AİLE HEKİMLERİNİN SESİ GAZETESİ Şubat 2015 Sayısı
Transkript
AİLE HEKİMLERİNİN SESİ GAZETESİ Şubat 2015 Sayısı
ŞUBAT 2015 / Sayı: 6 İstanbul Aile Hekimliği Derneği Resmi Yayın Organı Aile Hekimlerinin Sesi GAZETESİ İnat Nöbetleri’ne İstanbul’un cevabı: Angaryaya HAYIR! İnat nöbetlerine İstanbul’un cevabı bir kez daha “Angaryaya HAYIR” oldu. 15 milyon insanın yükünün yaklaşık 3800 aile hekimi ile yürüten İstanbul’da Aile hekimliği çalışanları popülist nöbete karşı dik duruşlarını sürdürdüler. Sayfa 2. Bir aile hekimine düşen muayene sayısı 10 bini aştı Aile Hekimlerinin iş yükü artmaya devam ediyor. Bir aile hekimine düşen muayene sayısının yılda 10 bini aştığı belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, aile hekimliği merkezlerine 2013 yılında 212 milyon başvuru yapıldı. Doktorlar, hastalara yeterli vakit ayıramamaktan şikayetçi. Sayfa 4. ‘Nöbet krizi’ devam ediyor, nöbetlere katılım çok düşük oranlarda kaldı Nöbetlerin nereden çıktığı konusunda ‘mantık ve matematik’ aciz kaldı! Uzun süredir ülke gündemini meşgul eden ve aile hekimliği çalışanlarının sert tepkisine neden olan ‘zorunlu nöbet uygulaması’na aile hekimlerinin %80’i katılmadı. Uygulamanın Birinci Basamak sağlık hizmetlerine ve aile hekimliği sistemine zarar vereceğini söyleyen İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Gürsel ÖZER, “Nöbet uygulamasının gerçek hayatta hiç bir karşılığı yok. Bu uygulama sağlık sistemine zarar veriyor” dedi. Sağlık Bakanlığı ile aile hekimleri arasında yaşanan nöbet krizinin devam ettiğini belirten Dr. Özer, şu değerlendirmede bulundu: “İhtiyaca bakılmaksızın getirilen bu uygulamanın gerçek hayatta bir karşılığı yok. Aile hekimlerinin motivasyona zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Acil nöbetinin nereden çıktığı konusunda mantık ve matematik aciz kalmıştır. Bu uygulamayı şiddetle savunanlar dahi her seferinde farklı bir argümanla neden nöbet koyduklarını bilmediklerini itiraf ettiler.” Uygumla ile aile hekimlerinin çalışma şevkinin kırıldığını belirten Dr. Özer, “Herhangi bir hizmetin kalitesini hizmet sunanlar ile alanların Nöbetlere katılım çok düşük oranlarda kaldı! Aile hekimleri ağır iş yükü altında eziliyor! Son yıllarda sağlık çalışanlarının artan iş yükü sık sık gündeme geldi. Ancak sorunun ciddiyeti Sağlık Bakanlığı, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni bir raporda daha net şekilde ortaya çıktı. Sayfa 6. Kira bedeli davasında aile hekimleri kazandı İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nün kira bedelleri konusunda bir aile hekiminin dosyasını mahkemeye taşımasıyla başlayan davada, mahkeme aile hekiminin lehine sonuçlandı. Karar emsal niteliğinde... Sayfa 14. memnuniyeti ve motivasyonu belirler. Geleceği belirsiz ve her gün angaryayla uyanan aile hekimleri ile bu uygulamasının kalitesi ve devamı düşünülemez. Zorunluluk ihtiyaçtan doğmalıdır. An itibarıyla sağlık sunumundaki zorunluluk popülist yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. 70 milyonluk ülkede 90 milyon acil başvurusu var ise sağlık sunumunda hoyratlık var demektir” dedi. Sayfa: 7. Sağlık Bakanlığı ile aile hekimi arasında yaşanılan ‘Cumartesi krizi’ devam ediyor. Uygulamanın ilk günü olan 3 Ocak tarihinde ülke genelindeki aile hekimlerinin %80’inin mesaiye gitmediği belirtilirken Bursa’da bu oranın %87.24 olarak kayıtlara geçtiği açıklandı. Sayfa 2. Aile hekimlerinin nabzı İKON2015’te atacak Anayasa Mahkemesi’nden kritik karar! İlki geçtiğimiz yıl düzenlenen İKON, yoğun ilgi görmüştü. İSTAHED tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan kongre aile hekimleri için mesleki sorunların ve bilimsel gelişmelerin tartışıldığı bir AKADEMİ atmosferinde Sayfa 9. gerçekleşecek. Anayasa Mahkemesi’nin iş bırakma eylemi yapan sendikalı kamu görevlileri için verdiği yeni bir karar aile hekimleri içinde emsal olma niteliği taşıyor. Mahkemenin kararı nöbete gitmeyen aile Sayfa 6. hekimlerinin ceza almasını engelleyebilir. GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 2 ‘Cumartesi krizi’ devam ediyor: Nöbetlere katılım çok düşük oranlarda kaldı Sağlık Bakanlığı ile ülke genelinde hizmet veren 21 bin 352 aile hekimi arasında yaşanılan ‘Cumartesi krizi’ devam ediyor. Uygulamanın ilk günü olan 3 Ocak tarihinde ülke genelindeki aile hekimlerinin %80’inin mesaiye gitmediği belirtilirken Bursa’da bu oranın %87.24 olarak kayıtlara geçtiği açıklandı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Başkanı Dr. Murat Girginer, “Cumartesi günü nöbeti uygulaması aslında aldatmacadır. Sağlık Bakanı göreve geldiğinden bu yana aile hekimliği uygulamasının kalitesinin artırılması noktasında hiç bir şey yapmamıştır. Defalarca söyledik, aile sağlığı merkezlerinde röntgen de çekilsin’ diye ama duyan olmadı” dedi. Sağlık Bakanlığı’nın, hastanelerin acil servislerindeki yoğunluğu azaltmak adına ‘aile sağlığı merkezlerinde cumartesi günleri de bir aile hekimi ve hemşirenin nöbet tutması’ genelgesine karşı çıkan aile hekimleri, bugün de göreve gitmedi. Bursa’da da onlarca aile sağlığı merkezinin kapısı bugünde kapalı kaldı. Cumartesi günü mesaisine gitmeyen yağışlı havaya rağmen Halk Sağlığı Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Eylemde konuşan Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Mustafa Köse, “2013 yılında aile hekimliklerinde yapılan muayene sayısı 210 milyon. Yani bir hekim bir yılda ortalama 10 bin muayene yapıyor. Dikkatinizi çekerim; bu sadece muayene sayısı, diğer görevleri değerlendirmeye bile almıyoruz. Çalışanları zorlayan, yetersiz istihdam ve ağır iş yükü yetmezmiş gibi bunun üstüne bir de nöbet eklemek isteyenlerin gözleri var görmüyorlar” diye konuştu. Aile hekimlerinin %90’ının mesaiye gitmeyeceğini tahmin ediyoruz Aile hekimlerinin nöbetlere gitmeme hakkında bilgi veren AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer, şunları kaydetti: “Daha kaliteli hale getirmek için Sağlık Bakanlığı bir şey yapmıyor. Bu nöbet uygulaması da halktı aldatmaktan başka bir şey değildir. Aile sağlığı merkezlerimizi cumartesi günü sendikaların çağrısına uyarak kapatarak, vatandaşın sağlık ocağı sistemine geri dönmesini istemiyoruz. Vatandaşların cumartesi mesai talebi de yok. Hekimler bilgilendirdi. Halkımız da bize destek çıkıyor. Ülke genelinde 3 Ocak için yüzde 80 oranında aile hekimleri göreve gitmedi. Bursa için geçen hafta göreve gitmeme yüzde 87.24’tü. Bu hafta yüzde yüze yakın olmasını bekliyoruz. Bu haklı tepkimize de katılmasını bekliyoruz. Bakanlık doğru verileri yayınlasın, insanları kandırmasın. 10 ocak için İnat Nöbetleri’ne İstanbul’un cevabı: Angaryaya HAYIR! İnat nöbetlerine İstanbul’un cevabı bir kez daha “Angaryaya HAYIR” olmuştur. 15 milyon insanı yaklaşık 3800 Aile hekimi ve bir o kadar ASE’nin Aile hekimliği uygulamasını yürüttüğü İstanbul’da aile hekimliği çalışanları popülist nöbete karşı dik duruşlarını devam ettirmişlerdir. Sayıları 50 civarında olan gönüllü aktivistimizin bildirimine göre, sonuçlar şöyledir: • 1118 Aile hekiminden 1107 si nöbete iştirak etmemiş, popülist nöbete katılmama oranı % 90,1 olarak gerçekleşmiştir. • 1098 Aile sağlığı çalışanından 990 ı nöbete iştirak etmemiş, popülist nöbete katılmama oranı % 90.2 olarak gerçekleşmiştir. • 275 Aile sağlığı merkezinden 212 si hiç açılmamış ve% 77.1 oranında kapalı kalmıştır. • Zor şehrin Mücadele şehrinin sağlık çalışanları angarya nöbetine gerekli yanıtı vermişlerdir. Her geçen gün aramıza yeni katılan aktivistlerimizin de çabalarıyla nöbet sonuçları her hafta mümkün olan en detaylı şekilde ilçeler bazında da web sitemizde yayınlanacaktır. Üzerimize yüklenmeye çalışılan bu angaryadan da dik duruşumuzdan taviz vermeden kurtulacağımıza inancımız sonsuzdur. HER BİRİMİZ VE HEPİMİZ BİRLİKTE DAHA DA GÜÇLÜYÜZ... beklentimiz yüzde 90 oranını üzerindedir. Ülkemiz genelinde 21 bin 352 aile hekimi var.” Aile hekimlerine getirilen Cumartesi Mesaisi bir aldatmacadır Cumartesi günleri nöbet tutturulmasının aslında aldatmaca olduğuna dikkat çeken Dr. Girginer, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bakan göreve geldiğinden iki senedir aile hekimliğinde sunulan hizmet kalitesinin artırılması noktasında hiç birşey yapmamıştır. Kaliteyi artırmaya yetmediği gibi nisanları kandırmaktan başka bir şey değildir. Sağlık sistemine dönmek istemiyoruz. Eski sağlık ocağı sistemine dönmeyi kabul etmiyoruz. İtirazımız; bunun için. Gelen vatandaşların diyabet tahlillerini yapalım, tansiyon hastalarımızı kontrol edelim. 