kayla the eagle
Transkript
ÖNSÖZ ŞUBAT 2016 SAYI 18 ÖNSÖZ İÇİNDEKİLER KAPAK KONUSU: KEDİLER 4 Goodison Park’ın kedisinin bundan haberi var mıdır bilmiyoruz ama atasözü der ki: ADAZİN 6 “Merak, kediyi öldürdü. Ama memnuniyet ve tatmin onu geri getirdi.” KAYLA THE EAGLE 8 AMCA BABA YARISIDIR DEENEY 11 JIMMY HILL - ÇENE 17 MARVIN SORDELL’IN DERSLİK HİKAYESİ 23 IBROX FACİALARI 25 KARIN TOKLUĞUNA FUTBOL: TORQUAY UNITED 29 ARMALARIN DİLİ: LEICESTER CITY 31 ARA TRANSFERLER 33 MARADONA AND THE BLADES 41 SAYILAR 45 PREMIER LİG DEĞERLENDİRMESİ 55 CHAMPIONSHIP DEĞERLENDIRMESİ 57 ADA LİGLERİ 59 BU SAYIYA KATKIDA BULUNANLAR: Berk Kalyoncu, Edip Uras, Efecan Ertekin, Elif Magul, Erdem Özdamar, John Garrett, Mert Artun Yazı İşleri: Mert Artun Grafik Tasarım: Murat Çolakoğlu Bu oldukça sık kullanılan söz, fazla merak ve başkalarının işine burnunu sokmanın sakıncalarından bahsederken çoğunlukla kullanılmayan ikinci bölümü araştırma ve risk almanın sonunda sizi yeniden hayata döndüreceğini söylüyor olabilir. Ada Futbolu ekibi için Britanya Futbolu’nun sonsuz okyanusunda, şekerci dükkanında dolaşan çocuklar gibi hissetmekle dolu 18 sayı geride kaldı. Yepyeni konular, öyküler ve futbol dünyasının farklı köşelerinden derlediğimiz yazılarla dolu güzel bir sayı oldu. Daha önce de nefis bir yazısı ile dergimize konuk olan Sheffield United tarihçisi John Garrett bu sayıda da ilginç bir öykü ile bizlerle. Elif Magul, Mert Artun, Erdem Özdamar, Efe Can Ertekin’in de katkıları ile keyifle okunacak bir sayı daha çıktı sizler için. Geçtiğimiz ay içinde Ada Futbolu’nun ilk sayısından bu yana tam 2 yılı geride bıraktık. Her geçen sayıda gittikçe büyüyen bir ilgi ile kalabalıklaşan okurlarımız için bizi meraklandıran konuları işlemeye devam edeceğiz. Meraktan ölen kedilerimizi, sayımızı tablet, telefon veya bilgisayarlarda pırıl pırıl parlarken gördüğümüzde duyduğumuz tatmin ile her ay yeniden canlandırıyoruz. Daha çok meraklanıyor, öğrendikçe daha ne kadar başlarda olduğumuzu fark ediyoruz. Bizim gençliğimizden olanlar hatırlar, Curiosity Killed The Cat (merak kediyi öldürdü) adında bir İngiliz grup vardı. Misfit adlı ilk şarkıları 1986’da çıktığında listelerde üst sıralarda yer almışlardı. Doobie Brothers’ın meşhur ettiği, trenlerin yolculuğunu anlatan Long Train Running adlı parçayı da yeniden seslendirdiler. Hepiniz bilirsiniz, hani şu sözleri olan parça: “Without love, where would you be now”** Ada Futbolu treninin tekerleklerini döndüren futbol sevdamızı, ekip ruhumuzu ve paylaşma tutkumuzu sevgimizle harmanlayacağımız yeni sayımızda buluşmak üzere. Keyifli okumalar… ** sevgi olmasaydı şimdi nerede olurdun 2 SAYI 18| 3 SAYI 16.5| KAPAK KONUSU KAPAK KONUSU: KEDİLER Everton’un Dagenham & Redbridge’yi ağırladığı FA Kupası 3. tur maçındaki tek misafir rakip ekip değildi. Siyah beyaz kedi Goodison Park’ta biraz tur attı ve kaleci Joel’in dikkatini çekti. Kedinin saha içerisinde gösterdiği performans Everton hocası Roberto Martinez’in de dikkatini çekti ve maç sonu yaptığı açıklamada “iyi bir stili ve hareketleri” olduğunu açıkladı. Goodison Park kedisinin bir dostu da 2012 yılında Anfield’da Liverpool - Tottenham maçında görülmüştü. Merseyside’ın iki yarasında görülen kediler, seyircilere keyifli anlar yaşatıyor. Goodison Park kedisinin videosunu aşağıdaki linkten sitemize girerek izleyebilirsiniz: http://www.premierligturkiye.com/yazilar/video-goodison-park-kedisi.43847.aspx 4 SAYI 18| KAPAK KONUSU 5 SAYI 18| ADAZİN ADAZİN Bu Kıyafetlerle Top Oynanmaz EDİP URAS İngiltere Futbol Federasyonu, iç çamaşırları ile top oynamak isteyen Lingerie Football League UK takımının gösteri maçı yapmasına izin vermedi. Geçen ay Manchester’da kurulan takım, federasyonun St George’s Park tesislerinde bir gösteri maçı yaparak yardım toplamayı amaçlıyordu. Ancak kıyafetlerinin maçı izlemeye engel olacağı düşüncesi ile olsa gerek, futbolun İngiltere’deki patronlarının hışmına uğradılar. Takımın kurucusu Gemma Hughes, federasyondan resmi bir cevap almadıklarını, yardım maçının iptal edildiği haberini Twitter üzerinden aldıklarını söyledi. Sun Gazetesi’ne konuşan Hughes, 21 Ocak tarihinde Just Giving yardım kuruluşundan bir yetkilinin kendisini aradığını ve federasyonun internet sitesinde yer alan haberi kaldırmamızı isteyerek maçı iptal ettiklerini bildirdiğini söyledi. İngiltere Futbol Federasyonu FA, bu haberin arkasından bir açıklama yaparak, bu yardım maçı fikri ile ilgili rahatsızlık duyduklarını ve bunun sadece basit bir PR (Halkla İlişkiler) numarası olduğuna inandıklarından tesisleri bu maç için tahsis etmemeye karar verdiklerini açıkladı. 6 SAYI 18| ADAZİN Lady Ball Çıktı... Mı? Kadın futbolu son dönemlerde pazarlama marifetiyle geliştirilmeye çalışılan bir oyun. Futbol ile ilgilenmeyen pazarın kadın yarısını işin içine katmaya çalışan dehalar her gün farklı yöntemlerle futbol pastasının büyümesine çalışıyorlar. Oysa, kadınların futbol oynaması yeni bir olgu değil. ABD’de çok uzun süredir kız çocuklarının yaptıkları ilk takım sporu o kıtadaki adı ile ‘soccer’ dır. İskoçya’daki kilise kayıtları kadınların futbol oynadığını not düştüğünde yıl 1628 örneğin. Ancak, eminim o kadınların bir ‘Lady Ball’ u yoktu. Erkek toplarının ağır, hantal ve kontrolü güç olduğunu ‘fark eden’ ürün geliştirmeciler, Lady Ball’u piyasaya sürüleceğini duyurdu. Uzun süre bir şaka sanılan ürün reklamları internette dolaşmaya başlayıp, firma Gaelic Kadın Futbol Federasyonu’nun sponsorlarından biri olunca iş değişti. Alman süpermarket zinciri Lidl’ın İrlanda kanadının önayak olduğu bu yeni top, futboldan dışlanmaya çalışılan kadınların futbol dünyasına cevabı niteliğindeydi adeta. Kolay kontrol edilmesi, daha hafif olması ve de rengi ile hemen kendini belli eden ‘Lady Ball’ özellikle sosyal medyada yankı uyandırdı. Bazıları kadınlara özel top fikrini beğenirken, diğerleri kadınlara yönelik bu ‘daha hafif’, ‘daha az yetenekli’ ve ‘pembe meraklısı’ imajından fena halde rahatsız oldular. Sonra 15 Ocak’a geldik. Lidl ve Gaelic Kadın Futbol Federasyonu, reklamı yapılan bu ürünün aslında olmadığını, viral olarak yayınlanan reklam filminin kadın sporuna dikkat çekmek için bulunan bir Halkla İlişkiler numarası olduğunu açıkladı. @theladyball_com twitter hesabı yayınladığı destek videosunda ‘oyun bitti’ ifadesini kullandı. Tıpkı geçen sezon santra yuvarlağında Charlton Athletic’in hazırlayıp basına sızdırdığı sevişen çiftin viral videosu gibi, amaç, insanların dikkatini çekmekti. Kadın sporuna dikkat çekildi mi, destek arttırıldı mı bilinmez ancak pembe topu apartman topuklu mankenlere tanıttırarak en baştan bazı ipuçlarının verildiği kesin. Reklam dünyasının yaratıcılığının önünde saygı ile eğilirken, kadın futbolunun her geçen gün gelişmesini Ada Futbolu ekibi olarak keyifle takip ediyoruz. 7 SAYI 18| KAYLA - THE EAGLE KAYLA THE EAGLE MERT ARTUN 8 SAYI 18| KAYLA - THE EAGLE Son 5 sezondur taraftarın sevgilisi olan kartal Kayla’nı geleceği tehlikede… Crystal Palace maskotu Kayla ile Palace taraftarları ilk olarak 2010 yılında tanıştı. O günden beri büyük ilgi ve sevgi gören Kayla’nın hikayesini anlatacağız size bu sayımızda. Eagle Hights Wildlife Foundation, Kayla’nın İngiltere’deki evi. Kanada’da kız kardeşi ile birlikte vahşi doğadan kopartılan ve Avrupa’ya getirilen bir dişi Amerikan Kel Kartalı Kayla. Sahipleri hırsızlık suçundan hapse girdiği için vahşi yaşama yeniden bırakılmaya çalışılan ve aç kalınca da insanların yiyeceklerine saldırmaya başlayan Kayla ile Eagle Hights bir ihbar telefonu ile tanışmış. Biraz zor olsa da yakalanan ve zararsız hale getirilen Kayla zamanla evcilleştirilmiş ve 2010 yılından beri Selhurst Park semalarında uçuyor. 2015 yılının başında da kapanma tehlikesi yaşayan vahşi yaşam parkı Eagle Hights geçen yıl sürüngen bölümünü kapatmış ve elindeki deveyi satmak zorunda kalmış. Umudunu Palace taraftarlarına bağlayan parkın kurucusu Alan Ames 19 yıllık bir aile işletmesi olduklarını ve kar amacı gütmeden vahşi yaşama destek olmaya çalıştıklarını, pek çok yaralı hayvanı da iyileştirip yeniden doğaya saldıklarını anlatıyor. Eğer siz de bir Kayla’nın evi Eagle Hights’ın kapanmasını istemiyorsanız aşağıdaki linke tıklayarak bağış yapabilirsiniz. http://www.eagleheights.co.uk Geçen s en maçınd e Kasım ayınd a Charl a 34 ya Kayla’y ton a yumr şındaki bir tar uk atm aftar a teşeb tutukla büsünd en nmıştı. 9 SAYI 18| KAYLA - THE EAGLE Crystal Palace menajeri Alan Pardew, Kayla ile birlikte 10 SAYI 18| KAYLA - THE EAGLE Kayla Selhurts Park’ta dinlenirken 11 SAYI 18| TROY DEENEY AMCA BABA YA RISIDIR DEENEY MERT ARTUN 12 SAYI 18| TROY DEENEY Premier Lig yıldızlarının parıltılı hayatlarından çok farklı bir hikaye anlatacağız bu sayımızda size. Watford’un kaptanı Troy Deeney’in hikayesi tam bir Türk filmi senaryasonu çağrıştırıyor bize. Birmingham’da 3 çocuklu bir aile, başlarında yılın 6-7 ayını hapiste geçiren bir üvey baba, 15 yaşında Aston Villa altyapısında başlamadan biten bir kariyer olacakken büyük bir tesadüfle küllerinden doğan bir futbolculuk hikayesi, babasının kanserden ölümü, 2012’de hapis yatması ve Watford ile Premier Lig’e yükseliş. Vakit geçirmeden Deeney’in futbolcu olma hikayesinin özeti ile başlayalım. Genç Troy şehrin en büyük takımı Aston Villa’nın yaz kampında 4 günlük bir denemeye alınır ancak parkta kızlarla vakit geçirmek ona daha çekici gelince futbol kariyeri çok daha aşağılardan, bölgenin amatör takımlarından Chelmsley Town’dan başlar. Amatörlükten profesyonelliğe geçiş hikayesi de oldukça ilginç. Walsall’un genç takım hocası Mick Halsall kendi takımının maçı ertelenince oğlunun oynadığı bir maçı izlemek için tribünde yerini alır. O maçta forma giyen genç Deeney 11-7 kazandıkları maçta alkollü olarak sahaya çıkmasına rağmen 7 gol atınca Halsall’un daveti ile Walsall’da deneme idmanına çıkma şansı yakalar. Deeney’i o deneme idmanı günü Chelmsey menajeri sabahın köründe kendi elleri ile uyandırır ve taksi parasını cebinden ödeyerek yıldız oyuncusunu Walsall’a gönderir. Beğenilen Deeney 2006’nın Aralık ayında 18 yaşındayken ilk profesyonel sözleşmesine imza atar ve sezonun geri kalanı için Halesowen Town’a kiralanır. 2007-08 sezonu ve bir sonraki sezon Deeney için oldukça verimsiz geçse de talihi Chris Hutchings’in takımın başına geçmesi ile değişir. Yeni hoca Deeney’i sağ kanat yerine asıl yeri olan forvet hattında oynatmaya başlar. Genç yıldız adayı da yeni hocasının ilk 12 maçında 9 gol atarak bu fırsatı oldukça iyi değerlendirir. 