dev teleskoplar
Transkript
dev teleskoplar
271 AYLIK HAVACILIK DERGİSİ 2146-6394 HAZİRAN 2014 YIL:23 www.uted.com.tr SOMA... Pegasus Emniyet Yönetimi ve Kalite Direktörü Kapt. Kemal Mustafa Helvacıoğlu ile söyleşi EMERGENCY LOCATOR TRANSMITTER (ELT) SİSTEMİ Göğe bakma durakları: DEV TELESKOPLAR Haberler Başsağlığı... Manisa Soma'da yaşanan maden kazası sonucu yitirdiğimiz madenci kardeşlerimize Allah'tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyoruz. Bu büyük kaybın son olmasını ve hiçbir emekçinin iş kazalarına maruz kalmamasını TEMENNİ EDİYORUZ. 5ZMANLÑKLAáUYUMUNáHASSASIYETLEáHARMANLANDÑÜÑáBUáESERáBAGAJáHIZMETININ yNEMINIáVURGULUYORá9~ZáBINLERCEáBAGAJálARPÑCÑáBIRáB~T~NL~KáIlINDEáTEMSILáEDILIYOR +ONUYUáUSTALÑKLAáELEáALMASÑáHAVACÑLÑKáSEKTyR~NDEáyNC~áOLMASÑNÑáSAÜLÑYOR :IYARETlILERINáAKÑNÑNAáUÜRAYANáESERáá~LKEDEKIááHAVALIMANÑNDA SERGILENMEYEáDEVAMáEDIYOR 1968 UÇAK Rİ YENLE TEKNİS EĞİ DERN "UáESERIáYARATÑLÑRKENáPiet Mondrian´ÑNá“Line over form”áADLÑáESERINDENáESINLENILMIàTIR 2 3 34 UTED İstanbul Cad. Üstoğlu Apt. No: 24, Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy/İstanbul Tel: 0212 542 13 00/543 29 74 Faks: 0212 542 13 71 www.uted.com.tr www.uteddergi.com www.uted.org [email protected] ORHAN VELİ 100 yaşında 16 timi ve e n ö Y iyet us Emn örü s a g e P Direkt Kalite l İmtiyaz Sahibi Uçak Teknisyenleri Derneği Adına Ümit Sayıl ema Kapt. K a f Musta HELVACIOĞLU Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sefa İnan / [email protected] Basın-Yayın Sekreterliği İsmet Şahin / [email protected] Elif Aydemir /[email protected] 06 Haberler 12 Ajanda Yazı Kurulu Kıvanç Bayezit, Arif Şankaya, Volkan Kamar, İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker 50 15 MÜZİK 22 Katkıda Bulunanlar Şebnem Bayezit, Ercüment Tarhan, Hasan Büber TEKNİK: 28 BOEING 777 UÇAKLARINDA TÜRKİYE'NİN DAVETKAR KUMSALLARI YAPIM JETTISON SİSTEMİ ALIRDINIZ? NASIL EVİNİZİ Umar İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. Harman Sok. No: 31/1 34153 Florya - İstanbul Tel: 0212 573 15 65 [email protected] www.umariletisim.com 14 SİNEMA 30 BABALAR GÜNÜ 32 KAZA ARAŞTIRMA 54 38 HAVACILIK: DIRTY DOZEN 9 ÇEVRE: 40 ÇEVRE İLE DOST SPOR MÜMKÜN? TEKNOLOJİ: BASKI Elma Basım Yayın ve İletişim Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. Halkalı Cad. No:164 B-4 Blok Sefaköy - Küçükçekmece İstanbul Tel: 0 212 697 30 30 44 ROBOT MOBİLYALAR TEKNİK: 48 EMERGENCY LOCATOR TRANSMITTER ( ELT ) SİSTEMİ Yayın Türü: Aylık, süreli, yaygın ÇOCUKLAR İÇİN: 60 SON DERS ZİLİ ÇALMADAN KARNE HEDİYELERİ HAZIR MI? UTED’E ABONE OLABİLİRSİNİZ Dergimize abone olmak için yıllık abone ücretini banka hesabımıza yatırdıktan sonra dekontu bize fakslamanız yeterli. Uted dergisi her ay adresinize gönderilecektir. Lütfen ayrıntılı bilgi için derneğimizle irtibata geçiniz. 4 62 SAĞLIK UTED dergİsİnİn geçmİş sayılarına web sİtemİzden ulaşabİlİrsİnİz. ELDE TAŞINAN OPTİK TELESKOPLARDAN 30 FUTBOL SAHASINA EŞİT RADAR TELESKOPLARA... GURME: 64 Mutfağa püf de! 66 BULMACA 5 Haberler / NEWS Kanatlarınızı açın ve uçuş korkunuza veda edin! BoeIng ve Embraer biyoyakıt için işbirliği yapıyor TurkIsh, SlovakIan, RomaIan youth overcome flIght fear wIth VertIgo vrupa Birliği tarafından onaylanan ve desteklenen ‘’Kanatlarını Aç ve Korkularını Yen’’ başlıklı proje, Vertigo Aviation tarafından 1-10 Mayıs tarihleri arasında Türkiye’de gerçekleştirildi. Türkiye, Slovakya ve Romanya ortaklığıyla hazırlanan projede uçuş korkusu olan 30 genç İskenderun’da buluştu. Katılımcılar, 30’ar dakika gökyüzünün tadını çıkartarak uçuş korkularına veda ettiler. Proje kapsamındaki uçuşlar haricinde katılımcı üç ülkede havacılığın durumu masaya yatırıldı. Türk havacılığına hayranlıklarını ifade eden Slovak ve Romen katılımcılar, projenin kendi ülkelerinde de sergilenmesini talep ettiler. “Spread Your Wings and Overcome Your Fears,” a project approved and supported by the European Union, was realized in southern Turkey by Vertigo Aviation between May 1 and 10. A sum of 30 young people, who gathered as part of the Turkish, Slovakian and Romanian joint project, overcame their fear of flying as they enjoyed the skies in 30 minute flights. Besides from the flight event, the aviation sectors in the three countries were discussed. The Slovakian and Romanian participants expressed their admiration in the Turkish aviation, requesting to carry the project to their own countries. MalaysIa AIrlInes kazası EASA’ya yeni düzenleme için ilham verdi alaysia Airlines’a ait 370 sefer sayılı uçağın 8 Mart tarihinde kaybolmasının ardından Avrupa Uçuş Güvenliği Ajansı (EASA), sualtı lokasyon cihazları (ULDs) ve kokpit ses kaydedicilerin (CVRs) çekim güçlerinin ve kayıt sürelerinin büyük ölçekte artırılmasını önerdi. Havacılık portalı ainonline.com’un haberine göre Avrupa Komisyonu’nun onayını bekleyen yeni kurallar ticari uçakların uçuş verisi kayıt sistemlerine bağlı ULD cihazlarının bağlantı sürelerinin 2018’in ocak ayına kadar üç kat artırılarak 30 günden 90 güne çıkarılmasını öngörüyor. Öneriye göre, CVR’lerin kayıt sürelerinin de 2020 sonrasında 10 kat artarak 2 saatten 20 kata çıkması gerekiyor. EASA, ayrıca okyanus üzeri rotalarda uçan büyük uçakların 2019 itibarıyla 8.8 kHz ULD donanımına sahip olmasını talep ediyor. EASA eyes new regulatIons followIng MalaysIan AIrlInes IncIdent Following the March 8 disappearance of Malaysia Airlines Flight 370, the European Aviation Safety Agency (EASA) has proposed May 6 revising requirements for underwater locating devices (ULDs) and cockpit voice recorders (CVRs) to substantially extend their transmission and recording times. The new rules, which must be adopted by the European Commission, would require a threefold increase, from 30 to 90 days, in the transmission time of ULDs attached to the flight data recorders of commercial transport aircraft after January 2018, ainonline.com has reported. The recording time of CVRs would be increased tenfold, from two to 20 hours after January 2020. EASA also proposes that large aircraft flying over-water routes be equipped with new 8.8 kHz ULDs by January 2019. 6 BD’li Boeing ve Brezilyalı Embraer şirketleri, havacılık sektöründe kullanılmak üzere sürdürülebilir biyoyakıt geliştirmek amacıyla Brezilya’da ortak bir araştırma merkezi açmayı planladıklarını duyurdu. Geçtiğimiz ay imzalanan mutabakata göre uçak üreticileri, birlikte biyoyakıt araştırmaları gerçekleştirmenin yanı sıra, Brezilyalı üniversitelerle ve diğer kurumlarla yürütülecek araştırmaların da finansmanını ve koordinasyonunu sağlayacak. BoeIng, Embraer joIn forces for bIo-fuel center U.S. Boeing and Brazilian Embraer have annouced that they will jointly open a research center in a bid to improve a sustainable aviation bio-fuel industry in the South American country. The two plane makers will perform joint bio-fuel research, as well as funding and coordinating research with Brazilian universities and other institutions, last month’s Memorandum of Understanding said. Laos askeri uçağı düştü: 20 ölü aos hava kuvvetlerine ait Antonov An-74 TK-300 uçağının 17 Mayıs’ta Xieng-Khoang Havalimanı’na yaklaştığı sırada düşmesi sonucu uçakta bulunan 20 kişi ve mürettebat hayatını kaybetti. Laos Haber Ajansı, yaşamını yitirenler arasında ülkenin aynı zamanda savunma bakanı olan başbakan yardımcısı da dahil olmak üzere dört üst düzey yetkili bulunduğunu bildirdi. Kaza sabah 7 sularında yoğun ormanlık bir bölgede gerçekleşirken, uçağın başkent Vientiane’den kalktığı bildirildi. Laos deputy PM, 19 others kIlled In crash All the 20 passengers and crew on the Lao air force Antonov An74 TK-300 were killed at the May 17 crash as the plane was on the final approach to Laos’s Xieng-Khoang Airport. Four high-ranking officials, including the nation’s deputy prime minister, who was also the defense minister, were on the plane, Lao News Agency confirmed. The crash occurred at 07 a.m. in local time over a densely forested area. The plane had taken off from Laos’s capital, Vientiane. 7 Haberler / NEWS BoeIng 75. yeni nesil 737800 uçağını Türk Hava Yolları’na teslim etti BoeIng delIvers 75th Next-GeneratIon 737-800 to TurkIsh AIrlInes Boeing 75. yeni nesil 737-800 uçağını Türk Hava Yolları’na teslim ederek havayolunun yüzün üzerindeki Boeing uçağına bir yenisini ekledi. Türk Hava Yolları’nın teknoloji ve yatırımlardan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Bolat, 29 Nisan’da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen teslim töreninde yaptığı konuşmada “Dünyanın en hızlı büyüyen havayollarından biri olarak Boeing’in bu yeni uçağını teslim almaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Yeni nesil 737-800’ler, THY’nin tek koridorlu filosunun en büyük parçasını oluştururken, filoda yeni nesil 737-700 ve 737-900ER uçakları da bulunuyor. Havayolunun teslim aldığı son 737-800’nin mutfağı da ilk kez Turkish Cabin Interiors (TCI) tarafından geliştirildi. Boeing delivered its 75th direct Next-Generation 737-800 to Turkish Airlines, a latest addition carrier’s growing fleet of more than 100 Boeing aircraft. “As one of the world’s fastest growing airlines we are delighted to be taking this meaningful delivery from Boeing,” said Dr. Ahmet Bolat, Turkish Airlines’ chief investment and technology officer, during the delivery ceremony at Istanbul Atatürk International Airport on April 29. The Next-Generation 737-800 constitutes the largest component of Turkish Airlines’ single-aisle fleet, which is also complemented by Next-Generation 737-700s and 737-900ERs Turkish Airlines’ latest 737-800 also features some of the first galleys manufactured by Turkish Cabin Interiors (TCI). Dubai Havalimanları CEO’su sektöre inanıyor ubai Havalimanları CEO’su Paul Griffiths, emirliğin havacılık sektörünün 2020 yılına kadar 50 bin yeni iş yaratarak bugünkü 22 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğüne 8 milyar dolar daha ilave edeceğini öngördüklerini açıkladı. Bugün için 250 bin kişiyi istihdam eden Dubai havacılık sektörü ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının da yüzde 28’ini oluşturuyor. DubaI AIrports CEO confIdent In future growth The Dubai aviation sector will create 50,000 new jobs by the year 2020, as the sector will add another $8 billion to the last year’s $22 billion in size, according to Dubai Airports CEO Paul Griffiths. Currently, aviation supports 250,000 jobs or %19 of the total employment in Dubai, accounting for %28 of the emirate’s GDP. 8 Marshall AvIatIon ServIces G1000 donanımını sundu arshall Aerospace and Defence Group alt şirketi Marshall Aviation Services, Avrupalı bir havayolu şirketi için Beechcraft King Air 300 uçağına tamamı cam Garmin G1000 kokpit adapte ederek önemli bir aviyonik geliştirmeye imza attı. G1000 donanımı daha fazla konum bilgisi arayan ve yorgunluğu azaltmak isteyen King Air pilotları tarafından ilgiyle karşılandı. King Air serisi 200, 300 ve 350 uçaklarına uyarlanabilen G1000 geliştirmesi, tüm temel uçuş, navigasyon, hava durumu, arazi, radyo frekansı, motor ve yakıt verilerini geniş formatlı ve yüksek çözünürlüklü LCD ekranlarda entegre ediyor. Marshall AvIatIon ServIces presents G1000 Marshall Aerospace and Defence Group subsidiary Marshall Aviation Services has completed a significant upgrade in avionics with the installation of a Garmin G1000 full glass cockpit aboard a Beechcraft King Air 300 for a European operator. The G1000 avionics installation has become an appealing option for all King Air pilots seeking greater situational awareness and reduced pilot fatigue. The G1000 upgrade, applicable for the 200, 300 and 350 King Air series, integrates all primary flight, navigation, weather, terrain, radio frequency, engine and fuel data readouts on large format high definition LCDs. ChIna Southern AIrlInes’tan 80 adet AIrbus A320 siparişi hina Southern Airlines, 80 adet Airbus A320 ailesi uçak alacağını, bunların 50 adetinin geliştirilmiş A320neo olacağını duyurdu. Şirket A320 ve A320neo’ların motor seçenekleri hakkında bilgi vermezken teslimatların2016 ile 2020 tarihleri arasında gerçekleştirileceğini belirtti. Şirket tarafından bu büyük alımın toplam bedeli hakkında bir açıklama yapılmadı; ancak uçakların bugünkü liste fiyatı 8 milyar dolar civarında. ChIna Southern AIrlInes set to buy 80 A320s China Southern Airlines has announced that it will buy a sum of 80 Airbus A320-family aircraft, including 50 of the re-engined A320neo jets. The carrier is also to dispose of six Embraer ERJ-145 regional aircraft. China Southern has not given an engine selection for the A320s or A320neos, but made public that the aircraft will be delivered between 2016 and 2020. The operator has not given the value of the acquisition; however, the listing prices of the aircraft stand at around $8 billion. 9 Haberler / NEWS SIkorsky S-97’nin sivil versiyonunu üretmeye hazırlanıyor ikorsky Aircraft’ın araştırma ve mühendislikten sorumlu başkan yardımcısı Mark Miller, şirket tarafından üretilen ve ABD ordusunun havacılık programında yer alan S-97 helikopterinin sivil bir versiyonunu üretmeyi değerlendirdiğini açıkladı. Miller, S-97’nin, şirketin geçtiğimiz yıllarda üretimine son verdiği X2’nin üretime hazır, büyütülmüş bir versiyonu olduğunu söyledi. Her iki helikopterin de terse dönüş kabiliyetli rotor pali ve ileri doğru yüksek hızda uçuş sağlayan itici pervanesi var. Miller, S-97’nin sivil varyantının denizüstü petrol, arama kurtarma ve VIP ulaştırma alanları için ideal olacağını söyledi. SIkorsky prepares to produce cIvIl S-97 Mark Miller, Sikorsky Aircraft vice president responsible of research and engineering, has announced that the company considers developing a civilian version of the S-97 Raider, a contender for the U.S. Army’s armed aerial scout program. The S-97 is a production-ready, “scaled-up version of the X2 demonstrator,” he said. Both helicopters have contra-rotating rotor blades and a pusher propeller that enables high-speed forward flight. A civil variant of the S-97 would be “ideal” for offshore oil, search and rescue and VIP transport, he added. ABD’li pilotlar detaylı hava durumu bilgisi alacak BD’nin ulusal seyahat güvenliği kurumu NTSB, geçtiğimiz ay yayınladığı dokuz tavsiye kararıyla hem Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) hem de Ulusal Hava Durumu Kurumu’nda (NWS) pilotlara uçuş öncesinde daha spesifik bilgiler vermelerini istedi. Tavsiyelerin, NTSB tarafından yapılan kaza incelemeleri sonucunda ortaya çıktığı belirtildi. Söz konusu kurumlar mevcut durumda bu bilgilere sahipler; ancak bilgiler Hava Durumu Kurumu tarafından pilotlara her zaman doğrudan ulaştırılmıyor. US pIlots to receIve detaIled wheater data The National Transportation Safety Board (NTSB) published last month nine specific recommendations to the FAA and the National Weather Service (NWS) that are intended to deliver more comprehensive pre-flight weather information to pilots. The recommendations are based on the findings of NTSB accident investigation. While this information currently exists, it is not always provided directly to pilots by NWS pre-flight weather forecasts. 