OLGUn ÇiÇek - UTED Dergi
Transkript
264 AYLIK HAVACILIK DERGİSİ 2146-6394 KASIM 2013 YIL:22 www.uted.com.tr Girne Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı OLGUN ÇİÇEK ile söyleşi UÇAKLARDA BUZ OLUŞUMU bir peri masalı Salz burg Ümit Sayıl Uçak Teknisyenleri Derneği Başkanı Aircraft Technicians Association President [email protected] 1968 UÇAK Rİ YENLE TEKNİS EĞİ N R DE Değerli okurlar, saygıdeğer meslektaşlarım, Dear readers and colleagues, Sizlere geçmiş bayramınız kutlu olsun diyerek yazıma başlamak Firstly, I would like to celebrate your past Eid al-Adha, the feast of istiyorum. Fakat sektörümüzde bayramda da durmak yok, 7/24 sacrifice. However, the sector did not take pause during the feast, yolcu emniyeti için çalışılmaya devam edildi. Yolcularımız sizlerin working twenty-four-seven for the safety of the passengers. sayesinde zamanında tatillerine gidip gelebildiler. People went on their holidays and returned due to your efforts. Sizleri yakından ilgilendiren, mesleğimizde yetki alabilmemizi sağlayan İngilizce sınavları hakkında bilgi vermek istiyorum. Birkaç kurumla eğitim ve sınav konusunda anlaşmalar yapılmış olup eğitimlere başlanmıştır. Başka bir kurumla da language exams, which concerns you all for the profession certifications. görüşmeler sürmekte olup, hedefimiz arkadaşlarımızı uzaklara We have signed deals with a number of education institutions göndermeden, eğitimlerini yakın çevre içerisinde almalarını and trainings have began. Talks with another institution are sağlamaktır. Bu konuda eğitim merkezleri isteklerimiz on the way as we aim at providing education opportunities to doğrultusunda çalışma yapıp en kısa sürede bizlere bilgi colleagues at nearby destinations. We will keep posting the verdikten sonra gelişmeler sizlerle de paylaşılacaktır. Maalesef, developments after the education centers finalize their study and sınavlar yine kendi merkezlerinde yapılacaktır. Bir şaibeye müsaade etmemek adına bu şekilde olmasında fayda var düşüncesindeyiz. Konu hakkında sizlere duyuru yakın zaman içerisinde yapılacaktır. report us. However, the exams will inevitably held at the centers’ own facilities. We believe that this will avoid any blemish. An announcement on the issue will follow soon. Sendikal seçimler başlamış olup, delege seçim sonuçları yavaş The process of trade union elections have already began and yavaş açıklanmaktadır. Seçim yapılan yerlerden gelen sonuçlar results of the delegate polls are being posted. Early results from mevcut yönetimin halen tercih edildiğini göstermektedir. Delege spots where the elections have resulted show that the current seçimlerinin kalan kısmında herkes için hayırlı sonuçlar getirmesi management is still favored. We sincerely wish that the rest of en büyük temennimizdir. the elections will yield good results for all. Havacılık sektörünün en önemli konularından biri olan kaçırılan pilotlarımızın ilgili kurumların detaylı çalışmalarıyla vatanlarına, ailelerine kavuşmuş olması bizi sevindiren olaylar arasındadır. Kendilerine geçmiş olsun diliyoruz. Yazıma son verirken 29 2 I would like to share some developments about the English We are very glad that our kidnapped pilots have rejoined their families and country as a result of the detailed efforts by the related bodies. We hope for the best for them. And finally, I would Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutlayarak hepinize sağlık ve like to celebrate the Oct. 29 the Republic Day and wish health mutluluklar diliyorum. and happiness to you. 3 34 UTED İstanbul Cad. Üstoğlu Apt. No: 24, Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy/İstanbul Tel: 0212 542 13 00/543 29 74 Faks: 0212 542 13 71 www.uted.com.tr www.uteddergi.com www.uted.org [email protected] 16 Benim meskenim dağlardır TREKKİNG i ersites v i n Ü n merika Girne A rdımcısı Ya Rektör . Olgun Çiçek r Prof. D minde eğiti k ı l ı c a lıyız” v a m “Ha t a p yi ka mesafe İmtiyaz Sahibi Uçak Teknisyenleri Derneği Adına Ümit Sayıl 44 Pitot tüpü kazaları Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sefa İnan / [email protected] Basın-Yayın Sekreterliği İsmet Şahin / [email protected] Elif Aydemir /[email protected] Yazı Kurulu Kıvanç Bayezit, Arif Sankaya, Ahmet Akpınar, İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker Katkıda Bulunanlar Şebnem Bayezit, Hasan Büber, Mehmet Ertek, Volkan Kamar, Fatih Aydemir 14 22 Bir peri masalı 48 Umar İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. Harman Sok. No: 31/1 34153 Florya - İstanbul Tel: 0212 573 15 65 [email protected] www.umariletisim.com Emekli ama havalı: F5 BASKI Elma Basım Yayın ve İletişim Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. Halkalı Cad. No:164 B-4 Blok Sefaköy - Küçükçekmece İstanbul Tel: 0 212 697 30 30 64 Yayın Türü: Aylık, süreli, yaygın UTED’E ABONE OLABİLİRSİNİZ Dergimize abone olmak için yıllık abone ücretini banka hesabımıza yatırdıktan sonra dekontu bize fakslamanız yeterli. Uted dergisi her ay adresinize gönderilecektir. Lütfen ayrıntılı bilgi için derneğimizle irtibata geçiniz. UTED dergİsİnİn geçmİş sayılarına web sİtemİzden ulaşabİlİrsİnİz. Şeker şerbet İSTANBUL Haberler Ajanda 28 TEKNİK: AVİYONİK GENEL TEST CİHAZLARI VE İŞLEMLERİ 30 TARİH: 10 KASIMLAR, GAZİ MUSTAFA KEMAL VE DÜŞÜNCE YAPISI 32 TEKNİK: UÇAKLARDA BUZ OLUŞUMU 38 HAVACILIK: DIRTY DOZEN 2 40 TEKNİK: ewıs 2 42 SÖYLEŞİ: KEREM YAPICIOĞLU 52 GEZİ: PAMUKKALE 56 KÜLTÜR: LUNAPARK 58 ORİJİNAL: ELEKTİRİKLİ BİSİKLET 62 SAĞLIK: AYURVEDA 66 BULMACA SALZBURG YAPIM 4 06 5 Haberler / NEWS Corendon Havayolları Alanya’da bilgisayar laboratuvarı açtı Pilotlar sevinçle karşılandı Turkey welcomes released pılots Ağustos’ta Lübnan’da kaçırılan Türk Hava Yolları pilotları Murat Akpınar ve Murat Ağca'nın, 71 günlük esaretin ardından Türkiye’ye iade edilmesi ülkede büyük sevinç yarattı. Lübnan’da THY pilotlarını kaçıran “İmam Rıza’nın Ziyaretçileri” adlı örgüt üyeleri, pilotları bırakmak için Suriyeli muhalifler tarafından ülkenin kuzeyinde esir tutulan 9 Lübnanlı hacının serbest kalmasını talep ediyordu. Hacıları elinde tutan Suriyeli grup ise Beşar Esad yönetiminin Suriye hapishanelerindeki arkadaşlarının serbest kalmasını talep ediyordu. Haftalardır süren diplomatik adımlar ve takas trafiği sonucunda serbest bırakılan Türk pilotlar, 19 Ekim akşamı Atatürk Havalimanı’na iniş yaptı. Pilotları karşılamaya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu ve THY Genel Müdürü Temel Kotil’in de dahil olduğu devlet ve hükümet yetkilileri gitti. Havaalanında aileleriyle hasret gideren pilotlar, yaptıkları açıklamada şiddete maruz kalmadıklarını ve kurtulacaklarına dair umutlarını hiç yitirmediklerini, ancak oldukça güç zamanlar geçirdiklerini belirttiler. Turkey heaved a breath on Oct. 19 when Murat Akpınar and Murat Ağca, two Turkish Airlines (THY) pilots who were kidnapped in Lebanon on Aug. 9, were released and delivered after 71 days of captivity. A group calling itself Zuwar al-Imam Rida (Pilgrims of Imam Riza) was demanding the release of nine Lebanese hostage pilgrims being held in northern Syria in exchange. The group, which was holding the pilgrims was demanding the Bashar al-Asad regime to release some rebels in Syrian prisons. Following weeks long shuttle diplomacy, pilots arrived at Istanbul Atatürk Airport. Statesmen and government representatives, including Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan, Istanbul Gov. Hüseyin Avni Mutlu, Mayor Kadir Topbaş, THY Chairman Hamdi Topçu and THY CEO Temel Kotil, welcomed the pilots at the airport. Pilots, who also met their families at the airport, stated that they were not exposed to violence and had never lost faith, but had really hard times. Corendon Havayolları sosyal sorumluluk çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek Alanya ilçesinin Payallar beldesindeki Günay Demirel İlk ve Orta Öğretim Okulu’na 20 kişilik bir bilgisayar laboratuvarı kurdu. Laboratuarın açılışında bir konuşma yapan Alanya Milli Eğitim Müdürü İbrahim Köseoğlu, ilçede hayırseverlerin desteğiyle şimdiye kadar toplam 94 okul açıldığını, Corendon Havayolları gibi ilçeye yatırım yapan hayırsever kurumların sağladığı desteklerle de bu okulların eksik altyapı sistemlerinin tamamlanmakta olduğunu belirtti. Corendon Havayolları Koordinatörü Nihat Demirkan, Alanya’nın Corendon Turizm Grubu için çok önemli bir destinasyon olduğunu, tur operatörleriyle birlikte ilçeye her yıl ortalama 100.000 turist getirdiklerini açıkladı. Corendon opens lab at school Corendon Airlines has founded a 20-student capacity computer lab at the Günay Demirel elementary and high school in the small Payallar town, close to the Mediterranean tourism destination Alanya. Speaking at the opening ceremony of the lab, Alanya’s local education authority İbrahim Köseoğlu said that philanthropists have opened 94 schools in Antalya and new ones such as Corendon Airlines were developing the infrastructures of these facilities. Nihat Demirkan, the coordinator of Corendon Airways, said Alanya was a very important destination for the company, which carries around 100,000 tourists to the region in cooperation with the tour operators every year. BoeIng’den uçak bakım aplikasyonu oeing, ticari yolcu uçaklarının rutin bakımı için özel iPad uygulamaları geliştirdiğini duyurdu. Firmanın 747, 787 Dreamliner, 777 ve 737 uçak modelleri için hazırlanan iPad uygulamaları, bu uçakların bakım süreçlerinde aktif olarak çalışan teknisyenler için özel olarak geliştirilmiş. Uçakların her türlü kılavuzlarına, parça numaralarına, envanter bilgilerine ve bakım geçmişlerine anında erişim sağlayan uygulama, teknik problemlerin çok daha düşük maliyet düzeylerinde ve kısa zaman içerisinde çözülmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Boeıng develops app for aırcraft maıntenance Boeing has announced that it has developed a routine maintenance iPad application for commercial planes. The app for the 747, 787 Dreamliner, 777 ve 737 models is specially designed for technicians who take active role in maintenance processes. With the app, technicians will have immediate access to manuals, part numbers and other critical information to resolve maintenance issues plane-side and collaborate with co-workers located elsewhere. As a result, airlines will be able to enhance to reduce flight delays and reduce operational costs. 6 7 Haberler / NEWS Türkiye AWACS jetlerini teslim aldı ürkiye, 10 yıl önce 1.5 milyar dolar ödediği ve 5 yıldır teslimi geciken dört adet AWACS erken uyarı uçağını teslim aldı. Üretici Boeing gecikmeden dolayı Türkiye’ye ceza ödemek zorunda kalmıştı. Havada yakıt ikmali testini de başarıyla geçen jetlerin yakında tam olarak operasyonel hale gelmesi ve 24 saat veri toplaması bekleniyor. Uzmanlar, Türkiye’nin sınır komşusu Suriye’deki gelişmelerden dolayı uçağın öneminin daha arttığını belirtiyorlar. Boeing ve TAI, uçağın son testleri üzerinde birlikte çalışıyor. Turkey delIvers AWACS jets Turkey has finally received its four early warning AWACS jets from Boeing after a five year delay. The country had paid $1.5 billion for the project 10 years ago, as the supplier was fined for the delay. The AWACS jets, which successfully passed air refueling tests are projected to become fully operational in the upcoming days and collect data for 24 hours. The surveillance planes have gained importance due to the unrest in Syria, sector professionals say. Boeing and Turkey’s aerospace body TAI are jointly carrying out further tests. FAA, BoeIng 767 için uyarı yayınladı ABD’nin Federal Havacılık İdaresi (FAA) bir dizi bakım sırasında ana bağlantı parçalarında görülen çatlaklar ve ısıdan kaynaklı hasarlardan dolayı Boeing 767 operatörlerinin ana iniş takımlarını incelemelerini ve bakım programlarını yenilemelerini istedi. Sorunlu parçalar arasında tamamı iki tekerlek seti arasında kalan dişlilerin merkezindeki pivot pimler gibi birleşenler sayıldı. Boeing, hizmet bülteninde “Pivot bağlantı noktalarında olağan uçak operasyonları sırasındaki blokajlama sırasında ortaya çıkan, ısıdan kaynaklı hasar ve çatlaklar tespit edildi,” ifadesine yer verdi. FAA warns over BoeIng 767 landIng gear The U.S. Federal Aviation Administration (FAA) ordered Boeing 767 operators Oct. 3 to inspect main landing gear (MLG) components and revise maintenance programs after cracks and heat damage to pivot joint components were found during dozens of gear overhauls. The damaged components included pivot pins found in the center of the gear truck between the two sets of wheels. “Heat damage and cracks were found at the pivot joint location [and] caused by the truck pitching motion during normal airplane operations,” Boeing says in a service bulletin. 8 BoeIng, 777x için EmIrates ile birlikte çalışıyor Emirates Başkanı Tim Clark, havacılık sektörü yayınlarından AIN’e eylül ayı sonunda verdiği bir röportajda şirketinin iki yıldan uzun bir süredir Boeing’in 777X modelinin tasarımına destek vermekte olduğunu belirtti. Boeing’in 777X uçaklarının 2020 bitene kadar büyük bir başarı öyküsü yazan 777-300ER’lerin yerine geçmesi bekleniyor. Clark AIN röportajında “Evet bizim bu işte bir katkımız var. İşin bütüne dair olarak birkaç yıldır onlarla birlikte çalışıyoruz. Unutmayın ki bu bir Boeing uçağı ve Boeing tasarımcıları kadar müşterilerinin de sesine kulak verir” dedi. AIN, geçtiğimiz mayıs ayında Boeing’in Emirates ve leasing müşterileriyle yeni geniş gövdeli uçağın geliştirilmesi konusunda görüşmeler yaptığını doğruladığını duyurmuştu. Airbus muadil A350-1000 uçağını 2017’de piyasaya sürmeyi planladığını açıklarken Boeing, 777X için “2020’ye kadar” hedefini koruyor. BoeIng, EmIrates ‘cooperate for 777X’ Emirates President Tim Clark said during an interview with the sector publication AIN late September that the Dubai-based company worked for more than two years to assist Boeing in the design of the 777X, the new jet expected to begin replacing the phenomenally successful 777-300ER at the end of the decade. “Yes, we’ve had an input there,” AIN quoted Clark as saying. “We’ve been working with them now for a couple of years on the whole thing. Don’t forget, this is a Boeing airplane and they listen to their customers [and not only the] designers.” AIN reported in May that Boeing confirmed it had started discussions at that time with airline and leasing customers about aspects of the development of the new widebody. While Airbus now expects the A350-1000 to enter service in 2017, Boeing sticks to the end-of-decade target for the 777X. IFTE havacılık tutkunlarını buluşturdu lkemizde ilk sivil havacılık eğitim fuarı IFTE, sektör yetkililerini, şirketleri, havacılık tutkunlarını, genç havacılık adaylarını ve eğitim kurumlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Türkiye`deki havacılık eğitimleri organizasyonlarının yanı sıra Amerika, Avrupa, Uzak Doğu ve Ortadoğu`dan da birçok havacılık eğitim kurumu ve bunlara hizmet sağlayan şirketlerin katıldığı fuar 27-28 Eylül tarihlerinde ziyaretçilerini ağırladı. Etkinliğin ilk günündeki açılışa katılan ve stantları gezen DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal, burada gazetecilere verdiği demeçte, ülkemizde son yıllarda havacılık sektöründe büyük bir atılım gerçekleştirdiğini söyledi. Birdal, “Sektörde var olmak isteyen gençler için de bu fuar önemli bir fırsat oluşturuyor” dedi. UTED dergisinin standında derneğin Onursal Başkanı Sefa İnan, derginin Genel Yayın Yönetmeni ve derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Sayıl, Yrd. Doç. Dr. Senai Yalçınkaya görüşlerini paylaştılar. FaIr gathers avIatIon sector IFTE, the first civil aviation training fair in Turkey, has brought together sector authorities and companies, aviation lovers, young candidates and educational institutions in Istanbul. The fair hosted aviation training companies and suppliers from the U.S., Europe, Far East and the Middle East, along with the local firms, on Sept. 27 and 28. Orhan Birdal, head of the General Directorate of State Airport Authority, told journalists on the sidelines of his visit to the event on the first day that Turkey has been experiencing a boom in aviation in recent years. “This fair is also offering an opportunity to young people who seek a place in the sector,” he said. At the UTED magazine stand, Sefa İnan, the honorary president of association, Ümit Sayıl, the editor-in-chief of the UTED magazine and the president of the foundation, and Associate Professor Senai Yalçınkaya shared ideas. Delta’dan 20 yılın ardından 40 AIrbus siparişi Yaklaşık 20 yıllık bir aranın ardından Delta Air Lines Airbus’a 30 adet A321 ve 10 adet A330-300 siparişi verdi. Airbus’tan yapılan açıklamaya göre Delta, A321’leri için CFM International’ın xCFM56-5B motorlarını, A330-300 için ise GE Aviation’ın CF6-80E1 motorlarını tercih etti. Airbus ilk A330 teslimini 2015’te, ilk A321 teslimini ise 2016’da yapmayı planlıyor. Delta, Northwest Airlines ile birleşmesinin ardından filosunda A320 ailesine ait 126 dar gövdeli uçak, 32 adet de A330 barındırıyor. Delta places 40 AIrbus order after two decades After a nearly two-decade halt, Delta Air Lines has placed its first order for Airbus airplanes as it signed for 30 A321s and 10 A330-300s, the plane maker announced in September. Delta picked xCFM56-5B engines from CFM International to power its A321s and CF6-80E1 engines from GE Aviation for its new A330s. It expects delivery of its first A330 in 2015, followed by its first new A321 in 2016. Following the merger of Delta and Northwest Airlines, the firm’s fleet now includes 126 A320-family narrowbodies and 32 A330s. 9 Haberler / NEWS General ElectrIc, BoeIng 777X motorunu test ediyor eneral Electric, Boeing 777X ailesi için seçilen 100,000lb-thrust GE9X turbofan motorun kritik bir parçası için başlatılan öncül testlerin ikinci safhasına başladı. GE9X programının başkanı Chuck Jackson Flightglobal’a verdiği bir röportajda, yüksek basınç kompresörü donanımı testlerinin GE’nin İtalya’nın Massa kentinde bulunan yağ ve benzin türbini tesisinde eylül ayı ortasında başlatıldığını söyledi. GE yetkilisi, bu kritik testin başlatılmasını 400 koltuklu 777-9X’in 2020’de hizmete girmesinden hatırı sayılır bir süre öncesinde atılan, riski azaltmaya yönelik önemli bir adım olarak tanımladı. Test, şirketin GE9X için FAR Part 33 sertifikasyonunu tamamlamayı planladığı tarihten beş yıl önce başlatılmış oldu. General ElectrIc begIns core test on 777X turbofan General Electric has started a second series of preliminary tests on a critical component of the 100,000lb-thrust GE9X turbofan engine selected to power the Boeing 777X aircraft family, Flightglobal reported on Oct. 10. Testing began in mid-September on the high-pressure compressor rig at GE’s oil and gas turbine test facility in Massa, Italy, says GE9X program leader Chuck Jackson. GE officials have described the beginning of the core tests now as a significant step to reduce risk well before the 400-seat 7779X is scheduled to enter service in 2020. The rig testing come five years before GE expects to complete FAR Part 33 certification of the GE9X. Nijerya’da uçak kazası: 15 ölü Nijerya’nın Lagos kentinde küçük bir yolcu uçağının kalkıştan kısa bir süre sonra düşmesi sonucu 15 kişi hayatını kaybetti. Associated Airlines’a ait uçak, ülkenin güneybatısındaki Akure şehri ile 225 kilometre mesafedeki Lagos arasında charter seferi yapıyordu. Uçakta 20 yolcu ve 7 mürettebat bulunduğu belirtildi. Nijerya havacılık yetkilileri, motor sorunu nedeniyle uçağın hatalı kalkış yaptıktan sonra düşüşe geçtiğini ve alevler içinde kaldığını açıkladı. Lagos’ta geçen yıl haziran ayında bir yolcu uçağı, bir apartmanın üzerine düşmüş, kazada 163 kişi hayatını kaybetmişti. 