Melih Gökçek`e suç duyurusu
Transkript
Melih Gökçek`e suç duyurusu
35 YKR YIL:3 SAYI:660 3 HAZÝRAN 2008 SALI Melih Gökçek’e suç duyurusu suç duyurusunda bulunduktan sonra yapýlmýþ planlama çalýþmalarýna Ankara Adliyesi önünde basýn uyulmamýþ olmasý nedeniyle açýklamasý yaptý. Çakar, Devlet Su Ankara’nýn 2006 yýlýndan itibaren su Ýþleri Genel Müdürlüðünün (DSÝ) 1996 yönetim ve iþletme planýnýn yýlýnda hazýrladýðý Gerede Suyu bozulduðunu dile getiren Çakar, Projesinin, kentin 2027 yýlýna kadar su uzmanlarýn en az 5 yýl boyunca da ihtiyacýný karþýlayacak ölçekte planda düzelme olanaðý bulunmadýðýný olduðunu ve maliyetinin de 240 milyon ifade ettiklerini söyledi. dolar düzeyinde bulunduðunu söyledi. ANKARA - Tüketici Haklarý Derneði, Ankara Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih Gökçek ve ASKÝ Genel Müdürlüðü yetkilileri hakkýnda Bu ihmal nedeniyle Ankara’ya Belediyesi ve ASKÝ’nin, bu proje yaklaþýk 1 yýldan beri normal seviyenin dolar harcayarak, saðlýklý olmayan görevlerini kötüye kullandýklarý iddiasýyla suç duyurusunda bulundu. Tüketici Haklarý Derneði (THD) Baþkaný Turhan Çakar, dernek adýna Kýzýlýrmak suyunu Ankara’ya çok altýnda kot altý suyu verildiðini, kot altý suyunun 24 saat aralýksýz çalýþan pompalarla temin edildiðini ve bunun için de büyük ölçüde enerji harcanarak getirdiklerini savundu. Ankara Büyükþehir Belediyesinin ihmali ve uzman kuruluþlar tarafýndan Kanser 20 derecede dondurulup yok edildi Dünyanýn en pahalý suyu Çakar, Ankara Büyükþehir yerine bugüne kadar en az 700 milyon BEKTAÞ ECZANESÝ Ecz. Tel: 441 31 39 Ev Tel: 441 30 39 suyun maliyetine yansýtýldýðýný kaydeden Çakar, þöyle dedi: 7’DE Aþure Daðýtýldý, Piknik Yapýldý piknik alanýnda gerçekleþtirilen "Aþure Mehmet Ali Yazýcý Günü ve Piknik" etkinliðine güneþli [email protected] güzel bir bahar sabahýnda Hacýbektaþ Dr. Peter Littrip ilerlemiþ, hatta yayýlmýþ baþka tedavi þansý bulunmayan kanser tümörlerini iðneyle içlerine girerek eksi 20 derecede dondurup küçültüyor. Dr. Littrip'in geliþtirdiði tedavi þimdi ABD'de 100 merkezde uygulanmaya baþlandý.. 7’DE Kýrklareli'nde 'Elvada Rumeli' rüzgarý halkýnýn yoðun ilgisi ve katýlýmý vardý. Din mi? Bilim mi? Etkinliðe Hacýbektaþ Eðitim ve Muhafazakâr ve dinci çevrelerin, kendilerinin hoþlarýna gitmeyen ve beðenmedikleri düþüncelere karþý verdikleri refleks hep aynýdýr; ya zorla susturmaya çalýþýrlar(Sývas’ta olduðu gibi) ya da “ideolojik sapkýnlýk” derler(Evrim Teorisine dedikleri gibi). Ýdeoloji onlara göre sapkýn, bozguncu fikirler taþýr ve uzak durulmasý gerekir. Ýdeolojilerin yanlýþ bilinç olduðunu savunurlar. Ýþin esasý þudur; bilimsel ideolojiler yanlýþ bilinç deðildir, resmi ideolojiler yanlýþ bilinçtir. Dinler de resmi ideolojiler kapsamýnda deðerlendirilebilir. Sanki dinleri ve dinsel düþünceleri savunanlar ideolojik davranmýyorlarmýþ gibi çok rahat bir þekilde saldýrýya geçerler. Bir söz Tanrý’nýn sözü olunca ideolojik olamaz mý? 2’DE Kültür Derneðinin yaný sýra Ankara Hacýbektaþ Eðitim ve Kültür Derneði CUMOK üyeleride (Cumhuriyet ve Hacýbektaþ Belediyesi iþbirliði ile her Gazetesi Okurlarý) katýldý. Ankara'dan yýl düzenlenen "Aþure Günü ve Piknik" Dört otobüs ve özel araçlarla gelen 1Haziran 2008 Pazar günü Hacýbektaþ HEKDER ve ANKARA CUMOK Dedebað'ýnda gerçekleþtirildi. üyeleri, öðleden önce Beþtaþlar ve 1 Haziran 2008 Pazar günü Dedebað Çilehane'yi gezdiler. 3’DE Ayþe Hür ATV'nin sevilen dizi filmi 'Elveda Rumeli' oyuncularý, Kýrklareli'nde düzenlenen Karagöz ve Kakava Kültür Þenlikleri'nde büyük ilgiyle karþýlaþtý. Oyuncular senaryoyla ilgili sorularý 6’DA Afyonkarahisar Belediyesi Þehir Tiyatrosu 7 Haziran’da Nevþehir’de [email protected] Taþnak arþivini býrak, Osmanlý arþivine bak...(2) Afyonkarahisar Belediyesi Þehir Tiyatrosu sanatçýlarý, Ray Cooney ’in yazdýðý 2 perdelik Basýna ve Kamuoyuna 1 Haziran Barýþ Mitingi çözümde ilk durak olsun. Türkiye Barýþ Meclisinin çaðrýsýyla1Haziran 2008 Pazar günü Ýstanbul Kadýköy Meydanýnda düzenlenen miting barýþ için ilk durak olsun. Kürt sorununun geldiði aþamada yeni acýlar yaþamamak, Kürt sorununun içinde barýndýrdýðý gerilimler nedeniyle içte toplumsal çatýþmanýn, dýþta bölgesel bir savaþýn oluþmasýný engelleyebilmek için barýþ için sesimizi yükseltmeliyiz. 7’DE Küdüs arþivi Bir diðer önemli kaynak Kudüs Patrikhane Arþivi’dir. Bu arþivin özelliði, yukarýda sözünü ettiðimiz Tedkik-i Seyyiat Komisyonu’nun bugün kayýp olan bazý belgelerinin kopyalarýný ihtiva etmesidir. Bu kopyalar, o yýllarda Divan-ý Harb-i Örfilerde çalýþan bazý Ermeni memurlar tarafýndan mahkeme dosyalarýndan gizlice elle kopyalanmýþtýr. Ancak arþiv araþtýrmacýlara açýk deðildir. Bu arþivin araþtýrmacýlara kapalý tutulmasý son derece yanlýþtýr. Taþnak arþivi Halaçoðlu’nun 20 milyon dolarlýk þovunun konusu olan Boston’daki Taþnak arþivi ise, Türk tarafýna göre kapalý, Ermeni tarafýna göre açýk. Gerçek durumu ancak bu arþivlerde çalýþmak üzere eyleme geçen araþtýrmacýlar söyleyebilir. 4’DE Karmakarýþýk isimli oyunu, 7 Haziran 2008 Cumartesi günü Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde sahneleyecek. Afyonkarahisar Belediyesi Þehir Tiyatrosu Ali Çakalgöz ’ün yönettiði Karmakarýþýk isimli 2 perdelik komedi de, Barýþ Doðan,Butlan Örenkaya,Arda Tiryaki,Duygu Özer,Kersan Kýnýklý,Alper Öztürk,Ömer Kalkan,Ahat Özge Ecik,Emel Kaya ve Ceren Uzunay rol alýyor. 6’DA 2 3 Haziran 2008 Salý KEY'de ödeme Temmuz'da isimlerinin tespit edilmesine iliþkin çalýþmalar tamamlanarak, Emlak Tasfiye Fonu’na KEY Hak sahiplerine ödenecek tutarlarýn hesaplanmasý için üç aylýk süre verildi. Söz konusu üç aylýk süre de 31 Mayýs’ta doldu. Mehmet Ali Yazýcý [email protected] Din mi? Bilim mi? Muhafazakâr ve dinci çevrelerin, kendilerinin hoþlarýna gitmeyen ve beðenmedikleri düþüncelere karþý verdikleri refleks hep aynýdýr; ya zorla susturmaya çalýþýrlar(Sývas’ta olduðu gibi) ya da “ideolojik sapkýnlýk” derler(Evrim Teorisine dedikleri gibi). Ýdeoloji onlara göre sapkýn, bozguncu fikirler taþýr ve uzak durulmasý gerekir. Ýdeolojilerin yanlýþ bilinç olduðunu savunurlar. Ýþin esasý þudur; bilimsel ideolojiler yanlýþ bilinç deðildir, resmi ideolojiler yanlýþ bilinçtir. Dinler de resmi ideolojiler kapsamýnda deðerlendirilebilir. Sanki dinleri ve dinsel düþünceleri savunanlar ideolojik davranmýyorlarmýþ gibi çok rahat bir þekilde saldýrýya geçerler. Bir söz Tanrý’nýn sözü olunca ideolojik olamaz mý? Tarihte bilim ile din arasýnda ki iliþkiler hep sorunlu olmuþtur. Din, bilimsel düþüncenin ve geliþmelerin önüne geçmek istemiþ, engellemeyi baþaramayýnca da somut cezalar önermiþtir. Örneðin, Orta Çað Avrupa’sýnda Engizisyon Mahkemeleri, esasta, dinsel düþünceye darbe vuran ve dini gerileten bilim düþüncesini yargýlamak ve cezalandýrmak için kurulmuþlardý. Amaç, pozitif bilimlerde ki dinamik geliþmeyi engellemekti. Orta Çað karanlýðýna karþý geliþen Aydýnlanma, bilimin ve bilimsel düþüncenin özelde Hýristiyanlýða, genelde ise tüm dinlere ve dinsel düþüncelere karþý aklýn ve bilimin zaferidir. Bilimsel