METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ
Transkript
METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ
İşçi Bülteni Özel Sayı No: 1368* Temmuz 2016 METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ Metal İşçileri Birliği - MİB İnsanca yaşamaya yeten vergiden muaf ücret için mücadeleye! O cak ayında asgari ücret 1.300 lira olmuştu. Seçim vaadi olarak yapılan bu zamla asgari ücret yine açlık sınırının altında kalmıştı. Zaten 1.300 liraya Asgari Geçim İndirimi (AGİ) de dahil. Son aylarda temel tüketim maddelerine ve hizmetlerine pek çok zam yapıldı. Yani kaşıkla verdiklerini sadece birkaç ayda kepçeyle geri aldılar. Buna rağmen sermaye iktidarının durumu daha da vahimleştirecek hamleleri hazır. Zira işçiye sefaletten başka bir yaşam sunmayan bu düzende asgari ücretten yine kesintiler olacak. İlki, zorunlu hale getirilen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) kapsamında ücretlerden 100 TL kesintinin yapılması. 45 yaş altı çalışanlar otomatik (zorunlu) olarak sisteme dahil edilecek. İkincisi gelir vergi dilimi değiştiği için 1.300 liraya talim olan asgari ücretli de ek vergi ödeyecek. Henüz yasal olarak değişiklik yapılmamış olsa da Ekim ayından itibaren asgari ücretlilerden %15 değil %20 gelir vergisi alınması bekleniyor. Yani asgari ücretten kesilen vergi 86.5 TL’den 156.5 TL’ye çıkacak. Böylece asgari ücret AGİ’yle birlikte 1230 TL’ye, AGİ hariç 1107 TL’ye düşecek. Yani asgari ücret 70 Lira daha eriyecek. Kaşıkla verip kepçeyle çalmanın ustası olan AKP iktidarı aradan altı ay geçmeden asgari ücreti kuşa çevirecek. Vergi muafiyetleriyle patronları kayıran bu iktidar en çok vergiyi işçi ve emekçilerden tahsil ediyor. Hem doğrudan hem dolaylı vergileri bizler ödüyoruz. Bu düzen gibi vergi sistemi de adil değil. Artık buna bir son vermeliyiz. Bunun için önce işçi sınıfı olarak birleşmeli, insanca bir yaşam için ortak taleplerimizle mücadeleyi yükseltmeliyiz. Taleplerimiz: *Vergiden muaf insanca yaşamaya yeten asgari ücret! *Yoksulluk sınırına kadar olan ücretlerden vergi alınmasına son verilsin! *Zenginden daha çok vergi alınmasını sağlayacak “artan oranlı gelir ve servet vergisi!” *Dolaylı vergilere son verilmesini istiyoruz! METAL İŞÇİLERİ BİRLİĞİ - MİB Kiralık işçiler aramızda M erhaba arkadaşlar, kiralık işçilik yasası çıktı. Fabrikaya geçen ay kiralık işçiler gelmeye başladı. Şu ana kadar 150 civarında kiralık işçi geldi. Taşeron, sözleşmeli işçilik belaları yetmiyormuş gibi bir de kiralık işçilik çıktı başımıza. Bir fabrikada uzun süre çalışmak, kıdem tazminatı almak zaten çok zordu. Şimdi ise imkansız oldu. Artık emekliliği hayal bile edemez duruma düşürüldük. Biz sendikalı olduğumuz halde sendikasız bir fabrikayla kıyasladığımızda ücretlerimiz hemen hemen aynı. Fabrikada sözleşmeli ve kadrolu olarak çalışıyoruz. Kadroya geçmek için en az 2 sözleşme sessiz sedasız çalışıp, boyun eğip, her mesaiye kalmak ve çok çalışmak zorundasınız. İkramiyelerimiz ise maaşlara yedirilmiş durumda. Son yapılan enflasyon zammıyla beraber 1840 TL net para geçiyor elimize. Yan ücretlerin hepsini çıkardığımızda kalan miktar asgari ücretten fazla değil. Yani koskoca Arçelik'te asgari ücrete çalışıyoruz. Entegre fabrikalar hızlı ve seri üretim yapıyor. Adeta bir makinanın parçasıymışız gibi. Bir saniyenin bile hesabını yaparak çalıştırıyorlar bizi. Abartı gibi gelebilir ama 10 saniyede 1 mal paketliyorum ve başımı kaşıdığımda bantta mallar birikiyor. Tuvaleti falan zaten hiç aklımdan geçirmiyorum bile. Makinanın bir parçası kırıldığı zaman yerine yenisi takılıyor ama biz o kadar bile değerli değiliz. Ama hız olarak makina kadar hızlı çalışmak zorundayız. Yani makinadan bir farkımız olmadığı gibi artık o makinanın bir parçası da biz olduk. İ Fabrikaya gelen kiralık işçilere İşkur 50 TL veriyor. Arçelik bu ücretin üzerine günlük 13 TL ekliyor. Çalıştıkları gün sayısına göre ücret alıyor, emekliliğe geçmeyen sağlık sigortaları da çalıştıkları gün üzerinden hesaplanıyor. Onlarla aynı işi yapıyor ve aynı bantta yan yana çalışıyoruz ama onlar bizden daha düşük ücret alıyorlar. Bu işçiyi de birbirine düşürebilecek bir zemin yaratıyor. İşçi sınıfı sessiz kaldıkça AKP iktidarı patronların istediği yasaları bir bir geçiriyor; elimizde bir tek kıdem tazminatı kaldı. Daha nereye kadar gidecek, daha neyimizi alacaklar. Biz daha ne kadar sessiz kalacağız. Artık bu sömürü saltanatı bitsin. Dur demenin zamanı geldi. Örgütlü olan patronların karşısına biz de örgütlü olarak çıkalım. Unutmayalım patronları durduracak olan tek güç kiralık, sözleşmeli, taşeron, kadrolu ayrımı yapmadan örgülenip mücadele eden işçilerdir. Beylikdüzü Arçelik’ten bir işçi Metal patronları sendika düşmanlığı ve işçi kıyımlarını sürdürüyor. Türk Metal işbirliği ile fabrikalarda işçiler işten atılmaya devam ediyor. Asteknik Vana Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’nde kurulu Asteknik Vana’da sendikalaşmak isteyen işçiler işten atma saldırısı ile karşılaştılar. Türk Metal gibi işbirlikçi bir sendikaya dahi tahammül edemeyen Asteknik Vana patronu, 28 işçiyi işten çıkartarak sendika düşmanı tavrını gösterdi. İşten atılan işçiler fabrika önünde bekleyişe başladı. 