indir - UTED Dergi
Transkript
2146-6394 AĞUSTOS 2016 · YIL: 25 2y5ıl. w w w .u t ed d erg i .c o m HÜRKUŞ ULUSLARARASI ONAY ALDI UÇUŞ KORKUSU VE KAZA İSTATİSTİKLERİ THRUST DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR? MİLLİ İRADE TECELLİ ETTİ HAKİMİYET MİLLETİNDİR! 297 AYLIK HAVACILIK DERGİSİ www.uteddergi.com yayında SANAL DÜNYADA VE SOSYAL MEDYADA UTED Dergi'nin Android uygulaması Google Play'de! Apple için IOS uygulaması çok yakında hazır olacak! ‘İ TAKİP EDİN haberdar olun! uted_dergi uted.dergi www.uteddergi.com www.uted.org uted.dergi DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM, Öyle bir ay yaşadık ki etkilerini kelimelerle tarif etmek mümkün değil. 29 Haziran 2015 tarihinde Atatürk Havalimanında yaşanan canlı bomba saldırısı ve can kayıpları hepimizi ziyadesi ile üzmüştü. Patlamanın hemen sonrasında havalimanındaki operasyonun kesintisiz olarak devam etmesini sağlamanın büyük bir başarı olduğunu ifade etmek yerinde olur. Hatırlayacağınız üzere benzer patlama Brüksel de yaşanmış ve hava limanı bir haftadan fazla uçuş operasyonuna kapalı kalmıştı. Terörün dilinin, dininin, ırkının olmadığı hepimiz tarafından ifade edilmektedir. Masum insanları hedef alan her tür terörü lanetliyoruz. Değerli Meslektaşlarım, Ülke olarak 15 Temmuz gecesi çok büyük bir felaketin eşiğinden döndük. Millet olarak kapkara bir ihaneti ve ahlaksızlığı yaşadık. Bu rezilliği bu millete reva görenleri Rabbim kahreylesin. Bu karanlık gecede, Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımızın çağrısı ile, Yüce Milletimizin vatanın her köşesinde, ihanete anında tepki göstermesi ve kararlı duruşu geleceğimizi kurtarmıştır. Vatan hainlerine karşı Kurtuluş savaşımızdaki “Milli İrade” ruhunun yeniden tecelli ettiğini söylemek uygun olacaktır. Millet olarak, “mevzuu vatan ise gerisinin teferruat” olduğunu gördüğümüz bir geceyi yaşadık. Bu ihanet hareketi esnasında, Atatürk Havalimanı da işgal edilmiş ve görevi başında olan havacılık emekçileri ve meslektaşlarımızın da canına kast edilmişti. Şer odaklarının masum insanlarımızı katlettiğine hep birlikte şahit olduk. Sokaklarda tanklara dur diyen koca yüreklere ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu ihanet gecesinde demokrasiyi korumak için şehit olan tüm vatanperverlere Allahtan rahmet, yaralı gazilerimize acil şifalar diliyorum. Ben de her “Türkiye Cumhuriyeti” vatandaşı gibi, bu Yüce Milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Hepimize büyük geçmiş olsun. Ülke olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz. Gün bir ve birlikte olma, aynı ortak değerleri merkeze koyarak hareket etme zamanıdır. Bu ihanet sürekli sorgulanacak ve belleklerimizdeki yerini koruyacaktır. Egemenliğimize karşı yapılan bu ahlak dışı saldırının sorumlularının ve destekçilerinin hak ettikleri cezaları alacaklarına şüphemiz bulunmamaktadır. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızda devlete ihanet eden hainlerin ayıklaması sürecinde masum vatandaşlarımızın da canının yanmaması beklentimizdir. Bu yeni dönemin ülkemize huzur ve bereket getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim. Tüm meslektaşlarıma ve sivil havacılığımızın tüm paydaşlarına görevlerinde kolaylıklar ve emniyetli çalışmalar dilerim. Saygılarımla... NECDET AKSAÇ Uçak Teknisyenleri Derneği Başkanı Aircraft Technicians Association President THY A BAKIM BAŞTEKNİSYENİ YUSUF ÖNEL:” “YENİ NESİL TEKNİSYENLER DONANIMLI GELİYOR” 8 İÇİMİZDEN BİRİ 12 SAFETY FIRST İ Ç İ N D E K İ L E R 6 HABER HÜRKUŞ ULUSLARARASI ONAY ALDI UÇUŞ KORKUSU VE KAZA İSTATİSTİKLERİ 06 İÇİMİZDEN BİRİ 30 HAVACILIK - HOBİ 50 İFTAR 10 RÖPORTAJ 34 TEKNİK 54 HABER 14 SAFETY FIRST 38 TEKNİK 60 SOSYAL MEDYA 16 HAVACILIK 40 TEKNİK 62 AJANDA 18 TEKNİK 42 GEZI 64 SINEMA 22 TÜRK HAVACILIK TARİHİ 46 UÇAN ÇOCUK 65 KITAP 26 ANI 48 BİLİM-TEKNOLOJİ 66 BİL BAKALIM THRUST DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR? TEKNİK 18 AYLIK HAVACILIK DERGİSİ Uçak Teknisyenleri Derneği Adına İmtiyaz Sahibi Necdet Aksaç Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hüseyin GÜMÜŞ Basın-Yayın Sekreteri Celal Batur / Ersin Adıyaman Editör İsmail ŞEN İRTİFA SAPMASI (LEVEL BUST) TEKNİK 30 Yazı Kurulu Erhan İNANÇ, Murat KÖSE, Beytullah AKKAYA, Cemil AKGÜL, Hüseyin GÜMÜŞ, Gonca DEMİRÖZ, İsmail ŞEN, Handan DİKER, Ergün KARCI, Nihan YAVAŞ, Emrah YENER, Şebnem BAYEZİT, Hamdi FİDAN, Mehmet Emin YILDIZ, Mümin BALKAN Adres İstanbul Cad. Üstoğlu Apt. No: 24, Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy - İstanbul Tel: +90 (212) 542 13 00 / 0549 542 13 00 Faks: 0212 542 13 71 Reklam & İletişim [email protected] İnternet Sitesi www.uteddergi.com www.uted.org Sosyal Medya www.twitter.com/uted_dergi www.facebook.com/uted.dergi YILDIZ SARAYI VE YILDIZ MÜZESİ GEZİ 44 YAPIM Sarnıç İletişim Hizmetleri sarnic.com.tr TASARIM Ajans4 Reklamcılık ajans4.com BASKI Şan Ofset Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No: 50 Kağıthane/İstanbul YAYIN TÜRÜ Aylık, süreli, yaygın UTED’E ABONE OLABİLİRSİNİZ Dergimize abone olmak için yıllık abone ücretini banka hesabımıza yatırdıktan sonra dekontu bize fakslamanız yeterli. UTED dergisi her ay adresinize gönderilecektir. Lütfen ayrıntılı bilgi için derneğimizle irtibata geçiniz. UTED dergisinin geçmiş sayılarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. 6 HABER HÜRKUŞ ULUSLARARASI ONAY ALDI Türkiye’nin tasarladığı ve imal ettiği yerli eğitim HÜRKUŞ A uçağı, Avrupa Havacılık ve Uzay Ajansı’ndan uluslararası onay sertifikasını aldı. HÜRKUŞ, Avrupa Havacılık ve Uzay Ajansı tarafından sertifikalandırılan ilk Türk uçağı oldu. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi’nin mühendisleri tarafından tasarlanan, geliştirilen ve üretilen yeni nesil HÜRKUŞ, hem Avrupa Sivil Havacılık Otoritesi (EASA) hem de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından tasarım organizasyon onayına sahip. HABER HÜRKUŞ A uçağının sertifika töreni Farnborough’da düzenlenen Havacılık Fuarı’nda Türk Havacılık ve Uzay Sanayi’nin (TAI) yer aldığı alanda gerçekleşti. Gerçekleştirilen törenin ardından bir açıklama yapan TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, Türk havacılığı için çok önemli bir gün yaşandığını vurgulayarak, “Yeni nesil temel eğitim uçağı projesinde ilgili konular çerçevesinde sertifika aldık. Bu vesileyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne, Savunma Bakanlığı’na, Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı’na Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teşekkür ediyorum. Bu zorlu süreçte Türkiye’ye ilk kez uluslararası bir sertifika edinmiş uçak sahibi olma fırsatını sağlayan ve Türk havacılık sanayinin sınıfını bir kaç derece artmasına katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum” dedi. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Uçak Grup Başkanı Özcan Ertem de yaptığı konuşmada, Türk mühendisleri tarafından üretilen ve geliştirilen uçağın testlerinin tamamlandıktan sonra, sertifikasyon sürecinin başlandığını belirti. Ertem, Hürkuş’un uçmaya elverişli olduğunun ispatı için beş yüzü aşkın uçuş sortisi gerçekleştirildiğini belirterek, “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarihimizde ilk defa bir uçağa TİP sertifikası verdi. EASA da bu sertifikayı geçerli kıldı. Artık hem Türkiye’de hem de Avrupa’da uçmaya elverişli olduğu kanıtlanan bir uçağımız var. Daha önce Türkiye’de üretilen birçok uçak var ancak hiçbiri böyle bir süreçten geçerek ruhsat almadılar. Bu açıdan bakıldığında bu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün de EASA’nın da organizasyon olarak Türkiye’ye verdiği ilk sertifika oldu” şeklinde konuştu. Ayrıca, EASA ilk kez aynı uçakta kanopi patlatma sistemini ve fırlatma koltuğunu aynı anda sertifikalandırdı. EASA, bir uçak veya helikopterin ticari olarak uçması için, sivil havacılık kuralları gereği özel bir sertifikasyon programı uyguluyor. Hürkuş uçağına alınan EASA sertifikasının, TAI tarafından tasarlanan ve önümüzdeki yıllarda üretilmesi planlanan yerli helikopter ve milli yolcu uçağı gibi projeler için de önemli bir alt yapı sağlayacağı belirtiliyor. 7 8 İÇIMIZDEN BIRI THY TEKNİK A BAKIM BAŞTEKNİSYENİ YUSUF ÖNEL: “YENİ NESİL TEKNİSYENLER DAHA DONANIMLI GELİYOR” Uçak teknisyenlerinin vasıf ve donanımlarının gün geçtikçe arttığını söyleyen Yusuf Önel, okulu bitirip çalışmaya başladıklarında tecrübe eksikleri olduğunu ama teorik açıdan ve yabancı dil bilgileriyle önceki nesil teknisyenlerden bir adım önde olduklarını gördüğünü belirtiyor ve ekliyor: “Aynı şeyi bugün de gözlemliyorum. Okulu bitirip gelen yeni nesil teknisyenler de bizim bir adım önümüzdeler. Eğitim kalitesinin arttığının bir göstergesi bu…” İSMAİL ŞEN UTED: Eskişehirli teknisyenler, havacılığa ilginiz ne zaman başladı sorusunu genellikle, kendimi bildim bileli, diye cevaplıyor. Eskişehir’deki uçak hareketliliği dolayısıyla olsa gerek… Sizin ilginiz de böyle mi başladı? Yusuf Önel: Doğru Eskişehir havacılıkla anılır genelde… Orada hava ikmal merkezi var, biliyorsunuz. Babam da oradan emekli… Ortaokuldan sonra lise seçerken onun da etkisiyle Eskişehir Anadolu Teknik Lisesi Uçak Bakım ve Elektroniği Bölümüne girmiştim. Aslında ben motor meslek lisesini kazanmıştım. Bizim okul 1990’da kurulduğu için pek bilinmiyordu. Ben de okulun ikinci dönem mezunlarındanım. Daha sonra babamın arkadaşlarının uyarısıyla öğrenip, oraya kayıt yaptırdım. Bir senesi İngilizce hazırlık toplam beş yıllık bir okuldu. Gidip gördük, havacılıkla ilgili olması da bizim için önemliydi. Böylece bu okula girerek havacılık mesleğine adım attım. UTED: Daha erken yaşlarda uçaklara bir ilginiz var mıydı? Yusuf Önel: Eskişehir’de yaşayan çocuklar için uçaklar gündelik yaşamın bir parçasıdır. Muttalip Ovasındaki tatbikatları da izlerdik. UTED: Okula girdikten sonra nelerle karşılaştınız? Beklentilerinizle örtüşüyor muydu? Yusuf Önel: Okulumuz ben girdiğimde henüz yeniydi. Eğitim öğretim de dersler de tam olarak İÇIMIZDEN BIRI 9 10 İÇIMIZDEN BIRI oturmamıştı. Doküman ve müfredat yeterli sayılmazdı. Ancak hocalarımızın kişisel çabalarıyla iyi bir eğitim aldık. Hocalarımız THY ve diğer sivil havacılık kurumlarından destek alarak ders programlarını geliştirdiler. Hocalarımız da teknik kökenli değillerdi ve uçakta çalışmamışlardı. Bu eksiklerini çok çalışıp, özveriyle hem kendilerini hem de bizi geliştirerek kapattılar. UTED: Peki okul bittikten sonra THY’ye girişiniz nasıl oldu? Yusuf Önel: Bizim okulda iyi bir eğitim almamızı sağlamaya çalışan hocalarımızın başında olan müdürümüzün tavsiyesiyle… Bizden bir yıl önce mezun olan arkadaşlarımız da THY’ye girmiş ve gösterdikleri performansla göz doldurmuşlardı. Onların bu performansları da bizim işe alınmamıza olumlu katkı sağladı. UTED: Peki okulda öğrendikleriniz ile iş hayatı örtüşüyor muydu? Yusuf Önel: Evet… Biz burada işe başladığımızda teorik olarak donanımlıydık. Pratik eksiğimizi de çalışmaya başladıktan sonra giderdik. Zaten mesleki eğitimde önemli olan pratik bilgi ve el becerisine yatkın bir temel verilmesidir. Biz de bu temelle çalışma hayatına girmiştik. Tecrübe eksiğimiz vardı ama teorik altyapımız ve yabancı dilimiz nedeniyle mevcut teknisyenlerden bir adım öndeydik. Aynı şeyi bugün de gözlemliyorum. Okulu bitirip gelen yeni nesil teknisyenler de bizim bir adım önümüzdeler. Eğitim kalitesinin arttığının bir göstergesi bu… Tabii yeni neslin çocukluklarından beri bilgisayarla haşır neşir olmasının etkisi de var. İÇIMIZDEN BIRI UTED: Bu tespitinizi destekleyen anılarınız var mı? Yusuf Önel: Bizim dönemimizde özellikle tamamı yabancı dilde olan kitapların kullanılması konusunda çok başarılıydık. Bugün tüm bu işlemleri bilgisayarlarda yapıyoruz. Ancak o dönemde kitaplarda bilgi aramak ve bulabilmek çok önemliydi. Bir kitabı arardınız, o sizi diğerine yönlendirirdi. Böylece beş, altı kitabı aynı anda okumaya çalışarak gerekli olan bilgiyi ortaya çıkarmaya çalışırdık. Tabii bu araştırmayı bizim nesil daha hızlı gerçekleştirebiliyordu. UTED: Yeni nesil ile ilişkileriniz nasıl? Yusuf Önel: Çok iyi… Az önce de dediğim gibi, yeni gelen arkadaşlar, bizim mezun olduğumuz dönemdeki durumumuzla karşılaştırdığımda bizden daha donanımlı. Bu nedenle onlara sürekli cesaret veriyorum. İşten korkmamalarını tavsiye ediyorum. Tecrübenin zamanla kazanılacağını, burada yapamayacakları hiçbir iş olmadığını söylüyorum. Sadece bilgiye hangi kaynaktan ulaşabileceğinizi ve bu bilgiyi nasıl kullanacağınızı bilin, yeter, diyorum… Burası oldukça yoğun bir birim. Yılda 1300 uçağa A Bakım yapıyoruz. Bu nedenle tecrübe kazanmaları için bol fırsatları oluyor. motorları ve iniş takımlarını söküp, kontrolleri yapıp, tekrar takmıştık… UTED: A Bakım nasıl bir yerdir? Yusuf Önel: Aslında çok “hızlı” bir yer… Normalde A Bakımda planlanmış olan kartlar uygulanır. Fakat uçağın defterinden gelen “item”lar da uygulanır. Sürekli bakımı bitmesi gereken uçaklar vardır. Örneğin geçen gece üç uçağın birden çıkışı vardı. Bizim sıkıntılı olduğumuz zamanlar uçak bakım çıkışlarıdır. Uçağın seferi vardır, yetişmezse tehire girer, yolcu mağdur olur, diğer birimler mağdur olur. Tüm bunların sorumluluğu bizim üzerimizdedir ve çok koşturmacalı bir süreç yaşanır burada. Yüksek tempo ve efor içinde çalışıyoruz. UTED: Unutamadığınız anılarınızdan birini bizimle paylaşır mısınız? Yusuf Önel: Acı tatlı birçok anımız var. Ekibimizin bir üyesi olan Şentürk Çavuş’u bir iş kazası sonucu yitirmemizi hiç unutamıyorum. Bir de on yıl kadar önce Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir haftalık bir göreve gitmiştik. Afgan Havayolları’na ait, bizim teslim etmiş olduğumuz bir Boeing 737-400 vardı. Hard landing yapmış. Bunun kontrolleri için ekip olarak gitmiş ve bir hafta orada kalmıştık. Bu arada otelimiz ile havaalanı arasındaki yolda biz geçtikten bir süre sonra bombalı bir saldırı gerçekleşmişti. Gerçekten zorlu bir görevdi… Bir hafta boyunca YUSUF ÖNEL 1977 yılında Eskişehir’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimi sonrası, 1991 yılında girdiği Eskişehir Anadolu Teknik Lisesi Uçak Bakım ve Elektroniği Bölümünden 1996 yılında mezun oldu. 1997 senesinde THY’de Revizyon bölümünde çalışmaya başladı. Birkaç yıl sonra B1 lisansını aldı. 2010 yılında vekaleten Başteknisyen oldu. 2012 yılına kadar Revizyon uçak bakım teknisyeni olarak çalışan Yusuf Önel, aynı yıl kurulan A Bakım Dar Gövde Ekibi’ne atandı. 