İncelemek için tıklayın. - Gerze Meslek Yüksekokulu
Transkript
İncelemek için tıklayın. - Gerze Meslek Yüksekokulu
Soğuk Hava Kapıda Havanın giderek soğuk yüzünü gösterdiği kış aylarında, kış hastalıklarına yakalanmamak için önlemler almalı, beslenmeye son derece dikkat edilmeli ve bir takım fiziksel aktiviteler ile de kış hastalıklarına yakalanma riski en aza indirilmeli. Kışın sıkça yakalanmış olduğumuz hastalıklar, hem bedensel hem de zihinsel olarak çökmemize sebep oluyor ve günlük aktivitelerimizi kötü etkiliyor. Peki, kış hastalıkları neler? Devamı Sayfa 6’da Mehmet Akif’in Torunu Argon, Dedesini Anlattı İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’ un 79’uncu ölüm yıl dönümü nedeniyle, Gerze Meslek Yüksekokulu tarafından hazırlanan anma programına, torunu Selma Argon konuşmacı olarak katıldı. Devamı Sayfa 8’de... 24 Aralık 2015 Perşembe Sayı: 3 GELECEK HAYALİNİN DURAĞI “ÜNİVERSİTE” Ne büyük hayallerle yola çıkarız. Geleceğe dair en büyük umudumuzdur üniversite. Meslek sahibi olmanın, hedefe ulaşmanın önündeki en büyük adımdır. İdeallerimize bir adım daha yaklaşmanın verdiği hazla üniversitenin yolunu tutarken acaba neler bekliyorduk? Hayal ettiklerimiz ne kadar gerçek oldu? İşte tüm bu soruların cevabını Yüksekokulumuz öğrencilerine sorduk. Gerze Meslek Yüksekokulu öğrencileriyle bölümleri hakkındaki düşüncelerini ve geleceğe dair planlarını konuştuk Derya TAŞKIRAN / Grafik Tasarım I. Sınıf (Bafra/SAMSUN) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Okulumuz iyi ama sosyal hayatla ilgili yetersizlikler var. Resim ve dans kursları biz öğrenciler için çok keyifli olabilir. Grafik tasarımla ilgili kullanılan materyaller, bilgisayarlar bizim için yeterli, kullanırken bir sıkıntı yaşamıyoruz. Hocalarımıza gelince bilgi aktarımları çok iyi. Umduğunuzu bulabildiniz mi Peki? Okula başlamadan önceki düşüncelerinizle şimdiki düşünceleriniz aynı mı? Bölümü bilinçli olarak tercih ettim ve geldiğimde beklediğim gibi bir tabloyla karşılaştım. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Herhangi bir şirket, ajans veya belediyede, alternatif olarak da özel sektördehayatıma devam etmeyi düşünüyorum. 47 YILLIK HÜZÜNLÜ BİR AŞK SAYFA: 6 Oktay ÇİFTBAŞ /Radyo ve Televizyon Programcılığı I. Sınıf (Giresun) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bulunduğumuz ilçede radyo ve televizyonla ilgili uğraşabileceğimiz mecralar yok, ama hem okulumuzun sunduğu imkanlar hem de öğrencilerin azmi ve gayreti sayesinde alanımızda başarılı işler yapmaya başladık. Bölümümüz zevkli bir bölüm, okula keyifle geliyorum. Ay- GERZE’DE ESNAF OLMAK SAYFA: 4 rıca binamız yeni ve imkânlarımızhayli yeterli. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu okul benim için güzel bir deneyim. 2 sene içinde mesleğin inceliklerini öğrenerek ileride koluma altın bileziğimi takabileceğime inanıyorum. Devamı Sayfa 2’de... FUTBOL AFYONDUR SAYFA: 8 Sayfa 2 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 GELECEK HAYALİNİN DURAĞI “ÜNİVERSİTE” Derya TAŞKIRAN / Grafik Tasarım I. Sınıf (Bafra/SAMSUN) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Okulumuz iyi ama sosyal hayatla ilgili yetersizlikler var. Resim ve dans kursları biz öğrenciler için çok keyifli olabilir. Grafik tasarımla ilgili kullanılan materyaller, bilgisayarlar bizim için yeterli, kullanırken bir sıkıntı yaşamıyoruz. Hocalarımıza gelince bilgi aktarımları çok iyi. Okula başlamadan önceki düşüncelerinizle şimdiki düşünceleriniz aynı mı? Bölümü bilinçli olarak tercih ettim ve geldiğimde beklediğim gibi bir tabloyla karşılaştım. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Herhangi bir şirket, ajans veya belediyede, alternatif olarak da özel sektördehayatıma devam etmeyi düşünüyorum. Oktay ÇİFTBAŞ /Radyo ve Televizyon Programcılığı I. Sınıf (Giresun) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bulunduğumuz ilçede radyo ve televizyonla ilgili uğraşabileceğimiz mecralar yok, ama hem okulumuzun sunduğu imkanlar hem de öğrencilerin azmi ve gayreti sayesinde alanımızda başarılı işler yapmaya başladık. Bölümümüz zevkli bir bölüm, okula keyifle geliyorum. Ayrıca binamız yeni ve imkânlarımızhayli yeterli. Okulumuzda umduğunuzu buldunuz mu? Okula başlamadan önceki görüşleriniz ve şimdiki görüşleriniz aynı mı? İmkânlarınyeterli olduğunu düşünüyorum, fakatyine de okulun beklentilerimikarşıladığını söyleyemem. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu okul benim için güzel bir deneyim. 2 sene içinde mesleğin inceliklerini öğrenerek ileride koluma altın bileziğimi takabileceğime inanıyorum. Hayalim ileride oyuncu olmak, bu bölümün önümü açacağını düşünüyorum. İrem YURTSEVEN / Muhasebe ve Vergi Uygulamaları I. Sınıf (Ankara) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bölümümün önünün açık olduğunu dü- şündüğüm için muhasebeyi tercih ettim. Sinop’un memleketim olması dolayısıyla da Sinop'u tercih ettim. Okulumuzun diğer meslek yüksekokullarına oranla daha iyi olduğunu düşünüyorum, o yüzden tercih ettim. Eğitim açısından çok yeterli buluyorum, öğretmenlerimiz çok iyi. Okulumuzda umduğunuzu bulabildiniz mi? Genel olarak güzel, ama yine de eksik yönleri var. Mesela okulumuz içinde ATM olmasını isterdim. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? 2 yılın sonunda 4 yıllığa geçiş yapıp mali müşavir olmak istiyorum. Mertcan KÜTÜK / Bilgisayar Ömer DOĞAN / Deniz ve Liman İşletmeciliği I. Sınıf (Sivas) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bölümümün iş imkânı olanağı çok yüksek. Açıkçası puanımdan dolayı Gerze'yi tercih ettim. Burası 22. Tercihimdi, diğerleri olmadı. Yemek ve ulaşım imkânlarımız çok güzel.Bölümle ilgili yeterli materyal kullanılıyor. Okulumuzda umduğunuzu buldunuz mu? Çok daha fazla uygulamalı dersolmasını tercih ederdim. