türk bilim adamı biyo-robotik deprem böceği geliştirdi
Transkript
türk bilim adamı biyo-robotik deprem böceği geliştirdi
anKarapaTenT O C A K - Ş U B A T - M A R T 2 0 1 3 AR-GE, Y ENİL İK , T EK NOLOJİ, BU LUŞ, TA SARIM , MARK A 23. SAYI YIL: 4 Çocuk Para ile satılamaz Yarının mucidi ¾ O t o m o b i l U ç a r G i d e r T ü r k M a r k a l a r ı 8 9 Ü l k e d e Te s c i l E d i l e b i l e c e k Fotoğraf Kağıttan Bibloya Fikri Haklar Okullu Oluyor A B Te k K ı t a , Te k P a t e n t D ü n y a Ç e v r e O s c a r ı O D T Ü ’n ü n kaan bey ’in ajandası Patentin Rekabet Gücündeki Rolü B ir ülkede yapılan bilimsel çalışmalar ülkenin dengenin sağlanabilmesi yeniliklerin önünün rekabet gücünün sağlanabilmesi adına açılmasının en büyük etkenidir. çok önemlidir; çünkü temel bilimlerdeki Ülkemizdeki buluşları koruyan yasal düzenlemelere gelişmeler, bilimin sanayiye yansımasıyla baktığımızda gördüğümüz tablo daha çok çalışmamız hayatımızı kolaylaştırarak yaşamımıza yön gerektiğinin bir işaretidir. Bu yasal düzenlemeler verir. Ancak sadece bilimsel araştırma seviyesinde kalan 1879 yılına kadar gittiği halde, patent sisteminin Türk çalışmalar bir ülkenin rekabet gücü kazanması toplumu tarafından yeterince bilindiği, Rekabet gücü için yeterli değildir. Sürdürülebilir bir rekabet uygulandığı ve dolayısıyla buluşçularla kazandıracak gücü için, üretilecek ürünlerin ve sunulacak taklit etmeye çalışanlar arasındaki dengenin bu eylemler, hizmetlerin, öncelikle ticarileşebilecek nitelikte oldukça zaman, sağlanabildiği söylenemez. ve günümüz koşulları söz konusu olduğunda Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) emek ve para ise uluslararası pazarlarda ihtiyaçları tarafından yayınlanan istatistiklerde açıklanan gerektiren bir karşılayabilecek düzeyde olması gerekir. verilere göre, tüm ülkelerde yaşayan patent yapıdadır ve Bilimsel çalışmalara dayanan, hedefleri sayısı toplam 7 milyon 880 bindir. Türkiye’nin üstelik maceracı belirlenmiş AR-GE faaliyetleri sonucunda, buradaki yeri ise yalnız 7 bin 565 kadardır. bir ruhla tüm bu eğer yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş yatırımları riske Türkiye’de verilen patentlerin % 67 kadarı ürünler veya bu ürünlerin oluşturulması için yabancılara ait olduğu dikkate alındığında atabilmeyi de gerektirir. uygulanacak yöntemler oluşturulabilir ise ve Türkiye’nin patent varlığı 2423 kadardır. ortaya çıkan bu yenilikler bir fayda olarak Rekabet gücü açısından olay kendini gösterebiliyorsa rekabet gücü kazanılmasının değerlendirildiğinde, bilim ve teknoloji çağında yol haritası ortaya çıkmış olacaktır. Türkiye’nin uluslararası düzeyde önemli bir aktör Fakat unutmamak gerekir ki; rekabet gücü olabilmesi adına patent sisteminin doğru algılanması, kazandıracak bu eylemler, oldukça zaman, emek ve önemsenmesi ve fayda sağlayacak nitelikte uygulanması para gerektiren bir yapıdadır ve üstelik maceracı bir dileğimizdir. ruhla tüm bu yatırımları riske atabilmeyi de gerektirir. M. Kaan Dericioğlu Bu tür yeniliklerin oluşturulmasını sağlayacak yatırım Kurucu Ortak ve Genel Müdür ikliminin oluşabilmesi için ise, yasal koruma son Patent ve Marka Vekili derece önemlidir ve yeniliklerin ortaya çıkabilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Yenilikleri ortaya koyanlarla, onları takip ya da taklit etmek isteyenler arasındaki anKarapaTenT I3 içindekiler 7 16 SafeCare ile anaokulları kontrol altında Tümüyle çocukların güvenliği üzerine kurulu bir sistem olan SafeCare, kreşlerde genel güvenlik, hizmet kalitesi, gıda güvenliği ve hijyen denetleniyor. 6 Türk bilim adamı biyo-robotik deprem böceği geliştirdi Yardımcı Doçent Alper Bozkurt tarafından geliştirilen yarı-robotik, uzaktan kumandalı böcek ile deprem felaketlerinde enkaz altında kalan insanların kurtarılması mümkün olabilecek. 8 Brezilya buluşçuların önünü açıyor Ülkenin patent ofisi yeni aldığı bir kararla PCT uyarınca yapılan uluslararası patent başvurularının Brezilya’ya girişi ile ilgili önemli bir fırsat yaratıyor. 14 Fatoş İnHan: “Oğlumuza oyuncak beğenmedik, Türkiye’nin önde gelen oyuncak markası olduk.” Editör Alp Serdar Aktürk Aysu Dericioğlu Egemen Dr. Hakan Gürsu liderliğindeki tasarım ekibi Designnobis başarılarıyla dünyayı sarsıyor. 24 Ulusal İnovasyon Girişimi Mucidin Sandığı Otomobilin gerçek mucidi kim? Henry Ford mu Karl Benz mi? Yarının büyükleri için Buluşlar “Hedefe duyulan tutku, sonuç için büyük bir destek.” Dünya Çevre Oscarı Odtü’nün 26 18 İmtiyaz Sahibi Genel Yayın Yönetmeni Sorumlu Yazı İşleri Müdürü I Patent başvurularının Avrupa’da korunmasını isteyen Türk buluşçulara sevindirici haber. Ankara Patent Bürosu Limited Şirketi adına M. Kaan Dericioğlu 4 AB, Tek kıta tek patent 12 22 UİG Proje Koordinatörü Selçuk Karaata’dan “Türkiye’de özel sektör ve inovasyon.” 10 Pepee’nin Annesi Şule Bilgiç: 23 Alman ürün tasarımcıları Johannes Müller ve Johannes Marmon, çocukluk hayallerinin peşinden giderek ilginç bir tasarıma imza atıyor. 20 15 Ege’de patentler değere dönüŞÜyor Yarışmaya 42 farklı üniversiteden 79 farklı alanda 129 başvuru gerçekleşti. Yazı İşleri Ekibi Aslı Başpınar Gökçen Uzer Çengelci Gökçen Gökçe Kadir Kılavuz İletişim Ankara Patent Bürosu Limited Şirketi Göksu Evleri Sitesi Alt Çamlık Cad. No:11 (B-28/A) Anadolu Hisarı, İstanbul T: 0 216 465 78 88 F: 0 216 465 78 87 GSM: 0 532 755 1 APB (272) www.ankarapatent.com [email protected] Çeviri Yağmur Çelikkan AYPİ dergisinin imtiyaz ve yayın hakkı Ankara Patent Bürosu LTD’ye aittir. Süreli yayın olup, Üç ayda bir yayımlanır. Kaynak belirtmek suretiyle yazılar kullanılabilir. genel yayın yönetmeni 2012 Ortak Sistemlerin Yılı Oldu G eçtiğimiz yıl Ankara Patent için verimli geçti. Mevcut iş ortaklarımıza yenilerini eklerken, bir ekip gibi hareket etmenin gerekliliğini kavrayan müşterilerimizle karşılıklı olarak gücümüze güç kattık. En büyük motivasyonumuz da; fikri hakların biraz daha fazla kavranmaya başladığı yılda, gösterdiğimiz çabaların boşa kürek çekmekten uzaklaştığını görmemizdi. Çünkü son 40 yıldır, kendimizi tekrar eder halde buluyor, üniversite ve sanayi işbirliği, patent korumasının gerekliliği, markalaşmada yeniliğin ve buluşların ve de dolayısıyla patentin önemini anlatırken akıntıya karşı yüzer halde hissediyorduk. 2012 yılı ise bir dönüm noktası gibi kendini gösterdi. Bilgi ve teknoloji çağının getirdiği yeni anlayış ve ülkeler arası sınırları kaldıran ticari dinamikler akıntının yönünü değiştirmeye başladı. Uluslararası ticaretin olmazsa olmazlarından biri olan patent kavramı Türkiye’ye gelen yatırımcılar tarafından talep edilmeye başlanınca biz de artık “Patent nedir?” sorusunun ötesine geçemeyen bir algının “Patent sisteminden nasıl faydalanabilirim? Stratejik planlama ve markalaşma da patentin rolü nedir?” sorularına taşındığını gördük. Fikri haklar bilinci olarak, hala çok yolumuz olduğu ortada olsa da; fikri hakların üniversitelerde ana bilim dalı olmasının da önünün açıldığı bu güzel yılda, akıntıya karşı yüzen somon balığının lezzetini yakalamaya ise az kaldı diyebiliriz. Uluslararası düzeyde sınırların kalkışının altını çizen başka atılımlar da oldu. Amerika, Avrupa Birliği ve Japonya ortak bir anlaşmaya imza atarken, Amerika ve Avrupa Birliği patent sınıflandırmalarını uyumlayarak yeni bir sınıflandırma sistemi ortaya koydu. Bu gelişme, daha hızlı ve kolay patent araştırmaları yapabilmek adına uluslararası düzeyde verimliliği arttırmada önemli bir rol oynayacak. Fikri Haklar alanında 2012 yılının yıldızı olmaya hak kazanan gelişme ise, Avrupa’da uzun yıllardır süregelen bir hayali gerçeğe dönüştürmek adına önemli adımların atılması oldu. Ortak pazarı sağlamlaştırmaya çalışırlarken, ekonomik krize çare olarak görülen yeniliğin önüne ket vuran Avrupa patent sisteminin yüksek maliyetlerini düşürmek şarttı. Uzun yıllardır konuşulan fakat bir türlü ortak noktaya ulaşılamayarak gerçekleştirilemeyen Ortak Patent’i hayata geçirmek için kollar sıvandı ve her türlü tartışmaya rağmen Ortak Patent’in ortak yolu bulundu. İlerleyen sayfalarımızda detaylarını bulabileceğiniz bu yeni sistem Türkiye’nin girişimcileri için de çok avantajlı. Çünkü bu sistemin 2014’te yürürlüğe girmesiyle, çok çok daha ucuza Avrupa Birliği’nin tüm ülkelerinde koruma sağlamak mümkün olacak. Son olarak bizim için en değerli olarak nitelendireceğimiz bir gelişmeyi de Ekim ayında yaşadık. Hakan Gürsu ve ekibi, Avrupa Birliği’nin uluslararası tasarım yarışmasının yayınladığı ilk 100 en iyi tasarımcı listesinde aldığı 22 ödülle Türkiye’yi 2. sıraya taşıdı, üstelik alınan ödül sayısından ziyade jüri puanları söz konusu olduğunda 1. sırada olan Amerika’yı da geride bıraktık. Hakan Gürsu ve ekibine, geleceğe ümitle bakmamızı sağlayan bu müthiş başarılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. 