2013 yılında asaleten Başteknisyen oldu. Halen A Bakım Dar Gövde biriminde Başteknisyen olarak çalışıyor. 11 12 SAFETY FIRST UÇUŞ KORKUSU VE KAZA İSTATİSTİKLERİ Uçakla hiç yolculuk yapmamış olanlar ya da herhangi bir uçuş sırasında talihsiz bir olay yaşayan kişilerde uçaklara karşı büyük bir ön yargı oluşmakta ve bu önyargı çevresine de genelde yansımaktadır. Bunun nedeni tabii ki uçaklar ve uçuş emniyeti konusunda çok az bilgiye sahip olunması ve bu konuda yapılan belgesel türü yayınların da (her ne kadar iyi niyetli ve bilgilendirici olsalar da) insanlar üzerinde olumsuz bir etki bırakmasıdır. HAMDİ FİDAN Uçak Bakım Mühendisi Bu yayınlardan birine denk gelen kişiler genelde şu cümleleri duyduktan sonra ardından gelen pozitif cümleler çok da anlam ifade etmemekte: • Zamanın en modern teknolojisiyle donatılmış Jumbo Jet okyanusa doğru hızla çakılmakta. • Havada parçalanan 80 milyon dolarlık uçağın enkazı kilometrelerce alana yayıldı. Kanaatimce bu cümleler kişinin bilinçaltında “emniyetsiz bir modern teknoloji” ya da “pahalı bir ölüm” canlandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu yayınlar elbette yapılmalı, eğitim amaçlı ya da bilinçlendirme amaçlı olarak kullanılmalı ama bu şekilde süslü ve negatif cümlelerin yer alması sektöre olan güveni zedelemekte. Birçoğumuzun sıklıkla kullandığı veya üzerinde çalıştığı uçaklar hakkında bilmediği birkaç istatistik hava yolunun ve uçakların karnesini önümüze daha net koyacak ve uçuş korkusunu tekrar gözden geçirmemize imkan sağlayacaktır. SAFETY FIRST 13 AIRBUS A340 1991- 2011 yılları arasında 377 adet üretilmiştir. Yaklaşık olarak 20 Milyon saat uçmuş ve bir kazaya karışmamıştır. * BOEİNG 777 18 Milyon uçuş saatinde bir kaza ile emniyet sıralamasında 2. Sırada yer almaktadır. Karıştığı kazada hayatını kaybeden olmamıştır. (17 Ocak 2008 British Airways) 1/18M Fh* BOEING 747 Konfigürasyona göre değişmekle birlikte ortalama 500 yolcu taşıma kapasitesi olan B747 17 Milyon uçuş saatinde 1 kaza ortalamasıyla 3. Sırada bulunmaktadır. Tarihin en büyük uçak kazası 2 B747’nin Kanarya adalarında pistte çarpışması olayıdır. 1/17M Fh* AIRBUS A320 SERIES Rakibi B737 serisi gibi en çok tercih edilen modellerden biridir. B737’e göre daha kompleks bilgisayar sistemleri ile donatılmıştır. 14 Milyon uçuş saatinde 1 kaza oranıyla 6. Sırada yer almaktadır. 1/14M Fh* BOEİNG 737 NG En çok tercih edilen kısa- orta menzilli uçak tiplerinden biridir. Ortalama 16 milyon saat uçuşta bir kazası bulunmaktadır. 1/16M Fh* 14 SAFETY FIRST SAFETY FIRST Türkiye’de ve dünyada yoğun olarak kullanılmakta olan uçakların kaza/kırım bilgileri bu şekildedir. Konuya tek taraflı bakıldığında bu rakamlar bile bir korku yaratabilir. Ancak Havacılık Tıbbi Derneği’nin araştırmasına göre, sigaradan ölüm riski uçakla seyahatten 4 bin kat, karayolu trafiğindeki kaza ihtimali havayoluna göre 266 kat fazladır. Bunlara ek olarak uçakların günümüz taşımacılığındaki emniyet seviyesini görebilmek için “Ulaştırma D.H. Bakanlığı -Kaza Araştırma Ve İnceleme Kurulu” tarafından 2013 yılında yayınlanan rapora ve sayılara göz atmak faydalı olacaktır. Görüldüğü gibi sadece 2012 yılında uçak kazası nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısı 12’dir. Bunu 55 kayıpla demiryolu taşımacılığı, 92 kayıpla denizyolu taşımacılığı ve 3750 ile karayolu taşımacılığı izlemektedir. Tüm bu veriler ışığında bir kez daha havayolu taşımacılığının ve havacılık sektörünün ne denli sıkı takip ve eğitimlerden geçtiğini ve uluslar arası kurallara uygun olarak faaliyet gösterdiğini söyleyebiliriz. Meydana gelen en ufak olayın dahi tekrarını önlemek için çalışmalar yapılması personelin sürekli olarak dikkatini tazelemek bu sektörü daha güvenli, hale getirmektedir. Diğer sektörlerde de uluslar arası bir denetime gerek kalmaksızın ulusal olarak kendi otokontrolümüz ile yapılacak eğitimler taksicisinden otobüs şoförüne tren makinistinden gemi kaptanlarına kadar her alanda daha emniyetli ve kazasız yolculuklar yapmamızı sağlayacaktır. *Uçak kazalarına sabotajlar ve insan kaynaklı hatalar dâhil edilmemiştir. Kaynaklar - http://www.fearofflying.com/ - www.ubak.gov.tr - https://tr.wikipedia.org 15 16 HAVACILIK NEDEN CITY AIRPORT? 3 Yazı dizimizin ilk bölümünde ülkemiz Hava Taksi ve Genel Havacılığı’na küçük bir bakış atıp Atatürk Havalimanı’nın büyüme trendini incelemiştik. Bu büyümede Hava Taksi ve Genel Havacılığın rolünü istatistiklerle ortaya koymuştuk. Ayrıca özel iş jetlerinin neden tercih edildiklerini açıklamıştık. İkinci bölümde ise Hava Taksi ve Genel Havacılığın Avrupa’daki durumunu incelemiş, uçuş sayıları, hangi havalimanlarının daha yoğun kullanıldığını, hangi şehirlerin tercih edildiğini sizlerle paylaşmış istatistiki verileri kullanarak Hava Taksi ve Genel Havacılığın Avrupa ve dünyada sivil havacılık sektöründeki yerini detaylı olarak ele almıştık. Yazı dizimizin son bölümünde ise küresel sermaye penceresinden bakalım konuya; BEYTULLAH AKKAYA HALİL İBRAHİM DEMİREL Türkiye ve İstanbul, giderek küresel sermayenin ilgi odağı ve yerleştiği bir merkez haline geliyor. Kalkınma Bakanlığı, İstanbul’un dünyada ilk 25 küresel finans merkezi içerisinde yer almasını hedefliyor. Günümüzde uluslararası sermaye hareketleri içinde pay kapmak için ülkeler arasında yoğun bir rekabet olduğunu gözlüyoruz. Küresel rekabette ön plana çıkmak için hem ülkeler hem de şehirler birbirleri ile kıyasıya yarışıyor. Kimileri vergi indirimleri kimileri de çeşitli avantajlar sağlayarak küresel yatırımları çekmek için çalışıyorlar. Şu an İstanbul, kendisini küresel rekabette ön plana çıkaracak en önemli fırsatlardan biriyle karşı karşıyadır aslında… Eğer ülkemize yoğun sermaye girişi istiyorsak zamanı çok kıymetli olan sermaye sahiplerinin kolay ulaşabilmeleri ve hızlı hareket etmeleri için gerekli alt yapıyı sağlamak durumundayız. Zaten küresel finans merkezi olabilmenin kriterlerinden biri de gelişmiş bir ulaşım altyapısı değil midir? (Mc Kinsey). Takdir edersiniz ki ulusal ve uluslararası sermaye otobüsle, trenle ya da havayolu ile seyahat etmiyor. Beğensek de beğenmesek de tüm dünyada bu hareket çoğunlukla özel iş jetleriyle gerçekleştiriliyor. Hal böyleyken bu gerçeğe göre analizlerimizi yapmak, bunlara göre sistemimizi dizayn etmek zorunluluğumuz ortaya çıkıyor. HAVACILIK Çok önemli büyüklükteki Asya ve Avrupa sermayesinin tam ortasında ayrıca İstanbul’un da merkezinde olan Atatürk Havalimanı’nın, City Airport modeline dönüşümünün yapılarak Hava Taksi ve Genel Havacılığa hizmet vermesi, İstanbul’un, Asya ve Avrupa’nın buluştuğu bir finans merkezi haline gelmesi için ilk ve en etkili adımdır. Çünkü her şey ulaşabilmekle başlar ve sonrasında detaylanır. Çok önemli büyüklükteki Asya ve Avrupa sermayesinin tam ortasında ayrıca İstanbul’un da merkezinde olan Atatürk Havalimanı’nın, City Airport modeline dönüşümünün yapılarak Hava Taksi ve Genel Havacılığa hizmet vermesi, İstanbul’un, Asya ve Avrupa’nın buluştuğu bir finans merkezi haline gelmesi için ilk ve en etkili adımdır. Çünkü her şey ulaşabilmekle başlar ve sonrasında detaylanır. Ayrıca bu durum Hava Taksi ve Genel Havacılık için bugüne kadar hiç yapılmayan teşvik uygulamasının ilk kez bu alana uygulanması olacaktır. Başka bir deyişle bugüne kadar çekilen tüm sıkıntıların mükâfata dönüşmesi de diyebiliriz bu duruma… Yazı dizimizin önceki bölümlerinde paylaştığımız istatistikleri analiz ettiğimizde şöyle bir gerçek karşımıza çıkmaktadır, eğer 3. Havalimanı faaliyete geçtikten sonra Atatürk Havalimanı, City Airport modeline dönüştürülüp Hava Taksi ve Genel Havacılığa hizmet verecek olursa, İstanbul’da Hava Taksi ve Genel Havacılık uçuşlarında patlama yaşanacağı kesindir. THY’nin Atatürk Havalimanı’nda oluşturduğu HUB olma durumunun aynısı Hava Taksi ve Genel Havacılık uçuşları için Atatürk Havalimanı City Airport‘da oluşacaktır. İşte o zaman Londra havalimanlarıyla, Paris Le Bourget Havalimanı’yla, Geneva Havalimanı’yla vb. ile rekabet edilebilecektir. Çünkü gerekli ve yeterli potansiyel zaten şu an mevcuttur. Bir de Bakım Onarım Merkezleri açısından bakalım konuya; Atatürk Havalimanı’nda THY’nin üç hangarı ve component atölyeleri vb., Onur Air’in bir hangarı ve atölyeleri vb. tesisleri mevcuttur. THY için Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda inşa edilen yeni bakım onarım tesisinin Yaklaşık 550 milyon ABD Doları yatırımla faaliyete geçtiği düşünüldüğünde bu tesislerin maddi değerleri sanırım milyar dolar seviyesine yakındır. Ayrıca şu anda 317 olan uçak sayısıyla ilgili olarak THY Yönetim Kurulu Başkanı Sayın İlker Aycı’nın “uçak sayımız 2023’te 500+ yani 500’ün üzerinde olacak” şeklindeki ifadesi basında yer almıştır. Hal böyleyken 500’ün üzerine çıkacak olan bu uçakların bakımlarını tek bir tesiste ya da iki tesiste yapmak sanırım çok zor olacaktır. Atatürk Havalimanı’nı kapatıp milyar 17 18 HAVACILIK dolarlara yaklaşan maliyetlere sahip bu tesisleri buradan kaldırmanın çok da anlamlı olmayacağı düşünülmektedir. Çünkü verdiğimiz rakamlar bize mevcutları koruyup yenilerini ilave etmemiz gerektiğini göstermektedir. Ülkemiz Havacılığı için artık 10-15 yıl sonrasını düşünerek hedefler koyma dönemi sona ermiştir, artık 50 -60 yıl sonrası için öngörülerde bulunup hedefler koymamız; yatırımlarımızı, projelerimizi bu öngörüler ışığında hayata geçirmemiz gerekmektedir. Ayrıca THY Teknik A.Ş. Genel Müdürü Sayın Ahmet Karaman’ın “İstanbul merkezli olacak şekilde 3.5 saat uçuş mesafelik yarıçaplı bir daire çizildiğinde, dünya ticari yolcu uçağı filosunun yaklaşık yüzde 39’luk bölümüne denk gelen 30 milyar dolarlık bir pazara erişim söz konusudur” şeklindeki yaklaşımı THY başta olmak üzere ülkemiz şirketlerinin, havacılık bakım onarımı konusunda sadece kendi uçaklarına değil yabancı havacılık şirketlerinin de uçaklarına bakım yapan, küresel bir oyuncu olmak için doğru zamanda olduğumuzu göstermektedir. Zamanlamanın doğruluğu, doğru kararlarla desteklenirse eğer, kısa sürede ülkemiz bakım onarım şirketleri küresel oyuncu olma yolundaki hedeflerine ulaşabilirler. Bunun için gerekli olan ise Atatürk Havalimanı’nı Ülkemiz Havacılığı için artık 10-15 yıl sonrasını düşünerek hedefler koyma dönemi sona ermiştir, artık 50 -60 yıl sonrası için öngörülerde bulunup hedefler koymamız; yatırımlarımızı, projelerimizi bu öngörüler ışığında hayata geçirmemiz gerekmektedir. City Airport’a dönüştürerek havacılık bakım onarımı tesislerini kapatmayıp, havalimanını teknik inişlere de açık tutmak olacaktır. Atatürk Havalimanı’nın geleceğiyle ilgili kararın erkenden verilmesi konuyla ilgili havacılık şirketlerinin, sermaye sahiplerinin ve çalışanların vb. gelecekle ilgili planlama yapabilmelerine olanak sağlayacaktır. Olası yatırımların şekillendirebilmesi için fırsat yaratacaktır. Olay sadece rakamlardan ibaret değildir, verilecek karar aynı zamanda pek çok insanın da hayatına dokunacaktır. Dolayısıyla Atatürk Havalimanı’nın City Airport ’a dönüştürülmesi, saydığımız nedenlerden dolayı çok HAVACILIK ciddi öneme sahiptir. Ayrıca deprem, savaş, doğal afetler vb. durumlarda alternatif bir meydan da şehrin tam ortasında kapanmamış olacaktır. Her zaman her türlü alternatif duruma ve hizmete açık olacaktır. Bir zamanlar özel jetler ve helikopterler ile iş seyahati yapmak lüzumsuz bir lüks olarak görülmekteydi. Bugün ise özel jetler ve helikopterler her türlü amaç için kullanılıyor. Öyle ki, A.B.D. başta olmak üzere birçok ülkenin ticari hava trafiğine açık havalimanlarının yanında özel jetlerin ve uçakların inebileceği birçok küçük ebatlı havalimanları inşa Bir zamanlar özel jetler ve helikopterler ile iş seyahati yapmak lüzumsuz bir lüks olarak görülmekteydi. Bugün ise özel jetler ve helikopterler her türlü amaç için kullanılıyor. Öyle ki, A.B.D. başta olmak üzere birçok ülkenin ticari hava trafiğine açık havalimanlarının yanında özel jetlerin