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kaptanlık,deniz ve ulaştırma veya acentalarda çalışmak isterim. Veysel ATEŞ / Giyim Üretim Teknolojisi I. Sınıf (Urfa) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Diğer okullara göre güzel bir okul, buraya araştırarak geldim. Programcılığı I. Sınıf (Ordu) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Bölümüm gayet iyi. Bilgisayarlarımız ve bilgisayar programlarımız yeterli. Okulumuzda umduğunuzu buldunuz mu? Her şey istediğim gibi. Bölümüm beklentilerimi karşılıyor, olması gereken herşey tam. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Hayalim Bilgisayar Mühendisliği. Bunun dışında web yazılımcılığı var. Burcu USTABAŞ /Basım ve Yayın Teknolojileri I. Sınıf(Hopa) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Okulumdan memnunum,ilgimi çektiği için bu bölümü tercih ettim. Hocalarımız çok iyiler. Bölümümüzle ilgili yeterli materyale sahibiz. Okulumuzda umduğunuzu bulabildiniz mi? Umduğumdan fazlasını buldum. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kesin bir fikrim yok, tasarımcılık olabilir. Ders olanaklarımız geniş, binamız yeni ve modern. Gerze, öğrencilik hayatımda bana yeterli olanakları sunuyor. Bölümüme gelince, geleceği olan bir bölüm bence. İleride iyi gelir sağlayabilecek bir bölüm olarak görüyorum. Yeterli sayıda makinemiz de var, bu bizim açımızdan iyi. Okulumuzda umduğunuzu bulabildiniz mi? İstediğim bir sonuçla karşılaştım. Bu bölümle ilgili pek bir bilgim yoktu, hocalarımız bize ders konusunda çok şey kazandırdılar. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? İstanbul'da büyük bir atölye açmak isterim. YUNUS TAŞ / Otobüs Kaptanlığı I. Sınıf (Diyarbakır) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Karadeniz'in en iyi ilçelerinden birinde okuyorum. Okulumuz çok güzel, bize bir çokimkân sunuyor. Simülatör uygulamasının mevcut olması çok büyük bir avantaj. Okulumuzda umduğunuzu buldunuz mu? Düşündüğümden daha iyi bir sonuçla karşılaştım. Gerek imkânlarıyla gerek hocalarıyla gerek ise yönetimiyle çok iyi bir okul. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bölümün isminden anlaşılacağı üzere otobüs kaptanlığı. ZEYNEP DAL / Turizm ve Otelcilik I. Sınıf (İstanbul) Yüksekokulumuz ve bölümünüz hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Sinoplu olduğum için Gerze Meslek Yüksekokulunu tercih ettim. Binamız yeni ve kullanışlı. Kendi bölümümden memnunum. Okulumuzun imkânları oldukça iyi. Okulumuzda umduğunuzu buldunuz mu? Kısmen evet, kısmen hayır. Bir çok noktada okulu yeterli bulsam da eksik olmayan noktalar yok değil. İleride bölümünüzle ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kat hizmetleri, garsonluk, resepsiyon gibi bir çok çalışabileceğimiz alan var, ama ben daha çok ön büro istiyorum. Ecemnur ERGİN Gözdenur EKŞİ Sayfa 3 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 Yüksekokul Kütüphanemiz Hizmete Açıldı Yüksekokulumuz Kaşgarlı Mahmut Kütüphanesi, yeni yapısıyla ve bünyesine kazandırılan yeni eserler ile daha zengin ve kapsamlı bir kütüphane haline getirildi Hizmete yeni açılan kütüphanemiz, birçok kaynağın dışında, temel eserleri, güncel kitapları, görsel ve işitsel materyalleri bünyesinde barındırıyor.Kütüphanemize son kazandırılan eserlerin yanı sıra; kurulan bilgisayarlar yardımıyla öğrencilerimiz bilgi edinme ve araştırma ihtiyaçlarını, teknolojik imkânlarla donatılmış modern bir ortamda gerçekleştirebilecekler. Yüksekokulumuz Okutmanlarından Lütfi Kerem Başar'ın kontrolünde, görevli öğrencilerimizin katkılarıyla haftaiçi 08.00 - 17.00 saatleri arasında hizmet verecek olan kütüphanemiz, mevcut kaynakların dışında öğrencilerimiz tarafından talep edilen kitapları da temin edebilme olanağı sunuyor. “Gerze Meslek Yüksekokulu Okuyor” Kampanyası Hem okul kütüphanesinin aktif hale getirilmesi hem de öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırabilme noktasında teşvik sağlamak maksadıyla Gerze Meslek Yüksekokulu Yönetimi tarafından ‘’Gerze Meslek Yüksekokulu Okuyor’’ adlı bir kampanya hayata geçirildi. Kampanya kapsamında Gerze Meslek Yüksekokulu Kaşgarlı Mahmut Kütüphanesinden yıl sonuna kadar en çok yararlanan öğrenciler belirlenerek, ödüllendirilecekler. Yıl sonuna kadar devam edecek olan kampanya vesilesiyle kütüphanenin hareket kazanması bekleniyor. Ertan Özkök Ünlü Savaş Belgeselcisi Aral Öğrencilerle Buluştu Ünlü savaş muhabiri ve belgeselci Coşkun Aral Gerze Meslek Yüksekokulu öğrencilerine ‘Günümüz Medyasında Etik Sorunu’ konulu bir konferans verdi Ünlü fotoğrafçı Coşkun Aral, programda özgeçmişi ve mesleki yaşamı hakkında bilgiler verirken, başından geçen ilginç ve dikkat çekici olayları da görüntüler eşliğinde katılımcılarla paylaştı. Konuşmasında, ‘Günümüz Medyasının Etik Sorunu’ konusuna özellikle değinen Aral, bir medya mensubunun, doğru ve güncel kaynaklardan faydalanması gerektiğini vurgulayarak doğru kaynağın profesyonellik anlamında önemli bir etken olduğunu ifade etti. Programın sonunda öğrencilerin sorularını yanıtlayan Aral, bindiği Ankara uçağının kaçırılması sonrası uçağı kaçıran korsanlarla yapmış olduğu dünyaca ünlü röportaj ile alakalı gelen sorular üzerine şu ifadeleri kullandı: “Şu anki aklım olsaydı, bugün o röportajı yapmazdım, çünkü kendim dâhil uçakta