Birçok insan Yoga`ya baş - Sri Govinda Math Yoga ve Meditasyon
Transkript
Birçok insan Yoga`ya baş - Sri Govinda Math Yoga ve Meditasyon
Birçok insan Yoga'ya başlangıçta vücutlarını formda ve esnek tutmak için rağbet ederler. Diğer bir kısmı gerginlik ya da sırt ağrısı gibi birtakım özel şikayetler için yardım ya da ferahlık sağlamak amacıyla Yoga'ya gelirler. Bazıları da yaşamdan elde edebilecekleri şeyleri elde edemedikleri duygusuyla Yoga'ya başvururlar. Sebebiniz ne olursa olsun Yoga, ne amaçla geldiyseniz, onu ve daha fazlasını veren bir araç olacaktır. Yoga'nın bir bütün olarak, sizin kendiniz için gereken bir deney olduğu anlaşılmaktadır. Yoga ilk bakışta, vücudu formda ve esnek tutan bazı spor ve benzeri yöntemlerden biraz daha farklı görünür. Yoga'ya başlayan kişi, düzenli egzersiz ile, yaşamında küçük bir değişim olduğunu farkeder, Egzersizlere devam etmek, vücudu gevşetmek ve zihni sakin tutmakla bu değişim farkedilir. İç huzurunuzun durumu birden güçlenmeye başlar ki bu durum sizin olması gereken doğal halinizdir. Bu da Yoga'nın aslını teşkil eder. Hepimiz bilerek ya da bilmeyerek, kendimizi tanımanın yolunu ararız ve de bunu giderek geliştirmeye doğru yöneliriz. Eğer zihninizi ve düşüncelerinizi kontrol altına alabilirseniz, yapabileceklerinizin sınırı olmadığını görürsünüz. Bizi bundan alıkoyan ve kendimizle bütünleşmemizi engelleyen şey hayallerimiz ve ön yargılarımızdır. İnsanlar günümüzde, insanlık tarihinin diğer zamanlardan daha fazla olarak, kendi denetimleri dışındaki gerilimlere ve strese maruz kalmaktadırlar. Binlerce insan sakinleştiricilerden, uyku haplarından ve alkolden medet ummaktadırlar. Hayatın en eski bilimi olan Yoga, size stresi yalnızca fiziksel düzeyde değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal düzeyde de kontrol etmeyi öğretebilir, insan vücudu bir araba ile kıyaslanabilir. Arabanın, Rolls Royce ya da eski bir araba olmasına bakılmaksızın, yağlamaya, soğutma sistemine, elektrik akımına, yakıta ve direksiyonun arkasında duyarlı bir sürücüye ihtiyacı vardır. Yoga'da asanalar, duruşlar vücudu yağlar. En ufak bir aksama olmadan, kasların ve mafsalların düzgün, iç organların uyumlu çalışmasını sağlar ve dolaşımı arttırır. Pranayama, yani Yoga nefesi, prana'yı, yani elektrik akımını alırken, komple bir gevşeme de vücudu soğutur. Yakıt gıdaları, sudan ve teneffüs ettiğimiz havadan sağlanır. Son olarak, vücudun sürücüsü, zihnin dinginleştiricisi meditasyondur. Meditasyon yaparak fiziksel aracınıza, yani vücudunuza üstün gelmeyi ve onu denetlemeyi öğrenirsiniz. HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 Dini, yaşı, fizik kondisyonu ne olursa olsun, herkes Yoga yapabilir. Genç, ihtiyar, hasta, sağlam, herkes bu disiplinden faydalanabilir. Hareket miktarı ne olursa olsun, herkes nefes almak zorundadır. Doğru gıda almazsak, mutlaka eklem romatizması (artrit) oluruz. Konsantrasyon objeleri farklı olabilir, ama teknik aynıdır. İlk Yogi'ler, iki temel soruya cevap aradılar: "Acıdan nasıl kurtulunur?", "Ölüm nasıl fethedilir?". Asanalarla fiziksel