gazeteni okumak için buraya tıklayın
Transkript
8 saray Sayı:90 - 15 Mart 2013 Işık Koleji bölge birincisi oldu Erbil Türk Işık Koleji’nden büyük başarı. Okul bölge genelinde düzenlenen Coca Cola futbol turnuvasında şampiyon oldu. Işık Koleji önümüzdeki temmuz ayında Türkiye’de düzenlenecek bir şampiyonada bölgeyi temsil edecek. 15 yaş altı Coca Cola futbol turnuvası final maçında Erbil Türk Işık Koleji Duhok’un Özel Zriland Okulu ile karşılaştı. Maçı Işık Koleji 10-7’lik skorla kazandı. Erbil’in Blo salonunda yapılan karşılaşmayı eğitim bakanı danışmanı Fahrettin Bahaaddin, Erbil eğitim dairesi genel müdürü Bekir Kerim, spor ve sanat genel müdürü Halo Dizayi ve kalabalık bir seyirci kitlesi izledi. Maçı kontrol etmeyi başaran ve iyi bir performans gösteren Işık futbolcuları rakip takımın kalesini gol yağmuruna tuttular. Taraftarının desteğiyle sahaya inen Işık Koleji takımı, kupayı kasasına götürmeyi başardı. Işık Koleji takımının önümüzdeki temmuz ayında Türkiye’de düzenlenecek bir şampiyonada bölgeyi temsil edecek. Söylemeye değer ki, iki yıldır üst üste düzenlenen turnuvaya bölgeden 530 okul katıldı. Saray Özel ihtiyaç sahipleri sporclar sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Bölgedeki özel ihtiyaç sahipleri sporcuların hem Irak hem de Asya düzeyinde iyi sonuçlar elde etmiyorlar. Hükümetten destek isteyen bu sporcular iyi sonuçlar elde etmeye çalışıyorlar. Atlet Kovan Hasan hükümetten gördükleri desteği dile getirdi. Ayrıca spor makamlarının da kendilerine gerekli desteği verdiğini dile getiren Hasan, bölge adına iyi başarılara imza atmayı umduklarını söyledi. Görme engelli Erbil golbol takımı oyuncusu Yasin Yunus, görme engellileri olarak hükümet ve spor makamlarından gerekli yardım ve desteği görmediklerini kaydetti. Saray’a konuşan Yunus, Irak milli takımına çağrıldığını, ancak destek yetersizliği nedeniyle takıma devam etmediğini söyledi. Takım olarak sadece iki adet topa sahip olduklarını belirten Yunus, ayrıca özel bir sahaya da sahip olmadıklarını kaydetti. Birçok şeyden mahrum kaldıklarını ifade eden görme engellisi Yunus, kursları açıtıklarını belirtti. Özel ihtiyaç sahipleri sporcların iyi bir seviyeye geldiklerini ve birçoğunun Irak milli takımı formasını giydiklerini ifade eden Kadir, olimpiyat komitesi olarak bu sporcuları desteklediklerini kaydetti. Kürdistan para-olimpik komitesi başkanı Zahir Reşit ise, kendilerine bütçe sağlayan hükümete teşekkür etti. 2009’dan beri kendilerine bütçe sağlandığını ifade eden Reşit, daha önce aldıkları 37 milyon dinarlık bütçenin 2013’te 60 milyona arttırıldığını kaydetti. Bu bütçeyle faaliyetlerine devam ettiklerini dile getiren Reşit, kendilerine özel spor salonları talep etti. “2012 yılında Erbil, Duhok, Süleymaniye ve Germiyan bölgelerinde kendileri için özel spor salonları inşa edilecekti” diyen yetkili Reşit, ancak bu projenin hayata geçmediğine dikkat çekti. Faaliyetler için bir merkezlerinin de bulunmadığını ifade eden Kürdistan para-olimpik komitesi başkanı Zahir Reşit, karşılaştıkları sorunların giderilmesi durumunda daha iyi sonuçlara imza atacaklarını kaydetti. Saray- Karzan Kanabi Özel ihtiyaç sahipleri sporcular destek istiyorlar kendi dallarında başarılı olabilmek için desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi. Kürdistan olimpiyat komitesi yetkilisi Dr. Alan Kadir, özel ihtiyaç sahipleri sporclara gereken desteği sağla- dıklarını ve bütçelerini arttırdıklarını söyledi. Saray’a konuşan Kadir, bunlar için sürekli olarak eğitim Eski Alman kaleci Oliver Rolf Kahn’ın başarılarla dolu futbol yaşamı Saray Eski Alman kaleci Oliver Rolf Kahn 15 Haziran 1969’de doğdu. Kaleci pozisyonunda oynayan oyuncu, kariyerine Karlsruher SC yıldız futbol takımında başladı. İlk profesyonel karşılaşmasına 1987 yılında çıktı. 1994 yılında 4.600.000 Alman markı karşılığında kariyerinin sonuna kadar oynayacağı Bayern Münih’e transfer oldu. Sekiz Bundesliga, altı Almanya Kupası, bir UEFA Kupası (1996), UEFA Şampiyonlar Ligi (2001) ve Kıtalararası Kupa (2001) şampiyonluğu yaşayan Kahn, Alman futbolunun yakın tarihte yetiştirdiği en başarılı oyunculardan oldu. Bireysel çapta gösterdiği başarılar ona art arda dört UEFA Avrupa’nın En İyi Kalecisi, üç IFFHS Dünyanın En İyi Kalecisi ve iki kez de Almanya’da Yılın Futbolcusu ödülü kazandırdı. 2002 FIFA Dünya Kupası’nda aldığı Altın Ayakkabı Ödülü ile birlikte, turnuva tarihinde bu ödülü kazanan ilk ve tek kaleci unvanını elde etti. 1994’ten 2006’ya kadar Almanya Millî Futbol Takımı’nda oynayan Kahn, Andreas Köpke’nın millî takımı bırakmasından sonra sahaya ilk 11’de çıkmaya başladı. 2002 FIFA Dünya Kupası’nda takımını finallere taşıyan ve kalesinde yalnızca üç gol Başyazar Yardımcısı İsa Abdulkahhar DİZGİ ROMAN BEKİR gören kaleci, buna rağmen finalde Brezilya’ya 2-0 kaybettikleri karşılaşma yüzünden eleştirilere maruz kaldı. Ancak sonunda turnuvanın en iyi oyuncusu olmayı veAltın Ayakkabı Ödülü’nü almayı başardı. Kahn Karlsruhe’de dünyaya geldi. Leton asıllı olan futbolcunun, Letonyalı babaannesi ve babası, kendisinin de hâlâ çok meşhur olduğu Letonya’nın Liepāja kentinde doğdu. Kahn’ın Almanya ikinci liginde Karlsruher adına oynamış Axel adında bir ağabeyi vardır. 2010 yılında iki çocuğu bulunan karısı Simone’la on yıllık evliliğini bitirdi. Şubat 2011’de de kız arkadaşı Svenja bir erkek çocuk dünyaya getirdi. 2009 yılında Schalke 04’ten aldığı teknik direktörlük teklifini geri çevirdi. İki yıl sonra, Nisan 2011’de Alman mahkemesi Kahn’ı Dubai’den gelirken beraberinde getirdiği 6.687 Euro tutarındaki lüks eşyaların bedelini gümrüğe bildirmediği için vergi kaçırma suçundan 125.000 € (182.223 $) para cezasıyla cezalandırdı. Yine 2011 yılında efsanevi kaleci, Schalke 04’ün kalecisi Manuel Neuer için 20 milyon Euro ödemeye hazırlanan eski kulübünü, geleceği görememekle suçladı. Kahn, “Teknik adamın sürekli görev yapması, başarının temelidir. Bayern’de şu an bir futbol felsefesi göremiyorum. Barcelona örneği, uzun vadeli düşünmek gerektiğini gösteriyor” diye konuştu. Kahn Almanya ve Avrupa çapında kültürlerarası uzlaşı, eğitim değerleri ve korunma konulu bir çağdaş sokak futbolu projesi olan, Münih sokak futbolu ligi Bunt kickt gut’u;okullar, kulüpler ve hapisanelerde futbolu aşılayan Sepp-Herberger vakfını ve amacı gençleri şiddet, alkol ve uyuşturucudan korumak olan Justin Rockola Derneği’ni desteklemektedir. Bayern Münih -Bundesliga (8): 1997, 1999, 2000, 2001, 2003, 2005, 2006, 2008 -Almanya