deniz fenerleri - Ankara Yelken Kulübü
Transkript
deniz fenerleri - Ankara Yelken Kulübü
BOZKIR YELKENCİLERİ NİSAN 2013, YIL: 3, SAYI: 10 AYK BOZKIR YELKENCİLERİ Ankara Yelken Kulübü Üyeleri için haberleşme forumudur. üç ayda bir elektronik ortamda yayınlanır. Para ile satılmaz. Sahibi Ankara Yelken Kulübü adına Adnan Özaslan Tanıtım, Reklam, Sponsorluk Kurulu Sermurat KÜÇÜKGÜL (Başkan) Tanju AKTUĞ Hadi ATALAY Miray BAKIR Himmet BİROL Cenk CENKÇİ Mehmet ÖZÇETİN Murat ÖZDEN Seçgün ÖZTÜRK Yeşim TURAN GÜREL Zafer TÜRKYILMAZ Ali YETKİN Bülten Komisyonu Editör: Tanju Aktuğ Redaktör: Yeşim Turan Gürel Miray Bakır Mehmet Özçetin Seçgün Öztürk Ali Yetkin “Yazılar yazarların görüşlerini yansıtır. Yazılardaki görüşler Ankara Yelken Kulübünü bağlamaz” İçindekiler Olağan Genel Kurulumuz Kulübümüz olağan genel kurulu ve seçim sonuçları Tanju Aktuğ, Savaş Korkmaz 2 Bozkırın Genç Yelkencileri Kış Denizinde Kamptaydı Kulübümüz genç sporcuları yarıyıl tatilini denizde yelkenle değerlendirdiler Nesrin Özaslan 3/4 Deniz Fenerleri Özellikle gece seyrinde bize göz kırparak yol gösteren fenerleri tanıyoruz. Tanju Aktuğ 5/6/7 Deniz Filmleri Kon Tiki: Tahta Salla Okyanusta 101 Gün Belgesel ve sinema filmi olarak Kon Tiki teknesinin macereları Caner Fidaner 8/9 [Natural Born Killers NBK 2/3] Takım Kaptanları (Sadrazamlar) Takımlardan sonra bu kez de takım kaptanlarını tanıyoruz. Suat Tülek 10/11/12/13/14/15 Finn Sınıfı Olimpiyatların gediklisi Finn sınıfı Tanju Aktuğ, Deniz Esen Yelken Yarışçılığının Temelleri Belgenin dördüncü bölümü - Orsa Seyri Çeviren: Ercan Çelik Bulmaca Osmanlı Günleri Tanju Aktuğ Dünya Yelkenciliğinin Sadun Boro'su Joshua Slocum Dost Dost nerede belli olur? Tanju Aktuğ Kapak ve editörden sayfası fotoğrafları Seden Erdi Hazarun 16/17 18/19 20/21 22/23 24 Editörden Kulübümüz gençleri ve hiç yaşlanmayanları için önemli olaylara sahne olan aylar geçirdik. Bozkırın genç yelkencileri Şubat ayında denize uzanıp, bol antrenman yaptılar. Kulübümüzün olağan genel kurulu yönetime aday iki ekibin varlığı ile olağanüstü bir katılımla gerçekleştirildi. Bu iki önemli olayı bu sayımızda sizlere aktarmaya çalıştık. Daha önceki sayımızda misafir olarak sayfalarımızı renklendiren Sayın Caner Fidaner ve üyemiz Sayın Suat Tülek misafirlikten ev ahalisine geçmeye ikna oldular. İkisi birlikte “Deniz Filmleri” köşesi ile bizlere sinemada ki deniz kokusunu getirecekler. Bu sayıda Kon Tiki’nin inanılmaz yolculuğunu konu eden iki filmi birden bizlere tanıtıyorlar. Dünyada ilk kez tek başına yelkenli ile dünya turu gerçekleştiren Joshua Slocum ve öyküsü bu sayımızdaki ilginç konulardan birisi. 113 yıl öce yazdığı kitabının dilimize kazandırılması anısına kendisi ve yolculuğunu sizlere tanıtmak istedik. Deniz fenerleri sıklıkla karıştırılan kısaltmaları ile sorun yaratabilmektedir. Bu konuyu aktararak akılda kalmasını kolaylaştırmak istedik. Finn sınıfının tanıtımı, Sayın Tülek’in süren Muhteşem dönemi anlatımı, yarış ile ilgili temel bilgiler, bulmaca köşemiz yine sizlerin görüşleri için yerlerini aldılar. Bu kez kapağımızı ve bu sayfayı süsleyen fotoğraflar Foto Wind Akademi ile çalışan Sayın Seden Erdi Hazarun’dan. Yarıştaki teknelerin ve ekiplerin hareketlerini, coşkularını yansıtan güzel karelerinden zor seçebildiğimiz bir kaçını bizlere paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Üzüntülü günlerinde de olsa bizi kırmamak inceliğini gösterdiği için minnettarız. Sayın Burçin Hazarun’u bir kez daha rahmetle anıyor, Seden hanım başta olmak üzere tüm yakınlarına sabırlar diliyoruz. Tanju Aktuğ 1 Olağan Genel Kurulumuz Kulübümüz genel kurulu 9 Mart 2013 günü lokalimizde toplandı. Yıllardan beri ilk kez seçimlere iki listenin girmesi sonucu olsa gerek katılım son derece yoğundu. Borcu olmayan 227 üyemizden oluşan katılım cetvelinde bulunan 157 üyemiz yanı sıra, diğer üyelerimizden de gelenler ile 200’ün üzerinde bir katılım ile genel kurul açıldı. . İstiklal marşımız hep birlikte söylendi. Başta yüce Atatürk ve denizci şehitlerimiz olmak üzere ebediyete intikal etmişler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Sayın Tulga Niran divan başkanlığına Sayın Funda Gezer yardımcılığına, Sayın Songül Varol yazman üyeliğe seçildiler. Divan kurulu görevine başladı Geçmiş yönetim kurulu çalışma raporunu ve geçmiş dönem bütçesini sundu. Üyelerimiz raporlar ile ilgili görüş ve sorularını ilettiler. Yönetim kurulu eleştiriler ve sorular ile ilgili ek bilgiler verdi. Denetim kurulunun raporu sunuldu. Eski yönetimin ibrası iki karşı oya karşın genel kurulun diğer katılımcılarının oyları ile gerçekleştirildi. Yönetime aday ekiplerden birisi Adnan Özaslan, Servet Toraman, Savaş Korkmaz, Deniz Esen, M. Sırrı Gürkan, Akif Akbulut, Sermurat Küçükgil, Necat Sancak ve Muazzez Bayazıt’an oluşuyordu. Diğer ekip ise Ahmet Portakal, Ali Yetkin Yeşilbağlı, Mehmet Mustafa Özçetin, Muharrem Mantar, Murat Mutlu, Murat Okay, Oğuztan Şimşek, Osman Köksal, Ömer Faruk Özeroğlu‘dan oluşuyordu. Metin Acar’da kişisel olarak yönetim kuruluna adaylığını koydu. Sayın Mehmet Mustafa Özçetin ekipleri adına gelecek dönem ile ilgili hedefleri ve planlarını içeren bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından oylamaya geçildi. Adnan Özaslan ile başlayan liste 104, Ahmet Portakal ile başlayan liste 37, Metin Acar 3 üyemizin oylarını aldılar. Bu sonuç ile Adnan Özaslan ile başlayan liste seçimi kazandı. Toplantıdan sonra seçilen yönetim kurulu görev bölümü yaparak web sitesinde ilan etti. Yeni yönetim kurulumuz ve görevleri: Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri DENETLEME KURULU DİSİPLİN KURULU ADNAN ÖZASLAN SERVET TORAMAN SAVAŞ KORKMAZ DENİZ ESEN M.SIRRI GÜRKAN AKİF AKBULAT SERMURAT KÜÇÜKGÜL NECAT SANCAK MUAZZEZ BAYAZIT ASİL İLKNUR GÜR ALİ TUNÇER ONUR KADIOĞLU Başkan II. Başkan Genel Sekreter Sayman Üye Üye Üye Üye Üye YEDEK ALPER SOYLU OZAN YALÇIN EMRE SOYDAŞ ERCAN ÇELİK ALTUĞ ÇALIŞIR HASAN MURAT TÜZÜN FERDANE GÜL KONMAZ MURAT ABDULLAH ÖZDEN RASİM CAN SARAÇLAR ÖZLEM ERÇİN ZEYNEP NAVARO SEÇGÜN ÖZTÜRK ASİL ATİLLA BİLGİÇ AHMET KOÇYİĞİT ALİ RIZA KOÇ SUHA TUNCER ADEM YÜKSEL YEDEK MURAT KAHRAMAN ÇETİN NUSRET ANAFARTA VEYSEL METE ELÇİ UĞUR POYRAZ ENGİN ÖZTÜRK Daha sonra TYF temsilcilerimiz ve ADF temsilcilerimiz için seçimler yapıldı. Seçimler sonucunda aşağıdaki tabloda isimleri anılan üyelerimiz ilgili kuruluşlarda kulübümüzü temsile hak kazandılar. TYF Temsilcilerimiz ADNAN ÖZASLAN SERVET TOROMAN MEHMET SIRRI GÜRKAN ADF Temsilcilerimiz SAVAŞ KESİM HAKAN KIZILASLAN TUNCAY ALKAN Seçimlerden sonra üyelerimiz gelecek dönem için dilek ve temennilerini dile getirdiler. Seçilen üyelerimizi kutlar, yeni dönem çalışmalarında başarılar dileriz. Kulübümüzü ileri götürme yollarında pruvaları neta, rüzgarları kolaylarına olsun… Tanju Aktuğ Savaş Korkmaz 2 Bozkırın Genç Yelkencileri Kış Denizinde Kamptaydı Çocuklarımız, geleceğimiz. Bir de yelken sporcusu olunca bu güzel sporu yarın onlar geliştirecekler; büyüyecekler, belki de birçoğumuzun olduğu gibi yelken ve deniz onların da yaşam biçimi olacak. Ankara’da gölde antrenman yapan, daha çok denizde yarışan çocuklarımızı gerek kendilerini deniz ortamında daha iyi geliştirmeleri, gerekse yarışlarda daha başarılı olabilmeleri amacıyla sömestr tatilinden faydalanarak Fethiye’ye kamp yapmaya götürdük. 