Görüntüle - Espace Privé Chenot D-Life
Transkript
Görüntüle - Espace Privé Chenot D-Life
ÖZEL Özgü Namal detoksla enerjisine kavuştu SAĞLIKLI YAŞAM DERGİSİ SAYI: 3 MART-NİSAN 2012 Bağırsak sağlığı ve probiyotikler 21. YÜZYILIN SÜPER BESİNİ SPİRULİNA Arınma DETOKSU Osteoartrite çiğ besin tedavisi KAPAK_mart_life_secilen_d.indd 1 Mantarlar alemi ISSN 2146-6378 BAHAR Sütün zararları 19.03.2012 14:41 Yaşam boyu z ı n ı r a l ş a d yol arkaliyor… sizi bek l hakkınız ğlıklı yaşamanın en doğa sa ve eli lit ka ha da e siz erkezi’nde veriyor. D-Life Sağlıklı Yaşam M ı yaşamanın ipuçlarını kl ğlı sa e ler siz ız, ım lar nışman yın! olduğunu hatırlatan da mutlu olma hakkını tanı ve ı kl ğlı sa ha da ize in nd Bugün onlarla tanışın, ke daşınız… için ömür boyu yol arka D-Life, sağlıklı yaşam Semra İnce İle Domancic Bioenerji Terapisi Domancic metodu ile; bağışıklık sistemimizi uyararak, belirli şekilde eyleme geçmesini ve bu şekilde sebep olacağı değişim ile de gerekli olan iyileşmenin gerçekleşmesi sağlanır. Önemli olan şu ki; bu metodu kullanarak “sağlığa konsantre oluyoruz, hastalığa değil!” ve sizden de tek bir şey bekliyoruz; “iyileşmeyi istemek...” Çalıştığımız enerji donanımlı bir enerjidir. Sağlık ve esenlik datasını içeren, yaratıcı bir enerji. Bu enerji kişinin iyileşmesini yeniden yaratacak gücü içerir. Bu data bilinçaltına ulaştığında, kişinin düşünce ve aksiyonlarının dönüşümüne sebep olur, iyileşme başlar ve iyileşme her seviyede gerçekleşir. Fiziksel, duygusal, ruhsal ve spiritüel... Domancic Metodu; akciğer ile ilgili rahatsızlıklar, astım, bronşit, alerjiler, böbrek rahatsızlıkları, diabet, gastrit, reflü, ülser, gut, hemoroid, kadın ve erkek rahatsızlıkları, karaciğer ile ilgili rahatsızlıklar, kolesterol sorunu, migren, sinüzit, siyatik, tiroid, varis, omurga ile ilgili rahatsızlıklar, psikolojik rahatsızlıklar ve nicelerinin tedavisi için uygulanabilmektedir. Fatoş Sezer İle Nefesinizi Değiştirin, Hayatınız Değişsin! Doğal Nefes, etkili bir arınma tekniğidir. Yaşamımızın her alanında değişim ve gelişim sağlar. Fiziksel olarak Doğal Nefes alışkanlığı, vücudumuzda tıkanan bölgeleri temizleyerek açar. Sağlıklı bir yaşam ve birçok rahatsızlığın tedavisi için gerekli olan sağlıklı hücre yapısı, ancak kandaki oksijen miktarının artmasıyla mümkündür. Bu, herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Doğal Nefes tekniğini yaşamlarında uygulayanlar; daha sağlıklı bir bedene, daha fazla enerjiye, mükemmel bir dengeye, daha hızlı çalışan bir detoks sistemine, daha gelişmiş bir solunum sistemine, daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olur. Bunun yanında, bilinçaltını temizleyerek stresi azaltır ve davranışları rahatlatır. Hücre hafızasına kayıtlı olan geçmiş travmaları siler. Öfke, korku, endişe, suçluluk ve acı gibi bastırılmış duyguları temizler. Ruhsal bilincimizi yükseltir. Yüksek benliğimizle olan bağlantıyı açar. Birlik farkındalığı yaratır ve spiritüel yeteneklerin gelişmesini sağlar. Göksel Karabayır İle Konstelasyon Çalışmaları... ”Konstelasyon” kavramı, bir sistem içerisindeki ilişkili öğelerin birbirine göre konumu, durumu ve birbirinden etkileşimi anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, her ailenin ya da şirketlerin kuşaklar boyu süre gelen yapı itibarıyla bir sistem oluşturduğunu ve bireylerin bu sistemin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyler. Sistemde travmalar ya da kolektif vicdanın kurallarının bozulması sonucunda oluşacak her türlü kilitlenme, daha sonraki nesilleri etkileyecek ve çeşitli sorunlarla kendini ifade edecektir. Konstelasyon çalışması ile; içinde bulunduğu durumdan memnun olmayıp, bunu değiştirmekte zorlananlar, depresyon ve mutsuzluk yaşayanlar, hastalıklar ve kronik sağlık problemleri yaşayanlar, açıklanamayan derin üzüntü, utanç, kızgınlık ve suçluluk duygusu yaşayanlar, alkol, uyuşturucu ve seks bağımlılığı yaşayanlar, aile içi ilişkilerde başarısızlık yaşayanlar, yaşamının yönünü, amacını kaybettiğini düşünenler, kişisel travma yaşayanlar ya da önceki kuşakların yaşadığı travmaya dolanık yaşayanlar gözle görülür gelişme kaydediyor. Aylin Uyar Süngür İle Kuantum ve Sağlık: SCIO Günün yorgunluğundan kurtulup, baştan aşağı rahatlamak için k a ç ı r ı l m ay a c a k b i r f ı r s att ı r. Sağlığınızı bütünsel olarak ele alarak, bir yaklaşım sunmak için fiziksel, duygusal, psikolojik, toplumsal ve çevresel açılardan inceler. Stresin teşhis ve kontrolünü amaçlayan, fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal açıdan sağlığınızın olabilecek en üst düzey şartlarını yakalamanızı sağlar. Biofeedback ( biyolojik geri bildirim) ve biorezonansı bir araya getiren SCIO sistemi, bedenin kendini iyileştirme kapasitesini uyararak ve tamamen doğal yöntemlerle harekete geçirir. Herlinde Hafner İle Bach Flowers; D-Life’ta! Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi F DA ( A m e r i c a n Fo o d & D r u g Administration) tarafından o n ay l a n a n S C I O ; a l e r j i l e r i n , toksinlerin, gıda hassasiyetlerinin, stresin, yorgunluğun, baş ağrılarının, migrenlerin, uykusuzluğun, aşırı kilonun, sindirim ve bağırsak problemlerinin, depresyonun, öğrenme bozukluklarının, odaklanma problemlerinin, kireçlenmenin, sorunlu ciltlerin kişiye özel sebeplerine ulaşır ve bunların dengelenmesini sağlar. SCIO son derece donanımlı bir bilgisayar programıdır. Koçluk seansları ile; iş ya da başka bir yaşam alanında motivasyon eksikliği yaşıyorsanız, belirlediğiniz Bach Flower, insanın dengesine kavuşması, iç sesi ve önsezileri ile tekrar bağlantı kurabilmesi için insan bedenine usulca destek verir. İnsanların günlük hayatta karşılaştığı problemlerin çözümünde yol gösterir. Özellikle her insanın bazen yaşadığı depresyon, korku, yalnızlık, ümitsizlik ve panik gibi durumlar karşısında iç dengemizi yeniden kurmamızı sağlar. Çocuklarda da oluşan konsantrasyon güçlüğü, hiperaktivite, imtihan korkusu, kekeleme ve bunun gibi sorunların giderilmesine yardımcı olur. Refleksolog Şeref Özkan İle Kendinizi Keşfetmeye Hazır mısınız? Yasemin Balcı İle Koçluk Seansları... Koçluk, bir bireyin tüm doğru cevapları içinde barındırdığından yola çıkan, ulaşmak istenen hedefler doğrultusunda strateji ve eylem belirlemenize yardımcı olan, bu süreçte size ihtiyacınız olan araçları, motivasyonu ve desteği sağlayan bir oluşumdur. Koçluk süreci, hayatımızda arzu ettiğimiz gelişmelere ulaşana kadar devam eder; çoğu zaman 12 seansta ve yaklaşık 4 aylık bir periyotta hedeflenen değişiklikler gerçekleşir. Mutlu ve huzurlu olduğumuz, ke n d i m i z i i y i h i s s e t t i ğ i m i z dönemlerde çoğu zaman sağlık sorunlarıyla karşılaşmayız. Yaşamın keyfine varır, neşemizi ailemize ve arkadaşlarımıza yansıtırız. A k s i d u r u m l a rd a i s e , d uyg u durumumuzu dengelememiz, motivasyonumuzu kaybetmeden günlük yaşamımızı sürdürmemiz için bize yardımcı olacak bir şeye ihtiyaç duyarız. Orijinal Bach Flowers damlası, bu y üzden h ay at ı m ı z d a k a r ş ı l a ş t ı ğ ı m ı z problemleri çözmek için her insanın ihtiyaç duyacağı ya da kullanması gereken bir vitamindir. hedeflerden saptığınızı hissediyor, bu hedeflere ulaşmak için bir yol haritasına ihtiyaç duyuyorsanız, geleceğinizi ilgilendiren eğitim, kariyer ya da benzeri bir konuda netleşmeye ihtiyacınız varsa, yaşamınızda bir atılım yapmak istiyorsanız, tam potansiyelinizi artık kullanmaya başlamak, hayata geçirmek istediğiniz konularda daha çabuk sonuç elde etmek istiyorsanız, yaşamınızda bir geçiş dönemindeyseniz ve kendiniz için daha iyi bir yaşam yaratmak istiyorsanız, koçluk seansları sizin içindir. Refleksoloji, özellikle yüz, eller ve ayaklar üzerinde belirli noktalara doğru dokunma teknikleri kullanılarak uygulanan, insan organizmasının parçalarının birbirleriyle en uyumlu ve dengeli şekilde çalışmasını sağlayarak insanları rahatsızlıklardan korumayı hedefleyen bir çeşit masajdır. Genel uygulama haftada 75-90 dakikalık bir seans olmak üzere toplam 10 seans süren, kişinin kendini keşif yolculuğudur. Refleksoloji’nin rahatsızlık durumuna göre toplam seans adedi ve süresi değişebilir. Refleksoloji; çok eski zamanlardan beri uygulanan tekniklerle, 20. yüzyıl başlarında Dr. William FitzGerald tarafından ağrı tedavisinde kullanılmaya başlanmış ve günümüzde artan iletişim imkanları ile dünya çapında uygulama pratiklerinin yaygın kullanılması ve paylaşılması s a y e s i n d e i l g i g ö r m e k t e d i r. İyi olma hali (well-being) kapsamında tamamlayıcı bir yöntem olarak refleksoloji masajına başvurulmaktadır. Ahmet Adnan Saygun Cad. THY Sitesi Yolu, No: 3 34347 Ulus / İstanbul Tel: 0212 381 3000 www.dlife.com.tr içindekiler SAYI 3 MART-NİSAN 2012 İLKSÖZ İ lkbahar, vücudu toksinlerden arındırmak için en ideal dönemlerin başında gelir. Doğa ilkbaharda nasıl kendini yeniliyorsa, siz de kendinizi baştan aşağıya yenileyebilirsiniz. Havaların ısınmasıyla birlikte çeşitlenecek taze sebze ve meyveler arınma sürecinde en büyük yardımcınız olacak. Her geçen gün daha da zehirli bir atmosfere bürünen dünyamızda sağlığımızı korumak en önemli görevlerimiz arasında yer alıyor. En az bir haftalık bir detoks uygulamasına yoga gibi hafif ama çok etkili bir egzersizi de ekleyerek vücudunuza yeniden nefes alma şansı tanıyın. D-Life derginin bu sayısında evde rahatlıkla uygulayabileceğiniz bir bahar detoksu programı yer alıyor. Bu programda sebze-meyve tüketmenin ve egzersiz yapmanın yanı sıra arınma sürecine katkı sağlayacak yöntemleri ve püf noktalarını bulacaksınız. Ayrıca taze sebze ve meyvelerle hazırlayabileceğiniz içecek tariflerini evde kolaylıkla hazırlayabileceksiniz. Tüm bunlara ek olarak D-Life sağlıklı yaşam merkezinde detoks yapan ünlü oyuncu Özgü Namal ve Teknosa Genel Müdürü Mehmet T. Nane’nin başarı öyküleri size hem ilham verecek hem de yol gösterecek. Dergimizin ilk sayısından itibaren her fırsatta dile getirdiğimiz gibi su içmenin önemini bir kez daha keşfedeceksiniz. Güzel bir ilkbahar geçirmeniz dileğiyle... 24 50 34 Ünlü oyuncu Özgü Namal D-Life’ta yaşadığı detoks deneyimini ve hayat tarzında yaptığı değişiklikleri anlatıyor. D-LIFE DERGİ İMTİYAZ SAHİBİ D-LIFE Yönetim Kurulu Üyesi Damla ÇELİKÇİ GÜLENER 46 YAYIN KOORDİNATÖRÜ Şebnem DENKTAŞ SORUMLU MÜDÜR Gül KAYNAK ART DİREKTÖR Hasan Fehmi BAYRAMOĞLU GÖRSEL YÖNETMEN Nurhan POLAT ÖNİER YAYIN DANIŞMA KURULU Seçkin Aydın, Feyza Bayraktar, Prof. Dr. Gönül Ergenekon, Prof. Dr. Hülya Günöz, Prof. Dr. Hasan İlkova, Gül Kaynak, Prof. Dr. Yaser Süleymanoğlu YAPIM Doğuş Grubu İletişim Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak - İstanbul Tel: (212) 304 0000, Faks: (212) 346 3000 YÖNETİM YERİ Doğuş Holding A.Ş. Eski Büyükdere Caddesi Ayazağa Mahallesi Oycan Plaza No: 15 Kat: 4 Maslak - İstanbul Tel: (212) 335 3232, Faks: (212) 335 3090 YAYIN TÜRÜ İki aylık yaygın süreli yayın BASKI YERİ Uniprint Basım Sanayi ve Ticaret A.Ş. İstanbul Asfaltı, Ömerli Köyü, Hadımköy - İstanbul ISSN 2146-6378 edito_icindekiler_mart12_son.indd 2 22.03.2012 10:46 50 40 BÖLÜMLER D-Gym’den sırt ve boyun ağrılarına karşı etkili bir egzersiz programı. 5 Hayattarzı Çevreci bisiklet, pet şişeden sandalye, geridönüşüm halı, bambu mutfak, kağıttan USB bellek ve dahası... 11 Sağlık Metabolik sendrom, uzmanlardan kansere çözüm sunan öneriler, kireçlenmeye çiğ besin tedavisi, bahar alerjisi ve süper hap spirulina... 27 Diyet-Hareket Bahar detoksu, 40 yaş sonrası metabolizmayı hızlandırmanın yolları, detoksla enerjilerine kavuşanların öyküleri... 34 45 Beslenme uncu ife’ta imini aptığı tıyor. Mantarlar alemi, sütün zararları, evde yetiştirip mutfakta kullanılabilecek bitkiler, çiğ susam sütü 59 Yenilenin Anti-aging’in ABC’si, kadın ve erkek için saç bakımı, yüz yogası, doğal maskeler... 46 70 GDO’lu ürünler yararlı mı zararlı mı? Uzmanlar tartışıyor. FOCUS 66 Bütün hastalıklar bağırsakta başlar D-Life Sağlıklı Yaşam Yatırımları Koordinatörü Gül Kaynak bağırsak temizliğinin önemini ve arkadaş bakteriler probiyotikleri anlatıyor. 70 GDO faydalı mı zararlı mı? Uzmanlar, genetiği değiştirilmiş organizmaların insan sağlığına zararlı olup olmadığını tartışıyor. 76 Etikete aldanmayın Market alışverişinde sepete doldurduğumuz ürünlerin üzerinde yazan gıda içeriğine yönelik bilgiler ne derece doğru? MART-NİSAN 2012 D-LIFE edito_icindekiler_mart12_son.indd 3 | 3 22.03.2012 10:46 Sağlığınızı düşünen ürünler, D-Life’ta... İçtiğimiz su, aldığımız besinler, vücudumuza sürdüğümüz kremler, kullandığımız makyaj malzemeleri, deodorant ve deterjanlar ne kadar sağlıklı? D-Life’ta sağlıklı besin takviyeleri ve çevre dostu ürünlerimiz sizleri bekliyor! D-Life’a gelin, sağlığınızı tehdit eden gündelik kimyasallarla vedalaşın! D-Life, sağlıklı yaşam için ömür boyu yol arkadaşınız... Su İyonizatörü Bilindiği gibi alkali suyun oksijen oranı daha yüksektir. Yağ yakımı ve sindirime yardımcıdır. Bu sebeple her zaman alkali su tüketilmesi tavsiye edilir. Halihazırda damacana, pet ve cam şişelerde satılan suların pH oranı 6,3 ile 8,3 arasında değişmektedir. Tavsiye edilen içme suyu pH’ı 9,5 tir. Günlük hayatımızda pH su tüketmek bünyede kısa zaman içerisinde köklü değişiklikler yaratacaktır. D-Life’ta 3 tip su iyonizatörü bulunmaktadır. Çok yakında D-Life Shop’ta! D-Life Probiyotik, D-Life Omega 3-6-9 yağı, Alkazone cep tipi pH booster, Super II sindirim sistemi destekleyici gıda takviyesi, Pro-Trambolin, katkısız raw ve işlenmemiş kakao, agave şurubu, hindistan cevizi yağı... Spirulina Spirulina; Mavi-Yeşil Alg olarak bilinen bir Alg türüdür. Besin değeri oldukça yüksek olan Spirulina, dünyanın birçok ülkesinde besin takviyesi olarak kullanılmaktadır. Spirulina’da havuçtan 100 kat fazla beta karoten, yumurtadan 6 kat ve sığır ile tavuk etinden 3 kat daha fazla protein, sütten 7 kat daha fazla kalsiyum, ıspanaktan 60 kat daha fazla demir, dana ciğerinden 6 kat daha fazla B12 vitamini, buğday filizinden 3 kat fazla E vitamini, yonca ve buğday çiminden 20 - 30 kat fazla klorofil bulunur. Ayrıca GLA, DHA, Omega 3-6-9 yağ asitleri, Super Oksit Dismutaz, Fikosiyanin, Zeaxanthin gibi pigmentler ve 2000’den fazla enzim içeren doğal bir besin kaynağıdır. D-Life’ta hem toz hem tablet hali bulunmaktadır. D-Life Doğal Deodorant Tabii mineral tuzlardan imal edilmiştir. Kimyevi madde ve yağ içermez. A nt i -a le r j i k ve çev re dostudur. Giysilerde iz bırakmaz. Bayan ve erkeklerin kullanımı için uygundur. SUKI ® SUKI ®, klinik olarak kanıtlanmış doğal çözümler ve sonuçlar ile ileri teknolojiyi birleştiren ilk ve tek sentetik içermeyen, kozmetik çözümdür. Hayvanlar üzerinde deney yapılmamıştır. Bitkisel renklendiriciler ve bitkisel boyalar kullanılmıştır. Hayvansal içeriği bulunmamaktadır. Mineral Fusion Mineral Fusion, Amerika Denver’da üretimi yapılan, tüm dünyaca saygınlığı kabul görmüş, paraben, renklendirici, yapay aroma, gluten, pudra içermeyen, gözenekleri tıkamayan, antialerjik bir kozmetik markasıdır. Mineral Fusion ürünleri arasında maskaralar, dudak ve göz ürünleri, şampuanlar ve duş jelleri en bilinenleridir. Söz konusu ürünleri D-Life’tan temin edebilirsiniz. Ahmet Adnan Saygun Cad. THY Sitesi Yolu, No: 3 34347 Ulus / İstanbul Tel: 0212 381 3000 www.dlife.com.tr hayattarzı UBUD’UN ASMA BAHÇELERİ Doğaya duyarlı Ubud Hanging Gardens, Babil’in Asma Bahçeleri’ni günümüze taşıyor. Bali Adası’nın merkezindeki en renkli kasabalardan biri olan Ubud’da konumlanan otel, dağlar ve sık ormanlarla çevrili. Hemen altından Ayung Nehri büyük bir coşkuyla akıyor. Otelin Bali stilinde tasarlanmış 38 villası ve restoranları taraçalar şeklinde tepeden aşağıya doğru sıralanıyor. Ancak Ubud Hanging Gardens’ın hiç tartışmasız en büyüleyici yanı, muhteşem manzaraya sahip sonsuzluk havuzu. Ayrıca yerel ürünlerle eski tekniklerin harmanlandığı spasında güzellik terapileri ile zihni arındıran, bedeni yenileyen ve ruha enerji veren tedaviler uygulanıyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 5 | 5 19.03.2012 14:55 hayattarzı BİSİKLET MODA Organik Pedallar ÇEVRE DOSTU ÇAMAŞIR Caleb bisikletin Vietnam’da üretilen ana gövdesinde dünyanın en sağlam ve çevreci malzemelerinden bambu ile geridönüşümlü alaşımlar kullanılıyor. www.organicbikes.com adresinden satın alınabilecek bisikletin çamurluklarında bile plastik yerine bambu kullanılmış. Sitede bisikletin yanı sıra kullandıktan sonra doğaya gönül rahatlığıyla atılabilecek yüzde 100 biyo-parçalanabilir su matarası, geridönüşümlü çantalar ve bambudan yapılan kıyafetler de bulmak mümkün. Moda tasarımcısı Hatice Gökçe’nin Doreanse için hazırladığı iç çamaşır koleksiyonu ilhamını organik yaşam felsefesinden alıyor. Organik pamuk ipliği kullanarak hazırlanan Doreanse by Hatice Gökçe Organic serisi sınırlı sayıda üretilmiş. Kullanılan doğal ipliklerin en belirgin özellikleri nefes alabilir bir yapıya sahip olmaları ve kolay kurumaları. Bunun dışında doğal iplikler kimyasallara oranla daha dayanıklı oldukları gibi vücudu serin tutuyor. Gökçe koleksiyonda maskülen siyah, doğal beyaz ekru ve düş pembesi renklerini kullanmış. Doğanın korunmasına destek vermek ve sürdürülebilir tarımı geliştirilmeyi amaçlayan koleksiyona Cevahir, Galleria, Mersin Forum’daki YKM mağazalarından ya da Doreanse Beyazıt ve Hatice Gökçe’nin kendi butiğinden ulaşılabilirsiniz. DEKO G Karo ile Av tama kullan adım da ga TASARIM Pet şişeden sandalye Coca-Cola, dünyada pozitif değişimler yaratmak için 111 Navy Chair adı verilen proje ile pet şişeleri gündelik hayatımızda kullanılabilecek bir tasarıma dönüştürdü. Geridönüştürülmüş pet şişelerden uzun yıllar kullanılabilecek bir ürün yaratmak isteyen marka, bu proje için dayanıklılığı ile tanınan, el yapımı sandalye Navy Chair’ın üreticisi Emeco ile biraraya geldi. 1944’te Amerikan Donanması için üretilen Navy sandalye ve Coca-Cola pet şişelerinin buluşmasıyla 111 Navy Chair projesi hayata geçirildi. Tek bir 111 Navy Chair sandalyenin üretimi için 111 geridönüştürülmüş Coca-Cola pet şişesi kullanılıyor. Renkleri doğadan esinlenen sandalyelerin kar, taş, çimen, portakal, kömür ve Coca-Cola kırmızısı gibi altı farklı seçeneği bulunuyor. Emeco 111 Navy Chair, Türkiye’de yalnızca Mozaik showroomlarında satılıyor. 6 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 6 19.03.2012 14:55 hayattarzı TAKI TEKNOLOJİ Soru İşareti Çevreci USB Farklı ustalardan mum ve gümüş eğitimi alan Meral Saatçi, 14 yıldır takı tasarlıyor. Hazırladığı koleksiyonlarda yarı değerli taşlara yer verip gümüşü ön planda tutan sanatçı aynı zamanda Beymen Club’ların takı koleksiyonlarını yaratıyor. Son olarak Que markası için hazırladığı yeni koleksiyonda soru işareti ve yıldız formlu kolye ve küpelere yer vermiş. Sezonun modası olan bu formlarla Que kadınının yalın, cesur, kendine güvenen ve özgür ruhlu olduğunu anlatmak istemiş. Çevre dostu ürünlere artan ilginin son örneği kağıttan USB bellek. Boardy markasının tasarladığı USB bellek, özel bir kağıt ve devreden yapılmış. Devre sistemi geridönüşümlü olarak tasarlanan bellek iki gram ağırlığında. Fiyatı ise 3 ila 20 euro arasında değişiyor. DEKORASYON GERİDÖNÜŞÜM HALI Karo halı üretiminde faaliyet gösteren InterfaceFLOR, atık yönetme uzmanı SITA ile Avrupa çapında bir anlaşma yaptı. Buna göre tüm Avrupa’da kullanım sürecini tamamlamış karo halılar değerlendirilecek. Firmanın ReEntry 2.0 teknolojisiyle kullanılmış halılar geri dönüştürülüp yeni karo halılar üretilecek. Bir sonraki adımda ise firmanın ReUse adını verdiği program doğrultusunda halılar, bahçe ya da garaj gibi geniş mekanlarda farklı şekillerde kullanıma sokulacak. TASARIM Bambu Mutfak Yetişkin bir bambu benzer boyutlardaki bitkilere göre yüzde 35 daha fazla oksijen üretir ve dört kat daha fazla karbon emer. Bambudan yapılan ürünler de üretim aşamasında daha az karbon açığa çıkmasını sağlar. Sağlıklı ve ekolojik mutfak gereçleri konseptiyle yola çıkan Bambum, saf bambudan yapılmış mutfak gereçleri serisine devam ediyor. Bambum’un çatalbıçak, kesme tahtası, çerezlik, saklama kabı ve kahvaltılık seti gibi hijyenik ve sağlıklı bambu gereçlerini www.bambumstore.com adresinden satın alabilirsiniz. en ürdü. ak Chair nen k MART-NİSAN 2012 D-LIFE hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 7 | 7 19.03.2012 14:55 hayattarzı MÜZİK Müzik bedenin de gıdasıdır ABD’de yapılan bir araştırma müzikle insan vücudunun bağışıklık sistemi arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koydu. U zun soluklu, soğuk ve zor bir kışı yavaş yavaş geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Ancak heyecanla beklediğimiz bahar ayları renkleri, neşesi yanında bazen bize tatsız sürprizler de getirebilir. Özellikle hava değişimlerinin çok sık yaşandığı bahar aylarında bu değişimlere karşı dikkatli davranmaz ve bağışıklık sistemimizi yeterince kuvvetli tutamazsak, bahar coşkudan çok, soğuk algınlığının yarattığı halsizlik ve yorgunlukla geçen tatsız bir mevsim olabilir. Amerika’da yapılan bir araştırmada müzikle bağışıklık sisteminin askerleri olarak nitelendirilen IgA antikoru (İmmünglobulin A) arasındaki ilişki incelenmiş. Araştırmada dört grup oluşturulmuş. Üç gruba farklı türde müzik dinletilirken, bir grup sessiz bir odada oturmuş. Her 30 dakikada bir tüm grupların tükürüklerinde IgA antikoru seviyesi ölçülmüş. Araştırma sonunda yumuşak ritimli müzikler (New Age ve enstrümantal türler) dinleyen grubun IgA antikoru seviyesi diğer gruplara göre çok daha fazla, yüzde 14 oranında artarken, sessiz odada oturan grubun IgA antikoru seviyesi yüzde 1 azalmış. Araştırmayı yapan ekip; “Yumuşak ritimli müzik dinlemenin, vücudumuzu mikroplara karşı koruyan askerlerimizin sayısını, yani IgA antikoru seviyesini artırabildiğini, dolayısıyla da bağışıklık sistemimize destek verebildiğini ve soğuk algınlığına karşı korunmada yumuşak ritimli müzik dinlemenin yararlı olabileceğini” açıklamış. Eğlenmek, hoş vakit geçirmek için müziğe hayatımızda her gün, her zaman yer verebiliyoruz. Peki, bahar aylarının kapıda olduğu şu günlerde müziği biraz da ilaç niyetine dinlemeye, bir yandan vücudunuzun mikroplara karşı koruyan askerleri IgA antikorlarının seviyesini yükseltirken, diğer yandan ruh, beden ve zihninizi dinlendirmeye ne dersiniz? Öyleyse, size araştırma sonuçlarına uygun iki güzel albüm tavsiye etmek istiyoruz. Winter Into Spring Bestelerini doğanın ihtişamı ve güzelliklerinden alarak yaptığını söyleyen Amerikalı müzisyen George Winston, kendi müzik şirketi Windham Hill’den çıkardığı bu albümünde doğanın kıştan bahara geçişini adeta notalarıyla yaşatıyor. What’s It All About 2012 Grammy Ödülleri’nde “What’s It All About” albümü ile “En İyi New Age Müzik Albümü” dalında Grammy’i 18’inci kez alan Pat Metheny’in Warner Bros. etiketiyle Haziran 2011’de çıkan bu gitar albümü klasik melodilerle dolu. Gitarın insanı etkileyen tınıları ile rahatlayacaksınız. Sizi baharın güzelliklerine hazırlayacak, günün her saatinde dinleyebileceğiniz Radyo Voyage’ın sizler için seçtiği karma müzik önerileri: 1. Mars Lasar - Mirror Lake (Yosemite - Valley of the Giants) 2. Eleni Karaindrou - Eternity Theme (Eternity and a Day) 3. Keiko Matsui - Whisper From The Mirror (The Piano) 4. Levi Chen - Sound and Recent Sorrow (Devocean) 5. Dulce Pontes & Ennio Morricone - A Rose Among Thorns (Focus) 6. Vangelis - Prelude (Voices) 7. Kevin Kern - Until Tomorrow (Beyond the Sundial) 8. Karunesh - A Journey of the Heart (The Wanderer) 9. Enigma - Deja Vu (Seven Lives Many Faces) 10. Tuluyhan Uğurlu - Aşk (İstanbul Kanatlarımın Altında) radyovoyage.com facebook.com/RadyoVoyage107.4 twitter.com/voyage1074 Katkılarıyla 8 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 8 19.03.2012 14:55 B i f E yıl sür lardan belirle doğru “G aşık o biter; yüzler yüzler birlikt sorgu Hindis ve kar Ert çarpm Yazgım nın aş me, s perspe nunun lom, P Prof. marth Gitte Prof. Yüzün sorula hayattarzı Göster Yüzünü Ey Aşk g yen , n n ıyor. Gazeteci-yazar Mira Şeniz Erten aşkla ilgili yüzlerce soruyu bir kurgudan yola çıkarak, konusunda uzman 12 farklı ismin bakış açısıyla cevaplıyor. k ocus) B ilgisayar mühendisliği ve felsefe eğitiminin ardından 2005 yılında gazeteciliğe adım atan, farklı basın kuruluşlarında yazı, prodüksiyon ve röportajlarıyla görev yapan Mira Şeniz Erten, ilk kitabı “Göster Yüzünü Ey Aşk”la okurlarıyla buluşuyor. Hazırlık aşaması iki yıl süren kitabın yazım aşamasında Erten, dünyanın farklı coğrafyalarında dolaşmış ve şamanlardan yazarlara kadar farklı yelpazedeki insanlarla röportajlar yapmış. Röportaj konularını belirlerken geniş bir bakış açısı yakalamaya çalışan Erten için en zorlu aşama röportaj yapacağı doğru isimleri belirlemek olmuş. “Göster Yüzünü Ey Aşk”ta aşk bir duygu mudur; insan neden bir başkasına değil de ona aşık olur; aşk söz konusu olduğunda insan nerelerde yanılır, ne gibi hatalar yapar; seks neden biter; çocukluk ve kaybedilen kişiler aşk hayatını nasıl etkiler gibi aşkla ilgili akla gelebilecek yüzlerce farklı soruya bir kurgudan yola çıkarak cevap arıyor Mira Şeniz Erten. Karşılaştığı yüzlerce kadının mozaiği olan ve herkesin yaşamına dair izler taşıyan Yazgım’ın hikayesiyle birlikte okurlarını farklı öğreti ve görüşler çerçevesinde iç yolculuğa çıkmaya, kendi hayatını sorgulamaya ve çeşitli çıkarımlarda bulunmaya yönlendiriyor. Onları İstanbul’dan Londra’ya, Hindistan’dan Paris ve Yunan Adaları’na taşırken hipnozcular, bilgeler, düşler, tarot kartları ve kara kediler arasında dolaştırıyor. Erten’in kağıda döktüğü aşkla ilgili birçok soru insanı kamyon myon çarpmışa çeviren ilişkilerin ardından yaşadıklarını sorgulayan ulayan Yazgım’ın öyküsüyle başlıyor. Aslında günümüzde birçok insanın aşkla ilgili yaşadığı sorunlara Erten, antropolojiden dilbililbilime, sufizmden felsefeye, sinemadan psikolojiye uzanan farklı arklı perspektiflerden bakıyor ve cevapları 12 özel söyleşiyle konunun uzmanlarında arıyor. Doç. Dr. Helen Fisher, Irvin Yalom, Prof. Dr. Robert Sternberg, Doç. Dr. Selim Eyüboğlu, lu, Prof. Dr. Zeynep Direk, Swami Vivekananda Saraswati, Preemartha ve Svarup, Krishnananda Thomas Trobe ve Amanaa Gitte Trobe, Svagito R. Liebermeister, Ali Cenap Olgunlu,, Prof. Dr. Zeynep Sayın ve Prof. Dr. Ahmet İnam Gösterr Yüzünü Ey Aşk’ta Yazgım’ın hikayesi üzerinden aşkla ilgili soruları yanıtlıyor. KİTAP Düşündüğünüzden Daha Fazlasını Söylüyorsunuz Beden Dili Uzmanı Janine Driver, yeni kaleme aldığı “Düşündüğünüzden Daha Fazlasını Söylüyorsunuz”da yedi günlük bir programla yepyeni bir beden dili elde etmeniz için temel noktaları öğretiyor. Driver’a göre gözlerinizle dinlemeyi öğrendiğinizde problemleri çok daha kısa sürede çözmeniz mümkün. Nasıl Zehirleniyoruz? Nasıl Korunuruz? Kimya Mühendisi Menan Aysan Kuzanlı, Dharma yayınlarından çıkan kitabında hayatımız boyunca karşılaştığımız ölümcül kimyasalların neler olduğunu ve bunlardan korunmanın yollarını anlatıyor. Kuzanlı, k ll kişisel deneyimleri ve sayısız araştırmanın sonucuna yer verdiği kitapta kimyasal ürünlerin yiyecek ve içeceklerin yanında depolanmaması, kullanılmadan önce etiketinin mutlaka ayrıntılı biçimde okunması, hamilelerin toksik maddelerle mümkünse temas etmemesi ve ürünlerin kendi ambalajlarında saklanması gibi uyarılarda bulunuyor. Kaz Dağları’ndan Bir Lezzet Öyküsü Ruhun Gıdası Kitaplar’ın en son yayını “Kaz Dağları’ndan Bir Lezzet Öyküsü” adlı kitapta, Zeytinbağı’nın şefi Erhan Şeker’in Kaz Dağları’nın bitkilerini, b bahçesindeki bitkilerle h d k b kl l birleştirerek hazırladığı 60 özel tarife ve bölgenin yemek kültürüne ait çarpıcı bilgilere yer veriliyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 9 | 9 19.03.2012 14:55 hayattarzı ALIŞVERİŞ MAKSİMUM PERFORMANS 1 Bu ürünlerle yoga yaparken hem performansınızı artırın hem de kendinizi rahat hissedin. Z 2 3 4 5 6 7 ihnini boşaltıp huzura kavuşmak isteyenler için yoga ve pilates en ideal aktiviteler arasında kabul ediliyor. Doğru duruşlar ve nefes teknikleriyle bahara girerken kendinizi yenileyebilirsiniz. Ayrıca doğru ekipman ve kıyafetleri kullanarak gücünüzü artırıp daha sağlıklı bir bedene kavuşabilirsiniz. Yoga ve pilates sırasında kuru ve rahat kalmanızı sağlayan New Balance WFT2181 bluz, özel askıları ve içten sütyeni ile kullanım kolaylığı sunuyor. Fiyatı 89 TL (1). Reebok Academia koleksiyonuna ait ceket, pamuklu kumaşı, rahat kesimi ve detaylarıyla özel bir çizgiye sahip. Yoga sonrası ve günlük hayatta kolayca kullanılabilecek ürünün fiyatı 155,50 TL (2). Farklı ölçü ve renklerde sunulan Voit Gymball, oturup kalkma, bel egzersizleri ve genel antrenmanlarda kullanılabiliyor. Fiyatı 26 ila 34 TL arasında (3). Polyester ve spandex’ten üretilmiş, düşük bel kesimli, elastik bel bandına sahip adidas yoga pantolonu yoga sırasında cildinize nefes aldırıyor. Fiyatı 134 TL (4). Vücuda açı vermek için ideal bir destek olan Reebok Foam Roller sıkıştırılmış köpükten yapılmış. Vücudun ağırlığıyla ezilmiyor, kaymıyor ve kolay temizlenebiliyor. Fiyatı 40 €+KDV (5). Geniş bağcıkları, deri yüzeyi ve özel tabanıyla adidas Plimeta performans sırasında konfor sunuyor. Fiyatı 156 TL (6). Reebok’ın EasyTone teknolojisiyle üretilmiş çift katmanlı bluzu belden büzgülü, vücuda oturan yapısıyla performans sırasında kullanım kolaylığı sunuyor. Fiyatı 139 TL (7). Kolay kıvrılabilir ve taşınabilir adidas mat 0,8 cm kalınlığında, 170x60 cm ölçülerinde. Fiyatı 94 TL (8). Tüm vücut kaslarını harekete geçiren Voit Balance Ball düzenli kullanımda fazla yağları yakıyor ve kol kaslarını geliştiriyor. Fiyatı 290 TL (9). 