Full Text - Eurasian Journal of Family Medicine
Transkript
Full Text - Eurasian Journal of Family Medicine
CASE REPORT / OLGU SUNUMU 2013 Aile Hekimliği Servisine Baş Dönmesi ve Kulak Çınlaması Şikayetleriyle Başvuran Glioblastoma Multiforme Olgusu A Case of Glioblastoma Multiforme Where The Patient Checks Into The Family Medicine Polyclinic With Complaints of Dizziness And Tinnitus AUTHORS / YAZARLAR Halil Akbulut 4. Ana Jet Üs Komutanlığı Aile Sağlığı Merkezi, Kazan, Ankara Ümit Aydoğan Aile Hekimliği Polikliniği, Gülhane Askesi Tıp Akademisi, Etlik, Ankara Oktay Sarı Aile Hekimliği Polikliniği, Gülhane Askesi Tıp Akademisi, Etlik, Ankara Muhammed Erdal Aile Hekimliği Polikliniği, Etimesgut Asker Hastanesi, Etimesgut, Ankara Aydoğan Aydoğdu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Gülhane Askesi Tıp Akademisi, Etlik, Ankara ÖZET Beyin kanserleri toplumda az sıklıkla görülen (Yüzbinde üç-beş) ve genellikle baş ağrısı, baş dönmesi, işitme kaybı, çınlama, bulantı, orbital baskı-ağrı, unutkanlık gibi nonspesifik semptomlar veren bir kanser tipidir. Bu nedenle sıklıkla erken dönemde atlanılabilmekte ve bu durum hastanın sağkalımını olumsuz etkilemektedir. Aile Hekimliği servisleri hastaların ilk başvuru merkezi olup; sürekli yapılacak takipler ile hastalar daha erken yakalanabilecektir. Hekimlerin beyin kanseri semptomlarını bilmeleri erken tespit açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: glioblastoma multiforme, kanser, tanı, beyin ABSTRACT Brain cancer is type of cancer which is rarely seen in the society (3-5 percent of 100.000) and usually has nonspecific symptoms like headache, dizziness, loss of hearing, tinnitus, nasuea, orbital stress and pain, amnesia. Because of this reason, it can be missed out at early periods of the disease and this situation makes a negative affect on the patient's survival. The family medicine service is the first application patient and the patients can be determined earlier by continious follow-ups. Doctors' knowledge on brain cancer symptoms is important for determining the disease earlier. Keywords: glioblastoma multiforme, cancer, diagnosis, brain Giriş Kanser insan yaşamını tehdit eden önemli bir sağlık problemi olup, görülme sıklığının yüzbinde 85 ile 350 arasında olduğu tahmin edilmektedir (1). Bu oran yaşanılan yer, cinsiyet, genetik yapı, tüketilen gıdalar, sigara kullanımı, meslek gibi birçok çevresel ve biyolojik faktörden etkilenmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre 2005 yılında kanserler tüm ölümlerin % 13'ünü oluşturmuş olup bu oran her geçen gün artış göstermektedir (2). Ayrıca DSÖ kanserin 2030 yılında en sık ölüm nedeni olacağını tahmin etmektedir (2). Tüm kanserlerin içerisinde ise beyin kanseri görülme sıklığı % 2-5 arasında değişmektedir. Genel populasyonda ise beyin kanseri insidansı yüzbinde 3-5'tir (3,4). Her ne kadar görülme sıklığı az olsa da başvuru sırasında hastaların belirtileri sıklıkla hekimleri yanıltmakta ve farklı tanılara yönlendirmektedir. Çalışmamızda aile hekimliği servisine kulak çınlaması ve baş dönmesi şikayetleri ile başvuran bir glioblastoma multiforme olgusu ele alınmıştır. Olgu sunumu 50 yaşında bayan kulak çınlaması ve başdönmesi şikayetleri ile aile hekimine başvurdu. Hastanın alınan anamnezinde aynıhasta zamanda uzun süredir devam eden ve kafanın sağ üst-orta kısmında lokalize, hafif şiddette nispeten sürekli, künt baş ağrısıda mevcut olduğu saptandı. Hasta daha öncesinde bu nedenler ile defalarca doktora gittiğini