26 Ocak sabahı Ulusoy firmasından kiralanan özel otobüs ile Aslı Saraçlar, Duru Yağmur Mantar, Yaren Sezginer, Barış Elçi, Ahmet Cahit Özakıncı, Boran Seçkin, Onur Topçuoğulları, Barış Koçyiğit, Volga Saçık, Alper Karapınar, Barış Ürün ve Barkın Niran isimli 12 sporcumuz ve antrenörleri Şebnem Ataçocuğu ile birlikte erkenden yola çıktık. Bazı velilerimiz de bize katıldı. Üstelik bu velilerden Rasim Can Saraçlar kampın organizatörlüğünü yürüttü. Yolda 1-2 kısa moladan sonra Afyon’da yemek molası verdik. Yolculuğun sıkıcı olmaması alınan filmleri izledik. Akşama doğru Fethiye Yelken Kulübü’ne vardık ve bizden önce yola çıkarak teknelerimizi götüren kamyondan malzemelerimizi boşalttık. Sonra otelimize giderek yerleştik. Ece Saray Marina & Resort bence Fethiye’nin en güzel oteli olmakla birlikte yemekleri de nefisti ve tüm odalar deniz manzaralıydı. Genç sporcularımız 3’ü bir arada kalarak 4 adet süit odayı kullandı. Otelin sahibi Sema Ece eski bir arkadaşımız olduğu için bize hatırı sayılır bir indirim yaptı. Son derece sembolik bir ücret ödeyerek, açık büfe kahvaltı ve muhteşem akşam yemekleri (hele o tatlılar yok mu şefim ellerine sağlık) ile birlikte çok şık odalarda konakladık. Antrenörümüz her sabah kahvaltıdan önce çocuklarımıza spor yaptırdı. Benim odamın hemen önünde oldukları için odamın balkon kapısını sonuna kadar açarak sabah sporunun çoğunda onlara eşlik ettim. İlk gün çevreyi çok iyi bilmediğimiz için otelden öğle yemeği olarak sandviç hazırlamasını rica ettik. Marketten aldığımız içeceklerle birlikte yelken kulübünün yolunu tuttuk. Sporcularımız seri bir şekilde teknelerini donattı. Tam suya çıkmaya hazırlanırken şiddetli bir yağmur başladı ve kulübün altındaki depo kısmında bob oynayarak 3 (kimin kazandığını söylemem) yağmurun dinmesini bekledik. Bu arada yemek işini halledelim dedik ve sandviçlerimizi yemeye başladık ama kulübün hemen yanındaki köfteciden gelen koku hepimizi cezbetti. Yağmur kesilir kesilmez çocukların suya bir çıkışı vardı ki nasıl özlemle, keyifle, neşe içinde görmeliydiniz. Birkaç saatlik antrenmandan sonra toplandık ve aracımızla otele döndük. Ankara’dan Fethiye’ye gittiğimiz aracımız ve kaptanımız hep bizimle birlikteydi. Ertesi gün yani pazartesi günü havanın çok düşük olduğunu hatta öğleye kadar rüzgarın sıfır olduğunu öğrenince kahvaltıdan sonra Aşkım hanım rehberliğinde (Şebnem’in annesi) Ölü deniz ve Kaya köyü gezisi yapmaya karar verdik. İyi ki de yapmışız çünkü özellikle Kaya köyü kayaların içinde çok sayıda evden oluşan son derece değişik bir yer ve böylece ölü zamanımızı kültür gezisi ile değerlendirmiş olduk. Öğleden sonra 9 optimist, 3 laser ve 2 botla tüm sporcularımız denizdeydi. Saatlerce antrenman, özellikle orsa pupa çalışması yapıldı. Antrenman arası tabi ki köfte ekmeklerimizi yedik. (Köftecinin güvenilirliği hakkında yaptığımız araştırmadan sonra) Salı gününün en büyük özelliği Şövalye adasıydı. Antrenörümüz Şebnem’in büyüdüğü, yelken yaptığı yerler olması sayesinde çok bilinçli seyirler yaptık. Özellikle adanın arka tarafı yelken eğitimi için çok uygundu. Kulüp ile Şövalye adasının arkası bir hayli mesafede olmasına rağmen sporcularımız son derece keyifle hatta birbirleriyle yarışarak kısa sürede iyi yol aldılar. Burada start hattı kurduk, orsa şamandırası attık ve bol bol yarış antrenmanı. O gün çocukların canı sucuk ekmek istedi. Onlar ister de olmaz mı? Ertesi gün marketten tek kullanımlık bir mangal, sucuk, ekmek ve ayran alışverişimizi tamamladıktan sonra rota yine Şövalye adası. Sporcular yine sıkı bir şekilde antrenmana devam ederken Rasim bey mangalımızı hazırladı. Çocukların gözlerindeki keyfi görecektiniz. O manzara her şeye değer. Bir haftalık kampımız çok verimli geçti. Keşke biraz daha uzun sürseydi. Her gün bir önceki günden daha iyi yelken yaptılar, kendilerine güvenleri her gün daha çok arttı, hedefe ulaşmak için daha doğru kararlar verdiler. Şebnem antrenörleri hatalarını, doğrularını gerçekten çok güzel anlattı, çok iyi taktikler verdi. Çocuklarımız da çok iyi anladılar ve uyguladılar. En güzel tarafı da birbirleriyle olan dayanışmalarıydı. Büyükler küçüklere yardımcı, küçükler büyüklere saygılı. Tekneleri gerek donatırken gerekse taşırken özveriyle ortak hareket etmeleri, kaynaşmaları, sadece yelken eğitimi değil, sosyalleşme de vardı. Ben onlarla birlikteyken çok mutluydum. Bu çocuklar bizim çocuklarımız, gururumuz, geleceğimiz ve Ankara Yelken Kulübü var olduğu sürece çocuklarımız, gençlerimiz için ne gerekiyorsa yapacaktır. Nesrin Özaslan 4 DENİZ FENERLERİ Karanlık çökünce denizcinin gözleri tanıdık ışıkları aramaya başlar. Özellikle de ona göz kırpan sevgilisi deniz fenerlerini. Seyir fenerleri denizde çeşitli engelleri denizciye göstermek için konuşlandırılmıştır. Burunlar, dalgakıranlar, sığlıklar, kayalıklar, batıklar gibi seyir güvenliğini etkileyebilecek noktalara konuşlandırılırlar. Doğal olarak onlardan yararlanıp, ilgili engellerden kaçınarak güvenli rotamızı da bize göstermiş olurlar. Ayrıca onlardan kerteriz alarak bulunduğumuz mevki, yönümüz gibi seyir ile ilgili bilgilere de ulaşabiliriz. Fenerler başlıca üç biçimde yerleştirilirler. Kıyıdaki fenerler kara üzerindeki binalar veya direkler üzerine yerleşirler. Deniz üzerinde sığ bölgelerde ayaklar üzerinde, biraz daha derin yerlerde ise demirli şamandıralar üzerindeki direklere yerleştirilirler. Çok ender olarak ise demirli gemiler üzerinde yer alılar. Tarihlerinde yanan ateşe dek uzanan ışık kaynakları günümüzde elektrik enerjisi olarak sabitlenmiştir. Yine tarihlerinde fener kulesinin altında oturan fenercilerce yakılıp, söndürülen fenerler günümüzde gün ışığını izleyen sensorlarca kumanda edilmekte, hemen hepsi güneş enerjisi ile şarj olan bataryalar kullanmaktadırlar. Gördüğümüz ışığın hangi fenerden olduğunu anlayabilmemiz için yaydıkları ışığın renginden, yanıp sönme özelliklerine dek çeşitli farklılıklar gösterirler. Bu farklılıkları ezberlemek olanaksızdır, ancak deniz haritalarında fenerlerin yeri ve özellikleri (karakteristikleri) verilerek ayırmamız veya tanımamız sağlanır. Fener özellikleri haritalarda kısaltılarak verilir. Bu kısaltmada önce fenerin yanma özelliği verilir, sonra sırası ile ışığının rengi, ritmik çakmalarının yineleme süresi, denizden yüksekliği ve ne kadar uzaktan görülebildiği yazılır. Aşağıdaki örnek resimdeki fener haritada “Fl R 10s 80m 19M” olarak işaretlenir. Fl sürekli yanmak yerine, belli aralıklar ile çaktığını belirtir. R “red” sözcüğünün kısaltmasıdır ve ışığının kırmızı renkte olduğunu söyler. Renk harfi kullanılmamış ise renginin beyaz olduğu anlaşılır. 