Ataköy Gazetesi
Transkript
Ataköy Gazetesi
Kesinleşmiş mahkeme kararına göre AVM’ler 3 saate kadar otopark ücreti alamaz ve İBB’nin tarifesini uygulamak zorundalar BU GÜCÜ KİMDEN ALIYORLAR “Capacity UKOME kararlarına uymuyor” ve “Otopark girişini kimin yaptığı bilinmiyor” haberlerimiz büyük yankı uyandırdı. Capacity yönetimi ise hukuk tanımamazlığını otopark girişine otopark abone tarifesini asarak devam ettiriyor. Gazetemizi arayanlar “Bunlar bu gücü kimden alıyorlar? Yasaları kimler uygulatacak? Belediyeler neden görevini yap(Yazısı 15. Sayfada) mıyor?” diyorlar. Sürekli, Etkili, Ýlkeli. 19 Ya þ ý n d Bakýrköy’de a 1 Numara ATAKÖY EKİM 2011 SAYI: 208 FİYAT: 2 TL HUKUKÇULAR NE DİYOR? Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği Başkanı Mimar Ali HACIALİOĞLU “Capacity kapalı otopark girişine, bir korsan girişe müsaade eder bir pozisyon oluşturulmuş. Çok hilekar bir değişiklik yapıldığı belli.” Capacity AVM’nin kapalı otopark girişi ile ilgili Bakırköy Kaymakamlığı ve Belediyeler arasındaki yazışmalar 3 yıldır sürüyor. Bu hatalı girişin kimin tarafından yapıldığı ortaya çıkartılamıyor. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği Başkanı Mimar Ali Hacıalioğlu; “Yollar ve kamusal alanların sevk ve idaresi, yönetimi 1. derecede belediyelere bağlıdır. Belediye yetkililerinin bizim bundan haberimiz yok demesi abesle iştigal, olacak şey değil. Dolayısıyla buradaki durum ana arterse Anakent Belediyesi’nin tasarrufunda, değilse Bakırköy Belediyesi’nin tasarrufundaki alandır. Belediyelerin özellikle Ulaşım Koordinasyon bölümlerinin ya da Fen İşleri’nin tamamıyla konuya vakıf olmaları gerekir. Eğer kendilerinin dışında yapılmış bir şey var ise de müdahale edip, düzenlemek onların sorumluğundadır.” (Yazısı 17. Sayfada) Av. Öner AYBEK; “AVM’ler hiçbir şekilde 3 saate kadar müşterilerinden ücret alamaz. Belediyeler, açıkça haksız kazanç sağlayan bu işletmeler hakkında vatandaşın lehine alınmış olan kararlara uymalarını sağlamalıdır” (Yazısı 15’te) ÇOCUKLARIMIZ ANAOKULLARINDA GÜVENDE Mİ? Sevdiklerimizle beraber güvenli ve konforlu ortamlarda barınmak için bilmek, bilinçlenmek ve tedbir almak gerekiyor. Herhangi bir kaza ya da felaketin ardından çok fazla konuşuyor, yazıyor ve tepki gösteriyoruz. Tüm bu yaptıklarımız o anda birşeylerin değişmesine neden olmasa da konuşuyor ve hayıflanıyoruz keşkelerle... İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Anaokullarının Afet Acil Hazırlık Durumları, İstanbul İl Örneği” anket çalışması; İstanbul genelinde 15 farklı ilçede, (Yazısı 13-14. Sayfada) 116 anaokulunda yapıldı. ATAKÖY SAHİLLERİNDE NE DEĞİŞECEK ? Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar geçtiğimiz günlerde Ataköy sahilleri ile ilgili bir açıklama yaptı. “İnşaatlar durdu mu?” Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e sorduk. “Şehircilik Bakanlığı’ndan1 ay içinde yeni planlar yollanacaktır, işlemler,, inşaatlar durdurulmuştur diye bir yazı geldi. Biz de durdurduk. Normal sondaj yapıyorlar, onda bir sorun yok arazi adamın. Ama ondan sonra başka bir plan gelmedi. HazırHazırlıyorlar ama ne verecekler bilmiyoruz. Kapalı kutu. Bildiğim kadarıyla bir yandan da imar yetkileri olduğu gibi Şehircilik Bakanlığı’na geçiyor. Hepsi artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait olacak, tek elde toplayacaklar. Belki onla beraber mi çıkaracaklar ne yapacaklar onları bilmiyorum sadece bekliyoruz” ( Sayfa 7’de) Tüketiciler Birliği Genel Başkan Vekili Av. Hakan TOKBAŞ; “Danıştayın son kararına rağmen ilk 3 saat için otopark ücreti almaya devam eden Alışveriş Merkezleri mühürlenmelidir.” (Yazısı 15’te) SABİT TELEFONLARLA KONUŞMA, CEP TELEFONUNA GÖRE YÜZDE 130 DAHA PAHALI Hürriyet Gazetesi Yazarı Gazi Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şükrü KIZILOT telefon görüşme ücretleri ile ilgli “İlgili kurumların resmi verilerine göre yaptığımız hesaplamada, sabit telefonla konuşmanın, cep telefonuna kıyasla, ortalama yüzde 132-148 oranında pahalı olduğu ortaya çıkı(Yazısı 27. Sayfada) yor.” diyor. 3 FARKINDA OLMAYAN ÇOK KİŞİ VAR! Peki sen FARKINDA MISIN? Şişli Belediyesi’nin destek verdiği ve engelli hayvanların yaşamın içinde var olduğunu vurgulamak amacıyla hayata geçirilen “Farkında mısın?” projesi City’s AVM’de sergilendi. Oyuncu Tuna Arman, fotoğrafçı Ateş Kantürk ve hayvan hakları savunucusu Tolga Öztorun’un birlikte düzenlediği, Şişli Belediyesi’nin destek verdiği bir toplumsal farkındalık projesi olan “Farkında Mısın?” projesi City’s AVM’de gerçekleştirildi. Türkiye genelinde hayvan barınaklarının kendilerine gelir elde etmeleri amaçlı olarak toplumsal bazda başarılı isimlerin engelli hayvanlar ile birlikte fotoğraf çektirmeleri ve bu duyarlılığın arttırılması amaçlandı. Her bir fotoğrafın 5 paket mama karşılığı satın alınabileceği sergide tüm mamalar barınaklara bağışlanacak. Proje üniversiteleri, AVM’leri okulları gezecek ve hedeflenen farkındalık yaratılacak. AYIN YAZISI Özcan Atamer e-mail [email protected] YARGI KARARLARININ UYGULANMASINI İSTEMEK HERKESİN HAKKIDIR Sunuculuğunu Özge Özder ve Murat Serezli’nin yaptığı geceye başta Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül olmak üzere tiyatro ve sanat camiasından birçok ünlü isim katıldı. Sinan Yıldız Orkestrası’nın klasik müzik dinletisi, engelli balet Memet Sefa Öztürk’ün ise özel dans gösterisi ile renk kattığı gecede ikramları İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı tarafından hayata geçirilen DOWN Cafe’nin down sendromlu gençleri yaptı. “Farkında mısın?” projesi kapsamında, Projeye poz vererek destek olan ünlüler: Tan Sağtürk, Ege, Billur Kalkavan, Buket Uzuner, Bedri Baykam, Ömür Gedik, Gizem Güreşen, Reyhan Karaca, Seyhan Erdağ, Hayko Cepkin, Fulden Uras, Nalan, Zuhal Olcay, Pelin Batu, Nilgün Kasapbaşoğlu, Betül Demir, Nasuh Mahruki, Faruk K, Aydan Şener, Zeynep Dizdar, Memet Sefa Öztürk, Yıldırım Mayruk, Mustafa Sarıgül, Eser & Meltem Taşkıran BAKIRKÖYLÜLER’E ÜCRETSİZ SANAT KURSU Bakırköy Belediyesi, 7 yıldır İspirtohane Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak verdiği sanat kurslarına bu yılda devam ediyor. Bakkart sahibi tüm Bakırköylülerin yararlanabileceği sanat kurslarına İspirtohane Kültür Merkezi’nde engelli asansörünün de bulunması nedeniyle engelli çocuklar ve yetişkinler de katılabilecek. Bakırköy Belediyesi olarak son 7 yıldır bu kursları ücretsiz olarak verdiklerini ifade eden Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “7 yıldır olduğu gibi bu yıl da gitar, org, resim ve tiyatro kurslarını İspirtohane Kültür Merkezimiz’de ücretsiz olarak açı-yoruz. Gitar kursumuza 12 yaş üstü, org kursuna 7-12 yaş, resim kursumuza 18 yaş üstü, tiyatro kursumuza da 7 yaş üstü ve yetişkinler katılabilecek. Ayrıca tarihi binada engelli asansörü bulunduğu için engelli çocuklarımız ve yetişkinlerde kurslara çok rahatlıkla iştirak edebilir. 3 Ekim’den itibaren başlayacak kurslarımız için vatandaşlarımız 414 96 52 numaralı telefondan bilgi alabilirler” dedi. 2009 Yerel Seçimler öncesiydi. Tepeden inme başkan adayı yapılmış bir zat-ı muhterem Bakırköy İşadamları Derneği’nde “Bakırköy’ü Dubai yapacağım.” diyordu. Yapamazsınız diye itiraz etmiştim. O ısrarla yaparım diye diretince neden yapamayacağını anlatmak zorunda kalmıştım ve kendisine “Siz biliyor musunuz? Türkiye’de 17 kurum ve kuruluşun imar planı yapma ve uygulama yetkisi var. Bunlar istedikleri gibi planları yapıp uyguluyorlar. Dubai’de ise tek yetkili var. Onun için Dubai imar açısından planlı bir şekilde uygulamaların yapıldığı bir ülke. Türkiye’deki durum ise ortada. İstanbul’a şöyle bir bakın, imar hareketlerini inceleyin, hangisi şehircilik açısından ileriye dönük insanların mutlu ve huzurlu yaşamalarını sağlayacak projeler? “ Bu açıklamam üzerine verdiği cevaba bakın; “Ben yaparım.” Bu zihniyetteki kişi Allah’tan seçilemedi de Bakırköy de Dubai olmaktan kurtuldu!... İktidar Partisi’nin bu dönemde aldığı, bence en önemli kararlardan birisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kurulması oldu. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye genelinde bundan böyle imar hareketleri Yerel, Büyükşehir Belediyeleri, Turizm Bakanlığı ile İmar Planları Yapma ve Uygulama Yetkisi olan diğer kurum ve kuruluşlardan alınarak tek yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilecek. TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, Çevre ve Şehircilik Bakanı oldu. TOKİ Başkanlığı döneminde yapmış olduğu uygulamaların çoğu modern şehircilik anlayışına aykırı. Örnek mi istiyorsunuz; TEM Yolu’ndan Bahçeşehir’e gittiğinizde şöyle sağa sola bir bakın binlerce dairelik çok katlı konutlar içiçe geçmiş ve aynı yere toplanmış. Modern binalar yapmak, bunları gelişmiş teknolojilerle donatmak birşey ifade etmiyor. Önemli olan altyapı ve ulaşım imkanları. Burada oturan binlerce kişinin özellikle sabah ve akşam saatlerinde, evlerinden çıktıktan sonra yaşacakları sıkıntıları düşünebiliyor musunuz? Uzun süredir imar konularında Yerel Belediyeler’in zaten tüm yetkileri ellerinden alınmıştı. Sadece 1/1000’lik uygulama planlarını yapma yetkileri vardı. Bütün yetkiler de Büyükşehir Belediyesi’ndeydi. Yerel Belediyeler kendi yörelerinde yaşayanları mutsuz ve huzursuz yapacak planları onaylamasa bile 90 gün son Büyükşehir Belediyesi’nin resen onaylama yetkisi vardır. Bayraktar’ın Ataköy Sahilleri ile ilgili yaptığı son açıklamada bu sürenin 2 aya düşürüleceğini de öğrenmiş olduk. Bu arada Ataköy Sahilleri’nde durdurulan inşaatların devam etmeyeceğini, bu alanların yeşil alan olarak kalacağını kimse düşünmesin. Bu sahillerde yapılaşma devam edecek... Türkiye’de uygulamalar adamına göre devam ediyor. Bakırköy’deki Capacity AVM’nin hukukdışı uygulamalarına kimse dur diyemiyor veya güçleri yetmiyor. Yargı kararı ve Büyükşehir Belediyesi’nin almış olduğu karara rağmen otopark ücreti almaya devam ettiği gibi “Ben hukuk mukuk tanımam” dercesine Otopark Abone Ücretleri’ni devasa ışıklı panoyla kapısının önüne asabiliyor. Kapalı otopark girişindeki kimin yaptığı belli olmayan (!) rezalati devam ediyor. Kapalı otopark çıkışındaki kamuya ait yolun yarısı, bu AVM’ye tahsis edilmiş durumda. Görülüyor ki bizi yönetenlerden bazıları, bazı kişileri maalesef alenen kayırıyor ve onların haksız kazanç sağlamasına göz yumuyorlar. Aynı hukukdışı uygulamaları her yerde görmek mümkün. Hukuka saygılı olmak yargı kararlarının uygulanmasını istemek her T.C. Vatandaşı’nın hakkı değil midir? 5 2011 - 2012 Eğitim Öğretim Yılında BAKIRKÖY'DE İLK DERS VALİ MUTLU'DAN 2011-2012 eğitim öğretim yılı tüm Türkiye’de olduğu gibi Bakırköy’de de yapılan törenle start aldı. Bakırköy’de yeni eğitim öğretim yılının açılış töreni, Yeşilyurt Hamdullah Suphi Tanrıöver İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirildi. Törene İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan, Bakırköy Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ersoy, İlçe Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Özcan, şube müdürleri ve öğrenciler ile veliler katıldı. Törende konuşan İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise, İstanbul’da 2 milyon 540 bin öğrenci ve 98 bin öğretmenin, 55 bin derslikte ders başı yaptığını ifade ederek, “Diliyorum ki, geçtiğimiz yıl olduğu gibi huzurlu ve başarılı bir eğitim yılı geçiririz.Bunun için öğretmenlerimizin, okul aile birliği ve velilerimizin birlikte çalışması gerekir. 2 milyon 540 bin öğrencimiz her gün okulları, yolları dolduracaklar ve İstanbul’u cıvıl cıvıl yapacaklar.’’ dedi. İLK DERS VALİ MUTLU’DAN Okul bahçesinde gerçekleştirilen törenin ardın- sınıfların akıllı tahtalarla donatılacağını belirtti. “2,5 MİLYON ÖĞRENCİ DERS BAŞI YAPTI” Yıldız’ın ardından kürsüye çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da özellikle okulların açılmasıyla birlikte İstanbul’daki trafik sorununun daha da artacağını ifade ederek, tüm sürücülerin özellikle okul çevresinde çok dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Topbaş’ın konuşmasının ardından Hamdullah Suphi Tanrıöver İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından kendisine çiçek verildi. İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende açılış konuşmasını okul müdürü Mustafa Altunsoy yaptı. Altunsoy, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve diğer konukları okullarında ağırlamanın onurunu yaşadıklarını söyledi. Altunsoy’un açılış konuşmasının ardından protokol konuşmalarına geçildi. Törende konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, eğitim standartları açısından en iyi donatılmış okulları öğrencilerin hizmetine sunduklarını ifade ederek, önümüzdeki 3 yılda tüm Türkiye’de her türlü eğitim seviyesindeki bütün dan Vali Mutlu, 2011-2012 eğitim öğretim yılının ilk dersini verdi. Vali Mutlu tarafından Hamdullah Suphi Tanrıöver İlköğretim Okulu 4-C sınıfında verilen ilk dersin konusu ise İstanbul’du. Oldukça kalabalık bir basın ve davetli topluluğunun olması nedeniyle sınıfta ders vermekte zorlanan Mutlu, daha sonra öğrencilere İstanbul isimli kitapları hediye etti. 2011-2012 eğitim öğretim yılının açılış töreni davetlilere verilen ikram ile son buldu. Yavuz ARPACIK 7 Çevre ve Şehiricilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açıklamalarından sonra ATAKÖY SAHİLLERİNDE NE DEĞİŞECEK ? Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar geçtiğimiz günlerde Ataköy sahili ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bayraktar, devam eden inşaatların durdurulduğunu, inşaat yoğunluğunun düşürüleceğini ve 50 metrelik sahil şeridinden bahsetti. Bu açıklamalar üzerine kafalar karıştı. Kimileri “sahilde inşaat yapılmayacak diyerek başarılı olduklarını”, bazıları da Bakanın “açıklamalarından birşey anlamadık” dediler. Biz de Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen‘e bu ve diğer konuları sorduk. Sayın Başkan, Çevre ve Şehircilik Bakanının açıklamaları ortada. Her kafadan bir ses çıkıyor. Ataköy Sahilleri ile ilgili son durum nedir? Şehircilik Bakanlığı’ndan 1 ay içinde yeni planlar yollanacaktır, işlemler inşaatlar durdurulmuştur diye bir yazı geldi. Bizde sahildeki inşaat faaliyetlerini durdurduk. Normal sondaj yapmaya devam ediyorlar. Onda bir sorun yok, arazi adamın. Ama ondan sonra başka bir plan gelmedi. Hazırlıyorlar ama ne verecekler bilmiyoruz. Kapalı kutu. Bildiğim kadarıyla bir yandan da imar yetkileri olduğu gibi şehircilik bakanlığına geçiyor. Hepsi artık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait olacak, tek elde toplayacaklar. Belki onla beraber mi çıkaracaklar ne yapacaklar onları bilmiyorum sadece bekliyoruz. Sayın Başkan, son günlerde vatandaşlar, imamın yeri olarak ünlenen yer ile ilgili sorular yöneltiyor. Bildiğiniz gibi orası ticari alandı, konut alanına çevrildi ama şimdi görüyoruz ki zaten oraya resimleri de asmışlar, bu nasıl konut alanı 25 tane işyeri var orada? Yalnız orası konut artı ticaret alanı olarak değiştirildi. Yani ticaretti, konut artı ticaret oldu. Yani bir taşla iki kuş vuruldu? Zaten alanların çoğu öyle. KTT diye geçiyor. Konut, Ticaret Turizm demek. Yani tek ticaret çıkmıyor, konut artı ticaret diye çıkıyor. Onlar oradaki yönetimlerle de konuştular. Bildiğim kadarıyla otoparkı onlara bıraktılar, inşaat alanını küçülttüler. Oradaki site yönetimleri ile toplantılar yaptılar. Yapmaya da devam ediyorlar. Şimdi bize gelen şikayetler şu şekilde. İlk giriş katı iş yerleri 25 tane işyeri, 4 kat her katta ikişer daire var. Oranın 7-8 Kısım’ın mimarisini de bozdudiyorlar. Mimari Projesi’ni etrafındaki site yönetimleri gördü. Beraber toplantıyı onayladılar. Biz mimari projeye karışamayız şunu şöyle yap bunu böyle yap diyemeyiz. Ancak biz planına bakarız. Kaç kat çıkacak, ne yapacak gelen plana göre. Onun nasıl yapılacağını etraftaki yöneticilerle oturdular, konuştular. Nasıl yapılacak, nasıl bina olacak bilmiyorum. Sayın Başkan, 4. Kısım’da Behçet Kemal Çağlar Caddesi üzerinde İSKİ’nin bir yeri var. Orada ne yapılacak? Arkadaki yolu onun için planlara koydular, geçirdiler deniyor. Rezidans veya otel yapacaklarına dair duyumlar var. Yok öyle bir şey bize gelmedi. Orada planda da rezidans yok. Ama değiştirirse yeni plan yaparsa Şehircilik Bakanlığı o zaman yapar. Artık İmar’a ilçe belediyeleri karışamayacaktır. Okul alanını isterse turizm yapar, isterse ticaret yapar, yeşil alanı isterse başka bir şey yapar. Bu tamamen Ankara’dan yapılacak artık. Bakanlık istediğini yapabilir. Sadece bildiğim kadarıyla 4. Kısım Çarşısı’na bitişik Türk Telekom binasının arkasındaki yer büyükşehirde ret oldu şimdi. İlk planlarda orası sinema yeriydi, sonra hastane oldu, sonra dershaneye çevirdiler. Sonra otel dediler. Büyükşehir en sonunda ret etti, müdürlüğüne iade etti. Büyükşehirden geçmedi, bizde CHP olarak muhalefet ettik. Bu arada Ayfer Kaynar Hanım bildiri dağıtıyor, sahilde başarıya ulaştık diye. Hangi başarıya ulaşmışlar merak ediyorum. Zannediyorlar ki, sahilde inşaat yapılmayacak. Çoğu inşaat yapılacak, hiçbir başarıya ulaşamadılar orada, ulaşılamazlar da zaten. Ayfer Kaynar buraya kendisi geldi bana, oraya bir şey yapamam bu AKP’nin projesi dedi. Şimdi evinin önünde bir yer var. TOKİ’nin sattığı yer. Orası Turizm Bakanlığı’nda hem turizm alanı hem konut alanı. Gelip gidiyor, bu otele mani olun diyor. Ben nasıl mani olayım. Daha bize hiçbir müracaat yok, hiç birşey yok. Yazmış bildiri dağıtıyor. İşte belediye bunu yaptırıyor, imar planını yaptırıyor diye. Belediyenin imar planı ile ne ilgisi var. Bugün yine bir bildiri yayınlamış Ayfer Kaynar. Efendim o arsanın sahibi CHP’liymiş, yakın ilişkilerimiz varmış. Kimdir bu yahu. Herhangi bir CHP’li ile yakın ilişkim yok benim. İlginç bir kadın, bende mahkemeye veriyorum onu. Çünkü doğruyu söylemiyor. Sayın Başkan, sahilde inşaat yapılmaması diye bir şey söz konusu değil. Ben hep şunu savunuyorum. Proje tartışılabilir, ileriye dönük daha rahatlatıcı hale getirilebilir. Çünkü bu son yapılan sondaj Galleria’ya yakın yerde 7 tane devasa bina koyuyorlar. Çirkin, şekilsiz. Bu tartışılır. Ama şunu da söylüyorum. Proje tartışılır. Proje tartışılır her zaman. Ama iktidarın iptal ettiği, TOKİ ve Şehircilik Bakanlığı’nın iptal etmeden önce de orada sahilde inşaat yoktu. Yani sahil şeridi bırakılıyordu zaten yasaya göre. 6-7 tane yol vardı aşağıya inen. Yine o yolları saklayacaklar bildiğim kadarıyla. Herhalde emsalle oynayacaklar, emsali düşürecekler belki, 2,5 emsali var galiba orada. 2,5 emsali kaça düşürecek bilmiyorum. 1’e nasıl düşürür bilmiyorum. Ama keşke düşse, düşürse benim işime gelir. Orada hep 3-4 katlı binalar olur daha güzel olur. Çünkü orada 11 bin metrekare arazisi olan var, 11 bin metrekare kapalı alan yapacak. Otel yapacaksa 2000 metrekareden aşağıya yapılmaz otel. Bu sefer 3-4 katta kalacak. Yani nasıl olacak bilmiyoruz. Onlar paralarını ödemişler, geri çekmek olmaz. Bir bölümüne orada TOKİ ortak zaten. Her tarafta koskocaman TOKİ yazıyor. Ben mutluyum. Bu imar yetkilerinin hepsini alsınlar, götürsünler. Hiç olmazsa bilirim ki, imar ilçe belediyelerinden tamamen alınmıştır. Büyükşehirden alınmıştır, imarın tek yetkisi Ankara’dadır. Ne istiyorsa yapar desinler. O zaman kimse bana müracaat etmesin imar için. Yok zaten yetkimiz. Gitsinler, şimdi yetki kimde belli, ona müracaat etsinler. Burası ayrı bir devlet değil ki, ben silahlı askerimi ya da polisimi yollayıp, arsayı satın alan adama, devletin imar verdiği yere hayır yapamazsın diyeyim. Böyle bir şey olur mu? Bunun için istiyorum yani alsınlar imar yetkilerini, zaten çok az kaldı. Ancak 5000’liğin 1000’liğini onaylamak görevimiz var. Onu da onaylamazsak 3 ay içinde hallediyor. Bildiğim kadarıyla yine öyle birşey yapacaklar galiba Şehircilik Bakanlığı’nda o da 2 ay olacak. Onayladın onayladın, onaylamadın ben vereyim diyor ruhsatı da verecek bitirecek. Ben de rahat edeceğim. Burada kendi sosyal hizmetimle, halkın sağlığıyla, eğitimiyle uğraşayım. İnsanlar seçmiş belediyeyi. Diyor ki, benim imar durumuma sen karış. Çok doğru bir şey. Batı da böyle. Adam kalkıp da, Washington’da, New Orleans’ta bir imar durumuna karışamıyor. Paris Belediyesi kendi ilçelerindeki belediyelere karışamaz. Yani imarla ilgili şunu yap bunu yap, bu arsayı yeşil alan yap diyemez böyle bir şey yok dünyada. Yerel yönetimin özerkliği önemli. Burada öyle bir şey yok. Zaten Sayın Başkanım öteden beri savunduğumuz o. 17 tane kurum ve kuruluşun resen İmar planı yapma ve uygulama yetkisi var. Böyle bir şey olur mu? Sorumlu olmadığımız şeyden sorumlu ve sorunlu tutulmak ağrıma gidiyor. Halka bunu anlatmak çok zor. Hiçbir yetkim yok. Benim sahilimi Büyükşehir almış, ana arterimi Büyükşehir almış, istediğini yapıyor, istediği zaman asfaltını yapıyor, istediği zaman bozuyor götürüyor, oradaki dükkanına o karışıyor, ee sen ne yapacaksın, sana bırakıyor 3 tane sokak buralara bak diyor. Böyle bir belediyecilik anlayışı olur mu? Böyle bir şey olmaz. Ama böyle. Aslında Büyükşehir soyut. Somut olan ilçeler. Bunu puzzlea koysanız 39 ilçeyi yerine koyarsanız Büyükşehir ortaya çıkar. Burada somut olanlar, elle tutulanlar ilçe belediyeleri. Ama siz bunların bütün yetkilerini alıyorsunuz, ana arterleri alıyorsun, 14-18 km arası bir sahilimiz var. 1 km sahilde yetkimiz yok. Geçenlerde sahilde şikayet etmişler. Bizim Zabıta da gitmiş. Ondan sonra yaşananları görseniz inanamazsınız. 9 Elektronik Atıkları Toplayarak ENGELLERİ ORTADAN KALDIRDILAR Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ve DHL Worldwide Express Taşımacılık Firması işbirliği ile yürütülen elektronik atıkların geri kazanımı ile toplanan 10 ton atık sonucunda elde edilen gelirle 3 kişi daha akülü tekerlekli sandalyeye kavuştu. DHL Firması’nın öncülüğünde gerçekleştirilen proje ile alınan akülü tekerlekli sandalyeler TOFD’nin Ataköy 9-10. Kısım’daki Merkez Binası’nda düzenlenen etkinlikle TOFD’ye teslim edildi. Etkinliğe DHL yönetimi ve çalışanları ile TOFD Başkanı Ramazan Baş ve TOFD üyeleri katıldı. Etkinlikte konuşan TOFD Başkanı Baş, DHL Firması ile birlikte çok önemli bir proje gerçek- leştirdiklerini belirterek, “Ülkemizde hala tekerlekli sandalyeye ihtiyacı olan onbinlerce insan var. Bu proje ile kaybedilmiş, kaybedilmek üzere olan doğaya zarar veren elektronik atıkları toplayarak, yeni bir enerjiye dönüştürüyor ve aynı zamanda engelli insanlara özgürlük kabiliyeti sağlıyoruz. Hem kamu ve özel şirketlerin, hem de bireylerin bu kampanyaya destek vermesini istiyorum” dedi. DHL Ekspres Bilgi İşlem Direktörü Hakan Uçar da, son bir yılda hızlandırılan proje ile birlikte 10 ton elektronik atık toplandığını ve bu atıklardan elde edilen gelirle şu ana kadar TOFD’ye 8 akülü tekerlekli sandalye bağışında bulunulduğunu belirtti. Uçar, “Elektronik atıkların diğer atıklara göre farklılıkları var. İçlerindeki ağır metaller, kimyasallar ve gazlar yok olmuyor. Hurda mantığı ile elden çıkartıldığında da herkese zararlı. Atılacak elektronik atıklarınızı sokağa EKOLOJİK PAZARIN YENİ ADRESİ Dünyada her şey doğallığını, sağlıklı yapısını git gide yitirirken Bakırköy Belediyesi vatandaşlarına doğa dostu ve çok zengin çeşitli ürünlerin bulunduğu bir pazar sunuyor. Çevrede insana, dünyaya zarar veren etmenler artarken Bakırköy Belediyesi bunu en aza indirgemeye çalışanlar arasında. Yediğimiz, içtiğimiz hatta giydiğimiz her şeyin yapısı değiştirilip bize satılırken, halinden memnun olmayıp, bu tüketime alternatif arayan ve doğadan yana olan kişiler mutlaka bu pazarı görmeli. Sağlıklı yaşama destek veren Bakırköy Belediyesi, her Cuma 11.00 - 21.00 saatleri arasında Airport Alışveriş Merkezi Otoparkı’da kurulan doğa dostu ekolojik pazarı vatandaşlarının ayaklarına getiriyor. Gıdadan kozmetiğe yaklaşık 200 çeşit ürün bulunan pazarda halka birçok seçenek şansı veren Bakırköy Belediyesi, pazarın rağbet görmesinden oldukça memnun. Pazarın bulunduğu mevkide alışveriş merkezinin de olması bilinirliliği arttırıyor. