Burak Avrupa`nın en iyilerinden
Transkript
Burak Avrupa`nın en iyilerinden
8 saray Sayı:91 - 31 Mart 2013 Burak Avrupa’nın en iyilerinden Saray- Ajanslar İspanya’nın teknik direktörü Vicente Del Bosque, Galatasaray’ın Real Madrid’i elemesinin mucize olmadığını söylerken, Burak Yılmaz’ı övdü. Vicente Del Bosque… Beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra başına geçtiği İspanya Milli Takımı ile büyük başarılara imza attı. Önce 2010 Dünya Kupası, ardından EURO 2012’yi kazanarak tarihe geçti. FIFA tarafından ‘yılın antrenörü’ seçilen tecrübeli hoca, Real Madrid-Galatasaray maçlarını AMK için analiz etti. Sarı-kırmızılıların, Real Madrid önünde şansı bulunduğunu söyleyen Vicente Del Bosque, “İnsanlar Galatasaray’a şans tanımıyor ama futbol sahada oynanır. Terim’in takımının turu geçmesi mucize olmaz” dedi. İşte ünlü teknik adamın R.Madrid-Galatasaray maçlarına ilişkin görüşleri: Futbolseverlerin iki karşılaşmada da çok iyi maçlar izleyeceğine inanıyorum.” ‘DROGBA – SNEIJDER MÜTHİŞ’ ‘GALATASARAY ŞAMPİYON’ Madrid çok iyi oyunBİR Real culara sahip, olağanüstü bir “Real Madrid dünyanın en büyük kulüplerinden biri ve her rakibe karşı sahaya favori olarak çıkması çok doğal. takım. Ancak Galatasaray’ın şansı olmadığını düşünmek çok saçma. Sonuçta Real’in karşısında Avrupa’da son 8’e kalmış, aynı zamanda Türkiye Ligi’nin şampiyonu olacak. G.Saray’ın turu geçmesi için tesadüflere ihtiyacı yok. Cimbom’un turu geçmesi kesinlikle bir mucize olmaz. “Galatasaray son dönemde yaptığı transferlerle herkesin dikkatini çekti. Didier Drogba’nın ilerlemiş yaşı önemli değil. Daha 1 yıl önce Şampiyonlar Ligi’nin en iyi futbolcusuydu. Futbol kalitesi üst düzeyde bir yıldız. Sneijder müthiş bir yetenek, Real Madrid’e büyük problem yaratabilir. Bu iki futbolcu böyle maçların havasını çok bilirler. Bernabeu’da oynamak bu iki yıldızı da ekstra motive eder. Burak Yılmaz’ın gelişimini hayretle takip ediyorum. Bir futbolcunun böylesine bir gelişim göstermesi çok etkileyici. Birkaç yıl içerisinde Avrupa’nın en iyileri arasına girecek. Tabii Galatasaray’da bir de Fatih Terim faktörü var. Avrupa’da kupa kazanan bir hoca. Onun tecrübesi böyle maçlar için çok önemli olacaktır.” Pistorius’a yurt dışı izni Saray- Ajanslar Ünlü atlet Oscar Pistorius’un yurt dışı seyahat yasağı, mahkeme tarafından belli koşullar altında yumuşatıldı. Sevgililer Günü’nde kız arkadaşı Reeva Steenkamp’ı öldürmekle suçlanan Oscar Pistorius’un mahkemece el konulan pasaportuna ‘izin’ çıktı. Güney Afrikalı 400’cü, yarışma için bir hafta önceden seyahat ayrıntıla- rını bildirmek koşuluyla mahkemede tutulan pasaportuna alıp yurt dışına gidebilecek. Devam eden mahkemesinde cinayetle suçlanan Paralimpik şampiyonu Pistorius’un ömür boyu hapis cezası alma ihtimali bulunuyor. Oscar Pistorius, 2012’nin Eylül ayında koştuğu 400 metre Paralimpik Oyunlar finalinden bu yana yarışmamıştı. Hingis şöhretler müzesinde Saray- Ajanslar Uluslararası Tenis Şöhretler Müzesi’ne dahil olan yeni isimler açıklandı. Onlardan biri de kariyeri boyunca 5 grand slam turnuvası kazanan İsveçreli kadın tenisçi Martina Hingis’ti Bir dönem kortlarda fırtına gibi esen Martina Hingis, Uluslararası Şöhretler Müzesi’ndeki yerine kavuştu. 16 yaşındayken Avustralya Açık ve Wimbledon’ı kazanan Hingis, tüm zamanların en büyük kadın tenisçilerinden biri olma yolunda ilerlerken, ayak bileklerine yenik düşmüştü. 2003 yılında henüz 22 yaşında sürekli yineleyen sakatlıklar nedeniyle emekli olmak zorunda kalan Hingis, 2006’da yeniden kortlara dönmüş ve dünya sıralamasının 7. basamağına kadar tırmanmıştı. 2007’deki Wimbledon sırasında kokain testi pozitif çıkan Hingis, 2 yıl men cezası alınca gözyaşları içinde bir kez daha emekli olmuştu. 32 yaşındaki İsviçreli raket, kokain kullandığı iddiaları reddetmeye devam ediyor. Avustralya Açık’ı üst üste 3 kez kazanan Hingis’in 1 Wimbledon, 1 de Amerika Açık şampiyonluğu bulunuyor. Hingis, çıktığı tek Fransa Açık finalinde ise tenis tarihine geçen unutulmaz maçta Steffi Graf’a yenilmekten kurtulamamıştı. Gözler Galatasaray- Real Madrid maçında Saray- Ajanslar UEFA Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final maçında Real Madrid Galatasaray İle Estadio Santiago Bernabeu’de karşı karşıya gelecek. Galatasaray Real Madrid ile ilk maçını 3 Nisan Çarşamba günü Irak saatiyle 22:45’te Santiago Bernabeu’da oynanacak. Galatasaray, Real Madrid ile rövanş maçını 9 Nisan Salı günü Türk Telekom Arena’da oynayacak. İstanbul’daki karşılaşma Irak saatiyle 22:45’te Star TV ekranlarından naklen izlenebilecek. Galatasaray’a başarılar diler finale yükselmesini ümit ediyoruz. Başyazar Yardımcısı İsa Abdulkahhar DİZGİ ROMAN BEKİR BAŞYAZAR 07504487791 07704487791 Email: [email protected] Adres: Erbil, Minare Mahallesi, Aşgal Caddesi 7 Muhteşem Yüzyıl’da Öyle Şeyler Oldu ki! Muhteşem Yüzyıl’da Kanuni, Şehzade Mustafa’nın anlattıklarıyla şaşkına döndü. Muhteşem Yüzyıl dizisinde bomba gelişmeler yaşandı... Kanuni, payitahta dönen Şehzade Mustafa’ya çok kızdı. Mustafa da ona emre itaat etmemesinin nedenlerini anlattı. Kanuni, Mustafa’nın anlattıklarıyla şaşkına döndü. Şah Sultan kızını Bali Bey’le evlendirmek istediğini Kanuni’ye söyledi. Kanuni ise Bali saray Sayı:91 - 31 Mart 2013 Bey’e Esmahan’la evlenmek isteyip istemediğini sordu. İstemediğini öğrenince Kanuni bu evliliğe onay vermedi. Sefer için hazırlanan Sultan Süleyman, Mustafa’yı yine yanında götürmedi. Sadece Şehzade Mehmet ve Selim’i sefere götürme kararı aldı. Bu durum Mustafa ve Bayezid’i çok üzdü. Şah Sultan ve Hatice Sultan, Kanuni’nin yokluğunda Hürrem’den kurtulmak için plan yapmaya başladı. Dizinin final sahnesinde ise; Esmahan hamamda olan Mihrimah’ın yanına gitti. İkili başbaşa konuşurken, Esmahan’ın sözleri karşısında öfkelenen Mihrimah çok büyük bir hata yaptı... Hürrem Şehzade Bayezid’in kayıp olduğu haberini alında şoke oldu. Şehzade Bayezid ise saraydan kaçarak sefer gitmek için yola koyuldu. Babalığı Anlatan Cem Yılmaz Kırdı Geçirdi Ünlü komedyen Cem Yılmaz, babalığı anlattığı panelde izleyenleri gülme krizine soktu. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, babalığı anlattığı panelde izleyenleri gülme krizine soktu. