sayfalar NISAN_`2013.....1-19_opt
Transkript
Kuşadası Balıkçı Barınağı ve İskele 1970 1937 [email protected] Yerel Tarih Dergisi 2008-2009 ve 2010 -2011 sayıları iki cilt halinde derlenmiştir. Ciltlenmiş Yerel Tarih Dergilerini edinme adresi Ege Mahallesi 442. Sokak No 6, Club Oliva Ergül Apartmanları B Blok Daire 4 Kuşadası / Aydın Tel: 0 256 618 44 44 Faks: 0 256 618 44 67 ISSN 2147-6349 yılından itibaren 30 yıl tabaklık sanatı ile uğraşan Kuşadalılara ekmek kapısı olan tabakhaneler, sahiplerinin tüm karşı çıkmalarına rağmen zorla ellerinden alınmış ve yine yaklaşık 45 yıl metruk bir vaziyette bu günleri beklemiştir. Restorasyonu tamamlanan binalar, 23 Nisan günü sayıları bir elin parmaklarından bile az sayıda hayatta olan tabaklar ile ebediyete intikal edenlerin çocuklarını misafir etmiştir. Bu alanda açılacak olan müzede tabaklık sanatına emek veren Kuşadalıların isimlerinin yaşatılması ailelerde oluşan kırgınlık ve öfkeyi tam olarak gidermese de buruk bir teselli olacaktır. Bugün de olduğu gibi elektrik kesintileri ile boğuşan Nisan 1973 Kuşadası gündemini eski sağlığına yeniden kavuşan Mustafa Veli, Ada Sesi Gazetesinden aktarmaya devam ediyor. Kuvayı Milliye kahramanı Kuşadalı Çam Mehmet’in torunu Işık Erkal Melhem aile anılarını anlatıyor. Sizlerden de bu tür anıları bekliyoruz. Kuşadası’nda yaşayıp da yakın çevre hakkında yeterli bilgiye sahip olmayanların sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Turizm Haftası etkinlikleri içerisinde TÜRSAB Kuşadası BYK sının öğrencilerimizi Efes’e götürmesini önemsiyoruz bu ve benzeri etkinliklerin sürdürülmesini diliyoruz. Yazarımız Selçuklu Ali Can, İtalyan işgali döneminde Kuşadası’nda faaliyet gösteren 162 Nolu Askeri Sahra Postanesi damgalı zarf ve kartpostalları bizlere sunuyor. Zeytin yetiştirme ve zeytinyağı elde etme yol ve yöntemlerinin tüm açıklığı ile gözlendiği ‘’Oleatrium’’ başta Kuşadalılar olmak üzere herkesin mutlaka görmesi gereken tematik bir müzedir. Emeği geçenleri bir kere daha kutluyoruz. Sedat Onar’ın Seyyahlar yazı dizisi detay Charles Texier anlatımları ile devam ediyor. Anadolu Turizm Meslek Lisesi tarih öğretmeni bilim uzmanı, ‘’Andız Korsanları’’ araştırması ile yazı ailemize katıldı. Hoş geldin Menderes Akdağ. Aydın Siyasi Tarihini uzmanlık tezi olarak araştıran Akdağ, önerimiz üzerine Kuşadası siyasi tarihi ile ilgili araştırmasını başlatmıştır. Konu ile ilgili bilgi, belge ve fotoğraflarınızı bekliyoruz. Editörümüz Nail Topal güncel ‘’Akil Adamlar’’ girişiminin, 94 yıl önceki benzerini, kahramanı Esat Hoca’yı ve yaşanan olayları bize aktarıyor. Ada’dan bir Portre’de uzun yıllar Ziraat Bankası müdürlüğü yapmış olan Halil İbrahim Kubilay’ı oğlu Eser Kubilay anlatıyor. Arkeolog Kamil Sahralı, Kuşadası’nda yaşayan ressam Nilüfer Örme’yi bize tanıtıyor. Bu ay ki yazısı Arkeoloji- sanat ilişkisi üzerine. Kuşadası Hatırası sayfamız fotoğraflarınızı bekliyor. KUŞADASI YEREL TARİH ARAŞTIRMALARI GRUBU Adına Sahibi ve Sorumlu Müdür Ali Ergül Yayın Kurulu Ali Ergül, Müjgan Şavkay, Mustafa Veli, Belma Özgün, Dr. Ali Alkış, Dr. Ayşe Şerifoğlu, Mustafa Dinçoğlu, Av. Kaya Egel, Ali Hüseyin Torun, Sedat Onar, Yrd. Doç. Dr. Eralp Osman Çolakoğlu, Arif Çıkıcı, Özer Kayalı, Ata Şakrak, Ali Can Editör Nail Topal Grafik-Tasarım Nilüfer Saçar Nisa Hukuk Danışmanı Av.Nail Özazman Tercüme (İng-Frs) Duygu Sayra Ergül Redaksiyon; Nail Topal, Sedat Onar, Duygu Sayra Ergül, Alp Ergül İletişim Ege Mahallesi, 442 Sokak Club Oliva ERGÜL Apartmanları B Blok Kat:1 D:4 Kuşadası - AYDIN Tel: 0256 618 44 44 Ali Ergül: 0532 212 20 31 [email protected] www. kuyeta.org Dağıtım Pazarlama Ergül Turizm Gıda Maddeleri Ltd. Şti. Baskı Yeri Yeniyol Matbaası 1145/1 Sk. No: 50/A Yenişehir - İZMİR Tel: 0232 449 88 52 Faks: 458 62 86 [email protected] Sayı 51 Yıl 6 NİSAN 2013 KUYETA 1 Ben Buradayım Ey Tarih Nisan 1973’te Kuşadası Mustafa Veli Mavi İnsan Benim bir şehri sevmem için havanın yağmurlu olması şart. O yüzden, kaldığımız günlerde yağmur yağmadığı için Paris’i sevmemiştim. Ama yağmurun tarihi ıslattığı Bordeaux şehri halen aklımın ve yüreğimin bir köşesinde duruyor. Bazılarının aksine yağmurun şehre hüzün verdiğine inanmıyorum. Yağmur yağmazsa o şehir hüzünlüdür. Bütün bunları Kuşadası’nın merkezindeki küçük bir apartman dairesinin penceresinden dışarısını seyrederken düşünüyorum. Yağmur var diye mi ne şimdi Kuşadası bana daha güzel görünüyor. Kitap okuyamıyorum. İki satırdan sonra uykum geliyor. Yazamıyorum. Kalemim elime dolanıyor. Şimdi daha iyi olduğumdan kitap ve deftere kavuştum. Bu vesile ile Ada Sesi Gazetesi’nin sayfalarına da. 3 Nisan 1973 Salı: GAZETENİZ YEDİ YAŞINDA 1967 yılı Nisan ayının ilk haftasında 3 Nisan Pazartesi günü sabahı büyük bir heyecan içinde yayın hayatına başlattığımız gazeteniz ADA SESİ bugün 6. yaşını doldurarak 7. yaşına basmıştır. 6 yıldan beri bir tek sayısını aksatmadan elinize uzattığımız Ada Sesi güçlü teknik kadrosu ile daha nice yıllar çevremizde yayınlanan gazeteler arasında örnek gazete unvanını koruyacak ve dimdik ayakta duracaktır. Gazetemizin aksamamasında büyük bir azim örneği veren isimsiz kahramanlarımız(teknik kadromuz) Mehmet Sarayköylü, Erdinç Yavanırmak ve Ata Kılınç’a bu vesile ile teşekkür etmeyi vazife biliyoruz. Çevremizde yayınlanan gazeteler arasında en güçlü yazı ailesi kadrosuna sahip bulunan gazeteniz ADA SESİ muhteva yönü ile murakkebesi altında bulunduğunuz üst kademelerde örnek gazete olarak kabul edilmekte ve diğer gazetelere yapılan ihtarlarla ‘’gazeteniz ADA SESİ gibi yayınlansın’’ şeklinde ibareler kullanılmaktadır. Kıymetli okurlarımızın ve daima bize destekte bulunan muhterem Kuşadalılar’ın teşvikleri ile kazandığımız bu unvanı yüce Allah’ın izniyle en güzel örneklerle koruyacağız. Bu şerefli görevde azmimiz sonsuzdur. Gazetenizin yedinci yaşına basması münasebetiyle mevcut tesislerimize ilaveten yeni almış olduğumuz otomatik baskı makinemizin de 15 Nisan’da matbaamıza monte edileceğini müjdelemekten kıvanç duyarız. Amacımız; daima hizmetlerin en iyisini vermek. Parolamız; haklının yanında, haksızın karşısında olmaktır. Saygılarımızla ADA SESİ Sarı zemin üzerine mavi mürekkeple yazmışlar bu haberi. Ama onlar için öyle değil. Yedi yıl emek vermek. Halen daha olduğu gibi zor iş yayıncılık. Kapanmasaydı bu yıl kırk yedinci yaşını kutlayacaktı. BALKANLARIN EN BÜYÜK OTELİ İÇİN YOL YAPIMINA BAŞLANDI. Karaova’da inşa edilecek dev tesisin temelleri Mayıs ayında atılacak- Otel önümüzdeki yıl açılacak. Akdeniz Turizm ve Seyahat Acenteleri sahibi hemşerimiz Naci Akdoğan’ın ilçemiz Karaova KUYETA NİSAN 2013 2 mevkiinde inşa ettireceği Türkiye sahillerinin ve Balkanların en büyük oteli ile ilgili çalışmalara hız verilmiştir. Öncelikle otelin yol ve elektrik sorunu ele alınmış ve bu işlerin büyük bir kısmı tamamlanmıştır. Kendisiyle konuştuğumuz müteşebbis hemşerimiz Naci Akdoğan ‘’yol ve elektrik işini halletmek üzereyiz. Mayıs’ın ilk haftasında da temelleri atacağız.’’ demiştir. 600 yataklı olacak otelin birinci kısmı 320 yataklı olarak 1974 Turizm sezonuna kadar tamamlanacak ve hizmete açılacaktır. Mayıs ayında yağmur yağıyor mu? Ama şehir bina yağmurlarına tutuluyor. MAHMUT ESAT YARIN TÖRENLE ANILIYOR. 