir. Bu bölgede Ni, Cu ve Si miktarları yüksek fakat Mn miktarı düşüktür. 2. Bölge : Çözelti konsantrasyonundaki değişimin aşamalı olduğu matriksin büyük bir kısmını oluşturur. 3. Bölge : Bu bölge katılaşma hücre sınırında bulunur. Bu bölgedeki Si ve Cu miktarları düşük, fakat Mn, Mo, Cr ve P miktarları yüksektir. 77 Ostemperleme sonrasında ostemperlenmiş yapıyı etkileyen parametreler; sıvı küresel grafitli dökme demirlerin katılaşma hızı ( döküm yapısını oluşturan ), ostenitleme sıcaklık ve süresi, ostemperleme sıcaklık ve süresidir. Ostenitleme sıcaklığı ostenitin karbon miktarını belirler. Yüksek ostenitleme sıcaklıkları ostenitin karbon miktarını ve sertleşebilirliği artırır, fakat ostemperleme sonucunda mekanik özellikleri düşürür. Yüksek karbonlu ostenitin osferrite dönüşümü daha uzun zaman alır. Düşük ostenitleme sıcaklıkları ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demirlere en iyi özellikleri kazandırır, fakat bu durumda silisyum miktarının çok iyi kontrol edilmesi gerekir, çünkü silisyum küresel grafitli dökme demirlerin üst kritik sıcaklığını arttıran bir etkisi vardır. Ostemperleme sıcaklığı da ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demirlerin mekanik özelliklerini etkiler. Düşük dayanım ve sertlik fakat yüksek süneklik ve kırılma tokluğuna sahip ostemperlenmiş küresel grafitli dökme demir üretmek için kaba osferritik yapı oluşturan yüksek ostemperleme sıcaklıklarının seçilmesi uygundur. Yüksek dayanımlı ve aşınma dirençli fakat düşük kırılma tokluğuna sahip ostemperlenmiş küresel grafitli dökme için ise 350 oC’nin altındaki ostemperleme sıcaklıkları seçilmelidir. Ostemperleme sıcaklı aralığında dönüşüm, ara yüzey ve tane sınırlarında beynitik ferritin çekirdeklenmesi ile başlar. Büyüyen ferrit iğnelerinden atılan karbon osteniti zenginleştirir ve bu esnada küresel grafitli dökme demirin yüksek Si içeriği ostenit fazında sementit oluşumunu önler. Alaşım elementlerince etkilenen ostemperleme sıcaklığı, yaklaşık 330oC’nin altında olduğunda ferrit tabakçıklarının (plates) çekirdekleşme hızı yüksek ve karbonun difüzyon hızı nispeten düşüktür. Bu nedenle karbon beynitik ferritten çok az atılır ve geri kalanı ferrit tabakçıklarında sementit olarak çökelir (Şekil 5.35). Oluşan beynitik yapı alt beynit olarak bilinir. Yüksek ostemperleme sıcaklıklarında (330-400oC) farklı bir dönüşüm mekanizması vardır ve üst beynit oluşumu ile sonuçlanır. Yüksek sıcaklıklarda karbon difüzyonu çok hızlıdır. Böylece, karbonun tamamına yakın bir kısmı büyüyen ferrit çıtalarının (lath) dışına doğru yayınır ve osteniti zenginleştirir. (Şekil 5.35) Şekil 5.35 Üst ve alt beynitin oluşum mekanizması6. 78 Şekil 5.36 de ostemperleme zamanının ostenitin kararlılığına ve oluşan matriksin sertliğine etkisi verilmiştir. Düşük ostemperleme zamanlarında, osteniti karalı duruma getirecek yeterli karbon difüzyonu yoktur ve oda sıcaklığına soğutma esnasında martensit dönüşümü başlama sıcaklığı (MS) yüksek olduğundan martensit oluşabilir. Bu şekilde oluşan yapı yüksek sertlik, düşük süneklik ve düşük kırılma tokluğuna sahiptir. Aşırı uzun ostemperleme zamanları da osferritin ferrit ve karbüre ayrışmasına neden olur, bu dayanım, süneklik ve kırılma tokluğunu düşürür. Yüksek ostemperleme sıcaklığında (400oC) osferrit yapı oluşturmak için 30 dakika kadar az ostemperleme zamanı yeterlidir. Genel olarak 230oC ostemperleme sıcaklığında optimum özellikler için 4 saat kadar uzun ostemperleme zamanı uygundur4. Şekil 5.36 Ostemperleme zamanının sertlik, ostenitin karalılığına ve miktarına etkisi5. 