2 Ereğli Tatmetal Zonguldak Ereğli İlçesi’nde bulunan Tatmetal Çelik Sanayi şirketinde "daralma" bahanesi ile işçi kıyımı gerçekleştirdi. Türk Metal ve patron el ele vererek 11 metal işçisini işten attı. Geçtiğimiz sene de yine Tatmetal fabrikasında sendikalaşma sürecinde işten atma saldırısı gerçekleşmiş, 30 metal işçisinin işine son verilmişti. METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ Sermayeye hizmet eden devlet işçi sınıfına hizmet etmeyen işsizlik fonu Yazaki Yazaki'nin Mudanya ve Gemlik fabrikalarında işçi kıyımı yaşandı. Bayrama sayılı günler kala Yazaki patronu onlarca işçiyi işinden etti. Mudanya fabrikasında örgütlü olan Türk Metal de kıyımda işbirliği yapıyor. Geçen yıl metal fırtına zamanında Türk Metal’e karşı tepkilerini gösteren işçiler hedefte. şsizlik fonu 2008’de oluşturuldu. Aradan 8 yıl geçti, bu sürede fonda büyük bir servet birikti. Çok az işsiz bundan geçici bir süre için yararlanabildi. Fonda biriken on milyarlarca liranın bir kısmını patronlara aktaran AKP hükümeti, geriye kalan büyük kısmı ise iç etti. AKP’li bakanlar, utanıp sıkılmadan fondan çaldıkları para ile duble yol yaptıklarını açıkladılar. Milyonlarca işsize zırnık koklatmayan hükümet, şimdi de “işsizliğe çözüm bulmak” adı altında fondan milyarlar gasp etmeye hazırlanıyor. Ancak ne patronlar ne onların devleti işsizler ordusundan vazgeçebilir. Onlar için işsizler hem ucuza çalıştırılacak bir yedek kuvvet hem çalışan işçileri tehdit etmek için bir araçtan ibarettir. İşkur “taşeronluğunu” sözde meslek kursu adı altnda devreye sokarak fabrikalarda şimdiden binlerce işçinin ücreti sermayeye fondan alınan paralarla ödenmeye başlandı. Eğer elemana iytiyaç duyuyorlarsa meslek kursları açabilirler, bu onların sorunu. Ancak bunun parasını işçiler değil patronlar ve onların iktidarı ödemekle mükelleftir. Unutmayalım, birliğimizi kuramazsak daha çok talan edilecek fon daha çok kesilecek para ve daha çok yalan haberlerle dolu gazeteler hayatımızı zehirlemeye devam edecek demektir Birliğimizi kuralım, kölelik zincirlerini kıralım insanca çalışma ve yaşam koşullarını yaratalım Kıraçtan bir metal işçisi Metal patronları liste başı 2 015 yılının en büyük 500 sanayi kuruluşu açıklandı. Metal Fırtınası’nda işçilere tek kuruş zam yapmamak için ellerinden geleni yapanların listede başlarda yer alması bize hiç şaşırtıcı gelmedi. Birinci sıra Tüpraş’ın olurken Ford 2., Arçelik 3., Renault 4., TOFAŞ 5. oldu. Hyundai, Vestel, Mercedes, Toyota, B/S/H, Bosch, Türk Traktör, Sarkuysan ise ilk 30’da yer aldı. 2015’te Metal Fırtına yaşandı diye “üretim yok, zarar ediyoruz” diyenlerin listebaşı olmaları şaşırtıcı değil mi? Nasıl bir zarar bu? Anlayabilen varsa beri gelsin. İlk 5’in dördü Koç’un, bu da hiç şaşırtıcı değil. Üreten biziz, sömürülen biz. Bu firmaları liste başı yapan biziz, sefalete mahkum olan yine biziz... Kıdem tazminatının gaspında sona geliniyor! K iralık işçiliğin yasalaştırılmasının ardından yıllardır patronların gözünü diktiği kıdem tazminatının gaspını gündeme getiriyorlar. 2017 başında yürürlüğe sokmayı planladıklarını geçtiğimiz günlerde Çalışma Bakanın Soylu açıkladı. Bu tarih ile birlikte artık yeni yasayla yola devam edileceğini söyleyerek saldırı yasasını tamamlamak üzere olduklarını ifade etmiş oldular. Kıdem 15 güne düşecek! Kıdem tazminatının bugün var olan 30 gün üzerinden hesabı sermayenin isteği doğrultusunda hükümetin taslağında 15 güne düşürülmesi saldırının boyutunu gözler önüne sermekte. Ne kadar güzellemelerle “geri kalan 15 gün bireysel fonun faiziyle tamamlanacak” diye ifade edilse de 15 güne düşürülmenin yolu bugünden düzlenmiş oluyor. Sendikaların başlarına çöreklenenlerin bu yasaya karşı durmayacakları gösterdikleri pratikten anlaşılmakta. Bir iki “tehdit” vari açıklama ile yasanın geri çektirilemeyeceği açıktır. Bu yüzden kıdem tazminatı hakkı için işçi sınıfı kendi birliğini yaratarak alternatifi ortaya koymalı, mücadeleyi bugünden örmeye başlamalıdır. Altherm işçileri patronun kapısına dayandı G asp edilen haklarını istedikleri için işten atılan ve 2 Haziran’dan bu yana fabrika önünde direnişlerini sürdüren Altherm işçileri, bir kez daha patronun kapısına dayandı. Altherm patronu Ümit Özcan’ın Altunizade Mahallesi’ndeki Yeşilköy Sitesi’ndeki evinin önüne giden Altherm işçileri, haklarını istediler. Evin önünde eylemlerini sürdüren işçiler “Altherm Klima sahibi Ümit Özcan 5 aydır haklarımızı vermiyor! Direne direne kazanacağız!” yazılı ozalit açtılar. Metal İşçileri Birliği (MİB) üyelerinin de destek verdiği eylemde, Altherm işçileri gün boyunca patronun evinde bekleyerek eylemlerini sürdürdüler. İşçilerin eyleme başlamasından bir süre sonra gelen polisler işçileri yıldırmak için GBT dayatmasında bulundular. Küçük atölyelerde köle gibiyiz! İ kitelli Organize’de 25 kişilik bir metal atölyesinde çalışan bir işçiyim. Organize’de yüzlerce irili-ufaklı atölye var ve hepsinde benzer sorunlar yaşanıyor. Örneğin atölyede hangi işi yaptığımız belli olmuyor. Patron işine geldiği gibi çalıştırıyor. Yeri geliyor taşlamaya, yeri geliyor kaynağa, paketlemeye veriyor. Patronlara kölelik yapmaya zorlanıyoruz. Aldığımız maaş ise asgari ücret, ancak bu bile patrona çok geliyor. Belki ben 1,5 yıllık işçiyim ama atölyede 35 yıllık işçiler de var ve 2 haftalık yıllık izin kullanabiliyorlar. Yıllardır işçilerin