acıyı, Pranayama ile de duygusal acıyı kontrol edebilirsiniz. Meditasyon ile de, gerçekten kim olduğunuzu anlarsınız. İsmin ve formun (bedenin) yanlış kimliklendirilmesinden bağımsız olarak, ölümsüz olan "yüce ben"e ulaşır ve vücuda üstün olabilirsiniz. Yoga, bedenin bitip ona üstün gelindiği yerde başlar. Sonuç olarak söylenebilecek olan, Yoga'nın bir teori değil, bir yaşam biçimi olduğudur. Asanalar Tıpkı arabamızın zamanla değer kaybetmesini mümkün gördüğümüz gibi, bedenimizin de yıllar geçtikçe, daha az etkili şekilde çalışacağı düşüncesine kendimizi teslim ederiz. Bunun gerçekten gerekli olup olmadığını veya neden hayvanların, hayatlarının büyük bir bölümü boyunca iyi işlev görmekte olup bizim neden aynı şekilde olmadığımızı kendi kendimize durmadan sorarız. Aslında yaşlanma, geniş ölçüde doğal olmayan bir durumdur, genelde kendi vücudunda hasıl olan maddelerden kirlenme veya kendi kendine zehirlenme nedeniyle meydana gelir. Vücut organlarını temiz tutarak ve onlara iyi bakıp yağlayarak, vücudun çökme sürecini ve hücre kaybını önemli ölçüde azaltabiliriz. Hatha Yoga'nın etkileri üzerinde yapılan, 6 ayı aşkın süren bir çalışma, aşağıdaki sonuçlar tespit edilmiştir: Son yıllarda yapılan tıbbi araştırmalar, Yoga'nın etkilerine dikkat çekmektedirler. Araştırmalar göstermektedir ki, örneğin ceset pozisyonunda elde edilen rahatlama, yüksek tansiyonu etkili bir şekilde azaltmakta ve asanalar ve pranayamanın düzenli olarak uygulanması, artrit, damar tıkanıklığı, kronik yorgunluk, astım, varis ve kalple ilgili şikayetler gibi birçok hastalığa yardımcı olmaktadır. Laboratuvar testleri, yogilerin bilinçli olarak vücut ısısı, kalp çarpıntısı ve tansiyon gibi otonom veya istem dışı fonksiyonları kontrol altına alabildiklerini onaylamaktadır. Akciğer kapasitesinin ve solunumun artması; vücut ağırlığının ve ölçüsünün azalması; strese karşı koyabilme yeteneğinin gelişmesi; kolesterol ve kan şekeri seviyesinde azalma. Tüm bu sonuçlar, vücudun doğal sisteminde dengeleyici ve onarıcı etkiye sahiptir. Bugün artık Yoga'nın tedavi edici ve hastalığı önleyici ilaçlar kadar faydalı olduğu düşünülmektedir. Asana Yoga'nın üçüncü bölümü asana veya duruştur. Asana, organlara denge, sağlık ve hafiflik getirir. Düzgün ve hoş bir duruş, zihinsel denge getirir ve zihnin kararsızlığına son verir. HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 Asanalar sadece jimnastik egzersizleri değil, aynı zamanda birer duruşturlar. Bunları yapabilmek için havalandırılmış bir mekan, bir örtü ve kararlılık gerekir. Oysa başka sistem fizik egzersizlerinde gerekli olan geniş oyun alanları ve pahalı araç ve gereçlerdir. Asanalar yalnız iken yapılabilirler, çünkü vücudun organları gerekli ağırlık ve karşı ağırlıkları oluştururlar. Bunları yaparken çeviklik, denge, da- yanıklılık ve büyük bir canlılık kazanılır. Yüzyıllar boyu gelişerek oluşan asanalar, vücudun her kasını, sinirini ve salgı bezini çalıştırır. Asanalar kaslı olmayan, elastik ve kuvvetli, iyi bir fiziki yapı oluştururlar ve vücudu hastalıklardan uzak tutarlar; yorgunluğu azaltıp, sinirleri