(Derginin elektronik kopyası için buraya tıklayın).
Transkript
TÜRK-TED Sayı:4 / Ocak 2012 / Üç Ayda Bir Yayınlanır TÜRKİYE TOHUMCULUK ENDÜSTRİSİ DERNEĞİ PROF. DR. SAMİ GÜÇLÜ: BİR YOL AÇILMASI GEREKİYORDU BİZ O YOLU AÇMAYA ÇALIŞTIK GÜNDEM TOHUMCULUK SEKTÖRÜNE KÜRESEL GÖZLÜKLE BAKMAK İÇİN HABER AVRUPA TOHUMCULUĞUNUN TEMSİLCİSİ: ESA AHDE VEFA BİR MİHENK TAŞI: MEHMET ALİ YORMAZOĞLU HABER GDO’LU MISIRIN İTHALATINA İZİN Mutluluğu, bereketi, dostluğu bol bir 2012 yılı geçirmeniz dileğiyle... “ Misyonumuz Tohumculuk alanında Türkiye’nin bölgesel lider bir ülke olması için, teknoloji ve sistem geliştiren, diğer ülkelerle rekabet edebilen ve bölgesinde model oluşturabilecek şekilde ülke tohumculuğunun geliştirilmesine katkıda bulunmak ve Türk tohumculuğunu uluslararası alanda temsil etmek. “ “ Vizyonumuz Ulusal ve uluslararası alanda gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım temelinde dünya tohumculuk endüstrisi ile bütünleşmiş, etkin ve uluslararası alanda rekabetçi bir tohumculuk endüstrisi oluşturulması. “ SUNUŞ Tohum’un Değerli Okuyucuları; Bir yılı daha geride bıraktık. Geçtiğimiz 2011 yılı hem ülkemiz hem de tüm dünya için başta doğal afetler olmak üzere birçok olumsuz olayın yaşandığı bir sene olarak hatırlarda kalacak. Bununla beraber her yeni yıl yepyeni bir başlangıcı da müjdeler. Önümüzdeki 2012 yılının da güzel duygularla anımsanacak bir yıl olmasını umut ediyoruz. Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği ve şahsım adına mutlu, başarılı ve bol kazançlı bir yıl geçirmenizi dileriz. Şu anda elinizde Tohum dergimizin 4. sayısını tutmaktasınız. Sadece tohumculuk sektöründe uzmanlaşan içeriği ile bu alanda bir ilk olan dergimiz, her sayısı ile bir önceki sayısından daha çok okunur oldu düşüncesindeyiz. Sevinerek gözlemekteyiz ki, Tohum yalnızca bir dernek yayını olmanın ötesine geçti. Türkiye’nin tarımsal ahvalini anlatan bir pencere de oldu. Elbette içeriğimizi daha da geliştirmek niyetindeyiz. Bu konuda da katkılarınıza sayfalarımızın açık olduğunu bilmenizi isteriz. Bu sayımızda Tarım Bakanlığı yapmış bir başka önemli ismi sayfalarımızda ağırlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Daha önceki sayılarımızda yer alan değerli bakanlarımız Sn. Hüsnü Doğan, Sn. M. Mehdi Eker’den sonra şimdi de Sn. Prof. Dr. Sami Güçlü ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Saygıdeğer Bakanımızın söyledikleri tüm sektör tarafından dikkatlice okunmalı fikrindeyiz. Tam 16 sayfamızı ayırdığımız sayın Bakanımızın mesajları umarız tüm sektörümüz için bir dönemi anlama şansı sunar ve önümüzdeki zamanlar içinde yol gösterici olur. Bu vesileyle bizleri kırmayarak sorularımıza cevap veren Sn. Prof. Dr. Sami Güçlü’ye şükranlarımızı iletiyoruz. TÜRKTED olarak önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak olmanın heyecanı ve gururu içindeyiz. Hızla gelişmekte olan dünya tohumculuk endüstrisinde yaşanan en güncel ilerlemeleri ve yenilikleri sizlerle paylaşabilmek amacıyla Derneğimiz ABD Cornell Üniversitesi ve Sathguru Yönetim Danışmanları ile bir iş birliğine gitti. Bu iş birliğinin neticesi olarak 23 – 26 Ocak 2012 tarihlerinde Renaissance Antalya Beach Resort & SPA’da “Tohumculuk Endüstrisi Programı” başlıklı üst düzey bir eğitim programı sektörümüzün faydasına sunuldu. Bir sonraki sayımızda bu önemli eğitim hakkında detaylı haberimizi okuyabilirsiniz. Sevgili okurlar; TÜRKTED olarak köklü ve başarılı geçmişimizden aldığımız güç ile yarınlara çok daha umutla bakıyoruz. Bu yüzden de çalışmamızı durmaksızın sürdürüyoruz. Derneğimize emek veren herkese bu sayfalar aracılığı ile bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Biliyorum ki önümüzdeki dönem sektörümüz ve Derneğimiz için çok daha verimli geçecek. Yeni yılınızı bir kez daha en içten dileklerimle kutlar, keyifli okumalar dilerim… Ali ÖZBUĞDAY TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı içindekiler 6 GÜNDEM 8 HABER 10 6 TÜRKTED, PAYDAŞLARINI TOHUMCULUK SEKTÖRÜNE KÜRESEL GÖZLÜKLE BAKMAYA DAVET EDİYOR Tohumculuk Endüstrisi Programı 2012, TÜRKTED, Cornell Üniversitesi ve Sathguru iş birliği ile Ocak ayında Antalya’da düzenleniyor. 5. kez düzenlenecek olan Program, katılımcıların ortaya çıkan sorunları anlama ve işlerini geliştirmeleri için stratejik çözümler üretme becerilerini artırmaya odaklanacak. AVRUPA TOHUMCULUĞUNUN TEMSİLCİSİ: ESA ESA, 10 yılı aşan faaliyet geçmişiyle, kendisini tarım, bahçecilik ve süs bitkiciliği alanlarının araştırma, ıslah, yetiştirme ve pazarlama aşamalarında faaliyet gösteren her türlü kurum ve kuruluşun ortak sesi olarak tanımlıyor. ESA, hızla gelişen tohum sektörü ve bu gelişimle uyumlu bir şekilde belirlenmesi gereken politikalar çerçevesinde merkezi bir konumda bulunuyor. 26 8 AHDE VEFA TÜRK TOHUMCULUĞUNDA BİR MİHENK TAŞI: MEHMET ALİ YORMAZOĞLU Henüz küçük yaşlardan itibaren Türkiye’nin farklı şehirlerine yapılan iş gezilerine katılma ve gözlem yapma fırsatı bulan Mehmet Ali Yormazoğlu, Türk tohumculuğunun gelişmesinde önemli rol oynadı. Özel tohum sektörünün gelişimi ve Türk tarımında yaşanan büyük dönüşümlerin birebir tanığı ve aktörü olan Yormazoğlu, sektörü bir çatı altında birleştiren TÜRKTED’in de kurucu üyeleri arasında yer alıyor. 28 HABER 30 TÜRKTED ÜYE FİRMALAR LİSTESİ RÖPORTAJ “BİR YOL AÇILMASI GEREKİYORDU BİZ O YOLU AÇMAYA ÇALIŞTIK” Sözlerin sahibi Türkiye Cumhuriyeti 57. ve 58. Hükümeti’nin Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü. Bu isim Türkiye’de tarımla uğraşan herkes için oldukça tanıdık. 2002 yılı itibariyle yaklaşık dört yıl boyunca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevini yürüten Sami Güçlü bakanlığı döneminde oldukça başarılı işlere imza attı. Ortak akıla önem vermesinin yanı sıra sektör paydaşlarına olan yakın ilgi ve alakası ile de dikkat çeken Güçlü, Türk tarımı ve tohumculuk sektörünün gelişmesine önemli katkılarda bulundu. Ocak / 2012 TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİ ESA 2011 Yıllık Toplantısı Budapeşte’de Yapıldı Avrupa Adalet Divanı Fransa’nın GDO Yasağını Bozdu Nagoya Protokolü 64 İmzaya Ulaştı GDO’lu Mısırın Ülkemize İthalatına İzin Verilmesi Hakkında TÜRKTED’ in Görüşü 10 İmtiyaz Sahibi: Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği Sahibi: Ali Özbuğday (TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı) Yazı İşleri Müdürü: A. Müfit Engiz (TÜRKTED Genel Sekreteri) Editör: Gül Paycı Yayına Hazırlayan: Tematik Medya Yayıncılık ve Ajans Hizmetleri www.tematikmedya.com TÜRKTED İletişim: Güvenlik Cad. Güvenlik Apt. No:7 D:1 06540 Aşağı Ayrancı / ANKARA e-mail: [email protected] Tel: 0312 419 00 32 Faks: 0312 419 00 32 Baskı: Promat Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. Sanayi Mah. 1673. Sok. No:34 Esenyurt / İSTANBUL Tel: 0212 622 63 63 Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın dergisi Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır. Dergide yer alan yazı, fotoğraf, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzin almaksızın, kaynak göstererek dahi yayınlanamaz, basılamaz, çoğaltılamaz. 26 KISA KISA EİT Çalıştayı İstanbul’da Toplandı TÜRKTED E-Bülten Birinci Yılını Doldurdu! Geçtiğimiz yılın Ekim ayında yayımlanmaya başlayan ve sa- Ekonomik dece ülkemiz tohumculuk sektöründen değil dünya tohum- kilatı (EİT - ECO) Bölge- İşbirliği culuğundan da en güncel haberlerin yer aldığı TÜRKTED sel Tohumculuk Politika- elektronik haber bülteni bir yaşını tamamladı. Doğrudan der- sı Çalıştayı, ICARDA ve neğimizle ilgili haberlerin yanı sıra tohumculuk endüstrisin- FAO’nun de yaşanan ülkesel ve küresel nitelikteki birçok gelişimi en 12–13 Ekim 2011 tarihle- da Teş- katkılarıyla doğru şekilde, objektif olarak ve hamaset edebiyatı yapmak- rinde İstanbul’da gerçek- sızın tüm paydaşlara duyurmaya çalışan TÜRKTED e-bülten leştirildi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bundan böyle de yayımlanmaya devam edecektir. (GTHB) üst düzey yetkililer, ICARDA ve FAO temsil- E-bülten arşivine www.turkted.org.tr adresindeki TÜRK- cileri, TÜRKTOB ve TSÜAB Genel Sekreterlerinin yanı TED resmi web sitesinden kolayca erişilebildiği gibi yine sıra EİT üyesi ülke temsilcilerinin de katıldığı Çalıştay’a aynı web adresinin ana sayfasında bulunan “E-Bülten Üye- TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özbuğday ve liği” bölümündeki ad, soyad ve e-posta adresi bilgileri doldu- Genel Sekreter Dr. Müfit Engiz de iştirak etti. rularak kolayca ücretsiz abone olunabilir. Sekreteryada Veda ve Yeni Görev TÜRKTED Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı Tohumculuk sektöründeki gelişmeleri değerlendirmek ve Derneğimizdeki sekreterlik görevini 17 özellikle tohumluk ve fide gibi çoğaltım materyallerinin üre- yılı aşan bir süreden beri özveri ve başa- timi, sertifikasyonu, ithalatı, ihracatı, analizi, kontrolü vb. ko- rıyla sürdüren Nahide Barış bu görevine nularda uygulamada karşılaşılan sorunlara çözümler ürete- geçtiğimiz Aralık ayında veda etmiştir. bilmek amacıyla üyelerinin de katılımıyla 16 Kasım 2011’de TÜRKTED camiası olarak bundan son- TÜRKTED genişletilmiş yönetim kurulu toplantısı Ankara raki yaşamında sağlık, başarı ve mutlu- King Otel’de gerçekleştirildi. Tohumculuk endüstrisi men- luklar dileriz. Ankara Üniversitesi Zira- suplarını yakından ilgilendiren tohumluk konusundaki mev- at Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümün- zuatta yapılması öngörülen bazı değişiklik önerilerinin yanı deki lisan eğitimini 2001 yılında, yüksek sıra önümüzdeki süreçte TÜRKTED vizyonunun ve misyo- lisans eğitimini ise 2004’de tamamlayan nunun ne olması gerektiğinin ele alındığı toplantıda, ayrıca Ziraat Yüksek Mühendisi Belma Özercan’a 16 Eylül 2011 ta- sektörde ivedilikle çözüme kavuşturulması gereken sorunlar rihinde başlayan TÜRKTED Genel Sekreter Asistanlığı göre- üzerinde kapsamlı görüşmeler yapıldı. vinde başarılar diliyoruz. Harran Üniversitesi Teknoparkı İlk Toplantısını Yaptı Bakanlar Kurulu’nun 29 Nisan 2010 tarihli, 2010-309 karar sayısı ile resmen kurulan Harran Üniversitesi GAP Teknoparkı’nın ilk yönetim kurulu toplantısı gerçekleşti. TÜRKTED’in de kurucu ortak olduğu Şanlıurfa Teknoloji Bölgesi Kurucu ve İşletici A.Ş. ortakları 27 Ekim 2011 tarihinde Osman Bey Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi’nde ilk toplantısını yaparak anlaşma imzaladı. İlk toplantıya kurucu ortaklardan Harran Üniversitesi Rektörlüğü adına Rektör Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu, Ticaret ve Sanayi Odası adına Başkan Sabri Ertekin, Progen Tarım adına Ali Özbuğday, TÜRKTED adına Yönetim Kurulu Üyesi İ. Hamit Esin, Kanalurfa Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Toru, Şirket Müdürü Hasan Aydoğdu, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet İriadam katıldılar. Konu ile alakalı bir açıklamada bulunan Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu, “Bölgede kurulacak tarım ağırlıklı teknopark; sulu tarım ile birlikte ortaya çıkan köklü sorunların üstesinden gelmek, tarımsal ürünleri bölgede sanayi ürünlerine dönüştürmek, biyoteknoloji-sulama teknolojisi-yenilenebilir enerji gibi konularda tarımsal teknolojiyi ön plana çıkarmak, yeni teknolojiler üretmek, yaptıkları çalışmaları ulusal ve uluslararası düzeyde ilgililere aktarmak açısından son derece etkili olacaktır” dedi. Ocak 2012 5 GÜNDEM TÜRKTED Paydaşlarını Tohumculuk Sektörüne Küresel Gözlükle Bakmaya Davet Ediyor Tohumculuk Endüstrisi Programı 2012, TÜRKTED, Cornell Üniversitesi ve Sathguru iş birliği ile Ocak ayında Antalya’da düzenleniyor. 