Haydi Seçime 2004

Transkript

Haydi Seçime 2004
Haydi Seçime 2004
Karar sizin!
Bündnis 90/Die Grünen - Birlik 90/Yeþiller Avrupa Parlamentosu Seçimi - Özel Sayý
Integration kann unter einem Dach gelingen!
Uyum bir çatý altýnda
toplanarak olur!
Heyecan verici en önemli toplumsal sorulardan biri: burada yaþayan farklý etnik kökenli insanlarý
bir çatý altýna toplamak mümkün olacak mý, yönünde. Böyle bir çatýyý inþa ederken neleri göz
önünde bulundurmak gerekir? Bir defa bu çatýnýn saldýrýlara dayanabilmesi için çok stabil olmasý
gerekir. Ben bu soruyu kendime uzun zamandan beri soruyorum. Örneðin, 11 Eylül 2001 tarihinde
yaþananlar Amerika´da deðil de burada yaþanmýþ olsaydý, Almanlar ve yabancýlar arasýndaki kötü
iliþki acaba hangi boyuta ulaþýrdý? Ýlk camiiler ne zaman yanmaya baþlardý?
Dany Cohn Bendit
Rebecca Harms
Michael Cramer
Ýçindekiler
Inhalt
Fatih Akýn support
Cem Özdemir
Claudia Roth ile söyleyiþi
Benim açýmdan bu soru sadece
Ýslam ile ilgili önyargýyla
baðlantýlý deðil, daha çok buradaki
kültürlere, özellikle yabancý
olarak bakýlan kültürlere olan
yaklaþým ile ilgili. Ariel Þaron´ un
izlediði Ýsrail politikasýndan
dolayý önyargý ile karþýlaþan
Musevi vatandaþlara bakarsak,
yukarda bahsettiðim bir durumun
neticesini az çok düþünebilirsiniz.
Örneðin, eski Hrýstiyan Demokrat
partili milletvekili Hohmann
Musevilere karþý sergiledeði
olumsuz tutumdan dolayý,
partisini ve koltuðunu terk etmek
durumunda kaldý. Oysa ayný
partinin milletvekili olan Sayýn
Nitzsche Türkler ile ilgili çok
garip þeyler söylemesine raðmen,
koltuðuna tekrar çok rahat bir
þekilde oturuverdi. Hatýrlarsanýz
Nitzsche: „Bir Müslüman elini
keser, ama yine de CDU´ya oy
vermez“ demiþti. Söyledikleri
yetmiyormuþ gibi, Nitzsche bir de
„kredi borçlarý ile finanse edilen
sosyal sigortamýzdan Camiiden
çýkan
her
Ali-Veli
bile
yararlanýyor“ diyerek, mesajýný
her yere duyurmuþtu. Acaba Sayýn
Nitzsche, Ýslam ile ilgili hangi
bilgiye dayanarak bunlarý söyledi?
Ýslam´ daki farklý mezhebleri
biliyor muydu? Ýslam dinindeki
farklarý
biliyor
muydu?
Bilmiyorsa bile, Ýslam dinine
kayýtlý olan ateistleri biliyor
muydu? Hayýr! Osama Bin Laden´
in baþaramadýðýný Nitzsche
baþarmýþtý, çünkü ona göre bir
insan Müslüman ise Müslümandý,
ayrýntýlarýn hiç önemi yoktu. Bu
olaya medya ve toplum suskun
kaldý ve herkes iþinin baþýna
döndü.
Öyle görünüyor ki, kültürlerin,
toplumlarýn ve dinlerin bir
hiyerarþiye sokulmasý burada
hiçbir zaman sona ermeyecek.
Ana yasada sözü edilen eþitlik ve
dýþlama yasaðýna da güvenim
kalmadý. Örneðin Bavyera´ daki
Mehmet olayýnda burada doðan ve
burada büyüyen ve burada raydan
çýkan bir Türk (!) çocuðunun
agresif hareketlerine kimse
tahammül
edemiyordu.
Mehmet´in sýnýr dýþý edilmesi de iç
siyasetinin en önemli görevi
haline gelmiþti. Ayný zamanda ise,
dazlak kafalý Alman çocuklarý,
annesi-babasý esas Alman olan
çocuklar, mülteci yurtlarýna
Cem Özdemir
saldýrýp,
rahatlýkla
adam
öldürebiliyorlardý, gerekçe olarak
da,
adamýn
kýyafetini
beðenmediklerini gösteriyorlardý.
Bu duruma ise herkes son derece
anlayýþ gösteriyordu, çünkü o
dazlak çocuklar afedilmesi
gereken zavallý insanlar idi. Oysa
bu haksýzlýk, bu çifte standart
dayanýlmaz ve anlaþýlmaz bir
boyutta idi. Öldürülenler için kim
tarafýndan
öldürüldükleri,
katilllerin hangi dili konuþtuðu
önemli miydi? Hayýr, ama bu
haksýzlýk çok þey ifade ediyordu.
Þimdi benim çok katý olduðumu
düþünebilirsiniz. Veya bu tür
olaylarýn
abartýldýðýný
düþünebilirsiniz. Ama ne yazýk ki
benim
gördüklerim
ve
yaþadýklarým da bu olaylarý
doðruluyor.
Sizce
acaba
geçenlerde
çok
tanýnmýþ
Hamburglu bir haber magazininde
yayýnlananlar Amerika´´ da o
þekilde yayýnlanabilir miydi?
Yeþiller ile ilgili bir portrede þöyle
bir ifade kullanýlmýþtý: “Özdemir
kendi adamlarýndan olan 42 Türkü
yanýnda getirdi”. Burada yaþayan
devamý 2. sayfada
Von Ankara über Kopenhagen nach Brüssel
Kopenhag üzerinden Ankara´dan Brüksel´e
2
3 Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Türkiye-AB müzakereleri ile ne ilgisi var? Aslýnda ilgisi yok!
Sevgili hemþerilerim
3 1999 yýlýnda Türkiye nihayet aday ülke olarak kabul edilince belli kriterleri yerine getirme
durumunda kaldý - Kopenhag kriterlerini. Buna göre Türkiye hem siyasi hem de ekonomik açýdan
Türkiye, Avrupa Birliði´nin
bir parçasýdýr!
4 belli standartlara uyum saðlayýp AB-adaylýðýnýn birlikte getirdiði sorumluluklarý üstlenmek
Kendi aðzýndan Rebecca Harms 4 durumundaydý. AB Komisyonu nihayet bu yýlýn sonunda kriterler yerine getirildiði takdirde,
Türkiye için bir müzakere tarihi belirleyecek.
Avrupa´nýn yolu açýk olsun! 5
Oktay Urkal wählt grün
6 Türkiye´ye verilen bu imkan, derece sevindirici. Türkiye gerçekleþtirilen reformlardan
eskiden akla bile gelmeyecek bir Cumhuriyeti hükümeti bu ciddi bizzat þahit oldum. Bu reformlar
AB´nin büyümesi ve iyi
komþuluk iliþkileri
6 siyasi dinamik yarattý ve 2001 reformlarýn dýþýnda kadýn ve sayesinde toplumsal geliþmeler de
yýlýndan bu yana önemli erkeðin eþitliðini ve Devlet þeffaf bir hale gelmiþ ve siyasi
Avrupa´yý geliþtirmek –
reformlarýn gerçekleþmesini Güvenlik
Mahkemesinde deðiþim farklý bir dinamik
Karar senin!