4 Nisan Hukukçular Günü münasebetiyle yarın saat 11.00’de Eski Adliye Bakanlarımızdan Medeni Kanunun öncüsü hemşerimiz merhum Mahmut Esat Bozkurt’un Selçuk yolu üzerindeki mezarı başında toplanılacak ve merhum hakkında konuşmalar yapılacaktır. Aydın Barosu’na mensup hukukçuların düzenledikleri anma merasiminde valimiz Sedat Kirtetepe, kaymakamlar, daire amirleri ile diğer davetliler hazır bulunacaklardır. Koyu yağmurların insanlarından. 10 Nisan 1973 Salı: Bir ülkenin geleceği için gönlündeki SİNEK MÜCADELESİ İÇİN NE hayal damlalarını büyüten. GİBİ TEDBİRLER ALINIYOR? Şimdiden hava kararmaya başladı. Sinek mücadelesini yapacak olan İnsanlar telaşla evlerine Sağlık Bakanlığı’na bu konuda koşturuyorlar yağmura talepte bulunulmadıysa vakit yakalanmamak için. kaybetmeden harekete geçmenin 6 Nisan 1973 Cuma: zamanı gelmiştir- karasinekler boy EKMEK SATIŞLARI SERBEST göstermeye başladı. BIRAKILDI. Yaz mevsiminde ilçemize musallat 6 Şubat’tan beri ekmek satışı olan kara ve sivrisinek haşeresi yapamayan bakkallar bundan sonra bilindiği gibi başlı başına bir problem beyaz kâğıtlara sarılı olmak kaydıyla olmakta ve bu yüzden ekmek satışı yapabilecek. memleketlerinde böyle bir Sıhhate mugayir gerekçesiyle rahatsızlıkla muhatap olmayan belediyece ilçemiz bakkallarının yabancı turistlerin şikâyetlerinin ardı ekmek satışları bilindiği gibi kesilmemektedir. yasaklanmıştı. Konuyla yakinen ilgilenen Turizm Belediyenin bu kararı uyarınca ve Tanıtma Bakanı Erol Yılmaz Akçal, ekmek satışları 6 Şubat’tan itibaren geçen yıl ilçemize ziyaretlerinde sadece fırınlarda yapılmaya ilgililerin talebi üzerine daha önce başlanmıştır. O tarihten bu yana gönderdiği 50 bin liraya ilaveten 100 fırınlara evi uzak olan vatandaşların bin lira daha göndermişti. ardı kesilmeyen şikâyetlerini dikkate Geçen yıl mevsimin geçmesi alan ilgililer ekmek satışını tekrar sebebiyle kullanılmayan bu para serbest bırakmışlardır. şüphesiz ki bu yıl kullanılacaktır. Bir Böylelikle, eskiden olduğu gibi de şu var. Bilindiği gibi Bakanlar bundan sonra da bakkallar beyaz Kurulu kararına göre sinek kâğıtlara sarılı olmak kaydıyla ekmek mücadeleleri Sağlık Bakanlığı satışı yapabileceklerdir. tarafından yapılacaktır. YOLLARIN YAPIMINA BAŞLANDI İlçemizden Sağlık Bakanlığı’na bu Kanalizasyon kazıları dolayısıyla konuda bir talepte bulunulup bozulan ilçemiz yolları bilindiği gibi bulunulmadığını bilmiyoruz. Eğer belediye tarafından yapılacaktır. böyle bir talepte bulunulmadıysa Şimdilik iki işçi ile Türkmen vakit kaybetmeden harekete Köprüsü’nü takiben Sağlık geçmenin zamanı gelmiştir. Zira son Caddesi’nin döşeme işine yağmurlardan sonra karasinek başlanmıştır. İlgililerin ifadesine göre, haşeresi kendini göstermeye önümüzdeki günlerde fazla sayıda başlamıştır. Sineklerin yumurtlama işçi ile yapımına başlanacak ilçemizin zamanı olan şu günlerde mücadeleye bozuk yolları kısa zamanda eski başlanırsa büyük faydalar sağlanacağı haline getirilecektir. kanısındayız. Daha önce döşeme olan şehrin Küçücük Kuşadası’nda haftada bazı merkezi caddelerinin de asfalt iki gün olsa da haber bulmak zor. veya beton yapılacağı söylentiler Bakalım bu sinek haberini yaz arasında yer almaktadır. boyunca kaç defa okuyacağız. Yağmurlar bitmeden yol BERKANT YEŞİL SİTEYE ÜYE çalışmaları biter mi? OLDU. BELEDİYE TEFRİŞ EDİLDİ!. Geçtiğimiz Pazar İlçemiz belediye sarayının hizmet günü ilçemiz Doğan servisleri modern mefruşat ile Sineması’nda eşi Serpil teçhiz edilmiştir. Örümcer ile birlikte İşletme ve muhasebe servisi ile konser veren ünlü başkâtip bölümlerine baştanbaşa sanatçı Berkant, banko konularak derli toplu bir ilçemizden ev almaya hale getirilmiştir. karar vermiş ve Yeşil Belediyenin herhangi bir Site Yapı Kooperatifi’ne servisinde işi olan vatandaş eskiden üye olmuştur. olduğu gibi memurların masasına İlk defa şehrimize sandalyesini çekip oturamayacak, Berkant (B. Akgürgen) gelen Berkant, bankalarda olduğu gibi işini ayakta ilçemize hayran kalmış görüp kimseyi meşgul etmeden orayı ve istediği gibi bir ev yaptırmak için terk edecektir. arsa aramaya koyulmuştur. Yeşil Site Hiçbir belediyede olmayan bu Yapı Kooperatifi’nin arsalarını çok çalışma sistemi hem memurun beğenen sanatçı kooperatif huzurunu arttıracak, hem de yöneticileri ile temas kurarak üye vatandaş fazla vakit kaybetmeden kaydını yaptırmıştır. işini görmüş olacaktır. ‘’Samanyolu’’ şarkısının Maşallah neler yapılıyor. yorumcusu. Şimdi aramızda yok ama müziğimizin en bilinen şarkısı. O YILLARDA ÇOK ÜNLÜ. Büyük sevinç. 13 Nisan 1973 Cuma; EKMEK SATIŞLARI İÇİN ÖZEL SATIŞ BARAKALARI YAPILACAK! Bakkalların ekmek satışı yapmaları yasaklandı- Özel barakalarda satış yapanlar beyaz gömlek giyecek- Satış barakaları belediyenin kontrolünde fırıncılar tarafından yapılacak. Yıllardır bakkallar tarafından yapılan ekmek satışları bilindiği gibi Bakanlar Kurulu’nun kararına göre bir ay önce kaldırılmış, bu konuda belediyelere talimat verilmiştir. Hal böyle olunca belediyemiz de bakkalların ekmek satışlarını yasaklamış, bu işi yalnız fırınlar yapmaya başlamıştı. Evi fırına uzak olan mahalle sakinlerinin devamlı şikâyeti üzerine geçtiğimiz hafta içinde yapılan şikâyetlere uyan belediye encümeni ekmek satışlarını tekrar serbest bırakmıştı. Matluba uygun olmayan ekmek satışları üzerine tekrar belediye encümeni dün aldığı bir kararla şehrin muhtelif yerlerine özel ekmek satışı barakaları kurulmasına karar vermiştir. Buna göre, şehrin muhtelif yerlerinde özel barakalar yapılacak ve beyaz gömlekli satıcılar tarafından ekmek satışı yapılabilecektir. Ekmeğim, ekmeğim yağmurlu ekmeğim. Sineğim, sineğim benim karasineğim. Yollarım, yollarım benim bozuk yollarım. Sularım, sularım benim susuz çeşmelerim. Ampulüm, ampulüm benim ışıksız ampulüm. Satıcım, satıcım benim beyaz gömlekli satıcım Denizim, denizim benim Kuşadası denizim. Güvercinim, güvercinim benim yağmur renkli güvercinim. Hepsi benimle beraberdi. Ama ekmek barakaları yapıldı mı anımsamıyorum. Ama şimdi var. 40 yıl sonra barakada ekmek 60 kuruş. Fırında ve bakkallarda 75 kuruş. BERKANT’TAN SONRA SERPİL ÖRÜMCER DE YEŞİL SİTEYE ÜYE OLDU. Geçtiğimiz Pazar günü ilçemiz Doğan Sineması’nda konser veren ünlü sanatçı Berkant’ın ilçemizi çok beğendiğini ve şehrimizden bir ev sahibi olmak Serpil Örümcer NİSAN 2013 KUYETA 3 Ben Buradayım Ey Tarih istediğini önceki sayımızda bildirmiştik. Bu konuda derhal faaliyete geçen Berkant’ın Yeşil Site Yapı Kooperatifi’ne üye olduğuna değinmiştik. Berkant’ın Yeşil Site Yapı Kooperatifi’ne üye olmasından sonra Serpil Örümcer de kooperatife üye olmak istemiş ve kooperatif yöneticilerine gönderdiği mektupta üyelik kaydının yapılmasını talep etmiştir. Şantöz Serpil Örümcer’in mektubunu inceleyen Yeşil Site Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri Örümcer’in üyelik talebini kabul etmişler ve kendisine bilgi vermişlerdir. Serpil Örümcer ‘Bayan Bacak’’ lakaplıydı. Çok karıştı hayatları. Kuşadası’nda yaşadılar mı acaba? Anımsayan, anısı olan var mı? 17 Nisan 1973 Salı GAZETE YOK Bu arada sevgili okuyucu Ada Sesi Gazetesi sana bana bir nisan şakası yapmak istedi galiba. Gazetenin 17 ve 20 Nisan sayıları kayıp. Bu iki sayı elimize ulaşırsa yayınlarız. Yoksa tarihin sayfaları arasında yok olup gidecek. Bunda benim suçum yok. Yağmurda sel alıp götürmedi. Fareler olabilir. Okuduğum sayılar hiç olmazsa şanslılar. Farelerin dişlerine yapışmadılar. 