Uçak Bakım Hangarlarında Radyant Isıtma Sisteminin
Transkript
Uçak Bakım Hangarlarında Radyant Isıtma Sisteminin
Uçak Bakım Hangarlarında Radyant Isıtma Sisteminin İncelemesi Study of Radiant Heating Systems in Aircraft Maintenance Hangar Hakan Keskin1 ABSTRACT: In the aviation industry, hot water blower systems that based on the principle of heating air in the ambient are widely used for heating. In this system, fuel-burning boiler, burner the fuel is sprayed, pipes and blowers where the heated water is distributed overally feature. As is known, the heated gas expand and density of heated gas decreases. Similarly, density of air decreases as the air heats up and air rises up in the ambient. In working environment used hot water blower, rise of heated air causes a formation of a layer of colder air according to the roof at working height and rise of the temperature on the roof. At the same time the energy of the heated air is transferred outside by the roof. In hot water systems, the heated water is taken from the boiler with the help of a pump distributed by pipes, energy losses are occured due to the lenght of the process and abundance of energy consuming elements. In addition, in the hangar structures, opening and closing the door according to entry and exit of aircrafts bring with losses depends on the weather changes. Because of that reason, that systems are not suitable for structures have more height of the floor and radiant systems are preffered. Efficiency of the radiant systems is very high and the basic logic is heating with radiation. Heat transfer occurred with radiation, is minimized the effects related to air circulation. Radiant systems provide the chemical energy of the fuel converted into heat energy and transferred to the surface in the form of light. It is not affected by air circulation because it is not a process that is related to the heating of air. Because of not having boiler, distribution pipes and blower in the radiant system, energy losses in the radiant system are less than hot water heating system . Key Words: Radiant Systems, Energy Efficiency in Hangar. ÖZET: Havacılık endüstrisinde ısıtma amaçlı olarak, ortamda bulunan havanın ısıtılması esasına dayalı sıcak sulu üfleyici sistemler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistemde genel olarak yakıtın yandığı kazan, yakıtın püskürtüldüğü brülör, ısınmış suyun dağıtımının yapıldığı borular ve üfleyiciler bulunmaktadır. Bilindiği üzere ısınan gazlar genleşir ve öz kütlesi azalır. Benzer şekilde hava ısındıkça öz kütlesi azalır ve bulunduğu ortamda yükselir. Sıcak sulu üfleyici kullanılan çalışma ortamlarında havanın bu şekilde ısınarak yükselmesi çalışılan yükseklikte çatıya göre daha soğuk bir hava tabakasının oluşmasına ve çatıda sıcaklığın yükselmesine sebep olmaktadır. Aynı zamanda ısınmış havanın enerjisi dış ortama çatı yardımıyla aktarılmaktadır. Sıcak sulu sistemlerde ısınmış olan suyun kazandan pompa yardımıyla alınarak borularla dağıtılması, üfleyici kullanılması, sürecin uzunluğu ve enerji tüketen elemanların fazlalığı sebebiyle kayıplar yaşanmaktadır. İlave olarak hangar yapılarında uçak giriş çıkışına bağlı olarak kapıların açılıp kapanması hava değişimine bağlı kayıpları da beraberinde getirmektedir. Bundan dolayı kat yüksekliğinin fazla olduğu yapılarda bu sistemler pek elverişli değildir ve radyant sistemler tercih edilmektedir. Radyant sistemlerin verimlilik değerleri oldukça yüksektir ve temel mantık ışınımla ısıtmadır. Işınımla gerçekleşen ısı geçişinde, 1 Yüksek Mühendis, Hava Teknik Okullar Komutanlığı, [email protected] 353 havanın dolanımına bağlı etkiler en aza indirilir. Radyant sistemler yakıtın kimyasal enerjisinin ısı enerjisine çevrilmesini ve ışık şeklinde yüzeye aktarılmasını sağlar. Havanın ısınmasına bağlı bir süreç olmadığı için de hava dolanımından etkilenmez. Kazan, dağıtım boruları ve üfleyici radyant sistemde olmadığı için kayıp enerji miktarı sıcak sulu ısıtma sistemlerine göre daha azdır. Anahtar Kelime: Radyant Sistemler, Hangarlarda Enerji Verimliliği. 1. ENERJİDE VERİMLİLİK GEREKSİNİMİ Gelişen teknoloji beraberinde toplumların/ülkelerin/kişilerin toplam enerji tüketim miktarını arttırmıştır. Günümüz insanı ile yüz yıl öncesinin orta veya alt düzey gelir seviyesine sahip bir bireyi kıyasladığımızda; -Araç/ulaşımda kullanılan enerji girdilerinin, -İletişim araçlarının kullanım, erişim ve çeşitliliğinin, -Evlerde kullanılan enerji tüketen cihaz çeşitliliğinin ve kullanım sürelerinin, -Sanayileşme ve buna bağlı olarak enerji tüketiminin artması enerji girdilerinde ki artışın sebepleri arasında sıralanabilir. Enerji kullanım miktarlarının artması gerekli enerji miktarını tartışılır hale getirmektedir. Enerji kullanım miktarlarının ve maliyetlerin azaltılması üzerinde durulması gereken bir konu haline gelmiştir. Artan enerji kullanım miktarları çevre kirlenmesi ve küresel ısınma sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte enerjiye olan gereksinim, gelişen teknoloji ile artan bir eğilim göstermektedir. Artan enerji giderlerinin azaltılması, maliyetlerin makul seviyeye düşürülmesi ve konfor/gereksinim şartlarının sağlanması enerji verimliliği kavramını önemli hale getirmektedir. Enerjinin verimli kullanılması ihtiyaçlarda/gereksinimlerde herhangi bir kısıtlamaya gitmeyi değil iyileştirmeyi gündeme taşımaktadır. Artan enerji tüketim değerleri, havacılık sektöründe de diğer sektörler gibi incelenmesi gereken bir konudur. 2. RADYANT ISITMA SİSTEMLERİNİN ÇALIŞMA PRENSİBİ Işınımla gerçekleşen ısı geçişi günlük hayatta örneğine hep rastladığımız fakat çok da farkında olamadığımız bir ısıtma/ısınma yöntemi olabilir. Havanın çok soğuk olduğu bir günde, güneşin çok uzakta olmasına rağmen dünyamızı ısıtması ışınımla gerçekleşen ısı iletiminin bir örneğidir. Işınımla gerçekleşen ısı iletiminde yüzeylerin ışığı soğurma durumu daha öncelikli olduğu için, yüzey durumları önemli olacaktır.Radyant sistemlerin temel mantığı ışınımla gerçekleşen ısı iletimidir. Yakıt olarak genellikle doğalgaz, LPG ve motorin kullanılabilmektedir (Çukurova ısı, 2015). Kullanılacak olan yakıtın şekli işletmenin kendi istekleri doğrultusunda seçilebileceği gibi, emniyet, maliyet, ulaşılabilirlik gibi faktörler de yakıt seçiminde etkili olabilir. Bu sistemler genellikle kullanım yeri kat yüksekliğinin ve hava değişiminin fazla olduğu yapılarda tercih edilmektedir (Energy Experts, 2015). 354 Şekil 28 : Sıcak sulu üfleyici sistem ve radyant sistem sıcaklık dağılımları (Çukurova Isı, 2015). Radyant bir ısıtıcı, yakıtın püskürtüldüğü bir brülör, yakıtın yandığı kanal ve egzoz kısımlarından oluşmaktadır. Elde edilen ısı ışıma ile ısı iletimi şeklinde yüzeylere yansıtılmaktadır. Hangar tipi yapılarda sıcak sulu üfleyici sistemler kullanıldığında, yakıtın kazanda yandığı süreçte yaşanan kayıplar, ısının akışkana aktarımında gerçekleşen kayıplar, sıcak akışkanın taşınması sürecinde gerçekleşen kayıplar, sızıntılar ve ilave elektrik giderleri radyant sisteme göre verimsiz olan taraflardır. Bunun yanında sıcak sulu üfleyici bulunan sistemlerde, ısıtılan ortamda konfor şartlarının sağlanamaması da radyant sistemi tercih edilebilir kılmaktadır. Radyant ısıtma sisteminin ve sıcak sulu ısıtma sisteminin sıcaklık dağılımı Şekil-1’de gösterilmiştir. 