10s ise ışığın 10 saniyede bir çaktığını bize anlatır. 80m deniz yüzeyinden 80m yüksekte yer aldığını, 19M ise iyi görüş koşullarında 19 milden görülebildiğini belirtir. Eğer haritada fener “Fl(3) 15s 10m 5M” olarak gösterilse idi, aşağıdaki tabloda belirtilen özellikleri olduğunu anlayacaktık. Örnek Fener Tipi Fl (3) Renk 5 çakar Beyaz Periyodu 15s Her 15 saniyede 3 kez çakan fener Yükseklik 10m Denizden 10 metre yüksekte Menzil 5M 5 Deniz Mili mesafeden görülebilir Fener tipleri ve kısaltmaları aşağıdaki tabloda verilmektedir. İngilizceleri de kısaltmaların kaynağı oldukları için tabloya eklenmiştir. Fener Tipi Sabit Fener Genel Görüntü Fixed F. Occulting Oc. Isophase Iso. Flashing Fl. Long Flashing L.Fl. Group Flashing Fl.(3) Sürekli yanar uzundur uzundur (dakikada 50 kereden daha az yanar) Ritmik olarak 2 saniyeden uzun süre için e daha uzundur. Composite Group Fl.(2+1) Flashing Grup Seri Quick Flashing Q. Group Quick Flashing Q.(3) Ritmik olarak dakikada 50-80 kere yanar. -80 kere çakar. Q.(6)+L.Fl. Mors Kodu Very Quick Flashing V.Q. Ritmik olarak dakikada 80-160 kere yanar. Ultra Quick Flashing U.Q. Ritmik olarak dakikada 160 kereden fazla yanar Morse Code Mo.(U) Yaydıkları ışığın rengi için kullanılan kısaltmalar da aşağıdaki tabloda özetlenmiştir. Yine kısaltmaların kaynağı olan İngilizce sözcükler tabloya eklenmiştir. Fenerlerde en sık kullanılan renkler beyaz, kırmızı ve yeşildir. Diğer renkler oldukça ender kullanılır. Alt ile kısaltılan renk değiştiren fenerlerde Alt WG gibi bir kısaltma biçiminde hangi renklerin kullanıldığı gösterilir. Türkçe W White R Red G Green Vi V iolet Beyaz M Bu Blue Mavi Or Orange Turuncu Am Amber Amber Alt Alternating 6 Bazı fenerler yalnızca belirli açılardan bakıldığında ışık verir, diğer açılardan bakıldığında ışık vermez. Ya da bazı açılarda bir renk çakarken, diğer açılarda başka renk çakar. Bu açılara fener sektörü denir. Sektörlü fenerler seyir tehlikesi bulunan bölgeleri belirtmek için kullanılır. Örneğin yaklaşılan bölgede minik bir ada vardır, sizin ile fener arasına ada geldiğinde fener kırmızı renkte çalışır, ada yolunuzun üstünde değil ise fenerin beyaz çalıştığını görürsünüz. Aşağıdaki resimde bir elektronik haritadan alınan görüntüde tehlikeli adacığa gelen bölümlerde kırmızı, diğer sektörlerde beyaz çakan bir feneri ve kırmızı sektörün daha iyi anlaşılması için bizim eklediğimiz kırmızı çizgileri görebilirsiniz. Fenerin beyaz ışığı 6 deniz milinden görülebilir iken, kırmızı ışığı 4 deniz milinden görülebilmektedir. Denizcilerin dostu fenerler çalışmaz ise büyük sorun yaratırlar. Haritada gördüğü feneri göremeyen denizci sıkıntı yaşamaya başlar. Eğer bir fenerin çalışmadığını görürsek en kısa zamanda ilgililere bilgi vermek gerekir. Ülkemizde fenerlerden Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü sorumludur. Bakım onarımlarını gerçekleştirirler, yerleştirilmelerine karar verirler. Çalışmayan fenerler ile ilgili olarak 151 nolu telefon ile Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne ulaşıp, bilgi verebiliriz. Tanju Aktuğ 7 DENİZ FİLMLERİ Kon Tiki: Tahta Salla Okyanusta 101 Gün Ucu bucağı görünmeyen bu suların arkasında ne var? Denize kıyısı olan topraklarda yaşayan insanlar bunu düşündüler kuşaklar boyu. Sonra içlerinden bazıları tekneler yaptı, bu sorunun cevabını bulmak için sulara bıraktı kendini. Thor Hyerdal da 1947'de yaptı bunu, ama suların ardında ne olduğunu bulmak için değil, suların ardını arayan insanların yüzlerce yıl önce okyanusu tahta bir salla aşmış olabileceklerini kanıtlamak için. O bir bilim adamı mıydı, yoksa bir maceracı mı? Muhtemelen her ikisi de. Bizim ilkokulda camlı bir kitaplık dolabı vardı, arkadaşlarım okuma öğrenirken ben o kitaplığın raflarını keşfederdim. Thor ile ilk orada tanıştım, ilk okuduğum ve unutamadağım kitaplardan biri KonTiki oldu. Sonra 2004'te Oslo'ya gittim, Thor Hyerdahl Müzesi'ni gezdim, orada hem Kon Tiki ile birlikte Hyerdahl'ın keşif gezilerinde kullandığı salları gördüm, hem de onun maceracı ruhuyla daha yakından tanıştım. Hyerdahl 2002'de ölmüştü, fakat onun heyecanını paylaşanlar 2012'de yaptıkları filmle ekibin büyük okyanusta geçirdiği günleri anlattılar ve Oscar'ın İngilizce dışı en iyi film adayları arasına girdiler. Hikaye Thor Hyerdahl'ın bir iddiasıyla başlıyor. Bilim dünyası, büyük okyanustaki ada gruplarından Polinezya'da yaşayanların batıdan, yani Avustralya yönünden gelip buralara yerleştiğini söylüyor. Hyerdahl ise bu adaların ilk sakinlerinin batıdan değil, doğudan, yani Güney Amerika'dan geldiklerini iddia ediyor. Okyanustaki akıntıların bu yolculuğu kolaylaştırmış olacağını hatırlatıyor. Adalarda ve Peru'da gözlediği kimi etnografik ortak noktaları da iddiasına kanıt olarak gösteriyor. Teknesinin adı olan Kon Tiki de, Peru'nun eski halkı İnka’ların güneş tanrısının antik adlarından biri. 2012 yapımı film Thor'un iddiasını, kendine kafa dengi birkaç arkadaş bulmasını, 1500 yıl önceki teknikle bir sal imal etmelerini ve bunu kullanarak Peru'dan batıya doğru yola çıkmasını, okyanusta 101 günde 8 bin kilometre seyrettikten sonra Polinezya'ya ulaşmasını anlatıyor. Hyerdahl antropologları bu adalardaki halkın Asya'dan değil, güney Amerika’dan geldiğine inandıramıyor, ama o yolculuk başlı başına bir olay. Filmi izlemeye başlarken sonunu biliyoruz, ama bu macera filmde çok güzel görüntülerle, insan ilişkilerine de değinilerek anlatılıyor. Hem yolda karşılaşılan tehlikeler, hem bunlarla başa çıkma yöntemleri. Özellikle de yolun sonunda karaya yanaşırken yaşananlar filmi çok ilginç hale getiriyor. Denizle iç içe yaşayanların bu filmi izlerken keyif alacaklarını düşünüyorum. Ama bu maceralı yolculuğu merak edenlere önereceğim bir film daha var, o da gezinin belgeseli. 1947 gezisi sırasında ekibin çektiği siyah beyaz ham film parçalarının Hyerdahl tarafından sonradan kurgulanması ile ortaya çıkan 77 dakikalık belgesel film. 1951'de en iyi belgesel Oscar'ı almış, Norveç'e Oscar ödülünü ilk kez bu film taşımış. Bu film yalnızca deniz severlere değil, belgesel meraklılarına da hitap ediyor. Gerek gezinin öncesinde, gerek yolculuk sırasında yaşanan pek çok ayrıntı bu belgeselde kendine yer bulmuş. Örneğin salın hazırlanışı (Perunun içlerinden balsam ağaçları buluyorlar), gezinin amacı ve yol haritası (nereden çıkıp nereye gidiyorlar), yolda nasıl yemek yaptıkları vb belgeselde çok 8 güzel anlatılmış. 