Kupası (6): 1998, 2000, 2003, 2005, 2006, 2008 -Almanya Lig Kupası (6): 1997, 1998, 1999, 2000, 2004, 2007 -UEFA Kupası (1): 1996 -UEFA Şampiyonlar Ligi (1): 2001 -Kıtalararası Kupa (1): 2001 Uluslararası BAŞYAZAR 07504487791 07704487791 Email: [email protected] Email: [email protected] -Avrupa Futbol Şampiyonası: 1996 -FIFA Konfederasyon Kupası Üçüncülük: 2005 -FIFA Dünya Kupası İkincilik: 2002 -FIFA Dünya Kupası Üçüncülük: 2006 Bireysel -UEFA Şampiyonlar Ligi Maçın Adamı: 2001 -UEFA Fair-Play Ödülü: 2001 -Almanya’da Yılın Futbolcusu: 2000, 2001 -FIFA Dünyada Yılın Futbolcusu ikinciliği: 2002 -Avrupa’da Yılın Futbolcusu Bronz Top: 2001, 2002 -IFFHS Dünyanın En İyi Kalecisi: 1999, 2001, 2002 -UEFA Kulüp Futbolu Ödülleri – En İyi Kaleci: 1999, 2000, 2001, 2002 -Avrupa’nın En İyi Kalecisi: 1999, 2000, 2001, 2002 -En İyi Bundesliga Kalecisi: 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002 -FIFA Dünya Kupası Altın Ayakkabı Ödülü: 2002 -Yaşin Ödülü: 2002 -FIFA Dünya Kupası En İyiler Takımı: 2002 -FIFA 100 Adres: Erbil, Minare Mahallesi, Aşgal Caddesi 7 Hazırlayan: Saray Mao Zedong 1893 yılında Çin’in Human eyaletinde doğdu. Babası zengin bir kişiydi. 13 yaşına kadar sabahları tarlada çalışan öğleden sonraları da okula giden Mao Zedong, 1911 yılında Guomindang ordusuna katıldı. Bu ordu 1912 yılında Mançu Hanedanı’nı devirerek cumhuriyet ilan etti. Mao, Marksist fikirlerle de öğretmen okulunda okurken tanıştı; bu fikirler Pekin’e yaptığı bir gezi sırasında pekişti; bu gezi aynı zamanda ÇKP’yi kuracak olan öncülerle tanışma fırsatı verdi Mao’ya. Mao, soydaşı olan Li Dazhao’dan çok etkilendi ve Li’nin “Çin’deki devrimin ancak köylü tarafından başarılabilir” fikrini daha sonraki mücadelelerinde ana düstur olarak benimsedi. Mao, ilk siyasal faaliyetlerini Hunan’da özerklik yanlısı bir hareket içinde yürütmeye ve bu hareketin sosyalist gençlik bölümünü örgütlemeye koyuldu. Ardından ÇKP’nin eylemlerine katılacak ve onun desteklediği işçi sendikalarıyla bağlantılı bir madenciler grevi örgütleyecektir. 1921’de yapılan ÇKP kongresinde Mao sekreter oldu. ÇKP’nin ilk taktiği, birleşik milliyetçi taktiği oldu; bu cephede anarşistlerle omuz omuza mücadele yürütüldü ve hatta Cumhuriyetçi Sun Yat-Sen’in Guomindang’ı ile bütünleşildi. ÇKP, 1925 yılındaki ilk devrimci ayaklanmasını organize etti ve bu ayaklanma kanlı bir şekilde bastırıldı. Bu ayaklanma ÇKP için sonun başlangıcı gibiydi; 1927’ye gelindiğinde hemen hemen sıfır noktasına gelmişti. On yıl sonra parti Japon işgalcilerine karşı bir kez daha Guomindang ile işbirliği yaptı; ancak bu kez, kendi birliklerinin bağımsızlığını korudu; çünkü rüzgar artık Mao’nun kızıl devrimcilerinden yana esiroydu. Aslında Mao, 1925 yılından itibaren parti ile ters düşen tezleri savunuyordu. Büyük ayaklanmalar geleneğini sürdüren Mao, Hunan eyaletinde ilk köylü birliklerinin kuruluşunu destekledi. Mao, yabancı etkisine açık olan şehirlerinden ziyade bu etkiye kapalı olan köylülerin harekete geçirilmesinin daha kolay olduğunu düşünüyordu. Ayrıca ÇKP’nin şehirli yöneticilerinin SSCB’nin sözcülüğünü yapmaktan başka bir iş yapmadığını düşünüyordu. Bu hareket Mao’nun liderliğe yükselmesinde önemli bir dönüm noktası oldu. 1927’deki kırımdan sonra komünistlerin yeniden örgütlenişi sırasında Çin Köylüler Birliği’nin yönetimine seçildi Mao. “Güz hasadı ayaklanması”ndan arta kalan birkaç köylüyü bir araya getiren Mao, ilk devrimci orduyu kurdu. Ne var ki Guomindang’ın lideri General Çan Kay-Şek’e bağlı hükümet birlikleri, Mao’nun devrimci ordusunu Jinggang Dağlarına sığınmaya zorladı; Mao, burada Parti’nin destek vermemesine rağmen, kasım 1927’den itibaren toprakları köylüler arasında paşlaştırdı ve köylüleri silahlandırdı. Kızıl Ordu’nun gelecekte komutanı olacak olan Zhu De’nin askeri yardımıyla kızıl üsler, özellikle Jiangxi Eyaletinde çoğaldı. 1931’de devlet başkanlığını Mao’nun üstlendiği bir Çin Sovyet Cumhuriyeti ilan edildi; iki yıl sonra, Parti Merkez Komite- saray Sayı:90 - 15 Mart 2013 Mao Zedong (1893 - 1976) si’nin geri çekilmesi üzerine Mao bu eyalette komünist devrimin başına geçti. UZUN YÜRÜYÜŞ VE İKTİDAR Komünistler, 1934 sonbaharında bir yıl sürecek bir Uzun yürüyüş için Jiangxi’yi boşaltmak zorunda kaldılar: yola çıkan yaklaşık 100 000 kişiden yürüyüşün sonunda ancak onda biri hayattta kalabilmiştir. Kızıl Ordu birlikleri, düşman kuşatmasından kurtulmak için kendinden daha kalabalık ve daha iyi silahlanmış hükümet kuvvetleriyle çarpışa çarpışa kuzeybatıya doğru zorlu bir dağlık arazide 10 000 kilometre yol yürümüşlerdi.. İşte bu Uzun Yürüyüş’ün mimarları ve kalan 10 000 kişi, Çin devriminin de seçkinlerini oluşturdu. Uzun yürüyüş ve daha sonraki dönemde ÇKP ve Mao, milliyetçi tepkiden de destek alarak kendi yönetimi altındaki topraklarda karşılıklı yardımlaşma ekipleri oluşturarak ekonomik örgütlenmeyi sürdürdü. Bu tarz örgütlenme şu ilkeden hareket ediyordu: “Parti otoritesi, ilke olarak tabana ifade özgürlüğü tanıyan ama yukarıdan alınan kararların tartışılmasını yasaklayan bir demokratik merkeziyetçilik ve dünşünceyi baskı altına alan “özeleştiri”. Mao, Makyavel’den itibaren siyasette geçerli olan bir ilke ile başlangıçta, Parti’nin genel direktiflerine aykırı olarak (hedef için her yol meşrudur), zengin köylülerin desteğini yitirmemek için, aşırı sert bir tarım reformundan uzak durma politikasını uyguladı. Mao, Guonmindang’a karşı üç yıl süren savaş ve Kuzey Çin köylülerinin yoğun bir biçimde hareket geçirilişi sonucunda, 1 Ekim 1949’da Pekin’de Tian An Men Meydanı’nda bir bildiri okuyarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti. (Kaynak: Büyük Ansiklapedi) 1954 yılında Devlet başkanı seçilen Mao, artık rejimin ideolojik güvencesi ve yeniden kavuşulan birliğin Kültür Devrimi*’nin temelinde de bu fikirlerin olduğu görülecektir. K. Mehnert, bu konuda “Mao, kurduğu bu düzenin felsefi dayanağını “Çin sosyalizminin temeli, Darwin’e ve Evrim Teorisi’ne dayanmaktadır” diyerek açıkça belirtmişti” demektedir. simgesiydi. DÜŞÜNCESİ 1956’da Hrusçov’un Stalin’in kişiliğini tapınmayı eleştiren ve hatalarını ortaya koyan raporundan sonra, Çinli yöneticiler, ölmüş totoliter şefi savunmaya kalkıştılar; böylece Mao’ya yönelebilecek eleştirilerin önünü kesmek istediler. Nitekim Mao da, 1957’de verdiği Halkın İçindeki Çelişkilerin Adil Çözümü konulu söylevinde Marksist ve Leninis anlayışlarla arasındaki mesafeyi dile getirdi. geleneğine yaslanmakta tereddüt