bulunan diğer yolcularında hayatını tehlikeye attım. O an bir cahil cesareti ile yapmış olduğum röportaj beni belki dünyaya tanıttı, ama etik anlamda yaptığım şey doğru değildi. Mesleğim gereği çok sayıda savaşa, drama ve sefalete şahit oldum, gözümün önünde insanlar öldü, en yakın arkadaşlarımı kaybettim ve yaralandım. Şimdi sorulan sorularda işim ve vicdanım arasında kalıp kalmadığım merak ediliyor. Sonuç olarak bende bir insanım ve çoğu zaman o anki ruh halime göre hareket ettiğimi söyleyebilirim.” Ömer Çakıcı GERZE’DE SOSYAL YAŞAM Küçük bir sahil şehri olan Gerze’de iş olanaklarının yetersizliği kadar sosyal yaşantının sığlığı da önemli bir mesele. Özellikle farklı şehirlerden hem eğitim almak hem de zamanı keyifli kılmak maksadıyla gelen öğrenciler için Gerze fazla alternatif sunmuyor. Peki Gerze Meslek Yüksekokulu öğrencileri ilçede vakitlerini nasıl geçiriyorlar? Yaşadığımız yerin küçük olmasının etkisiyle pek sosyal aktivitenin de olmadığını biliyoruz. İşte bu noktada gidilecek, görülecekyerler giriyor devreye. Sahilini balıkçıların süslediği Gerzemiz’de kafelere rağbet kış aylarında azalırken ve sakin bir sürece girilirken,yaz aylarında sokaklar da mekanlar da canlılık kazanıyor. Sıcakkanlı insanları ve temiz havasıyla insanı içine çeken Gerze’de çok sayıda mekan olmamakla birlikte var olanlar samimi ortamlarıyla ilgi görüyor. Orta Kafe de, mutluluğun sembolik bir ifadesi olan ve Kuzey’in Yıldızı diye tabir edilen Gerzemiz’desosyal hayata katkı sağlıyor. Ailenizle, arkadaşlarınızla bir araya gelip; sıcağın çayla, çayın sohbetle buluştuğu anlar yaşayabileceğiniz,maç günlerinde aynı heyecanı,sevinci ve öfkeyi paylaşabileceğiniz, bol kahkahalar eşliğinde oyun oynayabileceğiniz sıcacık bir ortam olup, yaz, kış müşterilerini en iyi, en güzel şekilde ağırlıyor. Tuğba HORUZ Ayşegül ÖZPEKCAN Sayfa 4 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 GERZE’DE ESNAF OLMAK Şirin ilçemiz Gerze, ekonomik olanakları, çeşitli iş kolları olan bir yer değil. Burada çok fazla seçenek yok. Hayatınızı sürdürmek için yapabilecekleriniz sınırlı, sanayi kolu yok, ticaret yeterli düzeyde değil, hizmet sektörü pek gelişmemiş. Evet, Gerze’de hayat kolay, ucuz, trafik yok, stres az, ama iş olanakları da bir o kadar kısıtlı. Peki Gerze insanı geçimini nasıl sağlıyor? Bir memur şehri olduğunu söyleyebileceğimiz Gerze’de balıkçılık ve ticaret yaygın. Biz de sizler için Gerze esnafına geçim şartlarını, işlerinin avantajlarını ve dezavantajlarını sorduk BALIKÇILIK Neden bu mesleği seçtiniz? Baba mesleği olduğundan dolayı seçtim. Babadan göre göre heveslendik ve bu mesleğe yöneldik. Genelde böyle olur, çocuklar baba mesleğini merak ederler. Babanın ne zorluklarla para kazandığını da bizzat yaşayarak öğrendim ve babamın izinden devam ettim. Balıkçılık baba mesleği olmasaydı hangi mesleği seçerdiniz? Çalışma şartları ağırdı bizim zamanımızda. Şimdiki gibi çalışmak kolay değildi. Bilgisayar başında tık tık tık… Başka bir iş yapmak istemedik, demekki bu iş daha kolay gelmiş.Balıkçı olmasaydım bölgesel olarak da deniz kenarında yaşadığımdan dolayı kaptan olurdum, denizden ayrılamıyorum. Memnun musunuz peki mesleğinizden? Memnunum, vatandaş balık yiyor, seviyor ve geliyor. Tüketim var,biz de aracı olarak para kazanıyoruz.Ne kadar kolaylığı var ise daha da çok zorluğu vardır. Buna rağmen kazancımdan ve mesleğimden memnunum. Bu mesleğin bitmesi çok zor. O yüzden mesleğimi çok seviyorum, bırakmayı da düşünmüyorum. Kaç senedir yapıyorsunuz bu mesleği? 37 sene oldu, 2. mastırım. Bu işe senelerimi verdim desem doğru olur. Severek yaptığım için hiç yorgunluk, pişmanlık duymadım, mesleği bırakmak gibi bir niyetimde olmadı. Zevkle 37 sene yaptım, bir 37 sene daha yapabilirim. Aylık geliriniz yetiyor mu? Neticede ticaret yapıyoruz. Gün gelir 5 lira kazanırsın,bazen 3 günde 5 lirayı kazanamazsın. Her farklı gün neyle, kimle karşılaşacağını bilemezsin. Devlet işi değil sonuçta, “ay sonu gelsin de bir maaşlarımızı alalım” diyemiyoruz. Yeri gelmiştir, üç beş lirayla eve gitmi- birikimim ile bu işe atıldı ve kazançlı da çıktım. Tabi işin ucunda batmak da vardı ama Allah’a şükür o duruma gelmedim ve şu an işimden memnunum. Bu meslek dışında hangi mesleği yapmak isterdiniz? Öğretmen olmak isterdim, çünkü hayalim oydu. Okuyamadım, olmadı. İmkânlarımın olmasını ve hayallerimin gerçekleşmesini çok isterdim. Şartlar uygun olmadığından bu mesleği yapmak zorunda kaldım. En büyük hayaliniz neydi? İstanbul’da tüccar olmak isterdim. Büyük bir şehir demek büyük hayallerin gerçekleşmesi demek. Kazanç olarak da rahata ererdim. Farkındalık yaratmak için farklı bir imaj çalışması yürütürdüm. Dikkat çekici işler yapmak için uğraşırdım. Günümüz modasına ışık tutacak çalışmalar yapardım. Yaptığınız işi gelecek nesillere önerir misiniz? Hayır önermem, yaptığımız iş riskler üzerinde kurulu. Çünkü gereğinden fazla para harcanan bir meslek. Çoğu insan bu mesleğin içinde bulunuyor. Sürekli farklı ürünler, çalışmalar, kıyafetler şimdir. Halimize şükürler olsun, ne fazlasında gözümüz oldu nede haram yemişliğimiz. Bu mesleğin olumsuz yünleri var mıdır? Tabi vardır, müşterinin biri gelir hangi balığın nereden geldiğini sorar beğenmez, beğenmez ise almaz. Önce kendine, sonra karşındakine güveneceksin. Eğer bayat balık verirsen bir daha o tezgâhın önünden geçmez kimse. Ben günübirlik taze balıklar elde ediyorum. Deniz kenarında yaşayanların pek zorluk çektiğini düşünmüyorum, çünkü deniz kenarında yaşıyorlar ve taze balıklar elde edebilirler. Eğer vazifelerini