2010’dan beri aile hekimlerine zaten kronik hastalığı olanlar gitmiyor. Sağlık Bakanlığı öncelikle bu insanların aile sağlığı merkezlerinde hizmet almalarını sağlamalı. Biz defalarca söyledik, Aile sağlı merkezlerinde röntgen çekilsin. Sağlık Bakanlığı bürokratlarından birisinin İstanbul’da vatandaşların yüzde 60’ının aile hekimliğine gitmediğini, bu sebeple sistemin artık yürümesinin imkansız olduğunu söylediğini duyduk. Buna çok üzüldük.” GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 3 Zorunlu nöbet uygulamasının gerçek hayatta karşılığı yok Aile hekimleri Türkiye genelinde ‘İnat Nöbetleri’ni %80 oranında RED’ ettiler! Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu’nun (AHEF) en son yayınlanan genelge ile Aile Hekimliği için getirilmek istenen ve aile hekimliği sisteminin temelinde yer alan kişilerin kendi Aile Hekiminden sağlık hizmeti alması ilkesini yerle bir eden nöbetçi aile hekimi uygulamasına Aile hekimleri ve Aile sağlığı çalışanları nezdinde karşılık bulmamıştır. Eski Sağlık Ocağı sistemine dönüş anlamında gelen bu inat ve popülizm nöbetine karşı dernekler sendikalar, AHEF ve TTB Nöbetlere katılmayacaklarını kararlılıkla beyan etmişlerdir. STK’lar aldıkları iş bırakma kararlarıyla ile vatandaşların alıştıkları ve benimsedikleri aile hekimliği uygulamasından asla taviz vermeyecekleri kararlılıklarını en net haliyle ifade etmişlerdir. İdare tarafından yapılan her türlü baskıya rağmen Tüm Türkiye’de %80’ler oranında Cumartesi nöbeti ret edilmiştir. 3 Ocak ASM inat ve popülizm nöbetleri iller bazında aşağıdaki oranlarda kabul görmemiştir. Medyada yer alan haberlerin gerçekle ilgisi yok Bir kısım medyada yer alan Aile hekimleri acil nöbetlerini çok sevdi gibi algı yönetimine ve idarenin mevcut mevzuatlara rağmen ağır cezai yaptırım uygularız gerçekçi olmayan tehditlerine rağmen 10 Ocak Cumartesi bir çok ilimizde ve Türkiye genelinde inat ve populizm nöbeti tutmamıştır. Aile hekimleri ve Aile sağlığı çalışanları emeklerinin değersizleştirme ve köleleştirme provalarına gerekli yanıtı vermişleridir. Nöbete giden olmadı Nöbet Görevlendirmesi Yapılan Asil Aile Hekimi Sayısı: 3132’dir. Nöbete İcap Etmeyen Asil Aile Hekimi Sayısı: 2322’dir. Asil Aile Hekimi Bazında ‘İNAT NÖBETİ’ne katılmama oranı %74 olmuştur. Yine 10 Ocak Cumartesi günü Aile Sağlığı AHEF, 19 Ocak Başkanlar Toplantısı açıklaması Değerli Aile Sağlığı Çalışanları; AHEF olarak 16-17-18 Ocak 2015 tarihinde Antalya’da yapmış olduğumuz AHEF-Başkanlar toplantısı sonucunda, il başkanlarımızdan ve sahadan gelen geri bildirimlerin değerlendirilmesi sonucu aşağıdaki kararlar alınmıştır. 1. Aile hekimlerine yazılacak olan ASM-TSM nöbetlerine gidilmemesine, katılacağı basın açıklaması yapılmasına, 2. Hukuksal mücadeleye devam edilmesine, 5. AHEF tarafından belirlenecek formatta el broşürü hazırlanmasına, 3. Aile Hekimliği Uygulamasında kabul etmediğimiz nöbetler ile ilgili bir çalıştay yapılmasına, 6. Avrupa Sağlık Bakanlarından randevu alınmasına ve görüşülmesine karar verilmiştir. 4. AHEF’ in belirleyeceği plan çerçevesinde, tüm il derneklerinin illerinde Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur AHEF Merkezleri %70 oranında kapalı kalmıştır. 3 Ocak 2014 tarihinde yazılan Cumartesi nöbetlerine İstanbul’un cevabı da “İnat ve Angarya nöbetlerine HAYIR” olmuştur. İstanbul genelinde nöbet yazılan ASM’lerin %86.2 si kapalı kalmış, asil nöbetçi olan ve asilleri tutmadığı için çağrılan 988 Aile hekiminin %92 si 963 Aile Sağlığı Çalışanının %94,3 ü nöbete gitmeyerek bu nöbetin de tutmayacağını haykırmıştır. Aile hekimleri nöbetler konusunda kesin kararlı İstanbul Aile hekimleri ve Aile Sağlığı çalışanları meslek onuru ve köleleştiren çalışma koşulları provasına gerekli tepkiyi vermişlerdir. İSTAHED organizasyonu ile bir araya gelen Aile hekimliği çalışanlarına bilgilendirme toplantısı yapılmıştır. İlçe Toplantılarına İSTAHED Yönetim Kurulu Üyeleri ve Hukuk Komisyonumuz katılmış, kısa süre içerisinde yaptığımız 40’dan fazla ilçe toplantımızda Aile hekimliği çalışanları arasındaki iletişim artmış birliğimizin gücü bilincimiz perçinleşmiştir. Tüm bu çalışmalar neticesinde 10 Ocak 2015 nöbetlerinde tüm ilçelerimizden net veriler alınmış İstanbul’un duruşu net bir şekilde ortaya konulmuştur. İstanbul genelinde nöbet yazılan ASM’lerin %76.1’si kapalı kalmış, asil nöbetçi olan ve asilleri tutmadığı için çağrılan 1074 Aile hekiminin %89.4 ü 963 Aile Sağlığı Çalışanının %89,3 ü nöbete gitmeyerek bu nöbetin de tutmayacağını bir kez daha haykırmıştır. İller Katılmama Oranı • Giresun 100% • Kayseri 62% • Ordu 52% 80% • İstanbul • Antalya 80% • Nevşehir Nöbet yok • Konya 52% • Kocaeli 80% 96% • Urfa • Burdur 50% • Çanakkale 81% • Muş 77% • Aydın 87% 40% • Yalova • İzmir 50% • Edirne 55% • Gaziantep 92% 6% • Rize • Tekirdağ 49% 97% • Çorum • Bursa 74% • Sivas 95% • Adıyaman 97% • Sakarya 51% 96% • Adana • Aksaray 76% • Amasya 28% • Ankara 34% • Artvin 88% Nöbet yok • Balıkesir • Bartın 10% 33% • Batman • Bitlis 48% • Bolu 50% • Diyarbakır 74% 43% • Denizli • Elazığ Nöbet yok • Eskişehir 10% • Gümüşhane 87% • Hatay 80% 75% • Isparta • Karabük 23% • Kars 50% • Kastamonu 7% • Kırıkkale 14% 50% • Kilis • Malatya 29% Nöbet yok • Manisa • Mardin 80% • Muğla 43% • Osmaniye 7% • Samsun 60% • Sinop 77% • Şırnak 92% • Tokat 15% • Trabzon 30% • Uşak 0% • Van 90% • Yozgat 4% 63% • Zonguldak • Ardahan 50% • Kahramanmaraş 75% • Düzce 67% GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 4 Bir aile hekimine düşen muayene sayısı 10 bini aştı Aile Hekimlerinin iş yükü artmaya devam ediyor. Bir aile hekimine düşen muayene sayısının yılda 10 bini aştığı belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, aile hekimliği merkezlerine 2013 yılında 212 milyon 318 bin 24 başvuru yapıldı. Doktorlar, Toplum Sağlığı Merkezleri’nden hasta atamalarının durmamasından ve kendi hastalarına yeterli vakit ayıramamaktan şikayetçi. Aile Hekimliği Sistemi, sağlık hizmetlerine erişimde önemli bir adım. Özellikle bebek, çocuk ve yaşlıların yüksek oranda yararlandığı önemli bir kapı olarak görülüyor. Al Jazeera Türk’ün konuyla ilgili yaptığı haberde Sağlık Bakanlığı verilerine yer verdi. Buna göre, Türkiye’de 21 bin 175 aile hekimi var. Hekimlerin bir yıl içinde gerçekleştirdiği muayene sayısı ise 212 milyon kişi. Yani bir aile hekimi, 2013’te 10 bin kişiyi muayene ettmiş. 4 bin 500 hekime ihtiyaç var Türk Sağlık-Sen’in yayımladığı rapora göre, Türkiye’de 4 bin 500 aile hekimi ve 7 bin 300 aile sağlığı çalışanına ihtiyacı var. Sendikaya göre bu rapor, aile hekimliğinde personel azlığı ve iş yükü fazlalığını ispat etmeye yeterli. İstanbul’un sosyo-ekonomik düzeyi düşük ilçelerinden Esenyurt’tayız. Mehterçeşme Mahallesi 36 nolu ASM’si hınca hınç dolu. Yılbaşı tatilinden sonraki ilk iş günü. Daha çok bebekli kadınlar, çocuklar ve yaşlılar sırada bekliyor. Muayene odalarının önünde zaman zaman ses yükseliyor. Kimi randevulu hasta kimi de randevusuz. Kim kimin önünde, kapı açıldıktan sonra içeri kim girecek kavgası var. Aslında Mehterçeşme ASM için olağan bir gün. fazla zaman ayırmak istiyor. Özellikle de gebe hastalarına. Dr. Alyaprak, “Genelgeye göre, benim gebelere 20 dakika ayırmam gerekiyor. Lohusalara da aynı süreyi ayırmam lazım. Ama dışarıda 15 hasta beklerken bu mümkün değil” diyor. Burası İstanbul’un en yoğun ASM’sin. Son 4 yıl içinde 15 bin olan mahalle nüfusu 65 bine dayanmış. Hemen yanı başlarındaki 30 bin nüfuslu Yeşilkent Mahallesi’nde ASM olmadığı için oradaki hastalar da buraya geliyor. Muayene odalarından birinin kapısına asılan bir yazı dikkatimizi çekiyor. “Sağlık Bakanlığı’nın her hasta için belirlediği muayene süresi 10 dakikadır.” Dr. Alyaprak’ın 4 bin 812 hastası var. Hasta sayısının aslında 2 bin 500-3 bin hasta civarında olması gerektiğini ama bunun Esenyurt gibi bir bölgede mümkün olmadığını söylüyor. Alyaprak, Toplum Sağlığı Merkezleri’nde sürekli olarak kendilerine hasta atandığına dikkat çekiyor. Bu ifade, ideal muayene süresini ifade ediyor ancak pratikte işlemiyor. Bizim bulunduğumuz bir saatlik süre içinde aile hekimleri, 22 hastaya baktı. Bu da hasta başına 3 dakikadan bile az bir süreye denk geliyor. Aile hekimlerinden Dr. Emine Alyaprak, hastalarına daha Niteliğin düşmesinden şikayet eden bir diğer Aile Hekimi olan Dr. Uğur Uçar’ın da 4 bin 900 hastası var. ASM’lerde niteliğin çok düştüğünü, hastalara yeteri kadar vakit ayıramadıklarını söylüyor. Muayene sürelerinin 3-5 dakikayı geçmediğini ifade ediyor. Dr. Uçar, bir saat içinde 18 hasta, 5 bebek, 2’de gebe takibi yaptı. Dr. Uçar’a göre, aile hekimleri asli görevini yapmakta zorlanıyor. Kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini vermekte sıkıntı yaşıyor. Dr. Uçar, “Görev tanımımızda ve koruyucu sağlık hizmetlerinde yeri olmayan işlerle uğraşıyoruz. Reçete yazımı ve mevzuatı olmayan raporlarla mesaimiz bitiyor. Kendi işlerimize vakit harcadığımızda ise angarya işlere vakit kalmıyor. 