izinlerini gasp ediyorlar. “Eviniz yakın yürüyün!” diyerek servis vermiyorlar. Yol parasını da ceplerine indiriyorlar. Kısacası sorunlar saymakla bitmez... Patronlar kendi örgütlerini kurmuşlar, bizlerin de birlik olması lazım. Bizler işçiyiz. Emek-gücümüzü satarak geçiniyoruz. Ve patron bizim emeğimizi sömürüyor. Bizim bizden başka dostumuz yok. İşçiler birlik olsa, patronlar bize köleliği dayatamaz. İkitelli Organize’den bir metal işçisi “Türkiye işçi sınıfı ayağa kalkmalıdır!” P atronlar, karlarını arttırıp garantiye almak için her zaman işçi sınıfına saldırırlar. Maaşları düşürmek, mesaileri düşük hesaplamak, ikramiye vermemek, kuru maaşa çalıştırmak vs... Fabrikalarda patronlar için işler böyle yürüyorken Türkiye kapitalizmi ise karlarını topyekün artırmak ve korumak için hükümetleri eliyle çıkartılan yasalarla Türkiye işçi sınıfının elinde hak adına ne kaldıysa gasp etmeye çalışıyor. 1999'da mezarda emeklilik yasasını çıkarttılar, emeklilik hayal oldu. 2002'de Türkiye işçi sınıfı için kölelik dayatan 4857 sayılı iş yasasını çıkarttılar. Sendikaları etkisiz ve yetkisiz kılmak için 2821-2822 sayılı sendikalar yasasını değiştirdiler. Ardından Genel Sağlık Sigortası uygulamasının başlatılmasıyla bizden kesilen primin yanısıra devlete ait sağlık kurumlarına da para öder hale geldik. Taşeronlaştırma ve esnek çalışmayı yasalaştıran AKP hükümeti, Bireysel Emeklilik Sigortası’nı da işçilere dayattı. İşçi sınıfıyla emekçilere düşmanlıkta sınır tanımayan bu hükümet son olarak kiralık işçilik yasasını da meclisten geçirdi. Bu gidişe bir dur demezsek elimizde kalan son hak olan kıdem tazminatı da gasp edilecek. Nitekim AKP, yeni torba yasasına kıdem tazminatı hakkını da gömmek için kolları sıvamış durumda. Türkiye işçi sınıfının artık ayağa kalkması gerekiyor. Tabii en önce biz metal işçilerinin ayağa kalkması gerekiyor. Çünkü bu ülkede sermayenin baskılarına karşı mücadelede metal işçileri her zaman önde yürümüştür. Türkiye işçi sınıfının bu güne kadarki en büyük eylemi olan 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin en önemli fabrikaları da metal fabrikalarıydı. 12 Eylül karanlığına karşı ses seda yokken ilk direnişi Netaş işçileri gerçekleştirdi. Yine 4857 sayılı kölelik yasası çıktığında yasaya grevle hayır diyen İzmir'li metal işçileriydi. 1998'de ve geçtiğimiz yıl yaşanan metal fırtınalarını estirerek sermayenin uykularını kaçıran Türkiye işçi sınıfının en dinamik kesimi olan metal işçileri olmuştur. Artık savunma değil saldırı zamanıdır. Sadece elde kalanları korumak için değil, sermayedarların bizden çaldıklarını ve daha fazlasını almak için örgütlülüğü, mücadeleyi büyütme zamanıdır. Esenyurt’tan bir metal işçisi 2016 yılının ilk altı ayında en az 912 işçi iş cinayetinde yaşamını yitirdi! İ şçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi, 2016 yılının ilk altı ayında gerçekleşen iş cinayetleri raporunu açıkladı. Rapora göre 2016 yılının ilk altı ayında en az 912 işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirdiği belirtildi. Son 4 yılın Haziran ayı verilerinde ki iş cinayeti artış ise raporda yer aldı. Buna göre 2013 yılının Haziran ayında en az 104 işçi, 2014 yılının Haziran ayında en az 151 işçi, 2015 yılının Haziran ayında en az 155 işçi, 2016 yılının Haziran ayında en az 200 işçi yaşamını yitirdi. EMİS ile sözleşme süreci başladı! ABB işçisi yol gösteriyor! Birlik olduğumuzda kazanacağız! M etal işçileri, 2015 yılının başından beri farklı eylemlerle hak arama mücadelesini sürdürüyor. Geçen yılın Ocak ayında tabandan gelen basınç altına kalan Birleşik Metal-İş Sendikası (BMİS) Grev kararlı aldı. Anında harekete geçen patronlar sınıfının vurucu gücü AKP hükümeti, “Milli Güvenliği tehdit ediyor” gerekçesiyle grevi yasakladı. Yasağa karşı direnmekle mükellef olan BMİS ise teslim bayrağını çekti. AKP’nin yasakçı zorbalığına, sendikanın teslimiyetçi korkaklığına rağmen bazı fabrikalardaki BMİS üyesi işçiler mücadeleye devam edince patronların bir kısmı MESS’ten ayrılarak sözleşmeyi imzaladılar. Sonrasında ise MESS’ten ayrılan patronlar EMİS’i (Elektronik Metal İşverenleri Sendikası) kurdular. BMİS’li işçilerin yasağa boyun eğmeyen mücadelesiyle başlayan süreç Bosch işçilerinin bazı kazanımlar sağlayan bir sözleşme imzalamasıyla devam etmiş, Mayıs ayında ise işçi düşmanı Türk Metel (TM) çetesine karşı patlak veren “Metal Fırtına” ile muhteşem bir boyuta ulaşmıştı. Fırtınayı estiren metal işçileri birçok işletmede TM çetesini sırtlarından atmayı başardılar. Metal işçileri hem sermayeye hem sendika ağalarına karşı mücadelede yeni bir dönemin başladığını göstermiş, 2017 TİS sürecine bu bilinç ve deneyimlerle hazırlanacaklarını ilan etmişlerdir. Mücadele süreci bu yılın Eylül ayında EMİS üyesi patronlarla yapılacak sözleşme ile başlayacak. Yani süreç fiilen başlamıştır ancak BMİS halen sessizliğini korumakta. Kapalı kapılar ardında toplantılar gerçekleştiriyor fakat taslak ve maddeler hakkında bir bilgi vermiyor. Sürece hazırlanan EMİS üyesi patronlar ise, ABB’de işten atma saldırısını başlatarak kirli niyetlerini şimdiden belli ettiler. Beş fabrikada üretimi durdurarak saldırıyı direnişle karşılayan metal işçi- leri ise hem patrona geri adım attırarak ilk raundu kazandılar hem mücadelede izlenmesi gereken