5. kez düzenlenecek olan Program, katılımcıların ortaya çıkan sorunları anlama ve işlerini geliştirmeleri için stratejik çözümler üretme becerilerini artırmaya odaklanacak. Cornell University College of Agriculture and Life Sciences 6 T ürkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRTED) 23 - 26 Ocak tarihleri arasında, Antalya’da, 5. Tohumculuk Endüstrisi Programı’nı düzenliyor. Cornell Üniversitesi ve Sathguru iş birliği ile organize edilen ve Renaissance Antalya Beach Resort & SPA’da düzenlenecek Program’da, katılımcılar 3 gün boyunca yoğun konferans oturumları, durum çalışması ve proje tabanlı grup egzersizlerinde yer alabilecekler. Programın tüm oturumları İngilizce dilinde gerçekleşecek ancak simultane tercüme de yapılacak. Araştırma yönetiminin daha derinlemesine anlaşılması, lisanslama yoluyla teknolojiye erişim, yasal uyum, pazara erişim faktörleri ve yeniden yapılanma gibi konularda katılımcıları bilgilendirecek olan Tohumculuk Endüstrisi Programı 2012, katılımcıların ortaya çıkan sorunları anlama ve işlerini geliştirmeleri için stratejik çözümler üretme becerilerini artırmaya odaklanacak. Program kapsamındaki bazı kilit konular şöyle sıralanabilir: Trendler ve stratejiler: Büyük resim-küresel tohum endüstrisindeki trendler Gelişmekte olan piyasaların dinamikleri Rekabetçi kıyaslama Girişimi değerlendirme dinamikleri ve konsolidasyon (bütünleşme) stratejileri Kamu-özel sektör ortaklık seçenekleri ve stratejileri Araştırma ve teknoloji yönetimi: Kamu ve özel sektörde genetik kaynaklara erişim ve ıslah stratejileri Fikri mülkiyetin korunması, PvP (Player versus Player: oyuncuya karşı oyuncu) ve teknoloji erişim stratejileri Özgün vasıflı genetik kaynakları geliştirme stratejisinde biyoteknolojinin kullanımı, yasal düzenlemeler ve ürün dağıtımı Yönetmelikler: Mevzuattaki trendler Hukuki düzenlemelerin maliyet, zamanlılık ve pazara erişim üzerine etkileri Pazarlar ve pazarlama: Pazara erişim ve tohumluk dağıtımındaki yenilikler Yenilikçi ürünler, yeni pazarlar ve yeni dağıtım seçenekleri Metodoloji: Kültürler ve kurumlar arası öğrenme: Katılımcıların aynı sektörden, farklı coğrafi bölgelerden ve kurumlardan paydaşlarla etkileşimde bulunma fırsatı olacak. Eğiticiler ile etkileşim: Katılımcılar Cornell Üniversitesi’nden tarım ve yaşam bilimleri alanında dünyanın en iyi öğretim üyelerine erişebilecekler. Konferanslar, grup egzersizleri ve durum çalışmaları: Kurs, katılımcıları sahada tatbik edebilecekleri pratik tartışmalar, konferanslar, grup egzersizleri, durum çalışmaları ve stratejik beceriler ile donatmaya yöneliktir. Durum çalışmaları: Genetik mühendisliği kullanılarak ürün geliştirmede teknoloji transferi, düzenleyici ilkeler, tedarik ve dağıtım üzerine durum çalışması Program’dan Kimler Yararlanabilir? Tohumculuk şirketlerinde; stratejik plan geliştirme, pazar geliştirme, ürün yönetimi, araştırma ve ürün geliştirme, yönetmelikler ve operasyonlar ile meşgul olan Üst düzey yöneticiler, Karar vericiler, Yatırımcılar, Yönetici adayları. Tohumculuk sektörünü düzenleyen kamu kurum ve kuruluşlarından yetkililer, Kamu ve özel sektör araştırma-yayım kuruluşlarından yöneticiler, Üniversitelerde tohumculuk ve bitki ıslahı üzerine çalışan akademisyenler. Program’da Kimler Yer Alacak? Cornell Üniversitesi Uluslararası Program Direktörü Ronnie Coffman Cornell Üniversitesi Tarım ve Yaşam Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. K. V. Raman Cornell Teknoloji, Girişim ve Ticarileşme Merkezi Direktörü Richard Cahoon Sathguru İcra Kurulu Başkanı Vijayaraghavan Tohumculuk endüstrisi danışma grubunun Asya bölgesindeki müdahalesi üzerine uzman Yeminli Mali Müşavir ve Yeminli Üst Düzey Danışman olan Ragunathan. Program ile ilgili iletişim için: Dr. Müfit Engiz TÜRKTED Genel Sekreteri Güvenlik Cad. Güvenlik Apt. No: 7/1 06341 Aşağı Ayrancı, Ankara / TÜRKİYE T+90 312 419 0032 F+90 312 419 0032 e-mail: [email protected] web: www.turkted.org.tr Ocak 2012 7 HABER Avrupa Tohumculuğunun Temsilcisi: ESA M erkezi Belçika’da bulunan Avrupa Tohumcular Birliği (European Seed Association –ESA), Avrupa tohumculuk sektöründeki en önemli uluslararası kuruluşu meydana getiriyor. TÜRKTED’in de üyesi olduğu ESA, hızla gelişen tohum sektörü ve bu gelişimle uyumlu bir şekilde belirlenmesi gereken politikalar çerçevesinde merke- zi bir konumda bulunuyor. Resmi kuruluş tarihi 2000 yılının Kasım ayına dayanan ESA, 1961 yılında kurulan COSEMCO (Tohum Ticareti), 1964’te kurulan ASSOMOPAC (Patates Yetiştiricileri), 1970 yılında faaliyete başlayan AMUFOC (Arpa Tohumu Üreticileri) ve 1977’de faaliyete geçen COMASSO (Bitki Yetiştiricileri) gibi bitki ıslahı, tohum üretimi ve pazarlama zinciri gibi tohum endüstrisinin önemli alanlarını temsil eden kuruluşların tek bir çatı altında toplanmasıyla ortaya çıktı. 1998 yılında “Avrupa Tohumcu Dernekleri” adı altında organizasyon yapısı oluşturulan bu çatı, 2000 yılında “Avrupa Tohumcular Birliği” adını alarak tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerini ve bir bütün olarak Avrupa tohum endüstrisini kucaklayan bir yapıya dönüştürüldü. 10 yılı aşan faaliyet geçmişiyle ESA kendisini tarım, bahçecilik ve süs bitkiciliği alanlarının araştırma, ıslah, yetiştir- 8 ESA, 10 yılı aşan faaliyet geçmişiyle, kendisini tarım, bahçecilik ve süs bitkiciliği alanlarının araştırma, ıslah, yetiştirme ve pazarlama aşamalarında faaliyet gösteren her türlü kurum ve kuruluşun ortak sesi olarak tanımlıyor. ESA, hızla gelişen tohum sektörü ve bu gelişimle uyumlu bir şekilde belirlenmesi gereken politikalar çerçevesinde merkezi bir konumda bulunuyor. me ve pazarlama aşamalarında faali- rının uyumlulaştırılması ve hizmetle- tekliyor. Birlik ISTA’yla eşgüdüm- yet gösteren her türlü kurum ve kuru- rin merkezileştirilmesini bu çerçeve- lü olarak kalite güvenliği, uluslarara- luşun ortak sesi olarak tanımlıyor. Bu- deki gereklilikler olarak ortaya koyan sı standartlar, çözümsel verilerin gü- gün AB üyesi ülkelerden 30’dan fazla Birlik’in tohum pazarı için öngördü- venilirlik ve uygunluğu ve yasamaya ulusal tohum derneği ve yine AB ça- ğü temel misyon ise kalitenin artma- ilişkin koşulların temel alınmasını to- pında 100 tohum firmasını bir ara- sını ve ücretlerin düşmesini sağlamak. hum kontrolünde başlıca ölçütler ola- ya getiren ESA, çoğunluğu çok ulus- ESA’nın vurguladığı bir diğer kıstas rak ortaya koyuyor. ISTA, ESA’nın yıl- lu, küçük ve orta ölçekli 40’tan fazla ise “seçme özgürlüğü.” Birlik; yeni- lık toplantılarında düzenli olarak tem- özel girişimin ve tohum endüstrisiyle likçi, çeşitli teknoloji ve üretim me- sil ediliyor. ilişkili çeşitli üye ve gözlemcilerin ka- totlarının gelişiminin bir sonucu ola- ESA’nın tılımıyla kapsamını ve belirleyiciliği- rak ortaya çıkan bu kavramın, geneti- ise, karar alma mekanizmalarının en ni artırıyor. ği değiştirilmiş ve genetiği değiştiril- önemli parçası olarak Düzenleyici ve ESA, misyonlarını sıralarken öncelik- memiş bitkilerin bir aradaki varlığıy- Hukuki İşler Kurulu ile Fikri Haklar le fikri mülkiyet haklarının korunma- la daha da farklı bir anlam kazandığı- ve Üretici Hakları Kurulu göze çarpı- sının altını çiziyor. Bitki ve tohumcu- nın altını çiziyor. Bu çerçevede; üreti- yor. Bu kurullar yatay olarak örgüt- luk sektöründe fikri hakların etkili bir ci, yetiştirici, endüstri ve tüketici gibi lenmiş iki farklı heyeti oluşturuyor- biçimde korunması için çaba gösteren tüm alıcıların tohum tedariğinde seç- lar. Bu kurullar politik tutumların be- Birlik; yasadışı bitkisel yayılım, yasa- me özgürlüğüne sahip olması savunu- lirlenmesinde öncelikli rolü oynamak- dışı çoğaltım, yasadışı ithalat, ticari luyor. ESA, yoğun tartışmalara konu la birlikte, nihai kararlar İdare Kuru- markalarda ve telif haklarında sahte- olan GDO’lar için yetkilendirme sü- lu ve Genel Kurul tarafından belirle- cilik gibi sorunların giderilmesini he- reçlerinde kuramsal-bilimsel yakla- niyor. def olarak belirliyor. şımı destekliyor. Bölgesel bir tohum ESA’nın öngördüğü bir diğer sorum- birliği olarak ESA, aynı sektörde fa- luluk ise Avrupa tohum endüstrisinin aliyet yürüten diğer uluslararası ku- adil ve orantılı bir biçimde mevzuat- ruluşlarla da birlik içinde hareket landırılması. Bunun için “bilgi temel- ediyor. ESA’nın doğrudan ilişki- li bir biyoekonomi” ilkesinin benim- li ve iş birliği içinde olduğu to- senmesini savunan ESA, aynı doğrul- hum endüstrisinin küresel tem- tuda bürokrasiyi hafifletmek ve reka- silcisi Uluslararası Tohum Fe- beti güçlendirmeyi hedefleri arasına derasyonu (ISF) bu kuruluşla- alıyor. rın başında geliyor. ESA, “stratejik müzakereler” çerçeve- Tohum pazarındaki mevcut sis- sinde AB’nin Topluluk Bitki Çeşitleri tem içinde tohum kontrolünün Ofisi (CVPO) yoluyla başlıca bir kri- önem ve önceliğinin bulundu- ter olarak DUS (Çeşitlilik, Homojen- ğunu savunan ESA, bu çerçevede lik, İstikrar) testinin uygulanmasını Uluslararası Tohum Test Birliği’nin ön plana alıyor. Üreticilerin ihtiyaçla- (ISTA) de görev ve misyonunu des- Ocak 2012 iç işleyişine bakıldığında 9 HABER “Bir Yol Açılması Gerekiyordu Biz O Yolu Açmaya Çalıştık” Sözlerin sahibi Türkiye Cumhuriyeti 57. ve 58. Hükümeti’nin Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü. Türk tarımına olan katkıları ile hep hatırlanacak olan Güçlü ile keyifli ve öğretici bir röportaj gerçekleştirdik. 10 Sami Güçlü ismi Türkiye’de tarımla uğraşan herkes için oldukça tanıdık. 2002 yılı itibariyle yaklaşık üç yıl boyunca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı görevini yürüten Sami Güçlü, bakanlığı döneminde oldukça başarılı işlere imza attı. Ortak akla önem vermesinin yanı sıra sektör paydaşlarına olan yakın ilgi ve alakası ile de dikkat çeken Güçlü, hem Türk tarımının gelişimine hem de tohumculuk sektörünün büyümesine önemli katkılarda bulundu. Tohum dergisi olarak kendisiyle uzun bir röportaj gerçekleştirdik. Sorularımıza verdiği cevapları dikkatle okumanızı tavsiye ederiz. Zira bu cevaplar ile sadece dünü veya bugünü değil yarını da anlamamız daha kolay olacaktır düşüncesindeyiz. Emek Kaybolmaz, Bir Gün Çıkar Karşına… Sayın Bakanım 2002 ve 2005 yılları arasında Tarım Bakanlığı görevinde bulundunuz. Bu önemli görevi yürütmeden önce ülkemiz tarım sektörüne ilişkin gözlemleriniz nelerdi? İlk olarak tarım sektörüyle bağımı ifade etmek istiyorum. Konya’nın bir köyünde, bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Köyde büyüdüm. Tahıl ziraatının her safhasında, çok erken yaşlardan itibaren yer aldım ve devam ettirdim. Ekonomi tahsili yaptım. Tarım sektörü ile ilgili teorik bilgiler edindim, sektörün Türkiye ekonomisi açısından önemini öğrendim. Akademik hayatı tercih ettim. Doktora tezim, tarım sektörünün temel girdisini üreten, “kimyevi gübre sanayi” nin tahliliyle ilgiliydi. Üniversitede Türkiye ekonomisi dersini verdim. Bu ders vesilesiyle, tarihi süreç içinde sektördeki gelişmeleri, politikalardaki değişmeleri, bunların sektöre etkilerini analiz etme imkanı buldum. Tarım sektörü ile ilgili temel konuları, sorunları, politikaları, öğrencilerime bitirme ve yüksek lisans tezi Ocak 2012 konusu olarak verdim. Sektörle ilgimi bu şekilde ifade ettikten sonra, gözlemlerimi genel bir yaklaşımla şöyle ifade edebilirim. T.C. Hükümetleri tarıma önem vermişlerdir, ancak kalkınmanın hep sanayileşmeyle gerçekleşeceğini göz önünde tutmuşlar, önceliği sanayi sektörüne vermişlerdir. Dolayısıyla tarım sektörü, Cumhuriyet dönemi boyunca ikinci derecede önemli sektörler arasında yer almıştır. Bu sebeple de, tarım sektörüne daha az kaynak ayrılmış, sorunların çözümü ertelenmiştir. Bu ifadeler tarım sektörünün ihmal edildiği anlamına gelmemektedir. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, Cumhuriyet Hükümetleri değişik dönemlerde, tarımsal eğitimden başlayarak, makineleşme, sulama, gübre kullanımı, zirai mücadele, tohumculuk, çiftçi eğitimi, vb. konulara büyük önem vermişler ve kayda değer başarılar sağlamışlardır. Ancak bir çok alanda sağlanan gelişmeler, maalesef sürdürülememiştir. Bu durum, sadece Türk tarım yönetiminin değil, genel olarak Türk kamu yönetim modelinin bir büyük eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Son dönemle ilgili gözlemlerimi şöyle özetleyebilirim. 1980’lerin sonlarında Türkiye’de siyasi istikrarın kaybolmasıyla, ekonomide de sorunlar artmış, sektörlerdeki gelişmeler yavaşlamıştır. Kalkınma hedeflerine ulaşılamamış, ekonomik krizler toplumsal sorunları beslemiş, ayrılıkçı terör, toplum huzurunu bozmuştur. 1990’lı yıllarda artan iç borçlar, yükselen fiyatlar, dövizdeki kıtlık ve kur yükselişleri, dış şoklar, Türkiye ekonomisini ve toplumu çok olumsuz etkilemiştir. Toplumun geleceğe yönelik beklentileri ve güven duygusu büyük ölçüde aşınmış, siyaset kurumu büyük ölçüde yıpranmıştır. Bu dönemde tarım sektörü de olumsuz etkilenmiştir. Özellikle tarımsal girdilerin artan fiyatları, temininde karşılaşılan güçlükler, kredi maliyetlerinin yükselmesi, teşviklerin yetersiz kalması, vb. sebepler, tarımsal üretimi ve kırsal kesimde yaşa- yanların refah seviyesini olumsuz etkilemiştir. 