Röportaj / Haluk Yanık
Transkript
Röportaj / Haluk Yanık
Proje / St. Petersburg Havalimanı / Pulkova Röportaj / Haluk Yanık - EEC Seyyahname / Chicago > editörden Necmi YILDIZ Bu sayı dergimizin 5. yılını doldurduğumuzu müjdeledi bana. Halbuki daha dün gibi aklımda acemice ilk yazıları yazışımız, dile getirmesek de “acaba ne kadar başarılı olacağız?” kaygıları... Bu 24. editör yazısı, şirket personelimiz ve değerli partnerlerimizin amatör katkılarıyla beslenen AE Magazin’in ilk günkü heyecanı ve azminden hiçbir şey kaybetmediğini gösteriyor. Bu vesile ile emeği geçenlere Yönetim Kurulu adına bir kez daha teşekkür ediyorum. 2013’e merhaba derken, CEO’muz Demir ÖZKAYA ve CFO’muz Hasan GÜL imzalı “2013 Yılı Hedeflerimiz” manifestosu yayımlandı. Tamamını “kısa kısa” bölümümüzde okuyabileceğiniz bu bildiride yeni sektörlere gireceğimizin müjdesi var. Bu yeni sektörlerden biri de İş Geliştirme Müdürümüz Burak KIZILHAN’ın yazısında belirttiği gibi: Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2014 yılı sonuna kadar yapmayı planladığı 3,1 milyar TL bütçeli spor tesisleri yatırımları kapsamındaki futbol stadyumları. Ortağı olduğumuz Imtech’in bu alanda Avrupa’daki bilgi birikimi ve tecrübesini AE Arma Elektropanç’ın dimamizmi ile birleştirerek yeni stadyumlarda biz de varız diyeceğiz. Bu sayımızda yine çok renkli bir içerikle sizlerin karşısındayız. Proje’de St. Petersburg’da yapımını sürdürdüğümüz Pulkova Havalimanı Projesinin detaylarını okuyabilir, ropörtajda ise yangın güvenliğinde Türkiye’nin duayenlerinden, EEC Entegre Bina Sistemleri’nin Yön. Kur. Başkanı Sn. Haluk YANIK’la yaptığımız içten sohbeti okuyabilirsiniz. Son sözü yine “2013 hedeflerimiz” bildirgesinden bir alıntıyla tamamlamak istiyorum: “Mükemmel olmak bir hedeftir ve bu hedef hep değişim içindedir. Hiçbir zaman mükemmele ulaşamayız ama yaptıklarımızla, faaliyetlerimizle hep ona bir adım daha yaklaşırız. Bu sonsuz yolculukta hepinize iyi yolculuklar diliyorum. Saygılarımla, 1 Ekim - Kasım - Aralık Zamanın ne kadar hızlı aktığı gerçeğini, kimimiz doğum günü ve yılbaşı partileri gibi yıl dönümü kutlamalarında; kimimiz de berber koltuğuna her oturduğunda önlük üzerine düşen siyah ve beyaz saç oranındaki değişimleri izleyerek idrak eder. Müdür Satın Alma & Lojistik Departmanı içindekiler 10 Kapak Fotoğrafı: St. Petersburg Havalimanı Pulkova Dergi Adı: AE Magazin İmtiyaz Sahibi AE Arma-Elektropanç A.Ş. adına Demir Özkaya Sorumlu Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü Necmi Yıldız Yayın Kurulu Necmi Yıldız, Burak Kızılhan, Turgay Ertan, Hakkı Önem, Merve Çıkrıkçıoğlu, Burcu Kızılhan Yönetim Yeri Fulya Mah. Vefa Deresi Sok. No.11 34394 Şişli / İSTANBUL T: +90 212 275 54 84 (pbx) • F: +90 212 274 06 41 [email protected] Proje / St. Petersburg Havalimanı Fırat Yıldırım Rusya Federasyonu Temsilcisi Suat Önder Yıldız T: +7 495 775 01 49 [email protected] Birleşik Arap Emirlikleri Temsilcisi Yavuz Güvener T: +971 2 628 22 40 [email protected] Görsel Yönetmen Atakan Naçar Basım İkon Yay. ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Çoban Çeşme Cad. No:14 Kağıthane / İSTANBUL T: 0212 294 23 31 • F: 0212 294 46 32 Ekim - Kasım - Aralık Yayın Türü Yerel süreli yayın. Üç ayda bir yayınlanır. 2 Basım Tarihi Aralık 2012 22 Röportaj / Haluk Yanık - EEC Necmi Yıldız 18 Global Bakış / IMF Turgay Ertan Sektörden / Türkiye Stadyum’a Dönüşecek Burak Kızılhan 32 30 Hukuk Penceresi / Yönetim Kurulu Toplantıları Merve Çıkrıkçıoğlu 38 Edebi Köşe / Joseph Brodsky Hakkı Önem 1 Başlarken / Editör Necmi Yıldız 4 CEO & CFO Mesajı 6 Kısa Kısa 10Proje / St. Petersburg Havalimanı Fırat Yıldırım 16Global Bakış / IMF Turgay Ertan 18Sektörden / Türkiye Stadyum’a Dönüşecek Burak Kızılhan 22Röportaj / Haluk Yanık - EEC Necmi Yıldız 28Teknoloji / Galvanizli Saclar ve Galvanizli Ürünlerin Stoklanması Süresince Korunması Mehmet Ateş Seyyahname / Amerika’da Balayı Tamer Sevinç & Şanel Şan Sevinç 40 Yelken Dünyası Eser İnce 30Hukuk Penceresi / Yönetim Kurulu Toplantıları Merve Çıkrıkçıoğlu 32Seyyahname / Amerika’da Balayı Tamer Sevinç & Şanel Şan Sevinç 38Edebi Köşe / Joseph Brodsky Hakkı Önem 40Yelken Dünyası / TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! Eser İnce 44Basında Biz 46AE Ailesi’nden 3 Ekim - Kasım - Aralık 16 > CEO & CFO Mesajı 2013 Hedeflerimiz Değerli Arkadaşlarımız, New York’ta şehir merkezinde her yılın sonunda halk bir buluşma tertipliyor. Herkes bir önceki yılda kendisi için kötü geçen bir olayı, kötü bir alışkanlığını, kurtulmuk istediği rahatsızlık veren bir düşünceyi bir kağıda yazıyor ve sonra orada bulunan bir çöp tenekesine atıyor. Tenekeye atılanlar imha ediliyor. Böylece eskinin geçmiş kötü olaylarından, alışkanlıklarından kurtulmaya doğru ilk adımlarını atıyorlar. Ekim - Kasım - Aralık Bizler de bu yeni yılın ilk iş gününde tekrar birlikteyiz. Artık hepimiz geçmişte yaşadıklarımızdan, yaptıklarımızdan ziyade ileriye, yeniye bakmalıyız. Değişen dünyaya ayak uydurmalıyız. Neyi, nasıl daha iyi yapabileceğimize odaklanmalıyız. Kendimizi sürekli değişen ve gelişen bireyler haline getirmeliyiz. Çünkü şirketimiz, en büyük kaynağı olan 4 sizlerin değişime ve yeniliğe açıklığı ve bunların itici gücü olmanız halinde ancak daha iyiye ve mükemmele doğru yol alır. • 2012 yılında tüm ülkeler bazında yaklaşık 130 milyon USD ciro elde ettik. Ama 2013 yılı için hedefimiz daha büyük, 196 milyon USD ciro hedefliyoruz • • Avrupa’nın kriz içinde bulunduğu, Türk inşaat sektöründeki büyümenin azaldığı, uzak doğudan özellikle de Çin’den ucuz işgücü ve malzeme kaynaklı müteahhitlik firmalarının Orta Doğu, Afrika, Rusya’ya yayılmakta olduğu, Rusya’da inşaat sektöründe teknolojinin ağırlık kazandığı bir yılda hedeflerimizi gerçekleştirmek için bazı stratejik kararlar aldık. Bunlar, kısmen orta vadeli olmak üzere hemen başlanılacak şekilde; • • • • • Teknoloji firması olacağız, rakiplerimizde olmayan teknolojik çözümleri sunar hale geleceğiz, mühendisliğimizi ön plana çıkartacağız Endüstriyel sektöre odaklanacağız Her türlü nitelikli binada enerji verimliliği çözümleri sunar hale geleceğiz Imtech ile birlikte petrol ve gaz sektörüne gireceğiz Çöp değerlendirme, atık su işleme gibi konularda partnerlerimizle birlikte innovative çözümleri sunar hale geleceğiz Özellikle endüstrinin ihtiyacı için enerji santralları yapımında pay alacağız Binaların tüm yaşamsal sürecinde müşteri yanında olmak için teknik bakım işlerine gireceğiz Müşteri portföyümüzü genişleteceğiz CEO & CFO mesajı < • Operasyon ve proseslerimizi daha etkin ve verimli hale getireceğiz Bütçe disiplinini yaygınlaştıracağız ve maliyetlerimizden tasarrufa gideceğiz. • Tüm bu hedeflere erişmek için hepimize büyük görevler düşüyor. Artık kriterlerimiz dünya firması ölçeğinde. ‘’Mükemmel olmak’’ bir hedeftir ve bu hedef hep değişim içindedir. Hiçbir zaman mükemmele ulaşamayız ama yaptıklarımızla, faaliyetlerimizle hep ona bir adım daha yaklaşırız. Bu sonsuz yolculukta sizlere düşenler • • • • Değişime açık olun, genç yaşlı olmayın, bir işi hep yapmış olmak o yapım metodunun en iyisi olduğu anlamına gelmez Araştırıcı olun, tekniğinizi geliştirin, bulunduğunuz ülkenin lisanını sokak lisanı olarak değil, ede- • • biyat dili olarak öğrenin, konuşun Komünikasyon yapın, problemlerin kaynağı genellikle iletişim sorunlarından kaynaklanır, mail yazmak yerine bir araya gelin, grup çalışmasına önem verin Empati kurun; olaylara, çalışma arkadaşlarınızın, müşterilerinizin, tedarikçilerinizin gözüyle de bakmaya çalışın Ben değil biz deyin, hiçbir şey tek başına yapılmaz, herkesin katkısı vardır. Kendi katkınızı artırmak için yaptığınız işi en iyi şekilde yapın, öyleki; başkası tekrar kontrol etmek zorunda kalmasın Bilgilerin paşlaştıkça değer kazanacağının bilincinde olarak bölüm içi, bölümler arası bilgi akışını sağ lamaya çalışın Üstünüze bir problem getirirken, çözüm önerilerinizle birlikte gelin, problem yaratıyorsanız onun bir parçasının da siz olduğunuzu aklınızda tutun Değerli Arkadaşlarım, sizlere şirket hedefleri konusunda bilgiler vermeye çalıştım ve bunlara ulaşabilmemiz için yapmamız gerekenlerle ilgili bazı önerilerde bulundum. Kişisel tecrübelerin herkesin kendi yaşamıyla ilgili olduğunu ve kazanılan tecrübenin başkasına aktarılamayacağını biliyoruz. Ancak bu durum şirketler için geçerli olmamalı. Şirketler, kazanılan tecrübeyi yeni kaynak yaratmada ve proses ve operasyonlarını düzeltmede kullanamaz ise hayatta kalmaları zorlaşır. Hep birlikte daha iyiye doğru yolculuğumuzda Sizlere 2013’te neşe, sağlık, huzur, sevgi ve bol kazanç diliyoruz... Demir Özkaya CEO Hasan Ali Gül CFO 5 Ekim - Kasım - Aralık • > kısa kısa Kaleidescope Projesi Sona Erdi 119.432 m2 kapalı alana sahip olan ve Moskova’da yapımı tamamlanan Kaleidoscope iş, alışveriş ve eğlence merkezi Ekim 2012 itibariyle açıldı. Proje bünyesinde; 758 araç kapasiteli kapalo otopark, 4200 m2 alana sahip 8 salonlu sinema, 10.500 m2 alana sahip ofis kompleksi, 2200 m2 alana sahip supermarket bulunuyor. Ayrıca restaurantlar, fast foodlar, buz pistini de içeren 160 mağaza bulunmaktadır. Ekim - Kasım - Aralık AE Arma-Elektropanç kontrat bedeli 10.1 Milyon USD olan bu işte, teknik müteahhit olarak kuvvetli ve zayıf akım elektrik sistemleri kapsamında, BMS, aydınlatma otomasyonu vb. onlarca sistemi tamamlamıştır. 