yolu gösterdiler. MESS’ten önce EMİS’le yapılacak sözleşme büyük önem taşıyor. Çünkü EMİS’le yapılacak sözleşmenin kazanımları veya kayıpları MESS’le yapılacak sözleşmeyi de aynı şekilde etkileyecektir. Birleşik Metal her dönem olduğu gibi bu dönemde de TİS Komitelerini kurduğunu iddia edecektir. Ancak sendika güdümlü komitelerin bir işe yaramadığını biliyoruz. Taban iradesinin yansıyabilmesi için sendikanın uzlaşmacı, icazetçi anlayışının hâkim olduğu komiteler değil, tersine Metal Fırtına sürecinde olduğu gibi, ABB işçisinin kararlı mücadele çizgisinde olduğu gibi fiili meşru mücadele hattına yaslanan ve gerçekten tabanda kurulan komitelere ihtiyaç var. Taleplerimizi EMİS/MESS patronlarına kabul ettirebilmek için Söz, Yetki ve Kararın işçilerde olması şart, bunun için şimdiden hazırlıklara başlamalıyız. ABB işçisi dün üretimden gelen gücünü kullanarak, işten çıkartılan sendika temsilcisi arkadaşını nasıl geri aldırdıysa bugün de EMİS ile girişilen mücadeleyi kazanmak için gerekirse GREV silahını kuşanmaya şimdiden hazırlanmalıdır. Manisa Scheineder işçisi diyor ki; "M etal işkolunda patronlar yeni sendikasını kurdu. Bu aralarda baskılarda artmaya başladı. Birliğimizi koparmakla meşguller. İki ay önce Serkan arkadaşımız işten çıkardılar diye 1 gün fabrikaya kapandık. Eylem sonucunda da 1 yevmiyemizin kesildiğini gördük. İnsan Kaynakları Müdürü Yasemin geçtiğimiz gün yevmiyenizi keseceğiz, vermeyeceğiz dedi. Scheineder patronu geçtiğimiz dönemin rövanşını almaya çalışıyor. Eyleme tüm fabrika katılabilseydik bu kadar cesaretli davranamazlardı. Ama bugünden itibaren 400 kişi kenetlendik. Eeylemlerimize başladık. Patron bizi tanıyana kadar da eylemlere devam 4 METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ K ıraç’ta, Gebze’de fabrikaları olan EAE Elektrik’in İkitelli fabrikasında çalışıyorum. Sektöründe önemli pazar payı olan şirket her geçen gün büyürken, bu büyümeyi yaratan işçilerin ise sadece sorunları büyüyor. Asgari ücret seviyesinde tutulan maaşlar, doğru düzgün çıkmayan yemekler, küflenmiş ekmekler... Hem hafta içi hem haftasonu fazla mesai dayatılırken, sefalet ücretine talim yapan işçi arkadaşlar, açığı fazla mesailerle kapatmak zorunda kalıyorlar. Bu ise işin tüm hayatı kaplamasına neden oluyor. Bantta çalışanlar bel, boyun fıtığı gibi fiziksel engellerle karşılaşırken, makine başında çalışan arkadaşların ise başı iş kazaları ile dertte. Büyüyen şirket tüm bu rezaletleri sessizlikle geçiştirmek istiyor. Çok çalışmak da fayda etmiyor. Çünkü hafta içi bir saat gelmedin mi hafta sonu mesainden bir saat kesiliyor ve daha pekçok sorun… Şimdiye kadar hep onlar güldü. Onlar büyürken biz sorunlarımızın içinde kaybolduk ama artık sıra bizde... Boyun eğmek istemiyorsak yanı başımızdaki arkadaşımıza güvenelim, birlik olmak için çaba harcayalım, işçi birlikleri kuralım. Çaba harcadıkça hem kendimize olan güvenimiz artacak hem “bir şey olmaz” dediğimiz arkadaşlarımız ile gücümüz artacak. Hepimiz rahatsızız. Ama bir araya gelemiyoruz. Neden korkuyoruz? Unutmayalım ki, birlik oldup mücadele etmeyi başardığımızda kazanacağımız çok şey olacak. İkitelli EAE’den bir işçi diyor ki; ri e il ç iş k li e ç Demir çisi; Bir demir çelik iş , sayın özveri gösterelim r; yo di iz m ri le ir Am şlarım zaten şu or da ka ar a m lış ça amirlerim ve , daha ne özveri ile çalışıyor es rk he n tü bü tamda alınmıyor mı verelim nefes ı ız m nı ca lım pa ya artık... " *** edeceğiz. Eylem ve etkinliklere katılmayan olursa ifşa edeceğiz. Bu dava hepimizin davası. Kurtulmak yok tek başına." çisi; Bir demir çelik iş çelik değil fabrikası, sadece lik çe ir m de ı as "Bur plama 50 milyarlık toz to . or iy er de iz m ri ciğe n yerine or fabrikaya. Bunu makinası takılmıy uyoruz tüm tozu." ciğerlerimize topl Alın size iki ayrı sözleşme ve dünya kadar fark! B unlar yakın zamanda iki ayrı sektörde yapılan iki ayrı sözleşme. * İlki otomotiv sektöründe faaliyet gösteren Rollmech fabrikasında yapıldı. İkincisi gıda sektöründe faaliyet gösteren Nestle'de! * Birincisini Türk-İş'in genel sekreterlik koltuğunu da elinde tutan ve 180 bin üyesi olmakla övünen Türk Metal "Sendikası" imzaladı. İkincisini ise 28 bin üyeli Tek Gıda-İş Sendikası. * Sözkonusu "sendika" tarafından "zafer kazandık" denilerek lanse edilen Rollmech sözleşmesinin içeriğine ilişkin açıklama tek cümlelik. Bu kadarı da koca bir yalandan ibaret. Çünkü 680 TL zam alındığı söylenen çalışanlar, bakımcı ve teknisyen gibi az sayıdaki kalifiye işçilerden ibaret. Nestle sözleşmesini imzalayan sendika sözleşmenin tüm detaylarını da üyelerine duyurdu. Bu detaylardan kimin ne kadar zam alacağı, sosyal yardımlar ve diğer hakların ne olacağı ayrıntılarıyla belirtildi. * Rollmech'te sözde zafer sözleşmesi işçiye sorulmadan kapalı kapılar ardında bir oldu bittiyle imzalandı. Nestle'de "buranın patronu biziz" diyen işçilerin temsilcileri tüm sözleşme görüşmelerine katıldılar ve görüşmelerin içeriği hemen akabinde işçilere topluca anlatıldı, anlaşma işçinin onayıyla yürürlüğe girdi * Rollmech'te yasal olarak süreç grev aşamasında olmasına rağmen sözde sendika grev kararı almak bir yana lafını bile etmedi. Bir gece ansızın satışa imza attı. Nestle'de yasal sürece bağlı olarak grev kararı alındı ve yüzde yüz katılımla 11 