2009-10 sezonunu 14 golle bitiren Deeney o sezon Walsall’da yılın oyuncusu seçilir. Wa lsa ll Fo rm a sıy l a 13 SAYI 18| TROY DEENEY 2010 yazında Championship ekiplerinin peşinde olduğu Deeney takımdan ayrılmak istediğini açıklar ve Watford’a £500.000 karşılığı transfer olur. 2 yıllık sözleşme ile genç oyuncunun haftalık maaşı £1.200’den £6.000’e çıkar. Sezon öncesi kampında yeterli idman yapamaması ve menajer Malky Mackay’ın onu genelde kanatta oynatması nedeni ile ilk sezonunda 40 maçta sadece 3 gol atabilen Deeney, Sean Dyche’ın onu asıl yerinde oynatması ile kendisini göstermeye başlar ve ikinci sezonunda Championship’te 43 maçta 11 gol ile takımın en çok skor üreten ismi olur. 2012 yılında Birmingham’da çıkan bir kavga sonucu hapse girmesi, 3 ay içerde kalması ve şartlı tahliye ile çıkması, yeniden futbola dönmesi ve hapisten çıktıktan 10 gün sonra Watford forması ile sahaya çıkması senaryomuzu biraz daha alaturkalaştıran unsurlardan sadece küçük bir tutamı… 2012-13 sezonu Championship’te 40 maç ve 19 gol ile geçer. O sezon playofflara kalan Watford, yarı finalde Leicester City ile eşleşir ve bu maç İngiltere futbol tarihinin son dönemlerdeki en dramatik hikayelerinden birisine tanık olurken olayın başrolünde yine Deeney vardır. King Power’daki ilk maçı 1-0 Leicester City kazanır. Vicarage Road’daki rövanş’ın 90 dakikası 2-1 Watford üstünlüğü ile biter ve maç uzatmalara gider. 90+6. dakikada Watfordlu Cassetti, Knockaert’i indirir ve Tilkiler penaltı kazanır. Günün en başarılılarından Knockaert’in kullandığı penaltıyı Arsenal’den de hatırlayacağımız İspanyol kaleci Manuel Almunia kurtarır ve dönen top 20 saniye sonra Deeney’in volesi ile Kasper Schmeichel’ın koruduğu Leicester City fileleriyle maçı ve turu getiren gol olarak buluşur… Yıllarca unutulmayacak bu maç sonunda Wembley’deki finale kalan Watford, maçı uzatmalarda Crystal Palace’a 1-0 kaybederek Premier Lig’e yükselme hayallerini 2 yıl geciktirir. Troy Deeney Championship’te geçen bu 2 seneyi sırasıyla 44 maçta 24 gol ve geçen sezonu da 42 maçta 21 gol ile bitirerek Watford tarihinde 3 sezon üst üste 20 gol barajını geçen ilk oyuncu olur. 14 SAYI 18| TROY DEENEY 2013 i r e f a Z r e t s L e i ce 15 SAYI 18| TROY DEENEY Kaleci Almunia’nın ayrılmasından sonra takım kaptanlığına yükselen Deeney, bu sezon Nijeryalı Ighalo ile çok iyi bir ikili oluşturdu ve Premier Lig’de dikkat çeken isimlerden birisi. Troy Deeney sezonun ilk yarısını 19 maçta 6 gol ve 5 de asist ile kapattı. Gelelim Deeney’in hikayesinin ailevi ve trajik kısmına. Troy Deeney’in üvey babası Paul Anthony Burke pek çok genetik babanın oğluna olduğundan daha yakındı genç oyuncuya. Deeney, çocukluk yıllarından sürekli hapiste olan babasını anlatırken onun uzun süreli iş seyahatinde olduğuna inandıklarını ancak daha sonra ailesini o ortamdan uzak tutmak için, bir anlamda korumak için bu yalana başvurduğundan bahsediyor. Doğumdan önce annesini terk eden biyolojik babasının sadece bir sperm veren donor olarak gördüğünü ve baba olarak kabul ettiği Paul’un de yine ailesini korumak adına kendi soyadını kullanmalarını istemediğini de anlatan Troy, annesinin soyadını almış. Sağ kolunda babasına adadığı dövmesinde Paul Anthony Burke’un doğum ve ölüm tarihleri ile karanlık ve aydınlık arasındaki savaşını temsil eden figürlerle kazımış onu vücuduna. en hallelerind a m a k r a ela m’ın e’un adı b k Birmingha r u B a ’d d Woo Paul Troy, n e d z Chelmsley ü y u mlıydı ve b deşinin soyadını ile eş anla ar e ve erkek k ız k i, s n müsaad e a n m a an z ir b rını hiç kullanmala etmemişti. Babasının cenazesinde yaptığı konuşmada, küçükken onun bizim için hapiste olduğunu hissediyordum diyerek olayın duygusal boyutunun da altını çizen Deeney, şu anda onun çizdiği yolda ve öğütleri doğrultusunda yaşamaya çalışıyor. Deeney’e göre kötü insanlar ve hayatında kötü tercihler yapmış insanlar arasında fark var ve o babasının kötü tercihler yaptığı için bu tip bir hayat yaşadığını düşünüyor. 2012 yazında gırtlak kanseri nedeni ile hayatını kaybeden Paul Anthony Burke hastalığını öğrendiğinde iş işten geçmiş ve kanser oldukça an e hatalard v n e d r le l edip ığım seçim çunu kabu Bana yapt u s i d n tti. e k yı, abam öğre b ı y ders alma a m r u ... üzerinde d yürüyorum n a ld ayaklarım o y i n çizdiğ Şimdi onu ilerlemişti. Şubat 2012’de Troy’a babasından bir telefon gelir ve Paul ertesi gün hastaneye oğlunun da gelmesini istemektedir. Paul’ün Pazartesi sabahı Birmingham’daki Queen Elizabeth hastanesinde bir randevusu vardır ve acı haber... Burke ve Deeney’in kız arkadaşları ile haberi paylaştıklarında iki kadın da göz yaşlarına hakim olamaz ancak Paul bu duruma da tepki gösterir ve etrafında ağlayan insanlar görmek istemez. Eski toprak olan Paul göğsündeki ve boğazındaki acılara sadece 6 ay dayanabildi. Deeney’in 2012’de hayatını değiştiren tek şey 47 yaşındaki babasını kanserden kaybetmesi değil. Paul’ün kanser olduğunu öğrenmesinin ertesi gecesi kardeşi ile dışarı çıkarlar. Alkolün etkisinde olan Deeney, kardeşinin sokakta bir kavgaya karıştığını görünce gözü dönmüş şekilde olaya müdahil olur ve gördüğü herkese saldırmaya başlar. Son olarak olayın yaşandığı gece, kamera görüntüleri izlendiğinde Watford’un forvetinin yerde yatan bir üniversite öğrencisinin kafasını tekmelediği görününce tutuklanır ve 10 ay hapis cezasına çarptırılır. Polis merkezinde kavga görüntülerinin kendisine izlettirildiğinde o sahneleri görmeye bile dayanamadığını anlatan Troy’un hayatı tam anlamda değişmiştir. Hayatımdaki en büyük pişmanlık olarak adlandırdığı olaydan dolayı aldığı 10 aylık cezasının 3 ayını hapishanede çeken genç futbolcu iyi hali de göz önüne alınarak şartlı tahliye olur ve kısa bir süre içinde yargı ve polis denetiminde de olsa futbola geri döner. Hapishane günleri boyunca sadece gerçek dostu olan birkaç kişi ziyaretine gelir, bir süre sonra kız arkadaşı Stacey evin faturalarını ödeyememeye başlar ve Watford’dan takım arkadaşı Mariappa, Deeney ailesine maddi yardımda bulunur. 16 SAYI 18| TROY DEENEY “Bu hayatta başıma gelen en güzel şey hapse girmekti...” Bu cümleyi kurabilecek olgunluğa erişen Troy Deeney, 3 aylık hapishane döneminde düşünmeye çok zaman bulmuş ve ucundan bulaştığı beladan oldukça uzak bir hayat sürüyor artık. 2 çocuk sahibi bir aile babası ve bir Premier Lig yıldızı olarak başka bir boyutta yaşıyor Deeney ve o günleri de sol koluna kazımış durumda. I have fought a good fight I have finished the course I have kept the faith Yani şair burada diyor ki; Çok sağlam kavga ettim Cezamı çektim İnancımı hep korudum Hapisten çıktığı gün takım arkadaşlarının evde parti düzenlemesine de oldukça şaşırmış ve anlam verememiştir Deeney. Döndüğümde kimseyi istemiyordum evimde, sevgilim ve çocuklarımla yalnız kalmak istedim. Oldukça utanmıştım, aşağılanmış hissettim, hapishaneden geliyordum. Şampiyon olduğumuz maçtan dönmüyordum ki kutlama yapalım… Babaları hapiste olduğu için annesinin çocukluğunda 3 farklı işte çalışmak zorunda kaldığı Deeney’in futbol kariyeri de pek parlak başlamamış, amatörlük döneminde duvar ustalığı da yapan yarı zamanlı futbolcu Troy Deeney, Walsall’un verdiği fırsatı iyi kullanmış ve bugünlere gelmiş. Watford forması ile de 100. golünü çok az bir zaman kaldı. Watford kaptanı Deeney, bu sezon Kasım ayında Premier Lig’de Vicarage Road’da oynadıkları Manchester United maçına 6 hapishane arkadaşını davet ederek onlara içeride verdiği sözü tuttu. Hayatım insanları yanıltmakla geçti. En başarılı zamanlarımı hep birilerinin üzerimi çizdiği zamanlarda yaşadım. İki kez Jamaika’nın davetini reddeden Deeney’in hayalinde İngiltere milli takımının formasını giymek de var. “Sabah uyandığımda annemin £50’luk kirasını nasıl ödeyeceğini düşünmek, annemin alacaklılar kapıya dayandı çığlıkları, bu baskıları yaşadıktan sonra kaptanlık benim için baskı değil. Everton maçına Watford kaptanı olarak Premier Lig maçına çıkmak baskı değil, yüzümde bir tebessüm yaratan büyük bir keyif...” 17 SAYI 18| JIMMY HILL JIMMY HILL “ÇENE” EDİP URAS 18 SAYI 18| JIMMY HILL O’nun bizim evdeki adı ‘Çene’ idi. İngiltere’de futbol izleyecekseniz Jimmy Hill’i tanımak zorundaydınız. BBC Match Of The Day programının yüzü veya bizim gözümüzden baktığınızda ‘çene’siydi. Bizim spikerlerden farklı bir duruşu ve tavrı vardı. ‘Kendine has’ diyebileceğimiz bir üslubu, olaylara bakışı, bazen sululuğa kaçan bir espri anlayışı. Tekrar gösterimleri, ‘ağır çekim’ leri de Jimmy Hill sunmuştu televizyon dünyasına, eski futbolculardan oluşan panellerin maçları yorumladığı futbol programlarını da. ‘Oynatalım Uğur’cum’ onun başlattığı bir fenomen anlayacağınız. Çocukluğumuzda seyrettiğimiz Vikingler çizgi dizisindeki karakterin adını ona uygun görmüştük. 19 Aralık 2015’de 87 yaşında hayata veda ettiği zaman, yıllar sonra yeniden hatırladık onu. Tarihin sayfalarına bakıldığında, sadece televizyonda gördüğümüz bu yüzün İngiltere futbol kültürünün önemli kilometre taşlarının birçoğunda hemen arka planda olduğunu fark ettik. Sonraları adamın adını öğrendik, aksi mümkün değildi zaten. Futbol varsa o vardı. Çene’nin anısına hazırladık bu sayfayı. Huzur içinde uyusun… Adı Jimmy Hill’di… Şu anda futbol dünyasında kabul gören ve öncesini çoğumuzun hatırlamadığı, bilse de yaşamadığı öğeler var. Galibiyete 3 puan verilmesi örneğin. Uzun süre galibiyete 2, beraberliğe 1 puan vardı çocukluğumuzun futbolunda. O yüzden eskiler bazen hala o klişeyi kullanır, beraberliklerde ‘puanlar paylaşıldı’ derler. BBC’deki ‘esas oğlan’ karakterini 1988’de Des Lynham’a devredene kadar tam 15 sene Match Of The Day programının sunuculuğunu yapan Jimmy Hill, daha sonraları bir eski karakter oyuncusu edası ile stüdyoda boy gösterirdi. 1999’dan beri bu görevi İngiltere’nin efsane futbolcularından Gary Lineker yürütüyor. Televizyonda futbol konuşan ilk yorumcuydu Jimmy Hill. 1967’de ITV Televizyonu’nun Spor Direktörü olduğunda bir başka ‘İLK’ e imza atıyor, eski futbolculara yeni bir meslek hazırlıyordu: futbol yorumculuğu. Sadece İngiltere’de galibiyete 3 puan veriliyordu. Zaten sağdan direksiyonlu arabaları, kendilerine has ölçü birimleriyle farklı bir gezegende yaşıyormuş gibi gördüğümüz bu Ada’daki ilginç puanlama sistemi uzun süre İngilizler’in ‘cins’ olmalarına atfedildi. “Çene” 19 SAYI 18| JIMMY HILL 1981 yılında İngiltere galibiyete 3 puan sistemine geçerken, amaç kazanmayı özendirmek, golsüz maçları en aza indirmek ve takımları hücum etmeye itmekti. İngiltere’de 3 puan lobisinin başında Jimmy Hill vardı. 1980 yılında kulüplerin toplam borcu 15 milyon poundu aştığında, o zaman Coventry’nin başkanlığını yapan Jimmy Hill, tüm başkanları toplamış ve bir seminer düzenlemişti. O seminerde birlikte hareket etmeye karar veren kulüpler, oyunu yeniden hareketlendirmek, taraftarı yeniden statlara çekmek ve hasılatları arttırmak adına önlemler üzerinde konuştular. Hill’in önerilerinden biri 3 puan sistemiydi. Türkiye 1987’de 3 puanlık sisteme geçen ilk ülkelerden biri oldu. FIFA 3 puanı 1994’de önce Dünya Kupası finallerinde kabul etti, 1995’den itibaren de kullanmaya başladı. Şimdi galibiyete 2 puan kulağa ne kadar farklı geliyor değil mi? Jimmy Hill’in o zaman önerdiği yedek oyuncular, daha çok takımın küme çıkması ve küme düşmesi gibi fikirlerin neredeyse tamamı uygulamaya alındı. Hill, 1980’lerde yönetici olarak futbolun çehresini değiştiriyordu. 