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) düzenlediği “Türkiye’de Baba Olmak: Cinsiyet Eşitliğinde Sorumluluklar Haklar ve Çözümler” konulu panel, Swiss Otel’de yapıldı. Panele Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin,Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış ve sanatçı Cem Yılmaz ile çok sayıda davetli katıldı. Cem Yılmaz, paneldeki oturumda babalığı anlattı. Yaptığı esprilerle herkesi güldüren Yılmaz, “Bütün katılımcıları, vakfı, tüm dinleyenleri çok ciddiye aldığımı söyleyerek başlamak isterim. Bu bir komedyen paranoyasıdır. Bütün söylenenlerle dalga geçeceğim umulan bir şey. Ama çok değiştim. Öncelikle bu aktiviteye katılmama sebep olan karıma ve çocuğuma çok teşekkür ediyorum. Eğer onlar olmasaydı bu konuşmalardan sonra yan salonda yapılacak eğlencede bir komedyen olarak sahneye çıkacaktım. Onlar sayesinde bir panelist oldum. Bu benim için bir ayrıcalık. Kendilerine çok teşekkür ediyorum” dedi. Komedyenin, herkesin düşmanı olduğunu belirten Yılmaz, “Komedyen için söylüyorum; hangi unvanın altında adımız anılsa, o unvana sahipleri için bir tehlike. Komedyen; her anlayışın, her kalıbın, her sıfatın düşmanıdır. Benim gayretim komedyen olarak düşman olduğumu hissettiğim için, en azından akıllı bir düşman olabilmek. Aptal dosttan nazaran akıllı bir düşman. O nedenle babalıkla, aileyle, cinsellikle, kadın-erkekle ilgili konuşurken bütün bunların sert bir düşmanı olarak konuşuyoruz. Espriler yapıyoruz, yeriyoruz, dalga geçiyoruz. Ama bunu akılla yapmaya çalışıyoruz, benim gayretim bu en azından” diye konuştu. Yaptığı esprilerle herkesi güldüren Yılmaz, paneldeki konuşmalarla anlatılan ideal babanın ise kendisi olduğunu söyledi. Yılmaz, “Çok üzerine konuşacak bilgi biriktirmiş mi bu 8,5 ayda?’ derseniz. Şöyle bir dinledim de, o konuşmalarda anlatılan ideal baba benim. Bilmiyorum bu bir yarışma mı ama ben finale de gelmek istiyorum. Herhalde bunları babamdan gözlemlemişim, fotoğrafları çekmişim. Kendisi çok kıymetli bir insan. Babamın cinsiyetini şu anda söylemiyorum, önemi yok. Çünkü bir ayrımcılığa girmek istemiyorum. Cinsel kimliklerin dışında konuşuyoruz madem. Amacım böyle zekice esprilerle sürdürebilmek” şeklinde konuştu. Cem Yılmaz, toplumda çok kıymetli bazı değerler olduğunu ve sürdürülebilmesi zor olan bu değerlerin sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “O değerlere bağlı bir insan olduğumu düşünüyorum. Evladımıza onu vermeye çalışıyorum. Tabii ki de kendime has bir üslupla” dedi. Evdeki eşitlikten de bahseden Yılmaz, “Ben serbest meslek erbabıyım. Kadın çalışan oranı yüzde 50. İki kişiyiz zaten. Eşim ve ben olarak eşit bir dağılım. Kendisi böyle uygun gördü. Ailemiz bir kadın ve bir erkekten oluşsa iyi olur diye planlamış. Al sana eşitlik. Ben de isterdim bizim oran yüzde 52 falan olsun” diye konuştu. Ceylan ifade verdi Dava kapsamında 5 yıla kadar hapis cezası istenilen Ceylan, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya katıldı. Ergenekon sanığı Sami Hoştan ile kardeşi Sedat Hoştan’ın da aralarında bulunduğu 12’si tutuklu 65 kişinin, “örgüt kurmak-yönetmek” ve “kumar oynatmak”, “rüşvet vermek” gibi suçlardan yargılandığı davada tutuksuz sanık şarkıcı Ceylan ifade verdi. Dava kapsamında 5 yıla kadar hapis cezası istenilen Ceylan, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya katıldı. Duruşmada Ceylan’ın önce kimlik tespiti yapıldı. Ceylan, ses sanatçısı olduğunu ve aylık gelirinin 4 bin 500 TL olduğunu belirtti. Erol Köse’nin kendisinesosyal paylaşım site- sinden hakaret ettiğini belirten Ceylan, “Sami Hoştan benim babam gibidir. 7 yaşımdan beri tanırım. Hatta kendisine baba derim. Erol Köse’nin hakkımda yazdıklarını kendisine anlattım. Ancak herhangi bir tehditte bulunmasını talep etmedim” dedi. Bunun üzerine söz alan Sami Hoştan, Erol Köse’yi uyarmak için aradığını ancak telefonunun kapalı olduğu için ulaşamadığını belirtti. Duruşmada sanıklar ifade vermeye devam ediyor. Ahmet Kaya’dan Özür Diledi Popstar 2013’ün bu akşam yayınlanan bölümü Serdar Ortaç yıllar sonra Ahmet Kaya’dan özür diledi.Ortaç, 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği Ödül Töreni’nde yaşananAhmet Kaya olayı’na atıfta bulunarak “O dönem bana bazı şeyler yanlış öğretildi. Bir gün umarım bu yarışmada bir Kürt yarışmacı da Kürtçe şarkıyla yarışır” dedi. ÖZÜR GİBİ AÇIKLAMA Star TV’de yayınlanan ve sunuculuğunu Burcu Esmorsoy’un, jüri üyeliğini iseBülent Ersoy, Orhan Gencebay, Demet Akalın ve Serdar Ortaç’ın yaptığı Popstar Alaturka’da yarışmaya Bulgaristan’dan katılan İsmail sahneye çıktı. Burcu Esmersoy, başarılı yarışmacının performansını değerlendirmek üzere ilk olarak sözü Serdar Ortaç’a verdi. Ortaç, 10 Şubat 1999’da düzenlenen Magazin Gazetecileri Derneği Ödül Töreni’nde yaşananlarla ilgili ‘özür’ niteliğinde bir açıklama yaptı.Sözlerine “Az önce kuliste Orhan Gencebay, bana ders niteliğinde birkaç şey söyledi ve 36 etnik kökenden bahsetti” diye başlayan Serdar Ortaç şunları söyledi: “Hepimiz bazı şeyleri yanlış biliyorduk. Bana da bazı şeyler yanlış öğretildi ve geçmişte bazı hatalar yaptım. Umarım burada bir Kürt yarışmacı da Kürtçe bir şarkıyla yarışır bir gün”. 6 saray Sayı:91- 31 Mart 2013 Erbil birlikte yaşama şehridir Saray- Aram Hevleri Erbil, kadim bir şehir olmasının yanında, burada yaşayan değişik etnik grup ve din mensupları aralarında kardeşçe yaşıyorlar. Şöyle ki etnik, siyasi, dini ve idari anlamda bunlar arasında bugüne kadar hiçbir sorun yaşanmadı. Erbil Hıristiyanlarından Salim Toma, kentin tarihinin 6000 yıla dayandığına dikkat çekti. Saray’a konuşan Toma, Erbil kalesini Asuriler’in inşa ettiğini söyledi. “Kentte yaşayanlar buranın yerlileridir ve bunların dışarıdan geldiğini düşünmüyorum” diyen Toma şöyle devam etti: “Buradaki milletlerin hepsi kentin idaresinde yer almışlardır. Tabi ki karşılıklı saygı ve sorumluluk çerçevesinde. Kentin Kürt, Türkmen ve Hıristiyanların güler yüzlü olması sevinç kaynağıdır”. Türkmen parlamenter Şerdil Tahsin de aynı görüşte. Türkmenler olarak uzun yıllardır kentte Kürt ve Hıristiyanlarla beraber yaşadıklarını ifade eden Tahsin, hiçbir zaman kendilerine ayrımcılık yapılmadığını söyledi. Çoğu mahallelerde farklı din ve millet mensuplarının yan yana yaşadıklarına dikkat çeken Türkmen parlamenter, etnik ve din anlamında kentte hiçbir zaman sıkıntı yaşanmadığını kaydetti. Türkmen parlamenter Şerdil Tahsin Türkmenler olarak Kürt ve Araplar’dan kız aldıklarını ve kız verdiklerini söyledi. Kürt ve Araplar’dan ayrı yaşamanın mümkün