gün boyunca uygulandı. * Rollmech'te işçinin sözleşme imzalanıncaya kadar taslaktan haberi hiç olmadığı gibi imzalanan sözleşmenin ayrıntılarından da haberi yok. Alacağı zammı öğrenmek için bordronun çıkmasını bekliyor. Nestle'de taslağı işçiler hazırladı, tüm süreç boyunca da hangi maddelerde ne kadar ilerleme kaydedildiğini anı anına öğrendi, onay verdi ya da kabul etmedi. İmzalanan sözleşmenin ardından ne kadar zam aldığını, ücretinin ne kadar olduğunu anında öğrendi. * Rollmech'te yıllardır satılan işçiler geçen yıl isyan ettiler, TM'den istifa edip başka bir sendikaya geçtiler, kıyımla karşıladılar ve susturuldular. TM yine gelip fabrikaya kuruldu. Nestle'de 28 işçi işbirlikçi sendikanın satış sözleşmesine tepki gösterdikleri için işten atıldılar, fakat yılmadan bir yıl boyunca direndiler ve en sonunda kazandılar ve işbaşı yaptılar. İşbirlikçi sendikayı silip istedikleri sendikanın yetkili olmasını sağladılar. Üye oldukları sendikada da kararları biz alırız deyip, Senkromeç işçilerine! B ugün yaklaşık 3 aylık alacaklarınız için bir kez daha fabrikaya toplandınız. Gerçek anlamda bir örgütlülüğe sahip olamadığınız için bir kez daha patron ve sendikanın dediklerine inanmak ve onlarla yetinmek durumunda kaldınız. Bazı temsilcileriniz açıkça sizi tehdit bile ederek yapacaklarınızın yasal olmadığını ve 25/2 den işten attıracağını söylemeye kadar vardırdı. BMİS bir kez daha arkamızdan bize laf saymaya devam etti ve "şer odağı" olarak lanse edildik. Biz buna şaşırmadık. Ama bizim kaybımız bir kez daha söylüyoruz Senkromeç şahsında Çiğli AOSB'de metal işçilerinin kaybı olacaktır. Binlerce metal işçisi sendika buysa gerek yok diyecekler. Elbette sorun tek başına bir sendika sorunu değil. Birleşmeyen ve fiili mücadele yolunu seçemeyen işçiler kazanmayı ancak bürokrasinin insafına bırakırlar. Mahkemeler, icralar, hacizler. Eğer işçiler 3 ay maaş alamayıp bayrama bu şekilde girebiliyorsa sorun tek başına sendika sorunu olmaktan çıkmıştır. Daha iki ay önce maden işçileri değil miydi 4 aylık maaş alacakları için kendilerini yerin altında madene kapatıp açlık grevine başlayanlar. Direndiler ve kazandılar. Senkromeç işçileri ile arasındaki fark neydi? Bunu Senkromeç işçileri kendilerine sormalı. Şunu unutmayalım! tarihte direnenler her zaman kazanamamıştır, ama kazananlar her zaman direnenler olmuştur.. sonuna kadar taleplerinin arkasında durdular. Nestle işçileri reve çıktıklarında burada patron biziz kararları biz alırız, Tek Gıda hata yaparsa onu da silmesini biliriz diyorlardı. İşte bu kararlılık kazandırdı. Ey metal işçisi kardeşim uyan! Hep satanlar şimdi de satmaya devam ediyorlar, 2017’de de devam edecekler. N estle işçileri sözleşmeden neler geçiriyor ama bizim Ford Otosan yalaka sahte sendikacılar bayram izni bile alamıyorlar. işçisi diyor ki; Bunlar değişmez arkadaş. Birde mesaiye çağırıyorlar, hatların hızını arttırıyorlar. Biz buna ses çıkartmadıkça ne adam gibi sözleşme imzalanır. Bugün susarsak yarın çocuklarımız sömürünün yeni köleleri olduğunda, iş cinayetine kurban olduğunda, çalıştığımız ücretin daha da altında bir hayat sürmeye çalıştığında ne diyeceğiz? Arkadaşlarımı hakkımızı almak için birlik olmaya, tek kaldığımızı düşünmek yerine mücadele etmeye çağırıyorum. " Patron tarafından Birleşik Metal üyeleri Derby Tokai işten atıldıktan sonra zorla Çelik İş’e üye yapılan Derby Tokai fabrikasındaki son işçisi diyor ki; gelişmeler. 6 aydır zam vermeyen Derby patronu fabrikada iftar veriyor. İftara da özel uçağıyla geliyor. Sözleşmeyi oldubittiye getirmek isteyen Gebze Çelik İş yönetimi işçilerin zam farklarından kendilerine menfaat sağamaya çalışıyor. Telefonlara ise şu mesajı gönderiyor; “Değerli üyelerimiz sendika üyesi arkadaşlarımıza Ramazan Bayramı öncesi avans ödemesi yapılacaktır. Avans alabilmek için sendika üyesi olma şartı aranacaktır. Detaylı bilgi için temsilci arkadaşlarla irtibata geçiniz." METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ 5 Direniş Zafere Götürür! F ransız sermaye devleti “çalışma reformu” adı altında bir dizi sosyal ve ekonomik saldırıyı hayata geçirmeye çalışıyor. Hayata geçirilmeye çalışılan “reformlar”ın temel amacı çalışma sürelerini uzatmak, ücretleri düşürmek, işten atmaları kolaylaştırmak... Sermaye cephesinin pervasız saldırısına Fransız işçi sınıfı, emekçileri ve gençliği genel grevler, kitlesel yürüyüşler, kent meydanlarının işgali, yollara kurulan barikatlarla karşıladılar. Saldırıya geçit vermemek için gerçekleştirilen grev ve direnişlere azgınca saldıran polis onlarca işçi emekçi ve genci yaraladı. Ama haklarının bilincinde olan ve bu hakların korunması için mücadeleden başka bir seçeneği olmayan Fransız işçi, emekçi ve gençlik yığınları herşeye rağmen kararlı bir direniş sergiliyorlar. Ülkemize baktığımızda ise AKP iktidarının ekonomik ve sosyal yıkım saldırıları dizginsiz bir biçimde devam ediyor. Saldırı furyasında kiralık işçi büroları, bireysel emeklilik düzenlemesi, vergi yükünün ağırlaştırılması, kıdem tazminatı hakkının fona devredilmesi, işten atmalar ve “teğet geçiti”ği iddia D edilen ekonomik krizin faturasının zamlarla/vergilerle emekçilere kesilmesi ve daha bir dizi şey var. Fransız proletaryasıyla müttefikleri yılların birikimine dayalı direnişleriyle saldırıları