Depresyon - Lilly Deutschland GmbH
Transkript
Depresyon - Lilly Deutschland GmbH
“Depresyon ve Ağrıları Anlama” Aksiyonu Depresyonlu hastalar ve aileleleri için el kitabı Lilly Deutschland GmbH Werner-Reimers-Straße 2 – 4 61352 Bad Homburg www.lilly-pharma.de DECYM00258 rı ğrıla A e n v nu o y s siyo pre “De ma” Ak Anla Önsöz 4 1. Bölüm: Herşey nasıl başlar? 6 2. Bölüm: Depresyon nedir? 15 3. Bölüm: Hasta 30 4. Bölüm: Hasta, ailesi, arkadaşları ve işi 37 5. Bölüm: Sıkça sorulan sorular ve cevapları 51 Özet 56 Ayrıntılı literatür, adresler ve danışmanlar 58 O 3 Önsöz Sayın okur, Bu el kitabıyla hasta veya hasta yakını olarak sizlere depresyon konusuyla ilgili genel bilgiler vermek istiyoruz. Hastalığı daha iyi anlamanız ve depresyon döneminde günlük hayatla daha rahat mücadele edebilmeniz için faydalı ipuçları vermeyi amaçlıyoruz. 4 P Biz kimiz? Emsland’dan psikiyatrist Dr. Marius Houchangnia, Paris’ten karikatürist Pascale Velleine ve tabii bir de ben, Baltus. El kitabımız içerik olarak hem tamamını, hem de her bölümünü ayrı ayrı okuyabileceğiniz bir şekilde düzenlenmiştır. Ayrıca sizin etkilenen kişi veya hasta yakını olarak depresyonu tam kendi bakış açınızdan ele alan özel bölümler de var. Fakat bu herkesin her bölümü okuyamayacağı anlamına gelmiyor, tam tersine. Bölümlerin her birini tam olarak okuyabilir veya içinden sadece sizi en çok ilgilendiren veya size en çok hitap eden kısımları seçebilirsiniz. Buradaki bölümlerde, depresyon hastalığına yakalanmış bir aile babası olan Ali Arslan’ın öyküsünü çizgi roman şeklinde anlatıyoruz. Ek olarak “bilimsel” metinlerle de hastalığı daha iyi anlayabilmeniz için gereken uzman bilgilerini sunuyoruz. Son olarak, depresyonla başa çıkabilmenizi ve iyileşmenizi kolaylaştıracak olan benim kendi önerilerim yer alıyor. Sizlere bu el kitabımızla yardımcı olabilirsek, çok sevineceğiz. O 5 Herşey nasıl başlar? 6 P O 7 İlk belirtiler 8 P Ç oğu etkilenen insanda depresyon tamamen atipik belirtilerle başlar. Konsantrasyon güçlüğü çekerler, içlerinde bir boşluk hissederler, evde ve çalışma hayatında işlerini yerine getirmekte zorlanırlar. Günlük yaşamın gereklerinin altından kalkamayacaklarına olan inançları giderek artar. Bu sırada genellikle başağrıları veya sırt ağrıları gibi fiziksel şikayetler ve iştahta değişiklik de meydana gelir. Bu şikayetler kişinin artık eski verim gücünü gösterememesine yol açar. Kişide acizlik hissi gitgide artarken düşüncelerinin sürekli aynı sorunlar çevresinde dönüp durması, durumu iyice kötüleştirir. O 9 Sürekli aynı düşüncelerin dönüp durması 10 P D epresif hastaların genellikle hep aynı sorunları aklına takması ve bundan başka bir şey düşünememesi tipik bir durumdur. Bu yüzden önceleri basit görünen görevler, zamanla neredeyse aşılamayacak engeller halini alır. Birçok hasta kendini bu düşüncelere öylesine kaptırır ki, bir tür acizlik yaşarlar. Bu aciz olma hissi genellikle hastayı kendiliğinden profesyonel yardım almaya sevk eden ilk nedendir. Ama depresif kişiyi bir doktora gitmeye yönelten kişiler çoğu durumda ailesi/yakınları da olabilir. Her ne kadar bu doktor ziyareti şifaya giden yolda atılan bir ilk adım olsa da, genellikle sorunu hemen çözmez. Şikayetlerin depresyondan kaynaklandığı genellikle hemen anlaşılmaz. Ve böylece birçok hastanın ilk doktor ziyareti upuzun bir “doktorlar turunun” başlangıcı olur. O 11 12 P O 13 Depresyon nedir? 14 P O 15 B “ en deli değilim”. Depresyon teşhisi konulan birçok kişinin ilk tepkisi bu sözler olur. Aslında bu doğrudur. Gerçekten de depresyon tıpkı diyabet, romatizma veya bacak kırılması gibi bir hastalıktır. Depresyonu olan kişi sadece hastadır. Deli değildir, fakat ağır hastadır. Sorun bu hastalığın kendisinde somut olarak görülememesinde ve çoğu vakada (Ali’de olduğu gibi) hemen anlaşılamamasında yatar. Çünkü depresyonun çok çeşitli ve birbirinden farklı belirtileri vardır. 16 P Belirtiler D epresyonun tipik belirtilerinden biri, etkilenen kişinin normalde sorunsuzca hatta severek yaptığı aktiviteler için gereken enerjiyi artık bulamamasıdır. Kendilerini bitkin ve yılgın hissederler. Fakat depresyonda ön planda görülenler her zaman duygusal belirtiler değildir. Çoğu zaman hastalık hastaların iştahını kaybetmesi ve kendilerini bedensel olarak iyi hissetmemeleri ile başlar. Genellikle tarifi zor olan, kendilerinin ve de doktorların sebebini bulamadıkları yaygın ağrılardan şikayet ederler. Depresyonun tipik ve çok katmanlı belirtilerini özetlemek istersek, aşağıdaki gibi bir tablo ortaya çıkar: Psikolojik belirtiler Fiziksel belirtiler Aslında ruhsal sebepleri bulunan ve tarif edilmesi zor olan belirtileridir. Doğrudan vücutta hissedilen ve hastanın kolayca tarif edebildiği belirtileridir. Örneğin: Örneğin: • Çökkün duygudurum • İsteksizlik • İlgi kaybı • Korku • Suçluluk ve değersizlik hissi • Güç yetersizliği duygusu • Uyku bozuklukları • Baş ağrıları • Sırt ağrıları • Karın ağrıları • Tüm vücut ağrısı • Kabızlık • İştah ve kilo değişiklikleri O 17 D epresyonu belirtilerinin çok çeşitli olmasına rağmen depresyon olarak tanımak ve hastalara doğru teşhis koymak için doktorların elinde çeşitli yardımcı metotlar bulunmaktadır. 18 P Teşhis D epresyonu teşhis edebilmek için birçok doktor anketlerden faydalanır. Bunlar sayesinde doktor hastaya depresyonun farklı belirtileri hakkında soru sorabilir. Doktor ya hastadan anketi kendi başına doldurmasını ister ve sonrasında her cevap üzerinde detaylı olarak hastayla konuşur, ya da anketi hastayla birlikte konuşma sırasında doldurur. Anketlerin özelliği sadece hastalığı teşhis ederken değil, hastanın durumunun tedavi sırasında ne yönde değiştiğini anlamakta da kullanılabilmesidir. Aşağıdaki sayfada böyle bir anket örneğini görüyorsunuz. Depresyon Anketi (Goldberg’den) B u cevap kağıdı yardımıyla kişisel durumunuzu ve olası bir depresyonu ortaya çıkarabilirsiniz. Aşağıdaki cümleler duyguları, düşünceleri ve davranış şekillerini tarif etmektedir. Bu tarifin geçen hafta içinde sizin için ne derecede geçerli olduğuna dair her cümlenin sağ tarafına 0 ve 5 arasında bir rakkam koyunuz.. Cevap vermekte zorlanırsanız, eşinize veya bir yakınınıza da danışabilirsiniz. Soruları cevaplamanıza memnuniyetle yardımcı olacaklardır. 0 yok 1 çok az 2 biraz 3 orta seviyede 4 fazla 5 çok fazla 1. İşleri yavaş yapıyorum. 2. Geleceğim umutsuz görünüyor. 3. Okumaya konsantre olmakta zorlanıyorum. 4. Keyif ve sevinç hayatımdan çıktı. 5. Karar vermede zorlanıyorum. 6. Benim için geçmişte önemli olan hayatın birçok alanına ilgimi kaybettim. 7. Kendimi üzgün, canı sıkkın ve mutsuz hissediyorum. 8. Tedirgin, huzursuz biçimde etrafta dolanıyorum. 9. Kendimi çok yorgun hissediyorum. 10. Basit işleri yapmak için çok çaba sarf etmem gerekiyor. 11. Kendimi cezalandırılmayı hak eden bir suçlu gibi hissediyorum. 12. Kendimi başarısız, yetersizmiş gibi hissediyorum. 13. Kendimi yaşayan birinden çok sanki ölü gibi hissediyorum. 14. Uykum bozuk – çok az, aşırı ya da bölük pörçük uyuyorum. 15. Kendimi nasıl öldürebileceğimi düşünüyorum. 16. Kendimi tuzağa düşmüş ve kapana kısılmış gibi hissediyorum. 17. İyi şeyler olduğunda bile çökkün hissediyorum. 