6 7 Ekim - Kasım - Aralık kısa kısa < > kısa kısa Çırağan Palace AE’ye Emanet Ekim - Kasım - Aralık Çırağan Palace Kempinski Istanbul elektrik odalarının elektrik ve mekanik sistemlerini yenilemek üzere Türkiye’nin en güçlü teknik müteahhitlik şirketi AE Arma-Elektropanç’ı tercih etti. 8 kısa kısa < White Garden ve Aquapark’ta Sona Yaklaşılıyor İki blok, beş katlı 960 araç kapasiteli otopark ve toplamda yaklaşık 105.000 m2’lik kapalı alandan oluşan ve göz kamaştıracak bahçelere sahip olacak White Garden ile; 500 kişilik havuz, 55.000 m2 kapalı alan ve içerisinde restaurant, bowling, su oyunları, spor ve sağlık merkezi bulunduracak eğlence merkezi Aquapark’ın montaj işleri sona doğru hızla yaklaşıyor. 9 Ekim - Kasım - Aralık Elektrik ve elektronik sistemlerinin yanında, mekanik işler kapsamında; sıhhi tesisat, ısıtma ve soğutma tesisatı, havalandırma tesisatı, yangın söndürme tesisatı gibi işlerini yaptığımız Aquapark ile, elektrik ve elektronik tesisat işlerini yaptığımız White Garden, çok yakın zamanda AE Arma-Elektropanç imzasını taşıyan yapılar kervanına katılacaklar. > proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı Ekim - Kasım - Aralık Fırat Yıldırım Koordinatör Elektrik İşleri - Rusya Proje Yönetim Departmanı 10 proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı < St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı Bu ayki sayımızda Rusya’nın 2. ve Avrupa’nın 4. büyük şehri olan Sankt Petersburg ve yapımı devam eden Pulkova uluslararası havaalanı bilgilerini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Mayıs 1703’te Rus Çarlığı’nın Avrupa’ya açılan kapısı olması amacıyla kurulan şehir, 200 yıl Rus Çarlığı’nın başkentliğini yapmış ve (1914–1924) yılları arasında yani Rus İç Savaşı sırasında Petrograd, (1924–1991) yılları arasında yani Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak anılmıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Sankt Petersburg olarak değiştirmiştir. Şehir, Almanlar tarafından 30 Ağustos 1941 tarihinde kuşatılmış ve 900 gün kuşatma altında kalmıştır. 11 Ekim - Kasım - Aralık Sankt Petersburg, St. Petersburg Moskova’nın 715 km kuzeybatısında bulunan, Rusya’nın 2., Avrupa’nın 4. büyük şehridir. Kültürel merkez oluşunun yanı sıra zarif binalarıyla da bilinir. Baltık Denizi kıyısında Neva Nehri üzerindeki 42 ada üzerine yayılmıştır. Çar I. Petro tarafından 16 > proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı Peterhuf Park ı lesi Peter ve Paul Ka Ekim - Kasım - Aralık Şehirin çok kuzeyde olması dolayısıyla kışın günler çok kısa sürer ve buna karşılık Haziran-Temmuz arasında en uzun gündüzler yaşanır ve yaklaşık 2 hafta güneş neredeyse hiç batmaz. Bu duruma “beyaz geceler” adı verilmiştir. 12 Bir Doğu şehri sayılan Moskova’nın aksine Sankt Petersburg, 5 milyonluk nüfusuyla daha Avrupaidir ve kuruluş amacı olan “Avrupa’ya açılan kapı” olma amacını gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir rivayete göre kurulduğu zaman Venedik ve Roma’nın bir sentezi olarak düşünülmüştür. Geniş bulvarları, dingin suları, köprüleri ve çarlık mimarisinin bazı örnekleri, şehrin Kuzey’in Venedik’i olarak anılmasına sebep olmuştur. St.Petersburg şehrinin bu kadar turist çekmesinin başlıca özelliklerinden bir tanesi de dünyanın en çok müze proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı < itage) Müzesi Ermitaj (Herm Ermitaj (Herm itage) Müzes Rus sentezi ve Avrupa tirentlerinin birleşmesiyle St.Petersburg’un güzel ve görkemli bina ve köprüleri ortaya çıkmıştır. Gezilmesi gereken başlıca müzeleri ve parkları; Ermitaj müzesi, Peterhof parkı, Rusya Devlet Müzesi, Peter and Paul kalesi. Gerçek bir müze şehrinde yaşayan Petersburg- lular haklı olarak “Rusya’nın en kültürlü insanları” sayılmaktadır. En büyük caddelerinden biri olan Nevskiy caddesinde birçok alış-veriş merkezi, park, cafe ve restorantlar bulunmaktadır. 13 Ekim - Kasım - Aralık bulunduran şehri olmasıdır. Dünyaca ünlü Ermitaj (Hermitage) müzesi içinde yaklaşık 3 milyon eser bulundurmaktadır. 2. Dünya savaşı döneminde eserlerinin bir bölümü trenlerle Moskova devlet müzesine kaçırılmıştır. Şehir inşa edilirken birçok Avrupa ülkesinden mimarlar getirtilmiştir. i > proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı Ekim - Kasım - Aralık St.Petersburg şehrinin bu kadar turist çekmesinin başlıca özelliklerinden bir tanesi de dünyanın en çok müze bulunduran şehri olmasıdır. Dünyaca ünlü Ermitaj (Hermitage) müzesi içinde yaklaşık 3 milyon eser bulundurmaktadır. 2. Dünya savaşı döneminde eserlerinin bir bölümü trenlerle Moskova devlet müzesine kaçırılmıştır. Şehir inşa edilirken birçok Avrupa ülkesinden mimarlar getirtilmiştir. Rus sentezi ve Avrupa tirentlerinin birleşmesiyle St.Petersburg’un güzel ve görkemli bina ve köprüleri ortaya çıkmıştır. Gezilmesi gereken başlıca müzeleri ve parkları; Ermitaj müzesi, Peterhof parkı, Rusya Devlet Müzesi, Peter and Paul kalesi. Gerçek bir müze şehrinde yaşayan Petersburglular haklı olarak “Rusya’nın en kültürlü insanları” sayılmaktadır. En büyük caddelerinden biri olan Nevskiy caddesinde birçok alış-veriş merkezi, park, cafe ve restorantlar bulunmaktadır. 14 proje : St. Petersburg Pulkova Uluslararası Havaalanı < Proje kapsamında; Mevcut Rusya iç hat uçuşlarında kullanılan Pulkova-1 Terminal binasının revizyonu, 95.475 m2 lik alan üzerine inşa edilen Yeni Terminal binası ve Airside alanlarında bulunan yönetim binalarının elektrik işlerini anahtar teslimi olarak yapmaktadır. Ana Müteahhitliği İtalyan inşaat grubu Astaldi ve Türk inşaat firması IC İçtaş ortak girişimi tarafından yapılmaktadır. Proje, havalimanı yönetiminde uluslararası düzeyde lider olan Fraport’un da bir parçası olduğu uluslararası konsorsiyum Northern Capital Gateway (NCG) tarafından hayata geçiriliyor. Projeye destek veren diğer kuruluşlar arasında ise Rusya’nın ikinci en büyük kredi kuruluşu VTB Grup’un bir alt kuruluşu olan VTB Capital ve sanayi/teknoloji sektörlerinde uluslararası düzeyde aktif bir iş geliştirme firması olan Copelouzos Group yer alıyor. NCG’nin desteklediği ve proje için kredi sağlayan ana bankalar arasında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Uluslar arası Finans Kuruluşu (IFC), Rus Vnesheconombank, İskandinavya Yatırım Bankası (NIB), Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası ve Avrupa Ekonomik Kalkınma Bankası (EDB) bulunuyor. Yeni terminal, North Pier ve Pulkova-1 Binalarında 8 adet 1600 kVA, 6 adet 1250 kVA, 4 adet 1000 kVA kuru tip Transförmatör Sistemi Tesis edilecektir. Ayrıca Yeni Terminal binasında 2 adet 1100 kVA Jeneratör ve 4 adet toplam 830 kVA gücünde UPS’ler bulunacak- tır. CCTV ve Güvenlik Sistemi; 500 ad. kamera ve yaklaşık 3 bin güvenlik noktası bulunmaktadır. Aydınlatma Otomasyonu ve BMS; Yeni Terminal binasında 4700 Noktalı otomasyon sistemi bulunacaktır. O.G Dağıtım sistemi, 0.4 kV Dağıtım Panoları-Enerji kabloları, Aydınlatma-Priz sistemleri, Güvenlik sistemleri, Tel-Data Sistemleri, Aydınlatma-BMS otomasyonu vb. sistemler gibi onlarca Elektrik-Elektronik sistem AE Arma-Elektropanç tarafından yapılmaktadır. Bu projeler tamamlandığında havalimanı yılda 14 milyon yolcu kapasitesine ulaşacak. Pulkovo Havalimanı, proje sayesinde Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından belirlenmiş olan, iyi servis kalitesi anlamına gelen “C” seviyesine yükselecek ve Baltık Bölgesi’nin en önemli havalimanı konumuna ulaşacak. 15 Ekim - Kasım - Aralık AE Arma-Elektropanç, Pulkova Uluslararası Havaalanının Genişletilmesi projesine ait elektrik tesisat işlerinin teknik müteahhitliğini yapıyor. > global bakış : IMF Turgay Ertan İş Geliştirme Departmanı IMF (International Monetary Fund) Kıymetli Okurlarım, Ekim - Kasım - Aralık Bu sayımızda, ülkemizin ekonomi ve mali yapısını son yirmi sene çok meşgul eden ve yaşam şartlarımızı daha üst seviyelere çıkarabilmek için borç olarak mali destek aldığımız “Uluslar Arası Para Fonu”, kısaca, IMF’ten bahsetmek istiyorum. IMF, 1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods’da kurulmuş olup, küresel finansal düzeni takip etmek, borsa, döviz kurları, ödeme planları gibi konularda denetim ve organizasyon yapmak, aynı zamanda teknik ve finansal destek sağlamak gibi görevleri bulunan 16 uluslararası bir organizasyondur. 