püskürtmeye kararlı görünüyorlar. Bu direniş hattı, bizim de parçası olduğumuz dünya işçilerine mücadelede izlemeleri gereken yolu gösteriyor. Evet, bizlere açlığı, yoksulluğu, onursuzluğu dayatan sermaye/AKP iktidarı cephesinin saldırılarını durdurmanın tek yolu da birleşik/topyekûn direniştir. Çorlu’dan metal işçisi “Artık susmayalım. Bir araya gelip, örgütlenip, hakkımızı alalım.” M erhaba arkadaşlar. Ben Arçelik’te çalışan bir işçiyim. Sizlerle Arçelik’te yaşananları paylaşmak istiyorum. Arçelik’te çalışma saatleri çok uzun. Normalde 8 saat ve 3 vardiya olarak çalışıyor görünüyoruz. Ama işler o kadar yoğun ki sürekli 12 saat çalışıyoruz. Ve sürekli sayı isteniyor bizden. Seri çalışmaktan lavaboya bile gidemediğimiz günler oluyor. Ayrıca yemekhanemiz uzak. Bazı bölümlerde yemekhaneye gidip gelmek 10 dakikamızı alıyor. Geriye kalan 20 dakikada yemek yiyip dinlenmen gerekiyor, tabii becerebilirsen. Şimdi de kiralık işçilik meselesi çıktı. Kiralık işçilerin de bizimle aynı işi yapmalarına rağmen ne sigortaları yatıyor ne de adamakıllı bir hakları var. Yanyana çalışırken bazen soruyorlar, “abi, bize de bayram harçlığı verirler mi? Biz bayram izninin ücretini alacak mıyız?” diye. Ama hiçbir hakları yok neredeyse. Bayramdan önce televizyon verdiler, hediye dediler ama keşke vermeselerdi. Maaşlarımızdan kesinti yaptılar. Nedeni ise televizyonu vergi ayında vermeleriymiş. Hem sürekli mesaiye bırakıp hem de sen çok para kazanıyorsun diye kesintiye gidiyorlar. Yani patronlar kimseye bedava bir şey vermiyor. Bunun yanında verilen erzaklardan ve bayram Yanardöner gündemin yanardöner insanları… Sermaye boş durmuyor… harçlıklarından dolayı hep vergi kesintileri oluyor. Bazen niye çalışıyoruz bilemiyorum. Böyle şeyler olacaksa vermesinler, bir şey istemiyoruz. Ama biz işçiler tüm bunları hak ediyoruz diye düşünüyorum bazen. Çünkü insanlar hak ettikleri şekilde yönetilirler. Aslında sessiz kaldıkları için işçi arkadaşlara kızdığımdan böyle konuşuyorum. Bu fabrikada benim gibi bunları hak etmediğini düşünen işçiler olduğunu biliyorum. Aslında yalakalar hariç hiçbir işçi hak etmiyor. Ama bilip de susan işçiler var. Biz bilinçli işçilere çok iş düşüyor. Öncelikle böyle düşünen işçiler olarak bir araya gelmek zorundayız. Ve sonra da fabrikadaki bütün işçi arkadaşlarımıza bu uygulamaları hiçbir işçinin hak etmediğini anlatmalıyız. Artık susmayalım. Bir araya gelip, örgütlenip, hakkımızı alalım. Beylikdüzü Arçelik’ten bir işçi aha çok sömürmek, daha çok zenginleşmek için yeni planlar, programlar hazırlanıyor ve farklı şekillerde işçilerin emekçilerin başına musallat oluyor. Bunun için işçilerin düşünme melekelerini yok edip kontrol altında tutmaya ve sermayenin elinde bir oyuncak haline getirmeye çalışıyorlar. Yazık ki bazen başarıyorlar da. Egemenler ellerindeki araçlarla gündemi kontrol ediyorlar. Emirlerinde olan yandaş/yalaka medya, riyakar siyasetçiler, iktidarın payandası olan sözde Sivil Toplum Kurumları (STK) vb. eliyle bu uğursuz işi yapıyorlar. Vatandaş işçi Ahmet nasıl düşüneceğini bilemez hale geliyor. Birgün bakıyor; ülkesinin bir tarafındaki vatandaşları öldürülmüş, sürülmüş, evlerini barklarını yitirmiş, en önemlisi 400 milletvekili kazanamayanların kışkırttığı savaş uğruna en yakınlarını kaybetmişler. İkinci gün gördükleri ise bambaşka; Euro 2016 gündem başlığı… Hani savaş? Öldürülenler? Şehitler...? Üçüncü gün; 3. Sayfa haberleri, hırsızlık, kapkaç, tecavüz, kadın cinayetleri... Terör, bomba, iş cinayetleri, yarışma programları, evlilik programları, yayın yasakları… Tüm bunlar yaşanırken, emekçilerin ürettiği artıdeğerler hükümet eliyle durmadan sermayedar takımına transefer ediliyor. Nasıl mı? Tabi ki sermaye kodamanlarının hizmetindeki AKP hükümetinin sonu gelmeyen “torba yasalar”ıyla. Gündemi meşgul edecek/oyalayacak tek bir madde ortaya atıyorlar. Herkes bu maddeye dair tartışırken patronlar lehine olan yasalar bir bir hayata geçiriliyor. Hukuk, yargı, medya hükümetin yandaşları oldukları için torbalara atılan her maddeye banko destek veriyorlar. İşçilerin emekçilerin hakkını savunması gereken sendikalar ise kış uykusundan bir türlü uyanamıyor. İşçi Ahmet de uyuyor. Savaş vatandaşı vuruyor. İşçiyi vuruyor. Memleketimin yanardöner insanları, yanardöner gündemin çarkında dönüyor da dönüyor. Eskiler “kendini ezdirme hakkına, hukukuna sahip çık.” Derlerdi. Bizler ise çocuklarımıza sürekli tembihleriz; “başkalarının hakkını gasp etmesine izin verme” diye. Peki ey işçi arkadaş! Sen kendi hakkını koruyabiliyor musun? Hakkını hukukunu araştırıyor musun? Patron ne verirse razı mı geliyorsun? Unutma, yarın çocuğun sana: “Hakkını neden savunmuyorsun?” diye soracak. İşçi arkadaş, sermaye iktidarının gündemlerine teslim olma, kendini ezdirme, hakkına sahip çık… Çorlu’dan metal işçisi Mobbing Nedir? Nasıl Mücadele Edilmelidir? P atronların aşırı kar hırsı nedeniyle ağır çalışma şartlarında, düşük ücretlere çalıştırılıyoruz. Bu sömürünün yanısıra çeşitli baskı ve mobbing uygulamalarına da maruz kalıyoruz. “Psikolojik taciz/psikolojik şiddet” olarak da tanımlanan mobbing, “yıldırma amaçlı yapılan kötü, rahatsız edici davranışların sistemli ve sürekli olması halidir.” Daha çok kapitalist iş ilişkileri sonucu karşımıza çıkan mobbing