6
saðladý. Birlik 90 Yeþiller Partisi, yürütülen soruþturmalarýnýn sona kazanmýþ.
bu reformlarý, özellikle idam ermesini saðlamýþ bulunuyor.
Birlik 90 / Yeþiller partisi için
cezasýnýn
kaldýrýlmasýný,
bundan
sonra
da
Tüm
bu
reformlar
takdir
edilecek
Karar Sizin
iþkencenin üzerine gidilmesini,
siyasi ve dini özgürlüðü, ayrýca kadar da ciddi. Nisan 2004 gerçekleþtirelecek olan reformlar
Haydi Seçime
Kürtlere tanýnan kültürel haklarý tarihinde sivil toplum örgütleri ve Türkiye´ nin bu konuda sergilediði
son derece takdir ediyor. Bunun kamu kurumlarý ile Istanbul, ciddiyeti ve istikrarý gösterecektir.
13 Haziran 2004
dýþýnda OHAL´in kaldýrýlmasý ve Ankara ve Diyarbakýr´ da
devamý 2. sayfada
askeriye´nin yeni tutumunu da son yaptýðým görüþmelerden sonra,
Angelika Beer
Haydi Seçime 2004
Seite / Sayfa
2
Uyum bir çatý altýnda toplanarak olur!
1. sayfanýn devamý
yaklaþýk 2,5 milyon Türk “Türk”
kelimesi ile neyin ifade edilmeye
çalýþýldýðýný çok iyi biliyorlar.
Metni yazan gazetecinin o
insanlarýn Alman vatandaþý
olabileceði hic aklýna gelmemiþti,
ki hemen hemen hepsi Türk
kökenli Alman vatandaþý idi.
Amerika´da acaba buna benzer bir
haberde “renkli” veya “zenci”
kelimesi yer alabilir miydi?
Mümkün deðil. Bu tür þeyler
yazan bir gazeteci, böylesi
kelimeler içeren bir yazýyý
satmakta inanýlmaz zorlanýrdý.
Alman
vatandaþý
olanlar
hakkýndan “Alman pasaportlu
Türk” diye bahsedilirse, uyum
sorunu bizi þaþýrtmamalý. Demek
ki bu tür olaylar eþit haklarýn ve
katýlýmýn toplum ve yetkililer
tarafýndan
istenmediðini
gösteriyor. Yabancýlar arasýnda,
özellikle medyada, siyasette ve
ekonomide önemli pozisyonlara
gelmek isteyenler yabancýlar
arasýnda, bu durum çok belirgin
bir þekilde hisediliyor.
Herneyse,
burada
PISA
araþtýrmasý
sonuçlarýndan
çýkarýlanlara ne demeli? PISA
sonuçlarýnýn kötü olmasýný da
burada kötü Almanca konuþan
yabancý çocuklara mal ediyorlar.
Ýyi güzel de, PISA araþtýrma
sonuçlarýnýn iyi çýkan ülkedeki
yabancý çocuklara ne demeli?
Onlar daha akýllý da buradaki
“Mehmet´ler” daha aptal ve daha
mý saldýrgan?
Olumlu çok kültürlü bir vizyon
nasýl olmalý? Mehmet´ler,
Giovanni´ler ve Olga´lar,
ebeveynlerinin kültürünü inkar
etmeden, topumun birer parçaþý
olabilmelidirler.
Toplumda
Karar sizin!
Avrupa Parlamentosu Seçimi- Özel Sayý
mevcut olan çifte kimlikler
sayesinde nasýl Anadolulu
Suebyalý olunuyorsa, Olga da
Almanca konuþan bir Rus
olabilmelidir. Cok kültürlerin
birarada yaþadýðý bir toplumda da
hepimizin ortak noktasý ülkenin
Anayasasý olmalý. Anayasada
kökten
dinciliðin
ve
hoþgörüsüzlüðün
yeri
olmamalýdýr. Toplumda ayrý ayrý
sýnýflarýn
yaratýlmasý
istenmiyorsa, eðitimde de
ebeveynlerin ana dilinden ve
eðitim düzeyinden baðýmsýz bir
eþitlilik ve eþit haklar olmalý.
Daniel Cohn-Bendit mit eigenen Worten
Kendi agzýndan
Daniel Cohn-Bendit
Cok kültürlü Almanya´da ortak
prensiplerin ve deðerlerin
oluþmasý için çok kültürlü
birikime ihtiyaç var. Eski
Polonyalýlarýn ve Fransýzlarýn
asimilasyon örneði benim
görüþüme göre çok iyi bir örnek
deðildir. Amerika´da mevcut olan
ve burada alaylý bir þekilde “siyasi
doðruluk” olarak nitelendirilen bir
dýþlama yasaðýnýn çok gerekli
olduðunu düºünüyorum.
Bu deðiþimin çok yavaþ ama
gerçekleþtigi konusunda umut
verici emareler var. Eðitimde çok
kültürlülüðe yer verilirse,
Müslüman
cenazeler
kaldýrýldýðýnda
kafalar
sallanýlmasa ve yaþlýlar yurdunda
misafir iþçiler de yer almaya
baþlarsa, toplumda bir deðiþimin
gerçekleþtiðini iddia edebiliriz.
2000 yýlýnda daha yeni inþa edilen
vatandaþlýk yasasýna veya henüz
tartýþýlan Göç Yasasýna bakarsak,
siyasetin biraz geç kaldýðýný
görürüz, ancak þu da bir gerçek:
artýk yolun baþýnda deðiliz, ilk
adýmlar atýlmýþ vaziyette.
Cem Özdemir
Birlik 90 / Yeþiller
Avrupa Parlamentosu adayý
„4 Nisan 1945 tarihinde
Montauban/Fransa´da doðdum.
Daha sonra Oberhambach
kasabasýnda
„OdenwaldOkulu´nda“ okuyup 1965 yýlýnda
liseyi bitirdim. 1968 yýlndan
sonra Frankfurt´ta çocuk
projeleri ve yuvalarý için
çalýþtým. Ayný zamanda bir kitap
evinde çalýþýp „Revolutionärer
Kampf“
yani
„Devrimci
Mücadele“ adý altýnda bir grup
kurdum. O tarihlerde Joschka
Fischer ile birlikte Frankfurt´un
„Sponti-Grubuna“ dahildim,
evleri basýp, sokaklarda ve
þirketlerde sosyal devrim
gerçekleþtirmeyi deniyorduk.
1984
yýlýnda
Yeþiller Partisine
üye oldum ve
orada ökolojiks o s y a l
köktenciliðe
þiddetle
karþý
çýktým.
RealoGrüner,
yani
realist Yeþil olarak
Hessen Eyaleti
Çevre
Bakaný
F i s c h e r ´ i
destekledim.