1949'un bugüne göre çok çok sınırlı teknolojik olanaklarıyla böyle bir film çekilebilmiş olması, ancak insanın işini çok sevmesiyle açıklanabilir herhalde. Kuşkusuz bu maceranın, Polinezyalıların Peru'dan gittiklerini kanıtlaması beklenemezdi, böyle bir yolculuk bu iddianın mümkün olduğunu gösteriyordu sadece. Bu yüzden, Hyerdahl'ın başka kanıtlarla desteklenmeyen iddiası bilim dünyasında kabul görmedi. Fakat son yıllardaki genetik antropoloji araştırmaları, Thor Hyedahl'in iddiasının çok da yabana atılır olmadığını gösteriyor. Yeni kanıtlara bakan bilim adamları, Polinezya'da yaşayanların tümü değilse de, bir kısmı Peru'dan gelmiş olabilir diyorlar. Evet, bilim donmuş bir kalıp değil, değişiyor. Ne diyelim, ilk ve son sözü Efesli hemşerimiz Herakleitos söylemiş zaten, denizcilerin de çok iyi bildiği gibi; “Her şey akar, her şey değişir”, yani Panta Rei! Caner Fidaner Meraklısına bağlantılar: - 2012 yapımı Kon-Tiki'nin fragmanı : http://www.youtube.com/watch?v=527Qd5EdkEY - 1950 yapımım belgesel Kon Tiki'den ilginç bir bölüm : http://www.youtube.com/watch?v=EXupSji8J0 - Hyerdahl'in tezlerine kısmen de olsa destek veren çalışma hakkında bilgi : http://www.newscientist. com/article/dn20546-early-americans-helped-colonise-easter-island.html 9 Natural Born Killers NBK 2/3 TAKIM KAPTANLARI (Sadrazamlar) Kanuni’nin Topkapı-spor’da direktörlük yaptığı dönemde Takım’ın başında Kaptan olanlar (sadrazamlar) • 1518 Piri Mehmed Paşa • 1523 Pargalı İbrahim Paşa (Rum) • 1536 Ayas Mehmet Paşa (Arnavut) • 1539 Damat Çelebi Lütfi Paşa (Arnavut) • 1541 Hadım Süleyman Paşa (Devşirme) • 1544 Damat Rüstem Paşa (Boşnak) • 1553 Kara Ahmed Paşa • 1555 Damat Rüstem Paşa (Boşnak) • 1561 Semiz Ali Paşa (Arnavut) • 1565 Sokollu Mehmed Paşa (Sırp) Nasıl kaptan oldular (kimler öldürüldü) ? 1518 Piri Mehmed Paşa 25 Ocak 1518 - 27 Haziran 1523 Yunus Paşa Öldürüldü Mısır Seferi dönüşünde ani bir kararla Yavuz Sultan Selim sadrazam olan Yunus Paşa’yı 13 Eylül 1517’de idam ettirdi. Sonrada Piri Mehmed Paşa’yı Takım Kaptanlığı (vezir-i azam) görevine atadı (25 Ocak 1518) Kanuni 1520’de Direktör olduğunda, Piri Mehmed Paşa’dan kaptanlık bandını almadı. Birlikte 3 yıl çalıştılar. Piri Mehmed Paşa’nın öldürülmesi Pargalı takım kaptanı oldu ama her an kaptanlığın Piri Mehmed Paşa’ya verileceği endişesini duyduğu için, 1532’de Mehmet Paşa’nın oğlu Mehmet Efendi ile anlaşarak babasını zehirletti. 1523 Pargalı İbrahim Paşa (Rum) 27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536 Yukarıdaki tarihlere bakılırsa En uzun kaptanlık görevini yapanlar Pargalı İbrahim ve Damat Rüstem Paşa’dır • 13 yıl ile Pargalı İbrahim. Manisa ekibi: Kanuni, Kanuni’nin nikahlı eşi Mahidevran, Şehzade Mustafa, Pargalı İbrahim, Pargalı’nın eşi aynı zamanda da Kanuni’nin kızkardeşi Hatice Sultan ve diğer devlet adamları (Piri Reis de bu ekipte) • 15 yıl ile Damat Rüstem Paşa. Hürrem ekibi: Kanuni, Kanuni’nin nikahlı eşi Hürrem, Damat Rüstem Paşa, Damat Rüstem’in eşi aynı zamanda da Hürrem’in kızı Mihrimah 10 Sultan ve diğer devlet adamları Pargalı, Viyana’da beraberlikle dönse de Belgradspor, Rodosspor, Mohaçspor, Safevispor, Tebrizspor maçlarının hepsinde galip geldi. “Direktör Kanuni de kim ola.. bu takım benden sorulur..” megalomanisi içerisine girdi. “Muhteşem olan benim.. ben Muhteşem İbrahim’im..” demeye başladı “Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir. “ 1532 Figani idam edildi. Budin’den İstanbul’a getirerek sarayına diktirdiği üç güzeller heykellerini “put dikti” diye eleştiren şair Figani’yi idam ettirdi. « Dü İbrahim amed be-deyr-i cihan Yeki büt-şiken ü yeki büt-nişan » Figânî (Cihan tapınağına iki İbrahim geldi. Biri putları kırdı, diğeri putları dikti) 1535 İskender Çelebi (İskender Paşa) idam edildi. Pargalı’nın bir oyunu ile hazineyi taşıyan ekibe bir baskın yapıldı ve İskender Paşa’nın hazineyi çaldığı süsü verildi. İskender Paşa, 24 Ekim 1534’te azlettirildi, azlinden 4 ay 20 gün sonra Bağdat’ta Atpazarında astırılmak suretiyle idam ettirildi. Hürrem, Kanuni öldükten sonra kendi oğullarından birini Direktör yapmak istiyordu. Pargalı ise Manisa’dan gelen Mahidevran’ın oğlu Şehzade Mustafa olmalı diyordu. Pargalı’nın üstteki hataların hepsi Hürrem için birer koz oldu. Ayrıca İbrahim Paşa ile ilgili kendisine hediye olarak gönderilen Kur’anları kabul etmediği, Hristiyanlık inancını taşıdığı, eşiyle ilgilenmediği, bazı cinayetleri sakladığı ve Doğu seferleri sırasında boş yere harcamalar yaptığı söylentileri de yayıldı. 1536 Pargalı İbrahim’in öldürülmesi 1536 yılında Pargalı’nın gücünden kaygılanan Kanuni; Hürrem’in de dolduruşuyla bu başarılı ama megaloman takım kaptanının öldürülmesi emrini verdi. 14-15 Mart gecesi iftar için saraya davet edildi. İftardan sonra dört dilsiz cellat tarafından boğuldu. Ve Makbul olarak anılan Pargalı İbrahim artık Maktul olarak anılmaya başladı. 1536 Ayas Mehmet Paşa (Arnavut) 14 Mart 1536-13 Temmuz 1539 3 yıl Takım Kaptanlığı yaptı. Akıllıydı, Adaletliydi, silikti, çok hayratı vardır, kadınlara düşündü, konağında 45 beşik sallanırdı, Veba hastalığı nedeniyle öldüğünde 20 çocuk yetim kaldı. 1539 Damat Çelebi Lütfi Paşa (Arnavut) 13 Temmuz 1539 - Nisan 1541 Kanuni’nin kızkardeşi Şah Sultan ile evliydi. 11 Bir gün karısı şöyle bir dedikodu duydu; “Damat Çelebi Lütfi Paşa, fuhuş yapan bir kadının cinsel organını ustura ile oydurarak idam ettirmiş..” Bunun üzerine Şah Sultan ile Damat Çelebi Lütfi Paşa arasında şöyle bir diyalog geçiyor - (Şah Sultan; Lütfi Paşayı ayıplayarak) “Hangi vezir zamanında bu yüzden keşf-i avret kılınmıştır ki senin asrında vaki ola?” - ŞRRRAAKKK..!! (Lütfi Paşa cevap vermek yerine Kanuni’ni kızkardeşine tokatı aşk etmişti) Kanuni’nin kızkardeşine tokat atmanın cezası yine hafif oldu; Takım Kaptanlığından alındı Dimetoka’ya sürgüne gönderildi. Burada 20 yıl yaşadıktan sonra eceliyle öldü. 1541 Hadım Süleyman Paşa (Devşirme) Nisan 1541 - 28 Kasım 1544 3 yıl Takım Kaptanlığı yaptı. Bir maçta Mısır’dan Transfer Deli Hüsrev Paşa ile yumruk yumruğa girişince ve hatta bıçaklar çekilince.. Kanuni her ikisine de önce kırmızı kart göstertti, sonra takımdan attı. Hadım Süleyman Paşa 3 yıl sonra da eceliyle öldü. 1544 Damat Rüstem Paşa (Boşnak) 28 Kasım 1544 - 6 Ekim 1553 Rüstem Paşa önceleri 3. Yedekti.. Sonra Kanuni’ye damat adayı oldu ve Takım’da direkt oynamaya başladı. - “Yahu bu cüzzamlı..” diyerek diğer oyuncular düğünü engellemeye çalıştı. Hekim Mehmet Halife; Paşa’yı kontrol amaçlı muayene etti. Muayene sırasında gömleğinde bir bit buldu. O günlerdeki tıp bilgisine göre bir cüzamlının üzerinde bit barınamayacağı için gömleğindeki bit cüzzamlı olmadığına delil olarak kabul edilerek evlenmesine izin verildi. Ve Hürrem’in kızı Mihrimah ile evlendi. Bit’in kerameti Olucak bir kişinin bahtı kavi talii yar Biti dahi mahallinde anın işine yarar (Meali: Şanslı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar) Bu yüzden tarihçiler ona “Kehle-i İkbal” (İkbal Biti) Rüstem Paşa ismini koydular. Takıma girdi de nasıl Kaptan oldu ? Meğerse yine Hürrem devredeymiş.. Takım Kaptanı Hadım Süleyman Paşa ile onun yerine Kaptan adayı olan Mısır spor’dan transfer Deli Hüsrev’in arasındaki kavga (Kanuni’nin huzurunda bıçakların bile çekildiği kavga) Hürrem Sultan’ın emriyle başlatılan komplolar sonucunda gerçekleşmiş. Böylece ikisini de diskalifiye eden Hürrem; Damadına Kaptan bandını taktırtmış. 