396-400 Rifampis Üle Rifabutin
Transkript
396-400 Rifampis Üle Rifabutin
Rifampisin ile Rifabutin Arasındaki Çapraz Direnç Lütfiye ERKAN, Tuğrul ŞİPİT, Behiye AKKALYONCU, Ayşe GÖZÜ, Dilek ERNAM Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ANKARA ÖZET Nisan 1996 ile Mart 1998 tarihleri arasında Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dirençli akciğer tüberkülozu tanısı konulmuş 2’si kadın 25 hasta alındı. Bu hastaların balgam örneklerine özel bir laboratuvarda hassasiyet testi çalışıldı. Rifampisine dirençli bulunan 22 kültürden sadece biri rifabutine (RFB) duyarlıyken (%4.5), diğerlerinin hepsi RFB’e dirençliydi (%95.5). Sonuç olarak rifampisin ile RFB arasında çapraz direnç gelişme oranı %95.5 olarak bulundu. Bu verilere dayanılarak rifampisin direnci olan hastalara RFB ancak hassasiyet testi duyarlı bulunursa kullanılmalıdır. Aksi takdirde tedavi maliyeti gereksiz yere yükselecek ve yan etkileri güçlükle tolere edilen dirençli tüberküloz ilaçlarına etkisi şüpheli ilaç eklenmiş olacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Rifampisin, rifabutin, çapraz direnç SUMMARY CROSS RESISTANCE BETWEEN RIFAMPIN AND RIFABUTIN In order to evaluate cross resistance between rifampin (RIF) and rifabutin (RBT), 25 patients (2 female, 23 male) with resistant tuberculosis who had been admitted to our hospital, between April 1996 and March 1998, were included in the study. According to the antibiograms 3 strains were susceptible to both RIF and RBT. Twenty one strains were resistant to both RIF and RBT (95.5%). Only one strain was resistant to RIF and susceptible to RBT (4.5%). As a conclusion, rate of cross resistance between RIF and RBT was found 95.5%. Thus, RBT should be given to patients with RIF resistance only if they are proven to be susceptible to RBT by antibiyograms. Otherwise, treatment cost will rise unnecessarily and a drug with suspect effectiveness will be added to the treatment which is tolareted poorly already. KEY WORDS: Rifampin, rifabutin, cross resistance 396 Solunum Hastalıkları 2000; 11: 396-400 Rifampisin ile Rifabutin Arasındaki Çapraz Direnç GİRİŞ Tüberküloz (TB) halen morbidite ve mortalitesi yüksek infeksiyon hastalığı olma özelliğini sürdürmektedir (1). Tüberküloz basili 1882’de keşfedilmiş olmasına rağmen halen mikroorganizmanın doğası, virülansı ve konağın infeksiyona tepkisi konusunda öğrenilecek çok şey bulunmaktadır (1,2). Mycobacterium tuberculosis’e etkili ilk ilaç streptomisin (SM), 1944 yılında keşfedildi ve böylece tüberkülozda kemoterapi dönemi başladı. Başlangıçta başarılı sonuçlar alınırken sonrasında direnç sorunu gündeme gelmiştir. Tedaviye eklenen Paraamino salisilik asit (PAS) ve ardından 1952’de eklenen izoniazid (INH) tüberküloz basiline karşı etkili olmakla beraber ilaç direnci sorununun günümüze kadar büyüyerek gelmesine engel olamamıştır (3). 