3. UÇAK BAKIM HANGARLARINDA RADYANT ISITMA SİSTEMLERİNİN İNCELENMESİ Bu çalışmada, uçak bakım işlemlerini gerçekleştiren endüstriyel bir işletmenin, mevcut durumda kullandığı sıcak sulu üfleyici sisteminin yerine radyant sistem kurulması durumunda, işletmedeki enerji giderleri durumu, radyant sistemin kurulum maliyeti ve geri ödeme süresinin hesaplaması yapılmıştır. Işletmede 6m ve daha fazla kat yüksekliğine sahip binalar radyant sistem kurulabilir şeklinde kabul edilmiştir. Incelenen işletmede bu şartı sağlayan 36 adet bina tespit edilmiştir. Çalışmada ilk adım olarak mevcut işletmede bulunan sıcak sulu üfleyici sistemin enerji tüketim değerleri, enerji tüketiminde rol oynayan elektrik motoru, kazan ve brülör enerji tüketim değerleri incelenmiştir. Işletmenin kullandığı ısıtma sistemlerinin mevcut etiket değerleri hesaplamalar esnasında kullanılmıştır. Mevcut durumda işletmede yakıt olarak kalyak kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında, iletimle gerçekleşen ısı geçişi alan ”A”, ısı iletim katsayısı ”k”, sıcaklık farkı “ΔT” ve kalınlık “L” olmak üzere, qiletim A.k .T L (1) denklemi, toplam ısı transfer katsayısı, artırımız ısı kaybı ”Qo”, ısı geçirme katsayısı “U”, taşınım katsayısı “h” ve yapı elemanı kalınlığı “d” olmak üzere, d 1 1 d1 1 n U hiç k1 kn hdış 355 Q0 U . A.T (2) denklemleri, sızıntıyla meydana gelen ısı kaybı(Qs), havanın özkütlesi “ρ”, özgül ısı “c”, hava değişim katsayısı “n” ve hacim “V” olmak üzere, QS .c.n.T .V (3) denklemi, ZR kazan ısı yükü artırım katsayısı ve toplam ısı gereksinimi Qh ve kazan ısı yükü Qk olmak üzere, Qh Qs Q0 (4) Qk Qh 1 Z R (5) denklemleri[3] kullanılmıştır. Ayrıca, verim(ƞk) ve yakıt alt ısıl değeri(Hu) dikkate alınarak brülör yakıt kapasitesi(B), B Qk k H u (6) denkleminden, günlük ve yıllık yakma süresi(Zg ve ZY) dikkate alınarak yıllık yakıt sarfiyatı(By) da, By 3, 6.Z g Z y Qk 2k H u (7) Stefan-Boltzman sabiti(σ), ışınım yayınım katsayısı(ε) ve alan(A) dikkate alınarak ışınımla gerçekleşen ısı kaybı, qışınım . . A Ts4 Tç4 (8) denkleminden yararlanılarak hesaplanmıştır (Karakoç,2006). Çalışma kapsamında incelenen endüstriyel işletme, fiziki olarak bölümlere ayrılmıştır. 6 m veya daha fazla kat yüksekliğine sahip kısımlar radyant ısıtma sistemi uygulanabilir olarak kabul edilmiştir. Bu durumu sağlayan işletmede 36 adet tesisin olduğu tespit edilmiştir. İncelenen işletmede mevcut durumda yakıt olarak fuel oil kullanılmakta olup, mevcut durumu analiz etmek amacıyla ısınma amaçlı kullanılan elektrik ve sıvı yakıt sarfiyatı hesaplanmıştır. Hesaplama esnasında sistemde kullanılan kazan, üfleyici, dolaşım pompası, 356 brülör ve ön ısıtmaya ait enerji tüketim miktarları dikkate alınmıştır. Hesaplamalarda, 53,5 kW değerinde üfleyici ve 50 kW değerinde doğalgazlı radyant sistem kullanılmıştır. Hesaplanan bu değerler işletmeye radyant sistem kurulması durumunda, radyant sisteme ait brülör elektrik tüketimi ve yakıt miktarıyla karşılaştırılmıştır. Radyant sistem kurulum maliyetleri, işçilik giderleri, faiz oranları(i=yıllık %10), elektrik ve yakıt fiyatları dikkate alınarak geri ödeme süresi ve kar oranları hesaplanmıştır. Yıllık ortalama iç, dış ve toprak sıcaklığı için sabit bir değer alınmış ve günlük hava değişim katsayısı da dikkate alınarak ihtiyaç duyulan ısı miktarı hesaplanmıştır. Üfleyici kullanılması durumunda kazan dairesinde bulunması gereken 2 çalışanın maliyetleri de eklenerek, objektif bir karşılaştırma yapılması amaçlanmıştır. Tablo 1 ve Tablo 2’de bina ve sistem durumu gösterilmektedir. Faaliyet süresi radyant sistemin kullanımda kalacağı süredir ve 15 yıl olarak hesaplamalarda kullanılmıştır. “n” faaliyet süresi “i” faiz olmak üzere, finansal hesaplamaların yapılması amacıyla (ÜNLÜ Kerem, 2007); Yıllık İlk Yatırım Maliyeti YİYM İYM i 1 i 1 i n n 1 Yıllık Toplam Maliyet Yıllık Giderler YİYM (9) (10) Net yıllık kâr miktarı, ilk ve son durumdaki giderlerin farkından, YİYM değerinin çıkartılmasıyla elde edilir. Net Yıllık Kar İlk ve son durumlar yıllık giderler farkı YİYM (11) Geri ödeme süresi(GÖS) ve geri ödeme oranı(GÖO) birbirinin tersi olan iki denklemdir. Geri ödeme süresi yatırım kararının verilmesinde önemlidir ve yatırımcıya/işletmeciye kararında yol göstericilik yapar. Geri ÖdemeOranı GÖO Net yıllık kar İlk yatırım işletme sermayesi (12) Geri ödeme süresi GÖS İlk yatırım işletme sermayesi Net yıllık kar (13) 357 Tablo 1: Yapı Bileşenlerine ait özellikler. YAN DUVARLAR İletim Katsayısı(W/m.K) Taşınım Katsayısı(W/m2.K) ÇATI TABAN ARTTIRIMLAR (%) ZD ZW ZH Yapı Bileşeni Çinko Kaplama (1mm) Yalıtım Malzemesi(198mm) Çinko Kaplama (1mm) İçeride Dışarıda Çinko Kaplama (1 mm) Yalıtım Malzemesi (50 mm) 50 cm Beton Zemin k,h 112 0,035 112 8,14 25 112 0,035 2 1/U U(W/m2.K) 5,820011 0,171820986 1,59143 0,628365494 0,37285 2,682042834 15 0 0 Tablo 2: Sistem Bileşenleri ve özellikleri. Sistem Elemanı Sayısı Özellik Kazan 4 1.200.000 kcal/h Kapasiteli Brülör 4 İki kademeli, fotosel alev kontrollü, 3500W ön ısıtıcı, 6000W ısıtıcı ve 2200 W elektrik motoru. Üfleyici 97 1,1 kW elektrik motorlu, 46.000 kcal/h kapasiteli. Sirkülâsyon Pompa Motoru 4 18,5 kW gücünde. Tablo 3: Radyant sistem hesaplamalarında kullanılan sabit değerler. Tiç(oC) Tdış(oC) o Ttoprak( C) o Çatı Açısı( ) Q(kW),Toplam ısı kaybı 17 Qk(kW), Kazan ısı kapasitesi -15 Kazan kapasite ve adedi 3 0 ρ(kg/m ), Hava özkütlesi 15 n(defa/saat), Hava değişim sayısı 5172 kW c(J/kg.K), Havanın özgül ısısı 358 5689 kW 1400 kW, 4 adet 1,413 6/24=0,25 1003 4. SONUÇLAR ve DEĞERLENDİRME Radyant ısıtma sistemi uygulanması durumunda sıcak sulu sisteme göre, yakıt alış fiyatlarına bağlı olmakla birlikte maliyetlerde azalma meydana gelmektedir. Radyant ısıtma sisteminin havanın ısıtılması esasına dayanmadığı için ortamda bulunan toz parçacıklarının hareketinde de azalma meydana getireceğinden çalışan sağlığı açısından olumlu etkileri olacaktır. Şekil 1’ de de görüldüğü üzere sıcaklık dağılımının çalışanın bulunduğu yükseklikte istenilen düzeyde olması çalışan verimliliğine katkı sağlayacaktır. İncelenen işletmede yakıt olarak kullanılan kalyak kullanım maliyetleri Tablo 4’ de gösterilmiştir. Toplam giderler içerisinde %83’ lük bir oranda yakıt giderleri en fazla kısmı oluşturmaktadır. Elektrik giderleri içerisinde brülörde, kazanda ve pompalarda tüketilen elektrik enerjisi belirtilmiştir. Elektrik enerjisi giderlerinin(Kazan dairesi aydınlatmasında kullanılan elektrik hariç) yıllık işçilik giderlerine yakın olduğu görülmektedir. Radyant sistem kurulması durumunda ısıtma sisteminin açılıp kapanması için sürekli personele, dağıtım hatlarına, dolaşım pompasına, ön ve ısıtmaya ihtiyaç duyulmaması enerji giderlerinde azalma meydana getirmektedir.Radyant sistemin birbirinden bağımsız olarak çalışma ortamına yerleştirilmesi mümkün olduğundan, bölgesel çalışmaların yapıldığı zamanlarda tüm işyerinin ısıtılmasının önüne geçilmekte ve enerji giderleri azaltılmaktadır. Tablo 4: Kalyak Maliyetleri [TL] İşçilik giderleri 2*4000*12=96.000 Yıllık Yakıt Giderleri* 469707,665kg/yıl*2TL/kg=939.415 Elektrik Giderleri** 86.032 Toplam Yıllık Sabit Gider 1.121.447 *Yıllık yakıt giderleri(elektrik dâhil) işletmenin yakıt alış fiyatına göre farklılık gösterebilir. **Elektrik giderleri içerisinde, pompa elektrik motorları, üfleyici ve brülöre ait tüketim değerleri dikkate alınmıştır. Tablo 5: Doğalgazlı radyant sistem maliyetleri [TL] Malzeme+işçilik giderleri(sistem kurulumu) 643.750 Yıllık Yakıt Giderleri 590.954 Elektrik Giderleri 7.166 Toplam Yıllık Sabit Gider* 598.121 *Yakıt+elektrik giderleri. 