1960 yılında futbolculuk kariyeri devam ederken PFA (Profesyonel Futbolcular Birliği) başkanı kimdi bilin bakalım… Evet yine O. O yıllarda İngiltere’de ortalama bir evin geliri ayda yaklaşık 1,000 sterlin civarındaydı. Bir şişe süt ise 3 pence. Futbolcuların ise maaşlarının üzerinde bir tavan vardı. Bir profesyonel futbolcu haftada 20 sterlinden fazla alamazdı. 1957’de başkanlığı devraldıktan sonra bu tavanı delmeye kararlı adımlarla uğraştı Jimmy Hill. Amacına 1961 yılında ulaştı da. Kendisi ile birlikte eski takım arkadaşı ve Milli Takım kaptanı Johnny Hayes, İngiltere tarihinde haftada 100 sterlin kazanan ilk oyuncular oldular. Bugün futbolcuların maaşları İngiltere’deki bir ortalama evin haftalık gelirinin en az 10 misli. Wayne Rooney’nin Manchester United’daki haftalık maaşı ise 300,000 sterlin. Coventry City’nin stadı Ricoh Arena’nın hemen dışında dev bir heykel var. Heykelin kim olduğunu çenesinden anlamak mümkün. Heykeltıraş Nicholas Dimbleby’nin yaptığı Jimmy Hill heykeli tamamen taraftarların katkıları ile yapıldı ve 28 Temmuz 2011’de açıldı. Coventry City’nin eski oyuncuları törende yer aldı. Aralarında Bobby Gould, John Sillett ve George Curtis de vardı. Hepsi 1980’lerde kulübüne menajerliğini yapmışlardı. 20 SAYI 18| JIMMY HILL Heykeli dikilecek adamı Coventry City’de ilk olarak 1961 yılında görüyoruz. Menajerliğe getirilen Jimmy Hill 33 yaşında. Brentford ve Fulham’daki futbolculuk yaşantısını yeni noktalamış. Coventry City, Kasım 1961’de 3. Lig’de oynuyor. Jimmy Hill’in kulüpte başlattığı yenilikler şimdilerde ‘Gök Mavisi Devrimi’ olarak anılıyor. Öncelikle Coventry City’nin bugün giydiği gök mavisi formalar onun fikri. ‘Gök Mavililer’ lakabının da isim babası o. Kulübün resmi şarkısı ‘Sky Blue Song’ (Gök Mavisi Şarkısı) ‘nın sözleri de Jimmy Hill’in. İngiltere futboluna ilk renkli maç program kitapçığını getiren, taraftarları maça daha erken getirebilmek için ilk maç öncesi eğlencelerini düzenleyen, o zaman kulüp başkanlığını yapan D.H.Robbins ile birlikte Highfield Road Stadı’na iki yeni tribün ekleyen de O. Takım Jimmy Hill menajerliğinde 1963/64 sezonunda 3.Lig şampiyonluğu, 1966/67 sezonunda da 2.Lig şampiyonluğu yaşayarak tarihinde ilk kez İngiltere’nin en üst ligi olan 1.Lig’e yükseldi. Jimmy Hill, Coventry City’nin 1.Lig’deki bu ilk sezonunun hemen öncesinde görevi bıraktı. Sadece Coventry City’de menajerlik yaptı Jimmy Hill. Takımı ile birlikte 1961-1967 yılları arasında toplam 290 maçta 129 galibiyet, 83 beraberlik ve 78 yenilgi aldı. Londra’nın güney semtlerinden Balham’da 1928 yılında dünyaya geldi Hill. Babası süt ve ekmek dağıtımı yapıyordu. Henry Thornton Grammar Okulu’nda okudu. 1945’de okuldan sonra askerliğini yapmak üzere orduya katıldı. O zamana kadar futbolla ilgili en büyük merakı koyu taraftarı olduğu Crystal Palace maçlarına gitmekti. Borsada çalışacaktı. Ordudayken profesyonel futbolcuların da olduğu takımlarda top oynadı. Yeni bir cevher ortaya çıkmıştı. 21 yaşında Brentford’da profesyonel futbol oynamaya başladı. ‘Sağ iç’ oynuyordu. 2-3-5 sisteminde iç forvetler santraforu destekleyen oyunculardı. Oyundaki dizilişler farklılaştıkça ‘sağ iç’ bugünün hücumcu orta saha oyuncularından biri gibi görev yapmaya, 21 SAYI 18| JIMMY HILL topu taşıyarak forvete gol hazırlama ve defansı dağıtmaya yoğunlaştılar. Brentford’da 3 yılda 87 kez forma giydikten sonra 1952 yılında, 24 yaşında, kariyerinin son noktası Fulham’a geldi. Londra kulübü için toplam 300’den fazla maçta forma giydi, 41 gole imza attı. 1958 yılında kulübün bir deplasman maçında en çok gol atan oyuncusu rekorunu elde etti. Doncaster deplasmanında attığı 5 gol ile hala bu ünvanı elinde bulunduruyor. Fulham’ın en üst lig olan 1.Lig’e çıkmasında katkısı büyüktü. 1987’de eski kulübüne bu kez yönetici olarak döndü. Direktörlüğünü yaptığı süre içinde mali açıdan çok zorda olan ve Queens Park Rangers ile birleşme kararı almak zorunda kalan kulübü mali krizden çıkardı. Fulham yeniden nefes aldı. Bir hayata ne kadar anı sığdırabilirsiniz? Jimmy Hill çoğu insanın hayal edebileceğinden çok anı ile aramızdan ayrıldı. 16 Eylül 1972’de Highbury’de Arsenal ile Liverpool karşı karşıya geliyordu. Yan hakem Dennis Drewitt aniden yerde kaldı. Sakatlanmıştı ve devam edemeyecekti. Federasyonun kurallarına göre bir maç orta hakem ve 2 yan hakemi olmadan tamamlanamazdı. Maç yarıda kalmak üzereyken stattan bir anons duyuldu: ‘Aramızda hakemlik yapmaya yetkili kimse var mı?’ Kim vardı orada dersiniz? Bu da soru mu... Jimmy Hill’in hakemlik lisansı vardı ve o gün tribünde maçı izleyenler arasındaydı. Kendisine verilen eşofmanı giydi, bayrağı aldı ve yan çizgide maçın sonuna kadar hakemlik yaptı. Merak edenler için: karşılaşma golsüz sonuçlandı. Sezonu Liverpool şampiyon, Arsenal ise ikinci bitirmişti. Renkli karakter sözü birçok insan için kullanılıyor ama ‘Çene’ başkaydı. İngiliz televizyon izleyicisi ondan önce fikirlerini bu kadar açık ve bazen de tartışılabilir şekilde anlatan birine rastlamamıştı daha önce. Farklı yorumları bazen çok da politik olmuyordu. 1998 Dünya Kupası’nda Romanya Milli 22 SAYI 18| JIMMY HILL Takımı oyuncularının tamamı saçlarını sarıya boyatmıştı. Hill’in yorumu ‘herhalde sahada birbirlerini göremiyorlar’ olmuştu. 2004 yılında eski Manchester United menajeri Ron Atkinson, Fransız futbolcu Desailly için ‘zenci’ kelimesini kullandığında onu savunmuş, ‘futbol sahalarında hep böyle konuşulur’ demişti. Eklemişti: ‘Birisine ‘çene’ demekten daha kötü değil bence.’ yaklaşırken, yeni bir yıla merhaba demeye hazırlanırken, ‘Çene’ ye veda ettik. İngiltere’de futbolun ‘karakterlerinden biriydi. Ünlü biri. O’nun bir sözü ile bitirelim: ‘Ünlü olmak istiyorsanız, gülümsemeyi öğrenmeniz gerek.’ Dolu dolu bir hayatın sonu İngiltere’nin güneydoğu sahilinde 6,000 nüfuslu Hurstpierpoint kasabasında geldi. 2015’in Noel’i 23 SAYI 18| MARVIN SORDELL MARVIN SORDELL’İN DERSLİK HİKAYESİ Düşünün ki iş hayatınızda aldığınız her kararı dünya çapında milyonlarca insan tabletlerinden izliyor, hata yaptığınız noktada görüntüyü durduruyor ve sürekli sizi analiz ediyor. Ne hissederdiniz? ELİF MAGUL İşte Premier Lig’in genç adamları her hafta bu durumla yüzleşiyor. Marvin Sordell de bu hissi en iyi bilenlerden. İki sezon Watford ile Championship’te oynayan Sordell, U21 İngiltere Milli Takımı formasını giydi; 2012 Olimpiyat Oyunlarında Büyük Britanya’yı temsil etti ve A Milli Takım’daki geleceğine kesin gözüyle bakıldı. 2016 oyunlarına az bir süre kala Sordell’in nerede olduğuna bakıyoruz ve kendisini League One kulübü Colchester United formasıyla görüyoruz. “Gerçek bir etki bırakamadan önce oyuncuların özellikle gençlerin üzerindeki baskı inanılmaz oluyor” diyor 24 yaşındaki forvet BBC’ye. “Aston Villa’nın Jack Grealish’ine bakın. İnsanlar ona her hafta acayip yükleniyorlar. O yaşta yapmak istediği tek şey oyununu oynayıp gelişimini sürdürmek. Şu an benim için bile bu geçerli. 24 SAYI 18| MARVIN SORDELL “Baskı, her zaman her şeyi doğru yapmanız gerektiğini düşünmenize neden oluyor. Böylece doğal olandan uzaklaşıyorsunuz ve dikkatiniz dağılıyor”. 2009 yılında Watford’a katılan Sordell, Arılar adına 27 gol attıktan sonra Bolton’a transfer edildi ve 2012 yılında 3 milyon £luk bonservis bedeli ile bir Premier Lig oyuncusu oldu. Ancak o sezon Owen Coyle yönetiminde sadece üç kere forma giydi ve hiç gol atamadan Championship’e düştü. “Doğrusu hiçbir zaman kendime yeterince güvenemedim. Oynayamadığım zamanlarda ‘Ben ne yaptım?’ ya da ‘Yeterince iyi değil miyim?’ diye düşünürüm. “Menajerim antrenmanlarda söylerdi. Geriye b a k t ı ğ ı m d a , futbolun bazen şans bulamamak ve bazen de doğru zamanda yeterince fit olamamak olduğunu görmekte zorlanmıyorum. iyi olduğumu “Belki de Premier Lig’de ihtiyaç duyacakları türden bir oyuncu değildim. Belki sadece gelecek vadediyordum ama bu gerçekleşmedi”. Watford, Sordell’in oturduğu muhit Harrow’a oldukça yakın. Bu da ailesinin ve en iyi arkadaşlarının maç esnasında sürekli yanında olduğu anlamına geliyor. Genç oyuncunun kuzeye Bolton’a taşınması, kalacak bir daire bulana kadar bir otelde kalmasına ve yeni evine alışıncaya dek sürekli ailesinin yanına gidip gelmesine neden oluyor. Profesyonel kariyerinde işler yolunda gitmiyor. Bu süreçte kendisini en çok neyin zorladığı sorulduğunda: Büyük paraların kendisini Premier Lig ve İngiltere Milli Takımı gibi farklı bir dünyaya taşımasıyla gelen bir nevi teşhir olma duygusu olduğunu söylüyor. “Sürekli yaptığım yolculuklar da var. Ailemin ve arkadaşlarımın çevremde olmaması iyi değildi. Annemin yemeğini yiyebilmem veya kız arkadaşımla buluşmam için günleri organize etmem ve trene binmem gerekiyordu. Telefonda sürekli görüşüyorduk ancak bu çevrenizde bulunuyor olmalarından çok daha farklı. “Dürüst olmak gerekirse, böyle şeylerin başıma gelmesini beklemiyordum. Bununla mücadele etmeye hazır olduğumu düşünüyordum ki bu yalan oldu. “Beni neyin beklediğini bilmiyordum, hazırlığım yoktu ve beklentileri ne kadar karşılayabildim emin değilim. Fakat hala futboldan keyif almak için mücadele ediyorum”. Tüm karamsarlığına rağmen Sordell, birçok İngiliz gencinin hayallerini süsleyen bir kadroyla Olimpiyat tecrübesi kazandı. Birleşik Krallık’ı temsil ettiği 2012 Londra Oyunları’nda Ryan Giggs, Aaron Ramsey ve Daniel Sturridge gibi isimlerle takım arkadaşı oldu. “Kadroda olduğumu okulda öğrendim. Daha önce Olimpiyatlar’a katılmanın hayalini bile kurmamıştım. “Açılış töreninde LeBron James ile tanıştım. Her yerde ünlü insanlar vardı. Etrafınıza bir bakınıyorsunuz ve Maria Sharapova’yı görüyorsunuz. ABD basketbol takımının dev adamları yanınızdan geçiyor”. Sordell’in bir diğer iyi anısı da 2014 yılında Burnley’e transfer olup Premier Lig’de oynaması. Ancak sadece dört maç oyuna dâhil olabiliyor ve tek gollü forvetin yolu bu sefer Colchester United ile kesişiyor. Yeni takımı o gelene kadar hiç maç kazanamıyor. Sordell’in dört gollük yardımıyla yükselişe geçiyorlar. Sordell, mücadele ettiği ligden şikâyetçi değil. Oynamaktan ve gol atmaktan memnun ancak daha fazlasını yapması gerektiğini düşünüyor. Bu sözlerin ardından Federasyon Kupası’nda Wealdstone’a karşı bir de gol atıyor. Marvin Sordell, futbolundan çok psikolojik yardımın elzem olduğu baskıyla mücadele halinde. Hala genç denebilecek futbolcunun yıldızı gözler önünde bir türlü parlamıyor. Kim bilir, belki de spot ışıklarından uzakta dünyanın en iyilerinden biridir. 