Sayıyı İndirmek İçin Tıklayınız.
Transkript
Sayıyı İndirmek İçin Tıklayınız.
ISSN: 1301-062X Türk NÖROLOJİ Dergisi Cilt-Volume: 22 Sayı-Issue: Turkish Journal of Neurology 1 Mart-March 2016 www.tjn.org.tr Bakış Açısı/Perspective Nörolog, Çocuklar ve Ergenlerin Nörolojik Sorunlarına Uzak Durabilir mi? Semih Ayta � Derleme/Review � Erişkinlerde Migren Atak Tedavisi Pınar Yalınay Dikmen Özgün Araştırmalar/Research Articles � İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü Reyhan Gürer, Şenay Aydın, Dilvin Gökçe, Tunahan Ayaz, Nihal Işık Olgu Sunumları/Case Reports � Musculocutaneous Neuropathy Yaprak Seçil, Nazlı Gamze Bülbül, Gaye Eryaşar Yıldırım, Yeşim Beckmann � Düşük Voltaj Elektrik Akımına Bağlı İskemik İnme Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Levent Güngör, Kemal Balcı � Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci � Türkiye Kırsalında Akut İnme Megalencephalic Leukoencephalopathy with Subcortical Cysts on Three Tesla Magnetic Resonance Imaging Atay Vural Venkatraman Indiran Klinik Görünüm/Images in Clinical Neurology � Türk Nöroloji Derneği’nin Yayınıdır Official Journal of the Turkish Neurological Society www.noroloji.org.tr Türk NÖROLOJİ Dergisi Cilt Volume Sayı Issue Mart March 22 1 2016 www.noroloji.org.tr Türk Nöroloji Derneğinin yayınıdır. Offical Journal of the Turkish Neurologial Society Sahibi/Owner Türk Nöroloji Derneği adına Şerefnur Öztürk Yazı İşleri Müdürlüğü/Editorial Manager Burak Tokdemir ISSN: 1301-062X Yayınevi/Publishing House � � � � � � � � Turkish Journal of Neurology Editör/Editor in Chief: Murat Kürtüncü Yardımcı Editörler/Associate Editors Aslı Tuncer, Uğur Uygunoğlu, Tuncay Gündüz Danışma Kurulu/Editorial Advisory Board Cenk Akbostancı Ayşe Altıntaş Hülya Apaydın Berna Arda (Etik) Semih Ayta Esra Battaloğlu Betül Baykan Canan Aykut Bingöl Hayrünnisa Bolay Raif Çakmur Neşe Çelebisoy Beyazıt Çırakoğlu (Genetik) Turgay Dalkara Gülşen Akman Demir Bülent Elibol Murat Emre Mefküre Eraksoy Sevim Erdem Mustafa Ertaş Haşmet Hanağası Birsen İnce Tülay Kansu Rana Karabudak Dilaver Kaya Ayşe Sağduyu Kocaman Reha Kuruoğlu Zeki Odabaşı Piraye Oflazer Zülküf M. Önal Tayfun Özçelik (Genetik) Sibel Özekmekçi Çiğdem Özkara Mehmet Özmenoğlu Şerefnur Öztürk Yakup Sarıca Serap Saygı Aksel Siva H. Özden Şener Hadiye Şirin Ersin Tan Mehmet Akif Topçuoğlu Esen Saka Topçuoğlu Erdem Tüzün Derya Uğurlu Uludüz Hilmi Uysal Görsev Yener Seher Naz Yeni Mehmet Zarifoğlu Biyoistatistik Danışmanı/Biostatistical Consultant Ergun Karaağaoğlu Uluslararası Danışma Kurulu/International Advisory Board Molla Gürani Mah. Kaçamak Sk. No: 21, 34093 F›nd›kzade-‹stanbul-Türkiye Tel.: +90 212 621 99 25 Fax: +90 212 621 99 27 [email protected] - www.galenos.com.tr Baskı: Özgün Ofset Ticaret Ltd. Şti. Yeşilce Mah. Aytekin Sk. No: 21 34418 4.Levent / İSTANBUL Tel: +90 212 280 00 09 Baskı Tarihi: Nisan 2016 Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın İletişim/Contact Murat Kürtüncü, Editör İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, Çapa, 34093 İstanbul, Türkiye E-posta: [email protected] Dergimizde asitsiz kağıt kullanılmaktadır. The Journal is printed on acid-free paper. Stanley Appel, USA Zohar Argov, Israel Valery Askanas, USA Nathan Bornstein, Israel David Burke, Australia Stefano Cappa, Italy Patricia S. Churchland, USA James J Corbett, USA Ioannis Evdokimidis, Greece Gerald M. Fenichel, USA Marc Fisher, USA Murat Güner, USA Wolfgang Grisold, Australia Humayan Gültekin, USA Ahmet Hoke, USA Albena Jordanova, Belgium Howard S. Kirshner, USA Andrew Lees, England Marsel Mesulam, USA Soheyl Noachtar, Germany Davide Pareyson, Italy Violaine Plante-Bordeneuve, France Antony Reder, USA Gerard Said, France Benjamin Seltzer, USA Jaroslaw Slawek, Poland Gioacchino Tedeschi, Italy Eduardo Tolosa, Spain Brian Weinshenker, USA Sandra Weintraub, USA Türkçe ve İngilizce Dil Editörü-İngilizce Çevirmen/ Turkish and English Language Editor- English Translator David Chapman, Can Kavaklıoğlu, Murat Mert Atmaca, Mustafa Çelik, Bedia Marangozoğlu TND Yayın Sekreteri/Editorial Assistant Burak Tokdemir Önceki Editörler/Previous Editors Oğuz Tanrıdağ Barış Baklan Kaynak Selekler Tülay Kansu Yeşim Gülşen Parman A-I Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology AMAÇ VE KAPSAM AIM AND SCOPE Türk Nöroloji Dergisi, 1995 yılında yayın hayatına başlamış olup Türk Nöroloji Derneği’nin resmi ve süreli bilimsel yayını olarak Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 sayı yayınlanmaktadır. Dergiye 2004 yılından itibaren elektronik ortamda “online” olarak da ulaşılabilmektedir. Türk Nöroloji Dergisi’nde yayınlanacak yazıların seçiminde hakem değerlendirme sistemi kullanılmaktadır. Derginin yayın dili Türkçe ve İngilizcedir. Araştırma yazıları özellikle desteklenmektedir. Derginin amacı; nöroloji bilimi ile ilgili araştırma, derleme, olgu sunumu, kısa rapor, editöre mektup ve klinik görünüm türünden yazılar ile Türkiye’deki nöroloji birikimini artırmaktır. Aynı zamanda nörobilimin diğer alanlarına uzanarak disiplinler arası bilgi alışverişini canlı tutmak, yayınladığı yazıların uluslar arası temsiline ve atıfına çalışarak ülkemizin bilimsel gelişimine katkıda bulunmak derginin yayınlanma amaçları arasındadır. Derginin hedef okuyucu kitlesi nöroloji ve nörobilimin diğer dallarında çalışan uzman ve asistan doktorlardır. Türk Nöroloji Dergisi, Emerging Sources Citation Index (ESCI), TÜBİTAK/ULAKBİM Türk Tıp Dizini, Türkiye Atıf Dizini, TURK MEDLINE, EBSCOhost Research Databeses, Scopus, Index Copernicus, CINAHL ve DOAJ tarafından indekslenmektedir. Abone İşlemleri Türk Nöroloji Dergisi, Türk Nöroloji Derneği üyelerine ve nöroloji ile ilgilenen bilim insanları ve hekimlere ücretsiz olarak ulaştırılmaktadır. 2004 yılından itibaren tüm makalelerin içerik, özet ve tam metinlerine www.tjn.org.tr adresinden ulaşılabilmektedir. Dergiye abone olmak isteyen kişiler Türk Nöroloji Derneği’ne başvurmalıdırlar. Adres: Türk Nöroloji Derneği Meşrutiyet Caddesi, No: 48/7, 06650 Ankara, Türkiye Telefon: 0312 435 59 92 Faks : 0312 431 60 90 E-posta : [email protected] Web sayfası: www.noroloji.org.tr Yayın İzni Türk Nöroloji Dergisi’nde yayınlanan yazılar, resim, şekil, grafik ve tablolar Türk Nöroloji Derneği’nin yazılı izni olmadan kısmen veya tamamen çoğaltılamaz, belli bir sistemde arşivlenemez, reklam ya da tanıtım amaçlı materyallerde kullanılamaz. Bilimsel makalelerde kaynak gösterilmek şartı ile alıntı yapılabilir. Reklam Bağlantıları İçin Galenos Yayınevi Molla Gürani Mah. Kaçamak Sk. No: 21, 34093 F›nd›kzade-‹stanbul-Türkiye Tel.: +90 212 621 99 25 Fax: +90 212 621 99 27 [email protected] - www.galenos.com.tr Yazarlara Bilgi Yazarlara bilgi kısmına, derginin basılı örneklerinden ve www.tjn.org.tr adresinden ulaşılabilir. Yazıların Bilimsel ve Hukuki Sorumluluğu Yayımlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazıların içeriğinden ve kaynakların doğruluğundan yazarlar sorumludur. Türk Nöroloji Derneği, editör, editörler kurulu ve yayıncı dergide yayınlanan yazılar için herhangi bir sorumluluk kabul etmez. The Turkish Journal of Neurology has been published quarterly in March, June, September and December as the official journal of the Turkish Neurological Society since 1995. The journal has been also available on-line since 2004. A peer-reviewed system is used to select manuscripts. The languages of the journal are Turkish and English. Original research articles are particularly supported and encouraged. The journal aims to update knowledge of neurology throughout Turkey with research articles, reviews, case reports, short communications, letters to the editor, and clinical images in the field of neurology. To retain interdisciplinary transfer of information between the areas of neuroscience and to undertake a novel effort in the international representation and attribution of published articles are the other aims of the journal. The target readers of the Turkish Journal of Neurology include neurologists and neurology residents as well as other physicians working in the field of neurological sciences. Turkish Journal of Neurology is indexed in Turkish Medical Index of Emerging Sources Citation Index (ESCI), TUBITAK/ULAKBIM, Turkiye Citation Index, TURKISH MEDLINE, EBSCOhost Research Databeses, Scopus, Index Copernicus, CINAHL and DOAJ. Subscriptions The Turkish Journal of Neurology is delivered complimentarily to the members of Turkish Neurological Society and other scientists and physicians interested in neurology. Tables of contents, abstracts and full texts of all articles published are accessible free of charge through the web site www.tjn.org.tr since 2004. For subscriptions, please contact the Turkish Neurological Society. Address: Turkish Neurological Society Meşrutiyet Caddesi, No: 48/7, 06650 Ankara, Turkey Phone : +90 312 435 59 92 Fax : +90 312 431 60 90 E-mail : [email protected] Web : www.noroloji.org.tr Permission Requests Manuscripts, figures and tables published in the Turkish Journal of Neurology may not be reproduced, archieved in a retrieval system, or used for advertising purposes without a prior written permission from the Turkish Neurological Society. Quotations may be used in scientific articles with proper referral. Advertisement Applications Galenos Publishing House Molla Gürani Mah. Kaçamak Sk. No: 21, 34093 F›nd›kzade-‹stanbul-Türkiye Phone : +90 212 621 99 25 Fax : +90 212 621 99 27 [email protected] - www.galenos.com.tr Intructions for Authors Intructions for authors are published in the journal and are accessible via www.tjn.org.tr Material Disclaimer Scientific and legal responsibilities pertaining to the papers belong to the authors. Contents of the manuscripts and accuracy of references are also the author’s responsibility. The Turkish Neurological Society, the Editor, the Editorial Board or the publisher do not accept any responsibility for the articles. Dergimizde asitsiz kağıt kullanılmaktadır. The journal is printed on acid-free paper. A-II Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology YAZIM KURALLARI 1. Türk Nöroloji Dergisi, Türk Nöroloji Derneğinin süreli yayını olup 3 ayda bir olmak üzere yılda 4 sayı olarak yayınlanmaktadır. 2. Derginin yayın dili Türkçe ve İngilizce’dir. Türkçe yazılarda Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğü ve Yazım Kılavuzu temel alınmalıdır (http://tdk.org.tr). Anatomik terimlerin Latinceleri kullanılmalıdır. Gündelik tıp diline yerleşmiş terimler ise okundukları gibi Türkçe yazım kurallarına uygun olarak yazılmalıdır. İngilizce veya başka bir yabancı dildeki şekli ile yazılan terimler tırnak içinde belirtilmelidir. 3. Yayınlanması amacıyla gönderilen yazılar Uluslararası Tıp Dergi Editörleri Komitesi (ICMJE) tarafından oluşturulan ve güncellenen, Biyomedikal Dergilere Gönderilen Makalelerde Bulunması Gereken Standartlara (Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals Editors) uygun olarak hazırlanmış olmalıdır (http://www.ulakbim.gov.tr/ cabim/vt/uvt/tip/). 4. Türk Nöroloji Dergisi Helsinki Deklarasyonu etik standartlarına (http:// www.wma.net/en /30publications/10policies/b3/index.html) uymayı prensip olarak kabul eder. Bu nedenle insanlar üzerinde yapılan tüm çalışmalarda, yazının Gereç ve Yöntem/Hastalar ve Yöntem kısmında etik kurul onayı alındığı belirtilmelidir. Çalışmanın yapıldığı hasta veya gönüllüler bilgilendirilerek onayları alınmalı ve bu durum makalenin Gereç ve Yöntem/Hastalar ve Yöntem kısmında yazılmalıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, yazının Gereç ve Yöntem kısmında çalışmanın Laboratuvar Hayvanlarının Bakımı ve Kullanımı Kılavuzu (www.nap.edu/catalog/5140.html) prensipleri doğrultusunda yapıldığı ve ilgili kurumdan etik kurul onayı alındığı belirtilmelidir. Gerek görülürse editör tarafından etik kurul onayının bir örneği yazarlardan istenebilir. 5. Editör yayın koşullarına uymayan yazıları; düzeltmek üzere yazarına geri gönderme, biçimce düzenleme veya reddetme yetkisine sahiptir. 6. Gönderilen yazılar, editör ve editörler kurulu ile en az iki danışman (hakem) tarafından incelenir. Editör ve editörler kurulu gerek gördüğünde makaleyi üçüncü bir danışmana gönderebilir. Danışman belirleme yetkisi tamamen editör ve editörler kuruluna aittir. Danışmanlar belirlenirken derginin uluslararası yayın danışma kurulundan isimler seçilebileceği gibi yazının konusuna göre ihtiyaç duyulduğunda yurt içinden veya yurt dışından bağımsız danışmanlar da belirlenebilir. 7. Yazıların geliş tarihleri ve kabul ediliş tarihleri makalenin yayımlandığı sayıda belirtilir. 8. Makaleler sadece çevrimiçi (online) olarak kabul edilmektedir (www.tjn. org.tr). Yazılar, “Verdana” karakterinde çift satır aralıklı olarak ve 10 punto kullanılarak yazılmalı, sayfanın her iki kenarında 2 cm boşluk bırakılmalıdır. Yayın metni IBM uyumlu bilgisayar programında (Microsoft Windows, en az Word 98) hazırlanmış olmalıdır. Sayfalara başlık sayfasından başlayarak sırayla numara verilmelidir. Numaralar sayfanın sağ alt köşesinde yer almalıdır. Yazının gönderildiği ana metin dosyasının içinde yazar isimleri ve kurumlara ait bilgi yer almamalıdır. 9. Yazının daha önce bir dergide yayınlanmamış veya yayınlanmak üzere gönderilmemiş olduğunu ve gönderilen yazıya tüm yazarların onay verdiğini bildiren, makaledeki isim sırasına uygun biçimde yazarlarca imzalanmış bir üst yazı makalenin “online” olarak kaydedilmesi ile eş zamanlı olacak şekilde scanner ile taranarak e-posta yolu ile [email protected] adresine veya 0312 431 60 90 numaraya faks aracılığıyla gönderilmelidir. İmzalı üst yazıda ayrıca tüm yazarların makale ile ilgili bilimsel katkı ve sorumlulukları yer almalı, çalışma ile ilgili herhangi bir mali ya da diğer çıkar çatışması alanı varsa bildirilmelidir. Söz konusu yazıda çalışmaya yapılan tüm mali katkılar ve varsa sponsoru da belirtilmelidir. Yazarlar ya da çalışma sonuçları ile ilgili herhangi bir çıkar çatışması yoksa bu durum da bildirilmelidir. 10. Teknik yardım, yazma ve düzeltme yardımı, veri toplama, analiz vs. gibi konularda yazılara katkısı olan; ancak yazarlık kriterlerini tam karşılamayan kişilerin tümü teşekkür bölümünde belirtilmelidir. 11. Makalede kullanılan kısaltmalar uluslararası kabul edilen şekilde olmalı, ilk kullanıldıkları yerde açık olarak yazılmalı ve parantez içinde kısaltılmış şekli gösterilmelidir. Tüm metin boyunca kısaltılmış şekil kullanılmalıdır. Uluslararası kullanılan kısaltmalar için “Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır (http:// journals.tubitak.gov.tr/kitap/maknasyaz/)” kaynağına başvurulabilir. 12. Yazının başlık sayfasında, yazının Türkçe ve İngilizce başlığı, boşluklar da dahil 40 karakteri aşmayacak şekilde Türkçe ve İngilizce kısa başlığı, yazarların açık ad ve soyadları yazılmalıdır. Çalışmaların yapıldığı klinik, anabilim dalı/bilim dalı, enstitü ve kuruluşun adı belirtilmelidir. Başlık sayfasında yazışmaların yapılacağı kişinin adı, yazışma adresi, elektronik posta adresi, telefon ve faks numaraları yer almalıdır. Çalışma, daha önce bir kongre ya da sempozyumda bildiri olarak sunulmuş ise bu sayfada belirtilmelidir. 13. Editöre mektup ve klinik görünüm dışındaki tüm yazı türlerinde Türkçe ve İngilizce özet yer almalıdır. Özet bölümünde kısaltmalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Kaynak, şekil, tablo ve atıf yer almamalıdır. 14. Özetlerin sonunda her iki dilden en az 3, en çok 5 anahtar sözcük (keywords) yer alır. Anahtar kelimeler uygun nitelikte ve standart terminolojide yazılmalıdır. Türkçe anahtar kelimeler “Türkiye Bilim Terimleri” arasından seçilmelidir. Yazarlar bilgilendirme için http://www.bilimterimleri.com adresini kullanabilir.”Türkiye Bilim Terimleri” MeSH(Medical Subject Headings) terimlerinin, karşılıklarının bulunduğu bir anahtar kelimeler dizinidir. 15. Araştırma yazıları; Türkçe başlık, Türkçe bölümlendirilmiş özet (en fazla 300 kelime olacak şekilde Amaç, Gereç ve Yöntem/Hastalar ve Yöntem, Bulgular ve Yorum başlıkları altında yazılmalıdır), Türkçe anahtar kelimeler, İngilizce başlık, İngilizce bölümlendirilmiş özet (en fazla 300 kelime olacak şekilde “Objective, Materials and Methods/Patients and Methods, Results, Conclusion” başlıkları altında yazılmalıdır), İngilizce anahtar kelimeler, Giriş, Gereç ve Yöntem/Hastalar ve Yöntem, Bulgular, Tartışma, Teşekkür (varsa) ve Kaynaklar kısımlarından oluşmalıdır. Araştırma yazılarının 5000 kelimenin üzerinde ve kaynaklarının da 40’tan fazla olması önerilmemektedir. 16. Dergide yayınlanacak derleme türündeki yazılar editör tarafından önceden planlandığı için, planlananın dışındaki derleme türü makaleler ile ilgili olarak yazı gönderilmeden önce editörün onayı alınmalıdır. 17. Derleme türü makaleler; Türkçe başlık, Türkçe özet ve Türkçe anahtar kelimeler, İngilizce başlık, İngilizce özet, İngilizce anahtar kelimeler içermelidir. Derleme türü makalelerde özet tek paragraf olacak şekilde hazırlanmalı ve 300 kelime ile sınırlı olmalıdır. Bölümlendirilmiş özet hazırlanmasına gerek yoktur. Kaynak sayısı mümkünse 40’ın üzerinde olmamalıdır. 18. Olgu sunumlarında; Türkçe başlık, Türkçe özet, Türkçe anahtar kelimeler, İngilizce başlık, İngilizce özet, İngilizce anahtar kelimeler, Giriş, Olgu Sunumu, Tartışma ve Kaynaklar yer almalıdır. Olgu sunumlarının Giriş ve Tartışma kısımları kısa-öz olmalı, Özet kısmı tek paragraf olacak şekilde hazırlanmalıdır. Bölümlendirilmiş özet hazırlanmasına gerek yoktur. Kaynak sayısı 20’yi geçmemelidir. 19. Kısa rapor, ilgili alanda önemli katkısı olabilecek araştırma verilerini kısa ve öz olacak şekilde içermelidir. Kısa raporun maksimum uzunluğu 1500 kelime olmalıdır. Kısa raporlarda Türkçe ve İngilizce başlık, tek paragraf olacak şekilde Türkçe ve İngilizce özet, Türkçe ve İngilizce olmak üzere 2-5 adet anahtar kelime yer almalıdır. Kısa raporlarda en fazla iki tablo ve bir şekil/grafik/resim bulunmalıdır. Bölümlendirilmiş özet hazırlanmasına gerek yoktur. Kaynak sayısı 10 ile sınırlı olmalıdır. 20. Editöre mektup bölümü, dergide daha önce yayınlanmış yazılara eleştiri getirmek ve katkı sağlamak amacıyla oluşturulduğundan kısa-öz olmalı, 1000 kelimeyi geçmemeli, özet içermemeli ve kaynakları 10 ile sınırlı olmalıdır. 21. Klinik görünüm bölümünde, nörolojide sık rastlanan klinik tabloların görüntüleri yayınlanır. Klinik görünüm yazılarında başlık en fazla sekiz kelime olmalıdır. Klinik görünüm altındaki yazı 150 kelimeyi geçmemeli, hastanın öyküsü, fizik inceleme ve laboratuvar bulguları, klinik seyir, uygulandıysa tedaviye yanıt ve hastanın son durumu kısaca özetlenmelidir. Görünüm üzerinde yapılan tüm işaretlemeler alt yazıda tanımlanmalı ve açıklanmalıdır. 22. Tablolar, şekil, grafik ve resimler metin içinde atıfta bulunulan sıraya göre numaralandırılmalıdır. Tablolar, şekil, grafik ve resimlerin metin içindeki yerleri belirtilmelidir. 23. Her tablo ayrı bir sayfaya çift aralıklı şekilde hazırlanmış olmalıdır. Her bir tabloya kısa bir başlık verilmelidir. Açıklamalar başlıkta değil, dipnotlarda yapılmalıdır. Dipnotlarda standart olmayan tüm kısaltmalar açıklanmalıdır. Dipnotlar için sırasıyla şu semboller kullanılmalıdır: (*,†,‡,§,||,¶,**,††,‡‡). Metin içinde her tabloya atıfta bulunulduğuna emin olunmalıdır. A-III Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology YAZIM KURALLARI 24. Şekiller ve grafikler profesyonel olarak çizilmeli veya fotoğraflanmalı, dijital olarak kaydedilirken fotoğraf kalitesinde olmalıdır. Şekiller ve grafiklerin JPEG ya da GIF formatında yüksek çözünürlükte görüntü oluşturacak biçimlerde elektronik dosyaları gönderilmeli ve göndermeden önce bu dosyaların görüntü kaliteleri bilgisayar ekranında kontrol edilmelidir. 25. Röntgen, BT, MRG filmleri ve diğer tanısal görüntülemeler ve patolojik örneklerin fotoğrafları genelde 127-173 mm boyutlarında yüksek kalitede gönderilmelidir. Resimlerin üzerindeki harfler, sayılar ve semboller açık ve tüm makalede eşit, yayın için küçültüldüklerinde bile okunabilecek boyutlarda olmalıdır. Resimler mümkün olduğunca tek başlarına anlaşılabilir olmalıdır. Eğer hasta(lar)nın fotoğrafı kullanılacaksa, ya hasta(lar) fotoğraftan tanınmamalı ya da hasta(lar) veya yasal olarak hasta(lar)dan sorumlu yakınından yazılı izin alınmalıdır. 26. Ayrı bir sayfadan başlayarak şekiller, grafikler ve resimler için alt yazılar ve dipnotlar çift aralıklı olarak ve numaralar ile hangi şekle karşı geldikleri belirtilerek yazılmalıdır. Semboller, oklar, sayılar ya da harfler şeklin parçalarını belirtmek için kullanıldığında, dipnotlarda her biri açıkça tanımlanmalıdır. 27. Makale yazarları; eğer makalede daha önce yayınlanmış; alıntı yazı, tablo, şekil, grafik, resim vb. varsa, yayın hakkı sahibi ve yazarlardan yazılı izin almak ve bunu belirtmek durumundadır. 28. Kaynak Yazımı - Henüz yayınlanmamış veriler ve çalışmalar kaynaklar bölümünde yer almamalıdır. Bunlara metin içerisinde “isim(ler), yayınlanmamış veri, yıl” şeklinde yer verilmelidir. - Kaynak numaraları metinde cümle sonunda parantez içinde belirtilmeli, metin sonunda eser içindeki geçiş sırasına göre numaralandırılmalıdır. Dergi isimleri “Index Medicus” ve “Ulakbim/Türk Tıp Dizini”ne göre kısaltılmalıdır. Kaynakların yazılımı aşağıdaki örneklere uygun olmalıdır. Kaynak bir dergi ise; Yazar(lar)ın soyadı adının başharf(ler)i (Tüm yazarlar yazılmalıdır). Makalenin başlığı. Derginin Index Medicus’a uygun kısaltılmış ismi (http://www.ncbi.nlm. nih.gov/ sites/entrez/query. fcgi?db= nlmcatalog). Yıl;Cilt:İlk sayfa numarasıSon sayfa numarası. Örnek: Wertman E, Zilber N, Abramsky O. An association between MS and type 1 diabetes mellitus. J Neurol 1992;239:43-45. Kaynak bir dergi eki ise; Yazar(lar)ın soyadı adının başharf(ler)i. Makalenin başlığı. Derginin Index Medicus’a uygun kısaltılmış ismi (http://www.ncbi.nlm.nih.gov/sites /entrez/ qu-ery.fcgi?db=nlmcatalog). Yıl;Cilt(Suppl Ek sayısı):ilk sayfa numarası-Son sayfa numarası. Örnek: Wasylenski DA. The cost of schizophrenia. Can J Psychiatry 1994;39 (Suppl 2):65-69. Kaynak bir kitap ise; Yazar(lar)ın soyadı adının başharf(ler)i. Kitabın adı. Kaçıncı baskı olduğu. Basım yeri: Basımevi, Basım Yılı. Örnek: Ropper AH, Brown RH. Adams and Victor’s Principles of Neurology. 8th ed. New York: McGraw-Hill, 2005. Kaynak kitaptan bir bölüm ise; Bölüm yazar(lar)ının soyadı adının başharf(ler)i. Bölüm başlığı. In: Editör(ler)in soyadı adının başharf(ler)i (ed) veya (eds). Kitabın adı. Kaçıncı baskı olduğu. Basım yeri: Yayınevi, Baskı yılı:Bölümün ilk sayfa numarası-son sayfa numarası. Örnek: Pender MP. Multiple sclerosis. In: Pender MP, McCombe PA (eds). Autoimmune Neurological Diseases. 3rd ed. Cambridge: Cambridge University Press, 1995:89-154. Kaynak toplantıda sunulan bir makale ise; Yazar(lar)ın soyadı adının başharf(ler)i (Tüm yazarlar yazılmalıdır). Makalenin başlığı. Varsa In: Editör(ler)in soyadı adının başharf(ler)i (ed) veya (eds). Kitabın adı. Toplantının adı; Tarihi; Toplantının yapıldığı şehrin adı, Toplantının yapıldığı ülkenin adı. Yayınevi; Yıl. Sayfa numaraları. Örnek: Bengtsson S, Solheim BG. Enforcement of data protection, privacy and security in medical informatics. In: Lun KC, Degoulet P, Piemme TE, Reinhoff O (eds). MEDINFO 92. Proceedings of the 7th World Congress on Medical Informatics; 1992 Sep 6-10; Geneva, Switzerland. North-Holland; 1992. p. 1561-1565. Kaynak elektronik olarak yayınlanan bir dergi ise; Yazar(lar)ın soyadı adının başharf(ler)i (Tüm yazarlar yazılmalıdır). Makalenin başlığı. Derginin Index Medicus’a uygun kısaltılmış ismi Yıl;Cilt(Sayı). Available from: URL adresi. Erişim tarihi: Gün.Ay.Yıl. Örnek: Morse SS. Factors in the emergence of infectious disease. Emerg Infect Dis 1995;1(1). Available from: URL:http://www/cdc/gov/nci- doc/EID/eid. htm. Accessed date:25.12.1999. Kaynak bir web sitesi ise; Web sitesinin adı. Erişim tarihi. Available from: Web sitesinin adresi. World Health Organization (WHO). Erişim tarihi: 9 Temmuz 2008. Available from: http://www.who.int Kaynak tez ise; Yazarın soyadı adının başharfi. Tezin başlığı (tez). Tezin yapıldığı şehir adı: Üniversite adı (üniversite ise); Yılı. Örnek: Kanpolat Y. Trigeminal Gangliona Deneysel Perkütan Giriş ve Radyofrekans Termik Lezyonun Histopatolojik Değerlendirilmesi (Doçentlik Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi; 1978. 29.Yayınlanan yazıların bilimsel ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazılardaki düşünce ve öneriler ile kaynakların doğruluğu tümüyle yazarların sorumluluğundadır. Yayınlanmak üzere kabul edilen yazıların her türlü yayın hakkı Türk Nöroloji Derneğine aittir. Yazı yayına kabul edildikten sonra yazışma adresindeki yazarın e-postasına gönderilecek olan “Telif Hakkı Devir Formu” doldurulup tüm yazarlar tarafından imzalanarak e-posta yolu ile [email protected] adresi veya 0312 431 60 90 numaraya faks aracılığıyla gönderilmelidir. 30. Yazarlara telif ücreti ödenmemektedir. 31. Kaynak Gösterme Turk J Neurol 32. Telif Hakları Türk Nöroloji Dergisi Yazım Kurallarının telif hakları Galenos Yayınevi ve Türk NörolojiDerneğine ait olup tüm hakları saklıdır. Türk Nöroloji Dergisinde yayınlanan yazılar, resim, şekil, grafik ve tablolar Türk Nöroloji Derneğinin yazılı izni olmadan kısmen veya tamamen çoğaltıla- maz, belli bir sistemde arşivlenemez, reklam ya da tanıtım amaçlı materyallerde kullanılamaz. Bilimsel makalelerde kaynak gösterilmek şartı ile alıntı yapılabilir. Dergide yayınlanan reklamların içeriğinden ilgili firmalar sorumludur. Türk Nöroloji Dergisine “online” olarak erişim serbesttir ve dergi içeriğine www.tjn. org.tr adresinden ulaşılabilir. İletişim Murat Kürtüncü (Editör) İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Çapa, 34093 İstanbul-Türkiye E-posta : [email protected] A-IV Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology INSTRUCTIONS TO THE AUTHORS 1. Turkish Journal of Neurology is a periodical journal of the Turkish Neurological Society and is published quarterly. 2. The publishing languages are Turkish and English. All manuscripts should comply with the Turkish Language Institution dictionary and the Turkish Language Writing Guide book (http://tdk.org.tr). Anatomic terminology should be based on Latin nomenclature. Medical terms, in daily use, should be written according to Turkish spelling rules. The words required to be written in their original language by the author are written within quotation marks. 3. All manuscripts should comply with “Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals” produced and updated by the International Committee of Medical Journals Editors (www.icmje.org). 4. Turkish Journal of Neurology executes compliance with the Declaration of Helsinki Principles (http://www.wma.net/en/30publications/10policies/ b3/ index.html). All manuscripts concerning human subjects must contain a statement in the “Materials and Methods/Patients and Methods” section, indicating that the study was approved by the Institutional Review Board. There should also be a statement of declaration about informed consent obtained from research subjects, and it should be placed in the “Materials and Methods/ Patients and Methods” section. All manuscripts dealing with animal subjects must contain a statement indicating that the study was performed according to “The Guide for the Care and Use of Laboratory Animals” (www.nap.edu/catalog/5140. html) with the approval of the Institutional Review Board, in the “Materials and Methods” section. The Editor may ask for a copy of the approval document. 5. The editor has the right to reject, to require additional revision or to revise the format of manuscripts which do not follow the rules. 6. Submitted papers are reviewed by the editor, the editorial board, and at least two reviewers. The editor and editorial board may decide to send the manuscript to another reviewer. The editor and editorial board is the complete authority regarding reviewer selection. The reviewers are mainly selected from an International Advisory Board. The editorial board may decide to send the manuscript to independent national or international reviewers according to the subject. 