yatıştırırlar. Fakat en önemli yanları zihni eğitip disipline etmeleridir. Pek çok aktör, a k r o b a t , atlet, dansör, müzisyen ve sporcu çok mükemmel birer fiziğe sahiptirler. Vücutlarını fizik olarak tümüyle kontrol edebilirler. Ama zihinlerini, akıllarını ve özelliklerini kontrol etme gücüne sahip değillerdir. Bu nedenle kendileriyle uyum içinde olamazlar ve aralarında dengeli bir kişiliğe sahip biri nadiren rastlanır. Genellikle vücutlarını her şeyin önüne koyarlar. Buna karşın yogi vücudunu küçümsemez ve sadece onun mükemmeliyetini değil, duygularının, zihnin, aklının ve ruhunun da mükemmeliyetini arar. Yogi asanaları yaparak vücuduna hakim olur ve onu ruhunu taşıyacak bir araç haline getirir. Onun, ruhu için gerekli bir vasıta olduğunu bilir. Bedensiz bir ruh, vücudu güçten yoksun kalmış bir kuş gibidir. Yoganın Beş Temel Prensibi 1. Uygun Gevşeme Kaslardaki gerilmeyi gevşetir ve bütün sistemin sanki bir gece uyumuş gibi dinlenmesini sağlar. Bu; enerjinin korunmasını öğretir, korkulardan ve tereddütlerden arınmayı sağlayarak her türlü faaliyetlerinize uygulanabilir. 2. Uygun Egzersiz Vücudun her tarafını sistematik olarak çalıştıran kasları ve lifleri gereken belkemiğini ve omurları esnetir, dolaşımı arttırır. 3. Uygun Nefes Oksijen alımını arttırabilmek için, ciğerlerin tamamını çalıştırarak, ritmik nefes almaya uygun nefes alma denir. Yoga usulü nefes alma, yani pranayama, çakraların içinde saklı bulunan hayat kuvvetini, yani prana akışını ayarlayarak, zihinsel durumu kontrol etmeyi ve vücudu tekrar doldurmayı öğretir. 4. Uygun Diyet Doğal gıdaları temel alan bu iyi dengelenmiş beslenmeye uygun diyet denir. Vücudu hafif ve yumuşak tutar, zihni dinginleştirir, hastalıklara karşı vücudu kuvvetlendirir. 5. Pozitif Düşünce ve Meditasyon Kötü düşüncelerden kurtulmaya ve zihni rahatlamaya, her türlü düşüncenin üstüne çıkmaya yardım eder. Yogi ölümden korkmaz. Çünkü bilir ki zaman, bedenden geçiş ücretini alacaktır. O vücudunun devamlı değiştiğini, çocukluk, gençlik ve yaşlılıktan geçtiğini bilir. Doğum ve ölüm doğaldır, ama ruhun doğum ve ölümle ilgisi yoktur. Eski giysilerini çıkarıp atan bir adam gibi; vücudun içinde barınan ruh, yıpranmış vücutları bir yana bırakıp yenilere geçer. Yogi vücudunun Tanrı tarafından sadece zevk için değil, fakat yaşadığı her an diğer insanlara hizmet etmesi için verildiğini bilir. Onu kendi malı olarak görmez. Kendisine Tanrı tarafından verilmiş bu bedenin tekrar O'nun tarafından bir gün geri alınacağını bilip asanaları yaparak önce zenginlik olan sağlık kazanılır. Bu parayla elde edilecek bir şey değildir. Bu sadece ağır bir çalışmayla kazanılabilir. Bu; beden, zihin ve ruhun tam bir uyumudur. Fiziksel ve zihinsel bilincin unutulmaması, sağlığın ta kendisidir. Yogi asanaları yaparak fiziki güvensizlikten ve zihinsel sapmalardan kurtulur. Eylemlerini ve onların meyvelerini dünyanın hizmetine ve Tanrı'ya sunar. Yogi, hayatının ve bütün eylemlerinin doğada kendini insan şeklinde ifade eden tanrısal eyleminin bir parçası olduğunu anlar. Nabzının atışında, nefes