EDİTÖRDEN Ali Tilbe1 Sonel Bosnalı2 Fatma Er3 Dergimizde

Transkript

EDİTÖRDEN Ali Tilbe1 Sonel Bosnalı2 Fatma Er3 Dergimizde
S
Sayı-Number: 6 (Özel Sayı/Special Issue)
ISSN: 2147-088X
Güz/Autumn 2015
http://humanitas.nku.edu.tr
EDİTÖRDEN
Ali Tilbe1
Sonel Bosnalı2
Fatma Er3
Dergimizde yayınlanan makalelere DOI numarası alabilmek için başlatmış
olduğumuz çalışmaların sonucunu almış olduğumuzu bildirmekten mutluyuz:
2014 yılından (üçüncü sayı) itibaren dergimizde yayınlanan makalelere DOI
numarası alınmıştır. Böylece, dergimizde yayımlanan bilgilerin ulusal ve
uluslararası düzeyde daha geniş kitlelere, daha hızlı bir biçimde yayılması
hedefimize ulaşmış bulunuyoruz. Aynı hedef doğrultusunda, dergimizin yeni
indekslerde yer alması için çalışmalarımız sürmektedir. Dergimizin bu sayısı,
Prof. Dr. Sevim Akten’in öğrencileri, çalışma arkadaşları ve bilim dostlarının
yazılarını içeren özel sayı olarak yayınlanmıştır. Saygıdeğer Hocamız ve
çalışmaları hakkında kısa bir tanıtım yazısıyla başlayan bu sayımızda da yine
birbirinden ilginç yüksek nitelikte, değişik yöntem ve bakış açılarından
hareketle kaleme alınmış on sekiz makale yer almaktadır. Titiz bir
değerlendirme sonucunda nitelikli yazıların seçiminde büyük görev üstlenen
hakem kurulumuz ve yazarlarımızla birlikte, her zaman olduğu gibi dikkatli ve
özverili çalışmalarıyla bu sayının da zamanında yayımlanmasını sağlayan dergi
yazı işlerine teşekkürü bir borç biliriz.
Dergimizde yayınlanan makalelerin kısa sunumuna gelince;
İrfan Atalay, XVI. ve XVII. Yüzyıl Fransız Yazınında Din Savaşları ve Agrippa
d’Aubigné’nin Les Tragiques Örneği adlı çalışmasında; genel olarak XVI. ve
XVII. yüzyıl Fransa’sındaki din savaşları, ardından da Agrippa d’Aubigné’nin
dünya görüşü ve yapıtında kullandığı biçemini ele alıyor. Yazar, A.
d’Aubigné’nin XVI. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da gerçekleşen Katolik ve
Protestan çatışmasının insanlığı sürüklediği sefaletten, mutsuzluklardan,
kralların takındıkları acımasız tutumlardan, yaldızlı büro ve sarayları içindeki
yargı insanlarının içinde bulundukları yozlaşmadan, savaşın yol açtığı korkunç
tablolardan, intikam peşinde koşan taraflardan söz ettiğini; gerçek adaleti ancak
1
2
3
Doç. Dr. Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, [email protected]
Doç. Dr. Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, [email protected]
Arş. Gör. Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, [email protected]
9
Tanrının, Kıyamet Gününde sağlayacağı vurgusunu yaparak yapıtını
tamamladığını açımlıyor.
Julia Kristeva’nın Bizans’ta Cinayet Adlı Romanında Anlatı Yerlemleri başlıklı
çalışmada, Mehmet Baki, Julia Kristeva’nın, kurgulama tekniği bakımından
türlerin iç içe girdiği tarihsel, polisiye ve karma anlatım tekniklerinin
uygulandığı çokşekilli ve çoksesli, aynı zamanda çok katmanlı Bizans’ta Cinayet
adlı son romanındaki ana izlekleri, bakış açılarını, anlatısal ses düzeylerini,
öyküleme türlerini, kişiler, uzam ve sürem ilişkilerini romandaki kullanımlarını,
gerek yapısalcı gerek yapısalcı-sonrası eleştiri yöntemlerinden yararlanarak ana
hatlarıyla inceliyor.
Faïza Guène’nin Les Gens du Balto’da Kullanılan Sözcükler Açısından “Genç
Dili” Üzerine Toplumdilbilimsel Bir İnceleme adlı ortak çalışmada, Sonel
Bosnalı ile Fatma Er, “genç dilinin”, diğer toplumsal değişkelerden bağımsız,
kendi içinde tutarlı ve özdeş nitelikte bir değişke olmadığı varsayımını ileri
sürüyorlar. Les gens du Balto adlı yapıtta ortak sosyokültürel ve sosyoekonomik
özellikler taşıyan iki gencin konuşmaları, incelemenin bütüncesini
oluşturmaktadır. Bu iki gencin kullandıkları hem sözcük türü ve sıklığı hem de
dil tutumları ile sosyolojik özellikleri arasındaki ilgileşim inceleniyor.