olmadığını savunan Tahsin, “Aramızda ayırım yapmayız ve hepimiz Müslümanız” diye konuştu. Bir din adamı, İslam’ın farklı etnik ve din mensuplarının birlikte yaşamasını özendirdiğini söyledi. Saray’a konuşan din adamı Halit Gerdi: “Buna kanıt olarak Efendimiz Muhammed “s.a.s”, yönetimi zamanında farklı din mensuplarıyla çalışıyordu. Vefatına kadar bir Yahudi’den alışveriş yapmıştı. Ondan aldığı biraz arpa borcuna karşı yanında kalkanını teminat olarak bırakmıştı. Efendimizin “Yönetimimiz altındaki ehli kitap olan Yahudi ve Hıristiyanlar’a kötülük yapanlar cennet kokusunu almazlar. Çünkü benim ahdıma karşı gelmiş olacaklar” buyurduğu biliniyor. Dolayısıyla halifeler de aynı yaklaşımı göstermişlerdi” diye konuştu. Erbil halkının İslam dinine çok bağlı olduğunu ifade eden Gerdi, ahlak, adet ve gelenek olarak birçok ülkeden çok önde olduklarını kaydetti. Ankava sakinleri Hıristiyanlarla hiçbir sorun yaşamadıklarını dile getiren din adamı Gerdi şöyle devam etti, “Onlar kendi dinlerinin biz de kendi dinimizin hükümlerini yerine getiriyoruz. Farklı din ve etnik grup mensupları olarak birbirimizi kızdıracak hiçbir harekette bulunmuyoruz. Bunda birlikte yaşamaktan söz eden din adamlarının etkisi büyüktür. Diğer bir etken de Erbil halkının anlayışlı olmasıdır. Üçüncü etken ise siyasi yönetimin farklı din ve entik grup mensuplarına karşı eşit şekilde davranmasıdır. Yönetim bunlar arasında ayırım yapmadan kendilerine idarede görev veriyor”. İslam dininin Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmeyi caiz kıldığını ifade eden Gerdi, “Bunların yemeğini yemek helaldir. Diğer din mensuplarıyla ticaret yapmak doğaldır.Hıristiyan parlamenter Salim Toma, Erbil’de yaşayan farklı din ve millet mensuplarının bölgenin birer asli unsuru olduklarını söyledi. Bunların her zaman birlikte yaşadıklarını ve sorumluluk taşıdıklarını ifade eden Toma, ülkeyle ilgili kararları ortak aldıklarını savundu. Ülkede demokrasinin daha da kökleşmesinin bölge halkları arasındaki birlikte yaşama arzusunu daha da ileriye götüreceğini düşünen Hıristiyan parlamenter Toma, hem bölgedeki partilerin programında hem de parlamentonun içtüzüğünde bu birlikteliğe ve tüm bu grupların kendi haklarına kavuşmasına vurgu yapıldığını kaydetti. Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı sözcüsü Merivan Nakşibendi, Erbil’deki bu birlikte yaşama ruhunu yok etmeye çalışan mihraklara dikkat çekti. Saray’a demeçlerde bulunan yetkili, bölgenin her zaman büyük güçlerin nüfuz mücadelesine sahne olduğunu söyledi. Bu güçlerin bölge halkı arasında ayırım yapmaksızın hepsine zulüm ve baskı yaptığını belirten Nakşibendi, “Bu sebeple bölge halkları bunu görerek birbirlerine daha fazla sarıldılar. Birbirlerine sempatileri arttı. Bu da ister istemez aralarındaki birlikte yaşama ruhu kuvvetlendi ve ırkçılıktan kaçındılar” dedi. Erbil halkı, 1991’den bu yana bazı çekişmelerin yaşanmasına karşın birlikte yaşama ruhunu koruduğunu ifade eden yetkili Nakşibendi, kentteki bu ruhun ender olduğunu söyledi. Böyle bir duruma Avrupa’da bile rastlanmadığını dile getiren Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı sözcüsü Merivan Nakşibendi şöyle devam etti: “İster solcu olsun ister sağcı, ister İslamcı olsun ister milliyetçi buradaki tüm güçler uyum içindeler. Hatta ve hatta burada din ve kimlik ayrımından söz etmek ayıptır. Ancak şunu gizlememeliyim ki; bölgemize karşı hem bölgesel hem uluslararası baskılar artıyor. Hedefleri bu birlikte yaşamamızı yok etmektir. Bu güçler kimi zaman askeri baskı yaparak kimi zaman ajanlar göndererek Erbil halkı arasında var olan sosyal ilişkileri koparmaya çalışıyorlar. Fakat tüm bu uğraşlar sonuç vermemiştir”. Buldukları tarihi eserleri iade eden vatandaşlar cüzi bir parayla ödüllendiriliyor ... Saray-Erbil Kürdistan bölgesinde 3500 kadar antik mekan bulunuyor. Ancak bu mekanları korumak için henüz bir yasa yok. Bu konuda Irak yasaları ile çalışılıyor. Fakat bu yasalar da yeterli olmayıp mevcut şartlara uymuyor. Bu arada tarihi eser bulup ilgili makamlara teslim edenler cüzi paralarla ödüllendiriliyor. Erbil Tarihi Eserler Daire Müdürü Haydar Hüseyin, yaklaşık 200 vatandaşın buldukları tarihi eserleri dairelerine iade ettiklerini söyledi. Saray’a konuşan Hüseyin, tarihi eser bulup daireye teslim eden vatandaşların ödüllendirildiğini kaydetti. Hüseyin tarihi eser arayan vatandaşların ise ağır cezalar alacaklarını belirtti. Vatandaş Abdürrezzak Muhammet, tarihi eserler toplamaya çok önem verdiğini söyledi. Saray’a konuşan Muhammet, eski para ve hançer gibi çok sayıda aldığı eserleri müzeye teslim ettiğini belirtti. Bu milli görevi ve duyarlılığı karşılığında takdirname ve cüzi bir para ödülü aldığını dile getiren vatandaş, “ödül alayım diye bu işi yapmıyorum, aslında istiyorum ki Erbil’in tarih ve kültürü satılmasın” dedi. Erbil Kalesinde antikacı dükkanı bulunan Halis Yunus, Irak yasalarının tarihi eserlerin satışını ve bunların insanların elinde bulundurulmasını yasakladığını hatırlattı. Yunus: “bazı vatandaşlar bul- dukları tarihi eşyaları iade sırasında soruşturmaya tabi tutuluyorlar ve bu eşyaları nerede buldukları konusunda hesaba çekiliyorlar. Halbuki bunların ödüllendirilmesi lazım. Bu da içlerinde bir korku yaratıyor. Hükümetin, buldukları eski eşyaları iade etmeleri konusunda vatandaşları teşvik etmesi gerekir”. Kürdistan bölgesinde tarihi mekanların korunması konusunda henüz bir yasa ortada yok. Bu konuda 2002 tarihli 55 nolu Irak yasasıyla çalışılıyor. Ancak bu yasa da yeterli bir yasa değil. Erbil Tarihi Eserler Daire Müdürü Haydar Hüseyin: “Kürdistan bölgesine özel bir yasanın çıkarılması için bölge parlamentosuna müracaatte bulunduk. Veya 55 nolu Irak yasası tadil edilsin istedik. Çünkü bu yasa bölgemizdeki mevcut şartlara cevap vermiyor” dedi. Parlamento kültür, enformasyon ve tarihi mekanlar komisyonu başkanı Aso Kerim, Tarihi Eserler Müdürlüğü’nün bir yasayla bağımsız bir kurum statüsüne kavuşmasını istediklerini söyledi. Antikacı Halis Yunus, kültür ve eserlerin korunması için özel bir komisyonun kurulmasını istedi. “Komisyonun görevi tarihi eserleri almak olsun” diyen Yunus çok sayıda tarihi eserin yurtdışına kaçırıldığını söyledi. Irak yasalarına göre; tarihi eserleri almanın mümkün olmadığını ifade eden Erbil Tarihi Eserler Daire Müdürü Haydar Hüseyin, buldukları tarihi eşyaları iade edenlere takdirname ve bir ödül verildiğini kaydetti. “İstiyoruz ki maddi gücümüz arttırılsın ki buldukları değerli tarihi eşyaları iade eden insanları daha büyük bir miktar parayla ödüllendirebilelim. Bu gerçekleştiği zaman bu eserlerle ticareti engellemiş oluruz” diyen Hüseyin, tarihi eserlerin korunması konusunda vatandaşların bilinçlendirilmesini talep etti. Tarihi eserler uzmanı Kenan Müfti, buldukları değerli tarihi eşyaları iade eden vatandaşlara para ödenmesi uygulamasının lağvedilmesini istedi. Hükümeti tarihi eserler kaçakçılığına müsaade etmemeye çağıran Müfti, “buldukları değerli tarihi eşyaları iade eden vatandaşlara büyük miktarda bir para ödülü verirsek hırsızlığı ve tarihi eser ticaretini teşvik etmiş oluruz. Bunlara bir takdirnameyle yetinmeliyiz. Çünkü takdirname paradan çok daha anlamlıdır ve bunu kabul eden vatanperver olduğunu kanıtlar” diye konuştu. 