12 1553 Şehzade Mustafa’nın boğdurulması Hürrem Sultan, Damat Rüstem Paşa ve eşi Mihrimah Sultan bir olup Şehzade Mustafa’nın idamına ortam hazırladılar. Kanuni, 6 Ekim’de Şehzade Mustafa’yı kendi otağında boğdurttu. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi halk arasında da tepkilere sebep oldu. Kanuni’yi eleştiren şiirler yazıldı. Şehzade Mustafa’nın katline de tanık olan, Taşlıcalı Yahya: Meded, meded, bu cihanın yıkıldı bir yanı Ecel Celâlileri aldı Mustafa Han’ı Dolundu mihr-i cemali, bozuldu erkanı Vebale koydular al ile al-i Osman’ı İmdat, eyvah bu cihanın bir yanı yıkıldı Ecel eşkıyaları Mustafa Han’ı aldı-öldürdü Battı yüzünün güzelliği, adamları dağıldı Osmanoğulları’nı hileyle günaha girdirdiler diye başlayan bir mersiye yazdı. Rüstem Paşa, bir yolunu bulup şair Yahya’yı öldürtmek istedi. 1553 Kara Ahmed Paşa 6 Ekim 1553 - 29 Eylül 1555 Kanuni, Şehzade Mustafa’yı öldürttükten sonra yeniçerilerin ayaklanma çıkarabileceği korkusuyla Rüstem Paşa’yı azletti (1553) ve yerine Kara Ahmed Paşa’yı getirdi. Kara Ahmed Paşa’nın özelliği Yavuz Sultan Selim’in kızı Fatma Sultan ile evli olmasıydı. 1555 Kara Ahmet Paşa Öldürüldü Hürrem & Mihrimah ikilisi boş durmadılar. Ana-Kız basit bir komplo ile Kanuni’ni Ahmed Paşayı Divan-ı Humayun’un ortasında idam ettirmesini sağladılar (29 Eylül 1555). 1555 Damat Rüstem Paşa (Boşnak) 29 Eylül 1555 - 10 Temmuz 1561 Kara Ahmed Paşa katledilince Rüstem Paşa tekrar Takım Kaptanı oldu. 10 Temmuz 1561’de eceliyle ölümüne kadar da Kaptanlık görevini sürdürdü. Rüşveti yaygınlaştıran kişi Rüstem Paşa’nın Sicill-i Osmani’si şöyle; Zengin, tedbirli, akıllı, devlet kademesinde rüşveti yaygınlaştıran kişi, Rüşvet sebebi ile Osmanlı İmparatorluğu’nun içine bozulma tohumlarını atan kişilerden biridir. Damat Rüstem Paşa öldüğünde arkasında bıraktığı miras: • 1.700 köle • 2.900 at 13 • • • • • • • • • • • • • • • • • • • 1.160 yularlı deve 8.000 Kuranı Kerim (130’u altın işlemeli) 5.000 kitap 780.000 sıkke-i hasene (altın akçe) 1.000 külçe ham gümüş 33 kıymetli cevher süs taşı 5.000 hilat (değerli kumaş veya kürkten yapılmış kaftan) 1.100 altın üsküf (yarısı arkaya sarkan uzun bir sarık) 2.009 yük keç (top kumaş) 8.000 tülbent 500 mürassa (işlenmiş) altın eyer 100 gümüş eyer 130 çeşit zırh 130 çift altın üzengi 760 mürassa (işlenmiş) kılıç 1.500 gümüşlü tolga 1000 gümüş topuz 1.000 çiftlik - Anadolu ve Rumeli’de 476 çarklı değirmen Lamartin, bu listeye 120 katır yükü altın, 2 milyon duka altını eklemektedir. Nihat Sayar ise 1.078.000 altın nakit mevcudu bulunduğunu belirtmektedir. 1561 Semiz Ali Paşa (Arnavut) 10 Temmuz 1561 - 28 Haziran 1565 Latifeci ve hoş sohbet imiş. Uzun boylu ve aşırı şişman olduğundan kendisini taşıyacak at zor bulunurmuş. 28 Haziran 1565 günü eceliyle vefat etmiştir. 1565 Sokollu Mehmed Paşa (Sırp) 28 Haziran 1565 - 12 Ekim 1579 Sokollu’nun önemli kariyerlerinden birisi de 1561’de üçüncü vezir iken Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu ve Sultan II. Selim’in kızı Esmehan Sultan ile evlenmiş olmasıydı. Ancak çok başarılı bir Takım Kaptanıydı Sokullu Mehmed Paşa 14 yıl süren sadrazamlığı boyunca usta bir siyasetçi olarak öne çıkmış, birçok askeri ve siyasal başarının elde edilmesinde birinci derecede rol almıştır. 60 yıllık devlet hizmeti sırasında da hiçbir görevinden alınmamış, daima bir üst göreve atanmış olması da ayrı bir özelliğidir. • 1565-1566 Kanuni Direktörlüğünde • 1566-1574 II. Selim Direktörlüğünde • 1574-1579 III. Murad Direktörlüğünde Topkapı Spor Kaptanlığını başarıyla sürdürmüştür. 1579 Sokollu’nun bıçaklanması Sokullu Mehmed Paşa, 11 Ekim 1579 tarihinde Sofia Bellicui Baffo (*) tarafından tutulan ve derviş 14 kılığına girmiş bir yeniçeri tarafından bir ikindi divanı çıkışında kalbinden hançerlenerek suikasta uğradı. Saldırgan yakalanarak hemen oracıkta askerler tarafından parçalandı. Sokollu yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve ertesi gün 12 Ekim 1579’da hayatını kaybetti. (*)Sofia Bellicui Baffo; Sultan III. Murad’ın eşi ve Sultan III. Mehmet’in annesi Safiye Sultan’ın doğum adıdır. Kendisine hitap ediliş şekli “Safiye Valide Sultan” veya “Devletlu İsmetlu Melike Safiye Vâlide Sultân Aliyyetü’ş-Şân Hazretleri”dir. Suat Tülek 15 FİNN SINIFI Finn sınıfı İsveçli bir kano tasarımcısı olan Rickard Sarby tarafından 1952 Helsinki olimpiyatları için tasarlandı. O tarihten bu güne tüm olimpiyat oyunlarında yer alan tek hareketli salmalı tekne oldu. 1988’e dek açık sınıf olarak yapılan yarışlar, günümüzde yalnızca erkek sporcuların katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Teknenin gövdesi ilk tasarlandığından bu güne fazla değişmedi. Önceleri ahşaptan yapılan tekne günümüzde artık güçlendirilmiş GPR ile yapılmakta. 1994’de Devori firması tarafından yapılan gövdeler standart hale gelmiştir ve birçok üretici tarafından imal edilmektedir. Teknenin arması ise zamanla değişti. İlk başlarda kullanılan ahşap direk (ki telgraf direği olduğu söylenir) son derece sert idi. Giderek direk ve yelken ile ilgili gelişmeler ile arma değişti. 1970’lerde 16 artık alüminyum direk standart hale geldi. 