25 SAYI 18| IBROX FACİALARI IBROX FACİALARI MERT ARTUN 26 SAYI 18| IBROX FACİALARI 2 Ocak 1971, Ibrox Stadında tarihteki ikinci büyük futbol faciası yaşandı ve çoğu çocuk yaşta 66 taraftar hayatını kaybetti, 200 taraftar da yaralandı. Ada Futbolu’nun bu sayısında sizleri Glasgow’da Rangers’ın mabedinde tarihte yaşanan 2 büyük trajedi içerisinde yaşananları ve bu trajik ölümlerin getirdiklerini mercek altına alacağız. Önce 1902’ye gidelim. Dünya’daki en eski futbol rekabeti, İskoçya – İngiltere maçı. Britanya futbolundaki ilk futbol faciası. Çöken tahta tribünde hayatını kaybeden 25 seyirci ve 517 yaralı. 5 Nisan 1902 günü, Britanya şampiyonasında bir gece önceki şiddetli yağmurun da etkisi ile zayıflayan yeni batı tribününün maçın 51. dakikasında çökmesi ile yüzlerce taraftar 12m aşağıya düştü ve sonuç 25 ölü… Bu olaya rağmen devam eden maç sırasında bir yandan da kurtarma çalışmaları yapıldı. 90 dakika sonunda anlamsız kalsa da skor tabelası 1-1’i gösteriyordu. İki ülke federasyonu da bu maçın sonucunu resmi olarak onaylamadı. 3 Mayıs 1902’de Villa Park’ta oynanan ve 2-2 biten tekrar maçının tüm geliri trajedinin kurbanları için harcandı. Bu kazadan sonra çelik kiriş sistemi gözden düştü ve Britanya stadlarında artık demir ile güçlendirilmiş beton kirişler kullanılmaya başlandı. Stadyuma çam ağacı tedarik eden şirketin sahibi adam öldürmek suçundan yargılansa da mahkeme sonunda aklandı… 1971 yılına gelelim, Hillsborough öncesi Britanya’nın gördüğü en büyük futbol faciası. O zamanki adı ile Ibrox Park’da bir Old Firm maçı yani Rangers – Celtic derbisi, 80.000’i aşkın seyircinin izlediği maçın 89. dakikasında konuk Celtic golü buluyor ve Rangers taraftarları stadı terk etmeye başlıyor, ancak maçın uzatma anlarında Rangers, Colin Stein ile beraberlik golünü atıyor ve o sırada 13. çıkışta merdivenden aşağı inen kalabalık babasının omzundaki bir çocuğun düşmesi ile başlayan arbedede birbirine giriyor. En genci hayatında ilk kez bir maça gelen 8 yaşındaki Nigel Pickup olmak üzere çoğu çocuk 66 kişi çıkan izdihamda havasızlıktan boğularak hayatını kaybediyor ve o sisli günde evine dönemiyor. Rivayete göre Rangers’ın beraberlik golünün gelmesi ile stadyumu terkeden bir kısım taraftarın geri dönmeye çalışması da yaşananları tetiklemiş. 27 SAYI 18| IBROX FACİALARI Sir Alex Ferguson otobiyografisinde abisi Martin’in anne ve babasının gitmesini istememesine rağmen maçı izlemeye gittiğini ve eve geç dönmesi nedeni ile yaşanan faciada başına bir şeyler geldiğini düşündüklerini anlatır. Tüm bu yaşananlardan ders alan İskoçlar önce bir komite kurar, rapor hazırlanır sonra da Ibrox’da büyük bir tadilat başlar. 3 yıl süren iyileştirme çalışmaları sonrası tribünlerin 4’te 3’ü modern ve oturulabilir hale getirilir ve kapasitesi 44.000’e düşürülür. Geçmişte yaşanan tüm bu trajedilerin gölgesinde kalan Ibrox Stadyumu şu anda 50.947 kişilik kapasitesi ile Britanya’nın en büyük ve modern stadlarından birisi konumunda. Yaşanan trajediden 30 yıl sonra 2 Ocak 2001’de hayatını kaybedenlerin anısına dikilen anıt. 28 SAYI 18| YENİLENEN SİTESİ ZENGİN İÇERİĞİ İLE premierligturkiye.com YAYINDA! TORQUAY UNITED KARIN TOKLUĞUNA FUTBOL: TORQUAY UNITED EFE CAN ERTEKİN “Bir grup hevesli genç insana futbolcu olma fırsatı verdi ancak onlara hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli kontratı vermedi, çoğu oyuncunun maaşı asgari ücretin altında.” Bu sözler Torquay United’ın oyuncu-menajeri Kevin Nicholson’a ait. Nicholson’ın cümlesinde iğnelediği şahıs ise kulübün eski menajeri Paul Cox. Kevin Nicholson, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kulübün eski menajeri Cox’u, bütün bütçeyi harcayıp acil durumlar için tek kuruş bırakmamasıyla suçladı. Bunun yanı sıra Cox’un bir grup genç oyuncuya asgari ücretin altında kontratlara imza attırdığını da iddia etti. Cox ise bu iddialara, “Oyunculara, kulübün izin verdiği bütçe dâhilindeki miktarlara göre kontratlar önerdim.” diyerek yanıt verdi. Nicholson, oyuncuların arabalarına benzin koyacak ya da ev kiralarını ödeyecek paraları bile olmadığını bu sebeple onları futbola adapte etmek konusunda oldukça zorlandığını yazdı. PAUL COX Nicholson: “Soyunma odasına girdim ve onlardan bir sporcu gibi yaşamalarını istedim. Doğru beslenip iyi uyuyup yalnızca futbola odaklanmaları gerektiğini anlatmaya çalıştım.” Torquay United’ın finansal anlamda yaşadığı sıkıntılar, 2015 yılının ilk zamanlarında baş gösterdi. O zamanki menajer Chris Hargreaves, oyuncularının haftalık 375 pound kazandığını iddia etmişti. İngiltere’deki vatandaşların haftalık gelirinin 479 pound olduğunu belirtirsek durumun vahimliğini daha net şekilde anlayabiliriz. Geçtiğimiz Mart ayında da takımın kalecisi Jordan Seabright, futbolu bıraktı ve memleketine dönüp araba satıcılığı işine yöneldi. Seabright, 20 yaşında olmasına rağmen futbola olan sevgisini kaybetmesinin ve artık oyunu oynarken zevk alamamasının futbolu bırakmasında etkili olduğunu söylemişti. Haziran 2015’te el değiştiren Torquay United, giderlerini azaltmak amacıyla altyapısını kapatmak zorunda kaldı. Bundan 1 ay sonra, ekstra gelir sağlamak için antrenman sahalarını Plymouth’un 18 yaş altı takımına kiraladılar. Torquay United, Nicholson yönetiminde sadece 2 galibiyet alabildi ve Ulusal Lig’de sondan ikinci sıradalar. Bu, kulübün tarihindeki en kötü lig pozisyonu. Torquay United’ın son yıllardaki iniş çıkışları: Mayıs 2007: Konferans ligine düştüler, yeni yönetim başa geçti. 30 SAYI 18| TORQUAY UNITED - Mayıs 2008: Genellikle yarı amatör ekiplerin katıldığı FA Trophy’nin finalinde Ebbsfleet’e kaybettiler. - Mayıs 2009: Konferans ligi play-off finalinde, Wembley’de Cambridge United’ı yendiler. - Mayıs 2011: League 2 play-off finalinde Stevenage’a mağlup oldular. - Mayıs 2012: League 2 play-off yarı finalinde Cheltenham Town’a yenildiler. - Nisan 2014: Konferans ligine düştüler. - Haziran 2015: Kulüp el değiştirdi ve menajer Chris Hargreaves’le yollarını ayırdı. - Eylül 2015: Menajer Paul Cox istifa etti. - Aralık 2015: Torquay United, Ulusal Lig’de sondan ikinci sırada, 117 yıllık kulüp tarihinin en kötü pozisyonunda bulunuyor. Martılar dergimiz yayına hazırlandığı zaman hala İngiltere’nin 5. Ligi olan Ulusal ligde sondan ikinci basamakta ve oyuncu teknik direktör Kevin Nicholson işinin başında. Thea, Paul’un kulüp işleyişi ve iş dünyası hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmadığını ileri sürerek, kocasının bu fikrini reddetti. Ancak sonrasında birkaç yerel iş adamıyla beraber bu işe girmenin bir sakıncası olmadığına kanaat getiren çift, servetlerinin bir bölümünü kulüple paylaşmaya karar verdi. 2007 yılında kulübün başına geçen topluluk içinde en dikkat çeken kişi elbette Paul’du. Öte yandan, başlarda kulübün başına geçme fikrine sıcak bakmayan Thea da her geçen gün Torquay United’ın sıkı bir taraftarı oluyordu. Şüphesiz ki maçı şeref tribününden izlemek Thea’da hayranlık uyandıran başka bir yöndü. Torquay United’ı Wembley’de kulübün sahibi olarak izleme hayali gerçek olan Paul, 2010 yılında şeker hastalığı sebebiyle hayata gözlerini yumdu. Thea ise 15 yaşından beri birlikte olduğu kocası Paul’un anısına kulübe destek vermeye devam etti ve futbol tarihindeki sayılı kadın başkanlardan biri oldu. Geçtiğimiz yılın Mart ayında başkanlığı bırakan Thea Bristow, Torquay United tarafından manevi anlamda ömür boyu başkanlığa layık görüldü. PİYANGOYU KAZANIP KULÜBÜN BAŞINA GEÇTİ Torquay United, şu sıralar olduğu gibi 2007 yılında da finansal açıdan sıkıntılı bir durumda bulunuyordu. O zaman kulübü sahiplenen ve yerel iş adamlarından oluşan bir topluluk yönetimi devraldı. Topluluğun içinde bulunan kişilerden biri de Paul Bristow’du. K EV IN NI CH OLS O N Paul ve eşi Thea, 2004 yılında piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmışlardı. Para hayatlarını değiştirmişti, öyle ki Paul ömür boyu desteklediği renklere de bir katkı da bulunmak istiyordu. 31 SAYI 18| ARMALARIN DİLİ: LEICESTER CITY ARMALARIN DİLİ: LEICESTER CITY EDİP URAS Leicester City’nin kuruluş yılı 1884. 1800’lerin sonunda Leicester’da en fazla ilgi gören spor ragbiydi. Bugün bildiğimiz anlamıyla futbol birkaç küçük takım tarafından oynanıyordu. Wyggeston Okulu öğrencilerinden oluşan bir grup Güney Fosse Yolu’nun arkasında küçük bir bahçedeki küçük bir kulübede buluşuyorlardı. Leicester City’nin ilk kulüp binasıydı bu. Fosse Yolu, eski Romalılar zamanına kadar giden tarihi bir yol. Exeter’den başlayıp Bath’a, oradan Cirencester’den geçerek Leicester’a ve sonrasında Lincoln’e uzanır. Kulübün ilk adı bu yoldan gelir: Leicester Fosse. Fosse kelimesi yerel argoda aynı zamanda hendek anlamında da kullanılır. 1887’de maçlara bilet kesebilmek için çevresi kapalı bir alanda oynamak ihtiyacı duyduklarında şehrin kuzeyindeki Belgrave Bisiklet Parkuru ’nu seçtiler. Soyunma odası olmadığından neredeyse bir buçuk kilometre ötedeki White Hart Oteli’nde üstlerini değiştirmek zorunda kalıyorlardı. Fosse adını bırakıp City olmaları 1920 yılını buldu. Artık Filbert Street’de oynuyorlardı. Daha sonra Walkers Stadı’na geçtiler. Mavi giyiyorlardı ancak mavinin kullanımı sürekli değişiyordu. Önceleri siyah forma üzerine mavi çizgiler, sonra mavi ve kahverengi parçalı forma giydiler. Mavinin tonları da değişti yıllar içinde. Açıklar koyular derken ‘royal’ mavide karar kılındı. Kraliyet mavisi ya da muhteşem mavi Leicester City’nin renkleri oldu. 1970’lerin başında kullanılan bembeyaz formanın ömrü çok kısa oldu, mavi Leicester City’nin rengiydi. Leicester City armasında kulübün lakabı olan tilki her zaman önemli bir yer tutmuştur. Ancak Leicester City her zaman Tilkiler olarak anılmadı. Fosse oldukları yıllarda onlara Fosiller dediler. Filbert Street’te oynadıklarında ise Filbertlar. Avcılar, Çorapçılar derken 1940’ların sonuna geldik. Leicester kentinin içinde bulunduğu Leicestershire eyaleti tilki avları ile ünlü bir yöre. Hatta eski İngiltere’yi konu alan filmlerde sıkça gördüğümüz tilki avlarının ilk çıktığı ve en ünlü olduğu bölge burası. Kızıl Tilki avlanır bu bölgede yüzyıllardır. Eyaletin simgesi de doğal olarak tilki. Avrupa folklorunda ve Kelt mitolojisinde sembolik bir hayvandır tilki. Kurnazlığı ve kandırmacılığı ile tanınır. Bazı masallarda cadıların tilki kılığına girerek komşularının tereyağlarını çaldığı söylenir. Her türlü ortama 32 SAYI 18| ARMALARIN DİLİ: LEICESTER CITY kendini uyumlar tilkiler. Bugün şehirlerin yayılmasıyla tilkiler de kendilerini ortama uydurdular. Sadece Londra’da yaklaşık 10bin tilki olduğu tahmin ediliyor. Mavilerden ve tilkilerden yeterince bahsettik, şimdi Leicester City’nin 1948/49 sezonundan beri kullanmaya başladığı tilki motifinin bugüne nasıl geldiğine bakalım. O sezon tarihte ilk kez Leicester City formalarının üzerinde sadece bir tilki deseni bulunuyordu. Daha sonraki yıllarda kalkan ve diğer motifler de eklenerek bugün kullanılan armaya doğru gelindi. Bugün kullanılan arma 1991’de yeni kurumsal kimlik çerçevesinde tasarlandı. 