olumsuz yönde kullanıp tembellik ederler isehem müşteri hem gelir kaybederler. BUTİK Neden bu mesleği seçtiniz? Mecburiyetten çünkü okumadım, yani kısacası maddi durumumuz dolayısıyla okuyamadım. Hep köyde çalıştım, askere gidip geldikten sonra ise olan az ortaya çıkarmak kolay olmuyor. Aslında kendine güvenen ve alın teriyle para kazanmak isteyen her insan bu mesleği zevkle yapabilir. Gazete/Tekel Bayii-Bakkal Neden bu mesleği seçtiniz? Tesadüfen. O zamanlar yaygındı böyle bayiler açmak. Etrafımda bu işi yapan kimse olmadığı için de ilgimi çekmişti. Bir hevesle atıldım, pişmanlık da duymadım, severek yaptığım bir iş benim için. Bu meslek dışında hangi mesleği yapmak isterdiniz? Elektrik okumuştum, elektrikçi olmak isterdim. Dersler, konular ilgimi çekmişti, bölüm oldukça da hoşuma gitmişti. O zamanlar okumak zordu. Kısa yoldan iş hayatına atılıp okulumu ve hayalimi yarıda bıraktım. Özel hayatınızı etkiliyor mu? Her iş insanın özel hayatını etkiler. İşyerini, sabah erken saatlerde açıp, akşam da geç saatlerde kapattığımız için insanın ailesiyle ilgilenmeye vakti olmuyor. Tatil ve izin de pek mümkün olmuyor. Mesleğinizi gelecek nesillere önerir misiniz? Hayır önermem. Çünkü ellerinde fırsat varken daha iyi bir gelecek hazırlayabilirler kendilerine, bizim işimizin kalıcılığı kesin değil, her an her şey olabilir, o nedenle garanti bir iş sahibi olmalarını tavsiye ederim. SİMİTÇİLİK Neden bu mesleği seçtiniz? İstanbul’dan gelmiştim. Kızım, torunlarım vardı, kimse çalışmıyordu. İş bulmam lazımdı, bulamadığım için bu mesleği yapmaya başladım. Maddi birikimim de yoktu, eğer olsaydı belki daha iyi imkânlarda, sağlıklı koşullarda güvenli bir iş yeri açabilir, iyi bir gelir elde edebilirdim. Bu işi yapmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz? Hayalim okumak, okumak, okumaktı, ama okuyamadık. Ailevi sıkıntılar, gelir gider sıkıntıları çok oluyordu. 5 kardeş olunca yeme içme, giyim kuşam derken elde olan bir anda uçuyordu. Aç kaldığımız günleri, abilerimin okul formalarının tam olmadan okula gittiklerini hatırlayınca hala içim burkuluyor. Tek hayalim okuyup hemşire olmaktı. Memnun musunuz peki mesleğinizden? Memnun sayılırım aslında. Dediğim gibi eğer kıyıda birikimim olsaydı hiç bu işe girişmezdim. Maddi imkânsızlıklar dolayısıyla ailemi geçindirmek için bu mesleği seçtim. Gençlere öneriyor musunuz? Gençler yapamazlar. Geçim sıkıntısı varsa ya da çalışmak isteyene bu meslek zor gelmez. Bu mesleğe atılan kim olursa olsun, ilk ne kadar zorluk çekse de sonunda bir meslek edinmiş olur. Bu mesleğin olumsuz yünleri varmıdır? Herhalde her meslek gibi bu mesleğin de olumsuz birçok yönü vardır. Zorluklarla ne kadar mücadele edersen işin o kadar kolaylaşır. Çünkü insan yaşadıkça ve gördükçe karşısına ne gibi engelin çıkacağını ve çözümünü bilir. Bu mesleğin olumsuz yönleri; simit açıkta kalırsa, yani rüzgar alırsa kurur, müşteri de her zaman haklı olarak taze ve sıcak simit ister, bu nedenden dolayı simitler elde kalır ve bir kazanç sağlayamazsın. Burcu USTABAŞ Emine ALTINTAŞ Sayfa 5 GENÇ DURUŞ GAZETESİ İNSAN GÖZÜ KAÇ MEGAPİKSEL? Allah'ın bize bahşettiği sonsuz gücün farkında değiliz. Bize sunulan sistem o kadar sorunsuz ve steril işliyor ki insanoğlu bunun farkında bile değil. Bu sorunsuz ve inanılmaz organlarımızdan biri de göz… Yeryüzünde sunulan tüm güzellikleri sorunsuz ve cam şeklinde gördüğümüz insan gözününkaç piksele sahip olduğunu hiç düşündünüz mü? İnsan gözü bütün teknolojilerin ötesinde Günlük hayatta "vay be, teknoloji ne kadar ilerledi, gelişti" deriz. Yapılan teknolojik temelli araştırmalar insan vücudunun günümüz teknolojisinden bile ne kadar yıl ileride olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmalar şu sonucu ve çalışma mantığını gösterir: Gözümüz, küçük açılarla, anlık hareket eder ve etrafımızdaki detayları beyne yansıtmak için sürekli kendisini günceller. Ayrıca beynimiz, çözünürlüğü daha da arttırmak için her iki gözden gelen sinyalleri toplar. Daha fazla bilgi toplamak için de haliyle gözümüzü, gördüğümüz şeyin etrafında hareket ettiririz. Bu nedenlerden dolayı, göz ve beyin birlikteliği, retinadaki fotoalıcıların sayıca fazlalığı sayesinde, bir makinede olandan çok daha yüksek çözünürlükte veriler elde etmemizi sağlar. Aşağıda verilen eşdeğer megapiksel değerler, insan gözünün bir manzarayı ne kadar netlikte gördüğünü açıklayan bilimsel bir detaydır. Bir örnekle olayı açıklayacak ve insan gözünün piksellerinin rakamını verecek olursak: Şimdi önünüzde HEPİMİZ EŞİTİZ 90’a 90 derecelik açıda (gözümüzün açıları) bir görüntünün olduğunu farz edelim, aynen pencereden dışarıdaki bir manzarayı seyredermiş gibi. Bu durumda piksel sayıları ortalama bir göz için: 90 derece * 60 arc-dakika/derece * 1/0.3 * 90 * 60 * 1/0.3 = 324,000,000 piksel (324 megapiksel) olur. Gerçekte her an bu kadar çok çözünürlük elde etmiyoruz, ama gözümüz bir manzarada istediğiniz tüm detayları görmenize olanak sağlamak için sürekli istediğiniz detayın etrafında hareket eder. Ama insan gözü, bu açıdan çok daha fazla bir açı görür ki bu da 180 dereceye yakındır.Biraz küçük düşünüp 120 derecelik bir açıyla bakabildiğimizi varsayacak olsak bile: 120 * 120 * 60 * 60 / (0.3 * 0.3) = 576 megapiksel verisini elde ederiz. Zahide Kutluay TOPLUMSAL SORUN AIDS Silahlarınız bir örümceğin ağları gibi Dolanıyor yıkık dökük şehrime İnsanların gözleri bağlı, insanların dilleri yok Bir yer altı sığınağı Nefesin sonlanışını bekleyen masumiyet Tek ayakkabım kaybolmuş Üstüm başım parçalanmış Görebilen annemin