4 bin hasta ile uğraşırken angaryalar nedeni ile koruyucu sağlık hizmetine zaman kalmıyor” diyor. Sağlık Bakanlığı, acil servislerin yoğunluğunu azaltmak için aile sağlık merkezlerindeki doktorlara cumartesi günleri nöbet tutmasını istemiş ve bunun için genelge yayımlamıştı. Genelgeyle, aile sağlık merkezlerinin 3 Ocak’tan itibaren her cumartesi açık tutulacağı duyurulmuştu. Ancak uygulamaya karşı çıkan hekimler göreve gitmedi. ASM’lerde görevli hekimler, yeterince yoğun mesai yaptıklarını ve cumartesi nöbetiyle yüklerinin daha da artacağını söylüyor. Aile Sağlığı Merkezine gelen hastalar da kendilerine yeteri kadar vakit ayrılmamasından dert yanıyor. İkiz torunuyla birlikte gelen hastalardan biri “Bir saat bekliyoruz ama muayene süresi 5 dakikayı bile bulmuyor” diyor. Muayene olmaya gelenlerden biri de mahalle muhtarı Mehmet Saçan. Saçan, zaman zaman yoğunluktan dolayı hasta-hekim tartışmasının yaşandığına dikkat çekerek; “Böyle giderse şiddet ortaya çıkacak” diyor. Al Jazeera Türk’e açıklama yapan Sağlık Bakanlığı yetkilileri, “Aile hekimlerimiz, bebek, gebe ve lohusa izlemleri, bağışıklama hizmetleri ülkemiz açısından çok önemli olan koruyucu sağlık hizmetlerini büyük bir özveri ile sürdürüyor. Aile hekimlerimiz asli görevleri olan koruyucu sağlık hizmetlerini eksiksiz vermeye devam etmektedir” diyor. Diyabet gözün neresinde? İSTAHED Akademi 2015 açılışını yaptık! İSTAHED Akademi çalışmalarına 17 Ocak 2015 Cumartesi itibariyle başlamış bulunuyoruz. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi eğitimlerimiz yine cumartesi günleri olacak. Gelenekselleşen İKON hediyelerimiz de bu yıl yine İSTAHED Akademi kapsamında devam edecek ve sponsor destekli olarak 40 İSTAHED üyesi Aile Hekimi arkadaşımızı İKON’a götüreceğiz. Akademi programlarımız 3-4 hafta aralıklarla devam edecek.Sahadan gelen talepler üzerine bu yıl akademilerimizi dijital kayıt altına almaya başladık. Bu kapsamda yakın zaman içinde eğitimlerimizin tamamını İSTAHED Online üye panelinden izlenebilecek. Bu yıl 17 Ocak tarihinde başlayan programımızın ilk adımında bize Prof. Dr. Ayşegül Ketenci ve Doç. Dr. Ümit Dinçer eşlik ettiler. Akademi’nin ikinci programı ise 31 Ocak 2015’te oldu ve Gastroözafajial Reflü olgu sunumlarıyla Dr. Serhat Bor hocamızın bize eşlik etti. Aile hekimleri tarafından yoğun ilgiyle karşılanan bu etkinliklerimizi ‘2015 Akademi’ programı kapsamında yakın zaman içinde İSTAHED web sayfamızdan ilan etmiş olacağız. Dr. Gökhan Kara İstanbul Aile Hekimliği Derneği, kuruluşundan itibaren eğitime verdiği değerden ötürü, her yıl düzenlediği, İSTAHED AKADEMİ programına 2015 yılı içinde 17 Ocak 2015 Cumartesi büyük bir ilgiyle başladı. Bu yıl amacımız daha farklı ve akademide ele alınmamış konular ile hekimlerimizin karşısına çıkmak, programımızı bu çerçevede geliştirmeye gayret ediyoruz. Eğitim komisyonumuz 2014 yılının son programını 17 Aralık 2014 Cumartesi “Diyabet gözün neresinde” isimli bir eğitim programı ile diyabet ve göz arasındaki ilişkiyi irdeledi, eğitime katılan üyelerimize Dr. Nilüfer KÖYLÜOĞLU diyabetin göz üzerindeki etkilerini ve birinci basamakta önerilerini anlattı. Yine aynı eğitim programı içinde Diyabette beslenmenin önemi, beslenme ile diyabet hastalığında meydana getirilecek düzenleme ve faydaları ile yine uzman diyetisyenimizin önerdiği besinler ve faydaları tartışıldı. Dr. Engin ÇAPAR GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 5 Aile hekimlerinin %60’ı, aile sağlığı elemanlarının ise %77’si ağır iş yükü altında eziliyor! Son yıllarda sağlık çalışanlarının artan iş yükü çeşitli kereler gündeme geldi. Ancak sorunun ciddiyeti Sağlık Bakanlığı, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Birinci Basamak Sağlık Kurumlarında Dünya Sağlık Örgütü Standartlarına Göre İş Yüküne Dayalı Personel İhtiyaç Raporu”nda bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Rapora göre; 1. Aile Sağlığı Elemanı Sayısının Yetersiz Olduğu Tespit Edildi: Sağlık Bakanlığı’nın Aile Hekimi atamalarında mevcut öngördüğü norm 3000 nüfusa 1 Aile Hekimi ve 1 Aile Hekimine 1 Aile Sağlığı Elemanı şeklindedir. Çalışma sonuçları 1 Aile Hekimine 1 Aile Sağlığı Elemanı uygulamasının yetersiz kaldığını ve mevcut iş yükleri dikkate alındığında Aile Sağlığı Elemanı sayısının Aile Hekimi sayısından %12 daha fazla olması gerektiğini göstermektedir. Yani 8 Aile Hekiminin çalıştığı bir ASM’de 9 ASE bulunması gerekmektedir. 2. Aile Hekimliği Uygulamasında, iş yükü analizine göre, %16 Aile Hekimi Açığı ve %25 oranında Aile Sağlığı Elemanı açığı tespit edildi: Türkiye genelini kapsayan hesaplamalarda ASM’ de sunulan hizmetlerin mevcut kullanım oranları dikkate alındığında Aile Hekimine iş yükü oranı 0,84, Aile Sağlığı Elemanı iş yükü oranı ise 0,75 olarak saptanmıştır. Bu sonuçlar Aile Hekimleri için %16, Aile Sağlığı Elemanları için %25’lik personel açığı olduğunu ve belirlenen Aile Hekimi standartlarının ancak %84’üne, Aile Sağlığı Elemanı standartlarının ise ancak %75’ine ulaşılabildiğini göstermektedir. 3. Yapılan iş Yükü analizinde iş yükü en fazla olan il Yalova, en az olan il ise Hakkari olduğu tespit edildi: Örneğin Aile Hekimleri için hesaplanan iş yükü oranları incelendiğinde 0,6’lık iş yükü oranı ile Yalova en fazla iş yüküne maruz kalan il, Hakkari ise 3,9’luk iş yükü oranı ile en az iş yüküne maruz kalan, ildir. 4. Hâlihazırda aile sağlığı merkezlerinde görevli aile hekimlerinin %5,2’si aile hekimi uzmanlarından %0,3’ü diğer uzmanlıklardan ve kalan % 94,5’i de pratisyen hekimlerden oluştuğu görüldü (SB, 2013). 5. Aile Hekimlerinin %60’nın, Aile Sağlığı Elemanlarının ise %77’nin iş yükü altında ezildiği tespit edilmiştir: Hâlihazırda illerin yaklaşık %40’ı 1 ve 1’in üstünde, kalan%60’ı ise 1’in altında iş yükü oranına sahiptir. Yani Aile Hekiminin %60’ı fazla iş yüküne maruz kalmaktadır. İş yükü oranındaki dengesizlik sürdükçe personel verimliği, memnuniyeti ve hizmet kalitesi olumsuz etkilenecektir. İllerin yaklaşık %23’ünde Aile Sağlığı Elemanlarının işyükü oranlarının 1 ve 1’in üstünde olduğu kalan %77’sinde işyükü oranlarının 1’in altında olduğu gözlenmektedir. Ayrıca ülke genelinde yapılan hesaplamalar ASE’lerin Aile Hekimlerinden daha fazla iş yüküne maruz kaldığını göstermektedir. 6. 3 000 aile hekimine, 6393 aile sağlığı elemanına ihtiyaç olduğu tespit edildi: Aktif çalışma süresi ve bir önceki yıla ait iş yükü verileri ile Dünya Sağlık Örgütü İş yüküne Dayalı Personel İhtiyacı Belirleme Yazılımı kullanılarak il bazında ve ülke genelinde ihtiyaç duyulan aile hekimi ve aile sağlığı elemanı sayısı hesaplandı. Çalışma sonucunda iş yüküne dayalı olarak hesaplanan aile hekimi ihtiyacı 23 bin 83 olarak belirlendi ve ülkemizde 3 bin Aile Hekimi açığı bulunduğu saptandı. Türkiye genelindeki hesaplamalarda mevcut ASE sayısının 19 bin 527, iş yüküne dayalı ihtiyacın 25 bin 920 olduğu belirlendi. En fazla aile hekimi ihtiyacı 654’le İstanbul ve 418 açıkla İzmir’de, aile sağlığı elemanı ihtiyacında bin 329’la eksikle İstanbul yine ilk sırada yer almaktadır. Kaynak: Sağlık Bakanlığı Araştırma Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan “ Dünya Sağlık Örgütü İş Yüküne Dayalı Personel İhtiyacı Belirleme Yöntemi Birinci Basamak Sağlık Kurumları Uygulama Raporu” SAĞLIK HUKUKU Şubat 2015 / Sayı: 6 6 Anayasa Mahkemesi’nin yeni kararı aile hekimlerini nasıl etkileyecek? Aile hekimleri isterse zorunlu nöbetler fiilen geçersiz hale gelebilir! Anayasa Mahkemesi’nin iş bırakma eylemi yapan kamu görevlileri için verdiği yeni bir karar aile hekimleri içinde emsal olma niteliği taşıyor. Yüksek Mahkeme’nin yeni kararı sendikalı olarak nöbete gitmeyen