2013 yılında bu gelişmeleri bir adım öteye taşındığını görebilmek dileğiyle... Aysu Dericioğlu Egemen Genel Müdür Yardımcısı Patent ve Marka Vekili anKarapaTenT I5 buluşlar geçidi O tomobil uçar gider Trafikte saatlerce kalmak artık tarihe karışıyor. Bilim kurgu ve aksiyon filmlerinde kullanılan uçan otomobiller artık hayal ürünü olmaktan çıkıyor. Amerikan Terrafugia şirketi, geliştirdiği uçan arabanın testlerde başarılı olduğunu açıkladı. Transition ismi verilen araç, sekiz dakikalık sürede 426 metre havada kalmayı başardı. 787 km durmaksızın uçabilen araç kanatları açıkken 8 metre, kapandığında ise sadece 2.3 metre genişliğinde. 15 km’de 1 litrelik benzin yakan aracın tek eksiği ise henüz yerden havalanma özelliğinin olmaması. Bunun sebebi ise aracın uçmak için hızlanması gereken 763 metrelik bir piste ihtiyaç duyması. Satış fiyatı 279 bin dolar olan bu aracı üreten firma, şimdiden 100’ü aşkın müşteriden 10 bin dolar depozitoyla ön sipariş aldı. Bu yıl ilk teslimatları yapılacak araçla ilgili şirket yetkilisi Winfield Keller “Beş yıl sonra herkes çizgi film Jetgiller’deki gibi uçan araba kullanmayacak. Ancak 10-15 yıl içinde kullanım yaygınlaşacak” diyor. Şirket uçan arabaya polis ve sınır bölgesinde görev yapan güvenlik birimlerinin ilgi göstermesini hedefliyor. kaynak: www.terrafugia.com 6 I buluşlar geçidi Fotoğraf Sanatı kAğıttan bibloya Stüdyoda çektirilen geleneksel fotoğrafların aksine Japonya’da 3D Omote Fotoğraf Stüdyosu müşterilerin biblolarını yapıyor. Ocak ayının sonuna kadar devam edecek olan Eye of Gyre Sergisi’nde yer alan 3D Omote kabini ziyaretçi akınına uğruyor. Süreç üç etaptan oluşuyor. İlk önce 3 boyutlu kamera aracılığıyla kişi tepeden tırnağa taranıyor. İkinci aşamada, bilgisayara yüklenen özel program sayesinde şablon yaratılıyor. Son aşamada ise, 3D yazıcı aracılığı ile fotoğrafı çekilen kişinin hacimsel görüntüsü elde ediliyor. 15 dakika süren tarama işlemi sırasında fotoğrafı çekilenin hiç hareket etmemesi gerekiyor. Bu nedenle çekimlere 6 yaşın altında çocukların ve evcil hayvanların katılmaması tavsiye ediliyor. 10 santimi 265 dolar, 15 santimi 530 dolar olan biblolarda ahşap, porselen, plastik gibi malzeme seçenekleri de sunuluyor. Türk bilim adamı biyo-robotik deprem böceği geliştirdi Kuzey Carolina Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği Departmanında görev alan Yardımcı Doçent Alper Bozkurt tarafından geliştirilen yarı-robotik, uzaktan kumandalı böcek Deprem sonrasında bir bina enkazında hayatta kalanlara ulaşabilmek için bu ile deprem felaketlerinde robotlar ideal arama araçları olabilecek. enkaz altında kalan insanların kurtarılması mümkün olabilecek. Gerçek bir böceğin sırtına 0,7 gram ağırlığında bir mikroişlemci yerleştiriliyor ve bu aygıt, anten ve algılayıcılar içeriyor. Cihaz, bir mikro kontrol biriminin yer aldığı ince ve sert devre kartı, sinyal alıcısı, uyarı elektrotlarını bağlayan minyatür fişler ve lityum-ion polimer bataryadan oluşuyor. Uzaktan kumanda ile yönlendirilen cihaz sayesinde hamamböceği kavisli bir hat boyunca, çok düzgün bir şekilde yürütülebiliyor. Kamera da taşıyabilen “biyo-robotik böcek” için Bozkurt, felaket anlarında olduğu gibi yüksek derecede belirsiz ve değişken durumlarda çalışabilecek çok küçük boyutlu robotlar yapmanın zorluklar içerdiğini, robotlar yerine biyorobotik hayvanlar geliştirmeye yöneldiklerini ifade etti. Alper Bozkurt, geliştirdiği robot için “Doğal yürüyüşünü yönlendirmek için hamamböceğinin robotik antenine titreşimler göndererek görünmez bariyerler oluşturuyoruz. Böceğin bir tarafından gelen uyarıcı sinyal, onu diğer tarafa gitmeye zorluyor” şeklinde konuştu. Yarı-robot hamam böceği, felaket bölgelerinde bilgi toplama ve arama kurtarma amacıyla kullanılabilecek. kaynak: www.ncsu.edu Evde bulut mu var, bu ne dumandır? Hollandalı sanatçı Berndnaut Smilde, kapalı ortam içerisinde durabilen küçük ve mükemmel bir bulut yapmayı başardı. Ortam sıcaklığını, nemini ve aydınlatmasını büyük bir titizlikle hazırlayarak uygun atmosferik koşulları sağlayan sanatçı, daha sonra bir sis makinesi kullanarak yapay bir bulut ortaya çıkarttı. Kapalı alanda havada birkaç dakika asılı durabilen bulutlar, Smilde tarafından fotoğraflandı. kaynak: www.berndnaut.nl kaynak: www.omote3d.com anKarapaTenT I7 fikri’yat Madrid Protokolü ile gelen kolaylık yayılıyor Filipinler, Kolombiya ve Yeni Zelanda Madrid Protokolü’ne katıldı. Meksika ise Şubat ayında protokole dahil olacak. U luslararası marka tescili kapsamında WIPO üzerinden yapılan başvuru sistemine; Filipinler 25.07.2012, Kolombiya 29.08.2012, Yeni Zelanda 10.12.2012 tarihinde katıldı. İhracatçılarımız tarafından özellikle beklenen Meksika’nın katılımı ise 19.02.2013 tarihinde hayata geçecek. Bu sayede Türkiye’de tescilli veya başvuru aşamasındaki markalar, Madrid Protokolü Sistemi uyarınca 89 ülkede tescil işlemlerine başlayabilecek. Madrid Sistemi, Türkiye’nin 01.01.1999 tarihinde Madrid Protokolü’ne üye olması ile birlikte, tek bir başvuru ile Avrupa Birliği de dahil Protokole taraf birden fazla ülkede koruma sağlayan bir sistemdir. Madrid Protokolü uyarınca Uluslararası Marka Tescil işlemleri için yetkili ofis İsviçre Cenevre’de bulunan Dünya Fikri Haklar Örgütü’dür (WIPO - World Intellectual Property Office). Tescil, isteğe göre üye ülkelerin bazılarını veya tamamını kapsayabilmektedir. Bu sistem uyarınca başvuru yapabilmek için Türkiye’de aynı marka için bir marka başvurusu veya tescile sahip olmak gerekmekte ve uluslararası tescil, beş yıl boyunca Türkiye’de yapılan başvuru veya alınan tescile bağımlı olmaktadır. Dolayısıyla TR başvuru veya tescili geçersiz olduğunda, uluslararası tescil de geçerliliğini kaybedecektir. Ancak, beş yılın sonunda uluslararası tescil bağımsız hale gelecektir. www.wipo.int kaynağındaki haber esas alınmıştır. Brezilya buluşçuların önünü açıyor Brezilya Patent Ofisi’nin yayınladığı karara göre Patent İşbirliği Andlaşması (PCT) uyarınca yapılan uluslararası patent başvurularının Brezilya’ya girişi ile ilgili önemli bir fırsat doğuyor. Gerekli özenin gösterilmesine rağmen ilk başvuru tarihinden itibaren 30 ay geçmesine karşın ülke aşamasına geçemeyen başvuru sahiplerine haklarını geri temin etmeleri için fırsat tanıyan ofis, 12 ay ek süre tanıyacağını açıkladı. Ek sürenin temin edilebilmesi için ise, süre uzatımı başvurusu ile birlikte gecikmenin sebebini açıklayan belgelerin Brezilya Patent Ofisi’ne sunulması gerekmekle birlikte, talebin patent ofisi tarafından kabul edilmemesi halinde ise alınan karara 60 gün içerisinde itiraz etme olanağı söz konusu. www.wipo.int/pct kaynağındaki haber esas alınmıştır. 8 I fikri’yat Fikri Haklar okullu oluyor Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Fikri ve Sınai Haklar Anabilim Dalı kurulmasına karar verildi. Tezsiz yüksek lisans programı da önümüzdeki eğitim sezonunda öğrenci kabul etmeye başlayacak. Ç ok yakın bir süreye kadar üniversitelerimizde fikri haklar üzerine herhangi bir anabilim dalının olmayışı, bu alanda gerçekten donanımlı ve derin bir bilgiye sahip bireyler yetiştirmek adına büyük bir eksiklikti. İş hayatının her adımında ihtiyaç duyulan bu alan, rekabet gücünün sürdürülebilmesinin çok zor olduğu günümüzde, tüketici gözünde farklılaşma ve markalaşma süreçlerinde çok önemli ve eğer zamanında müdahale edilemezse geri dönüşü olmayacak katkılar sağlıyor. Yapılan araştırmalara bakıldığında, bir şirketin değerinin yüzde yetmişlere varan kısmının maddi olmayan mallar; yani buluşlar, markalar, ticari sırlar, tasarımlardan ve bilgi ve deneyimlerden oluşması da bu konunun ne denli önemli olduğunu ciddi bir boyutta vurguluyor. Bu maddi olmayan değerlerin, en doğru şekilde korunması, değerlendirilmesi ve hatta stratejik planlamada ön sıralarda yer alması büyük bir önem taşıyor. Etkin bir fikri haklar portföyü kullanımı, bilgi ve teknoloji çağı olarak nitelendirilen çağımızın tüm gerekliliklerinin hem oluşturulmasında hem de korunmasında en önemli rollerden birini üstlenirken, Apple ve