PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Transkript
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Sir WINSTON TEAHouse • •Yeni şubelerimizden haberdar mısınız? İzmir’de Ege Park Balçova’da özel kahvaltımızla güne güzel bir başlangıç yapabilir, arkadaşlarınızla eğlenceli oyunlar oynayabilirsiniz. Bornova Kidds Mall’da açılan yepyeni şubemizde de bildiğiniz lezzet ve keyifli hizmetimizi vermeye devam ediyoruz. •İstanbul Tepe Nautilus’da açılan şubemizse The Winston Brasserie konseptimizin en yeni üyesi. Tepe Nautilus’un mağazalarında alışverişten yorgun düştüğünüzde keyifli bir mola için şubemize uğramayı unutmayın. •Tırnak pide üzerine köfte ve ızgara bonfile dilimleri ile özel olarak hazırlanan The Winston Kebab, menümüzün yeni ve en sevilen gözdelerinden. Hâlâ denemediyseniz bir sonraki The Winston Brasserie ziyaretinizde sipariş verirken aklınızda olsun deriz. Pişman kalmayacaksınız! • •Bizimle iletişime geçmeye ne dersiniz? Çözüm ortağımız 360 Plus Edu Group ile kurduğumuz 444 4 SWT numarasından bize ulaşabilir, 5’e basarak İnsan Kaynaklarına, 6’ya basarak ise Müşteri Memnuniyeti hattımıza ulaşabilirsiniz. Yorumlarınızı bekliyoruz! •Swiss Hotel İzmir’de bulunan The Winston Brasserie’de her çarşamba jazz & oldies parçalarıyla misafirlerimize keyifli anlar yaşatan Positive Live Project’i dinleme şansınız olmadıysa, en yakın boş çarşamba akşamında Swiss Hotel şubemize bir uğrayın deriz. •içerik ekibi: Aylin Güngör - J. Hakan Dedeoğlu Yetkin Nural - Doruk Yurdesin - Ekin Sanaç Seden Mestan •tasarım ekibi: Sadi Güran - Ethem Onur Bilgiç •katkıda bulunanlar: Zafer Bilge - Ozan Şentürk [email protected] kırıntılar Hazırlayan: Seden Mestan - Yetkin Nural Antika kitaplar iPhone şarjına dönüşüyor Bize farklı dünyaların kapılarını açmaları bir yana, raflardaki asil duruşlarıyla da kitapların hayatımızda vazgeçilmez bir yeri olduğu şüphe götürmez. Kitapların bu esrarengiz ve bir o kadar da davetkâr görüntülerinden yola çıkan Rich Neely Designs, onlara şimdiye kadar gördüklerimizden çok farklı bir işlev daha yükleyerek antika ve ikinci el kitaplardan iPhone şarjı yaratmış. Teknolojinin kimi zaman sıkıcı olan görüntüsüyle eski kitapların klasik görüntüsü ve gizemiyle birleştiren Rich Neely Designs, kayıtsız kalınması imkânsız bir tasarıma imza atmış. etsy.com/shop/ RichNeeleyDesigns İş seyahatleri için pratik tasarımlar Plaj terlikleri, birkaç spor ayakkabısı, rahat kıyafetler ve seyahat çantanız hazır! Tabiî tatil amacıyla yola koyuluyorsanız. Oysa iş seyahati için oradan oraya mekik dokuyanlar için bavul hazırlamak yolda saatler geçirmekten daha yorucu bir iş olabilir. Toplantılar için hazırlanan takım elbiseler, gömlekler, daracık etekler… Bir de tabiî ki seyahat için minik bir ütü… Ne kadar düzenli olursanız olun tüm o kıyafetler valizde buruşmaya mahkûmdur. DDP Design Studio, seyahat yorgunluğunu kat kat azaltmak adına modern zaman göçebeleri için katlanabilir giysi askıları ve gömlek levhaları tasarlamış. Serinin kartvizitlikleri ve laptop kılıfları da işlevsel ve şık tasarımlarıyla ayrıca görülmeye değer. almove.it Omega’dan özel James Bond saati James Bond filmlerinin 50. yılını kutlamak için Omega çok özel bir saat tasarımıyla karşımızda. Omega’nın klasikleşmiş modeli Seamaster’dan yola çıkılarak tasarlanan bu özel saat, dünyanın en ünlü ajanlarından James Bond’un kod adı olan “007” işlemelerine sahip. Serinin takipçilerinin de bileceği üzere, 1995 tarihli Golden Eye filminden bu yana James Bond tüm maceralarında Omega saat kullanıyor. Markanın en ünlü taşıyıcılarından biri olması sebebiyle Omega, serinin de 50. yıldönümünde James Bond için James Bond 007 50th Anniversary OMEGA Seamaster Watch adlı özel ve sürpriz bir tasarım piyasaya sürüyor. omegawatches.com konuklarına eşsiz bir tatil fırsatı sunduğu gibi, içinde bulundurduğu spa ve restoranlarıyla da beklentilerin çok ötesinde bir hizmet sağlıyor. stregisbalharbour.com Güney Florida’da modern mimarî ve doğal güzellikler bir arada Geçtiğimiz ocak ayında Güney Florida’da açılan St. Regis Bal Habour Resort, lüks hizmet anlayışıyla ve ihtişamlı mekân tasarımıyla misafirlerini kusursuz bir şekilde ağırlıyor. Güney Florida sahillerinin doğal güzellikleriyle iç içe geçen St. Regis Bal Habour Resort iç tasarımında yer alan modern sanat eserlerinin yanısıra Antik Yunan heykelleriyle de kendisinden sıkça bahsettiriyor. St. Regis Bal Habour Resort, palmiyelerin gölgesinde Ünlü markalara online ulaşma fırsatı farfetch.com ünlü tasarımcıların kıyafetlerini dünyanın dört bir tarafına ulaştırıyor. Ayakkabıdan çantaya, jean’lerden aksesuara kadar, Balenciaga, •1663 Dünyanın ilk dergisi Erbauliche MonathsUnterredungen (Öğretici Aylık Tartışmalar) Almanya’da piyasaya çıktı ve beş yıl boyunca her ay yayınlandı. •1693 Kadınlara yönelik ilk periyodik yayın Ladies’ Mercury, Londra’da yayınlandı. •1709 Richard Steele, Londra kafelerindeki dedikoduları ve haberleri yaydığı Tatler’ı çıkarttı. Derginin katılımcıları arasında yazar Jonathan Swift (Gulliver’in Gezileri) de vardı. •1711 Richard Steele Tatler’ın yayınına son verip Joseph Addison’la beraber günlük dergi Spectator’ı çıkartmaya başladı. Dergi 3 bin satmasına rağmen her gün 60 bin Londralı’nın okuduğu tahmin ediliyor. Dergide okuyucuya entelektüel konuşmanın ve sosyal iletişimin kibarca nasıl yapılacağına dair bilgiler veriliyordu. •1731 Dünyanın genel ilgiye yönelik ilk dergisi The Gentleman’s Magazine piyasaya çıktı. Dergide eğlendirici makalelerin yanında hikâyeler, şiirler ve siyasî yorumlar da vardı. 1869 1843 1741 1739 1731 1709 derginin zaman yolculuğu •1739 Hâlâ yayınlanan en eski dergi The Scots Magazine yayınlanmaya başladı. The Scots Magazine, yayın hayatına birkaç kez maddî zorluklarla ara vermek zorunda kalsa da, 1927’den beri kesintisiz yayınlanıyor. •1741 Benjamin Franklin tam ABD’nin ilk dergisi American General’ı çıkartmaya hazırlanırken, üç gün önce yayınlanan American Magazine bu unvanı kapıverdi. Bir yıl sonra American Magazine ABD’de reklam yayınlayan ilk dergi de oldu. •1843 Haberler, politika, iş dünyası ve sanat haberleriyle The Economist Londra’da piyasaya çıktı. biliyor muydunuz? • •“Magazine” kelimesini The Gentleman’s Magazine dergisinin editörü Edward Cave icat etti. Derginin birçok ilgi alanına hitap etmesinden dolayı askerî depolardan esinlendiği ismin kökeni de Arapça “ambar” anlamına gelen “makhzan”ın çoğuludur: bilgi depoları. •1880’lere gelinceye kadar dergi okumak üst sınıflara mahsus bir meraktı. 