1-22 Temmuz 1942 tarihleri arasında Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkenin katılımı ile düzenlenen ‘Bretton Woods Konferansı’nda imzalanan ana sözleşme ile kurulmuş olup, 1 Mart 1947 ‘de finansal operasyonlarına başlamıştır. Halen merkezi Washington’dadır ve üye ülke sayısı da 186’dır. Uluslararası Para Fonu’nun kuruluş aşamasında belirlenen 6 temel amacı şunlardır: 1. Uluslararası parasal işbirliğinin geliştirilmesini sağlamak. 2. Uluslararası ticaretin dengeli bir şekilde gelişmesine yardımcı olmak. 3. Döviz kurlarında istikrarın teşvik edilmesi ve üyelerin rekabetçi devalüasyonlara başvurmalarına engel olunması. 4. Üye ülkelerin ödemeler bilançosunda yer alan cari işlemler kalemlerine uygulanan döviz kontrollerinin kaldırılması ve üyeler arasında çok taraflı bir ödemeler sisteminin oluşturulması. 5. Dış ödeme güçlükleri ile karşılaşan üye ülkelere gerekli kaynak yardımında bulunmak. global bakış : IMF < özel çekme hakkına göre hesaplanır. Her ülkenin % 25’i altın, % 75’i ulusal paradan oluşan kotası, kredi sınırlarını belirler. 6. Üye ülkelerin ödemeler bilançosu açıklarının azaltılmasına yardımcı olunması (dış ticaret dengesizliklerinin ortadan kaldırılması) şeklindedir. IMF’in organizasyon şemasına göre yönetimdeki en önemli üç kurul şunlardır : 1. Guvernörler Kurulu 2. İcra Direktörleri Kurulu (Yönetim Kurulu) 3. Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye’nin kotası olan 1.191 milyon SDR Dolar cinsinden 1.872 Milyar Dolardır. Türkiye isterse özel çekme hakkını kullanarak kotasının 6 katı kadar borç alabilir, yani bir defada 11.232 Milyar Dolar kredi kullanabilir. Türkiye - IMF İlişkileri: Türkiye IMF’e 14 Şubat 1947 tarihinde katılmıştır. Türkiye’yi IMF ile ilişkilerde Hazine Müsteşarlığı temsil etmektedir. edilmektedir. Türkiye 22 Mart 1990 tarihinde IMF’ye uluslararası cari işlemlere sınırlamalar getirmekten kaçınmayı ve üye ülkelerin elinde bulunan Türk Liralarını o ülkenin isteği halinde satın alacağını taahhüt etmiştir. Böylelikle TL konvertible para olmuştur. Türkiye nin İMF ile ilk kredi ilişkisi ilk stand-by anlaşmasının yapıldığı tarih olan 1 Ocak 1961 yılında başlamıştır. Bu ilk anlaşma bir yıl süreli olup, 31Aralık 1961’de sona ermiştir. Türkiye 1961 yılından 1970’ e kadar her yıl bir stand-by anlaşması gerçekleştirdi. Uluslararası Para Fonu IMF ile bu güne kadar 19 kez stand-by anlaşması yapan Türkiye, bunlardan sadece son ikisini başarıyla tamamladı. 1961 yılında başlayan ilişkiler sonucu IMF, Türkiye’ye 48 yılda 50 Milyar Dolarlık kredi gelmesini sağladı. Turgay Ertan İş Geliştirme Departmanı Türkiye Yönetim Kurulunda da temsil IMF’in Finansal Politikaları ve İmkanları; IMF’in izlediği finansal politikalar 4 grupta toplanır. 1. 2. 3. 4. Rezerv dilimi politikaları. Kredi Dilimi politikaları Acil Durum Destek Politikalar Borç ve Borç Servisi düşürme politikaları. Ağır borç yükü altındaki ülkeler açısından en önemlisi borç ve borç servisi düşürme politikasıdır. Bir ülkeye IMF’e üye olduğunda ekonomisi diğer üye ülkeler ile mukayeseli olarak bir kota verilmektedir. Kotalar belirlenirken, ülkelerin cari işlemleri GSYİH ve resmi düzeyi gibi faktörler dikkate alınmaktadır. Üye ülkelerin IMF’e verdikleri kaynaklardan meydana gelen kotalar, 17 Ekim - Kasım - Aralık 2008 Eylül ayı itibariyle IMF’in toplam kotası 217.314 Milyon SDR(Özel Çekme Hakkı) olup, Türkiye’nin kotası da 1.191 Milyon SDR’dir. Bir SDR yaklaşık 1.57 Amerikan Dolarıdır. > sektörden : Türkiye Stadyum’a Dönüşecek Burak Kızılhan BEng (Hons), MSc Müdür İş Geliştirme Departmanı Ekim - Kasım - Aralık Türkiye Stadyuma Dönüşecek 18 sektörden : Türkiye Stadyum’a Dönüşecek < Gençlik ve Spor Bakanlığı, 2014 yılı sonuna kadar yaklaşık 3 milyar 100 milyon TL’lik yatırım yapacak. Türkiye’nin çeşitli illerinde yapılacak spor tesisleri içinde farklı projeler dikkat çekiyor. Bu proje kapsamında, 30 adet yüzme havuzu, 124 sentetik futbol sahası, 78 gençlik merkezi, 129 spor salonu, 13 atletizm pisti ve 31 tane de diğer spor tesisi Türki- ye’ye kazandırılacak. Bu projelerden 215’inin yapımı halen sürüyor. Bu yatırım için yaklaşık 600 milyon TL’lik bütçe ayrıldı. 24 ilde stat yapımı Gençlik ve Spor Bakanlığı, 24 ilde ise stat yapımı için yaklaşık 2,5 milyar TL bütçe ayırdı. Türkiye Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile yürütülen stat projeleri içinde, Ada- na, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Batman, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İzmir (2 adet), Kocaeli, Malatya, Mersin, Sakarya, Samsun, Sivas ve Trabzon illeri bulunuyor. Ayrıca belediye protokolü ile Bursa, Çorum, Konya ve Manisa’da (2 tane) stat yapımı gerçekleştirilecek. Belirtilen bu projelerde toplam 200 bin kişinin de istihdam edileceği bildirildi. 19 Ekim - Kasım - Aralık Bakanlık tarafından cumhuriyet tarihinin en büyük spor yatırımı olarak nitelendirilen yatırım kapsamında, 405 adet spor tesisi, 24 adet stat inşası bulunuyor. > sektörden : Türkiye Stadyum’a Dönüşecek Ekim - Kasım - Aralık İşte Türkiye’nin Yeni Stadları 20 Adana (Kapasite: 33 Bin Kişi) Antalya (Kapasite: 33 Bin Kişi) Bursa (Kapasite: 45 Bin Kişi) Çorum (Kapasite: 15 Bin Kişi) Eskişehir (Kapasite: 33 Bin Kişi) Gaziantep (Kapasite: 30 Bin Kişi) Hatay (Kapasite: 25 Bin Kişi) Kocaeli (Kapasite: 33 Bin Kişi) Konya (Kapasite: 42 Bin Kişi) Malatya (Kapasite: 25 Bin Kişi) Mersin (Kapasite: 25 Bin Kişi) Sakarya (Kapasite: 33 Bin Kişi) Samsun (Kapasite: 33 Bin Kişi) Sivas (Kapasite: 25 Bin Kişi) Trabzon (Kapasite: 40 Bin Kişi) sektörden : Türkiye Stadyum’a Dönüşecek < AE Arma-Elektropanç yeni stadyumlar için iddialı Aynen yeni yapılacak olan İstanbul 3. Havalimanı projesinde olduğu gibi, 2014 yılına kadar yapılacak olan yeni stadyumlar için de AE arkasına Imtech’in de finansal gücünü alarak, piyasanın en iddialı oyuncularından biri olacak. AE’nin hedefi, yapılacak olan 24 yeni stadyumdan en az 5 tanesini kontrata bağlamak. Avrupa’daki Stadyumlara IMTECH İmzası 5.1 milyar Euro 2011 yılı cirosu ve yaklaşık 28 bin çalışanı ile Avrupa’nın en büyük teknik müteahhitlik firmalarından biri olan Imtech, Avrupa’daki bir çok prestijli stadyum projesinde başrolde yer almış konumda. Hatta Hamburg Futbol takımının maçlarını oynadığı stadyuma da ismini vermiş durumda. Imtech Arena adlı bu stadyum, 57 bin kişilik kapasiteyle Alman liginin iddialı takımlarından Hamburg’un iç saha maçlarını oynadığı mabedi. Allianz Arena / Munih / Almanya (Kapasite: 66 Bin Kişi) Euroborg Arena / Groningen / Hollanda (Kapasite: 23 Bin Kişi) Imtech Arena / Hamburg / Almanya (Kapasite: 56 Bin Kişi) ISS Dome Arena / Dusseldorf / Almanya (Kapasite: 25 Bin Kişi) London Olympic Stadium / Londra / Ingiltere (Kapasite: 80 Bin Kişi) Mercedes-Benz Arena / Stuttgart / Almanya (Kapasite: 60 Bin Kişi) PGE Arena / Gdansk / Polonya (Kapasite: 45 Bin Kişi) Polish National Stadium / Varsova / Polonya (Kapasite: 60 Bin Kişi) Auf Arena / Schalke / Almanya (Kapasite: 60 Bin Kişi) Burak Kızılhan BEng (Hons), MSc 21 Ekim - Kasım - Aralık Müdür İş Geliştirme Departmanı > röportaj : Haluk Yanık Necmi Yıldız Müdür Satın Alma & Lojistik Departmanı Haluk Yanık EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Ekim - Kasım - Aralık 1. Haluk Bey, bizi kırmayarak vakit ayırdığınız ve konuğumuz olduğunuz için teşekkür ediyoruz. Sizi sektörümüzde tanımayan yoktur ama okuyucularımız için kendinizi bir kez daha tanıtır mısınız? Ortaokul ve liseyi şimdiki adı Kadıköy Anadolu Lisesi olan Kadıköy Maarif Koleji’nde okuduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme bölümünü bitirdim. Son sınıfı okurken çalışmaya başladığım Madak Elektrofizik firmasında profesyonel elektronik cihaz tasarımı ve üretimi ile geçirdiğim 2 yıldan sonra askerlik 22 görevimi Deniz Kuvvetlerinde Taşkızak Tersanesinin Elektronik Dizayn Bölümünde yaptım. Askerlik sonrasında o dönemin önde gelen elektrik malzemeleri üretim ve taahhüt gruplarından EMİ grubunun da katılımıyla Madak firması EEC Elektronik A.Ş.’ne dönüştü. Ben de kurucu ortaklardan biri olarak önce Teknik Müdür ve kısa bir süre sonra da Genel Müdür olarak EEC’nin yönetimine katıldım. 80’lerin sonunda diğer hisseleri de devralarak EEC’nin hakim ortağı oldum ve Yönetim Kurulu Başkanlığını da üstlendim. Bunu izleyen yıllarda EEC Elektronik’te başlattığımız yangın algılama ve kontrol cihazları üretiminin yanı sıra dünyanın önde gelen üreticileriyle distribütörlük anlaşmaları yaparak, EEC’nin üst düzey yangın, güvenlik ve bina otomasyonu sistemleri kurulumu ve bunların entegrasyonu alanındaki gelişimini hızlandırdım. Bugün zayıf akım sistemleri entegrasyonu ana işimiz haline geldi ve bu alandaki faaliyetlerimiz EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri A.