10 11 Haberler Ekşİ Fest’te Manu Chao Rüzgarı Türkiye’de sosyal medyanın ilk ve en büyük adımlarından biri olan Ekşi Sözlük’ün her yıl yazarlarına özel düzenlediği Ekşi Fest, bu yıl herkese açık düzenleniyor. Sözlük yazarlarına özel indirim uygulanan festivalin biletleri satışa sunuldu. 21 Haziran’da Life Park’ta düzenlenecek festivalin önde gelen ismi dünyaca ünlü İspanyol asıllı Fransız müzisyen Manu Chao, hayranlarına muhteşem bir performans sunacak. Festivalin ana sahnede yer alacak diğer isimleriyse Türkiye’de saykodelik müziğin adı olan modern şamanlar Baba Zula, Sattas, Hakan Vreskala. Ekşi Fest 2014’te ayrıca gün boyu alternatif sahnede; Alpman And The Midnight Walkers, Control+Z, Ekşi Band, Grup Angarya, Mutrib, Sapan, Umut Adan ve Yok Öyle Kararlı Şeyler sahne alacak. Konserlerin yanı sıra doğa aktiviteleri, oyunlar ve yarışmalarıyla dopdolu bir gün vaat eden Ekşi Fest 2014’ü kaçırmayın. %100 FEST’TE Soundgarden, Massive Attack ve Kaiser Chiefs Yazı müzik dolu geçirmek isteyenler için muhteşem bir fırsat sunan 100%FEST, dünyaca ünlü isimleri art arda İstanbul’da ağırlıyor. Soundgarden ve Massive Attack’tan sonra ana sahneye bir büyük isim daha getiren festivalin son bombası Türkiye’deki hayranlarıyla ilk kez buluşacak olan Kaiser Chiefs. 6-7 Haziran’da Küçükçiftlik Park’ta düzenlenecek festivalin kombine ve tek günlük biletleri satışta. Trentemøller Wild Beasts, Ceza, Mor ve Ötesi, Rebel Moves, Malt, Foma, Ceylan Ertem, The Away Days, Özge Fışkın, Gren ve Narda Afrika’nın yanı sıra Danimarkalı Bottle Boys festivalde sahne alacak diğer isimler. 12 Açıkhava sahnesİnde tİyatro keyfİ Şehir tiyatroları yaz başında da izleyicisini yalnız bırakmıyor. 6-15 Haziran arası Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde sergilenecek oyunlar, hem yetişkinlere hem de miniklere açık havada tiyatronun keyfine varma şansı sunuyor. Şark Dişçisi, Kabare, İstanbul Efendisi, Hıdrellez, Kösem Sultan, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz gösterimleriyle birlikte çocuklar için Ali Baba ve Kırk Haramiler izleyiciyle buluşacak oyunlar. Çocukların Dünyası KidzMondo İstanbul şubesi Troump Tower’da hayata geçen uluslararası tema parkı KidzMondo’da 4-14 yaş arası ziyaretçiler, oldukça gerçekçi bir ortamda yetişkin rolleri oynarken istedikleri meslekleri seçerek, bunun karşılığında temsili paralar kazanmayı öğreniyor. Geleceğin iş dünyası duayenlerine bir banka, saklı yeteneğe bir ses vermek için oyunculuk akademisi, kalpleri güçlü ve şefkatle dolu olanlar için bir hastane, tatil yapabilmeleri için bir otel hatta eğlenirken iyi görünmek için bir güzellik salonu ve araba sürmeyi öğrenmeleri için sürücülük okulu KidzMondo şehrinde yer alan kurumlardan sadece birkaçı. 4 yaşından küçük çocuklar Minik Kidizen Oyun Odası’nı kullanırken 8 yaşından küçükler ebeveynleriyle şehrin tadını çıkarabiliyor. Ateşe madencİlerİn gözünden bakan sergİ Aylin Erözcan’ın “Soğuk Ateş” sergisi; sabahın alaca karanlığından, akşamın zifiri karanlığına kadar yeraltındaki sonsuz kara deliklerde çalışan maden işçilerinin, beyazdan siyaha kadar yüzlerce farklı tonda griye uzanan dünyasının fotoğraflarından oluşuyor. Erözcan’ın fotoğrafları; yeraltının dehlizlerindeki yaşama uyum sağlayabilmek için bakan ama görmezden gelen, dinleyen ama duymayan, yiyen ama tadamayan, soluyan ama koklayamayan, tutan ama dokunamayan, “beş duyusuz” madencilerin hayallerini, umutlarını anlatıyor. “Soğuk Ateş” sergisi; 31 Ağustos’a kadar hafta içi her gün TEB Nişantaşı Özel Bankacılık Merkezi’nde ziyaret edilebilir. 13 MÜZİK SİNEMA BEYAZPERDE, YAZI SAVAŞ SAHNELERİYLE KARŞILIYOR CHILLOUT & LOUNGE SEVENLERİN FAVORİ ALBÜMÜ YAZ MEVSİMİYLE AÇILAN TATİL SEZONUNDA AKSİYON VE MACERA SEVERLER YİNE SİNEMA SALONLARINI BOŞ BIRAKMAYACAK. ANİSMASYON, BİLİM KURGU, AKSİYON VE SAVAŞ FİLMLERİ İZLEYİCİYİ DAVET EDİYOR. Yazı: Volkan Kamar Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2 (How To TraIn Your Dragon 2) Vizyon Tarihi: 20 Haziran 2014 İlk filmi 2010 yılında vizyona girdiğinde tüm dünyada büyük ilgi gören ve çok iyi eleştiriler alan animasyonumuz, ikinci filmindeki iddialı senaryosuyla sadece çocukları değil de büyükleri de sinema salonlarına çekme niyetiyle geliyor. Yeni filmimizde iki kahramanımız Hiccup ve ejderhası Toothless’in, Vikingler ve ejderhaları barıştırmalarının üzerinden beş yıl geçtikten sonra kendilerini yüzlerce vahşi ejderhaya karşı yeni bir savaşın içinde bulmuşlardır. Kahramanlarımız inandıkları şeyi savunmak ve barışı tekrar sağlamanın yollarını aramaktadırlar. Cressida Cowell’in romanından uyarlanan animasyonda yönetmen koltuğunda ilk filmde olduğu gibi Dean Deblois karşımızda olacak. Transformers: Kayıp Çağ (Transformer: Age Of ExtInctIon) Vizyon Tarihi: 27 Haziran 2014 Diğer üç filminden farklı olarak tüm oyuncuların değiştiği bu yeni filmde, Mark Wahlberg, Jack Reynor, Nicola Peltz yeni oyuncu kadrosu olarak karşımıza çıkıyor. Robotlarda da değişikliğe gidilen filmde diğer filmlerden sadece Optimus Prime ve Bumblebee, yeni robotlar olarak ise dinozor ve tarih öncesi hayvanları temsil eden Dinobotlar bulunuyor. Yönetmen koltuğunda dördüncü kez karşımıza çıkan Michael Bay, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Kayıp Çağ ile başlayacak dönemin, yeni bir üçlemeyle noktalanacağını duyurdu. Serinin bir önceki filminde Chicago’da yaşanan büyük çatışmanın ardından Autobot’lar, Nest’in yardımıyla Deception’ları püskürtmeyi başarmışlardı. Yeni filmimizde ise Deception ekibi, bir şekilde yeniden hayata dönerek dünyada yeni bir savaş başlatmak için hazırlıklara girişirken Autobot ekibini yepyeni bir çatışma bekliyor. Yazı: Eyüp Numan Sunar UZUN SOLUKLU BİR SERİ HALİNE GELEN “LOUNGE”, 6'NCI ALBÜMÜ LOUNGE 2014'TE DE 36 ŞARKIYI ÜÇ CD’DE BİR ARAYA GETİRMİŞ. İÇERİKTE NELER VAR, ONA DA BAKALIM... Yarının Sınırında (Edge Of Tomorrow) Vizyon Tarihi: 6 Haziran 2014 Bir uzaylı ırkının dünyayı işgal etmesi sonucu dünyanın tüm orduları bir araya gelerek uzaylı orduya karşı koymaya çalışmaktadırlar. Binbaşı William Cage, birdenbire kendisi savaşın içinde bulur ve birkaç dakika içinde öldürülür. Hemen ardından tekrar dirilir ve kendisini bu amansız döngünün içinde bulur. Her dirildiğinde becerilerini daha da geliştiren Cage, artık uzaylıları yenmeye çok yaklaşmıştır. Aksiyon filmlerinin başarılı yönetmenlerinden Doug Liman’ın yönettiği filmde usta aktör Tom Cruıse’a Emily Blunt eşlik ediyor. 14 A lbümün açılışı, müzikseverlerin en sevdiği İtalyanca şarkılardan biri olan Come Vorrei'in akustik versiyonu ve Jacques Brel’in en popüler bestesi “Ne Me Quitte Pas” ile yapılıyor. Son yıllarda dünya müziğinin en sevilen isimlerinden Maraveyas, “Rue Madame” ile albümün en dikkat çeken çalışmalarından birine imza atıyor. Beatles’ın klasikleşmiş şarkılarından biri olan “And I Love Her”, Giacomo Bondi’nin lounge düzenlemesiyle, Seal’in en ünlü şarkılarından “Crazy” ve Dany Brillant bestesi “Dieu” de lounge versiyonlarıyla albümde yer alanlar arasında. Albümün en iddialı şarkılarından This Is Your Life - Ohm Guru, Roma Nun Fa La Stupida Stasera - Orchestra Volare, Slow Dancing Dans La Maison - Gabin ve Everyone Should Feel Like This - Flabby müzikseverlerin dikkatini çekecek yepyeni çalışmalar. Albümde ayrıca son yılların favori şarkılarının lounge versiyonları da yer almakta; “Summertime Sadness”, “50 Ways To Say Goodbye”, “Una Notte A Napoli”, “Fast Love”, “Relax (Take it easy)”, “Vincero Perdero” ve “Space Cowboy” bunlardan bazıları. Ayrıca üç CD olmasına rağmen fiyatı da oldukça uygun. Herkese keyifli ve müzik dolu günler dilerim. 15 röportaj / ıntervıew Pegasus Emniyet Yönetimi ve Kalite Direktörü The Director of Pegasus Safety Management and Quality Kapt. Kemal Mustafa HELVACIOĞLU: “İstikrarlı büyüme için önce emniyet şart” “Safety Is a must for stabIlIzed growth” Uçuş emniyetinin öneminin alt, orta, üst, her kademedeki personele aktarılması gerektiğine dikkat çeken PEGASUS HAVAYOLLARI Emniyet Yönetimi ve Kalite Direktörü Kapt. Kemal Mustafa Helvacıoğlu, aksi halde büyümenin tehlikeye gireceğini ifade ediyor. The Importance of flIght safety must be relayed to the WHOLE STAFF, no matter what theIr rankIngs are, saId Capt. Kemal Mustafa Helvacıoğlu, the dIrector of Pegasus Safety Management and QualIty, addIng that otherwIse the growth would BE at rIsk. Kemal Bey, öncelikle okurlarımız için sizi tanıyabilir miyiz? Çalışma hayatıma Türk Hava Kuvvetleri’nde başladım; emeklilik sonrasında Pegasus Hava Yolları’nda devam ederek Emniyet Yönetimi, Eğitim, Uçuş İşletme ve Güvenlik Departmanlarında 16 yılı aşkın süre görev aldım. Halen Pegasus Hava Yolları’nda Emniyet Yönetimi ve Kalite Direktörü olarak görev yapmakta olup, aktif kaptan pilot olarak da uçuş hayatımı sürdürmekteyim. Sir, could you tell us about yourself? I started working at the Turkish Air Forces and after retiring from military I assumed roles at Safety Management, Flight Operations and Security Departments of the Pegasus Airlines for over 16 years. I am still working as the Safety Management and Quality Director at the Pegasus Airlines while also continuing my flight life as an active pilot. Havacılığa olan ilginiz nasıl başladı? Havacılık sektöründe yer almaya ne zaman karar verdiniz? Ben havacı bir babanın oğlu olarak büyüdüm. Belki çok klasik bir cevap olacak ama ilkokul yıllarımdan beri hayalimde hep bu sektör içerisinde bulunmak vardı. İlkokul sonrası bu istek doğrultusunda askeri lise hayatım başladı. How did your interest in aviation start? When did you decide taking part in the aviation sector? I was raised as the son of an aviator father. It would perhaps be a classical answer but I was dreaming being part of this sector since my childhood. After being graduated from the primary school, I started military high school accordingly with this dream. Uçuş emniyeti konusunda Pegasus’u diğer şirketlerden ayıran özellikler neler? Bu alanda atılan adımlar ve yapılan yatırımlardan söz eder misiniz? İstikrarlı büyümek için önce emniyetin önemine inanmalısınız. Pegasus’un en büyük özelliği alt, orta, üst çalışanların hepsinin uçuş emniyetinin önemine inanması ve buna uygun adımlar atması. Emniyet ile ilgili konular Pegasus Hava Yolları’nda Emniyet Eylem Grubu, Yönetim Emniyet Gözden Geçirme Grubu, Yönetim 16 What makes Pegasus different from other airliners in terms of flight safety? Could you tell us about steps taken for flight safety, as well as the investment that were being made? For the stabilized growth, you should believe in the importance of the safety. The biggest characteristic of Pegasus is that the whole staff, no matter what their rankings 17 röportaj / ıntervıew off. Moreover, we are optimizing trainings while maximizing the comfort and safety of our guests. So, we can take a somewhat MR of a plane in 15 minutes. On the other hand, the software are being uploaded to the fleet on plane basis. So, we eliminate transfer and time losts that might occur due to the human error. At this point, we are no prioritizing the cost and we use data transfer system not only domestic flights but also international flight too. We have also upgraded our radars as part of a project that aims at giving wider radar images with the Honeywell Company again as the Launch Customer. In order to boost reporting, which is the building block of safety management, we purchased a software called AQD, which is being used by many big companies in the world and we made all Family Members working at our company to reach the system from anywhere. This situation led us having more corrective and preventive process accordingly with data transfers we received. In yearly basis surveys, we are assessing the points of view of our staff on flight safety and we took precautions in order to boost awareness. Because we believe that safety could be established only with the participation of our Family Members and their faith in the safety. As the first company that used LOSA (Line Operation Safety Audit), we determined the risks that would not be seen with normal risk analyses - thanks to our observation inspections - and shared them with all units, which are part of our joint projects. We struggled to pull down errors to minimum levels. In terms of occupational health and safety, we have our infrastructure investments for the safety of our Family Members. We are moving to new buildings that will bestow us better working places in İstanbul and İzmir technical stations. Also, I and my colleagues at my Department are sharing our ideas with authorities during the establishment of new legal regulations as members of working groups for international authorities, such as ICAO and EASA. So, we will be able to follow the latest trends in the world and also we are trying to contribute to boost the aviation sector in our country by sharing our information. As the Pegasus Airlines, we are not allowing covering up or hiding any mistakes with an aim of reaching best results and we are embracing a solution-focused stance. Kurulu, Emniyet Komitesi gibi her kademede değerlendiriliyor. Böylece tüm kademelerdeki farkındalık hızlı bir karar mekanizmasının sağlanmasına neden oluyor. Pegasus Hava Yolları olarak Düşük Maliyetli (Low Cost) Hava Yolu modelini Türkiye’ye getiren hava yoluyuz. Bu modelin öncüsü olmakla birlikte hiçbir zaman emniyetten taviz vermedik. Hataları minimize etmek için eğitim ve teknolojik sistemlerden destek aldık. Yasal zorunlulukların ötesinde, farkındalık sağlamak ve emniyet kültürü oluşturabilmek için uluslar arası havacılık otoritelerinden destek aldık, eğitim ve çalıştaylar düzenledik. Yaptığımız teknolojik yatırımlarla çoğu zaman sistemi ilk uygulayan şirket (Launch Customer) olarak adımızı duyurduk. “Teledyne end to end solution” projesi kapsamında uçaklarda otomatik olarak çift yönlü data aktarımı sağlayarak projede Launch Customer olarak yer aldık. Sistemin çalışma prensibine göre uçağımız yere indikten sonra 15 dakika içerisinde tüm FDM (Flight Data Monitoring - uçuş boyunca kaydedilmesi zorunlu ve zorunlu olmayan bazı parametrelerin izlenmesi ve incelenmesi) verileri, sistemimize aktarılmış ve