Coca-Cola gibi dünyanın en değerli markaları da, bu portföyü en başarılı şekilde kullananlar arasından çıkıyor. İşte tüm bu nedenlerle, bilimin ve teknolojinin, inovatif çözümler ortaya koymanın ve bunların sonucunda oluşan fikri hakların korunmasının üniversitelerimizde yer bulması gerekliliği ülkemizin rekabet gücü açısından alarm çanları çalıyordu. Çok yakın zamanda ise, çok sevindiren bir gelişme yaşanarak, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Fikri ve Sınai Haklar Anabilim Dalı kurulmasına karar verildi ve yine aynı bölümde tezsiz yüksek lisans programı 2013-2014 eğitim-öğretim yılında öğrenci kabul etmeye başlayacak. Üniversitelerde bu alanda daha kapsamlı çalışmalar yürütülmesinin bu zamana kadar hep arzu edilen bir konu olduğu düşünüldüğünde, bu talebin gerçekleşmesi adına atılan bu somut adımlar da ülkemiz açısından son derece mutluluk verici. Ankara Patent olarak bizler de diliyoruz ki bu önemli gelişme, Türkiye’de fikri haklar bilincinin gelişmesi ve gelecek nesillerin bu alanda gerçekten derinlemesine bir bilgi birikimine sahip olmaları açısından kilometre taşı olur. www.ankara.edu.tr kaynağındaki haber esas alınmıştır. Çin 2012’de 1,26 Milyon Patent Verdi Çin Patent Ofisi’nin 2012 yılında yurtiçi ve yurt dışından yapılan tasarım, patent ve faydalı model başvurularının 1,26 milyonuna belge verdiği açıklandı. Yapılan açıklamada, bu rakamın geçen yıla oranla yüzde 31 arttığı, kuruluşun 2,05 milyon başvuru aldığı kaydedildi. Ülkede patent sayısının yüzde 26 oranında arttığı ve bu alanda 217 bin patent verildiği de belirtildi. Çin’in ana kesiminde 2012 sonu itibariyle 435 bin patent bulunuyor. www.ticaretgazetesi.com.tr kaynağındaki haber esas alınmıştır. anKarapaTenT I9 fikri’yat Patent başvurularının Avrupa’da korunmasını isteyen Türk buluşçulara sevindirici haber: Ortak pazar, ortak patent 2014 yılının Ocak ayında yürürlüğe girecek olan ortak patent uygulaması ile AB’de patent sahibi olabilmenin bedeli 32.000 avrodan, 6500 avroya kadar geriliyor. A vrupa Birliği tek tip patent uygulamasına yeşil ışık yakıyor. Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamada, üzerinde yaklaşık 30 yıldır tartışılan ortak patent uygulamasına onay verildi. Ortak patent uygulamasıyla özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin buluşlarının daha iyi korunması hedeflenirken, patent fiyatlarının da düşmesi bekleniyor. Patentlerin AB ülkelerinde ayrı ayrı kayıt altına alınmasını gerektiren eski sisteme göre süreç ABD’ye oranla yüzde 18, Çin’e oranla 60 kat daha maliyetliydi. Anlaşmaya ilk etapta, 27 AB ülkesinden 25’i katılacak. İtalya ve İspanya, şimdilik uygulamanın dışında kalmayı seçti. Bu iki ülke, ortak patentlerde sadece İngilizce, Almanca ve Fransızca’nın kullanılmasına karşı çıkıyor. Konuyla ilgili olarak Avrupa Adalet Divanı’na itiraz eden iki ülkenin itirazı reddedildi. Uygulamaya göre, AB üyesi ülkelerdeki şirketler Birlik düzeyinde geçerliliği olan ortak patentler alacak. Patent anlaşmazlıklarına karar verecek kuruma hangi ülkenin ev sahipliği yapacağı sorunu Almanya, Fransa ve İngiltere arasında yaşanıyordu. Ancak AB liderleri bu anlaşmazlıkların da üstesinden geldi. Buna göre; kimya, ilaç ve insani gereksinimler Londra’da; ileri mühendislik alanına Münih mahkemesi bakacak. Mahkemenin merkezi ise Paris’te olacak. Bu mahkemelerde gerçekleşen yargı sürecinin sonucu tüm üye ülkelerde geçerli olacak. www.epo.org kaynağındaki haber esas alınmıştır. Ortak Patent Sınıflandırma Sistemi (CPC) yürürlüğe girdi A vrupa Patent Ofisi ile ABD Patent ve Marka Ofisi; her iki ofisin mevcut sınıflandırma sistemlerini uyumlu kılmak amacıyla ortak bir sınıflandırmaya yönelerek; Ortak Patent Sınıflandırma Sistemi’ni (CPC) oluşturdu. Her ikisi de son derece gelişmiş patent sınıflandırma sistemlerine sahip olan iki ofisin en iyi uygulamalarını bir araya getirmek amacıyla oluşturulan 10 I bu iddialı sistem; uluslararası düzeyde uyumlu olan güncel bir sınıflandırma sistemi sağlayacak. 2013 Ocak ayı itibariyle diğer patent ofisleri ile halkın kullanımına açık hale geldi. Sistem aynı zamanda Dünya Fikri Haklar Örgütü tarafından uygulanan Uluslararası Patent Sınıflandırması standartları ile uyumlu olacak şekilde düzenlendi. www.epo.org kaynağındaki haber esas alınmıştır. fikri’yat Sigara markaları, mal ve hizmet isminde kullanılamayacak İ şletmelerin isim, marka, amblem, logo ve ayırt edici diğer özellikleri tütün ürünlerini çağrıştırmayacak, tütün ürünlerinin adı başka bir mal ve hizmet isminde kullanılamayacak. 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkındaki Kanun’un 3’üncü maddesinin 15’inci fıkrasındaki hüküm 20 Kasım 2012 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlandı. Bahsi geçen düzenleme ile sigara adları ve bu adlara çağrışım yapan adlar, kıyafet, aksesuar, içki, kahve, parfüm vb. hiçbir üründe kullanılamayacak. Bu düzenleme ile sigara markaları başvuru sahiplerinin farklı bir ürün ve hizmette de aynı isim ile faaliyete geçebilmesi mümkün gözükmüyor. Bu kararda düzenlenen kısıtlama ve yasaklara aykırı hareket edenler ile bu kişilerin fiillerine iştirak edenler, TAPDK tarafından 50 bin liradan 250 bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılacak. İdari yaptırım kararına rağmen aykırılığı gidermeyenler hakkında ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca tekerrür hükümleri uygulanacak. Dünyada ilk kez Türkiye’de yürürlüğe giren bu düzenlemenin Avusturalya başta olmak üzere çok sayıda ülkenin gündeminde olduğu da açıklandı. www.resmigazete.gov.tr kaynağındaki haber esas alınmıştır. TPE, WIPO Genel Kurulu’na katıldı WIPO’nun bu yıl 50.’si gerçekleştirilen ve binden fazla delegenin katılım sağladığı Genel Kurul Toplantılarına TPE Başkanı Prof. Dr. Habip Asan Başkanlığındaki Türk Heyeti de katıldı. Prof. Dr. Habip Asan, dünyada fikri haklarının artan önemine paralel WIPO’nun bu alandaki liderlik rolünün önemine dikkat çekti. Türk Heyet, Genel Kurul Toplantılarının yanı sıra, ulusal patent ofisleriyle ve uluslararası kuruluşlarla yoğun temaslarda bulundu. Çin Patent Ofisi (SIPO) ile yapılan ikili görüşmelerde iki ülke arasında geçmişe dayanan dayanışma ve ortak çıkarlar dikkate alınarak, 2008 yılında imzalanan Fikri Haklar İşbirliği Anlaşmasının güncellenerek etkin biçimde uygulanması gibi konular konuşuldu. Ayrıca, SIPO tarafından düzenlenen seminerlere Türkiye’den uzmanların katılımının sağlanması, işbirliğinin temel şartı olan ülkeler arası kesintisiz iletişim için ofislerde karşılıklı temas noktalarının belirlenmesi konularında mutabık kalındı. Birleşik Krallık Fikri Haklar Ofisi’yle yapılan üst düzey görüşmede karşılıklı işbirliğinin, yakın ilişkilerin devam ettirilmesi ve özellikle endüstriyel tasarımların korunmasının geliştirilmesi konusunda atılabilecek adımlar görüşüldü. www.tpe.gov.tr kaynağındaki haber esas alınmıştır. anKarapaTenT I 11 k a p a k [ç o c u k ] r ö p o r t a j Rüzgar’ın Kızı, Pepee’nin Annesi Ayşe Şule Bilgiç Hedefe duyulan tutku, sonuç için büyük bir destek Türkiye’de çok sevilen bir çizgifilm karakterinin yaratıcısı olan Ayşe Şule Bilgiç, Pepee oyuncaklarının taklitlerinden uzak durulması gerektiğini söylüyor. Korsan üretimi emek ve fikir hırsızlığı olarak niteleyen Bilgiç, anne ve babaları bu tür ürünlerde kullanılan maddeler ile de çocuğun sağlığını bozabilecek birçok zehre karşı da uyarıyor. Bu n kapak ızı yım sa nu konusu yarının buluşçuları olacak olan tent çocuklara ayırdık. Ankara Pa ve toş Fa ile beraber çalışan Pepee, ıcıları rat ya n ını lar Safecare marka ile söyleşiler gerçekleştirdik. ından Dergimizin sevilen kısımlar biri olan yeni buluşlar sayfalarımızı da çocuklara ayırdık. 