Din Eğitimi Pedagojinin Sorunudur
Transkript
Din Eğitimi Pedagojinin Sorunudur
3 Yazý Dizisi 4’DE Kimliðindeki din hanesine Ýslam yerine Alevi yazdýrmak isteyen vatandaþýn itirazýný deðerlendiren AÝHM 'Kimlikte din hanesinin bulunmasý insan haklarýna aykýrý' dedi AÝHM’den Türkiye’de ‘dini’ ve ‘etnik’ kimlik problemleriyle ilgili iki önemli karar STRASBOURG/ANKARA - Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi (AÝHM) nüfus cüzdanlarýnda din hanesinin doldurulmasý zorunluluðunun kaldýrmasýný yeterli görmedi. Mahkeme, nüfus cüzdanlerýnda bir din hanesinin bulunmasýný da ‘insan haklarýna aykýrý’ buldu. Din hanesi konusu Sinan Iþýk adlý vatandaþ tarafýndan AÝHM’ye götürülmüþtü. Mahkeme, sekiz Kürt vatandaþýn ‘Q, W, X’ harflerini kimliklerine yazdýrma talebiyle açtýklarý davada ise Türkiye’yi ‘haklý’ buldu. AÝHM dün Türkiye’de uzun süredir tartýþma konusu olan iki konu hakkýnda iki kritik karar verdi. 7’DE Toplantýya baþlamak üzere ilçemiz Kaymakamý, Belediye Baþkaný ve Meclis üyeleri yerlerini aldýlar Belediye Baþkaný konuþmasýna þöyle baþladý geniþletilmiþ halk meclisi toplantýsýnda konunun ilçemizde son aylarda hýrsýzlýk olaylarýnýn çoðaldýðýný ve hýrsýzlýk konusunu aldýklarýný söyledi. Son günlerde önlenemeyen hýrsýzlýklar meydana geliyor. Sorumlularý ilgilendiren önlemler alýnmalý, hakkýnda bilgi alýnýp verilip, kýsa zamanda alýnan önlemlerle bunu bitirmek istiyoruz. Hýrsýzlýk nerede çok yoðunlaþýyor boþ evlere girerek evlerden neler alýnýyor, Hacýbektaþ’ýn yardým yapanlar varsa incelenmesi gerekir, kiraya ev verenler Muhtarlara bilgi veriyormu,Burada ev sahipleri, muhtarlar ve polisin rolü ne olmalý. Hacýbektaþ’a yerleþen kiþiler içerisinde uyuþturucu kullananlar ne yapýyor bunlar takibe alýnýyor mu? 3’DE Nevþehir’in 2000 Evler mahallesindeki bir mobilya satýþ maðazasýnda elektrik kontaðýndan kaynaklandýðý tahmin edilen yangýn,Nevþehir Belediyesi Ýtfaiyesinin yaný sýra,Nevþehir Belediyesi’nin çeþitli hizmet birimlerinde çalýþan personelin büyük gayretleri ile söndürüldü. Nevþehir’in 2000 Evler Zübeyde Haným Caddesi üzerinde bulunan bir mobilya satýþ maðazasýnýn bodrum katýndaki... 3’DE 2’DE Din Eðitimi Pedagojinin Sorunudur 7’DE 3’DE Modernizm, bazen özlediðimiz bir geçmiþi de anlatýr. Hayatýn, içine aldýðý edebiyatla birlikte her þeyi baþkalaþtýran deðiþim sürecinin parçasý oluþu, o hayata bilinçli katýlanlarýn geçmiþe sarýlmasýna kendiliðinden yol açar. Herkes için böyle olmayabilir elbette. Geçmiþi aramak için neden olmadýðýný ya da o aranacak nitelikte bir geçmiþ bulunmadýðýný savunanlar olduðu gibi, bütün tasarýsýný gelecek özlemi çevresinde oluþturanlar da var. Edebiyatýmýzýn dünden bugüne yaþadýðý deðiþimi anlamak için yalnýzca egemen anlayýþlarýn çizdiði yollara ve doruk noktalarýna bakmak, yanýltýcý olabilir. 5’DE Dünya Sulak Alanlar Günü’nde, Göller Bölgesi’ne iliþkin yapýlan araþtýrma, Türkiye’nin çevre ve su kaynaklarýný korumadaki zayýflýðýný ortaya çýkardý. Türkiye Tabiatýný Koruma Derneði (TTKD) Antalya Þubesi’nce yapýlan araþtýrmada, Antalya, Isparta, Burdur, Afyonkarahisar, Denizli ve Konya’yý içine alan Göller Bölgesi’nde bulunan irili ufaklý 65 gölden 31’inin tamamen kuruduðu, 11’inin kuraklýk tehlikesi altýnda olduðu belirlendi. Rapora göre, Antalya’da Yamansaz Gölü’nün yarýsý susuz ve susuz bölümünde hýzla dev binalar yapýlaþmasý bulunuyor. Boðazkent’teki Çakal Gölü’nün yarýsý susuz. Burdur Gölü’nün dikkuyruklarý ve sularý tehlikede. Yarýsý kurutulmuþ Karataþ Gölü’nün sularý çekiliyor ve balýklar için tehlike var. Gölhisar Gölü hýzla kurutuluyor. Acý Göl’de tuz stepleri tehlikede. Salda Gölü’nün kumlarý ve berraklýðý artýk kayboluyor. Isparta’da Eðirdir Gölü’nün kerevitleri ve varlýðý tehlikede. Milli Park içindeki Kovada Gölü eðer böyle devam ederse birkaç yýla kadar kuruyacak. Konya’da Beyþehir Gölü’nun sularý çekiliyor. 6’DA 2 Türk iþ mi merhamet etti, tüm özelleþtirmeci hükümetlere? Yoksa özelleþtirmeci ÝMF ci iktidarlar mý merhamet etti Türk Ýþ li Tekel iþçilerine? Bu soruyu herkes lütfen kendisine bir sorsun. Maliye bakaný buyurdu ki: Merhametli davrandýðýmýz için Tekel iþçileri böyle davranýyor. Kapusuz buyurdu ki: 4-C nin gereði yapýlacak. 4-C ne olaki sayýn kapusuz? Bir ilköðretim okulundaki bir þubenin adý mý ki? Hem siz ne zamandýr 4-C ci oldunuz? Yazýktýr, oylarýný aldýðýnýz, iktidarlara sayesinde yerleþtiðiniz bu insanlara niye insafsýzca demeçlerde bulunuyorsunuz? Hele birde avucunu yala deyimi var ki deðmeyin gitsin. Bizde hamile ve lohusalara caný çektiði bir þeyi elde edemeyeceðini anlarsan, avucunu yala da memen þiþmesin denir. Tekel iþçisi hemi de hamile. Herhalde ondan korkuyorsunuz. Neye hamile olduðunu biliyorsunuz, bal gibi. Seka iþçisinin, Petlas iþçisinin, Petro Kimya iþçisinin, Telekom iþçisinin, Sümerbank iþçisinin, Þeker iþçisinin, Maden iþçisinin, Yol iþçisinin yapamadýðýný ortada fol yokken yumurta yokken yapmaya çalýþýyor, Tekel iþçisi. Ezberleri bozuyor Tekel iþçisi.Tekel vatandýr, halktýr, millettir. Satýlamaz. Tekel’in yok olmasýný sizde istemiyorsunuz aslýnda. Yeni rejilere teslimin güçlüðünü de biliyorsunuz. Ancak, 24 Ocaktan beri verilen sözlerin tutulmasý gerek. Satýlmadýk bir tek kamu kuruluþu kalmaya dek, bu uzun maraton sürecek. Sizde el mahkûmsunuz, TÜRK-ÝÞ’ te… Zira TÜRK-ÝÞ’ ÝN KURULUÞU VE TARÝHÝNÝ ÝNCELEMEK GEREK. Türk –Ýþ’ imizin zafiyetlerini bilenler, konfederasyona baðlý iþ kollarýný hep tek düþürmekte, hep yalnýz yakalamakta. Gereðini yapmaktalar. Petlas Kýrþehir’in miydi? Petro kimya endüstrisi Marmara bölgesi ve Ýzmir’e mi aitti? Madenler Zonguldak’ýn mýy dý? Demir Çelik Karabük’ün müydü? Seka Ýzmit ve Silifke’nin miydi? Kamu yararýna kurulan bu kuruluþlar uluslar arasý tekelci sermayenin diþlerine kaçan bir rosto parçasý kadar bile deðildi. Amaç baþkaydý. Onun için bizim gibi az geliþmiþ, geri býraktýrýlmýþ ülke ekonomilerini önce ihtilallerle susturdular, sonrada iþsizlik ve yoksullukla terbiye ediyorlar. 2000 yýlýna kadar Türkiye’nin 500 büyük kuruluþu arasýnda ilk 5 içinde bulunan ülke ekonomisine milyarlarca dolar kar saðlayan Tekel’i çalýþanlar mý zarara sokuyor?YOKSA…Yýlda yaklaþýk 15 milyar dolar sigara sirketlerinin kasalarýna akýyor Türkiyemizde. Yoksa Tekelin kalemi onun için mi kýrýldý yýllar önce? Birgün gaztesinde Ahmet Öncü, “Bütün iþçiler siyaset yapýnýz”, yazýsýnda: “O halde, sermayenin saldýrýlarýna ve sýnýf uzlaþmacýlýðýna karþý bütün iþçiler siyaset yapýnýz!”, diyor. Yine mail adresime gelen, S.Ant imzalý bir mailden alýntý yapayým; “Baþbakan bu «müjdeli» (!) haberi verdikten ve artýþ oranlarýný açýkladýktan sonra bir de þu eklemeyi yaptý: «Bu iyileþtirmelerin kamuya maliyeti 3 milyar 42 milyon TL olacak.» Çünkü nüfusun neredeyse yarýsý için 3 milyar 42 milyon TL'lik artýþý büyük bir tantana ile ilan eden hükümet, 2010 yýlýnda bir avuç tefeciye 56,7 milyar lira faiz ödeyecek! Bu, bütün Türkiye nüfusu dikkate alýndýðýnda kiþi baþýna 793 liralýk borç ödemesi demektir! Bu rakamlar, AKP hükümetinin kime öncelik verdiðinin, Türkiye'yi kimin yararýna yönettiðinin en güzel örneðidir aslýnda... Yaklaþýk 15 milyon kiþiye 3 milyar, ama bir avuç tefeciye ise 57 milyar... Ýþte AKP hükümetinin pastayý paylaþtýrma þekli! Emekli maaþlarýndaki sözde «iyileþtirmeyi» açýkladýðý konuþmada Erdoðan «krizin baþladýðý günden itibaren sadece ABD'de 158 banka battý. Bizdeyse tek bir banka bile batmadý» diyerek