8 9 10 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 hayat_tarzi_muzik_mart12_son_d.indd 10 19.03.2012 14:55 sağlık ZİHNİNİ BOŞALT Zihin ve bedendeki stresi azaltıp rahatlama sağlayan meditasyon öğretisinin insan sağlığına faydaları her geçen gün yeni bir araştırmayla kanıtlanıyor. Bugüne kadar pek çok saygın üniversite tarafından yapılan çalışmalarda meditasyonun kronik ağrıları dindirdiği, uykusuzluk problemini çözdüğü, yorgunluk, halsizlik ve baş ağrısıyla mücadele ettiği, cilt problemlerini giderdiği ve yüksek tansiyonu düşürdüğü ortaya kondu. Son olarak Justus Liebig University and Harvard Medical School’da görevli uzmanlardan Britta Hazel ve ekibinin yaptığı çalışmada, düzenli meditasyon yapan kişilerin bağışıklık sisteminin güçlendiği belirlendi. Uzmanlar günde 15 dakika meditasyon yaparak vücudu pek çok hastalıktan koruyabileceğimizi savunuyor. IMAGEWERKS / GETTY IMAGES TURKEY MART-NİSAN 2012 D-LIFE saglik_kapak_mart12_son.indd 11 | 11 19.03.2012 14:58 sağlık K h ha Püf noktası K Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Doç. Dr. Rüştü Serter, aşağıda yer alan önlemler alındığı takdirde sendromun önlenebildiğine dikkat çekiyor: İnsülin direnciyle mücadele edin. Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yapın. Ailenizde diyabet, 50 yaş öncesinde kalp-damar hastalığı veya hipertansiyon varsa düzenli checkup yaptırın. Sendrom gelişmişse bu önlemlere ek olarak hipertansiyon, bozuk kan yağı düzeylerinin ve kan şekeri düzeylerinin tedavisine başlayın. Stresten uzak durun. Alkol ve sigara kullanmayın. yeni d azaldı manla ta diy başlad hastal lişme 3 kad bolik olan dama riskin rom h En çok yaşay zorun Me lıkları şişma bozuk taboli proble olarak nokta Tüm görülm den is Ko Met olm A olm düşü 12 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 metabolik_mart12_son.indd 12 19.03.2012 15:03 Kalın belin bedeli Türkiye’de her üç kişiden biri metabolik sendrom hastası. Kalp-damar hastalıkları ve diyabet oluşumunu hazırlayan şişmanlık, yüksek tansiyon ve gizli şeker gibi problemlerin birarada bulunduğu bu tablo ciddi tehlike teşkil ediyor. MESUDE ERŞAN K uşkusuz modern hayat her şeyi çok kolaylaştırdı. Ancak bizi hareketsizliğe de mahkum etti. Konfora hazırlıksız yakalanan insan bedeni, yeni duruma uyum sağlayamadı. Hareketi azaldı. Aldığı enerjiyi harcayamayınca şişmanladı. Giderek daha sık ve daha genç yaşta diyabet ve hipertansiyon hastası olmaya başladı, kan yağları bozuldu, kalp-damar hastalıkları zirve yaptı. Türkiye de bu gelişmelerden muaf olamadı. Ülkemizde her 3 kadından 2’si ve her 2 erkekten 1’i metabolik sendrom için yüksek risk göstergesi olan şişmanlık kriterlerine sahip. Kalpdamar hastalıklarıyla diyabete yakalanma riskini ciddi oranda artıran metabolik sendrom her 3 kişiden 1’ini etkisi altına aldı bile. En çok da masa başında çalışanlar ve kentte yaşayan kadınlar bu hastalıkla savaşmak zorunda kalıyor. Metabolik sendrom, kalp-damar hastalıkları ve diyabet oluşumunu hazırlayan şişmanlık, yağ/kolesterol metabolizması bozuklukları, yüksek tansiyon ve şeker metabolizması bozukluklarının (gizli şeker problemleri) birarada bulunduğu bir tablo olarak tanımlanıyor. Bu faktörlerin ortak noktası insülin direnci yoluyla oluşmaları. Tüm dünyada ve bizde metabolik sendrom görülme sıklığı hızla artıyor. Altta yatan neden ise bu sendromun en önemli kriteri olan ve çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen obezite görülme oranının giderek artması. KADINLAR RİSK ALTINDA Endokrinoloji ve metabolizma uzmanı Doç. Dr. Rüştü Serter, metabolik sendrom tanısı konmuş olan hastalarda diğer insanlara göre kalp-damar hastalıklarının 2-3 kat, diyabetin ise 3-6 kat daha fazla görüldüğü uyarısında bulunuyor. “İşte bu yüzden metabolik sendromun önlenmesi ya da erken dönemde tedavi edilmesi yaşamsal önem taşıyor” uyarısını yapıyor. Her 3 kadından 2’si bu hastalıkla savaşıyor. Modern yaşam tarzı, gelişen teknoloji ve buna bağlı değişen alışkanlıklar ile hareketsiz yaşam sendromun en önemli nedenleri arasında. Bir diğer önemli nedense sağlıksız, yağdan ve kaloriden zengin hazır besinlerle beslenmedeki artış. Metabolik sendromla ilgili Türkiye’de yapılmış en büyük araştırma olan METSAR’a (Metabolik Sendrom Sıklığı Araştırması) göre 20 yaş üzeri erişkinlerde metabolik sendrom sıklığı erkeklerde yüzde 29 iken bu oran kadınlarda yüzde 41’e yükseliyor. Doç. Dr. Serter, bu artışı kadınlarda metabolizmanın daha yavaş çalışmasının sonucu obeziteye daha yatkın olmalarına bağlıyor. Ülkemizde kadınların çalışma hayatına katılımının düşük olması, Kolay test Metabolik sendrom tanısı için üç kriter yeterli. Aşağıda yer alan ölçümlerden üçünün yüksek olması halinde metabolik sendromlusunuz demektir. Abdominal obezitenin belirleyicisi olan bel çevresinin geniş olması Kan basıncının yüksek olması Kan yağlarından trigliseridin yüksek olması Faydalı yağ grubu HDL kolesterolün düşük olması Kan şekerinin yüksek olması teknoloji alanındaki gelişmelerin yaşamı kolaylaştırması ve sportif aktivitelere zaman ayırmama gibi nedenlerle özellikle kentte yaşayan kadınlarda metabolik sendrom daha sık görülüyor. Metabolik sendromun kadınlarda daha fazla görülmesinde metabolizmalarının daha yavaş çalışmasının sonucu obeziteye daha yatkın olmalarının rolü önemli. Erkeklerde normalde daha fazla kas kütlesi, buna bağlı olarak daha hızlı çalışan bir metabolizma ve daha düşük vücut yağ oranı var. Yine menopozla birlikte kadınlarda vücutta yağ dağılımının değişimi metabolik sendrom için bir yatkınlık sağlıyor. ABDOMİNAL OBEZİTE Metabolik sendrom daha önceleri geç dönem erişkin hastalığı iken obezitenin çocukluk çağında da yaygınlaşmasıyla beraber giderek daha erken görülmeye başlandı. Bugün 9-14 yaş döneminde obez çocukların önemli bir kısmında insülin direnci ve metabolik sendrom kriterleri tespit edilebiliyor. Genelde dünyada metabolik sendrom sıklığı erişkinlerde ortalama yüzde 22 olarak bildiriliyor. Sıklık yaşla artıyor, 20-29 yaş grubunda oran yüzde 6,7 iken, 60-69 yaş grubunda yüzde 43,5 düzeyine çıkıyor. Metabolik sendromda bel çevresi genişliği (abdominal obezite-karın bölgesinde şişmanlık) en önemli risk faktörü. Diğer risk faktörleri olmadan abdominal obezite tek başına bile önemli bir etken. Yapılan çalışmalar kalp-damar hastalıkları ile ilişkili olan abdominal obezitenin en önemli belirleyicisinin bel çevresi ölçümü olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi insülin direncinin özellikle karın bölgesinde yerleşen yağlarla artması. İnsülin direnci en kolay bel çevresi ölçümüyle belirleniyor. Bel çevresinin erkeklerde 102, kadınlarda ise 88 cm üzerinde olması riskin arttığını gösteriyor. Araştırmalar daha düşük bel çevresi kalınlıklarında bile riskin arttığını gösteriyor. Dolayısıyla bu rakamlar daha da aşağı çekilerek bel çevresinin erkeklerde 94, kadınlarda 80 olması isteniyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE metabolik_mart12_son.indd 13 | 13 19.03.2012 15:03 sağlık Baharda ev hapsine son Mevsimsel alerjiler yüzünden dışarı bile çıkamıyorsanız, doğal yöntemlerle alerjik reaksiyonların önüne geçebilirsiniz. BURCU SEVER B aharın gelişi başlı başına bir sevinç kaynağı ama herkes bu mevsimi aynı heyecanla karşılayamıyor. Bahar alerjilerinden muzdarip olanlar ne güneşin ne de çiçeklerin açmasına sevinebiliyor. Çünkü çiçek ve ağaçların heyecanla kendini gösterdikleri bu dönemde havaya saldıkları polenler bağışıklık sistemi zayıf bünyelerin kabusu oluyor. Polen gibi vücudumuzda alerjik reaksiyonların oluşmasına neden olan maddelere (küf, toz, hayvan tüyü ve akarlar dahil) alerjen denir. Alerjenler temas ettikleri organlarda, özellikle burun ve gözlerde bazı salgılar meydana getirir. Bunlardan biri de histamindir. Histamin vücut sıvılarının damarlardan dokulara sızmasına sebep olur. Bu durum vücutta kaşıntı, gözlerde yanma ve sulanma, kızarıklık, burunda tıkanıklık ve akıntı, öksürük gibi rahatsız edici durumlar yaratır. Baharın gelişiyle artan polenler –özellikle çimenler ve ağaçların yaydıkları– rüzgarın da etkisiyle havaya karışır ve hava yoluyla ağız, burun, göz ve ciğerlerimize kadar ulaşır. Aslında polenler tek başına zararlı değildir. Ama alerjisi olanların bağışıklık sistemi hasar gördüğünden vücut zararsız maddelere karşı bile güçlü antikorlarla tepki verir. Mevsimsel alerjilerin tedavilerinde genellikle antihistaminikler ve antialerjik ilaçlar kullanılır. Şikayetleri uzun süren hastalarda ilaç tedavisi sonuç vermediğinde alerji aşısı olarak bilinen özgül immünoterapi uygulanabilir. İlaçlar zararsız olsa da bazı durumlarda uyku hali ve kalp çarpıntısı gibi yan etkiler gözlenebilir. As- lında ilaç kullanmadan, doğal yöntemlerle alerjinin olumsuz etkilerinden kurtulmak mümkün. İşte bunlardan bazıları... ÖNLEM ALIN Alerjiye karşı en iyi çözüm öncelikle ona neden olan faktörü ortadan kaldırmak. Bunun için alınacak çok basit önlemler var. Baharda, özellikle polenlerin yoğun olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmayın. Dışarıda egzersiz yapmayın. Dışarı çıktığınızda ağız ve burnunuzu kapatan medikal maskeler kullanın. Eve girer girmez kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın. Kıyafetlerinizi yatak odasında çıkarmamaya dikkat edin ve yüksek ısıda yıkayın. Polenlerin yoğun olduğu dönemde (Her bölgenin polen yoğunluğu değişiklik gösterir. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği gibi kurumlar düzenli olarak polen raporları yayımlıyor) camları kapalı tutmaya özen gösterin. Bu dönemde evi havalandırmak için filtreli klima kullanın. Filtreleri düzenli olarak değiştirin. Özellikle uyurken odanızda hava temizleyici çalıştırın. Polenlerin gözlerde sulanma ve kaşıntı yapmasını önlemek için gözlük ya da güneş gözlüğü takın. Gözlüğünüzü sık sık temizleyin. Otomobilinizin havalandırma sistemine mümkünse polen filtreleri yerleştirin. Kulak ve burun deliklerinin girişini nemli tutun. Kulak ve burun içi derisi alerjenlere karşı savunma yapılan ilk noktalardır. Buralardaki kuruluk ve çatlaklar mücadeleyi engeller. Burun ve kulak içine temiz parmaklarınızla birkaç damla kavrulmamış susam yağı ya da vazelin sürerek nemlendirebilirsiniz. 14 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 bahar alejisi_mart12_son.indd 14 22.03.2012 10:49 YAĞ Uzma sistem sezon ğini s şıklık 84 ora yüzde nız. B kayna balı s başın Bazı a yetişt jiye n olduğ bölge çay ka dunu Şek durm ki Om neden Fakat flama kili o somo rinizd bir ça ALT Daha den o sistem likli o güçle home çözüm Ho alerjik kullan ti uzm terapi nıyor rı, örn soğan yonla kullan n mlerle ulmak e ona k. Bur var. olduDışanızda masafetlerinizi t edin yoğun en yoe Uluerneği rapormaya andırreleri uyurştırın. aşıntı da güık sık dırma ri yern giriderisi k noklaklar içine a kavürerek YAĞLI BALLI ÇÖZÜM Uzmanlar şeker tüketiminin bağışıklık sistemini zayıflattığını, bu yüzden polen sezonunda şeker alımını azaltmak gerektiğini söylüyor. Bir çay kaşığı şekerin bağışıklık sistemini yüzde 56, iki kaşığın yüzde 84 oranında baskıladığı ortaya kondu. Bu yüzden baharda şekerden uzak durmalısınız. Bunun yerine bal gibi doğal bir şeker kaynağını kullanabilirsiniz. Ama hangi balı seçtiğiniz önemli. Çünkü bal da başlı başına alerjiye neden olabilecek bir gıda. Bazı araştırmalar bulunduğunuz bölgede yetiştirilen petek ballarının o bölgede alerjiye neden olan polenlere karşı koruyucu olduğunu ortaya koyuyor. Bulunduğunuz bölgede üretilen petek balından günde bir çay kaşığı tüketerek polenlere karşı vücudunuzu güçlendirebilirsiniz. Şeker gibi bu dönemde etten de uzak durmak gerekiyor. Kırmızı ve beyaz etteki Omega 9 yağ asitleri alerjik tepkilere neden olan lökotrienlerin salımını artırır. Fakat bunun aksine Omega 3 gibi antienflamatuarlar, alerjilere karşı savaşmada etkili olabilir. Omega 3 bakımından zengin somon ve uskumru gibi balıklara mönülerinizde daha çok yer verebilir ya da günde bir çay kaşığı balık yağı tüketebilirsiniz. ALTERNATİF TEDAVİLER Daha önce de belirttiğimiz gibi alerjiye neden olan aslında polenler değil, bağışıklık sisteminin zayıf olması. Bu yüzden öncelikli olarak vücudun savunma sistemini güçlendirmek gerekiyor. Bazı uzmanlar homeopati ve akupunkturu alternatif bir çözüm olarak öneriyor. Homeopatide kullanılan kimi bitkiler alerjik reaksiyonlara iyi gelebiliyor. Ama kullanmadan önce mutlaka bir homeopati uzmanına danışmak gerek. Homeopati terapilerinde alerjilere özel setler hazırlanıyor. Seyreltilmiş bitki özlerinden bazıları, örneğin Sabadilla, Allium cepa (Bahçe soğanı) ve göz otu gibi, alerjik reaksiyonlara karşı homeopati tedavilerinde kullanılıyor. Stres, bağışıklığı zayıflattığı için alerjileri tetikleyebilir. Etkileri tam olarak kanıtlanmasa da akupunkturun stresi azaltarak alerjilere karşı etkili olduğu düşünülüyor. Akupunktur, vücutta Çi adı verilen enerji akışını özgürce sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. SİHİRLİ DEMLİK Dr. Mehmet Öz’ün tanıtımıyla daha da ünlenen neti pot en popüler doğal çözümlerden biri. Alaaddin’in sihirli lambasına benzeyen bu demlik ılık tuzlu su ile dolduruluyor. Su bir burun deliğinden geçip diğerinden akacak şekilde burun içine çekiliyor. Bu yöntemle belirtilere neden olan polenlerin burun içine yerleşmesi engelleniyor. Health Currents’ın neti pot ürününü D-Life’ta bulabilirsiniz. Fiyatı 25 TL. Telefon: 0212 381 3000 ŞİFALI OTLAR Faydaları araştırmalarla kanıtlanmış bazı bitkilerin piyasadaki ilaçlar kadar etkili olduğu savunuluyor. Örneğin veba otunun (Petasites hybridus) Allegra ve Zyrtec gibi antihistaminikler kadar etkili olduğunu gösteren çalışmalar var. Veba otunun içeriğindeki bazı maddeler karaciğer hasarına neden olduğundan bir uzmana danışmadan kullanılmaması gerekiyor. Antihistaminik içeriğiyle ısırgan otunun alerjik reaksiyonları azalttığı düşünülüyor –özellikle dondurularak kurutulmuş halinin. Isırgan otu faydalı olsa da başka maddelerle kolay etkileşime girdiği ve hamilelerde kullanımı sakıncalı olduğu için mutlaka doktor kontrolünde tüketilmeli. Semptomlar Gözde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık Burun akıntısı, tıkanıklığı ve kaşıntısı Hapşırık Öksürük Nefes darlığı Ciltte kaşıntı MART-NİSAN 2012 D-LIFE bahar alejisi_mart12_son.indd 15 | 15 22.03.2012 10:49 sağlık Erkekler de meme kanseri olur Sadece kadınlar muzdarip sanmayın. Günümüzde meme kanseri erkekleri de tehdit ediyor ve görülme sıklığı her geçen gün artıyor. K ulağa sıra dışı bir durum gibi gelse de meme kanseri artık erkekleri de tehdit etmeye başladı. Üstelik erkeklerde meme dokusu olmadığı için kanser çok daha hızlı gelişiyor ve böyle bir olasılık akla gelmediği için oldukça geç fark ediliyor. Konuyla ilgili yapılan çalışmalara göre dünyadaki her 150 meme kanseri vakasından 1’i erkeklerde görülüyor. Ve yine aynı araştırmalara göre erkeklerde görülen tüm kanserlerin yüzde 0,2’sini meme kanseri oluşturuyor. Hastalık en çok 60 yaş üstündekileri vuruyor. Belirtiler erkekten erkeğe değişebiliyor. En önemli bulgu ele gelen sertlik ya da kitle. Bu kitle tek memede ortaya çıktığında tehlike başlıyor –her iki meme birden büyüyorsa kanser uzak bir ihtimal. Meme ucunun görünümünde, ölçü ve biçiminde değişiklik, akıntı, koltuk altında şişlik ve sertlik, meme üzerindeki deride kızarıklık, meme başında içeri çekilmeyle ağrı diğer belirtiler arasında. Ailede meme kanseri geçmişi varsa erkeğin de bu hastalığa yakalanma riski yüksek. Birden fazla akrabada görülmesi, akrabaların 40 yaşın altında olması ve her iki me- Karıştırmayın Kanser bulgularıyla benzerlikler gösteren jinekomasti, erkeklerde memeyle ilgili en sık rastlanan rahatsızlıklardan. Tek veya iki memenin büyümesiyle ortaya çıkıyor. Hassasiyet ve ağrı büyümeye eşlik edebiliyor. Hiçbir nedene bağlı olmaksızın oluşabilen jinekomasti obezite, alkolizm, uzun süreli ilaç kullanımı, karaciğer-böbrek yetmezliği ve testis tümörlerine bağlı oluşabiliyor. Meme büyümesinden rahatsız olanlara estetik cerrahi yöntemleriyle çözümler sunuluyor. mede de hastalık saptanması halinde risk daha da artıyor. Ayrıca östrojen seviyeleri yüksek ve androjen seviyeleri düşük olanlar daha fazla tehdit altında. Düşük androjen hormonu karaciğer sirozu ve testis hastalıklarında gelişiyor. Bu hastalıkları geçiren erkeklerin meme kanseri olasılığını ciddiye almaları öneriliyor. bilir. Bunun için sigara bırakılmalı, alkol ölçülü alınmalı, az yağlı beslenmeli ve lifli gıdalar, sebze ve meyve bol tüketilmeli. Egzersiz ise asla ihmal edilmemeli.” Hastalıkla ilgili daha fazla bilgi almak için www.memekanseri.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. TEDAVİ YÖNTEMLERİ Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hamdi Koçer tedavi seçeneklerinin kanserin ne kadar ilerlemiş olduğuna bağlı olduğunu söylüyor. “Erkeklerde genellikle lumpektomi (sadece kitlenin alınması) yapılması mümkün değil. Çünkü memede çok az doku var ve kanser genellikle meme ucuna yakın. Genelde mastektomi (tüm memenin alınması işlemi) operasyonu yapılıyor. Sıklıkla hastalıklı bölge yakınındaki lenf bezleri de (örneğin koltuk altındakiler) kanserin yayılmış olma ihtimaline karşı alınıyor. Sonrasında başka tedavilere ihtiyaç olup olmadığına karar veriliyor. Bu tedaviler kapsamında radyoterapi, kemoterapi, hormon terapisi ve herceptin sayılabilir. Cerrahi tedaviyi tamamlayıcı olarak hastalığın evresine bağlı radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi ve hormonoterapi eklenebiliyor.” Koçer’in verdiği bilgilere göre meme kanserinde en sık görülen komplikasyon kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılması. Kanserli hücreler akciğer, kemik, karaciğer, beyin ve koltuk altı lenf bezleri gibi bölgelere sıçrayabiliyor. Tedavisi hastalık erken ve başka bölgelere sıçramadan teşhis edildiğinde daha etkili. Bu nedenle olabildiğince kısa zamanda doktora başvurmak çok önemli. Dr. Koçer’e göre meme kanserinden korunmanın kesin bir yolu yok. “Erken tanı kanserin yayılmasını engelleyebilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek kanser dahil pek çok hastalığın görülme riskini azalta- 16 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 meme_mart12_son.indd 16 19.03.2012 15:05 sağlık Güç uykusu Büyük şirketler artık çalışanlarına gün içinde şekerleme yapma hakkı tanıyor. Çünkü bu kısa süreli uyku performansı artırıyor. AHU YILDIZ Ş ekerleme yapmak özellikle Akdeniz ve Uzakdoğu kültürlerinin ayrılmaz bir parçası. Gündüz rüyası görenler arasında Leonardo da Vinci, Napolyon Bonaparte, Albert Einstein, Thomas Edison ve Winston Churchill gibi ünlü isimler bulunmasına rağmen modern toplumlarda gündüz vakti uyuklama fikri işten güçten zaman çalma endişesiyle senelerce kabul görmedi. Ama son yıllarda yapılan araştırmalar gündüzleri belirli süre ve zaman dilimlerinde uyuklamanın sayısız yararı olduğunu ortaya koydu. Öyle ki, dünya çapında birçok şirket milyarlarca dolarlık verim kaybını engellemek amacıyla binalarına çalışanlarına şekerleme hakkı tanıyan odalar ekledi. Google, Nike, Jawa, Ben & Jerry’s sadece birkaç örnek. Ayrıca Continental ve British Airways gibi büyük havayolu şirketleri uluslararası uçuşlarda uçağın kontrolünü meslektaşlarına devreden pilotların biraz kestirmesine izin veriyor, hatta bunu destekliyor. KALBE FAYDALI MRI analizleri şekerleme yapan insanların beyin aktivitelerinin gün boyunca yüksek seviyede kaldığını gösteriyor. Yetişkinler için uygun süre kabul edilen sekiz saatlik gece uykusuna rağmen özellikle öğle saatlerinde kısa bir uykuya dalanların zihni uyandıktan hemen sonra zindeleşiyor ve günün ilerleyen saatlerinde de aynı verimlilik devam ediyor. Şekerleme hafızayı güçlendiriyor, yaratıcı ve öngörülü düşünme yeteneklerini pekiştiriyor. NASA’nın yaptığı bir araştırma 40 dakikalık şekerlemenin ardından pilot ve astronotların performanslarında yüzde 40, zihinsel verimliliklerinde yüzde 100 oranında artış olduğunu ortaya koydu. Sekiz saatlik gece uykusundan sonra sabahları fazladan 20 dakika uyumaktansa, öğle saatlerinde 20 dakika kestirmenin çok daha faydalı olduğu da kanıtlandı. ABD’deki Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü ile Harvard Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının birlikte yaptığı bir araştırma gündüz uykusunun aşırı bilgi yüklenme sorununu geri çevirerek beynin performansını en üst düzeye taşıdığını gösterdi. Şekerlemenin beyne olduğu kadar kalbe de faydaları var. Yunanistan’da gerçekleştirilen ve 6 yıla yayılan bir başka araştırma haftada en az üç kez şekerleme yapan erkeklerde kalp sorunlarıyla ilgili ölümlerin yüzde 37 azaldığını ortaya koydu. Ancak gündüz uykusunun püf noktası gerçekten şekerlemeyi tadında bırakabilmek. Uykunun beş evreden oluştuğu ve uyku döngüsünün yaklaşık 90-100 dakikada tamamlandığı biliniyor. Gün içinde kendinizi hem zinde hem de verimli hissetmeniz için önerilen uyku süresi ikinci evrenin tamamlandığı 20 dakikalık süre. Bu sürenin aşılması durumunda, özellikle bir saati aşan uykuların ardından aynı verimlilikten söz edilmesi pek mümkün olmuyor. Ayrıca gece uykusuzluğunu tetikleyen bir soruna da dönüşebiliyor. Cornell Üniversitesi’nden sosyal psikolog James Maas’ın “power nap” şeklinde adlandırdığı, “güç şekerlemesi” olarak dilimize geçen 20 dakikalık süre ise zihni tetikte tutuyor. Şekerleme için en uygun saatler öğlen 13.00 ila 15.00 arasındaki zaman dilimi. Böylece gün içinde şarj olabilirsiniz. İyi şekerlemenin sırları Kısa tutun: İdeal şekerleme süresi 20 ila 30 dakika. Karanlık, sakin bir yer tercih edin: Işığı azaltmak, gürültüden uzaklaşmak uykuyu çağıran unsurlar olabilir. Battaniye alın: Uykuda vücut sıcaklığınız düşeceğinden üzerinize battaniye benzeri bir örtü almayı ihmal etmeyin. Aynı saatte yapın: Vücudunuzun bu ritme alışmasını ve daha kolay uykuya dalmanızı sağlar. Saatinizi ayarlayın: Uyanmakta güçlük çekeceğinizi düşünüyorsanız saatinizin alarmını 20 ila 30 dakika sonrasına göre ayarlayıp uyuyun. Dünyaya dönün: Şekerleme yaptıktan sonra mümkünse dışarı çıkıp biraz temiz hava alın. MART-NİSAN 2012 D-LIFE sekerleme_mart12_son.indd 17 | 17 19.03.2012 15:06 sağlık " Kanserden kaçış rehberi Her biri alanında uzman profesör ve doçentlerin önerilerinden oluşan kitap, kanserden korunmanın reçetesini sunuyor. GÜLAY KOÇ ... Kendimizi onların yerine koyduk, empati kurduk. Bir yanda sağlıklı insanların ve özellikle çocukların kanserden korunmaları için güçlü bir zırh-rehber hazırlarken, diğer yanda bir kanser hastasının nelere ihtiyaç duyabileceğini hissetmeye çalıştık. Onu korurken ve sağlığına kavuştururken neleri eksiksiz yapmalıyız diye düşündük." Bu sözler, “Kansere Çözüm Var!” kitabının editörü Nihal Doğan’ın “Kanser yok, mutluluk var!” başlıklı sunuş yazısından... İlk baskısı Hayykitap tarafından ekim ayında yapılan kitabın popüler olmasının nedeni, yazar kadrosunun alanlarında en iyi profesör ve doçentlerden seçilmesi. Yayınevinin 13 kişilik bir rüya takımı yarattığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Prof. Dr. Murat Tuncer, Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Prof. Dr. Erkan Topuz, Doç. Dr. V. Canfeza Sezgin, Prof. Dr. Ahmet Aydın, Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay, Uzm. Dr. Yavuz Dizdar, Kimya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı, Prof. Dr. Süleyman Daşdağ, Prof. Dr. Selim Şeker, Yard. Doç. Dr. Erol Ergüler ve Doç. Dr. Öznur Özdoğan’dan oluşan ekibin amacı ortak: Lafı bile korkutan kanser aslında herhangi bir hastalıktan başka bir şey değil. Kitapta kanser, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olarak görülüyor. Hem kanserden koruyucu yaşam tarzı ve tedavide izlenecek adımlar hem de tedaviyle birlikte uygulanacak tamamlayıcı önlemler anlatılıyor; somut ve uygulanabilir reçeteler sunuluyor. İşte "Kansere Çözüm Var!"dan seçtiğimiz bazı önemli satır araları... Sigara sizi yok etmeden... Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, sigaranın zararlarını bilimsel veriler ışığında sunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre tütün yüzünden her yıl 5 milyon insan hayatını kaybediyor ve gerekli tedbirler alınmadığı takdirde bu rakamın katlanarak artması bekleniyor. Sigara dumanında 4 binden fazla kimyasal madde olduğunu söyleyen Kü- 18 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 kanser_mart12_son_n.indd 18 19.03.2012 15:39 çükus duğun yakal den d nun h lüyor dukta 5 yıl y sigara 30’u 5 akciğ yeme ağzı k felç ya talığı) sigara rarsız değil. duğun unutm başın larını kabul bir ki ları k göster Ha Tıbbi kanse edilen nılan Örneğ mene (kamp bu bi grubu ilaçla olarak önem ğının rildiğ bozul karşı koli, l renkl geliyo deçal koruy yerine k. Bir rın ve anserlü bir diğer sının eğini u kovuştumalıözüm Nihal mutluyazıykitap yapısının unun ör ve Yayıntakıhiç de Murat Rasim n Toezgin, of. Dr. ratay, KimAysan Selim Öznur e korbaşka vi edierden ımlar layıcı eçeteçtiğiıkları igaranuyor. üzünor ve amın nında en Kü- hap giderici özelliklere sahip yararlı gıdalar arasında gösteriliyor. Şeker neden tatlı tatlı zehirler? Karatay Diyeti serisi kitaplarıyla uzun süre çok satanlar listesinde yer alan Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay kitapta çükusta, bunların en azından 40’ının kanserojen olduğuna dikkat çekiyor. Sigara içmiş olanların kansere yakalanma riski hiç içmemiş kişilerden daha fazla. Bu yüzden en doğrusunun hiç sigara içmemek olduğunu söyALKALİ NİTELİKTEKİ CANLI YİYECEKLERLE lüyor Küçükusta. Kanser teşhisi konduktan sonra sigarayı bırakanların BESLENMEK, VÜCUDUMUZDA HÜCRE 5 yıl yaşama ihtimali yüzde 60-70 iken, YENİLENMESİNİ SAĞLAYARAK KANSERDEN sigaraya devam edenlerin ancak yüzde KORUNMAMIZA YARDIMCI OLUYOR 30’u 5 yıl yaşayabiliyor. Her sigara içen akciğer kanseri olmuyor. Ama ağız, yemek borusu, gırtlak, mesane, rahim ağzı kanserleri veya lösemi, hipertansiyon, kalp krizi, şeker ve kanser ilişkisini anlatıyor. “Kanser hastalıkfelç ya da KOAH’tan (Kronik Obstrüktif Akciğer Haslarının riskini artırmak istemiyorsak rafine şeker, talığı) ölümler gerçekleşiyor. Küçükusta’ya göre light mısır şurubu, glikoz ve yapay tatlandırıcılar gibi fabsigaraların daha az bağımlılık yaptığı ya da daha zarikasyon işlemden geçmiş şekerleri, unlu ve nişastalı rarsız olduğu büyük bir aldatmacadan başka bir şey yiyecekleri, meyve, meyve suyu, bal ve pekmez gibi değil. Bu sigaraların nikotin miktarı daha düşük oldoğal şekerleri aşırı tüketmemeliyiz” diyor Karatay. Hatta mümkünse yavaş yavaş azaltarak hayatımızduğundan daha fazla içme isteğine sebep olduğunu dan çıkarmalıyız. Kanser tedavisi görenlerin veya bu unutmamak gerekiyor. Sigara içen bir kişinin üstünü hastalıktan korunmak isteyenlerin hem düşük glisebaşını değiştirmeden, hatta banyo yapmadan başkamik indeksli hem de yüksek antioksidan içeren taze larının bulunduğu ortamlara girmeleri bile sakıncalı böğürtlen, karadut, çilek, yeşil erik, taze çağla, ahukabul ediliyor. Araştırmalar açık havada sigara içen dudu, kiraz, vişne ve taze yabanmersini gibi meyvebir kişinin bir metre yakınında bulunmanın insanleri tüketmeleri öneriliyor. Karatay’ın bir önerisi de ları kapalı mekanlardaki kadar etkileyebileceğini fiziksel aktivitenin hayat boyu yapılması yönünde. gösteriyor. Hangi kanserde hangi bitki? İç Hastalıkları ve Egzersiz rahat ve derin bir uyku sağlayıp stres ve kanTıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. V. Canfeza Sezgin’in ser riskini azaltıyor. kanser tedavisinde bitki önerileri belki de en merak Zehirli kimyasalları vücudunuza almayın Kimedilenler arasında. Zaten kanser tedavisinde kullaya Mühendisi Mennan Aysan Kuzanlı’ya göre kimnılan ilaçların bir bölümü bitkilerden elde ediliyor. yasalları detoks yöntemleriyle vücudumuzdan atıp, Örneğin porsukağacı (taksan grubu ilaçlar), Cezayir yeni toksik maddeleri vücudumuza almayarak hem menekşesi (vinka alkoloidleri), Asya mutluluk ağacı kanserden korunabilir hem de ilerlemesini önleyebi(kamptotekinler) ve mayıs elması (podofilotoksinler) liriz. Alkali su içmek ve alkali nitelikteki taze sebze bu bitkiler arasında sayılıyor. Ayrıca streptomiçes ve meyve gibi canlı yiyeceklerle beslenmek, vücudumuzda hücre beslenmesi ve yenilenmesini sağlayagrubu mantarlardan elde edilen antibiyotik grubu rak hastalıklardan korunmamıza yardımcı oluyor. ilaçlar da (antrasiklinler) kanser tedavisinde yoğun Cilde ve deriye uygulanan preparatlar, cildin geçirolarak kullanılıyor. Sezgin, dünyada son yıllarda gen özelliği nedeniyle direkt olarak vücudumuza giönem kazanan sağlıklı besinlerin başında zeytinyarip kılcal damarlar vasıtasıyla kan dolaşım sistemine ğının geldiğini söylüyor. Ancak zeytinyağının pişigeçebiliyor. İçerdikleri toksik ve kanserojen madderildiği zaman besin değerini yitirdiğinden ve yapısı ler de bu vesileyle vücudumuza giriyor. Kuzanlı’nın bozulduğundan çiğ tüketilmesi gerekiyor. Kansere belirttiğine göre araştırma raporları saç boyası ürekarşı yararlı gıdaların başında soğan, sarmısak, brotiminde kanserojen yapıda olan yaklaşık 30’a yakın koli, lahana, domates, biber, portakal, limon, kırmızı kimyasal kullanıldığını gösteriyor. Uzun yıllar saç renkli meyveler, tam tahıl ve fasulyeler ile yeşil çay boyası kullanmış 45 yaşın üzerindeki kadınlarda yageliyor. Keklik otu meme, yumurtalık ve rahim; zerdeçal prostat, kalınbağırsak ve cilt kanserlerine karşı pılan bir araştırmada meme kanseri riskinin arttığı koruyucu rol oynuyor. Zencefil de antioksidan ve iltigözlenmiş. Kitaptan notlar Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. A. Murat Tuncer, Türkiye’de kanser gerçeğini, sosyal devletin kanseri önlemedeki görevlerini, kanserin neden önlenebilir bir hastalık olduğunu, Prof. Dr. Süleyman Dağdağ, doğal ve yapay elektromanyetik alanları, bu alanların insan sağlığı üzerindeki etkilerini, kanserle ilişkisini, Prof. Dr. Selim Şeker, cep telefonları ve baz istasyonlarının insan sağlığı üzerindeki etkilerini, neden çocuklar için büyük risk olduğunu anlatıyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE kanser_mart12_son_n.indd 19 | 19 19.03.2012 15:39 sağlık Osteoartrite ç Eklem kireçlenmesi ve beslenme arasında sıkı bir bağ olduğunu savunan uzmanlar canlı besinlere yönelmemizi öneriyor. O steoartrit, iltihaplanma sonucu eklemlerde ağrıya yol açan klinik bir sendrom. Yürümeyi, hatta bazen ayakta durmayı bile zorlaştırarak yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor. Ağrı yüzünden hareketin azalması zamanla bölgesel kasların zayıflamasına yol açıyor. Halk arasında kireçlenme olarak bilinen rahatsızlığa yakalananların sayısı ise her geçen gün artıyor. Genellikle 45 yaşından sonra ve çoğunlukla kadınlarda görülen kireçlenme vakaları, yaygınlaşan obezite hastalığıyla birlikte kadın-erkek, genç-yaşlı herkesi etkisi altına almaya başladı. Bilim insanları yaptıkları çalışmalar sonucu hastalığın tedavisine yönelik pek çok umut verici yöntem ortaya koydu. Daha da sevindirici olan, beslenme uzmanlarından gelen haberler... Uzmanlar doğru beslenmenin eklem ağrısı ve iltihaplanmalarını ortadan kaldırabileceğini ve kıkırdak onarımı yapabileceğini söylüyor. Örneğin C vitamininin kıkırdak kaybını önemli ölçüde azalttığı ve böylece osteoartritin ilerlemesini yavaşlattığı, güçlü bir antioksidan olan E vitamininin semptomları ortadan kaldırdığı klinik araştırmalarla kanıtlandı. Eklem kireçlenmesine karşı ne kadar taze ve renkli beslenirsek, o kadar iyi. Çünkü kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil renkli besinler birer antioksidan deposu olarak kıkırdak onarımını olumsuz etkileyen serbest radikallerle savaşıyor. AZ PROTEİN, BOL MİNERAL “İdeal Sağlık İçin Canlı Besinler” adlı kitabın yazarlarından Dr. Brian R. Clement osteoartrit ile beslenme arasında ciddi bir ilişki olduğunu savunanlardan. İddiasını dayandırdığı araştırmalardan biri Wayne Eyalet Üniversitesi Michigan Tıp Fakültesi tarafından yayımlandı. Burada altı romatizmal artrit hastası yağsız besinlerle beslenerek diyet yaptı. Yedi hafta içinde bütün deneklerde belirtiler kayboldu. Yağlar diyete tekrar dahil edildiğinde ise belirtiler üç gün içinde yeniden ortaya çıktı. Beslenme, artriti nasıl etkiler? Clement, yeni oluşan kemik hücrelerinin sağlığının, bedenin sağladığı besin miktarına bağlı olduğunu söylüyor. Ona göre sağlıklı bir iskelet yapısı enzimler, amino asitler, mineraller, elementler ve vitaminler açısından zengin, sağlıklı bir hormon yapısına sahip bedende bulunur. Yetersiz beslenme de artrite neden olur. “Yeni kemik hücreleri şekillenirken sağlıklı ve güçlü bir şekilde büyümek için oksijen açısından zengin kana gereksinim duyarlar” diye ekliyor Clement. “Fakat be- den yağlı ise kanda kemik ve eklemleri besleyecek kadar oksijen bulunmaz. Hatta yağın, hücrelerin gerekli olan besini absorbe etmesine imkan bırakmadan onları kapsül içine aldığını söyleyebiliriz.” Aynı zamanda bedendeki mineral az ise, yeni kemik hücresi oluşumu da zayıf olur. Yüksek proteinli beslenme, sağlıklı bir kemik yapısını korumak için gerekli olan mineralleri bedenden çalar. Daha doğrusu protein kemiklerdeki kalsiyumu çeker. Yetersiz beslenmede temel besinlerin, oksijen ve enzimlerin eksikliği kanı asidik hale getirir. Yüksek asitli içerikten arta kalan atıklar kemiklerde iltihaplanmaya neden olan serbest radikallere dönüşür. Bu koşullar kemiklerde hasar oluşması ve eklemlerin dağılması için uygun bir zemin hazırlar. Canlı besinlerle beslenmek ise eklem kireçlenmesini önleyebilir ya da tedavi edebilir. Nasıl mı? Her şeyden önce az miktarda protein almak bedendeki hücreleri mineralizasyon kaybından ve serbest radikallerin hücumundan korur. Canlı besinlerle beslenme sistemik asitlenmeyi düşürür. Hazır ve pişmiş yiyecekler bedendeki asit miktarını artırarak bedeni artrite açık hale getiririr. Canlı besinler ise bedene, kemiklerin kolay absorbe edeceği besin, oksijen ve enzimler sağlar. Bu da kemiklerin sağlıklı ve güçlü kalması için ihtiyaç duyduğu şeydir. Ekstra enzim ve kemik hücreleri için gerekli ekstra elektrik yükünü sağlar. Yeniden inşa edilmiş yeni kemik yapısında enzimler kemikleri birleştirir, delik ve boşlukları doldurur. 20 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 osteoatrit_mart12_son_dyy.indd 20 19.03.2012 15:42 e çiğ tedavi ri bestta yasorbe apsül az ise, f olur. lı bir i olan ğrusu er. nlerin, asidik n arta maya nüşür. ası ve zemin Kilo kontrolü Vücuttaki fazla kilolar osteoartrit semptomlarının şiddetini artırıyor ve hastalığın gelişimini hızlandırıyor. Kalça, diz ve bileklere, kısacası kiloyu taşıyan bölgelere daha fazla ağırlık binmesine yol açarak yürümeyi zorlaştırıyor. Bu yüzden eklem yerlerine binen stresi ve dolayısıyla ağrıları azaltmak ve hareket kabiliyetini artırmak için kilo kontrolü hastalıkla mücadelenin en önemli adımlarından biri. Uzmanlar 5 kg kaybetmenin bile hastalığı geriletmede faydalı olduğunu belirtiyor. eklem tedavi z mikcreleri t radibesindüşündeki e açık edene, besin, emikhtiyaç kemik yükükemik ştirir, MART-NİSAN 2012 D-LIFE osteoatrit_mart12_son_dyy.indd 21 | 21 19.03.2012 15:42 sağlık D May der gün çoğ öğr yerl M bir alı kolay yararl C vita tasyum Bu ya flavon zun fa KAN Araştı mirist ortaya ve vü nötrle ta me reksin ağının Apige önem Portakalın üç katI kadar C vitamini içeren maydanoz yetişkinler tarafından her gün bir demet çiğ olarak tüketilmelidir. YAŞ Mayd sebzed Antio serbes ri kor radika sorun KAN Mayd folik 22 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 maydanoz_mart12_son.indd 22 19.03.2012 15:45 Dr. Maydanoz Maydanoz deyim yerindeyse her derde deva bir bitki. Bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacımızın çoğunu karşılıyor. Diğer faydalarını da öğrenince onu sofralarınızda baş köşeye yerleştireceksiniz. AHU YILDIZ M aydanoz, yaprakları baharat olarak kullanılan damarlı bir bitki türüdür. Çorbalardan salatalara mutfağımızda sık sık yer verdiğimiz bu lezzet unsurunu çoğu zaman üzerinde hiç düşünmeden, neredeyse otomatikleşmiş bir alışkanlıkla doğrayıp yemeklerimize katarız. Oysa her mevsim kolayca ulaşabildiğimiz bu sıradan alışkanlığımız aslında mucizevi yararları olan bir bitkinin ta kendisi. Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacımızın çoğunu karşılar. Ayrıca kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum, klorin ile A ve K vitaminleri içerir. Bu yararlı bitki gücünü iki bileşeninden alır: Uçucu yağlardan ve flavonoid adı verilen antioksidanlardan. Öyleyse buyrun maydanozun faydalarına… KANSERE KARŞI Araştırmalar maydanoz özünde bulunan organik bir bileşen olan miristinin özellikle böbreklerde tümör oluşumunu engellediğini ortaya çıkardı. Miristin aynı zamanda sigara dumanında bulunan ve vücuda geçebilen benzopiren benzeri kanser yapıcı maddeleri nötrleştirerek kolon ve prostat kanserlerine karşı savaşıyor. Vücutta meydana gelen tümörler gelişmek için bir kılcal damar ağına gereksinim duyar. Maydanozdaki apigenin maddesi bu kılcal damar ağının oluşmasını engelleyerek tümörün büyümesini durduruyor. Apigenin meme kanseri oluşumuna karşı da mücadele eden çok önemli bir madde. YAŞLANMAYA KARŞI Maydanoz benzeri bitki ve baharatların herhangi bir meyve ya da sebzeden çok daha yoğun antioksidan barındırdığı fazla bilinmez. Antioksidanların en önemli görevi yaşlanmanın baş sorumlusu serbest radikallerden kaynaklanan oksidatif strese karşı hücreleri korumaktır. Dolayısıyla antioksidanlar yoluyla vücudu serbest radikallerden korumak yaşlanmayla ilişkilendirilen birçok sağlık sorununun önüne geçilmesini sağlar. KANSIZLIĞA KARŞI Maydanoz aynı zamanda en önemli B vitaminlerinden biri olan folik asit içerir. Sık sık maydanoz tüketmek kalp-damar rahatsız- lıkları olanlar ya da bu rahatsızlıklardan korunmak isteyenler için olumlu sonuçlar verir. Vücutta folik asit eksikliği kansızlığa, özellikle de megaloblastik anemiye yol açar. Folik asidin vücutta depolanmasının zor olduğunu belirten uzmanlar bu nedenle sürekli olarak folik asit içeren besinler tüketilmesini öneriyor. KALP KRİZİNE KARŞI Maydanozun barındırdığı bir diğer vitamin olan K vitamini kan pıhtılaşması ve güçlü, sağlıklı kemikler açısından önem taşır; ayrıca kalp hastalıkları riskini azaltır. Beta-karoten ve C vitamini ise iltihaplanmalara ve enfeksiyonlara karşı korur. İçerdiği yoğun miktardaki demir, C vitamini ile birlikte vücutta demirin daha iyi emilmesine, böylece daha fazla kırmızı kan hücresi üretimine yardımcı olur. HAZIMSIZLIĞA KARŞI Maydanoz sindirime yardımcı olan mükemmel bir besindir. Yağların ve proteinlerin sindirilmesine yardım eder, ayrıca besinlerin bağırsaklarda daha kolay emilmesini ve özümlenmesini sağlar. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil oranı böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım eder; gazın dışarı atılmasını sağlar. İdrar söktürücü özelliğiyle kilo verilmesine de katkıda bulunur. MENOPOZA KARŞI Maydanoz kadınlarda östrojen hormonunun daha fazla salgılanmasını sağlar. Aynı zamanda rahimdeki kanın beslenmesine ve yenilenmesine yardımcı olur. Dolayısıyla adet düzensizlikleri, PMS ve menopoz gibi sorunlarda mucizevi etkiler yaratabilir. Ayrıca depresyon, saç dökülmesi, deri kuruması gibi durumlarda da fayda sağladığı gözlenmiştir. ŞİŞKİNLİĞE KARŞI Maydanoz ödem atıcı ve yağ yakıcı özelliğiyle sağlıklı zayıflama ve detoksta sık başvurulan besinlerin başında gelir. İçeriğindeki uçucu yağlar iştah kesici özelliğe sahiptir. Fazla kilolarınızdan sağlıklı bir şekilde kurtulmak istiyorsanız gün içinde birkaç çay bardağı olarak tüketeceğiniz maydanoz suyunu limon ve salatalık katarak daha faydalı hale getirebilirsiniz. Mücadele ettikleri Maydanoz C vitamini dışında demir, kalsiyum, potasyum, bakır, magnezyum, manganez ve iyodin içerir ve bu özellikleriyle pek çok rahatsızlığa karşı mücadele verir. Maydanozun 100 gramında 5,5 mg demir bulunur. Maydanoz: Ağız kokusunu giderir. Böbrekleri temizler ve güçlendirir. Bağışıklığı destekler. Kemik ve dişleri güçlendirir. Enfeksiyona karşı korur. MART-NİSAN 2012 D-LIFE maydanoz_mart12_son.indd 23 | 23 19.03.2012 15:45 Mü Ma magn çok r gider Kem sağlık Bu hap yutulur 21’inci yüzyılın süper besini olarak adlandırılan spirulina bilim çevrelerinin de onayını alan en iyi besin takviyesi. BURCU SEVER B ilimkurgu filmlerinde geleceğin dünyasına yönelik yapılan tahminler arasında en popüler olanı hap şeklindeki yemeklerdir. İnsanların gerekli besinleri artık pişmiş ya da çiğ gıdalardan değil, haplardan alacağı öngörülür. Son yıllarda üretimi ve tüketimi hızla artan spirulina besin takviyesi tabletleri zengin içeriğiyle bu ütopyayı gerçeğe dönüştürebilir. Sodalı ve mineralli sularda yetişen mikroskobik bir mavi-yeşil alg türü olan spirulina aslında yeni bir keşif değil. Geçmişi Mayalar ve Azteklere kadar uzanıyor. İspanyol tarihçi Hernandez, 1513’de yazdığı kitabında Texcoco Gölü kıyısında yaşayan Azteklerin “teocuitlatl” adını verdikleri spirulinayı besin olarak kullandıklarını yazıyor. 40’lı ve 50’li yıllarda yayımlanan bazı kaynaklarda Çad Gölü’nün kuzey kıyısında yaşayan insanların gölden topladıkları spirulina algini yedikleri, Kanembu kabilesinin göldeki spirulina alginden elde ettikleri yeşilimsi unu yiyeceklerine kattıkları bilgisi geçiyor. 1962 yılında Fransız Petrol Araştırma Enstitüsü’nün yayımladığı bir araştırmanın sonucunda spirulina alglerinde yüzde 60 ila 70 oranında protein olduğu tespit edildi. Bu analizin ardından spirulinanın içeriği ve yararları üzerine sayısız bilimsel çalışma yürütüldü. NASA ve ESA (Avrupa Uzay Ajansı) astronotlara besin kaynağı olması için üretim çalışmaları yaptı. Yetersiz beslenme problemlerini çözmek için Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar Üçüncü Dünya Ülkeleri’nde spirulina yetiştirilmesi ve tüketimi konusunda insanları eğitmeye başladı. Peki, spirulinayı “süper” bir besin yapan ne? Sıradan bir su yosunu gibi görünen spirulina, doğadaki en zengin bitkisel proteine, demir oranına ve B12 vitaminine sahip. Soya fasulyesinden yaklaşık iki kat fazla protein; ıspanaktan 58 kat fazla demir; dana ciğerinden 2 ila 6 kat fazla B12 vitamini içeriyor. Aynı zamanda doğadaki en zengin E vitamini kaynağı. En iyi E vitamini kaynaklarından biri olarak bilinen buğday filizinden yaklaşık 3 kat fazla E vitamini içeriyor. Spirulina alginden elde edilen bu hap doğadaki en zengin E vitamini kaynağı. 24 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 spirulina_mart12_son.indd 24 22.03.2012 10:50 HER Japon mikro şıyor. probl çalışm larda tırma üretim varıld ğu ka tiği sa bir ara liyor. kanse 1 gr s men y Sp lında spirul ve kar serid kanıtl bir etk yükse lerde radya saptan Alm test sp tah ke uygul yemek ta pla belirg lester Dü (FDA) ruluşl yan et lıyor. günlü lük 1 Çeşitl durum belirt r apılan emekçiğ gıllarda letleri avi-yeçmişi ernanşayan olarak zı kayölden n göllerine tırma rulina di. Bu ayısız jansı) yaptı. lletler rilmesu yoproteiinden dana manda ynakt fazla n elde daki en aynağı. Dünya Sağlık Örgütü ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü spirulinayı her yaş grubu için ve gebelikte güvenli bir gıda olarak tanımlıyor. HER DERDE DEVA Japonya, Çin, Hindistan, Avrupa ve ABD’deki araştırmacılar bu mikroalgin insan ve hayvan sağlığına faydalarını keşfetmeye çalışıyor. İçeriğindeki bileşenlerin bağışıklık sistemi ve birçok sağlık problemi üzerindeki olumlu etkisini gösteren yüzlerce bilimsel çalışma yapıldı. Bu çalışmaların bazılarında insanlar ve hayvanlarda kanseri engellediği gözlemlendi. 2001’de yapılan bir araştırmada spirulinanın insanlar ve hayvanlarda antikor ve sitokin üretimini uyararak bağışıklık sistemini güçlendirdiği sonucuna varıldı. İçeriğindeki sulfolipidlerin HIV virüsüne karşı etkili olduğu kanıtlandı. Ayrıca özütlerinin kanser oluşumunun önüne geçtiği saptandı. Güney Carolina Üniversitesi’nde yürütülen başka bir araştırma spirulinanın HIV üzerindeki olumlu etkisini destekliyor. Diğer önemli bir çalışma tütün çiğneyicisi olan ve ağzında kanser öncesi lezyonlar bulunan bir grup üzerinde yapıldı. Günde 1 gr spirulina alan grupta 44 kişiden 20’sinde lezyonların tamamen yok olduğu gözlendi. Spirulina hakkındaki en önemli çalışmalardan biri 2002 yılında gerçekleşti. Chamarro ve ekibinin imza attığı araştırmada spirulinanın bazı alerjileri, kanseri, karaciğer toksiditesini, viral ve kardiyovasküler hastalıkları, yüksek şeker, kolesterol ve trigliserid ile bağışıklık sistemi yetersizliği tedavilerinde etkili olduğu kanıtlandı. Süper besinin bilim insanlarını heyecanlandıran diğer bir etkisi ise radyasyon oranını düşürmesi. Çernobil kazası sonucu yüksek radyasyona maruz kalan çocuklar üzerinde yapılan deneylerde başarılı sonuçlar elde edildi. Bu yosunla beslenen çocuklarda radyasyonun diğerlerine oranla daha düşük seviyelere gerilediği saptandı. Alman araştırmacıların 15 gönüllünün katılımıyla yaptığı bir test spirulinanın çeşitli hastalıkları önlemek dışında etkili bir iştah kesici olduğunu da ortaya koydu. Obezite hastaları üzerinde uygulanan deneyde bir gruba dört hafta boyunca, günde üç kere yemeklerden önce bir tablet spirulina verildi. Spirulina alan grupta placebo verilen gruba oranla, çok büyük miktarda olmasa da, belirgin oranda kilo kaybı gözlendi. Ayrıca deneklerin serum kolesterol oranında önemli düşüş belirlendi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gibi kuruluşlar spirulinayı her yaş grubu için ve gebelikte herhangi bir yan etkisi veya etkileşimi olmayan güvenli bir gıda olarak tanımlıyor. Aynı kuruluşlar sağlıklı bir yaşam ve dengeli beslenme için günlük 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmesini öneriyor. Günlük 1 porsiyon (6 tablet) spirulina bu ihtiyacı karşılamaya yetiyor. Çeşitli rahatsızlıklar, vejetaryen beslenme ve ağır egzersiz gibi durumlarda günlük 3 ila 5 porsiyonun güvenle tüketilebileceği belirtiliyor. Geçmişten günümüze spirulina MS 300-900: İlk kez Mayalar tarafından kullanıldı. 13. Yüzyıl: Çad Gölü çevresinde yaşayan Kanembu kabilesi tarafından protein ve vitamin kaynağı olarak yetiştirildi. 1962: Fransız Petrol Araştırma Enstitüsü’nün yayımladığı bir araştırmanın sonucunda spirulina alglerinde yüzde 60 ila 70 oranında protein olduğu tespit edildi. 1974: Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) spirulinanın geleceğin en iyi gıdası olduğunu açıkladı. 1981: Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) en iyi besin takviyesi olarak tanıttı. 1993: Dünya Sağlık Örgütü (WHO) İsviçre’de spirulinanın çocuklara verilmesinin uygun olduğunu açıkladı. MART-NİSAN 2012 D-LIFE spirulina_mart12_son.indd 25 | 25 22.03.2012 10:50 sağlık Hawaiian Spirulina Pacifica ürünlerini D-Life’ta bulabilirsiniz. 200 adet tablet 69 TL., 100 gr toz 60TL. Piyasada sayısız spirulina tableti bulunuyor. Bunlar arasında en güvenilir markalardan biri Nutrex’in ürettiği Hawaiian Spirulina Pacifica. D-Life da müşterilerine bu markanın ürünlerini sunuyor. Üretiminde kullanılan bütün maddeler en saf halleri ile doğal kaynaklardan sağlanıyor. Hawaiian Spirulina Pacifica ürünleri hiçbir ısıl işleme maruz bırakılmadığı için dünyada üretilen en doğal (işlenmemiş) gıda takviyelerinden biri. 1983’ten bu yana Hawaii’de biyolojik güvenlik alanında üretiliyor. Bu bölgenin en önemli özelliği herbisit, pestisit gibi ilaç ve kimyasalların kullanımının yasak olduğu ve endüstriyel kirliliğin olmadığı bir bölge olması. Hawaiian Spirulina Pacifica yüksek besin değerlerini kayıpsız muhafaza edebilen patentli “Ocean Chill Drying” oksijensiz soğuk kurutma ve soğuk tabletleme yöntemleriyle üretiliyor. İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALARI Hawaiian Spirulina Pacifica’nın içerdiği maddelerin bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış pozitif etkileri Sinir Sistemi Sinir ve beyin hücrelerini dejenerasyonlardan korur. Nörotransmitter salınımını (iletim) ve beyin fonksiyonlarını artırır. Sinir stabilizasyonunu sağlar. Endokrin Sistem Hormonların dengesini salındıkları bezleri etkileyerek düzenler. Büyüme hormonu salınımını destekler. Diyabet gibi durumlarda glikozun periferal kullanımına yardımcıdır. Bağışıklık Sistemi Antienflamatuvar, antikanserojen, antioksidan, antiviral, antialerjik, antifungal, antibakteriyel etkileri vardır. Immünoregülatör ve Immünostimülan etkilidir. Antikor üretimini, IL-1 salınımı ve fagositik aktiviteyi artırır. T, B lenfositleri ve doğal öldürücü hücrelerin üretimini artırır. Üreme Sistemi Normal seksüel hormonal dengenin oluşumunu destekler. Sağlıklı gametlerin oluşumu için gerekli olan besin maddesini sağlar. Seksüel kapasiteyi artırır, düşük görülme oranını azaltır. Gebeler, süt veren anneler, bebekler ve çocuklar için en uygun besin takviyesidir. Solunum Sistemi Kronik obstrüktif akciğer hastalıklarında (KOAH) oksidatif stresi azaltıcı etkisi vardır. Astım, rinit gibi solunum rahatsızlıklarında pozitif etkisi vardır. Solunum yoluyla bulaşan bakteri, virüs ve alerjenlere karşı vücut savunmasını güçlendirir. Akciğer gaz değişim kapasitesine pozitif etkilidir. Hematoloji Kan hücrelerinin kemik iliğinde yapımını teşvik eder, antianemik etkilidir, kan değerlerini yükseltir. Kandaki pH dengesini ve kan dolaşım hızını düzenler. Kan hücrelerinde oksijen değişimini ve atık maddelerin detoksifikasyonunu hızlandırır. Kas ve İskelet Sistemi İçerdiği tam protein, organik demir ve biyoaktif maddelerle kas kütlesini büyütür, tamirini hızlandırır ve egzersize bağlı oksidatif stresten korur. Kemik çatısını sağlamlaştırır, iyileşmesini hızlandırır. Eklem hastalıklarında yangı giderici, ağrı kesici ve koruyucu etkileri vardır. Genetik DNA hasarlarını ve replikasyon hatalarını önlemeye yardımcı olur, iyileşme sürecini destekler. Hatalı DNA kodlamasını tamir eder. Radyoprotektif etkilidir ve radyasyonun negatif etkilerini temizler. Karsinojenez proseslerini engeller. Sindirim Sistemi Laktobasil ve Bifidus bacilli gibi yararlı mikroorganizmaları artırır, ağır metal ve farmakolojik zehirlenmelerde şelasyon etkisi vardır. Gastroprotektif ve anti-asit etkisi vardır. Gastrit ve ülsere karşı etkilidir. Gastrointestinal fonksiyonu düzenleyerek besinlerin sindirim ve emilim oranlarını yükseltir. Karaciğer enzimlerini düzenler. Deneysel kolite ve karaciğer yağlanmasına karşı etkisi kanıtlanmıştır. Kardiyovasküler Kötü kolesterolü ve trigliseritleri düşürür, iyi kolesterolü yükseltir. Arter duvarlarını Sistem temizleyici ve kardiyoprotektif etkileri vardır. Damarların ve çevre dokuların elastikiyetini artırarak kan basıncının kontrolünü sağlar. 