20 Nisan 1973 Cuma: ŞEHİR DÜNDE 11 SAAT ELEKTRİKSİZ KALDI. Hava şartlarına göre değişen arızaların devam edeceğinden endişe ediliyor. Son günlerde ilçemizde Söke hattında meydana gelen elektrik arızaları şehrimizde hayatı felce uğratmaktadır. Pazar günü başlayan ve Salı gününe kadar devam eden arızalar zincirine dün de bir yenisi daha eklenmiş şehir 11 saat elektriksiz kalmıştır. Türkiye Elektrik Kurumu Aydın şubesi teknisyenlerine yardımcı olan ilçemiz trafo merkezi teknisyenleri, arazi üzerinde yaptıkları uzun araştırmalar sonunda sabahleyin saat 9,30’da başlayan arıza akşam saat 20.30’a kadar devam etmiştir. Hava muhalefetine göre değişen arızaların sık sık devam edeceğinden endişe edilmektedir. Ampulüm, ampulüm benim ışıksız ampulüm. Kâhin olmaya gerek yok. Hiçbir şeyimiz düzgün değil. Temelimiz yok. Çalışan insanların bile temeli olması gerek. İNGİLTERE TELEVİZYON EKİBİ GELDİ! İngiltere BBC Televizyon servisinden 5 kişilik bir ekip geçtiğimiz hafta içinde ilçemize gelmiştir. Şehrimizde yeni açılan KAYA Turizm ve Seyahat Acentesi’nin organizesinde şehrimize gelen ekip, özel olarak tertip edilen horoz güreşini televizyona almışlardır. KUYETA NİSAN 2013 4 Civar il ve ilçelerde filmler çeken ekip, dış ülkelere çalışmaya giden işçilerimizin uğurlanış şekillerini yansıtacaklardır. Nerede bu filmler? BBC arşivlerinde vardır. Nasıl ulaşmalı ve nasıl almalı? Dönemin meşhur dövüşçü çil horozları yanında birkaç kare Kuşadası görüntüsü ve elbette Kuşadası turizmine gönül veren sevgili Kaya Şavkay’ı saygı ile yad etmek için. Londra’da yağmurludur. Yağmur bir yerlerde koruyordur. Sular yükseldiğinde yağmurun başı döner mi? Benim başım bu belgelere ulaşamayacağımı bildiği zaman inan dönüyor sevgili okuyucu. 24 Nisan 1973 Salı: GAZETE YOK 27 Nisan 1973 Cuma: İLÇEMİZİN ELEKTRİK SORUNU BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NE GETİRİLDİ. DP. Aydın Milletvekili Kemal Ziya Öztürk’ün Millet Meclisi Başkanlığı’na verdiği soru önergesinin neticesi şehrimizde merakla bekleniyor. Aydın Demokratik Partisi milletvekili ve Meclis Başkan Vekillerinden Kemal Ziya Öztürk ilçemizde sık sık meydana gelen elektrik arızaları ile ilgili Millet Meclisi Başkanlığı’na önceki gün bir soru önergesi vermiştir. Kemal Ziya Öztürk, önergesinde sık sık meydana gelen elektrik arızalarının yabancı turistleri rahatsız ettiğini, trafiğin aksadığını ve ilçede hayatın felce uğradığına değinerek, Turizm ve Tanıtma Bakanlığınca konunun çok acele olarak ele alınmasını istemiştir. Kemal Ziya Öztürk’ün Millet Meclisi Başkanlığı’na verdiği ilçemiz ile ilgili bu önemli önergenin neticesi şehrimizde merakla beklenmektedir. Kırk yıl önce elektrik kesintilerinden bezen Kuşadalıların görüşlerin sizin için derledik. Kaybettiklerimizi rahmet ve saygı ile anıyoruz. Işıklar içinde yatsınlar. Hayatta olanlara uzun aydınlık günler diliyoruz. YIL SONU TOPLANTISI YARIN YAPILIYOR. 1973- 1974 öğretim yılı ile ilgili son toplantı yarın ilçemiz kütüphane salonunda yapılacaktır. İlköğretim Müdürümüz Zeki Aydınlı’nın başkanlığında yapılacak toplantıda merkez ve köy ilkokul öğretmenleri hazır bulunacak, şimdiye kadar yapılan ve bundan sonra yapılacak çalışmalar ele alınarak müzakere edilecektir. 2013 yılında şehrimizde yapılıyor mu böyle bir toplantı? EFES FESTİVALİ PAZAR GÜNÜ BAŞLIYOR. 10. Efes Festivali Pazar günü tarihi Efes Harabeleri’nde düzenlenecek törenlerle açılacaktır. 6 Mayıs’a kadar devam edecek festivale İran, Kanto Kraliçesi Macar ve Romen folklor Nurhan Damcıoğlu ekipleri ile yurdumuzdaki bütün ünlü folklor ekipleri davet edilmişlerdir. Geçen yılki programdan daha zengin bir programla bir hafta devam edecek festivalde Emel Sayın ve Nuran Damcıoğlu’da konser Emel Sayın verecektir. Yağmur güzelliğinde geçsin. Nisan niye yorgun? Ben yorgun olduğum için mi? Yağmur yağdığında ıslanan kitapların harfleri dökülür mü? Yerine hangi alfabe konur? Anlar mıyız? Kendini anlıyor musun ey okuyucu? Mayıs ayında mı anlayacaksın? Ayın Makalesi NİSAN 2013 KUYETA 5 Anılar, Anılar KUŞADALI ASLAN YÜREKLİ ÇAM MEHMET EFE'NİN TORUNU IŞIK HANIM Nail Topal Emekli Öğretmen M.E.B Çalışma Gurubu Bşk. [email protected] Üç yıllık bir çalışmanın sonucunda yazdığım ATEŞTEN ADAM YA DA BOZKURT adlı yapıtımı tanıtmak, Atatürk’ün Devrimci Adalet Bakanı ve Türk Aydınlanma Devriminin en önemli adlarından Mahmut Esat Bozkurt’u, öncelikle yaşadığı çevreye anlatmak için, 21 Aralık 2012’de Kuşadası’nda başlattığım konferanslar dizisini, Aydın, Söke ve Selçuk’ta da sürdürdüm. Bu konferanslarda ağırlıklı olarak O’nun çok az bilinen Kuvayı Milliyeci yönünü ve Kuşadası Cephesi’ndeki çalışmalarını işledim. 26 Aralık 2012 Çarşamba günü, Söke Vali Recep Yazıcıoğlu Kültür Merkezinde ADD Söke Şubesi’nin düzenlediği konferansta, Mahmut Esat Bozkurt’un önce Söke’de sonra Kuşadası Cephesi’nde yaptığı çalışmaları anlattım. Bu cephelerde yararlı çalışmalar yapan kahramanlardan da söz ettim. Bunlardan biri de Çam Mehmet Efe’ydi. Kendisi ile ilgili bilgileri torunu Ali Ekrem Erkal’ın, Kasım 2009 tarihli KUYETA’da yazdığı “Kuşadalı Aslan Yürekli Çam Mehmet” adlı yazısından öğrenmiştik. Girit adlı 3 ciltlik muhteşem bir araştırma yapıtının da yazarı olan Ali Ekrem Erkal, dedesini ve onun Kuşadası’nda Kuvayı Milliye’ye katkılarını anlatıyordu bu yazısında. Söke’de verdiğim konferansın sonunda, güleryüzlü, orta yaşlı bir hanımefendi parmak kaldırarak söz istedi: - ‘’Adım Işık Melhem. Konferansta anlattığınız Çam Mehmet Efe’nin torunuyum. Annem İkbal Erkal, bize dedemden övgüyle söz eder, O’nun yaptığı çalışmaları anlatırdı. Ayrıca annem İkbal Erkal, Atatürk’ün Kuşadası’na ilk gelişinde, o büyük kurtarıcıya çiçek sunmuş,’’ dedi. Ben, çok sevindiğimi, dedesiyle Bölüm - 1 ilgili bilgileri, annesinden duyduklarını yazmasını istedim. Bunları yazarsa KUYETA’da yayınlayacağımızı söyledim. Işık Hanım’ın torunları için kitap imzalattığını da anımsıyorum. Aradan dört ay kadar zaman geçti. Işık Hanım sözünü tuttu. İki fotoğraf ve iki sayfalık bir yazı gönderdi. 1 numaralı fotoğrafta annesi İkbal Erkal ve teyzesi Bezmialem Erkal’ın 1989 yılında çektirdikleri fotoğraf vardı. 