15 kIlled In NIgerIa AIR crash A charter plane carrying 20 passengers and seven staff members crashed Oct. 3 shortly after take-off from Lagos airport in Nigeria. Officials confirmed that 15 people died as many others were injured. The Associated Airlines plane was bound for Akure, which lies about 225 kilometers north-east of Lagos. The plane’s engine appeared to fail and the aircraft plunged to the ground and burst into flames, officials said. A passenger plane crashing into an apartment in Lagos last year killed 163. AIrbus yeni A330-300 ile tasarruf öneriyor irbus CEO’su Fabrice Bregier, 25 Eylül’de Aviation Expo China’da şirketin özellikle iç hatlar ve bölgesel rotalarda kullanılmak üzere geniş gövdeli A330-300 modelinin daha hafif bir versiyonu üzerinde çalışmakta olduğunu açıkladı. Yeni A330 için Çin’in önemli bir pazar olabileceğini söyleyen Bregier, “Yeni A330-300 versiyonunu kullanan şirketler kısıtlı yer, havalimanı sıkışıklığı ve pilot eksikliği gibi sorunlara çözüm üreten, kendini kanıtlamış, gelişmiş bir uçağın sağlayacağı yararlardan faydalanacaktır” dedi. Şirket bu yeni modelle yüzde 15’lik bir tasarruf önermeyi hedefliyor. AIrbus to offer cost cut wIth new A330-300 Airbus plans to develop a new lower weight version of its A330-300 widebody specifically designed for use on domestic and regional routes in high-growth markets with large populations and big traffic flows, the company’s CEO Fabrice Bregier said at the Aviation Expo China show in Beijing on Sept. 25. China itself is among the leading markets for the new version of the A330, Bregier said. “Operators of the new A330-300 variant will benefit from a proven, mature and reliable aircraft that brings relief to limited airspace, airport congestion and pilot shortage,” he said. The company plans at a 15% cost cut with the new version. avrupa komisyonu yunanistan birleşmesine yeşil ışık yaktı Avrupa Komisyonu, Yunanistan’ın Aegean Airlines şirketinin Olympic Air’i satın almasına yeşil ışık yaktı. Yunan havayollarının bu ikinci birleşme çabası üzerine “derinlemesine bir inceleme” yaptığını belirten Avrupa Komisyonu, Aegean tarafından satın alınmaması halinde yaşadığı finansal güçlüklerin Olympic Air’in “yakın gelecekte” piyasadan çekilmesine yol açacağına kanaat getirdi. Bununla birlikte, Olympic’in piyasadan çekilmesi halinde Aegean’ın ülkedeki “tek önde gelen yurtiçi hizmet sağlayıcı” konumunda kalacağını ifade eden Komisyon, “Bu sebeple birleşme gerçekleşse de gerçekleşmese de Olympic kısa sürede Aegean rekabetinden çekilmiş olacaktır. Buna bağlı olarak, birleşme rekabete hiçbir şekilde zarar vermeyecektir” dedi. Komisyon, ayrıca Yunanistan’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle 2009-2012 arasında Atina’dan yurtiçi yolcu trafiğinde yüzde 26’lık bir düşüş yaşandığını da belirtti. 10 EUROPEAN COMMISSION SIGNALS GREEN LIGHT TO GREEK MERGER Aegean Airlines’ proposed acquisition of Olympic Air has been cleared by the European Commission. After “in-depth investigation” into the Greek airlines’ second attempt to join forces, the Commission has concluded that financial difficulties would force Olympic Air to exit the market “in the near future” if not acquired by Aegean. Besides, if Olympic went out of business, Aegean would be Greece’s “only significant domestic service provider”, it argues: “Therefore, with or without the merger, Olympic would soon disappear as a competitor to Aegean. Thus the merger causes no harm to competition that would not have occurred anyway.” The Greek crisis has caused a 26% drop in demand for domestic air passenger transport from Athens between 2009 and 2012, noted the Commission. 11 Haberler / NEWS JAL aynı gün iki 787’yi geri çağırdı apan Airlines (JAL), aynı gün içinde iki farklı sorun nedeniyle Tokyo’ya doğru yola çıkan iki Boeing 787 uçağını kalkış noktalarına geri çağırmak zorunda kaldı. Birinci uçak, 9 Ekim’de Moskova’nın Domodedovo Uluslararası Havalimanı’ndan kalktıktan kısa bir süre sonra pilotların uçağın elektrik sisteminde bir sorun tespit etmesinin ardından geri çağrıldı. Yetkililer, elektrik sorununun uçağın tuvaletlerine ve mutfağına giden gücü etkilediğini açıkladılar. Bir diğer 787 ise San Diego’dan kalktıktan sonra sağ motordaki anti-ice sisteminin aktivasyonunda sorun yaşadığı için geri döndü. JAL, gerekli bakımların ardından iki uçağın da hizmete geri döndüğünü açıkladı. Bu yılın başında tüm 787 filosu uçağın lityum-iyon bataryalarındaki sorun nedeniyle dört ay boyunca seferden alınmıştı. Japan AIrlInes dIverts two planes back In one day Japan Airlines (JAL) called back Oct. 9 two Boeing 787 aircraft bound for Tokyo back to their departure airports due to two different technical issues after take-off. The first aircraft had to return to Moscow’s Domodedovo International airport when pilots discovered a failure in the aircraft’s electrical system after take-off. The failure affected power to the aircraft’s lavatories and galleys, a company spokesman said. A second plane turned back to San Diego after an alert indicating failure in the right engine’s anti-ice system was activated. Both aircraft have since returned to service after undergoing the necessary maintenance work, says JAL. The global 787 fleet was grounded for more than four months early this year because of issues with the aircraft’s lithium-ion batteries. 12 Yanlış uyarı direktif getirdi Bir Boeing 747 uçağında kakış sırasında yaşanan yanlış bir “stick-shaker” uyarısı, ABD Federal Havacılık İdaresi’nin (FAA) belirli bazı angle-of-attack (hücum açısı) sensörlerinin kontrol ve test edilmesi yolunda bir direktif yayınlamasına neden oldu. 747’nin birçok versiyonunu -400’ler de dahil olmak üzere kapsayan direktif, “paddle” tipi bir sensörün uygun yerleştirilmiş olup olmadığının gözle muayene edilmesini gerektiriyor. FAA’nın direktiflerine bağlı uçaklarda sensörlerin perdövites uyarısı sisteminin operasyonal testi ve gerekli hallerde değiştirilmesi gerekiyor. Direktif, en eski 737 modellerini ve 727’leri de kapsıyor. False stIck-shaker actIvatIon trIggers US dIrectIve A false activation of a stick-shaker during take-off has spurred a U.S. directive to check and test certain angleof-attack sensors on Boeing 747s. The directive, which covers a range of 747 variants including the -400, requires a general visual inspection to determine whether a specific sensor with a paddletype vane is fitted. For those aircraft affected the US FAA is demanding an operational test of the stall-warning system and, if necessary, replacement of the angle-of-attack sensor. The directive also covers the earliest 737 models as well as 727s. 13 Haberler vİzyona gİrecekler Behzat Ç. Ankara Yanıyor (1 Kasım) Sunay Akın’dan Söz Gösterisi Sunay Akın, geçmişle bugün arasında köprüler kurarken, aklımızdaki kapıları gülümseme anahtarıyla açıyor. Kendi çalışmalarını modern meddah tavrıyla anlatırken dinleyenlerine bir sunumda onlarca kitabın ışığını aktaracak. İzleyenler, bu gösteride yaratıcı düşüncenin kendini geliştirmesine tanıklık edecek. Sunay Akın “Söz Gösterisi” adlı tek kişilik oyunuyla sizleri, 25 Ekim’de Caddebostan Kültür Merkezi’ne ve 22 Kasım’da Kozyatağı Kültür Merkezi’ne davet ediyor. Haluk Bilginer’den Nehir Usta oyuncu Haluk Bilginer, tek perdelik oyunuyla tiyatro sahnesinde. Jez Butterworth’un yazdığı oyunda sahne alan Bilginer aynı zamanda oyunun yönetmen koltuğunda yer alıyor. Haluk Bilginer, Canan Ergüder ve Ayça Bingöl’ün rol aldığı oyun, 15-17 Kasım’da Trump Towers’da izlenebilir. Deniz Reyhan’dan İçimdeki Işık İDGSA-UESYO grafik bölümünden Deniz Reyhan, son senelerde “İçimdeki Işık” sloganıyla kendine özgü bir dil oluşturup, bu dili ileriye götürme noktasında ele aldığı konuları plastik bir ifadenin içinde, tekniğinin imkanlarını sonuna kadar kullanarak, geometrik bir yapı, yarı kübist bir işçilik ve renk skalasındaki zengin açılımıyla ileriye taşıyor. Sergi 16-24 Kasım tarihlerinde Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezi 3. Kat Fuaye Flamenko efsanesi Rafael Amargo İstanbul’da İspanya’nın en saygın gösteri sanatları ödüllerinden olan Max’ı 3 kez, “En İyi Dansçı” ödülünü 4 kez alan, İtalya’nın en prestijli dans ödüllerine layık görülen Akdeniz’in tutkulu ve yakışıklı dansçısı Rafael Amargo, İstanbul’da flamenko severlerle buluşuyor. Flamenko dansını, gelenekseli yitirmeksizin cesur yeniliklerle sahneye taşıyan Rafael Amargo, “Suite Flamenca” isimli gösterisiyle 15-19 Kasım’da Maslak Türker İnanoğlu Show Center’da sahnede olacak. 14 Salonu’nda izlenebilir. Klasik Müziğin İmparatoru Türkiye’de Müzik otoriteleri tarafından bu yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen ve her birine 50-60 bin kişinin katıldığı, konserlerinin biletleri aylar önce tükenen Andre Rieu, 29 Kasım’da Sinan Erdem Olimpik Spor Salonu’nda gerçekleştireceği konser için Türkiye’ye gelecek. Gittiği her ülkede halkın yoğun ilgisiyle karşılaşan Andre Rieu, bugün olimpiyat statlarında konser veren tek klasik müzik sanatçısı. Sevilen dizi Behzat Ç. ekranlara veda etti ama sevenlerinin boynunu bükük bırakmadı. Sevilen karakter Behzat Ç. ikinci sinema filmiyle izleyicisi karşısına çıkıyor. Behzat Ç.’nin gidişinin ardından büroya atanan Himmet adlı komiser büyük bir cinayeti lehine çevirir ve İçişleri Bakanı’nın suikastı nedeniyle ekibini terörle mücadele komisyonuyla çalışmaya yönlendirir. Bu sırada cinayet masasının üzerinde çalıştığı iki dava vardır, ancak Himmet ekibinin bu cinayetler yerine Bakan’ın davasına odaklanmasını emreder. Tahsin ise önceliğini bu cinayetlerden yana kullanır ve Behzat Ç.’yi geçici göreve çağırmaya karar verir. Ne var ki Behzat Ç.’nin göreve geri dönme konusunda tereddütleri vardır. Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak (22 Kasım) Dünya çapında ilgi uyandıran Suzanne Collins’in romanlarından uyarlanan ilk sinema filmi Açlık Oyunları, gişede büyük bir başarı yakalamıştı. Serinin ikinci filmi Ateşi Yakalamak’ta Katniss Everdeen’ın futuristik ve bir o kadar da despotik dünyada geçen sürükleyici maceraları devam ediyor. Genç kadın bu sefer “Quarter Quell” için yarışıyor. Tüm dünyada büyük yankı uyandıran serinin ikinci filminde kadroda yine Jennifer Lawrence, Liam Hemsworth, Josh Hutcherson ve Woody Harrelson yer alırken yönetmen koltuğunda bu sefer ilk filmden farklı olarak Francis Lawrence oturuyor. Tamam mıyız? (29 Kasım) Yerli sinemamızın sevilen yönetmeni Çağan Irmak’ın senaryosunu da kaleme aldığı filmin kadrosunda başrolleri Aras Bulut İynemli ve Deniz Celiloğlu’nun paylaşırken Sumru Yavrucuk, Aslı Enver ve Gürkan Uygun da rol alıyor. Kendi dünyasında yaşayan engelli İhsan ve sorunları olan heykeltıraş Temmuz’un birbirlerinden güç alarak hayatın zorluklarının üstesinden gelme mücadelesi ele alan film, birbirlerinden oldukça farklı hayatlar süren iki erkeğin kesişmesini konu ediniyor. 15 RÖPORTAJ / INTERVIEW Girne Amerikan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Girne American University Vice Rector Prof. Dr. Prof. Dr. Olgun Çiçek: “Havacılık eğitiminde mesafeyi kapatmalıyız” “We should close gap in aviation training” Türkiye'nin havacılık eğitiminde ABD ve Avrupa'nın gerisinde olduğunu belirten Prof. dr. çiçek, bu farkı kapamak için sektör kurumları arasında daha sıkı işbirliklerinin önemine işaret ediyor. notıng that turkey lags behınd the us and europe ın cıvıl avıatıon traınıng, professor çiçek says the sector components should develop colser tıes and cooperatıon ın a bıd to close the gap. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 20 yıllık bir akademisyenim. Aslen Erzurumluyum. Babam devlet memuru olduğu için Türkiye’yi dolaştık. Türkiyeliyim yani. Üniversiteyi turizm işletme alanında bitirdikten sonra 1990’da yüksek lisans için İngiltere’ye gittim. Daha sonra Türkiye’ye dönüp Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak göreve başladım ve 1998’de Dokuz Eylül Üniversitesi'nde doktoramı tamamladım. Daha sonra iki yıl Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde görev aldım. 2003 yılında gittiğim Dubai’de 8 yıl havacılık bölüm başkanlığı ve işletme fakültesi dekanlığı yaptım. 2011 yılında Kıbrıs’a dönerek Girne Amerikan Üniversitesi’nde rektör yardımcısı olarak göreve başladım. Ülkemizdeki havacılık eğitimiyle ilgili neler söylemek istersiniz? Türkiye’deki havacılık eğitimi, gelişmekte olan, çok yeni bir alan. Maalesef ABD ve Avrupa ile kıyasladığımızda biraz geç kalmış durumdayız. Yine de bu alana büyük bir önem verilmesi gerekiyor. Eğitimde mesafeyi kısa sürede kapatabileceğiniz 16 Can you tell us about yourself and your career? I have been an academic for 20 years. I am from the eastern province of Erzurum. However, my father was a state official and we moved across the country during my childhood, which means I am from Turkey indeed. After finishing the tourism management department at the university, I went to the U.K. in 1990 to gain my masters degree. Then, I returned to Turkey and started working as a tutor at Dokuz Eylül University in the Aegean province of Izmir. I finished my doctorate program at the same university in 1998 before I worked at Eastern Mediterranean University on Cyprus for two years. In 2003, I went to Dubai, where I worked as the head of the aviation department and dean of the business administration faculty for eight years. I returned to Cyprus in 2011, and have been working as the vice rector of the Girne American University since then. What would you like to tell about the aviation education in Turkey? Aviation education is a new and a developing field in the country. We lag behind the U.S. and Europe and 17 RÖPORTAJ / INTERVIEW bir alan değil havacılık. Önümüzdeki 15 yıl içinde şu kadar sayıda personele ihtiyaç var deniyor. Ancak bizim bu personeli yetiştirebilmemiz, istenen düzeye getirmemiz çok kolay değil. Yeni mezun birinden de bu eğitimde etkin olmasını bekleyemezsiniz. Eğiticiler konusunda da sıkıntı var yani. Örneğin Kıbrıs’ta pilot eğitimi verecek, doktoralı, konusunda uzmanlaşmış hocalar bulmakta zorlanıyoruz. Bu zaten sadece bizim değil, dünyanın sorunu. Gerçekten eğitimci olan, akademik kariyeri olan pilot sayısı çok az ve onları da zaten yurtdışında köklü üniversiteler almış ve koruyor durumda. Dolayısıyla bizim belki de kendi elemanlarımızı ve eğitimcilerimizi yetiştirmemiz ve bu halkaya onlar aracılığıyla girmemiz gerekecek. "Kıbrıs’ta pilot eğitimi verecek, doktoralı, konusunda uzmanlaşmış hocalar bulmakta zorlanıyoruz. Bu zaten sadece bizim değil, dünyanın sorunu. " "In Cyprus we can hardly fInd expert tutors holdIng avIatIon doctorates to provIde pIlot traInIng. The whole world Is facIng such a problem. " we have to attach more importance to the issue. This is not a field that you can close the gaps in a short span of time. We are witnessing several calculations on the staff needed for the 15 years. However, it is not that easy to raise such personnel at a required level. You cannot expect a newly graduate to take active role in training. There are problems in providing trainers, that is to say. In Cyprus, for example, we can hardly find expert tutors holding aviation doctorates to provide pilot training. The whole world is facing such a problem. The number of teaching pilots with academic careers is very limited and some rooted universities abroad are already employing them. Thus, maybe we have to raise our own staff and trainers to get in the ring. we have a four-year YÖK accredited program of Aviation Management. The two-year cabin attendant program is also YÖK certified. Besides, we have cooperation deals with the Atlantic Flight Academy and Yavrukuş, which will provide us the chance to provide PPL, CPL and ATPL trainings starting from next year. Currently, we do not have an aircraft engineering department. However, if we can keep growing in aviation, we can take such a step by improving our engineering infrastructure and cooperating with a really good university, as this is the case in some of our other departments. For example, we already cooperate with Yıldız Tehcnical University (YTÜ) in mechanical engineering and automotives. YÖK has supported the 2+2 years model we implement there. Cyprus needs a supporting hand. What are your other expectations to strengthen the aviation training? The Directorate General of Civil Aviation (DGCA) should be more open to the world. They should be involved in closer ties with the sector and the educational institutions. The Civil DGCA and the Higher Education Board (YÖK) have founded a joint body and we have sent members there also. They work on issues such as syllabus planning and educational problems. It is important to carry these studies to more specific fields and share the outcome. What does the Girne American University offer aviation sector candidates? We are a new player in aviation training. However, since 2005, Eğitimin güçlenmesi için başka beklentileriniz var mı? Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün de dışa açılması lazım. Sektörle, eğitim kurumlarıyla daha da yoğun ilişkiler içinde olmalılar. Sivil Havacılık ve YÖK ortak bir yapı kurdu. Biz de oraya üye verdik. Müfredat planlaması, eğitim sorunları gibi konuları ele alıyorlar. Bunların daha spesifik alanlarda yapılması, burada üretilenlerin paylaşılması çok önemli. Girne Amerikan Üniversitesi havacılık adayları için nasıl eğitim seçenekleri sunuyor? Biz de havacılık eğitiminde yeni bir üniversiteyiz. Ancak 2005 yılında başladığımız ve hala devam eden, Sivil Hava Ulaştırma 18 Turkish Cyprus has been facing a number of problems due to the international sanctions. What are your specific difficulties and have do you manage them? Yes, there are some overall problems derived from the realities of Cyprus, but we have overcome these difficulties with international accreditations in some other departments. For example, our tourism department is World Tourism Organization certified. The business administration department is accredited by the International Assembly for Collegiate Business Education (IACBE) and the European Council for Business Education (ECBE). In engineering, we have ASIIN, which is valid across Europe. The English language prep education is certified by the prestigious EAQUALS. We would not have attracted foreign students without these accreditations. Cyprus is not an internationally recognized country. But the university has managed to become a recognized school. How about the foreign students’ interest in the university? Now, we have students from 79 countries. These countries spread from Far East to Africa, from Balkans to Europe. Foreign students stand for some 30 percent of our overall 19 RÖPORTAJ / INTERVIEW Ancak, üniversitemiz uluslararası tanınan bir üniversite olmayı başardı. Yabancı öğrencilerin üniversitenize ilgisi nasıl? Bizim şu anda 79 ülkeden öğrencimiz var. Uzakdoğu’dan tutun Afrika’ya, Balkanlar’dan Avrupa’ya kadar. Öğrenci kapasitemizin yüzde 30’unu yabancı öğrenciler oluşturuyor. Bizim 10.000 öğrencimiz var ve 3.000’i yabancı. Bu ciddi bir rakam. Gerçek anlamda uluslararası bir üniversiteyiz. Çok kültürlü ve uluslararası bir ortamımız, 25 ülkeden hocalarımız var. Amerika’da, İngiltere’de ve Hong Kong’da kampuslarımız var ve İstanbul kampusumuz da gelişiyor. Pilotaj eğitimiyle belki yine sınırları aşıp bir ilke imza atacağız. Evet, Kıbrıs’a uçuşlar çok hassas. Hemen havaalanını yan çizgisi Rum tarafı. Ancak Yavrukuş’un Sivil Havacılık’tan aldığı uçuş onayları var. Biz uçuşlarımızı onlar aracılığıyla gerçekleştirebileceğiz. Geçitkale Havalimanı’nda eğitim uçakları var. Bu alanı ve bu uçakları kullanacağız. Kıbrıs’ın uçuş eğitimi konusunda önemli bir avantajı var. Hava muhalefetinin olmaması hemen hemen 10 ay eğitim uçuşu yapılmasına olanak tanıyor. İşletmeciliği adlı, YÖK onaylı dört yıllık bir bölümümüz var. İki yıllık kabin hizmetleri bölümümüz yine YÖK onaylı. Ayrıca AFA (Atlantik Uçuş Akademisi) ve Yavrukuş ile yürüttüğümüz işbirliği anlaşmalarımız var. Bu bağlamda PPL, CPL ve ATPL eğitimleri verebileceğiz. Son olarak da dört yıllık pilotaj programımız için YÖK’e başvurduk onay bekliyoruz. Önümüzdeki yıl bu eğitime de başlamayı planlıyoruz. Şu an için uçak mühendisliği bölümümüz yok. Ancak havacılık alanında büyüdüğümüz takdirde mühendislik altyapımızı geliştirerek ve tıpkı bazı diğer alanlarda yaptığımız gibi iyi bir üniversiteyle işbirliği yaparak bu alana da adım atabiliriz. Mesela Yıldız Teknik Üniversitesi ile makine ve otomotivde bir işbirliğimiz var. Burada uyguladığımız 2+2 modelini YÖK de destekliyor. Orası yavru vatan, oraya bir el uzatmak, destek olmak gerekiyor. KKTC, uluslararası ambargo nedeniyle birçok sorun yaşıyor. Siz nasıl güçlüklerle karşılaşıyorsunuz ve bu sorunları nasıl aşıyorsunuz? Kıbrıs’ın gerçeklerinden kaynaklanan sorunlar var ama biz bunları diğer bölümlerde uluslararası akreditasyonlar alarak aştık. Örneğin turizmde Dünya Turizm Örgütü onayımız var. İşletmede Uluslararası İşletmeciler Asamblesi onayı aldık (IACBE, ECBE). Mühendislikte ASIIN dediğimiz, Avrupa’da geçerli bir akreditasyon aldık. İngilizce hazırlık eğitimi için Avrupa’nın dil alanında saygın kurumu EAQUALS’tan akreditasyonumuz var. Bunlar olmasa yabancı öğrenci çekemeyiz. Kıbrıs uluslararası olarak tanınmayan bir ülke. 20 capacity, which means that some 3,000 out of our 10,000 students are foreigners. This is a serious figure. This is an international university in real terms. We have a multi-cultural environment and professors from 25 countries. We have campuses in the U.S., the U.K. and Hong Kong as our Istanbul campus is developing. Maybe we will expand our borders with pilot training. Yes, flights are very sensitive in Cyprus. Just ascent to the airport, the Greek side lies. But Yavrukuş has flight approvals from the DGCA. We will be able to materialize flights that way. There are training aircraft at Geçitkale Airport. We will use that port and aircraft. Cyprus poses an important advantage in flight training. The good weather conditions enable almost 10 months of training flights a year. What do you do in your leisure time? I do not have much leisure time, but I usually try to spare time for myself and my family. It is good to relax by the seashore and enjoy the nature at small weekend runaways to the environs. Girne is a really green place. The social environment in Cyprus is also satisfying. It is a pleasure to go out in the evening and eat with friends. Still, escaping to some even more quite places is good sometimes. Visiting Istanbul or Antalya at the weekends is also fun. It involves visits to friends and relatives, offers a change of atmosphere, and fulfilling the longing for the homeland. In terms of sports, I can only jog, And we go an d see a movie once in a week. Dinlenmek için neler yapıyorsunuz? Çok fazla boş zamanımız olmuyor; olduğunda biraz kendime ve aileme zaman ayırmaya çalışıyorum. Hafta sonları yakın yererle kaçıp deniz kenarında bir hava değişimi, doğaya dönüş çok iyi geliyor. Girne zaten çok güzel ve yeşil bir yer. Kıbrıs’ta sosyal ortam çok iyidir. Akşamları arkadaşlarınızla bir yerde buluşup yemek yemek ve sohbet etmek çok keyiflidir. Yine de bazen daha da sakin yerlere kaçmak güzel oluyor. Hafta sonları İstanbul ya da Antalya’ya gelmek de güzel. Eş dost ve akraba ziyaretleri, hava değişimi, memleket özlemi... Hepsi bir arada. Spor adına sadece yürüyüş yapabiliyorum. Haftada bir de sinemaya gidebiliyoruz. Genç havacılık adaylarına nasıl mesajlar vermek istersiniz? Onlara önerim, konuya biraz yukarıdan, global düzeyde bakıp büyük düşünmeleridir. Kendilerini yetiştirirken İngilizceleri çok iyi olmalı. Kültür çok önemli. Bu meslekte kültürler arası iletişim büyük önem taşır. Çünkü çalıştığımız yerlerde farklı kültürlerden onlarca insan vardır. Onları anlamak ve onlara kendimizi anlatabilmek çok önemli. Bir de kendi alanlarında kendilerini çok iyi yetiştirmeliler. “Ben bu işi biliyorum ve dünyanın her yerinde yapabilirim” diyebilmeliler. Sadece Türkiye’de bir havayolunda işimi yaparım mantığını bırakmaları lazım. Yeni nesilde bu değişimi görüyorum. Bu, güzel bir şey. Örneğin Türk Hava Yolları’nın uluslararası olmak yolunda önemli bir başarısı, yabancı pilotlardır. Demek ki bunlar iyi pilot. Demek ki Türk Havayolları iyi bir havayoludur. Önemli olan iyi pilot olmak ve tercih edilmektir. Başarılar diliyorum onlara. İSTANBUL'da düzenlenen IFTE fuarında görüştüğümüz PROF. ÇİÇEK, genç havacılık adaylarına kendilerini uluslararası standartlara uygun biçimde geliştirmelerini öneriyor. speakıng to uted on the sıdelınes of the ıfte event ın ıstanbul, prof. çıçek advıSes young avıatıon sector candıdates to traın themselves ın accordance wıth the ınternatıonal standards. What is your message to young aviation sector candidates? I would advice them to look at the issue from a little above, at a global level for a greater perspective. While improving themselves, they should develop good English language skills. Culture is highly important. Intercultural communication is highly important in this profession, because at the workplaces there are tens of people from different cultural roots. It is important to understand them and express yourself. They should improve themselves in all terms indeed. They should be well-equipped enough to say that “I am good at this profession and can work at any spot on earth.” They should give up the conformism that is satisfied by working at any airliner in Turkey only. And I can observe such a change in the new generation. This is something good. For example, employing foreign pilots is a success for Turkish Airlines on its way to become an international airliner. This proves that the hired pilots are good ones. This also proves that Turkish Airlines is a good airliner. What matters is being a good, preferred pilot. I wish success to them all. 21 GEZİ / DESTINATION Yazı/Article: Dr. Handan Diker Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi/Yeditepe University Instructor [email protected] nlü İskoç yazarı J. M. Barrie’nin yazdığı ünlü çocuk masalı Peter Pan’ı hepiniz bilirsiniz. Peter Pan yaramaz bir çocuktur ve hep çocuk kalmak için mücadele eden bir karakterdir. Onunla sürekli çatışan Kaptan Hook ve ona yol gösteren peri kızı Thinker Bell, masalın diğer ünlü karakterleridir. İşte o hikâyede yer alan o küçücük peri kızı, beni hem güzelliği hem tılsımı hem de hayal gücümü harekete geçirmesiyle çok etkilemiştir. Birdenbire ortaya çıkması ve yol göstermesi, asasını sallayarak her şeyi değiştirmesi... İnsanları düşler ülkesine doğru sürüklemesi. İşte bu kez çok sevdiğim bir ülkeye, Avusturya’ya ve Avusturya’nın bir masal kentine Salzburg’a doğru yola 22 ou would all remember Peter Pan, the famous tale by renown Scottish author J. M. Barrie. Peter Pan is a mischievous kid who struggles to remain as a child. Captain Hook, who always quarrels with Pan, and fairy Thinker Bell, who guides him all the time, are the other two outstanding characters of the tale. That little fairy girl in the tale has always impressed me with her beauty, charm and a definite impact that drives my imagination. She shows up suddenly and guides Pan, changes everything with a swing of her rod, riding people to a land of dreams. It was like this beautiful fairy was accompanying me during my trip to Austria, the beloved Bir peri masalı / A fairytale: SALZBURG çıkarken sanki o peri kızı da bana eşlik ediyordu. Çünkü bu bir gezi değil, adeta bir masaldı. Ve ben bu masalda kaybolmamak için, dolaştığım yerlerin gerçek olduğunu fısıldaması için yanımda hep Thinker Bell’i aradım durdum. Türk Hava Yolları'nın İstanbul-Salzburg direkt uçuşu ile 2 saat 15 dakikada Salzburg Wolfgang Amadeus Mozart havaalanına inmiştim. Burası oldukça küçük ama çok etkileyici bir havaalanı. Bir tarafı Alp dağlarına yaslanmış öte tarafı da uçsuz bucaksız yeşilliklere dayanmıştı. İşte daha bu anda karşımda tam da kartpostallarda gördüğümüz türden bir Avusturya manzarası sergileniyordu. Şaşırmadım. Çünkü tam beklediğim bir görüntü ile karşı karşıya idim. Salzburg, Avusturya’nın bir eyaleti. Almanya sınırına country, and its fabulous city of Salzburg. This was a fairy tale indeed rather than a trip, and I was constantly in a search for Thinker Bell not to get lost in the fairy tale, as she would whisper to my ear that where I wandered was real. We landed on the Salzburg Wolfgang Amadeus Mozart after Turkish Airlines’ 2-hour-15-minute direct Istanbul-Salzburg flight. This is a small but very impressive airport. It leans on the Alpine Mountains from one side, while endless green fields lie on the other. This was only a first example of the Austrian landscape that one would be familiar from postcards. I was not surprised though. This was exactly what I had expected. Salzburg is an Austrian federal state with a capital under the same name. It is very close to the German border. It is, for 23 GEZİ / DESTINATION Ünlü müzisyen Mozart, kente damgasını vurmuş. Composer Mozart has a definite mark on the city. 24 da oldukça yakın. Örneğin Münih’e 50 dakikada trenle gidebiliyorsunuz. Salzburg adına gelince, bölgenin adı Salzach nehrinden geliyor. Kent bu nehrin kenarına kurulduğu için Salzburg denmiş. Kelime anlamı “Tuz Kalesi.” 150.000 nüfuslu bu küçük kent eskiden tuz madenlerinden geçinen bir yer iken zamanla turizmden önemli bir gelir elde etmeye başlamış. Şehirde mevsim sonbahar olmasına rağmen o kadar çok turist vardı ki inanamadım. Salzburg’da ulaşım otobüs ve bizim artık unuttuğumuz troleybüsler ile sağlanıyor. Ayrıca bisiklet de çok yaygın kullanılıyor. Salzburg’da gezilecek görülecek yerler çok özgün, ayrıca kent yılların tarihini de yansıtıyor. Öncelikle Mozart’ın doğduğu ev ile başlamak istiyorum. Salzburg’un en ünlü sokağı olan Getreidegasse üzerinde yer alan sarı bir apartman burası. Kapıda ise şöyle yazıyor: “Wolfgang Amadeus Mozart 27 Ocak 1756 tarihinde bu evde dünyaya gelmiştir.” Ev günümüzde müze olarak kullanılıyor. Her şeyden önce şunu belirtmek isterim ki beni burası bir hayli etkiledi. Mozart bu evde tam 26 yıl yaşamış. Evin içinde fotoğraf çekmek yasak. Küçük, mütevazı ve sizi ilk görüşte etkileyen bir yer burası. İçeride kullanılmış olan çini sobadan Mozart’ın yatağına, piyanosuna ve kemanına kadar kişisel eşyaları sergilenirken, ayrıca sizleri çok duygulandıracak bazı objelere de yer verilmiş. Örneğin Mozart’ın saçı ve kullandığı yüzüğü. Evin genelinde, Mozart’ın müziği kısık bir tonda geziniz boyunca size eşlik ediyor. Siz böylesine bir ortamda duygulanmaz mısınız? Aslında Mozart’ın evi kadar, evin yer aldığı sokaktan da bahsetmek isterim. Eski şehrin tam merkezinde yer alan sokağın en önemli özelliği dükkan tabelaları. Siyah ferforjeden yapılmış olan bu tabelaların her biri adeta ince bir sanat eseri. Ayrıca bu sokakta yer alan binaların arası, gizemli pasajlarla dolu. Getreidegasse sokağı tam bir alışveriş cenneti. Buradaki tüm binalar 9 ve 10. yüzyıldan kalma. Binaların yapılış tarihleri genellikle üzerlerinde yazıyor. Yanında da restore ediliş tarihleri var. Mozart'a saygı Salzburg’un en ünlü yiyeceği, yine Mozart adını taşıyan çikolataları. Top şeklinde yapılan bu çikolatalar 1890 yılında ünlü bir çikolatacı olan Paul Fürst tarafından yapılmış ve Mozart’a ithaf edilmiş. Orijinal çikolata gümüş kâğıtta ve mavi renkli. Bu eski çikolatacı dükkanı, bir pasaj içinde yer alıyor. Zaten kapısındaki kalabalıktan hemen neresi olduğunu anlayabiliyorsunuz. Bir başka Salzburg lezzeti olan ünlü sacher turtası, bir tür kayısı marmelatlı pasta. Ama muhteşem lezzetli ve özgün. Tabii bir de şinitzeli var buranın. Yanında nefis patates salatası ile birlikte. Salzburg’da ikinci durağım ünlü Mirabel Sarayı oldu. 1606’da inşa edilmiş olan bina 1710 yılında restore edilmiş. İtalyan barok stilinde yapılmış olan saraya “Mirabile bela” adı verilmiş. Anlamı ise şöyle: “Hayranlık uyandıran güzellik.” Sarayın iç dekorasyonu çok görkemli olduğu için bu adı almış. Çok sayıda melek tasviri ve oldukça gösterişli heykeller kullanılmış. example, only 50 minutes to Munich via train. Literally, Salzburg means “Salt Castle,” taking the name of the Salzach River, as the city was built build by the salt-carrying water. This small city of 150,000 once used to live on salt production, but today tourism also offers large revenues to locals. Despite the fact that it was autumn, not a high season, the number of the visitors there was unbelievable. Buses and trolley busses, which are long-forgotten in our country, are used in intra-city transportation. Besides, bicycles are also very common. The attractions of the city are unique and they frankly reflect the rich history of the settlement. I would like to begin with the house where Mozart was born. This is a yellow flat on Getreidegasse, a famous street here. And look what is written at the front