övündü bir de... Nedeni ortada deðil mi?” Ece Temelkuran, Hrant’ýn anmasý ve Tekel ile ilgili yazýsýnda “Her þehirde bir kütleleþmiþ, dehþet bedeni var. ‘Sapkýn’ olarak tarif ettikleri her bir bireye, gruba karþý silahlanmýþ, tetikte bekliyorlar. Evet, söylediðim kadar ürkütücü. Hatta daha da. Tek bir çözümü var bu iþin: Kütleleþmiþ, dehþet bedenine karþý duran bir kitleleþmiþ, kardeþlik bedeni. Nerede o? Ankara’da. TEKEL iþçilerinde. PKK’lý zannedebildiler mi onlarý? Yasadýþý örgüt sanabildiler mi? Sanabilemezler. Zira kitle, konuþabilir. Cümle kurabilir. Kitle, dehþetin kütlesine karþý koyabilecek güçtedir. Linç, öyle ya da böyle devlet tarafýndan onaylanan þiddettir. Ceza hukukumuzda lincin bir suç olarak tarif edilmemesi bir yana, polisin izlemesi, müdahale etmemesi linci her seferinde onaylar. Nihayet, linç edilecek olan “anormal” devlete, iktidara da bir tehdittir. Öldürsünlerdir onu, parçalasýnlardýr zaten. Ama ne oldu? TEKEL iþçileri, dönüp bakýnýz son yýllara, kimsenin hiçbir biçimde yerinden kýpýrdatamadýðý siyasi iktidara geri adým attýrmýþ, susturmuþ, pusturmuþtur. Daha önemlisi, sokakta, linçin normalleþmesiyle kurulan yeni hukuku da bozmuþtur. Yani sadece iþçiler için deðil, halkýn bütünü için bir þey yapmýþtýr TEKEL iþçileri. Türkiye için. Bu yüzden o büyük kardeþlik bedeninden, TEKEL iþçilerinin oluþturduðu büyük gövdeden kol bacak koparmaya çalýþtý iktidar. O gövdenin toplamýndan korktuðu için, uzuvlarýný kopararak düþkünleþtirmeye çalýþtý onu. Ne oldu? Olamadý. Zafer, kardeþliðindir. Zafer, iþçinindir. Hiçbir gazete bunu birinci sayfasýna koymasa bile, bir tek televizyon vermese bile bu böyledir ve Türkiye tarihine böyle geçecektir.” Selçuk Canadansayar, “Ýktidarýn Öfkesi” yazýsýnda: “Ýktidar, güçsüzleþtikçe ve uyruklarýnca güçsüzlüðü anlaþýldýkça yýkýlma zamanýnýn yaklaþtýðý korkusuna kapýlmaya baþlar. Çünkü uyruklarýn güçlü iktidar istediklerini bilir; kendisi de uyrukluktan gelmektedir.”, diyor. Melih Pekdemir, “ Balyoz-Orak ve Çekiç”, baþlýklý yazýsýnýn bir bölümünde: “Ankara Valisi buyurdu ki, Tekel iþçileri çevreye rahatsýzlýk veriyorlarmýþ. Direndikleri sokaklarý terk etmelilermiþ. Demek ki þu anda ne darbeden ne þeriattan korkmalýyýz, þu anda bir gece yarýsý iþçilerin tepesine inecek balyozdan korkmalýyýz... Asýl balyoz darbesi pusuda bekliyor. Çünkü bunlarýn gözünde düþman birlikleri, ne yeþil kuvvetler ne haki kuvvetler, bunlarýn gözünde düþman birlikleri potansiyel kýzýl kuvvetler...”, diyor. Devlet Bakaný Yazýcýoðlu ve Maliye bakaný Þimþek bu gün Baþbakana 4-C ile ilgili yeni çalýþmalarýný sunacak. Son sözü Baþbakan söyleyecekmiþ… Kýsaca, Türk-Ýþ merhameti býrak, sýnýfýna dön, gereðini yap… Uzlaþma Saðlanamadý Hükümet ile Türk Ýþ'in TEKEL iþçilerinin haklarýyla ilgili yaptýklarý görüþmeden yine sonuç çýkmadý. Türk-Ýþ Baþkaný Mustafa Kumlu Baþbakanlýk'taki Tekel iþçileri ile ilgili görüþmenin ardýndan uzlaþma saðlanamadýðýný açýkladý. Ýþçilerin, TEKEL'in özelleþtirilmesinden dolayý, özlük haklarýyla baþka kurum veya kuruluþlara yerleþtirilmesini istediklerini belirten Türk-Ýþ Baþkaný Mustafa Kumlu, hükümetin kendilerine, "4C kýdem tazminatlarýný ödeyelim, izin verelim" dediðini aktardý. Genel Grev Gündemde Kumlu, "Bize getirilen teklif standartlarýmýza uymuyor. Biz 4857 sayýlý yasaya tabii baþka yasaya geçmelerini talep ediyoruz. Hükümet 4C kapsamýný istiyor, bu mümkün deðil. Uzlaþma yok ve buradan ayrýlýyoruz" dedi. Hükümetle yeni görüþmeler yapabileceklerini de kaydeden Kumlu, genel grev kararýný deðerlendireceklerini söyledi. Tek GýdaÝþ Baþkaný Mustafa Türkel de, "TEKEL iþçisi hiçbir kimseden hiçbir hak talep etmiyor. Varolan hakkýný korumaya çalýþýyor" dedi. » 4-C NEDÝR: 2004‘te özelleþtirme kapsamýndaki iþçilerin iþsiz kalmasýný önlemek amacýyla getirildi. 4-C kapsamýnda çalýþanlarýn tanýmý þöyle yapýlýyor. "Bir yýldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduðuna Devlet Personel Dairesi'nin ve Maliye Bakanlýðý'nýn görüþlerine dayanýlarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sýnýrlarý içinde sözleþme ile çalýþtýrýlan ve iþçi sayýlmayan kimselerdir." Anlaþma yok açlýk grevi baþlýyor Özlük haklarý için 50 gündür eylemde olan Tekel iþçilerinin umudu boþa çýktý.Geçen hafta Baþbakan Tayyip Erdoðan'ýn Türk-Ýþ'le yaptýðý görüþmeden sonra Maliye Bakaný Mehmet ½imþek ile Devlet Bakaný Hayati Yazýcý'ya Tekel iþçilerinin durumu ile ilgili çalýþma yapmasý talimatý verilmiþti. Bu kapsamda bugün yürütülen görüþme trafiðinden de sonuç alýnamadý. Türk-Ýþ heyeti gün içinde iki kez Baþbakanlýk'a gelerek görüþmeler yaptý. Akþam saatlerindeki ikinci görüþme sonrasýnda açýklama yapan Türk-Ýþ Baþkaný Kumlu, 4-C'nin iyileþtirilmesi konusunda bir öneriyle gelindiðini beilrterek þunlarý söyledi: "Þu anda son gelinen noktada 4C'de kýdem tazminatý yok, onu ödeyelim. Ýzin yok, bunu 22 güne çýkaralým dediler. Talepler karþýlanmadýðýna göre uzlaþma yok demektir." Hükümetten 4-C'ye iliþkin bir öneri geldiði öðrenildi. Hükümet görüþmede iþçilere 11 ay 22 günlük çalýþma olanaðý sundu. 4-C'deki çalýþma süresi daha önce 10 aydan 11 aya çýkarýlmýþtý. Ancak 11 ay 22 gün de tatmin edici bir öneri deðil, çünkü iþçilerin maaþlarý yine düþecek. Türk-Ýþ yetkililerinin açlýk grevi konusunda hazýrlýk yapacaðý öðrenildi. 4C NEDÝR 4-C statüsü ise 2004 yýlýnda özelleþtirme kapsamýndaki iþçilerin iþsiz kalmasýný önlemek amacýyla getirildi. 4C kelimesi, 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu'nun 4'üncü maddesinin (C) fýkrasýndan geliyor. 4-C kapsamýnda çalýþanlarýn tanýmý bu maddede þöyle yapýlýyor. "Bir yýldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduðuna Devlet Personel Dairesi'nin ve Maliye Bakanlýðý'nýn görüþlerine dayanýlarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sýnýrlarý içinde sözleþme ile çalýþtýrýlan ve iþçi sayýlmayan kimselerdir." Neden Eylemdeler? Tekel iþçileri, iþyerlerinin özelleþtirilmesi nedeniyle özlük haklarý ve kamu kurumlarýna geçiþ hakký için eylem baþlatmýþlardý. Hükümet Tekel iþçilerinin üretim yapýlmayan depolarda çalýþtýðýný belirtip, onlarý 4-C kapsamýna almak istiyor. Mevzuata göre, devlette kalmayý tercih eden Tekel iþçilerinin, 2008 yýlý sonunda kamu kurumlarýna 4-C’li olarak atanmasý gerekiyordu. Ancak, sendikalarýn hükümet üyeleri ve Özelleþtirme Ýdaresi Baþkanlýðý yetkilileri ile yaptýklarý görüþmelerde, Tekel iþçilerine, meslek kazandýrýlmasý için bir yýl ek süre verildi. Bir baþka deyiþle, Tekel iþçileri bu yýldan itibaren 4-C’li olarak çalýþtýrýlmaya baþlanacaktý. Ancak Tekel iþçileri mevcut haklarýnýn elinden alýnmasýna karþý çýkýyor ve bu yüzden haftalardýr eylem yapýyor. Tekgýda-Ýþ Baþkaný Mustafa Türkel görüþmelerin ardýndan TEKEL iþçileriyle yaptýðý açýklamada eyleme devam edeceklerini söyledi. Türkel açýklama yaptýðý sýrada iþçiler sloganlar ve yuhalamalarla hükümete tepki gösterdi. BirGün atmaya. Ramazanda gecekonduda inancýný alet ederek garibanýn masasýndaki lokmaya ortak olanlar, Ne oldu size yoksa siz sýnýf atlayýp bu yaþam koþullarýna alýþýp unutu verdiniz mi o fotoðraflarlarýnýzý. Yoksa o zaman ki fotoðraflar yapýþtýrma býyýk mýydý? Korkunun Nedeni 2 gündür aralýksýz devam eden TEKEL ÝÞÇÝLERÝNÝN EYLEMÝ ve onu destekleyenlere tehdit üzerine tehdit içeren valinin açýklamalarý. Bu açýkla sýradan söylenen tehditkar sözlere devam ederken destekleyen öðrenciler; hýýýýý, ne yaparým