26 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 spirulina_mart12_son.indd 26 22.03.2012 10:50 diyet-hareket OMEGA KAYNAĞI DAVID ENGELHARDT / GETTY IMAGES TURKEY Ketentohumu, N-3 yağ asitlerinin en önemli üyelerinden biri olan alfa-linolenik asit açısından zengin bir besindir. Alfa-linolenik asidin bir kısmı, vücutta EPA ve DHA’ya dönüşür. Bu yüzden düzenli ketentohumu tüketimi sayesinde iyi kolesterol yükselir, tansiyon normal değerlerde seyreder, kanın pıhtılaşma riski azalır. Dolayısıyla alfa-linolenik asit koroner kalp rahatsızlığı riskini düşürerek insan sağlığına önemli katkıda bulunur. Bol miktarda potasyum, az miktarda magnezyum, demir, bakır ve çinko içeren ketentohumunun N-3 yağ asiti oranı, Omega-6’nın yaklaşık dört katıdır. Yağ veya öğütülmüş olarak günde bir çorba kaşığı tüketilmesi önerilen bu tohum, tokluk hissi vererek ve bağırsak çalışmasını düzenleyerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. MART-NİSAN 2012 D-LIFE diyet kapak_mart12_son.indd 27 | 27 19.03.2012 15:00 diyet Bahar detoksu Kışın kapalı kapılar ve kalın giysiler ardına saklanan vücudumuzu toksinlerden arındırmak için bahar mevsiminden daha iyi bir dönem olamaz. Doğa kendini baharda nasıl yeniliyorsa biz de kendimizi yenileyebiliriz. GÜL KAYNAK K ış bu yıl çok uzun sürdü. Hepimiz güneşe hasret kaldık. Ve sonunda cemrelerin düşmeye başlaması ile havalar ısındı, en güzel mevsim yüzünü gösterdi: İlkbahar! İlkbahar, vücutta en güzel “Bahar Temizliği” yapılan aydır. Hücreler kolayca yenilenir, uzun süren kıştan sonra hızlanan metabolizma arınmayı daha çabuk gerçekleştirir. Havadaki mis gibi bahar kokusu, cıvıldayan kuşlar, uyanmaya başlayan doğa bize harika bir temizlenme enerjisi verir. Kalın kışlık kıyafetlerimizi atıp, derimizi yenilememiz ve kendimizi doğaya daha yakın ve uyumlu hissederek, bir detoks merkezinde yalınayak, negatif enerjimizi topraklayarak dolaşmaya başlayıp hafiflememiz için en güzel aylar geldi. Bu vesile ile deniz sezonundan önce kimsenin birkaç kilo vermeye de şikayeti yoktur. Bahar detoksunu bedenimizde başlatmak ve ilkbaharın da yardımıyla doğanın enerjisini içimizde hissetmek için uygulayabileceğimiz birkaç basit öneri şöyle: Su tüketimini artırın: “Kışın su içmek ne zordu...” diyenler için baharla birlikte günde minimum 3 litre suya başlamak enerjiyi hemen artıracak ve temizliği başlatacaktır. Su şişeniz en yakın arkadaşınız olsun. Meyve-sebzeyi artırıp, ağır karbonhidratları ve hayvansal proteini azaltın: Tamam haklısınız, güneş yokken karbonhidrat tüketimine karşı koymak zordu. Şimdi sebze ve meyvelerle beslenmenin tam zamanı. Ne kadar çiğ ve organik, o kadar iyi. Çay-kahve yerine bol bol taze sıkıl- mış meyve-sebze suyu için: Sıcak içecek ihtiyacımız havaların ısınmasıyla birlikte zaten azalacak. Vitamin ve mineral zengini meyve ve sebze suları ile yapılan arınma kürlerinin tam zamanı. Kese yaptırın: Ölü derilerimizin, tozun, kozmetiklerin kapadığı gözeneklerimizi açmanın en güzel yolu. Vücudumuzun nefes alması için ideal bir bahara hoş geldin detoksu. Bağırsak temizliği yapın: Sadece dışımızı temizlemek yetmez. İçimizi de baharla birlikte temizleyip enerjimizi artıralım. Ayaklarınızı özgür bırakın: Bütün kış çizmelere, botlara sıkışıp kalmış ayaklarımıza önce güzel bir bakım, ardından rüya gibi bir refleksoloji masajı ve her gün yarım saat de olsa çimlere çıplak ayak basarak topraklanmak çok iyi gelecektir. İşte bahar detoksu bu: Yalınayak en doğal halimize geri dönmek! Açık havada egzersiz yapın: Belki yoga veya her gün düzenli yapılacak birkaç basit esneme hareketi, isterseniz bahar çiçekleri arasında bir doğa yürüyüşü... Ağır paltolar, kar ve soğuk hava artık bahanemiz değil. “Ne kadar hareket o kadar bereket...” Bir detoks merkezine kendinizi teslim edin: “Her işin bir uzmanı var” diyerek bir haftada hem 4-6 kilo verip, hem ödemden ve kışın aldığınız yağlardan kurtulup, hem de içten dışa arınıp yenilenmek için bir detoks merkezine başvurun. Profesyonellere kendinizi teslim edin. Tek yapacağınız sizin için hazırlanmış taze meyve ve sebzelerden oluşan lezzetli sıvı karışımlardan bolca tüketip kendinizi terapistlerin büyülü ellerine bırakmak... 28 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 bahar_detoks_mart12_son_d.indd 28 19.03.2012 17:29 u Bahar temizliği için mucizevi yeşil içecek 4 salatalık (kabuğu ile), 6-8 yaprak ıspanak,1 adet kereviz sapı, 3 çiçek brokoli, 1 adet limon, 1/2 çay kaşığı Himalaya tuzu Katı meyve suyu sıkacağında çiğ olarak sıkılıp taze olarak için. İsterseniz biraz taze zencefil, bir parça kırmızı pancar, her tür taze kırmızı, yeşil biber, pazı vs ekleyebilirsiniz. Her sabah aç karnına büyük bir bardak (330 cc) ve gün içinde 2 kere daha için. Detoks ve sağlıklı yaşam kürlerinin baş tacı bir içecek... Bahar enerjim salatası Bahara hazırım çayı Başparmak büyüklüğünde taze zencefil kökü, 1 adet tarçın kabuğu, 4-5 adet karanfil, yarım lime (yeşil limon) 100 derecede kaynatılıp 85 dereceye ılıtılmış pH 10 suya, soyulmuş taze zencefil kökünü dilim halinde, tarçın kabuğu, karanfil ve yarım lime’ı da dilimlenmiş olarak bir demlikte beş dakika bekletip gün içinde bol bol için. MART-NİSAN 2012 D-LIFE bahar_detoks_mart12_son_d.indd 29 NICHOLAS EVELEIGH / DIGITAL VISION / GETTY IMAGES TURKEY Yarım avokado (yumuşak), kıvırcık marul ve renkli Akdeniz yeşillikleri nane, fesleğen, bir avuç kabak çekirdeği içi, bir avuç ayçekirdeği içi, bir avuç gojiberi, bir çorba kaşığı taze öğütülmüş ketentohumu, 1çorba kaşığı susam Sosu için Taze limon suyu, elma sirkesi, soğuk sızma zeytinyağı, Himalaya tuzu | 29 19.03.2012 17:29 diyet Bugün kaç litre su içtiniz? K ronik olarak dehidre, yani sağlık uzmanları dan yeterince enerjiye sahip olamayız ve güçtarafından önerilen miktar olan günde mi- süz hissederiz. Yapılan çalışmalar su oranındaki nimum 2 litre suyu içmeyen yüzde 75’in yüzde 3’lük bir düşüşün, kas gücünde yüzde 10 arasında mısınız? azalma, hızda yüzde 8 düşme ve daha düşük Maalesef günümüzde çoğu insan günlük or- kas dayanıklılığına yol açtığını göstermektedir. talama 1 litre sıvı alıyor. Bunun da çoğu asidik Yüzde 4’lük su kaybına ulaştığımızda ise içeceklerden, yani çay, kahve ve meşrubattan baş dönmeleri hissederiz ve fiziksel güç kapaalınıyor, ki bunlar aslında vücudun suyunu sitemizde yüzde 30’luk bir güç kaybı oluşur. Bir çalıyor. Amerika’daki Cornell Tıp Beslenme puan daha düşünce büyük ihtimalle konsantrasMerkezi’nin yaptığı bir ankette katılımcıların yon bozukluğu, uyuşukluk ve baş ağrısı yaşarız. yüzde 10’u gün içinde hiç su içmediklerini beSusuzluk düşünce bozukluğuna, kısa süreli lirtiyor. hafıza sorunu yaşamamıza, kendimizi sözlü olaSağlıklı bir insanın vücut ağırlığının yüzde rak ifade etmemizde zorlanmaya ve odaklan70’i sudur. Kaslarımızın ve kalbimizin yüzde ma problemlerine yol açabilir. Belki de hafıza 75’i, beynimizin ve zayıflaması zanböbreklerimizin yüznettiğiniz şey, VÜCUDUMUZUN SUSUZLUK de 83’ü, akciğerlerigünlük su tükemizin yüzde 86’sı ve timinizin azlığı İŞARETLERİNE GÖZÜMÜZ gözlerimizin yüzde ile alakalıdır. O KADAR KAPALIDIR Kİ, 95’i sudan oluşur. KeBaş dönSUSADIĞIMIZDA ACIKTIĞIMIZI miklerimizin bile yüzmesi, el ve de 22’si sudur. Yeteayak soğukluZANNEDİP HEMEN AĞZIMIZA rince su içmezsek –ki ğu, huzursuzYİYECEK BİR ŞEYLER ATARIZ. çoğumuz içmiyoruz– luk, asabiyet, veya yanlış içecekler depresyon, tüketirsek vücut sağlığımızı riske atarız. şeker tüketme isteği, kramplar, mide ekşimesi, Ortalama bir yetişkin gün içinde terleme, eklem ve sırt ağrıları, migren, kabızlık… Liste idrar, hareket, hatta uyku yolu ile 2,5-3 litre sıvı uzayıp gidiyor. Uzun süreli kronik susuzluk ise kaybeder ve bu yerine konmazsa vücut susuz obezite, kalp hastalıkları, kanser gibi daha ciddi kalır. hastalıkların sebeplerinden biri olarak gösteriYeterince su içmemek bizi öncelikle yorgun liyor. Vücudumuzdaki suyun yüzde 15-20’sini yapacaktır. Gün içindeki yorgunlukların bir nu- kaybedersek yaşamımız direkt olarak tehlikeye maralı sebebi su eksikliğidir. Yeterince su olma- girebilir. Kısacası su eksikliği bizi öldürebilir! Öte yandan sağlığımızla ne kadar ilgiliyiz tartışılır. İçimde uyuyan “mühendisi” uyandırarak verdiğim bunca istatistik ve bol rakamlı bilgiyi aldığım “Zayıflamada pH Mucizesi” kitabının yazarı Dr. Robert Young’dan pH eğitimi almak için San Diego’daki merkezine gittiğimde, biz öğrencilere ilk söylediği şey, “Aslında kitabımın adı Sağlıkta pH Mucizesi olacaktı. Ama editörüm büyük bir çoğunluğun sağlıkla değil de zayıflamayla ilgilendiğini söyledi. Biz de kitabın adını değiştirmek zorunda kaldık” idi! İngilizcede “You can never be too thin or too rich”, yani “Hiçbir zaman yeterince zayıf veya yeterince zengin olamazsınız” sözü çok üzücü ama belki de günümüzde insanoğlunun bir türlü tatmin olamama sıkıntısını açıkça anlatıyor. O zaman oyunu kurallarına göre oynayalım. Evet, yeterince su içmezsek şişmanlarız. Bu kadar basit. Hafif susuzluk bile metabolizmamızı yüzde 3 oranında yavaşlatır. Vücudumuzun susuzluk işaretlerine gözümüz o kadar kapalıdır ki, susadığımızda acıktığımızı zannedip hemen ağzımıza yiyecek bir şeyler atarız. Yani, yeterince su içmezsek, gereğinden fazla yeriz. Ayrıca yeterince su almazsak, vücut elindeki suyu tutar, kendimizi şişmiş ve rahatsız hissederiz, olduğumuzdan daha kilolu görünürüz. Vücudumuzdaki ödemi atmanın en kolay yolu daha fazla su içmektir. Asidik bir vücut yağlanmaya başlamış bir vücuttur. Vücut içtiğimiz suyu asitleri nötrlemek, asit fazlasını seyreltmek, asitleri ve toksinleri idrar, ter ve bağırsak yoluyla yıkamak için kul- 30 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 gul_su_mart12_son.indd 30 19.03.2012 15:48 lanır. Y asitli o Alman oranın 2 bard Bu bu Endoc boyun tra 17 Başka Hiç leceğim susuzl Ayrıca kulland landığı oranın O bardak su içm gın ola lur” in içmek önem Su itibare hedefl yiz tardırarak bilgiyi tabının almak de, biz abımın a edieğil de kitabın lanır. Yeterince su içmezsek vücudumuz çok asitli olur ve yağ depolama durumuna geçer. Alman araştırmacılar su içmenin kalori yakma oranını artırdığını ortaya koymuştur. Sadece 2 bardak su bile metabolik oranı 3 puan artırır. Bu bulguların yayımlandığı Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism dergisi, bir yıl boyunca günde içilen 1,5 litre ilave suyun ekstra 17.400 kalori yakmayı sağladığını anlatıyor. Başka bir deyişle tam 2,5 kg! Hiçbir şey yemeden 30 gün dayanabileceğimizi, öte yandan sadece 72 saatlik bir susuzluğun ölümle sonuçlanacağını biliyoruz. Ayrıca vücudumuz soğuk havada, sıcak havada kullandığı kadar su kullanıyor ve uyurken kullandığımız su oranı uyanıkken kullandığımız su oranına eşit. O zaman bu kadar bilgi üzerine hemen bir bardak su içelim ve gün içinde devamlı ve bol su içmekten korkmayalım. Halk arasında yaygın olan “Çok su içersem böbreklerim yorulur” inancı maalesef doğru değildir. Asıl bol su içmek böbrek taşı oluşumunu önlemede çok önemli bir etkendir. Su içmenin önemini hatırladık. Şu andan itibaren günde en az 2,5-3 litre su tüketmeyi hedefleriniz arasına koymanız dileğiyle... Asidik bir vücut yağlanmaya başlamış bir vücuttur. Vücut içtiğimiz suyu asitleri nötrlemek, asit fazlasını seyreltmek, asitleri ve toksinleri idrar, ter ve bağırsak yoluyla yıkamak için kullanır. or too eya yeü ama rlü tatayalım. Bu kamamızı un supalıdır hemen yetez. Ayki suyu ederiz, Vücuu daha bir vüemek, ksinleri n kul- MART-NİSAN 2012 D-LIFE gul_su_mart12_son.indd 31 | 31 19.03.2012 15:48 diyet yaşla aslın y A yaşam kilo v ve dik me pr 20’li y layara Dü mayı me iş harek Yine vücud reyere siyon yol izl yavaş ya ne kütles tış. Bu meyd ye dev kütlem İşte 4 yardım 32 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 metabolizma_mart12_son.indd 32 19.03.2012 15:49 40’tan sonra metabolizmayı canlandırmanın Metabolizma sandığınız gibi vücut yaşlandıkça yavaşlayan bir sistem değil. İşin aslını öğrenin, püf noktalarını uygulayın ve yaşlanırken de zayıflayın. MELİS ERDEN A slında suçlu metabolizmanız değil, sizsiniz. Çünkü yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlamıyor, siz yavaşlıyorsunuz. Hareketsiz yaşam tarzınız sağlıklı ve hızlı bir şekilde kilo vermenize engel oluyor. Biraz hareket ve dikkatle uygulanan dengeli bir beslenme programıyla 40 yaşından sonra da en az 20’li yaşlardaki kadar hızlı bir şekilde zayıflayarak ince bir bedene kavuşabilirsiniz. Dünyaca ünlü Mayo Clinic, metabolizmayı vücudun besinleri enerjiye dönüştürme işlemi olarak tanımlıyor. İnsan bedeni hareket halindeyken enerji yakabiliyor. Yine Mayo Clinic’e göre termojenez, yani vücudun metabolik hızı artırarak veya titreyerek ekstra ısı enerjisi üretebilme reaksiyonu insan ömrü boyunca istikrarlı bir yol izliyor. Yaş ilerledikçe metabolizmanın yavaşlaması bir yanılsama. Bu yanılsamaya neden olan, ilerleyen yaşla birlikte kas kütlesindeki azalma ve yağ oranındaki artış. Bu da hareketsiz yaşam tarzı yüzünden meydana geliyor. Yaş aldıkça hareket etmeye devam edersek, yani spor yaparsak kas kütlemizi korur ve fazla yağları yakarız. İşte 40 yaşından sonra formda kalmanıza yardımcı olacak 5 anahtar öneri: yolları SU İÇİN Su metabolizmayı hızlandıran en önemli içecekler arasında yer alır. Uzmanlar bu yüzden su tüketiminin günlük alışkanlıklarımız arasında yer alması gerektiğinin altını çizer. Uyandıktan sonra ilk iş olarak iki bardak su için. Her sabah taze sıkılmış bir bardak sebze veya meyve suyu da içebilirsiniz. Özellikle yeşil sebze suları 40 yaşından sonra da kas yapmanıza yardımcı olacaktır. YETERLİ YİYİN Az yiyerek hızlı kilo veremezsiniz. Günde 1000 kalorinin altında bir beslenme reçetesi uygulandığında vücut enerjiye ihtiyaç duyabileceğini düşünerek yağları yakma değil, tutma yoluna gider. Gün içinde belirli aralıklarla küçük porsiyonlar halinde beslenerek yağ yakım işlemine katkıda bulunabilirsiniz. Taze meyveler, baklagiller ve karabuğday bu süreci hızlandıran besinler arasında. ERKEN YİYİN Günün ana öğününü saat 11.00 ila 16.00 arasında yiyerek vücudunuzun yağ yakmasına destek olabilirsiniz. Çünkü bu saatler gün içinde en aktif olduğunuz saatlerdir. Uzmanların akşam 18.00’den sonra yemek yenmemesi konusundaki uyarılarının nedeni de budur. Akşam saatleri en az hareket edilen saatlerdir. Dolayısıyla kas yapma ve yağ yakma işlemleri de yavaşlar. HAREKET EDİN Günün her saatini hareket ederek geçirmeye çalışın. Daha az taşıt kullanın, daha fazla yürüyün. Daha da önemlisi, haftada iki ya da üç kez direnç egzersizleri ve ağırlık çalışmaları yapın. Ancak bu şekilde kas kütlenizi koruyabilir ve vücudunuzun yağ depolamasını önleyebilirsiniz. Bu egzersizleri ömür boyu devam ettirebileceğiniz bir yaşam tarzı edinmek kendinize vereceğiniz en büyük hediye olacaktır. DETOKS YAPIN Vücudu toksinlerden arındırma işlemi olan detoks, sağlık için önemli bir uygulama. Doğallıktan giderek uzaklaşan besinler tüketerek ve çevre kirliliğine maruz kalarak sürekli toksin yükleniyoruz. Çoğunlukla sıvı ve çiğ beslenmeye dayanan detoks programlarını belirli aralıklarla uygulayarak hem vücudunuzu temizleyebilir hem de yağ yakımını hızlandırabilirsiniz. MART-NİSAN 2012 D-LIFE metabolizma_mart12_son.indd 33 | 33 19.03.2012 15:50 diyet PORTRE NAS detoksla enerjilerine T kavuştular ÖZGÜ NAMAL DETOKSLA TANIŞTIKTAN SONRA BOL BOL SU İÇMEYE VE ÇİĞ YEMİŞ TÜKETMEYE BAŞLADIM. 34 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 zayiflama_mart12_son.indd 34 D ke 19.03.2012 15:54 ASIL BAŞARDIM? a ar Dizi setlerinin yorucu temposu karşısında kendini sürekli yorgun ve halsiz hisseden ünlü oyuncu Özgü Namal ve fazla kilolarından rahatsız olmaya başlayan Teknosa Genel Müdürü Mehmet T. Nane D-Life’ta uyguladıkları detoksla artık daha zinde ve enerji dolular. FOTOĞRAFLAR: DİNÇER DİNÇ MEHMET T. NANE DETOKSLA TANIŞTIKTAN SONRA KENDİMİ DAHA SAĞLIKLI VE DİNAMİK HİSSETMEYE BAŞLADIM. MART-NİSAN 2012 D-LIFE zayiflama_mart12_son.indd 35 | 35 19.03.2012 15:54 diyet PORTRE ÖZGÜ NAMAL 1997 yılında Masal Gerçek Tiyatrosu’nda çocuk oyunlarıyla profesyonel sanat hayatına başlayan Özgü Namal İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Namal, 2005 yılında Kiralık Oyun adlı tiyatro oyunuyla hem Afife Jale hem de Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde yılın en başarılı komedi kadın oyuncusu seçildi. 2007 yılında Mutluluk filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, Beynelmilel ile de İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli festivallerde de pek çok ödüle layık görülen sanatçı, bu aralar Star TV’de ekrana gelen Koyu Kırmızı adlı diziyle sevenlerinin karşısına çıkıyor. Günlük temponuz ne derece yoğun, biraz bahsedebilir misiniz? Günlük tempom sürekli değişiyor. Bazen çok yoğun oluyorum bazen de uzun aralıklarla tatil yapma fırsatım oluyor. Aslında belirli bir tempom yok ama genelde kış aylarını daha yoğun, yazları daha sakin geçirdiğimi söyleyebilirim. Bu yoğun tempoda detoksla nasıl tanıştınız? Detoksu daha önce hiç denememiştim. Yalnızca iki-üç gün süren, insanın içini temizleyen bir sistem olduğunu zannediyordum. Bu kadar kapsamlı, dikkatli ve yoğunlaşma gerektiren bir uygulama olduğunu bilmiyordum. D-Life’ı bir dergide okuduğum haber sayesinde tanıdım. Daha önce detoks yapmak için şehir dışına ya da yurtdışına gitme planlarım vardı ama bir türlü gerçekleştirememiştim. “Artık bir yerden başlamak gerekiyor” diyerek evime de yakın olduğundan –böylelikle akşamları evimde uyuyabilecektim– D-Life’ı seçtim. Detoks hayatınızda neleri değiştirdi? Su içmeye başladım. Sebze suları girdi hayatıma. Evde eskiden haftada iki gün sebze pişerdi, şimdi beş gün pişiyor. Sebzeleri de çok öldürmeden pişiriyoruz. Ben zaten yemek yaparken sebzeyle eti asla karıştırmam. Ispanak yapacaksam içine kıyma koymam mesela. Eti ayrı, sebzeyi ayrı yemeyi tercih ederim. Bunların haricinde daha fazla kuruyemiş ve baklagil tüketmeye başladım. Detoksu ne sıklıkla yapıyorsunuz? Özgü Namal günde 2,5 litre su içiyor, haftanın beş günü sebze tüketiyor. Detoksa ilk kez ocak ayında başladım. D-Life’ta iki çeşit program vardı. Biri Green, diğeri de Master detoks programı. Hem kış aylarında metabolizmanın yavaşlamasından hem de çok az su içtiğimden kendimi yorgun ve halsiz hissediyordum. Merkeze ilk gittiğimde bir kan testi yaptılar. Testin sonucunda alyuvarlar ile akyuvarların birbirine geçtiğini, vücudumda toksinlerin dışarı atılma şeklinin çok iyi çalışmadığı- 36 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 zayiflama_mart12_son.indd 36 20.03.2012 12:51 nı gö sporu da yet bağırs bitkin Kayna ramın bir pr atarke üçünc doğm ramın Zaten yaşam cak de liği at toks y Deto ri çık Alkol sinler rum. B beslen ğım. B ru be de ha adımı ramın ğımız ramaz farkın Deto me a O kon yütül geçird mutfa ve se zorluk içtim. yorum detok kezde rışımı dum. Ardın Bazen aralıkslında kış aygeçir- sıl tam. Yalemizrdum. laşma bilmiuğum detoks dışına ü gern başyakın vimde tirdi? di han sebzeleri zaten rıştırkıyma yrı yecinde etme- uz? adım. Green, m kış masınndimi rkeze Testin n birnlerin adığı- nı gördük. Her ne kadar toksin atımında sporun, terlemenin ve saunanın etkisi olsa da yeterli olmuyor. Bir şekilde o toksinler bağırsaklardan içeri sızdığı için halsizlik ve bitkinlik yapıyor. Durum böyle olunca Gül Kaynak beni hemen master detoks programına aldı. Eğlenceli ama başlangıcı zor bir program. İlk gün vücudumdan toksin atarken çeşitli semptomlar yaşadım. Ama üçüncü günden sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissettim. 7 gün süren programın ardından yaklaşık 4-4,5 kilo verdim. Zaten hayatım boyunca hiç kilo problemi yaşamadım. Hep çok hareketli oldum. Ancak detoks sayesinde vücudumdaki şişkinliği attım. Bundan sonra yılda bir kez detoks yapmak istiyorum. Detoksla beraber hayatınızdan neleri çıkardınız? Alkolü azalttım. Vücudumda biriken toksinleri yaz aylarında daha rahat atabiliyorum. Bu yüzden kış aylarında daha sağlıklı beslenip yaz aylarında yaramazlık yapacağım. Ben buna sağlıklı yaşamak değil, doğru beslenmek diyorum. Sonuçta yemek de hayatın bir parçası, sosyalleşmenin bir adımı. Gül Kaynak’tan öğrendiğim 3/4 kavramını tavsiye edebilirim. Gül Hanım tabağımızın 3/4’üne yeşillikleri, 1/4’üne de yaramazlıkları koymamızı öneriyor. Bunun farkında olarak yaşamak güzel bence. Detoks yapmak size nasıl bir beslenme alışkanlığı kazandırdı? O konuda şanslıydım. Çünkü sebze ile büyütüldüm. Babam erken yaşta kalp krizi geçirdiği için sakatat gibi yiyecekler zaten mutfağımıza girmiyordu. Detoksta meyve ve sebze suları ağırlıklı olduğundan hiç zorluk yaşamadım. Sınırsız çorba ve su içtim. Şu anda da içebildiğim kadar su içiyorum, günde 2,5 litreyi buluyor. Mesela detoks yaparken sabahları 08.00’de merkezde oluyordum. Güne elma ve havuç karışımından oluşan meyve suyuyla başlıyordum. Öğlene doğru çim suyu içiyordum. Ardından da aklınıza gelebilecek her çeşit sebzenin suyunu... Tabii probiyotikler de ihmal edilmiyordu. Detoksun ruhsal anlamda arınmaya da katkısı oluyor mu? Kesinlikle. Açlık zihinde başlayıp zihinde biten bir şey. Bu, bir nevi ibadete de benziyor. Detoks zihinsel ve duygusal arınma sağlıyor. Çünkü vücut aç kalınca sindirim sistemimiz bir şekilde vücudu yenilemek üzere çalışmaya başlıyor. Bu, detokstan öğrendiğim en güzel şey oldu. Biz her yemek yediğimizde sindirim sistemimizi harekete geçirip onu yoruyoruz. Çok ağır yediğimizde de iki katı yoruyoruz. Sindirim sistemi çok fazla enerji harcadığı için bütün enerjimizi alıyor. Söylenen çok basit bir şey var: Sindirim sisteminizi bu kadar çok yormayın, bırakın asıl görevini yapsın, yani vücudu yenilesin. Ben sindirim sistemime saygı duyuyorum. Onu önemsiyorum ve işini yapması için ona yardımcı oluyorum sadece. Bu da bana daha çok enerji verdiğinden kendimi hem duygusal hem de ruhsal açıdan mutlu hissediyorum. Aslında açlık inanılmaz bir eğitim. Hangi konuda olursa olsun nefsinize hakim olduğunuzda müthiş bir açılım yaşıyorsunuz. BEGÜM ÖZPINAR (MURAT YALÇINTAŞ); oğun, Detoks süresince ne tür egzersizler yaptınız? Yoga yaptım. Zaten sevdiğim ve bana çok iyi gelen bir spor. İlk iki gün çok ağır sporları önermiyorlar. Normalde pilates yapıyorum. Fırsat buldukça da yüzüyorum. Aslına bakarsanız spor salonlarına tıkılıp saatlerce oksijensiz ortamlarda spor yapmanın çok sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Doğada yürümek, yüzmek ya da at binmek benim için her şeye bedel. İlk kez detoks yapacaklara neler önerirsiniz? Gözlerini karartsınlar, bu işe baş koysunlar. İradelerini ve nefislerini test etsinler. Kendilerini daha iyi tanımak ve kendileriyle bir kez daha buluşmak istiyorlarsa mutlaka detoks yapsınlar. MART-NİSAN 2012 D-LIFE zayiflama_mart12_son.indd 37 | 37 19.03.2012 15:54 diyet PORTRE MEHMET T. NANE 1990 yılında Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayan Nane, 1993 yılında İskoçya Herriot Wall University’de Uluslararası Bankacılık ve Finans Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Türkiye Emlak Bankası, Demirbank ve Demir Yatırım’da çeşitli birimlerde görev aldıktan sonra, Sabancı Grubu bünyesinde Planlama, İş Geliştirme Dairesi Başkan Yardımcılığı, Perakendecilik Grubu Direktörlüğü, Sabancı Holding Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Kurulduğu günden bu yana Teknosa’da görev yapan Mehmet T. Nane, 2005 yılından beri şirketin genel müdürü. Nane, aynı zamanda Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı ve TOBB Perakende Meclisi Başkan Yardımcılığı görevlerini de sürdürüyor. Günlük temponuz ne derece yoğun, biraz bahsedebilir misiniz? İş, sektörel dernekler derken oldukça yoğun bir tempoda çalışıyorum. Bu nedenle gün içerisinde düzenli beslenme fırsatım pek olmuyordu. Çok kilo aldım ve bu durum beni olumsuz etkilemeye başladı. Şimdi baktığımda aslında yorgunluğumun büyük bir bölümünün tempodan değil, fazla kilolardan kaynaklandığını görüyorum. Bu yoğun tempoda detoksla nasıl tanıştınız? Diyet anlamında daha öncesinde birkaç denemem olmuştu fakat bugüne kadar disiplinli ve istikrarlı bir programa dahil olmamıştım. Daha çok beslenme düzenimi kendim kontrol etmeye çalışıyordum. Fazla kilolardan kurtulmaktan öte vücudu toksinlerden arındırma ve anti-aging özelliği nedeniyle detoksa karar verdim. Gül Kaynak ile Tarsus Amerikan Koleji’nden tanıştığımız için çalışmalarını uzun zamandır takip ediyordum. Kendisini birkaç defa dinleme şansım da oldu. Böyle önemli bir tanıdığım varken neden bu kilolarla uğraşıp sıkıntı yaşıyorum diye düşündüm ve kararımı verdim. Detoksu takip eden beslenme programını diyetisyenim kontrolünde hâlâ disiplinle sürdürüyorum. Detoks hayatınızda neleri değiştirdi? Mehmet T. Nane öğünlerinde mutlaka salata ve sebzeye ağırlık veriyor, hayvansal proteinleri günde bir kez tüketip akşam geç saatlerde yemek yemiyor. Kendimi çok daha sağlıklı ve dinamik hissetmeye başladım. En büyük fayda buydu. Dolayısıyla hafifledim ve daha az yorulmaya başladım. Enerjim her zaman yüksektir ama detokstan sonra daha da hareketli bir yapıya kavuştum. Açıkçası artık gün içerisinde tempo ne kadar yoğun olursa olsun yorgunluk hissetmiyorum. Yeme stilimi değiştirdim. Bence en önemli kazanımlarımdan biri bu oldu. Spora devam ediyorum. Klasik bir laftır ama düzenli beslenmeyi yaşam biçimi haline getirdim. Ailece daha kaliteli yaşamak için sağlıklı besleniyoruz. Detoks ve diyet sürecine başladığım günden beri toplam 15 kilo verdim. Şimdi 91 kiloyum. Hedefim Haziran 2012’ye kadar 85 kiloya inmek ve bu kiloyu korumak. 