7. The dates of received and accepted of the manuscript are stated in the end of the manuscript when published in the journal. 8. Manuscript submission should be done online (www.tjn.org.tr). The manuscript text should be written in Verdana font, 10 point-type, double-spaced with 2 cm margins on the left and right sides. The article should be prepared in IBM compatible programs (Microsoft Windows, Word 98). The pages should be arranged in numerical order beginning from the initial page, and the numbers should be at the bottom right corner of every page. The main text should not contain any information regarding author(s)’s name and affiliation. 9. The author and the co-authors should sign a cover letter declaring acception of full responsibility for the accuracy of all contents in accordance with the order of authors. They should also declare that the manuscript is an original work that has not been previously published, and is not currently submitted to any other publication. The cover letter should include contributions and responsibilities of each author, and whether there is a conflict of interest regarding manuscript. If there is no conflict of interest it should also be stated. In case of any financial contributions, the sponsors should also be denoted in a cover letter. The cover letter may be sent by fax to +90 312 431 60 90 or its scanned copy may be sent by e-mail ([email protected]) concurrently with manuscript submission. 10. All the entities that provide contribution to the technical content, data collection and analysis, writing, revision etc. of the manuscript and yet do not meet the criteria to be an author should be mentioned in the acknowledgement part. 11.Abbreviations should be internationally accepted and should be defined accordingly in the text in parenthesis when first mentioned and used in the text. 12. Title page of the manuscript should include Title (Turkish and English), running title (Turkish and English, not more than 40 characters including spaces, Author(s), Institution(s) and Address for Correspondence with e-mail address, fax and phone numbers. Authors should indicate on this page whether the study has been presented previously as an abstract in any congress or symposium. 13. Abstracts should be prepared in Turkish and English for all manuscript except “Letters to the Editor” and “Images in Clinical Neurology”. Abbreviations should be avoided in abstracts. References, tables and citations should not be used. 14. At the end of the abstract, at least 3, at most 5 keywords in both languages are included. Keywords must be written in appropriate quality and standard terminology. Turkish keywords should be chosen from among “Turkey Science Terms”. The authors use information web address for http://www.bilimterimleri. com. “Turkey Science Terms” correspond to the MeSH (Medical Subject Headings). English keywords should be taken from those recommended by the US National Library of Medicine’s headings (MeSH) browser list (http://www. nlm.nih.gov/mesh/MBrowser.html). 15. Research Articles should include; Title, structured abstract (Objective, Materials and Methods/Patients and Methods, Results and Conclusion, limited to 300 words), and key words in Turkish and English, Introduction, Materials and Methods/Patients and Methods, Results, Discussion, Acknowledgement and References. Research articles should not exceed 5000 words and 40 references. 16. Editor’s approval is required before submitting a review article since reviews to be published are planned by the Editor. 17. The reviews should include; Title, unstructured abstract and key words in Turkish and English and the main text section. Limit the abstract to 300 words. The number of references should not exceed 40. 18. Case reports should include; Title, abstract and key words in Turkish and English, Introduction, Case, Discussion and References. Case reports should have a short introduction and discussion sections, and an unstructured abstract should be prepared as one paragraph. The number of references should not exceed 20. 19. Concise independent reports representing a significant contribution in the related field may be submitted as a Short Communication. The maximum length of a Short Communication is 1500 words. Short communications should include title, an unstructured paragraph of abstract and 2-5 key words in Turkish and English. The main text should include a maximum of one figure and two tables. Number of references should not exceed 10. 20. The letters to the Editor is for letters that are addressing issues or exchanging views on topics arising from published articles. It should not exceed 1000 words and not include an abstract. The number of references should not exceed 10. 22. Figures and tables should be numbered according to the sequence of referral within the text. Each item should be cited in text. 23. Each table should be prepared with double spacing on a separate page. Tables should have a brief title. Authors should place explanatory matter in footnotes not in the heading. Explanations should be made for all nonstandard abbreviations in footnotes. The following symbols should be used for abbreviations, in sequence: *,†,‡,§,||,¶,**,††,‡‡. Each table should be cited in text. 24. Figures should be either professionally drawn or photographed, and these items submitted as photographic-quality digital images. Electronic files of figures should be sent in a format (for example, JPEG or GIF) that will produce high-quality images in the Web version of the journal. Authors should review the images of such files on a computer screen before submitting them to be sure they meet their own quality standards. 25. X-ray films, scans and other diagnostic images, as well as pictures of pathology specimens should be sent as sharp, glossy, black-and-white or color photographic images, usually in dimensions of 127 x 173 mm. Letters, numbers, and symbols on figures should be clear and consistent throughout, and large enough to A-V Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology INSTRUCTIONS TO THE AUTHORS remain legible when the figure is reduced for publication. Figures should be made as self-explanatory as possible. For recognizable photographs of human beings, signed releases of the patient or of his/her legal representative should be enclosed; otherwise, patient names or eyes must be blocked out to prevent identification. 26.Type or print out legends for illustrations using double spacing, starting on a separate page, with Arabic numerals corresponding to the illustrations. When symbols, arrows, numbers or letters are used to identify parts of illustrations, identify and explain each one clearly in the legend. The names of the authors, title of article, abbreviated title of journal, year of publication, numbers of the volume, numbers of the issue in brackets, URL address of the web site, access date. Morse SS. Factors in the emergence of infectious disease. Emerg Infect Dis 1995;1(1). Available from: URL:http://www/cdc/gov/ncidoc/EID/eid.htm. Accessed date: 25.12.1999. 27. When the author(s) has used a figure or table from another source, permission of the author and publisher must be obtained, the necessary printing permission document must be provided and the source referred to in the text. 28.References - Data and manuscript that have not yet been yet published should not be cited as reference. These should be stated in the main text as “author(s), unpublished data, year”. - References should be numbered consecutively in the order in which they are mentioned in the text. Identify references in the text, tables and legends at the end of the sentences as superscript. List all authors should be. Journal names should be abbreviated as listed in “Index Medicus” or in “ULAK- BIM/Turkish Medical Index”. Note the following examples: Journal published electronically; Web site; The name of the web site. Accessed date. Available from: Address of the web site. World Health Organization (WHO). Accessed date: 2008 Jul 9. Available from: http://www.who.int Thesis; Journal Articles; The names of the authors, title of article, abbreviated title of journal, year of publication, numbers of the volume and relevant page numbers of the article. Wertman E, Zilber N, Abramsky O. An association between MS and type 1 diabetes mellitus. J Neurol 1992;239:43-45. Supplement; The names of the authors, title of article, abbreviated title of journal, year of publication, numbers of the volume, numbers of supplement in bracket and relevant page numbers of the article. Wasylenski DA. The cost of schizophrenia. Can J Psychiatry 1994;39(Suppl 2): 65-69. Bengtsson S, Solheim BG. Enforcement of data protection, privacy and security in medical informatics. In: Lun KC, Degoulet P, Piemme TE, Reinhoff O, editors. MEDINFO 92. Proceedings of the 7th World Congress on Medical Informatics; 1992 Sep 6-10; Geneva, Switzerland. North-Holland; 1992. p. 1561-1565. The names of the authors, title of the thesis, city, university or institution, year. Kanpolat Y. Experimental percutanous access to trigemineal ganglia and hystopathologic evaluation of radiofrequence termic lesion (Associated Professor Thesis). Ankara: Ankara University; 1978. 29. Scientific and legal responsibilities pertaining to the paper belong to the authors. The ideas and recommendations mentioned in the articles and accuracy of references are the responsibility of the authors. The owner of copyright of the accepted manuscript is the Turkish Neurology Society. After acceptance of the manuscript, a copyright transfer form is sent to the author of correspondence by e-mail and required to be signed and returned by e-mail ([email protected]) or fax (+90 312 431 60 90). 30. There is no royalty payment to the authors. 31.Citation Turk J Neurol Book; 32. Publication rights The names of the authors, title of book, numbers of the volume, city, publisher, year of publication. Ropper AH, Brown RH. Adams and Victor’s Principles of Neurology. 8th ed. New York: McGraw-Hill, 2005. Publication rights of Instructions to Authors of Turkish Journal of Neurology belong to the Galenos Yayinevi and the Turkish Neurological Society (All rights reserved). Manuscripts, figures and tables published in the Turkish Journal of Neurology may not be reproduced, archived in a retrieval system or used for advertising purposes without the prior written permission from the Turkish Neurological Society. Quotations may be used in scientific articles but they must be referred. The content of the advertisements published belong to the related company. All contents are available free of charge without restrictions from the journal’s website at: www.tjn.org.tr Book Chapter; The names of the authors, title of article, editors, title of book, numbers of the volume and issue if existing, city, publisher, year of publication and relevant page numbers of the article. Pender MP. Multiple sclerosis. In: Pender MP, McCombe PA (eds). Autoimmune Neurological Diseases. 3rd ed. Cambridge: Cambridge University Press, 1995:89154. Congress presentation; The names of the authors, title of presentation, editors (if available), title of congress book, title of the congress, date of the congress, city, country, publisher, year, relevant page numbers. Contact Murat Kürtüncü (Editor) İstanbul University, Faculty of Medicine Department of Neurology İstanbul, 34093, Turkey E-mail: [email protected] A-VI Türk NÖROLOJİ Dergisi Turkish Journal of Neurology İÇİNDEKİLER/CONTENTS Bakış Açısı/Perspective 1 Nörolog, Çocuklar ve Ergenlerin Nörolojik Sorunlarına Uzak Durabilir mi? Could a Neurologist not be Interested in the Neurological Problems of Children and Adolescents? Semih Ayta Derleme/Review 3 Erişkinlerde Akut Migren Atağının Tedavisi ve Amerikan Baş Ağrısı Derneği Migren Farmakoterapisi Kanıt Değerlendirmesi The Acute Treatment of Migraine Attack in Adults and American Headache Society Evidence Assessment of Migraine Pharmacotherapies Pınar Yalınay Dikmen Özgün Araştırmalar/Research Articles 8 13 19 26 30 Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic: An Eleven-year Experience Bir Nöroloji Kliniğinde Botulinum Toksini Uygulamaları: On Bir Yıllık Deneyim Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci Bir İlçe Hastanesi Perspektifinden Akut İnme: Sorunlar ve Fırsatlar Acute Stroke Through the Perspective of a County Hospital: Problems and Opportunities Atay Vural İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Nörodejenerasyonda Rolü The Role of Ceruloplasmin in Neurodegeneration in Parkinson’s Disease Reyhan Gürer, Şenay Aydın, Dilvin Gökçe, Tunahan Ayaz, Nihal Işık Olgu Sunumları/Case Reports Isolated Traumatic Musculocutaneous Distal Branch Neuropathy İzole Travmatik Muskülokutanöz Distal Dal Nöropatisi Yaprak Seçil, Nazlı Gamze Bülbül, Gaye Eryaşar Yıldırım, Yeşim Beckmann Düşük Voltaj Elektrik Akımına Bağlı Akut İskemik İnme: Olgu Sunumu Acute Ischemic Stroke Associated with Low-voltage Electrical Injury: A Case Report Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Levent Güngör, Kemal Balcı Klinik Görünüm/Images in Clinical Neurology 33 Megalencephalic Leukoencephalopathy with Subcortical Cysts on Three Tesla Magnetic Resonance Imaging Üç Tesla Manyetik Rezonans Görüntülemede Subkortikal Kistlerle Birlikte Megalensefalik Lökoensefalopati Venkatraman Indiran Nörolojide Öne Çıkanlar/Frontiers in Neurology 35 İskemik İnmede Güncel Tedaviler Current Therapies in Ischemic Stroke Esme Ekizoğlu 37 Kongre ve Toplantılardan İzlenimler/Meeting Highlights A-VII DOI:10.4274/tnd.45722 Turk J Neurol 2016;22:1-2 Bakış Açısı / Perspective Nörolog, Çocuklar ve Ergenlerin Nörolojik Sorunlarına Uzak Durabilir mi? Could a Neurologist not be Interested in the Neurological Problems of Children and Adolescents? Semih Ayta Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Çocuk Nörolojisi Ünitesi, İstanbul, Türkiye Anahtar Kelimeler: Nöroloji, çocuk nörolojisi, çocuk nöroloğu Keywords: Neurology, child neurology, child neurologist Nörolog, Çocuklar ve Ergenlerin Nörolojik Sorunlarına Uzak Durabilir mi? Poliklinikte uzak durabilir (!), ama acilde bakmak zorunda. Malpraktis konularıyla ilgilenenlere göre acil servise getirilmiş, nörolojik sorun düşünülen 18 yaş altı hastaya, nöroloğun bakmaması soruşturma konusudur. Günlük pratikte bu yüzden haklarında inceleme yapılmış branşdaşlarımız olduğunu biliyoruz. Ülkemizde ailelerin/hastaların çocuk nöroloğuna ulaşmaları ciddi sorun. Son bilgilere göre çocuk kökenli çocuk nöroloğu sayısı 250 civarında, nöroloji kökenli ise zaten 15 kadar (bakanlıkça uzmanlık belgesi verilmiş olanlar). Türkiye İstatistik Kurumu 2013 yılı verilerinde 18 yaş altı nüfusumuz 22,761,702 (www. tuik.gov.tr). Geçen süredeki artışları ve Suriyeli göçmenlerin (resmi kayıtlı-kayıtsız) 18 yaş altındakilerini de eklersek kabaca 25 milyonluk bir kitleye 270 çocuk nöroloğu düşüyor. Tersten söylersek her bir çocuk nöroloğunun 92,500 civarında çocukergene bakması gerekiyor. Diğer tarafta 2,500 kişilik kocaman bir nöroloji uzmanı topluluğu var. Konuyu ele alırken bakanlığın 2002’den beri önceleri ‘de facto’ durum olarak nörologların bu alan için yan dal başvurularını almamasından, ardından yasal düzenlemelerle tıpta yan dal uzmanlık eğitimi giriş sınavında bu alanın sadece çocuk uzmanlarına açılmasından uzun uzun bahsetmeyeceğim. Çocuk nörolojisi yan dal hakkını yeniden kazanmamız tabiki çok ama çok önemli. Güncel duruma baktığımızda bu alan için çok istekli arkadaşlarımızın “Ben nöroloji ihtisasına çocuk nörolojisi uzmanı olmak için girdim,” ya da “Çocuk nörolojisi nörolojinin vazgeçilmez bir bölümüdür ve ben bu alanda yan dal uzmanı olmak istiyorum, ancak yasal düzenlemelerle bu hakkım elimden alınmış durumda,” diyerek dava açmaları, süreci Anayasa Mahkemesi ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımalarından başka yol gözükmüyor. Asıl vurgulamaya çalışacağım konu; istersek, çabalarsak, uzak durmazsak halen çocuk-ergen hastalara bakabilir durumdayız ve bu hakkımızı kaybetmemek için mücadele etmeliyiz. Yeni uzman olanlarımız dahil hepimizin uzmanlık belgesinde “Nöroloji alanında…” diye yazıyor, kimi söylemlerde olduğu gibi “Erişkin nörolojisi alanında…” yazmıyor. Bulunduğumuz kurumda nöroloji polikliniğine 18 yaş altındaki hastaların kaydedilememesi yönetimsel nedenlerden ve/veya bazı kliniklerin baskın olmasından kaynaklanıyor. Yine istersek, çaba gösterirsek bu kısıtlamalar kaldırılabiliyor. İptal edildiği kısa bir dönem dışında ülkemiz nörologlarının çok büyük bölümü uzmanlık eğitimleri süresince çocuk nörolojisi rotasyonu yapmışlardır. Süre kısa (3-4 ay) gözükse de, nöroloji disiplininden gelen ve meraklı olanlar için, uzmanlıkları boyunca nörolojik sorunu olan çocuk-ergenlerin bir kısmını üstlenebilecek, diğerlerini ise gerektiği şekilde yönlendirebilecek bilgi ve beceriye sahip olmaları için yeterlidir. Sayısı çok az olan çocuk nörologlarına ulaşmak bazen zor ötesi iken, 5-6 yaşlarında, yürüme ve çömeldiği yerden kalkma zorluğu çeken, kreatinin kinazı on binlerde bir erkek çocuğa kim Duchenne müsküler distrofi tanısı koyacak ve yönlendirecek? Kuadripareziyle getirilen, servikal manyetik rezonans görüntülemesinde geniş segment transvers miyeliti olan bir ergen hastanın ayırıcı tanısını kim hızla yapacak ve tedavisine başlayacak? Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Semih Ayta, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Çocuk Nörolojisi Ünitesi, İstanbul, Türkiye Tel.: +90 532 627 24 63 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 13.03.2016 Kabul Tarihi/Accepted: 13.03.2016 1 Turk J Neurol 2016;22:1-2 Uykuda rolandik nöbetleri veya gün içinde sık dalmaları olan çocukların uyku ve uyanıklık elektroensefalografilerini kim değerlendirecek, tedavilerini kim düzenleyecek? Pediatristler mi? Tıp fakülteleri (ki onların da hepsinde yok) dışında eğitim ve araştırma hastanelerinde ihtisas yapan çocuk asistanlarının çoğu kurumlarında çocuk nörolojisi uzmanı olmadığı ve/veya bu alanda rotasyon yapmadıkları için nöroloji bilgisinden yoksun olarak uzman oluyorlar. Sonuçta bu dalla ilgili sorunu olan çocukları hemen ve telaşla çocuk nörolojisine gönderiyorlar. Ardından aileler için zorlu ve her zaman doktora ulaşmayı sağlayamayan randevu alma süreci başlıyor. Devlet hastanelerinde çok az sayıdaki çocuk nörologları da, onca yoğunluk arasında randevu alamadığı 2 Semih Ayta; Nörolog, Çocuklar ve Ergenlerin Nörolojik Sorunlarına Uzak Durabilir mi? için Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne şikayet dilekçesi vermiş ailelere yanıt yazmaya çalışıyor. Tüm bu verilerle, kendi adıma bir bireyi olmaktan mutluluk duyduğum ülkemiz nöroloji topluluğunun üyesi olan bizler, nörologlar, bilgimizle, becerimizle, bakış açımızla ve de vicdanımızla çocukların/ergenlerin nörolojik sorunlarından uzak durabilir miyiz? Etik Hakem Değerlendirmesi: değerlendirilmiştir. Editörler kurulu tarafından DOI:10.4274/tnd.93753 Turk J Neurol 2016;22:3-7 Derleme / Review Erişkinlerde Akut Migren Atağının Tedavisi ve Amerikan Baş Ağrısı Derneği Migren Farmakoterapisi Kanıt Değerlendirmesi The Acute Treatment of Migraine Attack in Adults and American Headache Society Evidence Assessment of Migraine Pharmacotherapies Pınar Yalınay Dikmen Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye Öz Migren sık görülen, kısıtlılık yaratan ve tekrarlayıcı birincil baş ağrısı hastalığıdır. Migren atak tedavisinin temel amacı migren atağının etkisini ve yarattığı kısıtlılığı azaltmaktır. Bu gözden geçirme öncelikle migrenin akut tedavisindeki klinik tavsiyeleri hatırlatmakta ve geçen yıl yayınlanan Amerikan Baş Ağrısı Derneği Migren Farmakoterapisi’nde Kanıt Değerlendirmesi özetlenmektedir. Anahtar Kelimeler: Migren, atak tedavisi, migren farmakoterapisi Summary Migraine is a common, the primary debilitating and recurring headache disorder. The main purpose migraine acute pharmacology is to reduce the impact and disability caused by the attack of migraine. This review primarily reminds clinical pearls in acute treatment of migraine and also summarizes the American Headache Society Evidence Assessment of Migraine Pharmacotherapies that published last year. Keywords: Migraine, attack treatment, migraine pharmacotherapies Giriş Migren genellikle tek yanlı yerleşimi olan, fiziksel aktivite ile kötüleşen, orta-şiddetli zonklayıcı baş ağrısı, bulantı ve/veya kusma, fotofobi ve fonofobi ile ilişkili ataklarla karakterize oldukça sık görülen bir hastalıktır (1,2). Migren yarattığı kısıtlılık nedeni ile kadınlarda beşinci, erkeklerde ise ilk yirmi hastalık içinde yer alır (3). Migren farmakoterapisinin temel amacı hem atakların hem de sıklığının yarattığı etkiyi ve kısıtlılığı azaltabilmektir. Migrenli kişilerin yaklaşık %97’sinin akut tedavi için ilaç kullanırken, ancak %13’ünün koruyucu tedavi aldığı tahmin edilmektedir (4,5). Bu gözden geçirmenin amacı migren atak tedavisinde önerilen genel yaklaşımların hatırlatılması ve Amerikan Baş Ağrısı Derneği tarafından geçen yıl yayınlanan erişkinlerde migren akut atak tedavisinde kanıta dayalı değerlendirmenin özetlenmesidir (6). Akut Migren Atak Tedavisinde Amaçlar Akut migren atakları tedavisinde kısa dönemdeki amaçlar; hızla ağrıyı, ilişkili semptomları ve özürlülüğü azaltmak, hastayı iki saatte ağrısız hale getirmek, 24 saat içinde ağrının tekrar etmemesi, kurtarıcı ilaç kullanılmak zorunda kalınmaması ve yan etki yaşanmamasıdır. Migren tedavisinin uzun dönemdeki amaçları ise akut migren ilaçlarının aşırı kullanımının ve acil servis başvurularının azaltılmasıdır. Akut migren tedavisindeki prensipler, ağrıyı en erken dönemde tedavi etmek, atak tedavisini haftada 2 günle sınırlamak, doğru doz ve formülasyonun kullanımı, erken döneminde bulantı ve kusmanın eklendiği ya da şiddetli bulantı, kusmanın eşlik ettiği veya uykudan uyandıran migren ataklarını ya da hızla gelişen şiddetli atakları oral olmayan ilaçlarla tedavi etmek ve hastada gelişebilecek yan etkileri hesaplamaktır. Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Pınar Yalınay Dikmen, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye Tel.: +90 532 421 83 47 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 06.08.2015 Kabul Tarihi/Accepted: 07.11.2015 3 Turk J Neurol 2016;22:3-7 Pınar Yalınay Dikmen; Erişkinlerde Migren Atak Tedavisi Aurasız migrenin 3 aşaması vardır; -Santral jenaratörün aktivasyonu, -Periferik ağrı mekanizmalarının tetiklenmesi, -Ağrı sinyallerinin santral yayılımı. Migren nöronal hipereksitabilite durumudur. Ataklar beyin sapında santral olarak başlar. Santral jeneratörün aktivasyonunu takiben iki periferik meningeal ağrı mekanizması tetiklenir; nörojenik enflamasyon ve vazodilatasyon. Nörojenik enflamasyonla salınan kininler siklooksijenaz üretiminine neden olur. Siklooksijenazlar araşidonik asidi prostoglandinlere dönüştürür. Kalsitonin gen-ilişkili peptit (KGİP) ve prostoglandinler meningeal kan damarlarında vazodilatasyona ve çevre dokularda enflamasyona neden olurlar. Triptanlar ve ergolar serotonin reseptörleri üzerinden KGİP salınımını önlerler. Non-steroid anti-enflamatuvar (NSAE) araşidonik asid kaskatını sonlandırırlar. Böylece, periferik ağrı mekanizmaları standart akut tedavilerle durdurulabilir. Üçüncü aşamada, ağrı sinyalleri trigeminal nükleus kaudalis seviyesinden santrale iletilir. Assendan sinyaller talamus ve kortekse yayılarak daha çok nöronun etkilenmesine neden olurlar ve yolları üstündeki komşu otonomik nükleusları da aktive ederler. Buna santral sensitizasyon denir ve klinikte allodini ile karakterizedir. Migren atağının pik aşamasında, santral sensitizasyonla ışık (fotofobi), ses (fonofobi), koku (osmofobi) ve dokunma (kutanöz allodini) rahatsız edicidir. Akut tedavinin amacı, atak başlangıcının 30 dakikası içinde gelişebilen santral sensitizasyonu önlemek ya da geri döndürebilmektir. Bu nedenle, akut migren ataklarını mümkün olduğunca erken dönemde etkin doz ilaçla tedavi etmek altın standarttır. Ancak baş ağrısı nedeni ile ayda 10 günden fazla ilaç kullanan hastalara ilaç kötüye kullanım baş ağrısı geliştirme risklerinden dolayı koruyucu tedavi başlanması önerilir. Atak Tedavisinin Planlanması Hastaya Özel Olarak Migren ataklarında önce NSAE ilaçlar kullanıp, bir saat içinde yeterli düzelme olmazsa triptan eklenmesi etkin bir yaklaşımdır. Oysa ki, akut migren atağına eşlik eden ve atağı tetikleyen faktörlerin tanınması, özürlülük ve atak özelliklerinin analizi, daha önceki tedavilerin başarı ve başarısızlıklarının belirlenmesi tedavinin başarısı açısından önemlidir. Akut tedavinin seçiminde hasta ile bu özelliklerin detaylı olarak konuşularak değerlendirilmesi ve kişiye özel bir tedavi planlanması gerekir. Hasta için doğru tedavinin seçilmesinde atağın yarattığı özürlülüğün derecesi önemlidir. Lipton ve ark. (7) çalışmalarında migren hastalarını Migrene Bağlı Kaybı Değerlendirme Ölçeği (MIDAS) testi skorlarını kullanarak derecelendirdiler. MIDAS’ın sorduğu kritik soru “Son 3 ayda migreniniz nedeni ile kaç gün iş, ev ve sosyal aktivitelerinizde en az %50 bozulma oldu?” idi. MIDAS skorlarına göre; (0-5) kayıp olmaması-çok az kayıp; (6-10) hafif kayıp; (11-20) orta kayıp; (21+) ağır kayıp olarak derecelendirilmişti. Çalışmada akut tedavi için 3 strateji seçildi. Birincisi, ilk gruptaki hastaların ataklar arasında iki aşamalı tedavi almasıydı. Hastaların üç atağı migren için nonspesifik olan 900 mg aspirin (ASA) ve 10 mg metoklopramid ile tedavi edildi. Eğer üç ataktan sonra yeterli cevap alınamazsa hastalar migrene spesifik zolmitriptan grubuna geçirildi. 