Türkiye - Abone Girişi
Transkript
Türkiye - Abone Girişi
BÜTÜN DÜNYA YANILIYOR OLABİLİR Mİ? İÇİNDEKİLER 24 EYLÜL - EKİM 2013 YIL 4 • SAYI 21 • FİYATI 7 TL İş Dünyası Yayıncılık Ltd. Şti. Adına Sahibi İsmail Ceyhan Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İsmail Ceyhan [email protected] Yayın Yönetmeni Sertaç Aytaç [email protected] Yazı İşleri Müdürü Uğur Doğan [email protected] Reklam Müdürü İsmail Öner [email protected] Reklam Müdür Yardımcısı Ayşe Kavukcu [email protected] Grafik Ömer Duman Abone Reyhan Toydemir [email protected] Tel: 0216 651 78 78 Baskı ve Cilt Altan Basım Ltd. Yüzyıl Matbaacılar Sitesi / Bağcılar Tel: 0212 629 03 74 Yapım Yayınlayan İş Dünyası Yayıncılık Ltd. Şti. Yönetim Yeri Barbaros Mah. Uğur Sok. No: 2/2 34662 Üsküdar / İstanbul Tel: 0216 651 78 78 Fax: 0216 651 78 98 Internet: www.yesilbinadergisi.com www.b2bmedya.com E-posta: [email protected] Fiyatı: 7 TL. Yıllık Abone: 40 TL. © 2013 İş Dünyası Yayıncılık Ltd. Şti. ISSN: 1307-9204 2 ayda bir yayımlanır. Tüm Türkiye’de dağıtılmaktadır. Basın Kanunu’na göre yerel süreli yayındır. 4 6 20 21 22 24 26 30 34 36 40 43 44 48 50 52 YAYINCIDAN HABER GÜNCEL / Dünya Yeşil Binalar Haftası Kutlandı GÜNCEL / ERKE Green Academy Açıldı RÖPORTAJ / Rockwool Türkiye Direktörü Taner Şahin PROJE / BIO İstanbul GÜNCEL / EPD Türkiye ve Sürdürülebilir Yapı Ürünleri YEŞİL BİNA / Workinn Hotel GÖRÜŞ / Enerji Verimliliği Etkinlikleri, Ne Kadar Enerji Verimli? TEKNİK & GÖRÜŞ / Sürdürülebilir Peyzaj Tasarımı SINIR ÖTESİ / Fransa’da Pasif bir Ev PROJE / Brandium AVM MAKALE / Havalandırma Sistemlerinde Enerji Verimliliği Kısım 2: Fanlar ÜRÜN / Desigo V5.1 ÜRÜN / Yeni Nesil Hafif ve Çevreci Yapı Elemanı PonceBloc TEKNİK / Solar Teknoloji - 4 YAYIN DANIŞMA KURULU Prof. Dr. Birol Kılkış / Başkent Üniv. Makine Müh. Böl. • Prof. Dr. Gül Koçlar Oral / İTÜ Mimarlık Fakültesi • Prof. Dr. Nil Türkeri / İTÜ Mimarlık Fakültesi Doç. Dr. Ayşin Sev / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi • Doç. Dr. Filiz Şenkal Sezer / Uludağ Üni. Mühendislik-Mimarlık Fakültesi • Yrd. Doç. Dr. Gülten Manioğlu / İTÜ Mimarlık Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Bengü Uluengin / Bahçeşehir Üniversitesi Ali Yıldırım / Koramic • Arif Künar / Ven Esco • Ateş Uğurel / TemizDünya Platformu • Aylin Kalav / Dörken • Ayşe Hasol Erktin / Has Mimarlık • Berkay Somalı / Altensis Binnur Ertuş Şimşek / Onduline • Bora Gülan / Buga Otis Asansör • Can Eren / Schüco • Cemil Yaman / ERKE • Cihan Karamık / Schneider Electric • Cihan Koral Malak / Vitra Çelik Erengezgin / ÇA-BA Tasarım • Derya Çuha / Grundfos • Dündar Yetişener / İMSAD • Ertuğrul Şen / İZODER • Faruk Uçur / Johnson Controls • Gencay Tatlıdamak / Hausladen Müh. • Hırant Kalataş / Alarko • Hüdai Kara / Metsims ve EPD Türkiye • İbrahim Çakmanus / Çakmanus Müh. • Konca Çalkivik / SKD Türkiye • Levent Taşkın / Vaillant Mehmet Rodop / Akcor • Mehmet Sönmez / ABB • Mehmet Yenilmez / Wilo • Nilay Canbay / Entegre Proje Yön. • Oğuz Kösebay / Omurga Yapı • Orhan Turan / ODE Ömer Moltay / Mimta • Övünç Birecik / Grontmij • Recep Yıldız / PİM Mühendislik • Savaş Güzelküçük / Knauf • Selçuk Şandan / Honeywell • Selman Tarmur / Bosch Termoteknik Serkan Kurnazoğlu / Siemens • Tolga Öztoprak / Türk Ytong • Tunç Korun / Form A.Ş. • Uğur Oktar / ThyssenKrupp Asansör 2 YEŞİL BİNA / EKİM 2013 30 40 43 EDİTÖR SERTAÇ AYTAÇ [email protected] “Verimlilik” Bazen İsrafa da Neden Oluyor S on dönemlerin popüler kavramı “verimlilik”, bazen kendi kendine “israf”ın da kaynağı olabiliyor... Özellikle de bu kavram adına yapılan etkinlik ve organizasyonlarda... Bu sayımızda yer verdiğimiz ve dergimizin Yayın Danışma Kurulu Üyesi Arif Künar’ın enerji verimliliğiyle ilgili etkinliklere yönelik kaleme aldığı eleştirel makalesi, birçok kişinin dost meclislerinde paylaştığı söz konusu durumu güzel ve net bir şekilde gözler önüne seriyor. Etkinlikler tabii ki önemli ve gerekli. Ciddi işlevleri yerine getiriyor, yararları var. Fakat, amiyane tabirle, “Sen, ben, bizim oğlan”dan oluşan, muhataplarına ulaşılamayan, enerji verimsiz ortamlarda yapılan organizasyonlarda verimlilik kavramına tezat oluşturacak tablolarla çok sık YEŞİL BİNA / EKİM 2013 karşılaşılmaya başlandığını da belirtmek gerekiyor. Lüzumsuz sayılabilecek onlarca etkinliğe katılmak kime, ne fayda sağlıyor? Enerji, para ve belki daha da önemlisi zaman israf mı ediliyor? Durduk yerde verimsizliğe mi yol açılıyor? Çok da düşünmeye gerek yok aslında. Maalesef öyle... Peki ne yapılmalı, çözüm ne olabilir?.. İşte bu cevapların bazılarını ilerleyen sayfalarımızda, Künar’ın makalesinde bulabilirsiniz. ... 21. sayımızın diğer önemli başlığı ise geçtiğimiz aylarda kurulan “EPD Türkiye Platformu.” Gün geçtikçe inşaat malzemeleri sektöründe EPD alan firma sayısı ve EPD’ye olan talep artıyor. Haziran’da ise bu alanda büyük bir boşluğu dolduracak olan sürdürülebilir ürün belgelendirme platformu EPD Türkiye Platformu kurulmuştu... Platform, İsveç Çevre Bakanlığı’na bağlı Swedish Environmental Management Council tarafından yürütülen The International EPD System’in Türkiye ayağı olarak faaliyetlerini yürütüyor. EPD Türkiye Platformu ve EPD süreci ile ilgili tüm detayları, Platform’un Kurucu Üyesi Dr. Hüdai Kara’nın kaleme aldığı makalede bulabilirsiniz. Platform’un Yeşil Bina sektöründe çok önemli işlevleri yerine getireceğine inanıyoruz. Önümüzdeki sayıda görüşmek ümidiyle... 3 YAYINCIDAN İsmail Ceyhan B2B Medya Genel Müdürü [email protected] Değerli Okurlar, S ürdürülebilir yapı teknolojilerini konu alan ülkemizin ilk dergisi Yeşil Bina, 2010 yılında yayın grubumuzun 6. dergisi olarak yayımlanmaya başladı. Geçtiğimiz üç yıl içinde dergimiz Yeşil Bina kavramının yerleşmesine, Yeşil Bina sertifikasyonu, enerji verimliliği, sürdürülebilir yapı teknolojileri, sıfır enerjili bina-pasif ev, geri dönüşümlü malzeme, yeşil ürün, pek çok alt başlıkta kavram, ürün ve uygulamanın ilgili profesyoneller tarafından tanınması ve bilinmesine yönelik iletişim ortamı ve aracı olma misyonunu yerine getirmeye çalıştı. yayıncı kimliğimiz, iletişim kökenli yayın ekibimiz, yayın yaptığımız yapı-çevre ve denizcilik sektörlerinde dergilerimizin farklı, güvenilir, saygın ve istikrarlı yayınlar olmasını sağladı. Nihayet bu bağlamda, Yeşil Bina dergimizin yolculuğunu ağustos ayında ÇEDBİK üyeliği ile taçlandırdık. Üyeliğimizin, dergimiz ve ÇEDBİK arasında varolan kurumsal ilişkiyi daha da ileri götüreceğine, karşılıklı fayda odaklı işbirliklerine ortam yaratacağına inanıyorum. Yayıncılık ilkelerimizin yanı sıra B2B medya dergilerinin bir ana felsefesi ve belki de diğer yayınlardan ayıran temel fark; gelişmeyi, büyümeyi, bizzat dergilerin kendisinin ve yayın yaptıkları sektörlerin büyümesini hedeflerken, sürdürülebilirlik ve istikrarı amaçlamasıdır. Bunun yanında dergilerimizin birbirleriyle olan bağ, aynı yayın yaptıkları alanların birbirleri ile olan bağa benzemektedir. B2B Medya, yapı grubuna yönelik Yalıtım, Çatı ve Cephe ve Yeşil Bina dergileri ile sinerjik bir yayın ortamı sunabilmektedir. Bunun Bu vesileyle B2B Medya ve Yeşil Bina dergimizin fark yaratan özelliklerini ve felsefesini sizlerle paylaşmak istedim. İş dünyası dergileri yayıncılığında yirmi yılı aşan deneyimimiz, okullu iletişimci- 4 Grubumuzun yayın felsefesinin başında tarafsız, ilkeli, çağdaş yayıncılık anlayışı gelir. İş dünyası dergileri yayımlayan B2B Medya, diğer dergilerinde uyguladığı temel ilkelerini Yeşil Bina dergisi için de özenle korudu. Yeşil Bina dergimiz, yayın alanındaki tüm kurum ve kuruluşlara eşit mesafede durmayı başardı. yanına çevre sektöründe yayımladığımız Su ve Çevre Teknolojileri dergimizi de eklediğimizde “Yeşil Bina” kavramı ne derece multi disipliner ise dergimizin de o kadar çoklu kanalı olduğu daha iyi anlaşılabilir. 1992-2009 yılları arasında sahibi ve yayıncısı olduğum dergiler, ağırlıklı olarak mekanik tesisat sektörü dergileri idi. Dolayısıyla ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sektörü de iletişim içinde olduğumuz alanlar olarak Yeşil Bina dergimizin şekillenmesinde fayda sağlamaktadır. Dergimizi yayınlamaya karar verdiğimizde, yalıtım, çatı cephe, su ve çevre, iklimlendirme, havalandırma sektörlerindeki birikimimize ve yayıncılık ilkelerimize güveniyorduk. Bugün geldiğimiz noktada ÇEDBİK üyeliği ve yeni yayın dönemi için hayalini kurduğumuz girişimlerimiz ile Yeşil Bina dergimizin güçleneceğine ve okurlarımızın, alanımızdaki firmaların, markaların dergimize bugüne kadar verdiği desteğin artarak devam edeceğine inanıyorum. Saygılarımla. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 HABER Yeşil İş Konferansı, “Değişim Zamanı” Temasıyla Gerçekleştirildi Geberit, DuoFresh ile Havayı Tazeliyor Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından organize edilen Yeşil İş 2013, sürdürülebilir iş ve dünya liderlerini buluşturdu. İstanbul Swissotel’de 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen konferans, 2 gün boyunca sürdürülebilir bir gelecek için sürdürülebilir iş modelleri yaratmak adına çalışmalar yapan tüm tarafları biraraya getirdi. Tesisat ve rezervuar markası Geberit, banyolara yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyor. Yenilikçi koku giderme sistemine sahip Geberit DuoFresh gömme rezervuar sistemi, istenmeyen kötü kokuları klozet içinden emerek, kokudan arındırıyor ve ortamdaki havayı yeniliyor. olarak yer almak, iş dünyasını küresel tehditlerden koruyacak yeni fırsatlar gibi birçok önemli konu masaya yatırıldı. Kamu, özel sektör, üniversite ve STK paydaşlığının önemine vurgu yapan ve konu ile ilgili tüm tarafları biraraya getiren farklı sektörlerdeki “sürdürülebilir iş modelleri”ne odaklanan programıyla Yeşil İş 2013, sürdürülebilirlik alanındaki yeni Geberit DuoFresh’in koku emme ünitesi, kumanda kapağının üzerinde bulunan düğme ile kolayca çalıştırılabiliyor; devreye giren sistem havayı aktif karbon filtreden geçirerek arındırıyor ve ortama temiz hava veriyor. Bu yıl 5. kez gerçekleştirilen Yeşil İş-Green Business 2013 Konferansı, “Değişim Zamanı” temasıyla katılımcılarıyla buluştu. Türkiye’nin en güçlü sürdürülebilir iş platformu olarak kabul edilen Yeşil İş 2013’ün 5. yılında, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İTO ve İSO’nun katkıları ve katılımıyla; sürdürülebilir iş dünyasının en yeni gelişmeleri tartışıldı. The Guardian Sustainable Business Genel Yayın Yönetmeni Jo Confino’nun moderatörlüğünde gerçekleşen CEO Oturumlarıyla, sürdürülebilir iş dünyasının en yeni parametreleri tartışıldı. İş dünyasından lider isimlerin bir araya geleceği oturumlarda, küresel pazarlarda lider 6 fırsatları ve iş modellerini katılımcılarla paylaştı. Farklı sektörleri buluşturan Yeşil İş 2013`te, iş dünyasının liderleri, sürdürülebilir büyümenin uzmanları, özel sektör, kamu sektörü, sivil toplum ve akademisyenler gündemi değerlendirirken, iş modellerinin geleceğine şekil verecek görüşlerini aktardılar. TTMD Kurucu Üyesi Fatma Çölaşan, “Prangey” Ödülü Aldı International Federation of Consulting Engineers (FIDIC) tarafından 15-18 Eylül 2013 tarihleri arasında Barcelona’da gerçekleştirilen “100. Yıl Konferansı ve Kongresi”nin kapanış gecesinde, TTMD kurucu üyelerinden Fatma Çölaşan’a FIDIC’in en büyük ödülü sayılan ve kuruluşundan bugüne sadece 11 kişiye verilmiş olan “Prangey” ödülü verildi. FIDIC’in ilk Türk ve ilk kadın Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Çölaşan, uluslararası arenada müşavir mühendislik sektörünün gelişmesine yaptığı katkılar ve FIDIC bünyesinde 21 yıl boyunca kesintisiz olarak verdiği gönüllü hizmetler nedeniyle ödülü almaya hak kazandı. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 HABER CLIMAMED 2013 Kongresi Gerçekleşti Akdeniz Ülkeleri Tesisat Mühendisleri Dernekleri’nin (AICARR/İtalya, AICVF/ Fransa, APIRAC/Portekiz, ATECYR/ İspanya, TTMD/Türkiye) ortaklaşa düzenlediği ve TTMD’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen CLIMAMED, 3-4 Ekim 2013 tarihlerinde İstanbul Harbiye Askeri Müze Kongre Merkezi’nde yapıldı. Türk Tesisat Mühendisleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Türkmen, günümüzde artan enerji ihtiyacının ekonomiler açısından önemini vurgulayarak, enerji sektöründe Türkiye’nin jeopolitik konumuna dikkat çekti. TTMD’nin faaliyet alanları ve yürütmekte olduğu uluslararası projeler hakkında bilgiler veren Türkmen, Kongre’nin açılış konuşmasını yapan CLIMAMED’13 Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Ünlü, Climamed’i Akdeniz bölgesinde ortak iklim şartlarının doğurduğu ihtiyaçlardan dolayı biraraya gelen ülkelerin oluşturduğu bir topluluk olarak tanımlayarak, Kongre’nin tarihçesi hakkında bilgi verdi. TTMD adına kongre için yapılan hazırlıkları anlatan Ünlü, bu kongre sayesinde mühendis, mimar, tasarımcı, uygulamacı ve birçok branştan insanı bir araya getirme hedefinde olduklarını söyledi. TTMD olarak tesisat sektöründe etkin bir rol üstlendiklerini belirtti. Türkiye’de ilk kez düzenlenen CLIMAMED Kongresi, uluslararası alanda birçok yerli yabancı akademisyen, mühendis, mimar, tasarımcı ve uygulamacıyı biraraya getirdi. TTMD’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen kongrede 21 ülkeden toplam 74 bildiri ve 8 poster sunum yapıldı. 7 ayrı salonda iki gün süreyle bir araya gelen 400’e yakın katılımcı ile CLIMAMED’13 Kongresi’nde “Net Sıfır Enerjili Binalar” masaya yatırıldı. Mas Pompa Cihazları, Dumankaya Flex’te Kullanılıyor Dumankaya’nın LEED sertifikasına aday olan home-ofis projesi Flex Kurtköy’de, Mas Pompa cihazları tercih edildi. 2 ayrı kütlede 5 blok ve 376 adet home-ofisten oluşan projede Mas markalı, NFPA 20’ye uygun yangın pompa grupları ve DAF markalı kullanım suyu hidroforları kullanılıyor. 8 Küresel Isınma Yağışları Artırıyor Noppen tarafından düzenlenen “Havalimanı Gelişim ve Geliştirme Zirvesi 2013” Titanic Business Hotel’de gerçekleştirildi. Türkiye ve Karadeniz genelindeki havalimanların gelişimine odaklanan zirvede, su yönetimi ve drenaj sistemleri markası ACO’nun Türkiye Genel Müdürü Ender Özatay, havalimanlarında maksimum güvenliğin önemine değindi. Su yönetimi doğru yapılmadığı takdirde, tehlikeli sonuçları beraberinde getireceğini ifade eden Özatay, “Zaman zaman su basan havalimanlarını görüyoruz. Uçakların iniş ve kalkışlarındaki en ufak bir risk insan canını tehlikeye sokar. İşin bir diğer boyutu da altyapı yüzünden hava trafiği gecikme maliyetleri” dedi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün yaptığı Türkiye’de sıcaklık ve yağış projeksiyonları çalışmasında da belirtildiği gibi önümüzdeki yüzyılda özellikle Marmara, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz’de sonbahar ve kış yağışlarında artışların öngörüldüğüne değinen Özatay, şunları söyledi: “Bütün bu verilere dayanarak sunu söyleyebiliriz; iklim değişiklerine bağlı aşırı hava olayları ve ani, kuvvetli yağışların artacağı öngörülüyor. Dolayısıyla yağmur suyu drenaj dizaynı yapılırken hesaba katılan değerlerin de aynı oranda güncellenmesi gerekiyor. Kısacası altyapı kapasitelerinin de, artacağı öngörülen yağış miktarları oranında büyük tasarlanması lazım.” YEŞİL BİNA / EKİM 2013 MAKING MODERN LIVING POSSIBLE MAKING MODERN LIVING POSSIBLE Mekaniğin OrjinalÜrün ÜrünKullanır Kullanır Mekaniğin Uzmanı Uzmanı Orjinal Plakalı PlakalıIsı Isı Değiştiricileri Değiştiricileri Danfoss, ısıısıtransferi genişbir birürün ürünyelpazesine yelpazesine sahiptir. Danfoss, transferiteknolojisinde teknolojisinde oldukça oldukça geniş sahiptir. Uygulamalarımızda sınırsızsayıdaki sayıdakiseçeneklerimizden seçeneklerimizden birisi mutlaka yeterli olacaktır. Uygulamalarımızdaoptimum optimumseçim seçim için için sınırsız birisi mutlaka yeterli olacaktır. • • • • • Kompakt dizayn, verimli ısı transferi Özel dizayn programı ile kapasite, sıcaklık ve basınç düşümü üçgeninde uygun seçim Değişik uygulamalar için farklı materyallerle esnek ürün gamı Standart ürünlerde stoktan derhal teslim Danfoss kalitesi ve servis garantisi Plakalar Plakalar AISI • • AISI 304304 AISI • • AISI 316316 • • Titanyum Titanyum • • 254 SMO 254 SMO • • C-276 C-276 • • Nikel 200/201 Nikel 200/201 Contalar Contalar • Nitril-140 • Nitril-140 °C °C • EPDM-170 • EPDM-170 °C °C • FKM-180 °C °C • FKM-180 6/10/16/25 Bar çalışma basıncı 10-4000 m3/h debi PED 97/23/EC onaylıdır. Basınçlı ekipmanlar yönetmeliğine uygundur PED 97/23/EC onaylıdır. Basınçlı ekipmanlar yönetmeliğine uygundur Danfoss Otomasyon ve Kontrol Ürünleri Tic. Ltd. Şti. Danfoss Otomasyon ve Kontrol Ltd.Bölge Şti. Müdürlüğü: Merkez: Şerifali Mahallesi Pakdil Sokak No:Ürünleri 5 Bir Plaza Tic. Ankara 8/BBölge Birlik Çankaya/Ankara B Blok 34775 Yukarı DudulluPakdil - Ümraniye İstanbul Merkez: Şerifali Mahallesi Sokak/No: 