Önleyici diplomasi Bir seçim değil, gereklilik Türkiye`nin ilk PAN Parkı
Transkript
Sayı: 77 Mayıs 2012 Önleyici diplomasi Bir seçim değil, gereklilik Türkiye'nin ilk PAN Parkı: Küre Dağları Milli Parkı BM Genel Sekreter Yardımcısı Rebeca Grynspan Türkiye’deydi Rio+20’de Türkiye'yi temsil edecek en iyi uygulamalar açıklandı Yeryüzünde Bir Gün: Küresel bir film deneyimi Mukim Temsilciden: Önleyici diplomasi - Bir seçim değil, gereklilik* İnsan hakları ve kalkınma, Birleşmiş Milletler ’in iş kapsamının iki ayağını oluşturuyorsa, üçüncü ayağı da barıştır. Ankara, Mayıs 2012 Daha şanslı olanlar için barış, insanın ruhunu zenginleştiren ve, aynı zamanda, seçimlerini özgürce gerçekleştirmelerini ve genişletmelerini sağlayan bir melodi gibi gelir kulağa. O kadar şanslı olamayanlar içinse barış, insanların çok değer yüklediği ve bir gün gerçekleştirmek için can attığı uzak bir rüyadan; insanların kendilerini ölümün, hastalığın, intikamın ve karşılıklı suçlamaların, yetkisiz kılınmanın ve mahrumiyetin pençesinden kurtarmak için verdiği bitmek bilmeyen bir mücadeleden ibarettir. Barışı, kendilerinden binlerce kilometrelerce uzakta yaşayan yardıma muhtaç insanlara yapılan bir bağış olarak görenler için barış avuntu kaynağıdır. Barışı, tişörtlerinde bir sembol olarak gururla taşıyanlar için barış ilham kaynağıdır. Barış, insanlığın, zulme ve baskıya karşı savaşmak için el ele verdiği topraklarda gelecek nesillere daha iyi bir gelecek bırakmak için taşıdığı bir umuttur. Birleşmiş Milletler için barış tam zamanlı bir iştir. Birleşmiş Milletler, sivilleri koruyor, seçimleri denetliyor, eski muhariplerin silahsızlanmasını sağlıyor, çocuk askerleri savaş ağalarının pençesinden kurtarıyor, çatışma sonrası yaraların sarıldığı döneme katkıda bulunuyor ve, daha da önemlisi, savaşları önlemek için diplomasinin tüm olanaklarını seferber ediyor. Birleşmiş Milletler, 1945’ten beri 180’den fazla barış anlaşmasının müzakerelerine destek verdi ve bölgesel çatışmaları sonlandırdı. Birleşmiş Milletler, barışı koruma, sağlama ve temin yöntemleriyle başkalarının gidemediği ya da gitmeyi reddettiği yerlere ulaşıyor; başkalarının yapamadığını veya yapmayı reddettiğini yapıyor. Birleşmiş Milletler, dünyanın birçok yerinde çeşitli düzeylerde ve çeşitli yol ve yöntemlerle barışı sağlama yoluna baş koymuş bir kuruluştur. Önleyici diplomasi, Birleşmiş Milletler’in küresel anlamda barışın galip gelmesi için kullandığı araçlardan biridir. Çatışmanın krize dönüşmeden önlenebilmesi hayati önem taşıyor. Çatışmanın önlenmesinde başarısız olmanın son derece maliyetli olduğunu ve bundan en çok masum sivillerin zarara gördüğümü biliyoruz. Rakamlar da bu acı gerçeği gözler önüne seriyor. 1990’dan beri çatışma temelli ölümlerin yaklaşık %90’ını siviller oluşturuyor. Bunların %80’i de kadın ve çocuk. Çatışmaların ekonomik sonuçları da oldukça büyük zararlar veriyor. Dünya Bankası bir çatışmanın ortalama masrafının orta ölçekte gelişmekte olan Shahid Najam UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü bir ülkenin 30 yıllık gayrisafi yurtiçi hasıla büyümesine eşit olduğunu hesapladı. Çatışmaların önüne geçmek Önleyici diplomasi, Birleşmiş Milletler’de yıllardır mevcut olan bir fikir. Yakın zamanda, Genel Sekreter Ban Ki-moon’ın gayretleri ve üye ülkelerin desteğiyle, Birleşmiş Milletler’in önleyici diplomasi mekanizması geliştirildi ve genişletildi. Üye ülkeler gerçekten de çatışmaların önüne geçilmesine daha fazla vurgu yapıyor ve bu gayretler içinde Birleşmiş Milletler için daha etkin ve ileriye dönük bir rol öngörüyorlar. Bu ilginin tekrar alevlenmesinde etkili olan birkaç neden var. Bunlardan ilki, silahlı çatışmaların bireyler, toplumlar ve ekonomiler üzerindeki yıkıcı ve tekrar eden etkisi. Bundan öte, sessiz başarılar nadiren haberlerde yer alsa da, yakın zamanda sonuç veren birçok gayret, duruma bir teşhis koymayı amaçlayan bir yaklaşımla, erkenden uyararak, çabuk karşılık vererek ve ortaklıklar kurarak, uluslararası toplumun, tırmanan krizlerde yaşanan gerginlikleri oradan kaldırılmasına yardımcı olabilmesinin ve tarafların anlaşmazlıkları barışçıl bir yaklaşımla çözmesine destek olabilmesinin mümkün olduğunu tekrardan doğruladı. Uluslararası toplum, arabuluculuk, olanak sağlama ve diyalog kurma konularında ulusal kurumları ve mekanizmaları desteklemeye ve ulusal teşekküllerin ricası doğrultusunda çatışmaları önlemeye yönelik ulusal sistemlerin kurulmasına yardımcı olmaya devam etmek zorunda. Sivil toplum kuruluşlarını, özellikle de barışçıl değişim getirebilecek kadınları ve gençleri, bu önleyici gayretlere dahil etmek çok önemli. Birleşmiş Milletler, bu süreci hızlandırmak ve bir değişim oyuncusu olarak görevini yerine getirmek için her duruma uygun çözümler geliştiriyor. Felaketlerin, yoksulluğun, istikrarsızlığın en olumsuz yönlerinden etkilenmeden yaşayan bizler, daha talihsiz olanları görmezden gelemeyiz. Suistimalin ve ilgisizliğin katlanarak artan etkileri eninde sonunda tüm insanlığı içine alabilir. Bizler, Birleşmiş Milletler olarak daha etkin önleyici diplomasinin bir seçenek değil, bir gereklilik olduğuna inanıyoruz. Dünyamızı herkes için daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek için haydi işbirliği yapalım. * Shahid Najam Najam, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi ve BM Türkiye Mukim Koordinatörü Türkiye'nin ilk PAN Parkı: Küre Dağları Milli Parkı Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında yapılan çalışmalar ile Küre Dağları Milli Parkı Avrupa’da seçkin korunan alanları simgeleyen PAN Parks ser tifikasını almaya hak kazandı. Ankara, Mayıs 2012 Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 2000 yılında milli park ilan edilen Küre Dağları Milli Parkı için, Türkiye’nin ilk PAN Parks adayı milli park olması süreci 2006 yılında başladı. 2006’dan bu yana devam eden bu adaylık süreci 17 – 21 Nisan 2012 tarihleri arasında uluslararası bağımsız denetmenler tarafından yapılan çalışmalar ile sona erdi. Denetmenler alanda bugüne kadar yapılan çalışmalarla sertifika konusunda bir hayli yol alındığını belirtti. Küre Dağları Milli Parkı’nın yabanıllığı, sürdürülebilir turizm potansiyeli ile yöre halkı ve kamu kurumlarının koruma ve sürdürülebilir turizm uygulama süreçlerine etkin katılımlarından oldukça etkilenerek oluşturdukları olumlu görüş içeren raporlarını PAN Parks Vakfı Yönetim Kurulu’na sundular. PAN Parks Yönetim Kurulu 23 Nisan 2012 tarihinde yaptığı toplantı ile Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks ağına katılımını onayladı. Bu karar ile Küre Dağları Milli Parkı Türkiye’deki ilk, Avrupa’da ise PAN Parks sertifikalı 13. korunan alan oldu. Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi" Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ortaklığında 2008 yılından beri Küre Dağları Milli Parkı’nda uygulanıyor. PAN Parks nedir? PAN Parks (Korunan Alanlar Ağı Parkları), Avrupa’ya özgü, bağımsız bir korunan alan sertifikalandırma sistemidir. Bir korunan alanda sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi yoluyla tabiatın daha iyi korunmasını sağlamayı amaçlıyor. PAN Parks logosu Avrupa’da milli parklar için hem doğal değerler hem de sürdürülebilir turizm açısından bir seçkinliğin işareti. Bir korunan alanın PAN Parks sertifikası alabilmesi için aşağıdaki 5 kritere sahip olması gerekiyor: Kriter 1 – Zengin doğal miras: Korunan alan içinde en az 10.000 hektar yabanıl alanın varlığı. Kriter 2 – Doğa Yönetimi: Korunan alanın yönetim planının olması. Kriter 3 – Ziyaretçi Yönetimi: Korunan alanın ziyaretçi yönetim planının olması. Kriter 4 – Sürdürülebilir Turizm Stratejisi: PAN Parks bölgesi için sürdürülebilir turizm gelişme stratejisinin olması. Kriter 5 – Yöresel ortaklıklar: Bölgede belirli kriterler çerçevesinde çalışan yerel işletmeler ve korunan alan yönetimi arasında yerel iş ortaklıklarının kurulması. PAN Parks Benefits for Turkey • Küre Mountains National Park natural and cultural values will be well known and this will support the protection of park at global level. • This will support creation of alternative livelihoods for local people living around the national park through sustainable tourism activities. • Turkey’s international prestige on nature conservation sector will be increased. • Küre Mountains National Park will be model for other protected areas in Turkey on nature conservation, national park and visitor management systems, and development of sustainable tourism activities around protected areas at international level. • Protection of cultural values and traditional architecture will be more important. • Local businesses will serve and prepared products under high quality standards. • Incremental increase in international tourist numbers as a result of activities of international promotion and being a desired tourism destination. Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Rebeca Grynspan Türkiye’deydi Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve UNDP Başkan Yardımcısı Rebeca Gr ynspan, Nisan ayında Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Ankara’da temaslarda bulundu. Ankara, Mayıs 2012 Grynspan ziyareti kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanı Serdar Çam ile görüştü. Rebeca Grynspan, Ankara’da Türk basınının sorularını da yanıtladı. UNDP Başkan Yardımcısı Rebeca Grynspan, Ankara temaslarının ardından İstanbul’da AWID (Kalkınmada Kadın Hakları Derneği ) Uluslararası Kadın Hakları ve Kalkınma Forumu’na katıldı. Düşler Akademisi’ni ziyaret Mart ayında da İstanbul Küresel İnsani Gelişme Forumu kapsamında İstanbul’da bulunan Grynspan, forumdaki yoğun programının dışında Düşler Akademisi’nin konuğu olmuştu. Düşler Akademisi binasını gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Grynspan ritim ve bale-caz dans atölyelerinde Düşler Akademisi öğrencileriyle bir araya geldi. Düşler Akademisi ekibiyle kısa bir görüşme yapan Grynspan, Ayder’in yürütmekte olduğu projeler ve Ayder-UNDP ortaklığı hakkında da bilgi edindi. Rio+20’de Türkiye'yi temsil edecek en iyi uygulamalar açıklandı Haziran 2012'de Brezilya'da düzenlenecek olan Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı'nda (Rio+20) sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonomi uygulamalarıyla Türkiye'yi temsil edecek en iyi uygulamalar açıklandı. Ankara, Mayıs 2012 Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) kolaylaştırıcılığında yürütülen Rio+20 Zirvesi hazırlıkları çerçevesinde Türkiye'nin başarılı uygulamaları İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) desteğiyle seçildi. Rio+20 Zirvesi'nde sunulacak ‘Sürdürülebilir Kalkınma’ ve 'Yeşil Ekonomi' kavramlarını destekleyen En İyi Ülke Uygulamaları iş dünyasından şirketler; kamu kurumları; üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen proje ve programlar arasından belirlendi. Türkiye'yi Rio+20 Zirvesi'nde temsil edecek olan en iyi uygulamaların açıklandığı toplantıya Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, SKD Başkanı Galya Frayman Molinas ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Mukim Temsilcisi Shahid Najam katıldı. Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma konusunda yaşadığı deneyimin örnek uygulamalarla ortaya konması ve bunların uluslararası platformlara taşınmasının önemini vurguladı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Shahid Najam şunları söyledi: “Bildiğiniz üzere, Rio+20 Konferansı’na yalnızca iki ay kaldı. Rio+20 taslak çıktı belgesinde, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma ve yeşil politika planlama ve uygulama süreçlerini kolaylaştırmak üzere, bölgesel, ulusal ve yerel düzeydeki iyi uygulamalar da dâhil deneyimleri paylaşma ihtiyacının altı çizilmiştir. Belge, özellikle iş dünyası ve sanayi başta olmak üzere ana grupları deneyimlerini paylaşmaya davet etmektedir. Deneyimler, bize kavramları olgunlaştırma, uygulamaları geliştirme ve ders alma fırsatları sağlar. Deneyimler, neyin başarılı olup neyin olmadığını gösterir. Hala uluslararası ve coğrafyalar arası açlık, eşitsizlikler, yoksulluk, ekolojik bozulmanın görüldüğü küreselleşen dünyada deneyimlerin paylaşılması her zamankinden daha önemlidir. Bu bağlamda Rio+20 Konferansı'nda Türkiye'yi temsil edecek en iyi uygulamaların belirlenmiş olması büyük önem taşımaktadır.” Toplantıda konuşan SKD Başkanı Galya Frayman Molinas Türkiye'deki kurumların sürdürülebilirlik anlayışını bir kademe daha yukarı taşıyacak ve Türkiye’deki uygulamaların uluslararası düzeyde bilinirliliğini artıracak Rio + 20 zirvesinin SKD'nin misyonu ile birebir örtüştüğünü vurguladı. SKD olarak ‘sürdürülebilir kalkınma’ alanındaki ‘en iyi uygulamaların’ kapsamlı bir çalışma ile seçilmesi sürecini yönettiklerini ifade eden Molinas, yapılan 181 başvurunun titizlikle değerlendirildiğini söyledi. TÜRKİYE’NİN SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA EN İYİ UYGULAMALARI (ALFABETİK SIRADA) ÖZEL SEKTÖR Başvuru Sahibi AKÇANSA Anadolu Efes ARÇELİK COCA COLA İçecek Eczacıbaşı Ereğli Demir Çelik Ford OTOSAN İÇDAŞ LIPESAA LTD. Şekerbank KAMU KURUMLARI Başvuru Sahibi T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü Başvuru Başlığı Atık Isıdan Enerji Üretim Tesisi “Sürdürülebilir Tarım” çerçevesinde maltlık arpa ve şerbetçiotu tedariki için yapılan tohum ve üretim geliştirme, tohumculuk ve tarımsal destek çalışmaları KAKTÜS Projesi Mucit Yarışması Atık Isı Geri Kazanım Projesi Erdemir Çevre Yönetim Süreci, Çevre Performans Endeksi ve Sürdürülebilirlik Faaliyetleri Sürdürülebilir çevre dostu otomotiv üretimi Değirmencik Entegre Tesisi Sürdürülebilir Su Yönetimi Projesi Bitkisel Atık Yağ Toplama Sistemi EKOkredi – Enerjiyi ve Emeği Koruyan Kredi Başvuru Başlığı Endüstriyel Verimlilik ve Çevresel Performansın KOBİ’ler Düzeyinde Paralel Olarak Geliştirilmesi T.C. Bursa İl Özel İdaresi Doğal Arıtma Tesisleri ile Temiz Çevre Projesi T.C. Enerji ve Tabii Enerji Verimliliği Politikaları Kaynaklar Bakanlığı İstanbul Büyükşehir İstanbul Yerel Elektronik Atıkların Sürdürülebilir Yönetimi Projesi Belediyesi T.C. Konya İl Özel İdaresi Organik Çilek Üretimi ile Kırsal Kalkınma T.C. Orman ve Su İşleri Küre Dağları Milli Parkı’nda “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Bakanlığı Güçlendirilmesi Projesi” SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI Başvuru Sahibi Başvuru Başlığı Sanayi, Yerel Yönetim ve Tüketici İşbirliği İle Türkiye’de Sürdürülebilir ÇEVKO Bir Ambalaj Atıkları Yönetim Sisteminin Oluşturulması - ÇEVKO Modeli Doğal Hayatı Vakfı Greenpeace TEMA Koruma Konya Kapalı Havzası’nda Akılcı Su Kullanımı ve İklim Değişikliği’ne Uyum Çalışmaları Yavru Balık Avının Önlenmesi Kampanyası Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Orman Kullanımı ve Koruma Projesi “Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi” Türkiye Teknoloji Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında “Eko-Verimlilik (Temiz Geliştirme Vakfı (TTGV) Üretim) Programı” AKADEMİ Başvuru Sahibi Başvuru Başlığı Boğaziçi Üniversitesi Pamuklu Tekstil Ürünlerine Ekolojik Kriterlerin Uygulanabilirliğinin (Sürdürülebilir Kalkınma Değerlendirilmesi ve Temiz Üretim Merkezi) Orta Doğu Teknik ODTÜ/Teknokent Membran Arıtma Tesisi Üniversitesi Süleyman Demirel Biyolojik Mücadele Araştırma, Uygulama, Üretim ve Eğitim Merkezi Üniversitesi Küre Dağları Milli Parkı en iyi uygulama ödülü aldı Küre Dağları Milli Parkı'nda uygulanan Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli "Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi" projesi, Haziran 2012'de Brezilya'da yapılacak olan Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı'nda, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil ekonomi uygulamalarıyla Türkiye’yi temsil edecek en iyi 25 uygulamadan biri olarak seçildi. Ankara, Mayıs 2012 20 Nisan 2012 tarihinde İstanbul’da yapılan törende verilen ödülü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı adına Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Akıncıoğlu, Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan’dan aldı. Tüm dünya için örnek oluşturacak en iyi uygulamalar arasında özel sektör, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden uygulamalar yer alıyor. 181 başvuru arasından seçilen 25 en iyi uygulama örneği, Türkiye’nin Rio+20 Zirvesine sunacağı ulusal raporun bir parçası olarak, ülkemizin bu alandaki deneyimini sergileme açısından önemli bir fırsat olarak diğer ülkelerin sürdürebilir kalkınmayı gerçekleştirmelerinde örnek oluşturacak. Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi" projesi Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ofisi ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ortaklığında 2008 yılından beri Küre Dağları Milli Parkı’nda uygulanıyor. Küre Dağları Milli Parkı’nda uygulanan proje ile Milli Park ve çevresinin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve turizm ile yeşil ekonomi süreçlerine örnek bir model geliştirilmiş ve bu model diğer orman sıcak noktaları ve Türkiye’nin korunan alanlar ağı için örnek oluşturulmuştur. Bu ödül, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve proje ortaklarının Küre Dağları Milli Parkı’nda yaptığı çalışmaların ve milli parkın uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacak. Küre Dağları Milli Parkı PAN Parks grubu kuruldu Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar ile Küre Dağları Milli Parkı Avrupa’da seçkin korunan alanları simgeleyen PAN Parks ser tifikasını almaya hak kazanma yolunda son kriterin yerine getirilmesi için uygulama sürecini başlattı. Ankara, Mayıs 2012 PAN Parks kriterlerinin sonuncusu olan “Kriter 5: Yerel ortaklıklar” uygulamaların başlaması için “Küre Dağları Milli Parkı PAN Parks Grubu” 31 Mart 2012 tarihinde Bartın’ın Ulus ilçesinde kuruluş toplantısını yaptı. Toplantıda şu kararlar alındı: – Küre Dağları Milli Parkı tampon bölgesindeki ilçeleri ve Milli Park Müdürlüğü’nü temsil eden kişilerden oluşan Küre Dağları Milli Parkı PAN Parks Grubu kurucu üyeleri Umman Dede (Milli Park Müdürü), İsmail Menteş (Pınarbaşı, Azdavay temsilcisi), Işıl Işık (Amasra, Kurucaşile temsilcisi), Galip Arslan (Ulus, Arıt temsilcisi) ve Uğur Gürsoy (Cide, Şenpazar temsilcisi) olarak belirlendi. – PAN Parks grubunun görevleri, çalışma esas ve usulleri belirlenerek üzerinde anlaşmaya varıldı. – Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın desteklediği “Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks Alan Rehberi Oluşturulması Projesi” kapsamında geliştirilen kalite standartları temel alınarak Küre Dağları Milli Parkı PAN Parks yerel iş ortakları kalite standartları oluşturuldu. – Bu standartlar çerçevesinde potansiyel yerel iş ortakları belirlendi. – PAN Parks Grup üyelerinin temsilci oldukları bölgelerde 7-10 kişiden oluşan bölgesel çalışma grupları oluşturulması kararlaştırıldı. Yerel iş ortaklıkları ile bölgede belirli standartlar çerçevesinde çalışan yerel işletmeler sertifika alması ve Milli Park Müdürlüğü ile işbirliğinin artırılması hedefleniyor. Yeryüzünde Bir Gün: Küresel bir film deneyimi İstanbul Bilgi Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) desteği, gençler, sivil toplum kuruluşları, öğrenciler ve çevre gönüllülerinin katılımıyla 22 Nisan Yer yüzü Günü’nde renkli bir şenliğe ev sahipliği yaptı. Ankara, Mayıs 2012 Eyüp Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleşen Gençlik ve Yeryüzü Şenliği’nde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı himayesinde, dünyanın dört bir yanından insanların bir günde çektiği görüntülerden oluşan “Yeryüzünde Bir Gün” filminin ilk gösterimi de tüm dünya ile aynı anda izleyicilerle buluştu. “Yeryüzünde Bir Gün” projesi, 2008 yılında, binlerce insanın katılımıyla 24 saat boyunca görüntü elde edilerek oluşturulacak bir zaman kapsülü yaratmak amacıyla başladı. Bu dünya çapındaki medya etkinliği kapsamında, ilk olarak 10 Ekim 2010 (10.10.10), daha sonra 11 Kasım 2011 (11.11.11) tarihlerinde, insanlar çektikleri görüntüleri onedayonearth.org üzerinden paylaşmaya davet edildi. Böylece dünyanın dört bir yanından insanların bir gün içinde paylaştıkları anları içeren, herkesin erişimine açık bir video haritası ortaya çıkmış oldu. Bir Creative Visions foundation 501(c)(3) projesi olan Yeryüzünde Bir Gün’ün ortakları arasında BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM Kadın Örgütü, BM AIDS ile Mücadele Programı (UNAIDS), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), Water.org, Dünya Bankası, İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD UNICEF Fonu ve 350.org yer alıyor. Yeryüzünde Bir Gün filmi, 10.10.10’da elde edilen ve toplam süresi 3,000 saati geçen görüntülerden oluşuyor. 2 saat süren film dünyanın 10.10.10 tarihindeki hikayesini gerek trajedileri, gerek başarılarıyla anlatırken, bir yandan da dünyanın çarpıcı çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Film, projenin amacı olan insanları hem farklı, hem de benzer yönleriyle birbirine yakınlaştırarak katılımcıların gelecekte de işbirliği yapmasını sağlamayı amaçlıyor. Böylece, iletişimden beslenen bir toplum oluşturmak hedefleniyor. Filme çektikleri videolarla katkıda bulunanlar arasında cep telefonuyla çekim yapan gençlerden profesyonel belgeselcilere, her yaştan, ülkeden, ırktan, kültürden ve cinsiyetten insanın yanı sıra 60’ın üzerinde sivil toplum örgütü bulunuyor. Filmde öne çıkan sahneler arasında Çinli bir turistin çektiği Kuzey Kore’deki üst düzey bir askeri geçit töreni, Mekke’den ve Galapagos Adalarından görüntüler, Kızıldeniz’de bir dalıştan çekimler ve ender rastlanan bir genetik hastalık yüzünden 10 yıllık yaşam beklentisiyle doğan Hollandalı bir çocuğun onuncu yaş günü bulunuyor. Kyle Ruddick’in yönetmenliğini yaptığı, yapımcılığını Brandon Litman’ın ekip arkadaşlarıyle birlikte üstlendiği Yeryüzünde Bir Gün tüm dünyada Yeryüzü Günü olan 22 Nisan’da gösterildi. Türkiye gösterimi 22 Nisan Pazar günü saat 14:00’te Gençlik ve Yeryüzü Festivali kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde düzenlendi. UNDP ve İstanbul Bilgi Üniversitesi sunar: “Yeryüzünde Bir Gün: Gençlik ve Yeryüzü Şenliği” (20 Nisan 2012) Yeryüzünde Bir Gün: Küresel bir film deneyimi (20 Nisan 2012) Yeryüzünde Bir Gün'ün Öyküsü (20 Nisan 2012) 160 ülkeden binlerce kişi 'Yeryüzünde Bir Gün'ün prömiyeri için toplandı Tek bir günde, 10 Ekim 2010’da, dünyadaki her ülkede hayattan sahneler sunan uzun metrajlı bir belgesel olan ‘Yer yüzünde Bir Gün,’ 22 Nisan 2012 Yer yüzü Günü’nde 160 ülkede gösterildi. Andora’dan Zimbabve’ye Los Angeles’taki ünlü Mann Chinese Theatre’a kadar sinema salonları doldu taştı. Ankara, Mayıs 2012 UNDP’nin desteğiyle, filmin Türkiye gösterimi İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde gerçekleşti. Eyüp Belediyesi’nin katkılarıyla hazırlanan Gençlik ve Yeryüzü Festivali kapsamında gerçekleşen gösterime gençler, sivil toplum örgütleri mensupları, öğrenciler ve çevre gönüllüleri katıldı. Filmin 1800 koltuk kapasiteli BM Genel Kurul salonundaki kapalı gişe gösterimine katılan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Helen Clark, filmle ilgili “Bu filmin beğendiğim yönü insanın kendi adına konuşmalarına olanak tanımış olması. Bence bu filmi çok otantik kılan bir şey. Film, her ülkeden insanın belli meselelerle ilgili düşüncelerini paylaşarak oluşturdukları gücü gösteriyor,” dedi. Gösterimler, Nepal, Katmandu’nın ana meydanı, Kabil’deki Fransız Enstitüsü ve ağzına kadar dolan Sierra Leone’nin tek sineması gibi dünyanın dört bir yanında düzenlendi. Film, sinemacılardan oluşan uluslararası bir topluluk ve aralarında Ford Vakfı’nın JustFilms girişiminin de bulunduğu fon sağlayıcılar tarafından yaratıldı. 