PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Transkript
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Sir WINSTON TEAHouse •Yaz nihayet kapımızda… Sir Winston Çeşme şubeleri tatil sezonuna merhaba demeye hazırlanıyorlar. Nisan sonunda sezonu açan Alaçatı Port şubesini, mayıs ortasında Solto, haziran başında ise Altınyunus takip edecek. • •Sir Winston pizzalarına yaza özel üç yeni lezzet eklendi: pizza di capra, pizza rosso ve keçi peynirli pizza… Yeni pizzalarımızdan bir dilim denemeyi ihmal etmeyin, eminiz bayılacaksınız! • •Sir Winston barmenlerinin 2011 yazı için önerdikleri ferahlatıcı kokteyller arasında Beyazıt, karadut, karpuz ve satsuma frozen, chartreuse mojito ve bellini şampanya kokteyli ön sırada geliyor. • •Özel açıkhava barıyla yenilenen Sir Winston Alaçatı Port’a gelen müdavimlerimiz yaz boyunca çeşitli akşamlarda keyifli canlı müzik dinletileri dinleme fırsatını da yakalayacaklar. Program için takipte kalın! •içerik ekibi: Aylin Güngör - J. Hakan Dedeoğlu Yetkin Nural - Doruk Yurdesin - Ekin Sanaç •tasarım ekibi: Sadi Güran - Ethem Onur Bilgiç •katkıda bulunanlar: J. Batu Dedeoğlu - Siğnem Sangüder Deniz Kaynak - Ozan Şentürk kırıntılar Hazırlayan: Siğnem Sangüder – Yetkin Nural küçük boyutuyla dikkat çekiyor. Mutfağında yer sıkıntısı çeken kahve tutkunlarındansanız bu ürün tam size göre. nespresso.com/pixie Kahvenizi nasıl alırsınız? Eğer sabahları sizi sarsıp ayılmanızı kolaylaştıracak şey arıyorsanız, daha fazla aramayın. Nespresso’nun yeni ürünü “Pixie”, tasarımı ve teknik özellikleriyle size mükemmel bir kahve keyfi vaat ediyor. Altı değişik renk seçeneğiyle satışa sunulan “Pixie”, özellikle The Sims 3: Generations The Sims 3’ün yeni genişleme paketi “Generations”, 31 Mayıs’ta piyasaya çıkıyor. Bu genişleme paketiyle çocukluktan yaşlılığa uzanan uzun bir yaşam sürecini oynayacağız. Çocukluk maceraları, lise şakaları, ilk öpücükler, bekârlığa veda partileri, orta yaş krizleri… “Generations” ile yaşayacaklarınız sadece hayal gücünüzle sınırlı kalacak. Ayrıca ilk defa Simlerinizin hayatlarındaki özel anlarını Facebook ve thesims3.com’da paylaşabileceksiniz. Gizli cennet: Kabak Vadisi Büyük şehrin karmaşasından kaçmak isteyenler için bir tatil tavsiyemiz var: Fethiye Kabak Vadisi. Likya Yolu’nun durak noktalarından biri olan Kabak Koyu, tarihle doğanın buluştuğu Türkiye’nin gizli cennetlerin biri. Ölüdeniz’in 16 km. doğusunda bulunan vadideki lüks konaklama yerlerinde doğayla iç içe ve kendinizle baş başa kalabileceğiniz, huzur dolu günler geçirebilirsiniz. Ya da kamp alanlarında kendinizi bir maceraya atabilirsiniz. Seçim size kalmış. kabakvadisi.com İtalyan mutfağı Binnur Akhun Önen ve Zeynep Braggiotti’nin beraber kaleme aldığı İtalyan Aşkı, İtalya’daki 20 bölgenin sevilen yemek tariflerini ve hikâyelerini okuyucuya sunuyor. Sadece doymak için yemek yemeyenlerdenseniz Gourmand World Cookbook Awards 2010′da “Dünya Mutfağı Akdeniz” kategorisinde dünya üçüncüsü ödülü sahibi bu eşsiz yemek kitabı kütüphanenizde mutlaka bulunmalı. Şarap gurmelerine… Vignon Şarap Termometresi’yle şarabın kesin sıcaklığını belirlemek artık çok kolay. Şaraptan alacağınız damak zevkini garanti edebilmeniz için termometreyi şişenin etrafına bir kemer gibi takın. Birkaç dakika içerisinde dijital ekranda sıcaklığı göreceksiniz. Şerefe! Amazon.com Naneli batarya paketi Dışarıdayken cep telefonunuzu şarj kim bilir ne zaman! •MÖ 5. yy. Çinli düşünür ve Moizm’in kurucusu Mo-Ti, karanlık bir ortama bir iğne deliğinden giren ışığın dışarıda bulunan ışıklı nesnenin baş aşağı yansımasını yarattığını gözlemleyerek, daha sonra “karanlık kutu” (camera obscura) olarak adlandırılacak sistemin temellerini attı. •MÖ 4. yy. Antik Yunan’da Aristo ve Öklid, karanlık kutunun optik prensiplerini anlamaya çalıştı. biliyor muydunuz? •11. yüzyılda Çinli bilim insanı Shen Kuo karanlık kutuyla deneyler yapıp geometrik yapısını ve niteliklerini kitabında yazarken, kendisinden iki yüzyıl önce Duan Chengshi adlı bir başka bilim insanının bir deniz kenarındaki Çin •4. yy. İskenderiyeli Theon, iğne deliğinden geçen mum ışığının, karşıdaki ekranda delik genişliğine bağlı ve mumun merkeziyle aynı hizada aydınlık bir nokta oluşturduğunu yazdı. •6. yy. Aya Sofya’nın mimarı ve matematikçi Tirallesli Anthemus, deneylerinde karanlık kutu kullandı. pagodasının ters dönmüş imgesinden bahsettiğini de ekledi. Shen Kuo, bu konuda şöyle diyordu: “Kitapta, pagoda imgesinin ters döndüğü, çünkü deniz kenarında olduğu ve bu etkinin denizden kaynaklandığı yazıyor. Çok saçma. Bu •15. yy. Leonardo da Vinci, 1478-1519 yılları arasında çizimler ve yazılarla oluşturduğu 1119 sayfalık Atlantik Kodeksi’nde karanlık kutuyu da tarif etti. Bazıları, da Vinci’nin bu cihazı çizimlerinde yardımcı olarak kullandığına inanıyor. •1568 İtalyan din adamı ve çevirmen Daniello Barbaro, sanatçılar ve mimarlar için yazdığı perspektif kitabında karanlık kutuya nasıl lens takılabileceğini tarif etti. tamamen imgenin küçük bir delikten geçtiğinde ters dönmesiyle ilgili normal bir prensiptir.” •1658 İngiliz fizikçi Thomas Browne optik ve karanlık kutunun işleyişi üzerine uzun bir makale yazdı. •18. yy. Bilimsel gelişmelerle iyice küçülen karanlık kutular, seyahatlerde gördüklerini resimlemek isteyen amatör ve profesyonel sanatçılarca, manzara ve peyzaj üzerine çalışan ressamlarca kullanılmaya başladı. •17. yüzyılda revaçta olan Johannes Vermeer gibi Hollandalı ressamların resimlerindeki inanılmaz detay yüzünden karanlık kutu kullanmış olabilecekleri iddia edildi. Bu iddialara Hockney-Falco Tezi deniyor. MS 1826 MS 1800 MS 1658 MS 400 MÖ 500 fotoğrafın zaman yolculuğu •1802 Thomas Wedgewood, ışığın hareketleri vasıtasıyla bir görüntüyü kaydetmeye çalışan ilk kişi oldu. Ancak imgeleri kaydettiği organik malzemenin kararmasına engel olamadı. •1822 Nicéphore Niépce, Papa VII. Pius’un kalıcı bir fotoğrafını çekmeyi başardı. Bu fotoğraf daha sonra tahrip olsa da, dört yıl sonra sekiz saatte çektiği doğa fotoğrafı bugün bilinen en eski fotoğraf oldu. •1855 yılında New York Gallery stüdyosu, insanların kamera başından hiç kalkmayan fotoğrafçıların önlerinde sırayla fotoğraf çektirip 15 dakika sonra teslim aldıkları üretim bandını açtı. Stüdyo bu şekilde günde 300-1000 •1837 Louis Daguerre, bugün Dagerreyotipi olarak bilinen bir yöntemle “Sanatçının Atölyesi” adlı fotoğrafını çekti. Buna göre bakır levhalar gümüş nitratla ışığa duyarlı hâle getiriliyor, 10-20 dakika pozlandıktan sonra cıva buharına tâbi tutuluyorlardı. •1839 William Fox Talbot, “fotojenik çizim” olarak adlandırdığı, bugün modern fotoğrafçılıkta kullanılan negatif/pozitif işlemi icat etti. portre çekebiliyordu. Aile resimlerinin ilgi çekmesinin sebebi yüksek orandaki çocuk ölümleriydi. Dönemin bir modası da kişileri ölümsüzleştirmek için öldükten hemen sonra çekilen fotoğraflardı. •1861 James Clerk Maxwell, ilk renkli fotoğrafı sergiledi. Bu fotoğrafta ekose bir kurdele vardı. •1888 George Eastman, sehpaya ihtiyaç duymadan fotoğraf çekmeyi sağlayan ilk ünlü el kamerası Kodak’ı üretti. •1896 Wilhelm Conrad Röntgen, x-ışını görüntüyü