alış ritminde, HİNDİSTAN A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 mevsimlerin akışında, evrensel yaşamın kalp atışını hisseder. Onun vücudu tanrısal kıvılcımın tapınağıdır. Vücudun ihtiyaçlarının ihmal edilmesi ve onun tanrısal bir varlık olarak algılanmaması; onun parçası olduğu evrensel yaşamı yadsımak anlamına gelir. Vücudun ihtiyaçları, vücut içinde barınan tanrısal ruhun ihtiyaçlarıdır. Yogi, Tanrı'yı aramak için sadece göğe doğru bakmaz; çünkü bilir ki; Tanrı kendi içindedir. Buna Antaratma da (İçbenlik) denir. Hem içte, hem dışta Tanrı'nın hükümdarlığını hissedip cennetin kendi içinde olduğunu anlar. Vücut nerede biter? Zihin nerede başlar? Zihin nerede biter? Ruh nerede başlar? Onlar birbirine içten bağlantılı oldukları için bölünemezler, ancak her şeye hükmeden Tanrısal bilincin değişik olgularıdır. Yogi ne bedeni, ne de zihni ihmal eder. Her ikisini de yönetir. Yogi için vücut, ruhsal özgürlüğe kavuşmada bir engel ya da yıkılış için bir neden değil, hedefe ulaşma aracıdır. Vücudunu bir yıldırım gibi güçlü, sağlıklı ve acıdan uzak tutarak Tanrı'nın hizmetine sunar. Mundakopanisad'da belirtildiği gibi; nefse, güçsüzlükle amaçsızlıkla ve dikkatsizlikle ulaşılamaz. Pişmemiş topraktan yapılmış bir çanak nasıl suda dağılırsa, vücut da HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 kısa sürede çürür. Onun için onu yoga disipliniyle pişirip kuvvetli ve arınmış hale getiririz. Asanaların isimleri hep evrimin prensiplerine işaret eder. Bazıları bitkilerden - ağaç (vraksa) ve lotus (padma); bazıları böceklerden - çekirge (salabha) ve akrep (vrikşa); bazıları su hayvanlarından - balık (matsya), su kaplumbağası (kurma), kurbağa (bheka veya manduka), timsah (nakra) diye adlandırılır. Kuş ismiyle bilinen asanalar vardır - horoz (kukkuta), balıkçıl (baka), tavuskuşu (mayura), kuğu (hamsa). Asanalar aynı zamanda köpek (svana), at (vatayana), deve (ustra) ve aslan (simha) gibi dört ayaklı hayvanların adını da taşır. Asanaların adlandırılmasında ayrıca yılan (bhujanga) gibi sürüngenlerin adları ve insanın embriyo durumu da ihmal edilmemiştir. Asanalar isimlerini Virabhadra ve rüzgarın oğlu Hanuman gibi efsanevi kahramanlardan da alır. Bharadvaja, Kapila, Vasistha ve Visvamitra gibi ulu kişilerin isimleri de ölümlerinden sonra asanalara verilmiştir. Bazı asanalar Hindu pantheon tanrılarının ismini alır; bazıları da Avataras ya da Tanrısal kuvvetin döngüsünü (reenkarnasyon) anımsatır. Asana yapan yoginin vücudu pek çok yaratığı akla getiren şekiller alır. Yoginin zihni hiç bir yaratığı hakir görmeyecek şekilde eğitilmiştir. Çünkü yaradılışın tümünde en aşağı böcekten, en mükemmel ulu kişiye kadar aynı evrensel ruh nefes alır, verir ve bu ruh çok değişik formlara girer. O, en yüksek şeklin, şekildışı olacak olduğunu bilir. Evrensellikte "birleşmişliği" bulur. Gerçek asana, Brahman düşüncesinin Sadhaka'nın zihninden sürekli ve kendiliğinden akmasıdır. Kazanmak ve kaybetmek, zafer ve yenilgi, şöhret ve utanma, vücut ve zihin, zihin ve ruh arasındaki ikilikler asanaların hüneriyle kaybedilir; Sadhaka