95’in üzerinde ülkeden UNDP temsilcilikleri de kadınların güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma, kültürel çeşitlilik gibi meselelerin altını çizen ve insanların önemli sorunların çözümü için nasıl birlikte çalıştığını gösteren görüntülerin elde edilmesini sağlayarak filmin çekilmesine katkıda bulundu. UNDP Yeryüzünde Bir Gün projesine 2015 yılına kadar destek sağalayacak. Gösterimden beri, kurucu/yönetmen Kyle Ruddick ve kurucu ortak/baş yapımcı Brandon Litman, daha çok sayıda gösterimin yapılmasına yönelik talepler aldıklarını söylüyorlar. ABD’li izleyiciler, insanların istedikleri filmlerin yaşadıkları yerdeki sinemalarda gösterilmesini sağlayan bir online platform olan Tugg.com üzerinden filmi izlemeye devam edebilirler. “Bir araya gelen yetenekli sinemacılar, kendini bu projeye adamış bir kadro, destekleyici ortaklar ve yeni teknoloji bir rüyayı gerçekleştirdi. Bu benim için hayatımın projesi. Önümüzdeki yıllarda da Yeryüzünde Bir Gün topluluğuyla işbirliği yapmaya devam etmeyi umuyorum,” dedi Ruddick. “Film bir topluluğun ve bir hareketin gücünü açıkça ortaya koyuyor. Medya yapımcılarını birleştirmek ve ortak bir gayretle çok büyük ölçekte bir etki yaratmak için arkamızda eşi benzeri görülmemiş bir destek var. Bu sadece bir başlangıç,” dedi Litman. UNDP ve İstanbul Bilgi Üniversitesi sunar: “Yeryüzünde Bir Gün: Gençlik ve Yeryüzü Şenliği” (20 Nisan 2012 Yeryüzünde Bir Gün: Küresel bir film deneyimi (20 Nisan 2012) Yeryüzünde Bir Gün'ün Öyküsü (20 Nisan 2012) ‘Geleceğini Şimdi Yönet’ projesi başladı UNDP, Experian Türkiye ve Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği or taklığında, gençlerin hesaplanabilir risk ve sorumlu borçlanma konularında farkındalık kazanmaları amacıyla Geleceğini Şimdi Yönet adlı bir proje başlatıldı. Ankara, Mayıs 2012 Geleceğini Şimdi Yönet projesi, finansal ve sosyal açıdan sorunlara yol açan sorumsuz borçlanmanın önlenmesi; finansal bilinç ve hesaplanabilir risk konularında farkındalık yaratılması amacıyla hayata geçirildi. Proje kredi risk alanında gençlerin bilgilendirilmesi; gençler arasında bilinçli borçlanma sisteminin yaygınlaştırılması, bütçe yönetim ve planlanması konularına odaklanıyor. Projenin hedef kitlesi, 18-30 yaş arası üniversite öğrencileri, üniversite kulüp üyeleri, gençlik STK üyeleri, girişimci adayı gençler, gençlik meclisleri üyeleri, yeni mezun olmuş üniversite öğrencileri, iş arayan gençler, kamu ve özel sektörde çalışan gençler ve örgütlenmemiş gençler. Projenin ilk ayağı, Türkiye’de finansal risk analizleri baz alınarak belirlenmiş her bölgeden seçilen 10 ilde bulunan üniversitelerde Experian uzmanları tarafından, üniversite girişimci kulüpleri ve yerel gençlik meclisleri esas alınarak seminerler düzenlenmesini kapsıyor. Seminerler, o ildeki gönüllü eğitmenin kolaylaştırıcılığında düzenleniyor. Projenin ikinci ayağını ise yerel eğitimler oluşturuyor. İstanbul’da gerçekleştirilen eğitime katılan eğitmenler kendi illerinde yerel eğitimler düzenliyor. Gönüllü eğitmenler üniversite dışındaki gençlere de eğitimler veriyor. Projede kadın – erkek eşitliğine dikkat ediliyor ve eğitimler gönüllülük esasına dayanıyor. Experian Uzmanları tarafından, kredi risk analizleri doğrultusunda, İstanbul, Yalova, Kocaeli, Trabzon, Eskişehir, Adana, İzmir, Denizli, Erzurum ve Gaziantep olmak üzere 10 pilot il belirlendi. Eğitim Müfredatı: 1. Kredi nedir? 2. Dünya ve Türkiye ile ilgili kredi istatistikleri 3. Nakit kanalları 4. Kredilendirme sisteminin yapısı, sistem içerisindeki oyuncular 5. Kredi neden kullanılır? 6. Kredi hangi kriterlerle verilir? Doğru müşteri nasıl seçilir? 7. Kredi veren kurumun sorumlulukları 8. Kredi başvurusunda bulunan kişinin sorumlulukları Erzurum'un aktif gençlik dernekleri Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) kapsamında yöre gençlerinin sosyal ve kültürel yaşamlarının geliştirilmesi amacı ile kurulan ve desteklenen gençlik, turizm ve spor dernekleri çeşitli hafta sonu etkinlikleri düzenliyor. Ankara, Mayıs 2012 Dernekler, düzenledikleri hafta sonu organizasyonları ile Erzurum ve Çoruh Vadisi’nin doğa temalı aktivitelere yönelik potansiyelini tüm gençler, özellikle üniversite öğrencileri ile paylaşıyor. Uzundere Doğa Gençlik ve Spor Kulübü (UDOSK) ve Erzurum Turizm Elçileri Derneği (ERTÜEL) ortak yaptığı faaliyetlerini bisiklet ve kuş gözlem aktivitelerine yoğunlaştırıyor. Doğa Sporları İhtisas Kulübü Derneği (DADAK) ise kampçılık, yürüyüş ve dağ tırmanışı konularında hem eğitimler veriyor hem de etkinlikler düzenliyor. DATUR nedir? DATUR, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve EFES işbirliği ile Çoruh Vadisi’ni bir “Turizm Varış Alanı” haline getirmek ve bölgede yaşayan insanların yaşam düzeylerinin yükseltilmesine katkı sağlamak amacıyla 2007 Nisan ayında yürütülmeye başlamıştır. Permakültür yoluyla kuraklıkla mücadele Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği, faaliyet gösterdiği İzmir-Aydın-Manisa üçgeninde yer Bayındır ilçesinde kuraklıkla mücadele eden bir proje geliştirdi. Ankara, Mayıs 2012 Dernek, değişen iklim şartlarının standart tarım ve sulama metotlarını yetersiz bıraktığını ve bunun da yer altı suları üzerindeki baskıyı arttırdığını tespit etti. Bu aşamada permakültür yöntemi, sürdürülebilir çözümler sunuyor. Küresel ısınmanın sonuçlarından biri olan yağış rejimindeki düzensizlik ve kuraklaşma, tarımsal sürdürülebilirliğin önünde büyük bir engel oluşturuyor. Permakültür, doğal ekosistemlerin çeşitliliğine, istikrarına ve esnekliğine sahip olan, tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır. Projeyle derneğin tasarrufundaki arazileri, permakültür ilkeleri doğrultusunda bütünsel bir yaklaşımla ve çeşitli teknik ve yöntemler kullanarak dönüştürmek, ve böylelikle çoğaltılıp yaygınlaştırılabilecek bir model oluşturmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, ilk aşamada su tutma amaçlı Yağmur Hendeği (Swale, Keyline Design) ve Gölet (Dam) yapıldı. Biriktirilen su, daha sonra kurak sezonda sulama amaçlı kullanıldı. Göletler biyoçeşitliliği artırma (su kültürü yaratma) amacıyla da kullanıldı. İkinci aşamada yağmur hendekleri kazıldı ve hendeklerin önüne yığılan toprak tümsek üzerinde Gıda Ormanı oluşturuldu. Bu amaçla eş zamanlı olarak 7 katmandan ve çeşitli baklagillerden meydana gelen bir bitki örtüsü oluşturuldu. Bunların arasına ise toprak cinsine ve iklime uygun seçilen meyve ağaçları dikildi. Doğal ekosistemleri taklit eden bu oluşum kendi içinde yeterli bir döngü oluşturunca, çok az dış müdahale gerektiren bir bütüne dönüşmesi ve yaşam süresi ve verimliliği ortalamanın üstünde gerçekleşmesi hedeflendi. Böylelikle hem kırsal yaşamı destekleyen bir gıda üretimi gerçekleştirilmiş hem de ihtiyacın ötesine taşan üretim satışa sunularak yöresel ekonomiyi desteklemesi düşünüldü. Yöntemlerin verimliliği karşılaştırmalı nem ölçümleri ve tarımsal üretimde gözlemlenen değişimler yoluyla test edildi ve sonuçlar yerel üreticiler ve resmi kurumlarla paylaşıldı. Proje alanında ayrıca, kompost üretimi, yükseltilmiş yataklarda ekim, malçlama gibi tekniklerle, yerli ve çeşitli tohum ve fidelerin kullanıldı ve örnek bir permakültür bahçesi oluşturuldu. Projede elde edilen deneyim ve genel olarak permakültür tasarım yöntemleri konusunda bilinçlendirme ve kapasite artırmaya yönelik bir dizi eğitim ve bilgilendirme çalışması yapıldı. Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği, İzmir Permakültür Projesi’ni GEF Küçük Destek Programı (SGP) desteği ile başlatmıştı. Çoruh Vadisi: Yeni turizm destinasyonu Önde gelen turizm fuarlarının ve tanıtım günlerinin yoğun olarak düzenlendiği kış aylarında, katılım sağlanan fuarlarda Çoruh Vadisi’nin turizm ürünlerini tanıtmak amacıyla yerli ve yabancı tur operatörleri, acenteler ve medya temsilcileri ile görüşmeler yapıldı. Ankara, Mayıs 2012 Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi (DATUR) kapsamında hazırlanan broşürler, örnek tur programları ve proje kapsamında kurulan Uzundere Seramik Atölyesi ürünleri dağıtıldı. Katılım sağlanan fuarlar sırasıyla: • Travel Turkey, İzmir (8-11 Aralık 2011) • Turizm Fuarı, Utrecht, Hollanda (11-12 Ocak 2012) • EMITT, İstanbul (9-12 Şubat 2012) • Cycling and Walking Fair, Amsterdam, Hollanda (11-12 Şubat 2012) • ITB Berlin, Almanya (7-11 Mart 2012) • Turizm Fuarı, Tiflis, Gürcistan (6-8 Nisan 2012) Fuarlara katılım hızlı ve etkili bir biçimde sonuç veriyor. Son bir yılda, Çoruh Vadisi’nde özelleşmiş doğa ve kültür turları organize eden yerel acentelerin kurulması ile bu acentelerin ulusal ve uluslararası tur şirketleri ile anlaşmaları sonucu Çoruh Vadisi de destinasyon olarak duyurulmaya başladı. 5 yıldır devam eden DATUR projesi kapsamında desteklenen ev pansiyonları ve yöresel yemek ikram eden günübirlik turizm işletmeleri duyurusu yapılan tur programlarının ihtiyaçlarını karşılayacak. Çoruh Vadisi’ni kapsayan bazı tur programları: • http://www.zayende.com/gezi_detay.asp?AyDi=187 • http://www.tempotur.com.tr/ARTVIN--GURCU-KILISELERI--BATUM-TURLARI_u_r_n_37550.htm • http://www.arnika.com.tr/turlar.asp?tur=ozel_23nisan_coruhvadisi • http://www.nestravel.com/Tur/Detay/584/ DATUR nedir? Önde gelen turizm fuarlarının ve tanıtım günlerinin yoğun olarak düzenlendiği kış aylarında, katılım sağlanan fuarlarda Çoruh Vadisi’nin turizm ürünlerini tanıtmak amacıyla yerli ve yabancı tur operatörleri, acenteler ve medya temsilcileri ile görüşmeler yapıldı. DKKA’lar için 'Sürdürülebilir Turizm Eğitimleri' Muğla’da verildi Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında özel sektör ve kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerine verilen “Proje Alanlarında Sürdürülebilir Turizm Eğitimi” Muğla’da 25-27 Nisan 2012 tarihlerinde düzenlendi. Ankara, Mayıs 2012 “Akyaka ve Göcek’teki eğitimlere, Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi’nin sürdürüldüğü bölgelerin bulunduğu Muğla, İzmir ve Balıkesir valilikleri başta olmak üzere, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri, ilgili kaymakamlıklar, liman başkanlıkları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte Muğla ilinde faaliyet gösteren kooperatifler, ticaret odaları, marinalar ve otellerin temsilcileri katıldı. Hassas alanlarda turizm, korunan alanlarda turizm, sürdürülebilir turizm, strateji ve rekabet gibi başlıkların yer aldığı eğitimler; proje alanlarında sürdürülebilir turizm etkinliklerinin, konunun tüm taraflarının bir araya geldiği geniş