Frankfurt´ta Mart
1989
tarihinde
hükümet deðiþip,
Volker
Hauff
Baþkanlýðý´nda
kýrmýzý-yeþil
olunca, ben de
Belediye´de
danýþman oldum
ve yeni kurulan
„Amt für multikulturelle Angelegenheiten“ adlý
kurumda çokkültürlülükten
sorumlu oldum. Mültecilik
haklarýnýn
kýsýtlanýlmasý
istendiði yýllarda yabancýlarýn
haklarýný
savundum
ve
yabancýlar
yasasýnýn
liberalleþmesini talep ettim.
Kasým 1993 tarihinde Parti
Kurultayý´nda
Avrupa
Parlamentosu´na
aday
gösterildim
ve
Avrupa
Parlamentosu
milletvekili
olduktan sonra da Frankfurt
Belediyesi´nde gönüllü olarak
çalýþmaya devam ettim.
1999 yýlýnda Fransýz Yeþilleri
için Avrupa Parlamentosuna
aday oldum ve seçildim. 13
Haziran 2004 yýlýnda yapýlacak
olan seçimlerde ise yine Alman
Yeþillerinin adayýyým.
Avrupa Parlamentosunda Kültür,
Gençlik, Eðitim, Medya ve Spor
Komisyonu üyesiyim, ayný
zamanda
Dýþiþleri
Komisyonunda ve Savunma ve
Güvenlik Komisyonunda yedek
üyeyim.
FATIH AKIN
SUPPORT
CEM ÖZDEMIR
Kopenhag üzerinden Ankara´dan Brüksel´e
1. sayfanýn devamý
Eðer iþkence sadece kaðýt
üzerinde yasak deðil de, polisler
tarafýndan da soruþturulmaya
baþlanýrsa,
reformlarýn
gerçekleþtirildiðini
iddia
edebiliriz. Çünkü aslolan, halkýn
ve insanlarýn can güvenliðidir.
Tabii ki demokratikleþme
sürecinin
dünden
bugüne
gerçekleþtirilemeyeceðini
biliyoruz, ancak bu konuda
duruklamamanýn da gerektiðini
biliyoruz. Bu açýdan reformlarýn
toplum ve kamu kuruluþlarý
tarafýndan da benimsenmesi
gerekiyor.
Bu konuda henüz farklý görüþlerin
mevcut olduðunu Leyla Zana
konusunda gördük. Avrupa Ýnsan
Haklarý Mahkemesi Leyla Zana´
ya karþý alýnan kararýn yanlýþ
olduðunu açýklamasýna raðmen,
Ankara´daki Mahkeme alýnan
kararý tekrar doðruladý. Bu karar
da tüm reformlara raðmen, Kürt
sorununun politik bir þekilde
çözülmeyeceðini gösteriyor. Eski
Baþbakan Mesut Yýlmaz´ýn
“Avrupa´ya giden yol Diyarbakýr´
dan geçer” sözünün hala geçerli
olmasýna raðmen bu söz
unutulmuþa benziyor. Bu durum
da tüm reformlarýn riskli
görünmesine yol açýyor. Kürtlere
tanýnan haklar verilmediði sürece
ve DEHAP´a karþý yürütülen dava
sona ermediði sürece gerçek
demokratikleþme de gerçekleþmeyecektir.
Oysa biz Yeþiller, yýllardan beri
insan haklarýnýn mücadelesini
veriyor ve Türkiye´ nin baþlatmýþ
olduðu reformlarý en samimi
þekilde destekliyoruz. Türkiye´
nin AB´ ye girebilmesi için
Kopenhag kriterlerinin mutlaka
yerine getirilmesi gerekiyor. Buna
karþýn da 1999 yýlýnda Türkiye´ ye
verilmiþ olan sözün yerine
getirilmesi gerekiyor. Eðer bu söz
yerine getirilmezse, tüm reform
süreci baþa dönecektir ve
çalýþmalar
son
derece
gerileyecektir. “Türkiye´ ye özel
statü tanýnsýn” diyerek göz
boyamaya çalýþan gruplarýn
Avrupayý bölmelerine izin
vermeyeceðiz. Burada yaþayan
Türklerin dýþlanmasýna da izin
vermeyeceðiz. Ayrýca Merkel ve
Stoiber´in yürüttüðü anti-Türkiyekampanyasýna çok düzeyli bir
þekilde karþýlýk vereceðiz.
Peki Kopenhag kriterleri neler
içermekte?
Siyasi kriterler: kurumsal stabilite,
demokrasi ve hukuksal düzen,
insan haklarýnýn çiðnenmemesi,
azýnlýk
haklarýnýn
yerine
getirilmesi.
Ekonomik kriterler: Avrupa´ da
rekabete karþýlýk verecek olan
düzenli bir serbest piyasa.
„Acquis“-Kriteri: AB üyeliðinden
doðacak olan sorumluluklarý
yerine getirmek için gerekli alt
yapý, kapasite ve istek.
Angelika Beer
Birlik 90 / Yeþiller partisi baþkaný
ve Avrupa Parlamentosu adayý
Liebe Leserinnen und Leser,
ich werde Cem Özdemir (Bündnis 90 / Die Grünen) wählen,
damit er meine (und unsere) Interessen im europäischen Parlament vertritt! Ob wir nun in der EU sind, oder nicht, es leben
mehr als zwei Millionen türkischstämmige Bürger in diesem
Land und auch wenn die meisten von uns nicht wahlberechtigt
sind, ist es doch von fundementaler Bedeutung, das wir eine
Stimme haben! Eine Stimme, die uns vertritt, eine Stimme, die
unsere Sorgen mitteilt, eine Stimme, damit die anderen wissen, wir haben EINE Stimme. Es reicht nicht, kulturell erfolgreich zu sein. Es reicht auch nicht, das die Grand Prix de Eurovision de Chansons dieses Jahr in Istanbul stattfindet. Es
reicht auch nicht, das Galatasaray den UEFA-Pokal gewinnt.
WIR BRAUCHEN AUCH EINE
POLITISCHE STIMME IN EUROPA!
Also steht auf und wählt!
Fatih Aký n, Filmemacher
Berlinale Sieger 2004 mit „Gegen die Wand“
Haydi Seçime 2004
Karar sizin!
Avrupa Parlamentosu Seçimi- Özel Sayý
Seite / Sayfa
3
Interview mit Claudia Roth
Claudia Roth ile söyleyiþi
Ýstanbul, Bodrum, Antalya,
Mardin ve Diyarbakýr´da bulunan
arkadaþlarým bana zaten CSU´lu
siyasetçilerden daha yakýn. Ben
tek kültürlü bir yerde yaþamak
istemiyorum. Cok kültürlülük
toplumumuzun ve Avrupa´nýn bir
zenginliðidir.
B.Ö.: Kýbrýs Rum kesimi
referanduma olumsuz yanýt
verdi, Türkler ise Ada´nýn
birleþmesini benimsediler. Sence
bu durumdan hangi sonuç
çýkýyor veya hangi sonuç
çýkmalý?
Bilkay Öney: Sevgili Claudia, sen
Türkiye´de çok popüler bir
siyasetçisin. Türkiye ile olan
baðlantýný açýklayabilir misin?
Claudia Roth: 18 yýldan beri
Türkiye ile baglantýlarým var.
Türkiye´deki insanlarla iyi bir
diyaloðum var.
B.Ö.: O halde Türkleri çok iyi
tanýmalýsýn. Türkiye´de ve
Türklerde hangi özellikleri
seviyorsun? Hoþuna gitmeyen
þeyler hangileridir?