ve uçakların inebileceği birçok küçük ebatlı havalimanları inşa edilmiştir. Atatürk Havalimanı ve İstanbul bu değerli fırsatı kaçırmamalıdır. edilmiştir. Atatürk Havalimanı ve İstanbul bu değerli fırsatı kaçırmamalıdır. Sonuç olarak; Türkiye, bölgesel konumu itibarıyla Orta Doğu, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa bölgeleri için önemli ekonomik büyüklüğe sahip bir ülke konumundadır. Bölgesel finansal kaynaklarının toplanması ve yine bu bölgelere yönlendirilmesi konusunda İstanbul’un önemli bir merkez olma potansiyeli bulunmaktadır. Bölgesel ve küresel sermayenin yönlendirilmesinde İstanbul’un önemli bir rol alabilmesi için gerekli değişiklikleri yaparak rekabetçi bir yapıyla ortaya çıkması için ulaşım alt yapısının başlangıç noktası olan havalimanı sorununun kalıcı ve etkin çözümüdür. Çözüm ise; Atatürk Havalimanı’nın tamamının ya da bir kısmının açık tutularak Hava Taksi ve Genel Havacılığa, Teknik amaçlı iniş kalkışlara (bakım hangarları açık tutularak), Sportif ve Amatör Havacılığa izin verilmesidir. Bu karar yıllardır rekorlar kırarak destanlar yazan Atatürk Havalimanı’nın bir kez daha dünya havacılık sahnesine çıkarak bu kez farklı bir işlevle rekorlar kırmasını ve başarılara imza atmasını sağlayacak, ülkemizin küresel hedeflerini gerçekleştirilmesine yardımcı olacaktır. Bu konudaki iyimserliğimiz ise Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanı iken basında yer alan bu konuyla ilgili pozitif ifadeleri ve demeçleridir. Alınacak kararın Sivil Havacılığımız ve ülkemiz için hayırlı olması en büyük temennimizdir. Sevgi ve selamlarımla… 19 20 TÜRK HAVACILIK TARİHİ “Ankara ile İstanbul arasında hava yolculuğu…” HAVACILIK TARİHİNİN ÖNEMLİ BİR OLAYININ GAZETELERE YANSIMASI.1 “ANKARA İLE İSTANBUL ARASINDA HAVA YOLCULUĞU” Resimli Gazete’nin 29 Kanuni Evvel 1339 (29 Aralık 1923) tarihli 17. sayısında yayınlanan ve derginin iki sayfasını kaplayan geniş haber İstanbul ile Ankara arasındaki havayolu hakkında. Yazı, yolculuğun nasıl olacağından ne gibi kolaylıklar getireceğine kadar birçok açıdan hava yolculuğunu ele almış… Bu yazıyı yeni harflere aktararak ilginize sunuyoruz. Yazıdaki ara başlıklar da orijinal yazıdaki gibidir. ÇEVRIMYAZI: İSMAIL ŞEN Ankara ile İstanbul arasında hava yolculuğu… Eski payitaht ile yeni cumhuriyet merkezi arasında böyle bir rabıta tesisini biz çok istemiştik. Bu rabıta ne kadar havai olursa olsun, iki memleketin de gönüllerini birbirine bağlar inşallah. anlamıştık. O günden bugüne kadar, küçük büyük hepimiz, bizim fukara ülkemizde de kendimize göre bir tayyarecilik teşkilatımız olmasını temenni ettik, hatta gazetemizde de bunun için bir hayli telkinatta bulunduk. Tayyarecilik Avrupa’da artık bir hava eğlencesi olmaktan çıkmıştır. Biz bunu Harbi Umumide, evlerimizin karanlık damları üzerinde sıçrayan şarapnellerin uğursuz çınlayışını dinlerken de pekiyi Bugün o temennilerimizin müjdesi bize veriliyor: Askeri tayyarecilerimizden Şakir Feyzi Bey isminde bir zat, bir Alman “nakliye-i havaiye” şirketinin Türk mümessili sıfatıyla hükümete müracaat ve havai 4 Eylül 1926 tarihli Resimli Gazete’nin kapağı: “Sema hakimiyetine karar veren bir milletin çelik azminden temsiller.” 22 TÜRK HAVACILIK TARİHİ postalar tesis ederek tayyarelerle insan ve eşya naklini teklif etmişti. Hükümet bu teklifi ölçtü, biçti, hesabına uygun buldu, kabul etti. Şirket de teminat akçesini bankaya yatırdı. Şu halde biz çayı görmeden paçaları sıvamış olmuyoruz. Artık havai posta gayesi bir “emrivaki” demektir. Şirketle Hükümet arasında nasıl uyuşuldu? 5. Ankara-İstanbul seferinde günde iki posta işleyecek. Lafla peynir gemisi yürümez demeyiniz. Şirket işe başlamış bile. Şimdiden Ayastefanos’a bir tecrübe tayyaresi geldi. Birkaç tanesi de yoldaymış ama, Macar Hükümeti bu tayyareleri huduttan geçirmek istemediği için gecikmişler. Şirketle Hükümet anlaşmasına göre: 1. Şirket Anadolu’da tayyare mektepleri, tamirhaneler açacak, tayyare meydanları yapacak. 2. Ayastefanos’ta (Yeşilköy) bizim bütün tayyare müesseselerimiz şirketin emrine verilecek. 3. Şirket birinci senede Ankara-İstanbul postasını tesis edecek. 4. Öteki senelerde Ankara-Sivas, Ankara-İzmir, Ankara-Konya seferlerini hazırlayacak. “Tıpkı şimendifere, yahut vapura biner gibi, biletinizi alıp tayyare istasyonuna koşacaksınız. Bu resim Avrupa’da bir tayyare istasyonu ve halkın tehacimini gösteriyor.” “İşte bir paraşüt! Farz ediniz ki tayyare kazaya uğradı. Kazazedeler, bu uzun şemsiyeye sarılarak canlarını kurtarırlar.” TÜRK HAVACILIK TARİHİ “İstanbul’dan” 23 “Ankara’ya” Tecrübeye başlanıyor! Ayastefanos’taki Alman tayyaresi ile yakında bir tecrübe de yapılacak. Gazeteci arkadaşlarımızdan iki kişi de bu tayyareye binip Ankara’ya gidip gelecekler. Galiba bu iki fedai de Tercüman muharrirlerinden Şerif Beyle ressam Ratip Tahir Beylermiş. Türkiye’yi kuşbakışı görmeye heves eden bu iki gence: “Yolunuz açık olsun!” deriz. “Ankara ile İstanbul arasında hava yolculuğu, şanlı Türk bayrağını yedi kat göklerde dalgalandıracak şerefli bir teşebbüstür. Denebilir ki hiçbir millet, tayyaresiz medeniyet semalarında yükselemez.” Nasıl uçacaklar? İstanbul’dan kalkacak tayyare saatte 150 kilometre uçacak, 400 kilometrelik mesafeyi iki buçuk, üç saatte kat edecek. İstanbul’la Ankara arasındaki mesafenin böyle iki üç saatte kat edilebilmesi, en çalak (çabuk, hızlı), en seri-ül hareke kuşları bile hayrete düşürür. Bu postalar bir kere tesis etsin, artık herkes kanatlanıp uçmak dururken şimendifere bile binmek istemeyecektir. Zira şimendiferler, bu tayyarelerin yanında kağnı arabası gibi ağır, battal vesait-i nakliye sırasına geçecektir. Gelecek sayıda: “Havada uçaktan ne fayda?”, “Tayyareye binmek yiğitlik midir?” “İngiltere’de bir milyonerin düğününe davetliler tayyare ile icabet ettiler!” Resimli Gazete 18 Temmuz 1925 24 ANI KÖLN’DE THY DC-10 UÇAĞINA LUFTHANSA-B727 UÇAĞININ ÇARPMASI VE HASAR ONARIMI 1980 kışında İstanbul-Köln seferini tamamlayan THY DC-10 uçağı, körüğe park etmiş, yolcular inmiş, Köln-İstanbul seferi için temizlik, ikram gibi yer hizmetleri ve Transit Bakım yapılıyordu. ERHAN İNANÇ [email protected] THY DC-10 uçağının hemen solundaki körükte Lufthansa-B727 uçağı ise yolcularını almış, motorlarını çalıştırmıştı. Köln’deki körükler geriye doğru katlanıp uçaktan oldukça uzaklaşabilen bir yapıya sahiptiler. Bu nedenle, körükteki uçaklar mecbur kalmadıkça, Push-Back yapılmadan kendi motor güçleri ile taxi’ye başlayabiliyorlardı. Lufthansa-B727 uçağı da taxi izni almış, full steering ile sağa dönüşle park pozisyondan ayrılmaya başlamıştı, dönüş için burun tekerlekleri 90° dönük olduğundan, aşırı sürtünme nedeniyle, biraz daha fazla gaz açması gerekiyordu. Normalde 180° dönüş sonunda, sıfır steering ile aprona doğru düz gidip sonra tekrar sağa steering ile taxi yoluna in-line olmalıydı. Ancak nedense, Lufthansa-B727 gereğinden fazla gaz verip sağ ana dikmesi üzerinde hızlı bir şekilde topaç gibi, olduğu yerde 270°lik dönüşe girmiş, kaptan yerden işaret vereni de dikkate almadığından, sol yatay stablizesinin ucu 1 metre kadar DC-10 dikey stablizenin alt tarafında olan 2 nolu motorun arka-üst tarafındaki thrust-reverserin üstündeki ikincil yapıya (secondary structure) vurarak giyotin gibi, kesip geçti. Çarpmanın şiddetiyle sarsılan DC-10 içinde temizlik yapanlar korkuyla uçaktan dışarıya fırlamışlardı. Lufthansa-B727’nin sol yatay stablize ucu ağır hasar almasına ve şiddetli çarpmaya rağmen kaptan, çarpmayı fark etmemiş olmalı ki, aynı hızla dönüşüne devam ettiği için, sol yatay stablize arkasındaki elevator de, yatay stablizenin az önce DC-10 thrust reverser üstünde açtığı yarıktan geçerken aldığı yükü taşıyamadı ve yatay stablizedeki menteşelerinden koparak bütün olarak, yere/aprona düştü. ANI Çarpma sırasında DC-10’un transit bakımını (yeni tabirle Preflight Inspection) yapan THY Köln teknisyenimiz Tuncay Oylum uçağının sol kanat altında bulunuyordu. Büyük bir gürültü ile yere düşen sol elevator Tuncay’ın hemen 2-3 metre kadar önüne düşmüş, şans eseri yaralanmaktan (belki de ölümden) kurtulmuştu. Lufthansa-B727 yüksek taxi hızı nedeniyle, 10 metre kadar uzaklaştıktan sonra DC-10’a çarptığından haberi olup, durabilmişti. Bilmiyorum, belki kule çarpmayı görüp Lufthansa-B727’yi telsizle ikaz etmişti. Anlaşılan, Lufthansa kaptanının, bizim bilemediğimiz bir nedenle, çok acelesi vardı, bir an önce pist başı yapıp kalkmak istiyordu ama, acele işe şeytan karışmıştı bir defa. Uçağında ağır maddi hasar vardı, sol yatay stablize ucu hasarlıydı, elevatörünü koparmış yerde bırakmıştı. Tabii B727 kokpit ekibinin de, gireceği sorgulamalar ve alkol muayenesi nedeniyle, ağır manevi hasarı olacaktı. Bu akıl almaz kazanın sevinilecek tek iyi tarafı sadece madi hasar oluşmuş, yangın, ölü veya yaralı yoktu. Her iki uçak çarpma nedeniyle AOG (Aircraft On Ground) oldukları için seferleri iptal edildi. Köln Havalimanı otoritesi Alman Sivil Havacılığı LBA’yı (Luftfahrt Bundesamt) olaydan haberdar etti. LBA yetkilisi havalimanına gelerek durum/pozisyon tespiti yaptı, her iki uçakta oluşan hasarı inceledi, sonra Lufthansa-B727 pilotlarının ifadelerini aldı. THY pilotları kaza sırasında zaten uçakta değil, terminal içindeydiler ama onların da ifadelerine başvuruldu, zabıtlar tutuldu. Olayın kabahatlisinin, park halinde sabit duran uçağa, taxi yaparken çarpan Lufthansa-B727 olduğu çok açıktı. LBA’in ön araştırması sona erince B727, Köln’deki Lufthansa hangarına, DC-10 ise açık pozisyona çekilerek park edildi. Teknisyenimiz Tuncay Oylum’dan DC-10 uçağımızın hasar bilgisi alındıktan sonra, ben (Teknik Kontrol Vardiya Şefi), yapısal onarım teknisyeni Cevat Tekin (Cevat kardeşimizi geçen yıllarda kaybettik, Allah’tan rahmet diliyorum) ve 2 uçak teknisyeni Köln’de DC-10 uçağının onarımı için görevlendirildik. O tarihlerde fotoğraf çeken cep telefonları, çekilse bile gönderecek bir teknoloji olmadığından hasar değerlendirme bilgileri, Tuncay’ın yerden bakarak görebildikleri ile sınırlı olarak bize, telex haberleşmesi olarak geliyordu. Köln’den 25 26 ANI Loader’ın üzerine, rudder’ın sol ve sağına gelecek şekilde yerleştirilecek, ileri-geri hareket etmemeleri için Loader’a sabitlenecek, üçüncü yolcu merdiveni de yere, Loader’ın yanına yerleştirilecek ve bu işleri bizim ihtiyacımıza göre, havalimanı otoritesi yapacaktı. Teçhizat onlara ait olduğundan kullanma görev ve yetkisi de doğal olarak onlarda olacaktı. aldığımız bu bilgiler ışığında onarım için gerekli AMM, SRM, takım ve malzemelerimizi hazırladık. Mevsimin kış olması nedeniyle yanımıza kalın iş giysilerimizi de aldık. Bu hazırlıklardan sonra ancak ertesi sabah uçakla Köln’e hareket ettik. Köln’de devamlı kar yağışı ve hasarlı bölgenin yerden 15-20 metre yüksekte olması nedeniyle, ilgililerle konuşarak uçağımızın hangar ortamında onarım imkânlarını araştırdık. Köln havalimanında sadece tek hangar vardı ve DC-10’un boyutlarından küçüktü, yani hangar imkanımız yoktu. DC-10’un dikey stablize altındaki 2 nolu motoru yerden çok yükseklerde olduğu için (yerden 16 metre kadar yükseklikte olduğu için, DC-10 uçağının 2 nolu motorunda çalışmaya giden arkadaşlarımıza “hazır çıkmışken ezan okumadan minareden inme” diye takılırdık) uygun bir kuyruk dok’u araştırdık ama, ne yazık ki, o da yoktu. Eee, yerden 15-20 metre yükseklikteki yapısal hasarı nasıl onaracaktık? Hasar onarımı, mecburen/mecburiyetten, açık havada soğuk ve kar yağışı altında, uyduruk, emniyetsiz erişim imkanlarıyla yapılacaktı. Bizi çok olumsuz şartlar bekliyordu. Ah Lufthansa kaptanı ahh, uçağını lunaparkdaki çarpışan arabalar gibi kullanırken başımıza neler getirmiştin. THY-Köln İstasyon şefinin eşliğinde, hasar bölgesine ulaşım ve çalışma sorunlarımızı anlatıp çözüm için ne gibi imkânları olduğunu öğrenmek için, havalimanı otoritesi ile konuşmaya gittik. Kazanın kabahatlısının Lufthansa olduğu bilindiği için, havalimanı ilgilileri yardımcı olmak için çırpınıyorlardı ama, maalesef onların da imkânları kısıtlıydı. Toplantıda 1 Loader, onun üzerine birbirine paralel 2 adet hidroliki olarak yükseltilip alçaltılan dar yolcu merdiveni, yerden loader’a çıkıp inmek için bir başka yolcu merdiveni kullanmaya karar verdik. Uçakla THY teknisyenlik arasındaki transport işini de onlar üstlenecekti. İki adet yolcu merdiveni Akşam saatlerine doğru, yukarıda anlattığım teçhizatlar yerlerine yerleştirildi, mümkün olduğunca emniyete alındı. Hasar bölgesine rahat erişim ve tehlikesiz çalışmamız için gerekli yükseklik ayarları yapıldı. Ancak bundan sonra kurulan teçhizat sayesinde kuyruktaki hasar bölgesine erişerek, hasar, gizli hasar (hidden damage) kontrol ve değerlendirmesine başladık. Uçaktaki hasar, yerden görüldüğünden daha fazla idi. Örneğin thrust reverser, üstünden aldığı darbe nedeniyle, uçak üzerinde onarılamayacak derecede, hasarlı idi ve değiştirilmesi gerekiyordu. İstanbul’a durum telex ile bildirilip faal thrust reverser siparişi yaptık ama depo mevcudu sıfırdı, AOG olarak aranmasına başlandığı bilgisini aldık. İstanbul’dan çıkarken thrust reverserin hasarlı olduğunu bilmediğimizi için, getirdiğimiz takım/teçhizat içinde