1967 yılında rifampisinin (RIF) keşfedilmesi tüberküloz tedavisinde INH’nin keşfinden sonra ikinci büyük devrim olarak nitelendirilebilir. Rifampisinin tedavideki yerini almasının ardından hem yeni olgu hem de dirençli olguların tedavisinde büyük başarılar sağlanmıştır. RIF’nin tedaviye girmesi ile INH-RIF içeren rejimlerde tedavi süresi 9 aya, pirazinamid (PZA)’in tedaviye girmesiyle INH-RIF-PZA içeren rejimlerde tedavi süresi 6 aya indirilmiştir (4). Fakat kontrolsuz tedavi programları RIF’a hızla direnç gelişimine yol açmıştır. RIF’nin keşfinden bu yana Mycobacterium tuberculosis’e INH ve RIF kadar etkili yeni bir ilacın keşfedilememesi ve her iki ilaca dirençli suşların giderek artması, tedavide daha az etkili ilaçların kullanma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Minör (ikinci basamak) ilaçlarla tedavi ve rezektif cerrahinin eşlik ettiği uzun süreli tedavi protokolleri gündeme gelmiştir (5). Ancak bu ilaçların etkinliğinin yetersiz olması, uzun süreli kullanım zorunluluğu ve yan etki fazlalığı nedeniyle, minör ilaç protokollerinin seçiminde çok titiz davranılmalıdır. Minör ilaçla tedaviye başlamadan önce her hasta tek tek ele alınarak, geçmişte kullandığı ilaçlar ve süreleri titizlik ile araştırılmalı, tedavi protokolleri hassasiyet testlerinin ışığında hazırlanmalıdır. RFB ile ilgili birçok ülkede yapılan çalışmada RIF dirençli Mycobacterium tuberculosis suşlarının %3040’nın RFB’e hassas olduğu ileri sürülmüştür (6-9). Solunum Hastalıkları 2000; 11: 396-400 Bu çalışmanın amacı; yeniden tedavi rejimi planlanan çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD-TB) hastalarından in-vitro çalışmayla RIF ile RFB arasındaki çapraz direnç gelişiminin araştırılmasıdır. GEREÇ ve YÖNTEM Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Nisan 1996-Mart 1998 tarihleri arasında yatan ve dirençli olması beklenen hastalardan 25’inin balgam örnekleri çalışıldı. “Tedavi başarısızlığı” ve “kronik” olgular dirençli olması beklenen hastalar olarak kabul edildi. Olgular yaş, cinsiyet, ailede TB öyküsü, eşlik eden hastalık, hastalık süresi, nüks sayısı, RIF kullanma süresi ve akciğer grafisindeki lezyonlara göre değerlendirildi. Çalışmaya alınan hastaların hiçbiri daha önce RFB tedavisi görmemişti. RIF ve RFB’ye karşı ilaç duyarlılık testleri özel bir laboratuvarda yapıldı. RFB pharmacia, RIF Becton Dickinson firmasından temin edildi. Her iki antibiyotiğin stok çözeltileri 10000 µg/mL, kullanıma hazır çözeltileri sırasıyla 80 µg/mL ve 40 µg/mL konsantrasyonunda hazırlandı ve -70°C’de saklandı. Bactec sisteminde 12B besiyerinde üretilen Mycobacterium tuberculosis komplex bakterileri Growth Index (GI) 800’ü aşmadan ilaç direnç testine alındı. RFB ve RIF’nin kullanıma hazır çözeltilerinden her birinden 12B şişesine 0.1 mL ayrı ayrı aktarıldı. M. tuberculosis üremiş 12B şişelerindeki kültür homojenize edildikten sonra antibiyotik içeren 12B şişelerine 0.1 mL aktarıldı. Bu şekilde elde edilen ilaç konsantrasyonları ile antibiyotikli hasta grubu ile antibiyotiksiz kontrol grubu uygun kültür yerlerinde incelendi. BULGULAR İkisi kadın yaş ortalaması 23.5 (23-24), 23’ü erkek yaş ortalaması 39.4 (19-69) olmak üzere dirençli akciğer tüberkülozu olan 25 hasta çalışmaya alındı. Aile bireylerinde tüberküloz geçirme öyküsü olan 4 hastadan ikisinde dirençli tüberkülozlu kardeş hikayesi mevcuttu. Eşlik eden hastalıklar incelendiğinde iki kişide koroner kalp hastalığı, ikisinde diabetes mellitus öyküsü mevcuttu. Hastalardan biri dışında hepsi önceden RIF kullanmıştı. Ortalama RIF kul- 397 Erkan L, Şipit T, Akkalyoncu B, Gözü A, Ernam D. lanma süresi 20.8 ay (6-72 ay) idi. Yirmibeş hastadan 22’sinin akciğer grafilerinde bilateral kaviteli