pdf - WINGS
Transkript
pdf - WINGS
Stokholm Stokholm, Baltık Denizi’nin bir köşesinde, 14 adalı minik dev bir şehir. Uzakta bir köşede ufacık ve tek başınaymış gibi duran bu şehir, oturduğu yerden mimari ve gastronomik trendler yaratarak dikkatleri üstünde toplamayı başarıyor. Ev sahipliğini yaptığı Nobel Ödülleri’yle değerli isimlerin yüreğini hoplatan bir yer haline geliyor. Gecesi gündüzüne uymadığından sakinlerine zor zamanlar yaşatabiliyor bazen ama aslında görseniz o kadar güzel, ağır sanayi olmadığından tertemiz, adaları birbirine bağlayan köprüleriyle şirin mi şirin ve hayatı kolaylaştıran o kadar iyi kalpli bir şehir ki Stokholm, kimse ona fazla karanlık veya aydınlık diye kızamaya kıyamaz. Üstelik diğer Avrupa şehirlerinden Stokholm’e uçmak o kadar kolay ve ucuz ki, herhangi bir seyahatinizi iki üç gün uzatarak bile görebilirsiniz burayı. Dönüş vakti geldiğinde o birkaç günün birkaç saat gibi çabucak geçip gitmesi sizi üzmesin, yazın sıcağından her bunaldığınızda Stokholm’de hiç batmayan ve hiç yakmayan bir güneş parladığını hatırlayın sadece. >>NEREDE KALMALI? En İyiler Grand Hotel: Grand Hotel, 1874’ten beri şehrin en prestijli oteli. Royal Palace ve Gamla Stan manzaralı odalarının kimi modern ve sade bir çizgiye kimi de klasik ve etnik bir stile sahip. Otelin gastronomik deneyimlerinde Mathias Dahlgren’in Michelin yıldızlı imzası bulunuyor. Dahlgren’in bistrosu Matbaren şık, restoranı Matsalen ise samimi bir ortam sunuyor. İsmini otelin kurucusu Régis 1 Stokholm Cadier’den alan Cadier Bar gün içinde atıştırmalık yemek, akşamüstleri çay içmek ve gece eğlenceyi uzatmak isteyenler tarafından tercih edilebilir. Veranda ise 1880 yılından beri şehirdekiler için önemli bir uğrak noktası ve geleneksel smörgasbord tabakları çok beğeniliyor. Spa’sının yansıttığı İskandinav minimalizmi oldukça rahatlatıcı bir etkiye sahip. Buna bir de 90 farklı spa geleneğinin sentezinden oluşturulmuş spa deneyimi eklenince Grand Hotel keyfi katlanıyor. Nobis Hotel: Normalmstorg’da bulunan otel 19. yüzyıldan kalma bir binada bulunuyor. Bina 1973 yılında henüz banka olarak kullanıldığı dönemde gerçekleşen Norrmalmstorg soygunuyla ünlenmiş. Meşhur Stokholm Sendromu da bu soygun sırasında rehin alınan banka çalışanlarının, soyguncularla empati kurması üzerine tanımlanmış. İsveç’te restoran, otel ve gece kulüpleriyle tanınan Nobis Grubu, burayı otel olarak yeniden hizmete sokabilmek için Claesson Koivisto Rune’nin tasarımlarına başvurmuş. Taş, ahşap, cam, seramik ve mermer gibi doğal ve yaşlandıkça güzelleşen malzemeler kullanılmış. Otelin gastronomi direktörü Stefano Catenacci, Caina Restaurant ve The Bistro’da İtalyan mutfağından lezzetler sunuyor. Rival: Rival, 99 odalı, büyük bir butik otel ve büyük lüks otelleri aratmayan konforlu bir konaklama sunuyor. ABBA grubunun üyelerinden Benny Andersson’a ait olan otel, tahmin edebileceğiniz gibi, özellikle müzik dünyasından ünlü isimlerin tercihi. Şehrin hip bölgelerinden biri olan Södermalm’da bulunan Rival, modern ve popart’ı bir araya getiriyor. Yeme-içme için de İsveç mutfağından klasik tatlar sunan Bistro, girişte bulunan, gün boyu açık Café Rival ve 2 Stokholm kokteyl barı Bar denemeye değer alternatifler. Otelin çok geniş bir de DVD arşivi var. Buradan dilediğiniz filmi seçip, odanızda rahat rahat izleyebilirsiniz. Stallmastaregarden: Şehre yakın olduğu halde şehirden uzak, inzivaya çekilmiş gibi hissedeceğiniz bir otel. 17. Yüzyıldan kalma bir çiftlik evi olan yapı, dönemin stiline sadık kalınarak yeniden yorumlanmış. Doğanın içinde, sevimli bir konaklama imkânı sunuyor. Otelin ön çıkan özelliği ise restoranı. Günlük menülerinde Fransız ve İsveç mutfaklarını bir araya getiren restoran gurme bir yemek deneyimi sunuyor. Şehrin stresinden kaçmak isteyen pek çok Stokholmlüyü, öğlen saatlerinde burada yemek yerken görebilirsiniz. Siz de bir masa kapın. Bunlara Da Bakmaya Değer Hotel Skeppsholmen: Skeppsholmen, Nobis ve Claesson Koivisto Rune’nin sihirli değnekleri ile hayata döndürdükleri yapılardan biri. Savaş zamanı kışla amacıyla yapılmış ve kısıtlı imkânlar nedeniyle, yapı malzemeleri çevredeki tarihi harabelerden bir araya getirilmiş. İnşaat tamamlandığında, ise savaş bitmiş ve kompleks boş kalmış. Farklı zamanlarda çeşitli amaçlar için kullanılmış. Tarihi değeri yüksek olduğundan, çok büyük değişiklikler yapılamıyor yapıda. Ancak otel, kısıtlı hareket alanına rağmen modern İskandinav çizgilerin lüks ve şık bir yorumunu uygulayarak oldukça yaratıcı bir sonuç çıkarıyor ortaya. Restoranının ferah ve samimi ortamında 3 Stokholm sunulan İsveç lezzetleri denemeye değer olsa da barının pek popüler olmadığını not düşelim. Lydmar: Bu 46 odalı orta büyüklükteki butik otel, şehrin tasarım trendlerini bir sonraki aşamaya taşıyor. Geçmişte hip tasarımlarıyla uçlarda gezinmiş olsa da şimdilerde daha mütevazı ve ağırbaşlı bir hali var. Artık alıştığımız o modern ve minimal İskandinav tasarımlarını, daha klasik, geleneksel ve rustik çizgilerle harmanlamışlar. Tasarımdaki yenilik arayışlarını şimdi de eski ve yeni trendleri yorumlayarak sürdürüyorlar. Ortaya daha rahat, sakin ve bir o kadar da şık ve göz alıcı bir sonuç çıkıyor. Restoranı az seçenekli ama hoş bir menü sunuyor. Kafesi ve terası da oldukça keyifli. Berns: Berns bir otelden çok, odaları da olan bir parti ve konser mekânı adeta. Berns Live 2012 sonlarında Rihanna’yı ağırlayarak şehrin gece hayatı haritasındaki prestijli konumunun hakkını vermişti. 2.35:1 ise elektronik müziğin ünlü gruplarını ağırlıyor. Bunlara ek olarak otelin 4 ayrı barı bulunuyor. Berns Bistro & Bar, Fransız bistrolarından vazgeçemeyenler için, Berns Asiatiska da Uzakdoğu mutfağından vazgeçemeyenler için kaçırılmaması gereken adresler. Berns, aslında 19. yüzyıldan beri şehrin en klasik otellerinden biri ama otelin dışı da içi de geçen sene yapılmış gibi görünüyor. Gezmeyi seven, trendleri takip eden genç yetişkinler için tartışmasız en iyi alternatif Berns. The Collector’s Hotels: The Collector’s Hotels, Stokholm’de bulunan Lord Nelson, Lady Hamilton ve Victory isimli üç otele sahip küçük bir grup. İlhamını Trafalgar Savaşı’nda İngiliz donanmasında yer alan ünlü gemi Victory’den, geminin kaptanı Lord Nelson’dan ve 4 Stokholm Nelson’un metresi Lady Hamilton’dan alıyor. Bu üç otel benzer tarzlara sahip ama isimlerine yaraşır farklılıklar da gözden kaçmıyor. Victory ve Lady Hamilton’da otel odalarına ek olarak tam teşekküllü apart daireler de bulunuyor. Ayrıca The Whole Beast adlı restoranı, Bistro Emma’yı ve Pubologi adlı barı da denemenizi tavsiye ediyoruz. >>NEREDE YEMELİ? Öğle Yemeği İçin En İyi Adresler The Hip Pocket: The Hip Pocket, 1962 yılında