pranayamaya geçer ki bu yoga yolunda 4. evredir. Pranayama uygulamalarında burun delikleri, burun pasajları, diaframlar, soluk borusu, akciğerler vücudun aktif olarak bu olaya katılan bölümlerdir. Bunu uygulayanlar pranamayı, hayatın nefesini hissederler. Bu sebeple pranayamada ustalaşmak için acele etmeyin, çünkü bu doğrudan hayatın kendisiyle oynamaktır. Yetersiz uygulama ile solunum rahatsızlıkları ortaya çıkacak, sinir sistemi çökecektir. Doğru uygulama ile ise kişi bütün hastalıklarından uzak kalır. Pranamaya asla kendi başına uygulanmamalıdır. Pranayama, öğrencisinin fiziksel kapasitesini bilen bir gurunun kişisel gözetiminde yapılmalıdır. HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 Yoga hakkında aklımıza gelen birçok soruyu bu konuda Ankara'da eğitim veren yoga üstadı sayın Ramaray Das'a sorduk: Meditasyon ve yoga nedir? Aralarındaki farklar hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu nedenlerden dolayı, ruh ve sinir hastalıkları uzmanları, yoganın, psikiyatrinin bilimsel alanından uzak tutulduğunu ancak, bazı insanların yoga yapmasının yararlı olabileceğini söylüyor. Çünkü zihnin belli bir noktada yoğunlaşabilmesi, nefesin eğitilmesi kişiyi rahatlatır. Psikiyatrlar, yoganın zihni kolaylıkla dağılan insanlarda fazla içe kapanmaya, kişinin kendi kabuğuna çekilip toplumdan uzaklaşmasına yol açabileceğini belirtiyor. "Ama bu doğrudan doğruya yoganın yaptığı bir şey değildir. Kişinin rahatsızlığıyla ilgili bir sorundur" diyor. Böyle kişilerin en azından, önce bir psikiyatrik muayeneden geçerek yogaya başlamasını tavsiye ediyor. Yogilerin bir de uyguladıkları diyetleri var. Aslında onlar için vejetaryen diyebiliriz. Prensipleri, "Ne yersen o olursun". Yani, bitkisel gıdalarla beslenirken daha sakin bir insan olursun. Bir yiyeceği yemeden önce, "Bu, bana enerji mi veriyor, yoksa enerjimi alıyor mu?" sorusunu kendinize sormanız gerekiyor. Bunun için kırmızı et, balık, tavuk, sarımsak ve soğan yemiyorlar. Tabii, bunu yogaya başlayan her insan uygulayacak diye bir kural yok. Yoga, sadece öneriyor. Uygulayıp uygulamamak sizin elinizde. HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 "Meditasyon zaten Yoga'nın içindedir. Meditasyonun amacı; Tanrıyla ilişki kurmaktır. İnsanlar yogayı yanlış tanıyorlar. Bilmiyorum hala nasıl düşündüklerini, ama basamak basamak açıklamamız gerekirse önce kafayı boşaltmak, yoganın ilk aşamasıdır. Tanrıyı düşünebilmek için kafamızı boşaltmalıyız. Yoksa düşüncemizi toplayamayız. Daha sonraki aşama bu düşünceyi güçlendirmekle olur. Bu da kendimizi tanımakla sağlanabilir. En son aşamada ise Tanrıyla kontakt kurma vardır. Ama insanlar Meditasyonu bir rahatlama, huzur bulma gibi görüyor. Bunlar Meditasyonun kendisi değil; Meditasyon için ilk basamaklardır. Amacı daha farklıdır. Tanrıyla ilişki kurmak, Tanrıyı düşünmek temel amaç. Bu yollar ise bunu yapabilmek için bazı aşamalardır. Öncelikle bir şeyi yoğun olarak düşünebilmek için aklımızı diğer düşüncelerden soyutlamalıyız. Yani beyni rahatlamakla işe başlanmalıdır." "Yoga ilk olarak nerede ortaya