çekti. •1858 yılında Henry Robinson’ın yatakta ölmekte olan bir kızın etrafında oturan aile mizansenini fotoğraflaması tartışıldı. Eleştiri, fotoğrafın bir • 1925 Flaş ampulü, gürültülü ve dumanlı flaş tozunun yerini aldı. •1926 National Geographic fotoğrafçısı Charles Martin ve bilim insanı W.H. Longley, ilk doğal renkli sualtı fotoğraflarını çekti. •1937 Hindenberg zeplininin alev alıp düşmesinin görüntüleri, bir felaketin oluş ânında çekilen ilk fotoğraflar oldu. resim sanatı olmadığına ve gerçekleri yansıtması gerektiğine inanarak bu pozu zevksiz bulanlardan geldi. •1945 ABD Hava Kuvvetleri, atom bombası patladığında meydana gelen mantar şeklindeki bulutun fotoğraflarını yayınladı. •1948 Pentax otomatik diyaframı, Polaroid ilk hızlı siyah-beyaz filmi piyasaya sürdü. •1957 ABD Ulusal Standartlar Enstitüsünden Russell Kirsch, bir bilgisayarda oluşturulan ilk dijital görüntüleri üretti. •Aralık 1953’te Playboy’un ilk sayısı yayınlanmadan önce, çıplak insan resimlerinin ana akım bir ticarî mal gibi düşünülüp posta yoluyla dağıtılması imkânsızdı. Marilyn Monroe’nun pozları çok daha önce çekilmişti ama daha önce kimse •1986 Kodak ilk megapiksel sensörünü üretti. •1990 Adobe Photoshop 1.0 piyasaya sürüldü. farklı dilde tercüme yapabiliyor. Özellikle tatillerde dil desteğine ihtiyacı olanlar, bu ücretsiz uygulamayı kaçırmasın. •2004 Dijital kameraların piyasadaki ağırlığı yüzde 90’a çıktı. Nikon filmli kameraların üretimini durdurdu. •1998 Sıradan tüketiciler tarafından satın alınması planlanan ilk ucuz dijital kameralar çıktı. Kodak, kullanıcıların çektikleri fotoğrafları ânında görmelerini sağlayan LCD ekranlı kameraları piyasaya sürdü. •2008 Polaroid her türlü hızlı film ürünlerinin üretimine son verdiğini açıkladı. ABD Posta Ofisi’nin katı ahlak kurallarına meydan okumaya cesaret edememişti. Derginin ilk sayısının üzerinde tarih olmamasının sebebi, Hugh Heffner’in ikinci bir sayı yayınlamasına izin verilmeyeceğini düşünmesiydi. •İnsan vücudunun iç kısmının bir endoskop vasıtasıyla fotoğraflanması ilk kez 1957’de Lennart Nilsson tarafından başarıldı. Nilsson’ın en provokatif fotoğrafı anne rahmindeki cenin resmiydi ve kürtaj karşıtlarının iddialarında çok etkili oldu. •2009 Kodak, Kodachrome filmlerini üretmeme kararı aldı. MS 2011 Pedallı Audi! Kendine özgü ürettiği otomobilleriyle ünlü Alman Audi firması, Renovo bisikletle ortaklaşa, alışılmadık bir bisiklet serisi yarattı. Oldukça hafif olan bisikletin gövdesi tamamen ahşaptan imal edilmiş. Hem şıklığıyla hem de çevre dostu yapısıyla dikkat çeken bu bisikletle doğayı ve kendinizi şımartın. renovobikes.com MS 1998 Söyleyin tercüme etsin! Google’ın iPhone uygulaması Google Translate basit bir tercüme uygulamasından çok daha fazlasını sunuyor. Ses tanıma özelliğiyle telefona söylediğiniz kelime ya da cümleleri istediğiniz dile çevirerek size okuyor. Konuştuğunuzda, söylediğinizden ne anladığı yazılı olarak ekrana geliyor. 57 MS 1957 Blackberry Playbook Tablet bilgisayarlara bir yenisi daha eklendi: Blackberry Playbook. 1024x600 çözünürlükte, 7 inch ekran boyutuna sahip OS işletim sistemli Playbook, kullanıcılara çoklu görev olanağı, yüksek multimedya performansı sunuyor. 1 GHZ çift çekirdekli işlemci, 1 GB bellek ile göz dolduran Playbook’un, 16 GB, 32 GB ve 64 GB olmak üzere 3 farklı seçeneği var. Amerika’da 499699 dolar aralığında satışa çıkartılan bu yeni tabletin Türkiye’ye ne zaman geleceği MS 1948 Çek ve paylaş Video paylaşımında uzun zamandır bir numaralı internet sitelerinden biri olan Vimeo, kısa bir süre önce “Vimeo app” isimli uygulamayı ücretsiz olarak piyasaya sürdü. Bu uygulama sayesinde Vimeo’nun bütün özelliklerini iPhone’unuzda bulabileceksiniz. Uygulama, videoları yükleme, birleştirme, kurgulama gibi birçok özelliğe sahip. Ayrıca bu uygulamayı Vimeo videolarını gezmek için de kullanabilirsiniz. Vimeo.com MS 1861 MS 1855 etmek cebinizden bir paket sakız çıkartmak kadar kolay olsaydı keşke... Ama durun biraz, artık Minty Boost Battery Pack sayesinde gerçekten bu kadar kolay. Tasarımcısı, küçük draje sakız kutusuna 2 adet AA pili yerleştirmeyi başarmış ve iPhone için USB girişli bir şarj aleti yaratmış. Minty Boost Battery Pack kesinlikle size ferahlık getirecek. ladyada.net/make/ mintyboost/ Otele ne gerek var? Tatillerinizde otelde konaklamak artık mazide kaldı. Seyahat etmeyi seviyor ve farklı konaklama olanakları arıyorsanız airbnb sizin aradığınız adres. İnsanların kendi gayrimenkullerini kiraya verdiği bu sıradışı web sitesinde yok yok. Tek kişilik odalar ya da apartman dairelerinin yanısıra airbnb’de size sunulan seçenekler arasında ağaç evler, şatolar, tekneler, hattâ New York’ta tavan arası katları bile var. Bütçenize göre ilginizi çeken bir yeri kesinlikle bulacaksınız. airbnb.comv şimdilik kesin olmasa da biz haziran civarı diye duyduk, haber verelim dedik… soru & cevap Röp: Yetkin Nural İllüstrasyon: Sadi Güran begüm birgören İşlerini ve üretimlerini yakından takip ettiğimiz dört kişiye, alışılmış röportaj soruları yerine içimizden geldiğince sorular yönelttik. mert fırat aktör aktör En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Umut, sanat, adalet. Seni en son ne çok heyecanlandırdı? İnan Temelkuran’ın yeni filmi ve İlksen Başarır’la yeni yazdığımız senaryo fikri... Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Mayaların yanına, ya da Antik Yunan’a. MP3 çalarında sürekli çalan üç parça nedir? “Lemon Tree”, “Everbody’s Gotta Learn Sometimes”, “Blower’s Daughter”… Seni en son ne çok heyecanlandırdı? Evimde küçük bir bahçem var onu düzenledim. Toprak, çiçek, çim, börtü böcek… müthiş. Eğer başka bir objeye, canlıya dönüşebilecek olsan neye dönüşürdün? Fil, at ya da kartal olmak isterdim. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Benim rüyalarım hep bilim kurgu atmosferinde geçer. Blade Runner renkleri, kaotik sendromlu her insan, her obje. Hep bir olay var, koşturuyorum sürekli ve çok yoruluyorum. Hangi filmin yeniden yapımında oynamak isterdin? Truman Capote. Eğer başka bir objeye, canlıya dönüşebilecek olsan neye dönüşürdün? Ay. Ya da bir dağ. Bilmiyorum karar veremedim. Yemek yapmayı mı yemeyi mi seversin? Yemeyi seviyorsan en sevdiğin yemek, yapmayı seviyorsan spesiyaliten nedir? Yalnız yerim! Çocukluğumdan beri hiç değişmedi. Köfte, patates, makarna. Bir de Çerkezlerin (ben Çerkez’im) velibak diye hamur ve patatesten oluşan, sac üstünde pişirilip tereyağına bandırılarak yenen muhteşem lezzetli ve kalorili yemeğine bayılırım. En sevdiğin keyif kombinasyonu? Çay ve bisküvi. Ama bisküvi ve nutella birleştikten sonra. En son hangi filmi izledin ve beş üzerinden kaç yıldız verirsin? Daha da önemlisi izlememizi tavsiye eder misin? Dog Tooth. Beş üzerinden 11. Son altı ay içinde okuduğun en iyi kitap neydi? Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar. En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Azim, ahududu, hadise. Bilgisayarının masaüstünde ne imgesi var? Arkadaşımın çekmiş olduğu deniz fotoğrafı. Bir takıntın/takıntıların var mı? Kalkar kalkmaz su içmek... Seni tavlayacak bir cümle var mı? Nedir? Yok... Tuvalette ne okuyorsun? Çeşitli dergiler. Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? Her çeşit spor... Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Ölüleri diriltmek isterdim. Hepsini değil tabiî, istediklerimi. Son yemeğin için isteyeceğin menü ne olurdu? Açık büfe. Seni tavlayacak bir cümle var mı? Nedir? Tatlı yer misin? •Vodafone reklamlarında Şafak Sezer’den ayrılmaya çalışan Tarife olarak da tanıdığımız Begüm Birgören, 13 yaşında alaylı olarak başladığı oyunculuk kariyerine pek çok dizi, film ve tiyatro oyunu katarak devam ediyor. •Tatlı Hayat dizisinin kamera arkasında staj yaparken yönetmen Oğuzhan Tercan’ın daveti üzerine Arapsaçı dizisinde ufak bir rolde oynayan Begüm Birgören o günden beri aralarında Pilli Bebek, Kara Yılan, Seher Vakti ve Ömre Bedel gibi pek çok dizide rol aldı. •Oyunculuk kariyerinde dizi ve tiyatronun yanısıra beyaz perdeye de el atan Begüm Birgören son dönemde Derviş Zaim’in Nokta ve Mehmet Güneş’in Kardelen filmlerinde kamera karşısına geçti. •İsveç’te Radyo-TV okuduktan sonra Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdi. 2006 senesinde mezun oldu ve Shakespeare’in Hırçın Kız ‘ında rol alarak Oyun Atölyesi kadrosunda katıldı. Hırçın Kız, Hastalık Hastası Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunlarındaki performansıyla Arda Kanpolat Oyunculuk Ödülü’ne layık görüldü. •2002’de Bizim Evin Halleri ile başladığı ekran kariyerine İşte Benim, Yersiz Yurtsuz, Binbir Gece ve Kapalı Çarşı dizileriyle devam etti. •Senaryosunu İlker Başarır’la yazdığı, duyma engelli bir karakteri canlandırdığı Başka Dilde Aşk ile dört ayrı festivalden en iyi erkek oyuncu ödülünü topladı ve yine İlker Başarır’la beraber yazdıkları Atlıkarınca’yla da Altın Portakal’da en iyi senaryo ödülüne layık görüldü. beste bereket seren yüce aktör Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Saat 20:38. Beyoğlu’dayım, soruları cevaplamak için kendimi dinlemeye çalışıyorum şu anda. En son hangi filmi izledin? Beş üzerinden kaç yıldız verirsin? Bir süre önce Park Chan Wook’un Thirst filmini izledim. Vampirlere olan sonsuz sevgim dolayısıyla da beş üzerinden beş verdim,10 vermiş de olabilirim. yönetmen Eksikliğinde yapamayacağın üç şey(in) nedir? Peynir, Peyote, ağbim. Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Evimdeyim, saat 21:20, Ataxia - an itibariyle “Dust.” En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Mukadderat, karmakarışık ve narin. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Sarı çiğ bir ışıkta ayna karşısında kendime bakıyordum. Çok şişmanlamıştım, yanaklarım kızarmış ve terliyordum. Sağ göz pınarımda büyük kocaman sarı bir sivilce vardı. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Sanırım geleceğe… Uzaya yolculuk biz halk için hangi yüzyılda ulaşılabilir olacaksa o zamana… En son hangi filmi izledin? Beş üzerinden kaç yıldız verirsin? Festivalden dolayı 30 kadar film izledim. Claire Denis’nin L’intruder’una (Davetsiz) beş yıldız yetmez. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Damların üstünden uçup duruyordum sürekli çok eğlenceliydi. Düzenli aralıklarla gördüğüm tek rüya ve en çok sevdiğim… Dün gece de yine uçtum. Herkes görsün bu rüyayı isterim yahu. Akşamdan kalma bir gün için en ideal formül nedir? Karanlık bir odada uyanmak, temiz ve rahat bir tuvalete girebilmek ve akşamüstü yağlı bir yemek yemek. Eğer başka bir objeye, canlıya dönüşebilecek olsan neye dönüşürdün? Bir vampire dönüşmek isterdim mümkünse. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Sanırım en çok MÖ 500 dolaylarında Ege kıyılarında olmayı isterdim. Ama sanayi devriminden önce her yer uyar aslında. En sevdiğin keyif kombinasyonu? Cici Bebe’li süt. Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Bugüne kadar varılmış olan tüm matematik bilgisine sahip olmak. Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? Önceki günü güzel bitirmiş olmanın huzuruyla ve güzel bir şarkıyla başlamak. Son yemeğin için isteyeceğin menü ne olurdu? Gulaş. Mayonez mi? Ketçap mı? Niye? En acısından hardal. İdeal tatilini nasıl planlarsın? Kiminle, nereye, ne zaman gitmek isterdin? En idealinin bir sefer karavan bir sefer de yelkenliyle bir kaç hafta boyunca gezinmek olduğunu düşünüyorum. Daha yapabilmiş değilim ama yaklaşıyorum. Gündüz insanı mısın, gece kuşu mu? Değişkenim galiba sabahları erken uyanıp günü yaşamayı seviyorum. Ama en çok geceye düşkünüm. En sevmediğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Proje, ben, kalkınma. Bir takıntın/takıntıların var mı? Uyuduğum odanı, evde kimse olmasa bile, kapısını kapatırım mutlaka. Bir de tek yanaktan öpmeyi pek sevmem. •Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Beste Bereket’in 2005 yılında rol aldığı Türev filminde gösterdiği performans kendisine hem Altın Portakal’da hem de Sadri Alışık Sinema Ödülleri’nde en iyi kadın oyuncu ödülünü getirdi. •Aşka Sürgün ve Parmaklılar Ardında gibi çeşitli dizilerde rol alan Beste Bereket, 2008 senesinde Sürmanşet isimli bir tiyatro oyununda da sahneye çıktı. •Beste Bereket, Teoman Kumbaracıbaşı ile beraber KRAFT isimli bir stüdyo kurdu. Ekranlardaysa en son karşımıza TRT’de yayınlanan Leyla ile Mecnun dizisinde konuk oyuncu olarak çıktı. •Yazıp yönettiği 2010 çıkışlı Çoğunluk filmi ile çoğumuzun sağlam bir öz eleştiri yapmasına neden olan Seren Yüce, uzun metrajlı bu ilk filmi ile sinemaseverlerin ve eleştirmenlerin radarına iddialı bir giriş yapmış oldu. •Hem yurtiçinde hem de yurtdışında festivallerden yoğun ilgi gören ve bol bol ödül toplayan Çoğunluk, Altın Portakal’dan en iyi film, yönetmen ve erkek oyuncu ödülleri ile dönerken, Venedik Film Festivali’ndeyse Seren Yüce’ye “geleceğin aslanı” unvanı kazandırdı. •Seren Yüce pek çoğumuzun radarına ilk filmiyle girmiş olsa da aslında Yaşamın Kıyısında, Takva ve Pandora’nın Kutusu filmlerinde Fatih Akın, Özer Kızıltan ve Yeşim Ustaoğlu gibi son dönem Türk sinemasının ustalarına yönetmen yardımcılığı yaptı. izmiriz! Röp: Ekin Sanaç İzmiriz kısa bir süre önce, şehre dair kullanışlı, akıllı ve esprili ürünleriyle İzmir’in belli başlı özel hediyelik ürün dükkânları, kitapçıları ve en çok da kendi internet sitesi üzerinden satış yapmaya başlamıştı. Alsancak’taki tasarım ofislerini aynı zamanda bir showroom olarak da kullanan İzmiriz ekibinden Nitsa Çukurel’e merak ettiğimiz soruları yönelttik. izmiriz.com adı altında, İzmir’e dair tasarım ve hediyelik eşyaları buluşturan bu anlayışı geliştirmeye nasıl ve ne zaman karar verdiniz? İzmiriz fikri, çok sık seyahat eden ve gittiğimiz yerlere dair ilginç tasarım objeleri ve grafikleri toplayan kişiler olarak, kendi yaşadığımız şehirde bu konuda bir eksiklik hissetmemizden ve tasarımcı olarak bunu kendimize bir sorumluluk olarak bilmemizden çıktı. İki ay geceli gündüzlü çalışarak ilk tasarımlarımızı ortaya çıkarttık ve 2009 yılının başında sitemiz faaliyete geçti. izmiriz.com kaç kişilik, nasıl dinamiklere sahip bir ekibin ürünü? İzmiriz, aslında çok küçük bir ekibin, çok yoğun ve özverili çalışmaları ile yürütülen bir iş. Tasarımların oluşturulması, üretimin planlanması ve takip edilmesi, internet sitesinin ve satışların takibi, pazarlama ve tanıtım faaliyetleri; hepsi toplamda bir avuç insanın çabaları ile gerçekleşiyor. 