biliyormusunuz diyor, kamu emekçileri hakkýnýzda soruþturma açarým hýýýý diyor ve diyor da diyor. Bunun Adi Ekmek Kavgasý Bu ülkeyi yönetenler, iktidar erkini kullananlar, üniformalýlar siz hiç açlýk nedir bilirmisiniz? Eve akþam dönerken elinizdeki torbanýn içinde biraz peynir, biraz, zeytin, biraz elma, bir ekmek var iken onun da her geçen gün azala azala tek ekmeði dahi alýrken tereddüt içinde olduðunuz oldu mu. Yarýn kaygýsý yaþadýnýz mý hiç? Sizin ananýz, babanýz maaþýný almadan daha cebine girmeden gideceði hesabýyla sabahlara kadar uykusuz geceler geçirip vucudunuz kaþýna kaþýna yaralar oluþtumu. Okul açýlacaðý zaman ne yapacaðým kaygýsýyla toplama üstüne toplama yapýp alinin külahlýný veliye,velinin külahlýný ömere takýp Sulucakarahöyük/ HACIBEKTAÞ Haber:Naci DANACI Toplantýya baþlamak üzere ilçemiz Kaymakamý, Belediye Baþkaný ve Meclis üyeleri yerlerini aldýlar Belediye Baþkaný konuþmasýna þöyle baþladý geniþletilmiþ halk meclisi toplantýsýnda konunun ilçemizde son aylarda hýrsýzlýk olaylarýnýn çoðaldýðýný ve hýrsýzlýk konusunu aldýklarýný söyledi. Son günlerde önlenemeyen hýrsýzlýklar meydana geliyor. hesaplarý bir türlü tutturamayýp “ göçüp gitsem þu dünyadan” demeyi bile düþündünüz mü hiç? Onu bunu bilmem bir kýsmýný bu duygularýn yaþadým bir kýsmýný yaþamasam da hissettim. Yaþayanlarýn böylesi duygularý koþullarým ne kadar deðiþirse deðiþsin hiç dünyamda eksik olmadý. ÞÝMDÝ VALÝ, BAKAN VE BAÞBAKANA SESLENÝYORUM; BEN BÝR EV KADINIYIM VE BU EYLEMÝ DESTEKLÝ GELÝN BAKALIM BENÝDE TEHDÝT EDÝN, HADÝ DURMAYIN. YILLARIMIZI ALDINIZ, GENÇLÝÐÝMÝZÝ TÜKETTÝNÝZ, 40 YAÞLARINDA BÝZLERÝ EN BÜYÜK ACIYLA KARÞI KARÞIYA BIRAKTINIZ “DÜNYAYA GETÝRDÝÐÝMÝZ ÇOCUKLARIMIZIN YANMASINI “SEYRETTÝNÝZ VE BÝZLERÝDE BÖYLESÝ BÝR ACIYLA BAÞBAÞA BIRAKTINIZ. BÜTÜN BU ACILARI YAÞATTINIZ HADÝ GELÝN BENÝDE ALIN. HALKIN EKMEÐÝ Bilin: Halkýn ekmeðidir adalet. bakarsýnýz bol olur bu ekmek, bakarsýnýz kýt, bakarsýnýz doyum olmaz tadýna, bakarsýnýz berbat. Azaldý mý ekmek,baþlar açlýk, bozuldumu tadý,baþlar hoþnutsuzluk boy Sorumlularý ilgilendiren önlemler alýnmalý, hakkýnda bilgi alýnýp verilip, kýsa zamanda alýnan önlemlerle bunu bitirmek istiyoruz. Hýrsýzlýk nerede çok yoðunlaþýyor boþ evlere girerek evlerden neler alýnýyor, Hacýbektaþ’ýn yardým yapanlar varsa incelenmesi gerekir, kiraya ev verenler Muhtarlara bilgi veriyormu,Burada ev sahipleri, muhtarlar ve polisin rolü ne olmalý. Hacýbektaþ’a yerleþen kiþiler içerisinde uyuþturucu Bozuk adalet yeter artýk! Acemi ellerle yuðurulan,iyi piþirilmemiþ adalet yeter! Yeter katýksýz,kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter! Bolsa insanýn önünde ekmek,lezzetliyse, gözler öbür yiyeceklere yumulsada olur. Ama her þey bollaþmaz ki birdenbire... Bilirsiniz,nasýl bolluk doðurur ekmek: Adaletin ekmeðiyle beslene beslene. Ekmek her gün nasýl gerekliyse nasýl, adalet de gerekli her gün, hem o,günde bir çok kez gerekli. Sabahtan akþama dek,iþ yerinde,eðlencede, hele çalýþýrken canla baþla, kederliyken, sevinçliyken, halkýn ihtiyacý var piþkin, bol ekmeðe, günlük, has ekmeðine adaletin. madem adaletin ekmeði bu kadar önemli, onu kim piþirmeli, dostlar, söyleyin? Öteki ekmeði kim piþiren? Adaletin ekmeðini de kendisi piþirmeli halkýn, gündelik ekmek gibi. Bol,piþkin,verimli. BRECHT “HEM ADALET HEM EKMEK HEMDE ALDIÐIMIZ HAKKI GERÝ ÝSTÝYORUZ.” diyen Tekel Ýþçileriyle elele, omuzomuzayým bu gün. 04.01 2010 EMEL SUNGUR kullananlar ne yapýyor bunlar takibe alýnýyor mu? Diyerek sözlerini bitirdi. Ýlçemiz Kaymakamý konuþmaya baþladý kýymetli Hacýbektaþlýlar en son biz konuþur topallayýcý olursak iyi olur, yerel yönetim mülki idare ve asayiþin beraber olmasý çok iyi. Genel baktýðýmýzda Hacýbektaþ’ta asayiþ ilçeler içerisin de en iyi.Þu noktada bir tespit yapmak gerekir Hacýbektaþ’ta çok yoðun bir hýrsýzlýk var Nevþehir Ýlçeler içerisinde yapýlan hýrsýzlýklar, Avanos 5,Kozaklý 3, Ürgüp 13, Derinkuyu 9, Hacýbektaþ 14. Bu hýrsýzlýklarýn ikisinin faili belli.Ýlçemize Mobese sistemi koymaya çalýþýyoruz maddi yönden ihtiyacýmýz olacaðý zamanda halka baþ vuracaðýz. Hýrsýzlýk konusunda da vatandaþýn yapacaðý ihbarlar çok önemli bu konuda fazla ihbar alamýyoruz. Vatandaþlardan yardým bekliyoruz hep beraber çalýþarak bunu önlememiz gerekiyor.Bir Kaymakam olarak bende rahatsýzým bunu kýsa zamanda önlememiz gerekiyor diyerek sözünü bitirdi. Daha sonra vatandaþlara söz verildi, sorulan sorulara da Ýlçemiz Kaymakamý yanýt vererek yararlý bir toplantý olduðunu ve ileriki bir tarihte geliþmelerle ilgili bilgi toplantýsý yapacaðýný söyledi. Sulucakarahöyük/ NEVÞEHÝR Hasan KANKAL Nevþehir’in 2000 Evler mahallesindeki bir mobilya satýþ maðazasýnda elektrik kontaðýndan kaynaklandýðý tahmin edilen yangýn,Nevþehir Belediyesi Ýtfaiyesinin yaný sýra,Nevþehir Belediyesi’nin çeþitli hizmet birimlerinde çalýþan personelin büyük gayretleri ile söndürüldü. Nevþehir’in 2000 Evler Zübeyde Haným Caddesi üzerinde bulunan bir mobilya satýþ maðazasýnýn bodrum katýndaki oturma gruplarý ile yataklarýnýn bulunduðu bölümde elektrik kontaðýndan kaynaklandýðý tahmin edilen yangýn çýktý. Kýsa zamanda büyüyen yangýnýn Nevþehir Belediyesi Ýtfaiye Müdürlüðü’ne haber verilmesinin ardýndan , itfaiyenin tüm araçlarý ekipler ile birlikte alarma geçirildi.Bodrum katýndaki yataklarýn yanmasý ile büyük bir dumanýn oluþmasý nedeniyle ilk etapta bodrum kata müdahale zorlaþtý. Yangýnýn büyümesi üzerine Nevþehir Belediye Baþkaný Hasan Ünver’in talimatý ile tüm iþ makinelerini de seferber edilerek satýþ maðazasýnýn bodrumuna ulaþýlabilecek alanlar kýrýlmak suretiyle yangýna müdahale edildi. Su ve köpük püskürterek müdahale eden ekipler,dumanlarýn yoðunluðu nedeniyle oldukça zorlu anlar yaþadýlar. Nevþehir Emniyet Müdürlüðü ekipleri de çevre güvenliði alarak,ekiplerin daha düzenli bir þekilde çalýþmasýna imkan saðladýlar. Yangýna bazý ilçe ve belde belediye Ýtfaiye ekipleri gelerek takviye olarak söndürme iþlemlerine katýldý. GEREKLÝ TELEFONLAR Kaymakam Kaymakamlýk Yazý Ýþ. Sos. Yar. ve Day. Özel Ýdare Nüfus Belediye Baþkanlýðý Milli Eðitim Müd. Halk Eðitim Müd. Askerlik Þubesi Kapalý Spor Salonu Devlet Hastanesi Ýlçe Saðlýk Grup Bþk. Tapu Sicil C.Savcýlýðý Adliye Kütüphane H.B.V Kültür Merkezi Müze Turizm Danýþma Emniyet Amirliði Karakol Amirliði Jandarma Ýlçe Tarým Lise Kýz Meslek Lisesi Mal Müdürlüðü Kadastro Karaburna Belediye Kýzýlaðýl Belediye PTT. T.M.O. Türkiye Ýþ Bankasý Ziraat Bankasý Þoförler Cemiyeti Esnaf Odasý Tarým Kredi Koop. TEDAÞ Çiftci M.K.Baþkanlýðý Rýfat Kartal Huzurevi Sulucakarahöyük Gzts Taþýyýcýlar koop Nevþehir Seyahat Þanal Seyahat Mermerler Seyehat Dergah Taksi Duraðý Terminal Taksi Huzurevi Hacýbektaþ Noterliði Hacýbektaþ Öðretmen evi 441 3009 441 34 10 441 39 77 441 31 01 441 31 02 441 37 44 441 30 16 441 30 48 441 30 10 441 35 20 441 30 15 441 36 32 441 32 49 441 35 38 441 30 18 441 30 19 441 33 94 441 30 22 441 36 87 441 26 97 441 36 66 441 38 08 441 30 20 441 37 74 441 31 08 441 30 56 441 35 37 453 51 30 455 61 29 441 35 55 441 30 11 441 35 00 441 33 26 441 30 74 441 37 42 441 32 76 441 31 42 441 36 80 441 33 38 441 39 47 441 20 06 441 30 43 441 33 59 441 21 73 441 25 25 441 27 97 441 33 38 441 35 23 441 31 20 GÖRÜÞLER Oðuzlarda þamanizm Þamanizmin bir din olmadýðý Eliade’nin Þamanizm (Le Chamanisme et des Techniques Archaiques L’Extase, 1951) isimli eserinden beri yaygýn kabul görmektedir. Ýnan’ýn çalýþmasý ise Þamanizmi Türklerin Ýslamlýktan önceki dini olarak ortaya koyar. Bu görüþ, Altay ve Yakut Türklerinin dinleri üzerine 19. yy.