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’de “Yurttaşlarımızın, güvenli ve rahat yaşamalarının dışında sağlıklarını da çok önemsiyoruz. Birçok sağlık ocağı ve doktor desteklerimizin yanı sıra yurttaşlarımızın sağlıklı beslenmelerine de önem veriyoruz. Daha sağlıklı ve organik beslenmek isteyenler içinde ekolojik pazarımız her hafta çok çeşitli ürünlerle Bakırköylülerin hizmetinde. Bu çalışmayı başlatmaktan ötürü büyük mutluluk atarak, çöpe koyarak geri dönüştüğünü zannetmeyin. Siz birisinin ölümüne yol açıyorsunuz. Türkiye’de yaklaşık 15 civarında elektronik atıkları geri dönüştüren firma var. Halkımız onlarla irtibata geçebilirler. O firmalar direkt olarak adreslerinden atıkları ücretsiz toplayarak, kendilerine sosyal sorumluluk projelerinde kaynak sağlayabilirler.” diye konuştu. Konuşmaların ardından DHL çalışanları ile TOFD üyeleri ellerindeki elektronik atıkları atık kutusuna attılar. Daha sonra ise TOFD üyelerine ve DHL çalışanlarına elektronik atıkların toplanması konusunda bir bilgilendirme yapıldı. (Yavuz ARPACIK) BAKIRKÖY duyuyoruz” diye konuştu. Vatandaşların pazara rahat ulaşabilmeleri için çeşitli noktalardan servis de sağlayan Bakırköy Belediyesi bu hizmeti vatandaşlarına ücretsiz veriyor. İnsanlar genetiği değiştirilmiş besinleri almak yerine artık ekolojik pazarları tercih ediyor. Sizde yediklerinizden şüphe duyuyorsanız eğer, sertifikalanmış güvenceli besinlerin yer aldığı bu pazarı mutlaka görmelisiniz. ÜCRETSİZ SERVİS SAATLERİ VE YERLERİ Ekolojik pazara ücretsiz servis saatleri ve yerleri ise şöyle: Yeşilköy Havaalanı, Basınköy Muhtarlık önü, Ataköy 4-5 Muhtarlık önü, Ataköy 9. kısım Atatürk ilköğretim önü, Zuhuratbaba Muhtarlık önü, İstanbul Caddesi Tansaş önü, Bakırköy Özgürlük Meydanı GİDİŞ SAATLERİ: 11:30 - 13:30 DÖNÜŞ SAATLERİ: 13:00 - 15:30 11 Üniversiteyi kazanan BAKGEM öğrencilerinden AT E Ş Ü N A L E R Z E N ’ E T E Ş E K K Ü R Z İ Y A R E T İ Bakırköy Belediyesi’nin dershaneye gitme olanağı bulamayan öğrencilere ücretsiz verdiği üniversiteye hazırlık destek kursuna katılan ve üniversiteyi kazanan öğrenciler, kendilerine bu imkanı sunan Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e teşekkür ziyaretinde bulundular. Bakırköy Gençlik Eğitim Merkezi (BAKGEM) öğrencileri, BAKGEM Başkanı Kenan Zülaloğlu ve BAKGEM Koordinatörü Nimet Uğur eşliğinde Erzen’i makamında ziyaret ederek duygu ve düşüncelerini paylaştılar. BAKGEM Başkanı Kenan Zülaloğlu ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, çok başarılı bir yıl geçirdiklerini ve hemen hemen her öğrencinin istediği üniversiteyi kazandığını dile getirerek, Bakırköy’de Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in öncülüğünde uygulanan bu sistemin Türkiye’nin tüm belediyelerine örnek olması gerektiğini söyledi. Ziyaret sırasında duygu ve düşüncelerini paylaşan öğrencilerden, İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanan Hatice Karaman, BAKGEM sayesinde istediği bölümü kazandığını belirterek, 1 yıl boyunca öğretmenleri ile beraber özverili bir şekilde çalıştıklarını ve kendisine bu imkanı sağlayan Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e teşekkür etti. BAKGEM’de üniversiteye hazırlık eğitimi alan ve İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü ise, BAKGEM’de eğitim gören tüm gençlerin pırıl pırıl insanlar olduğunu belirterek, öğrencilerin üniversite sınavlarında başarılı olarak kendilerine çok güzel hediye sunduklarını söyledi. BAŞKANDAN ÖĞRENCİLERE NASİHAT “BUGÜNLERİNİZİ UNUTMAYIN” kazanan Derya Emre ile Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünü kazanan İsmihan Karakoyun ise, ilk başlarda ücretsiz eğitim verdiği için BAKGEM’e çekince ile geldiklerini fakat gördükleri eğitim kalitesinin özel dershanelerden daha iyi olduğunu dile getirerek, Erzen’e teşekkür ettiler. BAKGEM’de eğitim gören işitme engelli öğrenciler Nilay Tüter (Kültür Üniversitesi’nde %50 burslu Bilgisayar Operatörlüğü Bölümü’nü kazandı) ve Ayşe Demir (Fatih Üniversitesi’nde %50 burslu Bilgisayar Operatörlüğü Bölümü’nü kazandı) ise işaret dili tercümanları aracılığıyla yaptıkları açıklamada, daha önce bir çok kez özel dershaneye başvurduklarını fakat işitme engellilere yönelik eğitim olanakları olmadığı için gidemediklerini ifade ederek, BAKGEM’de işitme engellilere yönelik sunulan dershane hizmetinin diğer belediyelere de örnek olması gerektiğini söylediler. Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini paylaşmalarının ardından konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen Erzen, makamında kabul ettiği öğrencilere bazı nasihatlerde bulunarak, “Gösterdiğiniz başarı ile bizlere en güzel hediyeyi sundunuz. Sizlere teşekkür ederim. Bundan sonraki dönemde daha da iyi sonuçlara imza atacağız. Çağdaş, Atatürkçü birer genç olarak yola çıkacaksınız. Benim sizlerden bir dileğim var. Bugünleri unutmayın. İleri de muhakkak ki aranızdan bir bölüm arkadaş ülkede belli noktalara gelecektir. Kiminiz öğretmen, kiminiz mühendis, kiminiz yönetici, kiminiz ise kamu kuruluşlarında yüksek noktalara gelecek. Nasıl biz ve hocalarınız sizlere destek çıkabildiysek sizde gelecek nesillere destek çıkacaksınız. Biriniz belediye başkanı veya vali olursa o zaman sizde bu tür işler yapmayı unutmayın. Siz de gençlere bunu sağlayın ben en çok bunu istiyorum” dedi. Ziyaret sonunda BAKGEM öğrencileri üniversiteyi kazanmaları için olanak sağlayan Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e çiçek verdiler. Arzu BERATOĞLU 13 ÇOCUKLARIMIZ GÜVENDE Mİ? Sevdiklerimizle beraber güvenli ve konforlu ortamlarda barınmak için bilmek, bilinçlenmek ve tedbir almak gerekiyor. Herhangi bir kaza ya da felaketin ardından çok fazla konuşuyor, yazıyor ve tepki gösteriyoruz. Tüm bu yaptıklarımız o anda birşeylerin değişmesine neden olmasa da konuşuyor ve hayıflanıyoruz keşkelerle... Önceden keşke tedbir alsaydık diye. Diyelim ki biz tedbirliyiz herhangi bir felakete karşı. Peki ya çocuklarımızın günün büyük bir bölümünü geçirdiği, bedenlerinin, ruhlarının ve geleceklerinin şekillendiği anaokullarında da aynı tedbirler alınmış mıdır? çocukların, zamanlarının kayda değer bir kısmını geçirdikleri anaokullarının modern ve tüm riskleri ortadan kaldırmayı içeren bir afet yönetim sisteminden mahrum oldukları tespit edildi. Yapılan anket çalışmaları sonucunda özellikle 1. derece deprem bölgelerinde bulunan anaokullarının çok daha yoğun önlemler alması gerekirken deprem, acil çıkış kapıları, yangın önlemleri gibi konularda oldukça yetersiz olduğu görülüyor. Bir afet anında çocuklarımızın okulu tahliye edebilecekleri acil çıkış kapılarının sayısının, boyutunun, yerlerinin ve dış ortama açılmayan acil çıkış kapılarının dahi yetersiz olduğunun görülmesi son derece düşündürücü. Kaldı ki bir afet sonrası ilkyardım uygulanması gereken durumlarda yeterli miktarda ilkyardım ekipmanı bulunmayan okullarımızın oranının %70’leri geçmesi insanların afetlerden değil alınmayan önlemlerden ve tedbirsizlikten dolayı yaralandıkları hatta hayatlarını kaybettiklerini doğrular nitelikte. Özellikle depremlere karşı alınacak önlemler arasında uzmanlar tarafından defalarca yinelenen “bir sarsıntı esnasında devrilebilecek ağır cisimlerin sabitlenmesi ve yüksek raflarda ağır cisimlerin bulundurulmamasına” yönelik tedbirlerin, anaokullarında alınmaması, İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından anketin yapıldığı 116 okulda bu tedbirleri almayan okullarımızın oranının %60’ları geçmesi bir afette anaokullarımızdaki durumun ne denli felaketlerle sonuçlanabileceğini açık bir şekilde gösteriyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen İAÜ Öğrencilerinin saha çalışmasını yaptıkları “Anaokullarının Afet Acil Hazırlık Durumları, İstan- İstanbul genelinde yapılan “Anaokullarının Afet Acil Hazırlık Durumları” araştırması sonuçları ile ilgili Bakırköy İlçesi’nde bulunan anaokullarının durumu hakkında İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (AFAM) Başkanı Yard. Doç. Dr. Kubilay Kaptan’la konuştuk. Peki, okulların bu afetlerle ilgili önlemleri yeterli düzeyde mi? İstanbul’un 1. Derece deprem bölgesi olması ve fay hatlarının durumu itibariyle büyük bir deprem beklenmesinden dolayı araştırmamızda deprem ön plandadır. Ama sizinde dediğiniz gibi sadece deprem değil yangın, sel gibi afetlerde dikkate alınmıştır. Aslında bakıldığında ne yazık ki anaokullarımızın durumu hiç iç açıcı değildir. 116 anaokulunda yapılan çalışmada, okulların %49,5’inde yeterli yangın ekipmanı ve dedektörü bile mevcut değildir. Olanlarda ise yangın söndürme ekipmanlarının (YSE) periyodik kontrolleri yapılmıyor, son kullanma tarihleri kontrol edilmiyor. Yapılan tespitlere göre YSE uygun olmayan okulların oranı ise %33,5’tir. Yangınların çıkma nedenleri deprem gibi bir afet olabilir veya sadece bir elektrik kaçağı ya da yanıcı bir madde olabilir. Sorularımızdan bir tanesi de “yanıcı ve parlayıcı maddelerin uygun bir koruma altına alınıp alınmadığıydı” fakat verilen cevapların %40,5’i hiçbir önlemin alınmadığını gösterdi. Bu durumda okullarımız gerçekten tehlikeli yerler haline dönüşmüş. Peki, bu durumda sadece doğal afetler değil doğal olmayan afetlere karşıda çocuklarımız tehlike altında. Örnek verebileceğiniz başka hangi durumlarla karşılaştınız? Aslında çok basit önlemlerle çok önemli tedbirler alınabilir ve bunlar hayat kurtarıcı olabilir. Örneğin tehlikeli gaz ve yanıcı madde içeren tüpler herhangi bir sarsıntı esnasında düşmeyecek şekilde önlem alınması gerekir ama ne yazık ki neredeyse hiçbir önlem alınmamış. Bunun için neredeyse sıfır maliyetle bir dolap yapılıp bu dolaplar sabitlenebilir ve kilitlenebilir. Böyle bir önlem almayanların oranı %42 gibi oldukça büyük bir oran. Hatta daha da trajedik olan %22,5 gibi bir oranda bu konu hakkında hiçbir fikri olmayanları oluşturmaktadır. Diğer bir önemli konuda anaokullarında yaşanan kazalar. Hatta ne yazık ki ölümle sonuçlananlar bul İl Örneği” anket çalışmasında İstanbul genelinde 15 farklı ilçede 116 anaokulunda anketler uygulandı ve değerlendirmeleri yapıldı. Anket çalışmasının amacı; İstanbul İli’nde birinci, ikinci ve üçüncü derece deprem bölgesinde yer alan anaokullarının deprem başta olmak üzere sel gibi afetlere karşı bir planlarının olup olmadığını belirlemek ve bu kapsamda bir afet planında yer alması gereken etkenlerden hangilerinin eksik olduğunu görüp gerekli uyarılarda bulunmak ve işlevsiz olan bir plan olması durumunda plan revizyonunu yapmak. Anket verilerinin değerlendirilmesinin ardından, bir afet sonrası toplumun en mağdur gruplarından birini oluşturabilecek okul öncesi dönemindeki Öncelikle Bakırköy İlçesi kaçıncı derece deprem bölgesidir? Bakırköy İlçesi 1. Derece deprem bölgesi olup, hem toprak yapısı hem de bina stoğu açısından İstanbul’un en çok zarar görebilecek ilçelerinden birisidir. Yapmış olduğunuz bu projede Bakırköy ilçesinde kaç anaokulunda inceleme yapılmıştır? Proje genelinde 116 anaokulunda inceleme çalışması yapılmıştır. Bakırköy İlçesi’nde ise 12 anaokulu incelenmiştir. Bakırköy ankette yer alan 15 farklı ilçeden en fazla örneklem alınan ilçelerden biridir. Yapılan anket çalışması konu itibariyle sadece deprem değil yangın, sel vb. afetleri de içermekte. dahi var. Bu konu hakkında yeterince önlem alınmış mı? Ya da gerekli sağlık ekibi ve ekipmanı mevcut mu? Öncelikle bu ko nuya değinmenize çok sevindim. Çünkü gerçekten konuşulması gereken en önemli konulardan bir tanesidir. Anaokullarını tehlike yuvaları olarak göstermek gibi bir niyetimiz yok ama biz bir araştırma merkeziyiz dolayısıyla doğru, tarafsız ve gerçekçi olmak durumundayız. Ne yazık ki bu konuda dahi okullarımız hiç iç açıcı durumda değil. Anaokullarımızın %72’sinde doktor olmasını bir kenara bırakın bir ilkyardım odası dahi yok. %71’inde ise yeterli ilkyardım malzemesi ve ekipmanı yok. İlkyardım konusunda eğitim almış kimse de yok. Geçen sene Hepimiz çocuklarımızın okullarında en iyi koşullarda eğitim görmesini istiyoruz. Temelden başlarsak binaların, depreme ve yangına karşı dayanıklı olmasını istiyoruz. Dünyadaki sosyal gelişime bakıldığında bu binaların doğal afet, terör ve sosyal olaylara karşı güvenli olmasını da beklememiz abartı olmayacaktır. Örneğin, haftalık yabancı dil saatini ek derslerini soruyor ve tartışıyoruz ama yangın kaçış yolları, yangın merdivenleri, camların yapısı, temel ve çatının durumu hakkında bilgi alıyor muyuz? Kaçımız okul binasının yapıldığı zeminin etüd bilgilerini aldı? Ya da kullanılan yalıtım malzemesini sordu? Ya da kaçımız çocuğumuzun konsantrasyonunu ve ruh sağlığını doğrudan etkileyen ses yalıtımı ile ilgili bilgi aldı? Umarız tahmin ettiğimizden daha çok sayıda velimiz bu konuda duyarlıdır ve umarız bu sayı gittikçe de artacaktır. Ama biz gene de yapılan araştırmalarla duyarlı olan velilerimizi daha da bilgilendirmek, çocuklarımızı sabah sekizden akşam sekize kadar emanet ettiğimiz anaokulları hakkında daha fazla bilgiler vermek istiyoruz. ANAOKULLARIMIZ OLASI BİR DEPREME VEYA ACİL DURUMA HAZIR DEĞİL! BAKIRKÖY’DE BULUNAN ANAOKULLARI NE DERECE RİSK ALTINDA? 14 Maltepe’deki anaokulunda yaşanan olayı hatırlayacak olursak, 6 yaşındaki Efe, tuvalette bulunan camın üzerine düşmesi sonucu boynu kesildi ve fazla kan kaybetmiş olması nedeniyle hayatını yitirdi. Eğer o anda gerekli tıbbi müdahale en hızlı şekilde yapılmış olsaydı kurtarılma şansı vardı. Çoğu zaman ihmal ettiğimiz, çok düşük maliyetteki basit bir sabitleme bile hayat kurtarabilmektedir. Örneğin anaokullarımızın %63’ünde dolap, raf, kitaplık gibi ağır cisimler sabitlenmemiş durumda. Hatta bunların üzerinde bulunan, düştüğünde kırılabilen ve yaralanmalara yol açabilecek olan ağır cisimlerin bile %69,5 oranında sabitlenmediği tespit edilmiştir. Peki, okulların içyapısına ve taşıyıcılığına bakıldığında neler söylenebilir? Öncelikle içyapısına bakalım. İnşaat sırasında anaokulu olarak tasarlanmayan ve bölümlere ayrılmayan, ya bir bodrum katın ya da normalde konut olan bir yapının anaokuluna dönüştürüldüğüne dikkat çekmek lazım. Çalışma sırasındaki gözlemlerimize dayanarak sonradan bölmelerle ayrılmış olan yapıların ya alçıpan ya da dayanıksız inşaat malzemelerinden yapılmış olması herhangi bir deprem sırasında bu bölümlerin çocukların üstüne düşme ihtimallerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Ahşap ve metal aksamlarla bölmelere ayrılmış olan yapıların ise %47’sinde bölmelerin sabitlenmemiş olduğu tespit edilmiştir. Taşıyıcı yapısına bakıldığında ise devlet okullarının genelde bodrum katında konuşlandırılan anasınıfları son derece sağlıksız ve güvensizdir. Özel okullara bakıldığında ise ne yazık ki gerektiği gibi deprem dayanım raporları alınmamış yapıların çoğunlukta olması son derece üzücüdür. Özellikle fiziksel ve zihinsel engelli çocuklarımızın bulunduğu rehabilitasyon merkezleri bu konuda çok daha hassas davranması gerekirken durum çok da farklı değildir. Acil bir durumda okulun tahliyesi için acil çıkışlar yeterli ve güvenli düzeyde midir? Sadece okullar değil her yapının acil çıkış kapısının kişi sayısı bakımından yeterli sayıda ve güvenli bir yere açılıyor olması gerekmektedir. Anaokullarımıza bakıldığında ise acil çıkış kapısı sayısı, boyutları ve yerleri yeterli olamayanların oranı %43’tür. Acil çıkış kapıları güvenli bir yere açılmayanların oranı ise %26,5’tir. Hatta bazı yerlerde acil çıkış kapıları doğrudan caddeye açılırken, bazı yerlerde kapıyı açtığımızda duvarla kapatıldığını dahi gördük. Bazı kapıları ise hiç açamadık çünkü anahtarın yerini bilen kimseyi bulamadık. Peki, son olarak durum bu kadar vahimken acil olarak alınması gereken önlemler nelerdir? Aslında alınacak önlemlerden hemen hemen hepsi oldukça masrafsız ve basit şeylerdir. Dolap, kitaplık gibi cisimler duvarlara sabitlenmeli, üzerindeki ağır cisimler ya sabitlenmeli ya da alçak raflara konulmalı. Yangın ekipmanları mutlaka bulunmalı ve bunları kullanacak kişiler eğitilmeli. Her okulda ilkyardım odası ve malzemeleri bulunmalı. Her eğitmen ve idareci ilkyardım ve afet eğitimi almalı. Tehlikeli gaz ve yanıcı maddeler güvenli bir yerde saklanmalıdır. Ve tabi ki en önemli konulardan bir tanesi de hem idari personel hem eğiticiler hem de öğrenciler muhakkak afet eğitimi almalıdır. Afet Eğitimi konusunda okullar nerelerden bilgi ve yardım alabilirler? Bu konu aslında en çok tartışılması ve gündeme getirilmesi gereken konulardan bir tanesidir. Çünkü zorunlu olarak Temel Afet Eğitimi veren bir kurum ya da kuruluş yok. Bu konuda sivil toplum kuruluşları, AKUT, İl Özel İdare, Afet Koordinasyon Merkezleri zaman zaman eğitimler verirler ama bu bir rutine bağlanmamıştır. Biz AFAM olarak bugüne kadar 300’den fazla okula Temel Afet Eğitimi verdik ve bunu tamamen gönüllülük çerçevesinde yaptık. İstanbul genelinde bir program düzenleyip her okula eğitim vermek için birçok yere müracaat ettik. Ama ne yazık ki bu mümkün olmadı. Biz kendi çabalarımızla sadece İstanbul değil Türkiye genelinde ulaşabildiğimiz kadar çok okula ve öğrenciye eğitim vermeye çalışıyoruz. Yaptığımız bu araştırma ve yayınladığımız rapor sonrası Milli Eğitim Bakanlığı, Valilik, Kaymakamlık ve İl Özel İdaresi her okula bu rapor sonucuna göre eksik olanların en kısa zamanda tamamlanması için yaptırımda bulunmuş. İlgi ve alakaları için tüm yetkililere teşekkür ederiz. Ancak özellikle İstanbul için konuştuğumuz zaman bizi bekleyen büyük bir deprem var ve ne yazık ki kentleşme konusunda da büyük eksikliklerimiz var. Bu konular sadece eksiklerin yazısal olarak ilgili yerlere gönderilip, tamam görev tamamlandı mantığı ile çözülemez, ilgili kişilerin mutlaka eğitilmesi ve bir yönetim planlaması yapılması ve kontrol mekanizmasının kesinlikle sağlanması gerekiyor. Bugün Avrupa’da her okulun bir Afet Yönetim Planı var ve bu planlar dönemsel olarak tatbikatlarla pekiştiriliyor. Böylece hem idareciler hem de öğrenciler her an olabilecek bir afete karşı hazırlıklı olmuş oluyorlar. Her zaman söylediğimiz gibi afetler öldürmez, tedbirsizlik öldürür. Bunu engellemekte bizlerin elindedir. (Arzu BERATOĞLU) AFAM’DAN HAYAT KURTARACAK “ACİL DURUM KARTI” İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (AFAM) tarafından gerçekleştirilen proje ile herhangi bir afet sonrasında özellikle bilinci yerinde olmayan, baygın olan kişilerin ve kendini ifade edemeyecek olan çocukların kimliklerinin tespiti ve sağlık durumlarının belirlenebilmesi için tasarlanan bir kimlik kartı oluşturuldu. Özellikle üç farklı deprem bölgesini bünyesinde barındırması, metropol bir şehir olması ve Kuzey-Anadolu fay hattında beklenen bir deprem olması itibariyle İstanbul’un, Afet Sonrası Koordinasyonu için böyle bir çalışmaya son derece ihtiyacı olduğunu belirten, İstanbul Aydın Üniversitesi Avrupa Birliği Projeleri Uzmanı Özden Timurlenk, bu sistemin yaygınlaşması ile deprem veya diğer afetlerde can kaybının büyük ölçüde engelleneceğini söyleyerek; Acil Durum Bilgi Kartı ile ilgili olarak; “Sadece kimlik kartı olma özelliğini taşımayan Acil Durum Kartı (ADK), şuan üzerinde çalışılan bir sistem ile içerisine yerleştirilecek bir çiple kısa dalgalar yayarak enkaz altında kalan bir kişinin tespiti için de kullanılacak. Bu sistemin yaygınlaştırılması, deprem sonrası enkaz altındakilere daha çabuk ulaşmayı sağlayacak, böylece can kayıplarını önemli ölçüde engelleyecek. Bu kart sayesinde insanlara sadece deprem anında değil bütün acil durumlarda daha uygun tıbbi müdahale yapılması sağlanacak” dedi. İstanbul Aydın Üniversitesi öğrencilerinin saha çalışmasını yaptıkları, “Acil Durum Bilgi Kartı, Küçükçekmece İlçe Örneği” için okulun ana kampüsünün yer aldığı Küçükçekmece Beşyol Mahallesi pilot bölge olarak seçilerek uygulama ve değerlendirmelere başlandığını da belirten Timurlenk, “Acil Durum Bilgi Kartı (ADK) için doldurulması gereken bilgi formları, özel olarak “C#” programlama dilinde yazılmış olan Afam Kimlik Kartı V.1 Programı ile sisteme aktarıldı.’’ dedi. Afam Kimlik Kartı V.1 Programı ve kare kod sayesinde Acil Durum Bilgi Kartı (ADK) sahibi kişilerin bilgilerinin özel bir veri tabanında tutulacağını, ihtiyaç halinde kişinin sağlık durumu bilgilerine ve yakınlarına ulaşılabileceğini de söyleyen Timurlenk, “Bu alanda dünyada ilk kez kullanılan kare kod sistemi ile kişilerin özel kimlik bilgileri kare kodun içine yüklenerek, cep telefonuna yüklenen özel bir program sayesinde okutulup sadece ilgili kişi tarafından bilgilere ulaşılmaktadır. Böylece kişi bilgileri güvenle saklanmaktadır’’ diye konuştu. Şuan gelinen noktada kare kod çalışması önemli bir başarı gösterdiğini ve uygulama yapılan vatan- daşların da çalışmaya son derece sıcak ve ilgili davrandıklarının altını çizen Özden Timurlenk, projenin tamamlanması sonucunda; planlı bir Afet Yönetimi’nin sağlanacağını, kişilerin hastalıkları ve kullandıkları ilaçların bilindiği için kişiye uygun sağlık müdahalesinde bulunulacağını ve günlerce enkaz altında kaldığı için hayatını kaybeden vatandaşlara daha çabuk ulaşılabilineceğini söyledi. “ACİL DURUMLAR CEPTE” Herhangi bir acil durumda kişinin Acil Durum Kartı üstündeki kare kodu, telefonunzun kamerasıyla okutarak (telefonunuzda porogram yüklü olmalı!) kişinin bilgilerine ulaşabilirsiniz. "Acil Durumlar Cepte Sistemi", internet erişimi veya Wi-Fi bağlantısı olan bir cep telefonunda Acil Durum Bilgi Kartı’ndaki karekodu okutarak anında yardımcı makaleleri okumanızı sağlayan bir sistemdir. Afet Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin hazırladığı Acil Durumlar Cepte Sistemi’ni kullanmak için şu adımları takip ediniz. Adım 1: Öncelikle Neoreader karekod okuma programının cep telefonunuz için uygun olan modelini seçerek indirin. İndirdiğiniz yazılımı cep telefonunuza yükleyin. Adım 2: Neoreader karekod programını çalıştırın. İhtiyacınız olduğu zaman yardım veya bilgilenmek için size ait olan Acil Durum Bilgi Kartı'nın üstündeki karekoda odaklanın. Program sizi karekod içindeki AFAM’ın web sayfasına yönlendirecektir. Arzu BERATOĞLU 15 Kesinleşmiş mahkeme kararına göre AVM’ler 3 saate kadar otopark ücreti alamaz ve İBB’nin tarifesini uygulamak zorundalar BU GÜCÜ KİMDEN ALIYORLAR “Capacity UKOME kararlarına uymuyor” ve “Otopark girişini kimin yaptığı bilinmiyor” haberlerimiz büyük yankı uyandırdı. Capacity yönetimi ise HUKUK tanımamazlığını otopark girişine otopark abone tarifesini asarak devam ettiriyor. Gazetemizi arayanlar “bunlar bu gücü kimden alıyorlar? Yasaları kimler uygulatacak? Belediyeler neden görevini yapmıyor?” diyorlar. HUKUKÇULAR NE DİYOR? Görüştüğümüz hukuk adamları AVM’lerin hiçbir şekilde otopark ücreti alamayacaklarını savunuyorlar. Bu konuda yargı kararları ve İstanbul Büyükehir Belerdiyesi’nin Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararlarınında olduğunu, dolayısı ile bu kararlara uymayan AVM’lerin belediyeler tarafından uyarıldıktan sonra devamı halinde kapatılması gerektiğini savunuyorlar. Alışveriş Merkezleri’nin yasa ve yönetmeliklere göre otoparklarından ücret almaması gerekirken bazı AVM’ler bu kararlara uyarak ücret almazken bazıları ise kendi belirledikleri tarife üzerinden otopark ücreti alıyorlar. Sayın Öner Aybek, AVM’ler otopark ücreti alabilirler mi? AVM’lere ait otoparklar hizmet otoparkı olduğu için hiçbir şekilde ücret alamazlar. Ancak 29.01.2007 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Ulaşım Koordinasyon Merkezi konuyla ilgili geniş bir rapor hazırlıyor. Bu rapor doğrultusunda 31.01.2007 tarih ve 2007/1-4 sayılı UKOME kararına göre AVM’ler hiçbir şekilde 3 saate kadar müşterilerinden ücret alamazlar, 3 saatten sonra da İBB’nin Tarife Komisyonu’nca belirlenen otopark ücreti alınır. Ayrıca yine bu karara göre otopark girişlerine boş veya dolu olduğunu gösteren bilgi sistemi de konulması zorunluluğunu getirmiştir. Bu karardan sonra uymayan AVM’lere ceza kesmeye başlayınca bazı işletmeler bu kararı İdare Mahkemeleri’ne taşıyıp uygulamayı iptal etmişlerdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de İdare Mahkemesi’nin iptal kararını Danıştay’a götürmüş ve Danıştay, İdare Mahkemesi’nin kararını bozmuştur. 