5 saray Sayı:91 - 31 Mart 2013 Ankava Nahiye Müdürü: Yolsuzluk tamamen bitti diyemem Ankava Nahiye Müdürü Celal Habib, nahiyede artık arazi dağıtılmadığını söyledi. Saray’a röportaj veren Habib, izni olmayan 37 adet içki dükkanını kapattıklarını kaydetti. Habib, nahiyede gece kulüpleri olduğunu ve hayat kadınlarının pazarlandığı iddialarını yalanladı. Saray: Deniliyor ki nahiyedeki çok sayıdaki içki yerleri sıkıntıya neden oluyor, ne dersiniz? C.Habib: Görevi almadan önce içki satış yerlerinin açılması için birçok ruhsat verilmişti. Bu sayı neredeyse 70’i bulmuştu. Ancak bu durum nahiye sakinlerini rahatsız ettiği için kilisenin kararıyla bir komisyon kuruldu. Siyasi parti ve sivil örgüt kuruluşlarının da yer aldığı ve içişleri bakanlığının da desteklediği komisyon bu soruna çözüm bulmaya çalışacak. Özellikle ibadet yerlerine yakın yerlerde bar açılmasına izin verilmeyecek. Bugüne kadar 37 adet içki dükka- C.Habib: Bu beşinci kabineden beri böyleydi. Saray: Nahiyede yolsuzAncak yeni kabine döluk var deniliyor, ne dersi- neminde sayın Neçirvan niz? Barzani, idari olarak valiC.Habib: Yolsuzluk yok liğe bağlanmamıza karar diyemem. Ancak şunu di- verdi. yebilirim ki kimseye arazi Saray: Nahiye olarak partemin etmiyoruz. Çünkü lamentodaki milletvekilleriben buna müsaade etnizden memnun musunuz? mem. Beni yolsuzluğa C.Habib: Evet, hem de karıştırmalarına müsaade çok. Bize çok sahip çıkıyorlar ve sorunumuzu edemem. Bunlar akraba çözmeye çalışıyorlar. olabilir veya başkaları. Saray: Nahiyede eskiden Neden yardımcı olmadıHıristiyanlardan başka ğımı soruyorlar. Ben de kimse gayrimenkul edineyolsuzluğa mı yardımcı mezdi. Bu karar hala geolayım diye cevap veçerli mi? riyorum. Sıkıntılarımız bitti diyemem. Ankava’da C.Habib:Müslüman kardeşlerimizle aynı kaderi temizlik işini yürüten Rimal Elzehebi firması işini paylaşıyoruz ve aramıziyi yapmadığı için bizden da hiç bir fark yoktur. uyarı aldı. Ardından iha- Bunu defalarca söylemileleri ellerinden alınarak şizdir. Örneğin Şaklava, başka bir firmaya verildi. Soran ve diğer birçok Bu sorunun çözümünde yerde kilise bulunuyor. Ankava’nın girişinde bir bize yardımcı olan Erbil camii var. Demek ki Hıvalisine, belediye bakaristiyan ve Müslümanlar nına ve Erbil belediye başkanına teşekkür ede- olarak yüce Allah’ın izniyle hiçbir sorun yaşariz. madık ve beraber yaşıSaray: İdari olarak doğyoruz. Aramızda sorun rudan bakanlar kuruluna yok ve olmaz da. bağlısınız, acaba neden? bakanlar kurulunun emri olmadan başlamayız. Röp: Seyit Fahrettin Erbilli nını kapattık. Saray: Peki nahiyede hayat kadınlarının pazarlandığı iddialarına ne dersiniz? C.Habib: Hayır bunların tamamı iddia. Ankava halkı olarak buna müsaade edemeyiz. Nahiyenin huzurunu bozmaya çalışanlara yasal süreç başlatacağız. Çünkü biz Müslüman kardeşlerimizle birlikte yaşıyoruz ve aramıza nifak sokulmasını istemiyoruz. Saray: Ankava’da hala arazi dağıtılıyor mu? C.Habib: Hayır dağıtılmıyor. Dağıtım işi bakanlar kurulunun kararıyla durduruldu. Dağıtım işine Erbil Elektrik Dağıtım Müdürü Hüseyin Hamad: Günde 24 saat elektrik temin edemeyiz Saray-Erbilli Erbil Elektrik Dağıtım Kurumu Müdürü mühendis Hüseyin Hamad, elektrik sorununa henüz çözüm getiremediklerini söyledi. Saray’a konuşan Hamad, bu sorun çözülmediği takdirde günde 24 saat elektrik temin etmelerinin mümkün olmadığını kaydetti. Saray: Neden elektrik devamlı sağlanmıyor. Bir gün az veriliyor, bir gün çok?. H.Hamad:Bağdat yönetimi ayaklanmadan hemen sonra bölgeden elektriği kesti. Bunun üzerine Dokan ve Derbendihan barajlarından ürettiğimiz miktar elektrikle geçindik. Ancak 2003’ten sonra Kürdistan bölgesindeki elektrik şebekesinin yeniden merkeze bağlanmasına çalışıldı. Hedef vatandaşlara uzun bir süre elektrik temin etmekti. Ancak hayal kırıklığına uğradık. Çünkü bize ihtiyacımızın ancak %50’lik bir bölümü sağlandı. Hatta daha az. Daha ilk yıl Dokan ve Derbendihan barajlarında su oranının düşmesi nedeniyle bölgede kuraklık yaşandı. Bunun üzerine bölge yö- netimi bir tedbir olarak iç üretime yöneldi. Yönetim özel sektörle işbirliği yapmak suretiyle elektrik santralları inşa etmeye başladı. Üretim, dağıtım ve denetim işleri kontrol altına alınırsa günde 24 saat elektrik sağlayabiliriz. Ama bu yapılmayınca devamlı elektrik sağlayamıyoruz. Saray: Jeneratör sahipleri işlerini iyi yapmıyorlar. Buna rağmen ceza almıyorlar. Alsalar bile çok azdır?. H.Hamad: Erbil il meclisinde bir komisyon jeneratör sahiplerini denetliyor. Vatandaşlar gördükleri ihlalleri komisyona bildirebilirler. Bunun için iki telefonumuz var. Bize her zaman ulaşabilirler. Bildiğim kadarıyla komisyon işini iyi yapıyor. İşini iyi yapmayan jeneratör sahipleri cezalandırılıyor. Cezayı da komisyon veriyor. Saray: Ahmet İsmail elektrik projesine rakip şirketler var mı acaba ?. H.Hamad: Ahmet İsmail şirketi işlerine devam ediyor. Şirket bölge elektrik bakanlığıyla imzaladığı anlaşma devam ettiği sürece işleri devam edecektir. Saray: Resmi mesai esnasında kaza geçiren elektrik bakanlığı memurlarına tazminat ödeniyor mu?. H.Hamad: Bakanlar kurulunun kararına göre; resmi mesai esnasında elektik çarpıp hayatını kaybeden memura 5 bin dolar ödenecek ve emekliye ayrılır. Ama eğer kusur memur- daysa o zaman kalkıp mahkemeye başvurur. Mahkemeden çıkan kararlara saygılıyız. Saray: Aylık olarak halk- Erbil il meclisinde bir komisyon jeneratör sahiplerini denetliyor. Vatandaşlar gördükleri ihlalleri komisyona bildirebilirler tan tahsil ettiğiniz paranın tamamı Ahmet İsmail projesine mi gidiyor?. H.Hamad: Hayır ona verilmiyor. Bu para elektrik şebekelerinin tamirine, genişletilmesine ve onarımına harcanıyor. 