Başakşehir Müftüsü Remzi Pehlivan
Transkript
Başakşehir Müftüsü Remzi Pehlivan
\\ www.212haber.com // 01 - 15 MAYIS 2015 Yıl:5 Sayı: 76 Fiyatı: 1 UMMETE KARSI SAVAS HALINDEYIZ Î19’DA $Ý'$ĝ İslami hareketin en ‘vefalı’ yapıtaşlarından ve fikir mimarlarından biri olarak gösterilen Yazar Atasoy Müftüoğlu, , “Tek akla kapanarak, tek yazarı, tek düşünürü takip ederek, tek mübarek zatın eteğinden tutunarak, tek politik lideri tebcil ederek hayatını sürdüren herkes istisnasız kader kurbanıdır.” dedi. ALLAH’IN ARZINDAN SORUMLUYUZ 0)72Ý/8 “Müslüman olmak demek dünyanın nabzını tutmak anlamına gelir. Allah’ın arzından sorumluyuz. Kendisini bir mezhep ufkuna, etnik bir aidiyete kapatan bir topluluğun dünyanın nabzını tutması mümkün değildir. Herkes eğer kendi mezhebini mutlaklaştırırsa bu ümmete karşı savaş açmak anlamına gelir. Bugün ümmete karşı savaş halindeyiz.” ifadelerini kullandı. Bahçeşehir’i ‘İnandığım değerleri ifade SATMIYORUZ etmek için siyaset yapıyorum’ %$ĝ$.ĝ(+ï5%(/('ï<( /('ï<( Başkanı Mevlütt Uysal, et Bahçeşehir Gölet projesiyle ilgili asılsız iddialara cevap verdi. Uysal, “Bizim projemizde betonlaşaşma anlamında herhangi bir değişiklik yapmayacağız.” diye konuştu. Bahçeşehir’deki gölet alanı ile ilgili ihalede en yüksek teklifi 103milyon lira ile Atmaca Grubu verdi. İhaleyi kazanan firmanın 11 bin metrekare inşaat yapma izni var. Î 14 %$ĝ$.ĝ(+ï5 İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (BİHADER) Hasbaççe’de sivil toplum kuruluşlarına yönelik kahvaltı programı düzenledi. Programa katılan AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Av. Özlem Zengin, siyaseti inandığı değerleri ifade edebileceği bir mecra olarak gördüğünü söyledi. 6ï<$6(7yapmaya başlama sebebinin başörtüsü problemi olduğunun altını çizen Zengin, “Siyasetteki birinci gayem başörtülü kadınların hayatındaki bütün yasakların kalkması içindi. Bugün geldiğimiz noktada başörtüsü yasağı ortadan kalkmış oldu. Başörtülü kadınların TBMM’de olmasının fiili anlamı kadar zihinsel, ruhsal ve demokrasi açısından çok daha derin bir anlamı var.” diye konuştu. Î 21 ‘Abimizin kafası karışıktı ikna ettik inşallah’ 6(ï0 çalışmalarını sürdü- ren AK Parti milletvekili adayı Mehmet Baykan, vatandaşlarla yaşadığı ilginç diyalogları twetter adresi üzerinden paylaştı. İşte o diyalogtan bazıları: “Abim- %$ĝ$.ĝ(+ï5 Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve ERNE Medya işbirliği ile bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’na 40’ın üzerinde köklü üniversite, 15 kolej ve özel lise katıldı. BÜTEF’i 20 binin üzerinde üniversite adayı ziyaret etti. de gözlük satıyor onun da reklamını yapalım istedi”, “Biyografimizi eksiksiz ezberlemiş. Arkadaşlarına bizi takdim etti”, “Abimizin kafası karışıktı ama ikna ettik inşallah.” Î 14 Binlerce üniversite adayı BÜTEF’de buluştu GAZETEMİZ DE BÜTEF’TE YERİNİ ALDI ÜNİVERSİTELERİ YAKINDAN TANISINLAR İSTEDİK %$ĝ$.ĝ(+ï5 Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Öğrencilerimiz ile üniversiteleri bir araya getirmek istedik. Üniversite tercih dönemi hem öğrenciler hem de aileler için sancılı bir süreç. Biz burada üniversiteleri yakından tanısınlar istedik.” dedi. Î 12 <WĂƌƟDŝůůĞƚǀĞŬŝůŝĂĚĂLJŦ,ĂƟĐĞ<ƺďƌĂPnjƚƺƌŬǀĞĂƔĂŬƔĞŚŝƌĞůĞĚŝLJĞĂƔŬĂŶzĂƌĚŦŵĐŦƐŦ ,ĂƟĐĞĞŵŝƌĂůĂLJmd&͛ĚĞŐĂnjĞƚĞŵŝnjŝŶƐƚĂŶĚŦŶŦnjŝLJĂƌĞƚĞƫ͘ O BİR ‘VAKIF ADAMI’ ‘Önceliğim gençlik olacak’ 6$$'(73$57ï6ï%%3(Milli İttifak) Milletvekili Adayı Orhan Babacan, “Ben gençliğimde lamba altı muhabbetlerini çok severdim. Şimdi de Başakşehirli gençlerle kamelya altı muhabbetler yapıyorum. Onların manevi manada topluma kazandırılması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu. Î 8 ‘Çokça tövbe be istiğfar edelim’ lim’ 5$0$=$1 ayının habercisi olan en güzel zaman dilimlerindeyiz. Bu mübarek ayları ve geceleri tövbe istiğfar ve ibadetlerle değerlendirmemiz gerektiğini belirten Başakşehir Müftüsü Remzi Pehlivan, çocuklarımıza da bu zaman diliminin önemini hatırlatmamız ve yaşatmamız gerektiğini söylüyor. Î 2 Î16’DA MHP’Lİ ADAYLAR STK’LARLA BULUŞTU 1. Etap yenilenmeye devam ediyor %$ĝ$.ĝ(+ï5 1. Etap Sitesi, dış cephe yalıtımı, çatı, asansör, diafon, kamera sistemleri, yangın hortumları gibi önemli yapım işlerinin ardından yaşamı kolaylaştıracak, tasarruf sağlayacak ve artı değer kazandıracak yeni bir yapım sürecine giriyor. Î 15 2 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com ‘Çok tövbe istiğfar edelim’ Ramazan ayının habercisi olan en güzel zaman dilimlerindeyiz. Manevi bir iklim olan üç aylar başladı. Bu mübarek ayları ve geceleri tövbe istiğfar ve ibadetlerle değerlendirmemiz gerektiğini belirten Başakşehir Müftüsü Remzi Pehlivan, çocuklarımıza da bu gecelerin önemini hatırlatmamız ve yaşatmamız gerektiğini söylüyor. R HACER TÜRKEL AMAZAN ayının habercisi olan güzel zaman dilimlerindeyiz. Manevi bir iklim olan üç aylara hoş-safa geldin dedik. Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde; “Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geri dönmez kabul olunur: Recep’in ilk gecesi, Şaban’ın yarısında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri.” diye buyuruyor. Regaip ve Miraç kandilini içinde barındıran Recep ayı, Berat kandilini içinde barındıran Şaban ayı ve ardından ayette ifade edildiği gibi ‘bin aydan daha hayırlı’ olan Kadir gecesini taşıyan, Peygamber efendimizin ümmetimin ayı dediği on bir ayın sultanı Ramazan… Üç ayları ve bütün bu geceleri istiğfar ve ibadetle geçirmenin sonunda adeta sınavı kazanmış bir öğrencinin sevinciyle bayrama ulaşmak her mü’minin hayali… Üç ayları ve mübarek geceleri tövbe istiğfar ve ibadetlerle değerlendirmemiz, çocuklarımıza bu gecelerin önemini hatırlatmamız ve yaşatmamız gerektiğini belirten Başakşehir Müftüsü Remzi Pehlivan, “Bu gecelerin önemini çocuklara yaşayarak hissettirmeliyiz. Örneğin bir hediyeyle o gecenin özel olduğunu öğretirsek, çocuğun zihninde bu geceler güzel yer eder. Nasıl yaş gününde bir etkilik yapıyoruz ve çocuk yaş gününü unutmuyorsa, kandil gecelerinde de küçük hediyelerle mutlu etmeliyiz. O gecelerde camilerde yapılan programlara mümkün olduğunca çocuklarımızı götürmeliyiz. O manevi havayı teneffüs ettirmeliyiz.” diyor. SEVİNÇLER TOPLU YAŞANDIĞI ZAMAN BİR ANLAM İFADE EDER Üç ayları istiğfar ve ibadetle geçirmenin sonunda sevinç ve neşe içerisinde bayrama ulaşmanın hazzını yaşamalıyız ifadelerine yer veren Pehlivan, “Sevinçler toplu olarak yaşandığı zaman bir anlam ifade eder. Peygamber Efendimiz, ‘Müslümanlar bir binanın tuğlaları gibidir...’ diyerek, Müslümanları bir binaya benzetmiş. O tuğlalar nasıl kenetlenip bir binayı ayakta tutuyorsa bütün dünya- daki Müslümanların da birlik ve beraberlik içinde olması lazım ki bayramı tam manasıyla yaşayabilelim.” şeklinde konuşuyor. Remzi Pehlivan, “İyiye doğru bir gidişat var. İslam’ın anlatıldığı, öğretildiği, yaşandığı güzel bir ortam var elhamdülillah. Bununla beraber dinden haberi olmayan bir kesim de var. Bu bizi endişeye sevk ediyor. Bunu nasıl bertaraf edebiliriz, İslam’ı nasıl anlatırız düşüncesiyle hep beraber çare aramalıyız. Ramazanda bir ilçeye gitmiştim. İnanın kendimi Almanya’da zannettim. Ramazan hiç oraya uğramamıştı. Toplum açısından çok tehlikeli bir şey bu. İnsan oruç tutmayabilir ama saygı göstermeli. Ramazan bütün insanların saygı duyduğu, kendisine çeki düzen verdiği, varsa hataları telafi etmesi gereken bir iklimdir.” sözlerine yer veriyor. DEĞİŞİK BİR MÜSLÜMAN ALGISI VAR Toplumda ‘her koyun kendi bacağından asılır’ diye yanlış bir söz olduğuna dikkat çeken Pehlivan, bu sözün Müslüman’a uymayan bir söz olduğunun altını çizerek şunları kaydediyor: “Bugün değişik bir Müslüman algısı var. Ramazan gelecek de Müslüman açıktan oruç yiyecek! Böyle bir şey olamaz. İslam’ı da Müslümanlığı da yanlış algılıyoruz. Bunu hep beraber düzeltmemiz lazım. Peygamber Efendimiz bunu bir tavsiyeyle düzeltmemizi istiyor. Diyor ki: ‘Sizden birisi bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle düzeltsin, yetmezse diliyle düzeltsin, onu da yapamazsa, hiç olmazsa kalbiyle buğz etsin; fakat bu, imanın en zayıf mertebesidir.’ Ramazanda oruç tutmamak bir kötülüktür. Bugün öyle olmuş ki küçük bir çocuğa bile karışamıyorsun. Biz niye böyle olduk diye üzülüyoruz. Bakara suresinde Allah, “Dinde zorlama yoktur.” buyuruyor; fakat bu dine giriştedir. Yani kimseyi İslam’a gir diye zorlayamazsın. Bu ifade genelde yanlış anlaşılıyor. Müslüman evladını namaz kıl diye tabi ki zorlayacak.” İSRAF, ORUÇLA BAĞDAŞMIYOR İsrafa da dikkat çeken Remzi Pehlivan, israfın dinimizde haram olduğuna vurgu yaparak sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir hocamız, ‘Allah yeryüzüne bütün insanlara yetecek kadar rızık indirmiştir; ancak bazı aç gözlüler 50-100 kişilik yiyeceğe sahip çıkıyor. Dolayısıyla diğer insanların hakkını alıyor. İnsanlar hakkına razı olsa, başkası da bu nimetlerden istifade etse düşüncesinde olsa açlık olmaz’ demişti. Bizim Müslüman olarak israf konusunda hassasiyet göstermemiz gerek. Ramazan davetlerinde iftar ve sahur sofralarında da büyük israflar oluyor. Bu durum oruçla, Ramazanla hiç bağdaşmıyor. Bir de özellikle Ramazanda iftar sofralarımızda yetimlerin ve açların bulunmasına dikkat etmemiz lazım. Ramazan o zaman manasına ulaşır.” Başakşehirlilerin üç aylarını tebrik eden Pehlivan, “İlçe sakinlerinin dini konuda hassasiyetleri olduğunu biliyo- rum. İnşallah üç aylarla beraber hem ilçemizde hem de bütün dünyadaki Müslüman kardeşlerimiz kendine çeki düzen verirler. Müslüman, ‘Ben kulluğun neresindeyim? Ne gibi hatalarım var? Bunları nasıl düzeltmem lazım?’ diye düşünmeli. Bugün dünyada Müslümanlık adına işlenen cinayetler var. Müslüman böyle bir şeyi yapabilir mi? Müslüman yürürken karıncayı ezmemeye çalışan insandır. Karıncaya dahi zarar vermeyen bir din anlayışından geliyoruz. Ne oldu da bugün insanlar birbirlerini kesiyorlar? Bunların Müslümanlıkla ilgisi yok. Bunu yapanlar Müslüman değildir.” ifadelerini kullanıyor. // BAŞAKŞEHİR MÜFTÜLÜĞÜ ÜÇ AYLAR PROGRAMI ϭϱDĂLJŦƐϮϬϭϱƵŵĂŐƺŶƺDŝƌĂĕ <ĂŶĚŝůŝͬ7ŵĂŵŦnjĂŵĂŵŝŝ͛ŶĚĞDĞǀůŝƚ WƌŽŐƌĂŵŦ͘ Ϭϭ,ĂnjŝƌĂŶϮϬϭϱWĂnjĂƌƚĞƐŝŐƺŶƺĞƌĂƚ <ĂŶĚŝůŝͬdƵŶĂŚĂŶĂŵŝŝ͛ŶĚĞDĞǀůŝƚ WƌŽŐƌĂŵŦ͘ ϭϴ,ĂnjŝƌĂŶϮϬϭϱWĞƌƔĞŵďĞŐƺŶƺ ďĂƔůĂLJĂĐĂŬŽůĂŶZĂŵĂnjĂŶĂLJŦŶĚĂDĞƌŬĞnjŝ ĐĂŵŝůĞƌĚĞ7ŌĂƌWƌŽŐƌĂŵůĂƌŦ͘ DƺŌƺůƺŒĞďĂŒůŦďƺƚƺŶĐĂŵŝůĞƌĚĞĚŝŶ ŐƂƌĞǀůŝůĞƌŝƚĂƌĂķŶĚĂŶLJĂƉŦůĂŶǀĂĂnj ƉƌŽŐƌĂŵůĂƌŦ͘ DĞƌŬĞnjŝĐĂŵŝůĞƌĚĞŚĞƌĂŬƔĂŵŝůĕĞsĂŝnjůĞƌŝ ƚĂƌĂķŶĚĂŶǀĂĂnjƉƌŽŐƌĂŵůĂƌŦ͘ zĂƌĚŦŵĂŵƵŚƚĂĕǀĂƚĂŶĚĂƔůĂƌĂǀĞ^ƵƌŝLJĞůŝ ŵƺůƚĞĐŝůĞƌĞĞƌnjĂŬǀĞŐŝLJŝŵLJĂƌĚŦŵůĂƌŦ͘ <ĂĚŝƌ'ĞĐĞƐŝŝĕŝŶŝŌĂƌƉƌŽŐƌĂŵŦ͘ Bu yaz TATİLİ HAKKETTİNİZ... Sakin bir koyda, çam ormanlarının içinde doğayla başbaşa unutulmayacak bir tatil. Denizin ve yeşilin eşsiz buluşması bu yaz sizi büyüleyecek.. D Tüm yılın yorgunluğu üzerinizde.. Biraz stres atmaya, biraz yalnız kalmaya, biraz da herkesten uzaklaşmaya ihtiyacınız var.. İliklerinize kadar dinlenmek, sonra yine dinlenmek, sonra uzandığınız koltuğunuzdan hem masmavi denizi seyretmek hem tertemiz orman havasını ciğerlerinize çekmek istiyorsunuz. Yada uzun zamandır ailenize vakit ayıramamanın vicdan azabını çekiyorsunuz. Şöyle deniz kum çocuklarla doyasıya eğlenmek, vakit geçirmek ne iyi olurdu.. Hem sakin bir mekan olmalı, hem yeşillikler içinde; hem deniz olmalı mutlaka hem konfor.. İşte size arayıp da bulamayacağı- İsterseniz Otellerimizi biraz daha yakından tanıyalım; konumda olup Özel Plajı, Bayanlar ve Çocuklar için Özel Havuzu, Türk ve Dünya mutfağının lezzetlerini tadabileceğiniz Açık&Kapalı Restorantı,Teras Cafe, her türlü stres ve yorgunluktan kurtulabileceğiniz ,cildinize özel bakımları yaptırabileceğiniz Blue Spa bulunmaktadır. HOTEL MAVİDENİZ SULTAN BEACH OTEL Sizin için diğer özel tatil fikrimiz Hotel Mavideniz.. Kim nefis bir uykunun ardından gözlerini masmavi denize açmak istemez ki.. Marmaris’in güzide koylarında Turunç Koyu, yeşilin maviyle denizin kumsalla davetkar buluşmasına şahitlik ediyor. Bir yer düşünün yeşillikler içindesiniz, uçsuz bucaksız deniz adeta başınızı döndürüyor. Yıl boyunca biriktirdiğiniz yorgunluklarınız ve tüm stresiniz Bodrum’un eşsiz güzelliklerinin tam ortasında bir çırpıda kayboluveriyor. nız, avantajlarla dolu iki muhteşem tatil seçeneği.. İslami konseptte hizmet veren Villa Alya Butik Otel ve Hotel Mavi deniz sizleri yeşilin ve masmavi denizin kucağında huzur dolu bir tatile davet ediyor. İslami konseptte hizmet veren Hotel Mavi Deniz, denize sıfır İşte böyle bir yer Sultan Beach Hotel.. İslami Otelciliğin öncüsü, Bodrum’un ilk islami oteli olan Bodrum Beach Hotel, sizlere Sultanlara yaraşır bir tatil vadediyor. Hem de çok uygun fiyatlara.. İslami değerlerinizden taviz vermeden Bodrum’da tatil yapmak artık sizin de hakkınınız.. ALYA VİLLA BUTİK OTEL Hayal edin! Terasta uzatmışsınız ayaklarınızı.. gözleriniz kapalı. Orman içinde çam ağaçlarının kokusu tertemiz havayla birlikte doluyor ciğerlerinize.. Kuş seslerinin yankıları adeta hiç duymadığınız bir şarkı gibi kulaklarınızda.. Erken rezarvasyon fırsatlarını kaçırmamak için; Marmaris’in doğa güzellikleri ile dikkat çeken Turunç Koyu’nun nezih, temiz, berrak ve turkuaz denizi tüm cazibesiyle sizleri bekliyor. Eşsiz doğa güzelliklerinin kucağındaki Alya Villa sizlere gerçek bir tatil yaşatacak. Üstelik Alya Villalarında tatil yapmanız durumunda ; HOTEL MAVİDENİZ’in plajından, bayanlara özel havuzundan, hamam, spa ve buhar odasından, faydalanabileceği gibi canlı müzik, animasyonlara da hiç bir ücret ödemeden katılabilirsiniz. Yine Villalarda kalsanız bile HOTEL MAVİDENİZ’in Ahşap iskelesinde sevdiklerinizle güzel dakikalar geçirebilirsiniz. Erken rezarvasyon fırsatlarını kaçırmamak için; 4 YA ZI 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com GÜNÜN ADAMLARINA İTHAF! M EVLANA “Günün adamı olmaya çalışma, hakikatin adamı olmaya çalış. Çünkü gün değişir, hakikat değişmez” der, der de, kim dinler Mevlana’yı. Bu yazıyı okuyacak birkaç bahtiyar kişi bile, “güzel söz” deyip geçecektir. Ne ki güzel söz olduğunu teslim etmek, hakikati teslim etmek demek midir? Şu husus net olarak bilinmelidir ki, hakikati teslim etmek için, önce hakikate teslim olmak gerekir. Gel gör ki, bu hiç de kolay değildir. Hakikat, güneş gibidir; ne üstü örtülebilir, ne balçıkla sıvanabilir. Klişe bir laf olacak ama hakikatin er geç ortaya çıkmak gibi kötü bir yanı vardır. Şunu bir dost uyarısı belleyin! Hakikate teslim olmanın zor olması; sizi hakikatin üstünü örtmeye sevk etmesin. Yapamazsınız. Hele, hakikat düşmanlığına yöneltmesin. Perişan