door: “Wolfgang Amadeus Mozart was born in this house on 1756, Jan. 27.” The house serves as a museum today. I would like to underline that it is really impressive. Mozart had lived there for 26 years. It is prohibited to take photos inside. This small, moderate place makes an impact at the first sight. Along with a tiled stove used at the time, Mozart’s bed, piano and fiddle, some other impressive objects, such as the musician’s hair and ring are exhibited in the house. Mozart’s place is all over the house but in a low tone. Wouldn’t such an atmosphere touch you? The street where the house is located is also noteworthy. A distinguishing thing about the street is the shop signboards. These black, wrought iron signs look like fine works of art. Between the buildings on the street, mysterious passages are hidden. Getreidegasse is a shopping heaven also. All buildings date back to the 9th or 10th century. You can find the dates of construction along with the restorations on almost all of them. Ode to Mozart The most famous taste in Salzburg is the local chocolate, which is also named after Mozart. The ball-shaped chocolate was first produced by Paul Fürst in 1890, who dedicated his savor to the famous composer. The original Mozart chocolate, in blue color, is wrapped in a silver paper. The chocolate maker’s original store is also located inside a passage here. It is not hard to spot it as a large crowd always gathers at its front door. Another Salzburg flavor is Sachertorte, or the Sacher tart. It is an apricot marmalade cake indeed, but has a great and very authentic taste. Sure, we should not forget the local chicken schinitzel, which is served with the delicious potato salad. My second stop in Salzburg was the famous Mirabel Palace. It was built in 1606 and restored in 1710. The Italian 25 GEZİ / DESTINATION Sarayın bahçesi sarayın kendisinden daha ünlü. 1606’da yapılmış olan bahçede Herkül’den tek boynuzlu atlara, Yunan mitolojisinde kullanılan figürlere kadar çok sayıda heykel yer alıyor. Bahçenin tam ortasında ise şık bir fıskiyeli havuz. Bahçe adeta cenneti andırıyor. Kırmızı güllerle ve değişik çiçeklerle bezenmiş bir yer. Mirabel Sarayı günümüzde Salzburg belediye binası olarak kullanılıyor. Ben sarayın bahçesinde dolaşırken bir gelin ve damada rastladım. Sonradan öğrendim ki burası evlilik törenlerinin yapıldığı, dünyaca ünlü bir yermiş. Burayı ziyaret edip gelinlikle bahçede fotoğraf çektirmek bir tür uğur sayılıyormuş. Kente bir tepeden bakmak Salzburg’un en önemli, en görkemli ve en yüksekte bulunan yeri ise Salzachtal vadisi yakınındaki Hohenwerfen Kalesi. Buraya Salzburg Kalesi de deniliyor. Sarp bir kayanın üstüne inşa edilmiş olan kale, kentin hemen hemen her yerinden sizi selamlıyor. Burası Avrupa’nın en yüksek kalelerinden birisi. Romalılar zamanında inşa edilen kaleye bir fünikülerle üç dakikada çıkılıyor. Kalenin içinde akşamları müzik dinletileri yapılıyor. Burası gizemli, ürkütücü, fantastik ve çok etkileyici bir yer. Odalar, mutfak, şövalyelerin kullandığı araçlar, kap ve gereçler ve engizisyon aletleri burada sergileniyor. Kale 30 Yıl Savaşları sırasında da kullanılmış. En son olarak ise Naziler kullanmış. Kalenin hemen girişinde yer alan kafelerde soluklanıp, çay ve kahvenizi yudumlayıp Salzburg’u izlemek bence büyük 26 baroquely palace is named as “mirabile bela,” which roughly means “beauty that evokes admiration.” This is probably because of the magnificent interior design. Many angel figures and flamboyant sculptures were used here. The garden of the palace is even more famous than the building itself. The facility, which was built in the same year with the palace, is home for lots of sculptures, including those of Hercules, unicorns, and other figures of the Greek mythology. There is a chic fountain right in the middle. The garden, which inevitably resembles heaven, is decorated with red roses and many other flowers. The palace is used as the main municipal building today. As going around in the garden, I came across a bride and a groom. This was before I learned from the locals that wedding ceremonies were held there, and this was world-famous! Taking a photo during a visit to here is considered to bring good luck. OverseeIng the cIty The most magnificent and the highest spot in Salzburg is the Hohenwerfen Castle by the Salzachtal Valley. Here is also called the Salzburg Castle. It is built on a steep rock, saluting almost everyone across the city down there. This is also one of the highest castles in Europe and a funicular carries visitors to the top in three minutes. It was built by Romans. Concerts are held inside the castle at nights. This is a mysterious, fantastic and enchanting place. Ancient rooms, kitchen, tools used by knights, pottery, and inquisition equipment are exhibited inside. The castle was used during and Thirty Years’ War, years before it was utilized by the Nazis. bir keyif. Kaleyi gezerken kendimi bir an adeta bir zaman tünelinden geçip Ortaçağ’a gitmiş buldum. Toparlanıp gerçeğe dönüşüm biraz zaman aldı. Salzburgluların övünçle bahsettiği bir şey daha var ki o da Anif bölgesi denen ve Salzburg’un güneyine düşen bir kasabada 1965 yılında ünlü “Sounds Of Music” (Neşeli Günler) filminin çekilmiş olması. Burası adeta bir müzeye çevrilmiş. Film sanki Salzburg’da yeni vizyona girmiş bir yapım gibi capcanlı tutuluyor ve bu bölgeye turlar düzenleniyor Salzburg’un ünlü Mönchsbery dağının tepesinde de modern sanat müzesi yer alıyor. 20 ve 21. yüzyıl sanat eserlerinin sergilendiği müze, çok görkemli ve önemli. Ortaçağı günümüzde yaşamak ister misiniz? İşte o zaman Salzburg’a gitmeniz gerekiyor. Ya da Mozart’a gidip oturmak, onun soluğu evi görmek, adım attığı merdivenleri çıkmak, müziğini dinlemek... İşte o zaman yine Salzburg’a gitmeniz gerekiyor. Bence günümüzde Ortaçağ nasıl capcanlı yaşatılırmış, onu görmek için Salzburg’u görün, yaşayın. Ben buradan çok etkilendim. Özellikle de ünlü Avusturyalı yazar Stefan Sweig’ın (kendisi 1881 Viyana doğumlu olup, 1917’de Salzburg’a yerleşmiş ve 20 yıl burada yaşamış) şu sözleri ile yazımı bitirmek isterim: “Birisine veda etmek çok zor bir sanattır. İnsan yüreği buna alışmaya inatla karşı çıkar.” Ben bu sözü Salzburg’a veda zamanı geldiğine kullandım ve bu kentten hiç ayrılmak istemedim. Yüreğim buna alışmaya inatla karşı çıktı çünkü. Ve en kısa zamanda gene gelmek umudu ile Salzburg’dan ayrıldım. I found it very pleasing to have a break at a cafe near the front gate, enjoying coffee and tea, while watching Salzburg from above. It felt like I went through a time tunnel, reaching the Middle Age. It took me for a while to pull myself together and return to the reality. Salzburg residents also like to proudly tell about the fact that the famous movie “Sounds of Music” was shot here, in the southern town of Anif, in 1965. The town almost looks like a museum because of the movie. One can easily think that this was a newly released movie as it is still alive here. Even “Sounds of Music” tours are held to the region. There is a magnificent and important modern arts museum at the top of Salzburg’s Mount Mönchsbery, where artworks from the 20th and 21th centuries are exhibited. So you want to taste a bite of the Middle Age? Then you should definitely visit Salzburg. Or you want to pay a visit to Mozart, see the house in which he used to breath and climb the stairs that he used to step on while listening to his music? Still, Salzburg is the right address. Visit the region to witness how vivid tones of the Middle Age are restored. I was really impressed by this place. Maybe it would be better to quote famous Austrian author Stefan Sweig, who was born in Vienne in 1881 and lived in Salzburg for 20 years starting from 1917: “Saying goodbye to someone is a very difficult art. Your heart would strongly resist to get used to this.” This was what I thought of when the time to depart from Salzburg came. I really did not want to leave this city. My heart strongly resisted to getting used to this idea. But I had to leave there, with hope in my heart to come back. 27 TEKNİK AVİYONİK GENEL TEST CİHAZLARI VE İŞLEMLERİ ARINC bilgileri 32 bitlik bir bilgidir ve seri olarak iletimi yapılır. Bu bilgi; etiket, SDI, data, SSM ve eşlik biti olarak adlandırılan beş bölüme ayrılmış bir formata sahiptir. ARINC biti sayıcı 1’den (LSB) 32’ye (MSB) kadardır. ARINC 429 bus tester ile dışarıdan uçağın ilgili sistemlerine veri paketleri gönderilerek bu paketlerin sağlıklı bir şekilde ilgili sisteme ulaşıp ulaşmadığının kontrolü yapılmaktadır. Bunun dışında box’ların içerisinde gömülü BITE test ekipmanları her sistemin işlevine göre ayrı test işlemlerini gerçekleştirmektedir. Yazı: Mehmet Ertek / Mühendis A viyonik sistemler, uçak üzerindeki tüm işlemlerin sorunsuz bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlayan elektronik sistemlerdir. Uçağın tipine göre değişmekle birlikte tüm aviyonik sistemlerin kendisine ait özel test cihazları ve performans sorunlarını gidermeyi sağlayan BITE (Built In Test Equipment) sistemleri mevcuttur. Aviyonik test cihazları, ait olduğu sisteme ait elektronik box sistemini, kokpit kontrol panelini, haberleşme yollarını ve diğer sistemlerle olan ara yüzlerini kontrol etmek amacıyla kullanılır. BITE, aviyonik sistemlere ait box sistemlerinin (bilgisayar kontrol kısmını oluşturan alıcı-verici vb.) içinde bulunan self-test ekipmanlarıdır. Bu ekipmanlar kullanılarak uçak üzerinde takılı vaziyetteki aviyonik sistemlerin, bazı kontrolleri yapılabilir ve arızalarını tespit edilebilir. Uçak üzerinde bulunan denetleyicilerin (controller), gösterge ve haberleşme ekipmanlarının diğer data (veri) bağlantılarıyla olan kumanda geçişleri için durum raporlarıyla haberleşmeye ihtiyacı vardır. Bir uçak büyük bir bilgisayar ağı gibidir. Bu ağdan beklenilen şey daha fazla işin, daha güvenilir olarak yapılmasıdır. Ancak yapılan işin miktarı daima ikinci plandadır asıl önemli olan güvenilirliktir. ARINC 429, ticari uçaklarda yerel network tanımlamasında kullanılan bir özelliktir ve aviyonik sistem elemanları arasında dijital datanın transferi için kullanılan bir endüstri standardıdır. Özellikle büyük yolcu uçaklarında çok sayıda kontrol yüzeyi ve iç donanımı bulunduğu için iletim hattında çok fazla miktarda kablo kullanılması gerekmektedir. Günümüz uçaklarında konfor ve ihtiyaçlara cevap verebilmek amacıyla birçok sistem geliştirilmiş olup bunların birçoğu pilot tarafından kumanda edilmektedir. Eğer bu sistemlerin her biri için ayrı bir iletim hattı kullanılmış olsaydı, özellikle büyük yolcu uçaklarında tonlarca ağırlıkta kabloya ihtiyaç olacak, bunun sonucunda da ağırlık artışı, maliyet artışı, bakım/tamir zorluğu ve iç karışıklıklar gibi sorunlarla karşılaşılacaktı. Bu sorunlardan kurtulmanın yolu, iletim hattındaki verileri her bir aygıta ayrı ayrı götürmek yerine tek bir hat üzerinden ulaştırmaktır. Bu amaçla uçaktaki farklı kısımlardan gelen verileri seri olarak gönderme prensibiyle çalışan seri veri iletimi kullanılmaktadır. Fakat seri iletim yöntemindeki bazı dezavantajlar güvenilirliği azalttığından bu yöntemin uçak üzerinde direkt olarak kullanımı uygun olmamaktadır. Bunun üzerine temeli RS 232 standardına sahip ARINC 429 standardı geliştirilmiştir. Örneğin VHF haberleşme sistemine ait transceiver içinde bulunan BITE ekipmanı, VHF transceiver’ın uçak yerde iken sinyal gönderme ve almasıyla ilgili testlerin yapılmasını ve verici-alıcı modlarının sağlıklı çalışıp çalışmadığını kontrol etmektedir. Radyo haberleşme paneli için mevcut olan BITE ekipmanı ise radyo kontrol panelinin VHF transceiver’dan sinyal alıp almadığının kontrolünü yapar. Sistemin panelinde çalışma durumu normal ise aktif ve stand-by frekans penceresinde ilgili frekans bilgisi görünür. Ancak bir arıza olması durumunda panel üzerindeki frekans pencerelerinde FAIL FAIL ya da PANEL FAIL uyarısı görünür. Bu durumda ilgili sistemde VHF transceiver’ın bağlı olmadığı, VHF transceiver’ın enerjili konumda olmadığı, ARINC 429 veri yoluyla ilgili bir problem olduğu ya da kablolama hatası olduğu anlaşılır ve ilgili işlem gerçekleştirilerek arıza giderilir. Esen kalın... 28 29 tarİh G azi Mustafa Kemal’e ilişkin betimlemelere baktığımızda onun birçok niteliğinin ardı arda sıralandığını görürüz. Onun için en kahraman asker, en iyi kumandan, başöğretmen, ileriyi gören şef, sezgileri güçlü bir diplomat, gerçek bir vatansever, bilimsel düşünüşü temel alan, araştırmacı bir kişilik, devrimci bir kimlik ve bir bilge kişilik denir. Bu niteliklerin içinde en az üzerinde durulanı onun belki de bilge kişiliğidir. Mustafa Kemal Atatürk düşünceleri ile yepyeni bir devlet kurmuş, yepyeni bir toplum yaratmış, sadece Türk ulusu için değil, dünya uluslarına da etki eden yepyeni bir model oluşturmuştur. Atatürk’ün yetişme yılları her biri Avrupa ile yakın ilişkili olan 3 kentte geçmiştir. Bunlar Selanik, Manastır ve İstanbul’dur. Selanik’te Fransız kültürünü öğrenmişti. İmparatorluğun son yıllarında ortaya çıkan çeşitli düşünce akımlarının (ki bunlar, Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük Batıcılık akımlarıdır) imparatorluğu kurtaracağına inanmadığını belirterek 1906 yılında Beyrut’ta iken arkadaşlarına tek kurtuluş yolunu şöyle ifade edecektir: “Ulusal devlet kurmak, temelini de Anadolu ve Rumeli Türklüğünün oluşturacağı bir ulus devlet kurmak.” Mustafa Kemal yetişme yıllarında etkili olan bu düşünce akımlarını iyice değerlendirmiş ve kendi düşüncelerini oluşturmuştur. Onun kişiliğini belirleyen düşünce ise bilimsel düşünce olmuştur. Mustafa Kemal, “Yaşamda en doğru yol gösterici bilimdir” derken bilimsel yöntemi işaret etmektedir. Mustafa Kemal’in Jean-Jacques Rousseau’dan Voltaire’den, Auguste Comte’den Camille Desmoulins’den ve Montesquieu’dan esinlendiğini biliriz. O bu düşünürlerin yapıtlarını Fransızcadan okumuştur. Ama öte yandan İslam ve tasavvuf düşüncesini de incelediğini biliyoruz. Nitekim onun şu sözleri önemlidir: “Yemekten önce Mehmet Emin Bey’in Türkçe şiirleri ile Fikret’in Rübab-ı Şikestesi’nden aynı alandaki kimi parçalarını okuyarak bir karşılaştırma yapmak istedim. İkisi de başka başka güzel. Ancak Türkçe olanda da öbüründe de aynı ölçüde Arapça, Farsça sözcükler var. Farkı biri parmak hesabı, öbürü değil.” Görüyoruz ki farklı düşünceler ve görüşler, bunların incelenmesi, değerlendirilmesi sonucunda Mustafa Kemal’in temel düşünceleri ve görüşleri oluşmuştur. Bu görüşlerin en somut olarak ortaya çıktığı alan ise onun ilkeleri ve devrimleridir. Bugün altı ilke olarak adlandırdığımız Atatürk ilkeleri onun düşünce yapısının en somut örneği iken Türk devrimi başlığı ile ele aldığımız bir dizi reform da bu düşünce yapısının temel eylemleri olarak yaşama geçirilmiştir. Ve bu eylemler ve düşünceler de ulus devletin temel yapısını oluşturmuştur. Türk devrimi ile ortaya çıkan yeni devlet de onun biricik ve en temel eseridir. Nitekim Gazi Mustafa Kemal 25 Aralık1922’de Le Journal muhabiri Paul Herriot’ya Çankaya’da şöyle diyecektir: “Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilmekte olan yeni Türkiye, Babıâli’nin idaresi altındaki eski Osmanlı İmparatorluğu değildir. Yeni Türkiye şeref ve haysiyetini, kudret ve kuvvetini bilen ve haklarını korumak için varlığını tehlikeye atmaya da hazır ve amadedir.” Bu sözler onun kurduğu yeni devletin temel niteliklerini ne güzel özetliyor! , R A L L A M M I S E A K K A F 10 A T S U I S M I İ P Z A Y GA E C N Ü Ş Ü D E V Yazı: Dr. Handan Diker Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi [email protected] 30 “Türk milletinin en zengin milli serveti, Atatürk’ün fikir ve düşünceleridir. Bu milli servetin gerçek ve tek mirasçısı da Türk gençliğidir.” İsmet İnönü 31 TEKNİK elale, akarsu yatağının dike yakın bir biçimde aniden düştüğü, suların yüksekten dökülerek aktığı kısım. Yaz aylarında turistik açıdan çok dikkat çeken şelalelerin kış aylarında hava sıcaklığının aşırı düştüğü bölgelerde nasıl bir görüntü oluşturduğunu düşündünüz mü hiç? Bugünlerde kış turizmi açısından ilgi çekici bir hal aldı donan şelaleler. Birçok turist donarak muazzam bir görüntü oluşturan bu büyük su kütlelerini görmek için seyahat ederken, bazı gruplar da bu doğa harikasını yeni bir heyecan akımı olan buz tırmanışı sporu için kullanmaktadırlar. Peki, suyun donması her zaman böyle güzel şeylere mi sebep olur? Buz, suyun donarak katı hale geçmesi. Kış aylarında hayatımızı oldukça etkiler buz oluşumu, yerlerin buz tutması araçların ve bizim işimizi oldukça zorlaştırır ve istenmeyen kazalara yol açabilir. Buz oluşumu, arabalarda olduğu kadar uçaklarda da tehlikeli ve istenmeyen bir durumdur. Yazı: Volkan Kamar 32 Uçak üzerinde buz oluşumu, havada uçağın su damlacıklarının aşırı soğumuş durumda bulunduğu bulutların içinden ya da yağışın içinden geçmesi sonucunda oluşur. Aşırı soğumuş demek, suyun donma noktası sıcaklığının altında sıvı formda bulunması demektir. Suyun donması için iç sıcaklığını (bir maddenin sıcaklığını değiştirmeden fiziksel durumunu değiştiren ısı) kaybetmesi gerekir. Hareketsiz bir damlacığın iç sıcaklığını ortama vermesi yavaşça olur, yani damlacığın aşırı soğumuş formda kalmaya karşı eğilimi vardır. Bununla birlikte bu damlacık uçağa çarptığında metal yapı damlacığın iç sıcaklığını alır ve böylece damlacık donar. Bunun oluşabilmesi için belirli şartların da gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan bazıları yükseklik, uçak yüzeyinin sıcaklığı ve uçağın hızı gibi durumlardır. Mesela 40.000 fit üzerinde uçak üzerinde buz oluşumu