1883’te McClure dergisinin fiyatını çok aşağıya çekivermesiyle diğer dergiler de onu izledi ve dergi okumanın yanısıra sanat üzerine konuşmak da üst sınıf tekelinden kurtuldu. •İlk fotoğraflı söyleşi, Paul Nadar tarafından 1886’da yapıldı ve Journal Illustre dergisinde yayınlandı. Nadar’ın söyleşi yaptığı fizikçi Michel Eugène Chevreul, 100. yaşını kutluyordu. •1849 Osmanlı İmparatorluğu’nda yayınlanan ilk aylık dergi Vekay-ı Tıbbiye, Türkçe ve Fransızca çıktı. •1869 Osmanlıca ilk mizah dergisi Diyojen, “gölge etme başka ihsan istemem” sloganıyla çıktı. •İlk reklam ajanslarının 1890’larda kurulmasıyla dergilere indirimli abonelik, okuyucunun demografik özelliklerinin çıkartılması gibi icatlar da girdi. Zamanla eski reklam tasarımcılarının •1888 National Geographic yayınlanmaya başladı. •1895 The Bookman adlı Amerikan dergisi “Aranan Kitaplar” köşesiyle çoksatanlar listesinin öncülüğünü yaptı. dergilerde çalışmaya başlamasıyla etkili başlıklar, okuyucunun dikkatini çekmeye yönelik düzenlemeler belirdi. •1912 Photoplay dünyanın ilk sinema dergisi oldu. •1922 Bugün dünyanın en çok satan dergilerinden olan Reader’s Digest kuruldu. •Bugün dünyada tirajı en yüksek dergi, her ay 194 dilde 42 milyon basılan ve Yehova Şahitleri’nce kapıdan kapıya dağıtılan The Watchtower isimli dinî yayın. Ünlü Fransız şeften pasta tarifleri Kariyerine 14 yaşında başlayan Fransız şef Pierre Hermé çok genç yaşta Paris’teki ünlü tatlı evi Fauchon’un başına geçmiş, ardından da ününü ve ustalığını •1923 ABD’nin ilk haber dergisi Time raflarda yerini aldı. •1926 Dünyanın en eski müzik dergisi Melody Maker, “doğrudan ya da dolaylı olarak popüler müziğin üretimine merak duyanlar için aylık dergi” olarak yayınlanmaya başladı. •Genel ilgiye yönelik hazırlanan ve satılan dergiler arasında en yüksek tiraj, 21 dilde basılan Reader’s Digest’e ait. Derginin tirajı 17 milyon. makaronlarıyla dünyanın önde gelen isimlerimden La Durée’ye taşımıştı. Yazdığı kitaplarla deneyimlerini ve tavsiyelerini okuyucusuna aktaran Hermé, Pastries adlı yeni kitabında Fransız mutfağından tatlı ve pasta tariflerini açıklıyor. amazon.com •1932 Esquire, ilk erkek dergisi oldu. •1944 Ergenlere yönelik ilk dergi, Seventeen oldu. 2011 Miu Miu’dan kristalli sandaletler Miu Miu, ünlü işlemeli sandalet modellerine önümüzdeki sezon yepyeni bir görüntü getiriyor. Denizyıldızı, yengeç, denizatı gibi pek çok farklı işlemelerle süslenmiş sandaletler İlkbahar 2012 sezonunda kristallerle bezeli olacak. “Miu Miu Crystal Marine Sandals” adlı bu yeni model mart ayından itibaren piyasada olacak. miumiu.com 2010 Porsche’nin en büyük tasarım mağazası New York’ta açıldı Dünyanın en büyük Porsche tasarım mağazası New York’ta açıldı. Porsche’nin New York’taki bu ikinci tasarım mağazasında el çantalarından, gözlüklere, takıdan cep telefonu aksesuarlarına kadar, Porsche stilini yansıtan tasarım ürünler satılmakta. Markanın kadın ve erkek koleksiyonlarının ikisinde de dikkati çeken, deri ürünler… Jean pantolonlarla kombine edilen deri ceketler, Porsche şıklığını öne çıkarıyor. porsche-design.com 1953 gelen bir habere göre, markanın yöneticisi ve baş tasarımcısı Marc Jacobs, avangart Japon sanatçı Yayoi Kusama ile bir işbirliğine imza atacakmış. Pek çok farklı sanat dallarında eser vermiş olan Kusama’nın çalışmalarında öne çıkan ise puantiyeli tasarımları… Kusama’nın Tate Modern’deki geçen sergisinin sponsorluğunu üstlenen Louis Vuitton, sanatçıyla birlikte gerçekleştireceği tasarımları temmuz ayı içerisinde piyasaya sunacakmış. louisvuittonkusama.com 1944 Louis Vuitton’dan önümüzdeki sezon sürpriz bir işbirliği Louis Vuitton cephesinden 1912 1888 Bacardi 150. yılını kutluyor Kuruluşunun 150. yılı şerefine Bacardi sınırlı ve özel seri bir rom piyasaya sürüyor. Ron Bacardi de Maestros de Ron, Vintage, MMXII adlı bu yeni sürüm rom, Bacardi geleneğinin tüm özelliklerini bünyesinde topluyor. Özel şişe tasarımıyla sınırlı sayıda üretilen bu yeni sürüm romun yanısıra, dünyanın farklı şehirlerinde doğumgünü partileri düzenleyecek olan Bacardi, yıl boyunca kutlama etkinliklerine devam edecek. bacardilimited.com/150 1925 Dolce & Gabbana, Stella McCartney, Marc By Marc Jacobs gibi markaların ürünlerini farfetch.com üzerinden kolaylıkla satın alabilirsiniz. Ayrıca sitenin indirimli ürünler seçeneğinden de faydalanıp, ünlü markaların tasarımlarına çok uygun bir fiyatla sahip olabilirsiniz. farfetch.com •1953 Kapağında Marilyn Monroe’nun fotoğrafıyla Playboy’un ilk sayısı çıktı. •1993 Güneşin altındaki her şeye doymak bilmez bir merak duyan Wired piyasaya çıktı. •2010 iPad çıktı. •2008’de 3 bin 300 farklı derginin satışa çıktığı Britanya’da saatte 2 bin 600 adet dergi satıldığı hesaplanmış. •Ağustos 2011 itibariyle dergilerin dijital satışları toplam satışların yüzde 1’ine tekabül ediyordu. soru & cevap İşlerini ve üretimlerini yakından takip ettiğimiz dört kişiye, alışılmış röportaj soruları yerine içimizden geldiğince sorular yönelttik. Röp: Yetkin Nural - Melikşah Altuntaş İllüstrasyon: Sadi Güran dolunay soysert mabel matiz oyuncu müzisyen Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer, ne dinliyorsun? Profilo’da Cam oyununun perde arkasındayım, saat 22:05, kulisteki ekip arkadaşlarımın elektrik süpürgelerinin çekiş gücü üzerine yaptıkları geyiği dinliyorum. Bu soruları yanıtlarken nerdesin, saat kaç, ve dinliyorsan eğer ne dinliyorsun? Evimde, odamdayım. Saat: 22:27. Marianne Faithfull’ın A Secret Life albümünü dinliyorum. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Ah Güzel İstanbul, 1966 yılından Atıf Yılmaz filmi. Ayla Algan, Sadri Alışık oynuyor. Çok keyifli bir film, tam puan veriyorum. En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Emir Kusturica’dan Crna macka, beli macor (Black Cat White Cat) izledim. Çok yumuşak ve eğlenceliydi. 