2011 yılı içerisinde bazı gelişmeler ve altyapıda yeniden tanımlanmalar planlamaktayız. Sizce İzmir bu konsept için neden çok uygun bir şehirdi? İzmir size nasıl ilham verdi? Hediyelik eşya, ya da souvenir konseptine, bir şehrin tanıtımı açısından yurtdışında ne kadar önem verildiğini görebilirsiniz. İstanbul’da da son birkaç yılda modern ve yenilikçi hediyelik eşyalar yaratmak alanında çok geniş çalışmalar yapılmaktadır. Biz kendi yaşadığımız yeri; yani hem tarih, hem doğa hem de kültürel altyapı olarak bu kadar zengin olan İzmir şehrini gerek bu şehirde yaşayan, ya da başka yerlerde yaşayıp kentini özleyen İzmirliler, gerekse dışarıdan gelen turistler ve İzmir’de yaşayan yabancılar açısından yeterli şekilde temsil eden ürünler olmadığını düşündük. İzmir, dediğimiz gibi, her açıdan çok zengin bir kent. İzmirliler ise kentlerine özel bir aşk beslerler; şarkılardan, şiirlerden, internette dönüp dolaşan İzmir hasretli yazılardan görürsünüz. Dolayısıyla İzmir’in kendisi bize ilham kaynağı olmak için yeterli oluyor, biz de tüm bu zenginlikleri, birer birer, kendi modern ve esprili anlayışımızla ele almaya çalışıyoruz. Tişört, çanta, çorap, defter, kartpostal, küpe, mutfak önlüğü... Ürün yelpazenizde en rağbet gören ürün hangisi? Aslında farklı ürünler farklı kesimlerin ilgisini çekiyor, örneğin tişörtler ağırlıklı olarak daha genç bir kitle tarafından tercih edilirken mesela kupa, kurumsal bir hediye olarak da kullanılabiliyor. Önümüzdeki yıl içerisinde ürün gamımızı gerek grafikler, gerekse ürün çeşitlemesi olarak oldukça genişletmeyi de planlıyoruz. Bir iki ay içerisinde bunun ilk örneklerini sitemiz ve satış noktalarımızda görmek mümkün olacak. Size tasarımlarıyla başvuran kişiler oluyor mu? Onları değerlendiriyor musunuz? İzmiriz markası olarak her konuda, daha isminden başlayarak biz anlayışıyla bakıyoruz; Biz İzmiriz diyoruz. Kendini bu kente ait hisseden, bunun bir parçası olmak isteyen herkesin katkılarına, fikir ve eleştirilerine sonuna kadar açığız. Maalesef bizim bu kadar işbirliğine açık davranmamıza rağmen konseptimizi, fikirlerimizi, sloganlarımızı, hattâ büsbütün grafiklerimizi bile çalmaya ya da taklit etmeye yeltenenler oluyor. Elbette ki gerektiğinde kendilerine sözel ya da yasal tepkimizi iletmekten geri kalmıyoruz, ancak iyi tarafından bakacak olursak demek ki oldukça iyi bir iş çıkartmışız ki bu kadar kişi tarafından taklit edilmiş! Şaka bir yana, yukarıda belirtilenlerin yanısıra sitemizde yakın zamanda faaliyete geçecek olan “Sizmiriz” diye bir bölümüz olacak. Burada İzmirli ya da İzmir’e dair özel ürünler üreten, değerli tasarımlar gerçekleştiren, ancak kendine uygun bir satış noktası bulamayan farklı tasarımcıların ürünlerini barındıran bir yer. Bunun yanısıra bahar aylarına doğru bir de tasarım yarışması düzenlemeyi düşünüyoruz. Bu tip gelişmelerle, yaşadığımız kente, kendi etkinlik alanımızda katkı sağlamayı hedefliyoruz. www.izmiriz.com Q10 mükemmel görünümü ve stilde gelinen en son nokta Sıcak sohbetlere eşlik eden ve hayatımızın her anına lezzet katan kahve çeşitleri, La Cimbali’nin yeni süper otomatik espresso ve capuccino makinesi Q10 ile kolayca hazırlanıyor. Geliştirilmiş pişirme tekniği ile mükemmel kahve tadını her fincanda aynı kalitede sunuyor. Özel süt köpürtme sistemi MILKPS ile kahvenizin sertiğini siz ayarlayın MILKPS süt köpürtme sistemi ile dilerseniz krema kıvamında süt köpürtebilir, kahvenizin sertliğini tam damak zevkinize uygun biçimde ayarlayabilirsiniz.Böylece hem sizin hem de misafirlerinizin hoşlandığı çeşit çeşit kahveyi kolayca hazırlayabilirsiniz: capuccino, latte, macchiato, americano... Zengin aromalı kahvenin sırrı: La Cimbali Q10 Klasik kahve makinelerinde demleme suyu kahve granülleri arasından direkt olarak geçer. Q10’de 9 bar basınç buhar özelliği sayesinde, tüm kahve çekirdekleri suyla temas ederek değerli aromalarını suya bırakır. Her seferinde kendi kendini temizleyen akıllı sistem Q10 süper otomatik espresso ve capuccino makinesi’nin kendi kendini temizleme sistemi, her demleme işleminden sonra tüm aktarım kanallarını temizleyerek,içinde soğumuş ve beklemiş su kalmasını önler. Böylece, uzun süre kullanılmayan makinelerde bile %100 hijyen sağlanmış olur ve hazırlanan çeşit çeşit kahvelerin aromaları asla birbirine karışmaz. Kendi damak zevkinize göre sert ya da yumuşak içimli kahve Sert veya daha yumuşak içimli kahve sevenler! Artık 6 ve 15 g olarak kahvenizin sertliğini ayarlayabilir, tam kendi damak zevkinize göre kahvenizi hazırlayabilirsiniz Fincan ısıtma ile sıcak tatlar yakalayın... Nefis kremanın, espressonun üzerinde daha uzun kalabilmesi ve aromanın tam olarak yayılabilmesi için fincanları en uygun seviyede ısıtabilirsiniz. İşte size her çeşit espressonun tadına en üst düzeyde varmak için mükemmel bir çözüm! Espressoyu tanıyalım... Bazı espresso bazlı içecekler: Espresso, koyu kavrulmuş, yeteri kadar ince çekilmiş ve espresso makinesinin kahve haznesinde (tek bir ölçü için yaklaşık 7 g) sıkıştırılmış kahveden geçirilen 9 bar basınçlı 25 ml’lik sıcak suyun 23 saniye boyunca bardağa boşalması ile hazırlanan İtalya’ya özgü bir kahve türüdür. Espresso, sade olarak içilmesi dışında, damak tadına hitap eden ve özellikle sütle hazırlanan kahvelerin de bazılarının genel adıdır. İşte bunlardan birkaçı: Ristretto: Yoğun bir kahve elde etmek için daha az su kullanılarak yapılan “yudumluk” espresso.Böylece çok kuvvetli, konsantre ve nefis bir espresso ortaya çıkar. Lungo: Fincanın 2/3’ü değil de tamamı dolana kadar beklenerek yapılan espressodur. Americano: Cappucino bardağı büyüklüğünde bir kupada, tek veya double espresso üzerine, kupa doluncaya kadar kaynar su eklenir. Macchiato: Tek veya double espresso üzerine çok az miktarda süt köpüğü konularak yapılır. Con Pana: Tek veya double espresso üzerine bir kat tatlı krema eklenir. Latte: Tek veya double espresso buharla ısıtılmış kıvamlı süt dolu bir kupaya konur. Tercihe göre üzerine çok az miktarda süt köpüğü ve tatlı krema eklenir. Capuccino: Bardağın 1/3’ü tek ölçü espresso, 1/3’ü buharla ısıtılmış kıvamlı süt ile karıştırılır. Üzerlerine bardağın 1/3’ü hacminde kalın süt köpüğü yerleştirilir. Tarçın veya çikolata tozu ile süslenir. Espresso ve capuccino makinelerinde yeni trend Otel, restoran, kafe, bar, ev ve ofisler için en iyi kalite kahve makinesi La Cimbali ile yükselmekte olan kahve ve kafe trendini artık siz de bizimle yakalayabilirsiniz. Bir kafenin iyi bir iş yapması için sadece mekânın yeri yetmez. Aynı zamanda sunulan ürünün kalitesi ve sunuş şekli çok önemlidir. Size dünyada en çok tercih edilen kahve makinesi La Cimbali markasını deneme fırsatını sunuyoruz. La Cimbali yarı otomatik ve otomatik espresso kahve makineleri volumetrikpompa ve programlanabilir dozaj sistemiyle istediğiniz gibi kahve yapma olanağı sunar. Bu ticarî makinenin kafeler ve restoranlar için son derece güvenilir ve mükemmel bir kullanımı vardır. Siz de La Cimbali istiyorsanız sizin için İzmir MAKPA AŞ farkıyla showroomlarımızda.... İzmir MAKPA A.