the truth about ımmovable property commıssıon
Transkript
the truth about ımmovable property commıssıon
PROPERTY CONSULTING THE TRUTH ABOUT IMMOVABLE PROPERTY COMMISSION TAŞINMAZ MAL I KOMİSYONU İLE İLGİLİ GERÇEKLER t was 22 November 2004 when I got a phone call from The Times Newspaper in the UK. The reporter wanted to get my opinion, as a solicitor, about THE ORAM’S CASE, which I had no idea about. As a matter of fact until that day nobody in Cyprus knew what Orams case was about. I asked the reporter to brief me about the issue - it was about an expatriate family occupying Greek Cypriot property in Kyrenia. They were ordered by the Greek Cypriot Court to demolish the house that had been built by them on the land, return the plot to the Greek Cypriot owner and pay nearly £10,000 as damages. The article was published in The Times, together with my opinion which was very straight forward; LEXLAW CONSULTING LTD. Minhan SAGIROGLU & Feyzi HANSEL (Advocates & Legal Consultants) CONTACT [email protected] [email protected] www.lexlawconsulting.com B undan yıllar önce, 2004 yılının 22 Kasım akşamı Birleşik Krallık’ta yayınlanan “The Times” gazetesinden bir telefon aldım. Telefonda ilgili gazetenin editörü benden Orams Davası diye bilinen mesele ile ilgili hukuki görüşlerimi talep etmekteydi. O güne değin bende dahil hiç kimse “Orams meselesi” diye bir durumdan haberdar değildik. Editöre bu mesele ile ilgili bana kısaca bilgi vermesini rica etmiştim. Girne’de bir taşınmaza ev yapan İngiliz ailenin Güney Kıbrıs mahkemesince mahkum olup evlerinin yıkılması, araziyi esas sahibi olan rum’a iade etmesi ve tazminat olarak 10,000 İngiliz Sterlin’i ödemeleri ile ilgiliydi. Bu meyanda ilgili gazetede yayınlanmış olan benim hukuki görüşüm şöyle idi; “ ... the constitution of northern Cyprus guaranteed the rights of expatriates who bought property in the region. “If at some stage European law was to be applied in northern Cyprus, the English owner should be able to apply for compensation from the State”. “Kuzey Kıbrıs’ta taşınmaz almış olan yabancıların haklarının Kuzey Kıbrıs Anayasası tarafından garanti altına alınmış olduğunu ve bir gün Avrupa Birliği yasalarının Kuzeyde uygulanması durumunda kişilerin Devletimiz tarafından tazmin edileceği” yönünde idi. At that time, there were hundreds of cases submitted to the ECHR against The Republic of Turkey by the Greek Cypriots. Then in 2005 a miracle happened, a new law was introduced, 67/2005, the Law for the Compensation, Exchange and Restitution of Immovable Properties, which are within the scope of sub-paragraph (b) of paragraph 1 of Article 159 of the Constitution. O dönemde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye Cumhuriyet’i aleyhine Rumlar tarafından yüzlerce dava dosyalanmıştı. Türkiye AHİM nezdinde aleyhine en çok dava getirilmiş olan ülkelerden biriydi fakat 2005 tarihinde bir mucize oldu ve Anayasanın 159’uncu Maddesinin (1)’inci Fıkrasının (b) Bendi Kapsamına Giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi Yasası, yani 67/2005 sayılı yasa yayınlanıp yürürlüğe girdi. Hemen akabinde Taşınmaz Mal Komisyonu kuruldu. Then immediately after this new law was introduced the TRNC Government set up the Immovable Property Commission. As I had mentioned in the newspaper, finally European Law was to be applied in the TRNC. The Immovable Property Commission (IPC) was acknowledged by the ECHR and the judgments given were recognised by the European Court of Human Rights and all pending cases against Republic of Turkey were referred back to this Commission located in the TRNC. This was a huge success for the TRNC but most importantly for Turkey. “The Times” gazetesinde de yayınlandığı gibi nihayet artık KKTC’de Avrupa Hukuğuna tabi oluyordu. TMK’nın işleyişi ve kararları AHİM tarafından onaylanıp, kabul görmüştü. Bunun neticesinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Rumlar tarafından açılan davalar AHİM kararı ile durdurulup, KKTC’de kurulmuş olan TMK’ya yönlendirildi. Bu KKTC için bir başarı, Türkiye Cumhuriyeti içinse tam bir zaferdi. 52 PROPERTYNC MAGAZINE | 1May - 1Jul., 2014 Lexlaw.indd 52 30/06/2014 14:49:58 PROPERTY CONSULTING At first, the procedure was efficient, fast and fair. The IPC was working very well and all cases were resolved within just a few months. The applicants were being awarded reasonable and acceptable compensations, which assisted in the trust given to the institution by the Greek Cypriot applicants, and due to this, the number of cases has risen to almost 6,000. There is a saying in Turkish. “Start doing something like a Turk but carry on and finish it like an English”. What an accurate saying that is, as now, due to the amount of applicants, the IPC is paralysed, and neither they nor the Government are doing anything to put things back on the right track. For most applicants, the process is now taking 3 to 4 years to finish. On top of that, it is also taking almost 1 year for the Government to pay for already awarded compensations