C.R.: Türkiye´deki misafir
perverliði, sýcaklýðý, þefkat dolu
yaklaþýmý çok seviyorum. Oradaki
insanlarýn
insan
haklarý
konusunda gösterdikleri çabayý ve
onurlu tavýrlarý çok beðeniyorum.
Türkiye´de çok yüce bir kültür
var, tarihinde bazý kopukluklar
var, ama temelde bir dostluk,
sadakat ve gurur mevcut.
Türk
mutfaðýný
Suebya
mutfaðýnýn yanýnda Dünyanýn en
iyi mutfaðý olarak görüyorum ve
seviyorum.
Hoþuma gitmeyen konulara
gelince: Türkiye´de hemen ya
dost, ya da düþman olunuyor. Ben
bunu ne yazýk ki Türk medyasý ile
yaþadýðým olaylardan dolayý
biliyorum.
B.Ö.: Türkiye´deki reformlarý
görüyorsun. Bunlar sence ne
kadar inandýrýcý? Henüz hangi
eksiklikler gözüne çarpýyor?
C.R.: Reformlar çok inandýrýcý.
Yýllardan beri reformlardan
bahsedildi
ve
nihayet
konuþulanlar gerçekleþtirildi.
Öyle zannediyorum ki idam
cezasýnýn kaldýrýlmasý en önemli
adýmlardan
bir
tanesiydi.
Reformlarýn hýzý ve kapsamý
gerçekten
de
inanýlmaz
boyutlarda, ancak henüz yeterli
olduðu söylenemez. Reformlarýn
bir de hayata geçirilmesi
gerekiyor, bu konuda eksiklik
görüyorum.
Eðer
iþkence
Karar Sizin
Haydi Seçime
13 Haziran 2004
gerçekten mahkemeler tarafýndan
soruþturulursa, Kürtlere belli
haklar tanýnýrsa, azýnlýklara eþit
davranýlýrsa ve insan haklarý bütün
insanlar için geçerli olursa,
reformlarýn baþarýlý olduðunu
iddia edebiliriz. Leyla Zana
konusundaki kararý üzüntü ile
karþýladým. Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin kaldýrýlmasýný
gerekli
görüyorum.
Zana
konusunda farklý bir kararýn
alýnmasý hem Kürtler için, hem de
Avrupa Birliði için çok pozitif bir
sinyal yaratacaktý.
B.Ö.: Türkiye´nin AB üyesi
olmasýna
karþý
olanlar
Türkiye´nin Avrupai olmadýðýný
iddia ediyorlar. Sence Türkiye
ne kadar Avrupai?
C.R.: Türkiye, Avrupa´nýn bir
parçasýdýr, çünkü Avrupa sadece
jeo-kültürel
açýdan
tanýmlanmýyor. Türkiye´nin
AB´ye girmesi de Batý ve Islam
Dünyasý arasýnda bulunan
engelleri veya hudutlarý gidermek
açýsýndan önemli. Cünkü bu,
Avrupa´ya daha fazla emniyet
saðlayacaktýr. Kültürel açýdan
Türkiye´nin bir ayaðýnýn zaten
AB´de olduðunu görürüz.
Türkiye´nin en büyük ticari
partneri olarak ekonomik açýdan
çok
þey
kazanacaðýmýzý
düþünüyorum. Ayrýca burada
yaþayan Türklerin uyumu da daha
baþarýlý olacaktýr.
Diðer taraftan ise AB, Türkiye´nin
demokratikleþmesini
saðlayacaktýr ve Orta Doðu´yu
daha stabil bir hale getirecektir.
Özellikle 11 Eylül´deki olaydan
sonra. Benim açýmdan, Türkler
kendilerini Avrupalý olarak
gördükleri için Türkiye Avrupa
Birliðine girmelidir.
B.Ö.: Son olarak, Türkiye için
neler temenni ediyorsun? Neler
diliyorsun?
C.R.: Daha fazla reform,
demokrasi ve insan haklarý.
Türkiye´nin modern ve çaðdaþ bir
ülke olmasýný ve o yönde hareket
etmesini istiyorum. Kendim için
de birisinin bana niyahet bu zor
dili, yani Türkçeyi öðretmesini
diliyorum.
C.R.: Ben Rum kesiminin kararýna
çok üzüldüm. Bu sonuç farklý bir
çýkar siyasetinin izlendiðini ve
Kýbrýs Rum hükümetinin ve
Denktaþ´ýn
yürüttüðü
kampanyanýn baþarýlý olduðunu
gösteriyor. Kuzey´deki insanlarýn
tutumu ise, hudutlarýn var
olduðunu ve bu hudutlarý yok
etmek gerektiðini gösteriyor.
Bence Avrupa Birliði bundan
böyle, Kuzey Kýbrýs´a yönelik bir
uyum politikasý izlemelidir.
Kýbrýslý Türkler geleceðe yönelik
bir karar verdiler, Kýbrýslý Rumlar
ise geçmiþe yönelik davrandýlar.
B.Ö.: Peki sence Avrupa
Birliðinin Türkiye´ye yönelik
tutumu ne derece samimi? Ve
sence Hrýstiyan Birlik Partileri
bu konuda ne derece samimi?
C.R.: Avrupa Birliði bu konuda bir
sorumluluk üstlendi ve bu görevi
yerine getirme durumundadýr.
Türkiye þartlarý yerine getirdiði
takdirde Aralýk´ta bir müzakere
tarihi belirlenmelidir. AB bu sözü
yerine gestirmeli. Türkiye´ye karþý
olan gruplar, Avrupa Birliðini
sözünü
tutmamasýna
ikna
edebilirse insan haklarýnýn hiç
önemi olmadýðýný, demokrasinin
hiç önemi olmadýðýný ve dini
özgürlüðün hiç önemi olmadýðýný,
çünkü Avrupa Birliðinin aslýnda
bir Hrýstiyan Kulübü olduðunu
göstermiþ olurlar.
CDU ve CSU bu konuda son
derece popülistce ve samimiyetsiz
davranmakta. Helmut Kohl ile
bugünki CDU arasýndaki farka
bakarsak, vaktinde Türkiye´ye söz
verildi ve vaatlerde bulunuldu,
þimdi ise iþ ciddiye binince kapýyý
Türkiye´nin yüzüne kapadýlar.
Reformlarýn karþýlýðý bu mudur
yani? Bu hem son derece
samimiyetsiz hem de son derece
tehlike bir tutum, çünkü böylece
burada yaþayan insanlarý 3. sýnýf
vatandaþ yerine koyuyorlar.
B.Ö.: Peki sence Türkiye neden
Avrupa Birliðine girmelidir?
C.R.: AB ve Türkiye arasýnda
1963 yýlýndan beri baðlar var. Ankara ile yapýlmýþ sözleþmeye göre
Türkiye belli þartlarý yerine
getirdiði takdirde AB üyesi
olacaktýr. Burada yaþayan 2,5
milyon
Türke
bakarsak,
Claudia Roth, Bilkay Öney ‘le birlikte
Sevgili hemserilerim,
2004 yýlý Türkiye için çok önemli
bir yýldýr. Bu yýl, Türkiye´nin
Avrupa Birligi kaderi belirlenecek
ve Türkiye´nin, Avrupa Birligi
konusunda 40 yýldan beri
sürdürdügü mücadele bu yýlýn
Aralýk ayýnda sonuçlanacaktýr.