çıkmış? "Yoga binlerce yıl önce Hindistan'da doğmuş olan bir yaşam bilimidir. Yogaya vücudu, beyni ve ruhu tamamen eğiten, dünyadaki en eski kişisel gelişim sistemi diyebiliriz." Yoganın dinlerle ilişkisi nedir? Hinduizm, Budizm gibi bazı dinlerde oluştuğunu duymuştuk. "Hayır, bu dinlerle alakası yoktur. Bütün dinler yoganın içerisindedir. Yoganın da temel felsefesi budur. Kendinizi bulmak, tanımaktır. Biz bu yaşımıza gelmişiz, daha nasıl yaşamamız gerektiğini bilmiyoruz. Bunları bize Yoga gösterir." Bir kuralı var mı? Yani şu kişi Yoga yapabilir, bu yapamaz denebilir mi? Başlamak için nelere ihtiyacımız var? "Herkes Yoga yapabilir. Yoga için özel araçlara ya da giysilere gerek yoktur. Sadece daha sağlıklı, yapıcı uzun bir yaşam için güçlü bir istek ve küçük bir yer yeterlidir. İnsanların belirli dine inanıp inanmaları da önemli değil. Müslüman, Hıristiyan, Budist, yaşlı, genç, kadın, Yoganın yararları Vücudun esnekliğini sağlar. Kaslara, eklem yerlerine, iç organlara ve sinir sistemine güç verir. Solunum organlarının düzenli çalışmasını sağlar; astım, sinüzit, anfizem gibi hastalıkları önler, tedavi eder. Düzenli nefes almayı öğretir. Sindirim sistemini etkileyerek bağırsak, mide ve karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar. İç salgı bezlerini kamçılayarak normal dengeyi sağlar. Omurga ve sinir sistemine güç vererek, hastalıkları önler ve tedavi eder. Hayati merkezlerdeki iç salgı bezlerini, sinir sistemini ve omurgayı harekete geçirir, masaj etkisi yapar. Zihni berraklaştırır, olumlu düşünce ve davranışlara yöneltir. Yeterli oksijen pompalayarak, kan dolaşımını düzene sokar. Bütün bedeni güçlendirip dinçleştirerek yaşlılığı önler. Düzenli uyku alışkanlığı kazandırır. İnsanın zayıf yönlerini güçlendirir. Kişiyi güçlü, huzurlu ve güvenli kılar. İnsanın ruh hali üzerindeki yoğun etkileri hemen görülür; kişilik sorunlarını çözmede yardımcı olur. Vücudu güzelleştirip rahatlık verir, cazibeyi arttırır. İyi ve düzenli beslenme alışkanlığı sağlar. Kötü alışkanlıklardan kurtulmaya yardımcı olur. Yorgunluk ve bitkinliği giderir. Sakinleştirir ve sabırlı olmayı öğretir. Ağrıları teskin eder. İnsanı özbenligıne kavuşturur. HİNDİSTAN A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 erkek, çalışanlar ya da öğrenciler aklınıza gelen herkes, her yerde yoga yapabilir. İnsanlara meditasyon ve yoganın ne gibi bir faydası var? Ruh ve beden açısından, yoga yapan birine ne gibi kazanımlar sağlıyor? "Fiziksel açıdan tüm şikayetler zamanla yok olmaya başlıyor. Bu anlattığım şey Meditasyonun ilk aşaması olan vücudu dinlendirmeye yönelik "Hatha Yoga" aşamasıdır. Bunlar "Asana" adı verilen hareketlerdir. Yoga hareketleri vücudun bütün bölümlerini; kasları, eklemleri, omurgayı ve iskelet sistemini esnetip çalıştırır. Aynı zamanda diğer vücut sistemlerini (dolaşım, sindirim, vs) dengeye getirerek iç organlar, salgı bezleri, sinirlerin güçlü ve sağlıklı olmasını sağlarlar. Fiziksel ve zihinsel gerginlikleri gevşeterek çok geniş enerji kaynaklarını da serbest bırakırlar. Hatha Yogada bazı prensipler var. Bunlar 