gökyüzünden düşen gözyaşları Konuşabilen babamın çıplak ruhumdaki kanı Sokaklar soğuk Sokaklar küçük bedenim için fazla büyük Ayağım takılıyor, kapaklanıyorum yere Alnımdan gözlerime düşen kan Ben bir insan ben titreyen küçük bacaklı Hücreleri kendi içinde savaşan Zavallı bir beden Nefesini gökyüzüne bırakan masumiyet Kurşun sesleriyle özgürleşiyor Kar taneleri dans edebiliyorken Ben neden duruyorum baba? Sokaklar ruhsuz Sokaklar hayalet bedenim için fazla kayıp Bir harabenin kıyısına sığınıyorum Düşen her bir kum tanesi şehrin gözyaşları Onlar aslan, onlar güçlü Ben kahve tüylü bir ceylan Yüzüme doğrultulan silahın tıkırtısı Nefesini içinde tutan masumiyet Kurşun derimden içeriye Yayılan kanım onların elinde yayılıyor Söyle anne canım acıyor mu? Sokaklar kör Sokaklar sağır, silahın kurşununda eşitiz hepimiz Eşitiz... Sanem Olgun Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan araştırmalara göre, aids vakalarıyla düşük ve orta gelirli ülkelerde, yüzde 97 oranında karşılaşıldığı tespit edildi “1998 yılından bu yana 1 Aralık “Dünya AIDS Günü” olarak kabul edilmiştir. AIDS bir virüs olan HIV virüsü, gerekli önlemler alınmadığı takdirde hızla yayılan bir hastalıktır. AIDS yalnızca sağlık sorunu değil aynı zamanda toplumsal bir sorundur. AIDS’in azaltılması ve hatta dünya üzerinden kaldırılması için hükümetlere, sağlık meslek örgütlerine ve sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir. 15 yaş altı çocukların bini dünya genelinde aids hastalığına yakalanırken, 15 yaş üstü yetişkinlerin 6 bininde de bu hastalığın görülmesi bulaşıcılığın küçük yaşlara kadar ilerlediğini gözler önüne seriyor. Aids vakalarının yüzde 41'ine gençlerde, yüzde 51'ine ise ka¬dınlarda rastlandığı tespit edilen bilgiler arasında. Yapılan araştır¬malara göre, sosyal bir sorun olan aids, günümüzde 4. ölüm nedeni olarak biliniyor. Önceleri cinsel temas ve ikinci sıklıkta damar içi madde kulla¬nanların ortak paylaştığı enjektör ile bulaştığı bilinen aids hastalığı, son yıllarda özellikle az gelişmiş ülkelerde sıklıkla görülüyor. AIDS hastalığının yayılımının durdurulması ve ölümlerin önlenebilmesi için toplumun her kesiminin bu konuda gereken duyarlılığı göstermesi büyük önem taşımaktadır. Havanur Subaşı 24Aralık 2015 HER ŞEY SENDE BAŞLAR VE BİTER Zaman zaman yorulur insan. Kilometrelerce koşmuşcasına tıkanıp kalır. Nefes almak zorlaşır bazen. Yaşamak ağır gelir. Aklıyla kalbi arasında mekik dokur adeta, içine girdiği girdaptan çıkabilmek için. Düşünüldüğü kadar zor değildir belki bu histen kurtulmak. Her şey sende bittiği gibi yine sende başlar. At kendini şimdi sokaklara. Seni üzen ne kadar düşünce varsa, her adımda saç onları ortalığa. Yeşilin huzuruna, mavinin özgürlüğüne karış. Derin bir nefes al ağaçların arasında. Sonra uzan yere. Güneşin, dalların arasından yüzüne değmesine izin ver. Denizle gökyüzünün buluştuğu bir yerde avazın çıktığı kadar bağır. Ya da sus! Susmak, bağırmaktan daha çok işe yarar bazen. İnan bana hangisini yaparsan yap iyi hissettirecektir. Her geçen gecenin, seni ölüme bir gün daha yaklaştırdığını aklından çıkarma sakın. Ölümle yüz yüze gelmeden önce, hayatın değerli olduğunu hissedebilmelisin. Küçük mutlulukları yakalamak için, illa büyük acılar çekmen gerekmez. Ya da büyük acılar çektiğin için, ipin ucunu bırakmak anlamsızdır. Dedim ya her şey sende başlar ve sende biter. Yaşadığın her anı güzel, önemli ve anlamlı kılmak da öyle. Her gün aynı kötü enerjiyle başlıyorsan güne ve her gece aynı can sıkıntısıyla koyuyorsan başını yastığa, bir şeyler yapmanın vakti çoktan geldi demektir. Ve iyi hissetmek için devasa şeyler yapmanız gerekmez. Küçük şeyler de beklediğinizden büyük değişimler koyabilir ortaya. İşe sevdiklerinizi aramakla başlayabilirsiniz mesela. Bunca şeyin ardından basit gelebilir bu önerim. Ama siz de iyi bilirsiniz ki, hangi koşullarda olursanız olun hep onlar olacaktır yanınızda. Ve ben istiyorum ki, henüz şansınız varken, iliklerinize kadar hissedin varlıklarını. Hiç dinlemediğiniz şarkıları keşfe çıkın sonra, yeni bir kitaba başlayıp sayfalarında kaybolun. Güzel bir dost edinin kendinize. Sizi kaybetmekten, kırmaktan korkacak, gözünüzün içine baktığında ruh halinizi anlayabilecek ve hatta bu zamana kadar yapmak isteyip de ertelemek zorunda kaldığınız ne varsa, birlikte gerçekleştirebileceğiniz bir dost. Demem o ki; hayat çok kısa. Mutlu olmak ve mutlu edebilmek için birilerini, elinden ne geliyorsa yap. Yaşam bir sınavsa eğer, asla vazgeçme, sevmek ve öğrenmekten. Ama herkesi sevemeyeceğinin de her şeyi bilemeyeceğinin de farkında ol. Tıpkı her şeye sahip olamayacağın gibi… Tuğba Horuz Sayfa 6 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 47 YILLIK HÜZÜNLÜ BİR AŞK Sinop’ta Âşık Dayı lakabıyla tanınan Cemal Öz (66), 47 yıl önce, sevdiği başkasıyla evlenince kendini türkülerle avutup aşkını kalbine gömerek hiç evlenmedi ‘’Seversin kavuşamazsın, bunun adı aşk olur.’’ derÂşık Veysel. Sevdiğine kavuşamayanSinoplu Âşık Cemal Öz,hüzünlü aşk hikâyesini anlattı bize. Cemal Öz, Sinop’un Erfelek İlçesine bağlıHamidiye Köyü Günyama Mahallesinde yaşıyor. Geçimini emekli maaşıyla ve çiftçilikle sağlıyor. Tanıyanlar ona “âşık dayı” diyor. Sebebi ne midersiniz?Bundan tam 47 yıl önce Cemal Öz birine âşık olur. Ama bu aşk mutlu sonla bitmez. Sevdiği kız başka biriyle evlenip Almanya’ya gidince hayalleri yıkılır. Hal böyle olunca o günden bu yana Cemal amca kendini türkülere vurur. “Olursa Bir Hayır, Olmazsa Bin Hayır“ Sorularımıza içtenlikle cevap verenCemal amcanın sesi, hafiften