göstermeyerek, çelişkili etkenlerin ortadan kalkması nedeniyle, ideolojik devrimin ekonomik devrimden önce geldiği “kitle çizgisi” halinde kollektif enerjiyi seferber edecek ard arda devrimlerin zorunlu olduğunu ileri sürdü. Bu bağlamda, İleriye Doğru Büyük Sıçrama (1957-1960) gönüllü stratejisini benimsedi; bu doğrultuda “tarım cephesi askerleri” haline getirilmiş köylülerden ölçüsüz bir üretim çabası istendi. Büyük Sıçrama’nın sonucu 13 milyon kişinin açlıktan ölmesine yol açan bir kıtlık oldu. Bunun üzerine “Büyük Önder(!)” ülkenin doğrudan yönetiminden çekildi. Sosyalizme geçiş evresi boyunca, Marksiszm-Leninizm, önceliği ekonomik etkenlere verir ve partinin ideolojisinin egemen olduğu Mao’nun önemli fikir kaynaklakültürel alanı her türlü çelişkiden rından biri de Charles Darwin’di. uzak tutar. Mao, Taocu yin ve yang Daha sonra anlatılacak olan II. DÖNEM İKTİDAR 1963’ten itibaren, belli başlı Maocu tezlere dayalı olarak olağanüstü bir propaganda saldırısı, bir sosyalist eğitim kampanyası başlatıldı: partinin kitleler tarafından denetlenmesi, hiyerarşiye son verilmesi, el emeğiyle kafa emeği, şehirle köy arasındaki faklılığın kaldırılması. Halk Kurtuluş Ordusu’nun yöneten Lin Biao, Mao’nun kişiliğinde gerçek bir tapınmayı örgütledi. Mao, bir kez daha ekonomi uzmanlarına karşı çıktı ve iktidarı ele geçirmek üzere parti aygıtına karşı Kültür Devrimi’ni (1965-1969) yönetti. Dört Eski’yi (eski düşünceler, eski kültür, eski alışkanlıklar ve eski adetler) yok etmeyi, Kültür Devrimi, bürokrasiyi eleştiriyordu. Liselerde ve üniversitelerde şiddet hareketleri başladı, öğretmenler dövüldü; 1966’da çoğunluğu öğrencilerden, fanatik gençlerden oluşan milyonlarca Kızıl Muhafız’ın seferber edilmesiyle terör doruk noktasına ulaştı. Bu döneme hakim olan Kaostu. Komünizmin Kara Kitabı adlı eserde bu dönem şöyle tasvir ediliyordu: “Hepsi ölüme mahkum edilen devrim karşıtları, bütün halkın davet edildiği açık duruşmalarda, Kızıl muhafızlar tarafından parçalanıyorlardı. Halk ise bu esnada “öldür öldür!” diye bağırıyordu. Kızıl Muhafızlar bazen parçaları kızartıp yiyor ya da hala canlı olan mahkumun gözleri önünde ailesine yediriyordu; herkes “eski mülk sahibi”nin karaciğerinin ve kalbinin yendiği ziyafetlere ve konuşmacının yeni kesilmiş kafalardan yapılmış bir kazık dizisi önünde konuştuğu toplantılara davetliydi.” Çin’de yamyamlığa varacak kadar şiddetlenen nefret ve vahşet hakimdi. (Komünizmin Kara Kitabı, s. 617)” Kızıl Muhafızlar, şehirleri denetim altına aldılar ve geçmişin simgesi dedikleri her şeyi yakıp yıktılar. Kendi içlerinde de bölünmüş haldeki Kızıl Muhafızlar, ordu tarafından düzene uymaya çağrıldı. Bu düzenleme bizzat Mao tarafından yönetildi. Mao’nun en çok eleştirilen yönü de bu oldu. Kendisinden sonra gelen yöneticiler tarafından Mao’nun uyguladığı Kültür Devrimi, rejimin uğradığı tüm başarısızlıkların nedeni olarak gösterildi. Aynı şekilde, İleriye Doğru Büyük Sıçrama’dan başlayarak, Mao’nun tüm hataları, ihtiyarlayan otokrat üzerinde büyük etkisi olan eşi Jiang Quing**’in yönettiği Dörtlü Çete’ye mal edildi. Kültür Devrimi’nin hem örgütlenmesine hem bastırılmasına katılmış olan bu önde gelen Maocular, 9 Eylül 1976’da Mao’nun ölmesinden sonra iktidarlarını sürdüremediler. 6 saray Sayı:90- 15 Mart 2013 Sibel Can’dan Kaçak Cip Fırçası Sibel Can, kendisine kaçak cip satan Mehmet Çelik’e sert çıktı: Sen önce alnındaki lekeyi temizle Sibel Can, kendisine kaçak cip satan Mehmet Çelik’in “Bu işten bizi sorumlu tutup sırtımızdan vurdu!” sözüne tepki gösterdi: Özür dileyip alnındaki lekeyi temizleyeceğine saçma sapan konuşuyor! Mercedes’E EL KONULDU Kaçak cip davasında söz düellosu! Sibel Can’ın;Mehmet Çelik’ten aldığı Mercedes marka cipine kaçak çıktığı için el konulmuştu. Bu yüzden Can dava açmış, Çelik ise ona sitem etmişti: “Sibel Hanım’ın bu olaydan beni sorumlu tutması, sırtımdan hançerlenmek gibi bir şey!” Can; arkadaşı Sibel Turnagöl’le evli olan Çelik’e sert çıktı. ARKADAŞIM OLMASAYDI... Can, “Ahlaklı bir işadamının; çıkıp özür dileyeceğine, böyle konuşması çok ayıp! Alnımın teriyle aldığım arabam, Çelik’in dalavereli işleri nedeniyle elimden alındı. Sırttan bıçaklamak lafı ne Mehmet Bey’e ne de eşine yakışıyor. Sibel arkadaşım olmasa çok daha ağır konuşurdum. Sibel de, eşinin işlerine karışıp bu olaya alet olmasın!” 2. Kristal Fare Ödülleri Sahiplerini Buldu 10’uncu yaşını kutlayan medya haber portalı Medyafaresi.com tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Kristal Fare ödülleri sahiplerini buldu. 10’uncu yaşını kutlayan medya haber portalı Medyafaresi.com tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Kristal Fare ödülleri sahiplerini buldu. Gecede, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ‘Sosyal Medyayı En İyi Kullanan Siyasetçi’ ödülünü ikinci kez alırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde ülke genelinde başlatılan Gönül Elçileri Projesi ‘En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi’ kategorisinde ödüle layık görüldü. Point Hotel Barbaros’ta düzenlenen gecenin sunuculuğunu Esra Erol ve İzzet Çapa üstlendi. Medyafaresi.com’un kurucusu ve sahibi Kubilay Tümen ve eşi Hande Ertekin Tümen’in ev sahipliğini üstlendiği geceye, Uğur Dündar, Can Ataklı, Reha Muhtar, Nazlı Tolga, Fatih Portakal, Demet Akalın eşiOkan Kurt, Gupse Okay, Meryem Uzerli, Umur Birand ve eşi Caterina, Ece Vahapoğlu, Yüksel Aytuğ eşi Özlem Doğan, Melek Baykal, Nurseli İdiz, Ali Eyüpoğlu, Yavuz Bingöl, Tolgahan Sayışman, Gani Müjde eşiBelma Canciğer’in yanı sıra iş, medya ve sanat dünyasından birçok isim katıldı. CUMHURBAŞKANI GÜL İKİNCİ KEZ ÖDÜL ALDI Şarkıcı Linet’in konseriyle başlayan Tatlıses’in Bebeğinin Adı Belli Oldu gecede 19 kategori ve bazı özel ödüller verildi. Gecede, Sosyal medyayı en iyi kullanan siyasetçi ödülü; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e verildi. Geçen yılda ödül alan Gül adına ödülü Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Başkanlığı’ndan Fatih Özutku aldı. Gecede, En iyi sosyal sorumluluk projesi ödülünü; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan Gönül Elçileri Projesi aldı. Geceye katılamayan Emine Erdoğan bir mesaj gönderdi. Sunucu Esra Erol tarafından okunan mesajda özetle, “Çok çeşitli kesimlerin katılım ve destekleriyle her geçen gün büyüyen, her geçen gün çocuğumuza daha çok ihtiyaç sahibine ulaşan gönül elçileri projesi bu tür ödüllerle daha fazla tanınacak ve farkedilebilir olacaktır. Bu gönül hareketinin yaygınlaşmasında katkıda bulunan medyafaresi internet sitesine, Kristal Fare ödülleri tertip komitesine özelliklede takdirleriyle projemizi onurlandıran oy kullanıcılarına en kalbi şükranlarımı sunarım. Başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere değerli şahıs ve kurumlarımızı tebrik ediyor tüm katılımcılara selam ve sevgilerimi iletiyorum” denildi. Aynı kategoride yarışan adaylardan bir diğeri de, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün himayesinde gerçekleşen 81 İlden 81 Yıldız Eğitim projesiydi. Tatlıses çifti kız bebeğinin ismini belirledi. 