4 İkinci strateji ise ataklar içinde aşamalı tedavi idi. Bu hastalar atak başlangıcında ASA ve metoklopromid kullanıp, eğer 2 saat içinde ağrılarında rahatlama olmazsa zolmitriptan aldılar. Üçüncü strateji olarak ise gruplara dayalı yaklaşım kullanıldı. Burada MIDAS skorları orta ve ciddi kayıp gösteren hastalara atak başlangıcında zolmitriptan, kayıp olmayan, az ya da hafif kayıp gösteren hastalara ASA ve metoklopromid verildi. Üçüncü strateji 2 saatlik ağrı rahatlamasında ve özürlülük zamanında, 2 aşamalı tedavilere nazaran üstün bulundu. Ayrıca, post-hoc analiz gruplara dayalı üçüncü stratejinin diğerlerine nazaran daha az maliyetli olduğunu gösterdi (8). Bu bulgular ışığında, vasküler kontrendikasyonlar göz önünde bulundurularak, hastanın migrene bağlı kayıp derecesine göre, ilk basamakta nonspesifik ya da spesifik ilaçlarla planlanma yapılması önerilir. Akut Migren Tedavisinin Bir Aydaki Sıklığı Ne Kadar Olmalıdır? Akut tedavide kullanılan ilacın işe yaramaması ve migrenin yarattığı kısıtlılığın artması durumunda hastalar sıklıkla yardım ararlar. Karşılanamayan ihtiyaçları anlamak tedavinin iyileştirilmesindeki en önemli anahtardır. Epizodik migren ataklarının tedavisinde nörolog aynı ilacı erken dönemde ve optimal dozda kullandığı taktirde rekürrens ve kısıtlılığı, kurtarıcı ilaç ihtiyacını, allodini gelişme riskini azaltacaktır. Erken müdahale ile ilgili akılda tutulması gereken hastanın baş ağrısı ataklarının sıklığıdır. Akut atak tedavisi haftada 2 ile sınırlandırılmalıdır. Amerikan Migren Prevelans ve Önleme Çalışması ile, ayda 5 günden fazla butalbital kullanımının, migrenin transformasyonu riski taşıdığı gösterildi (9). Opioidlerin ayda 8 günden fazla kullanımının, hatta tek dozunun bile kronifikasyonla ilişkili olduğu saptandı. Bu nedenle akut migren ataklarının tedavisinde butalbital ve opioid kullanımından kaçınılması gerekir. Triptanların ise ayda 10 gün kullanımı ilaç kötüye kullanım baş ağrısı gelişme riski ile ilişkilidir. NSAE ilaçlar bifazik etki gösterir. Bir ayda 5 günden az kullanılırlarsa kronik migrene dönüşüme karşı koruyucu, ayda 10-15 gün kullanılırlarsa riski arttırıcı etkileri vardır. Akut Atak Tedavisinin Değiştirilmesi Atak tedavisinde seçilen ilacın cevapsız olduğuna karar verip değiştirmeden önce en az iki atakta denenmesi önerilir. Kullanılan ilacın erken dönemde, yeterli dozda verilip hastanın baş ağrısını kontrol edememesi durumunda, ilacın veriliş yolu değiştirilebilir. Sıklıkla ilk basamakta tercih edilen oral tedavi yerine parenteral, nasal ya da rektal kullanımı olan formülasyonlar tercih edilebilir. Bu şekilde de kullanılan ilacın etkin olmaması durumunda aynı sınıf içinde (örneğin; NSAE’ler) farklı bir molekül seçilebilir. Bu ilaçla da etkin ağrı kontrolü yapılamazsa akut tedavi değiştirilebilir. Bu iki yolla yapılabilir. Birincisi başka bir sınıftan (örneğin; triptanlar ya da ergo) ilacın seçilmesidir. İkinci yol da kombinasyon tedavisidir; örneğin; (sumatriptan 85 mg/naproxen sodyum 500 mg-ülkemizde yoktur) ya da daha basit şekilde NSAE ile birlikte ergo ya da triptanların birlikte kullanımıdır. Ayrıca, Pınar Yalınay Dikmen; Erişkinlerde Migren Atak Tedavisi bu ilaçlarla birlikte dopamin agonistlerinin de alınması sinerjik etki yaratır. Vasküler Hastalığı Olan Olgularda Akut Tedavi Renal ya da gastrointestinal kontrendikasyon olmayan olgularda, özellikle kardiyotoksisitesi olmayan naproksen sodyum (10) seçilebilir. Diğer seçenekler de antidopaminerjik, antihistaminik, antiepileptik ilaçlar ya da baklofenin kullanımıdır. Kişinin vasküler hastalığı olması akut migren atağı tedavisinde opioidler ya da butalbital seçimini mazur kılmaz, bu ilaçlar migrende kronik forma dönüşüm açısından risk taşırlar ve kaçınılmaları gerekir. Amerikan Baş Ağrısı Derneği Migren Farmakoterapisinde Kanıt Değerlendirmesi Amerikan Nöroloji Akademisi (AAN) 2000 yılında basılan kılavuzu ile akut migren ilaçlarının etkinliği ile ilişkili mevcut kanıtı özetlemişti (11). Geçen yıl yayımlanan gözden geçirme ile Amerikan Baş ağrısı Derneği Kılavuz Bölümü'nün üyeleri migren atakları akut tedavisi için kanıt değerlendirmesini güncellediler (6). Yazarlar mevcut yayınlar arasında 1998-2013 yılları arasında basılmış akut migren atakları tedavisi ile ilişkili makaleleri tarayıp, AAN’nin Nöroloji Kılavuzları Geliştirilmesi Yöntemleri'ni takip edip, her özeti değerlendirerek, makalenin gözden geçirme için yeter düzeyde kaliteli olup olmadığını belirlemişlerdir. İlk aramada 805 makale bulunup, bunların 132 tanesi gözden geçirme için seçilmiştir. Sonrasında iki hakem tarafından tüm yazıların kanıt dereceleri belirlenmiştir. Her çalışmanın derecesi AAN’nin kanıt şemasının tedavi sınıflamasındaki tavsiyeleri doğrultusunda klas 1’den 4’e kadar derecelendirilmiştir. Kanıt derecesi 1, iyi planlanmış, çift-kör, randomize, plasebo kontrollü çalışmaları tanımlarken, kanıt derecesi 4, sıklıkla sonuçları belirsiz retrospektif çalışmalar ya da olgu sunumlarıdır. Çalışmaların kalitesine dayanak, her ilaç için kanıt derecesi aşağıdaki gibi belirlenmiştir; -A düzeyi: Akut migren için etkin (ya da etkin değil) olduğu en az 2 klas 1 çalışma ile desteklenmiş, -B düzeyi: Akut migren için muhtemelen etkin (ya da etkin değil) olduğu en az 1 klas 1 çalışma veya 2 klas 2 çalışma ile desteklenmiş, -C düzeyi: Akut migren için olası etkin (ya da etkin değil) olduğu en az 1 klas 2 çalışma veya 2 klas 3 çalışma ile desteklenmiş, -U düzeyi: Kanıt akut migren için ilacın kullanımını desteklemek ya da ret etmek için çelişkili ya da yetersizdir. 2000 yılında yayınlanan eski gözden geçirmeden bu yana, butorfanol (intramüsküler ya da nasal sprey), butalbital/aspirin/ kafein veya butalbital/aspirin/kafein/kodein, asetaminofen/ kodein, dihidroergotamine (DHE) (nasal sprey, intrasmüsküler, intravenöz), flurbiprofen, hidrokortizon, isometeften, intranasal lidokain ve meperidin ile ilişkili yeni klas 1 veya 2 çalışma bulunamamıştır. Günümüze kadar, intravenöz difenilhidramin, intravenöz valproat, intravenöz verapamil, oral tolfenamik asit veya selekoksibin kullanıldığı yeni klas 1 ya da 2 çalışma da mevcut değildir. Tablo 1 akut migren tedavisinde kullanılan ilaçların kanıt gücünü özetlemektedir (6). Turk J Neurol 2016;22:3-7 Amerikan Baş Ağrısı Derneği Migren Farmakoterapisi Kanıt Değerlendirmesi’nin Önerileri ve Önermedikleri Tartışma bölümünde yazarlar, mevcut yayınların sistematik olarak bu şekilde gözden geçirilmesinin her ilaç için kanıtların gücünü derecelendireceğini ancak hasta için hangi tedavinin kullanılacağına dair bir rehberlik sağlamadığını belirtmişlerdir. Klinik pratikte akut tedavi, barbitürat veya opioidlere tolerans ve bağımlılık, NSAE ilaçlar ile peptik ülser ya da renal hastalık veya ilaç kötüye kullanım baş ağrısı nedeni ile migrenin kötüleşmesi gibi ciddi yan etkilere sebep olabilir. İlaçların sınıflanmasında, akut migren tedavisinde faydalı olduğuna dair A düzeyinde kanıt olması, bu ilaçların hasta için ilk ilaç olarak seçilmesi gerekliliği anlamına gelmez. Örneğin; opioid analjezik olan butorfanolun plasebodan üstün olduğuna dair kuvvetli kanıtlar olmasına rağmen, bağımlılık ve ilaç kötüye kullanım baş ağrısı geliştirme riski nedeni ile sıklıkla kaçınılan bir ilaçtır. Yine bu değerlendirme raporunda kanıtın gücü plaseboya karşı ilacın etkinliğine dayanır, akut migren tedavisinde bir ilacın diğerine karşı etkinliği kıyaslanmamıştır. Bunun için iyi düzenlenmiş, ilaçları kafa kafaya karşılaştıran çalışmalara ya da dikkatlice yürütülen meta analizlere ihtiyaç vardır. Dahası bu değerlendirmede olguların çalışmalara dışlanma ve dahil edilme kriterleri (örneğin; migren fenotipi, sıklığı ve şiddeti; dışlanan hastaların özel tıbbi durumları; migren proflaksi tedavisinin kullanımına izin verilmesi; daha önce akut migren tedavisi başarısız olan hastaların çalışmaya alınmaları), tedavi edilen atak sayısı, akut tedaviye başlama zamanı (örneğin; atak hafifken ya da orta veya şiddetli iken; migren başladıktan sonra erken dönemde ya da geç dönemde tedavi edilmesi) ve sonuç ölçümleri ile ilişkili çalışma dizaynlarında farklılıklar mevcuttur. Birincil sonlanım kriterleri değişken olmakla birlikte en sıklıkla kullanılanlar 2 saat sonra ağrısızlık ve 2 saat boyunca ağrısız kalma oranlarıdır. Diğer birincil sonlanım kriterleri ise tedavi öncesi ve sonrası görsel analog skaladaki değişim, ağrısız kalma zamanı, 24 saat süren ağrısızlık ve 4 saat ağrısızlığı içerir. İkincil ölçütler de değişkendir, ancak genellikle baş ağrısının rahatlaması ölçütleri olarak kullanılanlar, bulantı, fotofobi, fonofobinin ve kısıtlılığın rahatlamasıdır. Baş ağrısız kalma ve devam eden baş ağrısızlık, baş ağrısında 2 saatlik rahatlamadan daha zor ulaşılan kriterlerdir. Bu nedenle çalışmalarda sıklıkla birincil sonlanım ölçütü olarak baş ağrısız kalma yerine, katılımcıların daha yüksek bir yüzdesini içeren “2 saat boyunca baş ağrısında rahatlama” kullanılır. 2012’de yayınlanan Uluslararası Baş Ağrısı Cemiyeti Klinik Çalışma Kılavuzu da benzer şekilde diğer migren semptomları ile birlikte 24 ya da 48 saat baş ağrısızlık kriterini “ideal migren tedavi cevabı” olarak kabul eder (12). Ancak akut tedavi çalışmalarında birincil sonlanım ölçütü olarak “2 saat boyunca ağrısız kalan hasta oranının” kullanılmasını önerir. Bu gözden geçirme çocuklar ve yaşlılardaki akut migren tedavisini kapsamamaktadır. Bu yayının içerdiği çalışmalar auralı ve aurasız epizodik migrenli erişkinlerde, akut migren atağında ilaçların etkinliğini değerlendirmektedir. Bununla birlikte status migrenus için, kronik migrenli hastalarda ya da menstruel migrenin tedavisi için bu ilaçların etkinliği değerlendirilmemiştir. Dahası bazı çalışmalarda ciddi migrenli hastalar dışlanmıştır. Bu nedenle, bu kanıt değerlendirilmesinin 5 Turk J Neurol 2016;22:3-7 Pınar Yalınay Dikmen; Erişkinlerde Migren Atak Tedavisi Tablo 1. Akut migren tedavisinde kullanılan ilaçların kanıt güçleri A düzeyi Analgezik: Asetaminofen 1000 mg (kısıtlayıcı olmayan ataklarda) Ergolar: DHE *burun sprey 2 mg, pulmoner inhaler 1 mg NSAE’ler: *Aspirin 500 mg; Diclofenak 50 mg-100 mg; Ibufrofen 200 mg-400 mg; *Naproksen 500 mg-550 mg Opioid: *Butorfanol nasal sprey 1 mg Triptanlar: Almotriptan 12,5 mg; Eletriptan 20 mg-40 mg-80 mg; Frovatriptan 2,5 mg; *Naratriptan 1 mg-2,5 mg; *Rizatriptan 5 mg-10 mg; Sumatriptan *oral 25 mg-50 mg-100 mg, *nasal sprey 10 mg-20 mg, patch 6,5 mg, *sc 4 mg-6 mg; Zolmitriptan nasal sprey 2,5 mg-5 mg, *oral 2,5 mg-5 mg Kombinasyonlar: *Asetaminofen/aspirin/kafein 500/500/130 mg; sumatriptan/naproksen 85/500 mg B düzeyi Antiemetik: * Klorpromezin IV 12,5 mg; Droperidol IV 2,75 mg; *Metoklopramid IV 10 mg; *Proklorperazin IV/IM 10 mg, PR 25 mg Ergolar: DHE *IV, IM, SC 1 mg; *Ergotamine/kafein 1/100 mg NSAE’ler: *Flurbiprofen 100 mg; Ketoprofen 100 mg; Ketorolac IV/IM 30 mg-60 mg Diğerleri: MgSO4 IV (auralı migren); *Isometeften 65 mg Kombinasyonlar: *Kodein/asetaminofen 25/400 mg; Tramadol/asetaminofen 75/650 mg C düzeyi Antiepileptik: Valproat IV 400-1000 mg Ergot: *Ergotamin 1 mg-2 mg NSAE’ler: Fenazon 1000 mg Opioid: *Butorfanol IM 2 mg; *Kodein 30 mg PO; *Meperidin IM 75 mg; *Metadon IM 10 mg; *Tramadol IV 100 mg Steroid: Deksametazon IV 4-16 mg Diğerleri: *Butalbital 50 mg; *Lidokain intranasal Kombinasyonlar: *Butalbital/asetaminofen/kafein/kodein 50/325/40/30 mg; *Butalbital/asetaminofen/kafein 50/325/40 mg U düzeyi NSAE’ler: Selekoksib 400 mg Diğerleri: *Lidokain IV; *Hidrokortizon IV 50 mg Diğerleri B derecede negatif: Diğer: Oktreotid SC 100 πg C derecede negatif: Antiemetikler: *Klorpromazin IM 1 mg/kg; *Granisetron IV 40 mg-80 πg/kg NSAE’ler: Ketorolac tromethamin nasal sprey Analgezik: Asetaminofen IV 1000 mg DHE: Dihidroergotamin, NSAE: Non-steroid anti-enflamatuvar, IV: İntravenöz, IM: İntramüsküler, PO: Fosfat, SC: Subkütan, *Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2000 yılında yayınlanan kanıt gözden geçirmesine dayanarak bilgilerine başvurmadan önce, hastanın bireysel özellikleri ve tedavi edilen migren atağının karakteristikleri mutlaka göz önünde tutulmalıdır. Sonuç Sonuç olarak, yayınların sistematik gözden geçirmesine ve kanıt gücünün derecelendirmesine göre, aşağıdaki sınıflar içinde akut migren tedavisinde bazı ilaçlar etkin bulunmuştur: Triptanlar, ergotamin türevleri, NSAE’ler, opioidler ve kombinasyon ilaçlar. Diğer birçok ilaç da muhtemelen etkin ya da olası etkin olarak değerlendirilmiştir. İlaç etkinliği için bu kanıta dayalı gözden geçirme, migren atağının akut tedavisi için hangi ilacın reçete 6 edileceğine karar verirken olası ilaç yan etkilerinin, gelişebilecek reaksiyonların, ilaç-ilaç etkileşimlerinin ve hastaya yönelik kontrendikasyonların da hesaba katılmasını önermektedir. Etik Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu dışında olan kişiler tarafından değerlendirilmiştir. Kaynaklar 1. Stewart WF, Lipton RB, Celentano DD, Reed ML. Prevalence of migraine headache in the United States. Relation to age, income, race and other sociodemographic factors. JAMA 1992;267:64-69. Pınar Yalınay Dikmen; Erişkinlerde Migren Atak Tedavisi 2. Headache classification of the International Headache Society. The International Classification of Headache Disorders, 3rd edition (beta version). Cephalalgia 2013;33:627-808. 3. Buse DC, Manack AN, Fanning KM, Serrano D, Read ML, Turkel CC, Lipton RB. Chronic migraine prevalence, disability, and sociodermographic factors: Results from the American Migraine Prevalence and Prevention Study. Headache 2012;53:1456-1470. 4. Silberstein S, Loder E, Diamond S, Reed ML, Bigal ME, Lipton RB, with the AMPP Advisory Group. Probable migraine in the United States: Results of the American Migraine Prevalence and Prevention Study. Cephalalgia 2007;27:220-229. 5. Diamond S, Bigal ME, Silberstein S, Loder E, Reed M, Lipton RB. Patterns of diagnosis and acute and preventive treatment for migraine in the United States: Results of the American Migraine Prevalence and Prevention Study. Headache 2007;47:355-363. 6. Marmura JM, Silberstein SD, Schwedt TJ. The Acute Treatment of Migraine in Adults: The American Headache Society Evidence Assessment of Migraine Pharmacotherapies. Headache 2015;55:3-20. 7. Lipton RB, Stewart WF, Stone AM, Lainez MJ, Sawyer JP; Disability in Strategies of Care Study group. Stratified care vs step care strategies for migraine: The Disability in Strategies of Care (DISC) Study: A randomized trial. JAMA. 2000;284:2599-2605. Turk J Neurol 2016;22:3-7 8. Sculpher M, Millson D, Meddis D, Poole L. Cost-effectiveness analysis of stratified versus stepped care strategies for acute treatment of migraine: The Disability in Strategies of Care (DISC) Study. Pharmacoeconomics. 2002;20:91-100. 9. Bigal ME, Serrano D, Buse D, Scher A, Stewart WF, Lipton RB. Acute migraine medications and evolution from episodic to chronic migraine: A longitudinal population-based study. Headache 2008;48:11571168. 10. McGettigan P, Henry D. Cardiovascular risk and inhibition of cyclooxygenase: A systematic review of the observational studies of selective and nonselective inhibitors of cyclooxygenase 2. JAMA 2006;296:1633-1644. 11.Silberstein SD. Practice parameter- Evidence-based guidelines for migraine headache (an evidence-based-review): Report of the quality standards Subcommittee of the American Academy of Neurology fort he United States Headache Consortium. Neurology 2000;55:754762. 12. Tfelt-Hansen P, Pascual J, Ramadan N, Dahlöf C, D’Amico D, Diener HC, Hansen JM, Lanteri-Minet M, Loder E, McCrory D, Plancade S, Schwedt T; International Headache Society Clinical Trials Subcommittee. Guidelines for controlled trials of drugs in migraine: Third edition. A guide for investigators. Cephalalgia 2012;32:6-38. 7 DOI:10.4274/tnd.04809 Turk J Neurol 2016;22:8-12 Original Article / Özgün Araştırma Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic: An Eleven-year Experience Bir Nöroloji Kliniğinde Botulinum Toksini Uygulamaları: On Bir Yıllık Deneyim Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci Süleyman Demirel University Faculty of Medicine, Department of Neurology, Isparta, Turkey Summary Objective: The aim of this study was to report our experience with Botulinum toxin (BoNT) in the treatment of various neurologic conditions. Materials and Methods: We conducted a retrospective analysis of 128 patients who received BoNT in our Neurology clinic during an 11-year period (January 2003 to December 2014). All patients received BoNT type A injections. Results: A total of 858 injections of BoNT were administered to 128 patients. Seventy (54.7%) patients with hemifacial spasm had 456 injection sessions, 24 (18.8%) patients with blepharospasm had 209 injection sessions, 21 (16.4%) patients with cervical dystonia had 145 injection sessions, 8 (6.3%) patients with spasticity had 29 injection sessions, 3 (2.3%) patients with migraine-type headache had 14 injection sessions, 1 (0.8%) patient with sialorrhea had 3 injection sessions, and 1 (0.8%) patient with upper-extremity dystonia underwent 2 injection sessions. The mean onset of effects after injection was 7.11±2.34 days, the duration of effect was 13.0±5.46 weeks, and the amount of improvement was 61.5±16.7% in all patients. A total of 27 (3.14%) adverse effects were recorded in 858 injection sessions. The adverse effects were mild and tolerable. Conclusion: Our results show that BoNT type A is an effective and safe therapy for various types of neurologic conditions. Keywords: Botulinum toxin, efficacy, safety Öz Amaç: Çalışmanın amacı çeşitli nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan Botulinum toksini (BoNT) ile olan deneyimlerimizi bildirmektir. Gereç ve Yöntem: Nöroloji kliniğimizde 11 yıllık periyotta (Ocak 2003-Aralık 2014) takip edilen ve BoNT tip A enjeksiyonu uygulanmış olan 128 hasta retrospektif olarak incelendi. Bulgular: İncelenen 128 hastaya toplam 858 seans BoNT uygulanmıştı. Bunlar arasında, 456 seans uygulama yapılan 70 (%54,7) hastada hemifasyal spazm, 209 seans uygulama yapılan 24 (%18,8) hastada blefarospazm, 145 seans uygulama yapılan 21 (%16,4) hastada servikal distoni, 29 seans uygulama yapılan 8 (%6,3) hastada spastisite, 14 seans uygulama yapılan 3 (%2,3) hastada migren tipi baş ağrısı, 3 seans uygulama yapılan 1 (%0,8) hastada siyalore ve 2 seans uygulama yapılan 1 (%0,8) hastada üst ekstremite distonisi mevcuttu. Çalışma popülasyonunda enjeksiyon sonrası ortalama etki başlangıcı 7,11±2,34 gün, ortalama etki süresi 13,0±5,46 hafta, ve uygulama sonucu ortalama iyileşme miktarı %61,5±16,7 idi. Yapılan 858 enjeksiyon seansı ile ilişkili olarak toplam 27 (%3,14) yan etki kaydedildi. Yan etkilerin tümü hafif ve tolere edilebilirdi. Sonuç: Sonuçlarımız BoNT tip A tedavisinin birçok nörolojik hastalıkta etkili ve güvenli bir tedavi yöntemi olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Botulinum toksini, etkinlik, güvenilirlik Address for Correspondence/Yaz›flma Adresi: Seden Demirci MD, Süleyman Demirel University Faculty of Medicine, Department of Neurology, Isparta, Turkey Phone: +90 505 253 10 54 E-mail: [email protected] Received/Gelifl Tarihi: 20.04.2015 Accepted/Kabul Tarihi: 23.12.2015 8 Koyuncuoğlu and Demirci; Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic Introduction Botulinum toxin (BoNT) is a potent exotoxin produced by the anaerobic bacteria Clostridium Botulinum. The light chain endopeptidase component of BoNT acts on the end plate of motor neurons where it cleaves Synaptosomal-associated protein-25, a protein involved in the fusion of acetylcholine-containing vesicles with the presynaptic membrane. The toxin enables neuromuscular blockade by preventing acetylcholine secretion from the presynaptic vesicles, which causes temporary denervation (1). Also, BoNT injected peripherally might influence central nervous system function (2). Denervation of intrafusal muscle fibers by blocking gamma and alpha motor neurons decreases muscle spindle afferent input to the central nervous system and thus modifies sensorimotor and proprioceptive pathways (3,4,5). There are various types of BoNT in nature, and among these, type-A toxin is the most stable and commercially used for medical treatment (6). The therapeutic use of BoNT in humans was first tested for the treatment of strabismus in 1977 (7). Later, BoNT began to be used as a treatment for movement disorders including blepharospasm (BPS), hemifacial spasm (HFS), and cervical dystonia (CD) (8,9,10). The United States Food and Drug Administration approved BoNT type A for the treatment of strabismus, BPS, and HFS in 1989, and for CD in 1990. Since then, other formulations of different types of BoNT have been developed for commercial use and these are used to treat various clinical disorders. Migraine and spasticity are also indications of BoNT in neurology practice (11). It is important to collect information about the safety and efficacy of treatment with BoNT because of its widespread use. Therefore, the aim of this study was to describe our 11-year experience in various neurologic conditions in a tertiary center in Turkey. Materials and Methods This retrospective study included 128 patients (70 with HFS, 24 with BPS, 21 with CD, 8 with spasticity, 3 with chronic migrainetype headache, 1 with sialorrhea, and 1 with upper-extremity dystonia) who were admitted to the BoNT Outpatient Clinic of the Department of Neurology, Faculty of Medicine, Süleyman Demirel University, between January 2003 and December 2014. The study was approved by the Süleyman Demirel University Department of Medical Sciences Ethics Committee. Patients who received two or more injections of BoNT type A and were followed up for at least one year were included in the study. Patients who were treated with neuroleptics or other drugs that interfere with neuromuscular transmission such as aminoglycosides and spectinomycin, and who had incomplete medical records were excluded from the study. Detailed history was obtained for all patients before injections and all patients underwent a thorough physical and neurologic examination, and investigations for any differential diagnosis that may need therapeutic management other than BoNT type A injections. At each injection session, patients were asked about the results of the previous injection session. Information about the mean onset of effect, mean duration of effect, mean doses of BoNT type A, amount of improvement, and adverse effects for each administration were recorded. The amount of improvement was Turk J Neurol 2016;22:8-12 assessed by the patients as percentages ranging from 0% to 100% using a visual analogue scale (VAS); 0% represented a total lack of improvement and 100% represented full improvement with return to normal function. These data were affirmed with clinical history and physical examination on each visit. The dates of all BoNT type A follow-up visits between the first and last injection visits were also recorded. BoNT type A injections were performed with at least a three-month interval in our clinic. The intervals could be longer according to diagnosis, availability of appointments, and the duration of effect observed on the previous injections. We used 100 IU BoNT type A (Botox, Allergan) diluted with 2 mL of sterile saline. The usual dilution of BoNT type A was 5 IU per 0.1 mL. Each treatment cycle consisted of multiple injections into single or multiple muscles. The injections in some applications were performed under electromyographic guidance whenever necessary. The dose for the subsequent injections was modified according to the therapeutic response. Statistical analysis was performed using Statistical Package for Social Sciences version 15.0. Data were presented as mean ± standard deviation. The normality of the distribution for all variables was assessed using the Kolmogorov-Smirnov test. Categorical variables were compared among the groups using the Chi-square test. One-Way ANOVA or Kruskal-Wallis test were used for inter-group comparisons. P<0.05 was considered statistically significant. Results A total of 858 injections of BoNT type A were administered to 128 patients over an 11-year period. The 70 (54.7%) patients with HFS had 456 injection sessions, 24 (18.8%) patient with BPS had 209 injection sessions, 21 (16.4%) patients with CD had 145 injection sessions, 8 (6.3%) patients with spasticity due to stroke or cerebral palsy had 29 injection sessions, 3 (2.3%) patients with migraine-type headache had 14 injection sessions, 1 (0.8%) patient with sialorrhea underwent 3 injection sessions, and 1 (0.8%) patient with upper-extremity dystonia had 2 injection sessions. Seventy-four (57.8%) patients in the study were women and fifty-four (42.2%) patients were men and their mean age was 58±16.6 years. The patients’ mean follow-up time was 3.64±2.83 years. The demographic data of the patients are summarized in Table 1. The mean BoNT injection dose was 66.5±135.81 units per session and the mean BoNT injection dose was 15.7±4.80 for HFS, 31.0±11.7 for BPS, 171.28±63.13 for CD, 188.68±43.07 for spasticity, 64.9±23.0 for migraine, 30 for sialorrhea and 150 for upper-extremity dystonia. The mean onset of effect after the injection was 7.11±2.34 days, duration of effect was 13.0±5.46 weeks, and amount of improvement of applications was 61.5±16.7% in all patients. The treatment results according to the conditions are summarized in Table 2. The amount of improvement of applications and mean onset of effect after the injection were not statistically different among the conditions (p=0.20, p=0.10, respectively). The mean duration of effect was statistically different among the conditions (p=0.006). The patients with CD had longer mean duration of effect compared with the patients with HFS and BPS (p=0.001, p=0.001, respectively). Also, the patients with HFS had longer mean duration of effect than the patients 9 Turk J Neurol 2016;22:8-12 Koyuncuoğlu and Demirci; Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic with BPS (p=0.02). Adverse effects were observed in 17 (13.3%) patients diagnosed with HFS, BPS or CD. A total of 27 (3.14%) adverse effects were recorded in 858 injection sessions. Details of the adverse events are summarized in Table 3. We did not find any statistical difference among the patients with HFS, BPS, and CD in terms of the presence of adverse effects (p=0.88). Discussion BoNT has been used in numerous neurologic conditions such as dystonia, spasticity, headaches and other painful disorders, HFS, motor tics, essential tremor, hyperhidrosis, and sialorrhea (11). In this study, we retrospectively analyzed the treatment results of 128 patients with various neurologic conditions. The patients received a total of 858 BoNT type A injection sessions over an 11-year period. The amount of improvement was 61.5% in all patients. In total, 3.14% adverse effects were recorded in 858 injection sessions and all adverse effects were local, mild, and well tolerated. We found that BoNT type A was a safe and effective treatment for these conditions. Table 1. Demographic data of the patients n (%) Age* (year) Gender mean ± SD M/F (N) Follow-up (year) mean ± SD HFS 70 (54.7) 61.6±13.2 26/44 3.20±2.64 BPS 24 (18.8) 65.2±14.3 10/14 4.20±2.57 CD 21 (16.4) 52.8±16.0 10/11 5.09±3.60 Spasticity 8 (6.3) 32.0±15.4 5/3 2.62±2.26 Migraine 3 (2.3) 42.6±6.80 1/2 3.00±1.73 Sialorrhea 1 (0.8) 22.0 1/0 4.00±0.0 Upperextremity dystonia 26.0 1/0 1.00±0.0 1 (0.8) HFS: Hemifacial spasm, BPS: Blepharospasm, CD: Cervical dystonia, F: Female, M: Male, N: Number of patients, SD: Standard deviation, *Age of the patients at the last visit Table 2. The treatment results of the patients n Onset of Duration Amount of effect* of effect improvement (days), (weeks), (%), mean ± SD mean ± SD mean ± SD In our study, HFS was the most common diagnosis. HFS is a chronic condition that rarely remits spontaneously. It significantly disfigures the face and thereby causes an important social handicap for patients and complicates social fulfillment and communication (12). BoNT type A plays an important role in the treatment of HFS because the recommended drugs usually have poor, brief, or no effect, and frequent adverse effects. Therefore, BoNT type A should be considered as the first-line therapy in patients with HFS (13). Barbosa et al. (14) retrospectively evaluated 54 patients with HFS who underwent a total of 808 injections. The researchers found that the mean duration of improvement per application was 3.46 months and the mean rate of improvement was of 83%. Adverse effects developed in 64.8% of patients at least once during the follow-up period and the most common adverse effect was orbicularis oris paralysis (38.8%) in their study. Jost and Kohl (15) reported 6698.6% improvement rate and the mean effect duration of 2-3.5 months in patients with HFS. In another study, the therapeutic effect started 3 to 5 days after the injection and the complication rate was 7.29% in HFS (ptosis, ecchymosis of the injected region, and lower facial weakness) (16). Kwan et al. (17) reported that there was a 10% complication rate in 170 patients with HFS and the researchers suggested that BoNT treatment was safe. BPS is a focal dystonia characterized by involuntary forceful eye closure and impaired opening of the eyes due to spasmodic contractions that involve the following muscles; orbicularis oculi, corrugators, procerus, and levator palpebrae. BPS substantially limits work capability, results in functional blindness, reduces a patient’s quality of life, and requires long-term treatment. BoNT is currently the most common treatment modality in BPS (12). Silveira-Moriyama et al. (18) analyzed a total of 379 treatments with BoNT type A in 30 patients with BPS. They reported that the mean duration of improvement was 2.64 months, 93% of the patients exhibited considerable improvement after the first BoNT injection, and adverse effects, which were commonly minor, developed at least once in 53% of patients in their study. Taylor et al. (19) expressed that BoNT type A significantly reduced symptoms in 235 Table 3. Adverse effects in the patients Patients Injection sessions n=70 n=456 HFS Oral asymmetry 