ýn sonundan 20. yy ortalarýna kadar Rus bilginlerinin baþta Radloff ve Anohin olmak üzere vardýklarý sonuçtur. “… [bu araþtýrmalardan sonra] geleneksel Türk dinini Þamanizm þeklinde görmek bir adet halini almýþ bulunmaktadýr. … bu konuda acelicilik yapýldýðý anlaþýlmaktadýr.” (Günay-Güngör 2007: 138). Fakat coðrafya ve halklarýn farklýlýðý bir yana, bu belirleme zamansal sýnýrlandýrma belirtilmeden Rum’da Türkmen olarak adlandýrýlanlara da indirgenmiþtir. Ýnan’da Oðuzlardan birkaç yerde bahsedilir 13. O da “… Fadlan’ýn 922 yýlýnda gördüðü þamanist [?] Oðuzlarýn büyük bir kýsmý yarým asýr içinde [yani 970’lerde; bu imkansýz görünüyor çünkü “kafir Oðuzlar”a karþý bina edilen ribatlar o yýllarda Samanoðullarý ve Karahanlýlar tarafýndan bütün hýzýyla oluþturulmaya devam edilmektedir,] ‘müslüman’ oluvermiþlerdi.” (Þamanizm, Ýnan 1954:205). “… Oðuzlarýn bile Ýslamlaþmasý iki asýr boyunca devam etmiþtir. Kýpçak bozkýrlarýnýn [Oðuz Bozkýrý] Ýslamlaþmasý x. yy. baþlarýndan xýv. yy. baþlarýna kadar sürmüþtür.” (age. s. 206) derken; insan kendine sormadan edemiyor: kankýsý? Þamancý Türkiyeli yazarlarýn içinde Ýnan’ýn özgün bir yeri vardýr14 . Kazan göçmeni olmasý nedeniyle Rusçaya ve Rus yazarlarýn araþtýrmalarýna hakimdir. Eserinde bol miktarda Altay, Yakut, Moðol ve Tunguzlar çevresiyle ilgili bilgi aktarýmý ve etnografik malzeme vardýr. Ama Oðuzlar Kýzýlderililer ne kadar “Þaman dininden” iseler o kadar bu “dindendirler”. Elbette Oðuzlar da gündelik yaþamlarýnda mistik ve sihirsel bir teknik olan þamancýl teknikleri kullandýlar. Fakat þamancýlýk Roux’un belirttiði gibi “Orta Asya’dan çok Sibirya’ya özgü”dür. (Orta Asya, s.210). Köprülü de “þamanlarýn merkezi [Feer’e dayanarak] Þarki Asya”dýr, der (Köprülü 1925: 64). Bu tekniklerden bazýlarýna bugün de Türkiye Türkmenleri arasýnda rastlanmaktadýr. Ýnan ýsrarla, “Eski Oðuzlarda, Ýslamdan sonra, þamanizm geleneklerini devam ettiren ozanlar kopuzu mübarek saymýþlardýr …” (age. s. 93-94) derken, Türkmenleri “þaman” dinine kaydetmeyi sürdürür. Ama þaman, baksý, kam, oyun gibi sözcüklere Oðuzlar hakkýndaki hiçbir rivayette ve Oðuznamelerde rastlanmamasý þamanizmin Oðuzlar arasýnda aðýrlýklý bir yerinin olmadýðýna minik bir iþaret çakar. K. Czeglédy’nin “Oðuz-Uygur (Tielö) boylarýnýn Kazak Bozkýrýnda yaþayan kolu Tinglingler Güney Sibirya ve Kazak Bozkýrlarýnda Hing-nular zamanýnda da baðýmsýzdýlar…” (Bozkýr Kavimleri, s.86) belirlemesi birçok sorun yaratsa da bildirilen coðrafyanýn 10. yy.da Oðuzlarýn yaþadýðý yer olmasý itibariyle din, inanç, dil, töre açýsýndan Oðuzlarýn baðýmsýzlýðýný iþaret eder. Ayrýca Golden’den Necef’e kadar aþaðý Seyhun ve kuzeyinde yaþayan halklarýn baðýmsýzlýðý ve özgünlüðü birçok yerde vurgulanmýþtýr. Bu Oðuzlarda özgünlük þöyledir: “… ne özel ne de genel bir þey vardýr, o bir özgündür” (G. Deleuze, Kritik ve Klinik, s.107 –Türkçede 2007 yayýný). Yine Czeglédy bu boylarýn merkezi grubunun 600-618 tarihleri arasýnda Sir Derya bölgesinde yerleþtiklerini Sui dönemi Çin boy kütüklerine dayandýrýr. Bu boylarýn Göktürklerin haricinde boy ittifaklarý 3 olduðunu belirtir ki onlarýn kendilerine özgü bir din geliþtirmelerinin toplumsal ve coðrafi dayanaklarýný zenginleþtirir. (age. s.87). Bu konuda Kaþgarlý da kam sözcüðünü açýklarken Oðuzlardan hiç bahsetmemektedir. Oysa Divan’da Oðuzlarýn farklýlýklarý eserin 2. konusudur ve Kaþgarlý yüzlerce yerde Oðuzlardan baðýmsýz baþlýklar halinde bahseder. Ayrýca þaman anlamýna gelen burkan kelimesi KazakKýrgýz baksýlarýnýn afsunlarýndan birinde [geç dönemlere ait olsa da] kötü ruhu korkutmak için geçmektedir. “ Burkan geldi, baksý geldi”… (Ýnan 1954:85). Bu da dil tanýklýklarýnýn þamancýlýðý hangi topluluklarýn yaþadýðýný gösteren minik bir iþaretidir yalnýzca. Oðuznamelerde bir þaman çalgýsý olarak davul ya da defe hiç rastlanýlmaz. Bugün Türkmen Alevilerin cem ayinlerinde, hatta Bektaþi ayinlerinde bile býrakýn davulu vurmalý bir çalgýya dahi rastlanmaz. Çünkü davul dindýþý sayýlýr. Dede Korkut Oðuznameleri’nde birkaç boyda “dedem korkut gelüb þadýlýk [þadlýk?] çaldý boy boyladý soy soyladý[söyledi?]…” (Kan Turalý Boyu, Tezcan-Boescheten 2001:138 –imla deðiþtirildi) denmektedir. Dede Korkut bir þaman olsa idi en baþta davul çalmasý gerekmez miydi? Þamanizm çalýþmalarýndan biliyoruz ki þamanlarýn özel giysileri ve kutsal davullarý vardý. Oðuzlarda özel giysili bir kimseden bahseden bilinen bir ravi ya da destan yoktur. Ama dedelerin, onlarýn temsilcisi ya da ozanlýk dolusu (bazen düþte) içirdiði ozan (13. yy.dan sonra aþýk/aþugh)larýn sazý kutsaldýr. Sazla ilgili bir kayýtta, “… mere kafir dedem korkud kopuzý hürmetine çalmadum [baþýný kesmedim] dedi eðer elünde kopuz olmasaydý agam baþýyçün seni iki pare kýlurýdum (kýlurdum:KLVRDM) dedi …” (Uþun Koca Oglý Segrek, TezcanBoeschoten, s.174; Dresden yaprak136a) denilerek sazýn dedelere aitliði ve kutsallýðý vurgulanmaktadýr. Hatta 13-14. yy.lardan beri Türkmenlerde saz Müslümanlýktan esinlenerek, onun kutsalý ile ayný baðlam içinde kalýnarak “telli kuran” olarak nitelenmiþtir. Kaldý ki Dede Korkut Oðuznamelerde gündelik yaþamýn dindýþý iþleri boyutunda anlatýlýr. Dedenin kutsallýðý onun toplum iþlerini kovalarken güçlüklerle karþýlaþmasý durumlarýnda ikinci düzeyde örtük olarak verilir. Dede sonraki zamanlarda görüldüðü üzere gündelik yaþam içinde saygý duyulan ama diðerleriyle eþit biridir. Hatta öfke anýnda ona kýlýç çalýnmaya kalkýþýlabilir de. Dedelerin bu kut sahipliði Oðuznamelerin yazýya aktarýldýðý devirlerin Müslümanlýk anlayýþlarýyla kendiliðinden ve doðal olarak donatýlýr. Dede artýk “ol” demez, “Allah’tan dileyen” bir kul taliptir. Dönemin Oðuz dini ya da inançlarý konusunda Bamsý Beyrek Boyu (Kalecik/Afþar’da Baa Böyrek=Bey Böyrek) katmanlarýn zaman açýsýndan belirsizliði akýlda tutularak okunduðunda bol bilgi sunmaktadýr. Beyrek’te geçen olaylarý akla ve Ýslama uygunlaþtýrma gayretiyle –melezleme ve moda deyimiyle senkretize (baðdaþtýrma;kaynaþtýrma) etme- anlatýcýnýn ya da yazýcýnýn da söylemiþ olabileceði, “zira dede korkut velayet issi idi dileði kabul oldu … delü karçar … meded aman el aman … sen benüm elimi sagaldý gör… kýz karýndaþý beyrege vereyin dedi” (age. s.75 –imla deðiþtirildi-) gibi bir dolayýma kavuþturulur. Ayrýca Eliade’nin üzerinde durduðu þamanlarýn esriklik verici madde kullanýmýna Dede Korkut Oðuznameleri’nde yer yoktur. Oðuzlar bilinen bütün zamanlarda alkol içeren içecekleri severek kullanmýþ olmalýlar. Gündelik yaþamlarýnýn mitolojiye yansýyýþýnda göller gibi “kýmýz “ sunarlar toylarýnda. Ama dinsel uygulamalardaki içki yanlýþ olarak þaman sayýlan dedenin bir özelliði deðil, topluluðun sýnýrlý ve kurallý bir dinsel uygulamasý(riti)dýr. Aksi olsa meyhanenin “Türkler tarafýndan icat edildiðini” öne sürecek biri bulunurdu. Melikoff ve izleyicisi yazarlar bazý menakýbnamelerde böylesi maddelere rastlamak için “ardýç yapraklarý, ardýç tohumu yakma” gibi olgularý Oðuzlarýn, 13. yüzyýldan itibaren de Türkmenlerin dinsel yaþamýna sokmaktadýrlar. Velayetname’de Hýrka daðýnda toplanan “cemde”, Hacý Bektaþ’ýn hiç de esrik bir tasfiri yoktur. Kaldý ki Türkmenlerin dinsel ayinleri þamanlarýn seanslarýyla kaba analojiler kurmadan karþýlaþtýrýlamaz. Þamanýn kuþ teleði takarak göðe uçmasý ile dinsel hikayelerde anlatýlan “ermiþlerin turna, güvercin, doðana dönüþmeleri” de farklý baðlamlarýn örnekleridir. Biri öykünmeli görünmeyen bir “mimetik/teatral” yolculuk varsayýmýna inanma; diðeri “doðrudan inanýlan” sahnelenmemiþ, toplumun içinde hayatýn üretim güçleriyle belenmiþ doðaüstü bir olgudur. Daha sonraki yüzyýllarda -13. yy. sonu 14. yy.baþlarý- Barak Baba için anlatýlan þamancý özellik ve uygulamalar ise konu Moðol topluluklarýnýn arasýnda geçince bir zorunluluktur. Çünkü Moðollarda þamancý yönler 14. yy.da gündelik hayatlarýnda çok baskýndýr. Buradan hareketle Oðuzlarýn dini zerre anlaþýlamaz. 