3 Kasım 2002 seçimleri ve akabinde kurulan AK Parti Hükümeti, kriz sonrası ortaya çıkan bu ortamda iktidara geldi. Ben de Tarım Bakanı olarak kabinede görev aldım. Türk tarımının gelişimi için Bakanlığınız süresince yapmış olduğunuz faaliyetleri belirtir misiniz? Bu soru vesilesiyle, ilk defa burada, şahsi anlayış ve tutumumla ilgili birkaç hususa değinmek istiyorum. Tarım ve köy, benim ilk algıladığım dünyamdır. Ailemin, tüm akrabalarımın, ilk dönem arkadaşlarımın yaşadığı mekân, çalıştığı alandır. Bu sebeple tarım sektörüne mensubiyet duygusuna sahiptim. Bazı insanlarda sorumluluk duygusu yüksektir. Bu duygu, Allah’a çok şükür, bende vardır. Bakanlık döneminde en büyük güç kaynağım, milletime olan sevgim ve sorumluk duygumdur. Bu duygular içinde, şartlar ne olursa olsun, bu sektöre faydalı olmak için çalışacaktım. Çalışmayı seviyordum. Bilgili, tecrübeli ve çalışkan insanlardan bir kadro oluşturmayı hedefledim. Kim bilgi sahibi diye sordum, aradım, buldum, istifade etmeye çalıştım. Politik yönümü öne çıkarmadım, teknik çalışmayı tercih ettim. “Biz çalışacağız, doğru işler yapacağız, doğru projeleri hayata geçireceğiz, hiçbir baskı gurubuna aldırmayacağız, bakanlık yapmanın süresi önemli değil, önemli olan çalıştığımız sürede doğru işler yapmak, bütün sorumluluk benim” diyordum. Bu anlayışın hem faydasını hem de zararını gördüm. Bununla birlikte, o günkü anlayışımın bugün de doğru olduğuna inanıyorum. Sorunuzun cevabına gelince, ağır bir ekonomik kriz sonrası dönem olması sebebiyle, kısa sürede etkili olacak, moralleri yükseltecek sosyal içerikli projelerin önemli olacağına inanıyorduk. Bu çerçevede bazı projeleri hızla devreye soktuk. Çiftçi borçlarının yeniden yapılandırılmasın sağladık, “Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi’ni”, “Tarıma Can Suyu 11 RÖPORTAJ Çalışmalarımızda öncelikle, AK Parti’nin Eylem Planı’nda yer alan tarım sektörü ile ilgili tedbirleri dikkate aldık. Projesi’ni” (bir ilk olarak düşük faizli kredi uygulaması) ve “Tarım Gönüllüleri Projesi’ni” (Bin Köye Bin Tarımcı) hayata geçirdik. Bu projelerin yanında, yapısal sorunları çözmeye, sorunlu alanlarda iyileştirmeyi ve gelişmeyi sağlamaya yönelik projeler üzerinde de çalıştık ve uygulamaya geçirdik. Çalışmalarımızda öncelikle, AK Parti’nin eylem planında yer alan tarım sektörü ile ilgili tedbirleri dikkate aldık. Bakanlık bünyesinde, üniversite hocalarıyla ve sektörün diğer paydaşlarıyla toplantılar, çalışmalar yapıldı. Sıkıntılı alanlar, öncelikler ve yapılması gerekenler belirlenmeye, detaylandırılmaya çalışıldı. Eylem planları ve projelerle yola çıkıldı. Sorunlar, yapılması gerekenler listesi oldukça kabarıktı. Bu sorun alanları, aynı zamanda mevzuat altyapımızdaki eksiklikleri, uygulanması gereken projeleri ve atılacak adımları da gündemimize getirmiş ve kendimizi çok yönlü, çok yoğun bir çalışmanın içinde bulmamıza vesile olmuştur. Öne çıkan önemli sorunları ve sorunlu alanları kısaca sıralamak istiyorum: • Tarımsal alanda bakanlıklar ve kurumlar arasındaki yetki karmaşası, • Bakanlık içinde, birimler arasında 12 koordinasyon ve işbirliği eksikliği, • Teşkilat Kanunu dahil gerekli kanunların çıkarılamamış olması, • AB ile mevzuat uyumsuzluğu ve üyelik sürecindeki belirsizlikler, • Üretici örgütlenmesinin yetersizliği, • Etkinliğini kaybetmiş bir tarımsal kredilendirme sistemi, • Tarımsal projeler ve tarımsal desteklere ayrılan bütçenin yetersizliği, • Hayvancılık desteklerinin genel içindeki payının düşüklüğü, • Sağlıklı ve kaliteli gıda üretimi, pazarlanması ve denetimindeki sıkıntılar , • Hayvan hastalıkları ve hayvan kaçakçılığı, • Çayır mera alanlarındaki sorunlar, yem bitkisi üretimindeki yetersizlik, • Sertifikalı tohumluk kullanımı ve üretimindeki sıkıntılar, • Hibrit sebze tohumluğunda dışa bağımlılık, • Bitkisel üretimde ve hayvancılıkta verimlilik ve kalite sorunları, • Zirai mücadelede ve özellikle süne mücadelesinde etkinlik sorunu, • Tarımsal sulamada yaşanan teknoloji ve bilgi eksikliği, • AR-GE sistemi ve altyapısındaki yetersizlikler, finansman ve verimlilik sorunları, • Tarımsal üretimde öngörü ve planlama eksikliği, • Tarım bilgi sisteminin kurulamamış olması, • Tarımsal sigorta sorunları, • Tapu ve kadastro sorunları, • Ödenmeyen ve giderek artan çiftçi borçları. Bu sorunların önemli bölümü mevzuat değişikliklerini içeren çözümler gerektiriyordu. Bu nedenle mevzuat çalışmalarına önem verdik. Her mevzuat ayrı bir öneme sahiptir ve burada detay bilgiler vermek mümkün değildir. Bu nedenle ben sadece, bakanlık dönemimde çıkarılan, TBMM’ne sunulan veya hazır hale getirilen kanunların isimlerinden bahsedip geçeceğim: 1. Islahçı Hakları Kanunu: 2004 yılında, 2. Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu: 2004 yılında, 3. Organik Tarım Kanunu: 2004 yılında, 4. Gıda Kanunu: 2004 yılında, 5. Tarım Strateji Belgesi: 2004 yılında, 6. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu: 2005 yılında, 7. Tarım Sigortaları Kanunu: 2005 yılında kanunlaştı. 8. Tarım Kanunu: 2004 yılında hazırlandı, 2006 yılında kanunlaştı. 9. Tohumculuk Kanunu: Kasım 2004 yılında TBMM Genel Kurulunda görüşmeye hazır hale geldi. 2006 yılında kanunlaştı. 10. Biyogüvenlik Kanunu: 2005 yılında taslak hazırlandı, 2010 yılında kanunlaştı. Görevim sırasında altyapısı oluşturulan ve hayata geçirilen önemli gördüğüm bazı projeler şunlardır. 1. Çiftçi borçları yeniden yapılandırıldı: 2003 yılında yasal düzenleme ile sağlandı. 2. Sertifikalı Tohumluk Projesi: 2003 yılında başlatıldı. 3. Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi: 2003 yılında faaliyete geçti. 4. Tarım Gönüllüleri Projesi: 2004 yılında hayata geçirildi. 5. F1 Hibrit Sebze Tohumluğu Projesi: 2004 yılında başlatıldı. 6. Hayvan Islahı Projeleri (Anadolu Esmeri Projesi, Anadolu Alacası Projesi, İvesi Koyunu Islah Projesi, Suni Tohumlama Projesi): 2004 yılında faaliyete geçirildi. 7. Entegre Süne Mücadele Projesi: 2004 yılında faaliyete geçti. 8. Köy Bazlı Katılımcı Yatırımı Projesi: 2004 yılında başladı. 9. Tarıma Can Suyu Projesi (Düşük Faizli - Sübvansiyonlu - Tarımsal Kredi Projesi): 2004 yılında başlatıldı. 10. Çevre Amaçlı Kırsal Kalkınma Projesi: 2004 yılında başladı. 11. II. Tarım Şurası: 29 Kasım-1 Aralık 2004 arasında yapıldı. 12. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi: 2005 yılında başladı. 13. Tarım Havzaları Projesi: 20032005 arasında çalışıldı. 2008 yılında faaliyete geçti. Bakanlığınız boyunca sizi en çok zorlayan konular hangileriydi? Bunları çözüme kavuştururken ülkesel veya uluslararası ölçekte önünüze ne gibi engeller çıktı? Ocak 2012 Bu sorunun cevaplandırılması, bir mülâkat çerçevesinde neredeyse imkânsızdır. Bir makale, hatta bir kitap konusudur, ayrıca çok ayrıntılı bir tahlile ihtiyaç gösterir. Sınırlı sürede buna imkân olmadığı için, sorunuzun cevabını, soyut bir şekilde sıralamak istiyorum ve okuyucumuzun algılamasına havale ediyorum. Ayrıca, cevabımı yönetim anlayışı, kültürü, insan ilişkileri, karakteri ve davranışları çerçevesinde vermeye çalışacağım. • Kamuda hakim olan anlayıştan, bir başka ifadeyle Türk yönetim modelinden kaynaklanan hususlar, sorunlar, engeller. • Siyasi, ideolojik, bölgesel ve etnik mensubiyetin tercihlerde, atamalarda, kararlarda belli oranda etkili olması. • Bilgiye, ehliyete, liyakate dayalı görev verme veya göreve talip olma ahlakının çok zayıflamış olması. • Çalışmaya, emek vermeye, araştırmaya, yeni bilgiler edinmeye, sorunlara çözüm aramaya yönelik bir anlayışın eksikliği. • Çalışanlarda geniş anlamda güven duygusu eksikliği, kendisini yeterli ve yetkin görmeme duygusunun artmış olması. • İdealizm eksikliği. Bir aşkın değer için emek vermenin, çaba göstermenin kabul görmemesi. • Bakanlık bünyesinde düzenli, iyi hazırlanmış, verimli kullanılabilecek bir bilgi sistemi, proje envanteri ve hafıza kaydının olmaması. Türk çiftçisini nasıl görüyorsunuz? Gelişmiş ülkelerdeki çiftçilerin düzeyine erişebilmeleri için çiftçilerimize neler yapmalarını tavsiye edersiniz? Çiftçilerimiz için güzel sözler, onları rahatlatacak, kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak şeyler söylenebilir. Onların hoşuna gidecek yaklaşımlar sergilenebilir, siyasi adımlar atılabilir. Bol keseden vaatler verilebilir. Bu davranış ve tutumlar, ülkemizde yıllarca uygulandı. Ama çiftçiyi zenginleştirdiği, tarımda ciddi hamleleri sağladığı, bilimsel ve teknolo- jik seviyesi yüksek, verimli, rekabetçi, güçlü bir tarım sektörü oluşturduğunu söylemek mümkün değildir. Tarımda önemli gelişmeler olduğunu, tarımsal ekonominin giderek büyüdüğünü inkâr edemeyiz. Bu konuda bizim nereden nereye geldiğimiz kadar, başkalarının geldiği seviyenin neresinde olduğumuza bakmamız gerekir. Artık kapalı bir ekonomide, kapalı bir dünyada yaşamıyoruz. Etrafımızdaki duvarları daha fazla yükselterek, olduğu kadar deyip kendimizi rahat hissedemeyiz. Duvarlar artık tırmanarak aşılmıyor. Dünya değişti, hızla da değişmeye devam ediyor. Çiftçilerin yapmaları gerekenden önce, tarımsal sistemi sorgulamak gerektiğine inanıyorum. Yapısal sorunlar varken, çiftçi düzeyinde eksiklikleri sıralamanın, eleştirmenin veya övmenin fazla bir faydası olmayacaktır. Tarımda sorunları kısa sürede çözmek mümkün değildir. Olayı bütün olarak ele almak, bütüncül bir yaklaşımla çözümler, politikalar üretmek gerekir. Başarı için kısa, orta ve uzun vadeli, gerçekçi, isabetli, istikrarlı, sürdürülebilir, tavizsiz hedefler, plan, program ve projelere ihtiyaç vardır. Bunların içinde çiftçilerin, ne yapmaları ve nasıl olmaları gerektiği de yer alacaktır. Benim ve çalışma arkadaşlarımın yaklaşım ve çalışma esası buydu. Birkaç yılda tarımın bütün sorunlarını çözmenin zorluğunu biliyorduk. Ama, olması gerekeni en mâkul sürede en doğru şekilde yapmanın gayreti içindeydik. Türkiye ekonomisi ile birlikte, tarımsal ekonominin giderek büyüdüğünü, daha da iyi olacağını söyleyebilirim. Tarımın ekonomik büyüklüğü 2010 yılında 62 milyar Dolara ulaşmış, kişi başına gelir 3 bin Doları aşmıştır. On yıl öncesine göre bu önemli bir gelişmedir. Tarım ekonomimiz dünyada 7. büyük ekonomidir. Bu durum, tarımsal potansiyelin, üretim gücümüzün ve çiftçilerimizin öneminin bir göstergesidir. Çiftçimiz cefakârdır, fedakârdır, çalışkandır, üretkendir, sabırlıdır, kanaatkârdır. Bütün bu iyi meziyetler, 13 RÖPORTAJ Her çiftçimizin yaptığı iş bilimsel ve teknolojik yönden güçlü ve örgütlü birer tarımsal işletme niteliği kazanmalıdır. Bunun için hem devletin hem de çiftçilerin, çiftçi kuruluşlarının yapacakları işler vardır. Kentsel dönüşümün ciddi şekilde gündeme alındığı günümüzde, kırsal-tarımsal dönüşümün de önemli bir konu olarak gündeme alınması mecburiyeti ortadadır. Tarımda giderek özel sektör ağırlıklı bir yapıya geçiyoruz. Beklentiler sektörel gelişmenin özel sektör eliyle gerçekleşeceği şeklindedir. daha iyi olmak için önemli özelliklerdir. Ancak, bunların verimliliğe, kaliteye, daha güçlü bir ekonomik potansiyele, rekabetçiliğe endekslenmesi gerekir. Bunu yapmak da toplumu yönetenlerin vizyonu, birikimi ve becerisiyle şekillenecektir. Çiftçilerimizin de kendi yapacakları, yapmaları gerekenler vardır. Bilgilerini artırmalı, bilmediklerini öğrenmeli, araştırıcı ve yenilikçi olmalı, girdi kullanımı ve di- 14 ğer üretim faaliyetlerinde en doğruyu yapmaya çalışmalıdırlar. Artık çiftçi hep sorunundan şikâyet eden, çözümü başkasından bekleyen bir konumda olmamalıdır. Çözümün bir parçası olmalı, katılımcı olmalı, reaktif değil proaktif davranmalıdır. Çiftçimizin ürettiği mallar dünya pazarlarında dolaşan rekabetçi mallar olabilmelidir. Bunu iyi anlayabilmek için ABD, Fransız veya Alman çiftçisiyle kıyaslamak gerekir. Tarım özel sektörümüzü bu yönüyle değerlendirebilir misiniz? Özellikle, sermaye yapısı, istihdam ettiği personelin niteliği, rekabetçiliği ve güvenirliliği yönünden gözlem ve tespitlerinizi bizimle paylaşır mısınız? Diğer sektörlerde olduğu gibi tarım sektörü de özel sektör eliyle gelişecektir. Devlet tarım sektörü için öncülük görevini yapmıştır ve özel sektörle yola devam etme zamanı gelmiştir. Devlet düzenleyecek, politika belirleyecek, gözetecek, denetleyecek, ama artık üretmeyecektir. Bu süreçte eksiklikler, yetersizlikler, eleştiriler, canı yananlar elbette olacaktır. Ama bu yolda devam edilmesi doğrudur. Ülke tarımında özel sektörün rolü oldukça yenidir. Tarıma