5 Bir Plaza 428.cad Ankara Müdürlüğü: (0216) 526 40 96 • Fax: (0216) 526 40 97 Tel:428.cad (0312) 448 41-Pbx 8/B 09 Birlik Çankaya/Ankara BTel: Blok 34775 Yukarı Dudullu - Ümraniye / İstanbul Fax: (0312) 448 09 44 E-mail: [email protected] - www.danfoss.com.tr Tel: (0216) 526 40 96 • Fax: (0216) 526 40 97 Tel: (0312) 448 09 41-Pbx Fax: (0312) 448 09 44 E-mail: [email protected] - www.danfoss.com.tr HABER Grundfos Bayileri ve Satış Ekibi, iDAY’de Buluştu Grundfos, geçtiğimiz yıl ALPHA2, MAGNA3 ve Grundfos GO ürünlerini kapsayan Red Wolf projesiyle akıllı çözümler piyasasına yeni bir soluk getirmişti. Enerji tasarrufu ve güvenilir çalışma söz konusu olduğunda, markası altında sunduğu ürünlerin kapasitesini her adımda daha ileriye taşımak istediğini belirten Grundfos, şimdi de “iSolutions” adını verdiği, daha akıllı çözümlerle hem çevre için hem de müşterileri ve kurumsal kimliği için yepyeni değerler yaratmaya hazırlanıyor. Buna göre, iSolutions çözümleri optimum performans, güvenilir çalışma ve minimum enerji tüketimiyle ön plana çıkıyor. iSolutions çözümlerini diğer akıllı ürünlerden ayıran başlıca özellik, bu ürünlerin bütüncül bir sistem yaklaşımıyla tasarlanmış olması. Grundfos, maksimum perfor- mans ve verimlilik için sadece pompanın değil tüm bir pompa sisteminin optimize edilmesi gerektiğini savunduğundan, yeni ürünlerini de böyle bir bakış açısıyla geliştirdiğini belirtiyor. Böylece, tüm bileşenleriyle baştan sona sıvı transferine uygun tasarlanan Grundfos pompa sistemleri, hem kullanıldığı uygulamanın ihtiyaçlarına tam olarak cevap verebiliyor hem de arıza ve pasif durum sürelerini asgari seviyede tutarak yüksek güvenilirlik sağlıyor. Grundfos, bu yeni akıllı çözümlerini tanıtmak amacıyla 21 ve 22 Ağustos günlerinde merkez ofisinde iDAY olarak isimlendirdiği bir eğitim düzenledi. Etkinliğin ilk günü, bayilerin ve satış ekibinin katılımıyla gerçekleşirken, ikinci gün yalnızca satış ekibi biraraya getirildi. Eğitimin ilk gününde, bayilerin de katılımı düşünülerek daha çok iSolutions dâhilindeki ürünlerin tanıtımına ve ürünler hakkındaki detaylara yer verildi. “Saver Motorlar”, “CRE-CME Pompalar”, “MAGNA3, MAGNA1, TPE” ve “Hidroforlar” sunumlarını, tartışılan konular üzerine bir uygulama izledi. Satış ekibine yönelik düzenlenen ikinci günde ise iSolutions çözümlerinin satışı, sorunlu alanlar ve olası çözümler üzerinde duruldu. BASF’ten Sustainable Business Summit 2013 Konferansı’na Tam Destek Sürdürülebilirliğin iş dünyasına çok boyutlu entegrasyonunu ve sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarının yaygınlaştırılmasını hedefleyen Sustainable Business Summit 2013 Konferansı, 2 Ekim Çarşamba günü Four Seasons Hotel Bosphorus’ta gerçekleşti. Konferansta BASF Tedarik Zinciri Geliştirme Kıdemli Uzmanı Inga-Lena Darkow da “Tedarik zinciri yönetiminde sürdürülebilirlik için stratejik bir yol haritası” başlıklı bir konuşma yaptı. Sürdürülebilirliği kurum kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul eden BASF, öncü global firmaları bir araya getiren Sustainable Business Summit 2013 Konferansı’nın ana sponsorluğunu üstlendi. Artema, Tip-III Çevresel Ürün Beyanı’nı Almaya Hak Kazandı Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu’nun mutfak, banyo armatürleri ve aksesuarları markası Artema, dünyada eko-etiketlerin en kapsamlı standardı olan Tip- III Çevresel Ürün Beyanı’nı almaya hak kazanan Türkiye’nin ilk armatür üreticisi oldu. IBU tarafından verilen belgenin, Artema’nın dünya armatür sektöründe çevresel etiket standartlarındaki öncülüğünü tescillediğine vurgu yapan Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu Başkanı Atalay Gümrah; “Eczacıbaşı Yapı Ürünleri Grubu olarak, Blue Life adını verdiğimiz anlayış doğrultusunda tüm üretim, tasarım ve yönetim süreçlerimizde enerji ve 10 doğal kaynak tasarrufuna, karbon salınımının azaltılmasına özen gösteriyoruz. Enerji verimliliği konusunda sahip olduğumuz pek çok sertifika ve ödüle ek olarak Artema, ‘metal atıkların geri kazanımı’ projesiyle finale kalarak, Brüksel’de gerçekleştirilecek AB Çevre Ödülleri’nde Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı” dedi. ISO 140025 ve inşaat malzemelerinin sürdürülebilir özellikli olmasına yönelik yeni EN 15804 normuyla uyumlu Tip III Çevresel Ürün Beyanı, Artema ürünlerinin bütünsel çevre performansını belgeliyor. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 OFİS BİNALARI HASTANELER EĞİTİM BİNALARI ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ KONUTLAR SPOR YAPILARI KÜLTÜREL BİNALAR OTELLER FABRİKALAR ULAŞIM TERMİNAL BİNALARI İŞLETMEDE OLAN BİNALAR KARMA KULLANIM PROJELER ve YERLEŞKELER Daha fazla bilgi için: www.eko-yapi.net HABER Systemair Türkiye’deki Dev Fabrikasını Açtı Systemair; İsveç, Danimarka, Hollanda, Kanada, Almanya, Hindistan ve Litvanya’da bulunan Klima Santrali fabrikalarından sonra şimdi de Türkiye’de fabrika açtı. Hadımköy’de 30 bin metrekarelik alana kurulmuş yeni tesisle dünya klima sektörünün kalbi artık İstanbul’da riyle klima santrali alanında Avrupa’da 2 büyük satın alma gerçekleştirdi. Hollanda Heating firması ile Almanya’da imalatı bulunan ve yüksek teknolojide havuz klima santralleri üreten Menerga firmasını satın alarak Avrupa klima santrali alanında pazar lideri olduk. Systemair’in atacak. Yeni fabrika ile hem lokal pazara hem de Systemair HSK satış ofisleri ve yurt dışında iş yapan Türk müteahhitleri aracılığıyla yakın coğrafyalara klima santrali üretilecek. Başta körfez ülkeleri olmak üzere Doğu Avrupa, Rusya, Türki Cumhuriyetler ve Kuzey Afrika’ya Klima Santrali ihraç edan Systemair HSK, Klima Santrali üretim kapasitesinin yüzde 50 - 60’lık kısmını ihraç etmeyi hedefliyor. Systemair HSK’nın Hadımköy üretim tesisi, Systemair Yönetim Kurulu Başkanı Gerald Engström, Systemair HSK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vural Eroğlu ve Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu ile çok sayıda konuğun katıldığı törenle açıldı. Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu açılışta yaptığı konuşmada, Systemair’in Türkiye pazarına iddialı girdiğini belirterek, “Systemair, 2013 itiba- globaldeki bu başarısını biz de Systemair HSK olarak Türkiye klima santrali pazarında sürdürüyoruz. 2012 yılını 25,5 milyon euro ciro ile kapattık. Hedefimiz ise aksiyel fan ve otopark fanlarında da Türkiye pazar liderliğini yakalamak. Ayrıca biz inovatif üretim metodolojileri ve son teknolojilerle donatılan Türkiye’nin en teknolojik klima santrali üretim tesisiyle Türkiye iklimlendirme sektörünü, dünya iklimlendirme ligine taşıyoruz” dedi. 12 Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu Cemdağ “Torque” Serisini Pazara Sundu Dünya standartlarında teknolojiye ve kaliteye sahip üretim faaliyetleriyle aydınlatma sektörünün önemli firmaları arasında yer alan Cemdağ, LED çözümler sunan ürünlerine bir yenisini daha ekleyerek “Torque” serisini hayata geçirdi. Uzun ömürlü, yüksek enerji verimliliği sağlayan LED donanımına sahip Cemdağ Torque serisi, endüstriyel ve sanayi alanlarında kullanıma uygun tasarımı ve kapsamlı iç özellikleriyle Türk sanayicileri için önemli bir elektrik tasarrufu dönemini de beraberinde başlatıyor. Endüstriyel ve sanayi tesislerinin yanı sıra şantiye, tersane, liman, otopark, kapalı spor salonu, tribün vb. alanlarda da kullanıma uygun olan Cemdağ Torque serisi, düzenli kullanım sonucunda yüzde 60 oranında elektrik tasarrufu sunarak Türk sanayicileri için ciddi bir katma değer sağlıyor. Türk Patent Enstitüsü tarafından “Tasarım Patenti” ve uluslararası üreticiler tarafından yüksek kalite LED onaylarına sahip olan “Cemdağ Torque” serisi son teknoloji LED donanımı, 50 bin saat armatür ömrü, dayanıklı alüminyum enjeksiyon gövdeli geri dönüşüm hammadeli tasarımı, homojen ışık dağılımı ve en önemlisi yüksek tasarruf potansiyeliyle sanayi tipi aydınlatma konusunda yeni bir dönemi başlatarak alanında bir ilke imza atıyor. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Türkiye’de İLK’ leri Yapmaktan Mutluyuz! İLK LEED-NC PLATİN SERTİFİKASI İLK LEED-NC KAMU BİNASI PROJESİ ESER HOLDİNG Merkez Binası TBMM Başkanlık Konutu İLK AYDINLATMA Enerji Performans Sözleşmesi (EPC) İLK SERTİFİKALI EN BÜYÜK PASİF BİNA KAYSERİ PARK AVM VENDEKA-VEN ESCO Genel Müdürlük Binası İLK LEED-EB GOLD SERTİFİKASI GAMA HOLDİNG Merkez Binası İLK LEED-NC GOLD HAVALİMANI BİNASI PROJESİ ÇUKUROVA Uluslararası Havalimanı VEN ESCO; USGBC, ÇEDBİK ve SEPEV üyesidir. ► Sürdürülebilir, Enerji Etkin Pasif ve Yeşil Bina-Kampus Danışmanlığı ► Bina Enerji Verimliliği Etüt, Uygulama ve Enerji Yönetimi ► Enerji Mimarlığı, Tasarım ve Mekanik, Aydınlatma Mühendisliği ► Enerji, Pasif Bina, Aydınlatma, Günışığı ve Yenilenebilir Enerji Modellemesi VENESCO Bina Enerji Yönetim Danışmanlık Sanayi ve Ticaret A.Ş. Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atıf Kansu Cad. Gözde Plaza No:130/60 Balgat / Çankaya - ANKARA Tel: +90 (312) 474 14 00-01 • Faks: +90 (312) 474 14 02 • E-Mail: [email protected] • Web: www.venesco.com.tr HABER General Electric, Türkiye’de 515 Milyon Dolar Yatırım Yapıyor Daikin Türkiye, Cirosunu İki Yılda İkiye Katladı Türkiye’de geçtiğimiz 15 ay içinde açıkladığı yatırımların tutarı 515 milyon ABD dolarına ulaşan General Electric (GE), Türkiye’nin 2023 vizyonunda belirlenen büyüme hedeflerini yakalayabilmesi için verdiği destekte kararlı olduğunu vurguladı. Geçen yıl duyurusu yapılan 900 milyon dolarlık taahhüdün bir parçası olan yeni yatırımlar, istihdam yaratma ve ihracatı artırma amacıyla altyapı geliştirme, üretim, yenilikçilik ve bilgi transferi alanlarına odaklanıyor. Yatırım Türkiye ekonomisinin havacılık, ulaşım, enerji ve sağlık gibi kilit önemdeki sektörlerini kapsıyor. GE’nin Türkiye’ye ve ülke insanlarına olan uzun vadeli taahhüdü Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve GE Başkan ve CEO’su Jeffrey Immelt’in katılımıyla İstanbul’da yapılan bir basın toplantısıyla duyuruldu. Etkinliğe bürokratlar, iş dünyasının liderleri ve GE’nin ortakları katıldı. GE’nin 1948’den bu yana ülkedeki ilk endüstriyel yatırımcılardan biri olarak Türkiye ekonomisinin büyümesinde istikrarlı ve kararlı bir rol oynadığını vurgulayan Jeffrey Immelt şunları söyledi: “Kamu kurumları ile özel sektör arasındaki işbirliklerinin fark yarattığına inanıyoruz Isıtma ve soğutma sektörünün önde gelen üreticilerinden Daikin, Türkiye’deki hızlı büyümesini devam ettiriyor. Temmuz 2011’e Airfel’i satın alarak Türkiye’de yatırımcı olan Daikin’in 2 yılda 2 kat büyüme kaydettiğini belirten Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, 2015 yılındaki 1 milyar liralık ciro hedefine emin adımlarla ilerlediklerini vurguladı. Soğutma sezonunu kapatıp ısıtma sezonuna geçiş yaparken düzenlediği basın toplantısıyla yılın ilk yarısını değerlendiren Daikin Türkiye, büyüme planlarını da açıkladı. Daikin Türkiye CEO’su Hasan Önder, “Yıl sonu için belirlediğimiz 640 milyon liralık ciro hedefimizi bu yıl da aşarak, 2013 yılını 670 milyon lirayla kapatmayı planlıyoruz. Bu da Daikin Türkiye’nin önceki iki yılda olduğu gibi, bu yıl da çift haneli büyüyeceğini ve 2012 yılındaki 518 milyon liralık cirosunun yüzde 30 üzerine çıkacağını gösteriyor” dedi. ve Türkiye’de gitmeyi seçtiğimiz yol da budur. Buradaki güçlü pozisyonumuzu daha da geliştiren yeni yatırımlarımızla Türkiye’nin altyapı gelişiminde, ülkenin tüm potansiyelini ortaya koymasını sağlayacak olan, ekonomik üretkenlik, rekabet gücü ve operasyonel etkinlik alanlarına odaklandık. Bunun yanı sıra, Türk profesyonellerin mevcut donanımını daha da artırmaya yönelik bilgi transferine, iş olanakları yaratmaya ve ülkenin güçlü yanlarından biri olan yenilikçilik kültürünün devam etmesine katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.” Başbakanlık Milli Arşivler Binası’nda Lowara Ürünleri Tercih Edildi TOKİ’nin, İstanbul Kâğıthane’de inşa ettiği Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Yeni Hizmet Binası, 2 Haziran 2013 tarihinde açıldı. Toplam 57 bin metrekarelik alan üzerine konumlandırılan ve 13 bloktan oluşan Osmanlı Arşivi’nde 370 bin civarında defter, 100 milyon civarında da belge bulunuyor. Proje kapsamında arşiv birimleri, idari binalar, kongre merkezi, müze, konferans ve sergi salonları, misafirhane ve kapalı otoparklar yer alıyor. 14 Dünya çapında büyük öneme sahip projenin tüm ısıtma ve soğutma sirkülasyon pompaları, hidrofor sistemleri ve drenaj pompa gruplarında Lowara ürünleri tercih edildi. Projede Lowara markasının tercih edilmesinde yüksek randımanlı pompa ve özel tasarımlı motorlardan oluşan ürün gruplarının doğru seçim ve doğru tesisatlandırmayla uzun yıllar servis gerektirmeyen özelliği ve sunduğu olduğu rekabetçi fiyatlar belirleyici oldu. Yeni ürünlerle girdikleri ısıtma pazarına ilişkin hedeflerini de paylaşan Hasan Önder, “Daikin çatısı altına girdikten sonra ısıtmaya konumlandırdığımız Airfel markamız bu sezona yüzde 25’lik büyüme ve 70 milyon lira ciro ile başlangıç yaparken yeni ürünlerle iddiasını daha da artırdı. Bu sezon kullanıcıyı Airfel Integrity kombi ailesi ile buluşturuyoruz. Integrity bizim için çok özel bir anlam taşıyor; Airfel markasının Daikin bünyesine katılmasından sonra; tüm süreçlerinde Daikin üretim felsefesinin hakim olduğu ilk kombilerimiz Integrity oldu.” şeklinde konuştu. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Mimta EkoYapı’dan Yeni LEED ve Bina Enerji Modellemesi Eğitimleri Yeşil Bina danışmanlık firması Mimta EkoYapı, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde İstanbul’da LEED eğitimi düzenliyor. Yeni sistem olan LEEDv4 konularını da içerecek olan eğitimde katılımcılar, LEED sisteminin ve Yeşil Bina kriterlerinin Türkiye ve uluslararası projelerde uygulanmasını yakından tanıyacak ve ayrıca gerçek LEED başvuruları üzerinde interaktif olarak çalışma şansı yakalayacaklar. Mimta EkoYapı, Yeşil Binalarla ilgili bir diğer eğitimi de 6-8 Aralık tarihleri arasında yine İstanbul’da düzenliyor. “eQuest ile Bina Enerji Modellemesi” başlıklı eğitimde katılımcılar, Yeşil Bina sertifikasyonlarında en çok kullanılan yazılım olan eQuest’i gerçek projeler üzerinde çalışarak öğrenme şansı elde edecekler. Rusya’nın İlk LEED Sertifikalı Ofis Binası Türk Danışmanlar Sayesinde Hayata Geçti Renaissance Development tarafından St. Petersburg şehrinde tarihi bir binaya ek olarak inşa edilen ve 18 bin metrekare kiralanabilir alana sahip olan A sınıfı ofis binası Pravda, hizmete girmesinden 2 ay sonra LEED Gold sertifikası aldı. Bina, St. Petersburg’daki ilk, Rusya’daki üçüncü LEED sertifikalı bina. Binanın Yeşil Bina tasarım ve sertifikasyon danışmanlığı, Mimta EkoYapı ve ALAN Mimarlık ve Proje Yönetimi firmaları tarafından birlikte yönetildi. Mistral İzmir’e LEED Platin Ön Sertifikasyon Miray İnşaat tarafından İzmir Bayraklı’da inşaatına başlanan ve DNA Mimarlık tarafından tasarlanan 110 bin metrekare inşaat alanına sahip Mistral Towers projesi, Mimta EkoYapı danışmanlığında sürdürülebilirlik hedefinde koyduğu yüksek çıta ile LEED Platin ön sertifikası aldı. Çift cephe kullanımından yenilenebilir enerji kullanımına kadar birçok inovatif yaklaşımın uygulanacağı proje; konut, ofis ve ticari alanlar içeriyor. Proje, Türkiye’de LEED Platin ön sertifikası almış olan ilk ticari proje. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 HABER BTM’nin Yeni Nesil Bahçe Çatılar Semineri Gerçekleştirildi Wilo’dan Yangınla Mücadelede Çözümleri BTM’nin Alman yeşil çatı firması Optigreen’le ortak düzenlediği Yeni Nesil Bahçe Çatılar Semineri gerçekleştirildi. Yapı-Endüstri Merkezi’nde, 5 Ekim Cumartesi günü düzenlenen etkinlikle, yeşil çatı sektöründe ülkemizde gelişen pazar ve ihtiyaçlara yönelik çözümler anlatıldı. 25 Eylül-1 Ekim arasındaki Yangın Haftası’nda yangın güvenliği konusu yeniden gündeme gelirken, Wilo Pompa Sistemleri A.