10. yy.dan itibaren dedelerin, babalarýn “Barak Baba”nýn bütün özelliklerini taþýdýðýný söylemek kanýtlanamaz bir tez olur. Barak Baba’nýn bir devlet alaný seçerek despotla iliþkisi ve Moðol elçisi olarak gittiði Gilan’da Sünni Müslüman halk tarafýndan iþkence edilerek öldürülmesi bile Oðuzlarýn dedelerinin davranýþlarýný en azýndan Barak Baba’nýn son dönemindeki tavrýndan farklý kýlar. Din ne kadar sistemsiz, kitapsýz, belirli bir ibadethanesi olmayan bir olgu olduðu dönemlerde bile bir üstbelirleyicidir. Ondaki kutsala tapýnma biçimleri (ritüel/tapýnma/yükünç) ise din tarafýndan belirlenir. Þamanizmde görünenler odur ki ilksel topluluklarýn dinsel inançlarýnýn belirlediði bazý ihtiyaçlarýn “özel” kiþilerce belli teknikler kullanýlarak giderilmesidir. Bu kiþiler þamanýn yanýnda uzun bir çýraklýktan sonra ustalaþýrken, dede dede ailesinden gelir. Yaygýn olmasa da Angþe Bacýlýlar’da olduðu gibi kadýn analara da rastlanýr. Elbet kadýn þamanlar da vardýr. Hatta kadýnsý erkek þamanlar daha namlýdýr. Bu teknikler çoðunda topluluklarý deðil onun tekilliklerini ilgilendirmesi nedeniyle bir “parça” konumundadýr. Dinsel bütünlüðün yerine geçirilmemesi gereken “parça”lar, ait olduklarý bütünün sadece bir göstergesi olabilir. Bütün ise bir göstergeler zinciridir. Oðuzlarýn adýný koyma gereði duymadýklarý, koydularsa da bizim bilmediðimiz adsýz dinleri þamanizm de dahil inançlara, ibadet tekniklerine güzergahlar veren bir olguydu. Zamandaþ (çaðdaþ; muasýr; contemporary) toplumlarda benzer dinsel, gündelik yaþamsal uygulamalarýn varlýðý Asya kýtasýnda tek dinin, þamanizmin varlýðýna kanýt olmasa gerektir. Köprülü 1925’te bugünkü Alevilerin sürekleri “eski þölen”dir, der (Türk Tarihi Dinisi, s. 142). Ben de “eski sürek/yolun” bugün “þölen” diye nitelendirilen þeyin aslý olduðunu söyleyebilirim. Oðuzlarýn dünya ve toplum iþlerinden ayrýlmýþ bir “yol”u 10. yy.da bilmedikleri yalnýzca Fadlan’ýn metninde bile açýktýr. Onlar devletsiz olduklarýndan, öteyi bile bu dünyayla kurduklarýndan –mondial?- laikliðe ihtiyaçlarý yoktu. Bazý çevrelerin bugünkü Alevilik tanýmlarýnýn vazgeçilmezi laikliðin Aleviliðin içine nasýl sokulabileceðini benim minik imgelemim imgeleyemiyor. 13 Hatýrladýðým kadarýyla demeliyim, çünkü denemeyi baþvuru kaynaklarýnýn çoðunun olmadýðý bir mekanda yazmaktayým. Elimde sadece kýsa notlarým bulunuyor. 14Aslýnda “Türklerin þamanlýcýlýðý”yla ilgili Ýnan’dan önce geniþ bir literatür vardýr. Birçok nedenden dolayý bunlara yaygýn olarak baþvurulmaz. Ýttihat Terakki Cemiyeti bu çalýþmalarý 1913’te baþlatmýþtýr. Baha Said, Gökalp, Köprülü, Yörükan gibi yazarlarýn siyasi ve siyasikültürel çevreleri onlarca makaleyle Türkçülüðü çoktan hayli iþlenmiþ bir olgu yapmýþlardýr. Devletin “dr. Frayliç-mühendis Ravlig”inin yazdýðý Türkmen Aþiretleri –yayýn yýlý!- 1918 [Naci Ýsmail Pelister, Aþiretler ve Göçmenler Genel Müdürlüðü görevlisi ve istihbaratçýdýr] bile bu olguyu açýk açýk gösterir. Ama Ýnan 1950’lerde yayýnladýðý çalýþmasýyla sonralarda popülerleþmiþtir. Bunda 1980 faþist cuntasýnýn uygulamalarýnýn ve Ýslamtürk Sentezi yayýncý kurumlarýnýn etkisi haylidir. Devam Edecek Modernizm, bazen özlediðimiz bir geçmiþi de anlatýr. Hayatýn, içine aldýðý edebiyatla birlikte her þeyi baþkalaþtýran deðiþim sürecinin parçasý oluþu, o hayata bilinçli katýlanlarýn geçmiþe sarýlmasýna kendiliðinden yol açar. Herkes için böyle olmayabilir elbette. Geçmiþi aramak için neden olmadýðýný ya da o aranacak nitelikte bir geçmiþ bulunmadýðýný savunanlar olduðu gibi, bütün tasarýsýný gelecek özlemi çevresinde oluþturanlar da var. Edebiyatýmýzýn dünden bugüne yaþadýðý deðiþimi anlamak için yalnýzca egemen anlayýþlarýn çizdiði yollara ve doruk noktalarýna bakmak, yanýltýcý olabilir. Onlarýn gölgesinde kalmýþ, ama kendi çevresinde yarattýðý haleyi taþýmaya çalýþan pek çok genç yazarla günümüze uzanan yenilikçi anlayýþlar, sonunda edebiyatýmýzýn modernleþmesini saðlayan etkenler arasýnda okunduðu gibi, kendi modernizmimizi onlara bakarak çözümleyebileceðimizi de görmüþ olduk. Geç de olsa. Önce el yordamýyla kendini bulmaya baþlayan roman sanatýmýz, geleneksel birikimini yenilikçi birkaç atýlýmla tamamlamýþ ve hemen yaný baþýnda yaþayan öykücülüðümüzden etkilenmeden ilerlemeye çalýþmýþtýr. Ýlginçtir, edebiyatýmýzýn geçmiþten bugüne yaþadýðý deðiþimi deðerlendirdiðimizde, roman ve öykünün çoðu kez birbirini etkilemeden yaþayageldiði görülür. Köktenci dönüþümlerin yaratýcýlarýný düþünelim. Sait Faik sözgelimi, önemli bir altüst oluþ yaþattý öykücülüðümüze ve o güne dek bilinen düzeyleri yukarý çýkardý, ama bu yeni durum ayný zamanda bütün kurmaca biçimlerini etkilemedi, yalnýzca öykünün ilgi alanýnda kaldý. Onyýllarca süren bir ‘Sait Faik çizgisi’nden söz edildi, ama sayýsýz izleyicisi olan bu çizginin roman üstündeki etkileri üstünde durulmadý. 1950 Kuþaðý’nýn bütüncül bir modernist anlayýþ ortaya koyduðu gününde görülmedi, ama neden sonra anlaþýlan bu etkinin þiirle bile iliþkisi kurulurken roman ile iliþkisi çok sýnýrlý tutuldu. Yaþananlar saptanamadý Bu kopukluk öykü ve þiirin süreklilik içindeki geliþimini etkilemedi etkilemesine, ama romanýn neden kesintisiz bir birikim yaratamayýp parçalý, kopuk bir süreç içinde bugüne uzandýðýný da gösterdi. Demek ki modernizm içinde yükselme þansýný bulamadý roman: hangi anlayýþý içselleþtirip sonra da bütüncül biçimde dýþavuracaktý? Oysa Garip, 1950 Kuþaðý ya da Ýkinci Yeni, kendilerinden önceki yazýlaný yadsýma endiþesinden ve bir gelecek tasarýmý amacýndan doðan, ne olduklarý sorusuna adamakýllý bütün yanýtlar vermeyi olanaklý kýlan anlayýþlar ve akýmlardý. Onlar ortaya çýktýðý zaman çevrelerinde uzun süren tartýþmalar yapýldýðýný biliyoruz, ama edebiyatýmýzda modernizmin kendini bu anlayýþlarda gösterdiðini saptayýp belirten bir tek yazar, eleþtirmen de olmadý. Zaman, kendi deðerlerini oluþtururken geçmiþin deðerlerinin daha doðru biçimde anlaþýlmasýnýn koþullarýný her zaman hazýrlar. Bugün eleþtiri, edebiyatýmýzdaki eski konumuna sahip deðil, bir gereksinim olmaktan da çýktý; ama bu arada geleneksel etkinliðinden uzaklaþýrken kendini yeniden tanýmlamaya baþladý ve çözümleme yetkinliði bu kez yazýnsal metnin bütün öðelerinin sýrrýný anlayacak biçimde koþullandý. Eleþtiri, iyi-kötü ayrýmlarýnýn çok ötesinde, yazýnsal metnin bütün öðelerini çözümleyip kendini metnin üstüne atan bir yaratým süreci sonunda çýkar ortaya. Dolayýsýyla yazýnsal metinden baðýmsýz bir yazýnsal metin olarak kendini var etmektir çýkýþ noktasý; bir üst-dil kurmayý da bu baðýmsýzlaþma için gereksinir. Eleþtirinin modernizmi Edebiyatýmýzda bunca gecikmeyle varýlan bu eleþtiri anlayýþý da bir geçmodernizm olgusu olarak deðerlendirilebilir mi? Sanýrým evet. Belki bu arada