olursunuz. Hakikate savaş açmak kadar akılsızlık ve bahtsızlık düşünülemez! Hakikat karşısında, “Nefsime uydum” diyerek bir tür acziyetin itirafı mazeret olabilir. Ancak, hakikate karşı savaş açmanın hiçbir mazereti olamaz. Günün adamı olmayı seçenlerin, zor olan karşısında acziyete düşüp, kolay olanı seçtikleri söylenebilir, lakin hakikat düşmanı oldukları söylenemez yine de... Fakat günün adamı olmayı yeğlemek, hakikat düşmanı olmak yolunda, atılmış aptalca bir adımdır. Aptalcadır, çünkü; günün değerleriyle, hakikatin değerleri arasında bir fark olmadığını / olamayacağını sanmak, başka bir ifadeyle açıklanamaz. Yahu mübarek, sen yeri geldiğinde, çıkarlarını elinin tersiyle itmen gerektiği halde, menfaatlerine ve nefsine teslim olmuşsun. Üstelik “Çıkarlarım neyi gerektiriyorsa, doğru odur” saçmalığına kendini kaptırmışsın. Arif olan anlar, lafı uzatmadan bodoslama söylersek; insana düşman olarak nefsi yeter! Kimilerinin gafleti de bir başkadır. Derler ki, madem insana akıl verilmiştir, o halde aklın yolu birdir. Akıl nimetinin verilmesinin, insanları aklın yolunda birleştireceğine yönelik kör bir inanç vardır. Bu kör inanç da, bir başka aptallık değil mi? Nitekim insanların hiçbir zaman ve hiçbir şekilde, aklın yolunda birleştiği görülmüş değildir. İnsanlarda renk körlüğü olduğu gibi, hakikate karşı da bir şaşılık söz konusu olabilmektedir. Yani demem o ki, insan kendi yanlışlarını bile hakikat zannedebilir. Bu nefis bizde olduktan sonra, şeytana bile gerek yok; en pespaye kepazelikler, en adi menfaatperestlikler dahi hakikat kisvesine bürünebilmektedir. Kolay mı çıkarını elinin tersiyle itmek? Kolay mı nefis putunu kırmak? Günün adamı olmayı yeğleyenler, bir bakıma kifayetsizliklerinin kurbanıdırlar. Kendilerini, zor koşullar altında dahi sabitkadem kılacak değerlerden yoksundurlar. Azgın nefisleri, tek doğru belledikleri çıkarları, o kadar baskındır ki, vicdanlarının sesi gibi cılız hakikatin sesini de boğmaktadır. Menfaatlerinin oyuncağı oldukları için, amiyane tabirle rüzgârgülü olup çıkmışlardır. Onların kıblesi de yoktur. Günün adamı olanlara bakıp yön tayin edenler varsa, yazık! Zira günün adamlarının bir yönü yoktur. Hakikat er geç zuhur ettiğinde, günün adamlarının da sırı / yaldızı dökülecektir. Bu gerçek değiştirilemez. Esasen günün adamı olmanın çok da matah bir şey olmadığı bilinmekle birlikte, yine de revaçta olmasının sebebini, popüler olmanın dayanılmaz cazibesinde aramak gerekmektedir. Tarihin hiçbir döneminde insan nefsi bu kadar pohpohlanmamıştır. Popüler ol da, nasıl olursan ol! Gündeme gelmenin / gündemde olmanın dayanılmaz cazibesi o kadar ağır basmaktadır ki… “Reklamın kötüsü olmaz” postulatına olan inanç, o kadar tartışmasızdır ki… Beyzademiz, rezaletle olsun gündeme gelmenin yollarını aramakta ve bu konuda şeytana bile pabucunu ters giydirecek yöntemler bulabilmektedir. Kızımız, iyi aile kızıdır, Selami Güder böyle olmasına rağmen, icabında soyunarak gündemde yer tutmanın çabasındadır. Hiçbir şey bulamayanlar bile, sabah akşam sosyal medyada arz-ı endam ederek, “öğle yemeğini şurada yiyor, kendini mutlu hissediyor, tuvalete gitti, biraz ıkınıp sıkınıyor…” diye fotoğraflar koymakta, tivitler atmaktadır. Bir tek utanmaları yok! Utanacak yüzleri olsa, onun da fotoğrafını koyacaklar da… Yok işte. Nasrettin Hoca’ya dünyanın merkezini sormuşlar, “Eşeğimin ayağının bastığı yerdir” demiş, “İnanmayan varsa, ölçsün!” diye meydan okuyarak… Beyimize sorsalar, “Dünyanın merkezi benim” diyeceğine hiç şüphe yok. Herkes kendini dünyanın merkezi sanıyor. Yahu etmeyin, eylemeyin, hadi aklınız yok, utanmanız da mı yok! İnsan “benim” derken hiç mi sıkılmaz! Günün adamı olmak için her türlü abukluğa meyledenler, önce adam olmak lazım geldiğini bilmezler mi? Günün adamı olmak için kendilerini maskara edeceklerine, birazcık adam olmak için çaba harcasalar… Hâlâ adam almayı önemseyenler için küçük bir tavsiye: İnsan olmak, haddini bilmektir! İnsan olmayı yeterli bulmayanlar, ya tanrılığa soyunmaktadırlar, ya şeytanlığa adaydırlar, ya hayvanlığa; esasen insanlığı yeterli görmeyenlerin insanlıkları yetersiz gelmektedir. Yoksa insan, insan olmaktan yüksünür mü? İnsanlığından yüksünmeyen insan, şeytanlığa soyunur mu? “Efendim nereden çıkardın bunu?” itirazlarına karşı verecek cevap basittir: Ben, demek şeytanın alâmeti farikası değil midir? Ben diyenin isyanı yakındır. Bütün bunları bana hatırlatan ne oldu? 7 Haziran 2015 seçimleri için partilerin aday belirleme süreci, günün adamlarının arz-ı endam ettikleri günler oldu. “Neyim eksik?” diyen fırladı ortaya. Vekil olacaklardı. Doğru soru şu olmalıydı: “Yahu olanlardan neyim fazla?” Öyle ya, fazlan yoksa, ortaya çıkman için bir neden yok demekti. 0HYODQDp*ÖQÖQDGDPâROPD\DÁDOâæPDKDNLNDWLQDGDPâ ROPD\DÁDOâæ¡ÖQNÖJÖQGHàLæLUKDNLNDWGHàLæPH]qGHU GHUGHNLPGLQOHU0HYODQDo\â Bilmiyorum, aday belirleme sürecinden hüsranla çıkanların yelkenleri inmiş midir? Demek ki neymiş? Dünyanın merkezi değilmişsin arkadaş! Bak göreceksin, sen olmadan da olur; eksikliğin hissedilmeyecek bile! Dünyanın merkezi sen değilsin, -ben hiç değilim- ancak bil ki, onlar da değil; yani vekil olanlar, bakan olanlar… Ve eğer, hâlâ bir yanın acıyorsa… Merhem kıvamında bir dost tavsiyesi daha: Yahu karalar bağlamanın alemi ne; vekil olmamak dünyanın sonu değil! Nihayet bahar geldi. Aç yüreğini. Cemre Düştü Yüreğe kitabında ne diyordu? “Kara toprak, çiçek tarhına dönerken, yürek tomurcuklanmıyorsa… Ipılık duygular meltem olup esmiyorsa yürekte, bahar yürümüyorsa damarlarda… Ve bütün kainat aşka gelirken, bu yürek aşka gelmiyorsa…” İşte o zaman, sen bitmişsin arkadaş! 6 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com ‘HDP barajı aşamayacak, Bahçeli de gidecek’ BU SEÇİM ÇEYREK ASRI BELİRLEYECEK <WĂƌƟ'ĞŶĞůĂƔŬĂŶ zĂƌĚŦŵĐŦƐŦǀĞϯ͘ƂůŐĞ ϭ͘^ŦƌĂŵŝůůĞƚǀĞŬŝůŝĂĚĂLJŦDƵƐƚĂĨĂbĞŶƚŽƉ͕ĂƔĂŬƔĞŚŝƌǀĞĂŬŦƌŬƂLJ͛ĚĞ ƐĞĕŝŵĕĂůŦƔŵĂůĂƌŦŬĂƉƐĂŵŦŶĚĂ^<DĂĕŦůŦƔůĂƌŦ LJĂƉƨ͕^d<ƚĞŵƐŝůĐŝůĞƌŝ ŝůĞďƵůƵƔƚƵ͕ĞƐŶĂĨnjŝLJĂƌĞƚůĞƌŝŶĞďƵůƵŶĚƵ͘ bĞŶƚŽƉ͕<WĂƌƟĂƔĂŬƔĞŚŝƌ7ůĕĞ^<DĂĕŦůŦƔŦŶĚĂLJĂƉƨŒŦŬŽŶƵƔŵĂĚĂ ,W͛ŶŝŶďĂƌĂũŦŐĞĕŵĞƐŝŶŝŶŵƺŵŬƺŶŽůŵĂĚŦŒŦŶŦ͕ĕƂnjƺŵƐƺƌĞĐŝŶŝŶ ƐŽŶƵŶĚĂŝƐĞĞǀůĞƚ ĂŚĕĞůŝ͛ŶŝŶŐŝĚĞĐĞŒŝŶŝ ŝĚĚŝĂĞƫ͘ A .3$57ï Genel Başkan Yardımcısı ve 3. Bölge 1. Sıra milletvekili adayı Mustafa Şentop, Başakşehir ve Bakırköy’de seçim çalışmaları kapsamında SKM açılışları yaptı, STK temsilcileri ile buluştu. Şentop, yaptığı konuşmalarda, “HDP’nin yüzde 6,5 olan oyunu bir yıl içinde yüzde 10’a ve 10’un üzerine çıkartabilmesi mümkün değil” dedi. Şentop, “Çözüm süreci başarılı olursa, Devlet Bahçeli kaybedecek, bırakıp gidecek.” iddiasında bulundu. Şentop, 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerin Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçimi olduğunu söyledi. Bu seçimle mukayese edilebilecek tek seçimin, 14 Mayıs 1950 seçimleri olduğunu belirten Şentop, o tarihten sonra yapılan seçimlerin hepsinin bir seçim dönemi için kıymet ve anlam ifade eden seçimler olduğunu dile getirdi. Mustafa Tezcan [email protected] İİş mi? Meslek mi? Gençlerle meslek ve alan seçimi ile ilgili konușurken, ilk sordukları sorulardan bir tanesi; “Hocam aylık ne kadar kazanırız, bu mesleğin kazancı nasıl?” Gençlere șunu söylüyorum; “Oğlum/kızım hangi mesleği seçerseniz seçin, her meslek grubunda ișsiz olanlarda var, çok uç rakamlar kazananlar da var. Sizce bunun sebebi nedir?’’ Bir an düșündükten sonra “Bașarılı olanlar çok kazanıyordur, bașarısız olanlarda ișsizdir.’’ diyorlar. Evet, doğru diyorum. Peki, bașarılı ve bașarısız olmanın sebebi nedir diyorum. Birçok sebep saydıktan sonra doğru cevabı yakalıyorlar. “Mesleğini yaparken mutlu olanlar, ya da ișini severek yapanlar.” Şentop, 7 Haziran’daki seçimin, seçimler zincirinin son halkası olduğunu ifade ederek, “7 Haziran seçimleri, sadece 2019’a kadar oluşacak parlamentoyu belirleyeceğimiz bir seçim değildir. Bu seçim, Türkiye’de önümüzdeki çeyrek asrın ana hatlarının, ana istikametini belirleyecek bir seçimdir” diye konuştu. EKMELEDDİN İHSANOĞLU ‘MUHAMMED’DEN RAHATSIZ CHP ve MHP’nin ittifakıyla cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, MHP’den milletvekili adayı olduğuna dikkati çeken Şentop, şöyle konuştu: “İlk geldiğinde Türkiye’deki nüfusa kayıt olduğundaki asıl adı, Muhammed Ekmeleddin İhsan. Sonra bu Muhammed ismi biraz rahatsız edici geliyor. Onu Mehmed’e çeviriyor. Daha light olsun diye. Soy ismi de İhsan. İhsan’ı da mahkeme kararıyla biraz Arap soyadı gibi diye de İhsanoğlu yapıyor. Adam babasının kendisine vermiş olduğu isimlerden dolayı bir kompleks içinde.” HDP’NİN YÜZDE 10 ALMASI MÜMKÜN DEĞİL HDP’nin, 30 Mart seçimlerinde yüzde 6,5 oy aldığını anımsatan Şentop, şöyle devam etti: “Bir siyasi parti, hiçbir ülkede bir yıl içinde yüzde 70-75 civarın- da oyunu arttıramaz. Mümkün değil. Çok olağanüstü bir tablonun olması lazım o ülkede. Böyle bir durum yok. Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oyu esas alıyorlar. Oradan hareket etmeye çalışıyorlar ama bu çok yanlış bir hesap. Emsaleddin’e oy vermek istemeyen CHP’liler Demirtaş’a oy verdiler. Tablo bu. HDP’nin yüzde 6,5 olan oyunu bir yıl içinde yüzde 10’a ve 10’un üzerine çıkartabilmesi mümkün değil.” Şentop, HDP’nin barajı aşması durumunda da meclis tablosunun çok değişmeyeceğini dile getirdi. Şu anda HDP’nin 30 civarında milletvekili olduğunu belirten Şentop, “Barajı aşsa ne olacak. 3-5 milletvekili daha fazla alacak. Bunlar da AK Parti’den gitmiyor. CHP’den gidenlerin sayısı daha fazla. Aşsa da parlamentodaki tablo ciddi ölçüde değişmiyor” diye konuştu. yasi akımdır. Bu değişim tamamlanana kadar, AK Parti bu değişimi yönetmeye devam edecek” ifadelerini kullandı. DEVLET BAHÇELİ BIRAKIP GİDECEK Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ilişkin eleştirilerde de bulunarak, şöyle konuştu: “Tek ümitleri, terör hadisesi artarsa, çözüm süreci başarısız olursa, MHP’ye oy bakımından bir kazanç getirir mi diye. Bunun hesabını yapıyorlar. Onun için bağırıp duruyorlar, ‘devletin bekası sorunu’ diye. Bu devletin bekası sorunu var da bu bizim bildiğimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekası sorunu değil. Devlet Bahçeli’nin bekası sorunu var. Çözüm süreci başarılı olursa, Devlet Bahçeli kaybedecek, bırakıp gidecek.” // Mustafa Şentop, milletin 2002’den itibaren kararını verdiğini, AK Parti ile yola devam edeceğini söyledi. “Ne yaparlarsa, ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar beyhude gayretler. Neticede yeni Türkiye’nin inşası yolunda bir kararlılığı tekrar milletimiz 7 Haziran seçiminde Türkiye’nin ve dünyanın önüne koyacak” diyen Şentop, bu konuda bir tereddütleri olmadığını vurguladı. Şentop, AK Parti’nin Türkiye’de siyaset anlayışını değiştirdiğini ifade ederek, “AK Parti, Türkiye’deki bu tarihi değişimi yönetecek, milletimizin keşfettiği bir si- Daha dün bir velim anlattı, “Arabamda bir sıkıntı vardı, arkadașlarımın tavsiyesi üzerine Ali ustaya gittim. Beni güler yüzle karșılamasından arkadașların niye tavsiye ettiğini anladım. Ali usta beni o kadar candan ve sıcak karșıladı ki, daha ișini görmeden doğru yerde olduğumu hissettim. İșini yaparken izledim, o kadar mutlu ve azimli çalıșıyordu ki her halinden ișini sevdiği belliydi. İșiyle ilgili bana bilgiler veriyor, anlatıyor ve gözlerinin içi gülüyordu. Onun bu motivasyonu yanındakilere de yansıyordu. Ben oradayken birkaç tane daha müșteri geldi, tavsiye üzerine…” Sevgili gençler gelecekte bir ișimiz mi olsun istiyoruz, mesleğimiz mi? Çevrenizde çok görmüșsünüzdür. Bir üniversite bitirmiștir, ama farklı bir alanda çalıșıyordur. Tıp fakültesini bitirip TV ve müzikle uğrașan birçok kiși vardır. Kiși bir üniversite okurken gerçekten kendine uygun bir alan okumadıysa, zaman harcayıp bir șekilde okulu bitiriyor ama mesleği sevmediği için bașka bir iște çalıșmak zorunda kalıyor. İș, hayatta kalmak, para kazanmak için uğraștığınız bir meșguliyet anlamındadır. Meslek ise severek yaptığınız, așık olduğunuz, mutlu olduğunuz bir meșguliyettir. İș gelip geçicidir, zamanla değișir. Ama meslek kalıcıdır, değișmez, kișiliğinizin bir parçasıdır, sizin bir etiketinizdir. Geleceğinizi, kariyerinizi planlarken iș mi arıyoruz, meslek sahibi mi olmak istiyoruz? Bazen insanlar kendi meslekleri dıșında bașka ișler yapmak zorunda kalabilir elbette, eğer mesleği doğru seçmișse eninde sonunda o meslekte iș tutar. Su akar yolunu bulur, merak etmeyin. Bir velimiz, diș hekimliği mezunu idi, hiç branșında çalıșmadan babasının mobilya dükkanında pazarlama yapmiș yıllarca, gayet mutluydu. Ekonomik krizde yüklü bir batak verdiler. Mağazayı kapatmak zorunda kaldılar. Eski mesleği olan diș hekimliği üzerine bir klinik açtılar, facebookta fotoğraf paylașmıș, üzerindeki önlük bile oturmuyordu. İșleri sorduğumda anladım ki kendisi pazarlama kısmı ile ilgileniyor, yani sevdiği ișle… ‘Problem çözen gençliğe ihtiyacımız var’ %$ĝ$.ĝ(+ï5 Akif İnan Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından tertip edilen ve Emin Saraç Konferans Salonu’nda yapılan konferansa “Zeka Ve Deha, Evde Okul, Okulda Kalite” kitaplarının yazarı Ahmet Maraşlı katıldı. Okul öğrencilerinin Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Ney dinletisi ile başlayan programın açılış konuşmasını Okul Müdürü Mehmet Lale yaptı. Şehit savcının oğlu Florya’da! GALATASARAY kulübü, 23 Nisan nedeniyle Çağlayan Adliyesi’nde uğradığı silahlı saldırıda teröristlerce şehit edilen Başakşehirli komşumuz savcı Mehmet Kiraz’ın oğlu Muhammet Kiraz’ı Florya’da konuk etti. Muhammet Kiraz, saha içinde futbolcularla bir araya geldi ve fotoğraf çektirdi. Şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ın, Galatasaray Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak’ın yakın dostu olduğu öğrenildi. Antrenmandan önce yöneticilerle fotoğraf çektiren Muhammet daha sonra sahaya Yazar Ahmet Maraşlı, “Çocukları iyi yetiştirmek için öncelikle çocuk yetiştirmeyi ciddiye almak gerekir. Ciddiye alınmayan hiçbir şey başarılamaz. Çocuğu büyütmek başka, yetiştirmek çok daha başka şeydir. Çocuğu okula göndermek, giydirmek, gezdirmek, asıl onu yetiştirmek değildir.” dedi. inip bir süre Galatasaraylı futbolcularla top oynadı. ALBAYRAK’TAN BÜYÜK JEST! Savcı Mehmet Kiraz’ın oğlu Muhammet Kiraz, Türk Telekom Arena’da oynanan Galatasaray-Gaziantepspor maçı için de tribündeki yerini aldı. Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Abdurrahim Albayrak’ın yakından ilgilendiği Muhammet maçı heyecanla takip etti. // Alperen Ocakları’ndan Kutlu Doğum etkinliği %$ĝ$.