terracota - UTED Dergi
Transkript
terracota - UTED Dergi
266 AYLIK HAVACILIK DERGİSİ 2146-6394 Mutlu Yıllar OCAK 2014 YIL:23 www.uted.com.tr AMAC Aerospace Turkey Operasyon Direktörü Atilla Güney ile söyleşi İNİŞ TAKIMLARI, OTO FREN, ANTI-SKID toprağın altındaki ordu TERRACOTA Haberler 1968 UÇAK Rİ YENLE TEKNİS EĞİ DERN 2 Ümit Sayıl Uçak Teknisyenleri Derneği Başkanı Aircraft Technicians Association President [email protected] Sevgili Meslektaşlarım, Dear colleagues, Sektörümüz için çok hareketli bir yılı geride bıraktık. Şöyle bir geriye baktığımızda denetlemeler, havacılık sektöründe İngilizce, 2006 senesi öncesi alınan tip kurslarının geçersiz olması gibi daha da detaya girecek olursam irili ufaklı onlarca olay yaşadık. Sonuç: Yapıcı olarak sektör çalışanlarına yönelik hiçbir yaklaşım yok! Bunlardan birini örnek alırsak; bakın pilotaj grubu da İngilizce sınavlarına giriyor. Kendilerine doküman veriliyor ve sınava girip başarılı oluyorlar, bir daha sınav yok. Bir de teknik camia kısmına bakalım: Doküman yok, her iki senede bir sınava giriyorsunuz, başarı belgesi alabilirseniz şirketlerin intranetine yüklüyorsunuz. Kalite birimleri lisansınıza tip ilavesi yapmak istediğinizde bu belgelerin orijinalini talep ediyor. Sizi sistemdeki belgeleriniz sahteymiş gibi aşağılarcasına. Bu da yetmiyor, kalite birimleri sizin kullandığınız dokümanlardan sözlü olarak okuyup anlama sınavına tabi tutuyor. Bence artık ülkemizde “adamına göre şekillendirme” işi bırakılıp her bir bireye ayrım yapılmadan muamele yapılmalıdır. Sivil havacılığımız yeni bir genelge çıkarmadan önce meslek gruplarına son gün fikirlerini sormayı bırakmalıdır. Bir konu üzerinde beraberce çalışılıp doğru sentezlenip kararlar alınmalıdır. Yukarıda verdiğim örnekler uzayıp gider. Burada havacılığımızı elbirliği ile ileri götürmek herkesin hedefidir. Amaç, ülkemizin geleceğine dair ve yeni yetişen gençlerimize yol göstermektir. Bu yıl geriye doğru baktığımızda akıllarda kalan en önemli bir olay da bir meslektaşımızın iş başında geçirdiği kaza sonucu rahmetli oluşudur. Bu senenin diğer en önemli olayı ise yirmi dört yıllık sendika başkanının seçimleri kaybetmesinin hafızalardan silinmeyecek olmasıdır. Yeni seçilen Hava-İş sendika yönetimi inşallah sektörümüzün arzuladığı birlik ve beraberliği sağlayıp, tüm taraflar için hayırlı işler için çalışır diye ümit ediyorum. Geçtiğimiz günlerde imzalanan THY A.O. Toplu İş Sözleşmesi’nin tüm meslektaşlarımız için hayırlı olmasını diliyorum. Sevgili arkadaşlarım, yeni senenin sizler ve aileleriniz için önce sağlık ve mutluluk getirmesini, gelecek yılımızın hep birlikte kenetlenerek birliktelik içinde geçmesini diler, kişisel çıkarların topluma yarar getirmeyeceğini, birliktelikten güç doğacağını sizlere bir kez daha hatırlatmak isterim. Hepinize iyi seneler... It was a very busy year for the sector. Looking back, we faced tens of small or large cases, including some major ones such as inspections, the English-language issue in aviation, the cancelation of qualification type courses before 2006. And see the outcome: No constructive approach against sector employees! One of the cases was the language issue. We all know that the piloting crew also takes English exams. They are provided with necessary documents, they succeed once and receive no more tests. But see how it works for the technical community: No documentation, exams held in every two years, and you have to upload the certificate to the intranet of your company. When you ask for a qualification type upgrade, the quality bodies ask for the original documents. As if insulting you, implying that you had uploaded fake documents! Still, this is not enough, the bodies also force you to oral exams of reading and understanding. Authorities should put an end to “shaping things according to the addressees” and behave every singe individual without discrimination. The civil aviation body should give up asking for opinions of profession groups in last minutes before releasing a notice. We should work together on matters and make right decisions through synthesis. I may add much to the examples above. Our unified goal is taking the aviation sector to a better position together. Our concern is about the future of the country and showing the way to the rising youth. One of the most striking things last year was that a colleague passed away in an occupational accident. Another important event was that the 24-year head of the trade union lost elections, which will never be forgotten. I wish the new management of Hava-İş, the sole sector trade union, will ensure the desired unity in the sector, and Works fort he benefit of all parties. I also wish that the recent the Turkish Airlines collective contract will be favorable for our colleagues. Dear friends, I wish the new year will bring health and happiness to you and your families, and witness a unity among us as we join hands, reminding you that personal interest will not generate profits fort society. United we stand, we are stronger. Happy new year, Saygılarımla. Regards. 3 48 UTED İstanbul Cad. Üstoğlu Apt. No: 24, Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy/İstanbul Tel: 0212 542 13 00/543 29 74 Faks: 0212 542 13 71 www.uted.com.tr www.uteddergi.com www.uted.org [email protected] 16 Dünyanın derinliklerinden dağların zirvelerine VOLKANLAR terse! s i e n i Müşter mer o t s u c er Whatev s! d deman İmtiyaz Sahibi Uçak Teknisyenleri Derneği Adına Ümit Sayıl 06 14 Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Sefa İnan / [email protected] Basın-Yayın Sekreterliği İsmet Şahin / [email protected] Elif Aydemir /[email protected] Yazı Kurulu Kıvanç Bayezit, Arif Şankaya, Ahmet Akpınar, İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker Katkıda Bulunanlar Şebnem Bayezit, Mehmet Ertek, Volkan Kamar, Emrah Yener, Alperen Doğru, Hasan Büber ÜNEY ATİLLA G 22 Bir İsviçre Güzeli LOZAN 40 Dirty Dozen 4 Yorgunluk YAPIM Umar İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. Harman Sok. No: 31/1 34153 Florya - İstanbul Tel: 0212 573 15 65 [email protected] www.umariletisim.com BASKI Elma Basım Yayın ve İletişim Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. Halkalı Cad. No:164 B-4 Blok Sefaköy - Küçükçekmece İstanbul Tel: 0 212 697 30 30 TERRACOTA UTED’E ABONE OLABİLİRSİNİZ Dergimize abone olmak için yıllık abone ücretini banka hesabımıza yatırdıktan sonra dekontu bize fakslamanız yeterli. Uted dergisi her ay adresinize gönderilecektir. Lütfen ayrıntılı bilgi için derneğimizle irtibata geçiniz. 4 UTED dergİsİnİn geçmİş sayılarına web sİtemİzden ulaşabİlİrsİnİz. Ajanda 28 TEKNİK: İNİŞ TAKIMLARI, OTO FREN, ANTI-SKID 30 SÖYLEŞİ: OĞUZHAN BAĞDAT 34 SANAT: ALTIN ORAN 36 KÜLTÜR: DENİZ KOKAN HARİTALAR 42 TEKNİK: UÇAKLAR MOTORLARINDA YAĞLAMA SİSTEMLERİ 44 ORJİNAL IŞIKLI, HARİKA BİRŞEYLER 46 TEKNİK: Tahribatsız Muayene Yöntemleri 52 KAZA ARAŞTIRMA: YÜZYILIN ÇARPIŞMASI 54 SPOR: Sahanın dışında çok konuşanlar! 56 TARİH: TERRACOTA 60 ÇOCUKLAR İÇİN: ÇALIŞAN ANNE 62 SAĞLIK: SİNDİRİM 64 GURME: KESTANELİ YEMEKLER 66 BULMACA 56 Yayın Türü: Aylık, süreli, yaygın Haberler 5 Haberler / NEWS THY grevi sona erdi, 305 çalışan işe geri alınacak Atilay Ayçin (solda) ve Ali Kemal Tatlıbal ürk Hava Yolları (THY) ile Hava-İş Sendikası arasında 24. dönem toplu iş sözleşmesi imzalandı. Hava-İş Sendikası Başkanı Ali Kemal Tatlıbal, imzaların atıldığını, her şeyin hayırlarına olduğunu belirterek, “Herkesi işe aldık. 305’i de alacağız.” dedi. Yaklaşık 7 aydır grevde bulunan Hava-İş Sendikası üyeleri ile THY arasındaki anlaşmazlığı çözen toplu iş sözleşmesi, 19 Aralık’ta THY Genel Müdürlük Binası’nda imzalandı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen sözleşmenin imzalanmasına THY ve sendika yetkilileri katıldı. Sözleşmeyle çalışanların sosyal haklarında ve idari maddelerde de çeşitli iyileştirmeler sağlandığı belirtildi. 8-9 Aralık tarihlerinde yapılan seçimle başa gelen Tatlıbal, imzaların atıldığını, her şeyin hayırlarına olduğunu belirtti. Tatlıbal, “Açıklamayı sonra yapacağız. Hepsini anlatacağız. Hayrımıza oldu. Herkesi işe aldık. 305’i de alacağız. Sıkıntı yok. Komisyon kuruluyor. Pazartesi başlıyor.” diye konuştu. Yeni Hava-İş başkanı ALİ KEMAL Tatlıbal ava İş Sendikası 27. Olağan Kongresi’nde Ali Kemal Tatlıbal, geçerli 206 oydan 133’ünü alarak meslek örgütünün yeni genel başkanı oldu. İstanbul’daki Topkapı Holiday Inn Otel’de yapılan seçimde eski genel başkan Atilay Ayçin, 73 oy aldı. Sendikanın toplam 300 delegesi bulunuyor. Tatlıbal seçimlerin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Hizmet eden arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Atilay Bey de 24 sene hizmet etmiş bir başkanımız. Kendisi bizim için bir değerdir. Onun savunduğu tezlerin arkasında, yine aynı tezleri savunacak şekilde sendikaya hizmet edeceğiz” dedi. Göreve resmen başladıktan sonra ilk işlerinin iş yavaşlatma eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten atılan Türk Havayolları personelinin görevlerine yeniden geri dönmelerini sağlayacaklarının altını çizen Tatlıbal, “305 arkadaş için savaş vermeye devam edeceğiz. Öncelikle 305 üzerine bir komisyon kurup bu arkadaşımız ile Çanakkale tarafında işten çıkarılan 19 arkadaşımızın işe iadeleri için çalışacağız. Grev bitsin istiyoruz. Ama işçilerin çıkarına anlaşmalar olacak şekilde bitsin. Grev son çaredir.” dedi. Seçimlerden 10 gün sonra Türk Havayolları ile sendika, grevi sonlandırmak konusunda uzlaşarak işçilerin geri alınacağını açıkladı. Yeni projeleri hakkında bilgi veren Tatlıbal, “Vaat değil, icraat yapmaya geldik. Bir sosyal kompleks olsun istiyoruz, binamızı daha güzel bir yere taşımak istiyoruz. Anadolu’dan gelen üyelerimiz ve arkadaşlarımız işçi kardeşlerimiz için gece geldiklerinde konaklayacakları yatakhaneler yapmak, sosyal spor kompleksleri yapmak, beraber oturup yemek yiyebilecekleri restoranlar, kafeler oluşturmak” dedi. 6 Tatlıbal elected as new avIatIon unIon chaIrMAN Ali Kemal Tatlıbal was elected Dec. 9 as the new head of Hava-İş, the sole aviation sector trade union in Turkey, winning 133 out of 206 valid votes. Former chair Atilay Ayçin lagged behind with 73 votes at the election at Istanbul’s Topkapı Holiday Inn Hotel. The union has 300 voting delegates. “I would like to thank all colleagues who have served the union,” Tatlıbal said in his first remarks to the press. “Mr. Atilay Ayçin chaired the union for 24 years. He is a value for us. Backing the values he has defended, we will keep pledging his thesis and serve the union.” The priority for the new administration was the reemployment of the Turkish Airlines staff who were fired due to a slowdown strike, he also said: “We will keep struggling for our 305 colleagues. We will found a commission to work on reemployment of these 305 friends along with 19 other in Çanakkale. We want this strike to come to an end. But it should end qith a deal in senefit of the workers. Strike should be the last resort.” Ten days after the elections Turkish Airlines and the union inked a deal to end the strike, paving the way fort he reemployment. Also briefing new projects, Tatlıbal said: “We are here for practices, not promises. We want a social facility and move our headquarters to a better place. We want to build dorms for colleagues who come from Anatolian cities to Istanbul. We want to build sports facilities, restaurants and cafes,” he said. StrIke over at TurkIsh AIrlInes, 305 to get reemployed Turkish Airlines and Hava-İş, the sole aviation sector trade union in Turkey, have reached a collective bargain contract, putting an end to the nearly seven-month row and a strike. The Dec. 19 deal, which also paved way fort he reemployment of the 305 who were fired due to participation in a strike, came after a shift in the management of the union at the Dec. 8-9 election. Ali Kemal Tatlıbal, the new head of the union, told press that “everything was in benefit of employees.” “Everyone is reemployed. The 305” of them,” he said, adding that the details of the deal would be revealed later and a commission had began working on the issue. The deal was signed at the Turkish Airlines headquarters without the attendance of the press. Authorities said the contract included betterment in social rights and administrative items. AIrPlus İstanbul 5 Haziran’da başlıyor Türkiye’nin havacılık teknolojileri ve havaalanı ekipmanları konularındaki ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan AirPlus İstanbul 2014 Fuarı, 5-8 Haziran tarihleri arasında CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenecek. “AirPlus İstanbul 2014 - Havacılık Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı” CNR Sektörel Fuarcılık tarafından Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) desteğiyle gerçekleştirilecek. Ürün ve hizmet sağlayıcıların profesyonel alıcılarla bir araya getirileceği organizasyon, 10 bin metrekarelik alanda düzenleniyor. AIrPlus opens doors on July 5 AirPlus İstanbul 2014, Turkey’s sole special fair for aviation technologies and airport equipment, will open doors on June 5 next year at the CNR EXPO fairground in Istanbul’s Yeşilköy. The “AirPlus İstanbul 2014” will be organized by CNR Sektörel Fuarcılık, the fair company, with the support of the Directorate General of Civil Aviation (DGCA). The event that will gather service and good providers and professional buyers on a 10,000 square meter ground. 7 Haberler / NEWS Corendon AIrlInes Almanya pazarına hızlı giriş yaptı Der Touristik Başkan Yardımcısı Rene Herzog, Der Toursitik CEO’su Sören Hartmann, Corendon Airlines Genel Müdürü Yıldıray Karaer ve Der Touristik Başkan Yardımcısı Rolf-Dieter Maltzahn (soldan sağa). Der Touristik Vice President Rene Herzog, Der Toursitik CEO Sören Hartmann, Corendon Airlines General Manager Yıldıray Karaer and Der Touristik Vice President Rolf-Dieter Maltzahn (L to R). 014 yaz sezonu için Almanya pazarına sağlam bir giriş yapmaya hazırlanan Corendon Airlines, başta Der Touristik olmak üzere pazarın en güçlü tur operatörleriyle yaptığı işbirlikleri sonucunda Antalya’ya getireceği Alman turist hedefini yaklaşık 15 havalimanından 250.000 koltuk olarak belirledi. 11 Nisan 2014’te başlayacağı Almanya operasyonunu ilk olarak Almanya’nın en büyük tur operatörlerinden Der Touristik’in 8-9 Kasım 2013 tarihinde Dresden’de düzenlediği “Come Closer” isimli fuara katılarak duyuran Corendon Havayolları, Alman pazarında ayrıca sektörün en önde gelen operatörlerinden TUI, Thomas Cook, Öger Tours, Schauinsland, All Tours ve FTI ile de çalışacak. Corendon Havayolları, Türkiye için Avrupa’nın en büyük pazarı olan ve 2014’te yüzde 15 ila 20 büyümesi beklenen Almanya pazarına girmesi ile birlikte oluşan talep artışını karşılamak için filosundaki uçak sayısını 12’ye çıkardı. Corendon Havayolları, Almanya operasyonu yapan birçok havayolunun aksine uçuşlarında ücretsiz ikram ve 20 kilograma kadar ücretsiz bagaj uygulaması da sunacak. Come Closer fuarında Der Touristik’in CEO’su Sören Hartmann, Türkiye’den sorumlu Başkan Yardımcıları Rene Herzog ve RolfDieter Maltzahn ile bir araya gelen Corendon Havayolları Genel Müdürü Yıldıray Karaer, 2014 itibarıyla ilk kez adım attıkları bu birlikteliğin uzun yıllar devam etmesini temenni ettiklerini belirtti ve Türkiye turizmi için iyi bir 2014 sezonu diledi. Bu arada, Corendon Havayolları, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün ilgili denetimlerinden geçerek tarifeli uçuşlar için gerekli ruhsatı aldı. Corendon AIrlInes makes strong entrance to Germany market Corendon Airlines, which plans a strong penetration to Germany market in 2014 summer season, set its goals for traffic to Turkish resort of Antalya from the European powerhouse at 250,000 seats from 15 airports, a possible outcome of strong tour operators, Der Touristik in particular. The company, which made public at the Nov. 8-9 “Come Closer” fair held in Dresden by Der Touristik that it will start Germany operations on April 11, 2014 one of the largest tour operators in Germany, will also cooperate with other leading operators TUI, Thomas Cook, Öger Tours, Schauinsland, All Tours and FTI in the Germany market. Corendon increased the number of aircraft in its fleet to 12 to meet the demand that will increase with the Germany penetration, the largest market for Turkish tourism, which is projected to grow between 15 and 20 percent next year. Corendon plans to serve free treats and a luggage capacity of 20 kilograms per passenger, unlike many other airliners. Meeting with Der Touristik CEO Sören Hartmann along with vice presidents responsible of Turkey, Rene Herzog and Rolf-Dieter Maltzahn, at the Come Closer event, Corendon Airlines General Manager Yıldıray Karaer said he wanted this very first step of cooperation to last for years, also wishing a good season for Turkish tourism. Meanwhile, Corendon Airlines has been certified for scheduled flights, after fulfilling tests by the Turkish Directorate General of Civil Aviation (DGCA). 