kapsamlı toplantılar çerçevesinde değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor. FOÇA ÖÇK bölgesi ve Ayvalık tabiat parkı için sürdürülebilir ekonomi Foça Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi ve Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda gerçekleştirilebilecek ekonomik faaliyetler, Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Koruma Alanları Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında 12 ve 13 Nisan günlerinde Ayvalık ve Foça’da proje paydaşlarının katılımıyla yapılan toplantılarda değerlendirildi. Ankara, Mayıs 2012 Foça ÖÇK Bölgesi ve Ayvalık Adaları Tabiat Parkı için sürdürülebilir ve çevre dostu ekonomik faaliyetlerin, paydaşların katılımı ile belirlendiği “Proje Alanlarında Sürdürülebilir ve Çevre Dostu Ekonomik Faaliyetlerin Belirlenmesi Çalıştayları”na ilgi ve katılım yüksek oldu. Sivas – Erzincan projesinde yeni tarımsal altyapı yatırımları Sivas ve Erzincan’da, tarımsal amaçlı suyun sürdürülebilirlik esasına dayalı olarak kullanılmasını sağlamak üzere kapalı borulu basınçlı sulama tesislerinin inşaatına başlandı. Ankara, Mayıs 2012 Sivas-Erzincan Kalkınma Projesi kapsamında; doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kalkınmaya temel hazırlamak üzere yapılan tarımsal ve sosyal alt yapı yatırımlarıyla, hedef kitlenin gelirlerinin artırılması ve kırsal alanların daha yaşanılır hale getirilmesi amaçlanıyor. Tarımsal yatırımlar kapsamında projede bu güne kadar; proje illerinin kırsal alanlarında hayvan içme suyu yapıları, arazi yolları, toprak tahlil laboratuarı, yarı açık ahır inşaatları, ahır rehabilitasyonları, süt toplama merkezleri, yem kırma ve karma üniteleri, balya hazırlama üniteleri, kuru fasulye eleme, boylama ve paketleme tesisi gibi tarımsal alt yapı yatırımları gerçekleşti. Bu yıldan itibaren de, tarımsal amaçlı suyun sürdürülebilirlik esasına dayalı olarak çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan etkin biçimde kullanılması, korunması, geliştirilmesi, iletim, dağıtım ve araziye uygulanmasında çağdaş teknolojilerin kullanılmasını sağlamak üzere 7 adet kapalı borulu basınçlı sulama tesisinin inşaatına başlandı. Söz konusu sulama tesislerinin 2’sinin Sivas ilinde, 5’inin ise Erzincan ilinde yapılması planlanıyor. Bu kapsamda Erzincan İli Üzümlü ilçesindeki kapalı borulu basınçlı sulama tesisinin inşaatına 6 Nisan 2012 tarihinde yerel yöneticiler, Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, Sivas-Erzincan Kalkınma Projesi Yönetim Birimi ve çiftçilerin katılımıyla başlandı. Basınçlı sulama projesi için proje illerinin tarımsal potansiyeli en yüksek alanları seçildi. ‘Kırk yıllık rüya’ Sivas-Erzincan Kalkınma Projesi kapsamında inşa edilmesi planlanan sahalarda halen 1970’li yıllarda yapılan klasik açık kanal ve pompaj sistemleri kullanılıyor. 8 milyon dolara mal olacak inşaat ile yaklaşık 109 km uzunluğunda modern bir sistem kurulacak olup, mevcut sulanan alana ilaveten 20.234 dekar tarım alanı daha sulanabilecek. Böylelikle bölgede toplam 28.711 dekar alanda basınçlı sulama yapılması sağlanacak. İnşaatın tamamlanmasıyla birlikte, Erzincan’ın Üzümlü ovasında ürün desenin kısmen değişmesi ve kapalı borulu basınçlı sulamaya geçilmesiyle çiftçilerin sulama maliyetleri büyük ölçüde düşecek, sulamadan kaynaklanan maliyetler gelir hanelerine yazılacak. Aynı zamanda katma değeri yüksek ürünlerin rekoltesi de artacak. Yerel yöneticiler; Sivas-Erzincan Kalkınma Projesinin Erzincan’ın kırk yıllık rüyalarını gerçekleştirdiğini ifade ederek, başlatılan bu yatırım ile üretimin önemli ölçüde artarak, tarıma dayalı sanayi tesislerinin kurulacağını bildiriyor. Böylelikle tarıma bağlı çalışanların sayısının artmasıyla birlikte, işsizlikten kaynaklanan göçün de azalması bekleniyor. İklim değişikliği konulu projeler bilgilerini paylaştı Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ilişkin İkinci Ulusal Bildiriminin Hazırlanması Projesi kapsamında "İklim Değişikliği Araştırma Projeleri Bilgi Paylaşımı" toplantısı Nisan ayında ilgili sektör uzmanlarının katılımı ile Ankara’da düzenlendi. Ankara, Mayıs 2012 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ana faydalanıcısı olduğu ve UNDP tarafından uygulanmakta olan söz konusu Proje, Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından destekleniyor. İkinci ulusal bildirimin hazırlanmasının yan sıra ülkenin iklim değişikliği konusunda kurumsal ve toplumsal kapasitesini geliştirmeyi hedefleyen proje kapsamında iklim değişikliği konusunda yürütülmekte olan büyük ölçekli ve çok ortaklı 12 projenin Türkiye’deki temsilcileri konu ile ilgili paydaşlar ile bir araya geldi. Toplantıya çeşitli kamu kurumu, özel sektör ve üniversitelerden toplam 35 kişi katıldı. Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı kapsamında yürütülmekte olan İklim Değişikliği Araştırma Projeleri’nin amaçları ve projelerin odak noktaları ile uygulamaları hakkında temel bilgi alış-verişi yapılan toplantıda Türkiye’de iklim değişikliği araştırmaları alanındaki potansiyel ve hâlihazırda yürütülen uygulamalar konularına odaklanıldı. 'Nano-teknoloji'den 'su kaynakları'na, 'Akdeniz ve Karadeniz ekosistemleri'nden 'ormanlar'a, 'azaltım ve uyum politikaları'ndan 'mega-kentler'e kadar iklim değişikliği alanında farklı konularda yürütülen 12 projenin temsilcileri toplantıda yaptıkları çalışmaları sunma ve diğer proje ve ekiplerle ortak noktaları tespit etme ve işbirliği başlatma fırsatı yakaladı. Ayrıca konu ile ilgili paydaşlar da Türkiye’den araştırmacıların katılımıyla yürütülmekte olan projeler hakkında bilgi sahibi oldu. Türkiye'nin Birinci ve İkinci Ulusal Bildirimleri'nin Hazırlanmasına destek sağlanması ve Kapasite Geliştirme Çalışmaları yürütülmesi misyonu çerçevesinde değerlendirildiğinde Türkiye'de iklim değişikliği konusunda yapılan çalışmaların sayısının ivmelenerek arttığı gözlendi. Türkiye'de iklim değişikliği konularında çalışma yapma kapasitesinin arttığının somut bir göstergesi olan toplantı, farklı kurum ve kuruluşlardan proje yöneticilerini bir araya getirmiş olması dolayısı ile de kapasite artırma yönünde önemli bir adım oldu. Toplantı sayesinde farklı projelerden haberdar olma fırsatı bulan katılımcılar, ortak çalışma zemini için bir başlangıç niteliğindeki bu toplantıya katılımdan duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Düşler MTB takımı hedef yükseltti Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ile 2011 yılında başlatılan Dağ Bisikleti (MTB) atölyesi, dezavantajlı gençlerin spor yoluyla toplumsal hayata katılımını desteklemeyi amaçlıyor. Ankara, Mayıs 2012 2011’de lisansları çıkarılan atölye katılımcıları, ilk profesyonel yarışlarını Şubat’ta International Salcano MTB Cup Polenezköy Etabı’nda tamamladılar. Deneyimli sporcularla aynı etapta pedal çeviren Düşler Akademisi takımı yarıştan önemli derecelerle ayrıldı. Düşler Akademisi MTB Dağ Bisikleti Atölyesi, TCYOV ( Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı) bünyesindeki çocukların katılımı ile başladı. Düşler MTB Dağ bisikleti Takımı öğrencileri, eğitmenler yönetiminde her hafta düzenli olarak antreman yapacak. Atölye, sosyal dezavantajlı bireylerin takım ruhu kazanması ve spor yoluyla sosyalleşmelerini hedefliyor. Düşler MTB Dağ Bisikleti Takımı, 2011 Kurumsal Oyunları’nda 10 km serbest Dağ Bisikleti yarışmasına katılmış ve yarışmayı birincilikle tamamlayarak şampiyon olmuştu. Bu yıl hedefleri ise Bisiklet federasyonu takviminde yer alan yarışlara katılarak yıl sonunda derece yükseltip uluslararası organizasyonlarda yer almak. Türkiye OECD DAC üyeliği yolunda Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ( TİKA), İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve UNDP işbirliğinde Nisan ayında Ankara’da bir Kalkınma Yardımları Semineri düzenlendi. Ankara, Mayıs 2012 Toplantıda 30’u aşkın kamu kurumundan yaklaşık 140 katılımcı ile bir araya gelen OECD ve UNDP uzmanları, Türkiye’nin OECD Kalkınma Yardımları Komitesine üyeliği halinde izleyeceği adımları ve kriterleri tartışma olanağı buldu. UNDP bu toplantıya TİKA ile kalkınma yardımlarının daha etkin uygulanması için kapasite geliştirmeyi amaçlayan ‘Güney-Güney İşbirliği ve Türkiye’nin Kalkınma Donörü Rolü’ Projesi kapsamında destek verdi. Bu proje 2008’den itibaren uygulanıyor ve Türkiye’nin kalkınma yardımlarının etkinliğini arttırarak kalkınma donörü olarak rolünü güçlendirmeyi amaçlıyor. OECD Kalkınma Yardımları Komitesi 50. kuruluş yılını kutlamakta olan ve İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) bünyesinde faaliyet gösteren Kalkınma Yardımları Komitesi (DAC), kalkınma işbirliğinin sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve dünyada yardıma ihtiyaç duyan tek bir ülke kalmayana dek kendisine üye OECD ülkelerinin kalkınma işbirliği alanında çalışan politika belirleyicilerinin, kamu politikalarını ve yaklaşımlarını karşılaştırmak, geliştirmek, koordine etmek için bir araya geldiği bir topluluk. OECD kurucu üyelerinden olmasına rağmen DAC’a üye olmayıp DAC toplantılarını gözlemci statüsü ile takip etmekte olan Türkiye'nin DAC’a üye olması için bir davet iletildi. Türkiye’nin DAC'a olası üyelik süreci DAC Başkanı Brian Atwood, 20-22 Şubat 2012 tarihlerinde ülkemize bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi ve Türkiye’nin DAC üyeliği ile ilgili davetini Başbakan Yardımcıları Bekir Bozdağ ve Ali Babacan’a iletti. Atwood, ayrıca, 23-24 Mayıs 2012 tarihlerinde Türkiye’nin başkanlığında düzenlenecek OECD Bakanlar Konseyi’nin, Türkiye’nin DAC’a üye olma yönünde bir niyet beyanında bulunulması için iyi bir vesile olacağını düşündüğünü de ifade etti. Türkiye’nin olası DAC üyeliği ile ilgili kararın verilmesi öncesinde, Türkiye adına kalkınma işbirliği faaliyeti yürüten kurum ve kuruluşlara DAC üyeliğinin anlatılması amacıyla, OECD bünyesinde DAC’ın sekretaryasını yürütmekte olan Kalkınma İşbirliği Direktörlüğü (DCD) yetkililerince Nisan’da Ankara’da Yardımların Yönetimi Semineri düzenlendi. Kalkınma yardımlarındaki global süreçler Seminerin ilk gününde OECD Direktör Yardımcısı Karen Jorgensen ve Komitenin İstatistik Bölümü ekonomistlerinden Kimberly Smith, Kalkınma Yardımları Komitesinin tanıtımı, Komiteye üyelik süreci ve üyeliğin getireceği şartları anlatırken, UNDP Program Yöneticileri Berna Bayazıt ve Dmitri Mariassin de etkin işbirliği örnekleri, kalkınma yardımlarındaki global süreçler hakkında kapsamlı bilgi verdi. Seminerin ikinci gününde ise Komiteye üyeliğin en önemli kriterlerinden biri olan Kalkınma Yardımları İstatistiklerine ilişkin tanımlamalar ve Komite tarafından oluşturulan İstatistiksel Kodlama Sistemi tanıtıldı. Seminer boyunca katılımcılar, Türkiye’nin Komiteye olası üyeliğini pek çok boyutuyla tartışma olanağı buldu. Farkındalık tiyatrosu sahnede Türkiye’nin önde gelen sosyal girişimcilik örneklerinden Düşler Akademisi, 27 Mar t Dünya Tiyatrolar Günü’nde ‘Farkındalık Tiyatrosu’ per formansıyla İstanbul’daki Akatlar Kültür Merkezi sahnesindeydi. Ankara, Mayıs 2012 Oyun, Düşler Akademisi öğrenci ve eğitmenleri tarafından çeşitli engellilik durumlarına dair farkındalık yaratmak üzere sahnelendi. Düşler Akademisi projesinin yeni çıktısı olarak ilk kez seyirciyle buluşan oyunu ilk gösteriminde yaklaşık 300 kişi izledi. Farkındalık Tiyatrosu, sene boyunca izleyicileriyle buluşmaya devam edecek. Düşler Akademisi, British Council ile ingilizce