359 Tablo 6 : Radyant ve sıcak sulu sistemlerin karşılaştırması. Yıllık gider(TL) İlk yatırım Net yıllık kar(TL) GÖS(ay) maliyeti(TL/YIL) Kalyak 1.121.447 0 0 Doğalgazlı radyant 598.121 643.750 438.689 17,6 Sıcak sulu üfleyici kullanımı ve buna bağlı maliyetler Tablo 4. de ve Doğalgazlı radyant sistem kullanımı Tablo 5. de ifade edilmiştir. Tablo 6. da finansal hesaplamalar sonucu elde edilen değerler ifade edilmiştir. Sonuçlar irdelendiğinde radyant sistem kullanımı durumunda, 1. 6 aylık yıllık ısıtma periyoduna karşılık olarak 17 ay (yaklaşık 3 yıl) da radyant sistemin elde edilen kar ile ilk yatırım maliyetini geri ödeyeceği, 2. %91 oranında elektrik giderlerinde azalma, 3. %37 oranında yakıt giderlerinde azalma tespit edilmiştir. 4. Sirkülâsyona bağlı toz oluşumu azalacak çalışan sağlığında olumlu etkiler elde edilecektir. 5. Elektrik, yakıt ve işçilik giderlerine bağlı olmakla birlikte radyant sistem kurulması durumunda enerji giderlerinde %46 oranında bir azalma olacağı tespit edilmiştir. 6. Üfleyicilerin oluşturduğu ses radyant sistem kurulması durumunda ortadan kalkacaktır. 7. İçeride bulunan havanın radyant sistemlerde ısıtılmaması, uçak giriş ve çıkışlarında hangar kapılarının açılıp kapanması esnasında oluşan hava değişimine bağlı kayıpları azaltacaktır. Sonuçlardan hareketle, uçak bakım hangarı ve benzer tipteki atölye gibi yapılarda radyant sistem kurulması çalışanların veriminde, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında, işletmede maliyetlerin azalmasında olumlu etkiler sağlayacaktır. Enerji giderlerinde yaşanan azalma beraberinde emisyon değerlerinde azalmayı da getireceğinden, çevre kirliliğinin önüne geçilmesinde sıcak sulu sistemlere göre tercih edilebilir bir sistem olarak radyant sistemler karşımıza çıkmaktadır. KAYNAKÇA Çukurova ısı, http://www.cukurovaisi.com,[26.08.2015 tarihinde erişilmiştir.] EnergyExperts, http://energyexperts.org/EnergySolutionsDatabase/ResourceDetail.aspx?id=5036,[26.08.2015 erişilmiştir.] tarihinde Karakoç Hikmet(2006), “Kalorifer Tesisatı Hesabı”, Demirdöküm Teknik Yayınları -9 ÜNLÜ Kerem (2007), “Gazla Çalışan Radyant Isıtıcıların Avantajları ve Projelendirme Detayları”, 8.Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi ve Sergisi Bildirileri, İzmir. 360 Küresel Perspektiften Türkiyede Bölgesel Uçak Üretimi Ve Kullanımı Üzerine Bir Değerlendirme An Evaluation Of Production And Usage Of Regional Aircraft In Turkey From A Global Perspective Volkan Yavaş1, Rüstem Barış Yeşilay2 ABSTRACT One of the key items of Turkey's 2023 targets is seen as “regional domestic aircraft” project. This project is considered to be a significant investment to technological and economic future of the country. At this point, with both a local and global perspective, some questions come to mind regarding this project as economically and technologically. Is there a technical / economic infrastructure in Turkey in order to produce this technology? What should be the main objectives in the domestic aircraft production? What is the situation of supply and demand balance in the regional aircraft sector? Is Turkey appropriate market for regional air transport, with its aviation infrastructure and demographic characteristics? With answers to these questions, Turkey's "regional domestic aircraft" project related technical and economic details can be demonstrated. In this study, we tried to give answers of the questions listed above and related to production of "regional domestic aircraft". In the first part, the basic concepts are addressed about regional air transport and regional aircraft. "Regional aircraft" assessment and point of view the concept of International Aviation Authorities were discussed. In second part, Regional aviation market in the world was examined. In this point, priority is given to regional aircraft that are used extensively in the global market. Afterwards, information about the regional aircraft manufacturers and the countries have been compiled. In the third part, details are given about the objectives of the use of regional aircraft in Turkey. In addition, it is attempted to introduce the details about Turkey's regional aircraft production targets. Key Words: Domestic Aircraft, Regional Air Transportation, Turkey ÖZET Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri arasındaki önemli maddelerden biri “bölgesel yerli uçak” projesi olarak görülmektedir. Bu projenin, ülkenin teknolojik ve ekonomik geleceğine yönelik önemli bir yatırım olacağı düşünülmektedir. Bu noktada, hem yerel hem de küresel bakış açısıyla, ekonomik ve teknolojik olarak bu proje ile ilgili bazı sorular akla gelmektedir. Türkiye’nin bu teknolojiyi üretecek teknik / ekonomik altyapısı var mıdır? Yerli uçak üretimindeki temel hedefler ne olmalıdır? Bölgesel uçak sektöründe arz talep dengesi ne durumdadır? Türkiye, havacılık altyapısı ve demografik özellikleri ile bölgesel hava taşımacılığı için uygun bir pazar mıdır? Bu sorulara verilecek cevaplar ile Türkiye’nin “bölgesel yerli uçak” projesi ile ilgili teknik ve ekonomik detaylar ortaya konabilir. 1 2 Öğr. Gör., Ege Üniversitesi – Ege Meslek Yüksekokulu, [email protected] Yrd.Doç.Dr., Ege Üniversitesi – Ege Meslek Yüksekokulu, [email protected] 361 Bu çalışmada, “bölgesel yerli uçak” üretimi ile ilgili yukarıdaki soruların cevaplarına yer verilmektedir. İlk bölümde, bölgesel hava taşımacılığı ve bölgesel uçak ile ilgili temel kavramlara değinilmiştir. Uluslararası havacılık otoritelerinin “bölgesel uçak” kavramına bakış açıları ve değerlendirmeleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, Dünyadaki bölgesel havacılık sektörü irdelenmiştir. Bu noktada öncelikli olarak küresel pazarda yoğun olarak kullanılan bölgesel uçaklara yer verilmiştir. Daha sonra, bölgesel uçak üreticileri ve ülkelerine dair bilgiler derlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye’deki bölgesel uçak kullanım hedefleri hakkında ayrıntılara yer verilmektedir. Ek olarak, Türkiye’nin bölgesel uçak üretim hedefi ile ilgili detaylar aktarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Yerli Uçak, Bölgesel Hava Taşımacılığı, Türkiye 1. GİRİŞ Türkiye, 2023 Hedefleri doğrultusunda kendi uçağını yapabilen bir ülke olma vizyonunu ortaya koymuş ve bu hedefle çalışmalara başlamıştır. Türkiye’nin sahip olduğu teknolojik kapasiteyi de geliştirmek adına önemli bir adım olan bu projeyle ilgili, 2015 yılı Mayıs ayında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Türkiye’nin üretmeyi planladığı ilk yerli uçağın tanıtımını yapmıştır. Bu toplantıda, “bölgesel yolcu uçağı” konseptinden hareketle iki farklı motor tipine sahip, 32 ve 60 – 70 yolcu kapasiteli iki farklı bölgesel uçak üretimi yapılacağı duyurulmuştur (UDHB, 2015). Özellikle ABD’de ve Avrupa’nın bazı bölümlerinde yoğun olarak kullanılan bölgesel havayolu taşımacılığının, Türkiye’de de etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının ne şekilde olacağı büyük önem teşkil etmektedir. Ülkenin sahip olduğu teknolojiyi geliştirmek ve ekonomik büyümeyi hızlandırmak adına yola çıkılan bu girişimde yüksek öneme sahip diğer bir nokta ise bölgesel uçak sektöründeki arz talep dengesidir. Nitekim bölgesel uçak üretiminde küresel ölçekte bir arz fazlası olduğu Steenhuis, H. vd. (2005) tarafından dile getirilmektedir. Ayrıca