BİRLİK BİLİNCİ
Transkript
BİRLİK BİLİNCİ
BİRLİK BİLİNCİ Zühtü Tiğrel cad.28/1 Sayı 5 • 2013 Oran/Ankara Tlf.0530 941 6493 www.sabihabetul.com [email protected] 1 Bu kitapcığın içeriği kaynak belirtilerek kullanılabilir. © Sabiha Betûl 2013 Ruhsal Farkındalık Merkezi Program katılımcılarına ücretsiz dağıtılmak üzere hazırlanmıştır. ‘ Evrensel yasalarla uyumlanarak erdemli hareketler üretme Bu kitapçığın içeriği kaynak belirtilerek kullanılabilir. özgürlüğümüzü şimdi gerçekleştirmemiz gerçek yaşamı idrak ettiğimiz ve Bütün’e dahil olduğumuz anlamına gelir.’ Sabiha Betûl ‘Evrensel yasalarla uyumlanarak erdemli hareketler üretme özgürlüğümüzü şimdi gerçekleştirmemiz gerçek yaşamı idrak ettiğimiz ve Bütün’e dahil olduğumuz anlamına gelir.’ Sabiha Betûl Zühtü Tiğrel cad.28/1 Oran/Ankara Tlf.0530 941 6493 Zühtü Tiğrel cad.28/1 Oran/Ankara www.sabihabetul.com www.sabihabetul.com [email protected] “İnsanlar daima, yüksek, asil ve kutsal hedeflere yürümelidirler. Bu hareket şeklidir ki, insan olanın vicdanını beynini ve bütün insanlık anlayışını tatmin eder.” [email protected] Mustafa Kemal Atatürk 2 1 İçindekiler * Mustafa Kemal ATATÜRK’ten 11 Roy Eugene Davis’in ‘‘Yeni Yıl Mesajı‘‘ 3 Roy Eugene Davis’den 4 Daya Mata‘dan ‘‘Kutsal Sevgi‘‘ 5 OM, A, U, M, Sesleri 6 Aitareya Upanishad’dan 7 Gonardiya Patanjali’den 8 Prof. Dr. İsmet Gedik’den ‘‘Bir Bilim İnsanının Görüşleri‘‘ 10 Grudev Shree Sadhak Satyam’dan 12 Yogaçarya Ellen Grace O’Brian’dan 13 Horst H. Günhter’dan ‘‘Reiki Deneyimleri‘‘ 14 Paramahansa Yogananda’dan 16 Sabiha Betûl’den ‘‘Dünyanın Rezosansı‘‘ 17 Ömer Hayyam’dan 18 Roy Eugene Davis’den ‘‘Kriya Yoga‘‘ ‘‘ROY EUGENE DAVİS’’ 19 Dr. Mikao Usui’den Chandogya Upanishad’dan 19 24 25 İskender Azatoğlun’dan ‘‘Işığın Sesi‘‘ 26 Ron Lindahn’dan ‘‘Kutsal Dans‘‘ 28 Bir Buda Hikayesi 30 ‘‘Var Olan Fiziksel Kaynaklarınızı Akıllıca Kullanınız‘‘ 31 Kış Aylarında Beslenme 32 2 * * * * Peace Shalom Salh Mir Pax Paz Pace der Friede Barış Amithi Shanti 2013’ün son günleri ve Yeni Yıl Boyunca daha iyi bir gelecek ve Ruhsal tamamlanma için içten en iyi dileklerim ve sürekli kutsamalarım sizinle. * Bilgisizliğin karanlığından Tam/mükemmel bilginin ışığına uyanalım Upanishad Değerli Ruhsal Dostum, Yılın bu son günlerinde, milyonlarca insan ruhsal değerlerin daha fazla farkına varıyor ve geleceğe ilişkin aktivitelerini ve koşullarını düşünüyor. Her zaman kendini bilme huzuru içinde daha yüksek amaçlara yönelik olmak bizim için ruhsal olarak yararlı olsa da, alışkanlık haline gelmiş zihinsel, duygusal durumlarımızı, bilinç seviyelerimizi, davranışlarımızı, ilişkilerimizi ve çevresel koşulları denetlememiz de yararlıdır. İyi talihe açık olarak; olumlu zihinsel bakış açınızı koruyarak; kaynakları, olayları, ilişkileri, koşulları ve yaşamınızı ve sizin zihinsel durumunuzdan, bilinç hallerinizden ve eylemlerinizden etkilenen herkesin yaşamını zenginleştiren deneyimleri yaratan ve çeken şeyleri yapın. Yapıcı, becerikli yaşamanın ruhsal uygulama olduğunu hatırlayın. Kendinizi bilme seviyesine daha çabuk ulaşmak için; psikolojik dengenizi güçlendirin, gerçek doğanıza ve daha yüksek gerçeklere ilişkin anlayışınızı geliştirerek her gün zihninizi aydınlatan ve bilincinizi arıtan süper bilinç meditasyonu yapın. Ruhsal aydınlanmayı nihai amacınız olarak sahiplenin ve bu niyeti yapıcı düşünceler, seçimler ve davranışlarla destekleyin. Şefkat dolu düşüncelerinize diğerlerini de dâhil edin. Belki çevrenizde gönüllü gruplar veya organize olmuş girişimler yoluyla, ihtiyaç halinde olan ailelere, bireylere, barınma, giysi, yiyecek sağlama ve diğer türde işlevsel değeri olan ve onları yakın bir gelecekte daha iyi bir yaşama ulaşma konusunda yüreklendiren katkılarınızla yardımcı olabilirsiniz. Her gün meditasyon uygulamasını sonlandırmadan önce dünyamızdaki yedi milyardan fazla insanı şefkatle hatırlayın. Farkındalık ve yaşamın bütünlüğüne inanarak huzur içinde kalın, herkesin ve tüm yaşam formlarının ve süreçlerinin tümden iyiliğini dileyerek, zihinsel ve ruhsal iyi niyet dalgaları yayın. Bu yolla bütüncül paylaşım olanağı bulduğunuz için şükran duyun. İçten İyi Dilekler ve Daimi Kutsamayla 3 DAYA MATA’DAN ‘KUTSAL SEVGİ’ ‘Benim ruhsal öğretmenim çok büyüktü. Daima öğrencilerinin zihinlerini Tanrı yönünde eğitirdi. Onun misyonu öğrencilerin bilinçlerini Tanrı sevgisiyle yükseltmelerini sağlamaktı: ‘… Tanrı’yı sevin, beni değil! O’na bakın, bana değil!..’ “ Şikâyet etmeyi tercih eden, daha yüksek bilgilere ulaşmak veya yaratıcı becerilerini kullanıp geliştirmek için çok az çaba gösteren ya da hiçbir şey yapmadan Tanrı’nın müdahalesini bekleyen kişiler duygusal olgunluğa erişmemişlerdir. Bu kişilerin gerçek ya da hayali sorunlarına anlamlı çözümler, ancak onlar kendi düşüncelerinden, bilinç düzeylerinden ve eylemlerinden sorumlu olmaya karar verdikleri zaman bulunacaktır.” Roy Eugene Davis Paramahansa Yogananda’nın öğrencisi CSA (Ruhsal Farkındalık Merkezi) Ruhsal Yöneticisi www.csa-davis.org 4 Guruji böyleydi… Şefkatli, anlayışlı sakin, daima Tanrı’yla birlik ve iletişim halinde Kutsal birey… Ona yardım edemezdik ama hep onunla olmak isterdik. Ve ben hep hizmet onun etrafında çok yakınında olarak ona sunmak isterken geçen uzun yıllar içinde bunu alışkanlık DAYA MATA’DAN edinmiştim. Bir gün farkettim ki ben kendisinin ‘KUTSAL yakınındaSEVGİ’ ona hizmet ederken o beni sıklıkla uzaklaştırmaya başladı. Bu beni çok rahatsız etti. Ben için öylesineöğrencilerinin adanmış ‘Benim ruhsal öğretmenim çok onun büyüktü.Daima zihinlerini koşulsuz sevgiyle hizmet yapıyorum, yakınındayken içsel olarak Tanrı’nın varlığını yönünde eğitirdi. Onun misyonu öğrencilerin bilinçlerini Tanrı sevg derinden hissediyorum, peki şimdi neden beni sürekli uzaklaştırıyor? Birden büyük bir yükseltmelerini sağlamaktı: ‘…Tanrı’yı değil ! O’na bakın,bana değ kararlılıkla bu uzaklaştırılmamın nedenini anlamak istedim. Merkezinsevin,beni arkasındaki tepeye Guruji birböyleydi…şefkatli,anlayışlı sakin, daima Tanrı’yla birlik ve iletişim ha çıkarak oturdum. Bu durumdan şey öğrenmem gerektiğini biliyordum. Bunun ne olduğunu anlamadan oradanKutsal birey … Ona yardım edemezdik ama hep onunla olmak isterdik. V ayrılmamaya kararlıydım. Dualar edip Tanrı’ya bu durumun nedenini bildirmesi için yakardım. Anzısın istediğim bilgi içime doğdu: bizim skutsal hep onun etrafında çok yakınında olarak ona Ohizmet unmak isterken geçen adanmışlığımızı onun ayaklarına kapanarak harcamamızı istemiyordu. O hepimizin içinde bunu alışkanlık kendisine edinmiştim. Bir gün farkettim dikkatimizi sadece Tanrı’ya yıllar odaklamamız için gelmişti, odaklanmamız için ki ben kend yakınında ona hizmet ederken O beni sıklıkla başladı. Bu değil. O bizim kendisine ibadet etmemimizi istemiyordu. Yaptığımız her şeyiuzaklaştırmaya büyük bir samimiyetle Tanrı için yapmamızı istiyordu. ait olanı için adanmış istemiyordu. çok rahatsız etti. Allah’a Ben onun için kendisi öylesine koşulsuz sevgiyle h Allah’a ait olanı Allah’a sunmamızı sadece Tanrı’ya adanmamızı Tanrı’ya bağlanmamızı yapıyorum, yakınındayken içsel olarak Tanrı’nın varlığını derinden hissediy istiyordu. Bu açık idrak için Kutsal Kaynağın önünde eğilerek şükranlarımı sundum. , peki şimdi neden beni sürekli uzaklaştırıyor? Birden büyük bir kararlılık Oturduğum tepeden inerek merkeze doğru yürürken Gyanamata ile karşılaştım. Bana nedenini ‘nerelerdeydin canım, masteruzaklaştırılmamın seni görmek istiyor‘ dedi. anlamak istedim. Merkezin arkasındaki t çıkarak oturdum.Bu urumdan bir O’na şey baktım öğrenmem gerektiğini biliyordum. B Düşünebiliyor musunuz ? Yanına gittiğimde O haladçalışıyordu. ve ayaklarına dokundum. Alnıma dokundune olduğunu anlamadan oradan ayrılmamaya kararlıydım. Dualar edip Ta ve ‘sen, şimdi anladın’ dedi. En büyük dersimdi. O gerçekten Kutsal bir öğretmendi.’ bu durumun nedenini bildirmesi için yakardım. Anzısın istediğim bilgi doğdu : O bizim kutsal adanmışlığımızı onun ayaklarına kapanarak harcam istemiyordu. O hepimizin dikkatimizi sadece Tanrı’ya odaklamamız için gel kendisine odaklanmamız için değil. O bizim kendisine ibadet etmem istemiyordu. Yaptığımız her şeyi büyük bir samimiyetle Tanrı için yapm istiyordu. Allah’a ait olanı kendisi için istemiyordu. Allah’a ait olanı A sunmamızı sadece Tanrı’ya adanmamızı Tanrı’ya bağlanmamızı istiyordu.B idrak için Kutsal Kaynağın önünde eğilerek şükranlarımı sundum. Oturd tepeden inerek 5merkeze doğru yürürken Gyanamata ile karşılaştım. Bana ‘ nerelerdeydin canım, master seni görmek istiyor.’dedi. Düşünebiliyor musunuz ? Yanına gittiğimde O hala çalışıyordu. O’na bakt Daya Mata (Sanskritce şefkatli anne anlamındadır); Rachel Faye Wright.(1914-2010) 17 yaşında Paramahansa Yogananda ile tanışarak öğrencisi olmuş Paramahansa Yogananda’nın Amerika’da Kriya Yogayı(Birlik Bilinci) batıya tanıtmak amacıyla kurduğu ‘Self Realisation Fellowship(SRF) ve Hindistanda kurduğu Yogoda Satsanga Society of India kuruluşlarının 55 sene başkanlığını yapmıştır. Paramahansa Yogananda son günlerinde kendisine yakında bu Dünya’dan ayrıcalığı bildirdiğinde Daya Mata üzüntüyle: Master, genellikle bütün organizasyonlar kurucularının(ruhsal rehberlerinin) ayrılışından bir sure sonra sönüyor, siz olmadan nasıl yürüteceğiz? Diye sormuştur. Öğretmen: ’Ben gittiğim zaman sadece SEVGİ benim yerimi alabilir. Allah sevgisiyle ondan başka hiç bir şeyi önemsemeyecek ölçüde sarhoş olun ve bu sevgiyi herkesle paylaşın.’ Bu sözler Daya Matanın tüm yaşamında etkili ve görünür olmuştur. MUTLAK GERÇEKLİK SESSİZLİK, DİNGİNLİK SAF BİLİNÇ, YÜKSEK BEN ATMAN/BRAHMAN M - DERİN UYKU HALİ PASİF BİLİNÇALTI NEDENSEL PLAN U - RÜYA HALİ AKTİF BİLİNÇALTI İNCE - ASTRAL DÜNYA A - UYANIKLIK DURUMU BİLİNÇLİ ZİHİN DIŞA DÖNÜK DUYULAR MADDİ DÜNYA OM: A-U-M seslerinin birleşimidir. A sesi: Yaratan kutsal gücü (Brahma) U sesi: Yarattıklarını koruyan kutsal gücü (Visnu) M sesi: Dönüştüren, geliştiren kutsal gücü (Şiva) ifade eder. T üm bu titreşimler birim varlığımızda mevcut olup, biz sesli olarak Om söylerken bu temel öz titreşimin etkisiyle tüm varlığımızda zerresel ve hücresel boyutta uyanış ve iyileşme gerçekleşir. Om sesini içtenlikle sesli söylemek varlığımızı fiziksel zihinsel ruhsal her boyutta uyumlar, dengeler. Beynimizin sağ ve sol lobları dengelenir, sinir sistemimiz tazelenir, organlarımız rahatlar, gerilim ve stress hali kaybolur, beden rahatlar ve gevşer, duygular sakinleşir, zihin dinginleşir, ruhsal huzur hakim olur. Gerisinde varolan orjinal Gerçekliğin kanıtı olarak kabul edilen Om titreşimi Patanjali yoga sutralarında ‘Evrenleri oluşturan İlahi Güçün tezahürü (enerji) olarak tanımlanır. İlk aşamada zamanı, mekanı ve en ince ilahi sistemleri oluşturmuştur. Daha ileri aşamaya yayılımı fiziksel alemleri/evrenleri oluşturmuştur. Ona; ışıldayan, ışık yayan alan ya da yüksek bilincin ifade bulduğu alan denir. Sıfatları ve nitelikleri vardır. Om’u meditasyonda kullanma fikri, Kaynağa tekrar dönme düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. AUM hecesi sesli tekrar edilirken titreşimin akıcı devamlılığı sağlanarak sondaki ‘M’ sesinin net olarak gerçekleşmesine özen gösterilmelidir. Özellikle gurupla birlikte söylerken ses tonumuzu alçak ve yumuşak tutmalı nefesimizi doğru kullanarak titreşimin kendi doğallığı ile gerçekleşmesini sağlamalı, diğerleriyle uyumlu olmaya dikkat etmeliyiz. Meditasyon öncesi birkaç kez OM seslendirmek meditasyonu olumlu etkiler. 6 "Sözüm zihnimle, zihnim sözümle bir olsun. Ey yüce Tanrı! Önümdeki cehalet perdesini kaldır ki, senin nurunu görebileyim. Bana kutsal metinlerin özünü göster. Kutsal Metinlerin gerçeği daima önümde olsun. Gece gündüz, bilge kişilerden öğrendiğim şeyi idrak etmeye çalışayım. Tanrı'nın gerçeğini konuşayım. Gerçeği konuşayım. Tanrı, beni ve öğreticiyi korusun. OM.. Huzur, huzur, huzur.." * Yaradılıştan önce sadece Ben vardı. Başka hiç bir şey yoktu. Ben; "Dünyalar yaratayım" diye düşündü. En yüksek dünyayı/Ambhas, Gökyüzünü/Marichi, Ölümlüler dünyası olan yeryüzünü/Mara ve Yeraltı dünyasını/Apa yarattı. "İşte dünyalar,şimdi bu dünyaların yöneticilerini yaratayım"diye düşündü. SU' ların içinden bir YUMURTA çıkardı. Bu yumurtayı ısıttı, ısınma sonunda yumurtada meydana gelen çatlaktan, AĞIZ'ı olan bir yaratık çıktı. Bu ağızdan SÖZ, Sözden de ATEŞ meydana geldi. Sonra bir BURUN gözüktü; burunun deliklerinden SOLUK, soluktan da HAVA meydana geldi. GÖZ' ler gözüktü; gözlerden GÖRÜŞ, görüşten de GÜNEŞ meydana geldi. KULAK'lar gözüktü; kulaklardan İŞİTME, işitmeden de DÖRT YÖN meydana geldi. DERİ gözüktü; deriden KIL, kıldan ise yaratığın gelişimi meydana geldi. KALP gözüktü; kalpten ZİHİN, zihinden AY oluştu. GÖBEK gözüktü; göbekten aşağıya doğru giden SOLUK/APANA, Apana'dan ÖLÜM meydana geldi. CİNSİYET gözüktü; cinsiyetten TOHUM, tohumdanda SU meydana geldi. Sonra, Tanrı, bu yaratığa açlık ve susuzluk verdi. O zaman, Tanrı'lar O'na,"bize yaşayabileceğimiz ve beslenebileceğimiz bir yer ver" dediler. Tanrı, bir BOĞA yarattı. "Yeterli değil" dediler. Bir AT yarattı. Yine, "Yeterli değil" dediler Nihayet bir İNSAN yarattı. "Şimdi, iyi yaptın" dediler. Onlar tatmin olduklarından dolayı, insan bütün diğer yaratıkların efendisi olarak kabul edildi. Ulu Tanrı, diğer tanrılara, ‘‘Yerlerinizi alın!” dedi. AITAREYA UPANISHAD 7 Kendini idrak etmek; bedeniniz, zihniniz ve ruhunuzla tamamen Tanrı’nın içinde konumlandığınızı bilmektir. Kendinizi idrak edebilmeniz için tek yapmanız gereken bilginizi artırmaktır. Tanrı’yı idrak etmek; bu minik ego-beden ve kişilik olduğunuz yanılgısını eriterek Gerçek varlığınızın Ruh’un büyük okyanusu olduğunu bilmektir. Paramahansa Yogananda GONARDİYA PATANJALİ’NİN YOGA SUTRALARINDA (M.Ö.400) KLASİK YOGA FELSEFESİ ve YAŞAM PRENSİPLERİ İstekli kişinin kendini tanıması, kozmik kaynağıyla doğrudan bağını hatırlaması, bütüncül idrak yeteneğinin gelişip netleşmesi ve sıradan zihnin istikrarlı bir gelişimle yüksek bilince açılımı hedefine yönelik sistematik yöntemler bütünü olarak açıklanır. Yoga; asırlar ötesinden günümüze ulaşan en eski kendini bilme ve Tanrı bilincine uyanma, yüksek bilinçte yaşam öğretisidir. Yoga bilgilerini içeren kutsal ve kadim kitaplar Hinduizm dinine mal edilmiş olsalar da evrensel mesajlar ileten içerikleri tüm insanlığı kucaklar. Vedalar (M.Ö.1500-1000), Ramayana (M.Ö.1200-1000), Bhagavad Gita (M.Ö.700-200) Upanishadlar (M.Ö.600), Patanjali Yoga Sutraları (M.Ö.400) günümüze kadar ulaşmış, bugün Türkçe tercümelerini de kolayca bulabildiğimiz kadim, Klasik Yoga kaynaklarıdır. Binlerce yıl önce denenerek kanıtlanmış bu öğretilerin insanlığa her dönemde ışık tutup yardımcı olabileceği yine bu kaynakların değerli satırlarında ifade edilmiştir. Patanjali’nin Klasik Yoga sisteminde, bireyin kendi içinde ve yaşamla uyum sağlaması böylece doğru ve gerçek seçimleriyle kendi yarattığı bilinçli yaşam ortamında gerçeği öğrenip uygulayarak gelişmesi ve sonuçta bedenli mikro varlığıyla soyut makro kozmik gerçekliği birleştirip bütünlemesi öngörülür. Bu, tüm yaşam sürecini içeren gerçek bir uğraşı, gerçek yaşam sanatıdır. Klasik Yoga’nın evrensel ve sistematik bilgi ve tekniklerinin uygulama alanı, modern insan için kendi yaşam ortamı ve sürecidir. Yapılması gereken yoga yaşam tarzını karmaşık ve uygulaması zor, günlük yaşam gerçekliğinden kopuk ve uzak olarak algılamamaktır. Günlük yaşam, yoganın ideal uygulama ve deneyimle öğrenme alanıdır. Yoga yaşam tarzı kişisel uyum ve kararlılıkla benimsendiğinde bireyin farkındalığını yükseltir, ayırt etme gücünü geliştirir, yoğun eylemler bütünü olan günlük yaşam sürecinde bireyin kendi seçimlerinden ve seçimlerinin sonuçlarından öğrenmesini ve yaşam kalitesini giderek bilinçli seçimlerle yükseltmesini sağlar. 8 Klasik Yoga öğretisi bireysel bir yaklaşımdır. Ancak sonuçları bütünü etkiler. Toplu bilincin içindeki birimlerin birbirini oyalama ve engelleme potansiyeli günümüzde inkâr edilemez boyutlardadır. Bu noktada farkındalığını kullanabilen güçlü bireylerin iyi, güzel ve gerçek olana sahip çıkıp kişisel gayretleriyle elde ettikleri olumlu sonuçlarla diğerlerine örnek olmaları bütünün şifası için gerekli olan büyük ve çok önemli bir adımdır. Yaparak ve yaşayarak sonuç almış bir birey olarak güvenle açıklıyorum ki gerçek yaşamın sade, doğal ve güzel olduğunu kabullenmiş bir idrak noktasından hareket ederek, Klasik Yoga bilgilerini öğrenmek, güvenle ve keyif alarak günlük yaşamımıza sokmak, düzen ve disiplinle tavizsiz yaşamak, olumlu sonuçlara ulaşmak için yeterlidir. Yoga; içimizdeki görünmez olanı tüm gerçekliğiyle kabul etme ve görünür kılma çalışmasıdır. Yaşam bizimdir, beden ve zihin bizimdir, nefes bizimdir, tüm bu donanımlarımızı nasıl kullanacağımıza karar verecek olan biziz.Bilerek veya bilmeyerek hepimiz seçimlerimizi yaşıyoruz. Yaşama şevinci ve coşku dolu en güzel enerjilerimizi aşağıda önerilen seçimlerimizle saklı tutabilir, büyütebiliriz: * Olumsuz kalitelerimizi fark edelim, denetleyelim, dönüştürelim ama buna karşın ısrar ve kararlılıkla, en güzel kalitelerimizi sürekli büyütelim, geliştirelim. * Enerji frekanslarını ayırt etme gücümüzü dikkatli gözlem ve deneyimlerimizle sürekli geliştirelim. * Gerçekçi olalım gerçeği yaşayalım, gerçeğe ulaşalım. * Her günümüzün bir önceki günümüzden,her anımızın bir önceki anımızdan her nefesimizin bir önceki nefesimizden daha bilinçli kullanımı, yaşamımızın yüksek kalite ve titreşimlerle gerçekleşmesi amacımız olsun. * Bütünün en yüksek hayrı ve şifası için el ele gerçek güzellikler yaratalım yaşayalım, * İçten olalım, dikkatli olalım, kararlı olalım, düzenli olalım, çalışkan olalım. * Sahip olduklarımızın farkında olalım, şükür duyalım. İsteyen değil, veren olalım. * Gerçek ihtiyaçlarımızı kişisel anlamsız arzu ve beklentilerimizden ayırt edelim. * Huzurumuzu bozan, dikkatimizi dağıtan, enerjimizi bağlayan tüm gerçek dış istek-arzu-beklenti ve şartlanmalarımızı bırakalım. * Bütünün içindeki “gerçek” yerimize, doğamıza talip olalım, sahip çıkalım. Böylece; * Huzur, denge ve uyum kalıcı huyumuz olsun. * Evrensel huzur uyumumuzdan, işbirliğimizden ve huzurumuzdan emin olsun. * Bizi hizmete layık bulsun. * Evrensel olalım, hizmete doyalım, tüm süreci hizmetle aşalım, Kutsal’a demir atalım. * Gerçek Yaşam Amacımızı, şimdi, bu yaşamda keşfedelim, yaşayalım tamamlayalım Süremiz dolduğunda; * Dünya Ana bizi güzel huylarımızla, Benzersiz yapışlarımızla hatırlasın. O bizden razı olsun, bizde ondan. Hepinize içten teşekkürler, huzur dolu başarılar. Sabiha Betûl 9 BİR BİLİM İNSANININ GÖRÜŞLERİ A tom, molekül gibi temel yapıtaşlarının nasıl bir araya geldikleri, “dinamik sistemler fiziği” adı verilen ve son çeyrek asır içinde gelişen bir bilim dalıyla aydınlatılmıştır. “Information & selforganisation = bilgi edinme ve bu bilgilere göre örgütlenme” olarak özetlenen bu fizik dalı, doğa ve dünyamızdaki değişimdönüşümlerin tamamen bilgi edinilerek gerçekleştirildiğini ve varlıkların en temel yapı-taşlarının bilgi-oluşturan öğeler olduğunu ortaya koymuştur. Doğadaki bu dönüşümler ise milyarlarca yıllık süreçlerde ancak gerçekleşebilmişlerdir. Yaklaşık 14 milyar yıllık evrenimizde, Fe, Si, Cu, C, N gibi 92 temel elementin oluşması evrenimizin ömrünün yarısını almıştır. Dünyamız yaklaşık 4.6 milyar yıl önceleri oluşabilmiştir. Dünyamızdaki ilk canlı varlıklar (çekirdeksiz prokaryotik bakteriler) yaklaşık 3.5 milyar yıl önceleri; ilk çekirdekli tek hücreli canlılar yaklaşık 2 milyar yıl önceleri; ilk çok hücreli hayvanlar yaklaşık 700 milyon yıl (Ma) önceleri; ilk kabuklu-iskeletli hayvanlar 550 Ma, topluluk halinde yaşayan hayvanlar 500 Ma; sürüngenler yaklaşık 300 Ma, kuşlar yaklaşık 200 Ma, günümüz memeli hayvanları 50-60 Ma önceleri ancak oluşabilmişlerdir. İnsan dediğimiz “bilgi oluşturmaya en fazla önem veren bir memeli hayvan türünün” 1-2 miyon yıl önceleri oluşturulmasıyla günümüze gelinmiştir. Tüm varlıklar bileşenlerinden kökenlenen içsel bir hayat dürtüsüyle dinamik sistemler