1999 yılında birkaç küçük değişikliğe uğradı. Bir tilki kafasının beş dilimli bir beşparmakotu deseninin üzerine yerleştirilmesi ile oluşur. Beşparmakotu veya kurtpençesi olarak bilinen bu desen 1619’da Earl Kontu Robert de Bellomonte devrinden alınmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce kullanılan armada tilki deseni bir kalkanın üzerinde ve iki kamçının ortasında yer alıyordu. Leicester City veya LCFC harfleri armayı çepeçevre sarıyordu, tıpkı bugün kullanılan armada olduğu gibi. Walkers Stadı veya şimdiki sponsorlu adı ile King Power Stadı, 2015/16 Premier Lig sezonunda tarihi anlar yaşıyor. Ranieri yönetimindeki takım Premier Lig şampiyonluğunun adayları arasında. Tribün şarkıları, Frank Sinatra’nın When You’re Smiling (Sen Gülümsediğin Zaman) adlı parçası şu sıralar Leicester City taraftarının durumunu çok iyi anlatıyor. Eninde sonunda şampiyonluk yarışından geri kalacaklarını tahmin edenlere ise King Power’ın girişindeki slogan en iyi cevabı veriyor: ‘Tilkiler Asla Vazgeçmez’ Kaynaklar: thebeautifulhistory.wordpress.com Leicester City Resmi Internet Sitesi Wikipedia 33 SAYI 18| ARA TRANSFERLER 34 SAYI 18| ARA TRANSFERLER ARA TRANSFERLER ERDEM ÖZDAMAR Bütün bir sezon boyunca sahada yaşadığımız heyecanın bir benzerini de transfer dünyasında yaşıyoruz. Yeni isimler, dedikodular, gidenler, gelenler… Her yeni sezona yeni hedeflerle giren takımlar kadrolarını bütçelerine ve iskeletlerine göre şekillendirirler. Bazen olur bazen olmaz. Bazen yeni takviyeler gerekir, bazen hiçbir şey yapmaya gerek bile kalmaz. Bu yazımızda o yeni takviyelerden söz edeceğiz. Premier Lig’de sezon ortasında, yani Ocak ayında yapılan en pahalı 10 transfer. 10 - Nemanja Matic, Benfica > Chelsea, £21m, 2014 Sırp oyuncunun Chelsea kariyeri 2009’da başladı. Slovak Kosice’de gösterdiği performansla pek çok Avrupa kulübünün dikattini çeken Matic, 2009 yılının Ağustos ayında yaklaşık £1,5m karşılığında Stamford Bridge’e 4 yıllık imza attı. İlk sezonunda sakatlıklar yakasını bırakmadı, sadece 2 maçta forma giydi. İkinci sezonunu ise Vitesse’de kiralık olarak geçirdi ve sezon sonunda David Luiz transferinde Benfica’ya satıldı. M AT I C UEFA Avrupa Ligi finaline kadar yürüdü. Yarı finalde Fenerbahçe’yi eleyerek Amsterdam’daki finale adını yazdıran Benfica, finali Chelsea’ye kaybetti. Chelsea, 2013-14 sezonunun ortasında Matic için yeniden transfer görüşmeleri yaptı. Portekiz kulübü Sırp oyuncuyu £21m karşılığında Maviler’e vermeyi kabul etti. Chelsea ile 5,5 yıllık yeni sözleşme imzalayan 28 yaşındaki oyuncu ortasahanın savunmaya yakın kısmında görev yapıyor. İlk geldiği zaman 2009-10 şampiyonluğunu da yaşayan ancak madalya alacak kadar maç oynamayan Matic, 2014-15 sezonunda kazanılan şampiyonluğun mimarlarından biri oldu. 38 haftalık sezonun 36 haftasında sahada olan Sırp oyuncu ortasahada takımının dinamolarından biri olarak madalyayı bu kez sonuna kadar haketti. 9 - Luis Suarez, Ajax >Liverpool, £22,8m, 2011 “Başka kulüplerden transfer teklifi geldiğinde Gerrard acele etmememi ve Barcelona’yı beklememi söyledi.” Uruguaylı Luis Suarez şu sıralar Barcelona’da Messi ve Neymar ile harikalar yaratıyor. Liverpool ise hala Suarez’i arıyor. 2010-11 sezonunun devre arası Liverpool için bir hayli hareketli geçti. Üst sıraları zorlayacak iddialı bir kadro kurma peşindeki Kırmızılar forvet hattını Ajax’tan Luis Suarez ve Newcastle’dan Andy Carroll ile güçlendirdi. Matic, Jorge Jesus ile Benfica’da yeniden doğdu. Portekiz’de geçirdiği 3 sezonda lig ve kupa şampiyonlukları da yaşayan Sırp oyuncu, 2013’te Uruguaylı Suarez kulübe imza attığında “en pahalı transfer” ünvanını da beraberinde getirdi. Ancak bu unvan birkaç gün sonra Andy Carroll tarafından geri alındı. Suarez ilk sezonunu alışma süreci olarak geçirdi. 35 SAYI 18| ARA TRANSFERLER İkinci sezonunda Copa America şampiyonu olarak geldiği takımında 31 lig maçında 11 gol attı. Suarez ısınıyordu. 8 - Darren Bent, Sunderland > Aston Villa, £24m, 2011 Kaynama noktasını 2012-13 sezonunda buldu. Sezon başında Liverpool ile uzun süreli ve şartları iyileştirilmiş bir sözleşmeye imza atan Suarez lige damga vuran isimlerden biri oldu. Brendan Rodgers yönetimindeki Liverpool’a 33 lig maçında 23 gollük katkı sağladı. 2011 yılının Ocak ayında Aston Villa, Darren Bent için Sunderland’in kapısını yüklü bir teklifle çaldı. £18m! Bent için yapılan bu teklifi reddeden Sunderland yönetiminin kapısı birkaç gün sonra ikinci kez çalındı. 17 Ocak 2011’de Sunderland rekor sayılacak bir transfer ücretini kabul etti, £24m! 2013-14 sezonu ise hepimizin malumu. SuarezSturridge-Sterling hücum hattı rakiplerini birer ikişer devirip takımı şampiyonluk yarışına soktu. Liverpool lig şampiyonluğunu son hafta Manchester City’ye verirken Suarez ligi gol kralı olarak tamamladı. 33 maçta 31 golle Alan Shearer’ın rekoruna da ortak olan Suarez Liverpool’un 7 numaralı efsane formasının hakkını fazlasıyla verdi. Uruguay’ın 2014 Dünya Kupası kadrosunda da yer alan Suarez, Brezilya’daki turnuvada takımını İtalya, İngiltere ve Kosta Rika ile beraber yer aldığı gruptan çıkarmayı başardı. İngiltere’ye attığı gollerle sükse yapan Suarez’in asıl bombası ise gruptaki İtalya maçında Chiellini’yi ısırması oldu. FIFA bu olay sonrası Suarez’e ağır bir ceza verdi. 4 ay boyunca her türlü futbol aktivitesinden men edilen oyuncuya Ada basını da yüklenince Liverpool bu süreçte Barcelona’dan gelen teklifi kabul etmek ve oyuncuyla yollarını ayırmak zorunda kaldı. Bent, Tottenham ve Sunderland’de yaptıklarıyla Aston Villa’nın dikkatinden kaçmamıştı. Villa ne kadar iyi bir transfer yaptığını oyuncunun takıma çarçabuk uyum sağlamasından ve skora katkı yapmasından anladı. BENT Bent, 2010-11 sezonunun kalan kısmında 16 lig maçında 9 golle oynadı. Özellikle Manchester City ve Arsenal maçlarında kazandıran gollerin sahibi oldu Bent. Sezon sonu geldiğinde 17 gollük performansı onu ligin en golcü İngiliz oyuncusu yaptı. Aldığı paranın hakkını veren Bent için yeni sezon pek parlak başlamadı. Sakatlıkların gölgesindeki sezonda bir taraftar ile girdiği tartışma menajer Alex McLeish ile arasını açtı. Liverpool’a 2-0 kaybedilen maç sonrası bir Villa taraftarının Bent’in alışveriş yaparken ve eğlenirken fotoğraflarını çekmesi ve bunlar üzerinde polemik yaşanması üzerine oyuncunun geleceği tartışılır oldu. Olay çok da fazla büyümeden taraflar bir nevi barış anlaşması imzaladı. Bent, her şeyi 36 SAYI 18| ARA TRANSFERLER bir kenara bırakıp İngiltere’nin 2012 Avrupa Şampiyonası kadrosunda kendisine yer bulmak için çabaladı durdu. Sezonu 22 lig maçında attığı 9 golle noktalarken 3 Aslan kadrosuna da giremedi. 2012-13 sezonunda Petrov’un lösemi teşhisi üzerine takımdan ayrılmasından sonra takım kaptanı da olan Bent yine iyi başladı ama sonunu getiremedi. Kaptan olması da motivasyon sağlayamayınca Bent önce formunu, sonra da kadrodaki yerini kaybetti. Ve klasik son. Kiralık olarak gönderilmeler sonrası Villa Bent’i serbest bıraktı. 7 - David Luiz, Benfica > Chelsea, £25m, 2011 Chelsea, Benfica arasındaki transferlere devam edelim. 2011 kışında Portekiz kulübü Maviler’in ısrarına daha fazla dayanamadı ve £25m karşılığında Brezilyalı savunmacısı için Londra’ya “evet” dedi. David Luiz 3 yıl kaldığı Chelsea’de John Terry ile uyumu çabuk yakaladı. İlk sezonunda 12 lig maçında sahaya çıkıp 2 de gol attı. Uzun boyu ve fiziğiyle hem hava toplarında hem de top kontrolündeki üstünlüğü, Chelsea otobüsü için büyük avantaj yarattı. Luiz zamanla maç sayılarını da arttırmaya başladı. 2011-12 sezonunda 20, 2012-13 sezonunda ise 30 lig maçında sahada kaldı. Chelsea ile FA Cup, UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi kazandı. LUI Z David Luiz takımının kazandığı bu önemli kupalara attığı gollerle de, savunduğu toplarla da katkı sağlarken, kulüpte kaldığı süre içinde rakipleri için tehlikeli bir oyuncu oldu. 2014 Dünya Kupası’nda Brezilya’nın kadrosunda yer aldı ancak dördüncülükle yetindi. Buna karşın milli takımla Konfederasyon Kupası da kazanan Luiz 2014 yılında bir başka rekorun sahibi oldu. Chelsea’den ayrılma zamanı geldiğini bir çok defa ima eden Luiz, 2014 yılının Haziran ayında İngiltere’nin başkentinden Fransa’nın başkentine gitti. Chelsea PSG’in £50m’luk teklifini kabul etti ve David Luiz en pahalı defans oyuncusu olarak Fransa’nın yolunu tuttu. 2014-15 Şampiyonlar Ligi’nde Chelsea ile eşleşen PSG rakibini 0-0 ve 2-2’lik skorlarla elerken Paris’i bir üst tura çıkaran golü David Luiz attı. Daha önce gol atarsa sevinmeyeceğini söylemesine rağmen golden sonra çılgınca sevinen oyuncu, maç sonrası yaptığı açıklamada golün ne kadar değerli olduğunu söyleyerek bir anlamda günah çıkardı. 6 - Juan Cuadrado, Fiorentina > Chelsea, £26m, 2015 27 yaşındaki oyuncunun yıldızı 2014 Dünya Kupası’nda parladı. Firorentinalı Cuadrado kısa zamanda hem takımıyla Serie A’da hem de Kolombiya milli takımı ile Güney Amerika’da kendisini kanıtlamayı başardı. CU AD R AD O 37 SAYI 18| ARA TRANSFERLER Firenze’de her sezonu ortalama 30 lig maçıyla kapayan Cuadrado, Dünya Kupası sonrası pek çok kulübün radarına girdi. Ortasaha oyuncusu Avrupa liglerine de yabancı olmamasıyla transferin aranan ismi oldu. Buna karşın Fiorentina kulübü Juan Cuadrado için kapıları kapatmayı tercih etti. 2014-15 sezonu Cuadrado için durgun başladı. Önceki sezonlardaki performansını da aratan Cuadrado için medya da boş durmadı. Daha büyük bir kulübe gitmek istediği yönünde çıkan haberler sonrası oyuncunun pazarı açıldı. Dzeko 2010-11 sezonunun ortasında kendisini Citizen yapan imzayı attı. İlk yılında 15 lig maçında sahaya çıkıp 2 gol sevinci yaşadı. Gelir gelmez FA Cup zaferi yaşayan Edin Dzeko, Premier Lig’de kaldığı 4,5 yıl boyunca 2 lig şampiyonluğu, 1 Lig Kupası, 1 FA Cup zaferi taddı. Chelsea Fiorentina’ya £26m + Mohammed Salah teklifini sundu. İtalyanların bu teklife hayır deme şansları olmadı. Cuadrado Chelsea’de doğru zamanda olmanın karşılığını Premier Lig şampiyonluğu kazanarak aldı. 12 maçta forma giyen Kolombiyalı ilk sezonunda Lig Kupası ile beraber duble yaptı. Rüya gibi başlayan Ada macerası aynı şekilde devam etmedi tabi. Bu sezonun başında Portekizli menajer Jose Mourinho tarafından kadroda düşünülmedi. Kiralık listesine konulan oyuncu bu sezonun başında yeniden Serie A’ya döndü. Juventus tarafından 1 sezon kiralanan Kolombiyalı oyuncu şimdi siyah beyazlılarla Scudetto kovalıyor. Bir de not. Şimdilerde Cuadrado’nun yüzü EA Sports’un dünyaca ünlü futbol oyunu FIFA2015’in Güney Amerika’da dağıtılan kopyalarında yer alıyor. 5 - Edin Dzeko, Wolfsburg > Manchester City, £27m, 2011 2008-09 sezonu Bundesliga için tarihi bir sezon oldu. Sonraki yıllarda Fulham’a da gelecek olan Felix Magath Wolfsburg’u tarihindeki ilk ve şimdilik tek şampiyonluğa taşıdı. Bu başarıdaki en büyük pay sahiplerinden biri de Boşnak forvet Edin Dzeko’ydu. Yeşil beyazlı takımda gösterdiği performansla adı Manchester City ile anılan Dzeko için menajer Roberto Mancini oyuncuyla ilgilenmediklerini açıkladı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra ise DZ EK O Dzeko Etihad’da takımının en golcüsü olmasa da önemli gollerinin adamı oldu. Geldiği yarım sezonu saymadığımızda sezon ortalaması 32 lig maçı olan Boşnak yıldız City’nin şampiyonluklarına da golleri ve asistleriyle katkı yaptı. 