açılmış ve İsveç yemekleri sunan bir yer. Mekânın tam ortasında bulunan kare bir ‘ada’dan ibaret desek abartmış olmayız. Bu kare ada etrafındaki tezgâh-barlara oturuluyor. Sadece 28 kişi alıyor ve rezervasyon almadığı için sıra beklemek gerekebiliyor maalesef. Köttbaren: Köttbaren geniş şarküteri vitriniyle iştah kabartıcı bir karşılama yapıyor. Vitrinden ilham alabileceğiniz gibi kara tahtalara yazılmış çeşitlerden de faydalanabilirsiniz. Taze malzemelerle, sipariş üzerine anlık hazırlanan diner ve deli tarzı yiyecekler sunuyorlar. Demir ayaklı, tahta geniş masaları ve tavandan kancalarla sarkıtılmış lambalarıyla endüstriyel bir diner görünümüne sahip. Bistro Rigoletto: Rigoletto, Kungsgatan’da bulunuyor. Şehrin bu turistik bölgesinde pek de gurme ve özenli bir yer yoktu uzun zamandır. Haliyle Rigoletto komşuları arasında bir gastronomi mabedi gibi parlıyor. Oldukça da hoş bir kitlesi var. Genç, yaşlı, sevgili, 5 Stokholm arkadaş pek çok Stokholmlünün sevdiği bir yer. Film öncesinde veya sonrasında uğrayanların yanı sıra, bizzat Rigoletto için gelenler de var. Zink Grill: Zink Grill, ismini meşhur çinko barından alıyor. Haliyle barın etrafında oturmanın ayrı bir havası var. Ancak Stokholmlüler sokağa taşan masaları da doldurmaktan büyük keyif alıyorlar. Menüde klasik bistro seçeneklerine ek olarak geniş bir ızgara bölümü yer alıyor. Hem öğlen, hem akşam gidebileceğiniz hoş bir yer. B.A.R: B.A.R daha önce ödül kazanmış bir ekibin üçüncü mekânı. Menüsü ve yemeklerin sunum şekli Mississippi ve Louisiana’nın klasik diner’larına benziyor. Burgerden, ıstakoza tipik diner yemekleri ve soslarıyla, kendine özgü kokteyl ve bira seçkisiyle çok keyifli bir yer. Boqueria: Boqueria, soğuk ve gri Stokholm günlerinde depresyona girenleri İspanyol tapas’ları ve cava’larıyla canlandırıyor. Bu antidepresan etkili restoranı iş ve sanat dünyasından isimler, reklamcılar, modacılar hiç boş bırakmıyor. Hem gündüz hem akşam tercih edebileceğiniz bir yer. Akşam Yemeği Ekstedt: Şef Niklas Ekstedt gastronomi dünyasında rüşdünü ispatlayalı çok oldu, hem de en bilinen restoranlarda oldukça rafine ve kompleks yemekler hazırlayarak. Ancak şefin Stokholm'deki bu en yeni ve ikinci restoranında konsept, ‘back to basics’! Muhteşem bir şefin ellerinden çıkmış basit ama leziz mi leziz tarifler denemenin 6 Stokholm vaktidir diyenlerin mutlaka uğraması gereken bir adres. Frantzen/Lindeberg: Dünyanın en iyi 50 restoranı listesinde 20. sırada yer alan restoran, Nordik mutfağını Asya mutfağıyla harmanlıyor. Deri koltukları, beyaz ufak masalarıyla klasik bir şıklığa sahip. Yemeklerin sunumu da tadı da ayrı ayrı sanat eseri kabul edilebilir. Storstad: Beyaz fayanslı duvarı ve uzun pirinç barıyla modern ve sade restoran/bar konseptini yeniden canlandırıyor. Menü klasik İsveç mutfağının gurme örneklerini bir araya getiriyor. Şarap konusunda sommelier’sine güvenebilirsiniz. Mathias Dahlgren: Dahlgren’den daha önce Grand Hotel ile birlikte bahsetmiştik. Kendisi İsveç’in en ünlü şeflerinden biri. Eğer ustayı, otel dışında, kendi mekânında tanımak isterseniz Dining Room adlı restoranına veya Food Bar adlı bistro’suna gidebilirsiniz. Riche: Riche 1896’da açıldığında, Paris’teki Café Riche’ten çok etkilenmiş. Aralarındaki benzerlik hâlâ çok belirgin bir şekilde devam ediyor. Ancak Riche o tipik endüstriyel 19. yüzyıl Paris bistrosu konseptine İsveç mutfağının tatlarını katarak durumu İsveç leyhine çevirebilmiş! AG: Restoran, eski gümüş fabrikasında bulunuyor. Bu yüzden de ismini gümüşün simgesinden alıyor. Şık bir bistro görünümüne sahip. Ancak siz onun bu kibar duruşuna aldırmayın, mutfakta kan gövdeyi götürüyor. Zira burası şehrin en iyi et restoranlarından biri. Ağız sulandıran menüsünü ve etlerini tüm kırmızı et severlere tavsiye ediyoruz. 