2011 yılında İbrahim Tatlıses ile nikah masasına oturan ve hamile olan Ayşegül Tatlıses çok kısa bir süre sonra bebeğini doğuracak. Ve Tatlıses çifti kız olan bebeğin ismine karar verdi. Anne olmak için gün sayan Ayşegül Tatlıses’i yakın çevresi şimdiden hediyeye boğmaya başladı. Bebek Tatlıses için Ayşegül’e mama önlüğü hediye eden Burcu Karabacak, çektiği fotoğrafı Instagram’da paylaştı. Fotoğrafın altına ‘Babasının prensesi Elif Naz Tatlıses’ yazan Karabacak, bebeğin adının ‘Elif Naz’ olacağının sinyalini verdi. Tatlıses’in ilk eşi Adalet Durak’tan Gülşen, Gülden ve Ahmet, Perihan Savaş’la birlikteliğinden kızı Melek Zübeyde, Derya Tuna’dan ise oğlu İdo var. ‘Eşimin ayaklarını bile...’ Songül Karlı’dan şaşırtan açıklama... Yaklaşık 2 yıl önce sunuculuğunu yaptığı programda evlendiği iş adamı Metin Yüncü’yle çok mutlu olan Karlı, eşinin çok kıskanç olduğunu doğruladı. Tam bir geyşa gibi davranan ve evin kadını olan Karlı, eşinin ayaklarını bile yıkadığını dile getirdi. NE YAPACAĞINI ŞAŞIRDI Sebiha Şakir Huzurevi Sakinleri ve kimsesiz çocuklar için gerçekleşen söyleşi ve imza gününde sevenleriyle buluşan Karlı ile Arslan’ın sevenleri, ikiliyi soru yağmuruna tuttu. Özellikle Songül Karlı, kendisine yöneltilen zor sorular karşısında ne yapacağını şaşırdı. ‘AYAKLARINI YIKADIĞIM DA OLUYOR’ Karlı’ya yöneltilen en ilginç soru ”Eşiniz çok kıskanç size şiddette bulundu mu?” oldu. Güzel şarkıcı ”Evet eşim kıskanç. Ama hiçbir zaman şiddete başvurmadı. Kıs- kanç olduğu kadar bir o kadar da kibardır. Her evlilikte tartışmalar olur biz de ona benzer ufak tefek tartışmalar yaşıyoruz” dedi. Karlı ”Siz eşinizi mutlu etmek için neler yapıyorsunuz?” şeklindeki bir soru karşısındaysa, ”Onun sevdiği yemekleri yapıyorum, sözünden hiç çıkmıyorum. Tabii ki aynı şeyleri eşimde yapıyor benim için. Bazen ayaklarını yıkadığım bile oluyor” dedi. KOCASI DA İZLEYENLER ARASINDAYDI İmza ve söyleşiyi izleyenler arasında Songül Karlı’nın eşi Metin Yüncü’de vardı. Karlı eşini konuklar arasında görünce ”kocam bu kadar da sürpriz yapmayı sever” diyerek onu zorla sahneye çıkarttı. İmza sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan güzel şarkıcı, son zamanlarda Seda Sayan ile karşılaştırılmasıyla ilgili olarak ”Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum” ded 5 saray Sayı:90 - 15 Mart 2013 Türkmen Yazarlar ve Edebiyatçılar Birliği 3 şairi ödüllendirdi Saray- Erbil Türkmen Yazarlar ve Edebiyatçılar Birliği 3 şairi ödüllendirdi. Edebiyat ve şiir hayatına girişlerinin 50. yıldönümü nedeniyle şair ve hoyrat yazarları Burhan Yaralı, Muhiddin Kahveci ve Kemal Latif Erbilli ödüllendirildi. Erbil Royal Van otelinde düzenlenen törende Burhan Yaralı, Muhiddin Kahveci ve Kemal Latif Erbilli 50. yıl hizmet plakatı takdim edildi. Türkmen Yazarlar ve Edebiyatçılar Birliği Başkanı Esat Erbil, “Birlik olarak şair ve edebiyatçılarımızı hayattayken ödüllendirmek istiyoruz. Ancak bazıları bunları öldükleri zaman ödüllendiriyorlar” dedi. Konuşmasında Türkmen Törende ödüllendirilen şair Burhan Yaralı, hayata devam ettiği sürece Türkmen edebiyatına hizmet etmeye devam edeceğini söyledi. Yaralı Türkmen edebiyat ve kültürünün korunmasını talep etti. Türkmen hoyrat yazarı Kemal Latif Erbilli ise Türkmen Yazarlar ve Edebiyatçılar Birliği’nin bu jestine teşekkür ederek, milli kültür ve edebiyatına hizmet etmeye gayret edeceğini söyledi. Törende şairler Yaralı, Erbilli ve Kahveci’ye plakatları takdim edildi. Törende şiir ve hoyrat okundu, konuşmalar yapıldı. çevrelerinin birlik olmasını talep eden Erbil, “Bölge yönetimi bize bir görev verdiği göreve getireceğini şaşırıyor zaman Türkmen çevreleri ve görev boş kalıyor” diye onlarca aday gösteriyorlar. Böyle olunca yönetim kimi bu konuştu. Garibi kız lisesi öğrencileri Tükmen kıyafeti giydi öğrencilerinin Türkmen kıyafeti giydiklerini kaydetti. Okul öğretmenlerinden Azat Küreci ise yaptığı açıklamada bugünün önemine dikkat çekti. Erbil halkından kendi kültürlerine bağlı kalmasını talep eden Küreci, Türkmen kıyafeti giymenin güzel ve anlamlı olduğunu savundu. Yetkilileri bu meseleye önem vermeye çağıran öğretmen Küreci, “Yeter artık, yetkililer kendi menfaatlerini düşünmekten vazgeçsinler” diye konuştu. Saray- Erbil Her yıl kutlanan 10 Mart Milli Kıyafet Günü törenlerle kutlandı. Türkmen Garibi Kız Lisesinde düzenlenen törene eğitim bakanı, eğitim bakanlığı danışmanı ve Türkmen yetkililer katıldı. Lise öğrencilerinin Türkmen kıyafeti giydiği törende Doğramacı Vakfı Milli Sanat Takımı bir halay gösterisi yaptı. Lise müdürü bayan Jiyan Reşit Ahmet, 10 Mart Milli Kıyafet Gününü her yıl kutladıklarını söyledi. Saray’a konuşan Ahmet, Riyaz Demirci’nin şiir albümü çıktı Saray- Erbil Türkmen şair ve yazar Riyaz Demirci “Kalbime gömdüm” adlı şiir albümünü yorumladı. Demirci aşk, vatan sevgisi, dostluk ve birlik ve beraberlik temalarının işlendiği şiir CD’sinin çıkmasında kendisine Türkmen Kültür ve Sanat Müdürlüğünün destek oldu- ğunu söyledi. Çıkardığı CD’den 150 nüsha bastığını ifade eden genç şair Demirci ileriye yönelik çalışmasını Saray’la paylaştı. Demirci, “Olaylara değinen hoyratlar” adlı çalışmasını basma niyetinde olduğunu kaydetti. Demirci’nin yorumladığı şiirler, genç şair Murat Yaşar’a ait. Muhammet Neccar’dan yeni albüm Saray-Erbil Türkmen ses sanatçısı Muhammet Neccar, 12 şarkıdan oluşan yeni bir albüm hazırlıyor. “İki bacı” adındaki albümde yer alan şarkıların sözleri Hüsam Hasret, Murat Yaşar, Yaşar Altıparmak, Esat Erbil ve Şemsettin Veli Erbilli’ye ait. Şarkı bestelerini kendisinin hazırladığı Neccar, albüm hazırlığında kendisine hiçbir tarafın yardım Heriş Erbilli’den 9 şarkılı bir albüm Saray-Erbil Türkmen ses sanatçısı Heriş Erbilli 9 şarkılı yeni bir albüme imza atacak. “Aman baba” adlı albümde yer alan şarkıları sözleri, Hüsam Hasret, İmat Neccar ve Yunus Tütüncü’ye ait. Bestelerin dördü Erbilli’ye kalan 5 şarkının bestesi ise Yunus Tütüncü’ye ait. Albümün Türkmen Kültür ve Sanat Müdürlüğü tarafından çıkarılacağını ifade eden ses sanatçı, kendisine maaş bağlayan Türkmen Kardeşlik Ocağı ve bizzat Vedat Arslan ve Aydın Arslan’a teşekkür etti. Bazı tarafları törenler etmediğini söyledi. Saray’a konuşan Neccar, geçenlerde çıkarmış olduğu bir albümde kendisine Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın yardım ettiğini kaydetti. Haba ve Mışko kasetçiliği tarafından çıkarılan albümün yakın gelecekte piyasaya çıkacağını ifade eden ses sanatçı Muhammet Neccar, Güzel Sanatlar Enstitüsü müzik bölümünde son sunufta tahsilini sürdürüyor. düzenlenirken Erbil dışından şarkıcı getirdikleri için eleştiren Erbilli, şarkıcılar olarak farklı bir şekilde muamele görmelerine sitem etti. 4 * Ahenk Nakşibendi Sara, Mısırlı ünlü yazar Abbas Mahmut Akad’ın kaleme almış olduğu bir eserinin adıdır. Akad eserinde sıradan bir kadının hayatını gündeme alıyor. 