Ş. tarafından yürütülüyor. 2009 yılında kurduğumuz dağıtım firmamız AVEKA Algılama ve Kontrol Teknolojileri A.Ş. yalnızca profesyonel yangın ve güvenlik firmalarına malzeme satışı yapıyor. Serbest Bölgede faaliyet gös- röportaj : Haluk Yanık < teren EEC Dış Ticaret ile birlikte dört firmamız bina zayıf akım sistemleri sektörüne hizmet veriyor. Bu yıl 30. yılımızı kutladığımız EEC’de, başladığımdan bu yana mühendis ve yönetici olarak çalışıyorum. 2. Çevrenizdekiler sizi hep çok çalışan, hatta boş vakit bulamayacak kadar çok çalışan biri olarak tanımlıyorlar. Gençliğinizden kalma yüzme ve basketbola olan ilginizi de biliyoruz. Şimdilerde bu hobilerinize yer ayırabiliyor musunuz? Bizim mesleğimizde bildiklerinizi başkalarıyla paylaşmak, öğrenmenin en iyi yoludur. rınızlaysa, ekibinizde ilerlemeyi ve yetkinleşmeyi de hızlandırır. EEC’de bildiklerini ve öğrendiklerini yeni gelenlere aktarmak şirket kültürümüzün en önemli öğelerinden biridir. Sizin bildiklerinizi uygulayacak yeniler olmadıkça yeni bilgilere yelken açamazsınız. Düzenli şirket içi eğitimlerimize ben de eğitimci ve bazen de öğrenci olarak katılıyorum. 4. “Artık çok geç! dememek için erken algılama” sloganınızla yola çıkacak olursak, yurdumuzda yangından korunmanın önemi sizce yeterince önemseniyor ve biliniyor mu? Hayır, yeterince bilinmiyor ve önem- Çalışmayı gerçekten seviyorum. Mühendislik yapmayı çok seviyorum. Bu nedenle işim zamanla benim için, içinde hobiler yarattığım ve keyifle yaptığım bir meşgale haline geldi. Şirketlerimize doğrudan katkısı olmayan standart ve yönetmelik çalışmaları, yangın algılama alanındaki son gelişmelerin takibi, üyesi olduğum ulusal ve uluslararası yangından korunma ve güvenlik teknolojisi dernek ve birliklerinin çalışmalarına zevkle zaman ayırıyorum. Lisanslı yarışma sporcusu olarak yüzmeye başladığım 11 yaşımdan bu yana düzenli olarak spor yapıyorum. Yüzücü ve sutopu oyuncusu olarak çok sayıda İstanbul ve Türkiye şampiyonlukları yaşadım, genç milli oldum. Basketbol da çok sevdiğim bir spor; lisede okul takımının oyun kuruculuğunu yaptım. Bugün de EEC çalışanlarıyla birlikte haftada bir gün basket oynuyoruz. Ben her hafta gidemiyorum ama bu biraz da artık yaşım gereği gençlerin temposunu düşürmemek istediğim için. Zaten birlikte oynadığımızda onlar da bana iltimas geçip pek savunma yapmıyorlar. Akademisyen olmayı çok isterdim. İyi bir akademisyen de olurdum diye düşünüyorum. Ama mühendisliğin pratiğini yapmak isteği daha ağır bastı. Hemen, hatta okulun bitmesini beklemeden iş hayatına atıldım. Hele bu paylaşım birlikte çalıştıkla- 23 Ekim - Kasım - Aralık 3. Sizi çok yakından tanıyan bir çalışma arkadaşınız, sizin bildiklerinizi öğretmeyi çok sevdiğinizi ve aslında çok iyi bir akademisyen olabileceğinizi söyledi. Bu görüşe siz de katılır mısınız? > röportaj : Haluk Yanık senmiyor. Hala, yeni projelerin pek çoğunda yangından korunma, adet yerini bulsun diye, yasak savmak için yapılıyor. Bunların arasında ne yazık ki büyük ölçekli projeler ve hatta yüksek binalar da var. Ekim - Kasım - Aralık Erken yangın algılamanın ve özellikle duman algılamanın binalarda can güvenliği için önemi dünyada artık çok iyi anlaşılmış durumda. Büyük projelerde giderek daha büyük oranda performans bazlı tasarım yapılıyor. Bu amaçla bilgisayar simülasyon yazılımları kullanılarak bir yangın durumunda dumanın binada nasıl yayılacağı tahmin ediliyor, gerekirse gerçek duman testleriyle doğrulanarak binaya özel yangın algılama sistemleri tasarlanıyor, acil durum tahliye stratejileri planlanıyor. Bizde ise henüz bu düzeyde bir tasarım çalışması gündeme bile gelmezken, geleneksel standart ve kod bazlı yangın algılama tasarımı bile gerektiği gibi yapılmıyor. Bunun en önemli nedeni Türk insanının mühendisliğe ve teknik uzmanlığa para harcamak istememesi. Bu yalnızca yangından korunma sektörüne özgü değil. İnşaat sektörümüzde mühendis ve mimara projelerde sadece imzası gerektiği için yer vermek çok yaygın 24 bir alışkanlık. Kendi gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki, bugün ülkemizde yeni yapılan binalarda bile yangın algılama ve alarm sistemlerinin büyük çoğunluğu %50-%80 oranında çalışır vaziyette hizmete alınıyor. Ya da alınmış gibi yapılıyor. Hâlbuki bu sistemlerin tasarımı, kablo tesisatının yapılması ve kontrolü, testleri ve hizmete alma süreçleri, zorunlu bir Türk Standardı durumunda olan TS CEN/TS 54-14’de ayrıntılı bir şekilde yer alıyor. Yani, sorun eksik mühendislik bilgisi ya da deneyiminden kaynaklanmıyor. Asıl neden, yasal zorunluluk ve yükümlülüklere rağmen bu eksik ve kusurlu sistemlerin binalara ruhsat alınırken göz ardı edilebilmesini de kapsayan zihniyet. Tasarım aşamasından başlayarak bağımsız veya tam yetkili kontrol mühendislerinin görevlendirildiği projelerde böyle bir zaaf oluşmuyor. Ama en kaliteli ürünler kullanılarak, doğru tasarlanmış ve eksiksiz hizmete alınmış bir yangın algılama ve alarm sisteminin dahi ayakta kalması için periyodik bakım ve testlerin yapılması gerekir. Bu gereksinim de özellikle kamu sektöründe dikkate alınmıyor. Hem bu işler için bütçe ayrılmıyo hem de yaptırım uygulanmıyor. 5. Yangın Algılama santral ve dedektörü ile acil aydınlatma armatürü imalatlarını yerli olarak yapmaya cesaret edecek kadar gözü kara ve atılımcı bir sanayici yanınız da var. Bu sahalardaki deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz biraz da? Yangın kontrol panelleri ve dedektörlerinin tasarım ve üretimine 80’lerin başlarında başladık. O dönemde Türkiye’de gerçek bir yangın alarm sistemleri pazarından söz etmek pek mümkün değildi. Bu açıdan bakarsanız o günlerde bu alanda üretime girişmenin ve uzun süre devam ettirmenin biraz gözü karalık olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de bu ürünler için uyulması gereken standartlar yoktu. Buna rağmen iç pazardaki rakiplerimizin ürünlerinden daha pahalıya mal etmeyi göze alarak o zaman dünyada en fazla tanınan, bilinen firmalarla aynı düzeyde onların standardında ürünler üretmeye yöneldik. Ama bütün dünyada yangın alarm üretim sektörünün esas sürükleyicisi olan yasal zorunluluk ülke- röportaj : Haluk Yanık < 6. EEC olarak Yangın Algılamanın yanında güvenlik ve bina otomasyonu konusunda da ülkemizin lider firmalarından birisiniz. Taahhüdünü bizim yaptığımız ve sizin de çözüm ortağı olduğunuz Mardan Palace projesi buna en güzel örneklerden birisi. Bu alandaki çalışmalarınız hakkında neler söylemek istersiniz? EEC olarak yangın alarm sistemleri sektörünün öncülerinden olduğumuz için bu alanla özdeşleşmiş gibi algılanıyoruz. Gerçekten de bugün EEC bünyesinde her biri ayrı bir yangın alarm sistemleri firmasını ayakta tutacak 4 ayrı dünya çapında markanın ürünlerini uyguluyor ve destekliyoruz. Satışlarımızın yarısından fazlası hala yangın algılama ve alarm sistemlerinden geliyor. Bu alanda Türkiye’de en geniş ürün portföyüne ve uygulama deneyimine sahip sistem entegratörüyüz. Bununla birlikte özellikle 2000’lerin başından itibaren güvenlik, geçiş kontrol, CCTV, bina otomasyon alanlarındaki tedarikçi bağlantılarımızı ve uygulama kadromuzu genişleterek en yeni teknolojileri büyük ölçekli projelerde uyguluyoruz. Bugün EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri 25 mühendis, 25 tekniker / teknisyen içeren 75 kişilik kadrosuyla Türkiye ve Rusya, Azerbaycan, Kazakistan gibi çevre ülkelerde komple zayıf akım projeleri üstlenen güçlü bir akıllı bina teknolojileri uygulayıcısı durumunda. Tüm zayıf akım sistemlerinde 2-3 farklı ürünü destekler durumdayız. Böylece tek bir ürüne bağlı kalmaksızın, her projeye en uygun entegrasyon çözümlerini oluşturabiliyoruz. kadaşlarımız için öğretici ve geliştirici oldu diye düşünüyorum. Arma-Elektropanç’ın çözüm ortağı olduğumuz Mardan Palace projesi de bu yetkinliğimizin öne çıktığı bir proje oldu. Bu projenin en önemli özellikleri, büyüklüğü (560 süit oda, 170.000m2 kapalı alan) ve yatırımcısının sınır tanımayan işlevsellik ve kalite istekleriydi. Biz bu projede yangın algılama ve alarm sistemleri ile duman kontrol sistemlerinin yanı sıra otel için en önemli sistemlerden biri olan oda otomasyon sistemlerini gerçekleştirdik. Bu projenin benim için iki keyifli yanı oldu. Birincisi tamamen mimari projelerden başlayarak konseptini ve işletme özelliklerini belirleyip uyguladığımız bir ‘’Design& Build’’ çalışması olması, ikincisi de bu mühendislik çalışmalarının içinde başından itibaren kurucularınızdan Sayın Medih Ertan ile birlikte bulunmamız oldu. Medih Bey ile aramızda, okuduğumuz üniversiteden iş hayatımızın başlangıç ve gelişme aşamalarına kadar, benzeşen çok unsur