5 üzerinden 4 veririm. En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Geçeeeer, sakin, günAYDIN... En sevdiğin üç kelimeyi bizimle paylaşır mısın? Gece. Hoyrat. Yaban. Eksikliğinde yapamayacağın üç şey(in) nedir? Aşkım, işim, hayallerim... Ya da el kremim, telefonum, gözlüğüm de olabilir. Eksikliğinde yapamayacağın üç şey(in) nedir? Kalbim. Aklım. Ümidim. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? 1960’ların İstanbul’una. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Mısır ve Yunan medeniyetlerine. Çocukluğundan beri yanında taşıdığın, sakladığın bir eşyan var mı? Yanımda taşımıyorum ama evde sakladığım çocukluk günlüklerim ve mektuplarım pek kıymetlidir. Nasıl büyüyüp, şimdiki ben hâline geldiğimi anlatıyorlar… Seni en son ne çok heyecanlandırdı? Müzik Eğer başka bir objeye, canlıya dönüşebilecek olsan neye dönüşürdün? İstanbul’un ortasında yerinden kalkmayacak ağırlıkta ve kıymette bir kaya olmak isterdim. Buralara daha neler olacağını, zaman kavramı olmadan, uzun uzun oradan izlemek için. Yemek yapmayı mı yemeyi mi seversin? Yemeyi seviyorsun en sevdiğin yemek, yapmayı seviyorsan spesyaliten nedir? Her ikisini de severim ama önceliğim yemekten yana. Adana usûlü ekşili karışık dolma ve içli köfteye dayanamam. MP3 çalarında sürekli çalan üç parça nedir? ABBA’dan “S.O.S.”, Jehan Barbur’dan “Neden” ve Amy Winehouse’dan “He Can Only Hold Her”… Çocukluğundan beri yanında taşıdığın, sakladığın bir eşyan var mı? Casio mini orgum. Nereye gitsem götürdüm. Albümde bile kullandım. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Seyyal Taner’i. Kendisini tanıdığıma ve çok sevdiğime inandırmaya çalışıyordum. Bana inanmıyordu. Eğer başka bir objeye, canlıya dönüşebilecek olsan neye dönüşürdün? Yunus ya da martı. En çok tanışmak istediğin insan kim? Marilyn Monroe. Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? Yeni bir gün olduğunu fark ederek uyanmak. Bilgisayarının masaüstünde ne imajı var? Uzay. •İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü ve Müzdat Gezen Sanat Merkezi tiyatro bölümünü bitiren Dolunay Soysert daha sonra eğitimine Nebraska Üniversitesi Drama ve Tiyatro Bölümü’nde devam etti. •Kamerayla ilk defa Cumhuriyet filminde Latife Hanım’ı canlandırarak tanışan Soysert, İlk Aşk, Veda, Mavi Gözlü Dev, Orada gibi filmlerde ve Sultan Makamı, Omuz Omuza, Bir İstanbul Masalı, Bebeğim, Başrolde Aşk gibi dizilerde de rol aldı. •İstanbul Şehir Tiyatroları’nda da oyunculuk yapan Doulany Soysert, Buluşma oyununda Marilyn Monroe ve Ayşe müzikalinde Ayşe rolünü canlandırdı. Şua nda da Cam isimli oyunda oynamaktadır. •1985 yılında Mersin’de doğan Mabel, 2003’te İstanbul’a yerleşti. 2008 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Bölümü’nden mezun oldu. •Kendi adını taşıyan ilk albümünü 2011 Mayıs’ında yayınladı ve albümden “Arafta”, “Söylese O Ben Söyleyemem”, “Kül Hece” ve “Filler ve Çimen” parçalarına klip çekti. •Mabel ayrıca Teoman’ın “Sahilde Bir Sarhoş”, Göksel’in “Yarım Kalan Şarkı” ve Keremcem’in “Kandırıyor Aşk” şarkılarının da söz yazarlığını ve besteciliğini yaptı. mustafa avkıran sine büyüka oyuncu ntv spor spikeri En son hangi filmi izledin? 5 üzerinden kaç yıldız verirsin? Dedemin İnsanları. 3 yıldız diyelim. Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? İyi bir kahvaltı ve çay. Yemek yapmayı mı yemeyi mi seversin? Yemeyi seviyorsan en sevdiğin yemek, yapmayı seviyorsan spesiyaliten nedir? Yemeyi de yapmayı da çok severim. Balık yapmaya özel bir merakım var, fırında her türlü balık yapmaya bayılırım. Fırında levrek, fırında kalkan... Bilgisayarının masaüstünde ne imajı var? Avrupa haritası var. Gitmediğim yerlere bakıp hayal kuruyorum ve yolculuk planları yapıyorum. Tarihten en çok hangi olaya karşı bir merakın var? Yakın tarihte cereyan etmiş birçok olayla ilgileniyorum. Özellikle bu topraklar üzerindeki olaylarla. Osmanlı’dan başlayarak, ötekileştirilen tüm halklar ve o halkların gördüğü zulümler beni çok ilgilendiriyor. Bu konuda bir sanatçı olarak yapabileceğim ne varsa yapmaya çalışıyorum. Bir insan olarak bu olayları analiz etmeye, nedenleri konusunda derinleşmeye çalışıyorum. Acı o kadar büyük ki neresinde duracağımı her gün yeniden soruyorum kendime. Hayatında en çok görmek istediğin yer neresi ve neden? Hayatımı göçebe olarak yaşadım, yaşıyorum. Çok gezdim, çok gördüm ancak bir tek yer beni çok heyecanlandırıyor hâlâ: Küba, Havana. Nedeni çok açık değil mi? Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Olduğum zamanı çok özel buluyorum. Benim kuşağım bir zaman makinesi içinde gibi zaten. Kâğıt kalemden tablete, çağrılarak gidilen postane telefonlarından, akıllı cep telefonlarına, memnunum ben buradan. Güne başlamanın en iyi yolu sence nedir? Pencereden gelen ışığı alıp, karımın yanımda uyuduğunu görünce hayata şükredip, saat kaç acaba diye düşünüp kimseyi uyandırmadan tuvalete gitmektir. Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Para dağıtıcı olmak isterdim. Para arayıcı değil. Zaman içinde yolculuk yapabiliyor olsan nereye yönelirdin? Bu soruya son derece bencilce 2000’lerin başı diyeceğim. O tarihe dönüp 20’li yaşlarımı baştan yaşamak isterdim. Gündüz insanı mısın, gece kuşu mu? Sabah erken kalkmak benim için maratona katılmaktan daha zor. Kesinlikle gece kuşu! Hayatımı çok seviyorum dediğin bir an var mı? Varsa ne zaman? Pek çok an şükrediyorum. Ama özellikle yurtdışında iyi bir konser izlerken, leziz bir yemek yerken ve masaj yaptırırken hayatımdan oldukça memnun olduğumu hissediyorum. Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin? Gideceğim yere ışınlanabilmek isterdim. Trafikte ve seyahat ederken yollarda geçen zamandan kısabilsem hayatım şahane olurdu! Bir de tüm dilleri konuşabilmek isterdim, bilemiyorum süper güç sınıfına girer mi… Bir takıntın/takıntıların var mı? Elden ele makas, bıçak gibi kesici âletler vermem. Onun dışında plaklarım, kitaplarım ve DVD’lerimi kendi düzenime göre sıralarım. Yerlerinin değişmesinden rahatsız olurum. En son hatırladığın rüyanda neler gördün? Hiç hatırlamıyorum ki. Genelde karman çorman kâbuslar görürüm maalesef. En son neden korktun? Hep ölümden korktum. Seni tavlayacak bir cümle var mı? Nedir? “…. albümüne bayıldım.” Boşlukları doğru isimle dolduran biri beni etkiler. Ama yine de tavlayamaz. İdeal tatilini nasıl planlarsın? Kiminle, nereye, ne zaman gitmek isterdin? O kadar çok dolaştıktan ve yer gördükten sonra kaplumbağa olmaya karar verdik biz. Evimizi sırtımıza alıp dolaşmaya, keşfetmeye, yeniden başlamaya; karımla... MP3 çalarında sürekli çalan üç parça nedir? Son bir haftadır The Maccabees “Feel to Follow”, Bombay Bicycle Club “How Can You Swallow So Much Sleep” ve Zulu Winter “We Should Be Swimming”. •1963 Gaziantep doğumlu Mustafa Avkıran, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra aynı bölümde yüksek lisansını tamamladı. İstanbul, Ankara, Trabzon, Antalya gibi çeşitli Devlet Tiyatrolarında görev aldı. •Mustafa Avkıran 1995’de Antalya’da Övül Avkıran ve Naz Erayda ile beraber 5. Sokak Tiyatrosu’nu, 2000’de ise Tiyatro Evi ile birlikte İstanbul’da İSM 2. Kat’ı kurdu. Avkıran 2007’de açılan Garajistanbul’un kurucularından biri. •Tiyatro haricinde pek çok televizyon dizisi ve sinema filminde de oyunculuk ve yönetmenlik kariyerini sürdüren Avkıran’ı Mutluluk, Av Mevsimi ve Kayıkçı gibi filmlerden ve Ezo Gelin, Yaprak Dökümü ve Kuzey - Güney dizilerinden de tanıyoruz. •NTV Gece-Gündüz programında muhabir olarak televizyon dünyasına adım atan Sine Büyüka, NTV Spor’un en etkin programcılarından biri ve Futbol Tatilde, Sahaya Çık gibi programlarda yer aldı. •NTV Spor’da Euroleague ve Eurobasket programlarını hazırlayan ve sunan Sine Büyüka’nın müzik yazıları da Billboard, Roll, Vatan, Hürriyet ve Radikal gibi yayınlarda yer aldı. •Büyüka, Radio Eksen’de her çarşamba saat 22:00’de yayınlanan Untitled isimli programı hazırlayıp sunmaktadır. Müzik de yapan Büyüka’nın “Oyuncak Adam” isimli bir klibi var. şifalı bitkiler Hazırlayanlar: Ekin Sanaç, Doruk Yurdesin İllüstrasyon: Sadi Güran Şifalı bitkilere dair bir hikâye ve kıssadan hisseler Bir zamanlar Chi’en Nung (Şenong) isimli bir yönetici varmış Çin’de. O kadar “mış” imiş ki, bazı kaynaklara göre milattan önce 3400 bazılarına göreyse 2700 yıl önce filan yaşamış. Kendisine “Beş Tahılın İmparatoru” lakabını kazandıransa Çinlilere tarımı değil, şifalı bitkileri de öğretmesi olmuş. Mitolojik bir karakter olduğu için zaman zaman öküz şeklindeki bir kafaya, keskin boynuzlara, bronz bir alna ve demir kafatasına da sahip olmuş ve beş yüz küsur yıl yaşamış ama bunlar konumuz değil. Doğduktan üç gün sonra konuşmaya, bir hafta sonra yürümeye başlaması da… Kendisine atfedilen olağanüstü özelliklerden bizim işimize yarayacak olanı, bazı kaynaklarda kendisinin şeffaf bir bedene sahip olduğu, bu sayede bitkilerin ve bunlardan elde ettiği ilaçların kendisi üzerindeki etkileri gözlemleyebilmesi. Kitabı’nda da geçen bir karakter. Burada da Çin’de başa geçtikten sonra ağacı büküp saban, tahtayı kesip tırmık yaptığı, bu bilgisini başkalarıyla paylaştığı, her öğlen ürünlerin satıldığı pazar kurulmasını sağladığından bahsediliyor. Şenong’dan önce insanlar cılız, aç ve hastalıklıymış. Kendisi insanlara tarımı öğretmekle kalmamış (ki tarla sürme yeteneğine de üç yaşında vakıf olmuş), her gün yüzlerce bitki yiyerek şifanın bilgisine ulaşmaya da çalışmış. Günde yetmiş çeşit zehir denediğine dair söylentiler de mevcut. Şenong aynı zamanda Batı’da “I Ching” adıyla meşhur Değişimler İşte bu Şenong, yüzlerce bitkiyi tadıp tıbbî özelliklerini test etmiş. Onun yaşadığı düşünülen zamandan bin yıl sonra filan, Şenong’un derecelendirdiği ve ne kadar sık bulunabildiklerine göre notlandırdığı bilgiler bir araya getirilmiş, minerallerden, bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen 365 çeşit ilaca ulaşılmış. Hepsinin çok değerli olduğu su götürmez bu ilaçların en değerlisiyse kuşkusuz ki çay. Rivayet o ki, bir gün yanan çay dallarındaki yapraklar ateşin sıcaklığıyla havalanıp Şenong’un kaynayan kazanının içine düşmüş. Geleneksel inanca göre bitmek tükenmez merak dürtüsüyle tahminen MÖ 2737’de kendisi bu sıvıyı deneyen ilk canlı olmuş ve 70 çeşit zehre karşı iyileştirici etkisini bulmuş. Şenong’un deneyleri sırasında bir gün zarfında kendini 72 kez ölümcül derecede zehirleyip hayata döndürmek gibi bir rekoru olduğunu ekledikten sonra acı gerçeğe gelelim ki, hiç kimse ölümsüz değil. Nitekim Şenong’un kaçınılmaz ölümü de, yine böyle bir zehirlenme seansında münasip antidota zamanında ulaşamaması sonucu gerçekleşmiş. Gelelim hikâyemizden çıkartacağımız derslere: Birincisi, bitkilerin şifalı etkileriyle meşguliyet çok eski geçmişe sahip bir uğraştır. Ta 1960 yılında araştırmacılar, bugün Irak’ın kuzeyinde kalan ve muhtemelen artık bombalardan harap olmuş bir kazı alanında yaptıkları çalışmalarda yanında birtakım bitkilerle gömülmüş, yaklaşık 5060 bin yıllık bir cesede ulaşmışlardır. İnsanlık ilk zamanlardan bu yana bitkilerin faydalarından yararlanmışlardır. İkincisi, bu tarihte geriye gittikçe aynı oranda genişleyen bir araştırma alanıdır. Bugün insanlığın doğada yenebilir bitkilerin yüzde 10’unu bildiği bile şüphelidir. Bu yüzden bu iş öyle kendi kendine yapılacak bir deneme alanı değildir. Bundan birkaç yıl önce belli hastalıklar üzerinde çok faydalı olduğu zannedilen bitkilerin adı yepyeni bir araştırmayla kötüye çıkabilmektedir, herkes Şenong kadar üstün güçlere sahip değildir. Doğaya dönüş Şifalı bitkilerin ne kadar eski bir uğraş olduğundan bahsettik, ama endüstri devrimi sonrası dünyanın büyük kesiminde bu araştırmaların pabucunun dama atıldığı da unutulmamalı. İnsanlar bu kadim geleneği ve elde edebilecekleri faydaları yeni yeni hatırlıyorlar. Amerika’da yapılmış bir araştırma, tıpta doğaya dönüş pratiklerinin insan hayatındaki hızlı yükselişinin altını çizmiş. 