aile hekimlerinin ceza almasını engelleyecek nitelikler taşıyor. Uzun süredir Sağlık Bakanlığı’nın dayattığı zorunlu nöbetlere karşı direnen aile hekimlerinin önemli bir bölümü bu nöbetlere gitmiyordu. Ancak mevcut yasal durum ve oluşacak cezai sorumluluk nedeniyle aile hekimler tedirgindi. Çünkü Sağlık Bakanlığı istediği anda nöbet tutmayan aile hekimleri aleyhine soruşturma açarak görevlerine hukuki olarak son verme hakkına sahipti. Aile hekimlerini rahatlatan karar birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi’nden geldi. Anayasa Mahkemesi’nin 27 Ocak 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan E. 2013/8517 sayılı kararı aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının nöbet uygulaması bakımından da emsal nitelik taşıyor. Yüksek Mahkeme bu kararında, Sendikanın işe gelmeme kararına katılan kamu görevlisi öğretmene disiplin cezası verilmesini Anayasaya aykırı gördü. Anayasa Mahkemesi, kararında kamu görevlisinin işe gelmemesini Anayasanın 51. Maddesinde yer alan sendika hakkı kapsamında değerlendirdi. Karar emsal niteliği taşıyor ve aile hekimlerini yakından ilgilendiriyor! Yüksek mahkemenin son kararını aile hekimleri için yorumlayan Sağlık Hukuku Uzmanı ve Tıp Doktoru Dr. Erkin Göçmen, yüksek mahkemenin grev yapan sendikalı öğretmenler için verdiği kararın doğrudan aile hekimlerinin mevcut durumuna uyarlanabileceğini dolayısı ile eylem yaparak nöbetlere gitmeyen aile hekimlerinin sendika üyesi olmaları halinde cezai sorumluluktan kurtulabileceğini belirtti. Anayasa Mahkemesi’nin yeni kararının aile hekimleri tarafından doğru şekilde uygulanması durumunda oluşacak yasal haklar nedeniyle zorunlu nöbet uygulamasının önemli oranda esneyebileceğini dile getiren Dr. Erkin Göçmen, “Anayasa Mahkemesi kararında idari yargının yerleşmiş içtihatlarında, sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesinin mazereti izninin kullanılması şeklinde kabul edilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir” dedi. Yüksek Mahkeme’nin diğer kamu çalışanları için verdiği bu kararın kesin olarak emsal nitelik taşıdığını hatırlatan Dr. Erkin Göçmen, şu değerlendirmeyi yaptı: “Karar, Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun nöbet dayatmasına karşı direnen aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları için de emsal teşkil edecek niteliktedir. Anayasa Mahkemesi işe gelmeme eyleminin sendikal faaliyet çerçevesinde olması koşuluyla eylemi meşru görmekte ve sendika hakkının bir parçası olarak değerlendirmektedir.” Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının ardından şimdi gözler aile hekimlerinin nöbetler konusundaki tutumlarına ve Sağlık Bakanlığı’nın bu yeni gelişmenin ardından alacağı karara çevrilmiş durumda. Yeni karar fiilen aile hekimlerinin elini oldukça güçlendirmiş durumda. Bu durumda Sağlık Bakanlığı’nın nöbetler konusunda yeni düzenlemelere gitmesi ve uygulamayı daha esnek hale getirmesini beklemek gerçekçi olacaktır. Zorunlu nöbet uygulamasının sağlık hizmetlerine hiçbir olumlu etkisi yok! >>> sayfa 7’den devam 12 Aralıkta yine çok büyük bir oranda ASM kapatma, iş bırakma şeklinde eylem gerçekleşti. Bu eyleme %90’lar civarında katılım oldu. Aynı günün son saatlerinde eyleme katılan aile hekimlerinden ve aile sağlığı çalışanlarından bir kısmı Ankara’ya kolej meydanındaki miting alanına gitmek için yola çıktı. 6 bin civarındaki Aile Hekimliği çalışanı yine bir ilki gerçekleştirdi. Sağlık Bakanlığı’nın tepkisi kalabalığı inkar etmek gibi yansıtılsa bile, tüm Türkiye haklı talepleri olmayanların böylesine büyük bir kalabalıkla toplanamayacağını görmüş oldu. Gösterilen bu kararlılık nöbete katılmama eylemine katılımın güç vereni oldu. Hemen tüm sendikalar, dernekler ve TTB eyleme destek vererek özlenen birlikteliği gösterdi. Bu birliktelik ve yoğun katılım muhataplarında gerekli etkiyi yaptı. • Sorunlarınız aynı şekilde devam ederse yakın gelecekte ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? Aile hekimliği camiası daha da hareketlenecek mi? Zorunlu nöbetlere gitmeme konusunda kararlı mısınız? Dr. Gürsel ÖZER: Her zaman yaptığımızı yapacağız elbette. Aile hekimliği uygulamasını geliştirilmesi ve geleceğini kurgulamak üzere bilimsel, hukuksal çalışmalar yapmaya devam ederek çalışmalarımızı tüm kamuoyu ile paylaşacağız. Popülist Angaryalarla mücadelemiz aynı kararlıkla devam edecek. Mesleki mücadele ilkemizden asla ödün vermeyeceğiz. Bu ülkenin insanlarının sağlık yaşam sürecekleri ve sağlığın garantörü olan aile hekimi ve Aile Hekimliği çalışanlarının yüksek memnuniyetle sürdürecekleri Aile Hekimliği uygulaması inadımız asla bitmeyecek. GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 7 Zorunlu nöbet uygulamasının sağlık hizmetlerine hiçbir olumlu etkisi yok! Acil nöbetlerinin nereden çıktığı konusunda ‘mantık ve matematik’ aciz kalıyor! Uzun süredir ülke gündemini meşgul eden ve aile hekimlerinin sert tepkisine neden olan ‘nöbet uygulaması’ gündemdeki yerini koruyor. Sağlık Bakanlığı, uygulamaya gerekçe olarak ‘aile hekimlerinin eğitimine katkı’, ‘hasta yoğunluğu’ ve ‘nöbetsiz hekimlik olmaz’ gibi pek çok gerekçe sundu. Ancak sorunun birincil muhatabı olan aile hekimleri uygulamanın Birinci Basamak sağlık hizmetlerine ve aile hekimliği sistemine zarar vereceğini belirtiyorlar. Şiddetli tartışmalara neden olan ‘acil nöbetleri’ ve ‘Cumartesi mesaisi’ ile ilgili bu konuda yoğun mesai harcayan İSTAHED Örgütlenme Sorumlusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Gürsel ÖZER ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik. • Yaklaşık bir yıldır Türkiye genelinde binlerce aile hekimi ek görevler ve zorunlu nöbetlerle yatıp kalkıyor. Bu uygulama nereden çıktı, aile hekimlerini nasıl etkiliyor? Dr. Gürsel ÖZER: Zorunlu acil nöbeti uygulaması aslında çok daha uzun zamandır gündemde. Eski nöbet genelgesinde aynen son çıkan genelge gibi PDC oranlarına göre Acilde nöbet görevlendirilmesi yapılıyordu. İstanbul’da hiçbir hastanenin PDC doluluk oranları acil hizmetleri için aile hekimlerini ve aile sağlığı çalışanlarını görevlendirmeye yetmiyordu. İhtiyaca bakılmaksızın her aile hekimi ve aile sağlığı elamanının en az 8 saat hastane acillerinde görevlendirilmesini içeren kanun değişikliğinden sonra ilgili genelge hükmünü kaybetti ve acil nöbetleri İstanbul’un da gündemine oturdu. Acil nöbetinin nereden çıktığı konusunda mantık ve matematik aciz kalmıştır. Zorunlu en az 8 saat ile ilgili kanun yapıcılar ve bu nöbeti şiddetle savunanlar dahi her seferinde farklı argüman kullanarak nöbeti neden koyduklarını kendilerinin de bilmediklerini bir nevi itiraf etmişlerdir. Zorunlu nöbet uygulaması; yolunda giden atılım yapan koruyucu sağlık hizmetlerinde Avrupa şampiyonlukları yaşatan aile hekimliği çalışanlarının motivasyonunu kıran ve sağlık sunumunu zaafa uğrattıran bir uygulama olmanın ötesine gidememiştir. • Sağlık Bakanlığı’nın zorunlu nöbetlerde ısrar etmesi durumunda bunun sağlık sistemine ve aile hekimliği uygulamasına etkileri ne olacaktır? Dr. Gürsel ÖZER: Herhangi bir hizmet sunumunun kalitesini hizmet sunanlar ve alanların memnuniyeti ve motivasyonu belirler. Geleceği belirsiz ve her gelen güne angaryayla uyanan sağlık sunucuları ile aile hekimliği uygulamasının kalitesi ve devamı düşünülemez. Amaç Aile Hekimliği uygulamasının sadece sözde kalması ve tüketilmesi ise nöbet ısrarında elbette mantık vardır. Ve ısrara devam edilmelidir. • Aile hekimlerinin zorunlu nöbetler konusunda esas itiraz ettiği noktalar nelerdir? Bu uygulamanın yerine siz ne öneriyorsunuz? Sağlık Bakanlığı bu uygulamayı hastaların mağduriyetini engellemek için getirdiğini söylüyor. Gerçekten böyle bir amaca hizmet ediyor mu? Dr. Gürsel ÖZER: Zorunluluk ihtiyaçtan doğmalıdır. An itibarıyla sağlık sunumundaki zorunluluk popülist yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. “70 milyonluk ülkede 90 milyon acil başvurusu var ise sağlık sunumunda hoyratlık var demektir. Bu savurganlık ve hoyratlıktan nemalanmak yerine, toplumda sağlık bilinci oluşturan uygulamalara basit düzenlemelerle geçmek gereklidir.” Ve çağdaş toplumlardaki gibi bireylere sağlık hizmetinden yararlanmaları için sorumluluk verilmesi yeterlidir. • Son yıllarda Aile hekimleri en çok artan iş yükünden şikayet eder oldu. Bugün bir aile hekiminin ne kadar iş yükü var? Bu durum mesleğinizi ve sağlık