infiltrasyon artışı izlenirken, diğer 3 hastada tek akciğerde kaviteli infiltrasyon izlendi. Hastaların 22’sinin ilaç hassasiyet testlerinde en az INH ve RIF’e (ÇİD-TB) karşı rezistans mevcuttu. Diğer 3 hasta RIF’e hassas iken bunlardan birinde INH, SM ve PAS direnci, birinde INH ve SM ve birinde de INH ve etambutol direnci vardı. Hastaların ortalama tüberküloz hastalığı süresi (hastalığın başından çalışmaya kadar geçen süre): 5.5 yıl (1-20 yıl) olarak hesaplandı. Ortalama nüks sayısı (çalışmaya kadar geçen sürede hastalığın tekrarlama sayısı) 1.16 olarak hesaplandı. Çalışmaya alınan 25 hastanın 22’sinin RIF’e karşı direnci vardı. Bu 22 hastanın 21’i RFB’e de dirençliydi. Çapraz direnç %95.5 bulundu. Yirmibeş hastadan 3’ü hem RIF hem de RFB’e karşı duyarlıydı. TARTIŞMA ÇİD-TB günümüzde önemli bir sağlık sorunudur. Bu hastaların tedavilerinde önemli bir sorun yaşanmaktadır. Bu tedavilerin kullanılma süreleri ve başarı oranları hakkında görüş birliği yoktur (10-14). ÇİD-TB hastalarının tedavilerinde kullanılan ilaç sayısı oldukça sınırlıdır. Tüberküloz tedavisinin kontrollu yapılamadığı ülkelerde 2.basamak ilaçların gelişigüzel kullanımı hatalar yaratmaktadır. Bu hataların en sık olanları rejime tek ilaç eklemektir (1517). Türkiye’de başarısız tedavilere eklenen minör ilaçlara kolay ulaşabilme (özellikle protionamid ve kinolonlar) nedeniyle bu tip ilaçlara kolay direnç gelişebilmektedir. Yılmaz ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada primer kinolon direnci %7.05, sekonder direnç %29.4 bulunmuştur (18). ÇİD-TB tedavisinde ilaç seçiminde dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da tedaviye eklenecek yeni ilacın daha önce kullanılanlarla arasında çapraz direnç bulunmamasıdır. Ülkemizde giderek artan ve yüksek düzeylere ulaşan RIF direnci, yapısal olarak RIF’e benzeyen RFB direncini de etkilemektedir. Son on yıldır RFB’nin ÇİD-TB hastalarının tedavisinde kullanımı gündeme gelmiştir. Özellikle Mycobacterium avium komplex’in (MAC) neden olduğu 398 hastalığın tedavisinde RFB kullanımı ile ilgili çok sayıda çalışma mevcuttur. ÇİD-TB olgularında RFB kullanımı konusunda çalışma oldukça sınırlıdır. Bu sınırlı sayıdaki çalışmada RIF ile RFB arasındaki çapraz direnç oranı ve RFB içeren rejimlerdeki başarı oranı incelenmektedir. Biz çalışmamızda RIF ile RFB arasındaki çapraz direnci saptamaya çalıştık. Ülkemizde bu konuda daha önce yapılmış çalışmaya rastlayamadık. RFB’in M. tuberculosis ve MAC’ye karşı etkinliğini inceleyen çalışmalar 1980’li yıllarda başlamıştır. 1982 yılında Woodley ve arkadaşları MAC ve M. tuberculosis suşlarına RFB’nin etkili olduğunu ve MAC’ye karşı rifampisinden daha etkili olduğu bildirilmiştir (19). Heifets ve Iseman 1985’de yaptıkları in vitro çalışmada MAC suşları için yapılan duyarlılık testlerinde RFB aktivitesinin bilinmesine karşılık RIF ile RFB arasında belirgin bir çapraz direnç saptanmıştır (8). 1993 yılında Frieden ve arkadaşları RIF’e dirençli hastaların %65’inin RFB’e de dirençli olduğunu göstermişlerdir (7). Della Bruna ve arkadaşları 1993 yılında yaptıkları bir çalışmada RFB’nin RIF derivelerinden M. tuberculosis’e daha etkili olduğunu gösteren bir çalışma yaptılar (20). Fakat in-vitro aktivitenin in vivo aktiviteden farklı olabilecegi düşünüldü. RFB’nin plazma proteinlerine çok az bağlandığı göz önüne alınırsa ilacın hücre içi ve hücre dışı dağılımının farklı olması kaçınılmazdır. Bu bulgular klinik bulgularla desteklenmediği sürece veriler yetersiz olacaktır. 