Ş Manisa O.S.B. 4. Kısım 410 sokak No:14 45030 MANİSA Tel: +90 (236) 213 10 20/22/23 Fax: +90 (236) 213 10 21 [email protected] yüzmek Hazırlayan: Doruk Yurdesin - Ekin Sanaç Yaz geldi, çimelim Yüzmenin keyfi çok daha eskilere dayanıyor muhtemelen de, bizim bugün bildiklerimiz bu keyfin resmedilmesinin ta taş devrinde, bundan 7 bin yıl öncesinde, yazıya dökülmesininse milattan önce 2 binlerde gerçekleştiği. Mısır’ın güneydoğusunda bulunan ve “Yüzücüler Mağarası” ismi verilen mağarada bulunan resimlerdeki insan figürlerinin yüzdüğü mü yoksa bir çeşit ibadet mi yaptıkları tam anlaşılamıyor. Ama eski şiirlerin, destanların birkaçında, hattâ İncil’de yüzmeye dair referanslara rastlamak mümkün. Sadece yüzme üzerine ilk kitap, Almanya’da bir profesör tarafından 1539’da kaleme alınmış. Amacı boğulma riskine karşı önlemleri yazmak olsa da, yüzme teknikleri ve yardımcı araçlar üzerine detaylı bilgileri de kâğıda dökmüş bu profesörümüz. Yüzme amaçları çeşitli olsa da, suyun rahatlatıcılığını kullanma geleneği her daim süregelir. En eskisi Pakistan’da bulunan ve milattan önce 3 bin yılında yapıldığı tahmin edilen en eski havuz/banyodan sahillere kadar insanlar farklı eğlence ve egzersiz biçimleri icat edip dururlar suyun üstünde ve altında. Bu büyük banyolar önce mahallî havuzlara, tüketim toplumunun coşmasıyla da özel ev havuzlarına evrilir. Eski Yunan ve Roma’da daha çok bir askerî egzersiz olarak düşünülen yüzme de her insanın bedensel zindeliği için temel bir gereksinim olarak algılanmaya başlar, hattâ 17. yüzyılda Japonya’da okul müfredatlarına girip eğitimin bir parçası olur. Gerek bütün vücudu çalıştıran faydalı bir egzersiz olsun, gerek keyif için olsun, yüzmek için sebep bol. Hazır havalar da ısınmaya yüz tutmuşken, başlı başına bir kültür olan bu sulu faaliyetin geçmişinin ve bugününün sayfalarında gezmek, kışın iyice unuttuğumuz bu eğlenceyi hatırlamak istedik. Yüzmem var çeşit çeşit Denizden korkanlara havuz problemi Plato, yüzme bilmeyenin doğru dürüst bir eğitim almamış olduğunu savunmuş. Nitekim ilk yüzme havuzları Eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından inşa edilmiş. Hattâ zengin bir Lord olan Gaius Maecenas, Roma’da MÖ 1. yüzyılda ilk ısıtmalı yüzme havuzunu yaptırmış. Maecenas, dönemin ünlü şairleri Horace, Virgil ve Propertius’u himayesine alarak onların yoksulluğa düşmeden şiir yazarak yaşamalarını mümkün kılmasıyla sanatın ilk patronlarından da biri sayılıyor aynı zamanda. İlk yüzme havuzlarına dair eski bulgular söz konusu olsa da yüzme havuzlarının ancak 19. yüzyılın ortasına gelindiğinde popülerleştiğini söyleyebiliriz. 1837 yılında Londra’da altı tane kapalı yüzme havuzu inşa edilmesi ve 1896’da modern olimpiyatların resmen başlamasıyla ise havuzlar gitgide yayılmaya başladı. 1. Dünya Savaşı’nın ardından yüzme müsabakalarına duyulan ilgi arttı ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra eve inşa edilen özel yüzme havuzları özellikle Amerika’da popüler hâle geldi. Evdeki yüzme havuzu, güç ve statünün bir sembolü oldu. Bugün, kişi başına düşen havuz sayısının en yüksek olduğu ülke ise 4 milyon nüfusu ve 190 bin havuzuyla Yeni Zelanda. Bugün olimpik olarak da kabul edilen dört çeşit yüzme biliyoruz. Serbest, kurbağalama, sırtüstü ve kelebek. Mesele yarışmaya gelince hepsinin ince kuralları, faulleri var. Denizde yüzerkense atış serbest, istediğimiz komikliği yapabiliriz. Aslında serbest stil de uluslararası federasyon tarafından bir kurala bağlanmış değil. Yani bir yarışçı isterse kafasını sallaya sallaya serbest stil yüzebilir, eğer nal toplamayı göze almışsa… Serbest stil ve kurbağalama, bilinen stillerin en eskileri. Mısırlılar serbeste, Asurlular kurbağalamaya yakın bir tarzda yüzermiş; duvar resimlerinin yalancısıyız. Kurbağalamanın atası “köpekleme” diye dalga geçtiğimiz stil. Bu konudaki ilk kitaplar da “yüzücünün başı dışarıda olacak” diye kural koymuş zaten. Serbest Suya Girmek İçin Giyinmek Antik Yunan ve Eski Roma bulgularına göre denize ilk başta çıplak olarak giren insanoğlu, 17. yüzyıl itibariyle ahlakî değerlerini koruma altına almak gerektiği düşüncesiyle kadın ve erkekler için farklı yüzme giysileri icat etmeye koyulur. Vücut hatlarını belli etmemesi açısından branda gibi kumaşları seçen ve her ülkede farklı kaideler çerçevesinde uygulanmaya başlayan denize girme kuralları, 18. yüzyıla gelindiğinde kadınlar için gecelikleri andıran, ıslandığında formu değişmeyen ve denizin içinde yukarı kalkmaması için kenarlarına ağırlık dikilmiş elbiselere dönüşür. Erkekler içinse vücudu saran, kolları ve bacaklarından uzatılmış iç çamaşırlarını andıran giysiler münasip görülür. stilin ilgi çekmesi ise 19. yüzyılda Londra’da düzenlenen bir yarışmaya katılan Uçan Martı ve Tütün isimli iki Amerika yerlisinin izleyiciyi ve diğer yarışmacıları şaşkınlığa uğratmasından sonra gerçekleşmiş. Onları takip etmeye çalışarak yeni ve daha hızlı yüzme biçimleri bulmaya çalışanların nefesi çabuk kesilmiş bir süre. Sonunda her iki kolun senkronize biçimde suya bir dalıp bir çıkması diyebileceğimiz serbest stil, geçen yüzyılın başında literatüre geçmiş. 1900’lerin başına kadar sırtüstü yüzme stili de, kolların ayrı ayrı değil, aynı anda aynı hareketi yapması şeklinde uygulanmış. Sonra çok su yutmuş olacaklar herhâlde, serbest stildeki senkronizasyonu bu stilde de uygulamaya karar vermişler. Kelebek stiliyse serbest ve kurbağalamanın bir sentezi olarak başlamış, ayakları yunus gibi 19. yüzyılda, kadınların giydiği deniz elbiseleri iki parçalı hâle gelirler; omuzlardan dize doğru inen bir cüppe ve ayak bileklerine kadar gelen bir pantolon. Bir de okyanus ve deniz kıyılarındaki sahillerde bu kostümlere eşlik eden soyunma kabinlerine rastlanır. Genellikle ahşaptan yapılmış olan bu kabinler, erkekler ve kadınların günlük kıyafetleriyle sahile gelip, birbirlerini deniz kıyafetleri içinde görmeden suya girebilmelerini sağlamak için tekerleklidirler. İçine girilir, yüzme hâline geçilir ve kabin denize doğru itilerek kimseye gözükmeden suya girilir. Daha insaflı bir kıyafete doğru Yüzme giysilerinin kısalıp ufalarak daha kullanışlı hâle gelmesinde öncü olan kadın “denizaltı balerini” Annette Kellerman’dır. Genç yaşta yüzme ve dalma üzerine çalışmaya kullanmak sonradan akıl edilmiş. Kurbağalamanın en eski yöntemlerden biri olmasına rağmen yüzme federasyonunca en son onaylanan stil olmasının nedeni, yüzücünün suyun altında ne kadar kalabileceğine dair tartışmalar olması. Japon yüzücü Masaru Furukawa’nın 1956’da 200 metrenin son 50 metresinin yarısını suyun altında giderek altın madalya kazanması, diğer yüzücülerin de daha sonrasında bu yöntemi denemesine önayak olmuş. Ama bu yolda nice yüzücü yarış sırasında fenalık geçirmiş, hattâ bayılmış. Her hareket döngüsünden sonra su üstüne çıkıp nefes alma zorunluluğu getirildiğinde, kurbağalama da resmî anlamda onaylanmış olmuş. Kısaca bir özet çekelim: 1896’da başlayan yüzme başlayan Kellerman, vücudu saran, kolları ve bacakların yarısını açık bırakan tek parça mayo giyen ilk kadındır. Hattâ bu mayosuyla Amerika’ya ayak bastığında “ahlaksızlık” gerekçesiyle tutuklanır. Ancak kendisi bu mayo modeliyle yarattığı “the Annette Kellerman” markasıyla modern mayolara doğru atılmış ilk adım olarak tarihe geçer. Kolları ve yarı bacakları açıkta bırakan mayoların söz konusu olmasının ardından, 1922’de gerçekleşen Miss America yarışmasına mayolarıyla katılan adaylar o kadar büyük şaşkınlık yaratır ki, jürilerden biri kadınların her bir vücut hattına 10 üzerinden puan vermeyi ve en yüksek puanı alan kadını kazanan ilan etmeyi önerir. Bu sistemi denediklerinde ise bir kadının belli hatlarının güzel olmasının onun güzel bir kadın olması için yeterli olmadığını keşfederler (!)