18. Diyet yapmadığım halde kilo verdim veya aldım. u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 u 0 u 1 u 2 u 3 u 4 u 5 O 19 20 P D epresyonun tam olarak nedeni bugüne kadar bilinmemektedir. Ancak depresyonu ve belirtilerini daha ayrıntılı açıklamaya çalışan birçok teori vardır. Bu teoriler bir depresyonu açıklamak için hem yaşamda derin iz bırakan olayları, hem de genetik bir yatkınlığı ele alırlar. Bazı insanların bu hastalığa diğerlerinden daha eğilimli olduğu düşünülmektedir. Tıp dilindeki ifadesiyle bu kişiler daha “belirgin bir kırılganlık” (vulnerabilite) gösterir. Yük/Stres Kritik sınır değer Depresyonda kırılganlık Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi depresyonun da belirli nedenleri vardır. Bunlar hem hastalığın oluşumunu, hem de tipik belirtilerini açıklar. Nedenleri Yük/Stres oktor anket formu yanı sıra diğer teşhis yöntemlerinden de yararlanır. Bunlar Dünya Sağlık Örgütü WHO’ nun klinik teşhise yönelik kılavuz kurallarıdır. Burada özel “Uluslararası Ruhsal Bozukluklar Sınıflaması – ICD-10” kapsamında bir depresyona işaret eden tüm uluslararası kabul edilmiş hastalık belirtileri açıklanır. Kılavuz kuralların da ek fonksiyonu vardır. Bunların yardımıyla depresyonun çeşitli türlerini birbirinden ayırmak mümkün olur. Depresyonda kırılganlık D Yük/Stres DEĞERLENDİRME Depresyon Anketi: İşaretlediğiniz rakamları toplayın. Sonuç 15 veya üstündeyse, bu sizin için bir doktora veya psikoterapiste başvurmanız gerektiğinin bir işareti olabilir. Eğer zaten depresyon tedavisi görüyorsanız, bu test size tedavideki başarınızı görmenize yardımcı olabilir. Testi çoğaltıp düzenli aralıklarla (örneğin, haftada bir kez) doldurarak bir sonraki randevunuzda doktorunuzla bunlar üzerine konuşabilirsiniz. Kişi A Kişi B Kişi C Vulnerabilite Stres Modeli Bazı insanların diğerlerinden daha yüksek bir kırılganlığının (vulnerabilite) olması ve “kritik bir sınır değerini aşmasının” depresyona neden olması ne anlama geliyor? Bir karşılaştırma yapmama izin veriniz: Bir zinciri çekerek büyük bir kuvvet uygulanırsa, zincir kopar. Yani en zayıf halkasının olduğu yerden kopar. Depresyonda da durum buna benzer. İnsanları aşırı bir strese maruz bıraktığınızda, bu strese sadece belirli bir süre dayanabilirler. Kimi daha uzun, kimi daha kısa süre dayanır. Burada beyin metabolizması çok büyük bir rol oynar. Diğer bir deyişle “en zayıf halka” orasıdır. Stres altında kalınca dengesi bozulur, tıpkı zincirin kopması gibi. O 21 Stres durumlarında fazla kırılganlık ile yüksek düzeyde stres birleşince tahminen kritik sınır değer aşılır. Zincir kopar, yani insanda depresyonun ortaya çıkmasına sebep olur. 22 P H astalığı ilk tetikleyen unsurdan bağımsız olarak, aslında depresyonun arkasında daima biyolojik bir değişiklik yatmaktadır. Depresyonda beyin metabolizmasının dengesi bozulur. Keyif ve ağrı hissinin düzenlenmesinden sorumlu olan serotonin ve noradrenalin gibi belirli haberci maddelerin (nörotransmitterler) artık yeterli miktarlarda bulunmadığı tahmin edilmektedir. Bir sinir hücresinden diğerine bilgilerin aktarımı artık düzgün bir şekilde gerçekleşemez. Bu nedenle depresif insan bazı olaylara sağlıklı insanlardan daha farklı tepki gösterir. Bu durum somut olarak şöyle ortaya çıkar: Sağlıklı bir insan duygusal ve fiziksel streslere geçici olarak çökkün bir duygudurum hali gösterirken, depresif insanda bu durum uzadıkça uzar. Bunun neticesinde depresif kişi hem ruhsal hem de fiziksel yönden sürekli olarak rahatsız olur. Ancak bu rahatsızlık çeşitli tedavi yöntemleriyle giderilebilmektedir. Depresyonun arkasında biyolojik yönden neler olduğunu ve depresif bir insanın vücudunda nelerin ters gittiğini daha iyi anlamak için şunu gözünüzde canlandırınız: Vücutta gerçekleşen tüm süreçler sinir hücrelerinin (nöronlar) birbiriyle bilgi alışverişinde bulunmasıyla yönetilir. Bu süreç çerçevesinde belirli haberci maddeler (nörotransmitter) kullanılır. Bunların her biri farklı bir fonksiyonu yerine getirir. Bunlardan ikisi serotonin ve noradrenalindir. Haberci madde serotoninin yaşam gücünü artırıcı etkisi olduğu, duygudurumu, esenlik hissini ve uykuyu etkilediği kabul ediliyor. Diğer bir haberci madde de noradrenalindir. Onun da beyinde uyku uyanıklık ritmini, dikkati, hafıza ve konsantrasyon gücünü yönettiği varsayılıyor. Adrenalinin görevi vücudu alarma geçirmektir. Nabız yükselir, kalp daha hızlı atar, kan basıncı artar ve mide ve barsakların faaliyeti azalır. Depresif bir kişide serotonin ve noradrenalin haberci maddelerinin çok az miktarda bulunduğu düşünülmektedir. Serotonin eksikliği enerji kaybı, çökkünlük ve uyku bozuklukları gibi belirtilere neden olur. Noradrenalin eksikliğiyse konsantrasyon güçlüğünden ve fiziksel şikayetlerden sorumludur. Bedensel ağrılar, her iki haberci maddenin birden eksik olmasına yorumlanır. Dolayısıyla ruhsal ve fiziksel şikayetleri giderebilmek için amaç vücutta serotonin ve noradrenalin konsantrasyonlarının tekrar normal düzeye getirilmesi olmalıdır. Depresyon insanın keyif durumuna geçici olarak etki eden bir bozukluk değil, tedavi edilmesi şart olan ve günümüzde birçok vakada başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Nedeninin beyindeki bir metabolizma değişikliği olduğu düşünülmektedir. İlaçlar yardımıyla bu metabolizma tekrar rayına oturtulabilir. Eskisi gibi günlük yaşamınızın üstesiden gelmek istiyorsanız doktorunuzun yardımından yararlanınız. Depresyon utanılacak bir şey değildir ve asla dengesiz bir ruh halinin işareti olarak görülemez. Birçok başarılı ve kendine güvenen insan depresyon geçirmiştir. Tarihte de Wilhelm Busch, Winston Churchill, Jean-Paul Sartre veya Wolfgang Amadeus Mozart gibi birçok ünlülerden örnekler vardır. O 23 Tedavi “Mutlaka ilaç kullanmak şart mı?” D epresyonun tedavisi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bunlar hastanın ilaçla (antidepresanlar) tedavisinin gerekli olup olmadığına veya doktorun hastalığı başka yöntemlerle iyileştirme çabasına göre ayırt edilirler. Depresyonun tabletle tedavisi birçok vakada etkili bir yöntem olarak kendini göstermiştir. Bunun nedeni depresyonun (yukarıda da açıklandığı gibi) beyindeki bir metabolizma bozukluğundan kaynaklanmasıdır. İlaçlar değişik yollardan bu bozukluğun giderilmesini sağlar. Aynı zamanda doktorun hastaya uyguladığı konuşma tedavisi de buna eşlik eder. İlaç tedavisinin yanı sıra doktorla hasta arasında düzenli aralıklarla görüşmeler de yapılır. Çünkü depresif hastanın dertleri, endişe ve korkuları hakkında konuşması önemlidir. İlaçları tamamlayıcı olarak başka tedavi yöntemleri de kullanılabilir. Bunlar örneğin psikoterapi, davranış terapisi veya ışık tedavisidir. İlaçsız tedavi yöntemleri sadece depresyonun çok hafif türlerinde tek başına yeterlidir. En önemli ve en çok kullanılan tedavi türleri ile çeşitli alternatif yöntemlerin fayda ve zararlarını aşağıdaki açıklamalarda görebilirsiniz. İlaç tedavisi türleri – Antidepresanlar D epresyon tedavisinde kullanılan ilk ilaçların bulunuşu bundan 50 sene öncelerine gider. O günden beri çok sayıda yeni ilaç türetildiğinden 1950'ler artık doktorlar hastaya en çok yardımı dokunan ilacı tam olarak seçebiliyorlar. Esas olarak aşağıda geliştirildikleri tarih sırasına göre açıklanan çeşitli antidepresan grupları arasında ayırım yapılır . 