Ş. Endüstri Segmenti Satış Müdürü Gökhan Uzuner, bu alanda lider üretici firmalardan biri olarak kusursuz çözümler sunduklarını söyledi. Sektörünün önde gelen firmalarını buluşturan etkinlikte, Türkiye’de bir ilke imza atarak, TS EN 13948 sertifikasını alan BTM Botanik PE4 ürününün kullanım avantajları da ele alındı. Etkinlikte BTM Botanik PE4 yalıtım örtüsünün yanı sıra Alman çözüm ortağı Optigreen’in yüksek ve değişken eğimli çatı çözümleri, bahçe çatılara inovasyonun katkıları ve özellikle Avrupa’daki uygulama örnekleri de çeşitli görsellerle katılımcılara sunuldu. BTM Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Orkun Ürkmez açılış konuşmasını yaptığı toplantıda “Suyu ve bahçeyi çatıya taşımanız konusunda hepinizin kafasında soru işaretleri oldu- ğunu düşünüyoruz. Bugün buraya bu sorulara gerekli cevapları vermek üzere geldik. Herkese bugüne kadar yoğun yapılaşma nedeniyle doğadan aldığımızı bir parça da olsa geri verebileceğimizi göstermek istiyoruz” dedi. BTM Teknik Danışmanı Jozef Bonfil de BTM’nin alanında Avrupa’nın en iyisi olan Alman Optigreen ile 2 yıl önce işbirliğine gittiğini söyledi. BTM markalı ürünlerin pek çok önemli projede güvenle kullanıldığını ifade eden Bonfil, “Uzun zamandır aktif olduğumuz yeşil çatı alanında özellikle son iki yıldır her türlü modern çatı tasarımına yanıt verecek ürün çeşitleriyle iddialı konuma geldik” şeklinde konuştu. Almanya ve Türkiye’den fotoğraflar gösteren ve gittikçe artan yoğun yapılaşmaya dikkat çeken Optigreen’den Heiko Schmidt ise yaptıkları uygulamalarla biyoçeşitliliği devam ettirmeyi hedeflediklerini söyledi. Yatırımcıların Almanya’da ki projelerinde her metrekare için yeşil alan oluşturmak zorunda olduğunun altını çizen Schmidt, yeşil çatıların ısıyı dengelemek, hava kirliliğine karşı karbondioksit gibi zararlı gazları ve ince tozu emmek, suyu tutarak su yönetimine yardımcı olmak gibi önemli fonksiyonları olduğunu aktardı. Schmidt’ten sonra Optigreen’in İtalya ve Avusturya gibi Avrupa’nın farklı iklimlerinde gerçekleştirdiği projelerden örnekler sunan Uwe Herzman da doğru malzeme, sistem seçimi ve uygulama için danışmanlık almanın öneminin altını çizdi. Rockwell Automation Merkezi, LEED Sertifikası Aldı Rockwell Automation, Milwaukee şehir merkezindeki kurumsal merkezinin toplam çevresel etkisini önemli ölçüde azalttığı için, ABD Yeşil Bina Konseyi’nden Enerji ve Çevresel Tasarımda Liderlik (LEED) sertifikası almaya hak kazandı. 2,1 milyon metrekarelik bina, Wisconsin’de ABD Yeşil Bina Konseyi’nden bu sertifikayı alan en büyük ikinci bina oldu. Rockwell Automation, 2001 yılından itibaren kurumsal merkezini geliştirmek için 3,2 milyon dolar yatırım yaptı. 16 Binalarda yangınla mücadele kapsamında en yaygın uygulanan yöntemlerden birisinin sulu söndürme sistemleri olduğunu vurgulayan Gökhan Uzuner, bu tür sistemlerinin kalbi sayılan pompaların hatalı veya eksik ekipmanlarla kullanımının, tüm sistemin çalışmamasına neden olacağını belirterek şunları söyledi: “Yangın pompalarının seçiminde, montajında ve bakımında ne kadar çok dikkat edilirse yangın felaketinin karşımıza çıkma riski o kadar azaltılmış olur. Binalarda yangın pompaları, diğer pompa sistemlerine kıyasla çok nadiren kullanılırlar, hatta çoğu zaman yıllarca hiç kullanılmazlar. Ancak hayati önemi tartışılamayacak kadar yüksektir. Bu nedenle yangınla mücadele pompalarının her daim çalışır vaziyette olduğundan emin olunmalıdır. Periyodik bakımlarının yanı sıra haftalık kontrollerinin de yapılması gerekmektedir. Yangınla mücadele pompa sistemlerinin doğru seçimi için yangın hidroforlarının çalışma prensiplerini ve kullanım amaçlarını bilmek, sistem bileşenlerini tanımak, yönetmelik ve standartlarda belirtilen kurallara uymak çok önemlidir.” YEŞİL BİNA / EKİM 2013 ABB, Elbi Elektrik’i Satın Aldı ABB, Türkiye’de alçak gerilim sektöründeki pozisyonunu güçlendirmek ve Doğu Avrupa’daki faaliyetlerini genişletmek amacıyla, Türkiye’de kurulu Elbi Elektrik şirketini Ahlström Capital’dan satın aldı. Taraflar, işlemin finansal detaylarını açıklamama kararı aldı. Merkezi İstanbul’da bulunan Elbi Elektrik’in yaklaşık 450 çalışanı bulunuyor. Firma, Türkiye pazarı için elektrik kablolama aksesuarları tasarım ve üretimi gerçekleştiriyor ve ürünlerini kendi yerel pazarlama organizasyonuyla Doğu Avrupa’ya ihraç ediyor. ABB’nin Alçak Gerilim Ürünleri Grup Başkanı Tarak Mehta konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bu satın alma Türkiye ve Doğu Avrupa’daki büyüme stratejimizde ileri doğru atılmış bir adımdır. Temel işkolumuzdaki bu genişlemeyle, büyümenin bir sonraki adımlarını sağlamlaştırıyoruz. Birbirini tamamlayan ürün portföylerimiz daha fazla müşteriye erişebilmemizi sağlayacak.” Mevcut kablolama portföyünü Elbi Elektrik ürünleriyle destekleyecek olan ABB, var olan ürün yelpazesiyle erişemediği Avrupa dışındaki pazarlara da hizmet sunabilecek. Satın alma işlemi, ABB’nin kısa bir süre önce bina otomasyon çözümlerinde satış kanalı ortakları için sunduğu ürünleri ve pazar erişimini genişletmeyi amaçlayan Fransız yazılım firması Newron System S.A.’yı satın almasını takip etti. Tıpkı Newron’da olduğu gibi Elbi Elektrik de ABB’nin Alçak Gerilim Ürünleri işkolunda Kablolama Aksesuarları bölümüyle entegre olacak. GÖZÜNÜZ ARKADA KALMASIN!.. NEDEN ALARM SİSTEMİ TAKTIRMALIYIM? • Daha huzurlu bir aile ortamı için. •Evimize kendimizi hapsetmemek için. • Çocuklarımızın daha güvende olması için • Sadece tek bir yapıya bağlı kalmamak için. • Tamamen özgür olmak için. • En önemlisi her hangi bir olumsuz durumda herkesin telefon sistemi aracılığı ile haberdar olabilmesi için. • Güvenliğinizi Maksimum seviyeye çıkarmak için. Trakya Cam, Faturaları Düşürmenin Yolunu Anlattı Trakya Cam, teknoloji ürünü Isıcam Konfor’un sağladığı enerji tasarrufunu anlatmak amacıyla ünlü oyuncu Wilma Elles’in yer aldığı reklam filmiyle başlattığı kampanyayı Türkiye geneline yayıyor. Forum İstanbul Alışveriş Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Wilma Elles ile “Isıcam Konfor Yarışması”na katılan ziyaretçiler çeşitli ödüller kazandı. Etkinlik kapsamında katılımcılar ayrıca, standart çift camlara göre camdan kaynaklanan ısı kayıplarında yüzde 50, güneş kontrolünde yüzde 40 daha avantajlı olan Isıcam Konfor’un sağladığı ısı ve güneş kontrolünü test etme fırsatı buldu. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Güvenlik Kameraları Bizim İşimiz... Sevay DANIŞMANLIK Sevay Güvenlik Sistemleri Danışmanlığı İdealtepe Mah. Bağdat Cad. No: 188 / 6 Maltepe İstanbul Fax&Tel: 216 388 39 82 Tel: 530 552 47 61 E-mail: [email protected] www.sevaydanismanlik.com HABER Schneider Electric’ten, Yeşil İş Konferansı’na Destek Enerji yönetimi uzmanı Schneider Electric, bu yıl beşinci kez düzenlenen Yeşil İş-Green Business Konferansı’na Stratejik Çözüm Ortağı olarak destek verdi. Schneider Electric Türkiye Genel Müdürü Bora Tuncer, konferansın açılışında yaptığı konuşmada, sürdürülebilir dünya için iş liderlerine büyük görev düştüğüne dikkat çekerek, “Hepimizin bakış açıları farklı olabilir, fakat hedefimiz ortak: Daha yaşanabilir bir gelecek hayal ediyor ve onun için çalışıyoruz” dedi. Konferansta, Schneider Electric standında “Şimdiki gelecek zaman” teması altında videolar gösterildi, enerji verimliliği sağlayan çözümler hakkında katılımcılara bilgiler verildi. Bu yıl Uluslararası Çevreci Şehirler Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden Bilkentli öğrenciler de derece alan projelerini Yeşil İş Konferansı katılımcılarıyla paylaştı. Enerji Açığı Sorunundan Çıkış Yolu: Enerji Verimliliği Schneider Electric Orta Asya Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Keçiciler, T.C. Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonunda düzenlenen Türk-Kore Müteahhitlik Sektörü İşbirliği Forumu’na katıldı. Foruma, Kore Cumhuriyeti’nden büyük ölçekli firmaların yanı sıra Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan hükümet ve iş dünyasından temsilciler de büyük ilgi gösterdi. Keçiciler, forumda yaptığı konuşmada, yapılan araştırmalara göre 2050 yılında dünyanın tükettiği enerji miktarının iki katına çıkacağını vurgulayarak, “Günümüzde enerji, çözülmesi kolay gibi gözüken, ancak bir o kadar da karmaşık dinamikleri beraberinde taşıyan bir denklem haline geldi. Küresel ısınmayı da dikkate alacak olursak, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için, enerjiyi daha verimli kullanmaktan başka çaremiz yok! Biz Schneider Electric olarak, bu denklemden çıkış yolunu enerji verimliliği olarak görüyoruz. Bu amaca hizmet etmek için kurumlara, yatırımcılara ve müteahhitlere entegre enerji çözümleri sunuyoruz” dedi. Türk Ytong 50. Yaşını Görkemli Bir Törenle Kutladı Ytong’un Türkiye’deki 50. Yılı, 13 Eylül akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen görkemli bir törenle kutlandı. Törene 600 kişilik seçkin bir davetli topluluğu katıldı. Gecede Türk Ytong’un kurucularına ve ortaklarına Şükran Plaketleri verildi. Ytong’un Türkiye’de üretilmesinin önünü açan İsmet İnönü adına kızı Özden Toker’e de Şükran Plaketi sunuldu. Ytong’un Alman ortağı Xella Şirketi Başkanı Jan Buck-Emden, Türk Ytong’un kurucusu Bülent Demiren’e kendisi için hazırlanan bir büst hediye etti. 50. Yıl Kutlaması’nda sahne alan Anadolu Ateşi’nin gösterisi ile Ferhan-Ferzan Önder piyano ikilisinin resitali geceye renk kattı. 18 Bülent Demiren ve Özden Toker Capatect’ten Güneş Enerjisiyle Çalışan Cep Telefonu Şarj İstasyonları Filli Boya Yalıtım, yenilenebilir enerji kaynaklarına ne kadar kolay ulaşılabileceğine dikkat çekmek amacıyla geliştirdiği, güneş enerjisiyle çalışan cep telefonu şarj istasyonlarını kullanıma açtı. C M Y CM MY CY CMY K Cep telefonu ve USB ile şarj olan tüm elektronik aletleri güneş enerjisi ile ücretsiz şarj etmeye imkan sağlayan “Solar Şarj İstasyonları” ile Capatect, güneş enerjisini günlük hayatımıza ne kadar kolay adapte edilebileceğimize dikkat çekiyor. Capatect, ilk olarak Ankara Yenimahalle Belediyesi ana nizamiye girişi, Ragıp Tüzün Parkı Ana girişi ve İzmir Bornova Belediyesi Bornova Meydanı’na kurduğu şarj istasyonları ile aynı anda birden fazla telefonun ve USB bağlantılı elektrikli eşyaların şarj olmasını sağlayacak. İstasyonlar, güneşli zamanlarda üzerindeki bataryaya biriktirdiği elektrik enerjisiyle gece ve güneşsiz günlerde de hizmete devam edecek. Ayrıca, deprem gibi doğal afetlerdeki genel elektrik kesintilerinde de, hizmet vererek cep telefonlarının işlemesine imkan tanıyacak. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 C M Y CM MY CY CMY K GÜNCEL Dünya Yeşil Binalar Haftası Kutlandı 1 6-20 Eylül 2013 tarihlerinde kutlanan Dünya Yeşil Binalar Haftası’nda, 98 ülkede, 25 binden fazla kuruluşu temsil eden Yeşil Bina Konseyleri, “Daha Yeşil Binalar, Daha İyi Mekanlar ve Daha Sağlıklı bir Nesil” teması altında organizasyonlar ve kampanyalar düzenledi. Hafta boyunca yeşil binaların küresel karbon ayak izini düşürdüğü, enerji ve suda tasarruf sağladığı, üretkenliği artırdığı, iş olanağı sağladığı ve milyonlarca insanın hayat kalitesini iyileştirdiği vurgulandı. Türkiye’deki etkinlikler ise Dünya Yeşil Binalar Derneği (WGBC)’nin Türkiye temsilcisi ÇEDBİK tarafından organize edildi. Hafta kapsamında 16 Eylül Pazartesi akşamı ÇEDBİK üyelerinin katılımıyla bir akşam yemeği ile 17 Eylül günü Yeşil Gençlik Platformu “Sürdürülesi Kent Konuşmaları 3” paneli düzenlendi. Ayrıca 19 Eylül’de BASF’ın LEED Gold sertifikalı Dilovası Yönetim Binası’na, 20 Eylül’de ise Schneider Electric’in LEED Gold sertifikalı Transformatör Binası’na teknik geziler düzenlendi. Arama Konferansı 20 Ağustos’ta yapıldı 20 Arama Konferansı Yapıldı, Beş Yıllık Stratejik Plan Raporu Yolda ÇEDBİK, Ulusal Yeşil Bina Sertifika Çalışmalarını Anlattı ÇEDBİK, 2007-2012 yılından bu yana derneğin ilk Beş Yıllık Stratejik Planı’nın uygulanmasının ardından Yönetim Kurulu’nun 30 Temmuz 2013 tarihinde almış olduğu karara istinaden, 20132018 dönemini kapsayacak İkinci Beş Yıllık Stratejik Plan’la ilgili hususların belirlenmesi için 20 Ağustos 2013 tarihinde bir Arama Konferansı gerçekleştirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde düzenlenen konferansa 40’a yakın üye katıldı. ÇEDBİK, bugüne kadar sürdürdüğü bilinçlendirme çalışmalarının Türkiye’ye kazandırdıklarını paylaştı. Yüzün üzerinde akademisyen, enstitü temsilcisi, şirket ve STK’nın katılımıyla şekillenen Yeşil Bina Sertifikası’nın çalışmalarıyla ilgili Arkimeet Konferansı kapsamında 8 Ekim günü Haliç Kongre Merkezi’nde bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. 3. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi 3. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi için hazırlıklara başlandı. 20-21 Şubat 2014 tarihlerinde Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek 3. Uluslararası Yeşil Binalar Zirvesi’nde, diğer yıllardan farklı olarak bu yıl ilk kez WGBC Avrupa Networkü yıllık toplantısı da gerçekleştirilecek. Çevreci Binalar ve Sertifikasyonlar Paneli 26-29 Eylül 2013 tarihleri arasında CNR Expo’da gerçekleştirilen BEST Fuarı kapsamında, ÇEDBİK tarafından Çevreci Binalar ve Sertifikasyonlar Paneli gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü ÇEDBİK Başkanı Dr. Duygu Erten’in yaptığı panele BASF Türk Pazar Geliştirme Yöneticisi Koray Uygur, AVCI Architects’ten Burak Ünder ve Alarko Carrier Pazarlama ve Destek Genel Müdür Yardımcısı Hırant Kalataş konuşmacı olarak katıldı. BASF’ın LEED Gold sertifikalı binasına bir gezi düzenlendi YEŞİL BİNA / EKİM 2013 GÜNCEL ERKE Green Academy Açıldı LEED Platinum sertifikalı, aynı zamanda BREEAM Excellent sertifikasına aday Türkiye’nin tek örnek binası ERKE Green Academy açıldı... M alzeme ve uygulama örneklerinin yerinde incelenebildiği Türkiye’nin tek örnek Yeşil Binası ERKE Green Academy, 9 Ekim Çarşamba akşamı Üsküdar Belediye Baş- kanı Mustafa Kara’nın da katılımıyla açıldı. Düzenlenen kokteyle katılan konuklar, açılışın ardından binayı gezme fırsatı buldular. Farklı kullanım amaçlarını biraraya getiren bir proje olması özelliğiyle öne çıkan ERKE Green Academy aynı zamanda LEED, BREEAM ve DGNB gibi uluslararası Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerinin eğitimlerinin sunulduğu Yeşil Bina eğitim merkezi olarak da hizmet veriyor. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Cemil Yaman / ERKE Green Academy Kurucu Ortağı ve Amerikan Yeşil Binalar Konseyi Eğitim Partneri “Proje sayımız arttıkça ekibimiz büyüdü ve nihayetinde kendimize ait bir ofis ihtiyacı doğunca bu binayı satın aldık ve yapı üzerinde hayaller kurmaya başladık. Hayalimiz, ekibimize maksimum konforun sağlandığı, tüm Yeşil Bina uygulamalarını içeren, LEED ve BREEAM derecelendirme sistemlerinin en üst düzey sertifikalarına sahip örnek bir ofis inşa etmekti. Geldiğimiz noktada, yeşil projelerde kullanılabilecek malzemeleri ve sistemleri biraraya getiren, geniş ürün yelpazesi ile showroom niteliği taşıyan binamızda, ürün ve sistemleri anlatan etiketler sayesinde ziyaretçilere hiçbir refakatçiye ihtiyaç duymadan tüm uygulamaları kolaylıkla anlayabilme imkanı sunuyor. Ayrıca binamızdaki tüm malzeme ve sistemleri içeren kaynak kitapçıkla da her zaman sektörümüzün yanında olmak istiyoruz.” Özlem Dilda Yaman / Kurucu Ortak “Yaptığımız tasarımı, kendi binamızda uygulama deneyimi ile elektrik proje ve Yeşil Bina konularında yatırımcılara önerdiğimiz işlerin zorluk derecesini test edebildik; olası tüm sıkıntıları derinlemesine hissedip, en gerçekçi ve ekonomik çözümleri sunabilme konusunda tecrübelerimizi ciddi anlamda pekiştirdik. Aralarında Yeşil Bina uzmanlarının da bulunduğu yüzün üzerinde projeye imza atmış, tamamı mühendislerden oluşan uzman elektrik proje tasarım kadromuz, Türkiye’deki ilk Yeşil Bina uygulamalarını başlatan altmıştan fazla projeye danışmanlık hizmeti veren mimar, makine mühendisi, elektrik mühendisi ve çevre mühendislerinden oluşan çok disiplinli Yeşil Bina uzmanı ekibimiz ile müşterilerimize en üst seviyede hizmet vermeye devam edeceğiz.” 21 RÖPORTAJ ROCKWOOL Türkiye Direktörü Taner Şahin: “ Türkiye’de Uzun Soluklu bir Büyümenin Temellerini Atıyoruz” S on dönemde Türkiye’yi yatırım perspektifinde en üst sıralara taşıyan dünyanın lider taşyünü üreticisi Rockwool, 2013 yılının Mayıs ayına kadar ciddi bir altyapı çalışması yürütmüş ve o tarihten itibaren Türkiye’de ciddi bir oluşuma girmişti. Öncelikle İstanbul’un Avrupa Yakası’nda bir ofis kuran firmanın bünyesinde “şimdilik” 20 beyaz yakalı profesyonel çalışıyor. Akademi adı verilen ikinci binasını da önümüzdeki aylarda hizmete açacak olan Rockwool, bu sayede uluslararası tecrübesini sektör profesyonelleriyle paylaşmayı planlıyor... Biz de tüm bu gelişmeleri ve Rockwool’un Türkiye operasyonu hakkındaki bilgiyi Rockwool Türkiye Direktörü Taner Şahin’den aldık. Şahin, “Türkiye’de uzun soluklu bir büyümenin temellerini atıyoruz. En önemli hedefimiz ise operasyonel bir yapı oluşturmaktan çok, yalıtım konusundaki global tecrübemizi Türkiye’ye taşımak. Türkiye’yi sadece ticari, ürünlerimizi satacağımız bir pazar olarak görmüyoruz. Bulunduğumuz ülkelere her yönüyle yatırım yapan, sektörü geliştirmeye ve eğitmeye çalışan bir firmayız” diyor... 