thrust reverser askısı (sling) yoktu, onu da İstanbul’dan istedik. Hasarlı thrust reverseri indirmek, yerine faalini takabilmek için vinç ihtiyacımız vardı. Havalimanı otoritesi, ücreti THY tarafından ödenmek üzere, şehirdeki özel bir firmadan vinç temin edebileceklerini, aprona giriş iznini kendilerinin vereceği için, sorun olmayacağını söyledi. Yapısal onarım işlerimizin devam ettiği 4 gün boyunca şansımıza lâpa-lâpa kar yağışı devam etti. Soğuk ve kar nedeniyle sık-sık çalışmaya ara veriyor, üstümüde biriken karları silkeleyip teknisyen odasında ısındıktan sonra yeniden işe başlıyorduk ama çalışırken 1 saat içinde kardan adam gibi oluyorduk. Mevcut olumsuz şartlar nedeniyle, yapısal onarımlarımızı SRM’e göre geçici (temporary) olarak yaptık. Cevat Tekin, sheet-metal parçaların kesme, kıvırma, form verme işlemlerini Lufthansa hangarındaki, imkanları dar küçük yapısal onarım atölyesinde yaptı. Cevat’ın İngi- Yapısal onarım işlerimizin devam ettiği 4 gün boyunca şansımıza lâpa-lâpa kar yağışı devam etti. Soğuk ve kar nedeniyle sık-sık çalışmaya ara veriyor, üstümüde biriken karları silkeleyip teknisyen odasında ısındıktan sonra yeniden işe başlıyorduk ama çalışırken 1 saat içinde kardan adam gibi oluyorduk. ANI lizcesi olmadığı için ben yanında hem tercüman hem de işe yardımcı olarak bulunuyordum. Yapısal onarım tamamlanınca, faal thrust reverserin ertesi gün Köln’e varacağı haberini aldık, bu bilgiye dayanarak meydan otoritesine şehirden temin edecekleri vinç için tarih/ saat verdik. Faal thrust reverser ve sling gelince hasarlı olanı söküp indirdik, arkasından faal olanı yerine taktık. Artık iş, motor çalıştırıp operasyonel ve fonksiyonel testleri yapmaya gelmişti. Uçağın kuyruğundaki Loader ve diğer teçhizatı ayırıp uçağı towing için temiz (clear) duruma getirdik. Havalimanı otoritesi uçağımızı motor çalıştırma alanına çekti. Bu sırada THY Düsseldorf teknisyenimiz Dursun Akgün de yardım için Köln’e gelmişti. Motoru çalıştırıp thrust reverser test ve ayarlarını tamamladık. Nihayet herşey tamamlanmıştı, uçağımızın faal olduğunu telex ile İstanbul’a bildirdik, İstanbul-Köln seferine hazırdı. İstanbul Dispeçerlikten ertesi gün yolculu olarak sefer planladığı bilgisi alınca, uçağımızı uygun bir park pozisyonuna çektirip kapattık. Çok yorulmuştuk, çok üşümüştük ama, görevimizi tamamlamıştık, mutluyduk, uçağımızı tekrar (geçici yapısal onarım nedeniyle tek sefer için olsa da) faal etmiş, Köln’de AOG durumdan kurtarmıştık. Uçak İstanbul’a varınca bizim uyguladığımız geçici onarım sökülerek kalıcı onarımı yapılacaktı. uçuş ekiplerinin kaldığı, Köln havalimanına çok yakın bir otelde “ekip misilli” uygulamasıyla kalıyorduk. Bu uygulamaya göre, otelin yatak+kahvaltı ücretini ve oldukça düşük olan günlük uçucu ekip harcırahımızı (yanlış hatırlamıyorsam günlük 21-22 DM) istasyon şefliği ödüyordu. Almanya DM’dan Euro’ya geçince 2DM=1 Euro olmuştu. İstanbul-Köln seferimiz ertesi sabaha planlandığı için, o akşam Tuncay arabası ile bize kısa bir şehir/çevre gezintisi yaptırdı. Köln’ün meşhur büyük kilisesini (Kölner Dom) dışarıdan gördük, şehrin hemen bitişiğindeki Höchst kasabasında (Aspirin’in mucidi Bayer fabrikasının ana merkezi buradadır) bir Türk restoranında akşam yemeği için dolaşırken bir vitrinde darbeli bir matkapta indirim ilanı dikkatimi çekti. Küçük dükkâna girdik. Fiyatı 150 DM’dan 99,95 DM’a düşmüştü. Fiyatının ucuzluğu nedeniyle, matkabın 2. el veya defolu olmasından şüphelendim. Satıcı “yeni modelleri çıktığı için, eski modelleri tüketmek amaçlı olarak fiyat indirimi yapıyoruz, bu ürün sıfır ve 2 yıl fabrika garanti belgesi var” diye beni ikna etmişti. 35 yıldır, halâ sorunsuz olarak, evdeki her işimi görmeye devam ediyor. Yurt dışı harcırahlarımız ve Köln hatırası : Bu 5 günlük zahmetli onarım sonrasında bize, daha doğrusu bana, hatıra olarak bu darbeli matkap ile harcırahımın artan kısmıyla, o tarihlerde ülkemizde bulunmayan, alıp çocuklarıma getirdiğim, 3 kg Güney Amerika’dan ithal muz olduğunu söyleyebilirim. Anılan tarihlerde ülkemizin ekonomisi çok kötü durumda idi. THY olarak tabi olduğumuz Devlet Harcırah Yönetmeliği’ne göre, alacağımız harcırah kaldığımız otelin ücretini dahi ödemeye yetmeyeceği önceden bilindiği için, Teknik Müdürlüğün yazılı onayı ile THY Hey gidi günler. “Uçak Teknisyenliği meslek olarak çok meşakkatlidir, aşık olunmadan yapılmaz, aşk sürekli ilgilenmeyi, bilgilenmeyi ve peşinden koşmayı gerektirir” diyerek bizleri yetiştiren ağabeylerimize hak veriyor, onları şükran ve rahmetle anıyorum. 27 28 HAVACILIK-HOBİ HELİPOP-TERCİ Soğuk bir kış günü, hep yaptığım gibi, kat kat giyinmiş vaziyette, ahşap dekorasyonlu bir cafede sütlü kahvemi içerek, ısınmaya çalışıyordum. Yürüdüğüm süre boyunca, soğuk hava ve şiddetli rüzgar resmen içime işlemişti… “Bu kez kaçarı yok, kesin hasta olacağım” diyordum kendi kendime… NİHAN YAVAŞ Planör Pilotu Yalnız başına, cam kenarında bir masada oturuyordum ve karşı masalarda oturan insanları gözlemliyordum. Nedense bunu her tek başına oturduğumda yaparım, ne hayatlar öğrendim bu şekilde, bir bilseniz… Sonra, birden arka masamda oturan bir anne, baba ve 5-6 yaşlarındaki oğullarının konuşmasına kulak misafiri oldum. Babası, oğluna soruyordu, “benim oğlum ne olacak büyüyünce” diye, çocuk çok net bir cevap verdi. Dedi ki, “helipopterci olacağım!...” Annesi, şen bir kahkaha attı ve oğluna tekrarlattı. “Ne olacağım dedin sen?” Çocuk yine kendinden emin bir şekilde “helipopterci dedim ya, siz de hiçbir şey bilmiyorsunuz” diye cevap verdi. Annesi ve babası gülmeye başladılar ve tabii ki dayanamayıp arkamı döndüm. Çocuk, resmen hissetmiş gibi bana bakarak “abla sen anlatsana helipoptercileri” demez mi? Bir kahkaha da ben attım ve çocuğu yanıma çağırdım. “Helikopter pilotu” olabilir mi o bahsettiğin meslek?” dedim. “ “Hah, evet ondan olacağım, helipopter pilotu” dedi yine afacan çocuk. Sevimliliği ve samimiyeti ile hepimizi bir daha güldürdü. Meğer, o gün okulunda öğretmeni anlatmış helikopterleri. Daha doğrusu okulun bahçesinde çocuklarla oynarken, bir helikopter geçmiş ve çocuklar da öğretmenlerine tepelerinden geçenin ne olduğunu sormuşlar, o da çocuklara helikopterlerden bahsetmiş. Sonra da afacan yumurcak, belli ki kendini o aracın içinde hayal etmiş. Nedense, başıma bunun gibi enteresan olaylar her daim gelir, galiba havacılığa duyduğum özel ilgi, böyle insanlarla aramda gizli bir bağ oluşmasına sebebiyet veriyor. Çocuk, her ne kadar dili dönmediğinden, helikoptere, helipopter dese de, bu sözcük beni araştırmaya HAVACILIK-HOBİ itti. Acaba böyle bir sözcük var mıydı, yoksa bu bir uydurma mıydı? Bilinçli olarak söylemese de aslında çocuğun ağzından çıkan “helipopter” değil ama “helipop” diye bir kelimenin varlığından, onun sayesinde haberdar oldum. Sokakta kaykaya binenlerin, kaykayı havada 360 derece döndürüp tekrar yere koyabilme hareketinin ismiymiş meğer “helipop”. Ne büyük tesadüf değil mi? Helikopter denilen hava araçlarının da manevra kabiliyetleri çok yüksek olduğundan, belki de bu harekete isim verirken esinlenmiş olabilirler. Çocuk haklı, helipopçu da olunabilirmiş demek ki! En basit şekilde helikopter neye benzer? Çocuğun, pilotluk yapmak istediği bu hava aracını tarif etmek istediğimizde ise, helikopterin üstündeki ana pervanesinin aslında bize hiç de yabancı olmadığının farkına varırız. Evlerimizde kullandığımız havalandırma fanları da aynı mantıkla çalışmaktadır. Bir taraftan almış olduğu havayı, pervane ile tahrik kuvveti elde ederek diğer tarafa daha hızlı şekilde iletir ve bilindiği gibi, dairesel hareket, sürekli bir hareket oluşturmanın en basit yoludur. Bu enteresan hava aracının pervanesi aynı uçak kanadı gibi eğimli bir yapıya sahip olmakla birlikte, kıyaslama yaptığımızda uçağa nazaran çok daha ince olduğunu görürüz. İnceliğinin sebebi ise hava sürtünmesini mümkün olduğunca azaltıp, daha hızlı yol katetmesini sağlamaktır. Helikopterlerin uçuşunda yalnızca ana pervane ve kuyruktaki pervane görev yapar. Bu iki pervanenin dışında herhangi başka bir tahrik unsuru yoktur. Pervane kollarının her birine pal denmektedir. Pilot, kalkışta bu palleri birbirine zıt açıyla eğer. Bu açı sayesinde yere doğru en yüksek hava basıncı uygulanmış olur. Helikopterin havalanması da motor devri arttıkça gerçekleşir. Kısacası, helikopterin inişi ve kalkışı bu açının azaltılması ve arttırılmasıyla olur. Helikopterin yön değişimleri ve ileri-geri hareketi içinse, ana motordan gelen pervane şaftına bağlı kontrol mekanizması ile pervanenin öne ve arkaya eğimi ayarlanmaktadır. Pervane öne doğru yattığında, gövdeyi ileriye doğru çekecektir, bu sayede helikopter ileri yöne hareket eder. Pervane arkaya doğru yattığında ise, önce fren etkisi yapacak ardından da helikopter geri yöne hareket edecektir. Helikopterle ilgili şaşırtıcı gerçek nedir? Belli bir yükü kaldırmak için gerekli olan en az gücün çok üzerinde güç sarf etmesinden kaynaklı, helikopter aslında "verimsiz" bir araçtır. Ancak hiçbir şekilde özel bir piste gerek duymuyor oluşu, kolayca inip kalkması, havada asılı kalabilmesi özellikleriyle ve üstün manevra yeteneğiyle de son derece elverişli bir araçtır. Motoru durduğunda, araç düşerken pervane kanatlarının, yel değirmeni gibi dönüşünü sürdürmesi, helikopterin 60 metreden itibaren güvenli biçimde zorunlu iniş yapabilmesini de sağlar. Helikopter, eski Çin'de oyuncak olarak bilinmekteydi. Leonardo da Vinci, uzun yıllar boyunca helikopter tasarımlarıyla uğraştı. 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında bir dizi mucidin çeşitli helikopter denemeleri oldu. Ancak ilk başarılı uçuş Almanya'da Heinrich Foche (1937) ve ABD'de İgor Sikorski tarafından gerçekleştirildi (1940). İkinci Dünya Savaşı'nda üstünlüğünü kanıtlayan ve o günden bu yana daha da geliştirilen helikopter, günümüzde sivil ve özellikle askerî alanda önemini korumaktadır. Böylelikle Sikorksi helikopterlerin de isim babasını sizlere iletmiş oldum. Helikopter nedir ve hangi amaçlara hizmet eder? Yerden dik olarak havalanabilen ve yine aynı şekilde yere konabilen hava taşıtlarına verilen ortak addır “Helikopter”. Tepesinde ve kuyruğunda olmak üzere iki adet pervanesi vardır. Tepesindeki pervane, dik 29 30 HAVACILIK-HOBİ olarak yükselip alçalmasını, kuyruğunda olan pervane ise yere yatay olarak yol almasını sağlamaktadır. Helikopter, iki değişik yönde olan bu hareketi sebebi ile çok dar alanlarda istenilen yere inebilme özelliğini taşımaktadır. Hızının az olması da, yolcu taşımanın dışında, çeşitli işleri yapmasına olanak verir. Bu işleri şöyle özetleyebiliriz ; • Dağlardaki sel ve yangın felaketlerinde, • Çeşitli arkeolojik kazılarda, • Uçak pisti olmayan yerlere posta ve başka eşyaların taşınmasında, • Acil durumlarda ambulans yerine geçerek hasta taşınmasında, • Çok çeşitli askeri işlerde, • Tarım alanındaki sulama ve ilaçlamalarda, • Canlı yayın, film ya fotoğraf çekme görevlerinde, • Turistik amaçlı gezilerde, • İş adamları için hava taksisi olarak, • Deniz üzeri platformlara inişlerde, (off-shore) • Yüksek ağaç kesme, budama işlerinde, Hava Taksi Olarak Kullanılan Helikopterler kullanılmaktadır. Zirai ilaçlama helikopteri Yangın söndürme helikopteri Ambulans Helikopter Askeri Helikopterler HAVACILIK-HOBİ Helikopter hangi bölümlerden oluşmaktadır? Herhangi bir tipteki helikopter; gövde, iniş takımları, rotor sistemleri (kuyruk ve pallerden), transmisyon ve motor / lardan oluşmaktadır. Bu bölümleri tek tek inceleyecek olursak da karşımıza aşağıdaki gibi bir sözlük çıkmaktadır. CABIN DOOR: Kabin kapısı COWLING: Kapaklar; motor ve transmisyon gibi bölümler için erişim kapaklarıdır. ENGINE: Türbinli veya piston motor Helikopter motorları, 100-110 oktan benzin (Avgas) kullanan pistonlu ve Jet A-1 yakıtı tüketen türbinli (turboshaft) motor olarak iki tipe ayrılır. Motorlar transmisyon güç iletecek şekilde yatay, farklı açılarda ve/veya dikey pozisyonda gövde üzerine yerleştirilebilirler. Genelde küçük, hafif ve sportif amaçlı helikopterler pistonlu motor kullanırken; orta ve büyük ölçekte yük ve yolcu taşıyan helikopter dizaynında turboshaft motor kullanılmaktadır. ENGINE MOUNT: Motor – gövde birleşme noktalarında yapısal anlamda kuvvetlendirilmiş tutuculardır. ELEVATOR: Yatay eksende helikopter burnunun yükselmesi ya da alçalmasına yardımcı olan yüzeydir. Küçük helikopterlerde sabit olup yatay dengeleyici (horizontal stabilizer) adını almaktadır. FUSELAGE: Helikopterin gövdesi GEARBOX: Dişli kutusu. Ana transmisyon ve kuyruk transmisyonu bölgelerinde bulunur. LANDING SKIDS: Kızaklı iniş takımlarıdır. MAST: Ana transmisyon ve ana rotor palleri arasında dönel hareket aktarma organıdır. STABILIZER BAR: Helikopter ana pallerinin dönü esnasında yatay sarsıntısını minumuma indirgeyecek ağırlıklarının monte edildiği bar olup yeni nesil ve daha hafif semi-rigid (yarı sabit) helikopterlerde farklı şekilde (Pendulum Damper adıyla) dizayn edilmişlerdir. Fully Articulated (tam mafsallı; tam oynar) ana rotor yapılarında bulunmamaktadır. SWASH PLATE: Mast üzerinde aşağı-yukarı hareketle pal hatvelerini (pitch links ile) değiştiren ve sonuçta helikopterin ön-arka; sağ ve sol yan ile yukarı-aşağı hareketlerini yönlendirici ara parçadır. Dolayısıyla swash plate’in hareketini lövye (cyclic) ve kollektif (collective) ve aradaki itme-çekme çubuklarından (pull-push tubes’den) aldığı unutulmamalıdır. TAIL BOOM: Kuyruk konisi TAIL FIN: Kuyruk bölümü TAIL ROTOR: Kuyruk rotoru TAIL ROTOR DRIVE SHAFT: Kuyruk rotoru sürücü şaftı TAIL SKID: Kuyruk kızağı yere çarpma engelleyicisi ya da koruyucusu TRANSMISSION (XMSN): Motor veya motorlardan aldığı gücü (power) ana ve kuyruk pallerine yönlendirici şaftlar ile ileten dişli kutusudur. Helikopter teknolojisinde, motor ve transmisyon üniteleri arasında herhangi bir acil durumda güç aktarımını engellemek için yerleştirilen mekanizma ‘overrunning clutch’ ve/veya ‘frewheeling unit’ adındaki bir tür kavrama mekanizmasıdır ki bu aktarma organı herhangi bir motor arızasında ana pallerle bağlantının kesilmesini ve helikopterin yere emniyetli bir iniş yapabilmesini sağlayan otorotasyon (autorotation) hareketinin ana unsuru da olacaktır. Helikopter Aşkı Helikopter sahibi olmak, özellikle kozmopolit şehirlerde ve yoğun trafik kaosunun içinde, yaşamaya çalışmak için cebelleşen insanların hayalidir. “Ne olurdu ki bir helikopterim olsaydı da şuradan kalkıp, şuraya konsaydım” derler. Haksız olmamaları ile birlikte, çok da masraflı bir hayal olduğundan, maalesef gerçekleşmesi güç bir düş olarak kalmaya devam etmektedir. Yoksa helipopterci olmayı ya da bir helipopterciyle her gün başka manzara zenginliklerinde kaybolmayı kim istemez ki? Gün gelir belki de hayaller gerçek olur. Olmasa bile artık helikopterle şehir turu atmak ya da başka bir şehre uçmak çok daha erişilebilir bir zevk… Helipop hareketiyle yerde kaykayın üzerinde uçanlardan sonra, sizin de bir helikopterin kabininden gökyüzünü selamlayanlardan olmanız dileklerimle... 