nerdeyse yok denecek kadar azdır çünkü bu yükseklikte damlacıklar buz kristalleri halindedir, yani zaten donmuş vaziyette bulunurlar ve uçak yüzeyini etkilemezler. Yüzey genişliği de bir diğer etkendir buz oluşumunda. Yüzeyin küçük olması daha kolay buz oluşmasına neden olur. Bu yüzden uçak kuyruk kısımlarında kanatlara göre daha çabuk buz oluşumu görülür. Peki, uçak üzerinde buz oluşumunun ne gibi zararları vardır? Kanat aerofil şeklinde ve hücum kenarlarındaki aerodinamik akışta kayba yol açarak taşımanın azalmasına neden olur. Taşımayı azaltırken aynı zamanda taşıma yüzeylerinin pürüzlenmesi sonucu sürtünmenin artmasına yol açar. Kontrol yüzeylerinin hareketlerinin kısıtlanmasına ya da tamamen engellenmesine neden olabilir. Uçak ağırlığını artırması sonucu uçağın dengesinin bozulmasına neden olabilir. Pitot/static portların donarak doğru bilgi vermelerinin engellenmesine neden olabilir. Kokpit camlarında görüşün azalmasına ya da tamamen kaybolmasına neden olabilir. Uçağın iniş esnasında buzlanma sonucu stall hızı artacak ve pilotlar uçağı daha yüksek süratlerde indirmek zorunda kalacaklar ve bu da uçağın durdurulmasının daha zorlaşması anlamına gelecektir. Buzlanmanın bu kadar tehlikeli olduğu havacılıkta, yerde ve havada buzlanmanın engellenmesi amacıyla birçok tedbir alınmakta ve aynı zamanda uçaklarda da buz önleyici sistem bulunmaktadır. Kış aylarında havacılıkta alınan tedbirlerin havacılıktaki buzlanmadan kaynaklanan kazaları neredeyse sıfıra indirmesinin, kara ulaşımında da en azından elimizde olan lastiklere zincir takma işi gibi tedbirleri almamıza örnek olması dileğiyle… 33 SPOR ın llara vurman da kendini yo ar h k bir ba n ca So . la rzıdır net sayı , bir yaşam ta spor için cen r. Bu g. n ki kl ek Yolda olmak k eksi ik olu lu ise tr lememek büyü ve sportif yo im li ey ce n en d le le eğ en u bir kez bi yaşarken bun memlekette la rı yapıyor. Bu spor ing organizasyonla meyi ne de kapsamında trekk ilk n enler içi an denemek istey ca ıllı ak i ilgilenmek en azınd ler leştirme rdan biriyle gerçek ı bu organizasyonla trekking hazırlıklar le ziy ge bu yapılacak r nle olur. Grup halinde ke re anız ge nınızda bulundurm n hazır nasıl yapılmalı, ya zorlu parkurlar içi ha da en rk olu i hib sa gi bil ngi konusunda ngi mevsimde ha Harita okumayı, ha yı ma çık şa hale geleceksiniz. ba a şartlarıyl n olduğunu, doğa lik bir nü parkurların uygu gü en artırırk kademe zorluğu öğrenerek kademe parkurlara geçmek un uz n re gerekti parkurlardan kamp lmış. tamamen size ka 34 gibi kış sporları ayak, sonowboard cak hava aktiviteleri an dışında, tüm açık Bunda a. zd ısı hakim çoğumu yazın yapılabilir alg e ara itim eğ a ulların yaz aylarınd olması en büyük etken, ok im vs me k için en uygun ma çık ya yla ya i, vermes enlerin de geçirmek istey ve tatilini köylerin z ya n ya ma hasat yapıl ekim, dikim veya ” tili ta az gelişen “y sine bağlı olarak de aylarını tercih etme ya da tatil beldesin le ey zm e sadece yü i gib ive yd kültürümüz. Tatild sk , raşütü denenen yamaç pa k ço lik te tek sefere mahsus Üs ksızlık. yetinmek büyük ha ce ekstrem sporlarla , evinizden binler en ey rm an gerekti tif na er büyük, pahalı ekipm alt eceğiniz bir gitmeden yapabil kilometre uzağa varken. bir spor olarak iki hareketi, bunu fiz l me te en ın sit Yürüyüş insan rtlar altında. Bu ba ta olur normal şa parkur bir lli be değerlendirmek ha a tirip, doğal ortamd ge e lin ha in ipl ğada aktiviteyi dis biraz değişiyor. Do tirdiğimizde işler or. niy de üzerinde gerçekleş ” ng rak “hiki yüşlere genel ola yine yapılan uzun yürü ne ve zorluk düze iği ell öz ı bölgenin z mu nu Yürüyüşün yapıldığ ko as lıyor. Es killerde sınıflandırı elliği öz k yü bü göre çok çeşitli şe En i. dallarından bir alt un or sp bu “trekking” ise yapılıyor oluşu. gibi ormanlık alanda n mangal, piknik yapmak fikri heme pılması ya a Doğada yürüyüş nm ısı cesinde asın. Trekking, ön l ne yo çağrışımlar yapm es of yulan pr ipmana ihtiyaç du rı rla tu gereken, belirli ek ğa do ması, ndır pek çok tur fir bir spor. Uzun zama TÜM SERVETİNİZ AYAKLARINIZ klarından, kayalık alardan, dere yata Upuzun dar patik ceksiniz, adı rın arasından geçe kla lılı ça sık r, ve an yamaçlard a parkurlar da va 9 kilometrelik kıs 8. şü yü rü yü ğ la uy üzerinde da cesi yolun uzunluğ ler de. Zorluk dere 30 ğin ne 30-40 kilometrelik Ör r. ölçülüyo reken zorluklarla nişçe değil, aşılması ge resinde eğimsiz ge et om kil 20 un ur rk pa bir lik n kilometre rından ıslanmada , su yatağının kena bir lik re bir yoldan gidebilir et om mı 10 kil irsiniz. Ama topla en rahatlıkla geçebil yatağının üzerind re de bir ak için r He ir. parkuru tamamlam bil ke re anız ge patikayı tırmanm z ve nu rsu geçmeniz, dik bir ıyo çık yola az sürmeyecek bir n en içi ak koşulda 2 saatten am ml de tama ve keyifli bir şekil gibi lar or bu süreci sağlıklı sp n tü Bü rahat olması. zın ını lar ak ay l şu önemli ko riyor. n ekipmanı gerekti trekking de uygu 35 SPOR lmanız larca alternatif bu bir araştırmayla on nusunda ko ı lar yapacağınız kısa or iyesi, doğa sp led Be eli ca Ko ğin k mümkün. Örne hir ve civarında ço mekan sunuyor. Şe urların rk pa bu pek çok alternatif de ernet sitelerin İnt r. va u ur rk pa rından sayıda trekking olduğu, su yatakla i mevsim için ideal e içm e ind uzunlukları, hang er rgah üz rekmediği ve güze rkur pa ve e giy geçmek gerekip ge bil i ayrıntılı edilemeyeceği gib gun uy ze ini nd suyu temin edilip ke bir incelemeyle sa Kı ş. mi ril ve r haritalarına ye mümkün. e bir rota çizmeniz rma biçimidir” diy z aslında, o bir du me git yulması ko la yo “Yol bir yere rsa bir yere gitmiyo l Yo r. va r şii bir dığınızı başlayan ünlü da yol almak, yaşa iz. Capcanlı doğa sin siz n ke re ri ge k. ğe et de ğlayaca bandı orada serv na şükretmenizi sa , ağrı kesici, yara hissetmenizi ve bu ilacınız bir gi an bez, kas gevşetici rh he nız ndığı alde devamlı kulla n su taşıyacaktır. Norm k geçmeniz gereke re ze Yü n. alı ıza nın ya ak mez kk ha varsa mu cak olan su geçir ipmanınızı koruya ek ve yo a... ma ınd n içi lar yatakları , tabii yaz ay anızdan çıkarmayın nt ça t sır kı, at da n, ızı ive torbaların ğınız bere, eld re yanınıza alaca gö a lığ ak sıc z. ve ru e ıyo Mevsim ekipmandan saym t ve aksesuarları tozluk gibi kıyafe ın çok olması ayakkabın dişlerin çok derin masına ak toplayıp ağırlaş fazla çamur, topr mez sağlam ve su geçir neden olur. Hafif, a am maliyetli olabilir bir ayakkabı biraz , niz cağınızı düşünürse uzun yıllar kullana tlığa değecektir. sağlayacağı raha ğiz, bunda ne var “Sadece yürüyece çıkanlar olacaktır ki?” diyerek yola sonra kaç kilometreden etrafınızda, ilk bir a şahit karşılaşacakların nasıl bir ıstırapla n yanı sıra doğada olabilirsiniz. Bunu şlık rüyüşte, kaygan ta yapacağınız bu yü dan lar mli kaygan toprak YANINIZDA BULUNSUN er zeminlerden ve ne ksek yü , k güzergah dik nacağınız diğ ço k Pe z. ini ks ce Trekking için kulla geçe ak. ac an ml ma ta çirmeyen hafif bir k re ipmanlar ise, su ge ek yamaçlardan geçe mak zı ını rası, denge sağla kavrayan, ayaklar t çantası, su mata sır Zemini tamamen z. ını an k için doğrudan r en önemli ekipm ve yolunuzu açma saran, hafif botla bir ite tiv ak bir an anızı sağlayacak pıl ya lılıklara dokunmam ça Trekking doğada rı ay stonu), ekipten iç içe. Çoğu kez baton (trekking ba olduğundan suyla cak iz en çm ge en ind er duyurmaya yaraya üz şerseniz sesinizi dü dere yataklarının n n ızı re an kti sula… Sırt çant zor ve kamp gere dük, harita ve pu dü gerekecek, hatta rli k me re n ve belden ke derelerden yüze omuzdan, göğüste bazı parkurlarda z ayları ya lar ur rk laştıracaktır. pa ko bu ası taşımanızı lay olm geçilebiliyor (tabii u uğ ı old l yerin kalın olmas n). Yağmurun bo lden bağladığınız Be için çok daha uygu ğlı ve ba ve n i altır, göğüste a toprağın neml erindeki baskıyı az üz sonbahar aylarınd ın ri an ile nt nt ça abilir olması yerdeki su biriki uzlardan ayarlan om kaygan olduğunu, yar, ya en ıza zd zdan alıp sırtın durulmalı, bu yü ırlığını omuzlarını ağ göz önünde bulun a ızd an ça nt çirmemesi olduk laylığı sağlar. Ça bu size taşıma ko ayakkabının su ge ha ız da kın nin (ça mi neri olmalı, çakı nemli olması ze kesinlikle, bir el fe önemli. Toprağın iniz). akkabıya ay n ru mu ça yve bıçağı alabilirs ve me ksa küçük bir yo kaygan olmasına iç k de ıza ye dek kıyafet, n olur. Ayakkabın nların yanı sıra ye Bu yapışmasına nede acil bir , ak luk, polar, çakm aklardaki ağırlığı çamaşırı, yağmur yapışan çamur ay ı ak ay uf lm da ru lar yo k yaralanma yi zorlaştırır ve rum çantası (küçü du artırarak yürüme ı e as niz am işi vr r ka da madığınız ka zın zemini tam boy batikon hiç um hızlandırır. Ayağını ı ca as un tm uğ ba old k nının mümkün k makası, kıymı yarayabilir), tırna için ayakkabı taba zlı ga , ak ac bız ni tam kavray rına karşı cım ve böcek sokmala esnek olması, zemi bandaki Ta . kir re ge ı as sık dişlerinin olm 36 BAŞLARKEN… r ve kısa da olsa un süreli yürüyüşle uz e bil lar az ur rk pa En kısa dan kalkar kalkm yüzden masa başın Bu or. riy kti re ge ve tırmanış nmaya başlamak büyük hata olur. Isı söre yürüyüşe geçmek fta önceden asan ek için en az bir ha çm ge e ün ön n da hamlığı reketleri yapmak ş öncesi ısınma ha veda edin. Yürüyü rkurun ortalama Kısa sayılan bir pa ir. bil ıla tır laş lay işinizi ko yarısının tırmanış olduğunu, bunun a ınd ar civ re et 15 kilom l edin. olabileceğini haya rini es geçmeyin. esneme hareketle n içi ş yü rü . yü bir Rahat me hareketi yapın bitirirken de esne de en rk şla ba şe Yürüyü u azaltır. k yorgunluğunuz erji Molalarda esneme alın. Çok fazla en sinleri çantanıza be cu ru yu do ve en zd En hafif ınız artacak. Bu yü açık havada iştah harcayacaksınız, düşündüğünüz, ıyla doyuracağını lam an m ta i siz durun. a yanınızd , yiyecekler bulun eniz gerekmeyen irm piş da litre ya iki ız ısıtman ntanızda en az ük yapmamak.” Ça “y r ele lim ve su ke ak r ta Anah kaynakları bulm larda içilebilir su ur rk pa r, zı Ba ala . gıd alı su olm tıracak hafif mkün. Enerjiyi ar mü da ak t pm ra ya hid si on takviye Örneğin karb üm faydalı olabilir. üz ru ya ku , ve lı viz ce lam , fındık ytin ezmeli, sa irli, domatesli, ze yn pe , i ler jiy er sin en be ı kli ağırlıkl hem de gere hem kolay taşınır viç nd sa bir lı lık ton ba sağlar. HAREKET VAKTİ kking için nereye emli soru ise “Tre ön en an kıl n ta ra Akılla trekking için uygu n yedi bölgesinde ’ni iye rk Tü ı, ” ah li? gitme Manavgat güzerg ya yolu, Katıryolu, an parkurlar var. Lik Ağrı Dağı bunlard ıdere, Nemrut ve ml Ça lu, Bo urlarda, , rk as pa Anam k belirlenmiş profesyonel olara a Am çı. ka bir ce sade çıkmak isterseniz ğınızı bilerek yola neyle karşılaşaca 37 HAVACILIK Yazı: Şebnem Bayezit Ticari ve Yer Hizmetleri Eğitmeni 2 n e z do BİLGİ EKSİKLİĞİ: Bilgisi olmayan ya da herhangi bir dalda eksik bilgi sahibi olan personel her zaman işletmelerin başarısız olmasına neden olur. Bir eğitmen olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim; eğitim her konuda olması gereken temel unsurdur. Bilgi her zaman doğru kaynaktan alındığında işe yarar, bu da eğitimle alınan bilginin doğru olduğunu gösterir. Kulaktan dolma, yanlış bilgiyi öğrenmiş personel, bilgisiz personel kadar tehlikelidir. Eğitimle temel kurallar çalışanlara aktarılır, farkındalık oluşturulur, daha sonra iş başında tecrübeli personel ile bu bilgiler etkili hale getirilir. Ateşin ne olduğunu bilmeyen bir insan, ateş gördüğünde elini ateşe değdirmekten korkar mı? Eğitimi olmayan ya da eksik, yalan yanlış eğitim almış personel soru sormaya utanır. Kendisine soru sorulmasından da korktuğu için her zaman bir kaçak olacaktır. Doğru bilgisi olan personel ise alıcı ve verici arasında yaşanacak eksik iletişimi nasıl çözebileceğini, doğru çözümü bilir. Eğitimlerini tam olarak almış, zaman ilerledikçe bilgilerinin güncelliğini koruyabilen personel, geçmişte yaşanmış aksaklıkların tekrarlanmasına engel olabilir. Bilgi eksikliğinde önemli olan bir başka konu ise eksik bilgi nedeniyle birilerine danışmanın ya da bilmiyorum demenin bir zayıflık olmadığının çalışanlara anlatılmasıdır. Bilmedikleri öğretilmeli ve bilmiyorum diyen bir personel bunun için küçük düşürülmemelidir. Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız. Bilgisi eksik olan ya da bilgisi olmayan çalışan, öğrenmek ve araştırmak için 38 teşvik edilmeli. Araştırmayı seven personel çalıştığı kuruma uzun vadede maddi ve manevi kazançlar getirir. Bir personel öğrenmeyi severse öğretmeyi de sever. Havacılık gerek teknik, gerekse kurallar bakımından karışık ve her geçen gün kendini yenileyen bir organizmadır. Bu nedenle deneyim, deneyimli personelin vereceği eğitimler, dokümanların takip edilmesi, güncelliğin korunması, araştırmacı olmanın teşvik edilmesi önemlidir. Bilgi cimrisi olmanın önüne geçilirse, doğru bilgiye kolay ulaşılırsa ve çalışanlar bu konuda motive edilirse, bu maddenin olumsuzlukları engellenebilir. DİKKATİN DAĞILMASI: İnsan dikkatinin belli bir zaman aralığında hiç bozulmadan korunması mümkün değildir. Yapılan araştırmalar sonunda beynin bir konuya yoğunlaşma süresi en fazla 25-45 dakika olarak belirlenmiştir. Çalışan personelin dikkati ise pek çok nedenden dolayı dağılabilir. Özellikle yüksek sesli ortamda çalışmak ya da iyi aydınlatılmamış bir çalışma ortamı, çalışılan ortamda ısının yüksek veya az olması, mevsimsel hastalıklar, vardiyalı çalışma, yeterli yetkinin verilmemiş olması gibi pek çok neden sıralanabilir. Psikologlar dikkat dağıtıcı şeylerin yapılan hatalarda bir numaralı sebep olduğunu vurgular. Çalışılan ortamdaki dış etkenlerden kaynaklı sorunları gidermek (ısı, ışık, yalıtım, yüksek ses) daha kolaydır. Bu tür sorunlar işveren tarafından giderilebilecek sorunlardır. Bazı dikkat dağıtıcı nedenlerin ise tamamen ortadan kaldırılması neredeyse imkansızdır. Bunların ise olumsuz etkileri azaltılabilir (vardiyalı çalışma nedeniyle kaliteli uykusu olmayan personel). Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı sağlandıktan sonra tamamen çözülemeyecek olan diğer dikkat dağıtıcı unsurların etkisi nasıl azaltılabilir? İnsanlar her zaman düşünme eğilimindedir. İnsan özellikle de hayatında yaşadığı olumsuzlukları daha fazla düşünür. İhtiyaçlarla ya da sorunlarla meşgul olmayı engellemek için adil bir görev dağılımı yapılarak, çalışanın meşguliyetinin sağlanması gerekir. Görevler, bir iş yığıntısı şeklinde dağıtılmamalı, tamamlandıktan sonra gereken doğru kontroller farklı kişiler tarafından yapılmalıdır. Dikkat dağınıklığının sebep olacağı sorunların en aza indirilmesi, personele verilen görevler tamamlandıktan sonra yapılacak kontrollerle sağlanabilir. Yapılması gereken check-listler farklı personeller tarafından yapıldığında dikkat dağınıklığının neden olabileceği aksaklıkların önüne geçilmiş olunabilir. Asla çalışanlardan acele ederek iş yapmaları beklenmemeli. Aceleyle tamamlanmaya çalışılan işlerde her zaman bir şeyler eksiktir ve gereken kontroller böyle bir ortamda ya yapılmaz ya da sağlıklı ve doğru yapılmaz. Devam edecek... 