yasalarına uygun olarak tavukyumurta döngüsü içinde yönlendirilirler. Tavuklar yumurtalara bağımlıdırlar, yumurtalar moleküllere ve moleküller atomlarına bağımlıdırlar. En temeldeki atom-altı-parçacıkları ise çevrelerindeki 10 her şeyi algılarlar ve ona göre davranırlar ve aynı zamanda da, evrensel ölçekte anında etkileşimlerle evrensel düzeyde bir dengeleme ve uyumluluk sağlarlar. Dinamik sistemlerin gelişimleri “Bilgi oluşturma ve bu bilgilere uygun örgütlenmeler” olarak özetlenmiştir. Doğa ve dünya sürekli bir değişimdönüşüm döngüsü içindedir ve “hayat” dediğimiz olgu, doğadaki bu değişim dönüşümleri algılama ve onlara uyumlu yapısal değişiklikleri gerçekleştirme eylemleridir. Algılanan veriler varlıkları oluşturan temel öğelerde depolanırlar ve o temel öğeler, çevrelerinden algıladıkları bu değişim-dönüşüm verilerine göre yapısal durumlarını değiştirip, çevrelerindeki değişim-dönüşümlere uyumlu hale gelmeye çalışırlar. Bizlerin tüm düşünce ve davranışları bu şekilde bedenimizdeki hücrelerde gerçekleşen amino - asit- yeniden düzenlenmelerinin birer sonucudur. Doğada yanlış-doğru diye kesin bir ölçüt yoktur, çünkü zaman içinde her şey değişim-dönüşüme uğrar. Değişimdönüşümlerin nasıl veya hangi yönde olacağı, varlıkların oluşturacakları bilgilere göre gerçekleşir. Bu nedenle, doğada “information & self-organisation = malûmat/bilgi alışı ve kendi kendiniörgütleme” olarak özetlenen “dinamik sistemler fiziği kuralları” geçerlidir. Dolayısıyla, bedenlerimizi oluşturan ve bizlerin düşünce ve davranışlarını belirleyen hücreler kararlarını, çevreden kendilerine aktarılan verilere göre düzenlerler, çünkü onlar için “doğru” olan, çevredeki değişim-dönüşümlere uygun davranmaktır. Kısaca: doğada her şey varlıkların ve de karşılıklı etkileşimleri sonucuna göre bizzat kendilerince oluşur. Bir şeyi oluşturacak olan, o şeyin bileşenleri olduklarından, bileşenler birbirleriyle uyum-ve-ses titreşimi (rezonans) içine gibi ‘’doğal sistem oluşumu bilgilerini” bırakmaktadırlar. Toplum hayatı insanların oluşturması gereken yeni bir üst-sistem hayat tarzıdır. Doğa ve dünyamız, gittikçe daha rahat yaşam sistemlerinin oluşturulması çabalarının sürdürüldüğü milyarlarca yıllık bir süreçte oluşturulabilinen bilgilerin bir ürünüdür. İç-yapısallaşmamızda değişiklik yapmadığımız sürece düşünce ve davranışlarımızda bir değişiklik olması mümkün değildir. Tüm bireysel, toplumsal ve çevresel-ekolojik sorunlarımızın nedeni, paradigma/ilk örnek dediğimiz beyin-programlanmasının doğadaki gerçeklere uygun olmamasından kaynaklanır. Doğadaki tüm yapıcı veya yıkıcı güçler kuantsal öğelerle başlar. Kuantsal öğeler canlıdırlar ve olasılık hesapları yaparak, doğadaki en iyi yapısallaşmaları tercih edip, kötüleri terk ederek, doğa ve dünyada belli bir denge ve düzen oluşturacak şekilde davranmaktadırlar. Dolayısıyla doğadaki denge ve düzen oluşturulması, çok genel olarak ele alındığında, bu kuantsal sistemin denetimi altındadır.Tüm oluşum ve gelişimler, tüm varlıkların karşılıklı etkileşimleri (bilgi oluşturmaları, o bilgiyi yapılarına-dokularına kayıt etmeleri ve “gelecek nesile aktarma”ları) sayesinde olmuştur. Dolayısıyla doğadaki denge ve düzenden onlar sorumludurlar. İnsan dediğimiz canlı, böyle bir sistemin içinde oluşmuştur; hem de en fazla bilgi oluşturacak bir beyin yapısallaşmasıyla! Dolayısıyla, her insan her yaptığıyla doğadaki denge ve düzen oluşturulmasına dahildir. Ama maalesef bunun bilincinde olmadığından, “ben ne yapsam boş, doğa bizlerin dışında olağan-üstü bir güç sistemi tarafından yönlendiriliyor” yanlışlığı nedeniyle, hem kendi sağlığına, hem toplumsal hayat sistemine, hem de doğadaki ekolojik sisteme zarar veren bir yaratık durumundadır. girerek yeni bir şey (bir üst-sistem yapı) oluşturabilmektedirler (Doğadaki Oluşum Mekanizması - DOM-dizini). İnsanlık genelde geleneksel bilgilerin etkisiyle sıradan idrak düşünce ve davranış kalıplarının etkisi altında, bilgi ve bilincin sadece insan ve insanüstü sistemlerde olacağı, aşağıya doğru, yani hücre-molekül-atom- gibi öğelere doğru inildikçe, bilgili ve bilinçli davranışın olamayacağı önyargısı ile yetiştirilmektedir. Hâlbuki bizlerin bir şey yapması veya düşünmesi olayında, asıl düşünen ve iş görenler bedenimizdeki hücrelerimizdir. Beyindeki her bir hücremiz, 10.000 ile 70.000 arasında değişen farklı öğeyi dikkate alarak tek bir karar alır ve bu kararını ilgili diğer hücrelere bildirerek, beden davranışı için ortak bir karar oluştururlar. Doğadaki her şey sadece ve sadece varlıklar arasındaki karşılıklı etkileşimlerde oluşturulan ‘mutabakat’ larla oluyor. Mutabakat; uyum ve ses/ algı titreşimi = resonans olarak fizik-kimyada yer alır. Bir hayvan veya bitkinin oluşması için iki farklı bilgi sisteminin (erkek-dişi) birbirleriyle %99.99 oranında çakışabilmesi şart ve gereklidir. Hücrelerimiz bizlerin gösterdiği hedeflere göre düşünce ve davranış sistemimizi düzenlemektedirler. -Yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere, Allah bedenlerimizin dışında değil, içindedir, hücrelerimiz, moleküllerimizle bizleri etkiler ve yönlendirir, yani kuantsal kökenlidir; - Sürekli değişim-dönüşüm içinde olan canlı bir doğal sistemin oluşturucusudur; - Hep daha ekonomik yapısallaşma bilgilerini depolayıp, bunları gelecek nesillere aktaran, daha güzel ve ekonomik bir yaşayan-doğa oluşturma çabası içinde olan bir bilgi sistemidir. Tüm canlılar birbirlerine miras olarak sadece ve sadece “neyin nasıl yapılacağı, nelerin nelere bağlı olarak geliştiği Prof Dr. İsmet Gedik’in ‘‘Doğadaki Oluşum Mekanizmasıyla İnsanlığın Sorunlarının Çözümü’’ kitabından derlenmiştir. Okyanus yayınları 2008 11 ‘ Bu ulu yaradılış öyle bir şekilde tasarlanmıştır ki İNSAN diğer yaratılmışların hem efendisi, hemde hizmetkarıdır.’ * Değişim yaradılışın çıplak gerçeğidir; kimse değişimi durduramaz. Doğan çocuk bir gün ölecektir, fakat doğduktan sonra aydınlanmaya ulaşan ve ölümsüzlük yolunu seçen kişi bir gün kutsal bir pozisyona ulaşacaktır. Ölümsüzlük yoluna sadece kutsallığı ve Tanrısallığı uygulamaya koyduğumuz zaman girebiliriz. Bunu gerçekleştirmek için beden farkındalığını aşıp benliği gözlemlemeye ve benliğin farkındalığına ulaşmaya çalışmalıyız. Süper bilince ve Tanrı’ya yakınlaşmak bedenden zihne, zihinden iç zihne, oradan ruha ve ruhun derinliklerine ve en sonunda da en yüce ruha doğru adım adım ilerlemekle mümkündür. * ‘Hayatta her türlü başarı, güç ve beceri Tanrı’ya teslim olmuş ve tek destek olarak Tanrı’yı tanıyan kişinindir ve bu kişi de doğal olarak kutsal yolu seçer. Son söz olarak, kendimizi bu fani dünyadan ayrı tutmamızı, hayatımızda tek yardımcı ve destek olarak Tanrı’yı görmemizi ve kendi içimizin derinliklerine dalmaya çalışmamızı öneriyorum. Sadece o zaman hayatın gerçekliğinin farkına varabilir ve onun güzel kokusunun tadını alabiliriz. O zaman hayat bir nektara dönüşür ve biz de sonsuzluğa doğru yol alırız.’ * ‘Gerçek içsel benliğinizden gelen doğal cevapları dinlediğinizde hiçbir zaman yanılmazsınız. Ne kadar çok ruhsal uygulama yaparsak diğerlerini o kadar çok anlayabilir,onlara yüce gönüllülükle davranabiliriz.Diğer insanların fikirlerini ve anlayış düzeylerini kabullenme kapasitemiz artar ve onların düşünce özgürlüğüne saygı gösteririz. Burasi özgür bir evrendir.’ * ‘Dünyada neden bu kadar acı ve mutsuzluk var? Çünkü kalplerimizi genişletebilmemiz için diğerlerinin acılarını kavramak zorundayız. Kalplerimiz genişledikçe bizler daha yüceliriz ve yaradılmışlara daha yakın hale geliriz.Hala ayrı olduğumuzu düşünür ve kendimiz için istemeye devam edersek hiçbir zaman yaradılışla bir olamayız.’ * ‘Her konuda kendi kendimizden sorumlu olmak zorundayız. Başkalarının bizi izleyip izlemediğini önemsemeksizin her koşulda aynı şekilde davranıncaya kadar kendimizi dürüstlük ruhuyla eğitmeliyiz.’ * ‘Işık ve Ses ruhumuzu ve düşüncelerimizi temizleyip arıtan içsel elementlerdir. Işık ve Ses üstüne meditasyon yaptıkça içimizdeki erdemler giderek daha çok görünür olur.’ “Allah bizim unutkanlığımızda gizlidir. Bizim unutkanlığımız ego tarafından yapılan kişisel arzular perdesidir. Biz ne zaman ‘ben‘, ‘bana‘, ‘benim‘ kavramlarından hoşlanmayı bırakırsak, o zaman bu perde düşer.” Yogaçarya Ellen Grace O’Brian Roy Eugene Davis’in öğrencisi CSE (Ruhsal Aydınlanma Merkezi)Kurucusu ve Ruhsal Başkanı www.csecenter.org GURUDEV SHREE SADHAK SATYAM 12 13 REİKİ ÜSTADI HORST H.GÜNTHER’DEN ‘REİKİ’ DENEYİMLERİ E vrenin yaratıcılığı karşısında duyduğum sonsuz şükran ve güvenle yazıma büyük fizikci Max Plank’ın çok değerli bilgileriyle başlamak istiyorum: “Özetlemek gerekirse, pozitif bilimler tarafından doğanın dev yapısı hakkında bize öğretilen her şey, kesin bir düzenin hüküm sürdüğünü göstermektedir bu insan zihninden bağımsız bir düzendir. Algılarımızla tanımlayabildiğimiz kadarıyla, bu düzen ancak amaçlı bir düzenleme sayesinde ortaya çıkmış olabilir. Dolayısıyla evrenin bilinçli bir düzene sahip olduğuna dair açık kanıt vardır.” Elde ettiğim başarılardan cesaret kazanmış olarak Alman ekonomi şirketlerinde değişik pozisyonlarda çalışarak kariyer merdivenlerini hızla ‘yukarı’doğru tırmanıyordum. Fakat gerçekte yukarısı aslında aşağısıydı. Çünkü eleştirel bir gözle baktığımda kendime ve özellikle aileme zaman ayıramadığımı, o dönemdeki hayatımın sadece işe ve firmaya adanmış olduğunu itiraf etmek zorunda kaldım. Ortaya çıkan uyanış soruları kendi kendimin hakimi olma yolunu açtı. Bu noktada arkadaşım ve öğretmenlerim olan Wolfgang Strasser ile Bertold Wichmann’a değerli katkıları ve yol göstericilikleri için çok teşekkür ederim. Bu arada ‘Yeniden doğuş nefes tekniğini birlikte uyguladığım psikolog Angela Rudhart’a yürekten teşekkür ederim. Tüm bunlara ragmen arayışımın halen devam etmesi gerektiğini hissediyordum. Ta ki bir gün şunu okuyana kadar: ’Reiki ile kendini tedavi et!’ Brigitte Müllerin Reiki seminerlerine Eşim Edith ile birlikte katılarak aynı yıl içinde Reiki 1. Ve 2. Dereceye inisiye olarak öğrendiklerimizi günlük hayatta uygulamaya başladık. Reiki ile yapılabilecekleri gördükçe hayrete düşüyorduk. Bu arada öylesine Reiki’leştik ki Brigitte için şevkle seminerler düzenliyorduk. İnsanların bir hafta sonu gibi kısa bir sürede positifyönde geçirdikleri değişim ve dönüşüm geçirmelerine şahit olmak her seferinde benzersiz bir tecrübeydi. Bunu onlarla birlikte yaşayabilmek çok güzeldi. Bir gün bilinçsiz bir şekilde hissettiğim, daha doğrusu tahmin ettiğim şeyi Brigitte bana söyleyiverdi; ’Benim üstadlık yolunu seçmem onu şaşırtmayacaktı. Birdenbire içimde her şey berraklaştı: Reiki üstadı olmak istiyordum! Bunun üzerine Usui sisteminin büyük üstadı Phyllis Lei Furumoto'ya bir mektup yazarak Reiki üstadı olmak için inisiyasyon ve eğitimine başvurdum. Cevap olarak beni ABD'de bir kendini bilme seminerine davet etti. Bu işareti izleyerek Frankfurt'tan kalkıp Idaho eyaletindeki Boise'ye gittim. Bu seminere Phyllis dışında beş Reiki üstadı adayı daha katıldı. Hepimiz birbirimize karşı oldukça açıktık ve her birimizin kendini tanıma ve kendisi üzerinde çalışma olanağı vardı. 14 Çünkü ne de olsa bu yoğun çalışma sırasında an gelmiş her birimiz diğerinin "aynası" olmuştu. Phyllis'in katılımcılardan birisini mi yoksa birkaçını mı Reiki üstadı olarak yetiştireceği belli değildi. Son gece ise -aslında ertesi sabah olmak üzereydiPhyllis şöyle dedi: "Gündoğuşunda Horst'u Reiki üstadı olarak inisiye edeceğim." Şaşkınlığım kayda değerdi, çünkü bunu beklemiyordum! 6 Temmuz 1985 yılında Bogus Basin'in dağlarında reiki üstadı olarak inisiye edilmek çok etkileyici bir olaydı. Biz Phyllis Lei Furumoto, Michael Hartley, Paul ve Susan Mitchell, Brigitte Müller ve ben sabah saat 6:30'da güneş doğarken muhteşem bir dağa çıktık. Çevredeki dağlar, ormanlar ve çöl müthiş bir manzara oluşturmaktaydı. İnisiyasyon tarif edilemez bir deneyimdi! Hepimiz bu sırada serbest kalan sıradışı enerjileri hissetmekteydik. Hemen ardından Pyhllis şöyle dedi: "Bu doğru zaman!" Bugün halen daha inisiyasyon yoluyla gerçekleştirdiği enerji aktarımı için Phyllis'e karşı derin bir şükran duymaktayım. Almanya'ya dönmeden önce Yogananda'nın Encinitas'daki (Kaliforniya) Ashram'ına gittim. Orada yoğun geçen son haftaları irdelemek ve içselleştirmek için sükunete girme olanağı buldum. Yolculuk boyunca -özellikle uzun uçuşlar ve beklemeler sırasında- sağ dirseğimi tedavi ettim. Çünkü doktorların teşhisine göre yıllardır bir "tenisçi dirseği"ne sahiptim. Dirseğim ilaçlarla ve enjeksiyonlarla tedavi edilmesine rağmen, rahatsızlıklar sürekli olarak tekrar tekrar ortaya çıkmıştı. Şu anda yolculuk boyunca kaç saat tedavi ettiğimi tam olarak hatırlayamamama rağmen bir şeyi kesin olarak söyleyebilirim: Almanya'ya vardığımda hiç ağrım yoktu ve sanki hiçbir şey olmamış gibi sağ kolumu oynatabiliyordum. Bu durum (Tanrı'ya şükürler olsun) bugüne kadar değişmedi! Bu gün geçmişe baktığımda Reiki’nin tüm hayatımı değiştirmiş olduğunu görüyorum.Bir Reiki üstadı olarak Reiki’yi yaygınlaştırmak ve bu sevgi dolu enerjinin insanlara ulaşması için yapabileceğim çok şey olduğunun bilincindeym.Bir yandan Reiki seminerleri yaparken diğer yandan Reiki üstadları yetiştirerek çalışmalarımı sürdürüyorum. Reiki’yi bu şekilde diğerlerine aktarmak bir huşu ve minnettarlık duygusudur.Gelişimim ve oluşumum için başlangıçtaki günlük görevlerimden gerçek misyonuma yönlendirildiğim için çok mutluyum. Eşim Edith ile birlikte Reiki yoluyla bütün canlılara sevgi ve ışık vererek kendimizi gerçekleştirme imkanına sahip olduğumuz için çok mutluyuz. Kasım 1990 Kaynak: Brigitte Müller ve Horst H Günter, 2012. "Reiki: Uygulamalı Şifa Teknikleri” sf: 203-205, Remzi Kitabevi. 15 D Ü N YA N I N R E Z O N A N S I (Schumann Rezonansı) ve İNSANIN BÜTÜNCÜL İYİLİĞİ ‘‘Tanrı’yı coşku ile sevin. Boğulmakta olan birinin nefese olan hasreti, Çölde dolaşan birinin suya olan ihtiyacı gibi, Yaptığınız her eylemde O’nunla olun. Hangi yöne döndürülürse döndürülsün hep kuzeyi gösteren bir pusula gibi Zihniniz ve kalbiniz hep Tanrı’ya yönelsin. Bu yogilerin tarzıdır. Nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın zihni hep içindeki Tanrı’nın kutup yıldızına doğrudur.’’ Paramahansa Yogananda E vren titreşerek salınan enerji bütünüdür. Evrenin her zerresinin bütünsel ya da organizma durumunda frekansı, titreşme sayısı vardır. Hertz, saniyedeki titreşme sayısı demektir. İnsanlar 62-64 Hertz titrerler. Bilim artık organlarımızın titreşim sayısını da belirlemiş durumdadır. Gelişmiş cihazlar bütün vücudu tarayarak elektrik akımının geçmediği bölgeleri ve organlardaki titreşim azlığı veya fazlalığı gibi durumları belirleyebiliyor. Dünyamızın da coğrafi bölgelerde farklılık gösterse de zemin temel frekansı ya da kalp atışı sayısı ortalama ölçüm saniyede 7.80 devirdir. Dünyanın titreşimi, bizim titreşimimizi de etkilemektedir. Biz zamanı, dünyanın titreşimine göre algılıyoruz. Dünyanın titreşimindeki değişiklik, zaman kavramımızı büyük ölçüde etkiliyor. Rezonansın yani titreşimin algılarımıza ve hislerimize etkisi çok önemli ve büyüktür. Ne kadar hızlı titreşme olursa o kadar süptil bağlantılarımız kuvvetlenir, algılarımız ve anlayışımız değişir, hislerimizde büyük ölçüde değişim meydana gelir. Çünkü bizler de atomlardan meydana geliyoruz... Son ölçümlerde dünyanın rezonansının, binlerce yıldan beri sabit olandan farklı olduğu görüldü ve son raporlara göre 11 devire ulaştı.Halen yükselmeye devam ediyor. “Zaman hızlandı, gün bize yetmiyor” gibi yorumların açıklaması buna dayanıyor. Aslında gün 24 saat, fakat hissedilen 16 saat gibi. Titreşim ne kadar artarsa, soyut evrenle bağlantılarımız o kadar yakın hale geliyor. Ruhsallığa daha yakın bir insanlık olmamız umuluyor. Bitkiler ve hayvanlar ise bu titreşime doğal olarak ayak uydurabilen canlılar. Çünkü onlar dünya canlıları. Bizler ise geçici olarak dünyada yaşayan ‘akıllı’ bir türüz. Yaşam; Kutsal Kaynak’tan yayılan Kutsal Tireşimin sonsuz,sınırsız koşulsuz sevgi ve rahmet enerjisiyle varoluyor, korunuyor ve devam ediyor. Toprak, su, ateş, hava ve eter evrensel enerji formlaridir ve bedenimizin dişinda ve içinde etkindirler.Kutsal titreşimin içeriğini oluşturan bu beş element birbirleriyle uyum içinde tüm varliği oluştururlar. Bizler duygu, düşünce, davraniş üretebilen ve değiştirebilen varliklariz. Duygu düşünce ve eylemlerimiz beş temel elementle uyum içinde olduğunda evrensel doğamizi hatırlarız. Bilinçli zihnimizin yaşamın bütünüyle ve Kutsal Kaynak ile birliğinin farkındalığında erimesine izin verdiğimizde bedenimizdeki tüm hücre ve atomlar, İlahi Koşulsuz Sevgi enerjisi ile rezonansa girerek önce şifalanır sonra tam olarak uyanarak Yaşamın temel titreşimiyle uyum içinde titreşmeye başlarlar. Kutsal Kaynak’la ve O’nun Yaratıcı yaşam enerjisi ile derin bir konsantrasyonla bağlantı kurarak içimizdeki yaşam gücünü element zerreleri düzeyinde uyandırıp harekete geçirmek kendimiz, diğerleri, gezegenimiz ve üzerinde yaşayan tüm canlılar için büyük bir lütuftur. Sabiha Betûl Kaynak: http://2012.8m.com 16 17 ÖÖMER HAYYAM (1048- 1131) KRİYA YOGA ve SÜPER BİLİNÇ MEDİTASYONU ‘‘ROY EUGENE DAVİS’’ İ R A N L I Ş A İ R , F İ L O Z O F, Ş Aİ R , M AT E M AT İ K Ç İ V E AS T R O N O M . E vreni anlamak için içinde bulunduğu kültürün hakim anlayışından ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmeleri eşsiz dörtlükler halinde edebi ifade edilmiştir. Dünya, insan, toplum, evren kısaca varoluş hakkında akıl yürütürken ne içinde yaşadığı toplumun ne de daha önceki zamanlarda kabul edilmiş hiç bir kurala bağlı olmayışı ile dikkat çeker. İnsan aklına koyulan sınırları kabul etmez, varoluşu kendi aklıyla kendi tadıyla yeniden keşfeder. K riya; Sanskritçe hareket, eylem demektir. Kriya yoga, eylemlerimizi yaparken doğru eylemi seçmek ve sürekli doğru eylem ile iyilleşme ve ruhsal gelişmeyi sağlamak demektir. Yoga; birleştirmek, birlemek, bir araya getirmek demektir. Bunun anlamı, dikkatimizi varlığımızın özü ile birleştirmektir. Bunu başarınca, biz artık “kendini bilen”, “kendini gerçekleştirmiş” oluruz. Kendini Bilmek (gerçekleştirmek), hakiki doğamızın (özün), doğrudan deneyimlenmesi ve bilinmesi demektir. Kriya Yoga, yani doğru eylem yogası; mevcut duygusal/negatif durumumuzu açığa çıkararak, bizi gerçek doğamızdan uzaklaştıran egosal engelleri eritir. eylemlerimizin kalitelerini ayırt edebilir, kendimizi, kendi öz doğamızı bilme noktasına getirmeye çalışırız. Amaç, kendi özümüzü doğrudan deneyimleme ve bilmedir. Kendimizi bilip doğrudan deneyimlediğimiz zaman, Allah’ı da doğrudan bilip deneyimleme noktasına erişebiliriz. Ruhsal yolda olan kimse; zararsız, dürüst, yararlı, güvenilir, doğru yolda, yaşam enerjisi kaynaklarını korumayı ve doğru kullanmayı öğrenmiş; yaşam enerjisini bilinçli kullanarak boşa harcamayan; gereksiz bağlılık ve sahiplenme göstermeden, eşyalarla, olaylarla, insanlarla, şartlarla doğru ilişki kuran; her koşulda içsel/ruhsal gereksinimini besleyen; kişisel temizliğine ve çevre temizliğine dikkat eden; yüksek hedefler için bireysel düşünce, duygu ve davranışlarını denetim altına almış; Yüksek Bilinç Meditasyonunu ustaca yapan; yanıltıcı benlik duygusunu (ego) ya da aslında sahte kimlik algısını yenen kimsedir. ‘‘BİRGÜN BİR ÇÖMLEKÇİDEN BİR TESTİ SATIN ALDIM NELER ANLATTI BANA SUSTUM HAYRETTE KALDIM BEN BİR ŞAH İDİM DEDİ, ALTIN KADEHİM VARDI BAK ŞİMDİ SARHOŞLARA ŞARAP TESTİSİ OLDUM’’ ÖMER HAYYAM 18 İnsanların “ben” duygusu, yanıltıcı, yanlış bir kendilik duygusundan kaynaklanır. Bu daraltıcı ve sınırlandırıcı bir duygudur. Bunun içinden geçit açılarak doğruya geçilebilir ve yükselebilinir. “Egoizm” (bencillik) ise; insanın kendisine düşkünlüğü, kendisini çok önemli sayan bir duygu şişkinliğidir. Bir çok insan için başlıca sorun budur. Bu kendini yanılgılı algılayış halimize dikkatle bakınca, ne kadar gerçek dışı bir şey olduğunu kavramak ve iptal etmek kolaydır. Hayattaki amacımız zararsız, doğru, dürüst, yararlı, güvenilir olmaktır. Bunun ilk adımı olarak ve en kolay başlayacağımız yer temizliktir; kendimizi ve çevremizi temiz tutmak. Ondan sonra da zihin temizliği, yani meditasyon gelir. Meditasyon; duyguların, düşüncelerin ve zihnin disiplin altına alınarak “yanıltıcı ben duygusu”nu aralamak ve onun içinden bakarak gerçekliği görmeye çalışmaktır. Meditasyonun amacı, insanı kendi özüne taşımaktır. 