öğreniyor Düşler Akademisi’nin yeni döneminde British Council ile İşbirliği Projesi hayata geçirildi. Ankara, Mayıs 2012 İşbirliği kapsamında, Düşler Akademisi eğitmeni Tanyel Süzer ve Birleşmiş Milletler Gönüllüsü (UNV) Merve Sözen, Mart ayında İngiltere’ye bir çalışma gezisi gerçekleştirerek Barrs Court School ve The Saint Christopher Foundation Special School’da incelemelerde bulundu. Bu okullardan gelen 2 eğitmen de 23-28 Mart’ta Düşler Akademisi’nin konuğu olarak atölye çalışmalarına katıldı. İşbirliği projesinin bir diğer ayağı ise British Council eğitmenleri tarafından Düşler Akademisi ofis ekibine mesleki İngilizce dil eğitimi verilmesini içeriyor. Haftada 4’er saat olarak gerçekleşen eğitimler 6 hafta sürecek. British Council ayrıca, Düşler Akademisi katılımcılarının sanat yoluyla İngilizce öğrenmesi için Düşler Akademisi’nin gönüllü eğitmenlerine danışmanlık sağlıyor. Düşler Akademisi, kurumsal oyunlar’da Düşler Akademisi bir kez daha güçlü sporcularıyla Kurumsal Oyunlar ’a katılıyor. Ankara, Mayıs 2012 Sporcular 8-9-10 Haziran 2012 tarihlerinde Düşler Akademisi'ni temsilen Yüzme, Satranç, Koşu, Dağ Bisikleti, Futbol, Karting gibi alanlarda yarışacak. Sporculara refakat edecek ve Düşler Akademisi standlarında yer alacak gönüllülerin en kısa zamanda bilgilerini [email protected] adresine ulaştırmaları gerekiyor. Düşler Akademisi tüm gönüllüleri bu heyecanı paylaşmaya davet ediyor. Social Inclusion Band, Best Buddies ile Babylon’daydı Social Inclusion Band, Mar t ve Nisan ayının sonlarında Babylon sahnesinde yerini aldı. Ankara, Mayıs 2012 26 Mart’ta “Best Buddies March Celebration Night” konseptiyle gerçekleşen gecede “En İyi Buddy Hikayesi” ödülleri de sahiplerini buldu. Social Inclusion Band konserine, Kemal Mallı’nın DJ performansı ve Düşler Akademisi Sirtaki Atölyesi eğitmeni Melike Dirik ve öğrencilerinin sirtaki gösterisi eşlik etti. 30 Nisan’da ise Social Inclusion Band ve Düşler Akademisi Babylon’da unutulmayacak bir geceye daha imza attı. Engelli ve sosyal dezavantajlı gençleri buluşturan Düşler Akademisi bünyesinde yetişmiş yetenekli gençler ve profesyonel müzisyenlerin bir araya geldiği Social Inclusion Band, 2010’dan beri Akbank Sanat Caz Festivali, Rock’n Coke, Efes One Love gibi pek çok festivalde ve Roxy, Ghetto, Babylon gibi birçok mekanda sahne aldı. Grup aynı zamanda, Cahit Berkay, Babazula, Bengü, Şebnem Ferah, Hayko Cepkin ve Can Bonomo gibi birçok müzisyen ve grup ile aynı sahneyi paylaştı. PODCAST 46 30 Nisan 2012 Yeryüzünde Bir Gün Brandon Litman, "Yeryüzünde Bir Gün" filminin yapımcısı play Bu bölümümüzde, “Yer yüzünde Bir Gün” adlı bir projeden söz edeceğiz. UNDP Türkiye: Bu bölümümüzde, “Yeryüzünde Bir Gün” adlı bir projeden söz edeceğiz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve diğer bazı uluslararası kuruluşların desteğiyle gerçekleştirilen, dünyanın dört bir yanından insanların 10.10.10 tarihinde çektiği görüntülerden oluşan “Yeryüzünde Bir Gün” filmi tüm dünya ile aynı anda İstanbul’da da izleyicilerle buluştu. “Yeryüzünde Bir Gün” projesi, binlerce insanın katılımıyla 24 saat boyunca görüntü elde edilerek oluşturulacak bir zaman kapsülü yaratmak amacıyla 2008 yılında başladı. Peki böylesine iddialı bir işe girişmek aynı zamanda bir risk değil miydi? Filmin yapımcılarından Brandon Litman, NTV’ye Skype bağlantısıyla yaptığı açıklamada şunları söylüyordu: Brandon Litman (B.L. B.L.): Bu projeye başlarken bunun ilk olduğunu biliyorduk. Bu nedenle çok çalışıp elimizden geldiğince hikaye ortaya çıkarmaya başladık. Açıkçası ne bekleyeceğimizi bilmiyorduk. Ancak elimizden geleni yaptık ve sonuçlar bizi çok mutlu etti. Bence bu film pek çok insanı düşündürecek. UNDP Türkiye: İlk olarak 10 Ekim 2010 (10.10.10), daha sonra 11 Kasım 2011 (11.11.11) tarihlerinde, insanlar çektikleri görüntüleri onedayonearth.org üzerinden paylaşmaya davet edildi. Böylece dünyanın dört bir yanından insanların bir gün içinde paylaştıkları anları içeren, herkesin erişimine açık bir video haritası ortaya çıkmış oldu. B.L. B.L.: 3000 saatin üzerinde görüntümüz vardı ve bu saatlerin hepsi hikayelerle doluydu. Çok ilginç rakamlar verebiliriz. 240 saatin üzerinde bir çeviri gerçekleştirdik çünkü 70‘ten fazla dil vardı. UNDP Türkiye: Yeryüzünde Bir Gün’ün ortakları arasında BM Kalkınma Programı (UNDP), BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), BM Kadın Örgütü, BM AIDS ile Mücadele Programı (UNAIDS), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), Water.org, Dünya Bankası, İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD UNICEF Fonu ve 350.org yer alıyor. B.L. B.L.: Öncelikle pek çoğunu izlememiz gerekti ve dünyanın her yerinden insanın bize bahsettiklerini anlamaya çalıştık. Yani aslında biz de süreç boyunca bilgi edindik. Hem hüznü hem de sevinci yansıtmak istedik. Yani bu film hem dünyayla başlıyor hem de dünyayla bitiyor. Düğünler, çocuklar gibi eğlenceli şeyleri gösterirken aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik, su problemi ve ekonomik mücadelelerle ilgili görüntüler de koymak istedik. UNDP Türkiye: Film, dünyanın 10.10.10 tarihindeki hikayesini gerek trajedileri, gerek başarılarıyla anlatırken, bir yandan da dünyanın çarpıcı çeşitliliğini gözler önüne seriyor. Film, projenin amacı olan insanları hem farklı, hem de benzer yönleriyle birbirine yakınlaştırarak katılımcıların gelecekte de işbirliği yapmasını sağlamayı amaçlıyor. Böylece, iletişimden beslenen bir toplum oluşturmak hedefleniyor. Peki bu filme Türkiye’nin katkısı nasıldı? B.L. B.L.: Türkiye’nin katılımı yıllar boyu daha da arttı. 2010’da birkaç tane çok öne çıkan çekim hatırlıyorum Türkiye’den. Elbette tam olarak bu bölgelerin isimlerini bilmiyorum; ama Türkiye’den görüntüler aldık. 2011’de daha da fazla görüntü aldık. Bizim umduğumuz şey Pazar günkü film gösteriminden sonra Türkiye’den daha fazla katılımcıya sahip olmak. Umuyoruz ki bu proje her yıl gerçekleşecek. Her yıl böyle bir film ortaya çıkarabilmeyi umuyoruz. Bütün ülkelerin temsil edilmesini istiyoruz. UNDP Türkiye: Filme, çektikleri videolarla katkıda bulunanlar arasında cep telefonuyla çekim yapan gençlerden profesyonel belgeselcilere, her yaştan, ülkeden, ırktan, kültürden ve cinsiyetten insanın yanı sıra 60’ın üzerinde sivil toplum örgütü de bulunuyor. B.L. B.L.: Çok güzel manzaralar vardı elimizde. Görüntülerde, Doğu Avrupa’dan doğa manzaraları, Afrika’dan filler; Avusturalya’dan kangurular; Kanada’dan balinalar vardı. UNDP Türkiye: Yeryüzünde Bir Gün filminde öne çıkan sahneler arasında Çinli bir turistin çektiği Kuzey Kore’deki üst düzey bir askeri geçit töreni, Mekke’den ve Galapagos Adalarından görüntüler, Kızıldeniz’de bir dalıştan çekimler ve ender rastlanan bir genetik hastalık yüzünden 10 yıllık yaşam beklentisiyle doğan Hollandalı bir çocuğun onuncu yaş günü bulunuyor. Peki yapımcı Brandon Litman açısından 10 Ekim 2010 günü nasıl geçti? B.L. B.L.: Bu filmi çektiğimiz gün ben çok ilginç bir deneyim yaşadım. New York’taydım ve buradaki yasadışı göçmenlerle bir gün geçirip onların hikayelerini dinledim. Ben filmin çekildiği gün bunları yapıyordum. Benim için çok aydınlatıcı bir gün oldu. Tüm filme baktığınızda gördüğünüz bir şey var: bir yaşam örgüsü. Bu filmdeki herkes dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışıyor. En azından kendileri için. Biz küresel bir toplum olarak elimizden geleni yapmak istiyoruz. UNDP Türkiye: Peki proje bundan sonra da devam edecek mi? Yeni filmlerde yeni temalar bulmak zor olmayacak mı? B.L. B.L.: Bence her yılın bir farklılığı var. Yani 11.11.11’e baktığımızda Arap Baharı ve bunun gibi bir sürü farklı konuyla karşılaştık. Her yılın konusu da farklı olacaktır. Bizim topluluğumuz çoğaldıkça filmimizin derinliği de artacak, daha fazla çeşitliliğe sahip olacak ve gerçekten küresel filmler çıkarabileceğiz. Belki de 12.12.12’de daha çok ekonomi ve çevreyle ilgili konular göreceğiz. Ama, aynı zamanda insanların çok özel hikayeleri de olacak. UNDP Türkiye: Belgesel de olsa, binlerce farklı görüntüden ve yüzlerce farklı yerdeki çekimlerden oluşsa da, her filmin bir teması olmalı. Peki Yeryüzünde Bir Gün bize neyi anlatıyor? B.L. B.L.: Bence tema hayatın akışı. Farklı yerlerde hayatın akışı. Bu şekilde bir paketleme yapmaya çalıştık. 3000 saat olan görüntüleri 140 dakikaya indirdik. Görüntülerde, Dünya’nın ne kadar harika bir yer olduğunu görüyorsunuz. Daha önce görmediğiniz yerler görüyorsunuz. Bence 11.11.11’de daha da genişledik ve bazı konularda daha ciddi hikayelere yer verdik. Örneğin cinsiyet eşitliği ve mülteciler hakkında hikayelerimiz oldu. Ama 10.10.10, yani 2010’daki film, aslında en önemli filmimiz diyebiliriz; çünkü ilkti ve bizim topluma verdiğimiz güzel bir hediyeydi. UNDP Türkiye: Kyle Ruddick’in yönetmenliğini yaptığı, yapımcılığını Brandon Litman’ın ekip arkadaşlarıyla birlikte üstlendiği Yeryüzünde Bir Gün, tüm dünyada Yeryüzü Günü olan 22 Nisan’da gösterildi. Türkiye gösterimi de yine 22 Nisan Pazar günü Gençlik ve Yeryüzü Festivali kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde düzenlendi.Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın desteğiyle çekilen One Day on Earth, Yeryüzünde Bir Gün filminin müziğini DJ Cut Chemist tümüyle doğal seslerden, bilgisayar ortamında oluşturdu. Bu müziği ve filme dair daha birçok ayrıntıyı onedayonearth.org adresinde bulabilirsiniz. UNDP Türkiye’nin 11.11.11’de bu proje için Türkiye’nin farklı köşelerinde çektiği görüntüleri de Vimeo hesabınızda bulabilirsiniz. UNDP’nin de desteğiyle tüm dünyada aynı anda gösterilen Yeryüzünde Bir Gün filminin yapımcılarından Brandon Litman’ın NTV’ye verdiği mülakattan bir bölüm dinledik. Ve UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın da bu bölümünün sonuna gelmiş olduk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın! PODCAST 45 23 Nisan 2012 Güneydoğu’da yoksulluğu azaltmak Burak Eldem, Diyarbakır Batman Siirt Kalkınma Projesi (DBSDP), Proje Yöneticisi play 2010 yılı TÜİK verilerine göre Türkiye’de ortalama gelir baz alındığında yoksulların yüzde 30’dan fazlası Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşıyor. Bu rakam 2007 yılında yüzde 33’ü aşmaktaydı. İşte bu bölümde bu iyileşmeye katkıda bulunan bir projeden söz edeceğiz. Diyarbakır, Batman ve Siirt’te yürütülen bir kalkınma projesi bu. UNDP Türkiye: Merhaba. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız.2010 yılı TÜİK verilerine göre Türkiye’de ortalama gelir baz alındığında, yoksulların %30’dan fazlası Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşıyor. Bu rakam, 2007 yılında %33’ü aşmaktaydı. Bu bölümde, bu iyileşmeye katkıda bulunan bir projeden söz edeceğiz. Bu proje, Diyarbakır, Batman ve Siirt’te yürütülen bir kalkınma projesi. Konuğumuz. Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi’nin proje yöneticisi Burak Eldem. Hoşgeldiniz. Burak Eldem (B.E.): Hoşbulduk, teşekkür ederim. UNDP Türkiye: 2008’de başlanılan bu projeyi 2012’de bitirmeyi hedeflemiştiniz. Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi, sonuçları da görülen ve yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulun bir dizi proje içerisinde yer alıyor. Bölgeden, bölgenin genel yapısından ve o bölgede bu tür kırsal kalkınma projelerinin uygulanmasına yol açan vaziyetten bahsedelim. B.E. B.E.: Bölge, bilindiği üzere belirli gelir koşullarına sahip. Ancak, gelir sağlanan faktörler çok verimli kullanılamamakta. Dolayısıyla, bu proje üretim faktörlerinin verimli bir şekilde kullanılması ve çiftçilerin daha fazla gelir elde edebilmesi için yapıldı. En önemli hedefimiz, çiftçilerin gelirini ve sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerini arttırarak daha refah içinde yaşamalarını sağlamak. Ülkemizde tarım sektörü, ihracat potansiyeli, insanların sağlıklı beslenmesi, istihdamı ve ekonomiye katkısı bakımından büyük önem taşımaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de böyle bir potansiyel vardır. Çiftçilerimizin daha iyi gelir düzeyine kavuşabilmeleri için üretim kaynaklarını daha etkin bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. UNDP Türkiye: Bu bölge aslında kaynakları bol ve bu kaynaklar iyi değerlendirildiği takdirde yüksek ölçüde zenginlik yaratabilecek bir bölgeyken, yoksulluğun yoğunlaştığı bir bölge. Dolayısıyla, bu proje ana hedefiyle bağlantılı olarak da yoksulluğun azaltılmasını da hedefleyen bir proje. Projeniz, bu bölgede yoksulluğu azaltmak için hangi yöntemleri kullandı ve yaptığınız çalışmalarda hangi ana başlıklar altında toplandı? B.E. B.E.: Projenin devam etmesi için bölgede kaynak ve fizibilite araştırmaları yaparak bir ön araştırma yapılması gerekti. Böylece bölgeyi ortaya koyan bir tablo ortaya çıkarttık. Böylece, en iyi tekniklerin kullanılması için çalışmalar yapıldı ve bazı başlıklar altında toplandı. Sonrasında bunlar, projenin ana dokümanına yansıtıldı. UNDP Türkiye: Sonuç olarak, bu proje kırsal yoksulluğu azaltmayı hedefliyor. Dolayısıyla, tarım üzerinde yoğunlaşmış olmanız da son derece anlaşılır. Çünkü eğer Diyarbakır, Batman ve Siirt bölgesi özelinde konuşuyorsak, tarım yoksulluğun yoğunlaştığı sektör olarak sayılabilir. Burada modern yöntemlerin tanıtılması gibi faaliyetlere yönelmiş olsanız gerek. B.E. B.E.: Bu bölgede, modern yöntemlerin kullanılması, çiftçilere tanıtılması ve bunun uygulanması çok önemli. Bu, zaman alan bir şey. Bunun için eğitim gerekli. Dolayısıyla, bizim en büyük özen gösterdiğimiz şeylerden bir tanesi de çiftçilerin eğitilmesi. Özellikle kadın çiftçilerimizin doğru yönde eğitilip üretime katkılarının sağlanması gerekiyor. Bunun için de büyük bir çaba vermekteyiz. UNDP Türkiye: Bu bölge işsizliğin yoğunlaştığı bir bölge. Alt katmanlarına baktığımız zaman da, gençler ve kadınlar arasındaki işsizliğin yoğun olduğu bir bölge. Belki işsiz kategorisi, işsiz tanımının nasıl yapıldığına göre değişir ama gizli işsizliğin çok yaygın olduğu bir bölge olduğu söylenebilir. Dolayısıyla, yoksulluğu azaltmayı hedefleyen bir projenin kadınlar üzerine odaklanmış olması da altının çizilmesi gereken bir nokta olsa gerek. Öncelikle, üretimin her aşamasının planlanmasına dair bir değer zinciri analizi yaptınız. Daha sonra da bu analizden yola çıkarak bir yöntem belirlediniz. Meyvecilikten tutun damla sulamaya kadar çok çeşitli alanlara yönelen bir faaliyetler zinciri ürettiniz. Tarımla ilgili olarak, hangi alanları belirleyip çalıştınız? B.E. B.E.: Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri vasıtasıyla bölgede eksik olan, yapılması belki geciken veya yapılmayan üretimlerin bir şekilde hayata geçirilmesi ve yeni üretim tekniklerine göre yapılmasını sağlamak amacıyla çalışmalarımızı yaptık. Bunun sonucunda, çiftçilere demonstratif olarak üretimlerini nasıl yapmaları gerektiğine dair örnek teşkil edecek bahçeler kurmaya başladık. Bu bahçelerle birlikte çit sistemi, damla sulama, fidan ekimi, yüksek telli terbiye sistemlerinin çiftçilere gösterilmesi gibi faaliyetlerde bulunduk. UNDP Türkiye: Yüksek telli terbiye sistemi ne anlama geliyor? B.E. B.E.: Yüksek telli terbiye sistemi, modern bir şekilde bağların kurulması ve bağların uluslararası standartlara göre yetiştirilmesi için kullanılan bir sistem. UNDP Türkiye: Bu, eskiden kullanılan sırıklar yerine kullanılan daha modern bir yöntem mi? B.E. B.E.: Daha modern bir yöntem. T şeklinde bağların yerden daha yükseklere alınıp üretimin fazlalaştırılmasını sağlıyor. UNDP Türkiye: Üzümler yere değmediği zaman daha iyi oluyor o zaman. B.E. B.E.: Aynen öyle ve damla sulama sistemiyle hem sudan tasarruf ediyoruz, hem de bölgedeki uygulama tekniklerini değiştiriyoruz. Doğayla uyumlu bir şekilde üretim yapmaya çalışıyoruz. UNDP Türkiye: Aslında, bu iller söz konusu olduğunda üzüm ilk akla gelen ürünlerden biri değil. Siz, bu proje kapsamında, daha fazla gelir getirici ve bölgenin iklim koşullarına uygun ürünlerin numune şeklinde bahçelerde üretilip örnek olarak gösterilmesini sağladınız, değil mi? B.E. B.E.: Evet, bu şekilde yaptık. Buradaki en önemli şey, bölgedeki eksikliğin tespit edilip daha sonra o yönde çalışmalar yapılması. Bunun en önemli çıktısını ileriki yıllarda alacağız. Bu analizler Gıda, Tarım, Hayvancılık İl Müdürlükleri’ndeki ziraat mühendisleri tarafından yapılıyor. UNDP Türkiye: Diyarbakır deyince meyve olarak karpuz akla gelebilir ama üzüm gelmez. Bunun dışında hangi ürünlere yöneliyorsunuz? B.E. B.E.: Bunun dışında, badem üreticiliği, ceviz üreticiliği, kayısı üreticiliğine yönlendirdik. Siirt tarafında Zivzik narı üretilmeye başlandı. Zivzik narı, burada önemli bir gelir getirebilecek bir ürün olarak karşımıza çıktı. UNDP Türkiye: Nar, Türkiye’nin güneydoğusunda ve güneyinde çok fazla yetişen bir bitki. Dolayısıyla, bunun da desteklenmesi önemli. Biraz da altyapı tarafına bakalım. Kırsal kesime yönelik bir proje olduğu için altyapının güçlendirilmesi, yoksulluğun giderilmesi ve sağlık koşullarının iyileştirilmesi de pek çok açıdan önemli. Bu faaliyetler arasında içme suyu şebekesinin sağlanması ve kanalizasyon gibi alt yapı çalışmaları da var. Bu konudaki çalışmalarınız nerelerde yoğunlaştı ve kaç köye ulaştı? B.E. B.E.: Projenin başında, özellikle altyapı çalışmaları olarak doğal arıtma yöntemiyle yapılan kanalizasyon sistemleri öne çıkmaktaydı. Burada, köylerde eksikliklerin giderilmesi ve insanların daha sağlıklı bir şekilde yaşamalarını sağlamak amacıyla altyapı çalışmalarına gidildi. Bu çalışmalar yaklaşık bir buçuk yıl sürdükten sonra, 2010 yılında köylülerin ve çiftçilerin temiz suya ulaşmalarında problem yaşandığı anlaşıldı. Buna istinaden, iki ilçemizde içme suyu depoları yapıldı. 2011 senesinde büyük bir ihale olan sulama sistemi kanalı yapımına başlandı. Burada da eskiden salma sulama yöntemiyle yapılan üretimden vazgeçilip artık daha modern yöntemiyle suya ulaşabilme, suyu çiftçinin ayağına götürme gibi bir politika izlendi. UNDP Türkiye: Salma sulamanın zıddı olarak önerdiğiniz damla sulama sistemi nedir? B.E. B.E.: Damla sulamada, sulama kanallarıyla suya ulaşan çiftçi daha rahat ve verimli bir şekilde sulama yapabiliyor. UNDP Türkiye: Buradaki kazanç su tasarrufu olsa gerek. B.E. B.E.: Burada kazanç, su tasarrufu ve suyun daha çok alana ulaşması. UNDP Türkiye: Projenin her aşamasında sürdürülebilir kalkınma boyutu önümüze çıkıyor. Yöntemler konusunda yol gösterici olup o yöntemleri kullanan çiftçilere kaynak sağlamak da projenin hedeflerinden biri. Bu anlamda, bir yan hedef olarak çok sayıda kişiye hibe dağıtıldı. Şu ana kadar kaç kişi yararlandı bu hibelerden ve ne kadarlık bir kaynağınızı hibe programları için ayırdınız? B.E. B.E.: Şu anda 180’i aşkın bireysel ve ekonomik yatırımı destekledik. Burada bireysel yatırımlar küçük yatırımcıları; ekonomik yatırımlar ise tüzel kişileri vurgulamaktadır. Bu 180 hibe kullanıcısına 2010 senesinde toplam 660.000 TL ve 2011 senesinde 370.000 TL verdik. 2012 senesinde de 2 milyon 89.000 TL civarında bir para vermeyi hedefliyoruz. UNDP Türkiye: Hedeflediğimiz rakamlar ciddi rakamlar. Zaten projenin bütçesi oldukça yüksek. Projenin 37 milyon doları aşkın bir bütçesi var, değil mi? B.E. B.E.: Projenin 37 milyon dolar civarında bir bütçesi var; bunun 24 milyon doları IFAD kaynaklarından, 4.4 milyon doları iç kaynak olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, 0.7 milyon doları da UNDP katkısı olarak sağlanmaktadır. UNDP Türkiye: IFAD yani Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, Birleşmiş Milletler’in tarımsal kalkınmayı destekleyen bir kredi kuruluşu. Bu kaynaklar, onun aracılığıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na gelip bölgede değerlendirilen kaynaklar. O bölgede yaptığınız çalışmalarda üniversite bağlantınız olarak Dicle Üniversitesi de var. Projenin bazı aşamalarında onların da danışmanlığına müracaat ediyorsunuz. B.E. B.E.: İhalelerin bazı aşamalarında tıkandığımız noktalar oluyor. Tabii ki teknik konularda üst düzeyde bir girdi sağlamak ve bunu ihalelere yansıtmak için üniversitelerden yardım alıyoruz. Bu bizim için bir gurur kaynağı oluyor. UNDP Türkiye: Her aşaması ile önemli bir gurur kaynağı olan bu projenin web sitesi: dbsdp.org. Web sitesi adındaki dbs, Diyarbakır, Batman, Siirt’i; d’si development sözcüğünü ve p'si de projeyi temsil ediyor. Bölgede yapılması planlanan sera kurulumları, süs bitkisi üretimi ve güneş enerjisiyle sulama yollarının kurulması gibi faaliyetleri dbsdp.org’dan takip edebilirsiniz Çok teşekkürler katıldığınız için programımıza. Burak Eldem’di konuğumuz. Diyarbakır-Batman-Siirt Kalkınma Projesi’nin Proje Yöneticisi. Ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı’nın da böylece sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu, Radyo İlef’te hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo'dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle, hoşçakalın! PODCAST 44 16 Nisan 2012 Kuzeydoğu Anadolu'da kalkınma Arif Mert Öztürk, Ardahan-KarsArtvin Kalkınma Projesi (AKADP), Proje Yöneticisi play Bu bölümde, Türkiye’nin 81 ili arasında yapılan sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksinde sırasıyla 43, 67 ve 74. sıralarda bulunan üç ilden ve bu illerde yürütülen bir kalkınma projesinden söz edeceğiz. UNDP Türkiye: Merhaba, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar Programı ile karşınızdayız. Bu bölümde, Türkiye’nin 81 ili arasında yapılan sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksinde sırasıyla 43, 67 ve 74. sıralarda bulunan üç ilden ve bu illerde yürütülen bir kalkınma projesinden söz edeceğiz. Doğu Anadolu’da Kars ve Ardahan, Karadeniz’de ise Artvin’de yürütülen bu proje hakkında, ArdahanKars-Artvin Kalkınma Projesi’nin proje yöneticisi Arif Mert Öztürk ile konuşacağız. Hoşgeldiniz. Arif Mer t Öztürk (A.Ö.): Hoşbulduk. UNDP Türkiye: Kuzey Doğu Anadolu’daki bu üç ilin mevcut durumundan bahsedebilir miyiz? A.Ö. A.Ö.: Sizin söylediğiniz gibi üç ilimiz de, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre Türkiye’nin en az gelişmiş iller kategorisinde yer alıyor. Bunun yanında coğrafi olarak da baya zor bir coğrafya, sert bir topografyamız var. Yüksek rakım, uzun ve sert geçen kışlar… Bunlar da doğal olarak tarımsal üretim sezonunu kısıtlıyor. Kırsal nüfusun da yoğunluğunu düşündüğümüzde geçim kaynaklarının baya kısıtlı olduğu, gelişmişlik seviyesinin düşük olduğu bir bölgeden bahsediyoruz. UNDP Türkiye Türkiye: Tarım, kolaylıkla yapılamadığı için mevcut coğrafi şartlardan belki de iklim koşullarından ötürü hayvancılığın öne çıkmış olduğunu söyleyebiliriz. Sosyo-ekonomik açıdansa, elbette bakıldığında işsizliğin de yoğun olarak görüldüğü bir bölge olsa gerek değil mi burası? A.Ö. A.