geliþmeler karþýsýnda Hýristiyanlýk havlu atmasýna raðmen, günümüzde yine de, örneðin genetik mühendisliðinin çalýþmalarýný engellemek için Kilise, elinden geleni yapmaktadýr. bir kavramsal yapýnýn oluþmasýný saðlar ve eskiden kopuþ daha kolay olur. Bu düzey yoksa, o toplumda ne bilimsel düþünce ne de bilimsel geliþme olabilir. Bugün Ýslamiyet’in geçerli olduðu toplumlarýn en önemli handikabý budur. Ýslâm’ýn düþünce sistematiði, insanlarýn zihinlerini dumura uðratmýþ, soru sordurmaz, sorgulatmaz ve yargýlatmaz hale getirmiþtir. Onlarýn zihinsel dünyalarýnda tek bir gerçek vardýr; dinin emrettiði þekilde yaþamak ve din için savaþmak. Bilim, her türlü keyfi irade ve yaptýrýmdan baðýmsýz, kendi yasalarýnýn olduðu kabulünü gerektirir. Bu yasa ve ilkeler çerçevesinde hareket eder. Dinsel düþünce ise insana dogmatikliði, kutsal kitabýn söylediklerine baðlýlýðý emreder. Kutsal kitaplarýn söyledikleri asla tartýþýlamaz ve deðiþtirilemez. Bu katý yaklaþým, Ýslamiyet’te daha da keskin bir þekilde kendini gösterir. Dünya deðiþir ama ayet ve hadisler asla deðiþmez, ancak yorumlanabilirler. Bir þeyi az da olsa deðiþtirmeden geliþtirmek bilimsel olarak mümkün deðildir. Ýslâmcý çevreler, Kuran’ýn deðiþmeden bugünlere gelmiþ olmasýný çok büyük marifetmiþ gibi söylerler ve dinlerinin saðlamlýðýna kanýt olarak gösterirler. Ýslâm ise çeþitli yorumlara sýðýnarak direnmektedir. Artýk þu kabul edilmelidir ki, dinler ve onlara yön veren kutsal kitaplarda yazýlanlar bugün insanlýðýn sorunlarýna hiçbir çözüm üretemez. Dinlerde önemli bir yan oluþturan ahlâksal öðütlerin de bir önemi kalmamýþtýr. Kapitalizm(sermaye) kendi ahlâkýný daha doðrusu kendi ahlâksýzlýðýný oluþturmuþ, dinsel temalar üzerinden hareket edenler bile bu ahlâksýzlýðý yaþamlarýnýn temeline oturtmuþlardýr. Marx, mealen, dirilerden çektiðimizden daha fazlasýný ölülerden çekmekteyiz der. Atalarýmýzýn ilk baþlarda metafizik düþünce biçimleriyle hareket ederek ruhlarýn varlýðýna inanmalarý ve Animizm inancýný ortaya çýkarmalarý, doða karþýsýndaki çaresizliklerinin sonucu olmuþtur. Þamanizm, totemizm vb. gibi inançlar ve giderek, sýnýflý toplumlarda ortaya çýkan tek Tanrýlý büyük dinler, hep bu çaresizliðin ürünüdür. Yani, “Tanrýlar insanlardaki ussal þaþkýnlýðýn nedeni deðil, sonucu” olarak ortaya çýkmýþlardýr. Tanrý’yý insan yaratmýþtýr ve daha sonra da kendi yarattýðý þeye kölece inanmaya baþlamýþtýr. Aynen, para-insan iliþkisinde olduðu gibi. Ýnsan, kendi icat ettiði paranýn esiridir þimdilerde. Bilimin dinle iliþkisi hep sorunlu olmuþken, bilim ideoloji iliþkisi saðlýklý bir þekilde kurulmuþtur. Bilimin ideolojiyle iliþkisi kuramsal düzeyde, bir baþka deyiþle teori aracýlýðýyla olur. Teori ise bilindiði gibi, kavram ve kategorilerle yapýlýr. Bilim dili, içinde geliþtiði toplumsal, siyasal ve ekonomik yapýnýn kavramsal çerçevesi ve birikimiyle kurulur. Diðer yandan da kendi ürettiði kavramlarla o toplumun düþünsel ve ideolojik düzeyini etkiler. Burada þunu demek istiyoruz; bilimsel teorilerin bazý kavramlar oluþturup kullanabilmesi, toplumun zihinsel, düþünsel ve ideolojik düzeyinin o kavramlarýn ortaya çýkmasýna elveren bir olgunluða ulaþmýþ olmasýný gerektirir. Diðer yandan, böylesi bir geliþme, yani bilimin her teorik atýlýmý, yeni Bilime inanmak, güvenmek gerekiyor. Bilim yöntemi, hayata bakýþýmýzýn da anahtarý olmalýdýr. Bir þeye körü körüne inanmakla, bir þeyi nesnel durumu itibarýyla anlamaya çalýþmak ve sonra inanmak ayný þeyler deðildir. Dinci ve muhafazakâr kesimler için acý ama gerçek olan þey, insanlýk tarihinde dinler artýk miadýný doldurmuþ olmasýdýr. Ýçinden geçtiðimiz dönemde dinsel ideolojilere sýðýnmaya çalýþmak son çýrpýnýþlardýr. Bunu kabul etmek gerekiyor. Doða bilimlerinde ki her geliþme, dinsel düþünceye büyük darbeler vurmuþ ve insan toplumlarý için gereksizliðini her geçen gün biraz daha açýða çýkartmýþtýr. Bu gün sýr olarak görünen, evrene ve dünyaya dair olgular gelecekte mutlaka açýklanacak, bunu da dinler deðil, bilim yapacaktýr. Bilgisayarlar çalýþtý Yaklaþýk 9 milyon vatandaþý ilgilendiren KEY hesaplarýnda ‘hesaplama’ süresi doldu. KEY’de hak sahiplerinin listesi, bu hafta içinde Emlak Gayrimenkul Ortaklýðý’na teslim edilecek. Ödemelerin ise temmuz ayýna yetiþtirilmesi planlanýyor. YAKLAÞIK 9 milyon vatandaþý ilgilendiren Konut Edindirme Yardýmý (KEY) ödemelerinde mutlu sona ulaþýldý. KEY ödemelerine iliþkin yasa gereði, KEY hak sahiplerinin alacaklarý tutarlarýn hesaplanmasý için Emlak Tasfiye Fonu’na tanýnan üç aylýk süre 31 Mayýs’ta doldu. Emlak Tasfiye Fonu, son bir haftadýr, 24 saat çalýþarak 9 milyon hak sahibine ödenecek tutarlarý hesapladý. KEY hak sahiplerinin alacaklarý tutarlar bu hafta içinde Emlak Gayrimenkul Ortaklýðý’na teslim edilecek. Bir yýlda tamanlandý Star Gazetesi'nin haberine göre KEY hesaplarýnýn ödenmesine iliþkin çalýþmalar yaklaþýk bir yýlda tamamlandý. 1987-1995 yýllarý arasýnda tahsil edilen KEY hesaplarýnýn vatandaþlara geri ödenmesine iliþkin yasa, geçtiðimiz yýl mayýs ayý sonunda yürürlüðe girmiþti. Yasanýn ardýndan baþlayan çalýþmalarda, KEY Hak sahiplerinin tespitinde çeþitli sýkýntýlarla karþýlaþýldý. Bu süre içinde, kayýp KEY listelerinin bulunmasý ile birlikte, KEY ödemeleri için geri sayým baþladý. Þubat ayý sonuna kadar KEY hak sahiplerinin EMLAK Tasfiye Fonu, KEY hak sahiplerine yapýlacak ödemelerle ilgili hesaplamalar için hafta sonu da çalýþtý. Hesaplamalar, bilgisayarlara yüklenilen özel bir programla birlikte yapýldý. Program, anaparasý girilen bir hak sahibinin, faizlerini hesaplayarak kime ne kadar ödeneceðini tespit etti. Buna göre, yaklaþýk 9 milyon hak sahibinin KEY tutarlarý bilgisayarlar aracýlýðý ile hesaplandý. KEY miktarlarýnýn hesaplanmasýnýn verilen süre içinde tamamlanmasý için bilgisayarlar, geceleri de çalýþtýrýldý. Listeler kamuoyuna duyurulacak EMLAK Tasfiye Fonu Baþkaný Zeki Sayýn, star’a yaptýðý açýklamada, eðer olaðanüstü bir geliþme olmazsa, KEY hak sahiplerinin listesini ve hak sahiplerine ödenecek tutarlarý bu hafta içinde Emlak Gayrimenkul Ortaklýðý’na teslim edeceklerini söyledi. Emlak Gayrimenkul Ortaklýðý’nýn da, bu listeleri inceledikten sonra, kamuoyuna ilan edeceðini ifade eden Sayýn, ilanýn ardýndan listelerin ödeme için Ziraat Bankasý’na teslim edileceðini kaydetti. Tüm bu iþlemlerin en fazla bir aylýk süre içinde tamamlanmasýný beklediklerini belirten Sayýn, KEY ödemelerinin temmuz ayýna yetiþtirmeyi planladýklarýný söyledi. Milliyet 2 Haziran 2008 Rusya, Türkiye’den Meyve-Sebze Ýthalini Yasaklayacak bulunduðu belirten açýklamada, pestisid, natrid gibi kimyasal maddelerden oluþan söz konusu katkýlarýn Rus yasalarýnda öngörülen normun çok üzerinde olduðu vurgulandý. Hilmi Güler Hristenko Ýle Görüþtü Rusya, Türkiye"den meyve-sebze ithalatýný yasaklayacak. Rusya hükümeti, 7 Haziran tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türkiye"den domates, patlýcan, üzüm ve limon ithalatýný yasakladýðýný açýkladý. Rusya Tarým Bakanlýðý"na baðlý Rosselhoznadzor Kurumu tarafýndan yapýlan açýklamada, alýnan yasaklama kararýnýn söz konusu ürünlerde saðlýða zararlý kimyasal maddeler görülmesi ve bu konuda defalarca Türk tarafýnýn uyarýlmasýna raðmen durumun deðiþmemesinden kaynaklandýðý bildirildi. 