postmodern edebiyatýn içinde epeyce olanaklý bir hayat alaný bulan bir postmodern eleþtiriden de söz edilebilir. Geleneksel edebiyat ölçütlerine baðlý kalmayan, kendini yazýnsal metinden baðýmsýz gören, yazýnsal metnin öðelerini soyutlamalarla ayrý ayrý çözerek birbirine baðlayan, bir üst-metin olarak deðerlendirilmeyi gerektiren eleþtirinin postmodern eleþtiri olarak tanýmlanabileceðini belirten eleþtirmenler de var. Bana kalýrsa, eleþtiri, önüne alacaðý bütün sýfatlar ve adlardan baðýmsýz biçimde, her durumda bu özeliklere sahip olmalýdýr ve ancak böyle oldukça kendini öteki’nin önüne koyabilir. Edebiyatýmýzda eleþtirinin yaþadýðý modernizm sanýrým bu olmalý ve kendini niçin bunca geç gösterdiði anlaþýlýr olsa da, niçin bunca geç anlaþýldýðýnýn kabul edilmesi daha zor geliyor. Yenilikçilik ile modernizm birbirini sürekli anýþtýrýr elbette, ama birbirleriyle örtüþtükleri de söylenemez. Sonunda edebiyatýn bugün gördüðümüz her yenilikçi atýlýmýný ya da tekil örneðini modernizme baðlayamayýz. Sözgelimi bu arada postmodernizmin açýða çýkardýðý yazýnsal olanaklardan yararlanan biçimler de yenilikçi olabilir. Postmodernizmin biçime iliþkin olanaklarýný, ona ideolojinin zýrhýný giydirip yadsýmak, belki hayata iliþkin duruþ biçimimizi saðlamlaþtýrabilir, ama edebiyata iliþkin bakýþ açýlarýmýzý geniþletmez. Tam tersine, bakýþ açýlarýný daraltýp yazýnsal seçimleri kýsýrlaþtýrabilir. Postmodernizm, içinden çýktýðý kültür alanlarýndan sonra edebiyatý etkilemeye baþladý, bizdeki etkisi de 1980’lerden sonra belirginleþti. Yeni biçimlerin ortaya çýkýþý sýrasýnda çoðu kez olduðu gibi, kendini þiirde deðil de, düzyazý içinde tanýmladý ve biçimsel karþýlýklarýný düzyazý içinde yarattý. Roman, yazýnsal öðelerin birbirine baðlanarak oluþturduðu yapýnýn esnekliði nedeniyle her zaman öyküden önce açar kapýlarýný. Bunun da üstünden atlanan konularýmýzdan olduðu söylenebilir düzyazýnýn niçin yenilikleri öncelikle içselleþtirip somut karþýlýklar yarattýðý ne açýklýkla dile getirildi, ne de dolayýsýyla bunun nedenleri üstünde duruldu. Kýsa öykü, yazýnsal öðelerinin katý bir yapý oluþturduðu, yoðunluðu nedeniyle çok deriþik olduðu, geleneksel birikimini kesintisiz biçimde sürdürdüðü için esnekliði az, zaman içinde yaþadýðý deðiþimi yavaþ bir tür sayýlýr. Öykünün eleþtirisinin niçin çok yaygýn ve sürekli olmadýðýna iliþkin eleþtiriler de bu yapýsal özelliði düþünülmeden yapýlýr. Deðiþimi adým adým ve yavaþ gerçekleþen bir türün eleþtirisinin her zaman zengin biçimde olmasý beklenemez. Oysa roman, yazýnsal öðeleri hem tek baþlarýna, hem birbirleriyle iliþkisi içinde ve varsa eðer farklý katmanlar içinde aldýklarý biçimlere göre deðerlendirilirken eleþtirinin düzeyinin yükselmesine de neden olur; öte yandan, sürekli deðiþimi eleþtiriyi kendini sürekli yenilemek zorunda býrakýr. Demek eleþtirinin kendini yeniden üretme gizgilgücü önce þiirden beslenmiþse, modern zamanlarda romanýn yarattýðý geniþ dünya içinde olmuþtur. Sonunda bireyin bireylik savaþý içinde oluþan modernist edebiyat, günümüzde de yazýnsal metnin tekil varlýklarýnýn çeþitliliði içinde karþýlýklarýný ve eleþtirisini geliþtiriyor. Georg Luk·cs’tan Paul de Man’a, Fredric Jameson’dan Edward Said’e, eleþtirinin Batý’da kazandýðý ivme ve düzey, sanýrým yaratýcý düþüncenin ulaþtýðý doruk noktalarý arasýnda dolaþýyor. Felsefenin yaratýcý düþünce ile kurduðu iliþkiye benzeyen, ama onun ötesine geçen yaratýcý yazýnýn, gerçekliðin ötesindeki olanaklarý içinde yeniden yarattýðý edebiyat, eleþtirisini de ayný dolaylarda yaratýyor. Modernizmden postmodernizme uzanan süreç, sonunda bir geç-modernizm gerçekliði de önümüze getiriyorsa, yaratýcý yazýnsal yazýnýn yalnýzca öykü ya da roman içinde deðil, eleþtiri içinde çizdiði ve kat ettiði yol da çözümlenmeyi gerektirir. Çözümlenmesi gereken eleþtiri, aradýðýmýzdýr elbette. Radikal Kitap Dünya Sulak Alanlar Günü’nde, Göller Bölgesi’ne iliþkin yapýlan araþtýrma, Türkiye’nin çevre ve su kaynaklarýný korumadaki zayýflýðýný ortaya çýkardý. Türkiye Tabiatýný Koruma Derneði (TTKD) Antalya Þubesi’nce yapýlan araþtýrmada, Antalya, Isparta, Burdur, Afyonkarahisar, Denizli ve Konya’yý içine alan Göller Bölgesi’nde bulunan irili ufaklý 65 gölden 31’inin tamamen kuruduðu, 11’inin kuraklýk tehlikesi altýnda olduðu belirlendi. Rapora göre, Antalya’da Yamansaz Gölü’nün yarýsý susuz ve susuz bölümünde hýzla dev binalar yapýlaþmasý bulunuyor. Boðazkent’teki Çakal Gölü’nün yarýsý susuz. Burdur Gölü’nün dikkuyruklarý ve sularý tehlikede. Yarýsý kurutulmuþ Karataþ Gölü’nün sularý çekiliyor ve balýklar için tehlike var. Gölhisar Gölü hýzla kurutuluyor. Acý Göl’de tuz stepleri tehlikede. Salda Gölü’nün kumlarý ve berraklýðý artýk kayboluyor. Isparta’da Eðirdir Gölü’nün kerevitleri ve varlýðý tehlikede. Milli Park içindeki Kovada Gölü eðer böyle devam ederse birkaç yýla kadar kuruyacak. Konya’da Beyþehir Gölü’nun sularý çekiliyor. Afyonkarahisar’ýn Ýscehisar Gölü mermer atýklarý nedeniyle büyük risk altýnda. Türkiye'nin Kara Yüzü TTDK Antalya Þube Baþkaný Hediye Gündüz, 1997 yýlýnda baþlatýlan ‘Göllerimizi Ýstiyoruz’ kampanyasý çerçevesinde sorunlarý dile getirilen göller ve sulak alanlarýn birçoðunun bugün tamamen kuruduðunu söyledi. Gündüz, rapordaki sonuçlarý ‘Türkiye’nin kara yüzü’ olarak yorumladý. Türkiye’nin geleceðinin büyük tehlikeye atýldýðýný belirten Gündüz, “Bu liste Türkiye’nin tarým ülkesi olarak tarýmýný nasýl bir tehlikeye attýðýnýn göstergesi. Türkiye’nin yaklaþmakta olan dünyanýn en büyük tehlikesi küresel ýsýnmaya karþý nasýl savunmasýz kaldýðýnýn listesi. Bu liste çocuklarýmýzdan çaldýðýmýz gelecek” dedi. Türkiye’nin göl ve sulak alanlar açýsýndan son derece zengin bir ülke olduðu halde 20’nci Yüzyýl boyunca 1 milyon 400 bin hektar sulak alan ve gölün Sulucakarahöyük/ NEVÞEHÝR Nevþehir'de Tarým Ýl Müdürlüðü ile ÝÞKUR tarafýndan ortaklaþa gerçekleþtirilen proje kapsamýnda Arýcýlýk, Hayvancýlýk, Tarla Bitkileri ve Sebzecilik konularýnda 32 kurs açýlacak. Açýlan kurslara katýlan 800 kursiyere aylýk 375 TL ödeme yapýlacak. Nevþehir Tarým Ýl Müdürlüðü Çiftçi Eðitim ve Yayým Þube Müdürlüðü tarafýndan ÝÞKUR desteði ile Nevþehir merkez ilçeye baðlý köy ve kasabalar ile ilçe merkezlerinde Meyvecilik, Arýcýlýk, Hayvancýlýk, Tarla Bitkileri ve Sebzecilik konularýnda 32 ayrý kursun açýlýþý kuruduðunu anlatan Hediye Gündüz, en büyük zararýn Göller Bölgesi’ndeki göllerde yaþandýðýný kaydetti. Hükümetin Anti Çevreci Politikalarý Gündüz, “Küresel ýsýnmanýn ortaya çýkartacaðý susuzluk sorununa karþý zararý en aza indirebilmek amacýyla susuz olan göllere ivedilikle çözüm bulunmalý ve sulara kavuþmasý saðlanmalýdýr” dedi. TTDK’nýn raporunda susuz kalan ve kuraklýk tehlikesi yaþayan göllerin geri kazanýmý için de þu önerilerde bulunuldu: “Türkiye adý geçen göllerini ve Türkiye’nin dört bir yanýnda kurutmuþ olduðu gölleri geri kazanma kanunu çýkarmalýdýr. Havza planlarý yapýlmalýdýr. Özellikle Çevre ve Orman Bakanlýðý, Baþbakanlýk ve DSÝ’nin harekete geçerek toplumumuzun yüreðine kazýnmýþ bu kara sayfanýn hemen silinmesini beklediðimizi ifade ediyoruz. Ayrýca Türkiye’nin bu kadar gölü kurutarak tarihe yazdýðý kara sayfa hala dururken mevcut hükümetin Hidro Elektrik Santral Projeleri adý altýnda yapmak istediði santrallerle yeni bir kara sayfa açmaktan ve dereleri de göllerin kaderine benzetmekten kesinlikle vazgeçmeye davet