var. İkimiz de üst düzey yöneticiliğin sorumluluk ve yükümlülüklerinin ağırlığına rağmen mühendislik yapma sevdamızdan vazgeçmiyoruz. Bütün zorluklarına rağmen bu çalışma gerek Medih Bey ve benim için, gerekse AE ve EEC tarafında çalışan mühendis ar- Mardan Palace Oda Otomasyon Sisteminin benzer sistemlerden farklı pek çok özellikleri var. Bunların hepsini burada saymak mümkün değil, en önde gelenlerini aktarabilirim. En önemlisi tüm odalardaki kontrol elemanlarının otomasyon merkezinden izlenebilir, kontrol edilebilir ve yeniden konfigüre edilebilir olması. Bunu sağlamak için LON tabanlı ve IP network üzerinden izlenen ve kontrol edilebilen bir kontrol platformu seçtik. Bu platformun diğer bir önemli özelliği açık protokollü olması ve diğer sistemlere entegre edilebilmesiydi. Örneğin otelin rezervasyon ve back-office yönetim yazılımıyla yaptığımız entegrasyon sayesinde herhangi bir oda için bir rezervasyon yapıldığında odanın konfor şartlarının konuk için hazırlanması, konuğu karşılaması ve konuk ayrıldıktan sonra bekleme durumuna alınması, belirlenmiş senaryolara göre otomatik olarak yapılıyor. Benzer şekilde odalardan gelen herhangi bir şikâyet otomasyon merkezinden bilgisayar ekranında değerlendirilebiliyor; sorunun bir arızadan mı, yoksa kullanıcı hatasından mı kaynaklandığı odaya gitmeden anlaşılabiliyor. Tüm otomasyon senaryoları merkezden değiştirilerek odalara git- 25 Ekim - Kasım - Aralık mizde uzun zaman gündeme gelmedi. Bildiğiniz gibi bu kapsamda ülke çapında ilk yönetmelik 2002 yılında yürürlüğe girdi. İç pazarın küçüklüğü ve uluslararası pazarlara çıkmanın gerektirdiği sertifikasyon maliyetinin yüksekliği nedeniyle 90’ların sonuna doğru yangın alarm sistemleri alanındaki ar-ge faaliyetlerimizi durdurduk. Üretimi kesmedik ama adreslenebilir sistemlere de girmedik. O dönemden başlayarak ar-ge çalışmalarımızı acil durum aydınlatma ve yönlendirme ürünlerine kaydırdık. Üretim firmamız EEC Elektronik bu alanda bugün 40’a yakın ülkeye ihracat yapan ve Türkiye’nin öncü ve pazar lideri kabul edilen bir firması durumunda. > röportaj : Haluk Yanık meden oda kontrol ünitelerine yüklenebiliyor. Bu ve benzer işletme kolaylıkları bu büyüklükte bir otel için çok önemli avantajlar sağlıyor. Projenin çözümü en zor olan unsurlarından biri de kullanıcı ara yüzünün nasıl olacağı idi. Açık protokollü sistemimiz sayesinde pek çok alternatifi yatırımcı ve işletme ekibiyle birlikte değerlendirdik ve özel bir uzaktan kumanda ünitesine Mardan için hazırlattığımız özel yazılımı yükleterek en uygun çözümü oluşturduk. 7. Kendisini tamamen yangın ve güvenlik sektörüne hizmet etmeye adamış bir işveren olarak GESİDER-Güvenlik Endüstrisi Sanayicileri ve İşadamları Derneği ve TÜYAK- Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı’nda kurucu üyelik ve yöneticilikleriniz var. Bu vakıf ve derneklerdeki amaç ve faaliyetlerinizden de biraz bahsedebilir misiniz? Ekim - Kasım - Aralık TÜYAK ve GESİDER‘in ortak özellikleri kendi sektörlerinde birer çatı 26 organizasyon niteliği taşımaları. Bu, özellikle yangından korunma ve yangınla mücadele sektörlerine hitap eden TÜYAK için geçerli. Bu sektörlerde mimarlık, elektrik ve elektronik mühendisliği, makine mühendisliği, inşaat mühendisliği, kimya mühendisliği ve itfaiye gibi çok çeşitli mühendislik dalları ve disiplinler ayrı ayrı veya birbirileriyle etkileşim halinde rol oynuyorlar. TÜYAK üyeleri arasında bütün bu meslek dallarından gelen şirket temsilcileri, mimar ve mühendisler, öğretim üyeleri ve itfaiyeciler var. Dolayısıyla yangınla ilgili tüm alanlarda uzmanların görüş alış verişi yapabildiği, sektörün gelişimi için her türlü ticari kaygılardan uzak, tamamen gönüllü olarak katkı verilen bir üst kurum niteliği taşıyor. GESIDER de elektronik güvenlik sistemleri alanında faaliyet gösteren bir sektör kuruluşu özelliği taşıyor. Güvenlik sektörünün, insanlı güvenlik hizmetleri ve özel dedektiflik alanlarında faaliyet gösteren kesimlerinin benzer sektörel kuruluşları ile birlikte geçen yıl kurulan ÖGF Özel Güvenlik Federasyonu içinde GESIDER de yer aldı. Böylece tüm özel güvenlik sektörlerini kapsayan çatı kuruluş oluşumu federasyon düzeyinde gerçekleştirildi. Gerek TÜYAK’ta, gerekse GESİDER’de görev almak ve çalışmalarına katılmak ticari faaliyetlerinde birbirlerine doğrudan rakip olan kişi ve firmaların bile ortak bir amaç için bir araya gelmelerini, birbirlerini tanımalarını ve anlamalarını sağlıyor. Bu iki dernekte de henüz profesyonel kadroları finansa edebilecek bir mali yapı oluşmadığı için faaliyetler, üye aidatları ve diğer gelirler yetmediğinde, zaman zaman yönetim kurulu üyelerinin bağışlarıyla sürdürülebiliyor. Bazen kendi ticari çıkarlarınızla çelişen bir girişim için bile maddi destek vermeniz gerekiyor ve bunu herkes bir takım ruhuyla yapıyor. Bence hem TÜYAK, hem de GESİDER yangın ve güvenlik sektörlerinin gelişimi için çok önemli. Hem üyeler arasında kaynaşmayı sağlıyorlar, hem röportaj : Haluk Yanık < EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri’nin uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen bir zayıf akım sistemleri entegratörü olması için çalışıyoruz. 8. Sizin de katkı ve çabalarınızla yürürlüğe girmiş olan Türkiye Yangından Korunma Sektörünün Yeni Anayasası adıyla da anılan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik uygulamada başarılı oldu mu? Bu konudaki görüş ve önerileriniz nelerdir? Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik, 2002 yılında yayınlandığından bu yana, yapılan yeni binalarda yangından korunma önlemlerinin projelerde yer alması ve özellikle yapısal gereksinimlerin yerine getirilmesi açısından büyük bir ilerleme sağladı. Bu çok önemlidir. Çünkü yangına dayanıklılık, kaçış yollarının uygunluğu gibi unsurlar bir bina yapılırken düşünülmemişse, sonradan düzeltmek çok pahalı ya da olanaksız olabilir. Yangın algılama ve alarm, otomatik yangın söndürme, duman kontrol ve tahliye sistemleri gibi tasarım, uygulama ve kontrolü daha fazla uzman mühendislik gerektiren teknolojik uygulamalarda ise daha önce başka bir sorunuza yanıt verirken değindiğim gibi alınacak çok yol var. Bu konuda ilerleme sağlanmasının önündeki en önemli engeller, yaptırım uygulaması gerekenlerin bakış açışı ve hukuki takibatın yetersizliği. Yönetmeliğin gereği gibi uygulanmaması nedeniyle, yangın alarm sistemi çalışmadığı için can kaybı da dâhil çok ciddi sonuçlara yol açan yangın olaylarında bile, yakın zamanda sonuçlanan bir davada tüm suçun bir bekçi ile bir alt düzey bir yöneticiye yüklendiğini görünce yönetmeliğin bu eski hastalığımıza çare olmadığı belli oluyor. Bu aşamada TÜYAK ve Mühendis Odalarının belediyeler ve itfaiyelerle işbirliği yaparak bu sistemlerin projelendirme ve hizmete alınma aşamalarında daha sıkı kontrol sağlanması için bir kampanya yürütmeleri çare olabilir. Hukuki yaptırımın, daha uzunca bir zaman için, işlevsel ve caydırıcı olmayacağını kabul etmek, yatırımcıyı, bina sahibini ve kullanıcıyı bilinçlendirerek, ikna ederek, bu sistemlerin gerçekten çalışacak ve işleyecek şekilde tesis edilmesi ve bakımları yaptırılarak çalışır durumda tutulmasını sağlamak tek çıkar yol gibi görünüyor. Özellikle özel sektörde bilinçli yatırımcı ve kullanıcı bunu zaten yapıyor. 9. EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı olarak gelecekteki hedefleriniz nelerdir? EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri’nin uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen bir zayıf akım sistemleri entegratörü olması için çalışıyoruz. Bu amaçla daha şimdiden prosedür, talimat ve eğitim dokümanlarımızı Türkçenin yanı sıra İngilizce olarak da oluşturmaya başladık. Yurt dışındaki ofislerimiz ve şantiyelerimizde görev yapan yabancı uyruklu çalışanlarımızın eğitimini ve onlarla iletişimimizi İngilizce yapıyoruz. Benim kişisel hedefim EEC Entegre Bina Kontrol Sistemleri’nde başlattığımız kurumsallaşma çalışmalarımızı önümüzdeki üç yıl içinde tamamlamak ve firmanın ben liderliği devrettikten sonra da varlığını ve gelişmesini sürdürmesini sağlamak. Eğer bunu başarabilirsem araştırmaya, yazmaya ve sektör derneklerinde çalışmaya daha fazla zaman ayırmak, danışman ve eğitimci olarak sektöre hizmet vermeye devam etmeyi düşlüyorum. Emeklilik planı hiç yapmadım. Sağlığım elverdiği sürece ömrümün sonuna kadar çalışmaya devam etmek istiyorum. Necmi Yıldız Müdür Satın Alma & Lojistik Departmanı 27 Ekim - Kasım - Aralık de birer sivil toplum kuruluşu olarak kamuoyunda ve devlet yönetiminde gördükleri saygınlıklarıyla sektörün sorunlarının çözümünde önemli işlevleri oluyor. Ben hem kişisel olarak, hem de firmalarımı ve çalışanlarımı da katarak bu derneklerin gelişiminde rol almayı bir görev sayıyorum. > teknoloji : Galvanizli Saclar ve Galvanizli Ürünlerin Stoklanması Süresince Korunması Mehmet Ateş Kalite Müdürü EAE Elektrik A.