5.7. Küresel Grafitli Dökme Demirlerin Sınıflandırılması ve Mühendislik Özellikleri Küresel grafitli dökme demirler Türk Standartları Enstitüsü (TSE)’e göre sınıflandırılması Tablo 5.11’de verilmektedir. (DDK) işareti (Dökme demir küresel grafitli) anlamına gelmektedir. DDK işaretini izleyen sayılar ise minimum çekme mukavemetini gösterir. Alman (DIN) standardında küresel grafitli dökme demirlerin sınıflandırılışı aynen TSE’deki gibidir, ancak işareti GGG olarak verilmektedir. Amerikan ASTM (A 536-70)’e göre minimum çekme mukavemeti %0.2 akma mukavemeti (p.s.i olarak) ve uzama % sini gösteren rakamlar sınıflandırma işareti olarak kullanılmaktadır. Örneğin 60-40-18 işaretli malzeme, (60.000 p.s.i min. Çekme mukavemeti, 40.000 p.s.i %0.2 akma mukavemeti ve %18 uzaması olan) küresel grafitli dökme demirlerdir. Fransız standartlarında (NFA 32-201) küresel grafitli dökme demir için kullanılan işaret (FGS) olup izleyen rakamlar Kg/mm2 olarak minimum çekme mukavemetini ve % uzama değerini göstermektedir, örneğin (FGS 70-2). İngiliz (BS 2789) standardında yine çekme mukavemeti (ton/inç2) ve minimum % uzamayı belirtecek şekilde, örneğin (SNG 24/17) işareti kullanılmaktadır. Rus (GOST 7293-70) standardında (VCH 38-17) işaretiyle 38 kg/mm2 minimum çekme mukavemeti ve %17 uzamaya sahip küresel grafitli dökme demir belirtilmektedir. Mühendislik malzemeleri içinde küresel grafitli dökme demirlerin özel yeri, başka hiçbir demir esaslı malzemenin, DDK’ın sahip olduğu mekanik özellikleri ve dökülebilirlik özelliğini bir arada sağlayamamasından ileri gelmektedir. 79 Tablo 5.11: Küresel grafitli dökme demirlerin mekanik özellikleri ve yapıları3. Küresel grafitli dökme demirlerin işlenebilirliği eşdeğer sertlikteki lamel grafitli dökme demirden ve eşdeğer mukavemete sahip çelikten daha iyidir. Keza korozif ortamlarda korozyona karşı direnci lamel grafitli dökme demirinkine eşit ve genellikle karbon çeliğinkinden daha iyidir. Küre şekilli grafitler yapıda yağlayıcı deposu görevi görürler. Kullanma süresinde gösterdiği performans küresel grafitli dökme demirden yapılmış silindir laynerler, krankşaftlar, merdaneler, kalıplar ve dişlilerin aşınmaya karşı dirençlerinin en iyi kalitedeki lamel grafitli dökme demirinkine eşit ve çeliğinkinden yüksek olduğunu göstermiştir. Ani sıcaklık değişikliklerine karşı küresel grafitli dökme demirlerin gösterdiği direnç lamel grafitli dökme demirden ve çoğu çelikten daha fazladır. Örneğin 760 °C’tan soğuk suya daldırılan bir ince çelik parça muhtemelen çarpılacak, lamel grafitli dökme demir dökme demir çatlayacaktır oysa aynı şartlarda küresel grafitli dökme demirden yapılmış bu sıcaklık değişimini bozulmadan karşılayabilmektedir. Küresel grafitli dökme demirlerin darbe direnci çeliklerde olduğu gibi sıcaklığa bağlı olup, yapı ve bileşim tarafından önemli oranda etkilenmektedir. Matriks yapısı tamamen ferritik olan küresel grafitli dökme demirler en yüksek tokluğa sahip olanlardır. Tokluk derecesi matrikste artan perlit % ile azalmaktadır. Ancak tamamen ferritik veya çoğunlukla ferrit + az perlitten matrikse sahip olanlar düşük sıcaklıklara inildikçe çok dar bir sıcaklık aralığında (~100 °C) darbe dirençlerinin %80-90 nını kaybetmektedirler. Matriks yapısı beynitik olan veya temperlenmiş martenzit veya tamamen perlitik olanların darbe dirençleri yüksek sıcaklıklarda ferritiklere nazaran çok daha düşük olmasına karşı deney sıcaklığının düşürülmesiyle dirençteki azalma % si daha azdır (Şekil 5.37). 