Ö.: Nüfusun geneli, yarısından fazlası Ardahan ve Kars illerinde, kırsal alanda yaşıyorlar. Ve orada her ne kadar tarım işçisi olarak görülseler bile bu hane halklarının çoğunun düzenli bir geçim kaynakları, düzenli bir gelirleri mevcut değil. UNDP Türkiye Türkiye: Rakamlara bakıldığında hem işsizliğin genel olarak, hem de kadın işsizliğinin en yoğun olarak görüldüğü bölgelerden biri. Kırsal nüfusun yoğunluğu açısından da dikkat çeken bir bölge olduğunu söyleyebiliriz. Az önceki noktaya geri dönelim: nüfus yoğunluğu az olmakla birlikte dikkat çekici ölçüde bir hayvancılık faaliyetinin olduğu da bir bölge burası değil mi? A.Ö. A.Ö.: Tabi ki insanların da genel olarak yönlendiği geçim kaynağı hayvancılık, sizin de bahsettiğiniz gibi. Ardahan Türkiye’nin en küçük illerinden bir tanesi, nüfusu 107.000 civarında. Yalnız hayvan sayısına bakarsak büyük baş olarak 256.000 büyük baş hayvana sahip. Oran olarak bir kıyaslama yaparsak Türkiye nüfusunun sadece 14/1000’ü Ardahan’da yaşıyor. Yalnız havyan potansiyeli olarak %2’si Ardahan’da bulunuyor. UNDP Türkiye Türkiye: Büyük baş hayvanların %2’i, insan nüfusundan bahsettiğimizde ise çok daha az bir oranı bu bölgede yer alıyor. A.Ö. A.Ö.: Bu da hayvancılığı ne kadar yoğun yapıldığını gözler önüne seriyor. UNDP Türkiye Türkiye: Yine sosyo-ekonomik rakamlara baktığımızda, girizgâh açısından, Ardahan ve Kars çok az gelişmiş iller kategorisi olan beşinci kategoride yer alırken, Artvin üçüncü kategori iller arasında yer alıyor, bizim sizin projenizle ilgili web sayfasından derlediğimiz bilgilere göre. Şimdi bu genel bir portreyi çizmemiz açısından girizgâh olarak verdiğimiz bilgiler oldu. Biraz projenin kendisinden bahsedelim. Görece yeni olan bir proje bu, Ardahan-Kars-Artvin Projesi. Ne zaman başladınız projeye? A.Ö. A.Ö.: 2011 yılının Ocak ayında proje dokümanı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca imzalandıktan sonra proje başladı. Yalnız uygulamaya Kars’taki proje ofisinde görevli arkadaşlarımızın başlamasıyla başlayabildik, bu da 2011 yazından sonra oldu. UNDP Türkiye Türkiye: Aslında birkaç aylık bir geçmişi var. Dolayısıyla geçmişinden ziyade hedeflerinden bahsetmek daha doğru olabilir bu anlamda. Siz elbette pek çok ortakla çalışıyorsunuz. Bunların başlıcası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. UNDP burada uygulama desteği sağlıyor bu projeye. Biraz projenin hedeflerinden bahsedelim. Siz bu bölgede neyi değiştirmeyi hedefliyorsunuz? A.Ö. A.Ö.: Bu bölgede daha çok çiftçiler için sürdürülebilir olacak geçim kaynakları, modelleri kurulması hedefleniyor. Hayvancılık olarak, en önemli geçim kaynağı olarak öne çıktığı için söylüyorum, daha modern tekniklerle daha verimli hayvan yetiştirme metotları kullanılarak piyasada satılabilecek düzeyde süt üretimi, et üretimi hedefleniyor. Diğer taraftan sosyal-kırsal altyapı yatırımlarının da gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Bunlar da içme suyu göletleri olabilir; kanalizasyon, doğal arıtma yatırımları olabilir. UNDP Türkiye Türkiye: İki alana yoğunlaştığınızı o zaman not edelim. Hayvancılık eğer devam edecekse modernleştirilsin ve daha fazla gelir getirici bir model yaratılsın. Birinci hedefiniz anlaşılan bu. İkinci hedefiniz ise kırsal altyapının, kırsal nüfusun yoğunlukta olduğunu belirtmiştik, güçlendirilmesi ki bu içme suyundan atık suya kadar uzanan bir çerçevede yer alıyor. Hayvancılıkla ilgili olarak biraz projeleri açalım. Hayvancılıkla geçimini sağlayanların bu kadar yoğun olduğu bir bölgeye siz nasıl modeller önermeyi düşünüyorsunuz? A.Ö. A.Ö.: Şu anda 2012 yılında yapacağımız en önemli faaliyetlerden bir tanesi Ardahan ilinde kurulacak hayvan pazarı. Hayvan pazarları diyince aklımıza kurban pazarları, eski yıllardan kalma pazarlık usulünün döndüğü pazarlar geliyor olabilir; yalnız bunu bir alım-satım yeri, bir açık artırma yeri olarak da düşünebiliriz. Çiftçilerin rahatça hayvanlarını getirebileceği, bir kısmı üstü kapalı sosyal tesisleri ile beraber yeterli park alanı olan, piyasanın daha iyi işleyebileceği bir altyapı kurulması hedefleniyor. Bu da çiftçiler için daha doğru fiyatların ortaya çıkmasına neden olacaktır. UNDP Türkiye Türkiye: Serbest piyasa ekonomisinin bir ölçüde kendi içinde işleyebilmesini sağlayacak bir ortamın orada üretilmesi ve aynı zamanda bunun belli kurallar, uluslararası standartlar dâhilinde yapılıyor olması değil mi? A.Ö. A.Ö.: Ekonomik yanından bahsettik. Bunun bir de sağlık ve hijyen açısından da çok büyük bir önemi var. Şu anda Ardahan’daki hayvan pazarı Ardahan il merkezinin içinde yer alıyor ve gerçekten insan sağlığını da olumsuz şekilde etkileyecek faktörler ortaya çıkıyor. Bu yeni hayvan pazarıyla bu olumsuz faktörlerin ortadan kaldırılması hedefleniyor. UNDP Türkiye Türkiye: Ne zaman tamamlanacak ve bu kendi kendini nasıl döndürmeye devam edecek? Kim bu işin başında yer alacak acaba? A.Ö. A.Ö.: Buradaki en önemli paydaş Ardahan Belediye’si. Bu işin öncülüğünü yapıyor, desteğini sağlıyor. Ve İl Tarım Müdürlüğü de işin içinde olduğu için gerçekten daha sonra işletmesi açısından herhangi bir problem söz konusu değil. 2012 yılının sonunda bitirmeyi hedefliyoruz, eğer her şey yolunda giderse. UNDP Türkiye Türkiye: Bu yılın sonuna kadar bu projenin bu en azından kısmı bitmiş olacak. Hayvancılığa dair farklı yöntemleri, metodolojileri de bu bölgeye götürmek konusunda bir hedefiniz olduğunu zaten söylemiştiniz. Biraz altyapı tarafına da bakalım. Kırsal nüfusun yoğunlukta olduğu bir bölge burası. Türkiye’nin hayvan stoku aynı zamanda bu bölgede yoğunlaşıyor. Kırsal altyapı konusunda ne gibi çalışmalar olacak? A.Ö. A.Ö.: Proje için uygulama köyleri belirleniyor. 2012 için 40 tane köy belirlenmiş durumda. UNDP Türkiye Türkiye: Üç ilden mi? A.Ö. A.Ö.: Evet üç ilden toplam 40 köy. Bu köylerin ihtiyaç analizleri gerçekleştiriliyor şu anda. Bu yönde tabi diğer kurumların, İl Özel İdare’nin, belediyenin projeleri de göz önüne alınarak eksik kalacak noktalar proje bütçesine de uymak koşuluyla fizibilite çalışması yapıldıktan sonra uygulama için değerlendirilecek. Ama önce bir ihtiyaç analizi tespiti yapılacak. UNDP Türkiye Türkiye: Daha sonra da bu sözünü ettiğiniz ihaleler yoluyla altyapıya yönelik içme suyundan tutun kanalizasyona kadar pek çok şeyi bu 40 seçilmiş köyde görme imkânı olacak. Proje bitmeden evvel bunlar da sonuçlanmış olacak. Temel olarak belki de altını çizmekte fayda var: UNDP, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı açısından bu projenin oturduğu yer yoksulluğun azaltılması. O bölge yoksulluğun yoğunlukta olduğu bir bölge olduğundan UNDP açısından bu müdahalenin amacı yoksulluğun azaltılması. Ve asıl olarak yürütücü, bu işin sahibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. UNDP burada işin uygulama desteğini sağlıyor. Ne kadarlık bir bütçeniz var? A.Ö. A.Ö.: Yaklaşık 22 milyon Amerikan Doları bir bütçemiz var. Bunun üzerine yararlanıcı katkılarını da eklersek 26 milyon Amerikan Doları…22 milyon dolarlık kısmı Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu’ndan sağlanmakta. Dediğim gibi geri kalanı da yararlanıcı katkısı. UNDP Türkiye Türkiye: Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu yani IFAD, Birleşmiş Milletler’e bağlı bir tarım finansmanı kuruluşu tarafından sağlanıyor. Daha sonra Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından da bu projeye aktarılıyor. 2015 yılını hedefliyorsunuz herhalde bu projenin hedefleri açısından. 2015 yılına gelindiğinde bu üç ilde ne değişecek onu da anlatarak bitirelim. A.Ö. A.Ö.: Kırsal altyapı yatırımları sonucunda insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan kanalizasyon ve altyapı sıkıntısından kaynaklanan hastalıkların önüne geçilmesi hedefleniyor. Ekonomik açında da baktığımızda burada kırsalda yaşayan yoksul kesimin gelirlerinin ve kendi zenginliklerinin artırılması hedefleniyor. Yani hayvan sayısı olarak işletmelerin 5-10 hayvan başlıyorsa bunu daha büyük hale getirip varlıklarının artırılması konusunda söylemek istediğim bu 20-30 hayvanlık daha büyük işletmeler halinde daha sürülü ve karlı hale getirilmesi hedefleniyor. UNDP Türkiye Türkiye: Yoksulluğun azaltılması denirken de elbette burada üzerinde odaklanılan belli kesimler de olduğu söylenebilir, kadınlar ve gençler gibi. Özellikle o kesime yönelik de faaliyetleriniz olacak değil mi, dönem içinde? A.Ö. A.Ö.: Tabi. Ağırlıkla hayvancılıktan bahsettik. Burada da kadınların oynadığı rol çok önemli. Genelde hayvan bakımı, sağımı, sütün toplanması, oradan süt ürünlerinin elde edilmesinde hep kadınları görüyoruz. Bu noktada da özellikle çiftçi eğitim faaliyetlerimiz içerisinde kadınlara yönelik üretim eğitimlerimiz olacaktır. Bunları genelde üretici eğitim merkezinde düzenlenilen teorik ve pratik eğitimlere katılımını sağlayarak gerçekleştireceğiz. UNDP Türkiye Türkiye: Yüksek bir bütçesi ola, çok boyutlu ve çok bileşeni olan bir projeden bahsediyoruz. 2015 yılına gelindiğinde bu üç ilde pek çok şeyin değişmiş olacağını söyleyebiliriz. Belki ilk defa gidenler bunu fark etmeyecekler ama orada yaşayanlar açısından pek çok şeyin değişeceğini söyleyebiliriz. Çok teşekkürler programımıza katıldığınız için, Arif Bey. Arif Mert Öztürk’tü programımızın bu haftaki konuğu, Ardahan-Kars-Artvin Kalkınma Projesi’nin proje yöneticisi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın da programının böylece sonuna gelmiş oluyoruz. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın! PODCAST 43 9 Nisan 2012 Binalarda enerji tüketimi nasıl azaltılır? Tolga Yakar, Türkiye’de Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması Proje Koordinatörü play BBu u bölümde Türkiye’deki binalarda tüketilen enerjinin ve buna bağlı olarak da sera gazı salınımlarının azaltılmasını hedefleyen bir çalışmadan söz edeceğiz. UNDP Türkiye: Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği'nin hazırladığı Yeni Ufuklar programıyla karşınızdayız. Bu bölümde Türkiye’deki binalarda tüketilen enerjinin ve buna bağlı olarak da sera gazı salınımlarının azaltılmasını hedefleyen bir çalışmadan söz edeceğiz. Konuğum Türkiye’de Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması Proje Koordinatörü Tolga Yakar. Hoşgeldiniz. Tolga Yakar ( T.Y.): Hoşbulduk. UNDP Türkiye: Türkiye’de Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması isimli bir proje bu. Öncelikle Türkiye’deki vaziyetten başlayalım isterseniz. T.Y.: Türkiye’de enerji kullanımı açısından binalar sektörü en büyük ikinci sektör, sanayi sektörünün ardından. Türkiye’de tüketilen enerjinin yaklaşık %36’sının binalar sektörü tarafından tüketildiğini istatistikler bize gösteriyor. Ve çalışmalar Türkiye’de binalarda enerji kullanımına ilişkin de çok ciddi bir tasarruf potansiyelinin varlığından bahsediyor. Bu potansiyelin yaklaşık %30 ile %50 arasında değişmekte olduğu çeşitli analizler tarafından ispatlanmış durumda. Ve böylesine önemli bir tasarruf potansiyelinin geri kazanılması da enerji verimliliği açısından en öncelikli faaliyetlerimiz arasında yer alacak olan projelerimizdendir. UNDP Türkiye: Ciddi bir tasarruf potansiyeli. Binalar derken onu da biraz açmamız iyi olabilir. Sanayi dışındaki tüm binalardan mı söz ediyoruz? Yoksa sadece evlerimizden mi bahsediyoruz? T.Y.: Binalar sektörü sadece konutlardan oluşmuyor. Bunun dışındaki okullar, alışveriş merkezleri, hastaneler ya da hizmet binaları, ofis binaları gibi tüm binalar binalar sektörü içerisine ve bu enerji tüketimi rakamının içerisine dâhiller. UNDP Türkiye: Türkiye’de bu konuda vaziyet