programımız tarafından analiz edilmiş oluyor. Bu sistem bize bilhassa herhangi bir limit aşımı 18 are, believes in the importance of flight safety and steps taken accordingly. The issues related to the safety is being discussed at all levels of Safety Action Group, Management Safety Revision Group, Board of Management and Safety Committee. So, the awareness at all levels leads to a fast decision making mechanism. As the Pegasus Airlines, we brought Low Cost Airline Model to Turkey. As the leading firm of this model, we did not make any concessions in flight safety. Besides from the legal obligations, we received the support of international aviation authorities in order to create awareness and safety culture. With our technological investments, we boosted the brand of Pegasus as the Launch Customer. As part of “Teledyne end to end solution,” we established an automatic bidirectional data transfer at the planes, which also made us the Launch Customer in the project. According to the working principal of the system, all FDM (Flight Data Monitoring) data are being transferred to the system and they are being analyzed 15 minutes after the landing. This system allows us to make needed controls in case of a limit excess before the take olduğunda uçak kalkmadan önce haberdar olmamızı ve gerekli kontrolleri yapmamızı sağlıyor. Ayrıca misafirlerimizin konforunu ve emniyetini maksimize ederken, eğitim düzenlemelerini de optimize ediyoruz. Bu şekilde bir uçağın MR’ı 15 dakikada çekilebiliyor. Diğer taraftan uçağa yüklenmesi gereken yazılımlar uçak bazında otomatik olarak aktarılıyor. Bu şekilde insan hatalarından kaynaklanabilecek veri kayıplarını veya zaman aşımlarını da ortadan kaldırmış oluyoruz. Bu noktada maliyetlerimizi öncelik olarak değerlendirmeyerek, bu veri aktarımını sadece yurt içi uçuşlarımızda değil; uçuş yaptığımız yurt içi ve yurt dışı tüm uçuş noktalarımızda da kullanıyoruz. Honeywell şirketi ile yine Launch Customer olarak daha geniş açıda görüş sağlayan radarlar ile ilgili bir proje yürüterek radarlarımızı daha üst versiyona taşıdık. Emniyet yönetim sisteminin yapı taşı olan raporlaşmayı artırmak için dünyada birçok büyük şirketin kullandığı bir yazılım olan AQD’yi aldık; şirketimizde çalışan tüm Aile Bireylerimizin bu sisteme her yerden ulaşabilmesini sağladık. Bu durum, elde ettiğimiz veriler doğrultusunda bize daha çok düzeltici ve önleyici işlem gerçekleştirebilme olanağı tanıdı. Her yıl düzenlediğimiz 19 röportaj / ıntervıew anketlerle tüm çalışanlarımızın emniyete olan bakış açısını değerlendiriyoruz; farkındalığın artması için gerekli tedbirleri alıyoruz. Çünkü biz emniyetin, tüm Aile Bireylerimizin katılımı ve emniyete inancıyla sağlanacağına inanıyoruz. LOSA’yı (Line Operation Safety Audit) ülkemizde ilk uygulayan şirket olarak, yaptığımız gözlem denetlemeleri sayesinde normal tehlike belirleme yöntemlerimizle ortaya çıkamayan tehlikeleri, hataları tespit ederek ortak operasyon yürüttüğümüz tüm birimlerle paylaştık. Böylece hataları minimum seviyelere çekmek için uğraş verdik. İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında da Aile Bireylerimizin emniyetlerinin sağlanması için gerekli alt yapı yatırımlarımız mevcut. İstanbul ve İzmir teknik istasyonlarımızda da daha iyi şartlarda çalışma ortamı sağlayacak binalara geçiyoruz. Ayrıca ben ve Departmanımdaki çalışma arkadaşlarım ICAO ve EASA gibi uluslar arası otoritelerin çeşitli çalışma gruplarında üye olarak yasal düzenlemelerin oluşturulmasında otoriteyle fikir paylaşımında bulunabiliyoruz. Böylece hem dünyadaki yeni gelişmeleri takip ediyor hem de aldığımız bilgileri ülkemizde paylaşarak havacılık sektörünün daha ileriye taşınmasında katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Pegasus Hava Yolları olarak en iyi sonuçlara ulaşmak için hiçbir yanlışın örtülmesi ya da saklanması gibi bir bakış açısına izin vermiyor; çözüm odaklı bir yaklaşım benimsiyoruz. Türkiye sivil havacılığında uçuş emniyetinin durumunu değerlendirir misiniz? Bu alandaki hedefler neler olmalı? Türk sivil havacılığında 16 yıldır görev yapmaktayım. Sektörün bu süre içerisindeki gelişim tarihini bizzat içerisinde bulunarak yaşadım. Emniyet konusunda ilk göreve başladığımda tek başına görev yapıyordum. Şu anda Emniyet Yönetimi ve Kalite Departmanımızda benimle birlikte 24 arkadaşımız çalışıyor. Konuya verilen önem ve bakış açısı doğrultusunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ndeki personel sayısının, eğitim ve bilinç seviyesinin artmasıyla emniyet yönetim sistemi çok gelişti. Aynı zamanda Türkiye’de hava yolları da paralel olarak büyüdü ve gelişmelere uyum sağladı. Emniyet konusunda temel hedef, sadece gereklilikleri karşılamak değil, temel gereklilikler sağlansa da bunun üzerine çıkmak için sürekli çıtayı arttırmak olmalıdır. Biz emniyet ve arttırıcı unsurlar konusunda bilgilerimizi diğer şirketlerle paylaşmaktan da hiç çekinmiyoruz çünkü bu kültür ancak işbirliği içerisinde olursak tüm sektöre yayılabilir. Could evaluate the state of flight safety in civilian aviation sector in Turkey? What targets should be aimed at? I have been working in the Turkish Civilian Aviation sector for 16 years. I have personally witnessed the history of development in the sector in these years. I was all alone when I first took duty for safety issues. Now, 24 personnel, including me, are working at the Safety Management and Quality Department. In accordance with the importance given to the issue, the growing numbers of staff and trainings as well as the boost in the level of awareness at the Civilian Aviation General Directorate led to the development of safety management system greatly. In the meantime, the aviation sector in Turkey has grown and kept up with the new developments. The main target for the issue of safety is not only meeting requirements but also having higher standards even if the core necessities are being established. We do not hesitate to share our knowledge about the safety and boosting measures with other firms because this culture could only be spread to the whole sector only if we cooperate. 20 Uçuş emniyeti hususunda uçak teknisyenlerinin konumunu değerlendirir misiniz? Uçak teknisyenlerimizin sayısı Anadolu Üniversitesi ve diğer okulların devreye girmesiyle arttı. Okulların eğitim kalitesinin artırılmasıyla da büyük gelişme kat edildi. Daha fazla okuyan ve daha çok teknolojiyle buluşan nesiller yetişti. Teknisyenler çalıştıktan ancak bir süre sonra lisans sahibi olabiliyorlardı; şimdi öyle değil. Bu güzel bir adım olmasına rağmen, sektördeki hızlı büyüme daha çok teknisyen ihtiyacını beraberinde getiriyor. Bu sebeple Türk Sivil Havacılığının bu konuda daha da çok yatırım yapması önem arz ediyor. Uçak teknisyenlerine vermek istediğiniz bir mesaj ya da eklemek istedikleriniz var mıdır? Uçuştaki amacımız misafirlerimizi bir noktadan diğer noktaya emniyetli ve güvenli şekilde taşımaktır. Bu amaca operasyondaki tüm halkaların sağlam olmasıyla ulaşılabilir. Emniyet yönetim sistemi yaklaşımında sadece uçuş emniyeti değil; yer emniyeti, bakım emniyeti gibi kavramlar da ortaya çıkmıştır, çünkü bir uçuşun emniyetli olması tüm süreçlerin koordinasyonu ve sinerjisiyle sağlanabilir. Operasyonda görev yapan arkadaşlarımızın risk tabanlı bir bakış açısıyla görev yapmaları hataların oluşmadan önlenmesine olanak verir. Sektördeki hızlı gelişme uçakların daha kısa süre yerde kalmasına ve daha çok uçmasını sağlıyor. Bu noktada teknisyenlerimizin zaman baskısına karşı donanımlı olmaları ve bilgi birikimleriyle daha hızlı şekilde doğru karar alma yeteneğine sahip olmaları, koordinasyonun daha iyi yürümesine olanak sağlıyor. Unutmamalıyız ki, iş birliği ve CRM (Crew Resource Management - emniyetli, etkin ve verimli bir uçuş operasyonu için elde mevcut bilgi, donanım ve insan gibi tüm kaynakların iş birliği ve iletişimini kapsayan kullanımı) uçuş öncesi, sonrası ve her aşamasında büyük önem taşır. Could you evaluate the positions of aircraft mechanic technicians in terms of flight safety? The number of technicians is on the rise thanks to the Anadolu University and other schools. As the schools raised the quality of education, a huge development has been made. New generations, which read more and keep up with technology more, have been raised. In the past, technicians used to get their license after working for a while but now that is not the case. It is a nice step but the fast growing sector brings more necessity for technicians. Therefore, Turkish Civil Aviation needs to make more investments. Do you have any other message to technicians? Or would you like to add something else? During the flights, we aimed at transporting our guests from a destination to another safe and sound. This aim can only be realized if all rings are steady. We now have ground safety and maintenance safety along with flight safety thanks to the new safety management system approach. Because a flight can only be safe with the well coordination of all these processes and synergy. If our friends taking part in operations do their job based on possible risks, then we will be able to eliminate errors even before they occur. The fast development in the sector gives the opportunity to have planes up in the air more and less on the ground. At this point, coordination would be much better if our technicians will be trained and educated enough to make faster calls amid the pressing deadlines. We should not forget that cooperation and CRM (Crew Resource Management) is very important before, after and all other phases of a flight. 21 GEZİ/DESTINATION TÜRKİYE'NİN DAVETKAR KUMSALLARI Yaz demek tatil, deniz, kum, güneş ve sapsarı altın plajlar demek. Her yıl turistlerin çıkarma yaptığı hepsi birbirinden davetkar kumsallarımızdan birkaçına bir göz atalım istedik. n o a e s e h t o t n i e v i d o t e s e m h c Ti a e b h s i k r u the best T en and gold n u s , d n sa Iday, sea, look at seducIng ts In l o h s n a e Is k Summer mLet’s have a quIc ee flock of tour s . s beache In Turkey, whIch beaches her year. every ot 22 23 GEZİ/DESTINATION Kaş / Kaputaş Kumsalı Şu Kaş öyle hınzır bir dünya güzelidir ki, peşine düşeni sınava sokar en az iki kez: Gelirken ve giderken. Otobüse de binseniz uçağa da Kaş’a kıvrıla kıvrıla giden bir karayoluna düşer yolunuz. Kalkan’dan Kaş’a uzanan yol üzerinde, bir uçurumdan, bir kartal yuvasından bakar gibi aşağıya bakarken, Kaputaş Plajı’nı gördüğünüzde, bu yola değdiğini göreceksiniz. Yüzlerce basamakla inilen bir tarih öncesi köşesi... Cesur olanlar, bu diyara yelken açmak için beton merdivenlere vururken kendini, ötekiler arabalarını çekip uçurumun kenarına fotoğraf çektirir. Karar sizin: Kaputaş bir manzara olarak donsun mu fotoğrafınızda, yoksa bir tatlı huzur, unutulmaz bir anı mı olsun taksiratınızda? Kaş / Kaputaş Beach ürkiye haritasına bakan iki çift gözün ilk fark ettiği çevresinin mavisi oluyor. Üç yanı denize sınır. Yıl içinde dört mevsimi de yaşayan Türkiye, tüm dünyada yazın en güzel yaşandığı nadide ülkelerden. Sadece güneyde değil üstelik yakın tarihe kadar İstanbul’un pek çok noktası ve Adalar deniz tutkunlarının uğrak noktasıydı. Florya, Cennet ve Menekşe plajlarında çekilmiş filmlerimiz olmasa bir zamanlar buralarda İstanbulluların denizin keyfini çıkardıkları, hafta sonu aileleriyle buraya akın akın geldiklerini hayal etmek imkansız. Anadolu yakasındaki Süreyya plajı, o günleri görenlerin en güzel anılarında yad ediliyor. İstanbul ve civarında, Kilyos ve Silivri hala gözde plajlara sahip, vapurla Adalar’ı gezmek ve özellikle Burgazada’da Marmara’nın serin sularına kendini bırakmaksa bambaşka bir keyif. Yeni Rotalar Zaman geçtikçe uzun tatiller için biraz uzaklaşmak, daha sıcak yerlere gitmek isteyenler güneye doğru uzandılar. Akdeniz’in ve Ege’nin gerdanını, parıldayan bir inci kolye gibi süsleyen altın sarısı plajlara... İnsanlarımız 80’lerde Bodrum’u keşfetti önce. Marmaris ve Antalya-Alanya izledi onu. Elbette Türkiye’nin tatil beldeleri, cennet köşeleri bunlarla sınırlı değildi. İlk, keşfetmeyi seven tatilciler çıkardı keyfini bu plajların. Şimdilerde ise keşfetmek için gidip görmeye gerek yok, denizden önce internette sörf yaparak Türkiye’nin neresinde nasıl bir tatil yapılır; nerede ne yenir, ne içilir hepsi bir tık’la karşımızda. Biz çizginin biraz dışına çıkarak gezi, mizah ve gideceğiniz kumsalda sizi nelerin beklediğini içeren keyifli bir yazıya davet ediyoruz şimdi hepinizi. Okurken işyerinde olsanız dahi arkanıza yaslanmayı ve beş dakikalığına da olsa oralarda olduğunuzu hayal edip moral-motivasyonunuzu yükseltmeyi unutmayın... Bakalım yazdıklarımız sizi o cennet kumsallara götürecek mi? 24 f one would have a look at the map of Turkey, the first thing it spots will be that the country is surrounded by all blue. It borders the sea in three different directions. Turkey, which witnesses all four seasons in a year, is a rare country in the world that has a chance to enjoy the whole and most beautiful summers. Until recently, it was not only the southern part of the country, but also Istanbul and its islands, where sealovers frequently visit. It would be impossible to imagine that locals in Istanbul have used to enjoy the sea with their families if the old Turkish movies, which took place in Florya, Cennet and Menekşe beaches in the city, do not exist. Sürreya beach on the Anatolian side of Istanbul reminds those who saw the beach old, good days. In Istanbul and around, Kilyos and Silivri still have the most popular beaches. It is a quite different pleasure to have a tour on Istanbul islands while jumping into the sea especially from the shores of Burgazada. In time, those who have more time for longer trips and who seek hotter places have taken the roads, which have led them to the south, in other words, to the golden beaches that surround Mediterranean and Aegean. New destınatıons Bodrum has been discovered first in the 1980s and it later became the most popular touristic places in Turkey. Marmaris and AntalyaAlanya followed Bodrum. The heavenly holiday spots in Turkey were not limited with them. Holiday-makers who are familiar with discovering new places have enjoyed these places. With a single click, now it is possible to have tons of information where to go in Turkey, what to eat and where to visit. We are inviting to an unusual article, which blends travelling and humor about beaches and what is waiting you over there. While reading it, just relax for five minutes and imagine if you were there even if you are at work. Let’s see does the article take you to those beaches? Kaş is a seductive sweetheart, which puts its visitors into two tests while going and leaving there. No matter if you take a bus or a plane, you would find yourself on curved roads leading to Kaş. On the road to Kaş from Kalkan, you would think it is worth to take the risk to advance on this particular road when you sea Kaputaş Beach. It is an ancient place, where you can reach after hundreds of steps. Those who are brave enough take steps to reach the shore while others just get their pictures to be taken with the beach on the background. The decision is all yours. You’d just let Kaputaş to be frozen in your pictures or you can have a peaceful but unforgettable moment over there. Ölüdeniz / Milli Park ve Belcekız plajları “Turkuaz” diyorlar bu renge, artık bu memleketin Kaputaş adından bir esinlemeyle. Yeşille mavi arası bir zümrüt suyu... Milli Park, Ölüdeniz’in gerçekten “ölü” olduğu, bir küvet suyu kadar sakin ve göl kadar huzur verici durduğu yere “Lagün” diyorlar. Ve kumsal bir işaret parmağı gibi giriyor lagünümüzün sakin karnına. Şezlong-şemsiye trafiğindeki kıpırtı denizin dalgasından daha fazla. Bir de Belcekız plajı var, beldenin tam kalbinde. Ölüdeniz’e geldim deyip de ilk bu çılgın kızı görenler bir şaşırır elbet. Burada Ölüdeniz’in tam aksine dalga ve çırpıntı durmak bilmez. Ama burada da ince bir kum ve alabildiğine açık ufuktan efil efil rüzgarla gelen o enfes deniz kokusu doyulmaz bir cennet esintisi. dead sea (BLUE LAGOON) / NATIONAL Park AND Belcekız Beaches “Torques” what they call this color after the name of this country. It is emerald-colored water between blue and green. The National Park is really the calmest and peaceful place of the Dead Sea (Blue Lagoon). That’s why it is called by locals “Lagün.” The beach joins our Lagün in peace and comfort. The Belcekız Beach sits at the heart of the city. Those who are first comers to Dead Sea would be surprised after seeing this crazy girl. Contrary to the Dead Sea, waves do not know how stop and stay calm in here. However, the coast has the very same thin sands like in Dead Sea and the fresh breeze from the horizon feels like if you are in heaven. 