22 Yeşil Bina: Rockwool ve Rockwool’un Türkiye’deki yapılanmasıyla ilgili bilgi alabilir miyiz? Taner Şahin: Merkezi Danimarka’da olan dünyanın lider taşyünü üreticisi Rockwool Grubu, 1909 yılında kurularak taşyününün yalıtım alanında kullanılabilmesinin önünü açtı. 1937 yılında taşyünü üretimine başlayan Rockwool Grubu olarak Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da 40’ın üzerinde ülkede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Ayrıca dünyanın dört bir yanına taşyünü ürünlerinin ulaşmasını sağlayan uluslararası satış ofisleri, distrübütörler ve iş ortaklıkları ağına sahibiz. Rockwool Grup olarak dünya üzerinde 27 taşyünü üretim tesisimiz bulunuyor. Başlıca iş kollarımız ise bina yalıtımı, cephe panelleri, akustik asma tavan sistemleri, gemi ve deniz inşaatı, mühendislik elyafları-ses ve titreşim kontrolü, teknik yalıtım, danışmanlık ve bahçecilik substratları alanlarını içeriyor. Çok farklı ürün gruplarımız olsa da hepsinin ortak özelliği taşyünü. Türkiye’de haliyle ana odak noktamız inşaat yalıtım grubu olacak. Rockwool Grubu 2012 yılına kadar Türkiye’yi hep YEŞİL BİNA / EKİM 2013 bir ihracat pazarı olarak görüyordu. Grup içinde Adriyatik ülke grubunun içinde bulunuyordu. Yani Türkiye’deki faaliyetimiz daha reaktifti. Markette oluşacak boşluklara, pazarda bulabileceğimiz fırsatlara göre hareket ediyorduk. 2012’den itibaren ise Rockwool artık Türkiye’yi yatırım perspektifinde en üst sıralara taşıdı. Geçtiğimiz Mayıs ayına kadar da ciddi bir altyapı çalışması yürüttük. Türkiye’de ciddi bir oluşuma girdik. Öncelikle bir ofis kurduk ve şu anda Rockwool’un Türkiye ofisinde 20 beyaz yakalı profesyonel çalışıyor. Pazarlama, lojistik ve finansman gibi bütün birimlerimizi kurduk. Planlarımızı yaptık, stratejimizi geliştirdik. En önemli hedefimiz ise Türkiye’de operasyonel bir yapı oluşturmaktan çok, yalıtım konusundaki global tecrübemizi buraya taşımak. Yani biz tüm birikim ve tecrübemizi Türkiye’yle paylaşmak istiyoruz. Yeşil Bina: Rockwool Grubu Türkiye’yi ve Türkiye’deki ısı yalıtım pazarını nasıl görüyor, beklentiler neler? Çevre ülkelere ilişkin çalışmalarınız da olacak mı? Taner Şahin: Türkiye’de ısı yalıtım pazarının hacim olarak büyüklüğü zaten gözardı edilemez bir boyutta. İnşaat sektörü de aynı şekilde. Bu pazarı sürükleyen de ülkenin çok genç bir nüfusa sahip olması. Dolayısıyla konut, hastane, okul gibi çeşitli bina ihtiyacı her geçen gün artıyor. Rockwool da büyümeyi çok seven ve özellikle son 10 yılda ciddi atılımlar yapan bir firma. Bugüne kadar farklı ülkelerde büyüme planı yürütüyordu. Türkiye de o perspektif içindeki yerini aldı. Şu anda Türkiye’de uzun soluklu bir büyümenin temelleri atılıyor. Türkiye ofisi de bu kapsamda kuruldu. Ofis binamızın yanı sıra İstanbul’un Anadolu Yakası’nda, eğitim merkezi amaçlı ikinci bir binamızı daha hizmete açacağız. Burada yalıtımla ilgili uluslararası tecrübemizi mimarlar, mühendisler, uygulamacılar ve sektör temsilcileriyle paylaşacağız. Eğitimler YEŞİL BİNA / EKİM 2013 verecek, fikir alışverişinde bulunacağız. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’yi de sadece ticari, ürünlerimizi satacağımız bir pazar olarak görmüyoruz. Bulunduğumuz ülkelerde her yönüyle yatırım yapan, sektörü geliştirmeye, eğitmeye çalışan bir firmayız. Bu akademi de bunun en büyük göstergelerinden birisi olacak. Romanya ve Bulgaristan’ın da aralarında bulunduğu Balkan ülkeleri dışında Yunanistan ve Kıbrıs da bize bağlı. Biz ise doğrudan global ofise bağlıyız. Yeşil Bina: Rockwool’un Türkiye ısı yalıtım pazarında yer alması sektöre neler katacak, ne tür farklılıklar yaratacak? Taner Şahin: Tüm dünyada 3 kıtada 27 taşyünü fabrikası bulunan bir firmayız. Taşyünü odaklı olmayan hiçbir ürün grubumuz yok ve yüz yılı aşkın bir zamandır faaliyet gösteriyoruz. Global anlamda taşyününe çok ciddi Ar-Ge yatırımı yapıyoruz. Küresel tecrübemiz çok yüksek. Ürün kalitesinin yukarı çekilmesinin yanında çok farklı ürün gruplarımızla farklı çözümler sunacağız. Diğer ülkelerde edindiğimiz bilgi birikimini Türkiye’de yapı profesyonelleriyle de paylaşacak olmamız, sektörü ciddi anlamda ileri götürecektir. İş planlarımız arasında en büyük başlığı da aslında bu bilgi aktarımı oluşturuyor. Amacımız sadece ürün satmak değil, sektörü bir yerden bir yere taşımak. Yeşil Bina: Taşyününde hem ürünler hem üretim prosesleri açısından teknoloji ne yönde gelişiyor? Yeni ve farklı ürünleriniz hakkında da detaylı bilgi alabilir miyiz? Taner Şahin: Üretim teknolojilerimiz gün geçtikçe daha verimli, daha temiz, daha çevreci bir hal alıyor. Ar-Ge departmanlarımızda geliştirilen ürünler çok çabuk üretim bantlarına aktarılabiliyor. Çok aktif bir şekilde piyasa ihtiyaçlarına göre ürün grupları geliştiriyoruz. Türkiye’de özellikle üzerinde durduğu- muz iki farklı ve yeni ürün var: Frontrock ve Multirock. Rockwool olarak müşteri odaklı bir firma olduğumuzdan ürün geliştirmelerimizde hep inşaatta, şantiyede neye gerek olduğundan yola çıkıyoruz. Rockwool Frontrock MAX E, çift yoğunluklu, dış cephe sistemlerine üstün ısı iletkenlik performansı, yüksek ses emiciliği ve yangın güvenliği sunan bir taşyünü levha. Her türlü sıvalı ve kaplamalı mantolama sistemleriyle kullanılabiliyor. Nefes alabilen yapısıyla duvar yüzeyindeki her türlü terleme ve boya kusması sorununu ortadan kaldırıyor. Frontrock MAX E, 0.036 W/mK lambda ısı geçirim katsayısı değeriyle binanın duvarlardan oluşan ısı kaçaklarını etkin bir şekilde azaltırken, aynı kalınlıktaki diğer yalıtım malzemeleriyle karşılaştırıldığında dış cephe için yüzde 15 daha iyi bir ısı yalıtımı sağlıyor. Yeşil Bina: Sizce neden taşyünü tercih edilmeli? Taşyünü tercihinin avantajları nelerdir? Taner Şahin: Taşyünü, birçok özelliği bünyesinde barındıran bir malzeme. Isı yalıtımı yapmanın çok farklı yolları var ama taşyünü, ısı yalıtımının yanı sıra çok farklı yönlerde katkı sağlayabilecek bir ürün. Taşyününün en önemli özelliklerinden biri, 1000 °C üzerindeki ısı karşısındaki dayanıklılığı. Doğru uygulandığı takdirde taşyünü, bir yangın anında insan hayatını kurtarmaya gerekli olabilecek değerli dakikaları kazandırıyor. Taşyünü ile yalıtım yapılan binalar yangına karşı güvenlidir. Yangının yayılmasını önlüyor. Taşyününün ısı iletkenlik değerinin çok düşük olması, onu iyi bir ısı yalıtım malzemesi yapıyor. Taşyününün çapraz geçişli sayısız elyaftan oluşan yapısı, tümüyle titreşimleri etkisiz hale getiriyor. Bu benzersiz fibröz elyaf yapısı taşyününü en iyi ses emici inşaat malzemelerinden biri yapıyor. Taşyününün su iticiliği de çok dikkat çekici. 23 PROJE Sürdürülebilir Şehircilik Anlayışının Öncüsü BIO ISTANBUL Dr. Duygu Erten / BREEAM Communities Assessor Murat Erten / TURKECO İş Geliştirme Direktörü BIO ISTANBUL, Türkiye’de Sürdürülebilir Şehircilik anlayışının öncülüğünü yapıyor. Amaç ise yörenin en çevreci semtini yaratmak... T URKECO İnşaat ve Enerji Ltd. danışmanlığında Türkiye’nin ilk mahalle ölçeğinde Yeşil Bina sertifikası adayı BIO ISTANBUL, BREEAM Communities sertifikası alma yolunda çalışmalarına başladı. Ticari binalarında LEED Gold ve konutlarda BREEAM Excellent Yeşil Bina sertifikası dahil, sürdürülebilir gayrimenkul projelerinde ulaşılabi- 24 lecek en yüksek standartları yakalamayı hedefleyen proje, BREEAM Communities belgesi kullanarak, kamunun oluşmasını istediği yeşil yerleşke sertifikası için pilot proje olma özelliğini de taşıyor. İşverene yeşil yerleşke sertifikasyonu ile ilgili danışmanlık vermeden evvel ciddi bir ön çalışma ve araştırma yapıldı. Sürdürülebilirlik, öncelikle bir ölçek meselesi. Şehir ölçeği, mahalle ölçeği, bina ölçeği, mekan ölçeği, hepsi farklı kararlar üzerine kafa yormayı gerektiriyor. Kontrol edebildiğiniz çember, her projede çok önemli ve mümkün olduğunca bu çemberi genişletmek lazım. Her ne kadar teknolojik binalar yapsak da esas amacımızın, içinde yaşayanların duyarlılığını artırmak olduğunu unutmamak gerek. Bunun için de ekonomik ve sosyal faktörlerin göz önüne alınması, en az güneş panelleri veya su verimliliği kadar önemli. Yerleşkeleri de sertifikalandırmamız gerekiyor; çünkü artık metrikler çok önemli. Azaltmak, düzeltmek ve takip için ölçmek, hesaplamak gerek. Bu çalışmaların bir bölümünde, MIPIM-2013 kapsamında yeşil yerleşkelerle ilgili İsveçli firmaların hazırladığı özel oturumlara katılmak ve onlardan Best Practice uygulamalarını öğrenmek de yer aldı. Uluslararası varolan ve yeni yeni ülkeleri dışında kullanılmaya başlanan BREEAM Communities sertifikasını seçme YEŞİL BİNA / EKİM 2013 nedenlerimizden birisi, Avrupa Birliği’nde BRISTOL Accord adında bir anlaşmanın varlığı. LEED-Neighbourhood ve BREEAM-Communities sertifikalarını kapsamlı olarak inceleyerek 2005’te BRISTOL’de imzalanan bu anlaşmaya dayalı olarak geliştirilen BREEAM-Communities sisteminin, projeye ve Türkiye koşullarına daha uygun olduğunu gördük. Geçtiğimiz sene çalışmalarını sonlandırdığımız Bahreyn’deki LEED-ND projemizden de yola çıkarak, koşullar arasında karşılaştırmalar yaparak oyumuzu BREEAMCommunities’e verdik. Projede yeni tamamlanan 1. Faz konutların tasarımı da BREEAM kriterlerine uygun olarak yapıldı. Yerleşke içinde yapılacak hastaneler ve ofisler için ise LEED sertifikasyonu başvurusu yapılıyor. Yani sertifikalı bu yerleşmenin içindeki konutlar ve diğer binalar da Yeşil Bina sertifikasyonu alacaklar. - Yerleşke planı Swanke Hayden Connell mimarlık ofisi ile dünyanın önde gelen mühendislik grubu Arup tarafından hazırlandı. - Yerleşkenin kalbinde İstanbul Çocuk Hastanesi, İnovasyon Kampüsü ve Bio Üniversitesi de yer alıyor. - Yeni ulaşım hatları sayesinde BİO ISTANBUL sakinleri şehir merkezine kolayca ulaşabilecek ve semt içinde arabasız bir yaşam sürebilecek. - İstanbul metrosunun da BIO ISTANBUL’un içine kadar gelmesi planlanıyor. Arabanıza binmeden kısa bir sürede şehir merkezine ulaşabilmenizi sağlayacak bir planlama yapıldı. Toplu taşıma ağı ise talebi karşılayacak şekilde düzenlenirken, trafik bilgisi gerçek zamanlı olarak sakinlerle paylaşılıyor. - BIO ISTANBUL’da kullanılan kaliteli malzemeler ve mükemmel tasarımı sayesinde düşük enerji tüketimi sağlanırken, akıllı ölçüm cihazları, kullanıcıların tüketimlerini verimli bir şekilde YEŞİL BİNA / EKİM 2013 yönetmelerine imkan veriyor. - BIO ISTANBUL’da kullanılacak atıksu tesisi, yağmur sularını toplayarak içme suyuna dönüştürmekle kalmıyor, üretilen atıksuyun tümünü geri dönüştürerek bahçe sulamasına ve genel amaçlı kullanıma kazandırıyor. En gelişmiş filtreleme ve depolama sistemlerinin kullanıldığı BIO ISTANBUL’da amacımız, burada yaşayan ve çalışan kişilerin çevre üzerindeki etkilerini en aza indirmek. - BIO ISTANBUL’da hastane, araştırma merkezi, konut ve ofislerin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla güneş, rüzgar ve doğalgaz enerjisi kullanılıyor. Türkiye’deki enerji şebekelerine bağımlılığı azaltarak yerleşkenin kendi enerjisini üretmesini sağlayan sistemler olacak. Bunun için her binanın azami enerji tasarrufu sağlayacak şekilde tasarlanmasını sağladık. Konutların enerji simülasyonları halen devam ediyor. - Ayrıca, biyolojik olarak parçalanabilen atıklar, doğal peyzaja saygı gösterilerek tasarlanan açık park alanlarının patikaları spor amaçlı kullanılabilecek. Yaklaşık 650 bin metrekareye yayılan özel peyzajlı heykel parklarını çevreleyen eşsiz güzellikteki doğal ortam ise projenin sosyal yönünü tamamlıyor. - BIO ISTANBUL, sürdürülebilir, akıllı bir şehir yaratmak üzere planlandı. Bina ve parkların bakımı, atık yönetimi ve günlük hizmetlerin koordinasyonu için yeşil tesis yönetimi devreye girecek. Akıllı ölçüm cihazları ise gün içerisindeki farklı tarifelere göre ne kadar elektrik tükettiğinizi size bildirecek. Bu bilgiler, talebin daha verimli bir şekilde karşılanabilmesi için üretici şirketlerle de paylaşılıyor. BRISTOL ACCORD 2 005’te, Avrupa Birliği’nin İngiliz Temsilcisi adına, Avrupa’dan ilgili enstitüler, üye ülkeler ve Bakanlar Bristol’de toplandılar. Sürdürülebilir yerleşkeler için ortak bir dil oluşturmak istediler. Bu anlaşma Avrupa genelinde sürdürülebilir yerleşkeyi tanımlamakta ve sürdürülebilir yerleşkenin karakteristiklerini belirlemektedir. Global ekonominin hızla değişiminin devam ettiği zamanımızda sürdürülebilir kalkınma, ekonomik zenginlik, ve sosyal adalet konularına detaylı ve kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Ayrıca daha iyi çevre, daha güçlü demokrasi ve sonuçlara daha güçlü odaklanarak etkin ve yerel liderliğin mümkün olacağını anlatmaktadır. BRISTOL ACCORD tüm Avrupa’dan ilgili liderlerin ortak aklıyla şekillenmiş iyi örneklerin paylaşılması, kapasite geliştirme ve sonuç odaklı olmaya özen göstermeye yönlendiren pratik yaklaşımlar sunmaktadır. Bristol toplantısı Avrupa Yatırım Bankası’nın da bu kriterlere uyan projelere destek vermesini önermiştir. Bu toplantı, karar verme kültürünün değişmesi gerektiğini ve tüm yatırımlar için sürdürülebilirlik kriterlerinin gözönünde bulundurulması gerektiğinin çağrısını yapmıştır. 25 GÜNCEL Dr. Hüdai Kara EPD Türkiye Platformu Kurucu Üyesi [email protected] EPD Türkiye ve Sürdürülebilir Yapı Ürünleri T ürkiye ve küresel pazarda ürünlerin çevresel performansları ile ilgili bilime dayalı, uzmanlarca doğrulanmış ve karşılaştırılabilir bilgi ve verilere son zamanlarda talebin arttığını görüyoruz. Özellikle yapı malzemeleri sektöründe çevreye duyarlı ürünler talep edilmekte ve bu talep hızlı bir gelişme gösteren Yeşil Binalar nedeniyle katlanmaktadır. Sektördeki bu gelişmelere paralel olarak sürdürülebilir ürün belgelendirme platformu EPD Türkiye Haziran 2013’te kurulmuştur. İsveç Çevre Bakanlığı’na bağlı Swedish Environmental Management Council tarafından yürütülen The International EPD System’in Türkiye ayağı olarak kurulan EPD Türkiye (www.epdturkey.org), özellikle yapı ürünlerinde uluslararası geçerli Çevresel Ürün Beyanları (Environmental Product Declarations, EPD) belgelendirmelerini yapabilecektir. Ürün çeşitliliği 26 açısından dünyanın en kapsamlı EPD sistemi ile ortaklaşa çalışan EPD Türkiye’nin en önemli amacı ise firmalarımızın ürünlerine çevresel performansı beyanı fırsatı sunarak uluslararası pazarda yardımcı ve destek olmaktır. EPD belgeleri özellikle Avrupa kaynaklı yasal gereklilikleri de yerine getirdiğinden ihracatçı firmalarımıza da katkı sağlayacaktır. Neden EPD Türkiye? Avrupa’da birçok EPD sistemi bulunmaktadır ve bunların en çok bilineni İngiliz, Alman ve İsveç sistemleridir. İsveç sistemi, yapı ürünleri dahil birçok üründe belgelendirme yaptığından, İngiliz ve Alman sistemlerinden pozitif olarak ayrışmaktadır. Bir EPD sisteminin kurulabilmesi için birçok ürün grubunda Ürün Kategori Kurallarının (Product Category Rules, PCR) geliştirilmiş olması gerekmektedir. Örneğin yapı sektöründe seramik ürünleri, çimento, yapı alçıları, tuğla vb. gibi birçok alt sektör için PCR dokümanlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Saydam bir şekilde sektör temsilcilerinin katkılarıyla yoruma açık olarak geliştirilen PCR dokümanları yaklaşık üç ay gibi uzun bir süreç sonucunda Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA-Life Cycle Assessment) uzmanlarının da katkılarıyla hazırlanır. Sınırlı sayıda LCA uzmanının olduğu Türkiye’de bu çalışmaların tamamlanması uzun süreç alacağından EPD Türkiye bu eksikliği dolduracak bir platform olarak ortaya çıkmıştır. Farklı sektörlerden uzmanların katılımına açık bir platform olarak kurulan EPD Türkiye, düşük maliyetle ve hızlı bir şekilde tüm dünyada geçerli ürün belgelendirmeleri yapabilecektir. Avrupa Standartlar Komitesi (CEN) tarafından çıkartılan Yapılarda Sürdürülebilirlik normunda (CEN 350) yapı ürünlerinin EN 15804 normuna uygun çevresel etkilerinin değerlendirilmesi çerçevesini belirlemesi ve Şubat 2012 itibariyle yayınlanmasıyla konu daha da önem kazanmıştır. Amacı, yapı ürünlerinde Avrupa genelinde EPD sistemlerinin uyumlaştırılmasını sağlamak olan bu norm, yapı ürünlerinin çevre performansının LCA yoluyla hesaplanması çerçevesini belirler. Bu norma uygun hazırlanan EPD beyanları hangi sistemden alınırsa alınsın tüm Avrupa’da geçerlidir. EPD Türkiye, Yapı sektörüne EPD belgelerini elde etme fırsatını sunmaktadır. The International EPD System kurucusu Sven-Olaf Ryding tarafından kurulan ve yönetilen Avrupa Yapı Organizasyonları Birliği (ECO Platform) de, Avrupa’da tüm yapı ürünlerinin YEŞİL BİNA / EKİM 2013 EN15804 standardında çevresel performansının EPD belgeleriyle sağlanması amacıyla Eylül 2013’te faaliyete geçmiştir. EPD Belgesi Nedir? Tip III olarak tanımlanan Çevresel Ürün Beyanları (EPD), bir ürünün veya sistemin çevresel etki değerlendirmesi iletişimini ISO 14025’te tanımlanan ve ISO 14040-44 serisi LCA standartlarına uygun olarak sağlayan bir etiketleme olarak bilinir. EPD’ler, üretiminde hammaddenin doğadan elde edilmesi, üretimi ve yaşam sonu bertarafına kadar olan tüm süreçlerin şeffaf ve nicesel olarak bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildiği ve ürünün çevre performansının belirli etki kategorilerine göre hesaplandığı çalışmalardır. Türkiye’de özellikle yapı ürünleri sektörünün ilgili olduğu bu etiketleme türü yapı ürünleri harici ürünler için de elde edilebilmektedir. Daha çok firmalar arası ticarette kullanılan bir etiketleme türü olarak bilinmektedirler. lıkla beyan edilmesi, günümüzde öncelikli olan Yeşil Bina pazarlarında avantaj yaratmakla kalmayıp, Avrupa Birliği yasaları ve ihracat pazarı gereklilikleri ile uyum sağlar. Bütünsel yaklaşımla detaylı yapılan yaşam döngüsü değerlendirmesi ile DGNB, BREEAM, LEED vb. Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerine de güvenilir, doğrulanmış ve sürekli ulaşılabilir sayısal veriler sağlar. Çeşitli bina değerlendirme sistemleri, yapı malzemelerinin müstakil performansını değil, binanın tüm performansını dikkate alır ve EPD’ler buna imkân tanır. EPD Hazırlık Süreci ve Belgenin Eldesi EPD’nin Önemi Diğer çevresel etiketlere kıyasla EPD’ler daha objektif bir yaklaşımla ürünler hakkında güvenilir bilgiler sunabildiklerinden dolayı ticaret odaklı iletişim (Business to business, B2B) açısından üreticiler için en uygun çevre etiketleri olarak ön plana çıkıyorlar. Genel olarak, ürünün çevre performansının bütünsel bir yaklaşımla şeffaflık politikası kapsamında ön plana çıkarılması, üretici kuruluşların çevre bilincinin ileri düzeyde olduğunun göstergesidir. Ürün performansının açık- YEŞİL BİNA / EKİM 2013 EPD’nin hazırlanması beş aşamada özetlenebilir: “Ürünün tanımlanması, tedarik zincirinin belirlenmesi”, ”Veri toplama”, “Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ve raporlama”, “EPD belgesinin hazırlanması” ve “Doğrulama”. EPD belgesi alınabilmesi için ürünün hammaddeden fabrika çıkışına (mezardan-kapıya) kadar tüm evrelerinin LCA modellemesi ile çevresel etkilerinin hesaplanması gerekiyor. YDD çalışması bittikten sonra EN 15804 normuna uygun raporlanarak EPD Türkiye’ye başvuruda bulunuluyor. EPD Türkiye ve The International EPD System kanalıyla uluslararası seviyede seçilen ve YDD uzmanı üçüncü kişiler tarafından değerlendirmeye alınıyor. Değerlendirme sonucuna göre EPD belgesine hakkınız teyit ediliyor ve her iki kurumunun internet sitelerinde yayınlanarak tüm dünyaya duyuruluyor. EPD ve Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği 1989’da yürürlüğe giren Avrupa Yapı Ürünleri Direktifi (CPD-Construction Products Directive) Mart 2011’de Avrupa Yapı Ürünleri Yönetmeliği (CPRConstruction Products Regulation) olarak yenilendi. Yönetmelik, Avrupa’da üretilen yapı ürünlerinin uyumlaştırılmış standartlar çerçevesinde üretimini ve pazarlanmasını öngörüyor. Direktiften yönetmeliğe geçildiğinden diğer Avrupa ülkeleri gibi Türkiye’ye de yükümlülükler geliyor. Bunun başında CE markalaması var. Fransızcası “Conformité Européenné” olan CE işareti, Avrupa Birliği yönetmelikleri doğrultusunda uygunluk gösteren ürünlerde bulunur. Firmanın tüm yükümlülükleri üzerine alarak beyan yoluyla ürünlerine basma hakkı aldığı bu işaret için karşımıza çıkan kriterler yeniden ele alınarak CE markalama süreciyle uyumluluk sağlaması ve ek gereklilikler getirilmesi nihai karara bağlanmıştır. Yeniden gözden geçirilmiş norm ile firmaların 1 Temmuz 2013 yılından itibaren, uyumlaştırılmış Avrupa Standartları kapsamında Avrupa pazarına sunulacak ürünlerinin, CE markalama işareti taşıması zorunlu hale gelmektedir. Yine bu doğrultuda bir yapı malzemesinin teknik özelliklerinin, CE markalama uyumluluğu da doğrultu- 27 GÜNCEL sunda aşağıda sıralanan gereklere sahip olması kararı alınmıştır: • Mekanik dayanım ve sağlamlık • Yangın durumunda emniyet • Hijyen, sağlık ve çevre • Kullanım emniyeti • Gürültüye karşı koruma • Enerjiden tasarruf ve ısı muhafazası • Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı. Dalsan (yapı alçıları ve alçı levhalar), Vitra (seramik sağlık gereçleri), Çimsa (çimento), Ondolüne (çatı kaplama) ve Akkon Çelik (çelik yapı profili)’tir. EPD Belgeli Yapı Ürünlerine Yeşil Binalarda Pazarlama Fırsatları Yeni eklenen doğal kaynakların kullanımı gerekliliğinin, EN 15804 uyumlu EPD belgeleri ile yerine getirilmesi talep edilmektedir. Türkiye’de EN 15804 uyumlu yapı ürünlerine sahip firmalar Kaleseramik (yer, duvar ve porselen karolar, seramik levhalar ve seramik sağlık gereçleri), EPD’lerin bir başka önemi de Türkiye ve tüm dünyada hızla gelişmekte olan çevreye duyarlı yapılar (Yeşil Binalar) sertifikasyonunda yarattığı fırsatlardır. Dünyaca bilinen İngiliz BREEAM ve Alman DGNB gibi sertifikasyon sistemlerinde, EPD belgeli ürünlerin bina yapımında kullanılması durumunda belgelendir- melerde ilave puanlar verilmektedir. Türkiye’de popüler olan Amerikan LEED sertifikalandırma sistemi ise bu yıl çıkacak LEED v4 sistemi ile yapı ürünlerinde ilave puan almak için LCA ve EPD belgelendirmelerini önermektedir. EPD’li ürünler bu anlamda müteahhitlere kolaylık sunarken, yapı ürünleri üreticilerine de farkındalık yaratarak yeni pazar fırsatları yaratmaktadır. Bu gelişmeleri öngörerek ürünlerinin EPD belgelendirmesini tamamlayan firmalar, müşterilerine Yeşil Bina sertifikalandırma süreçlerinde ayrıcalık yaratma fırsatı sunmaktadırlar. DR. HÜDAİ KARA KİMDİR? D r. Hüdai Kara, iklim değişikliği stratejileri, karbon ve enerji yönetimi, düşük karbon ve sürdürülebilir teknolojiler, yenilenebilir enerji, yaşam döngüsü değerlendirmesi, atık yönetimi, araştırma ve geliştirme konularında metalürji ve malzeme endüstrilerinden kimya ve enerji endüstrilerine uzanan sanayi dallarında toplam 12 yılı aşan bir deneyime sahiptir. Metsims Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. firmasının kurucusu ve yöneticisidir. Malzeme bilimcisi olan Dr. Hüdai Kara’nın temel uzmanlığı, malzeme geliştirme ve süreç modellemesi, yeni teknolojilerin tekno-ekonomik ve sürdürülebilirlik değerlendirmesi, yenilenebilir enerji (atıktan enerji, PV), karbon-enerji ve atık yönetimi, yaşam döngüsü değerlendirmesi olarak sıralanabilir. İngiltere’de birçok bakanlığa ve özel sektör firmalarına danışmanlık yapmıştır ve mevcut ilişkileri devam etmektedir. Dr. Hüdai Kara, AB araştırma ve geliştirme çerçeve programları olan 7. Çerçeve (FP7 NMT), Eureka, Eurostars ve Eko-İnovasyon proje başvurularında değerlendirici olarak Avrupa Komisyonu adına görev yapmaktadır. Enerji teknolojileri ve çevre konularında 28 İngiltere Northwest Kalkınma Ajansı adına proje başvurularında da teknik danışmanlık yapan Dr. Hüdai Kara, İngiltere Teknoloji Strateji Kurulu için proje gözlemcisi görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca kendisi İngiltere’deki Carbon Trust kurumu tarafından onaylanmış karbon ayak izi uzmanı, İsveç Çevre Yönetimi Konseyi tarafından verilen Environmental Product Declarations (EPD) sisteminin Türkiye’deki ilk ve tek doğrulayıcısıdır. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi çalışmalarıyla birçok ürüne EPD belgesi almış ve karbon ayak izi hesaplamalarıyla birçok ürünün ve firmanın muhtemel iklim değişikliği risklerini ortaya çıkartmıştır. Türkiye’de ilk defa karbon ayak izi ve yaşam döngüsü değerlendirmesi uygulamalı eğitimlerini vermiş olan Dr. Hüdai Kara bu zamana kadar ellinin üzerinde katılımcıyı eğitmenlik yaparak sektörün gelişimine öncülük etmektedir. Türkiye’deki sürdürülebilirlik üzerine olan aktivitelerini artıran Dr. Hüdai Kara, REC Türkiye adına sektörlere yönelik EU Ecolabel kitapçığının yazarlığını, yine REC Türkiye ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından organize edilen Sürdürüle- bilirlik Akademisi’nde davetli eğitmen, REW İstanbul 2011 bünyesinde organize edilen “Entegre Ürün Politikaları ve Sürdürülebilir Kaynak Yönetimi” ve BSİ İngiltere’nin yürüttüğü Türkiye’nin kalite altyapısının güçlendirilmesi proje seminerlerinde “Avrupa Eko-tasarım Direktifi ve Çevresel Etiketleme” konularında uluslararası davetli konuşmacı olarak yer almıştır. Kimya sektöründe 20 adet ürün bazında LCA çalışmasını ve sonrasında yapılabilecek kaynak verimliliği ve eko-inovasyon çalışmalarına kaynak teşkil edecek ve Türkiye’de bir ilk olan Yeşil Üretim Temiz Gelecek projesinin yürütücüsüdür. Uluslararası hakemli dergilerde çok sayıda bilimsel makalesi bulunan ve uluslararası konferanslarda sunum yapan, Global Sanayici dergisinde sürdürülebilir kalkınma üzerine yazan Dr. Hüdai Kara, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden lisans ve yüksek lisans, Oxford Üniversitesi’nden malzeme bilimleri dalından doktora derecelerine sahiptir. Kendisi The International EPD System Teknik Komite Üyesi, Birleşik Krallık Malzeme Enstitüsü, Yenilenebilir Enerji Derneği ve ÇEDBİK üyesidir. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 YEŞİL BİNA Workinn Hotel TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Workinn Hotel, geçtiğimiz günlerde hizmete açıldı. LEED Gold Sertifikalı otel, aynı zamanda Feng Shui prensiplerine de uygun. T ürkiye’nin en büyük organize sanayi bölgelerinin kümelendiği Gebze ve Tuzla’nın tam kalbinde konumlanan Workinn Hotel, geçtiğimiz günlerde kapılarını açtı. Sanayi bölgesinde açılan ilk HİP iş oteli olan Workinn Hotel’in mimarisinde Can Çinici imzası bulunuyor. Aynı zamanda Feng Shui prensiplerine de uygun olan otelin Yeşil 30 Bina Süreç Yönetimi ise Erke Tasarım tarafından yürütüldü. TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Workinn Hotel, 162 oda, 251 yatak kapasiteli. Otelin inşaat alanı, kapalı-açık alanlar ve otoparklar toplamı yaklaşık 22 bin metrekare. Otelin yatırımcısı Uyar Grup, bir orga- nize sanayi bölgesinde çevreye duyarlı, ekolojik binalar da yapılabileceğini göstermek amacıyla oteli LEED Gold sertifikası kriterlerine göre inşa ettirmiş. Otelin inşaasında, yağmur sularının toplanarak kullanıma sokulmasından gri su geri dönüşümüne, çıkan atıkların geri dönüşüme kazandırılmasından gün ışığından maksimum yararlanılmasına kadar her YEŞİL BİNA / EKİM 2013 alanda sürdürülebilirliğe maksimum düzeyde dikkat edilmiş. Yapı malzemelerinde genel olarak doğaltaş, ahşap gibi tamamen doğal ürünler tercih edilmiş. Aydınlatmada LED ürünlerin kullanıldığı otelin aydınlatma otomasyonu da günışığından maksimum faydalanmayı sağlayan bir sistem. Lobideki aydınlatmalar ekstra müdahale edilmediği sürece dışardan aldığı aydınlığa göre kendi seviyesini ayarlıyor. Otelin orta avlusunun zemini de camdan yapılmış. Cam zemin, avlunun altında yer alan devasa fuaye alanının da günışığından faydalanmasını sağlıyor. Güneş enerjisinden su ısıtmada yararlanılacak olan otelde, sistem henüz devreye alınmasa da hazırlıkları tamamlanmış. Otel suyu da en verimli şekilde kullanıyor. Yağmur suları toplanarak sulamada yararlanıldığı gibi gri sular da arıtılarak klozetlerde kullanılıyor. Ayrıca oteldeki tüm armatür ve duş başlıkları da yapılan araştırmalar doğrultusunda en az su tüketen ürünlerden seçilmiş. Projenin mimarı Can Çinici, otelin çok farklı normları içerisinde barındırdığını söylüyor. Üç tip oda konseptinin bulunduğunu belirten Çinici, “Sayısal ağırlık, asıl hedef kitleye hitap eden küçük stan- YEŞİL BİNA / EKİM 2013 dart odalarda. Bunun dışında daha uzun dönem konaklamalar için düşünülmüş rahat standartlarda daha büyük odalar yer alıyor. Üçüncü oda tipi ise aslında bir konaklama birimi, 1 odalı daireler. Bunun dışında çatı katında bir kral dairesi de yer alıyor. Dolayısıyla konaklamanın çeşitli türlerini barındıran, kompozit bir otel” diyor. Can Çinici, otelin ana fikrini şu sözlerle anlatıyor: “Mimari olarak bina iki bölüm olarak ele alınabilir; sosyal mekanları içeren (lobi, bar-restoran, çok amaçlı toplantı odaları, havuz ve çevresi vs.) zemin ve bodrum kotlarında yeşil cephe karkası ile sarılmış iki kat yüksekliğinde bir ‘baza’; ve Can Çinici 31 YEŞİL BİNA üzerinde üç değişik oda normunu barındıran (standart, executive ve apart) dış kabuğu modüler prekast beton plaklarla karakterize olan L- planlı beyaz bir ‘uyku kutusu’. Üstteki beyaz kütleyi karakterize eden en bariz özellik ise pencerelerin paneller içinde değil, panellerin diziliş biçiminin oluşturduğu kayar ritmin ‘aralıklarında’ tasarlanmış olması.” “Otelin bir sanayi sitesinde olması dolayısıyla endüstriyel yöntemlerden olabildiğince yararlanma yönüne gittik” diyen Çinici şöyle devam ediyor: “Hem yapı hassasiyetini artırmak, hem de inşaat süresinden tasarruf etmek için cephede prefabrike beton panellere yer verdik. Özellikle L-planlı beyaz kısımda hiç tuğla duvar örgüsü kullanılmadı, 18 cm kalınlığında kendinden yalıtımlı bir sistem uygulandı. Panelin dışında 2 cm’ye varan beyaz çimentolu beton bir katman var. Baza kısmındaki karkaslı ‘yeşil cephe’ ise çevreci ilgi alanlarından ziyade daha çok mimari bir fikir gereği ortaya çıktı. Çokça uygulandığı şekliyle ülkemizde otellerde bir malzeme karmaşası mevcut; bundan kaçınmak ve daha tarafsız, ‘sessiz’ bir etki elde etmek amacıyla beyaz renk ve prefabrikasyon yönüne gittik. Altta bazada ise öyle bir şey seçelim ki konvansiyonel cephe malzemelerinin ‘sertliğini’ taşımasın istedik ve oldukça ekonomik bir manto sıva uygulaması üzerine yeşil cephe kar- 32 kasını uyguladık. Bu karkas üzerine tırmanan yaseminler, zemin kotunda, bodrum seviyesinde ve ara teras kotunda yer alan uzun saksılardan besleniyor.” Zamana Karşı da Dayanıklı “Yeşil Bina sertifikası yatırımcı Uyar Grup’un hedefiydi. Biz de dolayısıyla sertifikasyon sürecine dahil olduk. Bu süreçte de en fazla sıkıntı çekilen konu, mekanik tesisat meseleleri oldu. Sertifikasyon, mimari olmaktan ziyade daha çok bir ölçme, belgeleme ve geri besleme süreçlerinin yer aldığı, bina performan- sını ilgilendiren teknik bir süreç. Benzer süreçler ülkemizde epeyce revaçta. Binaları verimli ve uzun vadede daha ekonomik ve çevresel hedefler doğrultusunda en az zararı verecek şekilde yapmanın günümüzdeki bir yolu.” “İşverenimiz mimari tasarım ortaya çıktıktan sonra otelin ‘Feng Shui’ yönünden de irdelenmesini istemişti; Birkaç ufak nokta dışında sonucun binlerce yıl öncesinden gelen bir öğreti ile uyumlu olduğunu görmek ilginçti. Demek, modern zihinle tasarlanan bir bünye zamana karşı da dayanıklı olabiliyormuş.” Workinn Hotel Genel Müdürü Yıldıray Delice: “Yeşil Bina, İşletme Maliyetlerini Düşürüyor” “Yeşil Bina konusuna bir işletmeci gözüyle bakarsak, öncelikle getirmiş olduğu maddi rahatlığı görüyoruz. Yatırım maliyeti belki biraz yüksek görünüyor. Doğal, sertifikalı ürünler, tasarruflu armatürler, lambalar vs. kullanıyorsunuz. Bunlar yatırım maliyetini yükseltmekle birlikte aslında işletme maliyetini düşüren etkenler. İşletme maliyetine pozitif etkisi var. Tabi bir de işin insani boyutu bulunuyor. Çevreye mümkün olduğu kadar az zarar veren, atıkları dönüşüme gönderen, bunları tekrar kullanıma kazandıran bir binada çalışıyor olmak, insana gurur ve huzur veriyor.” YEŞİL BİNA / EKİM 2013 GÖRÜŞ Arif Künar VEN ESCO A.Ş. Genel Müdürü Enerji Verimliliği Etkinlikleri, Ne Kadar Enerji Verimli? Y aklaşık 27 senedir yenilenebilir enerji, nükleer enerji, enerji verimliliği, Yeşil Bina, çevre vb. konularda yazıp, mümkün olduğunca tüm etkinliklere, panel-konferans-kongre-çalıştay gibi toplantılara düzenleyici, kolaylaştırıcı, konuşmacı ve-veya izleyici olarak katılıyoruz. Tuttuğumuz notlardan, yaka-boyun kartlarının sayısından, almış olduğumuz katılım belge ve plaketlerinden derleyerek yapmış olduğumuz bir tespiti ve naçizene önerilerimizi, enerji sektörüyle ve sektörün en az bizim kadar bu konularda artık sıkıntı-bıkkınlık yaşayanlarına da, mağdur ve muzdariplerine de tercüman olacağını düşünerek paylaşmak arzusundayız. 