5 adettir. Uygun gevşeme, uygun nefes, uygun hareket, uygun yiyecekler (diyet), pozitif düşünceyle meditasyondur." "Yoganın başka çeşitleri var mı?" Yoga türlerini şöyle sınıflayabiliriz: 1. Hatha Yoga 2. Gyana (jnana) Yoga 3. Tantra Yoga 4. Dhyana Yoga 5. Raja Yoga 6. Laya Yoga 7. Mantra Yoga 8. Sankya Yoga 9. Ashtanga Yoga 10. Kundalini Yoga 11. Karma Yoga 12. Bhakti Yoga Bunların hepsinin alanı farklıdır. Gyana Yoga bilgiyle alakalı, Mantra Yoga Tanrının değişik kutsal isimlerini söyleyerek yapılan yogadır. Karma Yoga kendi dışında hizmet ve sonuçlarını Tanrıya takdim etmek demektir. Raja Yoga ise zihinle ilgilidir. Bunların içinde en önemlisi ve nihai olanı "Bhakti Yoga"dır. Bizim amacımız da budur. İnsan eğitim aldıktan sonra değişik aşamalardan geçecek bu pozisyona gelir. Tanrıya aşkla hizmet etmektir." Yogayı herkes kendi başına yapabilir mi? Yoksa muhakkak bir öğretmen yardımıyla mı işe başlamak gerekiyor? "Elbette. Maddi dünyaya bakarsanız herhangi bir şeyin eğitimini almak, öğrenmek isterseniz hocaya gitmeniz gere- HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004 kir. Sizden daha tecrübeli, bu yolun içinde olan ve size yol gösteren kişiden yardım almak zorundasınız. Bu şekilde maneviyatta da ilerlemek için gerçek bir Pir, bir Öğretmen, bir Guru ki bunların hepsi de öğretici anlamındadır, bunların yanında eğitim almanız gerekmektedir. Onun size bazı şeyleri öğretmesi, yol göstermesi gerekir." Sizin verdiğiniz eğitime de geleceğiz ama daha önce yoga yapanların uyguladığı bir yöntem olan vejetaryenliğin nedenini sormak istiyorum. Yoga yapanlar kesinlikle vejetaryen olmak zorunda mı? "Bu konu o kadar derin ki bu konu hakkında saatlerce konuşmamız gerekir. Ama şöyle izah edersek; insan bu yolda, bu felsefede, bu yaşamda rahatlamak, huzur bulmak için, kendine gelmek, hastalıkları kendinden uzak tutmak için ilerlemek isterse yiyecek çok önemli bir yer tutmaktadır. Şimdiki medyanın takip ettiği konular kilo vermek, kalori, protein gibi konular. Ama insan bunun ötesinde hareket etmelidir. Nedir bu: bildiğimiz gibi yiyeceklerimizin, içeceklerimizin içerisinde enerji var. Onları kullandığımız zaman beynimizi, vücudumuzu tamamen etkiler. Kişiliğimiz dav- ranışlarımız, düşüncelerimiz yediğimiz şeyler gibi oluyor. Çalışkan, heyecanlı, öfkeli, sinirli, saldırgan insan tipinin oluşması hep yiyeceklerimizden kaynaklanıyor. Bu nedenle yediğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekir. Üç grup yiyecek vardır. Satva-Raja-Tama yiyecekler. Bunlar bedenimizi etkiler ve beynimizi besler. Etkilediği zaman beyin ne düşünürse beden ve yaşantımız ona göre şekillenir. Etin zararına gelirsek; et zehir gibidir. Benliği ve beyni zehirliyor. Diyorlar ki proteini nereden karşılayabiliriz? Hayvansal protein vücut için uygun değil. Bizim anatomimize bakarsak hepimiz otobur varlıklarız. Sebze, meyve gibi yiyecekleri kullanmamız gerekir. Saldırganlık, sinir ve öfke hepsi etten kaynaklanır. Bunun yanında hayvan öldürmek de hiç doğru bir şey değil. Bizim yaşam tarzımızda hayvanları öldürmek ve onları yemek