ve kendisine migren teşhisi konularak ağrı kesici ilaç reçete 151 Akbulut H ve ark. Aile Hekimliği Servisine Baş Dönmesi ve Kulak Çınlaması Şikayetleriyle Başvuran Glioblastoma Multiforme Olgusu edildiğini belirtti. Ancak ilaç tedavisinden fayda görmemişti. Yaklaşık iki yıl öncesinde bu şikayetleri sonucu hastaya beyin tomografisi çektirilmiş ancak sonucu normal olarak raporlanmıştı. Hastanın dört yıl öncesinde araç içi trafik kazası hikayeside mevcut idi. Bu nedenle hasta iki hafta hastanede yatmış sonrasında ise dört aylık bir fizik tedavi süreci geçitmişti. Ancak bu kaza nedeniyle hsatada herhangibir kronik sekel kalmaıştı. Hastanın soy geçmişi ise özellik arz etmemkteydi. Hasta yaklaşık bir ay öncesinde nöroloji uzmanına başvurduğunu ancak kendisine tekrar analjezik ilaç reçete edildiğini beyan etmekteydi. Hastanın aile hekimliği servisinde yapılan fizik muayenesinde direkt/indirekt ışık refleksleri normal bulundu, göz dibi tabii idi ve his kaybı bulunmamaktaydı. İki nokta diskriminasyonu, vibrasyon duyu muayenesinde de anormallik saptanılmadı. Hasta elleri ile tekrarlı ritmik hareketleri ve parmak burun testini normal olarak yapıyordu. Nistagmus mecvut değildi. Kulak zarı normal izlendi. Ellerde tremor yoktu, denge kaybı mevcut değildi. Kalp-akciğer dinlemek ile normaldi, ek ses ve üfürüm yoktu. Batın muayenesinde de anormallik yoktu. Hastanın tansiyonu 125-80 mmHg, nabız: 72/dk, solunum: 18/dk olarak tespit edildi. Hastanın çekilen elektrokardiyogramı normal olarak yorumlandı. Tam kan, sedimentasyon, rutin biyokimya (Açlık Kan Şekeri, SGOT, SGPT, Üre, Kreatinin, Sodyum, Potasyum, Vitamin B12, Folat, Ferritin) analiz sonuçları normal sınırlarda tespit edildi. Hastadaki vertigo, tinnitus şikayetleri nedeniyle Meniere Hastalığı olabileceği değerlendirilerek hastaya tuz kısıtlaması ve ani baş hareketlerinden kaçınması önerildi. Ayrıca hastaya Betahistine 2 HCL 8 mg 3x1 ve Flurbiprofen 2x1 başlanıldı. Sorumlu hekim tarafından hastalığı konusunda bilgilendirilen hastaya on gün sonrasında kontrole gelmesi önerildi. İki hafta sonrasında kontrole gelen hastanın şikayetlerinde gerileme olmaması üzerine; hasta Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanına sevk edildi. Burada hastaya yapılan işitme testi normal çıkmakla beraber hastada Meniere Hastalığı tanısı ile reçete yazılmıştı. Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanı tarafından hastaya öncesinde verilen tedavi Betahistine 2 HCL 24 mg 3x1, İndometazin 25 mg 152 2x1 olarak değiştirildi ve ilaçları düzenli kullanması istendi. Yaklaşık üç ay Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanınca düzenlenen tedaviyi kullanan hasta aile hekimliği sevisine şiddetli vertigo şikayeti ile tekrar başvurdu. Burada yapılan muayenede hastanın sağ gözünde papil ödemi ve sol elde 2/6 oranında kuvvet kaybı tespit edildi. tespit edilen muayene bulguları sonucunda hasta nöroloji servisine sevk edildi. Burada hastanın iki yıl öncesinde beyin tomografisi tekrarlandı. Çekilen tomografi soncunda hastanın sağ parietal bölgesinde 3x4 cm çapında beyin tümörü saptandı. Acilen beyin cerrahisine sevk edilen hasta burada dördüncü gün opere edildi. Hastanın patoloji raporu Astrositom olarak raporlandı. Hastaya beyin cerrahisinde Grade-II Astrositom tanısı konuldu ve operasyon sonrası radyoterapi uygulanıldı. Hasta sonrasında fizik tedavi uzmanına yönlendirildi. Hastada ameliyat sonrasında gelişen sol bacak ve sol koldaki pleji tablosu uygulanan fizik tedavi egzersizleriyle geriledi. Postoperatif