akan sermaye her yıl giderek artmaktadır. Yurtdışından, yurt içinde sektör dışından birçok yatırımcının tarıma yöneldiğini görüyoruz. Bu durum beraberinde yeni yatırımları ve yeni gelişmeleri getirmekte, işgücü talebini artırmaktadır. On yıl önce işsiz gezen binlerce ziraat mühendisi, gıda mühendisi, veteriner varken bugün birçok özel firma teknik eleman bulmakta zorlanmaktadır. Bunlar tarım sektöründeki gelişmelerin bir göstergesi olarak önemlidir. Ancak, tarımda sermaye birikiminin hâlen sınırlı olduğu bilinmektedir. İstihdam kapasitesinin artmasına, her geçen yıl binlerce kişinin sektörde iş bulabilme imkânına kavuşmasına rağmen, sektörün nitelikli ele- man sorunu yaşadığı kanaatindeyim. Bu sorun teknik eleman, ara eleman, işçi hatta yönetici için geçerlidir. İlave olarak patronların, iş sahiplerinin bile sorunun bir parçası olduğunu söylemek mümkündür. Bütün bunlar yüksek performansı yakalamayı ve performans yönetimini olumsuz etkilemektedir. Bunun sebebini eğitim sistemi ve saha tecrübemizin henüz yeterli olmayışında arayabiliriz. Diğer taraftan, eğitim sistemimizde kalite sorunları olduğunu düşünüyorum. Geniş bir kadro ve altyapıya sahip olmasına rağmen, eğitim sistemimiz genelde iyi yetişmiş, uygulama tecrübesi olan eleman yetiştirmekte yetersiz kalmaktadır. Sistem sonuç odaklı değildir. Bazı istisnalar varsa da, bunlar genel tablo içinde belirleyici olmaktan uzaktır. Hızlı gelişmesine rağmen, bir iki konu dışında, özel sektörümüz uluslararası düzeyde rekabet gücünü henüz yakalayamamıştır. Sermaye birikimi zayıftır, yatırımı küçüktür. Güçlü büyük firmalar yerine çok sayıda küçük firma vardır. Firmalar arasında işbirliği, birleşerek büyüme geleneği gelişmemiştir. AR-GE kapasiteleri düşüktür. Araştırmaya ayrılan bütçeleri ya hiç yoktur ya da oldukça yetersizdir. Değişik finans kaynaklarına ulaşabilmek ve kullanabilmek konusunda da yetersizlikler, tecrübesizlikler yaşanmaktadır. 2004 yılında düzenlenen İkinci Tarım Şurası açılış konuşmanızda; “Tarımdaki birikmiş sorunların iki yıl gibi kısa bir dönemde çözülemeyeceği açıktır. Yapılması gereken, bu sorunların çözümü için uzun vadeli doğru politikaların belirlenmesi ve kararlı adımlarla uygulanmasını sağlayacak tedbirlerin alınmasıdır. Ayrıca, sektöre bakış açısının değiştirilmesi, gelişmenin yönünün iç ve dış eğilimler ışığında doğru bir şekilde saptanması gereklidir” ifadelerini kullanıyorsunuz. Buradan hareketle bugün için tarım sektörünün mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz? Ocak 2012 Tarımsal sorunların neden 2 yılda çözülemeyeceğinin ve neden uzun vadeli doğru politikalara, kararlı, istikrarlı adımlara ihtiyaç duyulacağının izahı geniştir. Mevcut işletme yapısı, düşük geliri ve yüksek istihdam seviyesiyle, tarımda hızlı gelişmeler beklemek hayal olur. Bu yapı olması gereken yapısal dönüşümü zorlaştırmakta, geciktirmektedir. Doğru işler yapılmadığı zaman, yapısal dönüşüm daha da uzayacaktır. Tabiatı gereği tarım zor, meşakkatli ve stratejik önemi olan bir alandır. Bütün dünyada getirisi ve kişi başına milli geliri diğer sektörlerden düşüktür. Bu nedenle, kendi gelişimini kendi içinde, kendi birikimi ve dinamikleriyle başarması zordur. Tarım dışından sermaye akışına, yeni yatırımlara, desteklenmeye, kollanıp gözetilmeye ihtiyacı vardır. 2010 yılı verilerine göre GSYH’sı 14.5 trilyon Dolar olan ABD’de bile, kişi başına milli gelir 47 bin Dolar iken, tarımda daha düşük olup 33 bin Dolar civarındadır. Ülkemizde, ekonomide yaşanan hızlı gelişmelere rağmen, GSYH’nın yaklaşık 740 milyar Dolar olduğu 2010 yılında, kişi başına milli gelirimiz 10 bin Doların üzerinde gerçekleşirken, tarımda kişi başına milli gelir 3 bin 600 dolar civarındadır. ABD’de milli gelirin %70’i iken, bizde %35’i seviyesindedir. Bu da ülkemizdeki tarımsal refah seviyesinin bir göstergesi olması açısından önemlidir. Ülkemizde tarım sektörü istihdam yönünden ciddi bir yük taşımaktadır. Diğer sektörler yeterince gelişmediği, ekonomiye ve istihdama daha güçlü katkılar sağlamadığı ve tarımdaki fazla nüfus yükünü azaltmaya yardımcı olmadığı sürece, tarımda olması gereken dönüşü- mü sağlamak çok kolay ve kısa sürede olmayacaktır. 2010 yılı DPT verilerine göre, GSYH içinde, sabit fiyatlarla, tarım sektörünün payı %9.1, imalat sanayinin payı %24.2, inşaat sektörünün payı %5.6’dır. İnşaat dahil hizmet sektörünün toplam payı ise %63 civarındadır. Sektörlerin istihdam oranlarına bakıldığında, Ocak 2011 itibariyle, istihdam edilenlerin %24’ü tarım sektöründe, %20.7’si sanayi sektöründe, 15 RÖPORTAJ “Önemli olan başkasının yaptığını daha iyi bir şekilde yapacak yol ve yöntemleri bulmak ve yapmaktır. Daha önemli olanı ise başkalarının yapmadığını, yapamadığını yapmak ve her zaman yeni hamlelere hazırlıklı olmaktır. Bunun da yolu AR-GE’dir. Bu alanda sahip olduğumuz imkânlar ve fırsatlar eskisine göre oldukça iyidir. AR-GE alanında verilen TÜBİTAK, KOSGEB, kırsal kalkınma ve AB hibe desteklerini hem kamu hem de özel sektörümüzün iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.” 16 %5.8’i inşaat sektöründe, %49.4’ü ise hizmetler sektöründedir. Diğer sektörler GSYH içindeki oranlarına yakın veya daha düşük bir istihdam sağlarken, tarım sektörü hemen hemen 3 katı bir istihdam sağlamaktadır. Gelişmiş ülkelerde tarımsal istihdam %1-4 arasındadır. Örneğin, bizden 12 kat daha büyük bir yüz ölçümüne sahip olan ABD’de, sadece 3.5 milyon insan tarımsal üretimde yer almakta, 308 milyonluk ABD nüfusunu ve ABD dışında milyonlarca insanı beslemektedir. Bizde, %24 istihdam, yani 18-20 milyon insan tarımdadır. Arzu edilen bu oranın en az %10’un, ideal olanı ise %5’in altına çekilmesidir. Fazla nüfusun sağlıklı bir şekilde diğer alanlara kaydırılması gereklidir. Bir başka ifadeyle, tarımın üzerindeki yük, takatinin çok üzerindedir. İşletmelerimiz küçük, verimlilikleri ve rekabet güçleri düşüktür. Üreticilerin eğitim seviyeleri, sermayeleri, teknoloji kullanım kapasiteleri, örgütlenme ve piyasa etkinlikleri yönünden ciddi sorunları vardır. Türkiye’de işletme sayısı çoktur ve hane başına düşen ortalama arazi miktarı oldukça düşüktür. Ortalama işletme büyüklüğü 55 dekardır. 50 dekardan az araziye sahip çiftçilerin oranı %65 ve bunların toplam arazi içindeki payı %16’dur. ABD’de ortalama arazi büyüklüğü bin 700 dekar, AB ortalaması 200 dekara yakındır. Ülkemizde 3 milyondan fazla işletme vardır. Bu sayı ABD’de 2.2 milyon, İngiltere’de 287 bin, Almanya’da 390 bindir. Bu tablo işletme sayısı, büyüklüğü ve verimliliği yönünden büyük önem arz etmektedir. Güçlü ve rekabetçi bir dönüşümü gerçek- leştirebilmek için geliştirilecek ekonomik ve sosyal politikalar bu gerçeği göz ardı etmemelidir. Toplulaştırma, şirketleşme, miras hukuku, vb. tedbirlerle ekonomik büyüklükte, verimlilikleri ve rekabet güçleri yüksek işletmeler mutlaka oluşturulmalıdır. Bunların bazıları büyük bütçeler, büyük projeler ve uzun zaman gerektirecektir. Buradaki hız ve başarı tarımın üzerindeki fazla yüklerin ne kadar hızlı ve gerçekçi bir şekilde azaltılacağına ve konuya bakışın kararlılığına yakından bağlı olacaktır. Gelişmiş ülkeler dahil desteklenme olmadan tarımın ayakta durması zordur. ABD’de yılda 20 milyar doların üzerinde sadece Doğrudan Gelir Desteği (DGD) verilmektedir. AB ülkelerinde ise, 2010 yılında tarımsal gelişim amaçlı 57 milyar Avro harcanmış, bunun 39 milyar Avrosu DGD şeklinde olmuştur. AB bütçesinin yarıya yakını tarımsal desteklerdir. Ülkemizde, son yıllarda tarımsal destekler önemli artışlar göstermiştir. Destekler için ayrılan bütçe 2002 yılında 1.8 milyar TL iken, 2003 yılında 2.5 milyar TL, 2004 yılında 4.5 milyar TL ve 2010 yılında ise 5.9 milyar TL’dir. Özellikle hayvancılık destekleri önemli artışlar göstermiştir. 2002 yılında 100 milyon TL’nin altında iken 2010 yılında 1.2 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ayrıca, desteklerin sayısı ve kaynaklarında önemli gelişmeler sağlanmıştır. Sağlanan tüm gelişmelere rağmen, diğer ülkelerle kıyaslandığında, ülkemizde tarımsal destekler arzu edilen seviyelerde değildir. 2006-2010 Tarım Strateji Belgesi ve Tarım Kanunu’nda desteklere ayrılan bütçenin GSMH’nın %1’inin altında olmaması öngörülmüştür. Buna göre destekleme bütçesinin, 2010 yılında en az 7.4 milyar Dolar, yaklaşık 13 milyar TL olması gerekirdi. Bu nedenle, önemli artışlara rağmen, mevcut bütçenin, tarımda kısmi iyileştirmeler için yeterli olabileceğini, ancak olması gereken yapısal dönüşüm için uzun vadede daha güçlü bütçeye ve projelere ihtiyaç olduğunu düşünü- yorum. Desteklerin verimli kullanılması ve amacına ulaşabilmesi mevcut yapıyla kolay değildir. Verilen desteklerin önemli bir kısmının amacı doğrultusunda kullanılmadığını düşünüyorum. Örneğin, alanı dışında kullanılan Ziraat Bankası Kredileri, gereksiz tarımsal makine destekleri, destek almak için yaptırılan toprak analizleri, gübre destekleri, vs. Bunda yapısal sıkıntılar yanında çiftçiden kaynaklanan, eğitim, bilinç ve sorumluluk/sorumsuzluk temelli sorunlar olabileceği göz ardı edilmemelidir. Tüm çabalara ve uzun geçmişine rağmen, tarımda verimli ve etkili bir örgütlenme gerçekleştirilememiştir. Çiftçi kuruluşlarının, kooperatiflerin, birliklerin, vb. kuruluşların gelişmelerini bir an önce tamamlayıp devletin üzerinden yük almaları, tarımsal ve çiftçi sorunlarına çözüm üretmeleri, tarımsal politikaların belirlenmesi, üretim ve pazarlama aşamasında etkili olmaları beklenirdi. Ne var ki bugün, bazı istisnalar hariç, birçok örgütün devletten yardım beklediği, devletten gelecek desteklerle veya özel kanunlarla kendilerine verilen imtiyazlar sayesinde ayakta durabildiği gerçeği yaşanmaktadır. Yukarıdaki nedenler yanında finansman, eğitim, bilgi ve teknolojiye ulaşım gibi faktörlerdeki eksiklik, kıtlık, yetersizlik de devreye girince çiftçimizin, tarımımızın hali ortaya çıkar. Ülkemizde çiftçilikten ka- zanan, durumu iyi olanlar elbette vardır. Ancak genel yapı içinde, gelişmiş ülke standartlarıyla değerlendirildiğinde bunların oranları düşüktür. II. Tarım Şurası’nda söylediğim sözlerin arkasında bahsettiğim nedenler, gerekçeler vardır. Bu nedenle, tarıma bakışın değişmesi gerektiğini söyledim. Mevcut durum eskiye göre oldukça iyi. Veriler bunu gösteriyor. Ancak, gidilmesi gereken daha çok mesafe, yapılması gereken daha çok iş var. II. Tarım Şurası’nda kullandığım ifadelerin arka planında farkındalığı sağlamak, sermayenin, yatırımcının ilgisini çekmek, siyasi iradenin desteğini almak ve gelişmelerin hangi çerçevede olması gerektiğine işaret etmek olduğu unutulmamalıdır. İsterseniz tohumculuk konusunu ele alalım. Tohumculuk faaliyetleri sizin zamanınızda hız kazandı ve mevzuatıyla, projeleriyle, destekleme politikalarıyla önemli bir altyapı oluşturuldu. Öncelikle, göreve geldiğinizde nasıl bir tohumculuk sektörü buldunuz, önemli eksiklikler, yapılması gerekenler nelerdi ve siz neler yaptınız? Tohumculuk bizim, tarım sektörünün önemli sorunları içinde öne çıkardığımız ve mutlaka bir şeyleri değiştirmeliyiz dediğimiz bir alandır. Büyük bir tarım ülkesiyiz, potansiyelimiz oldukça büyük, tabiat, toprak, insan her şey var. Ancak, belki de tarımın en önemli girdisi diyebileceğimiz tohumda ciddi eksiklikler ve bazı türlerde ciddi seviyede dışa bağımlılık söz konusuydu. Yapılanların yeterli ve etkili olmadığı ortadaydı. Tohumculuk sektöründe yılların ihmali vardı. 2000’li yıllara kadar devlet tekelinde kalmış bir tohumluk üretimi ve piyasası söz konusuydu. Özellikle hibrit sebze tohumunda büyük ölçüde dışa bağımlıydık. Birkaç tür hariç diğer alanlarda özel sektör yok mertebesindeydi. 1984 yılında Özal hükümeti tarafından ithalatın yolu açılmış, yeni teknolojilerin özellikle mısır, ayçiçeği, sebze ve patates gibi türlerde ülkemize girmesi sağlanmıştı. O yılları hatırlayanlar, yaşayanlar bilecektir. Tohumluk ithalatına büyük tepkiler olmuştu. Ama bu ithalat, yerli firmalarımızın ticaret noktasında da olsa dış dünya ile temasını sağlamış, işbirliğini artırmış, yeni yaklaşımların, düşüncelerin önünü açmıştı. Zaman içinde bazı firmalarımız ticaret yanında farklı şeyler yapmak, dışarıdan çeşit getirerek tohumunu ülkemizde üretmek, çeşit ıslah etmek, yerli tohumluk üretmek konusunda önemli bir birikime sahip olmuş, önemli adımlar atmaya başlamıştı. Her şeyden önce biz de yapabiliriz duygusu oluşmuştu. Ancak, mevzuat, piyasa, teknoloji transferi, ıslahçı hakları, vs. konusunda ciddi belirsizlikler, boşluklar vardı. Başka bir ifadeyle, daha ciddi ve daha büyük adımların atılmasın- “Mevcut durum eskiye göre oldukça iyi. Veriler bunu gösteriyor. Ancak, gidilmesi gereken daha çok mesafe, yapılması gereken daha çok iş var.” Ocak 2012 17 RÖPORTAJ da korkular yaşanıyordu. Bir yol açılması gerekiyordu, biz o yolu açmaya çalıştık. 