Bilindigi gibi Avrupa Birligi 1997
yýlýnda meþhur Luxemburg
kararlarýyla Türkiye´nin 1963 Ankara anlaþmasiyla baþlayan Avrupa
Birligi serüvenini noktaladý. O
zaman Kohl hükümeti baþta olmak
üzere sag partilerin çogunlukta
oldugu Avrupa-Birligi ülkeleri
Türkiye´ye AB kapýsýný kapadýlar.
Fakat daha sonra 1999 Helsinki
zirvesinde alýnan kararlarla
Kopenhag kriterleri dogrultusunda,
Türkiye´ye Avrupa-Birligi kapýsý
tekrardan açýlmýþ oldu. Helsinki
zirvesinde Türkiye´nin aday olarak
kabul edilmesi özellikle Federal
Almanya Dýþiþleri Bakaný Joschka
Fischer´in baþarýsýdýr. Diger yandan
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Agustos 2002´de yogun çalýþma ve
tartýþmalardan sonra Kopenhag
kriterlerinin bir çogunu yerine
getirip, kimsenin beklemedigi bir
hizla
gerekli
reformlarý
gerçekleþtirdi. Yeni hükümet ayný
kararlýlýkla 2003 yýlýnda birçok
reforma imza atmýþtýr. Fakat
Türkiye´yin
Avrupa-Birligi
macerasi henüz bitmiþ degil. Ancak
Aralýk 2004 Avrupa-Birligi
geniþleme süreci tamamen
netleþecektir.
Bu
yüzden
önümüzdeki 12 ay büyük önem
taþimaktadýr. Özellikle reformlarýn
uygulanmasý konusunda var olan
eleþtirilerden dolayý gerekli
adýmlarýn atýlmasý kaçýnýlmazdýr.
Birlik 90 / Yeþiller Partisi olarak,
Türkiye Cumhuriyeti´nin bu
çabalarýný
her
zaman
desteklemiþizdir ve Türkiye´nin
yerinin Avrupa Birligi içerisinde
oldugunu
savunmuþuzdu.
Partimizin Aralýk 2003´de Dresden
gerçeklesen son kurultayýnda
destegimizi yenileyip, Hrýstiyan
Birlik partilerine gereken cevabý
verdik. Ayný zamanda Dýþiþleri
bakanýmýz Joschka Fischer açýlýs
konuþmasýnda
CDU-CSU
partilerinin Istanbul´da cereyan
eden Terrör saldýrýlarýný bile
Türkiye alehi propagandasý için
kullanmalarýný agýr bir dille
elestririp bu partilere Türkiye-AB
konusunda „hodri meydan“
demiþtir.
2004 yýlýnýn Türkiye açýsýndan
hayýrlý bir yýl olmasýný umuyor,
hepinizi 13 Haziran´da Avrupa
Parlamentosu seçimlerinde
Birlik 90 / Yeþilleri seçmeye davet
ediyorum.
Özcan Mutlu
Berlin Milletvekili
Haydi Seçime 2004
Seite / Sayfa
Avrupa Parlamentosu Seçimi- Özel Sayý
4
Karar sizin!
Die Türkei gehört in die Europäische Union
Türkiye, Avrupa Birliði´nin bir
parçasýdýr!
Aralýk 2004 tarihinde, AB
Komisyonu
Türkiye
ile
müzakerelerin
baþlayýpbaþlamama konusunda bir karar
verecek. AB´nin Türkiye ile
zaten 1963 yýlýndan beri baðlarý
var. Cünkü o tarihte Türkiye ve
AB arasýnda bir anlaþmaya
varýlmýþtý ve buna göre
Türkiye´ye
tam
üyelik
perspektifi açýlmýþtý. Türkiye,
1996 yýlýndan beri Gümrük
Birliðinde yer almakta ve 1999
yýlýndan beri de üyelik adayý
konumunda. AB üyeliði için
belli kriterler mevcut. Bunlar
1993
yýlýnda
Kopenhag
zirvesinde belirlenmiþti. Bu
kriterlere göre insan haklarýný ve
azýnlýk haklarýný garantileyen
stabil yasal bir düzen ve
demokratik bir yapýlanma
gerekmekte.
Bu
þartlar
tartýþýlamaz.
Müzakereler
baþlamadan once de bu þartlarýn
yerine getirilmesi gerek. Siyasi
kriterlerin dýþýnda, ekonomik ve
kamusal kriterler de yerine
getirilmek durumundadýr.
Türkiye, AB yolunda
Türkiye´ye verilen tam üyelik
perspektifi Türkiye´de çok ciddi
bir deðiþime ve insan haklarý ile
ilgili reformlarýn gerçekleþtirilmesine yol açtý. Ýdam cezasý
kaldýrýldý, iskence yasaklandý,
miting ve toplanma yasasý
liberalleþti,
ayrýca
dini
azýnlýklara da daha fazla
serbestlik tanýndý. Güney
Doðu´da OHAL kaldýrýldý ve
Askeriye´nin gücü kýsýtlandý. Bu
reformlar, AB Komisyonu
tarafýndan izlenip, denetlendi ve
2003 yýlýnda çýkan bir rapor ile
belgelendi. Raporda Türkiye´nin
bu konudaki istikrarý övüldü ve
daha fazla reformun gerektiði
belirtildi. En büyük engellerden
bir tanesi Kýbrýs sorunu ve onun
çözümü idi. 1974 yýlýndan beri
Kuzey Kýbrýs Türk birliklerinin
iþgali altýnda. Üyelik perspektifi
bu konunun da yakýn zaman
içerisinde çözüleceðini iºaret
etmekte.
Almanya´da yaklaþýk 2,2 milyon
Türk yaþamakta. Bu insanlar
Almanya´ya sadece ekonomik
açýdan deðil, kültürel açýdan da
büyük bir kazanç saðlamaktalar.
Almanya uzun zamandan beri
Türkiye´nin en önemli ekonomik
partneri. Türkiye´nin üyeliði
sadece Almanya´nýn ekonomisi
için deðil, burada yaþayan
insanlarýn uyumu için de faydalý
olurdu.
Avrupa´da güvenlik ve
stabilite
Tam üyelik yerine özel
partner statüsü mü?
Müslüman bir ülke olan
Türkiye´yi Avrupa Birliði üyesi
yapmak önemli bir deney olurdu,
çünkü
böylece
Ýslam´ýn
demokrasi ve insan haklarý ile
baðdaþtýðý görülürdü. Bu denli
modern bir Türkiye diðer
Müslüman ülkeleri için iyi bir
örnek olurdu. Türkiye´nin
Türkiye´ye karþý olanlar tam
üyelik yerine Türkiye´ye özel
partner statüsü verilmesini
savunuyorlar. Ancak bu zaten
1996 yýlýndan beri Gümrük
Birliði anlaþmasýndan dolayý
mevcut. Bu öneri sadece
diplomatik baðlarý tehdit edip,
Türkiye´deki
reformlarý
tehlikeye sokuyor.