Ş. Galvanizli Saclar ve Galvanizli Ürünlerin Stoklanması Süresince Korunması Bilindiği gibi galvanizli saclar, yapı itibariyle özellikle asidik karakterli malzemeler ile kirletilmiş havaya,suya ve belirli oranda rölatif rutubete karşı hassastır. Kirletilmiş havanın yoğun olduğu endüstri bölgelerinde galvanizli sacın ömrü azalmaktadır. Ekim - Kasım - Aralık Atmosferik kirlilik için en önemli hava kirliliği kükürt dioksittir. 28 C + H + S + O2 CO2 + H 2O + SO2 SO2 + ½ O2 SO3 SO2 + H2 O H2 SO3 SO3 + H2 O H2 SO4 Çeşitli oranlarda oluşan sülfit asit ve sülfirik asit, çinko ile tepkimeye girerek galvaniz tabakasında korozyona neden olur. Atmosfer kirliliğinin kişisel olarak azaltılması veya sıfıra indirilmesi imkânsızdır. Stoklamada hava kirliliğinden dolayı olabilecek galvaniz korozyonunun önlenebilmesi ancak iyi korunmuş depolarda malzemenin stoklanabilmesi ile mümkündür. minimize edilir, hatta tamamen önlenebilir. Stoklama esnasında oluşan ve galvanizli saclarda en çok şikâyete sebep olan konu, beyaz pas olarak nitelendirilen sac yüzeyindeki beyaz lekelerdir. Alınacak uygun tedbirler ile Beyaz pas olayı galvanizli sacların stoklanması esnasında yukarıda bahsedilen parametrelerin bir arada bulunması ile büyük oranda istif halindeki saclarda oluşur. Bu olayın nedeni Beyaz pas çinko ile havadaki karbondioksit, oksijen ve su veya rutubet arasındaki kimyasal reaksiyondur. C + O2 CO2 Zn + ½ O2 ZnO 4Zn + 3H2 O + CO2 ZnCO3 .3Zn(OH)2 teknoloji : Galvanizli Saclar ve Galvanizli Ürünlerin Stoklanması Süresince Korunması < • İstif halindeki sacları oluşacak beyaz pasa karşı çok uzun süre olmasa da belirli bir süre koruyabilmek amacıyla üretim esnasında pasivasyon işlemi yapılır. Galvanizli sac yüzeyinde kimyasal reaksiyon ile koruyucu bir film teşekkül ettirilir. Bu film tabakası galvanizli sacı beyaz pas olayına karşı belirli bir süre korur. • Bu korumayı yapabilmek için de aşağıda sıralanan şartlara kesinlikle uyulması gerekir. • İstif halindeki saclar kesinlikle su ile temas ettirilmemelidir. • • • • • Stoklandığı yerlerde sürekli hava sirkülâsyonu sağlayacak aralık olmalıdır. İstifler arasında yeterli hava sirkülasyonu sağlayacak aralık olmalıdır. (İki istif arasında min. 300 mm.) Stoklama yerlerinde sıcaklık farkı az olmalıdır. (5-10 °C arasında) Stoklama yerlerinde %70’den fazla rölatif rutubet olmamalıdır. Hava kirliliği olan yerlerde stoklanmamalıdır. Uzun süre stokta bekleyecek istif halindeki saclar periyodik olarak tek tek elden geçirilmeli ve yüzeylerde oluşabilecek su damlacıkları silinerek saclar kurutulmalıdır. İstifler, zeminle teması kesilecek şekilde muhakkak surette paletler veya takozlar üzerinde yapılmalıdır. Böylelikle çeşitli nedenlerle oluşabilecek beyaz pas olayının daha az seviyede tutulması sağlanacağı gibi hava sirkülasyonu için de imkan sağlanmış olur. Yağmur ya da başka nedenlerden dolayı ıslanmış istif halindeki galvanizli saclar derhal birbirlerinden ayrılmalı ve acilen kurutulmalıdır. Bu işlem yapılırsa beyaz pas oluşumu engellenmiş olur. Ayrıca beyaz pas oluşmuş galvanizli saclarda bu beyaz pası gidermek için bazı metotlar uygulanmaktadır. Beyaz renkli pas görünümündeki kimyasal madde bir çinko karbonat / hidroksit bileşikleri karışımıdır. Estetik açıdan olumsuz bir durum oluşturan bu madde, kimyasal yapısı itibari ile asidik karakteri dikkatlice ayarlanmış bir çözelti ile giderilebilir. Ancak çözeltinin gereğinden fazla asidik olması ya da uygulama süresinin uzun tutulması, yüzeyde bulunan koruyucu çinko oksit tabakasını, hatta saf çinko katmanını çözerek kaplamaya zarar verebileceğinden temizleme işlemi dikkatle yapılmalıdır. Mehmet Ateş Kalite Müdürü EAE Elektrik A.Ş. 29 Ekim - Kasım - Aralık yüksek oranda nem ihtiva eden hava, istif halindeki saclar arasında sıkışır, sıcaklık farklılığı çiğlenme noktasına (dew point) ulaşılmasına neden olur ve levhalar üzerinde su damlacıkları oluşur. Böylece su içerisinde çözelmiş olan oksijen çinko hidroksidi meydana getirir. Havadaki karbondioksidin de reaksiyona girmesiyle karbonat oluşur. Bu şekilde beyaz pas denilen çinko karbonat çinko hidroksit meydana gelmiş olur. > hukuk penceresinden : Yönetim Kurulu Toplantıları Merve Çıkrıkçıoğlu Avukat Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı Yönetim Kurulu Toplantıları Değerli Okurlar, Ekim - Kasım - Aralık Bildiğiniz gibi, yeni Ticaret Kanunumuzun yürürlüğe girmesinin en önemli sebeplerinden biri modern çağın ihtiyaçlarına ayak uydurmaktır. Bu doğrultuda, Ticaret Kanunumuz şirketlerin kurumsal yönetimine ilişkin olarak birçok düzenlemeler getirmiştir. Bu sayımızda yeni kanun uyarınca yönetim gerçekleşecek yönetim kurulu toplantılarından bahsetmek istiyorum. 30 Şirketin esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Yeni kanunumuz toplantıların elektronik ortamlarda yapılmasına da izin vermek- tedir. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır. Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. Ancak yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar. Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır. Üyelerden hiçbiri fiziki bir toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, toplantı yapılmaksızın üyeler tarafından yazılı olarak alınabilir. Ancak böyle bir durumda, teklif edilen yönetim kurulu kararının tüm yönetim kurulu üyeleri ile paylaşılmış olması şarttır. Aksi takdirde karar geçersiz olacaktır. İmzaların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. Batıl Kararlar Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; hukuk penceresinden : Yönetim Kurulu Toplantıları < • • • • Eşit işlem ilkesine aykırı olan, Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır. Mahkeme tarafından batıl olduğu tespit edilen kararlar tarafları bağlamayacaktır. Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınması reddedilemez. Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle yükümlüdür. Bir üyenin bu konudaki istemi de reddedilemez; soruları cevapsız bırakılamaz. Yönetim kurulu başkanı, kurulun izni olmaksızın, yönetim kurulu toplantıları dışında bilgi alamaz, şirket defter ve dosyalarını inceleyemez. Yönetim kurulu başkanının bu isteminin reddedilmesi hâlinde başkan, yukarıda bahsedilen şekilde mahkemeye başvurabilir. Yönetim kurulu üyesinin bilgi alma ve inceleme hakları kısıtlanamaz, kaldırılamaz. Esas sözleşme ve yönetim kurulu, üyelerin bilgi alma ve inceleme haklarını genişletebilir. Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. Müzakereye Katılma Yasağı Yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır. Bu hükümlere aykırı hareket eden yönetim kurulu üyesi ve menfaat çatışması nesnel olarak varken ve biliniyorken ilgili üyenin toplantıya katılmasına itiraz etmeyen üyeler ve söz konusu üyenin toplantıya katılması yönünde karar alan yönetim kurulu üyeleri bu sebeple şirketin uğradığı zararı tazminle yükümlüdürler. Müzakereye, yasak nedeniyle katılmamanın sebebi ve ilgili işlemler yönetim kurulu kararına yazılır. Sonuç Yeni Ticaret Kanunumuz yönetim kurulu kararlarına ilişkin yeni kurallar ve düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemelerin amacı şirketlerin günümüzün gereksinimlerini daha iyi karşılayabilmek ve şirketlerin daha iyi ve daha etkili bir şekilde yönetilmesini sağlamaktır. Yönetim yapısındaki bu gibi kolaylıklar, yabancı yatırımcıları Türkiye’ye daha çok yatırım yapmaları konusunda teşvik edecektir. Merve Çıkrıkçıoğlu Yüksel Karkın Küçük Avukatlık Ortaklığı Başkan bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma, soru sorma ve inceleme yapma istemini reddederse, konu iki gün içinde yönetim kuruluna getirilir. Kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi hâlinde üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin kararı kesindir. 