1960'lar 1970'lar 1980'lar 1990'lar 2000'lar 2010'lar Fenelzin İmipramin İzokarboksazid Klomipramin Tranilsipromin Nortriptilin Amitriptilin Desipramin Maprotilin Amoksapin Fluoksetin Sertralin Paroksetin Fluvoksamin Sitalopram Bupropion Nefazodon Mirtazapin Venlafaksin Escitalopram Duloksetin Agomelatin Tarihi gelişimlerine göre çeşitli antidepresanlar 24 P O 25 Sarı kantaron otu (Johanniskraut) S arı kantaron otu keyif değişikliklerinde ve depresyonun hafif türlerinde kullanılır. Özellikle Almanya’da birçok hasta sarı kantaron otu preparatlarını doktor tarafından reçetelenmeden kendi kendine ilaç olarak alır, zira bitkisel ilaçların zararsız olduğunu düşünmektedirler. Oysa sarı kantaron otu da ciddi yan etkilere yol açabilir. Örneğin, yorgunluk, ışığa karşı artan hassasiyete bağlı olarak gözlerde yanma hissi veya pigment değişimleri. Bu sebeple bu hastaların güneşten kaçınmaları gerekir. Başka ilaçlarla etkileşimleri de sık görülür. Örneğin, sarı kantaron otu alınırken doğum kontrolü hapları etkisini kaybedebilir. 26 P „Ne zaman iyileşeceğim ?” İ laç almaya başlayan her depresyon hastası tabii ki durumunun hemen iyileşmesini sabırsızlıkla bekler. Ama burada sabırlı olmak gerekir. Çünkü genellikle hissedilebilir düzeyde bir etki ancak iki ila üç hafta sonra görülmeye başlar. Bunun nedeni, beyinde metabolizmanın tekrar yavaş bir şekilde dengeye getirilebilmesindendir. Birçok hastada bu ciddi bir sorun yaratır, çünkü ilaçların iyileştirici etkisinden önce yan etkileri ortaya çıkar. Tedavinin bir faydası olmadığını sandıkları için bu durum bir çok hastanın hapları bırakmasına sebep olur. Burada, yan etkilerin çoğunlukla tedavinin sadece ilk birkaç gününde ortaya çıktığının bilinmesi çok önemlidir. Bazı hastalara, ilacın vücuttaki etkisi yan etkilerin ortaya çıkmasıyla başlar şeklindeki bir düşünce de yardımcı olur. Bu ise iyileştirici etkinin başlamasına az kalmış olduğu anlamına gelir. Yine de, yan etkiler uzun sürerse, hasta doktora durumunu bildirmeli ve ilacı kendi kararıyla bırakmamalıdır. Doktor gerekirse, dozu azaltabilir veya başka bir ilaca geçmeyi düşünebilir. Önemli bir uyarı daha: Antidepresanlar genellikle en azından altı ila oniki aylık bir süre boyunca alınmalıdır. Depresif hastada depresyonun nüksetmemesi ancak bu şekilde sağlanabilir. İlaçların asgari alım süresine (altıdan oniki aya kadar) uyulsa da hasta ilacını birdenbire bırakmamalıdır. Doktoruyla konuşarak dozu beş ila on iki günlük bir süre içerisinde kademeli olarak azaltması gerekir. Depresyonun ilaçla tedavi edilmesi depresyonla mücadelede son derece yaygın ve etkili bir tedavi türüdür. Doktorunuz depresyonunuza karşı size ilaç yazarsa, psikofarmatik denilen bu ilaçları almaktan çekinmeyiniz. Önyargılara da değer vermeyiniz; antidepresanlar ne insanı bağımlı yapar, ne de kişiliğinizi değiştirir. Fakat, gerçekten ilaç tedavisiyle ruhsal ve bedensel sıkıntılarınızdan tamamen kurtulabilmeniz için size mutlaka uymanız gereken bazı bilgiler daha vermek istiyorum: • Lütfen ilacınızı düzenli olarak alınız. İlacınızı almayı bir kez unutmuşsanız, bu sorun değildir. Unuttuğunuz dozu sonradan ek olarak almanıza gerek yoktur. • İlacın dozunu kendi kendinize değiştirmeyiniz ve iyileşmeyi sağlamak için gerekli olan dozu almaya devam ediniz. Çünkü dozun azaltılması halinde her an durumun kötüleşmesi, hatta hastalığın komple geri dönmesi mümkündür. • Antidepresan ilacınızı kendinizi iyi hissetmeye başladığınız andan itibaren en azından altı ila oniki aylık bir süre boyunca almaya devam etmelisiniz. • Tedavi döneminin sonuna gelince, ilacı bırakma konusunu doktoru- nuzla konuşabilirsiniz. Ama ilacı sakın aniden bırakmayınız ve dozunu beş ila on iki günlük bir süre içerisinde azaltınız. Aksi takdirde Rebound depresyon (geri tepen depresyon), yani ilacın aniden bırakılmasıyla ortaya çıkan ve kimi vakalarda çok ağır yaşanabilen belirtiler ortaya çıkabilir. O 27 • Yanlışlıkla çok yüksek bir doz alırsanız, derhal doktorunuzu arayınız (özellikle trisiklik ve tetrasiklik antidepresanlarda). • İlaç aldığınız sırada hamile kalırsanız veya hamile kaldığınızdan şüphelenirseniz, yine lütfen doktorunuzu arayınız. Doktorunuz sizinle ve kadın doğum uzmanıyla birlikte tedavi planınızı gözden geçirecek ve gerekirse durumunuza göre ayarlayacaktır. • Özellikle trisiklik ve tetrasiklik antidepresanlarda (bkz. sayfa 26) gittiğiniz tüm doktorlara o anda almakta olduğunuz bu ilaçları mutlaka bildiriniz. İlaç etkileşimleri ancak bu şekilde önlenebilir. 28 P • Aldığınız ilaçtan kaynaklandığını düşündüğünüz herhangi bir yan etki hissederseniz doktorunuza söyleyiniz. Gerekli görürse dozu azaltır veya size başka bir ilaç reçeteler. Ancak mide bulantısı gibi hafif yan etkilerin tedavinin ilk birkaç gününde meydana gelmesinin mümkün olduğunu da unutmayın. Bunlar genellikle kısa sürelidir ve birkaç gün içinde geçerler. • Doktorunuzun uyguladığı tedaviye ve ilacınıza güveniniz. Durumunuz hemen bir gecede iyileşmeyecektir. Tedavinin etkisi çoğu kere ancak iki ila dört hafta sonra hissedilmeye başlanır. Ek tedavi türleri E k tedavi türleri hastanın destekleyen ve eşlik eden konuşmalarla birlikte uygulanan ilaç tedavisini yeterli görmediği durumlarda kullanılır. Bir biriyle iyi kombine edilebilen bu tür pek çok tedavi şekilleri vardır. Böylece, her hastaya biçilmiş kaftan gibi kendi ihtiyaçlarına uyan kişisel tedavi planları hazırlanabilir. İlk akla gelenler, örneğin: psikoterapi, ışık tedavisi, transkraniyal manyetik uyarım, müzik ve sanat tedavisi, kendine yardım grupları... Saymakla bitecek gibi değil. Tecrübeler yukarda adlandırılan yöntemlerin depresyonun tedavisinde en çok kullanılanlar olduğunu göstermektedir. Sizin için ek tedavi türlerinden hangisinin daha uygun olacağını lütfen doktorunuzla görüşün. Gördüğünüz gibi, depresyona karşı çok sayıda farklı tedavi türleri vardır. Bunları okurken depresyonun ilaçla tedavisinin ne kadar önemli olduğunu siz de anlamışsınızdır. İlaç almayı sevmeyen insanlardan biri de olsanız (çoğu insan sevmez), ilaçların alınmasını zorunlu kılan hastalıkların var olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bu tür hastalıklarda belki de ilacın amacının depresyonda olduğundan çok daha belirgin olması nedeniyle ilacı almaya razı oluyorsunuz. Enfeksiyonlarda örneğin, antibiyotiklere muhtaçsınız, diyabette insüline, yüksek tansiyonda tansiyon düşürücü ilaçlara ve bunun gibi daha bir çok benzerleri. Bu hastalıkları ilaç kullanmadan tedavi etmeyi hiç kimse aklından bile geçirmez. Depresyonda da (tıpkı diyabette veya tiroid bezi fonksiyon bozukluklarında olduğu gibi) ilaçla tedavi zorunluluğunun kabul edilmesi gereklidir. O 29 Hasta „Depresyon mu? Mümkün değil!” 30 P Ç oğu hasta “depresyon” teşhisini duyduğu ilk anda ne tepki vereceğini bilemez. Bir süre sonra hastalıklarının ne olduğunun bilincine varınca bazıları şoke olur. Kimileri de büyük bir rahatlama hisseder. Bu farklı tepkilerin her biri kendi içinde normaldir. Bazı kişiler çevresindeki insanların tepkilerinden korktuğu için teşhisi reddediyor olabilir. O 31 Buna karşılık, rahatlama tepkisi veren kişiler herşeye başka bir açıdan bakmaktadırlar. Haftalardır, aylardır hatta belki de yıllardır çektiği açıklanamayan tüm şikayetlerinin adı nihayet konulmuştur. Ruhsal veya bedensel rahatsızlıklarının nedenini artık kendisi de doktoru da bilmektedir. Hastalığı artık etkin bir şekilde tedavi edilebileceği için sevinçlidir. 