2012’de 14 gollük performansıyla takımının tarihindeki ilk şampiyonluğu kazanmasına destek verdi. 2014’de de Liverpool ile çekişen City’yi önemli maçlarda ipten alan isimlerin başında geliyordu. 30 lig maçında attığı 16 golle performansını taçlandırdı. Agüero’nun da varlığıyla daha güçlü bir hücum hattı oluşturan City’de Dzeko geçtiğimiz sezon sadece 4 gol atabildi. 2015-16 sezonu başında City tarafından düşünülmeyen Dzeko’nun da yolu Serie A’ya düştü. Sezon başında AS Roma’nın teklifine evet dedi. 4 - Wilfried Bony, Swansea > Manchester City, £28m, 2015 Swansea City 2013 yılında Hollanda ligi gol kralı Bony için £13m öderken aynı zamanda Galler transfer rekorunu da kırıyordu. Kuğular’la 4 38 SAYI 18| ARA TRANSFERLER yıllık sözleşmeye imza atan Fildişili oyuncu, BBC tarafından Premier Lig’de izlenmesi gereken oyuncular arasında gösterildi. İlk sezonunda BBC’nin hakkını verircesine 32 lig maçına 16 gol sığdırdı. Takımını taşıyan sayılı isimlerin başında gelen Bony’nin sözleşmesinin sonuna kadar kulüpte kalması beklenirken 2014-15 sezonunun ortasında sürpriz bir transfere imza attı. Jovetic’in takımdan ayrılmasından sonra kadrosuna bir forvet oyuncusu daha almak isteyen Manchester City için aranan adam Bony’den başkası değildi. 14 Ocak 2015’te Bony £28m bonservis bedeli karşılığında Liberty’den Etihad’a transfer oldu. B O NY Fernando Torres’i Chelsea’ye satan Liverpool Londra’dan gelen sıcak parayla transferin bitmesine saatler kala Newcastle’ın kapısına dayandı. Hedef Andy Carroll. Saksağanlar ilk etapta gelen £30m’luk teklifi reddetti. Çok geçmeden bu defa Liverpool teklifi yükseltti ve Carroll £35m karşılığında Liverpool oyuncusu oldu. Carroll Liverpool’a transferiyle, kendisinden birkaç gün önce imza atan Suarez’den en pahalı transfer ünvanını alırken, bonservisiyle de en pahalı Britanyalı oyuncu ünvanını aldı. Carroll bu ünvanı Sterlng’in Manchester City’ye transferine kadar da taşıdı. C AR R OL L Bu imza ile en pahalı Afrikalı oyuncu ünvanını da kazanmış oldu. Bony, Manchester City ile 2014-15 sezonunu 12 maçla tamamladı ve 2 gol attı. Pek çok maçta oyuna sonradan dahil olan Bony, 2015’te ülkesiyle Afrika Uluslar Kupası’nı da kazandı. Bu sezon Bony daha çok süre almaya ve daha çok ilk 11 çıkıyor. 15 maçta forma giydi ve Premier Lig’de 4 gol attı. Bunda Dzeko’nun ayrılmasının da payı büyük elbette. 3 - Andy Carroll, Newcastle > Liverpool, £35m, 2011 Geldik listemizin son 3 sırasına. Son 3 oyuncuya konuk olurken 2011 yılının Ocak ayına da gidelim. 31 Ocak 2011 tarihi Ada’da transfer döneminin kapanmasına saatler kala alevlendi. Alevlenme kelimesini abartı için değil, yakılan formalar için kullanıyoruz. Torres’in bıraktığı 9 numaralı formayı sırtına geçiren Carroll transferi sonrası Newcastle kulübünün kendisini zorla yolladığını iddia etse de bu sözleri çok büyük yankı bulmadı. Yine de 31 Ocak gecesi Liverpool sokakları yakılan formalarla doluydu. İngiliz oyuncu 2010-11 sezonuna iyi başladı. Newcastle ile oynadığı 19 lig maçına 11 gol sığdırmayı bildi. Bu performansıyla da zaten Liverpool’un dikkatini çekti. Fakat Anfield’da bu sayılara ulaşmayı bir türlü başaramadı. Sezonun geri kalanında sadece 7 lig maçında sahaya çıkarken 2 kez gol sevinci yaşadı. 9 numaralı formasıyla yeşil sahadan çok yedek kulübesinde görünüyordu. 2011-12 sezonunda daha çok süre aldı. Takıma 39 SAYI 18| ARA TRANSFERLER alışma aşamasını da bir şekilde atlatmayı başaran oyuncu bu sezonu 35 Premier Lig maçıyla tamamladı. Skor yükünü Suarez ile çekerken ligi yalnızca 4 golle tamamladı. Buna ek olarak FA Cup ve Lig Kupası’nda da takımı adına önemli goller kaydetti. Onlardan biri de Everton ile oynayıp 2-1 kazandıkları FA Cup yarı final maçı. O dönemki takım arkadaşı Jamie Carragher gol sonrası “Değeri £35m olan bir gol” benzetmesini yapmıştı. Liverpool’daki menajer değişiklikleri ve Luis Suarez’in yükselen formu Carroll’ı kenara çekti. 2012-13 sezonu başında Liverpool oyuncusunun değerini £18m olarak belirledi ancak bu bedeli verecek bir kulüp çıkmadı. West Ham United kulübü oyuncunun senelik maaşı ve £2m kiralama bedeliyle Carroll’ı 1 sezonluğuna kadrosuna dahil etti. Londra’da 24 maça çıkıp 7 gol atan Carroll başkentte kalmayı tercih etti. West Ham Liverpool’a £15m bonservis bedeli ödeyerek milli oyuncuyu kalıcı olarak renklerine bağladı. West Ham günleri Carroll için sakatlıklarla cebelleştiği günler olarak akıllarda. Son 2 sezonda toplam 30 lig maçı oynarken attığı gollerin sayısı 2 elin parmaklarını geçemedi bile. Bu sezon doğrudan oynadığı maç sayısı daha fazla olsa da yine sakatlık problemiyle takımından ayrı kaldığı dönemler oldu. Özellikle 2012-13 sezonu Mata için altın yıldı. Premier Lig’de 35 maçta attığı 12 golün yanı sıra Avrupa’daki 8 golüyle Chelsea’yi taşıyan isimlerin başında geldi. M A AT Mata için 2013-14 sezonu hiç de beklendiği gibi olmadı. Chelsea orta sahasında Eden Hazard’ın daha çok inisiyatif alarak öne çıkması, Willian, Oscar gibi isimlerin varlığı Mata’yı ikinci plana itti. Jose Mourinho’nun ikinci Chelsea döneminde ilk 11’den çok kenarda yer alan Mata çoğu oyuna sonradan girdiği 13 Premier Lig maçında oynadı ancak gol atma başarısı gösteremedi. Liverpool ile Lig Kupası kaldıran Carroll kendisini bir türlü milli takıma kabul ettiremedi. 27 yaşındaki oyuncu sadece 9 defa 3 Aslan forması giyerken en son İngiltere ile EURO 2012’ye katıldı. Ocak ayının son haftasında ise Jose Mourinho, Manchester United’ın oyuncusu için yaptığı teklifi kabul ettiğini açıkladı. Kırmızı Şeytanlar orta saha arayışlarına Mata ile son verirken bu imza için £37m bonservis bedeli ödediler. 2 - Juan Mata, Chelsea > Manchester United, 2014, £37m Bu bedelle Mata en pahalı United oyuncusu olarak adını tarihe yazdırdı. Juan Manuel Mata Garcia. Real Madrid altyapısından yetişti fakat başkentte tutunamayıp yıldızını parlattığı Valencia’ya transfer oldu. 4 sezon formasını giydiği takımından 2011-12 sezonu başında ayrıldı ve Chelsea’ye imza attı. İspanyo yıldız sezonun kalan kısmında 15 lig maçına 6 gol ve 4 asist sığdırdı ve bir anlamda kendisini yeniden buldu. Chelsea formasını 2,5 yıl giyerken UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Şampiyonlar Ligi zaferlerinde takımın en önemli parçalarından biri oldu. İspanya ile Dünya ve Avrupa şampiyonluğu kazanan 27 yaşındaki oyuncu 2014-15 sezonunda ise 33 lig maçına çıktı ve 9 gol 4 asistlik bir performans sergiledi ve hala United forması giyiyor. 40 SAYI 18| ARA TRANSFERLER 1 - Fernando Torres, Liverpool > Chelsea, £50m, 2011 El Nino. Atletico Madrid altyapısından çıkan Torres İspanya’nın başkentinde, doğduğu kulüpte kaptanlığa kadar yükseldi. Torres’in Liverpool’a olan hayranlığı da kaptanlık pazubandının arkasında yazılı You’ll never walk alone ile ortaya çıktı. Liverpool menajeri Rafa Benitez sevenleri daha fazla ayrı tutmadı ve 2007 yılında £20m bonservis bedeliyle vatandaşına kırmızı formayı verdi. Torres sevdiği yerde 100’den fazla maça çıktı. 65’i ligde olmak üzere 80 gol attı. Bu sayılar onu pek çok kulüp tarafından aranan isim yapsa da 2011’in Ocak ayına kadar kırmızı formayı sırtından çıkarmadı. Menajer Roy Hodgson oyuncunun satılık olmadığını söylese de Guus Hiddink yönetimindeki Chelsea Liverpool’a önce £30m’luk bir teklif götürdü. İlerleyen saatlerde Chelsea bu teklifi £50m’a kadar çıkarınca Liverpool daha fazla direnemedi ve teklifi kabul etti. Ada basınına düşen bu son dakika haberinden sonra pek çok Scouse kulüp binasına ve Anfield’a yürümeye, Torres formalarını yakmaya başladı. Torres’in Chelsea günleri ne Atleti’dekilere, ne de Liverpool’dakilere benzedi. 2010-11 sezonunun kalanında 14 maça çıkıp 1 gol atan Torres, ertesi sezonlarda ortalama 30 maç oynasa da kendisinden beklenen golleri bir türlü atamadı. Bu düşük istatistiklere rağmen Chelsea ile UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi kazanan El Nino, İspanya ile de Dünya ve Avrupa şampiyonu oldu. 3,5 yıl kaldığı Chelsea’de attığı gollerden çok kaçırdığı gollerle adını duyuran Torres 201415 sezonunu önce İtalya’da AC Milan’da, daha sonra da hikayenin başladığı yerde, Atletico Madrid’de kiralık olarak geçirdi. 31 yaşındaki Torres kariyerinin son demlerinde 19 numaralı formasıyla Vicente Calderon’da, eski günlerini arıyor, aratıyor. 41 SAYI 18| MARADONA and THE BLADES MARADONA and THE BLADES JOHN GARRET ÇEVİRİ: BARIŞ KONUKLAR P UR S S E D N İ S E JÜBİL N İ ’’ S E L L I AR D Y LA I S A M R O F 42 SAYI 18| MARADONA and THE BLADES Gelmiş geçmiş en iyi futbolcu kimdir? Hangi ülke vatandaşı olduğunuza ve yaşınıza bağlı olarak pek çok aday sayabiliriz: Di Stefano, Puskas, Bobby Moore, Matthews, Hakan Şükür, Eusebio... Bu listenin sonu gelmez. Çocukluğumda, Sheffield’da hem Pele’yi hem de Eusebio’yu stadyumda izleme şansım oldu. Beni en çok heyecanladıran futbolcunun Pele olduğunu söyleyebilirim. O maç büyük ihtimalle, Hillsborough’ya sevgili Sheffield United’ım dışında bir takımı izlemek için gittiğim tek maçtı. Santos, şehrin diğer takımı Sheffield Wednesday ile, 1970’li yıllardaki elektrik kesintileri yüzünden bir öğleden sonra maçında oynayacaktı. Pele’nin ne kadar muhteşem olduğuna ucundan kıyısından da olsa tanıklık etmiş oldum. Ardından da, futbolu bırakıp son bir kez voliyi vurmak için Amerika’ya gitti zaten. Aslında, Pele’nin de yer aldığı o zamanki Cosmos takımı, en hafif tabiriyle çok özel bir takımdı. Bu nedenle onlara biraz haksızlık yapmış oluyoruz ancak bu konuyu başka zaman işleriz. 