7 14 Ptosis 3 5 Ecchymosis 1 1 HFS 456 7.09±2.04 12.6±4.78 64.3±16.7 Total 11 (15.7%) 20 (4.38%) BPS 209 6.17±1.66 11.3±5.57 56.2±17.5 BPS n=24 n=209 CD 145 8.26±3.69 16.2±6.04 61.7±14.0 Ptosis 2 2 Spasticity 29 7.08±1.27 13.8±8.08 54.0±20.3 Ecchymosis 1 1 Migraine 14 6.76±1.07 12.4±1.85 60.3±13.0 Total 3 (12.5%) 3 (1.43%) Sialorrhea 3 9.50±0.70 13.5±0.70 65.0±7.07 CD n=21 n=145 Upperextremity dystonia 2 6.00±0.00 13.0±0.00 45.0±7.07 Dysphagia 2 3 Neck weakness 1 1 Total 3 (14.2%) 4 (2.75%) HFS: Hemifacial spasm, BPS: Blepharospasm, CD: Cervical dystonia, N: Number of injection sessions, SD: Standard deviation, *Time until onset of effect 10 HFS: Hemifacial spasm, BPS: Blepharospasm, CD: Cervical dystonia Koyuncuoğlu and Demirci; Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic patients with BPS and in 130 patients with HFS during over 5-year period. In another study, it was reported that a beneficial effect of the injections was seen within 48 hours in all patients with BPS; there were minor adverse effects such as irritation in the eyes and heaviness in the brow region, and one (5.88%) patient developed mild ptosis (20). Drummond and Hinz reported that the mean duration of efficacy was 15 weeks for patients with HFS, and 12 weeks for patients with BPS (21). Ramirez-Castaneda and Jankovic (22) found that ptosis was the most frequent adverse effect (33.7%) in patients with BPS. Gil Polo et al. (23) retrospectively analyzed 89 patients with BPS or HFS during the treatment with BoNT type A. The researchers found that the most frequent adverse effect was ptosis (47.1% in BPS, 32.5% in HFS). Snir et al. (24) reported minor and temporary adverse events; dry eye (70.4%), ptosis (7.4%), and diplopia (7.4%). In our study, the onset of effect was 7.09±2.04 days in HFS and 6.17±1.66 days in BPS; the duration of effect was 12.6±4.78 weeks in HFS and 11.3±5.57 weeks in BPS, and the amount of improvement was 64.3±16.7% in HFS and 56.2±17.5% in BPS. We found minor adverse effects in patients with HFS and BPS. In the present study, the complication rate was 4.38% among 456 injection sessions in HFS, most frequently oral asymmetry (3.07%), followed by ptosis (1.09%) and ecchymosis of the injected region (0.21%). In BPS, the complication rate was 1.43% in 209 injection sessions, which were mostly ptosis (0.95%), followed by ecchymosis of the injected region (0.47%). The lower ptosis rate in our study may be due to administration to the pretarsal of the orbicularis oculi muscle and using only one preparation. Also, it may be due to that especially at 5 IU or above dosage, at first we injected a part of the dosage to the lateral of the injection site in pretarsal of the orbicularis oculi muscle and then we applied the remaining dosage after pulling the needle back slightly. Lower rate of oral asymmetry in this study may be due to avoiding injections to the lower face and using lower doses if not necessary. Cakmur et al. (25) compared pretarsal injections with preseptal injections in 25 patients with BPS and 28 patients with HFS. The authors detected elevated response rates and longer effect duration in patients who received pretarsal injections. Ptosis was the most frequent adverse effect in both groups, which was less common in the pretarsal injection group compared with the preseptal injection group. Our findings in HFS and BPS are consistent with those in earlier studies (18,19,20,21). CD is the most common form of adult-onset focal dystonia. BoNT injection been reported as the first-line therapy for CD (26). There are several studies regarding the efficacy and safety profile of BoNT injections for the treatment of CD (27,28,29). Şen et al. (27) evaluated 57 patients with CD retrospectively and reported that the mean latency to response was 6.11±4.78 days, the mean peak improvement time was 13.24±6.30 days, and the mean duration of effect of BoNT-A treatment was 13.02±4.61 weeks. The researchers found that the most frequent adverse effect was dysphagia (40%), followed by atrophy of some treated muscles (11.11%), weakness in cervical muscles (11.11%), syncope (4.44%), hoarseness (2.22%), and hypophonia (2.22%). In the Bhaumik and Behari (28) study, the mean latency to response was 9.7±5.7 days. In another study, this period was 11±1.6 weeks (26). Skogseid and Kerty (29) analyzed 78 patients with CD who were treated with onabotulinum toxin type A and found improved median difference of 4.0 on a 1-8 VAS. Ramirez-Castaneda and Jankovic (22) reported that adverse events Turk J Neurol 2016;22:8-12 accounted for 10% of all patients’ visits for CD; dysphagia (27.1%) and neck muscle weakness (17.1%) were the most common adverse events in patients with CD in their patient cohort. In our study, the mean onset of effect was 8.26±3.69 days, duration of effect was 16.2±6.04 weeks, and the amount of improvement was 61.7±14.0% in patients with CD. The patients with CD had longer duration of effect compared with the patients with HFS and BPS in our study. The complication rate was 2.75% in 145 injection sessions in CD, most frequently with dysphagia (2.06%), followed by neck weakness (0.68%). Dysphagia and neck weakness rate was lower in our study. This is probably because we did not inject bilaterally and overdose unless necessary and some injections were performed under electromyographic guidance, in deep muscles in particular. BoNT type A has been used to manage other neurologic conditions such as spasticity in patients with variety of underlying etiologies, migraine-type headache, sialorrhea, and limb dystonia (11,30). In our study, the minority of the patients had spasticity due to stroke or cerebral palsy, chronic migraine, sialorrhea, and limb dystonia. These patients showed therapeutic benefit with BoNT type A. Adverse effects did not occur in these patients perhaps because the total number of subjects in each type of these conditions was low and we performed the injections under electromyographic guidance for some cases of spasticity and limb dystonia. Several limitations of the present study should be considered. These include the small number of patients in some neurologic conditions, the predominance of patients with HFS, and the unequal follow-up periods among patient groups. This study was not a doubleblind, controlled study. The retrospective design and the rater bias were also limitations of this study. Additionally, the patients were treated with only one brand of BoNT type A, as mentioned earlier. Therefore, we could not compare the results with distinct brands. Despite these limitations, we think that our findings contribute to the literature because our study group consisted of a heterogeneous patient group and large numbers of patients. Conclusion In conclusion, BoNT type A treatment is safe and effective for patients with HFS, BPS, CD, spasticity, chronic migraine-type headache, sialorrhea, and upper-extremity dystonia, each of which affects patients’ quality of life. This safety and efficiency make it a valuable treatment option in the management of these conditions. The effect of BoNT is temporary and repeated injections are required. The application of BoNT type A injection is simple and it can be performed in the outpatient clinic. Ethics Ethics Committee Approval: The study was approved by the Süleyman Demirel University of Local Ethics Committee. Peer-review: Externally peer-reviewed. Authorship Contributions Surgical and Medical Practices: Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci, Concept: Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci, Design: Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci, Data Collection or Processing: Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci, Analysis or Interpretation: 11 Turk J Neurol 2016;22:8-12 Hasan Rıfat Koyuncuoğlu, Seden Demirci, Literature Search: Seden Demirci, Writing: Seden Demirci. Conflict of Interest: No conflict of interest was declared by the authors, Financial Disclosure: The authors declared that this study has received no financial support. References 1. Thenganatt MA, Fahn S. Botulinum toxin for the treatment of movement disorders. Curr Neurol Neurosci Rep 2012;12:399-409. 2. Gracies JM. Physiological effects of botulinum toxin in spasticity. Mov Disord 2004;19:120-128. 3. Giladi N. The mechanism of action of Botulinum toxin type A in focal dystonia is most probably through its dual effect on efferent (motor) and afferent pathways at the injected site. J Neurol Sci 1997;152:132-135. 4. Hallett M. How does botulinum toxin work? Ann Neurol 2000;48:7-8. 5. Rosales RL, Dressler D. On muscle spindles, dystonia and botulinum toxin. Eur J Neurol 2010;17:71-80. 6. Waller RR, Kennedy RH, Henderson JW, Kesty KR. Management of blepharospasm. Trans Am Ophthalmol Soc 1985;83:367-386. 7. Scott AB. Botulinum toxin injection into extraocular muscles as an alternative to strabismus surgery. Ophthalmology 1980;87:1044-1049. 8. Tsui JK, Elsen A, Mak E, Carruthers J, Scott A, Calne DB. A pilot study on the use of botulinum toxin in spasmodic torticollis. Can J Neurol Sci 1985;12:314-316. 9. Scott AB, Kennedy RA, Stubbs HA. BotulinumA toxin injection as a treatment for blepharospasm. Arch Ophthalmol 1985;103:347-350. 10. Brin MF, Fahn S, Moskowitz C, Friedman A, Shale HM, Greene PE, Blitzer A, List T, Lange D, Lovelace RE, et al. Localized injections of botulinum toxin for the treatment of focal dystonia and hemifacial spasm. Mov Disord 1987;2:237-254. 11. Lim EC, Seet RC. Use of botulinum toxin in the neurology clinic. Nat Rev Neurol 2010;6:624-636. 12. Streitova H, Bares M. Long-term therapy of benign essential blepharospasm and facial hemispasm with botulinum toxin A: Retrospective assessment of the clinical and quality of life impact in patients treated for more than 15 years. Acta Neurol Belg 2014;114:285-291. 13. Kenney C, Jankovic J. Botulinum toxin in the treatment of blepharospasm and hemifacial spasm. J Neural Transm 2008;115:585-591. 14.Barbosa ER, Takada LT, Gonçalves LR, Costa RM, Silveira-Moriyama L, Chien HF. Botulinum toxin type A in the treatment of hemifacial spasm: an 11-year experience. Arq Neuropsiquiatr 2010;68:502-505. 15. Jost WH, Kohl A. Botulinum toxin: Evidence based medicine criteria in blepharospasm and hemifacial spasm. J Neurol 2001;248:21-24. 12 Koyuncuoğlu and Demirci; Applications of Botulinum Toxin at a Neurology Clinic 16. Çabalar M, Yayla V, Çulha A, Selçuk Ö. Efficacy and Safety of Botulinum Toxin Type A (Botox®) in Blepharospasm and Hemifacial Spasm. Turkiye Klinikleri J Med Sci 2013;33:1231-1235. 17.Kwan MC, Ko KF, Chan TP, Chan YW. Treatment of dystonia with botulinum A toxin: A retrospective study of 170 patients. Hong Kong Med J 1998;4:279-282. 18.Silveira-Moriyama L, Gonçalves LR, Chien HF, Barbosa ER. Botulinum toxin A in the treatment of blepharospasm: A 10-year experience. Arq Neuropsiquiatr 2005;63:221-224. 19. Taylor JD, Kraft SP, Kazdan MS, Flanders M, Cadera W, Orton RB. Treatment of blepharospasm and hemifacial spasm with botulinum A toxin: a Canadian multicentre study. Can J Ophthalmol 1991;26:133-138. 20. Anwar MS, Zafar H. Efficacy of botulinum toxin in benign essential Blepharospasm: Desirable & undesirable effects. Pak J Med Sci 2013;29:1389-1393. 21. Drummond GT, Hinz BJ. Botulinum toxin for blepharospasm and hemifacial spasm: stability of duration of effect and dosage over time. Can J Ophthalmol 2001;36:398-403. 22. Ramirez-Castaneda J, Jankovic J. Long-term efficacy, safety, and side effect profile of botulinum toxin in dystonia: A 20-year follow-up. Toxicon 2014;90:344-348. 23.Gil Polo C, Rodríguez Sanz MF, Berrocal Izquierdo N, Castrillo Sanz A, Gutiérrez Ríos R, Zamora García MI, Mendoza Rodríguez A, Duarte GarcíaLuis J. Blepharospasm and hemifacial spasm: Long-term treatment with botulinum toxin. Neurologia 2013;28:131-136. 24.Snir M, Weinberger D, Bourla D, Kristal-Shalit O, Dotan G, Axer-Siegel R. Quantitative changes in botulinum toxin A treatment over time in patients with essential blepharospasm and idiopathic hemifacial spasm. Am J Ophthalmol 2003;136:99-105. 25.Cakmur R, Ozturk V, Uzunel F, Donmez B, Idiman F. Comparison of preseptal and pretarsal injections of botulinum toxin in the treatment of blepharospasm and hemifacial spasm. J Neurol 2002;249:64-68. 26. Mohammadi B, Buhr N, Bigalke H, Krampfl K, Dengler R, Kollewe K. A long-term follow-up of botulinum toxin A in cervical dystonia. Neurol Res 2009;31:463-466. 27.Şen A, Soysal A, Arpacı B. Clinical characteristics and response to longterm botulinum toxin type A therapy in patients with cervical dystonia at a neurology clinic. Archives of Neuropsychiatry 2014;51:383-388. 28. Bhaumik S, Behari M. Botulinum toxin A-injection for cervical dystonia. J Assoc Physicians India 1999;47:267-270. 29. Skogseid IM, Kerty E. The course of cervical dystonia and patient satisfaction with long-term botulinum toxin A treatment. Eur J Neurol 2005;12:163-170. 30. Ramachandran R, Yaksh TL. Therapeutic use of botulinum toxin in migraine: Mechanisms of action. Br J Pharmacol 2014;171:4177-4192. DOI:10.4274/tnd.72621 Turk J Neurol 2016;22:13-18 Özgün Araştırma / Original Article Bir İlçe Hastanesi Perspektifinden Akut İnme: Sorunlar ve Fırsatlar Acute Stroke Through the Perspective of a County Hospital: Problems and Opportunities Atay Vural Besni Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Adıyaman, Türkiye Öz Amaç: İnme dünya çapında en önemli halk sağlığı problemlerinden biri olup, ülkemizdeki mortalite sebepleri arasında ikinci sırada yer alır. İnme sonrası prognozun ve sağkalımın iyileştirilmesi amacıyla kullanılan en önemli yöntemlerden biri, ülkelerin kendi inme istatistiklerini düzenli olarak takip etmeleri ve eksik noktalarını tespit ederek gerekli önlemleri almalarıdır. Bunun için, sağlık hizmetlerinin çeşitli basamaklarında gerçekleştirilmiş istatistiksel çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu tarz çalışmalar genellikle üçüncü basamak araştırma hastanelerinde gerçekleştirilebilmektedir. Nüfusun önemli bir kısmının tedavi edildiği ikinci basamaktaki durum ise bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı, bir ilçe hastanesine bir yıl boyunca başvuran tüm akut inmeli hastaları inceleyerek, konuyla ilgili veri sağlamak, eksiklikleri tartışmak ve çözüm önerileri sunmaktır. Gereç ve Yöntem: Temmuz 2013-Temmuz 2014 tarihleri arasında akut iskemik inme tanısı konulan tüm hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik, klinik, radyolojik verileri ile başvuru süre ve Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’ (NIHSS) skorları retrospektif olarak toplanmış, inme sınıflandırmaları yapılmıştır. Tüm hastalar inme sonrası en az bir yıl süreyle takip edilmiştir ve kümülatif sağkalım oranları Kaplan-Meier analiziyle hesaplanmıştır. Bulgular: Akut inme tanısı konulan 49 hastadan dördünde hemorajik inme saptanmış, iskemik inme tanısı alan 45 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Bu hastaların %44,4’ü (n=20) belirtilerin başlangıcını takiben ilk üç saatte, %4,4’ü (n=2) 3.-4,5. saatler arasında hastaneye başvurmuştur. İlk üç saatte başvuran hastaların %50’sinde (n=10) NIHSS 1-4 arası (hafif inme), diğer %50’sinde (n=10) NIHSS >=5 (orta veya ağır inme) tespit edilmiştir. Hastaların %37,1’inde (n=13) embolik, %20’sinde (n=7) büyük damar aterosklerozu, %8,6’sında (n=3) küçük damar hastalığı, %2,9’unda (n=1) arterial diseksiyon saptanırken, geri kalan %31,4’ünde (n=11) sebep bulunamamıştır. Hastaların 21’inde takipte ölüm (exitus) gelişmiştir. Bir, üç ve on iki aylık sağkalım oranları sırası ile %82,2, %57,8 ve %53,3 olarak hesaplanmıştır. Sonuç: Akut iskemik inmeli hastaların ikinci basamakta tedavisi üçüncü basamağa göre daha zor şartlarda gerçekleştirilmektedir. İnme sonrası prognozun ülke genelinde iyileştirilebilmesi için gelişmiş ülkelerdekine benzer önlemlerin ülkemiz şartlarına uyarlanarak uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: İnme, halk sağlığı, sağkalım Summary Objective: Stroke is one of the most important public health issues worldwide, and ranks as the second highest cause of mortality in our country. Regular follow-up of stroke statistics and taking necessary precautions upon determining deficits by countries themselves constitute the most important way of improving prognosis and survival after stroke incidents. To achieve this goal, statistical studies should be performed at various levels of healthcare services. Tertiary care hospitals are the most suitable centers to perform these studies. However, the majority of the population receives service at secondary care centers where the actual statistics remain unknown. The objective of this study was to examine all patients with acute stroke who presented to a county hospital over a one-year period and obtain related data, discuss deficits, and provide solutionbased recommendations. Materials and Methods: All patients diagnosed as having acute stroke between July 2013-July 2014 were included in the study. Demographic, clinical, and radiologic data, in addition to the timing of presentation and baseline National Institutes of Health Stroke Scale (NIHSS) scores were recorded retrospectively, and patients were classified by the type of stroke. All patients were followed up for at least one year after the stroke incident and cumulative survival scores were calculated using Kaplan-Meier analysis. Results: Hemorrhagic stroke was determined in four out of 49 patients with acute stroke; the 45 patients diagnosed as having ischemic stroke were included in the study. Among these, 44.4% (n=20) of the patients presented within the first three hours of onset of clinical symptoms, 4.4% (n=2) presented at 3.-4.5 hours. Baseline NIHSS was 1-4 (mild stroke) in 50% (n=10) of patients who presented in the first three hours, and >5 (moderate or severe stroke) in 50% (n=10) of the remaining patients. The etiologic cause was embolic in 37.1% (n=13), large artery atherosclerosis in 20% (n=7), small vessel disease in 8.6% (n=3), arterial dissection 2.9% (n=1), and undetermined in 31.4% (n=11) of the patients. Twenty-one patients died during follow-up. The survival rates at one, three, and twelve months were 82.2%, 57.8%, and 53.3%, respectively. Conclusion: Treatment of patients with acute stroke is more difficult at secondary care centers compared with tertiary care centers. Precautions taken in developed countries should be adapted to our country to improve stroke prognosis nationwide. Keywords: Stroke, public health, survival Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Atay Vural, Besni Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Adıyaman, Türkiye Tel.: +90 505 534 15 41 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 16.07.2015 Kabul Tarihi/Accepted: 12.11.2015 13 Turk J Neurol 2016;22:13-18 Giriş İnme, belirli bir bölgedeki beyin dokusuna ulaşan kan akımının tromboemboli veya kanamaya bağlı olarak aniden kesilmesi durumudur. Mortalite ve morbiditeye sebep olan ciddi bir hastalık olup, ölüm sebepleri arasında dünyada dördüncü, ülkemizde ikinci sırada yer alır (1,2). Tüm inmelerin yaklaşık %75’i iskemik karakterdedir (3). Akut iskemi sürecinde trombolitik yaklaşımlar ile rekanalizasyon sağlanması günümüzde bu alanda uygulanabilen tek tedavi yöntemidir ve prognoz açısından kritik önem taşır. Rekanalizasyonun etkinliği ve kanama komplikasyonlarının azalması trombolitik tedavilerin belirti başlangıcını takiben ilk birkaç saat (intravenöz tromboliz için 4,5 saat, intraarterial tromboliz için 8 saat) içerisinde verilmesi ile mümkün olabilmektedir (4,5). Ancak gerek dünyada gerekse ülkemizde inme hastalarına uygun tedavi verilmesi oranları istenilen seviyenin altındadır. İnme hastalarıyla ilgili bu sorunu gidermek için özellikle gelişmiş ülkelerde durum tespitine yönelik ulusal çapta çalışmalar yapılmakta, çözüm önerileri sunulmakta ve bu önerilerin uygulanmasını takiben elde edilen başarı oranları incelenmektedir (6,7,8). Ülkemizde de konuyla ilgili bazı üniversite inme merkezlerinin bildirmiş olduğu veriler yayınlanmıştır. Hastaların genellikle ilk ve tek başvuru yeri olan ikinci ve üçüncü basamak ile ilgili veri ise çok azdır. Bu merkezlerde doku plazminojen aktivatörü verilme oranının düşük olduğu tahmin edilmektedir (9). Bu çalışmanın amacı, bir ilçe hastanesine bir yıl boyunca başvuran tüm inme hastalarını inceleyerek, ikinci basamağa başvuran inme hastalarıyla ilgili veri toplamak, sağlık hizmetinin sunulmasındaki eksiklikleri tartışmak ve çözüm önerileri öne sürmektir. Gereç ve Yöntem Çalışma gözlemsel bir çalışmadır. Tüm hastalar Besni İlçe Devlet Hastanesi’nde (DH) mecburi hizmetini yapmakta olan bir nöroloji uzmanı tarafından görülmüştür. Besni Adıyaman’a bağlı, merkeze 40 kilometre uzakta ve 1,050 metre rakımda bulunan, 27,000 civarında merkez, 53,000 civarında köy nüfusuna sahip bir ilçedir. Hastanede birinci basamak yoğun bakım ünitesi (YBÜ) mevcuttur, fakat beyin cerrahisi uzmanı, tam zamanlı YBÜ sorumlusu ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) cihazı bulunmamaktadır. 15 Temmuz 2013-15 Temmuz 2014 tarihleri arasındaki bir yıllık dönemde, akut inme tanısı konulan tüm hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar durumlarına göre ya acilden üst merkeze sevk edilmiş, ya YBÜ’ye yatırılmış ya da serviste takip edilmiştir. Acil serviste görülerek hemen sevk edilen hastaların demografik ve klinik verileri kaydedilmiş, tanı anındaki Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’ (NIHSS) skorları hesaplanmış ve sevk edilen yer not edilmiştir. Besni DH’de takip edilen tüm hastalar için standart bir inme takip formu doldurularak demografik, klinik (yaş, cinsiyet, bilinen hastalık öyküsü, başvuruya kadar geçen süre, başvuru şikayeti, nörolojik muayenesi, başvuru NIHSS skoru), laboratuvar ve radyolojik bilgiler prospektif olarak kaydedilmiştir. Bir yıllık sağkalımın hesaplanması için gereken bilgiler hasta yakınları ve yerel yetkililerden elde edilmiştir. 14 Atay Vural; Türkiye Kırsalında Akut İnme Bilgisayarlı tomografi (BT) ve BT-anjiyografi incelemeleri Besni DH’de yapılmıştır. Çalışmaya dahil edilen tüm hastalara Toshiba Advance Alexion 16 detektör, 1 mm’lik ince kesit görüntüleme cihazıyla beyin BT çekilmiştir. MRG’ler (difüzyon-ağırlıklı, T1, T2 ve fluid-attenuated inversion recovery) Adıyaman Üniversitesi’ne bağlı olan 82. Yıl Devlet Hastanesi’nde yaptırılmıştır. Beyin MRG (Siemens Magnetom Symphony 1.5T) ve difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DAG) yapılabilen hastalarda (26/35 hastada) lezyonun yeri ve tipi (tek parça, parçalı, dağınık) not edilmiştir. Biyokimya, hemogram, aktive parsiyel protrombin zamanı, uluslararası normalleştirilmiş oran (INR) ve lipit profili tüm hastalarda çalışılmıştır. Etiyolojiye yönelik kardiyolojik inceleme için elektrokardiyografi (EKG) ve transtorasik ekokardiyografi (EKO) yapılmıştır. Büyük damarların incelenmesi için de karotis-vertebral arter Doppler ultrasonografisi (USG) veya beyin-boyun BT anjiyografi yapılmıştır. Etiyolojik sınıflandırma için Etken Sınıflandırma Sistemi (Causative Classification of Stroke, CCS) (https://ccs.mgh.harvard.edu/ccs_title.php) programı kullanılmıştır (10). Bulgular Çalışma süresini kapsayan bir yıllık süreçte hastaneye başvuran 49 hastanın dördüne akut hemorajik, 45’ine akut iskemik inme teşhisi konulmuştur. Acil serviste hemorajik inme tanısı alan dört hastanın tamamı YBÜ ihtiyacı nedeniyle acil servisten direkt sevk edilmiştir. İskemik inme tanısı koyulan 45 hastanın ilk başvuru yerlerinin %75,6 oranında (n=34) acil servis, %24,4 oranındaysa (n=11) nöroloji polikliniği olduğu görülmüştür. Medyan (çeyrekler arası aralık) hasta yaşı 75 (66-80), kadın/erkek oranı 1,25 bulunmuştur. On hasta (%22,2) acil serviste görülür görülmez YBÜ ihtiyacı nedeniyle sevk edilmiş, 35 hasta ise yatırılarak (22’si serviste, 13’ü YBÜ’de) takip edilmiştir. Yatırılarak takip edilen 35 hastanın risk faktörleri incelendiğinde 21’inde (%60) hipertansiyon, 13’ünde koroner arter hastalığı (KAH) (%37,1), 10’unda diabetes mellitus (%28,6), dokuzunda (%25,7) hiperlipidemi, yedisinde (%20) sigara kullanımı, dördünde geçirilmiş inme hikayesi (%11,5) saptanmıştır (Tablo 1). İnme geçirdiği sırada sekiz hastanın antiagregan (dördü inme öyküsü, dördü KAH nedeniyle), bir hastanın da antikoagülan tedavi (aort kapağı değişimi nedeniyle) almakta olduğu tespit edilmiştir. Hastaneye ulaşma süreleri incelendiğinde, hastaların %44,4’ünün (n=20) belirtilerin başlangıcını takiben ilk üç saatte, %4,4’ünün (n=2) 3.