30.12.1993 tarihli otopark yönetmeliği hakkındaki tebliğin 2. Maddesi’nin 2. Fıkrası’nın (c) bendinde “…. Talebin yüksek olduğu merkezi iş alanları ve benzeri bölgelerde genel amaçlı otoparkların yapımı, bakımı, onarım ve işletmesi üçüncü şahıslara verilebilir. Bu hizmetler karşılığında alınacak ücret valilik ve belediyelerce tespit edilir. ”Yani UKOME kararlarını da göz önüne aldığımızda ilk 3 saatten sonra alınacak ücret belediye ve valilikler tarafından tespit edilebilir. Sayın Aybek, Capacity AVM’de işler böyle yürümüyor. Otopark ücretini kendi belirledikleri tarifeye göre alıyorlar. Hatta aylık ve yıllık abone bile yapıyorlar. Bu konuda neler söylersiniz? İmar Kanunu’na göre otoparkların kullanımı için yapı ruhsatı ve kullanma izni gerekir. Ruhsata aykırılıkta ise belediyelerin AVM’leri mühürleme yetkisi vardır. Ancak ne yazık ki belediyeler bu yetkilerini kullanmıyorlar. Otopark Yönetmeliği’nin 10. maddesi çok açık. Buna göre yapı kullanma izni alındıktan sonra otopark yerleri tasdik edilmiş plan ve yönetmeliklere aykırı amaçlara tahsis edilemez. İdare, otoparkların kullanımını engelleyici her türlü ihlali engellemekle yetkili ve görevlidir. Aksi uygulamalarda İmar Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır. İmar Kanunu’nun 37. maddesine göre kullanma izni alındıktan sonra yönetmelik hükümlerine aykırı davranışlarda bulunanların 3 ay içinde bunları düzeltmesi aksi takdirde ilgili idarece bu aykırılığın giderileceği ve masrafların ihlal edenden tahsil edileceği yazmaktadır. Tüketiciler Birliği Genel Bakan Vekili Av. Hakan TOKBAŞ konu ile ilgili sorumuza yazılı cevap gönderdi. “Danıştay’ın son kararına rağmen, ilk üç saat için otopark ücreti almaya devam eden Alışveriş Merkezleri mühürlenmelidir.” Alışveriş Merkezlerinin otoparklarının ilk üç saate kadar ücretsiz olması gerektiği yönündeki kararına tepki gösterip, uygulamayan ve iptali için Danıştay’a başvuran AVM’lerin itirazı ret edilmiştir. Danıştay 8. Dairesi’nin 23.11.2009 tarihli 2009/5562 Esas sayılı kararında; İstanbul UKOME’nin otoparkların üç saat ücretsiz olması kararı, oybirliği ile haklı ve hukuka T.C DANIŞTAY 8. DAİRE uygun bulunmuştur. E. 2009/5562 Otopark Yönetmeliği, İstanbul İmar K. 2009/6909 Yönetmeliği ve İstanbul Otopark T. 23.11.2009 Yönetmeliğinde hükme bağlandığı ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNDE İLK ÜÇ SAATE KADAR OTOPARK ÜCRETİ üzere, "binayı kullananların otopark ALINMAMASI (Hukuka Uygun Olduğu – Alışveriş Merkezleri’ne Müşteri ihtiyacının bina içinde veya Olarak Gelenlerin otopark İhtiyaçlarının Ticari Amaç Güdülmeksizin ve parselinde karşılanması esas" olduğu Ücretsiz Olarak Bina İçinde veya Parselinde Karşılanması Gerektiği) gibi, alışveriş merkezlerinin müşteri- OTOPARK ÜCRETİ (Alışveriş Merkezleri’ne Gelenlerin İlk Üç Saate Kadar lerinin de "binayı kullananlar" kapOtoparktan Ücretsiz Yararlanması Gerektiği – Üç Saatten Sonra Uygusamında değerlendirilmesi ve bu lanacak Ücretlerin İse İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Trafik Komisynedenle de otopark ihtiyaçlarının bina onu’nca Belirlenen Ücret Oranında Olması Gerektiği) içinde veya parselinde karşılanması UKOME KARARININ İPTALİ TALEBİ (Alışveriş Merkezi’ne Gelenlerin İlk Üç gerekmektedir. Ticari amaçlı otopark- Saate Kadar Otoparktan Ücretsiz Yararlanması Yönündeki – Hukuka ların, ancak binanın ihtiyacı olan Uygun Olduğu) otoparkın parsel veya bina ÜCRETSİZ OTOPARK (Alışveriş Merkezi’ne Gelenlerin İlk Üç Saate Kadar bünyesinde karşılanması halinde Otoparktan Ücretsiz Yararlalanacağı - Tamamen ücretsiz Olmasının İse yapılabileceği hüküm altına alındığın- Kısa Süreli Otopark Yerlerinin Azalmasına Yol Açacağı) dan alışveriş merkezlerine ilişkin 5216/m. 7/1 hizmet otoparklarının binanın ihtiy- 5393/m. 18/f acını karşılamak amacıyla ücretsiz Büyükşehir Belediyesi Koordinasyon Merkezileri Yönetmeliğinin 18. hizmet vermesi, binanın ihtiyacını Otopark Yönetmeliğinin 4. 5. karşıladığı zaman ticari amaçlı ÖZET: Uyuşmazlık, İstanbul genelindeki alışveriş ve ticaret merkezi gibi otopark olarak kullanılması gerekir. yerlerin binaya ait hizmet otoparklarına gelen müşterilerden ilk üç saate Bu durumda, alışveriş merkezlerine kadar ücret alınmaması, ilk üç saat dışında alınabilecek ücretin ise İstanmüşteri olarak gelenlerin otopark bul Büyükşehir Belediyesi’nin Tarife Komisyonu’nca belirlenen ücret ihtiyaçlarının, esas itibarıyla ticari oranında alınmasına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı amaç güdülmeksizin ve ücretsiz Ulaşım Koordinasyon Merkezi işleminden doğmuştur. Alışveriş merkezlerolarak bina içinde veya parselinde ine müşteri olarak gelenlerin otopark ihtiyaçlarının, esas itibariyle ticari karşılanması gerekmektedir. amaç güdülmeksizin ve ücret bina içinde veya parselinde karşılanması Sayın Aybek, işler hiç de böyle yürümüyor. Sizin söylediğiniz gibi yasa ve yönetmelikler ortada ama uygulayan yok. Bu konuda neler söylersiniz? Tespitleriniz ve bu konuda yazdıklarınız çok doğru, anılan hüküm ve yönetmeliklere çoğu AVM’ler uymuyor. Capacity AVM’de otoparkta ilk yarım saat ücret almıyor. İlk 3 saat ücret almamayı da 30 TL’lik alışveriş mecburiyetine bağlıyor. Bu durum UKOME kararlarına, Otopark Yönetmelikleri’ne ve İmar Kanunu’na da aykırıdır. Belediyeler bu aykırılıkları gidermekle yetkili ve görevlidir. Belediyelerin AVM’leri mühürleme yetkisi olmasına rağmen bu yetkisini Capacity AVM’ye uygulamıyor. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu’nun 12. Maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle aynı kanunun 25. Maddesi gereği 200 TL İdari para cezası veriliyor. Bunun tekerrürü halinde cezanın 2 katı uygulanıyor. Capacity AVM’ye de yapılan budur. Capacity AVM orta düzeydeki bir evin kirasından dahi az olan bu para cezasını ödeyerek kanuna aykırı uygulamalara devam ettiği yayınladığınız belgelerden anlaşılıyor. Gelelim bu yaptırımın uygulanmasına. Bu yaptırım her AVM’ye de uygulanmıyor. Belediyeler tarafından çifte standart uygulanıyor. Ancak aradan geçen 2 senelik süreye gerekmekte olup, rağmen, bazı Alışveriş Merkezlerinin (..................) Sayın Ayberk yani şunu söyleyebilir miyiz, Capacity ve bazı AVM’ler her ay hala yargı kararına uymadığı, ilk üç İstemin Özeti: İstanbul genelindeki alışveriş ve ticaret merkezi gibi yerceza olarak 400 TL ödüyor buna karşılı saat içerisinde de tüketiciden otopark lerin binaya ait hizmet otoparklarına gelen müşterilerden ilk üç saate kadar ücret alınmaması, ilk üç saat dışında alınabilecek ücretin ise İstanücreti kesildiği görülmektedir. 10 binlerce TL yetkililerin kanun ve bul Büyükşehir Belediyesi’nin Tarife Komisyonu’nca belirlenen ücret yönetmeliklerdeki amir hükümlerini Sermaye sahiplerine yenik düşen oranında alınmasına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı uygulamayarak bu işletmelere haksız İstanbul Büyükşehir Belediyesi, üzer- Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin 30.01.2007 gün ve 2007/1-4 sayılı kazanç mı sağlamış oluyor? ine düşen denetim görevini acilen işleminin iptali istemiyle açılan davada; alışveriş ve ticaret merkezlerine Yayınladığınız belgelerden, bizim de yerine getirmelidir. Gerekirse bu ait otoparklardan ücret alınmasının veya alınmamasının trafik, ulaşım gözlemlerimizden böyle bir kanaate sahip alışveriş Merkezlerinde günaşırı zabıta yada toplu taşıma yönünden nasıl bir sakınca oluşturduğu konusunda olmak mümkün. Ancak yetkililerin bu denetimi yapılarak, caydırıcı para somut herhangi bir tespit yapılmaksızın işlem yapıldığının anlaşıldığı, yayınlardan sonra gerekeni yapacağına, cezaları kesilmelidir. Yargı ve UKOME işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal belediyelerin açıkça haksız kazanç kararına uymamakta direnen Alışveriş eden İstanbul 2. İdare Mahkemesi’nin 27.03.2009 gün ve E. 2007/1204. sağlayan bu işletmeler hakkında vatanMerkezlerini ise mühürleme yetkisini K. 2009/566 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 daşın lehine alınmış olan kararları uygula- kullanabilmelidir. Aksi takdirde İBB, sayılı yasanın 49. Maddesi uyarınca temziyen incelenerek bozulması yarak AVM’lerde 3 saate kadar ücret alın- kendi aldığı kararları uygulatamayan istemidir. mamasını sağlayacaklarına inanmak istiy- aciz bir belediye olarak anılacağı gibi, (...............) orum. Gerekirse herkesin bireysel dava bu tutumu sebebiyle tüketicileri de SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, İstanbul 2. İdare Mahkemesi kararının açma hakkını kullanması gerekir. Yargı da mağdur etmeye devam edecektir. bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemyasaları uygulamayanlar ile uygulatmaeye gönderilemesine, 23.11.2099 gününde oybirliği ile karar verildi. makta diretenler hakkında gerekli kararı Av. Hakan TOKBAŞ verecektir. Genel Başkan Vekili KARARININ TAMAMINI WEB SİTEMİZDE BULABİLİRSİNİZ 16 Çok değerli okuyucularım; İstanbul’un trafiği gerçekten berbat oldu. Genelleme yaparsak İstanbul’da olduğu gibi Türkiye’nin en önde gelen sorunlarından biri denetimsiz kalan trafiktir; Son bayram tatilinde verilen insan kaybı da bunu açıkça göstermektedir. Bir önceki yazımda ağırlığını sadece Bakırköy ve Yeşilköy’de olan ve çözülmesi gereken sorunlara temas etmiştim. N I M A Þ A Y ÝÇÝNDEN Bu yazımızda hem İstanbul’un bölgesel trafik sorunları yanısıra Türkiyemiz’in genelindeki, özellikle şehirlerarası otobüs işletmeleri ve bunların denetimsiz çalışmalarına değinecek problemin gerçekten büyük olduğunu sizlerle paylaşacağım. TRAFİK VE SORUN YUMAKLARI: Medyada okuduğumuz şekliyle buraya teselli mükafatı olarak 50 metre genişliğinde yeşil şerit yapılacağı bildiriliyorsa da bence yapılan iş yanlıştır, doğa katliamıdır. Ülkemizde ekonominin gelişmesine rağmen trafik düzenlemesi hala uluslararası boyutlara cevap verecek tekniğe ulaşamamıştır. Yaz sezonunda birkaç defa yaptığım otobüs yolculuğunda; kalkış ve varış saatlerinin uygulanamadığı, otobüs personeli ve yolcular ile insani ilişki ve saygının bulunmadığını, reklama değer veren büyük şirketlerin bile bu hataları yaptıklarını tespit ettim. Son zamanlarda önüne gelen otobüs işletmeciliğine soyunduğundan bahsettiğimiz bu karmaşa, ilgisizlik, bilgisizlik ve yolcu fiyatlarında fiyatlar karmakarışık olmuştur. Yani, ülkemizde yolcular ve trafik sistemi Allah’a kalmıştır. Bu görüş ve tespitlerime itirazı olanlara zaman, şirket adı ve olay konularını örnekleriyle beraber açıklamaya hazırız. İstanbul’un trafiği de bir başka berbatlık içinde, kişisel görüş olarak bu bozukluğun öncelikle yapılan yeni yollar, köprüler, viyadükler alt üst geçit ile tünellerin önceden ve uzun vadeye cevap verecek biçimde planlanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. O nedenle İstanbul gelişi güzel yapılan bu ulaşım planlamasında sınıfta kalmıştır. Bazı noktalarda arap saçına da dönmüştür. Uzun bir süreç içerisinde İstanbul’u dolaşmamış bir vatandaşın vasıtalı veya vasıtasız bir yerlere gidebilmesi için, elinde trafik ve istikametleri gösteren kroki bulundurmak zorundadır. Sormak istiyorum: Kim yönetiyor bu trafiği yoksa Allah’a mı kaldı işimiz kendiliğinden mi yürüyor?.. Sürat meraklısı belli bir zümrenin; bulduğu her ana caddede ve açık alanlarda zikzaklar çizerek, yırtık egsozlarla gece yarılarına kadar rahatsızlık vermesi... Uyuyanları, hastaları, yaşlıları düşünen yok mu?.. İstanbul’un renkli caddelerinden Kadıköy Bağdat Caddesi, boğaza inen ana caddeler, Beşiktaş Bulvarı, Yeşilköy’ün ana caddelerinde yürümek bir tarafa karşıdan karşıya geçmek mümkün değildir, trafiği alt üst edenler, - Sevgili Bakırköylüler eskilerin bildiğini zannettiğim bu sahillerde 1950-1960’lı yıllarda o zamanki Emlak Bankası tarafından yapılan modern plaj ve kafeteryalar yok edilerek şimdi de bu yapılanlar yetmemiş gibi geride kalan kumsal ve sahil şeridine oteller, moteller, restoran ve eğlence yerleri için satıldı, inşaatına başlandı. 1960 yıllarının site yönetimi veya malikleri site için terk edilen bu yeşil alanların tamamını tapu tescili yaptırmamış olmaları yani büyük ihmalleri malesef yeşil düşmanı zihniyeti canlandırdı ve bugünkü dramatik görüntüler ortaya çıkmış oldu. Demokrasi ile birlikte gelişen teknoloji ve sosyal büyümenin birçok alanda olduğu gibi trafik konusunu da büyük ölçüde etkilemiş yeni şehir ve trafik düzenlenmeleri önem kazanmıştır. Özellikle yoğun göç alan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi şehirlere giden ve gelen vasıtaların yolcu emniyeti açısından eksikleri bulunduğu, şoför ve yardımcılarının eğitimlerinin eksik olduğu, yolcu ile ilişkilerinin de maalesef çok sevindirici olmadığı kesindir. kavuşarak tüm Bakırköylülerin oksijenleri kesilmiş oldu. Fikret TORAMAN YİNE DOĞA KATLİAMI TRAFİK PROBLEMLERİ ölümüne ve sorumsuz, bilgisiz araç kullanarak başkalarının canına kıyanlar bu ülkede hiç denetilmeyecek midir? Yasak ve yanlış geliş gidişler, parklar, kaldırım işgalleri, kuralların uygulanmaması yani trafik şımarıklığı, ölümleri , maddi zararları yaratanlar hiç mi cezalandırılmayacaktır? Kadıköy’de, Bakırköy’de, İstanbul’un tümünde, ilçelerinde emniyet ve trafik müdürleri vardır herhalde. Bunların görevleri bu karmaşayı önlemek değil midir? Ne diyelim Allah yardımcımız olsun, biz millet olarak herşeyi ondan beklemeyi sever, kendi sorumluluğumuzu bilmeyiz. DOĞA VE ÇEVRE SORUNLARI: Değerli dostlar; bildiğiniz gibi ülkeler çeşitli konularda yasalar, kurallar, yönetmeliklerle yönetilir, ayrıca sıkıştığımızda hemen “KANUN GÜCÜNDE KARARNAME” alışkanlığına başvurur, onu da özel çıkarlara alet ederek dejenare ederiz. Bakınız bir “TOKİ” idaresi yaratılarak Türkiye’nin her noktasına, tarlasına, ormanına, konut iştahını kabartarak imar cennetine (!) çevirdi. Issız, sessiz, kuş uçmaz, kervan geçmez, boş alanlara bile konut ihalesi adı altında, bence alt yapısız ulaşım olmadan, konutlar doldurarak Türkiye’de büyük bir imar yozlaşması ortaya çıkarıldı. Bu kuruma Bayındırlık Bakanlığı’nın ve belediyelerin yapması gereken imar planları yapım yetkisi de verilerek devlet içinde bir devlet yaratıldı. Ve görülen her yeşil alanda kıyım başlandı. Sevgili Bakırköylüler; Örneklere gelince: 4050 yıl önce modern şehircilik anlayışı içinde Türkiye’nin ilk şehircilik örneğini planlayan “ATAKÖY” ve çevresine bugün gözatalım. 1,2,3,5 Mahalle derken 7,8,9,10,11’ler eklendi. Bu mahallelere tahsis edilen ve onlara ait olması gereken yeşil alanlara 6. Mahalle’de “ATAKÖY KONAKLARI’ ’ yükseldi, birileri zengin oldu, eski plajlar, sahiller rahmete Ayrıca 8-10 yıl önce geçici ve tali yol olarak kullanılan şimdiki sahil yolu 11 Ataköy Mahallesi, üstelik Florya-Yeşilköy-Yeşilyurt hattını taşıyamayacak, özellikle sahilde yapılacak otel ve motellerden sonra bu kesim tamamen felç olacaktır. Yok mu bunun farkında olan kişiler, kurumlar, yok mu bunun farkında olan yerel yönetimler ve duyarlı kişiler nerede?... YEŞİLKÖY’DE NELER DÜŞÜNÜLÜYOR? 2 yıl önce Yeşilköy Çınar Otel’i karşısında avuç içi kadar, çevresi meskun, ayrıca 2 otel, 1 hastane, 1 alışveriş merkezi ortasında kalan alanda ‘’OTOPARK’’ yapma zihniyeti şimdi Yeşilköy’de daha büyük oranda yeniden hortlamışa benziyor. Evrensel yaşam sürecinde insanların evleri dışında sosyal anlamda toplanabilecek, çeşitli aktiviteler yapabilecek hatta siyasi partilerin toplantı alanı olarak ihtiyaç duyulan meydanlar olmalıdır. Şimdi yeni edindiğimiz ve uygulanmasına hiç inanmak istemediğimiz bir olay da şudur sevgili okuyucular. Yeşilköy’de balıkçılar barınağı karşısında önceden yapılan havuzun yıkılmasından sonra yukarıda bahsettiğimiz tüm toplantıların yapıldığı meydanda, bir çay bahçesi (Kafeterya) planlanması bardağı taşırmıştır. Ben bu konuya ve yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım doğa katliamına insaf diyor ve şunları ekliyorum. Yeşilköy zaten çok büyük bir yanlış karar ile sahilleri ve şehrin içi kafeterya ve bar istilasına uğramıştır. 5 kilometrelik sahilinde 4-5 tane halka açık çay bahçesi vardır, açmaya da devam edilmektedir. Yani her taraf tıka basa kafeterya olmuş, halk ta artık bu duruma isyan bayrağını çekmiştir. 30 bin kişinin yaşadığı bir bölgede siyasi partilerin ve sosyal kuruluşların ihtiyacı olan tek bir alana yapılması düşünülen bu birisini zengin etme olayına inanmak istemiyorum. Hele İstanbulumuzu bir kültür şehrine dönüştürmekte büyük emekleri ve imzası bulunan Büyükşehir Belediyemize de bu yanlışlığı hiç yakıştıramıyorum. Ayrıca kişisel görüş olarak da Olimpiyat Parkı’nda yapılan “OTOPARK” direnişini gösteren Yeşilköy-Yeşilyurt halkının bu noktada yine aynı direnci kullanacaklarına, insanlık haklarını, vatandaşlık haklarını, yaşama haklarına, anayasal haklarına sahip çıkacaklarına inanarak halkımıza ve tüm Bakırköylülere esenlikler diliyorum, sağlıkla kalınız. 17 Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği Başkanı Mimar Ali HACIALİOĞLU “Capacity kapalı otopark girişine, bir korsan girişe müsaade eder bir pozisyon oluşturulmuş. Çok hilekar bir değişiklik yapıldığı belli.” Capacity AVM’nin kapalı otopark girişi ile ilgili Bakırköy Kaymakamlığı ve Belediyeler arasındaki yazışmalar 3 yıldır sürüyor. Bu hatalı girişin kimin tarafından yapıldığı ortaya çıkartılamıyor. Sorularımızı yantlayan Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği Başkanı Mimar Ali Hacıalioğlu çarpıcı ve o kadarda düşündürücü açıklamalarda bulundu. Capacity Alışveriş Merkezi’nin kapalı otopark girişinin düzenlenmesinde çok büyük sıkıntılar var. Ters girişler oluyor. 2008 yılında kaymakamlığın bir soruşturma açması üzerine o günden bugüne kadar sayısız yazışmalar oldu. Anakent ve Bakırköy Belediyesi’nin bu işten haberi yok. Yani o otopark girişinin o yolların düzenlenmesinden kimsenin haberi yok. Bu konuda ne diyeceksiniz. Böyle bir garabet olur mu? Yollar ve kamusal alanların sevk ve idaresi, yönetimi 1. derecede belediyelere bağlıdır. Belediye yetkililerinin bizim bundan haberimiz yok demesi abesle iştigal, olacak şey değil. Dolayısıyla buradaki durum ana arterse Anakent Belediyesi’nin tasarrufunda, değilse Bakırköy Belediyesi’nin tasarrufundaki alandır. Belediyelerin özellikle Ulaşım Koordinasyon (UKOME) bölümlerinin yada Fen İşleri’nin tamamıyla konuya vakıf olmaları gerekir. Eğer kendilerinin dışında yapılmış bir şey var ise de müdahale edip, düzenlemek onların sorumluğundadır. Her türlü yer için bunu söyleyebiliriz Özellikle Bakırköy’de yapılan Capacity sırf ayrıcalıklı, aşırı yoğunluklu yapı elde edilmesine olanak sağlanması için Turizm Kanunu kapsamında turizm alanına alınarak yaptırılmış binalardandır. İlk olarak hata buradan başlıyor. O alanlar olabildiğince yoğun nüfuslu ve ayrıcalıklı alanlar yapılabilmesi için önce turizm alanına alındı daha sonra da o kapsamda diğer emsallerinden hemen yan parsellerden çok daha büyük ve ayrıcalıklı yapıların yapılmasına olanak sağlandı. Bu iki yapının da ruhsat alma sürecinde Mimarlar Odası olarak bunu çekinceyle karşıladığımızı ve bu yönde hazırladığımız tüm raporları ilgili idarelere o tarihlerde sunduk. İleri de bunun çok büyük sorunlar yaşatacağını, özellikle mevcut alt yapının bu yapıları kaldıracak düzeyde olmadığını, bu yoğunluktaki yapıların elektrik, su, PTT, yol ve benzeri her türlü alt yapıya uygun düşmeyeceği o dönemlerde tarafımızdan bildirilerek ruhsat ala- cağı tarihlerde tüm bu uyarılar yapıldı. Şimdi bu sorunları birebir yaşıyoruz. Buna benzer AVM modası zaten devam ediyor. Ve her yapılan yerde aynı sorunlar gündeme geliyor. Bunların giriş ve çıkışları, otopark düzenlemeleri büyük sorunlar yaratıyor. Capacity’nin önündeki bahsettiğimiz yer, muhtemelen projesinde böyle değildir. Çünkü böyle bir projenin onaylanma aşamasında onay verenin mührü, imzası olduğundan ve belli olacağından asla bu şekilde onaylandığını düşünmüyorum. Ancak yerinde yapılırken değişiklik yapılmıştır. Ve çok hilekar bir değişiklik yapıldığı da belli. Oradan bir korsan girişe müsaade eder bir pozisyon oluşturulmuş. O yol benim de çok kul- landığım bir yol. Orada her zaman sürekli olarak trafik sıkıntısının ve tehlikenin de yaşandığını hep- Capacity’nin orada da devlete ait ana yolu ortadan böldüler, Sırf onların otoparkına giriş için. Bu konuda neler söylersiniz? Bütün bunların olmaması gerekir. Bu tür yerlerde yapılan büyük yapıların bu sorunları getireceği zaten baştan bilinen şeyler. Ama maalesef bunlara göz yumuluyor. Büyük yatırımlar, büyük getirisi olacak yapılar olarak bakılıyor. Maalesef idareciler, kamu yöneticileri bunlara müsaade ediyorlar. Yoksa bunların sorumluları da belli, herşeyi belli. Yasaları işletmek için zorlamak, mücadele etmek lazım. Devasa alışveriş merkezleri yapıyorsunuz? Ama insanlara daha sonra çektireceği eziyeti düşünmüyorsunuz. Ayrıca AVM’lerde her türlü yasa dışı olayları yaşıyoruz. Bize gelen şikayetler doğrultusunda yine aynı şekilde Capacity’de onanlı projede olmayan ortak alanlarda işyerleri yapılmış. Yapılabilir mi? Yasal süreç şöyle der. Önce siz bir proje hazırlarsınız. O projenin mutlaka İmar yönetmeliklerine, planlara, kanunlara uygunluğu tetkik edilir, ruhsat alır ve proje bir fiil uygulanır. Uygulandıktan sonra projeye uygunluğu yine yetkili idarelerce kontrol edilir, iskan alır. İskan aldıktan sonra bina kullanım amacına bağlı olarak kullanılır. Eğer ondan sonra bir değişiklik yapılacaksa ve bu değişiklik yönetmelikler ile kanunlara uygunsa tadilat projesi hazırlanır, belediyeden tadilat ruhsatı alınır, o şekilde yapılabilir. Yoksa onun ötesinde gerek oradaki kullanıcılardan gerekse mülkiyet sahibinden muvafakatname alınarak özellikle ortak alanlarda istenilen şeyleri yapmak mümkün değildir. Ancak yönetmeliklere uygunsa tadilat projesi hazırlanır ve tadilat ruhsatı alınarak yapılabilir. B U K A N U N S U Z L U Ğ A K İ M S E D U R D İ Y E M İ YO R Bakırköy Cevizlik Mahallesi’nde bulunan İzzet Molla Sokak, çevrede bulunan esnaf ve bazı kişiler tarafından adeta işgal altına alınmış durumda. Araçlarını sokağın başına veya ortasına rastgele çekerek sokağı otopark gibi kullanan kişiler tarafından işgal altına alınmış olan İzzet Molla Sokak’ta ikamet eden vatandaşlar ise bu durumdan dolayı oldukça sıkıntılı. Vatandaşlar, İzzet Molla Sokağın, esnaf ve bazı kendini bilmez kişiler tarafından adeta otopark gibi kullanıldığını ve böylece İzzet Molla Sokak’ın çıkmaz sokak haline geldiğini belirtiyorlar. Her gün aynı tabloyla karşılaştıklarını ifade eden mahalle sakinleri, “Bunları kimse görmüyor mu? Hizmet otoparklarında yıkama yeri açılıyor. Ama onanlı projeler de böyle bir şey yok? Kesinlikle olmaz. Peki nasıl ruhsat veriliyor bunlara? Muhtemelen belediyeler geçici ruhsat veriyordur. Ya da ruhsat vermeden çalıştırıyordur. imiz biliyoruz. Şirinevler Carrefour’un otopark girişi de öyledir. Yolu bilmeyen yoldan direk kendini otoparkta bulabilir. Maalesef yerel yöneticiler ve ruhsat veren idarelerdeki yetkililer tarafından bu tür yapıların girişimcilerine ayrıcalıklı olarak göz yumuluyor. Bu kamusal sorumluluğu olan kamu yöneticilerine uygun düşen bir davranış değil. Yasal olmayan yere geçici ruhsat nasıl veriliyor? Yine burada idarecilerin, yerel yöneticilerin zafiyeti ortaya çıkıyor. Geçici ruhsatında usul ve kaideleri var, nerelere verilebilecekleri var. Ama maalesef artık bu örnekler çok alışılagelmiş örnekler olmaya başlandı bu da üzüntü verici bir durum. SOKAK MI? OTOPARK MI? Sokak adeta işgal altında, sokağa yanlışlıkla giren veya sokağın bu durumunu bilmeyen insanlar sokağa girdiklerinde çıkamıyorlar. Biz de evimizin önüne arabayla gelmek için bu insanlar yüzünden bir arka sokaktan dönmek zorunda kalıyoruz. Bir çok defa uyardık, ama bizi dinleyen yok. Bunlara kim dur diyecek. Yetkililerin bir an önce bu konuya el atmalarını ve çözüme kavuşturmalarını istiyoruz’’ diyorlar. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Bakırköy Belediye Meclis Üyesi Şebnem Şan ise aynı şikayetlerin son zamanlarda kendisine de geldiğini belirterek, vatandaşlara çekici çağırmalarını söylediğini ve kendisinin de konunun çözüme kavuşturulması için gereken çabayı göstereceğini söyledi. 18 Ülkemizde ilk ve orta dereceli okullar bünyesinde yer alan birkaç gözlemevinden birisi AKA KOLEJİ GÜNEŞ VE UZAY GÖZLEMEVİ PINAR KUMSAL ALDATTIM, ALDATILDIM, ALDATILDIK Sevgili ..……; Birlikteliğimizin ….. yılına girmeye iki gün kala böyle bir karar için üzgünüm. Üzgün değilim ama kırgınım. Bu neticeden dolayı suçluda aramıyorum. Doğmak kadar ölmek, birliktelik kararı gibi ayrılık kararı almakta olağan. Evrenin, devri geldiğinde elden bir şey gelmiyor. Senin evden kısa süreliğine ayrılma ve kendimizi dinleme isteğine saygı duydum. Sensiz kaldığım iki gün sadece nedenlerimle yaşadım. NEDEN ALDATILDIM? ALDATAN MI SUÇLU, ALDATILAN MI? Düşüncelerimin karmasında kayboldum. Kaybolduğum, her anda ilişkinin en derin geçmişine gitmeyi ihmal etmedim. Böylece kendi yaşadıklarımın, yaşattıklarımın hem avukatı, hem hakimi, hem de savcısı oldum. Sorgulama bitiminde farkına vardım ki; sen istemende ben verdim, sen sormadan ben cevaplar bulup, hayatını kolaylaştırdım, en sevdiğin yemekleri yaptım kendi sevdiğim yemekleri göz ardı ederek, her zaman istediğin gibi giyinip, istediğin saç modelini benimsedim, her şey bana göre tas tamamdı. Aslında ben senin bir kuklan yeri geldiğinde evde annen gibi olmuşum. Biraz daha derine indiğimde, fark ediyorum ki, iş hayatımda ki başarılar için senden takdir beklerken, sen kayıtsız kalmışsın. Sonra bir gün bana haber vermeden gidiyorsun, aylar sonra geliyorsun, ben yine seni evden içeri alıyorum. Sonra gene gidiyorsun, gene geliyorsun, tam üç defa… En sonunda tam gidiyorsun, aşık olup hem de. Yıllara, verdiğim emeğe, aşka, bakmadan yüzsüzce öylece beni yüz üstü bırakıp gittin. Geldin iki gün müsaade istedin. Kim için? Ne için? Değdi mi? Yok sormak gereksiz. Artık çare bulmaya çalışmak aptalca. Acıdım, kanadım, derken mektubumda, içimde seni bitirdiğim gibi son sözlerimle mektubu bitiyorum. Kadın yazdığı son cümlenin noktasını koyarken, kurşun kalemi noktanın üzerine iyice bastırır ve kalemin kırılmasıyla, akan gözyaşları, yanık teninde siyah rimel eşliğinde hıçkırık seslerine karışmıştır. İşten eve geldiğinde, daha üstünü çıkartmadığından, kapının sesi ile irkildiğinde, topuklu ayakkabılarının sesini duyurmamak adına parmak uçlarına basarak, kapı deliğinden baktı. Gelen O’ydu. Kapıyı açmamakta kararlıydı. Sırtını kapıya dayadı ve yavaş yavaş yere doğru çöktü. Sırtı hala kapıya dayalıyken, ısrarla çalan kapıya yanaklarından süzülen siyah gözyaşları eşlik ediyordu. Tam yerinden kalkacakken, beyaz bir not kağıdı kapalı şekilde kapının altından atıldı. Not kağıdını açtığında tek cümle vardı. “Pişmanım, özür dilerim.” Kadın ağlarken gülmeye çalıştı. Ağır hareketlerle, çömelip kaldığı yerden kalkıp, demin oturduğu masaya doğru gitti. Dışarıda kalan adam, sadece topuk seslerini duyuyordu. Bir ümit kaplamıştı adamın içini. Oysa ki kadın, aldatıldığını anladığı ilk günden beri, yazdığı mektuplardan sonuncusunu yani az önce yazdığını masadan usulca aldı. Ve dörde katlayıp, kapının altından adama doğru attı………………. SON SÖZ 1: Yukarda okuduğunuz, bir sonraki kitabın taslağından örnek. Ve içinden bir özet paylaşmak istedim. Her zaman ki gibi, psikolojik ve macera dolu bir yere yelken açıyorum. SON SÖZ 2: İngilizce-Türkçe dijital sözlük aldım. İngilizce romanlarımda takıldığım yer olduğunda, kelimelere hızlı ulaşayım diye. On beş gün içinde aksilik yaşadım ve aldığım yere geri götürdüm. Aldığım yer d&r mağazasıydı. Beyoğlu d&r da sinirlerinize hakim olamayacağınıza bire bir şahit oldum. Üst düzey muhatap bulmanıza imkan yok. Bırakın derdinizi anlatmayı, zaten üst düzey muhatabın ismini dahi öğrenemiyorsunuz. Nasıl bir sistem içindeyseler. Kasa görevlisi ancak müdürü arıyor cep telefonu ile ve isim asla veremiyorlar, muhatabınız asla kendini göstermiyor böyle bir gizli ajanlık sistemi var. Sanırsam müdürleri gizli ajan. Sizinle ilgilenen arkadaşta, sıkıştığı an müşteri hizmetlerini arayın diyor, sanki bu ülkede müşteri hizmetlerinin hiçbir işe yaramadığını bilmiyoruz. Diğer d&r lar nasıl bilmiyorum, bilmekte istemiyorum. Allah düşürmesin diyorum. Aka Koleji öğrencileri, ana okulundan üniversiteye hazırlanan genç öğrencilere kadar, uzayın görkemli büyüklüğünü, en yakın yıldızımız Güneş’i, gezegenleri, Güneş Sistemi’ni, doğal ve yapma uyduları, göktaşı yağmurlarını, yıldızları, ölen yıldız kalıntılarını, yıldız doğum bölgelerini ve daha birçok gökyüzü cismi ve olayını gözleyerek, inceleyerek öğrenme fırsatını buluyorlar. Böylece bünyelerinde kurdukları gözlemevleri ve eğitim programlarına dahil ettikleri astronomi dersleriyle gökbiliminin anlaşılmasına ve sevilmesine katkı sağlıyorlar. Aka Koleji’nde gök bilimi eğitimi ile gökyüzü, gök cisimlerinin görünen hareketleri ve mevsimler; Güneş ve Güneş Sistemi; yıldızlar ve tüm evren hakkında bilgi veriliyor. Böylece öğrenciler uzayı, çağın gerektirdiği biçimde öğrenerek belki de yakın geleceğimizin garantisi güçlü bilim adamlarımız olma yolunda ilk adımlarını atıyorlar. Astronomi eğitimi almış kişilerin hayata bakış açılarında olumlu gelişmeler görüldüğü bilimsel bir gerçektir. Böylelikle yeni yetişen gençlerimiz çeşitli yanlış inançlardan (yıldız falı, ufo, deprem…) arınmış, daha bilinçli bireyler olarak hayata atılıyorlar. Gök bilimi eğitimi; gerek ders çerçevesinde yapılan çeşitli görsel ve işitsel sunumlar ile gerekse kulüp çalışmalarında öğrencilerin ilgi ve becerilerini gösterebileceği maketler, posterler, bilimsel projeler hazırlayarak; uzay kampı, ulusal gözlemevleri, yıldız evleri gibi yerlere geziler düzenleyerek daha etkin olması sağlanıyor. HERKESE AÇIK GÖZLEMEVİ Aka Koleji Güneş ve Uzay Gözlemevi, astronomi eğitimini mümkün olan en geniş kitleye ulaştırmak amacıyla, diğer eğitim kurumları öğrencilerinin ve sivil halkın da misafir olarak temel astronomi bilgileri edinmelerine olanak sağlıyor. Astronomiye biraz ilgi duyan, astronomi haberlerini takip eden, gözlem yapmak isteyen herkese kapılarını açıyor. Belli bir program dahilinde, ziyarete gelen konuklardan hiçbir talepte bulunmadan hizmet veriyor. Gözleme gelen konuklar hem astronomi konuları ile ilgili seminerler dinleyebilme, gözlem geceleri boyunca teleskopla gözlem yapabilme hem de görevli astronom ile astronomi hakkında sohbet etme ayrıcalığına sahip oluyorlar. Bu programlara katılmak isteyenler, Aka Koleji’ne başvurabilir ve aylık gözlem geceleri ve gözlem saatleri hakkında bilgi alabilirler. Hava koşulları uygun olduğu sürece, ayın ilk günlerinde duyurulan gözlem tarihlerde bir değişiklik olmaz. Danışmadan randevu alarak, o ay içinde yapılacak gözlemlerden istediklerine katılabilirler. Okulun web adresinden krokiye ulaşarak kolayca ulaşımlarını sağlayabilirler. Ekim ayı gece gözlemi olabilecek günler ise şöyle; 06, 12, 13 EKİM 2011 BAKIRKÖY KONSERVATUARI VAKFI ATAKÖY 7-8. KISIM TÜRK MÜZİĞİ - BATI MÜZİĞİ- FASIL GENÇLİK ve ÇOÇUK KOROSU KAYITLARI BAŞLAMIŞTIR TEL: (0212) 559 20 23 - (0212) 661 90 86 E-mail:bakirkoykonservauarı@hotmail.com Web adresi: www.bakirkoymusiki.com Adres: Tarihi İspirtohane Konservatuar ve Kültür Merkezi Alt Kat 7-8. Kısım Ataköy/İstanbul BAKIRKÖY KONSERVATUARI VAKFI Prof. Dr. Nevzat ATLIĞ Yönetiminde 4 Ayrı Makam’dan oluşan Fasıl CD’leri çıkmıştır. Bu CD’leri (0212) 559 20 23’ü arayarak temin edebilirsiniz. 19 BAKIRKÖY BELEDİYESİ’NDEN SPORA VE SPORCUYA TAM DESTEK Bakırköy Belediyesi tarafından Osmaniye Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde yapılan 3 adet kapalı tenis kortu amatör spor kulüpleri ve Bakırköylülerin kullanımına açıldı. Belediye tarafından ayrıca yine aynı tesis içinde bulunan ve amatör spor kulüplerinin müsabakalarını oynadığı sahanın tribünlerinin üstü kapatılarak, özellikle kış aylarında vatandaşların rahatça maç izleyebilmelerine olanak sağlandı. Bakırköy Amatör Spor Kulüpleri Derneği Başkanı İbrahim Mamati, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in her zaman sporun ve sporcunun yanında olan bir başkan olduğunu belirterek, yeni yapılan tenis kortları ve üstü kapanan tribünlerin yanı sıra belediye tarafından Bakırköy’de bulunan 13 amatör spor kulübüne yeni sezon öncesi malzeme yardımı yapıldığını da söyledi. Bakırköylülerden gelen yoğun talep üzerine tesiste 3 adet kapalı tenis kortu yapıldığını belirten Mamati, kortların hem amatör spor kulüpleri hem de Bakırköylüler tarafından kullanılacağını ifade etti. Bakırköy Belediyesi tarafından yapılan bu çalışmalar, Bakırköy’de bulunan amatör spor kulüplerinin durumu, Bakırköy’ün spor alanındaki ihtiyaçları ve beklentileri konusunda Amatör Spor Kulüpleri Derneği Başkanı İbrahim Mamati sorularımızı yanıtladı. AMATÖR SPOR KULÜPLERİ DERNEĞİ BAŞKANI MAMATİ: “SPORU VE SPORCUYU SEVEN BİR BAŞKANA SAHİBİZ” Öncelikle Sayın Mamati, Bakırköy Belediyesi amatör spor kulüplerinin çalışmalarını sürdürdüğü Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde bir takım çalışmalar yaparak yeni alanlar kazandırdı. Bu çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Öncelikle Bakırköy Belediye Başkanı Sayın Ateş Ünal Erzen’e teşekkür ediyorum. Erzen bize vermiş olduğu sözleri her zaman tutuyor. Sporun ve sporcunun yanında olan bir belediye başkanımız var. Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde 4 tane açık tenis kortumuz vardı. Ama rüzgarlı havalarda ve özellikle kışın Bakırköy’ün kapalı tenis kortuna ihtiyacı oluyordu. Şu an da Bakırköy’de tenise olan ilgi hayli fazla. Dolayısıyla 3 tane de kapalı tenis kortu yapıldı. Kortlar bitti, içinde ufak tefek düzenlemeleri kaldı. Ekim ayında kortlar halkın kullanımına cüzi bir ücret ile randevu alınarak açılacak. Bunun yanında bizim tesis içinde birisi çim birisi de suni çim olmak üzere 2 tane de futbol sahamız var. Suni çim olan futbol sahamızın tribünlerinin üstü kapandı ve hakikaten şu anda Avrupai bir görünüm kazandı. O da ekim ayında hizmete açılacak. Tribünlerin üstünün açık olması nedeniyle özellikle kışın insanlar maç seyredemiyordu. Çim sahamız tamamen ömrünü doldurdu. Onun da dosyasını hazırladık, orasının da çimleri yenilenip tekrardan Bakırköy ve çevre ilçelerdeki amatör spor kulüplerinin hizmetine açılacak. Peki bunların dışında Bakırköy’de eksik olan bir tesis var mı? Bu konuda çalışmalarınız ne durumda? Özellikle Bakırköy’de atletizm pisti yok. Ve bu konuda çok talep geliyor. Atletizm pisti, tartan pist düşünüyoruz. Sayın Başkanımızda bu konuda olumlu düşünüyor. Ve bunu da Osmaniye’de yapılacak olan Botanik Parkı’n içerisinde yapmayı planlıyoruz.Hem yürüyüş parkuru hem tartan pist yapılarak çok amaçlı kullanılmasını sağlamak gibi bir düşüncemiz var. Her zaman spora ve gençliğe hizmet etmek için uğraşıyor ve belediyemizin desteği ile bunları yapıyoruz. Daha iyisini yapacağımıza da inanıyoruz. Çünkü Bakırköy Belediye Başkanımız sağ olsun önümüzü her zaman açıyor. Bakırköy’deki amatör spor kulüplerinin durumu nasıl, sizce bir düşüş söz konusu mu? Genelde son dönemlerde Türk Sporu’nda bir düşüş var. Ben 45 yılımı bu işe verdim. Bazı yerlerde bazı takımlarımız idman yapacak yer bulamıyorlar. Biz Bakırköy’de bu durumu yaşamıyoruz ama yine de yetersiz. Bizim tesislerimizde sabah 09:00 dan gece 24:00’e kadar kulüplerimiz antrenman yapıyor ve bunlardan herhangi bir ücret talep edilmiyor. Diğer ilçelerde bu böyle değil, kira da, ışık parası da alıyorlar. Ama biz Bakırköy’de kesinlikle buna yönelmiyoruz elimizden geldiğince kulüplerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. “HERKESTEN DESTEK BEKLİYORUZ” Bakırköy’deki gençlerin en çok ilgi duyduğu spor branşları neler? Tabi ki futbol öncelikli. Belki kulüplerin maddi imkanları olsa öbür branşlara da el atabilirler. Ben derneğin dışında aynı zamanda Yücespor’un da başkanıyım. Biz Yücespor olarak tenis ve basketbol şubesini açtık. Basket şubesine sponsor vasıtasıyla açtık. Bunu maddi olarak bizim kaldırma gücümüz yok. Bakırköy’deki hiçbir amatör kulübün bu durumu yok. Çünkü hepsinin gelirleri belli. Eskisi gibi insanlar gelip te kulüplere bağış yapmıyorlar. Kendi yağımız da kavruluyoruz. Bu sene futbol turnuvası ve teniste zafer kupası düzenledik. 13 takıma malzeme dağıtımı yaptık. Gücümüz yettiği, imkanımız yettiğince tüm spor kulüplerine yardımcı olmaya çalışıyoruz ama bu yeterli değil. Gençlerimizi daha iyi eğitmek için herkesin elini taşın altına koyması gerekir. “BAKIRKÖY’ÜN PROFESYONEL BİR T AKIMININ OLMAMASI ÜZÜNTÜ VERİCİ” Sayın Mamati, Bakırköy’de en çok ilginin futbola olduğunu söylediniz. Geçmişi başarılarla dolu Bakırköyspor’un ise durumu ortada. Bu konuda ne söylersiniz? Bakırköyspor elindeki fırsatları kullanamadı. Bulunduğu mevkide birlikteliği sağlayarak istasyon görevini görebilir ve diğer kulüpleri kendisine bağlayabilirdi. O zaman belki bu günlere gelinmezdi. Ama orada başka şeyler oldu. Ve Başkanımız Ateş Ünal Erzen’i çok üzdüler. İstanbul’un bir çok ilçesinin profesyonel takımları mevcutken, milli takımlara sporcu gönderen Bakırköy’ün profesyonel bir takımının olmaması elbette üzüntü verici. Sayın Mamati son olarak spora yönelen gençlere ve ailelerine vereceğiniz mesajlar nelerdir? Öncelikle yeni sezon başlıyor. Bakırköy kulüpleri olarak fair-play dahilinde bir sezonun geçmesini arzu ediyor ve tüm sporcu gençlerimizin başarılı bir yıl geçirmesini diliyorum. Bunun yanında ailelerin de özellikle küçük yaştaki çocuklarımızı mutlaka bir spor dalına yönlendirmelerini tavsiye ediyorum. Yavuz ARPICIK Papağan Kuruyemiş’in çöp poşetine Ambalaj Sanayicileri’nden “Yetkinlik Ödülü” ÇÖP POŞETİ ÖDÜLE DOYMUYOR Kuruyemiş sektörünün yenilikçi adresi Papağan Kuruyemiş’in, ay çekirdeği paketlerine eklediği çöp poşetlerine, bu kez ambalaj sanayicilerinden ödül geldi. Çöp poşeti, Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından organize edilen “Ambalaj Ay Yıldızları 2011” yarışmasında “Yetkinlik Ödülü”ne layık görüldü. Ay çekirdeği paketlerine eklediği çöp poşetleriyle tüketicilerin hayatına kolaylık, çevrenin korunmasına ise önemli katkı sağlayan Papağan Kuruyemiş, bu uygulamasıyla bu kez ambalajın uzmanlarından ödül aldı. Ambalaj Sanayicileri Derneği’nce düzenlenen “Ambalaj Ay Yıldızları Yarışması’nda finale kalan Papağan Kuruyemiş, çöp poşeti uygulamasıyla “Yetkinlik Ödülü”ne layık görüldü. İstanbul Çırağan Sarayı’nda düzenlenen törende ödülü Papağan Kuruyemiş Genel Müdür Yardımcısı Ali Murat Çakan aldı. Çakan’a ödülü Ambalaj Sanayicileri Derneği eski Yönetim Kurulu Başkanı Velit Günay verdi. Ali Murat Çakan, çöp poşetinin çevreci farkındalık oluşturma adına önemli katkı koyduğunu belirterek, “Çöp poşeti, ürünlerimizin tercih edilme grafiğinde önemli etkilerden birine dönüştü. Çöp poşeti gibi küçük bir katkıyla tüketicilerimize hem keyfi hem de çevre temizliğini aynı anda sunmuş olduk” açıklamasını yaptı ve ödül jürisine teşekkür etti. 20 YENİ ÇAY BAHÇESİ’NE YEŞİLKÖYLÜLER’DEN TEPKİ ZÜLKANÝ SÝRMEN KARARLAR… Türkiyenin ve Avrupa’nın gündemindeki en büyük sorun kriz. Yakın komşumuz olan Yunanistan’daki kriz, ekonomik kararların geç alınması ülkeyi kaosa sürüklüyor. Krizin etkileri yavaş yavaş Türkiye’ye de geliyor. Esnafımızın sabahtan başlayan iş serüveni akşama kadar bir iki müşterinin dışına çıkmıyor. Ekonomik kriz geldi geçti diyorlar ama okulların açılmasıyla birlikte fiyatların en üst düzeye çıkması toplumu derinden etkiliyor. Türkiye’de ki alınan kararlar krizi önleyecek durumda mı acaba? Ülkemizde baş gösteren çatışmalar sonucu ekonomik krizin daha kötü olmaması için acil önlemlerin alınması gerekiyor. TBMM’deki siyasi partilerin görevi Türkiye’de yaşayan toplumu refah düzeyde tutmak, onun isteklerine cevap verebilmek, iktidarı ve muhalefeti ile birlikte coğrafyamızda gelişen olayları toplum için izlemek önemli kararlar almak tek dileğimiz. Okullar açıldı, vatandaşın cebi boşaldı. Çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere pasajlara giden vatandaşlar çocuklarını okul önlüğü, pantalonu, gömleği ve kravatıyla donattıktan sonra aşağı yukarı bin lirayı oraya bırakmak zorunda kalıyorlar. Zaten fabrikada çalışan bir arkadaşımızın aldığı ücret belli, hele hele birde kirada oturuyorsa üç aylık geleceğini burada bırakıyor. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Bülent Dikmener ve Turhan Narler Haber Ödülleri’ni geçen hafta Çanakkale’de verdik. Bu sene Bülent Dikmener Haber Ödülü’nü Aykut Küçükkaya ‘’Deniz feneri soruşturması’’ (Cumhuriyet) jüri özel ödülünü ise Toygun Atilla ‘’yanlış çiçek dinlenmiş’’ (Hürriyet) gazetesindeki arkadaşlarımız aldırlar. Kendilerini yürekten kutluyoruz. Yazımızın başlığındaki kararları niçin başlık olarak seçtik! Şunun için; kişiler kendi içindeki yaşadığı ortamlarda bazen doğru bazen de yanlış kararlar alabilirler. Yanlışın neresinden dönülürse kardır. Önemli olan doğru kararların hayata geçirilmesi ve uygulanmasıdır. Her şey gönlünüzce olsun… İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Beltur İşletmesinin, Yeşilköy Marina’da bir çay bahçesi inşa etmeyi planlaması, Yeşilköylüler’in büyük tepkisini çekti. Yeşilköy Marinası yanında bulunan alana gelen Büyükşehir görevlilerinin alanı tahtalar ile çevirmesi ve bu alana çay bahçesi yapılacağını söylemeleri üzerine Yeşilköylüler ve Yeşilköy Muhtarı Bülent Yurtsever olaya tepki gösterdi. Yeşilköylüler; çeşitli festivallerin yapıldığı, çocuklarının bisiklete bindiği, paten kaydığı Yeşilköy’ün tek meydanında kesinlikle çay bahçesi istemediklerini belirterek, sonuna kadar bu konunun arkasında duracaklarını Büyükşehir görevlilerine bildirdiler. Daha sonra ise Büyükşehir görevlileri tarafından alana konulan tahtalar, Bakırköy Belediyesi Zabıta Ekipleri’nce kaldırıldı. Tüm bu gelişmeler üzerine Yeşilköylüler çay bahçesi yapılmak istenen alanda toplanarak tepkilerini dile getirdiler. Çeşitli dövizler ve sloganlar ile tepkilerini belirten Yeşilköylülere, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş yapıldığından haberi olduğunu zannetmiyorum. Çünkü Büyükşehir Emlak Dairesi’ni aradım, onlarında haberi yok. Beltur kendisine verilen yetkiye dayanarak burada kendi kendine bir şeyler yapmaya kalkışmış. Biz de durdurduk, sonuna kadar da durdurmaya çalışacağız” dedi. Yeşilköy Muhtarı Bülent Yurtsever de yaptığı açıklamada “Burası Yeşilköylülerin uçurtma festivali, kadın festivali gibi çeşitli etkinlikleri yaptığı, insanlarımızın burada oturup, denize karşı adaları seyrettikleri, çocuklarımızın bisiklete bindiği, paten kaydığı bir alan. Bu alanın biz Yeşilköylülerin festival alanı, hizmet alanı, aktivasyon alanı olarak kalmasını istiyoruz. Büyükşehir Belediyesi bu alanda bir şey yapacaksa, banklarımızı yenilesin, burayı yeşillendirsin, burada insanlara oturulabilecek güzel hizmetler versin. Buraya 100 metrekare bir kafeterya yapıp, önünü de sandalyelerle kapatıp, Yeşilköy’ün tek meydanını kafeterya yapmasın.” diye konuştu. Ünal Erzen, belediye meclis üyeleri ve çevrede bulunan işletmeler ile sivil toplum örgütleri de destek verdi. İŞLETMELER DE DESTEK VERDİ Yeşilköylülerin gerçekleştirdiği protesto etkinliğine çevrede ERZEN: “BU ÇİRKİNLİĞİN YAPILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ” Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “Beltur 2006 yılında dolgu alanlarına çay bahçeleri yapabilir diye Büyükşehir Belediye Meclisi’nden bir karar çıkartmış. Ama her dolgu alanı bir değil ki. Gelmişler kimseye sormadan, bize haber vermeden burayı tahta ile çevirmişler ve inşaata başlayacaklar. Burası her ne kadar Büyükşehir’e ait olsa da sonuçta Yeşilköylülerin. Biz de doğal olarak tahtaları kaldırttık. Burası Yeşilköylü çocukların gezdiği, bisiklete bindiği, paten kaydığı, insanların burada dolaştığı, çeşitli festivallerin yapıldığı bir alan. Denizin önünü kapatarak böyle bir çalışma olamaz. Gitsinler ileride Büyükşehir’in tesisleri var, oraya yapsınlar. Esnaf açısından da kabul edilemez. Bütün manzara yok oluyor. Ben Kadir Topbaş’ın burada böyle bir çalışma bulunan balıkçı işletmeleri de çalışanları ile birlikte tam kadro destek verdi. Görüşlerini aldığımız işletme sahipleri, kendilerinin işletmelerine milyon dolarlar değerinde yatırım yaptıklarını ve bir çok müşterinin kendilerini manzarası nedeniyle de tercih ettiklerini belirterek, eğer çay bahçesi yapılırsa bütün manzaralarının yok olacağını söylediler. Yeşilköy’ün balıkçı lokantalarıyla ünlü olduğunu ifade eden işletme sahipleri ve çalışanları, sonuna kadar Yeşilköylüler ile birlikte hareket edip, meydana çay bahçesi yapılmasına karşı çıkacaklarını da söylediler. Yavuz ARPICIK 21 B A K I R K Ö Y B E L E D İ Y E T İ Y AT R O L A R I ’ N D A Y E N İ S E Z O N B A Ş L A D I Yunus Emre Sahnesi’nde Sergilenecek Oyunlar: Benim Güzel Pabuçlarım, Külhanbeyi Müzikali, Aklı Havada, Tersine Dünya, Hoşu’nun Utancı, Klasik Müzik Oda Orkestrası Konseri, Dava, Şişman Domuz. Bakırköy Turhan Tuzcu Sahnesi’nde Sergilenecek Oyunlar: Şişman Domuz, Medeni Hali Kadın. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda, Yunus Emre Sahnesi’nde sergilenen “Benim Güzel Pabuçlarım” adlı çocuk oyunu ile yeni sezon açıldı. Ekim ayı boyunca birbirinden farklı birçok oyunun sergileneceği Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda oyunlar Yunus Emre Kültür Merkezi’nde bulunan Yunus Emre Sahnesi’nin yanısıra Bakırköy Turhan Tuzcu Sahnesi’nde de sergilenecek. 24 KDM DANIŞMANLIK’TAN TANZANYA ZİYARETİ KDM Alışveriş Merkezleri Kiralama ve Yönetim Danışmanlığı Yönetim Danışmanı Malik Kubilay ve Kiralama Müdürü Bora Güven Doğu Afrika ülkelerinden Tanzanya’da bir dizi ziyaretlerde bulundu. Tanzanya National Housing Başkanı Kyana- do Mchechu’nun davetlisi olarak ülkede AVM yatırımları ve projeleri konusunda görüşmelerde bulunan heyete Tanzanya Konsolosu Ziya Karahan da eşlik etti. Tanzanya İmar Bakanı Allig S. Kiliman’ın onurlarına verdiği resepsiyonda ülkenin DÜNYA BAYAN SATRANÇ ŞAMPİYONU ELİSABETH PAETHZ CAROUSEL’DE Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi, gençleri ve çocukları sosyalleştirerek geliştiren etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Kralların oyunu ve oyunların kralı olarak bilinen satrancın kraliçesi Dünya Bayanlar Şampiyonu Alman Elisabeth Paethz, Carousel’de gerçekleştirilen Simultane Satranç etkinliğinde 20 müşteri ile satranç oynadı. 