2 numaralı fotoğraf ise anne ve babasının gençlik günlerinde çekildiği bir fotoğraftı. Işık Hanım, annesi ve teyzesi Bezmialem Özçam’ın çocuklarına, yeğenlerine ve yakınlarına coşkuyla ve sevgiyle okudukları bir şiir gönderiyordu. Annesi ve teyzesinin tam bir Cumhuriyet Kadını olduklarını anlatıyordu. Teyzesi Bezmialem Özçam Özgen’in Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu’ndan mezun olduğunu, Korkut Efe ile sınıf arkadaşı olduklarını anlatan Işık Melhem Hanım, teyzesi Bezmialem Hanım’ın ve Korkut Efe’nin ilerlemiş yaşlarına karşın, mezun oldukları Mahmut Esat Bozkurt İlkokulu’nun mezunlar gününe katıldıklarını, eski öğrencilik günlerini andıklarını yazıyor. Yazısını teyzesi Bezmialem Özçam Özgen’in bu özel günde okuduğu ve aile bireylerinin bugün de dillerinden düşürmediği bir şiir NİSAN 2013 6 UNUTMA (1) Yürüyordum bir kızıl yol Sağım solum bir uçurum Ayaklarım kan içinde Göğe imdat diyorum Koştum, koştum, Bir şey çıktı karanlıklar içinden; Bir isyan “yeter” diye gürlerdi Dağlar, taşlar bu sedayı dinledi., Bu sesle can verdi toprağa, dağa, taşa ŞANLI GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA Top yoktu, süngü yoktu Bu yokluktan Türk yarattı bir ordu Unutma bir avuçtan fazla değildik Bize bütün dünya düşman oldu, onun için yenildik Sandılar ki can vermişti eski TÜRK Sandılar ki şan vermişti eski TÜRK Topumuzu, süngümüzü aldılar Ülkemize kahpe Yunanlıyı saldılar. Anadolu baştanbaşa hep yandı, Al bayrağımız siyah kana boyandı. Minarelerin duyguları var gibi Bizi kurtar diyerek Yanan şehirlere kapandılar O yıkılan vatandı, siyah hatta simsiyahtı Bir gün GAZİ söz verdi divandan: “Yunanlıyı kovacağız Aziz vatandan” Bu söz gönülleri dolaştı, Erkek, çoluk çocuk her TÜRK savaştı. Göğüslerle çelikleri yıktı TÜRK Töresinde yine sağlam çıktı TÜRK HEY TÜRKOĞLU ibret olsun bu tarih sana Yabancıyı sakın sokma vatana HEY TÜRK KIZI ibret olsun bu tarih sana Yabancıyı sakın sokma bu aziz vatana. 1-Ulusal kurtuluş savaşımızı en iyi anlatan şiirlerden biri.) 1989 İkbal Erkal - Bezmialem Özgen KUYETA gönderiyor. Ozanını ve başlığını bilemediği şiiri, annesi İkbal Hanım, teyzesi Bezmialem Hanım, Korkut Efe ve yurt toprakları için şehit düşen adsız kahramanların anısına adayan, okuyuculara bu şiiri sunmayı da bir görev bildiğini anlatıyor. Kuşadası Kuvayı Milliyesi’nin en önemli adlarından Çam Mehmet Efe’nin torunu Işık Erkal Melhem Hanım’ın bu yüce isteğini yerine getirmekten KUYETA ailesi olarak onur duyuyor ve şiiri sizlerle paylaşıyoruz. Kuyeta Haber TURİZM HAFTASINDA TÜRSAB ÖĞRENCİLERE EFES'İ TANITTI Haber+Fotoğraf: Kuşadası Demokrat Gazetesi 22 Nisan 2013 tarihleri arasında Turizm Haftası nedeni ile düzenlenen etkinlikler renkli görüntülere sahne oldu. Turizmcilerin ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikler, TÜRSAB Kuşadası bölge yürütme kurulunun düzenlediği Efes gezileri TÜRSAB yönetim kurulu üyesi ve bağımsız belediye meclis üyesi Abdullah Gür’ün eşlik ettiği Efes gezisi ile son buldu. Etkinlik kapsamında son olarak Turizm Meslek Lisesi öğrencilerine rehberler eşliğinde tarihi Efes Antik Kenti gezdirildi. Gezi esnasında turizm rehberleri bölgeyi öğrencilere tanıttı. İlk kez tarihi ören yerlerini gezen öğrenciler düzenlenen geziden mutlu ayrıldılar. TÜRSAB Bölge Yürütme Kurulu yönetim Kurulu üyesi Abdullah Gür bu tür etkinlikler çocuklarımızın ufkunu açıyor binlerce yıl öncesinden günümüze gelen antik kentler tarihi ören yerlerini gezen çocuklarımız bu alanları korumak için bilinçlendikleri gibi, onlarda uyanan merak daha çok araştırmacı olmalarına neden oluyor dedi. Gür bu tür etkinliklerini çoğaltmak her yaş gurubu Kuşadalı’nın öncelikli hedefi olduğunu belirtip etkinliklerin daha da sıklaşacağı sinyalini verdi. NİSAN 2013 KUYETA 7 Kuyeta Haber TABAKHANE BİNALARI RESTORE EDİLDİ Hayvanlardan elde edilen ham deriyi çeşitli usullerle işleyerek günlük hayatta kullanılan ayakkabı, çanta vb. ürün haline getirme işlemi olan tabaklık mesleğinin geçmişi hayli eskilere dayanıyor. Türklerin, Anadolu’ya ayak Eski Tabakhane Binaları basmaları ile dericilik ufak büyük her yerleşim yerinde kurulan tabakhanelerde işlenmiştir. Bugün Anadolu kentlerinin pek çoğunda, tabakhane mahallesi, tabakhaneler sokağı, tabakhane deresi, debbağlar çarşısı, tabaklar hamamı adlarına rastlamak mümkündür. Ege kıyısındaki kentlerde de deri işleme sanatı gelişmişti, ancak derilerin tabaklanma sürecinde çıkan kokuların bu mahallerde yaşamı olumsuz etkilemesi nedeni ile kentler büyüdükçe tabakhanelerin yeri de Kuşadası örneğinde olduğu gibi sürekli değişmiş, tabakhaneler yerleşim alanlarının dışına taşınmak zorunda kalmıştır. 1937 yılından sonra kentin gelişmesine ayak uydurarak tabakhaneler Akıncılar Caddesi’nden (İnönü Bulvarı) Akyar Mevkii’ne, şimdiki Yat Limanı’nın karşısına taşındı. 1968 yılına kadar burada faaliyet gösteren Kuşadalı tabaklar daha sonra Kirazlı Köyü yolu üzerinde Eşek Cehennemi Mevkii’ne, Belediye mezbahasının yanına taşındı. Burada eski tabakların çocukları bir müddet daha mesleklerini icra ettiler. Günümüzde deri tabaklama işi gelişen teknolojiye Restore Edilen Tabakhane Binaları KUYETA NİSAN 2013 8 Tabakhaneler Restorasyondan Sonra yenik düşmüştür. Yat Limanı arkasında bulunan tabakhane binaları 1978 ve 1983 yıllarında iki ayrı kararla kamulaştırılmış, ancak uzun yıllar evsizlere barınak olmuş ve büyük ölçüde de bu binalar tahrip olmuştur. GÖÇTÜR Turizm A. Ş. tarafından Turizm Bakanlığı'ndan tahsis olarak alınan bu alan üzerinde inşaata 2012 yılı içerisinde başlanmıştır. Uluslararası otel zinciri Hilton’a bağlı Doubletree oteli 2013 yılında hizmete açılmış ve bu otelin arkasında bulunan eski tabakhane binalarının da aslına uygun olarak restorasyonu da tamamlanmıştır. Eski yapıların ve konumuz olan tabakhane binalarının aslına uygun restorasyonu önemlidir ancak daha önemli olan bu binaların ve alanın o döneme ait kültürün gelecek nesillere aktarılmasıdır. Bunun için uygun ve yaşayan bir platform oluşturulması, geçmişle günümüz arasındaki bağlantının iyi kurulmasıdır. Tabakçılık sanatı ile ilgili bir müze yanında tarihi mekânlar içerisinde yerli ve yabancı misafirlerimize alışveriş, yeme-içme ve eğlenme hizmetlerinin sunulması bu tarihi mekânı yaşatacaktır. Kuşadası tarihinin önemli bir kesitini yansıtan eski tabakhanelerin aslına uygun restorasyonunu Eski Tabakhane Binalarından Bir Bölümü gerçekleştirenleri kutluyor, bu tür çalışmaların devamını ve bundan sonra yapılacaklara örnek olmasını diliyoruz. TABAKHANE MÜZESİ İÇİN ÇAĞRI: Restore edilen binalar içinde tabakhane müzesi oluşturulacak, ve tabaklık mesleği ile uğraşan Kuşadalıların isimleri gelecek nesillere aktarılacaktır. Ellerinde tabaklıkla ilgili ekipmanları ile albümlerinde tabak aile büyüklerinin fotoğrafları bulunanların oluşturulacak müzede teşhir edilmek üzere fotoğrafların bir kopyasını doğrudan veya dergimiz aracılığı ile Göçtur AŞ Doubletree by Hilton otele ulaştırmalarını bekliyoruz. TABAKLAR ESKİ ÇALIŞMA MEKANLARINI ZİYARET ETTİ. 1937 ile 1968 yılları arasında mesleğini Yat Limanı karşısında Sanayi Caddesi üzerinde bulunan tabakhane binalarında deri tabaklayan ve bugün hayatta olan tabaklar veya ebediyete intikal eden tabakların çocukları Göçtur Turizm İnş AŞ sahibi Naile Göçen Çukurova’nın daveti ile Nisan ayı içinde restorasyonu tamamlanan tabakhanelerde buluştular. Mesleklerinin eski ustası tabaklar, geçmiş günleri yad ederken, zorla ellerinden alınan ekmek teknelerinin uzun yıllar harap vaziyetten kaldıktan sonra aslına uygun yeniden ayağa kaldırılmasından biraz buruk da olsa duydukları mutluluğu ifade etmişlerdir. Ayrıca tabakhane müzesi olarak açılacak binada sergilenmek üzere ellerinde kalan deri