7 Stokholm Bar Central: Bar Central’in iç tasarımı, Stokholm’de pek çok restorana şekil veren Uglycute mimarlık tarafından yapılmış. Restoran boydan boya kahverengi ve koyu yeşil renk kullanımı ve tipik İskandinav tasarımıyla dikkat çeken bir yer. Nordik mutfaktan ufak ama gurme bir seçki sunuyor. Atıştırmalıklar Albert & Jack’s: Albert & Jack’s çok sevimli İsveçli bir fırın ve kafe. Stokholm’de birden fazla şubeleri var. Gamla Stan’daki biraz turistik olduğundan yolunuz düşerse diğer şubeleri denemenizi tavsiye ederiz. Salata ve sandviç gibi atıştırmalıklar yiyebilir, çay ve kahve çeşitleri dahil aklınızın kaldığı her şeyi paket yaptırabilirsiniz. Saluhallen: Burası şehirdeki tüm gurmeleri mıknatıs gibi çeken bir yiyecek pazarı. Kasa kuyruğunda beklerken büyük restoranların meşhur şefleri arkanızda veya önünüzde bekliyor olabilir. Alışverişin yapmanın, daha da güzeli yapanları seyretmenin yanı sıra küçük kafesinde hazır bir şeyler de atıştırabilirsiniz. Sturekatten: Bu iki katlı şirin vintage ev, şehrin en iyi kafelerinden biri. Dekor, fincanlar, çalışanların giysileri hep 1900’lerin tarzını yansıtıyor. Derginizi okurken kahve içip, yanında nefis kekler yemek için harika bir atmosfer. 8 Stokholm >>GECE KUŞLARINA Cafe Opera: Rönesans tarzı tavan freskoları, şatafatlı avizeleriyle aristokrat bir balo salonunu andırsa da, aslında şehrin en lüks ve çılgın parti mekânı burası. Madonna, Mick Jagger, Robert de Niro, Kate Moss, Harrison Ford, Iron Maiden üyeleri, Tiger Woods, Metallica, Paris Hilton ve de Stocholm’e ayak basmış hemen hemen her ünlünün kapısından girdiği bir gece kulübü. Asiatiska: Asiatiska’ya Berns Hotel’in tanıtımında çok kısa geçmiştik. Burada bir kez daha hatırlatmak istedik. Asiatiska aslında otelin restoranlarından biri. 1940’ların Şangay’ından 2000’lerin Stokholm’üne fırlatılmış gibi bir hali var. Gün içinde kahvaltı ve akşamüstü çayı için gelinebilecek bir yer. Akşam da Uzakdoğu yemekleri tatmak ve geceyi şarap menüsünü keşfederek uzatmak için hoş bir adres. Berns’in sunduğu diğer gece adreslerine de göz atmayı ihmal etmeyin. Laroy: Laroy, şehrin gece hayatının en bilinen isimlerinden biri. Genç ve şık bir kitlesi var. Bir dans pisti yok ancak zaten kıpırdayacak yer de pek olmuyor. Durduğunuz yerde biraz sallanmak, dans etmek, biraz da muhabbet etmek için doğru adres. Bistro Jarl: Bistro Jarl, eski bir Fransız bistro’su. Özellikle yemek sonrası saatlerde kokteyl ve şampanya seçenekleri için tercih ediliyor olsa da öğle ve akşam saatlerinde Fransız yemekleri yemek için de gidilebilecek bir adres. Malar Pavil Jongen: Yalnızca Nisan ve Eylül ayları arasında açık bir 9 Stokholm kafe/bar/restoran. Hem öğlen hem de akşam servis veriyor. Akşamüstleri uğrayıp yemek öncesinde iştah açıcı bir kokteyl içmek de iyi bir fikir olabilir. >>YA BAŞKA? Alışveriş Grandpa: Grandpa adeta bir ‘güzel şeyler müzesi’. Tasarım