Kamil Civelek, Yanmetinsellik Bağlamında Karşılaştırmalı Bir Çözümleme:
Anna Gavalda’nın “Je l’aimais/Onu Seviyordum” Adlı Romanının Fransızca
ve Türkçe Baskıları başlıklı çalışmasında, Gérard Genette’in, yanmetinsellik (fr.
paratextualité) başlığında, metin çevresi (fr. péritexte) ve kitap çevresi (fr.
épitexte) olmak üzere iki alt ulamda incelemeyi önerdiği yöntembilimi
çerçevesinde, Anna Gavalda’nın “je l’aimais/ Onu Seviyordum” adlı romanının
Fransızca ve Türkçe baskılarındaki, yazar ya da yayıncı tarafından düzenlenmiş
yanmetinsel özellikleri karşılaştırmalı olarak ele almaktadır.
La symbolique du miroir et le moi ironique dans La Chute de Camus adlı ortak
çalışmalarında, Murat Demirkan, Ferda Dikmen, Sevinç Akdoğan Öztürk,
Emine Çavdar Ataman’a göre; istiare aracılığıyla “ayna” kavramı Albert
Camus’de adeta bir katalizör rolü görmektedir. Bu sayede ayna izleği birçok
görselliği ve diğer birtakım izlekleri de bünyesinde barındırarak gerçek bir
anlatımı ortaya çıkarır. Çok yönlü bu izlek; öyküleme sanatı, psikanaliz, felsefe
gibi değişik açılardan ve estetik bakımdan da değer kazanır. Araştırmacılar bu
incelemede ayna izleğinden yola çıkarak, Camus’nün çok fazla incelenmeyen
ironik dilini incelemeye çalışıyorlar.
Ayten Er, An Improvised Example in Traditional Turkish Theatre: Ortaoyunu
başlıklı çalışmasında, kesin biçimini ve adını XIX. yüzyılda alan “açık biçimli”,
“göstermeci” bir komedi türü olan Ortaoyununu yapısal, anlamsal ve izleksel
bağlamda genel kurucu öğeleriyle birlikte tanıtmayı amaçlıyor.
Bir Yaz İlişkileri Romanı: Tarquinia’nın Küçük Atları adlı makalesinde Hanife
Nâlân Genç, Marguerite Duras’ın romanını, ezici sıcağın baskın olarak
duyumsandığı İtalya’da deniz kıyısında tatillerini geçiren biri tek çocuklu,
diğeri ise çocuksuz iki çiftin sevisel bağlarını sorgulamalarının anlatımı olarak
10
betimliyor. Yazın tüm gevşekliğiyle ağırlaşan olay örgüsü, insan ilişkilerini
kurguda yaratılan bu gevşek dokuyla sessiz sedasız ancak derinden ve sarsıcı bir
şiddetle sorguluyor.
Emine Güzel, Remémorer un passé oublié par le jeu de l’écriture dans le roman
de Sylvie Germain intitulé Magnus adlı çalışmada, Germain’in yazma
serüvenini zenginleştirdiği türler arası göndermelerle, tarih sayfasına adını
yazdırmış olan büyük olayları ve insanları anımsatmak amacıyla, kurgunun ve
anlatının birer parçası olarak yapıt içinde üstlendikleri rolü çözümlemeyi
hedefliyor.
Sahnede Bir Tanrıça - Çırpınan Bir Yürek Leyla Gencer adlı makalesinde Tanju
İnal, gerçek bir tutkunun, başarının ve azmin öyküsünü irdeliyor. Leyla Gencer
çok değişik ve zengin opera, arya repertuvarı ile Türk kadınının “Ben
Anadoluyum, ben Türk’üm” diye dünyaya seslenişini biz okurlara bir kez daha
anımsatıyor.
Une lecture dramatique pour Baudelaire XII Poésie symphonique V - Un esssai
empathique başlıklı çalışmasında Tuğrul İnal Kötülük Çiçekleri ve Paris
Sıkıntısı’ndan hareketle Baudelaire felsefesinin temel ilkelerini bizzat kendi
bulduğu Empati Yöntemi’yle irdelemeye devam ediyor. Empati Yöntemi’nin ilk
bildirgesini Frankofoni’nin 18. sayısında yayımlayan İnal, ikinci bildirgeyi de
Fransızca olarak Humanitas’ta yayımlıyor.
Ertuğrul İşler, Edebi Mitler Üzerine - I başlıklı çalışmasının ilkinde; Eliade’nin
mitlerin tanımı ve mitlerin özellikleriyle ilgili saptamalarından yola çıkarak,
başta Straus, Durand, Brunel olmak üzere bazı araştırmacı ve kuramcıların,
yazın ve mitlere yaklaşımlarını, yazın-mit/mitler arasındaki karşılıklı etkileşim
ve bu etkileşimin yol açtığı değişim ve dönüşümle ilgili farklı bakış açılarını
yazınsal mit/mitlerin oluşumu çerçevesinde irdelemeyi deniyor. Mitlerin ve
yazınsal mitlerin çözümlenmesiyle ilgilenen düşünür ve kuramcıların
görüşlerini ayrı ayrı derinlemesine incelemenin daha yararlı olacağını düşünerek
başlığı “Edebi Mitler Üzerine I” olarak belirliyor.