Türkiye içinde bölgesel taşımacılığın, yapılması planlanan şehir / bölge çiftleri arasında farklı ulaştırma modlarıyla olası rekabeti de bir diğer ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda bahsedilen gelişmeler ışığında, en geç 2023’te Türkiye’nin bölgesel hava taşımacılığı yapılan bir ülke olacağı çok yakın bir olasılıktır. Bu noktadan hareketle bölgesel havayolu taşımacılığı ve bölgesel uçak kavramlarını, uluslararası yazına atıfla, netleştirmek faydalı olacaktır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2004 Yılında “Manual on the Regulation of International Air Transport” adlı raporunda havayolu işletmelerini, ulusal / uluslararası pazardaki rolleri ve faaliyet ölçeklerine göre beş temel başlık altında sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmada yer verdiği bölgesel havayolu işletmelerini ise “kısa mesafelerde tarifeli yolcu ve yük taşımacılığı hizmeti sağlayan, operasyonlarında genellikle turboprop ve / veya küçük jet uçakları ile büyük şehirler ve toplanma merkezler ile küçük ve ortak büyüklükte yerleşim yerleri arasında faaliyetlerini gerçekleştiren taşıyıcılar” şeklinde tanımlamıştır (ICAO, 2004: 5.1-2) ABD Merkezli Bölgesel Havayolları Birliği (RAA) ve Avrupa Bölgeleri Havayolu Birliğinin (ERA), bölgesel havayolu taşımacılığı ile ilgili birbirlerine yakın tanımlar yaptıkları görülmektedir. Tanımları özetlemek gerekirse, “bölgesel iki nokta arasında ya da bölgesel bir nokta ve büyük bir havaalanı arasında, 19 - 120 koltuklu turboprop / bölgesel jet (turbofan) uçaklarla kısa mesafelerde taşımacılık hizmeti veren işletmelerdir” (Sarılgan, 2007: 41). Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2004 Yılında “Manual on the Regulation of International Air Transport” adlı yayınında bölgesel ve commuter (banliyo) uçaklarını, “kısa mesafe veya bölgesel hava hizmetlerinin operasyonu için kullanılan, genellikle nispeten küçük oturma (10 ila 70 koltuk arasında değişen) veya yük kapasitesine sahip nakliye uçakları” şeklinde değerlendirmiştir. Ayrıca bölgesel jet için “jet motorlu banliyö (commuter) uçağı veya bölgesel uçak” tanımını kullanmıştır (ICAO, 2004: 5.1-2). 362 Heerkens, H. vd. (2006) bölgesel uçağı, “1000 kilometre mesafeye kadar olan kısa rotalarda hizmet veren ve kapasitesi 100 kişiye kadar olan uçaklar” olarak tanımlamışlardır. Yine Steenhuis, H. vd. (2005) yaptıkları çalışmada bölgesel jetleri; “200 – 1500 nm (350 – 2700 km) aralığındaki kısa mesafelerde, 100 kişiden daha az kapasitede, küçük jet uçaklar” olarak tanımlamışlardır. Wong, Pitfield ve Humphreys’in 2005 yılında yaptıkları çalışmada ise “Bölgesel jetlerin havayolu endüstrisinde ve ABD kanun ve düzenlemelerinde uluslararası anlamda kabul edilen bir tanımının olmadığı ancak sektörde yaygın bir şekilde 100 koltuk kapasitesi ya da daha altındaki uçakların bu tanım altında değerlendirilebileceği belirtilmiştir.” Bu çalışmada, “kısa mesafeli hatlarda hizmet veren ve yolcu kapasitesi 100’ün altında olan turboprop ya da bölgesel jetler” bölgesel uçak olarak değerlendirilecektir. 2. DÜNYADA BÖLGESEL HAVACILIK SEKTÖRÜ Avrupa Bölgeleri Havayolu Birliği (ERA), “The Case of Investing in the Regional Airline Industry” isimli yayınında dünyadaki bölgesel havacılık sektörüne dair bazı ayrıntılara yer vermiştir. İlgili yayında, dünya genelinde havayolu taşımacılığını kullanan yolcuların % 50’sinin 500 nm (926 km) mesafenin altında, % 30’unun da 300 nm (555 km) mesafenin altında uçtuğunu, bu mesafelerin de potansiyel olarak bölgesel uçaklara daha uygun olduğunu belirtmiştir (ERA, 2014: 1). Bu verilerden hareketle Türkiye, havacılık altyapısı ve demografik özellikleri ile bölgesel hava taşımacılığı için uygun bir pazardır denebilir. Çünkü yurt içi uçuşlarda bu mesafelerde havaalanları hem mevcuttur hem de maalesef çoğu atıl durumdadırlar. Ayrıca low cost (düşük maliyetli) uçuş imkânlarının artması ile birlikte bahsi geçen mesafelerde insanımızın bölgesel havacılığı tercih etmemesi için ciddi engeller olmadığı ifade edilebilir. Ek olarak, dünyadaki tüm bölgesel hatlarda 300 nm (555 km)’nin üzerindeki rotalarda Kuzey Amerika % 48, Avrupa % 20 oranında pay sahini iken, bu mesafenin altındaki rotalarda Avrupa’nın payının % 45’e yükseldiği belirtilmiştir (ERA, 2014: 7). Avrupa’nın payının kısa mesafelerde artışı da, coğrafi yakınlıktan dolayı, Türkiye için bir avantajdır. Bölgesel hava taşımacılığı sektörü ile ilgili bu veriler, sektördeki bölgesel uçak kullanım ve üretim pazarında da belirleyici bir rol oynamakta ve gelecek adına da öngörüler sunmaktadır. Bu noktada, AirInsight adlı internet sitesinin hazırlamış olduğu tabloda 2014 yılında dünya genelinde hizmette olan uçakların koltuk sayısına göre pazar paylarına yer verdiği çalışmaya bakmak faydalı olacaktır (AirInsight, 2014). Bu tablo, dünyadaki bölgesel uçak kullanımı ve üretimi adına belirleyici bir bilgi olarak değerlendirilebilir. Şekil 1: Koltuk Kapasitelerine Göre Uçak Üreticilerinin Pazar Payları* Kaynak: AirInsight: 2014’ten özetlenmiştir. *Tabloda yer alan BDT, Bağımsız Devletler Topluluğu uçak üreticilerini ifade etmektedir. 363 2.1. Dünyada Bölgesel Uçak Kullanımı Dünyada bölgesel havayolu taşımacılığının yaygınlaşmasında ABD’nin önemli bir rol oynadığı bilinmekle beraber, günümüzde ABD’nin yanı sıra Avrupa ve Asya-Pasifik de bölgesel havayolu taşımacılığı sektörünün önemli paydaşları olarak karşımıza çıkmaktadır. Airline Business dergisinin yayımlamış olduğu “2014 – Bölgesel Havayolu Sıralaması”na göre ilk 10 havayolu şirketi; 6 Amerika, 2 Avrupa, 1 Kanada ve 1 Çin taşıyıcısı olarak görülmektedir (Airliners Inform: 2014). Bölgesel havayolu taşımacılığında kullanılan turboprop ve bölgesel jetlerin coğrafik dağılımlarına ilişkin aşağıdaki grafik de ilgili listeyi desteklemektedir. Şekil 2: Eylül 2013 İtibari İle Teslimatı Yapılmış Uçakların Coğrafi Dağılımı Kaynak: ERA, 2014: 32 Bunun yanı sıra, Flight Global’ın 2015 yılında yayımladığı World Airliner Census isimli raporda da en çok kullanılan 10 bölgesel uçak ile ilgili aşağıdaki tablo paylaşılmıştır (Flight Global, 2015: 4). Tablo 1: Dünyada En Çok Kullanılan Bölgesel Uçaklar KULLANIMDA OLAN FİLO ÜRETİCİ VE UÇAK TİPİ/SERİSİ 2015 2014 Embraer 170 / 175 / 190 / 195 1102 1002 Değişim Bombardier CRJ 700 / 900 / 1000 696 647 %7,6 ATR 72 644 579 %11,2 Embraer ERJ – 135 / 140 / 145 620 669 - %7,3 Bombardier CRJ 100 / 200 563 650 - %13,4 Bombardier Dash 8 Q400 454 422 Bombardier Dash 8 100 / 200 / 300 428 441 - %2,9 Beechcraft 1900 341 353 - %3,4 De Havilland Canada Twin Otter 267 263 ATR 42 250 252 %10,0 %7,6 %1,5 -%0,8 Kaynak: (Flight Global, 2015: 4). Yukarıdaki tablo dikkate alındığında bölgesel uçak endüstrisinde, Fransız ATR firması da oldukça popüler bir bölgesel uçak üreticisi olmakla beraber, pazar payı bazında Embraer ve Bombardier firmalarının sektörün lider firmaları olduğunu söylemek doğru olacaktır. Bu iki dev firma ile rekabet oldukça ciddi bir zorluk olarak gözükürken, “Dünyada Bölgesel Uçak Üretimi” başlığında ayrıntılarına yer verilen sektörün büyüme trendi de cazip bir fırsat olarak değerlendirilebilir. 