2008 yýlý içinde Türkiye"den ithal edilen 4 milyon tonluk tarýmsal ürünün 4 bin tonunda saðlýða zararlý maddeler Rus basýnýnda yer alan haberlere göre, Rosselhoznadzor Baþkaný Gennadiy Oniþenko"nun ayrýca Tarým ve Köyiþleri Bakaný Mehmet Mehdi Eker"e de bir mektup göndererek, bu ürünlerin Rusya"ya ihracatý için Rus normlarýna uygun hale getirilmesini istediði belirtildi. Bu arada alýnan yasaklama kararýnýn Enerji Bakaný Hilmi Güler"in önceki gün Moskova"da Rusya Sanayi ve Ticaret Bakaný Viktor Hristenko ile iki ülke arasýnda enerji, taþýmacýlýk ve ticaret alanlarýnda iþbirliðinin güçlendirilmesini öngören sözleþmeyi imzalamasýnýn hemen sonrasýna denk gelmesi dikkat çekti. Birgün 2 Haziran 2008 3 Haziran 2008 Salý Aþure Daðýtýldý, Piknik Yapýldý Sertaç DANACI-HACIBEKTAÞ baþkaný Naki SELMANPAKOÐLU'nun sundu. Daha sonra Piknik sýrasýnda Hacýbektaþ Eðitim ve Kültür Derneði yaptýklarý açýlýþ konuþmasý ile baþladý. piþirilen aþurenin daðýtýmý yapýldý. ve Hacýbektaþ Belediyesi iþbirliði ile her A. Rýza SELMANPAKOÐLU bu yýl Düzenlenen etkinlik program akýþý yýl düzenlenen "Aþure Günü ve Piknik" düzenlenen "Aþure Gününe", ANKARA çerçevesinde, Hacý Bektaþ Veli Meslek 1Haziran 2008 Pazar günü Hacýbektaþ CUMOK üyelerinin katýlýmýndan çok Yüksek Okulu Kýz Yurdunda kalan öðrencilerden oluþan semah ekibinin Dedebað'ýnda gerçekleþtirildi. gösterisi ve Aþýk Mahzuni'nin torunu 1 Haziran 2008 Pazar günü Dedebað piknik alanýnda gerçekleþtirilen "Aþure Yiðit Birkan Mahzuni DEMÝR'in Günü ve Piknik" etkinliðine güneþli söylediði deyiþler etkinliðe renk kattý. Gün Þahin CANER ve Özgür güzel bir bahar sabahýnda Hacýbektaþ mutlu olduðunu ifade eden A. Rýza TÜRKGÜZELÝ'NÝN seslendirdikleri üyeleri, öðleden önce Beþtaþlar ve SELMANPAKOÐLU bu katýlýmýn deyiþ ve türkülerle, düzenlenen etkinlik Çilehane'yi gezdiler. anýsýna, ANKARA CUMOK Baþkaný sona erdi. Misafirlere Hacý Bektaþ Veli Kültür Haluk YALVAÇ'a güvercin biblosu Merkezinde semah gösterisi sunuldu. (HEKDER) ve ANKARA CUMOK halkýnýn yoðun ilgisi ve katýlýmý vardý. üyeleri, Hacý Bektaþ Veli Müzesi ve Etkinliðe Hacýbektaþ Eðitim ve Atatürk Evi'ni gezdiler. Ziyaretlerin Kültür Derneðinin yaný sýra Ankara ardýndan "Aþure Günü ve Piknik" için CUMOK üyeleride (Cumhuriyet Dedebað'ýna geldiler. Gazetesi Okurlarý) katýldý. Ankara'dan Dedebað'daki piknik ve etkinlik, Dört otobüs ve özel araçlarla gelen Hacýbektaþ Belediye Baþkaný A. Rýza HEKDER ve ANKARA CUMOK SELMANPAKOÐLU ve HEKDER Kapadokya'da ''Cross Golf'' Turnuvasý… Turnuvaya Ýsviçre, Hollanda, Avusturya Ve Almanya'dan Diplomatlar Katýldý Sulucakarahöyük- NEVÞEHÝR Kapadokya'da düzenlenen ''Cross Golf'' turnuvasýna çeþitli ülkelerden diplomatlar katýldý. Museum Butik Oteli ve Ýndigo Turizm tarafýndan organize edilen bu yýl ilki gerçekleþtirilen turnuva, Nevþehir merkeze baðlý Uçhisar beldesindeki Beyaz Vadi'de yapýldý. Turnuvaya Ýsviçre'nin Ankara Büyükelçisi Walter Gyger, Hollanda Büyükelçiliði Askeri Ataþesi Tom Wesselingh, Avusturya Büyükelçiliði Ticaret Ataþesi Richard Bandera, Almanya Büyükelçiliði Askeri Ataþesi Markus Zaum ve çeþitli büyükelçiliklerden diplomatlar katýldý. 12 kiþinin, 4'er kiþiden oluþan 3'er grupla bireysel oynadýðý, turnuvanýn baþlama vuruþunu Nevþehir Vali Yardýmcýsý Ruhi Paker yaptý. Turnuvanýn açýlýþ vuruþunu yaptýktan sonra golf tutkunlarýna hitap eden Paker, Kapadokya’ný golf için en uygun mekanlardan biri olduðunu vurgulayarak, golf tutkunlarýný Kapadokya’ya davet etti. Büyükelçi Walter Gyger, bugüne kadar birçok yerde golf oynadýðýný, ancak ilk kez Kapadokya'da golf oynamanýn mutluluðunu yaþadýðýný söyledi. Kapadokya'nýn vadilerinden kendisine bugüne kadar birçok kiþinin övgüyle bahsettiðini belirten Gyger, bölgenin övüldüðü kadar eþsiz ve güzel olduðunu kaydetti. Golf turnuvasýný organize eden Museum Oteli ve Ýndigo Turizm Sahibi Ömer Tosun da turnuvayý çok önceden organize ettiklerini, bunu geleneksel hale getirmeyi amaçladýklarýný söyledi. Golf tutkunlarý, vadilerin içinde golf aracý yerine atlarý kullandý. GEREKLÝ TELEFONLAR Kaymakam Kaymakamlýk Yazý Ýþ. Sos. Yar. ve Day. Özel Ýdare Nüfus Belediye Baþkanlýðý Milli Eðitim Müd. Halk Eðitim Müd. Askerlik Þubesi Kapalý Spor Salonu Devlet Hastanesi Ýlçe Saðlýk Grup Bþk. Tapu Sicil C.Savcýlýðý Adliye Adliye Kütüphane H.B.V Kültür Merkezi Müze Turizm Danýþma Emniyet Amirliði Karakol Amirliði Jandarma Ýlçe Tarým Lise Kýz Meslek Lisesi Mal Müdürlüðü Kadastro Karaburna Belediye Kýzýlaðýl Belediye PTT. T.M.O. Türkiye Ýþ Bankasý Ziraat Bankasý Þoförler Cemiyeti Esnaf Odasý Tarým Kredi Koop. TEDAÞ Çiftci M.K.Baþkanlýðý Rýfat Kartal Huzurevi Sulucakarahöyük Gzts Taþýyýcýlar koop Nevþehir Seyahat Þanal Seyahat Mermerler Seyehat Dergah Taksi Duraðý Terminal Taksi 441 30 09 441 34 10 441 39 77 441 31 01 441 31 02 441 37 44 441 30 16 441 30 48 441 30 10 441 35 20 441 30 15 441 36 32 441 32 49 441 35 38 441 35 38 441 30 18 441 30 19 441 33 94 441 30 22 441 36 87 441 26 97 441 36 66 441 38 08 441 30 20 441 37 74 441 31 08 441 30 56 441 35 37 453 51 30 455 61 29 441 35 55 441 30 11 441 35 07 441 33 26 441 30 74 441 37 42 441 32 76 441 31 42 441 36 80 4413338 441 39 47 441 20 06 441 30 43 441 33 59 441 21 73 441 25 25 441 27 97 3 Haziran 2008 Salý Küdüs arþivi Bir diðer önemli kaynak Kudüs Patrikhane Arþivi’dir. Bu arþivin özelliði, yukarýda sözünü ettiðimiz Tedkik-i Seyyiat Komisyonu’nun bugün kayýp olan bazý belgelerinin kopyalarýný ihtiva etmesidir. Bu kopyalar, o yýllarda Divan-ý Harb-i Örfilerde çalýþan bazý Ermeni memurlar tarafýndan mahkeme dosyalarýndan gizlice elle kopyalanmýþtýr. Ancak arþiv araþtýrmacýlara açýk deðildir. Bu arþivin araþtýrmacýlara kapalý tutulmasý son derece yanlýþtýr. Ayþe Hür [email protected] Taþnak arþivini býrak, Osmanlý arþivine bak...(2) çýkarmayacaðý için Halaçoðlu’nun 20 milyon dolarýna yazýktýr. Andonyan belgeleri Taþnak arþivi Halaçoðlu’nun 20 milyon dolarlýk þovunun konusu olan Boston’daki Taþnak arþivi ise, Türk tarafýna göre kapalý, Ermeni tarafýna göre açýk. Gerçek durumu ancak Önemli bir belge grubu da, 1914’teki seferberlik sýrasýnda orduda mektup ve yazýþmalarý okuyan memur olarak görevli Aram Andonyan adlý bir Ermeni’nin tehcirden sað çýkan Ermeni erkeklerin, kadýnlarýn ve çocuklarýn þahitlikleri ile Halep’teki tehcir komitesinin genel sekreteri Naim Bey adýndaki bir Türk yetkiliden aldýðý, Naim Bey’in görevi sýrasýnda edindiðini söylediði çok sayýda belge, telgraf ve kararnamenin de içinde bulunduðu anýlarýndan oluþan The Memoirs of Naim Bey: Turkish Official Documents Relating to the Deportations and Massacres of Armenians adlý kitaptýr. 