hizmet kalitesini nasıl etkiliyor, asli görevleriniz için zaman bulabiliyor musunuz? Dr. Gürsel ÖZER: Bu sorunun yanıtı aslında başlı başına profesyonel çalışma gerektiren bir olgudur. Bu sorunun yanıtı ciltlerden oluşan kitap gerektirir. En yalın haliyle yanıtlamaya çalışalım. Çağdaş ülkelerde bir aile hekimine kayıtlı nüfus 1000 ile 1500 arasında değişmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın hedefi aile hekim ve aile hekimliği çalışanları için kayıtlı kişi hedef nüfusu 2500’dür. Aile Hekimliği Kanunu’nun 5. Maddesi’nde aile hekimine kayıtlı kişi sayısı azami 4000 olmalı denmektedir. Gerçek hayatta ise örneğin Esenyurt’a bir aile hekimine en az kayıtlı kişi sayısı 4500’ler civarındadır. AHBS programları en fazla 5000 kişi kayıt edebilmekte olup bu sınırı zorlayan Aile Hekimliği birimleri vardır. Bu durum hem kanuna rağmen, hem de bakanlığın kayıtlı kişi sayısı 3750 üzerine çıktığında birim açılması yönündeki yazılı emirlerine rağmen yaşanmaktadır. Bu matematiğin sorunuza yorumsuz yanıt olduğunu düşünüyorum. • Türkiye’de son yıllarda kronik hastalık yükünde ciddi bir artış olduğu biliniyor (TURDEP ve CREDİT Çalışmaları). Türkiye’de kronik hastalığı bulunanlar gerektiği şekilde takip ve tedavi edilebiliyor mu? Bu sorunun çözümünde esas görev kime düşüyor? Aile hekimlerine getirilen ek görevler kronik hastalık sorununu nasıl etkiliyor? Dr. Gürsel ÖZER: Kronik hastalıklarının seyrini yaşam kalitesi lehine çevirebilmek elbette ki koruyucu hekimliğin gereğidir. Ayrıca hastalıkların erken yakalanması sağaltımda en önemli kriterlerdendir. Ve birinci basamak, kronik hastalıkların takibinin yapılacağı ve hastalarla işbirliğinin yakalanabileceği, sürekli eğitimin verilebileceği en önemli kurumlardır. Ancak bir önceki soruya verdiğimiz yanıttan anlaşılacağı üzere aile hekimleri maalesef koruyucu sağlık hizmetlerinden ödün vermek zorunda kalıyor. • Son bir yıl içinde aile hekimleri pek çok kez dertlerini dile getirmek için sokaklara döküldü. Bu süreci biraz anlatır mısınız? Talepleriniz neydi, eylemlere katılım nasıldı? Dr. Gürsel ÖZER: En önemli talebimiz; ‘Bırakında işimizi yapalım’dı. Aile Hekimliği uygulamasının devamlılığı için her türlü mücadeleyi yapma kararlığıydı sokaklara dökülmek. Diyalog ve hukuk sürecinin sonuna kadar zorlanmasına rağmen başka çarenin kalmamasının sonucuydu. Bu eylemler ülke tarihimizde katılım yoğunluğu bazında yaşanmamış ilklerdi. Mesleki onur mücadelesinin %90’lar oranında eylemlilikle ifade edilmesiydi. Bu sürecin yaşanmasının tek nedeni ise taşıyabileceğimizin çok üstünde angaryanın aile hekimlerine yüklenmesidir. • Geçtiğimiz ay Ankara’da bir miting düzenlediniz; eyleme katılım nasıldı? Hangi kurumlar destek verdi, Sağlık Bakanlığı’nın tepkisi ne oldu? Taleplerinize cevap alabildiniz mi? Dr. Gürsel ÖZER: Ankara eylemini iki ayaklı tek bileşen olarak değerlendirmek gereklidir. >>> devamı sayfa 6’da >>> KONGRE ÖZEL 8 2014’te aile hekimlerini buluşturan unutulmaz etkinlik! Geçtiğimiz yıl düzenlenen 1. Uluslararası Katılımlı İstanbul Aile Hekimliği Derneği Kongresi, 08-11 Mayıs 2014, tarihleri arasında Antalya’da yoğun katılımı ile yapılmıştı. İSTAHED tarafından organize edilen ilk ulusal kongre olmasına rağmen İKON nitelikli bilimsel program ile aile hekimlerinin büyük beğenisini ve takdirini kazandı. Kendi alanında otör çok sayıda bilim insanının konuşmacı olarak katıldığı kongrede aile hekimlerinin gündemininde olan tüm önemli konular ele alınırken kongrenin bazı bölümleri online olarak yayımlandı ve binlerce hekim tarafından ilgiyle izlendi. İKON 2014’ten bazı unutulmaz anılar... Belek Pine Beach Resort Hotel’de düzenlenen İKON 2014 birinci basamağı ilgilendiren farklı disiplinlerden pek çok uzmanı aile hekimleriyle buluşturdu. Kongrede sunum yapan akademisyenler arasında şu isimler dikkat çekti. Metabolik sendrom ve hipertansiyon ile ilgili Prof. Dr. Aytekin Oğuz, önemli bir sunum gerçekleştirirken, psikiyatri konularında Prof. Dr. Yankı Yazgan, Prof. Dr. Doğan Şahin; Prof. Dr. Kerem Doksat aile hekimlerinin bu alanla ilgili merak ettiklerine yanıt verdi. Dr. Esin Şener: İKON 2014, İSTAHED’in ilk kongresi olmasına rağmen hem bilimsel programı ile hem de sosyal programı ile adından çok söz ettirdi. Geri bildirimlerini çok iyi aldığımız IKON 2014 İSTAHED’in başarılarına bir yenisini daha ekledi. Kongrede Doç. Dr. Oluş Api riskli gebelikler hakkında bilgi verirken; son yılların ilgi görmeye başlayan konularından birisi olan metabolik cerrahi hakkında dünyada 8 önemli uzmandan birisi sayılan Doç. Dr. Alper Çelik, bilgi verdi. Endokrin konularında Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli ile Prof. Dr. Mehmet Sargın merak edilen soruları yanıtladı. Prof. Dr. Özcan Öztürk ve Prof. Dr. Nazım Korkut ise KBB konusunda bilgi verdiler. Pediatri alanında Prof. Dr. Zafer Kurugöl ve Prof. Dr. Merih Çetinkaya, dikkat çeken sunumlar yaptılar. Göz sağlığı ve hastalıkları konusunda Prof. Dr. Elvan Yalçın ve Nilüfer Köylüoğlu, aile hekimlerinin bu alanda en çok merak ettiği soruları yanıtladı. İKON 2014’te dikat çeken oturumlarda önemli bilgiler veren diğer isimler ise şunlardı: Prof. Dr. Yılmaz Çakaloğlu, Prof. Dr. Oğuz Kılınç ve Prof. Dr. Hilmi Apak. İKON 2014’te malpraktis panelinde ise Kutbettin Demir moderatörlüğünde Şevki Sözen ve Halide Savaş aile hekimlerinin merak ettiği sorulara yanıt verdiler. KONGRE ÖZEL Şubat 2015 / Sayı: 6 9 İKON2015: Uluslararası Katılımlı 2. İstanbul Aile Hekimliği Derneği Kongresi İKON bir kez daha Aile Hekimliğinin nabzının attığı ana platform olacak! İlki geçtiğimiz yıl düzenlenen İKON, yoğun ilgi görmüştü. İSTAHED tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan kongre aile hekimleri için mesleki sorunlarının tartışıldığı ve başta koruyucu sağlık hizmetleri olmak üzere aile hekimlerini ilgilendiren bilimsel gelişmelerin alanında isim yapmış uzmanlar tarafından ele alınacağı bir AKADEMİ atmosferinde gerçekleşecek. Aile hekimlerine yönelik etkinlikler içinde hızla zirveye doğru yükselen İKON, bu yılda zengin bir içerikle gerçekleştirilecek. Kongrenin detayları ile ilgili olarak İSTAHED Başkanı Dr. Esin Şener ve İKON2015 Genel Sekreteri Dr. Gökhan KARA sorularımızı yanıtladı. • İSTAHED bu yıl 2. İKON kongresini düzenleyecek? Kongrenin amacı ve hedefleri hakkında bilgi verebilir misiniz? Dr. Esin Şener: Derneğin olmazsa olmaz sac ayaklarından birisi bilimselliktir. Evet, İSTAHED olarak mevzuat ve özlük konularında çokça ön plandayız ama bilimsel toplantılar konusunda da hep takip edilen bir dernek olduk. Bunu aylık yaptığımız İSTAHED AKADEMİ’leri de İKON kongreleri ile taçlandırmak istedik. Bilimsel bir içerik ile aile hekimlerini bir araya getirirken sürekli çalıştıkları ortamdan biraz daha uzak bir yerlerde olmalarını, trafik ve hasta kaygısı olmadan vakit geçirmelerini ve sosyal programlarla da dinlenmelerini amaçladık. İKON kongrelerinin Aile Hekimliği için adı duyulmuş, kaliteli bir kongre olmasını da hedefliyoruz. • Kongrenin bilimsel programı aile hekimleri ve birinci basamak sağlık hizmetleri açısından ne tür etkinlikler içeriyor? Dr. Gökhan Kara: AKADEMİ eğitimlerimizi yaparken küçük anketler yapıyoruz. Bu anketler sonucunda aile hekimlerinin, birinci basamakta en çok ihtiyaç duyduğu, kafa karıştıran hastalıkları, tanı ve tedavi yöntemlerini, danışmanlık verilecek konuları dinlemek istediklerini gördük. Bu anket sonuçları ile bir bilimsel program hazırlıyoruz. Bu eğitimler ışığında polikliniğine dönen aile hekimlerinin daha etkin hizmet vereceğini düşünüyoruz. • Aile hekimleri açısından sürekli tıp eğitimi kapsamında İKON nasıl bir işlev üstleniyor? Aile hekimlerinin mesleki olarak en çok ihtiyaç duyduğu konular nelerdir? Dr. Esin Şener: Ülkemizde Aile Hekimliği adına düzenlenen sayılı kongre var. İKON’da önde gidenlerden olsun istiyoruz. En çok ihtiyaç duyulan konuları geri bildirimlerle ve anketlerle belirliyoruz. Hipertansiyon Diyabet, Guatr gibi kronik hastalıkların yanında gebe ve bebeğe yaklaşım gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin merak edilenlerini de bilimsel programa alıyoruz. Doğru beslenme, sigara gibi konularda merak edilenler arasında. Fakat İKON’u ön planda tutacak olan şey koruyucu sağlık kursları ve okulları olacak. • Kongrenin uluslar arası bölüm de olacak mı? İleriki dönemlerde kongrenin uluslar arası niteliğini