ekibinde İsveçli modacılar çoğunlukta. Kadın ve erkek koleksiyonları rahat ve hip bir stile sahip. Koleksiyona ek olarak mağazalarda hem yeni hem vintage ev eşyaları, kitaplar, posterler ve oyunlar bulmak da mümkün. Nitty Gritty Store: Nitty Gritty, erkekler için pantolon, ceket ve gömlek tasarlayan bir isim. Mağazalarında kendi tasarımlarının yanı sıra pek çok markanın kadın ve erkek koleksiyonlarından parçaları da seçerek bir araya getiriyorlar. Stone Island, Church’s, Adidas, Chloé, Isabel Marant bu isimlerden birkaç örnek. Haberdash: Haberdash sadece erkekler için düşünülmüş bir mağaza. Mağazanın içi dev bir giyinme odası gibi görünüyor. Another Shirt Please, Common Projects ve Hope gibi kolay kolay bir arada bulamayacağınız markalara geniş yer veriyorlar. Mr. Mudd and Mr. Gold: Yalnızca erkeklere adanmış, hem şık hem konsept yerler bulmak çok zor olabiliyor. Rahat ve spor giyinen ve bir yandan da hip bir yer bulmakta zorluk çeken erkeklerin mutlaka göz atması gereken bir yer. 10 Stokholm Sandqvist: Sandqvist, hem kadınlar hem erkekler için spor, kullanışlı ve şık aksesuarlar sunuyor. Farklı işlevlerde çeşit çeşit çanta, cüzdan, kemer ve bere çeşitleri bulabileceğiniz bir adres. Happy Socks: Çorapla ilgili bütün önyargılarınızı kırdıysanız ve siyah düz çoraplarla dolu çekmecelerinizi renklendirmeye hazırsanız buyurun Happy Socks’a! Bir süredir Türkiye’de de ürünlerini bulmak mümkün ancak burada elbette çok daha bol seçenek ve çeşit mevcut. Granit: İskandinav mobilya tasarımı denince akla ilk Ikea geliyor. Granit de benzer bir çizgiye sahip. İskandinav minimalizmini sade ve fonksiyonel tasarımlarıyla yansıtan bir isim. Ev eşyalarının yanı sıra mutfak için çeşitli tuzlar ve banyo için de organik sabunlar bulabilirsiniz. Design House Stockholm: Design House, İskandinav tasarımlarının şık temsilcilerinden biri. Ürünler belli kategorilere ayrılarak yerleştirilmiyor. Böylece sıra sıra boşlukta dolaşan sandalyeler yerine tüm ürünleri bir kompozisyon içinde görme şansınız oluyor. Özellikle aydınlatma konusunda çok başarılı olduklarını da ekleyelim. Papercut Shop: Nitty Gritty’ye uğramışsanız hemen yanında bulunan Papercut’a da uğramanızı tavsiye ederiz. Kitap, dergi, DVD ve defterler bulabileceğiniz bir yer. Çok büyük bir yer değil ancak aradığınız pek çok şeyi bulabiliyorsunuz. Müzeler 11 Stokholm Museum of Modern Art: Koleksiyonunda İsveçli sanatçıların yanı sıra Picasso, Dali, Marcel Duchamp ve Matisse gibi sanatçıların eserlerine de rastlamak mümkün. Bu eserleri görebileceğiniz kalıcı sergilerin yanı sıra çağdaş sanatçıların eserlerine yer verilen süreli sergileri de gezebilirsiniz. Nordic Museum: 19. yüzyılda açılmış olan müzede, İskandinav halklarının eski zamanlardaki yaşayış şekilleri hakkında fikir veren etnografik ve arkeolojik eserler bulunuyor. Müzenin içini gezmeseniz bile binayı mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Nobel Museum: Oslo’da verilen Nobel Barış Ödülü dışında tüm ödüller, Alfred Nobel’in doğduğu şehir olan Stokholm’de veriliyor. Müze de hem Alfred Nobel hem de bugüne kadar ödül almış 800’ün üstünde isim anılıyor. Devamlı ve süreli sergileri ve de kütüphanesiyle ilgi çekici bir adres. Abba The Museum: Merakla beklenen müze, 7 Mayıs’ta açılacak. Şimdiden ajandalara not etmekte fayda var. Fotografiska: 2010 yılında