39 TEKNİK İnsan Faktörü ve EWIS İlişkisi Uçak kablolama sistemi ve EWIS – 2 Yazı: Fatih Aydemir G eçtiğimiz ay EWIS (Electrical Wiring Interconnetion System) hakkında genel bilgilendirme yapmış, olayın tarihçesi hakkında bir hatırlatma sonrasında temelde ATSRAC grubunun çalışmalarıyla ortaya çıkan ve prosedürün bize önerdiği kontrol metotlarını öğrenmiştik. Bu ay inceleyeceğimiz konu, aslında bu kontrol metotlarının uygulama esasları ve güncel hayatta çalışma ortamında çoğu zaman farkında olmayarak yaptığımız yanlışlar veya hatalı tutumlar. Bu kategoriye doğru bilinen yanlışları da eklersek konuya geniş ölçüde hakimiyet ve farkındalık sağlamış olacağız. Hatırlayacağınız üzere araştırmalar bize iki farklı kontrol kriteri sunmaktaydı. Bunlardan ilki, Genel Göz Kontrolü (GVI) diğeri de Detaylı Kontrol (DET/DI) olarak adlandırılmaktaydı. İsimlerden de anlaşılacağı üzere ilk metot kablo yerleşiminin genel durum olarak kabaca kontrolünü, ikinci kontrol metodu ise arıza şüphesi duyulan kablo teçhizatında ve bağlı olduğu diğer donanımdaki olası hata ve hasarları bulmayı amaçlıyordu. Aslında otorite yayınlarına baktığınızda (EASA AMC 20-21 ve 20-22) neredeyse bakımda ve operasyonda uçağa eli değen herkesin kablo sisteminin 40 güvenilir kalmasından sorumlu tutulduğunu ve o sebeple de birçok çalışan grubuna eğitim zorunluluğu tanımlandığını göreceksiniz. Gerçekçi bir bakış açısıyla bakıldığında gerçekten de bakımdaki bir uçakta ister temizlik yapsın, ister bir komponent değişimi veya bakım yapsın hemen hepimizin tecrübesine ve bilgi seviyesine bakılmaksızın mevcut kablo düzeneğini ve elektriksel donanımı (ki buna artık EWIS diyerek kablolama sistemi diyoruz) hasarlama riskine sahibiz. Bu riskin azaltılması ve nihayette sıfıra indirgenmesinin ancak tüm çalışanlar tarafından benimsenmiş hata/hasar önleyici uygulamalar yapılması ve kişisel bilinçle sağlanacağı otorite nezdinde anlaşılmış durumda. Artık biz teknisyenler şunun bilincinde olmalıyız: Hareket etmese dahi veya mekanik bir etki altında yük taşımasa dahi üretimde uçağa döşenen kablolar, uçağın servis hayatı boyunca aynı performansta çalışamazlar. Bu kabloların tıpkı bir uçak komponenti gibi zaman zaman “overhaul” edilmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda taşıdığı elektrik sinyalinin özelliğine ve kablo çapına bakılmaksızın her bir iletkenin “arıza yapma ve sonuçta ölümlü bir kazaya yol açma ihtimali” olduğunu da artık yaşanmış kazalardan biliyoruz. Yukarıda gördüğünüz pilotaj hatası da bir insan tarafından yapıldı ve HF araştırmaları bize bu hata payının bütün pilotlarda olduğunu söylüyor. Kazanın microburst hava akımı (windshear) sebebiyle olduğu kaydedilmiş. Aslında bakımda çalışan personel de zaman zaman olmadık hatalar yapıyor, ihtimal bile verilmeyen aksaklıklara veya iş kazalarına ve hatta en kötüsü kaza/kırımlara yol açabiliyor. Konunun EWIS ile ilgisini irdelemek adına şimdi isteseniz bazı durumları modelleyelim. Kablo sistemi hasarlarının oluşum mekanizmaları incelendiğinde üç veya daha fazla kademede insan hatası öne çıkmakta. Hatalar tek boyutlu olmadığından modellemeyi de buna göre çeşitlendirmek ve oluşan durumları irdelemek lazım. Örneğin zaman zaman kasıt olmadan yapılan ihlalleri, bilinçli yapılan ihlallerden ayırmak gerekli. İhmal düzeyindeki bir davranışın neticeleri çok vahim olabiliyorken, edinilmiş alışkanlıkların ortaya çıkaracağı etki de bundan aşağı kalmamakta. Kabiniçi panelleri söküldükten sonra elinizdeki kartı yapmak üzere uçağa gittiniz fakat tabanda döşeli olması gerekli “dummy” paneller yerinde yoksa, kendi ağırlığınız sebebiyle siz artık kablolar açısından bir tehlike kaynağısınız. Anlık bir denge kaybı neticesinde kablo demetinin üzerine basabilir ve farkında olmadan çok basit şekilde hasarlanmasını sağlayabilirsiniz. Hele bir de şirket içindeki çalışan baskısı ve gruplaşma etkileri varsa, belki de yol açtığınız hasarı görseniz bile söylemekten çekineceksiniz. İşte size vahim bir uçak bakımında insan hatası örneği. Bu türden bir durumla karşılaşan bilinçli bir bakım personeli kazara bastığı kablo demetinde ayak izinin olduğu yere değil, kablo demetinin bağlı olduğu ilk kelepçelere bakmalı. Kablo demetinde bir sarkma meydana gelip gelmediğine bakıldıktan sonra gerek duyulursa DET/DI uygulanmalı. Tahmin ettiğiniz üzere, bahsi geçen inspection kriterleri (GVI, DET/DI) yalnızca bakım kartları bize söylediğinde yapılmıyor, aksine bir teknisyenin aklının köşesinde kalması gerekli ve her zaman uygulanması muhtemel hasar önleyici bakım işlemleri (tedbirler) arasındadır. Kablo demetinin sıvıya maruz kalması (su, hidrolik, yakıt, drain kaçakları vb.) durumunda ise kablo demetinin yine muhtemel hasar yönünden gözden geçirilmesi önerilmektedir. Örneğin, aileron sisteminde tespit edilen bir kanat hidrolik kaçağı giderildikten sonra, kaçak oluşan bölge civarındaki kabloların da sıvı tehlikesi açısından kontrol edilmesi önemli bir ayrıntı. Airbus firmasının kendi hatasını kabul ederek yayınladığı, belli yıllar arasında üretilen A320 uçaklarında (THY filosundaki bazı A320 uçakları da bu listeye dahil) kanatlarda döşenmiş kabloların ilk ağır bakımda değiştirilmesini zorunlu koşan talimatlarını ve nedenlerini biraz da bu açıdan düşünün lütfen. EWIS açısından “kritik bölge” olarak adlandırılan alanlarda bakım yaparken daha dikkatli olunması da bir diğer en iyi uygulama önerisi. Malumunuz bu alanlardaki kablo sistemi normalden daha fazla bozucu etkiye maruz kalmakta ve kablolar sıklıkla hasarlanmaktadır. Bu bölgeleri de çalışanların biraz daha ince eleyip sık dokumaları gerekecek. Sonuçta EWIS hakkında yayınlanan bütün talimat ve genelgeler, o bölgedeki bir hasarın görülmemesinden her bir çalışanı sorumlu tutuyor. Listenin tamamı için lütfen EWIS dokümanına başvurun ama bu kritik alanların birkaçını yeri gelmişken hatırlayalım, dış ortam hava koşullarına ve bozucu etkilerine açık alanlar (SWAMP Areas), sıcak bölgeler, hidrolik veya her türden sıvıya maruz kalma riskini içeren alanlar, hareketli parçalar ve EFCS sinyal kabloları. Gördüğünüz bir kablo hasarını “Nasıl olsa başka biri daha görmüş ve iletmiştir” diyorsanız dikkat buyurun, uçak bakımında insan faktörü hatalarına başka bir örnek oldunuz demektir. O hasarın görüldüğünü ve doğru kişilere iletildiğini varsaymak ancak ve ancak bir iletişim problemi doğuracaktır. “Bu türden hataları görmek benim işim değil!” diyorsanız burada başka türden bir hata söz konusu oluyor. Son örnekte direksiyonun başına siz geçtiniz ve az önce “kasıtlı bir ihmal” yaptınız. Swiss cheese modeli için peynir dilimlerinde delik açan da maalesef yine sizsiniz. Konumuz insan faktörü iken “Nasıl olsa bir şey olmaz”cıları da işlemek lazım. Zaman zaman kendini gösteren bu meslek hastalığı genellikle tecrübesine güvenme neticesinde ortaya çıkmakta. Başka bir sebebi ise bu zamana kadar problem oluşturmadan gelmiş bir aksaklığı, bundan sonra da problem oluşturmayacağı bahanesi ile gidermeme alışkanlığı. Günlük hayattaki iş yoğunluğu veya zaman darlığı kendimizi kandırmak için bu türden bahaneler uydurmamız için düşünce dünyamızı şekillendiriyor. Kısa bir zaman sonra geriye dönüp objektif olarak baktığınızda ise görüp göreceğiniz tek şey şu olacaktır; en başta söylediğiniz yalana inanan düşünce sisteminiz. Kurtulmak için lütfen acil durumlarda neler olabileceğini düşünün. Gördüğünüz o kablo hasarının hata modelindeki son dilim olduğunu; bundan sonra kuvvetle muhtemel bir kaza/kırım oluşacağını varsayın. Uçak kablolama sisteminin güvenilir kalmasını temin etmek ve mevcut konfigrasyonun bozulmamasını sağlamak hepimizin görevidir. Uçakta ve atölyelerde çalışırken bundan böyle gereken dikkat ve ehemmiyeti vermenizi temenni eder, iyi çalışmalar dilerim. 41 söyleşİ istemez gurbetçi psikolojisine kapılıyorsunuz. Ülkenizle ilgili her şey, sizi orada yaşadığınız zamankinden daha çok ilgilendiriyor. Bir bardak demli çay içtiğinizde size ülkenize götürüyor. Fakat işin zor kısmı gün geçtikçe düzene daha çok alışıyorsunuz ve ülkenizi ziyaret ettiğinizde birçok olumsuzluk gözünüze daha çok batıyor. Turist olarak gittiği Hollanda’ya gönlünü kaptıran Kerem Yapıcıoğlu, burada yaşamaya ve mesleğine devam etmeye karar vermiş. Boş zamanlarında ölçekli modellerle ve bisikletlerle ilgilenen Yapıcıoğlu, artık hobilerini oğluna aktarıyor. Söyleşi: Elif Aydemir erem Bey, sizi sadece şirkette Amsterdam teknisyeni olarak biliyoruz. Bize kendinizi tanıtır mısınız? 1979 yılı Temmuz ayında İstanbul’da dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Kocaeli’nde tamamladıktan sonra, Eskişehir Anadolu Teknik Lisesi’nde Uçak Elektroniği ve Bakım Teknisyenliği Bölümü'nü bitirdim. İşe girdikten sonra da Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Türk Hava Yolları’na nasıl girdiniz? Okulun son iki senesi yaz stajlarını Türk Hava Yolları’nda yapmıştım. Ocak 1998’de mezun olduktan sonra şubat ayında THY’de çalışmaya başladım. Şirkette hangi bölümlerde çalıştınız? 2006 yılına kadar Uçak Revizyon Atölyesi’nde, aynı yılın kasım ayına kadar da Sabiha Gökçen Havaalanı ve geçici görevlerle Avrupa’daki diğer meydanlarda görev yaptım. Hollanda’ya yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı? Sonuçta buradaki yerleşik düzeninizi bozup gittiniz… Şirkete ilk girdiğim günden itibaren yurtdışında görev yapmayı kendime hedef olarak belirlemiştim. 2000 yılında bir turist olarak geldiğim Hollanda’da “Bizim insanımız da bu düzeni ve insani yaşama koşulların hak etmiyor mu?” diye düşündüm. 42 Daha sonra kafamda Hollanda için ilk fikirler oluşmaya başladı. Akabinde 2004 yılında ilanla dış meydanlara teknisyen arandığı dönemde başvurumu yaptım ve olumlu karşılandı. Fakat çalışma izninin çıkması iki buçuk yıl sürdü. Orada çalışma şartlarından bahseder misiniz, hava şartları sizi zorluyor mu? Hollanda yılın yaklaşık 10-11 ayını yağışlı geçiren bir yer. Rüzgarı ise hiç eksik olmaz. Özellikle kışın apronda çalışmak bir hayli zor oluyor. Bu ülkede iş haricinde uğraştığınız herhangi bir hobiniz var mıdır? Ölçekli modelcilikle uğraşıyorum. Daha çok sivil havacılık modelleri. Hollanda kişi başına düşen iki bisikletle Avrupa’da lider durumda. Aynı zamanda bisiklet tamiriyle de uğraşıyorum. Alışık olmadığımız cinsten çeşit çeşit bisikletler var burada. Fakat oğlumuz dünyaya geldikten sonra hobilerimi bir süre askıya almak zorunda kaldım. İnsan bütün enerjisini dünyaya yeni gelen ve öğrenmesi gereken binlerce şey olan küçük insana aktarmak istiyor. İçinizde Türkiye’ye karşı bir özlem var mı yoksa oradaki yaşam şartlarına tamamen alıştınız mı? Çok ilginçtir yurtdışında yaşamaya başladıktan sonra ister İşle ilgili ilginç bir anınızı bizimle paylaşır mısınız? 25 Şubat 2009’da yaşadığımız acı olay sanırım bir teknisyenin başına gelebilecek en kötü olaylardan biriydi. Sabah ofiste uçağın gelmesini beklerken telefonla uçağımızın meydana gelemeden düştüğünü öğrendim. Hemen ofisten çıkıp uçağın düşmüş olabileceği bölgeye gitmek için yola çıktım. Yaklaşık yarım saat sonra olay yerindeydim. Karşılaştığım manzara beni çok etkiledi. Ben uçağa ulaştığımda kokpit ekibimiz dışında tüm yolcular tahliye edilmişti. Yaklaşık 50 kadar ambulans ve 2 ambulans helikopteri yaralıları hastanelere sevk ediyordu. Kayıplarımıza tekrar Allah’tan rahmet diliyorum ve böyle bir olayın bir daha gerçekleşmemesi için dua ediyorum. Bildiğim kadarıyla yakın zamanda bir denetleme geçirdiniz. Şirket dinamikleri açısından denetimin faydasını ne şekilde gördünüz? Bir değil üç denetleme geçirdik aslında. SHGM, Air Transat ve İz Air tarafından yapıldı denetlemeler. Denetlemeler esnasında herhangi bir bulguya rastlanılmadı. Şirkette çalışmaya başladığım günden bugüne çok şey değişti. Kalite konusunda büyük şirketlerle yarışır hale geldik. Denetlemeler kalitemizin yükselmesinde büyük rol alıyor. Bize SHGM denetlemesinde eşlik eden kalite denetçisi arkadaşlara da buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Gezmeyi sever misiniz? Hangi ülkelere gittiniz, en çok nereyi sevdiniz? Aslında buraya gelmeden önce yurtdışında daha çok geziyorduk fakat ülke, aile ve dostların özlemi nedeniyle son yedi yıldır tatillerimizi daha çok Türkiye’de geçirir olduk. Avrupa’da birçok ülke, Uzakdoğu ve Afrika’da çeşitli ülkeleri gezdik. Fakat favori ülkem İtalya’dır. Amsterdam’a gelirsek bize nerelere gitmemizi tavsiye edersiniz? Amsterdam için 5-6 günlük bir gezi yeterli olur sanırım. Gelecek tüm arkadaşlarım benimle irtibata geçebilir. Kendilerini ağırlamaktan mutluluk duyarız. Yiyecek konusunda sıkıntı çekiyor musunuz yoksa Hollanda mutfağının damak tatları bize yakın mı? Hollanda’da resmi olarak 500.000 civarında Türk yaşıyor. Dolayısıyla yeterince Türk marketimiz mevcut. Kendi mutfakları ise maalesef bizim damak tadımıza uygun değil. Dünyaca ünlü Hollanda peynirleri sadece bu insanların pazarlama başarısından dolayı ünlü. İstanbul’da herhangi bir şarküteride buradakinden çok daha fazla çeşitte peynir bulmak mümkün. Bu güzel söyleşi için değerli vaktinizi aldık, ilginiz için çok teşekkür ederiz. Buradan bize iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? Asıl ben teşekkür ederim bizleri hatırladığınız için. Yurtdışına çıkmayı düşünen tüm teknisyen arkadaşlarıma önce iyi düşünmelerini, gidecekleri ülkelerdeki şartları araştırmalarını ve doğru karar vermelerini öneririm. Yurtdışındaki ve yurtiçindeki tüm teknisyen dostlara selam olsun. İyi çalışmalar diliyorum. 43 KAZA ARAŞTIRMA Yazı: Arif Sankaya, Hasan Büber arih 6 Şubat 1996 ve yer Dominik Cumhuriyeti, Puerto Plata. Burası küçük bir Karayip adası ve “kış ayları” için ideal bir tatil yeri… Bir grup Alman turist, rötar yapan uçaklarını beklerken onları Frankfurt’a götürecek uçakta bazı mekanik problemler meydana geldi. Havayolu şirketi, uçuş için Türk charter şirketi olan Birgen Havayolları’na ait bir uçak kiraladı. Üç haftadır apronda bekleyen 757’yi uçuş için hazırlamak, mürettebatı toplamak zaman almıştı. Belirlenen zamandan yaklaşık 4 saat sonra yolcular uçağa alındı. Saat 11.30 sıralarında 301 sefer sayılı Birgen uçağı, aprondan ayrılmak için izin isteyip pist başına geldi. İkinci Pilot Aykut Gergin’in, hepsi son üç ayda olmak üzere 757’lerde yalnızca 75 saatlik uçuş tecrübesi vardı. Kaptan Ahmet Erdem ise Birgen Havayolları’nın en deneyimli pilotlarından biriydi, bu tip uçaklarda binlerce saatlik deneyimi vardı. Muhlis Evrenesoğlu bu uçuşun gözlemci pilotuydu. İkinci 44 pilot gibi onun da 757 deneyimi 3 aydan azdı. 757-301 no’lu uçuşu gerçekleştirmek üzere hızlanmaya başlamadan önce yağmur başlamıştı. İkinci pilot hız göstergelerini kontrol etti. Uçaklar kalkış için hızlanırken hızı 80 nata geldiğinde kaptanın hız göstergesinin ikinci pilotunkiyle aynı olduğunu doğrulaması gerekiyordu ancak göstergelerdeki değerler tutmuyordu. Kaptan kalkış hızına geldiği anı ona ikinci pilotun söylemesini istedi. 150 natlık hıza gelindiğinde uçak V1 hızına ulaştı ve artık kaptan uçağı havalandırmak zorundaydı. Uçak havalandıktan sonra Kaptan Erdem’in göstergeleri çalışmaya başladı. Kalkıştan bir buçuk dakika sonra otomatik pilot devreye alındı. Ancak tüm bilgisayar anında hata verdi. İki farklı uyarı, pilotları uçağın çok hızlı gittiği yönünde uyardı. Ancak ikinci pilotun göstergeleri, uçağın normal hızda, yani 220 natla yükseldiğini gösteriyordu. Kaptanın göstergesi ise 325 nattaydı. Kaptan her ikisinin de hatalı olduğunu düşünerek ikinci pilota bazı sistemlerin sigortalarını çektirdi, böylelikle ilk gelen uyarı, yerini aşırı hız uyarısına bıraktı. Aşırı hız uyarısı, ekibe 350 nata, bu yükseklikte uçağın seyredebileceği azami hıza yaklaştıklarını söylüyordu. Kaptan hızı azaltmaya karar verdi ama hız göstergesi hala uçağın çok hızlı gittiğini işaret ediyordu. Çelişkili bilgiler sonucu kafası karışan Erdem, sonunda uçağın istediğini yapmaya karar verdi ve yavaşladı. Ancak 757, uyarı vermeye devam etti. Ekip sorunu çözmeye çalışırken motorların durmak üzere olduğunu gösteren “stick shacker” (levye) uyarısı kokpiti kaygı verici bir şekilde sarsmaya başladı. Gereğinden yavaş bir hızla ilerleyen uçak, 2.000 metre yükseklikte sağa doğru yatmaya ve hızla düşmeye başladı. Kaptan Erdem yükselmek için umutsuzca çaba sarf ediyordu. İkinci pilot uçağa tam güç verdi ama uçak kalkıştan beş dakika sonra radar ekranından kayboldu. Bu, 757’nin karıştığı ilk kazaydı. Araştırmacılar son dakikada görevlendirilen uçağın tam anlamıyla hazırlanmadan kalkmış olma ihtimali üzerinde durdu fakat uçağın Puerto Plata Havaalanı’nda bakım için bekletilmediği bilgisine ulaşıldı. Kayıtlar uçağın mekanik açıdan sorunsuz olduğunu gösteriyordu. Birgen yeterli yolcu bulamadığından uçak ve ekibi üç haftadır Dominik Cumhuriyeti’nde bekletiliyordu. Kazadan yaklaşık üç hafta sonra insansız denizaltı aracı düşen uçağa ait görüntüleri elde etti. Enkaz paramparçaydı. Kara kutuların her ikisi de bulunup incelenmek üzere Washington’a gönderildi. Yetkililer daha ilk anda uçakla ilgili bir gariplik sezdi, uçak normal bir şekilde yükselmeye başlamıştı, otomatik pilotun devreye alınmasından sonra uçağın burnunun fazla yükseldiğini gördüler. Hız göstergesinin de olması gerekenden yüksekte olduğu anlaşılıyordu. Hız göstergelerinde bir problem olduğu açıktı. Kokpit ses kayıtlarından, uçak daha pistte hızlanırken Kaptan Erdem’in hız göstergesinin çalışmadığını fark ettiği, ancak sorunun uçuşu iptal edecek kadar önemli olmadığını düşündüğü anlaşıldı. Yetkililer, uçak yükseldikçe kaptanın göstergesinin hayata döndüğünü fark ettiler. Dikkatleri hız göstergelerini besleyen pitot tüpüne çevrildi. Pitot tüpü, basit anlamıyla hız algılayıcısıdır. Uçağın burnunun yanlarındaki bu tüpler hava basıncına duyarlıdır. Uçak ileri doğru giderken pitot tüpünün içindeki basıncın artması hız göstergesindeki ibrenin de hareket etmesini sağlar. Ancak pitot tüpü tıkanırsa uçaktaki göstergelere yanlış bilgiler gönderebilir. Araştırmacılar uçak teknisyenlerini sorgulamak üzere havaalanına geri döndü. Teknisyenlerin bakım sırasında pitot tüplerini kapatmış olabileceklerini düşünüyorlardı. Bu sıradan bir prosedür ancak tüpler sonradan açılmazsa sonuçlar ölümcül olabilir. Araştırmacılar uçağın bekletildiği 25 gün boyunca pitot tüplerinin üzerinin hiçbir şekilde kapatılmadığını anladı. Yetkililer, pitot tüplerinin bu geçen sürede “bir şekilde” tıkandığını düşünüyorlardı. Kanıtlar 2000 metre derinlikte yatıyordu. Pitot tüpü tıkanmış olsa da yalnızca bu sorun modern bir jetin düşmesine neden olmayabilirdi. Bu tip uçaklarda toplam üç adet hız göstergesi vardır, bir uçuş bilgisayarı da yere oranla uçağın hızını hesaplar. Pilotların uçuşu iptal edip geri dönebilecekleri bir an varken kaptan devam etmeyi tercih etmişti. Kalkıştan saniyeler sonra Kaptan Erdem’in hız göstergesi hareketlenmeye başladı. Ancak yetkililer göstergenin irtifa değişikliğine yanıt verdiğini düşünüyordu çünkü göstergelere gelen hız bilgisinin hesaplamasında irtifa bilgileri de kullanılıyordu. Uçak yükseldikten sonra tüpün içinde kalan hava ince atmosfer katmanında genişlemeye başlamış ve büyük bir basınç oluşturmuş, bu durum kokpitteki göstergenin yanılarak normalden yüksek bir hız değeri göstermesine sebep olmuştu. Basıncı artıran şey, irtifa değişikliği olsa da göstergeler bunu hız artışı olarak algılamışlardı. Kaptan Erdem’in güvenebileceği beş farklı hız göstergesi vardı. Ancak sorun ortaya çıktığında kontrol otomatik pilottaydı. Farklı bir ayarlama yapılmazsa otomatik pilot yalnızca tek bir göstergeyi kullanırdı; kaptanın tarafındaki tıkanmış göstergeyi. Bilgisayar uçağın çok hızlı gittiğini sandı ve yavaşlatmak için uçağın burnunu kaldırıldı. Yetkililer bu noktada Kaptan Erdem’in, ikinci pilotun ve kendi göstergesinin de bozuk olduğu yönünde yanlış bir kanıya vardığını fark etti. Aksine ikinci pilotun göstergesi hep doğruydu, uçak olması gerekenden daha yavaş seyrediyordu. 