1992 yılında Hong Kong’da yapılan bir çalışmada in-vivo ve in-vitro çalışmalar sonucunda 22 ÇİD-TB hastanın sadece 2’si RFB’e hassas bulunmuş (%9), yani çapraz direnç oranı %91 gibi yüksek oranda saptanmıştır. RFB’li rejimlerde RFB’e hassas olan 2 hastada tedavinin 12. ayında balgam menfileşmesi sağladılar. Bu çalışmanın sonunda “RIF’e dirençli olgularda RFB ancak hassas ise kullanılmalıdır” sonucuna vardılar (21). ÇİD-TB olgularında RFB’in etkinliği incelendiğinde bu konuda yapılan ilk çalışma Dautzenberg ve arkadaşları’nın 1989 yılında RIF ve diğer ilk seçenek ilaçlara karşı dirençli hastalarda RFB’nin etkinliğini araştırmaktı. Dirençli basile sahip hastalarda 3 veya 3’den fazla ilaçla tedavi olamadığında in-vitro duyarlılık testlerine göre RFB eklendiğinde yanıt ora- Solunum Hastalıkları 2000; 11: 396-400 Rifampisin ile Rifabutin Arasındaki Çapraz Direnç nının 3 aylık tedavi sonrası %33 olduğu izlendi. Bu çalışmada RFB diğer ilaçlara göre daha etkin bulundu. Fakat çalışmada 3 ay gibi kısa süreli bir tedavi süresinin değerlendirilmeye alınması, RFB’nin hassasiyet testlerine göre verilmiş olması sonuçları etkileyebilir (22). 1990 yılında Preted ve arkadaşları’nın yaptığı çalışmada RIF direnci olan 39 hastaya hassasiyet testlerine göre diğer minör ilaçlarla birlikte RFB başlandı. Tedavinin 12. ayında %36 kültür negatifliği saptandı. Yazarlar bu bulgularla ÇİD-TB tedavisinde RFB’nin kullanılabileceğini ifade etmişlerdi (9). Rey ve arkadaşları yaptıkları çalışmada ÇİD-TB olan 220 hastaya minör ilaçlardan oluşan rejime RFB eklenerek tedavinin 12. ayında balgam menfileşmesi %34 bulundu. Bu çalışma RFB içeren şemaların en fazla sayıda hasta içereni olması açısından önemlidir. Fakat bu çalışmada da RFB hassasiyet testi yapılıp yapılmadığı belirtilmemiştir (23). Tüm çalışmalardan da izlendiği gibi RFB, ÇİD-TB olgularında mucizevi bir ilaç değildir. Çalışmamızda yeniden tedavisi planlanan ÇİD-TB hastalarının tedavi öncesi ilaç hassasiyet testi ile RFB hassasiyetini ve RIF ile RFB arasındaki çapraz direnç oranlarını araştırdık. Çalışmaya alınan 25 hastanın 22’si RIF’e dirençli bulundu. Bu 22 hastanın 21’i aynı zamanda RFB’e de dirençli idi. Buna göre çapraz direnç oranı %95.5 oranında bulundu. Literatürle kıyaslandığında bu oranlar oldukça yüksek bulunmuştur. Bu orana en yakın oran %91 ile, Girling ve arkadaşları’nın çalışmasında bulunmuştur (21). Benzer şekilde çapraz direnç oranları Frieden (7) ve arkadaşları’nın çalışmasında %65, Dickonson ve Mitchison’ın (6) çalışmasında %69 olarak bildirilmiştir. Dikkat çekici başka bir nokta ise RIF’e duyarlı 3 hastanın RFB’ye de duyarlı olmasıdır. Başka bir deyişle bu 2 ilacın duyarlılık testi sonuçları arasında senkron bir ilişki vardır. Fakat çalışmada olgu sayımızın az olması nedeniyle sonuçlar üzerine genelleme yapmamız yanlış olacaktır. Hastalarımız arasında ailesinde tüberküloz öyküsü olan sadece 4 kişi vardı. Bu 4 hastadan ikisi kardeşti ve aile bireylerinden birisi dirençli tüberküloz nedeniyle tedavi görmüştü. Bu durum dirençli akciğer tüberkülozu nedeniyle tedavi gören hastaların