38 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 zayiflama_mart12_son.indd 38 19.03.2012 15:54 Deto Detok dan s gerek şeyler kir. İz toks y D-Life Kahva veleri içiyor yatan içtim tüket yapılm lendir mon sıvı d kinlik mikta sun il Ama başar Deto leri ç Düzen az da tisyen 20.00’ özel b özen düm. Artık Deto lenm Öncel meye yiyoru eskide yebili indird balık rum. lık ve lerden yeme 1-2 sa çalışıy oğun, ça yodenle satım bu duaşladı. umun il, fazrum. sıl tabirkaç kadar dahil üzenirdum. ücudu g özelm. Gül ’nden n zabirkaç önemolarla ndüm eden kontm. tirdi? k hisuydu. ulmasektir tli bir içeriolsun tilimi nımlaediyoeslenAilece slenidığım Şimdi ye kaumak. Detoksu ne sıklıkla yapıyorsunuz? Detoksu ilk kez aralık ayında yaptım. Bundan sonra danışmanıma sorup yapmam gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu tür şeyleri bir bilen vasıtasıyla yapmak gerekir. İzin verirlerse mart ayında tekrar detoks yapıp hedefime ulaşmak istiyorum. D-Life’ta 7 günlük sıvı detoksu yaptım. Kahvaltıda portakal hariç istediğim meyveleri karıştırabildiğim meyve suyundan içiyordum. Günde 5 kez, sabahtan akşam yatana kadar, bu tarz meyve sularından içtim. Yine gün içinde 3 kez de sebze suyu tükettim. Aralarda sıcak çorba mantığında yapılmış sebze suyu içtim. Bunları çeşitlendirmek için içlerine baharatlar ve limon da ekliyordum. Uyguladığım detoks sıvı detoksu olduğu için ilk başlarda şişkinlik yapıyor tabii. Ayrıca normalde fazla miktarda kahve ve çay içtiğim için detoksun ilk iki günü biraz baş ağrısı çektim. Ama daha sonra kafein direncini yenmeyi başardım. Detoksla beraber hayatınızdan neleri çıkardınız? Düzenli beslenmiyordum. Böyle olunca az da yeseniz kilo alıyorsunuz. Artık diyetisyen kontrolünde besleniyorum. Akşam 20.00’den sonra iş yemeği, toplantı gibi özel bir durum yoksa yemek yememeye özen gösteriyorum. Tatlıya çok düşkündüm. Bu da diğer bir kilo alma nedenimdi. Artık tatlıyı da çok az tüketiyorum. Detoks yapmak size nasıl bir beslenme alışkanlığı kazandırdı? Öncelikle detoks sayesinde düzenli beslenmeye başladığımı söylemeliyim. Her şeyi yiyorum ama kontrollü yiyorum. Örneğin eskiden çok rahat bir porsiyon kebap yiyebilirken şimdi bunu çeyrek porsiyona indirdim. Hayvansal proteini (kırmızı et, balık veya tavuk) günde bir kez tüketiyorum. Öğünlerimde salata ve sebzeye ağırlık veriyorum. Vücudumu yoracak besinlerden kaçınıyorum. Akşam geç saatlerde yemek yemiyorum. Meyveyi ya yemekten 1-2 saat önce ya da üç saat sonra yemeye çalışıyorum. Detoksun ruhsal arınmaya da katkısı oluyor mu? Detoksun farklı felsefelerde değişik kullanımları var. Mesela insanı alışkın olduğu rutinin dışına çıkarıyor. Bunu yaparken de nefsinizin en zayıf olduğu noktalardan biri olan yemek ve içmekten sizi alıkoyuyor. Yeme ve içmeyi farklı bir yola taşıyor. Normalde bir standardımız vardır. Sabah kahvaltı yaparız, öğlen ve akşam yemek yeriz. Ara öğünlerde de meyve tüketiriz. Böyle bir şart yok aslında. İnsanların kendi kendilerini şartlandırmasıyla oluşmuş bir şey bu. Eğer işiniz varsa öğlen ya da akşam yemek yemeden de yaşayabiliyorsunuz. Esasında vücudun ihtiyacı kadar kalori almak gerekiyor. Ayrıca nefsi terbiye etmek ve vücudu hareket ettirmek de önemli. Tabii ki mideyi aç bırakmamak lazım ama ihtiyaçtan fazlasını da tüketmemeliyiz. Detoks süresince ne tür egzersizler yaptınız? Spor kilo verme sürecinde çok önemli. Sadece diyetle dengeli bir zayıflama mümkün değil. Ayrıca hem stres atmak hem de kilo vermek için ideal bir yöntem. Bu nedenle sağlığımı ve kilomu korumak için haftada iki gün spor yapıyorum. Önce yarım saat kardiyo (yürüyüş, yavaş tempoda koşu) ile başlıyorum. Ardından hafif bir ağırlık kaldırma ve ardından tekrar yürüyüş, bisiklet veya yüzme ile çalışmamı sonlandırıyorum. Ancak detoks sırasında vücuduma çok yüklenmemek için sadece yürüyüş yaptım. Yoga yapmamı da önermişlerdi ama yoga saatleri çalışma saatlerime denk geldiğinden yapamadım. İlk kez detoks yapacaklara neler önerirsiniz? Öncelikle kafalarında kendilerini ikna etmeleri gerekiyor. Bu işe gönül koymak şart. Aksi takdirde kaçmak için çok bahaneleri olur. Bir bilenle çalışmaları en iyisi. Kendi kendilerine detoks yapmasınlar. Çünkü her vücudun dengesi farklı. Ben hayattan bilmediğimi bilmeyi, onu da bir bilene sormayı öğrendim. Detoks da bu felsefemin en güzel çıktısı oldu. MART-NİSAN 2012 D-LIFE zayiflama_mart12_son.indd 39 | 39 19.03.2012 15:54 hareket o o 40 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 hareket_mart12_son.indd 40 19.03.2012 15:58 Omurgası sağlam hareketler Bel ve boyun ağrılarından kurtulmak için güçlü bir omurga yapısına sahip olmak gerekiyor. Yüksek derecede biyoyararlılığı olan bu egzersizlerle daha sağlıklı bir omurgaya ve ağrısız bir yaşama kavuşabilirsiniz. BURCU SEVER Omurgayı destekleyen kasların aşırı gerilime maruz kalmasında stres ve psikolojik faktörler de etkili. Stres omurga çevresindeki kasların aşırı tansiyon üretmesine ve kasılmalara neden oluyor. Araştırmalar sigara içenlerde bel ve boyun hassasiyetinin arttığını, sigara kullanımının tedavi sürecini uzattığını gösteriyor. Bunun nedeni sigara yüzünden kan akışının azalması, kireçlenme ve kanlanmada yetersizlik gibi problemlerin yaşanması. Sağlam bir omurga yapısına sahip olmak için yapılabilecek basit ama yüksek derecede biyoyararlılığı olan pek çok egzersiz var. Bu egzersizler kasları kuvvetlendirdiği gibi esneklik kazanılmasına da yardımcı oluyor. D-Gym Fitness ve Grup Dersleri Eğitmeni Gizem Atak, boyun ve bel ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak, evde kolayca uygulayabileceğiniz bu hareketleri anlatıyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE hareket_mart12_son.indd 41 FOTOĞRAFLAR: DİNÇER DİNÇ Y etişkin nüfusun yaklaşık yüzde 80’inde görülen bel ve boyun ağrıları, kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarının başında geliyor. Araştırmalar bu ağrılardan şikayet edenlerin genellikle masa başında uzun süre çalışanlar olduğunu gösteriyor. İlerleyen teknolojinin insan gücüne ihtiyacı önemli seviyede düşürmesi insanların fiziksel aktivitelerinde azalmaya neden oldu. Fiziksel aktivitenin azalması ise kişinin kas-iskelet yapısını ve postürünü olumsuz etkileyerek omurganın en hassas bölümü olan bel ve boyunda ağrılara yol açtı. Yanlış duruş ve oturuş pozisyonları yüzünden omurga çevresindeki belli kas grupları güçsüzleşiyor. Sağlıklı kas gruplarının zayıflayan kasların görevini üstlenmesi, aşırı yüke ve omurga yapısında dejenerasyona sebep oluyor. | 41 19.03.2012 15:58 hareket COBRA Yüzüstü yere uzanıp kolları vücudun iki yanında başparmaklar yukarı bakacak şekilde açın. Bu sırada alın yerde olsun. Nefes vererek gövdenin üst kısmını baş ve kollarla beraber hafifçe yukarı kaldırın. Hareketi yaparken sırtınızın üstünde ve ortasında ceviz kırıyormuş gibi kolları yukarı kaldırın. Bu hareket boyun kaslarıyla beraber dik durmamızı sağlayan kasların çalışmasına yardımcı olur. Haftada 3 gün, 15 tekrarlı 2 set uygulayın. BOYUN KASLARINI ESNETME Vücudun üst kısmı dik ve arkası boş kalacak şekilde yere oturun. Sağ eli dirsekten bükerek belin arkasına yerleştirin. Diğer elinizle başınızı öne, çapraz yönde hafifçe çekerek boyun kaslarını esnetin. Bu pozisyonda 10 saniye bekleyerek kaslara yeterli esnekliği kazandırabilirsiniz. Haftada 3 gün 2 set uygulayın. PELVIC TILT Yere sırtüstü uzanın. Dizlerinizi bükün ve kollarınızı kalçanın iki yanında tutun. Derin bir nefes vererek karnı yere bastırın. Abdominal basıncın artmasını sağlayan bu pozisyonda 3 saniye bekleyin. Karın içi arka duvarının çalışmasını sağlayan bu hareket bel omurlarını kuvvetlendirir. Haftada 3 gün, 10-15 tekrarlı 2 set uygulayın. AY LA Bac dik kav ve ken sırt 15 t KEDİ-DEVE Eller ve dizler yerdeyken boyun, bel, kalça, eklem ve omurlar aynı hizada olacak şekilde durun. Derin bir nefes alarak başınızı aşağı doğru uzatırken, belinizi tam ortasından bir iple yukarı çekiliyormuş gibi esnetin. Nefes vererek başlangıç pozisyonuna geri dönün. Bu egzersiz boyun ve bel omurlarını hareket ettirerek esneklik sağlar. SÜ Yer ve poz kol bük haf ve bel Haf uyg 42 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 hareket_mart12_son.indd 42 19.03.2012 15:58 3 YÖNLÜ BOYUN ÇALIŞMASI maklar Nefes yukarı ceviz arıyla dımcı INI sı boş ağ eli kasına ı öne, boyun yonda yeterli aftada Vücut dik ve rahat bir pozisyondayken elinizle alnınıza 10 saniye kuvvet uygulayın. Aynı kuvveti başın her iki yanına da uygulayarak boyun kaslarını her üç açıdan çalıştırabilirsiniz. Bu hareketle boynun anatomik duruşu bozulmadan statik olarak kuvvetlenmesi sağlanır. Haftada 2 veya 3 gün 2 set uygulayın. AYAKTA LASTİK ÇEKİŞ Bacakları omuz genişliğinde açın. Vücut dik pozisyondayken her iki elinizle kavradığınız lastiği, el bileği, dirsek ve omuz aynı paralelde olacak şekilde kendinize doğru çekin. Bu hareket sırt kaslarını çalıştırır. Haftada 3 gün 15 tekrarlı 2 set uygulayın. 90\90 KALÇA ESNETME Her iki diz eklemi 90 derece bükülü, bacakların biri önde diğeri arkada kalacak şekilde yere oturun. Öndeki dizi çaprazındaki kol ile destekleyin. Diğer elinizi yana koyarak dengeyi sağlayın. Beli bükmeden gövdenizi öne ve ileri doğru uzatın. Bu hareketle kalçanın esnemesi sağlanır. Bel rahatsızlıklarında kalçanın esnekliği, bel omurlarına binen yükü hafifletir. SÜPERMEN Yerde yüzüstü yatarken, elleri öne ve ileriye uzatıp alnı yere koyun. Bu pozisyondayken nefes vererek sağ kol ve sol bacağı (diz ve dirsek eklemi bükülmeden) senkronize olarak yerden hafifçe kaldırın. Aynı hareketi sol kol ve sağ bacakla da yapın. Bu hareketle bel kaslarını kuvvetlendirebilirsiniz. Haftada 2 veya 3 gün 15-20 tekrarlı 2 set uygulayın. GÖVDE ROTASYONU Sırtüstü yatarak kolları iki yana açın. Bacakları öne uzatıp tek dizinizi bükün ve diğer bacağın üzerinden aşırarak yere yaklaştırın. Bu pozisyonda 8 kere derin nefes alıp verin. Dengeyi sağlamak için diğer elinizle bükülü olan dizi destekleyebilirsiniz. Bu hareketi yaparken dikkat edilmesi gereken her iki omuzun da hareket sırasında yerden kalkmaması. Her iki yöne de uygulanabilen hareket omurganın esneklik kazanmasını sağlar. Haftada 2 veya 3 gün 2 set uygulayın. MART-NİSAN 2012 D-LIFE hareket_mart12_son.indd 43 | 43 19.03.2012 15:58 Hobi Yelken ilan 20.5x26.5cm.pdf C M Y CM MY CY CMY K 1 13.03.2012 18:15 beslenme RAY KACHATORIAN / TAXI / GETTY IMAGES TURKEY ÇİLEK ZAMANI Çilek, rengi, kokusu ve tadıyla baharın gelişini müjdeleyen en güzel meyvelerden biridir. Bu kısa ömürlü meyveyi bol bol tüketmek gerekir. Çünkü insan sağlığına sayısız faydası vardır. Çilek her şeyden önce çok güçlü bir C vitamini kaynağı ve antioksidandır. Yaşlanmayı geciktirici etkisi araştırmalarla kanıtlanmıştır. Kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Kansere karşı koruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur, idrar söktürür ve vücuttan zararlı maddeleri atar. Aynı zamanda kanı temizler, dişetlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir. Sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürdüğü ve stresi azalttığı da belirlenmiştir. MART-NİSAN 2012 D-LIFE beslenme kapak_mart12_son.indd 45 | 45 19.03.2012 14:59 beslenme M 46 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 mantar_mart12_son.indd 46 19.03.2012 16:24 Mantarlar alemi Karbon-azot döngüsünün devamını sağlıyor, insanları besliyor, tedavi ediyor. Milyonlarca türü bulunan mantar, gezegenimizdeki yaşama önemli katkıları bulunan hayati bir organizma. PINAR DENİZER B azıları onun meyve ya da sebze olduğunu düşünüyor. Oysa o bitki bile değil. Görüntü olarak bitkiyi andırsa da hücre yapısı bakımından hayvanlara benzeyen mantarlar, 1960’lı yıllarda bitkilerle hayvanların arasında ayrı bir canlı alemi olarak kabul edildi. Mantarlar olmasaydı belki de yaşam olmazdı. Çünkü bu organizmalar ölü ya da canlı organik maddeleri parçalayarak karbon-azot döngüsünün sürdürülmesinde büyük rol oynar. Dünyada bazıları mikroskobik boyutlarda olmak üzere milyonlarca mantar türü var. Ancak bizim için önemli olanlar, sofralarımızda yerini alanlar. Mantar besleyici bir yiyecektir. Yabanıl olanlar genellikle ağaç ya da kaya dipleri, çayırlıklar, bazen de toprak altında MART-NİSAN 2012 D-LIFE mantar_mart12_son.indd 47 | 47 19.03.2012 16:24 beslenme yetişir. Türkiye uygun iklimsel koşullar, 20 milyon hektarlık orman alanı ve geniş tarım arazileri sayesinde mantar için elverişli bir ülkedir. Bazı araştırmalara göre Türkiye’de yenilebilir 40 civarında mantar türü vardır ve bunların 25’i ticari amaçlı kullanılır. Dünyada ise yaklaşık 20 mantar türünün üretimi yapılır. Tatlı, tuzlu, acı ve ekşinin yanı sıra beşinci temel tat olan umami mantarda yoğun olarak bulunur. Farklı şekil, boy ve renklerdeki bu organizmanın en önemli ortak özelliği lezzetinin yanı sıra sağlıklı olmasıdır. Bu nedenle özellikle Doğu ve Uzakdoğu’da mantar binlerce yıldır tedavi amaçlı kullanılır. Yağ ve kolesterol içermeyen, düşük kalori ve sodyum ile bağışıklık sistemini destekleyen karmaşık bir karbonhidrat yapısına sahip Soteleme olan mantar protein zenginiGeniş bir tavaya bir parça yağ ve mandir. İçeriğinde bulunan yüzde tarları koyun. Mantarların rengi deği20-30 oranındaki protein ile B şene ve saldığı su buharlaşana kadar, vitaminleri mantarı özellikle yaklaşık beş dakika pişirin. Mantarların eşit pişebilmesi için tavayı fazla doldurvegan beslenme tarzını bemamaya dikkat edin. nimseyenler için vazgeçilmez bir besin yapar. Mantar düşük Fırınlama enerji yoğunluğuna sahiptir ve Mantarları sığ bir fırın kabına koyun, günlük kalori alımına dikkat üzerine yağ gezdirin ve 230°C’de ısıtıledenler için doyurucu bir altermış fırına verin. Arada sırada karıştıranatiftir. rak yaklaşık 20 dakika pişirin. Pişirme teknikleri Izgarada Genellikle portobello ya da şitake gibi büyük mantarlara uygulanan yöntemde mantarı bir fırçayla yağlayın. Dilerseniz tuz ve biber ekleyerek ısı kaynağından 10-15 cm uzak kalacak şekilde her bir yüzünü 4-6 dakika pişirin. Mantarı pişirme sırasında kurumaması için bir ya da iki kere daha yağlayabilirsiniz. Mantarın sağlıklı bir besin maddesi olarak kabul edilmesinin önemli nedenlerinden biri güçlü bir antioksidan olmasıdır. Mantardaki en zengin antioksidanlardan biri ergothioneine adı verilen amino asittir. Şitake ve maitake gibi mantarlarda buğday ruşeyminden 40 kat daha fazla ergothioneine vardır. Mantar türleri arasında besin değeri en zayıf olan kültür mantarıdır. Buna rağmen içeriğindeki ergothioneine buğday ruşeyminden 12 ve tavuk karaciğerinden 4 kat fazladır. Kültür mantarının erişkin hali olan portobello ve kestane mantarı gibi mantarlar brokoli, kırmızı biber ve havuç gibi antioksidan zengini sebzeleri bile geride bırakır. Yoğun antioksidanın yanı sıra mantar istilacı patojenlerle, yani hastalığa neden olan her tür organizma ve maddeyle savaşan hücrelere gerekli besin desteğini sağlar. Yapılan bazı araştırmalar eklem romatizması, atheroma, HIV ve kanser gibi hastalıklara karşı korunma ve tedavide bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için mantarın etkili olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle Çin’de yapılan bir araştırma, günde 10 gr taze, 4 gr kurutulmuş mantar tüketen kadınlarda meme kanseri görülme olasılığının yüzde 64 oranında azaldığı tepsit edilmiştir. Mantarın antikanser etkisinin en önemli kaynağı ise içeriğindeki fitokimyasallardır. Şitake, reishi gibi bazı mantar türlerinde bulunan beta glukan ise alerjilere karşı koruma sağlar. İSTİRİD ALT ANTİOKSİDAN Kolesterol düşüren ve sindirim sistemini destekleyen lifler mantarda yüksek oranda bulunur. Kalsiyum emilimi için gerekli olan D vitamini; vücudun oksijen emilimini artıran ve kırmızı kan hücresi oluşumunu destekleyen bakır; serKurutulmuş best radikalleri nötralize eden, Birçok mantar kurutulunca da lezzetini hücre hasarlarının önlenmesikoruyabilir. Çorba gibi sulu bir yemekte ni sağlarken kanser oluşumu kullanmayacaksanız kurutulmuş mantarı riskini düşüren selenyum; kan önce suda bekletmelisiniz. Mantarın lezbasıncını düzenleyen ve hücrezeti suya geçeceğinden yemeğinize bu sudan ekleyebilirsiniz. lerin düzgün çalışmasını sağlayan potasyum mantarda bolca vardır. 100 gr kültür mantarı günlük D vitamini ihtiyacının yüzde 4’ünü, şitake ise yüzde 13’ünü karşılar. Büyükçe bir portobello mantarında muzdan bile fazla potasyum bulunur. Özellikle sebzelerle birlikte tüketildiğinde yüksek besin değerine sahip et, bakliyat ve tahılların yerini tutabilir. Farklı ENO Enoki küçük büyür KUZ Orma tişen b biridir aksiyo MAI Tedav maitak rak be yemeğ İSTİ Krem bir ko kaynağ 48 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 mantar_mart12_son.indd 48 MAITA 19.03.2012 16:24 kabul ir anioksio asitruşeyMankültür neine n 4 kat tobelrmızı ri bile patonizma teğini izmakarşı üçlena koygünde ınlar4 oraanser okimrinde ağlar. MAITAKE ÇÖREK İSTİRİDYE KORDİSEPS Portobello ya da kestane mantarı gibi yetiştirilen türleri yıl boyu bulabilir ve tüketebilirsiniz. Yabani mantarları tüketmek için mevsimlerini beklemeniz daha doğru olur. Bu, mantarın türüne göre ilkbahar ya da sonbahar olabilir. Mantarı satın alırken yaralanmamış, şapkasının kırılmamış ve derisinin buruşmamış olmasına dikkat etmeniz gerekir. ALTERNATİF TÜRLER Farklı mantar türleriyle damak zevkinizi geliştirin. ENOKI/İNCİ ÇÖREK Enoki olarak da bilinen inci mantarının ince uzun sapı, küçük beyaz şapkası vardır. Genelikle demet şeklinde büyür ve hafif tatlı lezzetiyle çorbalara yakışır. Kısa, küt sapı, geniş kızıl kahverengi şapkası vardır. Kültür mantarından sonra en çok tercih edilen türlerden biridir. Taze ya da kurutulmuş olarak tüketilebilir. KUZU GÖBEĞİ ŞİTAKE Ormanlık alanlarda tek ya da küçük gruplar halinde yetişen bir mantar olan kuzu göbeği en lezzetli türlerden biridir. Yüksek ekonomik değere sahiptir. Alerjik reaksiyonlara yol açabileceğinden çiğ olarak tüketilmez. Asya’nın popüler mantarlarından biri olan şitake tam bir sağlık deposudur. Kızartılarak ya da çorbalarda sıkça kullanılır; tazeyken daha hafif olan lezzeti kurutulunca yoğunlaşır. MAITAKE KIRMIZI REİSİ İSTİRİDYE KORDİSEPS Krem rengi, yelpaze şekilli istiridye mantarı anasonlu bir kokuya sahiptir. Kolesterol düşürücü bazı ilaçların kaynağıdır ve kalp hastalıklarına karşı etkilidir. Geleneksel Çin tıbbında binlerce yıldır tedavi amaçlı kullanılan kırmızı reisi mantarı buruk bir tada sahiptir. Genellikle tazeyken ya da kurutulmuş olarak ince toz haline getirilir ve suda çözdürülerek tüketilir. XXXXXXXXXXXXXXXXX Tedavi amaçlı kullanılan mantar türlerinden biri olan maitake dalgalı şapkasıyla dikkat çeker. Görüntü olarak beyni andırır. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve her yemeğe yakışır. DİKKAT! Tırtıl görünümlü kordiseps mantarı geleneksel Çin tıbbının en ünlü mantarları arasındadır. Enerji verir, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücuda tonik etkisi yapar. MART-NİSAN 2012 D-LIFE mantar_mart12_son.indd 49 | 49 19.03.2012 16:24 beslenme TARİF İÇEREK ARININ D-Life’ın meyve ve sebze sularıyla yapılan detoks içecekleri toksinlerin ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasını sağlayarak detoks sürecini hızlandırıyor; zayıflamaya ve zinde kalmaya yardımcı oluyor. PINAR DENİZER ÇİM SUYU Buğdayı bir gün suda bekletin. Ertesi gün süzüp bir gün de susuz olarak bekletin. Üçüncü günde filizlenmeye başlayan buğdayı toprağa ekin. Çimleri yaklaşık 15 cm uzunluğa eriştiğinde kesip suyunu sıkın. Havuç suyu ile birlikte tüketin. Özellikle sabah aç karnına içilmesi tavsiye edilen çim suyunda doğadaki 102 mineralin 92’si bulunur. Yoğun miktarda A, B, C, E ve K vitamini ve yüzde 70 klorofil içeren çim suyu bütünsel bir protein kaynağıdır. Bütün temel amino asitlere sahip olan içecek bağışıklık sistemini güçlendirir, toksinlerden ve vücutta biriken ilaç atıklarından arınmaya yardımcı olur, kabızlığı giderir, cildi güzelleştirir ve vücutta detoks etkisi yaratır. 50 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 icecekler_mart12_son.indd 50 19.03.2012 16:27 Bir shot bardağı çim suyunda 1,5 kg’lık yeşilliğin içerdiği kadar mineral, vitamin ve protein bulunur. FOTOĞRAFLAR: DİNÇER DİNÇ bir ere dirir, dan i MART-NİSAN 2012 D-LIFE icecekler_mart12_son.indd 51 | 51 19.03.2012 16:27 beslenme TARİF ALKALIZE GREEN JUICE 3 adet salatalık, bir avuç brokoli, 2 sap kereviz (mevsime göre), bir avuç semizotu, 8 ya da 10 dal ıspanak ve 1 soyulmuş limonun suyunu sıkın. Alkalize Green Juice’un içeriğindeki yüksek klorofil sayesinde kandaki hemoglobin miktarı artar. Demir açısından zengindir. Bağırsakları temizler. Kalp dostu bu içecek ayrıca vücuda zindelik ve enerji verir. Arındırıcı ve ödem söktürücü etkiye de sahip olan içeceğin sabah aç karnına tüketilmesi tavsiye edilir. GÜNEŞ İÇECEĞİ 5 ya da 6 adet havuç, 3 adet yeşil elma ve 1 adet soyulmuş limonu karıştırın. Yemeklerden önce aç karnına içilmesi tavsiye edilen havuç suyu mükemmel bir A ve E vitamini kaynağıdır. Bu içecek böbreklerdeki bakteriyal enfeksiyonun atılmasına destek olur, gözleri, kemikleri, dişleri güçlendirir, kanı temizler. N 1a bü açı de aç 52 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 icecekler_mart12_son.indd 52 19.03.2012 16:27 IMMUNE BOOST 3 adet elma, 1 adet soyulmuş limon ve ceviz büyüklüğünde taze zencefilin suyunu sıkıp için. Gün içinde, yemeklerden önce aç karnına içilmesi tavsiye edilen Immune Boost özellikle kış ve bahar aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmede, nezle ve gribe karşı korunmada çok etkilidir. Immune Boost solunum yollarını açar, mide bulantısını giderir ve kanın temizlenmesine yardım eder. Kalp ritminin düzenlenmesine destek olan içecek kolesterolü düşürür. n p NARLI IMMUNE BOOST 1 adet nar, 3 adet elma, 1 adet soyulmuş limon ve ceviz büyüklüğünde taze zencefilin suyunu sıkıp için. Antioksidan ve demir açısından oldukça zengin olan Narlı Immune Boost bağışıklık sistemini destekler. Kolesterol ve kan şekerini düzenleyen içeceğin gün içinde aç karnına içilmesi tavsiye edilir. MART-NİSAN 2012 D-LIFE icecekler_mart12_son.indd 53 | 53 19.03.2012 16:27 İyi bir imaj danışmanı, profesyonel bir yaşam koçu, özel halkla ilişkiler uzmanı... Ya da yalnızca CC. Yeni Volkswagen CC. İyi bir ilk izlenim için tek şansınız var. Volkswagen ailesinin sedan ruhlu coupe’si Yeni Volkswagen CC, sade ama etkileyici hatlarıyla tüm bakışları üzerinde topluyor. Üstelik 1,4 lt TSI 160 PS DSG, 2,0 lt TDI 140 PS ve 170 PS BMT DSG, 2,0 lt TSI 210 PS DSG motor seçenekleriyle farklı sürüş ihtiyaçlarına cevap veriyor. Yeni Volkswagen CC, standart olarak sunulan Bi-Xenon farlar, LED stop lambaları, yorgunluk tespit sistemi gibi yenilikçi teknolojileri ve geniş kişiselleştirme olanakları sunan opsiyonel ekipman seçenekleriyle Volkswagen Yetkili Satıcılarında sizi bekliyor. DANIŞMA HATTI: 444 89 24 www.vw.com.tr www.facebook.com/vwturkiye Yeni Volkswagen CC’nin resmi spesifik CO2 salınımı (99/94/AT) 139 - 182 g/km arasında, resmi yakıt tüketimleri (99/94/AT) lt/100 km: Şehir içi 6,4 - 11,0, şehir dışı 4,7 - 6,0 ve ortalama 5,3 - 7,8 arasındadır. beslenme Süt bozuk çıktı Genel kanı sütün güçlü dişler ve kemikler yarattığına yönelik olsa da bilim insanları her geçen gün sütün zararlarını ortaya koyan araştırmalar yayımlıyor. GÜLAY KOÇ S üt, dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren içmeye başladığımız, sudan önceki ilk içeceğimiz... Yıllar yılı özellikle kemikler için faydalı olduğu savunulan bu içecek son dönemde insan sağlığını tehdit eden besinler listesinde yer almaya başladı. Çünkü bazı bilim insanları iyi bir kalsiyum kaynağı olarak bilinen sütün gerçekte böyle olmadığını iddia ediyor. İnek sütünün her 100 gramında 118 mg kalsiyum içerdiği biliniyor. Ancak inek sütünün 100 gramında fosfordan 97 mg bulunduğu göz ardı ediliyor. Uzmanlara göre fosfor, sindirim yolunda kalsiyum ile birleşip kalsiyum emilimini önlüyor. Bu iddianın en şidddetli savunucularından New York Devlet Üniversitesi Pediatri Bölüm Başkanı Dr. Frank Oski, sadece kalsiyum-fosfor oranı 2’ye 1 olan besinlerin temel kalsiyum kaynağı olabileceğini düşünüyor. 