25 GEZİ/DESTINATION Olimpos / Çıralı Kumsalı Bir tatil olimpiyatına çıksanız ve uğramasanız Olimpos’a, diskalifiye olursunuz. Sizi ağaçlardan evlerde, bungalovlarda yatıracak, önünüze Akdeniz yemeği, sırtınıza pudra gibi kumu verecekler. Yanı başınızda yüzyılların uğultusu antik kent... Kaplumbağalar gibi, yazlık evlerini sırtında taşıyan sırt çantalı tatilcilerin mekanıdır Olimpos. Gençken neşeli ve candır. Ama biraz büyüyen, komşu Çıralı’ya terfi eder. İki dev dağın arasına sere serpe yatmış üç kilometrelik kumsal, bir gezegen hissiyatına kavuşturur sizi. Artık aklınızdan geçen gezegen hangisiyse... Okumuş tatilci gelir Çıralı’ya. Kumsalı adeta bir açık hava kütüphanesi gibidir; herkesin elinde bir kitap. Bazen bu canım kütüphanenin sessizliğini bozan şeyler olur. Bir grup tatilci aralarında yüksek sesle konuşur, kendinizi buz gibi sulara bırakırsınız o zaman. OlYmpos / Çıralı Beach If you take an Olympic touristic tour, and if you happen to visit Olympos, you would be certainly disqualified. Olympos would host you at tree houses or bungalows; would serve you Mediterranean food and let you lay down on soft sands. Besides, these all will be given to you next to the ancient history. Olympos is a popular destination for bag-packers flocking to the city like turtles. While you are young, the place is perfect for you but as years passed, you would prefer to be hosted by neighboring Çıralı. You would feel like you are in another planet while laying down on a beach between two huge mountains. Educated holiday-makers come to Çıralı. That’s why its beach seems like an open library to first timers. But sometimes, the silent of the beach is ruined by those who are not familiar with its nature, then you’d take a cold jump into the sea. Kelebekler Vadisi Kelebekler Vadisi’nde su öyle bir uzatmış ki ayağını içeriye, o daracık koy, bir denizkızının kuyruğu gibi duruyor, güzellikten yana. Sakin mi sakin, sade mi sade... Karadan gidilemez bu vadiye ve “bu gürültü kaç beygir motordan çıkmış ola” denemez bu sayede. Belki cırcır böceği öter geceleri çokça ve kelebek salınır gündüz gözüyle, o kadar. Karşısındaki bir ileri bir geri salınan suya dalmadan önce hamaklarda dinlenir insan. Gazoz şemsiyesi yoktur ama palmiye gölgesine sığınır. Vadideki kayalara kan ter içinde tırmananlara bakıp iç geçirin isterseniz ya da giriverin aralarına, sonra kelebek yurdu vadinin şelalesinde soğuk su alsın bütün hararetinizi... Butterfly Valley In the Butterfly Valley, the water curls up deep inside to the soil and the quite narrow bay seems like the tail of a mermaid. It is peaceful and quite. However, there is no way to reach the valley by land; thus it is motor-noise-free. Instead, you’d perhaps hear the songs of tree crickets by night and would be amazed by colors of butterflies that give the name of the valley. Visitors rest on the hammocks under the shadows of palm trees before diving into to the cold water. You’d rather join those who brave a tough odyssey between the rocks or just stay where you are. If you pick the rocky road, the cold water will be welcoming you. 26 Dalyan / İztuzu Plajı Şimdi öbek öbek caretta caretta yuvası nefis İztuzu kumsalı doğayla baş başa olmak, kendisini dinlemek ve bedeninin yanında ruhunu da dinlendirmek isteyenlerin yeridir. Dalyan beldesinden kalkan deniz motorları, bir deniz safarisi gibi sık sazlıkların arasından kılavuz eşliğinde göz açar İztuzu’nun geniş ufkuna. buraya varmanın tek yolu budur. Ve Kelebekler Vadisi’nde kaçsa yaş ortalaması, varın üstüne 10 koyun onun. Zaman hızlı geçmez burada, kumsalın nadide ve hassas misafirleri caretta caretta’lar kadar yavaş ilerler.. İztuzu’nun plajına şemsiye saplamak yok; şapka takın. Dalyan / İztuzu Beach İztuzu, which is home to thousands of caretta caretta turtles, is the best place those who seek to hear themselves and some peace for their souls as well as their bodies. Ferries from central Dalyan will be guiding you to the horizon of İztuzu after a safari-like trip between reed beds. And this is the only way to reach the beach. In here, time loses its pace and it passes slowly as much as the caretta caretta turtles. Be warned that you will not find any shelter, so make sure you have your hats with you. Datça / Ovabükü Kumsalı Can Yücel geçmiş bu topraklardan. Geçmekle de kalmamış, “burada çekileyim” demiş, ebedi istirahata... Burada Ovabükü plajını görmeden güzel plaj gördüğünü söylemeye de dili varmaz adaletten nasibini almış olanların. Datça her köşesi saklambaç oynayan dünya cennetleriyle dolu bir yarımadadır. Ovabükü bunlardan sadece biri. Burada kum yok, yalnızca küçük çakılının bir bej rengi vardır ki kelimelerin efendisi şairler bile sözlerle tarif edemez. Huzur arayan yorgun insan gelir Datça’ya da, Ovabükü’ne de. Datça / Ovabükü Beach Can Yücel, one of the greatest Turkish poets, has his mark on this land. Moreover, he was given the final respect in here. Those did not see the Ovabükü Beach are not allowed to say that they saw a nice, cozy beach even if they visit hundreds of them. Datça is a heavenly peninsula that plays hide-and-seek by itself. Ovabükü Beach is just one of the spots. No sands but little pebbles whose color cannot even be described by poets will welcome you. Tired holiday-makers who seek peace come to both Datça and Ovabükü. 27 TEKNİK BOEING 777 UÇAKLARINDA JETTISON SİSTEMİ F Kanatlarda bulunan ana yakıt tanklarında birer adet fuel jettison pompası, center yakıt tankında iki adet Override/Jettison pompası bulunur. Her kanatta bir adet fuel jettison nozzle valve ve bir adet jettsion nozzle bulunur. Sistemin Çalışması: Yazı: Volkan Kamar uel jettison ya da yakıt boşaltma sistemi olarak adlandırabileceğimiz bu sistem, uçakların kalkıştan kısa süre sonra herhangi bir acil durumda iniş yapması gerektiğinde uçağın ağırlığının, uçağın yapısal iniş ağırlığından fazla olduğu durumlarda yakıt boşaltarak inişte yangın ve uçağın yapısal hasar görmesi riskini yani kaza riskini önlemek amacıyla geliştirilmiştir. Sistem Komponentleri: 28 Uçak havadayken fuel jettison sistemini aktif hale getirmek için öncelikle ARM switch’e basılır. Jettison sistemin iki modu vardır: MLW (Maximum Landing Weight) Mod MAN (Manual) Mod Sistemi ARM ettiğimizde MLW moddadır. ELMS (Electrical Load Management System) jettison’la atılacak yakıttan sonra kalacak yakıt miktarını otomatik olarak hesaplar. ELMS, MLW’den ZFW’yi (Zero Fuel Weight) çıkararak kalması gereken yakıt miktarını bulur. ELMS, MLW ve ZFW bilgilerini AIMS’ten (Aircraft Information Management System) alır. ELMS, gerçek yakıt miktarını FQPU’dan (Fuel Quantity Processor Unit) alır. Bu bilgiyi jettison işlemi uygulanırken geçecek zamanı hesaplamak için kullanır. Fuel To Remain Selector çekildiğinde jettison sistem MAN (Manual) moda geçer. Bu selektörü çevirerek kalacak yakıt miktarını azaltıp arttırabiliriz. Havada jettison nozzle valve switch’leri, ELMS’in nozzle valfleri açmasını ayrıca isolation valfleri açmasını ve fuel jettison pompaları çalıştırmasını sağlar. Override/jettison pompaları kullanmak için center tank pump switch’leri kullanmak gerekir. Fuel jettison uçağın ağırlık merkezinin limitten daha ileri gitmesine yol açabilir. ELMS, bunun olacağını hesapladığında main tank jettison pompaları yedi buçuk dakikada kapatır. Yerde ARM switch ELMS’in 2 jettison isolation valfi açmasına ve fuel jettison pompaları çalıştırmasını sağlar. Havada nozzle valfler, refuel/jettison manifolddaki yakıtın atılmasını sağlamak için kullanılırlar. Yerde nozzle valfler açılamaz. Yerde kapalı kalmasını ELMS sağlar. Center tanktan ya da main tanklardan jettison işlemi uygulanabilir. Jettison esnasında yakıt, tanklardan refuel/jettison manifolda aktarılır. Center Tank Jettison: Center tank override/jettison pompaları, engine feed pump ve jettison pump olarak kullanılır. Jettison sistemi çalıştırıldığında pompalar, yakıtı fuel jettison isolation valve’den geçirerek refuel/ jettison manifolda aktarır. Yakıt manifolddan dışarıya fuel jettison nozzle valve’ler ve jettison nozzle’lar aracılığıyla atılır. Main Tank Jettison: Main tank jettison pompaları sadece jettison amaçlı kullanılır. Bu pompalar yakıtı direkt olarak refuel/jettison manifolda iletirler. Yakıt manifolddan dışarıya fuel jettison nozzle valve’ler ve jettison nozzle’lar aracılığıyla atılır. 29 BABALAR GÜNÜ Sinema da hayat da onlarla güzel: Harika babalar Kimi çocuğu için işinden gücünden vazgeçti, kimi özgürlüğünden. Dadı kılığına giren de oldu, zabıta taklidi yapan da. Sinemanın unutulmaz babalarını anarken çocukların kahramanı olan tüm babaların önünde saygıyla eğiliyoruz. İki “garip” can -Babacığım beni bırakma n’olur! -Seni kim bırakır be, sen benim parçamsın. Kemal Sunal’ın Garip filminde canlandırdığı Kemal ile minik Fatoş arasındaki bu diyalog, iki insan arasındaki bağlılığın, kader birliğinin en sade, en güzel ifadelerinden biriydi. Hem neler yoktu ki bu kader birliğinin içinde: Beraber maça gidip didişmek, zabıta ve müşteri kılığına girip bakkalda bedavaya salam ekmek götürmek, biri hastalanırsa sabahlara dek başında beklemek ve birbiri için her şeyi ama her şeyi yapmaya hazır olmak... Kemal, Fatoş’u yolda, bir kundağın içinde bulmuştu. Başta “kurtulmak” istese de terk edilmiş ufaklığın aslında “alnına yazılı” olduğunu anlamıştı. O Fatoş’u kızı gibi sevdi, Fatoş da onu babası gibi. Aslında hayat bu kadar basitti. Çocuklarım için giyerim! Bir baba çocuklarını daha fazla görmek için neleri göze alabilir? Hemen her şeyi! Ama bu “her şeye” kadın kılığına girip kendi çocuklarına dadılık yapmayı da dahil etmek için mutlaka biraz da çatlak olmak gerekir. Robin Williams, Daniel Hillard adlı bu kaçak babayı canlandırdığı filmde profesyonellere oyunculuk, izleyicilere ise babalık dersi veriyordu adeta. Boşanmak üzere olduğu karısının çocukların bakımı için verdiği ilana gözünü karartıp başvuran Hillard, 30 pardon Bayan Euphegenia Doubtfire, aslında kendisini sorumsuzlukla suçlayan Miranda’ya da dadılık performansıyla çok şey anlatır. Kemal Sunal’ın Garip filmi kadar “acıklı” bir yapısı yok, bu şahane "süper dadı" filminin. Ancak iki yapımın dikkat çekici bir ortak özelliği var: Futbol aşkı. Kemal gerçek bir Beşiktaş düşkünü, Daniel ise çocukları için dadı kılığında top peşinde koşacak kadar “çaresiz” bir baba... Babam bir “kahraman” Modern iş hayatı, çocuklarla çok sevdikleri ebeveynleri arasındaki en katı kalpli bariyerlerden biri. Hele bir de buna boşanmanın ağır yükü eklendiğinde çocuklar iz bırakacak bir yalnızlık duygusuna mahkum kalabiliyorlar. Tabii anneleri ya da babaları Dustin Hoffman’ın canlandırdığı Ted Kramer karakteri gibi gerçek bir kahraman değilse! Ted, New York’un prestijli reklamcılık dünyasının parlak isimlerinden biridir ve bir gün çok iyi bir iş aldığı haberini vermek için gittiği evinde karısı Joanna’nın (Meryl Streep) “kendisini bulmak için” evi terk edeceğini, oğulları Billy’yi ise ona bırakacağını öğrenir. Acemilikle geçen birkaç günün ardından Ted, harika bir babaya dönüşür. Hatta bunun için kariyerini geriye götürmeyi de göze alır. 1979 yapımı film, dönemin sıcak feminizm ve kadın erkek rolleri tartışmalarının ortasına denk geliyor. Kadınların iş hayatında daha fazla yer almasıyla yeniden şekillenen ebeveynlik konusunu tartışan film; bu “yeni babalığa” övgü niteliğinde... Babam için, oğlum için... Baba Giuseppe (Pete Postlethwaite), oğlunu İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ile yaşadığı sorundan korumak için Belfast’tan Londra’ya yolladığında ailesinin başına geleceklerden habersizdi. Yanlış zamanda yanlış yerde bulunduğu için İngiltere tarafından bir terör saldırısından mesul tutulan Gerry’nin (Daniel Day-Lewis) ve onun peşinden İngiltere’ye gittikten sonra kendisi de cezaevine giren Giuseppe’nin on beş yıllık hukuk mücadelesi ve dayanışma öyküsü, baba oğul sevgisinin beyaz perdedeki (ve belki de gerçek hayattaki) en şiddetli örneklerinden. 