1920’de Ermenice, 1965’te ise Fransýzca ve Ýngilizce olarak basýlan kitaptaki belgelerin asýllarý henüz bulunmadýðý için, resmi tarihçiler bu kaynaðý dikkate almama eðilimindedir. Halbuki, bu aný kitabý ile bazý arþiv belgeleri uyum içindedir. gittiðini; "bu evrakýn yalýnýn alt katýndaki ocakta yakýldýðýný” duyduðunu söyler. (Makedonya'dan Ortaasya'ya Enver Paþa, Cilt III, 1914-1922, Remzi Kitabevi, 1978, s. 468.) Çalýnan askeri belgeler Sadece yerli aktörler deðil yabancýlar da belge çalmýþtýr. Harp döneminde, Osmanlý Genelkurmay Baþkanlýðý görevinde bulunan Hans F. L. Von Seeckt, Almanya'ya dönerken, Osmanlý Genelkurmayýna iliþkin önemli belgeleri beraberinde götürmüþtür. Sadrazam Ýzzet Paþa 6 Kasým 1918'de yazdýðý bir mektupla hem durumu protesto etmiþ hem de belgelerle birlikte, Talat, Enver ve Cemal baþta olmak üzere Almanya'da bulunanlarýn iadesini istemiþtir. Berlin belgeleri geri gönderme sözü vermiþ ama hiçbir zaman Elbette baþlý baþýna bir yazý konusu olmayý hak eden Ýngiliz, Amerikan, Alman, Fransýz, Avusturya ve Rus arþivleri ile, o yýllarda Osmanlý ülkesinde bulunan misyonerler, gazeteciler, araþtýrmacýlar, yardým kuruluþu mensuplarý ve bir dizi baþka aktörün derlediði belge ve bilgiler de var. Üstelik bu kaynaklarýn tümünden yararlanýlarak oluþturulmuþ binlerce kitap var. Kapalý tüm arþivlerin açýlmasý elbette önemli ancak kamuoyunda, ‘Taþnak arþivleri açýlmazsa gerçek ortaya çýkmaz’ havasý yaratmak, en hafifinden etik deðil. Bazý osmanlý belgeleri neden ortaya yok? bu arþivlerde çalýþmak üzere eyleme geçen araþtýrmacýlar söyleyebilir. Velev ki Yusuf Halaçoðlu’nun dediði gibi kapalý olsun, bu arþiv ‘sosyalist-milliyetçi’ bir çizgide faaliyet gösteren Taþnaklarýn o günlerde siyasi tartýþmalarýný anlatmasý açýsýndan muhtemelen ilginç bilgiler içerir, ancak bu arþivlerden elde edilecek en uç noktadaki bulgular bile Taþnaklarla hiç bir iliþkisi olmayan yüz binlerce Ermeni’nin Türk milliyetçiliðinin kurbaný olmasýný haklý Yerli ve yabancý arþiv belgeleri, mahkeme tutanaklarý, basýnda çýkan haberler, günlük ve hatýralar birlikte deðerlendirildiðinde tehcir sýrasýnda veya sonrasýnda bir çok belgenin bizzat zanlýlar tarafýndan çalýnmýþ ya da imha edilmiþ olduðu anlaþýlýr. Bunlarýn baþýnda Teþkilatý Mahsusa'ya ait evraklar gelir. Ýkinci grup evrak, Ýttihat ve Terakki Merkez Komitesi'ne ait olanlardýr. Ýstanbul’daki yargýlamalarýn deðiþik oturumlarýnda, sanýklardan Midhat Þükrü (Bleda), ‘Küçük’ Talat (Muþkara) ve Ziya Gökalp verdikleri ifadelerde, bu evraklarýn Merkez Komite üyesi Doktor Nazým tarafýndan alýndýðýný söylemiþlerdir. (Takvim-i Vekayi, no. 3543, 8 Mayýs 1919) Emval-i metruke defterleri Üçüncü kayýp belge grubu Dahiliye Nezaretine ait bazý evraklardýr. Örneðin, 30 Mayýs 1915 tarihli Meclis-i Vükela mazbatasý ve 10 Haziran 1915 tarihli talimatnameyle oluþturulan tehcir edilen Ermenilerin mallarýný takip için kurulan Emval-i Metruke (Terkedilmiþ Mallar) Komisyonlarý’nýn defterleri ortada yoktur. Þevket Süreyya Aydemir anýlarýnda Talat Paþa'nýn, yurt dýþýna kaçmadan önce "evvela bir bavul evrakla, Arnavutköy kýyýsýnda (…) bir yalýdaki dostuna" yerine getirmemiþtir. Hans von Seeckt, görevi sýrasýnda, resmi emirleri, gizli kararlarýn ve geçersizliðini gösteren imalarýn takip etmesinin bir kural olduðunu anlatýr. (Aktaran V. N. Dadrian, Documentation of the Armenian Genocide in German and Austrian Sources, Yay. Haz. Israel Charny, New Brunswick: Transaction Publishers, s. 109-110) Enver ve talat’ýn telgrafhaneleri Yüzbaþý Selahattin anýlarýnda Enver’in, resmi kanallardan Almanlarýn gönlünü hoþ tutmak için çektiði resmi telgraflarý, daha sonra kendi evinde bulundurduðu ‘telgrafhaneden’ çektiði telle iptal ettiðini aktarýr. (Ýlhan Selçuk, Yüzbaþý Selehattin´in Romaný, Cilt 1, Remzi Kitabevi 1993, s. 292.) Tehciri yönlendiren beyin olan Talat’ýn eski bir telgrafçý olarak evine özel bir hat kurduðunu ve haberleþmesini buradan yaptýðýný ÝTC Merkez Komitesi üyesi ve Hariciye Nazýrý Halil Menteþe’nin anýlarýndan öðreniriz. (Osmanlý Mebusan Meclisi Reisi Halil Menteþe’nin Anýlarý, Yay. Haz. Ýsmail Arar, Hürriyet Yayýnlarý, s. 216) Yakýlan belgeler Baþbakanlýk Arþivi Dahiliye Nezareti kayýtlarý arasýnda bile "okunduktan sonra yakýlmasý" istenen resmi devlet evrakýna iliþkin kayýtlar mevcuttur. Örneðin, 22 Haziran 1915 tarihli, Talat Paþa imzasýyla Emniyet Umum Müdürlüðü tarafýndan bazý vali ve mutasarrýflara, isim verilerek çekilen þifreli bir telgrafta, sevk edilen kafileler içinde din deðiþtirenlere nasýl davranýlmasý gerektiði bildirildikten sonra þunlar söylenir: "...ve bu tebligatýmýzýn icab edenlere hususi surette tefhimi [bildirilmesi] ile iþbu telgrafname kopyesinin telgrafhaneden ahz ettirilerek imhasý [alýnarak yok edilmesi]" (BOA/DH.ÞFR., nr. 54/100) Bir baþka örnek, "bizzat hal olunacaktýr" özel notu ile 23 Haziran 1915'te Musul ve Deyr-i Zor'a yollanan bir telgraftýr. Telgrafta Ermenilerin yerleþtirilmesi meselesine iliþkin son derece önemli bazý direktifler verilen telgraf þöyle biter: "iþbu þifrenin lâzým gelenlere irâesinden sonra imhâsý tamimen teblið olunur." (BOA/DH.ÞFR. nr., 54/41) Belge yakma eylemi, yenilgi sonrasý, mütareke döneminde de devam etmiþtir. Talat Paþa kabinesinin istifa etmesi üzerine, 14 Ekim 1918'de kabineyi kuran Ahmet Ýzzet Paþa Harbiye Nazýrlýðýný da üstlenmiþtir. Teþkilat-ý Mahsusa’nýn son baþkaný Hüsamettin Ertürk’ün hatýralarýna bakýlýrsa Paþa'nýn yaptýðý ilk iþlerden birisi, "Teþkilat-ý Mahsusa Müdürlüðüne hemen çalýþmalarýný durdurmasý, arþivlerini yoketmesi (…) talimatýný" vermektir.(Aktaran, Bilge Criss, Ýþgal Altýnda Ýstanbul, Ýletiþim, 1983, s. 147) sesonline 2008-05-31 Devam Edecek 3 Haziran 2008 Salý Nâzým Hikmet Ran ( 1902 - 1963 ) Nâzým Hikmet'in Hayatý ve Sanatý(2) Vski'nin þiiriyle tanýþma Yeni bir þiir kurmayý isteyen Nâzým Hikmet, Batum'da bir gazetede Mayakovski'nin bir þiirini görmüþ ve Rusça bilmediði için içeriðini anlayamadýðý bu þiirin biçimine çarpýlmýþtýr. Ýlk serbest nazýmla yazýlmýþ þiiri olan "Açlarýn Gözbebekleri"nin öyküsünü þöyle anlatmaktadýr. Nâzým Hikmet: "Batum'dan Moskova'ya geliþte açlýk mýntýkasýndan geçtik. Gördüklerim üzerimde çok tesir etti. Fakat böyle bir açlýðýn dahi inkýlâbý yýkamayacaðýný haykýrmak istedim. Moskova'da hece vezniyle ve bu veznin çeþitli hece kombinezonlarýyla açlýða dair bir þiir yazmak istedim, olmadý. O zaman Batum'daki þiirin þekli geldi gözümün önüne. Bunun çok iyi tanýdýðým Fransýz serbest vezni olamayacaðýna kanaat getirdim, bunun yepyeni bir þey olduðuna ve þairin böyle dalgalar halinde düþündüðüne hükmettim ve 'Açlarýn Gözbebekleri'ni yazdým". Bu þiir deðiþik hurufat kullanýmý, kýrýlmýþ mýsra düzeni ile çok farklý bir þiirdir. Nâzým Hikmet'in doðrudan doðruya Mayakovski'nin þiirini taklit ettiði yolundaki görüþler ortaya atýlmýþsa da bunlarýn ciddiyeti tartýþmalýdýr. Gerçi, bizzat Nâzým Hikmet Mayakovski'nin þiirini gördüðünü bildirmektedir ama bu sadece görmek'ten ibarettir o yýllarda. Þunlarý söylemektedir: "Baþlangýçta hiçbir þey anlamýyordum ondan, çünkü Rusçam kötüydü. Þimdi de tümüyle anladýðýmý söyleyemem. Fakat basamak biçimindeki dizelerini taklit ediyordum. Mayakovski'nin þiiriyle benimki arasýnda ortak yanlar: Ýlkin, þiir ve düzyazý; ikincisi, çeþitli türler (lirik, yergisel vb) arasýndaki kopukluðun aþýlmasý; üçüncüsü þiire siyasal dilin sokulmasýdýr. Bununla birlikte, farklý biçimler kullanýyoruz onunla. Mayakovski öðretmenimdir, fakat onun gibi yazmýyorum ben". Kemal Tahir'e gönderdiði bir mektubunda ise daha da ilginç þeyler yazmaktadýr: "Mayakovski'nin 940 senesinde neþredilen ve bir tek ciltte toplanan þiirleri elime geçti. Okuyorum. Sana bir itirafta bulunayým, aramýzda kalsýn, Mayakovski ile yeni tanýþýyorum. Yani kendi aðzýndan dinlediðim bir iki þiiri müstesna, matbu þiirlerini ilk defa okuyorum. Sanat meseleleri hakkýndaki görüþleri ise, seni maalesef temin ederim ki ilk defa manzurum oluyor. Fakat, ayný þartlarýn ayný düþünceleri yaratmasý kaidesi kaba hattýnda burada da tahakkuk etti. Mayakovski ile ayný iþi yapmýþýz. Tabii o bir çok hususlarda bu iþi benden iyi yapmýþ, fakat tevazua lüzum yok, bazý hususlarda da, yani iþin ben daha iyisini yapmýþým. Bu böyle". Üç telli saz'dan orkestraya Nâzým Hikmet, Rusya'dan Türkiye'ye döndükten sonra yayýmladýðý ilk kitabý 835 Satýr'la (1929) gerçekten de modernist bir þiir kurduðunu kanýtlar. Bu kitaptaki þiirlerde Rus fütüristlerinin, konsrüktivistlerinin etkileri bulunduðu açýktýr. "San'at Telakkisi" þiirinde bu etki hemen görülmektedir: "benim/þiirime ilham veren perimin/omuzlarýnda açýlan kanat/asma köpürlerimin/demir putrellerindendir" /"Dinlenir/dinlenmez deðil/bülbülün güle feryatlarý/Fakat asýl/benim anladýðým dil/Bakýr, demir, tahta, kemik ve kiriþlerle çalýnan/Bethoven'in sonatlarý"/-"Ben deðiþmem/en halusüddem/arap atýna/saatte 110 kilometrelik sür'atini/demir raylarda koþan/demir beygirimin". Teknoloji ve hýz hayranlýðý, duyarlýðýn dýþlanmasý, kentin karmaþasýnýn ve kalabalýðýn övülmesi gibi fütürist sanatýn temel özellikleri "Orkestra" þiirinde de dize yapýsýný kökünden yýkmýþtýr. Þiirler basamaklandýrýlmýþ bir düzen gösterirler. Sözcükler ortalarýndan kesilmekte, kimi zaman tek heceye indirgenmektedir. Þair, þiirlerin kimi bölümlerini büyük harf yazmakta, deðiþik hurufat ve punto kullanmaktadýr. Bu yüzden sayfa düzeni kendi baþýna bir yapý olarak belirlemektedir. Sözcükler, harfler, satýrlarla neredeyse baðýmsýz bir varlýk kazanmýþtýr sayfa. Þiirin anlamýndan çok görüþü/biçimi öne çýkarýlmaktadýr. savunulmaktadýr: "Bana bak/Hey!/Avanak/Üç telinde üç sýska bülbül öten/Üç telli saz/Daðlarla dalgalarla kütleleri/ileri/atlamaz"/-"Üç telli saz/yataðýný deðiþtirmek isteyen/nehirlerden/köylerden, þehirlerden/aldýðý hýzla/milyonlarla aðzý/bir tek/aðýzla/güldüremez/Aðlatamaz"/"Hey!/Hey!/Daðlarla dalgalarla, dað gibi dalgalarla dalga gibi/dað-lar-la/baþladý orkestram!/Hey!/Hey!/Aðýr sesli çekiçler/saðýr/örslerin kulaðýna/Hay-kýrdý/Sabanlar güleþiyor tarlalarla/tarlalarla/Coþtu çalgýcý baþý/esiyor orkestram/daðlarla dalgalarla, dað gibi dalgalarla, dalga gibi/ dað-lar-la". Makine, daha kuþatýcý bir sözcükle söylersem teknoloji hayranlýðý "Makinalaþmak" þiirinde belirtilmektedir: "trrrrrum/trrrrrrum/trrrrrum!/trak tiki tak!/Makinalaþmak/istiyorum"/-"Mutlak buna bir çare bulacaðým/ve ben ancak bahtiyar olacaðým/karnýma bir türbin oturtup/kuyruðuma çift uskuru taktýðým gün". Nâzým Hikmet'in bu dönem þiirlerinin biçimsel özellikleri birkaç alt baþlýk altýnda toplanabilir: 1- Görsel Özellikler: Nâzým geleneksel Ancak bir nokta özellikle vurgulanmalýdýr: Nâzým Hikmet görsel öðeleri, salt oyun olsun diye kullanmamaktadýr. Þiirin kurgusu her zaman öze göre ayarlanmýþtýr: Çünkü Nâzým'ýn yazýn anlayýþý en yalýn ifadesini "öz biçimi belirler" ilkesinde bulmaktadýr. Bu yüzden örneðin "Makinalaþmak" þiirinin biçimi de seçilen sözcükler de hep içeriðe göre seçilmiþlerdir. Trrrum, trak, tiki tak sözcükleri mekanik sesi yakalamaya yöneliktir. Ayný yöntemleri belli ölçüde kullanmýþ olan Ercümend Behzad'la arasýndaki en büyük fark bu noktada gözlenebilir. Çünkü Ercümend Behzad, biçim/içerik birlikteliðini yeterince saðlayamadýðýndan þiiri ya içerik ya da biçim düzeyinde açýk düþer hep. Ayrýca daha sonra deðineceðim gibi, Nâzým Hikmet þiirine bir doðrultu vermeyi baþarýr, oysa Ercümend Behzad'ýn þiirinin bir doðrultusu yoktur. Þair deneyinin sonunda hiçbir þey bulmaz; herþey hep Gizil güç halindedir o þiirde. Devam Edecek 3 Haziran 2008 Salý Afyonkarahisar Belediyesi Þehir Tiyatrosu Kýrklareli'nde 'Elvada Rumeli' rüzgarý 7 Haziran’da Nevþehir’de katýlan oyuncular, dizi hakkýnda merak edilen yazdýðý 2 perdelik Karmakarýþýk isimli sorularý yanýtladý. Bir izleyicinin "Dizi ne oyunu, 7 Haziran 2008 Cumartesi günü kadar sürecek" sorusunu Þebnem Sönmez, Kapadokya Kültür ve Sanat Merkezi’nde "Ölünceye kadar oynayacaðýz" diye sahneleyecek. yanýtladý. Ýzleyicilerin en çok merak ettikleri Afyonkarahisar Belediyesi Þehir ise dizinin Makedonya'nýn dýþýnda bir yerde Tiyatrosu Ali Çakalgöz ’ün yönettiði devam edip etmeyeceði ve Aleks ile Karmakarýþýk isimli 2 perdelik komedi de, Zarife'nin kavuþup kavuþmayacaðý oldu. Barýþ Doðan,Butlan Örenkaya,Arda Tiryaki,Duygu Özer,Kersan Kýnýklý,Alper Sulucakarahöyük- KIRKLARELÝ Fotoðraf Çektirme Yarýþý ATV'nin sevilen dizi filmi 'Elveda Oyuncular bu sorularýn yanýtlarýný Öztürk,Ömer Kalkan,Ahat Özge Ecik,Emel Rumeli' oyuncularý, Kýrklareli'nde düzenlenen Karagöz ve Kakava Kültür Kaya ve Ceren Uzunay rol alýyor. Þenlikleri'nde büyük ilgiyle karþýlaþtý. Dekor tasarýmý Ýbrahim candan,Kostüm Oyuncular senaryoyla ilgili sorularý tasarýmý Ýrem Öztürk ve ýþýk ve ses düzeni yanýtlamak istemedi.. de Sibel Örenkaya ve Ýbrahim Oral’a ait Karmakarýþýk isimli oyun 7 Haziran 2008 Sulucakarahöyük- NEVÞEHÝR Afyonkarahisar Belediyesi Þehir Tiyatrosu sanatçýlarý, Ray Cooney ’in kendilerinin deðil senaristlerin bildiðini söyledi. Ýzleyiciler, söyleþi öncesi ve sonrasý, dizideki oyuncularla hatýra fotoðrafý çektirmek ve imza almak için birbirleriyle yarýþtý. Kýrklareli'nde organize edilen Karagöz Cumartesi günü saat 20.30’ da Kapadokya ve Kakava Kültür Þenlikleri'ne, atv'nin Kültür ve Sanat merkezinde ücretsiz olarak beðeniyle izlenen dizi filmi "Elveda Rumeli" izlenebilecek. ekibi katýldý. Büyük bir sevgi seliyle karþýlanan ekipteki oyuncular arasýnda, dizide "Fatma" rolündeki Þebnem Sönmez, "Vahide"yi canlandýran Berrak Tüzünataç, "Terzi Hasan"a hayat veren Tuna Orhan, "Yüzbaþý Ahmet Ekrem" rolündeki Mahir Ýpek ve "Aleks"i oynayan Ertan Saban vardý. Etkinlik çerçevesinde düzenlenen söyleþiye Huysuz deve Yeþilmen'i korkuttu YAÞAM Sanat dünyasýnda hiç kimseyi örnek almadýðýný çünkü herkesin hem iyi hem de kötü yönlerinin bulunduðunu kaydeden Yeþilmen, Türkiye'den de Emel Sayýn'ý örnek aldýðýný ifade etti. Hülya Avþar'ýn da zekasýna hayran olduðunu vurgulayan Yeþilmen, kendisine evlilikle ilgili soru soran gazetecilere ise parmaðýndaki yüzüðü gösterdi. Parmaðýnda üç taþ yüzük taþýdýðýný söyleyen Yeliz Yeþilmen, "Þu anda evlilik düþünebilecek pek bir vaktimiz olmadýðý için bu konuyu düþünmüyorum" diye konuþtu. Sulucakarahöyük- NEVÞEHÝR Yeni albümü için çekeceði klibin hazýrlýklarýný sürdüren Yeliz