güçlendirmeyi amaçlıyor musunuz? Dr. Gökhan Kara: Elbette bunu hedefliyoruz. Hem uzun süredir Aile Hekimliğine geçmiş Avrupa ülkelerinin sistemini tanımak istediğimizden, hem de tanıtedavi protokollerini bilmek istediğimiz için uluslar arası bir nitelik hedefliyoruz. Kongremize yabancı misafirlerimizi bekliyoruz. • Bu yılki kongrede geçen yıldan farklı olarak ek çalışmalar olacak mı? Ne tür yenilikler yapmayı planlıyorsunuz? Konuşmacılar arasında kimler bulunuyor? Dr. Esin Şener: Konuşmacılarımızı konularında otör olan isimlerden belirlemeye çalışıyoruz. Şu an diyaloglarımız devam ediyor. Fakat çok sürpriz isimlerle karşılaşabileceğimiz müjdesini şimdiden verebilirim. Yakın bir zamanda İKON 2015 web sayfasında bilimsel programı, okul ve kurslarla birlikte hocalarımızın ismiyle birlikte ilan edeceğiz. İKON özellikle okulları ve kursları ile birlikte ön planda olacaktır. Bildiğiniz gibi geçmiş yıllarda yapmış olduğumuz ve halen devam eden Akademi programlarımız İSTAHED Online’da yayınlanmaya başlayacak. İKON okullarını da bu dijital platform da yayınlamayı planlıyoruz. • İlkini geçen yıl yaptığınız İKON için katılımcılar ne tür değerlendirmeler yaptı? Katılımcı sayısı ve sunulan bilimsel içerikle ilgili aile hekimleri size ne tür geri bildirimlerde bulundu? Dr. Gökhan Kara: Hem derneğimin hem kongrenin övülmüş olması gurur vericiydi. Bilimsel programdan memnundu katılımcılar. İKON 2015’i de bu geri bildirimler sayesinde merakla bekleyen aile hekimleri var. Özetle birçoğu olumlu olmakla birlikte bu sene tüm geri dönüşleri değerlendiriyoruz. Özellikle İKON 2014 de canlı yayın panellerimiz konusunda çok olumlu istekler aldık. İzlenme oranları zaman zaman binlerin üstüne çıktı. Bu sene bunu tekrarlamayı planlıyoruz. • Hekimlerin kongrelerde en çok aradığı şeylerden biriside sosyal programın zenginliği ve sorunları ile ilgili konuşabilecekleri tartışma oturumlar. Kongrenin sosyal programını ele aldığınızda ne tür çalışmalar var? Aile hekimlerinin sorunlarına yönelik ek tartışma oturumları olacak mı? Dr. Esin Şener: En önemli sosyal etkinlik, çalışma ortamından uzak ve aile hekimleri ile bir arada olmak olacak elbette. Ama bunun yanı sıra, müzikli, eğlenceli gecelerde Acupulco’da bizi bekliyor. Ara gecelerimizde sürpriz isimler ile birlikte olmayı planlıyoruz. İçlerinde meslektaşımız olan farklı alanlarda faaliyetlerine devam eden gruplarla iletişim halindeyiz. Çok yakında bunu kongre resmi web sayfasından ilan etmeye hazırlanıyoruz. Bunun dışında alışılmış konsept dışında farklı bir GALA bizleri bekliyor. İlginiz için teşekkür ederiz. GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 10 Aile Sağlığı Merkezlerinde nöbet kabul edilemez! Bu Aile Sağlığı Merkezlerinde nöbet değil, 40 saat üzeri zorla çalıştırmadır, fazla mesaidir. Hastane Acillerin rahatlamasına yararı ve etkisi olmayacağı gibi, ilaç tüketimini de artıran bir uygulama olacaktır. Kayıtlı olduğu aile hekimine söz geçiremeyenler ilaç ve rapor konularında nöbetçi ASM’lerde şanslarını deneyeceklerdir. Hafta sonları muayene, enjeksiyon, pansuman için gelenler, hafta içi de aynı şekilde gelmeye devam etmek isteyecek, kayıtlı ve misafir Dr. Recep Koç İSTAHED Hukuk Komisyonu Üyesi hasta kavramları karışacak, ASM’lerde şiddet artacak, Sağlık Çalışanlarını korumak mümkün olmayacaktır. ASM’lerde nöbet günlerinde hizmetli, sekreter ve hemşire çalıştırmamızda İş Kanunundaki haftalık çalışma saatleri açısından sorunlar çıkacaktır. Esnek mesai çalışan A ve B grubu ASM’lerde cumartesi çakışmaları neticesinde esnek mesai tam uygulanamayacak, az hekimli ASM’lerde ise hafta içi esnek mesai tutulması zorlaşacaktır. Nöbetçi ASM’lere basit semptomlar için bile, bazen de ziyarete gider gibi uğrayanlar çoğalacak, Hekim ve sağlık çalışanları rahatsız edilecek, halk nazarında itibarsız ve değersizleştirilecektir. Ülkemizde ev hizmetlerinde çalışanların bile günlük 120130 TL aldığı bir zamanda hemşireye 40 TL, hekime 80 TL’ye sekiz saat nöbet tutturmak emek ve işgücünün ucuzlatılması, sağlık çalışanlarının sömürülmesidir. Gerçek acil hastaların Aile Sağlığı Merkezine getirilmesi zaman kaybına ve müdahale gecikmelerine yol açacak, ASM’ler zamanla RPT yeri ve 112 transfer merkezlerine döneceklerdir. Bu uygulama seçime yatırımdır. Aile Hekimleri üzerinden popülist bir yaklaşımla seçim kazanma girişimidir. Sonuç olarak acil hastane nöbetleri tutmamış, ASM nöbetleri de TUTMAYACAKTIR ! Sosyalizasyon mu? Aile hekimliği mi? Neden kısır bir döngü içine giriyoruz. Sistemin ismi bu kadar önemli mi veya nasıl ve kimin başlattığı? Bizler tartışan ve düşünen kesimler bu sistemin içinde, daha iyiyi, güzeli, doğruyu bulamaz mıyız, yönlendiremez miyiz? Eleştirilerimizi, yanlışları, hataları ortaya koyup, haklarımızı savunamaz mıyız? Ben ne akademik yönde, ne muhalefet ne de geçmişte kalacağım. Basit ve kısa olarak 30 yıl içersinde 1. Basamakta neler yaşadım, gördüm onu anlatmaya çalışacağım. 1983 yılında Konya’da mecburi hizmete gittiğim köy sağlık ocağında aynı aile hekimliğinde olduğu gibi ekibimle beraber koruyucu sağlık hizmetlerini ve polikliniğimi yapıyordum. Kartlarımızı kullanıyor, köy köy gezip, aşı ve izlemlerimizi yerine getiriyor, aylık istatistik bilgileri Müdürlüğe bildiriyorduk. Ev Tespit Fişlerini dolduruyor, nüfus tespitleri yapıyor, doğanlara kart çıkartıyor, ölenleri siliyorduk. Tam olarak sosyalizasyonu uyguluyorduk. Aile Hekimliğinden farkı teknoloji, bilişim ve bölge bazlı olmasıydı. Ülkemizin birçok yerinde de 1. Basamakta sağlık ocakları, verem savaş, AÇSAP aynı şekilde hizmet veriyordu. Böyle olmasına rağmen İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerde bu sistem kanundan 20 yıl sonra uygulanmaya başlamıştır. Şehir merkezleri ve ilçelerdeki Hükümet Tabiplikleri poliklinik ve tedavi hizmetleri vermeden bürokratik işleri ve koruyucu sağlık hizmetlerini yapıyordu. 1. Basamak poliklinik hizmetleri ise semt poliklinikleri, dispanserler, özel muayenehaneler ve hastaneler tarafından yerine getirilmekteydi. İstanbul’da 1983 den itibaren sağlık ocakları kuruldu ve sosyalizasyona geçildi. Yine bu tarihlerde SSK’lı hastalar kendi dispanser ve polikliniklerinde, muayene olduklarından sağlık ocaklarında yoğunluk yoktu. Geldiklerinde hem muayene ücreti, hem de reçeteleri ücretli almak zorundaydılar. Bağ-Kur ve Emekli Sandığı hastalarına ücretsiz hizmet veriliyordu. Laboratuar ve tetkikler yapılamıyordu. Bir ara günlük 30 hastaya 13 hekim ve 10 hemşire-ebe ile hizmet verir hale gelmiştik. Büyükşehirlerimizin sağlık ocakları depo tayin merkezleri haline gelmiş ve tayinler Bakan seviyesi torpil ile yapılabiliyordu. Bu şartlarda en düzgün ve istekli yaptığımız aşı kampanyaları olmuştur. 9 yıl boyunca yılda ikişer defa polio, bir yılda kızamık kampanyasını sokak sokak gezerek, birçok eksikliğe ve yokluğa rağmen başarmıştık. Yine de gerçek nüfuslar yerine hedef nüfuslar ile çalışıyorduk. Yakaladığımıza, gördüğümüze, bildiğimize aşı yaparak, salgınları engellemiş ve polio eradikasyonunu sağlamıştık. Sağlık Memurlarımız değişik yerlerden ve okullardan su numunelerini alarak Hıfzısıhhaya gönderiyor, klor oranlarını kontrol ediyorduk. Filiasyon görevimizi aksatmıyorduk. Koruyucu Sağlık Hizmetlerini ve ÇÜNKÜ..! Çünkü, sağlıkta eşitlik istiyoruz, Çünkü, toplu sözleşme hakkımız, iş güvencemiz olsun istiyoruz, Çünkü, sağlık personeline şiddetin yaşanmadığı daha güvenli bir ortam istiyoruz! Kişilere bağlı değil, Kanun ve mevzuatlara bağlı çalışmak istiyoruz, Çünkü, kamusal hizmetimizi kamu binasında vermek istiyoruz, Çünkü, angarya işlerle uğraşmak değil koruyucu sağlık hizmetleri ile ilgilenmek istiyoruz, Çünkü, negatif performansla değil, pozitif motivasyonla çalışmak istiyoruz, Çünkü, rapor, izin ve emeklilik,askerlik, hamilelik gibi durumlarda hak kaybına uğramak istemiyoruz, Çünkü, esnek mesai ile esnetilmek, haftada 40 saatten fazla çalışmak istemiyoruz, Çünkü, Aile Hekimliği Merkezlerimizin ticarethanelere dönüşmesini istemiyoruz, Çünkü, bize önerilen ve ideal olan Aile Hekimliğini yapmak istiyoruz, Çünkü, biliyoruz ki ancak hekim mutlu ise hasta da mutlu olur. muayenelerimizi bölge bazlı olarak yerine getiriyorduk. SSK’nın birleştirilmesi ve hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na geçmesinden sonra poliklinik hizmetlerinin artması ile döner sermaye uygulaması başladı. Sağlık Ocaklarımıza