19 Meditasyon iki şey için yapılır: Meditasyonda Niyetin Önemi 1- Yan faydaları için, Meditasyon; meditasyon oturuşu halinde, etrafla bağlantısını kesmiş, dikkatini içe döndürmüş, duygu, düşünce ve anılara önem vermeden (takılmadan), anda, odaklı ve uyanık bulunmaktır. Derinleştikçe, bilinçaltından gelen dürtüler giderek etkisizleşir. Bu aşamada düşünceler doğmaz, duygular artık yüzeye çıkmaz ve farkındalığın berraklığı deneyimlenir ya da gerçekleşir. 2- Yüksek bilinç düzeyine erişmek için. Bu yararları elde edebilmek için, meditasyonun düzenli yapılması önemlidir. Meditasyonun yan yararı diye nelere diyoruz? İnsan bedeninin bağışıklık kazanması, biyolojik yaşlanma süreçlerinin yavaşlaması, sinirlerin daha ince algılar yapabilir hale gelmesi, bedendeki gerilimin, gerginliğin azalması, zihni yoğunlaştırma yeteneğinin yükselmesi, zihnin sakinleşmesi, düşünme gücünün yükselmesi, duyguların dengelenmesi gibi. İnsanların büyük bir kısmı, bunun için meditasyon yapar. Bu yan faydaları elde etmek için meditasyon yaparken, eğer düzenli, sade ve amaçlı bir hayat yaşıyorlarsa kendiliğinden ruhsal bir yükselme ve açılma elde edebilirler. Meditasyona oturduğunuzda, niye meditasyon yapmakta olduğunuzu kendinize hatırlatın. Hatırlatma ihtiyacı kalmayıncaya kadar meditasyonlarınızda bunu sık sık yapmanız gerekecektir. Bunu sabırla yapın. “Kendinizi bilmek” ya da “kendinizi fark etmek” için niyet ettiyseniz; ilk oturduğunuzda, “Bu benim amacım; kendimi bilmek benim amacım. Bu meditasyon süresinde bunu yapmaya niyet ediyorum.” diye kendinizi yönlendirin. O meditasyonunuzda bunu başaramamış olabilirsiniz ama tam bir Yüksek Bilinç haline erişinceye kadar bu amacınızda ısrar edin, vazgeçmeyin, o yolda olun. Sağlam niyet önemlidir. Meditasyon yapmanın ikinci şekli; Yüksek Bilinç (Super Consiousness) düzeyine kadar meditasyon yapmaktır. “Super”; yüksek veya yüce, üstünde ve ötesinde demektir. Dolayısıyla, şimdi bulunduğumuz olağan durumun çok ötesindeki ileri düzey bir bilinçten bahsediyoruz. Biz Yüksek Bilinç düzeyine kadar erişmek istiyoruz ve bunun için meditasyon yapıyoruz. Bu tür meditasyon, insanın kendi bulunduğu bilinç düzeyini aşması, yüce olana hareket etmesi içindir. Yüksek düzey meditasyon yapabilen iki çeşit insan vardır. Bunların bir kısmı yaradılıştan, kendiliğinden meditasyon yapabilenlerdir. Hemen meditasyon haline giriverirler. Diğerlerine ise anılar, düşünceler hücum eder; duygular yüzeye çıkar, engellenirler ve odaklı kalmanın güçlüğünden şikâyet ederler. Meditasyonu öğrenmeleri ve düzenli, disiplinli alıştırmalar yaparak ilerlemeleri gerekir. Anahtar, meditasyonun zihnin sakinleştiği evresinde uyanık kalmak, anda kalmak, sükunet içinde bekliyor ve seyrediyor olmaktır; pasif, hayal kuruyor ya da uykulu halde olmak değil. Orada oturarak, kımıldamadan,gözlerinizi hareket ettirmeden, bakışınızı kaydırıp gözlerinizi oynatmadan, herhangi bir şeye odaklanmadan, dümdüz ileriye bakın, gözler açık olarak, boş bir bakışla oturun. Bunu yaparken, anda daha kolay kalabildiğinizi ve düşüncelerin durduğunu fark edebilirsiniz. Özetle gözleriniz açık ya da kapalı olarak meditasyon yapabilirsiniz. Çabasız bir şekilde, sadece niyet etmek, orada bulunmak ve kıpırtısız oturmak; bunu büyük bir olay haline getirmemek; görüntüler, astral seyahat, azizlerin ziyareti, omurgada aşağı inip yukarı çıkan heyecanlar beklememek, sadece orada anda olmak. Gayretli uygulamalarla zamanla, meditasyonlarınız pürüzsüz akmaya başlar. Ondan sonraki aşamada, bakış açınızda birdenbire berrak bir alana kayış meydana gelir. Anda berraklığı yaşarsınız. Bazıları buna deneyimin “doruk” ya da “zirve” anı derler. O noktada bir süre nötr kalın. Tedavi edici an, bu andır. Bu doğal bir durumdur. Bu bir Yüksek Bilinç halidir. Sadece onun içerisinde öylece oturmak bile insanın olumsuzluğunu/ negatifliğini nötralize etmeye yarar. Yüksek bilinç, berrak bir Meditasyona giriş engellerini aşmak için çeşitli yollar vardır. Bunlardan biri, oturup dikkatle odaklanmaktadır. En önemlisi “dikkatimizi içe döndürme” yollarıdır. Hepimiz biliriz ki, dua etmek insanı içe döndürmeye yarayan en kolay yoldur. Eğer dindar bir kişiyseniz, açılış olarak, meditasyonunuzun başında bu yolu kullanabilirsiniz. Huzur ve sükûnet hissettiğiniz zaman da meditasyona girebilirsiniz. 20 CSA (Center for Spiritual Awareness) Meditasyon binası,Lakemont-Georgia. 21 farkındalıktır. Gözleriniz açık olarak da Yüksek Bilinç içinde bulunabilirsiniz. Eğer kendinizi şuuraltı algılar, rüya gibi imgeler, hayaller, içsel görüler, uykulu hal, uyuşukluk, düşünceler veya duygular içinde bulursanız, o zaman gözlerinizi açın. Çok derin bir meditasyon hali içerisinde bulunabilirsiniz, çok içinize dönmüş olabilirsiniz, yine de astral görüntüler (vizyonlar) alabilirsiniz. Bunlar zihnin ürettiği olgulardır, rüya gibidirler ve akılda tutulması hoş olan şeylerdir. Patanjali metninde, bunlara evhamlar, havaleler (halüsinasyon) diyor. Özellikle görüntüler, bunlar zihin tarafından üretilmiş şeylerdir. Bunların ruhsal gerçeklikle bir alâkası yoktur, zihnin oyunu, paniklemesidir ve zihninizin şuuraltı bölümünde kayıtlı anıların hareketlenmesi ile yukarıya çıkmışlardır. Bunlar, aklı başka tarafa çekmek için ortaya çıkmış hâllerdir. Çok hoş bir astral sahne gibi görünen şeye, “Ooo, burası cennet olmalı.” ya da evliya gibi görünen bir çehreye “Aman, bana bir demeç/mesaj getirmiş olmalı.” diye bakarsınız. Bu zihninizdedir ve bir aksatmadır. Patanjali bunları reddedip alâkanızı kesmenizi tavsiye eder. “Bunların içinde boğulmayın.” der. Yoksa oralarda uzun süre geçirebilirsiniz. Hiç var olmamış bir diyarda, zihninizin yarattığı bir algılamayla oyalanırsınız. Oysa hedefiniz aşkınlık olmalıdır. Eğer meydana gelen ilginç görüntü ve algılarınız olursa, biraz gözlemde bulunmanın, böyle hâl ve görüntülerin oluşması sürecini anlayıp tanımanın yanlış bir tarafı yoktur ama bunlara yapışmamak, takılmamak gerekir. Bu takılmaya bir yakalanınca, meditasyonda gelecek sefere muhteşem temalar beklentisine girilir. Vecd ile kendinden geçme istekleri olur. Zaman zaman bazı vecd hâlleri olabilirse de uzun vadede bu da yararlı değildir. Yüksek Bilinç Aşaması Nedir ? Düşünce barındırmayan, berrak zihin hali, Yüksek Bilinç durumudur. Bu hal gerçek farkındalığı getirir. Yüksek Bilinç, bizim varoluşumuzun özündeki en saf ve doğal bilgeliktir. Bu bilinç seviyesinde bulunmadığımız zaman sıradan dışsallıklarla, özel koşullanmalarımızla ‘ben-benim- v.b.’ uğraşırız ve asıl doğamızı unuturuz. Meditasyonda her gün düzenli oturmak bile Yüksek Bilinç hallerini geri getirir. Her gün düzenli oturup sessiz kaldığımızda, bu durum, bedenin fizyolojisini olumlu etkiler. Sorun yaratan bilinçaltı eğilimler nötralize olmaya başlar. Derin sessizlikten keyif almayı öğrenin. Düzenli meditasyon yapmanın çok yararını göreceksiniz. Eğer doğru şekilde meditasyon yaparsanız ve hele Yüksek Bilinci de deneyimlediyseniz, meditasyondan sonra işlerinizi daha etkili bir şekilde yapabilirsiniz. Daha kısa sürede daha çok iş görebilirsiniz. Eğer günlük faaliyetleriniz arasında önemli olmayan işleriniz varsa, bunları ayıklayıp atmak en iyisidir. Önemli olan ne ise ona odaklanın, becerikli bir şekilde gerekenleri yapın. Böylece, zihnin sakinleşiyor, düşünce ve duyguları harekete geçiren bilinçaltı dürtüler yatıştırılmış oluyor. Birlik bilinci hüküm sürüyor. Birçok kimse, huzur aşamasına kadar meditasyon yapar. Bir aşamaya gelip orada asılı kalmak değil, meditasyonda Yüksek Bilince erişmek hedefiniz olsun. Meditasyon ve Bilim Son yıllarda üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde, meditasyon yaptığı zaman insana ne olduğunu anlamak için araştırmalar yapılıyor. Beyin; çeşitli aletlerle izleniyor. Bulgular, meditasyon sırasında beyne daha fazla kan gittiğini gösteriyor. Beyin dalgalarını izleyen aletlerle görülüyor ki, bir insan meditasyon yaparken, odaklanmışken ve sakin durumdayken, beynin ön bölümleri işliyor ve gelişiyor. 1950’lerde Paramahansa Yogananda’nın şöyle dediğini hatırlıyorum; – o zaman daha böyle araştırmalar yoktu“Meditasyon yaparsanız beyinleriniz gelişir ve ilahi duyarlılığınız daha hızlı oluşur.” Meditasyon yapmamızın sebebi, Yüksek Bilinç alanını bedenimize, beynimizin fizyolojisine ve sinir sistemimize getirmektir. Sinir sistemimiz daha canlanır, algıları netleşir. O zaman beynimiz daha ince dalgaları, daha etkili bir şekilde işleme tabi tutabilir. Bazı insanlar, gerçekten ruhsal olarak uyanmak için çok samimî bir istek duyarlar ama felsefi ilkeleri ya da alıştırmaları, öğrendiklerini uygulayacak kapasiteleri yoktur. Sinir sistemleri henüz yeteri kadar incelmemiş olabilir. Beyin yetenekleri henüz yüksek seviyede gelişmemiştir. Bu kişilere, istediklerini yakalamaları için biraz süre lazımdır. Sinir sistemlerini inceltecekler, beyinlerini geliştirecekler. Yogilere göre, açılma birden bire de olabilir; ilerleme devam ettiği sürece orta hızda da, yavaş, yavaş da. İşin içinde etkisi olan farklı unsurlar vardır. Neyin hakikî olup olmadığını anlamak için sezgi yeteneklerini geliştirmemiz gerekir. Hakikati almayı, hakikat olmayanı atmayı öğrenmemiz gerekir. Sonuçta bizim kendi içsel bilgimiz açığa çıkar ve bu vahiy gibi bir şeydir. Bu gerçekleştirilmiş bilgidir. O zaman “bilen” oluruz. Daha önce ise “inanan”lar idik. İçsel bilgi güller açtığı zaman artık “bilen”leriz. Bilinecek her şeyi bildiğimiz zaman “ruhsal aydınlama” ya erişmiş oluruz. Sevgi; Yüksek gerçekliğin tezahürünün, aşk ve sevgi olduğunu bildiğimizde, gunaların (satva, raja, tama) değişik enerji akımlarından oluşan, aşk ve sevgi boyutları olduğunu