-4,5. saatler arasında, geri kalan %51,2’sinin ise (n=23) daha sonra başvurduğu görülmüştür (Şekil 1). Ortalama±standart sapma (SS) başvuru NIHSS skoru 8,4±9,0 olarak hesaplanmıştır. Yatırılan hastaların ortalama±SS NIHSS skoru 6,3±7,5; sevk edilen hastalarınki 16±10,3 olarak hesaplanmıştır. İlk üç saatte başvuran hastalar incelendiğinde, 10 hastada (%50) NIHSS 1-4 arası (hafif inme), diğer 10 hastada ise (%50) NIHSS >=5 (orta veya ağır inme) olarak tespit edilmiştir (Şekil 2). DAG incelemesi bulunan 26 hasta lezyon yerleşimi açısından incelendiğinde 16 hastada ön dolaşımda (12 orta serebral, 3 anterior serebral, 2 anterior koroidal arter); 8 hastada arka dolaşımda (3 posterior serebral, 4 baziler, 1 superior serebellar, 1 anterior inferior serebellar, 1 posterior inferior serebellar arter); 2 hastada ise her iki alanda akut difüzyon kısıtlılığı tespit edilmiştir. Dört hasta (%8,9) daha önce aynı şikayetler nedeniyle farklı acil servislere başvurmuştu. Bu hastaların ikisi kuvvet kaybı Atay Vural; Türkiye Kırsalında Akut İnme Turk J Neurol 2016;22:13-18 Tablo 1. Besni Devlet Hastanesi’nde akut iskemik inme tanısı almış hastaların klinik özellikleri Yaş, medyan (ÇAA) 75 (66-80) Kadın/erkek oranı (n) 1,25 (25/20) Başvuru yeri, n (%) Acil servis 31 (75,6) Poliklinik 11 (24,4) Başvuru süresi, n (%) 0-1 saat 10 (22,2) 1-3 saat 10 (22,2) 3-4,5 saat 2 (4,4) 4,5-24 saat 18 (40) 24 <saat 5 (11,1) Başvuru sırasındaki inme ciddiyeti (NIHSS puanına göre), n (%) Hafif 22 (48,9) Orta 14 (31,1) Orta-ağır 3 (6,7) Ağır 6 (13,3) Sevk edilen hasta oranı, n (%) Acil servisten 10 (22) Yatış sonrası 8 (18) Risk faktörleri* n, (%) HT 21 (60) DM 10 (28,6) HL 9 (25,7) KAH 13 (37,13) Sigara 7 (20) Geçirilmiş SVO 4 (11,5) olmaksızın şiddetli baş dönmesi, dengesizlik ve kusma, bir tanesi gebelik esnasında şiddetli baş ağrısı nedenleriyle ilk taburculuğu takiben 24 saat içinde; dördüncüsü ise izole konuşma ve yutma güçlüğü şikayetiyle ilk taburculuktan 48 saat sonra hastanemize başvurmuş olup, hepsi 60 yaşın altında idi. Bu hastalardan birinde hastanemizdeki (arka sistem enfarktı nedeniyle), bir diğerinde de sevk edildiği inme merkezindeki (yaygın sinüs ven trombozuna bağlı) takibi sırasında ölüm (exitus) gelişmiştir. Bir hastanın vertebral arter orijininde trombüs saptanmış ve hastanemizde heparin infüzyonu ile tedavi edilmiştir. Akut dizarti ve disfaji ile prezente olan hastada ise sol sentrum semiovalede dört adet, küçük, embolik enfarkt saptanarak tedavisi hastanemizde yapılmıştır. İskemik inmenin sebebine yönelik yatırılarak tetkik edilen 35 hastanın hepsinde EKG, 32 hastada transtorasik EKO, 19 hastada beyin ve boyun BT anjiyografi, dokuz hastada karotis-vertebral arter Doppler USG çekilmiştir. CCS’ye göre hastaların %37,1’i (n=13) embolik, %20’si (n=7) büyük damar aterosklerozuna bağlı, %8,6’sı (n=3) küçük damar hastalığına bağlı, %2,9’u da (n=1) arteriyel diseksiyona bağlı inme olarak sınıflandırılırken, geri kalan %31,4’ünde (n=11) sebep bulunamamıştır. Embolik etiyoloji saptanan 13 hastanın üçü varfarin tedavisi başlanmasını kabul etmiş, ancak biri idrarda kanama, diğeri ilaç uyumsuzluğu nedeniyle toplamda iki hasta varfarine devam edememiştir. Atak sırasında varfarin kullanmakta olan bir hastada ise tedaviye aynı şekilde devam edilirken, bir hastaya dabigatran başlanmıştır. Diğer hastalara antiagregan tedavi verilmiştir. Karotis interna orijininde kritik darlık saptanan iki hasta anjioplasti için çevre illere yönlendirilmiştir. Risk faktörü olarak %60 hastada hipertansiyon, %28,6 hastada diabetes mellitus, %25,7 hastada hiperlipidemi, %37,1 hastada KAH, %20 hastada sigara kullanımı, %11,5 hastada geçirilmiş serebrovasküler olay öyküsü saptanmıştır. Bir yıllık sağkalım verileri incelendiğinde sevk edilen 18 hastanın (10’u acil servisten, 8’i hastanede yatarken kötüleşme üzerine) 13’ünde, geriye kalan 27 hastanın ikisinde (serebellar enfarkt ve orta serebral arter kök enfarktı nedeniyle) yatış sırasında, altısında ise taburcu edildikten sonraki bir yıl içinde ölüm (exitus) kaydedilmiştir. Kaplan-Meier analizi sonucunda bir, üç ve on iki ESS sınıflaması*, n (%) Embolik 13 (37,1) Büyük damar 7 (20) Küçük damar 3 (8,6) Kriptojenik 11 (31,4) Diğer 1 (2,9) Anjioplasti ihtiyacı*, n (%) 2 (5,7) Şekil 1. Akut iskemik inmeli hastaların hastaneye başvuru sürelerinin dağılımı (n=45) Mortalite*, n (%) Sevk edilenler 13/18 (72) Sevk edilmeyenler 8/27 (30) *n=35 (yatırılarak takip edilen hastalar), ÇAA: Çeyrekler arası aralık, NIHSS: Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’, HT: Hipertansiyon, DM: Diabetes mellitus, HL: Hiperlipidemi, KAH: Koroner arter hastalığı, SVO: Serebrovasküler hastalık, ESS: Etken sınıflandırma sistemi Şekil 2. İlk 3 saatte başvuran akut iskemik inmeli hastaların Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası skorları dağılımı (n=20) NIHSS: Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’ 15 Turk J Neurol 2016;22:13-18 aylık sağkalım oranları sırası ile %82,2; %57,8 ve %53,3 olarak hesaplanmıştır (Şekil 3). Tartışma Bu çalışmanın en önemli sonucu, akut iskemik inme tanısı alan hastaların %44,4’ünün ilk üç, %48,9’unun ilk 4,5 saatlik tedavi penceresi içerisinde hastaneye başvurmuş olduklarının tespit edilmiş olmasıdır (Şekil 1). Bunlardan, ilk üç saatte başvuran hastaların yarısı hafif, diğer yarısı orta ve ağır inme grubuna girmekteydi (Şekil 2). Buna göre, uygun şartlar ve organizasyon sağlandığı takdirde ikinci basamak merkezler trombolitik tedavinin başlanabilmesi için uygun birer merkez olmaya aday olarak görünmektedirler. Kısıtlı imkanlarına rağmen ilçelerdeki ve büyük merkezler dışındaki hastaneler, ülke genelinde inme hastalarının çoğunun ilk ulaştığı yerlerdir. Ulaşım süresinin kısa olması nedeniyle, bu hastanelerde inme merkezlerinden bile daha yüksek oranda trombolitik tedavi başlanabilmesi teorik olarak mümkündür. Dünya genelinde geçerli olan bu durumun çözümü için bazı stratejiler geliştirilmiştir. Özellikle kırsal kesimde mevcut olan bu sorunları çözmeye yönelik olarak devlet kontrolünde inme merkezlerinin sayısı arttırılmış, tele-tıp ağları kurulmuş, kimi yerlerde de “başla ve yönlendir” stratejisi uygulanmaya başlanmıştır (11,12,13,14,15,16). Son yıllarda yaygınlaşarak kullanılmaya başlanan bu stratejiler sayesinde ilgili bölgelerde trombolitik tedavi verilme oranları artmış, prognostik verilerde de iyileşme sağlanmıştır. Ülkemizde akut iskemik inmeli hastalara trombolitik tedavi uygulanma oranının düşük olduğu bilinmektedir (9). Bu durumun sebepleri arasında dünyayla ortak olarak yaşanan sorunlar olduğu gibi, ülkemize has bazı problemler de sayılabilir. İnme merkezlerinin ve bu merkezlerde yetişmiş olan tecrübeli uzman sayısının azlığı; konuyla ilgili bir devlet politikasının bulunmayışı ve hekimlerin kendi çabalarına bırakılmış olması; bakılan hasta sayısına dayalı performans sistemi içerisinde trombolitik tedavinin riskiyle orantılı bir karşılığının bulunmayışı ve ülke genelinde hekimlere karşı esen tehditkar hava nedeniyle hekimlerin riskli tedavileri uygulamaktan korkar hale gelmeleri bu sebeplerden bazılarıdır (Tablo 2). Atay Vural; Türkiye Kırsalında Akut İnme Sorunun diğer bir yönü ise hastaların %55,6’sının (n=25) hastaneye geç getirilmiş olmasıdır. Bu durum halkın inme hakkında yeterli bilgi ve bilinç düzeyine sahip olmamasından kaynaklanmaktadır (17). Uygun altyapı hazırlandıktan sonra özellikle kırsal kesimdeki halkın bilinçlendirilmesine yönelik Tablo 2. Ülkemizde akut iskemik inmeli hastalara yaklaşımda karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri Sorunlar Çözüm önerileri Hastane öncesi sorunlar Hastaların hastaneye geç getirilmeleri Halkın inme hakkında bilinçlendirilmesi Hastane ve organizasyonla ilgili sorunlar İnme merkezi sayısının yetersiz olması İnme merkezlerinin yaygınlaştırılması İnme merkezleriyle çevre il-ilçe hastanelerinin iletişimindeki güçlükler Akut inmeli hastaya yaklaşım için inme merkezleriyle çevre ililçe hastaneleri arasında protokoller oluşturulması İkinci basamak il-ilçe hastanelerinde trombolitik tedavi başlanamaması Tele-tıp ve/veya “başla ve gönder” uygulamalarının kullanılması Akut inme hakkında tecrübeye sahip nörolog sayısının yetersiz oluşu İnme merkezlerinde eğitim gören nörolog sayısının arttırılması Hekimlerin trombolitik tedavinin potansiyel komplikasyonları nedeniyle kendilerini güvende hissetmemeleri Hekimlerin can güvenliğini tehdit eden gergin havanın devlet tarafından ülke genelinde düzeltilmesi Acil serviste çalışan hekimlerin atipik inme hastalarını tanımayabilmeleri Acil servislerde çalışan tüm hekimlerin inme ile ilgili olarak düzenli eğitimden geçirilmeleri İlçe merkezindeki hekimlerin il merkezindeki meslektaşlarıyla iletişim zorlukları İletişimin kurulması için göreve yeni başlayan hekimlere Sağlık Bakanlığı’nca izin hakkı verilmesi ve tanışma ortamının sağlanması Hastane sonrası sorunlar Şekil 3. Bir yıllık Kaplan-Meier sağkalım eğrisi 16 Kırsal kesimde yaşayan halkın varfarin tedavisine uyum gösterememesi Yeni oral antikoagülanların yaygınlaştırılması Yutma bozukluğu olan hastaların taburculuk sonrası bakımında zorluklar Yutma rehabilitasyonu veren merkezlerin ve perkütan gastrostomi imkanlarının arttırılması Bası yarası gelişimi ve bakımındaki zorluklar Bası yarası bakımı sağlayan uzmanlaşmış merkezlerin arttırılması Yatağa bağımlı ağır sekel kalmış hastaların bakımındaki zorluklar Bakım evlerinin arttırılması Atay Vural; Türkiye Kırsalında Akut İnme kampanyaların yapılmasının da olumlu sonuçlar verdiği literatürdeki çalışmalarda görülmektedir (18,19). Dört hasta acil servislere ilk başvuruları esnasında tanı alamamıştır. Atipik prezentasyonlu olan bu hastaların tümü 60 yaşın altında olup, ikisi baş dönmesi ve kusma şikayeti, biri izole dizartri ve disfaji, sonuncusu ise şiddetli baş ağrısı ve kusma ile prezente olmuştur. İki olguda takip sırasında erken dönemde ölüm gerçekleşmiştir, üçüncü olguda ise vertebral arterde trombüs saptanarak heparin başlanmıştır. Bu olguların erken teşhis edilip kurtarılabilmeleri için, inme hastalarının parezi ve bilinç kaybı olmaksızın atipik şekillerde prezente olabileceği, acil serviste çalışan nörolog harici hekimlerce de bilinmelidir. Özellikle sürekli nitelikte şiddetli baş dönmesi ve kusma şikayeti ile başvuran hastalara nöroloji konsültasyonu istenmesi gerektiği ve şiddetli baş ağrısıyla başvuran gebe hastalarda preeklampsi/eklampsi ve migren haricinde serebral ven trombozu da görülebileceği, bu nedenle dikkatli bir nörolojik muayene yapılması gerektiği akılda tutulmalıdır. Atipik prezentasyonlar ve geçici iskemik atak gibi serebrovasküler olaylar hakkında acil servis çalışanlarına ve aile hekimlerine yönelik eğitimler düzenlenmesi bu konuda önemli faydalar sağlayabilir (20,21). Sevk ihtiyacı bulunan dört hasta Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki inme merkezine sevk edilmiştir. Sevk edilen bir hastaya posterior fossa dekompresyon cerrahisi uygulanarak sağkalım sağlanmış; bir gebe hastaya dekompresyon yapılmasına rağmen hasta kaybedilmiş, ancak 28 haftalık bebeği kurtarılabilmiştir. İnme merkezleri, yalnızca zorlu inme olgularının bakımı için önemli olmakla kalmayıp, asistan eğitiminde inme pratiğinin etkili bir biçimde verilebilmesi için gereklidir ve trombolitik tedavi uygulanması için koordinasyonu sağlayan merkezler konumundadırlar. Sayılarının ülke genelinde arttırılması inme tanı ve tedavisi açısından kritik önem taşıyan noktalardan biridir (15). Embolik etiyoloji hastaların önemli bir oranında tespit edilmesine rağmen, varfarin tedavisi az bir kısmına başlanabilmiş, bu hastaların da çoğu tedaviye uyum gösterememiştir. Bu durumun başlıca sebebi inme hastalarının INR takipleri yapılmak üzere hastaneye getirilmelerindeki zorluktur. Yeni oral antikoagülan tedavilerin DH hekimlerince de yazılabilecek hale gelmesi, hastaların daha büyük bir oranının etiyolojiye uygun tedavi alabilmesini sağlayacaktır. Yedi hastada (%15,6) genç yaşta (60 yaş altında) inme saptanmış ve bu nedenle etiyolojiye yönelik ileri tetkikler yapılmak üzere sevk edilmeleri gerekmiştir. Literatürdeki çalışmalar incelendiğinde, üst basamak merkezlerde yapılmış çalışmalarda bir yıllık mortalite oranlarının %25-30 civarında olduğu görülmektedir (22,23,24). Bu çalışmada ise birinci yıl sonundaki mortalite oranı %45 olarak hesaplanmıştır. Ölüm oranlarının yüksek olmasının sebepleri arasında ideal tedavinin başlanamaması, taburculuk sonrası tedaviye uyumsuzluk, yutma bozukluğu olan hastalara perkütan gastrostomi açılmasıyla ilgili yeterli imkan bulunmayışı, bası yaralarına yeterli bakım yapılmasıyla ilgili zorluklar sayılabilir. Bu sorunların düzeltilmesi ile taburculuk sonrası sağkalım oranları da yükselecektir. Sonuç Dünyada olduğu gibi, ülkemiz nöroloji pratiğinde de inme hastasına yaklaşımda bazı önemli eksiklikler bulunmaktadır. Bu sorunlar ve çözüm önerileri literatürdeki veriler ışığında, Turk J Neurol 2016;22:13-18 ülkemizdeki özel koşullar da eklenerek Tablo 2’de özetlenmiştir (25,26,27,28). Gerekli düzenlemeler yapıldığı takdirde inme hastalarına bakım daha iyi bir seviyeye çıkarılabilecektir. Teşekkür Uyguladıkları işbirliğine açık, güleryüzlü politika ile ilçe hastanesi-üniversite işbirliğine güzel bir örnek oluşturan Malatya İnönü Üniversitesi, Nöroloji Anabilim Dalı'nın tüm hekimlerine, özellikle de inme ünitesine ve Doç. Dr. Suat Kamışlı’ya teşekkürlerimi sunarım. Etik Etik Kurul Onayı: Bu çalışma non-invazif, tanımlayıcı bir klinik çalışma niteliğinde olup, çalışmada kulanılan tüm veriler klinikte rutin olarak toplanan bilgiler arasından seçilmiştir. Analizler retrospektif ve anonim olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma yerel komite tarafından onaylanmıştır. Hasta Onayı: Çalışmanın retrospektif doğası nedeniyle aydınlatılmış onam alınmamıştır. Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu dışında olan kişiler tarafından değerlendirilmiştir. Kaynaklar 1. Öztürk Ş. Serebrovasküler hastalık epidemiyolojisi ve risk faktörleri-Dünya ve Türkiye perspektifi. Turkish Journal of Geriatrics 2009;13:p51-58. 2. Mozaffarian D, Benjamin EJ, Go AS, Arnett DK, Blaha MJ, Cushman M, de Ferranti S, Després JP, Fullerton HJ, Howard VJ, Huffman MD, Judd SE, Kissela BM, Lackland DT, Lichtman JH, Lisabeth LD, Liu S, Mackey RH, Matchar DB, McGuire DK, Mohler ER, Moy CS, Muntner P, Mussolino ME, Nasir K, Neumar RW, Nichol G, Palaniappan L, Pandey DK, Reeves MJ, Rodriguez CJ, Sorlie PD, Stein J, Towfighi A, Turan TN, Virani SS, Willey JZ, Woo D, Yeh RW, Turner MB; American Heart Association Statistics Committee and Stroke Statistics Subcommittee. American Heart Association Statistics, and S. Stroke Statistics, Heart disease and stroke statistics 2015 update: A report from the American Heart Association. Circulation 2015;131:e29-322. 3. Krishnamurthi RV, Feigin VL, Forouzanfar MH, Mensah GA, Connor M, Bennett DA, Moran AE, Sacco RL, Anderson LM, Truelsen T, O'Donnell M, Venketasubramanian N, Barker-Collo S, Lawes CM, Wang W, Shinohara Y, Witt E, Ezzati M, Naghavi M, Murray C; Global Burden of Diseases, Injuries, Risk Factors Study 2010 (GBD 2010); GBD Stroke Experts Group. Global and regional burden of first-ever ischaemic and haemorrhagic stroke during 1990-2010: Findings from the Global Burden of Disease Study 2010. Lancet Glob Health 2013;1:e259-81. 4. Emberson J, Lees KR, Lyden P, Blackwell L, Albers G, Bluhmki E, Brott T, Cohen G, Davis S, Donnan G, Grotta J, Howard G, Kaste M, Koga M, von Kummer R, Lansberg M, Lindley RI, Murray G, Olivot JM, Parsons M, Tilley B, Toni D, Toyoda K, Wahlgren N, Wardlaw J, Whiteley W, del Zoppo GJ, Baigent C, Sandercock P, Hacke W; Stroke Thrombolysis Trialists' Collaborative Group. Effect of treatment delay, age, and stroke severity on the effects of intravenous thrombolysis with alteplase for acute ischaemic stroke: A meta-analysis of individual patient data from randomised trials. Lancet 2014;384:1929-1935. 5. Jovin TG, Chamorro A, Cobo E, de Miquel MA, Molina CA, Rovira A, San Román L, Serena J, Abilleira S, Ribó M, Millán M, Urra X, Cardona P, LópezCancio E, Tomasello A, Castaño C, Blasco J, Aja L, Dorado L, Quesada H, Rubiera M, Hernandez-Pérez M, Goyal M, Demchuk AM, von Kummer R, Gallofré M, Dávalos A; REVASCAT Trial Investigators.Thrombectomy within 8 hours after symptom onset in ischemic stroke. N Engl J Med 2015;372:2296-306. 6. Joubert J, Prentice LF, Moulin T, Liaw ST, Joubert LB, Preux PM, Ware D, Medeiros de Bustos E, McLean A. Stroke in rural areas and small communities. Stroke 2008;39:1920-1928. 17 Turk J Neurol 2016;22:13-18 7. Gropen T, Magdon-Ismail Z, Day D, Melluzzo S, Schwamm LH; NECC Advisory Group. Regional implementation of the stroke systems of care model: recommendations of the northeast cerebrovascular consortium. Stroke 2009;40:1793-1802. 8. Leira EC, Hess DC, Torner JC, Adams HP Jr. Rural-urban differences in acute stroke management practices: A modifiable disparity. Arch Neurol 2008;65:887-891. 9.Kutluk K. Akut iskemik inmede intravenöz trombolitik tedavi: Sorumluluğumuzun farkında mıyız? Türk Serebrovasküler Hastalıklar Dergisi 2009;15:p.35-39. 10.Ay H, Benner T, Arsava EM, Furie KL, Singhal AB, Jensen MB, Ayata C, Towfighi A, Smith EE, Chong JY, Koroshetz WJ, Sorensen AG. A computerized algorithm for etiologic classification of ischemic stroke: The Causative Classification of Stroke System. Stroke 2007;38:29792984. 11. Müller-Barna P, Hubert GJ, Boy S, Bogdahn U, Wiedmann S, Heuschmann PU, Audebert HJ. Heuschmann, H.J. Audebert, TeleStroke units serving as a model of care in rural areas: 10-year experience of the TeleMedical project for integrative stroke care. Stroke 2014;45:2739-2744. 12.Fassbender K, Balucani C, Walter S, Levine SR, Haass A, Grotta J. Streamlining of prehospital stroke management: The golden hour. Lancet Neurol 2013;12:585-596. 13. Meyer BC, Raman R, Hemmen T, Obler R, Zivin JA, Rao R, Thomas RG, Lyden PD. Efficacy of site-independent telemedicine in the Stroke DOC trial: A randomised, blinded, prospective study. Lancet Neurol 2008;7:787-795. 14.Sheth KN, Smith EE, Grau-Sepulveda MV, Kleindorfer D, Fonarow GC, Schwamm LH. Drip and ship thrombolytic therapy for acute ischemic stroke: Use, temporal trends, and outcomes. Stroke 2015;46:732-739. 15.Kim J, Hwang YH, Kim JT, Choi NC, Kang SY, Cha JK, Ha YS, Shin DI, Kim S, Lim BH. Establishment of government-initiated comprehensive stroke centers for acute ischemic stroke management in South Korea. Stroke 2014;45:2391-2396. 16. Tekle WG, Chaudhry SA, Hassan AE, Rodriguez GJ, Suri MF, Qureshi AI. Drip-and-ship thrombolytic treatment paradigm among acute ischemic stroke patients in the United States. Stroke 2012;43:1971-1974. 17. Kim YS, Park SS, Bae HJ, Heo JH, Kwon SU, Lee BC, Lee SH, Oh CW, Yoon BW. Public awareness of stroke in Korea: a population-based national survey. Stroke 2012;43:1146-1149. 18 Atay Vural; Türkiye Kırsalında Akut İnme 18. Boden-Albala B, Edwards DF, St Clair S, Wing JJ, Fernandez S, Gibbons MC, Hsia AW, Morgenstern LB, Kidwell CS. Methodology for a community-based stroke preparedness intervention: The Acute Stroke Program of Interventions Addressing Racial and Ethnic Disparities Study. Stroke 2014;45:2047-2052. 19.Nickles A, Fiedler J, Roberts S, Lyon-Callo S, Hurst R, Reeves M. Compliance with the stroke education performance measure in the Michigan Paul Coverdell National Acute Stroke Registry. Stroke 2013;44:1459-1462. 20.Massengo SA, Cisse M, Guiziou C, Leray E, Rajabally YA, Edan G. Knowledge of TIA among general practitioners and emergency department physicians. A questionnaire survey in a French semi-rural area. Clin Neurol Neurosurg 2013;115:1457-1463. 21. Navarrete-Navarro P, Murillo-Cabeza F, Bono-de-Seras R, Rodriguez-Romero R, Rodriguez-Zarallo A, Vazquez-Mata G. Development of an acute ischemic stroke management course for hospital physicians in emergency departments and intensive care units. Eur J Emerg Med 2012;19:108-111. 22.Cabral NL, Muller M, Franco SC, Longo A, Moro C, Nagel V, Liberato RB, Garcia AC, Venancio VG, Gonçalves AR. Three-year survival and recurrence after first-ever stroke: The Joinville stroke registry. BMC Neurol 2015;15:70. 23.Brønnum-Hansen H, Davidsen M, Thorvaldsen P; Danish MONICA Study Group. Long-term survival and causes of death after stroke. Stroke 2001;32:2131-2136. 24. Sun Y, Lee SH, Heng BH, Chin VS. 5-year survival and rehospitalization due to stroke recurrence among patients with hemorrhagic or ischemic strokes in Singapore. BMC Neurol 2013;13:133. 25.Shultis W, Graff R, Chamie C, Hart C, Louangketh P, McNamara M, Okon N, Tirschwell D. Striking rural-urban disparities observed in acute stroke care capacity and services in the pacific northwest: Implications and recommendations. Stroke 2010;41:2278-2282. 26. Alberts MJ, Wechsler LR, Jensen ME, Latchaw RE, Crocco TJ, George MG, Baranski J, Bass RR, Ruff RL, Huang J, Mancini B, Gregory T, Gress D, Emr M, Warren M, Walker MD. Formation and function of acute stroke-ready hospitals within a stroke system of care recommendations from the brain attack coalition. Stroke 2013;44:3382-3393. 27. Brainin M, Teuschl Y, Kalra L. Acute treatment and long-term management of stroke in developing countries. Lancet Neurol 2007;6:553-561. 28.Okon NJ, Fogle CC, McNamara MJ, Oser CS, Dietrich DW, Gohdes D, Harwell TS, Rodriguez DV, Helgerson SD. Statewide efforts to narrow the rural-urban gap in acute stroke care. Am J Prev Med 2010;39:329-333. DOI:10.4274/tnd.58751 Turk J Neurol 2016;22:19-25 Özgün Araştırma / Original Article İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Nörodejenerasyonda Rolü The Role of Ceruloplasmin in Neurodegeneration in Parkinson’s Disease Reyhan Gürer1, Şenay Aydın2, Dilvin Gökçe3, Tunahan Ayaz4, Nihal Işık5 2Yedikule 1Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nöroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nöroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye 3Echomar Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Zonguldak, Türkiye 4Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye 5Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye Öz Amaç: İdiyopatik Parkinson hastalığında (İPH) oksidatif stres nöronal hücre ölümü üzerinde majör role sahiptir. Serüloplazmin ferrooksidaz aktivitesi ile ferröz demiri ferrik forma okside eder ve böylece hücrenin DNA, lipid ve protein bileşenlerini oksidatif hasardan korur. Bizim çalışmamızda proton manyetik rezonans spektroskopi (H-1 MRS) ile serüloplazmin eksikliğinin nörodejenerasyon üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: İPH tanılı 23 hasta ve 12 sağlıklı kontrol olguda iki yanlı putamen tek voksel H-1 MRS yöntemiyle incelendi. Her iki grupta N-asetil aspartat (NAA), kreatin (Cr) ve kolin (Cho) pik değerleri ve serum serüloplazmin düzeyleri belirlendi. Bulgular: İPH hastalarında semptomatik ekstremitenin kontralateral (KL) putaminal bölge NAA/Cho ve NAA/Cr oranı kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede düşüktü. Ayrıca İPH grubunda KL NAA/Cho ve NAA/Cr oranları ipsilateraline (İL) göre anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). Semptomatik ekstremitenin İL putaminal bölgeye ait metabolit oranları karşılaştırıldığında sağlıklı kontrol ile İPH grubu arasında anlamlı fark saptanmadı. Serum serüloplazmin seviyeleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında İPH grubunda anlamlı derecede düşük saptandı (p<0,001). İPH grubunda KL putaminal NAA/Cho oranı ile serüloplazmin seviyeleri arasında anlamlı korelasyon saptandı (p=0,011). Sonuç: Çalışmamızda saptanan serum serüloplazmin düşüklüğü ile KL putamen NAA/Cho oranı arasındaki bu korelasyon serbest radikal aracılı nöronal hücre ölümünde serüloplazmin yetersizliğinin katkıda bulunabileceği hipotezini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: İdiyopatik Parkinson hastalığı, proton manyetik rezonans spektroskopi, serüloplazmin Summary Objective: Oxidative stress has been implicated to play a major role in the neuronal cell death in idiopathic Parkinson’s disease (IPD). Ceruloplasmin is a ferroxidase that oxidizes toxic ferrous iron to its nontoxic ferric form and thus helps prevent oxidative damage to proteins, lipids, and DNA. The aim of this study was to determine the serum ceruloplasmin levels in patients with IPD and evaluate its role in neurodegeneration using hydrogen proton magnetic resonance spectroscopic imaging (H-1 MRSI). Materials and Methods: Twenty-three patients with the IPD and 12 healthy controls were studied using single-voxel H-1 MRSI of the bilateral putamen. The peak ratios of N-acetyl aspartate (NAA) to creatinine (Cr) and choline (Cho) were measured in both groups and serum ceruloplasmin levels were detected. Results: Compared with the controls, the ratios of NAA/Cho and NAA/Cr in putamen contralateral (CL) to the symptomatic limbs were significantly lower in patients with IPD. Also in the IPD group, CL NAA/Cho and NAA/Cr ratios were significantly lower than the ipsilateral (IL) values (p<0.001). There was no significant difference between ratios of metabolites in putamen IL to the symptomatic limbs in the IPD group compared with the healthy controls. The mean serum ceruloplasmin level of IPD patients was significantly lower than that of the control group (p<0.001). In the IPD group, a significant direct correlation was found between levels of ceruloplasmin and CL putamen NAA/Cho ratio (p=0.011). Conclusion: In our study the direct correlation between low levels of ceruloplasmin and CL putamen NAA/Cho ratio supports the hypothesis that ceruloplasmin deficiency may contribute to free radical-induced death of neuronal cells. Keywords: Idiopathic Parkinson’s disease, proton magnetic resonance spectroscopy, ceruloplasmin Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Şenay Aydın, Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nöroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye Tel.: +90 506 631 81 35 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 10.08.2015 Kabul Tarihi/Accepted: 26.10.2015 19 Turk J Neurol 2016;22:19-25 Giriş Nörodejeneratif bir hastalık olan İdiyopatik Parkinson hastalığı (İPH) santral sinir sisteminde spesifik alanların progressif nöronal dejenerasyonu ile karakterizedir (1,2). Nörodejeneratif hastalıkların patogenezinde eksitotoksik mekanizmalar, oksidatif hasar, enflamasyon, mitokondriyal enerji metabolizması ve intrasellüler kalsiyum dengesindeki bozuklukların etken olabileceğine ilişkin bilgiler mevcuttur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda pek çok nörodejeneratif hastalığın etiyolojisinde serbest radikal oluşumunun önemli rolü olduğuna ilişkin ipuçları elde edilmiştir (3,4,5). İPH’da belirgin patolojik gösterge substantia nigradaki dopaminerjik nöronların dejenerasyon ve kaybıdır (6,7). Substantia nigradaki dopaminerjik nöronların dejenerasyonu ile hücre içi demir içeriği süreçle birlikte artmaktadır. Dejenerasyona uğrayan nöronların çoğu demiri bağlayan ve Lewy cisimciği olarak isimlendirilen amiloid formasyonu içerir. Lewy cisimciğinin merkezinde biyolojik fonksiyonu net olarak bilinmeyen ancak demirin hücre içi depolanması ve birikiminden sorumlu olabileceği düşünülen α-sinüklein olarak isimlendirilen protein yapı ile konformasyonel değişim tetiklenerek agregasyon oluşabilir (8,9,10,11). Ayrıca postmortem ve in vivo çalışmalarda da Parkinson hastalarında selektif dopaminerjik nörodejenerasyonda nigral demir birikiminin etkisi olduğu gösterilmiştir (8,9,12,13,14). Demirin hücresel aerobik metabolizmayı hızlandırıcı etkisinin yanında nörotransmiter ve DNA sentezi ile sinyal iletimi gibi geniş bir yelpazede pek çok biyolojik proçeste önemli rolü vardır (15,10). Ancak beyindeki demir birikimi, ferröz demirin ferrik forma dönüşüm oranındaki değişim sonucu oluşan toksik hidroksi radikaller ile nöronal hasar oluşturabilir (16). Artmış demir konsantrasyonu, beyinde artmış lipid peroksidasyonuna neden olur. Ayrıca bazal ganglionlarda mitokondriyal solunum zincirinde özellikle kompleks I ve IV’de enzim aktiviteleri %4350 oranında azalmaktadır (17). İPH patogenezinde mevcut nörodejenerasyonu tetikleyen olası birçok etken olabileceği düşünülmektedir ki in vivo ve postmortem çalışmalarda hastalarda artmış nigral demir birikiminin önemli bir patofizyolojik özellik olduğu belirtilmiştir (8,16). Ayrıca Rossi ve ark. (18) manyetik rezonans görüntüleme (MRG) çalışmasında İPH’li hastalarda globus pallidus anterior, kaudat nükleus ve substantia nigra pars kompakta bölgesinde demir birikimini göstermişlerdir. Serüloplazminin in vivo çalışmalarda santral sinir sisteminde etkili bir antioksidan olduğu ve nöral hücreleri oksidatif stresten koruduğu gösterilmiştir (19). Serüloplazminin bakır transportundaki rolü uzun zamandır bilinmektedir. Ayrıca serüloplazminin bakır metabolizmasından ziyade demir metabolizmasında önemli rolü olduğu gösterilmiştir (20). Serüloplazmin ferrooksidaz aktivitesi (ferröz demirin oksidasyonu) ile demirin transport proteini olan transferrine yüklenmesine yardımcı olur. Böylelikle serbest ferröz demirin neden olduğu serbest radikal reaksiyonlarını önlemiş olur (21,22,23,24). Dolaşımdaki serüloplazminin yokluğu ile karakterize serüloplazmin gen mutasyonu herediter aserüloplazminemiye neden olmaktadır (25). Bu bozukluğun klinik patolojisinde gösterilmiştir ki nörodejenerasyon ve retinal dejenerasyonda etkin olan patogenez bakır toksisitesi değil bazal ganglion ve 20 Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü retinadaki substantial demir birikimidir (26,27). Patel ve ark.’nın (28) serüloplazmin geni olmayan farelerde yaptıkları çalışmada da belirtildiği gibi aserüloplazminemi ile demir birikimi ve artmış serbest radikal aracılı hasar gelişmektedir. Tüm bu veriler serüloplazmin yetersizliğinin artmış lipid peroksidasyonu, azalmış mitokondriyal enerji üretimi ve demir aracılı serbest radikallerin artması nedeniyle nöronal hücre hasarına yol açtığını göstermektedir. Non invaziv bir yöntem olan manyetik rezonans spektroskopide (MRS) genellikle diğer manyetik kuvvete sahip çekirdeklere göre yüksek duyarlılığa sahip hidrojen (H-1) çekirdekleri kullanılır. 