364 2.2. Dünyada Bölgesel Uçak Üretimi ERA’nın istatistiklerine göre dünya üzerindeki hava taşımacılığı faaliyetlerinin yarısının bölgesel havacılık faaliyetleri şartlarında gerçekleşmesi, bölgesel uçak sektörünün iki büyük paydaşı Embraer ve Bombardier haricinde mevcut ve yeni üreticileri de sektöre girme ve varlıklarını devam ettirme adına teşvik etmektedir. Aşağıdaki tabloda, bölgesel uçak sektöründeki faaliyetlerini durdurmuş ancak uçakları hala kullanımda olan üreticiler, mevcut üreticiler ve pazara girmek üzere olan üreticilerin bir listesi derlenmiştir. Tablo 2: Bölgesel Uçak Endüstrisinde Yer Alan Üreticiler SIRA FİRMA ÜLKE* MODEL KAPASİTE UÇUŞ MENZİLİ (Km) ÜRETİM DURUMU 98 3048 - 4578 Present 1 SUKHOI C.I.S. + IT SUKHOI SUPERJET 100 2 YAKOVLEV DESIGN BUREAU C.I.S. YAK 42D 90 126 1960 - 2790 2003 3 EMBRAER BR E JETS E-2 (E 175 / E 190) 80 97 3815 - 5186 2018 - 2020 4 MITSUBISHI JP MRJ 70 / 90 78 92 1530 - 3380 2017 5 COMAC CN ARJ 21 78 90 2225 - 3700 2015 6 HINDUSTAN AERONAUTICS IN RTA 70 70 90 2500 2017 7 BOMBARDIER CA Q 400 70 86 1295 - 2063 Present 8 Xİ'AN AIRCRAFT IND. (Modern ARK) CN XİAN MA 60 / 600 / 700 70 80 2700 Present 2019 9 BAE / AVRO UK BAE 146 100/200/300 70 112 2174 - 2365 2001 10 BAE / AVRO UK AVRO RJ 70/85/100 70 112 3150 - 66 114 4074 - 4537 Present 11 EMBRAER BR E 170 / 175 / 190 / 195 12 BOMBARDIER CA CRJ 700 / 900 / 1000 66 104 1982 - 3132 Present 13 ATR FR + IT ATR 72 - 200/500/600 66 70 1614 - 1527 Present 14 ILYUSHIN C.I.S. + UZ Il-114-100 1400 - 4650 2012 15 ANTONOV C.I.S. An 74 / 140 / 148 / 158 2100 - 4400 Present 16 BOMBARDIER CA CRJ 100 / 200 50 3000 - 3710 - 17 ATR FR+ IT ATR 42 - 200/500/600 48 844 - 1326 Present 37 50 2873 - 3243 Present 64 52 99 18 EMBRAER BR ERJ 135 / 140 / 145 / 145XR 19 SAAB SE SAAB 340B / 2000 33 58 1732 - 1850 - 20 YAKOVLEV DESIGN BUREAU C.I.S. YAK 40 32 36 820 - 1280 1981 21 EMBRAER BR EMB 120 30 1750 2001 22 ANTONOV C.I.S. An 38 27 1750 Present EU ACJ 330 / 340 / 350 / 380 14800 - 18600 Present 23 AIRBUS 365 25 50 24 BEECHCRAFT USA BEECHCRAFT 1900 19 707 2002 25 AIRBUS EU ACJ 318 / 319 / 320 8 7800 - 11100 Present Kaynak: Uçak üreticilerinin internet sitelerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Şekil 1 ve Tablo 1’deki veriler değerlendirildiğinde, pazar payının çok büyük bir kısmını yalnızca iki firmanın (Boeing ve Embraer) elinde bulundurmasının bazı üreticilerin yakın geçmişte faaliyetlerine durdurmasına sebebiyet verdiği ifade edilebilir. Bunun yanı sıra, sektörün bu iki dev firması pazar paylarındaki mevcut durumlarını korumak ve arttırmak adına geleceğe yönelik yatırımlar yaptığı ve uçak tip / projelerini geliştirmekte olduğu görülmektedir. Buna örnek olarak Bombardier’ın C serisinin günümüz operasyon gerekliliklerini karşılamak adına %100 yeniden dizayn edilmesi ve Embraer’in E-Jets serisini yaklaşık %16 yakıt tasarrufu sağlayan E-Jets E2 serisi ile güncellemesi gösterilebilir. Bu noktada, sektörden çekilenler ve büyük paydaşlar haricinde, “bölgesel uçak” üretiminde yer alan ve üretime başlamak isteyen birçok firmayı hem kendi aralarında hem de pazar liderleriyle büyük bir rekabetin beklediği de vurgulanmalıdır. Önümüzdeki 5 – 10 yıllık süreç içerisinde uzak doğu ülkelerinin de (Çin ve Japonya) sektöre girmesi rekabeti kızıştıracağı gibi arz – talep dengesinde de belirleyici olacaktır. Buna paralel olarak, bölgesel hava taşımacılığın geleceğine yönelik büyüme tahminlerini değerlendirmek de faydalı olacaktır. Curtis, Rhoades ve Waguespack’in 2013 yılında yaptıkları çalışmada FAA’in 2010 – 2029 tahminlerine yer verilmiştir. Buna göre, 70 – 90 yolcu kapasiteli bölgesel jet talebinin artacağı, 50 ve altı kapasiteli uçak talebinin ise azalacağı belirtilmiştir. Şekil 3: 2010 – 2029 Coğrafik Bölgesel Jet Talebi Kaynak: Curtis, Rhoades ve Waguespack: 2013 Kanadalı üretici Bombardier’in 2014 – 2033 sektör öngörüleri ile ilgili hazırladığı raporda, 20 yıllık süre içerisinde 29 – 144 yolcu kapasite segmentinde dünya genelinde toplamda 13.100 adet sipariş tahmini beklenmektedir (Bombardier, 2014: 22). Yine aynı rapora göre 20 – 59 kapasitede yalnızca 400 sipariş tahmini yapılmış ve yaklaşık 2.800 uçağın emekliye ayrılacağı ya da kargo sektörüne yönlendirileceği 366 beklentisine yer verilmiştir (Bombardier, 2014: 22). 60 – 99 kapasitede ise 5.600 sipariş tahmini ile hem bölgesel jet hem de turboprop uçaklarda güçlü bir büyüme tahmini yapılmıştır (Bombardier, 2014: 22). Brezilyalı üretici Embraer’in 2015 – 2034 sektör öngörü raporuna göre ise, 70 – 90 kapasitede 2.250 bölgesel jet talebi, 70 ve üzeri kapasitede de 2.050 turboprop talebi olması beklenmektedir (Emb. – Market Forecast). Fransız – İtalyan ATR ise, 2014 – 2033 tahminlerinde dünya genelinde 30 – 60 kapasitede 400 adet, 61 – 90 kapasitede 1.600 adet, 90 ve üzeri kapasitede ise 1.400 adet talep ile toplamda 3.400 turboprop uçak talebi tahmininde bulunmaktadır. Bölgesel dağılım olarak ise, %37’sinin Asya-Pasifik, %20 Latin Amerika, %18 Avrupa, %14 Kuzey Amerika ve %11’inin Ortadoğu – Afrika pazarı şeklinde olacağını belirtmektedir (ATR, 2015: 15). Sektördeki kurum/kuruluşların sektörün geleceğine dair yaptıkları öngörüleri dikkate alarak, önümüzdeki 20 yıl süre içerisinde, bölgesel uçak konseptinde 50 kapasitenin bir sınır olarak kabul edilebileceği ifade edilebilir. Bu doğrultuda, 50 kapasiteye kadar olan bölgesel uçaklara olan talebin azalacağı, 50 ve üzeri kapasiteli uçaklara ise talebin artacağı şeklinde özet bir sonuç çıkarılabilir. 3. TÜRKİYE’DE BÖLGESEL HAVACILIK SEKTÖRÜ Dünyadaki bölgesel havacılık sektörünün uzun geçmişinin aksine, Türkiye’de bölgesel havacılık ile ilgili ilk ve tek faaliyetin 2010 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden uçuş izni alan Borajet firması ile başladığı ifade edilebilir (SHGM, 2010). Bu gelişme ile birlikte, Türkiye’de bölgesel havacılık kavramı “hava dolmuş” tanımıyla beraber popülerlik kazanmaya başlamış ve atıl durumda kalan havaalanlarının bazıları da bu gelişme ile birlikte tekrar faaliyete açılmıştır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2011 yılında yayımladığı “Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi – Hedef 2023” isimli raporun “Ulaştırma Alanında – Havacılık / Altyapı Hedef ve Önerileri” başlığında bölgesel havacılık ile ilgili şu maddelere yer verilmiştir; Her türlü hava aracının operasyon düzenleyebileceği 7 bölgede en az iki yerde bölgesel havaalanı, kargo havaalanı olarak dizayn edilecek ve bu havaalanlarının doğudan batıya, kuzeyden güneye dünyanın önemli transit kargo merkezleri arasına girmesi sağlanacaktır. Ticari amaçlı, özellikle bölgesel uçuşa yönelik uçak üretimi yapan, uluslararası tanınırlığı olan bir Uçak Fabrikası Kurulacak ve imalata başlanacaktır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2013 yılında yayımladığı “11. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası – Havacılık ve Uzay Teknolojisi Çalışma Grubu Raporu”nda ise “Önerilen Hedef ve Stratejiler Özet Tablosu”nda bölgesel havacılık ile ilgili aşağıdaki maddelere yer vermiştir; Bilimsel analize dayalı olarak yapılacak etüt çalışmaları neticesinde “atıl” durumda olduğu anlaşılan havalimanlarına yönelik olarak operasyonel talep yönetimi uygulanması yahut potansiyel olmadığının analizlere tespit edilmesi durumunda diğer ulaşım modlarının (intermodal erişimin) ve "bölgesel havalimanı" konseptinin değerlendirilmesi. Bölgesel havayolu taşımacılığının geliştirilmesi; kârlı olmayan noktalara da sefer düzenleyerek kamu hizmeti sağlayan havayolu şirketleri için teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi. Her iki raporda da öne çıkan “atıl havaalanları”, bölgesel havayolu taşımacılığı açısından kilit noktalardan biri olarak görülmektedir. “Her ile bir havaalanı” düşüncesiyle geçmiş zamanlarda büyük yatırımlarla yapılan ve çeşitli sebeplerden ötürü atıl durumlarda kalan birçok havaalanı için de bölgesel hava taşımacılığı yeni bir 367 seçenek olarak ortaya çıkacaktır. Ülkemizdeki atıl havaalanlarının bir kısmının tekrar aktif hale getirilebilmesi, hem sivil havacılık sektörü hem de bölge ve ülke ekonomisin açısından olumlu bir katkı olacaktır. 