izolasyonunun önemini göstermektedir. Bu hastalar basil menfi olana kadar özel merkezlerde tutulup, toplumdan uzak tutulmalıdır. Solunum Hastalıkları 2000; 11: 396-400 Eşlik eden hastalıklar incelendiğinde 2 hastada diabetes mellitus ve 2 hastada da koroner arter hastalığı mevcuttu. Diabetin akciğer tüberkülozu ile ilşkisini gösteren çok çalışma olmasına karşın,ÇİDTB olgularındaki rolü bilinmemektedir. Hastalarda araştırılan bir diğer parametre RIF kullanma öyküsüydü. Yirmibeş hastadan 24’ü daha önce RIF kullanmıştı. Kullanmayan bir kişi RIF ve RFB’e hassastı. RIF’e duyarlı diğer 2 hastanın biri 6 ay, diğeri 7 ay düzenli RIF kullanmıştı. Fakat direnç ile süre arasındaki ilşkiyi saptamak için daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Akciğer grafisindeki lezyonların yaygınlığına göre değerlendirildiğinde 22 hastanın bilateral kaviteli lezyonu mevcuttu. Sadece 3 hastanın tek taraflı lezyonu vardı. Sonuç olarak ÇİD-TB olgularının hastalık sürelerinin uzunluğu nedeniyle lezyonların yaygın olacağı söylenebilir. Ama yaygın lezyonu olan hastada ÇİD-TB olma olasılığından söz edilemez. RFB içeren rejimlerin etkinliği hakkında tam yorum yapılması mümkün değildir. Çünkü hassasiyet testi yapıldıktan sonra olgulara en az 5 yeni ilaç ile tedaviye başlanması RFB’nin tek başına etkinliğini saptanma olanağını ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde RIF direnci giderek artmaktadır. RIF direncinin yüksekliği RFB direncini de etkilemektedir. Çalışmamızın sonucunda bulunan %95.5’lik çapraz direnç oranı şimdiden RFB direncinin yüksek rakamlara çıktığını göstermektedir. Bu da ÇİD-TB hastalarının tedavisinde kullanılan sınırlı sayıdaki ilacın arasında RFB’nin yer alamayacağını gösteren bir veri olarak kabul edilebilir. RFB ülkemizde üretilmeyen oldukça pahalı bir ilaçtır (6 aylık tedavi gideri 4000 DM’dir). Bu nedenle tedavi rejiminde kullanılması gerektiğinde hasta seçiminde titiz davranmak gerekir. ÇİD-TB olgularının tedavisinde kullanılan minör ilaçların bir kısmına karşı da direnç gelişimi söz konusu olduğundan, 3 veya 4 ilaçla yeni bir tedavi rejimi oluşturulmasında zorluk çekilen ÇİD-TB hastalarında, RFB akılda tutulmalıdır. Bu tip hastalarda RFB kullanılması planlanıyorsa tedavi öncesi mutlaka ilaç hassasiyet testi yapılmalı ve tedavi hassas olanlara başlanmalıdır. Böylece tedavi maliyetinin gereksiz yükselmesinin önüne geçilebilir. 399 Erkan L, Şipit T, Akkalyoncu B, Gözü A, Ernam D. KAYNAKLAR 1. Schlossberg D. Tüberküloz. Bilimsel ve Teknik Yayınlar Çeviri Vakfı 1995;1-11. 2. Akkaynak S. Tüberküloz. Ankara: Ayyıldız Matbaası AŞ, 1986. 3. Ülgenalp I. Sanatoryumumuzda tesbit ettiğimiz tüberküloz basillerinin rezistans, depedence, reversion bakımından incelenmesi. İkinci Türk Tüberküloz Kongresi. Şubat, Ankara, 1995;351-3. 15. Çalışır H, Ulukavak T, Turker G ve ark. Tüberkülozda tedavi başarısızlığına neden olan etkenler. Solunum Hastalıkları 1997;8:225-33. 16. Mahmudi A, Iseman MD. Pitfalls in the care of patient with tuberculosis. Common errors and their association with the acquisiton of drug resistance. JAMA 1993;270: 65-8. 17. Tahaoğlu K, Hatipoğlu T, Sevim T ve ark. Edinsel çok ilac dirençli tüberküloz olgularının önceki tedavi kararlarındaki hatalar. Solunum Hastalıkları 1998;9:251-9. 