1990’lardan sonra ise karbonfiber direkler ve kevlar yelkenler yaygınlaştı ve günümüzün standardı haline geldiler. Artık alüminyum direk ve kevlar dışı yelkenler daha ucuz oldukları için başlangıç düzeyinde ve antrenmanlarda kullanılmaktadır. Yarışlarda ise karbonfiber direk, kevlar yelken kullanılır. Kullanan yarışçılar sınıfın fizik ve taktik güç gerekliliğinin en üst düzeyde olduğunu vurgularlar. Tekne armasında büyük gelişmeler sağlayan ve 3 kez olimpiyat şampiyonu olan Paul Elvstrom “Diğer sınıflarda iyi ile çok iyinin hızı arasındaki fark fazla değildir. Finn sınıfında ise çok iyi olan kendisi ile diğerleri arasında ciddi fark yaratır.” diyerek sınıfın yarışçı ruhunu güzel vurgulamıştır. Tanju Aktuğ Deniz Esen Ekip Tam boy Su boyu Genişlik Su kesimi Gövde ağırlığı Direk yüksekliği Anayelken alanı Sınıf Sembolü 17 1 4.5 m 4.34 m 1.47 m 0.17 m 107 kg 6.66 m 10.6 m2 Bölüm 4 - Orsa Seyri Yeni başlayan bir yarışçı için kazanılması gereken en önemli beceri rüzgara karşı tırmanmadır. Bir kötü startı telafi edebilirsiniz ve yavaş bile olsanız iniş bacaklarında çok fazla yer kaybetmezsiniz. Eğer ruzgara karşı iyi değilseniz yarıştan kopabilirsiniz, çünkü yarıştaki yer çoğunlukla bu rotalarda kazanılır veya kaybedilir. Tekne Dengesi (trim) Düşünmeniz gereken ilk şey, siz bir tekne içindesiniz ve tekne suda yüzmektedir. Yelken yaparken yaptığınız her hareket su ve tekne arasındaki ilişkiyi etkiler ve bu ilişki çok önemlidir çünkü botu en fazla yavaşlatan şey sudur. Baş - Kıç Dengesi Gövdeyi etkileyen sürtünme kuvvetlerini fark etmek bazen zor olabilir, fakat bunları bulmak ve etkilerini azaltmak için bazı yollar vardır. Örneğin, yelken yaparken teknenin en arkasına kadar gidin ve kıçtan aşağıya doğru bakın. Teknenin arkasından oluşan pek çok girdap göreceksiniz. Ayrıca çırpınan su sesini de duyacaksınız. Bu ses, teknenin - suda güzel resimler yaparken harcadığı enerjisinin - sürtünme sesidir ve sizi yavaşlatmaktadır. Bu çözülmesi kolay bir problemdir, suyun arkadan düzgün aktığını görene kadar ileri gidin. Bu, tekne kıçının suya batması nedeniyle oluşacak direnci azaltacaktır. Su tekneden düzgün ve güzel bir şekilde ayrılacak ve eskisi gibi gürültü yapmayacaktır. Yan yatma Tekneyi Düz Tutun Rüzgara karşı giderken en önemli kural tekneyi mümkün olduğunca düz tutmaktır. Bu tekneye çok önemli etkiler yapar. Neden? İlk olarak, tekne tam olarak düz olduğunda salma suda en derin noktaya iner. Şekil 17 Salmanın sudaki derinliğini en üst düzeye çıkarmak, salmanın görevini en iyi şekilde yapmasını sağlar. Eğer rüzgara karşı giderken yana kayıyorsanız, diğerlerine göre yarıştaki yerinizi kaybediyorsunuz demektir. Bir deneme olarak rüzgara karşı giderken tekneyi bir miktar yana yatırın. Teknenin yeterince orsalayamadığını fark edeceksiniz, daha çok kayacağınız için hediye olarak kıyıdaki güzel manzarayı da seyredebilirsiniz. 18 İkinci olarak, Tekne yan yattığında gövde tekneyi bir tarafa çevirmeye çalışan dümen gibi davranacaktır. Düz bir hat üstünde seyredebilmek için dümeni diğer tarafa basmak zorunda kalacaksınız. Bu durumda da tekne kıçında pek çok istenmeyen girdaplar oluştuğunu göreceksiniz. Tüm girdaplar gibi bunlar da enerji harcayacaklar, bu enerjiyi rotada hızlı gitmek için harcamak daha iyi olacak. TEKNEYİ DÜZ TUTUN. Nasıl? Burası belki de yeni şeyler öğreneceğiniz kısım. Rüzgar teknenize vurduğunda eğer ekibe trapeze çıkın diye bağırıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Yelkenleri laçkalamanız gerekiyor hatta bazen tamamen boşlamanız bile gerekebilir. Tekne yatarsa tek suçlanması gereken kişi takım kaptanıdır (Skipper). Şöyle düşünün: ekibin görevi ana yelkeni tam güçte tutmaktır, tekneyi yerinde tutmak değildir; bu takım kaptanının görevidir. Olması gereken şudur: 1. rüzgar yelkene vurur 2.skipper tekneyi düz tutacak kadar açar 3. skipper, yelkene bakarak, yelken ayarları konusunda kararını verir, ekibe istediği ayarı bildirir. Bir not daha: yukarıdaki adımlardan 1. ve 2. arasında tekne yatacaktır - bu size işarettir. Bunların sadece sizin hissedebileceğiniz kadar akıcı ve düzgün gerçekleşmesini sağlayacak kadar hızlı olmayı öğrenin. Hatta ekibiniz hareketi hemen hemen hiç hissetmemeli. Bu sizin hedefinizdir ve inanın abartmıyorum. Düşük Havalar İçin Bir Not Çok düşük havalarda rüzgara doğru gidebilmek hala çok önemlidir fakat ana hedef sürat olmalıdır. Bu nedenle, rüzgar çok az olduğunda yelkeni açık tutacak kadar enerjisi yok tur; yerçekimini kullanmalısınız. Yelkeni açık tutacak kadar tekneyi rüzgar altına yatırın. Böylelikle bir sonraki rüzgar geldiğinde, enerjisini yelkeni açmaya çalışmak yerine tekneyi yürütmek için kullanacaktır. Ayrıca yelken belirli bir şekil almamış olduğundan nasıl bir ruzgar akımı gelirse gelsin yelkeni doldurarak ayrılacaktır. Bu durumda tekne fazla orsalamayacaktır bu yüzden fazla kasmayın. Yelkenin en az kıç köşesine kadar gelmesine izin verin ve teknenin sabit kalmasına çok dikkat edin. Yelkenin durumunu bozmayacak şekilde tüm hareketleriniz yavaş ve kolayına olmalı ki yelken rüzgarı yakalayabilsin. Amaç tekneyi hareket eder durumda tutmaktır. Eğer durursanız öldünüz. Teknik: “ Sağnak geldiğinde teknenin yatmasına izin versem sonra tekneyi trapezle düzeltsem böylece tüm enerjiyi kullansam olmaz mı?” OLMAZ! Rüzgar size çarptığında trapezle tekneyi düzeltebileceğinizi bilseniz de yelkeni biraz gevşetmek çok daha iyidir. Bunun iki nedeni vardır: Bir, sağnak çarptığında ve tekneyi yatırdığında gitmek istediğiniz yöne değil yana doğru itileceksiniz. Eğer yelkenlerde çok fazla güç varsa, önünüzdeki şamandıra yönündeki hızınız açısından bir kısmının yitirilmesine izin vermek daha iyidir. İki, rüzgar çarpınca, gerçek rüzgarın yenilemesi ile izafi rüzgar geriye kayacaktır. Yani teknenizi yatıran her sağnak sizi yana kaydırır. Sonuçta yelken yerinde tutulur ise fazla kasılmış durumda kalır. Rüzgar ile oluşturduğu tüneli yitirirsiniz, bu nedenle gevşetin. 19 BULMACA 1 2 3 4 5 8 6 9 12 10 14 15 22 11 13 16 19 20 23 17 18 21 24 25 27 28 31 29 26 30 32 33 34 35 36 37 38 39 43 40 44 45 47 50 7 52 56 57 61 49 53 54 58 62 59 60 64 68 70 65 69 71 72 74 75 76 78 81 55 63 67 42 46 48 51 66 41 77 79 82 73 80 83 84 87 85 86 88 89 92 93 90 91 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 110 114 108 109 111 112 113 115 EclipseCrossword.com 20 Yukarıdan Aşağıya 1. Dünya sağlık örgütü 2. Bir kürk hayvanı 4. Kanuni Sultan Süleyman’ın son başbakanı 5. Bir ilimiz 6. Bir tahıl zararlısı 7.Teknesyum 8. Denizcilikten sorumlu bakan 10. Banyoda kullanılır 11.Fasıla 14. Başlık, külah 17.Fikir 21. Asker ve memurlara verilen yıllık geliri 20.000 ile 100.000 akçe arasında olan askeri dirlikler 23.Saf 26. Steinbeck’in bir öyküsü 28. Teknede sabit donanım 29. Padişahın hizmetlerine ayrılmış kişi veya topluluk 30. Güney Amerika’da bulunan sıradağ 31. Müslüman olmayan tebaadan can ve mal güvenliği sağlamak amacıyla alınan vergi 35. Çıplak resim 36. Yerine getirme 37. Teknenin geri tarafı 38. Bir kişinin maiyetinde ve onun emirleriyle çalışan, güvenilir memur, kahya 40. Fin hamamı 42. Osmanlı denizcisi, bazen de korsan 44. Mitolojik bir enstrüman 45. Japon para birimi 47. Ticaret ve sanat ile uğraşma yetkisi ve bu yetkiye sahip esnaf 51. Uluslararası para fonu 52.Deniz 54. Peru’nun başkenti 57.Mangan 60. Hollanda’nın plaka işareti 63. Bir mevsim 65. Asker ve memurlara verilen yıllık geliri 20.000 akçeye kadar olan askeri dirlikler 67. Kemiklerin yuvarlak ucu 69.Uzak 70. Duman kiri 71. Kuzu sesi 72.Soy 74.Kayak 76. Eski dilde ayak 77. Maliye bakanı 78. Otomobil yarışlarında benzin alınan yer 80. Bir haber ajansı 81. 