12 I A y ş e Ş u l e B i l g i ç [ D ü ş y e r i A n i m a s y o n] T elevizyon dizilerinin sevilen yüzü olarak tanıdık onu. Ardından Türkiye’nin en popüler olan çizgifilm kahramanı Pepee’nin yaratıcısı olarak hayatımıza girdi. Ayşe Şule Bilgiç ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. APB: Ayşe Hanım Merhaba, binlerce çocuğu ekran başına çeken bir çizgi film karakterini yaratmak nereden aklınıza geldi? AŞB: Türk çizgi filmlerinin olmayışı eskiden beri hayıflandığım bir konuydu. Yıllar sonra Kıraç’ın da aynı konuyu dert edindiğini gördüm ve birbirimize “Kimse yapmıyorsa da biz neden yapmayalım?” sorusunu soracak cesareti verdik. Hazır bir sektörün, yetişmiş insan gücünün olmaması; alt yapı ve desteğin olmaması ve ortaya çıkan ekonomik tablo Türkiye’de neden çizgi film yapılmadığının cevabını net olarak veriyordu ama biz görünenden ürkmeyip düşümüzün peşine düştük. Pepee sadece bir çizgi film karakteri olmaktan çıkarak, hayatımızın önemli bir parçası oldu. En çok satan çocuk dergilerinden biri, oyuncak mağazalarında satılan pelüş bebekten, plastik bardağa kadar çeşit çeşit oyuncaklara dönüştü. Bu süreçte özellikle nelere dikkat ettiniz, nelerden taviz vermediniz? Bir çizgi filmin yaşamın her alanına hitap eden bir markaya dönüşmesi için çok farklı faaliyetleri bir arada yürütmek gerekiyor. Biz tüm bu yolların başında kendi çocuğumuza vermeyeceğimiz, yedirmeyeceğimiz, kullandırmayacağımız hiçbir şeyi Pepee’nin dünyasına sokmama kararı aldık. Bu ticari anlamda akıl almaz bir taviz gibi görünüyor ama Düşyeri Çizgifilm ve Animasyon Stüdyosu olarak, kendimize içimize sinen işi yapma, sinmeyeni yapmama lüksünü tanıdık. Annelik güdülerini, açgözlü olmayan ama çok profesyonel bir markalaşma süreci ile birleştirince ortaya bir sürü istisnai değeri olan Pepee markası çıktı. Bu ürünlerin başkaları tarafından taklit edilmesi ile nasıl mücadele ediyorsunuz? Korsan üretim çok büyük bir sorun. Korsan emeğin hırsızlığı, devletten çok ciddi vergi hırsızlığı, terörist yasa dışı yapılanmaların geçim kaynağı; hepsini bir tarafa bırakın çocukların sağlığı için doğrudan bir tehdit. Orijinal bir ürünle sahte bir ürün arasındaki farkın sadece görsel, işitsel olduğunu düşünebilirsiniz ama kumaşından boyasına, dolgu maddesinden mekanik aksamına kadar her santimi ayrı bir tehdit. Boyalarda, baskılarda çok yüksek oranda kanserojen madde mevcut, bu ürünlerde çok ciddi hijyen problemleri var. Örneğin Pepee bebeğinin dolgu maddesi bile onlarca teste tabi iken korsan, sanayi artıkları denen çöp süngerlerle dolu; artık bunlarda depolarda bulunan fare zehri mi ararsın; böcek ilacı mı? Ailelerden çocuklarını eline ne olduğu belirsiz bu ürünleri vermemelerini önemle rica ediyoruz. Düşyeri olarak biz olanca gücümüzle hukuki savaşımızı veriyoruz ama en büyük görev anne ve babalarda. “Türkiye’nin On Başarılı Genci” yarışmasında “Global Girişimcilik Haftası Özel Ödülü” kategorisinde ödül aldınız. Bu başarınızı neye bağlıyorsunuz? Yaptığımız girişimin yarattığı toplumsal fayda gözetilmiş olabilir. Bizim çizgi film yapmaya başladığımız günlerde bu sektör, ticari anlamda o kadar var olunması imkansız bir durumdaydı ki, yakın çevremiz bu girişimi “delilik” olarak nitelendirdi. Biz de bu ahval içinde damarlarımızdaki asil kana güvendik. İlkleri başarmak çok zordur, siz bu başarıya giden yolda nelerle mücadele ettiniz? Bu yolda karşınıza çıkan engeller nelerdi ve bu engelleri nasıl aştınız? Üretmek için giriştiğimiz ürünün bir alıcısı yoktu. Daha doğrusu milyonlarca Türk ailesi böyle bir projeyi zaten bekliyordu ama yerli bir çizgi filmi alıp yayınlayacak bir kanal yoktu. Çünkü Türkiye’de çizgi film yapmak inanılmaz pahalı. Ayrıca sanat için yapılan temel uğraşlar ve reklam animasyonlarını bir kenara koyarsak çizgi filmin nasıl yapıldığını bilen iş gücü yoktu. Çizgi film yapmak konusunda umutsuz ama tutkulu ve de çok yetenekli gençlerle, evladına Türk çizgi filmi izletmek isteyen aileler arasında bir köprü olduk. Burada en büyük şansımız üretime geçtiğimiz dönemde TRT Çocuk kanalının kurulması oldu. TRT Çocuk’un Pepee’ye katkısı da yadsınamaz. Genç girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Genç girişimcilere hedefe duyulan tutkunun sonuç için büyük bir destek olduğunu söylemeliyim. Girişimcinin hayatında hissettiği bir boşluğu doldurmak üzere yola çıkması ve yılmaması önemli. anKarapaTenT I 13 k a p a k [ç o c u k ] r ö p o r t a j Affan Dede’ye para saydım gidip Fatoş Oyuncak aldım B aşlığımızda ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı’ya atıfta bulunuyor olsak da özellikle bir döneme Fatoş Oyuncak damgasını vurdu. Eczanelerde başlayan daha sonra kırtasiye ve oyuncakçılarda satışa sunulan Fatoş Oyuncak da uzun yıllardır Ankara Patent’in hizmet verdiği bir marka. Oyuncak sektörünün ilk Türk firmalarından biri olan Fatoş’un yaratıcısı ve isim annesi Fatoş İnhan ile bugünlere gelme sürecini konuştuk. APB: Henüz yirmili yaşlarınızda başladığınız girişimcilik kısa bir zaman içerisinde tüm ülkece takip edilen bir furyaya dönüştü. Türkiye’nin en sevilen oyuncak markasının tasarım ve üretimlerine imza attınız. Bu süreç hakkında bilgi verebilir misiniz? Fİ: Eşimle 41 yıl önce, oyuncak sektörünün ne durumda olduğunu, bir yaşındaki oğlum Osman’a oyuncak almak istememizle fark ettik. Çocuğun gelişiminde oyuncağın önemini çok iyi biliyorduk. Ancak o yıllarda piyasada, almaya değer hiç bir ürün yoktu. Pedagojik açıdan doğru oyuncak bir yana, satılan oyuncaklar sağlık açısından da sakıncalıydı. Bilinçsizce, çocuğu sadece oyalamak amacı ile satılan ürünler ehil olmayan insanların elinden çıkıyordu. O yıllarda, mimar olan eşim konut yapıp satmaktaydı. İnşa etmiş olduğu binalardan birinin alt katındaki 60 m2’lik bir dükkân henüz satılmamıştı. Oyuncak üretimine orada başlayabilme düşüncesi bana cesaret verdi. İlk olarak çok küçük çaplı bir piyasa araştırması yaptık. Arkadaş, akraba çevremizden değişik yaş ve sosyo-ekonomik gruplar oluşturarak, daha önceden evde hazırladığımız ürün numunelerini sergileyip sorularımızı sorduk. Sonuç şaşırtıcı şekilde olumluydu! Hem çok mutlu oldum, hem de çok heyecanlandım ve biraz da ürktüm açıkçası. Üretme isteğim çok güçlüydü ama aynı zamanda fikri dehşet vericiydi. Çocuklar için oyuncak üretmeye kalkışmak ne kadar büyük bir sorumluluktu. İlk ürünlerimiz çocuklara gülümseyen, onların en iyi dostu olacak 6 çeşit yumuşak hayvan oldu. Başlangıçta üretimi çok küçük çapta da olsa başarmıştık. Ancak ürettiğimiz ürünleri satacak sadece iki oyuncak mağazası vardı. Bir gece bütün dükkanların kapalı olduğu saatte İstanbul’u dolaşıp nerelere satabileceğimizi araştırdık. Ertesi gün ürünlerimiz; Osmanbey Vepa Mağazası, Taksim Eczanesi ve başka eczanelerdeki vitrinlerde yerlerini almışlardı. Bir yıl sonra, sıra dünyada oyuncağın ne durumda 14 I Dünya’da buluş ve tasarım alanında, bilim adamları kadar annelerin de çok büyük emekleri bulunuyor. Oğlu Osman için oyuncak beğenmeyip fabrika kuran Fatoş İnhan “Salt üretici kimliğinden çıkarak tasarıma; kaliteli, çekici, yenilikçi ve orijinal ürünler üretmeye başlamalarının, Türk firmaları için bu koşullarda en isabetli yol olacağı” kanısında olduğunu söylüyor. olduğunu araştırmaya geldi. Bir aya yakın bir süreyi Avrupa ülkelerinde oyuncak mağazalarını araştırmakla geçirdik. Ayrıca ülkelerin ayrı ayrı “Oyuncak Normları” konusundaki dokümanlarını topladık. Sektör dergilerinin hemen hepsine abone olup, bir yılın gerisine dönük nüshalarını yüklendik ve döndük. İncelemelerimiz sonucunda Türkiye’nin bu konuda ne durumda olduğu gerçeği daha da vahim bir şekilde önümüze serilmişti. İki yıl üstüste Nürnberg Fuarı başta olmak üzere Avrupa oyuncak fuarlarını ziyaret ettik. Bu arada gerek tasarımlarımız gerekse tekniğimiz gitgide gelişmekteydi. Ve artık biz de Nürnberg oyuncak fuarında yer alıp şansımızı denemeliydik. Nitekim 1975 yılı ilk fuar katılımımız çok başarılı geçti. Fuarın girişinde Türk bayrağının ilk kez dalgalandığını Fatoş İn h a n [Fatoş Oyunc a k] görmek, duygusal açıdan da çok güzeldi! Yıllar içinde yumuşak PVC bebek üretimi, buna bağlı olarak da tam teşekküllü bir kalıphane gereği ile Topkapı’da 2500 m2’lik bir fabrika binasına taşındık. Hem tasarımlarımızın özgünlüğü hem de dünya standartlarına uygun üretimimiz nedeni ile yıllar içinde devamlı büyüme kaydettik. 