titremeye başlıyor ve o günleri anlatmaya başlıyor:“19 yaşımdaydım. Köyün ortasında oturuyordum,dünyanın en güzel kızını görmüştüm. Ve o günden sonra kalbimde gün geçtikçe büyüyen bir duyguoluştu, bunun adı aşktı. Kısa bir süre sonra sevdiğim kız başka biriyle evlendi ve Almanya’ya taşındı. Bunu duyuncadünya başıma yıkıldı.”Konuşmasına devam eden âşık dayı, o günleri unutmadığını belirterek:“Sevdiğim kızı alamadım, kendimi o gündenbugüne türkülere vurdum. Şiirler, sözler yazarak, türküler söyleyerek içimdeki sevdayı avutmaya çalıştım. Ondan sonrada vazgeçtim. Olacak gibi değil artık, olursa bir hayır, olmazsa bin hayır dedim.”Bu sözleri söylerken gözleri uzaklara dalıp gidiyor Cemal amcanın. “Evlenmedim” Yeni nesil gençlerin aşktan haberi olmadığını düşünen Öz, konuşmasına şöyle devam etti; “Kızlar ve erkekler her yerde içiçeler. Biz o zamanlar köy içinde sadece uzaktanbirbirimizi görürdük ve hiç konuşamazdık. Şimdi kafelerde, heryerde yan yanalar. Biz sevdiğimizi gördüğümüzde dünyalar bizim olurdu. Şimdi herkes kaynaşarak evleniyor. Herkesin kalbinde bir aslan yatar demişler. Daha unutamadım, başka biriylede evlenemedim ve evlenmeyi de hiç düşünmedim. Türküler söylediğimde hep aklıma gelir. Aşkın yaşanması lazım, bilen bilir; Aslılar, Keremler aşk zordur. Aşk zor olmasa adı aşk olmazdı. Şuan haber almıyorum, Almanya’da, çocukları var. Ben hayatımda ilk ve son kez sevdim. O da bize yâr olmadı, kısmet değilmiş. Aşkımı içime gömdüm.” diyerek konuşmasına şu dörtlüklerle son verdi. Niye çattın kaşlarını Bilmiyor yâr suçlarını Ben ölürsem saçlarını Yolma gayrı yolma leyli leyim Yanarım yârin aşkına Meyletmem dünya malına Ben ölürsem mezarıma gelme gayrı Gelme leyli leylim Fırat Özdemir Cihan Zaimoğlu Mehmet Akif’in Torunu Soğuk Hava Kapıda Argon, Dedesini Anlattı İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’ un 79’uncu ölüm yıldönümü nedeniyle, Gerze Meslek Yüksekokulu tarafından hazırlanan anma programına, torunu Selma Argon konuşmacı olarak katıldı. Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonunda yapılan anma programına Sinop Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Sezgin, Yüksekokul Müdürümüz Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öztoprak, Kurum ve STK Temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program daha sonra İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’ un hayatın- dan kesitlerin ve şiirlerinin yer aldığı belgesel filminin gösterimi ile devam etti. Yayınlanan sinevizyon filminin ardından sahneye gelen Mehmet Akif Ersoy’ un torunu Selma Argon, dedesi hakkında bilinmeyenleri katılımcılarla paylaşarak, Mehmet Akif Ersoy’un sadece kendisinin değil, bütün çocukların dedesi olduğunu ve milli şairin her yerde aynı sevgi ile karşılandığını ifade ederek Gerzelilere ilgileri için teşekkür etti. Hami Uysal Havanın giderek soğuk yüzünü gösterdiği kış aylarında, kış hastalıklarına yakalanmamak için önlemler almalı, beslenmeye son derece dikkat edilmeli ve bir takım fiziksel aktiviteler ile de kış hastalıklarına yakalanma riski en aza indirilmeli. Kışın sıkça yakalanmış olduğumuz hastalıklar, hem bedensel hem de zihinsel olarak çökmemize sebep oluyor ve günlük aktivitelerimizi kötü etkiliyor. Peki, kış hastalıkları neler? Kışın daha çok mikrobik hastalıklarla gerekiyor. Özelliklehenüz bağışıkkarşılaşıyoruz. Kış hastalıkları arasında lık sistemi oluşmamış bebeklerin kış nezle ve grip, pek çok insanın sağlığını hastalıklarından korunması önemli. olumsuz etkiliyor. Nezle ve gribin yanı Okula giden çocuklarda kış hastalıklasıra, kış hastalıkları arasında soğuk al- rı ile boğuşmak zorunda kalıyor. Okul gınlığı, farenjit, zatürre gibi hastalıklar- çağındaki çocuklar, toplu ortamlarda da yer alıyor. Kışın güneşten daha az vakit geçirdikleri için bulaşıcı olan kış yararlandığımız ve kapalı mekânlarda hastalıkları okullarda salgınlara neden uzun saatlerimizi geçirdiğimiz için te- oluyor. Larenjit, farenjit, nezle, sinüzit, miz havanın faydalarından da mahrum bronşit gibi hastalıklar, tedavi edilmedikalıyoruz. ği zaman daha ciddi sağlık sorunlarının Kışın sık görülen hastalıklar ile yaşam ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. kalitemiz düşüyor.Kışın en çok görülen hastalıklardan korunmak için ağır Burcu USTABAŞ ve sağlıksız besinlerden uzak durmak Sayfa 7 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Kitapları Gerze’de “Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Kitapları Yayıncılığı” hakkında Emekli Edebiyat Öğretmeni İbrahim Ünsal Uçar¨ ile güzel bir söyleşi gerçekleştirdik Kendinizi tanıtır mısınız? Çocuk ve gençlik yazarı, ama ondan önce edebiyat öğretmeniyim. Kitaplarımın üzerinde müstear isim olarak ilk iki ismimi kullanıyorum. İbrahim Ünsal imzasıyla kitaplarımı yazıyorum. 1955 Tokat doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkçe Bölümünden mezun oldum. Yaklaşık 28 yıl öğretmenlik yaptım. Ondan sonra 8 yıl önce emekliye ayrıldım. O gün bugündür, çocuklarımız ve gençlerimiz için kitap yazıyorum. Yetişkinler için öykü ve şiir kitabım var. Çocuklar ve gençler için yazmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz? Şu ana kadar kaç kitabınız yayınlandı? Emekli olmadan önce bugün çalıştığım yayınevinden değerler eğitimi ekseninde kitap yazma konusunda bir teklif aldım. Bununla beraber yine çocuklar için bir kitap istendi. İlk kitaplarımı çocuklar için yazdığım hikaye kitabı ile değerler eğitimi ekseninde yazdığım üç hikaye kitabı oldu. Onlar bugün hala yayında. Sonra yazmaya ara verdim ama emekli olduktan 1 yıl sonra okul öğrencilerimi özlemeye başladım. Öğrencilerle tekrar nasıl iletişim kurabilirim diye düşünmeye başladım ve o arada da herhalde şansım biraz da yaver gitti. Yayınevinden bir proje teklifi aldım ve böylece 10 kitaplık bir projeyle yoğun bir şekilde yazım çalışmalarına girdim. 