19902007 yılları arasında yapılmış olan araştırmalarda “fitoterapi” kelimesinin kullanımı taranmış ve son 10 yıl içinde rakamın 15 katına çıktığı gözlemlenmiş. Bunda, modern toplum insanının günümüzde kendisini yeniden doğanın bir parçası olarak hissediyor olma eğilimi ve bu anlamda giderek daha da bilinçleniyor olması etkili. Bugün 50 yıl öncesine kıyasla çok daha fazla insan, sağlığının ve kurtuluşunun doğaya yakın olmaktan geçtiğinin farkında ve bu tıp üzerinde de etkilerini gösteriyor. Burada şifalı bitki uğraşının felsefesinden kısaca bahsetmeden önce bilmemiz gereken üç kelimeye göz atalım önce. İlki, yukarıdaki paragrafta gördüğünüz ve muhtemelen “Bu ne ola ki” dediğiniz “fitoterapi”. Fitoterapi, bitkiler kullanılarak yapılan terapilere deniyor. “Farmakognozi”, ilaçların doğal kaynaklardan edinilmesine verilen isim. Her türlü mineral, hayvanî ve bitkisel kaynak buna dâhil. “Herbalizm” ise, bitki şifacılığına verilen isim. Bitkileri kullanılarak yapılan terapiler ise “fitoterapi” alanına giriyor. İşin felsefesi Bitki şifacılarına göre doğa ruhanî bir varlık ve insan da, bitki de bu doğanın birer parçası olarak anlamlı. Doğa, insan, hastalık ve bitki gibi kavramları ruhanî bir bütünlük içinde temsil eden bu şifa bulma geleneği, “modern” tıp yaklaşımından da bu şekilde kendini uzaklaştırmış oluyor. Doğal şifacılar, yeteneklerini çok uzun zamandır çalışılan bir konu üzerinden geliştiriyor, bilgilerini çok uzun yıllardır üst üste biriktiriyorlar. Çalışma yöntemlerinin temelinde hastalığa değil, insana yaklaşım var. Söz konusu hastalığın o insan üzerindeki etkilerini esas alıyorlar. Ancak doğal şifacılık demek, bilimsellikten uzaklaşmak anlamına gelmiyor elbette. Burada bilimin, daha geniş ve manevî bir perspektife yerleştirildiğine inanılıyor, hattâ savunucularına göre, “bilim sanatla buluşturulmuş” oluyor. İnsanoğlunun sağlığı içinde bulunduğu dengeyle ölçülüyorsa, bu denge, doğaya yaklaştıkça mükemmelleşen bir denge muhakkak. Bitkileri ilaç olarak kullanmanın arkasında dört farklı yaklaşım var Sihir/şaman yaklaşımı Çoğu modern olmayan toplumun bitkilerle olan ilişkisi sihir üzerine kuruludur. Pratisyenin özel güçleri olduğuna ve bu sayede otları farklı şekillerde kullanabildiğine, şifa dağıtabildiğine inanılır. Şifalı otların insanın ruhuna tesir ettiği kabul edilir. Enerji yaklaşımı Bu yaklaşım, masaj, akupunktur, egzersiz ve beslenme gibi farklı dallarıyla 2000 yılı aşkın süredir Çin’de geliştirilmekte olan alternatif tıp pratikleri, Ayurveda ve Unani gibi gelenekleri kapsar. Bitkiler ve otların farklı enerjileri olduğuna ve insan vücudundaki enerjilere etki ettiklerine inanılır. Pratisyen bu işin ilmini almış olabilir ve tercihen enerjiyle haşır neşir olmalıdır, ama insan üstü güçleri olmak zorunda değildir. Fonksiyonel dinamiklerin etkisi Otlar ve bitkilerin, fiziksel bileşimlerinden ziyade fizyolojik bileşimlerine bağlı olarak sahip oldukları fonksiyonel etkiler taşıdıklarına inanılır. Ama enerjiye dair herhangi belirgin bir bağ yoktur. Kimyasal yaklaşım Bu yaklaşım modern pratisyenlerin, fitoterapistlerin alanına girer. Otlar ve bitkiler, kimyasal bileşenleri çerçevesinde açıklanmaya çalışılır. Doğal kaynaklardan alınan şifanın, sentetik ilaçlara oranla daha az zararlı olduğuna inanılmasının ardında yatan temel fikir, doğal maddelerin vücutta emilimi ve vücuttan atılımının çok daha kolay olması. Ancak doğal ürünlerin etki alanları, standardizasyon adına farklı yöntemler izlediklerinden ötürü bugün sıklıkla tartışılan bir konu olmaya da devam ediyor. klinik yollarla denenmiş olmasına karşın, yüzde 12’si kadarının - Batı pazarında satılıyor olmasına rağmen etkileri üzerine herhangi bir çalışma yapılmamış olduğunu ileri sürmüştü. Şifalı bitkilerin güvenirliği Şifalı bitkiler üç farklı alanda kullanılabilir: Hastalıkları ve genel sağlık problemlerini iyileştirme amaçlı, Hastalıklardan korunma amaçlı, Diğer doğal terapiler ve ilaçları tamamlayıcı görev üstlenme amaçlı. Mesela 2010 yılında, yine Amerika’da yapılmış bir araştırma, ele alınan bin adet farklı bitkinin yaklaşık üçte birinin etkileri ve terapatik uygulamalarının Özellikle kimyasal ürünlerle tepkimeye girerek insan vücudunda toksikleşebilen bitkisel kaynakların, azımsanamayacak bir kısmının ters etkiler yarattığı da bilinen bir gerçek. Tabiî öte yandan, bitkisel şifaların kimyasal olarak sentezlenmiş ve insan vücuduna ne gibi zararlar verebilecekleri kutularına kazınmış olan ilaçlara kıyasla daha fazla yan ya da ters etki yaratabilecekleri gibi bir sonuca varmak, bunu kanıtlamaya çalışmak elbette abes olurdu. mutfak sanatı salatalar - the winston brasserie’de sadece kadınlar yemiyor Hazırlayan: Zafer Bilge [email protected] Salata kavramı aklımıza birkaç şey getiriyor. Birincisi, Türk mutfağına mezelerin “salata” adı ile sunulması; örneğin patlıcan salatası gibi mezeler. Bunların adı her ne kadar salata olsa da aslında birer mezedirler. Bir diğer unsur ise bizde, Batı mutfaklarında çok rastlanmayan bir gelenek olan, ana yemeğin yanında iştah açıcı olarak salata tüketilmesidir. Gerek restoranlarda gerekse evlerimizde salatasız bir sofra düşünülemez. Oysa ki, ana yemeğe sıra gelene kadar iştahımızın zaten açık olduğu bir gerçektir. Batı mutfaklarında ise yemeğin yanında iştah açıcı olarak şarap tüketilir ve salatanın sosundaki yüksek asitli soslar şaraba uyum sağlamazlar. Bu sebeple Batı’da salata, yemek öncesi bir iştah açıcı olarak tüketilir. Bir diğer salata kavramı ise karşımıza, artık ülkemizde yaygın olarak sunulan açık büfelerde çıkıyor. Akşam partilerinde barbekünün yanında veya otel büfelerinde salatalara sıkça rastlamaktayız. Salata için söyleyebileceğimiz diğer bir şey, son yıllarda ülkemizde de kabul gören bir tutum olan, bir öğünü sadece salata ile geçirme alışkanlığıdır. Kadınların yaydığı bu modada salatalar sadece yeşilliklerden oluşmuş bir şekilde soğuk olarak servis edilmiyor, üzerinde sıcak sunulan et, balık, tavuk, peynir ve sebzeler de bulunuyor. Bu salatalara biz “kompoze salatalar” diyoruz. Salatanın yeşillikleri olarak kısa bir süre öncesine kadar sadece marulu, maydanozu ve rokayı bilirdik. Gelişen görgü, alışkanlık ve tabiî tüketim konusundaki deryalara ekibimizi tanıyın eş yaratıcılığımızla artık salatalarda taze baharatlar, taze otlar ve rengârenk yapraklar da kullanıyoruz. Salatada sadece asitli sosları kullanmak yerine tatlı ve ekşi sosları da kullanıyoruz. Meyve püreleri ve sosları da salatada özgürlüğümüzü ortaya koyup yaratıcılık konusunda sınır tanımadığımız alanlardan biri. fasulye… İşte bu tahıllar salataya doyuruculuk kattıkları gibi hazmı kolaylaştırmaları ve lifsi yapılarıyla daha da fazla kullanılacaklar gibi görülüyor. Salatada kuru meyveler, özellikle kümes hayvanlarıyla uyum sağlar. Kuru yemişler grubuna giren ceviz, fındık, yer fıstığı gibi çerezlerse salatalarımıza hem renk hem de tat katmaktadır. Son olarak yeşil sebze ve kök sebzelerden bahsetmeden geçemeyeceğim. Karaturp, kırmızıturp, havuç, kereviz, yabanî havuç, mor