2002-2004 Dünya Kadınlar kategoresinde “Uluslararası Usta “ve “Kadın Büyük Usta” ünvanlarına sahip olan Elisabeth Paehtz, satranç severlere satrancın tekniklerini ve püf noktalarını da öğretti. Turnuva sonunda Paethz ile yarışan müşterilere çeşitli hediyeler verildi. önde gelen yatırımcıları ile de bir araya gelen KDM temsilcisi Malik Kubilay görüşmelerin olumlu geçtiğini, ilişkilerin sürdürülerek ortak bir çalışma için en kısa sürede yeniden görüşme kararı aldıklarını belirtti. Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER nikah için Ataköy’deydi. ÖZDAĞ AİLESİNİN MUTLU GÜNÜ Bisküvi ve çikolata sektörünün ilk üç firması arasında yer alan Saray’ın Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Kamil Özdağ, Ataköy Sheraton Otel’de düzenlenen muhteşem bir düğün töreniyle Didem Yerli ile hayatını birleştirdi. Nikah şahitliğini Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yaptığı düğün töreninde siyaset ve iş dünyası bir araya geldi. Amcası Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ ve Yönetim Kurulu Üyelerinin bulunduğu muhteşem düğüne Özdağ ailesinin yakın dostları da katıldı. Birçok seçkin davetlinin yer aldığı düğünde; Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, eski Devlet Bakanı Fikret Ünlü, Karaman Milletvekili Mevlüt Akgün, Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez, 22. Dönem Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen, Karaman Valisi Süleyman Kahraman, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve aile dostları Özdağ ailesini yalnız bırakmadı. 25 BAKIRKÖY’DE OKUMA YAZMA BİLMEYEN KALMASIN İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün başlatmış olduğu “İstanbul Türkiye için okuyor” projesi kapsamında Bakırköy’de okuma yazma bilmeyen 201 vatandaştan 179’una ulaşılarak Halk Eğitim Merkezi’nde okur yazarlık kursu verildi. Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bakırköy Halk Eğitim Merkezi’nin, ilçede bulunan tüm okullarda öğrencilere yaptıkları anketler ile öğrencilerin aile fertlerinden ve çevresindeki okuma-yazma bilmeyen kişiler tespit edildi. Bu çalışma sonucunda Bakırköy’de 201 vatandaşın okuma yazma bilmediği tespit edilerek Halk Eğitim Merkezi’nde, bu kişilerden 179’una ulaşarak okuma yazma kursu verilldi. Okuma yazma bilmeyen 27 kişi ise sağlık sorunları ve diğer nedenlerden dolayı kursa katılamadı. Bu yılda aynı projeyi devam ettiren Bakırköy Halk Eğitim Merkezi anket çalışmasına tekrar başladı. Bakırköy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Yener Yıldırım, Bakırköy’de okuma yazma bilmeyenlerin sayısının İstanbul’un diğer ilçelerine göre çok düşük olduğunu ifade ederek, diğer ilçelerde bu rakamın en az bin kişi olduğunu söyledi. Yıldırım, projeye bu yıl da devam edildiğini ifade ederek okuma yazma bilmeyenlerin adreslerine tek tek giderek onları kursa yönlendirdiklerini kaydetti. Yener Yıldırım, okuma yazma kursunun dışında 66 branşta kurs verdiklerini de dile getirerek, Bakırköy Kaymakamlığı ve Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile gerçekleştirdikleri çalışma sonucunda Avrupa yakasında halk eğitim merkezlerinde ilk defa cam atölyesi açtıklarını söyledi. Yıldırım, cam atölyesi projesinin aynı zamanda sosyal sorumluluk olduğunu ve burada işsiz gençlere, ev hanımlarına ve şiddete uğramış kadınlara kurs vererek meslek edindirdiklerini söyleyerek, şu anda bu kursa da 17 kişinin kayıt yaptırdığını belirtti. Bakırköy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Yener Yıldırım ile, okuma yazma kursu, cam atölyesi ve merkezde verilen diğer kurslar hakkında konuştuk. Sayın Yıldırım öncelikle son zamanlarda Bakırköy’ün bir çok noktasında okuma-yazma kursu ile ilgili afişler var. Bakırköy eğitim seviyesi bakımından Türkiye’nin en önde gelen ilçelerinden birisi. Bu açıdan bakarsak okuma yazma kursuna Bakırköy’de ihtiyaç var mı ve katılım oranı nasıl? İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün başlattığı “İstanbul Türkiye için okuyor” kampanyası ile İstanbul’da okuma yazma bilmeyen vatandaşın kalmaması için bu çalışma yapılıyor. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz bünyesinde, Bakırköy’deki bütün ilköğretim ve lise okul müdürlerimize bu duyuruldu. Öğrencilerden anketler düzenlenerek yaşadığı çevredeki aile fertlerinden komşularından okuma yazma bilmeyen kişilerin belirlenmesi sağlandı. Halk Eğitim Merkezi bünyesinde destek birimimiz oluşturuldu. Bakırköy’de 2010-2011 eğitim öğretim yılında okuma yazma bilmeyen 201 kişiyi tespit ettik. Bunların 179’una okuma yazma kursu verdik ve sertifikalandırdık. Okuma yazma ile ilgili bizim çalışmalarımız halen devam ediyor. Kurslarımızı açıyoruz. Okuma yazma bilmeyenlerle birlikte 4. veya 5. sınıftan terk etmiş vatandaşlarımıza da kurs vereceğiz. “CAM ATÖLYESİ İLE İŞSİZ GENÇLERE VE KADINLARIMIZA İŞ İMKANI SAĞLIYORUZ” Avrupa Yakası Halk Eğitim Merkezleri’nde ilk defa cam atölyesi açarak işsiz gençlere ve şiddete uğramış kadınlara istihdam olanağı sağladığınızı söylediniz? Bu konuda bilgi verir misiniz? Bakırköy Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz işbirliği ile gerçekleştirdiğimiz bu kurs aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi. Avrupa Yakası Halk Eğitim Merkezleri’nde ilk defa Bakırköy’de uygulanıyor. Bu proje ile işsiz gençlerimize, ev hanımlarımıza, şiddete uğramış kadınlarımıza istihdam olanağı sağlıyoruz. Geçen yıl bu kursu uyguladık ve çok başarılı olduk. Bu yıl da aynı şekilde devam edeceğiz. Şu an da bu kursa 17 kişi kayıt yaptırdı. Bu sayının daha da artacağına inanıyoruz. Halk Eğitim Merkezi’nde verilen diğer kurslar nelerdir? Bilgisayar İşletmeciliği, Bilgisayar Sistem Uzman- lığı, Web Tasarım, Grafik Tasarım, Bilgisayarlı Muhasebe, Çocuk Tiyatro, Yetişkin Drama, Bale, Türk Halk Oyunları, Salon Dansları, Jimnastik, Tenis, Plates, Karate, Kick Boks, Saç Bakımı ve Yapımı, Manikür-Pedikür, Cilt Bakımı ve Makyaj, Sahne ve Objektif Makyajı, Estetisyenlik, Masörlük, Aşçılık-Sıcak Mutfak, Pasta Bisküvi ve Tatlı Hazırlama, Ev Mefruşatı, Giyim, Modelistlik, Stilistlik, Parça Birleştirme (Kırkyama), El Nakışları, Antep İşi-Türk İşi-Hesap İşi, Makine Nakışları, Türk İşiBeyaz İş-Çin İğnesi, Fotoğrafçılık, Emlak Danışmanlığı, Türk Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, Bağlama, Gitar, Keman, Ud, Piyano, Kemençe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Arapça, İspanyolca, Güzel Konuşma ve Diksiyon, Radyo Televizyon Spikerliği, Resim, Dekoratif Resim, Ahşap Rölyef, Ahşap Boyama, Ebru, Cam Süsleme ve Porselen Boyama, Çinicilik, Takı, Gümüş Örücülüğü, 0-18 Yaş Aile Eğitimi, Baba Destek Programı, Kalorifer-Doğalgaz Ateşçiliği, Arıcılık olmak üzere 66 branşta kurs veriyoruz. “BAKIRKÖY HALK EĞİTİM MERKEZİ TÜRKİYE’DEKİ EN İYİ HALK EĞİTİM MERKEZLERİNDEN BİRİSİ” Bu kurslara katılım nasıl ve kaç kişilik bir ekiple hizmet veriyorsunuz? 19 kadrolu öğretmenimiz, 5 idari kadromuz ve yıl içerisinde de çalıştırdığımız ücretli öğretmenlerle birlikte 150 kişilik bir ekiple 66 branşta 15 bin kursiyere kurs veriyoruz. Bu rakam geçtiğimiz yıl 12 bin kişi idi. Kurslarımızı Bakırköy’deki merkez binamız, Yeşilköy ve Ataköy’deki hizmet binalarımızda veriyoruz. Merkezlerimiz teknolojinin son imkanlarıyla donatılmıştır. Bakırköy Halk Eğitim Merkezi Türkiye’deki en iyi halk eğitim merkezlerinden birisidir. Hatta Kadıköy ile birlikte en iyisi diyebiliriz. Kursiyerlerin merkezden aldıkları sertifikaların geçerliliği ne ölçüde? Buradan aldıkları mesleki kurs sertifikaları ile tabi ki dükkan açamazlar ama bir iş başvurusunda olumlu sonuçlar almalarına yardımcı olacaktır. Ayrıca yeni bir proje ile buradan alınan dil kursları sertifikası avrupa ülkelerinde geçerli olacak. Bunun çalışması devam ediyor. Kurslara katılan kursiyerler arasında öne çıkan meslek grupları var mı? Evet özellikle emekli öğretmenler kurslarımıza çok ilgi gösteriyor. Ayrıca Yeşilköy’de resim, Ataköy’de hobi, el sanatları ve spor kurslarına, Bakırköy merkezde ise dil kurslarına katılım oranı fazla. Halk Eğitim Merkezi’nin açmış olduğu kurslara katılmak isteyenler nasıl bir yol izlemelidir? Öncelikle merkezimize gelip, form doldurmalı ve katılmak istediği kursu, günleri ve saatleri belirtmeli. Kurslarımız haftanın yedi günü 08:30-21:00 saatleri arasında kur kur devam ediyor. Kursa katılmak isteyen vatandaşlardan diğer özel kurslara oranla çok cüzi bir miktar kayıt ücreti alıyoruz. Kurslarımıza katılmak veya bilgi edinmek isteyen Bakırköylüler merkezimizin 662 16 32 numaralı telefonlarından gerekli bilgiyi edinebilirler. Son olarak kursiyerlerinize, Bakırköylülere neler söylemek istersiniz? Atamızın “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder” sözlerinden hareket ederek tüm Bakırköylüleri kurs merkezlerimizdeki eğitimlerimize davet ediyoruz. Yavuz ARPICIK 26 Çalışmanın mutluluk, kendine güven, saygı ve neşe veren bir eylem olarak algılanmasını ülkemizin değerli sporcuları Haluk Yıldırım, Kerem Tunçeri, İbrahim Toraman, Semih Şentürk, Bora Kozanoğlu ve İpek Şenoğlu’nun yaşam öykülerinde görüyoruz. Ve ardından aklımızdan birçok düşünce geçiyor… “Başarılı, mutlu, huzurlu olmak için ne gerekiyor? Çok mu şanslı ya da çok mu yetenekli olmalıyız? Çalışmak ama ne kadar ve nasıl çalışmak? Onlar neden çok başarılı olmuş? Hayaller gerçeğe nasıl dönüşür?” gibi daha bin bir soru… hep örnek oldular. Bizler de hep onları örnek almaya çalışırdık. Basketbolun bana öğrettiği takım ruhunu bugün inşaat yüksek mühendisi olarak şantiyelerde uyguluyorum. İlk basket maçına çıktığım heyecanı bugün burada sizlerle birlikte bir kez daha yaşıyorum. Bu kitaba hayat veren 6 milli sporcumuz: Haluk Yıldırım, Kerem Tunçeri, İbrahim Toraman, Semih Şentürk, Bora Kozanoğlu, İpek Şenoğlu’nun sahaya çıktıklarında bize hissettirdikleri duygular benzer olmasına karşın her birinin başarı öyküsü birbirinden çok farklı. Yalnızca ülkemizde değil uluslararası spor camiasında da tanınan bu sporcuların çok ufak yaşlardan başlayan mücadelesi her açıdan toplumumuza yol gösteriyor. “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” kitabı futbol, basketbol gibi popüler spor dallarının yanı sıra sörf ve tenis gibi bireysel spor dallarının da ülkemizde sevilip tanınması açısından öncülük ediyor. Onların birbirinden değişik öykülerini okuduğumuzda hepsinin pek çok ortak özelliği hemen kendini gösteriyor: Bu sporcuların hepsi ailesine büyük sevgi, saygı ve özen gösteriyor. Küçük yaşlarda kurdukları hayallerinin peşinden giderken büyük özveride bulunuyor, ailelerinden uzakta kendi başına mücadele verip, deliler gibi çalışıyor, benliğini yitirmeden, hep alçakgönüllü davranarak hedeflerine ulaştıklarında, işte bu nedenle şımarmadan yaşamını aynı düzgünlükte sürdürebiliyor. Bulunduğu konumun ona verdiği mutluluğun yanı sıra işlerine duydukları tutkuyu (Kitabın kapağındaki fotoğraflarına bakınız !) hepsinin gözlerinden okumak mümkün. “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” kitabının yazarı Murat Bayer kitabın önsözünde şöyle demiş: “Bu kitabı hazırlamaktaki amacım, hayalini amaç edinip hedefine ulaşan başarılı sporcularımızın geçtikleri yolları öğrenip, gençlerin bir gün onlar gibi olabileceklerine inanmaları ve bunu hedeflemeleri…” Aslında “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” kitabı yalnızca gençler için değil, bizim gibi ellisine merdiven dayamış kuşak için de ilgi çekici. Hayaller, duygular, düşünceler… Hayata bağlılık, ne olursa olsun hayattan kopmamak, hep olumlu düşünmek, karamsarlığa kapılmamak, sabırlı davranmak, mutlu olmayı becerebilmek… “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” kitabı, sporcularımızın başarı öykülerini anlatırken, gençlerimizin onları örnek alarak rüyalarının peşinden koşmalarını söylüyor. Bu kitabı hazırlamaktaki amacım, hayalini amaç edinip hedefine ulaşan başarılı sporcularımızın geçtiği yolları öğrenip, gençlerin bir gün onlar gibi olabileceklerine inanmaları ve bunu hedeflemeleri. YASEMİN BAYER Sizlerin de bildiği gibi başarı kelimesi yalnızca sözlüklerde çalışma kelimesinden önce gelir. İnanç olmadan başarı asla olmaz. “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” Anlatımı akıcı, içerik açısından derinliği olan bir kitap… Haluk Yıldırım, Kerem Tunçeri, İbrahim Toraman, Semih Şentürk, Bora Kozanoğlu ve İpek Şenoğlu’nun hiçbir yerde yayımlanmamış fotoğrafları ( Çocukluktan günümüze dek!) yapıta görsellik açısından renk katıyor. “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” kitabının galası geçtiğimiz günlerde Türkiye Basketbol Federasyonu’nun yönetim binasında düzenlendi. A Milli Basketbol Takım Menajeri Harun Erdenay, Galatasaray Basketbol Takım Kaptanı Haluk Yıldırım, Türkiye Basketbol Federasyonu Dış İlişkiler Direktörü Emir Turam, A Milli Bayan Basketbol Takım Menajeri Canan Erdoğan, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Asistanı Egemen Önen ve eski basketbolcu bugün iş adamı Kaan Bor’un da katıldığı galada Murat Bayer: “Bugün burada ilk kitabım olan “Rüyasını Gerçekleştirenler Kulübü” için toplanmış bulunu-yoruz. Benim için önemli olan bugünde burada bulunduğunuz için teşekkür ederim. İzin verirseniz öncelikle kendimi tanıtarak konuşmama başlayayım. Anadolu Efes’in alt yapısında basketbol eğitimi aldım, basketbolu sevdim, basketbol oynadım ve basketbol kültürüne sahip oldum. Ufuk Sarıca, Naumoski, Tamer Oyguç, Conrad Mc Eski basketbolcu olduğum için kitabın tanıtımının Türkiye Basketbol Federasyonu’nda düzenlenmesi benim için ayrı bir anlam taşıyor. Türk basketbolunu dünyanın en iyilerinden biri haline getiren Türkiye Basketbol Federasyonu’nun çok değerli Başkanı Sayın Turgay Demirel ve ekibine, hem elde ettikleri başarılar hem de kişilikleriyle Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli sporculardan, benim de idollerimden biri olan ve bugün Milli Takım Teknik Menajeri Harun Erdenay ve basketbolun kanatsız meleği Haluk Yıldırım’a kitabımın tanıtımına verdikleri desteklerden ötürü, kitabıma sponsor olan SAP Türkiye’ye, kıymetli basın mensuplarına ve siz değerli konuklara teşekkür ederim.” dedi. Galatasaray Basketbol Takım Kaptanı Haluk Yıldırım da Murat Bayer’e teşekkür etti: “Uzun süredir emek verdiği projeydi. Benim için de önemliydi. Türk sporunun önemli isimleri yer alıyor. Çocuklara, gençlere örnek olacak hayat hikayelerinin yer aldığı bir kitap. İnşallah devamı gelir. Türk sporunun bu tür kitaplara ihtiyacı var.” Basketbolda ciddi bir eğitim kurumu gibi çalışmasının yanı sıra büyük başarılarıyla tanınan, ülkemizin güzide spor kulübü Anadolu Efes’in güzel çelengi, gönderilen diğer güzel çiçeklerin arasında taşıdığı anlam açısından biraz daha farklıydı diye düşündüm. Bu, kulübün eski alt yapı oyuncusuna gösterdiği sevginin yanı sıra basketbola ( Basketbolcuya!) verdiği değerin kanıtıydı. Rae gibi sembol oyuncuları idman çıkışlarında yakından görmek ve tanımak benim için apayrı bir motivasyon kaynağı oldu. Onların başarıları ülkemizde basketbola olan sevgi ve ilgiyi doruğa taşırken, alçak gönüllü kişilikleriyle de gençlere Kitabın kapağına baktığımda içimden bu değerli sporcuların kitaplarının yaşarken yazılmış olmasından büyük bir zevk aldım. İnsanları yitirmeden onların değerlerini bilmek, her türlü değerin hızla yok olduğu günümüz dünyasında daha da anlamlı… Bir not… Bu kitapla ilgili yazı yazmakta epey tereddüt ettim, çünkü bir anne olarak oğlumun kitabı hakkında yazmak pek etik gelmedi. Ama o, şimdi asker… Ve bugüne dek birçok kitap hakkında pek çok yazı yazdığımı düşünerek bu ön yargıyı kafamdan uzaklaştırdım. Son olarak… Yıllar önce onu izlemeye gittiğimiz maçlardan çok sonraları, kitabın galasında oğlum Murat’ın konuşmasını dinlerken bir anne olarak sonsuz mutluluk ve heyecan duyduğumu gülümseyerek anımsadım. 27 AK PARTİ BAKIRKÖY İLÇE BAŞKANI MAHMUT GÜRCAN’IN ACI GÜNÜ Şükrü KIZILOT SABİT TELEFONLA KONUŞMAK YÜZDE 130 PAHALI ASLINDA oran biraz daha yüksek ama yuvarlak olsun diye yüzde 130 dedik. “İnanılır gibi değil. Neye göre hesapladınız?” diye soranlar için açıklayalım; ilgili kurumların (yani T.Telekom, Turkcell, Vodafone ve Avea’nın), “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu”na (BTK) bildirdikleri verileri esas aldık. (http://www.tk.gov.tr/kutuphane_ ve_veribankasi/pazar_verileri/uca ylik11_2.pdf) Yazdığımız her rakamın dayanağını da özellikle belirttik. TÜRK TELEKOM BTK raporuna göre, 2011’in ilk 6 aylık döneminde; 1- Türk Telekom’un, toplam net satış geliri(BTK Raporu, s.3): 3.707 milyon TL 2- Konuşma gelirinin toplam gelire oranı (BTK Raporu, s.15): % 61.25 (Konuşma geliri dışında ayrıca; erişim, kiralık devre, arabağlantı vs. gelirleri de var). 3- Telefonla konuşma geliri(1x2): 2.269 milyon TL 4- Toplam konuşma dakikası (BTK R.s.7): 11,33 milyar dk. 5- Bir dakikalık vergisiz konuşma ortalaması (3/4): 20 kuruş 6- Bir dakikalık vergili konuşmanın ortalaması: 26,70 kuruş. (Vergi: % 18 KDV + % 15 Özel İletişim V.) Görüldüğü gibi Türk Telekom’un bir dakikalık konuşma bedeli; vergisiz 20, vergili 26,70 kuruş çıkıyor. CEP TELEFONU BTK Raporu’na göre, 2011 yılının ilk 6 ayında; 1- Mobil telefon işletmecilerinin(Turkcell, Vodafone ve Avea’nın)toplam geliri: 7.298 milyon TL(BTK Raporu, s.3). 2. Konuşma gelirinin toplam gelire oranı: % 77,8(Turkcell’de % 78,5, Vodafone’da % 77,5, Avea’da yüzde 76,7) Abone sayısında Turkcell % 53,8, Vodafone % 27,44, Avea’da % 19,17’lik paya sahip (BTK R s.8081). 3- Telefonla konuşma geliri(1x2): 5.678 milyon TL 4- Toplam konuşma dakikası (BTK R s.7): 70,48 milyar dakika 5- Bir dakikalık vergisiz konuşma ortalaması (3/4): 8,06 kuruş. 6- Bir dakikalık vergili konuşma ortalaması: 11,53 kuruş. (% 18 KDV + % 25 Özel İletişim V). SABİT-MOBİL KIYASLAMASI - Vergiler hariç sabit telefonla konuşma(20 krş), cep telefonu ile konuşmaya (8,06 krş) göre, ortalama yüzde 148 oranında pahalı. -Cep telefonunda vergi daha yüksek olmasına rağmen, vergiler dahil, sabit telefonla konuşmak (26,70 krş) cep telefonuna (11,53 krş) göre, ortalama yüzde 132 pahalı. Özetle, sabit telefonla konuşmak, vergili de vergisiz de yüzde 100’ün üzerinde pahalı. Sabitte, etkin bir rekabetin olmayışı da bunun en önemli nedeni.. ARPU-MoU KIYASLAMASI Bilmeyenler olabilir; ARPU (Average Revenue Per User): Abone başına ortalama gelir, MoU (Minutes of Usage):Abone başına aylık ortalama konuşma süresi. Türk Telekom’da 2011’in ilk 6 aylık döneminde ARPU:22,1 TL (BTK R, s.27), MoU ise112,2 dakika (Bkz. www.ttyatirimciiliskileri.com.tr) ARPU/MoU kıyaslamasında da; Sabit telefonla konuşmanın dakikası ortalama 20 kuruş, mobilde ise 8 kuruş. Yani sabit telefonla konuşma cep telefonuna kıyasla, vergisiz ortalama yüzde 150, vergili yüzde 131 pahalı oluyor. Bu da yukarıdaki oranların hemen hemen aynısı.. Hesaplamada “ortalama” deyimini bilinçli olarak kullandık. Nedenine gelince, bazı “avantajlı hatların”, dakikası düşük olabilir. Bu da normal hatların, 20 kuruştan da pahalı olduğu anlamına gelir. Uluslararası konuşmalara gelince, hem mobil hem de sabit telefonla konuşma olabiliyor. Bu durum, kıyaslamada olsa olsa çok küçük bir sapmaya neden olabilir. Sonuç olarak; ilgili kurumların resmi verilerine göre yaptığımız hesaplamada, sabit telefonla konuşmanın, cep telefonuna kıyasla, ortalama yüzde 132-148 oranında pahalı olduğu ortaya çıkıyor. Kaldı ki bırakın yüzde 132-148’i, yüzde 100 hatta yüzde 50 pahalı olması bile, vatandaş için ciddi bir oran... 07.09.2011 Tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki yazı, yazarından izin alınarak gazetemizde yayınlanmaktadır. AK Parti Bakırköy İlçe Başkanı Mahmut Gürcan’ın babası ve Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun kayın pederi olan Doğan Gürcan, geçirdiği kalp krizi sonucunda 75 yaşında vefat etti. Doğan Gürcan'nın cenaze namazına İstanbul Milletvekilleri Feyzullah Kıyıklık, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı ve çok sayıda vatandaş katıldı. Florya Şenlikköy Camii’nde kaldırılan Doğan Gürcan cenazesi, Topkapı'daki aile kabristanlığında toprağa verildi. İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİNE RET Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi yanında Atatürk heykelinin bulunduğu yeri bir süre önce TOKİ Kızılay’a 1.852.00TL’ye satmıştı. Bakırköy Belediyesi ihaleye bile sokulmamıştı. İmar Planlarında hizmet alanı olarak görülen bu yer Kızılay tarafından tel çitlerle kapatılmış Heykele giriş çıkış yasaklanmıştı. Kızılay buraya Huzur Evi, şimdilerde bir söylentiye göre ise Kız öğrenci yurdu yapmak için imar değişikliği istedi. Bakırköy Belediye Meclisi’nin 9 Eylül Cuma günkü oturumunda görüşüldü ve reddedildi. Bakırköy İlçesi Ataköy Mahallesi 1099 ada 2 parsel sayılı yer 1/1000 ölçekli uygulama imar planında tasdik dışı alanda kalmaktadır. Yapılan itirazla parselin tasdik sınırları içine alınması istenmiştir. Ancak planların yapım aşamasında ve meclise geldiği tarihte henüz 1/5000 ölçekli nazım imar planı tadilatı belediyemize gelmediğinden tasdik hududu dışında tutulmuştur. 1099 ada 2 parsel ölçeğinde nazım imar planı olduğundan 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun 1/1000 ölçekli uygulama imar planı teklif edilmesi halinde konu değerlendirilecektir. Bu nedenle 1099 ada 2 parselin yapılan itirazı komisyonumuzca uygun görülmemiştir. Yüce meclise arz olunur. Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy: Komisyon görüşü hakkında görüş belirtmek isteyen var mı? sayın Can buyurun. Ayhan Can: Sayın başkan, değerli arkadaşlar, öncelikle bu dosya ile alakalı teşekkür etmek istiyorum. Sayın başkanımızla da görüşmüştüm. İmar Komisyonu başkanı Bedros bey telefonla arayarak çok detaylı bir bilgilendirme yaptı bundan dolayı teşekkür ediyorum. Bildiğimiz gibi bu dosya Kızılay’la alakalı. Ve uzun zamandır sonuçlanmayan bir dosya. Kızılay hepimizin bildiği gibi ülkemizin göğsünü kabartan bir hayır kurumu. Dünyanın dört bir tarafında ihtiyaç sahiplerine yarımlarda bulunuyor. Hatta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Somali’de gittiği zaman Kızılay’ın yaptığı faaliyetleri takdir etti. Dosyada bir problem olduğu aşikar ama iki kurum arasında var olan sorunların kimden kaynaklandığını araştırmak yerine üzüm yemek amacımız olsun. Belediyemiz adına bu konuda Bedros Bey’in bazı önerileri oldu. Bende konuyu Kızılay başkanı ile de görüştüm. Bu önerileri ilettim. Dediğim gibi sonuç almak amacıyla bu komisyon görüşünü komisyona geri çekmek midir prosedürü tam olarak bilmiyorum ama ret etmek yerine önümüzdeki ay görüşebilirsek zannederim daha faydalı sonuç alacağız.Hiç değilse halkımız da bundan istifade etmiş olacak diye düşünüyorum. Teşekkür ederim. Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy: Ben teşekkür ederim Sayın Can. Başka görüş belirtmek isteyen var mı? Sayın Ganiç buyurun.. Cavit Ganiç: Sayın başkan, değerli arkadaşlar, tabi bunun komisyona geri çekilmesi mümkün olabilir. Ama komisyonda şu anda bu görüşten farklı bir görüşle değerlendirilecek bir şey yok. Bizde kurumlar arasında kavga olsun istemiyoruz. Kızılay bizim de Kızılayımız herkesin Kızılayı. Ben bunun bu şekilde oylanmasını talep ediyorum. Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy: Teşekkür ediyorum. İmar ve Şehircilik Komisyonu Raporu’nu Ataköy 9-10. mahalle 1099 ada 2 parselin 20.