10 Kitaplık proje “Bizim Kahramanlarımız” Bu 10 kitaplık projenizden biraz bahseder misiniz? 10 kitaplık proje ‘’Bizim Kahramanlarımız’’adı altında tarihimizde ün yapmış, tarihimize adını altın harflerle yazdırmış yüzlerce kahraman arasından seçtiğimiz 10 kahramanımı- zın biyografik romanı. Bu kitaplar tutunca, tarihi proje de devam ettik ve bu kez ikinci bir proje olarak I. Dünya Savaşında yakın tarihimizde geçen ‘’Efeleri’’ yine çocuklarımız ve gençlerimiz için roman türünde kaleme aldık. Bu arada söyleyişe geçtiğim okullarda öğrencilerin arzusu üzerine komik öyküler yazdım. Yine dramatik bir roman yazdım proje dışında ve benim için asıl alan şiir. Son yayınlanan kitabım şiirlerimi içeriyor. Yazın çalışmalarımız böylece devam ediyor. Türkiye’de çocuk ve gençlik kitapları yayıncılığının genel durumu hakkında bilgi verir misiniz? Bundan 10 yıl öncesine kadar çok büyük bir sıkıntı vardı bu konuda. Çocuklar ve gençler için çok fazla yazılmıyordu. Ben, 60’lı yılların sonundan ve 70’li yılların başından bahsedeyim. 60’lı yılların ikinci yarısında ben ortaokuldaydım. Okumayı da çok seviyordum. Fakat okuyacak kitap yoktu ve çocuklar için çocukların ilgisini çekecek, okuma sevgisini aşılayacak, onları cezbedecek kitaplar yazılmıyordu ve bizim dönemimizdeki çocuklar Amerikan kültürünü dünyadaki bütün ülkelere yayan Tommix, Texas gibi çizgi romanlarla büyüdük. Ben sanıyorum orta iki veya üçüncü sınıftayken ‘’Kemal Tuğcu’’ çocuklar için kitaplar yazmaya başladı ve resmen bu alana dair büyük bir çığır açmış oldu. Mesela, ben yeni kitapların çıkmasını dört gözle okumak için bekliyordum. Fakat ondan sonra çocuk ve gençlik kitapları yayıncılığında yine bir durgunluk yaşandı. Ama 10 senedir bu konu tarafından yazım çalışmaları sürdürülüyor. Hele hele şu son yıllarda çok sayıda yazar çok değişik türlerde çocuklar ve gençler için kitaplar yazıyor. ‘’Ben, aslında emekli olmadan önce de yazdım’’ Yazım çalışmalarınızı nasıl bir plan ve program dahilinde yürütüyorsunuz? Şimdi ben, 3 yıl öncesinde bir projeye başladığım andan itibaren günde 16-17 saat zamanımı yazmaya ve okumaya ayırıyorum. Benim romanlarım tarihi araştırmalar gerektirdiği için zamanımın büyük bir bölümünü İstanbul’daki büyük kütüphanelerde geçiriyorum. Araştırmalarımı genellikle orada yapıyorum. Bütün araştırmalarımı tamamladıktan sonra bilgileri toparlayıp, yazmaya başlıyorum ve bu takdir ederseniz ki çok büyük zaman gerektiriyor. Ben son 3 yıldır uykuya en fazla 5-6 saat zaman ayırıyorum. Sabah çok erken kalkıyorum ve gece geç saatlere kadar aralıksız çalışıyorum. Zaten böyle olmazsa çalışamazdım. Ben aslında emekli olmadan önce de yazdım ama çok uzun sürede yazdım. Çünkü çok uzun zaman gerektiriyor. Yani o zamanı ancak emekli olduktan sonra buldum ve 3 yıl gibi kısa bir zamana çok sayıda kitap sığdırabildim. Bu kadar yoğun çalışma programı arasında ‘Gerze’ gibi küçük bir ilçede kitabevi açmak ve günlük mesainizin belli bir bölümünü bu işe ayırmak biraz şaşırtıcı değil mi? Bunca işinizin arasında neden böyle bir şeye gerek duydunuz? Ben inanıyorum ki edebiyat öğretmenlerinin hepsinin hayalinde emekli olduktan sonra zaten bir kitabevi açmak vardır. Zaten benim de vardı. Öncelikle bir heves meselesiydi. 4 ay önce başladım bu işe. Yazları 10 günlüğüne Gerze’ye tatile gelirdik. Kitap almak istedim. Baktım kitapçı yok. Sinop’a gittim. Sinop’ta da yok. Şaşırdım, kaldım. Dedim ki; bir gün durumum el verirse ben, Sinop’a veya buraya bir kitabevi açacağım. Bu senede tesadüf oldu. Buradaki dükkanlardan biri boşalmak üzereymiş. Benimde zaten Gerze’ye yerleşme fikrim vardı. Genelde çocuklar ve gençler için kendi kitaplarımı ve yayınevimizin diğer kitaplarını çocuklara sunuyorum ve çocuklarında gerçekten kitaplara olan ilgisini görüyorum. Bu anlamda onlara ben sadece kitap satmıyorum, aynı zamanda kitap danışmanlığı yapıyorum. Bu soru biraz tuhaf kaçacak ama yazın çalışmaları ve kitabevimeşguliyetiniz dışında başka etkinliklere zaman bulabiliyor musunuz? Şu anda zaman ayırdığım etkinlikler yine asıl alanımla ilgili. Yani hikayelerimle, romanlarımla, şiirlerimle ilgili. Açıkçası mesela tiyatroyu çok sevdiğim halde gidemiyorum. Zaman ayıramıyorum. Ama benim için en büyük eğlencede mutlulukta ve keyifte. Ayrıca öğrencilerle edebiyat üzerine söyleşiler yapıyoruz. Ve bu yazım çalışmaları dışında sanıyorum tek etkinliğimde o. Birazda vakit bulabilirsem kara düzen org çalmayı öğrendim, yani az da olsa müziğe zaman ayırıyorum. Türkiye’de insanların okumadığı bir gerçek. Bu konuda hedef kitlemiz olan çocukların ve gençlerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizde kitap okuma oranının artması konusunda neler yapılabilir? Bu konuda ümitli misiniz? Benim kitaplarım ortaokul ve lise gençliğine hitap ediyor. Liselerden pek memnun değilim. Gerçi onlara hak vermiyor da değilim. Çünkü liseye gelen bir öğrenci artık zihninde tamamıyla üniversiteyi kurguluyor. Öncelikle sözel bölümdeki öğrenciler zaten çok sayıda kitap okumak zorunda kalıyorlar ve çok yoğun bir çalışma temposu içerisine giriyorlar. Bir anlamda onlara hak veriyorum ama ben ortaokul öğrencilerinden çok ümitliyim. Geçen sene İstanbul’da üç kez fuar açıldı. Biri kasımın ilk haftasında