24 Haziran 1889’da Mısır’ın Aswan kentinde dünyaya gelen Akad 12 Mart 1964’te Kahire’de vefat etti. Babası Mısırlı olan yazar Akad’ın annesi Diyarbakırlı bir Kürt’tür. Sadece ilkokul okuyabilse de Akad 100 esere imza atmış bir şair, filozof ve aydındır. İngilizce ve Fransızca’yı çok iyi bilirdi, okumayı çok severdi. Ancak kamuda çalışmaktan nefret ederdi. Kendisi memurları yirminci yüzyılın mahpusları olarak nitelerdi. Kimi dönemlerde memur olarak farklı görev- saray Sayı:90 - 15 Mart 2013 Sara lerde bulunsa da, ancak hemen istifa edip “Aman kurtuldum” derdi. Din, siyaset, edebiyat konularında eserler ortaya atam Akad arkadaşları İbrahim El-Mazini ve Abdurrahman Şükri ile bir şiir okulu kurdu. Akad’ın hayatında iki kadın vardı. Birincisi Sara adında Lübnanlı bir Hıristiyan diğeri ise Mısır’ın ünlü kadın oyuncusu Mediha Yusri. Bu iki kadının Akak üzerinde büyük etkileri vardı. Ancak hiçbirisiyle evlenemiyordu. Çünkü Sara bir İngilizle evlilik dışı bir ilişki yaşıyordu. Bir çocuğa sahip olan Sara’nın hedefi İngiliz arkadaşının geçimini sağlamaktı. Akad Sara adlı bir eseri kaleme aldı. Aslında Akad bu eserde kendi hayatından söz ediyordu. Akad Mediha Yusri ile tanıştığında çok yaşlanmıştı. Yusri ise daha çok gençti ve sinemayı bırakmak istemiyordu. Dolayısıyla evlenemiyorlardı. Edebiyatçı ve yazar Akad’ın Yusri hakkında çok meşhur bir şiir yazdı. Şiirin adı “Güneşin battığı anda tufan”. Mısır’ın büyük yazarı Enis Mansur Akad hakkında şunları yazıyor: “Akad’ın yatma odasında bir tablo asılıydı. Tabloda bir pasta ve pastayı çevrileyen böcekler çizilmiş- ti. Akda sabah akşam tabloyu seyrederken pastanın Mediha Yusri’yi böceklerin ise sinema ışığı ve çevresindekileri temsil ettiğini diyordu”. Mısır’da Akad’ın hayatını konu alan bir dizi yayınlandı. Türkçesi “dev” anlamında olan “El-İmlak” adındaki dizide Akad’ı ünlü oyuncu Mamhut Mursi canlandırıyordu. Din, siyaset ve diğer konularda 100’den fazla eser veren Akad, “İblis” adında meşhur bir esere de sahiptir. Sara nedir? Akad eserinde aslında kendi ruh halini anlatıyor. Sara ile nerede görüştüğünü ve onu nasıl sevdiğini anlatıyor. Ayrıca nasıl ondan vazgeçemediğini ve bu kadının yaşadığı anormal hayatı nasıl düşündüğünü de yazıyor. Akad arkadaşlarından kendisini sevdiğini anlamak için nasıl Sara’yı takip etmelerini istediğini de anlatıyor. Akad eserin bir bölümünde Sara’yı neden terk ettiğini şöyle anlatıyor: “Sara birgün bir parkta çocuğuna karşı çok çirkin bir harekette bulundu. Kendisine neden böyle bir harekette bulunduğunu sorduğumda bana “hayatın ne kadar kötü olduğunu anlaması için” diye cevap verdi”. Saray’ın bundan sonra gözünden düştüğünü ifade eden Akad, “pislik ve kötülüğün Sara’nın ta kendi içindedir kanaatine vardım” diyor. Akad Kahire Üniversitesi’nin kendisine verdiği fahri doktorayı kabul etmedi. Ayrıca dönemin devlet başkanı Cemal Abdülnasır’ın ödülünü de almayı reddettti. Ben Sara adlı eseri hem 25 Ghandi ve tuz yürüyüşü Necat Yasin Neccar 1928’de Hindistan’a bir yıl içinde dominyon statüsü verilmesi teklifine İngilizlerin olumlu cevap vermemesi üzerine önce INC, 26 Ocak 1930’da bağımsızlık ilan etti ve 12 Mart 1930’da Gandhi ve 78 yoldaşı (satyagrahis) ünlü Tuz Yürüyüşü’ne başladı. Yürüyüşün amacı, 1762 yılında Doğu Hindistan Kumpanyası’nın mirası olan ve yılda 25 milyon pound’luk vergiye kaynaklık eden Tuz Yasası’nı (Britanya’nın tuz tekelini) ihlal etmek için denizden tuz çıkarmaktı. Gandhi, yürüyüşe başlamadan önce Britanya Genel Valisi Lord Irwin’e bir mektup yazmış ve yasanın kaldırılmasını, aksi takdirde şiddet içermeyen bir direniş yapacağını bildirmişti. Ardından da halka “kendinizi yeterince güçlü hissediyorsanız hükümetin işlerini terk edip, bu yürüyüşe katılın” çağrısını yapmıştı. Gujarat Eyaleti’nin başkenti Ahmedabad yakınlarındaki Sabarmati Aşram’dan başlayan yürüyüşe yolda binlerce kişi katıldı. Hint Okyanusu kıyısındaki Dandi köyüne kadarki 388 kilometrelik mesafeyi çıplak ayakla 24 günde kat eden 61 yaşındaki Gandhi, 6 Nisan sabahı İngiliz polislerinin şaşkın bakışları arasında denize yürüdü ve çamura karışmış bir topak tuzu avuçlarına alarak tatlı suda yıkayarak ufaladı. Böylece bir Hindu’nun tuz çıkaramayacağına dair Tuz Yasası’nı ihlal etti. Ardından Gandhi’nin çağrısına uyan binlerce köylü deniz kıyılarına akın ederek tuz çıkarmaya başladılar. Gandhi ve 60 bin eylemci hapse atıldı ancak yasa da işlemez hale getirild. Ancak yandaşları tuz çıkarmaya devam ettiler. Yandaşları Hindistan’ın dört bir yanında sattıkları tuzdan elde ettikleri geliri Kongre partisi lehinde kullanmak üzere bir fonda toplamaya başladılar. Ghandi’nin tutuklanması yaşındayken hem 50 yaşındayken okudum ve şunu anladım ki kişilik, düşünce ve kanaatimde değişiklikler olmuş. Akad gibi birisini delice sevebilirsin, ama ne zaman o insana küs olup nefret edersen onu kolay gözden çıkarabilirsin,... siyaset bile... Milletvekili lan kampanya sırasında Ghandi günde 4 saatini ilkel bir dokuma makinesiyle kumaş dokumak için tahsis etti. Ghandi’nin kampanyası tüm ülkede kabul görerek her yere yayıldı. Böylece halk Britanya ürünlerini boykot etti. Kampanya sonuç vererek İngiliz fabrikaları çalışamaz duruma geldi. Bu ülkenin Hindistan’a kumaş ihracatında büyük bir düşüş yaşandı. Hintli tüccar ve zenginleri ellerindeki yabancı kumaşları ateşe vermeye başladılar. Örneğin Bombai’de 150 bin ithal parça kumaş yakıldı. Bu hareket Hintliler içindeki zafer duygusunu ve milli haysiyeti ilk kez kamçıladı. Bunun üzerine İngilizler geri adım atarak Ghandi ile müzakere maülkede büyük bir infiale sasına oturdular. Ardından yol açarak, ülke güvenlida bu ülkeye bağımsızlık ği ciddi tehlikelerle karşı hakkı tanıdılar. karşıya kaldı. Bunun üze- Keşke Kürdistan bölge rine işgalci ülke İngiltere hükümeti toplumsal özgürGhandi’nin taleplerine lükler yaymak suretiyle el boyun eğmek zorunda işleri ve yerel işçilere deskalarak iki taraf arasında tek verseydi. Hükümetin 1931’de “Delhi anlaşması” yerli sanayiye destek veimzalandı. rerek iskan, petrol ve gaz Ondan da birkaç yıl önce üretiminde görülen gelişGhandi, yerli kumaş ve melere paralel diğer yerel dokuma kampanyası mal üretimine de destek başlattı. 