2007’de yayınlanan “Enerji Verimliliği Kanunu” sonrası, yazıp-konuşmanın yanısıra özellikle sahaya inip, söylemlerimizin en azından bir kısmının uygulamasına başladıktan sonraki 6 yıldır da yaklaşık 200 civarında etkinliğe katılmışız. Yıllık ortalaması, 35 etkinlik/40 gün. Bu etkinliklerin, yaklaşık yüzde 80’i de, yaşadığımız Ankara dışında ve yüzde 85’i hafta içi, yüzde 15’i de haftasonu yapılmış. Ülkemizde her yıl en az 300’den fazla yerel-ulusal-uluslararası enerji-enerji verimliliği-yenilenebilir enerji, Yeşil Bina- 34 akıllı şebekeler-akıllı şehirler, mekanik tesisat, aydınlatma, yalıtım, malzeme vb. fuarı, sempozyumu, kongresi, çalıştayı, paneli, semineri vb. yapılmaktadır. Sanırım yalnızca konuşan, pek iş yapmayı sevmeyen, “çok konuşup-az iş yapan” bir toplum olduğumuz için çok fazla etkinlik düzenliyoruz. Bütün bu etkinlikleri; - Sadece etkinlik yapmak için etkinlik yapılması, - Aynı yerde, aynı zamanlarda, aynı konulardaki etkinliklerin hep aynı panelist-katılımcılarla gerçekleştirilmesi, - Kendi kişisel enerjimizin, vaktimizin harcanması-verimsiz kullanılması, - Etkinliklere katılmak üzere işlerimizden-ailelerimizden uzak kalınması, - Etkinliklere katılmak için otobüs-uçakbinek araçlarda harcadığımız enerji ve oluşturduğumuz karbon ayak izi, - Etkinliklerin yapıldığı kamu-özel toplantı, kongre, kültür merkezi salonlarının hem kendisinin hem de yer aldığı kamu binasının, otelin, kongrekültür-fuar merkezlerinin enerji verimsiz oluşu, hatta fazla aydınlatma ve ısıtma-soğutma enerjisi kullanan, iyidoğru aydınlatılmayan (akkor lambalı, halojenli, spotlu, avizeli) salonlarda yapılması, - Etkinliklerde kurumsal-kişisel olarak yer almak, broşür dağıtmak, stant almak, “görünmek” zorunda kalınmasından dolayı harcanan verimsiz finansal kaynakları da değerlendirdiğimizde, çok büyük bir kısmını tekrar, gereksiz, sadece ticari, verimsiz, fazla etkin ve yetkin olmayan, amaca ve hedefe ulaşmayan etkinlikler olarak nitelendirebiliriz. Birçoğu (salt ticari olanların dışında) tamamen iyi niyet, farkındalık yaratma, kamuoyunu bilinçlendirme, üyelerini bilgilendirme, sosyal sorumluluk, proje tanıtımı ve proje çıktılarının paylaşılması, kurum ve kuruluşların yasal görev, zorunluluk vb. nedenlerle yapılmasına rağmen maalesef çoğu zaman istenildiği kadar “verimli-etkin” olamamaktadır. İyi örnek sayılabilecek etkinlikler arasında kâr amacı gütmeyen “Sürdürülebilirlik Akademisi” tarafından her yıl düzenlenen “Yeşil İş Zirvesi” etkinliklerinde, nispeten etkinliklere katılanların “karbon ayak izini” nötrlemeye, sunulan yemek ve ikramların “ekolojik” ve “yerel” olmasına, etkinliklerin-sunumların-panellerin daha özel konu ve uygulama odaklı olmasına, YEŞİL BİNA / EKİM 2013 panelistlerin her yıl farklı olmasına gayret edilmektedir. Uluslararası ICCI Fuarı’nda da “karbon nötr” etkinlik olmasına dikkat edilmektedir. Diğer etkinlikleri düzenleyenlerin de en azından bu hususlara artık dikkat etmesini umuyor ve talep ediyoruz. Bunun yanı sıra, çoğu bu tür etkinliklerde olmak üzere ve ayrıca her konuda kısa-yetersiz sadece teorik eğitim, kurs, etkinlik, sertifika, katılım belgesi, SMM puanı vb. düzenlemek, bunlara sırf bu nedenle katılmak, onlarca konuda “sertifikalı-katılım belgeli uzman”lar yetiştirmek amaçlı, adeta yeni bir “sertifika-katılım belgesi” verilmesi modası da oluşturulmuş durumdadır. Artık genç meslektaş mühendis arkadaşların cv’lerinde onlarca bu tür toplantı, sertifika ve eğitim programına katılmış oldukları belirtiliyor; ancak maalesef hiçbir zaman bunları kullanma fırsatı olamayacak işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar ya da çalışma fırsatı bulamıyorlar. Yani bu eğitimlere büyük paralar-zamanlar harcanması ve sertifika almaları, onlara maalesef daha iyi bir iş ve doğru kariyer sağlayamıyor. 2- 3- Ne Yapılmalı ve Nasıl Yapılmalı? Daha verimli-etkin-yetkin-faydalı etkinlikler nasıl yapılmalı ve nerelerde düzenlenmeli?.. Cevabı kolay olmamakla birlikte, bilebildiğimiz kadarıyla naçizane bazı önerilerimizi sizlerle tartışmaya, değerli kamuoyuyla paylaşmaya ve mümkünse de uygulanmasını sağlamaya çalışacağız. 1- Sektörel Dernekler; Enerji Verimliliği Platformu-Meclisi oluşturup TOBB, TMMOB, TÜSİAD, MÜSİAD, TUSKON, İMSAD, İSKAV, EYDER, EYODER vb. sektör temsilcileri ile ilgili-ilişkili Bakanlıklar biraraya gelmeli ve ülkenin öncelikleri, ihtiyaçları için her başlıkta-kapsamda yılda (yurtdışında yapıldığı gibi) 1 kez veya iki yılda 1 kez uluslararası çok büyük fuarlar-kongreler-çalıştaylar düzenlenmelidir. Alt sektör ve daha detaylı konuların-başlıkların da yıllık planlanması da benzer etkinlik ve fuar- YEŞİL BİNA / EKİM 2013 4- 5- ların birleştirilmesi, bölgesel dağılımlarının önceliklerinin belirlenmesi ile sağlanmalıdır. Bu tür organizasyonları yapmak, yönlendirmek, düzenlemek, önceliklendirmek üzere kamu-özel ilgili-ilişkili-yetkili kurum-kuruluşlarla birlikte “Enerji Verimliliği Merkezi (EVEM)” kurulmalıdır. Genel kongre, sempozyum ve paneller yerine daha özelleşmiş, somut ve pratik uygulamalar, “case study”, “başarı örnekleri”, “pilot uygulamalar” üzerinden tüm ilgili tarafların yer alacağı interaktif çalıştaylar yapılmalıdır. Bu etkinliklerin yapılacağı şehir, belediye ve otel, kongre salonları da “yeşil-sürdürülebilir-çevre dostu, enerji verimliliği, karbon ayakizi, karbon nötr” kıstaslarına uygun yerler olarak seçilmelidir. Etkinliklerde yerel ve doğal-ekolojik gıda/yemek kullanımı zorunlu hale getirilmelidir. Bu kriterlere uygun yerler arasında ihale yapılmalı, şartnamelere-satın almalara konulmalıdır. Bu kriterleri sağlamaları, dolaylı olsa da teşvik edilmelidir. Bunları sağlayamayacak olan yerlerde en azından “enerji verimliliği”, “karbon”, “iklim değişikliği”, “Yeşil Bina” etkinlikleri yapılmamalıdır. Etkinlikler uzun süreli, günlerce süren, tatil ve gezi amaçlı kurgulanmamalıdır. Bu etkinliklere katılacak personelin de bu konularla, işlerle ilgili, bilgili, meraklı olanlardan seçilmesi ve katıldıkları etkinliğin konusunu-kapsamını kurumlarına raporlamaları, benzer bir genel sunumu, katılamayan diğer personele yapmaları gerekmektedir. Etkinlikler en fazla 2 gün üst üste yapılmalı, daha fazla uzatılmamalıdır. Panellerde de moderatör-kolaylaştırıcı dışında 2 konuşmacı ya da çok gereklizorunlu ise en fazla 3 konuşmacı olmalıdır. Aynı konuda çalışan, yaklaşık aynı konularda uzman kişiler yerine farklı, sektörün, konu başlığının diğer kısımlarında uzman olanlar, tamamlayıcı olacaklar tercih edilmelidir. Müm- 6- 7- 8- 9- künse o konunun kamudaki en üst düzey muhatabı, kurum temsilcisi de muhakkak katılmalıdır. Tüm tarafların olmadığı etkinlikler yapılmamalıdır. Daha önce aynı konuda çok fazla sunumlar yapmış, ne söylediği artık bilinen-ezberlenen (örneğin benim gibi), sunumunu bile değiştirmeyen uzmanların-panelistlerin yerine sektörün saygı duyduğu, uzmanlığına güven duyduğu farklı-yeni kişiler, yaklaşımlar öne çıkarılmalıdır. Genel bilgi-söylemler ve tekrarlar yerine somut çözüm önerileri, başarı öyküleri olanlar sunum yapmalı, panellere çağırılmalıdır. Mümkünse bu etkinlikler internet üzerinden yayınlanmalı, katılmak isteyenler bağlanıp, evinden-işyerinden izleyebilmeli, böylelikle “enerjimizin, zamanımızın, paralarımızın, karbon ayakizimizin harcanmasının” önüne geçilmelidir. Etkinlikteki tüm sunumlar, internet ortamında yayınlanmalı ve gidemeyen-gitmeyen meraklısına, ilgilisine ulaşabilmelidir. Özellikle kamunun enerji verimliliği etüt ve VAP projelerini hibe, sponsorluk ve pilot uygulamalarla yaptırmaya çalışması da sağlıklı ve sürdürülebilir bir model oluşturmadığı için doğru değildir. Bunun yerine, elde edilecek tasarruf üzerinden kendini finanse eden, kamu cari enerji bütçesine bile gerek kalmayan “Enerji Performans Anlaşması (EPC)” yaparak “gerçek”, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir enerji verimliliği sağlanmalıdır. Son söz yerine En azından kendi adıma, bundan böyle bu tür etkinliklerden mümkünse ve yalnızca “enerji verimli mekanlarda”, “karbon ayakizi nötrlenmiş yerlerde” yapılanlarına, çözüm ve uygulama odaklı, asgari müşterekte tüm tarafların birarada temsil edildiği, daha özelleşmiş konularda organize edilenlerine katılmaya özellikle gayret edeceğim. 35 TEKNİK & GÖRÜŞ Feyza Nur Aygün Peyzaj Mimarı, Yeşil Bina Uzmanı ALTENSİS Sürdürülebilir Peyzaj Tasarımı D ünya nüfusu arttıkça, gelişme tutkusundan dolayı doğa istenilen kalıplara sokulmaya çalışılıyor. Gelişme sürecinde ortaya çıkan hızlı endüstrileşme, hava kirliliği, plansız kentleşme gibi faktörler çevre sorunla- rının artmasına neden olmuştur. Çevre sorunlarının yavaş yavaş da olsa önüne geçebilmek için Yeşil Bina tasarımı olgusu gündeme gelmiştir. Yeşil Binalarda tasarımların sürdürülebilir olması en önemli noktalardan biridir. Sürdürülebilir tasa- rım ise çevreye zarar vermeden, gelecek nesillerin ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak yapılan tasarım şeklidir. Yeşil Binalar, uzun yıllar korunabilecek, çevreyle dost tasarımları desteklemektedir. Sürdürülebilir peyzaj tasarımı da bu noktada devreye giriyor. Peyzaj tasarımı sadece görsellikten ibaret değil, fonksiyonel de olmalıdır. Bitkilerin renk ve doku etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir peyzaj tasarımı kapsamında yerel ya da yabancı kökenli oluşu, su tüketimleri, bölge iklimine uygunlukları ve kuraklığa toleransları da çok önemlidir. Bitki Seçimi Yeşil Bina altında sürdürülebilir peyzaj tasarımı yapılırken öncelikle dikkat edilmesi gereken konu, yerel ve adapte olmuş bitkilerin kullanımıdır. Yerel bitkiler, o bölgede doğal olarak yetişebilen bitkilere denilmektedir. Adapte olmuş bitkiler ise köken olarak farklı bir bölgeden gelse de o bölgenin iklimine uyum sağlayarak yaşayan bitkilerdir. Yerel ve adapte olmuş bitkilerin kullanımının en büyük 36 YEŞİL BİNA / EKİM 2013 faydası, az su ve az bakım istemeleridir. Bu şekilde mevcut floranın korunmasına ve de sürekliliğinin sağlanmasına yardımcı olmaktadırlar. Farklı bölgeye ait bitkilerin tercih edilmesi, mevcut floranın bozulmasına neden olmaktadırlar. Özellikle de baskın karakterli bitki türlerinin seçilmesi durumunda ise mevcut flora tamamen yok olma tehlikesi altına girebilir. Farklı iklimlere ait bitkilerin kullanılmasının diğer bir sakıncası ise, bitkiler o bölgeye adapte olmaya çalışırken fazla su ve yoğun bakım istediklerinden ekstradan bir maliyet getirmeleridir. Üstelik bu bitkiler bir de ithal olarak getirtiliyorsa bakım maliyetlerinin yanı sıra bitki maliyetleri de yüksek olmaktadır. Sürdürülebilir peyzaj tasarımında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de yer örtücü seçimleridir. Yer örtücüleri seçerken yerel ve adapte olmuş bitki türlerinden seçilmesi çok önemlidir. Monokültür, yani tek tip türler, biyolojik çeşitliliğin kısıtlanmasına yol açtıklarından kullanılmaları tercih edilmemelidir. Bunlar yerine doğal yetişebilen, fazla bakım istemeyen türler tercih edilebilir. Yeşil Binalarda doğal kaynaklar en verimli nasıl kullanılır sorusu ön planda olduğundan peyzaj tasarımında bitki seçimleri yapılırken su ihtiyaçları ve sulama sistemleri ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır. Yerel ve adapte olmuş bitkileri seçmeye yönlendiren sürdürülebilir peyzaj tasarımının farkı bu noktada kendini iyice ortaya çıkarmaktadır. Yerel ve adapte olmuş bitkiler, mevcut YEŞİL BİNA / EKİM 2013 den aldıkları suyu yapraklarından su buharı halinde vererek, yani terleme yoluyla ısı adası etkisini azaltabiliyorlar. Aynı zamanda güneş ısısını tutabiliyorlar. Böylelikle de yeşil alanlar diğer alanlardan daha serin oluyor. Sert zeminlerde ise bitkilerin gölgeleme özellikleri kullanılarak ya da SRI (Solar Reflectance Index) değeri yüksek malzemeler kullanılarak bu etki azaltılabilir. Genellikle ısı adası etkisinin en yoğun olduğu bölgeler ya otopark alanları ya da çatı alanlarıdır. Otopark alanlarında SRI değeri yüksek yer döşemeleri ya da üst örtüler kullanılarak ısı adası etkisi azaltılabilir. florayı desteklemenin yanında kendi doğal ortamlarında olmanın verdiği avantajla az miktarda su ile yaşamlarına devam edebilmektedirler. Bunun yanı sıra “kendi kendine yetebilen peyzaj tasarımı” sloganıyla su en verimli şekilde kullanılmaya çalışılır. Kuraklığa dayanıklı, yani “Xeriscape” olarak adlandırılan, su tüketimi neredeyse hiç olmayan bitkilerin kullanılması da tercih edilmektedir. Özellikle yeşil çatı sistemlerinde Xeriscape türler bakım ve su ihtiyaçları az olduğundan dolayı tercih edilmektedir. Yeşil Çatılar Çatı alanlarında ise “yaşayan çatılar” olarak adlandırılan yeşil çatı sistemleri tercih edilebilir. Sürdürülebilir tasarımın vazgeçilmez bir parçası olan yeşil çatılar “ekstensif” ve “intensif” olmak üzere iki ana başlık altında incelenebilirler. Ekstensif çatılar, ince bir toprak tabakası üzerinde bir-iki tür bitki ile hazırlanan, daha basit, az maliyetli çatı sistemleridir. Hem eğilimli hem de düz çatılara kolayca uygulanabilirler. Isı Adası Etkisi Kentleşmenin diğer bir sonucu olan ısı adası etkisini, bitkiler ve yüzey alanlarında kullanılan malzemelerle azaltmak mümkün olmaktadır. Bitkiler, köklerin- İntensif çatılar ise park gibi düzenlenen çatı bahçeleri olarak nitelendirilebilir. Nispeten daha pahalı bir sistemdir. Yeşil çatılar hem doğal hayatın devamlılığını sağlarlar, hem de ısı yalıtımı özellikleri ile ısıtma-soğutma harcamalarını düşürerek enerji verimliliğine katkıda bulunurlar. Kış aylarında ısı kaybını 37 TEKNİK & GÖRÜŞ önemli oranda azaltırlar ve ısınmak için tüketilen enerji de düşer. Yazın ise aynı şekilde binanın havasını soğutmak için harcanan enerjiyi azaltabiliyorlar. Yapılan araştırmalara göre yazın soğutma, kışın ise ısıtma ihtiyacını yüzde 26 gibi bir oranda düşürebiliyorlar. Bu da kentleşmenin getirdiği ısı adası etkisinin azalmasına faydalı oluyor. Yeşil çatıların, ısı yalıtımı özelliklerinin yanı sıra diğer önemli avantajları ise ses yalıtımı yapabilmeleri ve yağmur sularını tutabilmeleridir. İlk başta yeşil çatılar fazla maliyetli gibi görünse de uzun ömürlü oluşları ile bunu telafi edebilmektedirler. Peyzajda Su Verimliliği Sürdürülebilir tasarımın bir parçası olan su verimliliği için sulama sistemleri ve bu sistemlerde kullanılacak su çok önemlidir. Damla sulama gibi az su tüketen ama etkili sulama yapan sistemler tercih edilmelidir. Sulamada kullanılacak su, şebeke haricinde çeşitli teknolojiler kullanılarak sağlanabilir. Gelişmiş atıksu teknolojileri bu noktada devreye giriyor. Yağmur suyu veya gri su toplayarak doğal su kaynakları efektif bir şekilde kullanılmış olur. Bu sistemlerin kullanılması hem 38 peyzaj alanlarının sulamasına hem de şebekenin yükünün azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Sulamada en önemli faktörlerden biri de aynı su ihtiyacına sahip olan bitkilerin birarada kullanılmasıdır. Bu hem sistemsel olarak kolaylık sağlayacaktır hem de suyun en verimli şekilde kullanılmasına yardımcı olacaktır. Toprak Koruma Yöntemleri Sürdürülebilir peyzaj tasarımında unutulmaması gereken diğer bir konu ise toprağın verimini artırmak için yapılan iyileştirmelerdir. Toprak ne kadar sağlıklı ise haşere ilaçlamasına, gübrelemeye ve sulamaya daha az ihtiyaç duyar ve böylelikle sağlıklı bitkiler yetişir. Sürdürülebilir peyzaj tasarımı kapsamında yerel ve adapte olmuş bitkilerin yer aldığı çevre düzenlemesini içeren, organik gübreleri kullanan ve kimyasal gübre ihtiyacını sınırlayıcı bir toprak sağlığını benimseyen stratejiler kullanılmalıdır. Peyzaj Elemanları Peyzaj tasarımında kullanılacak mobilyaların seçiminde, elemanların yeniden kullanılabilen malzemeler olması ya da geri dönüşümlü malzemelerden üretil- mesi ile sürdürülebilirliğe büyük katkıları olur. Yağışlı günlerde, yağmur suyu akışının engellenmesi ve toprağın altına alınması için suyu geçirebilen malzemelerin kullanılması da sürdürülebilir peyzaja dair malzeme önlemleri arasında yer alıyor. Aydınlatma elemanlarında ise ışık kirliliğine neden olmaması için armatürler dikkatli seçilmelidir. Işık akısı 90°’nin altında olan armatürlerin seçilmesine özen gösterilmelidir. İnşaat sırasında erozyon ve sedimentasyon kontrol planı ile malçlama, kompostlama gibi çevreye etkisi düşük yöntemler ile peyzaj atıklarının çöpe gitmesi engellenmelidir. Böylelikle kendi içinde döngü oluşturarak sürdürülebilirlik sağlanmış olur. Sonuç olarak, sürdürülebilir peyzaj tasarımında mobilyadan aydınlatmaya, dekoratif unsurlardan kaplama malzemesine kadar geniş bir malzeme skalası bitkilere eşlik eder. Sürdürülebilir tasarım için bu unsurların bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir. Yeşil Bina sektöründe bütün disiplinlerin uyum içinde çalışması ile çevreye duyarlı, geleceği güven altına alan tasarımlar ortaya çıkarılacaktır. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Çatı ve Cephe dergisine ayıracağınız bütçeyle marka bilinirliğinizi artırabilir ve profesyonel hedef kitlenize doğrudan ulaşabilisiniz. Çatı ve Cephe dergisi, ürettiğiniz ürün veya hizmetleri en iyi şartlarda tanıtmanız ve marka imajınızı güçlendirmeniz açısından hizmet verdiği sektörlerde önemli bir yere sahiptir. Dergimizde yer alarak rakiplerinizle bir arada farklılığınızı vurgulayabilir, küçük bütçelerle daha etkin tanıtım olanağı sağlayabilir ve tanımlı hedef kitlenize doğrudan ulaşabilirsiniz. SINIR ÖTESİ Fransa’da Pasif bir Ev Paris’in dışında bulunan bambu cephe kaplamalı Pasif Ev, yerel gelenekten olabildiğince sıyrılan bir mimariye sahip... Mimari Ofis: Karawitz Architecture Konum: Bessancourt, Fransa (Seine Nehri Yanında) Brüt Alan: 177 m2 Maliyet: 377.900 $ Bitiş: Eylül 2009 Yıllık Satın Alınan Enerji: 110 MJ/m2 Yıllık Karbon Ayak İzi: 0.5 CO2/m2 Program: Yatak odası, mutfak, banyo, oturma odası ve garaj P aris’in 30 kilometre kuzeybatısındaki Bessancort’ta bulunan, Mimar Milena Karanesheva ve Mischa Witzmann’ın tasarladığı bambu cephe kaplamalı Pasif Ev mimari turistleri, bölge halkını ve film ekiplerini cezbediyor. İnsanlar, dar ve sık sokaklar boyunca 12. ve 13. yüzyıldan kalma yapıların ve avluların modern tasarıma baskın çıktığı bu kasabadaki Pasif Evi görmek için geliyorlar. Tarihi mahalle ile 70 ve 80’lerden kalan konut bölgesi arasında bulunan evin yapımı oldukça zorlayıcı olmuş. 