4 saray Sayı:91 - 31 Mart 2013 Mart ve Hastalar Günü ri yüzerek geçerdi. Halk nehrin diğer tarafına geçtiğinde güçleri yettiği kadar şarap içmeye başlardı. Mart Eski Roma’da “Yeniden Diriliş” anlamına geliyordu. Nehrin bir ucundan diğer bir ucuna geçmek hayatın lezzetlerine doymayı ifade ediyordu. Roma’da hayattan ölüme giden süreçte hayatın lezzetlerine doymak için * Ahenk Nakşibendi bol bol şarap içmek bir gelenek haline gelmişti. O Ahenk Nakşibendi Mart ayına baktığımızda, asırda Roma’da “Satürn” adında bir tatil günü de bu ayın iyi kötü birçok olaya gebe olduğunu gö- vardı. Ziraat Günü anlareceğiz. Bu yanlız Kürdis- mına gelen “Satürn”de köleler birkaç saatliğine tan bölgesinde yaşayan özgür kalırdı. bizler için geçerli bir şey değil, belki tüm dünya için Bu ay dünyanın birçok ülkesinde farklı şekillerde de geçerlidir. kutlanıyor. Mesela Yunan Örneğin Eski Roma’da ve Almanlar bu ayı karşı15 Mart’ta kadın erkek lamada çok özel uygulaherkes Tayber adlı neh- malara sahipler. Ama İsviçre’de Mart ayının ilk Pazar gününde kutlanan Hastalar Günü gerçekten takdire şayandır. 1939’da verem hastalığı uzmanı Dr. Marthe Nicati, bu günü Hastalar Günü olarak ilan etti. Mart ayının ilk haftasını seçme sebebi ise; hayat ve hastalar için ümidi simgeleyen o günde çiçeklerin açılmasıdır. Hastalar Günü’nde aileler hastalarını ziyaret edip durumlarını sorarlar. İsviçre’de bu uygulamanın hala devam ettiği ve devlet başkanının bugünde özel bir konuşma yaptığı biliniyor. İsviçre’de ayrıca 2004’te alınan kararla kronik hastalara bakan ailelere bir ödenek ayrıldı. Bizde ise mart ayı içinde; 11 Mart, Nevruz ve Kadınlar Günü kutlanıyor, “Halepçe Katliamı” anılıyor. Bugünlerin her birisinin özel bir tadı ve anısı vardır. Mart “Gülün Doğuşu” anlamına geliyor. Özellikle de mutluluk anlamına gelen Nergiz çiçeği... İçinde birçok önemli hadisenin olduğu Mart ayında Nevruz’u unutmamalıyız. Bunun yanında 16 Mart’ta Halepçe’de meydana gelen “Kimyasal Saldırı” dileyelim ki Kürdistan tarihinin tek acı günü olarak kalsın. Milletvekili Türkmenler ve İslam Molla Kava Faris Türkmen halkının İslam dinini savaşsız kabul ettiğini tarihi belgeler kanıtlıyor. Demek ki bu halk, dünyanın tek gerçek dini olan islam dinini kendi istek ve iradesiyle kabul etmiştir. Bu da kendi adına büyük bir şereftir. Türkmenler’in İslam’ı kabulü Emevi dönemine dayanıyor. O dönemlerde Maveraülnehir bölgesindeki Buhara, Samerkent, Ferğane ve diğer Türk şehirleri İs- lam’ı kabul ettiler. Türk soyundan gelen Türkmenler bu adı Müslüman olduktan sonra aldılar. Ancak cahiliye döneminde Oğuz olarak tanınıyorlardı. Arap belgelerinde Türkmenlerin adı Ğuz veya Horasanlar olarak geçiyor. Arap tarihçi Abbas Azzawi, “Müslüman olduktan sonra Türk-Türkmenler birçok Müslüman bölgelerinde yayılmaya başladılar. Orduda aktif yer alan Türkmenler’den tecrübeli komutanlar çıkmıştır” diye yazıyor. Türkmenlerin Irak’ta varlığının en önemli sebebi İslam dinidir. Bu dinin Türkmen kimliğinin ve şahsiyetinin oluşmasında ve göçebe hayattan yerleşik hayata geçmesinde büyük etkisi olmuştur. Bu dini benimseyen Türkmenler diğer millet ve medeniyetlerin yanında kendilerine engin bir medeniyet oluşturmayı başarmışladır. Ayrıca İslam bayrağı altında birleşen Türkmenler aralarında kavga ve anlaşmazlıklara son vermişlerdir. İslam’a davette büyük rol üstlenen Türkmenler Haçlı seferlerinde büyük kahramanlıklar sergilemiş, Selçuklu, Atabek ve Eyübiler komutasında bu yüce dini koruma ve devam ettirme şerefine nail olmuşlardır. Hacı Celal Çakmakçı ve birkaç anı Şeyh Faik Namık Hacı Celal Çakmakçı Erbil’in meşhur bir ses sanatçısıdır. Dindar kişiliğiyle de bilinen Çakmakçı’nın Tayrava mahallesinde bir dükkanı var. Erbil Kalesinin Tekye mahallesinde 1943 yılında dünyaya gelen Çakmakçı, burada Kur’an-ı Kerim kıraatını öğrendi. Baba ve amcasından kılıç yapmayı ve sivriltmeyi öğrenen Çakmakçı bu mesleğine bugün de devam ediyor. Hacı Celal Çakmakçı, hoyrat, şiir ve Türkmen atasözü konusunda yeterli bilgiye sahiptir. Çok güzel bir sese sahip Çakmakçı’yı ziyaretimde bana Türkmence, Farsça ve Arapça şiir ve methiyeler okudu. Çocukken Kale’nin tekke ve divehanelerinde düzenlenen meclislerde şiir ve kaside dinlediğini söyledi. O zamanlar Molla Mecit Gravi’nin kayınpederi Seyit Merdan Kerküklü’nün sesinden çok etkilendiğini ifade eden Çakmakçı, aynı zamanda Şeyh Şerif Tekkesinde zikir halkalarına da sık sık katıldığını belirtti. Burada Seyit Merdan, Molla Nazım, Faik Bezirgan ve diğer okuyucuların dini kaside ve methiyeler okuduklarını dile getiren Çakmakçı, bundan çok zevkaldıklarını kaydetti. Çakmakçı 50 yıl önce başından geçen bir anıyı benimle paylaştı. 70 yaşındaki Çakmakçı evinin inşaatını tamamlamak için Kale’de Pirbal Ağa’ya gidip kendisinden 30 dinar borç ister. Pirbal Ağa oğlunu çağırıp meblağ parayı Çakmakçı’ya vermesini ister. Çakmakçı aldığı borçla evinin inşaatını tamamlar. Gel zaman git zaman çalışarak iyi bir para biriktiren Çakmakçı borcunu ödemek için Kale’de Pirbal Ağa’ya gider. Ancak Pirbal Ağa alacağını almayı kabul etmez ve Çakmakçı’ya: “Bu benim sana ev hediyemdir” der. Pirbal Ağa’nın bu iyiliğini hiç unutmayacağını ifade eden Çakmakçı’ya Allah’tan uzun ömürler dilerim. 3 saray Sayı:91 - 31 Mart 2013 KDP ve KYB yetkilileri Türkmenleri konuştu Türkmen grupları 50+1 sistemi istiyor Saray- Özel Bölge hükümeti özellikle KDP ve KYB, Türkmenlere tahsis edilen görevler üzerinde Türkmen taraflarının tamamının mutabık kalmasını istiyor. Ancak aralarında bir türlü anlaşamayan Türkmen gruplar bu görevlerin boş kalmasına neden oluyorlar. Bu arada Türkmen grupları, bölge hükümetinden Türkmenlerle ilgili kararlarında 501+ salt çoğunluk sistemini uygulamasını istiyorlar. Ancak KDP ve KYB yetkilileri bu teklife sıcak bakmıyorlar. KDP Siyasi Büro Üyesi Dr. Kemal Kerküki, bölgedeki tüm milletlere saygı gösterilmesi ve aralarında ayırım yapılmamasını istedi. Kerküki “Bunlar madem ki niyetleri temizdir, huzur ve özgür bir havada yaşamak ve bu bölgeye hizmet etmek istiyorlar er veya geç aralarında anlaşacaklar. İstiyoruz ki ilk önce kendi aralarında anlaşsınlar sonra gelip bizimle otursunlar” dedi. Kürdistan İslami Birliği Sekreteri, Türkmenlere