8 Türkiye ilk F-35 parçasını teslim etti Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 9 ülke tarafından yürütülen “Müşterek Taarruz Uçağı Projesi” kapsamında Türk Havacılık ve Uzay Sanayi’nin (TUSAŞ) ürettiği ilk F-35 uçağı orta gövdesi üretici ABD’li Northrop Grumman ve Lockheed Martin firmalarına teslim edildi. Ankara Kazan’da bulunan TUSAŞ Tesisleri’nde üretilen orta gövdenin teslimi için bir de tören gerçekleştirildi. Turkey delIvers fIrst F-35 part The Turkish Aerospace Industries delivered its first F-35 body part within the scope of the nine-nation Joint Fighter Jet Project to the U.S. producers Northrop Grumman and Lockheed Martin. The “mid body” part produced in the Kazan town of the capital city of Ankara was confied to the main producers at a ceremony held on Dec. 11. BoeIng, 777X rüzgar tünellerini teste başladı Boeing firması 777X modeli için düşük hız rüzgar tüneli testlerine İngiltere’nin Farnborough, kentindeki QinetiQ tesislerinde 5 Aralık tarihinde başladığını duyurdu. Boeing ve QinetiQ şirketleri, geçtiğimiz günlerde rüzgar tüneli testleri konusundaki işbirliklerini beş yıl daha uzatma kararı almıştı. 9 Aralık’ta testin başladığını basına duyuran 777X projesi şef mühendisi Terry Beezhold, “Geçtiğimiz ay başlayan program için bu test kilit önem taşıyor” dedi. BoeIng testIng 777X wInd tunnels Boeing has begun low-speed wind tunnel tests on the Boeing 777X, the producer announced on Dec. 9. Testing had started on Dec. 5 in Farnborough, U.K., at facilities run by testing partner QinetiQ. Boeing and QinetiQ recently inked a contract to extend the wind tunnel partnership at Farnborough for another five years. “This is the first major development milestone for the program since we launched the program last month,” said Terry Beezhold, vice president and chief project engineer of the 777X program. 9 Haberler / NEWS SHGM lisanslandırma tavsiyesi yetkisi verecek ivil Havacılık Genel Müdürlüğü, 14 Kasım’da yaptığı bir açıklamayla hava aracı bakım personelinin lisanslandırılması kapsamında SHY-145 onaylı olan bakım kuruluşlarına bakım personeli için tip ilavesi, kategori ilavesi, sınırlama kaldırma ve temdit işlemleri için tavsiye yayımlama yetkisi verilebileceğini duyurdu. Açıklamada, “Bu tavsiye yazılarının Genel Müdürlüğümüzce uygun görülmesi halinde lisansların tanzim edilmesini içeren uygulamaya ilişkin prosedürler hazırlanmıştır” dendi ve gereken koşullar Genelge ve Hava Aracı Bakım Personeli Lisanslandırma Prosedürü adlı belgede duyuruldu. CIvIl avIatIon board sets condItIons to release lIcensIng advIse Turkish Directorate General of Civil Aviation (DGCA), announced on Nov. 14 that it might authorize institutions to reveal advises for airraft technicians with SHY-145 licenses for adding types, adding categories, lifting limitations and extension. “Procedures regarding the classification of these advise letters, in case they are approved by tde Directorete General, are prepared,” the statement read, adding that the related conditions were detailed in an appendix document titled “Licensing Procedure for Air Vehicles Maintenance Staff.” Bilet fiyatlarına “gönüllü” tavan fiyat GELDİ Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, özellikle yoğunluk dönemlerinde fahiş fiyatlara satılan yurtiçi uçak biletlerine ekonomi sınıfı için 299 TL’lik tavan fiyat sınırlaması getirdi. Bakan Binali Yıldırım, 3 Aralık’tan itibaren geçerli olan uygulamayı havacılık şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin de katıldığı bir toplantıyla duyurdu. Yıldırım, kararın bir zorunluluk getirmediğini, gönüllülük esasına dayandığını da belirtti. Geçtiğimiz yılın bilet satış rakamlarını değerlendiren Yıldırım, “Toplam uçuşların yüzde 28’i yani üçte birinden azı 100-150 lira arasında bilet aldı. Toplam yolcuların yüzde 15’i de 150-200 lira arasında bilet alarak uçtu” dedi. “Öyle görüldüğü gibi biletler astronomik falan değil,” diyen Yıldırım, bu meblağa acente komisyonu, vergi, yakıt ve personel ücretinin de dahil olduğunu söyledi. MInIstry sets “voluntary” prIce cap for domestIc flIghts Turkey’s Transportation Ministry has set a price cap for domestic economy-class flights at 299 Turkish Liras, following reactions to high ticket prices, particularly in high season. Minister Binali Yıldırım announced the implementation at a joint meeting with the representatives of aviation companies on Dec. 3. However, Yıldırım said this was not an obligation but a “voluntary” decision. Evaluating the ticket prices last year, Yıldırım said, “Some 28 percent of the total flights, or less that one third were at between 100 and 150 liras. SOme 15 percent of the whole passengersb bought tickets between 150 and 200 liras,” he said. “As it is seen, the ticket prices are not astronomically high,” he said, adding that these prices also included commissions, taxes, fuel and personnel expanses. 10 EASA, Avrupa için tek bir kod getiriyor EASA to defIne unIfIed regulatIons for thIrd country operators vrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) 2014 yılı itibarıyla Avrupa’ya üçüncü ülkelerden uçacak olan operatörler, yani TCO’lar için tek bir regülasyon getirmeye hazırlanıyor. Bu yeni düzenlemeyle Avrupa Birliği’nin 28 üyesine, AB’nin denizaşırı bölgelerine, Avrupa Serbest Ticaret Derneği (EFTA) üyesi olan İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’ye uçacak operatörler, tek ve birleştirilmiş bir koda sahip olacak. Bu kurallar tarifeli uçuş yapan şirketlerle beraber iş havacılığını ve charter operasyonlarını da bağlayacak. Önümüzdeki mart ayında aktif olması beklenen TCO düzenlemesinin tam olarak hayata geçmesinin 30 aylık bir geç döneminden sonra gerçekleşmesi planlanıyor. Buna bağlı olarak uçtukları AB ülkeleriyle doğrudan ikili anlaşmaları ve izinleri olan şirketlerin de yeni yetki için EASA’ya başvurması gerekecek. The European Aviation Safety Agency (EASA) prepares to implement new regulations in 2014 for third country operators (TCOs) that wish to fly to Europe. The new regulations will provide a single, unified code for all operators flying to the 28 European Union states, EU overseas territories and the four EFTA (European Free Trade Association) states (Iceland, Liechtenstein, Norway and Switzerland). The unified rules will cover all holders of air operator certificates, which include business aviation charter companies as well as airlines. Scheduled to go “live” next March, the TCO regulations will be fully implemented over a 30-month transition period. They will require all existing operators to reapply for authorization from the EASA, even though they currently have the necessary paperwork from the individual EU member states. UÇAK teknisyenliği en istenen meslekler arasında FL Technics firmasının yayınladığı bir makaleye göre, havacılık sektöründeki büyümeye paralel olarak uçak teknisyenliği dünyada en çok arzulanan 100 meslek arasında yer alıyor. Havacılık sektöründeki büyüme verilerine yer veren makale, tüm dünyada sivil havacılıkta 56 milyon kişinin çalışmakta olduğunu belirtti. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığına havacılık profesyonellerinin küresel ekonomi için ortalama 3,5 kat daha fazla katkıda bulunduğunu ileri süren makale, sektöre olan ilginin 1990’ların sonuna ve 2000’lerin ilk yıllarına göre çok arttığına dikkat çekti. Makale, önümüzdeki 20 yıldan kısa bir süre içinde üreticilerin 27.000 ila 35.000 arasında uçak teslim etmeyi planladıklarını, bu rakama Embraer ve Bombardier gibi bölgesel jetlerle birlikte Airbus A380 ve Boeing 787 gibi büyük uçakların da dahil olduğunu vurguladı. ArtIcle puts avIatIon maIntenance among top 100 jobs FL Technics said in an article that aviation maintenance is among the most desired 100 professions in the world. The article, which underlined the sector growth, said some 56 million people were employed in aviation across the world. Aviation professionals contribute to the global economy 3.5 times more than any other industry representatives, it also claimed. Aircraft manufacturers predict that in less than 20 years’ time approximately 27-to-35 thousand of new aircraft will be delivered around the world, including such regional jets as Embraer and Bombardier as well as large aircraft like Airbus A380s and Boeing 787s. 11 Haberler / NEWS AIrbus, MIT ile “dijital üretim” anlaşması yaptı irbus, ABD’nin önde gelen bilim okullarından Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile “dijital üretimlerin” havacılık alanında kullanılması için birlikte araştırma yapmak için anlaşma imzaladı. Anlaşma uyarınca Avrupa’nın en büyük uçak üreticisi, MIT’nin Bitler ve Atomlar Merkezi (CBA) Başkanı Neil Gershenfeld ve ekibiyle dijital materyal bileşenlerinin hava araçlarının tasarım ve üretiminde nasıl kullanılabileceği üzerinde çalışacak. Dijital materyal teknolojisi, karmaşık bir yapının bir dizi basit ve münferit birleşenin bir araya getirilmesiyle inşa edilebileceği fikrine dayanıyor ve insan vücudunun amino asitlerden bütün proteinlerini üretmesi gerçeğinden ilham alıyor. Bu tekniğin uçak üretiminde yepyeni bir montaj yönteminin yolunu açabileceği ve inşa ve montaj maliyetlerini düşürmek, ağırlığı azaltmak gibi pek çok temel hedefe hizmet edebileceği belirtiliyor. AIrbus shakes hands wIth MIT for COOPERATION ıN “dIgItal manufacturIng” DEVELOPMENT Airbus has signed a research agreement with the Massachusetts Institute of Technology (MIT) to explore the use of digital manufacturing in aerospace. Working with Neil Gershenfeld, director of MIT’s Center for Bits and Atoms (CBA) and his team, the aircraft manufacturer will evaluate how the digital material concepts being developed at MIT can potentially be applied to the design and construction of aerospace vehicles. Digital material technology is based on the idea that a complex structure can be constructed by assembling a simple set of discrete components, similar to how the body builds all of its proteins from amino acids. The technique, which could lead to a totally new way of assembling airplanes, may offer substantial benefits, including lighter aircraft structures as well as lower construction and assembly costs. Ordu-Giresun Havalimanı’nda sona doğru Türkiye’nin ilk denize dolgu havalimanı olacak olan Ordu-Giresun Havalimanı projesinin pist dolgusu tamamlandı. Ordu Valisi Kenan Çiftçi, yaptığı açıklamada altyapı çalışmalarının da sonuna gelindiğini belirtti. 3.000 metre uzunluğundaki pist dolgusunun tamamlandığını açıklayan Çiftçi, sıcak asfalt kısmında ise 2.700 metrenin tamamlandığını, geriye sadece 300 metre asfalt işi kaldığını ifade etti. Çiftçi, Ordu ve Giresunluların 2014’ün ikinci yarısından itibaren uçuş biletlerini alabileceklerini söyledi. Eastern Black Sea aIrport on track The ground fort he Ordu-Giresun Airport, en eastern Black Sea project that will become the country’s first land-fill airport ever, is finalized, according to Ordu Gov. Kenan Çiftçi. The infrastructure work for the plan is also finalized, Çiftçi said. Commenting on the track, Çiftçi said some 2700, meter part of the hot asphalt work was cover and only 300 meters were left. Çiftçi said citizens should expect flights to start in the second half of 2014. 12 13 Haberler vİzyona gİrecekler Senin Hikayen (27 Aralık) Fazıl Say'dan ilk şarkılar “Fazıl Say’la Caz” konseriyle Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde 7 Ocak’ta dinleyicilerle buluşacak olan Say, solo piyanosuyla caz çeşitlemelerinin yanı sıra İlk Şarkılar projesini seslendirecek. Yirmi yıl önce Metin Altıok’tan Nazım Hikmet’e, Can Yücel’den Ömer Hayyam’a ünlü şairlerin şiirlerini besteleyen Fazıl Say’a İlk Şarkılar projesinde solist olarak yer alan Serenad Bağcan eşlik ediyor. Karanlıkta Diyalog Dünyada 130 kentte 7 milyondan fazla insana dokunan “Karanlıkta Diyalog”, ilk defa ve İstanbul’da. 31 Aralık günü Gayrettepe Metro İstasyonu Dialog Sergi Alanı’nda izlenebilecek olan deneyimsel sergi, sizi parkta dolaşmak, bir caddede karşıdan karşıya geçmek, vapura binmek gibi günlük hayat deneyimlerine sokar; ama tümüyle karanlıkta, duyularınızı uyandırarak ve farkındalığınızı derinleştirerek. Dialogue in the Dark İstanbul tarafından hayata geçirilen projede görme engelli rehberler, sizin dokunarak, koklayarak, tadarak ve duyarak “yeni ve farklı” bir biçimde görmenizi sağlayacak ve sizi unutulmaz bir yolculuğa çıkartacaklar. Arkadaşım Hoşgeldin! Tolga Çevik’in huysuz yönetmeni ve sahnedeki konuklarıyla doğaçlama şekilde yürüttüğü Komedi Dükkanı yeniden izleyiciye merhaba diyor. Komedi Dükkanı, her zamanki gibi sıra dışı ve beklenmedik hikayelere bu kez bir de sürpriz ekleyerek geliyor. Oyun, Beşiktaş Kültür Merkezi’nde 16 Ocak’ta sahnelenecek. "Daha" Hakan Günday Kinyas ve Kayra, Az, Zargana gibi önemli romanların yazarı Hakan Günday yeni romanı Daha ile bir kez daha okuruyla buluşuyor. Günday’ın sarsıcı kaleminden Gaza’nın babasına çıraklık ettiği karanlık yolculuğuna tanıklık edeceğiz. Ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanan kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili bu hikaye. Babası bir insan kaçakçısı olan Gaza, onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta. 14 Çocuklar için bir müzikal: Sinderella Dünya masallarının en bilinenlerinden Sinderella (Külkedisi) müzikal çocuk oyunu olarak sahnede. Üvey annesi ve kız kardeşlerinin kötü davrandığı Sinderella’nın kaderi iyilik perisinin yardımıyla değişir. Oyun 12 Ocak’ta TİM Fettah Aytaç Salonu’nda izlenebilir. Timuçin Esen, Selma Ergeç, Nevra Serezli ile Sait Genay’ın oynadığı Senin Hikayen’de birbiriyle gayet iyi anlaşan Esra ve Hakan çiftinin kariyerleri de, yedi yıldır devam eden evlilikleri de dönüm noktasındadır ve çocuk sahibi olma kararı alırlar. Karar aşamasında devreye bir de babaanne olmayı kafasına fena halde koymuş olan, Hakan’ın annesi Meral girer. Maddi durum, anne baba olma sorumluluğu gibi bir çok etken vardır. Ancak bir bebek bütün hayatları değiştirir. Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı (3 Ocak) Sıradan bir adam olan Walter, sessiz sakin hayatına devam ederken, komik ve şok eden gerçek üstü hayaller görmeye başlar. Bir gün kaderi öyle bir değişir ki, hayallerinin bile ötesinde bir maceralar zincirine adım atar. Komedi filmlerinin aranan ismi Ben Stiller’in yönetmenliğini üstlendiği filmde Stiller’a, Kristen Wiig, Sean Penn, Kathryn Hahn eşlik ediyor. American Hustle (17 Ocak) Dolandırıcı Melvin, FBI ajanı Jimmy tarafından yakalanınca muhbirlik yapmayı kabul eder. Başka dolandırıcıları yakalamak için birlikte zekice bir oyun kurarlar. Bu oyunu kurarken yalanlar artar ve işe daha fazla suçlu dahil olamaya başladıkça Melvin kime güveneceğini bilemez hale gelir ve en kötüsü FBI, Melvin tarafından oyuna getirildiğini düşünmeye başlar. Bradley Cooper, Jennifer Lawrence, Christian Bale, Amy Adams’lı film oyuncu kadrosuyla ilgi çekiyor. 