31 32 TEKNİK V2500 MOTORUNDA HANDLING BLEED VALFLERİN SEBEP OLABİLECEĞİ ARIZALAR Bu yazımızda A320 ailesinde kullanılan V2500 motorlarındaki Handling Bleed Valflerin açıkta ya da kapalıda arızalanmasının motor üzerindeki etkilerinden bahsedeceğiz. Elimizden geldiğince detaya inmeden özet bilgi vermeye çalışacağız. EMRAH YENER Teknik Eğitmen V2500 motorlarında High Pressure Compressor’ün (HPC) 7. kademesinde 3 tane, 10. kademesinde ise 1 tane Handling Bleed Valf (HBV) bulunur. Bu valfler motorun startında, devir artış ve azalışlarında, surge- stall durumlarında HPC’deki havanın bir kısmını Fan havasına kaçırıp HPC’deki hava akışının daha düzenli olmasını sağlayarak, burada hava akışının bloke olmasını önlerler. HPC’deki hava akışının bozulması tüm motoru etkileyeceğinden bu valflerin düzgün çalışmasının önemi çok büyüktür. Öncelikle bilinmelidir ki FADEC sistemi elektronik bir sistem olduğundan, sensörlerin yetersiz kaldığı durumlarda motorda oluşan arızayı belirleyemez ve bu durumda troubleshooting gerekli olur. Hava sistemindeki toplam 4 adet handling bleed valf P3 havasını (HPC çıkış havası) kullanan 4 adet solenoid ile kontrol edilirler. Solenoidlerin energized ya da de-energized konumda sıkışması durumunda, valflerin açıkta ya da kapalıda sıkışması durumunda ya da P3 hattında kaçak olması TEKNİK durumunda bu arıza Non-Detected FADEC Fault olarak bilinir ve adından da anlaşılacağı gibi FADEC sistemi bu arızayı tespit edemez. Aşağıda, bu valflerin arızası durumunda oluşabilecek motor sorunlarının bazılarından bahsedeceğiz; • Hung start: Motorun idle devrine ulaşamadan belirli bir dervirde asılı kalmasıyla beraber yüksek EGT’ye de sebep olabilen başarısız bir motor startıdır. 7. ve 10. kademedeki handling bleed valflerin bazılarının kapalıda kalması ya da erken kapanması hung starta neden olabilir. • Hot start: motorun startı esnasında EGT değerinin limitlerin üzerine çıkmasıdır. Farklı sebepleri olabileceği gibi normalde kapalıda kalması gereken bir handling bleed valfin açıkta kalması da hot starta sebep olabilir. Handling bleed valften kaçan havadan dolayı thrustta yani EPR (Engine Pressure Ratio) da düşüş meydana gelir. FADEC thrustın neden düştüğünü bilemediğinden (Non-Detected FADEC Fault) gerekli thrustı yakalayabilmek için yakıt akışını daha da arttırır. FADEC’in EPR kaybını bu şekilde yakıt akışını arttırarak telafi etmeye çalışması EGT’yi limit dışına çıkartabilir. Bu valflerin açıkta kalması startın yanı sıra Take-off esnasında da yüksek EGT’ye sebep olabilir. • Climb ve Cruise da yüksek EGT/Fuel Flow: Climb ve Cruise esnasında motor EGT ve Fuel Flow parametrelerinde artış ya da diğer motorla uyumsuz olması durumunda yine açıkta kalan bir handling bleed valften şüphelenilebilir. • Transit devirlerde ya da Surge Recovery esnasında motor arızası: Motor devir geçişlerinde (acceleration-deceleration) ve surge recovery (motoru surge durumundan kurtarma) durumlarında HPC kademelerindeki hava akışının düzgün bir şekilde bloke olmadan devam edebilmesi için EEC kendi algoritmasında tanımlanmış olan bazı handling bleed valfleri açarak hava akışını düzenler. Transit devirlerde ve surge recovery esnasında kullanılan valfler farklıdır. Devir geçişlerinde 7C ve yanında bazen 7A açığa gider. Surge recovery esnasında ise 7A, 7C ve 10. kademe valfleri açığa giderek kompresör hava akışının stabil olmasını sağlar. Bu valflerden birisi ya da birkaçı transit ya da surge recovery durumunda kapalıda kalırsa motor stall ve surge durumuyla karşı karşıya kalabilir. 33 34 TEKNİK THRUST DEĞERİ NASIL ÖLÇÜLÜR? Gaz turbinli motorların veya pervanenin ürettiği uçağı ileriye doğru haraket ettiren kuvvete thrust denilir. Newton’un 2. ve 3. hareket kanunu ile izah ettiğimiz bu kuvvet kısaca tepki kuvveti olarak isimlendirilmekte. Newton’un 3. hareket kanunu “Her etkiye karşılık eşit fakat ters yönlü bir tepki kuvveti vardır” der. Uçaklarda kullanılan gaz türbinli motorlarda hava önden arkaya doğru akarken bu akışa ters yönlü bir tepki “thrust” kuvveti elde edilir. Kısaca F=m.a şeklinde formülize edilir. Burada m motorun içinden akan havanın kütlesini a da bu havayı ivmelendirme oranını ifade eder. Bu kuvvet motorun her bir kısmında (fan, kompressör, yanma odası, türbin, nozzle) ayrı ayrı hesaplanır. Hesaplanan kuvvet değerleri toplanarak motorun ürettiği toplam thrust değeri bulunur. Üretilen thrustı arttırmak için ya motor içinden akan havanın miktarı arttırılır ya da ivmelenme oranı. CEMİL AKGÜL Teknik Eğitmen Motorların üretmiş olduğu thrust “test cell” veya türkçe tabirle “bremze” denilen yerlerde ölçülür. Motorun ürettiği thrust ve diğer parametrelerin kontrolü için yapılan bu işlem motor uçağa takılmadan harici göstergeler ile bremzede yapılabildiği gibi uçak üzerinde uçağın kendi indikatörleri kullanılarak da yapılabilir. Yeni geliştirilen, dizayn aşamasındaki motorlarda imalat aşamasında standart testler kapalı ortamlarda klasik test cell’lerde yapılır. Ayrıca yüksek rakımlı arazilere kurulmuş açık hava bremzelerinde, motorun içine su sıkılması, buz atılması, kuş kaçması ve TEKNİK fan blade kopması gibi extreme testler uygulanır. Bunların haricinde bir de “test bed” denilen uçaklarda, motorların uçuş performansları test edilir. Bu işlem için imalatçılar B747 veya A340, A380 gibi 4 motorlu uçakları tercih etmektedir. Test motoru genellikle bu uçakların 2 nolu motor pozisyonuna bağlanmaktadır. Tabii bazen gövde kenarına özel bir kanatçık bağlanarak test motoru buraya bağlanmakta ve 5 motorlu ilginç bir uçak görüntüsü ortaya çıkmaktadır. Test bed olarak kullanılan uçakların yolcu kompartmanları motor testleri için gerekli cihazlar ile techiz edilmektedir. İmalat aşamalarını ve zorlu sertifikasyon sürecini tamamlamış motorlar uçaklarda kullanılmaya başlayabilir. Günümüz ticari havacılığında kullanılan uçakların kokpitinde thrust parametresi olarak en çok EPR ve N1 indikasyonu kullanılır. Tabii ki her konunun istisnası olduğu gibi burada da istisnalar mevcuttur. Örneğin Airbus A380 uçağında thrust indikasyonu olarak N1 veya EPR değil THR olarak gösterilen FADEC sisteminin ilettiği yeni bir thrust gösterimi kullanılmaktadır. Kokpitte motor parametrelerini sürekli olarak gördüğümüz ekranda (EWD, EICAS) en üstteki ilk gösterim o uçakta kullanılan thrust paremetresini göstermektedir. EPR - Engine Pressure Ratio - motorun çıkışından ölçülen basıncın fan girişinden ölçülen basınca oranıdır. İki büyük motor imalatçısının tercihi EPR’dan yanadır. EPR’ın da farklı hesaplanma yöntemleri vardır. Fan çıkış basıncını hesaba katan şekline IEPR - Indicated EPR - denilir. İmalatçılar arasında birinci sırada yer alan diğer firma ise N1 indikasyonunu thrust paremetresi olarak kullanır. N1 motorun Low pressure şaftının hızını, yani fan hızını ifade eder. Günümüz motorlarında thrust ın büyük kısmını (yaklaşık %80) fan üretir. Dolayısıyla fan hızını bilirsek motorun ürettiği thrustı da ölçmüş oluruz. EPR mı, N1 mı, sorusuna net bir cevap vermek zor. Her ikisini de savunan, avantaj veya dezavantajlarından bahsedenler olsa da nihayetinde bu imalatçıların tercihidir ki bu konuyu ayrı bir yazıda değerlendirmek daha isabetli olacaktır. 35 36 TEKNİK İRTİFA SAPMASI (LEVEL BUST) Hava trafik kontrol hizmeti verirken kontrolörlerin karşılaştığı birtakım olumsuz durumlar olabilir. Bu olumsuz durumlara nasıl müdahale edileceği kurallarla belirli standartlara bağlanmıştır. Beklenmedik olay, acil durumlar ve ayrıntılarına Haziran ayı sayımızda yer vermiştim. Bu ay da havada karşılaşılabilecek problemlerden bir diğeri olan “level bust” yani irtifa sapması yer alıyor. GONCA DEMİRÖZ Hava Trafik Kontrolörü Bilindiği üzere hava trafik kontrolörleri sorumluluk alanlarındaki uçaklara belirli talimatlar vermek suretiyle önce emniyetli, sonra düzenli ve hızlı bir hava trafik akışı sağlamakla sorumludurlar. Bu hizmet, belirli konuşma kalıpları ve müdahale etme yöntemleri ile kurallara bağlanmıştır. İrtifa sapmasının ne olduğu, gerçekleşme sebepleri ve alınabilecek önlemlere bir bakalım. Level Bust- İrtifa Sapması; uçakların, hava trafik kontrolörlerinin talimat verdiği seviyelerden farklı GÖKAY GÜVEN nedenlerden dolayı sapması ile meydana gelen durumu ifade etmektedir. Bu sapma, RVSM (Reduced Vertical Seperation Minima- Azaltılmış Dikey Ayırma Minimumları) yani hava araçlarının uçuş seviyesi 290’dan 410’a kadar olan seviyelerde dikey ayırmalarının 2.000 feetten 1.000 feete düşürüldüğü hava sahalarında, 200 feetlik bir değeri ifade etmektedir. Bir başka deyişle bu sapma, iki hava aracı arasındaki belirlenmiş dikey ayırmanın 1.000 feetten 800 feete düşmesi durumunu ifade eder. Yapılan araştırmalar irtifa sapmasının nedenleri arasında TEKNİK 37 en yüksek orana, pilot ve hava trafik kontrolörleri arasındaki iletişim probleminin sahip olduğunu gösteriyor. Oran yaklaşık yüzde 70 civarında. Hava trafik kontrolörlerinin pilotların FMS sistemine ayarladıkları seviyeyi mode-s bilgilerine ulaşmaları sayesinde görebilmeleri, irtifadan kaynaklanan problemleri büyük oranda azaltmıştır. Kontrolörler, pilotların verilen seviyeden farklı bir seviye yazdıklarını, radar monitörlerindeki seviye hanesinin renk değişimine uğraması ile farkeder ve en kısa sürede seviye düzeltmesi talep ederler. Seviye sapmasına neden olan durumlardan bir diğeri hava trafik kontrolörlerinin pilotlara seviye-irtifa tahsis ederken geç kalmalarıdır. Bir uçağa sürekli bir tırmanış ve alçalış hizmeti vermek, kaliteli bir hizmet sağlamak açısından oldukça önemlidir. Örneğin hava aracı uçuş seviyesi 210’a tahsis edilmiş ve uçak belli bir tırmanma oranıyla bu seviyeye yaklaşırken, uçaktan acilen 200 uçuş seviyesini muhafaza etmesi istenmişse, elbette bu uçağın son saniyelerde verilen bu talimata anında uyabilmesi beklenmemelidir. Bu durumda, son tahsis edilen bu seviyeden en az 200 feetlik sapma olması olasıdır. Tam tersini düşünecek olursak, aynı şekilde hava aracının alçalışı sırasında ani bir talimatla seviyeyi tutması istenirse yine sapma durumuyla karşılaşılması mümkündür. Bu durum ayırmanın 1.000 feetin altına düşmesi, bir başka trafiğe ayırma minimumlarından fazla yaklaşılması açısından oldukça önemli olup, tehlike teşkil etmektedir. Sonuç olarak irtifa sapması , uçaklardaki ayırma sistemi olan TCAS RA’nın (TCAS- Traffic Alert and Collision Avoidance System- Resolution Advisory) devreye girmesine, olayın rapor edilip, kayıtların dinlenmesine neden olabilmektedir. Bazen bu durum pilotun verilen seviyeyi yanlış anlaması, doğru telaffuz edip FMS’e yanlış seviye girmesi ya da yapılan yanlış readback (verilen talimatın pilot tarafından tekrar edilmesi) durumunda gerekli düzeltmenin hava trafik kontrolörleri tarafından yapılmamasından "Hava trafik kontrolörünün verdiği irtifa talimatıyla, FMS'e pilot tarafından girilen irtifanın uyuşmaması durumundaki ikaz hali" 38 TEKNİK kaynaklı da olabilir. Bu hatalar, ağır iş yükü altında olan hava trafik kontrolörleri ve pilotların aynı anda birçok görevi yerine getirmeye çalışmaları sırasında, radyo muhaberelerini tam olarak dinleyemedikleri zamanlarda artmaktadır. Hava trafiğinin yoğun olduğu zamanlarda frekansın sürekli meşgul olması, hava araçlarının birbirlerini sürekli bloke etmeleri, frekanstaki girişimler diğer nedenler arasında sayılabilir. Hava