ırkçılık, mezhepçilik, cinsiyetçilik gibi ayrımcılık türleriyle de birlikte görülebilir. Kişilik haklarına, cinsel kimliğine, etnik ve mezhepsel kökenine, politik görüşlerine göre kişi baskı altına alınmak istenir. Her durumda amaç işçinin hem psikolojik hem fiziksel olarak yılmasını, işten kendisinin çıkmasını sağlamaktır. En çok görülen mobbing türü “güce, yetkiye, konuma” sahip patron ya da vekillerinin sergiledikleri saldırgan davranışlardır. Bu aşağılama, alay etme gibi saygısız davranış ve tutumlar şeklinde görülebileceği gibi, aşırı iş yükü vererek ya da istemediği bir yerde çalışmaya zorlayarak bezdirme şeklinde de olabilmektedir. Yanı sıra mesleki yeterliliğin sorgulanması, kişiden iş ile ilgili bilgilerin saklanması, var ise yetkilerinin azaltılması şeklinde de görülebilir. Bu durumun özellikle fabrikalarda kıdem hakkını kazanmış ya da patronların “sakıncalı” gördüğü hak arama mücadelesinde öne çıkan işçi ve emekçilere uygulandığını sıklıkla görmekteyiz. Patronlar işçinin kendi rızasıyla çıkmasını sağlamak için bu zorbalığa sıkça başvuruyorlar. Maruz kalınan bir diğer mobbing türü ise, benzer pozisyonlarda olan işçiler arasında çekememezlik, rekabet gibi çıkar çatışmaları şeklinde görülenidir. Patronlar için daha fazla kar elde etmenin kural olduğu kapitalizmde işçiden beklenen her zaman fazla ve hızlı çalışmasıdır. Bu nedenle fabrikalarda yüksek performans dayatması gibi uygulamalarla adeta bir yarış ortamına sokulur, işçi kardeşlerimizle rekabete zorlanırız. Bireyciliğin öne çıktığı kapitalist toplumda fabrikalarda da işçiler arasında dayanışma ruhu yek edilmek istenir. Bu üretim koşullarında, ortak sınıf çıkarlarını göremeyen işçiler diğerlerini kendine rakip olarak görür. Böylesi bir ortamda kimi zaman işçiler arasında da mobbing görülebilir. Ya da yönetici konumundakilerin yönlendirmesiyle bazı kişiler –yaygın deyimle patron yalakaları- diğer işçilere mobbing uygulayabilir. Mobbinge uğrayan işçi ne yapmalıdır? Diğer sorunlarda olduğu gibi mob- İletişim adres ve telefonları... Mail adresi: [email protected] İstanbul - Esenyurt İşçi Kültür Evi Yenikent Mah. Şehit Serkan Temeloğlu Sok. 25/A (Eskule otopark girişi karşı sokağı) Esenyurt Tel: 0506 146 40 75 e-mail: [email protected] İstanbul - Kartal Üç Fidan Gençlik Evi binge karşı da gerek bireysel gerekse örgütsel olarak mücadele etmek gerekiyor. Bilinçli ve örgütlü işçiler, mobbing uygulamalarına sessiz kalmaz, mücadele eder. Örgütsüz bir işçi ise böylesi saldırıların doğrudan hedefindedir. Bu nedenle mobbinge karşı işçinin kendini korumasının en öncelikli/etkili yolu işyeri örgütlülüğünü ve işçiler arası dayanışmayı güçlendirmektir. Mobbing uygulamalarına maruz kaldığımızı fark ettiğimizde ise öncelikle sendikalı isek, durumu sendikanın işyeri temsilcisine ya da sendika yönetimine bildirmek gerekmektedir. Eğer sendikasız bir işyerinde çalışıyorsak yine de işçilerin birliğini harekete geçirmek, ortak tutum almayı sağlamak için çaba harcamak gerekiyor. Bu sorunu yaşayan başka işçilerle birlikte ortak hareket edilmelidir. Öte yandan hukuksal anlamda mücadeleyi yürütecek yöntemler geliştirilebilir. Örneğin bize işe giriş alanımız dışında bir iş verilirse bunun yazılı olmasını talep etmeliyiz. Ya da mobbing kapsamına giren bir uygulamayı yazılı hale getirip ilgili yerlere bildirmek, taciz edici söz ve davranışa maruz kaldığımızda buna tanıklık edebilecek bir kişinin olmasını sağlamak gibi yöntemler geliştirilebilir. Zira dava sürecinde yazılı hale gelmiş kanıtlara ya da tanıklara ihtiyaç vardır. Bu alanda çeşitli hukuksal haklar da mevcuttur. Yeni yeni elde edilen bu kazanımlarla mobbinge uğrayan işçi haklı fesih ya da ayrımcılık tazminatı gibi taleplerle dava açabilmektedir. Eğer bu nedenle işten atılırsak, direnişe geçerek, sesimizi yükseltmek gerekir. Mobbing gibi baskı türleri kapitalist iş ilişkilerinin yarattığı, insanın bir başka insan tarafından sömürüldüğü koşullarda, o hiyerarşik rekabete dayalı çalışma ortamlarında kendine zemin buluyor. Kapitalizmin yarattığı birbirine yabancılaşmış, bireyci, bencil, rekabetçi insan tipinin, sömürüye dayalı bu kapitalist işleyiş temelinde kurduğu ilişkiler de sağlıklı gelişmiyor. O nedenle köklü ve kalıcı çözüm istiyorsak bu sömürü ve ücretli kölelik düzenini değiştirmek için mücadele etmemiz şarttır. Kordonboyu Mah. Hamam sok. Özdemir İşhanı Kat:2 No:29 Kartal Tel:0551 411 99 14 İstanbul - Ümraniye İşçilerin Birliği Derneği Tel: 0 535 257 70 99 İstanbul - Sefaköy İşçilerin Birliği Derneği Halkalı Cad. No: 113 Kat:4 Daire: 7 Tel: 0212 690 71 53 - 0536 714 62 06 İstanbul - Gaziosmanpaşa - tel: 0535 915 32 45 Gebze İşçilerin Birliği Derneği Hacı Halil Mah. Orhangazi Cad. Karalar işhanı Kat3 Gencallar (Eski YKM) yanı Tel: 542 843 16 01 Ankara - Sincan İşçi Birliği Atatürk Mah. Melek Sok. No:2/12 (Yeraltı Çarşısı A Kapısı karşısı) Tel: 0553 457 81 06 Ankara - Mamak İşçi Kültür Evi Tuzluçayır Mah. 586 Sok. 2/A Tel: 0312 368 06 90 e-mail: [email protected] İzmir - Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi Dere Cad. 8072 Sok. No: 48 Çiğli Tel: 0537 496 18 45 Manisa İşçi Kültür Sanat Derneği: 1. Anafartalar Mh. G. Osman Paşa Cd. No: 35/4 Tel: 0.533 054 90 67 - 0534 721 13 27 Adana - Sanayi İşçileri Derneği Kuru Köprü Mah. No 14 Sok. No: 