yazar kasalar girdi. Performans denen sistem az zamanda bol reçete ve poliklinik sayısına yol açtı. RPT yapanlar çok, tetkik ve tedavi ile uğraşanlar az ücret alır hale geldiler. Bunu Bakanlık ve Müdürlükler teşvik etti. Amaç vatandaş memnuniyeti idi. Eczanelerden de ilaçlar kolaylıkla alınmaya başlayınca hekime ve ilaca ulaşım böylece kolaylaştı. Pazara bakkala giden, gezmeden gelen bir, iki ilaç yazdırmaya uğradı. Ülkedeki enflasyon oranına göre ücretler döner sermayede olsa düşük kalmaya başlamıştı. Bu da performans adı altında fazla ismin poliklinik defterlerine yazımı idi. Gittikçe sağlık ocakları ilaç yazım merkezi haline döndü. Raporlar ve RPT’ler, bir de dışarıdan istenen tahliller günümüzü dolduruyordu. Sistem çökmeye, çökertilmeye başlamıştı. İşte bu ortamda Dünya Bankası’nın teşvikleri, AB ve siyasi otoritenin isteği ile Aile Hekimliği yürürlüğe kondu. Ve 2005 yılından itibaren pilot uygulaması, 2010 yılında ülke çapında yaygınlaştırıldı. Tamgün kanunu ile zaten muayenehane ve ikinci bir iş yapma şansımız elimizden alınmışken, ya TSM’ye, ya da Aile Hekimliğine geçecektik. Zorunlu ve isteksiz bir geçişin ardından acaba bu sistemde iş güvencemizi, özlük hak ve çalışma şartlarımızı istediğimiz seviyeye getirebilir miyiz diye kurduğumuz mail grubundaki arkadaşlarımızla İSTAHED’i kurduk ve çalışmaya başladık. İyisi ve kötüsü ile bugüne geldik. Ben ve benim gibi düşünenler ülkemizde uygulanan ve uygulanmak istenen bugünkü haliyle bu aile hekimliğini hiçbir zaman savunmadık. Avrupa ülkelerini örnek alarak, daha iyi olabilir miyiz? Ülkemizde nasıl uygulayabiliriz? Özlük haklarımızı ve iş güvencemizi, gelirlerimizi, çalışma şartlarımızı, iş barışını nasıl sağlayabiliriz diye düşündük. Mücadelemizi hep bu yönde verdik ve vermeye de devam ediyoruz. GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 12 Aile Hekimliği sistemi neden nöbet girdabında boğuluyor Aile hekimliği camiası 2015 yılına ASM-TSM nöbetleri ile girdi. Son 2 yıldır Aile Hekimliği hop oturup hop kalkan bir yapıya dönüştü. Ne zaman ne gibi bir iş ve işlem ile karşılaşacağımızı artık hiç birimiz tasavvur edemiyoruz... 2010 yılı İstanbul ve diğer illerin aile hekimliğine geçiş süreci sonrasında, giderek daha olumlu, kalitesi yükselmiş, hizmet yapısı birinci basmağa özgü ve koruyucu hekimliğe yönlenmiş, çağdaş ülke modellerine yakınlaşmış bir aile hekimliği Türkiye modeli yerine, tüm ülkenin geçmesinin ardından özellikle mevzuat çerçevesinde belirsizliklerin hakim olduğu ve sahanın kendisinin sürekli diken üzerinde oturuyormuş gibi hissetmesine neden olan bir yapı ve ortam içerisine girdi. Son 2 yıldır yeni Sağlık Bakanımızın göreve başlaması ile birlikte buda belirginleşti. Aile hekimleri sadece kendi sahalarında değil medya gündeminde de sayın bakanımızın açıklamaları nedeni ile bolca yer buldu. Özellikle bire bir görüşme metotları yerine medya üzerinden karşılıklı mesajların verildiği bir döneme girdik. Uzlaşma yerine yer yer sert mesajlar medya üzerinden verilmeye devam edildi. Gelinen noktada, 2010 yılında aile hekimliğinin başladığı umutların, uygulamanın vatandaş dışındaki ayaklarında bir huzursuzluk, beğenmeme, durumdan rahatsızlık boyutlarına değişmiş olduğu görülmektedir. 2010 yılında aile hekimliğine başlayanlarda bulunan hisler; yeni bir yapı, yeni bir sağlık sistemi, yeni çalışma anlayışı, uygulamaya başlayan hekimlerde olumlu olmuş iken, bugün özellikle bakanlığımız uygulamaları ile huzursuzluk, mutsuzluk ve iş tatmininde düşüş, gelecek kaygısı, yeniden farklı bir sistemin uygulamaya geçileceği, sözleşme fesihleri, yeni yüklerin yüklenmeye devam edeceği endişesi hekimlere hakim olmuştur. 2010 yılında bakanlık yetkilileri sistemin oturması için 10 yıllık bir sürecin gerektiğini ifade etmekte idiler. Geldiğimiz noktada ise bu sürenin beklenmeyeceğinin görüldüğünü ifade edebiliriz. Mevcut yaklaşım aile hekimliğinden başka sağlık sisteminin bir sorunu yokmuş gibi, aile hekimleri içinde hata barındıran bir eksik sistem, eksik doğum gibi, etrafını düzeltilmeye çalışan ve düzeltme yolunun da üzerine yük yükleme olarak görüldüğü bir yapı halinde sanki. sağlıkçıların haklarını korumak içinde mücadele ediyorlar. Eğitim adı altında başlayan, hekimliğin olmazsa olması olarak kabul edilen acil nöbetlerinden, fazla çalışma sayılmayan ve ilk adım olan cumartesi nöbetlerine geldik. Bakanımızın açıklamalarına bakılırsa, önümüzdeki 2-3 yıl içinde Pazar ve hafta içi 24 saatin de eklenmesiyle yine fazla mesai değil nöbet kabul edilen bir yapılanma ile hiç durmadan gece-gündüz çalışacağız. Sahada ise aile hekimliğine en çok sahip çıkanlar aile hekimi ve aile hekimi dernekleri, bu konuda hayatlarında eylem yapmamış, devlete karşı durmamış hekimler oluşturmuş oldukları grupları, sosyal medya kanalları aracılığı ile bakanlığımızın yapmış olduğu düzeltme çalışmalarının, eksiltme ya da şeklini bozma olduğunu yüksek sesle ifade ediyorlar, acil nöbetleri yazıldığında icabet etmedikleri gibi, cumartesi nöbetleri yazıldığında da gitmiyorlar. Bu duruşları ile aslında günü güvence altına almak değil, geleceği güvence altına almaya çalıştıklarını ifade ediyorlar. Evet dedim ya sağlık sisteminin hatalı olan kısmı aile hekimliği, hastanelerde herhangi bir sorun yok, özellikle 2013 yılı için 90 milyon acil başvurusu irdelenmiyor. Acil başvurunsun yoğunluğu her ne kadar sayın bakanımız bunu kabul etmese de, aile hekimlerine gelen iş yükünün, acilde yazılan nöbetin ve daha sonrasında 24 saat çalışmanın altında yatan ana sebeptir. Evet neden irdelenmemekte, bu kadar başvuru sayısının altında yatan sebep ne? Biz aile hekimlerine gelemeyen hastalar mı? Oysa 08:00-17:00 arasında poliklinik yapmaktayız ve bize gelen tüm hastalara hizmet vermekteyiz. Bize gelen hasta en fazla bir saat beklemekte, ortalama ise 15-30 dakika içinde işlemlerini bitirip yanımızdan ayrılmaktadır. Sayın bakanımızın açıklamalarına bakıldığında aile hekimliği camiası gelecekleri hakkında korkuya kapılmaktan kendilerini alamıyorlar. Özellikle son bir iki yılda 7x24 saat çalışma şeklinin kabul edilemez olduğunu ifade ettikleri gibi, gelecekte çalışacak Yine aile sağlığı merkezleri mahalle içinde, kişilerin evlerine yürüme mesafesinde olup, gayet kolay bir şekilde, hastanelere nazaran hızlı ve kolay ulaşılabilir uzaklıklardadır. Üstelik hizmet veren aile hekimleri kendilerine gelmekte olan bu kişilerin büyü kısmını bilmekte ve neye ihtiyaçları olduğunu kolayca tespit edebilmektedir. Her branştan yazılan farklı reçeteler ile hastaların yanlış ve gereksiz ilaç kullanımının önüne geçebilmekte, bir nevi sağlık avukatlığı yapılmaktadır. Bu hali ile kişiler için büyük bir kolaylık olan aile hekimliği merkezlerine kişi neden başvurmaz? Neden gecenin bir vakti tüm poliklinikler kapandıktan sonra yüzlerce kişilik sırayı bekleyerek bir grip ilacı alınır? Yada hafif ateşe veya myaljiye müdahale edilmesini bekler? Bunu neden göze alır? Bu soruları bizim gibi bakanlığımızın da sormasını isterim? Gündüz vaktinde dahi bu kadar kolay ulaşılabilir olan aile hekimliği merkezleri, gece açık olduğu takdirde, daha mı rahat gelebilecekler? Biz birçok hastamızdan duymuşuzdur, ”randevu alamıyoruz, acile gittiğimizde zaten her türlü tetkiklerimiz yapılıyor, beklesek de işlerimizi yaptırıp, muayenemizi olup, ilacımızı yazdırıp dönüyoruz” Yaklaşım bu şekilde. Acile milyonların neden başvurulduğu irdelenmeli, akademik olarak araştırılmalı? Buna göre soruna bilimsel çözümler üretilmelidir. Aksi ise yeni filizlenen aile hekimliği modelinin, yanlış adımlar ile çökmesi, yıkılması ve giderek yozlaşmadır. Planlama yapılmadan, bilimsel olmadan, gerçekten var olan sorunu görüp, sorunun çaresi budur demeden, aile hekimlerini 24 saat de çalıştırsak, ortada durmakta olan soruna çare olmayacaktır. Hizmet sunucularının da uygulamaya inancı kırılarak tamamen çökmesine, bu olmadı başka bir şey yapalım artık yaklaşımına sebep olacaktır. Olayın aile hekimliği ve hekimlik adına olan diğer yönleri, eleştiri getirilmekte olan ve getirilebilecek açılarını irdelemiyorum. Bu zaten sürekli söylene gelmekte, olayın ana fikri doğru soruna, doğru çözümün üretilmesidir. Sorunun tespit edilmesidir. Sonrasında ise olayın diğer tarafındakiler ile birlikte nasıl çözüm üretebilirizi konuşmaktadır. Zorla, zorlama ile, dayatma ile başarı değil sadece yıkım gelir! Sağlık sistemimizin optimum başarılı olması ve ailemizin de dahil olduğu vatandaşlarımıza iyi bir sağlık hizmeti sunabilmek dileklerimle… Dr. Engin Çapar GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 13 İSTAHED ikinci kez Avrasya Maratonu’na katıldı İSTAHED bu yıl ikinci kez kurumsal olarak Avrasya Maratonu’na katıldı. Geçen yıl sağlık ve hareket temasını seçen İSTAHED, bu yıl Kadın Kalbine Hanımeli Platformu ile birlikte kadın kalp sağlığına dikkat çekmek için maratona kalabalık bir aile hekimi ve hemşire grubu ile birlikte kıtalar arası yürüyüşünü gerçekleştirdi. İSTAHED Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Gökhan Kara, sonraki Avrasya Maratonlarına da sosyal konuları ele alarak kurumsal olarak katılmaya devam edeceklerini belirtti. ediyor. Her 30 kadından 1’i meme kanserinden ölürken buna karşın her 3 kadından 1’i kalp hastalıklarından hayatını kaybediyor. 