haklar tanınması için Kürdistan bölge anayasasının esas olarak alınmasını talep etti. Kürdistan İslami Birliği Sekreteri Muhammet Fereç, söz konusu anayasada bu hakların açıkça belirlendiğini savundu. “Türkmenler bölgenin ana unsurudurlar ve talepleri dikkate alınmalıdır” diyen Fereç, bölgedeki tüm etnik grupların haklarına kavuşmasını istedi. KYB üst düzey yöneticisi Adnan Müfti, her şeyden önce Türkmen grupların aralarında anlaşması gerektiğini belirtti. Saray’a konuşan Müfti, Türkmen partilerinin ve hükümetin işine karışmadığını ifade etti. KYBli Müfti Türkmenlerin kendilerine tahsis edilen görev ve haklardan yararlanabilmeleri için kendi aralarında anlaşmalarının şart olduğunu savundu. KDP üst düzey yöneticisi Çınar Saad Abdullah, bölgedeki etnik gruplarla dikkatlice davranılmasını istedi. Bunların ezildikleri ve kendilerine zulüm yapıldığı hissine kapılmamalarını sağlamak için kendilerini memnun etmek gerektiğini ifade eden Abdullah, hükümet KDP ve KYB olarak Türkmenlere tahsis edilecek görevlerin başına kimlerin getirileceğine Türkmenelerin kendilerinin karar vermesini istediklerini sözlerine ekledi. Ancak Türkmenlerin çoğu kez aralarında anlaşamadıklarına dikkat çeken KDP’li yetkili, “Bu durumda aralarında oylama yapsınlar ve adayları salt çoğunlukla seçsinler” diye konuştu. Türkmen gruplarının aralarında anlaşamamasını bir eksiklik olarak niteleyen KDP’den diğer bir yetkili, “Vaktiyle partiler konseyi için bir Türkmen aday istedik. Türkmen grupları onda da aralarında anlaşamayarak aday göstermediler” dedi. KDP yönetim üyesi Piştivan Sadık, Türkmenleri aralarında anlaşmaya çağırdı. Saray’a konuşan Sadık, “Eğer 9 Türkmen gruptan beşi bir adaya evet diyorsa, bu sonuç kabul edilmelidir” dedi. Sadık’la hemfikir olan KDP ulusal ilişkiler ofis sorumlusu Ahmet Kani, bir adayı sadece partilerin değil Türkmen vatandaşların da kabul etmesi gereğini savundu. Kani, Türkmenler’in bir aday üzerinde 100% anlaşmalarını beklemenin mümkün olmadığını da vurguladı. Parti olarak hem Bağdat hem de Erbil’de bu üç grup temsilcileriyle biraraya gelmek için ön ayak olduklarını dile getiren Mala Kara, bu üç etnik grubun içişlerine karışmak istemediklerini de sözlerine ekledi. Kürdistan İslami Hareketi üst düzey yöneticisi Ferhat Mala Salih, Türkmen ve Hıristiyanların bölgenin ana unsurları arasında yer aldıklarını söyledi. Bölgedeki tüm etnik grupları ulusal ortaklığın topladığını ifade eden Salih, “biz her zaman barış ve uyum içinde yaşadık. Aynı zamanda sıkıntı ve zorluklara da hep birlikte göğüs gerdik” dedi. Türkmen ve Kildoasurilerle yakın ve dostane ilişkileri bulunduğunu dile getiren Kürt yetkili Salih, Türkmen ve Hıristiyanların görüş ve taleplerini önemli bulduklarını söyledi. Salih bu iki etnik grubu tüm mahfillerde temsilci bulundurmaya çağırdı. Salih: “Türkmen ve Hıristiyanların içişlerine en küçük bir müdahale öldürücü olabilir” diye konuştu. Kürdistan İslami Cemaat yöneticisi Dara Muhammedemin bölgedeki tüm etnik gruplarla kardeş olduklarını söyledi. Bunların taleplerinin yerine getirilmesi için çalıştıklarını ifade eden Muhammedemin, muhalefette yer aldıkları için Türkmen ve Hıristiyanların taleplerini yerine getiremediklerini kaydetti. “iktidarda olsaydık rolümüz daha fazla olacaktı. Ama yine de bu gruplarla ilişkilerimiz devam ediyor” diyen Kürt yetkili, bu etnik grupların taleplerinin maksatlı ve sistematik olarak gözardı edildiği iddialarını yalanladı. Muhammedemin, parti olarak kendileriyle birçok ortak noktaları bulunan bu etnik gruplarla ikili anlaşmalar imzalanmasından yana olduklarını da kaydetti. Kürdistan bölgesindeki etnik gruplar, muhalefet partileri taleplerine kayıtsız kalmakla suçluyor Saray-Erbil Kürdistan bölgesindeki etnik gruplar, muhalefet partileri taleplerine kayıtsız kalmakla suçluyor. Bölgede 2009’da yapılan seçim aktif bir muhalefet doğurdu. İslam eğilimli İslami Birliği ve İslami Cemaat ile laik eğilimli Değişim Hareketi muhalefet cephesini oluşturuyor. Ancak bölgedeki Türkmen, Hıristiyan ve Ermeniler muhalefeti ciddi çalışmalar yapmamakla suçluyorlar. Bu üç etnik grup temsilcileri taleplerinin yerine getirilmesi noktasında muhalefetin ciddi çalışmadığını düşünüyorlar. Muhalefet ise kendisine yöneltilen bu suçlamaları kabul ediyor. Kürdistan parlamentosunun Hıristiyan parlamenterlerinden Salim Toma, taleplerinin muhalefet tarafından dinlenmesini istedi. Taleplerinin yerine getirilmesi noktasında muhalefetin ciddi çalışmadığını ifade eden Toma, muhalefeti kendileriyle oturmaya ve taleplerini dinlemeye çağırdı. Hıristiyan parlamenter Toma “birbirimizi anlayabilmek için muhalefet bizi de dinlemek mecburiyetinde” dedi. Ermeni parlamenter Aram Şahin muhalefetin desteğine ihtiyaç duyduklarını söyledi. Saray’a açıklamalarda bulunan Şahin, “taleplerimizin hayata geçirilmesini istiyoruz. Taleplerimizi kimin gerçekleştireceği önemli değil. Bu muhalefet olabilir veya iktidar partisi” Türkmen Kardeşlik Ocağı yöneticisi Aydın Arslan, taleplerinin hayata geçirilebilmesi için hem iktidarı hem de muhalefeti kendileriyle oturmaya çağırdı. Arslan: “Eğer buluşma gerçekleşecekse birbirimizi daha iyi anlarız. Bizim hedefimiz sadece Türkmen hakları değil, tüm etnik grupların haklarına kavuşmalarını istiyoruz. Biz kardeşlikten ve yapıcı olan her şeyden yanayız” dedi. Bölgedeki Türkmen, Hıristiyan ve Ermenilerin eleştirilerine cevap veren Değişim Hareketi yetkilisi Sefin Mala Kara, parti olark bölgedeki üç etnik grup temsilcileriyle biraraya gelmediklerini söyledi. Bu üç grubu muhalefete özellikle en büyük muhalefet gücü olan Değişim Hareketine mesafeli davranmakla suçlayan Mala Kara Türkmen, Hıristiyan ve Ermenilere kapılarının açık olduğunu kaydetti. 