biri de nisan ayının başlarında. İki fuarı 1,5 milyon okur ziyaret etti ve benim tahminime göre onların yarısı ortaokul öğrencisiydi ve söyleşiye gittiğim okullarda da ortaokul gençliğinin ilgisinin gerçekten çok büyük oranda olduğuna şahit oluyorum. Bu da beni ileriye dönük olarak ümitlendiriyor. Gerçekten yeni yetişen hem ilkokul öğrencileri, hem ortaokul öğrencileri kendinden önceki kuşaklara göre daha çok okuyorlar. Yetişkinlere sunulan kitaplar da renkli ve değişik olursa, doyurucu olursa, ülkemizde de belki 15-20 yıl sonra da olsa batı standartlarına ulaşacağımıza inanıyorum. Bu konuda ümitliyim. Mehmet BAŞ Sayfa 8 GENÇ DURUŞ GAZETESİ 24Aralık 2015 FUTBOL AFYONDUR Oysa bizler futbolu küçük yaşlarda tanıyıp sevmiştik. Doğduğumuzda kulağımıza fısıldanan ismimiz gibi, tutacağımız takımı seçme hakkı da bizlere sorulmamıştı. Ancak baba yadigarı olan bu tutkuyu, karşı cins ilişkilerimizden daha istikrarlı yürütebilmiştik... Futbol, kalabalık ve fanatik kitleleri peşinde sürükleyen kalıtsal bir sektör. Rutin geleneklerin yoğun bir şekilde yaşandığı bu kültürü eskimez kılan en büyük etkense şüphesiz oluşturduğu rekabet ortamı. Lig mücadeleleri, kupa ve şampiyonluk sevinçleri, Avrupa ve dünya kupası maçları gündemi rahatlıkla değiştirecek derecede önemli bir kitleyi etkisi altına alabiliyorken, çoğu insan içinde hayatın ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Ancak ne yazık ki ülkemiz dahil diğer dünya ülkelerinde de büyük bir karşılık bulan bu sektör, şimdilerde fanatizm, şike ve tribün terörü ile anılıyor. Futbolda Asıl Pay Kimin? Futbol, birbirini tanımayan iki insanın ruhsal birlikteliğini sağlayan sosyal bir kazanım olduğu kadar, ağır yıkımların ve can kayıplarının da yaşandığı acımasız bir hâkimiyet etkisine sahip. Kitlelerin, masumane heyecanlarının ve renkli görüntülerinin terimsel anlamda dışa vurduğu bu sektörün, içsel akışındaki korkunç erozyondan ise ne yazık ki çoğumuz habersiziz. Futbol fanatizminin belirleyici etkisi, bireysel olduğu kadar uluslararası çatışma ve sermaye mücadelelerinden oluşuyor. Bir koyup on alma çabası kitlelere hakim olurken, asıl payın kimler tarafından kazanıldığıysa pek önemsenmiyor. En son yaşanılan şike iddiaları ile birlikte kamuoyuna yansıyan ve güven zedeleyen bu durum, daha sonra kısır siyasi çekişmelere malzeme edildi. Yürütülen algı operasyonlarıyla taraftar kitlelerinin dikkati rant döngüsünden çekilerek, duygusal rekabetlere yönlendirildi ve bu plan büyük ölçüde başarılı oldu. Düşünsenize, haftalıklarıyla veya asgari ücret olan maaşının büyük bir kısmıyla tuttuğu takımın biletini satın alan bir sporseverin hassasiyeti üzerine inşa edilen milyar dolarlık haksız kazançlar... Ekonomiyi sarsan döngü Futbol, dünyayı etkisi altına alan rant ekonomisinin büyük bir kısmını oluşturuyor desek abartmış olmayız. Öyle ki; dünyada futbol sektöründe dönen para ortalama 500 milyar dolar iken, bu gelirin yalnızca 5/1'i ile dünyadaki tüm yoksulluğun önüne geçilebilir.Evet yanlış okumadınız! Dünya futbol sektöründe dönen 500 milyar dolar paranın, yalnızca 100 milyar doları adil bir şekilde paylaştırıldığında, dünyada bir tek çocuk bile açlıktan ölmez! Yıldız bir futbolcunun bonservis bedelinin, gelişmemiş bir ülkenin dış borcuna denk düşüyor olması da, masumane bir bağ kurduğumuz futbolun ne büyük bir para döngüsüne etki ediyor olduğunu kolaylıkla açıklıyor. Futbolun kitleselleşen etkisiyle sürümden kazananlar, içecek temiz su bulamadığı için 6 saniye süre ile hayatını kaybeden çocuğun istatistik verilerini umursamıyor. Dostluk veya sevgi olarak atfedilen bu maddesel rekabet, ne yazık ki yıllardan beri spor sevdalılarının kimyasıyla oynuyor. İstikrarlı Bir Sevda... Oysa bizler futbolu küçük yaşlarda tanıyıp sevmiştik. Doğduğumuzda kulağımıza fısıldanan ismimiz gibi tutacağımız takımı seçme hakkı da bizlere sorulmamıştı. Ancak baba yadigarı olan bu tutkuyu, karşı cins ilişkilerimizden daha istikrarlı yürütebilmiştik. Ancak farkında olmasak da bu tutku bireysel değil sosyolojik bir bağlılıktı. Futbolla birlikte insanlar rekabet, galibiyet güdüsü, sahiplenmek gibi kavramların etkisi altında kalıyor. Konuyla alakalı futbol-toplum ilişkisine değinen Sosyolog Enes Kucum, futbol sektörünün son zamanlarda uğradığı sarsıntılı süreçlere değindi. Kucum, futbolun statüko yönünün yanı sıra, rekabetle prim elde ettiğini ve yaşanan süreçlerin spor severler nezdinde büyük ölçüde güven kaybı sonucunu doğurduğunu belirtiyor. Ayrıca Kucum, futbolun diğer spor dallarına oranla daha popüler bir ağırlığa sahip olduğunu ve özellikle gençlerin futbolda; sportif özelliklerden çok, sunduğu günü birlik kazanç ve rekabet havası ile tatmin olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “ Yaşanan şike iddiaları ve karşılaşılan olumsuzluklar belirli bir kitleyi rahatsız etmiş olsa da fanatizmin etkisinde kalan daha güçlü bir kitleyi de kenetlemek gibi bir etki oluşturdu. Tribün terörü olarak nitelendirilen bu vaka, artık önü alınmaz derecelere ulaştı. Ancak bu kısır kavganın kazananı elbette sporseverler değil." Ömer ÇAKICI GENÇ DURUŞ GAZETESİ Genel Yayın Yönetmeni Öğr. Gör. Funda İnce Yazı İşleri Berna Özyurt Cihan Zaimoğlu Fatma Güçlü Sanem Olgun Tasarım İletişim Ömer Çakıcı Müge Karaman [email protected]
Benzer belgeler
İncelemek için tıklayın. - Gerze Meslek Yüksekokulu
Kedilere karşı sevgisini anlatmaya
başlarken gözleri dolan Makbule Teyze“1962 yılında evlenerek İstanbul’a
yerleştim. Kedilere karşı küçük yaştan
itibaren büyük bir sevgim vardı. Bu sevgi İstanbul’...