15 RÖPORTAJ / INTERVIEW AMAC Aerospace Turkey Operasyon Direktörü Atilla Güney: Müşteri ne isterse! İş jetlerinin kabin içlerini lüks otellerdeki suit odalar gibi dizayn eden AMAC Aerospace Turkey’nin Operasyon Direktörü Atilla Güney, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin sektör için de gelişme potansiyeli vaat ettiğini söylüyor. AMAC Aerospace Turkey Operation Director Atilla Güney: Whatever customer demands! Turkey’s economIc growth opens room for more growth In busIness jet modIfIcatIon sector, says Atilla Güney, operatIons dIrector of AMAC Aerospace Turkey, whIch decorates cabIn InterIors of busIness jets JUST lIke luxurIous suIts at fIve-star hotels. 16 Bize biraz kendinizden söz eder misiniz? İTÜ mezunu uçak yüksek mühendisiyim. Sivil havacılık sektörüne 1990 yılında THY Teknik’te başladım. 1992’de İstanbul Havayolları’na geçtim, 2002’ye kadar İHY Teknik’te mühendis ve yönetici olarak çalıştım. Kuruluşundan itibaren teknik direktör olarak çalıştığım Tailwind Havayolları’ndan 2012 yılında ayrılarak yine kuruluş çalışmalarıyla beraber AMAC Aerospace Turkey’e operasyon direktörü/sorumlu müdür olarak geçtim. Would you please tell us abut yourself and your career? I am an aircraft engineer, holding a masters degree graduate from İstanbul Technical University, or İTÜ. I started my civil aviation sector career at Turkish Technic in 1990. In 1992, I shifted to İstanbul Havayolları, or İHY, where I worked as an engineer and a manager until 2002. Then, I worked at Tailwind Airlines until 2012, since its start-up, before I was employed at AMAC Aerospace Turkey as a responsible manager in charge of operations. Atilla Güney'in havacılık merakı lisedeki fizik derslerinde başlamış. TÜM kariyerini sivil havacılık üzerine kuran güney, kuruluşundan bu yana amac Aerospace Turkey'de. How did your interest in aviation begin? First, the aerodynamics issue and experiments in high school physics classes attracted my attention. This was why I picked İTÜ Aviation Engineering, placing the department at the top of my list at the university entrance exams, instead of the civil services department that my tutors were promoting. ATİLLA GÜNEY 'S INTEREST IN AVIATON BEGAN AT PHYSICS CLASSES AT HIGH SCHOOL. HE HAS BEEN WORKING AT AMAC AEROSPACE TURKEY SINCE THE THE LOCAL BRANCH WAS FOUNDED LAST YEAR. Can you tell us about AMAC Aerospace? How does the company organize and what are the services it provides? AMAC Aerospace Switzerland is the largest privately owned VIP jet transformation, modification and maintenance company in the world. Based in Switzerland, at the 17 RÖPORTAJ / INTERVIEW "AMAC Aerospace Swıtzerland dünyanın en büyük özel sermayeli VIP uçak dönüşüm, modifikasyon ve bakım kuruluşu." "AMAC Aerospace SwItzerland Is the largest prIvately owned VIP jet transformatIon, modIfIcatIon and maIntenance company In the world." Havacılık merakınız nasıl başladı? Havacılığa ilgim lise yıllarında fizik dersinde aerodinamik konusuna ve deneylerine olan merakımla başladı. Bu ilgim nedeniyle lise öğretmenlerim Mülkiye’ye gitmemi tavsiye etmelerine rağmen üniversite sınavlarında İTÜ Uçak Mühendisliğini birinci sıraya yazdım ve kazandım. AMAC Aerospace’den bahseder misiniz? Nasıl bir şirket yapılanmasına sahip ve verdiği hizmetler neler? AMAC Aerospace Switzerland dünyanın en büyük özel sermayeli VIP uçak dönüşüm, modifikasyon ve bakım kuruluşu. Merkezi İsviçre’de Basel Europort’da bulunan AMAC Aerospace Switzerland, toplam 30.000 metrekareyi bulan hangar ve tesislerinde B747-8, B777-200/300 gibi geniş gövdeli uçakların yanı sıra B737NG, A320 serisi dar gövdeli uçaklara ve Bombardier Global, Gulfstream G-IV/GV serisi iş jetlerine VIP dönüşüm, yenileme, bakım ve modifikasyon hizmetleri veriyor. AMAC Aerospace, bunun dışında Zürih merkezli AMAC Corporate Jet ile iş jetlerine charter ve yönetim hizmeti de sağlıyor. AMAC Aerospace Switzerland’ın yüzde yüz pay sahibi olduğu AMAC Aerospace Turkey olarak Temmuz 2012’de Atatürk Havalimanı’nda özel hangarlar bölgesinde bulunan 1.500 metrekarelik bir hangarı devralarak, ilk yapılanma faaliyetlerine başladık. Gerekli sertifikasyon hazırlıklarını tamamlayarak Nisan ve Mayıs 2013’te Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden SHY-145 ve Avrupa Sivil Havacılık Teşkilatı EASA’dan Part-145 Uçak Bakım Yetki Sertifikasını aldık. Şu an toplam 25 çalışanımız ile Pilatus PC-12 ve Falcon F900 serisi iş jetlerine uçak bakım hizmeti veriyoruz. Mevcut hangarımız 18 Basel Europort, AMAC Aerospace Switzerland provides transformation, renewal, maintenance and modification services for large-body aircraft such as B747-8, B777200/300, along with B737NG and A320 family narrow body planes, and Bombardier Global and Gulfstream G-IV/GV family business jets at its hangars and facilities on 30,000 square meter land. Besides, the Zurich-based sister company AMAC Corporate Jet provides charter and management services for business jets. AMAC Aerospace Turkey, a 100 percent AMAC Aerospace Switzerland firm, took over a 1,500 square meter hangar in the private hangars section of Istanbul’s Atatürk Airport in July, 2012, starting structuring for its local business. Fulfilling the requirements in April and May, 2013, we were granted the plane maintenance authorization aynı anda dört adet PC-12 veya üç adet Falcon 900 serisi uçağa bakım hizmeti verecek büyüklük ve donanımda. Alışıldık uçak bakımları dışında, jetler için modifikasyon hizmetleri veriyorsunuz. Müşteriler size ne gibi taleplerle geliyor? AMAC Aerospace Switzerland olarak bakım işlemlerinin yanı sıra geniş ve dar gövdeli uçaklar ile iş jetlerine modifikasyon hizmeti veriyoruz. Uçakların dizayn sınırları içinde kalmak kaydıyla özellikle kabin içi kullanımı ve eğlence/iletişim sistemlerine yönelik olarak müşterilerin tüm talepleri yerine getirebiliyoruz. Örneğin, bir B777-200LR uçağının kabin içi VIP dönüşümünde 265 metrekarelik bir alanda toplam 29 tonluk kabin içi malzeme, mobilya, bölüm gibi unsurlar kullanıldı. Bu dönüşümde müşteri talebine bağlı olarak, master yatak odası ve lavabo/tuvalet, salonlar, toplantı odası, misafir odası, kabinler, hizmetli alanları ve çeşitli mutfak mekanları inşa edildi. Ayrıca kabin içi eğlence/sinema/video sistemleri, 64 inç’lik ekranlar, Blu-ray player’lar, TV yayını, özel aydınlatma (Star lighting/RGB Mood Lighting), zoom özellikli dış kamera (ön, sağ, sol, kuyruk) sistemleri, nemlendirme sistemi, uydu telefon sistemi, VoIP üzerinden mobil telefon kullanımı, tüm kabinde Wi-Fi sistemleri takıldı. certificates from the Turkish Directorate General of Civil Aviation (DGSA) and the European Aviation Safety Agency’s (EASA) Part-145. Today, we are providing maintenance services for Pilatus PC-12 and Falcon F900 family business jets with a 25-person staff. In size and hardware, the hangar is capable of serving four PC-12 jets or three Falcon 900 jets at a time. What are the offbeat modification services you provide for jets? What do the customers demand? We can materialize any demands from the customer particularly about the cabin interior use and entertainment and communication technologies, as long as it remains within the design borders of the jet. For example, in a VIP cabin interior transformation of a B777-200LR plane, a sum of 29,000 kilograms of cabin equipment, furniture and other materials were used on a 265 square meter of area. In this specific transformation, a master bedroom, restroom, halls, meeting room, guest room, cabins, rooms for staff, and various kitchen areas were developed in line with the customer demand. In addition, interior entertainment, cinema and video systems, 64-inch TV screens, blu-ray players, TV broadcasting, special dome lights (star lighting/ RGB mood lighting), external camera 19 RÖPORTAJ / INTERVIEW GÜNEY, TÜRKİYE'DE İŞ JETİ SEKTÖRÜNDE YURTİÇİ EĞİTİM İMKANLARININI BULUNMADIĞINI SÖYLÜYOR. "There are no domestIc traInIng opportunItIes for busIness jets." says GÜNEY. AMAC AEROSPACE HEM GENİŞ GÖVDELİ HEM DE KÜÇÜK UÇAKLARA HİZMET VERİYOR. AMAC AVEATION PROVIDES SERVICES FOR BOTH LARGE-BODY AND SMALL JETS. Önümüzdeki dönemde şirketin küresel ve Türkiye bazındaki hedefleri neler? AMAC Aerospace Turkey olarak kısa vadede Türkiye ve Ortadoğu satış ajansı da olduğumuz Pilatus PC-12NG uçaklarının özellikle ülkemizde VIP, hava taksi, hava ambulans, kargo, kombi ve keşif/gözetleme gibi çok amaçlı kullanılabilirliği ve verimliliği özelliklerini öne çıkararak uçağın bilinirliliğini, dolayısıyla satış miktarını artırmayı hedefliyoruz. Ekibinizde yer alan uçak teknisyenlerinin, yolcu uçaklarına hizmet verenlere göre ne gibi avantajlara ya da dezavantajlara sahip olduğunu düşünüyorsunuz? İş jeti sektöründe yurtiçi eğitim imkanı yok. Bu nedenle teknisyenlerimiz yurtdışında üretici veya üretici anlaşmalı eğitim kuruluşlarında teorik ve pratik eğitim aldılar. Havacılıkta regülatif gereklilikler yolcu veya iş jetlerinde farklı değil. Aynı kurallar bizim için de geçerli. Yalnız iş jetleri açısından toleranslar çok daha dar ve iş kalitesi ve dakikliği birincil önemde. Bu yüzden tüm çalışanların çok daha dikkatli ve hassas çalışması gerekiyor. Bizim bu konudaki en önemli avantajımız iş jeti bakım ve modifikasyonu alanında dünya liderlerinden biri olan AMAC Aerospace İsviçre ile teknisyen işbaşı eğitimi ve uzmanlık alanlarında işbirliği ve destek imkanımızın olması. 20 systems with zooming capacities (front, left right and tail), humiliation system, satphone system, mobile phone systems with VoIP and Wi-Fi for the whole cabin were implemented. What are the pros and cons for the aircraft technicians in your crew when compared with those serve for the passenger planes? There are no domestic training opportunities for business jets. Thus, our technicians received theoretical and practical trainings abroad, which were provided by either the producers or the contracted educational institutions. The regulative needs in aviation are no different for passenger and business jets. Same rules are binding for us. Still, tolerance is rather limited in business jets sector and a high-quality work and timing are the priorities, forcing all employees to work more carefully and accurately. Our main advantage is the chance to receive support and cooperate Öte yandan PC-12NG ve Falcon 900 serisi iş jetlerine ilave olarak, 2014 ilk yarısı içinde de Falcon 2000 serisi uçakları bakım kabiliyetine katmayı planlıyoruz. Orta ve uzun vadede ise ana firmamız AMAC İsviçre’nin sahip olduğu özellikle iş jeti kabin içi yenileme/modifikasyon kabiliyetinin kazanılması ve fizibilite sonuçlarına bağlı olarak diğer tip iş jetlerinin de kabiliyet listemize alınması hedefleniyor. VIP hizmetler veren bir şirket olarak Türkiye’deki altyapı ve yatırımları yeterli buluyor musunuz? Araştırmalar ülkemizin ekonomik yıllık büyüme oranının 2018 yılına kadar yüzde 3-6 civarında gerçekleşeceğini öngörüyor. Bununla orantılı olarak iş jeti sektörünün de yıllık yüzde 3-4 civarında büyüyeceğini düşünürsek, AMAC Aerospace Turkey olarak 2018’e kadar gerek hangar kapasitesi gerekse kabiliyet çeşitliliğimizi artırmamız kaçınılmaz olacaktır. with AMAC Aerospace Switzerland, one of the leading firms in maintenance and modification of business jets, in terms of on-the-job training and expertise. What are the global and local goals of the company? In the short run, we would like to promote and broaden sales opportunities for Pilatus PC-12NG planes that we represent as the Turkey and the Middle East sales agency, increasing awareness about the jet which promises a wide range of utilities such as VIP, air taxi, air ambulance, cargo, reconnaissance and surveillance vehicles. Besides, we plan to add in the first half of 2014 the Falcon 2000 family jets to our maintenance list of PC-12NG and Falcon 900 families. Our mid and long term goals are winning the business jet cabin interior renewal and modification capacities of our parent company AMAC Switzerland, and as a result of the feasibility study, adding more types of business jets to our service list. As a VIP services provided do you find infrastructure investments in Turkey satisfying? Researches claim that the Turkish economy will grow between 3 percent and 6 percent until 2018 and we can Project that the business jet industry will also grow between 3 percent and 4 percent. This means that it is inevitable for AMAC Aerospace Turkey to increase its hangar capacity and develop abilities. 21 GEZİ / DESTINATION Yazı/Article: Dr. Handan Diker Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yeditepe University Instructor [email protected] Lozan Lausanne Bir İsviçre güzeli A Swiss beauty: 22 23 GEZİ / DESTINATION en bir tarihçiyim. Bu nedenle gezip gördüğüm yerlerde önce tarihsel dokuya ve mekânlara bakarım. Saraylar ve müzeler, gezilerimde en vazgeçilmezlerimdir. İsviçre’nin ünlü kentlerinden biri olan Lozan’a giderken de ilk önce tarihimizle özdeşleşmiş ünlü Lozan Barış Antlaşması’nın nerede ve nasıl imzalandığına dair düşünceler, biraz da merakla yola çıkmıştım. Lozan İsviçre’nin Fransızca konuşulan ve "Suisse Romand" denen kısmında bulunan dingin, güzel, sakin bir göl kenti. Lozan’ın bence en güzel yönü, kenti çepeçevre çevreleyen Cenevre Gölü. Nefis bir gölün ortasında, capcanlı bir yeşillik içinde konumlanan bir kent işte Lozan. Beni burada ilk etkileyen şey sakinlik oldu. İnsanların sanki hiç acelesi yokmuş gibi hareket etmeleri, özellikle İstanbul’dan gelen biri olarak beni çok şaşırttı. Lozan’a Cenevre’den hızlı trenle gittim. Daha tren istasyonundan çıkar çıkmaz şehrin bir hayli aşağıda; kayalık, inişli çıkışlı bir bölgede olduğunu görebiliyorsunuz. Tren istasyonu, adeta bir dağın tepesinde, şehir de o dağın eteklerinde yer alıyor. Bence Lozan demek Cenevre Gölü ve burada yer alan masalsı evler demek. Lozan iniş ve çıkışlarla dolu bir kent olduğu için kentteki kot farkından dolayı gitmek istediğiniz yeri bulabilmekte epey zorlanıyorsunuz. Kent, üç tepe üzerine kurulmuş. Nüfus çok yüksek değil, yine de 24 am an historian. This is why the historical texture and locations are the first things that I look for in a city that I visit. Palaces and museums are the priorities in my trips. Before my visit to Lausanne, the famous Swiss city, I was curious and excited about seeing where and how the Treaty of Lausanne, a landmark in Turkish history, was signed. Lausanne is a quiet, calm and beautiful city in the Frenchspeaking “Suisse romande” districts of Switzerland. The most astonishing thing about Lausanne is the Lake Geneva that surrounds the city. This is a city located amid the lake and greenery. Quietness was the first thing that struck me here. As a person from the crowded city of Istanbul, I was surprised to see people here going around in no sign of hurry. I arrived in Lausanne via a train from Geneva. One can immediately observe that the city is located at lows on a rocky ground of up and downs. The train station is located at the top of a hill that oversees the city on its foot. For me, Lausanne means Lake Geneva and the fairy tale-like houses in the surrounding. Slopes make it hard to reach destinations in the city. The city is built on three slopes in deed. The population is not that high, still, this is the fourth largest city in the country. Lausanne is the city of culture. The city festival in summer and Lozan İsviçre’nin dördüncü büyük kenti. Lozan bir kültür kenti. Özellikle