nasıl? Enerji tasarrufu konusunda çok kötü bir yerde mi Türkiye? Ne kadarlık bir tasarruf potansiyeli var? T.Y.: Aslında enerji verimliliği ile ilgili, tasarruf potansiyelinin geri kazanılmasına yönelik çalışmalar çok uzun yıllardır yapılıyor. Ancak bu güne kadarki çalışmalar çoğunlukla sanayi sektörüyle sınırlı kaldı. Binalar tarafında ise binaların içerisinde yer alan özellikle enerji tasarruflu lambaların kullanılması ve enerji verimli elektrikli ev aletleri olarak söyleyebileceğimiz A+, A++ gibi çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi gibi aletlerle sınırlı kaldı. Yani söyleyebileceğimiz şu, binaların kendisinin içerisinde ısı tüketimi, soğutma ihtiyacının karşılanması, havlandırma ve bunun gibi ihtiyaçlarla ilgili olarak enerji tasarruf potansiyeline yönelik olara ciddi bir çalışma yapılmadı bugüne kadar. UNDP Türkiye: Sadece elektrikten de bahsetmiyoruz burada, değil mi? Akaryakıttan tutun doğalgaz, kömür, her türlü ısınmayla alakalı her türlü enerji kaynağından bahsediyoruz. Ama burada sizin projeniz açısından odaklandığımız nokta binaların kendisinin enerji tasarruf potansiyeli değil mi? Yoksa içinde kullandığımız buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesin; A+, A++ olmasından ziyade binanın kendisinin tasarım aşamasından içinde yaşadığımız veya çalıştığımız aşamaya kadar geçen noktada öyle tasarlanması ve öyle hayata geçirilmesi, bundan mı bahsediyoruz? T.Y.: Evet, aslında bahsettiğimiz hem tasarım aşamasıyla ilgili olarak hem de binaların kullanım aşamalarında enerjinin tasarruflu, verimli bir şekilde kullanılması. Binalarda kullanılan enerjinin yaklaşık %85’lik bölümü ısıtma, soğutma ve diğer ihtiyaçlar amacıyla kullanılıyor. Elektrikli ev aletlerinin kullandığı kesim binaların enerji tüketimi rakamları içerisinde çok küçük bir kesim. Dolayısıyla gerek ısıtma, gerek soğutma, havalandırma, aydınlatma gibi ihtiyaçlar bizim, binanın asıl enerji tüketimi diye bahsettiğimiz kitleyi oluşturuyor. Bu kitlenin içerisinde biz %30 ila %50 arasında bir enerji tasarruf potansiyeli olduğundan bahsediyoruz ve projemizde de aslında bu bölümü hedefliyoruz. Binaların tasarım aşamasından binalarda kullanılacak olarak inşaat malzemelerinin üretilmesi, getirilmesi, binanın yapılması, binanın ömrünü tamamlayıp sonrasında yıkılmasına kadar olan süre içerisindeki enerji tüketimini yüzdeye vuracak olursak binalardaki enerji tüketiminin %80’ini, yüzyıllık diyebiliriz binaların ömürlerine, binaların kullanımı süresinde oluyor. Bu %80’lik bölümün de %80-85’lik kısmı ısıtma soğutma gibi ihtiyaçların karşılanmasında kullanılan enerji. Diğer ifadeyle bizim hedefimiz bu %80’nin içerisindeki %85’lik kısım. UNDP Türkiye: Diğer %15-20’si nerelere gidiyor acaba bu enerjinin? T.Y.: Binaların inşaat ve sonrasında, yıkımla ilgili inşaat malzemelerinin üretilmesi aşamasında biz asıl olarak- UNDP Türkiye: Onların hepsi aslında hesaba katılıyor, ama %80’i bizim kullanımımız ile alakalı olan giderler, bu durumda. Peki, neler yapabiliriz? Tasarımdan bahsediyorsunuz ama şimdi bakıyorum rakamlara 1990’da %52 iken kentleşme 2008’de %74-%75’e yükselmiş vaziyette. Zaten ciddi bir bina stoku olan bir ülke Türkiye. Hazır olan binalarla ilgili bir çalışma da olmayacak mı, yoksa hep tasarım aşamasından itibaren mi planlamış olacaksınız? Sizin projeniz açısından biraz bahsedebilir miyiz? T.Y.: Çok doğru bir noktaya temas ettiniz. Aslında binalarda enerji verimliliği deyince birbirinden bağımsız, tamamen iki ayrı gruba hitap ediyoruz. Bunun birincisi yeni binalar için. Diğeri ise mevcut bina stoku için. Yeni binalarla ilgili yapılabilecekler daha kolay. Binalara tasarım aşamasında müdahale ederek, farklı birtakım tasarım prensiplerini uygulayarak ki bizim projemiz içerisinde tanıtmaya ve yaygınlaştırmaya çalıştığımız bütünleşik bina tasarımı diye bir yaklaşım var, binaların bu prensiplerle daha enerji etkin olarak tasarlanmasını, enerji verimliliği yüksek binalar olarak tasarlanmasını sağlayabiliyorsunuz. Böyle olunca binaların enerji ihtiyacı, özellikle ısıtma ve soğutma anlamındaki, daha baştan itibaren asgari seviyeye indirilmiş oluyor. UNDP Türkiye: Bütünleşik yaklaşım dediğiniz bu mu oluyor? T.Y.: Bütünleşik yaklaşımı kısaca şöyle açıklayabiliriz: bir binanın tasarım aşamasında geleneksel uygulamalar açısından baktığınızda sırasıyla mimar çalışır, arkasından statikçi, arkasından mekanikçi ve sonrasında elektrikçi çalışır. Bütünleşik bina tasarımı yaklaşımında ise bu aktörlerin, bu disiplinlerin hepsinin bir arada çalışması, ayrıca işverenin ve o binayı kullanacak olan kullanıcının da sürece dâhil olması ve başından itibaren enerjinin etkin kullanımının hedeflenerek binanın tasarlanması amaçlanmakta. UNDP Türkiye: On yedi milyon beş yüz bin Amerikan Dolarını aşkın bir bütçesi var. Enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı, çevre ve şehircilik bakanlığı, milli eğitim bakanlığı, GEF var, Küresel Çevre Fonu var işin içinde ve UNDP de uygulama desteği içerisinde yer alıyor. Zaten siz de UNDP tarafını temsil ediyorsunuz bu projeyle olarak. Projenin kendisiyle ilgili, mantığıyla ilgili kısmı anlattık. Biraz da hedeflerden bahsedelim. Bu proje elbette başı ve sonu olan bir süreç. Neyi hedefliyorsunuz? Çıktılar ne olacak? T.Y.: Bizim projemizin altında hedeflediğimiz üç ana sonucumuz var. Bu proje bittiğinde şu üç ana sonuca ulaşmak istiyoruz: İlki binalarda enerji verimliliği ile ilgili olarak yasal mevzuatın güçlendirilmesi. Bu yasal mevzuatı uygulayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, ilgili görevliler, yapı denetim görevlileri gibi kesimleri güçlendirmek ve bunların enerji tasarrufu anlamında daha etkin rol almasını sağlamak. UNDP Türkiye: Birincisi yasal mevzuat. T.Y.: Bunun dışında biz, yeni tasarlanacak olan binalarda bu bütünleşik tasarım yaklaşımını, bu prensibi göstermek ve bu şekilde aynı maliyetle enerji etkin, enerji verimli binaların tasarlanabileceğini örneklemek istiyoruz. Bu amaç doğrultusunda üç tane bina tasarlanacak. Binaların ikisi Milli Eğitim Bakanlığı’na ait bir okul binası ile yanında bir atölye binası olacak. UNDP Türkiye: Ankara’da olan binalar bunlar değil mi, ilk ikisi? Örnek binalar, yani enerji verimliliği açısından en iyi performansa sahip binaları siz örnek olarak inşa ediyorsunuz Ankara’da. T.Y.: Sadece enerji performansının çok üst düzeyde olması değil, aynı zamanda maliyetinin de diğer Milli Eğitim Bakanlığı’nın binaları ile eşdeğer seviyede olmasını hedefliyoruz. UNDP Türkiye: Yapım maliyetleri mi? T.Y.: Yapım maliyetleri. UNDP Türkiye: Üçüncü binanın nerede olacağı belli değildi galiba. Sonraki hedeflere de bakalım. T.Y.: Bunun dışında üçüncü hedefimiz de bu bütünleşik bina tasarımı yaklaşımını tanıtmak, yaygınlaşmasını sağlamak. Türkiye’de enerji kimlik belgesi denilen bir sistem var. Enerji kimlik belgesi binaların tıpkı elektrikli ev aletleri gibi A, B, C, D gibi etiketlenmesini amaçlayan bir düzenleneme. Yeni yapılan tüm binalara bu enerji etiketi veriliyor. 2017 yılından itibaren ise mevcut bina stokunun da artık bu enerji bina etiketlerini alması hedefleniyor. UNDP Türkiye: Şu anda yeni bir ev aldığınızda tasarruf açısından hangi enerji seviyesinde olduğunu görebiliyor musunuz? T.Y.: 2011 yılından itibaren yapılmış olan, öncelikle yapım izni alıp sonrasında inşaatı tamamlanıp ve sonrasında iskân izni almış her bir binada enerji kimlik belgesinin ne olduğunu görebilmeniz gerekir. Enerji kimlik belgesi sistemine şu anda kayıtlı yaklaşık 8000 civarı bir bina bulunmakta ve bu 8000 rakamının yaklaşık %90’lık bir kısmı yeni binalar. Bu binalara enerji kimlik belgesi, diğer ifadeyle enerji etiketi verilmiş durumda. Ve siz bir daire almak istediğinizde ya da bir ofis binası almak istediğinizde, ya da kiracı olmak istediğinizde bu binaların enerji performanslarının ne olduğunu görmeyi talep edebilirsiniz ve size bu bilgi sağlanır. UNDP Türkiye: Bu da güzel bir hedef, üçüncü hedefti. Ve son hedefinizi de anlatarak isterseniz bitirelim programı. T.Y.: Binalarda enerji verimliliği aslında bir programın, bir serinin ilk aşaması. Amaç yalnızca binaların enerji verimli olması olmamalı. Sonrasında sürdürülebilir şehirler olabilmesi için, içindeki binalarında sürdürülebilir olması lazım. Ve projemiz altındaki son amacımız, projenin bir sonraki safhasının hazırlık çalışmalarını yapmak, bu aşamasında yaptığımız uygulamaların sonuçlarını görmek, buradan çıkardığımız dersleri bir sonraki aşamaya taşıyabilmek. UNDP Türkiye: ‘Türkiye’de Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması Projesi, dört sene sürecek olan projenin sonucunda üç örnek bina inşa ederek, tecrübelerini herkes ile paylaşmak ve bütünleşik bina tasarımı yaklaşımı uygulamalarının artmasını hedefliyor. Çok teşekkürler Tolga Yakar, ‘Türkiye’de Binalarda Enerji Verimliliğinin Artırılması Projesi’nin koordinatörüydü, konuğumuz. Ve tüketilen enerjinin, buna bağlı olarak sera gazı salımlarının azaltılmasını dolayısıyla sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunmayı hedefleyen bir çalışmadan söz etmiş olduk. Ve UNDP Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar’ın da bu bölümünün sonuna gelmiş olduk. Programı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyosu - Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımızdaki üniversite radyolarından, podcast formatında iTunes üzerinden ayrıca undp.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerinde kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileğiyle hoşçakalın! UNDP Türkiye'de iş fırsatları Chief Technical Advisor Key Expert on Distance Learning Systems Key Expert on Education Assessor Key Expert on Training of Resource Persons and Conscripts IICPSD Summer Internship Programme Outcome Evaluator (National) Tüm İlanlar
Benzer belgeler
Mukim Temsilciden: 2015 sonrası kalkınma çerçevesi Cihan
Denetmenler alanda bugüne kadar yapılan çalışmalarla sertifika konusunda bir hayli yol alındığını belirtti. Küre
Dağları Milli Parkı’nın yabanıllığı, sürdürülebilir turizm potansiyeli ile yöre halk...
Kadınların ekonomik güçlenmesi üst düzey paneli İleriye bakmak
Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi" projesi Orman ve Su İşleri
Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Birle...
Mukim temsilciden: İlerlemenin bir yolu olarak hoşgörü UNDP`nin
Tüm dünya için örnek oluşturacak en iyi uygulamalar arasında özel sektör, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve
üniversitelerden uygulamalar yer alıyor. 181 başvuru arasından seçilen 25 en iy...
Dünya Barış Günü Avrupa ve Orta Asya Bölgesi`nden kalkınma
Denetmenler alanda bugüne kadar yapılan çalışmalarla sertifika konusunda bir hayli yol alındığını belirtti. Küre
Dağları Milli Parkı’nın yabanıllığı, sürdürülebilir turizm potansiyeli ile yöre halk...
`Benim Dünyam` anketinin ilk sonuçları açıklandı Ban Ki
Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Akıncıoğlu, Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan’dan aldı.
Tüm dünya için örnek oluşturacak en iyi uygulamalar arasında özel sektör, kamu kurumları, ...
Rio+20 ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri
Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi" yoluyla Milli Park ve çevresinin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve turizm ile
yeşil ekonomi süreçlerine yönelik örnek model geliştirilmişti.
Bu deneyim Rio+...