1974 yılındaki Gyildford bombalı saldırısının gerçek öyküsünden yola çıkılarak çekilen film, sayısız ödülle taçlandırıldı. Giuseppe’nin fedakarlığı filme damgasını vururken, Gerry’nin hapishanedeki dönüşümü de baba sevgisinin asla karşılıksız kalmayacağını, baba oğul sevgisini sınamanın bedelinin ise ağır olacağını anlatıyordu... Bir büyük baba: Münir Özkul Geçen ay Anneler Günü’nü kutlarken Neşeli Günler filminde Saadet rolündeki Adile Naşit’in adını saygıyla anmıştık. Şimdi söz sırası tartışmanın limon tarafında; yani Münir Özkul’un canlandırdığı Kazım Efendi’de. Şu öfkeyle evi terk edip giden; giderken yanına aldığı üç çocuğuna da kelimenin tam anlamıyla hem analık hem babalık eden Kazım Efendi’den söz ediyoruz elbette! Çok sayıda “baba” canlandırdı Münir Özkul. Kazım Efendi de bunların en önemlilerinden biriydi. Ancak onun bir babalık rolü daha var ki halen çoğumuzu ekrana kilitliyor. Mahmut Hoca’nın Hababam “eşkıyalarına” yaptığı babalığı, kim öz babalıktan ayırabilir ki! Şu günlerde biraz hasta, Mahmut Hoca. Bütün talebeleri onun iyi haberlerini dört gözle bekliyor. Yeri gelmişken söyleyelim, Özkul gerçek hayatta da harika bir baba; bu yüzden kulaktan dolma bilgilerle yapılan haberler, bu haberleri sorumsuzca paylaşanlar onun sevenleri gibi öz evlatlarını da çok üzüyor. 31 KAZA ARAŞTIRMA * e in g n e g n ro w e th n w o d g Shuttin Yazı: Arif Şankaya ve Hasan Büber *Yanlış motor kapatılıyor 7 Ocak 1989 akşamı Londra Heathrow Havalimanı... British Midland Havayolları’nın 92 sefer sayısıyla Belfast’a gidecek uçağı uçuşa hazırlanıyordu. 43 yaşındaki Kaptan Kevin Hunt ve 39 yaşındaki İkinci Kaptan David McCleland, bu uçuşta yalnızca iki aylık yepyeni 737-400 serisi uçağı kullanacaklardı. Boeing 737 serisi, 400 modelini bir yıl önce piyasaya sunmuştu. Bu modelde Boeing, köklü değişikliklere giderek yeni CFM 56 tipi motorlar ve kokpite de bilgisayar kontrolünde bulunan yeni ekranlar-led göstergeler eklemişti. Saat 19:15’te 118 yolcu uçaktaki yerlerini almaya başlamıştı. Kokpit ekibi için 400 serisi bu uçak hala çok yeniydi. Bu tip uçaklarda ikinci pilotun 53 saat, kaptanın ise yalnızca 23 saat uçuş deneyimi bulunuyordu. 19:52’de 737 havalanıp 32 Belfast’a yönelmişti. Kalkıştan 13 dakika sonra uçak yaklaşık 9.000 metre irtifa kazanmışken aniden güçlü bir patlama ve devamında şiddetle sarsılmaya başladı. Rutin bir uçuş, kokpit ekibi için çözülmesi gereken bir sorun haline geldi. Ekibin çözmesi gereken sarsıntı yanında kokpit yanma kokusuyla dolmaya başladı. Duman kokpite motorlardan yalnızca (Air conditioning duct) havalandırma kanallarıyla ulaşabilirdi. Yolculardan bazıları birinci motorun egzozundan uzayan kıvılcımları görebiliyordu. ESRARENGİZ PATLAMA Kokpit ekibi ise her iki motoru da göremiyor ve birinci motordaki sorundan habersizdi. Pilotlar tecrübelerine dayanarak sorunu tespit edip uçağı en kısa sürede yere indirmek istiyordu. Hava trafik kontrol, acil iniş için 10 dakika uzaklıktaki East Midland Havalimanı’nın uygun olduğunu belirtmiş ve ekibi bu piste yönlendirmişti. 737’nin ekibi Auto Throttle’ı (otomatik pilotla beraber çalışan ve motor devirlerini ayarlanan uçak hızına göre kontrol eden sistem) devre dışı bırakarak ikinci motoru durdurdular. Şiddetli sarsıntı ve kabinden görülebilen birinci motordaki kıvılcımlar kesilmişti, her şey yolunda görünüyordu. Uçak saat 20:10’da piste son yaklaşma sırasında 1.000 metre irtifada daha kuvvetli ikinci patlamayla şiddetle sarsılmaya başladı artık sorunun birinci motordan kaynaklandığı açıktı. Piste iyice yaklaşmışken 600 metre irtifada kokpit ekibi birinci motoru da kapatmak zorunda kaldı. Uçak sessizce süzülürken kokpitte birinci motora ait yangın ikazı ve GPWS (uçağın tehlikeli şekilde yere yaklaştığını uyaran sistem) ikazları yankılanıyordu. Uçakla pist arasında altı şeritli bir otoyol ve otoyol sonrası yalnızca dokuz metrelik bir mesafe kalmıştı. Ekip her iki motorunu da kapattığı uçağı yeteri kadar havada tutamadı ve yolculara yaptıkları çarpma anonsundan sonra önce kuyruk yere çarptı ardından uçak otoyol aydınlatma direkleri ve sonunda yol kenarında bulunan ağaçlara çarparak durabildi. Uçak parçalara ayrılmıştı ve enkaz, pist başına sadece 9 metre uzaklıktaydı. Kaza sırasında otoyolda araç olmaması facia boyutlarını azaltmıştı. Kazadan sonra hayatta kalanları ise hala yanmakta olan sol motor ve hasar alan yakıt tanklarından akan jet yakıtı tehlikesi bekliyordu, neyse ki kazadan 5 dakika sonra kurtarma ekipleri enkaza ulaşarak kaza bölgesini köpükle kapladılar. İki dakika içinde yangın tehlikesi ortadan kaldırılarak kurtarma çalışmaları başladı. Sekiz saat sonra enkazdan tüm yaralılar çıkarılmıştı. Uçakta bulunan 126 kişiden 79 kişi hayatta kalmayı başarmıştı. TERÖRİST SALDIRI ŞÜPHESİ Bu kadar yeni bir uçağın düşme sebebi olarak ilk ele alınan terörist saldırısı oldu. Çünkü daha üç hafta önce bir başka uçağa terörist saldırı düzenlenmişti. Kaza araştırma ekibi kazadan dört saat sonra işe koyulmuştu bile. Kazadan kurtulanların tanıklığında her iki motorun da çalışmadığını ve uçağın bu yüzden irtifa kaybederek düştüğü öğrenildi ve terörist saldırı olasılığı elenmiş oldu. Her iki motor da inceleme için laboratuvara gönderildi. İnceleme sonrası kokpit ekibinin ilk patlama sonrasında motor fan bölümünden fan kanatlarının motorun iç kısmına sürtmesi sonucu hasar alan sol motor yerine düzgün şekilde çalışan sağ motoru kapattığı anlaşılmış oldu. CVR’daki (kokpit ses kayıt cihazı) kayıtlarda birinci motoru devre dışı bırakmadan önce Kaptan Hunt, ikinci pilota hangi motorun hasarlandığını sorduğunda İkinci Pilot McCleland’ın önce sol ardından kararını değiştirerek sağ motor olarak cevapladığı duyuluyordu. Pilotlar motorları fiziksel olarak göremiyorlardı, sorunun kaynağını tespit etmek için ellerinde yalnızca kokpitte bulunan göstergeler bulunuyordu ve her iki pilotta çok az uçuş tecrübeleri bulunan bu yeni model uçağın kokpitine yabancı kalıyordu. Daha önceki 737 modellerine göre göstergelerde köklü farklılıklar bulunuyordu ve 1989’da pilotların simülatörde eğitim şansı bulunmuyordu. Kokpitte birinci motorun vibrasyonundaki artışı gösteren gösterge bulunmasına rağmen pilotlar göstergelerdeki model farklılığı yüzünden bunu algılayamayıp yanlış motoru kapatmışlardı. Pilotların bu kararını almalarına sebep olan yanılgı ise 737’nin önceki modellerinde kokpiti besleyen hava, yalnızca sağ motordan alınıyordu bu yeni 400 serisinde ise her iki motordan kokpite hava beslemesi yapılıyordu. Pilotlar daha önceki modellerdeki sistemi tanıdıkları için kokpite gelen dumanın ikinci motordan geldiğini düşündüler ve iyi durumda sorunsuz olarak çalışan bu motoru kapattılar. Auto throttle’ın devre dışı bırakılması sonucu birinci motorun devri de azaldığı için hala hasarlı olsa da bir süre için vibrasyon azalması pilotlara doğru karar verdiklerini düşündürmüş oldu. Oysa vibrasyonun azalması ikinci motorun kapatılması sayesinde değil Auto throttle’ın devre dışı bırakılması sonucuydu. PİSTE DOKUZ METRE KALA Kokpit ekibi piste yaklaşma sırasında hızlarını korumak ve irtifalarını ayarlamak için zaten hasarlı olan sol motora daha fazla güç vererek devrini arttırdıklarında ise ikinci patlama gerçekleşmişti. Piste bir dakika mesafe kala ise sol motorda çıkan yangın sebebiyle kapatılmış oldu. Kaptan Hunt, son olarak ikinci motoru tekrar çalıştırmak istese de uçağın sahip olduğu düşük hızda başarılı olamadı. 737 tüm motor gücünü kaybederek bir süre süzüldü ve ardından piste 9 metre kala çarpma gerçekleşti. Kazadan sonra beş ay içinde iki 737-400 daha motorlarında fan kanatlarının sürtmesi sonucu sorun yaşasa da kokpit ekipleri göstergeleri doğru anlayarak uçakları güvenli bir şekilde yere indirebildiler. Havacılık otoriteleri aynı tip motora sahip tüm uçakların incelemeye alınması için çalışma başlatarak, CFM 56 tipi motorlarda kullanılan fan kanatlarının dizayn hatası sonucu, yüksek irtifadaki düşük yoğunluktaki havada, motor iç yüzeyine sürtünme yaparak vibrasyon yaptığı anlaşıldı. 737-400 uçağında bulunan CFM 56 tasarlandığı ve test edildiği tarihlerde uçuş testleri zorunlu değildi ve motor sadece laboratuvar ortamında test edilmişti. Motor üretici firma motoru yeniden tasarlayıp 400 serisi 99 adet 737’deki motorlarla değiştirdi ve Boeing kokpit göstergelerini daha kolay okunacak şekilde tekrar tasarladı. Havacılık otoriteleri kazadan sonra tasarlanan tüm uçak motorlar için laboratuvar testinin yanında uçuş testlerini de zorunlu hale getirdi. Hazırlanan kaza raporunda kazanın ana sebebi olarak pilotların yanlış motoru kapatması gösterildi. 33 EDEBİYAT ORHAN VELİ 100 yaşında Doğumunun üzerİnden bİr asır geçmİş olsa da Mehmet Alİ Sel, bİldİğİmİz adıyla Orhan Velİ Kanık, şİİr dünyamızın hep en genç, en taze sİması olarak hafızalarımızda yaşayacak. İstanbul’da Boğaziçi’nde Bir fakir Orhan Veli’yim, Veli’nin oğluyum, Târifsiz kederler içinde. Urumelihisarı’na oturmuşum; Oturmuş da bir türkü tutturmuşum; ‘İstanbul’un mermer taşları; Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları; Gözlerimden boşanır hicran yaşları; Edalım Senin yüzünden bu hâlim.’ ‘İstanbul’un orta yeri sinema; Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama; El konuşur, sevişirmiş, bana ne? Sevdalım Boynuna vebâlim!’ İstanbul’da Boğaziçi’ndeyim; Bir garip Orhan Veli; Veli’nin oğlu; Târifsiz kederler içindeyim. Orhan Veli KANIK 34 35 EDEBİYAT T ancak kendileri toplumcu gerçekçiliğin diğer adı olan Nazım Hikmet şiirini ve tersi istikametteki Ahmet Haşim’in Fransız sembolizmini reddetmişlerdi. Kendilerinden önceki nesillere başkaldıran dizelerinde, günlük yaşamın tüm ayrıntılarına yer verdiler. Sokaktaki adamı, çarşı esnafını, hayat kadınlarını, baş ağrısını, solaklığını şiirine aldı Orhan Veli. Bu dönemde edebiyat dünyasından pek çok isimle yakın dostluklar içindeki şair, ilk şiirlerini Varlık dergisinde yayımladıktan sonra 1937-1941 yılları arasında şiirleri Varlık, İnsan, İnkılapçı Gençlik gibi dergilerde ve ölümünün ardından Vatan ve Papirüs’te yayınlandı. Bu dönemde çok sayıda şiirini dergilerde yayımlayan şair Mehmet Ali Sel takma adıyla yazmasını şöyle açıklıyordu: “O zamanlar çok şiir yayınlıyordum. Adımın her zaman görünmesi hem benim için hem de dergi için doğru değildi. Bir de şu var: Mehmet Ali Sel benim bazı tecrübelerime alet olmuş bir isimdir.” ürk edebiyatının yenilikçi şairi Orhan Veli, doğumunun 100'üncü yılında büyük bir sergiyle anıldı. Yapı Kredi Kültür Merkezi tarafından düzenlenen sergide şairin sevenlerinin koleksiyonlarında yer alan fotoğraflar, mektuplar, şiirler, kitaplar, gazete ve dergi kupürleri, resimler, heykeller yer aldı. Şairin hayatına, aşklarına dair pek çok vesikanın bulunduğu sergi büyük ilgi gördü. Dönemin yaşantısı, Orhan Veli’nin içinde bulunduğu edebiyat çevresi ve dostlarıyla ilgili ipuçları taşıyan serginin ardından Garip Akımı’nın kurucusunun hikayesini kısaca anımsamak bir vazife haline gelmişti. 1914 yılının ılık bir nisan gününde İstanbul Beykoz’da, bir konakta dünyaya merhaba diyen şair, 36 yıllık kısa yaşamında kültür ve sanatımıza, özellikle şiirimize unutulmaz izler bıraktı. Babası Mızıka-yı Hümayun klarnisti Mehmet Veli Bey, annesi ise Beykozlu Hacı Ahmet Bey’in kızı Fatma Nigar Hanım’dı. Okul yaşamına doğduğu İstanbul’da, Galatasaray Lisesi’nin ilkokulunda başlayan Orhan Veli'nin, babasının Cumhuriyet’in ilanından sonra Devlet Senfoni Orkestrası Şefi olmasıyla eğitimine Ankara’da devem etmesi sadece şair için değil, Türk şiiri için de bir dönüm noktası olur. Şiirin alışılagelmiş kalıplarını birlikte yıkıp yeniden inşa edeceği dostları Oktay Rifat ve Melih Cevdet’le yollarının kesişmesi, lise yıllarına denk gelir. O yıllarda Taş Mektep’teki edebiyat öğretmeni, edebiyatımıza yön veren bir diğer isim Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Kendi dönemleri için oldukça “yeni” sayılan bir sürü unsura şiirlerinde yer veren bu “garip” adamlar, Orhan Veli’nin ilk şiir kitabı Garip’ten sonra bu isimle anılacaklardı. Kitabe-i Seng-i Mezar Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar; Hatta çirkin yaratıldığından bile O kadar müteessir değildi; Kundurası vurmadığı zamanlarda Anmazdı ama Allah’ın adını, Günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi’ye. ... Süleyman Efendi, hayattaki en önemli sorunu nasır olan, Allah’ın adını sık anmasa da günahkar sayılmayan, bir adamdı. Süleyman Efendi’yle ilgili olarak Orhan Veli: “Ben hayatı sadelik içinde geçmiş basit bir adamın hayatından bahsetmek istedim. Acayiplik olsun diye yazmadım şiiri, neşretmeden evvel de bu kadar yadırganacağını tahmin etmiyordum.” dedi. Nasırı önemseyip edebiyata soktuğu için eleştirenlere ise şu cevabı verdi: “Hayatında daha büyük manevi ıstırapları olmayan bir insan için nasırın mühim olduğunu telakki ediyorum.” O güne dek görülmemiş kavram ve imgelerle yoğurdukları şiirlerinde toplumcu gerçekçiliğin yansımaları açıkça görülüyordu Garip akımının kurucuları Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet, şiirde her türlü kurala ve önceden belirlenmiş kalıplara karşı çıkıp kuralsızlığı kural edinmişlerdi... 36 Rumelihisarı sahilinde bulunan Orhan Veli heykeli Cırcır Böceği ile Karınca Cırcır böceği çaldı saz, Bütün yaz. Derken kış da geldi çattı, Seninkinde şafak attı. Baktı ki hiç yok yiyecek Ne bir sinek, ne bir böcek Kalktı karıncaya gitti; Yandı, yakıldı, ah etti. Üç beş buğdaydan ne çıkar, Gelecek mevsime kadar, Birkaç tane borç istedi. ... 1941’de Orhan Veli, Garip adlı şiir kitabını Melih Cevdet ve Oktay Rifat’la birlikte yayınladı. Şiirlerinin halk şiirine yakınlığıyla tanınan şairin bilinmeyen özelliği ise dünya edebiyatından Türk edebiyatı kattığı sayısız eserdi. Orhan Veli, La Fontaine’in fabllarını manzum halde ilk kez Türkçe'ye aktarmıştı. Şairin hayat görüşü ve yaşama karşı alaycı duruşunun La Fontaine’in felsefesi ile bağlantılı olduğu görüşü edebiyat çevrelerinde oldukça yaygındı. Şiirlerinin, kısalığı nedeniyle benzetildiği Ki-Ka-Ku isimli Japon şairinin 30 haikusunu Türkçeye kazandırdı. 1945 yılında yayımlanan Üç Hikaye isimli kitapta bulunan Gogol’un üç öyküsünden Burun ve Fayton’u Orhan Veli; Charles Lamb tarafından çocuklar için hikayeleştirilmiş William Shakespeare’in Venedik Taciri’ni ise 1949 yılındSa Şehbal Erdeniz’le birlikte çevirdi. Yaşamı, aşkları, çapkınlığı yaşadığı dönemde de olay yaratan Orhan Veli’nin en büyük aşkı Nahit Hanım’a çektiği telgraf da sergide yer alan nadide parçalar arasındaydı. Henüz 36 yaşındayken belediyenin açıp da kapatmadığı bir çukura düşerek, geçirdiği beyin travması sonucu hayatını kaybeden şair, hayatı boyunca şiirlerinden çıkarmadığı halkın arasında mütevazı bir hayat yaşadı. Öldüğünde cebinden çıkanlar arasında biraz para, beğenmediği kısa bir şiirini yazdığı kağıda sarılı diş fırçası ve belki de daha kağıda dökemediği onlarca şiiri bulunuyordu. Edebiyatımızın en güçlü, en farklı ve 100 yaşına da gelse her daim genç kalacak “garip” şairini “bu güzel havalarda” anmadan geçmek haksızlık olurdu. 