havuç, şalgam ve pancar gibi kolayca bulunabilecek yumrular var. Kök sebzeler salatayı daha doyurucu bir hâle getirir. Yeşil sebzelerse vitamin ve mineral deposu olarak her türden salatayı kuvvetlendirmeye devam edecek gibi görünüyor. Salatada kullanılan tahıllar ilhamını küreselleşen dünyadan alıyor. Buğday, bulgur, mercimek ve The Winston Brasserie mutfaklarımızdan çıkan bütün salatalar taze malzemelerle yapıldığı mehmet korkmaz Denemediyseniz, size en yakın TWB şubesine gelip salatalarımızın tadına bakın derim. Sözün kısası, salata her öğünde tüketebileceğiniz, hem aperatif hem ana yemek, hem sıcak hem soğuk, tartışmasız hem sağlıklı hem de lezzetli bir öğündür. Terimler: Stragonof doğramak: Etler için geçerli olan bu teknik etleri uzun ince doğramaktır. Meskulin salata: Akdeniz’de özel bostanlarda yetiştirilen köksü salata bitkisidir. İçinde karışık değişik tatlarda, küçük yapraklı yedi çeşit ot harmanı bulunur. Profesyonel olarak meslek hayatıma 1995 yılı yaz tatilinde Bolu Yeniçağa’da terminalde garson olarak başladım. Bu mesleği çok severek, içimden gelerek ve benimseyerek yaptım, bir gün mutlaka karşılığını alacağıma inandım. İlkokul ve ortaokul öğrenimimi Yeniçağa’da tamamladıktan sonra, 14 yaşında kendimi geliştirmek için İstanbul’a gittim. İlk olarak Bakırköy’de İstasyon Cafe’de şirin bir restoranda çalışmaya başladım. Sırasıyla Sardunya, Miğfer Karafaki, Laila, Karaköy Balıkçısı, Euro Plaza Hotel, Bodrum Catamaran, Antalya Magic Life gibi pek çok seçkin mekânın mutfağında görev aldım. Şu anda Tepe Nautilus The Winston Brasserie’de görevimi icra etmekteyim ve 14 yıldır bu mesleği layığıyla yapmaya özen gösteriyorum. en keyif aldığı? diğer şeflere önerisi? son olarak? Bir şef olarak mutfakta beni mutlu yapan en önemli şey personelimin güler yüzlü ve tebessüm içinde çalışması. Bunun yanısıra ürünlerin hijyen kalite standartlarına göre hazırlanması ve müşteri memnuniyetini çok önemserim. Müşterilerimizin yediği yemekten keyif alması ve bunu bir teşekkür ile ifade etmesi beni oldukça mutlu ediyor. mehmet korkmaz’dan mutfak püf noktaları: dilimleri ile Stragonof karışımı, kremalı hardallı sos, turşu, kavrulmuş badem ve Akdeniz yeşillikleri) geliyor. the winston brasserie - tepe nautilus // executive chef mutfakla nasıl tanıştı? •Ateşten alınmasına yakın içine çekilmiş ceviz, adaçayı ya da nane atılan beşamel sosun lezzeti daha güzel olur. için ve çeşitlerini belirlerken bulunduğumuz bölgelerin taleplerine ve de yukarıda saydığım bütün detaylara önem verdiğimizden ötürü, her geçen gün menümüzdeki salata başlığına sizler tarafından daha fazla göz atılıyor. Önünüze gelen salatalarımız mutlaka mutfaktan çıkmadan birkaç saniye önce soslarla harmanlanır ve herkesin şikâyetçi olduğu gibi kendiniz karıştırırken tabağın etrafına ve önünüze dökmemiş olursunuz. Üstelik tadının içine işlemesi de cabası. Sizlere tavsiye edeceğim hafif ve doyurucu salataların başında Sir Winston Salata (Panelenmiş keçi peyniri, ceviz, dilimlenmiş avokado, kiraz domates ve mevsim yeşillikleri) ve Bademli Beef Stragonof Salad (Bonfile •Taze portakal suyu içmek istediğinizde sıkacağınız portakalları önce soğuk suyun içinde biraz bekletirseniz meyvenin tüm suyunu çıkartabilirsiniz. •Lahananın pişme suyuna elma kabuğu atarsanız özellikle çocuklarınızın bu lezzetli sebzeyi yemeyi reddetmeye iten o kötü koku tamamen kaybolur. Bu işe yeni başlayacak genç arkadaşlara araştırmacı ve meraklı olmalarını, geleceğe yatırım yapmak adına İngilizce öğrenmelerini, farklı mutfak kültürlerini ve yemek pişirme teknikleri öğrenmek için çeşitli yemek kitapları almalarını tavsiye ederim. Ayrıca uluslararası yarışmalarda ve Türk mutfağı için gerekli platformlarda bulunmaları da tavsiyemdir. •Bir balığın taze olup olmadığını anlamak için gözlerinin parlak ve dışarı dönük olup olmadığını kontrol edin. Ayrıca taze Hayatıma dair amacım ve beklentim sadece bir iş sahibi olmak değil, bugüne kadar edindiğim tecrübe ve eğitimimi en verimli şekilde kullanabileceğim, hem çalıştığım mekâna birşeyler katıp, hem de kendimi geliştirebileceğim bir işin sahibi olmak. Geleceğin daima kendini yenileyen ve yeniliğe adapte olabilenlerin olduğunu düşünüyorum. Bu hedefim için gereken azme, başarıya ve güce de sahip olduğuma inanıyorum. balığın pulları parlak, solungaçları ise kırmızı veya pembe olur. şef portre: musa dağdeviren Röp: J.Hakan Dedeoğlu İstanbul’da hem kebap hem de geleneksel Anadolu mutfağı denince ilk akla gelen isim Çiya olsa gerek. Öyle ki, unutulmuş tarifleri ve lezzetli kebaplarıyla Çiya’nın ünü İstanbul’u, hattâ Türkiye’yi çoktan aşmış durumda. Henüz beş yaşındayken fırından taze çıkmış ekmeğin kokusuyla mutfağa ilk adımını atan, Çiya’nın kurucusu Musa Dağdeviren’le hem kendisinin mutfak yolculuğu hem de Çiya üzerine sohbet ettik. İlk yemek ve mutfak anılarınız neler? Mutfağı burnunuza çalınan hangi kokularla hatırlıyorsunuz? Sabahın erken saatlerinde fırından yeni çıkan tırnaklı ekmekleri (pide) gevrek hâldeyken taze yapılmış zeytinyağının içerisine koyup yemenin zevkini hiçbir zaman unutmam. Bu, kasım ayında zeytin hasadının yapıldığı zamanda yenilirdi. Nane, sarımsak, zeytinyağı, sadeyağ, fırından yeni çıkmış ekmek, ilkbaharda elde edilen koyun peyniri, kaymak, keçi sütü ve çiğ tereyağı kokularıyla hatırlarım. Bu kokuları hep içimde hissederim. Sizin için bir mutfağın olmazsa olmazları neler? Benim için mutfağın olmazsa olmazları, ocak, kap-kacak, bıçak (keskin ve kör olmayan), taze ve kaliteli malzemelerdir. Bu malzemeler et, balık, yağ, bitkiler, otlar olarak bütünüyle düşünülebilir. Mesela meşe kömüründe pişirilen bir et ya da balık ürününden tutun aynı şekilde meşe odunu ve fırınında pişen her şey… Kaplar için de yemeğe lezzet katanlar arasında döküm tencere, toprak çömlek, bakır tava ve tepsi sayılabilir. Bunlar fırın ve mangalla bütünleşince, hele ki ana malzemeler kaliteli olduktan sonra ve işi de hissederek yaparsanız, kötü bir şey çıkmasının mümkünü yoktur. Eğer yemek ve mutfakla uğraşıyor olmasaydınız, gönlünüzde yatan, yapmak istediğiniz başka bir meslek var mıydı? Hayır yine bu mesleği yapardım çünkü bu mesleğin içinde doğup büyüdüm. •Zafer Bilge’den salataya dair püf noktalar: ekibimizle aynı hissiyatta olarak