ediyoruz.” Kuraklýðýn acý bilançosu TTDK’nýn raporundaki susuz göl ve sazlýklar þöyle: Antalya’da Elmalý Ýlçesi’nde bulunan Karagöl, Girdev Gölü, Müren Gölü, Küçük Göl. Korkuteli Ýlçesi’nde bulunan Manay Gölü, Sarýgöl (Kýrkpýnar), Gölcük, Genceli Gölü, Keklicek Gölü, Antalya’da bulunan Karadayý ve Boðazak Sazlýklarý. Burdur’da bulunan Kestel Gölü, Yazýr Gölü, Akgöl, Yarýþlý Gölü, Mamak Gölü, Kurugöl, Beylerli Gölü, Karaevli Gölü, Heybeli Gölü, Pýnarbaþý Gölü. Isparta’da nedeniyle Uçhisar beldesinde tören düzenlendi. Gerçekleþtirilen törene Vali Yardýmcýsý Ruhi Paker, ilçe kaymakamlarý, bazý belediye baþkanlarý ve daire müdürleri ile kursiyerler katýldý. Uçhisar Belediye Baþkaný Osman Süslü, beldelerinde meyvecilik konusunda açýlan kursa kasabalý kadýnlarýn büyük ilgi gösterdiklerini belirterek Tarým Ýl Müdürlüðü ve ÝÞKUR yetkililerine teþekkür etti. Tarým Ýl Müdürü Ahmet Þahin ise, Nevþehir'in çeþitli kasaba ve köylerinde açýlan 32 kursun 5 Mart 2010 tarihine kadar devam edeceðini ve bu kurslarda 800 çiftçiye Ýl ve Ýlçe Tarým Müdürlüklerinde görevli Mühendis ve Veteriner Hekimlerden oluþan 87 teknik elemanýn eðitici olarak görev yapacaklarýný söyledi. Bundan sonraki dönemlerde bu gibi kurslar açmayý planladýklarýný ifade eden Þahin, "Bu kurslar hem Nevþehir hem de Türk tarýmýnýn geliþmesine önemli katkýlar bulunan Alparslan Gölü. Konya’da bulunan Suðla Gölü, Arapçayýrý Çumra Ovasý, Güvenç Gölü, Yarma Bataklýðý, Hotamýþ Sazlýklarý, Samsam Gölü, Akþehir Gölü, Karapýnar Ovasý ve Ereðli Sazlýklarý. AKP sularýmýza kelepçe vuruyor 2 Þubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayýsýyla bir açýklama yapan CHP Ýzmir Milletvekili Selçuk Ayhan, Türkiye’nin sulak alanlarýný hýzla kaybettiðini, buna karþýn AKP Hükümeti’nin ‘su kaynaklarýna kelepçe vuracak’ hidroelektrik santral projelerine ve içme suyu havzalarýnda yeni sanayi tesislerinin yapýmýna izin verdiðini ifade etti. AKP Hükümeti’nin, ‘ulufe daðýtýr gibi’ kimi þirketlere HES projelerini verdiðini ifade eden Ayhan, “Derelere ve su kaynaklarýna kelepçe vuracak bu projelerin, Çevre Etki Deðerlendirmesi raporuna dahi gerekli görülmemesi kamuoyunun dikkatlerinden kaçmýyor” dedi. ‘Bakanlýk’ýn Yalanlarý’ Çevre ve Orman Bakanlýðý’nýn 2 Þubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayýsýyla yaptýðý “Türkiye’de, sulak alanlarýn yok olduðu iddiasýnýn gerçeði yansýtmadýðý” açýklamasýnýn doðru olmadýðýný söyleyen Ayhan, þöyle devam etti: “Eski Milli Parklar Genel Müdürü Nevzat Ceylan’ýn, ‘Yanlýþ sulama uygulamalarý ile son yýllarda koruma altýndaki sulak alanlarýn peþ peþe kurutulduðuna dikkat çekerek, söz konusu alanlarýn Devlet Su Ýþleri Genel Müdürlüðü tarafýndan kurutulduðu’ açýklamasý ve bilimsel veriler, Çevre ve Orman Bakanlýðý’nýn açýklamasýný tekzip ediyor.Maden Yasasýnda yapýlan 2004 tarihli deðiþiklikle su havzalarý ve su kaynaklarýný her türlü madencilik faaliyetlerine açan; ‘mutlak koruma alanýný’ 300 metreden 100 metreye indiren, içme suyu havzalarýnda kaçak yapýlara fiili ‘af’ saðlayan ve yeni sanayi tesislerinin yapýmýna izin veren deðiþiklikleri gerçekleþtiren AKP hükümetinin kendisidir." BirGün saðlayacak" dedi. ÝÞKUR Müdürü Ýlhan Temel'de konuþmasýnda, kurum olarak Ýþgücü Yetiþtirme Kurslarý'na büyük önem verdiklerini belirterek 2010 yýlý içerisinde açýlacak bu kurslar için 2 Milyon 500 bin TL ödenek ayýrdýklarýný açýkladý. Temel, Tarým Ýl Müdürlüðü ile birlikte gerçekleþtirilen kurslara katýlan 800 kursiyer içinde günlük 15 TL olmak üzere toplam 375 TL ödeme yapacaklarýný hatýrlattý. Vali Yardýmcýsý Ruhi Paker ise, çiftçilere yönelik açýlan eðitici kurslardan duyduðu memnuniyeti dile getirerek, "Bu kurslar sayesinde çiftçilerimiz modern teknikle tarým yapabilecek. Tarým sektörü bizim yýllarca geleneksel yöntemlerle yürütüldü. Son yýllarda Tarým Bakanlýðý'nýn atýlýmlarýyla bu iþin artýk modern bir þekilde yürütülmesi saðlandý. Bu konuda artýk Avrupa ülkeleri ile rahatça rekabet edebiliyoruz. " diye konuþtu. Kent Haber Sulucakarahöyük/ KAPADOKYA Dünyanýn 8. harikasý olarak kabul edilen peribacalarýnýn bulunduðu Kapadokya bölgesinde yaþanan çevre kirliliði dikkat çekiyor. Bölgede peribacalarý kenarýna ve vadilere dökülen inþaat molozlarý çirkin görüntüler oluþturuyor. Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan ve UNESCO tarafýndan Dünya Kültür Miras Listesi'ne alýnan Kapadokya'da, bazý yerlerdeki çevre kirliliði tehdit oluþturuyor. Turistlerin en çok ziyaret ettikleri merkezlerden biri olan Uçhisar beldesi Çevizlibað mevkiindeki peribacalarý arasýna dökülen inþaat molozlarý, bölgenin korunmasýndaki zaaflarý ortaya koydu. Peribacalarýnýn korunmasý için büyük çaba sarf ettiklerini belirten Uçhisar Belediye Baþkaný Osman Süslü, konuyla ilgili araþtýrma yaptýklarýný ve molozlarý döken kiþiler hakkýnda yasal iþlem baþlatýlacaðýný söyledi. Belediye olarak çevrenin korunmasýna ve temizliðine büyük önem verdiklerini vurgulayan Süslü, buna karþýn bazý duyarsýz vatandaþlarýn bu gibi davranýþlarda bulunabildiklerini kaydetti. Süslü, "Bu konuda vatandaþlarýmýza da büyük sorumluluklar düþüyor. Lütfen bu davranýþlarda bulunan insanlarý bizlere bildirsinler. Her zaman her alanda belediye çalýþanlarýný bulundurmamýz mümkün deðil. Tespit edilen bu inþaat molozlarýný en kýsa sürede oradan kaldýracaðýz ve bu konuda vatandaþlarýmýzý daha da bilinçlendirmek için çalýþmalar yapacaðýz" dedi. Kent Haber 7 Cemaatler arasý ittifaklarla çözülemez “Alevi Çalýþtayý”nda hükümet kanadý istediðini aldý. Hükümet, oluþmuþ kamuoyuna ve yargý kararlarýna raðmen nasýl olur da zorunlu din dersi uygulamasýnýn devamýný saðlarým derken okeyi bizzat Alevilerden aldý. Cumartesi tamamlanan Alevi Çalýþtayý’ndan gelen bilgilere göre katýlýmcýlar en çetrefilli konuda, zorunlu din dersinin devamýnda mutabýk kalmýþlar. Aslýnda buna bir anlaþma demek de doðru deðil, çünkü dindar Alevilerle dinci Sünniler arasýnda zorunlu din dersi konusunda herhangi bir anlaþmazlýk yoktu. Alevilerin Fethullah’ý Ýzzettin Doðan ve çevresinin zaten bu konuda hiçbir çekincesi olmadý. Arif Sað bile cemevleri tabelalarýna TC yazýlmasýný “Alevilerin kazanýmý” olarak deðerlendirdiðine göre toplantýlarda tartýþma dahi olmamýþtýr. Okulda Kuran Kursu Din dersinin, “kültür” ve “din öðretimi” olarak iki müfredata ayrýlýp ilkinin zorunlu, ikincisinin seçmeli olmasý gibi pratiði þimdiden belli (Gerçekleþmesi halinde iki derse de ayný öðretmenin gireceðini söylememize gerek yok) uygulamayý kimse geliþme diye yutturmaya çalýþmasýn. “Ýkili Formül” diye adlandýrýlan bu yöntem, mevcut durumun da gerisine gitmektir. Çalýþtayda pedagojiden anlayan biri olsaydý onlara, adý ne olursa olsun ibadete dayalý bir eðitimin çaðdaþ okulda niçin olmamasý gerektiðini anlatýrdý. Anlayan olur muydu bilemem ama ibadet eðitiminin seçmeli de olsa okullarda ders olarak verilmesi, Kuran kursunun okul bünyesinde açýlmasý anlamýna gelir. Ýktidarý süresince Kuran kurslarýnýn yaygýnlaþmasýný, bu kurslara devam yaþýnýn aþaðýya çekilmesini, denetiminin Eðitim Bakanlýðý’ndan Diyanet’e devredilmesini gerçekleþtirmeye çalýþmýþ ve bunu da gerçekleþtirmiþ bir hükümet Allah’tan daha ne ister ki? Daha Yaygýn ve Etkili Dini Eðitim Ýdare mahkemeleri, Danýþtay ve AÝHM kararýnýn ardýndan din derslerinin zorunlu olmaktan çýkartýlmasý daha yaygýn ve güçlü bir þekilde dillendirilirken görünmez bir el, bu dersin kalýcý ve daha katý uygulanmasý yönünde ilerliyor. CHP, din derslerinin seçmeli olmasý gerektiðini savunmaktan vazgeçti. Bunu bizzat programýný deðiþtirerek yaptý. 