tabaklamada kullanılan ekipmanları ve fotoğraflarını vereceklerini ifade etmişlerdir.. Naile Göçen Çukurova ve davetli tabaklar ile ebediyete intikal eden tabakların çocukları restorasyonu tamamlanan eski tabakhane binaları önünde bir hatıra fotoğrafı çektirmişlerdir. Günün sonunda toplu olarak yemek yenilmiş ve anılar tazelenmiştir. Son Debbağ Tuğrul Kutucu Ve Naile Göçen Çukurova Oturan: Tabak Orhan Arın, orta sıra ayaktakiler sağdan sola: Tuğrul Kutucu(son debbağ), Şükran Özkur ve Özen Atken ( Tabak Hüseyin Akten’in kızıları) , Naile Göçen Çukurova, Hüseyin Gürbüz (Derici Mustafa Gürbüz’ün oğlu), Fehmi Uygun(Tabak), Erdoğan Konuk(Tabak Mehmet Konuk’un oğlu), Ayhan Arın. .Arka sıra Ali Ergül. NİSAN 2013 KUYETA 9 Özel Araştırma KUŞADASI'NDA İTALYAN POSTANESİ Poste Italiane Scalanova Ali Can Tarih Öğretmeni - Efemerist [email protected] Kuşadası Yerel Tarih Dergisinin, Mayıs-2010’da yayınlanan 16. sayısında Sayın Ali ERGÜL “Alt Kale Kapısı ve Kuşadası Postanesi” adlı bir dosya yayınlamıştı. Efes’teki büyük tiyatro önünde poz vermiş Levanten tiplerin izlendiği bu kartpostal, 20.yy başında İzmir’de faaliyet gösteren kartpostal editörü Decipris tarafından yayınlanmıştır. Kartpostalı özel ve önemli kılan, görüntü veya editör değil, kartpostalın arkasındaki posta damgasıdır. Sol tarafında editör bilgilerinin yer aldığı Benim çalışmam, adı geçen dosyaya ilave niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla bilgi tekrarından kaçınılmıştır. Kuşadası İtalyan Askeri Postanesi, Kuşadası’nın İtalyanlar tarafından işgal edilmesinden (14 Mayıs 1919) sonra, 3 Haziran 1919–20 Mart 1921 tarihleri arasında faaliyet göstermiştir. Kuşadası ve Söke İtalyan işgal postanesi “Poste Militaire 162” ibareli askeri posta damgasını ve Posta Italiene / Scalanova (Anatolia) ibareli posta damgasını kullanmışlardır. Bu yazımda, İtalyan işgali döneminde kullanılan, Kuşadası damgalı zarf ve antiye örnekleri sunacağım. Hemen şunu belirtmekte de yarar var ki bu damgayla bilinen muhaberat son derece azdır. KUYETA NİSAN 2013 10 kartpostalın sağ tarafında15 sentlik ( Tarjeta postal con sellos de 5 y 10 cts) İtalyan pulunun üzerinde POSTA ITALIANE/SCALANOVA (ANATOLIA) damgası yer almaktadır. İşte bu damga birkaç şekil değişikliği gösterse de Kuşadası’nın İtalyan işgal dönemi posta damgasıdır. Merkez Kraliyet Kolordu İtalyan Doğu Akdeniz Komutanlığı kaşesi üzerinde 1921 tarihli Posta Italiene/Scalanova (Anatolia) damgası. Varış yeri İtalya’nın kuzeyinde yer alan Reggio Emillia kasabasıdır. Milano’ya gönderilen zarf üzerinde 17 Ocak 1921 tarihli Posta Italiene/Scalanova (Anatolia) damgaları görülmektedir. Aynı dönemlere ait Posta Italiene/Scalanova (Anatolia) damgalı değişik zarf örnekleri NİSAN 2013 KUYETA 11 SÖKE KÖY MUHTARLARI OLEATRIUM’U GEZDİ Söke Kaymakamlığı – EKODOSOD işbirliğiyle Kuşadası Davutlar’da bulunan “Oleatrium Özel Zeytin ve Zeytinyağı Tarihi Müzesi”nde bir etkinlik gerçekleştirildi. EKODOSD Onursal üyeleri Gürsel ve Hasan TONBUL çiftine ait Değirmen Çiftliği’ndeki müzeye, Söke Kaymakamı Mehmet DEMİREZER, Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal KOCABAŞ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nden uzmanlar, Söke Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa ÖZTÜRK, Söke’ye bağlı zeytinciliğin yaygın yapıldığı köy muhtarları ve EKODOSD üyeleri katıldılar. Tarihi müze Gürsel TONBUL’un rehberliğinde gezilerek, müzenin yapılışı, zeytinin tarihi ve 2500 yıllık süreç içerisindeki zaman dilimleri, 30 yıl sabırla ve itina ile toplanan parçaların birleştirilmesiyle oluşturulan işlikler üzerinde gösterilmiştir. Müzeyi hayranlık içinde gezen ziyaretçiler, Antik Dönem’den yakın döneme kadar zeytinyağının çıkarılışını ve zaman diliminde kullanılan aletleri KUYETA NİSAN 2013 12 ve her dönemde teknolojinin nasıl değiştiğini aletler üzerinde görmüşlerdir. Müze gezildikten sonra büyük salonda sunumlara geçilmiştir. EKODOSD Başkanı Bahattin SÜRÜCÜ, Söke’ye bağlı köylerde çalışmaların sürdürüldüğü, bu çalışmalardan birisinin eski yıllara ait zeytinyağı işlikleri olduğunu, köylerde atıl bir şekilde duran “Ayak Yağı” düzeneklerinin aslında hepsinin birer açık hava müzesi niteliği taşıdığını, ancak son yıllarda bu aletlerin artık tahrip olmaya başladığını ve muhtarların bu değerlerine sahip çıkması gerektiğini ve ileride bu bölgede yapılacak eko-turizm kapsamında bunların sergilenebileceğini belirtti. Gürsel TONBUL yaptığı sunumda, genel olarak insan-doğa ilişkilerini, küresel ısınmayı, tarım çeşitlerini anlattı. Organik tarımı ve bu tarım şeklinin nasıl yapılması gerektiğini, neden organik tarımın yaygınlaşması gerektiğini örneklerle sundu. Söke Kaymakamı Mehmet DEMİREZER; özellikle ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı olan kırsal kesimde yaşayan insanlar için bu tür etkinliklerin ve gezilerin çok yararlı olduğunu, yeni gelişmelerin, uygulamaların takip edilmesini, köylerde var olan değerlerin korunabilmesi için böyle güzel örneklerin görülmesi gerektiğini söyledi. Gürsel TONBUL’a özellikle organik zeytin ve zeytinyağı konusunda sorular soruldu. Bu konuda işbirliği önerildi. Gürsel TONBUL organik tarım konusunda bilgilerini ve deneyimlerini muhtarlarla paylaştı ve her zaman yardımcı olabileceğini belirtti. Kamu kurumları, özel kuruluşlar, köy muhtarlıkları ve sivil toplum kuruluşları işbirliği halinde bu tür etkinlikleri çoğaltarak yapmalı, bilgi ve deneyimlerini paylaşmalıdır. Bu tür örnekler doğal kaynaklarımızın daha iyi kullanılmasına, tarihimizin daha iyi korunmasına ve tarımımızın daha iyi sürdürülebilir bir şekilde yapılmasına katkı yapacaktır. Katkıları nedeniyle Gürsel TONBUL’a, katılımları nedeniyle Söke Kaymakamı Mehmet DEMİREZER’e, İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü uzmanlarına, Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal KOCABAŞ’a ve Söke köy muhtarlarına teşekkür ederiz. (EKODOSD) - EKOSİSTEMİ KORUMA VE DOĞA SEVENLER DERNEĞİ KUŞADASI / www.ekodosd.org - 0256 614 78 11 NİSAN 2013 KUYETA 13 Gezginlerin Kaleminden Kuşadası / 21 “KUŞADALILARA KUŞADASI’NI ANLATACAK KADAR İYİ BİLEN BİR GEZGİN: CHARLES TEXİER” Bölüm - 5 Sedat Onar Araştırmacı [email protected] Texier’in bu bölümde anlattığı diğer kale ise Kadı Kalesi denilen antik Anea kentidir. Kadı Kalesi’nin ilk sakinlerinin Lelegler olmasının Texier tarafından tespit edilmesi de bizim için önemlidir. Daha sonraki bölümde Texier, Panionium’u anlatmaya başlıyor… PANİONİUM KENTİ Bu kaleden sonra iyi ekilmiş ve geniş bir ova olan Çanlı topraklarına girdik. Çanlı Mycale Dağı’nın eteklerinde kurulmuştur. Burada çok sayıda çiftlikten başka aynı ismi taşıyan iki köy daha vardır. Bunlardan büyük olanına “Türk Çanlısı” diğerine de “Gâvur Çanlısı” veya “Rum Çanlısı” denir. Chandler, Panionium’un neresi olduğunu Çanlı’da ortaya koymuştur. Ondan sonra W.Gell yayınladığı bir araştırmasında Panionium’dan bahsetmiştir. Bugün Boudo olarak anılan Trogile Burnu, Asya Kıtası’nın Sisam Kanalına bakan en kuzey ucudur. Çanlı Köyü çevresindeki ovayı dolaşırken çalılıkların içinde gördüğüm düzensizce yapılmış uzunca bir duvarın