yazın düzenlenen şehir festivali ve film festivalleri oldukça ünlü. Ayrıca evsahipliği yaptığı çok sayıda üniversiteyle Lozan’ın tam bir eğitim şehri olduğunu söyleyebiliriz. Yola çıkarken de belirttiğim gibi benim asıl merak ettiğim, Türkiye’nin 24 Temmuz 1923’te imzaladığı o onurlu Lozan Barış Antlaşması’nın nerede ve nasıl görüşüldüğüne ilişkin göreceklerimdi. İşte o nedenle önce o ünlü mekânı, yani Rumine Sarayı’nı bulmalıydım. Saray 1906’da yapılmış. Üniversite binası olarak inşa edilen binayı yaptıran kişi, Rus Prensi Gabriel Rumine’nin Lozanlı annesi. Lozan Barış Antlaşması da bu saraydaki büyük salonda imzalanmış. Günümüzde ise burası Lozan kent meclisi olarak kullanılıyor. Rumine Sarayı ise hem üniversite kütüphanesini hem de bazı müzeleri barındırıyor. Bunlar doğa ve tarih bilimleri müzesi, güzel sanatlar müzesi, para müzesi ve jeoloji müzesi. Lozan Barış Antlaşması'nı imzalamaya giden heyetin başkanı olan İsmet İnönü, göl kıyısında yer alan bir şatoda (Ouchy Şatosu) antlaşmaya katılan ülkelerin temsilcileri ile ikili görüşmeler yapmış ve tartışmalar yaşamış. Lozan’ın en ünlü diğer yapıları arasında Notre Dame Katedrali ve Saint Marie Şatosu sayılabilir. Ayrıca bu şehre bir spor merkezi de denebilir çünkü olimpiyatların tarihçesinin yer aldığı Olimpiyat Müzesi bu şehirde bulunuyor. the film festivals here are popular in particular. This is also a city of education thanks to a number of universities it hosts. As I mentioned above, what I really loved to see in Lausanne was where and how the honorable Treatry of Laussane was inked on June 23, 1923, so I should have found the famous Rumine Palace. It was bulit in 1906 by Russian Prince Gabriel Rumine’s mother, a Lausannois, as the venue of a university. The treaty was signed in the grand hall of the palace. Today, the place is used as the town hall. The palace is also the house for a university library and a number of museums such as the nature and history sciences museum, fine arts museum, money museum and geology museum. Ismet Inonu, the head of the Turkish delegation to sign the treaty had stayed at the Ouchy Castle by the lake, where he had bilateral talks and discussions with the remaining parties. The Cathedral of Notre Dame and the Caste of Saint Marie are also worth seeing. In some way, Lausanne, the Olympic capital, can be considered as a center for sports also since it houses the Olympic Museum, where the history of the Games is displayed, and the headquarters of the Olympic Committee. However, a bid to host the 1992 Games was refused at a referendum as the locals were concerned that the new buildings to be built for the event could destroy the historical and natural structure here. This is briefly my one-day adventure in Lausanne. 25 GEZİ / DESTINATION Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin merkezi de burada. 1992 yılında Olimpiyatların Lozan’da yapılması referandumla reddedilmiş. Gerekçesi de Olimpiyat nedeniyle yapılacak olan yeni binaların kentin tarihi ve doğal yapısını bozacak olması. İşte size bir güne sığdırmak zorunda kaldığım Lozan maceram. Kesinlikle öneririm. İsviçre benim dingin ülkem; Avrupa’nın en sakin, en özgün ülkesi. Lozan ise bu dinginliğin zirvelerinden bence. Lozan’a gider gitmez gölün kıyısındaki banklara oturun ve karşı kıyılara doğru bir bakın. Karşınızdaki Fransa manzarası. Orada fark edeceksiniz ki Lozan, Fransa’ya bakan bir İsviçre kenti. Ben yine bir tarihçi olarak şu sözlerle yazımı bitirmek isterim: Dünyada hemen hemen her kentin yetiştirdiği bir ya da birçok tarihsel kişilik vardır. Düşündüm de Lozan kenti ile özdeşleşen o kişi de bence İsmet İnönü’dür. O uzun tarihsel süreç içinde Lozan dendiği zaman biz Lozan Barış Antlaşması’nı ve İsmet İnönü’yü anımsarız. Çünkü Lozan’daki başarılar İsmet İnönü’nün eseridir. İsmet Paşa Lozan’ı bir sınav olarak nitelendirerek şu sözleri söylemiştir: “Mudanya Mütarekesi'nden sonra Lozan Konferansı, milletimizin Avrupa ortasında davet olunduğu büyük bir sınavdır. Türkiye uygar dünya ortasında, davasını açık ve kesin olarak izah ve müdafaa edecek medeni ve siyasi bir seviyede midir? Acaba oradaki manzara Anadolu dağlarında şu veya bu rastlantının veya Türkiye’ye hasım devletler tarafından işlenen şu veya bu hatanın hedefe doğru giriştiği bilinçli bir mücadele midir? Lozan sınavında işte bu soruların cevabı verilmiştir.” I would definitely advise the city as a vacation. Switzerland is “my country of calmness in Europe, with a quiet and authentic outlook and I think Lausanne is the peak for such a calmness. If you ever pay a visit to the city, you should sit on a bank by the lake and look at French soil by eastern banks, to enjoy a Swiss city that faces France. I would once again like to end my words with history. Almost all cities on earth have famous figures. Thinking of Lausanne, I can nominate Turkey’s Ismet Inonu for the seat. When you scan the history of the city, you can see that Inonu was the most prominent figure linked to Lausanne since he is the one to deserve the credit for the success of the Turkish side here. Inonu had considered the Lausanne talks as an important test: “The Lausanne Conference, which followed the Armistice of Mudanya, was a great test at the heart of Europe, where our nation was invited. Is Turkey at a civilized and political level to explain and defend its cause in the middle of the civilized world? Is the outcome there a result of any random coincidence on Anatolian mountains or that of any random mistake by ho5stile nations against Turkey? Or was that a conscience struggle by a nation for a deliberate goal? Lausanne test was where these questions found an answer.” 26 27 TEKNİK İNİŞ TAKIMLARI, OTO FREN, ANTI-SKID İ niş takımları indikatörü, iniş takımları ve kapaklarının çalışma kontrolünü sağlayan mikroswitch’li ve proximity dedektörlü iki bağımsız sistem vardır. Sistem 1, 305 PP ve 303 PP’den; sistem 2, 104 PP’den enerji sağlar. Bu sistemler iniş takımlarının toplama emniyetini, pozisyonlarının takip edilmesini ve ikazlarının bildirilmesini temin eder. Yazı: Mehmet Ertek / Mühendis Dedektör ve switch’ler iniş takımları üzerindedir. Mikroswitch’ler birbirleriyle değiştirilebilir. Kapak uplock’larında, iniş takımları uplock’larında ve burun iniş takımı teleskopik strut üzerinde konumlandırılmıştır. Proximity dedektörler bir target, bir sensör ve bir işlem ünitesi içerir. Her bir sistem için yedişer adet iniş takımı indikatörü bulunur. Şu durumlarda uçuş mürettebatı WLDP’deki “L\G NOT DOWN” veya “WHEEL” lambası ile birlikte SC tarafından uyarılır: • Uçuşta dikme veya bogie beam pozisyonu yanlış • Sistem 1 veya 2 kilit indikasyonu toplama emniyeti arızası • İniş takımları aşağıda veya yukarıda kilitli değil • İniş takımları yaklaşmada (750 fet) aşağıda kilitli değil • İniş takımları iniş pozisyonunda aşağıda kilitli değil. Oto fren (Auto Brake) sistemi normal olarak yeşil hidrolik sistem basıncının normal, BRK\ASKID switch’inin “NORM\ON” pozisyonunda ve park fren kolunun serbest halde olmasıyla yapılabilir. Anti-skid sistem çalışır. Fren esnasında, yeşil hidrolik sistemi basıncı düşerse otomatik selektör vasıtasıyla sarı hidrolik sistemi basıncı devreye girer. Autoland hariç, devamlı inişte kullanılan fren şeklidir. Elektrikli olarak kontrol edilir. 28 Uçuş kompartımanından mekanik olarak çalışan her iki fren pedalıyla veya otomatik olarak yerde otomatik fren sistemi, uçuşta iniş takımları kontrol kolunun “UP” pozisyonuna alınmasıyla kontrol edilir. Fren ünitelerine giden hidrolik basınç değerini gösteren bir indikatörü yoktur. Elemanları; brake pedal transmitter ünit, selektör valf ve filtresi otomatik selektör ve throttle valf, master valf, brake pressure transducerleri, brake servo valfleri, safety valfler, dönüş aküleri, frenler, takometreler ve fren sistemi kontrol ünitesidir. Anti-skid sistemi uçak tekerleklerinin kaymasına ve kazıklamasına engel olan sistemdir. Bu sistemin bir kontrol ünitesi vardır. Bu ünite (BSCU) burun dikme tekerleklerinden aldığı referans hızını ana dikme tekerlek hızlarıyla karşılaştırarak antiskid sistemi yönetir. Hangi tekerlekte kayma olayı varsa o tekerleği serbest bırakır. BSCU avionic kompartımanında 90 VU’dadır. Ünitenin ön yüzeyinden sistem TEST edilerek arızalı parça kolaylıkla bulunabilir. İniş takımları kontrolü: İniş takımları levyesi, aşağı ve yukarı olmak üzere iki yöne hareket eder. İniş takımları kapağı açıldığında burun iniş takımları fren mekanizması, ana iniş takımları ise normal fren sistemiyle otomatik olarak frenlenir. Yukarı: İniş takımlarını toplar. Aşağı: İniş takımlarını açar. Uçak yerdeyken ana iniş takımları tamamen açılmamışsa burun iniş takımı normal konumunda değilse levye down pozisyonunda kilitli kalır. Uyarı: İniş takımları açılmamış veya kilitlenmişse kırmızı ışık yanar ve ECAM’da bir uyarı belirir. Esen kalın... 29 SÖYLEŞİ Tel Aviv teknisyeni Oğuzhan Bağdat: Bizim teknisyenlerimiz bir adım önde Söyleşi: Elif Aydemir yürüyüşler ya da Eritre gibi Afrika ülkelerinden gelenlerin sınır dışı edilmesinin gündeme gelmesiyle ilgili yapılan gösteriler. Gündelik olaylar burada. Sanırım ev kiralarıyla ilgili yürüyüş senede birkaç kere gerçekleşiyor. Bize kısaca kendini tanıtır mısın? 1983 Manisa doğumluyum. Memur ailesinin rutini olduğu üzere Türkiye’nin birçok ilinde bulunduk. Ama çocukluğumun ve gençliğimin büyük çoğunluğu Ankara’da geçti. Yine benim gibi uçak teknisyeni olan bir ağabeyim var. Şu anda HABOM A.Ş.’de (eski MNG’de) çalışıyor. Onun yönlendirmesiyle girdiğimiz Erciyes Üniversitesi Sivil Havacılık MYO Uçak Elektriği Bölümü’nden 2003 senesinde mezun oldum. 11 Eylül olaylarının etkisi halen geçmediği için iki sene kadar başka sektörlerde çalıştım. Şirkette kaç yıldır çalışıyorsun ve İsrail’deki kaçıncı yılın? Şirkete 2004 yılı Aralık ayında girdim. Öncelikle revizyon atölyeleri elektromekanik atölyesinde başladım. Sanırım 12 atölye vardı müdürlüğümüze bağlı olan, yaklaşık beş sene boyunca multi-skill personel kapsamında yedi sekiz defa atölyem değişti. Beşinci senenin sonunda önce şu andaki Helsinki Teknisyenimiz İbrahim Aslan ile birlikte uçak revizyon atölyesinde yaklaşık iki sene çalıştım, sonra oradan Hat Bakım Başkanlığı’na ve oradan da Dış İstasyonlar Müdürlüğü’ne geçtik. Ağustos 2011’den bu yana Tel Aviv’deyim. 30 Burada yaşamanın dezavantajları neler? İsrail’in bu coğrafyada savaşsız geçirdiği arka arkaya 15 senesi yok. Kendisi dahil olmasa da hiçbir komşusuyla dostluğu olmadığı için etkileniyor. Geçen sene yaşanan Filistin-İsrail gerginliği yüzünden şehirlere atılan roketler dezavantaj sayılır sanırım... Tabii bunun basına yansıması çok daha büyük olabiliyor, o nedenle insanlar gerginler, üstelik bir gün merhabalaştığınız bir havalimanı çalışanı, aynı akşam asker olarak göreve çağırılabiliyor. (7 milyon nüfusa sahip olup 300 milyon kadar düşman sahibi olmak bunu gerektiriyor haliyle) İnsanlara alışmak da biraz zaman alıyor tabii. İsrail halkı ne kadar “Arap değiliz“ dese de bu coğrafyada yaşayıp etkilenmemiş olmak imkansız. O nedenle bizim gibi tez canlı Türk insanına, onların genişliği ve rahatlığına alışmak zor geliyor. Trafikteki rahatlıkları bile bazen insanı sinirlendirebiliyor. Bize biraz insanların sosyal haklarından bahseder misin? Öncelikle İsrail Devleti dini kurallar çerçevesinde yönetiliyor. Bu sosyal hayata da etki ediyor. Din adamı olmak isterseniz çalışmanıza ya da askere gitmenize gerek yok. Askerlik hem kadınlar hem erkekler için mecburi. Erkekler 18 yaşına geldiğinde 3 yıl, kadınlar ise 2 yıl mecburi askerlik yapıyor. Genç neslin çoğu bir yandan okurken bir yandan da çalışıyor. İsrail’in dünyanın en pahalı ülkelerinden birisi olmasının da bunda etkisi büyük. Aslında ilginç olan ise 7 milyonluk bir ülkenin tüm dünya üzerindeki otoritesi. Sektörel anlamda örnek vermek gerekirse İsrail vatandaşlarına vize isteyen dört ya da beş tane ülke var sanırım. O yüzden seyahat etme konusunda önlerinde çok bir engel yok. Bu yüzden Türk Hava Yolları’nın günlük sekiz seferi var İsrail’e. Sanırım bir ara orada da sorunlar olmuştu devlet ve halk arasında şu an Tel Aviv’in durumu ne? İsrail ırk olarak karışık bir ülke. Arap ve Rus kökenli vatandaşlar ülkenin 5 milyonluk nüfusuna karşılık geliyor. (Bu arada Araplar askere gitmiyor) Fakat milliyetçilik doğru bir tanımlama mı bilmiyorum ama ülkelerine bağlılar. Ne kadar yönetimlerinden memnun olmasalar da dışardan gelen bir faktöre karşı birlik oluyorlar. Bahsettiğin olaylar sanırım ev kiralarının yüksekliği ile ilgili olan Benim en çok merak ettiğim İsrail’de güvenlik sorununun olup olmaması, güvenlik sorunları yaşıyor musunuz? İnternette bu konuda istatistik tutan birkaç site var. O sitelere göre İsrail dünyadaki en güvenli ülkeler arasında yer alıyor. Tabii ki Filistin, Hamas ve terörizm faktörleri güvenlik konusunda şüphe uyandırıyor ama dürüst olmak gerekirse İstanbul’da günlük hayatta başınıza bir şey gelme olasılığı daha yüksek. Bunu söylerken nüfus oranlarını da göz önüne alıyorum. Burada sanırım eski Tel Aviv teknisyenimiz, şimdi Yeni Delhi teknisyeni Özgür Eltan’ın bisikletinin çalınması dışında bir suç işlenmemiş. Tabii ki hiç suç işlenmiyor demiyoruz, illa ki bir yerlerde birtakım güvenlik sorunları yaşanıyordur ama burada insanlar otoriteden korkuyor bir o kadar da otoriteye güveniyor. O nedenle güvenlik geldiğimizden bu yana sorun teşkil etmedi bizler için. Yalnızca şunu söyleyebilirim, bize güvenmeleri biraz zaman aldı. Bir seneden daha fazla bir süre havalimanına eskort ile girip çalışmamız gerekti. Araplardaki kefillik kavramı burada da mevcut. Arap ülkelerinde olduğu gibi resmi boyutlarda olmasa da size güvenmek için bir İsrailli’nin bir nevi kefil olması gerekiyor. Şirket içi denetlemeler size de geldi mi nasıl etkiledi? TLV istasyonu Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı’na bağlı olmasına rağmen halen Türk Teknik A.Ş.’ye ait olan EASA yetkisini kullanan bir istasyon. Yani halen müşterileri olan bir istasyon. O nedenle şirket içi denetleme dendiği zaman iki farklı kalite departmanına bağlıyız. Teknik A.