birinci yılını dolduran hastamızın sol alt ekstremitesinde hala nörolojik sekeller bulunmak ile birlikte gündelik yaşantısını desteksiz olarak sürdürebilmektedir. Tartışma Günümüzde önemli bir mortalite ve morbidite nedeni olan kanserler özellikle erken tanı konulmadığında ciddi oranda kötü prognoz sergilemektedir. Kanser hastalığının tanısında iyi bir anamnez ve fizik muayenenin yanısıra görüntüleme metodları ve biyokimyasal markerlar önemli bir yer tutmaktadır. Tüm kanserler icerisinde özel bir yere sahip olan beyin kanserleri ise görüntüleme metodları olmadan tespiti cok zor olan kanser tiplerindendir. Özellikle kırsal kesimlerde görüntüleme yöntemlerine ulaşabilme imkanının daha az olması kanser tanısını güçleştirmektedir. Oysaki kanser teşhisinde görüntüleme yöntemleri hayati öneme sahiptir (5). Hamilton’a göre sadece İngiltere'de her sene 7500-10.000 kanser hastası tanı konulmadaki gecikmeler nedeniyle kaybedilmektedir (6). Bununla birlikte kronik baş ağrısı ile başvuran hastalarda beyin tümörü bulunma ihtimali binde birdir. Polikliniklere başvuracak tüm hastalara istenecek tomografi tetkiği bu nedenle hem gereksiz yere Euras J Fam Med 2013; 2(3):151-154 hastaları radyasyona maruz bırakacak hem de aşırı maliyetli olacaktır. Bu nedenlerle de rutin başvurularda baş ağrısı için tomografi tetkiği önerilmemektedir. Görüntüleme yöntemleri ancak hastaya kesin tanı konulamadığı durumlarda, hastanın mevcut başağrısının daha önce hiç yaşamadığı kadar şiddetli olduğu durumlarda, nörolojik defisit saptandıysa veya verilen tedaviye rağmen baş ağrısı artarak sürmekteyse düşünülebilir (6). Beyin kanserli hastalar baş ağrısı, tinnitus, vertigo, diplopi, denge kaybı, konuşma bozukluğu, işitme kaybı, işitsel-görsel halusinasyon, uyuşma, kusma, unutkanlık gibi nonspesifik şikayetlerle hekimlere başvurabilmektedir (3,7). Hastaların nörolojik muayenesinde ise miyozis, fundoskopik ödem, postür-denge bozukluğu, kas güçsüzlüğü, pleji, tekrarlı hareketleri yapmada zorluk, dilde deviasyon, nistagmus gibi semptomlar tespit edilebileceği gibi erken aşama tümörlerde kansere dair hiçbir muayene bulgusuda saptanılamayabilir. Bu nedenlerle hastaların yakın takibi ve kontrollere çağırılması hastanın kliniğindeki değişimlerin tespiti açısından önem taşımaktadır. Bizim hastamızda da ahstamız temelde kulak çınlaması ve aralıklı baş dönmesi şikayetleriyle başvurmuştu. Ayrıca hastamızda ilk başvuru esnasında hiçbir anormal nörolojik muayene bulgusu mevut değilken dört ay sonrasındaki başvurusunda papil ödemi ve sol el ve kolda kuvvet kaybı saptadık. Glioblastoma Multiforme (GM) erişkin yaş döneminde görülen en sık ve en mortal beyin kanseri cinsidir (8). Erkeklerde kadınlara göre daha sıklıkla görülmektedir. Çok hızlı seyirli bir kanser olan GM'nin prognozuda bir o kadar kötüdür. Tedavi altında dahi iki yıllık sağ kalım oranı % 10-30 olarak bildirilmektedir. Bu oran 45 yaşın altındakilerde nispeten daha iyi iken; 65 yaş üstü populasyonda prognoz kötüdür. 