1,27’ye 1 oranıyla inek sütü bu ortalamayı tutturamıyor. SORUN PASTÖRİZASYON İnek sütü bilinenin aksine iyi bir kalsiyum deposu olarak görülmüyor. Üstelik sindirimi de hiç kolay değil. Oski’nin yaptığı bir araştırmada, 100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütü diğer besinlerin 100 gramı ile karşılaştırıldığında ortaya şu tablo çıkıyor: Badem (254 mg), brokoli (130 mg), lahana (187 mg), susam (1.160 mg) ve sardalya balığı (400 mg). Sütün zararları tartışılırken akıllara hemen kemik erimesi rahatsızlığı gelebilir. Uzmanlar bu hastalığın beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, şe- ker gibi kemik ve dişlerden kalsiyum süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını söylüyor. Şeker, et, rafine nişasta ve her tür alkol kanda sürekli bir asit ortamı yaratıyor ve asidik kan kemiklerden kalsiyumu çözüyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın kemik erimesinin artış nedenlerini hareketsizliğe, yeterli güneş ışığı (D vitamini) alama- Pastörizasyon işlemine maruz kalan sütte vitaminlerin yüzde 80’i ve B12 vitamininin tamamı yok oluyor. maya, kemiğin hammaddesini oluşturan kalsiyum, magnezyum, potasyum, omega-3, C vitamini, A vitamini ve B kompleks vitaminleri gibi besin unsurlarını yeteri kadar içermeyen rafine gıdaların aşırı tüketilmesine bağlıyor. Aslında sütle ilgili asıl sorun hem pastörizasyon işlemine maruz kalması hem de paketlenerek uzun süre raflarda kalabilecek şekle sokulması. “Dayanıklı beyaz eşya mıdır bunlar?” diye tüm bu uygulamalara karşı çıkan bilim insanlarına göre pastörizasyon, sütün sadece enzimlerine zarar vermekle kalmıyor, vitaminleri de tahrip ediyor. Örneğin C vitaminini ele alalım. VİTAMİNLERİ ÖLDÜRÜYOR Pastörizasyon işlemi sırasında çiğ sütteki C vitamininin büyük bir bölümü yok oluyor. Aslında bu işlem besin maddelerini hastalık yapıcı mikroorganizmalardan arındırmak amacıyla uygulanan bir ısıtma yöntemi. 1860’larda Fransız bilim insanı Louis Pasteur tarafından geliştirilen pastörizasyon yöntemi, içinde enzim ve bakteri bulunan besleyici özelliği olan maddenin yaklaşık 135 dereceye kadar ısıl işlemle öldürülmesine dayanıyor. Ancak Aydın’a göre pastörizasyon, sütün içinde bulunan suda çözünen vitaminlerin yüzde 80’ini ve B12 vitamininin tamamını yok ediyor. Üstelik bu işlem kalsiyum da olmak üzere sütün içindeki pek çok mineralin vücut tarafından alınma ve kullanılma özelliklerini azaltıyor. Batılı bazı bilim insanlarına göre bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve proteinleri değiştiren pastörizasyon yüzünden kolay sindirilemiyor. Çiğ süt sindirimi kolaylaştıran laktaz ve lipaz aktif enzimlere sahipken pastörize süt, canlılığını yitirmiş laktaz ve diğer aktif enzimleri içerdiğinden gerektiği gibi sindirilemiyor. Bu durum 1930’lu yılların başında Dr. Francis M. Pottenger tarafından yapılan ve yaklaşık 10 yıl süren bir deneyle de kanıtlandı. 900 kedi üzerinde gerçekleştirilen araştırmada bir grup kedi yalnızca çiğ 56 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 sut_cift_mart12_son.indd 56 19.03.2012 16:28 sütle süt ve yürke ve can ise he yakal tiroid ları, d talıkl Araşt kedile gözlem nenle ve kü nenle AB Rober üzerin sonuç başta meme akciğ neden kayna bağışı ki pro leri ta ettiği şıklık KAN The D Eğitim göre ölümc kanse ancak yor. F rikan yükba kulla taşına (Insu aşırı a bağla başka yotik Bu in tik ku leri ta tı ları OÇ ygulaa göre lerine eri de ni ele OR re buk eden on yüsinditif enlığını mleri ilemida Dr. lan ve kanıtirilen a çiğ Sütün zararlarına yönelik uyarıda bulunanlar süt alerjilerine de dikkat çekiyor. Bir başka ifadeyle protein alerjisine... Hastalığın en belirgin semptomu üst solunum yolu enfeksiyonları. Eğer sık sık soğuk algınlığı ve kulak enfeksiyonu yaşıyorsanız ya da sinüzitiniz varsa bunun nedeni süt alerjisi olabilir. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor ki süt endüstrisi tüm dünyada ciddi bir pazar oluşturmaya devam ediyor. Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) 2010 yılında gerçekleştirdiği Dünya ve Türkiye Süt Endüstrisi başlıklı raporuna göre 2009 yılında dünyada toplam 703 milyon ton süt üretildi. Bunun yüzde 84’ü ise insanların içmeyi çok sevdiği inek sütüydü. Püf noktası Temiz olduğuna güveniyorsanız sokak sütçüsünden süt alın. Sütün temizliğine, içine nişasta ve çamaşır suyu atılıp atılmadığına dikkat edin. Uzun ömürlü homojenize kutu sütleri kullanmayın. Yoğurt ve sütlerin süt tozu ve margarinden yapılmadığının garantisini isteyin. Ekşiyen, kesilen ve kaymak bağlayan süt ve yoğurt yiyin. DIAMOND SKY IMAGES / STONE / GETTY IMAGES TURKEY sütteü yok ddelemalaran bir bilim iştirienzim i olan ar ısıl Ancak çinde n yüzamını um da minelanıl- sütle beslenirken diğer gruba pastörize süt verildi. Çiğ süt içenler daha çabuk büyürken hayatları boyunca sağlıklı, aktif ve canlı yaşadı. Pastörize sütle beslenenler ise hem durgunlaştı hem de insanların yakalandığı kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroid bozukluklar, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı ve kemik zayıflığı gibi hastalıklarla mücadele etmek zorunda kaldı. Araştırmanın şaşkınlık veren boyutu ise kedilerin ikinci ve üçüncü nesillerinde gözlemlenenler oldu. Pastörize sütle beslenenlerin yavruları güçsüz kemikler, zayıf ve küçük dişlerle doğdu. Çiğ sütle beslenenlerinkiler ise sağlıklı dünyaya geldi. ABD’deki Seton Tıp Merkezi’nden Dr. Robert M. Kradjian tarafından inek sütü üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmanın sonuçları ise dikkat çekici. Çünkü sütün başta astım ve romatizma olmak üzere, meme kanseri, diyabet, kolon kanseri ve akciğer kanseri gibi tehlikeli hastalıklara neden olduğunu ortaya koyuyor. İddianın kaynağı inek sütündeki proteinin insan bağışıklık sistemine zarar vermesi. Sütteki protein düzensiz bir şekilde kan hücreleri tarafından emiliyor ve bu işlem tekrar ettiğinde sağlıklı hücreler bozulup bağışıklık sistemini çökertiyor. KANSER HORMONU The Dairy Education Board/Süt Ürünleri Eğitim Kurulu’na (www.notmilk.com) göre de süt kelimenin tam anlamıyla ölümcül bir zehir. Çünkü inek sütünde kansere neden olan hormonlar bulunuyor ancak süt firmaları bu gerçeği bizden gizliyor. Food and Drug Administration/Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, 1993 yılında büyükbaş hayvanlarda rBGH hormonunun kullanılmasına onay vermesiyle gündeme taşınan bu iddiaya göre rBGH, sütteki IGF (Insulin-like Growth Factor) hormonunun aşırı artmasına yol açıyor. IGF de kanserle bağlantısı olduğu bilinen bir hormon. Bir başka ama kanıtlanmamış iddia ise antibiyotik verilen ineklerin sütlerine yönelik. Bu ineklerin sütlerini içenlerin antibiyotik kullandıklarında fayda göremeyecekleri tartışılıyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE sut_cift_mart12_son.indd 57 | 57 19.03.2012 16:28 beslenme Sağlıklı alternatif susam sütü Kalsiyuma ihtiyacınız varsa -ki hepimizin var- işte kalsiyum zengini bir lezzet daha. Günde bir büyük bardak susam sütü, günlük tüm kalsiyum ihtiyacınızı karşılar. Y ağ oranı ve enerji değeri çok yüksek bir besin olan susam, protein, kalsiyum, magnezyum, potasyum, mineraller ve B vitaminleri açısından çok zengin bir bitkidir. Ülkemizde bolca yetişen susam vücuda enerji verir. Aynı zamanda kansere karşı koruyucudur ve yaşlanmaya karşı antioksidan etkisi vardır. Solunum yolu hastalıklarını iyileştirdiği bilinen susam, göğsü yumuşatarak nefes darlığı ve bronşite iyi gelir. Kısacası çiğ susam zengin bir vitamin ve mineral kaynağı olarak insan vücuduna sayısız fayda sağlar. Çiğ susam sütü ise tıpkı çiğ badem sütü gibi inek sütü yerine tüketilebilecek son derece sağlıklı bir alternatiftir. Günde bir büyük bardak susam sütü, günlük tüm kalsiyum ihtiyacımızı karşılar. Çiğ olarak tüketilecek 100 gr inek sütünde 120 mg, 100 gr bademde 294 mg, 100 gr susamda 1200 mg ve 1 demet rokada 97 mg kalsiyum bulunur. Malzemeler: (yaklaşık 400 ml susam sütü için), 4 çorba kaşığı çiğ susam (yaklaşık 36 gr), 1 büyük bardak içme suyu (yaklaşık 400 ml). İsteğe göre mevsim meyveleri. Hazırlanışı: Susamların çiğ, yani kavrulmamış olması çok önemlidir. Çünkü kavrulmuş susamda yüksek ısı nedeniyle protein yüzde 50 oranında, vitaminler yüzde 85 oranında ve tüm faydalı enzimler neredeyse tamamen hasar görüp kaybolur. Yani susam besin değerlerini kavrulma ile önemli ölçüde kaybeder. 1. Çiğ susam içme suyu ile yıkanıp, bol içme suyunda yaklaşık 8 saat bekletilir. 2. Suda bekletme süresi dolunca, susamlar içme suyu ile yıkanarak blender’a konur. 3. İstenirse mevsim meyvelerinden 2-3 çilek veya 1/2 muz eklenir. 4. Bir büyük bardak (400 ml) içme suyu eklenerek yaklaşık 3 dakika boyunca iyice karıştırılır. 5. Susam sütünüz neredeyse hazır. Blender’daki susam sütünü olduğu gibi veya istenirse ince tülbent torbadan süzerek servis yapabilirsiniz. 6. Susam sütünü içerken her yudum ve lokmanızın doğanın sunduğu besinleri yüzde 100 canlı olarak içerdiğini ve bunların vücudunuzun canına can katacak tam şifa olduğunu bilin. Her gün taze susam sütü yapmak yerine birkaç günlük süt hazırlamak istenirse, hazırlanacak susam sütünü ağzı kapalı şekilde en fazla 2 gün içinde tüketilmek üzere buzdolabında saklayabilirsiniz. Bu durumda her gün içmeden önce şişenin çalkalanarak servis yapılmasını öneriyoruz. 58 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 susam_mart12_son.indd 58 22.03.2012 10:52 yenilenin PAPATYA GÜZELLİĞİ Papatya sadece kırların ve aşk fallarının kahramanı değil, aynı zamanda cilt bakımı için de çok faydalı bir çiçek. Bahar aylarında hemen her yerde karşılaşabileceğimiz papatyaları yenileyici ve iyileştirici etkileriyle cilt güzelliğimiz için güvenle kullanabiliriz. Temiz bir suda bol miktarda papatya çiçeğini kaynatıp elde ettiğimiz suyla haftada bir yüzümüzü yıkarsak, cildimiz temizlenir ve renk kazanır. Ayrıca birkaç avuç papatyanın üzerine sıcak su döküp yüzümüzü oluşan buhara tutarak cildimizdeki tıkalı gözenekleri açabilir ve böylece doğal bir peeling uygulaması yapabiliriz. MARTA NARDINI / FLICKR / GETTY IMAGES TURKEY MART-NİSAN 2012 D-LIFE yenilenin_mart12_sonn.indd 59 | 59 22.03.2012 10:53 yenilenin S Anti-aging’in ABC’si Yaşlanmak her ne kadar doğal bir süreç olsa da, kabullenilmesi zordur. Yaşlanmayı geciktirmek için yaşam tarzımızı gözden geçirmeli ve anti-aging ürünlerden destek almalıyız. SEREN PAK GENÇEL on zamanlarda sık sık duyduğumuz bir kelime var: Anti-aging. Anti-aging ürünleri bilinçsizce kullanmadan önce, bu konuda bilmemiz gerekenlere göz atalım. Anti-aging, kelime anlamı olarak “yaşlanma karşıtı” demektir. Anti-aging’de amaç, olanı korumak ve yaşlanmayı mümkün olduğunca geciktirmektir. Peki, o zaman yaşlanma nedir? Yaşlanmayı ertelemek mümkün müdür? Yaşlanma, kabullenilmesi zor bir durumdur. Ancak doğduğumuz andan itibaren, kaçınılmaz olan bu gerçekle yaşarız. Çünkü bu bir rahatsızlık değil, doğal bir süreçtir. Yaşlanmanın en basit tanımı, hücre yenilenmesinin yavaşlamasıdır. Genç bir insanın derisinde 28-30 gün içinde tüm hücreler değişir ve yenilenir. Fakat 60’lı yaşlarda bu döngü 45-50 güne düşer. Yaşlanma 30’lu yaşlarda başlayıp, 50’li yaşlara kadar yavaşça devam eder. Maalesef sonraki yaşlarda da hızlanır. Ciltte esneklik kaybı, deformasyon, sarkma ve kırışıklar iyice belirginleşir. Tabii kişisel ve genetik farklılıklar vardır. Kimi 35’inde birçok kırışığa sahip olur, kimi 55 yaşında hâlâ gergindir. Genetik ve kişisel özellikler bir yana, kişinin kendine nasıl baktığı veya bakmadığı da yaşlanmanın gelişimini etkileyen en önemli faktörler arasındadır. besley kalınl Ha yıprat Sağ ması i lere ih cilt de Alk kılcal Dama cildin Str kas ka lar. Çü şıklar Yan mizle olmay ona ço Uy yeterl kendi şekli uyum etken ne ka görür ğunuz mezsi mak s YAŞLANDIRAN FAKTÖRLER OLM Bazı etkenler doğal yaşlanma sürecimizi dejenere eder ve daha hızlı yaşlanmamıza sebep olur. İşte o etkenler: Güneş: Erken yaşlanmanın en önemli nedeni güneştir. Güneş bir bakıma hücreleri yiyip bitiren serbest radikalleri çoğaltır ve bu da dolaylı olarak DNA’ya zarar verir. Serbest radikaller üç- dört atomdan meydana gelmiş, oksijen içeren çok minik moleküllerdir. Bunlar dengede kalırsa vücut için faydalıdır ama dengeleri bozulup çoğaldığında hücreleri tahrip ederler. Kansere kadar uzanan istenmeyen sonuçlar yaratırlar. Sigara: Sigaranın zararları hakkında sayfalarca yazabiliriz. Ama tek bir cümle söylemek gerekirse: Sigara içenlerin yüzünde içmeyenlerden 5 kat fazla kırışık oluşur. Çünkü sigara vücuttaki C vitaminini azaltır ve bu da cildi gergin tutan kolajen üretimi için çok önemlidir. Ayrıca sigara, kan dolaşımını olumsuz etkiler ve damarlar cildi Yaşlan üründ lerin bulun titler, Pep landır metik soyad Ret noldü şumu ve lek Hy bir bil su tut olmas hyalü tikler asit iç Anti-a sorun aradığ 60 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 yenilenin_mart12_sonn.indd 60 22.03.2012 10:53 umuz -aging madan reken“yaşing’de mümo zaerteler duitibaaşarız. al bir , hücnç bir m hücyaşlar, 50’li alesef neklik şıklar enetik ok kıâ geryana, madıen en besleyemez hale gelir. Beslenemeyen cilt kalınlaşır, esnekliğini kaybeder ve kırışır. Hava kirliliği: Havadaki kirlilik cildi yıpratır, cildin oksijen dengesini bozar. Sağlıksız beslenme: Cildin sağlıklı olması için A, C, E vitamini gibi temel maddelere ihtiyacı vardır. Dengeli beslenemezsek, cilt de beslenemez. Alkol: Alkol “kapiler” denen, küçük kılcal damarlardan sıvı sızıntısını artırır. Damarlardan yumuşak dokulara giden sıvı, cildin kırışmasına neden olur. Stres: Uzun süreli gerginlik durumunda kas kasılmaları derin çizgilere zemin hazırlar. Çünkü bunlar endişe ve kaş çatma kırışıklarına dönüşür. Yanlış kozmetik kullanımı: Sert temizleyiciler ve pH değeri cildimize uygun olmayan ürünler, derimizi tahriş eder ve ona çok zarar verir. Uyku düzensizlikleri: Düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Cilt, uykuda kendini yeniler ve dinlenir. Ayrıca yatış şekli de çok önemlidir. İdeal olan sırtüstü uyumaktır. Yaşlanmayı hızlandıran tüm bu etkenlerden belki tamamen kaçamayız ama ne kadar dikkat edersek o kadar faydasını görürüz. Unutmayın, doğuştan sahip olduğunuz iyi/kötü genetik faktörleri değiştiremezsiniz. Ama sahip olduklarınızı korumamak sizin seçiminizdir. LER OLMAZSA OLMAZLAR cimizi amıza Yaşlanma ile savaşırken birçok kozmetik üründen yardım alıyoruz. Anti-aging ürünlerin içerisinde yaşlanma karşıtı maddeler bulunuyor. Bu maddelerin en etkilileri peptitler, retinoller ve hyalüronik asittir. Peptit: Peptit, hücre yenilenmesini hızlandırır ve kolajen üretimini destekler. Kozmetiklerde, sentetik peptitler ya da süt ve soyadan elde edilen peptitler kullanılır. Retinol: A vitamininin en saf hali retinoldür. Retinol, yeni cilt hücrelerinin oluşumunu hızlandırır, cilt hasarlarını onarır ve lekeleri giderir. Hyalüronik asit: Vücudumuzda olan bir bileşendir. Hyalüronik asit, bol miktarda su tutabildiği için cildin sıkı, esnek ve genç olmasını sağlar. Ancak yaşlandıkça vücut hyalüronik asit üretimini azaltır. Kozmetikler laboratuvarlarda üretilen hyalüronik asit içerir. Bunlar da doğal olanla eşdeğerdir. Anti-aging ürün alırken içeriğini mutlaka sorun. Bu üç maddeden biri varsa o sizin aradığınız üründür. nemli ücreleltır ve r. Serydana lekülin fayğında r uzakında cümle üzünluşur. azaltır retimi an dor cildi Editörün seçtikleri LIVING NATURE NEMLENDİRİCİ JEL Manuka balı ve harakeke içeriyor. Stresten koruyor, gözenekleri küçültüyor ve cildin pH dengesini düzenlemesine yardımcı oluyor. Cilde nem ve elastikiyet veriyor. RAREBLOSSOM ONARICI ANTIAGING KREM rareblossom Antiaging krem hücresel fonksiyonları artırıyor. Bu sayede hücre yapımını hızlandırırken, dermal dokuların yıkımını sınırlıyor ve kırışıkları azaltıyor. Kolayca emilen krem Mamaku yaprağı ekstreleri, argan ve seçkin bitkisel yağlarla zenginleştirilmiş. DR.HAUSCHKA YENİLEYİCİ SERUM Regenerating Serum olgun ciltlerde gün boyu cildin ihtiyacı olan nemi sağlıyor. Böylece cildinizi daha taze ve sıkı hissediyorsunuz. Cilt fonksiyonlarını güçlendiriyor, kızarıkları gideriyor, hassas cildi yatıştırıyor. Nem dengesini sağlayan ayva, kırmızı yonca ve yonca balı içeriyor. FLORAME GÖĞÜS VE DEKOLTE BÖLGESİ ŞEKİLLENDİRİCİ Sıkılaşmış bir dekolte ve düzgün bir göğüs bölgesi için etkili organik göğüs ve dekolte yağı, içeriğindeki turunç esansiyel yağı sayesinde cildi yeniliyor ve elastikiyetini geri kazandırıyor. SUKI ZENGİN NEMLENDİRİCİ TEMİZLEYİCİ LOSYON D-Life’ta satılan Suki ürünlerinden Moisture-Rich Cleansing Lotion adaçayı, limon ve kekik içeriğiyle makyaj ve kiri cildi yıpratmadan temizliyor. Gözenekleri açarak yenilenmeyi hızlandıran ürün cilt tonu dengesinin korunmasına yardımcı oluyor. PATYKA GÖZ ÇEVRESİ BAKIM KREMİ Patyka göz çevresi bakım kremi, zamanın izlerini yok etmeye yardımcı oluyor. İçeriğindeki kayın, tomurcuk, siyah buğday balmumu, susam, jojoba ve papatya ile göz çevresini sıkılaştırıp canlandırıyor. Göz çevresine parlaklık kazandırıyor. SUKI GÖZ ÇEVRESİ HÜCRE YENİLEYİCİ KREM Eye Lift Cellular Renewal Cream göz çevresine ışıltılı ve genç bir görünüm kazandırıyor. Gelişmiş lipozom teknolojisi sayesinde kolojen sentezini artıran krem gözaltı çevresini sıkılaştırarak belirgin çizgiler ve kırışıklarla savaşıyor. AVEDA GREEN SCIENCE ™ SIKILAŞTIRICI SERUM Glukosamin, organik argan yağı, antioksidan ve peptitlerden oluşan cilt yenileme karışımı, yüzey hücreleri döngüsünü ve cilt dayanıklılığını desteklemeye, cildin bariyer işlevini güçlendirmeye yardımcı oluyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE yenilenin_mart12_sonn.indd 61 | 61 22.03.2012 10:53 yenilenin Saçlarınız kırılmasın kir. D beslen Saç stres a Ruhu iyi gel mama Saçlar, görüntümüzün en önemli tamamlayıcısı ve sağlığımızın habercisidir. Sağlıklı saç, bizi genç ve bedenen de sağlıklı gösterir. Bakımsız ve sağlıksız saçlarınız varsa derhal önleminizi alın. SEREN PAK GENÇEL S açlar, keratin denen proteinlerden oluşan ölü hücrelerdir. Cildin dermis tabakasındaki canlı kökten uzayarak gelirler. Saç teli tıpkı bir canlı gibi doğar, büyür, ölür ve yerine yenisi gelir. Tüm kıllar gibi saçlar da sürekli uzayamaz. Dinlenme dönemleri vardır. Saçların yüzde 90’ı 2-5 yıl boyunca devamlı uzar. Sonra birkaç gün ara devrede kalır ve bunu takip eden dönemde birkaç ay dinlenir. Saçın cansızlaştığını ve uzamadığını fark ettiğiniz bu sürede saçlar dökülmez. Yeniden 2-5 yıllık aktif dönem başladığında, başımızı yeni saçlar kaplar, eski saçlar dökülür. Lavaboda veya duşta dökülen saçları gördüğümüzde canımız sıkılır. Ama bunlar ölü saçlardır. Her gün 100 saç telinin dökülmesi normaldir. Tabii bunu saymak mümkün değil ama dökülmede bir anormallik fark ettiğimizde hemen dermatoloğa danışmamız gerekir. Saçlarımızla ilgili dert ortağımız kuaförlerdir. Saçımızın neden kırıldığını veya uzamadığını onlara sorarız. Oysa saç sağlığı kozmetik olmaktan çok tıbbi bir konudur ve dermatologları ilgilendirir. Saç da cildimizin bir parçası olduğundan cilt sağlığı için geçerli olan her şey saçlar için de geçerlidir. Sağlıklı saçlar yüzde 88 protein ve yüzde 12 sudan oluşur. Nem ve protein dengesi bozulduğunda saçlar sağlığını kaybeder. Protein saça dayanıklılık ve şekil verirken nem, canlılık ve esneklik katar. Saçlar sağlıklıyken güçlü, parlak ve hareketlidir. Belirgin kı- ERK rıkları yoktur. Yağlı, kuru, ince veya güçsüz görünmezler. Kepek, egzama gibi saç derisi problemleri yaşamazlar. Kısaca kökten uca sağlıklı görünürler. Sağlıklı beslenme saçları doğrudan etkiler. Şok diyetler ise saçın sağlığını hemen bozar. Çünkü demir eksikliği saçın yapısını olumsuz etkiler. Saçlar cansız, donuk, mat görünür ve dökülürler. Sağlıklı saç, genç ve bakımlı görünümün de temelidir. Sağlıksız saçlar bakımsız görüneceği gibi, kişiyi kesinlikle daha yaşlı gösterir. O yüzden saçlar en önemli vitrinimizdir. Sağlıklı saçlara sahip olmak için beslenmeden spora kendimize dikkat etmeliyiz. Jojoba, hindistancevizi yağı ve zeytinyağı içeren bakım ürünleri saçları nemlendirir. Bol su içmek de vücudun nem dengesini içeriden destekleyecektir. Ayrıca protein ağırlıklı beslenmenin saç sağlığına olumlu etkisi bulunur. KADINDA SAÇ DÖKÜLMESİ Kadınlarda saç dökülmesinin birkaç farklı sebebi vardır. Saçların çok sıkı toplanması ve topuz yapılması, yüksek sıcaklıkta fön ve maşa kullanılması, kimyasal içeren boya ve kalıcı düzleştirme uygulamaları, yanlış şampuan ve krem seçimleri (silikon içerikli ürünler saçın nem dengesini bozar), içerisinde endüstriyel temizlemede kullanılan bileşimler bulunan ürünler saçın dengesini bozarak saçta dökülme ve kopmalara sebep olabilir. Ama kadınlar için asıl dönüm noktası menopozdur. Menopozdan sonra saçlarda azalma, incelme ve dökülme başlar. Maalesef menopoz döneminde gücünü kaybeden saçların geri dönüşü yoktur. Doğumdan sonra da saçlar dökülebilir ama bu, hormonlara bağlı normal bir durumdur. Dökülen saçlar 4-8 ay sonra yerine gelir. Daha önce bahsettiğimiz gibi, beslenme saçları doğrudan etkiler. Bazı gıdaların eksikliği saç dökülmesine yol açacağından diyet yapanların dengeli beslenmesi gere- 62 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 yenilenin_mart12_sonn.indd 62 22.03.2012 10:54 Erkek tiktir. alesef önce s Erk keklik üretm DO İngiliz Amer adlı tü luşu g kozme ken z yayım rinde turulu versite Darbe tahlille ben te Siliko Piyasa kreml içerir. daha sağlar Organ yüzd hidro bit üret yık dökü etkis ı a üçsüz derisi en uca e saçsaçın eksikSaçlar ürler. rünüakımdaha nemli olmak dikkat ağı ve saçları n nem Ayrıca lığına ESİ farklı nması ta fön n boya yanlış çerikli içerianılan gesini ra seönüm sonra e başücünü r. lebilir ir duyerine eslenaların ından gere- kir. Demir, çinko, bakır, C ve B vitaminleri beslenme programında mutlaka olmalıdır. Saçlar stresten de çok etkilenir. Aşırı stres altındayken saçlar dökülmeye başlar. Ruhumuza iyi gelen her şey, saçlarımıza da iyi gelir. Stresle mücadele etmeyi hiç bırakmamalıyız. ERKEKTE SAÇ DÖKÜLMESİ Erkeklerde en yaygın saç kaybı sebebi genetiktir. Bir erkek kelliğe doğru gidiyorsa maalesef yapılacak bir şey yoktur. Saçlı deride önce seyrelme, sonra saçsızlık başlar. Erkekte saç dökülmesinin nedeni, erkeklik hormonu olan testosteronun DHT üretmesidir. Saç dökülmesine DHT adlı hormon sebep olur. DHT, saçı küçültür ve dökülmesine yol açar. Dökülme hızı değişken olsa da ilerleyerek devam eder. Saçları tamamen kaybetmek bazılarında 5 yıl, bazılarında 15 yılı bulabilir. Saç, genelde alından ve tepeden dökülür. Ensede çember gibi saçlı bir bölge kalır. Erkeklerin çoğu bu saç dökülmesinden yana dertlidir. Çünkü yaşlanmanın en önemli tepkisidir. Günümüzde ilaç tedavileri, saç nakli, saç protezi gibi pek çok çözüm mevcuttur. Ciddi boyutlardaki erkek tipi saç dökülmesinde en etkili ve kalıcı çözüm saç naklidir. Günümüzde uygulanan saç nakli teknikleriyle (FUT ve FUE) çok başarılı ve doğal görünümlü sonuçlar elde edilir. DOĞRU ŞAMPUAN HANGİSİ? İngiliz Sağlık Bakanlığı ve ABD’de Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) adlı tüketici sağlığını koruma kuruluşu gibi devlet kurumları, her yıl kozmetiklerde kullanılmaması gereken zararlı sentetiklerin bir listesini yayımlıyor. Bu listeler denekler üzerinde yapılan testler sonucunda oluşturuluyor. Örneğin, Edinburgh Üniversitesi Onkoloji Uzmanı Philippa Darbe tarafından bildirilen kimyasal tahlillerde 20 tümörün 18’inde paraben tespit edildi. Silikon tehlikesi Piyasada satılan şampuan ve saç kremlerinin büyük bir kısmı silikon içerir. Silikon, saç tellerini sararak daha parlak ve hacimli görünmesini sağlar ancak telin nem almasını en- Organicum şampuan yüzde 100 organik hidrosolle (organik bitki özsuları) üretiliyor ve 8-12 yıkamada saç dökülmesine karşı etkisini gösteriyor. geller. Böylece saç telinin nem dengesini bozar. Saçlar kurur ve kırıklar oluşur. Bu yüzden silikon bazlı olmayan esansiyel yağlar içeren şampuanları tercih etmek daha doğru olur. İyi şampuanlarda nemlendirici olarak gliserin bulunur. Doğal gliserin yerine sodyum loret sülfat veya loril sülfat içeren şampuanlar kullanmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü bu maddeler saçı tahriş eder; yağlı, kepekli ve kaşıntılı bir kafa derisine neden olurlar. Şampuanların petrol türevi maddeler içermediğinden de emin olunmalıdır. Çünkü sentetik renklendiriciler petrol ve türevlerinden, kömür katranından elde edilmektedir. Ağır metal tuzları içerdiklerinden deri altında toksik birikime neden olurlar. Yüksek dozlarda veya sürekli kullanımda Bebek cildinin kurumasını önleyen buğday, yulaf ve soya proteinleriyle zenginleştirilmiş doğal içerikli bu şampuanı D-Life’ta bulabilirsiniz. rareblossom’ın üçboyutlu yapısı sayesinde aktif maddeler yavaş salınıyor ve böylece uzun süreli etki sağlanıyor. hepsi kanserojendir. Aynı şekilde şampuanlarda paraben olmamasına dikkat etmek gerekir. Paraben vücutta östrojen hormonunu taklit eden bir yapı içerisinde biriktiğinden gençlerde cinsiyet bozukluklarına, yaşlılarda ise kansere yol açabilmektedir. Organik şampuanlar Organik şampuan, içeriğindeki bitki özlerinin organik sertifikalı bitkiler kullanılarak elde edildiği, buna ilaveten temizleyici, köpürtücü, yumuşatıcı ve raf ömrünü uzatıcı kimyasalların da organik sertifikasyon firmalarının izin verdiği hammaddelerden seçildiği şampuandır. Organik şampuanları tüm saç tipleri kullanabilir. İçeriğindeki doğal özler saç tellerini besler, nemlendirir ve korur. Mineral Fusion Fortifiying şampuan zengin mineral içeriğiyle saç yapısını kuvvetlendirirken sağlıklı saçları kir ve güneşin olumsuz etkilerine karşı koruyor. Püf noktası Taraklarınızı 15 günde bir sirke veya alkolle temizleyin. Birikmiş bakterilerden kurtulmuş olursunuz. Saçlarınızı çok sıcak suyla yıkamayın. Çok sıcak su, saç derisindeki yağı olduğu gibi aldığından kuruluğa sebep olur. Saç derisinin sağlığı için doğal yağ dengesi korunmalıdır. Saç köklerinize zarar verebilecek kimyasallar içeren sprey, köpük, jöle ve briyantin gibi ürünleri mümkün olduğunca az kullanın. Klorane’in yulaf özlü şampuanı saçı parlatıyor, taranmasını kolaylaştırıyor ve elektriklenmesini önleyerek kolay şekil almasını sağlıyor. MART-NİSAN 2012 D-LIFE yenilenin_mart12_sonn.indd 63 | 63 22.03.2012 10:54 yenilenin Mutfak maskeleri Cildimiz bizden çok fazla şey istemez. Güzel bir temizlik, biraz nem ve bakım takviyesi yeterlidir. Doğal maskelerle günlük bakımımızı tamamlayabiliriz. Y üzümüz ve boynumuz çevresel koşullardan ciddi şekilde etkilenir. Bu yüzden zaman zaman siyah nokta, sivilce, yağlanma veya kuruma gibi problemler yaşayabiliriz. Bunlara teslim olmamak için cildimizin sesine kulak vermeli ve bakımına özen göstermeliyiz. İstediğimiz gibi bir cilde kavuşmak biraz emek ister. Bunun için kozmetiklere alternatif ev maskelerini deneyebiliriz. Mutfağımızdaki malzemelerle yapacağımız bakımı, hem sağlıklı hem de doğal olduğu için uygulamalıyız. NORMAL CİLTLER İÇİN KURU CİLTLER İÇİN YAĞLI CİLTLER İÇİN Kabak maskesi: İki çorba kaşığı edecek kadar kabak haşlayın. Püre kıvamına getirdiğiniz kabakların içine 1 çorba kaşığı zeytinyağı karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürerek 20 dakika bekletin. Sonra ılık suyla durulayın. Havuç maskesi: İki havucu rendeleyin, yumurta akı ile çırpın. İçine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ve az miktarda nişasta katın. Yüzünüzde 30 dakika bekletip durulayın. Muz maskesi: Bir adet muzu iyice ezip, içine 1 tatlı kaşığı kaymak karıştırın. 