Ş. Kalite Birimi ve THY A.O. Kalite Birimi periyodik olarak geliyor. Her iki yönden de 31 SÖYLEŞİ prosedürleri takip etmek zorundayız. Biz iyice alıştık. Sanırım 2013 Ocak’tan itibaren bugüne kadar dört defa denetleme geçirdik, bunların bir tanesi de EASA kapsamında yaptığı SHGM denetlemesiydi. Denetlemelerde bulgu yazılması aslında kötü gibi ama neticede bu daha sistemli ve kaliteli iş yapma amacıyla yapılıyor. Açıkçası iki sene önceki denetlemelerimizdeki bulgu oranımızla en son denetlemelerimiz arasında çok büyük farklar var. Gittikçe daha iyi oluyoruz. Bunu gelişme olarak görmek gerekir. Kimse mükemmel olamaz. Neticede insan faktörü bu sektörde bir gerçek, iş yapıyorsanız bir yerlerde hata yapmamanız imkansız. Evet işe biraz ara verelim; burada edindiğin ya da uğraştığın bir hobin var mi? Buradaki iş arkadaşım Furkan İbraguş. Muhtemelen birçok kişi Furkan’ı ve onun tez canlılığını, girişkenliğini biliyordur. Burada yaz mevsimi nisan sonundan kasım ortalarına kadar sürüyor. Deniz kenarı olmasından ötürü de su sporları çok yaygın. Birkaç başarısız kite-surfing girişimimiz oldu ama eminim önümüzdeki yaz istesem de istemesem de kesin uzun soluklu olarak yaptıracak bana. Onun dışında birkaç spor dalıyla ilgileniyorum. Burada kullanabileceğimiz güzel spor kompleksleri mevcut. Bize Tel Aviv’in gezilecek turistik yerleri konusunda biraz bilgi verir misin? Tel Aviv’de turizm için söylenebilecek en baskın faktör din olacaktır. Bildiğiniz gibi dünyanın en eski şehirlerinden birisi Kudüs. Tarihi kayıtlara göre Kudüs’e yerleşim milattan önce 3000 senelerine kadar uzanıyor. Dini kayıtlara göre de MÖ 1000’lere kadar. Dünyanın her tarafında sinagoglar, önü Kudüs’e dönük Tevrat sandukalarına sahiptir. Hıristiyanlığa göre de Hz. İsa, Batı Şeria’daki doğumunun hemen ardından Kudüs’e getirildi. İslamiyet için de kutsallığı zaten malum. Kabe’den önceki kıblemiz Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Peygamber efendimiz de Miraç’a Mescid-i Aksa’dan yükselmiştir. Hal böyle olunca gezilecek yerler din turizmi çerçevesinde oluyor. Fakat Kudüs o kadar süre boyunca sürekli el değiştirmiş ve birçok savaş görmüş; doğal afetlerden savaşlardan etkilenerek hemen hemen yerle bir olmuş. Mescid-i Aksa’dan ayakta kalan çok fazla bir şey yok maalesef. Bilinen Hz. Süleyman’ın inşaatından kalan bazı sütunlar ve Burak Duvarı’dır. İsrail’in kuzeyinden güneyine birçok şehrinde tüm dinler için kutsal kabul edilen faktörler mevcut. Bu faktörlerin dışında oldukça güzel Akdeniz sahilleri var. İklim 32 olarak da yazın uzun sürmesi deniz tatili için de insanlara geniş bir süre sunuyor. Yemek kültürü nasıl, ilk geldiğinde yeme içme için sorun yaşadın mı, bizim yemeklerimizi özlüyor musun? Türk mutfağını görmüş ve onunla büyümüş birisinin yurtdışında yeme içme konusunda şaşkınlığa düşmemesi imkansız. Sadece Tel Aviv için söylemiyorum, iş ya da gezi için birçok seyahat yaptık hepimiz, yemek konusunda biz gerçekten çok iyiyiz. Burada her yerde ızgara var. Diyeceksiniz ki “Neticede et, tadı ne kadar değişebilir?” ama değişiyor işte. Bizim baharatımız ya da bizim aşçılığımızın farkı var. O da tamamen değiştiriyor lezzeti. Belki de ben biraz daha hassasım bu konuda. Çok yemek seçen birisiyim, damak tadım iyidir anlamında söylemiyorum ama seçiciyimdir, o yüzden biraz zor da olsa alışmak zorunda kaldım. Büyüklerim “Askere gidince alışırsın” derlerdi, şimdi anladım ne demek istediklerini... Ülkeye bir özlem duyuyor musun ya da aile hasreti seni buralara geri getirir mi? Ülkemi tabii ki özlüyorum. Gurbetçiler ya da göçmen olarak yaşayanlar psikolojik olarak daha hassas oluyorlar. Bunu öylesine söylemiyorum. Hele ki bizim gibi aile bağları çok kuvvetli olan bir millette daha büyük hassasiyete sebep oluyor. İlk zamanlar biraz zorlandım fakat zamanla insan her şeye alışıyor. Teknolojinin de faydası büyük bu konuda. Bir de İstanbul’da çalıştığım dönemi de özlemiyor değilim. Eninde sonunda geri döneceğiz tabii ki. İsrail kanunlarına göre yabancılar en fazla 64 ay çalışma izini alabiliyorlar. Bu da beş seneden birkaç ay daha fazla ediyor. Beşinci senenizi doldurduğunuzda işler değişiyor. Bunun kişiye göre değişecek avantaj ve dezavantajları da var. Bizimle yapmış olduğun söyleşi için teşekkür ederiz. Uzaktan bir çalışanımız olarak bize söyleyeceğin bir şeyler var mı? Rica ederim... THY’de ve Teknik A.Ş.’de birçok departmanda çalışmış birisi olarak şunu söyleyebilirim; atölyelerde, İstanbul hat bakımda ya da revizyonda çalıştığım arkadaşlarımın ve ustalarımın hangi şartlar altında çalıştıklarını aşağı yukarı tecrübe ettiğim için anlıyorum. Böyle söyleyince yavan oluyor ama bu istasyona gelen uçağımızı diğer firmalarla karşılaştırma imkanına sahibim, biz birçoğundan öndeyiz. Bu da hep sizlerin özverileriyle oluyor. Uçağın burun iniş takımından VOR antenine kadar emeği geçen tüm herkesin ellerine sağlık. Herkese kazasız belasız iyi çalışmalar diliyorum. 33 SANAT KAİNATTAKİ GİZEMLİ İMZA “ALTIN ORAN” Yazı: Emrah Yener İnsan Vücudunda Altın Oran Güneşe Uzaklık İnsan yüzünde ve vücudunda birçok altın oran vardır. Ama bu oranlandırma, bilim adamları ve sanatkarların beraberce kabul ettikleri “ideal bir insan yüzü ve vücudu” için geçerlidir. Çünkü insan yüzleri herkeste farklıdır. Oranlar ise altın orana çok yakın değerlerdir. Aşağıda insan vücudundaki altın orana sahip tasarımlardan birkaçını görebilirsiniz. İlk resimde insanın kafatasında bulunan, denge ve duyma fonksiyonlarının kilit noktası olan salyangozu; ikinci resimde parmak izini, diğer resimlerde de genel vücut tasarımında altın oran örneklerini görebilirsiniz. NASA’nın verdiği verileri baz alarak; Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür’ün Güneş’e uzaklığını 1 birim alırsak; bütün gezegenlerin Güneş’e olan uzaklığının ortalaması yine altın oranı vermektedir. Eğer kütle çekim konusuna biraz aşina olanınız varsa; Güneş’in etrafında kütle çekimlerine göre dizilen bu gezegenlerin hem yörünge sarmalında hem de birbirlerine uzaklıkta bir de altın oranı tutturmaları olasılık hesaplarına göre imkansıza denk bir durumdur. Eğer Dünya’daki canlılarda evrim varsa, Güneş Sistemi’ndeki cansız gezegenlerin de evrimleşerek bu oranı tutturması gerekiyor, fakat maalesef bu durum evrimin konusunun dışında kalıyor. Galaksiler Kainatta yapısında altın oran barındıran birçok spiral galaksi vardır. Yukarıdaki üç çerçeveye baktığınızda önce hangis sizi çekiyor? Böylesi basit bir seçimin "kainatın sırlarıyla" ya da sanat birikimiyle bir ilgisi olabilir mi? İnsanlara “Resminizi çerçeveletmek isteseydiniz hangi çerçeveyi kullanırdınız?” diye sorulduğunda yüksek çoğunluğun “En sağdaki çerçeveyi” dediği görülür. Bunun sebebi sağdaki çerçevenin en ve boy oranında gizlidir, 1,618 yani altın oran. Bu oranın varlığının tam olarak ne zaman keşfedildiği bilinmemekle birlikte, Antik Mısırlılardan başlayarak en eski medeniyetlerin bu orandan haberdar olduğu bilinmektedir. Altın oran tabiatta bizzat kendisi ya da yaklaşık bir değer olarak ve hemen her şeyde bulunur. Canlıların vücudundaki DNA’dan tutun, deniz kabuklarının sarmal yapısına, gökyüzündeki gezegenlerin birbirlerine olan uzaklıklarının oranına kadar her şeyde bir altın oran bulunur. Bu orana sahip olan yapılar göze güzel göründüğü için Mısır Piramitlerinden Mona Lisa tablosuna, Selimiye’den Süleymaniye Camii’ne kadar hemen her büyük eserde kullanılmıştır. Hayatın şifreleri olan DNA molekülü sarmalında; sarmal genişliği 21 angstrom, sarmalın her bir tam turunun uzunluğu ise 34 angstromdur. 34/21= 1,619 dur. Yani sarmalın her türünde en boy oranı hemen hemen 1,618’dir; altın orana ne kadar yakın... Akciğerlerimizdeki bronşlar asimetik bir yapıya sahiptir. Soluk borusu biri uzun diğeri kısa iki ana bronşa ayrılır. Uzun Dünya’nın Altın Oran Noktası: Kalp parçanın kısaya oranı bellidir ve sabittir, altın oran. Ayçiçekleri iç içe geçmiş iki sarmaldan oluşur. Sarmallardan birisi 21 çekirdekle doldurulmuş, diğeri ise 34 çekirdekle tamamlanmıştır. Biri 34 çekirdekten meydana gelmişse diğeri 55 çekirdekten meydana gelmiştir. Bu oranlar da yine bize altın oranı veriyor. Bitkilerdeki yapraklar öyle bir açıyla ve öyle bir sayıda yerleştirilmiştir ki binlerce yaprak güneş ışığını birbirini engellemeyecek şekilde almakta ve havayı eşit miktarda solumaktadırlar. Bir bitkideki yapraklar acaba tesadüfen mi dizilmiştir? Cevabı, hayır. Biyolojinin bir dalı olan filotaksiye (Phyllotaxy) göre bütün yapraklar, altın oranı oluşturan sayılar kümesine göre ayarlanmıştır. Sağlıklı bir insan kalbi, altın oran ritminde atar. EKG’nin yüksek parçaları R dalgalarıdır. Bu dalgalar kulakçıklarda oluşur. QRS kompleksi karıncıklardaki elektriksel aktivitenin geçidini gösterir. T dalgaları karıncıklarda oluşur. Bir EKG grafiği üzerinde altın oran cetveli kullanılarak kalp atışındaki altın oranlar rahatlıkla görülebilir. Neredeyse her şeyin bir altın oran noktası varken acaba Dünya’nın da bir altın oran noktası var mıdır? Hepimizin kullandığı Google Earth programını açtığınızda Kabe’nin Kuzey Kutbu’na olan uzaklığı (7631.68 km) ile Güney Kutbu’na olan uzaklığını (12348.32 km) böldüğünüzde 1.618 değerine ulaşacaksınız. Tüm harita sistemlerinde ufak kilometre farklılıklarına rağmen bu altın oran noktası Mekke şehrinin asla dışına çıkmaz. Bu bir tesadüf olabilir derseniz dahası da var. Dünya enlem boylam haritasını baz aldığınızda da Dünya’da denizler hariç karalara denk gelen tek altın oran noktasının Kabe olduğunu göreceksiniz. Her ressam ya da sanatkarın bitirdiği eserine; kendisini bilmek isteyene bildirmek için eserin esas sahibini gösteren bir harf, işaret ya da imza bıraktığını görürüz. Yüzde 95’i hala insanlar tarafından keşfedilememiş, tamamen üstün bir matematik üzerine inşa edilmiş olan hem makro alemde galaksilerde hem de mikro alemde DNA’lara hücrelere kadar tüm canlı cansız varlılarda karşılaştığımız bu altın oran aslında tüm kainata atılmış sayısal bir imzadan başka bir şey değildir. Konu hakkında detaylı bilgi ve doküman isteyen [email protected] mail adresine mail gönderebilir. Kaynak: Kainataki Gizemli İmza Altın Oran, Yılmaz SADIKLI, Muştu Yayınları. 35 KÜLTÜR Yazı/Article: Dr. Handan Diker Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Yeditepe University Instructor [email protected] DENİZ KOKAN 36 r a l a t i har 37 KÜLTÜR Müze gezmeyi sever misiniz? İstanbul Deniz Müzesi’ni görünce daha da çok seveceksiniz buna eminim. Türkiye’nin Denizcilik Müzesi olan bu mekan, İstanbul’da Beşiktaş semtinde tam da deniz kıyısında, adına yakışır güzellikte bir yerde bulunuyor. Yaklaşık 20.000 eserin bulunduğu müzede deniz tarihi adeta yeniden canlanıyor. Buraya adım attığınızda size tarih eşlik ediyor adım adım ve siz bu tarihin ve yaşanmışlıkların adeta bir parçası oluyorsunuz. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olan müze, Türkiye’de kurulan ilk askeri müzesi olma özelliğini taşıyor. Müzenin ilk kuruluş tarihi 1897. Ancak 1914 yılında bir düzenlemeye tabi tutularak Deniz Yüzbaşı Ressam Ali Sami Boyar’ın çabalarıyla bilimsel anlamda yeniden düzenlenmiş. İkinci Dünya Savaşı sırasında eserlerin korunması için müze Anadolu’ya nakledilmiş. 1946 yılında ise Dolmabahçe Külliyesi’nde açılmış. Bugün Beşiktaş’ta bulunan yere 1961 yılında taşınmış. Müze bugün, eski binanın hemen yanında yer alan, yepyeni ve çok görkemli bir binada bulunuyor. Müzeyi neden bu kadar beğendiğime gelince; bir kere buranın çok aydınlık, ışıl ışıl ve yepyeni bir yer olması önemli bir etken. Tarihi kayıkların, kadırgaların ve saltanat kayıklarının bulunduğu salon bence en önemli, görkemli ve etkileyicisi. Çünkü çok gösterişli, çok tarihi ve çok büyük. Ana binada bu tarihi kayıklar sergilenirken merdivenle bir alt kata indiğinizde karşınıza sergi salonu çıkıyor. KOLLARA KUVVET Müzede bulunan en etkileyici ve önemli eser, 24 Çifte Kürekli Tarihi Kadırga. Sultan 4. Mehmet’e ait olduğu ve 1648-1687 yılları arasında kullandığı söyleniyor. Binanın girişinden ana salona inen basamaklarda sağ tarafta kaptanıderyalara ait büstler sol tarafta ise Atatürk’ün kullandığı kayıklar sergileniyor. Yine giriş katında bulunan sinema salonunda deniz savaşlarımıza ilişkin tarihi filmler gösteriliyor. Daha müzeye girişimle birlikte tüm bu gördüklerim beni o kadar etkiledi ki en alt kata inerken oldukça heyecanlıydım. Çünkü burada sergilenenler tahta işleri salonu olarak adlandırılan bir bölümdü. Örneğin, gemilerin baş kısmına ilişkin figürler ve gemi armaları burada sergileniyor. İki tane armadan söz etmek isterim. Bunlardan ilki Zırhlı Aziziye Firkateyni’nin baş arması DENİZ MÜZESİ'NİN EN ÇOK İLGİ ÇEKEN PARÇALARI ARASINDA OSMANLI KADIRGALARINI SAYABİLİRİZ. 38 (1865) diğeri de Zırhlı Orhaniye Firkateyni (1866). Öğrendiğime göre Bahriye’de devletin bir simgesi olarak Osmanlı Arması kullanılıyor. Bu armalar öncelikle, harp gemilerinin baş ve kıç tarafında ya da saltanat kayıklarının köşkünde kullanılırken ayrıca daire kapılarının üstünde ve binaların içindeki süslemelerde de kullanılmış. Müzenin bir başka bölümü de Türk Deniz Tarihinden Sayfalar. Burada İstanbul’un 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi sırasında Haliç’e çekilen zincirlerin de sergilendiği bir bölüm var. İşte burası çok ilgi çekiyor. Ayrıca gene bu bölümde Rauf Orbay ve Hamidiye kruvazörü, Çanakkale Deniz Savaşı bölümü ve Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar sergileniyor Yine bu bölümde Preveze Deniz Zaferi ile Sivastopol Savaşı’nda önemli başarıları olan Mahmudiye Kalyonu sergileniyor. İşte size Deniz Müzesi. Bu kadar görkemli bir deniz tarihini içinde barındıran bu müze beni çok etkilediği gibi sizi de çok etkileyecek. Benim müzeyi gezdiğim tarihlerde müze girişinin bir üst katında Piri Reis ve Haritaları sergisi yer alıyordu. Piri Reis’in Dünya Haritasının 500. Yılı kutlama programı dahilinde yer alan bu sergi, beş bölümden oluşuyor. Sergi girişinde sizi Piri Reis’in balmumu silikondan yapılmış heykeli karşılıyor. Burası aslında Piri Reis’in 1513’te dünya haritasını çizdiği Kilit Bahir Kalesi olarak tasvir edilmiş. Ayrıca film salonunda Piri Reis’in hayatını anlatan bir film gösteriliyor. Harita sergisine gelince, Piri Reis’in Kitabı Bahriye isimli eserinden seçilen haritalar tavana bağlanarak sergileniyor. Haritanın arka yüzünde de o bölgenin modern haritası yer alıyor. Piri Reis, Akdeniz’de toplam 2 bin liman haritası çizmiştir. Kitabı Bahriye’de bu haritaların hepsi yer alıyor. Ayrıca ışıklı ve dokunmatik bir masa bulunuyor. Burada Piri Reis’in Akdeniz’de çizdiği limanlar, üstlerine dokununca açıklamalarıyla birlikte önünüze geliyor. Adeta bir bilgisayar DENİZCİLİK MERAKLILARI, BU TARİHİ "TORPİDO DAYREKTÖRÜ" GİBİ PEK ÇOK PARÇAYI MÜZEDE GÖREBİLİR. oyunu gibi düşünülmüş. Çok güzel ve bilgilendirici. Serginin en gizemli ve bir o kadar da etkileyici kısmına gelince, o da Piri Reis’in çizdiği dünya haritasının interaktif projeksiyonla zemine ve duvara yansıtılmasıyla oluşan muhteşem şölen. Zemindeki ve duvardaki haritada hem denizin içindesiniz hem de etrafınızdan türlü türlü balıklar kuşlar, gemiler geçiyor ve bu gezintide size eşlik ediyorlar. Siz sadece bu hareketli haritada denizde dolaşıyorsunuz. Üstelik martılar da çığlıklarıyla size katılıyorlar. Bundan daha etkileyici daha gizemli bir serüven olamaz. İşte size bir tarih ve teknoloji birlikteliği. Muhteşem bir uyum ve çalışma. Hazırlayanlara ve emeği geçenlere buradan teşekkür etmek istiyorum. UNESCO’nun 2013 yılını Piri Reis yılı ilan etmesi çerçevesinde yapılan etkinliklerin en güzeli bu sergi. Tarih ve teknolojinin birlikte nasıl mükemmel bir şekilde uygulandığına tanık olmak için bu sergi mutlaka görülmeli. Ben dünyada pek çok müzeyi ve sergiyi dolaştım. Ancak Piri Reis sergisi tek kelimeyle muhteşem. İşte bu nedenle herkesi bu masalsı geziye davet ediyorum. Beşiktaş’ta tarih, teknoloji ve deniz dünyasının geçmişlerine dalmak, bilgilenmek ve görmek isterseniz Deniz Müzesi’ne doğru bir yol alın, bana hak vereceksiniz. Haydi o zaman doğru Beşiktaş’a! YENİLENEN DENİZ MÜZESİ, BEŞİKTAŞ'IN TARİHİ DOKUSUNU DAHA DA ZENGİNLEŞTİRDİ. MÜZE, ÖZELLİKLE HAFTASONLARINDA ÇOK SAYIDA ZİYARETÇİYİ AĞIRLIYOR. 