45 KAZA ARAŞTIRMA YENİ HAT Amerikan Ulusal Havacılık İdaresi (FAA) tıkalı pitot tüpü senaryosunun da pilot eğitimlerine eklenmesi zorunluluğunu getirdi. Kaptan neye güvenebileceğini bilemez haldeydi, uyarı mesajlarını aldıklarında bazı sigortaları çekmeye karar verdiler. Sigortaları çekmek alarmı durdurmuştu ancak ibre saat yönüne dönmeye devam ediyordu. Ta ki aşırı hız uyarısı devreye girene kadar! Otomatik pilot bu sefer de uçağın aşırı hızlı gittiği yönünde uyarılar gönderdi ama gerçek hala tam aksi yönündeydi. Kaptan hızı daha da azaltmak için motor gücünü kesmeye başladı. Yetkililer hızı zaten düşük olan uçakta gücün daha da düşürülmesiyle ekibin nadir görülen uyarılardan birini aldığını gördüler: Stick shaker. Uçuş kumanda kolları adeta sallanıyor ve pilotlara uçağın burnunu indirmesini söylüyordu. Uçak saniyeler içinde pilotlara önce çok hızlı gittiklerini sonra da tehlikeli derecede yavaş olduklarını söylüyordu. Hiçbir pilot bu iki uyarıyı ardı ardına almayı beklemezdi. Artık tıkalı bir pitot tüpü nedeniyle oluşan uyarıların 301 sefer sayılı uçağın kaptanı Ahmet Erdem’in kafasını karıştırdığı biliniyor. Yetkililer şimdi de bir başka pilotu nasıl etkilediğini öğrenmek için bir uçuş simülatörüne gittiler ve kazada oluşan durumun aynısını yaratmaya çalıştılar. En deneyimli pilotların 46 bile simülatörün verdiği çelişkili uyarılar karşısında hareketsiz kaldığını gördüler. Sonuçta Amerikan Ulusal Havacılık İdaresi (FAA) tıkalı pitot tüpü senaryosunun da pilot eğitimlerine eklenmesi zorunluluğunu getirdi. FAA ayrıca Boeing’den kafa karıştıran uyarıların bazılarını değiştirmesini ve aralarında pilotların göstergelerinin birbirini tutmadığını belirten yeni uyarı sistemleri ve pilotların alarmları kapatabilmelerini de kapsayan değişiklikler yapmasını istedi. Boeing pilotların otomatik pilotun hız bilgisini hangi pilotun göstergesinin kullanılacağını kontrol etmesine imkan veren bir dizi yeniliği de getirdi. Bundan dünya genelinde kullanımda olan 1400 adet Boeing uçağı etkilenmişti. Araştırmacılar kaptanın hız göstergesinin pitot tüpüne koruyucu kılıf takılmadığı ve eşek arıları tarafından kapatıldığı, bunun sonucunda da göstergenin bozulduğu sonucuna vardılar. 6 Şubat 1996’da küçük bir böcek büyük bir hatalar zincirine, bir uçağın düşmesine ve dünyanın en başarılı uçaklarından birinin tasarımının değiştirilmesine neden olmuştu. 47 HAVACILIK Emekli ama havalı: F-5 Türk Hava Kuvvetleri’nin emektar F-5 uçaklarının sonuncusu da aktif görevden alındı. Fakat vazifesi biten demirden kuşlar nereye gider? Gelin, birlikte peşine düşelim... 48 49 HAVACILIK ugün yerinde yeller esen Ali Sami Yen stadı 1964’te açıldı. Kıbrıs’ta şiddet giderek tırmanıyordu; İsmet İnönü, ABD ile konu hakkında görüşme trafiğindeydi. Bir uyarı uçuşu sırasında uçağı düşen Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel önce esir alındı, sonra yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı, Cemal Gürsel’di. Süleyman Demirel ilk kez parti başkanı oldu. İstanbul’un Galata semtindeki Mobilyacılar Çarşısı, çıkan büyük bir yangın sonucu yine o yıl ortadan kalktı. Tokyo Olimpiyatları’nda serbest güreş takımımız birinci oldu. Metin Erksan’ın bir yıl önce çektiği Susuz Yaz filmi de o yıl Altın Ayı ödülü aldı; İdil Biret ise prestijli Boulanger Müzik Ödülü’nün sevincini yaşadı. Fenerbahçe henüz üçüncü şampiyonluğunu alırken Galatasaray ikinci kez düzenlenen Türkiye Kupası’nı ikinci kez alıyordu. O günün dünyası da Türkiye’si de bambaşka bir yerdi. F-5 adlı jetlerin yarım asırlık macerası işte bu yıl başladı... Gelin görün ki her maceranın bir sonu var, bir zamanlar yeni olan teknolojik ürünler bir yandan gelişmeye devam ederken bir yandan da daha iyi modellere ilham vererek kendi sonlarını hazırlıyorlar. Türkiye’deki son F-5 de eylül ayında emekliye ayrıldı. F-5’lerin dünya çapındaki mazisi de çok daha eski değil aslında. İlk uçuşunu 1957’de yapan bu İkinci Dünya Savaşı sonrası mucizesi, 1962’de hizmete girdi. İki yıl sonra da Northrop yapımı uçağın ilk Türkiye teslimatı yapıldı. F-5 hızlıydı, manevra kabiliyeti yüksekti. Sadece saldırı değil, keşif gibi amaçlar için de ideal bir yapıya sahipti. Ucuzdu. Sidewinder dahil olmak üzere çeşitli mühimmat türlerini taşıyabiliyordu. Hem havadan havaya hem de havadan karaya muharebe için dizayn edilmişti. F-5 toplam uçuş saatiyle, yaptığı hizmetlerle gerçekten kalifiye bir emektardı... Pancarköy’de bir şehitlik Göreve başladıktan 10 yıl sonra Kıbrıs Barış Harekatı’nda kullanıldı F-5’ler. Genellikle çok başarılı bir model olarak kabul edildiler. Ancak, 1981’de öyle bir olay oldu ki... Bandırma’daki 6. Ana Jet Üssü’nden kalkan bir F-5, Babaeski’ye bağlı Pancarköy’e düştü. Düştüğü yerde, tatbikat halinde bir birlik vardı. Maalesef Pilot Yüzbaşı Mustafa Özcan ve onlarca er yaşamını yitirdi. O güne dair haber ve kaynaklar kısıtlı. Ancak ölü sayısı 54 diye biliniyor. Her koşulda Türk askeri havacılığının en büyük kazası. Bölgede yaşayanlar, kazadan dört beş yıl sonra dahi uçak parçalarına denk geldiklerini söylüyor. Bugün Babaeski’deki şehitlik, hala o günün acı hikayesini anlatıyor. F-5’ler 1990’ların ortasına kadar da aktif olarak kullanıldı. Uçak aslen Sovyetlerin MiG-21’inin ve L-Albatros’unun muadiliydi ve bu sebeple Soğuk Savaş sürdüğü müddetçe görevde kalması normaldi. Zaten ABD’nin geliştirdiği F-5N isimli bir model, Rus uçaklarını taklit ediyor, eğitimlerde ve geliştirme çalışmalarında “düşman uçağı” olarak görev alıyordu. ABD, F-5’leri Vietnam Savaşı’nda da etkin olarak kullanmıştı. 50 Gösteri devam ediyor! Türkiye’de ise F-16 rekabetini büyük bir olgunlukla karşıladı, bir zamanların “Özgürlük Savaşçısı.” Pek çok F-16 pilotu, semayı artık eğitim uçağı olarak kullanılan F-5’lerle keşfetti. Türkiye yeni eğitim uçağı arayışını sürdürürken, taze bir rakiple karşılaştı F-5. 55 adet T-38 uçağı önümüzdeki yıl temmuz ayında orduya teslim edilecek. Bunların beşinin modernizasyonu Eskişehir’deki 1’inci Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı’nda tamamlandı ve jetler Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edildi. Bu, Türkiye’de F-5 döneminin sonu sayılabilirdi. Eğer Türk Yıldızları adlı akrobasi ekibimiz olmasaydı. Emekliye ayrılan F-5’ler ömürleri vefa etiği sürece gösteriye devam edecek. Bir yandan en son rakibinin, F-35’in geleceği günü bekleyerek. Yaşar Kemal’in geçmişe özlemle yüklü, harika bir kitabıdır, “Kuşlar da Gitti.” Florya’da tuttuğu kuşları Eminönü’ndeki Yeni Cami’nin önünde azap buzat satan çocukların öyküsünü anlatır. Hatırlamayanlara not: Azap buzat, para verip kafesteki kuşları sevabına serbest bıraktırma işi. Satılan kuşlar genellikle Florya’ya döner. Tıpkı gökleri dolaşıp Florya’nın kıyısındaki Türk Hava Kuvvetleri Müzesi’nde huzur bulacak olan demirden kuşlar gibi. F-5’ler gibi... Bir zamanlar Türk Hava Kuvvetleri'nin önemli kozlarından olan F-5'ler artık eğitim uçağı olarak dahi kullanılmayacak GENEL TEKNİK ÖZELLİKLERİ F-5’lerin aslında Northrop F-5A/B Freedom Fighter ve F-5E/F Tiger II iki ana modeli var. Uçağın ayrıca F-5B adında iki kişilik eğitim versiyonu ve RF-5 isimli keşif versiyonu var. Uçağın genel özellikleriyse şöyle: Mürettebat: 1 (F-5B’de iki kişi) Uzunluk: 14,35 metre Yükseklik: 4,10 metre Kanat açıklığı: 7.85 metre Kanat alanı: 17.28 metrekare Yüklü ağılığı: 9.300 kg Motor: 2 x General Electric J-85 İtiş gücü: 15.5 kN Maksimum hız: 1526 km/s Menzil: 1815 kilometre Çıkabildiği maksimum yükseklik: 15.400 metre 51 GEZİ mbeyaz bir i sermiş be ib g ü t r ö anılan erine , şifasına in layarak üz e l a a k k ya k u n a m d ... Pa an biri. cun rçalarınd antik şehir tları bir u pa ir lu e b u b id iş i d m k a t e n e d lık ’nın Gökyüzün lara tanık nya Mirası UNESCO Dü nde yüzyıl e si l e v iy ir ih Z r ... e ta tep ısıyla ve çarpıcı yap sularıyla, 52 asit bir jeolojik olayının yeryüzünde yarattığı mucizelerden biri Pamukkale. Menderes Vadisi üzerinde yer alan sıcak su kaynaklarının pek çok noktadan yer yüzüne çıkması, bölgeyi kaplıca cenneti haline getirmiş. Zengin mineral yapısı ve yerin altından çıkan farklı sıcaklıklardaki sular, çeşitli dertlerine şifa arayanların uğrak yeri olmuş asırlar boyu. Mineraller, bütün kaplıcalara başka bir ton vermiş. Bu kaynak sularının en yoğun şekilde çıktığı yer, Karahayıt Köyü. Denizli’de konaklanacak en ideal yerlerden biri Karahayıt, çok sayıda otel ve kompleks burada hizmet sunuyor. Kaplıcaların sularından burada bulunan otellerde de faydalanılabiliyor. Kaynak sularının otellere verilmesi konusu oldukça tartışmalı ama turistler 40 derecenin üstündeki sıcaklıkta kırmızı kaynak sularının olduğu havuzları dolduruyor. Tepeden dökülen sular, bembeyaz travertenleri ve doğal havuzları oluşturmuş. Sıcaklıkları 35 ila 100 derece arasında değişen 17 sıcak su alanı, antik dönemlerden beri kullanılıyor. Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 metrelik kanalla travertenlerden 60-70 metrelik kısmi çökelmenin olduğu katlara dökülüyor ve ortalama 240-300 metre yol kat ediyor. Kireç taşının kaynak sularıyla çözünmesi ve daha sonra katılaşmasıyla bembeyaz olan bu tepe ve havuzlar, uzaktan bakıldığında yumuşacık bulutları andırsa da ayaklarınızın altındaki pütürlü zemin size buranın kireçten olduğunu hatırlatıyor. Bu pütürler bu ıslak zeminde ayakta kalabilmeyi sağlıyor. Yoğun turist ilgisi nedeniyle travertenlerin beyazlığının giderek azaldığını söyleyenlerin sayısı oldukça fazla. Doğanın bu mucizesinin korunması için gerekli önlemler artırılmış son yıllarda. Artık ziyaretçilerin travertenlere ayakkabı ya da terlikle girmemesi için girişten sonra da kontroller devam ediyor. Giriş için alınan ücret de artırılmış. Ayakkabı giymemek koşuluyla bu sıcacık suların tadını çıkarmakta ve şifalı olduğuna inanılan çamurları vücudunuza uygulamakta özgürsünüz. Bölgeyi yaz aylarında gezecekseniz, güneş gözlüğünüzü mutlaka yanınızda bulundurun, parlak güneş bu bembeyaz tepeye vurduğunda sulardan yansıyan yoğun ışık manzaranın keyfini çıkarmanızı engelleyebilir. Pamukkale’yi sıcak yaz aylarının dışında ziyaret etmenin başka avantajları da var. Aynı tepenin üzerinde yer alan Hierapolis antik şehrini ve travertenleri “kaynar” sulardan geçerek görmek için nispeten serin bir günü tercih edebilirsiniz. Önce tepeye çıkıp şehri gördükten sonra travertenlere inmek, daha iyi bir tercih olabilir. Batan günün kızıllığını bu bembeyaz bulutun üzerinde yaşamak oldukça keyifli. YÜZYILLARDIR CAZİBE MERKEZİ Bakmaya doyulmaz travertenler, bundan 2000 yıl kadar önce kurulan şehirle hayat bulmuş. Hierapolis’in tarihi milattan 53 GEZİ Travertenlerin üzerinden baktığınızda bereketli Menderes Vadisi toprakları ve tüm Denizli ayaklarınızın altında. önce 190’larda gidiyor ancak altın çağını milattan sonra, Roma döneminde yaşamış. Pamukkale’de travertenlerin uzandığı tepenin zirvesine göz alabildiğine yayılmış bu şehir. İçerisinde gladyatörlerin dövüştüğü dev tiyatrosu, geniş agorası ve çok sayıda havuz ve hamamıyla antik çağın gözde kentlerinden biriymiş. Bu kadar hayat dolu olan kentin elbette büyük tapınakları ve nekropolisleri, yani o dönemki lahitli mezarlıkları olmuş. Bu şehrin kalıntıları travertenlerin tam üzerinden Denizli’yi izliyor ve hazineleri Pamukkale Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu arada müzenin kendisi de sergilediği eserlere yaraşır biçimde tarihi yapılardan. Hierapolis Hamamı’nın bölümlerinden olan üç kapalı mekan ve bitişiğindeki kütüphane ve “gymnasium” olarak bilinen açık mekanlar müze sergi alanları olarak düzenlenmiş ve üç salonda, heykeller ve lahitler, takılar, giysiler, günlük eşyalar, sikkeler gibi küçük parçalarla tiyatrodan kalan eserler sergileniyor. Tarih kokan bunca yapının arasından size en çok keyif verecek olanlardan biri antik Roma havuzu. 2000 yıllık havuz, bugün de cüzi bir ücret karşılığında kullanıma açık. Tarihi sütunların yer aldığı havuzda sizden yüzlerce yıl önce belki başka kılıklarla ama aynı amaçla bu sulara kendini bırakan insanları düşünmek insana farklı bir heyecan yaşatıyor. Havuza dökülen kaplıca sularının da hem ruhu hem bedeni arındırdığına inanılıyor. Bu kutsal şehre ayak basmadan önce bu havuzda arınmak gerektiği inancı yüzünden havuzun şehrin girişine yapıldığı tahmin ediliyor. SIRLAR AÇIĞA ÇIKIYOR Yeryüzünü bu kadar etkileyen sular, yerin altını da işlemiş oya gibi. Pamukkale civarında travertenler gibi minerallerin erimesi yoluyla oluşan ya da şekillenen pek çok mağara var. Antik Roma inancına göre tanrılar adına yapılan tapınaklar, yine onlara adanıyordu. O dönemin en kalabalık şehirlerinden Hierapolis’te de pek çok tapınak vardı, bunlardan en ünlüsü duvarları Apollon kehanetleriyle kaplı olan Apollon Tapınağı. Şehirden çıkan buluntular da müzede sergileniyor ama bu şehirle ilgili sırların ya da araştırmaların bittiği anlamına gelmiyor. Yakın zamanda İtalyan arkeologların ulaştığı yeni bulgulara göre şehrin mağaralarından birinin yeraltı dünyasına açıldığına inanılıyormuş. Mağaranın kapısı ve girişindeki havuzun Yeraltı Tanrısı Hades’e adandığı düşünülüyor. Antik dönemin en yoğun nüfuslu kentlerinden biri Hierapolis, kendisine komşu olan diğer kentlerden farkı depremlerle yıkıldıktan sonra tamamen Roma mimarisiyle bezenmesi. İsa’nın havarilerinden Aziz Philippus’un burada öldürülmesi, şehre dini bir önem de kazandırmış. Kış aylarında daha da yoğunlaşan kaplıca turizminin en önemli merkezlerinden Pamukkale. Asırlar boyunca bağrında yaşayan insanların izlerini taşıyor ve 20 yılı aşkın süredir UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Doğayla tarihin bu muhteşem buluşmasını hala görmediyseniz en yakın tatil planınıza dahil etmenizi şiddetle öneririz. 54 55 KÜLTÜR Zamanın yıpratıcı darbelerine karşı ayakta durAn lunaparklar bir büyüdü, bir küçüldü ama her zaman varlığını sürdürdü. ıllar var ki çoğumuz İstanbul’da dönen salıncaklardan görmemiştir. Hani şu sokak sokak gezen, bir adamın koluyla çevirdiği, toplasanız 10 çocuğu aynı anda döndürmeyenlerden... Salıncakçı sokağa girdiği anda, pencerenin dibinden bütün çocuklar bağırmaya başlardı oysa: “Anne para atsana, bir şey alacağım.” Birçok insanın, özellikle 30 yaş ve üstü kuşakların ilk “lunapark deneyimi” budur büyük olasılıkla. Önceleri lunaparka gitmek, aile boyu bir seremoni gibiydi. Yılda bir, yaz ya da sonbaharda lunaparka gidilirdi. Çünkü lunaparklar açık havada kurulurdu. Çocuklar için atlıkarınca, salıncak ve dönen diğer şeyler sadece kısa bir çember içinde düşük hızla bir iki tur döndüğünde dünya turu atmış gibi olurduk çoğumuz. Trenler bazı büyük lunaparklarda olurdu, çoğu mahalledekinde yoktu. Yetişkinler için olan oyuncaklar ise devasa boyutta ve rengarenk ışıklarıyla göz kamaştırırdı. Yanındaki büyüklerden birini ikna edebilen şanslı çocuklar belki “balerin”e binme fırsatını yakalardı ama gondol kesinlikle yasaktı. Bunun dışında, hep beraber dönme dolaba binmede bir sakınca yoktu ama çarpışan arabanın yerini tutmazdı. Mahallelerdeki küçük lunaparklarda durum böyleydi. İstanbul’un en meşhur en büyük lunaparklarında ise bambaşka bir kültür daha vardı. Lunapark gazinoları... Lunaparkın hemen yanında kurulan gazinoların gündüz matinelerinde Zeki Müren, Emel Sayın, Yıldırım Gürses, Selçuk Ural, Şükran Ay gibi büyük isimler çıkardı. İstanbul Bostancı’daki ve Vatan Caddesi’ndeki lunaparkların yanında gazinoları vardı ama Küçükçiftlik’teki bunların en özeliydi. Ankara’daki Gençlik Parkı ve İzmir Fuarı’nın lunaparkıyla gazinosunu da efsane gibi anlatır o günleri görenler. Yıllar geçtikçe değişen tüketim şekliyle eğlencenin bu türü de değişim göstermeye başladı. 1990’larda İstanbul’da açılan bir kapalı mekan lunaparkı, çığ gibi büyüyen bir ilgiyle karşılandı. Devasa cam bir yapının içine kurulan “Tatilya” o dönem her mevsim gidilebilen dev bir eğlence parkı olmuştu. Okulların organize ettiği gezilerin yanında aileler için de gidilmesi farz olan park, o dönem için epey yenilikçiydi. Roller coaster, şelaleden kayan kayıklar, insanı defalarca ters düz eden meşhur alabora birer cesaret gösterisine dönüştü. Sonraları ölümle sonuçlanan kazaların yaşandığı park, yavaş yavaş popülaritesini kaybetti ve kapılarını kapattı. Eğlence alanındaki tüketim çılgınlığı merkezinin yerinde bugün bir alışveriş merkezinin yükselmiş olması manidar. Yükselen tüketim kültürüyle mantar gibi çoğalan AVM’ler her ihtiyacı karşılamaktaki iddialarını mini eğlence parklarıyla taçlandırdılar. Lunaparktan sayılamayacak kadar küçük alanlarda küçük trenler, elektrikli sallanan minik arabalar, top havuzu gibi oyuncaklar koydular ama aynı tadı vermedi. 56 Eski lunaparklardan Vatan Caddesi’ndeki tarihe karıştı. Küçükçiftlik’teki konser ve etkinlik alanına dönüştürüldü, şimdi orada düzenlenen etkinliklerden birinin “Gazino Geceleri” olması insanların eskiyi yad etmeyi sevdiklerinin bir kanıtı. Bostancı Lunaparkı hala ayakta, eskisi kadar ziyaretçisi var mı bilinmez ama şimdi yanında gazino yerine Bostancı Gösteri Merkezi bulunuyor. Dev oyuncaklara, lunaparklara olan merak ve ihtiyacımız ise hiç bitmedi. Şekil değiştirmekle birlikte daha da büyüyen lunaparklar var artık. İstanbul Bayrampaşa’da kurulan iki büyük park bunlara örnek olabilir. Parkada, geniş bir arazi üzerinde kurulu, üzerinde bir hayvanat bahçesi, lunapark, düğün salonu, bowling salonu ve birçok kafe var. Vialand ise çok daha iddialı bir tanıtım kampanyası yürütüyor şu günlerde, bu yüzden şimdiden eğlence parkları arasında adını sıkça duymaya başladık. Arazisi üzerinde dev bir AVM de bulunduran Vialand, yakın zamanın Tatilya’sı olma yolunda. Daha mütevazı birçok lunapark da yoluna devam ediyor. Bu kadar büyük ve ünlü olmasalar da İstanbul’un pek çok semtinde daha küçük lunaparklar yaşamlarını sürdürüyor. Oyuncaklar için olmasa bile onları izlerken bir çay keyfi yapmak hala cezbedici. Zamana ayak uyduran her şey gibi eğlence kültürü ve en önemli öğelerinden biri olan oyun parkları şekil değiştirerek de olsa insanın heyecan duyma ve eğlenme ihtiyacıyla birlikte var olmaya devam edecek. 