4. Mcbride MO, Coker RJ, Horner PJ, Weston R. Diarrhoea associated with Clostridium difficile in AIDS patients receiving rifabutin. Lancet 1994;343-417. 18. Yılmaz H. Ofloksasin ve siprofloksasinin M. tuberculosis in vitro etkisi ve çapraz direnç ilişkisi. Uzmanlık Tezi, Ankara, 1996. 5. Şipit T, Çalışır H. Tüberkülozda ilaç direnci ve Türkiye. Tüberküloz Toraks 1998;46:4-11. 19. Woodley CL, Kilburn JO. In vitro susceptibility of M. avium complex and M. tuberculosis strains to a spiropiperidyl rifamycin. Am Rev Respir Dis 1982;126:586-7. 6. Dickinson JM, Mitchison DA. In vitro activity of new rifamycin against rifampicin-resistant M. tuberculosis and MAIS-complex mycobacteria. Tubercle 1987;68:177-82. 7. Frieden TR, Sterling T, Pablos-Mendez A, et al. The emergency of drug resistant tuberculosis in New York City. N Eng J Med 1993;328:521-6. 20. Della Bruna C, Schıopacassi G, Unghers D, et al. LM. 427, a new spiropiperidylrifamicin: in vivo and in vitro studies. Journal of Antibiotics 1993;36:1502-6. 8. Heifets LB, Iseman MD. Determination of in vitro susceptibility of mycobacteria to ansamycin. Am Rev Respir Dis 1985;132:710-1. 21. Girling DJ, Chan SL. A controlled study of rifabutin and an uncontrolled study of ofloxacin in the retreatment of patient with pulmonary tuberculosis resistant to isoniasid, streptomycin and rifampisin. Tubercle 1992;73: 59-67. 9. Preted S, Lebeaut A, Parrot R, et al. Combined chemotherapy including rifabutin for rifampicin and isoniacid resistant pulmonary tuberculosis. Eur Respir J 1992;323: 680-4. 22. Dautzenberg B, Durieux P, Grosset J, et al. Rifabutin in the treatment of mycobacterial infections resistant to rifampicin. In French. Revue des Maladies Respiratories 1989;6:335-42. 10. American Thoracic Society treatment of tuberculosis and tuberculosis infection in adults and children. Am J Med Respir Crit Med 1994;149:359-74. 23. Rey DR, Boulahbal F, Gonzales MLJ, Larbaoui D. Role of rifabutin in the treatment of chronic drug resistant pulmonary tuberculosis. 7th International Conference on AIDS. Florence 1991;33-5. 11. Chapman SW, Henderson HM. New and emerging pathogens multiply resistant mycobacterium tuberculosis. Cur Opinion Infect Dis 1994;7:231-37. 12. Dooley SW, Simone PN. The extent and management of drug resistant tuberculosis. The American experience. In: Davies PDO (ed). Clinical Tuberculosis, London: Chapman and Hall, 1994;171-89. 13. Jacops FR. Multiply drug resistant tuberculosis. Clin Inf Dis 1994;19:1-10. 14. Riley LW. Drug resistant tuberculosis. Clin Inf Dis 1993;17:442-6. 400 Yazışma Adresi Tuğrul ŞİPİT Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 06310 Keçiören/ANKARA Solunum Hastalıkları 2000; 11: 396-400
Benzer belgeler
unıon 2014 dünya akciğer sağlığı kongresi raporları , barselona
edilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti. 6 ay H, 9 ay H, 3-4 ay R, 3-4 ay RH, 3 ay haftada bir H rifapentin
rejimleri ile yapılan çalışmalar. Rifamisin içeren LTBE rejimlerinin daha kısa süreli, tamam...
Bu PDF dosyasını indir - Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri
basilini almış durumdadır. Tüberküloz hastalarının
büyük bir kısmı enfeksiyon havuzu dediğimiz bu
gruptan çıkmaktadır.
Verem Savaş Daire Başkanlığı 2009
verilerine göre; kayıtlı tüberküloz hastalar...