2008 Kasým’ýnda programýnda yaptýðý deðiþiklikle “seçmeli olacak” ifadesini çýkartarak ders programýnýn Anayasa’nýn öngördüðü biçimde deðiþtirilerek uygulamanýn devamý yönünde karar aldý. Alevilere de yer vereceðiz diyerek Hüseyin Çelik döneminde deðiþtirilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi programý, önceki programdan farklý olarak uygulamalý din eðitimine dönüþtürüldü. (12.03.2008 tarihli yazýmda yeni programda Alevilere hiçbir þekilde yer verilmediðini, programýn Sünni Ýslam’ýn inanç ve ibadet esaslarýný öðretmek amacýyla kurgulandýðýný karþýlaþtýrmalý olarak ayrýntýlarýyla ortaya koymuþtum.) Eþitsizliklerin reddine karþý örgütleniþ sivil toplum örgütleri, çaðdaþ/demokrat bildiðimiz aydýnlar bu konu kendilerini ilgilendirmiyormuþ gibi suskun. Þimdi de Alevilerin onayýyla okullar Kuran kurslarýna dönüþtürülmek üzere. Oysa din eðitimi sadece Alevileri ilgilendiren bir sorun deðil. Din eðitimi neden iki mezhep ya da din (her neyse) arasýnda var olan bir sorunmuþ gibi cemaatler arasý görüþmelere havale ediliyor. Bizce pedagojik bir sorun pedagojik açýdan ele alýnmalý. Cemaatlere býrakýlýrsa iþte böyle yeni sorunlar çýkar ortaya. Devlet tehlikenin farkýnda deðil Yýlda 40 bin öðretmen adayý, stokta bekleyen 300 bin arkadaþýna katýlýyor. Sayý giderek artýyor, öfke büyüyor; gençler kitlesel bunalým yaþýyor. Yaþ ilerleyip hayatla yüzleþtikçe öfkeleri artýyor. Þakaya gelir yaný yok. Öðretmen adaylarý, cep telefonlarýyla kurduklarý iletiþim aðýný WEB ortamýnda geliþtirdi; sonunda bir platformda bir araya geldiler: Atamasý Yapýlmayan Öðretmenler Platformu (AYÖP). Pazar günü Ankara’da gerçekleþtirdikleri miting, atamasý yapýlmayan öðretmenlerin artýk kategori olmaktan çýkýp bir sýnýfýn üyesi olduklarýna iþaret ediyor. TEKEL iþçileriyle karþýlýklý dayanýþmalarý “hak”kýn ancak kararlý bir mücadeleyle alýnabileceðini öðrendiklerini gösteriyor. Açlýk grevini gündemlerine alabiliyorlar. Devlet ise üretim fazlalýðýný açlýk sýnýrýnýn da altýnda çalýþtýrmak üzere baský aracý olarak kullanýyor. Tehlikenin farkýnda deðil. Þimdilik her atama döneminde 10 bin kiþiden biri olabileceðine umut baðlayan çocuklarýn kýsa süreli de olsa öfkeleri yatýþtýrýlabiliyor. Ama nereye kadar? Henüz daha büyük patlamalara neden olmadan gereksinim kadar (resmi rakam 165 bin) öðretmen atamasý yapýlmalý ve zaman geçirmeden öðretmen yetiþtirme politikasý oluþturulmalýdýr. Ne kadar istihdam o kadar nitelikli öðretmen. Aksi hâlde bu iþ böyle yürümez. BirGün Kent Haber Kimliðindeki din hanesine Ýslam yerine Alevi yazdýrmak isteyen vatandaþýn itirazýný deðerlendiren AÝHM 'Kimlikte din hanesinin bulunmasý insan haklarýna aykýrý' dedi AÝHM’den Türkiye’de ‘dini’ ve ‘etnik’ kimlik problemleriyle ilgili iki önemli karar STRASBOURG/ANKARA - Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi (AÝHM) nüfus cüzdanlarýnda din hanesinin doldurulmasý zorunluluðunun kaldýrmasýný yeterli görmedi. Mahkeme, nüfus cüzdanlerýnda bir din hanesinin bulunmasýný da ‘insan haklarýna aykýrý’ buldu. Din hanesi konusu Sinan Iþýk adlý vatandaþ tarafýndan AÝHM’ye götürülmüþtü. Mahkeme, sekiz Kürt vatandaþýn ‘Q, W, X’ harflerini kimliklerine yazdýrma talebiyle açtýklarý davada ise Türkiye’yi ‘haklý’ buldu. AÝHM dün Türkiye’de uzun süredir tartýþma konusu olan iki konu hakkýnda iki kritik karar verdi. Kararlardan biri, (din hanesiyle ilgili olaný) nüfus cüzdanýnda din hanesine Müslüman yerine ‘Alevi’ yazdýrmak isteyen Sinan Iþýk tarafýndan mahkemenin gündemine getirilmiþti. Türkiye Kasaplar, Besiciler Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkarlarý Federasyonu Genel Baþkaný Fazlý Yalçýndað, kýrmýzý et fiyatlarýndaki artýþýn üretim azlýðýna baðlý olduðunu belirterek, gelecek 10 yýl boyunca mevcut politikanýn sürdürülmesi durumunda Türkiye’nin kýrmýzý et ihtiyacýnýn yarýsýný bile üretemeyecek durumda kalacaðýný söyledi. 1970’li yýllarda 50 milyonluk küçükbaþ hayvan varlýðýna karþýlýk ülke nüfusunun 40 milyon seviyelerinde olduðuna dikkati çeken Yalçýndað, günümüzde 10 milyon civarýnda küçükbaþ hayvan kaldýðýný belirterek, þunlarý söyledi: “Besicilik ve hayvancýlýk iþsizlik için de köyden kente göçü önlemek için de bir çaredir. Þu anda hayvancýlýk için güzel bir ortam oluþtu. Süt para ediyor. Geçen yýl sütün kilosu 40 kuruþ idi, þimdi ise 90 kuruþ. Bu çok iyi bir þey. Süt para ederse hayvancýlýk geliþir. Süt para ederse inek olur, inek olursa mutlaka yavrusu olacaktýr. Süt para etmezse inek olmaz, yavrusu da olmaz. Böyle olursa et de olmaz. Bu seviyedeyken bile üretilen kýrmýzý etin ihtiyacý karþýlamama sýkýntýsý Iþýk, Türkiye’deki hukuk mücadelesinden sonuç alamayýnca, 2005’te konuyu AÝHM’ye taþýdý. Uygulamanýn Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’ne (AÝHS) aykýrý olduðunu öne süren Iþýk, Türkiye’de iç hukuk yollarýnýn “Alevilik din deðil mezhep” gerekçesiyle geri çevrildiðine dikkat çekti. Alevi ibaresinin nüfus cüzdanýna konulmasýnýn reddedilmesinin Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’nin ‘din ve vicdan özgürlüðü’ ile ilgili maddesine aykýrý olduðunu vurgulayan Iþýk, Türk mahkemelerinin, Alevilik konusunda uzman kiþi ve kuruluþlarý görmezden gelip sadece Diyanet Ýþleri’nden görüþ almasýnýn da ayný sözleþmenin ‘adil yargýlanma hakký’ ve ‘ayrýmcýlýk yasaðý’ maddelerinin ihlali olduðunu savundu. Hükümet savunmasýnda Türkiye’de 2006’dan beri, nüfus cüzdanlarýnda din belirtmenin zorunlu olmadýðýný belirtti. Bu savunmayý yeterli bulmayan AÝHM, kiþinin din ve inancýyla ilgili deðerlendirmenin devletin görevi olmadýðý, bunun devletin tarafsýzlýk ilkesine aykýrý sonuçlar doðuracaðý görüþüne vardý. Mahkeme kiþinin din ve inancýný açýklamak zorunda olmadýðýný belirtti. Türkiye’de AÝHS’nin “din ve vicdan özgürlüðü” hakkýný içeren 9. maddesinin ihlal edildiðine hükmeden mahkeme baþvuru sahibi talep etmediði için tazminat belirlemedi. Türkiye AB’ye uyum çerçevesinde 2006 yýlýnda Nüfus ve Vatandaþlýk Hizmetleri Kanununun Uygulanmasýna Ýliþkin Yönetmelik’teki deðiþiklik yaparak aile kütüklerinde din bilgisi hanesinin, kiþinin yazýlý beyanýna uygun olarak deðiþtirilmesi ya da silinmesinin önünü açmýþtý. Radikal varsa, et tüketen bir toplum haline gelirsek iyice bulunmaz bir duruma gelecek. Kýrmýzý et konusunda kaos ortamý var. Bunun bir þekilde düzenlenmesi gerekiyor.” Gelme haným sivribibere! Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncularý Federasyonu Baþkaný Yüksel Tavþan, ocakta market ve manavlarda kilosu ortalama 3 ile 3.5 liraya satýlan sivribiberin, çarliston biber ve dolma biberin kilosunun, þubat baþýnda 5 liraya çýktýðýný açýkladý. Tavþan, seralarda üretimin planlý olmamasý nedeniyle üretim geçen ay azaldýðýný ve bunun sonucu olarak da fiyatlarýn yükseldiðini söyledi. BirGün
Benzer belgeler
Rus basınında çıkan habere göre, sirkte
olan Tekel iþçilerinin umudu boþa
çýktý.Geçen hafta Baþbakan Tayyip
Erdoðan'ýn Türk-Ýþ'le yaptýðý görüþmeden
sonra Maliye Bakaný Mehmet ½imþek ile
Devlet Bakaný Hayati Yazýcý'ya Tekel
iþçilerinin d...
Öğretmene tatil yok
Anlaþma yok açlýk grevi baþlýyor
Özlük haklarý için 50 gündür eylemde
olan Tekel iþçilerinin umudu boþa
çýktý.Geçen hafta Baþbakan Tayyip
Erdoðan'ýn Türk-Ýþ'le yaptýðý görüþmeden
sonra Maliye Bakan...