1970’li yılların sonuna doğru, 1978 Dünya Kupası, futbolun çehresini sonsuza kadar değiştirdi. O güne kadar hiç kimsenin aşina olmadığı, adı Arjantin olan ve müthiş yeteneklerle bezenmiş bir ülke, dünya futboluna damgasını vurmuştu. Passarella ve arkadaşları, İngiltere’nin süratle kaybetmeye başladığı tüm özelliklere sahipti: hız, akıcılık ve yetenek. İzlemesi harika, taş gibi bir takımdı. Kempes’in yüreklerinde bıraktığı acıyı bugün bile hatırlayan pek çok kişi vardır. Kulübüm Sheffield United için o yıllar tam bir dönüm noktasıydı. Küme düşme tehlikesi ile karşı karşıyaydık. Takımın en iyi oyuncusu, belki de gelmiş geçmiş en iyisi olan Tony Currie, Leeds United’a satılmıştı ve 1970’li yılların başında takımı sırtlayan kadro da iyice yaşlanmıştı. Transfer bütçemiz vardı ancak Britanya içindeki seçenekler kısıtlıydı. Arjantin’de alınabilecek oyuncular vardı. Sheffield United, Tottenham ve Arsenal ile birlikte tangocuların memleketine yıldız adaylarını transfer edebilmek için bir operasyon düzenledi. Üç takımdan en bilinçli olanı Tottenham’ın listesinde iki isim vardı: Ricardo Villa ve Osvaldo Ardilles. Bu iki oyuncu da kısa süre sonra Londra’nın SDAY E N D E W F F IE LD E H S S O SANT N M AÇINDA 43 SAYI 18| MARADONA and THE BLADES HASL AM SA BE L L A LES L I D R A V ILLA yolunu tuttu. Arsenal ve o zamanki menajeri Terry Neil, Arjantin pazarından oyuncu almaktan son anda vazgeçti ve piyasa; menajer Harry Haslam, Aston Villa’nın eski futbolcusu Uruguaylı Oscar Arce ve Arjantin’in eski kaptanı Antonio Rattin’den kurulu Sheffield United ekibine kaldı. İşler yolunda gidiyordu. Transfer listesinin başında Alex Sabella isimli bir futbolcu vardı (Arjantini geçen yaz Dünya Kupası finaline taşıyan Sabella’nın Ada’daki futbol kariyerini daha önceki sayılarımızda sizlerle paylaşmıştık). River Plate’in genç futbolcusu, oyuncu izleme ekibinin “takım kurgusundaki eksik halka” olarak tanımladığı türden biriydi ve fiyatı da uygundu. Blades’in bir başka transferi istikrarlı ve Arjantinlilere pek benzemeyen bir oyun anlayışı olan Pedro Verde, daha çok “Juan Sebastian Veron’un amcası” olarak tanınır. Veron, Chelsea’de oynarken, çocukken oynamayı hayal ettiği takımın Sheffield United olduğunu söylemişti. Veron’un sahip olduğu ilk forma da, Sheffield United formasıymış. Blades ekibinin anlattığına göre çocuğun eşsiz bir tekniği vardır ve henüz 16 yaşındadır. Tek sorun, fiyatıdır. Sabella transferi, o zaman için hatırı sayılır bir meblağ olan 150 bin sterline tamamlanmışken, 16 yaşındaki bir çocuk için 350 bin sterlin ödemek... Trevor Francis’e ait, 1 milyon sterlin sınırını aşan ilk transfer henüz gerçekleşmemişken, Boca’nın alacağı bedel bir yana, oyuncuyu ülke dışına çıkarmak için Arjantin’i yöneten askeri cuntaya ne kadar ödeme yapılacağı da başka bir soru işaretidir. Sheffield United bütçesel zorunluluktan bu transferden vazgeçer. Adını kimsenin duymadığı 16 yaşında bir çocuk için, o güne kadarki transfer rekorlarının iki katını ödemek istemezler. Transfere asla gerekenden fazla Arjantin’deki Blades kafilesi bir akşam, Buenos Aires’in dış mahallelerinden birindeki Boca Juniors’a ait bir idman sahasına davet edilir. Burada, gelecekte dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olacağı söylenen genç bir futbolcuyu izlerler. Boca Junior bu çocuğu satabileceğini söyler. Son karar Sheffield United’a kalmıştır. 44 SAYI 18| MARADONA and THE BLADES harcama yapmamak, daima altyapıdan oyuncu yetiştirip daha sonra da yetiştirdiği bu oyuncuları satmak ilkeleri üzerine kurulu mütevazı bir anlayışı benimsemiş Sheffield United gibi bir kulüp, böyle bir tranfer yapamazdı. Menajerin kulüp başkanına veya kulübün sahiplerine ısrarları sonucu değiştirmez ve Maradona, kısa bir süre sonra Barcelona gelip onu Arjantin’den koparana kadar ülkesinde kalır. ile İngiltere arasında Falkland Savaşı patlak verince, tangocuların mevsimi de sona erer. Kırmızı beyaz çubuklu forma ile Maradona’yı Bramall Lane’de düşlemek ve 1986’da İngiltere’ye “Tanrı’nın Eli” ile gol atmadığını düşünmek çok zor. O, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcularından biriydi ve Sheffield Unitedlı olmasına ramak kalmıştı. Evet, Sheffield United, dünyanın en büyük oyuncularından birini 350 bin sterline transfer edebilirdi. Maradona, Blades’e gelmiş olsaydı kariyeri nasıl şekillenirdi, bunu asla bilemeyiz. Ne var ki, futbol topu ile dans edercesine yumuşak bilekleri olan Diego’yu, kasım ayının soğuk ve nemli bir salı akşamında çamurla kaplı Ewood Park veya buzlu Meadow Lane çimlerinde izlemek ilginç olurdu. Sert ve acımasız İngiliz savunma oyuncuları onu hemen gözlerine kestirirdi tabii, bundan hiç kuşkumuz yok. Rüya, Sheffield United için o sezonun bitimiyle sona erer. Takım küme düşer ve Alex Sabella, Leeds United’a satılır. Daha sonra, Arjantin Sheffield United forması ile o dönem tanışan bir diğer isim ise Juan Sebastian Veron’un amcası, Pedro Verde. 45 SAYI 18| SAYILAR S 46 SAYI 18| SAYILAR R A L I Y A S RTUN MERT A Bu sezon Wayne Rooney için rekorları birer birer kırma yılı oluyor. İngiliz futbolcu artık yaşayan bir efsane konumunda. Önce İngiltere milli takımı tarihinin en golcü oyuncusu olan Rooney daha sonra Premier Lig’de bir takım forması ile en çok gol atan oyuncu sıralamasında da ilk sıraya yerleşti. Manchester United forması ile ligdeki 176. golünü Liverpool filelerine bıraktı ve 175 gollü Thierry Henry’yi geride bıraktı. Rooney’in zirveye çıktığı liste; 176 – Wayne Rooney – Manchester United 175 – Thierry Henry – Arsenal 148 – Alan Shearer – Newcastle United 147 – Frank Lampard – Chelsea 128 – Robbie Fowler – Liverpool Wayne Rooney geride bıraktığımız günlerde Newcastle United filelerini yeniden havalandırmayı başardı. Yıldız golcü 12 Ocak’ta oynanan ve 3-3 biten maçta 2 gol attı ve rakibine karşı gol sayısını 14’e yükseltti. Saksağanlar bu alanda Rooney’in en çok gol attığı takım konumunda zirvedeler. 30 yaşındaki Rooney sayımız yayına hazırlanırken attığı gollerle Premier Lig tarihindeki gol sayısını da 191’e çıkarttı. Bizim görsel 188’de hazırlanmış, sebebi ise 188. gol ile lig tarihinin en golcü ikinci oyuncusu olmayı başarması. 187 gollü Andy Cole’ü geride bırakan Rooney’in yeni hedefi oldukça zorlu, 260 gollü Alan Shearer. 47 SAYI 18| SAYILAR 48 SAYI 18| SAYILAR Daniel Sturridge’i Liverpool taraftarı attığı gollerin yanı sıra yaşadığı uzun süreli sakatlıklarla da hatırlayacak. İngiliz golcü uzun süredir ortalarda yok ve takımının Suarez sonrası gol yükünü çekmesi beklentilerini karşılamaktan çok uzak. 2014-15 sezon başlangıcından beri Liverpool 92 maç yaptı ancak Sturridge bu maçların sadece %26’sında sahaya çıkabildi ve 9 gol attı. Yıldız futbolcu Liverpool’a transfer olduktan sonra geçen 1121 günün 614’ünde sakatlığı nedeniyle futbol oynayamadı. Thigh=Baldır Ankle=Bilek Harmstring=Kas Dead leg=Stres kırığı Thigh strain=Baldır çekmesi Calf strain= Arka baldır çekmesi Hip=Kalça Knee=Diz Foot=Ayak 49 SAYI 18| SAYILAR 23 Ocak günü saat 14:45’te Norwich City – Liverpool maçını izlemek için ekran karşısına geçenler tarihi bir maça tanıklık edeceklerinden habersizdi. Sakin başlayan mücadele inanılmaz bir düello sonucu iki takım için de gitti gitti geldi ve uzatma dakikalarında da atılan karşılıklı gollerle 5-4 konuk ekip üstünlüğü ile sona erdi. 9 gollü bu skor Premier Lig tarihinde 4. kez yaşanıyordu. Kaderin bir cilvesi olsa gerek bu 4 maçın iki tanesinde 4 gol atıp maçı kaybeden ekip Norwich City; 9 Nisan 1994 – Norwich City 4 – 5 Southampton 12 Şubat 2000 – West Ham United 5 – 4 Bradford City 13 Kasım 2004 – Tottenham 4 – 5 Arsenal. 50 SAYI 18| SAYILAR 51 SAYI 18| SAYILAR 52 SAYI 18| SAYILAR Sayıların bu ayki bir diğer konuğu da Arsenal. Arsene Wenger’in ekibi Chelsea’ye yine kaybetti ve yine gol atamadı. Ligin ilk yarısındaki maçı 2-0 kaybeden Gunners, Emirates’deki rövanşda da 90 dakika sonunda 1-0 yenik ayrıldı sahadan. Londra derbisinde Kırmızı takım Mavilere tam 9 saat 32 dakikadır ligde gol atamıyor ve Ekim 2011’den beri mavi takımı ligde yenemiyor. Son 9 maçın 6 tanesini Mavi takım kazandı, Arsenal’in Chelsea’ye 6 maçtır gol atamaması ise kulüp tarihinin bir rakibe karşı en kötü performansı. Arsenal’in evinde Chelsea’ye 1-0 kaybettiği maç Flamini’nin evinde hiç maç kaybetmeme rekorunu da sonlandırdı.(54 maç) 53 SAYI 18| NOSTALJİ NOSTALJİ: ESKİ SUNDERLAND HOCASI VE ESKİ OLMAK ÜZERE OLAN MANCHESTER UNITED HOCASI İkili bir zamanlar Hollanda’nın dev kulüplerinde çalışırken maç öncesi verdikleri pozlar - 1995 54 SAYI 18| NOSTALJİ 55 SAYI 18| DEĞERLENDİRME PREMIER LIG 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 TAKIM Leicester City Manchester City Arsenal Tottenham Hotspur Manchester United West Ham United Liverpool Southampton Stoke City Watford Crystal Palace Everton Chelsea West Bromwich Albion Swansea City Bournemouth Norwich City Newcastle United Sunderland Aston Villa O 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 23 G 13 13 13 11 10 9 9 9 9 9 9 6 7 7 6 6 6 5 5 2 Premier Lig 2015/16 sezonunun 23 haftası geride kaldı. Önümüzde 150 maç var. Bu maçlarda herşey belli olacak ve doğrusunu söylemek gerekirse neler olacağını ön görmek oldukça zor bu sezon. Leicester City’nin yarıştan er ya da geç kopacağını bekleyenler şimdilik yanıldı. Tilkiler’in liderliği, hem de en yakın rakipleri Manchester City ve Arsenal’in önünde 3 puan farkla devam ediyor. Zorlu maç trafiğinde zaman zaman zorlanan Leicester ekibi, rakiplerinden hiçbirinin bu sezon şampiyonluğu ‘koparıp götürecek’ güçte olmamasını da fırsat bildi ve bu güç dönemi kazasız belasız atlattı. City’de Kompany ve şimdi de De Bruyne’nin sakatlıkları, Arsenal’in beklenmedik şekilde evinde Chelsea’ye kaybetmesi Ocak ayı sonu itibarı ile ibrenin Tilkiler’e kaymasının en büyük nedenleri. EDİP URAS B 8 5 5 9 7 9 7 6 6 5 4 11 7 7 7 7 5 6 4 7 M 2 5 5 3 6 5 7 8 8 9 10 6 9 9 10 10 12 12 14 14 A 42 45 37 41 28 36 30 32 24 27 24 40 32 22 22 27 28 25 28 18 Y 26 23 22 19 21 28 32 24 25 26 27 34 34 30 31 38 43 41 46 38 AV 16 22 15 22 7 8 -2 8 -1 1 -3 6 -2 -8 -9 -11 -15 -16 -18 -20 PUAN 47 44 44 42 37 36 34 33 33 32 31 29 28 28 25 25 23 21 19 13 Tottenham’ın aldığı sonuçlarla arkasından gelen ve çok istikrarlı görüntü çizmeyen Manchester United, Liverpool, West Ham gibi ekiplerin önünde Şampiyonlar Ligi’ne gideceğini şimdiden öngörebiliriz. Ligin dibindeki Aston Villa’nın işi her geçen hafta biraz daha zorlaşıyor. Villa son maçlarında daha az gol yiyor belki ancak oradan zıplayıp çıkabilmesi için beraberliklerden fazlasına ihtiyaçları var. Tyne & Wear derbisini gelecek sezon Championship’te izleme ihtimalimiz Takımların form durumlarına bakıldığında ilk 4 şekillendi demek için artık pek erken değil. 