yoktur. Hayvanların da bir yaşamları vardı, onları kesmek ve yemek de ilahi kurallara aykırı bir şeydir. Biz öyle yaratılmadık. Hayvanların aleminde de et yiyen var, ot yiyen var. Hiçbir zaman aslan ot yemez ya da bir fil etle beslenmez. Bizler de sebze, meyve yiyen grup- ta yaratıldık. Ama zamanla değiştirdik bunu, hem et hem de ot yer duruma geldik. İşte bu yanlış. Sistemimizi bozar. Bozdukça da bu hale geliyoruz. Bildiğimiz gibi hayvanlarda şuur yok, içgüdü var. Hayvana dört şey dikte ediliyor. Bunlar; yemek, yatmak, savunmak ve çiftleşmek. Hayvanların alemine bakarsak sadece bunları görürüz. Bir hayvanı öldürüp de yediğimiz zaman bu özellikler bize geçer. Yavaş yavaş onlar gibi oluyoruz. Yani insan değil "Çağdaş Hayvan" durumuna geliyoruz gittikçe. Şu anda neredeyse tüm dünya bu dört şey için hizmet ediyor. Hangi restoranda iyi yemek var diyoruz yemeği düşünüyoruz. Uykuya meraklıyız iyi, rahat uyuyalım kullandığımız yatağımız rahat olsun istiyoruz. Bir diğeri çiftleşmeye meraklıyız, herkes birbirinin peşinde, sürekli cinsel ilişki düşünüyoruz. Dördüncüsü savunmak; mal, mülk, eş, dost, para. Bu benim evim, cüzdanım, arsam diyerek yaşıyoruz. Böylece her ülke savunmaya ağırlık veriyor. Halbuki ne gereği var? Ne diye birbirimizi yok ediyoruz? Hepimiz bu dünyada yaşıyoruz. Sonra da barıştan bahsediyoruz. Bunlar nereden kaynaklanıyor? İşte et, insanları bu hale getiriyor. Oysa biz hayvan değiliz." Peki hayvanlardan sağlanan süt, yoğurt gibi gıdalar hakkında neler söylersiniz? "Dünyada en fazla enerji veren gıda süttür. Bebekler de dünyaya geldikleri zaman uzun bir süre boyunca sütle besleniyorlar. Çünkü sütte herşey var. bunları içip yememizde hiçbir sakıncası yok, aksine bunlar vücudumuz için gerekli şeyler. Tabi o kadar çok anlatılması gereken konular var ki bunları size anlatmam gerekirse belki aylarımızı alabilir. Fiziğimizi nasıl etkiler? Beyin nasıl etkilenir? gibi davranışlar konusunu biz size verdikten sonra gerisi size kalmış bir durum. Ondan sonra yapıp yapmamak sizin elinizde." Peki sizin öğrencileriniz bu kurallara ne kadar uyuyorlar? Ne zaman tam anlamıyla sizin istediğiniz gibi yetişiyorlar? Öğrencilerimizin yarısından fazlası şu anda uyguluyor. Duyduktan sonra yavaş yavaş uygulamaya başlıyorlar. Bir süre sonra tam anlamıyla vejetaryen oluyorlar. Olduktan sonra da kendileri gelip anlatıyorlar. Davranışlarında, düşüncelerinde her şey değişiyor. Çok mutlu, çok rahat olduklarını söylüyorlar. Siz de ancak bunu, uyguladıktan sonra anlayabilirsiniz." HİNDİSTAN'A BAKIŞ AĞUSTOS - EYLÜL 2004
Benzer belgeler
Kundalini enerjisini uyandırmayı ve harekete geçirmeyi amaçlar. Buna
aracıdır. Vücudunu bir yıldırım
gibi güçlü, sağlıklı ve acıdan
uzak tutarak Tanrı'nın hizmetine sunar. Mundakopanisad'da
belirtildiği gibi; nefse, güçsüzlükle amaçsızlıkla ve dikkatsizlikle ulaşıla...
“Yogayı Yanlış Yorumluyorlar”
♦ Vücudu güzel leşti rir, rahatlık
verir, cazibeyi arttırır. İç salgı
bezlerini kamçılayarak normal
dengeyi sağlar. Bütün bedeni
güçlendirip dinçleştirerek yaşlılığı
önler.
♦ Yoga yaptıkça cilt par...