Panionium’un suru olduğunu tahmin ediyorum. Neptune Heliconius Tapınağının ise denize yakın bir yerde ve surların içerisinde olması gerekir. Tapınak tamamen yıkılmış olduğundan şimdi yeri hakkında bir fikir verebilmek zordur. Etrafında bir bina olup olmadığı konusunda bir bilgi de yoktur. Ancak belli bir harabe kalıntısı bulunana kadar ben Tapınağın daha güneyde aranması gerektiğini düşünüyorum. Bu bölgeden ayrı bir bölge olarak değerlendirilen Priene kenti ise bu dağın arka tarafındadır. Bölgenin yerlisi insanlarla yaptığım görüşmelerde, Mycale Dağı’nda Avrupalı gezginler Panionion antik kentinden bir görünüm tarafından hala görülmemiş çok sayıda kale olduğunu öğrendim. Yeni bir şeyler keşfetme inancım olmasa dahi, dağın bilinmeyen bu bölgelerini gezmeye karar verdim. İlk olarak çok derin bir uçurumun üzerinde bulunan ve gidilmesi oldukça zahmetli bir yerde bulunan bir manastıra gittim. Buraya gidebilmek için Çanlı’dan çıktıktan sonra dağın yamacını izleyen ve sık ormanlar tarafından gölgelenen bir yolu izlemek gerekmektedir. Mycale Dağı’nın zirvesi çok sayıda küçük Bizans Kilisesinin yıkıntılarının bulunduğu geniş ve düz bir yayladır. Kiliselerden birinde birkaç oduncu ailesi arasında yaşayan münzevi bir keşiş gördük. Olimpos Dağı’nda olduğu gibi bu dağda da odunculuk ve kerestecilikle geçinen göçebeler olduğunu gördük. Texier’in ziyaret ettiği yer Samsun (Mycale) Dağı üzerinde bulunan Kurşunlu Manastırı’dır. Texier ve refakatindekiler bundan neredeyse 200 yıl önce bölgemize gelmiş ve Kurşunlu Manastırı’na çıkmış. Acaba Kuşadalı olup ta Kurşunlu Manastırı’na çıkmayan var mıdır sorusuna verilecek cevap batılıların gelişmesinin altında yatan “merak” ve “keşfetme” olgusunu net olarak ortaya koyuyor. Neyse, bırakalım Texier anlatsın, okumak daha kolay… Texier, buradan sonra Priene ve Milet bölgesine geçmiş buralarda gerekli araştırma ve incelemelerini yapmıştır. Buradaki incelemelerini tamamlamasından sonra tekrar Kuşadası üzerinden Menderes Magnesia’sına (Ortaklar yakınındaki antik kent) gitmeye karar vermiştir. Texier bu bölümü anlatırken 1843 yılında yaptığı ikinci gezi öncesinde aldığı izin fermanını kitabının bu bölümüne eklemiştir. Yani kitabında bir zaman sıçraması yaparak 1832 yılından 1843 yılındaki ikinci Anadolu seyahatine geçiş yapmıştır. Bu bölümde Texier’in bu seyahate Kurşunlı Manastırından bir görünüm başlamadan bir yıl önce 1842 yılında Osmanlı Devletinden aldığı izin fermanı da önemli bir yer tutmaktadır. Şimdi “Küçük Asya” kitabının 44ncü Bölümünün Kuşadası kısmı: Scala-Nova’dan Menderes Magnezya’sına Giden Yol: İnek Pazarı20 1842 yılında Magnezya’ya seyahat ettiğimiz zaman gezimizi kolaylaştırmak için Osmanlı Devleti’nden fermanlar almıştık. Aynı zamanda Küçük Asya’da yolların güvenliğini ve gezginlerin korunmasını sağlamak için Osmanlı Hükümeti’nin gösterdiği özeni açıklayan bu iki fermanın özeti aşağıdadır. Seyahat Fermanı Seçkin ehl-i sünnet âlimlerinden olup Üsküdar’dan İzmir’e ve Aydın’dan Denizli’ye uzanan bölgenin önde gelen müftüler ve müdürleri, bu yüce ferman size ulaştığında bilginiz olsun ki: Osmanlı topraklarının medeni gelişimini sağlayacak alt yapının devamlı tesis edilerek daha da geliştirilmesi için verdiğimiz uğraş ve bunun devamında bizim verdiğimiz karar şöyledir. Postalar idaresi bu fermanı bunların gelirlerinden ve harcamalarından bize bilgi verecek yöneticilere dağıtacaktır. Yöneticiler de hiç bir gideri memlekete ait olmamak kaydıyla yapmaya söz verdiği işin önemiyle orantılı olarak teminat akçesi verecek 20 Aydın-Ortaklar Beldesine 3km mesafedeki Magnezya antik kentinin yanında bulunan yeni adı Tekin Köy olan yerleşim birimi. KUYETA NİSAN 2013 14 özel şahıslara ihale edilecektir. İzmir yolu üzerinde ve Bu yeni durum göz önüne sonrasında bahsi geçen beldelerde alınarak, bugün Üsküdar’dan ikamet eden seçkin ehl-i sünnet İzmir’e ve İstanbul’dan Edirne’ye âlimlerinden kadı ve müftüler ile kadar olan son aşama yöneticiler ve belediye meclis düzenlenmiştir. Bu iki hat üyeleri ve diğerleri… üzerinde posta beygirlerinin Sizlerde biliniz ki, Fransız tarifesi saatte iki buçuk kuruştur. Elçisinin resmi nota ile beyan İzmir ve Edirne’den sonra ettiği şekliyle Fransız Beyzadesi sınırlara kadar olan alan içinde de bay Texier, birkaç arkadaşı ve atların bir saatlik yürüyüş ücreti hizmetlileri ile birlikte seksen paradır. Bu tarifenin Smyrne’den (İzmir) Couch-Ada’sı uygulanmadığı İmparatorluğun (Kuşadası), Menderes Magnesia’sı bütün topraklarındaki diğer (Ortaklar yakınlarındaki antik yolculara atların saati eskiden kent), Aydın ve Denizli’ye seyahat uygulandığı gibi bir kuruş arzusunda olduğunu beyan olacaktır. Yüksek emirlerimiz bu etmiştir. Bu seyyahların şekildedir. korunmalarını garanti etmek için Beş önemli Fransız gezgini bizden bir ferman istemelerinden yukarıda belirtilen bölgeye Bab-ı dolayı biz de kendilerine nazikçe Alimden hareket ederek yola koyulacaktır. Sizin yönetiminiz altındaki bölgelere ulaştıklarında bunlara yirmi dört baş güçlü beygir sağlanarak ücretleri yeni tarifeye göre alınacaktır. Ödedikleri toplam tutarın karşılığında bir makbuz verilecektir. Bunun dışında hareketten kaçınılacaktır. Bir de bölgenize yaşayan vatandaşlarımızın bunlardan para veya eşya talep etmesini veya almasını yasaklayacaksınız. Kuşadası'nda antik dönem yerleşimini gösteren harita Tehlikeli bölgelerden herhangi bir belaya bulaşmadan geçmeleri için karşılık olarak bu fermanı verdik. Yönetiminiz altındaki bölgeye gereken tedbirler alınacaktır. Bu kötü niyetli kişilerden korkmaları gelip fermanımızı beyan etmeleri önlenecek ve şikâyetlere meydan halinde seyahatlerini saygıyla karşılamak, kendi paralarıyla verilmeyecektir. Herhangi bir ihtiyaçları kadar erzak ve binek aruzları olursa süratle hayvanı tedarik etmelerine karşılayacaksınız. Gezginlerin sadece gelmelerini beklemek gibi yardımcı olmak için misafirperverlik usul ve boş bahaneler üretmeyip, inceliklerine hürmetlice dikkat bölgenize girmesinden itibaren edesiniz. Bunun böyle bilinip emniyetlerini sağlayacaksınız. Kısaca, bahse konu olan tarifenin aykırı hareket etmekten uzak durasınız. Çünkü emirlerimizin üzerinde onlardan en ufak dahi eksiksiz olarak uygulanması dilek olsa bir şey talep etmenizin ve arzumuzdur. yüksek irademize muhalefet İstanbul’da verilmiştir. Arabi olacağı noktası anlaşılmalı ve beşinci ayın başı –Miladi 1842 emirlerimize uygun hareket Malum, Osmanlı döneminde edilerek, fermanımızda belirtilen yazılan fermanların yazım dili ne hususlara harfi harfine uyulması kadar ağdalı ve anlaşılmaz olursa için elinizden geldiğince gayret fermanın ağırlığının o kadar fazla ediniz. Bunu böyle bilerek bu olacağı düşünülmüş. Fermanların emri Şahaneye boyun eğiniz. tercümesi başlı başına bir sorundu. Mahrûse-i Konstantiniyye’de verilmiştir. Ahir-i Cemaziyel-evvel Hem Osmanlıcasının hem de Fransızcasından tercüme için 1258 (Himaye edilen İstanbul’da yardımlarını esirgemeyen Rasim verilmiştir. Arabi beşinci ay Çetin ve Sarp Mimaroğlu’na teşekkür –Miladi 1842) ediyorum. Nihayetinde her biri birer İzmir’den Scala-Nova’ya sayfa