ĝ(+ï5$/3(5(12&$./$5,ĂƔĂŬƉĂnjĂƌ͛ĚĂ ŬƵƚůƵĚŽŒƵŵĞƚŬŝŶůŝŒŝĚƺnjĞŶůĞĚŝ͘ƚŬŝŶůŝŒĞ^ĂĂĚĞƚ WĂƌƟƐŝͲW7ƫĨĂŬŦ;Dŝůůŝ7ƫĨĂŬͿ7ƐƚĂŶďƵůϯ͘ƂůŐĞ Ϯϰ͘^ŦƌĂDŝůůĞƚǀĞŬŝůŝ'ƺǀĞŶ<ƺĕƺŬŚƺƐĞLJŝŶ͕ůƉĞƌĞŶ KĐĂŬůĂƌŦĂƔŬĂŶŦ&ĂƟŚ'ƺnjĞů͕ƺLJƺŬŝƌůŝŬWĂƌƟƐŝ ĂƔĂŬƔĞŚŝƌ7ůĕĞĂƔŬĂŶŦhŒƵƌĂLJǀĞĕŽŬƐĂLJŦĚĂƚĞƔͲ ŬŝůĂƚŵĞŶƐƵďƵŬĂƨůĚŦ͘zŽŒƵŶŝůŐŝŶŝŶŽůĚƵŒƵĞƚŬŝŶůŝŬͲ ƚĞǀĂƚĂŶĚĂƔĂůŽŬƵŵ͕ŐƺůǀĞWĞLJŐĂŵďĞƌĨĞŶĚŝŵŝnjŝŶ ŚĂLJĂƨŶŦŶĂŶůĂƨůĚŦŒŦŬŝƚĂƉĚĂŒŦƨůĚŦͬͬ͘ Üç türlü insan olduğunu belirten Maraşlı, “Problem olan insan, problem içinde boğulan insan ve problem çözen insan. Hepimizin problem çözen insana ihtiyacı var ve buna göre gençliği yetiştirmemiz gerekiyor. Çocuk evde yetişir. Ev ve aile ortamı her şeyden önemlidir. Çocuklarımızı zorla okumaya ve çalışmaya değil sevdirmeye çalışmalıyız. Babasını ve öğretmenin geçmeye çalışmayan gençliğin memleketin gelişmesine faydası olamaz.” diye konuştu. Konferansın sonunda Yazar Ahmet Maraşlı’ya Okul Müdürü Mehmet Lale okul adını, veliler adına Okul Aile birliği başkanı Ertuğrul Köse çiçek takdim etti. // 8 Sİ YASET 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com ‘ÖNCELİĞİM gençlik olacak’ Kendisini ‘vakıf adamı’ olarak tanımlayan Saadet Partisi - BBP (Milli İttifak) Milletvekili Adayı Orhan Babacan, “Ben gençliğimde lamba altı muhabbetlerini çok severdim. Şimdi de Başakşehirli gençlerle kamelya altı muhabbetler yapıyorum. Gençleri seviyorum. Onların manevi manada topluma kazandırılması gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı. 1 HACER TÜRKEL <$ĝ/$5,1'$ siyasetle tanışan Saadet Partisi - BBP (Milli İttifak) İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Orhan Babacan, siyasete ilk olarak Refah Partisi döneminde başmüşahit olarak başladı. Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından kurulan Fazilet Partisi’nin çeşitli kademelerinde yer alan Babacan, Saadet Partisi’nde aktif siyasete devam etti. 7 Haziran seçimleri için İstanbul’dan aday olan Orhan Babacan, dünyanın düzenini, insanların yaşantısını değiştiren yegâne unsurun siyaset olduğunu belirterek, “Bugün dünyada coğrafyalar değişiyorsa, bunu siyasetçiler yapıyor. Dolayısıyla insana şekil verme de dahil her şey siyasetçilerin elinden geçiyor. Bana göre Allah rızası için uğraşan her Müslüman siyaset yapmak zorundadır.” diyor. Başakşehir’de çeşitli sivil toplum kuruluşlarında başkan yardımcılığı ve yönetim kurulu üyeliği yapan ve soyadı gibi bir gönül insanı olan Babacan, siyasetle tanışma anını şöyle anlatıyor: “Bir gün camiden eve gidiyordum. Beni sürekli takip eden yaşlı ve heybetli bir amca cami önünde kolumu tuttu ve bana: ‘Ne yapıyorsun?’ diye sordu. Ben de: ‘Camiye geldim’ dedim. ‘Sonra ne yapacaksın?’ dedi. ‘Evime gideceğim’ dedim. ‘Başka bir şey yapmaz mısın?’ diye üsteledi. ‘Yok’, dedim. Bana; ‘hayli zamandır seni takip ediyorum. İyi bir çocuğa benziyorsun. Gel sen Refah Partili ol’ deyince bu kez ben sordum: Peki nasıl olacak? ‘Seçimler yaklaşıyor. Sen ilk olarak oyunu Refah Partisi’ne ver. Sonra seni baş müşahit yapacağız. Yakışıklı olduğun için de bahçe sorumlusu olarak görevlendireceğiz’ diye cevapladı. Siyasi hayatımız böyle başladı. Zaten başmüşahit olmadan önce de ailem Refah Partili olduğundan dolayı evimizde partinin afişleri olurdu. Duvarda hafif yana kayan afişleri düzeltmeye çalışırdım. Böyle bir sevdamız vardı hep. Askerden döndükten sonra da yine partimizin mahalle teşkilatına girdim ve orada gençlik kolları başkanı olarak çalışmalarıma devam ettim.” İNSANLARA HİZMET SEVDAM VARDI Muhafazakâr bir aile yapısına sahip olan Orhan Babacan, ortaokul yıllarından beri namazlarını hiç ihmal etmemiş. “Ben namaza çok düşkündüm. Mahalledeki bütün teyzeler beni örnek gösterirlerdi. Çocukluğumdan beri yardımlaşmayı çok severdim. İnsanlara hizmet sevdam vardı.” diyor ve ilkokul yıllarında annesinin kendisine sorumluluk yüklediğine dikkat çekerek, “Evimizle okul arasında bir buçuk kilometre bir mesafe vardı. Okuldan gelirdim, annem bana: ‘Oğlum, kitaplarını ve defterini yanına al, inekleri bizim bahçeye götür, orada otlat. Dikkat et, sakın komşunun fasulyesini yemesin.’ diye tembihlerdi. Meğer farkında olmadan annem bana büyük bir sorumluluk veriyormuş. Hem ders çalışacaksın hem 5-6 ineği otlatacaksın hem de kimsenin fasulyesini yemesin diye dikkat edeceksin. Annem bununla beraber aynı zamanda bana helali-haramı da öğretiyor. Hem işimizi görüyorduk hem de helali-haramı öğreniyorduk. Şimdi belki lisanımız değişti ama Anadolu kültüründen hiçbir şey kaybetmedik.” ifadelerini kullanıyor. HER MÜSLÜMAN SİYASET YAPMAK ZORUNDADIR ‘Niçin siyaset yapıyorsunuz?’ sorumuzu: “Hocamıza niçin siyaset yapıyorsunuz denildiğinde; ‘Ben Allah rızası için siyaset yapıyorum’ derdi.” diye cevaplayan Babacan şunları kaydediyor: “Dünyanın düzenini, insanların yaşantısını değiştiren yegâne unsur siyasettir. Bugün dünyada coğrafyalar değişiyorsa bunu siyasetçiler yapıyor. Dolayısıyla insana şekil verme de dahil her şey siyasetçilerin elinden geçiyor. Bana göre Allah rızası için uğraşan her Müslüman siyaset yapmak zorundadır. Bunu bize Erbakan hocamız aşıladı. 1969 yılında hocamız; ‘evet, artık zamanı gelmiştir’ diyerek siyasete ilk adımı attı. Dünyaya eğer siyasetçiler şekil veriyorsa, insanın eğitiminden ekonomisine kadar yaşantısını belirliyorsa, her Müslüman siyaset yapmalı. Maalesef toplumda siyaset Müslüman işi değildir düşüncesi oluştu. Bunu da Siyonizm oluştur- du. Evet, Müslüman siyaset yapmak zorundadır. Bu göreve mecburiyetimiz var; çünkü bu ülke bizim ülkemiz. Yıllardır siyasetçiler muhafazakar kesimi insan yerine koymadılar. Bu elhamdülillah Erbakan hocamızla birlikte kırıldı. Müslümanlar artık uyandı.” “Saadet Partisi adı altında Allah rızası için siyaset yaptığımdan dolayı evimden çıkıp ilçe merkezine ya da yapılacak olan siyasi bir çalışmaya giderken attığım her adımın karşılığında Allah’ın bana sevap yazdığına inanıyorum.” diyen Orhan Babacan, “Bizim siyasi anlayışımızda aday olmak yoktur. Her siyasi partide olduğu gibi ön yoklama yapıldı ve bu yoklamada bizim ismimiz çıktı. Teveccüh etmişler. Şaşırmadım ama benden çok daha liyakat sahibi insanlar vardı diye düşündüm. Bizde görev istenmez, verilir. Dün aday olmayı düşünmüyorduk ama bugün görev vermişler. Artık bundan sonra büyük bir sorumluluk, büyük bir vebaldir bu iş. Eğer ben takatimin sonuna kadar çalışmazsam bunun vebalinin büyük olacağının bilincindeyim. Ben 6 Haziran gecesi yatağıma yattığımda; ‘ya Rabbi, ben elimden geleni yaptığım kanaatindeyim. Takdir senin’ diyebilirsem, ben başarılı olmuşumdur.” sözlerine yer veriyor. LAMBA ALTI DEĞİL, KAMELYA ALTI MUHABBETLER Meclise geldiğinde ilk yapmak istediği şeyin gençlere yönelik çalışmalar olduğunu kaydeden Babacan, “Ben gençliğimde lamba altı muhabbetlerini çok severdim. Özellikle Ramazan ayında lamba altı muhabbetleri yapardık. Şimdi de Başakşehirli gençlerle muhabbet ediyorum. Bizim dönemdeki lamba altı muhabbetleri şimdi kamelya altı muhabbetleri oldu. Gençleri seviyorum. Onların manevi manada topluma kazandırılması lazım. Bununla ilgili çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum. Örneğin bir ülkenin ekonomik sıkıntıları olabilir. O ekonomik sıkıntı bir şekilde düzeltilir ama eğer bir ülke gençliğini kaybederse bu gerçekten felakettir; zira o gençliğin toparlanması en az üç dönemi bulur. Dolayısıyla öncelikli olarak gençlere sahip çıkmamız lazım ki toplumu, ailesini, komşusunu, ülkesini seven bir gençlik yetişsin. Bu manada gençlikle ilgili mecliste neler yapılabilir bunları planlıyorum. Gençlerin kazanılması adına ne gerekiyorsa bunu yapmaya hazırım.” diye konuşuyor. İkinci önceliğinin ötekileştirmeden, ayrıştırmadan sivil toplum örgütleriyle alakalı çalışmalar olduğunu belirten Orhan Babacan sözlerini şöyle sürdürüyor: “22 yaşındayken insanlara nasıl hizmet edebilirim düşüncesiyle dernek başkanı oldum. Halka hizmet Hakk’a hizmettir düsturundan dolayı bunu kendime ilke edindim. STK’lar Türkiye’de çok yaygın değil. Örneğin Finlandiya’da bir kişi yaklaşık 30-35 STK’ya üye ve aktif çalışıyor. Türkiye’de maalesef bu oran çok düşük. Dolayısıyla öncelikli olarak insanlara sivil toplum bilincini aşılamamız lazım. Benim uğraş vereceğim en önemli şeylerden ikinciside STK’ların güçlendirilmesi olacak. Özellikle Türkiye’de şu an en büyük sıkıntılardan biri ötekileştirme. Toplum kamplaştırılıyor. Bunların olmamasını temenni ediyorum.” Gençleri ve onlarla vakit geçirmeyi çok seven Babacan, “İnsan merkezli düşündüğümüzden dolayı hep insanlara nasıl faydamız olur diye hesap yaptık. Bu sebeple ilk olarak 1991 yılında Yeşilova Mahallesi’nde Seyran Camii’nin dernek başkanı oldum. İlk dernekle tanışmam burada oldu. İnsanlığa hizmet gerektiren hiçbir görevden kaçmadım kaçmayacağım da inşallah.” şeklinde konuşuyor. MİLLİ İTTİFAK’IN BARAJ SORUNU YOK dŽƉůƵŵĚĂDŝůůŝ7ƫĨĂŬ͛ŦŶďƺLJƺŬďŝƌƌĂŒďĞƚ ŐƂƌĚƺŒƺŶƺ͕ĂLJƌŦƔŵĂůĂƌŦŶŽůĚƵŒƵďŝƌ ŽƌƚĂŵĚĂŝŬŝƐŝLJĂƐŝƉĂƌƟŶŝŶďŝƌĂƌĂLJĂŐĞůŵĞƐŝŶŝŶŝŶƐĂŶůĂƌĚĂďŝƌƌĂŚĂƚůŦŬŽůƵƔƚƵƌĚƵŒƵŶƵǀĞŐƺĕůƺďŝƌĂůƚĞƌŶĂƟĨŽůĚƵŒƵŶƵ ƐƂnjůĞƌŝŶĞĞŬůĞLJĞŶKƌŚĂŶĂďĂĐĂŶƔƂLJůĞ ĚĞǀĂŵĞĚŝLJŽƌ͗͞ĞŶŝŶĂŶŦLJŽƌƵŵŬŝDŝůůŝ 7ƫĨĂŬ͛ŦŶďĂƌĂũƐŽƌƵŶƵLJŽŬƚƵƌ͘ĞŶLJĞƌĞů ƐĞĕŝŵůĞƌĚĞďĞůĞĚŝLJĞŵĞĐůŝƐƺLJĞƐŝLJĚŝŵ͘ ŝůŝŶĚŝŒŝƺnjĞƌĞŵĞĐůŝƐƺLJĞƐŝƐĞĕŝŵůĞƌŝŶĚĞŬŝƔŝLJĞŽLJǀĞƌŝůŝƌ͘'ĞĕĞŶƐĞĕŝŵůĞƌĚĞ ƉĂƌĂůĞůLJĂƉŦĂůŐŦƐŦLJůĂŝŶƐĂŶůĂƌŬŽŶƚƌŽů ĞĚŝůĚŝ͘<ŝŵĞŝnjĂŚĞƚŵĞLJĞĕĂůŦƔƐĂŶ͕ďĞŶ ƌĚŽŒĂŶ͛ĂŽLJǀĞƌĞĐĞŒŝŵĚŝLJŽƌĚƵ͘ƵŐƺŶ ŐĞƌĕĞŬƚĞŶĕŽŬĨĂƌŬůŦďŝƌĚƵƌƵŵŽůƵƔƚƵ͘ 'ĞĕĞŶƐĞĕŝŵůĞƌĚĞĂĕŦŬĂĕŦŬ͕͚KƌŚĂŶ ďĞLJ͕ƐĂŶĂŽLJǀĞƌŵĞLJĞĐĞŒŝŵ͛ĚŝLJĞŶĕŽŬ ŝLJŝƚĂŶŦĚŦŒŦŵďŝƌĂƌŬĂĚĂƔůĂƂŶĐĞŬŝŐƺŶ LJŽůĚĂŬĂƌƔŦůĂƔƨŒŦŵŦnjĚĂďĂŶĂ͕͚ĂƌƨŬ͕Dŝůůŝ 7ƫĨĂŬ͛ĂŽLJǀĞƌĞĐĞŒŝŵ͛ĚĞĚŝ͘zŝŶĞ<WĂƌƟ ŬĂĚŦŶŬŽůůĂƌŦŶĚĂŐƂƌĞǀůŝďŝƌŚĂŶŦŵĞĨĞŶĚŝ͕ ŵĞĐůŝƐƺLJĞƐŝŽůĚƵŒƵŵďŝƌĚƂŶĞŵĚĞĞƐŶĂĨ njŝLJĂƌĞƟŶĚĞLJŬĞŶ͕ďĂŶĂĞůŝLJůĞ͚ŽƵƚ͛;ŬĂLJ- ďĞĚĞĐĞŬƐŝŶͿŝƔĂƌĞƟLJĂƉŵŦƔƨ͘'ĞĕĞŶŐƺŶ ĂLJŶŦŚĂŶŦŵĞĨĞŶĚŝďĞŶŝĞǀƚĞůĞĨŽŶƵŶĚĂŶ ĂƌĂĚŦǀĞ͚KƌŚĂŶďĞLJ͕ƐĞŶŝƚĞďƌŝŬĞĚŝLJŽƌƵŵ͘ƵĚƂŶĞŵŽLJƵŵDŝůůŝ7ƫĨĂŬ͛Ă͛ ĚĞĚŝ͘7ŶƐĂŶůĂƌ͚LJĞƚĞƌĂƌƨŬ͛ĚŝLJŽƌ͘͟ ƺLJƺŬŝƌůŝŬWĂƌƟƐŝ͛LJůĞĕŽŬƌĂŚĂƚƵLJƵŵ ƐĂŒůĂĚŦŬůĂƌŦŶŦ͕LJĂƉŦŽůĂƌĂŬďŝƌďŝƌůĞƌŝŶĞ ďĞŶnjĞƌůŝŬůĞƌŝŽůĚƵŒƵŶƵĚĂŝĨĂĚĞĞĚĞŶ ĂďĂĐĂŶ͕͞ϭϵϴϳLJŦůŦŶĚĂZĞĨĂŚWĂƌƟƐŝ ǀĞD,WLJƺnjĚĞϭϬďĂƌĂũŦŶĚĂŶĚŽůĂLJŦ ďĂƌĂũŦĂƔĂŵĂŵŦƔůĂƌĚŦ͘ϭϵϵϭƐĞĕŝŵůĞƌŝŶĚĞZĞĨĂŚWĂƌƟƐŝLJůĞďŝƌůŝŬƚĞŝŬŝƉĂƌƟĚĂŚĂ ŝƫĨĂŬLJĂƉŵŦƔƨ͘KnjĂŵĂŶďƵƺĕƉĂƌƟŶŝŶ ŽLJůĂƌŦŶŦŶƚŽƉůĂŵŦLJƺnjĚĞϭϬďĂƌĂũŦŶĂ ĚĞŶŬŐĞůŵŝLJŽƌĚƵ͘<ŝŵŝůĞƌŝĂLJŶĞŶƔŝŵĚŝŬŝ ŐŝďŝďĂƌĂũŦĂƔĂŵĂnjůĂƌĚŝLJŽƌĚƵĂŵĂƂŶĐĞ ůůĂŚ͛ŦŶLJĂƌĚŦŵŦLJůĂƐŽŶƌĂŐĂLJƌĞƚůŝĕĂůŦƔŵĂůĂƌůĂďŝƌůŝŬƚĞLJƺnjĚĞϭϲ͘ϴŽLJĂůŵŦƔƨŬ͘ LJŶŦĂƚŵŽƐĨĞƌƔŝŵĚŝĚĞǀĂƌ͘zĂƉŵĂŵŦnj ŐĞƌĞŬĞŶŚŽĐĂŵŦnjŦŶĚĞLJŝŵŝLJůĞ͖͚ƚĂŬĂƟŵŝnjŝŶƐŽŶƵŶĂŬĂĚĂƌ͛ĕĂůŦƔŵĂŬǀĞƚĂŬĚŝƌŝ ůůĂŚ͛ĂďŦƌĂŬŵĂŬ͘͟ ORHAN BABACAN KİMDİR? 1968 Trabzon doğumlu. u. İlk öğrenimini Trabzon’ n’da bitirdikten sonra 1983 yıl yılında lında İstanbul’a yerleşti. Lise eğ eğiğitiminin ardından İstanbul nbu ul Üniversitesi Tarih Bölümüüm münü bitirdi. Erken yaşlarda rdaa siyasetle tanıştı. Refah Partisi, Fazilet Partisi ve Saadet Partisi’nin çeşitli li kademelerinde görev aldı. Başakşehir’de çeşitli tli sivil toplum örgütlerinde de başkan yardımcılığı ve yönetim nettim kurulu üyeliği yaptı. 7 Ha Haziaziran seçimleri için İstanbul’ nbu ul’dan milletvekili adayı oldu.. // İMTİYAZ SAHİBİ Erne Gazetecilik ve Matbaacılık Ltd. Şti. GENEL MÜDÜR Halil Gölve GENEL KOORDİNATÖR Erol Çakır YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Abidin Koçoğlu YAYIN DANIŞMANI Necmettin Çakmak HUKUK DANIŞMANLARI Av. Adem Yıldırım Av. Ömer Geyik GÖRSEL YÖNETMEN Enis Ak www.212haber.com BÖLGESEL SÜRELİ YAYIN Adres: Deposite AVM A-1 Blok Kat: 3 No: 304 Başakşehir/İstanbul Telefon: (0 212) 486 39 36 Web: www.212haber.com e-mail: [email protected] Baskı: İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mah. 29 Ekim Cd. İhlas Plaza No: 11/ A41 Yenibosna-Bahçelievler/İSTANBUL Tel: (212) 454 30 00 Gazetemiz basın ve meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur. Reklamların sorumluluğu reklam verene aittir. GAZETEMİZ ÜCRETSİZ OLARAK DAĞITILMAKTADIR 10 01 - 15 MAYIS 2015 G Ü N DEM www.212haber.com Minik mehteranlar Kosova’yı inletti! Başakşehir Cahit Zarifoğlu İlkokulu öğrenci, öğretmen ve velileri, okul müdürü Muhammet Bahadır’ın başkanlığında 21-24 Nisan 2015 tarihleri arasında Kosova Prizren Mustafa Baki İlköğretim Okulu’na “kardeş okul” projesi kapsamında ziyarette bulundular. B $ĝ$.ĝ(+ï5 Cahit Zarifoğlu İlkokulu öğrenci, öğretmen ve velileri, okul müdürü Muhammet Bahadır’ın başkanlığında 21-24 Nisan 2015 tarihleri arasında Kosova Prizren Mustafa Baki İlköğretim Okulu’na “kardeş okul” projesi kapsamında 35 kişilik bir ekiple ziyarette bulundu. Kosova Prizren Mustafa Baki İlköğretim Okulu yönetim kurulu üyesi Serdan Kervan ve okul paydaşlarının sıcak karşılamasıyla Prizren’de ağırlanan öğrenci ve velilerin, otel yerine Prizrendeki gönüllü ailelerin yanında kalması, hem okul hem de aile kardeşliğine önemli katkılar sağladı. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden oluşan Cahit Zarifoğlu İlkokulu mehteran ekibi, 23 Nisan törenlerinde önce Mustafa Baki İlköğretim Okulu’nda gösteri yapıp, ardından Prizren sokaklarında Kosova Demokratik Türk Partisi milletvekilleri Müferra Şinik ve Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar’ın katılımlarıyla gerçekleşen Türk yürüyüşüne katılarak, mehteran gösterileriyle soydaşların coşkusuna ortak oldular. Prizren Sultan Murat Kışlası’nda bulunan Kara ra Kuvvetleri Komutanlığı Kosova sova Türk Temsil Heyet Başkanlığı’nı ı’nı ziyaziya ret eden ve Kosova Türk Temsil Heyet Başkanı Kurmay Albay Ömer Faruk Demircioğlu’nun sıcak ilgisiyle karşılanan Cahit Zarifoğlu İlkokulu ziyaretçi grubu, daha sonra kışlayı gezdi. Kışla ziyaretinin ardından grup, Priz- r nB ren Belediyesi l di i T Turizm rizm ve Ek Ekonomi Müdürü Mensur Bytygi’yi makamında ziyaret ederek bilgi alışverişinde bulundu. Dönüş yolunda ise Kosova’nın kalbi Meşhed-i Hüdavendigâr, Sultan 1.Murad’ın türbesi ziyaret edildi.// G Ü N DEM www.212haber.com 01 - 15 MAYIS 2015 11 CHP’nin ‘Alkış’ Reklamı YUSUF ÖZKIR & 80+85ï<(7+$/.3$57ï6ï’nin siyasal iletişim kampanyasının ilk örneğini gösteren reklam filmi yayınlandı. Yaklaşık 10 gündür televizyonlarda, radyoda, internette ve sosyal paylaşım sitelerinde izlenebiliyor. Hiç kuşkusuz reklamın öne çıkan ana fikri alkış kelimesine yüklenen anlamda yer alıyor. ‘Alkışlamak’ gibi pozitif ve övücü bir anlam haritasına sahip olan kavram üzerinden partinin hedeflerine hizmet edecek şekilde negatif mesaj verilmeye çalışılıyor. İlk bakışta zor gibi gözükse de iyi bir kurgu ve efekt dizaynıyla CHP için ‘yeni’ sayılabilecek bir hareketliliği getirmiş gözüküyor. Yine de herhangi bir siyasal iletişim kampanyası için üretilen içeriklerin iki temel hedefi olduğunu söylemek mümkündür: 1-Kendi seçmen kitleni yanında tutmaya devam edecek şekilde motivasyon yönü güçlü mesaj üretmek. 