2 saray Sayı:91- 31 Mart 2013 Başarılı Türkmenleri kimse ödüllendirmiyor Saray- Erbil Türkmen siyasi parti ve çevreleri, farklı kesimlerden insanları ödüllendirmiyor. Türkmen Garibi Kız Lisesi öğretmeni Azat Küreci, bu tarafların Türkmen öğrencileri ödüllendirmediğini söyledi. Saray’a konuşan Küreci, başarılı olabilmek ve öne geçmek için ödüllendirme ve motivasyonun önemine işaret etti. Türkmen okul müdürleri ve siyasi partilerin bu konuda kusurlu olduğunu ifade eden öğretmen Küreci, önemli bir yer olan Türkmen okullarındaki başarılı öğrencileri ödüllendirmenin öneminin altını çizdi. Her yıl küçük olsa da öğrencilerini ödüllendirdiklerini dile getiren Küreci, Türkmen okullarına önem verilmesini istedi. Kadın aktivist Müne Kahveci, Irak’ta özellikle Türkmenler içinde kadının rolünün ve çalışmalarının sindirilemediğini söyledi. Başarılı Türkmen kadınların ödüllendirilmek yerine farklı dedikodularla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Kahveci, bu durumun kadınların işten soğumasına neden olduğunu belirtti. Türkmenler olarak çok aktif ve başarılı kadınlara sahip olduklarını, ancak bunların farklı engellerle karşı karşıya kaldıklarını dile getiren Kahveci, “Özellikle sivil toplum kuruluşlarına önem vermedikleri için buradaki başarılı unsurları ödüllendirmediklerini kaydetti. İlhanlı Türkmen toplumunun gelişmesinde sivil toplum kuruluşlarının çok önemli olduğunu belirtti. Türkmen partilerinin pasif olmasının nedeninin bu kuruluşlara önem vermemesinden kaynaklandığına işaret eden yetkili İlhanlı, bu partilerin talebe ve kadın teşkilatlarına gereken önemi göstermediklerini söyledi. “Bunun diğer bir nedeni ise bazı yerlerde çalışan Türkmen unsurlar yeteri kadar aktif değiller” diyen İlhanlı şöyle devam etti: “farklı teşkilatlardaki Türkmen temsilcileri siyasi alanda kadınların Türkmen işçileri olarak ödüllendirilmesini isteyen gençlerimizin bu çalışmasına müsaade ödüllendirmeyi beklediklerini Türkmen yetkili, ancak alanlara gelmesine ön edilmiyor.” dedi. ifade eden Haydar, bunun da yapılmadığını “Her şeyi Türkmen bunu bizzat Türkmen söyledi. Türkmen Kardeşlik ayak olamadılar. Ayrıca kadınlar meclisinde de partilerden beklememek partilerinden istediklerini Ocağı olarak gençlerin henüz bir temsilcimiz lazım” diyen kadın aktivist kaydetti. tören ve aktivitelerini bulunmuyor”. Kahveci, neden önde Türkmen Kardeşlik düzenleyebildiği bir bina gelen şahsiyetlerimiz Ocağı yetkilisi inşa etmek istediklerini dile Her yıl farklı alanlarda aktif unsurları ödüllendiren başarılı insanlarımızı Abdülkerim Mollaoğlu, getiren Mollaoğlu, binanın Kültür Bakanlığını ödüllendirmiyorlar? diye farklı kesim ve sınıftaki gençler adına iyi bir şey eleştiren İlhanlı, “ancak sordu. başarılı Türkmenlerin olduğunu kaydetti. bakanlık bugüne kadar Her yıl kutlanan 1 Mayıs ödüllendirilmesinin Hastalanan veya doğum bir Türkmen genci dahi işçiler günü bölgede de öneminin altını çizdi. yapan gençlere yardım kutlanıyor. Bu kapsamda Talebe, gençlik ve işçi ettiklerini ifade eden TKO’lu ödüllendirmedi. Acaba bu ödüle layık bir Türkmen Kürt partileri işçileri teşkilatlarında çalışanların yönetici, yönetime her yıl ödüllendiriyorlar. Ancak ödüllendirilmesi gerektiğini farklı kesimlerden insanların yok mu?. Bundan bölge hükümetinde çalışan Türkmen partilerinin bugüne ifade eden Mollaoğlu, ödüllendirilmesi için plan Türkmen yetkililer kadar böyle bir girişimleri sıradan insanlarla başarılı yapmasını teklif edeceğini sorumludur. Bunlar olmadı. insanlar arasında ayırım de söyledi. Türkmenler için hiçbir Türkmen işçi Soner yapılmasını istedi. Türkmen Reform Hareketi şey yapmadılar” diyerek Haydar, bugüne kadar hiç Okulda birincilik elde yöneticisi Muhammet ödüllendirilmediğini söyledi. eden öğrencilerin de İlhanlı, Türkmen çevrelerinin eleştiride bulundu. Türkmen siyasi platformuna doğru Hasro Pirbal Kasap (*) Bugün Kürdistan Bölgesi’ndeki mevcut siyasi realite yeni bir aşamadan geçiyor. Bu arada Irak ve bölgede cereyan eden büyük değişime paralel olarak büyük bir Kürt uyanışı söz konusudur. Kürtlerin yönetim tecrübesi, Kürdistan Bölgesi başkanlığı ve bölge hükümeti tabanı her geçen gün kuvvetleniyor. Bölge başkanının rolü, bölge hükümetinin politikaları ve etkinliği bölgesel ve süper ülkeler tarafından takdirle izleniyor. Bugün Kürdistan milleti büyük adımlarla ilerliyor ve artık asır Kürt halkının uyanış asrıdır. Diğer bir yandan Irak’a baktığımız zaman, bu ülke sayın başbakan Maliki’nin yanlış politikaları yüzünden her geçen gün kan kaybediyor. Şöyle ki eğer içteki stratejik dengelere aldırış etmezse Irak’taki siyasi süreç tamamen yok olup biter. Nüfus olarak Kürdistan Bölgesi’nin en büyük ikinci milletini teşkil eden Türkmen milleti Kürt ve bölgenin asil Araplarıyla uzun yıllardır birlikte yaşıyor. Bunu bölgenin mevcut siyasi haritasında görmek mümkündür. Bence bölge başkanlığı ve bölgesel hükümet, bu yeni harita karşısında yeni bir yaklaşım geliştirerek, yeni denklemde Türkmen katkısının da sağlanmasına çalışmalıdır. Kürdistan Bölgesi haritası dışındaki Kerkük gibi Kürdistanlı bölgelerde yaşayan önemli bir grup olan asil Türkmenlerin ve siyasi partilerinin Kürdistan Bölgesi’ndeki siyasi süreçte katkılarının sağlanması gerekir. Çünkü Erbil ve Kerkük’ün asil Türkmenleri, Kürtler gibi bölgenin iyi ve sadık vatandaşlarıdırlar. Biz Kerkük ve Hanekin Türkmenlerini Kürdistan Bölgesi’ne destek olmaya ve kalkınma sürecine katkı yapmaya davet etmekle birlikte bunların bölgenin yönetiminde de katkılarının sağlanmasına çalışmalıyız. Sadece burada değil Bağdat’ta da Kürdistan Bölgesi’ne destek olmalarını sağlamalıyız. Bu konuda uyguladığımız politikadan daha aktif bir politikayı hayata geçirmeliyiz. Bu kapsamda Kürdistan Bölge Hükümeti acilen yeni bir siyasi harita geliştirerek, Türkmen ulusal bir diyalogu başlatmalıdır. Diyaloga aralarında Türkmen Cephesi’nin de bulunduğu tüm Türkmen tarafları çağrılmalıdır. Bunların tecrübelerinden yararlanılmalıdır. Bölge başkanlığı ve hükümetinin Türkmen politikası yeniden gözden geçirilerek, yeni baştan tasarlanmalıdır. Çünkü bugün bölgede Türkmenleri temsil eden grupların kendi halklarına faydalı olabildiklerini iddia edemeyiz. Kürdistan Bölgesi Türkmenlerinin bir merciye ihtiyaç duyduğu kesin. İşte tam bu noktada Kürdistan Bölge Hükümeti ve Kürt taraflarının “Türkmen platformu” fikrini ortaya atmaları zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Bu konuda Türkmen parti adındaki dükkâncıklar kapatılarak, toplum içinde saygınlık kazanmış, siyasi ve sosyal tabanı olan bir takım Türkmen ileri gelenlerinden bir merci kurulsun. Bunların hükümet, parlamento ve diğer resmi kurumlarda katkıları sağlanmakla bölgedeki yönetim sürecine yeni tecrübeler kazandırmış oluruz. Böylece bunların dostluğunu kazanırsak bize destek ve sadık vatandaşlar olacaklardır. Bu merciler ortaya atacakları projelerle Türkmen kültürüne, edebiyatına, dil ve tarihine hizmet edeceklerdir. Bugün Kürdistan Bölgesi’nde var olan demokrasi ve özgürlük sayesinde