uzunluğundaki cümleleri (Kuşadası’na) Seyahat Fermanı okurlarımız için anlaşılır kıldıkları için… Belirttiğim gibi Charles Texier bölgemize hem 1832 yılında hem de 1842 yılında gelmiş; gözlem notlarını daha sonra birleştirerek yazmış. Bu nedenle seyahat rotası belli bir hat boyunca yazılmamış, harmanlanarak bölgemizdeki gördüğü her yeri belli bir mantık silsilesi dahilinde yazmış. Texier, Güzelçamlı bölgesine ait notları naklettikten sonra Milet, Priene ve Didim hattına geçiyor; bu bölgeleri kitabında anlattıktan sonra, Kuşadası ile ilgili İstanbul’dan aldığı ”Seyahat Fermanlarını” kitabına koymuş ve daha sonra Kirazlı bölgesine geçiş yapmış. Seyahat notlarına Kirazlı bölgesi ile devam ediyor… Kuşadası’ndan Menderes Magnesia’sına gitmek için iki yol izlenebilir. Birincisi arabaların gidişine uygun olan ve güney yolu denilen Söke yolu; ikincisi ise ancak atla gidilebilen Değirmenderesi yani Ortygie yoludur. Magnesia’nın bulunduğu ovaya doğru akan Letheus Irmağının kaynağını aramak için Mycale Dağı’nın en yüksek teperlerinden aşmak gerekir. Bu yol 12–14 kilometreden daha fazla değildir. Değirmendere’ye kadar 4 kilometredir. Sonra orta yerinde Akçaova (Kirazlı Köyü) denilen büyük bir köy bulunan vadinin yukarı kısmına kadar aşınmış kayalardan çıkılır. Burada bir takım harabeler bulunmaktadır. Fakat kayaların arasında yeri çok zor anlaşılır. İnsan eliyle yapılmasına rağmen kayalarla karışmış gibidir. Bunlar çok büyük doğal taşlarla yapılmış duvarlardır. Bu eser Ortygie’nin Nymphee’si 21 ile aynı dönemde yapılmıştır. Kesinlikle bu bölgedeki yerli kavimler tarafından yapılmıştır. Akçaova Köyünde 80-90 santimetre çapında beyaz mermerden yapılmış oluklu çok sayıda sütun görülür. Bu bölge tamamen dağlarla çevrili olduğu için bu sütunların başka yerden getirilmesi mümkün görünmüyor. Ancak bizim bu kısa süreli incelememizle bu kalıntıların hangi yapıya ve hangi antik kente ait olduğunu tespit etmemiz mümkün değildir. Themistocle’in kızının rahibelik yaptığı Dindymene ya da Kybele adındaki ünlü tapınağın Magnesia civarında olduğundan bahsedilirdi. Ancak bu tapınağın Strabon zamanından bu yana ortada olmadığını biliyoruz. Burada köyün yakınında görülen kalıntılar eski Magnesia’nın22 bu vadi içerisinde olduğunu bize düşündürüyor. 21 Nymphee veya Nemf – Antik dönemdeki su perileri. Bu harabelerin milattan önce 100 yılları civarından kaldığı tahmin ediliyor.. 22 Strabon, XIVncı kitap, sf.647. NİSAN 2013 KUYETA 15 Arkeoada SOYUTUN VARLIĞA BÜRÜNDÜĞÜ AN ARKEOLOJİ VE SANAT Kamil Sarhanlı Arkeolog [email protected] Sevgili okurlar bu ay sizinle paylaşmak istediğim bir ressam var. Belki çoğunuz tanıyorsunuz onu ama ben biraz daha tanımanızı istedim ve kendisiyle sanatı, arkeolojiyi ele aldık. Kim bu ressam dediğinizi hissediyorum şu an. Tamam, tamam sizi daha fazla meraklandırmayayım adı Nilüfer Örme, 1950'de İstanbul'da doğmuş. Resim eğitimine ilkokulda başlamış. Ortaokulda, resim öğretmeni Rıfat Çetin elinden tutmuş ve günümüze, varlığın tuvalde manaya bürünmesini sağlayan sevgili Nilüfer Hanım’ı bizlere taşımış. Kendisi uzun yıllardır Kuşadası'nda yaşamaktadır. İyi ki de burada yaşamaktadır onu tanımaktan ve siz okurlarıma tanıtmaktan mutluluk duymaktayım. Hani Resmedilen mana vardır ya işte Nilüfer Hanım’ın bunu bir sanatçı olarak kalben hissettiğini ve eserleriyle bizlere hissettirmek istediği özü, soyutun varlığını adeta figürlere hapsettirdiğini görüyoruz. Nilüfer Hanım, yakalamış olduğu dışavurum ve çizgici resim tekniğiyle, bizlere evrende Tanrısal olan ne varsa, yakışık kalan her şekilde hatta en garip biçimlerde bile kendini ortaya koyduğunu anlatıyor resimlerinde. Mezar taşları üzerinde bulunan figüratiflerin, tuvalde kendine has üslubuyla yaptığı çalışmalarını görünce, ne yalan söyleyeyim açıkçası beni çok heyecanlandırdı. Sanki o çalışmalarda arkeoloji ve sanat bir beden, tek nefes olmuşlar. Sanatın uzun yıllardır tartışılan konusu olan sanat ne içindir? Kim içindir? Sorusunun cevabı tuvalde bulunmuş gibi gözüküyor. O an dayanamayıp klasik soruyu bir de ben yönelttim Nilüfer Hanım’a. Ama aldığım yanıt herkesin sandığının aksine hiç de klasik değildi. Sanatının gerçekten güçlü bir çizgide olduğu vermiş olduğu yanıtla beni şaşırtmadı değil. Onun için sanat sanat için de değil, sanat toplum için de değildi. KUYETA NİSAN 2013 16 Sanat evren içindi ona göre. Evrende var olan ve varlığın özünün düşüncesini taşıyan bizler içindi. Albert Camus'un dediği gibi; ''Sanat eseri zekânın somut düşünceyi terk etmesinden doğar'' sözü Nilüfer Hanım için biçilmiş bir kaftan sanki. Cümlelerimi burada noktalarken sizlerle ‘’Varlığın Soyuta Büründüğü An Arkeoloji Ve Sanat’’ başlığını niçin seçtiğimi belki hala düşünüyor olacaksınız, belki de bulmuş. Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle... Sevgiyle kalın, hoşça kalın... Özel Araştırma KUŞADASI ANDIZ KORSANLARI (AK AKÇE KARARIR MI?) Menderes Akdağ Bilim Uzmanı [email protected] Aydın ilinin turistik ilçesi Kuşadası… Bilmeyen var mı bunu? Türkiye insanlarının tamamı değil belki ama Aydınlıların Kuşadası’nı bildikleri kesin. Hani şu İzmir’e her yönüyle daha yakın Aydın’ın ilçesi… Kuşadası, İzmir’e her yönden daha mı yakın? Yakın değil mi? Kuşadası’na gelen turistler, bu yeri İzmir’e bağlı sanmıyor mu? Kuşadası’ndan, Aydın merkeze gelmek isteyenler, kestirme olsun diye Kuşadası-Yeniköy-Çamlık-Ortaklar-Aydın yolunu kullanarak gelmiyor mu? Bu ilçeden Aydın’a gelenler İzmir topraklarını çiğneyerek gelmekte, daha ne olsun! Adnan Menderes, Demokrat Parti muhalefetteyken “Aydın’a deniz getireceğim” diye Aydınlı hemşerilerine vaatte bulunur. Demokrat Parti iktidara geldikten sonra da Aydın, hani nerde denizimiz diye homurdanmaya başlayınca DP Nazilli İlçe Başkanı Şevki Hasırcı, Başbakan Menderes’e kendisinin Aydınlılara verdiği sözü hatırlatır. Başbakan’ın talimatıyla Kuşadası İzmir’den alınıp Aydın’a bağlanır. Aydın’a deniz böylece gelir. Kuşadası ile İzmir arasında her zaman ciddi bir bağ olmuştur. Hatırlayalım, antik dönemde Efes limanı Küçük Menderes Irmağı’nın alüvyonlarıyla zamanla doldurulur. Efes Limanı çökünce “Yeni Liman” adıyla Kuşadası’nın yıldızı parlamaya başlar. Efes, İzmir sınırları içerisinde; Kuşadası Aydın’da… Yani Kuşadası, İzmir dopingli şaha kalkar. Andız neresi? Ak Akçe neden kararır? Andız, Kuşadası-Çamlık-Aydın yolu üzerinde yer alır. Kuşadası’ndan çıktıktan sonra yol üzerindeki Kuşadası’na bakan yamaçlara Andız mevki denmektedir. Osmanlı döneminde burada hanlar vardır. Yol üzerinde, bu hanlardan kalma kimi duvar kalıntılarını günümüzde dahi görmek mümkündür. Şu aşamada henüz ak akçenin nasıl karardığını anlamadık elbette. Bir yerde büyük bir liman varsa orada ticaret vardır denebilir. Ancak söz konusu ticaret her zaman kayıt altında olmaz. Hele devlet gücünün zayıfladığı dönemlerde kaçakçılık daha yaygın bir hal alır. Osmanlı’da tahıl ihracı, Osmanlı ülkesinde kıtlık olur endişesiyle, çoğu kez yasaktır. 