32 P Teşhis: İyileşmeye giden yolda ilk adım D epresyon teşhisi konulur konulmaz ardından hemen tedaviye başlanabilir. Normal durumda böyle bir antidepresan tedavi, doktorun depresif hastaya ilaçlar yazmasıyla başlar. Amaç, hastalığın temelinde yatan metabolizma bozukluğunu tekrar dengeye sokmaktır. Bu hemen bir günde olacak iş değildir, zaman ister. Bazı hastalara bu süre çok uzun gelir. Ancak her uzun yolun sonunda olduğu gibi depresyon tedavisinin sonunda da bir amaç vardır, o da hastanın kendisini yeniden tam anlamıyla sağlıklı hissedebilmesidir. Doktor bu bağlamda size “remisyon” dan (gerileme) bahsedecektir. Remisyonun anlamı hastada artık hemen hemen hiçbir belirtinin görülmemesi, ruhsal ve bedensel şikayetlerinden neredeyse tamamen kurtulmuş olmasıdır. Zor dönemlerin olması son derece normaldir D epresyon tedavisi sürecinin bazı özellikleri vardır. Bu, etkisini hemen göstermeyen her ilaç tedavisinde olduğu gibi, burada da böyledir. Hastanın ruhsal ve bedensel sağlığı gözle görülür bir hal alıncaya kadar belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Çoğu ilaçta ilacın ilk kez alınması ile belirgin bir iyileşmenin görülmesi arasında geçen süre iki ila dört haftayı bulur. Ancak bu süre sonunda ilaç etki etse ve hasta nihayet durumunda iyileşme hissetmeye başlasa bile, herşey bundan sonra hep iyiye gidecek demek değildir. Her insanın arada bir ruh halinde değişiklikler olur. Keza, depresif hasta da kendini bir gün iyi, ertesi gün kötü hissedebilir. İyileşme sürecinde bu son derece normal bir gelişmedir. Bu dönemlerde hasta asla iyileşme umudunu kaybetmemeli ve ilacı kendi başına bırakmamalıdır. Çünkü bu durum da geçecektir. Geçmezse, hasta mutlaka doktoruyla konuşmalıdır. O 33 Olası yan etkiler H asta ilaç tedavisi fikrini benimsemiş olsa bile, genellikle en geç ilacın prospektüsünü okuyunca korkmaya başlar. Sayısız kontrendikasyon, yan etki ve ilaç etkileşimlerini okuyanlarda doğal olarak bir rahatsızlık oluşur. Ancak prospektüs ne kadar kısa veya uzun olursa olsun, şundan kesin olarak emin olabilirsiniz, her ilaç klinik çalışmalarda yoğun bir şekilde araştırılmış ve çıkarabileceği yan etkilerine karşı denenmiştir. Zaten hiçbir ilaç yan etkisiz değildir. Buna göre antidepresanlarda da yan etkiler ortaya çıkabilir. Örneğin, ilk başlardaki mide bulantıları bunlardan biridir. Diğer yan etkiler, ilacın hangi madde grubundan olduğuna göre değişir (bkz. 2. Bölüm). Ancak bu tipik yan etkiler genellikle tedavinin ilk haftasından sonra kaybolur ve bunu takip eden tedavi sürecinde bir daha ortaya çıkmazlar. 34 P Bu sorunları her doktor bilir ve bu yan etkilere karşı uygun önlemleri alabilir. Yan etkiler meydana geldiğinde hasta bunları açık bir şekilde doktoruna söylemelidir. Önemli olan, kendi başınıza dozu azaltmayınız ve de ilacı tamamen bırakmayınız. Hastanın aksine doktor ilacın etkisini kaybetmeden yan etkilerin giderilmesi için ne yapılması gerektiğini bilir. Diğer taraftan ilacı kendi başınıza bırakmanız hastalığın depreşmesine sebep olabilir. Yani iyileşmiş olan durumunuzun ağır bir şekilde kötüleşmesine sebep olur. Hasta ilaç almanın yanı sıra başka ne yapabilir? D epresif bir insanın depresyonunu yenmek için ilaç almanın yanı sıra başka ne yapabileceğine cevap vermek o kadar kolay değildir. Çünkü bu, hastanın o anda kendisini nasıl hissettiğine bağlıdır. Ancak hastanın o anda kendisini iyi veya kötü hissetmesine bağımlı olmadan geçerli olan bir şey vardır: Eğer hasta ilaçların yardımıyla çevresini algılama ve ona katılma yetisini tekrar kazanmışsa, güvendiği kişilerle hastalığı hakkında konuşmayı denemelidir. Çünkü çevresindeki insanlar, hastanın o andaki davranışlarının nedenini bilirlerse, ona göre kendi davranışlarını uyarlayabilirler. Güvenilen kişileri olaya katmak, iyileşme sürecinde hastanın bu kişilerden destek görmesini de sağlayacaktır. Bu destek son derece önemlidir ve hasta yönünden çok şey ifade eder. Ancak depresif insan, hastalığına rağmen (yapabildiği kadar) kendisi de ruhsal ve bedensel durumuna sürekli katkıda bulunmaya çalışmalıdır. Tabii bu çok kez büyük bir çaba ve o anki duruma göre büyük bir irade gücü gerektirir. Ancak hastanın kendi aktivitelerini yapması çok önemlidir. Hastanın kendi iyileşmesine nasıl katkıda bulunabileceği hakkında size bir fikir vermek için sağ tarafta bazı ipuçları ve uyarılar hazırladık. Ancak hepsinden önemlisi hastanın profesyonel yardım almasıdır. Çünkü hastanın ruhsal ve bedensel sıkıntılarıyla nasıl baş edileceğini doktor bilir. Burada bir kez daha sözü alarak, günlük yaşamda dikkat etmeniz gereken birkaç şeyi belirtmek istiyorum: Önemli telefon numaralarını elinizin altında bulundurun. Özellikle tedavainin başlangıcında, ama hastalığın nüksetmesi halinde de özel kriz durumlarına karşı hazırlıklı ve tedbirli olmalısınız. Önemli telefon numaralarını (örn., tedavi eden doktorunuz, acil servis, psikiyatri kliniği vb.) daima hazırda bulundurmanız akıllıca olacaktır. Çünkü bir kriz esnasında bu numaraları arayıp bulmak size zor gelecektir. Öyle bir listeyi hazırlamanızda şüphesiz yakınlarınız da size memnuniyetle yardımcı olacaktır. Numaralardan yararlanınız ve kendinizi kötü hissederseniz en hızlı şekilde profesyonel yardım isteyiniz. Sizi oyalayacak önemli bir şeyler bulun. Kendinizi kötü hissettiğinizde ve aklınızdan sürekli aynı sorunların geçtiğini fark ettiğinizde, düşüncelerinizi dağıtacak bir şeyler bulmalısınız. Bu mesela sıcak bir banyo, parkta bir yürüyüş veya resim yapmak olabilir. Arkadaşlarınızla konuşmanız da yardımcı olabilir. Hatta belki de geçmişten güzel bir anınızı tekrar gözlerinizin önüne getirebilirsiniz. Sizi oyalayacak bir meşgale bulmanızın avantajı bundan böyle acil durumlarda daima bu yönteme sarılabilecek olmanızdır. Kendinize (küçük) hedefler koyunuz Yeniden bir etkinlik yapabileceğinizi hissetmeye başlar başlamaz kendinize görevler belirleyin ve bunları kişisel hedefiniz olarak bir yere not edin. O 35 Hasta, ailesi, arkadaşları ve işi Bu, mesela yatağı toplamak veya önceki günden dağılmış giysileri yerine yerleştirmek olabilir. Hedef olarak neyi belirleyeceğiniz o anda kendinizi nasıl hissettiğinize bağlıdır. Herşeyin hemen anında halledilmesinin şart olmadığını unutmayınız ve bir işe niyetlenip sonradan yapamazsanız umutsuzluğa kapılmayınız. Belki henüz daha o hale gelememişsinizdir. Daha sonra bunu tekrar deneyiniz. Küçük adımlarla ilerleyiniz ve küçücük bile olsa, her başarınızı sevinçle karşılayınız. Partiler, eğlenceler ve tatillerden kaçınınız. Özellikle tedavinizin başlangıç aşamasında, yani henüz kendinizi kötü hissettiğiniz sıralarda partiler, eğlenceler ve hatta tatillerden uzak durunuz (her ne kadar bitkinliğiniz nedeniyle size tatile ihtiyacınız varmış gibi gelse de). 