31 Ekim - Kasım - Aralık Her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını isteyebilir. > seyyahname : Amerika’da Balayı Tamer Sevinç & Şanel Şan Sevinç Küllerinden Doğan Bir Şehir; Chicago Büyük bir yangın ile tamamen yanmış ve küllerinden doğmuş, modern mimarinin en önemli örnekleri ile dolu bu şehirde; balayı, tatil veya turistik bir gezi, amacınız ne olursa olsun unutulmaz olacaktır. Ekim - Kasım - Aralık Evliliğimizin henüz 40. gününde hem iş hem de ziyaret amaçlı olarak 28 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında gittiğimiz dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan Chicago (Şikago) Amerika’nın da nüfus bakımından (2010 yılı sayımına göre nüfusu 2,695,598) en büyük üçüncü şehridir. Amerika’yı ve özellikle New York’u etkileyen 32 Sandy Kasırgası’nın 11 saat uçuşumuz sonrası uçağımızın havalimanına inişinden hemen sonra başlaması uçuş güvenliğimiz için bizi sevindirse de dönüşümüz için bizi düşündüren bir etken olmuştur. Geçirdiğimiz 9 gün boyunca Türkiye’de hava ortalama 20 °C dereceyi bulurken, Chicago’da ise 3 C derece idi. Şehre dönersek… Illinois eyaletinde Michigan Gölü’nün güneybatı kıyısında yer alan ve 1833 yılında kurulan Chicago şehri, 1885 yılında ilk gökdelenin bu şehirde yapılması ile de tarihe geçmiş önemli bir şehirdir. Göle nazır olan şehir merkezinde gökdelenin ve seyyahname : Amerika’da Balayı < Kaldığımız 9 gün boyunca bize ev sahipliği yapan East Wacker Drive No:75 adresinde yer alan otelimiz Club Quarters’a (River Hotel) yakın mesafede bulunan Su Kulesi ve etrafında yükselen şehrin ikonik mimari yapılarından biri de 110 katlı Ünlü Sears Kulesi’dir. Sofa Chicago Art & Design Fuarı Amerika’ya gidiş amacımız öncelikli olarak eşim Şanel’in Türk sanatçılarla birlikte katıldığı dünyanın en önemli fuarlarından biri olan SOFA Chicago’ydu. Sculpture Objects Functional Art + Design Fair nam-ı diğer SOFA Chicago Fuarı Kasım ayında 2-4 Ka- sım 2012 tarihleri arasında Navy Pier fuar alanında düzenlendi. 32 bin sanat ve tasarım meraklısının yoğun ilgisi altında düzenlenen fuarda, stand etkinlikleri, film gösterimleri, 3 bin kişinin izlediği seminer dizileri, özel sergiler, 300 sanatçının bizzat fuar alanında bulunması gibi organizasyonların yanı sıra açılış gecesi yapılan rekorlu satışlarla heyecan kazandı. Markow & Norris imzalı Spring Dawn isimli cam kimono 125 bin dolara ve William Morris imzalı bronz Rhyton Bull heykel 325 bin dolarlık rakamları ile önemli satışlardandı. 33 Ekim - Kasım - Aralık renkli sokakların yanı sıra oldukça estetik çeşitli kanatlı hayvan türlerinin esenlik içinde rahatsız edilmeden yaşadıkları park ve bahçeler yer alıyor. 1871 yılında büyük bir yangınla tüm şehrin yandığı ve bugün ise modern mimarinin önemli örnekleri ile geçmişe sünger çeken şehirde gezerken size yangını tek hatırlatan yapı Chicago Su Kulesi idi. Gökdelenler arasında oldukça kısa da gözükse bu yapının kuvveti tüm görenleri olduğu gibi bizi de etkiledi. > seyyahname : Amerika’da Balayı Dünyanın en ünlü sanatçılarının yanı sıra seramik markaları, cam üreticileri, takı tasarımcıları, mücevher perakendecileri, mobilya, aydınlatma ve dekorasyon markaları, çerçeve ve poster firmaları da fuarda önemli bir yere sahipti. Sanatsal yaklaşımları benimseyen tasarımcıların eserleri perakende özelliklerinin yanı sıra sanatsal bir özende var oluşları ile bildiğimiz anlamda tasarımdan ayrışmaları ile dikkate değerdi. Navy Pier Ekim - Kasım - Aralık SOFA Fuarı dahil pek cok fuar ve etkinliğe de ev sahipliği yapan Navy Pier kentteki her kesimden insan için büyük eğlence parkı. Michigan Gölü kenarında bulunan büyük oyun parkı; restoranları, mağazaları, sergi salonları, müzeleri, toplantı salonları, plajları, göl kenarındaki parkları ve fıskiyeleriyle herkese farklı eğlence seçenekleri sunar. Kahvaltılar için Amerika’nin yerel tatlarından Billy Goat, ara kahveler için Starbucks, atıştirmalar için Ben&Jenny’s, akşam için Riva Restoran Navy Pier’deki tercih edilebilecek adresler. 34 Biz ise Turkish Cultural Foundation’ı (Türk Kültür Vakfı) temsilen yer aldiğımız fuarda 6 çağdaş Türk sanatçısını temsil ettik. Turkish Cultural Foundation bu yıl Armaggan Art&Design Gallery küratörlüğünde katıldığı fuarda 6 Türk çağdaş sanatçıyı Amerikalı sanatseverlerle tanıştırdı. Belgin Yücelen, Ahmet Yazıcı, İpek Kotan, Zeynep Torun, Adnan Doğan ve Çetin Ateş’in yer aldığı stant sanatçıların katılımı ile zenginleşti. Amerikalı sa- natseverlerin Türkiye’ye ve özellikle İstanbul’a olan ilgisi bizleri hem sevindirdi hem de şaşırttı. Bir makine mühendisi olarak firmamı da temsilen aldığım soruları yanıtlarken aslında yurt dışında çok yakından izlendiğimizi fark ettim. Standimızı Chicago Türkiye Baskonsolusu ve Chicago Art Institute direktoru Janet hanimda ziyaret etti. seyyahname : Amerika’da Balayı < Hancock Tower Sabah erken saatlerde başlayan ve akşam 7’ye kadar süren fuar ardından vakit kalan zamanlarda sanatçılarla birlikte Chicago’nun önemli lokasyonlarını ziyaret ettik. Bunlardan ilki, ilk fuar günü ardından ziyaret ettiğimiz Hancock Gözlem Kulesi idi. Toplam 459 metre yüksekliğindeki 100 katlı bu binanın 96. katında yer alan bir bar/café ile Chicago’yu 360 derece tepeden izleyip gece ışıl ışıl manzarasına hayran olabiliyordunuz. bir diğer göz alıcı tasarım harikası ise Hindistan doğumlu İngiliz sanatçı Anish Kapoor imzalı The Bean, diğer adıyla Cloud Gate’tir. Dev metal nesne, pürüzsüz yüzeyiyle ayna gibi gökyüzünü ve bulutları yansıtır. Picasso heykelinden sonra yapılan en fütüristik ve zamanın ötesinde bir sanat eseri olduğu düşünülür. İçinde geçirdiğiniz vakit geçince zaman-mekân kavramını size unutturan bu yapı bizi çokça eğlendirdi. Art Institute of Chicago Dünyanın en önemli empresyonist ve post-empresyonist eserlerini koleksiyonunda bulunduran müzede Salvador Dali, Henry Moore ve Vincent Van Gogh gibi ustaların yanı sıra güncel isimlere de yer veriyor. Bu ustaları yakından izlemek büyük şans! Şu sıralar Sabancı Müzesi’nde devam eden MONET sergisi ikincil hedefimiz. Bu şehirde ziyaret edilmesi şart lokasyonlardan biri de Millenium Park. 21. yüzyılı kutlamak amacıyla yapılmış olan proje, yıl boyu 2,3 milyon ziyaretçisi olan kültürel bir destinasyon. Metal ve yeşilin uyumu; konser alanından (Jey Pritzker Pavyonu), köprülere hatta çalışanlara kadar yansıtıyor. Parktaki her alan, her detay, park ziyaretçileri için tasarlanmış. Parktaki 35 Ekim - Kasım - Aralık Millenium Park Ekim - Kasım - Aralık > seyyahname : Amerika’da Balayı 36 seyyahname : Amerika’da Balayı < Müzenin direktörü Janet Alberti hanımın direktörlüğünde, bugün çalışmalarına devam eden alanında günümüzün önemli tasarımcılarından Ronan ve Erwan Bouroullec kardeşlerin bir sergisi ile turumuz başlıyor. Kendilerinin ev sahipliğinde gezdiğimiz müzede tasarım ürünlerinden, heykellere, enstalasyonlardan, leziz menüye her şeye hayran ayrılıyoruz. Chicago denince görsel sanatların yanı sıra müzik hayatı önem taşıyan öğelerden. Hatta öyle ki Chicago Blues denen ayrı bir türden bile bahsediliyor. Blues’un yanı sıra daha popüler anlamda Jazz kulüpleri oldukça meşhur. Her biri canlı müzik yapan ve asla rezervasyon kabul etmeyen bu kulüplere gerçekten müzik dinlemek isteyen bir kitle geliyor. Bizim ziyaret ettiğimiz ve önemli kulüpler arasında da yer alan ANDY’s Jazz Club, GreenMill Jazz Club (Al Capone’un sağ kolu tarafından kurulmuş ve hala en popülerler listesinde) ve Jazz Showcase kesinlikle gidilmesi gereken yerler listesinde yer alıyor. Son olarak bu modern ama oldukça samimi şehirde bizim yapamadığımız ama mutlaka yapılmalı listesinde mimari bir nehir turu, outlet alışveriş turu, Michael Jordan Steak House’ da yemek gibi aktiviteler var. Yolu düşeceklere… Tamer Sevinç & Şanel Şan Sevinç 37 Ekim - Kasım - Aralık Museum of Contemporary Art > edebi köşe : Joseph Brodsky Hakkı Önem Koordinatör Elektrik İşleri - Rusya Proje Yönetim Departmanı Joseph Brodsky Ekim - Kasım - Aralık Sevgili Okuyucular, Bu sayımızda Sankt Petersburg doğumlu şair olan Joseph Brodsky’i ağırlayacağız. Nobel ödüllü şair, döneminin edebiyat çevrelerinde övgüler almış, Sovyet karşıtı yazılar yazmış ve bu duruşu hayatının belli dönemlerine damga vurmuştur. Keyifle okumanız dileğiyle. 38 edebi köşe : Joseph Brodsky < Bosna Ezgisi İki kez uyandım geceleyin: uykusuz pencere kenarında yanan lambaları gördüm bitirilmemiş tümceleri bitirmeye çalışan noktalar gibi düşümde işittiğim. Bir avuntu vermedi sana gene de. Düşümde hamileydin ayrı yaşamamıza karşın uzun süre suçlu hissettim kendimi bir çeşit, ellerim karnını okşadı, acemice pantolonuma gitti aynı zamanda Tutuşmak için ilişki. Orada durdum pencere kenarında, sen düşlerimin karanlığında bile yoktun, terk edilmiş sabırla geri dönüşümü bekleyişte kızgın kelimeler söylemeden bu kopuşumuz için Suç bendeydi. Karanlıklar geri veriyor bize ışığın paramparça ettiği her şeyi. Karanlıkta kıyıldı nişanımız; Orada biz iki sırtlı canavarlarız ve çocuk çıplaklığımızın özrü. Geri döneceksin bana bir gece yarısı yorgun ve sıska, geldiğinde kızımı göreceğim ya da oğlumu henüz adı konmamış olan. Ve kaçınacağım odamızın ışığını yakmaktan; ellerim bekleyişini sürdürecek; biliyorum ki sizi sessizliğe, gölgelerin ülkesini terk etmek hakkından yoksunum, ışıktan bir duvar ayırıyor bizi gerçeklikten ve beni ulaşılmaz kılıyor dünyamda. Sen bardağına içki doldurur bir böceği ezer ya da saatine bakarken parmakların kravatını düzeltirken insanlar ölüyor Acayip isimli kasabalarda, kurşunlarla delik deşik, alevler içinde nedenini niçinini bilmeden çoğu kez insanlar ölüyor Bilmediğin küçük yerlerde haykırmaya ve Allahaısmarladık demeye hiç şansı ve fırsatı olmadan insanlar ölüyor İnsanlar ölüyor sen aldırmazlığın yeni havarilerini seçerken kendini durduk yerde frenlerken-bu nedenle insanlar ölüyor Senin komşun/kardeşin olan Slav sevgi erdeminden o denli uzak kalmış ki meleklerinin uçmaktan korktuğu yerlerde insanlar ölüyor Heykeller yadsırken Kabil’in görüşünü, tarih yazık ki ölenlerin kanlarıyla besleniyor Sen maç sonuçlarını izlerken, gecikmiş raporlarını gözden geçirirken, ya da bebeğine ninni söylerken insanlar ölüyor Zaman, katilleri kurbanlarından keskin kana susamış kalemiyle ayıran, senin soyunu, katillerin soyuyla birlikte anacak. 