37 HAVACILIK NORMLARTOPLUMSAL KURALLAR Yazı: Şebnem Bayezit Ticari ve Yer Hizmetleri Eğitmeni Sosyal bilimlerde insanların hangi olay karşısında nasıl davranması gerektiğini belirleyen toplumsal kurallar diye tanımladığımız normlar, yazılı ve sözlü olarak iki ana başlık altında incelenir. dozen-9 olmadığı durumlarda devreye giren sözlü normlar hayatımızın bir parçasıdır. Bu yazımızda normların toplumsal faydalarının neler olduğu üzerinde değil, havacılıkta ve havacılık personeli üzerinde normların etkisine değineceğim. Havacıların normları Yazılı olan normlar Yasalar, tüzükler ya da yönetmelikler dediğimiz, nerede nasıl davranılması gerektiğini açık bir ifade ile belirten ve uyulmaması durumunda nasıl bir yaptırım ile karşılaşılacağını yazan kurallardır. Yazısız olan normlar Töre, adet, gelenek gibi toplumsal düzenin sağlanması için toplum tarafından, toplumsal kültürlerin etkisinde çıkartılan 38 ve yaptırım gücü olan kurallardır. Uyulmaması durumunda verilen ceza herhangi bir yerde yazılı değildir ancak toplumda yaşayan diğer bireyler tarafından bu kurallara uymayan kişi ya da kişiler dışlanarak, kınanarak ya da ayıplanarak cezalandırılırlar. Toplumdan topluma farklılıklar gösteren aynı toplumun kırsal ve kentsel yaşamında bile farklılıkları olan yazılı olmayan normlar olmalı mıdır sorusunun cevabı sosyal psikolojinin içinde detaylı incelenmesi gereken bir konudur. Sadece şunu söyleyebilirim bazı kurallar ya da bazı olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğinin yazılı Bir eğitmen olarak verdiğim eğitimlerde kulaktan dolma, yazılı olarak hiçbir yerde bulunmayan ancak geçmişten beri doğru olduğuna inanılan bazı kuralları uygulayan pek çok personelle karşılaştım. İşe başladığım yıllarda nerede yazdığını hiçbir zaman bulamadığım, kuralmış gibi aktarılan ve uymamız gerektiği söylenen işlemleri yapmak zorunda kaldım. Bu işlemler yolcu hizmetleri ve satış ile ilgili olması nedeniyle ya personelin cebinden çıkan sonuçlara ya da şirketin uzun vadede maddi kaybına neden olabilir. Bu yazımda derslerde de anlattığım ve çalışan personelin kendince çözüm bulduğunu gördüğüm bir kural ihlalini örnek olarak vermek istiyorum. Bir annenin iki bebeği varsa beraberinde 18 yaşın üstünde refakatçi ile seyahat etmek zorundadır. Eğer 18 yaşın üstünde bir refakatçisi yoksa refakatçiyi havayolu şirketinden talep eder ki bu durumda bebeklerden birisi için çocuk ücretli bilet satın alır ve havayolu şirketinin sağlayacağı refakatçinin bilet ücretini de ödemek zorundadır. Maalesef bu kural çok iyi bilinmediği için çalışan personel ya da yolcular kendi çözümlerini bularak kural dışı uygulamalarda bulunabiliyorlar. Sadece bu kurala bile uymamanın şirkete maddi kaybı oldukça fazla olabilir. Herkes böyle yapıyor diye çalışanlar yanlış uygulamayı kural zannedebiliyorlar. Ancak bazı birimlerde bu tarz kulaktan kulağa yayılan, kural zannedilen ancak kural olmayan yaptırımlar insan canını tehlikeye atmak yerine maddi bir kayba sebep olabilirken bazı birimlerde ise insan can güvenliğinin tehlikeye atılmasına neden olur. Teknik bir arızada doldurulması gereken bazı formlarda, havacılık kısaltmaları olarak kabul edilmemiş, kişilerin kendince buldukları kısaltmaların kullanılması sonucunda anlatılmak istenen arızanın ne olduğunun anlaşılamamasına ya da farklı yorumlanmasına neden olabilir. Üretici firma tarafından arıza giderilirken kullanılması istenen alet edevat yerine kişisel çözümler getirilmesi, teknik bir arızayı giderirken bir vida sıkma işlemini bile yazılı iş tariflerini uygulamadan, dokümanlardaki yenilenmeleri önemsemeden daha önceki çalışanlardan duyduğu veya ekip arkadaşlardan gördüğü şekilde çözmek ya da kendine göre pratik çözümler getirmek gibi çoğaltabiliriz. Havacılık kuralları daha önce yaşanmış olumsuz olaylardan ders alınarak belirlenmiştir. Her ne kadar yazılı kuralları yeri geldiğinde araştırmak ekipten dışlanmaya sebep olacak ise de her ayki yazımda üzerinde ısrarla durduğum ve tekrar tekrar duracağım bir konu olan yazılı kurallar ne ise kesinlikle bunlara uyulması gerektiğidir. Bu kuralı uygularsam ya da bu nerede yazıyor diye sorgularsam dışlanırım korkusunun aşılmasında yöneticilerin ve eğitimin çok büyük etkisi bulunmaktadır. Güvenli uçuşlar dileğiyle… “Mayıs ayında bütün Türkiye’yi yasa boğan Soma faciasında ölen işçilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara acil şifa dilerim.” 39 ÇEVRE ÇEVRE İLE DOST SPOR NE KADAR MÜMKÜN? İlginçtir, doğanın içinde yapılan pek çok spor hiç de doğa dostu değil. Golf için her yıl birlerce ağaç kesiliyor, tonlarca su harcanıyor. Sahada unutulan toplar da cabası. Kayak için giderek daha fazla kullanılan yapay kar makinelerinin harcadığı enerji ve su, çevrecileri çileden çıkarıyor. İnsan sağlığının vazgeçilmezi sporu doğayla barıştırmak için neler yapılabilir? 40 ıllar yılı tartışılagelen bir konudur, golf bir zengin sporu mudur, yoksa halka da hitap eder mi? Bu yazıda bizim tartışma konumuz ise, sporu kimin yaptığından çok bu sporun yaşam alanları ve dünyamızı paylaştığımız diğer canlılar üzerindeki etkisi üzerine. Yemyeşil, geniş düzlükler üzerinde açılmış birkaç delikle golf, huzur ve sessizlik içinde doğanın ortasında yapılan bir spor olarak görülse de geniş ormanlık arazilerin golf sahası haline getirilmesi oldukça uzun ve meşakkatli işlemlere dayanıyor. 18 delikli ortalama bir parkurun uzunluğu 5.000 metre ile 7.500 metre arasında değişiyor. Bu arazinin saha için uygun hale gelmesini sağlamak için uzun süren altyapı ve peyzaj çalışmaları kapsamında çok sayıda ağaç ve çalılık kesilebiliyor. Ayrıca tesis içindeki soyunma odaları, ulaştırma için kullanılacak araçlar, otelin inşası, sulama, gübre ve çim bakımı gibi masraflar dahil edildiğinde Türkiye Golf Federasyonu’nun verdiği rakamlara göre 4.500.000 dolar civarında bir yatırım bedeli gerekiyor. Bu yatırımcı ve işletmeciyi ilgilendiren kısım ancak Doğal Hayatı Koruma Vakfı Türkiye (WWF-Türkiye) tarafından açıklanan verilere göre 100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon metreküp. Bu da 12 bin nüfuslu bir yerleşimin ortalama yıllık su tüketimine eşit. Çimlerin bakımı için bir yılda kullanılan gübre ve ilaçlarınsa, tarımda kullanılan miktarın altı katı daha fazla olduğu biliniyor. Bu kimyasal maddeler, daha sonra yer altına sızarak su kaynaklarını ya da çevredeki yüzey su kaynaklarının kirlenmesine sebep olduğundan uzun vadede zaten çok sınırlı olan su kaynaklarımızın tükenmesine, kirlenmesine ve hatta içme suyu temini ve tarımsal sulamada ciddi sorunlar yaşamamıza neden olacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre dünyada 1.5 milyardan fazla insanın sağlıklı içme suyuna ulaşamadığı göz önünde bulundurulduğunda verilerin rakamların önemi açıkça ortaya çıkıyor. 41 ÇEVRE ŞU DAĞLARDA KAR OLSAYDIM İklim değişikliği sonucu azalan kar yağışı, kayak pistlerinin alt sınırını yani uzunluğunu kısaltırken kar kalınlığının da azalmasına yol açtı. O KADAR UZAĞA GİTMEDEN Dağların zirvesinden bembeyaz yamaçlar boyunca kaymak müthiş bir heyecan. Bir zamanlar kayak tutkunlarının yolunu İsviçre’ye düşüren bu spor, ülkemizde de hayli yaygın artık. Palandöken ve Sarıkamış en önemli en önemli kayak duraklarımız. Ancak tüm dünyada olduğu gibi küresel ısınmayla dünyanın ısısının bir derece artması, tüm yağış tiplerinin son 30 yılda yüzde 10 azalmasına neden oldu. Kar yağışının azalmasıyla ekolojik dengeyi vurduğu gibi kayak severleri ve kayak sektörünü vurdu. Derken imdada 1950’lerde film setlerinde kullanılmak için icat edilen kar makineleri yetişti ancak yetişmese daha mı iyiydi konusu tartışmaya açık. İklim değişikliği sonucu azalan kar yağışı, kayak pistlerinin alt sınırını yani uzunluğunu kısaltırken kar kalınlığının da azalmasına yol açtı. Bu eksiği kapatmak amacıyla kullanılan yapay kar makineleri 42 ise varoluş sebepleri küresel ısınmaya tam destek veriyor. Nasıl mı? Örneğin 61 metrekare genişliğinde bir alanda 15 santimetre kalınlığında yapay kar örtüsü için dakikada 20 ila 40 bin litre suyun kara dönüştürülmesi gerekiyor. Bu da toplamda 300 bin litre kullanılabilir suyun harcanması demek. Bu miktarda suyu bir dağın zirvesine donmadan ulaştırıp burada kara çevirmek için özel kimyasallar, korunmuş su boruları, yüksek teknoloji bir pompalama sistemi ve ayriyeten yüksek miktarda elektrik kullanımı gerekiyor. Suyun donmadan zirveye taşınması ve kara dönüştürüldüğünde çabuk erimemesi için kullanılan kimyasallar, karlar eridiğinde suya ve toprağa karışarak bölgedeki tüm ekolojik dengeye zarar veriyor. Bir de şunu unutmamak gerek, tuzlu su donmayacağı için kar makinelerinde kullanılabilir su kaynakları kullanılıyor. Bilim adamları çevreye zarar vermesi muhtemel her şeyi milimetrik hesaplarla belirliyor ve zararı ver her ne olursa olsun verdikleri hasarın faturasını keserken telafi için yapılabilecekleri de saptıyorlar. Doğaya zarar vermek için doğanın içinde yer almanın şart olmadığını, şehir yaşamı ve sanayileşmenin önlem alınmadığında nelere sebep olabileceğini çok uzun yıllardır biliyoruz. Örneğin, Cardiff Üniversitesi’nden yapılan araştırmanın sonuçlarına göre futbolda şampiyonların şampiyonu takımların karşılaştığı şampiyona FA Cup’ın Millenium Stadı’nda gerçekleşen 2004 yılı finalinde çevreye bırakılan karbon ayak izi 3051 hektarlık bir orman arazisiydi. Peki nasıl? Ekolojik ayak izi boyutu belirlenirken maç günü kullanılan enerji ve izleyicilerin yiyecekleri, yiyeceklerin ambalajlarıyla çıkan atıklar, kullanılan su miktarı, binlerce kişinin stada ulaşmasında kullanılan araçlardan çıkan karbon miktarı gibi kalemler tek tek belirleniyor. Kullanılan gıdanın hangi ölçüdeki tarım arazisinden sağlanabileceği ve açığa çıkan karbonu oksijene Doğaya zarar vermek için doğanın içinde yer almanın şart olmadığını, şehir yaşamı ve sanayileşmenin önlem alınmadığında nelere sebep olabileceğini çok uzun yıllardır biliyoruz. çevirmek için ne kadar orman arazisi gerektiği belirlenerek ekolojik ayak izi ölçülüyor. O gün stada gelen 73.000 izleyicinin yarısından çoğu toplu taşıma yerine kendi araçlarıyla geldi. İzleyicilerin tamamı toplu taşıma kullanmış olsaydı ekolojik ayak izi 400 hektar daha küçülecekti. Ambalajlı atıştırmalıklar yerine et ve tavuk ürünleriyle beslenilmesi ise ekolojik ayak izinde 428 hektarlık bir azalma sağlayabilirdi. Çıkan atıkların verimli bir şekilde geri dönüşüme girmesiyse 40 hektarlık bir orman arazini daha kurtarabiliyordu. Yaşadığımız çevreyi günden güne yok olmaktan korumak için kendi hayatlarımızda alacağımız küçük önlemler, dünya ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir gezegen bırakmaya yardımcı olacak. Geri dönüşüm, enerji ve su tasarrufu ile çocuklarımıza aktaracağımız çevre bilincinin yanı sıra bu konulardaki sosyal sorumluluk projelerinde yer almak ve bizim yerimize harekete geçerek daha büyük çapta eylemlere imza atan sivil toplum kuruluşlarına destek vermek de bu yolda atılabilecek önemli adımlar. 43 TEKNOLOJİ Sizi takip eden lambalar. Yemeğinizi önünüze kadar getiren masalar. Kendi kendini organize eden dolaplar. Kulağa bilimkurgu filmi gibi gelse de, bu mobilyalar pek yakında evinizin bir parçası olabilir. şekil değiştirebiliyor. Yapışkan dokuları sayesinde sadece birbirleriyle ile değil aynı zamanda evlerde bulunan herhangi bir mobilyaya da kolaylıkla monte edilebilen bu modüller, böylece bu mobilyaların da hareket edebilmesine olanak sağlıyor. Örneğin tabure şeklini alan Roombots modülleri, yaşlı kullanıcılarını takip ediyor ve ihtiyaç olması halinde hemen dinlenme olanağı sunuyor. Ya da sıradan bir masaya monte edilen Roombot modülleri, kullanıcısı yerinden kalkmadan masaya uzanmasına olanak veriyor. Roombot projesinde görev alan bilim insanı Auke Ljspeert’a göre modüllerin en heyecan verici özelliği aslen yardımcı teknoloji görevi görüyor olmalarında yatıyor. Roombotların, özellikle fiziksel engellilerin hayatında büyük değişim yaratabileceğini ifaden Ljspeert, engellilerin böylece bir objeyi zorlanmadan çağırabileceklerini ya da yollarından çekilmelerini isteyebileceklerini ifade ediyor. Bırakın yemek masanız size gelsin endini kendini inşa eden, şekil değiştiren, emirlere göre hareket eden ya da duran mobilyalara hazır mısınız? Bu görüntüler ilk bakışta bilim-kurgu filmlerini hatırlatsa da, hareket eden mobilyaların evinizi ziyaret etmesi pek uzak olmayabilir. İsveçli bilim adamlarının halen devam eden çalışması “Roombots” tıpkı LEGO’lar gibi birleşip ayrılabiliyor; herhangi bir mobilyaya monte edilerek, mobilyanın hareketli hale gelmesini sağlıyor veya tek başlarına istediğiniz bir mobilyanın şeklini alarak, evinizde daha konforlu bir yaşam önerisi sunuyor. Kendi kendine hareket edebilen robotlar hafif tüyler ürpertici olsa da, yaratıcıları bu robotların özellikle yalnız yaşayan yaşlılar ile engellilerin hayatlarını kolaylaştıracağı görüşünde. “Kendi kendine hareket edebilen ve şekil değiştiren birim fikri uzun zamandır etraftaydı, fakat bugüne değin kimse bu birimlerin nasıl kullanılabilecekleri konusunda iyi bir fikir ile ortaya çıkamadı” mühendis ve Roombots’un yaratıcılarından Massimo Vespignani diye konuşuyor. Vespignani ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilen Roombots modüllerinin her biri bir pil, üç motor ve kablosuz bir anten içeriyor. Ayrıca her biriminde, pençeye benzer bir uzantı bulunuyor. Böylece modüller birbirlerine tutunabiliyor ve 44 45 TEKNOLOJİ Tabletten kontrol İsveçli ekip bir yandan modüllerin mekanik yapılarını geliştirmeye çalışırken, öte yandan ise farklı şekillerde nasıl kontrol edilebileceklerinin de yollarını arıyor. Üzerinde çalışılan projeler eğer başarı ile sonuçlanırsa, robotların tabletler ile idare edilebilmesi ve ses ile harekete duyarlı hale gelebilmesi gündeme gelebilir. İsveçli bilim adamları fakat, Roombotların günlük hayatımıza girmesine daha uzun bir süre olduğunu da kabul ediyorlar. Zira, Roombot modülleri henüz istenen hızda hareket edemiyor ve programlama konusunda da halen sıkıntılar mevcut. Ayrıca, halen prototip aşamasında olan Roombotlar, şu anki halleriyle ortalama bir insanın kilosunu kaldırabilecek güçte de değiller. Bunun yanı 46 sıra, pilleri sadece bir saat dayanabiliyor. Fakat İsveçli ekip bunun büyük bir problem olmadığı görüşünde, zira kısa bir süre içerisinde modüllerin birbirlerini şarj etmelirine olanak verebilecek bir sistemi tamamlayabileceklerini ifade ediyorlar. Mashable adlı teknoloji sitesine konuşan ekibin üyeleri ayrıca, önümüzdeki 15 yıl içerisinde Roombotların seri üretimine başlanabileceğini; devam eden beş sene içerisinde de günlük hayata dahil olabileceklerini ifade ediyorlar. Ekip her ne kadar umutlu olsa da, çalışmalarının toplum tarafından ne kadar kabul göreceği ise bir başka merak konusu. “Birçok insan bunun çılgın bir proje olduğu görüşünde. Ancak çalışan bir prototipi gören herkes kısa sürede bu fikre ısınacak. Kişisel olarak böyle bir yardımcım olmasını isterdim” mühendis Vespignani diye konuşuyor. 