1,5 Tesla MRG ile N-asetil aspartat (NAA), kreatin (Cr), ve kolin (Cho) gibi metabolitler beyinde ölçülebilir. Normal insan beyninde nöronlara özgü bir belirteç olan NAA proton spektrumunda en önemli piki temsil eder. NAA pikinde kayıp nöronal hasarı gösterir. Cr enerji metabolizması için önemli bir metabolittir. Spektroskopik çalışmalarda genellikle internal standart olarak kullanılır. Oksidatif fosforilasyonun ve anaerobik glikolizin sürdürülemediği ve adenozin trifosfat (ATP) üretimi yapılamayan durumlarda Cr değeri düşer. Cho hücre membranında bulunur. Hücre membranları, fosfolipid yapımı ve yıkımında yer alır ve membran metabolizmasını yansıtır. Artmış Cho artmış hücre sentezini ve tümör gibi durumlarda artmış hücre proliferasyonunu yansıtır. Beyin tümörlerinde olduğu gibi hücre kaybının olduğu durumlarda Cho değerleri artar (29). İPH patogenezinde nigral demir birikimi ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalar olmasına rağmen bunu tetikleyen risk faktörlerinin belirsizliği devam etmektedir. Bizim çalışmamızda MRS ve laboratuvar yöntemleriyle desteklenen serüloplazmin eksikliğinin bu zincirdeki etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem Çalışmamıza alınan olgular 01.01.2005 ile 01.05.2005 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hareket Bozukluğu Polikliniği’ne başvuran kesinleşmiş İPH tanılı hastalar arasından seçildi. Kontrol grubu ise çalışmaya katılmak için uygun kriterlere sahip gönüllü bireylerden seçildi. Çalışmamıza dahil edilen tüm olgulardan bilgilendirilmiş onam formu ve çalışma için Sağlık Bakanlığı Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurulu’ndan onay alındı. Çalışmaya alınan hasta ve sağlıklı gruptaki tüm olguların nörolojik muayeneleri ve genel laboratuvar tetkikleri değerlendirildi. İPH grubu United Kingdom Beyin Bankası Parkinson Hastalığı Tanı Kriterleri ile belirlendi (30). Parkinson hasta grubunda birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeği (BİPHDÖ) ve Hoehn Yahr Evreleme Skalaları (H&Y) ile hastalar değerlendirildi (31,32). Hastaların başlangıç bulgu ve semptomları, mevcut klinik bulguları ve taraf bulguları belirlendi. Kullandıkları ilaçların toplam kullanım süreci ve dozları not edildi. Çalışmada ciddi arteriyel hipertansiyon, diabetes mellitus, geçirilmiş serebrovasküler olay, kardiovasküler sistem hastalığı, hiperlipidemi, alkol ve madde kullanımı ve diğer psikiyatrik hastalıklar, karaciğer ve böbrek yetmezliği saptanan olgular çalışma dışı bırakıldı. Serüloplazmin değerleri İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Biyokimya Laboratuvarı’nda çalışıldı. Tüm olgulara kranyal MRG ve H-1 MRS tetkikleri yapıldı. MRS ve kranyal MRG sonuçları hastaların klinik bulgularından habersiz Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü radyolog eşliğinde değerlendirildi. Hastaların tetkik öncesi 12 saat boyunca mevcut tedavileri kesildi. Klinik MRS uygulamalarında bir çok yöntem bulunmakla birlikte çalışmamızda daha az uyarı ile geniş dokulardan örnekleme sağlanabilen (3-27 cm3) ve daha iyi sinyal/gürültü oranına sahip ‘point resolved spektroskopi’ (PRESS) yöntemi kullanıldı. Tüm olgularda H-1 MRS (General Elektrik Signa HiSpeed 1,5 Tesla), PRESS sekansı uygulanarak (eko zamanı 144 ms, 64 acquisition, 2x2x2 ‘voxel size’, tremor 1500 ms aksiyal veya koronal T-2 sekansları kullanılarak) ‘tek voksel spektroskopi’ yöntemi ile yapıldı. Otomatik olarak ‘shimming’ (2-6 Hz) ve %99 su baskılanması yapılarak sekanslar elde edildi. Elde edilen spektra kalite açısından denetlenerek yine otomatik olarak kuantifiye edildi. Kuantifikasyon semi kantitatif yöntem olan pik eğrilerinin altındaki alanın logaritmik olarak hesaplanan bu yöntemle NAA, Cho, Cr değerleri belirlendi. MRS yöntemiyle dopamin kaybının en yoğun olduğu bilateral putaminal bölgelerden eko zamanı 144 sekansı ile elde edilen NAA, Cho ve Cr değerleri bu çalışmada kullanıldı. Cr değeri birçok hastalıkta sabit kaldığından kontrol değeri olarak kullanıldı. Böylece değerler oranlanarak (NAA/Cho ve NAA/Cr) yeni parametreler elde edildi. Çalışmamızda gruplar arasındaki karşılaştırmada da bu oranlar kullanıldı. Bu çalışmada istatistiksel analizler GraPHpad Prism V.3 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma) yanı sıra ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, grupların hasta, sağlam ve sağ sol taraf ölçümlerinde eşlendirilmiş t testi, küçük sayıdaki ikili grupların karşılaştırmasında Mann-Whitney-U testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular Çalışmamıza İPH tanısı konulmuş 23 hasta (kadın=19, %82,6; erkek=4, %17,4) ve 12 kontrol (kadın=7, %58,3; erkek=5, %41,7) olgu alındı. Ortalama yaş İPH grubunda 67±8,8 (minimum=50, maksimum=81), kontrol grubunda 63,67±9,32 (minimum=52, maksimum=76) idi. İPH grubunda ortalama hastalık süresi 6,6±5,33 yıl (minimum=0, maksimum=18), hastalık başlangıç yaşı 60,4±10,77 (minimum=42, maksimum=80), ortalama BİPHDÖ 33,43 (11-62), ortalama H&Y skalası 1,87 (1-3) olarak saptandı. Parkinson ve kontrol grubunun yaş ortalamaları (t=1,04, p=0,305) ve cinsiyet dağılımları (χ2=2,43, p=0,119) arasında istatistiksel farklılık gözlenmedi (Tablo 1). İPH grubunda yaş, hastalık başlangıç yaşı, hastalık süresi, L-Dopa kullanım yılı, serum serüloplazmin ve tüm MRS değerleri incelendi (Tablo 2). Grupların H-1 MRS özellikleri değerlendirildi. Putaminal bölgelerde İPH grubunda kontralateral (KL) NAA/Cho ve NAA/ Cr ortalama değerleri ipsilaterali (İL) ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Kontrol Tablo 1. Grupların yaş ve cinsiyet dağılımları İPH Kontrol grubu grubu Yaş Cinsiyet Erkek Kadın 67±8,8 63,67±9,32 t=1,04 p=0,305 4 (%17,4) 19 (%82,6) 5 (%41,7) 7 (%58,3) χ2=2,43 p=0,119 İPH: İdiyopatik Parkinson hastalığı Turk J Neurol 2016;22:19-25 grubunun sağ ve sol taraf NAA/Cho ortalama değerleri ile NAA/Cr ortalama değerleri arasında ise istatistiksel farklılık gözlenmedi (Tablo 3). İPH grubunda (KL) NAA/Cho ve (KL) NAA/Cr ortalama değerleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. İL NAA/Cho ve NAA/ Cr ortalama değerlerinde ise gruplar arasında istatistiksel farklılık gözlenmedi. Serum serüloplazmin ortalama değerleri İPH grubunda istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Ancak serüloplazmin düzeyleri ile hasta yaşı ve hastalık süresi arasında anlamlı korelasyon saptanmadı (Tablo 4). İPH grubunda klinik özellikler hem muayene bulguları hem de BİPHDÖ ve H&Y skorları ile değerlendirildi. BİPHDÖ ve H&Y skorları ile KL ve İL NAA/Cho, NAA/Cr ve serüloplazmin değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmedi. Klinik olarak baskın olan bulgular ile H-1 MRS verileri ve serüloplazmin düzeyleri karşılaştırıldığında da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. Ayrıca İPH grubunda hastalık süresi, başlangıç yaşı, L-Dopa kullanım süresi ve serüloplazmin arasında da istatistiksel olarak anlamlılık saptanmamıştır. Öte yandan (KL) NAA/Cr değeri ile hastalık başlangıç yaşı, hastalık süresi ve L-dopa kullanım yılı arasında istatistiksel anlamlılık mevcuttu. İPH grubunda H-1 MRS değerlerine bakıldığında putaminal bölge (KL) NAA/Cho değeri ile serüloplazmin düzeyi arasında istatiksel olarak anlamlılık saptandı. Serüloplazmin düşüklüğü ile beraber (KL) NAA/Cho değerlerinde orantısal olarak azalma olmaktadır (Tablo 4). Tartışma Striatumun nörokimyasal ve metabolik değişikliklerini incelemek metodolojik zorluklar nedeniyle oldukça güçtür. Bu nedenle İPH’de in vivo striatal değişikler hususunda çok az bilgi mevcuttur. Beyindeki demir birikimi başta İPH olmak üzere birçok nörodejeneratif hastalığın patogenezinde gösterilmiştir (9,14). Dolaşımdaki serum serüloplazmin yokluğu ya da eksikliğinin demir birikimi ve artmış serbest radikal aracılı hasar ile nörodejenerasyona yol açtığı bilinmektedir (25,26,27,28). Serüloplazmin eksikliğinin demir birikimine dolayısıyla İPH patogenezindeki önemli rolüne ilişkin literatürde az sayıda çalışma mevcuttur. Hochstrasser ve ark. (33) serüloplazmin mutasyonlu Parkinson hastalarında substantia nigrada artmış demir birikimini ultrason hiperekojenitesi ile göstermişlerdir. Aynı grup 2005’de ise serüloplazmin mutasyonlu İPH hastalarında demir metabolizmasının etkilendiğini göstermişlerdir (34). Lirong ve ark. (35) 2009‘da yapmış oldukları çalışmada ise ATP7B mutasyonundan bağımsız olarak serum serüloplazmin seviyelerindeki düşüklüğün Parkinson hastalığını da içeren hareket bozuklukları ile ilişkili olduğunu göstermişlerdir. Serüloplazminin santral sinir sisteminde oksidatif hasara karşı koruyucu olduğu gösterilmiştir (28). Serum serüloplazmin seviyesindeki düşüş beyindeki serüloplazmin sentezindeki azalmayı gösterebilir ki bu durum Parkinson hastalarında substantia nigradaki oksidatif stresin artışına sebep olabilir (36). Jin ve ark. (36) manyetik duyarlılık ağırlıklı görüntüleme yöntemi ile yapmış oldukları çalışmada serum serüloplazmin seviyesi düşük olan İPH hastalarında belirgin şekilde nigral demir birikimi varlığını saptamışlardır. Yine bu çalışmada serüloplazmin seviyesi 21 Turk J Neurol 2016;22:19-25 Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü düşük İPH hastaları da, serum serüloplazmin seviyesindeki düşüklük ve bilateral nigral ortalama faz değerlerinin arasında anlamlı korelasyon varken normal serum serüloplazmin seviyesine sahip İPH hastalarında ise bilateral nigral ortalama faz değerleri ile diğer alanlar arasında anlamlı farklılık izlenmemiştir. Serüloplazmin metabolizma bozukluğunun İPH patogenezinde etkili olabileceğini gösteren bu çalışmadaki sonuçlar bizim verilerimizi desteklemektedir. Jin ve ark.’nın (36) 2011’de yaptıkları çalışmada İPH evresi ve şiddeti ile serum serüloplazmin seviyesi ve ortalama nigral faz değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon saptanırken çalışmamızda İPH şiddet ile KL ve İL NAA/Cho, NAA/Cr ve serüloplazmin değerleri arasında bu korelasyon gözlenmedi. Yine aynı grubun 2012’deki çalışmalarında ise İPH hastalarında nigral faz değerleri ile serum serüloplazmin seviyesi ve İPH’da motor semptomlar arasında korelasyon saptanmamıştır (37). İPH’da Tablo 2. Grupların çalışma parametreleri açısından karşılaştırılması İPH grubu Kontrol grubu n=23 min-maks (anlamlılık) n=12 min-maks (anlamlılık) Yaş Serüloplazmin Hastalık süresi Hastalık başlangıç yaşı L-Dopa kullanım yılı NAA/Cho (KL) NAA/Cho (İL) NAA/Cr (KL) NAA/Cr (İL) 50-81 (67±8,8) 14,9-30,0 (22,35±3,66) 0-18 (6,6±5,33) 42-80 (60,4±10,77) 0-12 (4,39±3,8) 1,01-1,71 (1,312±0,177) 1,24-1,93 (1,641±0,218) 1,12-1,71 (1,454±0,174) 1,02-2,2 (1,69±0,307) Yaş Serüloplazmin 52-76 (63,67±9,32) 22,0-30,1 (25,83±2,26) NAA/Cho sağ NAA/Cho sol NAA/Cho sağ-sol NAA/Cr sağ NAA/Cr sol NAA/Cr sağ-sol 1,16-2,24 (1,62±0,283) 1,22-2,5 (1,693±0,427) 1,16-2,5 (1,657±0,356) 1,4-1,87 (1,678±0,164) 1,37-2,2 (1,723±0,226) 1,37-2,2 (1,701±0,194) İPH: İdiyopatik Parkinson hastalığı, NAA: N-asetil aspartate, Cho: Kolin, Cr: Kreatin, İL: İpsilateral, KL: Kontralateral, min: Minimum, maks: Maksimum Tablo 3. Gruplarının proton manyetik rezonans spektroskopi özelliklerinin karşılaştırılması İPH grubu Kontrol grubu KL İL t p Sağ Sol t p NAA/Cho 1,312±0,177 1,641±0,218 -8,24 0,0001*** 1,62±0,283 1,693±0,427 -0,46 0,651 NAA/Cr 1,454±0,174 1,69±0,307 -4,79 0,0001*** 1,678±0,164 1,723±0,226 -0,76 ***p<0,001, çok yüksek istatistiksel anlamlılık, İPH: İdiyopatik Parkinson hastalığı, İL: İpsilateral, KL: Kontralateral, NAA: N-asetil aspartate, Cho: Kolin, Cr: Kreatin Tablo 4. Grupların klinik değerlendirme, proton manyetik rezonans spektroskopi ve serum serüloplazmin değerlerinin karşılaştırılması NAA/Cho (KL) NAA/Cho (İL) NAA/Cr (KL) NAA/Cr (İL) Serüloplazmin H-1 MRS İPH Gr (n=23) Kontrol grubu (n=12) t;p 1,312±0,177 1,657±0,356 -4,17; 0,0001*** 1,641±0,218 1,657±0,356 -0,18; 0,858 1,454±0,174 1,701±0,194 -4,57; 0,0001*** 1,69±0,307 1,701±0,194 -0,14; 0,89 22,35±3,66 25,83±2,26 -3,00; 0,005** İPH grubu BK TR MWU; p 1,3±0,099 1,316±0,199 48,5; 0,861 1,563±0,138 1,669±0,237 32; 0,183 1,403±0,225 1,472±0,156 40,5; 0,461 1,745±0,313 1,671±0,313 45,5; 0,7 21,6±4,494 22,612±3,436 39,5; 0,421 Yaş (r;p) Hastalık süresi (r;p) Serüloplazmin (r;p) BİPHDÖ (r;p) H&Y (r;p) Hastalık süresi (r;p) Hastalık başlangıç yaşı (r;p) L-Dopa kulanım yılı (r;p) 0,108; 0,625 -0,072; 0,743 0,424; 0,011* -0,01; 0,963 0,007; 0,973 -0,12; 0,584 -0,098; 0,655 -0,053; 0,809 0,178; 0,307 0,127; 0,565 0,149; 0,496 -0,133; 0,546 0,097; 0,66 -0,086; 0,697 0,103; 0,555 0,188; 0,389 0,306; 0,156 0,457; 0,028* -0,516; 0,012* 0,56; 0,006** -0,018; 0,413; 0,299; 0,026; -0,173; 0,219; 0,917 0,053 0,166 0,905 0,43 0,315 0,134; 0,543 0,057; 0,797 -0,072; 0,743 0,124; 0,573 -0,165; 0,452 H-1 MRS: Proton manyetik rezonans spektroskopi, BK: Bradikinezi, TR: Tremor, MWU: Mann-Whitney-U testi, BİPHDÖ: Birleşik Parkinson Hastalığı Derecelendirme Ölçeği, H&Y: Hoehn Yahr Evreleme Skalaları, NAA: N-asetil aspartate, Cho: Kolin, Cr: Kreatin, İPH: İdiyopatik Parkinson hastalığı, İL: İpsilateral, KL: Kontralateral, *0,01 <=p<0,05; istatistiksel anlamlılık, **0,001 <=p<0,01; yüksek düzeyde istatistiksel anlamlılık, ***p<0,001; çok yüksek istatistiksel anlamlılık 22 Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü nigral dopaminerjik nöronların %50’den fazlasında bulgular ortaya çıkmadan önce dejenerasyonun başladığı bilinmektedir (38). Sub grup analizi yapılmamış olmasına rağmen elde etiğimiz veriler aynı şekilde serum serüloplazmin metabolizma bozukluğu için de geçerli olabilir mi sorusunu akla getirmektedir. Biz daha önce yapılmış çalışmalardan farklı olarak İPH hastalarında serum serüloplazmin düzeyindeki düşüklüğün anlamlılığını H-1 MRS tekniğini kullanarak İPH’da spesifik alanlardaki metabolizma değişiklikleri ile göstermeyi hedefledik. H-1 MRS’yi serebral metabolitleri araştırmak amacıyla kullanılan noninvazif bir metod olması ve incelenen alanlarda ya da lezyon alanlarındaki metabolizma değişikliklerini ve bu metabolitlerin hastalığın gelişimi ile ilişkisini belirlemekte konvansiyonel MRG’ye göre daha aydınlatıcı olması nedeniyle tercih ettik (39). Serebral metabolizmada NAA’nın rolü ile ilgili önemli, çalışmalar mevcuttur (40,41). NAA sağlam nöronal doku göstergesi olarak kabul edilmektedir. Beyin tümör dokusu ve beyin hücre kültür örneklerinde yapılan çalışmalarda NAA’nın sadece nöronal dokuyla sınırlı olduğu belirtilmiştir (42,43,44,45). Ayrıca spesifik Turk J Neurol 2016;22:19-25 nörotoksik ajanların neden olduğu lezyonlarda NAA düşüklüğü gösterilmiştir (46). Serebrovasküler hastalıklar (47), Wilson hastalığı (48), kazanılmış immün yetersizlik sendromu (AIDS) (49), multipl skleroz (50,51), demiyelinizan hastalıklar (44) ve diabetes mellitus gibi hastalıklarda da serebral patolojideki nöronal hasarlara sekonder proton MRS’de NAA düşüklüğü saptanmıştır. Ayrıca NAA düşüklüğünü nöronal dejenerasyona bağlayan temporal lob epilepsi (52), AIDS (53) ve Alzheimer hastalığında (54) yapılan daha geniş veri tabanlı çalışmalar bulunmaktadır. Literatürde H-1 MRS tekniği ile Parkinson hastalarında yapılan çalışmalarda İPH için spesifik olan alanlardaki NAA/ Cho oranlarında düşme gösterilmiştir (55,56,57,58). Clarke ve ark. (59) İPH hastalarında Cho düzeyini sağlıklı kontrollerle karşılaştırmışlar ve bir farklılık olmadığını ortaya koymuşlardır (59). Chaudhuri’nin (60) çalışmasında da Cho/(Cr+PCr) oranları gruplar arasında farklılık göstermeyip, NAA/Cho oranlarındaki bu değişikliğin NAA düzeyinin farklılığından kaynaklandığı, ayrıca aynı yaş ortalamalarına sahip olan L-dopa tedavisi alan ve almayan hasta grupları arasındaki NAA/Cho oranının farklılığının yaşla Şekil 1. İdiyopatik Parkinson hastalığı grubu kontralateral manyetik rezonans spektroskopi görüntülemesi 23 Turk J Neurol 2016;22:19-25 ilintisiz olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte hastalık süresi, şiddeti ve asimetrisi ile ölçülen değerler arasında anlamlı bir korelasyon tespit edilmemiştir. Parkinson hastalığının evrelerine göre H-1 MRS bulguları farklılıklar gösterebilir. Weiduschat ve ark. (61) çok erken evre Parkinson hastalarında yaptıkları çalışmada H-1 MRS verileri ile BİPHDÖ, yaş ve hastalık süresi arasında korelasyon olmadığını ayrıca H-1 MRS bulgularının normal popülasyondan farklılık göstermediğini saptamışlardır. Bunu da klinik heterojenitenin İPH’deki önemli rolü ile açıklamışlardır. Klinik bulguların saptandığı ve tanı konulduğu süreçte aslında nigral dopaminerjik nöronlarda %50’den fazla dejenerasyonun geliştiği bilinmektedir (38,62). Zhou ve ark. (63) 2014’de İPH hastalarında yapmış oldukları çalışmada da NAA/Cr, NAA/Cho ve NAA/(Cho+Cr) ortalama değerlerini etkilenen ekstremite temsili ile uyumlu KL nigrada İL nigraya kıyasla anlamlı oranda daha düşük saptamışlardır. Ayrıca H-1 MRS’nin İPH erken tanı ve klinik takipte yardımcı olabileceğini göstermişlerdir. Gruplar arası H-1 MRS özelliklerine bakıldığında çalışmamızda da daha önceki çalışmalarla uyumlu olarak, İPH hastalarında (KL) NAA/Cho ve (KL) NAA/Cr ortalama değerleri; (İL) değerler ve kontrol grubuyla karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu. Çalışmamızda olduğu gibi İPH hastalarında yapılan proton MRS çalışmalarında temel olarak ortaya konulan sonuç, metabolit değişimlerinin nörodejenerasyonun bir göstergesi olduğu yönündedir. Çalışmamızda serum serüloplazmin düzeyleri İPH grubunda sağlıklı kontroller ile karşılaştırıldığında anlamlı olarak daha düşüktü. Ayrıca İPH grubunda H-1 MRS verilerine bakıldığında (KL) NAA/ Cho düşüklüğü ile serum serüloplazmin düşüklüğü arasında pozitif korelasyon saptadık (Şekil 1). Mevcut bu bulgular bize serüloplazmin eksikliğinin İPH patogenezinde yer alan nörodejenerasyona katkısı olduğunu göstermektedir. Ayrıca (KL) NAA/Cr değerleri ile L-dopa kullanım yılı, hastalık süresi ve başlangıç yaşı arasında saptadığımız bu anlamlı ilişki (KL) NAA/Cr değerlerinin literatürde de daha önce belirtildiği gibi nöronal ve/veya aksonal hasarı gösteren bir belirteç olabileceğini düşündürmektedir (64,65). Sonuç İPH’da mevcut nöroprotektif stratejiler henüz netlik kazanmamıştır. Hastalığın patogenezinde etkili olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi olası nöroprotektif tedavilere yol gösterici olacaktır. Çalışmamız serüloplazmin düşüklüğünün İPH‘da nörodejenerasyona katkısı olabileceğini göstermektedir. Bu veriler İPH‘nın tedavisinde serüloplazmin metabolizmasına etkili olabilecek yeni nöroprotektif ajanların geliştirilmesi yönünde ışık tutabilir. Etik Etik Kurul Onayı: Çalışma için Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurulu’ndan onay alındı, Hasta Onayı: Çalışmamıza dahil edilen tüm olgulardan bilgilendirilmiş onam formu alındı. Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu dışında olan kişiler tarafından değerlendirilmiştir. Yazarlık Katkıları Cerrahi ve Medikal Uygulama: Reyhan Gürer, Konsept: Reyhan Gürer, Nihal Işık, Dizayn: Reyhan Gürer, Nihal Işık, Tunahan Ayaz, Veri Toplama veya İşleme: Reyhan Gürer, Dilvin Gökçe, Analiz veya 24 Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü Yorumlama: Reyhan Gürer, Şenay Aydın, Literatür Arama: Reyhan Gürer, Dilvin Gökçe, Yazan: Reyhan Gürer, Şenay Aydın. Çıkar Çatışması: Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir. Finansal Destek: Çalışmamız için hiçbir kurum ya da kişiden finansal destek alınmamıştır. Kaynaklar 1. Dawson TM, Dawson VL. Molecular pathways of neurodegeneration in Parkinson’s disease. Science 2003;302:819-822. 2. Litvan I, Chesselet MF, Gasser T, Di Monte DA, Parker D Jr, Hagg T, Hardy J, Jenner P, Myers RH, Price D, Hallett M, Langston WJ, Lang AE, Halliday G, Rocca W, Duyckaerts C, Dickson DW, Ben-Shlomo Y, Goetz CG, Melamed E. The etiopathogenesis of Parkinson disease and suggestions for future research. Part II J Neuropathol Exp Neurol 2007;66:329-336. 3. Beal MF. Aging, energy and oxidative stress in neurodegenerative diseases. Ann Neurol 1995;38:357-366. 4. Halliwell B. Oxygen radicals as key mediators in neurological disease: Fact or fiction? Ann Neurol 1992;32:10-15. 5.Jenner P. Oxidative damage in neurodegenerative disease. Lancet 1994;344:796-798. 6. Damier P, Hirsch EC, Agid Y, Graybiel AM. The substantia nigra of the human brain II. Patterns of loss of dopamine-containing neurons in Parkinson’s disease. Brain 1999;122:1437-1448. 7. Braak H, Del Tredici K, Rüb U, de Vos RA, Jansen Steur EN, Braak E. Staging of brain pathology related to sporadic Parkinson’s disease. Neurobiol Aging 2003;24:197-211. 8. Graham JM, Paley MN, Grünewald RA, Hoggard N, Griffiths PD. Brain iron deposition in Parkinson’s disease imaged using the PRIME magnetic resonance sequence. Brain 2000;123:2423-2431. 9. Zecca L, Youdim MB, Riederer P, Connor JR, Crichton RR. Iron, brain ageing and neurodegenerative disorders. Nat Rev Neurosci 2004;5:863-873. 10.Altamura S, Muckenthaler MU. Iron toxicity in diseases of aging: Alzheimer’s disease, Parkinson’s disease and atherosclerosis. JAlzheimer’s Dis 2009;16:879-895. 11. Barnham KJ, Masters CL, Torsdottir G, Bush AI. Neurodegenerative diseases and oxidative stress. Nat Rev Drug Discov 2004;3:205-214. 12. Dexter DT, Carayon A, Javoy-Agid F, Agid Y, Wells FR, Daniel SE, Lees AJ, Jenner P, Marsden CD. Alterations in the levels of iron, ferritin and other trace metals in Parkinson’s disease and other neurodegenerative diseases affecting the basal ganglia. Brain 1991;114:1953-1975. 13. Berg D, Hochstrasser H. Iron metabolism in Parkinsonian syndromes. Mov Disord 2006;21:1299-1310. 14. Rhodes SL, Ritz B. Genetics of iron regulation and the possible role of iron in Parkinson’s disease. Neurobiol Dis 2008;32:183-195. 15. Loeffler DA, Connor JR, Juneau PL, Snyder BS, Kanaley L, DeMaggio AJ, Nguyen H, Brickman CM, Lewitt PA. Transferrin and iron in normal, Alzheimer’s disease, and Parkinson’s disease brain regions. J Neurochem 1995;65:710-724. 16. Bharucha KJ, Friedman JK, Vincent AS, Ross ED. Lower serum ceruloplasmin levels correlate with younger age of onset in Parkinson’s disease. J Neurol 2008;255:1957-1962. 17. Miyajima H, Kono S, Takahashi Y, Sugimoto M. Increased lipid peroxidation and mitochondrial dysfunction in aceruloplasminemia brains. Blood Cells Mol Dis 2002;29:433-238. 18. Rossi ME, Ruottinen H, Saunamäki T, Elovaara I, Dastidar P Imaging brain iron and diffusion patterns: a follow-up study of Parkinson's disease in the initial stages. Acad Radiol 2014;21:64-71. 19. Kristinsson J, Snaedal J, Tórsdóttir G, Jóhannesson T. Ceruloplasmin and iron in Alzheimer's disease and Parkinson's disease: A synopsis of recent studies. Neuropsychiatr Dis Treat 2012;8:515-521. 20.Graf WD, Noetzel M. J. Radical reactions from missing ceruloplasmin, the importance of a ferroxidase as an endogenous antioxidant. Neurology 1999;53:446-447. 21.Osaki S. Kinetic studies of ferrous ion oxidation with crystalline human ferroxidase (ceruloplasmin). J Biol Chem 1966;241:5053-5059. Gürer ve ark.; İdiyopatik Parkinson Hastalığında Serüloplazminin Rolü 22. Lee GR, Nacht S, Leukens JN, Cartwright GE. Iron metabolism in copperdeficient swine. J Clin Invest 1968;47:2058-2069. 23. Vassiliev V, Harris ZL, Zatta P. Ceruloplasmin in neurodegenerative diseases. Brain Res Brain Res Rev 2005;49:633-640. 24.Texel SJ, Xu X, Harris ZL. Ceruloplasmin in neurodegenerative diases. Biochem Soc Trans 2008;36:1277-1281. 25. Okamoto N, Wada S, Oga T, Kawabata Y, Baba Y, Habu D, Takeda Z, Wada Y. Hereditary ceruloplasmin deficiency with hemosiderosis. Hum Genet 1996;97:755-758. 26. Harris ZL, Takahashi Y, Miyajima H, Serizawa M, MacGillivray RT, Gitlin JD. Aceruloplasminemia: molecular characterization of this disorder of iron metabolism. Proc Natl Acad Sci USA 1995;92:2539-2543. 27. Morita H, Ikeda S, Yamamoto K, Morita S, Yoshida K, Nomoto S, Kato M, Yanagisawa N. Hereditary ceruloplasmin deficiency with hemosiderosis: A clinicopathological study of a Japanese family. Ann Neurol 1995;37:646-656. 28. Patel BN, Dunn RJ, Jeong SY, Zhu Q, Julien JP, David S. Ceruloplasmin regulates ıron levels in the CNS and prevents free radical injury. The Journal of Neuroscience 2002;22:6578-6586. 29.Warren KE. NMR spectroscopy and pediatric brain tumors. Oncologist 2004;9:312-318. 30. Gelb DJ, Oliver E, Gilman S. Diagnostic criteria for Parkinson disease. Arch Neurol 1999;56:33-39. 31.Akbostancı MC, Balaban H, Atbaşoğlu C. Birleşik Parkinson Hastalığı Değerleme Ölçeği Motor Muayene Bölümü ve Anormal İstemsiz Hareketler Ölçeği’nin değerlendiriciler arası güvenilirlik çalışması. Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozukluğu Dergisi 2000;3:7-13. 32.Hoehn MM, Yahr MD. Parkinsonism: Onset, progression, and mortality. Neurology 1967;17:427-442. 33. Hochstrasser H, Bauer P, Walter U, Behnke S, Spiegel J, Csoti I, Zeiler B, Bornemann A, Pahnke J, Becker G, Riess O, Berg D. Ceruloplasmin gene variations and substantia nigra hyperechogenicity in parkinson’s disease. Neurology 2004;63:1912-1917. 34. Hochstrasser H, Tomiuk J, Walter U, Behnke S, Spiegel J, Krüger R, Becker G, Riess O, Berg D. Functional relevance of ceruloplasmin mutations in Parkinson’s disease. FASEB J 2005;19:1851-1853. 35.Lirong J, Jianjun J, Hua Z, Guoqiang F, Yuhao Z, Xiaoli P, Xiaomin Z, Yuwen Z, Yu M, Jie C, Jihong D, Yueshi M, Zhenyao M, Chunjiu Z. Hypoceruloplasminemia-related movement disorder without KayserFleischer rings is different from Wilson disease and not involved in ATP7B mutation. Eur J Neurol 2009;16:1130-1137. 36. Jin L, Wang J, Zhao L, Jin H, Fei G, Zhang Y, Zeng M, Zhong C. Decreased serum ceruloplasmin levels characteristically aggravate nigral iron deposition in Parkinson's disease. Brain 2011;134:50-58. 37. Jin L, Wang J, Jin H, Fei G, Zhang Y, Chen W, Zhao L, Zhao N, Sun X, Zeng M, Zhong C. Nigral iron deposition occurs across motor phenotypes of Parkinson's disease. Eur J Neurol 2012;19:969-976. 38.Hornykiewice O. Biochemical aspects of Parkinson’s disease. Neurology 1998;51(Suppl 2):2-9. 39. Burlina AP, Aureli T, Bracco F, Conti F, Battistin L. MR spectroscopy: A powerful tool for investigating brain function and neurological diseases. Neurochemical Research 2000;25:1365-1372. 40. Lenz FA, Normand SL, Kwan HC, Andrews D, Rowland LH, Jones MW, Seike M, Lin YC, Tasker RR, Dostrovsky JO. Statistical prediction of the optimal site for thalamotomy in parkinsonian tremor. Mov Disord 1995;10:318-328. 41.Birken DL, Oldendorf WH. N-acetyl-aspartate acid: A literature review of a compound prominent in 1H NMR spectroscopic studies of the brain. Neurosci Rev 1989;13:23-31. 42.Bruhn H, Frahm J, Gyngell ML, Merboldt KD, Hänicke W, Sauter R, Hamburger C. Noninvasive differentiation of tumors with use of localized 1H MR spectroscopy in vivo: initial experience in patients with cerebral tumors. Radiology 1989;172:541-548. 43. Langkowski JH, Wieland J, Bomsdorf H, Leibfritz D, Westphal M, Offermann W, Maas R. Pre-operative localized in-vivo proton spectroscopy in cerebral tumors at 4.0 Tesla-first results. Magn Reson Imaging 1989;7:547-555. 44. Gill SS, Thomas DG, Van Bruggen N, Gadian DG, Peden CJ, Bell JD, Cox IJ, Menon DK, Iles RA, Bryant DJ. Proton MR spectroscopy of intracranial tumors: in-vivo and in-vitro studies. J Comput Assist Tomogr 1990;14:497504. Turk J Neurol 2016;22:19-25 45. Gill SS, Small RK, Thomas DG, Patel P, Porteous R, Van Bruggen N, Gadian DG, Kauppinen RA, Williams SR. Brain metabolites as 1H NMR markers of neuronal and glial disorders. NMR Biomed 1989;2:196-200. 46. Koller KJ, Zaczek R, Coyle JT. N-acetyl-aspartyl-glutamate: regional levels in rat brain and the effects of brain lesions as determined by a new HPLC method. J Neurochem 1984;43:1136-1142. 47.Bruhn H, Frahm J, Gyngell ML, Merboldt KD, Hanicke W, Sauter R. Cerebral metabolism in man after acute stroke: new observations using localized proton NMR spectroscopy. Magn Reson Med 1989;9:126-131. 48. Algin O, Taskapilioglu O, Hakyemez B, Ocakoglu G, Yurtogullari Ş, Erer S, Parlak M. Structural and neurochemical evaluation of the brain and pons in patients with Wilson’s disease. Jpn J Radiol 2010;28:663-671. 49. Menon DK, Bau douin CJ, Tomlinson D, Hoyle C. Proton MR spectroscopy and imaging of the brain in AIDS: evidence of neuronal loss in regions that appear normal with imaging. J Comput Assist Tomogr 1990;14:882-885. 50. Van Hecke P, Marchal G, Johannik K, Demaerel P, Wilms G, Carton H, Baert AL. Human brain proton localized NMR spectroscopy in multiple sclerosis. Magn Reson Med 1991;18:199-206. 51. Matthews PM, Francis G, Antel J, Arnold DL. Proton magnetic resonance spectroscopy for metabolic characterization of plaques in multiple sclerosis. Neurology 1991;41:1251-1256. 52. Chang KH, Kim HD, Park SW, Song IC, Yu IK, Han MH, Lee SK, Chung CK, Park YH. Usefulness of single voxel proton MR spectroscopy in the evaluation of hippocampal sclerosis. Korean J Radiol 2000;1:25-32. 53. Lu D, Pavlakis SG, Frank Y, Bakshi S, Pahwa S, Gould RJ, Sison C, Hsu C, Lesser M, Hoberman M, Barnett T, Hyman RA. Proton MR spectroscopy of the basal ganglia in healthy children and children with AIDS. Radiology 1996;199:423-428. 54. Shonk TK, Moats RA, Gifford P, Michaelis T, Mandigo JC, Izumi J, Ross BD. Probable Alzheimer disease: Diagnosis with proton MR spectroscopy. Radiology 1995;195:65-72. 