araçlarının tırmanış ve alçalış sırasındaki oranları da oldukça önemlidir. Yüksek alçalma ve tırmanma oranı, irtifa sapması olasılığını arttırmakta ve tehlikeli durum ortaya çıkmadan önce hatanın düzeltilebilmesi için fırsatın azalmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle hava araçlarının tahsis edildikleri seviyeye yaklaşırken tırmanma ya da alçalma oranlarını belirli bir feete azaltmaları kurala bağlanmıştır. İrtifa sapmasının bir diğer sebebi de meteorolojik koşulların uygun olmamasıdır. Hava koşullarının olumsuz olduğu zamanlarda, hava araçlarının türbülans ve CB dediğimiz içinde yoğun hava olaylarının olduğu bulutlardan kaçınma durumu söz konusu olduğunda, irtifalarda sapmalar meydana gelebilir. Bu nedenle olumsuz hava koşullarında hava araçları arasındaki ayırmaların arttırılması önerilen bir çözümdür. Altimetre ayarlarındaki karışıklık, SID ve STAR’larda (Standard Instrument Departure Routes Hava koşullarının olumsuz olduğu zamanlarda, hava araçlarının türbülans ve CB dediğimiz içinde yoğun hava olaylarının olduğu bulutlardan kaçınma durumu söz konusu olduğunda, irtifalarda sapmalar meydana gelebilir. Bu nedenle olumsuz hava koşullarında hava araçları arasındaki ayırmaların arttırılması önerilen bir çözümdür. and Standard Arrival Routes) belirlenen tahditlere uyulmaması, frekans kalitesindeki düşüklük dolayısıyla muhaberenin sağlıklı olmaması, otomatik pilotun irtifayı tutamama durumu bu problemin yaşanmasındaki diğer önemli faktörlerdir. Bu bağlamda irtifa sapması probleminin yaşanmaması için, hem pilotların hem hava trafik kontrolörlerinin muhaberede çıkabilecek aksaklıklara karşı dikkatli olmaları beklenir. Standart frezyolojinin (Havacılık İngilizcesi) kullanımı, mesajların sağlıklı anlaşılmasındaki en önemli sebeptir. Standart olmayan bir frezyoloji asla kullanılmamalıdır. Mesajın uzun olmamasına, verilen talimatların anlaşılır olmasına, gerekiyorsa parça parça aktarılmasına önem verilmelidir. Talimatlar esnasında rakamların yanlış anlaşılması da sık karşılaşılan bir durumdur. İhtimal dahi vermeyeceğiniz hataların gerçekleşmesi ne yazık ki radyo muhaberesi sırasında mümkün. Örneğin ingilizce dört ve yedinin ya da bir ile beşin birbirine ses yakınlığı olmamalarına rağmen çok karışması TEKNİK frekansta oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle talimatların rakam içeren kısımları daha net, vurgulu okunmalıdır. Çağrı adı karmaşıklığı da benzer bir diğer durumdur. Aynı anda frekansınızda birbirine çok benzeyen çağrı adını taşıyan trafiklerin olması hiç de uzak bir ihtimal değil. Bu durumda standart frezyoloji kullanılarak, frekansta benzer çağrı adlarına sahip olan trafikler durumdan haber edilir, talimatları dinlemeleri açısından trafiklerin dikkatli olmaları istenir. Problemi çözmede uygulanabilecek bir diğer yol, geçici olarak uçak çağrı adının kontrolör tarafından değiştirilmesi durumudur. Problem ortadan kalkınca uçağın tekrar uçuş planındaki çağrı adına dönmesi sağlanır. Çağrı adı karmaşıklığı da benzer bir diğer durumdur. Aynı anda frekansınızda birbirine çok benzeyen çağrı adını taşıyan trafiklerin olması hiç de uzak bir ihtimal değil. Bu durumda standart frezyoloji kullanılarak, frekansta benzer çağrı adlarına sahip olan trafikler durumdan haber edilir, talimatları dinlemeleri açısından trafiklerin dikkatli olmaları istenir. Anlaşılacağı üzere birçok nedeni olan irtifa sapması durumunun havacılık otoritelerine rapor edilmesi esastır. Emniyetle ilgili hadiselerin rapor edilmesi; hem sorunların kaynağının araştırılması, önlemlerin alınması hem de yapılan araştırmalara zemin oluşturması bakımından gereklidir. Bu sayede irtifa sapması bilgileri tanımlanabilir, emniyet konusundaki sorunlar değerlendirilip çözümleri geliştirilebilir ve hava trafik hizmetinin etkinliği arttırılabilir. 39 40 TEKNİK ELEKTERO MANYETİK ALAN 2 İYONLAŞMA VE TOPRAKLAMA HAKKINDA ŞEBNEM BAYEZIT Yer Hizmetleri, Rezervasyon ve Bilet Satış Eğitmeni İngiliz mimar ve çevre bilim insanı Isaac Jemieson 50/60 hz (AC) alternatif akım elektrik yüklerinin hava kirliliğinin artmasına neden olmasından dolayı hastalık mikroplarının soluduğumuz havanın yoğunluğunu olumsuz yönde etkileyerek kirliliğin havada biriktiğini ve akciğerlerde tortulaşmanın daha fazla olmasına neden olduğunu belirtti. Elektrikli aletlerin kullanıldığı hastanelerde ve binalarda enfeksiyon oranının daha fazla olduğunu ve elektrik yüklerinin daha yüksek olmasından dolayı bu binalarda bağıl nem oranının %20-30’un altında olmasından dolayı sentetik materyal ve metallerde elektrostatik yüklenme meydana gelmektedir. Isaac Jemieson, çift kutuplu iyonizasyonun, doğal materyal kullanmanın (beton ve çelik binalar, doğal engeller) bağışıklık sistemine faydalı olan dikey elektrik alanlarının, topraklamanın insan vücudunda biriken kirliliği nötr hale getirdiğini önemle vurgulamaktadır. California Earthing Enstütü merkezinde çalışan bilim insanları, bilimsel dergilerde iltihaptan kaynaklı pek çok hastalığın ve diğer sağlık problemlerinin topraklama ile azaltılabildiğine dair pek çok yazı yayımladılar. Dr. Havas kendinizi topraklamanızın oldukça önemli olduğunu vurgulamakta ve bunu yapmanın gerekliliği üzerinde durmaktadır. Bir ortamda elektrik ortaya çıktığında eğer vücudumuz o elektriğe maruz kalıyor ve fazla şarj oluyorsa vücutta elektronlar birikir ve biriken bu elektronlar bir şekilde elektron hassasiyetine neden olur. Örnek verecek olursak saatlerce bilgisayar karşısında yazı yazmak, tabletleri ya da cep telefonlarını uzun süre kullanmak bu elektronlarla yüklenmeye neden olmaktadır. Mesela elektrik endüstrisinde çalışan kişilerin evlerine vardıklarında bir metal tabaka üzerinde çıplak ayakla 2 ile 5 dk ayakta durmaları önerilmektedir ki vücutlarındaki zararlı elektronlardan temizlenebilsinler. Earthing enstitüsünün araştırmasına göre, topraklama kablosu ile toprağa bağlanmış ayaklarınızın altına konan topraklama paspasıyla veya ince gümüş liflerle yapılmış pamuk yatak şiltesinde uyumak da etkilidir hatta evinizdeki elektrik alanından olumsuz etkilememeniz için bu tür materyallerin kullanımı daha fazla tavsiye edilmektedir. Bu sayede sabahları daha dinç ve dinlenmiş olarak uyanabilirsiniz. Aşırı elektrik yükünün boşaltılması dışında topraklama vücudun topraktan beslenmesi iltihaplanmayı azaltarak, serbest elektronların vücuttan atılmasını sağlamaktadır. TEKNİK Doktorların çok ilginç bir tavsiyesi ise sabah şebnemi diye bilinen sabah erken saatlerinde çimlik alanlarda kendiliğinden oluşan nemin üzerinde yalın ayak yürümenin insan vücudunu doğal toprakladığı ve bütün tavsiye edilenler içinde eğer imkanınız var ise bunun en ideal yol olduğudur. Nem yardımıyla tuz ve diğer mineral karışımının vücuttaki serbest elektronların ayak tabanlarına iletilmesinin sağlandığını söylemektedirler. Dr. Havas Mağnezyum sülfat banyosunun da iletkenliği arttırdığını ve aşırı yüklenilmiş elektronların vücuttan atılmasını kolaylaştırdığını açıklamaktadır. Şehir hayatında bu tür imkanınız yok ise o zaman topraklama paspasını tavsiye eden bilim insanları topraklama paspası sayesinde evin içindeki prizden direk toprağa bağlanarak topraklamayı sağladığını belirtmektedirler ve bazı insanlarda çarpıcı biçimde olumlu gelişmelerin gözlemlendiğini, bir kısım denekte ise zaman içinde olumlu gelişmelerin gözlemlendiği belirtilmektedir. Bu gelişim hastaya ve elektron yüklenmenin dozuna, hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğuna göre değişmektedir. Öncelikle şuna emin olunmalıdır; vücudunuz yüklenme yapabilen gözle görülmeyen fakat zararlı minik akımlarla dış yüzeylerde veya bulunduğunuz ortamın duvarlarında dolaşan akımdan temizlenilmelidir ki, vücudumuz hala olumsuz olan bu akımlara maruz kalmasın. Ayrıca manyetik alanda bir öncü olan Amerikalı epidemolojist Sam Milham’a göre, topraklama paspaslarını kullanırken dikkatli olunması gerekmektedir. Kuzey Amerika’da elektrik dağıtımının yer altına taşınmasından dolayı oluşacak bu döngünün insan sağlığı için olumsuz olabileceğini vurgulamaktadır. Herhangi bir topraklama pedi kullanıyorsa direkt olarak bu paspas bağımsız bir akım dönüştürücü olacaktır. Eğer bulunduğunuz ortamda zemin elektrik akımından temiz ise kullanımı kesinlikle çok faydalıdır ancak yer altından geçen elektrik akımı bu paspasların yararını zarar olarak değiştirebilmekte ve vücudumuzu bağımsız bir akımda bırakabilmektedir. Bu tür topraklama ürünlerinin çok farklı ve gelişmiş olanları her geçen yıl çıkmaktadır. Özellikle insan uyurken vücudunun topraklanması DNA yenilenmesi için oldukça önemlidir. Bütün bunların yanı sıra dolaşan akım ortamında bulunurken istediğiniz kadar vücudunuzu topraklamaya çalışın evinizdeki veya uzun süre bulunduğunuz yerlerdeki elektrik tesisatında var olan problemler çözülmediği sürece yani asıl sebep olan kaynaktan güç kesilmediğinde ya da elektrik santralleri, fabrika gibi yoğunluğun fazla olduğu yerlere yakın yaşanması durumunda sadece vücudunuzu topraklamanız da hiçbir zaman tam bir etki oluşturmayacak ve rahatsızlıklar devam edecektir. Bu tür ortamlarda fazlasıyla zaman geçiriliyorsa dışardayken de bu topraklama aletlerine bağlanılmalı ya da bunların portatif mini ceket ya da pantolon ceplerinde taşınanlarından edinilmeli ve devamlı olarak minyatür olan bu topraklama aletleri ile dolaşılmalıdır. Bunda da yine yüzey akım problemlerinizin olmadığına emin olmalısınız. Dr. Havas’a göre gece ve gündüz, rastgele zamanlarda vücut toprak seviyenizi, vücut topraklamanızın güvenirliğini devre test aleti ile tespit etmelisiniz. Eğer bu değerler 10mV veya daha yüksek ise topraklanmanıza gerek kalmayacaktır. 41 42 BİLİM-TEKNOLOJİ POST MODERN ARENA; E-SPOR Gelişimi etkileyen etmenler üzerine yapılan araştırmalarda, özellikle dijital oyunun sadece çocuklarda değil, yetişkinler üzerinde de sosyal adaptasyon, stresle baş etme ve problem çözme gibi bilişsel becerilerin oluşması için çok önemli bir rol oynadığını göstermekte.Gelecekte beklenmeyen durumlar karşısında ve yeni ortamlara gerekli olan pratik zeka esnekliği için de yaratıcı süreçler içerdiği ifade edilmektedir. UTKU UZUN Uçak Teknisyeni BİLİM-TEKNOLOJİ 25 milyon oyuncu, 26 binin üzerinde internet kafe ve her gün gerçekleşen yüzlerce turnuva ile dijital oyunlar ve elektronik spor Türkiye’nin hızla gelişmekte olan alanlarından biri Dünden Bugüne Tarihten günümüze halkların eğlenmesine ve gündelik konuları bir ölçüde unutmasına olanak sağlayan oyun ve müsabakalar desteklenmişlerdir. Türklerin cirit ve Arapların edebiyat müsabakaları, bu kapsamda değerlendirilebilir. Bazı devletler ise, daha vahşi müsabakaları tercih etmişlerdi. Kuşkusuz bunların en başında Roma’daki gladyatörler yer almaktaydı. Tüm dünyadaki modernizm ile birlikte bu arenadaki müsabakalar yerini daha sosyal ve evrensel kuralların geçerli olduğu spor oyunlarına, olimpiyatlara ve turnuvalara bıraktı. Özellikle Z nesli diye adlandırılan (2000 ve sonrası doğan) teknoloji ile hepimizden daha haşır neşir olan nesil için durum artık daha da farklı. Dijital oyunlar günümüzde e-spor olarak literatüre girmiş durumda. Buradaki en önemli nokta uygulanan oyunun federasyon bazlı anayasal ve etik kurallar çerçevesinde oluşmasıyla başlıyor. Şartları sağlayan kişiler ilgili otorite tarafından alınan lisans ile bireysel ve grup halinde olimpiyatlara katılabilmekte. Final ödülleri ise 5 veya 7 rakamlı sayılar arasında değişiyor. Bilgisayar oyuncuları Türkiye’de de sporcu sayılıyor ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ‘Dijital oyunlar’ dalında lisans veriyor. Henüz daha yeni yeni yayılan Dijital Oyunlar lisansı sayısı gün geçtikçe artıyor. Dijital sporcu lisansı almak ise oldukça kolay. Altı yaşını doldurmuş her dijital oyuncu TC kimlik numarası beyanı, sağlık raporu, kişisel ya da kulüp adına doldurulan tescil fişi ve iki adet fotoğrafla dijital sporcu lisansı almak için Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne başvurabilir. Rekabetlerin seyirci bulduğu Arenaların yeni sahibi artık dijital oyunlar. Ülkemizde ise ilk olarak eSpor branşını kuran Beşiktaş, geçen yılki ilk sezonunda harikalar yarattı. Online oyunlar üzerine kurulu bu spor dalı 2020 olimpiyatlarına taşınma evresinde. Dünyada profesyonel olarak ligleri olan popüler oyunlar; Starcraft, League of Legends, Dota 2, Fifa ve Counter-Strike bunlardan başlıcaları. En son League of Legends dünya şampiyonasını ise 8 milyon kişi izledi. 43 44 GEZİ YILDIZ SARAYI VE YILDIZ MÜZESİ Bir varmış bir yokmuş, İstanbul’da Beşiktaş’ın üstünde, Yıldız’da bir avlanma yeri ve burada bir de Yıldız Sarayı olarak anılan bir saray varmış. 1520-1566 yılları arası yani Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren padişahlar tarafından avlanma alanı olarak kullanılan bu bölgede ilk kez 1603 yılında Sultan Birinci Ahmet bir kasır yaptırmıştır. 18. yüzyılın sonlarında ise bu kez Padişah Üçüncü Selim (1789) burada annesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı ve babası Üçüncü Mustafa için de bir çeşme yaptırmıştır. 