… müsabakaları, ilk dört olimpiyatta açık denizde ya da göllerde yapılmış. 1908’de ilk 100 metrelik havuz, 1912’de de ilk elektronik zaman ölçümü yapılmış. Hızlı dönüş tekniklerinin 1950’lerde, yüzücü gözlüklerinse ilk kez 1976’da kullanılması, gelişmelerin yakın zamana dek sürdüğünü gösteriyor. Bugün de dört temel yüzme biçiminin kombinasyonlarından yola çıkan değişik ve daha hızlı yüzme biçimleri icat edilmeye devam ediyor. Ama olimpik olarak kabul edilmeleri hayli zor göründüğünden, yüzücüler bunları ısınırken ya da antrenmanda kullanmakla yetiniyorlar. İnsan icadı yüzme aparatları Yüzmek insanlar için güdüsel bir faaliyet Ve Brigitte Bardot’nun bikinisi yaratıldı 1946 yılında ortaya çıktığında kendini tanıtmak için bir manken bile bulamayan bikininin yaratıcısı, aslen bir otomobil mühendisi olan Fransız Louis Réard. Réard, sahildeki kadınların daha güzel yanabilmek için mayolarını çekiştirmelerinden yola çıkarak “dünyanın en küçük yüzme giysisi”ni yapmayı kafasına koyar. ABD hükümetinin savaş harcamalarına destek olsun diye kadınların mayoluk kumaşlarında yüzde 10’luk bir azaltmaya gitmesine de bir cevap olan bikiniler, ilk çıktıklarında kilise tarafından İtalya, İspanya ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde kesin olarak yasaklanır. Bikiniler ancak 1950’lerin ikinci yarısından itibaren mayo mağazalarında yerini almaya ve popülaritesini oluşturmaya başlar. Bu değildir, öğrenilir derler. Oysa hayvanların birçoğu bunu çok rahatlıkla yapar. Şebekler başta olmak üzere çoğu maymun türü düzenli olarak yüzer. Köpekler de eğlence olsun diye yüzer, hattâ uzun yüzüşleriyle ünlü olmuşları da vardır. Bunlardan bir tanesi, 1990’larda uzunluk demeleriyle büyük sükse yapan Umbra isimli bir köpek, 1997’de Türkiye Olimpiyat Komitesi’nce davet edildiği bir yarışta 6,4 kilometreyi 73 dakikada yüzerek, yarıştığı diğer yaklaşık 200 insan arasında 40. olmuştur. Üstelik bu süre, tüm insan yarışlarında elde edilen başarılar içinde tarihte ilk yüzde 25’e girer. Van kedileri, atlar, sığınlar, filler bile, derin sularda başarıyla, hem de kendiliğinden yüzen hayvanlardır. Bu yüzden biz insanız, akıllıyız, yüzeriz türünden böbürlenmelerin de bir âlemi yoktur, çünkü anlamda Brigitte Bardot’nun oynadığı Ve Tanrı Kadını Yarattı filminin tesiri elbette inkar edilemez. Kadınlar için üretilen monokini modeli mayoların çıkışı da “rahat güneşlenebilme” temasına dayanmaktadır. 1964 yılında, yalnızca iki askısı ve alt parçasıyla göğüsleri açıkta bırakacak şekilde modacı Rudi Gernreich tarafından tasarlanan monokiniler, aynı yaz sezonu içinde tanesi 24 dolardan 3 bin adet satılmış olsalar da bazı diğer modacılar ve kilise tarafından protesto edilmelerinin neticesinde pek kimsenin topluluk içinde giymeye cesaret edemediği yüzme giysilerine dönüşmüşlerdir. Bugün üstsüz olarak güneşlenme İsveç, Danimarka ve Kanada’da tamamen, İngiltere’de kısmi olarak yasal; İspanya, İtalya, Yunanistan, Hırvatistan, Ukrayna, Bulgaristan ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinde ve Meksika, Brezilya, Venezüella gibi diğer Batılı ülkelerde büyük ölçüde kabul gören bir aktivitedir. Amerika ise Austin, Eugene, Portland, New Orleans, Columbus ve Washington D.C. gibi yerlerde üstsüzlüğe yer yer izin verir. Söz konusu dönem içerisinde kadın mayoları üzerinden apayrı bir endüstri ortaya çıkarken, erkeklerin yüzme giysileri ufak değişikliklere uğrayarak günümüze gelmiştir. Bunu temel olarak şortların boylarının kısalması ve küçülmesi olarak ifade edebiliriz. Yüzücülerin hareket kabiliyetini artırmak için üretilen ilk slip mayo 1929’da gelmiş, dizüstü şortlar ise 1940’lardan itibaren erkek mayoları içinde popülerliğini kazanmıştır. Giderek kısalan ve darlaşan şort mayoların yerini dizaltına kadar uzayan ve bol kesime sahip olan sörfçü tipi şortlarına bıraktığını ise pekâlâ 1990’lı yıllar itibariyle gözlemledik. hayvanların gözüyle bakıldığında insan evladının su üstünde kalabilmek için icat ettiği tuhaf yardımcılar herhalde pek komik gözükmektedir. denir, icadı 20. yüzyılın başına, yüzme dersinin İngiltere’deki ilkokulların müfredatına alınmasıyla ebeveynlerin dehşete düşmesine dayanır. Bunlardan şambrel olarak adlandırılan, tekerlekli araç lastiklerinin iç kısmındaki tüp, bizim topraklarda deniz kenarındaki maganda karikatürlerinin klişesidir. Oysa burada icat edilmemiş olması bir yana, can simitlerinin de atasıdır. Tubing olarak bilinen su üstü eğlencelerinde de, kar üzerinde gitmek için de kullanılırlar, ama muhtemelen bunları yapanlar beyaz don yerine daha pahalı mayolar, şortlar ve can yelekleri giydiklerinden kimse onlara maganda demez. Şambreller ufaltılıp hafifletilip rengârenk boyandığında, küçük insanların su üstünde kalmalarını sağlayan simitler olurlar. Daha da ufaltılıp her iki kola geçirilenlere kolluk İnsanlar bir kez suyun üstünde durunca, daha hızlı gitmek istemişlerdir. Bunun için de ayaklara ve de ellere takılan plastik yüzgeçler bulmuşlardır. Bu fikrin üzerinde ilk durulması ta Leonardo da Vinci’ye, bundan 600 yıl önceye uzansa da, hem eline hem de ayağına ahşaptan yaptığı, dilimizde palet denen (Fransızca, küçük kürek) nesneleri ilk takan kişi Benjamin Franklin’dir. Bu hızlanmanın bir bedeli de olmuş, buruna kulağa su kaçmaya başlayınca tıkaçlar, mandallar icat edilmiş, bunları da taktıktan sonra bir de gözleri yakmadan balık gibi görelim diye deniz gözlükleri türetilmiştir. Maymunların dili olsa “Şebeklik yapmayın!” derler miydi acaba? küçük gurme Hazırlayan: Deniz Kaynak Bento Yemeğin damağa olduğu kadar göze de hitap etmesi gerektiğini küçük de olsa bütün gurmeler bilir. Ama her sabah 5’te kalkıp çocuklarının öğle yemeğinde yemesi için bütün hünerlerini sergileyen çilekeş Japon anneleri kadar değil. Bento, bildiğimiz sefertasının Japonya versiyonu. Genellikle plastik yemek kutularının içine, pilav, et, tavuk ya da balık ve sebzelerin yerleştirilmesiyle hazırlanıyor. Tabiî sefertasının etliyle sütlüyü karıştırmama prensibinin bentonun sıcak-soğuk-tatlıekşi tablolarının yanında epeyce sönük kaldığını söyleyebiliriz. Benzerlikleri ise, biraz romantik bir bakışla, bütün günü birbirlerinden ayrı geçiren aile fertlerinin, aynı evden çıkan yemekleri yiyerek birbirlerine yaklaşmaları. Ya da azıcık dünyaya inersek, evde hazırlanan yemeğin, dışarıda yenecek bir öğle yemeğinden çok daha ekonomik olması. Biraz Google Images taraması, dakikalar içinde bentonun