1920’de başlatıvereceğini umarım. 3 saray Sayı:90 - 15 Mart 2013 Bölgedeki siyasi partilerin bütçesi denetim altına alınmıyor Saray-Erbil Bölge mali denetim kurumunun aktif olmaması nedeniyle siyasi partilerin harcamaları denetlenmiyor. Ki bu da kendiliğinde Kürdistan parlamentosunun partiler yasasının 7. maddesinin ihlali anlamına geliyor. Söz konusu maddeye göre bölgedeki tüm partiler yıllık harcamalarını bölge mali denetim kurumuna göndermeleri gerekiyor. Söz konusu madde ayrıca partilerin yurtdışındaki paraları veya kendilerine gönderilen para havalelerinden yetkili makamların bilgilendirilmesi gerekiyor. Ancak uzmanlara göre böyle bir şey söz konusu değil. Çünkü bölge hükümeti, partilerin gelir ve giderlerine kayıtsız kalıyor. Kürdistan Komünist Partisi Erbil Şube sorumlusu Ahmet Şervani, parti olarak harcamalarını maliye denetiçilerine göstermeye hazır olduklarını söyledi. Saray’a konuşan Şervani, harcamaları ve gelirlerinin şeffaf olduğunu ve bu konuda etik davrandıklarını kaydetti. Partilerin gelir ve giderlerinin denetim altına alınması gereğini savunan Kürt yetkili, ancak bölgede iki yönetimin söz konusu olduğu için böyle bir denetimin yapılmadığını belirtti. Bölge mali denetim kurumunun yaşı 20 yıl olsa da, icraatları belli değil. Kuruma, bölgede iki yönetimin birleşmesinin ardından bir sorumlu atanması gerekiyordu. Ancak böyle bir şey henüz gerçekleşmiş değil. İslami Hareketi’nin siyasi büro üyesi ve parlamenter Dr. Ahmet Verte, bütçenin kabulü sırasında maliyeden partilere sağladığı bütçeyi açıklanması isteniyor. Ancak maliye bakanlığı bunu kabul etmiyor. Çünkü siyasi partilerin harcamaları ve gelirleri mali denetimden geçmiyor. Kurumun faal olmadığını savunan yetkili, kurumun aktif olmasının hem hükümete hem de vatandaşlara faydalı olabileceğini kaydetti. Türkmen Kardeşlik Ocağı yetkilisi Abdülkerim Mollaoğlu, grup olarak kurumun kayıtsız davranmasının bazı partileri gayri meşru gelirler elde etmeye sevk edebileceği uyarısında bulundu. Kurumun bugüne kadar başsız olduğunu ve raporlar hazırlamadığını ifade eden maliye uzmanı Fırsat Sofi, kurumun yapılanmasının gözden geçirilmesinin öncelik taşıdığını söyledi. Mali kurumunun aktif olmamasının sorunlara yol açacağını dile getiren Sofi, kurumun görevinin sadece siyasi partileri değil cemiyet ve derneklerin de gelir ve giderlerini denetlemesi gerektiğini savundu. Partiler arasındaki rekabet, parlamentonun aktif olmaması ve bölgedeki harcama ve gelirlerini partisel çalışma şeklinin gösteren faturaları mali böyle bir denetimi denetim kurumuna engellediğini dile getiren göndermeye hazır olduklarını Sofi, bu konuda acilen tedbir söyledi. Saray’a konuşan alınmasını istedi. Mollaoğlu, bütçelerini halkın Saray konuyla ilgili mali hizmeti için harcadıklarına denetim kurumu yetkilileri ve dikkat çekti. bölge yolsuzlukla mücadele Bugüne kadar hiçbir kurum sorumluları ile temas denetiçinin kendilerini kurmaya çalıştı. Ancak ziyaret etmediğini ifade bu yetkililer konuşmak eden Türkmen yetkili, bunun istemediler. Saray ayrıca yönetimin sorunu olduğunu bölge genel iddia yardımcısı kaydetti. Sazgar Ali ile de temas Bölge denetim kurumunun kurmaya çalıştı. Ancak Ali aktif olmamasını Saray’a telefona cevap vermedi. değerlendiren bir uzman, Türkmen Demokratik Hareketi’nin üst düzey bazı yöneticileri istifa etti Saray- Özel Türkmen Demokratik Hareketi’nde istifa depremi. Partide bütçe paylaşımındaki adaletsizlik ve ayrımcılık istifaların sebebi olarak gösterildi. Türkmen Demokratik Hareketi Başkan Yardımcısı ve Maliyeden sorumlu üye Nureddin Hasan Saray’a yaptığı açıklamada partiden çekilme nedenlerini dile getirdi. Parti bütçesinin miktarı konusundaki belirsizlik istifaya yol açan en önemli nedendir. Bu konuda Hasan şöyle konuştu: “Partide altı yıl boyunca hem başkan yardımcısı hem de maliyeden sorumlu üye olarak görev yaptım. Parti başkanı üyelere dağıtmak üzere ayda bana 17 milyon dinar teslim ediyordu. Tabi ki kendi ve kardeşlerinin maaşı ve bina kirası hariç. Bunların toplamı 22 milyon dinar ediyordu. Ancak parti olarak 10 Şubatta medyaya kapalı gerçekleştirmiş olduğumuz üçüncü kongremizde parti başkanı Karhi Altıparmak aylık bütçemizin 50 milyon dinar olduğunu açıklaması beni şaşırttı. Çünkü hem başkan yardımcısı hem de maliyeden sorumlu üye olarak benim bundan haberim yoktu ve hiç de olmadı”. Ayda toplam 33 milyon dinarın kaybolduğunu savunan Hasan, bu miktarın altı yıldaki toplamının 1 milyar 967 milyon 760 bin dinar olduğunu söyledi. İlgili makamları bu konuda partiye karşı soruşturma başlatmaya çağıran üst düzey yetkili Hasan, parti içindeki büyük yolsuzluğa dikkat çekti. Yetkili şöyle devam etti: “Kongrede yapılan seçimde parti başkanı oyların %100’ünü aldı ve kendisinin hazırladığı listedeki adayları işbaşına getirdi. Üç gün sonra toplanan karar merkez kurulunda başkan yardımcısı ve siyasi büro üyeleri seçildi. Toplantıda Altıparmak Şirzat Abdülkadir ve kardeşi Nihat Altıparmak’ı kendisine yardımcı olarak seçti. Ben ise toplam 7 oydan 3’ünü kazandım. Burada bir oyunun oynandığını sezdim ve beni uzaklaştırmaya çalıştıklarını anladım. Bunun nedenlerini öğrenmedim. Ancak partiye karşı hiçbir kusurum olmadı ki bana böyle yaptılar. Bunun üzerime imajımı korumak için partiden çekilmeye karar verdim. Parti üyelerine teşekkür ediyorum”. Saray’ın elde ettiği bilgilere göre; partinin siyasi sekreteri Müeyyet İlhanlı da istifa etti. Ancak bazı sebeplerden dolayı kararını kamuoyla yaplaşmak istemiyor. Saray’a konuşan İlhanlı, siyasi hayattan uzaklaşmak istediğini söyledi. Partinin son kongresine katılmadığını ifade eden İlhanlı, partiden çekildiğini kaydetti. Partiden çekilen bir isim de Azat Küreci’dir. “Partide bütçe paylaşımında adaletsizlik ve ayrımcılık var” diyen Kahveci, partiyi “aile partisi” olarak