3.1. Türkiye’de Bölgesel Uçak Kullanım Hedefleri Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, “11. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası – Havacılık ve Uzay Teknolojisi Çalışma Grubu Raporu”nda “Geleceğe Yönelik Öngörü ve Beklentiler” başlığında, bölgesel havacılık faaliyetlerine ilişkin beklentilerini de paylaşmıştır. İlgili rapora göre, Türkiye iç hat pazarında birçok yerel havaalanının yolcu potansiyeli düşük gözüktüğü, bazı havaalanlarının ise teknik altyapı ve coğrafi şartlardaki yetersizlik sebebiyle Türkiye’deki mevcut Airbus ve Boeing filoları ile operasyon yapılmasına elverişli olmadığı belirtilmiş ve bu noktada bölgesel jet ve turboprop uçak ihtiyacının doğduğu belirtilmiştir (UDHB, 2013). Yine aynı rapora göre, atıl durumda bulunan havaalanlarımızdan uygun olanların, gereken bakım ve tamamlayıcı tesis faaliyetlerinin yapılmasının ardından, uygun turboprop uçakların seçimi ve iyi bir işletmecilik modeli ile çok düşük bölgesel taşımacılık maliyetlerine erişilebileceği belirtilmiştir. Buna ek olarak, bölgesel havacılık faaliyetlerinin destekleyen “vergi indirimleri, yatırım teşvikleri, tarife indirimleri, slot öncelikleri gibi” unsurların da geliştirilmesi ile yolcu talebinin artması, sektörün daha karlı ve daha güçlü hale gelmesi beklenmektedir (UDHB, 2013). İstanbul Ticaret Odası 2013 yılında yayımladığı “Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi” başlıklı raporunda, bölgesel uçak olarak kullanılan turboprop ve bölgesel jetlerin kullanım / maliyet açısından karşılaştırmasına yer verdiği aşağıdaki tabloyu paylaşmıştır. Tablo 3: Turboprop ve Jet Uçakların İşletme Maliyeti/ Kullanım Açısından Karşılaştırması AVANTAJLAR TURBOPROP BÖLGESEL JET DEZAVANTAJLAR Gürültü Yakıt Ekonomisi Düşük Bakım Maliyeti Orta Menzil Yüksek Hız Az Gürültü Kaynak: İTO, 2013 368 Kısa Menzil Düşük Hız Yüksek Yakıt Kullanımı Yüksek Bakım Maliyeti Şekil 4: Bölgesel Jet – Turboprop Uçakların Karşılaştırması Kaynak: ATR, 2014. ITO’nun paylaşmış olduğu tablo ve ATR’nin raporunda yer verilen bilgiler ışığında turboprop uçak ve bölgesel jetin karşılaştırması yapıldığında ilk ön plana çıkan unsurun maliyet olduğu görülmektedir. Turboprop uçaklar yakıt ve bakım maliyetlerinde daha önde gözükürken, bölgesel jetlerin de daha hızlı olması ve uzun mesafelerde operasyon yapabilmesi öne çıkmaktadır. Bunun yanı sıra başta gürültü olmak üzere diğer etmenler de ele alındığında bölgesel jetlerin konfor açısından da bir adım önde olduğu ifade edilebilir. Yukarıdaki bilgiler haricinde, bölgesel uçak kullanım tercihi açısından potansiyel bölgesel havayolu kullanıcılarının da görüşünü almak faydalı olacaktır. Türkiye’nin ilk bölgesel havayolu Borajet, faaliyetlerine üç adet turboprop uçakla başlamış, sayısını daha sonra beşe çıkarmış ancak yolculardan gelen olumsuz geri dönüşler sebebiyle tüm filosunu turbofan (bölgesel jet) uçaklarla yenilemek durumunda kalmıştır (Airport Haber, 2014a). 3.2. Türkiye’de Bölgesel Uçak Üretim Hedefleri Türkiye’nin 2023 hedefleri arasındaki önemli unsurlardan biri milli uçak projesi olarak gösterilmektedir. Hem ülke ekonomisine getireceği katkı, hem de ülke teknolojisinin gelişimi adına birçok kurum / kuruluş tarafından da bu yatırımın desteklendiği ifade edilebilir. Buradaki en önemli soru olarak, Türkiye’nin kendi uçağını üretebilecek bilgi ve teknolojiye sahip olup olmadığı karşımıza çıkmaktadır. Yakın gelecekteki “milli uçak” projesiyle ilgili ayrıntılara geçmeden önce, Türkiye tarihinde Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yaklaşık 20 yıllık süreci kapsayan uçak üretim sürecine göz atmakta fayda olacaktır. İsmail Yavuz’un 2013 yılında yayımladığı “Mustafa Kemal’in Uçakları – Türkiye’nin Uçak İmalat Tarihi (1923-2012)” adlı kitabında yer verdiği bazı ayrıntılar şu şekildedir; Vecihi Hürkuş, motoru savaştan kalan Yunan uçaklarından alınarak, gövdesi ve kanatları dâhil tüm diğer parçaları yerli malzemeler kullanarak 1923 yılında ilk Türk tayyaresini yapmıştır. Türkiye, 1926 yılında TOMTAŞ (Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi) bağlı Kayseri Tayyare Fabrikasının dünyanın o zamanki en gelişmiş teknolojisiyle kurulmasını sağlamış ve 1939 yılına kadar tam 212 adet uçak lisans altında imal edilmiştir. Nuri Demirağ, 1936 yılında NuD-36 ve 1938 yılında NuD-38 uçaklarının tasarımları ile tüm parçalarını, motor haricinde kendi fabrikasında üreterek imal etmiştir. 1941 yılında Etimesgut Tayyare Fabrikası kurulmuş, 1950 yılına kadar THK-1’den THK-16’ya kadar özgün projelerle planör ve uçaklar imal edilmiştir. 369 Aynı hedef çerçevesinde 1948 yılında THK Gazi Uçak Motor Fabrikası, 1950 yılında ise Ankara Üniversitesi Rüzgâr Tüneli kurulmuştur. “Mustafa Kemal’in Uçakları” kitabında ayrıntılara fazlasıyla yer verilmekle birlikte, Thornburg Raporları adıyla anılan ve Türkiye’ye biçilen “basit tarım araçlarının imalatı ve montajından öteye geçilmemeli” düşüncesi nedeniyle, uçak fabrikalarımıza olan siparişler durmuş ve 1950’li yıllara gelinmeden tüm üretim sürecimiz sona ermiştir (Yavuz, 2013). Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında gerek özgün projelerle gerekse lisanslı üretim ile “uçak üretimi” konusunda kabiliyetini gösterdiği aşikârdır. Bunun yanı sıra, son yıllarda çeşitli kurum / kuruluşlarının da havacılık teknolojisi adına önemli çalışmalar yaptıkları bilinmektedir. Buna örnek olarak ülkemizin havacılık sanayisine dair çalışmaları aşağıdaki tablo ile özetleyebiliriz; Tablo 4: Türkiye’nin Havacılık Sanayindeki Projeleri KURUM THK Uçak İmalat A.Ş. HAVAARACI Türkkuşu / Speedfire Hürkuş Anka (İnsansız Hava Aracı) T129 Atak Helikopteri TAI MEVCUT DURUM 2015 Yılının 2. Yarısı Seri Üretime Geçilecek 29.08.2013’de ilk uçuşunu gerçekleştirdi. 30.01.2015’de ilk uçuşunu gerçekleştirdi. 17.01.2011’de ilk uçuşunu gerçekleştirdi. 