2-Özellikle kararsız seçmeni ikna edecek şekilde vaat ve güven dengesini kurabilmek. Reklamın merkezinde yer alan ‘Millet’ kavramının kullanılması daha büyük bir değişime veya seçim öncesi reklam oyununa işaret ediyor. arkaya iki kez olumsuz anlamda kullandıktan sonra “Bankaların uyguladığı tefeci faizinden o vatandaşları kurtaracağım” ifadesini kullanmasını da CHP’nin seçim öncesi yaşadığı stratejik söylemsel değişiklikle açıklamak gerekir. CHP yönetimi, CHP’li aydınlar ve CHP seçmeni için ‘halk ve yurttaş’ kavramı kayıtsız şartsız kullanılan bir kavram olmasına rağmen seçim öncesinde ‘Millet’ kavramının tercih edilmesi hem bir riski barındırıyor hem de CHP açısından stratejik bir tercih olarak öne çıkıyor. Çünkü CHP’ye yakın kültürel havza ‘Millet’ kavramına o kadar uzak ki Cumhuriyet ve Yurt gibi gazetelerde ‘Milli Takım’ yerine ‘Ulusal Takım’ ifadesi tercih edilir. CHP reklamındaki iki sahne ise her şeye rağmen CHP’nin değişemeyen kodlarına işaret ediyor. Bunlardan birincisi alkışlamanın soft protesto havasına sokularak kitlesel ortamlarda da yapılmasının teşvik edilmesi ve böylece genel bir protesto görüntüsünün oluşturulmaya çalışılması. Kılıçdaroğlu’nun Kartal mitingindeki konuşmasında yer verdiği: “Yalnızca miting meydanlarında değil, her gün her yerde alkışlayacağız. Fabrikada, tarlada, çarşıda, sokakta, meydanda hayatın olduğu her yerde alkışlayacağız. Alkışlayacağız ki millet olarak sabrımızın sonuna geldiğini birileri anlasın” ifadeleri bu açıdan dikkate değerdir. Bu ifadelerin toplumun kahır ekseriyetindeki karşılığı ise 28 Şubat darbe sürecinde ve Gezi parkı olaylarında tencere-tava çalarak diğerlerinin huzurunu bozmayı ve kutuplaştırmayı hatırlatmasıdır. Aslında Kılıçdaroğlu’nun yaptığı şey bir tür sokağa davet şeklinde de okunabilir. Burada CHP’nin bir risk aldığı; dindar ve muhafazakâr seçmenin kültürel coğrafyasına yakın kavramları tercih ederek oy devşirebileceğini düşündüğü görülüyor. Kuşkusuz benzer bir risk ‘Halk’ kavramının dışarda bırakılmasına kızarak CHP’yi terk edebilecek seçmen için de geçerlidir. (Bu seçmenin de büyük ölçüde HDP’ye oy vereceği görülüyor). Bu iki maddeyi diğer faktörlerle zenginleştirmek ve halkayı genişletmek mümkün olsa da esasta iki madde çerçevesinde elde dilen başarının siyasi parti açısından yeterli olduğu vurgulanabilir. Aslında yakın geçmişe bakıldığında CHP’nin dindar ve muhafazakâr seçmeni ikna çabasının yeni olmadığını görmek mümkün. Bu yüzden Ali Taran’ın (kötü bir şey yapmadığını) ama yaptığı şeyin yeni olmadığını da vurgulayalım. CHP’nin reklamında öne çıkan mesaja bakılırsa hem kararsızlara seslenildiği hem de kendi seçmen kitlesinde safları sıklaştıracak şekilde içerik üretildiği görülüyor. Özellikle metinde yer alan “Malum zihniyet, laiklik, demokrasi, cumhuriyet” gibi vurgularla CHP seçmeni motive diliyor. Kararsız seçmen ya da daha büyük ölçüde CHP’ye uzak seçmenler olan muhafazakâr ve dindar seçmen için öne çıkartılan içerik ise reklamda daha güçlü bir şekilde vurgulanıyor. Reklamın başlangıcında yer alan ‘hak, hukuk, adalet’ gibi kavramlar ortak kavramlar olsa da Türkiye sosyolojisi açısından bakıldığında çoğunlukla CHP’li olmayanların hafızasına işaret eden kavramlar. Gündelik hayatta da onlar tarafından kullanılıyor. 2009 Yerel Seçimleri öncesinde CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin’in tasarımıyla yapılan ‘çarşaf açılımı’ yakın dönemdeki ilk örnek olarak okunabilir. Deniz Baykal’ın çarşaflı kadınlara rozet taktığı fotoğraf henüz unutulmuş değil. Yine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın aynı yıl Kutlu Doğum Haftası programında yaptığı ‘özgün’ konuşmayı da bu halkaya eklemek gerekir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesinden sonra CHP’nin kamusal söyleminde ciddi bir değişiklik yaşanmıştı. CHP, o güne kadar dilinden düşürmediği ‘irtica ve laiklik’ kavramlarını rafa kaldırmış ve ‘başörtüsü’ konusunda önce ‘Türban’ demekten vazgeçmiş sonra da bu konu özelinde yürüttüğü radikal muhalif tutumundan vazgeçmişti. Bu değişme çabası doğrudan siyasal düzleme de taşınmış ve MHP kökenli Mensur Yavaş Ankara Belediye Başkanlığı için aday gösterilmişti. Hayatı muhafazakâr camia içinde geçen Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde desteklenmesi ve uzun yıllar Saadet Partisi’nde görev yapan Mehmet Bekaroğlu’nun partiye davet edilmesi de örneklerden bazılarıdır. Hatta seçilemeyecek yerden olsa bile bir belediye başkanlığı için başörtülü aday bile göstermişti CHP. Dolayısıyla burada zikrettiğim bir kısım örneğin de gösterdiği gibi CHP’nin değişme çabası yeni değil. Yeni olan ise Ali Taran tarafından hazırlanan reklamda ve muhtemelen aynı paketin devamı olarak şekillendirilen konuşma metinlerindeki içeriğin biraz daha CHP kültürel havzasından uzaklaşarak diğer tarafa yaklaşmaya başlamasıdır. Reklamda dikkat çeken diğer nokta ise başörtülü kadınların sınıfsal olarak ayrımcılığa tabi tutularak metne sokulmasıdır. Tüm iş meslekleri içinde başörtülü kadınlara sadece tarım, tekstil ve temizlik işleri klasmanında yer verilmesi, tüm reklam numaralarına rağmen malum CHP zihniyetinin dışa vurumu olarak görülmektedir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kartal mitingindeki konuşmasında emekliye verilecek ikramiyeyi ‘dini bayramlarda’ vurgusuyla aktarması ve devamında bir kez daha ‘Kurban bayramı’ ve ‘Ramazan Bayramı’ ifadelerini kullanmasını da aynı düzlemde okumak gerekir. Özellikle CHP kültürel havzasında Ramazan Bayramı yerine genellikle ‘Şeker Bayramı’ kavramının kullanıldığı bilindiğine göre burada belirli bir stratejinin işlediğini ve seçime yaklaştıkça benzer vurguların artacağını söylemek mümkündür. Kılıçdaroğlu’nun aynı konuşmasında faiz kelimesini arka Dolayısıyla CHP’nin değişme çabası yeni değil, eski bir hikâye. Sancılı olmasına rağmen CHP’nin bu konuda ısrarcı olması rasyonel olsa bile içeriğin ve olması gereken esas değişimin yapılmamasından dolayı sonuç verici olamıyor. CHP’nin değişim konusunda inandırıcı olabilmesi; dindar ve muhafazakârları AK Parti, MHP veya Saadet/BBP ittifakına oy vermek yerine kendisine oy vermeye ikna edebilmesi için 90 yıllık geçmişine yönelik köklü bir yüzleşme yapması gerekiyor. Böylesi daha inandırıcı olabilir. // Avrupa’nın gözdesi Kadınlar Pazarı oldu NewYork Times, ‘Avrupa’nın En Gözde 12 Caddesi’ni yazdı. Listede İtfaiye Caddesi üzerinde yer alan Kadınlar Pazarı, İstanbul’un en gözde caddesi olarak gösterildi bullu kadınların eskiden beri ev alışverişlerini daha çok bu pazarda yapıyor olmalarından dolayı Kadınlar Pazarı denildiği iddiası. Makalede Kadınlar Pazarı’nda mumbar dolması ve büryan kebabı gibi farklı lezzetlere de vurgu yapıldı. KÜNEFE YEMEDEN AYRILMAYIN Tarihi Hüsambey Tezgahçılar Cami ve caminin etrafındaki kahvehanelerde çaylarını içen yaşlılar ve gençlerin unutulmadığı, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden getirilen çam, kestane ve çiçek ballarının da satışının da tasvir edildiği makalede, “Kadınlar Pazarı’ndan künefe yemeden ayrılmayın” tavsiyesinde de bulunuluyor. // $0(5ï.$Ȃ1,1 en büyük gazetelerinden olan New York Times Avrupa’nın en gözde 12 caddesinin sıralandığı bir liste yayınladı. New York Times’ın haberine göre listede Avrupa’nın en güzel caddeleri arasında Fatih’te Kadınlar Pazarı’nın bulunduğu İtfaiye Caddesi listede yer aldı. İstanbul’un en gözde caddesi gösterilen İtfaiye Caddesi ve Kadınlar Pazarı doğallığı ve çevre düzenlemesi ile ilgi çekiyor. ABD merkezli New York Times’ın seyahat ekinde ‘Avrupa’nın En Gözde 12 Caddesi’ne yer Öğrencilerden örnek proje %$ĝ$.ĝ(+ï57ŬƔĞŵƐĞƫŶKƌƚĂŽŬƵůƵ͞ƨŬzĂŒdŽƉůĂŵĂ WƌŽũĞƐŝ͟ŝůĞƚƺŵƂŒƌĞŶĐŝůĞƌĞƂƌŶĞŬŽůĚƵ͘ <ƵůůĂŶŦůŵŦƔďŝƚŬŝƐĞůĂƨŬLJĂŒůĂƌĂƨŬƐƵŬŝƌůŝůŝŒŝŶŝŶйϮϱ͛ŝŶŝŽůƵƔƚƵƌŵĂŬƚĂ͘ŝƌůŝƚƌĞĂƨŬLJĂŒŦŶůĂǀĂďŽůĂƌĚĂŶĚƂŬƺůŵĞƐŝŚĂůŝŶĚĞ͕ ďŝƌŵŝůLJŽŶůŝƚƌĞŝĕŵĞƐƵLJƵŶƵŬƵůůĂŶŦůĂŵĂnjŚĂůĞŐĞƟƌŵĞŬƚĞǀĞ LJƺnjĞLJƐƵůĂƌŦŶĚĂLJĂƔĂLJĂŶĐĂŶůŦŚĂLJĂƨŶŦƚĞŚůŝŬĞLJĞƐŽŬŵĂŬƚĂĚŦƌ͘ ƵĚƵLJĂƌůŦůŦŬůĂĕĞǀƌĞƐŽƌƵŵůƵůƵŒƵŶƵŶĨĂƌŬŦŶĚĂŽůĂŶ͕ŝůŝŶĕůŝ dƺŬĞƟĐŝ<Ƶůƺďƺ͛ŶĚĞLJĞƌĂůĂŶƂŒƌĞŶĐŝůĞƌůĞďŝƌůŝŬƚĞďĂƔůĂLJĂŶ ƉƌŽũĞ͕^ŽƐLJĂůŝůŐŝůĞƌPŒƌĞƚŵĞŶŝƵŚĂůŝůŝƌ'ƺŵƺƔƂŶĐƺůƺŒƺŶĚĞLJƺƌƺƚƺůƺLJŽƌ͘ŝƚŬŝƐĞůĂƨŬLJĂŒůĂƌŦŶĂLJƌŦƚŽƉůĂŶŵĂƐŦŶĂŝůŝƔŬŝŶ ďŝůŝŶĐŝŶŬƺĕƺŬLJĂƔůĂƌĚĂŽůƵƔƚƵƌƵůŵĂƐŦĂŵĂĐŦŝůĞŚĂLJĂƚĂŐĞĕĞŶ ƉƌŽũĞLJĞĂƔĂŬƔĞŚŝƌĞůĞĚŝLJĞƐŝ͛ĚĞĚĞƐƚĞŬǀĞƌĚŝ͘ ĂƔĂŬƔĞŚŝƌĞůĞĚŝLJĞƐŝdĞŵŝnjůŝŬ7ƔůĞƌŝDƺĚƺƌůƺŒƺĕĞǀƌĞŵƺŚĞŶĚŝƐůĞƌŝ͕ďŝƚŬŝƐĞůĂƨŬLJĂŒůĂƌŦŶŝŶƐĂŶůĂƌĂǀĞĚŽŒĂLJĂŽůĂŶnjĂƌĂƌůĂƌŦ ŚĂŬŬŦŶĚĂĞŒŝƟŵƐĞŵŝŶĞƌŝǀĞƌŝƌŬĞŶ͕ŽŬƵůĚĂďĞůůŝŶŽŬƚĂůĂƌĂ LJĞƌůĞƔƟƌĚŝŒŝŐĞƌŝĚƂŶƺƔƺŵŬƵƚƵůĂƌŦǀĞĂƨŬLJĂŒďŝĚŽŶůĂƌŦLJůĂĚĂ ƉƌŽũĞLJĞĚĞƐƚĞŬŽůĚƵͬͬ͘ verildi. Listede İtfaiye Caddesi üzerinde bulunan Kadınlar Pazarı da yer aldı. İstanbul’un en gözde caddesi olarak gösterilen Kadınlar Pazarı, şehrin trafik ve gökdelenlerinden uzak olmasının yanı sıra, Bozdoğan Kemeri’nin gölgesindeki tarihsel bir pazaryeri olarak tanımlandı. Kadınlar Pazarı’nın isminin anlamının da sorgulandığı makalede, iki iddia göze çarpıyor. Birincisi, Osmanlı döneminde İstanbul’daki kadın kölelerin satıldığı pazar meydanı olması nedeniyle bu ismin verildiği. İkincisi ise, İstan- Bilgi Evleri’nin Bilge Anneleri %ï/*ï(9/(5ï “Zeytinburnu halkına daha kaliteli hizmet vermek, toplumun temel direği olan hanımlara, günümüz enformasyon çağında ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri kazandırmak, bir “kadın” olarak toplumdaki yerlerini hatırlatmak ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği eğitim programını başlatıyor. Bilgi Evleri, bu projeyle üyelerinin gelişiminin yanı sıra velilerinin de gelişimini destekliyor. Bilgi Evleri, velilere zamanlarını daha verimli ve aktif bir şekilde değerlendirmeyi, sosyal yönlerini zenginleştirerek hayata daha pozitif açıdan bakmalarını amaçlıyor. Toplamda 5 hafta sürecek olan eğitimde, temel bilgisayar eğitimi ile birlikte velilerin, çocuklarına ve kendilerine bakış açılarını genişletecek olan kültür, sanat ve edebiyat sohbetlerine de yer verilecek. Eğitim, kurs tamamlandıktan sonra katılımcılara sertifikalarının takdim edilmesi ve ardından gerçekleştirilecek olan gezi programı ile sona erecek. // 12 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com HAYALLERE YÖN VEREN FUAR BAŞAKŞEHİR ÜNİVERSİTELER TANITIM VE EĞİTİM FUARI Başakşehir Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve ERNE Medya işbirliği ile bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’na 40’ın üzerinde köklü üniversite, 13 kolej, çok sayıda özel lise ve etüt merkezi katıldı. BÜTEF’i 20 binin üzerinde üniversite adayı ziyaret etti. Bir gün süren BÜTEF, sanat ve meslek kurslarının gösterileri ve söyleşiler ile renkli görüntülere sahne oldu. B $ĝ$.ĝ(+ï5 Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve ERNE Medya işbirliği ile bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’na 40’ın üzerinde köklü üniversite, 13 kolej, çok sayıda dershane ve etüt merkezi katıldı. BÜTEF’i 20 binin üzerinde üniversite adayı ziyaret etti. Bir gün süren ve 10.00-18.00 saatleri arasında gerçekleştirilen BÜTEF, sanat ve meslek kurslarının gösterileri ve söyleşiler ile renkli görüntülere sahne oldu. Başakpazar Fuar ve Sergi alanında gerçekleştirilen 3. Başakşehir Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı (BÜTEF)’in açılış törenine Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Ak Parti 3. Bölge Milletvekili Feyzullah Kıyıklık, Başakşehir Kaymakamı Kazım Tekin, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Yılmaz, Ak Parti Başakşehir İlçe Başkanı Ayhan Özgürel, Başakşehir Belediyesi Başkan Yardımcıları Hatice Demiralay, Haluk Dikbaş, Murat Şahin, Erne Medya Genel Müdürü Halil Gölve, Genel Koordinatör Erol Çakır ve Necmettin Çakmak katıldı. Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Öğrencilerimiz ile üniversiteleri bir araya getirmek istedik. Üniversite tercih dönemi hem öğrenciler hem de aileler için sancılı bir süreç. Biz burada üniversiteleri yakından tanısınlar istedik. Bu fuarın yapıldığı kapalı pazarımız olan Başakpazar Fuar ve Sergi alanını pazar dışında böyle güzel etkinlikler içinde kullanıyoruz. Kapalı pazarlarımızı tüm mahallelerimize taşımayı hedefliyoruz. Bahçeşehir ve Kayaşehir kapalı pazar alanlarımızın inşası devam ediyor. Pazar alanları bittiği zaman oralar da da böyle etkinlikler düzenleyeceğiz” dedi. Başakşehir İlçe Milli Eğitim Müdürü Ramazan Yılmaz ise şunları söyledi: “BÜTEF siz gençlerin bilinçli tercih yapmasında çok önemli bir çalışmadır. Yanlış meslek seçimleri zaman kayıplarına ve sizlerin mutsuz olmanızı sağlayacaktır. Bizlerde daha işin başında doğru tercih yapabilmeniz için BÜTEF’i gerçekleştirdik.” Başakşehir Kaymakamı Kazım Tekin ise yaptığı konuşmada, “Bundan sonraki hayatınızı şekillendirecek kritik bir noktadasınız. Meslekler ve üniversiteler hakkında bilgi sahibi olmak için bu fuar çok yararlı olacaktır. Üniversiteyi bitirdikten sonra da yüksek lisans eğitimi almanız sizi bir adım öne geçirecektir. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. BÜTEF TAM NOT ALDI Üniversite adaylarına yeni ufuklar açan, eğitim kurumlarına aynı çatı altında ulaşma imkânı sağlayan 3. Başakşehir Üniversiteler Tanıtım ve Eğitim Fuarı’na katılan tüm kurumlara Başakşehir Belediyesi tarafından katılım sertifikası verildi. Gelecek sene iki gün olarak düzenlenmesi hedeflenen BÜTEF, öğrenci, öğretmen ve üniversitelerin tarafından beğenilirken, akademisyenler de övgü dolu sözler aldı. YOĞUN İLGİDEN MEMNUN KALDIK eğitimi öğrenciler tarafından zorunlu eğitim olarak algılanıyor. Öğrencinin doğru üniversiteye ve doğru bölüme yönlendirilmesi gerekiyor. Bu sebeple bu tarz tanıtım faaliyetlerinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz; çünkü yanlış bölüme giden öğrenciler hem kendileri açısından başarısız oluyorlar hem üniversite onlara yeterli eğitimi veremiyor. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi olarak öncelikle İstanbul merkezli öğrencilere ulaşmaya çalışıyoruz. Onun için buradayız. İlgi güzel. Öğrencilerin biraz daha bilinçli gelmesi doğru tercih yapabilmeleri için önemli. Şehriban Sarı (Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğrenci Temsilcisi) Tanıtım fuarları bizler için de lise öğrencileri için de çok önemli. Bu fuarı düzenleyenlere teşekkür ediyoruz. Daha önce birçok fuara katılmıştım. Yer olarak geniş ve güzel olmuş. OLDUKÇA BAŞARILI ÖĞRENCİLERE ULAŞTIK BU TARZ TANITIM FALİYETLERİ ÇOK ÖNEMLİ Esra Gültekin (Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi) Günümüzde üniversitelerin sayısı oldukça arttı. İstanbul’da vakıf üniversiteleri, özel üniversiteler ve devlet üniversiteleriyle birlikte çok fazla seçenek gelişti. Artık üniversite Gözde Gülşen (Biruni Üniversitesi Kurumsal İletişim Uzmanı) Fuar beklediğimizden yoğun geçti. Oldukça başarılı 12. sınıf öğrencilerine ulaştık. Verimli bir fuar bizim için. Biruni Üniversitesi geçen yıl açıldı. Sistematik bir üniversiteyiz. Sağlıkla ilgili bütün bölümlerimiz var. Bu sene Medikal Mühendislik ve Tıp fakültemizi açıyoruz. Sağlık düşünen çok öğrenci var. O yüzden standımıza ilgi büyüktü. TÜRKİYE’DE EN İYİ 10 ÜNİVERSİTE ARASINDAYIZ Serkan Yıldırım (Kültür Üniversitesi Kurumsal İletişim Uzmanı) Genel katılım iyi. Normalde Nisan-Mayıs aylarında öğrenci bulmakta sıkıntı çekersiniz ama buraya yoğun bir katılım oldu. O açıdan memnunuz. Öğrenciler henüz LYS’ye girmedikleri için birkaç bölüm arasında kararsızlar. O yüzden fuarda o bölümler hakkında bilgi almaları kendileri açısından olumlu. Türkiye’de en iyi 10 üniversite arasındayız. Hukuk, Mimarlık ve İnşaat Mühendisliği bölümlerimiz en iyi olduğumuz alanlar. En çok sorular da o bölümlerden geldi. ÖĞRENCİLER DE VELİLER DE ÇOK İLGİLİYDİ Emin Kahraman Ar (Uluslararası Saraybosna Üniversitesi İstanbul İrtibat Ofisi Tanıtım Görevlisi) Fuar gayet yoğundu. Verimli geçtiğine inanıyorum. İnşallah seneye de burada olacağız. Öğrenciler de veliler de öğretmenler de çok ilgiliydi. Öğrencilerin iletişim bilgilerini aldık. Değişikliklerle ilgili onları bilgilendiriyoruz. Organizasyon da gerçekten iyiydi. Düzenleyenlere teşekkür ediyoruz. www.212haber.com G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 13 EĞİTİMDE BAŞARININ SIRLARI DA KONUŞULDU BÜTEF, Başakşehirli öğrencilerinin yanı sıra İstanbul dışından da ziyaretçileri ağırladı. Uzman konukların yer aldığı söyleşiler ise öğrencilere başarının yollarını gösterdi. BÜTEF, Başakşehirli öğrencilerinin yanı sıra İstanbul dışından da ziyaretçileri ağırladı. Uzman konukların yer aldığı söyleşiler ise öğrencilere başarının yollarını gösterdi. ‘Kariyerim, Geleceğim ve Ben’ konulu söyleşisiyle Münir Arıkan, ‘Kariyer Planı ve Doğru Tercih’ söyleşisiyle gazetemiz yazarı da olan eğitimci Mustafa Tezcan, ‘İş Dünyası, Üniversite ve Bölüm’ seçimiyle ilgili Sait Gürsoy’un katıldığı söyleşiler, öğrenci ve velilerine sınav öncesi ışık tuttu. Açıköğretimden üniversiteyi bitirip iş hayatında çok başarılı öğrencilerin olduğunu söyleyen Eğitimci-yazar Mustafa Tezcan, “Eğer biz gerçekten kendimizi yaptığımız işe iyi odaklarsak üniversite bittikten sonra çok iyi bir noktaya gelebiliriz. ” dedi. Yaşam başarısını; okul, sınav, üniversite, meslek, çocuklarımızın başarısı ve gerçek hayat başarısı diye ele alan Tezcan, “Kariyer planlarken, arada bir, ‘gidişatımız doğru mu’ diye düşünüp hayattaki basamakları zaman zaman kontrol etmeniz lazım.” şeklinde konuştu. ‘BİLGİYİ KULLANAN DEĞİL ÜRETEN BİREYLER OLMALIYIZ’ ŬWĂƌƟ7ƐƚĂŶďƵůDŝůůĞƚǀĞŬŝůŝ&ĞLJnjƵůůĂŚ <ŦLJŦŬůŦŬŝƐĞLJĂƉƨŒŦŬŽŶƵƔŵĂĚĂŐĞŶĕůĞƌĞ ƚĂǀƐŝLJĞůĞƌĚĞďƵůƵŶĚƵ͘<ŦLJŦŬůŦŬ͕͞ƵŐƺŶĚĞŶ ŝƟďĂƌĞŶŐƺŶůƺŬƚƵƚŵĂLJĂďĂƔůĂLJŦŶǀĞƔƵ ĂŶŦŶŽƚĞĚŝŶ͘<ĞŶĚŝŶŝnjŝLJĞƚĞŶĞŬůĞƌŝŶŝnjŝŝLJŝ ƚĂŶŦLJŦŶŽŶĂŐƂƌĞƺŶŝǀĞƌƐŝƚĞƚĞƌĐŝŚŝLJĂƉŦŶ͘ mƌĞƟůĞŶďŝůŐŝůĞƌŝďŝnjĞŽŬƵLJĂŶĚĞŒŝů͕ďŝůŐŝǀĞ ƚĞŬŶŽůŽũŝƺƌĞƚĞŶďŝƌĞLJůĞƌŽůƵŶ͘dƺƌŬŝLJĞ͛ŶŝŶ ĞŶďƺLJƺŬĞŬƐŝŒŝďŝůŐŝƺƌĞƚŵĞĞŬƐŝŒŝĚŝƌ͘ ǀƌƵƉĂůŦůĂƌďŝůŐŝLJŝƺƌĞƟLJŽƌďŝnjĚĞŽŶůĂƌŦ ŬƵůůĂŶŦLJŽƌƵnj͘ƵďĞŶŝŵnjŽƌƵŵĂŐŝĚŝLJŽƌ͘ŝůŐŝƐĂLJĂƌŦƚĞůĞĨŽŶƵŬƵůůĂŶĂŶĚĞŒŝů͕ďŝůŐŝƐĂLJĂƌ LJĂnjŦůŦŵŦƺƌĞƚĞŶŐĞŶĕůĞƌŽůƵŶ͘dƺŵďƵŶůĂƌŦ ƐŝnjŐĞŶĕůĞƌŝůĞďƵŶůĂƌŦĂƔĂĐĂŒŦnj͘͟ŝĨĂĚĞůĞƌŝŶŝ ŬƵůůĂŶĚŦͬͬ͘ SATILIK DAİRE Başakşehir 1. Etap’ta 2 100 m ve 2 80 m 4BUML İletişim: 0542 714 58 95 0541 596 98 99 14 Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Bahçeşehir Gölet projesi ilgili asılsız iddialara cevap verdi. Uysal, “Bizim projemizde betonlaşma anlamında her hangi bir değişiklik yapmayacağız. Bahçeşehir Gölet Parkı’nı beş kat büyütecek olan projenin birinci ve Gölet’i iki kat büyütecek olan çalışmamız var.” diye konuştu. B G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com ‘Bahçeşehir’i satmıyoruz, EN YÜKSEK TEKLİFİ ATMACA GRUP VERDİ mevcut alanı daha da GENİŞLETİYORUZ’ Mevlüt Uysal $ĝ$.ĝ(+ï5Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Bahçeşehir Gölet’i ilk etapta iki kat büyütecek olan proje ile ilgili basın açıklaması yaptı. rı, kültür sanat merkezi, yaşam alanları ve yeşil alana dönüştürülmek için satın aldık. Bu süreçte CHP meclis üyelerimiz de bize destek verdi, oy birliği ile kararlar çıktı.” ‘PROJE YARIŞMASI İLE ÇALIŞMANIN İÇERİĞİ BELİRLENECEK’ Mevcut Bahçeşehir Gölet alanında yapılan basın açıklamasına Başkan Uysal’ın yanı sıra Başakşehir Belediyesi Başkan Yardımcıları, Nurettin Ertemel, Murat Şahin, bölge mahalle muhtarları ve basın mensupları katıldı. Mevcut park alanının İstanbul’da belediye eli ile yapılan en büyük çevre düzenleme çalışması olduğunu da belirten Uysal, “Park alanı bittiği zaman sadece Başakşehir için değil çevre ilçeler içinde önemli bir mesire alanı olacaktır. Proje tamamlandığında buradan yaklaşık 4 milyon vatandaş yararlanacak. Şu anda alanda İSKİ’ye ait atıl durumda olan bir arıtma alanı var. Şantiye alanı var. Şu anda alanın yaklaşık 100 dönümlük bölümü kötü bir görüntüye sahip. Alanda ki mülkiyetlerin toplanması ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Projenin toplam bedelinin 600 milyon civarında olmasını hesaplıyoruz. Çalışmanın ilk etabını yaparken rekreasyon alanındaki yüzde 5’lik imar hakkı 103 milyon liraya verilerek çalışmanın maliyetini karşılamaya çalıştık. Zira tüm dünyada bu tarz sosyal yaşam ve rekreasyon alanlarında imar hakkı en az yüzde 5’tir” dedi. Şu ana kadar projenin her aşamasının kamuoyu ile paylaşıldığını da belirten Uysal, “İstanbul’un gözde alanına yakışır bir çevre oluşturmak için www. goleticinfikrimvar.com sitesiyle vatandaşlarımızın/bahçeşehirlilerin talep, fikir ve önerileri alınarak ve değerlendirilerek bu çerçevede uluslararası boyutta bir proje yarışması yapılacak. Proje tamamlandığında İstanbul’un en güzel rekreasyon alanı olacak, Başakşehir’de zaten İstanbul ortalamasının üzerinde olan yeşil alan miktarı çok daha yukarılara çıkacaktır. Başakşehir uygulanacak bu çevre politikalarıyla İstanbul’un en gözde ve en yeşil şehri olacaktır.” ifadelerini kullandı. Mevcut göl ve yeşil alanı tüm çalışmalar bittiğinde İstanbul’un en büyük şehir parkı haline getirecek olan proje ile ilgili bilgiler veren Başakşehir Belediye Başkanı Uysal, son haftalarda basında çıkan asılsız haberleri de değerlendirdi, “Bahçeşehir Gölet ile ilgili haberler proje ile ilgili gerçekler ile uyuşmuyor. Biz Bahçeşehir’i satmıyoruz aksine bölge halkı ile birlikte mevcut alanı daha da genişletiyoruz. Göletimiz şu an 300-350 dönüm civarındadır, içerisinde de suni gölet var. Etrafında da restaurant alanları var. Bizim projemizde mevcut bu alanda betonlaşma anlamında her hangi bir değişiklik yapmayacağız. Bahçeşehir Gölet Parkı’nı beş kat büyütecek olan projenin birinci ve Gölet’i iki kat büyütecek olan çalışmamız var. Bu çalışma bizim seçim vaadimizdi ve her fırsatta biz bu projeyi bölge halkına anlattık. Bahçeşehir gölet alanının yanında özel mülk olan arazi, Başakşehir Belediyesi’nce 2011 - 2014 tarihleri arasında suni göl, spor alanları, çocuk parkla- hnjƵŶƐƺƌĞƚĂƌƨƔŵĂůĂƌĂŬŽŶƵ ŽůĂŶĂŚĕĞƔĞŚŝƌ͛ĚĞŬŝŐƂůĞƚ ĂůĂŶŦŝůĞŝůŐŝůŝŝŚĂůĞLJĂƉŦůĚŦ͘ ϯϱŵŝůLJŽŶd>н<sŵƵŚĂŵŵĞŶďĞĚĞůůĞĕŦŬŦůĂŶŝŚĂůĞ DĂŬƌŽ7ŶƔĂĂƚŝůĞƚŵĂĐĂ 'ƌƵƉĂƌĂƐŦŶĚĂŐĞĕƟ͘7ŚĂůĞĚĞ ĞŶLJƺŬƐĞŬƚĞŬůŝĨƚŵĂĐĂƚĂƌĂķŶĚĂŶǀĞƌŝůĚŝ͘ϭϬϯŵŝůLJŽŶ ůŝƌĂůŦŬƚĞŬůŝĨŝůĞŝŚĂůĞƚĞŬŶŝŬ ŽůĂƌĂŬƚĂŵĂŵůĂŶŵŦƔŽůĚƵ͘ 7ŚĂůĞLJŝŬĂnjĂŶĂŶĮƌŵĂŶŦŶϭϭ ďŝŶŵĞƚƌĞŬĂƌĞŝŶƔĂĂƚLJĂƉŵĂ ďŝŶŵĞƚƌĞŬĂƌĞŝŶƔĂĂƚLJĂƉŵĂ ŝnjŶŝǀĂƌ͘<ŽŶƵƚĂůĂŶŦŶĂLJĂƐĂŬďƂůŶŦŶĂ LJĂƐĂŬďƂůŐĞĚĞLJĂƉŦůĂĐĂŬ ŐĞĚĞ LJĂƉŦůĂĐĂŬ ƟĐĂƌŝĂůĂŶůĂƌŦŶ LJƺŬƐĞŬůŝŒŝŝƐĞϲ ŵĞƚƌĞLJŝŐĞĕĞŵĞLJĞĐĞŬ͘ ĐĞŬ͘ Uysal, proje ile ilgili tarihleri de verdi, “Gölet projesi tamamen bittiğinde Gölet yaklaşık olarak 6 kat büyümüş olacaktır. 11500 m2’lik inşaat alanının ihalesini yapmış olduk. Ödüllü uluslararası proje yarışmamızı da en kısa sürede sonuçlandırmayı hedefliyoruz. Eylül-ekim ayı gibi projemiz şekillenmiş olacaktır. İlk etabın iki yıl içerisinde tamamlanmasını planlıyoruz. İkinci etap ile ilgili çalışmaları da 2019 yılına kadar bitirmeyi hedefliyoruz” dedi. BAHÇEŞEHİR’İN YEŞİL ALANI İLK ETAPTA İKİ KATINA ÇIKIYOR Bahçeşehir B Ba ahç hçeşeehir Gölet Parkı’nı beş kat bühçeş yütecek olan projenin birinci ve Gölet’i yü iki kat büyütecek olan çalışma başlıyor. Böylece mevcut göl ve yeşil alan tüm çalışmalar bittiğinde İstanbul’un en büyük şehir parkı olacak. Bahçeşehir gölet alanının yanında özel mülk olan arazi, Başakşehir Belediyesi’nce 2011 - 2014 tarihleri arasında suni göl, spor alanları, çocuk parkları, kültür sanat merkezi, yaşam alanları ve yeşil alana dönüştürülmek için satın alınmıştı. SÜREÇ EN ŞEFFAF ŞEKİLDE İLERLİYOR yapacağız. Bahçeşehir sakinle l ri riyl yle le sakinleriyle geçmişte yaptığımız her toplantıda iletilen ilk talep göletin yanındaki atıl alanın ıslahı ve genişlemesiydi. Göletin atıl durumdaki alanından kaynaklanan, çevre kirliliği, kötü koku ve asayiş sorunları ise en büyük şikâyetlerdi. Göletin satıldığı ve beton yığını olacağı söylemi tamamen yalan bir ifadedir. Gölet alanına komik ve basit photoshop tekniği ile toplu konut ekleyip “bakın burası konut ya da AVM alanı olacak” diye vatandaşı tedirgin etmek ve seçim öncesi huzuru bozmak isteyenler Bahçeşehirlilerin zekasıyla alay etmekteler.”değerlendirmesinde bulundu. // Başakşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, “Söz konusu araziler, İstanbulluların kullanımı için planlandı ve rekreasyon ihalesine çıkıldı. En yüksek teklif olan 103 milyon lirayı veren Atmaca Grup alanı düzenleme ihalesini aldı. Tüm dünyada aynı standartta ve şartlarda yapılan bu çalışma bazı basın yayın kuruluşlarınca yalan haber yapılarak, yeşil alan ve göl satılıyor diye duyuruldu. Biz mevcut park ve göleti ilk etapta iki, daha sonra kademeli olarak beş kat büyüterek İstanbul’un en büyük şehir parkını ‘ERDOĞAN’IN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEYİN’ AK Parti 3. Bölge milletvekili adayı Mehmet Baykan, seçim çalışmaları kapsamında Başakşehir’de STK’lar başta olmak üzere çarşı ve pazar ziyaretlerde bulundu. Baykan, vatandaşlarla yaşadığı ilginç diyalogları twetter adresi üzerinden paylaştı. Ȃ1ï1 $.3$57ï <, 9(.ï/$'$ 5/$ ĝ/$ 9$7$1'$ /2*/$5, <$ ï/*ï1'ï TER TWET 1%</( =(5ï1'( <25 3$</$ĝ, TEK BİRŞEY İSTİYORUM ABİMİZİN KAFASI KARIŞIKTI AFERİN CENTİLMEN KARDEŞİM ONUN DA REKLAMINI YAPTIK ĂŚĕĞƔĞŚŝƌDĂŚĂůůĞƐŝWĂnjĂƌƚƺƌŬWĂnjĂƌŦ͛ŶĚĂŬĂƌƔŦůĂƔƨŬ͘ ͞dĞŬďŝƌƔĞLJŝƐƟLJŽƌƵŵdĂLJLJŝƉƌĚŽŒĂŶ͛ŦŶďĂƔŦŶŦLJĞƌĞ ĞŒĚŝƌŵĞLJŝŶ͟ĚĞĚŝ͘ ďŝŵŝnjŝŶŬĂĨĂƐŦŬĂƌŦƔŦŬƨĂŵĂŝŬŶĂĞƫŬŝŶƔĂĂůůĂŚ͘ ĞŶƐĂŶĂŬĂƌĂŶĮůŝǀĞƌĞLJŝŵƐĞŶŐĞƌĞŒŝŶŝLJĂƉ ĚĞĚŝŬ͘,ĞŵĞŶĞƔŝŶĞƚĂŬĚŝŵĞƫ͘īĞƌŝŶ ĐĞŶƟůŵĞŶŬĂƌĚĞƔŝŵƐĂŶĂ͊ ďŝŵĚĞŐƂnjůƺŬƐĂƨLJŽƌŽŶƵŶĚĂƌĞŬůĂŵŦŶŦ LJĂƉĂůŦŵŝƐƚĞĚŝ͘ ‘BİZDE YANLIŞ OLMAZ ABİ’ ALLAH’A EMANET TEYZEM BİYOGRAFİMİZİ EKSİKSİZ EZBERLEMİŞ GÖLET 2 KAT BÜYÜYOR <ĂƌĂŶĮůĞǀĞŐŝƚƐŝŶŵƵƚůĂŬĂĚĞĚŝŬƉĂnjĂƌĐŦŬĂƌĚĞƔŝŵŝnjĞ͘ ͚ŝnjĚĞLJĂŶůŦƔŽůŵĂnjĂďŝ͛ĚĞĚŝ͘ ĂŚĕĞƔĞŚŝƌƉĂnjĂƌLJĞƌŝŶĚĞƚĞLJnjĞŵŝnjĚĞŶŚĞŵŶĂƐŝŚĂƚ ŚĞŵĚƵĂĂůĚŦŬ͘ůůĂŚ͛ĂĞŵĂŶĞƚƚĞLJnjĞŵ͘ ϱDĞǀƐŝŵĞƌŶŝŒŝƺLJĞƐŝ7ůďĂƌƐďŝnjĞũĞƐƚLJĂƉƨ͘ ŝLJŽŒƌĂĮŵŝnjŝĞŬƐŝŬƐŝnjĞnjďĞƌůĞŵŝƔ͘ƌŬĂĚĂƔůĂƌŦŶĂďŝnjŝ ƚĂŬĚŝŵĞƫ͘ ĂŚĕĞƔĞŚŝƌ'ƂůĞƟϮŬĂƚďƺLJƺLJŽƌ͘,ĂŶŦŵĞĨĞŶĚŝŝůĞ ŐĞůŝƔŵĞůĞƌŝƉĂLJůĂƔƨŬďƵŬŽŶƵĚĂŬŝ͘ G Ü N DEM www.212haber.com 01 - 15 MAYIS 2015 15 1. Etap yenilenmeye devam ediyor 1 Bayram Erkan Ataman Baş Başakşehir 1. Etap Sitesi, dış cephe yalıtımı, çatı, asansör, diafon, kamera kam sistemleri, yangın hortumları gibi önemli yapım işlerinin ardından yaşamı kolaylaştıracak, tasarruf sağlayacak ve artı değer ardı kazandıracak yeni bir yapım sürecine giriyor. (7$36ï7(6ï dış cephe phe yalıtımı, alıtımı çatı çatı, asan asansör, diafon, kamera sistemleri, yangın hortumları gibi önemli yapım işlerinin ardından yaşamı kolaylaştıracak, tasarruf sağlayacak ve artı değer kazandıracak yeni bir yapım sürecine giriyor. yacak. Yasal toplantı sürecinde karar alan, yönetimin yapım sürecine tabi olan blokların proje işleri gerçekleşecek ve 2016 yılında 1 ve 2. maddelerdeki projeler yönetim gündeminde yer almayacak. YENİLENME OLMAZSA OLMAZ KARAR ALANLAR KAZANACAK İşlevselliğini yitirmeye başlayan mevcut ısı sistemi blokları artık taşıyamıyor. Sürekli arıza veren ısı sistemi, kaskad yoğuşmalı kombi sistemi ile çözüme kavuşacak. Yeni sistemin en önemli özelliği enerji gerektikçe bir sonraki kombinin devreye girmesi. Sürekli arıza veren ısı sistemi, kaskad yoğuşmalı sistemle değiştirilecek. Kaskad yoğuşmalı ısı sistemi, çürüyen blok içi ortak alan su boruları, çatı-balkon yağmur suyu pimaşları, elektrik sayaç panoları ve jeneratör projeleri blokların istekleri doğrultusunda ek bütçeli olarak yapılacak. Bu yapım işleriyle ilgili karar alan bloklar, karar alamamış bloklardan daha kazançlı olacak; çünkü karar alan bloklar hem uygun toplu proje fiyat teklifinden istifade edecek hem de sonraya kalmamakla fiyat farkından etkilenmeyecekler. Ayrıca kaskad kazan sistemine geçenler, mevcut ısı sistemini kullananlara göre her yıl yüzde 30 civarında tasarruf sağlamış olacaklar. Sokak kameralarının yenilenmesi ve otopark bariyerleri, Çürüyen ve bakteri üretme tehlikesi olan ortak alan su tesisatları, İSKİ ana borusunun binaya girdiği yerden su deposuna, su deposundan daire giriş alanlarına kadar metal olan su boruları, pvc boru ile değişecek. Tehlike arz eden elektrik panolarına olası bir müdahalede direk ana hat akımını kesecek enerji akım kesme şalterinin konulmasının yanı sıra, tüm sigortaların değişimi ve yanmaz kablo başta olmak üzere güvenlik tertibatını ve izolasyonu ihtiva eden çok önemli genel bir yenilenme gerçekleşecek. PROJELER ÜÇ KISMA AYRILIYOR 1. Kat maliklerinin isteği doğrultusunda kendi bloklarına ek bütçeli olarak yaptıracakları projeler: Kaskad yoğuşmalı kombi sistemi (ısı sistemi), blok içi ortak alan su borularının yenilenmesi, elektrik sayaç panolarının yenilenmesi, çatı-balkon yağmur suyu pimaşlarının balkon dışına alınarak yenilenmesi, jeneratörler. 2. Kat maliklerinin onaylayıp, tüm blokların yüzde 51’inin onayı ile site ortak alanlarına ek bütçeli olarak yaptırılacak olan projeler: Sokak kameralarının IP sistemi ile yenilenerek modernize edilmesi, otopark bariyerlerinin yapılması. 3. Kaynağı 2015 yılı aidat bütçesi ve ek gelir kalemlerinden sağlanacak olan projeler: Su depolarının kaplanması, paratonerlerin yenilenmesi. 