55.Davie CA, Wenning GK, Barker GJ, Tofts PS, Kendall BE, Quinn N, McDonald WI, Marsden CD, Miller DH. Differentiation of multiple system atrophy from idiopathic Parkinson’s disease using proton magnetic resonance spectroscopy. Ann Neurol 1995;37:204-210. 56.Holshouser BA, Komu M, Möller HE, Zijlmans J, Kolem H, Hinshaw DB Jr, Sonninen P, Vermathen P, Heerschap A, Masur H. Localized proton NMR spectroscopy in the striatum of patients with Parkinson’s disease: A multicentre pilot study. Magn Reson Med 1995;33:589-594. 57. Choe BY, Park JW, Lee KS, Son BC, Kim MC, Kim BS, Suh TS, Lee HK, Shinn KS. Neuronal laterality in Parkinson’s disease with unilateral symptom by in-vivo 1H MR spectroscopy. Invest Radiol 1998;33:450-455. 58.Ellis CM, Lemmens G, Williams SC, Simmons A, Dawson J, Leigh PN, Chaudhuri KR. Changes in putamen N-acetylaspartate and choline ratios in untreated and levodopatreated Parkinson’s disease: A proton magnetic resonance spectroscopy study. Neurology 1997;49:438-444. 59. Clarke CE, Lowry M, Horsman A. Unchanged basal ganglia N-acetylaspartate and glutamate in idiopathic Parkinson's disease measured by proton magnetic resonance spectroscopy. Mov disord 1997;12:297-301. 60. Chaudhuri KR, Lemmens GM, Williams SC, Ellis C, Lloyd CM, Dawson J, Simmons A, Leigh PN. Proton magnetic resonance of the striatum in Parkinson’s disease patients with motor response fluctuations. Parkinsonism Relat Disord 1996;2:63-67. 61. Weiduschat N, Mao X, Beal MF, Nirenberg MJ, Shungu DC, Henchcliffe C. Usefulness of Proton and Phosphorus MR Spectroscopic Imaging for Early Diagnosis of Parkinson’s Disease. J Neuroimaging 2015;25:105-110. 62. Gallagher DA, Schapira AH. Etiopathogenesis and treatment of Parkinson's disease. Curr Top Med Chem 2009;9:860-868. 63. Zhou B, Yuan F, He Z, Tan C. Application of proton magnetic resonance spectroscopy on substantia nigra mebolites in Parkinson’s disease. Brain Imaging Behav 2014;8:97-101. 64.Abe K, Terakawa H, Takanashi M, Watanabe Y, Tanaka H, Fujita N, Hirabuki N, Yanagihara T. Proton magnetic resonance spectroscopy of patients with parkinsonism. Brain Res Bull 2000;52:589-595. 65.Watanabe H, Fukatsu H, Katsuno M, Sugiura M, Hamada K, Okada Y, Hirayama M, Ishigaki T, Sobue G. Multiple regional 1H-MR spectroscopy in multiple system atrophy: NAA/Cr reduction in pontine base as a valuable diagnostic marker. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2004;75:103-109. 25 DOI:10.4274/tnd.38159 Turk J Neurol 2016;22:26-29 Case Report / Olgu Sunumu Isolated Traumatic Musculocutaneous Distal Branch Neuropathy İzole Travmatik Muskülokutanöz Distal Dal Nöropatisi Yaprak Seçil1, Nazlı Gamze Bülbül1, Gaye Eryaşar Yıldırım2, Yeşim Beckmann1 1Katip Çelebi University Faculty of Medicine, Atatürk Training and Research Hospital, Clinic of Neurology, İzmir, Turkey 2Eskişehir Public Hospital, Clinic of Neurology, Eskişehir, Turkey Summary Isolated musculocutaneous neuropathy is frequently associated with superior truncus lesions of brachial plexus and appears rarely. Musculocutaneous nerve palsy may occur in two patterns: proximal and distal injury. Proximal injury may cause motor and sensory deficits, but distal injury primarily causes sensory deficits. In our patient, neurologic symptoms were insignificant and electrophysiologic methods were very helpful for locating the lesion. Herein, we report a case of isolated distal branch musculocutaneous nerve injury with very occult clinical symptoms that resulted from a surgical procedure. Keywords: Musculocutaneous nerve, traumatic injury, neuropathy Öz İzole muskülokutanöz nöropati, sıklıkla brakial pleksus süperior trunkus lezyonlarına bağlı olarak ortaya çıkmakta ve nadir görülmektedir. Muskülokutanöz sinir paralizisi proksimal ve distal olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır. Proksimal hasar motor ve duysal kayba yol açarken, distal hasar öncelikli olarak duysal kayıpla sonuçlanır. Burada, cerrahi işlem sonrası oluşan ve silik klinik semptomlarla ortaya çıkan izole distal muskülokutanöz sinir hasarı saptanan bir olgu sunulmuştur. Hastamızda nörolojik semptom ve bulgular oldukça silik iken elektrofizyolojik çalışmaların lezyon lokalizasyonunun saptanmasında son derece yardımcı olması benzer durumlarda elektrofizyolojik değerlendirmenin önemini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Muskülokutanöz sinir, travmatik hasar, nöropati Introduction The brachialis muscle is proximally attached to the lower half of the anterior humoral aspect from the deltoid tuberosity, which it embraces, to within 2.5 cm of the cubital articular surface (Figure 1a) (1,2). The nerve supply of the muscle is provided by the musculocutaneous nerve (C5-6) and radial nerve (C7) to a small lateral part of the muscle. Its action is flexion of the elbow joint with the forearm prone or supine with or without resistance (1). The musculocutaneous nerve arises from the lateral cord of the brachial plexus and contains fibers from the C5, C6, and C7 spinal nerve roots. However, the most important contributions come from the C5 and C6 levels (3,4). It passes through the coracobrachialis muscle and descends between the biceps and brachialis muscles, which it innervates (4). The musculocutaneous nerve emerges between these muscles by the lateral margin of the biceps aponeurosis as the lateral antebrachial cutaneous nerve (LACN) (2,5) (Figure 1b) and supplies cutaneous branches to the skin over the lateral cubital region before dividing into anterior and posterior terminal cutaneous branches that innervate the skin of the lateral forearm (4). Isolated injury of the musculocutaneous nerve is a very rare disorder, and isolated distal branch musculocutaneous neuropathy is seen even less frequently. In previous cases reported in the literature, both biceps and brachialis muscles were affected together without a disturbing pain (6,7,8). If there is an injury to the terminal branch of the nerve, the lateral cutaneous nerve Address for Correspondence/Yaz›flma Adresi: Nazlı Gamze Bülbül MD, Katip Çelebi University Faculty of Medicine, Atatürk Training and Research Hospital, Clinic of Neurology, İzmir, Turkey Phone: +90 232 244 44 44 E-mail: [email protected] Received/Gelifl Tarihi: 06.12.2014 Accepted/Kabul Tarihi: 17.08.2015 26 Seçil et al.; Musculocutaneous Neuropathy of the forearm, pain is the major symptom and radiates to the radial part of the forearm (9). Isolated musculocutaneous nerve injuries have been reported to be caused by strenuous activity or exercise, playing various sports, and poor surgical positioning, usually prolonged abduction, extension, and external rotation at the shoulder (10,11). We report a case of isolated distal branch musculocutaneous nerve injury with very occult symptoms that resulted from a surgical procedure. Case Report A man aged 21 years who was doing his military service was examined because he could not bear any strenuous stretching exercise (horizontal bar) for extended periods. He had scar tissue in his left arm because he had undergone surgery because of a broken ulnar and radial bones in the left elbow when he was aged nine years (Figure 2). After that operation, he had broken his bones twice more within a one-year period. Another small scar was observed on the elbow in the brachialis muscle location that was not related with the first operation. Eight months after the first operation a platinum bone implant was removed through a small incision in the brachialis muscle. In the neurologic examination, there was localized brachialis muscle atrophy in the medial part of the left elbow (Figure 3). The right brachialis muscle was normal (Figure 4, 5). The biceps, triceps, and deltoid muscle strengths were normal bilaterally. Left elbow flexion was slightly weaker than the right arm and no other motor or sensory deficit was detected. In the electrophysiologic examination, nerve conduction studies were conducted on the left arm (Table 1) and all muscles except the left brachialis muscle were normal (Table 2). In the left brachialis muscle there were neurogenic motor unit potentials and loss of motor units; the right brachialis muscle was normal. This was considered as isolated musculocutaneous distal branch neuropathy (brachialis branch). Discussion Isolated musculocutaneous neuropathy is very rare, it is usually associated with superior truncus lesions of brachial plexus. Turk J Neurol 2016;22:26-29 Nontraumatic causes are weight lifting, strenuous physical activity, surgery, and pressure during sleep (6,12). There is one report of proximal humeral exostosis that caused isolated musculocutaneous neuropathy (13). The mechanism for nontraumatic exerciserelated cases is entrapment within the coracobrachialis, as well as traction between a proximal fixation point in the coracobrachialis and a distal fixation point in the deep fascia at the elbow. Musculocutaneous neuropathies more commonly occur as part of widespread traumatic lesions of the shoulder (14) and upper arm, especially fractures of the proximal humerus. In our case, isolated distal branch musculocutaneous nerve injury was detected with very occult symptoms that resulted from a surgical procedure. Table 1. Nerve conduction studies of the patient Nerve Latency Amplitudes Conduction (msec) (mV) velocity (m/ Distal/ sec) proximal Motor nerves Medianus (left) 3.2/7.7 8.0/7.0 55.6 Ulnaris (left) 2.3/7.9 8.8/7.4 53 Radialis (left) 1.6/3.4/4.8 4.5/3.6/5.2 81/75 Brachial plexus -Deltoid -Biceps -Triceps 3.2 3.8 4.4 16.9 9.5 13.3 Medianus (left) 1. dig. 2.5 16 48 Ulnaris (left) 2.3 17 61 Radialis (left) 1.9 25 57.9 Lat. Ant. Brac. Cut. n. (left) 1.6 8 68 Sensory nerves msec: Millisecond, mV: Milivolt, Lat. Ant. Brac. Cut. n: Lateral antebrachial cutaneous nerve, dig.: Digitalis Table 2. Needle electromyography results of the patient Muscles Interpretation Left Ext. Dig. Comm. Normal Triceps Normal Deltoideus Normal Brachialis Neurogenic MUPs and loss of MUPs Biceps Normal Abd. Dig. Min. Normal Flex. Carp. Ulnaris Normal Abd. Poll. Brevis Normal Right Figure 1. a) Location of the brachialis muscle on the lower half of Brachialis humerus, b) Musculocutaneous nerve and brachialis muscle innervation (The figures were taken from reference 2) Ext. Dig. Comm: Extensor digitorum communis, Flex. Carp.: Flexor carpi, MUP: Motor unit potential, Abd. Poll.: Abductor pollicis, Abd. Dig. Min.: Abductor digitorum Normal 27 Turk J Neurol 2016;22:26-29 Seçil et al.; Musculocutaneous Neuropathy The usual result of damage to the nerve is a reduction in the power of flexion of the elbow and of supination of the forearm (15). Clinically, elbow flexion weakness, absent biceps reflex, and sensory loss in the lateral arm can be observed. When the injury is below the coracobrachialis muscle, the predominant symptom is said to be weakness of the biceps brachii and the brachialis muscles associated with paresthesias over the LACN distribution (6,16). Injury to the lateral antebrachial nerve at the elbow region has also been reported due to strenuous exercise and predominantly presents with pain and paresthesias (12). In summary, musculocutaneous nerve palsy may occur in two patterns: Proximal injury, which results in motor and sensory deficits, or distal injury, primarily with sensory deficits. Proximal injury to the musculocutaneous nerve causes a painless syndrome of weakness in the biceps and numbness in the lateral forearm and may be caused by compression within the coracobrachialis muscle or compression of the muscle or nerve by the humeral head. Distal injury to the musculocutaneous nerve can occur near the bicipital aponeurosis and only the sensory branch is affected, this results in a painful, pure sensory syndrome (10). In our case, isolated distal branch of musculocutaneous neuropathy (brachialis branch neuropathy) was determined. Clinically, there was no real weakness but the patient was not able to do activities that required more strength in flexion of the elbow, such as with the horizontal bar. He could not bear to continue the exercise after he did horizontal bar twice. Even the patient had not realized the flexion weakness before coming the military service. In the electrophysiologic examination, only the brachialis muscle was neurogenic and atrophy of this muscle was obvious; the other muscles were all normal. Personage-Turner syndrome can also present with isolated brachialis wasting (17). However, we did not consider this syndrome because of our patient’s operations and his clinical history. Current treatments for musculocutaneous neuropathy and its branches are limited to rest, NSAIDs, a posterior elbow splint to prevent full extension, and physical therapy. If symptoms persist beyond 6 weeks, injection of steroid and local anesthetic into the musculocutaneous tunnel may be performed in order to possibly alleviate the inflammatory component of the pain. If after 12 weeks nonoperative treatment for these neuropathies are unsuccessful, surgical Figure 2. Scar tissue caused by previous surgical interventions Figure 4. The right arm of the patient was normal Figure 3. The left arm of the patient. Significant muscle wasting on the medial aspect of the elbow can be seen Figure 5. Both arms of the patient together 28 Seçil et al.; Musculocutaneous Neuropathy decompression is often advised (18). Isolated musculocutaneous distal branch neuropathies can easily be overlooked in clinical practice. Insignificant neurologic symptoms cannot be apparent if a patient does not use the brachialis muscle specially, or does not do strenuous exercises that use this muscle. Electrophysiologic methods are very helpful for locating lesions in this situation. Ethics Informed Consent: Consent form was filled out by all participants. Peer-review: External and internal peer-reviewed. Authorship Contributions Surgical and Medical Practices: Yaprak Seçil, Nazlı Gamze Bülbül, Yeşim Beckmann, Concept: Yaprak Seçil, Gaye Eryaşar Yıldırım, Nazlı Gamze Bülbül, Design: Yaprak Seçil, Yeşim Beckmann, Data Collection or Processing: Yaprak Seçil, Nazlı Gamze Bülbül, Gaye Eryaşar Yıldırım, Analysis or Interpretation: Yeşim Beckmann, Yaprak Seçil, Literature Search: Yaprak Seçil, Gaye Eryaşar Yıldırım, Nazlı Gamze Bülbül, Writing: Yaprak Seçil, Gaye Eryaşar Yıldırım, Nazlı Gamze Bülbül, Yeşim Beckmann. Conflict of Interest: No conflict of interest was declared by the authors, Financial Disclosure: The authors declared that this study has received no financial support. References 1. Williams PL, Dyson M, Worwick R, Grayu H FRS. Gray’s Anatomy. Churchill Livingstone longman group uk. 1989, Norwich, England. 2. Adatepe T, Ertaş M, Uzun N. Pratik EMG. Sep Medikal, 2012:401. 3. Lorei MP, Hershman EB. Peripheral nerve injuries in athletes. Treatment and prevention. Sports Med 1993;16:130-147. Turk J Neurol 2016;22:26-29 4. Mastaglia FL. Musculocutaneous neuropathy after strenuous physical activity. Med J Aust 1986;145:153-154. 5. Davidson JJ, Bassett FH, Nunley JA. Musculocutaneous nerve entrapment revisited. J Shoulder Elbow Surg 1998;7:250-255. 6. Braddom RL, Wolfe C. Musculocutaneous nerve injury after heavy exercise. Arch Phys Med Rehabil 1978;59:290-293. 7. Dundore DE, DeLisa JA. Musculocutaneous nerve palsy: An isolated complication of surgery. Arch Phys Med Rehabil 1979;60:130-133. 8. Pecina M, Bojanic I. Musculocutaneous nerve entrapment in the upper arm. Int Orthop 1993;17:232-234. 9. Osterman AL, Babhulkar S. Unusual compressive neuropathies of the upper limb. Orthop Clin North Am 1996;27:389-408. 10. Mautner K, Keel J. Musculocutaneous nerve injury after simulated freefall in a vertical wind-tunnel: A case report. Arch Phys Med Rehabil 2007;88:391393. 11.Naam N, Massoud H. Painful entrapment of the lateral antebrachial cutaneous nerve at the elbow. J Hand Surg Am 2004;29:1148-1153. 12.Jablecki CK. Lateral antebrachial cutaneous neuropathy in a windsurfer. Muscle Nerve 1999;22:944-945. 13.Angius D, Shaughnessy WJ, Amrami KK, Matsumoto JM, Spinner RJ. Infraclavicular brachial plexopathy secondary to coracoid osteoid osteoma. J Surg Orthop Adv 2007;16:199-203. 14.Liveson JA. Nerve lesions associated with shoulder dislocation; an electrodiagnostic study of 11 cases. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1984;47:742-744. 15. Osborne AW, Birch RM, Munshi P, Bonney G. The musculocutaneous nerve. J Bone Joint Surg Br 2000;82:1140-1142. 16.Kim SM, Goodrich JA. Isolated proximal musculocutaneous nerve palsy: Case report. Arch Phys Med Rehabil 1984;65:735-736. 17.Watson BV, Rose-Innes A, Engstrom JW, Brown JD. Isolated brachialis wasting: An unusual presentation of neuralgic amyotrophy. Muscle Nerve 2001;24:1699-1702. 18.Besleaga D, Castellano V, Lutz C, Feinberg JH. Musculocutaneous neuropathy: Case report and discussion. HSS J 2010;6:112-116. 29 DOI:10.4274/tnd.23865 Turk J Neurol 2016;22:30-32 Olgu Sunumu / Case Report Düşük Voltaj Elektrik Akımına Bağlı Akut İskemik İnme: Olgu Sunumu Acute Ischemic Stroke Associated with Low-voltage Electrical Injury: A Case Report Hakan Doğru1, Çetin Kürşad Akpınar2, Levent Güngör1, Kemal Balcı1 1Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, Samsun, Türkiye 2Vezirköprü Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Samsun, Türkiye Öz Elektrik yaralanması günlük yaşamda sık görülen bir fiziksel yaralanmadır. Vasküler dokuların düşük direncinden dolayı, vasküler yaralanma ve tromboz genellikle yüksek voltaj elektrik yaralanmasındaki olgularda bulunur, ama düşük voltaj elektrik yaralanmasında nadiren bildirilmiştir. Akut inme elektrik yaralanmasının yaygın bir komplikasyonu değildir ve düşük voltajlı elektrik akımına bağlı az sayıda olgu bildirilmiştir. İskemik inmenin muhtemel mekanizması düşük voltaj elektrik yaralanmasının devamlı ve uzayan teması olabilir. Burada düşük voltaj elektrik yaralanmasını takiben gelişen iskemik inme olgusu sunuldu. Anahtar Kelimeler: İskemik inme, düşük voltaj elektrik akımı, nörolojik komplikasyon Summary Electrical injuries are common physical injuries in daily life. Vascular injury and thrombosis are frequently found in cases of high-voltage electric injury because of the low resistance of vascular tissue, but are rarely reported in low-voltage electric injuries. Acute stroke is not a common complication of electrical injury, and only a few cases of acute stroke have been reported for low-voltage injures. Electric shock injury with low-voltage alternating currents and prolonged contact periods may possibly cause ischemic stroke. We present a case of a man who had a low-voltage electrical injury, by an ischemic stroke. Keywords: Ischemic stroke, low-voltage electrical injury, neurologic complication Giriş Elektrik yaralanması; kalp, deri, kas, böbrekler, damar ve sinir sistemi gibi pek çok doku ve organı etkileyebilmektedir. Elektrik yaralanmasının şiddeti, elektrik akımının yoğunluğu ile temas süresine, vücutta izlediği yola ve doku direncine bağlıdır (1). Akut inme tedavisinde Org 10172 çalışmasında yer alan sınıflamasında; belirlenen diğer nedenlere bağlı iskemik inme alt grubunun çok küçük bir kısmını elektrik akımına maruziyet sonrası gelişen iskemik inme olguları oluşturur (2). Elektrik akımına maruziyet sonrası görülebilecek santral sinir sistemi komplikasyonları arasında miyelopati, ensefalopati, beyin kanaması, iskemi, ödem, hidrosefali ve venöz tromboz yer alır (3). Özellikle yüksek voltajlı elektrik yaralanması sonrası gelişebilecek diğer nörolojik komplikasyonlar arasında spinal kord lezyonları, periferik sinir yaralanmaları ve motor nöron hastalıkları sayılabilir (4). Son 20 yıldaki literatürde özellikle yüksek elektrik akımına maruziyet ile gelişen 6, düşük akıma maruziyet ile gelişen 2 iskemik inme olgusu bildirilmiştir (5). Bu yazıda, çok nadir görülen düşük elektrik akımına sekonder gelişen iskemik inme olgusu literatür bilgileri ışığında sunulmuştur. Olgu Sunumu Daha önceden sağlıklı 79 yaşındaki erkek hasta evinde baygın bulunma nedeniyle acil servise getirildi. Nörolojik değerlendirilmesinde stupor halindeydi, sağ santral fasiyal paralizi ve sağ hemiplejisi vardı. Derin tendon refleksleri sağda canlı, ve sağda plantar yanıtı ekstansördü. Sağ mandibula korpusunda Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Çetin Kürşad Akpınar, Vezirköprü Devlet Hastanesi, Nöroloji Kliniği, Samsun, Türkiye Tel.: +90 542 226 26 05 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 23.01.2015 Kabul Tarihi/Accepted: 18.07.2015 30 Doğru ve ark.; Düşük Voltaj Elektrik Akımına Bağlı İskemik İnme (Resim 1a), sağ el sırtında, sağ uyluk dış kısmında ve sağ bacak ön yüzünde (Resim 1b) vücudun yaklaşık %8-9’unu kapsayan 1. ve 2. derecede yanıkların varlığı dikkati çekti. Yakınlarından alınan öyküde, hastanın televizyon tamiri yaptığı ve baygın bulunduğu yerde elektrik kablosunun bıçakla kesilmiş halde bulunduğu öğrenildi. Elektrokardiyogram tetkikinde atrial fibrilasyon izlendi. Kontrastsız beyin tomografisinde sol orta serebral arter trasesinde parlak arter işareti ile birlikte total orta serebral arter enfarktı görüldü. Sağ frontal kortikal, sağ inferior temporal ve sağ serebellar alanlarda kronik enfarktlar da görüldü, ancak hastanın eskiye ait inme öyküsü yoktu (Resim 2a, 2b). Laboratuvar incelemelerinde rabdomiyolizi düşündüren bulgular saptandı (beyaz küre sayısı 22,700 uL, kreatinin 2,7 mg/dL, potasyum 6,21 mqE/L, aspartat aminotransferaz 186 U/L, alanin aminotransferaz 73 U/L, keratin fosfokinaz 13495 U/L, keratin kinaz-miyokard bandı >300 ng/mL, troponin-C 21 ng/mL, idrarda miyoglobin varlığı). Yatışının 12. saatinde genel durumu bozulan ve solunum yetmezliğine giren hasta entübe edilerek mekanik ventilatöre Turk J Neurol 2016;22:30-32 bağlandı ve rabdomiyoliz nedeniyle günlük diyaliz programına alındı. Multi-organ yetmezliği gelişen hasta yatışının 5. gününde kaybedildi. İnme etiyolojisini araştırmak için gerekli anjiografi ve ekokardiyografi gibi ileri incelemeler hastanın mekanik ventilatöre bağlı olması, hemodinamik parametrelerinin stabil seyretmemesi ve böbrek yetmezliği gelişmiş olması nedenleriyle yapılamadı. Tartışma Elektrik çarpmasının sinir sistemini etkilemesiyle ilgili üç mekanizma üzerinde durulmaktadır, bunlar; termal hasar, elektroporasyon ve vasküler hasardır. Nöronların düşük rezistans ve geniş yüzey alanına sahip olması elektroporasyon ile daha kolay hasarlanabilmelerine olanak tanır. Yüksek voltajda elektrik akımı ile membran proteininde kalıcı yapısal değişiklikler oluşur. Nöron permeabilitesi ve iletkenliği değişir ve bu da hücre ölümüne yol açar. Devrenin düşük rezistanslı alandan yüksek rezistanslı alana akımı ile bir ısı kaybı ortaya çıkarak, kan damarlarının intima ve medya tabakalarında hasar oluşturur ve sonuç olarak tromboz veya vazospazma neden olur (5,6). Bir elektrik hasarından sonra inme gelişmesinin olası nedenleri arasında damar duvarında anevrizmal dilatasyonla birlikte gelişen koagülasyon nekrozu, intramural trombüsün rüptürü, yoğun ve uzun süreli vazospazm, kan basıncındaki yükselme, intramural diseksiyon ve geçici sirkulatuar arrest sayılabilir (5,6). Elektrik çarpması sonrası gelişen ekstremite kuvvetsizliği ise başta vazospasm, diseksiyon ve anevrizma rüptürüne bağlı gelişen vasküler yaralanmalar olmak üzere, rabdomiyoliz, elektrolit bozukluğu, dehidratasyon, hipoksik ensefalopati, serebral hipoperfüzyon ve termal yaralanmalara bağlı gelişebilir (5). Hayvan çalışmalarında elektro-konvülsif terapi sonrası pial arter ve arteriyollerde daralma olduğu belirtilmiştir (7). Lee ve ark. (7) elektroporasyon (hücrelere çok kuvvetli elektrik akımı uygulama) yöntemi ile non-termal etkinin dokulara ve hücre zarlarına zarar verdiğini göstermişlerdir. Diğer bir deyişle, elektrik akımı hem termal hem de non-termal etki ile vücuda zarar verebilmektedir. Resim 1a. Sağ mandibula korpusunda 2. derece yanık Resim 2a, 2b. Kontrastsız beyin tomografisinde total orta serebral Resim 1b. Sağ bacak ön yüzünde 2. derece yanık arter enfarktı ve sağ frontal kortikal, sağ inferior temporal ve sağ serebellar kronik enfarktlar 31 Turk J Neurol 2016;22:30-32 Doğru ve ark.; Düşük Voltaj Elektrik Akımına Bağlı İskemik İnme Tromboz ve vasküler yaralanma yüksek akım elektrik yaralanmasında daha sık görülürken, düşük akım elektrik yaralanmasında nadir görülür; çünkü vasküler yapılar düşük akım elektrik yaralanmasına dirençlidir (6). Uzun süreli elektrik akımına maruziyet beyin omurilik sıvısının ısısında artmaya neden olup, hasarın şiddetini artırabilir (8). Milton ve ark. (9) bir yıldırım çarpması olgusundan beyin manyetik rezonans (MR) görüntülemesinde beyaz maddede değişiklikler saptamıştır. Literatürde yıldırım çarpmasına bağlı iskemik inme olgu sunumları şeklinde bildirilmiştir (10,11,12,13). Janus ve Barrash (14), yıldırım çarpmasına bağlı nörolojik komplikasyonun geliştiği 10 olgu içeren serilerinde 2 hastada beyin bilgisayarlı tomografide anormallik gözlemlemişlerdir. Literatürde yüksek akıma bağlı intrakranyal hemoraji, subdural ve epidural hematom ile düşük akıma bağlı periferik sinir etkilenmesi şeklinde olgu sunumları da bulunmaktadır (1,15,16). Düşük akım elektrik yaralanması 1000 V’un altındaki değerler için kullanılır. Düşük akım elektrik yaralanmasının uzun dönem sonuçlarının incelendiği bir çalışmada en sık nörolojik (%81,6) komplikasyonların görüldüğü, bunların da sıklık sırasına göre uyuşukluk, güçsüzlük, hafıza problemleri, parestezi ve kronik ağrıyı içerdiği bildirilmiştir. Fakat, bu seride iskemik inme olgusu yer almamaktadır (8). Huan-Jui ve ark. (5), düşük voltaj elektrik akımına bağlı gelişen iskemik inme olgularında MR anjiyografi yöntemi ile sağ internal ve orta serebral arterdeki segmental daralmayı göstermişlerdir. Chen ve ark. (6) düşük elektrik akımına bağlı beyin sapı enfarktı geçiren bir olgu sunmuşlardır. Elektrik çarpması sonrası gelişen ortak sulama alanı enfarktlarının nedeni kardiyak arrest sonrası gelişen hemodinamik değişikliklerdir (17). Elektrik yaralanmasına bağlı olarak kalpte kardiyak disritmiler görülebilir. Atrial fibrilasyon ise daha nadir görülür (18). Olgumuzun daha önceden bilinen bir kronik hastalığı yoktu. Hastaneye başvurusunda saptanan atrial fibrilasyonun, beyindeki eski enfarkt alanları ile beraber değerlendirildiğinde kronik atrial fibrilasyon olabileceği düşünüldü. Zamansal ilişkisi nedeniyle olgumuzdaki enfarktın elektrik çarpmasına bağlı olduğu düşünülmüşse de, vasküler ağacın görüntülenememesi nedeniyle etiyoloji net olarak değerlendirilememiştir. Sonuç Düşük voltaj elektrik akımına sekonder iskemik inme çok nadir görülmektedir. Böyle olgularda muhtemelen elektrik akımına uzun süreli maruziyet vardır. Vital değerleri stabil olgularda yapılabilecek görüntüleme yöntemleri ile patofizyolojik süreç aydınlatılabilir. Etik Hasta Onayı: Hasta tarafından onam formu alındı. Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu değerlendirilmiştir. 32 tarafından Yazarlık Katkıları Medikal Uygulama: Hakan Doğru, Kemal Balcı, Levent Güngör, Konsept: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Dizayn: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Levent Güngör, Veri Toplama veya İşleme: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Analiz veya Yorumlama: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Literatür Arama: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Yazan: Hakan Doğru, Çetin Kürşad Akpınar, Kemal Balcı, Levent Güngör. Çıkar Çatışması: Yazarlar çıkar çatışması bildirmemiştir. Finansal Destek: Herhangi bir finansal destek alınmamıştır. Kaynaklar 1. Smith MA, Muehlberger T, Dellon AL. Peripheral nerve compression associated with low-voltage electrical ınjury without associated significant cutaneous burn. Plast Reconstr Surg 2002;109:137-144. 