17. yüzyıl ve sonrasında Osmanlı’da, “büyük kaçgun(kaçış)” olarak bilinen köylerin boşaldığı dönemlerde tahıl üretimi çok düşer. Tahıl fiyatları artar. Osmanlı Ülkesi’nde kıtlık baş gösterir. Böyle bir ortamda Kuşadası sahillerine gelen Avrupalı korsanlar yüksek fiyat vererek yerli işbirlikçilerin desteğiyle Osmanlı topraklarından buğday satın alır. Alınan buğdaylar, Avrupa’ya götürülür. Olanlar, zaten tavan yapmış tahıl fiyatlarını bölgede daha da artırır. Osmanlı merkez yönetimi, Kuşadası’ndaki yöneticilerini defalarca uyarır. Ancak soruna çare bulunacak gibi değildir. Rüşvet almış başını gider. Tahıl kaçakçısı yerli işbirlikçiler yükünü tutar, acayip zenginleşir. “Haydan gelen huya gider” atasözü herkes tarafından bilinir. Haksız kazançlar acaba nerede harcanmaktadır. İsterseniz İstanbul’dan Kuşadası’na gönderilen fermanlara kulak verelim: “Duyduk ki Kuşadası’nda bazı melunlar korsanlara tahıl satmaktadır. Tahıl satışının yasak olduğu bilinmiyor mu? Melunlar, tahılı dışarıya satarken içeride reaya kendine ekmek yapacak buğday bulamamaktadır. Bebeği olan annelerin dahi sütten kesildikleri haberini aldık. Hal böyleyken kaçakçılık yapan kimi zümrenin elde ettikleri paralarla Andız mevkiinde bulunan hanlarda karılarla yedikleri, içtikleri ve ahalinin ahlaklarını bozdukları kulağımıza geldi. Oradaki siz yöneticiler, bu melunların hakkından geliniz. Sonra durumdan bize haberdar ediniz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmeyiniz.” 1 Kayıt dışılık, buğday fiyatlarını artırır. Bir akçe’ye alınan bir dolu buğday, artık bir akçeye alınamamaktadır. Paranın alım gücü düşer. Ak, akçe kara gün içindir sözü anlamsız hale gelir. Ak akçe kararır… Andız bölgesinde ayakta kalan son kalıntılar. Andız Kulesi 1 BOA. 1040-1041. Mühimme Defteri, 85. BOA. 1036-1037. Mühimme Defteri, 83. BOA. 1026-1027. Mühimme Defteri, 82. NİSAN 2013 KUYETA 17 KUYETA NİSAN 2013 18 Konferans AYDIN KUVAYİ MİLLİYESİNDE İLERİCİ BİR DİN ADAMI ESAD HOCA Nail Topal Emekli Öğretmen M.E.B Çalışma Gurubu Bşk. [email protected] Kurtuluş Savaşı sırasında, Aydın Cephesinde düşman güçlerle işbirliği yapan ya da olaylara duyarsız kalan din adamlarının yanı sıra, kurtuluş mücadelesine büyük katkılar sağlayan, Kuvayı Milliye örgütlerinin kurulmasında hizmetleri olan, hatta Aydın Cephesinde eylemli olarak çarpışan eli öpülesi din adamları da vardır. Çine Kuvayı Milliyesi’nin kurulmasını sağlayan Bozöyüklü Hacı Süleyman Efendi, Nazilli Kuvayı Milliyesi’nin kurulmasını ve Demirci Mehmet Efe’nin dağdan inerek Aydın Kuvayı Milliyesi’ne katılarak Köşk Cephesi’ne komuta etmesini sağlayan Nazillili Süleyman Efendi, en önemli din adamları arasındadır. Hem dinsel konulardaki bilgisiyle Kuvayı Milliyecilere moral aşılayan hem de eylemli olarak savaşan “Ordu Müftüsü” unvanlı Esat Hoca, Aydın Kuvayı Milliyesi’nin en önemli kişilerinden biridir. ‘’Akil Adamlar’’ ile ilgi konu güncelliğini korurken 94. yıl önce yaşanan olayları bir kere daha hatırlamakta yarar var. Ateşten Adam Ya da Bozkurt adlı yapıtımızın 3. Bölüm 32. ve 33. Sayfalarında bu konuyu şöyle anlatıyoruz: “Bu bölümde halkın üzerinde direniş yönünden etkili olan bir din adamından söz etmek uygun olacaktır. Osmanlı Devleti, halkın direnişini engellemek, İtilaf Devletleri’yle sorun yaşamamak için Şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığında bir öğüt kurulu ( Heyet-i Nasiha ) kurar. Bu kurul, 29 Nisan 1919’da Aydın’a gelir. Karşılayıcılar arasında hiçbir din adamı olmayınca, Şehzade, bunun nedenini Aydın Mutasarrıf Vekili Fuat Bey’e sorar: Fuat Bey şu yanıtı verir: ‘’Efendimiz Hazretleri, Aydın’da Hilal-i Ahmer (Kızılay) Reisi ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne mensup, aynı zamanda İrşad Heyeti (aydınlatma, bilgilendirme kurulu) Reisi olan, Sultani(lise) muallimlerinden Gümülcineli bir Esat Hoca vardır. Bu zatın sözü çok geçen biri olduğu kadar, ilmiye mensupları üzerinde etkisi büyüktür. Onun teşvikiyle zat-ı devletlerinin karşılanmasına katılmamışlardır.’’ Şehzadenin isteği üzerine, Esat Hoca evinden getirilir. Şehzade Abdürrahim Efendi, neden karşılamaya gelmediklerini sorar: Esat Hoca: ‘’Efendi Hazretleri, gelme nedenlerinizi bildiğimiz için karşılamaya gelemedik. Bizim öğüte ihtiyacımız yoktur. Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor? Eğer siz söylüyorsanız, bunu bütün cihan kamuoyuna siz ilan etmiş oluyorsunuz. Bu yöreyi gezecek ve göreceksiniz. Hıristiyan mahalleleri gösterişli ve bayındır, İslam mahalleleri imara muhtaçtır. Biz Türkler, cephelerde savaşır, aziz vatanımızı korumaya çalışırken onlar fabrikalar kurmuşlar, bağlar bahçeler içinde yaşarlar. Servet, bolluk, mutluluk her şey onlarda, sıkıntı ve yoksulluk Türklerde toplanıyor. Öğüdü bizlere değil, bizi iktisaden öldürmeye çalışan zümreye vermelisiniz,’’ der. (1) Öykünün gerisini de 9 Nisan 2013 tarihli Aydınlık gazetesinden Ercan Dolapcı’nın “1919’un Akil Adamlarını Aydın’dan Kovmuşlardı” başlıklı yazısından aktaralım: “Şaşkına dönen ve sinirlenen Şehzade, padişah vekilinin huzurunda bulunduğunu hatırlatarak: ’’Millet arasında ayrılık çıkardığını’’ ileri sürdü. Bir de ekledi: ‘’Bunlar İttihatçı ağzı. Bizce bir kıymet ifade etmez!’’ Esat Hoca: ‘’ Sözlerimin kıymetini siz takdir edemezsiniz. Aziz milletimiz elbette takdirde gecikmez. Millet bizim yolumuzdadır. Sizin yolunuzdan kimsecikler yürümez.’’ diye cevap verir. Heyet neye uğradığını şaşırır. Gezi yarıda kesilir ve Burdur’a geçilir.(2) 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti’ne çok ağır koşullar dayatılmıştır. İtilaf Devletleri, bu antlaşmaya dayanarak yurdumuzun başta İstanbul olmak üzere önemli bölgelerini işgale girişirler. Halk arasında gerginlik artar. Sadrazam Damat Ferit Paşa ve padişah Vahdettin İngilizlere danışarak o dönemin akil adamlarından oluşan iki Heyet-i Nasiha kurmuşlardır. Bu kurulların temel görevi, yabancı işgallerine karşı çıkılmamasını ve Osmanlı Devleti’ne halkın mutlak itaatini sağlamaktı. 1. Vatanın kurtuluşundaki iki asli müessir: “Sarık ve silah” Esad Hoca’nın muharip kıyafetiyle NİSAN 2013 KUYETA 19
Benzer belgeler
sayfalar aralik_`2012.....1-19
Mustafa Veli, Belma Özgün, Dr. Ali Alkış, Dr. Ayşe Şerifoğlu, Mustafa Dinçoğlu, Av. Kaya Egel, Ali Hüseyin Torun, Sedat Onar,
Yrd. Doç. Dr. Eralp Osman Çolakoğlu, Arif Çıkıcı, Özer Kayalı, Ata Şakr...
KUSADASl - KUSADASl -
Deniz Baykal ve Yunanistan'ın
eski Dışişleri Bakanı, PASOK
Lideri Yorgo Papandreu da davet
edildi.
Belediye Meclisi üyesi Mimar
Erdoğan Elçi, Belediye Meclisi
Üyesi ve Kültür-Sanat Komisyonu
Başkan...
sayfalar mayis_`2012.....1-19
Yrd. Doç. Dr. Eralp Osman Çolakoğlu, Arif Çıkıcı, Özer Kayalı, Ata Şakrak, Ali Can Editör Nail Topal Grafik-Tasarım Nilüfer Saçar Nisa
Hukuk Danışmanı Av.Nail Özazman Tercüme (İng-Frs) Duygu Sayra ...
sayfalar temmuz_`2012.....1-19
GELECEK SAYIDAN İTİBAREN YEREL TARİH SAYFALARINDA
KUŞADASI YEREL TARİH ARAŞTIRMALARI GRUBU Adına Sahibi ve Sorumlu Müdür Ali Ergül Yayın Kurulu Ali Ergül, Müjgan
Şavkay, Mustafa Veli, Belma Özgün, ...
dosyayı indir - kuşadası ilçe müftülüğü
Kuşadası’nda yaşayıp da yakın çevre hakkında
yeterli bilgiye sahip olmayanların sayısı
azımsanmayacak kadar fazladır. Turizm Haftası
etkinlikleri içerisinde TÜRSAB Kuşadası BYK
sının öğrencilerimiz...