Leonardo’larına ve Michelangelo’larına götürüyor sizi. Her gün evlerinin mutfağında, peynir, jambon ve boyalı pilavları kesip biçerek, rengârenk tablolar yaratanlardan henüz “Son Akşam Yemeği”nin yenebilir bir reprodüksiyonunu yapmayı deneyenine rastlamadım. Ama bu da yakın gibi duruyor. Çizgi film karakterlerinden Eyfel kulesine, dizi afişlerinden teknolojik cihazlara hemen her şey girmiş bento kutularına. bento da şekil değiştirmiyor değil. Artık Japonya’da pek çok market, hazır bento kutuları satıyor. Ama gelenek, giderek daha hızlı tükenen zamana karşı direnmeye devam ediyor. Anneler, çocukları bento kutuları arasında güzellik yarışmalarının düzenlendiği okullarda küçük düşmesin diye yaratıcılıklarının sınırlarını zorluyorlar. El becerileri takdir görmezse çocukları yemek yemeyi reddedecek hâle geldiğinden, bunu yapmamak onlar için bir seçim olmaktan çıkmış. Anne sevgisini bile satın alabildiğiniz bugünlerde, Et tadında sebzeler Etten vazgeçmek zor mu geliyor? Yumuşak bir geçişe ne dersiniz? Et yemek giderek daha çok gözden düşüyor. Atalarımızın savaşçı özelliklerini borçlu oldukları kanlı bonfile parçaları gerek sağlık, gerekse vahşî hayvancılık yöntemleri nedeniyle yerden yere vuruluyor. Ama bu sefer yumuşatmak için değil. Öte yandan tamamen vejetaryen ya da vegan olmak pek çoğumuz için hâlâ uzak bir hayal. Bunun için pek çok metropolde ünlü restoranlar, vejetaryenliğe yumuşak bir geçişi teşvik etmek için eski bir Katolik geleneği olan Meatless Friday’i (Etsiz Cuma) yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bir kısmı da sebzeleri et tadında pişirmenin yollarını arıyor. New Yorklu şef Dan Barber, sebzelere et tadı vermenin en kolay yolunun, onlardan bir biftek hazırlamak olduğunu söylüyor. Yabanî havuç ve karnabahar kullanarak hazırladığı biftekler, neredeyse orijinaliyle yarışıyor. Diğer şefler pişirme yöntemleri sayesinde ete yakın bir tat elde etmeye Kısa kısa •Beyaz kuşkonmaz mevsimi gelmek üzere. Pişirirken biraz süt ve ekmek ekleyerek tadını ve rengini koruyun. •Kendi bentonuzu hazırlamak için işe bir bento kutusundan başlayın. Oots!, Laptop Lunches ve Wade Burch, öğle yemeği için renkli alternatifler sunuyor. •Yeni trend: devrim turizmi. Ortadoğu ayaklanmalarının başladığı Tunus’ta, turistik İtalyan ve Fransız restoranlarını es geçip, Essaraya’da geleneksel yemekleri tadın. çalışıyorlar. Clark Fraiser ise en yaramaz çözümü bulmuş. Cömert bir krema ve peynir ilavesiyle insanları et yediklerine ikna edebileceğinizi söylüyor. Michelin yıldızı Restoran dünyasının Oscar’ı mutfak sanatlarını monotonluğa mı sürüklüyor? Bu kırmızı kaplı kitap uğruna intihar edenler de oldu, efsaneye dönüşenler de… 1900 yılında Michelin lastiklerinin, müşterilerinin Fransa’da yolculuk ederken bir yandan da yeni lezzetler keşfetmeleri için promosyon amaçlı hazırladığı bu rehber, yıllar içinde dünyaya yayılarak yemek dünyasının Oscar’ı hâline geldi. Meşhur yıldız sistemineyse 1930’larda geçti. Fransa haricinde, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, İngiltere gibi pek çok ülkede yenebilecek en iyi yemekler bu rehberden soruluyor. Peki bugün bir Michelin yıldızı nasıl kazanılıyor? Michelin’in uzman gurmeleri tebdil-i kıyafet geliyorlar restoranınıza, yemekleri ve servisi özel kriterlerine göre puanlandırıyorlar. Seçimlerin tesadüflere bağlı olmaması için bütün restoranlar düzenli olarak ziyaret ediliyor ve raporlar Paris’teki merkeze bildiriliyor. Michelin yıldızı için değerlendirmeye alınmanın ilk şartı restoranın bulunduğu ülkede rehberin yayınlanıyor olması. Ama butik restoran olmak, restoranın isminin şefiyle özdeşleşmesi ya da şefin Michelin yıldızlı mutfaklarda yetişmiş olması da büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca yenilikçi mutfaklar, zengin kavlar ve istikrar da uzmanlardan artı puan topluyor. Bütün bu incelemenin sonunda bir yıldız almayı başaran restoranlar “Kategorisi içinde çok başarılı” sayılıyor. İki yıldız “Yolunuzu değiştirmeye değer” anlamına gelirken, üç yıldızlı bir restoran “Özel bir yolculuğu hak ediyor” demek. Bütün dünyada bu özel yolculuğa değecek yalnızca 81 restoran var. Öte yandan işin ucunda bir gurur meselesi hâline gelip, yıldız kaybeden şefleri intihara bile sürükleyebilecek bir seçim söz konusu olduğundan yöntemleri zaman zaman sorgulanıyor. Ayrıca seçimlerin Fransız mutfak standartları temel alınarak yapıldığı, dolayısıyla mutfak sanatlarını tekdüzeliğe sürüklediği de eleştiriler arasında. Oysa listeye giren restoranlar içindeki giderek artan çeşitlilik bunun tersini gösteriyor. Yemek tarifi: humus Ortadoğu baharı bütün dünyayı kasıp kavururken, bu komşu coğrafyayla ilgili pek çok şeyi ilk defa keşfettik. Politik yapılarından, şehirlerine, köylerine, devlet başkanlarına kadar her şey canlı yayında gözümüzün önünden geçerken, yemeklerine pek ilgi gösterecek vakit olmadı. Millî yemekleri humus tarifiyle onu da biz yapalım Malzemeler: 1 bardak nohut, ½ bardak tahin, 1 limonun suyu, 1 diş sarımsak, 1 çay kaşığı kimyon, 1 çorba kaşığı kabartma tozu, zeytinyağı •Michelin Rehberi’yle yarışan Restaurant dergisinin “Dünyanın en iyi 50 restoranı” listesine göz atın. Bu senenin birincisi Kopenhag’daki Noma. Yapılışı: Nohutları bir gece önceden içine bir kaşık kabartma tozu katılmış suyun içinde dinlenmeye bırakın. Bir gün sonra nohutlar suyu iyice çektikten sonra, yine birazcık kabartma tozu katılmış suyun içinde 1 saat kadar pişirin. İyice piştikten sonra suyunu süzün ve suyu başka bir kabın içinde saklayın. Mutfak robotu ya da havan yardımıyla nohutları ezin. Tahin, sarımsak, kimyon, limon suyu ve tuzu ekleyin. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirip, ılık olarak servis edin. •Moleküler gastronomi modası yavaş yavaş yerini yerellik ve yaratıcılığa bırakırken, Buğday Derneği’nin Evladiyelik Tohum Atölyesiyle yerli tohumlara sahip çıkın. •Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Victor Ananias’ın anısını yaşatmak için, Buğday Derneği’ne üye olun. kulağımıza çalınanlar SWT müzik direktörü ve dergi ekibi tarafından seçilen toplamaları tüm Sir Winston Tea House’larda dinleyebilirsiniz. playlist: aylin güngör - j. h. dedeoğlu playlist: ekin sanaç playlist: ozan şentürk Horace Andy – Problems Petros & Friends – Shiva Dzihan & Kamien - Streets of Istanbul Speech Debelle – Wheela in Motion Hindi Zahra – Beautiful Tango John McLaughlin & The 4th Dimension - New Audioweb – Into My World Gurrumul – Wiarthul Esbjorn Svensson Trio - Dodge the Dodo Saint Etienne – Soft Like Me Baba Zula – Le Furet dans La Foret en Feu Blues, Old Bruise Toro Y Moi – New Beat Tinariwen – Lulla Allan Holdsworth - Non Brewed Condiment Lindstrom & Christabelle – Let It Happen Shoikichi Kina – Sabani Paolo Fresu - Kosmopolites Global Communication – 7:39 Neung Phan – Hired by the King Jan Garbarek - I Took up the Runes Luomo – Let You Know Penguin Café Orchestra – Air a Dancer Eberhard Weber - Death in the Car Wash Frankie Knuckles – It’s a Cold World Lloyd Miller – Gol-E Gandom Weather Report - Birdland The Weeknd – House Of Baloons A Hawk And A Hacksaw – The Loser Nik Bartsch’s