36 P Bu şekilde depressif yaşamınız iyileşeceği yerde daha da kötüye gider. En iyisi kendinizi tekrar daha iyi hissedebileceğiniz yakın bir zaman için kendiniz bir parti düzenleyiniz veya gelecek tatilinizi planlamaya başlayınız. Diğer depresyon hastalarıyla iletişim kurunuz (örn. kendine yardım grupları). Örneğin bir kendine yardım grubuna katılarak başka depresif hastalarla iletişim kurunuz ve tecrübelerinizi paylaşınız. Böylece hastalık ve beraberindeki sorunlarıyla yalnız olmadığınızı anlayacaksınız. Belki de birkaç hafta içinde başka hastalara yardım edebilen kişi siz olacaksınız. Günlük yaşama dönüş! Depresyon teşhisi ilk kez konulan birçok kişi artık ömür boyu bu hastalığı çekmek zorunda olduğunu zanneder. Hastalık onların yaşamını ilk kez rayından çıkarınca artık eski günlük yaşamlarına geri dönebileceklerine inanmazlar. Bu normalde yanlış bir düşüncedir. Çünkü hastanın eski görevlerini ve sorumluluklarını tekrar üzerine alabilmesi için ister aile içinde olsun, isterse de boş zamanlarında veya iş yaşamında olsun, potansiyel olarak pek çok tedavi seçeneği vardır. Yine de bir depresyon evresine düşme tehlikesi artakalan risk olarak bulunmaktadır. Ancak ilaçlarla, tamamlayıcı tedavilerle ve hastanın da desteğiyle çoğu vakada nüks riskini en aza indirmek mümkündür. Hatta tümüyle iyileştirilebilen kişiler bile vardır. O 37 Hasta yakınları depresyonu nasıl yaşar? D epresyon teşhis edilmeden ve gereken tedaviye başlanmadan önce çok defa hastanın kendisini yorgun hissettiği, iyi uyuyamadığı ve bazı fiziksel şikayetler yaşadığı uzunca bir süre geçer. Bu kişiler artık kendi hislerini dışa vurabilecek veya başka insanların hislerine cevap verebilecek durumda değildirler. Kendiliğinden bir şeyler yapma ve yaşam sevinçleri kalmaz. Dünyaya ilgileri, hobileri ve cinsel istekleri azalır, strese dayanamazlar. Yakınları ve eşi bu durumu bilir ve çok defa ümitsizliğe kapılır. “Keyif bozukluğuna” tepkiler H asta yakınları ilk başlarda hastanın keyif bozukluğunu anlayış ve sevgi dolu bir dikkatle karşılamaya çaba gösterirler, ama genellikle bir cevap alamaz, hatta ilgilendikleri için geri tepildiklerini görürler. Bu ise zamanla bir gücenme, kızma veya reddetme hissinin oluşmasına yol açabilir. Bu hisler hastanın hiçbir doktorun açıklama getiremediği fiziksel sorunlardan yakınıp durmasıyla daha da şiddetlenir. Teşvik amaçlı “biraz çıkıp temiz hava al istersen”, “spor yapabilirsin” veya “kendine bir şeyler al” gibi ifadeler hızla “böyle davranmasana“ veya “kendini biraz toparla” gibi yorumlara dönüşüverir. Bu ne hastaya, ne de yakınlarına yarar. Çünkü bu gibi tepkilere cevap olarak hasta çoğu kez daha da içine kapanır ve belirtileri şiddetlenmeye devam eder. Aile yardım etmeye çalışıyor (konuşuyor, cesaret veriyor, oyalıyor) Hasta çok az tepki veriyor veya hiç vermiyor (ailenin bakış açısına göre) Durum daha da şiddetleniyor veya aile kendini geri çekiyor Hasta kendini anlaşılmamış ve terk edilmiş hissediyor Aile suçluluk hissediyor ve hastanın üzerine aşırı düşerek tepki veriyor Hasta kendini gitgide daha değersiz ve bir çocuk yerine konulduğunu hissediyor Ailenin gücü tükeniyor (“burn-out“), suçluluk ve agresyon çelişkisi yaşanıyor 38 P Depresyonun ailedeki tipik görünüşü O 39 “Keşke bunu daha önceden bilseydim!“ B öyle yanlış anlamaların sonucunda hasta ile ailesi arasında gerginliklerin neden yaşandığı son derece açık: Depresif hastanın ailesi bu kişinin davranışlarında değişiklikler olduğunu görür, ancak henüz bunun nereden kaynaklandığını bilmez. Depresif kişi de bu durumda genellikle onlara pek yardımcı olamaz. Çünkü, o anda ne yaşadığını çok nadir olaylarda başkalarına kelimelerle anlatabilecek durumdadır. Nihayet teşhis konulduğunda bu durum hasta ve ailesi için korkudan ziyade bir rahatlama hissi doğurmalıdır. Bu nedenle hasta ve yakınları, davranış değişimlerinin nedenini bir kez öğrendikten ve depresyon hastalığı açık bir şekilde ilk defa konuşulduktan sonra, her şey çoğu kez kolaylaşır. 40 P Aile içinde konuşma mevzusu bulmak da kolaylaşır. Böylece hastanın ilk başlarda anlam verilemeyen tepkilerine de artık daha uygun cevaplar verilebilir. Hasta yakınları iyileşme sürecinde neden bu kadar önemli? D epresif hasta ile ailesi arasında açıkça konuşulabilmesi için öncelikle bu hastalığın bilinmesi gerekir. Bunun için profesyonel yardım şarttır. Tam bu noktada aile devreye girer. Çoğu kez hastayı şikayetleri için doktora gitmeye ilk yönlendiren ailesidir. Aile sadece teşhiste değil, tedavinin devamında da çok önemli bir rol oynar. Çünkü normalde hastayı kimse ailesi kadar iyi tanıyamaz. Hasta yakınının doktora hastayla ilgili verdiği bilgiler uygun bir tedavi planının oluşturulmasında doktora çok önemli ipuçları sağlar. Tedavi sürecinde yakınlarının hastaya ilaçlarını düzenli olarak almasını ve olası nükslerde tedaviyi bırakmamasını tembih etmesi son derece önemli olabilir. Psikoterapi gibi ek tedavilerde de hasta yakınlarının desteği son derece faydalı, hatta şarttır. Bu desteği verebilmek için hastanın yakınları ve eşi hastalık tablosunu tanımak ve tedavi imkanları üzerine bilgi edinmiş olmak zorundadır. Çünkü hasta için de yeni olan bu durumda hastaya yoldaşlık edebilmek sadece onun durumunu anlamak ve olası yardım yollarını bilmekle mümkün olacaktır. Sabır ve anlayış D epresif hastanın yakınlarının yapması gereken en önemli şey çok sabırlı olmaktır. Çünkü depresyon tedavisi bazen çok uzun sürebilir ve ara sıra nüksler yaşanabilir. Bu uzun iyileşme sürecinde hastayla günlük yaşamı paylaşmanın da kolay olmadığı kanıtlanmıştır. Zira depresif hastalar normalde karar verebilecek bir durumda değildir ve en kolay işleri bile yapamazlar. En basit etkinlikler için bile kendilerini yorgun hissederler, eskiden keyifle yaptıkları işler için bile enerjileri yoktur. Kötü niyetlerinden değil, hastalıklarının bir sonucudur. Bu durum sadece aileyi değil, hastanın kendisini de umutsuzluğa sevkeder. Aslında “istiyorlar”, ama “yapamıyorlar”. Hastalarla ilişkide neler yapılmalı, neler yapılmamalı? D epresif hastalara bu yeni durumlarında umut aşılamak ve acizlik düşüncelerinden uzak kalmalarını sağlamak için yakınlarının kararları kendileri üstlenerek veya bunları daha ileri bir tarihe erteleyerek hastanın yükünü hafifletmeye çaba göstermeleri önemlidir. Hasta bir şey başardığında, yakınlarından gelecek bir takdir kendisini tekrar iyi hissetmesine önemli bir katkı sağlayacaktır. Çünkü depresif kişi çoğu kez bir şey başarmış olduğunu kendisi algılayamaz. Hasta yakınları ayrıca düzenli bir günlük programa uyulmasında ve ilgili aktivitelerin programlanmasında da yardımcı olmalıdır. Çünkü depresif kişiler için belirli bir rutinden başka önemli hiç bir şey yoktur. Sadece bu şekilde en azından kendi çevresinde herşeyin yine normal devam ettiğini hissedebilir. İyi niyetle düşünülen, başka çevrelerdeki tatiller veya seyahatler normalde hastaya pek yardımcı olmaz, çünkü buralarda hastanın problemlerini ve zorluklarını düşünecek daha da çok boş vakti olacaktır. Partiler ve eğlencelerden de kaçınılmalıdır, zira çevresinin mutluluğunu görmek depresif kişiyi daha da depresif yapmaktan başka bir işe yaramaz. Yaratıcı aktivitelerde de yakınları hastayı sadece, eğer hasta kendi inisiyatifiyle buna karar vermişse, desteklemelidir. Hasta yakınları ayrıca depresif kişilerin normalde şaka duygusunu yaşamadıklarını, yani bunu da artık kaldıramadıklarını unutmamalıdırlar. O 41 “Peki kritik