47 TEKNİK Yazı: Ercüment Tarhan ELT sistemi 5 adet komponentten oluşmaktadır. Bunlar: Kontrol Paneli Programming and Position Interface Unit (PPIU) Program Switch Module Transmitter Anten EMERGENCY LOCATOR TRANSMITTER ( ELT ) SİSTEMİ D ünya çevresinde gün içinde binlerce uçuşla, milyonlarca insan uçaklarla seyahat etmektedir. 1900’lü yılların başında kimi zaman aylar alan bu yolculuklar, gelişen havacılık teknolojisi sayesinde şimdilerde saatler içerisinde gerçekleştirilmektedir. Bu uçuşlarla milyonlarca insan sevdiklerine kısa sürelerde güvenli bir şekilde kavuşmaktadır. Ancak her ne kadar istenmeyen bir durum olsa da maalesef bazı uçuşlar hep mutlu sonla bitmeyebiliyor. İstatistiklere göre her sekiz milyon uçuştan biri kazayla sonlanıyor. Çok düşük bir ihtimal olmasına 48 rağmen böyle bir durum ortaya çıktığında, arama kurtarma ekiplerinin kazazedelere hızlı bir şekilde ulaşılabilmesi için uçağın konumunun belirlenmesi önem arz etmektedir. Uçağın yerini belirleme amacıyla tüm uçaklarda Emergency Locator Transmitter (ELT) bulunmaktadır. Bu sistemi genel hatlarıyla tanıyalım. ELT, uçak büyük miktarda bir G kuvvetine maruz kaldığında otomatik olarak VHF ve UHF bantlarının acil durum kanallarından (121.5 MHz ve 243.0 MHz) sinyal üretmeye başlar. ELT, uydulara da her 50 saniyede bir dijital bilgi sinyalini 406 MHz kanalı üzerinden göndermektedir. ELT kontrol paneli, kokpit başüstü panelde bulunmaktadır. ELT fonksiyonunun kontrolü ve testi amacıyla kullanılır. ELT kontrol paneldeki ELT lambası, ELT sinyal göndermeye başladığında yanar. Üzerinde ARM ve ON konumlarına alınabilen bir siviç bulunmaktadır. Normal konumu ARM’dir. ON konumunda manuel olarak sinyal gönderilmesi sağlanır. PPIU, Program Switch Module, Flight Management Computer System (FMCS) ile ELT arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. PPIU üzerinde iki adet konnektör bulunmaktadır. Bunlardan biri switch module, diğeri ise FMCS’e bağlıdır. Uçak gövde üzerinde bulunan anten VHF ve UHF frekanslarında sinyal göndermektedir. Herhangi bir yüksek G kuvvetine maruz kalındığında ELT, VHF 121.5 MHz ve UHF 243.0 MHz acil durum frekanslarından yayın yapmaya başlar. Bu yayın uydular aracılığıyla yer istasyonlarına bildirilerek uçağın konum bilgisi yaklaşık 20 kilometrelik bir doğrulukla belirlenmiş olur. ELT, bu sinyalleri üzerindeki batarya bitene kadar gönderebilmektedir. Bu bataryanın şarj durumuna bağlı olarak en az 72 saattir. 406 MHz’den yapılan yayın ise uçak konum bilgisini yaklaşık olarak üç kilometrelik bir doğruluk payıyla vermektedir. ELT, uçak navigasyon sistemleriyle bağlantı kurabilirse, uçak konum bilgisi 0,1 kilometrelik doğrulukla belirlenebilir. Aynı zamanda bu sinyal, ELT’nin seri numarası, ülke kodu, enlem boylam ve ELT üretici bilgilerini içermektedir. 406 MHz’lik bu sinyal 24 saat süreyle gönderilmektedir. Transmitter, uçak yüksek G kuvveti hissedince acil durum sinyali göndermeye başlar. Üzerinde bulunan bataryadan enerjisini almaktadır. Uçak elektrik sistemlerinden beslenmez. 49 ORİJİNAL m a lz e m e le r, u b n le e g a n şİ a ğa c esu r a da m la r av va, c a m... Ku la zı k u Ba . m İz ş, n a sİ m İr u İl k b e p, n A h şa e r lİ m İ d İy e d ü şü at ıyo r la r. t e za y İm İn a İç r k a a ıl p m r ya u e v b İr e v k şe m ko n u t la r a e t h u m le r le e m b u m a lz e EVİNİZİ NASIL ALIRDINIZ? Shigeru Ban, Centre Pompidou-Metz yapısıyla dünyanın en önemli mimarlık ödüllerinden kabul edilen Pritzker Mimari Ödülü’nün 2014 yılı sahibi oldu. 50 nsana hizmet eden hangi mesleğin daha önemli ve öncelikli olduğu konusunda pek çok tartışma ve fikir var. Mimarlığın da dahil olduğu pek çok mesleğin alım gücü yüksek zümreye hizmet ettiği görüşünü savunanlar da bulunuyor. Ancak tüm dünyada mimarlığa ve mimariye bakışı değiştiren isimlerden biri Shigeru Ban. Japon mimar, dünyanın en önemli mimarlık ödüllerinden kabul edilen Pritzker Mimari Ödülü’nün 2014 yılı sahibi oldu. Hyatt Vakfı tarafından 1979’dan bu yana dağıtılan ve dünyanın en prestijli mimarlık ödülü olarak gösterilebilecek Pritzker’in 38. kazananı Mimar Shigeru Ban, bu ödüle layık görülen yedinci Japon mimar. Tasarımları, sanat anlayışı, yaratıcılığı aldığı ödülün nedenleri arasındaydı ancak ödülü almasındaki en büyük etken mimariye getirdiği farklı bakış açısı ve yepyeni soluktu. Tıpkı doktorlar ve avukatlar gibi mimarların da “yoksullara da” hizmet etmesi gerektiğine inanan Ban, gelişmekte olan ülkelerde en çok rastlanan malzemelerle yaptığı ev projeleriyle bu ödüle layık görüldü. Çocukluğumuzda iskambil kağıtlarından yaptığımız evlere yepyeni anlamlar yükleyen Ban; karton, kağıt, cam, ahşap, bambu, kumaş gibi kolay elde edilen ve şekillendirilen malzemeyi kullanarak hızlı, kullanışlı “görünmez” yapılara imza atıyor. Marjinal olmanın ya da adını duyurmanın çok ötesindeki amaçlarla kurduğu yapılar, dünyanın pek çok yerinde felaketzedelere başlarını sokacak yuvalar sağlıyor. 51 ORİJİNAL Shigeru Ban 1999 depremi sonrası Ban'ın Bolu'da kurduğu karton evlerden biri Masal yuvası Hobbit House KAĞITTAN ÜMİT YEŞERTEN ADAM KENDİ YUVASINI KURANLAR Shigeru Ban, 1994 yılında iç savaş sonrası Ruanda’yı ziyaret etti ve Birleşmiş Milletler için savaş mağdurlarına düşük maliyetli barınaklar inşa etti. 1995’te ise Japonya, Kobe’de yaşanan depremin ardından sel, yangın ve kötü hava koşulları göz önüne alındığında felaket bölgesinde uzun soluklu yeni yapılar yapmanın imkanı yoktu. Bu koşullar altında malzeme bulmada yaşanan sıkıntı da göz önüne alındığında Ban; karton borular -ki bunlar da özel üretim değil bugün kullandığımız tuvalet kağıtları ve kağıt havluların karton rulolarıydı- cam ve ahşap kullanarak Kobe’nin ünlü kilisesini inşa etti. Afet yerinde kolaylıkla ulaşılabilen bu malzeme hem ucuz, hem de kolay taşınıp kolay monte/demonte edilebiliyor. Ülke olarak bu mütevazı yapılara hiç de yabancı değiliz. Hatırladığımızda burnumuzun direğini sızlatan 1999 depreminin ardından Türkiye’ye gelen Japon mimar, Bolu’da içecek şişesi kasalarının üzerine bu karton rulolarla yaptığı küçücük evlerle afetzedelere küçücük evler yaptı. Afetzedeler, öğrenciler ve diğer gönüllüler ile birlikte afet yardım projelerini hayata geçiren Shigeru Ban, 1995 yılında VAN: Voluntary Architects’ Network (Gönüllü Mimarlar Ağı) adlı bir sivil toplum örgütü kurdu. Deprem, tsunami, fırtına ve savaş gibi felaketlerin ardından çalışmalarını bu bölgelere yönelten VAN, şu ana kadar Japonya, Türkiye, Hindistan, Sri Lanka, Çin, Haiti, İtalya, Yeni Zelanda ve Filipinler’e yardımda bulundu. Artan nüfus, kirlenen çevre, zorlaşan hayat şartları insanları doğal afetler kadar zorluyor. Doğal olana ve doğaya duyulan özlem günden güne artarken, bu hasreti gidermek için yola çıkan masal kahramanları da kendi evlerini, kendi hayal ettikleri gibi inşa etmeye başladı. Gallerli Simon Dale, eşi ve iki çocuğuyla Hobbit Evi adını verdikleri kendi masal evlerini yaratmışlar. Yaklaşık 5.000 dolar maliyetle inşa edilen ev, Dale’in çevresel sürdürülebilirliğe ve ekolojik farkındalığının eseri. Dünyanın en sevimli, en davetkar yuvalarından biri olduğuysa tartışılmaz. Simon Dale, kişisel web sitesinde bu evi yapış nedenini “Bu çok eğlenceli. Kendi yolunda, kendi hayatını yaşamak bir ödül. Hayallerimizin ardından gitmek ruhumuzu canlı tutar” sözleriyle açıklıyor. Bu muhteşem masal evini inşa etmek yaklaşık dört ay sürmüş. Kullanılan malzeme yaklaşık olarak 30 küçük boyutlu ağaç. Bu ev için olgun yaştaki ağaçlara zarar verilmemiş, genç ve kendini yenileyebilen orman arazisinden ağaçlar kesilmiş. Kullandığı diğer malzemeler taş, saman ve çimler, bir de eve enerji sağlayan bir güneş paneli. Tabii inşaat esnasında bu ağaçları şekillendirmek için kullanılan araçlar ise insan enerjisiyle kullanılan testere, keski, çekiç, kürek gibi araçlar olmuş. Bu yaratıcı, sanatsal, zarif ve rahat yuvayı büyülü kılan Simon Dale, sanılan aksine mimar, mühendis ya da marangoz değil. Bu işe her anlamda sıfırdan başlayan Dale, inşaat sektöründe maksimum kar için tasarlanan kutu tipi evlerden ziyade bir şey yaratmanın keyfine ve modern binaların yapımında kullanılarak hayatımıza giren kanserojen kokteylinden doğal malzemelerle kurtulduğuna değinerek ezberimizi bozuyor. 52 İNSAN ODAKLI TASARIM Sadece afet sonrası yapıların değil, tüm yapıların herkes için erişilebilir ve insan odaklı olması gerektiğini savunan Ban, ödül sonrası “Pritzker almış bir mimar olarak dikkatli olmalıyım. Özel sektöre hazırladığım konut projelerinde ve dahil olduğum afet yardım çalışmalarında, proje ürettiğim insanları dinlemeye devam etmeliyim. Bu ödülü, şu ana kadar yaptığım işleri devam etmem ve bunları daha da geliştirmem yönünde bir teşvik olarak görüyorum.” dedi. İtalya’da 2011’de yaptığı Kağıt Opera ve 2010’da Fransa’da inşa ettiği Centre Pompidou-Metz ile kamusal alanlarda da erişilebilir olmayı hedefleyen mimar, Centre Pompidou-Metz’de karmaşık bir programa sahip müze yapısını ahşap şeritlerden oluşan dalgalı bir kafes ile örterken, ulaşılabilir ve açık bir kamusal alan da yaratmış oldu. Simon Dale 53 BİLİM ELDE TAŞINAN OPTİK TELESKOPLARDAN 30 FUTBOL SAHASINA EŞİT RADAR TELESKOPLARA... Havanın açık olduğu bir yaz gecesinde, ışığın az olduğu bir sahilden ya da tepeden gökyüzünü seyretmek kadar keyifli ne olabilir dünyada... Bunu bir de dev teleskoplarla, bilimin ayağınıza serdiği tüm imkanlarla yaptığınızı hayal edebilir misiniz... 54 nsanoğlu varoluşundan beri altında yaşadığı gökkubeye çevirdi gözlerini. Günleri aylara, ayları yıllara bağlarken gökyüzündeki her hareketi, hangi mevsimde hangi yıldızın tam olarak nerede durduğunu tespit etti. Önceleri çıplak gözle baktığı gökkubbeye biraz olsun yaklaşabilmek için zamanın en yüksek binalarını yaptı, piramitler, rasat kuleleri inşa etti. Derken 1608 yılında Hans Lippershey adındaki Hollandalı bir gözlük üreticisi optik teleskopu icat etti. Daha sonra Galileo Galilei, bu yeni aleti ilk defa, gökyüzü gözlemleri yapmakta kullanarak kendisini engizisyona sürükleyecek olan keşiflere imza attı. Onun attığı adımları takip ederek yolunu bulan ve evrenin derinliklerine yol alan bütün araştırmacıların baş yardımcısı olageldi teleskoplar. Tabii bu süreçte gelişen teknolojiyle bilim, sadece gözle ve dolayısıyla optik teleskoplarla yetinemez hale geldi. Uzaydan gelen ultraviyole ışınlar, kızılötesi ışınlar, röntgen ışınları ve radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayın, evren hakkında bilgi toplamak kaçırılmayacak bilgiler sunarken modern radyo teleskoplar ve uzay teleskopları birer birer devreye girmeye başladı. Galileo Galilei 55 BİLİM Hubble Uzay Teleskopu UZAYDAKİ GÖZÜMÜZ HUBBLE RADARA YAKALANANLAR Bugün uzay bilimi ve gözlemleriyle ilgili bir haber yayınlandığında, hemen onun adını duyuyoruz. Evrende olan biteni takip etmemizi sağlayan bir fotomuhabiri adeta. O bizim ilk uzay teleskopumuz, ilk göz ağrımız... “Hubble’dan gelen görüntülerle, Neptün’ün yeni bir uydusu keşfedildi” ya da yeni süpernovalar, karadelikler, yıldızlar hatta galaksilerle ilgili gözümüzde canlanan imajların çoğu, Hubble kaynaklı. Bugün inşa edilen ve edilmekte olan tüm teleskoplar, türü ne olursa olsun hala Hubble’la karşılaştırılıyor. 20 yıl 8 ay önce Dünya yörüngesinde yerini alan teleskopta kızılötesi kamera ve çoklu nesne spektrometresi, gelişmiş ölçme kamerası, geniş alan kamerası, kozmik orijin spektrografisi, uzay teleskopu görüntüleme spektrografisi, hassas kılavuz algılayıcıyla birlikte optik ultraviyole, yakın-kızıl ötesi Ritchey-Chretien teleskopu bulunuyor. 20 yılda toplam beş kez insan eliyle onarımı ve bakımı gerçekleştirilen Hubble’ın yaklaşık 10-15 yıl kadar daha hizmet vermesi bekleniyor. Atmosfer olayları nedeniyle optik teleskoplar, ne kadar büyük ne kadar yüksekte olursa olsun, yılın her günü aynı verimle çalışamıyordu. Dünyanın en kuru yeri Atacama Çölü’nün en yüksek noktasına inşa edilmekte olan optik teleskopun yılın 300 günü gözlem yapabileceği tahmin ediliyor. Bu nedenle ışık ve görüntüleri değil manyetik alanları ve radyo dalgalarını tarayarak alternatif uzay resimleri sağlayan radyo ve radar teleskopların kurulumu, tüm dünyada hız kazandı. Bu yüzden Atacama Çölü’nde kurulan ALMA, Atacama Büyük Milimetre/Milimetre-altı Dizisi (Atacama Large Millimeter/ sub-millimeter Array) Avrupa, ABD, Kanada, Doğu Asya ve Şili ortaklığında oluşturuldu ve 2013’ten beri tam kapasiteyle uzay araştırmalarına hizmet ediyor. ALMA teleskopuyla yıldız doğumlarının nasıl gerçekleştiğine dair bilgiler edinilmesi planlanıyor. ALMA henüz bu kadar tazeyken uzay araştırmalarındaki rekabet tamamen kızışmış durumda. 56 DEVASA TELESKOPLARIN HAVA ŞARTLARI VE ATMOSFER OLAYLARINDAN EN AZ SEVİYEDE ETKİLENMESİNİ SAĞLAMAK İÇİN DÜNYANIN EN KURAK, EN ISSIZ EN YÜKSEK NOKTALARI EŞSİZ MEKANLARA DÖNÜŞÜYOR. 57 BİLİM SKA Radyo Teleskopu 2016 yılında tamamlanması hedeflenen iki dev proje için hazırlıklar tam gaz devam ediyor. Bunlardan ilki 2016 yılında tamamlanması planlanan Diyafram Küresel Teleskop (FAST) adı verilen gözlem aracı. Çin’in güneybatısında ki Guizhou eyaletinin Pingtang kasabasında yapılan teleskop, 107.9 milyon dolarlık bir bütçeyle yapılıyor ve 5.600 tonluk çelikten oval kirişiyle şimdiden tüm dünyanın gözlerini üzerine çekmiş durumda. Çin’deki teleskop, şimdiye kadar yapılmış en büyük tek yüzey radyo teleskopu tam 30 futbol sahası büyüklüğünde yani 500 metrelik. Porto Riko’daki Arecibo Gözlemevi’nden 3 kat daha fazla uzayı görebilme ve on kat daha hızlı gökyüzünü görme imkanı sağlayacağı düşünülüyor. AVUSTRALYA MI, GÜNEY AFRİKA MI? Dünyanın en büyük ve gelişmiş radyo teleskopu olma hedefiyle yolan çıkan Square Kilometer Array (Kilometre Kare DizgesiSKA) adı verilen teleskobun Güney Afrika’nın Karoo çölüne ya da Avustralya’nın Murchison Radyo Rasathanesine kurulması planlanıyor. 20 ülkedeki 70’ten fazla enstitüde görev yapan gökbilimci ve mühendis, herhangi bir teleskoptan 50 defa daha duyarlı ve gökyüzünü 10.000 kat daha hızlı tarayacak teleskopu tasarlıyor. SKA’nın Çin’de yapımı devam eden radyo teleskopundan farkı ve belki de avantajı tek parça olmaması ve geniş bir alana yayılması. SKA’da, her biri 15 metre genişliğinde 58 3.000 çanak kullanılacak. Açıklık dizgeleri olarak bilinen diğer iki tür alıcı da, gökyüzünün çok geniş alanlarını eşzamanlı olarak gözleyebilmek için kullanılacak. Alıcılar merkezi bir noktadan en az 3.000 kilometre dışarıya doğru sarmal kollar halinde dizilecek. SKA Avustralya’da, Yeni Zelanda’nın bir ucundan bir ucuna ve Güney Afrika’da ise Hint Okyanusu’ndaki adalara kadar uzanabilecek. 