2000’li yıllara gelindiğinde tohumculuk alanındaki tablo özetle şöyleydi. Yem bitkileri ve yemeklik dane baklagillerin durumu vahimdi. Üretilen tohumluk miktarı binlerce ton ihtiyaca rağmen birkaç on veya birkaç yüz tonu geçmiyordu. Patateste dışa bağımlıydık. Pamukta sertifikalı tohumluk kullanım oranı düşüktü. Kanola, aspir gibi yağ bitkilerinde sadece söylemler var, ortada hiçbir şey yoktu. İşin enteresan tarafı, en stratejik ürün grubu olan hububatta bile tohumluk üretimi çok düşüktü. Üstelik devletin elinde özellikle hububat tohumu üretmek için ciddi bir altyapı ve birikim vardı, çeşit sorunu da o kadar önemli değildi, ancak bu kapasite atıl kalıyordu. Özellikle kuraklıktan, çevresel faktörlerden etkilenmiş çiftçiye tohumluk yardımı yapılmasını sağlayan 5254 Sayılı Kanun’un yürürlükten kalkmasıyla satılan sertifikalı hububat tohumluğu miktarı minimum seviyeye düşmüştü. Yılda 50 bin ton sertifikalı tohumluk kullanılıyordu. Mısır ve ayçiçeğinde hibrit tohumluk kullanımı önemli noktalara gelmişti. Ancak, bu ürünlerde üretim açığı çok fazlaydı. Yılda 4 milyon ton mısıra ihtiyaç vardı, biz 1-1.5 milyon ton üretebiliyorduk. Ayçiçeği de öyle. Yılda 500 bin ton civarında bir üretim vardı. Bunun ikiye, üçe katlanması lazımdı. Son yılarda mısırda 5 milyon ton, ayçiçeğinde ise 1 milyon ton ve üzerinde üretimler söz konusu. Bu da sektörü, dolayısıyla tohumculuğu canlı tutuyor. Sebzede standart tohum bir şekilde bulunabiliyordu. Ancak sertifikalı tohumluk miktarı çok azdı. Hibrit sebze tohumluğunda ise dışa bağımlı bir haldeydik. 2003 yılında tohum işini çok ciddi bir şekilde ele aldık. Çalıştık, projeler ürettik, test ettik, uygulamaya geçirdik. Tabii ki o zaman sahada karşılaşılacak sorunları, zaman içinde hangi gelişmelerin hangi boyutta olacağını tamamıyla bilmek mümkün değildi. Bunun için zamana, tecrübeye, 18 sahayla, sorunlarla yüzleşmeye ihtiyaç vardı. Bugün bazı eksikleri, yanlışları görebiliyorsak bu 7-8 yıllık bir tecrübe sonunda ortaya çıkmıştır. Bu sürecin yaşanması gerekiyordu. Tohumculuk alanında ilk odaklandığımız alan hububat tohumculuğu oldu. Sebebi, bu alanda hareket sağlamanın daha kolay olacağı yönündeki düşüncelerimizdi. 2003 yılında, özel sektör bu alanda yok mertebesinde olsa da, TİGEM’in hatırı sayılır bir altyapısı ve saha tecrübesi vardı. Ama, verimli çalışmıyordu. Sorunlar belirlenmeli, çözümler üretilmeliydi. İlk tespitimiz, sertifikalı tohumluğa yeterli talebin olmamasıydı. TİGEM’in 200 bin ton arpa-buğday tohumluğu üretim kapasitesi vardı, 2002 yılında satabildiği 50 bin ton kadardı. Gerisi TMO’da veya borsada satılıyordu. İlk iş, talep oluşturacak adımların atılmasıydı. Sertifikalı tohumluğu çiftçimizin gündemine sokmak, sertifikalı tohumluk bilincini artırmak gerekiyordu. Bu nedenle, yayıma, tanıtıma, eğitime ağırlık verdik ve tohumluk fiyatlarını cazip hale getirmenin yollarını aradık. İkincisi tohumluk dağıtım ağının yetersizliğiydi. Çiftçi isterse, giderse, gücü yeterse devlet çiftliklerinden tohumluk alıyordu. Yoksa komşusundan, zahire pazarından ne bulursa ekip geçiyordu. Öyleyse çiftçinin kolay ulaşabileceği bir bayi sistemi geliştirilmeliydi. Gelişen tohumculuğun kanunlara ve ikincil mevzuatlara ihtiyacı vardı. Mevzuat yol demekti. Tozlu, bozuk, yetersiz yolardan kurtulmak, çağdaş, düzgün yollar yapmak gerekiyordu. Önemli bir işin, önemli bir sektörün uyacağı kurallar ortaya konmalıydı. 2003 yılında “Mahsul Fiyatına Sertifikalı Tohumluk Projesi”ni başlattık. Beş ilde pilot proje olarak uygulandı. Çiftçi mahsul bedeli kadar bir ödeme yaptı, maliyet farkını oluşturulan bir fondan Bakanlık karşıladı. Yaygın tohumluk dağıtım sistemi olmadığı için tohumluk satış ve dağıtım işini Tarım İl Müdürlükleri vasıtasıyla yaptık. İl Özel İdaresi, Ziraat Odası, TOBB, vb. kurum ve kuru- Ocak 2012 luşlardan kaynak temin ettik. 2004 yılında yine dışarıdan bulduğumuz desteklerle, ama 81 ilde uygulamaya geçtik. 2004 yılında 300 bin ton gibi iddialı da bir hedef koymuştuk. Bu hedef birebir gerçekleşmedi ama çok yaklaştık. 2002 yılında 50 bin ton sertifikalı tohumluk satılmışken, 2004 yılında satılan miktar 250 bin tona yaklaştı. Bu rakam normal şartlarda TİGEM’in üretebileceği miktarın üzerindeydi. Bu nedenle, hedefi gerçekleştirebilmek için, TİGEM kendi işletmeleri dışında çiftçilerle sözleşmeli alanlarda da tohumluk üretimi yaptı. Özel sektörü etkili bir şekilde devreye sokmak o yıllarda mümkün değildi. Her şey TİGEM’in imkanları ile başladı. Burada dikkat çeken, bir yıl içinde tohumluk üretiminin 4-5 kat artırılabilmesi ve üretilen tohumlukların son kilogramına kadar satılmış olmasıydı. Gelişmeler ümit verdi. 2005 yılı genel bütçesine bütün tohumlukları kapsayacak şekilde ve hatırı sayılır miktarda sertifikalı tohumluk kullanımını destekleme bütçesi koyduk. Bu rakam 55 milyon TL idi. O yıldan bu yana meyve fidanı dahil sertifikalı tohumluk kullanım destekleri Genel Bütçeden karşılanmaktadır. Sertifikalı tohumluk kullanımının desteklenmesinin hayati önem taşıdığı ortadaydı. 2003 yılından itibaren tohumluk kullanımının, 2008 yılından sonra da tohumluk üretiminin desteklenmesi sektöre ilgiyi ve yatırımı artırmış, gelişmelere önemli kat- kılar sağlamıştır. Zaman içinde desteğin miktarı, uygulama şekli ve ödeme zamanında bazı değişiklikler yaşanmıştır. Asıl olan, desteklerin etkinliğinin ve sürekliliğinin sağlanabilmesidir. Yayım ve tanıtım işlerine büyük emek verdik. Ankara’da, diğer il ve ilçelerde, köylerde, ülkenin her tarafında her türlü vasıta kullanıldı. Sertifikalı tohumluğun adını “Cömert” koyduk. Bu şekilde hızla çiftçinin sertifikalı tohumluğa ilgisini çekmeyi ve tohumluk bilincini artırmayı amaçladık. Dağıtım ağının hızla gelişmesi, yaygınlaşması ve çeşitlenmesi gerekiyordu. Önce, TİGEM bünyesinde bayilik sistemi oluşturduk. Sadece işletmelerde değil, ülkenin her tarafında, çiftçiye en yakın yerlerde dağıtımın yapılabilmesini amaçladık. Bugün 400’den fazla özel TİGEM bayisi olduğunu biliyorum. Yapılanlar yeterli olmayabilirdi. Bu nedenle, başka şeyler de yaptık. Örneğin, tohumluklarda KDV bazı türlerde %18, bazı türlerde %8 idi. Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı ile yapılan çalışmalardan kısa sürede netice aldık ve 3 Eylül 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Karar ile, sebze tohumu ve fide dışında kalan bütün tohumluklarda KDV oranını %1’e indirdik. Sektörün nakit ihtiyacı karşılanmalıydı. Mevcut faiz oranları %40 civarındaydı, kredi kaynağı ve kullanılabilirliğinde ciddi sıkıntılar vardı. 25 1984 yılında Özal hükümeti tarafından ithalatın yolu açılmış, yeni teknolojilerin özellikle mısır, ayçiçeği, sebze ve patates gibi türlerde ülkemize girmesi sağlanmıştı. 19 RÖPORTAJ Şubat 2004 tarihli Resmi Gazete’de niz, bir anımı anlatmak isterim. Taculuk Kanunu’na başlanmasını, hiç yayımlanan bir karar ile sertifikalı torımla ilgili iki Kanuna TBMM genel değilse bir iki maddesinin görüşülmehumluk kullanımında faizi, normal takurulunda arka arkaya görüşme sırası sini istiyorduk. Bunun sebebi, Tohumrımsal kredi faizine göre, %50, sertifiverilmişti. Birisi “Organik Tarım Kaculuk Kanunu Tasarısının görüşülmekalı tohum ve meyve fidanı üretiminnunu”, diğeri “Tohumculuk Kanunu.” sinin ertelenmesini önlemekti. Bunu de ise %40 indirdik. Bu oranlarda faiz Görüşme tarihi 30 Kasım 2004 olarak başaramadık. Muhalefete mensup milsübvanse edildi. Kanun çalışmalarınbildirilmişti. Aynı zamanda, 29 Kasım letvekillerinden “başlamayalım, burada, teknoloji geliştirmenin ve transfe– 1 Aralık 2004 tarihleri arasında da bırakalım” talebi geldi. Ertelemerinin en önemli güvencesi olan “IslahAnkara’da II. Tarım Şurası yapılacakyelim, başlayalım dedik ama anlataçı Hakları Kanunu”na öncelik verdik tı. Bir tarafta Tarım Şurası, diğer tamadık. İki gerekçeleri vardı. Birincisi, ve 2004 yılında bu Kanunu çıkardık. rafta Mecliste kanun görüşmeleri birvekillerin yorgun olmasıydı. İkinci ise Bunu takiben çetarımla ilgili ko“Biz çalışacağız, doğru işler yapacağız, doğru projeleri hayata şit geliştirme, tonuları kısa sürehumluk üretimi de bitirmeyip tageçireceğiz, hiçbir baskı grubuna aldırmayacağız, bakanlık ve piyasa düzeni rımı basının, kayapmanın süresi önemli değil, önemli olan çalıştığımız sürede için gerekli olan muoyunun gündoğru işler yapmak, bütün sorumluluk benim” “Tohumculuk deminde tutmakKanunu”nu çalıştı. İşte o gece gömaya başladık. 2004 yılı Kasım ayında likte devam ediyordu. Akşam geç saatrüşmelere başlanmamış olması, biraz TBMM Genel Kurulunda görüşülecek lere kadar Şura çalışmalarında buluönce bahsettiğim gibi Tohumculuk duruma getirdik ve Genel Kurul Günnuyor, daha sonra Meclisteki çalışmaKanunu Tasarısı’nın kabulünü tam iki demine aldırdık. Ancak, o günlerin, lara katılıyorduk. Organik Tarım Kasene geciktirdi. Bugün itibariyle, 2011 özellikle AB görüşmeleri nedeniyle nunu tasarısı mecliste kabul edildikyılında, sadece hububatta sertifikalı hızlı değişen gündemi içinde bekletilten sonra, Tohumculuk Tasarısı görütohumluk üretimi 400 bin tonun üzerimeye alındı, ancak 2006 yılında çıkarışülmeye başlanacaktı. Organik Tarım ne çıkmıştır. Diğer türlerle birlikte labildi. Bu Kanun ile de tohumluk üreKanunu sabaha karşı saat 03:30 civa2011 yılı toplam sertifikalı tohumluk timi, piyasası ve sivil örgütlenmenin rında bitti. Mecliste herkes yorgundu, üretiminin 600 bin tona yaklaştığı tahyolu açılmıştır. Tohumculuk Kanusabah da Tarım Şurası’nda olmalıydık. min edilmektedir. Bu bir başarıdır, nu’ndan bahsedince, müsaade ederseBuna rağmen, ısrarla hemen Tohumancak gözde fazla büyütülmemesi ge- 20 rekir. Biraz da sebze tohumculuğundan bahsetmek istiyorum. Göreve geldiğimizde özellikle kamuoyunda bu alanda ciddi eleştiriler vardı. Ülkemizde sebze tohumunda, özelikle de hibrit tohumlukta yüksek oranda dışa bağımlılık toplum vicdanını rahatsız ediyordu. Yukarıda bahsettiğim gibi rahmetli Özal zamanında ithalatın serbest bırakılması en çok hibrit sebze üretimi ve tohumculuğu üzerinde etkili olmuştu. Böylece, ülkemizin, özel sektörümüzün yabancı sermaye ve teknoloji ile teması sağlanmış, zaman içerisinde bir birikim oluşmuştu. Ancak eksiklikler ve belirsizlikler devam etmekteydi. Özel sektörün bazı sorunları, eksikleri ve yetersizlikleri, buna karşılık iyi olduğu yönleri de vardı. Kamu sektöründe bir birikim söz konusuydu ama bazı şeylerin iyi gitmediği ortadaydı. Bu nedenle, kamu ve özel sektör işbirliğini öne çıkaran, kaynakları ve fırsatları birlikte en iyi şekilde değerlendiren bir yol bulunmalıydı. Bu konuda da bir çıkışa ihtiyaç vardı. 2000’li yıllara gelinceye kadar, son 15-20 yılda sebze tohumculuğu konusunda ülkemizde önemli bir Ocak 2012 potansiyelin oluştuğunu, özellikle bazı özel sektör kuruluşlarının önemli mesafeler kat ettiğini biliyorduk. Ama yeni bir harekete, güç birliğine, morale, desteğe, her şeyden önce pozitif bir kamuoyuna ihtiyaç olduğunu düşünüyorduk. Bu düşüncelerle, 2003 yılında başlatılan bir çalışmayla 2004 yılında bir proje geliştirdik. Bu Proje DPT’nın bilim ve teknoloji sektöründen Tarım Bakanlığı’na destek verdiği ilk iki projeden birisidir (Diğer proje ise yine bizim geliştirdiğimiz “Entegre Süne Mücadelesi Projesi” idi). Projenin adı kısaca “F1 Hibrit Sebze Tohumluğu Projesi” idi. Açılışını 5 Mayıs 2004’te Antalya’da yaptık. Sektörün tüm paydaşları projeye dahil edilmiş, kamuüniversite-özel sektör işbirliği alanında örnek-model bir çalışma başlatılmıştı. O yıllarda yerli hibrit çeşitlerle tohumluk ihtiyacını karşılama oranımız %5 civarındaydı. Yeni hedefler belirledik. Mevcut özel-kamu sektör potansiyelini dikkate aldık ve 5 yıl sonra yerli hibrit tohum kullanma oranının %15’e, 10 yıl sonra %30’a yükselmesini hedefledik. Geçen sürede önemli gelişmeler oldu. 2010 yılı sonunda yerli üretimin payı %40’lara yükseldi. Bazı türlerde, örneğin biberde, kavunda %80’e yaklaşıldı. Her ne kadar gelişmeler bazı türlerde öne çıkmış görünse de bu bir başarıdır. Diğer türleri de olumlu etkileyecektir. Sektör mensuplarından gelecek beş yıl içinde %50-60’ın üzerine çıkmanın zor olmadığını duyuyorum. Demek ki is- 21 RÖPORTAJ tersek, çalışırsak, önümüzü görebilirBir kere daha vurgulamakta fayda göBahsettiğiniz gibi, özel sektörün tosek zorlukları aşabiliyoruz. Yukarıdarüyorum. Bu alanda esas başarı, işin humculuğa girmesi, sektöre giderek ki başarı tablosunu tamamıyla söz kotabiatı gereği özel sektörden gelecekartan sermaye akışı ve ciddi bir altnusu projeye bağlamak istemiyorum. tir ve öyle de olmaktadır. Bu sahada yapının oluşması önemli bir başarıdır. Bu doğru olmaz ve geçmişten gelen biçalışan özel sektör sayısının, altyapı 2002 yılında TİGEM neredeyse tek rikimi, oluşan potansiyeli görmemek ve kapasitenin giderek artması bunun üreticiydi. Üretimin %99’u TİGEM’e anlamına gelir. Yapmak istediğimiz, işaretidir. Karlılığı, ileri teknoloji kulaitti. Aldığım bilgilere göre, 2011 yıvar olanı harekete geçirmek, daha etlanımı, pazarlama ve satış sonrası hizlında özel sektörün payı %60’ın üzerinkili hale getirmek, yeni bir güç birliğimetleriyle özel sektör sebze tohumcude tahmin edilmektedir. 