durumlarda ne yapmalı?” H asta yakınlarının kriz durumlarında desteği ve tutarlı müdahalesi özellikle önemlidir. Bunlar hastanın kendisini özellikle kötü hissettiği ve hatta intiharı bile düşündüğü durumlardır. Hemen hemen tüm depresif insanlar hastalıkları sırasında hayatına son vermeyi aklından geçirir. Hastaların yaklaşık %60’ı en az bir kere intihar teşebbüsünde bulunur. Bu, depresyon hastalığının ne kadar zor olduğunu acı bir şekilde gözler önüne seren, ürkütücü derecede yüksek bir orandır. Problem olan, depresif kişilerin çok nadir vakalarda intihar niyetinden bahsetmesidir. Bu yüzden yakınlarının hastanın intiharı aklından geçirdiğine inanınca bu konuda konuşmaları hayati önem taşır. Birçok hasta yakını hastanın aklına böyle bir düşünceyi kendileri sokmamış olmak 42 P için konuyu açmaya korkar. Halbuki çoğunlukla tam tersi geçerlidir. İntihar konusunun yakınları tarafından açılması çoğu hastada büyük bir rahatlama sağlar, çünkü bununla kendi kendilerine uğraşmanın zorluğundan kurtulmuş olurlar. Hasta yakınlarının olası bir intiharın farkına varabilmelerini kolaylaştırmak için planlanan bir intiharın uyarı işareti olabilecek birkaç nokta aşağıda belirtilmiştir. • ani bir sakinleşme ve huzur, hatta bazen neşelenme • arkadaşlar ve tanıdıklarla daha kuvvetli bir iletişime geçmesi • şahsi eşyalarını başkalarına hediye etmesi • o zamana dek yapılmamış formaliteleri halletmesi • bankalar ve sigorta şirketleriyle görüşmesi • ölüm ilanlarıyla daha çok ilgilenmesi • vasiyetini yazması Hasta bu tür davranışlar göstermeye başlarsa, en hızlı şekilde profesyonel yardım alınmalıdır. Mesela hastayı tedavi eden doktor hemen aranabilir. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesi veya bir kliniğin psikiyatri bölümünde yatarak tedavi ihtimali hasta yakınlarının gözünü korkutmamalıdır. Hasta her ne kadar itiraz etse de, ortada akut bir hayati tehlike vardır. Kriz durumu atlatıldıktan sonra, çoğu hasta bu kararlı ve ısrarlı davranışa karşı minnettardır.. Profesyonel yardımdan hastalar da hasta yakınları da günün 24 saati yararlanabilirler. Bunun için lütfen yardım olanaklarını önceden öğrenin. Tedavi eden doktorunuz size memnuniyetle bilgi verecektir. Telefon numaralarını ve adresleri zamanında bir yere not edin. Akut kriz esnasında muhtemelen bunu yapmaya haliniz ve zamanınız olmayacaktır. “Peki çocuklara ne diyeceğim?” Ç ocuklar çok küçük yaşlarda da olsa çevrelerindeki değişikliklere karşı son derece hassas olurlar. Baba, anne veya kardeşlerinin davranışlarındaki değişimi fark eder ve bir şeylerin yolunda gitmediğini anlarlar. Hatta bu değişiklikleri herhangi bir hastalıkla ilişkilendirmeyip baba, anne veya kardeşlerinin “tuhaf” davranışlarından kendilerini bile suçlu tutabilirler. Aile üyesinin anlaşılmaz ve gizemli davranışlarını idare etmede yetişkinlerden daha çok zorlanırlar. Anne ve babalar çoğu kez çocuklarına, üzülmesinler diye, kendilerinin veya diğer aile üyesinin psikolojik hastalığı hakkında hiçbir şey söylemez. Fakat bu çocukları rahatlatmaz, aksine çocuk anne ve babasının veya kardeşinin sorunlarını anlayamaz ve bunu kafasında bir yere oturtamaz. Ardından korku ve şaşkınlık gelir. O 43 Aile üyesinin sorunlarından kendilerinin sorumlu olduğuna inandıkları için çocuklarda çoğu kez suçluluk hissi gelişir. Üstelik anne ve babalarına bu sorunlarıyla yük olmaktan da kaçınırlar. Sık sık kime baş vuracaklarını bilemez ve kendilerini yalnız hissederler. Bu durumun ruhsal sıkıntıları getirmesi nadir değildir. 44 P Bunu önlemek için çocuklara, küçük bile olsalar, gerçek olarak ailedeki hasta kişiye ne olduğunu açıklamak ve asla hastalığı gizlemeye çalışmamak, çok büyük bir önem taşır. Ancak çocuklara hastalığı açıklarken yaşına uygun olarak anlatmak gerekir. Aşağıdaki çizgi roman çocuklara depresyonun nasıl açıklanacağı konusunda size yardımcı olabilir. O 45 Depresif hastanın yakınları için de yardım olanakları var D epresif hastanın yakınlarına iyileşme sürecinde muazzam bir sorumluluk düşer. Hastanın ailesinin depresyon teşhisinden beri içinde bulunduğu durum kendileri için de yeni bir tecrübe olduğundan, öncelikle kendilerini toplamaya çalışmalıdırlar. Ama aynı zamanda hastaya da destek olmaya devam etmelidirler. Bu iki yönlü hassas rol kimi insanlarda ciddi bir strese yol açabilir. İşte bu yüzden hasta yakınlarının kendilerine yönelik yardım imkanlarının da var olduğunu bilmesi önem taşır. Bu, arkadaşlarıyla yapacakları bir sohbet, hasta yakınlarından oluşan bir yardım grubuna katılma veya psikolog desteği olabilir. Hasta yakınlarının birçoğu kendi arkadaşlarıyla konuşurken hislerini daha rahat dışa vurur. Kimileri bir psikolog veya psikiyatristin tarafsız yardımını tercih eder. 46 P Kimileri de kendilerine daha fazla yardımcı olacağına inandıkları için aynı durumdaki diğer hasta yakınlarıyla doğrudan irtibat kurmaya çalışır. Gerçekten de hasta yakınlarından oluşan yardım gruplarında hem depresif kişilere günlük yaşamda nasıl davranılacağına dair faydalı ipuçları öğrenilebilir, hem de yeni arkadaşlıklar kurulabilir. Hasta yakınlarına yönelik yardım grupları ve danışma merkezlerinin adreslerini doktordan, belediyelerden, sosyal yardım hizmetlerinden ve bu broşürün ekinde liste halinde verilen kurumlardan edinebilirsiniz. Boş zamanlarda ve iş yerinde reaksiyonlar D epresif kişilerle olan ilişki hastanın tanıdıkları, arkadaşları ve işyerindeki meslektaşları için çoğu kez zordur. Çünkü hastanın tuhaf davranışlarına dışarıdan bakan bu insanlar bir anlam veremezler. Tepki olarak “Ne oluyor sana böyle?”, “Eskiden hiç böyle değildin!”, “Böyle davranma şimdi” veya “Toparla biraz kendini!” gibi soru veya ifadeler gayet doğaldır. Hastalığın ne olduğunu öğrenmeden önce depresif kişilerin tuhaf davranışlarına kendimiz nasıl tepki verirdik diye düşünürsek, ilk başta bu gibi düşüncelerimizin olmayacağını hiç birimiz ileri süremeyiz. Hastanın sürekli yorgunluktan, halsizlikten ve fiziksel şikayetlerden yakınması da çevresindeki kişiler için sinir bozucu olabilir. Çünkü hasta bu açıklanamayan şikayetleri için elle tutulur bir neden ortaya koyamaz. Ancak teşhis bir kez konulduktan ve bu konu arkadaş, tanıdık ve iş çevresinde açıkça konuşulduktan sonra çoğunlukla çok büyük bir anlayış gösterilir. O 47 İşyerinde ve arkadaş çevresinde olayların şiddetlenmesi 48 P H asta için tüm bunlar aşırı bir strese neden olan durumlardır. Hastanın bu gibi durumlarda iş çevresinde de hastalığına uygun davranmasını sağlayacak bir yol bulması önem taşır. Tedaviye başlamak bu açıdan tabii ki atılacak ilk adımdır. Bazı vakalarda yanlış anlamaların önüne geçmek için işyerinde açık açık konuşmak da mantıklı olabilir. Ancak bunun herkese uyan tek bir reçetesi yoktur. Her hastanın kendi durumunu gözden geçirip işyerinde hastalığı hakkında konuşup konuşmamayı, eğer konuşacaksa, kiminle konuşmasının uygun olacağını tartması gerekir. Teşhisi mümkün olduğunca açık ele alın Ne kadar faydası dokunacak olursa olsun, teşhisinden açık ve rahat bir şekilde bahsetmek her hasta için kolay değildir. Hastalıklarını söylerlerse deli damgası vurulacağından korkarlar. Bunun tek nedeni başkalarına depresyonun diğer hastalıklar gibi görülememesidir. Örneğin, bacak kırılması. Hastanın