57 ORİJİNAL İstanbul’da bisiklet kullanmak, bunu da yokuş yukarı terleyerek değil de güle oynaya yapmak mümkün aslında. Tek ihtiyacınız, biraz elektrik desteği. Uçan pedalların keyfini sürün: edi tepeli kent derler ya İstanbul’a, bu yedi tepe sadece “Suriçi” denen tarihi kenti anlatır aslında. İstanbul eşsiz güzellikte bir kenttir ama itiraf edelim, yokuşlu bir kenttir aynı zamanda. Hoş, birçok yokuş hiç beklenmedik bir anda size eşsiz bir Boğaz manzarası sunabilir mesela ama yokuşun derdini her gün çıkan bilir. Bir de bisikletliler... Uzakdoğu’da çoktan gündelik hayatın bir parçası haline gelen, Batı’da da ise dev teknolojik adımlarla gelişen elektrikli bisikletler, işte bu topografik soruna çok ama çok keyifli bir çözüm öneriyor. Tekerlek özgürlüktür. En azından reklamlar sayesinde bunu böyle belledik. Bu özgürlük aracı bir de doğayla dost ve zahmetsiz olunca hızla yaygınlaşmasını normal bulmak gerek. Bugün güzel bir havada Moda sahiline, Zeytinburnu’na inin, çok sayıda elektrikli bisiklet göreceksiniz. Hepsi de rengarenk. 58 Sanmayın ki bisikletliler hep o mahallenin çocukları. Biraz sorun, öğreneceksiniz ki çok uzak yerlerden geliyorlar. Elektrikli bisiklet, evinin çevresinde ideal bir bisiklete binme ortamı bulamayanlara bir alternatif sundu. Neredeyse motosiklete yakın bir hızda ilerleyebilen bisikletler var şimdi. (bu yüzden elektrikli bisiklet ehliyeti konusu henüz çok tartışmalı). Yokuş falan da dinlemiyorlar. Tek şarjla 60 kilometre kadar yol alanları var. Hatta bir kısmı o kadar hafif ki istediğiniz zaman elektrik gücüyle ilerleyip istediğiniz zaman da pedal çevirerek yol alabiliyorsunuz. Konuya İstanbul’la başladık, ama haklı gerekçemiz var. Kentin trafiği malum. Üstelik geçtiğimiz ay bu trafik yoğunluğu iyiden iyiye arttı, gerçek bir krize dönüştü. Trafik yüzünden mesai saatlerini değiştiren şirketler bile oldu. Bu trafikte, özellikle nispeten işlerine yakın yerlerde oturanlar için iyi bir alternatif oluşturuyor elektrikli bisikletler. Tabii bunun daha elverişli bir hale gelebilmesi için trafik ve yol düzenlemelerinde genel olarak iki tekerleklilere, özel olarak da bisikletlere daha fazla alan açılması gerekiyor. Bekli de Tokyo gibi, Pekin gibi, İstanbul’un daha rahatlamak için bir bisiklet devrimine ihtiyacı var. Ama sanmayın ki elektrikli bisikletler sadece İstanbul’da. Nispeten daha bisiklet dostu bir kent olan İzmir’de de çok sayıda elektrikli bisiklet var. En azından satış rakamları bize bunu gösteriyor. Bursa’nın bazı ilçelerinde ise esnaf elektrikli bisikleti çoktan benimsemiş. Getir götür işlerinde çok pratik çünkü. Kısacası, bisikletliler artık her yerde! Hangi bisiklet? Bugün çok sayıda markanın çok değişen fiyatlara elektrikli bisikletlerini bulmak mümkün. Kaliteli bir “konvansiyonel” bisiklet fiyatına satın alabileceğiniz elektrikli araçlar dahi var. Aslına bakarsanız bisiklet ve motosiklet arasında bir yerde duruyor bu yeni oyuncaklar. Kimisi bisiklete daha yakın, kimisi motosiklete. Bu nedenle tercih yaparken öncelikle bu konuda bir ayrım gözetmek gerekiyor. Bu iki türü birbirinden kolaylıkla ayırt edebilirsiniz. Bisikletvari olanların kadrosunda bir pil var, bir de küçük bir motor 59 ORİJİNAL sistemi. Genellikle daha güçsüzler ama profesyonel bir bisikletçinin iki katı güç üretebilen modeller de var. İkinci tür ise daha ağır. 70-80 kiloya varan bu modellerde pedalların neredeyse sembolik bir anlamı var çünkü pedal gücüyle yol almak bu araçlarda neredeyse imkansız. Daha ziyade ses yapmayan, narin bir motosiklet tecrübesi vaat ediyor, ikinci tür. Daha hesaplı olduğu için kurşun temelli piller kullananlar da var, iyon pilin hafifliğinden yararlananlar da. Tercih yaparken elbette sürüş keyfi de çok belirleyici. Sadece siz pedal çevirirken elektrikli motor desteği veren modeller var örneğin. Belli bir sürate ulaştığınızda ise güvenlik kaygıları nedeniyle motor desteği kesiliyor. Belki de en keyiflisi bunlar. Hızlandırılmış bir bisiklet kullanıyor gibisiniz. Tabiri caizse “yağ gibi kayıyorlar.” Bisiklet kökenli türlerde kullanılan karbon teknolojisi, toplam ağırlığı çok azalttı. Ayrıca şaft mesafesindeki yeni uygulamalar da verimliliği doğrudan etkiliyor. Şarj süreleri de giderek kısalıyor. Öylesine çok bacaklı bir konu ki bu, dünyanın önemli bisiklet ve motosiklet markalarıyla birlikte otomotivciler de işin içine girmiş durumda. Elektrik-elektronikçileri de unutmayın tabii. Tam bir yarış pisti, elektrikli bisiklet piyasası. Sektör standartlarını oluşturmaya çalışıyorken, tüketiciler de boş durmuyor tabii ki. Türlü türlü “custom,” yani kullanıcı tarafından değiştirilmiş model var. Bu tür merakları olan insanlar, kısa sürede birbirlerini buluyor. İstanbul’un Anadolu yakasında, tıpkı büyük motorcular gibi, bir tür kulüp oluşmuş bile örneğin. Harley Davidson’a benzeyen bisikletleriyle birlikte dolaşıyorlar, birlikte eğleniyorlar. Tıpkı “chopper” motorcular gibi bisikletlerin kadrolarını çeşitli desenlere boyamışlar. Hatta standart tekerlek yerine gezi motoru tekerleği kullanalar dahi var. İnanın çok renkliler. Ve çok eğleniyorlar. ve t s o d li la Doğay siz elektrik ı hızla t zahme lerin kullanım bisiklet şıyor. la yaygın 60 61 SAĞLIK Tıpla sanat arasında bİr yerde duruyor, Hİnt sağlıklı yaşam öğretİsİ Ayurveda. Belkİ baş ağrısına İyİ gelen, beslenmeyİ düzenleyen pratİk önerİlerİ öğrenmek İçİn sabırsızlanıyorsunuz ama önce “teorİk” bİr kavrayış gerekiyor. Bedeni ve ruhu besleyen yaşam sanatı: Ayurveda ağlıklı yaşamak ve sağlığı korumak tüm insanlığın ortak hedefi ve arzusu olageldi hep. Bunun için ilaçlar, tedavi yöntemleri, hastalıktan korunma yolunda elde edilen bilgi ve yöntemler kolektif biçimde çoğaldı ve günümüze ulaştı. Bugün modern tıp olarak temel aldığımız Batı tıbbı da aslında bu dev birikimin rafine ve sistematik hali olarak tanımlanabilir. Tıbbın bugünkü gelişimine ulaşmasında basamak olan öğretilerden biri de bugün alternatif tedavi yöntemi olarak başvurulan Ayurvedik tıp ya da bilinen adıyla Ayurveda. Ayurveda, yaşam bilimi ve sanatı olarak dilimize çevrilebilen bir Hint öğretisi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bilinen en eski sistematik tıp bilimlerinden biri. Ayurvedik tıbbı uygulayabilmek için Hindistan’da Batı tıbbı gibi 6 yıllık eğitim almak gerekiyor. Öğretinin Batı tıbbından temel farkı ise hastalığın oluşmasını bekleyip sonra müdahale etmek değil, hastalıklar ortaya çıkmadan kişinin sağlıklı uzun bir yaşam sürmesini sağlamak. Amaçsa tıbbın her türünde ortak; kişinin bedensel, ruhsal, sosyal bütünlüğünü sağlamak ve korumak. Ayurvedik tıp, önceliklerini hastalığı önleme, sağlığı koruma ve tedavi şeklinde belirler. Ayurvedik tıbba göre insan sağlığını tehdit eden unsurlar kişinin zihinsel ve bedensel dengesini bozan etmenlerdir. Hastalıkların, bedenin hastalığa yönelik dayanıklılığını azaltan bedensel ve zihinsel unsurlardaki dengesizlikten kaynaklandığına inanılır. Bu dengesizliğin düzeltilmesi amacıyla bitkisel formüller, hayat tarzının değiştirilmesi ve diyet gibi yöntemlerle bedene hastalığı yok edecek şekilde denge kazandırılır. Ayurveda tıbbı Tridosha yani üç kuvvet ilkesine dayanır: Vücuttaki üç “dosha” (kuvvet) Vata, Pitta ve Kapha’dır. Ayurveda’ya göre evreni oluşturan beş temel prensip; hava, boşluk, ateş, su ve toprak bu üç ana kuvvet altında toplanır. Hava + Boşluk: Vata Ateş + Su: Pitta Su + Toprak: Kapha Ayurveda’ya göre kişinin sağlıklı olması bu üç kuvvetin dengede olmasına bağlıdır. Vata, bütün hareketlerden sorumludur. Bütün fiziksel ve psikolojik değişimler Vata’nın baskın olduğu organlarımızı ve hareket özelliklerimizi etkiler. Pitta, bütün işletim sistemlerinden sorumlu kuvvettir. Gün içindeki stres ve enerji değişiklikleri Pitta’nın baskın olduğu organları etkiler. Kapha ise bütün bağlantı, yapı, gelişim ve sıvılardan sorumludur. Ayurveda hekimleri bu üç kuvvet arasındaki dengeyi sağlamak ve rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla kişinin yaşam stiline, beslenmesine müdahale edebilir. Ayurveda’da cerrahi müdahale gerektirenler hariç her türlü rahatsızlık için bir tedavi yöntemi bulunduğu belirtiliyor. Ayurveda’da beslenme çok önemli bir yer tutuyor. Hastalığı önlemek, bedensel ve zihinsel sağlığı korumak için dengeyi sağlamanın yolu kişinin günlük beslenme alışkanlığını düzenlemekten geçiyor. Örneğin konsantrasyon eksikliği ve dikkat dağınıklığı yaşayan bir kişinin sorunu psikolojik hareketlere bağlandığı için Vata kuvvetini harekete geçirecek bir beslenme stili öneriliyor. Hava ve boşluktan oluşan Vata, kuru olduğu için sandviç gibi kuru besinler Vata için uygun değil. Çorba gibi sulu gıdalar Vata’ya etki ederek, konsantrasyonu artırıyor. beslenme şeklinde değişiklik gösteriyor. Modern tıpta kilo vermeye yönelik diyetlerde, gün içinde alınan gıdaların, vücutta işlendikten sonra kaç kalorilik enerji açığa çıkaracağı ve bu enerjinin ne kadarının yakılacağı hesaplanarak beslenme düzeni oluşturuluyor. Ayurveda’da bütün bitkilerin bünyeye farklı etkileri vardır. Kalori olarak eşdeğer iki besinin farklı vücut yapılarında farklı etkiler oluşturacağı hesaba katılarak beslenme düzeni oluşturuluyor. Yani aynı kaloriye sahip iki besinden vücut yapısına uygun olan hızlıca sindirilip yakılarak kilo verdirirken, diğerinin yakılması zor olduğundan kilo aldırabilir. Önemli olan bünyeye uygun olan besinleri seçmek ve doğru beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirebilmek. Bu sayede kilo vermek daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Ayurveda masajı Ayurveda’da masaj tedavinin önemli bir ayağını oluşturur. Ayurveda tedavisi yapılan her tür rahatsızlıkta masaja başvurulabilir. Metabolik rahatsızlıkların yanı sıra stres tedavisinde de sıkça başvurulur. Stres tedavisinde baş bölgesine uygulanan masajda belirli bir yükseklikten alın bölgesine bitkisel yağ ya da sıvı akışı sağlanırken, başın saçlı kısmındaki derisine elle masaj yapılır. Sinir sistemine etki eden bu masaj, migren gibi sorunlara iyi gelmektedir. Ayurveda masajında vücut yapısına ve bölgeye göre farklı teknikler ve bitkiler, yağlar kullanılabilir. Bazı masajlar kuru şekilde bitki tozlarıyla yapılırken masajların büyük bölümü bitkisel yağlarla ıslak biçimde yapılır. Masajda yağ kullanımı elin vücut üzerinde hareketini kolaylaştırmak için değil, yağı vücuda temas yoluyla enjekte edebilmek içindir. Masaj, pişmiş pirincin ya da başka bitkilerin bezlere konularak bu bezlerin özel yağlarla vücuda tatbik edilmesi şeklinde de yapılabiliyor. Masajın yapılacağı bölge, kişinin Ayurvedik yapısı, rahatsızlığın çeşidine göre masaj tekniği, baskı miktarı, kullanılacak ilaç ve yağların seçimi yapılıyor. Baş, yüz ve ayak bölgelerinde çok sayıda sinir bulunduğundan burada yapılacak masaj başka organları da etki edebilir. Bu yüzden bu bölgelerde yapılacak masajda daha da özenli olunması gerekiyor. Ayurveda, insan sağlığı ve yaşam kalitesi alanında deneyimlenmiş kadim bir sanat. Alternatif bir tıp yönteminden çok kişinin bedensel, zihinsel ve sosyal açıdan sağlıklı olmasında yardımcı ve yol gösterici bir öğreti olarak değerlendirilebilir. Zayıflatır mı? Beden ve zihin sağlığını korumak için beslenmeyi ön planda tutan Ayurveda, beslenme yaklaşımında modern tıptan farklı bir yol izliyor. Ayurveda, kişinin beden yapısına ve mevsimlere göre 62 63 GURME Şeker şerbet Yüzlerce yıllık tecrübeden damıtılan lezzetler, Eminönü’nün tarihi tatlıcılarında sizleri bekliyor. ava iyice soğudu, sıkı giyinin, sizle Eminönü’ne gideceğiz. Tarihi semte Hansel’le Gratel’in çakıl taşları gibi dağılmış tatlıcılara bir bir uğrayacağız, içimiz ısınsın diye. Her molada ağzımızı tatlandırarak yola devam edeceğiz. Bakarsınız gücümüz yeter, önce Karaköy, oradan da Beyoğlu’na şöyle bir uğrarız... Mısır Çarşısı’nın yanından Tahtakale’den içeri girip sağa dönün. Başdöndürücü bir kalabalık. Sanki İstanbul’un ticaretinin yarısı bu daracık sokakta dönüyor. Yorgun düşüp küçük bir mola vermek isteyenlerse, Tatlıcı Safa’da yer bulduklarında kendilerini şanslı sayıyor. Yeni milenyumla birlikte bilinmeye başlayan tatlıcılardan Safa. Özenli bir işletme. Doğrusunu söylemek gerekirse ilk mağazalarını İstanbul’da tatlıcılığın tarihi merkezlerinden sayılabilecek Eminönü’nde açmış olmaları da akıllıca bir tercih. Baklava, kadayıf çeşitleri ve tulumba tatlısında iddialılar. Tahtakale’den çıkıp biraz ileride Yeni Cami’nin arkasında ulaştığımızda ise bizi 15 değil, 240 yıllık bir lezzet efsanesi bekliyor. “Osmanlı ve Türk şekercilik zanaatında menkıbeleşmiş Hacı Bekir ismi, günümüze kadar şekercilik ekolü olarak devam edegelmiştir,” diyor “lokumun efendisi” internet sitesinde. 1777 yılında Kastamonu’dan İstanbul’a gelerek Bahçekapı’da küçük şekerci dükkanı açmış, şekercinin isim babası Bekir Efendi. Tarif ettiğimiz mağaza, kentin en eski ticarethanelerinden dolayısıyla. 64 Osmanlı tatlıcılık geleneğinin ana maddeleri bal ve pekmez 18. yüzyılda yerini Avrupa’dan gelen şekere bırakıyorken Hacı Bekir de şekeri önce havanda ezmiş; gül, tarçın gibi doğal aroma ve boyalarla pişirip akide şekeri imal etmiş. Lokumun da ana fikri buradan geliyor. Lezzeti nereden geliyor diye soracak olursanız, yanıtlamakta zorlanırız. Ancak iki yüzyılı aşkın sürede dünyanın dört bir yanından aldıkları prestijli ödüller, bu sırra haiz olmanın pek de kolay olmadığını kanıtlıyor. Bugün ayrıca Beyoğlu ve Kadıköy’de de mağazaları var Hacı Bekir’in. Hemen çaprazda ise bir başka tatlıcılık abidesi var: Hafız Mustafa. Burası da 1864’ten beri İstanbulluların damağını tatlandırıyor. Dile kolay... Onun da öyküsü dibek taşında akide şekeri yaparak başlamış. Birkaç kez el değiştirmiş işletme ama yaklaşık 15 yıldır, beşinci kuşak temsilcisi Mustafa Altun’un elinde. Eminönü’nde iki yerlerine ek olarak yakın zamanda Taksim Meydanı’nda da bir şube açtılar ki vitrinin önünden geçmek bile insanın kan şekerini yükseltiyor. Tarihsel ürünleri akide şekerini mutlaka tatmalısınız. Şekerlemeler ve lokumlar da çok lezzetli. Bunların dışında Eminönü’nde birçok başka tatlıcı keşfedebilirsiniz. Özellikle baklava ve türevi tatlılara düşkünseniz, tada tada damak tadınıza en uygun olan yeri bulabilirsiniz. Bu seçenekler arasında Baklavacı Yaşar Usta’yı, helvacılıkla beraber tatlı konusunda da ün yapan Koska’yı ve kebapta yakaladığı ünü tatlıcılığa da taşımaya çalışan Develi’nin Develi Baklava’sını da anmakta yarar var. Biraz dinlendiyseniz, Galata Köprüsü üzerinden Haliç’in diğer yakasına geçebiliriz. Adresimiz belli: Karaköy Gülloğlu. Baklavanın en popüler markası Güllüoğlu, işine tutkuyla bağlı bir patrona sahip. 1949’dan beri aynı adreste bulunuyor. Aileden daha önce ayrılan ve şubeleşen Faruk Güllü’nün aksine Nadir Güllü, başka bir şubeye sahip olmamakla da övünüyor. İstanbulluların pek çoğunun baklavayı bilmediği yıllardan beri faaliyette Güllüoğlu. Baklavanın kalitesini anlamak için beş duyudan da yararlanılması gerektiği kanaatinde. Karaköy Güllüoğlu’nun şubesi tek ama burada sunulan tek lezzet baklava değil. Diyabet hastaları için şekersiz, Çölyak hastaları için glutensiz baklava üretiyorlar. Şerbet yerine hurma suyu kullanarak da Ortadoğu’ya özgü bir lezzet yaratmışlar. Hatta Akdeniz için, zeytinyağı ile yaptıkları Medibak isimli bir ürünleri de var. Çikolata, kuruyemiş, hamur işleri, yine bu mağazada bulabileceğiniz ürünler. Tatlı turumuzu burada sonlandırıyoruz. Ama dileyenler, Boğaz’dan devam edip Bebek’te bademezmesinin de tadına bakabilirler. 65 bulmaca KAKURO Aşağıdaki büyük kutudaki boş kareleri 1'den 9'a kadar olan rakamları kullanarak öyle bir doldurun ki her sütun üstündeki, her satır da solundaki toplamı versin. İlk kutuyu biz size örnek olması için doldurduk. ÖRNEk: 13 6 11 26 22 25 4 6 8 7 21 3 5 7 6 10 8 2 11 6 15 6 6 5 5 4 13 25 26 4 21 6 2 8 15 15 6 11 12 17 5 22 5 10 2 11 23 11 6 8 3 6 20 17 8 4 22 4 3 8 14 12 18 7 7 21 2 16 15 5 17 14 9 6 3 4 1 1 HİDATO Büyük kutudaki boşluklanrı öyle bir doldurun ki ardışık sayıların birbirine teması dikey, yatay veya çapraz olarak kopmasın. Tıpkı ilk örnekte olduğu gibi. 31 ÖRNEK: 4 5 8 4 5 8 7 25 9 1 3 6 9 24 18 2 16 10 18 23 25 6 1 2 16 15 11 17 13 22 21 25 27 34 35 23 28 22 9 18 19 15 15 11 17 19 22 17 8 1 16 11 14 13 12 21 20 4 5 1 5 8 3 9 4 2 4 3 9 4 1 2 9 6 9 Talihliler, 20 Kasım'a kadar doğru cevabı gönderen okurlarımız arasında yapılacak çekilişle belirlenecektir. 8 6 2 Sudoku bulmacamızı doğru cevaplandırarak [email protected] adresine ya da posta ile derneğimize gönderen 5 okurumuz, elektronik çerçeve kazanacak. 5 6 66 SUDOKU 5 8 87 6 Geçen ayın sudoku talihlileri: Mustafa YULA, Mete ERDEN, Kamil BAŞTÜRK, Ömer IŞIK, Sedat KOÇAN 67 Haberler 68
Benzer belgeler
Güney Kutbu - UTED Dergi
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Hasan Büber,
Mehmet Ertek, Volkan Kamar, Fatih Aydemir
ile söyleşi - UTED Dergi
Elif Aydemir /[email protected]
Yazı Kurulu
Kıvanç Bayezit, Arif Sankaya, Ahmet Akpınar,
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Hasan Büber,
Mehmet Ertek, ...
Bayram Özçelik
Elif Aydemir /[email protected]
Yazı Kurulu
Kıvanç Bayezit, Arif Sankaya, Ahmet Akpınar,
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Hasan Büber,
Mehmet Ertek, ...
Havacılık ve Uzay Müzesi Kaşiflerin ve Gezginlerin Kenti
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Hasan Büber,
Mehmet Ertek, Volkan Kamar, Fatih Aydemir
UTED ETkinliklEri DEvam EDiyor
Elif Aydemir /[email protected]
Yazı Kurulu
Kıvanç Bayezit, Arif Sankaya, Ahmet Akpınar,
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Hasan Büber,
Mehmet Ertek, ...