ve olan her şeyin Om titreşimi yaydığını, hatta her zerrenin kendisinin bu titreşimi yaratıp yaydığını, tüm evrenin bu şekilde oluştuğunu idrak ederiz. Om titreşimiyle oluşan mekân, zaman ve daha ince ilâhi güçler genişleyerek yayılır ve âlemleri, kâinatları üretir. O tek gücü ifade eden, ışıyan alan ile onun ifadesi/uzantısı olan Om titreşimi alanının etkileşimini anladığınız ve bu etkileşimin “bireyselleşmiş bilinç birimlerini” oluşturduğunu kavradığınız zaman, yüksek bilinç halindesinizdir. Yoga felsefesine göre, Om titreşimini yayan gücün ve titreşimin yayıldığı alanın karşılıklı etkileşimi, bilinçli birimlerin bireyselleşmesi sonucunu doğurur. Onun için diyoruz ki, özümüzde biz saf, bütün, sakin, bilgiliyiz. Şimdi de öyleyiz, hep öyleydik. İçsel bilgimiz açıldığı zaman, biz “bilinçli bilenler” oluruz. Kendimizi doğrudan deneyimlediğimiz zaman “kendimizi bilen” oluruz. Yogada diyoruz ki, insanın alıştırma ve uygulamaları yoğunsa –bu alıştırmanın zorla olması anlamına gelmiyor, odaklanma anlamına geliyor– başarır. Eğer elzem olana odaklanır, elzem olmayanı bırakırsak, odaklı kalıp doğru yolda ısrarlı yürürsek, ilerlememiz hızlı olacaktır. Birkaç yılda, çok uzun yıllarda yapabileceğimizden daha fazlasını başarırız. Öyleyse, ruhsal olarak uyanmayı amaç haline getirmek ve uyanabileceğimize inanmak gerekiyor. Teknikler ve araçlar, eğer biz onları işletmezsek işlemezler. Anahtar bu! Özümüzde, biliyoruz ki bizler ruhsal varlıklarız. Kendinizi sınırlı yaratıklar olarak etiketlemek ve bununla özdeşleşmek yerine; ruhsal varlıklar olduğunuzu kabul edin. Önemli olan ileriye bakmaktır. İleriye bakanlar doğru hareketleri, eylemleri ne kadar etkili şekilde yerine getirirlerse, güvenleri o kadar artar. Ne kadar kendi öz gücümüze güvenir, ruhsal varlık olduğumuz gerçeğine ne kadar inanırsak, psikolojik dönüşümümüz o kadar hızlanır.1 1 22 Roy Eugene Davis’in CSA seminer konuşmalarından derlenmiştir. 23 ‘ Özellikle bugün öfkelenme Özellikle bugün endişelenme Sonsuz bereket için şükran duy Ekmeğini dürüstçe çalışarak kazan Komşularına dostça davran.’ DR. MİKAO USUİ ‘USUİ SHİKİ RYOHO REİKİ’ Yönteminin Kurucusu Büyük Usta 24 "Parçalanamaz olanın güçlendirilmiş şehrinde, bedenimizde, bir nilüfer vardır ve bu nilüferin içindeki minik bir alan: ne içerir ki kişi onu tanımak ister?" Şöyle cevap vermelisiniz: "Bu alan umman kadar büyük olmasına rağmen Kalbin içindeki minik alanda: Gök ve dünya bulunur, ateş ve hava, güneş ve ay, şimşek ve takım yıldızlar, size ait olan her şey burada ve ait olmayanlar da, hepsi o minik alanda toplanmıştır kalbinizin içinde." Chandogya Upanishad 8.1.2-3 25 IŞIĞIN SESİ Promete, Nicolas-Sebastien Adam’ın eseri (1762), LouvreMüzesi. Önce ışık, ardından ses geldi, sonrasında her şey Böyle şekillendi Evren, sırasıyla yıldızlı gökler, anlamlı boşluk Ve böyle oluştu Dünya’nın düzeni, yeraltı yerüstü varlıkları Dünya’nın efendisi insan da önce ışığı gördü, sonra verdi sesini Zeus: Çok tanrılı dinler döneminin “Baş tanrı”sı. Baştanaşağı “ışık” olan tanrı, şimşek ve yıldırımlarıyla ölümsüzler ile ölümlüleri dehşete düşürür, sırasında cezalandırırdı Sırası hiç bozulmadı ışık ile sesin, milyon kere milyon yılda, Ve canlılar bunu öğrendi, buna uydu, ışığı da sesi de önüne aldılar yüzlerinin Karanlıktan korktular, ses ile yakardılar ışık olsun diye, Var olmanın anası olduğunu bilerek Böyle başladı serüveni Kozmos’un, insanlığın, önce ışık ardından ses cümbüşüyle Farelerin, çekirgelerin, kargaların da hakimi. Kızdığında, gümüş oklarını salarak veba ve benzeri hastalıkları musallat eder. Zeus’un şimşeği aldı insanların aklını başından, gümbürdeyen korkunç sesiyle Işık tanrı Apollon yağdırdı oklarını insanlara ıslık çalarak gümüş yayından Çoban Yıldızı Aphrodit’e mest etti tanrıları, insanları kör eden güzelliği ve buğulu sesiyle Bağların Tanrısı Dionys verdi sahte tanrısal cenneti ölümsüzlere, ölümlülere üzüm tanesiyle Uyandı insanoğlu, öğrendi ilk kâhin Promete’nin açtığı ışıklı yoldan yürüyerek Ruhsal farkındalığı artırmanın özgürlüğe giden yol olduğunu kurtulmada putlardan Öğrendi Promete’den akıl gücünün kaba güçten üstünlüğünü, bilincin özgürlüğünü Her gün ciğerini Kartal’a yedirerek, bu savaşın sonsuza dek süreceğini bilerek Işıklı tanrısal sahnesinde Kozmos’un Dünya’nın, haykırdı insanoğlu Davudi sesiyle Ben’im bu alemlerin yaratıcısı diye ünlendi Hayyam’ın şiirleriyle tüm zamanlara yayılan Kim olursan ol bana gel, bende birleş sevgiyle dedi Mevlana’nın ışık saçan önderliğinde Bach ile Itri’yi buluşturan tanrısal ezgilerin, titreşimlerin ruhumuzu derinden besleyen nefesinde Ey ışıklı yollarda dans ederek, şarkı söyleyerek, güzel sözlerle, şiirle, akılla, bilinçle yürüyenler Sizlersiniz göz bebeği, nuru, geleceği Dünya’nın, Kozmos’un sonsuza dek var olacak Sizlersiniz bizi ışığa taşıyacak, insanlığı birikimleriyle YÜCE BİR’liğe ulaştıracak OM diyerek bu kez önce ses, ardından ışık olarak YÜCE ile birleştirecek. İSKENDER AZATOĞLU Apollon: 12 tanrı düzeninde yer alan Zeus Oğlu. Çoban Yıldızı-Aphrodite: Göz kamaştıran parlaklığıyla Zeus Kızı Altın Tanrıça. Doğu-Batı kültürlerinde göğün en parlak yıldızı olarak Venüs, İştar, Zühre, Çoban, Çolpan, Seher, Zuhal, Star, Settar, Sitare adlarıyla kutsanmış. Dionys(os): Zeus ile kral kızı Semele Oğlu, insanlara şarabı vererek onları hayal alemi ile tanıştıran Tanrı. Zevku Sefa Tanrısı, hayatı düğün alaylarında, içki alemlerinde geçmiş. Promete(us): Akıl gücüyle Zeus’a kafa tutan Titan, Zeus ise kendinden akıllı olanları yaşatmaz. Promete bir kâhindir ve Zeus’un bir gün devrileceğini bilir, onun egemenliğini sonlandırmak için Zeus’un tekelinde olan “ateş-ışık”ı çalarak insanlığa verir. Işığa kavuşan insanoğlu da “bilinç ve özgürlük” yolunda ilerler. Zeus’un cezası ağır olur, Promete ıssız bir kayalıkta prangaya vurulur ve her gün bir kartal gelerek karaciğerini yer (kartal, Zeus’un insanlara göründüğü formdur). Promete ölümsüz olduğundan her gece ciğeri yenilenir ve bu işkence sonsuza dek sürer. Hayyam (1048-1131): İranlı şair, filozof, matematikçi ve astronom. “Evren”i anlamak için, içinde yetiştiği İslâm kültüründeki hâkim anlayıştan ayrılmış, kendi içinde yaptığı akıl yürütmelerini eşine az rastlanır bir edebi başarı ile dörtlükler halinde dışa aktarmıştır. Mevlana (1207-1273): İslâm ve Batı Dünyası’nın değer verdiği düşünce adamı, tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsü; sınıf, ırk, dil, din, renk farkı gözetmeyen, insanlığa sevginin yolunu gösteren usta. Itri (1640-1712): Büyük Türk bestekârı, mevlevi inancı ve müziğinin, dinî müziğin en yetkin ustası. J.S.Bach (1685-1750): Barok döneminin ve tüm zamanların en büyük bestecilerinden biri, ruhanî müziğin babası olarak kabul görür. İskender Azatoğlu; Kazdağlarının eşsiz doğası içinde Kriya Yoga eğitim kamplarımızı huzur içinde gerçekleştirdiğimiz ‘İdaköy Çiftlik Evi’nin sahibi ve işletmecisidir. Emekli avukat, araştırmacı tarihçi ve yazar olan İskender Bey, Kriya Yoga yaşam prensiplerini tüm yaşamıyla örnekleyen samimi bir ‘doğru yaşam(dharma)’ öğrencisidir. 26 27 KUTSAL’LA DANS ‘Biz dans salonun diğer yanına ne kadar hızlı gittiğimizi görmek için dans etmeyiz. Biz dans etmek için dans ederiz.’ Alan Watts Biz sadece eğlenmek için dans ederiz.Eğer müzik , partnerimiz ve ortam hepsi birbiriyle uyumluysa biz andan ana akışı şimdiye odaklı deneyimleriz.Müziğin ritmiyle ve partenerimizle uyum içinde nerede olduğumuz ve ne kadar ilerlediğimize aldırmadan hareket ederiz. Meditasyon dans etmek gibidir.Biz sevinç için, meditasyon deneyimi için meditasyon yaparız.Koşulacak bir yol , kazanacak bir ödül ulaşılacak bir kahramanlık yoktur. Sadece olmak vardır…Olmak aşkı için. Dans etmeyi öğrendiğimizde müziğin ritmiyle uyumlu olarak ,bedenimizi hareket ettirme becerimiz gelişir. Bedenimiz ve zihnimiz uyumlanır ve biz müziği duymak,hareketlerimizi müziğe uydurmak için hiç zorlanmayız. Uygulama yaptıkça biz sadece dans deneyimine; kendimiz, müzik ve partnerimiz arasındaki uyuma şahit oluruz. Meditasyon yapmayı öğrendiğimizde kendi içimizdeki hikayecinin kendi yaşamımız ve durumlarımızla ilgili zorlayıcı anlatımını farketme becerimizi geliştiririz. Bilinç altımızın derinliğindeki anılar,beklentiler,üzüntü ve arzularla beslenen, düşüncelerin kendiliğinden yükselişini gözlemlemeyi öğreniriz. Her bir düşünce dikkatimizi dağıtır. Her dikkat dağılışı, oyalanma, birazcık haz duyma, bizi ayrı hissetme duygusuyla hikayemizdeki karakterin sınırlarına hapseder. Becerimiz geliştikçe konsantrasyonumuz saflaşır.İçimizdeki hikayecinin zorlayıcı ,sürekli yorumlarının zihinsel yapımızla ilgili süreçler olduğunu ayırt edebiliriz. Zihnimizin hem hikayeci hem de dinleyici olduğunu gözlemleriz.Bu hikayeler uyduran ve sonra onlara tepki veren kücük kandırmaca bizim yaşam deneyimlerimizden oluşuyor. Ve farkederiz ki dahası var. Oluşa şahit olurken kendimize sorarız ; ‘ Gözlemleyen kim ? Meditasyon becerimiz geliştikce hikayecinin anlatıklarını ve tepkilerimizi 28 önemsememeyi öğreniriz.Hikayecinin sesini kapattığımızda gerideki ince müziği keşfederiz.O ses kozmik motorun sesi, yaradılışın titreşim sesidir.Burada anlarız ki , dans ederken olduğu gibi gidecek bir yer yok, bir ödül yok, armağan yok. Bu mükemmel, eksiksiz,tam ve bütün bir deneyimdir. Bu noktada biz arzusuz, dürtüsüz, üzüntüsüz, geçmiş ve gelecek kavramlarının ötesinde , sadece çok değerli şimdiki anın mükemmelliğini deneyimleriz. Aynen uygulama,dinleme ve öğrenmenin bizi dansa hazırlaması ve bırakması gibi zihinsel alandaki dalgalanmaları gözlemleme ve bırakma pratiklerimiz de bizi meditasyona hazırlar. Sadece ses titreşimiyle birlikte akan dikkatle,bütün dikkat dağıtan etkilere aldırmaksızın Om deneyimi içinde bir süre dinlendikten sonra nihayet düşüncesizlik farkındalığına geçeriz.Bu doğru meditasyondur.Bu noktaya kadar gözlenen bir şey ve dinleyen bir gözlemci vardır. Bu özne-nesne etkileşimidir. Süperbilinç farkındalığına geçiş özneyi ve nesneyi birlik deneyiminde eritir. Biz meditasyonda saf bilinci, saf varlığı deneyimleriz. Saflık hiçbir şey olmayışı, deneyimsizlik, ilişkilendirecek benzetecek bir şey olmayışı anlamına gelir. Bu Öz Benliğin doğrudan deneyimidir. Burada hikaye yoktur. Aynen dans ettiğimiz zamanki gibi meditasyondan sonra da deneyimimizin anıları kalır. Roy Eugene Davis super bilinç meditasyonlarının bilinçaltında iz bıraktığını açıklar. Tanrı’nın ve yaşamın birlik ve bütünlüğünün doğrudan deneyimi ile oluşan yeni etkiler, eski düşünceler ve sınırlayan duygularla yer değiştirerek yaşamın bütünlüğünden ayıran anlayışları dönüştürür. Bu yeni izlenimler meditasyon yapmadığımız zamanlarda da varlığımızın özüne uyumlanmamıza yardım ederlerler.Net bir ses almak için radyoyu ayarlamamız gibi farkındalığımızı Kutsal’ın ifadesi olan gerçek doğamıza uyumlarız. Yaşamımızın her anında biz dışarıda değiliz, ayrı değiliz ve biz Kutsal dansa dahiliz. T.S.Eliot’un deyişiyle ;’Durağan tek bir noktanın dışında hiç bir dans olamaz ve sadece tek bir dans vardır’. Süper bilinç meditasyonlarımızın sessizliğinde biz evrensel tanıklar gözlemciler, izleyiciler olduğumuzu keşfederiz.Sonra yaşamın çok geniş balo salonunda yararlı hizmetler sunarak , katkılarda bulunarak lutuf ve uslupla bilinçli olarak rolümüzü ve dansımızı yaparız. Ron Lindahn Roy Eugene Davis’in öğrencisi CSA Lakemont Başkanı www.csa-davis.org www.lindahn.com ‘Derin sükut yüce bir makamdır.’ Muhyiddin İbn-I Arabi 29 VAR OLAN FİZİKSEL KAYNAKLARINIZI G BİR B U D A HİKAYESİ ünlerden bir gün: Buddha bir ağacın altında öğrencileriyle oturmaktadır. Bir adam gelir ve yüzüne tükürür. Buddha yüzünü siler ve adama sorar; "Başka ne söylemek istiyorsun?" Adam şaşırır, çünkü böyle bir deneyimi yoktur. Daha önce insanları hep aşağılamıştır ve onlar da kızarak tepki vermiştir. Ya da korkudan gülümsemiş ve adama yaranmaya çalışmışlardır. Ama Buda ikisini de yapmamış, ne öfkelenmiş, ne de korkmuştur. Sadece tepki vermemiştir. Ama Buddha'nın öğrencileri öfkelenir, tepki verir. En yakın öğrencisi Ananda der ki: "Bu çok fazla, buna tahammül edemeyiz. Sen öğretine devam et, biz de şu adama bunu yapamayacağını gösterelim. Cezalandırılması gerekiyor. Yoksa herkes aynı şeyi yapmaya başlar. " Buddha konuşur:" O beni kızdırmadı, ama siz kızdırdınız. O bir yabancı, buralara yeni gelmiş.Benim hakkımda bir fikir edinmiş. O bana tükürmedi, kendi fikrine tükürdü; beni tanımıyor ki, bana nasıl tükürmüş olabilir? Eğer düşünürseniz, o kendi zihnine tükürdü. Ben onun bir parçası değilim ve görüyorum ki bu zavallı adamın söyleyecek başka bir şeyi olmalı. Çünkü bu, bir şey söylemenin bir yolu; tükürmek bir şey söylemenin bir yolu. Bazen dilin yetmediğini hissettiğin anlar olur; derin sevgide, yoğun öfkede, nefrette, duada. Dilin yetmediği yoğun anlar olur. O zaman bir şey yapman gerekir. Derin sevgi duyduğunda, birine sarılırsın; Çok öfkelendiğinde birine vurursun, tükürürsün, Bir şey söylüyorsundur. Bu adamı anlayabiliyorum. Söyleyecek başka bir şeyi daha olmalı. O yüzden 'Başka ne söyleyeceksin?' diye sordum." Ve Buddha öğrencilerine der ki: "Siz beni daha çok kızdırdınız, çünkü siz beni tanıyorsunuz, benimle yıllarca yaşadınız, ama yine de tepki veriyorsunuz." Şaşıran, kafası karışan adam evine döner. Bütün gece uyuyamaz. Bir buddha gördükten sonra artık eskisi gibi uyumak zordur, mümkün değildir. Bu deneyim tekrar tekrar aklına gelir. Ne olduğunu kendine açıklayamaz. Titreme, terleme nöbetleri geçirir. Böyle bir adama hiç rastlamamıştır; bütün zihni, bütün kalıpları, bütün geçmişi dağılır. Ertesi sabah geri döner. Buddha'nın ayaklarına kapanır. Buddha"bu da sözle söylenemeyeni söylemenin başka bir yolu. Ayaklarıma dokunduğun zaman, sözcüklere sığmayan, sıradan dille anlatılamayan bir şey söylüyorsun." Buddha devam eder: "Bak Ananda, bu adam yine burda, bir şey söylüyor. Çok derin duyguları olan bir adam bu." Adam Buddha'ya bakar: "Dün yaptığım şey için beni affet." Buddha cevap verir: "Affetmek mi? Ama ben, dün o hareketi yaptığın adam değilim ki. Ganj nehri sürekli akıyor, o hiçbir zaman aynı Ganj değil. Her adam bir nehirdir. Senin tükürdüğün adam artık burada değil; aynı onun gibi görünüyorum, ama aynı değilim, bu yirmi dört saatte öyle çok şey oldu ki! Nehirden çok su aktı. O yüzden seni affedemem, çünkü sana kızgın değilim." "Ve sen de yenilendin. Görüyorum ki sen dün gelen adam değilsin, çünkü o adam kızgındı. O kızgındı, ama sen önümde eğilip ayağıma dokunuyorsun, nasıl aynı adam olabilirsin? Sen o değilsin, o yüzden bunu unutalım. O iki adam; tüküren adam ve tükürülen adam, artık yok. Yakına gel. Başka şeylerden konuşalım." 30 AKILLICA KULLANINIZ ‘‘Hayatın yasaları bize doğayla ve hayatın getirdikleri ile nasıl uyum içinde yaşayacağımızı öğretebilir. O yasaların ne olduğunu bildiğimiz ve onlarla uyumlu davrandığımız zaman kalıcı mutluluğu, sağlığı, ve kusursuz dengeyi deneyimleyebiliriz.‘‘ Parmahansa Yogananda Hayat tarzı alışkanlıklarınızı, aktivite ve dinlenmeyi dengeleyecek bir şekilde düzenleyin. Doğa, düzenlilik temeline dayanır. Kişisel bakım ve meditasyon uygulaması için erkenden, şafaktan önce uyanın. Yemeklerinizi düzenli bir plan dahilinde yiyin. Çalışma saatleriniz düzenli olsun, gevşeme ve yenilenme için düzenli zamanlar ayırın. Aktivitelerinizi, doğanın akışları ile eşzamanlı hale getirmeyi pratik yaparak öğrenin; böylelikle doğanın tam desteğini alır ve çok çabalamadan yaşayabilirsiniz. Doğa ile uyumsuz olduğunuzda, koşullar aşırı derecede mücadele gerektirdiğinde, aşırı stresli veya can havliyle çabalıyor olduğunuzda; zihinsel ve duygusal durumlarınızı, amaçlarınızı ve hareketlerinizi analiz edin ve dengeyi sağlamak için ayarlamalar yapın. Sağlıklı uzun bir yaşamın anahtarı, her zaman sadece ihtiyaç duyulan yiyecek miktarını tüketmek ve daha fazlasına yönelmemektir. Gereğinden fazla yiyeceğin tüketilmesi, bedenin yaşamsal güçlerini tüketir. Sebebi de acilen ihtiyaç duyulmayan şeyleri işleme tabi tutmak ve boşaltmak için fazladan çalışmasının gerekmesi ve atık ürünlerin birikmesidir. Ayurvedik metinlerin önerisine göre bir öğünde alınması gereken maksimum yiyecek miktarı iki elin avucuna sığacak kadardır. İdeal olanı yeterli bir miktar almak ve niteliğe önem vermektir. Yiyecekler besin değeri açısından zengin olmalı ve zihin-beden oluşumunu destekleyecek ve dengeleyecek şekilde seçilmelidir. Roy Eugene Davis - Ayurveda 31 İnsular Korteks İnsular korteks, beynin derinliklerinde yerleşmiş ve oldukça iyi korunmuş bir bölge. Konuyla ilgili ilk çalışmalar bu bölgenin, bedenin içinden gelen duyuların buluştuğu alan olduğuna işaret etse de son araştırmalar bütün duyuların buluştuğu bölge olduğunu (multimodal duyusal alan) doğruluyor. İnsular korteks, bedenin tüm organ sistemleriyle yakın ilişkide bulunarak bu sistemlerin fonksiyonlarını düzenliyor. Ama aynı zamanda stresli duygusal durumlarda amigdala gibi stres yanıtı merkezleriyle temasa geçerek bedeni rahatlatıcı bir rol üstlendiği yönündeki görüş de destek bulmaya başladı. Bu bilgiler ışığında 2005'te meditasyona bağlı insular korteks kalınlaşmasına ilişkin verileri yorumlayan Harvard ve MIT araştırıcıları, kalınlaşmayı temel olarak dikkatin nefese odaklanmasına bağlamışlardı. Üç yıl sonra Stanford Üniversitesi'nden Dr. Sridharan ve bir grup araştırmacı insular korteks bölgesinin beynin bilişsel fonksiyonlar modundan rölanti moduna geçişte anahtar rolü üstlendiğini ispatladı. Bu çalışmaları başka araştırmalar izledi. Artık günümüzde meditasyonun kardiyovasküler sistemden psikiyatriye kadar beden sağlığına pek çok faydalarının olduğu bilimsel bir gerçek olarak kabul ediliyor. Hatta geçen yıl Duke Üniversitesi Psikiyatri Bölümü'nden Dr. Doraiswamy, beyin sağlığında meditasyonun etkilerine dair bir makalesinde meditasyonun stres hormonu kortisol seviyelerini düşürebileceğini ve bunun da ötesinde strese bağlı oluşan nöron hasarının önüne geçebileceğini belirtiyordu. Meditasyon yapan kişilerdeki korteksin kendi yaş grubuna göre daha kalın olmasını da bu etkinin ilk somut bulgularından biri olarak gösterdi. Gerçekten de stresin nöronlar üzerine ciddi etkileri olduğu bilinen bir gerçek. Sıçan deneyleri, kronik stres nedeniyle beynin hard diski sayılan 'hipokampus'taki nöron bağlantılarının eridiğini gösteriyor. Ama daha önemlisi San Diego Sağlık Enstitüsü'nden Robert Rissman ve arkadaşlarının yaptığı araştırmaya göre bir araya gelerek nöronların beslenme borularını oluşturan tau proteinleri kısa süreli streste dağılıp sonra tekrar beslenme borularını oluşturuyor. Ancak, stres iki hafta sürdüğünde tau proteinleri geri dönüşü olmayacak şekilde dağılıyor. Rissman bunun Alzheimer hastalığındaki nöron ölümünü tetiklediğini belirtiyor. Stresin nöronlar üzerindeki yıkıcı etkisi anlaşıldıkça, stresle mücadelede yoga ve meditasyon da önemli rol kazanıyor. Örneğin geçen yıl Japonya'nın MIT'si olarak bilinen Riken Enstitüsü araştırmacıları özel bir yoga nefes tekniği sırasında beynin gama dalgası salımı yaptığını keşfetti. Bu özgün dalga daha önce Wisconsin Üniversitesi'nce yapılan araştırmada Tibet rahiplerinin beyninde de bulunmuştu. Biz de ilerlettiğimiz teknik uygulamalar sonucunda İstanbul'da yaşayan, meslek sahibi ya da üniversite öğrencisi sufi semazenlerin beyinlerini MR analizine tabi tuttuk ve Harvard Tıp Fakültesi'nin kullandığı teknikle inceledik. İlk bulgularımız Lazar ve ekibinin çalışmasında söz edildiği gibi insular korteksin semazenlerde de kalınlaştığı yönünde. 