açılan fotoğraf müzesi Fotografiska, yalnızca fotoğrafla ilgilenenlerin değil, tüm görsel sanat sevenlerin görmesi gereken bir müze. Çoğu İskandinav ülkelerden olmak üzere çok önemli sanatçıların eserlerine yer veriyorlar. Müzenin mağazasındaki kitaplara da göz gezdirirseniz kütüphanenize çok güzel kitaplar kazandırabilirsiniz. Gitmeden Göz Atılacaklar 12 Stokholm Stieg Larsson: İsveçli yazar ve gazeteci Larsson, Milenyum serisiyle büyük başarı elde etti. Kitapları, Türkçeye ‘Ejderha Dövmeli Kız’, ‘Arı Kovanına Çomak Sokan Kız’ ve ‘Ateşle Oynayan Kız’ olarak çevrildi. Kitaplar daha önce İsveçli sinemacılar tarafından perdeye uyarlanmıştı ancak Hollywood bir kez daha uyarlıyor. ‘Ejderha Dövmeli Kız’, 2011 yılında gösterime girmişti. Yakında diğer filmlerin de çekilmesi bekleniyor. O zamana kadar İsveç uyarlamalarını izleyebilirsiniz. ‘I am Curious (Yellow)’ ve ‘I am Curious (Blue)’: Vilgot Sjöman’ın çektiği bu ikileme, Stokholm’de yaşayan aktivist bir kızın hikâyesini anlatıyor. İsveç Yeni Dalgası’nın önemli örneklerinden biri olan film, Amerika’da pornografik bulunduğundan yasaklanmıştı. Ufak bir not: The Simpsons’ın, bu filmlere gönderme yapan ‘I Am Furious Yellow’ adlı bir bölümü bulunuyor. ‘Let the Right One In’: John Ajvide Lindqvist’in 2004’te yazdığı roman, 2008 yılında Tomas Alfredson tarafından perdeye uyarlandı. Filmde Stokholm’de yaşayan 12 yaşındaki bir çocuğun, vampir bir çocukla kurduğu arkadaşlık anlatılıyor. Korku filmi severlerin listelerinde üst sıralarda yer alan film, Türkiye’de ‘Gir Kanıma’ adıyla gösterme girmişti. The Red Room: August Strindberg’in ilk kez 1879 yılında yayınlanan romanı, İsveç edebiyatının ilk modern roman örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. ABBA: 1972 yılında kurulan grup, 1974 yılında katıldıkları Eurovision Şarkı Yarışması’ndan sonra çok popüler olmuştu. 13 Stokholm Türkiye’de çok tanınan ve sevilen grubun şarkılarını yolda kulağınızdan eksik etmeyin. Aman Aman! Kışın, günlerin en kısa olduğu tarihlerde, Stokholm’ün 5-6 saat güneş görüyor. Aynı şekilde, yazın da güneş yalnızca 4-5 saatliğine batıyor. Şehrin metrosu aynı zamanda en uzun sanat galerisi. Metrolara yerleştirilen eserleri görmek için bir yer altı turu yapmakta fayda var. Sıkıcı Bilgiler Arlanda Havaalanı’ndan şehre varmak taksiyle 45 dakika sürüyor ve 400500 İsveç Kronu (yaklaşık 50-55€) tutuyor. Taksiler biraz pahalı ama en azından kredi kartı kabul ediyorlar. Stockholm Card’ın 1, 2, 3 ve 5 günlük paketlerinden size uygun olanı seçtiğinizde 80’den fazla müzeye ücretsiz gezebiliyor, toplu taşıma araçlarını ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. Ayrıca şehir içindeki çeşitli aktivitelerde ve sinema salonlarında da özel indirimlerden faydalanabiliyorsunuz. Bisikletle dolaşmaya oldukça müsait bir şehir. Tourist Center’dan ve otellerden 3 günlük şehir bisikletleri kiralanabiliyor. 14
Benzer belgeler
Nerede Kalmalı?
gastronomik deneyimlerinde Mathias Dahlgren’in Michelin yıldızlı
imzası bulunuyor. Dahlgren’in bistrosu Matbaren şık, restoranı
Matsalen ise samimi bir ortam sunuyor. İsmini otelin kurucusu Régis
pdf - WINGS
Haftanın her günü açık olan mekân, kırmızı beyaz kareli masa
örtüleriyle Fransız bir anneannenin evi rahatlığında ve lezzetinde. Bu
mütevazı ve samimi mekânı en son tercih eden isimler arasında
Oba...