2017 – 2020 arasında ilk teslimatların yapılması bekleniyor. JSF / F35 ORTAK (TAI, TEI, Havelsan, Roketsan, Aselsan) FX / TX 2023 yılında ilk prototip üretilecek. Kaynak: ilgili kurumların web sitelerinden derlenmiştir. Yukarıdaki tabloda bazı örneklere yer verilmekle beraber, “TAI, TEI, Roketsan, Havelsan ve Aselsan” gibi birçok kurum/kuruluş da yukarıdaki projelerin dışında birçok havacılık projesine aktif olarak destek vermekte ve ortaklık yürütmektedir. Geçmişte ve günümüzde yaşanan bu tecrübelerin yakın gelecekteki “milli uçak” projesine olumlu yansıyacağı da düşünülebilir. Bu noktada ilgili birçok kurum / kuruluş da yaptıkları çalışmalarla görüş, öneri ve tahminlerini paylaşmaktadır. İstanbul Ticaret Odası 2013 yılında yayımladığı “Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi” başlıklı raporunda, “Sektörün Üretim Hedefleri” başlığında, “10. Ulaştırma Şurasının "Türk Sivil Havacılık filosunun 2023 yılında 100 geniş gövde, 450 dar gövde ve 200 bölgesel uçaktan oluşacağı tahminine” yer vermiştir (İTO, 2013). Dünya genelindeki tahminlerine ise aşağıdaki tabloda yer verilmektedir. Tablo 5: Küresel Temelde Bölgesel Uçak 2008 – 2028 Sektörel Öngörü Rakamları 20 – 59 Kapasite 60 – 99 kapasite 2008 Filosu Teslimatlar 3800 2100 300 5800 Uçuştan Ayrılanlar 2600 1000 2020 Tahmini Filosu 1500 6900 Kaynak: İTO “Türkiye’de Bölgesel Uçak Kullanımı” başlığında da bahsedildiği üzere, ülkedeki bölgesel havaalanların teknik altyapısı ve bölgedeki potansiyel yolcu sayısı dikkate alındığında, iç hatlarda bölgesel taşımacılık yapmak adına “bölgesel uçak” fikrinin daha uygun olduğu görülmektedir. Bu noktada, Alman Dornier firması ile 370 yapılan anlaşma ile ayrıntıları netleşen milli uçak ile ilgili bilgilere aşağıdaki tabloda yer verilmiştir (UDHB,2015). Tablo 6: Milli Uçak Projesinde Tanıtılan Bölgesel Uçaklar ve Özellikleri MODEL TRJ – 328 (Jet) T – 328 (Turboprop) TRJ – 628 (Jet) TR – 628 (Turboprop) KAPASİTE MENZİL (Km) HIZ (Km/s) 32 3270 750 60 - 70 1850 620 Milli uçak projesi konuşulmaya başlandığı andan itibaren özellikle yolcu kapasitesi ile ilgili birçok düşünce ve tahmin ortaya konmuştur. Sonuç olarak iki farklı tipte 32 ve 60 – 70 yolcu kapasiteli uçaklarda karar kılınmıştır. Bunun sebebine dair Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürü Serdar Hüseyin Yıldırım, “Türkiye’nin ihtiyacı olan uçakların 30 – 35 kişi kapasiteli olması, taksi – dolmuş uçak gibi kullanılması ve pervaneli olması gerektiği, 70 – 100 kişilik uçaklar ile sektörde rekabet şansı olmadığını” belirtmiştir (Airport Haber, 2015). DHMİ Genel Müdürü S.H.Yıldırım’ın belirttiği üzere 70 – 100 kişilik kapasite rekabetinde çok ciddi ve gelişmekte olan rakipler olduğu görülmektedir. Bunun yanı sıra Tablo – 1’de de detaylarını verdiğimiz, 30 – 35 kapasite civarında üretimini durduran üreticileri dışarıda bırakırsak Embraer gibi çok ciddi bir rakibimiz olduğu görülmektedir. Ayrıca 50 – 70 kapasitede, Embraer, Bombardier ve ATR gibi ciddi rakiplerin yanı sıra, Çin merkezli 70 – 80 kapasiteli modellerini tanıtan Xian Mia’nın da 2019 yılında sektöre adım atması beklentisi de büyük bir tehdit olarak düşünülebilir. Bu noktada, Türkiye’nin üreteceği bölgesel uçakların ekonomik ayrıntıları da sektörde rekabet adına önemli bir veri olarak değerlendirilmelidir. “Milli uçak” ile ilgili ayrıntılı bir bilgi henüz açıklanmamış iken üretim süreci için Türkiye’nin toplam 1,5 Milyar Amerikan Doları yatırım yapması beklenmektedir (NTV, 2015). Ayrıca bölgesel uçak sektöründeki arz talep dengesi de dikkate alınması gereken bir diğer ayrıntı olarak karşımıza çıkmaktadır. Son olarak, “yerli uçak” üretimi ile ilgili hedefler ortaya konulduktan sonra Savunma Sanayi İcra Kurulu (SSİK) çeşitli firmalarla yaptığı görüşmeler sonucu, tasarım ve imalat hakları Sierra Nevada Corperation’a (SNC) ait 2002 yılında iflas eden Alman Dornier firmasında karar kılındığı belirtilmiştir (Kokpit Aero, 2015). Buna ilaveten, bölgesel uçak sektöründe yaşanan yoğun rekabetle 2000’li yıllarda Hollandalı ünlü üretici Fokker, Birleşik Krallık’tan BAE ve Dornier’in iflasları sektörü duopolistik bir yapı haline getirmişti (Aviation Strategy, 2002). Bu bilgi doğrultusunda, Alman – Amerikan merkezli ve zamanında Avrupa Birliği komisyonlarında yardım ve destek almış ancak yine de iflastan kurtulamamış bir firmanın tercih edilmesi de eleştirilen konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır (European Commission, 2003). 4. DEĞERLENDİRME Türkiye’nin çeşitli kurum / kuruluşlarla son yıllarda havacılık ve uzay sanayine yönelik teknolojik yatırımlar yapmakta olduğu bilinmektedir. TAI, TEI, HAVELSAN gibi çok önemli kurumların yaptıkları özgün tasarımlar / ortaklık / alt yüklenicilik gibi havacılığa yönelik faaliyetler, Türkiye’nin kendi uçağını üretebilecek bilgi / beceri / tecrübeye sahip olduğunu görebilmek açısından önemli işaretlerdir. Bunun yanı sıra, cumhuriyetin ilk yıllarında gösterilen kabiliyetler de bu noktada önemli teşvik unsurlarından biri olarak kabul edilebilir. Ancak tüm bunlar, bir ülkenin kendi uçağını üretebilmesi adına yeterli unsurlar mıdır sorusu da akıllara gelmektedir. Teknolojik altyapı / becerinin yanı sıra, bu sürecin ticari / ekonomik bir boyutunun da olduğu gözlerden kaçmamalıdır. 371 Bu noktada, Türkiye’nin “yerli uçak” üretimindeki misyonunun ne olduğunu anlamak önemlidir. Burada çeşitli ihtimallerden bahsedilebilir. İlk hedef teknolojik / ekonomik anlamda yatırımlar yaparak dünyada bu alanda öne çıkan ülkelerden biri olma isteği olabilir. Bunun yanı sıra, yerli uçak üretimi ile sadece bölgesel uçak pazarında pay sahibi olmak, diğer ülkelere ihracat yapmak değil, ülke teknolojisini geliştirebilmek de düşüncelerden biri olabilir. Bir diğer ihtimal olarak da, Türkiye’de atıl durumda bulunan havaalanları ve paralelinde o bölgeleri ekonomik / sosyal anlamda canlandırabilmek ve hava taşımacılığı hizmetini tüm halka yayabilme düşüncesinden de söz edilebilir. İlk olarak, Türkiye’nin üretmeyi planladığı modeller ve sektördeki durumu ele almak faydalı olacaktır. Ancak görünen bir gerçek var ki, üretimi planlanan her iki segmentte de ciddi üreticilerle rekabet yaşanması söz konusu olacaktır. TRJ – 328 ve T – 328 modellerinin (32 Kişi Kapasite) karşısında sektörün dev firmaları Embraer, Bombardier ve ATR rakip olarak gözükmektedir. Bunun yanı sıra ilgili araştırma / raporlarda da belirtildiği üzere 50 kapasite ve altı segmentte önümüzdeki 20 yıllık süre içerisinde bölgesel uçak talebinin ciddi oranda azalacağı tahmin edilmektedir. Bu noktada, TRJ-328 ve T-328 modellerinin ihracat düşüncesi ve sektörde pazar payı alabilme ihtimalinde oldukça zor ve ciddi bir rekabetle karşı karşıya kalınacağı anlamına gelmektedir. 60 – 70 yolcu kapasiteli TRJ – 628 ve TR – 628 modelleri için ise rekabet açısından benzer bir durum söz konusudur; bir farkla ki, 60 – 70 yolcu segmentinde 50 ve altı kapasiteye oranla ciddi bir talep artışı tahmin edilmektedir. Ancak, pazara Çin Halk Cumhuriyeti’nin de dâhil olması, yine rekabet açısından zorlayıcı bir faktör olarak öngörülebilir. Sektörün iki lider firması Embraer ve Bombardier’ın ise yeni modellerinde yolcu kapasitesini 100 ve üzerine taşımayı planlaması da aynı pazarda rakiplerin azalması anlamında bir avantaj olarak düşünülebilir. Bir diğer unsur olarak, üretimi planlanan 4 farklı projenin (2 farklı kapasite, 2 farklı motor) ekonomik anlamda da değerlendirilmesi gerekmektedir. Henüz “yerli uçak” ile ilgili kesin veriler paylaşılmadığı için çok detaylı ve net tahminlerde bulunmak çok doğru olmayacaktır. Ancak, her iki segmentte de uçakların operasyon maliyetleri ve doluluk oranları doğrultusunda birim maliyetleri, havayolu işletmelerinin bu uçaklara olan talebinde ciddi anlamda belirleyici olacaktır. Aynı şekilde, havayollarının kendi maliyetleri doğrultusunda belirleyeceği bilet ücretleri de uçaklara ve dolayısıyla ilgili havayolu firmasına olacak yolcu talebini de etkileyecektir. Şüphesiz ki, hem havayolu firmaları hem de yolcular açısından bu arz talep dengesini öngörebilmek için de uçaklar ile ilgili daha net veri / bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır. Son olarak, “bölgesel yerli uçak” projelerini özetlemek gerekirse; her iki motor tipi arasında; turboprop uçakların yakıt ekonomisi ve pist performansında, bölgesel jetlerin ise hız, konfor ve ulaşım ağı konusunda birbirlerine oranla önde oldukları bilinmektedir. Türkiye pazarında her iki uçağın da kullanım hedefleri değerlendirildiğinde, yapılan açıklamalar doğrultusunda 32 kapasiteli T – 328 (Turboprop) modelinin öne çıktığı ifade edilebilir. Bunun sebebi ise Türkiye’deki atıl durumda bulunan havaalanlarının pist performanslarının ve bölgedeki halkın yolcu potansiyeli örnek olarak gösterilebilir. Bu noktada, bölgesel hava taşımacılığının atıl havaalanlarının değerlendirilebilmesi açısından önemli bir proje olduğu aşikârdır. Ancak, o bölgelerdeki diğer ulaşım alternatifleri ve havayolu taşımacılığına olan talebin çok iyi bir şekilde değerlendirilmesi zorunludur. Bunun yanı sıra, daha önce Borajet’in tecrübe etmiş olduğu ve filosunu değiştirmek zorunda hissettiği, yolcu algısı da önemli bir diğer faktördür. Turboprop uçakların gürültüsü ve yolculara güvensiz / emniyetsiz gelmesi konusunda da yolculara olumlu anlamda bilgilendirme / teşvik yapılması da gerekebilir. 