bu kaygısı doğal olsa da her zaman geçerli değildir. Çünkü günümüzde bu hastalığı yaşayan insanların giderek çoğalmasıyla bugün artık depresyon hakkında daha sık ve açık şekilde konuşulmaktadır ve toplumun çoğunluğu bu hastalığı hastalık olarak kabul etmiştir. Hastalar veya hasta yakınları durumu açık açık konuştuklarında genellikle anlayışla karşılanacaklarını hesaplayabilir. Çünkü pek çok kişi depresyonu, kendi tecrübesiyle olmasa bile tanıdık çevresinden bilmektedir. Dolayısıyla hasta arkadaş ve/veya meslektaş çevresinde gerekirse hastalığını anmaktan utanmamalı ve korkmamalıdır. Ancak böylelikle bu çevrelerde ihtiyacı olan anlayışı ve desteği sağlayabilecektir. Arkadaşları, tanıdıkları ve meslektaşları bu açık davranışa genel olarak yapıcı bir tepki vererek, hastaya yardımcı olmayı teklif edebilirler. O 49 Sıkça sorulan sorular ve cevapları Siz de biliyorsunuz: Depresyon hayatın tüm alanlarını etkileyen bir hastalıktır. Psikolojik ve fiziksel şikayetler günlük yaşamda, boş zamanlarda ve iş hayatındaki performansı olumsuz etkiler. Olaya dışarıdan bakanlar bunu anlayamaz. Çünkü motivasyonda ve strese dayanma gücünde azalmanın nedenini bilmezler. Bu yüzden arkadaş, tanıdık ve iş çevrenizde hastalığınızı mümkün olduğunca açık şekilde kabul etmeniz daha da büyük bir önem taşır. Sosyal çevreniz neden bazı durumlarda “tuhaf” tepkiler verdiğinizi ancak bu şekilde anlayabilir. Hem böylece çevrenizden tekrar sağlığınıza kavuşmanıza yardımcı olacak desteği de alabilirsiniz. 50 P O 51 Hastalık tablosuna ve hastalığa karşı genelde Hasta: Başka bir hastalığa yakalanmadığımı, gerçekten depresyon olduğunu nereden bileceğim? Depresyon birçok farklı belirtilerin beraberce etkisini gösterdiği bir hastalıktır. Tabii ki bu belirtilerin her biri tek başına başka hastalıkların da karakteristik semptomu olabilir. Eğer doktorunuz size depresyon teşhisi koymuşsa, onun diğer muhtemel fiziksel hastalıkları yapmış olduğu çeşitli muayenelerle ve konuşmalarla dışlamış olduğundan kesin olarak emin olabilirsiniz. Hasta: Tekrar iyileşecek miyim? Depresif hastalıklar normalde tedaviye iyi yanıt verir. Hasta olarak bu sizin için uygun bir tedaviyle tekrar belirtilerinizden kurtulabileceğiniz ve 52 P sağlığınıza kavuşabileceğiniz anlamına gelir. Hastaların sadece çok küçük bir kısmı “tedaviye dirençli” bir depresyon yaşar - bu hastalarda depresyon tedaviye cevap vermez. Ancak depresyonda daha sık görülen, hastalığın nüksetmesidir. Hastanın durumu ilk başta tedaviyle iyileşmiş, ancak tüm belirtilerinden kurtulamadan tekrar kötüleşmişse, nüksten bahsedilir. Fakat bu nüksler de tedavi edilebilmektedir. Ve neşeli insanlarla beraber olmak depresyonunuz nedeniyle onlarla birlikte eğlenemeyeceğiniz için, depressif yaşamınızın daha da kötüye gitmesine sebep olur. Bunun yerine (o anki durumunuza göre) evinizde veya yakın çevrenizde sizi hastalığınızdan uzaklaştırabilecek ve biraz sakinleşmenizi sağlayacak şeylerle meşgul olunuz (örneğin, en sevdiğiniz CD’yi dinleyiniz, çocuklarınızla telefonlaşınız, parkta yürüyüşe çıkınız). Tedavi hakkında Hasta: İyileşmem için gerçekten ilaç mı kullanmam gerekiyor? Depresyonda metabolizmanın dengeden kaymış olduğu bir hastalık söz konusudur. Bu dengeyi tekrar kurabilmek için çoğu vakada ilaç tedavisi gereklidir. Tabii gerektiğinde tamamlayıcı olarak başka tedavi türleri de kullanılır. Ancak tek başına ilaçsız bir tedavi, sadece depresyonun hafif türlerinde yeterli gelir. Hasta: Doktorum bana depresyon teşhisi koydu. Önce bir tatile çıksam daha iyi olmaz mı? Bu düşünce aslında doğal ve barizdir, ancak kesinlikle bir tatil düşünülmemelidir. Şimdiki durumunuzu daha da kötüleştirebilir. Bunun nedeni tatil sürecinde normal günlük programın tamamen değişmesidir. Hasta yakını: Eşim depresyonunu ilaçla tedavi ettirmek istemiyor. Bunun ruhsal ve fiziksel şikayetlerinden kurtulması için en hızlı yol olduğuna onu nasıl ikna edebilirim? Çoğu insan vücutta ne etkisi olduğunu bilmediğinden ilaç almayı sevmez. Psikolojik hastalıklara karşı etki eden ilaçlarda (psikofarmaka) bu korku daha da fazladır. Birçok kişi bu ilaçların bağımlılık yaptığını ve insanın kişiliğini değiştirdiğini zanneder. Bu tamamen yanlıştır. Muhtemelen sizin eşinizde de bu korkular var. Bu yüzden kendisine hastalığıyla ilgili ayrıntılı bilgiler vermeniz, çeşitli tedavi yöntemlerini açıklamanız ve ilaçların faydalarını izah etmeniz son derece önemlidir. Bunları bilgilendirme broşürleri ve danışmanlar yardımıyla yapabilirsiniz. Dilerseniz, doktorunuzdan da yardım isteyebilirsiniz. Hasta: Doktorum depresyonumu etkili bir şekilde yenebilmem için hastaneye yatmamı tavsiye etti. O zaman evle ve çocuklarla kim ilgilenecek? Bunun başka imkanları yok mu acaba? Eğer doktorunuz size hastaneye yatmanızı tavsiye etmişse, muhtemelen şimdiki durumunuzda yapılacak en akıllıca iş budur. Doktorunuzun tavsiyesine uymalısınız. Aileniz hakkında endişelenmeniz normaldir. Ancak bir kez daha düşünün: Hastaneye yatmaya mecbur olduğunuz başka bir hastalığınız olsaydı, ailenizle ilgilenilmesi için mutlaka olanaklar ve yollar bulunacaktı. En kötü ihtimalle hastanenin sosyal hizmetlerine başvurarak çok hızlı bir şekilde ev işleri için yardımcı veya çocuk bakıcısı ayarlayabilirsiniz. Böylece aileniz bu süre içinde siz olmadan da idare edebilir. Önemli olan sizin iyileşmenizdir. Hasta yakını: Eşimde ilaçlarını birkaç günden beri almasına rağmen hiçbir iyileşme göremiyorum. Ne yapmalıyım? Antidepresan ilaçların gerçek anlamda etki etmeye başlaması oldukça uzun sürer. İyileşmenin ilk belirtileri normal olarak ilacın ilk alındığı günden on ila onbeş gün sonra gözlenir. Bazı vakalarda, özellikle yaşlı hastalarda bu süre daha da uzayarak dört ila beş haftayı bulabilir. O 53 Hasta: Yaklaşık iki haftadır kendimi yine oldukça iyi hissediyorum. İlaçları bırakabilir miyim artık? Bu soruya cevabımız “kesinlikle hayır”dır. Kendinizi yeniden iyi hissetseniz bile ilaçları almaya devam etmeniz şarttır, zira ilacı aniden bırakırsanız hastalık yine nüksedebilir. Depresyon tedavisinde standart olarak ilaçları en azından altı, daha iyisi sekiz ila oniki ayı geçen bir süre içinde almanız zorunluluğu geçerlidir. Ondan sonra bile ilaçların kesilmesi sadece kademeli olarak ve yavaş yavaş olmalıdır. 