Karar Sizin
Haydi Seçime
13 Haziran 2004
AB´ye girmesi, Batýlý Dünya ve
Ýslam arasýndaki engelleri yok
ederdi.
Kökten
dinci
Müslümanlarýn Batýlý Dünya´ya
karþý yönelttiði düþmancýl
parolalar da inandýrýcýlýðýný
yitirirdi. Bu durum, Avrupa´ya
önemli derecede güvenlik
saðlardý. Avrupa Birliði´nde
sabit bir yeri olan Türkiye, Orta
Doðu´ya önemli derecede
stabilite saðlardý.
Oysa müzakereler baþlamadan
bir kaç yýl daha geçecektir bu
arada Türkiye çok daha farklý bir
Türkiye olacaktýr. Avrupa
Birliði´nin
Türkiye´nin
üyeliðinden dolayý hareket
edemez hale geleceði iddia
edilse de, bu dogru deðildir,
çünkü
eski
Doðu
Blok
ülkelerinin üyeliðinden sonra
Avrupa Birliði de yeniden
yapýlanacaktýr.
Bugün,
Türkiye´nin üyeliðinin kaç
paraya
mal
olacaðýný
söyleyenler, ciddiyetsizdirler.
Oysa biz, bugünden bile
Türkiye´nin üyeliðinden dolayý
artýlarýn daha fazla olacaðýný
biliyoruz. Bazý insanlar ise, dini
sebepleri öne sürüyorlar, oysa
unutmamalý ki, Avrupa´da zaten
bütün dinler ve bir çok dini
etkenler mevcut. Avrupa Birliði,
kendisini dini veya jeografik
konumu ile tanýmlamýyor.
Avrupa Birliði, kendisini burada
mevcut olan ortak deðerler
üzerinden tanýmlýyor.
Dýþlama yerine hoþgörü
Biz Yeþiller, Avrupa Birliði´nin
izlediði politikayý destekliyoruz,
çünkü
izlenilen
politika
inandýrýcýdýr ve Türkiye´deki
reformlarý olumlu yönde
etkilemiþtir. Avrupa Birliði,
Türkiye´ye belli þartlar koydu.
Bunlar yerine getirildiði takdirde
Aralýk
ayýndan
sonra
müzakerelere baþlamalýdýr.
Avrupa Birliði bu konuda söz
verdi! Eðer AB sözünü tutmazsa
ve Türkiye karþýtlarý baþarýlý
olursa, insan haklarýnýn aslýnda
önemsiz
olduðunu,
demokrasinin
ve
dini
özgürlüklerin aslýnda önemsiz
olduðunu ve Avrupa Birliðinin
sadece bir Hrýstiyan Kulübünden
ibaret olduðunu görmüþ oluruz.
Oysa önemli olan dýþlamaya
karþý hoþgörülü olmaktýr.
Türkiye´de
gerçekleþen
reformlarýn boyutu ve hýzý
inanýlmaz olsa da, henüz yetersiz
olduðunu söylemek gerekir.
Önemli olan kaðýt üzerindeki
yasa tasarýlarý deðil, yasalarýn
gerçekleþtirilmesi ve yürürlüðe
girmesidir. Ancak bu þekilde
gerçek bir demokrasiden söz
edebiliriz. Ancak iþkence sona
ererse,
Kürtlerin
haklarý
tanýnýrsa, azýnlýklar eþit olursa ve
insan haklarý herkes için geçerli
olursa, reformlarýn baþarýlý
olduðunu söyleyebiliriz.
Rebecca Harms mit ihren Worten
Kendi aðzýndan Rebecca Harms
„Ben 1956 yýlýnda Uelzen´de
doðup, ayný kasabada 1975
yýlýnda liseyi bitirdim ve
ardýndan bahçývanlýk mesleðini
öðrendim.
Daha sonra üniversiteye kayýt
oldum, ancak 1984 yýlýnda
Undine von Blottnitz Avrupa
Parlamentosuna seçilince beni
iþe aldý ve Brüksel´de çalýþmaya
baþladým. O yýllar üniversite
egitimi kadar deðerliydi benim
için ve benim daha sonraki iþime
baþlamama yardýmcý oldu.
1988-1994 yýllarý arasýnda
wendländische Filmcooperative
adlý
kuruluþtu
belgesel
filmlerinde çalýþtým. Bu iþim
sayesinde bir kaç kez
Amerika´ya
gidip,
orada uzun bir süre
kalabildim. Bugün ise
film kooperatifinin
ortaklarý ile birlikte
Wendland´ýn Dickfeitzen kasabasýnda
oturuyorum.
1994 yýlýndan beri
Aþaðý
Saksonya
Eyaleti´nde
milletvekiliyim, 1998 yýlýndan beri de grup baþkan
vekiliyim ve Parti´nin
Üst Kurulunda yer
almaktayým.“
Haydi Seçime 2004
Karar sizin!
Avrupa Parlamentosu Seçimi- Özel Sayý
Seite / Sayfa
5
„Bahn frei für Europa“
Avrupa´nýn yolu açýk olsun!
Avrupa Birliði´nin geniþlemesi ile Almanya´nýn da konumu deðiþiyor. Ýkiye bölünmüþ bir dünyanýn
bulunduðu bir yer yerine transit ülkesi haline geliyor. Artan trafikten dolayý özellikle Berlin-Brandenburg bölgesinde týkanýklýklar ve hava kirliliðinin yaþanýp yaþanmamasý ise izlenilen trafik politikasýna
baðlý.
Avrupa Birliði, çýkarttýðý „Weißbuch“ yani beyaz kitapcýkta
araba trafiðinin tren raylarýna
kaydýrýlmasýný talep ediyor,
ancak AB´nin büyüme süreci
boyunca bundan hiç söz
edilmedi.
Müzakerelerin
yýllardýr sürmesine raðmen AB
Komisyonu nihayet 2003 yýlýnýn
baþýnda bu sorunu kavrayýp, o
zamanýn trafik sorumlusu Karel
van Miert Baþkanlýðýnda bir
bilirkiþi raporu hazýrlattý.
Bu çok gerekliydi, çünkü trafik
konusunda hala bir demir perde
mevcuttu. Örneðin tren yoluyla
Berlin´den Tallin´e gitmek
yaklaþýk 60 saat sürüyor. 1700
kilometrelik yol boyunca 9
aktarma yapýlýyor ve tren toplam
60 istasyonda duruyor, yani bir
saatte ancak 30 kilometrelik bir
yol katetmiþ oluyorsunuz. 1935
yýlýnda kullanýlan dumanlý tren
geleceði ve projelerin önemi
konusunda bir bilgi vermiyor.
Oysa
Avrupa
gerçekten
birleþmek istiyorsa, yeni
ülkelere giden yollara ve trafiðe
öncelik tanýmalý. Tren yollarý
yani raylý sisteme daha çok
aðýrlýk verilmeli.
Avrupa´da,
Paris´ten
Varþova´ya,
Lisbon´dan
Helsinki´ye ve Londra´dan
Atina´ya tren yollarý olmalý. Tam
Karar Sizin
Haydi Seçime
13 Haziran 2004
ortada Berlin bulunmakta.
Demek ki Berlin çevresinde
bulunan tüm yollarýn acilen
Kyoto´da hazýrlanan protokol
gereðince
emisyonu
%8
civarýnda azaltmak durumunda.