1547’de Piri Reis’in komutanlığına atandığı deniz 82. Konuşma olmadan oynanan tiyatro eseri 83. Kahraman, yiğit 84. Piri Reis’in fetih edemediği kale 85.Üstün 88. Bugünkü Romanya’nın batı kısmını teşkil eden bölgenin eski adı 89. Olumsuz bir önek 91. Bir ilimiz 93. Yarı insan yarı keçi olan tanrı 98. Bir haber ajansı 100. Denizin çekilmesi 103. Karsta bir ören yeri 104. Savaş tanrısı 108. İnce uzun yarış kayığı 109. Bir göl 110. Müzikte sus işareti 111. Sanzatu (briçte) 112. Müzikte bir nota 21 Soldan Sağa 3. ABD (İngilizce) 6. Bebeklerin başlıca besini 8. Bir ilimiz 9. Kar adamı 12. Yaprakları yenilebilen bir bitki 13. bir bağlaç 14. Saray dışında devletin işlerini yürütmekle görevli yük ek dereceli görevlilere verilen ad 15. Tavlada bir 16. Müzikte bir nota 18. Ana proteinli besin 19. Borsada hisse birimi 20. Müzikte bir nota 21.Çinko 22. Bir meyve 24. Bir renk 25. Bir meyve 27. Bir ülke 29. Demir veya tunçtan dökülmüş, içi boş ve yuvarlak, gülle atmaya bir çeşit top 31. Amerikan gizli servisi 32.Türkü 33. Japon lirik dramı 34. Alkollü bir içecek 36.İşaret 39. Osmanlı döneminde deniz subay ve erlerine verilen ad 41. Bir renk 43. Bir Yılmaz Güney filmi 46. Bir ilimiz 47. Japonya’da oynanan bir tür satranç 48. Bir bağlaç 49. Mısır valilerine verilen unvan 50. Osmanlı amirali 53. At ayakkabısı 55. Tavlada iki 56. Devlet güvenlik mahkemesi 58. Nazım Hikmet’in soyadı 59. Yapma etme 61. Müzikte bir nota 62. Nefesli bir enstrüman 64. Bir şirket kısaltması 66. Satrançta bir hamle 68. Devlete ait bir mülkün belirli bir süre için kiralanması 70. Bir ilimiz 73. Müzikte bir nota 75. Dört yanı denizle çevrili kara parçası 78. Briçte maça 79. Bayrak taşıyanlar hakkında kullanılan bir tabir 82. Denizde sık kullanılan uzunluk birimi 84. Değerli kumaş veya kürkten yapılmış kaftan 86. Bir meyve 87. Osmanlılarca Avusturya’ya ve halkına verilen ad 90. Bir meyve 92.Ateş 93. Sabit bir sayı 94. Bir ilimiz 95. Yarım arşın uzunluğunda ölçü birimi 96. Tavlada üç 97. Divan-ı hümayun sekreteri 99. Eski dilde su 100. Klorun simgesi 101. Mısırın güneş tanrısı 102. Geminin üzerinde gittiği çizgi 105. Muzikte bir nota 106. Güney Afrika Cum plaka işareti 107.ilave 109. Hırvatistanın para birimi 113. Nazi hücum kıtası 114. Osmanlı Devleti’nde dışişleri ve yazışma ile ilgili görevlilerin amiri 115.Gelecek Dünya Yelkenciliğinin Sadun Boro’su Joshua Slocum Ülkemizdeki tüm amatör yelkencilerin esin kaynaklarından en önemlisi Sadun Boro’dur. 1960’larda kendi dizaynları Kısmet teknesi ile dünya turu gerçekleştiren Boro çifti gazetelerde yer alan anıları ve sonradan bu anıları toplu hale getiren kitapları ile herkeste denize ve yelkene ilgi uyandırdılar. Bir çok yüreğe “yelkenle dünya turu” ateşi düşürdüler. Sadun Boro Türkiye için bir ilki gerçekleştirmişti, peki dünya için o ilk kimdi? Joshua Slocum yelkenli bir tekne ile tek başına dünya turu gerçekleştiren ilk denizcidir ve bu deneyimini 1900 yılında yayınlanan “Sailing Alone Around the World” adlı kitabı ile tüm denizciler ile paylaşmıştır. Slocum’un yolculuğu ve kitabı dünya amatör yelkencileri için önemli bir esin ve bilgi kaynağı olmuştur. O tarihten sonra benzer bir yolculuğa çıkacak denizciler için öncelikli başvuru kitabı olmuştur. Slocum 20 Şubat 1844’te Kanada’da Nova Scotia’da dünyaya geldi. Ailesinin 11 çocuğundan 5.si idi. Çocukluğundan başlayarak denize eğilimi sonucunda 14 yaşında evinden kaçarak bir balıkçı teknesinde ahçı yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Slocum kısa süreli bu kaçamaktan sonra 1860’da 16 yaşında iken açık denizlerde çalışan bir yelkenli gemiye denizci olarak girdi ve gerçek yelkencilik kariyerine başladı. Dünyanın bir çok limanına yapılan seyirlere katıldı. Bu arada kendini geliştirmeyi de ihmal etmedi ve daha 18 yaşında İngiltere’den ikinci zabitlik ehliyetini aldı. Kaptanlığa geçişi ile ilgili olarak “Ben kamara camları arkasında başlayarak değil, geminin bastonunun üzerinden başlayarak kaptan köşküne yükseldim” sözlerini kullanır. Kaptanlığa yükseldikten sonra da kömür ve tahıl taşıyan yelkenlilerde görev yaptı. 1865’de Amerikan vatandaşı olarak San Fransisko’ya yerleşti. Önceleri balıkçı tekneleri ve kıyı seyri yapan ticari gemilerde kaptanlık yaptı ise de 1869’dan sonra yeniden uzun yol yelkenlilerinde kaptanlığa döndü. 1889’a dek başlarda başkalarının gemilerinde çalışırken, sonradan ortağı olduğu veya sahibi olduğu gemilerde uzun yol kaptanlığı yaptı. Slocum aile yaşamı ile denizciliği birlikte yürütmüştü. 1870’de çalıştığı gemi ile bir ay kaldığı Sidney’de Virginia Albertina Walker ile tanışmış ve evlenmişti. 13 yıl gemilerde beraber olmuşlar ve tümü denizde veya yabancı limanlarda doğan yedi çocukları olmuştur. Çocukların ancak dördü yetişkin yaşlarına ulaşabilmişlerdir. Virginia 1884’de Buenos Aires limanında hastalanarak vefat etti. Amerike’ya dönüşü Slocum birinci zabitliğini yapan en büyük oğlu dışındaki çocuklarını kardeşine bıraktı. İki yıl sonra ise 22 kuzeni Henrietta ile evlendi. Denizdeki ilk haftaları bir tayfun ile “renklenen” Henrietta korsan saldırıları, çeşitli salgın hastalıklar için aylar süren karantinalar, eşinin bir saldırganı öldürmesi sonucu uzun süren yargılanması gibi diğer denizci sorunları sonucu olsa gerek deniz yaşamını sevemez. 1887’de son gemisi brezilya’da batar. Bu gemi enkazını ve yerel malzemeleri ile 11m boyunda Liberdade adını verdiği bir yelkenli imal eder. Bu yelkenli ile 55 günde 5510 mil yaparak Amerika’ya dönerler ve 1889’da Boston’a ulaşırlar. 1870’lerin sonunda San Francisco Bee gazetesine aralıklı makaleler yazarak yazarlığını geliştiren Slocum, 1890’da bu yolculuklarını anlatan “Liberdade’in Yolculuğu” adını verdiği kitabını yayınlar. Terk edilmiş bir balıkçı teknesini beğenen Slocum 1893, 1894 yıllarında bu tekneyi onarır ve yeniler. Spray adını verdiği 11,2m boyundaki tekne Latin armalı bir sloptur. Seyahati sırasında Spray’e ikinci bir direk ekleyerek yavl biçimine dönüştürür. Bu tekne ile 24 Nisan 1895’de tek başına denize açılarak önce doğduğu yer olan Nova Scotia’ya yönelir. Akraba ziyaretleri sonrası 3 Temmuz’da dünya turuna başlar. Üç yıl sonra 46 000 mil yol yaptıktan sonra dünya turunu tamamlamış olarak Amerika’ya döner. 