bu bilgileri yazılı olarak literatürümüze katmaktır. Aynı şey Çiya Yayınları’ndan çıkan kitaplar için geçerlidir. İstanbullular olarak Çiya’nın şehrimizdeki varlığından çok memnunuz. Ancak ününüzün İstanbul’u hattâ Türkiye’yi aştığı bir gerçek. Çiya lezzetlerini farklı şehirlere ve ülkelere taşımayı düşünüyor musunuz? Aslında bu bocalamayı yaşamıyor değilim. Ama benim için şu an yemeiçme literatürü anlamında bir merkez oluşturmak ve Çiya’yı vakfa dönüştürmek daha önceliklidir. Böylece kendi mutfağımızın bilincine varmak ve onu yaşatmak mümkün olabilecektir. Yaşadığımız ülke o kadar zengin bir uygarlığa sahip ki bu uygarlığa sahip çıkıp yaşatmak yerine sürekli kimlik sorunu Tabiî ki var, Asya Asya halk bilimine duyduğum kahveyi de dâhil ederek yaşayan bir toplum olma Asya!! Noodle’dan suşiye merakla bağlantılıdır. Alan ilk Çiya’yı büyüttü ve Çiya’nın kuruluş kadar, bu bölgelerdeki mantı bocalamasının yaşanmasına çalışmalarımda çadırdan günümüzde üç dükkân da öyküsünden bize kısa dur demek için var Çiya… çeşitlerine ve sebzelerine tutun konağa, konaktan aynı sokakta faaliyetlerine bahseder misiniz? Çiya köylere ve eski mahallelere kadar doğru yapılan ve taze Her bireyin yaşadığı devam ediyor. “Çiya”, nereden geliyor? olan tüm yemekleri severim. coğrafyada annesine Kürtçede dağ ya da “zirve”, gidip özellikle yaşlı Çiya 1987’de kuruldu. ve babasına ya da onu insanlarla yemekleşirim. Başlangıç olarak altı masalı Farsçada “dağ çiçeği”, büyütenlere borçlu olduğunu Çiya’nın sadece Onların çocukluk anılarını Lazcada “ateş kıvılcımı”, bir lokantayken, yaptığı bilerek ve hissederek dinleyerek yapmış oldukları sofrasında farklı ve Rumcada “yemeğin şeyler kebap, lahmacun, coğrafyasının değerine unutulmuş lezzetleri kelle paçaydı ve dönüşümlü pişirildiği ocak”, Çincede ise yemekleri ve kullandıkları sahip çıkmasına gerek “Asya’dan gelen” anlamına teknikleri öğrenip kayıt altına sunmakla yetinmiyor, olarak günde sadece üç olduğunu düşünüyorum alırım, bunları yaparken ben Çiya Yayınları ile Yemek gelen sözcüktür. Bir de çeşit yerel yemek yapılırdı. ve şu an hissiyatım bu ve Kültür dergisini ve de onlara yemek yaparım. Bu süreçte gösterilen ilgiden Saadettin Kaynak’ın bir farklı diyarların geleneksel noktada ilerliyor. Mesela Böyle karşılıklı bir ilişkimiz parçasındaki nakaratta sonra ikinci lokantası olan yurtdışında katıldığım mutfaklarına dair yemek olur. Kaynak kitaplardan geçen bir kelimedir. Çiya Sofrası’nı sadece kitapları yayınlıyorsunuz. konferanslar müthiş yankı da karşılaştırma yaparak sulu yemek servisi olarak uyandırıyor. Yaptığım Biraz Çiya Yayınları’ndan sağlamasını yaparım. Çiya kebaplarıyla olduğu 1998’de açtı. Böylece sulu ve kitaplarından bahseder yemeklerin yanında düşünce kadar, ismini dahi yemek ve kebaplar farklı tarzım da etki yaratıyor. Bu misiniz? Türk ve Anadolu duymadığımız özel yerel dükkânlarda yapılmaya anlamda konferanslardaki Yemek ve Kültür dergisinin geleneksel mutfakları, lezzetleriyle ünlü… Bu başlandı. Daha da artan başka ülkelerin şefleri de kebap çeşitleri konusunda önceliği aslında kendi yemekleri, tariflerini, yoğun ilgiden sonra Çiya duruma bu şekilde bakmaya uzmansınız. Peki, şahsen yaşadığım coğrafyanın tarihçelerini nasıl Sofrası’nın karşı tarafına başlıyorlar. birikimini kayıt altına hoşunuza giden farklı buluyorsunuz? 2000 yılında üçüncü alıp bir yemek kültürü dünya mutfakları, uzak Birebir alan çalışmalarıyla dükkân olan Çiya Kebap bankası oluşturmak ve buluyorum. Çiya’nın başarısı diyarlardan lezzetler var açıldı. 2006’da ise küçük bunu yaparken de değerli mı? aslında benim tamamen Çiya Kebap’ın bitişiğindeki •Yeşil yaprakları yıkarken bol suya 2 kaşık sirke koyun ve bekleyin. Bu sayede salata köklerindeki kumlar dibe çöker. Ardından bol soğuk suda en az 3 defa yıkayın. Yıkanmış salata yapraklarını dolabınızda saklamak istiyorsanız nemli bir havlu arasında tutarsanız tazeliğini daha uzun süre koruyacaktır. •Salata yapraklarını elinizle kırınız bu sayede bıçaktan kaynaklanan oksitlenmeyi önlersiniz, aksi takdirde kestiğiniz bölgeler kısa sürede kararabilir. •Salatanın sosunu asla üzerine vermeyiniz. Mutlaka harmanlayınız. Ayrıca salata soslarında asit ve tuz bulunduğundan, salatanızı son anda harmanlamanızı öneririz. kulağımıza çalınanlar SWT müzik editörü ve dergi ekibi sizin için toplamalar hazırladı. playlist: aylin güngör - j. h. dedeoğlu playlist: ekin sanaç playlist: ozan şentürk Lancelot - Spoken Word Eyvind Kang - Narrow Garden Incognito - Out Of The Storm Les Gammas - Whenever Ozric Tentacles - Mysticum Arabicola Keni Burke - Risin’ to the Top The Herbaliser - Lord Lord Radio Thailand - Transmissions from the Tropical Loose Ends - Hanging on a String Matthew Dear - Headcage Rabih Abou-Khalil - Arabian Waltz Martine Girault - Revival Double - Woman of the World Sun City Girls - Gum Arabica Carl Anderson - Buttercup Malcolm McLaren - I Like You in Velvet Kingdom Warren G & Nate Dogg - Regulate Minus 8 - Hustler (ft. Jabere) Toumani Diabate - Cantelowes Grover Washington Jr. - Mister Magic Dreams - Our Theme Song Hossein Omoumi - Bahar Mast Amy Winehouse - You’re Wondering Now Buscemi - A Te o Fin Dimba Diangola - Fuma Wilton Place Street Band - Disco Lucy Figure of 8 - No One Cries for Me Madjro Alyson Williams - Sleep Talk James Pants - All My Love Moğollar - Madımak Ralph McDonald - Jam on the Groove Julien Dyne - Candy Apple Grey (feat. Claire Duncan) Victor Jara - El Cigarrito Ashford & Simpson - Stay Free Madrid - Bam Bam Brother (Digits Remix) Radio Tarifa - Rumba Argelina Dobie Gray - Out on the Floor Kohib - The Fang Song Orchestre Poly-Rythmo de Cotonou - Gbeti Yellow Sunshine - Yellow Sunshine Pretty Lights - We Must Go On Khaira Arby - Sourgou Don High And Mighty - Black Cojack Omou Sangare - Sabu Seu Jorge - Seu Olhar malcolm mclaren Aslen İngiliz punk efsanesi Sex Pistols’un menajeri olarak tanınan Malcolm McLaren, aynı zamanda solo kariyeriyle hip hopu İngiltere’de geniş kitlelerle buluşturan önemli müzik adamlarından biri. Malcolm McLaren’in solo kariyeri 1984 yılında yayınladığı ilk albüm Duck Rock ile başladı. McLaren bu albümle birlikte, ünlü prodüktör Trevor Horn ile olan çalışmalarına da start vermiş oldu. Sanatçının 