Emisyon konusunda endüstri´nin
yanýsýra trafikteki toplam
emisyon oraný %20 civarýnda.
Bundan dolayý artan hava
kirliðinin dýþýnda yýlda trafikte
can veren 40.000 kiþi de
unutulmamalýdýr. Bu sayýnýn da
düþürülmesi için tren yollarý
tercih edilmelidir.
Tren yollarýnýn onarýlmasý
dýþýnda bir çok sorun mevcut.
Örneðin Avrupa Birliðinde
toplam 15 sinyal sistemi, beþ
farklý elektrik akýmý ve üç farklý
ray boyutu mevcut. Bu yerel
verileri geride býrakýp, ortak bir
noktada buluþmak gerekir.
Avrupa Birliði sýnýrlarýnda
geçerli olan ehliyet henüz
sokaklar için geçerli, tren yollarý
için deðil, oysa orda da þoför
hýzýndan daha düþük olmasýna
þaþmamak gerekir.
Farklý þeylerin de mümkün
olduðunu
ise
ABD´de
görebiliriz, çünkü orada tren
yollarý toplu trafiðin %60
kapsýyor.
Michael Cramer,
Berlin Eyalet Milletvekili ve
Avrupa Püarlamentosu adayý
ile gidilmiþ olsaydý, ayný yol çok
daha çabuk gidilmiþ ve sadece 27
saat sürmüþ olacaktý. Savaþtan
önce Berlin´den Bratislava´ya
gitmek bile sadece üç saat
sürüyordu, þimdi ise ayný
yolculuk tam altý saat sürüyor.
Miert Komisyonunun sonuçlarý
geçen yýlýn sonunda açýklandý ve
sonuçlar çok düþündürücüydü,
çünkü
ulusal
çýkarlar,
bencillikler
ve
ökolojik
bilinçsizlik aðýr basmaktaydý.
Örneðin Ýtalya, Sicilya Adasý ve
kara arasýndaki oto yolu çok
önemli olarak deðerlendiriyordu,
Danimarka
ise
Fehmarn
üzerindeki köprüyü. Rapor, 2020
yýlýna kadar tamamlanacak tam
42 projeden ve 220 milyar
Euroluk bir yatýrýmdan söz
ediyor, ancak paranýn nereden
onarýlmasý ve yapýlmasý gerekir.
Ancak bu þekilde Avrupa Birliði
birleþebilir.
Ne yazýk ki Berlin Senatosu´da
farklý bir tercihte bulunup,
Doðu´ya giden oto yolu deðil de
þehirde bulunan oto yola öncelik
tanýdý. Bu þekilde çevrenin
korunamayacaðý da çok açýk bir
þekilde ortada.
Orta ve Doðu Avrupa´ya giden
tren yollarý ise Berlin trafiði ve
ulaþýmý için de çok gerekli,
çünkü sýnýrlar ötesi trafik
çözülürse, ulaþým ve kaynaþma
sorunu da çözümlenebilir.
Bu sebepten dolayý artan trafik
ancak mantýklý bir yerel politika
ile
çözümlenebilir.
Unutmayalým ki Avrupa Birliði,
deðiþiyor. Böyle olunca tren
hýzýnýn ortalama 13 kilometre
(saat baþý) olmasýna ve TIR
Die grüne Bundesliste
für das Europäische
Parlament im Überblick
Birlik 90 / Yeþiller
Avrupa
Parlamentosu
Aday Listesi:
1. Rebecca Harms
2. Daniel Cohn-Bendit
3. Heide Rühle
4. Friedrich-Wilhelm Graefe zu
Baringdorf
5. Angelika Beer
6. Cem Özdemir
7. Gisela Kallenbach
8. Frithjof Schmidt
9. Hiltrud Breyer
10. Michael Cramer
11. Elisabeth Schroedter
12. Milan Horacek
13. Helga Trüpel
14. Benjamin von der Ahe
15. Andrea Asch
16. Christian Sterzing
17. Hildegard Lingnau
18. Alfonso Fazio
19. Anne Brooks-Senftleben
20. Michael Bärmann
21. Karin Schmitt-Promny
22. Farid Müller
23. Eva Quistorp
24. Memet Kilic
25. Stefanie Hähnlein
Haydi Seçime 2004
Karar sizin!
Avrupa Parlamentosu Seçimi- Özel Sayý
Erweiterung und gute Nachbarschaft
Seite / Sayfa
6
Oktay Urkal, Box-Europameister
AB´nin büyümesi ve iyi komºuluk iliºkileri Ich wähle die Grünen,
1 Mayýs 2004 AB´ye dahil olan yeni 10 ülkeden sonra da AB´nin geniþleme süreci devam edecektir.
Bulgaristan ve Romanya ile süren müzakerelerin yakýn zaman içerisinde baþarýlý bir þekilde sona
ermesi bekleniyor ki iki ülke de 2007 yýlýnda AB´ye dahil olabilsin. Bu müzakereler ve öbür anlaþmalar
gereðince diðer Balkan ülkelerinin de üyeliði gündemde. Bu konuda AB´nin çok dikkatli davranmasý ve
bütün güçleri ve aktörleri iyi bir þekilde koordine etmesi gerekiyor ki, o yöredeki huzursuzluk ve
gerginlik tekrar etmesin.
AB´ye, artýk Ýslam ülkeleri ile
girilen diyalog konusunda çok
önemli bir görev düþmekte. Diplomatik, ekonomik, kültürel ve
toplumsal bazda anlaþmazlýklar
çözülebilir, iliþkiler kurulabilir ve
reformlar desteklenebilir. AB´nin
dýþpolitikasýnda bu önemli bir yer
almalýdýr.
Türkiye ve AB iliþkileri uzun bir
maziye dayanmaktadýr. Birlik 90 /
Yeþiller Partisi Türkiye´nin üyelik
perspektifini sonuna kadar
destekliyor: eðer bir ülke insan ve
azýnlýk haklarý konusunda ve diðer
demokratik haklar konusunda
Kopenhag kriterlerini yerine
getiriyorsa,
üyelik
için
müzakereler
baþlamalýdýr.
Reformlar konusunda ise, AB
eskiden olduðundan daha fazla
destek saðlamalý ve her konuda
yardýmcý olmalýdýr.
Türkiye´nin AB´ye girmesi hem
siyasi açýdan hem de ekonomik
açýdan büyük bir þanstýr.
Türkiye´nin AB´ye girmesi
ülkenin modernleþmesini ayrýca
demokratik
ve
hukuksal
reformlarýn gerçekleþmesini
saðlayacaktýr. Türkiye´nin AB
üyeliði ayný zamanda Almanya´da
ve Avrupa´da yaþayan Türklerin
uyumunu da olumlu derecede
etkileyecektir. Bunun için daha sýk
bir bilgi alýþveriþinde bulunulmalý,
siyasi kurumlar ve diðer
kuruluþlar
bilgilerini
paylaþmalýdýrlar, ayrýca maddi ve
manevi
yardýmda
da
bulunulmalýdýr.
2004 yýlýnýn sonunda Bakanlar
Kurulu Türkiye´nin AB´ye
girebilmesi için þartlarýn yerine
getirip-getirmediðine bakacaktýr.