54 P Olası yan etkileri üzerine Depresyon ve intihar düşünceleri üzerine İşyerinde depresyon üzerine Hasta: İlaç almaya başladığımdan beri eşim araba kullanmama izin vermiyor. Böyle davranmakta haklı mı? Bu sorunun cevabı hangi ilacı aldığınıza bağlıdır. Belli antidepresanların sakinleştirici etkisi çok güçlüdür ve hastayı özellikle tedavinin başında halsizleştirirler. Sonrasında da çoğunlukla reaksiyon zamanı bu belli ilaçların etkisi altında yavaşlamış olabilir. Bu durum özellikle trisiklik antidepresanlar için geçerlidir (bkz. sayfa 26). Ancak daha yeni nesil olan antidepresanlarda da (bkz. sayfa 26/27) halsizlik oluşabilir. Bu nedenle hastalar araçla trafiğe çıkma ve tehlikeli makineleri kullanma konusunda dikkatli olmalıdır. Hasta: Bazen ben artık yaşamasam ne olur sanki diye düşünüyorum. Günün birinde bu fikre karşı koyamamaktan ve gerçekten intihar etmekten korkuyorum. Buna karşı ne yapabilirim? Derhal sizi tedavi eden doktorunuzla veya terapistinizle konuşmalısınız. Muhtemelen hastaneye yatmanız sizin için en doğru çözüm yolu olur. Hastanede sürekli ve her kriz durumunda sizinle ilgilenecek kişilerin bulunduğu koruyucu bir ortamda olacaksınız. Burada ilaçlarınızın yeterli gelip gelmediği veya başka bir ilaca geçmenizin daha mı doğru olacağı da kolayca kontrol edilebilir. Hasta: Sık sık işe gidemediğim için işverenim beni işten çıkarmakla tehdit ediyor. Ne yapabilirim? İşvereninizle açık açık konuşmaya çalışmanız en doğrusudur. Böylece kendisine hastalığınızın ne olduğunu ve bunun sizin yönünüden ne sonuçlar doğurduğunu açıklayabilirsiniz. İşvereniniz sadece sizin işe gelmediğiniz zamanları bilir, arka planda neler olup bittiğini bilmez. Bu nedenle, işte bulunamayışınızın gerçek nedenlerini öğrenince olasılıkla sizden memnun kalacaktır. Hatta belki kendi yakın çevresinde de depresyonu olan birini tanıyordur. Bu nedenle sizin durumunuza daha büyük bir anlayışla yaklaşabilecektir. Ancak beklenenin aksine yine de zorluklarla karşılaşırsanız, işyerinizdeki işçi temsilciliği (Betriebsrat) ile görüşün. İş hukuku konusunda uzmanlaşmış bir avukata da danışabilirsiniz. O 55 Özet Sayın okurumuz, El kitabımızın sonuna vardık. Umarız bu kitapta sorularınıza cevap bulabilmişsinizdir. Hatta, belki sizde de depresyona karşı var olan bir takım yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmaya katkıda bulunabildik. 56 P Bu kitapla sizlere iletmek istediklerimizi bir kez daha kısaca ele alalım: • Depresyon son derece yaygın bir hastalıktır. Almanya’da 4 milyon civarında insan tedavi gerektiren düzeyde depresyondan rahatsızlanmıştır. • Depresyon çok sayıda (ruhsal ve fiziksel) belirtiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. • Depresyon nedeninin beyindeki bir metabolizma bozukluğu olduğu düşünülmektedir. Bu depresyonun tipik belirtilerinin oluşmasına neden olmaktadır. • Çökkünlük ve keyifsizlik gibi ruhsal belirtiler depresyonun tipik işaretlerine örnektir. Ayrıca uyku bozukluğu, kabızlık, sırt ağrıları, başağrıları ve karın ağrıları gibi hiçbir organik sebebi bulunamayan fiziksel şikayetler de depresyonun önemli bir parçasını oluşturur. • Hastayı doktora gitmeye sevkeden asıl neden çoğu kez bu fiziksel şikayetlerdir. Bu arada depresyondan rahatsızlandıkları düşüncesi çoğu hastanın aklına bile gelmez. • Eğer bu fiziksel şikayetler daha ön planda yer alıyorsa, doktor da çoğu kez depresyonu hemen teşhis edemez. • Depresyon bir kez depresyon olarak teşhis edidikten sonra geçerli olan, hem fiziksel, hem de psişik belitilerinin tedavi edilebilir olmasıdır. • Depresyon tedavisinde çeşitli yöntemler mevcuttur. Depresyonda beyindeki bir metabolizma bozukluğu söz konusu olduğu için, ilaçlarla tedavi normalde çok etkili bir yöntem olarak kendisini göstermiştir. • Tedavinin hedefi olan tam şifa sağlanıncaya kadar hem hastanın hem de yakınlarının duruma göre çok zaman ayırması ve sabır göstermesi zorunludur. • Yakınları ve arkadaşları iyileşme sürecinde önemli bir rol oynarlar. Hastanın bu zor zamanında ona önemli olan moral desteğini verirler. Tekrar sağlığa kavuşmak birlikle çok daha kolaydır. Hasta veya hasta yakını olarak sizlere depresyonu başarıyla yenmeniz için gereken gücü göstermenizi dileriz. Burada sizlere veda ediyor ve herşey gönlünüzce olsun diyoruz! Not: Aşağıda sizlere bir adres listesi ve danışmanlarla depresyon konusunda literatür hazırladık. Burada belirtilen kişi ve kurumlardan daha ayrıntılı bilgiler alabilir ve kişisel yardım olanaklarından yararlanabilirsiniz. O 57 Ayrıntılı literatür, adresler ve danışmanlar Literatür önerileri Epstein Rosen, Laura/ Amador, Xavier F. Wenn der Mensch, den Du liebst, depressiv ist Scherz Verlag, Bern 1998 Gilbert, Paul Depressionen verstehen und bewältigen Hogrefe Verlag, Göttingen 1999 Hegerl, Ulrich/ Niescken, Svenja Depressionen bewältigen, die Lebensfreude wiederfinden TRIAS Georg Thieme Verlag, Stuttgart 2004 Kuiper, Piet C. Seelenfinsternis Fischer, Frankfurt/Main 1999 Uhlmann, Dagmar Depressionen – die stille Hölle Viademica Verlag, Berlin 2004 58 P Wolfersdorf, Manfred Krankheit Depression – Erkennen, verstehen, behandeln Psychiatrie Verlag, Bonn 2002 Depresyon konusunun bütün yönleriyle ilgili İnternet adresleri www.bapk.de “Familien-Selbsthilfe” (aile-kendine yardım) derneğinin internet sitesi Psychiatrie, Bundesverband der Angehörigen Psychisch Kranker e. V. www.buendnis-depression.de Burada Nürnberger Bündnis Gegen Depression e.V. hem bölgesel adresler veriyor, hem de tavsiyelerde bulunu yor ve kendi kendine yapılabilecek bir test sunuyor. www.kompetenznetz-depression.de Bu sitede hasta, hasta yakını veya depresyon uzmanı olarak depresyonla ilgili kapsamlı bilgiler bulursunuz. Kriz durumunda müdahale Genel bilgiler ve danışmanlık Kriz veya intihar önleme müdahalesi için şehirlerin acil yardım servislerinin telefon numaralarını, bilgi hizmetleri (Auskunft) veya DGS üzerinden bulabilirsiniz: Deutsche Gesellschaft für Suizid prävention (DGS) Nikolsburger Platz 6, 10717 Berlin Telefon 030 417283952 Telefax 030 417283959 [email protected] Dachverband Gemeindepsychiatrie e. V. Am Michaelshof 4 b 53177 Bonn-Bad Godesberg Telefon 0228 691759 Telefax 0228 658063 [email protected] Acil servis ve telefonda manevi yardım Acil numaralar günün 24 saati çalışır. Almanya’nın büyük şehirlerinin çoğunda aşağıdaki aynı ücretsiz numaralar geçerlidir: 0800 1110111 und 0800 1110222 www.telefonseelsorge.org Çocuklar ve gençler için: 0800 1110333 Almanya genelinde hafta içi saat 15 ile 19 arası Kompetenznetz Depression – Eğtiim ve Araştırma Federal Bakanlığı‘nın Projesi (BMBF) Kompetenznetz Depression Psychiatrische Klinik der LMU München Nußbaumstraße 7, 80336 München Telefon 089 5160-5553 Telefax 089 5160-5557 [email protected] www.kompetenznetz-depression.de Kendi yardım grupları ve hasta yakınlarına yardım Bundesverband der Angehörigen psychisch Kranker (BapK) Am Michaelshof 4 b 53177 Bonn-Bad Godesberg Telefon 0228 632646 Telefax 0228 658063 [email protected] www.bapk.de O 59 Yazı işleri Yayınlayan: Lilly Deutschland GmbH Saalburgstraße 153 61350 Bad Homburg www.lilly-pharma.de Tıbbi danışma ve metin: Dr. Meryam Schouler-Ocak Almanca versiyonun tıbbi danışmanı: Dr. Marius Houchangnia Çizimler: Pascale Velleine, Paris Tasarım: Mattner Concept & Design, Frankfurt am Main © Lilly Deutschland GmbH, März 2011 Yayıncının notu: Gerçek kişilerle olan her türlü isim ve diğer türde benzerlikler tümüyle tesadüf eseridir ve kasıtlı değildir. 60 P
Benzer belgeler
Depresyon
sizinle ve kadın doğum uzmanıyla
birlikte tedavi planınızı gözden
geçirecek ve gerekirse durumunuza göre ayarlayacaktır.
• Özellikle trisiklik ve tetrasiklik
antidepresanlarda (bkz. sayfa 26)
gitt...
n - - Ratiopharm A??r?
depresyonun farklı belirtileri hakkında
soru sorabilir. Doktor ya hastadan
anketi kendi başına doldurmasını
ister ve sonrasında her cevap üzerinde
detaylı olarak hastayla konuşur, ya
da anketi hast...
RZ_Patientenbrosch re_tuerk.qxd
Bunlar hastanın ilaçla (antidepresanlar) tedavisinin gerekli olup olmadığına veya doktorun hastalığı başka
yöntemlerle iyileştirme çabasına göre
ayırt edilirler. Depresyonun tabletle
tedavisi birço...