39 Ekim - Kasım - Aralık Aşk > yelken dünyası : TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! Eser İnce Skipper TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! 2008- 2009 yarış sezonunda tekneleri MAT 12 ile pek çok başarıya imza atan, hızlarını alamayıp 2009 yılında Les Voiles de Saint Tropez’de büyük teknelerin yarıştığı B grubunda 8. lik derecesine de sahip olan TOKA Yelken Ekibi, 2010 yılında başarısını kanıtladıkları, bol kupalı tekneleri M.A.T. 12’yi başka bir yelken ve yarış sever ekibe sattılar. Ekim - Kasım - Aralık 2 yıl boyunca sessiz kalmalarının sebebi anlaşıldı ki; İzmir’deki M.A.T. tersanesinde üretilen ve dünyaca ünlü performans yat tasarımcısı Mark Mills tarafından tasarlanan yeni tekneleri M.A.T. 1245, sempatik ismi MATmazel ile hızlı bir dönüş planı içerisindeler. M.A.T. 1245, önceki tekneleri M.A.T. 12’nin yeniden tasarlanmış hali. Yeni 40 modelde salma daha uzun ve hafif hale gelirken torpilin de su direnci azaltılmış. Ayrıca daha az sürtünme ve hassas kontrol sağlayan yeni dümen palası, geliştirilmiş ve hafifletilmiş iç yerleşim, modelin ön plana çıkan diğer özellikleri. Çift kişilik üç kabinde altı kişinin yolculuk ve gezi yapabilmesi için gerekli konfor donanımına sahip. İleri teknoloji vinilester / e-glass gövde ve güverte ile hafif, sağlam ve uzun ömürlü yapısı var. Açıklamalardan anladığım çok cazibeli ve bir o kadar da donanımlı bir kız, TOKA Yelken Ekibiyle beraber ortalığı kasıp kavuracak! MATmazel’in ortakları Somer kardeşler ve Rıdvan Övünç. İstanbul, İzmir, Bodrum, Marmaris yarışlarına katılacak olan ekip üyelerini kısaca tanıtmak gerekirse; Levent Peynirci (Profesyonel Yelkenci), Ali Somer (Turizm ve İnşaat) Alp Somer (Mimar) Cem Somer (Mimar) Arda Serim (Mühendis) Murat Yavuz (Bankacı) Rıdvan Övünç (Mimar) Serdar Gürlüoğlu (Danışman) Görüldüğü gibi bir profesyonel yelkenci dışında, ekipteki herkes ayrı ayrı meslek sahibi. Ama hepsi yelkene gönül vermiş birbirinden güzel insanlar. Onları takip etmek isterseniz, www.tokayelken.com veya Facebook, Toka Yelken Ekibi adreslerinden ulaşabilirsiniz. 41 Ekim - Kasım - Aralık yelken dünyası : TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! < > yelken dünyası : TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! Somer kardeşler hem üretiyor, hem yarışıyor! M.A.T. 1988 yılında mimarlık, aleminyum ve turizm konularında faaliyet göstermek üzere kurulan bir aile şirketi, ismini faaliyet konularının baş harflerinden almış. Yelkenli performans yat üretimine 1993 yılında İzmir’de başlamış. Uzmanlık alanı: Kompozit malzeme ve ileri teknoloji kullanarak, hem seri üretim hem de özel projeler için yüksek performanslı tekneler üretmek. Uluslararası tasarımcılar, mühendislik firmaları ve malzeme üreticileri ile çalışan ve bunları yüksek standartlı işçilik ile birleştiren M.A.T. yelkenli kompozit yat üretiminde çıtayı yükseltiyor. Anlatmaktan hiç bıkmayacağım bir konu, araya Alp Somer’le yaptığım kısa bir söyleşiyi de sıkıştırmadan geçemeyeceğim... Ekim - Kasım - Aralık Eser : Tekne üretmek fikri nasıl doğdu? 42 Alp : Tekne işi babamızın merakı, çocukluğumuzdan beri iç içe olduğumuz bir konu. Babam teknelerini hep kendisi üretti. Biz de bu sevgimizi işimize taşıdık. da ürettiğiniz tekneler var? Eser : Tekneleri üretirken yarış filosunda bu kadar başarılı olacaklarını düşünüyor muydunuz? Teknelerimizin yarıştığı ülkeler : İngiltere, Almanya, Avustralya, Hollanda, Kanada, İsrail, İskoçya. Alp : Tekneleri üretirken her şeyimizi ortaya koyuyoruz. Gece gündüz detay çözüyoruz, üretimi iyileştiriyoruz. Ürettiğimiz tekneler ile yarışıp geliştirmeye devam ediyoruz. Yarış teknesi üretmek ve başarılı olmak kolay bir iş değil, uzaktan kumanda ile olmuyor. Yani, kısaca cevaplamak gerekirse evet! Bu kadar özveri ile başarılı olacaklarını düşünüyorduk, sonuçtan mutluyuz. Toplam 33 tekne ürettiklerini belirten Alp’ le bu güzel sohbeti tamamlıyoruz. Eser : Hangi yıl üretime başladınız ve hangi tekneleri ürettiniz? Alp : Satmak üzere ürettiğimiz ilk tekne MAT 10 1999, sonrasında MAT 12 2006, MAT 1010 2011 Eser : Sanırım yurt dışındaki sularda Alp : Evet, yurtdışına da tekne satıyoruz, Almanya, İngiltere, Benelux, Avustralya temsilcilerimiz var. MATmazel’in 2013-2014 yarış sezonlarında destekçileri PROTEL! 1989 yılında kurulan Protel, konuk ağırlama sektörüne dünyanın tercih ettiği lider yazılım ve donanım çözümlerini sunuyor. Protel, otel yönetim çözümlerinden, restaurant yönetim sistemlerine, müşteri ilişkilerinden, maliyet yönetimine kadar pek çok farklı alanda nitelikli çözümler sağlayıp, müşterilerine uzman ekipleriyle 7 gün 24 saat kesintisiz destek veriyor. Tüm ürünleri konuk ağırlama sektörünün ihtiyaçlarına uygun şekilde yapılandıran Protel, 23 yıllık bilgi yelken dünyası : TOKA Yelken Ekibi ile MATmazel çok canlar yakacak! < Protel Yönetim Kurulu Başkanı, Metin ARGHAN’da yelken dostu, tesadüfler onu Toka Yelken Ekibi’ne destekçi yapmış. Bu güzel tesadüfü bakın nasıl anlatıyor; Takımdan Rıdvan ile yaşadığım evi yaparken birlikte çalıştık. Hatta o sıralar bir tekne bakıyordum. Rıdvan’dan M.A.T’ı öğrenip, Alp ile görüştüm. Ama M.A.T. safkan yarışçılar yapıyor- du, bende işin ustası değildim, o konuşma öyle kaldı. Sonra Protel’in yeni ofis binası için yine Rıdvan ile bir araya gelince, Protel ekibinin titizliği, zamanla yarışması ona bizim takımın bir parçası olabileceğimizi düşündürdü sanırım. Sonra kendimizi sponsorluk konuşurken bulduk. Sanki yazılım ve yelken arasında ne olduğunu tam bilemediğim bir ilişki var. İkisi de hiç hata affetmiyor. Biz Potel olarak rüzgârla yarışan bir teknenin üzerinde olmayı kendimize yakıştırdık. Darısı yazılım sektörünün başına... Bu güzel dileğe, tüm sektörlerin başına! diyerek yürekten katılıyorum! Yarışmak gerçekten ciddi maliyetler doğuruyor. Destekçiler arttıkça yarış filomuz büyüyecek, yeni ekipler kurulacak kısacası yelken sporumuz daha geniş kitlelere yayılacaktır. Teşekkürler M.A.T. Ailesi, Toka Yelken Ekibi, Protel ve Metin ARGHAN sizleri keyifle takip edeceğiz... Pruvanız neta, Rüzgarınız Kolayınıza Olsun! 43 Ekim - Kasım - Aralık ve deneyimi ile ülkemizdeki işletme ve tesislerin gereksinim duyduğu uygulamaları bir araya getiren eksiksiz çözümler oluşturuyor. Ekim - Kasım - Aralık > basında biz 44 45 Ekim - Kasım - Aralık basında biz < > AE Ailesi’nden 2013 AE Arma-Elektropanç Çalışanları Yeni Yılı Coşkuyla Kutladı… AE Arma-Elektropanç Yönetim Kurulu Üyeleri ve personeli, Maçka Parkı’nın büyüleyici atmosferi içinde yer alan, Alaçatı Meyhanesi’nde yeni yılı kutladı. Gecede AE Arma-Elektropanç Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Kızılhan ve CEO’su Demir Özkaya ile CFO’su Hasan Ali Gül konuşma yaparak herkese iyi seneler dilediler. Ekim - Kasım - Aralık Konuşmaların ardından hediye çekilişi yapıldı ve 12 şanslı kişi birbirinden güzel hediyelerin sahibi oldu. Fasıl ekibi, Ezgi Eyüboğlu ve oryantal Nuran Sultan’ın canlı performanslarını sergiledikleri gece, sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü ve herkes geceden mutlu olarak ayrıldı. 46 47 Ekim - Kasım - Aralık AE Ailesi’nden < Ekim - Kasım - Aralık > AE Ailesi’nden 48 AE Ailesi’nden < İstanbul Merkez ofisimizde çalışan Mali İşler & Finans Departmanı Müdür Yardımcımız Sn. Özgen Şen’in 7 Kasım 2012 Çarşamba günü biricik kızı Ece Şen dünyaya geldi. Şen ailesini tebrik ediyoruz. Piri Reis Üniversitesi Proje Müdürümüz Sn. Tamer Sevinç ve Şanel Şan dünyaevine girdi. Kendisi ve eşi Şanel Hanım’a AE ailesi olarak bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz. 49 Ekim - Kasım - Aralık Çırağan Sarayı Kempinski İstanbul Projesi Şantiye Şefi Sn. Murat Cevahir ve Gül Tanyeli çifti dünyaevine girdi. Kendisi ve eşi Gül Hanım’a AE ailesi olarak bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz.
Benzer belgeler
proje - Arma Elektropanc
Dergi Adı: AE Magazin
İmtiyaz Sahibi
AE Arma-Elektropanç A.Ş. adına
Demir Özkaya
Sorumlu Genel Yayın Yönetmeni ve
Yazı İşleri Müdürü
Necmi Yıldız
Yayın Kurulu
Necmi Yıldız, Burak Kızılhan, Turgay E...