1861 yılına geldiğimizde bu kez başta bulunan padişah Sultan Abdülaziz genellikle yaz aylarında Yıldız Köşkünü kullanmaya başlamıştır. Buraya bir de “Büyük Mabeyin Köşkü’’ olarak adlandırılan köşkü inşa ettirmiştir. 1876 yılında yani Padişah İkinci Abdülhamid döneminde sarayda asıl yapılaşma başlayarak buraya Yıldız Sarayı Hümayunu adı verilmiştir. Bu dönemde sarayın dışında saray görevlilerinin yaşadığı binalar, tamirhane, marangozhane tiyatro, müze, kitaplık gibi yapılar da eklenmiştir. DR. HANDAN DIKER Öğretim Görevlisi, Yeditepe Üniversitesi Evet, gördüğünüz gibi İstanbul’un göbeğinde Yıldız’daki, Yıldız Sarayındayım bu ay. Gerçekten de burası tam bir saraya yakışır nitelikte yemyeşil ve çok düzenli, adeta rüya gibi bir mekân. Zaten yazımın girişinde de belirttiğim gibi sanki bir masal diyarı gibi bir mekâna geldim işte. Beşiktaş’tan Yıldız’a doğru çıkarken Barbaros bulvarından Yıldız Camiine doğru içeri girince karşınıza Yıldız Sarayının kapısı çıkıyor. Önce sizi muhteşem bir bahçe sonra da sarayın bölümleri olarak kullanılan her biri bir incelik ve güzellik arz eden yapılar karşılıyor. Bu girişteki bahçenin dışında bir de sarayın iç bahçesi bulunuyor. Burası doğal nehir görünümünde bir havuza sahip ve ‘Has bahçe’ olarak anılıyor. İşte bu bahçenin değişik yerlerinde birbirinden ayrı olarak inşa edilmiş küçük dinlenme köşkleri de yer alıyor. Sarayın en görkemli zamanı Sultan İkinci Abdülhamid dönemi (1876-1909) Çünkü Osmanlı İmparatorluğunun yönetim merkezi olarak kullanılıyor. Saray aynı zamanda tarihi açıdan önemli bir de mahkemeye GEZİ 45 46 GEZİ tanık olmuş. 1882 yılında Mithat Paşa’nın idam kararını veren mahkeme Yıldız Sarayında yapıldığı için Yıldız Mahkemesi olarak anılmıştır. Sultan Vahdettin’den sonra (1918-1922) saray bir süre boş kalmıştır. 1924 yılında ise Erkan-ı Harbiye Mektebine tahsis edilmiştir. Önce 1946’da Harp Akademilerine, 1978 yılında ise Kültür Bakanlığına devredilmiştir. 1993 yılında da Yıldız Sarayı Müdürlüğü adı ile müze olmuştur. Şimdi gelelim sarayın yapılarına... Bunlar Büyük Mabeyin ve Küçük Mabeyin köşkleri, Ada Köşkü, Cihannüma Köşkü, Yıldız Tiyatro Binası, Yıldız Sarayı Müzesi olmak üzere sıralanabilir. Sarayın en görkemli yeri Büyük Mabeyin Köşkü. Ancak ben gittiğimde restore edildiği için kapalı idi ve gezemedim. Burası özellikle İkinci Abdülhamid döneminde yönetim binası olarak kullanılan mekân. Küçük Mabeyin köşkü ise beni en çok etkileyen mekân oldu. Burası daha çok dinlenme köşkü olarak anılıyor. Özellikle köşkün tavan süslemeleri, yaldızlar ve kabartmalar çok etkileyici. Sarayın içinde fotoğraf çekmek yasak. Ayrıca, Mustafa Kemal 15 Mayıs1919 tarihinde Samsun’a gitmeden önce Sultan Vahdettin ile bu köşkte o ünlü görüşmesini yapıyor. Yine Abdülhamid’e ait eşyalar, marangoz aletleri, sedef kakmalı mobilyalar, valide sultanların kullandığı tahtlar (Venedik yapımı) yer alıyor. Burada bir de hamam var ki hemen dikkatinizi çekiyor o da çok etkileyici. Ada Köşkü daha çok Has bahçede dinlenme amaçlı yapılmış olan ve İkinci Abdülhamid’in yaptırdığı bir köşk. Cihannüma Köşkü de, Boğaz, Haliç ve Marmara’yı gördüğü için adeta bir seyir köşkü olarak tasarlanmıştır. Yıldız Sarayı Müzesi ise en renkli mekân. Çünkü burada birçok tarihi obje sergileniyor. Bunların hemen hemen hepsi saraya ait objeler. Topkapı Sarayından getirildiği söyleniyor. Ben özellikle padişahların kullandığı kahve fincanlarına bayıldım. Sarayın en ilginç bölümlerinden birisi de Sultan İkinci Abdülhamid’in hamamı. O dönemde kalorifer ile ısıtılan bir hamam olması bana ilginç geldi doğrusu. Yıkanma bölümünün adı sıcaklık, dinlenme bölümünün adı ılıklık ve ona bağlı olan bir de tuvalet mevcut. Hamamdaki sulara gelince hamamın suyu Hamidiye ve Kâğıthane memba suyu. Bir hamamda, Küçük Mabeyin Köşkünün içinde bulunuyor. Adı ‘Küçük Mabeyin Hamamı’... Yine burada da sıcaklık, ılıklık bir de şömineli dinlenme odası mevcut. Sarayın gezmeyi çok istediğim ancak yenileme nedeni ile kapalı olan bir bölümü vardı o da yıldız Sarayı Tiyatrosu idi. Şöyle bir düşünün günümüze kadar gelen tek saray tiyatrosu burası. Yapım yılı 1889. Sultan İkinci Abdülhamid, Alman İmparatoru Kayzer İkinci Wilhelm’in ziyareti için yaptırılmıştır. Sarayın ana giriş kapısından geçtikten sonra tam karşınıza ahşap, iki katlı, dikdörtgen şeklinde yapılmış uzun ve çok etkileyici bir bina çıkıyor. Burası halen İslam Tarih Sanat Ve Kültür Merkezi Tarafından GEZİ kullanılan ancak adı, ‘’Yaveran Köşkü’’ olarak bilinen yapı. Burası beni çok etkiledi. Çünkü düşündüm de; hem görkemi, hem de sadeliği bir arada barındıran muhteşem bir bina burası da ondan. Gelelim saraya giriş ücretine, Müze Kartı olanlara bedava. Normal bilet ücreti 10 TL. Ayrıca 65 yaş üzeri ve 18 yaş altı TC vatandaşlarına, şehit, gazilere, engelliler ve refakatçilerine de ücretsiz. Saat 9- 18 arası açık. Hep şu kıyaslama yapılır. Dolmabahçe sarayı mı? Yoksa Yıldız Sarayı mı? Dolmabahçe deniz kıyısında olmasına karşın, denizden bir hayli içeride yer alan Yıldız Sarayı’nın yapılma amacı denizden gelen saldırılara karşı daha dayanıklı ve daha korunaklı bir saray yapılması olmuştur. Bir saraya gittim bu ay; gezdim, dolaştım ve yazdım. Sarayda nasıl yaşanırmış anlamaya çalıştım. O görkemi ve ışıltıyı yakalamaya çalıştım. Küçük Mabeyin Köşkünün camından sarayın bahçesini izledim. En çok da Mustafa Kemal’in 15 Mayıs 1919’da Samsun’a gitmeden önce Padişah Vahdettin ile sarayda yaptığı o ünlü tarihi konuşmayı anımsadım. Yazımı Mustafa Kemal’in o ünlü tarihi buluşmasındaki tasvirleri ve açıklamaları ile bitiriyorum; Mustafa Kemal anlatıyor; ‘’Yıldız Sarayının ufak bir salonunda Vahdettin’le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu. Birbirine paralel hatlar üzerine düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar sanki Yıldız sarayına doğrulmuş!... Vahdettin hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı: “Paşa paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. Tarihe geçmiştir. O zaman bunun tarih kitabı olduğunu anladım...” Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa paşa devleti kurtarabilirsin! Bu son sözlerden hayrete düştüm.” 47 48 UÇAN ÇOCUK Bir hobi edinmek… Hiç hobiniz var mı? Bizim çocukluk ve gençliğimizde en popüler hobi pul biriktirmekti. İmkanlarımız da pek az olduğundan farklı hobiler aklımıza bile gelmiyordu. Ancak bugün durum farklı, çok ilginç hobiler edinebilir, hayatınızı zenginleştirebilirsiniz. MÜMIN BALKAN İyi de hobi ne? Hobi, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “uğraşı” olarak açıklanmış. Uğraşı ise “Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş, düşkü, hobi” olarak tanımlanmış. Yani, işiniz dışında severek yaptığınız ve vakit ayırdığınızda sizi mutlu eden şeyler… Tabii işin püf noktası yaptığınız şeyin “faaliyet” olması. Yani yan gelip yatmak, dinlenmek, uyumak gibi pasif etkinlikler hobi sayılmaz. Bir etkinliğin hobi olması için aynı zamanda sürekliliğinin de olması gerekir şüphesiz… Örneğin dolu bir pul defteri satın aldığınızda ve bir daha onlarla ilgilenmediğinizde hobisi pul olan biri sayılmazsınız. UÇAN ÇOCUK Ne işe yarar? Fayda, insan faaliyetlerinin en önemli nedenlerinden biridir. Hobilerin faydası oldukça dolaylı olduğu için pek kolay anlaşılmayabilir. Örneğin hobiler insanı dinlendirir. Özellikle de zihni olarak… Dinlenme denince herhangi bir faaliyetten uzak durmayı, fiziken hiç çalışmamayı anladığımız için de, bir şeyler yaparak, bir anlamda da çalışarak nasıl dinleneceğimiz pek kolay anlaşılmaz. Ama gerçek bu, hobiler, insanların yapmak zorunda oldukları işlerden ve bu işlerin sorunlarından uzaklaştırdıkları için dinlendiricidirler. Bir başka katkıları ise hayatımızı zenginleştirmeleridir. Hayatımızın sınırlarını genişleten hobiler yeni ve farklı güzelliklerle tanışmamızı ve daha mutlu olmamızı sağlarlar. Bilgi ve görgümüzü artırıp, bakış açımızı geliştirirler. Farklı alanlarla ilgilenmek, farklı alanlarda bilgilenmeyi getirir. Bu yeni bilgiler de bakış açımızı geliştirip, doğrudan kendi işimizde bile yeniliklere imza atmamızı sağlayabilir. Bir örnek vermek gerekirse, Steve Jobs, üniversite yıllarında ilgilendiği kaligrafinin, Machintosh bilgisayarların fontlarındaki zenginliği ve mükemmelliği sağladığını her fırsatta söylerdi. Benim hobim ne olsun? Hobi seçmek için nelerden hoşlandığınızı, ne yaparken sıkılmadığınızı belirlemeniz yeterli. Herkesin hoşlandığı şeyler farklı olduğu için sayısız hobi var. Pul koleksiyonerliği en bilinenlerden. Ancak birşeyler biriktirmek zorunda değilsiniz. Amatör balıkçılık da bir hobidir, bir dil inşa etmek de… Evet dil yani lisan oluşturmak. Bir alfabe yaratabilir, hatta tüm bir dil de oluşturabilirsiniz. Bu hobinin ilk örnekleri yüzyıllar öncesine gider ve tamamen yeniden oluşturulmuş Esperanto dilini 2010 yılında yaklaşık 1000 kişi konuşuyordu. Maket yapmak da güzel hobilerden biridir. Özellikle uçak maketleri ile uğraşmak sizi kelimenin her iki anlamıyla da uçuracaktır. Teknolojik gelişmeler yeni hobilerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Bunlardan biri Youtube için film yapmak. Yani “youtuber”lık… Hazırladığınız film ya da klipleri Youtube ile dünyaya ulaştırabilirsiniz. Amatör sihirbazlık, aile tarihçiliği, kelebek ya da farklı böcek toplamak, para koleksiyonerliği, fosil avcılığı, minyatür ya da hat sanatları… Hayatınıza yeni tatlar katacak binlerce hobi sizi bekliyor. 49 50 HABERLER · NEWS NEWS · HABERLER 51 52 HABERLER · NEWS FACEBOOK'S MASSIVE SOLAR-POWERED DRONE TAKES ITS FIRST FLIGHT Facebook has flown its full-sized solarpowered airplane for the first time, after years of anticipation. The large drone - named Aquila - had a successful test flight and ended up remaining in the sky for 90 minutes, which Facebook said was three-times longer than planned. Aquila was announced at the F8 conference in March 2015, and although flights have happened on smaller models of the drone this is the first test of the fullsized version. Its main purpose, the company said, is to provide internet to the 4 billion people in the world that don't have access. The drone has a wingspan comparable to a Boeing 737 and the finished product will need to fly at altitudes of between 60,000 to 90,000 for a period of three months. Although it is large and expected to remain in flight for that amount of time, the unmanned device is expected to only consume the same amount of energy as a hairdryer or a microwave. “Aquila is a solar-powered airplane that can be used to bring affordable internet to hundreds of millions of people in the hardest-to-reach places. When complete, Aquila will be able to circle a region up to 60 miles in diameter, beaming connectivity down from an altitude of more than 60,000 feet using laser communications and millimeter wave systems,” the company said in a statement. Aquila is a key part of Facebook’s far-ranging plan to bring the whole world online through Internet.org. In blog post Thursday, Mark Zuckerberg laid out his vision for how the company’s solar-powered drone could eventually turn that vision into a reality. “Eventually, our goal is to have a fleet of Aquilas flying together at 60,000 feet, communicating with each other with lasers and staying aloft for months at a time — something that’s never been done before,” Zuckerberg wrote. That ambitious goal is still several years away, though. Zuckerberg notes there are still several major engineering hurdles to overcome, like how to make the craft even lighter and how to reduce its reliance on the ground crew that helps operate the plane. The CEO said they will continue to do more tests over the next year, with the goal of getting Aquila to fly at higher altitude for longer periods of time. NEWS · HABERLER TURKEY’S PEGASUS AIRLINES TAKES DELIVERY OF WORLD’S FIRST CFM POWERED AIRBUS A320NEO Turkish low-cost carrier Pegasus Airlines has become the world’s fourth Airbus A320neo operator, the first powered with CFM LEAP-1A engines. The aircraft (TC-NBA • MSN 7140) was delivered today in a private ceremony at Airbus’ site in Hamburg. It is the first of 75 A320neo family aircraft on order (57 A320neo and 12 A321neo), and joins Pegasus’ existing fleet of twelve A320s. Back in 2012, the carrier placed the largest single order by a Turkish carrier for up to 100 A320neos. “This delivery marks the start of Pegasus’ fleet renewal with the most fuel efficient aircraft incorporating the latest technologies, aerodynamics, engines and a comfortable cabin,” said Mehmet Nane, CEO of Pegasus Airlines. “We have an ambitious expansion strategy and the A320neo will be the backbone of this.” Airbus chose the CFM LEAP-1A as one of the existing two power plant options for the A320neo in December 2010. The engine flew for the first time on the A320neo in May 2015, and after one year of tests and over 800 flight hours and 940 flights logged, the engine received the type certification from the European Aviation Safety Agency (EASA) and Federal Aviation Administration (FAA). Pegasus has become the fourth A320neo operator after Lufthansa and India’s IndiGo and GoAir. Teething issues of the PW1100G engines, FADEC faults, and the documentation thereof caused Airbus to miss the proposed target of getting the first A320neo delivered in the fourth quarter of 2015. Didier Evrard, Executive Vice President Programs, Airbus, commented during the company’s Innovation Days that the delays may also affect the proposed goal of 650 jetliners delivered in 2016. “The target remains absolutely achievable, but it will require a high level of effort.” Evrard admitted. 