niteledi. Kahveci: “Partide kararları parti başkanı ve kardeşleri alıyor. Bütçeyi bunlar aralarında paylaşıyor” diye konuştu. Partiden neden 7 yıl dayanabildiği ve istifa etmediği yönündeki sorumuzu yanıtlayan Küreci, “Parti bütçesinin 50 milyon dinar olduğunu bilmiyorduk. Bunu sonradan öğrendik. Bu süre zarfında partide büyük miktar bir para kayıptır” dedi. Saray konuyla ilgili söz konusu parti başkanı ve siyasi büro üyeleri ile temas kurmaya çalışarak soruları kendilerine gönderdi. Ancak soruları aldıktan iki gün sonra cevap vermeyeceklerini bize bildirdiler. Türkmen Demokratik Hareketi’nin yeni kadrosu şunlardır: Başkan Karhi Altıparmak Başkan yardımcıları Şirzat Kadir ve Nihat Altıparmak Siyasi Büro Üyeleri Yaşar Altıparmak, Geylan Altıparmak, Hüseyin Talat, Rizgar Abdok, Nakip Necip Muhsin, Şamil Abdülkadir, Necdet Enver İlhanlı 2 Sayı:90 - 15 Mart 2013 4 Türkmen grup TKO toplantısına katılmadı Türkmenler yine anlaşamadı Saray- Erbil Türkmen grupları mevcut kabinede kendilerine verilecek muhtemel görevler için adayları seçmek amacıyla bir araya geldi. Türkmen Kardeşlik Ocağı (TKO)’da gerçekleşen toplantıdan sonuç çıkmadı. Mart ayı başında gerçekleşen toplantıya Türkmen Demokratik Hareketi, Türkmen Liberaller Cemiyeti, Türkmen Bağımsızlar Hareketi ve Türkmen Reform Hareketi katılmadı. Konuyla ilgili olarak konuşan Türkmen Kardeşlik Ocağı yöneticisi Abdülkerim Mollaoğlu ise, TKO’nun Erbil’de mücadele eden tek kuruluş olduğunu söyledi. Saray’a konuşan Mollaoğlu, partilerinin eskilerde de tek başına mücadele ettiğini kaydetti. Gerek Türkmen Cephesi zamanında gerekse öncesi hiçbir tarafı göz ardı etmediklerini ifade eden Mollaoğlu, tek hedeflerinin Türkmen tarafları bir arada toplamak olduğunu belirtti. Hükümetten kendilerine önerilen görevleri kaçırmamak için bir mekanizma aradıklarını ifade eden Mollaoğlu: “Üçüncü kezdir Türkmen grupları yakınlaştırmaya çalışıyoruz. TKO’da yaptığımız toplantıdan hedef bir meclis kurmak ve tek ses olmaktı. Ancak tek ses olmamız belli ki kısmet değilmiş. Dolayısıyla TKO olarak sahada tek başımıza kalsak bile mücadeleden vazgeçmeyiz. Bize destek olanlara destek olacağız. Diğerleri ise kendilerine bir yol bulsunlar”. Türkmen Liberaller Cemiyeti Başkanı Sami Şebek, meclisin partilerin rolünü etkileyeceğini söyledi. Meclis kurulmasına karşı çıkan Şebek, böyle bir meclisle partilerin safdışı bırakılacağını kaydetti. Şebek’e destek veren diğer bir parti başkanı ülkede siyaseti partilerin yönettiğini söyledi. Türkmen Demokratik Partisi Başkanı Dilşat Çavuşlu, tarafsızlar ve örgütlerin ülkeyi yönetmediklerini belirtti. Türkmenlere önerilen görev ve imtiyazların kaçırılmasının kime fayda sağlayacağı yönündeki soruyo yanıtlayan Çavuşlu, “Kimse fayda görmez. İktidar meşruiyet kazandırdığı Türkmen partilerden birlik olmalarını istiyor” dedi. TKO toplantısına katılmayan Türkmen Demokratik Hareketi Başkanı Kahri Altıparmak, bu türden birçok toplantıya katıldıklarını, ancak hiçbir sonuç elde etmediklerini söyledi. Dolayısıyla bu tür toplantılara katılmamaya karar verdiklerini ifade eden Altıparmak, Türkmen birliğini sağlayacak toplantılara katılacaklarını söyledi. Altıparmak yaptıkları son kongrelerinin parolasının Türkmen birliği olduğunu hatırlattı. Irak siyasi sahasında belirgin bir etkinliğe sahip olan Irak Türkmen Cephesi (ITC) üst düzey yetkilisi Aydın Maruf, Türkmen birliğini sağlamaya yönelik toplantılara olumlu yaklaştıklarını ve desteklediklerini söyledi. Saray’a konuşan Maruf, ITC’nin TKO toplantısına çağrılmamasını değerlendirdi. Bazı Türkmen tarafların ITC’nin siyasi denklemde varlık göstermediğini iddia ettiklerini ifade eden Maruf: “Aksine ITC siyasi denklemde varlık gösteriyor. Hem KDP hem KYB hem de muhalefet ITC’yi muhatap olarak görüyor ve kabul ediyor. Türkmen taraflarının yakınlaştırılması için önümüzdeki günlerde bir planı ortaya atacaklarını dile getiren ITC yetkilisi, Kürdistan parlamentosuna önerilen bir yasada Türkmence’nin resmi dil olmasını ve Türkmenlerin ana grup olarak kabul edilmesini talep ettiklerini kaydetti. Maruf: “Bu hakları sağlamadığımız takdirde diğer hakları da almamız çok zorlaşır” diye konuştu. Bölge İstatistik Kurumu Başkanı Sirvan Muhiddin: Bölge nüfusu 5 milyon civarında, Erbil’inki ise 1 milyon 600 bindir Röp Saray Kürdistan Bölgesi İstatistik Kurumu Başkanı Sirvan Muhiddin bölge nüfusunun 5 milyon civarında olduğunu söyledi. Saray’a röportaj veren Muhiddin, Erbil nüfusunun ise 1 milyon 600 bin olduğunu belirtti. Yetkili bölgede yıllık nüfus büyüme oranının %4 olduğunu kaydetti. Saray: Faaliyetlerinizden söz eder misiniz? S.Muhiddin: 20122013yılları arasında bir takım çalışmalar gerçekleştirdik. Nüfusun sosyal ve ekonomik yapısını araştırmak için çalışmalar gerçekleştirdik. Buna göre nüfusun gelir ve gider oranı sınırını da öğrenmektir. Biz şunu biliyoruz ki yoksulluk oranı bölgeye nazaran Irak’ın diğer bölgelerinde çok yüksektir. Geçen sene yaptığımız bir çalışmaya ek olarak fakirlik sınırı ve anne vefatlarını araştıracağız. Ilerideki yakın zamanda yayınlayacağımız 2012 yılı istatistik çalışmasında bölgedeki ekonomik ve sosyal durum hakkında detaylı bilgiler edinebilirsiniz. Saray: Bölgede neden bugüne kadar bir nüfus sayımı ve sağlık ve eğitim durumu yapılmadı? konularında veriler topladık. S.Muhiddin: Aslında sayım Ayrıca diğer bir amaç da, 2004’de yapılmalıydı. hem Irak hem de Kürdistan Bunun için hazırlıklar bölgesinde yoksulluk yapıldı. Ancak yapamadık. Çünkü Irak’ta bazı gruplar siyasi nedenlerle sayımı erteletmeye çalıştılar. Egemenlikle alakalı olan sayımı bölgede tek taraflı olarak gerçekleştiremeyeceğiz. Çünkü bu yetki bizde değil merkez hükümette. Parlamentodan ne zaman sayım kararı çıkarsa bizde bölge istatistik kurumu olarak üzerimize düşeni yaparız. Saray: Acaba Erbil ve çevresinin nüfusu kaçtır? S.Muhiddin: 2009’de Erbil için gerçekleştirdiğimiz tahmini rakama göre Mahmur ilçesi hariç kent ve çevresinin toplam nüfusu 1 milyon 600 bindir. Eğer buna Mahmur’u da katarsak nüfus 1 milyon 750 bini aşar. Saray: Peki bölge nüfusu kaçtır? S.Muhiddin: 2012 yılına kadarki rakama göre bölge nüfusu 5 milyon 200 bindir. Bölgede yıllık nüfus büyüme oranının ise %4’tür. Bu arada Süleymaniye nüfusun en az büyüdüğü kenttir. Saray: Siz aynı zamanda Erbil ili tayin komisyonu üyesisiniz? S.Muhiddin: Tayin işi 20112012- yılları arasında kurumumuza devredildi. Ancak kurum olarak bu işi başka bir kuruma devretmeye çalışacağız. Partilerin gelir ve giderleri