65 yaş üzeri GM hastalarında bir yıllık sağ kalım oranı ortalama % 10 olarak bildirilmektedir (9). Hastalığın tedavisinde tümör operasyonu sonrası radyoterapi önerilmektedir. Nüks durumlarında hastalara yapılacak rekürren cerrahi operasyonların hastaların surveyi uzattığı kabul edilmektedir (10,11). Bu nedenle GM hastalarının tedavisinde evreden bağımsız rijit tedavi yaklaşımı ön planladır. GM tipi beyin tümörlerine hastalık hızlı seyrettiği ve nonspesifik semptomlar verdiği için erken dönemde sıklıkla yanlış tanı konulabilmektedir. Daha öncesinde tomografide saptanılamayan tümöral doku haftalar-aylar içerisinde beyin dokusuna baskı yapabilecek kitle haline gelebilmektedir. DSÖ 1998 yılında yaptığı Aile Hekimliği tanımında aile hekimliğini genel, sürekli, kapsayıcı, aile/toplum yönelimli ve eş güdümsel bir tıp dalı oalrak tanımlamıştır (12). Bu nedenler ile aile hekimliği servisleri hastaların yakın takibi açısından önemli sağlık teşkilleridir. Bizim vakamızda dahasta kontrollere çağırılarak ilgili birimlere yönlendirilmiş ve tümöral kitle nispeten erken bir aşamada yakalanmıştır. Kronik başağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi şikayetler ile başvuran hastalarda beyin kanseri de olabileceği hatırlanmalı ve eğer tanımız kesin değil ise bu tip şikayetler ile başvuran hastalar mutlaka kontrole çağırılmalıdır. Ayrıca hekimlerin kanser bulgularını bilmeleri önem taşımaktadır. Bu nedenle hekimler hastalarının anamnezini detaylı almalı, sistemik muayenesini mutlaka yapmalı ve laboratuvar-görüntüleme yöntemlerini ise maliyet/etkinlik göz önüne alarak istemelidirler. İstenilen laboratuvar veya görüntüleme yönteminin sonucu hastanın kliniğiyle uyumsuzsa hekimler bu metodları tekrarlamaktan kaçınmamalıdır. 153 Akbulut H ve ark. Aile Hekimliği Servisine Baş Dönmesi ve Kulak Çınlaması Şikayetleriyle Başvuran Glioblastoma Multiforme Olgusu References 1. İzmirli M, Altın S, Dernek BO, Ünsal M. SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Merkezi'nin 1999-2004 yılları kanser istatistikleri. Türk Onkoloji Dergisi 2007;22(4):172-82. 2. Dünya Sağlık Örgütü Dünya Kanser Raporu 2008; Bölüm 1-1: 15-7. 3. Ferlay J, Shin H, Bray F, Forman D, Mathers C, Parkin DM. Estimates of worldwide burden of cancer in 2008: GLOBOCAN 2008 International Journal of Cancer 2010;127(12): 2893-917. 4. Parkin DM. Global cancer statistics in the year 2000. Lancet Oncology 2001;2(9):533-43. 5. Wang X, Wang Y, Chen Z, Shin MD. Advances of cancer therapy by nanotechnology. Cancer Res Treat 2009;41(1):1-11. 6. Hamilton W. Cancer diagnosis in primary care. British Journal of General Practice 2012;60(571):121-8. 7. Parsons WD, Jones S, Zhang X, Lin JC, Leary RC. An integrated genomic analysis human glioblastoma multiforme. Science 2008;321:1807-12. 8. Peter C, Burger MD, Sylvan B, Green MD. Patient age, histologic features and length of survival in patients with glioblastoma multiforme. Cancer 1987;99(9):1617-25. 9. Lacroix M, Abi-Said D, Fourney DR, Gökaslan ZL, Shi W, De Monte F. A multivariate analysis of 416 patients with glioblastoma multiforme: prognosis, extent of resection and survival. J Neurosurg 2001;95(2):190-8. 10. Stupp R, Mason WP, van den Bent MJ. Radiotherapy plus concomitant and adjuvant temozolomide for glioblastoma. N Eng J Med 2005;352:987-96. 11. Eroğlu C, Yıldız OG, Soyuer S, Orhan O, Gündoğ M, Kaplan M, et al. Nüks glioblastma multiforme: Bir olgu sunumu. Erciyes Tıp Dergisi 2007;29(5):428-32. 12. WONCA Aile Hekimliği Avrupa Tanımı. Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği Yayınları 2011; 23-4. Corresponding Author / İletişim için Uzm. Dr. Halil AKBULUT Aile Hekimliği Uzmanı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı Aile Sağlığı Merkezi Kazan, Ankara E-posta: [email protected] 154
Benzer belgeler
Malign Glial Tümörler
GBM’lerden biraz daha iyi bir prognoza sahip olduğunu bildirir (Burger,
Vollmer 1980; Margetts, Kalyan-Raman, 1989; Shinojima 2004). İlaveten,
son WHO sınıflamasında nekrozun bulunduğu anaplastik o...