15 Seyhan Tel: 0.538.970 64 95 Bursa - İşçilerin Birliği Derneği Başaran İşhanı, Kat:4 No: 14 - Heykel Kayseri İşçilerin Birliği Derneği Sahabiye Mh. Mersin Sk Sim İşhanı No: 403 Kat: 4 Kocasinan Tel: 0352 222 00 07 Trakya Metal İşçileri Birliği Kazimiye Mh Omurtak Cad Gür Pasajı no: 66 / Çorlu Tel: 0534 976 45 81 İşçi Bülteni Özel Sayı:1368* Fiyatı: 25 Kr * Temmuz 2016 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Tayfun Altıntaş * Yayın Türü: Yerel, süreli, siyasi, ayda bir, Türkçe * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Meşrutiyet Mh. Kodaman Sk. No:111 /15 Şişli İstanbul Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. Davutpaşa Cd. Güven Sanayi Sitesi C Blok No: 242 Topkapı / İstanbul Tel: (212) 577 54 92 METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ 7 BES: ‘Bireysel Emeklilik Sistemi’ değil, ‘Büyük Emekçi Soygunu’dur! B ireysel Emeklilik Sistemi (BES) diye adlandırılan yeni bir hak gaspı saldırısıyla karşı karşıyayız. Bize danışmadan maaşlarımızdan 100 lira kesilip sigorta şirketlerinin kasalarına aktarılacak. Bize sefalet ücretini reva gören bu sömürü ve kölelik düzeni, birkez daha arsızca elini cebimize atıyor. Emeklilik hakkını fiilen ortadan kaldıranlar şimdi de devlet güvencesinde olması gereken bu hakkı yamyam şirketlerin eline teslim etmek için sinsi bir hazırlık içindeler. BES de nereden çıktı? BES, 2001’de bankalarla finans şirketleri tarafından oluşturulan bir sistem. Emeklilik yaşının kademe kademe arttırılması, emekli maaşlarının düşürülmesi ve emekli olsak bile çalışmak zorunda kalmamızla beraber ortaya çıktı. Yani devlet bize “SGK’dan emekli olsan bile yaşayamazsın, aç kalırsın sen iyisi mi BES’ten emekli ol” dedi. Ancak zaten kıt kanaat geçinen bizler için her ay bu sisteme para ayırmak imkânsızdı. Haliyle işçiler bu sahtekarlığa rağbet etmediler. Ancak sermayenin yeminli uşaklığını yapan AKP iktidarı bu zokayı işçi sınıfına yutturmaktan vazgeçmedi. 2012’de çıkardığı yasayla %25 devlet desteği sağlayarak BES’in işçiler için cazip olduğu yalanını kıvırdı. Buna kanan bazı işçiler olsa da bir süre sonra uyananlar sistemden ayrılmaya başladı. İşçi sınıfına karşı yeni bir saldırı furyası başlatan AKP hükümeti, bu sefer torba yasaların içine BES’i zorunlu hale getirecek maddeyi de ekledi. Ayakkabı kutularına milyon dolarlar istifleyen bu hükümetin şefleri, işçinin cebinden çaldıklarını patronların kasalarına aktarma arsızlığında yeni bir dönem başlatıyorlar. BES’e dair yalanlar ve gerçekler Mevcut sigorta sistemine kayıtlı olan 18 milyonun 4 milyonu BES’e dahil durumda. Bunların sadece 35 bini asgari ücretli. Yarıdan fazlasının maaşı ise 2.600 lira ve üzeri. Yani geçim derdinde olan ve emekliliği hayal olanların BES’i düşünecek hali yok. Şimdiye kadar sisteme girenlerin 1/3’ü sistemden çıktı. Esasında çıkmak isteyen daha çok ama “5-10 yıl geçmeden çıkarsam elime hiçbir şey geçmeyecek” korkusuyla bekliyorlar. Sistemde 5 yılını dolduranların yarısı “zararın neresinden dönersek kar” düşüncesiyle sistemden ayrıldılar. Göründüğü kadarıyla 45 yaş altı işçiler için zorunlu hale getirerek 12 milyon işçiyi bu kapana sıkıştırma derdindeler. 50 ve üzeri işçi çalıştıran yerleri kapsadığında da 3 ila 6 milyon kişi için zorunlu hale getirilecek. Bu kapsama dahil olanların yaklaşık %40’ı asgari ücretli. Yani sigorta şirketleriyle AKP iktidarının hedefinde asgari ücretlinin de BES’le soyulması var. Katılım aitadını düşürüyoruz, isteyen 6 ay sonra çıkabilecek diyerek zokayı yutulur hale getirmek isteyen sermaye iktidarı her zaman ki gibi hırsızlığıa kılıf uydurmaya çalışıyor. Oysa sistemden ayrılanların ödemek durumunda kaldıkları paranın ne kadarını geri alacakları belli olmadığı gibi geri ödemenin yapılacağı süre de belirsizdir. %25 devlet desteği var ama 10 yılını doldurmadan çıkanlara destek falan da yok. 10 yılını doldursan da 56 yaşını doldurmadan parayı almak istersen yine destek falan yok. 10 yılını doldurmadan çıkanlardan %15, 10 yılını doldurup çıkanlardan %10, sisteme 10 yılı ve 56 yaşını dolduranlardan da %5 stopajı da kesiyorlar. Fon işletim ücreti de cabası. Yani BES’e girmek var, çıkmak yok. Çıkan avucunu yalıyor. Ne anladık biz bu işten. Her ay kesilen parayı geri alabilen sevinecek neredeyse. Resmen dolandırıcılık. AKP iktidarının işçilerden çalarak sigorta şirketlerinin kasalarını doldurmak amacıyla tezgahladığı bu pervasız saldırıya karşı direnmek her onurlu işçi için görevidir. Termikel’de insanlık dışı uygulama! A nkara’da Sincan OSB’de kurulu bulunan Termikel’de patron tarafından işçi tuvaletlerinin kapısına kartlı giriş sistemi kuruldu. Ayrıca giriş sisteminin yanına asılan duyuru ile günde 5 dakikadan fazla tuvalette kalan işçilerin tuvalette kaldıkları sürenin ücretlerinden düşürüleceği duyuruldu.
Benzer belgeler
Gebze İşçi Bülteni
gelen basınç altına kalan Birleşik Metal-İş
Sendikası (BMİS) Grev kararlı aldı. Anında
harekete geçen patronlar sınıfının vurucu
gücü AKP hükümeti, “Milli Güvenliği tehdit
ediyor” gerekçesiyle grev...
metal işçileri bülteni
Ege İşçi Birliği mitinge “İşçilerin birliği, sermayeyi yenecek!” yazılı pankartıyla katıldı. Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası, Metal İşçileri
Birliği, Direnişçi Kastaş işçileri, İnşaat işçileri,...