Duras'ta Olumsuzluk Belirleyicileri ve Yadsıma Bildiren Söylemler adlı
çalışmada, Yavuz Kızılçim, Marguerite Duras'ın özellikle Somut Yaşam ve
Sevgili adlı yapıtlarından yola çıkarak olumsuzluk ve yadsımanın metnin basit
ve/veya bağlamdan kopuk söz öbeği tasarımı düzeyinde hangi dilsel yapıları
simgelediğini göstermeyi deniyor.
Toplumsal (Öz)yaşamöyküsel Roman Örneği: Babam başlıklı makalesinde
Mehmet Sayın, Annie Ernaux’nun romanını, bireysel ruhbilim okulunun
kurucusu Alfred Adler ile toplumbilimciler Martin Slattery ve Pierre
Bourdieu’nün temel kuramlarının yanı sıra, yapısalcı eleştiri kuramının ışığında
çözümlüyor.
Paul Eluard Şiirinin Derinlikleri İnsana ve Yaşama Olan Sonsuz Güven adlı
incelemesinde Medine Sivri, gerçeküstücü Fransız şair Paul Eluard’ın şiir
deneyiminin derinliklerini incelemeyi amaçlıyor. Sivri, çalışmasında her şeyden
önce, bu deneyimin tüm yalın söylemine karşın derin bir felsefi anlayışa
11
dayandığını, bununla birlikte gerek çağın tarihsel koşullarından gerekse şairin
özel yaşamından kaynaklanan nedenlerle kendine özgü bir yol izlediğini
izleksel yöntemle ortaya koymaya çalışıyor.
Esma Sönmez Öz, Annie Ernaux’nun Yapıtlarında Toplumsal Cinsiyet başlıklı
makalesinde, kadın betisini ve rollerini, Philippe Lejeune’ün özyaşamöyküsü
kuramından yararlanarak irdeliyor. Bununla birlikte toplumsal yapı içerisinde
zamanla belirgin biçimde ayrılık gösteren cinsiyet kavramı ile ilgili düşünce,
tutum ve davranışların yapıtlara nasıl yansıdığını belirlemeye çalışıyor.
Yeniötesi Evrenin Yansısı Küçürek Bir Anlatı: Jean Echenoz’dan Ben
Gidiyorum adlı çalışmalarında Ali Tilbe ile Pınar Sezgintürk, yeniötesi
uygulayımları kullanarak, az yazıp çok şey anlatma ereği güden yazarların biri
olan Jean Echenoz’un kendisine Goncourt ödülünü kazandıran Ben Gidiyorum
adlı romanında yeniötesi kuramın yazınsal eleştiri yöntemine başvurarak
küçürekçi bir okuma yapmayı amaçlıyorlar. Jean Echenoz’un yeniötesi
dönemde ortaya çıkan yeni toplumsal yapıyı ve bu yapıya egemen olan baskın
düşüngüyü yeni yazınsal araçlarla nasıl algıladığını sorunsallaştırarak,
yeniötesici dönem ile yazınsal uzam arasındaki karşılıklı ilişki ve etkileşimi
belirlemeye çalışıyorlar.
Ayşe Tomat, Françoise Sagan’ın Bonjour Tristesse Adlı Romanında Üçgen
Arzu başlıklı incelemede, insanın genellikle sahip olduklarıyla yetinmediğini,
elde edebileceği nesnelerin peşinde koşmak yerine imkansız olana yöneldiğini
belirtiyor. René Girard, Romantik Yalan ve Romansal Hakikat adlı yapıtında,
nesneye ulaşma yolunda, özneye hem yol gösteren hem de onun karşısına
büyük engeller çıkartan bu kişiyi dolayımlayıcı olarak adlandırır. Françoise
Sagan ise yarattığı kişiler aracılığıyla yaşadığı döneme damga vuran yazarlar
arasında yer almaktadır. Yazar bu çalışmada nesnenin saymaca bir değere sahip
olduğunu öne süren ve arzunun ortaya çıkmasında ötekinin önceliğine vurgu
yapan üçgen arzu kuramının göstergelerini çözümlemeyi deniyor.
Bir önceki yazar gibi René Girard’ın mimetik kuramından hareket eden Haluk
Turğut, Peyami Safa’nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda İnsan Arzusunun
Öykünmeci Görünümleri adlı makalede, söz konusu romana, Girard
kuramındaki görüngülerin nasıl ve ne ölçüde yansıdığını irdeleyerek, yapıtın
romantik-romansal karşıtlığının hangi ekseninde yer aldığını belirlemeye
çalışıyor.
Tekirdağ – 2015
12