Türkmen siyasi çevreleri çalışmalarına devam ediyorlar. Bölgede hiçbir Türkmen’e siyasi baskı uygulanmıyor, hiçbir Türkmen hükümetle sorun yaşamıyor. Türkmenlerin asıl sorunu kendilerinden kaynaklanıyor. Bunların politikası belli olmadığı gibi dönebilecekleri güçlü bir mercileri de yok. Bir süre önce bölge hükümeti yetkilileriyle toplanan Türkmen taraflarından kendi aralarında toplanmaları istendi. Ancak bu taraflar birbirleriyle kavgalı oldukları için yaptıkları tüm toplantılar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Kürdistan Bölgesi Türkmenlerinin elinden tutularak organize edilmesi kaçınılmazdır. Tüm Türkmenleri toplayabilecek siyasi bir merci kurularak, bunların bölgedeki resmi kurum ve kuruluşlara katkılarının sağlanması gerekir. Böylece yeni bir dost kazanarak, demokratik sürecimizi zenginleştirmiş oluruz. * Yazar ve siyasi gözlemci Önemli not Bir önceki sayımızda “Türkmen Demokratik Hareketi’nin üst düzey bazı yöneticileri istifa etti” başlıklı röportajda sayın Azat Kahveci’nin adı yerine yanlışlıkla ITC Erbil Kol Sorumlusu sayın Azat Küreci’nin adı geçmiştir. Bu maksatsız hata nedeniyle sayın Azat Küreci’den özür dileriz. Saray Gözler Galatasaray-Real Madrid maçında ...8 Sayı:91 - 31 Mart 2013 2 Başarılı Türkmenler ödüllendirilmiyor Hasro Pirbal Türkmenleri tek söylem geliştirmeye çağırdı 2 Ankava›da ibadet yerlerine yakın içki dükkanlarına ruhsat yok 5 Erbil›deki birlikte yaşama ruhuna her yerde rastlanmıyor 6 Türkmen Cephesi: Kerkük bahane edilerek Türkmen hakları gasp ediliyor KDP ve KYB’den Erbil Türkmenlerine: Kerkük bölgeye dönmeden tüm haklarınızı veremeyiz Saray-Erbil KYB Genel Sekreter Yardımcısı Kosrat Resul Ali ve KDP Siyasi Büro Üyesi Fazıl Mirani eş zamanlı verdikleri demeçte, 140. madde uygulanmadığı ve Kerkük Kürdistan Bölgesi’ne dönmediği sürece Türkmenlerin tüm haklarını sağlamayacaklarını söylediler. Bu demeci reddeden Türkmen Cephesi, Erbil Türkmenlerinin haklarının Kerkük’le bağlantılı olmadığını kaydetti. Bölge hükümeti, Erbil Türkmenlerine yönetimde görevler vereceğini taahhüt etmişti. Türkmenler bu taahhütlerin yerine getirilmesini bekliyorlar. KYB Genel Sekreter Yardımcısı Kosrat Resul Ali, Saray’a yaptığı açıklamada, şu aşamada Türkmenlere görev veremeyeceklerini ifade etti. Ali, “140. madde uygulanmadığı ve Kerkük Kürdistan Bölgesi’ne dönmediği sürece Türkmenlere hiçbir şekilde hak veremeyeceğiz” diye konuşu. KYB’li Ali ile hemfikir olan KDP Siyasi Büro Üyesi Fazıl Mirani, gazetemize verdiği özel demeçte, “Kerkük ne zaman Kürdistan Bölgesi’ne dönerse Kürtler olarak Irak’ta alacağımız hakların aynısına bölgedeki Türkmenler de kavuşacak” dedi. Türkmen derken partilerden söz etmediklerini ifade eden Mirani, “Türkmen, Kildan ve Asurîler parti değil birer millettir” diye konuştu. Türkmen Cephesi, Irak Hükümeti’ndeki bakanını çekebilir Türkmen partileri bütçelerinin arttırılmasını istiyor Saray Özel Erbil’de bazı Türkmen partileri kendilerine ayrılan ödeneği az buluyor. Bu partiler ödeneğin arttırılması için başbakana yazı yazdılar. Erbil’de bazı Türkmen partileri başbakandan, kendilerine tahsis edilen ödeneğin arttırılmasını istedi. Bölge Başbakanı Neçirvan Barzani’ye bir yazı yazan bu partiler, kendilerine ayrılan ödeneğin az olduğunu dile getirdiler. Türkmen Demokrat Partisi Başkanı Dilşat Çavuşlu, Başbakan Barzani ile yapmış oldukları toplantıda bütçelerinin arttırılmasını istediklerini ifade etti. Saray’a konuşan Çavuşlu, Başbakanın bütçeleri arttıracakları yönünde söz verdiğini Ancak Türkmen Cephesi Kürtler gibi düşünmüyor. Kerkük sorununun Erbil’le bağlantılı olmadığını savunan Türkmen Cephesi’nden bir yetkili, Kerkük’ün pazarlık konusu olmadığını kaydetti. Kerkük’ün Irak’ta milli bir mesele olduğunu savunan Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim, Kerkük’ün pazarlık konusu olmasına müsaade etmeyeceklerinin altını çizdi. “Erbil Türkmenlerinin talep ve sorunlarını Kerkük’e bağlamamak lazım” diyen ITC’li yetkili, “Türkmenler Erbil’de esasi bir gruptur. Bunların buradaki sorunlarının Kerkük’le hiçbir bağlantısı yoktur” diye konuştu. “Kerkük, özel bir bölgeye dönüşürse Irak parçalanır. Bu durumdan Erbil Türkmenleri de zararlı çıkar” yönünde yapılan iddiaları reddeden Haşim şöyle devam etti: “Telafer, Erbil, Selahaddin ve diğer Türkmen bölgelerinin bağımsız federal bir statüye sahip olması gerekir. Çünkü her bölgenin kendi hususiyeti var. Biz Türkmen Cephesi olarak bu bölgeler için özel projeler hazırlamışız. Farklı bölgelerde faaliyet göstersek de hedefimiz birdir”. de söyledi. Bu konuda yazdıkları yazının cevabını beklediklerini belirten Türkmen parti başkanı, zamanında kendilerine ayrılan ödeneğin çok düşük olduğuna ve faaliyetlere yetmediğine dikkat çekti. Saray konuyla ilgili hükümet sözcüsüyle temas kurmak istedi. Ancak sözcü telefona çıkmadı. Saray Özel Türkmen Cephesi, düzenlediği son toplantıda Irak Hükümeti’nde görev yapan tek bakanını çekmeyi düşünüyor. Türkmen Cephesi, Maliki hükümetini, Türkmen bölgelerini terör olaylarından korumak için yeterli hassasiyeti göstermemekle suçluyor. Türkmen Cephesi, istekleri yerine getirilmediği takdirde Irak Hükümeti’nde görev yapan tek bakanını çekeceği uyarısında bulundu. Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu Saray’a verdiği özel demeçte, ITC olarak yaptıkları son toplantıda istekleri yerine getirilmediği takdirde Irak Hükümeti’ndeki tek bakanlarını çekme konusunu görüştüklerini ifade etti. Muhtaroğlu, buna Maliki hükümetinin Türkmen bölgelerini korumakta başarısız olmasını ve bazı haklarını vermemesini gerekçe olarak gösterdi. Bilindiği gibi İllerden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Turhan Müfti, Irak Hükümeti’nde Türkmen Cephesi’nin adayı olarak görev yapıyor. Bendyapı İnşaat Bendyapı İnşaat olarak, tecrübeli elemanlarımızla köprü ve baraj inşaatında ün yapmış bir firmayız. Adres: Erbil-Ankava İletişim Bilgileri: 009647504207877 - 009647703929950 www.bendyapi.com.tr
Benzer belgeler
Demet Şarkılarını Gençler İçin Söyledi
Van Damme’a bir sezon ihraç cezası
verdi. 4 Atletico Madrid, 2008 yılında
oynanan Marsilya karşılaşmasında
SARAI LATINInew.indd
Saray- Ajanslar
UEFA Şampiyonlar Ligi
Çeyrek Final maçında
Real Madrid Galatasaray
İle Estadio Santiago Bernabeu’de karşı karşıya
gelecek. Galatasaray Real
Madrid ile ilk maçını 3 Nisan Çarşamba gü...