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında tasdik dışı alanda bırakılmasına itiraz hakkındaki komisyon raporunu oylarınıza sunmadan evvel aykırı öneriyi oylarınıza sunuyorum. Sayın Can’ın önerisini oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler, etmeyenler, çekimserler, 2 evete karşı oyçokluğuyla kabul edilmemiştr. Dolayısıyla imar ve şehircilik komisyonun bu raporunu oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler, etmeyenler, çekimserler, 2 rete karşı oyçokluğuyla kabul edilmiştir. 28 Tane tane pilavın sırrı... Pilav yaparken, lapa lapa olup, pirinçler birbirine yapışabiliyor. Pilavın tane tane olması için, tencereye incecik bir dilim limon koyun. BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ? Reçelleriniz bitmeden şekerleniyor mu? Şekerlenen reçelinizi bozuldu sanıp, atmayın. Su ve limon suyunu karıştırın. Reçelinizin içine döküp, kaynatın. Reçeliniz artık yeni yapılmış gibi olur. Reçel kavanozunu sıcak su dolu bir tencerenin içine de koyabilirsiniz. Evinizde pudra şekeriniz mi yok? Evinizde pudra şekeriniz yoksa markete gitmenize gerek yok. Yapacağınız bazı işlemlerle kendi pudra şekeriniz yapabilrsiniz. Pastanız için pudra şekeri gerekiyorsa, bunu çok basit bir yöntemle elde edebilirsiniz. Bunun için temiz iki kağıt arasına toz şkekeri koyun. Isıttığınız ütüyü bu kağıdın üzerinde şekerlen un haline gelene kadar gezdirin. Pudra şekeriniz hazır. Çaydanlığın içindeki kireci çıkarmak için... Çaydanlık sürekli yüksek ateşte konulduğundan, içi kireçleniyor. Zamanla aşınıp, kalkan kireçlerden kurtulabilirsiniz! Kireç tabakasını temizlemek için patates kabuklarını çaydanlığın içine koyun, üzerine su ekleyip bir süre kaynatın. Göreceksiniz, patates kabukları tüm kireci yok edecek. Yeşilliklerinizi canlandırmak için... Tazeliği gitmiş, daha doğrusu 'ölü' yeşilliklerinizi tekrar canlandırmak için bu önerimize bir göz atın… İki kaşık limon suyunu, buzlu su dolu bir kabın içine koyun ve yeşilliklerinizi 10 - 15 dakika kadar bu karışımın içinde bekletin. Aradaki farkı göreceksiniz. Kapıcılar güvenlikten de sorumlu Apartman yönetimi zor bir iş. Ortak yaşamak, çok sorunu da beraberinde getiriyor. Bu sorunlardan birisi de kapıcıların görev ve sorumluklarıyla ilgili... GÜVENLİK Kapıcıların görev ve sorumlukları Yasalarla belirlenmiş. Bunlar içinde belki de en az bilineni, kapıcının ana taşınmazın ve bağımsız bölümlerde oturanların güvenliklerinden sorumlu olması. Kapıcılar bu doğrultuda yöneticinin talimatları ile güvenlik önlemleri almakla yükümlü. Güvenlikle ilgili sorumluluktan anlaşılması gereken; kapıcıların belli saatlerden sonra ana taşınmazın kapılarını kilitlemesi, binaya gelen yabancı kimselerin kime geldiğini sorgulaması, apartmana hırsız girmemesi için önlem alması akla gelmeli. DİĞER GÖREV VE SORUMLULUKLAR Kapıcıların güvenlik haricinde görev ve sorumlukları aşağıdaki gibi: -Konutun kaloriferini zamanında yakmak, ısıyı ayarlamak veya söndürmek, -Hidrofor ve benzeri araçları çalıştırmak, -Ana taşınmazın ortak yerlerini ve tesislerini temiz tutmak, -Demirbaşları, araç ve gereçleri bakımlı ve temiz kullanmak, işler halde tutmak, -Kendisine tahsis edilen konutu korumak ve başka işlerde kullanmamak, Belirlenen saatlerde servis hizmeti yapmak, -Bahçe düzenlemesi ve bakımı yapmak ve çöpleri toplamak. (Sözcü Gazetesi’nden alınmıştır) Bir Soru... Çocuğun servis ve yemek gideri Soru: Kızım okula servisle gidip gelecek. Ayrıca okulda yemek yiyecek. Servis ve yemek için ödeyeceğim bedelleri, eğitim harcaması olarak indirim konusu yapabilir miyim? Mehmet GENCER/Ankara Yanıt: Bu harcamaları eğitim harcaması olarak kabul edebilir ve indirim konusu yapabilirisiniz. Ancak, bu bedellerin beyan edeceğiniz gelirin yüzde 10’unu aşmaması ve belgelendirmeniz gerekiyor. (Sözcü Gazetesi’nden alınmıştır) Sütün kaymak tutmaması için Kaynarken üzeri kabuklanan, kaymak tutan süt, bazılarının hoşuna gitsede, bu durumu sevmeyen kişiler çoğunlukta... Süt kaynarken içine bir parça tuz atarsanız, kaymak tutmasını önlemiş olursunuz. Buzdolabı kokusunu yok etmek için... Saç boyası lekeleri için... Saçlarınızı boyarken yüz, ense çevresi, saç derisi gibi bölgelerde oluşan kirli görünümlü boya lekesini sütle çıkarabilirsiniz. Pamuğu sütle ıslatın ve temizlemek istediğiniz alana uygulayın. Buzdolabı kokusu bütün eve yayılıyor ve rahatsız ediyor. Buzdolabı kokusunu kökten geçirecek bir çözümümüz var! Buzdolabı kokusunu gidermek için kömür kullanabilirsiniz. Kömürü kullanmak etkili ve kötü kokuları emici bir yöntemdir. Aynı zamanda çok ucuz ve çevre dostudur. Kömürleri yaklaşık 2-3 cm uzunluğunda kesin ve küçük bir kap içerisine koyun, üzeri açık kalsın. Kabı kokunun yoğun olduğu yere koyun. Bir kaç gün sonra kötü kokular tamamen gittiğinde kömürü buzdolabından çıkarın. Kalmaya devam etmesi problem oluşturmaz. Çamaşırlarınızın donmaması için Kışın yıkayıp, astığınız çamaşırlarınızın kurumaktan çok donduğuna şahit oluyorsanız bu önerimize göz atın… Kışın astığınız çamaşırlarınızın donmaması için makinenizin yumuşatıcı gözüne çok az tuz koyun. Böylece çamaşırlarınız soğuktan etkilenmeden daha çabuk kurur. Balık kokusuna karşı ne yapmalı? Eve sinen kokusundan dolayı menünüze dahil etmeye çekindiğiniz balığı artık gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Çünkü size balık kokusunu engellemek için çok kolay bir yol var. Balığı dondurucuya kaldırmadan önce limon sıkın. Çözüldüğünde oluşan kokunun etkisi çok azalmış olur. Eğer bulaşık yıkama suyunuza kahve telvesi eklerseniz bulaşıklarınıza sinen balık kokusu kabus olmaktan çıkar. Buzdolabınız yeterince soğutmuyor mu? Aslında buzdolabınızın performansı değişmiyor, fakat bazen istediğiniz kadar soğutmadığını görebilirsiniz. Peki bu durumun çözümü ne? Buzdolabının içine ağzı açılmış bir paket tuz koyun. Nem toplama özelliği olan tuz buzdolabınızın performansına katkıda bulunacaktır. İçeceklerinizin gazı kaçmasın Gazlı içecekler kapakları bir kez açıldıktan sonra ilk tadını vermiyor ve şekerleniyorsa çözümü saklama yönteminde... İçeceklerinizin gazının kaçmaması için buzdolabında baş aşağı saklayın. Çok daha uzun bir süre harika tadını koruduğunu göreceksiniz. 29 İDO NEREYE? Sevgili Okurlar... Son zamanlarda çevremdeki negatif insanlar ve davranışları hakkında düşünmeye başladım. Kafa yormalarım sonucu vardığım nokta; insanların algılamaları nasılsa o yöne doğru bir eğilim oluşturdukları oldu. Stresin insan bünyesini ne denli etkilediğini hepimiz biliyoruz. Organizmayı tehdit eden stresle mücadele ederken bedende çeşitli değişiklikler ortaya çıkıyor. Depolanmış yağ ve şeker kana karışıyor. Mücadelede kaslara ani bir enerji geliyor. Bedene fazla oksijen gitmesi için solunum hızı artıyor. Kalp atışları hızlanıp kan basıncı artıyor. Boyun ve omuz kasları geriliyor, mideye ağız salgılarının gitmemesi için ağız kuruyor ve sindirim sistemi yavaşlıyor. Göz bebekleri büyüyor, hipofiz bezi uyarılıyor. Yani kısacası bedenimiz baştan aşağı perişan oluyor... Peki o zaman stresle başa çıkmak için neler yapabiliriz. Pek çok yöntem var elbette ama kendi başımıza uygulayabileceğimiz birkaç yöntemi paylaşmak istiyorum. Örneğin nefes egzersizleri, relaksasyon(gevşeme) egzersizleri, meditasyon vb gibi... Nefes egzersizleri hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Bedeni kontrol etme yolundaki ilk adım solunumu kontrol etmektir. Çünkü solunum nefesimizi istediğimiz zaman tutabildiğimiz için irademizle yönlendirebildiğimiz bir fonksiyondur. Nefes almanın kendisi başlı başına bir gevşeme yolu olduğu gibi bütün gevşeme egzersizleri içinde egzersizin bir parçası olarak da kullanılmaktadır. Doğru ve derin nefes alarak sağlanan değişiklik özellikle kaygının da dahil olduğu birçok durumda başlamış veya başlayacak olan tepki zincirini kırmakta veya kaygının şiddetini azaltmaktadır. Uzakdoğu'da "İnsanı tanımak için nefesini dinle" derler. Sakin ve olgun insanlar ağır ve dengeli, sinirli insanlar sık ve yüzeysel, huzursuz ve endişeli insanlar yüzeysel ve kesik kesik, hırslı insanlar dengesiz ve düzensiz nefes alırlar. Diyafram, akciğeri; dalak, karaciğer, mide ve bağırsak gibi iç organlardan ayıran bir kastır. Doğru nefes alma alışkanlığının yerleşmesi, diyaframın altında kalan ve dışarıdan başka hiçbir şekilde ulaşılamayacak olan organlara masaj yapılmasına olanak tanır. Bedendeki oksijen miktarının artması ve bu oksijenin en uç dokulara kadar ulaşması, stres sırasında açığa çıkan maddelerin azalmasına ve kaybolmasına neden olduğu için kişiyi sakinleştirir ve duygusal açıdan daha dengeli kılar. Akciğere bütün kapasitesini kullanma imkanı verir. Hem kan dolaşımı hızlanır, hem de solunum sistemi ile ilgili hastalıklara karşı önlem alınmış olur. Günde en az 40 defa bu şekilde nefes almak, bu tür nefes almayı alışkanlık haline getireceği için istenen yararların gerçekleşmesini sağlar. Havayı birden solumak, havanın akciğerin ortasında toplanmasına yol açar ve istenen sonucu vermez. Yapılan en önemli hata, nefes egzersizini ara vermeden arka arkaya tekrarlamaktır. Böyle olunca beyin sapında bulunan solunum merkezindeki denge karbondioksit aleyhine bozulur ve baş dönmesi hatta baygınlığa yol açar. Bu nedenle araya mutlaka dört beş normal nefes sokmak gerkir. Gevşeme, bedenimizdeki gerilimden sistematik bir şekilde kurtulmaktır. Derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli egzersizler enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır. Gün içerisinde zihnimizde birbiri ardına gelen düşünceler daha yüksek bir bilinç düzeyine ulaşmamızı engeller. Meditasyon, düzenli bir çalışmayla zihni dinginliğe kavuşturmak ve kişinin kendi kendisiyle daha fazla uyum içerisinde olmasını sağlamak amacıyla uygulanan uzakdoğu kökenli bir gevşeme tekniğidir. Gevşeme ile ilgili uygulamalara başka bir yazımda değineceğim. Dipsiz kuyu bu konu ve inanın paylaşacak çok şey var. Stres ve kaygı ile başa çıkmanın yollarını araştırmalıyız ve kendimizi rahatlatmalıyız. Ben sizler için araştırıp kısaca yorumlamaya çalıştım. Kaygı yaratıcı sorunları çözerken önce problemi saptayın, sonra seçenekleri hazırlayın ve bir çözümü seçip eyleme geçin. Daha sonra sonuçları değerlendirin. Göreceksiniz hayat çok daha kolay olacak.... Ferhan KILIÇ Sevgiyle kalın, hoşçakalın... NOT: Evime hırsız girdi ve aslında bu ay sizlerle paylaşmak için yazdığım yazı da bilgisayarımla birlikte kayıplara karıştı. Aceleyle bu yazıyı yazdım. Umarım ilginizi çekmiştir... İstanbul halkı; kendilerine hizmet etsin diye seçtikleri tarafından, hazır ve nazır müşterileriyle kendileri üzerinden para kazanmaya vesile edilmiş ve şehiriçi deniz ulaşımı hizmeti, yaratılan yeni şirket tekeliyle sağlanmaya başlanmıştır. 12,5 milyon İstanbullu ve Marmara havzasındaki milyonlarca tüketicinin aldığı kamu hizmeti, böylece ticarete kurban edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 07.05.2002 tarihli E.2000/17, K.2002/46 sayılı kararına göre: “Devletin tekelleşmeyi ve kartelleşmeyi önlemek görevi, temelde tüketiciyi koruma amacı gütmektedir. Anayasanın 172’nci maddesi ile Devlet’e verilen tüketicileri koruma görevi ancak, tekelleşme ve kartelleşmelerin önlenerek özgür rekabet ortamının sağlanması ile güvenceye alınabilir. Piyasa ekonomisinin etkinliği, serbest rekabet koşullarının varlığına bağlıdır. Tekelleşmeye veya kartelleşmeye olanak veren ortamlarda piyasa ekonomisi etkinliğini yitirir. Tekel konumundaki bir kuruluş önlem alınmadan özelleştirildiğinde, kamu tekelinin yerini özel tekelin alması kaçınılmazdır. Üstelik kamu tekeli konumundaki mal ve hizmet üretiminde Devlet’in doğrudan karışması olanağı varken, özel tekel durumunda bu olanak da söz konusu olmayacak, mal ve hizmet fiyatları kamu tekelinde olduğundan daha yüksekte belirleneceği gibi kalite de bundan olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle, özelleştirmeye ilişkin yasal düzenlemelerde, tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemeye, dolayısıyla bireyleri ve toplumu korumaya yönelik kuralların bulunması zorunludur. Tüm bu gerçeklere rağmen özelleştirilen ve İstanbul halkının malı olan İDO, kamu şirketi olmaktan çıkarılıp şirket tekeli haline getirilmiştir. İDO yaptığı fiyat ayarlamaları ile hakim durumunu “tüketici” kimlikli vatandaşların aleyhine kullanmaya başlamış ve İstanbul halkının tepkilerine neden olmuştur. İDO tarafından yapılan açıklamalarda; bir yandan erken bilet alan yolculara daha ekonomik koşullarda seyahat etme olanağı sağlandığı (!) belirtilirken bir yandan da -özellikle bayram ve tatil dönemlerinde yüksek kazançlar elde edeceği- esnek fiyat uygulamalarıyla tüketicilerin isyanlarına neden olmuştur. Bu olumsuz durumlara, ilgili kurum ve kuruluşları önlem almaya çağırırken; 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun”un 6. Maddesi “hakim durumun kötüye kullanılmasını ve ANAYASA’ nın 172.maddesini(Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, …….) hatırlatırız. Ulaşım, özellikle şehiriçi ulaşım ve yine özellikle daha kısıtlı olanakları bulunan şehiriçi deniz ulaşımı; tüketicinin evrensel kabul görmüş “VAZGEÇİLMEZ TEMEL İHTİYACI” dır ve evrensel tüketici hakkıdır(!) ve kamusal hizmet niteliğindedir. Stratejik önemi olan bu konuda, tümüyle ticari kaygılarla tüketiciler aleyhine yapılan esnek fiyat ayarlamalarını kınıyor, hakim durumun “Müşteri odaklı” bir zihniyetle daha doğru kullanılmasını bekliyor, fiyatlarda ciddi bir İNDİRİM beklediğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. TÜKETİCİLER DERNEĞİ OKULLAR AÇILDI, “OBEZİTE”YE DİKKAT! 2011- 2012 Eğitim- Öğretim yılı başladı. Milyonlarca öğrenci ailelerinden ayrılmakta, beslenmelerinin büyük bir bölümünü okullarda gerçekleştirmektedirler. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de obez sayısı 20 milyona yaklaşmaktadır. Avrupa’nın en obez ülkesi maalesef Türkiye’dir ve obezite ne yazık ki çocukluk yaşlarından itibaren başlamaktadır. Obez bir kişinin obezite tedavi masrafı da en az 800 dolar olmakta ve ülkeye ciddi ekonomik bir yük yüklemektedir. Bu gerçekler ışığında; obezitenin en büyük sebebinin dengesiz beslenme , aşırı fast food olduğu ve bu sorunun çözümünün de aile ve okullarda başlaması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Beslenmenin de bir eğitim ve bilinç olması nedeniyle aile ve okullarda “Obez” konusuna dikkatlerin çekilmesi, bu konuda farkındalıkduyarlılık yaratılması, bilinç oluşturulması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, aile ve okul yönetimlerine büyük görevler düşmektedir. Sağlık Bakanlığı kampanyasını destekleyen ve bir paydaş olarak görev alan Tüketiciler Derneği (TÜDER) Gıda Komisyonu olarak öğrenci ailelerine ve okul yöneticilerine önerilerimiz olacaktır.Şöyle ki; Aileler; öncelikle “Obezite”nin ne kadar ciddi bir sağlık sorunu olduğunu bilmeli, yaşam kaliteleri için evde, dışarıda ve okulda çocukların beslenmelerine özel dikkat sarfedilmelidir. - Bunun için: Çocuklara düzenli öğünlerde beslenme alışkanlığı kazandırılmalı (Günde en az üç ana öğün , üç ara öğün ) ve besin çeşitliliğine önem verilmelidir. - Fast food türü (bol yağlı, tuzlu,katkı maddeli, karbon- hidratlı)beslenmeden uzak tutulmalıdır. - Mevsiminde üretilen sebze ve meyvelerden, geleneksel yemeklerden yaralanılmalıdır. - Hazır, işlenmiş, gazlı yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır. - Okulda kantinler ve yemekhaneler gözlenmeli, okul yönetimlerine dilekler rahatça iletilebilmeli ve gereğinde sorgulanabilmelidir. - Beslenme çantaları evde hazırlanmalıdır. - Beslenme içerikli reklamlar konusunda çocuklar uyarılmalıdır. -Dengeli beslenmenin yanı sıra çocuklara “Hareket ve spor” alışkanlığı kazandırılmalıdır. Okullarda; - Okul ders müfredatında “ Bilinçli beslenme, sağlıklı çevre, diş bakımı ve genel sağlık”gibi konulara yer verilmeli; - Okul kantinlerinde şekerli, bol yağlı, bol katkı maddeli , gazlı yiyecek ve içecekler satılmamalı; - Kantin raflarında “mevsim meyveleri, süt, yoğurt ve ayran” gibi gıdalara yer verilmelidir. - Yemek saatlerinde “kantinler” kapalı tutulmalıdır. - Okul yemek hizmetinin sağlıklı, yeterli- dengeli olması için okul yönetimleri beslenme uzmanlarının bilgi ve deneyiminden yararlanarak gerekli düzenlemeleri ve önlemleri almalıdırlar. - Öğretmenlerin ve velilerin gıda – beslenme bilgisini artırmaya yönelik belirli periyotlarla “seminerler” düzenlenmelidir. Ayşe Cengiz (Beslenme Uzmanı) Kenan KIR Gıda komisyonu Üyesi Genel Başkan 30 05 EYLÜL 2011 PAZARTESİ Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Ali Erten, Mehmet Emin Ertekin, Türkan Elif Arıkancan ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Gülsel Alparslan’a ait 05.08.2011 tarihli toplantıya katıldığı hakkındaki dilekçesinin gündeme alınmasının oybirliği ile kabulüne karar verildi. Gündem okundu, oybirliği ile kabul edildi. Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu, Taş Mektep’te İl Özel İdaresi tarafından yapılan tadilatın ruhsatı ile ilgili bir sorun olup olmadığını varsa gerekli kolaylığın gösterilmesi hakkında sözlü önerge verdi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde 1- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü başlıklı 20.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’na yapılan itiraza dair evrakın İmar ve Şehircilik Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne, 2- Özel Kalem Müdürlüğü başlıklı memur toplu sözleşmesine dair evrakın Hukuk Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne karar verilerek birleşim Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 07.09.2011 Çarşamba günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. 07 EYLÜL 2011 ÇARŞAMBA Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Pınar Ünsal, Türkan Elif Arıkancan ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde 1- Kültür Sosyal İşler Müdürlüğü’nün Bakırköy Belediyesi Eğitim EYLÜL 2011 BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE NELER GÖRÜÞÜLDÜ Yardım Yönetmeliği gereği ilköğretim ve lise öğrencilerine 2011-2012 öğretim yılı içinde ödenecek eğitim yardımında görev yapacak 2 meclis üyesi komisyonda seçilmek üzere aday isimler belirlendi. Ali Kenan Kır, Yervant Özuzun ve Halil Yalçın Kayalı aday gösterildi. Yapılan açık oylama neticesinde Halil Yalçın Kayalı’nın oyçokluğuyla reddine, Ali Kenan Kır ve Yervant Özuzun’un oyçokluğuyla kabulüne karar verildi. 2- İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü başlıklı Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdari Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik gereği norm fazlası 1 adet icra memuru kadro iptaline dair başkanlık teklifinin oybirliği ile kabulüne, 3- Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nün ilçemiz dahilinde resmi okullara sunmakta olduğu hizmetler hakkındaki Bütçe Plan Komisyonu Raporu’nun 3 çekimser (Halil Yalçın Kayalı, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşın oyçokluğuyla kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 09.09.2011 Cuma günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. 09 EYLÜL 2011 CUMA Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından açıldı. Bedros Avedikyan ve gelmeyen üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Köyiçi Mahallesi 42 pafta 355 ada 27 parselde bulunan yerin Yeşilköy Spor Kulübü’ne 10 yıl süre ile kullanım hakkının verilmesine dair komisyona havale edilmiş olan dosyanın tekrar değerlendirilmek üzere komisyona havalesinin oybirliği ile kabulüne, gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde; 1- Memur Toplu Sözleşmesi konulu Hukuk Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 2- Ataköy 1/1000 ölçekli uygulama imar planının plan notu paftasının meclis kararına uygun düzeltilerek eklenmesine dair İmar Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 3- Ataköy 115 ada ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi arasından geçen 15 metrelik yola itiraz konulu İmar Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 4- Ataköy 115 ada 113,114 parseller arasındaki yola itiraz konulu İmar Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 5Ataköy 1194 ada 1 parselin 20.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’ndaki lejantına itiraz konulu İmar Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 6- Ataköy 9-10 mahalle 1099 ada 2 parselin 20.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’nda tasdik dışı alanda bırakılmasına itiraz konulu İmar Komisyonu Raporu’nun 2 ret oya karşın oyçokluğuyla kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından 03 Ekim 2011 Pazartesi günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı. Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim, Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin www.atakoygazete.com.tr sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz. YAŞANAN SEL FELAKETİ DERS OLMADI! AYAMAMA DERE YATAĞINA KAÇAK İNŞAATLAR DEVAM EDİYOR MU? 2009 Eylül ayında yaşanan sel felaketinde 33 vatandaşın yaşamını yitirdiği Ayamama dere yatağına, inşaat yapımları devam ediyor. Vatandaşların şikâyetleri üzerine yerinde görerek inceleme gerçekleştiren CHP İBB Meclis Üyeleri, İBB Başkanı Kadir Topbaş’a hazırladıkları yazılı soru önergelerinde yaşanan sel felaketinde ders çıkarılması gerekliliğine dikkat çekti. Önerge ile ilgili meclis toplantısında konuşan CHP İBB Meclis Üyeleri Dr. Hakkı Sağlam’da eleştiri ve önerilerde bulunarak, “Bunları yaparken Sayın Topbaş’ın vicdanı hiç sızlamıyor mu? Her şeyi düşünen, demokrasi havarisi olan Sayın Topbaş bu dere ıslahı ne olacak diye neden hiç düşünmedi. İstanbul’un Silueti’ni bozan Zeytinburnu’nda 3 kuleyi görmeyen Sayın Topbaş Ayamama Deresi’ndeki kaçak inşaatı mı görecek. Elbette hayır. Demek ki Sayın Topbaş İstanbul’daki kaçak yapıları görebilecek kadar İstanbul’da kalmaya ve İstanbul’u yönetmeye zaman bulamıyor” dedi. Ayamama dere yatağına kaçak inşaatlar devam ediyor mu? İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisinin 2011 yılı Eylül ayı oturumlarında CHP İBB Meclis Üyeleri Dr. Hakkı Sağlam ve Serdar Bayraktar imzaları ile verilen önergede İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın yazılı cevaplanması isteği ile oy birliğiyle Başkanlık Makamına havale edilen yazılı soru önergesinde şunlara değinildi; “İstanbul’da Eylül 2009 tarihinde meydana gelen ve 33 vatandaşımızın yaşamını yitirdiği sel felaketinden sonra Ayamama Deresi’nin çevresindeki kaçak yapıların önemli bir bölümü yıkılmıştır. Dere yatağında 108 adet kaçak yapı tespiti yapıldığı bunların 75’ine ilişkin yıkım işlemlerinin gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Birçok firma ise bu işlemi kendileri gerçekleştirmiştir. Tanıtım tabelası dahi olmadan hafriyat alınıp imalat öncesi hazırlıklar yapılan bu inşaata kim dur diyecek? Bir taraftan binaların dere yatağına taşan bölümlerine ilişkin yıkım işlemleri gerçekleştirilirken diğer taraftan Sefaköy 4 Pafta 4703 parsel üzerinde (İkitelli adresinde bulunan Sabri Özel tekstil fabrikasının yanı) tanıtım tabelası dahi olmadan hafriyat alınıp imalat öncesi hazırlıklar yapılmaktadır. Bu Kapsamda; 1. Anılan yere ilişkin ruhsat hangi tarihte verilmiştir? Ruhsata ilişkin harçların tutarı, tahakkuk ve tahsil tarihi nedir? 2. Yerin hali hazırdaki emsal değeri ve imar durumu nedir? 3. Bahse konu yere ait verilen plan değişiklik teklifi var mıdır? Varsa değişiklik teklifinin içeriği nedir? 