1 ve 2. maddelerdeki projeler, blok kat maliklerinin istekleri doğrultusunda yapılacak. İstenmiyorsa da yapılama- tüm blokların yüzde 51’inin onayı ile ek bütçeli olarak yaptırılacak. YAPIM SÜRECİ ŞU AŞAMALARDAN OLUŞUYOR SİTE YARARI ADINA KOLAYI DEĞİL ZORU TERCİH ETTİK ϭ͘ƚĂƉ^ŝƚĞzƂŶĞƟŵ<ƵƌƵůƵĂƔŬĂŶŦ ĂLJƌĂŵƌŬĂŶƚĂŵĂŶ͕͞WƌĞŶƐŝďŝŵŝnjǀĞ ŝƔĂŚůĂŬŦŵŦnjŐĞƌĞŒŝ͕ĂƐůŝŝƔůĞƌŝƐƺŵĞŶĂůƨ ĞĚĞŶ͕ƂƚĞůĞLJĞŶ͕ŐƺŶƺŬƵƌƚĂƌĂŶŬŽůĂLJ ďŝƌLJƂŶĞƟŵĂŶůĂLJŦƔŦŶŦĚĞŒŝů͕ďŝnjůĞƌŝŶĚĞ LJĂƔĂŵĂůĂŶŦŽůĂŶƐŝƚĞŵŝnjĂĚŦŶĂ͕ŚŝnjŵĞƚ ĂĚŦŶĂLJĞŶŝĚĞŶƐĞĕŝůŵĞŬĂLJŐŦƐŦŽůŵĂŬƐŦnjŦŶ ƚƺŵĞŶĞƌũŝŵŝnjůĞ͕ŚĞLJĞĐĂŶŦŵŦnjůĂǀĞƚĞĐƌƺďĞŵŝnjůĞĞŶnjŽƌƵƚĞƌĐŝŚĞĚŝLJŽƌƵnj͘͟ĚŝLJŽƌ͘ Yapım süreci şu aşamalardan oluşuyor: Araştırma (tamamlandı), şartnamelerin hazırlanması, (tamamlandı), yöneticilerle bilgi paylaşım (gerçekleşti), konuyla ilgili blok olağanüstü toplantı tebligatları, blok toplantıları ve kararları, tahakkuk tebligatları, ödeme ve uygulama. Su depolarının kaplanması ve parotonerler aidat bütçesi ve ek gelir kalemlerinden karşılanacağı için ekstra para talep edilmeyecek. Otopark bariyer sistemi ile IP sokak kameraları ise blok yöneticileri ile ortak karar alınıp, 3 bin 4 kat maliki tarafından bölüşülerek ortak ödenecek. ^ŝƚĞDƺĚƺƌƺEƵƐƌĞƚdĞnjĐĂŶŝƐĞ͕͞ůŽŬ LJƂŶĞƟĐŝůĞƌŝŵŝnj͕LJƂŶĞƟŵŬƵƌƵůƵŵƵnjǀĞ ŵĞƐĂŝĂƌŬĂĚĂƔůĂƌŦŵŦnjůĂďŝƌůŝŬƚĞďŝƌĞŬŝďŝnj͘͟ ƔĞŬůŝŶĚĞŬŽŶƵƔƵLJŽƌ͘ ĞƚĂLJůŦďŝůŐŝLJĞǁǁǁ͘ďĂƐĂŬƐĞŚŝƌϭ͘ĐŽŵ ƐŝƚĞƐŝŶĚĞŶǀĞďŝƌŝŶĐŝĞƚĂƉďĂƐĂŬƐĞŚŝƌ&ĂĐĞŬĂĚƌĞƐŝŶĚĞŶƵůĂƔĂďŝůŝƌƐŝŶŝnjͬͬ͘ 16 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com Yeni bir dünya kurmak için... SP Genel Başkanı Mustafa Kamalak ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, oluşturdukları Milli İttifak’ın seçim çalışmalarının startını Eyüp Sultan’da verdi. E <368/7$1&$0ïï’nde cuma namazı kılan iki lider, meydanda konuştu. ‘Milli İttifak barajları aşacak’ sloganlarıyla konuşmaya başlayan Mustafa Destici, önce halkı selamladı. İttifaktan bahseden Destici, “Saadet Partimiz ve Büyük Birlik Partimiz, 7 Haziran’da ihlasla, samimiyetle, inançla seçime birlikte girme kararını, bu seçimin startını da buradan vermiş olduk. Bir zamanların mağrur, ama şu andaki yöneticilerinin eliyle mağdur ve mazlum bir coğrafyaya dönüştürülen Türk İslam coğrafyasına da hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Filistin, Arakan, Irak, Doğu Türkistan, Suriye’deki kardeşlerimizin de yer yüzündeki tüm mazlumların kurtuluşuna bu ittifakımızı vesile kılmasını yüce Rabbim’den niyaz ediyorum. Her türlü olumsuzluğun ve problemin bu oluşturduğumuz Milli İttifak’ın güçlü bir şekilde meclise girip Milli İktidarın 0ï//ï ï77ï)$.Ȃ,1 %/*( , $'$</$5 ï 1' 6$+$<$ï gerçekleştirilmesiyle çözüleceğine de yürekten inanıyorum.” dedi. Oluşturdukları ittifakın daha geniş alanlı bir çemberde arzu ettiklerini kaydeden Destici, şöyle devam etti: “Samimiyetle, hiçbir ön şart koşmadan da bunun için her iki parti olarak sonuna kadar ulaştık. Ama nasip buymuş, şimdilik bu kadar oldu. İnşallah önümüzdeki süreçlerde ihlaslı bütün kadrolar inşallah bir araya gelir. ‘Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır’ hadisi şerifine mazhar olmayı başarabiliriz diye ümit ediyorum.” ‘Başbakan Kamalak’ sloganlarıyla konuşmasına başlayan Kamalak, “Bizler bir ananın iki oğlu olarak ümmetin birliği için, ülkemizin problemlerini çözmek için el ele, omuz omuza verip yola koyulduk. Bakıyoruz bugün, İslam coğrafyası kan revan içerisinde, gözlerini Türkiye’ye dikmiş, yardım talep etmektedir. Yönümüzü Türkiye’ye çeviriyoruz. Binlerce masum, zalim bir hukuk sistemi içerisinde adalet bekliyor. Sizleri bekliyor. Milyonlarca gencimiz, iş diyor, aş diyor, sizleri bekliyor. Üniversitedeki binlerce gencimiz yarınlarından emin değil. İşte bu problemleri çözmek için yola koyulduk. Geliniz, hakta, hakikatte buluşalım. Mazlumların yanında yer alalım. Gelin bir oy la da siz destek verin.” dedi.Seslerinin her yere ulaştırılmasını isteyen Kamalak, “Yeni bir Türkiye, yaşanabilir bir Türkiye için, yeni bir dünya için en ücra köşedeki kardeşlerimize iletin. Yeni bir dünya kuralım.” diye konuştu. // ‘BARAJLARI PATLATACAĞIZ’ 6$$'(73$57ï6ïĂƔĂŬƔĞŚŝƌ7ůĕĞ ĂƔŬĂŶůŦŒŦ͛ŶŦŶƚĞƌƟƉĞƫŒŝDŝůůŝ7ƫĨĂŬ͛ŦŶ 7ƐƚĂŶďƵůϯ͘ƂůŐĞDŝůůĞƚǀĞŬŝůŝĚĂLJdĂŶŦƨŵ WƌŽŐƌĂŵŦ^ĂůŽŶsĞŶĞĚŝŬ͛ƚĞŐĞƌĕĞŬůĞƔƟ͘WƌŽŐͲ ƌĂŵĂz7<ƺLJĞƐŝzĂƐŝŶ,ĂƟƉŽŒůƵ͕^ĂĂĚĞƚWĂƌƟƐŝ 'ĞŶĞůĂƔŬĂŶLJĂƌĚŦŵĐŦƐŦŝƌŽůLJĚŦŶǀĞW 'ĞŶĞůĂƔŬĂŶzĂƌĚŦŵĐŦƐŦĂLJƌĂŵ<ĂƌĂĐĂŶŬĂͲ ƨůĚŦ͘^ĂĂĚĞƚWĂƌƟƐŝ7ƐƚĂŶďƵůϯ͘ƂůŐĞDŝůůĞƚǀĞͲ ŬŝůŝĂĚĂLJůĂƌŦĂĚŦŶĂůŝ7ŚƐĂŶ'ƺŶĚŽŒĚƵǀĞĂLJͲ ƌĂŵ<ĂƌĂĐĂŶ͛ŦŶƐĞůĂŵůĂŵĂŬŽŶƵƔŵĂůĂƌŦLJĂƉƨ͘ 7ůĕĞĂƔŬĂŶŦzƵƐƵĨ'ƺƔĞŶ͕LJĂƉŦůĂŶĂŶŬĞƚůĞƌĚĞ ƐĞĕŵĞŶĞ͖͚ĂƌĂũŽůŵĂnjƐĂŚĂŶŐŝƉĂƌƟLJĞŽLJǀĞͲ ƌĞĐĞŬƐŝŶŝnj͍͛ƐŽƌƵƐƵƐŽƌƵůĚƵŒƵnjĂŵĂŶ͚^ĂĂĚĞƚ WĂƌƟƐŝ͛ŶĞŽLJǀĞƌŝƌŝŵ͛ĚŝLJĞŶůĞƌŝŶŽƌĂŶŦLJƺnjĚĞ ϭϰ͛ƺďƵůƵLJŽƌ͘LJŶŦƐŽƌƵƐŽƌƵůĚƵŒƵnjĂŵĂŶĚĂ ͚W͛LJĞĚĞLJƺnjĚĞϳŽLJǀĞƌŝƌŝnj͛ĚŝLJŽƌ͘^WǀĞ WŽůĂƌĂŬLJĂƉƨŒŦŵŦnjŝƔďŝƌůŝŒŝŶĞƟĐĞƐŝŶĚĞ ůůĂŚ͛ŦŶŝnjŶŝďĂƌĂũůĂƌŦƉĂƚůĂƚĂĐĂŒŦnj͘͟ĚĞĚŝͬͬ͘ Bi’dünya çocuk İstanbul’u gezdi %8<,/ Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı münasebetiyle “Çanakkale Şehitleri’nin Torunlarıyla Barış Ekmeği’ni Esenler’de Pişiriyoruz” sloganıyla Lübnan, Bosna, Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Yunanistan, Kosova, Romanya, Ürdün, Filistin, Suriye ve Libya’dan Esenler’e gelen çocuklar hep birlikte İstanbul’un tarihi ve turistik mekânlarını gezdi. Çocuklar önce Esenler Belediyesi’ne ait otobüslerle rehberler eşliğinde Asrın Projesi olarak adlandırılan Marmaray’ı kullanarak Avrupa’dan Asya’ya geçtiler. İlk defa denizin altından geçen bir raylı sistemle yolculuk yapmanın heyecanını yaşayan minik misafirler, neşeli tavırlarıyla İstanbulluların da ilgisini çektiler. Suriyeli, Libyalı ve Ürdünlü çocukların denizin 60 metre altında söylediği şarkılar ve yöresel dansları beğeni topladı. Çocuklar, Marmaray’da objektiflere bol bol poz vermeyi de ihmal etmediler. BOĞAZİÇİ’NE HAYRAN KALDILAR Dünya çocukları, Marmaray’ın ardından Üsküdar’dan özel bir tekneye binerek Boğaz turuna katıldılar. Rehberlerin İstanbul, İstanbul’un tarihi ve Boğaz’daki tarihi mekânlar hakkında bilgi verdiği çocuklar, Boğaziçi’nin dillere destan güzelliklerini yakından görme fırsatı buldular. İstanbul’un eşsiz güzellikleri eşliğinde bol bol hatıra fotoğrafı çektiren misafir çocuklar, kısa sürede bir birleriyle kaynaşarak yöresel oyunlarını oynadılar. // Taekwondoculardan hadis yarışması (6(1/(5%(/('ï<(6ï Spor Kompleksi, Kutlu Doğum Haftası kapsamında düzenlenen ve Taekwondo takımı sporcularının katıldığı “40 Hadis Ezbere Okuma Yarışması”na ev sahipliği yaptı. Jüri üyelerinin gözetiminde gerçekleşen yarışmaya, Taekwondo branşında eğitim alan 9- 16 yaş arasındaki sporcular katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından başlayan yarışmada, semazen grubunun gösterisi ilgiyle izlendi. Sema gösterisinin ardından eğitim aldıkları branşlarını temsilen sahneye tek tek çıkan sporcular, jüri üyelerinin verdikleri zaman dilimi içerisinde bildikleri hadisleri ezbere okudular. Heyecanlı ve çekişmeli geçen yarışmada sporcular, şampiyon olabilmek için uzun süre ter döktüler. MHP milletvekili adaylarını tanıttı 0ï//ï<(7ï+$5(.(73$57ï6ï (MHP) İstanbul İl Başkanlığı, 7 Haziran genel seçimlerinde yarışacak milletvekili adaylarını Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen bir toplantıyla tanıttı. Aday tanıtım toplantısı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin videolu mesajı ile devam etti. MHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bülent Karataş konuşmasında, “Her biri birbirinden değerli 88 adayımızla İstanbul’un huzurundayız. Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirme konusunda şevk ve azim doluyuz. İstanbul yürüyor, İstanbul Milliyetçi Hareket’in iktidarına yol veriyor. Bizimle yürü İstanbul” dedi. Karataş’ın konuşması sırasında salondaki vatandaş ve partililer, “Alparslan Türkeş’in askerleriyiz”, “Ülkücü hareket engellenemez” diye sloganlar atıp tekbir getirdi. // Bağcılar’a 150 kişilik erkek öğrenci yurdu yapılacak %$Ý&,/$5 İmam Hatip Okulları Mezun ve Mensupları Derneği’nin (BAGİMDER) hizmetlerinin tanıtımının yapıldığı program Wyndham Istanbul Hotel’de gerçekleştirildi. Yapılan sunumlarda BAGİMDER’in, iki yıl gibi kısa sürede ilçede birlik ve beraberliği geliştiren, eğitime katkı sağlayan, öğrencilere barınma, burs ve eğitim imkânı sunan projeleri hayata geçirdiği kaydedildi. BAGİMDER Başkanı Hasan Hüseyin Dönmez, İmam Hatip Okulları’nın, 101 yıllık tarihe sahip olduğunu belirterek, bu ülkeyi aşk hamuru ile yoğuran Anadolu insanının gönlünden süzülen en önemli kurumlardan birisi olduğunu kaydetti. Velilerle gerçekleştirdikleri programlarda öğrencilerin sorunlarına çözüm bulduklarını belirten Dönmez, Kumova Kız Etüt Merkezi’ni hizmete açtıklarını söyledi. Dönmez, hizmetlerini hayırsever işadamlarının da katkısıyla inşa edecekleri yurt binasıyla taçlandırmak istediklerini belirtti. Programda hayırsever işadamları ile birlikte inşa edecekleri 150 öğrenci kapasiteli Erkek Öğrenci Yurdu Projesi’ni de tanıtan Dönmez, 4 katlı tesiste dijital kütüphane, 4’er kişilik odaların bulunduğu yatakhane katları, etüt odası olacağını sözlerine ekledi. // Yarışmacıların hadislerini okumalarının ardından jüri üyeleri, yaptıkları değerlendirme sonucunda; dereceye girenlerin isimlerini açıkladı. // ÖĞRENCİ KİMLİĞİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR GÖKSENİ AYDAŞ www.212haber.com AK Parti 3. Bölge Milletvekili adayı Halis Dalkılıç, seçilmesi halinde yapacağı ilk icraatıyla ilgili olarak konuştu. Dalkılıç, “Yeni dönemde ilk icraatımız Mahmutbey gişelerindeki trafik çilesini çözmek için çalışmaları hızlandırmak olacak.” dedi. G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 17 İlk icraatı gişe çilesine son vermek olacak! A .3$57ï 3. bölge Milletvekili adayı Halis Dalkılıç, seçilmesi halinde yapacağı ilk icraatıyla ilgili olarak konuştu. Seçim çalışmalarını sürdüren Dalkılıç, “Yeni dönemde ilk icraatımız Mahmutbey gişelerindeki trafik çilesini çözmek için çalışmaları hızlandırmak olacak.” dedi. AK Parti’nin kuruluşundan bu yana teşkilatlarda birçok önemli görev yapan Halis Dalkılıç, son iki dönem AK Parti İstanbul’un Teşkilatlardan sorumlu İl Başkan Yardımcılığı’nı yürütüyordu. Dalkılıç, şunları söyledi: “İstanbul’un yoğun trafik noktalarından birisi olan Mahmutbey Gişeleri, şehrin kuzeye doğru gelişmesi ile şehrin içinde kaldı. Hal böyle olunca da, bu yolu kullanmak zorunda olan vatandaşlarımız büyük bir trafik çilesi yaşıyorlar. Normalde trafiğin hızlı akması gereken TEM otoyolu, trafiğin yavaş akması nedeniyle bir çile yoluna dönüşüyor. İşte tüm bu sebeplerden dolayı, özellikle Mahmutbey gişelerinin, Serbest Geçiş Sistemi ile yeniden düzenlenmesi ile trafikte önemli bir rahatlama sağlanacağı kanaatindeyim. Özellikle Avcılar ve Bahçeşehir’de oturan vatandaşlarımızın Mahmutbey gişelerin kaldırılması ile ilgili yoğun talepleri oldu. Biz ise bunu tüm bölgeye yayarak, Mahmutbey, Ispartakule, Avcılar, Esenyurt, Hadımköy, Çatalca, Kumburgaz, Selimpaşa, Silivri ve Kınalı gişeleri ile alakalı olarak, 7 Haziran 2015 Pazar günü yapılacak seçimler sonrasında yapılacaklar listesinde ilk sıraya alıp, çile haline gelmiş olan gişelerin, Serbest geçiş sistemi ile rahatlaması çalışmalarına başlayacağız. SKM AÇILIŞI VE ESNAF ZİYARETİ YAPTI ŝƌĚƂŶĞŵĂƔĂŬƔĞŚŝƌĞůĞĚŝLJĞDĞĐůŝƐƺLJĞƐŝŽůĂƌĂŬ ĚĂŐƂƌĞǀLJĂƉĂŶ<WĂƌƟŵŝůůĞƚǀĞŬŝůŝĂĚĂLJŦ,ĂůŝƐ ĂůŬŦůŦĕ͕ĂƔĂŬƔĞŚŝƌ͛ĚĞDĂǀĞƌĂ<ŽŶƵƚůĂƌŦ͛ŶĚĂ< WĂƌƟƐĞĕŝŵŝƌƟďĂƚďƺƌŽƐƵĂĕŦůŦƔŦŶĂŬĂƨůĚŦ͕KůŝŵƉĂ sD͛ĚĞĞƐŶĂĨnjŝLJĂƌĞƟŶĚĞďƵůƵŶĂƌĂŬƐŽƌƵŶůĂƌŦ ĚŝŶůĞĚŝ͘7ůĕĞĂƔŬĂŶŦLJŚĂŶPnjŐƺƌĞůǀĞƚĞƔŬŝůĂƚŵĞŶƐƵƉůĂƌŦŶŦŶĞƔůŝŬĞƫŒŝĂůŬŦůŦĕ͕LJĂŬůĂƔĂŶƐĞĕŝŵůĞƌĚĞ ŚĞƌŬĞƐŝŶďŝƌŬĞnjĚĂŚĂ<WĂƌƟ͛LJŝƚĞƌĐŝŚĞƚŵĞƐŝ ŐĞƌĞŬƟŒŝŶŝŶĂůƨŶŦĕŝnjĚŝ͘<WĂƌƟ͛ŶŝŶdƺƌŬŝLJĞŝĕŝŶ ďƺLJƺŬďŝƌĚĞŒĞƌŽůĚƵŒƵŶĂĚŝŬŬĂƚĕĞŬĞŶĂůŬŦůŦĕ͕ ͞'ĞĕŵŝƔŝĂƐůĂƵŶƵƚŵĂLJĂůŦŵ͘ZĞĐĞƉdĂLJLJŝƉƌĚŽŒĂŶ ǀĞĂƌŬĂĚĂƔůĂƌŦLJŽůĂŝůŬĕŦŬƨŒŦnjĂŵĂŶĚĂŬŝŵƐĞŽŶůĂƌŦŶďĂƔĂƌŦůŦŽůĂďŝůĞĐĞŒŝŶŝĚƺƔƺŶŵƺLJŽƌĚƵ͘ƵLJƺnjĚĞŶ ŽnjĂŵĂŶůĂƌĚĂĞƌŬĞŶƐĞĕŝŵLJĂƉƨůĂƌŬŝĂŵĂĕůĂƌŦ< WĂƌƟ͛LJŝƚĂƐĮLJĞĞƚŵĞŬƟ͘ŵĂŐƂƌĚƺŶƺnjŬŝŵŝůůĞƚ< WĂƌƟ͛LJĞƐĂŚŝƉĕŦŬƨǀĞďŝnjŝŝŬƟĚĂƌLJĂƉƨ͟ŝĨĂĚĞůĞƌŝŶŝ ŬƵůůĂŶĚŦ͘ ĂůŬŦůŦĕ͕͞^ĞĕŝŵůĞƌLJĞŶŝdƺƌŬŝLJĞ͛ŶŝŶŚĂďĞƌĐŝƐŝŽůĂĐĂŬƨƌ͘ƵŶĂĐĂŶŦLJƺƌĞŬƚĞŶŝŶĂŶŦLJŽƌƵŵ͘ƺŶŬƺďŝnjŝŵ ŝĕŝŶĂƌƨŬĞƐŬŝdƺƌŬŝLJĞďŝƫ͘ŝnjůĞƌĞƐŬŝdƺƌŬŝLJĞĚĞĨƚĞƌŝŶŝŬĂƉĂƴŬ͘ƌƨŬƐĂĚĞĐĞLJĞŶŝdƺƌŬŝLJĞĚŝLJŽƌƵnj͟ ĚŝLJĞŬŽŶƵƔƚƵͬͬ͘ 18 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com EVLAD-I FATİHAN ZEYTİNBURNU’NDA Zeytinburnu Belediyesi Nisan ayında uluslar arası bir sergi ile sanatseverleri buluşturdu. Boşnak sanatçı Fehim Huskoviç’in dokunuş sergisine İstanbullu sanatseverlerin yanı sıra, Türkiyeli ressamların da ilgisi büyük oldu. Z (<7ï1%8518%(/('ï<(6ïNisan ayında uluslar arası bir sergi ile sanatseverleri buluşturdu. 16 Nisan’da açılışı gerçekleşen Boşnak sanatçı Fehim Huskoviç’in dokunuş sergisine İstanbullu sanatseverlerin yanı sıra, Türkiyeli ressamların da ilgisi büyük oldu. Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen’in gerçekleştirdiği sergi 12 Mayıs tarihine kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde görülebilir. Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ise, “Zeytinburnu göçle kurulmuş olan bir ilçedir. Eski Yugoslavya’dan, Doğu Türkistan’dan, Türk dünyasından, Türkiye’nin farklı illerinden gelen insanlarımızın kurmuş olduğu bir Vakit daralıyor, heyecan artıyor Zeytinburnu Belediyesi Bilgi Evleri tarafından düzenlenen “11. Geleneksel Kitap Okuma Yarışması Sınavı” için geri sayım başladı. 23 Mart 2015 tarihinde başlayan yarışmaya kayıt yaptıran üyeler, 2 Mayıs Cumartesi günü yapılacak olan sınavı büyük bir heyecanla bekliyor. =(<7ï1%8518Belediyesi Bilgi Evleri’nin artık bir gelenek haline gelen ve bu yıl 11.sinin düzenlediği kitap okuma yarışmasına tüm Zeytinburnu halkı yoğun bir ilgi gösterdi. 11 Nisan Cumartesi günü kayıtları tamamlanan ve 7’den 70’e her yaştan üyenin ilgi gösterdiği yarışmanın katılımcı sayısı 6 bine yaklaştı. Binlerce kitap ise ödünç verildi. Kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasına katkı sağlamak ve okumayı teşvik etmek amacıyla organize edilen ve Zeytinburnu ilçesinde her yıl bir şenlik havası estiren yarışmada katılımcılar artık büyük bir heyecanla 2 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirilecek sınavı bekliyor. BÜTÜN RESSAMLAR İSTANBUL’DA SERGİ AÇMAK İSTER Sergi açılışı için ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelen Fehim Huskoviç, Türkiye’de kendisini evinde gibi hissettiğini belirtti ve “İstanbul’un kalbinde bir sergi açmak benim en büyük hayalimdi. “Dokunuş” sergisi kişisel sanat yolculuğum için çok büyük bir deneyim. Her sanatçı resimlerinin İstanbul’da sergilenmesini ister. Dünyanın birçok yerinde sergi açtım. Fakat hiçbiri İstanbul’da hissettiğim bana hissettiremez. İstanbul, manevi duyguları bir yana, resim sanatı açısından da çok çekici bir şehir.” dedi. %2ĝ1$. 