Ronin - Modul 42 John Forde – Don’t You Know Who Did It Olu Dara – I See the Light Robert Glasper - Rise and Shine Peace Orchestra – Domination Sakerock – instr. Wolfert Brederode - High & Low Upfront – Infatuation El Guincho – Cuerpo Sin Alma Wibutee - Herbs and Heights Roof Light – Heart Like an Airport Runaway Mulatu Astatke – Ethio Blues Dhafer Youssef - Ysamy Tim ‘Love’ Lee – Just Call Me Lone Lee Brenna MacCrimmon – Mussels in the Bay Michel Benita - This Is the Moment Luomo Tinariwen John McLaughlin Elektronik müzik adına hayli kaliteli işler çıkaran Finlandiya’nın en önemli DJ’lerinden biri olan Vladislav Delay, Luomo’nun yanısıra Sistol, Uusitalo ve Conoco isimleri altında da bugüne kadar birçok kayıt yaptı. Ambient, house ve tekno tarzlarında çalışmalarda bulunan Delay, dub usûlü baslarla ustaca harmanladığı sofistike tınılarının organik bir hissiyata sahip olmasıyla tanınıyor. Delay’in eşi Antye Greie de kendisi gibi bir elektronik müzik sanatçısı ve ikilinin beraber yaptığı kayıtlar da var. Vladislav Delay aynı zamanda Huume Recordings’in de kurucusu olarak tanınıyor. SWT’nin bu sayıdaki dünya müziği toplamasına konuk olan isimler arasında şüphesiz en renkli ve önemli isimlerinden biri Tinariwen. Mali’nin kuzeyini kaplayan Sahara Çölü’nün göçmen halkarından Tuareglere mensup Tinariwen, çöl sınırlarını aşıp dünya müziğinin en saygın gruplarından biri hâline geleli epey oluyor. Fransız plak şirketi Lo’Jo tarafından bölgeye yapılan bir ziyaret sırasında keşfedilen grup özellikle 2007 tarihli “su hayattır” anlamında Aman Iman albümüyle dünya çapında üne kavuştu. Grubun hayranları arasında Radihoead, U2, Rolling Stones, Santana gibi isimler var. toplamadaki parça Lulla ise grubun 2009 tarihli son albümü Imidiwan albümünden. İngiliz caz ve rock gitaristi. McLaughlin, müzikte yeni teknolojiler denemiş ve gitar konçertoları bestelemiştir. Gençlik döneminde Georgie Fame’s Blue Flames, Graham Bond Organisation, Brian Auger’s Trinity gibi gruplarda çalmış, 1968 yılında ise kendi grubunu kurmuştur. 1969’da Tony Williams’ın grubu Lifetime ile çalmaya başlamıştır. Bu grupla birlikte sahne aldığı dönemlerde, caz müziğin önemli isimlerinden olan Miles Davis’in klasikleşmiş iki albümünde (In a Silent Way ve Bitches Brew) çalmıştır. Caz ve rock’ı birleştiren ve önemli jazz fusion gruplarından biri olarak bilinen Mahavishnu Orchestra nın gitaristi olarak ün yapmıştır. Terje Rypdal & Chaser – Blue playlist: sadi güran playlist: yetkin nural playlist: doruk yurdesin Amii Stewart - Knock on Wood Sheryl Crow - All I Wanna Do Erma Franklin – Piece of My Heart Dead Or Alive - You Spin Me Round Like A Record TLC - No Scrubs Arms and Love Me Mathew Dear - Don And Sherri (Hot Chip Version) Janet Jackson - That’s The Way Love Goes You’re Down and Out Pnau - Come Together Michael Jackson - Remember The Time Grant Gren – Ease Back The Invisible - London Girl En Vogue - My Lovin Gil-Scott Heron – Or Down You Fall Detachments - Holiday Romance Will Smith - Men In Black Stevie Wonder – Hey Love Underworld - Always Loved a Film 2Pac - California Love The Isleys – Work to Do Eartha Kitt - BronskiBeat - Cha Cha Heels Dee-Lite - Groove is in the Heart Dave Pike Set – Suspicious Child Whirpool Production - From Disco to Disco Goldfrapp - We Radiate Madonna - Secret Jennifer Lopez - If You Had My Love Gladys Knight & the Pips – Take Me in Your Nina Simone – Nobody Knows You When Penguin Prison - Something I’m Not George Michael - Fastlove Dinah Washington – Teach Me Tonight Shy Child - Strange Emotion Prince - Sexy MF Aaron Neville – Hercules Chisco Adler - Paty Till We Die Salt-N-Pepa - Whatta Man Otis Redding – You Made a Man Out of Me Tiga - You Gonna Want Me Blackstreet - No Diggity feat. Dr. Dre Marlena Shaw – Mercy Mercy Me Corey Hart - Sunglasses Aa Night Crystal Waters - 100% Pure Love Barbara Acklin – Am I the Same Girl Dee Dee, Barry & the Movements – Get Out of My Life Woman Dusty Springfield – Son of a Preacher Man Pnau Nick Littlemore ve Peter Meyers’tan oluşan Avustralya çıkışlı, disko house grubu Pnau, 90’ların ortalarında başladığı müzik kariyerine, ilki ödüllü olmak üzere dört albüm, Empire Of The Sun gibi gayet başarılı yan projeler sığdırmış ve Sir Elton John’un hayranlığını kazanıp bu yaz yayınlayacağı son albümü Soft Universe’e katkıda bulunmasını sağlamış. TLC Tionne “T-Boz” Watkins, Lisa “Left-Eye” Lopes ve Rozonda “Chilli” Thomas’dan oluşan üç kişilik R&B grubu TLC toplam 60 milyonun üzerinde satan albümleriyle tüm zamanların en popüler kız grubu olarak 60’lara damgasını vuran The Supremes’in bir tık altında yer alıyor. İkinci stüdyo albümü Crazysexycool ve onu takip eden Fanmail, Billboard 100 listesinin en tepesine tırmanan “Creep”, “Waterfalls”, “No Scrubs” ve “ Unpretty” parçalarına ev sahipliği yaptı ve TLC’ye toplam dört Grammy kazandırdı. Grubun sektesiz müzikal başarıları ise 2002’de dördüncü albüm 3D’nin piyasaya çıkışının hemen öncesinde Lopes’in bir araba kazasında hayatını kaybetmesiyle trajik bir duraklama dönemine girdi. Ancak 2009 senesinde grubun hayatta olan üyeleri Thomas ve Watkins yakında müzik piyasasına yeni işleriyle geri döneceklerini duyuran bir açıklama yaptılar. Erma Franklin (1938-2002) Efsanevî Aretha Franklin’in büyük kız kardeşi Erma Franklin’in kariyeri, onun boğuk sesini nasıl değerlendireceğini bilemeyen prodüktörlerin elinde geçti. 1962’de çıkarttığı ilk albümünden sonra dört yıl kendisine uygun malzeme bulamayan plak şirketiyle kontratının bitmesini bekledi. Nihayetinde geçtiği yeni şirketin sahibi Bert Berns’ün yazdığı “Piece of My Heart”la bir anda gündeme düştü ve Grammy kazandı. Ancak Berns’ün aniden ölümüyle kariyeri yeniden duraklama dönemine girdi ve Aretha’nın gölgesinde kaldı. 1969’da çıkarttığı ikinci ve son albümünün ardından Detroit’te evsiz ve engellilere yardım eden bir kuruluşta sakin bir hayat sürdü. İzmir Mustafabey cad. No:20/a-b-c-d-e Alsancak t: 0232 421 88 61 – 0232 463 10 21 • İzmir Cemal Gürsel cad. No:474/a Bostanlı t: 0232 330 95 75 İzmir Forum Bornova AVM Kiosk 10 t: 0232 388 35 00 • İzmir – Swiss Otel Alsancak Şehit Nevres Bulvarı No:2 K 01-02 t: 0232 441 10 90 - 441 10 30 İzmir Ege Park Balçova A.V.M Mithatpaşa cad. No:1460 Kat:1 No:150 t: 0232 259 60 10 • Sports International Mavişehir 2040 sok. no:2 Mavişehir / İzmir t: 0232 324 03 65 Aydın Aydın Forum AVM t: 0256 232 02 57 • Bursa Kükürtlü Mah. Dr. Rüştü Burlu Cad. No:11 Dükkan 7 Osmangazi - Bursa • Çeşme Çeşme Altınyunus Boyalık Mevkii t: 0232 723 33 98 • Çeşme Çeşme Alaçatı Solto Beach Hotel t: 0232 716 03 41 • Çeşme Alaçatı Port Alaçatı Port Marina Denizli Denizli Çamlık Forum AVM S Blok No:19 t: 0258 215 11 13 Merkez Ofis Adres: 379 Sok No 14 Kat:5 D:14 Şenler İş Hani 2.Sanayi Bornova / İzmir t: 0232 462 04 70 no: G/6 Çeşme t: 0232 716 03 41
Benzer belgeler
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
boyama kalemlerine kadar bir sürü şey. Ben biriktirme ve saklama uzmanıyım.
En son hatırladığın rüyanda neler gördün?
Çok uzun ve detaylı rüyalar görüyorum. En son bir televizyon programına çıkıp
C...