4. Bugüne kadar yapılan idari işlem var mıdır? Varsa tarihi, içeriği ve sonuçları nedir? (varsa bir örneğinin cevaba eklenmesi) Önerge ile ilgili Meclis toplantısında konuşan CHP İBB Meclis Üyeleri Dr. Hakkı Sağlam’da eleştiri ve önerilerde bulunarak şunları söyledi; Sayın başkan değerli üyeler; “Bilindiği üzere; yaklaşık 2 yıl önce 9 Eylül 2009 tarihinde yaşanan sel felaketi sonrasında Ayama- ma deresindeki kaçak yapılaşma gündeme gelmiş; bu kadar büyük can ve mal kaybının en önemli sebebinin Ayamama deresi üzerinde kaçak yapılaşma olduğu açığa çıkmıştır. Başakşehir’e uzanan 30 metrelik Basın Ekspres yolu bu dere yatağı dikkate alınmadan 2006 yılında Sayın TOPBAŞ tarafından derenin ıslahı düşünülmeden tamamlanmıştır. Aynı aksta yapılan okul alanı daha evvel botanik bahçesi ve kısmen mezarlık alanı iken plan tadili yapılmış ve mezarlık alanı imara açılmış dere hiç önemsenmemiş ve dikkate alınmamıştır. Ayamama deresine SIFIR aynı yerde 3410 nolu parsel yeşil alan iken plan tadili yapılarak bodrum katlar emsale dahil değildir, plan notu ve emsal 2 yapılarak 43.600 m2 arsa da 120 bin m2 inşaat yapımına izin verilmiştir. Bunları yaparken Sayın TOPBAŞ’ın vicdanı hiç sızlamıyor mu? Her şeyi düşünen, demokrasi havarisi olan Sayın TOPBAŞ bu dere ıslahı ne olacak diye neden hiç düşünmedi. Şimdi o dere üzerinde Ruhsata ilişkin tabelası olmadan yeni başlanan bir inşaat var. 22.06.2005 TT F21C22A4B Pafta, 4 ada, 4703 sayılı parsel 11.667 m2 e:1,75 ön tarafı Basın ekspres yoluna, diğer tarafı yani arkası ise dereye SIFIR dır. 31 BAKIRKÖY’ÜN 55 YILLIK TERZİ HAMDİ’Sİ Esra ERDOĞAN SEVMEKTİR DOKUNMAK ve SEVMEK HAPSETMEK DEĞİLDİR Gazete de yazmaya başladığım ilk zamanlarda ilkyazım “Onlara Dokunun” adını taşıyordu… Şimdi düşünüyorum da ne kadar çok bunu yazsam da bir o kadar yanlış anlaşılmalara meyal veriyor. Ya çok fazla üzerine düşerek abartılan ve çocuğa yaşam alanı tanımayan ya da dokunmaya bile imtina eden anneler görmeye devam ediyoruz. Bir anne çocuğun yaşamında her zaman en önemli rolü oynar, sakın babaların ve babalığın önemini yadsıdığımı düşünmeyin lakin annelik gebelikten itibaren başlayan ve öğrenime ihtiyaç duymayan doğal, içgüdüsel bir süreç olduğunu anımsamak gerekir. Baba olmak ise çocuk ile birlikte zaman geçirip paylaştıkça çoğalan, büyüyen ve tadına varılan bir süreç olduğu bilinir ki bu son derece doğru, bebeğin annenin içinde büyümesinden kaynaklanan hormonlarla belirlenmiş bir süreç olmasına rağmen babalığın öğrenilen bir süreç olması ile belirgindir. Çocukların ihtiyaçları ve belli şeylere ihtiyaç gösterdikleri dönemler farklılaşır ama sevginin ve kabullenilmenin, koşulsuz şartsız evlat olmanın aidiyetini yaşamaya olan içgüdüsel istekleri asla sona ermez. İşte içimizde yaşamaya devam ettiğimiz müthiş paradoksal durum da burada başlar; Biz hem küçük bebeğimiz, hem de farklı bir birey gibi ona nasıl bakabilir ve davranabiliriz ki… • Onların büyüdüklerini görmek, kendi yaşlanmamızı kabul etmektir ki bunu kabullenmeyi hiç istemeyiz, • Onların büyümeleri bizden kopmaları ve verdiğimiz emeklerin bu kopuşla boşa gitmesi demektir ki –Boş Kucak Sendromu – bunu kabullenemeyiz, Biz onlara üstü kapalı bir fatura çıkarırız; • Sen benim yanımdan ayrılma, kopma, hep benim bebeğim kal ki ben kendimi genç ve dolu hissedeyim, senin yaşamın benim istediğim doğrultuda ilerlerse ben de kendimi iyi ve hayatını çocuğuna adamış, bunun karşılığını da alan bir anne olarak yaşamaya devam edeyim, avuçlarımı boş bırakma ( hayatımı ). Bu, çocuğa ilk yaşlardan beri işlenen bir ailesel olgu olarak düşünüldüğünde çocukta ayrılma, bireyselleşme asla gerçekleşemez. Çünkü o anneyi kaybetmek istemez ve kendi hayatından vazgeçmeyi farkında olmadan göze alır. Mutsuz lakin neden mutsuz olduğunu bilemeyen peyk yetişkinler olarak dünya sahnesinde rol alırlar. Sahnesinde diyorum çünkü senaryosu başkası tarafından yazılmış, sahte bir yaşama doğru sürüklenmeleri az ya da çok kaçınılmazdır. İyi de bu açmaz nasıl çözülür? - Annenin üretebildiği tek şey çocuk olamamalıdır ki yaşamını bu üretimden elde edeceği paya bağlamasın. - Annenin ayrı bir yaşamı; eş, iş kadını, sosyal bir kadın ve hobileri olmalı, - En önemlisi anne kendi ile barışık ve huzurlu olmalıdır. Böylece ego güçlü ve pay payda oranı dengeli bir hal alır. Baba, anne arasındaki uyum ( evliliği sonlandırmış çiftler dâhil ) çocuk için çok önemlidir… İleride kuracağı tüm ilişkilerde örnek teşkil eder. Sonuç; Onu, hapsetmek ve kendi yaşamınızı garantilemek için değil; koşulsuz sevin, dokunun ama bırakmasını da bilin. Büyüdüğünde yaşlandığınızı değil, olgunlaştığınızı düşünün. Onu bir birey ve ayakları üzerinde duran, hayatı sevgi ile kucaklayan, zorluklarla baş edebilen bir egoya sahip yetiştirebilmenin haklı gururunu yaşayın… Eskinin gözde meslekleri, şimdilerde mesleklerini devam ettirecek 'ustalarını' arıyor. Hazır giyim kültürünün yaygınlaşması ile hitap kitlesi daralan terzilik mesleği de bunlardan birisi. Terzi sayısında yaşanan düşüş ise, yeni neslin bu mesleğe ilgi göstermediğini ortaya koyuyor. Buna rağmen bu zanaatı sürdüren ustalar da var. Bakırköylü Hamdi Güngör’de bunlardan biri. 55 yıllık terzilik geçmişi olan Güngör, mesleğinden çok memnun olduğunu belirterek, biran bile pişmanlık duymadığını söylüyor. Her gün binlerce kişinin geçtiği İstanbul Caddesi’nde bulunan Uzun İş Hanı’ndaki dükkanında terzilik yapan Güngör, yaz aylarında ise alıyor tezgahını ve iş hanının önündeki kaldırımda mesleğini yapıyor. Yaz aylarında dışarıda terzilik yapmasının insanlar tarafından ilk başlarda şaşkınlıkla izlendiğini belirten Güngör, zamanla bu duruma alışıldığını hatta bazı yabancı turistlerin fotoğraf çektirmek istediklerini de ifade ediyor. Terziliği vefakar bir meslek olarak nitelendiren Hamdi Güngör, genç kuşağın ilgisizliğini ise, popüler olmayışına bağlıyor: Bakırköy’ün en eski terzilerinden biri olan 55 yıllık terzi Hamdi Güngör ile günümüzde gittikçe yok olan terzilik mesleği hakkında konuştuk. Günümüzde terzilere neden ihtiyaç duyulsun? Her ne kadar hazır giyim çok rağbet görse de, insanların terziye ihtiyacı ortadan kalkmış değil. Eskiden terziler çok elbise dikerdi, şimdilerde bu sayı azaldı. Yine de özel sipariş takım elbiseler yapıyoruz. Hazır alınmış da olsa elbiselerin onarımı – bakımı için terziye ihtiyaç var. Daraltmak veya genişletmek gerekiyor, uzun geliyor kimisinde. Fermuar arıza yapıyor. Bunun gibi bir çok hususta terzilik devreye giriyor. İnsanlar para verip aldıkları elbiseyi, fermuarı bozuldu diye atamıyor haliyle. Tamir için bize geliyor. Ufak tefek işler gibi gözükse de kazancımızı çıkartıyoruz. Terzi olmak isteyen bir genç ne yapmalı? Eğitimi var mı bu işin? Tekstil üzerine eğitim veren kurslar var. Oraya gidebilir. Eli yatkın kızerkek çocuklarımızın gitmesini tavsiye ederim. İleri yaştakiler de Terziler Federasyonu’nun düzenlediği kurslara katılabilirler. Aldıkları sertifika ile işyeri açma ruhsatı edinebilirler. İlgi azalıyor gitgide terziliğe. Yakın gelecekte değerli bir meslek olacağı kanısındayım. Giyim-Tekstil konusunda Türkiye’nin durumu nasıl? Dünya üzerinde Türkiye ve Fransa öncü ülkelerdir. Millet olarak da bu mesleğe yatkınız. Giyim-kuşam, insanoğlu hayatına devam ettiği müddetçe varlığını devam ettirecektir. Terziliğin ne gibi getirisi var? Bir genç neden tercih etmeli bu mesleği? Terziliğin bir düzeni var. Dükkanını kendin açar, kendin kapatırsın. İhtiyaç Son olarak neler söylemek istersiniz? dahilinde hiç işe bile gelmeyebilirsin. İlk başta bu güzide mesleği ve biz Her şeyden evvel, terzileri hatıremir altında ladığınız için sizlere çalışmıyorsun. teşekkür ederim. Nice gençlerimÖzellikle gençlerizi görüyorum, imizin bu mesleği başkalarının öğrenmelerini ve altında çalışıyor uygulamalarını ve hak ettikleri isterim. Çünkü maaşı alamıyorartık gittikçe lar. Halbuki unutulan ve kayküçüklükten bu bolan bir meslek Hamdi Güngör zanaatı öğrense, haline geldi. Eski- Özgürleşmek için kanat çırpmasını destekleyin, onaylamadığınız atılımlarında bile sizi yanında hissetmesini sağlayın. Yol açıcı ve destekleyici olun, bırakın sonuca kendisi varsın. Negatif değil, pozitif olun. Fikirlerine değer verilen ve güvenilir olun. UNUTMAYIN… Ancak bir birey, başka bir yetiştirebilir. birey Saygılarımla… 444 80 81 - YEDİKULE PSİKİYATRİ elinde bir zanaat olsa fena mı olur? Ama şimdilerde maalesef gençlerimiz eski mesleklere ilgi göstermiyor. Şimdilerde revaçta olan başka meslekler var. Terzilik ufak esnaf gibi görülüyor. Halbuki bir toplumda doktor kadar yer etmiş, köklü bir meslektir. Hazır giyim tekstil sektörü çok ilerledi. den her mahallede bir terzi olurdu. Şimdi ise insanlar terzi bulmak için araştırma yapmak zorunda kalıyor. Tabi ki günümüz şartlarında terziliğin tekrar eski günlerine dönmesi imkansız ama en azından unutulmasın, çünkü bu meslek kültürümüzün bir parçası. (Arzu BERATOĞLU) TEKNOLOJÝ DÜNYA SI GÖKHAN ATAMER [email protected] RUHUN AYNASI TWITTER New York'daki Cornell Üniversitesi'nde 2,5 milyon Twitter kullanıcısının yarım milyarı aşkın Twitter mesajını gözden geçiren araştırmacılar insanların yazdıklarının bir gün boyunca ve mevsimlere göre nasıl değiştiğini incelediler. İçerik analizi yapan bir bilgisayar programı yardımıyla gerçekleştirilen araştırmanın bulguları, sabah saatlerinde kullanılan olumlu dilin, günün ilerleyen bölümlerinde, özellikle çalışma saatlerinde, daha olumsuz ve karamsar hale dönüştüğünü ortaya koyuyor. Twitter'daki olumlu mesajların, günün iki bölümünde, sabah ve gece saatlerinde zirveye çıktığı saptanmış. Sonuçlarda fazla şaşırtıcı olmayan bir diğer bulgu da, insanların Cumartesi ve Pazar günleri, hafta içi günlere kıyasla daha keyifli Tweet'ler atması. Bununla birlikte araştırmacılar, günlük ruh hali değişiminin sadece işyerinde geçirilen stresli saatlerle açıklanamayacağını, zira hafta sonlarında da insan ruhunda iniş çıkışların benzer bir grafik izlediğini söylüyorlar. Cornell Üniversitesi sosyologları, bunu uykunun olumlu, tazeleyici etkisine ve sirkadian ritmi olarak adlandırılan, vücudun doğal davranışsal döngüsüne bağlıyor. Günün aydınlık olduğu saatlerin de Tweet'lerdeki ruh halini değiştirdiği gözleniyor. Şimdiye dek bilim adamlarının insanların ruh hallerindeki değişimleri incelemesi zordu. Bu son çalışmayı yapan araştırmacılar, geleneksel laboratuvar testlerinin, üniversite öğrencilerinin kendi ruh halleri konusunda verdikleri kişisel bilgilerle sınırlı kaldığına işaret ediyorlar. 2008 Şubat'ından 2010 Ocak'ına dek, 84 ülkeden atılan Tweet'leri inceleyen Cornell Üniversitesi'ndeki araştırma ekibi, Twitter'ın anında ruh değişimini yansıttığını belirtiyor. Daha geniş ve farklı insan grupları üzerinde araştırma yapabilmek isteyen bilim adamları giderek daha fazla sosyal paylaşım sitelerindeki yansımalara eğiliyor. GELECEK BİLİŞİMLE GELECEK Bilgi ve iletişim sektörü fuar organizasyonlarının iki lideri Deutsche Messe AG ve İnterpro A.Ş. tarafından kurulan HİF A.Ş.; CeBIT Bilişim Eurasia adı altında 12. kez düzenleyeceği fuar ile İstanbul'u, bölgenin bilişim sektörünün iş merkezi haline getirmeyi amaçlıyor. İlk kez 1992 yılında düzenlenen fuar, 2000 yılından bu yana bir CeBIT Etkinliği olarak düzenleniyor. Avrasya bölgesinin en büyük Uluslararası Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Uydu İletişimi, Yayıncılık, Kablo ve TV Sektörü Fuarı, CeBIT Bilişim Eurasia İstanbul-Büyükçekmece TÜYAP’ta 6 Ekim 2011 Perşembe – 9 Ekim 2011 Pazar tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. TURKCELL’DE TAZMİNAT ŞOKU Uluslararası Ticaret Odası’na (UTO) bağlı tahkim mahkemesi, Turkcell’in ortaklarından Çukurova Holding’in TeliaSonera’ya faiziyle birlikte 932 milyon dolar tazminat ödemesine karar verdi. Ntvmsnbc’deki habere göre, Turkcell’in ana hissedarlarından İskandinav telekom şirketi TeliaSonera tarafından yayımlanan bültende şirketin Kıdemli ATAKÖY Başkan Yardımcısı Cecilia Edström, “Hükmedilen tazminat ve faiz, kayda değer bir tutar oluşturmaktadır. Çukurova’nın, önceki tahkim kararlarını yok sayan tutumunu göz önünde bulundurarak, Çukurova’nın zararı tazmin edebilecek mal varlığının olduğu ülkelerde tahkim kararının icrası için derhal harekete geçeceğiz. Çukurova ile TeliaSonera ve Çukurova ile Altimo arasında ayrı ayrı süren hukuki ihtilafları çözme yönündeki çabalarımızı birleştirme konusunda Kasım 2009’da Rus Altimo ile bir anlaşma imzaladık. UTO tahkim heyetinin kesin kararı ve Doğu Karayip Adaları Yüksek Mahkemesi’nin Çukurova ile Altimo arasındaki davanın, Altimo lehine yakın zamanda vermiş olduğu karar haklı olduğumuzu gösteren önemli kararlardır. Şimdi kararın icrası için güçlerimizi birleştirerek Turkcell’i gerekenden fazla uzun zamandır etkileyen bu ihtilafın derhal çözüm yolunu arayacağız.” Reuters’ın Çukurova’nın hangi aktifleri için harekete geçecekleri sorusuna Edström, “Hızlı hareket edeceğiz. Bu konuda spekülasyon yapmak istemiyorum” yanıtını verdi. Turkcell’de dolaylı olarak yaklaşık yüzde 37 payı olan TeliaSonera, Mart 2005’te Çukurova’nın, geriye kalan Turkcell Holding hisselerini 3.1 milyar doları karşılığında TeliaSonera’ya satması yönündeki anlaşma yaptı. Bu anlaşmanın sonucu TeliaSonera’nın Turkcell’deki doğrudan ve dolaylı hissedarlığı yüzde 37.3’ten yüzde 64.3’e yükselecekti. Anlaşmayla ilgili anlaşmazlıktan kaynaklanan hukuki süreçte tahkim heyeti daha önce 2007 ve 2009 yılında karar almıştı. Tahkim mahkemesinin tazminat kararının TeliaSonera’nın Cenevre’de Mayıs 2005’te başlattığı tahkim yargılaması sonucunda verildiği belirtildi. THY UÇAKLARINDA CANLI TV VE INTERNET Türk Hava Yolları'nın kıtalararası uçuş yapan uçaklarında bulunan PLANET eğlence sistemine artık Panasonic Avionics Corporation tarafından geliştirilen Global Communication Suite (GCS) sistemi de dahil ediliyor. Bu sistemle birlikte yolcular artık IFE eğlence sisteminde dünyada ilk defa televizyon programı eş zamanlı izleyebilecek. Kısa süre içinde ilgili kuruluşlardan alınacak onaydan sonra Türk Hava Yolları yolcuları artık uçaklarda internet kullanabilecek, e-posta'larına ulaşabilecekler. Kıtalararası uçuşlarda koltuk arkası ekranlardan dünyada ilk kez sunulacak canlı televizyon yayını ile başlangıçta BBC World, BBC Arabic ve Euronews kanalları kesintisiz olarak yolculara sunulacak. Kısa sürede bu kanallara Türkçe yayın yapan kanallar ile spor kanalları eklenecek. LENOVO İKİNCİLİĞİN PEŞİNDE Pazardaki daralmada bazı şirketler hedeflerini küçültürken bazıları ise çıtayı daha da yukarı çekiyor. Lenovo, NEC ile yaptığı ortak çalışmadan ve Medion’u satın almasından sonra hedeflerini daha yükseğe çekti. International Data Corporation’ın raporundaki 2011 yılı ikinci çeyrek verilerine göre pazar payını yüzde 12,2’ye yükselterek dünyanın en büyük üçüncü kişisel bilgisayar üreticisi olan Lenovo’nun hedefi 2011 yılı sonunda dünya ikincisi olmak. Lenovo Türkiye Genel Müdürü Gülfem Çakmakçı, “Türkiye’de son çeyrekte toplamda yüzde 9 pazar payı ile 5’inci sırada yer alıyoruz. Dizüstü bilgisayarda ise yüzde 12 ile 4’üncü sırada yer alıyoruz. Dünya çapında baktığımızda ise ikincilik yolunda hızla ilerliyoruz” dedi. Gerçekleştirilen yönetim uygulamaları ile 21 milyar doları aşan bir yıllık gelir miktarı elde eden Lenovo, kısa bir süre önce de Fortune Global 500 listesinde 450’nci sırada yer almıştı. WINDOWS 8’Lİ İLK TABLET BEĞENİ TOPLADI Windows 8'in geliştiricilere tanıtıldığı BUILD konferansında, yeni işletim sistemiyle çalışan ilk tablet prototipi de ortaya çıktı ve en az Windows 8 kadar beğeni topladı. Microsoft ve Samsung ortaklığı ÝMTÝYAZ GENEL Taner SAHÝBÝ, KÜÇÜKTEPE Hukuk Danýþmaný: Av. YÖNETMEN VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ Ofset Baský ; ÜNÝFORM Özcan ATAMER Renk Ayýrým; FÝLMEVÝ Haber Koordinatörü AYLIK BÖLGE GAZETESÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Gökhan ATAMER Ýstanbul Aylýk Süreli Ferhat yayýnApt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Haber Merkezi Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 YIL: 19 Sayý: 208 EKİM 2011 Yavuz ARPACIK Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. Arzu BERATOĞLU tarafýndan yayýnlanmaktadýr. [email protected] Köþe yazýlarýndaki sorumluluk, yazarlarýna aittir. GAZETEMÝZ BASIN AHLAK YASASINA Gazetemizde yayınlanan ilanların sorumluluğu ilan sahibine aittir UYMAYI TAAHHÜT ETMÝÞTÝR sonucunda meydana getirilen Samsung 700T tablet, 1.60Ghz çift çekirdekli işlemci, 4GB DDR3 RAM, 64GB SSD, WiFi ve 3G bağlantısı gibi özelliklere sahip. Hürriyet'te yer alan habere göre 11.6 inç ekrana ve 1366x768 çözünürlüğe sahip tabletin ağırlığı sadece 909 gram, kalınlığı 12.9mm. Tablet, bir Bluetooth klavye, kalem, USB portu içeren bir dock, HDMI ve Ethernet bağlantılarını da içeriyor. Windows 8'li tabletin hareketi ve yönü algılayan sensörleri de bulunuyor. Cihazın performansı ise Windows 8'i rahatlıkla çalıştıracak seviyede. Cihaz, Metro arayüzünü ve Windows 8'i hızlı bir şekilde çalıştırabiliyor. TÜRKİYE SİBER ORDU KURUYOR Ulusal bilgi işlem sistemlerine karşı yürütülebilecek siber saldırı tehlikesine karşı 'Ulusal Siber Güvenlik Koordinasyon Kurulu' adıyla bir ekip kurulması için çalışmalara başlandı. Kurulu oluşturan birimlerden Uzmanlar Kurulu'nda siber güvenlik uzmanları, Bilim Kurulu'nda akademisyenler, Danışma Kurulu'nda ise kamu kurumları, STK'lar ve özel sektörün üst düzey yöneticileri yer alacak. 'Ordu'nun yaklaşık 200 üyesi olacak. Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Mustafa Alkan, uzmanlar kurulunda beyaz ve siyah şapkalı hackerler dahil kamu ve özel sektörden bilişim güvenliği uzmanlarının yer alacağını söyledi. Ekipte beyaz ve siyah şapkalı hacker'ların da yer alacağını belirten Alkan, "Finans sistemimiz bile risk altında. Türkiye bilgi güvenliği savunmasında en kötü 10. ülke durumunda" dedi. Gazi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Şeref Sağıroğlu'nun verdiği bilgiye göre günde ortalama 15 bin civarında tehdit geliyor. Sağıroğlu 'Şu an savaş halindeyiz. Elektronik ortamda savaşlar ortaya konmaya başladı. Artık savaşları ordular yapmıyor' dedi. Akşam'ın haberine göre, Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Mustafa Alkan, sadece WikiLeaks ve Anonymous'un bilindiğini ancak tehlikenin çok daha büyük olduğunu anlattı. Alkan, "Türkiye 7/24 pek çok saldırıya maruz bırakılıyor. Hangi stratejik bilgilerimiz kontrol altına alındı ve hangi amaçla kullanılacak bilmiyoruz. Binlerce server'ımız köleleştiriliyor. Çok mahrem bilgilerimiz ülke için tehdit olarak kullanılıyor." dedi. Siber güvenlik gücüne, üye istenecek kamu kurumları şöyle: Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Ulaştırma, Bilgi, Teknoloji ve Sanayi ile Adalet Bakanlıkları, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Aselsan, Havelsan, BTK, TÜBİTAK, Emniyet Genel Müdürlüğü, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı. Bilişim güvenliği alanında faaliyet yürüten etkili firmaların uzmanları da ekipte yer alacak. STK'lardan da Bilişim Derneği, Bilişim Vakfı, TÜBİSAD, YASAD, İnternet Kurulu, TOBB, Barolar Birliği, Noterler Birliği, TÜRMOB, TMMOB'dan üye istenecek. İletişim altyapısı hizmeti veren, Türksat, TTNet, Turkcell, Avea, Vodafone, Superonline, Oracle, Türk Telekom gibi firmalardan da üye alınacak. 4G DOLU DİZGİN GSA'nın (Küresel Mobil Tedarikçiler Birliği) raporundan derlenen bilgiye göre, 85 ülkeden 237 GSM operatörü şirket, 4G yatırımı yapıyor. Ayrıca 2012 sonu itibarıyla toplam 93 operatör, ticari olarak 4G hizmeti verecek. Toplam 31 firmanın ticari olarak verdiği LTE hizmetinin küresel ölçekte 2 milyon abonesi bulunuyor. Rapora göre, 45 üretici firmanın LTE destekleyen 161 modeli de piyasada satılıyor. Teorik olarak WCDMA saniyede 384 kb, HSPA 14 MB ve LTE 100 MB hıza ulaşabiliyor. Buna göre indirme hızlarına örnek şu şekilde sıralanıyor: -74 dakikalık bir albümü WCDMA 4 saat, HSPA 25 dakika ve LTE 54 saniyede indirebiliyor. -160 dakikalık bir DVD filmi WCDMA 21 saat, HSPA 2 saat ve LTE 4,8 dakikada getirebiliyor. -HD kalitesindeki 1 saatlik film, WCDMA ile 3 gün, HSPA ile 8 saat ve LTE ile 17 dakikada bilgisayara yüklenebiliyor. Hukuk Danýþmaný: Av. Taner KÜÇÜKTEPE Av. Öner AYBEK Ofset Baský : ÜNÝFORM Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1 Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16 Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ. tarafýndan yayýnlanmaktadýr. Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak gösterilmeden kullanýlamaz 33 Bakan açıkladı: “Ataköy Sahili’ndeki inşaatlar durduruldu.” Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya Büyükkent Bölge Temsilciliği Başkanı Ali HACIALİOĞLU; “Ataköy Sahili’ne açılan davalar var. Sivil Toplum Kuruluşları’nın açtığı davalar, belediyenin tahsilasyona açtığı dava var. Bu davalar bu kararla kadük hale gelmiş durumda. Acaba açılan bu davaların tamamını düşürmek için böyle bir yöntem mi izleniyor diye düşünmek gerekir.” Son günlerde yeniden gündeme gelen Ataköy Sahilleri’nin durumu hakkında neler söylersiniz? Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar yaptığı açıklamada 50 metrelik şerit bırakacaklarını söylüyor. Bu size inandırıcı geliyor mu? Ataköy Sahili uzun zamandır kamuoyunun gündeminde. Artık Bakırköy kamuoyunun ötesinde İstanbul, Türkiye hatta uluslararası boyuta da taşındı. Bunları biliyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın bir anda böyle bir açıklama yapması beklenmeyen bir açıklama olarak değerlendirildi. Açıklamayı kamuoyuna sunulan bilgiler çerçevesinde değerlendirdiğimizde mevcudun bir derece daha iyisi olarak görülebilir. Yani kötünün iyisi olarak değerlendirilebilir. Ama gerçeği yine sayın bakanın da söylediği gibi Turizm Bakanlığı’na sunduğu yeni planın açıklanmasında göreceğiz. Yani yeni plan verilerinde konuyu yeniden değerlendirme ve reel bir şey söylememiz mümkün olacak. Çünkü bakan emsali yüzde 50 azaltacaklarını söylüyor. Bu sahiller için yoğunluğu azaltan, sevindirici bir karardır. Biz sahillerin yoğunlu kullanılmasına, yapılaşmasına zaten karşıyız. Ancak günü birlik ihtiyaçlar için karşılanabilecek tesislerin yapılabileceğini öngörüyoruz. Onun dışındaki tüm yapılaşmalara karşıyız. Ancak bu yeni planda eğer plan notları, plan verileri öyle bir şekilde düzenlenebilir ki, metrekare olarak önceden verilen miktarları yakalayacak metrekarelerde inşaat yapmaları da olanaklı kılınabilir. Çünkü hemen size bir örnek vereyim. Yine biraz önce bahsettiğimiz sahilde 11 dönümlük satılan Sinpaş’tan sonra satılan küçük yere 44 bin metrekare bir proje hazırlandı. Baktığınız zaman Ataköy Sahili’nin emsali 2 emsaldir. Yani 11 dönümlük yere 22 bin metrekare inşaat yapmaları gerekir. Depolar, havalandırma vesaire gibi emsal dışı alanlarla birlikte 24-25 bin metrekare inşaat yapılması gerekirken, 44 bin metrekarelik bir proje hazırlandı. Belediyeye ve Anıtlar Kurulu’na sunuldu. Şimdi bu gerçekte 4 emsal demektir. Yani orada yapılacak inşaatların, plan verilerine göre kot’u nereden aldıklarına bağlı, yüksekliklerine bağlı, neleri emsale dahil edip, etmedikleri planlarda yazıyor. Bu yeni planlarda bunlara bakmamız lazım. Yoksa 30 metre yüksekliği 15 metreye düşürmüş olmakla Ataköy Sahili kurtulmuş olmaz. Bu gerçeği görmemiz lazım. Onun için en sağlıklı şey bu yeni plan verileri açıklandıktan sonra söz konusu olacak. Ama burada bir şeye dikkat etmek lazım. Yine çağdaş şehircilik bilimi açısından, İmar Hukuku açısından sıkıntılı bir süreç var. Yani bu planlama süreci yaşanırken, Bakırköy Belediye’nin, buradaki sivil insiyatiflerin, ilgili yetkili meslek kuruluşlarının görüşleri alı- narak plan yapılması lazım. Bakanlık bir anda ben planı değiştirdim diyor. Bu zamana kadar ne yapmış, nasıl bir plan yapıyor bilinmiyor. Yani sürprizle karşılıyoruz. Bu bir sürpriz oldu aslında. Kimsenin beklediği bir şey değildi. Şimdi bu açıklamayı çok iyi okumak lazım. Ben şöyle değerlendiriyorum. Bir kere bakanlık böyle bir açıklamayla bu güne kadar kamu oyunun gösterdiği tepkiyi bir absorbe etme yöntemi kullanıyor. Emsali azalttım diyor, kıyıları 50 metre genişleteceğim diyor, tepkileri azalt- ma var. psikolojik olarak bir rahatlatma var. Ama hemen yanında planlamayı Topkapı Sarayı’ndan 8.35 kapsadığını söylüyor. Şimdi bu alana baktığımızda çok ciddi açılmış hukuk davaları var. Örneğin, Kazlıçeşme Seaport. Buraların 1/100.000’lik planları mahkeme kararları ile iptal edilmişti. Ataköy Sahili’ne de açılan davalar var. Sivil toplum kuruluşlarının açtığı davalar, belediyenin tahsilasyona açtığı dava var. Bu davalar bu kararla katuk hale gelmiş durumda. Acaba açılan bu davaların tamamını düşürmek için böyle bir yöntem mi izleniyor diye düşünmek gerekir. Yani şu an açılan bütün davalar düşmüş olacak hukuken. Çünkü davaya esas plan ortadan kalkmış olacak. Bu yanı önemli. İkinci bir yanı biliyorsunuz Ataköy Sahili’ni TOKİ’nin tüm pazarlama tekniklerini kullanarak amacına dönük olarak yaklaşık 4 yılda pazarladığını söyleyebiliriz. Bunlardan ilk bir bölümünü 125 bin dönümlük yerini 2008’de Sinpaş aldı. Yanılmıyorsam Sinpaş bu ödemeleri 48 aya yayarak taksitlendirdi. Ben bunu tapu devrine ilişkin TOKİ başkanına bir fiil özellikle bir görüşmemizde sormuştum. açıklamalarla birlikte sayın bakanın netlik getirmesi gereken konular. Bunların açıklanması lazım. Acaba bütün bu süreçten sonra bu özel girişimcilerle ve onların beklentileri ile bir çelişki mi doğmuştur ya da bu girişimciler mevcut bu yatırımlarına ilişkin tereddütleri mi vardır, yeni bir talepleri mi olmuştur? Bütün bunlar aslında bence bilinmeyen ve kamuoyu tarafından da bilinmesi gereken konulardır. Ama biz Ataköy Sahili’nin bütünüyle yapılaşmadan uzaklaştırılarak tamamen toplumsal kullanıma açık, Ataköy planının da bir parçası olduğunu da unutmadan sağlıklı bir yeşil alan olarak düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ataköy Sahilleri ile ilgili denetim diye birşey yok. Bunu kabul etmemiz lazım. Şimdi yabancı ortaklar otel inşaatına başlamış. Baktım hiçbir tabela falan yok. Ben buradan geçerken bir çalışma görüyorum ama ne olduğunu bilmiyorum? Tapuyu devrettiklerini ancak arsaya Normalde tabela konulması lazım, ipotek koyduklarını söylemişti. O da yasal olan bu. Ada, pafta, ruhsat tarşu anlama geliyor. Borçları devam ihi olması lazım. ediyor. Yani Sinpaş’ın ödemeleri Bu açıklamalardan önce biz belediydaha bitmiş değil. Şimdi o kadar büyük yatırımı yapan bir gayrimenkul eye bir yazı yazmıştık. Sahillere ilişkin bir ruhsat müracaatının yatırım ortaklığının 3 sene geçmesine yapılıp, yapılmadığı ve ruhsat verilip rağmen henüz oraya bir proje hazırverilmediğine dair. Belediyenin bize lamamış ve bir inşaat uygulaması verdiği resmi cevapta bu 11 dönümgirişiminde bulunmamış olması lük hemen Tavukçu Deresi’nin yanındikkat çekicidir. O kadar yatırımı daki yere dere ıslahı istinat duvarı yapan bu kadar para veren bir kururuhsatı verildiğini, henüz inşaat ruhluş orayı 3 yıldır niye bir şey yapsatı verilmediğini ama bu madan tutuyor. Burada bir soru Baruthane’nin sağında kalan o 2 parsel toplam 85 OTEL İNŞAATI dönümlük TOKİ’nin kar paylaşım usulü ile verdiği yere de inşaat ruhsatı verdiklerini bize yazılı olarak belediye bundan 2 ay önce bildirdi. Şimdi son bu gelişmelerden sonra belediye ile yaptığımız görüşmelerde bakanlığının buradaki ruhsatların işareti var. Diğer tarafta 11 dönümiptalini istediğini ve o yönde de ilgili lük satılan yer var. Baruthanenin firmalara inşaatların durdurulması ve olduğu bölüm zaten uzun süredir ruhsatların iptal edildiğine dair yazı müze yapılması yönünde yerel insiyyazdıklarını bize bildirdiler. Burada atifin ve belediyenin bu yönde talepbir şey daha akla geliyor. Burası da leri var. O yönde bakanın bir açıklaönemli, şimdi yeni kurulan Çevre ve ması oldu ve müze yapılacağını ifade Şehircilik Bakanlığı’nın yetkileri etti. Bu sevindirici. Onun yanında yine kendilerinin yaptığı parselasyon- arasında şöyle bir ifade var. Eğer belediyeler ruhsat müracaatlarına 2 la elde ettiği 80-85 dönümlük yer ay içinde cevap vermezlerse, bakanyine bir inşaat şirketine satış yapılalık ruhsat verecek. Son 648 sayılı madığı için kar paylaşım usulü ile kanun hükmündeki kararname ile devir edildi. Şimdi dolayısıyla Ataköy getirilen düzenleme de çevre ve Sahili’nin büyük bir bölümünü şehircilik bakanlığı tasarrufunda pazarlamış oldu TOKİ zamanında. İlk bulunan hemen her yerde plan ifrazı yaptılar, daha sonra Galeriyapma, ruhsat verme, iskan verme a’nın oradaki Sheraton otelinin yetkisine sahip. Burada şu da akla olduğu yeri de ayrıca 7 parçaya geliyor; bu kıyı şeridindeki tüm ruhayırdılar. Orası da ifraz oldu ve satları, iskanları bakanlık kendisi veroradaki ifraz da çok dikkat çekici bir meyi isteyebilir. Çünkü bunların ciddi durum var. Tüm parseller mevcut bir imar harç gelirleri olacak. binaların büyüklüğü oranında Dolayısıyla bu sahil şeridindeki ayrılmış. O da şu anlama geliyor, belediyeleri bay pass ederek bir fiil kullanıcılarına bir fiil satmak üzere ruhsatı, iskanı da kendi kontrolünde ifraz edildi. Yani tüm parseller mevkendisi vermek içinde tüm bu ruhsatcut binaların evresini kapsayacak ları iptal ettirdiği de bence akla şekilde 7 tane parsele ayırdılar. gelebilir. Orasını da belli ki kullanıcılarına satacaklar. Şimdi bütün bunların bu 35 ATAKÖYLÜLER “GÜZ ŞENLİĞİ”NDE BULUŞTU Ataköylüler, Ataköy 3-4-11 Mahalle Muhtarı Fehamet Berk’in organizasyonu ile düzenlenen Ataköy Güz Şenliği’nde bir araya geldi. Ataköylülerin komşularıyla olan bağlarını geliştirmek ve çeşitli gösteriler ile eğlenceli bir gün geçirmelerini sağlamak amacıyla düzenlenen şenliğe Bakırköy Kaymakamı Yakup Vatan ve Bakırköy Belediye Başkan Yardımcıları Yervant Özuzun, Güngör Gün ve mahalle sakinleri katıldı. Katılımın beklenenden düşük olduğu şenliğin açılış konuşmasını yapan Ataköy 3-4-11 Mahalle Muhtarı Fehamet Berk, şenliğin gelecek yıllarda da devam edeceğini ve bu sayede birbirini yeterince tanımayan mahalle sakinlerinin bu eksikliğini gidermiş olacaklarını söyledi. Düzenlenen çeşitli gösteriler ile mahalle sakinlerini eğlenceli bir gün geçirmelerini hedeflediklerini belirten Fehamet Berk, şenliğe katılan mahalle sakinlerine teşekkür ederken, katılımın düşük olmasının ise kendisini üzdüğünü dile getirdi. Fehamet Berk’in açılış konuşmasının ardından Prof. Dr. Mehmet Emin Özel’in 2012 yılında “Gökyüzünde Neler Olmayacak” isimli bir sunumu gerçekleştirildi. Çeşitli derneklerin de katıldığı etkinlikte daha sonra ise, Bakırköy Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekiplerinin köpeklerle ilgili gösterileri sunuldu. İzleyenlerin oldukça keyif aldığı gösteri sonrasında ise kimsesiz hayvanları sahiplendirme etkinliği de düzenlendi. Şenlikte, Yunus Emre Kültür Merkezi Trio Grubu’nun müzik ve Bakırköy Halk Oyunları Derneği’nin halk oyunları gösterileri de sunuldu. (Yavuz ARPACIK) Türkiye’nin modern ve çağdaş kadın sanatçıları bir arada “ H AYA L V E H A K İ K A T ” İstanbul Modern, 16 Eylül 2011–22 Ocak 2012 tarihleri arasında düzenlenen Hayal ve HakikatTürkiye’den Modern ve Çağdaş Kadın Sanatçılar sergisi ile Türkiye'nin toplumsal ve kültürel dönüşümünü kadın sanatçıların üretimleri üzerinden gündeme getirmeyi amaçlıyor. Modern ve çağdaş sanatta kadın sanatçıların öncü ve eleştirel pozisyonlarını merkez alan sergi, Türkiye’nin sosyokültürel tarihine yeni ve alternatif bir bakış sunuyor. Küratörler Fatmagül Berktay, Levent Çalıkoğlu, Zeynep İnankur ve Burcu Pelvanoğlu’nun oluşturduğu seçki, kadın sanatçıların 1900’lü yılların başından bugüne uzanan üretim sürecini kapsayarak, resimden videoya çeşitli sanat disi- plinlerine yer veriyor. Sergi, hayat hikayeleri ve üretimleri hakkında fazla bir bilgiye sahip olmadığımız ve artık adları unutulmaya yüz tutmuş öncü kadın sanatçıları, yeniden keşfedilen modernleri ve neredeyse son kırk yıldır çağdaş sanat ortamını düşünsel tavır ve pratik eylemleriyle yönlendiren 74 sanatçıyı birbirine bağlıyor. Kadın sanatçıların yüz yılı aşkındır süren üretimlerini merkez alan sergi, sanatçıların sanat tarihindeki öncü konumlarını anımsatırken, Türkiye’nin sosyokültürel dinamikleriyle olan hesaplaşmalarını ve özellikle çağdaş sanattaki eleştirel pozisyonlarını görünür kılmayı hedefliyor. Sergi, adını ilk Türk kadın romancı Fatma Aliye’nin Ahmet Mithat ile birlikte kaleme aldığı 1891 tarihli Hayal ve Hakikat romanından alıyor. Bir aşk romanı olarak dönemin pek çok simgesel özelliğini bünyesinde barındıran iki bölümlü kitabın hayal olarak adlandırılan kısmını Fatma Aliye, hakikate vurgu yapan kısmını Ahmet Mithat yazar. Romanın kapağında Fatma Aliye sadece cinsiyetini belirten “Bir Kadın” mahlasıyla yer alır. Buna karşılık hakikatin sahibi ise erkektir. Sanatçıların hayal ve hakikat ile kurdukları ilişkinin ve hayallerini hakikate nasıl dönüştürdüklerinin izini süren sergi, bugünkü çağdaş dünyada görülen ve görülmeyen gerçeklik katmanlarına işaret ediyor. 37 TL U U M R LE N GÜ Begüm GÜLTEKİN & Gökçer DOĞAN Evlendiler Düğüne Gültekin ve Doğan ailelerinin akraba ve dostları ile Begüm ve Gökçer’in yakın arkadaşları katıldı. Gamze FINDIK & Coşku KURTULUŞ Evlendiler Düğüne Fındık ve Kurtuluş ailelerinin akraba ve dostları ile Gamze ve Coşku’nun yakın arkadaşları katıldı. 39 MUTLU GÜNLER MEHRİBAN KÜÇÜK & NEDİM ALTUNCU EVLENDİLER YUNUS EMRE & BURCU ATALAY EVLENDİLER Nikahlarını Bahçelievler Belediyi Başkanı Osman DEVELİOĞLU’nun kıydığı Düğüne Küçük ve Altuncu ailelerinin akraba ve dostları ile Mehriban ve Nedim’in yakın arkadaşları katıldı. Şahin ve Şengül Emre çiftinin oğulları Yunus ile Ahmet ve Gül Atalay çiftinin kızları Burcu evlendiler. Bir dönem CHP Gençlik Kolları Başkanlığı yapan Yunus Emre ile Burcu Atalay çiftinin nikahını Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen kıyarken, gelin ve damadın nikah şahitliklerini ise CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ve Emekli Büyükelçi Prof. Dr. Tevfik Yalım Eralp yaptı. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve oldukça kalabalık bir davetli grubunun katıldığı nikah töreninde genç çifti sevenleri ve arkadaşları da yalnız bırakmadı. Volkswagen Yetkili Satıcısı Tamaş, düzenlediği etkinlikle yeni aracı Amarok’u müşterilerine tanıttı. Tamaş’ın Osmaniye’de bulunan binasında düzenlenen etkinlik ile Volkswagen’in yeni arazi aracı Amarok hakkında bilgi alan müşteriler aynı zamanda gün boyunca test sürüşü yaparak, Amarok ile yolculuk yapmanın zevkine vardılar. Volkswagen Yetkili Satıcısı Tamaş’ın Genel Müdürü Mehmet Ali Çam, düzenledikleri etkinlik ile müşterilerine tanıttıkları Amarok’un dünyada satışına 1,5 yıl önce başlandığını fakat Türkiye’ye yeni geldiğini belirtti. Amarokların kısa sürede beğeni kazanacağını ve pazar lideri olacağına inandığını da belirten Çam, “Alman otomotiv endüstrisinin dünyadaki yeri biliniyor. Amarok’un da çok beğeni toplayacağını ve kısa sürede pazar lideri olacağına inanıyorum. Şu anda bize 50 tane Amarok geldi ve bunların büyük çoğunluğu önceden sipariş verilerek alındı. Şu andaki ilgiden gayet memnunuz. Aracı tanımak için aslında bu küçük tur bile yeterli oluyor. Her ne kadar etkinlik bugün olsa da test aracımız sürekli mevcut. İsteyen müşterilerimize sürekli test ettirebiliriz. Gerçekten bu amaç için kullanma ihtiyacı olan müşterilerin veya bir arazi aracına binme, onun zevkini yaşama düşüncesinde olanlara önereceğim çok iyi bir araç. Hem fiyatları çok uygun hem de arazi aracı zevkini en yüksek oranda tattıracak bir araç” dedi. TAMAŞ, YENİ ARAZİ ARACI AMAROK’U TANITTI 41 BİL Gİ EVİ ÖĞ RENCİL ERİN DEN DEV RESİM ÇALIŞMASI KOMŞU İLÇELER: KÜÇÜKÇEKMECE Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı Bilgi Evleri’nde öğrenim gören 140 öğrenci, 50 metre uzunluğunda tuvale dev bir resim yaparak Türkiye’de bir ilke imza attı. Küçükçekmece Bilgi Evleri’nde resim sanatının çeşitli teknikleriyle tanışan çocuklar, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Fatih Bilgi Evi önünde bir araya gelen 140 öğrenci, Küçükçek- mece Gölü’nün dev panoramik resmini yaptı. Türkiye’nin ünlü ressamlarından Ahmet Güneştekin de öğrencilere destek olarak etkinliği yakından takip etti. Bilgi evi öğrencileri yaz sanat okulunda gördükleri temel sanat bilgilerinin yanı sıra nokta çizgi, fotoğraftan resme, atık malzemelerden heykel, cd, cam üzerinde monotipi baskı ve puzzle gibi farklı teknikler de öğretildi. Fatih, Cennet, Sefaköy, Halkalı, İnönü ve Taştepe Bilgi Evleri’nden eğitimlere katılan 140 öğrenci, göl kenarında bulunan Fatih Bilgi Evi önünde toplandı. Göl kenarında açık havada gerçekleşen etkinlikte çocuklar gölü panoramik olarak 90cm.x50 metre uzunluğundaki yüzeye akrilik boya ile resmettiler. SAĞLIKLI KALPLER İÇİN YÜRÜDÜLER Küçükçekmece'de ‘’Dünya Kalp Günü’’ etkinlikleri kapsamında 3. Geleneksel ‘’Yüreğinize Sağlık’’ yürüyüşü gerçekleştirildi. Küçükçekmece Belediyesi ve Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından organize edilen yürüyüşe, AK Parti Kayseri Milletvekili Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sabri Kaya, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Esen, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, başkan yardımcıları, Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ali İhsan Bakır ve çok sayıda Küçükçekmeceli katıldı. Yüzlerce kişinin kalp sağlığına dikkat çekmek için katıldığı yürüyüş, Halkalı Meydanı'ndan başlayarak, Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sona erdi. Yürüyüşe katılan yüzlerce vatandaşa şemsiye ve kalp sağlığını temsilen elma dağıtıldı. Günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay ‘’Sıhhat varsa, hayat vardır. Öncelikle herkese sağlıklı yarınlar diliyorum. Küçükçekmece İlçesi'nde sağlık altyapısı gün geçtikçe güçleniyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yanı sıra, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'yle de sağlık altyapımız daha da güçlendi. Yarınlarda Küçükçekmece, tam anlamıyla bir sağlık merkezi haline gelecek.’’ diye konuştu. Resim yaparken heyecanlı oldukları gözlenen çocuklar, “Resim yapmayı çok seviyoruz. Öğretmenlerimizin verdiği eğitimlerle de kendimizi daha çok değiştirdik. Ama ilk defa gerçek bir manzarayı çizerek, gerçek ressamlar olabileceğimizi hissettik. Ayrıca ilk kez tek bir resmi bu kadar çok kişiyle birlikte yaptık” dediler. 43 KOMŞU İLÇELER BAHÇELİEVLER ÜCRETSİZ INTERNET BİLGİ EVLERİ’NDE Bahçelievler Belediyesi tarafından yaptırılan Bilgi Evleri ve Kütüphaneler öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılanıyor. Bahçelievler Belediye Başkanlığı; Kocasinan, Fevzi Çakmak, Yenibosna ve Soğanlı’da hizmete sunduğu Bilgi Evlerinde gençlere ücretsiz internet kullanımı sağlıyor. İlk olarak Soğanlı ve Kocasinan’da kurulan Bilgi Evi ve Kütüphanelerden ücretsiz olarak yararlanan öğrenciler burada internet erişimin yanı sıra kendilerine yönelik ansiklopedik kitaplardan faydalanabildikleri gibi, Türk ve Dünya klasiklerini de okuma fırsatı bulabiliyor. Bahçelievler İlçesi’ndeki öğrencilerin okul sonrası zamanlarını geçirebilecekleri ve hobilerini geliştirebilecekleri Bilgi Evleri inşa ettiklerini belirten Başkan Osman Develioğlu; Kitap, internet, kulüp çalışmaları, bilgisayar laboratuarının kullanıldığını da belirterek “Gençlerimiz Bilgi Evleri ile geleceğe daha güçlü olarak hazırlanabilecekler ve Bilgi Evleri’ne üye olan gençlerimiz okuma GAZİLERE MEKTUPLU VEFA Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, 19 Eylül Gaziler Günü nedeniyle Bahçelievler’de yaşayan 133 gaziye birer mektup gönderdi. Gül demeti ve çikolata ile birlikte gazilerimize sunulan duygu dolu mektupta; İstiklal Savaşı, Kore ve Kıbrıs Savaşları’nın Türk Milleti’nin kararlılığına ve varoluş mücadelesine örnek olduğuna vurgu yapan Başkan Develioğlu; “Vatanımızın bölünmez bütünlüğünü korumak için şehitlerimiz ile birlikte canları pahasına mücadele eden gazilerimizi bir mektup ve bir demet gül ile ziyaret ettik” dedi. Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu tarafından gazilere gönderilen mektupta şu ifadelere yer verildi. Saygıdeğer Gazimiz; Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce 19 Eylül 1921 tarihinde “Gazilik” unvanı verilmiştir. Bu nedenle 19 Eylül tarihini, ülkemizde gazilerimize duyulan minnet ve şükran duygularının ifadesi olarak “Gaziler Günü” olarak kutlamaktayız. Ülkemizin bağımsızlığını, Türk vatanının bölünmez bütünlüğünü, milli birlik ve beraberliğimizin korunması uğruna üstün fedakarlıklar göstererek, canı pahasına, ölüme göğsünü siper etmiş ve bunun nişanını gururla taşıyan gazilerimizin kahramanlıkları hafızalarımızdan silinmeyecek ve hiçbir zaman unutulmayacaktır. Türk Milleti hiçbir koşulda bağımsızlık ve cumhuriyetinden taviz vermeyeceğini, devletimizin, milletimizin ilelebet var olacağını, şehit ve gazilerimizin verdikleri mücadelelerle tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Şehitlerimizin en yakın şahidi Malul Gazilerimizdir, Muharip Gazilerimizdir. İstiklal Savaşı, Kore, Kıbrıs Savaşları’nda, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ve hayatını kaybetmiş gazilerimizi rahmetle anıyorum. Siz Sevgili Gazimize sağlıklı nice yıllar diliyor, bu duygu ve düşüncelerle onurlu gününüzü kutluyorum. alışkanlıklarını da pekiştireceklerdir” dedi. Bilgi Evi ve Kütüphanelerinin sayısının önümüzdeki süreçte artacağını da ifade eden Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Çocuklarımıza yapılan yatırım, Ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. Bilginin var olması ve çoğalması, gençlerimizin geleceğinin daha güçlü olması için, ilçemizde, eğitime desteğimiz sürecektir. Gençlerimizi Bilgi Evlerimize bekliyoruz” dedi. Haydi, bir el de siz uzatın AİLE DESTEK EVİ, SEVGİNİZİ BEKLİYOR Kullanılabilir ve kullanılmamış ev eşyası ve giysileri bağışçılardan toplayarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için oluşturulan Bahçelievler Belediyesi Aile Destek Evi çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle evlerde yıllardır saklı tutulan kullanılır durumdaki giysi ve ev eşyalarını, adreslerden teslim alan Aile Destek Evi bunları, ihtiyaç sahibi ailelerin evlerine teslim ediyor. Kullanılabilir nitelikteki giysileri, yıkama, ütüleme gibi bir dizi işlemden sonra birim bünyesinde oluşturulan mağaza tarzındaki bay-bayan ve çocuk reyonlarından ihtiyaç sahiplerine kazandıran Aile Destek Evi hayırseverlerin sevgi ve desteğini bekliyor. “Sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın gönüllülerle birlikte hızla güçlenerek, Bahçelievler’de geliştiğini” belirten Belediye Başkanı Osman Develioğlu “Her bireyin yaşama hakkına saygının ötesinde, muhtaç ise destek olmak insan olmanın gereğidir. Bahçelievler’de var olan ve gücü olan işadamlarımıza, üretime katkı sağlayan esnafımıza, Aile Destek Evimize ve muhtaçlara kendi güçlerince katkı sağlamalarını bekliyoruz” dedi. Evlerinde, işyerlerinde kullanılabilir veya yeni giysi ve eşyaları bulunan ve muhtaçlara vermek isteyenler, Yenibosna Fatih Caddesi üzerindeki Fevzi Çakmak Sağlık Ocağı’nın üst katında hizmete başlayan Aile Destek Evi’ni 0212 6393261 - 0212 4513912 no’lu telefonlardan arayabilirler. BAHÇELİEVLER’DE İSİMLERİYLE YAŞAYAN ÜNLÜLER Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, göreve geldikten sonra bir çok yaşayan ve merhum olmuş ünlü spor adamının isimlerini yeni açılan tesislere vererek ölümsüzleştirdi. Osman Develioğlu, 6 yılda çok büyük sportif tesisler kazandırdıklarını ifade ederek, 6 yılda 16 spor salonu, 4 dev spor kompleksi, 51 adet açık spor bahçesi yaptıklarını belirtti. Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu, yapılan bu yatırımlara, Türk Sporu’na emeği geçenlerin isimlerini verdiklerini de kaydederek, ‘’Yaşayan ve merhum olmuş ünlü spor adamlarının isimlerini yeni açılan tesislere vererek onları bir nevi ölümsüzleştiriyoruz.’’ dedi. Bahçelievler’de son 6 yılda yapılan 16 spor salonu ve çeşitli parklara isimleri verilen ünlü spor adamları ise şunlar; Parklara isimleri verilen spor yazarları: Nezih Alkış, Togay Bayatlı, Attila Gökçe, Cem Atabeyoğlu, Necmi Tanyolaç, Kahraman Bapcum, Orhan Ayhan, Turgay Şeren, Sami Özey, Doğan Koloğlu, İslam Çupi, Kenan Onuk, Kazım Kanat, Namık Sevik. Spor Salonlarına isimleri verilen spor adamları: Rıdvan Dilmen (Fenerbahçe), Şenol Güneş (Trabzon), Ziya Doğan (Beşiktaş), Hakan Şükür (Galatasaray), İbrahim Kutluay (Basketbol), Harun Erdenay (Basketbol), Hasan Doğan (TFFB eski Başkanı merhum), Muhsin Yazıcıoğlu (Merhum) BU KAPI YASAL MI ? “C ” KA PIS I PA S TA N E D E N AÇI LAN KAPI Bakırköy Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü İ l y a s Ç ı n a r ’a soruyoruz: “Capacity AVM’nin tasdikli planlarında bulunan ”C” kapısı yanındaki pastanenin dışarıya açtığı kapı, tasdikli planplanlarda yasal değişiklikler yapıldıktan sonra mı açılmıştır?” Elektronik Atıkları Toplayarak ENGELLERİ ORTADAN KALDIRDILAR (Yazısı 9. Sayfada) TÜDER BAŞKANLIĞI’NA KENAN KIR ŞEÇİLDİ. ENGİN BAŞARAN DA ONURSAL BAŞKANLIĞA GETİRİLDİ Tüketiciler Derneği 7. Olağan Genel Kurulu’nda yapılan oylama sonucunda başkanlığa Ali Kenan Kır seçildi. Divan Kurulu Başkanlığı’nı Özcan Atamer, yardımcılıklarını da Hasan Köker ve Cihan Türk’ün yaptığı genel kurul, Atatürk ve silah arkadaşlar anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Daha sonra ise yönetim kurulu faaliyet raporu, bütçe ve tahmini bütçe ile tüzük değişikliği okunarak oybirliği ile kabul edildi. Tüzük değişikliğinin onaylanmasının ardından ise TÜDER’in Onursal Başkanlığı’na Engin Başaran’ın getirilmesine dair önerge divan başkanlığına sunuldu. Yapılan oylama sonucunda oybirliği ile kabul edildi. Onursal Başkanlığa getirilen Engin Başaran yaptığı konuşmada, TÜDER’in kısa zamanda çok yol aldığını ve Türkiye’de adından söz ettiren bir dernek haline geldiğini söyledi. Başaran, yeni seçilen başkan ve yönetim kurulunun her zaman yanında olacağını da belirtti. Başaran’ın konuşmasının ardından yönetim kurulu, denetim kurulu ve disiplin kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimine geçildi. Divan Başkanlığı’na Ali Kenan Kır tarafından tek liste sunuldu. Yapılan kapalı oylama sonucunda oybirliği ile başkanlığa Ali Kenan Kır seçildi. Ali Kenan Kır, başkanlığa seçilmesinin ardından, TÜDER’i Onursal Başkan Engin Başaran ve ekibinin bıraktığı yerden daha yukarıya taşımak için var güçleri ile çalışacaklarını söyledi. Ali Kenan Kır’ın başkanlığa seçildiği Tüketiciler Derneği’nin (TÜDER) yeni yönetim, denetim ve disiplin kurulu listesinde şu isimler yer aldı: Yönetim Kurulu Üyeleri: Bahar Sunman, Ayşe Cengiz, Sevda Özgöker, Av. Özcan Barlak, Mevlüt Öztopaloğlu, Arzunur Alpagut, Av. Cihan Türk, Rüchan Derici, Yurdanur Kırıcı, Mine Yıldırım. Denetim Kurulu Üyeleri: Levent Küçük, Kazım Güngör, Zeki Eroğlu. Disiplin Kurulu Üyeleri: Av. Tahsin Erdinç, Dr. Aygün Özel, İlhan Esin. (Yavuz ARPACIK)
Benzer belgeler
biliyor musunuz? - Ataköy Gazetesi
aya düşürüleceğini de öğrenmiş olduk. Bu arada Ataköy Sahilleri’nde durdurulan inşaatların devam etmeyeceğini, bu alanların
yeşil alan olarak kalacağını kimse düşünmesin. Bu sahillerde
yapılaşma de...