6$1$7, Ȃï1 +86.29ï ï (6(5/(5 5 ï<2 6(5*ï/(1 ilçedir. Zeytinburnu’nun sokaklarında Yugoslavya’dan gelen kardeşlerimizin izleri vardır. Bu ilçede bizim evlad-ı fatihan olarak nitelendirdiğimiz Balkanlar’dan gelen kardeşlerimizin alın terleri vardır. Bugün de o topraklarda doğmuş bir kardeşimizin sergisini Zeytinburnu’nda açıyor olmak bizim için çok anlamlı.” diyerek sanatçıya teşekkür etti. // Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Zeytinburnu halkının yarışmaya ilgisinden ve kitap okuma duyarlılığı kazanmasından memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kitap okumayan ve onlarla dost olmayanların, hayatı okumada, olup bitenlere ve kendilerine yön vermede zorlanacakları düşüncesiyle, üyelerine farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını ve Bilgi Evleri’nin de bu amaçla hizmet verdiğini belirterek, yoğun ilgi gösteren tüm Zeytinburnu halkına teşekkür edip katılımcılara başarılar diledi. Aydın, “Okumak Sizden, Ödüllendirmek Bizden” sloganıyla geleneksel olarak düzenlenen kitap okuma yarışmasının, bu yıl on birincisini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek: “emeği geçen ve destek veren tüm Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü personelimize, ilçemizde yer alan tüm resmi ve özel okullardaki idareci ve öğretmenlerimize en kalbi duygularımla teşekkür ediyorum.” dedi. // G Ü N DEM www.212haber.com 01 - 15 MAYIS 2015 19 Ümmete karşı savaş halindeyiz Düşünür-Yazar Atasoy Müftüoğlu ‘Yeni Bir Dil Bulmak’ başlığı altında yaptığı söyleşide, “Tek akla kapanarak, tek yazarı, tek düşünürü takip ederek, tek mübarek zatın eteğinden tutunarak, tek politik lideri tebcil ederek hayatını sürdüren herkes istisnasız kader kurbanıdır.” dedi. B HACER TÜRKEL $ĝ$.ĝ(+ï5 Belediyesi ‘Yeni Bir Dil Bulmak’ başlığı altında Düşünür-Yazar Atasoy Müftüoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı bir söyleşi programı düzenledi. Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşinin ev sahipliğini Başakşehir Belediye Başkan Yardımcısı Haluk Dikbaş, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Basri Akdemir yaptı. Çok sayıda vatandaşın katıldığı söyleşide Müftüoğlu, küresel dünyanın açmazlarında Müslüman yaşamının nasıl olması gerektiğini anlattı. İslam dünyası topluluklarının tarihin son 200 yılını hayali umutlar içinde sürüklenerek geçirdiklerini belirten Atasoy Müftüoğlu, “İslam dünyası toplulukları tarihin son 200 yılını geçmişe özgü rüyalar görerek geçirdiler. Hala bu rüyadan uyandıklarına ilişkin herhangi bir belirti görülmüyor. Muhafazakâr ve gelenekçi toplumlar gerçeklerle yüzleşmek ve hesaplaşmak istemezler; çünkü gerçekler çok rahatsız edicidir. Gerçeklerle mücadele etmek, gerçekleri aşmak büyük sorumluluklar almayı ve bedel ödemeyi gerektirir; fakat hayali umutlarla hayali ufuklar peşinde olanlar, risk almaksızın bazı sonuçları istihzar edeceklerine inanırlar. Tarihte hiçbir zaman böyle bir gelişme yaşanmamıştır. Böyle olduğu halde biz bir türlü gerçek umutlara uyanamıyoruz. Gerçek umutlar gerçek çabalar ister.” dedi. TARİH BİLİNCİNE İHTİYACIMIZ VAR Müslümanlar olarak güncelliğin, geleneğin, taşralılığın, ayrıntıların sınırlarını aşmayı başaramadığımız için büyük farkındalıklar oluşturamadığımızın altını çizen Müftüoğlu, “Tarihsel farkındalık oluşturamadığımız için hayali umutlar peşinde sürüklendik ve sürüklenmeye devam ediyoruz. Karşı karşıya bulunduğumuz gerçekliklerin tanımlanması için bir tarih bilincine ihtiyacımız var; çünkü tarih bilincine sahip olması gerekenler tarihin aktörleri olmak durumundadır. Tarihin nesnelerinin, tarihin şeyleştirdiği toplulukların bir bilince ihtiyacı yoktur. Onlar sadece tarihin özneleri tarafından tayin edilirler. Bizler hem bugünkü farkındalıklara hem de tarihsel farkındalıklara sahip olmadığımız için bugün konuşulması gereken hayati sorunları değil, hayati olmayan sorunları konuşuyoruz.” ifadelerini kullandı. Atasoy Müftüoğlu, “Konuşulması gerekenleri konuşmayan bir topluluk neyi, nasıl, nerede, ne zaman konuşacağını kestiremez. Bu sadece genel ve hakim dilin, küresel ya da yerel iktidarın dili doğrultusunda kendisini konumlandırır; çünkü şeyleştirilenlerin kendi tercihlerinin öznesi olması beklenemez. Biz yeryüzünde kendi tercihlerinin öznesi olmak üzere bulunan bir topluluğuz. Öyle olduğu halde biz bunun gereğini yerine getiremiyoruz.” cümlelerine yer verdi. İSLAMİ BÜTÜNLÜK PARÇALANDI Bugünün gerçekliğini Müslümanların üretmediğini söyleyen Müftüoğlu şunları kaydetti: “Bugünün gerçekliğini üretenler Anglosakson ontolojinin hayat tarzının iktidarını elinde tutanlardır. Gerçekliği üretenler sınırlarımızı belirliyor, kuralları onlar koyuyorlar. Biz sadece onlar tarafından konulmuş sınırları ve kuralları konuşuyoruz. Bu noktaya nasıl geldiğimizi çözümlemek gibi bir sorumluluğumuz var ama dünya Müslümanlarının bu noktaya nasıl geldiğine ilişkin bir çalışması yok. Bugün İslami bütünlük parçalanmıştır ve her parça kendi çıkarlarını kollamak üzere yeni bir din oluşturmuştur. Şunu bilmek gerekir ki hiçbir parçadan gelecek çıkmayacak.” KUR’AN REFERANS KAYNAĞI OLMAKTAN ÇIKARILDI Kapitalist, seküler, neoliberal bir toplumda yaşadığımızı, İslam’ın hiçbir anlamda belirleyici olmadığını kaydeden Atasoy Müftüoğlu, “Bizler İslam’ın hiçbir anlamda belirleyici olmadığı bir toplumda Müslümanlık iddiasında bulunuyoruz. İslam sadece bir folklor; çünkü İslam’ın yalnızca bir folklor olmasına izin veriliyor. İslam yaşadığımız toplumda bir tür popüler bir muhafazakarlık; yerel romantizmin adı ve bireysel bir dindarlık biçimidir. İslam’ın bir folklore indirgendiği, marjinalleştirildiği, etkisizleştirildiği, meşruiyet ve referans kaynağı olmaktan çıkarıldığı bir toplumda mezhepler mutlaklaştırılıyor. İslam’ın kıymeti harbiyesi yok; çünkü toplumsal hayatın bütün boyutları kapitalist dünya görüşü tarafından işgal edilmiştir. Bütün yapılar bu dünya görüşü doğrultusunda biçimleniyor. Kur’an referans kaynağı olmaktan çıkarıldı. Referans kaynağı olmaktan alıkonulmuş bir kitabı okuyoruz ve bu kitabın yeniden meşruiyet kaynağı olması için hiçbir çabamız yok. Eğer İslam dünyası toplumları 1430 yıldan beri Kur’an’ı nasıl anlayabileceklerini hala karar vermemişlerse bu ümmet için bir gelecek yoktur.” şeklinde konuştu. MÜSLÜMANLAR AKLA VEDA ETTİKLERİ GÜN TARİHE VEDA ETTİLER Geleneğimizin aklımızdan feragat etmemizi istediğine değinen Müftüoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Müslümanlar akla veda ettikleri gün tarihe veda ettiler. Tarihe dönmek istiyorlarsa, yeniden akılla imanın bütünlüğünü temsil eden bir çerçeve ortaya koymak zorundadırlar. Yeni bir ilmi ve bilimsel faaliyet dönemini açmak gerekiyor. Bunun için de düşünmeye, üretmeye, sorgulamaya, analize cesaret etmek lazım. İnsanlık hayatında en kolay şey kaderciliktir. Her şeyi kadere havale edersiniz ve bütün durumlarla uzlaşırsınız. Biz bunu değiştirmek için yeryüzünde bulunuyoruz. Eğer bir şey yapacaksak her şeyden önce düşünce dünyamızın zihinsel sömürgesizleştirme mücadelesine hazırlanmamız gerekiyor; çünkü eğer sömürge durumundaysak bizim için önceden hazırlanan algı kalıplarına göre yaşayacağız. Bu algı kalıplarını reddeden bir zihinsel bağımsızlığa ihtiyaç var.” BUGÜN ÜMMETE KARŞI SAVAŞ HALİNDEYİZ Atasoy Müftüoğlu, “Müslüman olmak demek dünyanın nabzını tutmak anlamına gelir. Allah’ın arzından sorumluyuz. Kendisini bir mezhep ufkuna, etnik bir aidiyete kapatan bir topluluğun dünyanın nabzını tutması mümkün değildir. Küresel tartışmaların sadece ve sadece İslamofobi bağlamında varız. İnsanlığa sunacağımız hiçbir şey yok. Mezhepmerkezcilik, etnikmerkezcilik, hizipmerkezcilik bir barbarlık biçimidir. Eğer hala Müslümanlar mezhepmerkezci, etnikmerkezci bir dil kuruyorsa, bu tablodan bir medeniyet üretilemez. Bütün bir insanlığa hitap etme liyakatine sahip bir kültürün temsilcileri olmak durumundayız. Kitab-ı Kerim bize bunu öneriyor. Herkes eğer kendi mezhebini mutlaklaştırırsa bu ümmete karşı savaş açmak anlamına gelir. Bugün ümmete karşı savaş halindeyiz.” sözlerini kullandı. TASAVVUF YENİ BİR DİN HALİNE İNKILÂP EMİŞTİR Tasavvufun, T Tas Ta asa savv vvufun, nasların sınırları içinde vvuf kkalarak alarak kurumsal varlığını istiyorsa ala devam ettirebileceğini; ancak bugün başta Türkiye olmak üzere Mısır’da ve İslam dünyası topluluklarında tasavvuf adına utanç verici tablolar sergilendiğini söyleyen Müftüoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün tasavvuf yeni bir din haline inkılap emiştir. ‘Kuran referans kaynağı değil de neden Mevlana, İbn Arabi, Said Nursi referans kaynağı?’ sorusunu sormalıyız. Tevhidi bir dinin sınırlarını gözetenler her şeyden önce hiçbir üstadın, hiçbir efendinin eleştiriden muaf olmadığına inanır. Etrafımızda dokunulmaz kılınan binlerce putlar var. Putlarla savaşmak için gelmiş nezih bir din düşünün ki her gün put üretiyor. Bu nasıl bir gelenektir ki tek akla, tek bağlama, tek mezhebe, tek etnik aidiyete kapanmamızı öneriyor? Buna itiraz etmiyoruz. Tek akla kapanarak, tek yazarı, tek düşünürü takip ederek, tek mübarek zatın eteğinden tutunarak, tek politik lideri tebcil ederek hayatını sürdüren herkes istisnasız kader kurbanıdır.” İslam’ın manevi aracıları reddettiğini; fakat bizim manevi aracılar müessesini ihdas ettiğimizi vurgulayan Atasoy Müftüoğlu, “Bir toplum düşünün ki yüzlerce insan Mehdilik iddiasıyla aramızda dolaşıyor. Bir klinikte tedavi görmesi gereken yüzlerce meczup iş bulamadıkları için cemaat lideri oluyor. Devamında saltanat, saltanat, saltanat… İslam, İsla İs lam, la m, m, cemaatler aracılığıyla eksiksiz bir dede recede vulgarizasyona ve mistifikasyona tabi tutulmuştur ve tutulmaya da devam ediyor. İslam’ın, Kur’an’ın, medeniyetin, tarihin vulgarizasyona ve mistifikasyona tabi tutulması demek, İslami temellerden tamamen bağımsız, büyük kalabalıkların ve güruhun hoşuna gidecek tarzda yeni bir din icat etmek demektir. İslam, ulus-devlet iktidarları tarafından, kendi çıkarları doğrultusunda araçsallaştırılıyor. Ümmetten her gün biraz daha uzaklaşıyoruz. Geldiğimiz nokta şudur ki hepimiz iktidarın doğrularını söylüyoruz.” diye konuştu. YENİ BİR DİL, YENİ BİR HAYAT TARZI DEMEKTİR Yeni dilin eleştirel bir dil olması gerektiğini anlatan Müftüoğlu konuşmasını şöle tamamladı: “Yeni bir dil, içinde yaşadığımız zamanı tanımlamak ve çözümlemek zorunda. Biz toplu kimlikte yaşıyoruz; kimi günler bir kapitalist gibi, kimi günler bir seküler, kimi günler materyalist, kimi günler de makyavelist gibi. İslam’ın folklor haline geldiği toplumda bunu halk hissetmesin diye camiler yapıyoruz. Sorgulayan, itiraz eden, kendi meşruiyet gerekçelerini sunan bir harekete sahip değiliz. Yeni bir dil yeni bir dünya görüşü, yeni bir hayat tarzı demektir.” 20 G Ü N DEM 01 - 15 MAYIS 2015 Hafız Ferruh Muştuer, Kuveyt’te düzenlenen “Uluslararası Kuran-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nın tilavet dalında birinci oldu. E (0ï11 Yeni Cami’nin imam hatipliğini de yapan Muştuer, hafızlığa başladığı 11 yaşından beri Kur’an merkezli bir hayat anlayışını benimsediğini söyledi. Kur’an okuma konusunda sesin Allah’ın bir lütfü olduğunu belirten Muştuer, şöyle konuştu: “Aldığımız eğitimlerle daha önceki yıllarda almış olduğumuz derecelerin akabinde Kuveyt’te bu yıl yapılan yarışmaya Diyanet İşleri Başkanlığı bizi uygun gördü. İlk anda heyecanlandık ama büyük bir şerefle Rabbimizin de lütfu ve rızasıyla orada yarışmaya girdik. Yaklaşık 70 ülke vardı. Yarışma 3 dalda yapıldı. Biz www.212haber.com Kuran-ı Kerim’i en güzel o okudu tilavet dalında yarıştık. Jüri de bizi birinciliğe uygun gördü ve böylelikle birinciliği ülkemize getirmiş olduk.” Muştuer, imam hatip yıllarında da Kuran okumada çeşitli dereceler aldığını söyledi. Çalışmalarına, Bilim ve İnsan Vakfı’na bağlı Elmalılı Hamdi Yazır Kuran Akademisi’nde devam ettiğini belirten Muştuer, şunları anlattı: “Güzel selatin cami dediğimiz Yeni Cami’de görev yapıyorum. Turistlerin gezmek için çıkış noktasıdır burası. Dolayısıyla turistler çok yoğun olarak camimize geliyorlar. Çok büyük dikkatle na- mazı takip ederler. Okunan Kuran’ı takip ederler. Oradaki rehberlerimiz eşliğinde Kuran ayetlerini anlamaya çalışırlar. Turistlerin bu ortamdan etkilenmemeleri mümkün değil. Tabii ki Kuran’dan çok fazlasıyla etkileniyorlar. Kur’an zaten başlı başına bir etki, Cenab-ı Hak kalplere nüfuz etmesi için Kuran’ı en güzel biçimde inzal buyurmuş. Kuran, kendi okunuş usulüyle sitiliyle ses tonlarıyla güzel makamlarla okunabilen tek kitaptır. Bu da Kuran’ın bir mucizesidir. Dolayısıyla okunduğu andan itibaren kalplere nüfuz eder, imanı olmayan insanlar dahi etkilenir.” // AKDENİZ VE AVRUPANIN SEFİL DURUMU B Bir de kalkmış diğer ülkelere ‘Nükleer Enerji kullanmayın. Tehlikelidir.’’ Diye akıl verir, baskı yaparlar. Nükleer asıl bunların elindeyken tehlikelidir. Neyse. Avrupalı budur!.. Lüx yaşam tarzlarını devam ettirmek için birbirinin boğazına sarılan Batı insanı; elindeki imkânları başkasıyla paylaşır mı? KERİM MİLLET Şu Batının; denize gömülen zavallıların karşısındaki, sefil, sadist duruşuna bakıp; bizim -şükürler olsun- ne kadar ‘Kerim’ bir millet olduğumuzu bir kez daha anlamış oldum. SURİYELİ İKİ MİLYON MÜLTECİ TAHAMMÜLSÜZ BATI Batı, bomba ve kurşun yağmurundan kaçan bir avuç insana, bir tas çorba vermekten acizken, biz sadece Suriye’den gelen 2.000.000 misafiri ağırlıyoruz. Sadece Suriye mi? Hayır! Türki Cumhuriyetlerden tutun, Afrika’ya kadar, Balkanlardan Irak’a, İran’a, Ukrayna, Moldova, Mısır, Libya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadan insanlar ülkemize gelmektedir. Aslında batı dünyası bir türlü beraber yaşamayı başaramadı. 2. Dünya Savaşının getirdiği büyük yıkımın arkasından, sanayi çarklarını döndürmek için “Geri kalmalarına sebep oldukları’’ ülkelerden işçi getirdiler. Bu işçiler duran çarkları döndürdü. Avrupa’yı müreffeh bir hale getirir getirmez baskılar artmaya başladı. İki üç kuşak sonra bu işçilere “Geri dönün!..’’ demeye başladılar. Şu anda Avrupa’da bu gerilim içten içe körükleniyor. Neden? Çünkü Avrupalı beraber yaşama kültürüne sahip değil. Yabancıları sadece köle işçi vb. statüde kabul etmektedir. KOBANİ (AYN-ÜL ARAP) AB Peki, biz insanlık icabı ve Uluslararası Hukuk’un gereğini yerine getirirken; Avrupa ateş yağmurundan kaçan bu insanlara ne yapıyor? • Gece karanlığında Akdeniz’in serin sularına gömülmesine seyirci kalıyor. • Uluslararası hukuk sistemine göre buna hakkı var mı? • Yok. Nitekim Kobani’den kopup gelen mültecilere kapılarımız açmamız için bu ikiyüzlü Avrupalılar bize baskı üstüne baskı yaptı. Hoş, onlar baskı yapmasa da gelenler bizim komşumuz kardeşimiz, onların demesine gerek kalmadan zaten alıyoruz. Nitekim gelen iki milyona yakın Suriyeliyi ‘’Hangi şehirden geliyorsun?..’’ Diye sormadığımız gibi Kobani’den gelenlere de sormayacaktık. Ancak Avrupalılar insan hakları konusunda çok hassaslar(!) ya, sınıra yığılmış 150.000 kişiyi bir günde kayıt kuyudat yapmadan alınabilirmiş gibi baskı yaptılar. Niçin? Çünkü bu şekilde bir sürü ajan provokatör sokup, ilerde başımızı ağrıtacak eylemlerde kullanmak için. ULUSLARARASI HUKUK Peki, bu uluslararası hukuk kavramını dillerinden düşürmeyen Avrupalılar ne yapıyor? [email protected] mayı almak için Atom Bombası kullankullan madı mı? O Atom Bombası ki, çoluk çocuk bitki hayvan insan ne varsa yakıp yıkan bir felaket. 1945 rakamları ile yüzbinlerce insanı sadece bu 2 bomba ile öldürdüler. Aradan o kadar yıl geçti, hala tesirleri devam eden bir bomba… Bu kadar gaddar bunlar. $7,1,1korkunç ve gerçek yüzünü bugünlerde Akdeniz’e gömülen insanların şahsında daha net bir şekilde görüyoruz. Göz göre göre çoluk çocuk demeden insanların Akdeniz’in sularına gömülmesini seyrediyorlar. Göz göre göre büyük bir katliam yaşanıyor. Yetmiyor. Avrupa devletleri; can havliyle karaya çıkanları da sınır dışı edeceklerine dair kararlar alıyor. Hatırlayalım, Ayn-ül Arap, meşhur adıyla Kobani IŞİD (DAİŞ) tarafından muhasara edilince birkaç gün içinde 150.000 mülteci kabul etmiştik. Neden? Çünkü artık bu insanların can güvenliği yoktu. Binaenaleyh dünyada geçerli hukuk sistemlerine göre, bu durumda kalmış insanların iltica ettikleri ülke bila kayd u şart kabul etmek zorunda. Biz de gereğini yaparak gelen mültecileri kabul ettik. Emin Batur Biz bir günde on binlerce insana kapımızı açarken onlar ne yapıyor? Mültecilere kapılarını açmayarak açık denizlerde boğulmalarına seyirci kalıyor. İnsanların ölümünü sadistçe seyrediyor. Biz gelen mültecilere kapıları açmasak, tel örgünün arkasında bekleyerek sıkıntı çekecek ama neticede ölmeyecekler. Bizim vicdanımız çoluk çocuk güneşin altında kalmalarına müsaade etmezken, onların vicdanı, aynı durumdaki insanların, sulara gömülmesini sessizce seyretmeye müsait… Lafa gelince de hukuk falan demekten geri durmazlar. BİR TAS ÇORBA Ortadaki tablo çok vahim… Bir günde 700 kişi boğuluyor. Bazı kaynaklar bunun 900 olduğunu söylüyor. Aralarında çocuklar var. Bu nasıl bir vicdan? Ellerinde bu masumları kurtaracak imkânlar olduğu halde sadece bir tas çorba vermemek için Avrupalıların şu yaptığına bakın! Ayrıca zaten baştan kafaya koymuşlar. Gelenler sınır dışı edilecek. Madem sınır dışı edeceksin neden kurtarmıyorsun? Çünkü Avrupalıların gözünde kendilerinden olmayan birinin bir tas çorba kadar önemi yok da ondan. BATININ ACINACAK DURUMU Başta Avrupa olmak üzere, aslında Batı ülkeleri acınacak durumda. Bu denize gömülen insanlardan çok Avrupalıların bu sefil haline acıyorum. Neden? Çünkü adamlarda Din diye bir şey kalmamış. Kaldı diyenler şöyle sıradan bir Avrupalı ile konuşsun. O koyu Hristiyan görünen çoğu adamın felsefesine bakıyorsunuz, altından çok katı bir ATEİZM çıkıyor. AİLE Aile diye bir şey de kalmamış. Ailelerin %90 ı çözülmüş vaziyette. Kız olsun erkek çocuğu olsun daha on sekizine basmasını beklemeden gözlerinin içine bakarlar. Çocuklarının gözünün içine bakıp neyi bekliyor Anne-Babalar? Evlatlarının bir an önce pılını pırtını toplayıp evden çıkıp gitmesini… ‘’Böyle bir şey olur mu? ‘’ Demeyin. Avrupa’da böyle şeyler çok olağan karşılanıyor. Ya evin masraflarına ortak olacaksın veya defolup gideceksin. Evinde kalan kızından ev kirası alan babalar var. O kadar yani… Allah bunların sapık anlayışlarından bizleri muhafaza buyursun. Konuyu dağıtmamak için evdeki yaşlı Anne- Babalarına evlatların ne yaptıkları konusuna girmedim. Çocuklarına tahammül etmeyen bir aile kaynana-kaynataya mı tahammül edecek? Direkt Huzur Evi… VİCDAN Böyle bir toplumda insani değer diye bir şey kalır mı? Kalmaz. Bunlar olmayınca VİCDAN diye bir şey de kalmaz. Tek dertleri o lüx ama aşağılık hedonist hayat standartlarını kimseyle paylaşmadan sürdürmek. Tek sevdikleri köpekler… O da Nazım Ustanın deyimi ile sadece kendi köpekleri… Neyse. AVRUPA DA MÜLTECİ SAYISI Türkiye bir haftada 150.000 mülteci kabul ederken tüm Avrupa ülkelerinin 4 yılda kabul ettiği mülteci sayısı 130.000 kişi. Avrupa’nın 28 devlet ve 500.000.000 u aşan bir nüfus ayrıca dünyanın yarısını sömüren zengin ülkeler topluluğu olduğunu hatırlatayım. 32 DİŞİ SAĞLAM Bütün bu zenginliğe rağmen Avrupalı açlık ve işsizlik korkusu ile yaşamaktadır. Ölümle burun buruna kalsa da tek bir mülteciyi ülkesine kabul etmez. Kabul ettiklerinde de bir sürü kriter ararlar. Üniversite mezunu olacak, Yabancı dil bilecek, Bankada parası olacak, 32 dişi sağlam olacak ve benzeri ahlaka aykırı bir sürü sorgu sualden sonra ülkelerine kabul etmektedirler. AVRUPA BUDUR ! YAKIN ZAMANDA MİLYONLARCA İNSAN ÖLDÜRÜLDÜ 2. Dünya savaşı niçin yapıldı? 70 Milyon insan niçin öldü? 2. Dünya Savaşı, Doyumsuz Avrupa’nın sömürge alanlarını genişletme ve pekiştirme savaşı değil midir? ATOM BOMBASI Batı insanı, bu paylaşımda en büyük lok- ORTADOĞUYU DA ONLAR KARIŞTIRIYOR Geri kalmış ülkeler şu anda ayakları üzerinde durmak için çaba gösteriyor. Rahat bırakıyorlar mı? Hayır. Batılılar ellerindeki üstün silah medya ve teknolojik güçle Ortadoğu’yu alabildiğine karıştırıyorlar. Bu coğrafyada yaşayan ülke halkları diktatörlerden kurtulmak istedikçe onlar arka çıkıyor bu zulmün devam etmesi için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. İşte SİSİ İşte Beşşar Esad. Akdeniz’de devrilen tekneler bu Avrupalıların berbat ettikleri ülkelerden kaçan insanlar değil midir? BOSNAYA SEYİRCİ KALMIŞLARDI Bugün Akdeniz’de boğulanlara seyirci kalanları dün Bosna’da da görmüştük. Sırplar onların gözetimi altında yıllarca Müslüman Boşnak kesti. Seslerini çıkarmadıkları gibi el altından teşvik etmişlerdi. MİLLİ GELİR Bundan sonra milli gelir, gelişmiş ülke, süper ülke vs. kriterlerim değişti. Mazlum milletlere en fazla kim destek veriyorsa, benim için süper güç o dur. Şu anda bu konuda bizimle yarışacak bir ülke görmüyorum. Binaenaleyh süper güç biziz… “Ama rakamlar onu göstermiyor…” Diyenlere, yakın zamanda büyük bir ülke olacağımızı söylemekle yetiniyorum. Bu kadar mazlumun duasını boşuna değil… // www.212haber.com G Ü N DEM Siyaset benim için bir yaşam biçimidir Başakşehir İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (BİHADER) Hasbaççe’de sivil toplum kuruluşlarına yönelik kahvaltı programı düzenledi. Programa katılan AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Av. Özlem Zengin, siyaseti inandığı değerleri ifade edebileceği bir mecra olarak gördüğünü söyledi. B HACER TÜRKEL $ĝ$.ĝ(+ï5 İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (BİHADER) Hasbaççe’de sivil toplum kuruluşlarına yönelik kahvaltı programı düzenledi. Programa AK Parti İstanbul Kadın Kolları Eski Başkanı ve 3. Bölge Milletvekili Adayı Av. Özlem Zengin, Başakşehir İlçe Başkanı Ayhan Özgürel, Gençlik Kolları Başkanı Furkan Leventoğlu, Kadın Kolları Başkanı Serap Özdemir ve teşkilat mensuplarının yanı sıra İHH, Hayrat Vakfı, Medeniyet Vakfı, Bilim ve İnsan Vakfı, YediHilal, İDDEF, Kadın Girişimciler Derneği, Hilal, Beyaz Gül ve Başakşehir Yardım Gönüllüleri Platformu temsilcileri ve üyeleri katıldı. Siyaset yapmayı yaşam biçimi olarak düşündüğünü söyleyen AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı Av. Özlem Zengin, siyaseti inandığı değerleri ifade edebileceği bir mecra olarak gördüğünü, bu sebeple de çok kıymetli bulduğunu ve burada olmasının en önemli sebeplerinden birinin siyaset olduğunu belirtti. Siyaset yapmaya başlama sebebinin başörtüsü problemi olduğunun altını çizen Zengin, “Siyasetteki birinci gayem başörtülü kadınların hayatındaki bütün yasakların kalkması içindi. Bugün geldiğimiz noktada başörtüsü yasağı ortadan kalkmış oldu. Bunun neticesinde kadınlar başörtüsüyle belediye meclislerine de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de girebildiler. Başörtülü kadınların TBMM’de olmasının fiili anlamı kadar zihinsel, ruhsal ve demokrasi açısından çok daha derin bir anlamı var.” diye konuştu. BAŞAKŞEHİR, KADINLARIN RUH VERDİĞİ BİR İLÇE Başakşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen Başakşehir Kadın Aktivite Merkezi (BAKMER)’in resmi açılış törenine de katılan Özlem Zengin, “Ben de bir dönem Başakşehir’de ikamet ettim. O dönem Sular Vadisi çöplük şeklindeydi. Şimdi ise cennet gibi olmuş. Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum. İstanbul’un en kıymetli ilçelerinden biri olan Başakşehir, kadınların ruh verdiği bir ilçe. Başakşehir’in yaşanılan bir yer olmasında kadınların rolü ve talepleri büyük.” dedi. BAKMER’in kadınlar için çok önemli bir yer olduğunu dile getiren Zengin, “Hayat tarzlarımız sürekli gelişiyor. Başakşehir’de bir dünya hayali var. Burası özgürlüklerin yeşerdiği yer.” ifadelerini kullandı. // Vodafone mağazalarımızda satış temsilciliği yapabilecek, saha organizasyonlarında tecrübeli bay, bayan alınacaktır. (Tercihen Avrupa yakasında oturanlar) 0545 335 84 84 01 - 15 MAYIS 2015 21 22 YA Z I 01 - 15 MAYIS 2015 www.212haber.com Halit Bekiroğlu EMİN VE EMANET K “ Bir taraftan “üç aylar”a girmenin telaşındayız, bir taraftan Regaip Kandili’nin çatkapı gelmesinin şaşkınlığında… dan birini desteklemek daha fazla kanın akması dışında pek bir işe yaramıyordu. Türkiye’de de ihtilafların acımasızlaştığı bir dönemde yapılabilecek en güzel davet “kardeşlik”ti… Kutlu Doğum’un menşei tartışmasına girmeden Peygamberimiz Hz.Muhammet (sav)’i yadetmeye vesile olarak değerlendirip ibadetimize, zikrimize, tefekkürümüze katkısına odaklanabilecekken, anlamsız kutlama ritüelleriyle meşgulüz; Kardeşlik teması Kutlu Doğum programları vesilesiyle çok güzel bir hat çalışmasıyla, Mısır’daki direnişin sembol kelimesi RABİA’yı da içerecek ortak bir sembole dönüştürüldü ve en evrensel mesajla bütünleşti; 87/8'2Ý80Ȇgünlerindeyiz… Kur’an görünümlü pastalar, garip doğum günü kıyafetleri, bol eğlenceli şenlikler… Haklı olarak “Fe eyne tezhebûn?” mesajı bir tokat gibi yüzümüzde patlıyor… ÖNDER (İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği) Kutlu Doğum için her yıl bir tema belirliyor. Tema belirlenirken uzun uzun üzerinde çalışılıyor, müzakereler yapılıyor. Her yıl, geçici olmayan ve dolayısıyla güncel meselelerimize de tekabül eden, eksikliğini hissettiğimiz bir kavram ön plana çıkarılıyor… ÖNDER’in bu yıl Kutlu Doğum için belirlediği tema; “el-Emin”… “Mü’minler Ancak Kardeştir!” Pasta, börek, çörek tartışmalarının gırla gittiği bu yılki Kutlu Doğum’da ÖNDER’in belirlediği el-Emin teması ile Diyanet’in belirlediği “Emanet” temaları çok anlamlı biçimde birbirini tamamlıyor… Diyanet’in bu temada kullandığı slogan birkaç kelimede çok şeyi özetliyor; “Dünya bize, biz birbirimize emanetiz!” halitbekiroğ[email protected] Peygamberimiz (sav)’in getirdiği mesajın kabulünde, kutsi etkisi yanında O’nun (sav) güvenilirliği de çok etkili oldu. Gayr-ı Müslimlerin ve müşriklerin kendilerinden olan birine değil de Hz. Muhammet (sav)’e emanetlerini teslim etmeleri, aralarındaki anlaşmazlıklarda “O emin biridir” diye sulh için O’nu (sav) çağırmaları… gibi onlarca örnek hepimizin malumudur… Kanaatimce el-Emin oluşun zirve örneklerinden biri de Hz. Ebubekir (ra)’in “O (sav) söylüyorsa doğru söylüyordur!” deyip sorgusuz-sualsiz teslim oluşudur… Hasan El-Benna, davetçinin “anlatmadan önce yaşama”sını tavsiye eder. Eskilerimiz buna “kâl ehli değil hâl ehli olmak” demişler. “Çoban” vasıflı bir Peygamber (sav)’in bütün bir tarihi silbaştan yazan etkisinin özüne baktığımızda “emin olmak ve emanete sadık olmak” özelliğinin en büyük mesaj olduğunu gö- rürüz. Göklerden verilen emanete sadık olmak yanında insanların verdiği emanete de sadık olmak. Kişisel meselelerde emin olmak kadar sosyal meselelerde de emin olmak. İbadetlerinde olduğu kadar ahlakında da, siyasetinde de, ticaretinde de emin olmak… İman, emin, emanet kavramlarının hepsi aynı kökten gelir. Hepsi bize aynı şeyi söyler ve adeta şu mesajı verirler; Aynı şekilde Diyanet İşleri Başkanlığı da her yıl Kutlu Doğum ile ilgili bir tema belirliyor. Bu yıl ki tema “emanet”… Emin olmadan mü’min olunmaz… ÖNDER 2013’te “edeb”, 2014’te ise “kardeşlik” temasını çalışmış, ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere tüm Türkiye’de bu başlıklar etrafında konferanslar, seminerler düzenlemişti… Büyük laflarla, kocaman sloganlarla değil, yapıp-ettiklerimizle “el-emin” olunur… Özellikle geçen yıl işlenen “kardeşlik” teması birkaç açıdan anlamlıydı; Mısır’da yıllardır devam eden zalim yönetim devrilmiş, yerine meşru bir iktidar gelmiş ama hem yerel hem uluslararası zalimler bu yönetime tahammül etmemiş ve kanlı bir şekilde yönetimi yeniden gasp etmişlerdi. Mısır’daki kardeşlerimizin acısını paylaşmak ve onlara destek olmak için kardeşlik vurgusu önemliydi… Ayrıca eşzamanlı olarak yanı başımızda Ortadoğu’da Müslümanlar anlamsız bir şekilde mezhep, meşrep, etnisite üzerinden ayrışmakta ve yer yer birbirlerini katletmekteydiler. Bu çatışmanın tarafların- Emanete sahip çıkmadan emin olunmaz... Parçacı yaklaşımlarla değil, hayatın tüm alanlarında maddi-manevi her türlü emanete sahip çıkmakla “el-emin” olunur... Bugünlerde Müslümanlık hassasiyeti taşıyan bireyler/guruplar olarak eminliğimizin zedelendiği gerçeğini bilerek “iman ile ilişkimiz”i yeniden gözden geçirmeliyiz… Üç aylar’ın gelişini de fırsat bilerek sosyal ilişkilerimizde, ekonomik faaliyetlerimizde, siyasi hamlelerimizde, ailevi/ kişisel meselelerimizde ne kadar emin olduğumuzun silbaştan muhasebesini yapmalıyız… El-emin kişiler/guruplar olabilmek için, maddi-manevi bize teslim edilen her türlü emanete “kâl ile değil hâl ile” sahip çıkmalıyız…
Benzer belgeler
50 tane oğlum olsa da
yenilikçi ve en önemlisi halkın sosyal haklarını isteyen ve yerine
getiren eşit, paylaşımcı, barış içinde yani kısaca insanca yaşam
hakkını veren siyasetçilerin yer bulacağına inanıyorum. Dünyada h...