56 SAYI 18| DEĞERLENDİRME de haftalar ilerledikçe artıyor. Newcastle ve Sunderland birbirlerini yalnız bırakmayacaklar gibi. Swansea ve Bournemouth son haftalarda aldıkları sonuçlarla biraz morallendi, Norwich bu ayın en güzel maçında sahasında Liverpool’a 5-4 yenildi belki ancak Alex Neil’ın ekibinin savaşçı karakterini önümüzdeki haftalarda daha sık göreceğiz gibi. Premier Lig gol krallığı yarışında Leicester City’nin ve bu sezonun gol rekortmeni Jamie Vardy 16 golle liderliğini sürdürürken, yaz transfer döneminin en çok konuşulacak golcüleri Lukaku ve Ighalo birer gol farkla onu izliyorlar. Özellikle Watford’un başarısında forvetteki ortağı Deeney ile müthiş işler yaparak pay sahibi olan Nijeryalı Ighalo seyretmeye değer bir isim. Geçen sezonun harika çocuğu Harry Kane de son haftalarda toparlandı ve gol sayısını 13’e çıkardı. Şampiyonluğa oynayan iki dev ekibin golcüleri Giroud (Arsenal) ve Agüero (Manchester City) ise 12’şer golde kaldılar. Form tablosuna bakıldığında ligin en formda ekibi Tottenham. Son 6 maçında 13 puan alan Londra ekibini 12 puanlı Southampton ve Manchester City izliyor. En formda takımlar sıralamasında 5. sırada olan Swansea kümede kalma yolunda emin adınlarla ilerliyor. Ligin en formsuz ekibi, yakın zamana kadar keyifle izlenen Crystal Palace. Son 6 maçından sadece 2 puan çıkardı ve 4 maçtır hiç puan alamadı. Daha önce Ada Futbolu sayfalarına konuk ettiğimiz menajer Alan Pardew’un kariyerinin bu tür uç noktalarda seyrettiğini bilenler için çok sürpriz değil. Adebayor’un katılması ile Selhurst Park’ta yeniden gol sesi duyabiliriz belki. Son 6 maçın iç saha kralları, son maçta evinde Chelsea’ye yenilmesine rağmen Arsenal, Manchester City ve Capital One Lig Kupası yarı finalinde penaltılarla Liverpool’a elenen Stoke City. Evinde son 6 maçında kaybetmeyen iki takım Leicester City ve West Ham da dikkat çeken ekipler. Deplasman karnesi en iyi olan iki takım Leicester City ve Tottenham’ın son 6 deplasmanda 13’er puan aldığını görüyoruz. Everton son 6 deplasmanında da yenilmedi ancak bu maçların 5’inde berabere kaldı. Deplasmanlardan 6 maçtır galibiyet çıkaramayan iki takım ise Aston Villa ile Tony Pulis’in formsuz ekibi West Bromwich Albion. Ocak ayı transfer d ö n e m i n d e takımların kadrolarına ekledikleri isimlerin yaratacağı farklar, puan tablosunda birbirine çok yakın seyreden Premier Lig takımlarının sıralamalarını dramatik olarak da etkileyebilir. Şubat ayı sonunda oynanacak Liverpool – Manchester City Lig Kupası finali, FA Kupası maçları ile birlikte Premier Lig’in seyri de gitgide netleşecek. Ocak ayı sonu itibarı ile son düzlüğe kadar tahminlerimizi de buraya not düşelim ve önümüzdeki maçlara bakalım: Şampiyon: Arsenal Şampiyonlar Ligi: Manchester City, Leicester City, Tottenham Küme Düşenler: Sunderland. Aston Villa, Newcastle, 57 SAYI 18| DEĞERLENDİRME championship 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 TAKIM Hull City Middlesbrough Burnley Brighton and Hove Albion Derby County Sheffield Wednesday Birmingham City Ipswich Town Cardiff City Brentford Nottingham Forest Wolverhampton Wanderers Queens Park Rangers Leeds United Reading Preston North End Huddersfield Town Blackburn Rovers Fulham Milton Keynes Dons Rotherham United Bristol City Charlton Athletic Bolton Wanderers O 28 27 28 28 28 28 28 28 28 29 29 28 29 29 28 28 28 27 28 28 28 28 28 28 G 17 17 14 13 13 12 13 12 10 11 9 10 8 8 9 8 8 6 6 7 7 5 4 3 B 5 4 9 11 10 10 7 9 11 7 12 8 12 12 8 11 8 12 10 5 4 9 9 11 BERK KALYONCU M 6 6 5 4 5 6 8 7 7 11 8 10 9 9 11 9 12 9 12 16 17 14 15 14 A 45 37 46 34 39 42 37 37 35 42 30 37 35 29 32 25 37 24 43 23 34 24 22 24 Y 18 14 25 28 25 31 28 35 31 41 25 38 35 33 31 27 39 24 48 41 49 47 54 46 AV 27 23 21 6 14 11 9 2 4 1 5 -1 0 -4 1 -2 -2 0 -5 -18 -15 -23 -32 -22 PUAN 56 55 51 50 49 46 46 45 41 40 39 38 36 36 35 35 32 30 28 26 25 24 21 20 2008 – 2009 sezonunun son gününde Championship’in yolunu tutan Middlesboro ile geçtiğimiz sezon Championship’e düşen Hull City Premier Lig’e doğru adım adım ilerliyor. 46 maçtan 28’ini tamamlayan Hull City toplamış olduğu 56 puan ile zirvede yer alırken, Middlesboro ise bir maçı eksik ve 55 puan ile 2. sırada. Bu iki takımı Burnley, Brighton, Derby gibi ekipler takip ediyor. Ancak zirve için Middlesboro -her ne kadar son haftalarda takım ritmini kaybetmiş olsa da- en sağlam aday olarak dikkat çekiyor. kaybederek kapısından döndüğü Premier Lig için bu sefer herhangi bir riske girilmeyecektir. Middlesboro’yu bu sefer ilk 2’i sırada görmemiz muhtemel ancak bunun için zaman zaman yaşanan üretim sıkıntısının önüne de geçilmesi gerekiyor. Takımda en golcü isim Uruguaylı Christian Stuani. 29 yaşındaki forvetin ilk 27 maç itibariyle 10 golü bulunuyor. Onu takip eden isim ise Adomah ve yalnızca 6 gol ile. Bir başka deyişle şampiyonluğa oynayan Boro’nun son virajı almadan önce Stuani dışında üretecek bir isme daha ihtiyacı olabilir. Ligin en az gol yiyen takımı olan Boro, iki buçuk yıldır Aitor Karanka yönetimi altında Premier Lig’e çıkma mücadelesi veriyor. İspanyol hoca takıma geldikten sonra öncelikle kolay gol yememeyi aşıladı oyuncularına. Geçtiğimiz sezon playoff finalinde Norwich’e Görüntü itibariyle playoff için ise 6 aday mevcut. Ancak sezonun en iyi form grafiklerinden birini an itibariyle Nottingham Forest yakalamış durumda. Nottingham Forest tam 12 maçtır ligde mağlubiyet yüzü görmüyor. Buna rağmen takım hala 11 inci sırada yer alıyor. Bunda 58 SAYI 18| DEĞERLENDİRME ligin en çok berabere kalan ekiplerinden biri olmalarının da etkisi mevcut. 28. hafta itibariyle Forest’ın önünde hala çok ciddi rakipler yer alıyor; Brentford, Cardiff, Ipswich, Birmingham, Wednesday gibi, ancak takım kalan haftalarda beraberlikleri galibiyete çevirebilirse kendisini playoff potasında bulabilir. Ligin alt kısmı ise önceki sezonlara göre daha heyecanlı geçiyor. Bolton son 5 maçının 2’sini kazanarak ligin dibinden kurtulma konusunda umutlanmaya başladı. Ligin sürprizlerinden Charlton hala kendisine gelemezken, freshman Bristol City ile sophomore Rotherham da ligin dibinden kurtulmaya çalışıyor. Yine MK Dons, ve uzaktan da olsa tehlikeyi hisseden Fulham ve Blackburn son haftalarda dikkatli olmak zorundalar. Bu takımlar arasında ilginç istatistiklere imza atan bir Fulham var. Fulham, Burnley ile Hull’un ardından hala ligin en çok gol atan takımı konumunda. Ancak takımın genel konumu Burnley ve Hull’a hiç benzemiyor. Çünkü Fulham 28 maçta kalesinde 48 gol görmeyi başardı. Biraz savunma yapabilseler renkli ve yetenekli kadrosuyla Fulham düşmeme değil çıkma mücadelesi veriyor olabilirdi… Uzun yıllar sonra ne üst sıralarda ne alt sıralarda ciddi anlamda kopma bulunmuyor. Önümüzdeki 16-17 maçlık bir süreç daha mevcut. Premier Lig rüyasına dalıp Championship’teki bu heyecanı kaçırmamak gerekiyor. Ülkemizde canlı yayınlanmayan Championship maçlarının tamamının özetlerine www.premierligtürkiye. com adresinden ulaşabilir, heyecana ortak olabilirsiniz. STUANI 59 SAYI 18| PUAN TABLOSU league one 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 TAKIM Burton Albion Gillingham Walsall Wigan Athletic Coventry City Millwall Sheffield United Peterborough United Southend United Port Vale Bradford City Bury Barnsley Doncaster Rovers Swindon Town Scunthorpe United Rochdale Blackpool Chesterfield Shrewsbury Town Fleetwood Town Oldham Athletic Crewe Alexandra Colchester United O 27 28 27 28 28 27 28 28 27 28 26 27 27 28 27 27 26 28 28 28 26 27 27 28 G 18 16 15 13 13 13 11 12 11 11 10 10 11 9 10 10 9 8 9 8 7 4 5 5 B 3 6 8 10 9 4 9 5 8 7 8 7 3 9 5 5 7 6 3 5 7 12 7 7 M 6 6 4 5 6 10 8 11 8 10 8 10 13 10 12 12 10 14 16 15 12 11 15 16 A 36 55 45 45 47 43 45 53 36 33 26 36 44 34 42 31 35 27 38 33 33 27 27 36 Y 21 35 26 29 30 37 39 41 34 32 28 40 42 37 45 36 36 35 48 47 35 40 49 65 AV 15 20 19 16 17 6 6 12 2 1 -2 -4 2 -3 -3 -5 -1 -8 -10 -14 -2 -13 -22 -29 PUAN 57 54 53 49 48 43 42 41 41 40 38 37 36 36 35 35 34 30 30 29 28 24 22 22 B 4 5 9 5 11 10 6 9 8 7 9 8 7 5 7 4 6 6 10 9 3 8 8 8 M 5 6 4 9 4 7 6 7 9 8 6 10 10 12 11 14 11 13 12 13 14 15 15 15 A 49 43 42 39 44 44 42 40 38 32 43 40 37 47 40 34 38 36 37 30 23 26 29 27 Y 31 25 23 28 23 38 29 32 31 27 40 40 40 48 38 47 46 44 50 42 39 41 49 49 AV 18 18 19 11 21 6 13 8 7 5 3 0 -3 -1 2 -13 -8 -8 -13 -12 -16 -15 -20 -22 PUAN 58 56 51 47 44 43 42 42 41 40 39 38 37 35 34 34 33 33 28 24 24 20 20 17 league two 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 TAKIM Northampton Town Plymouth Argyle Oxford United Bristol Rovers Portsmouth Leyton Orient Accrington Stanley AFC Wimbledon Mansfield Town Wycombe Wanderers Carlisle United Cambridge United Exeter City Morecambe Luton Town Crawley Town Notts County Barnet Stevenage Newport County AFC Hartlepool United Yeovil Town Dagenham & Redbridge York City O 27 28 27 28 26 28 24 27 28 26 25 28 27 27 27 28 26 28 28 27 24 27 27 26 G 18 17 14 14 11 11 12 11 11 11 10 10 10 10 9 10 9 9 6 5 7 4 4 3 60 SAYI 18| PUAN TABLOSU ISKOCYA PREMIER LIG 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 TAKIM Celtic Aberdeen Hearts Ross County St Johnstone Inverness CT Dundee Partick Thistle Motherwell Hamilton Academical Kilmarnock Dundee United O 23 23 23 24 22 23 23 22 22 24 24 23 G 17 15 11 10 9 7 7 6 7 6 6 3 B 4 4 8 3 5 8 8 7 4 7 6 4 M 2 4 4 11 8 8 8 9 11 11 12 16 A 63 38 42 40 36 30 35 21 24 29 27 24 Y 19 22 24 37 34 32 39 28 36 45 47 46 AV 44 16 18 3 2 -2 -4 -7 -12 -16 -20 -22 PUAN 55 49 41 33 32 29 29 25 25 25 24 13 ISKOCYA championship 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 TAKIM Rangers Hibernian Falkirk Raith Rovers Queen Of The South Morton Dumbarton St Mirren Livingston Alloa Athletic O 21 21 22 20 20 20 21 20 22 21 G 17 15 13 8 8 6 5 4 4 3 B 2 3 7 4 4 6 4 6 4 2 M 2 3 2 8 8 8 12 10 14 16 A 63 37 38 22 21 19 18 19 24 9 Y 16 17 17 25 27 23 39 31 35 40 AV 47 20 21 -3 -6 -4 -21 -12 -11 -31 PUAN 53 48 46 28 28 24 19 18 16 11 61 SAYI 18| PUAN TABLOSU galler PREMIER LIG 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 TAKIM The New Saints Bala Town FC MBi Llandudno FC Airbus UK Broughton Gap Connah's Quay Newtown Bangor City Aberystwyth Town Carmarthen Town AFC Port Talbot Town Rhyl FC Haverfordwest County O 23 23 22 22 23 23 23 23 22 23 23 22 G 13 11 11 10 10 9 10 8 8 6 3 5 B 9 9 4 4 3 6 2 5 4 6 10 2 M 1 3 7 8 10 8 11 10 10 11 10 15 A 48 34 36 32 37 34 35 33 29 24 24 18 Y 16 18 26 32 29 33 37 37 42 43 34 37 AV 32 16 10 0 8 1 -2 -4 -13 -19 -10 -19 PUAN 48 42 37 34 33 33 32 29 28 24 19 17 AV 35 15 28 23 6 -6 -16 -15 -12 -14 -16 -28 PUAN 58 50 49 45 45 33 28 27 19 19 17 16 K.IRLANDA PREMIER LIG 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 TAKIM Crusaders Cliftonville Linfield Glenavon Coleraine Glentoran Ballymena United Portadown Dungannon Swifts Carrick Rangers Ballinamallard United Warrenpoint Town O 24 25 24 24 25 25 25 24 23 22 24 25 G 18 14 15 13 14 9 8 8 5 4 4 4 B 4 8 4 6 3 6 4 3 4 7 5 4 M 2 3 5 5 8 10 13 13 14 11 15 17 A 56 44 53 49 35 33 39 32 27 25 24 25 Y 21 29 25 26 29 39 55 47 39 39 40 53 62 SAYI 18| 64 SAYI 17.33|
Benzer belgeler
carolyn yenge carolyn yenge tottenham`ın derdi
2010 yazında Championship ekiplerinin peşinde
olduğu Deeney takımdan ayrılmak istediğini
açıklar ve Watford’a £500.000 karşılığı transfer
olur. 2 yıllık sözleşme ile genç oyuncunun
haftalık maaşı £...
harry kane - Ada Futbolu
Trafford ve sonrasında
Anfield’dan yapılan
canlı yayınlarla devam
etti. ABD’deki Premier
röportaj: ziya eren
BU SAYIYA KATKIDA BULUNANLAR:
Berk Kalyoncu, Edip Uras, Efecan Ertekin,
Elif Magul, Erdem Özdamar, John Garrett,
Mert Artun
Yazı İşleri: Mert Artun
Grafik Tasarım: Murat Çolakoğlu
demba ba okocha
yıldız oyuncusunu Walsall’a gönderir. Beğenilen
Deeney 2006’nın Aralık ayında 18 yaşındayken
ilk profesyonel sözleşmesine imza atar ve
sezonun geri kalanı için Halesowen Town’a
kiralanır.
2007-08 s...
önsöz - Ada Futbolu
ayrıldı sahadan. Geçen sezonun en
değerli oyuncusu Eden Hazard’ın
ilk golünü atması için Nisan ayına