39 HAVACILIK Yazı: Şebnem Bayezit Ticari ve Yer Hizmetleri Eğitmeni YORGUNLUK orgunluk, insanın bir işi tamamlayabilecek enerjisinin, gücünün olmaması diye tanımlanabilir. Herhangi bir sağlık sorunundan kaynaklanmıyorsa; uzun süreli bedensel veya zihinsel çalışmalar yapmak, yoğun baskı ya da stres altında kalmak, yüksek sese maruz kalarak çalışmak vücut enerjisinin tükenmesine sebep olur. Sağlık sorunlarından kaynaklı olmayan yorgunluğa karşı düzenli uyku uyuyarak, sağlıklı beslenerek, düzenli egzersiz yaparak tedbir alabiliriz. Dirty Dozen konusunda insan kaynaklı hatalar incelendiğinde yorgunluğun önemli bir faktör hatta tehlikeli bir neden olduğu tespit edilmiştir. Yorgunluk nedeniyle yapılan hatalar, insanın önemsememesi nedeniyle yaptığı hatalardan farklıdır. Yapılan araştırmalarda ortalama 17 saatin üzerinde uykusuz olan bir insan ile yüzde 0.05 promil alkollü bir insan karşılaştırıldığında ikisinin de aynı tepkileri verdiği, aynı hataları yaptığı tespit edilmiştir. Ortalama 24 saatin üzerinde uykusuz olan bir insan ile yüzde 1.0 promil alkollü bir insan karşılaştırıldığında da bu ikisinin aynı tepkileri verdiği, aynı hataları yaptığı tespit edilmiştir. ZİHİNSEL KAPASİTE DÜŞÜYOR Aşırı yorgun bir kişinin zihinsel kapasitesi, dinlenmiş ve uykusunu tam almış bir kişiye göre oldukça düşüktür. Yorgun insanların sinirleri daha az dayanıklı, dikkatleri dağınıktır. Bu nedenle yorgunluk nedeniyle insanın hata yapabildiği ve bu hatalarda kasıt unsurunun olmadığı artık bilinen bir gerçektir. Düzenli uyku uyuyabilmek havacılıkta, vardiyalı düzende çalışan personel için pek mümkün olmayan önemli bir maddedir. Çok uzun yıllar üçlü vardiya düzeninde çalışmış bir kişi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki vardiyalı çalışmanın en büyük dezavantajı, kaliteli uykudan uzak kalmaktır. Her ne kadar mümkün olmadığını bilsem bile çoğu zaman uykuya hiç ihtiyaç duymadan yaşayabilen bir insan olmayı dilemişimdir. Zaman içerisinde yapılan araştırmalar, vardiya düzeninde çalışanların, özel yaşantılarındaki bazı hususlara daha çok dikkat ederek iş yerlerinde olumsuz sonuçlar almayı önleyebildikleri tespit edilmiştir. GECE ORTAMI YARATIN Vardiyalı çalışanlar özel yaşantılarında nelere dikkat etmeliler? Gündüz uykusu hiçbir zaman gece uykusu gibi kaliteli olamaz. Bilimadamları en kaliteli uykunun gece uykusu olmasının sebeplerini tam olarak açıklayamasalar da sessizliğe ve karanlığa dayandırırlar. Bu durumda gündüz uyuyup gece çalışacak 40 dozen-4 kişilerin, uyurken mümkün olduğunca gece ortamını oluşturmaları tavsiye edilir. Kısaca uyumak için uyunabilecek iyi bir ortam oluşturulmalı. Kişiler iş ortamları dışında daha sakin, huzur verici ortamlarda bulunmalılar. Aşırı gürültüden mümkün olduğunca uzak kalmaya çalışmalılar. DÜZENLİ EGZERSİZ YAPIN Düzenli egzersiz yapmak bazı kişilerce daha çok yorgunluk gibi anlaşılsa da aslında tam tersidir. Düzenli yapılan belli egzersizler kondisyon arttırıcı bir etki oluşturmaktadır. Yani işleyen demir ışıldar diyebiliriz. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise işe gitmeden önce bir iki saat dinlenmektir. Ayrıca, sağlıklı beslenmeye çalışılmalı. BESLENMENİZE ÖZEN GÖSTERİN Dinlenilmesi gereken zamanlar zaten kısıtlı olduğu için bu zaman dilimini verimli kullanmalı. Uyumadan önce ağır yiyeceklerden kaçınmalı. Sağlıksız beslenme maalesef hem uykunuzun hem de uyanık olmanız gereken zamanın verimini düşüren en önemli etkenlerden birisidir. Vücudumuzu bir arabaya benzetirsek alınan yakıt nasıl arabanızın performansını etkilerse, yediklerimiz de bedenimizin performansını etkileyecektir. Bu da bilimsel bir başka gerçektir. EKİP ÇALIŞMASI ŞART Yukarıda yazdıklarım kişinin özel hayatlarında dikkat etmesi gereken hususlar, ancak sadece bunlara dikkat etmek de maalesef yetmez. Yorgun personel kesinlikle daha fazla dikkat gerektiren işlerde çalıştırılmamalı. Yorgun olan bir çalışan, tehlikeli sonuçlara sebep olabilecek işleri yapmak zorunda kalıyorsa, düzenli mola kullanmalı ve aynı iş birden fazla kişiyle bir ekip çalışması şeklinde tamamlamalı. Yani bir önceki sayımızda yazdığım iyi bir ekip çalışması sayesinde yorgunluğun dezavantajları azaltılabilir. İyi çalışmalar dileğiyle… 41 TEKNİK Yazı: Volkan Kamar UÇAK MOTORLARINDA YAĞLAMA SİSTEMİ U zun bir yolculuğa çıkmadan önce arabamızın yağına baktığımız ve eksikse ilavesini yaptığımız gibi uçak motorlarında da sefere verilmeden önce yağ ikmalini gerçekleştiririz. Yağın neden bu kadar önemli olduğuna ve uçak motorlarındaki yağlama sisteminin nasıl çalıştığına kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Yağlama sisteminin başlıca görevleri; motor yataklarının ve dişli kutularının yağlaması, soğutulması, temizlemesi, vibrasyonun azaltması, motorda kullanılacak olanı yakıtı ısıtarak yakıtta buz oluşumunu ve motor içerisindeki hareketli parçaların aşınmasını önlemesidir. Yağlama sistemini genel olarak yağın depolanması, yağın sisteme dağıtımı ve sistem göstergeleri olmak üzere üçe ayırmak mümkündür. Yağın depolanması işlemi motorlarda bulunan ve kapasitesi uçaktan uçağa değişim gösteren yağ tanklarıyla sağlanır. Dağıtım kısmı yağ tankından yağın çıkmasıyla başlar. Yağ tankından çıkan yağ, yağ pompası (lube pump) tarafından basınçlandırılır. Yağ pompası yağın basıncını kontrol etmez, motor hızı değiştikçe yağın basıncı da değişir, yağın yüksek basınca çıkması yağlama sistemi elamanlarına zarar vereceği için bu istenmeyen bir durumdur. 42 Bunu önlemek amacıyla pompa çıkışına basınç tahliye valfi (pressure relief valve) yerleştirilir. Basınçlı yağ, motordan motora sayı olarak farklılık gösterebilen filtre elamanından geçer. Filtre elemanı, yağda ya da yağ tankında motora zarar verebilecek herhangi bir yabancı madde bulunmasına karşılık, bu maddeleri tutarak motora girmesini önler. Buradan geçen yağ, fuel/oil heat exchanger, air/oil heat exchanger, oil/oil heat exchanger gibi yağın soğutulmasını sağlayan (fuel/oil heat excahnger’da aynı zamanda motora giden yakıtın ısıtılması da sağlanır) elemanlardan geçerek motor yataklarına, dişlilere gönderilir. Sistemde kullanılan yağ boşaltım pompası (scavenge pump) yardımıyla yağ yine bir veya birden fazla filtreden geçerek içerisinde bulunması muhtemel olan parçacıklardan temizlenerek yağ tankına geri gönderilir. Sistemde yağ seviyesi, yağ sıcaklığı, yağ basıncı ve sistemdeki filtrelerin durumları hakkında uçuş kompartımanı göstergelerine bilgi göndermek amaçlı sıcaklık sensörü, basınç sensörü, seviye sensörü ve filtre durumlarını gösteren sensörler bulunmaktadır. Yağlama sistemiyle çalışırken en önemli konulardan biri de eğer motorlar yeni durmuşsa yağ, sıcak ve basınçlı olacağı için dikkat etmemiz ve en az 5 dakika beklemeden yağ tankını açmamamız gerektiğidir. 43 ORJİNAL Işıklı, harika bir şeyler: “DENEYİM TASARIMI” Y aptıkları işe “deneyim tasarımı” diyorlar ve uygulamaları oldukça ilgi çekici. Büyük organizasyonlarda yer alıyor, dokundukları yerlerde iz bırakıyorlar. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Haydarpaşa Garı’nın yüzeyinde yaptıkları “Yekpare” adlı “mapping” çalışması, yani video projeksiyonu dikkatleri üzerilerine çekmişti. Haydarpaşa Garı’nın üzerine akşam karanlığı çökünce dev bir projeksiyonla muhteşem bir ebru gösterisi yaptılar, görüntülerin denizde yansıması ise çalışmaya ayrı bir boyut kattı. Eh, mekan İstanbul olunca her türlü sürprize açık olmak lazım. yaparken elimizdeki koca kumandalar atariye kablolarla bağlıydı. Mühendis, mekatronikçi, tasarımcılar gibi farklı disiplinlerden gelen bu “mucit sanatçılar,” bugün bakıldığında ilkel kalan bu oyunu bile müthiş eğlenceli hale getirmeyi başardılar. Festivalde oldukça popüler olan bir oyunda, kurulan derinlik kameraları sayesinde oyuncu gemisini vücut hareketleriyle sağa sola hareket ettirdi, taktığı mikrofona da “Piyuv piyuv!” ya da istediği herhangi bir “ünlemeyle” sesli komut vererek ateş etti. Düşmanlar da ateş etmeyi ihmal etmedi bu arada, bunlardan kaçmak gerekti. Amaç, her bölümde düşman gemilerini temizlemekti ve her yeni bölümde yenilenen düşman gemileri bir önceki bölümden daha hızlı hareket ederek daha sık ateş etti. Oyuncu üç canıyla oyunun sonunda yaptığı skor yeterince yüksekse puan tablosuna ismini yazdırabildi. Pek çok kurum için hazırladıkları 3D mapping uygulamaları, pek çok interaktif oyun ve uygulamayla teknolojiyle sanatı harmanlayan bu grup, bir zamanlar teknoloji namına yeni ne varsa onu “yeniden üretmeyi” ilke edinmiş sanki. Sıkılmış birkaç mühendisin bir araya gelerek bu kadar eğlenceli bir iş ortaya çıkarmasına “mutlu son” denebilir ancak. Buna benzer uygulamalar artık onlar için “bebek işi” halini almış durumda. Nitekim benzer gösterileri Galata Kulesi ve İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası üzerinde de yaptılar. Üstelik, grubun “yaramazlıkları” mapping çalışmalarıyla sınırlı değil. Bu yıl katıldıkları bir yaz festivalinde açtıkları stantta yeni icatlarından da örnekler sundular. Bunlardan biri de beyin gücüyle yapılan araba yarışıydı! Hani şu hepimizin bildiği klasik, ray sistemi üzerine kurulan kumandalı küçük yarış arabaları getirin gözünüzün önüne. Oyuncuların başlarına takılan bir aygıtla beyin dalgalarını ölçülüyor. Ölçülen dalganın frekansı daha yüksek olan yarışmacının arabası daha hızlı gidiyor, dolayısıyla yarışı beynini daha aktif olarak kullanan kazanıyor. Beyin dalgası ölçümüyle oynanan oyunlarının farklı versiyonları da var. Bir zamanların büyük tutkusu atarinin en bilindik oyunlarından biriydi uzay gemisi savaşları. Düşman uzay gemisinden açılan ateşten korunurken, onu vurmaya çalışıyorduk ve bunu 44 45 TEKNİK tozları serpildiğinde akı kaçağı olan bölgede birikme meydana gelecektir. Bu demir tozları uygun ışık altında kontrol edilerek gözlemlenerek kontrol gerçekleştirilir. Yüzeye açık ve yüzeye çok yakın bölgelerdeki süreksizlikler bu yöntemle kontrol edilebilir. GİRDAP AKIMLARI (EDDY CURRENT) YÖNTEMİ SIVI PENETRANT YÖNTEMİ Yöntem, aşırı derecede gözenekli olmayan her malzeme için kullanılabilir. Uygulama yapılacak malzemeler arasında alüminyum, magnezyum, titanyum, demir, çelik, pirinç, bronz, çeşitli alaşımlar, seramikler, plastikler ve cam malzemeler sayılabilir. Prensip olarak, penetrant sıvısının yüksek tutunma özelliği sayesinde malzeme yüzeyinde açık olan süreksizliklere nüfuz etmesiyle uygulanır. Süreksizlikler genellikle çok küçüktürler ve çıplak gözle görülmezler. Yöntemde fazla penetrant sıvı özelliğine uygun olarak temizlenir ve süreksizlik içerisine hapsolmuş sıvı, developer vasıtasıyla görülebilecek yüzeye çıkartılır. Yöntemde gözle muayene en son aşamadır, kullanılan penetrantın çeşidine uygun ışık altında gözle kontrol gerçekleştirilir. Malzemenin yüzeyde ve yüzeye yakın bölgelerindeki süreksizliklerin saptanmasında, kaplama kalınlıklarının ölçülmesinde ve elektrik iletkenliğinin saptanmasında kullanılan bir yöntemdir. Girdap akımları, elektromagnetik indüksiyon doğrultusunda elde edilir. Bu sebeple yöntemde ferromanyetik malzemelerin testleri yapılabilir. Girdap akımları, yüzeyde oluşan akımların faz değişimleriyle ilişkilidir. Süreksizlik ile karşılaşılırsa akım, olması gerektiği doğrultuda olmaz ve manyetik alanda bir değişiklik oluşur. Buna bağlı olarak test bobini de reaksiyon verir. Ekran üzerinde bobin reaksiyonlarının izlenmesiyle kontroller ve ölçümler gerçekleştirilir. MANYETİK PARÇACIK YÖNTEMİ Makale: Alperen Doğru Ege Üniversitesi Uçak Teknolojileri MYO Öğretim Görevlisi Tahribatsız Muayene Yöntemleri T ahribatsız muayeneyle parçanın bir benzeri değil, kendisi muayene olur. Böylece daha güvenilir sonuçlar elde edilir ve tahribatlı muayenedeki numune alma problemi ve alınan numunenin bütün kütleyi ne derece temsil ettiği tereddüdü ortadan kalkar. Parçanın farklı özelliklerine ve bölgelerine hassas birçok tahribatsız muayene aynı anda veya sırasıyla uygulanabilir. Böylece servis performansıyla bağlantı kurulabilir ve istenen sayıda özellik kontrol edilir. Tahribatsız muayene aynı parçada belli zaman periyotlarıyla uygulanabilir. Böylece yorulma ve işlem hasarlarının takibi mümkün olur. Çok pahalı 46 ve büyük tek parçalara tahribatsız muayene uygun ve ekonomik olur. Tahribatsız muayene, muayene yöntemini laboratuardan imalathaneye taşımıştır. Böylece iş akışı olumsuz yönde etkilenmemektedir. Tahribatsız otomatik muayeneyle yüksek hızlı muayene otomatları, imalat bantlarının hızını kesmeden önceden planlanan muayeneleri yapabilirler ve reddi gereken parçaları ayırabilirler. Tahribatsız muayene imalat esnasında yeni parçalara olduğu kadar, periyodik bakımlarda ve işletme esnasında servisteki parçalara da uygulanır. Bazı hallerde parçayı, montajlı olduğu sisteme takılı olduğu yerden sökmeden ve bazen de işletmeyi durdurmadan muayene yapmak mümkündür. Malzemelerin mıknatıslanma özelliğinden hareketle geliştirilmiş dolayısıyla sadece ferromanyetik malzemelere uygulanabilen tahribatsız bir muayene yöntemidir. Mıknatıslanan bir parçada süreksizlik varsa manyetik geçirgenlik farkından dolayı manyetik akı çizgilerinde sapma meydana gelir. Süreksizliğin olduğu yerde meydana gelen manyetik akı çizgilerindeki sapma, akı kaçağına ve süreksizlik civarında kuzey ve güney kutupların oluşmasına neden olur. Parça üzerine demir ULTRASONİK MUAYENE YÖNTEMİ Metal, plastik, seramik, kompozit, saç, döküm, boru ve plaka şeklinde ki malzeme veya parçalarda süreksizlik kontrollerinde ve malzemelerin kalınlıklarının ölçülmesinde kullanılan bir yöntemdir. Yöntem, prob tarafından üretilen yüksek frekanstaki ses dalgalarının test malzemesi ortamında yayılması ve bir süreksizliğe çarptıktan sonra tekrar proba yansıması esasına dayanır. Bu ses dalgalarının yansımaları ekran görüntüsü olarak cihazdan gözlemlenerek parçaların iç süreksizliklerinin boyutu, konumu ve parçaların kalınlıklarının ölçümleri ve kontrolleri gerçekleştirilir. RADYOGRAFİK MUAYENE YÖNTEMİ Radyografik muayene, malzemenin iç süreksizliklerini belirleme, et kalınlığı ölçümlerinde ve korozyon tespitinde faydalanılan, X ve gama ışınları kullanılan bir tahribatsız muayene yöntemidir. Malzeme, arkasına bir negatif film konulmuşken, bir radyoaktif izotoptan veya bir X-ışını tüpünden çıkan homojen bir ışına maruz bırakılır. Filmin ışına maruz kalan bölgeleri daha fazla kararır. Film banyo edildikten sonra, kalınlık ve yoğunluk farkları siyahlık farkları olarak kendini gösterecektir. Filmin yorumlanmasıyla süreksizliklerin tespiti yapılır. Çeşitli açılardan yapılan çekimlerle iç süreksizliklerin konumu belirlenir. 47 DOĞA Dünyanın n e d n i r e l k i l n deri e n i r e l e v r i z n ı dağlar kışkan durumdaki magma hareketlenip kendine bir çatlak bulduktan sonra yeryüzüne çıktığında lav olarak adlandırılıyor ve bazen sakin nehirler gibi akarken bazen öfkeyle patlayarak yeryüzüne çıkıyor. Lavlar çoğu zaman kıtaların üzerinde bulunduğu tektonik dilimlerin sınırlarından sızarak çıkıyor. Örneğin dünyada bulunan yanardağların yüzde 75’i Pasifik Okyanusu bölgesinde bulunduğundan bu bölgeye Pasifik Ateş Çemberi adı veriliyor. Tektonik sınırlar dışında nadiren de olsa sıcak nokta yanardağları var. Magmadan açığa çıkan lavlar, içerdiği maddelere göre oldukça akışkan bir yapıda olup kilometrelerce alanı kaplayabiliyor. Bazense birikerek dev dağları oluşturuyor hatta bazen fışkıran maddeler atmosferde 17 kilometre yüksekliğe ulaşabiliyor. Okyanusun dibinde yer alan volkanlar çoğu zaman okyanus tabanında yükseltilere neden olurken bazen eşsiz gölleri doğuruyor. Bu göller bazen volkanik arazinin yükselmesiyle deniz seviyesinin kilometrelerce üstünde bir dağın tepesinde yer alıyor. Yanardağ söndüğünde ve üstündeki lavlar baca şeklindeki zirveyi tıkadığında oluşan çanağa dolan sular en yükseklerdeki krater göllerini oluşturuyor. Örneğin sönmüş bir volkan olan Nemrut Dağı’ndaki Nemrut Gölü, Türkiye’nin en büyük dünyanınsa ikinci büyük krater gölü. Volkanik kökenli, kazan şeklinde çok büyük çöküntülerde oluşan "kaldera gölleri" çoğu zaman deniz seviyesine yakın iç içe adalar meydana getiriyor. Bunların en ünlüsü Filipinler’de yer alan Taal volkanı ve arazisindeki göl. Ama bir kaldera gölü görmek için o kadar uzağa gitmeye gerek yok, yanı başımızdaki Ege Denizi’nde yer alan Sontorini adası, bir volkanik patlamayla denize gömülmüş. Bugün denizle bütünleşip bir göl olmaktan çıksa da görünümü geçmişini yansıtmaya yetiyor. Ateşten gelenin suyla birleşmesi bu kadar çok yer şekli ortaya çıkarırken, havayla birleşmesi de görsel anlamda bu şölenden geri kalmıyor. Volkanik platolarda rüzgar aşındırmasıyla ortaya çıkan şekillerin en bilineni, Nevşehir’de Kapadokya’da gördüğümüz peri bacaları bu işbirliğinin en nadide eserleri. 