80 Şekil 5.37: Küresel dökme demirlerde matriks mikroyapısının darbe direncine etkisi (Çentiksiz deney numuneleri ile yapılan deney sonuçları)3. Bileşimdeki silisyum ve fosfor oranındaki artış darbe direncinde azalma meydana getirir ve tranzisyon sıcaklığının daha yüksek sıcaklıklara doğru kaymasına neden olur. Manganez, nikel veya bakır içeriklerindeki normal değişimlerin darbe direnci veya bir başka deyimle tokluk üzerinde önemli bir etkisi olmamaktadır. Değişik tip küresel grafitli dökme demirlerin çekme özellikleri Tablo 5.10’da gösterilmiştir. Bir çekme deneyi özelliği olan kesit daralması küresel grafitli dökme demirler için genellikle kullanılan bir özellik değildir; ancak bir fikir vermek için kesit daralma %sinin yaklaşık olarak uzama %sine eşit veya biraz fazla olduğu söylenebilir. Orantı sınırı ise küresel grafitli dökme demirlerde çeliklere nazaran çok küçük değerler almaktadır, bunun nedeni mikroyapıdaki grafitler ve bunların getirdiği milyonlarca atomik boyutlu hatalardır; gerilim altında hatalar düşük mertebede plastik deformasyona neden olmaktadır. Genel amaçlar için, çekme özellikleri ile sertlik arasındaki (Şekil 5.38) de belirtilmektedir. Burada belli bir sertlik değeri için gerek çekme ve akma mukavemetinin, gerekse uzama oranının bir aralık halinde verilişi, değişik ticari tip küresel grafitli dökme demirlerdeki kimyasal bileşim farklılıklarının sonucudur. 81 Şekil 5.38: Sertlik (BSD) ile çekme özellikleri arasındaki ilişki (Mikroyapısı perlit ve/veya ferrit olan, dökülmüş halde, tavlanmış veya normalize edilmiş küresel grafitli dökme demirler için)11. Küresel grafitli dökme demirde kesit kalınlığının özellikler üzerindeki etkisi lamel grafitli demirde olduğu gibi ciddi değildir. Ancak kesit boyutlarının, katılaşmada soğuma hızını etkilemesi sonucu, bileşime de bağlı olarak, ferrit ve perlitin sertliği ve yapıdaki perlitin oranı ve tane küçüklüğü değişmektedir. Yüksek mukavemet ve sertlik, dolayısıyla düşük süneklik, ince perlitik veya asiküler yapılı matriks ile elde edilir. Buna karşılık, mukavemet ve sertlikteki azalmayla beraber, yüksek süneklik, matriksin tamamen ferritik olmasıyla mümkündür. Ayrıca çok kalın kesitlerde grafit şeklinin bozulma ihtimali daha fazla olmaktadır3. 5.8. Yüksek Alaşımlı Küresel Grafitli Dökme Demirler Korozyona, ısıya dirençli ve yüksek mukavemetli çeşitli özel gri dökme demirler grafitleri küre şekilli olarak ta dökülebilirler. Grafit küre şeklinde olduğunda, dökme demirin elastik modülünün, çekme mukavemetinin, sünekliğinin ve darbe direncinin daha yüksek olacağı önceki bölümlerde belirtilmişti. Küresel grafitli dökme demir bileşimine daha fazla silisyum, krom, nikel, molibden ve bakır ilavesiyle elde edilen yüksek alaşımlar, her nekadar üretimleri nispeten zor ise de özel özellikleri açısından aranan bir malzeme grubunu oluştururlar. Bunların arasında başta ostenitik küresel grafitli dökme demir gelmektedir; oda sıcaklığında ostenitin stabilitesini arttıran alaşım elementi nikeldir. Ostenitik küresel dökme demirde (Ni-Resist), Nikel %18-36 arasında değişmektedir; (Tablo 5.12). Ostenitik küresel grafitli dökme demirdeki krom ise kullanma yerine göre %1.75-5.5 oranlarında bulunabilir. Yüksek alaşımlı küresel grafitli dökme demirlerde silisyum oranı arttıkça oksidasyona karşı direnç de artar; ancak tersine mekanik özellikler ve ısı şokuna karşı dirençte azalma görülür. Dolayısıyla optimum özellikler demeti elde etmek için genellikle silisyum oranı %3-4 arasında sınırlanır3. 82 Tablo 5.12: Yüksek alaşımlı küresel grafitli dökme demirler11. 83
Benzer belgeler
küresel grafitli döküm bilgileri
Grafitli dökme demirlerde karbon miktarının büyük kısmı katılaşma sırasında ayrışır ve dökme
demirin mikro yapısında ayrı bir yapı elemanı olarak görülür. Karbonun oluşturduğu şekil ve
biçim dökme ...