2003 yılında ne ve yeni hamlelere zemin hazırlaluğunda öncü görevi yapmaktadır. toplam özel sektör tohumcu kuruluş maktı. Sektörün ekonomik, teknik ve Özellikle uluslararası rekabet yönünsayısı 100 civarında iken, 2011 yılınpsikolojik açıdan böyle bir motivasyoden güçlü firmalara olan ihtiyaç da orda 500’ü geçmiştir. Hububatta çalışan na ihtiyacı vardı. Böyle bir havanın, tadadır. 5 firma vardı ve hiç birisinin “Araştıroluşturulacak kamuoyunun bile pozitif macı Kuruluş” yetkisi yoktu. Bugün etkilerinin olacahububat tohumğı göz ardı edileluğunda faaliyet “Çiftçimiz cefakârdır, fedakârdır, çalışkandır, üretkendir, mezdi. Bu projeyi gösteren firma sabırlıdır, kanaatkârdır. Bütün bu iyi meziyetler, daha iyi atılması gereken sayısı 300’e yakolmak için önemli özelliklerdir. Ancak, bunların verimliliğe, bir adım, ülke laşmıştır ve bunkaliteye, daha güçlü bir ekonomik potansiyele, rekabetçiliğe kaynaklarını belların 30 kadarı endekslenmesi gerekir. Bunu yapmak da toplumu yönetenlerin li bir hedefe yöAraştırmacı Kuvizyonu, birikimi ve becerisiyle şekillenecektir.” neltmenin ve taruluş yetkisi alraflar arasında mış durumdadır. işbirliğini geliştirebilmenin bir gerekÖzel sektörün tohumculukta önemBu, sadece tohumluk üretiminin mikliliği olarak gördük. Bu proje hakkınli gelişmeler sağladığını görüyoruz. tar olarak arttığına değil, aynı zamanda farklı değerlendirmeler yapılabilir. Özel sektör kuruluşlarının sayısı 2011 da çeşit ıslahı konusunda da önemli geÖzellikle bazı büyük ve başarılı firmayılında 500’ü geçmiştir. Buna rağlişmelerin olduğuna, AR-GE altyapısıların bu projeden aldığı fazla bir şey men gelişmeler özellikle hububat tonın geliştiğine, gelecekte daha güzel olmamış olabilir. Ancak, eleman eğitihumculuğunda olmuş, aynı başarı dişeylerin olacağına işaret eder. Demek mi, genetik materyal temini, laboratuğer türlerde, örneğin yem bitkilerinki önünü görebildiği ve yatırıma değer ar testleri, ortak projeler, vs. alanında de, yemeklik dane baklagillerde yakabulduğu zaman özel sektör kısa sürebazı firmaların bu projeden önemli lanamamıştır. Bu konuda bir değerde ciddi hamleler yapabiliyor. Önemli faydalar sağladığını düşünüyorum. lendirme yapabilir misiniz? olan onlar için güven ortamının oluş- 22 turulması ve zaman içinde kapasite, kaliteli üretim ve rekabetçilik yönünde gelişmelerinin sağlanmasıdır. Esas sorunuza gelelim. Hububat tohumculuğunda sağlanan gelişme diğer türlerde neden sağlanamadı? Bunu talep, yurtiçi üretim potansiyeli, uluslararası üretim ve fiyat dengeleri, üretimin sürdürülebilirliği, piyasa oyuncuları, devletin alım ve fiyat politikasında aramak gerekir. Bana göre esas sorun bu unsurlarda yatmaktadır. Bunların en önemlisi de, talebin kendisini hissettiren bir düzeye ulaşması ve istikrarlı bir şekilde devamıdır. Hububat stratejik bir üründür. Hem gıda hem de yem için belli bir üretimin mutlaka gerçekleştirilmesi gerekir. İnsan hayatında en önemli iki şey ekmek ve sudur. Diğerleri sonra gelir. Örneğin yıllık buğday ihtiyacımız 18 milyon tondur. Üretimimiz yıllara göre 16-23 milyon ton arasındadır. Buğday üretiminde veya temininde yaşanacak ciddi düşüşler toplumda hem ekonomik hem de sosyal ciddi çalkantılara sebep Ocak 2012 olacaktır. Bu nedenlerle devlet hububatta alım fiyatı açıklamakta, piyasaya müdahil olmakta, gerektiğinde bazı yıllarda en büyük alıcı olabilmektedir. Bu da üretimde bir istikrarı oluşturmakta, talebi canlı tutmaktadır. Aynı şeyi mısır ve ayçiçeği için de söyleyebiliriz. Bu ürünlerin üretimi önemli miktarlara ulaşmıştır. Mısır üretimimiz 2002 yılında 1 milyon ton civarında iken bugün 5 milyon tona yaklaşmıştır. Bu rakam ihtiyacımız olan rakamdır. İhtiyacın neredeyse tamamı yurt içinden karşılanır oldu. Değişik alanlarda kullanımının giderek artması veya GDO gibi nedenlerle uluslararası ticarete sunulan mısır arzında yaşanan daralmalar ister istemez yurt içi üretimi canlı tutuyor. Ayçiçeğinde üretim miktarı son yıllarda ciddi miktarda arttı. Bazı yıllarda üretim 1 milyon tonun üzerine çıkabilmektedir. Artan üretim ve canlı bir piyasaya rağmen ihtiyacımızın hâlen yarıya yakınını yerli üretimle karşılayabiliyoruz. Ürüne talep canlıdır. Dolayısıyla tohumluğa talep de canlı olmaktadır. Ayrıca bu iki ürünün devlet veya özel, kurumsallaşmış bir pazarı, alıcısı söz konusudur. Diğer ürünlerde, örneğin yem bitkilerinde, yemeklik dane baklagillerde yıldan yıla bir talep değişmesi ve fiyat dalgalanması yaşanıyor. Örneğin bir ara yonca tohumuna talep yüksek iken ve yüksek fiyatla satılırken, 2011 hariç, son 2-3 yıldır bir talep daralması ve fiyat düşmesi yaşandı. Yonca fiyatları 2011 yılında 12-15 TL arasında değişiyordu. 2008, 2009 için aynı şeyi söyleyemeyiz, çünkü bazı firmaların 5-6 TL’ye kadar fiyatı düşürdüğünü biliyoruz. Aynı şey fiğ tohumluğu için de geçerlidir. Örneğin Macar Fiğinde bir yıl fiyat 4 TL, ertesi yıl 1.5 TL olabilmiştir. Bazı firmalar maliyetin altında rakamlarla tohumlarını satmak zorunda kalmışlar, takip eden yıllarda risk almak istememişlerdir. Bu türlerde yaşanan talep ve fiyat dalgalanması, hayvancılığın tarımdaki düşük payı ve hayvancılık sektöründe yaşanan yıllık veya dönemsel ge- 23 RÖPORTAJ lişmelerle yakından ilişkilidir. Kuru dane baklagiller tohumculuğunda da ciddi hamleler olmadığını biliyorum. Bana göre burada da talep yetersizliği ve yıldan yıla yaşanan fiyat dalgalanması önemli sorunlardır. Bir yıl üretim ve fiyat çiftçiye cazip gelir, ertesi yıl tersi yaşanır. Bu da ekilen alanı, dolayısıyla kullanılacak tohumluğa talebi etkiler. Rakamlarla konuşursak, 2010 verilerine göre nohut 530 bin ton, kuru fasulye 213 bin ton, mercimek 447 bin ton üretilmiştir. Üçü birden 1 milyon ton civarında bir rakam eder. Bu ürünlerde devlet alımı yok ve fiyatlar uluslararası üretimden, fiyatlardan, ithalattan oldukça etkileniyor. Dolayısıyla, böyle bir alana giren, yatırım yapan firma sayısı ve kapasitesi de düşük kalıyor. İlave olarak, bazı türlerde yaşanan ciddi çeşit ve kademeli tohumluk sorununun, bahsettiğiniz şekilde, bu alanlarda üretim artışını engellediğini düşünüyorum. Mercimek, nohut, Macar Fiği, fasulye, yonca, soya fasulyesi, vb. türlerde ıslah edilmiş mevcut çeşit sayısı ol- 24 dukça azdır. Buğdayda yüzlerce çeşit varken bahsedilen türlerde birkaç tane veya onlu rakamlarla ifade edilecek kadardır. Yurt dışından getirilen bazı çeşitler varsa da sayı ve uyum yönünden sorunlar yaşanıyor olabilir. Başarının yakalandığı türlerde genel olarak çeşit zenginliği olduğunu görmekteyim. Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği buna örnektir. Çeşit eksikliğine tohumluk üretiminde kullanılacak yeterli kalite ve miktarda kademeli tohumluğun bulunamayışı da eklenince, sanırım mesele daha iyi anlaşılır. Kısaca, sorunuzun öncelikle talep ve fiyat istikrarı, verimlilik, kârlılık ve özel sektör ilgisi açısından değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bir dönem tarıma yön vermiş birisi olarak, özellikle ileriye dönük görüş ve tavsiyeleriniz nelerdir? Bundan sonra nasıl bir tohumculuk sektörü hayal ediyorsunuz? Geleceğe ümitle bakıyorum, güzel şeyler düşünüyorum. İşin esası doğru düşünmek, doğru işler yapmaktır. Bil- ginin, emeğin, ilginin ve çalışmanın olduğu bir alanda başarı elde edilmemesi mümkün değildir. Bütünü görmek ve detaylara hakim olmak önemlidir. İddialı insanların ve kurumların büyük hedeflere odaklanması gerektiğine inanıyorum. Başarı bilgi, donanım, imkân ve çalışmayla mümkündür. Aksi “kuru gayret çarık eskitir” ifadesinde yerini bulacaktır. Elde edilen başarı küçümsenemez. Özellikle, hububat tohumculuğunda ciddi mesafeler alındı. Ancak, en başarılı olduğumuz bu alanda bile, ülkemizde yılda 2.5 milyon ton tohumluğun toprağa atıldığı, 3 yılda bir yenileme esasına göre yılda 800 bin tondan fazla tohumluğa ihtiyaç duyulduğu düşünülürse, önümüzde daha gidilecek uzun bir yol olduğu görülür. Yakalanan başarının devamı ve yeni gelişmelerin sağlanabilmesi için, doğru tespitlere, doğru ve dinamik politikalara ihtiyaç olacaktır. Bakanlığımızın bu doğrultuda faaliyetlerinin olduğunu biliyorum. Tohumluk fiyatlarının çiftçi lehinde uygun ve rekabetçi bir ortamda oluşması, yaygın dağıtım ağı, destek miktarı, desteklerin ödenme şekli ve zamanı şimdiye kadar sağlanan gelişmelerin önemli unsurları oldu. Ancak, daha ileri noktalara ulaşabilmek için yeni yaklaşımlara, yeni politika- lara ihtiyaç duyulabilecektir. Son yıllarda, 300-400 bin ton civarında bir hububat tohumluğu üretimi olmasına rağmen, bazı yıllarda önemli miktarda tohumluğun satılamadığı, stoklarda kaldığı bir gerçektir. Örneğin, 2004, 2005, 2006 yıllarında üretilen her kilogram tohumluk satılırken, 2007 ve 2008 yıllarında TİGEM ve özel sektörün elinde önemli miktarda tohumluk kalmıştır. 2009 ve 2010 yıllarında satışlar çok iyi oldu, yok satıldı. Ama, 2011 yılında yine üretilen tohumlukların önemli bir kısmının satılamadığı bilgisini alıyorum. Bu nedenle, talepteki dalgalanmaların iyi analiz edilmesi gerektiğini, yüksek üretim kapasitelerine ulaştıkça bunun daha da önemli olacağını düşünüyorum. Bu nedenle, piyasayı iyi analiz eden, dinamik, öngörülü ve gelişmelere hızlı müdahale edebilen yapılara ve politikalara ihtiyaç olabileceği açıktır. Örneğin, sertifikalı tohumdan üretilen ürüne farklı prim ödenmesinin talebi daha üst rakamlara taşıyacağı şeklinde bir kanaate sahibim. Tek başına yeterli midir? Hayır. Ulaşılmak istenen hedefe göre nerede ne yapılması gerektiğinin iyi analiz edilmesi gerekir. Önemli hamlelerin sağlanamadığı türlerde ise daha özel, daha detaylı çalışmaların yapılması gerektiği açıktır. Bunlar için takip edilmesi gereken yol ve yöntemler farklılık arz edebilir. Üretim potansiyeli, yıllık talep ve fiyat istikrarı, bu alanda ihtiyaç duyulan AR-GE, altyapı, vb. hususlar iyi analiz edilmelidir. Hibrit tohumdaki durumu ürün bazında değerlendirmekte fayda vardır. Ülkemiz ekolojik imkânları ve geniş üretim alanlarıyla bir çok türün tohumluk üretiminde önemli bir potansiyele sahiptir. Örneğin, yüzde yüz hibrit tohumluğun kullanıldığı mısır ve ayçiçeği üretiminde hibrit tohumluk ihtiyacını karşılamada hiçbir sorunumuz yok. Ülke ihtiyacımızı karşıladığımız gibi dışarıya da ihraç ediyoruz. Ancak, üretimde kullanılan çeşitlerin çoğu yabancı firmalara aittir. Yani, ıslah kapasitemizin ve bize ait çeşit sayımızın düşüklüğü sorunu vardır. İşin iyi tarafı Ocak 2012 bu türlere ait tohumlukların ülkemizde ciddi miktarlarda üretiliyor ve satılıyor olmasıdır. Sebze tohumculuğu kendine has bir alandır ve hızlı gelişmelerin olabileceği bir potansiyel taşımaktadır. Kısa sürede %40 seviyesini yakalamak, yakın gelecekte %50-60’ları hedeflemek bunun işaretidir. Bütün bu gelişmeler sonucunda Türk Tohumculuk Sektörü, günümüzde sadece ithalat yapan değil, önemli miktarda ihracat da yapan bir sektör durumundadır. 2002 yılında toplam tohumluk dış ticaretimiz 72 milyon ABD Dolarıydı. Yuvarlak rakamlarla bunun 17 milyon Doları ihracat (%23.6), 55 milyon Doları ithalat (%76,4). 