2016’da inşaatı başlayacak teleskoptan ilk verilerin 2019’da alınması ve 2024’te tam kapasiteyle hizmete geçmesi hedefleniyor. SKA’da bir günde elde edilecek verinin klasik bir mp3’te çalınması yaklaşık 2 milyon yıl sürecek. Uzayın derinliklerinden saptanacak radyo frekansı sinyalleri, yaklaşık 1 milyar kişisel bilgisayar gücündeki süper bilgisayarla işlenecek. Avustralya ya da Güney Afrika’ya yerleştirilecek SKA’dan alınacak veriler, özetlenerek dünya genelindeki araştırmacılara yollanacak. SKA ile galaksilerin, karalık enerjinin, dünya dışı yaşamın ve kara deliklerin oluşumları ve gelişimleriyle araştırmaların genişletilmesi bekleniyor. Einstein’ın genel görelelik (izafiyet) kuramının sağlaması da bu teleskop aracılığıyla yapılacak. Teleskopların tamamlanıp tam faaliyete geçmesiyle evrenin ortaya çıkışı ve Big Bang (Büyük Patlama) ile ilgili tamamen yeni bilgilere ulaşılması ve evrende varlığından haberdar olmadığımız pek çok yeni oluşum keşfedilmesi bekleniyor. Evrende yalnız mıyız, sorusuna en kapsamlı yanıtların bu araştırmalar sonucunda verilebileceğini tahmin etmek güç değil. 59 ÇOCUKLAR İÇİN Doğal yaşamla erken yaşlarda tanışan çocukların çevre bilinci ve doğa sevgileri diğerlerine oranla daha yüksek oluyor. SON DERS ZİLİ ÇALMADAN O kulların kapanmasına sayılı günler kaldı. Herkesin iple çektiği yaz tatili öncesi en çok merak edilenler, karneler... Uzman psikologlar, çocuklara verilecek hediyelerin koşula bağlanmaması gerektiğini, sadece başarının değil gösterilen gayretin de ödüllendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bütün bir yıl boyunca karne gününü ve tatili heyecanla bekleyen miniklerin ödüllendirilmesi için birkaç küçük önerimiz var. KÖYE GİTMEK Beş yıldızlı tatil köylerini kastetmiyoruz. Memleketiniz neresiyse kısa bir süreliğine de olsa çocuklarınızı kırsal alana ve köylere götürmeniz, onun şehrin dışında da yaşam olduğunu, yediği sebzelerin topraktan çıktığını, içtiği sütün hayvanlardan geldiğini “gerçek” anlamda öğrenmesini sağlayacak. Doğal yaşamla erken yaşlarda tanışan çocuk, hem çevre bilincine kavuşacak hem de farklı yaşam tarzlarına saygıyı öğrenecektir. Özellikle hasat zamanlarında üretimin nasıl gerçekleştiğini görerek hatta yapabileceği ölçüdeki işlerle bu çalışmaya ortak olarak kendine olan saygısı ve özgüveni tazelenecektir. Ayrıca burada aile büyükleriyle geçireceği zaman zarfında pek çok gelenek ve göreneği öğrenmesi, toplumsal bilincinin gelişmesine katkı sağlayacaktır. BİSİKLET Pedagoglar ve çocuk psikologları çocuklara karne başarısıyla orantılı olarak verilen maddi hediyelerin, çocuk için cezadan farksız olduğu görüşünde birleşiyor. Pahalı elektroniklerden ve oyuncaklardan uzak durarak ona eğlenceli ve öğretici yaz hediyeleri sunabilirsiniz. 60 Bizim çocukluğumuzun vazgeçilmezi bisiklet, kuşaklar değişse de eskimeyen bir karne hediyesi. Fiziksel gelişim için yararları tartışılmaz spor aleti bisikletin sunduğu eğlence hiçbir şeyle ölçülemez çoğumuza göre. Üstelik ona açık havada ulaşımın ve hareketin en özgür halini sunmadan önce bisiklet sürmeyi öğreteceğiniz süreç de keyifli ve özel bir anı olarak yanınıza kar kalacak. Kendi başına doğayla dost ulaşım alışkanlığı kazanması ve en azından bu duyarlılığın farklına varması son derece önemli. Ayrıca sadece çocukların değil büyüklerin de tutkusu olan bisiklet ileriki yaşlarında da sürdüreceği hobiler için iyi bir başlangıç olabilir. Kent içinde bisiklet kullanırken dikkat etmesi gereken kurallar ve baret, kolluk, dizlik gibi kullanması gereken koruyucularla ilgili gereken her şeyi öğrendiğinden emin olun. Scooter, paten, kaykay gibi alternatifler de çocuğun daha çok ilgisini çekebilir, önemli olan ne kullandığı değil, bu araçlarla sporun keyfini çıkarması. MÜZE VE ÖREN YERLERİNİ GÖRMEK Tarih sadece kitaplarda kalmasın. Adını duyduğu devlet adamlarının nerelerde yaşadığını, hikayelerini dinlediği savaşların hangi şartlarda yaşandığını yerlerinde görerek öğrensin. Arkeoloji ve tarih müzelerini, eski uygarlıklardan kalan antik şehirleri gezmek, ülke sevgisinin ve milli bilincinin gelişmesine katkı sağlar. Uygarlığın, bilim ve teknolojinin ne kadar ilerlediğini görmek çocuk için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Özellikle yaz aylarında tatil için güneye gidenler, rotalarını birkaç kilometre uzatarak Ege ve Akdeniz bölgelerindeki antik şehirlere ve müzelere bir uğrayarak yaşadıkları tatili daha da unutulmaz kılabilir. YENİ KEŞİFLER Yaz süresince çocuklara hizmet veren çok sayıda kurs ve çalışma alanı bulunuyor. Tüm yaz boyunca devam edecek düzenli kurs ve eğitimlerin yanında günübirlik aktivitelerle de çocuğun ilgi alanlarını ve genel kültür bilgisini en eğlenceli şekilde artırmak mümkün. İstanbul’daki Modern Sanatlar Müzesi, Sabancı Müzesi gibi pek çok müze, çocukların sanatla tanışmasını sağlamak amacıyla günlük aktiviteler ve eğitimler düzenliyor. Günübirlik atçılık ve binicilik kursları, okçuluk dersleri, istediği yemeği yapmayı keyifle öğreneceği mutfak atölyelerinin yanı sıra yüzme okulları ve hem okulda gördüğü derslerin tekrar edildiği hem de yabancı dil bilgisini artıran yaz okulları da alternatifler arasında bulunuyor. Yeni bilgisayar oyunları ya da elektronik aletlerle çocuğunuzu eve mahkum etmeden kendi isteğiyle unutulmaz bir yaz yaşaması sizin elinizde. 61 SAĞLIK değişen yemek düzeni ve vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin öğelerinin alınmayışı da büyük etkenler. Özellikle gece saatlerinde çalışanların, gündüz çalışanlarına göre 6-7 kilo daha kilolu oldukları tespit edilmiş. Yaşla orantılı olarak bu kilonun artması ve sağlık sorunlarına dönüşmemesi için dikkat edilmesi gereken beslenme kurallarından bazıları şunlar: GECE YARISI KAHVALTILARI VARDİYALI ÇALIŞANLARA DÜZENLİ BESLENME TAKTİKLERİ İnsanların hayatını kolaylaştırırken kendi sağlınızdan vazgeçmeyin. Yapılan araştırmalar, vardiyalı sistemde çalışanların düzensiz beslenme sonucu obezite ve diyabet hastalıklarına yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. 62 ünlük mesai, alışılmış şartlarda sabahtan akşama kadar ve hafta içi devam ederken gece, gündüz, hafta sonu ya da bayram demeden çalışarak hayatın sorunsuz şekilde akmasını sağlayan insanların çoğu zaman farkına bile varılmıyor. Doktorlar, hemşireler, uçuş görevlileri, polisler, itfaiyeciler, uçak teknisyenleri... Bu meslek grupları sürekli değişen vardiya saatleri ve düzenleri nedeniyle 09.00-18.00 arası çalışanlara göre sağlık sorunlarıyla daha sık yüz yüze gelebiliyor. Bunda devamlı değişen uyku saatleriyle bağlantılı olan vücutta üretilemeyen melatonin hormonunun etkisi tartışılmaz. Ancak Gündüz uykusundan sonra akşam saatlerinde uyanıp işe gidecek çalışan, klasik bir akşam yemeği yerine su, süt, çay, kahve, meyve suyu ya da bitki çayı gibi içeceklerin yanında, yumurta, peynir, zeytin, esmer ekmek gibi alternatiflerden oluşan klasik bir kahvaltı yapabilir. Kahvaltıya ayıracak çok vakti olmayanlar sütle tam tahıllı gevrekler yiyebilir. Sütten alınacak protein ve tahıldan alınacak B vitamini vücudun güne başlarken ihtiyaç duyacağı enerjiyi sağlar. Sebzelerle hazırlanacak sandviç ve tostlar da uygun alternatifler olabilir. Çalışma süresinde öğle yemeğine geçecek ana öğünü atlamamaya özen gösterin. Bu öğünü atlamak yatma vaktinize yakın olan sabah saatlerinde çok acıkmanıza ve yatmadan önce yakamayacağınız kadar enerji sağlayacak bir yemek yemenize neden olur. Bu ana öğünde sindiriminizi kolaylaştıracak bir kase çorbanın ardından etli bir sebze yemeği ya da ızgara et hem doyurucu hem de sağlıklı bir tercih olacaktır. Yemeğin yanında bir dilim esmer ekmek, bol salata ve ayran, cacık gibi yoğurt türevi gıdalar da tercih edebilirsiniz. Çalışma saatlerinizde, iş yerinizde yemekhane bulunmuyorsa, bu tip sağlıklı bir öğün yemeği sunabilecek bir restoran bulmanız zor olabilir. Bu gibi durumlarda evden işyerine kolaylıkla taşıyabileceğiniz gıdaları önceden hazırlayarak yanınıza almaya gayret edin. Örneğin birkaç kap yemek götürmek ya da yemeğinizi işyerinizde ısıtmak gibi bir imkanınız yoksa bir saklama kabında ton balıklı salata ve bir dilim esmer ekmek alabilirsiniz. Ya da termosfer işlevi gören mataranızla besin değeri yüksek mercimek çorbası götürebilirsiniz. gibi kafeinli içecekler de canlı kalmanızı sağlar. Gazlı ve asitli içecekler, kan şekerini birden yükseltip birden düşüreceği için vaktinden önce açlık hissetmenize neden olur, bu yüzden bu tür içecekleri öğün aralarında tüketmek sakıncalıdır. Sağlıklı olabilmek, kilo verebilmek ve formda kalabilmek için gün içerisinde süt, et, tahıl, sebze ve meyve, yağ grupları bütün gruplardan vücudumuzun ihtiyacı kadar almamız gerekiyor. Sağlığı korumada fiziksel aktivitenin artırılması oldukça önemli. Masa başında çalışanlar, günün büyük kısmını hareketsiz geçirirken buna uyku düzeninin ve öğün saatlerinin tamamen değişmesi eklenince obezitenin ortaya çıkma olasılığı yükseliyor. Bu yüzünden düzenli egzersiz yapmak ve yaşamınıza mümkün olduğunca çok hareket katmak önem taşıyor. ARA ÖĞÜNLERİ ATLAMAYIN Ana öğünlerden 2-3 saat sonra kepekli bisküviler ya da fındık, ceviz, badem, kuru üzüm sağlıklı atıştırmalıklarla öğünler arası kan şekerinizin çok düşmesini engelleyerek hem açlığınızı yatıştırıp hem de kan şekerinizin düşmesine engel olarak enerjinizi koruyabilirsiniz. Beyaz şeker tüketimini sınırlayarak ya da mümkünse tamamen ortadan kaldırarak 3-4 fincanı geçmemek kaydıyla çay ve kahve 63 GURME Mutfağa püf de! İnatçı kireç lekeleri, hüngür hüngür ağlatan soğanlar, bir kızartmayla üç gün kokan ev, dibi tutan pilavlar VE bir bıçak darbesinde unufak olan peynirler, domatesler... Mutfak sizin için her adımı görünmez tehlikelerle dolu kuytu bir ormana dönüşmesin. Ufacık ipuçları mutfak hayatınızı kolaylaştırıp size harikalar yaratan bir şef olma zamanını sağlayabilir. 4 Beyaz peyniri keserken bıçağı önce soğuk suya tutarsanız, hem peyniri daha kolay kesersiniz hem de bıçağı daha rahat yıkarsınız. Salatanıza koyacağınız çeri domateslerin içinin dağılıp suyunun akmasını engellemek için, hepsini bir tabağa yeşil noktası yere bakacak şekilde dizin üzerlerini bir başka tabakla kapatın ve büyük ve keskin bir bıçakla hepsini tek seferde kesin. 4 Soğan, sarımsak doğradıktan sonra ellerinize sinen kokudan kurtulmak için ellerinizi metal kaşığa sürterek suyun altında yıkayarak kokudan kurtulabilirsiniz. Taze kahve çekirdeğini ellerinizde ovuşturmak da aynı işi görür. 4 Soğan kıyarken etrafa yaydığı koku gözlerinizi yaşartabilir. Bunun önüne geçmek için birden fazla yöntem var. Soğanı doğramadan önce soyup ikiye böldükten sonra 5-10 dakika kadar buzdolabında bekletmek gözlerinizin yaşarmasına engel olur. Ayrıca soğanı doğrarken tezgahta su dolu bir kap bulundurmak ya da musluğu açıp su akarken doğramak da göz yaşarmasını engelliyor. 4 Domates ve şeftali gibi ince kabuklu meyve ve sebzeleri soyarken birkaç dakika sıcak suda bekletmek işinizi kolaylaştırır. 4 İçi kireç tutmuş çaydanlıkları ve ketılı temizlemek için zararlı kimyasallara gerek yok. Çaydanlığın içine bir litre suya bir bardak sirke koyarak kaynatın ve dökün. Kirecin kendiliğinden çözülüp aktığını göreceksiniz. 4 Limondan bol su elde etmek istiyorsanız, kullanmadan önce bir dakikalığına sıcak suda ya da açıksa fırınınızda bekletin. Böylelikle limonların daha sulu olduğunu göreceksiniz. Ayrıca yarısını kullandığınız limonun diğer yarısını ileride kurumadan kullanmak için bir çay tabağına biraz şeker serpin ve kesik yüzünü şekere batırıp dolapta bekletin. İki haftaya kadar limonunuz kurumadan kalır. 4 Pilavın dibi tuttuğu zaman bütün yemeğin tamamını çöpe atmayın. Tencerenin üzerine birkaç dilim beyaz ekmek koyun ve 5-10 dakika bekletin, bütün tencereye sinen yanık kokusu ve tadı kaybolacaktır. Servis yaparken yanık kısmı kazımamaya özen gösterin. 4 Dolaptaki yumurtalarınızın taze olup olmadığından emin değilseniz, onları yaklaşık 10 santimetre derinliğinde suyla dolu bir kaba koyun. Dibe batan yumurtalar tazedir, bir ucu su yüzüne çıkanlar da kullanılabilir ancak suyun yüzeyine çıkanlar bayatlamış demektir. 4 Yaptığınız çorba, sos ya da sulu yemek çok yağlı ya da tuzlu olduysa çözümleri çok basit. Eğer yemeğiniz çok tuzlu olduysa içine soyulmuş yarım patates atarak bir taşım kaynattıktan sonra patatesi içinden çıkarın. Patates fazla tuzu çekecektir. Yağı fazla kaçırdıysanız, yemeğe birkaç küp buz atın. Bu fazla yağın donarak yüzeye çıkmasını sağlar, böylece bunları kolaylıkla kaşıkla temizleyebilirsiniz. 4 Patates, makarna, yumurta veya sebze haşlarken, haşlama suyuna tuz eklemediyseniz soğuduktan sonra evdeki çiçeklerinizi sulamak için kullanabilirsiniz. İçinde mineraller bulunan bu su, çiçekleriniz için oldukça faydalı. 4 Meyveleri saklarken muzları diğer meyvelerle aynı sepette bekletmeyin. Muz, diğer meyveleri hatta yanındaki muzları daha çabuk olgunlaştıran ve bu sebeple bayatlatan bir gaz salgılama özelliğine sahip. 4 Poşette sakladığınız ekmekler hemen bayatlamasın istiyorsanız, nemi çekmesi için kumaş bir kese içinde tuz veya bir adet kereviz koyarak ağzını bağlayabilirsiniz. 4 Tuzunuz nemleniyor ve tuzluktan akmıyorsa, tuzluğun içine atacağınız birkaç pirinç ya da arpa şehriye tuzun nemlenmesini engeller. 64 65 bulmaca PARA ÜSTÜ Soru: Üç arkadaş bir radyo almak için 10’ar lira toplayıp 30 liraya bir radyo alırlar. Daha sonra dükkan sahibi radyonun normalde 25 lira olduğunu fark eder ve çırağıyla para üstü 5 lirayı gönderir. Çırak 5 liranın 2 lirasını cebine atar ve 3 lirayı adamlara birer lira olarak pay eder. Son durumda üç arkadaş 1’er lira para üzeri alarak 9’ar lira harcamış olur. Üç arkadaş toplamda 27 liraya radyo almışlardır. 2 lira da çırakta olduğuna göre toplamda 29 liranın hesabı bellidir. Kalan 1 lira nerede? Cevap: Toplamda görünen 30 liranın 25 lirası dükkan sahibinde kalmıştır. Kalan 5 liranın 3 lirası 1’er lira olarak üç arkadaşta, 2 lirası ise çıraktadır. Ortada hesabı belli olmayan kayıp bir para yoktur. HARF OYUNU Soru: Türkiye’de iki ilin adlarındaki harfler aynıdır. Bu iller hangileri? ÇÖZÜM: Aksaray ve Sakarya 2 3 2 4 66 6 4 5 4 2 7 8 7 6 3 2 3 6 6 7 6 1 SUDOKU Sudoku bulmacamızı doğru cevaplandırarak [email protected] adresine ya da posta ile derneğimize gönderen 5 okurumuz, elektronik çerçeve kazanacak. 7 Talihliler, 20 Haziran'a kadar doğru cevabı gönderen okurlarımız arasında yapılacak çekilişle belirlenecektir. 5 8 Geçen ayın sudoku talihlileri: Murat Konak, Adem Çeven, Hamza Keskin, Kamil Kızık, Burak Kör 67 Haberler 68
Benzer belgeler
IFTE 2016 - Review Dergisi
of Turkish Airlines’ single-aisle fleet, which is also complemented
by Next-Generation 737-700s and 737-900ERs
Turkish Airlines’ latest 737-800 also features some of the first
galleys manufactured ...