20 dakika yüzünüzde bekletip, durulayın. Elma maskesi: Kabuğunu soyup ince ince rendelediğiniz elmayı 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırın. Yüzünüze, boynunuza ve dekoltenize uygulayın. 10 dakika bekletip temizleyin. Elma maskesi: Yarım elmayı ince ince rendeledikten sonra çırpılmış yumurta akı ile karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı yüzünüze sürüp 20 dakika bekledikten sonra ılık su ile durulayın. Bal maskesi: Üç kaşık bal, iki kaşık yoğurt ve biraz yulaf ununu karıştırın. Bu karışım taneli olduğu için cilde “peeling” gibi etki eder. Siyah noktaları temizler. Cildinize dairesel hareketlerle uygulayın, fazla bastırmayın. Yoğurt maskesi: İki yemek kaşığı yoğurt, 1 çay kaşığı bal, 1 çay kaşığı limon suyunu karıştırın, yüzünüze sürün. 20 dakika bekleyin. Sonra, yüzünüzü 1 litre suyun içine 1 adet limon sıkarak hazırladığınız suyla yıkayın. Salatalık maskesi: İki salatalığı rendeleyip bir kaşık yoğurt ile karıştırın. Yüzünüze sürüp 20 dakika bekledikten sonra durulayın. Bal badem maskesi: Bir yumurtanın beyazını iyice çırparak kabartın. İçine 1 tatlı kaşığı bal ile birkaç damla badem yağı ilave edin. Karışımı krema haline gelinceye kadar çırpın ve yüzünüze sürüp 1-2 saat bekleyin. Sonra suyla temizleyin. Muz maskesi: Bir tane muzu iyice ezin ve yüzünüze sürüp 15 dakika bekleyin. Daha sonra yüzünüzü su ile temizleyin ve günlük nemlendirici kreminizi uygulayın. Bitkisel yağ maskesi: Aynı miktarlarda avokado yağı, buğday yağı, zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı balı iyice karıştırıp cildinize sürün. 10-15 dakika sonra yüzünüzü yıkayın. Patates maskesi: Patatesi çiğ olarak doğrayın ve blenderdan geçirip, suyunu iyice süzün. Çıkan suyun içerisine bir yumurta sarısı ve zeytinyağı ekleyerek cildinize sürün. 15-20 dakika bekledikten sonra yüzünüze ıslak bir havlu koyarak maskeyi yumuşatın ve daha sonra yüzünüzü yıkayın. 64 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 yenilenin_mart12_sonn.indd 64 22.03.2012 10:54 yenilenin Güzellik yogası Sağlık ve beslenme uzmanı Lourdes Doplito Çabuk, ciltte oluşan kırışık ve sarkmaları yüz yogası ile engelleyebileceğimizi söylüyor. 1 950 yılında Filipinler’de doğan Lourdes Çabuk, Santo Tomas Üniversitesi’nden tıp teknisyeni olarak mezun oldu. Mesleğini yapmayan ve spiritüel konulara ilgi duyan Çabuk, 1970 yılında Osho Bhagwan Shree Rashneesh’in öğrencisi olarak yogaya başladı. Daha sonra İstanbul’a gelip Yogi Adnan Çabuk’la evlenen Lourdes Çabuk, yoga eğitmenliğini Nişantaşı’ndaki Siddashramyoga Center’da sürdürüyor. Gençlik ve güzellik yogası üzerine çalışmalar yapan Lourdes Çabuk, güzellik yogası olarak da bilinen yüz yogasının en önemli hareketlerini D-Life okurlarıyla paylaştı. GENÇ KALMAK İÇİN YAPILACAK EGZERSİZLER GIDI VE ALT YANAK İÇİN KAŞLARI KALDIRMAK İÇİN Üst dudağınızı tam kaşığın ucuna koyun. Alt dudağınızı biraz daha uzak tarafa doğru, yani öne doğru mümkün olduğu kadar uzağa doğru itin. Sonra kaşığı aşağıya doğru uzatın. Ardından kaşığı yukarı kaldırın. Yukarı kaldırırken iki saniye bekleyin ki, yanaklarınız sıkışmış olsun. Her iki elinizin avuç içleriyle her iki kaşınızın altındaki bölgeye bastırın ve kaşlarınızı yukarı kaldırın. Aşağıya, göğsünüze doğru bakarak göz kapaklarınızın iyice gerildiğini hissedin ve kaşlarınızı çatın. Bu şekilde 10 saniye durun. Bu hareketi üç kere tekrarlayın. DUDAK ÜSTÜ ÇİZGİLERİ İÇİN ALIN KIRIŞIKLARI İÇİN Kalemi dudaklarınızın arasına sıkıştırın ve yuvarlayın. Kalemi öne arkaya doğru hareket ettirin ve bu sırada yüzünüzde başka bir yerin kırışmamasına özen gösterin. Kalemi ağzınızda içe doğru çevirerek yapacağınız hareketle hem yanak kaslarınızı çalıştıracak hem de dudaklardaki sarkmayı önleyeceksiniz. Bu şekilde 10 saniye kalın. Hareketi 20 kere tekrarlayın. Serçe parmaklarınızla her iki kaşınızın başladığı noktaya, başparmaklarınızla kaşlarınızın bittiği noktaya bastırın. Kaşlarınızı her iki yana doğru hafifçe çekin. Serbest kalan parmaklarınızın uçlarını alnınızın en tepesine, saçlarınızın başladığı çizgiye yerleştirin ve alın kaslarını kaşlarınızla beraber yukarı doğru kaldırın. Aşağıya bakarak göz kapaklarınızın iyice gerildiğini hissedin ve kaşlarınızı çatın. Bu şekilde 10 saniye durun. Hareketi üç kere tekrarlayın. YANAK SARKMASI VE DUDAK KENARI KIRIŞIKLARI İÇİN Ağzınızı hafifçe açın. Üst ve alt dudaklarınızı içeri doğru kıvırın. Ses çıkarmadan dudaklarınızı bu şekilde açın: Büyük “A” diyormuş gibi ağzınızı açın. Beş saniye bu şekilde durun. Pozisyonu bozmadan ağzınızı biraz kapayarak “E” dermiş gibi şekillendirin. Beş saniye bu şekilde durun. Sonra ağzınızı biraz daha kapatarak “İ” dermiş gibi şekillendirin. Beş saniye bu şekilde durun. Pozisyonu bozmadan dudaklarınızı içe doğru kıvırarak “O” dermiş gibi şekillendirin. Beş saniye bu şekilde durun. Son olarak dudaklarınızı “U” der gibi şekillendirin ve beş saniye bu şekilde kalın. Her harfi söylerken kocaman bir tebessüm ile yanaklarınızı yukarı-yana ve aşağıya (her tarafa) doğru olabildiğince esnetin. Bu hareketi üç defa tekrarlayın. Bu hareket sırasında yanaklarınızda çizgi oluşuyorsa avuç içlerinizle çizginin üzerine bastırmadan tutun. MART-NİSAN 2012 D-LIFE yoga_mart12_son.indd 65 | 65 19.03.2012 16:34 focus Bütün hastalıklar bağırsakta başlar 66 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 probiyotik_mart12_son.indd 66 19.03.2012 16:39 Hip gün tem tür S uzma saat i bağırs demiş De nedir tuvale karşıl bu gü atte b muha tün g dan y benze önem günde keti y yapm Ha ölüm latma Batı’d rinde vakal Ev uzatıl prote içecek nan il cekler beden uzun tehdit Do yon b lıklar ganla için y da sul Di seney a Hipokratın bu sözü, özellikle kolon kanseri vakalarında ciddi bir artışın yaşandığı şu günlerde bağırsak sağlığının önemine bir kez daha dikkat çekiyor. Düzenli bağırsak temizliği ve sonrasında yapılacak probiyotik kürü bizi sadece kanserden değil, her tür hastalıktan koruyacaktır. GÜL KAYNAK S farz edersek, 45 senedir günde ortalama üç kez yemek yediniz. Bu, 365 günx3x45 sene= 49.275 kez yemek yediğiniz anlamına gelir. Bütün bu yediklerimiz acaba bahçenizden maydanoz, salatalık, domates miydi? 2 yıl raf ömrü olan bisküviler, 6 ay raf ömrü olan cipsler, haftalarca bozulmadan, ekşimeden dayanan besinler, aylarca dayanan meyve suları, plastik şişede ısıda ve soğukta kalmış, içine plastikten maddeler karışmış sular, avuçla alınan ilaçlar, şekerlerin üzerindeki gıda boyaları vb birçok suni maddeyi sisteminize aldığınızda hepsini sindirebildiniz veya atabildiniz mi? Bunun da üstüne eğer probiyotik dengeniz ve floranız kötü beslenme yüzünden bozulduysa, bağırsak geçirgenliğiniz artmış ve bu zararlı maddeler bağırsak duvarını geçerek kana karışmaya başlamış demektir. Ortalama 300 metrekare yüzölçümü olan bağırsağın arada saf su ile hareketlendirilmesi ve kalıntıların dışarı atılması asırlardır her kültür ve coğrafyada yapılan bir temizlik işlemi. Dünyada birçok sağlık ve spa merkezinde doktor gözetiminde hemşireler tarafından yapılan profesyonel kolon hidroterapi uygulanmakta. Kolon hidroterapinin kökleri MÖ 1500’lü yıllara kadar uzanıyor. 19’uncu yüzyılda biyokimya ve mikrobiyoloji çalışmaları da bağırsak temizliğini yeniden gündeme getirdi. Uzakdoğu ve Rusya’da, ayda bir evde lavman torbaları ile kalınbağırsak temizliği yapmak çok yaygın. Tamamen yanlış yiyecek seçimlerimizden ve doğadan uzak beslenme alışkanlıklarımızdan kaynaklanan toksik birikintiler ve yarı sindirilmiş proteinlerin temizlenmesi için basit bir sulu temizleme, hastalanmadan yaşama çabamızın en önemli adımlarından biridir. Korkmamız gereken bu hassas organımızın boşaltılması değil, toksik ve suni maddelerle dolu olmasıdır. Bağırsak temizliği yöntemleri Enema: Lavman torbası adını verdiğimiz 1-2 litre su alabilen basit plastik torbalarla kişinin kendi kendine manuel olarak temizlik yapmasıdır. Seyahat kabızlığı ve periyodik temizlik için her zaman yapılabilir. Kaynatılıp ılıtılmış su ile rahatlıkla ev ortamında uygulanır. Kolema: Bağırsak temizliği işlemlerinin Rolls-Royce’u olarak bilinen Angel of Water açık sistem koltukları, en rahat ve konforlu kolema yoludur. Kişinin self-service olarak ortalama 20 litre suyu azar azar alıp bırakarak yaptığı bu temizlik işlemi yaklaşık 20-30 dakika sürer. 5 yaşında çocukların bile rahatça bağırsak temizliği yapmasına imkan veren çok rahat, hijyenik ve kolay bir ortam sağlar. Kolema 5-10 litrelik plastik kolema setleri ve çekim gücü yardımı ile kurulan basit bir düzenekte tuvalet ortamında da yapılabilir. Kolon Hidroterapi: Dünyanın önde gelen birçok sağlık ve detoks merkezinde kullanılır. İşin uzmanı bir hemşire tarafından yapılır. Aynı anda Chi Nei Tsang adlı karın masajı yapılması tavsiye edilir. Bağırsaktan çıkan toksik maddeleri ve birikimleri gözlemlemek mümkündür. Kolon hidroterapi seansı yaklaşık 45-60 dakika sürer ve kendi başına mini bir detokstur. Her tür bağırsak temizliği saf, ılık içme suyu ile yapıldığı gibi, istenirse karaciğer temizliği için organik kafeinsiz kahve de kullanılır. Temizlik işleminin sonunda bağırsak florasını zenginleştirmek için sıvı olarak klorofil, buğday çimi suyu ve su içinde probiyotik yollanabilir. Bağırsak temizliği sonrası, toksik maddelerin ve birikimlerin atılması ile florayı zenginleştirmenin en doğru zamanıdır. Özellikle en az bir hafta temizlik yaptıktan sonra aylık bir probiyotik kürü ile yepyeni bir flora oluşturmaya başlanması önerilir. MART-NİSAN 2012 D-LIFE probiyotik_mart12_son.indd 67 © PASCAL BROZE / ONOKY / CORBIS eneler önce yurtdışında gittiğim bir detoks merkezinde, normal bağırsak çalışmasının günde üç kere olması gerektiğini anlatmıştı uzman. “Sabah uyandıktan sonra yarım saat içinde ve iki büyük öğünden sonra bağırsak çalışması olan kişi sağlıklıdır” demişti. Detoks dünyasında olduğum son 10 senedir o kadar çok “21 gündür doğru dürüst tuvalete çıkamadım” diye yakınan kişi ile karşılaştım ki, çoğu kişiye ütopik gelecek bu günde üç kere ideali yerine “Her 24 saatte bir tuvalete çıkmazsanız, bu konuda muhakkak bir şey yapın. Çünkü bu, bütün gün evde biriktirdiğiniz çöpü atmadan yastığa başınızı koyup uyumanıza benzer” diyerek bağırsak çalışmalarının önemini anlatmaya çalıştım. Siz de bir günden fazla süredir kalınbağırsak hareketi yaşamadıysanız, bu konuda bir şeyler yapmanız gereklidir. Harakiri ile hayata son vermek, “Zaten ölümün geleceği organlardan ölümü başlatmaktır” der bazı Uzakdoğu gelenekleri. Batı’da eskiden prostat ve meme kanserinden korkulurken, artan kolon kanseri vakaları gözleri bağırsak sağlığına çevirdi. Evlerimize giren paketlenmiş, raf ömrü uzatılmış suni yiyecekler, aşırı hayvansal protein tüketimi, litrelerce tüketilen asitli içecekler, seneler boyunca ve her gün alınan ilaçlar, ağız kuruluğunu kafeinli içeceklerle giderip saf su tüketimini unutan bedenler, aşırı stres ve hareketsiz geçirilen uzun çalışma saatleri, bağırsak sağlığımızı tehdit eden çok önemli faktörler. Doğal yaşamdan uzaklaştıkça, fonksiyon bozukluğuna uğrayan ve ciddi hastalıklara vücudumuzun kapılarını açan organların başında gelen bağırsağın sağlığı için yapılacak şeyler listesinin ilk sırasında sulu temizlik geliyor. Diyelim ki 47 yaşındasınız. İlk iki seneyi annenizin sütü ile geçirdiğinizi | 67 19.03.2012 16:39 focus Arkadaş Bakteriler Probiyotikler S uzatmak olan tüm ısıl işlemler, maalesef süt ve süt ürünlerindeki tüm yararlı enzimleri, vitaminleri ve faydalı bakterileri tahrip eder. Probiyotiklere sadece bağırsaklarda ihtiyacımız yok. Ağız kokusunun bir sebebi de ağız florasındaki kötü bakteri oranının artıp, probiyotik miktarının azalmasıdır. Diş fırçamıza açacağımız bir probiyotik kapsülü ile dişlerimizi birkaç kez fırçaladığımızda kötü kokunun tamamen yok olduğunu fark edeceğiz. Antibiyotik kullanmak zorunda olduğumuz dönemlerden sonra muhakkak probiyotik kürü yapmamız gerektiğini de bilelim. Unutmayalım ki antibiyotikler “Zararlılar sağa, faydalılar sola, sadece zararlı bakterileri yok edeceğiz” demeden vücudumuzdaki faydalı bakteriler olan probiyotiklerin de sayıca azalmasına sebep oluyor. © I LOVE IMAGES / CORBIS ağlıklı bir bağırsak ve vücudun olmazsa olmazı iyi bir floradır. Bağırsak florası faydalı (probiyotik) ve hastalık yapan (patojen) mikroplardan oluşur. Probiyotik miktarımız yüksekse, bağırsakta bulunan toksik maddeler ve sindirilememiş yiyecekler kana geçmez ve bağırsakta kalır. Unutulmaması gereken, bağırsağımızın içinin hâlâ vücudumuzun dışı olduğu gerçeğidir. Bağırsağın hastalık yapan kötü maddeleri kana sızdırmadan içeride tutması için gerekli olan şey probiyotik miktarı zengin bir floradır. Bebek anne karnındayken bağırsağında flora olmaz. İlk probiyotiklerini doğal doğum esnasında annesinin doğum yolundan geçerken alır ve anne sütü ile beslenmeye başlayarak florası oluşur. Sezaryenle doğan bebeklerde maalesef probiyotik eksiği bir flora, başta hazım ve bağışıklık problemleri olmak üzere birçok sıkıntıyı beraberinde getirir. Probiyotik eksikliğinin en büyük sebepleri başta antibiyotik olmak üzere ilaç kullanımı, çeşitli toksinler, paketlenmiş gıdalar, asitli içecekler ve karbonhidrat ağırlıklı gıdalarla yapılan yanlış beslenmedir. Vücudumuzda faydalı probiyotik miktarını hep yüksek tutmak için sebze ve doğal fermante gıdalar yönünden zengin beslenmeli ve iyi kalitede probiyotiklerden oluşan takviyeleri zaman zaman bir aylık kürler olarak kullanmalıyız. Özellikle en az bir hafta boyunca düzenli yapılan uzman gözetimindeki bağırsak temizliği sonrası probiyotik kürüne başlamak en doğru zamandır. UHT’li (Ultra High Temparature 1351500C’de 2-4 saniye kaynatılmış) sütlerden yapılmış, raf ömrü 4 ay olan yoğurtlarda, hiçbir doğal probiyotiğin kalmadığını belirtmekte fayda var. Amacı sütün kesilmesini ve ekşimesini engelleyerek raf ömrünü Sağlığa faydaları Probiyotiklerin görevleri arasında şunları sayabiliriz: Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek Hazmı kolaylaştırmak Sağlıklı bir bağırsak florası oluşturarak hem ishali hem de kabızlığı engellemek B12, niasin gibi önemli vitaminlerin sentezini yapmak Bağırsak duvarının zararlı maddeleri geçirmesini engellemek Besin alerjilerini önlemek Yaşlanmayı yavaşlatmak Toksik maddelerin kana karışmasını engelleyerek kanseri önlemek Depresyonu hafifletmek İdrar yolu iltihaplarını engellemek Kronik enflamatuar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek Kaynaklar: Kansere Çözüm Var / Taş Devri Diyeti - HayyKitap 68 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 probiyotik_mart12_son.indd 68 19.03.2012 16:39 Cumartesi_DLife_205x265_Jacey.pdf C M Y CM MY CY CMY K 1 12.03.2012 14:24 focus Faydalı mı Zararlı mı? Biyogüvenlik Kurulu’nun genetiği değiştirilmiş 13 mısır çeşidinin yem olarak kullanımına izin vermesi konunun uzmanları arasında tartışma yarattı. GÜLAY KOÇ 70 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 gdo_mart12_son.indd 70 19.03.2012 16:40 B izin v Aslınd 1998 nem g sağlığ taşını ürünl lere p ürün pamu Pek yaç du sanlar artan dayan lar AB GDO’l B ? iyogüvenlik Kurulu geçtiğimiz aralık ayında yem amaçlı 13 GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) mısır çeşidinin kullanımına izin verince tartışmanın da fitili ateşlendi. Aslında Türkiye’de bu ürünlerin ticareti 1998 yılından beri yapılıyor ve dönem dönem genetiği değiştirilmiş ürünlerin insan sağlığı üzerindeki olası etkileri gündeme taşınıyor. Dünyada 16 yıllık geçmişi olan bu ürünler bitki biyoteknolojisindeki gelişmelere paralel olarak üretilmeye başlandı. İlk ürün Flavr Savr domatesleriydi. Onu mısır, pamuk ve patates izledi. Peki, dünyada neden GDO’lu ürüne ihtiyaç duyuluyor? Bu ürünleri savunan bilim insanlarına göre yanıt basit: Her geçen yıl hızla artan dünya nüfusuna hem besleyici hem de dayanıklı ürünler sunmak için. Araştırmalar ABD’de işlenmiş gıdaların yüzde 75’inin GDO’lu ürün olduğunu gösterirken tüketici- lerin de bu ürünleri üreten kuruluşlara sonsuz güven duyduklarını ortaya koyuyor. Dünyada kanoladan karanfile, pirinçten mısıra kadar 20 civarında tür üzerinde GDO çalışmaları yapılıyor. Ancak ticarete konu olan GDO’lu türler soya fasulyesi, pamuk, mısır ve kanola. 2009 yılında yapılan bir araştırmaya göre dünyada GDO’lu tohum ekimine izin verilen ülkelerde 90 milyon hektar soya ekim alanının yüzde 77’si genetiği değiştirilmiş soya, 33 milyon hektar alanın yüzde 49’u pamuk, 158 milyon hektar alanın yüzde 29’u da mısır olarak belirlenmiş. Avrupa’da ise İspanya yaklaşık 135.000 dönüm ile en fazla GDO’lu ekim alanına sahip ülke. Burada 27 GDO’lu ürün üretimine izin verilmiş durumda. Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaları İçin Uluslararası Hizmetler Enstitüsü’nün (ISAAA) 2008 raporuna göre de 1996-2007 yılları arasında GDO sektörü ile 44 milyar dolarlık gelir ar- tışı gerçekleştiği saptanmış. Bu artışın yüzde 44’ü verim artışından elde edilen fazla üründen elde edilmiş. Yine aynı çalışmada dünyada toplam GDO ekim alanının 312 milyon 500 bin dönüme ulaştığı belirlenmiş. ABD, Arjantin, Brezilya, Kanada ve Hindistan bu ürünlerin ekimini en fazla yapan ilk beş ülke arasında yer alıyor. Son 10 yılda GDO’lu bitkilerden en fazla üretilenin ise soya olduğu belirtiliyor. TÜRKİYE’DE HAYVAN YEMİ GDO’lu ürünler Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından test ve risk değerlendirmelerine tutuluyor. Sonuçlar EFSA’nın web sitesinde yayımlanıyor. Örneğin sitede en son genetiği değiştirilmiş mısırın normal mısır kadar güvenli olduğu açıklandı. Türkiye’de ise GDO’lu ürünler sadece hayvan yemi olarak kullanılıyor. İlk kez GDO’lu üç soya çeşidinin yem olarak MART-NİSAN 2012 D-LIFE gdo_mart12_son.indd 71 | 71 19.03.2012 16:40 focus girişine izin verilirken bunu, alınan son kararla 13 mısır türü izledi. Türkiye her yıl 1 milyon ton mısırı ABD, Kanada ve Latin Amerika ülkelerinden ithal ediyor. Dünyada da mısırların yüzde 29’u genetiği değiştirilmişlerden olunca GDO tartışmasının hararetlenmesi ve gözlerin bir anda kararı alan Biyogüvenlik Kurulu’na çevrilmesi kaçınılmazdı. KARARIN ARKASINDAYIZ Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hakan Yardımcı aynı zamanda Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi. Kurula başvurusu yapılan ve aralarında soya, mısır, şekerpancarı, patates ve kolzanın bulunduğu tüm bitkilerin AB ülkelerinde yıllardır hem hayvan yemi hem de insanlar için gıda maddesi olarak kullanıldığını söylüyor. “Başvurusu yapılan gıda ve yem amaçlı toplam beş bitkiye ait 58 çeşit değerlendirmeye alınmış; henüz bunlardan 16’sına yem amaçlı kullanım izni verilmiştir. Konunun bilimsel değerlendirmesini yapmak üzere tamamı öğretim üyeleri ve bilim insanlarından oluşan bir kadro kurulmuştur.” Yardımcı, Biyogüvenlik Kanunu’na göre gıda ve yem amacıyla kullanılan tüm GDO’lu ürünlerde etiket zorunluluğu olduğuna da dikkat çekiyor. “İzin alan GDO ürünlerinde AB ülkelerinde olduğu gibi yüzde 0,9 üzerindeki oranlarda mutlaka etiketleme olacaktır.” Alınan kararın arkasında duran Yardımcı, GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların insan sağlığına zarar vereceği konusunun ise denetimi son derece sıkı olan bir ürünü yiyen hayvanın ve bundan elde edilen ürünün de aynı derecede denetlenmesi gerektiği düşüncesine dayandırıyor. “Bu ürünlerin hayvanlar tarafından tüketilmesine izin verilirken konunun uzmanları böyle bir risk olup olmadığını değerlendiriyor. Bilimsel kararlar da ona göre veriliyor.” GDO konusuna Yardımcı gibi olumlu yaklaşmayanlar da var. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Hakan Şafak Ses, bu isimlerden biri. Türkiye’de sadece mısırda değil, aşı, ilaç ve serumda da GDO kullanıldığını söyleyen Ses, hatta şeker hastalarının kullandığı insülinin de GDO’lu olduğunu belirtiyor. “Biz GDO’lu ürünlerin zararlı olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle TÜRKTOB olarak GDO’lu yemlerin kullanımına karşıyız.” Türkiye’nin bu tarz yem hammaddelerinde dışarıya bağımlı olduğunu, 2011 yılında önemli miktarda mısır, soya ve kanola ithal edildiğini söyleyen Ses, gerekli tedbirlerin alınarak dış bağımlılığın azaltılması, sonra da yok edilmesi gerektiğini savunuyor. GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların sütüne ve etine GDO geçişi ile ilgili somut bir verinin olmadığını söyleyen Ses, “Asıl sıkıntı bunu ortaya çıkaracak deneylerin fareler üzerinde yapılması” diyor. Bu yüzden GDO’ların uzun dönemde insan sağlığına ne gibi etkileri olacağı bilinmiyor. Ancak Ses’e göre dikkatli olmak gerekiyor. GDO’NUN YARARLARI Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner GDO’ların masum olduğunu savunuyor. Bu ürünlerin modern biyoteknoloji, yani genetik mühendisliği teknikleri kullanılarak geliştirildiğini söyleyen Çetiner, şimdiye kadar yapılan bilimsel araştırmaların hiçbirinde GDO’lu ürünlerle beslenen hayvanların insan sağlığını etkilediği yönünde bir bilgiye rastlanmadığını açıklıyor. “Teknoloji karşıtlarının bilimsel dayanak olarak gösterdikleri çalışmalar 1998 Dr. Árpád Puzstai örneğindeki gibi ya piyasaya çıkmamış ürünle (patates) ilgilidir ya da Dr. Elana Ermakova (soya) ve Avusturya (mısır) çalışmalarında olduğu gibi bilimsel dergilerde yayımlanmayan çalışmalardır.” Sağlığa zararı olmayan bir ürünün yararları nedir diye sorduğumuzda şu yanıtı veriyor: “GDO’lu ürünler soya, mısır, pamuk ve kolzadır. Bunlar ya bazı böceklere karşı dirençli hale getirilmişlerdir ya da herbisit denen yabancı ot ilaçlarına dayanıklılık taşırlar. Ürünler daha az ilaçlama gerektirdiğinden çiftçiler açısından girdi masraflarını azaltıyor.” “Çevre açısından ise daha az tarımsal kimyasal kullanımının olumlu etkisi yadsınamaz. Yine, ürünleri ilaçlarken ya da yabancı ot mücadelesi için tarla sürümleri sırasında kullanılan traktörlerin saldığı karbon dioksit miktarının (sera gazı salımının) azalıyor oluşu çevre açısından yararlı faktörler arasında. Yapılan bilimsel çalışmalar, GDO’lu mısırların klasik mısırlara göre önemli ölçüde daha az fumonisin (kansere neden olan madde) içerdiğini de göstermiştir.” Bugüne kadar piyasaya sürülen genetiği değiştirilmiş ürünlerin tamamının uluslararası standartları belli olan yöntemler ve bilimsel risk analizlerine tabi olduğunu söyleyen Çetiner, şimdiye kadar yapılmış olan risk analizlerinden hiçbirini genetiği değiştirilmiş ürünlerin kanser riskini artırdığı yönünde bir sonuç ortaya koymadığını açıklıyor. Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. İsmail Çelik de Çetiner ile benzer görüşte. Genetiği değiştirilmiş gıdaların ürünlerin ekim, üretim ve insan sağlığı açısından denetiminde, çok sayıda önemli ve saygın kurumun görev aldığını söylüyor. Genetiği değiştirilmiş gıdaların kansere yol açabileceği iddiasının bilimsel çevrelerce kabul görmediğini belirten Çelik’e göre, konu hakkında en yetkin otoritelerden olan ACS’in (American Cancer Society) deklarasyonunda genetiği değiştirilmiş gıdaların insan sağlığı için zararlı olduğuna ya da eklenen genlerin kanser riskini artırıp azaltabildiğine dair hiçbir kanıt yok. 11,5 MİLYON EURO AB’NİN GDO ARAŞTIRMALARI HARCAMASI 72 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 gdo_mart12_son.indd 72 19.03.2012 16:40 GD insan içtiğim tüm c ların i söyley sindir ile etk çebile dığını kamu cıyla, nın ka Euro OD Pr geneti lığı aç len ü ortaya 3 ve Kal çekleş geneti arasın bir far lık Ör de gen riskler çirilm sağlık tesind Ma koloji Nazım kanse olmad tem s değişi nin ge tüketi ğını sö GD madık Fikir S yürek olmad kullan veriamuk karşı erbisit klılık rektirsraflal kimdsınaabancı asında diokalıyor er araDO’lu mli öln olan netiği ulusemler uğunu pılmış netiği artırdığını koloji ik de eğiştiim ve e, çok görev miş gıasının ni ben yeterican netiği in zan kanhiçbir O ARI GDO’lu yemlerle beslenen hayvanların insan sağlığına zararlarına ilişkin yediğimiz içtiğimiz her şeyin içinde DNA olduğunu ve tüm canlıların günlük yaşamda diğer canlıların içerdiği DNA’yı tüketip sindirdiklerini söyleyen Çelik, gıda ile alınan DNA hızla sindirildiğinden, mide ve kolon mukozası ile etkileşimde bulunup vücut sıvılarına geçebilecek bir etkileşimin söz konusu olmadığını anlatıyor. “AB ülkelerindeki yoğun kamuoyu endişelerini giderebilmek amacıyla, 13 AB üyesi ülkeden 65 bilim insanının katılımıyla, 3,5 yıl süren ve 11,5 milyon Euro harcanarak yürütülen ENTRANSFOOD Projesi, hâlâ üretilip tüketilmekte olan genetiği değiştirilmiş ürünlerin, insan sağlığı açısından klasik yöntemlerle elde edilen ürünlerden daha tehlikeli olmadığını ortaya koymuştur. Yine, Ekonomik İşbirliği UZMANLAR KONUYU TARTIŞIYOR lanılan antidepresanlar ve kolesterol ilaçları ile ilgili yeni yeni bazı veriler oluşuyor. Daha önce bildiklerimizin eksik olduğunu görüyoruz. Tarımdan örnek verecek olursak, DDT yıllarca ‘güvenli’ bir zirai mücadele aracı olarak ifade edildi. Ta ki kırsalda kısırlık, ölü ya da özürlü doğumlar artana kadar... O zaman fark edildi ki ‘güvenli’ değilmiş. GDO’lu tarım ve dolayısıyla GDO’lu gıda için konuşmak bu yüzden erken.” AÇLIĞA ÇARE OLSUN DİYE İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yavuz Dizdar, GDO’lu ürünlerin zararlı olduğunu savunup aslında bu konunun tartışılacak bir yanı MİLYON 500 BİN DÖNÜM olmadığını belirtiyor. “İnsan gibi bir canlıda DÜNYADA GDO’LU 25-30.000 gen var. Bu TARIM ALANININ genlerin dizi analizi bile tamamlandı, milyonlarULAŞTIĞI HACİM ca protein çeşitliliğine bir açıklama getirilemeve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından ger- di. Biyolojide standart dogma bir genden çekleştirilen besin bileşikleri analizlerinde, bir protein sentezlendiği şeklindedir. Oysa genetiği değiştirilmiş ürünle referans ürün bu kadar proteinin kaynağı olan gen yok. arasında besleyici değerler açısından önemli Dolayısıyla belli ki sentez mekanizması bir farklılık tanımlanmamıştır. Dünya Sağ- çok daha karmaşık bir şekilde yürütülüyor, lık Örgütü, Codex Alimentarius çerçevesin- santral dogma bile çöktü. Bu durumda siz de genetiği değiştirilmiş her ürünün mevcut sanki bir motorun bir dişlisini değiştirir riskler dikkate alınarak ayrı ayrı testten ge- gibi bir geni sistemin içerisine ekleyemezçirilmesi durumunda kısa ve orta vadedeki siniz. Bunu yaparsanız, yan ürün olarak nesağlık risklerinin büyük çoğunluğunun üs- lerin ortaya çıktığını asla kestiremezsiniz, araştırılması da mümkün değil.” tesinden gelinebileceği ifade ediyor.” GDO’ların açlığa çare olsun diye geliştiMarmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. rilmediğini düşünen Dizdar, amacın ticari Nazım Serdar Turhal da GDO’lu ürünlerin olduğunu söylüyor. “Emperyalist bir çıktısı kansere yol açacağına dair kesin bir kanıtın da söz konusu. Döl vermeyen kısır tohumolmadığını söylüyor. Her ne kadar bu yön- ları piyasaya hakim kılarsanız çiftçi ve ülke tem sayesinde hayvan türlerinde birtakım size bağımlı hale gelir. Çünkü normal todeğişiklikler yapılsa da genel olarak endişe- humun ömrü iki yıldır. Konuyu bir de bu nin genetiği değiştirilmiş bitki ürünlerinin gözle değerlendirin.” Bu topraklarda yetitüketilmesiyle olan riskler olarak algılandı- şen tohumların çok değil birkaç yıl içinde kaybolacağını öngören Dizdar, tohum yasağını söylüyor. GDO tartışmasında her iki tarafta da ol- sının bu durumu hızlandırdığını açıklıyor. madıklarını söyleyen Slow Food Türkiye, “Tohum bankası kurulma fikri vardı. AnFikir Sahibi Damaklar kurucusu Defne Kor- cak tohumun en iyi saklanma biçimi onu yürek bu tarz bir taraflılık için yeterli veri sürekli ekimde tutmanızdır. Bugün Sülükolmadığına inanıyor. “Basit ve on yıllardır lü Göl’de sülük yoksa, bu, insanın burada kullanılan aspirin ya da 30 yılı aşkındır kul- balık yetiştirme hevesinin sonucudur.” 