2010 yılında dış ticaret hacmimiz 230 milyon Dolar olmuştur. Bunun 80 milyon Doları ihracat (%34.8), 150 milyon Doları ithalat (%65.2). Dış ticaret hacmimiz 3.2 kat artarken, ithalat artışı 2.7 kat, ihracat artışı ise 4.7 kat olmuştur. Gelişmeler ihracatın lehine olup, bu da tohumculukta yerli payın büyüdüğünün ifadesidir. Bu bir gelişmedir, ancak yeterli değildir. Bu gelişmelerde özel sektörün rolü büyüktür. Ancak, üreten, satan, ihraç eden bir özel sektör yanında, araştırma altyapısı gelişmiş, araştıran, çeşit-teknoloji geliştiren kuruluşlara olan ihtiyaç eskisinden daha fazladır. Büyüyen sektör ancak yeni bilgi ve teknolojiyle yoluna devam edebilecektir. Islahın zaman alıcı bir iş olduğunu biliyorum. Özel ve kamu ıslah ve tohumculuk kuruluşlarımızın önümüzdeki yıllarda tohumluk üretiminde gösterdiği başarıyı çeşit geliştirmede de göstereceğini ümit ediyorum. Çünkü gelişen sektörün çeşit ve teknoloji talebi de giderek artacak ve farklılaşacaktır. Ülkemizde artan AR-GE çalışmaları ve verilen ARGE destekleri yakın gelecekte meyvelerini mutlaka verecektir. Önemli olan başkasının yaptığını daha iyi bir şekilde yapacak yol ve yöntemleri bulmak ve yapmaktır. Daha önemli olanı ise başkalarının yapmadığını, yapamadığını yapmak ve her zaman yeni hamlelere hazırlıklı olmaktır. Bunun da yolu “Sektörün bir mensubu olmanın, verilen emeğin meyvesini görmenin hazzını yaşıyorum. Bu işler birileriyle başlayıp birileriyle bitmez, bitmemesi gerekir. Bu başarıda şimdiye kadar emeği geçenlere, katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum.” AR-GE’dir. Bu alanda sahip olduğumuz imkânlar ve fırsatlar eskisine göre oldukça iyidir. AR-GE alanında verilen TÜBİTAK, KOSGEB, Kırsal Kalkınma ve AB hibe desteklerini hem kamu hem de özel sektörümüzün iyi değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Gelinen noktada kendimize güven duymaya, daha iyisini yapabileceğimize inanmaya başladığımızı söyleyebiliriz. Ülke olarak başarısızlığın psikolojik engelini aştığımızı düşünüyorum. Gerisi kolay. Ancak, bu önemli konuyu, karar vericilerin ve Türkiye’nin gündeminden düşürmemek gerekir. Sektörün bir mensubu olmanın, verilen emeğin meyvesini görmenin hazzını yaşıyorum. Bu işler birileriyle başlayıp birileriyle bitmez, bitmemesi gerekir. Bu başarıda şimdiye kadar emeği geçenlere, katkıda bulunanlara teşekkür ediyorum. Bu bayrağı bundan sonra daha yükseklere taşıyacaklara da sağlık, güç, kuvvet ve başarı diliyorum. Davetiniz ve bu fırsatı verdiğiniz için sizlere, TÜRKTED camiasına teşekkür ediyorum. Sağlık ve başarılar diliyorum. 25 AHDE VEFA Türk Tohumculuğunda Bir Mihenk Taşı: Mehmet Ali Yormazoğlu Henüz küçük yaşlardan itibaren Türkiye’nin farklı şehirlerine yapılan iş gezilerine katılma ve gözlem yapma fırsatı bulan Mehmet Ali Yormazoğlu, Türk tohumculuğunun gelişmesinde önemli rol oynadı. Özel tohum sektörünün gelişimi ve Türk tarımında yaşanan büyük dönüşümlerin birebir tanığı ve aktörü olan Yormazoğlu, sektörü bir çatı altında birleştiren TÜRKTED’in de kurucu üyeleri arasında yer alıyor. B ursa’da 1944 yılında doğan Mehmet Ali Yormazoğlu, ilk ve orta öğrenimini de bu şehirde tamamladı. Türkiye çapında gıda ve baharat ticaretiyle uğraşan babası Yusuf Yormazoğlu, oğlunun yetişmesinde önemli rol oynadı. Küçük yaştan itibaren Türkiye’nin farklı şehirlerine yapılan iş gezilerine katılan ve önemli sorumluluklar alan Yormazoğlu, böylece hem ticareti öğrendi, hem de Türkiye ve Türk insanı üzerine gözlem yapma fırsatı buldu. Mehmet Ali Yormazoğlu erken yaşta yitirdiği babasından devraldığı işleri, Türkiye’nin tohumculuk sektöründeki sıkıntı ve ihtiyacını göz önünde bulundurarak bu alana kaydırdı ve tohumculuk alanında uzmanlaşmayı hedef olarak belirledi. O dönemde Türkiye’nin benimsemiş olduğu dışa kapalı ekono- 26 mik yapıya paralel olarak ilk etapta ülkedeki yerel enstitüler tarafından geliştirilmiş sebze tohumlarının üretimi ve ticaretine yönelen Yormazoğlu, bir taraftan yonca, arpacık soğan gibi tohumların ticaretini de yaygınlaştırıyordu. 1978 yılında Prof. Dr. Fahrettin Macit ile birlikte ilk yurt dışı gezisini Hollanda’ya yapan Yormazoğlu, buradaki tohum firmalarını gözlemleme fırsatı buldu. Mehmet Ali Yormazoğlu’nun Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği’ne (TÜRKTED) giden yolda yaşadığı deneyimler de kayda değer nitelikte. Bunlardan biri de 1981 yılında ABD Tohumcular Birliği’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret. Özellikle bürokratların sektördeki hakimiyetinin yoğun olduğu bu dönemde, tohumculuğu devletin mi özel sektörün mü yapması gerektiği üzerine hararetli tartışmalar yaşanıyordu. Bu çerçevede, dönemin Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nazmi Demir, Türkiye’de gelişmekte olan özel tohum sektörüyle ilgili gelişmeleri öğrenmek amacıyla ülkeyi ziyaret eden Amerikan Tohumcular Derneği’nden 6 ABD’li temsilci ile Yormazoğlu’nu tanıştırmak istedi. O akşam birlikte yenen akşam yemeği, beraberinde yapılan fikir alışverişi ve tartışmalar Yormazoğlu için bir dönüm noktası oldu. Türk tohumculuğunun gelişme dönemi olan 80’li yıllara gelindiğinde May Tohumculuk, Beta Tohumculuk ile birlikte Tarım Bakanlığı’na bağlı devlet kuruluşlarının ağırlığını dengeleyen iki özel sektör kuruluşundan biri olarak göze çarpıyor. Süreç içinde bu dengelerin giderek özel sektörden yana değişmeye başlamasıyla birlikte, Turgut Özal’ın da girişimleriyle gelişen özel sektörün bir dernek çatısı altında buluşmasına karar verildi. Aziz Karabatur’un İstanbul Elmadağ’da bulunan ofislerinden birini Türk tohumcularına tahsis etmesi üzerine TÜRKTED’in kuruluş çalışmaları başladı. Bu dönemde May Tohumculuk’ta çalışan Dr. Mehmet Şencan, 6 farklı dil bilmesinin getirdiği birikim ve sektördeki deneyimleri ışığında, gelişmiş ülkelerin tohumculukla ilgili dernek ve birliklerinin kuruluş tüzükleri üzerine çalışıp Türk tohumculuk mevzuatına uygun bir dernek tüzüğü hazırlamaya başladı. Örnekleri arasından, dönemin şartlarına en uygun olan bölümler dikkate alınarak oluşturulan TÜRKTED tüzüğü bir yıl içinde hazırlandı ve dernek, 1985 yılı itibariyle özel tohumculuk şirketlerinin sahipleri veya yöneticileri konumunda olan 9 öncü üyenin katılımıyla resmi olarak kurulmuş oldu. 1983 yılından itibaren başlayan ekonomik liberalleşme ve dışa açılma politikalarının sonucu olarak yabancı sermayeli tohum firmalarının Türkiye’ye gelerek kendi yatırımıyla ya da edindikleri Türk partnerleriyle pazara dahil olmaları sektör için bir milat oluşturdu. Bu süreç çerçevesinde, Amerikan tohum firması Asgrow Seed Co. da May Tohumculuk ile birlikte çalışmaya başladı. May Tohumculuk olarak firmanın Türkiye distribütörlüğünü yürüten Mehmet Ali Yormazoğlu, aynı dönemde Asgrow’un daveti üzerine ABD’ye gitti. Yormazoğlu, bu gezi ile birlikte ABD’deki tohum endüstrisini Avrupa’dakiyle kıyaslama fırsatı Ocak 2012 buldu ve bu gözlemler ışığında yeni projeler geliştirmeye başladı. İlk olarak belirli sebze tohumu çeşitlerinin ithalatıyla başlayan May Tohumculuk-Asgrow ortaklığı, yurt içi lisanslı üretime geçilmesi ve Asgrow’un Avrupa’daki şirketlerine kontratlı tohum üretimiyle devam etti. May Tohumculuk, konusunda ciddi birikime sahip uzmanlarla çalışan, bilgi paylaşımına son derece açık ve distribütörlerinin gelişimine sürekli katkıda bulunan bir yapıya sahip olan Asgrow ile 90’lı yılların ortalarına değin birlikte çalışmaya devam etti. Ancak bu dönemde, dünya genelinde tohumculuk sektöründe ciddi bir satın alma ve birleşme sürecine girilmesi Asgrow’u da etkiledi. Böylelikle firma, sebze ve tarla bitkilerine yoğunlaşan iki ayrı parçaya ayrıldı. Sebze bölümü Seminis altında konsolide olurken, tarla bitkileri ise Monsanto şemsiyesi altına girdi. Yaşanan bu gelişmelerin sonucunda, stratejik olarak seçilmiş belli türlerde ar-ge yatırımı yapılmasına karar verildi. Bu sayede, hem dışa bağımlılığın azalması sağlanmış hem de May Tohumculuk’un kendi geliştirdiği çeşitlerin çevre ülkelere olan ihracatı başlamış oluyordu. MayAgro Tohumculuk A.Ş. adıyla, bugün itibariyle 30’dan fazla ülkeye ihracat yapmakta olan firmada 100’ün üzerinde ziraat mühendisi görev yapıyor. 27 TÜRKİYE VE DÜNYA GÜNDEMİ ESA 2011 Yıllık Toplantısı Budapeşte’de Yapıldı Avrupa Tohumcular Derneği (ESA) 2011 Yıllık Toplantısı, ilk kez Brüksel dışında, Macaristan’da Budapeşte Corinthia Hotel’in görkemli ortamında, 16 – 18 Ekim tarihleri arasında düzenlendi. Avrupa ve dünya çapında 700’den fazla tohumculuk endüstrisi temsilcisinin katılımı bu toplantı için bir rekor olarak değerlendirildi. Toplantıya ülkemizden TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özbuğday, Üyeler Hamdi Çiftçiler, Yusuf Yormazoğlu ve Fulya Batur ile Genel Sekreter Dr. Müfit Engiz katıldı. Ayrıca Kazak Tarım Şirketi’nden iki temsilcinin de katıldığı toplantıyı, ESA Genel Sekreteri Garlich von Essen, “Bu yıl, özellikle artık Ukrayna ve Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti’nden üyeler ile Pakistan ve Afganistan gibi ülkelerden gelen yeni ortak üyeleri dahil eden organizasyonumuzun daha da genişlemesi bağlamında olağanüstü başarılı bir kongre oldu” şeklinde özetliyor. Budapeşte Kongresi boyunca; geleceğe yönelik sosyal yardımlar, üçüncü taraflara karşı savunma ve ESA’nın bitkiler ve tohumlar için fikri mülkiyetin korunmasındaki yeni tutumuna odaklanan Genel Kurul’un yanında, neredeyse tamamı uzmanlaşmış ürün seksiyonlarının yanı sıra ulusal tohumculuk derneklerinin temsilcileri de bir araya geldi ve spesifik teknik konularla birlikte genel politika gündemini de tartıştılar. AB’nin temel kural ve yönetmeliklerinin yeniden gözden geçirilmesinin, önümüzdeki yılların Avrupa tohumculuk sektörünün şekillendirilmesinde belirleyici olacağını söyleyen Essen, bu yapı için yaklaşmakta olan zorlukların altını çizerken, tohumculuk endüstrisinin doğru yolda olduğunu ifade etti. Avrupa Adalet Divanı Fransa’nın GDO Yasağını Bozdu Fransa’nın en yüksek mahkemesi, Fransa’da 2008’de gündeme gelen genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekilmesiyle ilgili yasağın yasadışı olduğuna dair Avrupa Adalet Divanı’nın verdiği kararı onayladı. Her iki mahkeme de, bu ürünlerin sağlık ve çevre için herhangi bir risk oluşturduğu konusunda Fransız Hükümeti’nin hiçbir bilimsel kanıt sunamadığını açıklayarak, ulusal yasağı bozdu. Kararı yorumlayan, Avrupa Tohumculuk Derneği (ESA) Genel Sekreteri Garlich von Essen, kararın hiç de sürpriz olmadığının altını çizerek, “10 yıldan daha fazla bir süreden beri, GDO’lu ürünlerin dünya çapında toplam 1 milyar hektardan fazla bir alanda tarımı yapılıyor. Bu ürünlerin güvenliği, dünyada ve AB’de önde gelen bilim adamlarının öncülüğünde Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından değerlendiriliyor” dedi. 28 Nagoya Protokolü 64 İmzaya Ulaştı Cape Verde, Mozambik, Slovenya ve Togo da Nagoya Protokolü’nü imzalayarak genetik kaynaklara erişim ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kullanımından kaynaklanan faydaların adil ve eşit paylaşımı destekleyen diğer 60 devlet arasına katıldı. Nagoya Protokolü, anlaşmadaki 50 tarafın onayından 90 gün sonra yürürlüğe girecek. Nagoya Protokolü’nün uygulamaya konulmasıyla hem genetik kaynakların kullanıcıları hem de sağlayıcılarına yönelik faydaların adil ve eşit paylaşımını teşvik eden güçlü bir hukuki kesinlik ve şeffaflığın sağlanacağı öngörülüyor. GDO’lu Mısırın Ülkemize İthalatına İzin Verilmesi Hakkında TÜRKTED’in Görüşü Biyogüvenlik Kurulunun 13 adet GDO’lu mısır çeşidinin ithalatına izin verdiği karar 24 Aralık 2011 tarihli ve 28152 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bundan böyle hayvan yemlerinin üretiminde daha önce kullanımına izin verilen genetiği değiştirilmiş üç soya çeşidiyle birlikte GDO’lu mısır çeşitleri de kullanılabilecektir. TÜRKTED görüşü; Ülkemizde 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu kapsamında GDO’lu bitki ve hayvan üretimi yasaklanmıştır. Söz konusu kanun sadece GDO’ların gıda ve yem amaçlı kullanımına izin veren hukuksal bir metin olarak yürürlüktedir. Bu kanun hükümlerine ülkemiz tohumculuk sektörü sonuna kadar saygı duymaktadır. Bununla birlikte sektör olarak beklentimiz söz konusu kanun hükümlerinin tam anlamıyla, kanunun yürütülmesinden sorumlu birimler tarafından yerine getirilmesidir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana bahsedilen beklentilerimizin layıkıyla yerine getirilemediği gözlemlenmiştir. Ancak konu konvansiyonel tohum ithalatında tüm dünyaca