1984 yılında, 13 yıldır omuz omuza, tüm gelişmelerimizin heyecanını birlikte yaşadığım hayat arkadaşımı, en iyi dostumu kaybettim. Artık beni yalnız, uzun bir yol bekliyordu. Bu arada bir kızım ve bir oğlum daha olmuştu. Onların gücü ve diğer tüm çocukların bana verdiği güçle yoluma devam ettim. Kısa bir sürede fabrika kapalı alanı 7500 m2’ye, çalışan sayısı da 360 kişiye çıktı. İlk yerli manken bebek üretimi 1990 yılında gerçekleşti. Bu bebeklerin televizyon reklamı da Türkiye’de yapılan ilk oyuncak reklamıydı ve bize “Kristal Elma” kazandırdı. Çocukların oyun dünyasında bu kadar yer edinen oyuncakları tasarlarken, neleri dikkate aldınız, nelerden esinlendiniz? Oyuncak bence tasarımı en keyifli ama bir o kadar da dikkat edilmesi gereken işlerden biri. Tasarlarken önceliğim; ürünün çocuğa zarar vermeyecek olması. Sonrasında hem çocuğu eğitecek hem de onu sosyal yaşama hazırlayacak, estetik açıdan çocuğa iyi örnek olacak ve onu neşelendirecek ürünler yapmak. TSE oyuncak standartları, test edilebilir nitelikte. Ancak işin pedagojik yönü gerçek bir uzmanlık konusu. Fatoş olarak bu konuda uzmanlardan devamlı danışmanlık aldık. Kadınların iş hayatında fazla etkin olamadığı bir dönemde, siz büyük bir başarıya imza atarak “Dünyanın En Önde Gelen Kadın Girişimcileri” ödülünü aldınız. Bu başarınızın sırrı nedir? Kadın olarak, başarılı olmamın bence en önemli nedeni -belki de başlangıcı demeliyim- çocukluğumdan başlıyor. Babam, çocuklarının kişiliğine saygılı, inanılmaz cesaret ve destek veren bir insandı. Evlendikten sonra da eşim aynen babam gibi bana güvenen, beni takdir edip cesaretlendiren hayatımdaki ikinci desteğim oldu. Kadın olmak, benim için aksine avantaj oldu çoğu kez. İş yaşamında çok fazla kadın olmadığı için, konuşmalarım, isteklerim daha ilgi ile dinleniyordu. Ancak ben de iş yaşamında asla kadınlığımın arkasına sığınmadım. Erkeklerle aynı koşullarda, onlar kadar, hatta onlardan daha çok çalıştım. Annelik görevimi de zamanımı etkin kullanarak başardım. Yeni girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir? Yeni girişimcilere en önemli önerim, asla kolaycılık ve taklitçiliğe yönelmemeleri. Orijinali gerçekleştirmek kolay olmayabilir ama bence gerçek başarıya giden uzun yol bu gerçekte yatıyor. Bazen kendi kendime “İyi ki taklit eden değil, taklit edilenim” diyorum. Girişimcilik aslında insanın doğasında olan bir olgu. Onu yeşertmek, beslemek gerek. Bunun için de özellikle yakın çevrenin rolü çok önemli. Girişimciyi cesaret ve güvenle desteklemenin çok yararlı olacağı görüşündeyim. Ancak, girişimcinin iyi yapılmış bir fizibilite sonrasında işe başlaması gerçeğini de pek tabii gözden kaçırmaması gerekiyor. Girişimcilikte her türlü araştırma sonucu olumlu görünse de benim önerim, ileri yaşları beklemeden, bir anlamda enerji ve cesaretin en yüksek olduğu genç yaşları çok geçirmemeleri. Çin’in aktif rolü ile üretim maliyetleri açısından değişen dünya dinamikleri sizi nasıl etkiledi? Çin’in aktif rolü, özellikle Avrupa ülkelerinde de olduğu gibi ülkemizi de çok etkiledi. İthalatın serbest kaldığı 80’li yılların başında Türkiye Çin’den gelen her türlü kalitesiz, ucuz ürünün çöplüğü durumuna geldi. Gelişmekte olan ülkemizde tüketiciler yeteri kadar bilinçli olmadığından, maalesef oyuncakları satın alıp çocuklarına verdiler, sağlığa zararlı tekstili giydiler, kanserojen kaplarda yemekler pişirdiler. Tam anlamı ile haksız rekabet sonucunda pek çok sanayi kuruluşu kapılarına kilit vurmak zorunda kaldı. Serbest piyasa ekonomisinin gereği olarak elbette ithalat yapılacaktı. Ancak gelişmiş ülkeler gibi satın alırken standartlarımızı bizim belirlememiz gerekirdi. Yıllar sonra tedbirler alınmaya başladı ama ne yazık ki çok geç kalındı. Ancak bu noktada sadece tüketiciye yüklenmek doğru değil. Üreticilerin de topluma karşı bir takım sorumlulukları var. Örneğin birçok firma Türk piyasasının yanında Avrupa ve ABD’ye de üretim yapıyor. Ancak ihraç ettikleri ve Türk piyasasına sundukları ürünler hem kalite, hem tüketiciye saygı, hem de doğaya duyarlılık gibi konularda birbirinden çok farklı. Özellikle kurumsal imaj ve tasarımın gereksiz birer kalemmiş gibi algılanması ve bunlara gereken özenin gösterilmemesi sonucunda başta yeni nesil olmak üzere, halkımızın büyük bir kısmı yabancı marka ürünlerinin tüketimine daha meyilli. İşin acı tarafı, bakıyorsunuz, bir çoğunun etiketinde “Made in Turkey” yazıyor. Türkiye bir dönem yabancı piyasa için, üretim anlamında fiyat bakımından cazip bir seçenekti. Ancak Çin’in güçlendiği ve global piyasa şartlarının değiştiği bu dönemde Türk firmalarının da artık stratejilerini güncelleştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Salt üretici kimliğinden çıkarak tasarıma; kaliteli, çekici, yenilikçi ve orijinal ürünler üretmeye başlamalarının, Türk firmaları için bu koşullarda en isabetli yol olacağı kanısındayım. anKarapaTenT I 15 k a p a k [ç o c u k ] r ö p o r t a j Anaokulları SafeCare ile denetim altında Ç ocuklarımızı teslim ettiğimiz anaokulları, yuvalar nasıl denetleniyor? Bizler çocuklarımızı emanet ediyoruz ama evimiz kadar güvenli ve sağlıklı bir ortam mı? İşte bu tür sorulara yanıt bulabileceğiniz SafeCare ile ilgili tüm detayları Cem Dericioğlu’na sorduk. APB: ODTÜ Malzeme ve Metalurji Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, önce ODTÜ Kaynak Teknolojisi ve Tahribatsız Muayene Merkezi’nde Araştırma Görevlisi olarak 5 yıl, daha sonra GAMA Fabrika – Ankara ve GAMA Endüstri - Jubail - Suudi Arabistan şantiyesinde Kalite Kontrol Müdürü olarak 3 yıl çalıştınız. 1999’dan bu yana ise S&Q Mart’ta çalışma hayatınıza devam etmektesiniz. Kalite denetimi alanını seçmeye sizi yönelten nedenler nelerdi? CD: ODTÜ ve GAMA’da elde ettiğim deneyimler daha çok şantiyelerde çalışma alanları sağlamaktaydı. Şantiyelerde çalışmak keyifli olmasına rağmen uzun süreler evden uzakta olmak gibi bir sıkıntısı vardı. Oysa, işin kontrol kısmında olmak hem şantiyelerdeki (benim için!) keyifli, dinamik çalışma ortamını sağlıyor, hem de evden uzakta kalma süresini kısaltıyordu. Sanırım bu işe başlamamı sağlayan en büyük faktör bu oldu. Ancak işin içine girdikçe bu işin ne kadar kapsamlı olabileceğini ve mesleki tatmin yönünün çok yüksek olduğunu gördüm. Sorumlulukları ağır olsa da bu sektörde olmaktan çok mutluyum. S&Q Mart olarak 1991 yılından bu yana ulusal ve uluslararası platformlarda sertifikasyon, kalite denetimi ve gözetimi, periyodik muayeneler gibi birçok alanda hizmet veriyorsunuz. Bu hizmetlerinizin içerisinde, SafeCare gibi başarılı bir projeye de imza attınız. Bize bu projeden biraz bahseder misiniz? SafeCare, tümüyle çocukların güvenliği üzerine kurulu bir program. Biz bu programı özellikle eğlence, oyun ve eğitim veren kurumlara uygun olarak tasarladık. Burada yasal yükümlülükleri, 16 I Yarının büyüklerinin ilk kez eğitim kurumu ile buluştuğu kreşler artık SafeCare ile genel güvenlik, hizmet kalitesi, gıda güvenliği ve hijyen olarak denetleniyor. Her üç modülden yeteri puan alabilen anaokulları bu sertifikayı kullanmaya hak kazanıyor. mutlaka sağlanması gereken asgari kıstaslar olarak tanımlıyoruz ve ulusal ve uluslararası kabul gören standart ve uygulamaları temel alıyoruz. Bu standartlar da mesela okul öncesi eğitim, özel çocuk kulüpleri, okul servis araçları yönetmelikleri gibi bazı yönetmeliklere dayanıyor. C e m D e r i c i o ğ l u [ S a f e C a r e] Programı oluşturmaya sizi yönelten ihtiyaçlar nelerdi? Programı oluştururken amacımız; çocuklarımızı teslim ettiğimiz ve en az evdeki titizlikle bakılmasını ve eğitim görmesini beklediğimiz kreş, yuva ve anaokullarında sağlanan koşulların, üç temel başlık altında incelenmesini, değerlendirilmesini ve sürekli izlenmesini sağlamak ve güvenli anaokulu anlayışını yerleştirmekti. Anaokullarını hangi açılardan ve nasıl denetliyorsunuz? Anaokullarını üç temel modül üzerinden denetliyoruz. Genel güvenlik, hizmet kalitesi, gıda güvenliği ve hijyen. Bir kuruluşun SafeCare standartlarına göre güvenli sayılabilmesi için, her üç modülden de yeterli puanı alması gerekiyor ve alınan puanlar, farklı ağırlıklara göre değerlendiriliyor. Modüllere yönelik puanlama sistemimiz var ve her modül farklı ağırlıklar içeriyor. Tüm bu denetimler; kuruluşunun yönetiminden organizasyonuna, yerleşim düzeninden oyun alanlarına, mutfak ve depolama alanlarından servis hizmetlerine varıncaya kadar tüm faaliyetleri ile çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli ortamlarda yetişmeleri için son derece önemli koşulların sorgulandığı soru listelerinin yardımıyla gerçekleştiriliyor. Sonrasında ise bulgu ve tespitler; yerinde yapılan ölçüm ve analizlerle (mikrobiyolojik analizler, kimyasal analizler, ortam havası ölçümleri, sıcaklık, nem, gürültü vb. parametrelerin ölçülmesi) doğrulanıp izleniyor. Değerlendirme sonuçları ise üç ana başlık altında ölçeklendiriliyor ve bu şekilde kuruluşun gereksinimleri yerine getirme seviyesi belirleniyor. Örneğin; %75 hizmet kalitesi, %85 gıda güvenliği ve hijyen, %80 genel güvenlik gibi programa dahil olan kuruluşların güvenirlik ve hizmet kalitesi seviyeleri, her ay yapılan habersiz denetimlerle gözleniyor ve sürekli gözetimler ile sistemin