to the applicants. Until 2013, the IPC was processing 10 to 12 applications, now they are doing just 5 to 6 cases. As the number of applications has risen, one would expect the IPC to be handling more cases than they were doing at the beginning. The Committee Members are tired, the staff of the IPC are tired but we, responsible solicitors, are not just tired but also frustrated. The only relaxed institution appears to be the Government as they are not employing more civil servants for the IPC or for the offices of the Government in charge of the IPC issues. You may ask “why should I care, I am not a Greek Cypriot, I am a Turkish Cypriot or a foreigner or an ex-pat living in the TRNC.” Well, you should care because when a Greek Cypriot is compensated by the Government, your property changes and becomes a Turkish title deed. It automatically becomes more valuable and undisputed no matter what happens with the Cyprus problem and you do not have to pay a penny. As a foreign property owner you know that what Orams family had to go through will never happen to you. You will never have to worry that what you have is Esdeger (exchange) property or not anymore. Many foreigner owned properties have been compensated by the TRNC, and there are many applications before the IPC so many more people could be compensated too. There is so much more to be said about the IPC and the Government, however the bottom line is that this cannot go on like this, because the day may come that ECHR may not find the IPC to be an accurate and acceptable court, and may indirectly abolish the only internationally recognized body of the TRNC which in turn may result in Turkey having to pay billions of pounds in compensation plus restitution of the properties back to their Greek Cypriot owners. Önceleri, Komisyonun işleyişi hızlı, adil ve etkiliydi. TMK (Taşınmaz Mal Komisyonu) çok iyi çalışmakta ve davaları birkaç ay içerisinde neticelendirmekteydi. Başvuru yapmış olan Rumlara kabul edilebilir tazminatlar ödenmekteydi ve bunun neticesinde TMK’ya şüpheyle bakan Rumların fikri değişmiş ve duyulan güven neticesinde başvuru sayısı altı bin’e ulaşmıştı. Ancak çoğu kez doğru bulduğum “bir işe Türk gibi başla İngiliz gibi bitir” sözünün ne kadar yerinde olduğunu unutmuşum. TMK huzurunda altı bin’i bulan başvuru sayısı Komisyonu paralize etmiş durumdadır ve bunun giderilmesi için ne Komisyon ne de Hükümetimiz herhangi bir önlem almamakta veya almak istememektedir. Önceleri aylar içerisinde neticelendirilen başvuruların neticelenmesi bugün 3-4 yılı bulmaktadır. Yetmezmiş gibi, KKTC’de haklarını aramış olmaları sebebi ile türlü baskılara maruz kalmakta olan Rumların durumunu ilgili bakanlıkların bilmesine veya bu durumların bilgilerine getirilmiş olmasına rağmen, tazminat ödemeleri yapılmamakta veya çok geç yapılmaktadır. Sadece geçmiş yıl içerisinde her hafta 10-12 başvuru neticelendirilirken artık 5-6 başvuru ele alınmakta ve başvuranlara önceleri hiç yapılmayan türlü zorluklar çıkarılmaktadır. İnancım odur ki başvuru sayısı ve personel eksikliği nedeniyle gerek Komisyon Üyeleri gerekse çalışanlar yorulmuş durumdadır. Ancak biz avukatlar olarak sadece yorgun değil aynı zamanda çok çaresiz ve oldukça endişeyle olayları takip etmekteyiz. Belki aklınıza şu soru gelebilir; “Bu mevzu beni neden ilgilendirsin ki, ben Rum değilim.” Ben Kıbrıslı Türküm veya ben KKTC’de mal satın almış olan bir yabancıyım. İlgilendirmeli, gerek Türk olun gerekse yabancı. Eğer KKTC’de malınız varsa veya mal satın almışsanız ve bu taşınmaz 1974 öncesinde Rum malı ise ilgilendirmeli çünkü TMK aracılığı ile tazmin edilen Rumların malları otomatik olarak piyasada Türk malı olarak nitelendirilen statüye girecektir. Devletimiz başvuru yapmış olan Güney Kıbrıs Vatandaşlarını tazmin ettiği anda elinizdeki taşınmazın değeri artacaktır ve bunun için, şu an itibarı ile, cebinizden bir kuruş dahi çıkmayacaktır. Yabancı iseniz “Orams” ailesinin yaşadıklarını asla yaşamayacaksınız. Hiçbir zaman malım eşdeğer statüsündedir birgün Rum Mahkemesinden biri gelip kapımı çalarmı endişesi hiçbir zaman taşımayacaksınız. Devletimiz birçok bu gibi malı tazmin etmiştir ve çok daha fazlası tazmin edilmeyi beklemektedir. TMK veya Hükümetimizin bu meseledeki tutumuyla ilgili daha pek çok şey söylenilebilinir ancak sözün bittiği ve söylenecek birşeyin kalmadığı noktaya gelmeden önce bu meselenin bu şekilde yürütülemeyeceğinin, aksi taktirde bir gün AHİM’in TMK’yı yeterli ve adil bir iç hukuk yolu olarak görmeyebileceğini ve bunun gerçekleşmesi halinde anavatan Türkiye’nin milyarlarca Sterlin tazminat ödeyebileceği gibi, Güney Kıbrıs Vatandaşlarına malını da iade etmek zorunda kalabileceğimizi bilmemiz gerekir. 1Mayis - 1Tem., 2014 | PROPERTYNC MAGAZINE 53 Lexlaw.indd 53 30/06/2014 14:49:58
Benzer belgeler
in this issue
Thinking of investing? Or already own a property on this beautiful island? Then have a read
through the article on “how to protect your assets”, plus many more informative articles on
upcoming inve...