48 49 DOĞA Bu vadide volkanik patlamaların eseri olan mineral zenginliği sadece peri bacalarında kendini göstermiyor, arazideki tepelerde su ve rüzgarın aşındırmasına biraz da insan eli desteğiyle kayalara oyulmuş evlere, mezarlıklara ve yeraltı şehirlerine dönüşmüş. Asırlar süren jeolojik hareketler sonucunda ortaya çıkan bu şekillerin dışında aktif volkanların ya da volkanik alanlarda genellikle depremler, sıcak su kaynakları, çamur kazanları ve gayzerler gibi yer etkinlikleriyle beraber görülüyor. Püskürmelerden önce genellikle düşük şiddette depremler oluyor. Şaşırtıcı olsa da, volkanbilimciler, aktif yanardağların sınıflandırılmasında fikir birliğine varmamış durumda. Bir yanardağın yaşam süresi, birkaç aydan birkaç milyon yıla kadar değişirken bu tür bir sınıflandırma yapmak, insanların, hatta uygarlıkların varlık süreleri göz önüne alındığında anlamsız görünüyor. Yeryüzündeki volkanların birçoğu, geçen birkaç binyılda birçok kez püskürdü ama günümüzde herhangi bir etkinlik göstermiyor. Bu tür yanardağların uzun ömürleri göz önüne alındığında çok etkin oldukları söylenebilir ancak bizim ömürlerimiz düşünülürse, etkin değiller. Bu tanımı daha da karmaşıklaştıransa, harekete geçen ama püskürmeyen yanardağlar. Aktif yanardağ bölgelerinde en sık görülen belirtiler gayzerler. Volkanik kayaçların arasında sıkışan suyun çatlaklardan fışkırması 50 şeklinde ortaya çıkıyor. Örneğin bir patlama görülmese de bugün aktif sayılan Amerika’daki Yellowstone Milli Parkı’nda yıl içinde aktifleşen 465 gayzer bulunuyor. Yeni Zelanda’da 1886’daki Taravera volkanik püskürmesinden sonra su, buhar, çamur ve taşları dört saat boyunca 240 metre kadar yükseğe püskürten yedi adet gayzer oluştu. 1904’te bitişik Taravera Gölü’nün sularının akıtılmasıyla bu gayzerlerden 450 metreye kadar su püskürten birinin faaliyeti durdu. Halen aktif olanlarsa gölün ortasından su fışkırtarak ilginç görüntüler oluşturuyor. Gayzerin bir püskürmesinin ne kadar süreceği de iki püskürmenin aralığı da henüz çözülememiş birer gizem. Volkanlar pek çok dağ şekli ortaya çıkarmış. Ülkemizde aktif olmayan yanardağlardan Erciyes, Nemrut, Hasan ve Ağrı Dağı koni biçiminde, Güneydoğu’daki Karacadağ ise daha nadir görülen kalkan tipi bir volkanik dağ. Ülkemizde bulunan en aktif volkan ise Tendürek. Bir krater gölü ve kalderası olan dağın bacasından çıkan sıcak su buharları ve hidrojen sülfür, kraterin kenarlarında, sarı renkli bir mineral olan kükürt oluşumunu sağlıyor. Antik Roma’nın ateş tanrısı Vulcan’dan adını alan volkanlar, üzerlerinde yapılan sayısız çalışmaya rağmen hala tüm sırlarını vermiş değil. Aktif olmayanların ne zaman patlayacağı bile tahmin edilemezken her an her yerde bir yenisi oluşabilir. İtalya’daki Etna ve Vezüv "sıkça" sürpriz yapıyor, tahminlere göre Amerika’daki Hood Volkanı ise önümüzdeki yedi sekiz yıl içinde yaramazlık yapabilir gibi görünüyor. 51 KAZA ARAŞTIRMA “YÜZYILIN ÇARPIŞMASI” Yazı: Arif Şankaya, Hasan Büber S anta Cruz; Kanarya adalarının gözde tatil cenneti... Atlantik Okyanusu’nda bulunan ve İspanya’ya bağlı olan bu küçük ada ülkesi, havacılık tarihinin en büyük trajedisine sahne oldu. 27 Mart 1977 Pazar günü; Gran Canaria adasındaki Las Palmas Havalimanı, birçok uçağın olduğu gibi Los Angeles’tan kalkan Pan-Am Boeing 747 ve KLM 747’nin de rotası olacaktı. Ancak Kanarya Adaları özgürlük hareketi teröristleri öyle düşünmüyorlardı. Terminal binasına yerleştirdikleri bir bomba çoktan patlamıştı ve şimdi yetkilileri, bir diğerini daha patlatmakla tehdit ediyorlardı. Bunu göze alamayan Las Palmas Havalimanı yetkilileri, limanını uçuşlara kapattı. İniş için bekleyen uçaklar, başka bir adadaki havalimanına yönlendirildi. Los Rodeos Havalimanı, Tenerife’de tek bir pisti ve buna paralel bir taksi yolu bulunan küçük bir meydan. Günlerden pazar olduğu için trafik kontrolü (ATC) eksik personelle sağlanıyor. Aynı zamanda kullanılan üç radyo frekansından ikisi bozuk; yani iniş ve kalkışlar, tek frekans üzerinden yapılıyor. Hava koşulları Las Palmas’taki gibi iyi değil, sıcaklık giderek düşerek sise neden oluyor. Los Rodeos, büyük yolcu jetlerini ağırlamaya uygun değil ve bu uçakların yerdeki hareketleriyle konumlarını takip edebilecek bir yer radarı bulunmuyor. 52 Pan-Am Los Angeles’tan New York aktarmalı olarak geliyor. KLM ise Amsterdam’dan geliyor ve iniş için Pan-Am ‘ın önünde. Havalimanı oldukça sıkışık, inen iki Jumbo jet, kule tarafından pistin diğer ucuna yani taksi yolunun tam çıkışına park ettiriliyor. Las Palmas Havalimanı’nda durum belirsiz, uçakların Tenerife’de ne kadar bekleyecekleri bilinmiyor. KLM uçağının kaptan pilotu Jacob Veldhuyzen Van Zanten, şirketinin herhangi bir aşırı uçuş saati durumunda uygulayacağı yaptırımlardan sakınmak ve Las Palmas’tan tekrar Amsterdam uçuşu için gerekli olan yakıtı sıra beklemeden bu meydanda almaya karar veriyor ancak bu kararın 234 yolcu ve 13 mürettebat için dehşet verici bir sona yol açacağını bilmiyor. Sabırsız bekleyiş sürerken uçaklar, Tenerife’ye inmeye devam ediyor. Kontrol kulesi çalışanları, bu trafikle boğuşurken Las Palmas Havalimanı’ndan beklenen güzel haber nihayet geliyor ve meydan tekrar uçuşlara açılıyor, artık uçaklar birer birer Los Rodeos’u terk edebilir. Fakat bir sorun daha var. Havalimanında tek bir taksi yolu var ve burası uçaklarla dolu. Buradaki en büyük iki engel KLM ve Pan-Am’a ait dev 747’ler. Pan-Am’ın Kaptan Pilotu Victor Grubbs, saatlerdir beklemekten sıkılarak KLM’in arkasında olmasına rağmen kalkış için hazır olduklarını kuleye bildiriyor. Ancak aldığı yanıt önlerindeki Jumbo jeti bekleyecekleri yönünde oluyor. Kaptan cesur bir kararla kendi uçağını diğer 747’nin yanından geçirebileceğini düşünüyor fakat bu manevranın imkansız olduğunu daha sonra kendisi de fark ediyor. Sırasıyla önce KLM piste çıkıyor fakat kalkış için önce tüm pist boyunca ilerlemeli ve pist başından 180 derecelik bir dönüşle aksi istikamete dönmeli, ardından Pan- Am hareket ediyor. O da taksi yolunda bulunan üçüncü çıkıştan (C-3) pisti terk ederek tekrar taksi yolu üzerinden pist başına dönmek için talimat alıyor. Bu sırada hava durumu hızla değişiyor, yoğun bir sis tabakası pisti kaplıyor, kulede bulunan kontrolörler uçakları göremiyor havalimanının yer radarı da olmadığı için kör durumda kalıyorlar. Pan-Am ekibi de oldukça endişeli pist çizgilerini bile güçlükle görebiliyorlar. Buna ek olarak 500 metre önlerinde ilerleyen 55 ton yakıt ikmali yapmış yaklaşık 300 ton ağırlığında başka bir dev bulunuyor. KLM Kaptan Pilotu Van Zanten, manevrasını tamamlayıp uçağını yoğun sisle kaplı 2 mil uzunluğundaki piste doğru çeviriyor. Bu esnada Pan-Am ise hala pistte ve kuleyle irtibat sorunları yaşıyor. Kontrol kulesinin verdiği talimata göre üçüncü çıkıştan pisti terk etmeleri isteniyor fakat ekibin elindeki haritaya göre üçüncü çıkış 747 için imkansız olan 148 derecelik bir dönüş açısı gerektiriyor. Ancak dördüncü çıkış (C-4) bu manevra için çok uygun. Pan-Am pilotları, yoğun sis yüzünden bu taksi yolu çıkışlarını tespit edemiyorlar. Kazadan sonrası araştırmalarda ATC çalışanlarının Pan-Am için neden C-4 değil de C-3 çıkışını seçtikleri anlaşılamadı. KLM Yardımcı Pilotu Klaas Meurs, kuleye kalkış için hazır olduklarını bildiriyor, kuleden gelen yanıt, beklemelerini ve tekrar ikaz edileceklerini söylüyor. Bu sırada kule, Pan-Am ile irtibatta ve henüz pistte oldukları bilgisini alıyor. Bundan haberi olmayan KLM uçağı, beklemeleri konusunda uyarılmasına rağmen motorlarına tam güç vererek hızlanmaya başlıyor. İşte tam bu anda kazanın eşik noktası gerçekleşiyor. KLM ekibi uçuş bilgileriyle ilgilenirken kuleden gelen mesajı yanlış algılıyor. O sırada Pan-Am uçağının kuleye ilettiği henüz pisti terk etmedik mesajı KLM kaptanının tamam hazırız ve kalkıyoruz mesajının oluşturduğu parazit yüzünden kimse tarafından duyulmuyor. Tenerife Havalimanı’nda o gün koşullar böyle bir kaza için neredeyse kusursuz. Kalkış için hızlanan KLM Jumbo jeti 700 metre önünde Pan-Am’a ait başka bir 747 olduğunu bilmiyor, bu durumu ilk fark eden Pan-Am Kaptan Pilotu Victor Grubbs oluyor ve çarpışmadan kaçınmak için uçağa tam gaz vererek çimle kaplı toprak alana doğru döndürmeye çalışıyor. KLM kaptanıysa diğer uçağı fark ettiğinde artık geri dönülmez bir noktada, uçağın burnunu mümkün olduğunca yukarı kaldırıyor ancak çok geç KLM 747’si, Pan-Am’ın 747’sine saatte 260 kilometre süratle tam ortadan çarpıyor ve iki dev uçak parçalanarak birer alev topuna dönüşüyor. KLM’de bulunan 234 yolcu ve 14 mürettebatın tamamı hayatını kaybederken Pan-Am’da ise 326 yolcu ve 9 mürettebat feci şekilde can veriyor buna rağmen Pan-Am’ın enkazından 61 kişi sağ çıkmayı başarıyor. 27 Mart 1977 Pazar günü; havacılık tarihinin en büyük kazası küçücük bir adada iki dev uçağın çarpışmasıyla gerçekleşiyor. Los Rodeos Meydanı’nda bulunan birkaç itfaiye aracı olay yerine ulaştığında KLM’den geriye pek bir şey kalmamış ve Pan-Am ise feci şekilde yanıyor. Kaçış manevrası için tam gaz verilen Pan-Am motorları çarpışmadan sonra bile uzun bir süre böyle çalışmaya devam ediyor ve bir hostes bu motorlardan birinin içine düşerek hayatını kaybediyor. Yaklaşık 70 kişilik kaza araştırma ekibi, uçakların kokpit ses kayıt cihazlarını incelediğinde duydukları karşısında şok oluyor. KLM’nin henüz kalkışına izin verilmeden pistte ilerleyerek kazaya sebep olduğu düşünülürken; Tenerife Havalimanı’nda bulunan üç radyo frekansından yalnızca bir tanesinin kullanılabildiği anlaşılıyor. Tek frekans üzerinden yapılan görüşmeler esnasında aynı frekanstan farklı bir alıcı yayın yapınca, parazitlenme meydana geliyor ve tüm görüşme bozuluyor. Burada KLM uçağının yardımcı pilotunun havacılık literatürü dışında bir dil kullandığı ve Tenerife ATC’nin de aynı şekilde devam ettiği, kaptan pilotun baskı altında bir an önce kalkışı yapmak istemesinden meydana gelen hatalar zincirine kötü hava şartları ve diğer olağan dışı nedenler de eklenince kaza kaçınılmaz oluyor. Havacılık otoriteleri kazanın resmi raporunun ardından olayın büyük oranda pilotaj hatası olduğuna ve KLM firmasının sorumlu olduğuna hükmediyor ve KLM 110 milyon dolarlık bir tazminat cezası ödüyor. Havacılığın kanla yazılan kanunları burada da devam ediyor ve kaza sonucunda kokpit içindeki iletişim kuralları tekrar düzenleniyor ve pilotlarla ATC personelinin eğitimleri bu olaydan çıkarılan derslerle yeniden yapılandırılıyor. 53 SPOR “Martılar trol teknelerinin peşinden gider çünkü sardalyelerin denize atılacağını düşünürler.” Sahanın dışında çok konuşanlar! “Kaleciyi alt etmeye çalışmayın, onu yok etmeye çalışın!” Tarihin en “şaşırtıcı” şutlarına sahip futbolcularından, Liverpool’un büyük kaptanı Steven Gerrard gençlere tavsiyelerde bulunurken... Eric Cantona, bir taraftara uçan tekme attıktan sonraki basın toplantısında tuhaf açıklamasıyla gazetecilerin “aklını alırken.” “Topa her dokunuşunuzun ardında bir fikir olmalıdır.” “Babam da öldü ama ben onu hala seviyorum.” Zeki ve hınzır Cevad Prekazi neden merhum Ali Sami Yen Stadı’nı Türk Telekom Arena’dan daha çok sevdiğini sunucuya açıklamaya çalışıyorken. 54 Yine Shankly. Muhtemelen bir öfke anında. “‘İmkansız’ bir gerçeklik değil, bir bakış açısıdır. 'İmkansız' bir deklarasyon değil, bir zorluktur. ‘İmkansız’ bir potansiyeldir sadece. ‘İmkansız’ geçicidir. ‘İmkansız’ hiçbir şeydir.” Dani Alvez’den, Che-vari bir “imkansız” yorumu. “Maç yaparken bazen gol atmak zorunda kalıyorsunuz.” Sarı fırtına Metin Tekin, beğenmediği bir gol kararından sonra santra yapmasını bekleyen sabırsız hakemi uyarırken. “Futbol takımları piyano gibidir. Taşımak için sekiz kişi, lanet şeyi çalmayı bilen üç kişi gerekir.” Liverpool tarihine damgasını vuran hoca Bill Shankly, “hayatının aşkından” bahsederken. Futbolu İtalyan gol cimriliğinden kurtaran kahramanlardan Johann Cruyff, oyuncularına “savunmanın” inceliklerini anlatırken. “Hocam sahanıza geçin de başlayalım.” Sözleşmesine oynayacağı mevkii ve uçak korkusunu dahi not ettiren futbol filozofu Dennis Bergkamp. “Kimileri futbolun bir ölüm kalım meselesi olduğuna inanıyor ve bu yaklaşım beni hayal kırıklığına uğratıyor. Sizi temin ederim, futbol çok ama çok daha önemlidir.” “Top bizdeyken bize gol atamazlar.” Fransız yıldız Thierry Henry, kırık İngilizcesiyle mütevazilik yaparken "Demek ki maçın seyircili olduğunu bilmiyorlardı. Haber veririz bundan sonra. Gelmeyenlerin de canı sağ olsun.” Şenol Güneş tribünleri doldurmayan taraftara sitem ederken. “İnsanlar bana Ronaldo mu iyi yoksa sen mi diye sorduklarında Ronaldinho hala hayatta diyorum.” Lionel Messi, popüler rekabet hakkında konuşurken. “Futbol oynamaktan hiçbir zaman büyük keyif almadım, asla mutlu olmazdım. (...) İki gol attığımda üçüncüyü isterdim, hep daha fazlasını...” Futbola tıp fakültesi masraflarını karşılamak için başlayan Gabriel Batistuta’dan futbol keyfi! “Alkole, kuşlara ve hızlı arabalara çok para harcadım. Kalanıysa çarçur ettim.” “Beatles’ın beşinci elemanı” olarak da bilinen George Best, “renkli” hayatını özetlerken. 55 TARİH 23 asırdır imparatorlarını bekliyorlar. Göz kırpmadan TERRACOTA SAVAŞÇILARI Ç in’in büyük imparatorlarından Qin Shi Huang, bu dünyadan göçeli neredeyse 2.230 yıl oldu. Hem bayındır hem de savaşçı bir liderdi. Çin Seddi’ni parçalı halinden kurtarıp tek bir duvar geline getiren oydu. Çin Hanedanı’nın ilk imparatoruydu ve gelecek iki milenyum boyunca da hanedanlar onun adıyla anıldı. Ülkeyi baştan aşağıya yollarla örmüştü. Geniş topraklara yayılan ülkede siyasi ve ekonomik standartlar üzerinde ısrar ediyordu. Bir yandan da generalleri yeni yerler fethetmeye devam ediyordu. Kısacası, ülke tarihi için büyük bir imparatordu ve belki de kaçınılmaz olarak biraz megalomandı. Bu dünyadan kopmak istemiyordu. Ancak içtiği “ölümsüzlük iksiri” dahi onu kurtarmaya yetmedi ve M.Ö. 210 yılında yaşama gözlerini yumdu. İşte bu tarihten bu yana 8.000 asker onun mozolesinin kapısını bekliyor. Hiç kıpırdamadan. Göz bile kırpmadan. Nöbet değiştirmeden. Süngü indirmeden. Ve hiç yaşlanmadan... Hikayenin sonuna kadar sabrederseniz göreceksiniz ki bu askerlerin sayısı azalacağına gün geçtikçe artıyor! Shaanxi eyaletinin kendi halindeki çiftçileri ilk fırınlanmış topraktan heykelleri bulduklarında yıl 1974’tü. Köylülerin amacı su kanalı kazmaktı ama fark etmeden tarihin en çarpıcı İmparator Qin Shi Huang 56 57 TARİH arkeolojik damarlarından birine denk gelmişlerdi. İşte o günden beri yapılan hassas kazılarda 8.000 kadar asker heykeli bulundu. Kazılar hassas çünkü toprağın içinde toprak arıyor arkeologlar. Ve Terracota Savaşçıları’nı en ilginç kılan şey, hiçbirinin yüz ifadesinin bile birbirine benzememesi. Uzakdoğululara yönelik pek çok modern ve ırkçı önyargıya binlerce yıl öncesinden meydan okuyor sanki bu heykeller. Bu “muntazam ordu” kusursuz bir hiyerarşi içinde. Tamamı gerçek insan boyutlarında olan heykellerin en uzun boylu olanları generaller ve rütbe düştükçe boylar da kısalıyor. Ordu sadece askerlerden oluşmuyor, çeşitli sivil görevliler, hatta askerleri eğlendirecek jonklörler bile var! At arabası sayısı 130. İmparatora saygı duruşunda ayrıca 520 at ve 150 süvari hazır bulunuyor. Mozolenin yanında, askerlerle birlikte, yine bütünüyle insan eliyle inşa edilmiş, piramitten bir nekropolis de var. Daha erken kazılarda, bu nekropolis araştırılırken pek çok Terracota askerinin de tahrip edildiği, yani topraktan gelenin toprağa karıştığı tahmin ediliyor. Kimi tarihçilere göre mozolenin yapımına M.