2008'de Amsterdam'daki Hollanda Nörobilim Enstitüsü'nün açılışı etkinliklerinde bulgularımızı ilk olarak bilim çevresiyle paylaştık. Budizm'de olduğu gibi tasavvuf öğretisinde de benlik duyusunun yitirildiği düşünüldüğünde semazenlerdeki insular korteks kalınlaşması bizim için sürpriz değil. KIŞ AYLARINDA BESLENME Kış aylarında metabolizmanın ana görevi kalorifer görevi görüp vücudu ısıtmaktır, bunun için çalışma hızı düşer. Bu durumda soğuk havalarla birlikte, besin tüketiminde değişiklik yapılmadığı takdirde kilo artışı oluşur. Kış aylarında ısınmak için giydiğimiz kalın giysiler kadar, içten ısınmayı sağlayacak besinlerin içeriği de çok önemlidir. Metabolizmayı hızlandırarak, vücudu ısıtan bazı besin gruplarını diyetimize ekleyerek kış aylarında yavaşlayan vücut çalışma hızını artırabilmek mümkündür. Balık ve deniz ürünleri, kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut), kuru kayısı, kuru üzüm, yumurta ve yeşil yapraklı besinler (ıspanak, maydanoz), pırasa, lahana, yağlı tohumlar (badem, fındık, kabak çekirdeği), limon, greyfurt , portakal ,baharatlar (pul biber, karabiber, zencefil) gibi besinlerin ve aroma vericilerin ısıtıcı etkilerinin yüksektir. Kış meyve ve sebzeleri antioksidanlardan zengin koruyucu bitkisel içeriklerle doludur. olduklarını görmekteyiz. Meyvelerden nar, kivi, turunçgiller, sebzelerden kereviz, balkabağı, havuç, kırmızı biber, mor lahana, soğan, ıspanak, pazı, kırmızı turp, brokoli, karnıbaharı, beslenmenizde sıkça tüketmemiz, bağışıklık sistemini destekleyen yogurt veya kefiri mutlaka ara öğünlerde almamız, tam tahıl ürünlerinden faydalanmamız , ayrıca vücudu ısıtıcak bitki çayları karışımlarını ve baharatları da günlük beslenmemize eklememiz sağlıklı bir kış geçirmemizi sağlar. Limon, pul biber ve bolca karabiber ile hazırlanan yağsız kış çorbaları kış sofralarının vazgeçilmezidir.. Metabolizmayı ısıtabilecek bitki çayı karışımlarına bir örnek; dağ kekiği, rezene, biberiye, ısırgan yaprağı ve enginar karışımıdır. Ihlamur ve ekinezya da mutlaka tüketilmesi gereken kış çaylarıdır. Su tüketimi özellikle kış aylarında aniden bir düşüş grafiği çizmektedir. Oysaki vücudun her mevsim suya ihtiyacı vardır, günde en az 8-10 bardak su içilmelidir. Bu suyun bir miktarının limon dilimli veya ılık içilmesi metabolizmayı olumlu etkiler. Dilerseniz tüketimi daha keyiflendirmek için 1-2 yemek kaşığı meyve suyu veya meyveli soda da ekleyebilirsiniz. Hayatın her döneminde vücudun vitamin ve minerallerden zengin beslenmesi gerekir. Özellikle kış aylarında A ve C vitamininden zengin beslenmekte fayda vardır. Soðuk havalarda açlık hissini bastırıp kan şekerimizi dengede tutmak için az az sık sık beslenme tarzı seçilmeli, kan şekerini hızlı yükselten işlenmiş besinler tüketilmemeli, düzenli spor yapılmalıdır. Sabah saatlerinde aç karna içilecek limon dilimli ıhlamur çayının, çubuk tarçın, tane karanfil, zencefil ile demlenecek elma çayının kan şekeri dengesine yardımı olur. Kaynak: Turkish Daily News (Dr. Çakmak, Marmara Üniversitesi EPAM / Epilepsi Araştırmaları Merkezi) araştırmacısı.) 32 33 KENDİNİZ İÇİN ÖZEL BİR ZAMAN AYIRIP KENDİNİZE DEĞER VEREREK DÜZENLİ OLARAK HİZMETLERİMİZDEN YARARLANMAYI SEÇTİĞİNİZ İÇİN 2013 YAYINLARIMIZ Program katılımcılarımıza ve samimi ruhsal öğrencilere ücretsiz hizmetimizdir. HİZMETLERİMİZE SAMİMİ İLGİ GÖSTERİP ÖĞRENDİKLERİNİZİ TEVAZU VE KARARLILIK İÇİNDE İÇSELLEŞTİRME GAYRETİNİZ İÇİN BÜTÜN’ÜN EN YÜKSEK HAYRI VE ŞİFASI İÇİN TÜM YAŞAMINIZI BİLİNÇLİ SEÇİMLERLE SAĞLIK, HUZUR, DENGE VE GÜVEN İÇİNDE DENEYİMLEMEYİ SEÇTİĞİNİZ İÇİN SONSUZ YAŞAM Tam Esenlik ve SONSUZ� �YAŞAM� Ruhsal Bütünlük Rehberi SONSUZ� YAŞAM� � � GERÇEĞİN � Tam��Esenlik� Tam� ve� �Esenlik� ve� Ruhsal�Bütünlük� Rehberi� Ruhsal�Bütünlük� Rehberi� � � � � SESİ Truth Journal Nisan-Mayıs 2013 sayısı çevirisi � � GERÇEĞİ N GERÇEĞİ N SESİ SESİ Truth Journal Nisan-Mayıs 2013 Truth Journal Nisan-Mayıs 2013 sayısı çevirisi sayısı çevirisi � � � � � � � � � ROY�ROY� �EUGENE� �DAVIS� �EUGENE� �DAVIS� Roy Eugen DAVIS Center For Spiritual Awareness [email protected] � ROY EUGENE DAVIS M� � ri� � DEĞERLİ VARLIĞINIZLA VE KATKILARINIZLA MERKEZİMİZİN VARLIĞINI KORUMASINA DESTEK OLDUĞUNUZ İÇİN GERÇEĞİN Roy Eugen DAVIS Roy Eugen DAVIS Center For Center ForSpiritual SpiritualAwareness Awareness [email protected] [email protected] KENDİNİZİN VE DİĞERLERİNİN İYİLİĞİ VE BİLİNÇ YÜKSELİŞİ İÇİN YAŞAM YOLUNUZU GERÇEK BİLGİ IŞIĞINDA FARKINDALIKLA YÜRÜMEYİ SEÇTİĞİNİZ İÇİN GEZEGENİMİZE VE ÜZERİNDE YAŞAYAN MİLYONLARCA CANLIYA SEVGİ VE ŞEFKAT GÖNDERİP BİLİNÇLİ YAKLAŞIMINIZLA YAŞAMIN TÜMÜNÜ KUCAKLAYIP DESTEKLEDİĞİNİZ © Sabiha Betûl 2013 İÇİN Ruhsal Farkındalık Merkezi KAYNAĞIN SONSUZProgram OLANAKLARINI BURADA katılımcılarına üŞİMDİ cretsiz dağıtılmak üzere hGÜVENLE azırlanmıştır. GERÇEKLEŞTİRME ŞANSINIZI AKILLI SEÇİMLER YAPARAK KULLANMAK Bu kitapcığın İSTEDİĞİNİZ içeriği kaynak belirtilerek İÇİN kullanılabilir. BU YAŞAMDA KENDİNİZİ BİLMEK VE TANRI BİLİNCİNE DEMİR ATMIŞ OLARAK GEZENİ VE ÜZERİNDEKİ CANLILARI ONURLANDIRARAK, İNSANİ BİLİNÇLİ YAŞAM VE GELİŞİM SORUMLULUĞUNUZU EN GERÇEKCİ YAKLAŞIMLA YERİNE GETİRMEYİ SEÇTİĞİNİZ İÇİN ‘ Evrensel yasalarla uyumlanarak erdemli hareketler üretme TÜM VARLIĞIMLA özgürlüğümüzü şimdi gerçekleştirmemiz gerçek yaşamı idrak ettiğimiz EDERgelir.’ Sabiha Betûl ve Bütün’e dahil oTEŞEKKÜR lduğumuz anlamına 2014 YILININ HEPİMİZ VE GEZEGENİMİZ İÇİN HAYIRLI GELİŞMELERE ŞAHİT OLMASINI DİLERİM. SESİ SONSUZ HUZUR SEVGİ VE Truth Journal Nisan-Mayıs 2013 sayısı çevirisi � Roy Eugen DAVIS Center For Spiritual Awareness [email protected] 34 IŞIKLA Zühtü Tiğrel cad.28/1 Oran/Ankara SABİHA BETÛL Tlf.0530 941 6493 Ruhsal www.sabihabetul.com Farkındalık Merkezi [email protected] www.sabihabetul.com 35 KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNER VE KONFERANSLAR RUHSAL FARKINDALIK MERKEZİ 2013 ETKİNLİKLERİ CSA (Center For Spiritual 2014 Seminer ve İnziva Programları Awareness) ANA MERKEZİNDE Roy Eugene Davis ve CSA Başkanlarıyla Kriya Yoga Yaşam Tarzı ve Meditasyon Seminerleri 2014 Halka Açık Genel Program Takvimi REİKİ SEMİNERLERİ ÇALIŞMA KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNERTEORİK VE KONFERANSLAR KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNER VE KONFERANSLAR KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNER VE KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNER VEKONFERANSLAR KONFERANSLAR SEMİNER VEKONFERANSLAR KONFERANS KRİYA YOGA PROGRAMLARI KRİYA YOGA’YA GİRİŞ’ PROGRAMLARI SEMİNER VE REİKİ UYGULAMA •Bağış karşılığı katılım, •Ortak kullanımlı misafirhane ve •Vejeteryan yemek imkanı. Sadece kararınız kesinleştiğinde rezervasyon yaptırınız. [email protected] 16-20 Haziran \ 7-11 Temmuz \ 11-15 Ağustos PROGRAMLARI SEMİNER VE KONFERANSLAR REİKİ SEMİNERLERİ TEORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA REİKİ SEMİNERLERİ ÇALIŞMA ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR REİKİ SEMİNERLERİ TEORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA REİKİ SEMİNERLERİ TEORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA REİKİ SEMİNERLERİ TEORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA REİKİ SEMİNERLERİ TEORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA Ayrıntılı bilgi ve Roy Eugene Davis’in kitap, DVD ve CD leri için online sipariş adresi: www.csa-davis.org ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR ÇOCUKLARIMIZREİKİ YOGA YAPIYOR UYGULAMA ÇOCUKLARIMIZ YOGA YAPIYOR EORİK ÇALIŞMA REİKİ UYGULAMA YAPIYOR 2014 Özel İnziva Takvimi CSA üyesi olan tecrübeli Kriya Yoga İnisiyeleri içindir. ROY EUGENE DAVİS rehberliğinde meditasyon, içedönüş ve sessizlik KLASİK HATHA YOGA 6-10 Mayıs \ 13-17 Mayıs \ 20-24 Mayıs 2-6 Eylül \ 9-13 Eylül \ 16-20 Eylül KLASİK HATHA YOGA KLASİK HATHA YOGA KLASİK HATHA YOGA KLASİK HATHA YOGA KLASİK HATHA YOGA KLASİK HATHA YOGA DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ 25-26 NİSAN 2014 MİLANO-İTALYA AVRUPA KRİYA YOGA KONGRESİ Roy Eugene Davis ile Meditasyon Semineri Sunumlar: Ellen Grace O’Brian; Furio Sclano Harald and Marlies Reiske; Swami Nirvananda İletişim İngilizce ve İtalyanca www.kriyayogadavis.org DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ KLASİK HATHA YOGA DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ 36 37 Zühtü Tiğrel cad.28/1 Oran/Ankara * KRİYA YOGA’YA GİRİŞ Tlf.0530 941 6493 Geleneksel Kriya Yoga Öğretisi www.sabihabetul.com Felsefe, teori, yaşam prensipleri, Meditasyon Teknikleri [email protected] 9 paylaşımlık paket program 2014 Program tarihleri için web sayfamıza bakınız. * USUİ SHİKİ RYOHO REİKİ Koşulsuz Sevgi akışı ile Enerjik Dengeli Yaşam İki tam günlük (hafta sonu cumartesi-pazar) süreçlerde Reiki 1. derece ve 2. derece seminer ve inisiyasyon programı 2014 Seminer tarihleri için web sayfamıza bakınız. * HAFTALIK KONFERANSLAR Ruhumuzu Besleyen, Yaşamımızı İyileştiren Gerçekler Çarşamba akşamları saat: 19:15-20:15 * KLASİK HATHA YOGA Rahatlama, güçlü konsantrasyon, bütüncül uyum denge ve enerji amaçlı nefes ve duruşlardan oluşan meditasyona hazırlık programı. Pazar :10:30-11:45 Perşembe: 19:30-20:45 * TOPLU MEDİTASYONLAR ‘Bütün’ün Hayırı ve Sifası için’ niyetiyle oturulan gezegeni ve toplu bilinci destekleyen gurup meditasyonları. Bu etkinlik ‘Kriya Yoga’ya Giriş’ Programını tamamlayarak Kriya Yoga yaşam prensipleri ve meditasyon tekniklerini samimiyetle düzenli olarak uygulayan tüm katılımcılara açıktır. Pazar: 12:30 - 13:30 *DOĞA YÜRÜYÜŞLERİ Nefes farkındalığı ve doğayla iletişim içinde 3 saat sessiz yürüyüş 2014 Yürüyüş tarihleri için web sitemize bakınız. SABİHA BETÛL RUHSAL FARKINDALIK MERKEZİ www.sabihabetul.com Zühtü Tiğrel cd.No:28/1 Oran-Ankara 38 Grafik Tasarım - Baskı: Alban Tanıtım - 0312 434 04 12
Benzer belgeler
“Yogayı Yanlış Yorumluyorlar”
CİNSİYET gözüktü; cinsiyetten TOHUM, tohumdanda SU meydana geldi.
Sonra, Tanrı, bu yaratığa açlık ve susuzluk verdi.
O zaman, Tanrı'lar O'na,"bize yaşayabileceğimiz ve
beslenebileceğimiz bir yer ve...
Huzur Mutluluktur... - Sri Govinda Math Yoga ve Meditasyon Eğitim
bilincin içindeki birimlerin birbirini oyalama ve engelleme potansiyeli günümüzde inkâr
edilemez boyutlardadır. Bu noktada farkındalığını kullanabilen güçlü bireylerin iyi, güzel
ve gerçek olana sa...
Yoga/Meditasyon
Bir AT yarattı. Yine, "Yeterli değil" dediler
Nihayet bir İNSAN yarattı. "Şimdi, iyi yaptın" dediler.
Onlar tatmin olduklarından dolayı, insan bütün diğer yaratıkların
efendisi olarak kabul edildi.