Türkiye, reformlar konusunda bu
geriye kalan zamaný çok iyi
deðerlendirmelidir. AB ise,
Türkiye´yi bu yolda tüm gücüyle
desteklemelidir.
AB, siyasi bir projedir ve Avrupa
için barýþ, refah ve sosyal adaleti
amaçlamaktadýr. AB ne bir
Hrýstiyan kulübüdür, ne de
kültürel açýdan belirlenmiþ bir
kurumdur. Biz, Kofi Annan´ýn
Kýbrýs ile ilgili planýný destekliyor,
Kýbrýs´ta taraflarýn anlaþýp,
uzlaþmasýný bekliyoruz.
AB´nin büyüme süreci boyunca
kýtamýza
yeni
hudutlarýn
çizilmesini istemiyor, komþu
ülkeler
ile
iliþkilerimizi
geliþtirmeyi
amaçlýyoruz.
Doðu´da ve Güney´de komþu
iliþkilerinden bahsettigimiz vakit,
oradaki demokratikleþmenin ve
insan haklarýnýn geliþmesini ayný
zamanda dostluðun ve çok
kültürlülüðün
geliþmesini
amaçlýyoruz. Komþu ülkeler,
mülteci akýnýnýn sorumluluðunu
yanlýz baþýna taþýmamalýdýrlar, bu
sorumluluk maddi ve manevi
bütün AB ülkeleri tarafýndan bir
mülteci fonu bazýnda eþit olarak
paylaþtýrýlmalýdýr.
weil sie die einzige Partei
sind, die sich für die Rechte
von Ausländern einsetzen.
Als international agierender
Sportler weiß ich, dass man
irgendwie überall und immer
ein Ausländer ist. Wichtig ist
aber nicht die Herkunft, sondern der faire und menschliche Umgang miteinander.
Die Grünen sind meiner Meinung nach die einzige Partei, die sich in dieser Frage
ehrlich verhalten und sich offen für Menschen anderer
Hautfarbe, Religion und Herkunft einsetzen. Auch in der
EU-Beitrittsfrage der Türkei
sind die Grünen dafür und fair, sie vertreten meine Position,
daher wähle ich am 13. Juni 2004 Bündnis 90 / Die Grünen.
Oktay Urkal, Box-Europameister
und Silbermedaillengewinner Olympia 1996 in Atlanta
Karar Sizin
Haydi Seçime
13 Haziran 2004
Europa besser machen - Du entscheidest !
Avrupa´yý geliþtirmek – Karar senin!
Yeþiller Avrupa´ya yön verecekler. 2004 yýlýnda büyüyen ve artýk
25 ülkeyi kapsayan bir Avrupa´daki seçim sonucu ortak
kaderimizi belirleyecektir.
Yeþiller, Avrupa´nýn geniþleme
sürecinin hep dürüst bir þekilde
gerçekleþmesini istemiþlerdir.
Duvarlarýn yýkýlmasýndan sonra
Avrupa´nýn Birleþmesi AB´nin
en büyük görevi olmuþtur. Bu
arada Yeþiller, AB´nin daha tolerant, daha sosyal ve daha
demokratik olmasýnda öncü
olmuþlardýr.
AB´de güçlü bir Yeþil ses
sayesinde
Avrupa´daki
globalleþme adil bir þekilde
geliþecektir. Ekonomi ve piyasa
için geçerli olan kurallar mutlaka
ökolojik ve sosyal olmalýdýrlar.
Özellikle biz Yeþiller, Dünya
düzeninin git gide bozulduðu bir
dönemde
barýþýn,
yardýmlaþmanýn, dürüstlüðün ve
karþýlýklý saygýnýn önemini
savunuyoruz, çünkü adil ve
kalýcý bir gelecek çözüm ister.
Yeþiller, demokratik ve ökolojik
deðerler bazýnda tarafsýz bir dýþ
politika istiyorlar.
AB´nin çevreye karþý taþýdýðý
sorumluluðunu
yerine
getirmesini istiyor, bununla
birlikte enerji ve trafik
politikasýnda
radikal
bir
dönümün gerçekleþtirilmesini
talep
ediyoruz.
Atom
enerjisinden adým adým çýkýlýp,
onun yerine alternatif enerji
kaynaklarýnýn kullanýlmasýný
istiyoruz. Gelecek, güneþte,
rüzgarda, biolojik maddelerde,
suda ve yenileþtirilebilen enerji
kaynaklarýndadýr.
Biz, açýk ve hoþgörülü, kültürel
ve
tabii
zenginliklerin
korunduðu bir AB istiyoruz.
Bizim Avrupa sosyal ve ökolojik
yüksek standartlar üzerinde inþa
edilmiþtir, bunlara ekonomik
çýkarlar karþýsýnda öncelik
tanýnmalýdýr. Yeþil Avrupa´da
hukuki düzen, özlük ve
vatandaþlýk haklarý askeri güç ve
ökonomik baskýdan daha
önemlidir. Yeþiller, bu konuda
çok þey baþardý, ancak 2004
yýlýndaki AB seçimlerinde sizin
desteðinizle daha çok þey
baþarabileceðizdir.
Yeni
Avrupa
anayasasý
sayesinde AB daha sorumlulu,
daha þeffaf ve daha demokratik
olacaktýr. Anayasayý hazýrlatan
Bakanlar Kurulu´nun bunu
gözardý etmediðinden eminiz.
Kurul, çok önemli tarihi bir
belge hazýrlamýþtýr. Nizza
Zirvesindeki korkunç tablolarýn
mazide kalmasýný diliyor,
anayasanýn referandum yoluyla
onaylanmasýný istiyoruz.
Avrupa´yý
daha
Yeþil
yapabilmek için elimizden gelen
herþeyi yapacaðýz ve anayasanýn
tanýdýðý
tüm
imkanlarý
kullanacaðýz. Buna göre, bir
milyon AB vatandaþý bir talepte
bulunurlarsa, AB komisyonu
yeni bir yasa kararlaþtýrabilir.
Vatandaþlarýn
siyasete
katýlmalarý ve demokratik karar
mekanizmalarýnda yer almalarý
bizim için her zaman önem
taþýmýþtýr.
Biz sosyal bir birlik istiyoruz ve
bunun eþitlik ve kardeþlik
üzerine
kurulu
olmasýný
istiyoruz. AB´nin kalýcý ökolojik
bir geliþmeyi desteklemesini
istiyoruz.
Yeþil vizyonumuza göre AB´nin
barýþý teþkil etmesini istiyoruz.
AB´nin, barýþý teþkil ettiði
þekilde, barýþ için mücadele
etmesini de diliyoruz.
Sahibi
Bündnis 90/Die Grünen Berlin
(Birlik 90 / Yeþiller)
Lindenstraße 20-25
10969 Berlin
ve
Bündnis 90/Die Grünen
Platz vor dem Neuen Tor 1
10115 Berlin
Yayýn kurulu
Özcan Mutlu,
Rüdiger Brandt,
Bilkay Öney
Dizgi ve Ilanlar
Rüdiger Brandt
Baský
Henke Pressedruck,
13053 Berlin
Baský adeti
20.000
V.i.d.S.P. Özcan Mutlu