312 Sektörün uzman isimleri GDO’lu üretim konusundaki görüşlerini D-Life dergi ile paylaştı. PROF. DR. HAKAN YARDIMCI BİYOGÜVENLİK KURULU Başkanı HAKAN ŞAFAK SES TÜRKİYE TOHUMCULAR BİRLİĞİ (TÜRKTOB) Başkanı PROF. DR. SELİM ÇETİNER SABANCI ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK VE DOĞA BİLİMLERİ FAKÜLTESİ Öğretim Üyesi PROF. DR. İSMAİL ÇELİK HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ Onkoloji Enstitüsü PROF. DR. N. SERDAR TURHAL MARMARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi DEFNE KORYÜREK SLOW FOOD TÜRKİYE Fikir Sahibi Damaklar Kurucusu PROF. DR. YAVUZ DİZDAR İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ÇAPA TIP FAKÜLTESİ Onkoloji Bölümü MART-NİSAN 2012 D-LIFE gdo_mart12_son.indd 73 | 73 19.03.2012 16:40 focus NEFES al SAĞLIK ver D-Life’ın daha sağlıklı bir yaşam için sunduğu terapilerden transformal nefes pek çok hastalığa iyi geldiği gibi etkili bir arınma deneyimi de vaat ediyor. BURCU SEVER T ransformal nefes, metafizik doktoru Judith Kravitz’in geliştirdiği etkili bir şifa yöntemi. Yaklaşık 35 yıl önce gırtlak kanseri olan Kravitz hastalığı 6 ay gibi kısa bir sürede bu yöntemle (modern tıp tedavilerini kabul etmemiş) yenince bu teknik hızla tüm dünyaya yayıldı. Oksijenin hastalıkları iyileştirmede ne denli güçlü olduğu tartışmasız bilimsel bir gerçek. 50’nin üzerinde anaerobik (oksijensiz) hastalığın oluşmasına hücrelerdeki yetersiz oksijen neden oluyor. Çoğumuz, insanların yüzde 90’ı, sadece yüzde 30 kapasiteyle nefes alıyoruz. Üzüntü, korku, stres gibi olumsuz etkenler nefes alma kapasitemizi düşürüyor. Transformal nefes bu oranı daha yüksek seviyeye çıkaran bir teknik. Doğru nefes ve daha fazla oksijen almayı sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve vücut fonksiyonlarının düzgün işlemesine yardımcı oluyor. D-Life bünyesinde nefes eğitmenliği yapan Fatoş Sezer ağır bir duygusal travma geçirdiği dönemde tanışmış bu teknikle. “Depresyondaydım. Nefes alamadığımı hissediyordum. Nefes göğsümde tıkanıyor, karnıma inmiyordu. Bu sırada nefes terapisini öğrendim. İlk seanstan sonra depresyondan eser kalmadı. Yaşama neşeyle, tutkuyla bakmaya başladım.” 8 seanstan sonra beş buçuk günlük nefes seminerlerine de katılan Sezer, seminerden çıktığında bambaşka bir insan olduğunu söylüyor. “Aslında nefes anlatılası değil, yaşanılası bir şey. İlk nefesle dünyaya geliyoruz, son nefesle bu dünyadan göçüyoruz. Yaşam tecrübemiz bu iki nefes arasında geçiyor. Nefesimiz açıldığında muazzam mucizeler gerçekleşiyor. Terapiye katılanlar kendini daha genç, dinamik ve canlı hissediyor. Kandaki oksijen oranı yükseldiği için hücreler yenileniyor, bağışıklık sistemi güçleniyor.” EN AZ 8 SEANS Sezer diyaframdan, karından alınan nefesin doğru nefes olduğunu söylüyor. Ağızdan alınıp verilen transformal nefes sadece seans sırasında uygulanabiliyor. Gündelik yaşamda böyle nefes almak mümkün değil. Terapiyle solunum sistemi eğitiliyor. Seans sırasında açılan nefes günlük yaşamda daha rahat nefes almayı sağlıyor. Sezer, nefes terapisinin etkili olabilmesi için en az 8 ila 10 seansa girmeyi öneriyor. “Daha sonra seminere katılıp bambaşka bir insan olarak hayatınıza devam edebilirsiniz.” Nefes terapisinde bir seans ortalama 45 dakika 74 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 nefes_mart12_son.indd 74 19.03.2012 16:41 O Da ruh T B Z olu sürüy –neşe gulan BİLİ Karın fiziks etkisi Sezer’ muzd muş. sahip sediyo duygu Ruhsa Olumlu etkileri r çok dımcı Fatoş emde s alanıyor, öğrenmadı. 8 seine de bir indeğil, z, son bemiz ğında atılandiyor. enile- Daha fazla oksijen alımını sağlayarak hücreleri besleyen nefes terapisinin vücutta fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak üç aşamalı etkileri oluyor: Toksinlerin vücuttan atılımını hızlandırır. Solunum sistemini geliştirir ve zindelik verir. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve dayanıklılığı artırır. Stresin olumsuz etkilerini yok eder. Zihne kazınan eski travmaların izlerini siler. Öfke, korku, endişe, suçluluk ve keder gibi olumsuz duyguları yok eder. Huzur ve neşe verir. sürüyor. Ek olarak 20 dakika spiritüel yaşam koçluğu –neşe, sevgi, coşku, yaratıcılık gibi pozitif niyetlerin uygulandığı– ve 15 dakika meditasyon yapılıyor. BİLİNÇALTINI TEMİZLİYOR Karın ve göğüs nefesini bağlayan nefes terapisinin fiziksel, ruhsal ve duygusal olmak üzere üç seviyeli etkisi var. Fiziksel etkilerine en iyi örneklerden biri Sezer’in kişisel deneyimi. Terapinin ardından 20 yıldır muzdarip olduğu spastik kolon hastalığından kurtulmuş. “Zihinsel olarak muazzam bir konsantrasyona sahip oluyor, kendinizi daha huzurlu ve mutlu hissediyorsunuz. Korku, endişe ve kaygı gibi olumsuz duygular daha pozitif düşüncelerle yer değiştiriyor. Ruhsal olarak da bizi özümüzle buluşturan en etkili Mücadele ettiği hastalıklar yöntem. Bugün dünyada en kolay uygulanan ve en etkili bilinçaltı temizleme tekniği. Bilinçaltındaki tüm olumsuz travmaları dönüştürüyorsunuz. Geçmişten taşıdığınız tüm olumsuzlukları hücre bazında tek tek temizliyorsunuz.” Sezer, detoks yapanların mutlaka nefes terapisine katılmasını öneriyor. Bu terapide bol oksijen alarak bedendeki tüm toksinlerin atılması sağlanıyor. Bu yüzden detoksun en önemli destekçilerinden. D-Life’ta her pazartesi, çarşamba ve cuma nefes terapileri düzenleniyor. Grup seansları 150, özel seanslar 250 TL. 7’den 70’e herkesin uygulayabileceği terapiyi deneyimlemek isterseniz bir seanslık ücretsiz tanıtım eğitimine katılabilirsiniz. Rezervasyon için; 0 212 381 3000. Astım, kalp hastalıkları, tansiyon, şeker, panik atak, adet öncesi sendrom, migren, sindirim bozuklukları, kısırlık, uyku apnesi, horlama, sırt ağrıları, depresyon, kronik yorgunluk, alerjiler, sigara ve alkol gibi zararlı madde bağımlılığı D-Life nefes eğitmeni Fatoş Sezer seans sırasında. FOTOĞRAF: BEGÜM ÖZPINAR nefes ormal ndelik apiyle nefes or. Seila 10 katılıp ebilirdakika MART-NİSAN 2012 D-LIFE nefes_mart12_son.indd 75 | 75 19.03.2012 16:41 focus Etikete aldanmayın Gıda ürünlerinin etiketleri gerçekleri yansıtmayabiliyor. Onları doğru okumayı öğrenin, sağlığınızı koruyun. PINAR DENİZER M arket alışverişinde ürün seçerken kafanız karışıyor olabilir. Çünkü hazır gıdaların ambalajlarında aslında çok da doğru olmayan bir dolu bilgi yer alıyor. Üstelik içeriklerindeki pek çok zararlı madde ambalajlarında yazmıyor. Antioksidan içeren kahvaltılık gevrekten, tam tahıllı ekmeğe ya da bol karışımlı yüzde 100 meyve suyuna kadar sağlıklı sandığınız ürünlerin ardındaki gerçeklere karşı dikkatli olun. TRANS YAĞ YOKTUR TEHLİKE Üzerinde trans yağ yoktur yazan ürünlerin içindekiler listesinde hidrojen ya da bitkisel yağ olabilir. NEDEN Trans yağlar (trans-izomer, E-izomer, hidrojene nebati yağ, hidrojene bitkisel yağ) sıvı bitkisel yağlara katılaşmaları için hidrojen eklenmesiyle elde edilir. Bu doymamış yağlar kötü kolesterol olarak bilinen LDL düzeyini artırıp, HDL düzeyini azaltır. Bu da koroner kalp rahatsızlığı, diyabet, obezite ve kanser gibi hastalıklara yol açar. Bir ürünün içeriğindeki toplam yağın 100 gramında 1 gramdan az olması halinde paket üzerine trans yağ içermez yazılabilir. Tabii bu gıdanın içeriğinde trans yağ olmadığı anlamına gelmez. YAPAY AROMALAR İÇERMEZ TEHLİKE Paketlenmiş gıdanın içindekiler listesinde aroma, doğala özdeş aroma ya da monosodyum glutamat gibi katkı maddeleri bulunabilir. NEDEN İster doğal ister yapay aromalandırılmış olsun, gıdalara eklenen her tür aroma için laboratuvar ortamı gerekir. Örneğin hindistancevizi aroması Malezya’daki bir ağacın kabuğundan, vanilya bir mantar küfünden, bal bir ağaç mantarından, fındık ise bir tür mikroptan elde edilir ve bunların hepsi aslında doğal birer maddedir. Yapay aromalar arasında en tehlikeli olanlardan biri beşinci tat duyusu umamiyi harekete geçiren MSG’dir (monosodyum glutamat, MSG, E621, 620, 625, glutamik asit). Bir amino asidin sentetik versiyonu olan ve yiyeceklere lezzet katan bu madde sinir hücrelerine zarar verir, Alzheimer, Parkinson, epilepsi, diyabet ve obezite gibi birçok rahatsızlığa davetiye çıkarır. TAM TAHILLI VE LİF KAYNAĞI TEHLİKE Tam tahıllı ürünleri daha fazla tüketerek daha fazla lif alabilirsiniz ama ürünler gerçekten tam tahıllı ise! NEDEN Tam tahıllı olduğu iddia edilen birçok üründe bolca buğday kepeği ve lif bulunur. En önemli sorun bu maddelerin ağartılmış buğday ununa sonradan eklenmesidir. Bir ürünün gerçekten tam tahıllı olabilmesi için en az yüzde 20 oranında tam tahıl içermesi gerekir. Oysa piyasadaki ürünlerin çoğunda ancak yüzde 10 oranında tam tahıl bulunur. Ayrıca hazır gıdalara sonradan eklenen polidekstroz (E 1200, prebiyotik lif) ve inülin gibi lifler de bazen vücuda yarar değil zarar verebilir. 76 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 alis-veris_mart12_son.indd 76 19.03.2012 16:42 %1 TEHL diye a meyv NED leri m ayrılır meyv cek v zaman lan ta kurul şurub tozlu rici b belirt n % 100 MEYVE SUYU KOLESTEROLSÜZ ANTİOKSİDAN YÜKLÜ TEHLİKE Yüzde 100 doğal elma suyu diye aldığınız ürünün içinde aslında başka meyvelerin suları da bulunur. NEDEN Meyve türevli içecekler, içerdikleri meyve oranına göre dört kategoriye ayrılır. Meyveye yakınlık sırasına göre meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içecek gibi. Meyve suları zaman zaman su ile seyreltilebilir ve bozulan tat dengesi katkı maddeleriyle yeniden kurulur. Bu tür içeceklerde şeker, mısır şurubunun işlenmiş hali olan yüksek früktozlu mısır şurubu (YFMŞ) ve renklendirici bulunabilir. Yüzde 100 doğal olduğu belirtilen ürünlere bile daha içilebilir ya da olabilmesi için d ucuz uc farklı fark meyve karışımları eklenebilir. Tıpkı l % 100 1 elma suyu olarak satılan ürünün içinde bulunan vişne suyu gibi. v TEHLİKE Kolesterol, et, balık, süt ve tereyağı gibi hayvansal gıdalarda bulunan bir tür yağdır. Buna rağmen bitkisel bazı ürünlerin etiketlerinde kolesterol içermez yazar. NEDEN Hazır ya da paketlenmiş gıda üreticileri tüketicinin kolesterol değerleri konusunda gösterdiği hassasiyetin farkında. Ayrıca birçok tüketici bitkilerde kolesterol olamayacağını bilmiyor. Üretici firmalar bu durumu kullanarak tüketicinin hassas noktasına dokunuyor. Bazı kahvaltılık gevrek, ekmek ve kurabiye üreticileri bilinçsiz tüketicinin gözünü paket üzerine bu bilgiyi koyarak boyuyor. TEHLİKE Antioksidanın sağlıklı bir enzim olması sonradan antioksidan yüklenmiş gıdaların sağlıklı olacağı anlamına gelmez. NEDEN Antioksidanlar hücrelerdeki oksitlenmenin önüne geçen mucize enzimlerdir. Antioksidan deposu olarak sunulan hazır gıdaların çoğu ya meyve gibi bir zamarlar antioksidan içeren maddeden yapılmıştır ya da gıdanın içeriğine çeşitli vitaminler eklenmiştir. Ancak gıdalar işlendiklerinde içeriklerindeki yararlı maddeler yok olur. Bu nedenle doğal halleriyle tüketmek daha sağlıklıdır. TAMAMEN DOĞAL TEHLİKE Üzerinde % 100 Doğal ya da Tamamen Doğal yazan ürünleri satın almadan önce gerçekten doğal olup olmadığını kontrol edin. NEDEN Nereden geldiğini bilmediğiniz bir tavuk yerine üzerinde tamamen doğal yazan bir ürünü tercih edebilirsiniz. Ama bu yazı sizi yanıltmasın. Çünkü bir ürünün paketine tamamen doğal yazılabilmesi için uyulması gereken yasal bir düzenleme bulunmuyor. Dolayısıyla üretim aşamasını ya da içindekiler kısmını görmeden gerçekten doğal olup olmadığından emin olamazsınız. İçindekiler kısmında gıda boyası, aroma artırıcı ve koruyucu olup olmadığını kontrol edin ya da organik sertifikalı ürünleri tercih edin. ŞEKERSİZ TEHLİKE Aspartam gibi yapay tatlandırıcı ya da mısır şurubu içeren ürünleri tüketmek sizi şekerden daha fazla hasta edebilir. NEDEN Üzerinde şekersiz yazan ürünlerin büyük kısmında aslında içeriğinde sakkaroz olmadığı belirtilmek istenir. Ama diğer şekerler de kalorisiz sayılmaz. Şeker gramda 4 kaloriye sahipken şeker alkolleri gramda 1,5 ila 3 arası enerjiye sahiptir. Mısır şurubunun işlenmiş hali olan YFMŞ son yıllarda en yaygın kullanılan şeker kaynaklarından biridir. Pek çok farklı gıda maddesine giren bu madde birçok hastalığa davetiye çıkarır. Pirinç şekeri, karamel, früktoz ve meyve suyu konsantresi gibi diğer işlenmiş kompleks şekerler de en az işlenmiş şeker kadar zararlıdır. RENKLENDİRİCİ İÇERMEZ TEHLİKE Hazır gıdaların içeriğindeki en tehlikeli katkılar arasında gıda boyaları yer alıyor. NEDEN Gıda renklendiricilerinin büyük bir kısmı kömür katranından elde edilir ve pek çok farklı gıda maddesinde kullanılır. Bilim insanlarının yaptığı birtakım araştırmalar gıdalarda kullanılan renklendiricilerin hiperaktiviteden astıma, kanserden kromozom hasarına kadar birçok hastalığa yol açabileceğini gösteriyor. Tartrazin (E102, E102a, Sarı #5, Yellow #5), böcekten elde edilen karmen kırmızısı (E120, Karmin, Kosinal ekstrakt, koşineal), sodyum nitrat, eritrosin (Red 3, E127), parlak mavi (Brillant Blue, E133) gibi boyalar ise bu katkı maddeleri arasında en tehlikelileri. KORUYUCU İÇERMEZ TEHLİKE Aldığınız ürünün içindekiler kısmını kontrol ettiğinizde adını bile duymadığınız birçok koruyucu madde görebilirsiniz. NEDEN Gıdaların tazeliğini uzun süre korumasını sağlamak ve bozulmalarını önlemek için birçok hazır gıdaya koruyucu madde eklenir. Tabii genellikle bu maddeler ürünlerin paketlerinde açıkça yazmaz. Sülfit (E220-E228, SO2, sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit), MSG, butillenmiş hidroksianisol ve butillenmiş hidroksitoluen (BHA, E320 ve BHT, E321) gibi koruyucu maddeler son derece ciddi hastalıklara yol açabilir. MART-NİSAN 2012 D-LIFE alis-veris_mart12_son.indd 77 | 77 19.03.2012 16:43 focus ULT i ç i m i Çevr a m n ı r A mış o mana LEM Limon şekild mada ve Lim hazırl vücud ve kil karşı DET cı olan lamad lamalarıyla u g y u e n o h iP iPad ve gereken iz n e m il b a d detoks hakkın şabilirsiniz. İşte her şeye ula detoks r le ü p o p n e n Apple Store’u rı. BURCU SEVER aplikasyonla ULT Uygul için o sonuç madığ günlü limatl yemen ve din sel de özelli 21 D 78 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 i_phone_mart12_son.indd 78 19.03.2012 16:43 ULTIMATE DETOX DIET $9,99 10 günlük bir arınma programı içeren bu uygulama günlük talimatlarla sizi yönlendiren yardımcı bir detoks rehberi. Programda aşamalı olarak arınmaya başlanıyor. Önce gıda alımı azaltılıyor. Ardından, 3 günlük oruç sonrasında tekrar aşamalı olarak orucu bırakıp, tüm gıdalara yeniden entegre olunuyor. Daha önce hiç detoks yapmamış olanların bu uygulamayı kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışmasında fayda var. LEMON DETOX DIET $0,99 Limon Detoks Diyeti vücudu içten dışa etkin bir şekilde temizleyen bir arınma programı. Uygulamada neden vücudunuzu arındırmanız gerektiği ve Limon Detoksu için gerekli içeceklerin nasıl hazırlanacağı öğretiliyor. Limon Detoks Diyeti vücudu temizlerken bağışıklığı güçlendiriyor ve kilo kaybına yardımcı oluyor. Ayrıca kanser gibi hastalıklara karşı koruma sağlıyor ve akne gibi cilt problemlerini iyileştiriyor. DETOX DIET SHOPPING LIST $1,99 Detoks diyetiniz için yapacağınız alışveriş konusunda kafanız karışık mı? Endişelenmeyin. Bu alışveriş listesi markette doğru ürünleri seçmenize yardımcı oluyor. Kullanımı oldukça kolay ve kişiselleştirilebilen bu kontrol listesi detoksta izin verilen ve yasaklanan besinleri içeriyor. Diyetinizde daha doğru kararlar almanıza yardımcı olan bir uygulama ama sadece detoks değil herhangi bir diyete başlamadan önce bir uzmana danışmanız gerektiğini unutmayın. ULTIMATE DETOX DIET EVALUATION QUIZ FREE Uygulama detoks ihtiyaçlarınızı değerlendirmek için oluşturulmuş bir anketle başlıyor. Anketin sonuçlarına göre programın size uygun olup olmadığı belirleniyor. The Ultimate Detox Diet, 10 günlük bir detoks programı. Günlük detaylı talimatlarla kullanıcı yönlendiriliyor. Her gün ne yemeniz ve içmeniz, nasıl egzersizler yapmanız ve dinlenmeniz gerektiği konusunda bilgiler veriliyor. Ayrıca kişisel deneyiminizi aktarabilmeniz için uygulamanın günlük tutma özelliğini kullanabiliyorsunuz. 21 DAY DETOX - THE SIMPLE CLEANSE $2,99 21 Day Detox kitap kategorisindeki bir diğer uygulama. Rehber niteliğindeki kitapta adım adım takip edilebilecek bir program öneriliyor. Gerekli alışveriş listesinden yemek tariflerine ve meditasyon tekniklerine kadar herkesin uygulayabileceği basit arınma teknikleri öğretiliyor. A 7 - DAY DETOX $0,99 7 Day-Detox Hollywood ünlülerinin ve tanınmış spaların kullandığı bir program. İki temel amaca hizmet ediyor. Öncelikle bir türlü verilemeyen inatçı birkaç kilonun hızlı ve sağlıklı bir şekilde kaybedilmesine yardımcı oluyor. Sonra vücudu, kanı ve hayati organları toksinlerden arındırıyor. Uygulama bağışıklık sistemini güçlendiren ve vücudu doğal dengesine kavuşturan yemek tarifleri ve doğru pişirme tekniklerini içeriyor. Sabah, öğle ve akşam yemeklerinde bu tarifleri uygulamak yeterli. NATURAL DETOX $1,99 Marketler detoks sırasında kullanılabilecek sayısız ürünle dolu. Peki, bunlardan hangilerini ve ne kadar tüketmek gerekiyor? Natural Detox, kendi kendinize neler yapabilirsiniz, neden ve nasıl yapmalısınız gibi konularda kullanıcıyı bilgilendiriyor ve detoks konseptini anlamaya yardımcı oluyor. İnternetten ya da marketten uygun detoks ürünlerini bulmanızı sağlarken evde rahatça uygulayabileceğiniz arınma formülleri ve tarifler öneriyor. DETOX JUICE RECIPES $0,99 Sıvı içecekler detoksun vazgeçilmez bir parçası. Bu uygulamayla detoks diyetinizde rahatlıkla kullanabileceğiniz sayısız içecek tarifine ulaşabilirsiniz. Uygulamada detoks yapmadan, sadece sağlıklı sıvılar tüketmek isteyenler için sayısız sebze ve meyve suyu tarifinin detaylı açıklamaları veriliyor. Kullanımı oldukça kolay olan uygulamada tarifleri ister içeceğin türüne isterseniz sebze veya meyvelerin isimlerine göre aratabiliyorsunuz. iDETOX - DAILY DETOX TIPS $0,99 iDetox kullanıcılara günlük küçük değişimler için basit öneriler sunuyor. Gündelik yaşamda zihni, vücudu ve ruhu arındırmak için neler yapılabileceğini anlatıyor. Uygulamada detoks için sürekli güncellenen ipuçları veriliyor. Favori ipuçlarını işaretleyerek sık kullanılanlara ekleyebiliyor ve uygulamayı kişiselleştirebiliyorsunuz. HOME DETOX £0,69 Home Detox eğitim amaçlı bir online kitap. Daha önce detoksu denemediyseniz bu kitabı okuyarak detoksun vücudunuza faydalarını, sayısız detoks tarifini ve evde bu tarifleri nasıl uygulayabileceğinizi öğrenebilirsiniz. MART-NİSAN 2012 D-LIFE i_phone_mart12_son.indd 79 | 79 19.03.2012 16:43 Fitness ve sağlıklı yaşam Fitness nedir ve egzersiz yapmak günümüzde neden bu kadar önemli? Bu soruların cevaplarını aşağıdaki yazımızda bulacaksınız. F itness’ı tanımlamadan önce kısaca neden egzersiz yapmaya ihtiyaç duyduğumuzu size anlatmak isteriz. 1800’lü yılların sonunda, tüm dünyada tarımdan sanayileşme yoluna hızlı bir geçiş yapıldı. İnsanların tarlalardan çıkıp fiziksel aktiviteye ihtiyaç duyulan fabrikalarda çalışmaya başlamalarıyla beraber fiziksel inaktivite problemi ortaya çıktı. Bu nedenle, bireylerin sağlık normlarının daha verimli hale gelebilmesi için çeşitli kuruluşlar; sağlık, fiziksel aktivite ve beslenme konuları üzerine reformlar geliştirdi. Tıbbın gelişmesiyle, son yüzyılda özellikle medeni ülkelerde ortalama yaşam süresi 78’lere dayandı. Uzayan ömrümüzü sağlıklı geçirmeyi başarabilmemiz için sağlığın ne demek olduğunu bilmemiz gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 1948 yılında yaptığı tanıma göre sağlık; hastalıklara yakalanmama ve fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan iyi olma halidir. Fitness, sağlığın fiziksel sağlık boyutuyla ilgilidir. Fiziksel sağlık, kişinin düzenli fiziksel aktivite ve uyku düzeni ile vücut yağ oranını düşük ve kas tonusunu formda tutarak, orta ve şiddetli fiziksel hareketleri aşırı yorulmadan yapabilecek enerjiye sahip olma halidir. Bu nedenle fitness’ın hem sağlığa hem de beceriye ilişkin ölçülebilir en önemli enstrümanlarının ne olduğunu bilmek çok önemlidir. Kardiyovasküler dayanıklılık, vücut kompozisyonu ve kasiskelet sağlığı olarak gruplayabileceğimiz fitness bileşenlerini kullanarak, sağlık hikayenizi, egzersiz geçmişinizi ve amaçlarınızı göz önünde bulundurarak, egzersizi size özel yapmak ve eğlenceli kılmak öncelikli hedefimizdir. Kardiyovasküler çalışmalar, kişinin kalp ve dolaşım sistemini güçlendirmeye yarayan ve özellikle kilo kontrolü açısından da en fazla enerji sarfiyatını gerçekleştiren çalışmalardır. ACSM’ye (American College of Sports Medicine) göre bu çalışmaların yapılma sıklığı, haftada 3-5 gün, 20-60 dakika arası ve uygun şiddetlerde olmalıdır. Fitness alanının içinde, bireysel olarak koşu bandı, eliptik bisiklet ve kürek cihazları gibi aletleri ya da stüdyo grup egzersizlerinde spinning, dans veya aerobik derslerini programınıza uygun reçetelendirme şansınız bulunmaktadır. Yaşa bağlı kas kaybını ve uzayan ömrümüzü düşündüğümüzde, kas kütlemizi ve gücümüzü korumak için direnç egzersizlerinin egzersiz reçetemizde önemi çok büyüktür. Bu çalışmalarda amaca göre haftada 2-3 gün, 1-3 set, 8-30 tekrar sayıları ile tüm ana kas gruplarının çalıştırılmasını önermekteyiz. Bireysel olarak her kas grubunu ayrı ayrı çalıştıracak ağırlık aletlerinin, dumbbell, bar ve lastik bantların yanı sıra, stüdyo grup egzersizlerinde TRX, kettlebell, pilates reformer ve pilates matwork derslerini bu kategoride sayabiliriz. Farklı amaçlar güden grup egzersizleri, kişinin fonksiyonel becerilerini de geliştirici özellikleriyle hem eğlenceli hem de verimlilik anlamında çok faydalıdır. ÇOK YÖNLÜ EGZERSİZ Kronik bel ağrısı sendromu, modern toplumların en önemli problemlerinden biridir. Esneklik çalışmaları ise bu problemleri aşmamızda yardımcıdır. Bu çalışmalar haftada 2-3 gün, kaslarınızı aşırı gerginliğe sokmadan, her ekleme yönelik 10-30 saniye arası bekletmelerle yapılır. Bireysel çalışmanın yanı sıra esneklik gerektiren ve dolaylı olarak esnekliğe fayda sağlayacak yoga veya pilates gibi diğer egzersiz türleriyle de geliştirilebilir. Yogadan örnek vermek gerekirse, bunun en büyük faydası kişinin stres yönetimine ve zihinsel sağlığına büyük katkı sağlamasıdır. Sağlık kavramına atıfta bulunarak, kişinin sağlıklı olması sadece fiziksel değil, zihinsel ve sosyal olarak da sağlıklı olmasına bağlı olduğu için insanların programlarını çok yönlü planlamaya çalışmaktayız. Vücut kompozisyonunuz içinse BIA (Biyoelektrik Empedans Analizi) yöntemiyle vücudunuzdaki yağ miktarının yanı sıra, vücudunuzun biyoyararlılığı açısından çok önemli olan hücre içi ve dışı sıvı oranları gibi önemli verileri toplayabilmekteyiz. Bu verilere dayanarak ve beslenme uzmanımızdan yardım alarak, beslenmeniz ile egzersiz reçeteniz arasındaki uyumu sağlayabilmekteyiz. Amacımız, mümkün olduğu kadar sizi hareketli hale getirmektir. Ancak fiziksel aktivite ve egzersiz eşanlamlı kavramlar değildir. Egzersiz, fiziksel aktivitenin bir alt kategorisidir ve aralarında çok önemli farklar vardır. Egzersiz, kişinin fiziksel sağlığını iyileştiren ya da en azından muhafaza eden belli bir yapıda, planlı, tekrarlanan ve amacı olan fiziksel aktiviteyi içermektedir. Örnek vermek gerekirse, bir kişinin sahilde gelişigüzel yürümesi fiziksel aktiviteye girerken, aynı kişinin aynı yürüyüşü haftada 4 kere, belli bir nabızda, 35 dakikada yapması egzersiz yapması anlamına gelmektedir. Egzersizde değişim, yaşam kalitesinde değişim, insanda değişim mesajlarını kitlelere yaymayı hedefleyen D-Gym, size sağlıklı ve mutlu bir yaşam diler. D-GYM: 0212 346 35 45 / 346 30 46 - www.dgym.com.tr 80 | D-LIFE MART-NİSAN 2012 d_gym_tek_mart12_son.indd 80 19.03.2012 16:44 Doğuş Power Center AVM G-45 No: 4/33 Maslak/İstanbul Tel: 0212 346 3545 - 0212 346 3046 www.dgym.com.tr CAZ15_babylon_205x265_CP.ai C M Y CM MY CY CMY K 1 28.02.2012 11:23
Benzer belgeler
Görüntüle - Espace Privé Chenot D-Life
D-Life’ta...
İçtiğimiz su, aldığımız besinler, vücudumuza sürdüğümüz kremler, kullandığımız makyaj malzemeleri, deodorant ve
deterjanlar ne kadar sağlıklı? D-Life’ta sağlıklı besin takviyeleri ve ç...