5. SONUÇ Türkiye’nin “yerli uçak” üretimi projesinde hassas bir denge olduğu görülmektedir. Mutlaka, ekonomik ve teknik olarak bu projelerin detaylı bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması ile beraber akıllarda oluşan tereddütler giderilebilir. Ayrıca, daha önce sektörde rekabet halinde ancak iflas etmiş olan bir üreticinin projesinin seçilmesi, hem kamuoyunda yine bir tereddüt olarak karşılanma, hem de “yerli uçak” kavramı konusunda inandırıcılığını kaybetme ihtimali de söz konusudur. Türkiye’nin üretim 372 kapasitesini arttırmayan ve teknolojik gelişime katkısı çok düşük (inşaat vb.) yatırımlar yapmak yerine, bu ve benzeri teknolojik yatırımlar yapması olumlu bir adım olarak görülmekle beraber “yerli uçak” projesine yapılacak yatırım maliyeti de arz – talep dengesi göz önüne alınarak değerlendirilmesi gereken önemli bir diğer unsurdur.Yerli uçak projesinin şekillenmesi ve detaylanması ile ileriki araştırmalar için hem daha teknik konuların hem de yatırım / operasyon maliyetlerin incelenmesi de faydalı olacaktır. Bunun yanı sıra, çalışmamızda yer verilmeyen ancak yerli uçak projesinin kullanımı ile dikkate alınmak zorunda olunan bakım faaliyetleri / bakım personeli gibi unsurlar da ileriki çalışmalar için önemli bir değerlendirme konusu olarak dikkate alınmalıdır. KAYNAKÇA Air Insight (2014), The 2014 Big Picture, http://airinsight.com/2015/03/20/2014-fleet-big-picture/, [08.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] Airliners Inform (2014), Regional Airline Ranking 2014, inform.com/rankings/regionals_2014.html, [29.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] http://www.airlines- Airport Haber (2014a), Borajet’ten Şok Karar!, http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/borajettensok-karar.html, [12.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] Airport Haber (2014b), Yerli Savaş Uçağı İçin Son Aşamaya Gelindi, http://www.airporthaber.com/taihaberleri/yerli-savas-ucagi-icin-son-asamaya-gelindi.html, [06.08.15 tarihinde erişilmiştir.] Airport Haber (2015), Yerli Uçakta Detaylar Belli Oldu, http://www.airporthaber.com/havacilikhaberleri/yerli-ucakta-detaylar-belli-oldu.html, [06.08.15 tarihinde erişilmiştir.] ATR (2015), Regional Turboprop Market Outlook 2014 http://www.atraircraft.com/datas/download_center/42/market_outlook_2014_42.pdf, tarihinde erişilmiştir.] – 2033, [29.07.2015 Aviation Strategy (2002), Fairchild Dornier's insolvency: an RJ duopoly https://www.aviationstrategy.aero/newsletter/articles/1206/show, [17.08.15 tarihinde erişilmiştir.] now?, Bombardier (2014), Market Forecast 2014 – 2033, http://www.bombardier.com/content/dam/Websites/bombardiercom/supportingdocuments/BA/Bombardier-Aerospace-20140717-Commercial-Aircraft-Market-Forecast_2014-33.pdf, [29.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] Curtis, Rhoades ve Waguespack (2013), “ Regional Jet Aircraft Competitiveness: Challenges and Opportunities”, WorldReview of Entrepreneurship, Management and Sustainable Development, 9(3). ERA – European Regional Association (2014), The case for investing in the regional airline industry, http://www.eraa.org/sites/default/files/The%20case%20for%20investing%20in%20the%20regional%20airli ne%20industry.pdf, [08.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] European Commission (2003), Commission investigates second rescue aid package to German aircraft manufacturer Fairchild Dornier, http://europa.eu/rapid/press-release_IP-03-174_en.htm?locale=en, [22.08.15 tarihinde erişilmiştir.] Flight Global (2015), World Airliners Census 2015, Heerkens, Bruijn ve Steenhuis (2006), “The Rıght Product At The Wrong Tıme:The Downfall Of European RegıonalAırcraft Manufacturers”, EurOMA: European Operations Management Association, 2, 281-290. 373 https://d1fmezig7cekam.cloudfront.net/VPP/Global/Flight/Airline%20Business/AB%20home/Edit/WorldAirl inerCensus2015.pdf, [21.08.2015 tarihinde erişilmiştir.] ICAO – International Civil Aviation Organization (2004), Doc 9626: Manual on the Regulation of International Air Transport, http://www.icao.int/Meetings/atconf6/Documents/Doc%209626_en.pdf, [25.06.2015 tarihinde erişilmiştir.] İTO – İstanbul Ticaret Odası (2013), Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi, Vezir Stratejik Danışmanlık & Kurumsal Finansman, İstanbul. Kokpit Aero (2015), SSİK’ten yerli yolcu uçağında Dornier 328 kararı çıktı, http://kokpit.aero/yerli-yolcuucagi-dornier-328, [12.08.15 tarihinde erişilmiştir.] NTV (2015), Yerli Uçağın Maliyeti 1,5 Milyar Dolar, http://www.ntv.com.tr/turkiye/yerli-ucagin-maliyeti-1-5milyar-dolar,ou3ddzwcdUOLpii5SFeu2w, [12.08.15 tarihinde erişilmiştir.] Sarılgan, A.E. (2007), Bölgesel Havayolu Taşımacılığı ve Türkiye’de Bölgesel Havayolu Taşımacılığının Geliştirilmesi İçin Yapılması Gerekenler, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi. SHGM – Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (2010), Dolmuş Uçak İçin İzin Çıktı, http://web.shgm.gov.tr/tr/haberler/1325-dolmus-ucak-icin-izin-cikti [08.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] Steenhuis, Bruijn ve Heerkens (2005), “Overcapacıty In Regıonal Aırcraft Productıon”, EurOMA International Conference on Operations and Global Competitiveness, Budapest, Hungary, June 19-22, TAI - TUSAŞ Türk Havacılık ve Uçak Sanayi A.Ş., https://www.tai.com.tr/tr, [05.08.15 tarihinde erişilmiştir.] THK – Türk Hava Kurumu, Mevcut Projeler, http://www.thk-ucak.com/18-mevcut-projeler, [05.08.15 tarihinde erişilmiştir.] UDHB – Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (2015), İlk Yerli Uçağın Tanıtımı Yapıldı, http://www.udhb.gov.tr/haber-123-ilk-yerli-ucagin-tanitimi-yapildi.html, [05.07.2015 tarihinde erişilmiştir.] UDHB – Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı (2011), Türkiye Ulaşım ve İletişim Stratejisi: Hedef 2023, Ankara. UDHB (2013), 11.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası – Havacılık ve Uzay Teknolojileri Çalışma Grubu, Ankara. Wong, Pitfield ve Humphreys (2005), “The impact of regional jets on air service at selected US airports and markets”, Journal of Transport Geography 13 (2005) 151–163. Yavuz, İsmail (2013), “Mustafa Kemal’in Uçakları – Türkiye’nin Uçak İmalat Tarihi (1923-2012)”, İş Bankası Kültür Yayınları 374
Benzer belgeler
Küresel Perspektiften Türkiyede Bölgesel Uçak Üretimi
Küresel Perspektiften Türkiyede Bölgesel Uçak Üretimi Ve Kullanımı Üzerine Bir
Değerlendirme
An Evaluation Of Production And Usage Of Regional Aircraft In Turkey From A
Global Perspective