2. Adams Jr HP, Bendixen BH, Kapelle J, Biller J, Love BB, Gordon DL, Marsh EE, The TOAST investigators. Classification of subtypes of acute ischemic stroke. Definition for use in multicenter clinical trial. Stroke 1993;24:35-41. 3. Ackerman LL, Ryken TC, Kealey GP, Traynelis VC. Onset of symptomatic hydrocephalus requiring emergency cerebrospinal fluid diversion following high-voltage electrical burn injury. J Neurosurg 2010;112:394-398. 4. Ko SH, Chun W, Kim HC. Delayed spinal cord injury following electrical burns: a 7-year experience. Burns 2004;30:691-695. 5. Huan-Jui Y, Chih-Yang L, Huei-Yu L, Po-Chih C. Acute ischemic stroke in low-voltage electrical injury: A case. Surg Neurol Int 2010;1:83. 6. Chen WH, Chui C, Lui CC, Yin HL. Ischemic stroke after low-voltage electric injury in a diabetic and coagulopathic woman. J Stroke Cerebrovasc Dis 2012;21:913. 7. Lee RC, Aarsvold JN, Chen W, Astumian RD. Capelli-Schellpfeffer M, Kelley KM, Pliskin NH. Biophysical mechanism of cell membrane damage in electrical shock. Semin Neurol 1995;15:367-374. 8. Singerman J, Gomez M, Fish JS. Long-term sequelae of low-voltage electrical injury. J Burn Care Res 2008;29:773-777. 9. Milton WJ, Hal O’Dell R, Warner EG. MRI of lightning injury: Early white matter changes associated with cerebral dysfunction. J Okla State Med Assoc 1996;89:93-94. 10. Aslan S, Yilmaz S, Karcioglu O. Lightning: an unusual cause of cerebellar infarction. Emerg Med J 2004;21:750-751. 11.Cherington M, Yarnell P, Lammereste D. Lightning strikes: Nature of neurological damage in patients evaluated in hospital emergency departments. Ann Emerg Med 1992;21:575-578. 12. Kaliszan M1, Karnecki K, Jankowski Z. A case of fatal lightning stroke at an unusual site the city center. Arch Med Sadowej Kryminol 2012;62:208-212. 13. Jonas L, Fulda G, Nizze H, Zimmermann R, Gross G, Zack F, Kröning G, Holzhüter G, Haas HJ. Detection of gold particles in the neck skin after lightning stroke with evaporation of an ornamental chain. ltrastruct Pathol 2002;26:153-159. 14. Janus TJ. Barrash J. Neurologic and neurobehavioral effects of electric and lightning injuries. J Burn Care Rehabil 1996;17:409-415. 15.Caksen H, Yuca SA, Demirtas I, Odabas D, Cesur Y, Demirok A. Right thalamic hemorrhage resulting from hihg-voltage electrical injury: A case report. Brain Dev 2004;26:134-136. 16. Stanley LD, Suss RA. Intracerebral hematoma secondary to lightning stroke: Case report and review of the literature. Neurosurgery 1985;16:686-688. 17. Cherington M. Neurologic manifestations of lightning strikes. Neurology 2003;60:182-185. 18. Varol E, Ozaydın M, Altinbas A, Dogan A. Low-tension electrical injury as a cause of atrial fibrillation. Tex Heart Inst J 2004;31:186-187. DOI:10.4274/tnd.90197 Turk J Neurol 2016;22:33-34 Images in Clinical Neurology / Klinik Görünüm Megalencephalic Leukoencephalopathy with Subcortical Cysts on Three Tesla Magnetic Resonance Imaging Üç Tesla Manyetik Rezonans Görüntülemede Subkortikal Kistlerle Birlikte Megalensefalik Lökoensefalopati Venkatraman Indiran1,2 1Sree Balaji Medical College and Hospital, Department of Radiodiagnosis, Chennai, India 2Bharat Scans, Department of Radiodiagnosis, Chennai, India Keywords: Leukoencephalopathy, macrocephaly, cysts, three Tesla Anahtar Kelimeler: Lökoensefalopati, makrosefali, kist, üç Tesla Introduction A girl aged 4 years presented with progressive macrocephaly and slow deterioration of motor functions with cerebellar ataxia and mild spasticity over the last 3 years. She had recently had one episode of seizure. There was no fever. Her routine blood laboratory results were unremarkable. The patient underwent 3 Tesla magnetic resonance imaging (MRI) of the brain, which revealed symmetrical mildly swollen diffusely abnormal T2 hyperintense cerebral white matter on both sides along with T1 hypointense and T2 hyperintense cysts in the bilateral anterior temporal lobes and superior frontal lobes (Figure 1, 2). The differential diagnosis of macrocephaly and diffuse leukoencephalopathy includes Canavan disease, Alexander disease, infantile-onset gangliosidosis, glutaric aciduria, and megalencephalic leukoencephalopathy with subcortical cysts (MLC) (1). However, none of these share the characteristic combination of macrocephaly, diffuse cerebral white matter abnormalities and subcortical cysts. Hence, the combination of the above MRI features was diagnostic of MLC. The patient was started on antiepileptic drugs along with physiotherapy sessions. MLC was identified in 1995 by van der Knapp et al. (1). Mutations in a gene called MLC1 seem to be the cause of this autosomal recessive disorder (2). MLC is the most common leukodystrophy with megalencephaly observed in India, and the majority of the patients have been from the Aggarwal community (3). MLC characteristically shows early onset and slow progression, whereas differentials like Canavan and Alexander disease show Figure 1. Axial T2-weighted image shows diffuse symmetrical T2 hyper-intense signal change in bilateral cerebral white matter and T2 hyper-intense subcortical cysts in the bilateral anterior temporal lobes rapid progression. There is no curative option available, as such, supportive therapy includes antiepileptic drugs in case of seizures; physical therapy to improve motor function; and special education and speech therapy if necessary (2). Prenatal diagnosis is possible by analysis of DNA extracted from fetal cells obtained through Address for Correspondence/Yaz›flma Adresi: Venkatraman Indiran MD, Sree Balaji Medical College and Hospital, Department of Radiodiagnosis, Chennai, India Phone: +90 442 265 34 29 E-mail: [email protected] Received/Gelifl Tarihi: 03.07.2015 Accepted/Kabul Tarihi: 24.08.2015 33 Turk J Neurol 2016;22:33-34 Venkatraman Indiran; Megalencephalic Leukoencephalopathy with Subcortical Cysts on Three Tesla Magnetic Resonance Imaging with infantile-onset macrocephaly with signs and symptoms of white matter because early physical rehabilitation may prolong ambulatory life. Though 3 Tesla MRI provides superior image quality of the affected brain, routine sequences do not reveal any new findings. Ethic Peer-review: Externally peer-reviewed. References Figure 2. Coronal and axial T1-weighted image showing bilateral symmetrical T1 hypo-intense subcortical cysts in anterior temporal lobes and superior frontal lobes amniocentesis or chorionic villus sampling (3). MLC must be included in the differential diagnosis for any patient who presents 34 1. van der Knaap MS, Barth PG, Stroink H, van Nieuwenhuizen O, Arts WF, Hoogenraad F, Valk J. Leukoencephalopathy with swelling and a discrepantly mild clinical course in eight children. Ann Neurol 1995;37:324-334. 2. van der Knaap MS, Scheper GC. Megalencephalic Leukoencephalopathy with Subcortical Cysts. 2003 Aug 11 [Updated 2011 Nov 3]. In: Pagon RA, Adam MP, Ardinger HH, et al., editors. GeneReviews® [Internet]. Seattle (WA): University of Washington, Seattle; 1993-2015. 3. Mani Kant Kumar, Brish Bhanu Singh. Megalencephalic leukoencephalopathy with subcortical cysts in all three siblings of a non-Aggarwal Indian family. Ann Indian Acad Neurol 2012;15:214-217. DOI:10.4274/tnd.94546 Turk J Neurol 2016;22:35-36 Nörolojide Öne Çıkanlar / Frontiers in Neurology İskemik İnmede Güncel Tedaviler Current Therapies in Ischemic Stroke Esme Ekizoğlu İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye İskemik İnmede Tek Başına İntravenöz t-PA Tedavisi ile t-PA Sonrası Geri Çekilebilir Stentlerle Yapılan Trombektominin Karşılaştırılması Anterior intrakranyal sirkülasyonun proksimalindeki tıkanıklıklara bağlı akut iskemik inme hastalarında, tek başına intravenöz doku plazminojen aktivatörü (t-PA) tedavisi ile olguların %50’sinden azında erken reperfüzyon ve fonksiyonel bağımsızlık sağlanabilmektedir. Trombektomiye yönelik ilk endovasküler girişimlerin başarısı düşük bulunmuş, ancak yeni geliştirilen geri çekilebilir stentlerle daha hızlı reperfüzyon sağlandığı ve özürlülük oranlarının azaldığı gösterilmiştir (1). Uluslararası, çok merkezli, prospektif, randomize bir açık klinik çalışmada akut iskemik inme hastalarında tek başına intravenöz t-PA verilenler ile t-PA tedavisinin ardından ilk 6 saat içinde geri çekilebilir stentler kullanılarak nörovasküler trombektomi yapılanlar karşılaştırılmıştır (2). Çalışmaya internal karotid arter, orta serebral arterin ilk parçası ya da her ikisinde tıkanıklık olan ve görüntülemede geniş enfarktı olmayan hastalar alınmıştır. Çalışmaya katılan merkezlerin, yılda en az 20’si “Solitaire” geri çekilebilir stentlerle olmak üzere en az 40 mekanik trombektomi yapmış olmaları şartı aranmıştır. Bu çalışmanın birincil sonlanım noktası, modifiye Rankin skalası kullanılarak bakılan 90. gün özürlülüğünün değerlendirilmesidir. İkincil klinik sonlanım noktaları, 90. gündeki fonksiyonel bağımsızlık (modifiye Rankin skalası skoru ≤2) ve ölüm oranları ile 27. saatte Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’ (NIHSS) skorundaki değişim olarak belirlenmiştir. Trombektomiden hemen sonra gelişen reperfüzyon ile 27. saatte başarılı reperfüzyon varlığı ise çalışmanın teknik etkinliğini gösteren ikincil sonlanımlarıdır. Otuz dokuz merkezin katılımı ile gerçekleşen, her grupta 98 hasta olmak üzere 196 hastanın randomize edildiği bu çalışmada, 83 hastanın 73’ünde (%88) girişim sonunda başarılı reperfüzyon sağlanmıştır. Trombektomi yapılan hastalarda diğer grupla karşılaştırıldığında, 90. günde özürlülükte belirgin azalma saptanmış (p<0,001), fonksiyonel olarak bağımsız olan hastaların oranı daha yüksek (trombektomi grubunda %60, intravenöz tromboliz grubunda %35, p<0,001) bulunmuştur. Ayrıca bu grupta 27. saatte NIHSS skorlarındaki değişim ve reperfüzyon oranları daha fazladır (p<0,001, p<0,001). Doksan günlük ölüm oranı veya semptomatik intrakranyal hemoraji açısından ise gruplar arasında fark bulunmamıştır (sırasıyla p=0,50 ve p=0,12). Bu çalışmada elde edilen bulgular önceki çalışmaların destekleyicisi ve devamı niteliğinde görülmektedir (3). Reperfüzyon oranlarının önceki araştırmalardan daha yüksek olmasının daha homojen dağılımlı bir hasta grubunda tek bir cihaz tipi kullanılmasına bağlı olabileceği öne sürülmüştür. Bununla birlikte, t-PA tedavisinin uygun olmadığı, semptomların başlangıcından 6 saat geçtikten sonra başvuran ve orta serebral arterin ikinci parçası ya da posterior sirkülasyonda gelişen tıkanıklıkların saptandığı hasta gruplarında geri çekilebilir stentlerle tedavinin etkinliğini araştıran çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Büyük damar tıkanıklığına bağlı gelişen akut iskemik inme hastalarının dahil edildiği bu çalışmada sonuç olarak, geri çekilebilir stentlerle acil trombektomi tedavisinin reperfüzyonu sağlama, özürlülük derecesinin azaltılması ve inmeden sonraki 3. ayda fonksiyonel bağımsızlık oranının arttırılmasında güvenli ve etkin bir tedavi olduğu gösterilmiştir. Kaynaklar 1. Pereira VM, Gralla J, Davalos A, Bonafé A, Castaño C, Chapot R, Liebeskind DS, Nogueira RG, Arnold M, Sztajzel R,Liebig T, Goyal M, Besselmann M, Moreno A, Schroth G. Prospective, multicenter, single-arm study of Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Esme Ekizoğlu, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye Tel.: +90 532 225 10 17 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 13.03.2016 Kabul Tarihi/Accepted: 13.03.2016 35 Turk J Neurol 2016;22:35-36 mechanical thrombectomy using Solitaire Flow Restoration in acute ischemic stroke. Stroke 2013;44:2802-2807. 2. Saver JL, Goyal M, Bonafe A, Diener HC, Levy EI, Pereira VM, Albers GW, Cognard C, Cohen DJ, Hacke W, Jansen O, Jovin TG, Mattle HP, Nogueira RG, Siddiqui AH, Yavagal DR, Baxter BW, Devlin TG, Lopes DK, Reddy VK, du Mesnil de Rochemont R, Singer OC, Jahan R; SWIFT PRIME Investigators. Stent-retriever thrombectomy after intravenous t-PA vs. t-PA alone in stroke. N Engl J Med 2015;372:2285-2295. 3. Berkhemer OA, Fransen PS, Beumer D, van den Berg LA, Lingsma HF, Yoo AJ, Schonewille WJ, Vos JA, Nederkoorn PJ, Wermer MJ, van Walderveen MA, Staals J, Hofmeijer J, van Oostayen JA, Lycklama à Nijeholt GJ, Boiten J, Brouwer PA, Emmer BJ, de Bruijn SF, van Dijk LC, Kappelle LJ, Lo RH, van Dijk EJ, de Vries J, de Kort PL, van Rooij WJ, van den Berg JS, van Hasselt BA, Aerden LA, Dallinga RJ, Visser MC, Bot JC, Vroomen PC, Eshghi O, Schreuder TH, Heijboer RJ, Keizer K, Tielbeek AV, den Hertog HM, Gerrits DG, van den Berg-Vos RM, Karas GB, Steyerberg EW, Flach HZ, Marquering HA, Sprengers ME, Jenniskens SF, Beenen LF, van den Berg R, Koudstaal PJ, van Zwam WH,Roos YB, van der Lugt A, van Oostenbrugge RJ, Majoie CB, Dippel DW; MR CLEAN Investigators. A randomized trial of intraarterial treatment for acute ischemic stroke. N Engl J Med 2015;372:11-20. İskemik İnmede Semptomların Başlangıcından Sonraki Sekiz Saat İçinde Yapılan Trombektomi Son dönemde iskemik inme hastalarında yapılan randomize prospektif çalışmalarda mekanik trombektominin klinik faydası gösterilmiştir (1). Ancak, yapılan bu çalışmalarda en büyük eksikliğin, hastaların ardışık olarak çalışmaya alınamaması olduğu üzerinde durulmuştur (2). Toplum tabanlı, akut inmeye yönelik reperfüzyon işlemlerinin kaydedildiği çevrimiçi bir bilgi sistemiyle yürütülen “REVASCAT” çalışmasında, inme tedavisinde trombektominin güvenliği ve etkinliğini araştırılmıştır (3). Bu amaçla iki yıl süreyle, dört merkezde randomize olarak semptomların başlangıcından sonraki 8 saat içinde tedavi edilebilmiş, yalnız medikal tedavi (alteplaz da dahil olmak üzere) verilen ya da medikal tedaviye ek olarak “Solitaire” geri çekilebilir stent sistemi kullanılarak endovasküler tedavi yapılan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Önceki çalışmalarda olduğu gibi tüm hastalarda proksimal anterior sirkülasyonda tıkanıklık gösterilmiş, nörogörüntülemede geniş bir enfarkt saptanmamıştır. Endovasküler tedavi girişimi, intravenöz alteplaz tedavisinin başarısız ya da kontrendike olduğu hastalara yapılmıştır. Bu çalışmanın birincil sonlanım noktası, modifiye Rankin skalası ile ölçülen 90. gün özürlülük şiddetinin saptanmasıdır. Yirmi dördüncü saatte nörogörüntüleme incelemelerindeki enfarkt volümleri ve damar revaskülarizasyonu, tedaviye erken dramatik 36 Esme Ekizoğlu; İskemik İnmede Güncel Tedaviler yanıt [24. saatte Ulusal İnme Sağlık Ölçeği Skalası ‘National Institutes of Health Stroke Scale’ (NIHSS) skorunda başlangıca kıyasla ≥8 birim azalma ya da NIHSS skorunun 0-2 olması] alınması, 90. gündeki NIHSS skoru değerlendirmesi ikincil sonlanım noktalarını oluşturmaktadır. Güvenlik sonlanımları ise 90. gün ölüm oranları ve semptomatik intrakranyal kanama olarak belirlenmiştir. Altı yüz doksan hastanın dahil edilmesi planlanmakla birlikte, diğer benzer çalışmalarda trombektomi ile olumlu sonuçlar elde edilmesi nedeniyle bu çalışma, 206 hasta alımı sonrasında, erken sonlandırılmıştır. Çalışma sonunda trombektominin, modifiye Rankin skalasındaki değişim ile değerlendirilen özürlülük şiddetinde azalma (1 puan için düzeltilmiş odds oranı, 1,7, %95 güven aralığı, 1,05-2,8) ve 90. gün fonksiyonel bağımsızlık (skor: 0-2) oranlarında artış (düzeltilmiş odds oranı, 2,1, %95 güven aralığı, 1,1-4) sağladığı görülmüştür. Endovasküler tedavi yapılan grupta 24. saatte nörolojik düzelme daha belirgin, enfarkt volümleri daha küçük ve 90. günde NIHSS skorları daha düşük bulunmuştur. Bunun yanı sıra, 90. günde her iki grup arasında ölüm ve semptomatik intrakranyal kanama oranları açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Bu çalışmada önceki çalışmaların sonuçlarına benzer bulgular elde edilmiştir (1). Erken dönemde intravenöz alteplaz tedavisine yanıt veren hastalar hariç tutulmuş; sonuç olarak, semptomların başlangıcından itibaren 8 saat içinde tedavi edilebilen anterior sirkülasyon inmelerinde, geri çekilebilir stentlerle yapılan trombektominin inme sonrası özürlülüğü azalttığı ve fonksiyonel bağımsızlık oranlarını arttırdığı gösterilmiştir. Kaynaklar 1. Saver JL, Goyal M, Bonafe A, Diener HC, Levy EI, Pereira VM, Albers GW, Cognard C, Cohen DJ, Hacke W, Jansen O, Jovin TG, Mattle HP, Nogueira RG, Siddiqui AH, Yavagal DR, Baxter BW, Devlin TG, Lopes DK, Reddy VK, du Mesnil de Rochemont R, Singer OC, Jahan R; SWIFT PRIME Investigators. Stent-retriever thrombectomy after intravenous t-PA vs. t-PA alone in stroke. N Engl J Med 2015;372:2285-2295. 2. Goyal M, Almekhlafi M, Menon B, Hill M, Fargen K, Parsons M, Bang OY, Siddiqui A, Andersson T, Mendes V, Davalos A, Turk A, Mocco J, Campbell B, Nogueira R, Gupta R, Murphy S, Jovin T, Khatri P, Miao Z, Demchuk A, Broderick JP, Saver J. Challenges of acute endovascular stroke trials. Stroke 2014;45:3116-3122. 3. Jovin TG, Chamorro A, Cobo E, de Miquel MA, Molina CA, Rovira A, San Román L, Serena J, Abilleira S, Ribó M, Millán M, Urra X, Cardona P, LópezCancio E, Tomasello A, Castaño C, Blasco J, Aja L, Dorado L, Quesada H, Rubiera M, Hernandez-Pérez M, Goyal M, Demchuk AM, von Kummer R, Gallofré M, Dávalos A; REVASCAT Trial Investigators. Thrombectomy within 8 hours after symptom onset in ischemic stroke. N Engl J Med. 2015;372:2296-2306. DOI:10.4274/tnd.54715 Turk J Neurol 2016;22:37-38 Kongre ve Toplantılardan İzlenimler / Meeting Highlights Egemen İdiman Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye Avrupa Multipl Skleroz Tedavi ve Araştırma Komitesi (ECTRIMS) 2015 Kongresi, 7-10 Ekim 2015 tarihinde resmi olmayan rakamlara göre 9,000 kişinin katılımı ile Barselona’da yapıldı. Bilimsel programda ana başlıklar; multipl sklerozda (MS) erken tedavi yaklaşımları, uzun süreli tedavi etkinliği, B-hücre deplesyon tedavileri, immün yanıtların modülasyonu, nöroproteksiyon ve tamir, prognostik belirteçler, görüntüleme yöntemlerindeki yeni gelişmeler, genetik ve çevresel risk faktörleri ve MS rehabilitasyonuydu. MS’te erken tedavilerin önemi, gerek fiziksel gerekse kognitif dizabilite üzerine olumlu etkileri, klinik, immünolojik ve radyolojik çalışmalar temelinde yeniden tartışıldı. Çevre-genetik ilişkileri, hijyen hipotezi, enfeksiyöz ajanlar (özellikle Ebstein Barr virüsü), aşılar, vitamin D, tuz tüketimi, vücut kitle indeksi, stres ve son yılların gözde konusu mikrobiyomlar konusundaki çok sayıda çalışma ile modifiye edilebilecek risk faktörlerinin önemi vurgulandı. Uzun süreli ilaç kullanımlarında etkinlik ve risk profili konusunda dikkat çeken çalışmalar arasında natalizumab (NTZ), alemtuzumab, fingolimod ve teriflunamid, dimetil fumarat çalışmaları başta geliyordu. NTZ konusundaki en önemli çalışmalardan biri yaklaşık 1,500 olgunun ortalama 36 ay tedavi edildiği “İsveç Ulusal Kohort Çalışması” idi. Bin üç yüz elli beş hastada JC virüs (John Cunnigham virüs) antikor pozitivitesi (%41,1) ya da gebelik (%15,2) nedeniyle NTZ kesilmiş, ancak 268 hastada hastalık aktivitesinin artması üzerine yeniden NTZ tedavisine başlanmıştı. Beş yıldan fazla süre NTZ alan 496 hastada uzun süreli gerek klinik takip gerekse manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile hastalık aktivitesinin stabilize olduğu ve “Genişletilmiş özürlülük durum ölçeği” skorlarında azalma gözlendiği bildirildi. Bu seride olası en yüksek hasar progresif multifokal lökoensefalopati (PML) (%0,3) olarak bildirildi. Çalışmada PML riskine karşın NTZ’nin iyi tolere edildiği, çok etkin ve etkinliğinin sürekli olduğu bildirildi. NTZ konusunda yapılmış diğer on bildiride de benzer sonuçlar vardı. Ayrıca NTZ’den fingolimod veya dimetil fumarata yapılan geçişlerin relaps riskini artırdığı bildirildi. Alemtuzumab çok sayıda çalışma ile etkinlik ve güvenlik konusunda yerini belirledi. Teriflunamid, fingolimod, dimetil fumarat etkinlik ve güvenlik bildirileri yanında klasik immünmodülatörlerin hala yerini koruduğunu kanıtlayan çalışmalar vardı. Rituksimabın da nöromiyelitis optikadan (NMO) sonra MS tedavisinde yerini almaya başladığı gözlendi. Patogenezde B lenfositlerin öneminin belirlenmesi ardından birçok ilacın B lenfositler üzerine de etkili olduğu vurgusu yapılmaya başlandı. Tüm ilaç çalışmalarında etkinlik “no evidence of disease activity” (NEDA) ile değerlendirilmeye başlandı. Ocrelizumabın gerek ataklı yineleyici ‘relapsing-remitting’ (RR) MS’te gerekse ‘primer progresif’ (PP) MS’te etkin olduğunun gösterilmesi kongredeki tedavi yeniliklerinin en önemlisiydi. PPMS’te nöroproteksiyon açısından lamotrijin, fenitoin, yüksek doz biotin, amilorid, riluzol, fluoksetin ve anti-lingo ile yapılan ve henüz kesin sonuçlara ulaşmamış çalışmalar da sunuldu. NMO spektrum hastalıklar (NMOSD), 2015 kriterleri temelinde geniş katılımlı toplantılarda sunuldu. Serolojik temelde yapılan bu yeni sınıflamada (NMO-immünoglobulin G (IgG) pozitif ve negatif olgular) klinik kriterler, MRG kriterleri, tanıda kırmızı bayraklar, patogenezdeki yeni adımlar ve patogenez ile bağıntılı yeni tedavi yaklaşımları ayrıntıları ile tartışıldı. RRMS ve PPMS’te yeni MRG teknolojilerinin ve yöntemlerinin (7 T MRG ve Na MRG, MRG/pozitron emisyon tomografi, fMRG, manyetik rezonans spektroskopi, difüzyon tensör görüntüleme, post mortem spinal korda nörit morfolojisini haritalayan ve doku Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Egemen İdiman, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İzmir, Türkiye Tel.: +90 533 568 53 64 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 14.03.2016 Kabul Tarihi/Accepted: 14.03.2016 37 Turk J Neurol 2016;22:37-38 mikrostrüktürünü belirleyen NODDI çalışmaları) kullanıldığı çok sayıda çalışma ile erken kortikal ve derin gri cevher etkilenmesi, demir depolanması ve bölgesel fokal kortikal atrofi, talamus ve talamo-kortikal integritenin bozulması, hippokampal enflamasyon ve hippokampal atrofi ile depresyon ve kognitif etkilenme, yorgunluk ilişkileri, erken temporal lob etkilenmesi, beyaz cevherde azalmış perfüzyon, korpus kallozum indeksi ile kognisyon ilişkileri belirlenmeye çalışıldı. Dikkat çeken bir başka nokta da, bildiriler arasında yer alan beyin omurilik sıvısında (BOS) ve parenkimde gadolinyum konsantrasyonu ve temizlenmesi konusunun ileride daha çok konuşulacak olmasıydı. Serum ve BOS’ta tanı ve prognostik değere sahip olabilecek biyobelirteçlerin belirlenmesi konusunda yoğun çalışmalar göze çarptı. Kitinaz-3 benzeri protein 1, fetuin-A, S 100 protein, glial fibriler asidik protein, kemokin ligand-13, çözünebilir TREM- 38 Egemen İdiman; Kongre ve Toplantılardan İzlenimler 2, lipokalin-2, adipokin, glial ve nöronal belirteçler (serum nörofilamentleri), platelet-derive genler, kinürenin, ekstraselüler mikroveziküller, galektin-8, antiglikolipid antikorlar, deoksiribonükleik asit, ribonükleik asit (RNA) ve miRNA (özellikle miRNA150), eksozomal RNA imzası ve intratekal IgG ve IgM’nin radyolojik bulgular eşliğinde hastalık fenotipini belirleme konusundaki değeri bu biyobelirteçlerin gerçek anlamlarını bulmaları konusunda yapılmış değerli çalışmalardı. Gebelik ve çocuk MS hastaları ayrı ayrı oturumlarda ayrıntılı bir şekilde tartışıldı ve glatiramer asetatın gebelik planlamasında gebelik gerçekleşene dek güvenle kullanılabileceği bildirildi. ECTRIMS 2015’e Türk nörologların çok sayıda ve güncel gelişmelerin hemen hemen tümünü kapsayan çalışmalarla katılmış olmaları Türk Nörolojisi açısından gurur vericiydi. DOI:10.4274/tnd.87369 Turk J Neurol 2016;22:39 Kongre ve Toplantılardan İzlenimler / Meeting Highlights ACTRIMS 2016’nın Ardından Murat Kürtüncü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye “Americas Committee for Treatment and Research in Multiple Sclerosis (ACTRIMS) Forum” 18-20 Şubat 2016 tarihinde Louisiana’nın eski başkenti olan New Orleans’ta yapıldı. Toplantının temel konusunu progresif multipl skleroz (MS) oluşturdu. “European Committee for Treatment and Research in Multiple Sclerosis (ECTRIMS)”e göre daha mütevazı olan ve Kuzey Amerika dışındaki ülkelerden neredeyse hiç katılımın olmadığı toplantıdaki en önemli başlıkları MS’te progresyonun patolojisi, progresyonda B hücrelerinin rolü, anti-B hücre tedavileri, Genişletilmiş Özürlülük Durum Ölçeği’ne alternatif yeni klinik sonlanım noktaları, yeni moleküler ve radyolojik biyobelirteçler, MS’te kök hücre tedavisinin yeri ve nöroprotektif tedaviler oluşturdu. ACTRIMS Forum’da sunulanlar içinde en öne çıkan bildiriler, geçen yıl sonlandırılmış olan OPERA I, II ve ORATORIO çalışmalarıydı. Her üç çalışmada da CD20’ye bağlanan bir monoklonal antikor olan okrelizumab tedavisi ataklı yineleyici (RR) MS (OPERA I ve II) ve primer progresif (PP) MS (ORATORIO) hastalarında denendi. ORATORIO denemesinin sonunda 120. haftada okrelizumab alan gruptaki kalıcı özürlülük gösteren primer progresif multipl sklerozlu (PPMS) hasta yüzdesinde plasebo alan gruba göre %24’lük düşüş olduğu saptandı. PPMS gibi tedavisi zor olan bir hastalıkta böylesine çarpıcı bir sonucun ortaya çıkması, MS camiasında hem sevinçle hem de şaşkınlıkla karşılandı. Forum’da, ORATORIO’nun negatif sonuçlanan diğer progresif MS çalışmalarından en önemli farkının, hastaların daha erken dönemde çalışmaya alınması ve beyin manyetik rezonans görüntülemelerinde kontrast tutan lezyonlu hasta yüzdesinin daha fazla olması olduğu vurgulandı. Bu nedenle, pozitif sonucun altında yatan en önemli faktörün, enflamasyonun baskın olduğu progresif hastaların çalışmaya alınmasının olabileceği belirtildi. Çarpıcı okrelizumab denemeleri dışında, bir biotin analoğu olan MD1003’ün yüksek dozda, MS’te progresyonu yavaşlattığını gösteren çalışma da forumda öne çıkan konulardan bir başkası oldu. California Üniversitesi’nde yapılmış olan ve Jennifer S. Graves tarafından sunulan bir başka çalışma da ilginç sonuçları nedeni ile ilgi gördü. Graves ve ark. over yaşı ile beyin gri madde volümü ve özürlülük arasında bir ilişkinin olup olmadığına baktıkları çalışmalarında, over yaşı hakkında dolaylı olarak fikir veren anti-Müllerian hormon seviyesini incelemişlerdir. İlginç şekilde araştırıcılar, hastalar ve sağlıklı kontrolü oluşturan kadınlar arasında bir fark bulamamış olmalarına karşın, özürlülüğü fazla olan ve kortikal atrofisi olanlarda bu hormonun diğer gruba göre daha düşük düzeyde olduğunu ortaya koymuşlardır. Bu durum özürlülüğü fazla olanlarda over işlevlerinin daha kötü olduğu sonucunu doğurmaktadır. Konuya tam tersi şekilde bakıldığında, over işlev kaybının, progresyonun bir habercisi olarak ele alınabileceği de düşünülebilir. Bir başka ilginç konu da, rituksimabin intratekal kullanımı ile ilgiliydi. “National Institutes of Health”den Bibiana Bielekova ve ark.’nın yürüttüğü RIVITALISE çalışmasında sekonder progresif MS hastaları intratekal ve intravenöz rituksimab alacak şekilde randomize edilmiştir. Çalışmada intratekal kullanılan doz 200 mg intravenöz 2 hafta aralıkla iki doz olacak şekilde belirlenmiştir. İlginç şekilde intratekal rituksimabın B hücreleri üzerinde yeterli düzeyde etki gösterememesi nedeni ile çalışma erken sonlandırılmıştır. Bilimsel sunumlar dışında Forum’da öne çıkan olaylardan başka biri de, ACTRIMS başkanlığına McGill Üniversitesi Montreal Nöroloji Enstitüsü’nden Jack Antel’in seçilmesiydi. Ayrıca eski ACTRIMS başkanlarından biri olan Texas Üniversitesi’nden Jerry S. Wolinsky’ye de “Professor emeritus” ödülü verildi. Kongre bir MS kongresi olarak oldukça renksiz olmasına karşın, ilerleyici MS gibi uzun zamandan beri sahipsiz kalan bir konuyu ele alması açısından dikkat çekiciydi. Yaz›flma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Murat Kürtüncü, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye Tel.: +90 532 515 65 93 E-posta: [email protected] Gelifl Tarihi/Received: 07.03.2016 Kabul Tarihi/Accepted: 07.03.2016 39
Benzer belgeler
Türk Nöroloji Dergisi
Editör/Editör in Chief: Murat Kürtüncü
Yardımcı Editörler/Associate Editors
Aslı Tuncer, Uğur Uygunoğlu, Tuncay Gündüz
Danışma Kurulu/Editorial Advisory Board
Cenk Akbostancı
Ayşe Altıntaş
Hülya Ap...
Türk Nöroloji Dergisi
Editör/Editor in Chief: Murat Kürtüncü
Yardımcı Editörler/Associate Editors
Aslı Tuncer, Uğur Uygunoğlu, Tuncay Gündüz
Danışma Kurulu/Editorial Advisory Board
Cenk Akbostancı
Ayşe Altıntaş
Hülya Ap...