1990’lı yıllara kadar aktif olarak sürdürdüğü müzikal üretimleri, 2010 yılında vefat edene kadar seyrelerek de olsa devam etmişti. seu jorge incognito 90’ların sonlarından bu yana üretimlerde bulunan Brezilyalı şarkıcı Seu Jorge’nin uluslararası başarıya ulaşması, ilginçtir, müzik değil sinema sayesinde oldu. 2002 tarihli Tanrı Kent’de oynadıktan sonra 2005 tarihli Life Aquatic’teki performansı ve David Bowie parçalarını Portekizce akustik yorumladığı sahneleriyle üne kavuşan Seu Jorge, bugün Brezilya pop sahnesinin en gözde isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Jorge son olarak Sleepwalkers albümüyle dünya müzik piyasalarını sallarken geçen yıl da Babylon’da sahne almıştı. Incognito’nun ilk çıkışı, 70’li yıllarda İngiltere’nin yaratıcı ve etkileyici ismi DJ Chris Hill’in Ensign şirketiyle kontrat imzalanmasıyla başladı. Chris’in soul ve caz müziğe olan aşkı, Incognito’ya, kendilerine ait olan UK Funk & Caz tarzını yaratma imkânı sağladı. Bluey’nin geçmişte Stevie Wonder, Philip Bailey, Marcus Miller, D’Angelo, Roger Sanchez, George Benson, Carleen Anderson, Terry Callier ve David Morales ile yapmış olduğu ortak çalışmalar da etkisini hâlen sürdürmektedir. playlist: yetkin nural Yasuko Agawa - L.A Nights playlist: melikşah altuntaş Karen O & The Kids - Heads Up (Where the Wild playlist: doruk yurdesin Bob Azzam - Rain Rain Go Away Things Are) Kathleen Emery - Sometimes I Feel Like a Righeria - Vamos a La Playa Carey Mulligan - New York New York (Shame) Motherless Child Arcade Lover - Fantasy Lines (Inglourious Basterds) The Miracles - Tracks of My Tears Das Moth - Moon Alexandre Desplat - Mr. Fox in the Fields (Fantastic Space Art - Welcome to Love Tullio De Piscopo - Vamos a La Playa The Film Studio Orchestra - One Silver Dollar Letta Mbulu - What’s Wrong with Groovin’ Trickski - Pill Collins Hans Zimmer - Discombabulate (Sherlock Holmes) Dino and Doc - Mighty Cold Winter Kylie Minogue - Rippin’ up The Disco Mr. Fox) Robert Jay - Alcohol (Part. 1) Spagna - Easy Lady Barcelona) Blackwell - That’s Is What It’s All About Coconut Records - West Coast (Cloverfield) Marvin Gaye & Tammi Terrell - California Soul Jennifer - Do It for Me Danny Elfman - Wedding Song (Bettlejuice) The Soul Children - Don’t Take My Kindness for Parallel Dance Ensemble - Gigolette Giulia y los tellarani - Barcelona (Vicky Cristina Eddie Floyd - Yum Yum Yum (I Want Some) The Isley Brothers - It’s Your Thing Little Milton - Rainy Day Radiodrama - Chance to Desire Desire - Under Your Spell (Drive) Diana Ross & the Supremes - Keep an Eye Kano - Come to Me (Dicky Trisco Edit) Jens Lekman - Your Arms Around Me (Whip It) Gil Scott-Heron - The Needle’s Eye Grace Jones - Use Me Tinderstcks - Rumba (Nenette et Boni) Weakness Dinah Washington - What a Difference a Day Makes Johnnie Taylor - Love Bones Jack Scott - Goodbye Baby (Diner) King Floyd - Groove Me (Casino) parallel dance ensemble Coco Solid ve Bobbie Soxx’dan (yapımcı Robin Hannibal) oluşan “disko olmayan disko” ikilisi Parallel Dance Ensemble, kendi müziğini komik, biraz şeytanî ve oldukça arsız olarak tanımlıyor. Owusu & Hannibal, Quadron ve Boom Clap gibi isimlerden tanınan Danimarkalı yapımcı Hannibal ile Yeni Zelanda’nın underground sahnesinden bilinen MC. Coco’nun 2009’da çıkarttığı Turtle Pizza Cadillac isimli 12” plağı takiben yaptığı sekiz parçalık EP Possessions & Obsessions ise geçen mart raflarda yerini aldı. coconut records Rushmore, The Darjeeling Limited gibi Wes Anderson filmleri ve Spun, Marie Antoinette, Slackers gibi filmlerden tanıdığımız ve son olarak üç sezon süren HBO dizisi Bored to Death’le karşımıza çıkan oyuncu Jason Schwartzman’ın 2006’da başlattığı solo projesi Coconut Records, yaklaşık altı yıldızla müzik hayatını sürdürmekte. 2007’de yayınlanan Nighttiming albümüyle başarılı bir çıkış yakaladıktan sonra 2009’da ikinci albümü Davy’i yayınlayan Coconut Records, bu albümlerde Incubus’un katılımı ile Kirsten Dunst ve Zooey Deschanel’in vokalleriyle de renklendi. Bored to Death’in jenerik şarkısını da hazırlayan Coconut Records bir süredir yeni albüm için hazırlık yapmakta. letta mbulu Güney Afrika’da Soweto kentinde doğan Letta Mbulu orada başladığı müzik kariyerine 1965’ten sonra ırk ayrımcılığı yüzünden kaçtığı ABD’de devam etti. Cannonball Adderley, Harry Belafonte gibi birçok ünlü isimle çalıştı, söylediği şarkılar Roots, The Color Purple, gibi filmlerde yer aldı. Letta Mbulu, aynı zamanda Michael Jackson’ın “Liberian Girl” şarkısının Swahili dilinde söylenen girişini seslendiren isimdir. İstanbul Şair Nedim cad. No:3 Akaretler / Besiktaş t: 0212 259 99 19 * İstanbul Fatih Caddesi, No:1, Nautilus Alışveriş Merkezi Dükkan No.18, Acıbadem t:0 216 545 40 90 İzmir Mustafabey cad. No:20/a-b-c-d-e Alsancak t: 0232 421 88 61 - 0232 463 10 21 • İzmir Cemal Gürsel cad. No:474/a Bostanlı t: 0232 330 95 75 İzmir Forum Bornova AVM Kiosk 10 t: 0232 388 35 00 İzmir - Swiss Otel Alsancak Şehit Nevres Bulvarı No:2 K 01-02 t: 0232 441 10 90 - 441 10 30 İzmir Ege Park Balçova A.V.M Mithatpaşa cad. No:1460 Kat:1 No:150 t: 0232 259 65 75 Sports International Mavişehir 2040 sok. no:2 Mavişehir / İzmir t: 0232 324 03 65 Aydın Aydın Forum AVM t: 0256 232 02 57 • Bursa Kükürtlü Mah. Dr. Rüştü Burlu Cad. No:11 Dükkan 7 Osmangazi - Bursa t: 0224 233 1348 Çeşme Çeşme Altınyunus Boyalık Mevkii t: 0232 723 33 98 • Çeşme Çeşme Alaçatı Solto Beach Hotel t: 0232 716 03 41 Çeşme Alaçatı Port Alaçatı Port Marina Denizli Denizli Çamlık Forum no: G/6 Çeşme t: 0232 716 03 41 AVM S Blok No:19 t: 0258 215 11 13 Merkez Ofis Adres: 379 Sok No 14 Kat:5 D:14 Şenler İş Hani 2.Sanayi Bornova / İzmir t: 0232 462 04 70
Benzer belgeler
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
faydalanıp, ünlü markaların
tasarımlarına çok uygun bir
fiyatla sahip olabilirsiniz.
farfetch.com
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
Hayatımı çok seviyorum dediğin bir an var mı? Varsa ne zaman?
Pek çok an şükrediyorum. Ama özellikle yurtdışında iyi bir konser izlerken, leziz
bir yemek yerken ve masaj yaptırırken hayatımdan oldu...
PDF`ini burdan görebilirsiniz.
bir kızılötesi kameraya sahip,
ayrıca bilgisayara USB ile
bağlanabiliyor.
livescribe.com