Yeþilmen, Kapadokya'da deveye bindi. Yeni albümü için Kapadokya'da klip çekmeye hazýrlanan ünlü sanatçý Yeliz Yeþilmen Nevþehir'e geldi. Nevþehir Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret eden Yeþilmen, burada gazetecilerin sorularýný yanýtladý. Kapadokya'yý çok beðendiðini ve burada çekeceði klibinin büyük yanký uyandýracaðýný belirten Yeliz Yeþilmen, Jennifer Lopez'in son klibindeki gibi belgesel tarzýnda bir klip çekmek istediðini vurguladý. Daha önce Sinan Erkoç'un seslendirdiði "Havam Yerinde" adlý þarký için klip çekeceðini ifade eden Yeþilmen, müzik dünyasýnda Ebru Gündeþ ve Sibel Can gibi sanatçýlarla yarýþma durumu olmadýðýný belirtti. Yeþilmen, "Benim iþim gösteri amaçlýdýr. Ýnsanlar, istedikleri için yapýyorum. Bu güne kadar da gayet iyi gitti. Bu güne kadar hep klipleri Ýstanbul'da çektik. Þimdi öyle bir þey istiyoruz ki, ana haber bültenlerine kadar çýkacak bir þey olsun" dedi. Yakýnda televizyon ekranlarýnda yeni bir program yapacaðýný ifade eden Yeþilmen, bu konuda da oldukça iddialý olduðunu belirtti. Kapadokya bölgesinin tarihi ve turistik merkezlerini gezen Yeliz Yeþilmen, Uçhisar Kalesi altýnda peribacalarýný seyretti. Buradaki deveye binen Yeþilmen, deve sahibinin deveyi aniden hareket ettirmesi ile heyecanlandý. Ýlk kez deveye binen Yeþilmen, devenin bir müddet sonra huysuzlaþmasý ile korktu. Sýk sýk rezil olduðunu söyleyen Yeþilmen, deveden güçlükle indikten sonra ise Japon turistlerin ilgisiyle karþýlaþtý. PÝDE RESTORAN HALKIMIZIN HÝZMETÝNE AÇILMIÞTIR Uygun Fiyalarýmýzla, tüm halkýmýzýn damak zevkine hitap etmek prensibimizdir. Pide çeþitleriý, tava çeþitleri, çorba çeþitleri ve sulu yemek, çeþitlerimizle Halkýmýzýn hizmetindedir . Ýþyerlerine Paket servisimiz vardýr. Adres: Eski Pazar yeri Ýþ Bankasý yaný Hacýbektaþ Tel:0384 441 30 38 MUCU YERALTI TEKÝNDÜÐÜN SALONU Siz Deðerli Halkýmýzýn Adres:TEKÝN TÝCARET Ýkinci Pazar Yeri - MUCUR Tel:0.386 812 56 62 TEKÝN TÝCARET & KURUYEMÝÞ Düðün,Niþan,Sünnet,Mevlüt,Cenaze Toplantýlarýnýzda Masa Sandalye Çadýr ve Tüm Düðün Malzemeleri Kiraya Verilir. Ayrýca Alkol kuruyemiþ Çeþitlerimizle Hizmetinizdeyiz. Ramazan TEKÝN ve Oðullarý Merkez:2.Pazar Yeri MUCUR/KIRÞEHÝR Tel:812 56 62 Gsm:0532 394 88 85 Þube:Karaburna Yolu Üzeri Cafer Baðýþ Apt. Altý Hacýbektaþ/NEVÞEHÝR 7 3 Haziran 2008 Salý Melih Gökçek’e suç duyurusu Basýna ve Kamuoyuna 1 Haziran Barýþ Mitingi çözümde ilk durak olsun. Türkiye Barýþ Meclisinin çaðrýsýyla1Haziran 2008 Pazar günü Ýstanbul Kadýköy Meydanýnda düzenlenen miting barýþ için ilk durak olsun. Kürt sorununun geldiði aþamada yeni acýlar yaþamamak, Kürt sorununun içinde barýndýrdýðý gerilimler nedeniyle içte toplumsal çatýþmanýn, dýþta bölgesel bir savaþýn oluþmasýný engelleyebilmek için barýþ için sesimizi yükseltmeliyiz. Kürt sorunun çözümü bu topraklardadýr, hedefimiz bu topraklarda yeþertilecek barýþ ve kardeþlik umudunu büyütmektir. Bu ülkenin sessiz çoðunluðu içinde olan, barýþ içinde yaþamak isteyen, sesi duyulmayan, yüzü hatýrlanmayan insanlar! Erkeðin bir adým gerisinde durmasý istenen kadýnlar! Yani emekli maaþýna ancak ölürken layýk görülen emekçiler! Yani doðru söyledikleri ve haksýzlýklara karþý çýktýklarý için yargýlanan aydýnlar! Yani ýrký, dini, mezhebi, cinsel yönelimi nedeniyle ayrýmcýlýða uðrayanlar! Bizim de sözümüz var. Biz ölüm deðil çözüm istiyoruz. Savaþ deðil barýþ istiyoruz. Kürt sorunu þiddet ve asayiþ sorunu deðildir. Kültürel, ekonomik, sosyal, insani ve siyasal boyutlarý olan bir sorundur. Ayný acýlarý kaygýlarý paylaþýyoruz. Birbirimizin gözünün içine utanmadan bakmak istiyoruz. Þakir Þenol ÖDP Kýrþehir Ýl Baþkaný Ankara’ya Kýzýlýrmak suyunun habersizce verilmesi sonucunda baþlayan tartýþmalar sürüyor. Tüketici Haklarý Derneði, Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih Gökçek ve diðer yetkililerle ilgili suç duyurusunda bulundu. ANKARA - Tüketici Haklarý Derneði, Ankara Büyükþehir Belediye Baþkaný Melih Gökçek ve ASKÝ Genel Müdürlüðü yetkilileri hakkýnda görevlerini kötüye kullandýklarý iddiasýyla suç duyurusunda bulundu. Tüketici Haklarý Derneði (THD) Baþkaný Turhan Çakar, dernek adýna suç duyurusunda bulunduktan sonra Ankara Adliyesi önünde basýn açýklamasý yaptý. Çakar, Devlet Su Ýþleri Genel Müdürlüðünün (DSÝ) 1996 yýlýnda hazýrladýðý Gerede Suyu Projesinin, kentin 2027 yýlýna kadar su ihtiyacýný karþýlayacak ölçekte olduðunu ve maliyetinin de 240 milyon dolar düzeyinde bulunduðunu söyledi. Çakar, Ankara Büyükþehir Belediyesi ve ASKÝ’nin, bu proje yerine bugüne kadar en az 700 milyon dolar harcayarak, saðlýklý olmayan Kýzýlýrmak suyunu Ankara’ya getirdiklerini savundu. Ankara Büyükþehir Belediyesinin ihmali ve uzman kuruluþlar tarafýndan yapýlmýþ planlama çalýþmalarýna uyulmamýþ olmasý nedeniyle Ankara’nýn 2006 yýlýndan itibaren su yönetim ve iþletme planýnýn bozulduðunu dile getiren Çakar, uzmanlarýn en az 5 yýl boyunca da planda düzelme olanaðý bulunmadýðýný ifade ettiklerini söyledi. Dünyanýn en pahalý suyu Bu ihmal nedeniyle Ankara’ya yaklaþýk 1 yýldan beri normal seviyenin çok altýnda kot altý suyu verildiðini, kot altý suyunun 24 saat aralýksýz çalýþan pompalarla temin edildiðini ve bunun için de büyük ölçüde enerji harcanarak suyun maliyetine yansýtýldýðýný kaydeden Çakar, þöyle dedi: “Kýzýlýrmak suyunun Ankara’ya getirilmesi, Kýzýlýrmak üzerindeki Kesikköprü Barajýndan sonra mevcut ve yapýlacak olan hidroelektrik enerji üretim tesislerinde üretilen ve üretilecek olan elektrik enerji miktarýnýn azalmasýna neden olacaktýr. Bu enerji üretim azalmasýnýný 15 yýllýk parasal karþýlýðý ve oluþturacaðý mali kaybýn ise en az 1,2 ABD Dolarý olacaðý belirtilmektedir. Ankara Büyükþehir Belediyesinin mevcut arýtma tesisleri Kýzýlýrmak suyunu arýtmada yeterli olmadýðýndan, çok ileri teknoloji getirilirse su fiyatlarý yükselecektir. Ayrýca Gerede suyunun getirilmesiyle de Kýzýlýrmak sistemi atýl kalacaðýndan kamu ayrýca zarara uðratýlmýþ olacaktýr. Gerek Ankara’daki su sýkýntýsý gerekse Ankara’nýn suyuna dünyanýn en pahalý suyu unvanýný kazandýran pahalýlýk, Ankara Büyükþehir Belediyesinin yönetim hatalarý ve keyfi yönetiminden kaynaklanmaktadýr.” AA 02 Haziran 2008 Lambda’ya Vekillerinden Destek Kanser 20 derecede dondurulup yok edildi bizlere iletmesini rica ediyoruz." Lamdaistanbul"un kapatýlmasýna karþý ÖDP Genel Baþkaný ve Ýstabul Milletvekili Ufuk Uras ve DTP Milletvekili Sebahat Tuncel"in de katýlýmýyla yarýn Taksim Hill Otel"de bir basýn toplantýsý düzenlenecek. Toplantýya Ufuk Uras ve Sebahat Tuncel"in yaný sýra Amargi-TCK Kadýn Platformu"ndan Pýnar Selek, Af Örgütü Temsilcisi Ville Forsman, Human Rights Watch"tan Emma Sinclair-Webb ve Lambdaistanbul Temsilcisi Sedef Çakmak konuþmacý olarak katýlacak. Sivil toplum örgütlerinin davet edildiði basýn toplantýsýnýn çaðrý metninde þöyle denildi: "29 Mayýs’ta Lambdaistanbul derneðinin kapatýlma davasýnda yerel mahkeme, kapatma yönünde karar verdi. Bu kararý deðerlendirmek için 3 Haziran Salý günü sivil toplum örgütleri ile milletvekilleri Sebahat Tuncel ve Ufuk Uras"ýn da katýlýmýyla bir basýn toplantýsý düzenlemekteyiz. Lambdaistanbul hakkýndaki kapatma kararýna karþý bizleri destekleyen örgütlerin 2 Haziran Pazartesi akþamý saat 22:00"ye kadar isimlerini ÖDP Kadýn Koordinasyonu da kapatma kararýný kýnadý. Eþcinsel örgütlerinin yasal alanýn dýþýna itilmekle kalmayýp, eþcinsel, biseksüel, travesti ve transeksüel bireylerin toplumsal etkileþim alanýndan dýþlanmaya çalýþýldýðýný belirten Koordinasyon, kapatma kararýnýn "ahlak bekçiliði" olduðunu vurguladý. Koordinasyondan yapýlan açýklamada þöyle denildi: Diyanet’in fetfasýna dikkat çekildi Ülkemizde "ahlak düzeni" adýna her türlü baský mekanizmasý iþletilebilmekte, koruyuculuk ise, "bana benzemeyen kahrolsun" duygularýyla þiddete dönüþtürülmektedir. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý"nýn flörtü zina olarak tanýmladýðý, kokuyu ise cinsel davet olarak nitelendirdiði fetvasý ise yeni þiddet eylemlerine ve gönüllü ahlak bekçilerine açýk davettir. Peþpeþe gelen bu açýklamalar, toplumsal düzenin korunmasý bir yana, var olan çarpýk düzenin daha büyük bir kaosa sürüklenmesi, farklý olanlarýn, yani "onlardan olmayanlarýn" hertürlü sömürüye ve yaþamlarýna yönelik tehditlerin artmasýna yol açacaktýr. Buna en yakýn örnek mücadele arkadaþýmýz Esmeray"ýn son günlerde "yetkimiz artýrýldý, kime istersen ona baþvur" diyen polis ekiplerince uðradýðý saldýrýlardýr." Birgün 2 Haziran 2008 ESRA TÜZÜN Dr. Peter Littrip ilerlemiþ, hatta yayýlmýþ baþka tedavi þansý bulunmayan kanser tümörlerini iðneyle içlerine girerek eksi 20 derecede dondurup küçültüyor. Dr. Littrip'in geliþtirdiði tedavi þimdi ABD'de 100 merkezde uygulanmaya baþlandý.. Kanser hücrelerini dondurarak tedavi eden Dr. Peter Littrip, karaciðer, akciðer, böbrek gibi ileri kanser türlerini bu þekilde iyileþtirdiðini iddia ediyor. Dr. Littrip'in geliþtirdiði yöntem þimdi Amerika'da 100 kanser merkezinde tedavi yöntemi olarak kullanýlmaya baþlandý. Detroit'te bulunan ve dünyanýn en etkili kanser merkezi olan Barbara Ann Karmonos Kanser Merkezi'nin ünlü onkoloðu Prof. Dr. Peter Littrip'in kanser üzerine pek çok yeni araþtýrmasý bulunuyor. Onun araþtýrmalarýnýn bir iki yýl içinde tüm dünyada standart tedavi yöntemleri arasýnda yer almasý bekleniyor. DR. Littrip Buldu Zorlu kanser vakalarý üzerine çalýþmalar yapan Dr. Littrip kendi geliþtirdiði dondurma tekniðini anlattý: * Hangi kanser türlerinde bu yöntemi kullanýyorsunuz? Karaciðer, akciðer, böbrek, meme gibi pek çok kanser türünde uygulanabiliyor. Kanserin metastas yani sýçrama yaptýðý zorlu hastalar da kullanýyor. Tedaviden yararlanacak hastalarýn zaten radyoterapi ve kemoterapi þansý bulunmuyor. Cerrahi olarak da kanserleri uygun noktalarda deðilse bu yöntem gerçekten iþe yarýyor. * Uygulamayý nasýl yapýyorsunuz? Aslýnda son derece basit tek bir iðne ile tümörün içine giriyoruz. Ýðnenin sýcak ya da soðuk olmasý fark etmiyor. Tümörün tam içine girdiðimizde eksi 20 derece ýsýda kanserli hücreyi donduruyoruz. Zaten tümördeki küçülme hemen gözlenebiliyor. Ýþlemi ameliyathane þartlarýnda yapýyoruz. Lokal anestezi yeterli oluyor. Zaten her þey birkaç dakika sürüyor. Yakmadan Daha Etkili * Kanser tedavisinde yakma tedavisi uygulanýyordu, bu da ona benzer bir teknik mi? Yakma tedavisine benziyor ama dondurma tekniðiyle yakma tekniðinden çok daha baþarýlý sonuçlar elde ettik, üstelik bunlarý yayýnladýk. * Tümör tam olarak yok oluyor mu? Ýðneyle dondurduktan sonra yüzde 90 küçülüyor. 1-2 saat sonra hastaya tomografi çekildiðinde bu açýkça görülüyor. Tümör bu dereceye indikten sonra çok kolay tedavi edebiliyoruz. Yayýlmýþ kanser türlerinde iþlemi tekrar tekrar uygulayarak ne kadar tümör varsa temizleyebiliyoruz. Tümörün yapýsýnýn buna uygun olmasý gerekiyor. Onun dýþýnda çok basit bir yöntem. Þu anda Amerika'da 100 merkezde uygulanmaya baþlandý. Hepsinden de iyi sonuçlar geldi. Sabah 2 Haziran 2008 Çevreye gösterilen duyarlýlýk iþçi ölümlerine gösterilmiyor bugün hangi noktada? Özgür GÜRLEYEN Son zamanlarda adýný sýkça duyar olduk tersanelerin. Çoðu gazete manþetlerinde ölüm tersaneleri diye adý geçti. Yalanda deðildi çünkü hemen hemen her gün bir ölüm haberi geliyordu yaný baþýmýzdan. Evine ekmek götürebilmek için günde 18 saat çalýþan iþçi, ihmalkarlýk, dikkatsizlik, yorgunluk adýna ne denir bilinmez ama ya elektrik çarpmasý sonucu, ya gemiden düþüp boðulma sonucu boðularak ölüyor. Bu tersanelerin sistemsizliðinden elbette. Ýþçi beþ kuruþ alabilmek için, iþveren iþçiye 5 kuruþ vermek için 18 saat çalýþtýrýyor, ertesi gün yine iþe geliyor sonrasý malum... Tüm bu yaþananlar son zamanlarda gündeme damgasýný vursa da 5 yýl önce de ayný ölümler yaþanýyordu. Bu durumu 5 yýl önce ‘Umut Direniyor’ adlý kitabýnda anlattý Hasan Kýyafet. Tuzla Pendik tersanelerini konu alan kitabý için bir araya geldik Hasan Kýyafet’le, dünden öngördüðü bugünü konuþtuk. »‘Umut Direniyor’ isimli kitabýnýzla beþ yýl önce Tersaneler bölgesinde günümüzde yaþanan sorunlarý gündeme getirdiniz. Gösterdiðiniz öngörüyü biraz açar mýsýnýz? Umut Direniyor tersanelerin romaný. Bundan 5 yýl önce yazmýþtým. Türkiye’nin siyasi haritasý Tuzla Pendik Tersaneler hattýnda somutlaþmýþtýr bugün. Bir yanda iþ ekmek, bir yanda ölüm. Bir yanda taþeron sistemi, bir yanda 50 bin yevmiyeci iþçi. Bunca iþçiden sadece 3 bin tanesinin sendikalý ve sigortalý olabilme þansý verilmiþ. Bir yýl boyunca düzenli çalýþan yevmiyeci iþçi olur mu diyeceksiniz. Olur. Eðer kapýda bekleyen binlerce iþsiz varsa yevmiyecinin belini kurmak çok daha kolay olur burada. Devletle patron, çýkar birliðinde anlaþmýþsa buz gibi oluyor bu. Bundan 5 yýl önce ‘Devrim Hamalý’ isimli eserin yazarý Mukaddes Erdoðdu Çelik’in uyarýsýyla Tuzlu Pendik hattýndaki tersanelere daha yakýn bakmaya baþladým. Tersane tersane dolaþarak burnumuzun dibinde olan ve bu zamana kadar görmediðimiz bir gerçeði görmeye baþladým. Çoðu tersaneye yönetimin emri gereði sokulmadým. Bir kýsmýna çalýþan iþçi arkadaþlarýn desteðiyle girdim. Ýþte oðlumu ziyarete geldim, torunumu ziyarete geldim gibi nedenler gösterdim. Yoksa eli kalem tutan adamlarý sokmuyorlar oraya. Bugün yaþanan ölüm, sakatlanma ve keyfi iþten çýkarmalarýn aynýsýna o günlerde tanýk oldum. »Tersanede çalýþan iþçilerin karþý karþýya kaldýðý meslek hastalýklarý ve yaþadýklarý kazalarýn sebepleri nelerdi sizin gözlemlerinizde? DEVREN SATILIK Danacý Kundura uygun fiyata satýlýktýr. Müraaacat: Tel: 0384 441 31 69 Tersane iþçilerinin yaþadýðý gecekondularý dolaþtým aylarca, Kaynarca Tren Ýstasyonu’ndaki Akgül Büfe’de oturdum, çay içtim. Özellikle Karslý, Aðrýlý kaynakçý iþçilerle dertleþtim. Soluduklarý tiner, gaz, boya kokusu sonucu ciðerlerinden rahatsýz olanlarla dertlerini paylaþtým. Tersane iþçilerinin çoðunluðunun ayakkabýlarýnýn ayak uçlarý yanýktýr. Yüzlerinde yanýk lekeleri vardýr. Tersane iþçileri iþ çýkýþý Akgül büfeye gelip çay içerler. Büfede hemen hepsinin hesaplarý vardýr. Yazdýrýrlar, tersaneden para alýnca öderler. Mesela burada yaptýðým sohbetlerde Aðrýlý