53 58 HABERLER · NEWS BOEING CELEBRATES 100TH ANNIVERSARY The world’s biggest aircraft manufacturer marks major milestone. Friday marks the 100th anniversary of the date when of one of the most influential aircraft manufacturers in the history of the world — The Boeing Company — was born. Since July 15, 1916, the Seattle-based aircraft giant has had its ups and downs, but managed to weather the storms of the notoriously cyclic aviation market. Do you know where the company’s name came from? Check out this video to learn more about the history of the name and the logo of the iconic company. Boeing pioneered a long list of winning aircraft designs. In the commercial realm, airplanes such as the Boeing 707, 737, 747, 777 and 787 have all become icons, shrinking the world for ordinary passengers. In 2012, the 737 became the first commercial airliner to surpass 10,000 orders. For the past 20 years, Boeing has also successfully converted some of its heavy commercial jets to luxury Boeing Business Jets. Since its inception, Boeing has also been a highly successful manufacturer of military aircraft, bringing a long list of winning bombers, fighters, transporters, tankers, helicopters and even a tilt rotor to military fleets around the globe. The company’s military and space footprint grew significantly in the mid 1990s, when Boeing purchased one of its major competitors - McDonnell Douglas. MC-21 ROLL-OUT Russia’s new MC-21-300 airliner was rolled out at the Irkutsk Aircraft Plant production facility on June 8 The Russian Prime Minister Dmitry Medvedev attended the ceremony. The manufacturer claims the MC-21 (or Mainline Aircraft for the 21st Century) will be 12-15% cheaper to operate than an Airbus A320 or 5% more cost effective than an A320neo. The two-class configuration MC-21-300 will carry 163 passengers over 3,278 mile (5,275km) routes. This is the base version for a future family of aircraft that will include the shorter MC-21-200 and, possibly, a longer MC-21-400. The first example is scheduled to fly early in 2017 and the initial delivery to Aeroflot is planned for the last quarter of 2018. Piotr Butowski SOSYAL MEDYADAN SEÇMELER 60 HAZIRLAYAN HÜSEYİN GÜMÜŞ SOSYAL MEDYA SOSYAL MEDYADAN SEÇMELER SOSYAL MEDYA 61 AJANDA 32 KONSERLE TURKCELL YILDIZLI GECELER Turkcell Yıldızlı Geceler bu yıl 32 konser ile Çeşme, Bodrum ve İstanbul’da. 5 Temmuz’da Çeşme’de başlayan konserler Ağustos ayı sonuna kadar devam edip Türkiye’nin 3 farklı şehrinde izleyicilerle buluşacak. Etkinliğin İstanbul ayağında, Funda Arar, Göksel, Buika, Hande Yener, Sibel Can, Berkay, Murat Dalkılıç, Mustafa Ceceli, Sertab Erener, Jamala, Bengü, Ferhat Göçer, Şebnem Ferah, Volkan Konak, Ajda Pekkan ve Murat Boz sahne alacak. Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleşecek 16 konserin tarihleri için web sitesi ziyaret edilebilir: http://www.turkcellyildizligeceler.com/ INTERSTELLAR UZAY SERGİSİ Uzayın derinliklerinde kaybolmaya hazır mısın? Bilim, sanat ve teknolojinin hangi boyutlara ulaşabileceğini deneyimleyebileceğiniz Interstellar Uzay Sergisi katılımcılarıyla buluşuyor. Uzayın gizemini yaşanabilir hale getiren sergi; video mapping , 3D etkileşim simulasyonları, artırılmış ve sanal gerçeklilik teknolojilerini 360 derece sonsuzluk algısıyla sunuyor. Big Bang’den kara deliklere, Mars yüzeyinden ay yüzeyine, güneş sisteminden yıldızlara uzanan uzay yolculuğunu kaçırmayın. 4 Eylül 2016 tarihine kadar Torium Alışveriş Merkezi, İstanbul SESSİZLİKTE DİYALOG Dünyada milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen Sessizlikte Diyalog sergisi, Gayrettepe Metro İstasyonu’nda! Özel bir alana kurulmuş sergide işitme engelli rehberleriniz ile birlikte, tamamen sessiz bir ortamda sözsüz iletişimi keşfedeceksiniz. Empati kurma yeteneğiniz ile birlikte farkındalığınızın da artmasını sağlayacak bu sergi, hayatınız boyunca yaşabileceğiniz en olağanüstü deneyimlerden biri olacak! Özel bölümlerden oluşan sergide; yüz ifadelerinizi ve vücut dilinizi nasıl etkin kullanabileceğinizi, işitme dışındaki duyularınızla neler başarabileceğinizi göreceksiniz. Seans Bilgileri: • Hafta içi ve hafta sonu 10:00-19:00 saatleri arası hizmet vermektedir. • Seansların süresi 60 dakikadır. Gayrettepe Metro İstasyonu Diyalog Sergi Alanı, İstanbul AĞUSTOS’DA UNUTMA! 1 AĞUSTOS Kıbrıs Adası’nın fethi (1571) 4 AĞUSTOS I. Dünya Savaşı’nın başlaması (1914) 6 AĞUSTOS II. Dünya Savaşı’nda, Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Japonya’nın Hiroşima şehrine ilk atom bombasının atılışı (1945) KAHVE DÜNYASI ATÖLYE PROGRAMLARI Gerçek bir çikolatasever, çikolata yapmayı da sever. Şimdi kendinizi çocukluğunuzdan beri damağınızı tatlandıran, en vazgeçemediğiniz lezzetlerden biri olan çikolatanın enfes kokusu altındaki bir atölyede, size özel yorumunuzla çikolata yaparken hayal edin. İşte bu, artık hayalin bir “tık” daha ötesinde... Çikolatanın arkasında yıllardır saklı kalan o çok gizli formüller, en kaliteli malzemeler ve size özel ekipmanlarla verilen çikolata dersleriyle Kemerburgaz Kahve Dünyası Çikolata Atölyesi’nde gün yüzüne çıkıyor. Çikolata ustalarının maharetlerini, bu eğlenceli ortamda anlattığı derslerle siz de kısa sürede öğrenerek bir çikolata ustası olacaksınız! Kahve Dünyası Atölye için detaylı bilgi almak için [email protected] adresine mail atarak bilgi alabilirsiniz. 03 Ağustos - 31 Ağustos İstanbul 8 AĞUSTOS Türk jetlerinin Kıbrıs’ı bombardımanı ve Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağı ile düşerek şehit oluşu (1964) 10 AĞUSTOS Sevr Antlaşması’nın imzalanışı (1920) 17 AĞUSTOS Kocaeli merkez olmak üzere İstanbul, Adapazarı, Yalova, Bolu ve Eskişehir’de sabah saat 03.02’de 7,4 şiddetinde meydana gelen büyük Marmara depremi (1999) 23 AĞUSTOS Atatürk’ün Kastamonu’ya gelip, şapka ve kıyafet devrimini başlatması (1925) 26 AĞUSTOS Büyük Taarruz’un başlaması (1922) 26 AĞUSTOS Malazgirt Zaferi (1071) 30 AĞUSTOS Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlanması (1922) 64 SINEMA AĞUSTOS’DA SİNEMA Ağustos ayında vizyona girecek filmlerden bazıları… 5 AĞUSTOS CUMA KURTARICI Gerilim Oyuncular: Bruce Willis, Kellan Lutz, Steve Coulter Harry Turner babası Leonard gibi CIA için çalışmaktadır. Sahada görev almak için can atar ama sürekli üstleri tarafından reddedilir. Prag kentinde görevlendirilmiştir ve babasının bir arkadaşının himayesindedir. Bir süre sonra Leonard, New Jersey’de başının belaya girdiği bilgisi gelir. 12 AĞUSTOS CUMA ÖZEL EKİP 2 Aksiyon, Polisiye Oyuncular: Jean Reno, Caterina Murino, Alban Lenoir Özel Ekip polisiye türünde bir yapım... Fransız bir polis ekibinin suçluları durdurma mücadelesini işleyen film, çavuş Buren’ın yönetmeliğindeki ekibin verdiği adalet mücadelesini konu alıyor. 19 AĞUSTOS CUMA ELVİS & NİXON 2 Komedi, Tarihi, Biyografik Oyuncular: Michael Shannon, Kevin Spacey, Alex Pettyfer Elvis Presley’in 1970 yılında dönemin ABD başkanı Richard Nixon’a 6 sayfalık bir mektup yazarak Beyaz Saray’ı ziyaret etmek istediğini bildirmesinin ardından yapılan ilginç görüşmeyi perdeye taşıyacak olan film, iki tarihsel figürü perdede karşı karşıya getirmeyi hedefliyor. 26 AĞUSTOS CUMA SUİKAST Aksiyon Oyuncular: Jason Statham, Jessica Alba, Tommy Lee Jones Dünyanın en tehlikeli kiralık katili Arthur Bishop, kanlı geçmişini geride bırakır. Artık amacı sakin bir hayat sürerek sevdiği kadınla olmaktır. Fakat bir gün korkunç düşmanları hayatının aşkını kaçırır. Şimdi ise Arthur dünyayı dolaşarak üç imkânsız suikast gerçekleştirmek ve hayatının aşkını kurtarmak zorundadır. STAR TREK SONSUZLUK Yönetmen: Justin Lin Oyuncular: Chris Pine, Zachary Quinto, Karl Urban Türkiye’de vizyon tarihi: 24 Ağustos 2016 Tür: Bilimkurgu, Aksiyon, Macera Yeniden başlayan serinin 3. halkası olan Star Trek 3 (Star Trek Beyond) filminin yönetmenliğini bu sefer J.J. Abrams’tan devralan isim Justin Lin. Kadronun başını Chris Pine, Zachary Quinto ve Simon Pegg, Sofia Boutella ve Idris Elba çekiyor. Sonsuzluk’ta, Atılgan gemisinin ve cesur mürettebatının epik yolculuğu devam ederken, mürettebat uzayın bilinmeyen derinliklerinde kendilerini ve federasyonun temsil ettiği her şeyi sınayan gizemli, yeni bir düşmanla karşılaşıyor. KİTAP DÖRT DÖRTLÜK DÖRT POLİSİYE ROMAN Polisiye romanlar 19. yüzyıldan beri okurların gözdesi. Üçü son yıllarda yayınlanmış, sonuncusu ise bir klasik olan bu dört polisiyenin her biri okunmaya değer… MÜMIN BALKAN SAKKARA’NIN KUMLARI – GLENN MEADE “Kasım 1943. İkinci Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla sürdüğü günler. Adolf Hitler, görülmemiş cüretkârlıkta bir görev verir adamlarına: Müttefiklerin Avrupa’yı istilası konulu gizli bir konferans için Kahire’ye gidecek olan Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in öldürülmesi…” Glenn Meade, her biri birbirinden güzel birçok tarihi polisiyeye imza atmış, günümüzün en önemli çoksatar yazarlarından biri. Her romanından Hollywood’un arayıp da bulamayacağı güzellikte senaryolar çıkabilir. Yıllar önce TÜYAP Kitap Fuarı’nda tanışma şansı bulduğum ve kitaplarının neden filme çekilmediğini sorduğum Meade, şu cevabı vermişti: “Birkaç kez Hollywood’dan teklif aldım, ancak getirdikleri senaryoların sadece isimleri benim romanlarıma benziyordu.” TAŞ MECLİSİ - JEAN-CHRISTOPHE GRANGE Gerçekten şaşırtıcı bir hayal gücü... Dayanılmaz bir gerilim... Fiziksel ve psikolojik şiddet... Parapsikoloji... Şamanizm... Telepatiyle gerçekleştirilen bir trafik kazası... Esrarengiz akupunkturcu... Türk ve Moğol şamanların mirasçıları arasındaki savaş... Mucizevi tedaviler, ani ölümler... Bilimsel referanslar, polisiye vakaları ve parapsikolojik olguları etkileyici bir psikolojik atmosfer içinde birleştiren bir hikaye. Eski Sovyetler Birliği’nin gömülmüş sırları, nükleer füzyon, Mayıs 68’in hala varlığını sürderen derin izleri, peş peşe bulunan ipuçları. Kurbanların cellat, kahramanların hep kötü olduğu fantastik bir gerilim… YARATILIŞ SIRRI - TOM KNOX Urfa’da, arkeologlar dünyanın en eski tapınağını keşfediyor. Gazeteci Rob Luttrell kazı alanına haber için gittiğinde, buranın Mezopotamya’nın ilk yerleşik halklarından olan ve Melek Tavus’a inanan Yezidiler tarafından 10.000 yıl önce toprak altına gömüldüğünü öğreniyor. Göbeklitepe’nin merkezinde gelişen, korkunç cinayetler ve insanın nasıl insan olduğuna dair ilginç tezleriyle garip bir tarihi polisiye… DOĞU EKSPRESİ’NDE CİNAYET - AGATHA CHRISTIE Kimsenin sonunu ve katili tahmin edemediği ilk polisiye demek mümkün… Defalarca basılan ve sinemaya uyarlanan bu romanda klasik polisiyenin tüm unsurları ustalıkla kullanılmış… Gizemli bir cinayet, birden çok zanlı, zorlu ipuçları, cinayeti çözmek için çabalayan bir dedektif ve tahmin edilmesi zor bir son. Avrupa boyunca İstanbul’a doğru yol alan Şark Ekspresi de tüm bu olayların sahnesi… 65 BIL BAKALIM 66 1 ? ?? ? ? ? ? ? ? ? BARDAĞIN İÇİNE ALIN… Resimdeki kibrit çöplerinden dördünün yerini değiştirerek “X” şeklindeki kibritleri bardakların içine alın. Tabii “X” şeklindeki dört çöp dışındaki dört çöpün yerini değiştirebilirsiniz… ? ? ? 2 ? ? ? ? ? KARELERİ SAYALIM Resimde kaç kare vardır? ? ? Yukarıdaki iki bulmacayı da doğru cevaplandırarak [email protected] adresine ya da posta ile derneğimize gönderen üç okurumuz birer hediye kazanacak. Talihliler 25 Ağustos’a kadar doğru cevabı gönderen okurlarımız arasında yapılacak çekilişle belirlenecektir. GEÇEN AYIN TALİHLİLERİ: Kemal Orak, Mikail Cipa, Salih Demirel ? 1 ? GEÇEN AYIN CEVAPLARI 2 Cevap: D
Benzer belgeler
500 tonluk - UTED Dergi
Cemil AKGÜL, Hüseyin GÜMÜŞ,
Gonca DEMİRÖZ, İsmail ŞEN, Handan DİKER,
Ergün KARCI, Nihan YAVAŞ, Emrah YENER,
Şebnem BAYEZİT, Hamdi FİDAN,
Mehmet Emin YILDIZ, Mümin BALKAN
Adres
İstanbul Cad. Üstoğlu...
ilhan özdemir
Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy - İstanbul
Tel: +90 (212) 542 13 00 / 0549 542 13 00
Faks: 0212 542 13 71
Reklam & İletişim
[email protected]
İnternet Sitesi
www.uteddergi.com
www.uted.org
Sosyal Medya
www.tw...
AYLIK HAVACILIK DERGİSİ 2146-6394 NİSAN 2013
Sarnıç İletişim Hizmetleri
sarnic.com.tr
TASARIM
Ajans4 Reklamcılık
ajans4.com
BASKI
Şan Ofset
Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No: 50
Kağıthane/İstanbul
YAYIN TÜRÜ
Aylık, süreli, yaygın
UTED’E ABONE OLA...
indir - UTED Dergi
Kat: 5 Daire: 8 Bakırköy - İstanbul
Tel: +90 (212) 542 13 00 / 0549 542 13 00
Faks: 0212 542 13 71
Reklam & İletişim
[email protected]
İnternet Sitesi
www.uteddergi.com
www.uted.org
Sosyal Medya
www.tw...
Erdal Gülmez
Sarnıç İletişim Hizmetleri
sarnic.com.tr
TASARIM
Ajans4 Reklamcılık
ajans4.com
BASKI
Şan Ofset
Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No: 50
Kağıthane/İstanbul
YAYIN TÜRÜ
Aylık, süreli, yaygın
UTED’E ABONE OLA...