Ö. 246 yılında, yani Qin henüz 13 yaşında tahta çıktığında başlanmış. İnşaatta 700.000 işçinin çalıştığını ileri süren kaynaklar var. Heykellerin yapımını ise hem hükümet görevlililer hem de yerel halk üstlenmiş. Hemen heykellerin yanı başındaki Li Dağı’ndan alınan toprak kullanılmış. SERİ ÜRETİM, İNCE İŞÇİLİK! Yüzlerin ana hatlarını belirlemek için toplam sekiz ayrı kalıp kullanıldığı tahmin ediliyor ancak ardından “ince işçilikle” her bir yüze ayrı bir ifade ve kişisel özellikler kazandırılmış. Bu işlemlerde fırça da kullanılmış gibi görünüyor. Neredeyse her 58 birinin saç kesimi bile birbirinden farklı. Bacakların ayrı parçalar olarak üretildiğine bakılırsa, burada tarihin en ilginç “bant çalışması” örneklerinden biri var. Üretim biçimi, Qin zamanında gelişen drenaj kanalı üretimini de anımsatıyor. Qin’in kuralcı zihniyetini devralan üretim atölyeleri, heykellere kalite kontrol damgaları vurmuş ki bu ibareler bugün tarihçilerin geçmişe dair hipotezler üretmesinde önemli bir veri. Savaşçıların taşıdıkları zırhlar, silahlar ve giyim biçimleri ise diğer önemli ipuçları. Heykellerin orijinalleri rengarenk boyanmış, en azından kalıntılar bunu söylüyor ama renkler zamana dayanamamış. KILIÇLARI HALA KESKİN Askerler dört ana kanalda konumlanıyor. İmparatoru doğudan gelecek saldırılara karşı korumak ister gibiler. Dördüncü kanal boş. Belki de bu kanal yarım kaldı diye düşündürüyor. İşin neden tamamlanamadığı ise meçhul. İlk iki kanalda ise yanık izleri var ve bazı silahlar “çalınmış” ki bunlar da olası bir talana işaret ediyor. Silahlar demişken, sırada gerçekten şaşırtıcı bir bilgi var: Bazı kılıçlar hala çok ama çok keskin. Çelik silahlar bir ila bir buçuk santim krom oksitle kaplandığı için bunca zaman paslanmaya karşı korunmuşlar. Yakın dövüş silahları arasında iki sırtı da keskin kılıçlar da var. Hesaplara bakılırsa oklar 800 metre menzilli. Atlı arabalardaki askerlerin elinde “ge” adı verilen, bir tür hançer-balta var çoğunlukla. Ürkütücü bir silah. Özellikle de bunu taşıyan rakibiniz bir at arabasının üzerinde hızla üzerinize geliyorsa. HEYKELE AKIN Derinleştikçe derinleşiyor askerlerin öyküsü. Heykellerden 20 kişilik bir “manga” ve çıkarılan objelerden 120 parçadan oluşan bir koleksiyon, 13 Eylül 2007’den itibaren yaklaşık bir buçuk yıl Londra’daki British Museum’da sergilendi. Müze, bu koleksiyonla Tutanhamon’dan sonraki en büyük ziyaretçi sayısına ulaştı. Sergi gece yarılarına kadar açık kalırken gazeteler binlerce kişinin de kapıdan döndüğünü yazdı. Tabii bunda İngiliz kolonyal arkeoloji düşkünlüğünün de etkisi olsa gerek. Heykeller benzer bir ilgiyi diğer Avrupa kentlerinde gördü. Fakat bir kere izlenip insanın tarih dağarcığına atacağı bir konu değil, Terracota Savaşçıları. Son olarak daha geçen yıl, arkeologlar Qin’in mezarı yanında bir sarayın kalıntılarına rastladılar. Saray derken, bunun 690 metreye 250 metre bir yapı olduğu tahmin ediyor. 2102’nin Haziran ayında ise 100 asker daha bulundu. Ancak yeni buluntular , parçalanmış haldeydi. Biz tarihçilerin yalancısıyız ama dediklerine bakılırsa bunu yapmaya gücü, zamanı ve niyeti olan tek kişi, isyancı asker Xiang Yu idi. Belki de bir kanalın hala boş durması da bu yüzden. 59 ÇOCUKLAR İÇİN ANNEM İŞE GİDİYOR! alışan kadınların bir kısmı, anne olunca tercihlerine göre yasal hakları olan süre boyunca izin kullandıktan sonra iş yaşamına geri dönerken bir kısmı, çocuklarının bebeklikten çocukluğa geçişi evresinde kariyerlerine daha uzun süre ara vererek çocuğunun bakımını kendisi üstleniyor. Bu yeni duruma uyum sağalama sürecinde hem anne hem de çocuk bazı zorluklarla karşılaşabiliyor. Annelerin en sık yaşadığı sorunlardan biri, bebeği evde bırakıp iş yaşamına döndüğünde, eşine, ailenin yeni üyesine ve evine yeterli zaman ayırmak ve kimi zaman da bununla birlikte gelen suçluluk duygusu. Çalışmaya ayırdığı zamanı çocuğundan çaldığını düşünen anne, olumsuz düşünceler geliştirebiliyor ve depresyon, panik atak, anksiyete gibi yaşam kalitesini düşüren daha ciddi sıkıntılarla yüz yüze kalabiliyor. Oysa kendisini daha iyi hisseden bir anne çocuğuyla da daha güçlü bir iletişim kuracaktır. Bir ilk adım olarak annenin işe “kaçar gibi” gitmemesi, çocukla güçlü bir biçimde vedalaşması bu iletişim bozukluğunu engellemede mutlaka etkili olacaktır. Çocuğun anneden ayrılırken ağlaması ya da buna karşı çıkması gayet normaldir. Çocuğa onun anlayacağı dilden pozitif mesajlarla, geri dönmek üzere gittiğinizi anlatmanız gerekiyor. Annenin işe dönme tarihi yaklaştıkça, anne önce gün içinde beş dakikalığına çocuğu yalnız bırakacağını söyleyerek ve bunu uygulayarak, verdiği sözü tuttuğunu; gittiğini ama geri döndüğünü gösterebilir. Bu süreyi giderek uzatmak, işe dönüş öncesi etkili bir alıştırma olarak düşünülebilir. “Gitmeye mecburum, ben de gitmek istemiyorum” tarzında olumsuz mesajlar çocukta da negatif etki yaratacaktır. Bunun yerine “Akşam geldiğimde birlikte vakit geçireceğiz, hava kararınca geleceğim” gibi mesajların verilmesi gerekiyor. Çocuğun annesinin evde bulunmadığı sürede kendisiyle ilgilenecek olan kişiyle bağ kurabilmesi için anne, çocuğun bakımı üstlenen kişi ile de birlikte vakit geçirmeli. Küçük çocuklar, annelerinin temas kurduğu, 60 ÇALIŞAN ANNE İÇİN HIZLI TAVSİYELER • Önemli olan çocuğunuzla ne kadar değil, nasıl zaman geçirdiğiniz. • İş hayatına dönmeden önce onu mutlaka ayrılığa hazırlayın. Kısa sürelerle yanından ayrılıp geri dönmeniz, ikna edici bir egzersiz olabilir. • Asla iş dönüşü suçluluk duygusuyla çocuğunuzu hediyelere boğmayın. • Asla arkanızdan ağladığında kötü davranmayın. • Asla “Ben de işe gitmek istemiyorum” demeyin. • Özel günlerinde yanında olmaya çalışın. • Siz yokken çocuğun bakımı ile ilgilenen kişiyi de sevdiğinizi çocuğunuza yansıtın. • İş stresinin ona sevginizi göstermenize engel olmasına izin vermeyin. gülümsediği kişilere daha kolay yaklaşabiliyor. Annenin işten eve döndüğünde ayrı geçirdikleri zamanı telafi etmek için çocuğu hediyelere boğması da “şımarmasını” engellemek için sert davranması da aynı ölçüde yanlış. Özellikle 0-3 yaşında çocuğun gelişimdeki en önemli faktörlerden biri, anneyle kurduğu ilişkinin niteliğidir. Bu süreçte çocuğun beslenme ve temizlenme ihtiyaçlarını giderirken ve uyku sırasında anneyle kuracağı bağ oldukça belirleyicidir. Anne tarafından sevildiğini bilmek, çocuğun kişilik gelişimi için hayatidir. Örneğin 0-3 yaş dönemindeki çocuklar, bir oda dolusu insanla bir arada da olsa anne odadan çıktığında genellikle ağlamaya başlar, dönünce de susar. Bunun nedeni bu yaş grubunda hiçbir şeyin annenin yerini tutmamasıdır. Uzmanlar çalışmayan annelerin tüm vakitlerini evde geçirmelerinin tek başına hiçbir şeyi değiştirmediğini, annenin çocukla geçirdiği zamanın ne kadar kaliteli olduğunun önemsenmesi gerektiğini belirtiyorlar. Evdeki vaktin tamamını çocukla geçirmek yerine onun ihtiyaçlarını anlamak ve zamanı bunları gidermeye yönelik olarak planlı bir şekilde kullanmak hem anne hem çocuk için yararlı bir yaklaşımdır. Çalışan annelerin mükemmeliyetçi tavrı, kendileri üzerinde baskı kurmalarına neden olabiliyor. Annenin eve gelir gelmez en mükemmel şekilde yemeği hazırlama, evi her an düzenli tutma gibi “takıntıları” onun kendine ve ailesine ayıracağı zamanı daha da kısıtlayabiliyor. Çocuktan, anne kadar baba da birinci derecede sorumludur. Çocukla ilgilenme ve aileyle ilgili sorumluluklarda anneyle sorumlulukları paylaşmak babanın yaptığı bir yardım olarak değil, görevi olarak kabul edilmeli. Bunlar dışında çocukla ilgili özel günlerde anne babanın ve aile büyüklerinin yanında bulunması çocuk için önem taşır. Örneğin çocuğunuzun hasta olduğu günlerde yanında bulunmaya çalışın. Okul gösterileri ya da doğum günü gibi özel günler için izinlerinizi önceden ayarlayarak çocuğunuzun, hiçbir şeyin ondan daha değerli olmadığını bilmesini sağlayın. Göreceksiniz ki böyle “nokta atışları” sizin sevginize duyduğu güvenin artmasında amaçsızca harcanmış uzun saatlerden çok daha yararlı olacaktır. 61 SAĞLIK SİNDİRİM RAHATSIZLIKLARINA YENİ ÇARELER nceleri hafif rahatsızlıklarla başlayan sindirim sistemi şikayetleriniz gün geçtikçe arttıysa ve yediğiniz her yemek, vücudunuzda pimi çekilmiş bir bomba etkisi yapıyorsa, sindirim sistemi uzmanı bir hekime yani bir gastroenteroloğa görünme vaktiniz gelmiş de geçiyor. Üstelik geliştirilen yeni tedavi yöntemleriyle artık uzun saatler süren, günlerce ev istirahatı gerektiren açık operasyonlar tarihe karıştı. Sindirim sistemiyle ilgili rahatsızlıklar, sindirimi sağlayan tüm organlarda farklı şekillerde ortaya çıkıyor. Yemek borusu, mide, pankreas, karaciğer, safra kesesi, ince ve kalın bağırsaklarda ortaya çıkan hastalıkların belirtileri çoğu zaman şişkinlik, ağrı, bulantı gibi ortak özellikler taşıdığı için teşhis ve tanı aşamasından farklı testler ve görüntüleme yöntemleri uygulanıyor. Yeni yöntemlerin en önemli özellikleri açık operasyonlara, uzun süre yatak istirahatına gereksinim duymadan çoğu zaman kalıcı çözümler üretmeleri. ENDOSKOPİK REFLÜ TEDAVİSİ En sık görülen mide rahatsızlıkları olan reflü, ülser ve mide fıtıklarında önce ultrasonla hastalık teşhis edilmeye çalışılıyor ancak gerekli durumlarda endoskopi uygulanıyor, yani mide ve benzeri iç organların iç kısımlarının gelişmiş optik cihazlarla doğrudan görüntüleniyor. Bildiğimiz anlamda endoskopi en basit şekliyle ağızdan yemek borusuna oradan mideye indirilen bir kamera ile sadece iç organları görüntülemeyi sağlayan bir uygulama. Günümüzde ilaç tedavisine yanıt vermeyen, operasyon gerektiren reflü tedavisinde etkin biçimde kullanılan en yeni uygulamalardan biri stretta ile endoskopik reflü tedavisi. Mide ile yemek borusunu birbirinden ayıran mide kapakçığında görülen işlev kaybıyla mideden yemek borusuna gerçekleşen asit kaçağı, yani reflü pek çok kişinin ortak sorunu. Sürekli kullanılan ilaçlar, yüksek yastıklar gibi yöntemlerle tedavi edilemeyen hasta, açık ameliyat geçirmeden, endoskopik yöntemle 40 dakika süren bir operasyonla tedavi ediliyor. Yarım günlük ev istirahatından sonra da iş hayatına kaldığı yerden devam edebiliyor. 18 yaş altına uygulanamayan bu yöntem mide fıtığı bulunanlara da tavsiye edilmiyor. ERCP Safra kesesi ve pankreas kanallarının tıkanması durumunda başvurulan endoskopik yöntemlerin bir diğeri Endoskopik Retrograt Kolanjiyo-Pankreatografi yani ERCP’dir. Duodenoskop adı verilen bir endoskopi tüpüyle, hekim oniki parmak bağırsağı, karaciğer, safra kesesi, safra kanalları ve pankreastaki problemler görüntülenir, teşhis konur ve aynı seansta tedavi gerçekleştiriliyor. ERCP, safra kanalları ve pankreas kanallarının tıkanıklığının yanı sıra safra kesesi, karaciğer ve pankreasın diğer bazı bozukluklarında da kullanılır. Klinik belirtiler, kan tahlilleri, ultrason veya tomografi gibi testlerden elde ettiği bulgulara göre hekim, hastaya ERCP uygulanmasının gerekli olup olmadığına karar verir. KOLONOSKOPİ Spastik kolon, irritabl bağırsak sendromu, bağırsak ülserleri hatta bağırsak kanseri gibi ciddi hastalıkların teşhisinde kullanılan görüntüleme yöntemidir. Ucunda kamera olan 62 ince ve bükülebilir bir boruyla anüsten girilerek bütün kalın bağırsağın ve ince bağırsakların kalın bağırsağa komşu kısmı görüntülenir. Kolon (kalın bağırsak) kanseri tanısında en güvenilir yöntemdir. Ayrıca; polip ve benzeri kanser öncesi lezyonları saptayıp, alınmasını sağlayarak hastaları kanserden korur. Kolon kanserinden korunmak için 50 yaşını aşmış herkese yapılması öneriliyor. Yakın akrabalarında kolon kanseri olanların, ailedeki en genç kanserli hastanın yaşından 10 yıl önce kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kolon kanserlerinin büyük çoğunluğu polip denen iyi huylu tümörlerin üzerinde gelişir. Uygun zamanda yapılan kolonoskopi, kanser gelişmeden önceki aşamada poliplerin bulunup alınmasını sağlar Polipektomi denen bu yöntem hastaları hem kanserden hem de ameliyattan kurtarıyor. Kalın bağırsağından polip alınanların, polipin özelliğine göre, 1 ila 3 yılda bir kontrole gitmesi gerekiyor. Bu uygulamalar, kendiliğinden geçmesini bekleyerek zaman kaybettiğimiz rahatsızlıkları kısa sürede çözmekle kalmıyor, erken tanı ve tedavi imkanı sağlayarak hayat kurtarıcı olabiliyor. 63 GURME Kestaneli lahana dolması Malzemeler: 1 orta boy lahana, 1 bardak kestane içi, 6 adet kuru soğan, 1 bardak zeytinyağı, 1 bardak pirinç, 2 yemek kaşığı kuş üzümü, 1 limonun suyu, 3 kesme şeker 1,5 bardak su, tuz. Hazırlanışı: Kestane “yemeği” kebap, sevap Kestaneleri haşlayıp, ayıklayın. Lahana yapraklarını kaynayan tuzlu suya atıp, çıkartarak yumuşamasını sağlayın. Yaprakları uzun şeritler halinde kesin. Elinizin içi kadar parçalar yapın. Kenarda bekletin. Ufak ufak doğradığınız soğanları, zeytinyağında pembeleşene kadar kavurun daha sonra pirinçleri içine ilave edin. 1015 dakika kavurup ocağın altını kısın. İçine haşlanmış kestaneleri, ayıklanmış üzümleri, limon suyunu, şekerleri ve tuzu ekleyin. Yarım bardak suyla, kısık ateşte demlendirin. Yaprakları tezgahın üzerine tek tek açın. Bir yemek kaşığı harçla dolmaları sarın. Tencereye dibini tutmaması için önce lahana yapraklarını sonra da dolmaları dizin. Üzerini tekrar lahana yapraklarıyla kapatın. 1 bardak su ilave edin. Kısık ateşte 40-45 dakika pişirip, altını kapatın. Soğuduktan sonra dolmaları ayrı bir servis tabağına alın. Kestaneli, Balkabaklı, Sütlü Çorba Malzemeler: 300 gram balkabağı, 1 küçük patates, 200 gram haşlanmış kestane, 1 orta boy havuç, 1 kaşık margarin, 1 kaşık çiçek yağı, biraz zencefil, 1 çay bardağı süt, 1 diş sarımsak, 1 orta boy kuru soğan, tuz, karabiber, 7-8 su bardağı sıcak su. Hazırlanışı: avalar soğur soğumaz yol kenarlarındaki kırmızı seyyar arabalarda dumanı tütmeye başladı közde kestanenin. Artık çoğumuzun evinde kestanenin “papazı” olan odun ve kömür sobaları kalmadı ama yine de kış günlerinde bu leziz alışkanlığı tencere, tava ya da fırın yoluyla da devam ettiriyoruz. Kestane kebap güzel ama bir de Bursa’nın meşhur kestane şekeri var tabii. Suda haşlanan kestane tertemiz 64 soyulduktan sonra tülbentlerle şerbete salınarak yapılıyor, bu eşsiz tatlı. Daha da tatlandırmak için üzerine erimiş çikolata dökülenlerini de artık her yerden bulmak mümkün ama “Ortodoks” kestane düşkünlerinin buna çok da sıcak bakmadığını belirtelim. Kestaneli kekler, pastalar, kurabiyeler de artık her yerde. Doğanın bir armağanı olan bu özel lezzet, sadece tatlıların içinde kullanılmaya mahkum bir garnitür değil oysa. Biraz maharet biraz el emeğiyle ana yemekte de kestane gerçek bir başrol oyuncusuna dönüşebiliyor. Nasıl mı? Kestaneleri haşlayıp soyduktan sonra iri parçalar halinde doğrayıp hazırlayın. İnce kıyım doğradığınız kuru soğanı ve sarımsağı da ekleyip kavurun. Küçük küçük doğradığınız balkabağı, patates ve havucu tencereye ekleyip soteleyin. Sıcak suyu, sütü, tuz ve karabiberi de ilave edip, tencerenin içindeki malzemeler yumuşayıncaya kadar kaynatıp, mikserle ezerek pütürsüz hale getirin. Kestaneleri de ilave edip, 5 dakika daha kaynayan çorbayı ateşten alın. Sinop Kestane Yemeği Malzemeler: Yarım kilo kestane, 1 kuru soğan, 1 tatlı kaşığı salça, 200 gram kıyma, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 su bardağı su, 2 çorba kaşığı tereyağı. Hazırlanışı: Kabuğunu çizdiğiniz kestaneleri biraz tuz ve şeker eklediğiniz suda haşlayın. Kabuklarını soyduktan sonra dörde bölünür. Bu arada ince kıyılmış soğanı yağda kavrun ve kıymayla salçayı ekleyin. 10 dakika sonra tuz ve ayıklanmış kestaneler ilave edin. Üzerine bir baedak su ekledikten sonra orta ateşte yarım saat pişirin. 65 bulmaca mıddle sum puzzles Fill in some of the blank squares with digits 1-9 so that each row and column contains exactly 3 digits, with the middle number in each row and column being the sum of the other two. 7 ÖRNEk: 2 4 9 5 7 6 9 2 5 4 7 3 7 2 9 5 3 2 2 3 4 2 YILDIZ BULMACA Insert the digits 0-9 into the circles to make the 5 equations true when read from left to right. Each digit is used exactly once. Each puzzle below has a unique solution. ÖRNEK: 6 8 7 3 1 5 9 4 0 1 2 9 3 8 4 3 SUDOKU 6 7 9 4 9 6 8 1 Sudoku bulmacamızı doğru cevaplandırarak [email protected] adresine ya da posta ile derneğimize gönderen 5 okurumuz, elektronik çerçeve kazanacak. 3 4 3 66 Talihliler, 20 Ocak'a kadar doğru cevabı gönderen okurlarımız arasında yapılacak çekilişle belirlenecektir. 2 76 84 Geçen ayın sudoku talihlileri: Emine Şen, Melih Aktaş, Tacettin Topalak, Hakan Durmuş, Serkan Öztürk 67
Benzer belgeler
Güney Kutbu - UTED Dergi
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Mehmet Ertek, Volkan Kamar,
Emrah Yener, Alperen Doğru, Hasan Büber
Doğu`nun güzel denizatı: Vietnam
İsmet Şahin, Elif Aydemir, Dr. Handan Diker
Katkıda Bulunanlar
Şebnem Bayezit, Mehmet Ertek, Volkan Kamar,
Emrah Yener, Alperen Doğru, Hasan Büber