iþçilerin çok sýk iskeleden suya düþüp boðulduðunu duydum. Yani yüzme bilmeyen insanlarý tersanede çalýþtýrýyorsun ve suya düþünce de önceden hiçbir yüzme deneyimi olmayan iþçi, kurtarýlana kadar boðuluyor. Ýþveren aileyle anlaþýyor. Bir miktar para vererek ölümlerin gizli kalmasýný saðladýðýný duyuyordum. Buna kan parasý deniyordu. Tersanelerde sýk sýk elektrik çarpmalarý yaþanýyor. Gemilerin kaplamasýnda kullanýlan aðýr saclar iþçinin ayaðýna düþüyor, parmaklarý kesiliyor, çeþitli sakatlýklar yaþanýyor. Tersane iþçilerinin ortak hastalýklarý ya ciðerdir ya da göz rahatsýzlýklarýdýr. Tersanede çalýþan kaynak iþçilerinin gözleri uzun zaman kaynak yaptýklarýndan rahatsýzlanýr. Çevrelerine kýsýk bakarlar. Kendi aralarýnda bu konuyla ilgili espri bile yaparlar, “kaynak iþçisi gibi ne süzüyon beni” diye. Birde tersane iþçilerinin üç beþ kuruþ fazla almak için yaptýklarý aðýr mesailer vardýr. Bu nedenle uykusuzluk sorunu yaþarlar. Zaten iþçilerin çoðu da uykusuzluktan düþer ve ya iþ kazalarýnýn çoðu uykusuzluk ve dikkatsizlikten olur. Mesela tersane iþçisi diyelim ki 8 saat çalýþacak, mesaiye kalýr 18 saat çalýþýr. Ertesi gün yine gelir. Bu yorgunluk tersanelerde kazalara davetiye çýkarýr. Uyuyacak vakit bulamayýnca çoðunluðu ayakta uyuyup düþerler. Bir de boyamada kullanýlan tiner ve uçucu maddeler iþçileri tutar. Sarhoþ gibi olurlar. »Romanda çevrecilerle iþçiler arasýnda yaþanan bir çeliþki var, biraz da bundan söz edebilir miyiz? Çevreciler, “siz asbestli gemileri söküyorsunuz, sökmeyin çevreye zarar veriyorsunuz.” Ýþçiler de, “ bu bizim ekmek paramýz o zaman bize baþka iþ verin bu gemileri sökmeyelim.” Çevreciler de, “bunu yaparsanýz ölürsünüz.” Ýþçiler ise, “eðer bunu yapmazsak, acýmýzdan ölürüz. Çoluk çocuðumuzda acýndan ölür.” Farklý bakýþ açlarýyla bu tartýþma sürüyor. Çevreciler; “bunu yaptýðýnýz zaman hepiniz öleceksiniz, çünkü asbest maddesi öldürücü” diyor. Bu kez iþçiler; “arkadaþ biz bu zamana kadar patronlarla hiçbir þey paylaþmadýk. Býrak onlarda bizimle beraber ölsün, ölümü bari onlarla beraber paylaþalým bir kez olsun.” Þu bir gerçek. Þu anda iþçiler patýr patýr ölüyor ve kapýda bekleyen bir sürü iþsiz var. Fakat bu yaþanan ölüm ve zulümlerde dün asbestli gemilerin sökümü iþlerinde büyük duyarlýlýk gösteren çevreciler hiç yok meydanlarda. Çevreye karþý gösterilen duyarlýlýk, iþçilerin ölümlerine karþý gösterilmiyor yani. »Tersanelerde uygulanan taþeronluk sistemi Tersanelerde çalýþan iþçiler içerisinde aðzý laf yapan lider, yetenekli kiþiler tespit ediliyor ve iþveren tarafýndan diðer iþçilerden ayrýlarak taþeron olarak çalýþtýrýlýyor. Taþeron “sen bunlara layýk deðilsin, harcanýp gitme 10 iþçi toplayýp gel al sana taþeronluk vereyim, bir yüzünü sen boya geminin” diyor. Böylece taþeron bir sürü küçük taþeronlar yaratýyor. Yani bir dönüm tarlasý olaný da aða kabul etme psikolojisiyle iþçiyi onore ederek diðerlerinden ayýrýp kendine baðlý hale getiriyor. »Ýþsizlik tersanelerde çalýþan iþçilerin çalýþma pratiklerini nasýl etkiliyor? Tersanelerin kapýsýnda iþ için bekleyen on binlerce iþsiz var. Bu patronlar tarafýndan iþçilerin aleyhine kullanýlan potansiyel bir güce dönüþüyor. Bu nedenle patronlarýn hiç eyvallahý yok çalýþan iþçiye, tuttu mu kaldýrýp kapýnýn önüne koyabiliyor. Bundan önce ‘Ýnsan Yokuþu’ diye bir romaným vardý. Orada Ýznik Gölü çevresindeki fabrikalarý incelerken þunu görmüþtüm: Patronlar iþçiyi iþçiye karþý kullanmada evrensel boyutlarda yeni bir giriþim içindeler. Mesela sigara fabrikasýnda çalýþan iþçiler var. Çevreciler sigaraya karþý mý çýkýyor. Bu sefer de iþveren tamam ayný firma adý altýnda sigarayý býraktýran ilaç fabrikasý kuruyor. »Bir anlamda þöyle söylemek de mümkün sanýrým, iþçilerle iþsizler arasýnda çeliþki doðuyor, deðil mi? Kapýnýn önünde bekleyen iþsizleri düþünün. Patron iþsizlere; “ben size iþ vereceðim ama sizin arkadaþlarýnýz hiç fedakârlýkta bulunmuyor, ben bulunuyorum, benim fabrikam 1000 kiþi kapasiteli, 1001 kiþi alsam zarar ederim, bu iþletme rantýbýl çalýþmaz. O zaman ben fedakârlýkta bulunuyorum ve çalýþan emekçi kardeþlerinize diyorum ki, yarým gün siz çalýþýn yarým gün de iþsizler çalýþsýn, benim iþletmemde 1000 kiþi çalýþýyorsa kapasitesi bir anda 2000’e çýkar.” Ýþsizler buna çoktan razý tabi hiç yoktan ayda 15 gün çalýþýp para kazanacaklar. Ýþçi olan zaten var olan iþiyle bile doymuyor. Mesai yapýyor, ek bir þeyler kazanmaya çalýþýyor. Patronun bu fikrine karþý. Doðal olarak iþçilerle iþsizler arasýnda bir çeliþki doðmuþ oluyor. Dünyada bugün bunun gibi cin fikirler gündemde. Amerika’da baþladý bu. Çalýþanlarý ayda 15 gün çalýþtýrarak çalýþan sayýsýný iki katýna çýkartmayý ve emekçinin gelirini ikiye bölerek denge kurmaya çalýþýlýyor. Böylece iþveren bir taþla beþ kuþ vurmuþ oluyor. Ýþi olan yarý iþsiz, iþsizler de yarý iþçiye dönüþüyor. Marx’ýn bir sözü vardýr: “iþçi sýnýfý ilericidir, çünkü zincirlerinden baþka kaybedecek þeyi yoktur.” Ama bugün iþçinin iþi bileðinde zincir deðil altýn zincire dönüþmüþ durumda, onu kaybetmek istemiyor. O iþten atýlmamak için sendikaya girmiyor, yani patronun istemediði hiçbir þeyi yapmýyor. Çünkü dýþarýda bekleyen bir sürü iþsiz var. Ýþsizlerin ise ayaðýnda demir zinciri bile yok, kalmadý. Yani satacak emeði bile olmayan yeni bir sýnýf doðuyor: iþsizler sýnýfý. Bu iþsiz emekçiler sýnýfý sermaye için iþçi sýnýfýndan çok daha tehlikeli, çünkü kaybedeceði zincir bile yok. Bu nedenle iþsizliði bir nebze olsun azaltmak için çalýþýyorlar. »Tersanede çalýþan iþçilerin aile hayatlarý ile ilgili nasýl bir incelemeniz oldu? Tabii mesela tersanede çalýþan iþçilerin çocuklarý büyüdüklerinde tersanede çalýþmak istemez. Çünkü babanýn gecesi gündüzü belli deðil, sýk sýk vardiya deðiþiyor. Sonra hemen her aileyi sakatlanma hikâyeleri, ölüm hikâyeleri kaplamýþtýr. Çocuklar çocuk kulaðýyla bunu dinlerler. Ailelerin kendi içlerinde dayanýþmalarý vardýr. Tersanede çalýþan ailelere bakkallar veresiye verir. Tersanede çalýþmayan ailelere göre esnaf tarafýndan daha bir üstün görünürler, çalýþmayan ailelere göre. Tersanedeki iþinden çýkanlarý bakkallar iyi izler ve veresiyeyi keser. Çalýþan iþçilere tersaneden sýklýkla yoðurt verilir. Ýþçiler kendileri yemezler çocuklarýný getirirler, kendilerinden çok çocuklarýný düþünür, onlara yedirirler. Tersane iþçilerinin çocuklarý yoðurtçudur, yoðurdu çok severler. Birgün 01 Haziran 2008 KAÝ M SPOR AYAKKABI & GÝYÝM MAÐAZASI HÝZMETÝNÝZDE ADÝDAS KNETIKS LOTTO NÝKE KONVERS Herkesin bütçesine uygun modeller Tiþört & Eþofman & kot pantolon Uygun fiyatlarla kaynaðýndan alýn SATILIK DAÝRE TOKÝ 1’ci ETAP 1’ci BLOK 5’ci KAT 23 Numaralý Daire satýlýktýr. Hikmet BOZDAÐ Tel: 0543 590 80 81 Nevþehir Caddesi/ Askerlik Þubesi karþýsý Hacýbektaþ Tel:03844413474 E-posta:kaimulas@hotmail. com
Benzer belgeler
Tayfun ÖZKAYA - Hacibektaslilar
Suriye'deki durumun henüz Irak'ta yaþananlar
kadar aðýr olmadýðýný söyleyen Ürdünlü yetkili
Neyef Fayez ise, ''Ancak ülkedeki güvenlik
eksikliði göz önünde tutulursa, þu an olanlarýn
gelecekte çok ...