etkinliği ve verimliliği yakından takip edilmiş oluyor. Bu programın sizce en büyük başarısı nedir? Çocukların güvenliği açısından bu projenin sunduğu faydalar nelerdir? Anne ve babalar üzerinde yapılan anketlere baktığımızda, anaokulu seçiminde velilerin aradığı en önemli özelliğin, çocukların “sıcak, samimi ve güvenli bir ortamda” olmaları olarak belirtildiğini görürüz. Buradan yola çıkarak oluşturduğumuz SafeCare programı ile, anne ve babaların çocuklarını gönderdikleri eğitim kurumlarında genel güvenlik, gıda güvenliği ve hijyen, hizmet kalite standartları yükseltilmiş ve sürekliliği sağlanmış güvenli ortamlarda eğitim almaları sağlanmaktadır. S&Q Mart olarak yeni projelerinizden biraz söz edebilir misiniz? S&Q Mart hizmetlerine her yıl piyasa gereklerini göz önüne alarak yeni alanlar eklemektedir. Birkaç yıldır üzerinde çalıştığımız ve akreditasyonlarımıza katacağımız yeni çalışma alanlarımızı inşaat kontrolleri (depreme dayanıklılık), elektriksel kontroller, demiryolları ekipmanlarının kontrolleri, asbest denetimleri, NDT cihazlarının kalibrasyonu ve betonarme binaların kontrollerinde kullanılan 7,5 MeV gücünde Betatron’un (X-Işını üreteci) devreye alınması şeklinde açıklayabiliriz. anKarapaTenT I 17 k a p a k [ç o c u k ] b u l u ş Attamobil ayağınızı yerden kesiyor Bisiklete dönüşebilen bebek arabası B isikletten yirmi saniye içinde bebek arabasına dönüşebilen buluşun kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. 2009 yılında Amerika ve Avrupa’da patent alan araç ile anneler spor yaparken bebeklerini gezdirebiliyor. Maksimum 100 kg taşıma kapasitesine sahip sihirli bisiklet çoklu kullanım özelliği ile dikkat çekiyor. Araç istendiği zaman sadece bisiklet, çocuk arabası veya her iki özellik bir arada kullanılabiliyor. Kapalı mekan kullanımı için de uygun olan bisiklet tam katlandığı zaman, otomobile ve toplu taşıma araçlarına da kolaylıkla sığabiliyor. kaynak: www.tagabikes.com Bu kapı başka bir kapı Alman ürün tasarımcıları Johannes Müller ve Johannes Marmon, çocukluk hayallerinin peşinden giderek ilginç bir tasarıma imza attı. Küçükken kendilerine ait bir kapıları olsa ne güzel olurdu şeklinde bir fikirle yola çıkan ikili, kapı içine kapı yaparak ilk bakışta ilginç ve aynı zamanda çok da kullanışlı bir icada imza atıyor. Kapının bir diğer özelliği ise çocuklar tarafından beyaz yazı tahtası olarak da kullanılabiliyor olması. Bu sayede afacanların evin duvarlarını boyama ihtimali de ortadan kalkmış oluyor. Tebeşir ya da suda çözülen kalemlerle boyandığında tahta, ıslak bezle kolayca silinebiliyor. kaynak: www.jjoo.cc 18 I k a p a k [ç o c u k ] b u l u ş İngiltere’nin En Genç Mucidi “Seneye de giyersin” sözü tarih oluyor Özellikle belli yaş grubunun üzerinde olanlarımız bu cümleyi çocukken defalarca duymuştur. Yeni neslin bir avantajı da, bu buluş sayesinde deyimi çok işitmeyecek olmaları. Çocukla birlikte büyüyen ayakkabılar sloganı ile satışa sunulan ayakkabılar taban kısmından 3 yarım numara genişleyebiliyor. Her 3-4 ayda bir küçüldü diye yeni ayakkabı almaktan anne babaları kurtaran icad ile ayak numaraları birbirinden farklı çocuklar da rahatça kullanabilecek. Ayakkabılar, yanlarında bulunan bir düğmeye basılarak büyüyebiliyor ve başparmak mesafesi kadar uzatılarak istenen uzunluğa getirilebiliyor. Buluşu gerçekleştiren marka yöneticisi Peter Craig: “Anne babaların hayatlarını çok kolaylaştıracak harika bir buluş. Çok basitçe söylemek gerekirse ayakkabılar büyüyor, yani bu ayakkabılar çocuklarınızın ayaklarıyla birlikte büyüyor” diyor. kaynak: www.inchwormshoes.com Sam Houghton 5 yaşında İngiltere’nin en genç mucidi oldu. Evlerinin bahçesinde babasının kuru yaprak ve ağaç dallarını süpürürken çok fazla vakit kaybettiğini düşünen genç buluşçu, geniş uçlu ve dar uçlu iki süpürgeyi birbirine saplarından bağlayarak buluşunun protitipini oluşturdu. Buluşun patentini ise babası Birleşik Krallık Fikri Haklar Ofisi’nden aldı. Büyük Britanya’nın en genç mucidi unvanını hala koruyan Houghton, bu buluşunda BBC’de yayınlanan ünlü çocuk dizisi Wallace ve Grombit’ten etkilendiğini açıkladı. Houghton, cam silen bir mucit karakteri ile onun can dostu köpeğinin başrollerini üstlendiği stopmotion animasyonun hiçbir bölümünü kaçırmadığını belirtti. kaynak: bbc.co.uk Atış kaçırtmayan basketbol topu Okul sonrası arkadaşları ile sürekli basketbol oynayan 9 yaşında bir çocuk, arkadaşlarının en basit atışları kaçırmalarına bir türlü anlam veremiyor. Basketbol topuna parmakların nereye yerleştireceğini çizerse her atışın sayı olabileceğini düşünüyor. Chris Hass, basketbol topuna önce kendi elinin şeklini çiziyor. Okulunda düzenlenen fikir yarışmasına katılıyor. Dereceye giremese de bir öğretmeni bu buluşun mutlaka patentinin alınması gerektiğini söylüyor. Bugün Chris Haas’ın icadı tüm dünyada satılan ve birçok ülkede beden eğitimi derslerinde kullanılan önemli bir buluş haline geliyor. Topun çeşitli yaş gruplarına göre boyutları, sağ elini kullananlar ve solaklar için de ayrı modelleri bulunuyor. kaynak: www.bucknellbison.com anKarapaTenT I 19 kampüs Ege Üniversitesi patentleri değere dönüştürüyor Etkinliğin Proje Pazarı bölümüne sponsor olarak destek veren Ankara Patent Genel Müdürü Kaan Dericioğlu ve Genel Müdür Yardımcısı Aysu Dericioğlu Egemen Proje Yarışması’nda da jüri üyesi olarak görev aldılar. E ge Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) tarafından düzenlenen ve Elginkan Vakfı tarafından desteklenen etkinliğe Ankara Patent olarak biz de katıldık. Organizasyonun 2012 yılı ana teması “Üniversite Patentlerinin Değere Dönüştürülmesi”ydi. 2. EGE AR-GE ve Teknoloji Günleri, 28-30 Kasım 2012 tarihlerinde İzmir’de düzenlendi. AreGE2’de üniversiteler ile toplumun farklı kesimlerinin bir araya getirilerek üniversite patentlerinin değerlendirilmesi ve ticarileşebilecek patent ve faydalı modellerin sanayi ve yatırımcılarla buluşması amaçlanıyordu. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın açılış konuşmasının ardından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün telekonferans yolu ile yüksek teknoloji ürün ihracatını artırmak gerektiğini vurguladı ve “Dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi olmak istiyoruz. Bunun için ARGE faaliyetlerinin milli gelir içinde aldığı payı yüzde 3’e çıkarmamız gerekiyor. Daha önce AR-GE harcamaları yüzde 0,5 seviyesindeydi. Şu anda yüzde 1 seviyesini yakaladık. Bunu yaparken 20 I ayrıca yüksek teknoloji ürün ihracatını yüzde 5 seviyesinden yüzde 20’ye getirmemiz gerekiyor. Bunu yapmak için bakanlık olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu. AreGE2’de; “Patent Çadırı”, “Patent Tüneli” ve “Patent Atölyesi” paralel etkinlikleri ile katılımcılar patent süreçleri hakkında bilgilendirilirken birebir görüşmelerle patent araştırmalarının ilk adımları uzmanlarla beraber atıldı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Patentli Projeler Yarışması” ile finale kalan katılımcılar “Define Adası” konsepti ile melek yatırımcılara patentlerini sunarak projelerine yatırım almak için yarıştılar. Yarışmaya 42 farklı üniversiteden 79 farklı alanda 129 başvuru oldu. Ankara Patent Mühendisleri başvuran 129 projenin ön araştırmalarını birkaç gün gibi çok kısa sürede yaparak jüriye sundu. Ankara Patent’in üç gün süren etkinlikte “Siz de Buluş Yapabilirsiniz” sergisine ilgi son derece yoğun oldu. Ankara Patent Genel Müdürü Kaan Dericioğlu; “Patent Veritabanları, Patent Ofisleri ve Teknoloji Transferi” konulu bilgilendirme oturumunda moderatörlük yaptı. kampüs Hayale ve girişimciliğe ödül yağdı Genç fikirlerin değerlendirildiği yarışmada dereceye giren projelere Ankara Patent projeleri korumaları adına destek sağlayacak. B u yarışma ile ilgili olarak büyük heyecan duyduğunu belirten Genel Müdürümüz Kaan Dericioğlu; “Öğrencilerin iş hayatına hazırlanmasında büyük rol oynayacak olan yarışma, geleceğin girişimcilerini yarıştırırken, ihtiyaçları olan anlayış ve davranış biçimlerini de öğretiyor. Bir yarışma olmanın ötesine geçerek, uygulamalı bir iş hayatı deneyimi yaşatıyor.” dedi. Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleşen ve Ankara Patent’in sponsorlarından biri olduğu “Yeni Düşler Yenilikçi Düşünceler, YD2YD 2012” öğrenci proje yarışmasında 5 proje ödül aldı. Yenilikçi Teknolojik İş Fikri konularında düzenlenen yarışmada dereceye layık görülen projeler Genel ve Otomotiv kategorilerinde ödüllerini aldılar. Birincilik Ödülü’ne dünya çapında enfeksiyonel hastalık odaklı araştırmacılara internet üzerinden fonksiyonel bir veritabanı ve analiz araçları geliştirmeyi hedefleyen PHISTO “İnsan Protein Etkileşim Veri Tabanı” projesiyle Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Doktora Öğrencisi Saliha Tekir layık görüldü. Karasal radyo yayınının yanı sıra online radyoculuğun da ötesine geçen ve üye olan tüm kullanıcıların kendine özgü formatlarda radyo programları oluşturmasına imkan veren “Gençlik Radyosu” projesiyle Marmara Üniversitesi Almanca İşletme Enformatiği Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Arzu Dilan ikinci seçildi. Tat, koku, marka ve fiyat ilişkilerini daha güvenilir ve ölçülebilir bir şekilde ortaya koyan bir sistem geliştirilmesini hedefleyen Neurolize “Tat Koku Algısı için Nöropazarlama Uygulaması” adlı proje ile Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi Muhammet Çağlar Kılınç üçüncülüğe layık görüldü. Kişi arama motoru pazarını Türkiye çapında müşterilerin farkındalığıyla buluşturarak pazarı geliştirmeyi hedefleyen Enspecta projesiyle Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Doktora Öğrencisi Arda Çelebi dördüncü proje olarak seçildi. Araç takip sistemlerini geliştirerek yerine şoför takip sistemini getiren ve bu yolla araç güvenliğini kolay, pratik, ekonomik ve güvenli bir düzeye çıkarmayı amaçlayan Parmarş “Parmak İzi Okuyuculu Marş Sistemi” projesiyle Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü İngilizce Hazırlık Okulu Öğrencisi Halil İbrahim Yıldırım, mansiyon teşviki kazandı. anKarapaTenT I 21 tasarım dünyası Dünya Çevre Oscarı ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Gürsu başkanlığındaki tasarım ekibi Designnobis başarıları ile dünyayı sarsmaya devam ediyor. G eçtiğimiz yıl ülkemizi aldığı ödül sayısı ile dünya ikincisi yapan tasarım ekibi, Ocak ayında yeni bir ödülle başladı. ODTÜ’lü tasarım ekibi Designnobis, “Dünya Çevre Oscar’ları” olarak bilinen ABD’de düzenlenen Green Dot Awards 2012 yarışmasında üç ödüle birden layık görüldü. Ulaşım, mimarlık, ürün ve hizmet alanlarında yılın en sıra dışı çevreci proje ve çalışmalarını ödüllendiren ve “Çevre Oscar’ları” olarak da anılan yarışmada, ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu ve ekibin projeleri ödüllendirildi. Ekibin tasarımları, geri dönüşüm, atık malzeme kullanımı ve sürdürülebilir enerji gibi alanlarda yenilikçi yaklaşımları dolayısıyla ödüllere layık görüldü. Grubun ödül aldığı, “Living Pots Sürdürülebilir Yetiştirme 22 I Sistemi’’ projesinde atık kereste kullanarak düşük karbon salınımlı ve tamamen geri dönüşümlü yetiştirme üniteleri elde ediliyor. Yalnızca ahşap üzerinde üretilebilen “shitake’’ isimli mantar çeşitlerinin dahi yetiştirilebildiği tasarım, endüstriyel ürünler kategorisinde ikincilikle ödüllendirildi. Tasarım sayesinde bu mantar türünün yetiştirilmesi için artık ağaçların kesilmesine gerek kalmayacak. Tasarım aynı zamanda dekoratif saksı olarak da kullanılabiliyor. Saksılar üst üste istiflenip, endüstriyel kullanımda geniş üretimler yapılmasına da olanak sağlıyor. Ödül getiren ikinci tasarım olan “Twist Su Kaybetmeyen Kettle” projesi de kapalı su döngü sistemiyle buharlaşan suyu yoğuşma ile geri kazanıyor. Suyun ısınma süresini de azaltan tasarım, su ve enerji korunumu tasarım dünyası ODTÜ’nün alanına getirdiği yeniliklerle ev aletleri kategorisinde ikincilik ödülü kazandı. “SurfSail42 Sörf ve Yelkenli’’ tasarımı, aynı anda iki kişinin sörf veya yelken yapabileceği yeni bir deniz aracı sınıfı yaratıyor. Tasarım, 4 metre 20 santimetrelik boyuyla eğitim amaçlı veya profesyonel kullanımda deniz sporlarını teşvik etmeyi hedefliyor. Sörfü iki kişilik spora çeviren tasarım, aynı anda yelkenliye dönüşme özelliğiyle de dikkati çekiyor. Tasarım, ulaşım kategorisinde ikincilik ödülüne layık görüldü. ODTÜ Öğretim Üyesi Dr. Hakan Gürsu liderliğindeki Designnobis ekibi, bu yıl ürün dalında verilen toplam 14 ödülün 3’üne sahip oldu. www.designnobis.com Ekibin kavramsal kategoride yarışan ‘’V-Tent Güneş Enerjili Araç Şarj ve Park Ünitesi’’ tasarımı da mansiyonla ödüllendirildi. Dr. Hakan Gürsu, ödüllere ilişkin yaptığı açıklamada, 2008 yılından itibaren düzenlenmekte olan yarışmada her yıl düzenli olarak ödül aldıklarını anımsattı. Ekibin sürdürülebilir başarısı ile uluslararası arenada dikkatleri üzerine çekmeye devam ettiğini ifade eden Gürsu, ekibinin çevre oskarı sayısının 15’e yükseldiğini bildirdi. Gürsu, ekiplerinin tasarımlarının dünyanın en ünlü tasarımlarının jüri üyeliği yaptığı yarışmada büyük ilgi görmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tasarıma Türkiye Damgası Türkiye, Avrupa Birliği’nin uluslararası tasarım yarışmasında en çok derece yapan ülkelerin sıralandığı ‘’Top 100 En İyi Tasarımcı Ülkeler’’ listesinde, ABD’den sonra ikinci sıraya yerleşti. Türkiye, Avrupa Birliği’nin uluslararası tasarım yarışması A’Design Award&Competition sonuçlarına göre top 100 tasarımcı listesinde, 140 ülke arasında listenin üst sıralarına girmeyi başardı. Sıralamada birinciliği ABD alırken, Türk ekiplerin dünya çapındaki çevre dalındaki tasarım başarıları ülkeler listesinde Türkiye’yi ikinci sıraya yükseltti. Türkiye’yi listenin üst sıralarına taşıyan kuruluşlar sıralamasında ODTÜ Öğretim Görevlisi Dr. Hakan Gürsu başkanlığındaki Designnobis ekibi, 22 ödülle ilk sırada yer aldı. Ekip, Türkiye’nin sahip olduğu toplam 40 ödülün 22’sini aldı. Ödüllerin 2’sini platin, 5’ini altın, 4’ünü de gümüş oluşturuyor. Yarışmada tüm ülkelerin sıralamasına www.worlddesignrankings.com adresinden de ulaşılabiliyor. anKarapaTenT I 23 ulusal inovasyon girişimi Türk Özel Sektörü ve İnovasyon T ürkiye politik ve ekonomik sistemini iyileştirme yolunda önemli adımlar atmıştır. Halen üzerinde çözüm üretilmesi gereken alanlar olsa da, Türkiye’nin Avrupalı komşuları ile karşılaştırıldığında iyileşme eğilimi ve dinamizm düzeyi açısından iyi bir noktada olduğu söylenebilir. Kaçınılmaz bir biçimde gerek duyulan siyasi ve ekonomik istikrar, Türkiye’nin yabancı ve yerel yatırımcıları çekebilmesinin tek başına koşulu olarak, özellikle bilgi ekonomisine geçişin gereksinimlerini karşılamak adına yeterli olabileceği düşünülmemektedir. Türkiye’nin mikro düzeyde bazı konulara daha da odaklanmasında yarar olacaktır. AR-GE yatırımları, imalat ve ticaret sektöründeki bilgi yoğunluğu, sermaye piyasalarının gelişimi ve özel sektörün uluslararasılaşması acil eylem içinde olunması gereken başlıklar olarak belirlenmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye’nin yenilik alanında çalışmaları olduğu bilinmektedir. Çalışmaların olumlu yansımaları AB tarafından hazırlanan Yenilik Karnesinde de (European Innovation Scoreboard) izlenmekte, ancak yine de Türkiye’nin yenilik bağlamında düşük düzeyde bulunan başlama noktası ve ülke için önem taşıyan öncelikli alanları belirlemesi anlamında önünde bir yolun olduğu da kesindir. Yenilik bağlamında yenilikçiliğe ilişkin politikaların üzerinde mutabık kalınması için gereken sürenin uzun olması, sorumluluk alanlarında yaşanan karışıklık ve tam anlamıyla desteği alınmamış olan özel sektör kesiminin varlığından ötürü, hükümetin daha etkin bir fonksiyon sürdürecek organizasyonel yapılanmaya ihtiyacı olduğu sonucuna varılmaktadır. Kamu sektörünü oluşturan organizasyonların ise sorumluluk alanlarını daha net bir biçimde tarif etmeleri, işletmelerin ihtiyaçlarını Yapılan analizler sonucunda Türkiye’de KOBİ’lerin gelişimi ve yenilik ortamının yaygınlaşması için İKED aşağıda bulunan öncelikli alanları belirlemiştir: Yenilik politikalarının sürdürülmesi için daha koordine ve işlevsel bir yapıyı oluşturmak Ulusal bilişim altyapısının koşullarını iyileştirmek Yenilik için yerel ve bölgesel eylem planları geliştirmek KOBİ’lerin gelişimi ve girişimcilik aktivitesi için daha iyi koşullar hazırlamak Mali kaynakların ve yatırımcıların dağıtım kanallarını güçlendirmek Doğrudan yabancı yatırımları harekete geçirmek, iç pazarın bölünme–spill over etkisini özümseyecek imkanlarını geliştirmek Ekonomik ve siyasi istikrarı sürdürmek; kanunların yaptırım gücünü etkin kılacak yapıyı devam ettirmek 24 I algılayarak uzun süreli bir rekabetçi yapıya kavuşabilmeleri yolunda özel sektör ile daha yakın bir ilişki bütünü içine girmeleri gerektiği düşünülmektedir. Bugünün dünyasında, sadece birkaç bağımsız değişken ve bağımsız oyuncu mevcuttur. Daha ziyade, bir ülkenin rekabet avantajı bağımsız ve çoklu ve birbiriyle ilişki içinde (dayanışık) olan faktörlere bağlıdır. Yenilik politikasının yönetimi bir önceki cümlede tarif edilen durumu yansıtmalıdır. Özellikle yenilikçi KOBİ’lerin gelişimi için ekonomik yenilik adına baş edilmesi gereken hususlar: Türkiye’de güçlü bir girişimci kültürü vardır. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi KOBİ’ler özel sektörün önemli bir yapı taşı olma özelliği taşımaktadır. Özel sektör firmaları Türkiye’de gerek sayı olarak işletmelerin büyük bölümünü, gerekse de istihdam kapasitesi açısından önemli bir büyüklüğü temsil etmektedir. KOBİ’lerin ekonomiye olan katkılarının kabulüne rağmen karşımızda duran gerçek, UİG Proje Koordinatörü Selçuk Karaata Türkiye’deki KOBİ’leri çevreleyen koşulların bu işletmelerin gelişiminde yeterli düzeyde bulunmadığıdır. Resmi olarak yeni açılan işyeri sayısı düşüktür. Bu gözlem özellikle şehirler için daha da geçerli olmaktadır. Bu arada Türkiye’deki büyük ölçeğe varan kayıt dışı ekonominin varlığı, ayrıca girişimcilik konusunda verilerdeki yetersizlik, sağlıklı bir karşılaştırma olanağı vermemektedir. Ayrıca belirtmekte fayda olacaktır: Türkiye’deki KOBİ’lerin gelişimini destekleyici koşullar bütünün önünde temel olarak iki engel belirlenmiştir. Bunlardan ilki uygun finansman koşullarına erişememek, diğeri ise KOBİ’lerin uluslararası iş ortamının gerektirdiği profil anlamında zayıf özellikler taşımalarıdır. Bu bağlamda özellikle küçük ölçekli işletmeler için bir politika eylemi içinde bulunmak gereği ortaya çıkmaktadır. Özellikle sınır ötesi bilgi akımı ve büyüyen idari yüklerin maliyetlerini yeniden yapılandıracak imkanları dengelemek anlamında, AB programlarına katılım konusunda farkındalığı artırmak: Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi anlamında ulusal bir stratejiye ve eylem planına olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. Yenilikçilik kapasitesine ilişkin olarak KOBİ’lerin gelişimi ve özel sektörün daha aktif katılım sağlaması ise kritik bileşenleri oluşturmaktadır. Özel sektörün daha aktif bir rol üstlenebileceği alanlar: Türkiye’de bazı organizasyonel yapıların halihazırda yukarıda sayılan konularda liderlik ettiği izlenmektedir. Bununla beraber, daha yapısal ve iyi koordine edilmiş çabaların sürdürülmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Aynı derecede önemli olan bir diğer husus ise, eylemlerin tek bir aktör tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı, gerek makro, gerekse de mikro konularda karşı karşıya kalınan sorunlarla başedilebilmesi için kamu ve özel sektörün birlikte çalışmaları gerektiği açıktır. Ticaret odaları, işveren ve ticaret birlikleri, mali kurumlar, şirketler kesiminin oluşturduğu özel sektörün Türkiye’de girişimciliği destekleme anlamında, mali kaynak ve liderlik unsurlarını taşıma boyutunda çeşitli imkanlar sundukları bilinmektedir. Sahip olunan bu tip varlıkların daha da üst noktalara taşınması gerekmektedir. Süreçte iyi bir kamu politikası eylemine girmeye KOBİ’leri destekleme anlamında ihtiyaç duyulmaktadır. Kaynak: Türkiye’de KOBİ’lerin Gelişimi için Yenilik ve Teknoloji Politikalarının Güçlendirilmesi Özel Sektör ve Fırsatlar, Glenda Napier, Sylvia Schwaag Serger, Emily Wise Hansson, Uluslarası Bilgi Ekonomisi ve Girişim Destekleme Örgütü – IKED, Malmö, İsveç – Aralık 2004 Özel sektörün eylem alabileceği alanlar ise aşağıdaki başlıklarla sıralanmıştır: Gerek yerel, gerekse de yabancı yatırımcılarla iş ilişkilerini destekleyecek fırsatları düzenlemek, ayrıca KOBİ finansmanı için gerekli olan ihtiyaçları belirlemek ve iletişimini kurmak Girişimcilik eğitimine ilişkin programları desteklemek ve bu programlara katılımı sağlamak İş ortamının içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi için öncelikleri belirlemek Karşılaştırma, gelişimi takip etme ve yine çeşitli girişimleri değerlendirebilmek amacıyla daha güncel ve ilgili istatistiki verileri sunmak Girişimci destekleme programları hakkında farkındalığı artırmak, aynı zamanda ekonomik büyümenin önemi bağlamında yenilik kavramının önceliğini hatırlatmak Girişimcilik, iyi işletme yönetimi örnekleri, bölgesel kümelerin büyümesi ve uluslararası bağlantılar gibi konularda rehberlik edecek unsurları tespit etmek ve bu konuya ilişkin iyi örneklere dikkat çekmek. anKarapaTenT I 25 büyüteç Aynı dili konuşalım Alan Adı Sorgulama Alan Adı Uzayı [ing. Domain Name Enquiry] [alm. Domainabfrage] [fr. Recherche de nom de domaine] “.tr” alan adı tahsislerine ilişkin kayıtlar arasında sorgulama yapılmasını ve kayıtlar hakkında bilgi alınmasını sağlayan sistem. [ing. Domain Name Space] [alm. Domain-Namensraum] [fr. l’espace de nom de domaine] Alan adı uzayı olarak bilinen bir ad hiyerarşisi veya ağacında yer alan tüm DNS sunucu adları. Alan Adı Tahsis Formu Alan Adı Yönetimi “.tr” [ing. Domain Name Registration Form] [alm. Domainregistrierungsformular] [fr. Le formulaire de registre de nom de domaine] Alan adı tahsis başvurularının gerçekleşebilmesi için doldurularak “.tr” Alan Adı Yönetimi’ne gönderilmesi gereken form. [ing. “.tr” Domain Name Management] [alm. “.tr” Domain-Namen-Verwaltung] [fr. administration du nom de domaine “.tr”] Türkiye’den ve yurt dışından “.tr” uzantılı alan adı tahsisi yaptırmak isteyen kişi, kurum ve kuruluşların taleplerini karşılayan, idari ve teknik konularda bilgi ve destek sağlamak üzere yetkilendirilmiş yönetim. MUCİDİN SANDIĞI Otomobilin mucidi Otomobilin Mucidi: Karl Benz Yanlış bilinen mucit: Henry Ford Her ne kadar aynı zamanlarda Gottlieb Daimler, Wilhelm Maybach ve Siegfried Marcus gibi birçok Alman mühendis fikirlerini hayata geçirmeye çalışmış olsa da, modern otomobillerin ilk örneğinin Karl Benz tarafından ortaya konduğu bilinmektedir. Dört zamanlı silindiri ile benzinle çalışan motora sahip otomobilini Almanya’nın Mannheim şehrinde geliştiren Karl Benz, icadına ait olan patenti 1885 yılının Ocak ayında aldı. 1883 yılında kurduğu Benz &Cie. firması adına alınan patent, entegre bir tasarımı gösteriyordu ve var olan diğer parçaları adapte etmek yerine, 26 I birçok yeni teknoloji kullanılarak yaratılan bir konsepte aitti. Bu özellik, patentini oldukça değerli kılıyordu. Benz, kendi ürettiği otomobilleri 1888 yılından itibaren satmaya başladı, oysa otomobilin mucidi olarak sayılan Henry Ford, kendi ürettiği bir otomobili 1896 yılından önce üretemedi. Ford’a bu ünü kazandıran ise üretim bandını geliştirip, seri üretim teknolojisini başarıyla kullanmasıdır. www.patentmuzesi.com The Benz Patent Motor Car Velocipede 1894 marka - patent - tasarım -alan adı 49 yılın tecrübesiyle İhtiyaçlarınıza özel kurgulanmış teknolojik altyapımız, İnceleme, eleme ve değerlendirme yöntemlerimizle Stratejik planlarınıza temel oluşturuyoruz Ekibinizin bir parçası olarak yanınızdayız ankara patent bürosu limited şirketi merkez bestekar sokak no: 10, 06680 kavaklıdere, ankara t: 0 312 417 2323 (pbx) f: 0 312 425 5804 gsm: 0532 755 1 APB istanbul bürosu göksu evleri alt çamlık caddesi no: 11 (b28a), 34815 anadoluhisarı, istanbul t: 0 216 465 7878 f: 0 216 465 7887 [email protected] www.ankarapatent.com * Ankara Patent için özel tasarlanan Tablet-PC’nin Steampunk çizimidir. marka - patent - tasarım -alan adı 1964’ten beri İcat çıkarmayı gelenek haline getirdik Türkiye’nin ilk sanayicileri ile başlayan Uluslararası düzeye heyecanla taşınan Öncü markaların mücadelesinde Engelleri temizlemeyi amaç edindik Fikirlerden buluşlara, tasarımlardan markalara Değerlerinizi zirveye taşımak adına, her zaman yanınızdayız ankara patent bürosu limited şirketi merkez bestekar sokak no: 10, 06680 kavaklıdere, ankara t: 0 312 417 2323 (pbx) f: 0 312 425 5804 gsm: 0532 755 1 APB istanbul bürosu göksu evleri alt çamlık caddesi no: 11 (b28a), 34815 anadoluhisarı, istanbul t: 0 216 465 7878 f: 0 216 465 7887 [email protected] www.ankarapatent.com
Benzer belgeler
En Değerli Global Markalar
atılan bu somut adımlar da ülkemiz açısından son
derece mutluluk verici. Ankara Patent olarak bizler
de diliyoruz ki bu önemli gelişme, Türkiye’de fikri
haklar bilincinin gelişmesi ve gelecek nesil...
e-bülten - Ankara Patent
Madrid Sistemi, Türkiye’nin 01.01.1999
tarihinde Madrid Protokolü’ne üye
olması ile birlikte, tek bir başvuru ile
Avrupa Birliği de dahil Protokole taraf
birden fazla ülkede koruma sağlayan
bir sis...