denetlenmiyor...3 Sayı:90 - 15 Mart 2013 2 Çavuşlu: Ülkeyi partiler yönetir Saray TDH›li 3 yöneticinin istifa nedenlerini ortaya çıkardı 3 5 3 Türkmen şair ödüllendirildi 5 Kızlarımız Türkmen kıyafeti giydiler Genel bütçeden Türkmen bölgelerine 285 milyar dinar tahsis edildi Saray paranın nasıl harcanacağını yayınlıyor Saray-Erbil Irak parlamentosu Türkmen bölgeleri için 2013 genel bütçesinden 285 milyar dinar ayırdı. Tahsisat okul, hastane ve konut yapımı için kullandırılacak. Bu para illerden sorumlu devlet bakanı Dr. Turhan Müfti’nin başkanlığında kurulacak özel komisyon tarafından harcanacak. Irak parlamentosu Türkmen bölgeleri için 2013 genel bütçesinden 285 milyar dinar ayırdı. Tahsisatın illerden sorumlu devlet bakanı Dr. Turhan Müfti’nin başkanlığında kurulacak özel komisyon tarafından harcanması bekleniyor. Irak parlamentosunun Türkmen milletvekillerinden bayan Müdrike Ahmet, kurulacak özel komisyonda paranın harcanacağı bölgelerin milletvekilleri ve bazı kişilikler üye olacağını söyledi. Komisyonun illerden sorumlu devlet bakanı Dr. Kale’nin etrafı yeşil bölge olacak Saray Özel Kale’nin etrafındaki işyerleri yıkılarak yeşil bölgeye dönüştürülecek. İşyeri sahiplerine ise tazminat ödenecek. Erbil ili enformasyon şube müdürü Hamza Hamit, Kale’nin etrafındaki 90 bin metrekarelik alan yıkılarak yeşil bölgeye dönüşeceğini söyledi. Saray’a konuşan Hamit yıkılacak bölgede park, fıskiye ve kültür merkezleri inşa edileceğini kaydetti. Kale’nin etrafındaki bazı kamu binaları da yıkılacak. Yıkılacak binalar arasında Erbil valiliği binası, adliye binası, tapu binası, santral binası, sağlık dairesi binası ve Erbil eğitim dairesi binası da bulunuyor. Yeni inşa edilen Erbil valilik binasının büyük ölçüde tamamlandığına dikkat çeken yetkili, adliye binasının ise inşasının tamamen bittiğini söyledi. Adliye binasının Turhan Müfti’nin başkanlığında olacağını ifade eden Ahmet, böyle bir kararın hayata geçirilip geçirilmeyeceği yönündeki sorumuzu yanıtladı. Kararın hayata geçirileceğini vurgulayan Türkmen vekil, kararın yasalaştığına dikkat çekti. Türkmenler olarak bütçeden pay aldıklarını dile getiren Ahmet, kararın parlamenterlerin oyuyla alındığının altını çizdi. Paranın ne zaman harcanacağı konusundaki diğer bir sorumuzu yanıtlayan bayan milletvekili, kararın 10 içerisinde bakanlar kurulunda kabul edildikten sonra kullandırılmak üzere tahsisatın Türkmen bölgelerine gönderileceğini söyledi. Bu konuda hiçbir bölgeye öncelik tanınmayacağına dikkat çeken Ahmet, tahsisatın eşit zamanda kullandırılacağını kaydetti. Paranın okul, hastane ve konut yapımında harcanacağını ifade eden Ahmet, kurulacak komisyonun önüne gelecek projeleri onaylayacağını söyledi. Musul yolu üzerindeki Sami Abdurrahman parkı karşısında bulunduğunu ifade eden Hamit, eğitim dairesi inşaatına yakında başlayacaklarını kaydetti. Kale’nin etrafında yıkılacak olan bölgede 4 bin kapasiteli bir araba parkının da inşa edileceğini belirten Erbil valiliği yetkilisi, bu çalışmayla Kale’ye güzel bir manzara kazandırılacağını sözlerine ekledi. Erbil valilik binasının inşasına 6 ay kaldığını dile getiren Hamit, yeni çalışmalarının 2014 yılı sonu başlayacağını tahmin ettiklerini bildirdi. Kale’nin etrafında gerçekleştirecekleri çalışmaları yabancı şirketlerin üstlendiğini ve bu konuda çağa uygun tasarımlar hazırladıklarını kaydetti. İhsan Doğramacı Erbil Bilkent Kolejin’de kayıtlar başlamıştır İhsan Doğramacı Bilkent Erbil Koleji Kayıt Başvuruları İhsan Doğramacı Bilkent Erbil Koleji 2013- 2014 akademik yılı için öğrenci başvurularını kabul edecektir. Kontenjanlar 2008 ve 2009 yıllarında doğmuş olan öğrenciler için ayrılmıştır. 1.,2.,3.,4., sınıf öğrencileri için kontenjanlar sınırlı olup öğrencinin İngilizce dil becerilerine bağlıdır. Hafta içi hergün (pazar-Perşembe) saat 8:00 – 16:00 arasında kayıt başvurusu yapabilirsiniz. Admissions for ihsan Dogramaci Bilkent Erbil College IDBEC will accept applications for the 2013 – 2014 school years. Places will be offered to students born in 2008 and 2009 .Limited places are available for students in G1-G4 and will depend on the students command of english . School hours are Sunday to Thursday from 8:00AM to 4:00 PM. Adreess; ıhsan dogramaci bikent erbil college /toreq village mosul road, erbil,ıraq Tel: 0750 383 8101 -0750 383 8102- 06626449180662644917- Web: www.bilkenterbil.org
Benzer belgeler
Demet Şarkılarını Gençler İçin Söyledi
düzeyinde iyi sonuçlar elde etmiyorlar. Hükümetten destek isteyen bu
sporcular iyi sonuçlar elde etmeye
çalışıyorlar.
Atlet Kovan Hasan hükümetten gördükleri desteği dile getirdi. Ayrıca
spor makam...
Adnan Şenses`e veda! Emrah`a Twitter şoku
gören kaleci, buna rağmen finalde
Brezilya’ya 2-0 kaybettikleri karşılaşma yüzünden eleştirilere maruz
kaldı. Ancak sonunda turnuvanın en
iyi oyuncusu olmayı veAltın Ayakkabı
Ödülü’nü almayı başard...
SARAI LATINInew.indd
eyaletinde ilk köylü birliklerinin kuruluşunu destekledi. Mao, yabancı
etkisine açık olan şehirlerinden
ziyade bu etkiye kapalı olan köylülerin harekete geçirilmesinin daha
Fazla Kiloların Suçlusu Tayt Mı?
gazete, TV ve dergilerde çıkan haberler,
sosyal iletişim siteleri Facebook veTwitter’da kendilerini izleyen hayranlarının
sayısının ve kamuoyu oluşturma konusunda etkilerinin de değerlendirilmeye k...
HAMİLELİKTE SİGARANIN ZARARLARI Serbest
Dünya kupalarında atılan en erken gol sahibi
Hakan Şükür’ün futbol ve siyasi kariyeri
Saray
Hakan Şükür, Kosova göçmeni bir ailenin 2. çocuğu
olarak 1 Eylül 1971′de Sakarya’da doğdu. İsmi Galatasar...
SARAI LATINInew.indd
Haziran 1969’de doğdu. Kaleci pozisyonunda oynayan oyuncu, kariyerine
Karlsruher SC yıldız futbol takımında
başladı. İlk profesyonel karşılaşmasına 1987 yılında çıktı. 1994 yılında
Baba oğul ilk defa aynı filmde Tayvan 50`nci
Haziran 1969’de doğdu. Kaleci pozisyonunda oynayan oyuncu, kariyerine
Karlsruher SC yıldız futbol takımında
başladı. İlk profesyonel karşılaşmasına 1987 yılında çıktı. 1994 yılında
4.600.000 Alman ...
Burak Avrupa`nın en iyilerinden
düzeyinde iyi sonuçlar elde etmiyorlar. Hükümetten destek isteyen bu
sporcular iyi sonuçlar elde etmeye
çalışıyorlar.
Atlet Kovan Hasan hükümetten gördükleri desteği dile getirdi. Ayrıca
spor makam...
SARAI LATINInew.indd
düzeyinde iyi sonuçlar elde etmiyorlar. Hükümetten destek isteyen bu
sporcular iyi sonuçlar elde etmeye
çalışıyorlar.
Atlet Kovan Hasan hükümetten gördükleri desteği dile getirdi. Ayrıca
spor makam...