27 Haziran 1898’de gerçekleşen bu dönüş İspanyol-Amerikan savaşı ile meşgul basında ses getirmez. Ancak ağustos ayında savaşın bitmesi ile bir çok Amerikan gazetesinde bu büyük macerayı anlatan makaleler çıkmaya başlar. Bu macera önce The Century Magazine dergisinde tefrika edilir ve 1899’da “Sailing Alone Around the World” yayınlanır. Macera ve kitap büyük ilgi toplar. Slocum İngilizce konuşulan ülkelerde davetli olarak bir çok konuşma yapar. Kitabı ve seri konuşmalarından kazandığı para ile bir çiftlik alır. Ancak karaya pek alışamayarak daha uzun süreler teknesinde yaşamaya döner. Çeşitli limanları ziyaret ederek kitabını satmaya, konferanslar vermeye devam eder. Geliri azalınca başka bir kitaba dönüşecek bir yolculuk amacı ile 1909’da Güney Amerika’ya doğru yelken açar. Ancak kendisinden bir daha haber alınamaz ve 1924’de resmen ölü ilan edilir. Slocum’un dünya turunun dikkat çekici yönlerinden birisi kronometre ile modern yer saptama yöntemleri yerine eski bir yöntem olan basit kurşun saati ile günde bir kez güneşten rasat yaparak turunu tamamlamasıdır. Kendisinin de öğündüğü diğer ilginç bir yön ise teknesinin uzun salması ve boyuna göre uzun olan yelken boyu sonucu dümen tutmadan yol alabilmesi idi. En fazla dümen bağlanarak, uzun mesafelere dümen ile uğraşılmadan seyir yapılabiliyordu. Kendisi kitabında Pasifik Okyanusu’nda 2 000 mil boyunca dümene dokunmadan seyir yaptığını yazmıştı. Kitabın yayın haklarının zamanının dolması ile internette kitabın çeşitli sürümleri, başta Amazon tarafından, ücretsiz olarak yayınlanmaya başlamıştır. Yayınından bir asır sonra kitap Naviga Yayınları’nca dilimize de kazandırılmıştır. Hülya Leight’in çevirisi ve Sadun Boro’nun önsözü ile 113 yaşına karşın çok genç bir kitap olduğu söylenebilir. “İlk Defa Tek Başına –Yelkenle Dünya Turu” adı ile yayınlanan kitabın önsözünden Sadun Boro üstadın sözleri ile bitirelim : “Aramıza gelişi yüzyılı geçmiş de olsa hoş geldin koca Kaptan Joshua Slocum, hoş geldin evimize, teknemize.” Tanju Aktuğ 23 Dost Ne Zaman Belli Olur? “Dost yolda belli olur” der eskiler. Engin deniz yolculukları dostların, dostlukların sınandığı gerçek sınavlardır. Söylentiye göre iki kişi olarak dünya turu tamamlayan yelkencilerin tümü birbirlerine sevgi ile bağlı çiftlermiş, turu tamamlayabilen aynı cinsten iki kişi yokmuş… Uzun deniz yolculuklarında dar alanda yaşama, uzun süre birlikte olma, yaşamın her yönünü paylaşma gibi yaşam güçlükleri öncü sınayıcılar olu verir. Ek olarak tekne ve sürekli seyrin güçlükleri eklenir. Sürekli tutulması gereken dümen, ayarlanacak yelkenler, gözlenecek çevredeki gemiler, rotadaki tehlikeler birlikte göğüslenecek zorluklardır. Çıkan arızalar, kötü hava koşulları, sürekli salınan tekne işin tuzu biberi olarak ekleniverir. Zaten deniz koşulları yaşamı yeterince güçleştirirken, bir de seyri sürdürmenin gerekleri herkesi zorlamaya başlar. Artık “dostluk” kendini göstereceği gerçek bir mihenk taşına çalınmaktadır. Modern yaşamda da, sanki denizde uzun bir seyirdeymiş gibi, dostlukları sınayan “seyirler” olabilir. İki kişinin her konuda aynı biçimde düşünmesi ve olaylara yaklaşması olanaksızdır. Modern yaşamın getirdiği sorunlar çeşitlenir ve bu çeşitlilik arasında aynı biçimde düşünme, davranma olasılığı da azalmaya başlar. Hele uyuşmazlık doğduğunda, taraflar minik bile olsa bir mücadele içine girdiğinde “zorlu seyir” başlamış demektir. İyi günde olduğu gibi kötü günde de karşılıklı doğru davranma, görüşler farklı olsa da bunları uygun bir dille paylaşabilme sorunlar ile baş etmenin, dostlukları sürdürmenin ilk adımlarıdır herhalde. Sivil toplumda seçimler genellikle “en zorlu seyirlerden” birisini oluştururlar. Aynı gemide yer alan kişiler farklı yaklaşımları sonucu değişik noktalarda yer alıp, geminin yönetimi konusundaki görüşlerini sıralayarak karşı karşıya gelirler. Bu dönemlerde açık olmak, durduğu noktayı saklamamak doğru davranışların birincisidir. Bir süre sonra açığa çıkacak “farklı duruşu” gizleyerek, bir takım derelerden su getirmek ise güveni, dostluğun temelini sarsan öncelikle kaçınılması gereken davranıştır. Seçimlerde sık sorun yaratan bir diğer davranış ise “desteğim sana, oyum kesin” yaklaşımıdır. Bu sözlerin arkasından sözü edilen “desteği” bilemem ama oy gelmeyince karşı tarafın güven duygusu yerlere vurur. Yıllar önce bir seçimde destek isteyen adaya “şu nedenlerle size oy vermeyeceğim” dediğimde bana çok bozulmuştu. “Oy kullanacak diğer 10 kişi de bana oy verecek, sen vermesen ne olur. Zaten nezaketen gelmiştim.” diye başlayarak kızgınlığını ve ileride “yapacaklarını” açıkça belirtmişti. Ancak seçim sonuçlandığında ancak iki oy almıştı. Oy vereceğini söyleyenlerin birçoğunun yalnızca “durumu idare için” konuştuklarını anlayınca, gelip “Söylediklerim için özür dilerim. Gerçek dostum senmişsin aslında.” demişti. Kötü hava koşulları veya bir seçimin getirdiği mücadele, dar alanda sürekli birlikte olma veya önemli olduğunu düşündüğü konularda ayrı düşme fark etmeden dostlukları, arkadaşlıkları sınayabilir. Yapmamız gereken durumumuzu açık olarak paylaşıp, değiştiremeyeceğimiz şeyler için birbirimizi hoş görebileceğimiz doğru çizgimizi paylaşmamızdır. Bunca söz edene dek Martin Luther King ‘in tanınmış sözünü anmamız belki de yeterliydi: “Bir insanı değerlendirmenin en iyi yolu, konforlu ve mantıklı bir ortamda nasıl davrandığına değil, mücadele ve uyuşmazlık durumunda nasıl bir duruş sergilediğine bakmaktır.” Tanju Aktuğ 24 milyonlarca insana ulaşmış, kalite belgesi ile standartlarını onaylatmış olmanın haklı gururunu yaşayan bir firmayız. ISO 9001 Te k n i k v e A l t y a p ı Ses ve ışık sistemi Görüntü Sistemleri Konstrüksiyon Sistemleri Özel Show ve Gösteri Ekipmanları R e k l a m v e Ta s a r ı m Grafik Tasarım Kurumsal Kimlik Uygulamaları Web Tasarımı Organizasyon Resmi Törenler Açılış / Kapanış Organizasyonları Konserler, Festivaller Spor / Fuar Organizasyonları Prodüksiyon Medya İlişkileri Film ve Müzik Prodüksiyonları Stüdyo Kayıt K o n g r e v e To p l a n t ı Uluslararası Kongre Organizasyonları Eğitim Toplantıları Bayii Toplantıları Teşvik Gezileri Lansman Toplantıları Merkez: Erciyes İşyerleri Sitesi 2. Cad. No:19 Macunköy / Ankara / Turkey t: +90 (312) 397 56 66 f: +90 (312) 397 58 88 Şube: Barbaros Mah. Uphill Court Residence A Blok D: 106 Ataşehir / İstanbul / Turkey t: +90 (216) 688 46 41 (pbx) f: +90 (216) 688 46 42 Ankara Yelken Kulübü Sancak Mah. 555 cadde No: 1/8 Çankaya / ANKARA 39° 52.010' N - 32° 52.144' E T: 312 495 36 56 F: 312 438 28 83 w w w. o r g a n i z e r. c o m . t r Biz, yaptığı organizasyonlarla
Benzer belgeler
2 - Ankara Yelken Kulübü
BOZKIR YELKENCİLERİ
Ankara Yelken Kulübü
Üyeleri için haberleşme forumudur.
üç ayda bir elektronik ortamda
yayınlanır. Para ile satılmaz.
Sahibi
6 - Ankara Yelken Kulübü
BOZKIR YELKENCİLERİ
Ankara Yelken Kulübü
Üyeleri için haberleşme forumudur.
üç ayda bir elektronik ortamda
yayınlanır. Para ile satılmaz.
Sahibi