2009’da tamamlandığı 40 YEŞİL BİNA / EKİM 2013 zaman resmi olarak Pasif Ev unvanını alan Fransa’da ikinci, Paris bölgesindeki ilk yapı olma özelliğine sahip. O zamandan beri karı ve koca mimar olan Karanesheva ve Witzmann, 2005’te Paris’te kurdukları Karawitz Mimarlık bünyesinde yedi tane Pasif Ev tasarlamışlar. Karanesheva, 180 metrekarelik iki katlı bambu Pasif Evin çok sıkı olan yerel yönetmelik ve eski inşaat yasalarından dolayı teknik ve düzen yönünden basit bir bina olmak zorunda kaldığını belirtiyor. Eğimli bir çatı ve gizlilik için belirli bir pencere limiti, yönetmelik tarafından zorunlu kılınmış. Karanesheva, “Biz modern mimarlarız. 18. yüzyıldan gelmiyoruz. Bizim için çağdaş olmak çok önemli” diyor. O ve Witzmann çağdaşlığı geleneksel formu YEŞİL BİNA / EKİM 2013 soyutlayarak başarmışlar. Yaklaşık 60 cm genişliğindeki omurga, basit dikdörtgeni ikiye bölüyor. Evin güneye bakan bölümü kuzey bölümünün iki katı büyüklüğünde ve açıklıkların çoğu güney tarafında bulunuyor. Güney bölümünde mutfak ve oturma odası zemin katta; üç yatak odası ile bir oyun salonu ise ikinci katta bulunuyor. Banyo ve çamaşır odası kuzey tarafına bakıyor. Omurga iki noktada açılıyor, yük taşıyan yapı olarak görev yapıyor ve mekanik ekipmanı saklıyor. İkinci katta bulunan metal ızgara yürüme yolu güney cephede büyüyor ve bir balkona dönüşüyor, kepenklere destek görevi görüyor. Birçok ahşap kaplama çeşidini inceledikten sonra Karanesheva ve Witzmann, kendilerine özgü kalitesi ve düzensizliği nedeniyle bambuyu tercih etmişler. Karanesheva bunu, “Ev çok kompakt olduğu için içinden görülebilecek çok hafif bir kabuğu olsun istedik” diye belirtiyor. Avrupa’da bambu kullanan az proje var ve delikli gövdeler ile bir evin cephesini kaplamak daha asil bir amaç kazandırıyor. Ayrıca ahşaptan daha ucuz. Evin görece basitliği, mimarların projeyi gerçekleştirirken yaşadığı bürokratik ve teknik zorluklarla çelişiyor. Bulgar olan Karanesheva ve Alman-Avusturyalı Witzmann Pasif Ev kavramına oldukça tanıdıklar. Pasif Ev Performans sertifikasının kökleri 1970 petrol krizi esnasında Kuzey Amerika’da yapılan evlere dayanıyor ve 1996’da Almanya’da Dr. Wolfgang Feist 41 SINIR ÖTESİ tarafından kurulan PassivHaus Enstitüsü tarafından biçimlendirilmiş. Fakat mimarlar Fransa’daki prototip için finansal destek sağlayacak bir müşteri aradıklarında projenin fonksiyonu konusunda şüphe ve bazen de alayla karşılaşmışlar... “Durum ümitsizdi” diyor Karanesheva. Bu esnada ailesel ihtiyaçları değişmiş ve evi kendileri için inşa etmeye karar vermişler. 42 Konumun önemli bir faktör olduğunu düşünen Karanesheva, araba kullanmak zorunda da kalmak istememiş; bu nedenle evin bir tren istasyonuna ve diğer tesislere yakın olmasını tercih etmiş. 12. yüzyıldan kalma bir kilisenin arkasında çok uygun konumu olan bir arsa bulmuşlar. Fakat tarihi eserleri korumakla yükümlü karar verici kurum Karawitz’in tasarımına kesinlikle karşı çıkmış. “Bambu” ve “Güneş panelleri”.. “Kesinlikle hayır” yanıtını almışlar. Birçok değişiklik, tartışma ve aksama sonunda yerel kurumların şüpheciliği zamanla desteğe dönüşmüş. Aynı zamanda Karanesheva ve Witzmann, Pasif Evler için gerekli olan hava geçirmezlik değerini sağlayabilecek marangozlar bulmak zorunda da kalmışlar. Çoğu ustanın taş üzerine çalıştığı Fransa’da bu oldukça zor olmuş. Fakat sonuçta Brittany’den bir marangoz ve Paris’ten sürdürülebilir inşaat üzerine uzmanlaşan bir firma ile proje başarıyla gerçekleştirilmiş. “Düşündük ki, ısıtması olmayan bir ev problem olabilir” diyor Karanesheva, “Fakat daha sonra ne kadar konforlu olduğunu görünce çok şaşırdım”. Saatlik hava değişimi sadece 0.48 ve yüzde 76 oranında ısı geri kazanımlı havalandırma ile güneş açtığı zaman evin içindeki sıcaklık hızla artıyor. Mimarlar kendilerini yerel olarak üç camlı pencere üretmeye başlayan bir firma buldukları için oldukça şanslı görüyor. Karanesheva, “İdeal Pasif Evde daha az cam olması gerekiyor. Bizim evimizdeyse zemin kat ve kabuğa göre oldukça fazla cam bulunuyor, fakat hoşumuza gittiği için bu şekilde yaptık. Bu proje Pasif Evin mümkün olduğunu, inşaat maliyetinin normalden yüksek olmadığını ve bu kavramın gerçekten işe yaradığını gösteriyor” diye de bir yorumda bulunuyor. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 PROJE Brandium AVM ve Otel’in İklimlendirilmesinde “FORM” İmzası A lışverişin çok ötesinde bir deneyimi ziyaretçilerine sunmayı amaçlayan Brandium AVM ve 5 yıldızlı yüksek konfor imkanıyla Brandium Silence Otel, iklimlendirme ihtiyacını Form Şirketler Grubu’nun enerji verimliliği yüksek çevre dostu cihazları ile sağlıyor. Emay İnşaat ve Erko Grup işbirliğiyle toplamda 500 milyon USD yatırımla hayata geçirilen Brandium Yaşam ve Alışveriş Merkezi ve 5 yıldızlı Silence Otel projesi, 1.5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlandı. 4 katı ile 120 bin m² alana sahip olan Brandium AVM içerisinde 250 adet mağaza bulunuyor. Projenin otel kısmında ise 1000 kişilik balo salonu, 1600 kişilik ana salon ve 14 adet toplantı salonu mevcut. Proje kapsamında toplam soğutma kapasitesi 9700 kW olan 68 adet su soğutmalı LENNOX paket klima, toplam soğutma kapasitesi 25000 kW olan 10 adet DECSA soğutma kulesi ve havuz nem alma cihazı kullanılıyor. görüntü kirliliği de engellenmiş oluyor. Projede kullanılan 68 adet paket klimanın 41 tanesi ısı geri kazanımlı cihazlardan oluşuyor. Bu sayede dışarı atılan ısıtılmış ya da soğutulmuş havadan önemli oranda enerji tasarrufu sağlanıyor. Paket klimaların üfleme ve emiş fanları frekans kontrollü olarak seçildiğinden kısmi yüklerdeki enerji tüketimleri de azaltılabiliyor. AVM içerisinde bulunacak insan sayısının fazla olması nedeniyle ihtiyaç duyulan taze hava oranı da oldukça yüksek. Ancak paket klimalarda kullanılan hava kalite sensörü sayesinde taze hava oranı, içerideki insan sayısına göre otomatik ola- rak ayarlanabiliyor; bu sayede gereksiz taze hava alınmasının önüne geçiliyor ve önemli oranda enerji tasarrufu sağlanıyor. Brandium’un karma bir proje olması nedeniyle (AVM, otel ve rezidans&home ofis birarada) özellikle bina dışında bulunan cihazların ses seviyelerinin düşük olması gerekiyor. Proje kapsamında, bina dışında kullanılan tek cihaz olan kapalı tip soğutma kulelerinin ses seviyeleri özel olarak dizayn edilerek, ses seviyeleri aksiyal fanlı soğutma kulelerinin yaklaşık 10 dB(A) altında olan Radyal fanlı DECSA marka kapalı tip soğutma kuleleri kullanılıyor. Yüksek enerji verimliliği ve ergonomik mimari çözüm Projede klasik hava soğutmalı paket klimalar yerine kondenseri su soğutmalı paket klima kullanılıyor. Bu sayede su soğutmalı sistemin avantajları kullanılarak yüksek verim sağlanabiliyor. Aynı zamanda su soğutmalı paket klimalar bina içerisine kapalı alanlara da yerleştirilebildiği için bina dışında oluşabilecek YEŞİL BİNA / EKİM 2013 43 MAKALE Dr. İbrahim Çakmanus Çakmanus Mühendislik Enerji San. ve Tic. Ltd. Şti. Havalandırma Sistemlerinde Enerji Verimliliği Kısım 2: Fanlar Özet Y eşil veya sürdürülebilir binalarda LEED ve BREEAM sürecinde ön şartlardan birisi havalandırma yapılmasıdır. Bunun nedeni, iyi havalandırılan ve temiz ortamlarda insanların daha huzurlu, konforlu ve üretken olduklarının kanıtlanmış olmasıdır. Bu nedenle LEED, ASHRAE 61.1 standardındaki minimum hava debilerinin en az %30 artırılması şartını koşmaktadır. Havalandırma, mekanik veya doğal olarak iki şekilde yapılabilir. Isıl ve konfor şartlarının korunması bağlamında ülkemizin birçok yerinde doğal havalandırma kesin çözüm değildir; ancak mekanik havalandırmada enerji tasarrufuna destek sağlayabilir. Bu nedenle konfor ve miktar olarak gereksinimleri tam olarak yerine getirebilen sistemler mekanik havalandırmadır. Isıtma ve soğutma mevsimsel olarak yapıldığı halde havalandırma tüm yıl boyunca yapılmak durumundadır. Hem hava debilerinin artırılması hem de tüm yıl boyunca çalışma zorunluluğu, havalandırma sistemlerinde enerji tasarrufuna azami dikkat etmek gerektiği anlamına 44 gelmektedir. Bu yazı ve bunu takip edecek bazı yazılarda bu konudaki enerji verimliliği incelenecektir. Yukarıdaki açıklama, geçen sayının özetiydi. Söz konusu sayıda klima santrallarında enerji verimliliği incelenmiş ve ikinci sırada fanların inceleneceği belirtilmişti. Aşağıda bu konu hakkında bilgi verilmiştir. 1. Giriş Fanlar, havayı basınçlandırarak belirli bir akış yolu içinde hareket etmesini (bir yerden başka bir yere naklini) sağlayan turbo makinalardır. İyi bir fan, istenilen performansı yerine getirirken, az enerji tüketen (yüksek verimli), mümkün olduğunca az gürültülü ve ömür boyu maliyeti düşük olan fandır. Fanlar; binalarda YEŞİL BİNA / EKİM 2013 HVAC sistemleri, egzoz sistemleri, garaj havalandırması, soğutma kulelerinde, hava soğutmalı soğutma sistemlerinde geniş biçimde kullanılmaktadır. Benzer şekilde endüstrinin hemen hemen her alanında geniş biçimde kullanılmaktadır. Türkiye’de binalarda ve sanayide verimleri yüksek olmayan çok sayıda fan vardır. Bu nedenle enerji verimliliğinin artırılmasında fanların ve fan sistemlerinin önemli katkısı olacaktır. Fan sistemlerinde enerjinin verimli kullanılması ,seçim, tasarım, imalat ve işletme süreçlerinin incelenmesi ile sağlanabilir. Çünkü fanların ömür boyu maliyeti içinde enerjinin oranı %90, ilk yatırım maliyeti ise %10 civarındadır. Bunun anlamı; bir işletme için en iyi fanın ilk yatırım maliyeti en düşük fan olmadığıdır. Bu nedenle fan, ömür boyu maliyeti minimum olacak şekilde seçilmelidir. Diğer yandan HVAC sistem tasarımcıları genellikle sistem debisi ve basınç belirlenirken tasarımda emniyet faktörlerini dikkate alırlar. Bu gibi hususlar ile eskime gibi nedenler mevcut fanlarda enerji verimliliğinin artırılmasında potansiyel oluşturur. Burada bir başka faktör de, fan imalatçılarının kendilerine verilen debi, basınç ve sıcaklık değerleri için en verimli noktada seçim yapmalarıdır. Eğer işletmede yukarıdaki nedenlerle bu değerlerin dışına çıkılırsa fan verimsiz çalışır. Bu nedenle montajdan sonra fanların istenilen verimde çalışıp çalışmadıkları kontrol edilmelidir. 2. Fan Çeşitleri Fanlar; aksiyal fanlar, santrifüj fanlar, çatı tipi fanlar, jet fanlar, propeller fanlar şeklinde sınıflandırılabilir. Aksiyal fanlar tünellerde havalandırma ve duman kontrol fanları şeklinde (ayrıca jet fanlar), soğutma kulelerinde ve soğutma grubu kondenserlerinde kullanılır. Ayrıca son yıllarda otoparklarda havalandırma ve yangın fanları olarak da kullanılmaktadır. Santrifüj fanlar klima santrallerinde ve endüstride kullanılmaktadır. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 3. Fan Seçimi Fanların Performans Değerleri Fanlar, V (m3/s veya m3/h) debideki havayı ∆P (mmSS) basıncına yükselterek, çalıştığı sistemin basınç kayıplarını yenerek bir yerden bir yere iletirler. Bir binanın havalandırılmasında dışarıdan alınan taze hava klima santralinde ısıtılıp veya soğutularak fan ile basınçlandırılması suretiyle tüm binaya dağıtılması, bir endüstriyel tesiste atık gazların filtrelenerek atmosfere atılması örnek verilebilir. Fanlarda havanın hareketi akışkanlar mekaniğinin temel prensipleri ile açıklanabilir. Fan gücü (kW) N (kW) = Vx∆P /(3600x102xηfan) [1] Şeklinde ifade edilir. ηfan sürtünmeler ve kaçaklar nedeniyle tahrik motorundan fandaki hidrolik güce dönüşüme kadar meydana gelen kayıpları ifade eder. Fan Performans Değerlerinde Düzeltme Yapılması Fan performans eğrileri genellikle deniz seviyesi (1 bar atmosfer basıncı) ve 15 °C hava sıcaklığı esas alınan standart koşullar için hazırlanır. Bu şartlardaki havanın yoğunluğu ρ=1.205 kg/m3 - referans yoğunluk- olarak alınır. Ancak fanlar genellikle bu referans şartların dışında çalışırlar. Örneğin yüksek rakımlı yerlerde, deniz kıyısında ama yüksek sıcaklıkta veya hem yüksek rakımlarda ve de yüksek sıcaklıklarda çalışabilirler. Fanın bu gibi koşullarda çalışabilmesi için fan kanunlarında gösterilen yoğunluk düzeltmelerinin (rakım ve sıcaklık için) yapılması gerekir. Bunun için ideal gaz denkleminden (PV=mRT) yararlanılır. Bu denklem yoğunluk için düzenlenirse m/ V=ρ=P/(RT) olur. Havanın yoğunluğu, yerin rakımına (atmosfer basıncının değişmesi nedeniyle) ve sistemdeki sıcaklığa bağlı olarak değişir. Yoğunluk, tablolardan doğrudan alınabilir veya ideal gaz denkleminden hesaplanabilir (aşağıdaki Fan Kanunları tablosuna bakınız). Fan kanunlarından yararlanılarak bir durum için bilinen değerlerden hareketle yoğunluk, devir sayısı, rotor çapı gibi parametrelere bağlı olarak yeni bir durumda çalıştırılması durumundaki debi, basınç, güç, gürültü hesaplanabilir. 4. Fanlarda Enerji Verimliliği Yukarıda açıklandığı üzere binalarda fanlar klima santralleri, egzoz fanları, garaj havalandırma vb. gibi çok çeşitli amaçlarla kullanılmakta olup, fanın ömrü boyunca tüketeceği enerji, bu fanın imalat (ilk yatırım) maliyetinin onlarca katı olabilmektedir. Bu nedenle ömür boyu maliyeti (ilk yatırım ve ömür boyu enerji maliyetlerinin toplamı) az olan fan seçilmelidir. Fan verimi, fandan alınan hidrolik gücün fan şaftında fana verilen güce oranı şeklinde tanımlanır. [3] İsveç’te yapılan bir araştırmada HVAC sistemlerinde fan verimliliğinin Şekil 1’deki gibi olduğu tespit edilmiştir (2). Söz konusu çalışma 767 mevcut fanda 20052009 yılları arasında yapılmıştır. Yapılan ölçüm sonuçları Şekil 1’de görülmektedir. Fan Kanunları (Fan Denklemleri) Fan kanunları en genel hali ile aşağıdaki gibi yazılabilir. Debi için: V1=V2 x (D1/D2)3 x (n1/n2) x 1 [2a] Basınç için: P1=P2 x (D1/D2)2 x (n1/n2)2 x (ρ1/ρ2) [2b] Güç için: N1=N2 x (D1/D2)5x (n1/n2) x (ρ1/ρ2) [2c] Gürültü için: L2 - L1 = 50 Log10(D2/D1) + 50 Log10(n2/n1) [2d] 3 45 MAKALE (a) Belirtilen çalışmada ölçüm yapılan söz konusu fanların ortalama veriminin %33 olduğu ifade edilmektedir. Bu değer çok düşük olup, bunun anlamı, burada çok büyük tasarruf potansiyeli olduğudur. Bu bağlamda %33 olan bu ortalama verimin küçük değişikliklerle %60’ın üzerine çıkabileceği ifade edilmektedir (4) (%60 değeri, şu anda Avrupa Birliği’nde fanlar için minimum olarak kabul edilen verimlilik değeridir). İsveç, fan konusunda gelişmiş ve yetkin bir ülkedir. Bu ülkede bu kadar tasarruf potansiyeli olduğu dikkate alındığında, Türkiye’deki ortalama tasarruf potansiyelinin çok daha fazla olduğu değerlendirilebilir. Diğer yandan enerji verimliği için fanlar, sistem ve prosesin ihtiyacına uygun biçimde seçilmelidir. Günümüz teknolojisinde fanın cinsine bağlı olarak domestik fanlarda, özellikle EC fanlarda %70’in üzerinde verim elde etmek mümkün olabilmektedir. C M Y CM MY CY Kaynaklar (b) Şekil 1. İsveç’te çeşitli sektörlerde fan verimliliği araştırması sonuçları [1] Çakmanus, İ., “Endüstriyel Fanlar: Tasarım, İmalat ve Enerji Verimliliği. Türk Tesisat Mühendisleri Derneği Yayınları, no:23, Ankara, 2009. [2] Brelih, N., Seppanen O., vd.,2013, “Design of Energy Efficient Ventilation and Air Conditioning System”, Romania. Çatı ve cephe sektörünün dergisi ÇATI VE CEPHE Sektöründe Türkiye’nin referans kaynağı olan Çatı ve Cephe dergisinde yer alarak hedef kitlenize mesajlarınızı ulaştırabilirsiniz. www.cativecephe.com İŞ DÜNYASI YAYINCILIK TANITIM VE TİC. LTD. ŞTİ. T: 0216 651 78 78 • F: 0216 651 78 98 • [email protected] www.b2bmedya.com • facebook.com/b2bmedya • twitter.com/b2bmedya 46 YEŞİL BİNA / EKİM 2013 CMY K YESIL_BINA_DERGISI_20*25.pdf C M Y CM MY CY CMY K 1 10/21/13 4:46 PM ÜRÜN Enerji verimliliği yüksek, esnek otomasyon sistemi Desigo V5.1 Siemens Bina Teknolojileri Bölümü, gelecekte oluşabilecek değişikliklerden etkilenmeyen, enerji verimliliği yüksek esnek otomasyon sistemi Desigo V5.1’i piyasaya sundu. B ina otomasyon sistemlerinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan Desigo, yeni versiyonu 5.1 ile güncel standartlara uyumlu, değişikliklere adapte olan esnek yapısı ve yüksek enerji verimliliği potansiyeliyle dikkat çekiyor. BACnet/Ipv6 ve Microsoft Windows 8 ve Windows Server 2012 ile birlikte, Almanca konuşulan ülkelerde giderek daha önemli bir rol üstlenen AMEV kriterlerini karşılamak üzere geliştirilmiş ilk ve halihazırdaki tek bina otomasyon sistemi olan Desigo V5.1, aynı zamanda BACnet Revizyon 1.10 standardına göre onaylanmış ilk bina otomasyon yönetim istasyonu olma ünvanına da sahip. Yeni IPv6 standardına uyumlu yapısıyla geleceğin standartlarını bugünden karşılayabilen Desigo V5.1, bu kapsamda BACnet/IPv6 standardına da uyumlu olması nedeniyle nesnelerin interneti olarak da tanımlanan geleceğin internet dünyasındaki yeni uygulamaları destekleyebilecek. Siemens Bina Teknolojileri, mevcut Desigo kullanıcılarını da V5.1’e geçiş için teşvik ediyor. Bu bağlamda, mevcut Desigo kurulumları, Desigo V5.1 PXG3.. router’ı kullanılarak yeniden yapı- 48 landırmaya gerek duymaksızın kolayca BACnet/IPv6 standardına yükseltilebiliyor. Siemens, bununla birlikte kalitesi kanıtlanmış BACnet/IPv4, BACnet/LonTalk ve BACnet/MSTP iletişim protokolleri, mevcut kurulumlar ile üçüncü taraflara ait cihaz ve sistemler ile uyum sağlamak amacıyla desteklemeye devam edecek. Kamu binalarına ideal çözüm Desigo V5.1, son AMEV BACnet 2011 V1.1 direktiflerini tam anlamıyla hayata geçiren piyasadaki tek bina otomasyon sistemi olmasıyla da farklılaşıyor. Kamu binalarının planlanması, inşaası ve yönetimi gibi farklı disiplinlere yönelik olarak hazırlanan bu direktifler, Alman AMEV çalışma grubu tarafından düzenli olarak güncelleniyor. Almanca konuşan ülkelerde kamu sektörü ihaleleri açısından bağlayıcı kriterler sunan AMEV’in direktifleri, Almanca konuşulmayan diğer Avrupa ülkelerinde de önem kazanmaya başlamış durumda. Desigo V5.1 sisteminin temel unsurları arasında, esnek ve programlanabilir bir oda otomasyonu sistemi olan Desigo TRA (Total Room Automation) da bulunuyor. Yeni 5.1 versiyonuyla birlikte, Desigo TRA ürün gamına duvar montajı için ilave KNX oda operatör üniteleri ve yeni gömme oda sensörleri eklendi. Test edilmiş uygulamalardan oluşan Desigo kitaplığı, hava kalitesi ölçümü ve talep bazlı havalandırmaya (Değişken Hacimsel Akış Sistemleri-VVS) yönelik yeni uygulamaları içeriyor. Desigo TRA, sistemi geliştiren bu tip uygulamalar sayesinde odalardaki hava kalitesi ve nemin yanı sıra artık sıcaklığı da ölçümleyebiliyor. Desigo TRA’nın ürün gamında, ekranlı veya ekransız yeni oda operatör üniteleri ile kontrol aygıtları ve her tip uygulamaya uygun sensörler bulunuyor. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 EPS ISI YALITIMI LEVHASI ÜRETİMİNDE HAKSIZ REKABETİ ÖNLEMEYE KALİTELİ ÜRETİMİ TEŞVİK ETMEYE YÖNELİK KALİTE DENETİM SİSTEMİNİ (KDS) BAŞLATTIK. KDS BELGESİ ALAN FİRMALAR: ATERMİT ENDÜSTRİ ve TİC. A.Ş. www.atermit.com AUSTROTHERM YALITIM MALZEMELERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. www.austrotherm.com.tr BASAŞ AMBALAJ YALITIM SAN. A.Ş. www.basas.com.tr BC YAPI MALZ. NAK. İNŞ. İÇ ve DIŞ TİC. LTD.ŞTİ. www.bcyapi.com.tr BETEK BOYA KİMYA ve SAN. A.Ş. www.betek.com.tr EGE-POL YALITIM AMBALAJ TİC. LTD. ŞTİ. www.ege-pol.com GROFEN İLERİ YAPI TEKNOLOJİLERİ SAN. TİC. A.Ş. www.grofen.com IGLOTEK ISI YALITIM SİSTEMLERİ SAN. TİC. A.Ş. www.ıgloo.com.tr PANELSAN ÇATI VE CEPHE SİS. SAN. TİC. A.Ş. www.panelsan.com TİRİTOĞLU MİM. MÜH. KONUT YAPI İNŞ. MALZ. YALITIM SAN. ve TİC. A.Ş. www.tipor.com.tr TRC YALITIM www.trcyalitim.com AMBALAJINDA BU LOGO OLAN EPS ISI YALITIMI LEVHASINA GÜVENİN! ÜRÜN Yeni Nesil Hafif ve Çevreci Yapı Elemanı PonceBloc A lmanya ve Fransa’nın yanı sıra dünyanın pek çok ülkesinde tercih edilen yeni nesil hafif yapı elemanı PonceBloc artık Türkiye’de de üretiliyor. Arkas Grubu’nun inşaat sektöründeki yeni iştiraki olan ve ponza taşından üretilen PonceBloc, hafifliğinin yanı sıra çevreci, yüzde yüz geri dönüştürülebilir doğal bir ürün. Avrupa Teknik Normlarını yüzde 100 karşılayan PonceBloc, Alman MPVA Laboratuvarı’nda yapılan Ar-Ge çalışmaları ile dizayn edilmiş ve Fransız know how’ı ile geliştirilmiş. Ana hammaddesi doğal ponza taşı olan PonceBloc’un üretimi sırasında ısıya ihtiyaç duyulmuyor. Minimum su tüketilerek, ozon tabakasına zarar veren gazlar açığa çıkarılmadan üretilen PonceBloc, geri dönüşümünde de kimyasal madde kullanılmayan, her yönüyle doğal, sağlıklı ve ekolojik bir ürün. PonceBloc, ısı yalıtımı yüksek, uzun ömürlü, çevreye duyarlı sürdürülebilir yapılar inşa edilmesine imkan veriyor. PonceBloc’un duvar malzemeleri içerisinde en çevreci sonuçlara sahip ürün olduğu, Fransız Çevre ve Sağlık Birliği (FDES) tarafından da onaylanmış. Hafifliği ile dikkat çeken PonceBloc sayesinde duvar ustaları günde kişi başı 50 ViriBright LED Aydınlatma Ürünleri Y 4 ton daha az malzeme taşıyor. Ürünün hafif, tamamen homojen ve kesilebilir yapısı, uygulama kolaylığı ve zamandan tasarruf sağlıyor. PonceBloc hafif olmasına rağmen darbe yükleriyle ilgili testlerde kendini ispatlamış, bina ömrü boyunca performansını koruyan dayanıklı bir ürün. Boşluklu yapısı ve özel dizaynı ile PonceBloc, konut, işyeri, okul, hastane, otel, kütüphane, laboratuvar gibi ortamlarda oluşan ses yankılanmalarını minimize ederek üstün ses yalıtımı sağlıyor. PonceBloc’un kullanıldığı yapılar rahatlıkla nefes aldığı için ortamda küf, rutubet, yoğuşma olmuyor, konforlu ve sağlıklı mekanlar yaratılıyor. Su basmalarına karşı da dayanıklı olan Ponceblok ile örülmüş duvarlar uzun süre su altında kalsa dahi hasar görmüyor. Yanmaz bir malzeme olan PonceBloc, yangın esnasında hiçbir zehirli gaz da yaymıyor. KN Aydınlatma firmasının distribütörlüğünü yaptığı ViriBright LED aydınlatma ürünleri armatürlerde tadilat yapmadan yüzde 65’ten fazla elektrik tasarrufunu garanti ediyor. Kendi kendini bir senede ödeyen ürünlerin iki yıl da garantisi var. EnergyStar olmak üzere birçok yeterlilik belge ve sertifika sahibi olan Matrix Lighting Ltd. tarafından üretilen ViriBright ürünleri 25 bin saatten fazla çalışma ve en az 20 bin açma/kapama ömrü ile rakiplerinin açık ara önünde bir performans sergiliyor. - COB LED teknolojisi ile üretiliyor (Soğutucusu board üzerinde olup, her bir üründe ortalama 96 adet LED chip bulunuyor ve aydınlatma açıları geniş) - PLC ürün olarak adlandırılan ürünü LED olarak Türkiye’de kullanabileceğiniz tek marka. - 25 bin saat ışık kalitesini koruyor ve dimlenme (kısılabilme) özelliğine sahip. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 TEKNİK (*) Solar Teknoloji - 4 SOLAR TERMAL SİSTEMLER H angi çeşit sistem seçileceği, tesisatın boyutuna ve bina tarafından gereksinim duyulan tasarım koşullarına bağlıdır. En uygun sistemin nasıl seçileceği konusu tasarım bölümünde derinlemesine açıklanacaktır. Aşağıda en yaygın termal solar sistemler anlatılmaktadır; gösterilen basit tasarımlar üzerinde pek çok tasarım varyasyonu varolabilir. Termosifon tip ESS solar sistemler rizli solar devreler ve pompalar kullanılır. Bu devre enerjiyi bir güneş tankına spiral yapılı yahut çift gömlekli ısı-dönüştürücü vasıtasıyla aktarır (Şekil 2). Bu çeşit tesisatlar bir öncekinden daha pahalı yapılardır; zira daha fazla bileşene sahiptir ve kolektör sıcaklığını tank sıcaklığıyla karşılaştırarak tesisatı idare edecek bir kontrol sistemine ihtiyaç duyar. Bu çeşit sistemlerde düşük tüketim veya yoğun güneş ışınımı gibi durumlarda ortaya çıkabilecek öngörülebilir solar devre dışı kalma hallerine karşı korumak üzere bir dizi varyasyonlar (değişke) Şekil 2. Ön ısıtması yapılan ESS akışını ısıtan yardımcı doğalgaz kombi kazanı sistemli müstakil ısıl solar termal sistem şematik gösterimi Bu, varolan en basit ve ucuz sistem çeşididir. Kullanımı, antifriz kullanımına ihtiyaç duyulmayan ılıman bölgelerde yoğunlaşmıştır. Don riski bulunan soğuk bölgeler için uygun değildir; zira yalıtım yapılmasına karşın su temin boruları donabilir (Şekil 1). Takviye cihaz destekli müstakil ESS Solar Sistemler Termosifonlu tesisatların kullanıldığı iklimler kadar sıcak olmayan iklimlerde konumlu müstakil aile konutlarında antif- 52 Şebeke Suyu Şekil 1. Termosifonlu termal solar sistem şematik gösterimi YEŞİL BİNA / EKİM 2013 geliştirilmektedir. Bu değişkeler geri-akış sistemi ve ısı dağıtıcısı kullanımıdır; her iki tesisat şekli de tasarım bölümünde solar devre dışı kalma koruması konusuna ayrılmış kısımda gösterilecektir. Solar boyler ve sıcak su boylerli entegre ESS Sistemleri Büyük çaplı solar sistemlerin içinde, enerji aktarımının dışarısında gerçekleştiği akümülasyon tankı veya boyler (su biriktirme tankları) kullanan tesisatlar kurulmak suretiyle devreler arası enerji aktarımı, plaka tipi eşanjör (levhalı ısıdönüştürücüler) vasıtasıyla gerçekleştirilir. Merkezi tesisatların en yaygın olarak kullanılanlarından biri Şekil 3’te gösterilmekte olup, bunda tüm bina kullanıcılarına bir dağıtım / dolaşım döngüsü yoluyla, gönderileceği boylere gönderilmeden önce ESS solar boylerlerde ön-ısıtmadan geçmektedir. Boylerde bir kazan ya da başka çeşit takviye ısıtma cihazı, suyu belirli bir sıcaklık aralığında -60 ºC ile 55 ºC tutar; nihai kullanıcıya 50 ºC altında su sağlanmaz. Bu dağıtım/dolaşım döngüsü; kimi zaman büyük uzunluğundan dolayı her ne kadar borular yalıtılsa dahi, ESS üzerindeki toplam kayıpların %20 ile %40’ı arasına denk gelen kayda değer enerji kayıpları içerebilir. Solar enerjisi devresindeki tank ve binada tüketim olduğu vakit su, bu tankdan ön-ısıtılmış halde çıkar. Bu durum tesisatın performansı üzerinde olumsuz bir etkiye de sahiptir; zira örneğin yaz aylarında solar boylerde depolanan ESS sıcaklığı 80 ºC’yi bulabilir ve eğer tüketim yoksa boylere su da gitmez, dağıtım/ dolaşım enerji kayıpları kazan tarafından karşılanmak durumunda olur. Verimliliği artırmak üzere Şekil 3’te gösterilen bir değişiklik yapılarak, boyler, solar boylerden daha soğuk olduğu zaman boylerden solar boylere su aktarımı gerçekleştirecek bir ek pompa ilave edilebilir. Şekil 3’e göre tasarlanmış tesisatın gerçekleştirilmesi her zaman mümkün değildir; zira antilejyoner koruma fonksiyonu sağlıklı çalıştırılamayabilir. Anti lejyoner fonksiyonunda boylerde biriktirilen tüm suyun sıcaklığının 60 ºC’ye çıkarılması gerekmektedir. Bu da solar boylerlerin akümülasyon tankına çevrilmesi ve depolanan enerjinin boylere bir plaka tipi eşanjör (levhalı ısı-dönüştürücü) vasıtasıyla aktarılması gerektiği anlamına gelmektedir. (Şekil 4) güneşle elde edilip boylerde biriktirilmiş ön-ısıtılmış su evlere dağıtılabilir. Şekil 5’te bu çeşit tesisatın şematik görüntüsü betimlenmektedir. Merkezi sıcak su ESS solar termal sistemler Yeterli alan yahut ağırlık sorunları sebebiyle merkezi akümülasyon tankları kullanmanın mümkün olmadığı durumlarda, boylerler evler arasında bölünebilir. (Şekil 7) Bir binaya müstakil kombi gaz kazanları monte edileceği zaman, kolektör ve solar boyler tesisatı merkezileştirilebilir ve Şekil 3. Solar boyler de depolanan suyun boylere aktarımı merkezi sıcak su solar termal sistemin şematik gösterimi YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Akümülasyon tanklı ve müstakil plaka tipi eşanjörlü birleşik ESS merkezi solar sistemler Yukarıda anlatılan sistem çeşidinde biriken suda lejyoner bakteri gelişimi, özellikle suyun sıcaklığının bu bakterinin gelişim aralığındaki dalgalanmalarında kayda değer zaman aralıklarında gözlemlenebilmektedir. Bu problem, her bir eve daha sonra nihai kullanım sıcaklığına müstakil kombi kazanlarıyla getirilecek şebeke suyunu ön-ısıtmadan geçiren plakalı tip eşanjör yerleştirerek çözülebilir. Bu çeşit sistemlerin maliyeti bir öncekine kıyasla daha yüksektir; her bir plaka tipi eşanjör her evin tüketimine dayalı olarak kontrol edilmesi görevi de daha karmaşıktır. (Şekil 6) Müstakil boylerli birleşik ESS merkezi solar devreli merkezi solar termal sistemler Şekil 4. Akümülasyon tanklarında biriktirilen ısı enerjisinin takviye ısıtma destekli sıcak su boylerine aktarımı şematik gösterimi 53 TEKNİK Şekil 5. Merkezi sistem solar boylerli ön-ısıtılmış suyun binadaki her bir müstakil kombiye veya elektrikli ısıtıcıya merkezi dağıtımla beslendiği bir merkezi solar termal sistemi şematik gösterimi Şekil 6. Akümülasyon tankında ön-ısıtılmış su dağıtımının binadaki her bir müstakil kombi irtibatlandırılmış sistematik şema Şekil 7. Her bir evde bulunan müstakil boylerlere dağıtılmış birleşik solar termal sistem şeması. Takviye ısıtma cihazı son bölümde gazlı cihazlar kullanılarak münferit olarak sağlanan sistem şematik gösterimi Şekil 8. ESS hazırlama ve yerden ısıtma için kullanılan solar termal sistem şematik gösterimi ESS ve ısıtma için takviye ısıtmalı solar termal sistemler Bir solar termal sistemde ESS ve ısıtma takviyesi düşünüldüğünde, bir yerine iki adet solar devresi kullanılır. ESS için bir boyler ve akümülasyon tankını besler. Bu tesisat tipi iki devreden sadece biriyle çalışabilir, kontrol sistemi öncelik sırasını belirler. ESS üretimi genellikle önceliklidir ve ESS boylerinde maksimum sıcaklığa erişilince kadar akümülasyon (ısıtma) tankına enerji aktarılmaz. 54 Şekil 8’deki sıcak su solar boylerinde gösterilen gibi çift biriktirmeye (üst kısımda ESS ve kalanında ısıtma için) sahip solar boyler ortaya çıkışı, tek bir solar enerjisi solar devresi kullanımı ve ısıtma için boylerden su aktarılması veya üst ESS solar boylerden ön-ısıtılmış ESS’yi solar boylerin içinde tüketme imkanını doğurmuştur. Bu tip boylerler sistemin maliyetlerini düşürürken performans aleyhine çalışır; zira solar boyler takviye ısıtıcı ile ısıtılır ve sıcaklığı artar (Şekil 8). ESS, ısıtma ve havuz ısıtması için takviye ısıtmalı solar termal sistemler Üretilen fazla enerjinin kullanımı sayesinde yukarıdaki sisteme havuz ısıtma işlevi de eklenebilir. Bu durumda da kontrol sistemi yine farklı devrelerin çalışma önceliklerini düzenler ve havuz ısıtmayı son öncelik sırasında tutar. (*) Vaillant’ın Güneş Enerjisi Sistemleri Çözümleri kitabından derlenmiştir. YEŞİL BİNA / EKİM 2013 Marka değerinizi artırmak ve firma tanıtımınız için İş Dünyası dergilerini seçin. T: 0216 651 7878 F: 0216 651 7898 www.b2bmedya.com facebook.com/b2bmedya twitter.com/b2bmedya Abone Formu İŞ DÜNYASI YAYINCILIK TANITIM ve TİC. LTD. ŞTİ. ABONE SERVİSİ T.: (0126) 651 7878 F.: (0216) 651 7898 [email protected] ONLINE ABONELİK İÇİN www.b2bmedya.com Ayda bir yayınlanır İki ayda bir yayınlanır İki ayda bir yayınlanır Yıllık Abone Bedeli: Yıllık Abone Bedeli: Yıllık Abone Bedeli: Basılı dergi + E-dergi 80 TL. Basılı dergi + E-dergi 40 TL. Basılı dergi + E-dergi 40 TL. ÜÇ AYDA BİR YAYINLANIR • MART 2012 • YIL: 5 • SAYI: 24 • 6 TL • ISSN 1307-9204 Ayda bir yayınlanır Üç ayda bir yayınlanır İki ayda bir yayınlanır Yıllık Abone Bedeli: Yıllık Abone Bedeli: Yıllık Abone Bedeli: Basılı dergi + E-dergi 80 TL. Basılı dergi + E-dergi 30 TL. Basılı dergi + E-dergi 40 TL. • Aboneliğini herhangi bir nedenden dolayı sürdürmek istemeyen okurların cayma hakkı bulunmaktadır. • Öğrenci aboneliği % 50 indirimlidir. • Faturanız 7 gün içinde adresinize postalanacaktır. • Dergilerimiz abonelerimize Aras Kargo ile gönderilmektedir. • Fiyatlar 31 Aralık 2013 tarihine kadar geçerlidir Yukarıda işaretlediğim dergiye/dergilere abone olmak istiyorum Adı Soyadı : ................................................................................................................................................................................................... Firma Adı : ................................................................................................................................................................................................... Adresi : ................................................................................................................................................................................................... ................................................................................................................................. Posta kodu: .................................................................. Tel: ......................................................... Fax: ......................................................... E-posta(*): ................................................................. (*) E-bültenlerimizi takip edebilmek için E-posta adresinizi yazmayı unutmayın. Lütfen faturayı ....................................... V.D. ...................................... no’lu hesaba kesiniz. ................................... TL. abone bededilini işaretlediğim banka hesabınıza havale ettim. Garanti Bankası Koşuyolu Şubesi (1016) - TR89 0006 2001 0160 0006 2997 18 nolu İş Dünyası Yayıncılık Ltd. Şti. hesabı İş Bankası Koşuyolu Şubesi (1170) - TR21 0006 4000 0011 1700 4684 13 nolu İş Dünyası Yayıncılık Ltd. Şti. hesabı Kredi kartı ile ödeme yapmak istiyorum (Kredi kartı talimat formu e-posta adresinize veya faksınıza gönderilecektir) Tarih: ..................................................... İmza: ..................................................... 1. ULUSAL YAPI FİZİĞİ VE ÇEVRE KONTROLÜ KONGRESİ 13-14 Mart 2014 İTÜ MİMARLIK FAKÜLTESİ TAŞKIŞLA Sponsorlar 2D YAPI DANIŞMANLIK UYGULAMA TİC. LTD. ŞTİ. Düzenleyen Yapı Fiziği Derneği Association of Building Physics Medya Sponsoru Kongre Sekreteryası Y. Doç. Dr. Nurgün Tamer Bayazıt Öğr. Gör. Dr. Ş. Filiz Akşit Tel: 0212 293 13 00 • Faks: 0212 285 60 51 e-posta: [email protected] www.yapifizigidernegi.org
Benzer belgeler
dosyayı indir
Doç. Dr. Ayşin Sev / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi • Doç. Dr. Filiz Şenkal Sezer / Uludağ Üni. Mühendislik-Mimarlık Fakültesi • Yrd. Doç. Dr. Gülten Manioğlu /
İTÜ Mimarlık Fakültesi Yrd....