kabul edilen ve tohum üretiminde teknik olarak “önlenemeyen GDO bulaşıklığı” konusunda sektör olarak beklentilerimize bu kanun kapsamında ilgililer tarafından maalesef bir çözüm üretilememiştir. Aynı kanun kapsamına giren başka sektörleri ilgilendiren konularda ise söz konusu hükümler kanunda belirtildiği gibi işlememekte ve kanuna rağmen çıkartılan ikincil mevzuatla bazı çözümler bulunmaya çalışılmakta ancak uygulamada ciddi aksaklıklar yaşanmaktadır. Yanlış anlaşılmalara meydan vermemek adına beklentimiz GDO’lu tohumların ülkemizde kullanılması değil, ancak konvansiyonel tohum üretiminin geliştirilmesi amacıyla araştırma, deneme ve demonstrasyon amaçlı olarak ithal edilen oldukça küçük miktarlardaki ar-ge materyalinde teknik olarak “Önlenemeyen bulaşıklık” veya İngilizce ifadesi ile “Adventitious Presence (AP)” için tolerans limitlerinin tanımlanarak konunun çözüme kavuşturulmasıdır. Aksi takdirde, Biyogüvenlik Kanunu hükümleri kapsamındaki mevcut “sıfır tolerans” uygulaması ülkemiz tohumculuk sektörü için kısa, orta ve uzun vadede ciddi sorunlar yaratabilecek potansiyele sahiptir. Yaklaşık 25 yıldır elde edinen kazanımların ve artık bölgesel güç olma noktasında bulunan sektörümüzün, bu sorunun çözülmemesi durumunda, gelinen nokta itibari ile geriye gideceği endişesini sektörde bulunan ciddi tohum firmaları tarafından artık yüksek sesle dile getirilmektedir. Çünkü bu tohum firmaları az miktarlardaki GDO’suz deneme ve araştırma amaçlı çoğaltım materyalle- Ocak 2012 rini dahi uzadıkça uzayan teknik ve idari prosedürler nedeniyle ithal edemez hale gelmişlerdir. Diğer taraftan yüzbinlerce ton GDO’lu soya ülkemiz tarafından ithal edilmektedir. Çok yakın bir gelecekte onlarca çeşit GDO’lu mısırın ithalatı da gerçekleştirilecektir. Sonuç olarak sektörel beklentimiz; çifte standart olarak da değerlendirilebilecek bu tür uygulamalara biran evvel son verilmesidir. Bu nedenle, Biyogüvenlik Kurulu’nca alınan bir dizi kararlarla çok önemli sorunlara geçici çözümler bulmak yerine Biyogüvenlik Kanunu’nun baştan aşağı tekrar gözden geçirilip AB’deki uygulamalar ve küresel gerçekler de dikkate alınarak ilgili hükümlerinde gerekli değişikliklerin ivedilikle yapılması tohumculuk endüstrisi için son derece elzemdir. Sektörün bu değişim süreciyle ilgili en önemli beklentisi ise ülkemizdeki GDO karşıtlığını bilimsel geçeklerden çok uzak adeta sorgulanamaz bir tabu haline getirmiş grupların etkisinde kalmadan bu yeni düzenlemelerin yapılmasıdır. Zira birkaç yıl önce Biyogüvenlik Kanunu’nun hazırlanması esnasında konuya aşırı duyarlı bazı çevrelerin etkisiyle son şekli verilerek yürürlüğe giren yasa bugün itibariyle maalesef ülkemizin ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Mevcut uygulama yakın bir gelecekte de başta bitki ıslahı yapan tohumculuk sektörü mensupları olmak üzere Türkiye tarım sektörünün rekabet gücünü belirli bitki türlerinde büyük oranda azaltacak ve bunun zararını da en fazla ülkemizin cefakâr üreticileri karşılamak zorunda kalacaktır. 29 TÜRKTED ÜYE FİRMALARI TOHUM ÇEŞİDİ (SEED VARIETY) FİRMA ADI WEB ADRESİ AGROMAR MARMARA TAR. ÜRN. SAN. VE TİC. A.Ş. Sebze, Mısır (Vegetables, Corn) www.agromar.com.tr AGROVA TARIMSAL ÜRETİM VE PAZ. SANAYİ LTD. ŞTİ. Yer Fıstığı, Soya (Peanut / Groundnut & Soybean) www.agrovatohum.com ALANYA TOHUMCULUK LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.alanyatohum.com ALTIN TOHUMCULUK TİC. VE SAN. A.Ş. Sebze (Vegetables) www.altintohumculuk.com.tr AKDENİZ TOHUM SANAYİ TİCARET LTD. ŞTİ. Sebze, Mısır, Yem Bitkileri (Vegetables, Corn, Forage Crops) www.akdeniztohum.com AG TOHUM SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.agtohum.com ANADOLU EFES BİRACILIK VE MALT SAN. A.Ş. Arpa, Şerbetçiotu (Barley, Hops) www.anadolugroup.com ANADOLU TOHUM ÜRETİM VE PAZ. A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri (Vegetables, Field Crops) www.anadolutohum.com ANKA TOHUMCULUK TAR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Patates (Potatoes) www.ankatohumculuk.com AR TARIM TOHUMCULUK SAN. VE TİC. A.Ş. Patates (Potatoes) www.artarim.com ATA TOHUMCULUK İŞLET. SAN. VE TİC. A.Ş. Hububat (Cereals) www.atatohum.com.tr AYER TARIM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Sebze, Mısır, Çiçek, Sebze Fidesi (Vegetables, Corn, Flowers, Seedlings for Vegetables) www.ayer.com.tr BAYER TÜRK KİMYA SANAYİ LTD. ŞTİ. Pamuk ( Cotton) www.bayer.com.tr BETA ZİRAAT VE TİCARET A.Ş. Şeker Pancarı, Sebze, Patates, Fide (Sugar Beet, Vegetables, Potatoes, Seedlings) www.betaziraat.com.tr BİAR TOHUMCULUK BİTKİSEL ARŞ.ÜRET.VE PAZ.LTD.ŞTİ. Sebze (Vegetables) - BİRCAN TARIM TUR.TİC.İTH.İHR VE SAN. LTD. ŞTİ Sebze (Tomato, Cucumber, Pepper, Zuccini, Eggplant) www.bircantarim.com.tr BİRLİK TOHUMCULUK Tarla Bitkileri, Pamuk, Buğday (Field Crops, Cotton, Wheat) www.birliktohumculuk.com BURSA TOHUMCULUK ZİRAAT VE TİC. A.Ş. Sebze (Vegetables) www.bursaseed.com BOLPAT BOLU PATATES SAN.VE TİC. A.Ş. Patates (Potatoes) - ÇAĞDAŞ TOHUMCULUK TAR.SAN VE TİC. LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.cagdastohum.com.tr DAKO TOHUMCULUK TİC.VE SAN. A.Ş. Mısır, Endüstri Bitkileri (Corn, Ind. Crops) www.dakotohumculuk.com DOĞA TOH.HAYV.PAZ. İTH. İHR. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. Patates (Potatoes) www.dogaseed.com FİTO TOHUMCULUK TİC. LTD. ŞTİ. Sebze, Yem Bitkileri, Çim (Vegetables, Forage Crops, Amenity Grass) www.fito.com.tr FRİTOLAY GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. Patates, Mısır (Potatoes, Corn) www.fritolay.com.tr GENTA GENEL TARIM ÜRÜNLERİ PAZ. A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri (Vegetables, Field Crops) www.anadolutohum.com GOLDEN WEST TOH. VE TİC. LTD. ŞTİ Sebze, Tarla Bitkileri (Vegetables, Field Crops) www.goldenwest.com.tr HAZERA TOHUMCULUK VE TİCARET A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri (Vegetables, Field Crops) www.hazera.com İLCİ İNŞAAT SANAYİİ VE TİCARET A.Ş. Hububat, Yem Bitkileri (Cereals, Forage Crops) www.ilci.com.tr İSTANBUL TARIM SAN. VE TİCARET A.Ş. Çim, Sebze, Çiçek, Fide (Amenity Grass, Vegetables, Flowers, Seedlings Forflowers And Vegetables) www.istanbultarim.com.tr İSTANBUL TOHUM TARIM SAN VE TİC. LTD. ŞTİ. Sebze, Çiçek, Çim, Gübreler (Vegetables, Flowers, Amenity Grass, Fertilizers) www.istanbultohumculuk.com.tr TOHUM ÇEŞİDİ (SEED VARIETY) FİRMA ADI WEB ADRESİ KWS TÜRK TARIM TİCARET A.Ş. Şeker Pancarı, Mısır, Kolza, Patates, Yemlik Pancar (Sugar Beet, Corn, Kanola, Potatoes, Forage Beet) www.kwsturk.com.tr MARO TARIM İNŞAAT TİC. VE SAN. A.Ş. Çayır Mera Yem Bitkileri, Çim, Buğday, Mısır, Ayçiçeği (Fodder And Forage Crops, Amenity Grass, Wheat, Corn, Sunflower) www.maro.com.tr MAY AGRO TOHUMCULUK A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri, Endüstri Bitkileri (Vegetables, Field Crops, Ind. Crops) www.may.com.tr MONSANTO GIDA VE TARIM TİCARET LTD. ŞTİ. Tarla Bitkileri, Sebze (Field Crops, Vegetables) www.monsanto.com MULTİ TARIM TİC. LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.multitarim.com.tr NUNHEMS TOHUMCULUK LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.nunhems.com ÖZBUĞDAY TARIM İŞT. VE TOH. A.Ş. Tarla Bitkileri (Field Crops) www.ozbugday.com.tr PROGEN TOHUM A.Ş. Tarla Bitkileri (Field Crops) www.progenseed.com PIONEER TOHUMCULUK DAĞITIM VE PAZARLAMA LTD. ŞTİ. Mısır, Ayçiçeği, Kanola, Buğday (Corn, Sunflower, Kanola, Wheat) www.pioneer.com/turkey POLEN TOHUMCULUK VE TAR. ÜRN. SAN. VE TİC Pamuk, Mısır (Cotton, Corn) www.polenseed.com POLTAR TARIM ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LTD. Sebze, Mısır (Vegetables, Corn) www.poltar.com.tr RIJKZWAAN TARIM TİCARET LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.rijkzwaan.nl RİTO TOHUMCULUK A.Ş. Sebze, Torf, Gübre (Vegetables, Turf, Fertilizer) www.rito.com.tr SAFA TARIM A.Ş. Tarla Bitkileri, Sebze (Field Crops, Vegetables) www.safatarim.com.tr SETO SEBZE TOHUMLARI ÜRETİM VE TİC. A.Ş. Sebze (Vegetables) www.seto.com.tr SU TARIM TURİZM İNŞ. TAAH. SAN. VE TİC. A.Ş. Sebze (Vegetables) www.sutarim.com.tr S.S.TARİŞ PAMUK SATIŞ KOOP.BİRLİĞİ Ar-Ge Pamuk (Cotton) www.taris.com.tr SMYRNA TOH.FİDE.FİDAN ZİRAİ DAN.İT.İH.SAN.VE TİC.LTD.ŞTİ. Sebze, Şeker Pancarı, Patates (Vegetables, Sugar Beets, Potatoes) www.smyrnatohumculuk.com SYNGENTA TARIM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Çiçek, Endüstri Bitkileri, Sebze (Flowers, Ind. Crops, Vegetables) www.syngenta.com TAREKS TRM. ÜRN. ARÇ. GRÇ. İT.İ. VE TİC. A.Ş. Tahıl-Mısır, Yem Bitkileri, Endüstri Bitkileri-Patates (Cereals-Corn, Forage Crops, Ind. Crops-Potatoes) www.tareks.com.tr TARIM İŞLETMELERİ GEN. MÜD. (TİGEM) Sebze, Hububat-Arpa, Mısır (Vegetables, Cereals-Barley, Corn) www.tigem.gov.tr TASACO TARIM SAN. VE TİC. A.Ş. Buğday, Sebze, Çiçek, Mısır, Çeltik, Yem Bitkileri (Wheat, Vegetables, Flowers, Corn, Paddy Rice, Forage Crops) www.tasaco.com TAT TOHUMCULUK A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri (Vegetables, Field Crops) www.tat.com.tr TEKCAN TOHUMCULUK Hububat (Cereals) www.tekcantohum.com TOROS TARIM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Sebze, Tarla Bitkileri, Süs Bitkileri, Meyve Fidanı (Vegetables, Field Crops, Ornamental Plants, Saplings For Fruit) www.toros.com.tr ULUSOY TOHUMCULUK ZİR. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Çim, Yem Bitkileri (Amenity Grass, Forage Crops) www.ulusoyseed.com.tr VERİM ZİRAAT LTD. ŞTİ. Kavun, Karpuz, Kabak (Melon, Watermelon, Zuccini) www.verimziraat.com YALTIR TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. A.Ş. Sebze, Meyve (Vegetables, Friut) www.yaltir.com.tr YÜKSEL TOHUMCULUK TARIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. Sebze (Vegetables) www.yukseltohum.com Cornell University College of Agriculture and Life Sciences
Benzer belgeler
türkted kasım-aralık 2014 bülteni
TÜRKTED ÇEKİRDEK KADRO ÇALIŞMA GRUBU İLK TOPLANTISINI
ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRDİ
Önümüzdeki dönemde Sektörümüzü yakından ilgilendiren muhtelif
konularda daha etkin ve sürdürülebilir çalışmalar yapmak...
türkted kasım-aralık 2013 bülteni
DAHA ÖNCEKİ TÜRKTED E-BÜLTENLERİNE ERİŞMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN
Tohumculuk Kanunu Revize Edilmeli!..
İmtiyaz Sahibi: Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği Sahibi: Ali Özbuğday (TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı)
Yazı İşleri Müdürü: A. Müfit Engiz (TÜRKTED Genel Sekreteri) Editör: Gül Paycı
Yayına Ha...
TOHUM 7`nin e
İmtiyaz Sahibi Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği
Sahibi Ali Özbuğday / TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı Yazı İşleri Müdürü A. Müfit Engiz / TÜRKTED Genel Sekreteri
Editör Fevziye Salaş Yayına Haz...
(TOHUM`a erişmek için buraya tıklayın).
Tarım, MayAgro, Multi Tarım, Nunhems, Rito Tohumculuk, Syngenta Türkiye ve
Yüksel Tohumculuk yer aldı.
HALSER’in açılış töreninde konuşan İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçınt...
ayrıntılı bilgi için bkz. TOHUM Dergisi 12. Sayı, sf. 12-13
İmtiyaz Sahibi: Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği Sahibi: Ali Özbuğday (TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı)
Yazı İşleri Müdürü: A. Müfit Engiz (TÜRKTED Genel Sekreteri) Editör: Gül Paycı
Yayına Ha...
Tohum - türkted
İmtiyaz Sahibi: Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği Sahibi: Ali Özbuğday (TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı)
Yazı İşleri Müdürü: A. Müfit Engiz (TÜRKTED Genel Sekreteri) Editör: Gül Paycı
Yayına Ha...
türkted genel kurulda büyümeye odaklandı
Güvenlik Cad. Güvenlik Apt. No:7/1 06540 Aşağı Ayrancı ANKARA
[email protected] Tel (0 312) 419 00 32 Fax (0 312) 419 00 32
Baskı Bilnet Matbaacılık ve Ambalaj San. A.Ş. Adres Dudulu Organize
...
TOHUM`un e-kopyası için tıklayın
İmtiyaz Sahibi: Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği Sahibi: Ali Özbuğday (TÜRKTED Yönetim Kurulu Başkanı)
Yazı İşleri Müdürü: A. Müfit Engiz (TÜRKTED Genel Sekreteri) Editör: Gül Paycı
Yayına Ha...
Tohumculuk - Türkiye Ziraat Odaları Birliği
Bu sayımızda Tarım Bakanlığı yapmış bir başka önemli ismi sayfalarımızda ağırlamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Daha önceki sayılarımızda yer alan değerli bakanlarımız Sn. Hüsnü Doğan, Sn. M.
Meh...