36. Kıtalararası İstanbul Avrasya Maratonu’nda Kadın Kalbine Hanımeli Platformu, İSTAHED ve KASFAD ile birlikte kadınlar için yürüdü. Son yıllarda yapılan araştırmalar gösteriyor ki kadınların korkulu rüyası kanser değil. Hipertansiyon ve hipertansiyon sonucu gelişen kalp ve damar hastalıkları kadınların sağlığını tehdit Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin son araştırması gösteriyor ki kalp ve damar hastalıklarından ölüm oranı; kadınlarda erkeklere oranla çok daha yüksek. Hipertansiyon ülkemizde en sık görülen kalp damar hastalığı nedeni. Hipertansiyon başta kalp ve damarlar olmak üzere böbreklere, beyne ve gözlere zarar veren yaygın bir sağlık sorunu. 2013 Yılından beri faaliyet gösteren Kadın Kalbine Hanımeli Platformu 36. Kıtalararası İstanbul Avrasya Maratonu’nda Kadınlar için Spor ve Fiziksel Aktivite Derneği (KASFAD) ve İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) ile birlikte 700 kişilik bir üye ve gönüllü grubu ile birlikte halk yürüyüşüne katıldı. Kalp sağlığına ve fiziksel aktiviteye dikkat çekmek için yapılan bu organizasyonun sonunda Beşiktaş Zafer Anıtı’nda Brain Break denilen fiziksel aktivite gerçekleştirildi. Aynı gün saat 10.00-16.00 saatleri arasında ise, Zafer Anıtı’nda uzman iki doktor tarafından tansiyon ölçümü ve hipertansiyon ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Kadın Kalbine Hanımeli Platformu, internet ve sosyal medya aracılığı ile sık sık bilgilendirme yaparak kadınlara sağlık yaşam için uygulanabilir yöntemler öneriyor. SAĞLIK HUKUKU Şubat 2015 / Sayı: 6 14 Hukuk, kira bedeli tartışmasında aile hekimlerini haklı buldu! Bilindiği gibi İstanbul’da 2010 yılında aile hekimliği uygulaması başlatılmadan önce, yerleştirme işlemi gerçekleştirilmiş ve hizmet puanına göre Aile Hekimleri bizzat İl Sağlık Müdürlüğünce Aile Sağlığı Merkezleri’ne yerleştirilmişlerdi. Bu süreçte Kamuya ait Aile Sağlığı Merkezleri için herhangi bir kira belirlenmemiş ve bizimle sözel veya yazılı bir kira akdi gerçekleştirilmemişti. Bu durum 2012 yılının sonlarına kadar bu şekilde devam etmiş, bu tarihten sonra kira tespit komisyonu görevini yerine getirip kira tespitinde bulunmuş, pek de yasaya uygun olmasa da ihale süreciyle bireysel birim kiraları belirlenmiştir. Ne yazık ki bütün bu sürecin sonunda, söz konusu dönemle ilgili bir kamu zararı oluştuğu iddiasıyla, kendileriyle hiçbir ilgileri yokken yüzlerce aile hekimine oluştuğu iddia edilen kamu zararı hem de faiziyle ödettirilmek istenmiştir. İyi niyetle, kanuni bir hak olmasına rağmen indirimli ödemek isteyenlerin talepleri bile kabul edilmemiştir. Müdürlüğümüzün avukatları ortada bir işgal olmadığı ve bizzat Müdürlük tarafından yerleştirme işlemleri yapıldığı için Ecrimisil talep edilemeyeceğini belirtmişler ve olayı belirlenmiş kiranın ödenmemesi olarak varsayıp alacak takip dosyaları açtırmışlardır. 1 yılın sonunda İstanbul Sağlık Müdürlüğü bir hekim arkadaşımızın dosyasını mahkemeye taşımıştı. Davaya avukatımız aracılığıyla müdahil olduk. Mahkeme lehimize sonuçlandı. Mahkeme, İdarenin bütün iddialarını reddetti. Ortada belirlenmiş bir kira sözleşmesi yoktur, dolayısıyla arkadaşlarımız adına açılan bütün alacak takip dosyaları hukuksuzdur. Müdürlük süreci Ecrimisile çevirmek isteyecektir ama ortada bir işgal olmadığından bu iddiadan da kendi adlarına olumlu bir sonuç elde edebilmeleri mümkün değildir. Karar benzer durumda bulunan bütün aile hekimlerimize hayırlı olsun. Saygılarımızla... Dr. Kutbettin Demir İSTAHED Hukuk ve Mevzuattan Sorumlu YK Üyesi Damga vergisinde %40 ile yetinmedik! İSTAHED olarak Damga Vergileri konusunda, İdarenin yanlış uygulamasına karşı verdiğimiz mücadele sürüyor. Vergi hatası iddiasıyla açtığımız 450 davadan 98’ini kazanmıştık, diğer davalarımız ise devam etmekte. Bunun yanında Maliye Bakanlığı yazısı sonrası dilekçe vererek kesilen ücretin yaklaşık %40’ını alan arkadaşlarımız için de 1 aylık süre içinde davalarımızı açtık. Bu davalardan ilk sonuçlar alınmaya başlandı. Bir hekim arkadaşımız adına kalan %60’lık kısmın da ödenmesiyle ilgili açtığımız davada İstanbul 10. Vergi Mahkemesi bizi haklı buldu. Bu dava İstanbul’da kısmi ödeme alanlar açısından bir ilk özelliği taşımaktadır. Bu durumda bulunan yüzlerce arkadaşımızın da davalarının olumlu sonuçlanacağına inanıyoruz. Saygılarımızla... Dr. Kutbettin Demir İSTAHED ONLİNE, Artık Bir Tık Uzağınızda Değerli üyelerimiz, Üye sayısı hızla artan, büyüyen ve üyelerine belirli hizmetleri sunmakla yükümlü olan her STK nın sahip olması gereken bir sistemi İSTAHED Yönetim Kurulu olarak devreye almış bulunuyoruz. İSTAHED Online hizmete girdi. Uzun süren testlerin ve uykusuz günlerin ardından üyelerimiz artık İSTAHED Yönetim Kuruluna ve ilgili birimlerine tek tıkla ulaşabileceğiz. www.istahed.org.tr/online bilgilerini kontrol edebileceği, aidat borçlarını görebilecekleri, ödeme bildirimlerini yapabileceği bir sistem olarak geliştirilmişti. İlk prototipte hazırlanan bu fonksiyonlar aile hekimlerinin birlik olma ihtiyacı arttıkça yetersiz kalmaya başladı. Bunun üzerine İSTAHED Online sistemine hukuki destek sistemi, kalibrasyon talep sistemi, kendi ilçelerindeki İSTAHED Üyesi aile hekimlerinin listesine ulaşabilme ve tüm Aile Hekimleri listesine ulaşabilme imkanı eklendi. adresinde ulaşılabilen İSTAHED Online’a ilk kez giriş yapacak üyelerimiz “Şifremi Unuttum” linkinden şifrelerini cep telefonlarına alabilmektedirler. İSTAHED Online, üyelerin Dernek içinde aktif görev alan İlçe Başkanlarımız için de İSTAHED Online ilçelerinde üye olmayan aile hekimlerini tespit etme, üyelere toplu mail gönderebilme ve ilçe bazında İSTAHED GAZETESİ / KÜNYE: İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) yayınıdır. Süreli yayın İSTAHED adına sahibi: Dr. H. Esin ŞENER Yayın Koordinatörü: Dr. Gökhan KARA üyelik istatistiki grafiklerine ulaşma imkanını sunmaktadır. Sürekli geliştirilmekte olan İSTAHED Online sisteminde üyelerimizin taleplerini sisteme eklemeye çalışıyoruz. Üyelerimiz “İSTAHED ‘e Ulaşın” menüsü altından Yönetim Kuruluna, Dernek Asistanımıza ve Web Yönetim Birimimize doğrudan ulaşabilmekte taleplerini iletebilmektedirler. Kısa bir süre sonra panel üzerinden üyelerimiz birbirleriyle iletişim kurabilecek, İSTAHED Akademi Eğitimlerine online kayıt olabileceklerdir. İSTAHED Online herkesi bekliyor! Birliğimiz Gücümüzdür! Dr. Can Akduman ADRES: Büyükşehir Mah. Cumhuriyet Caddesi Ekinoks Rezidans E1 Blok. D.140 Beylikdüzü / İstanbul TEL: 0212 909 2010 Web: http://www.istahed.org.tr Medikal Akademi Yayıncılık ve Prodüksiyon Tic. Ltd. Şti. tarafından hazırlanmıştır. www.medikalakademi.com.tr Adres : Halaskargazi Cd. No: 172 / 134 Şişli / İstanbul - Tel: 0549 360 67 67 Baskı: Promat Basım Yayın San. ve Tic. AŞ. Sanayi Mah. 1673 sok. No: 34 Esenyurt / İstanbul GÜNDEM Şubat 2015 / Sayı: 6 15 Beyin devrelerini yakacak bir konu ve mavi ekran hatası verdirecek sorular... Bir kaç gündür yeni çıkacak ödeme yönetmeliğinde nöbete gitmeme ceza puanının 20 olacağı söylentisi var... Acaba gerçekten böyle bir ceza verebilirler mi? 5 kere nöbet gitmeyene 100 ceza puanı verip nöbete gitmeyenin sözleşmesini fesih edebilirler mi? Öncelikle 1 Ocak 2015’ten itibaren geçerli olmak üzere hepimiz yeni sözleşmelerimizi imzaladık.... Bu sözleşmenin 3. Maddesi’ndeki ifadeye bakalım; “3- İlgili, Kurumca belirlenen aile hekimliği çalışma bölgelerinden Uygulama Yönetmeliğine uygun olarak tercih ettiği ............ nolu aile hekimliği biriminde, YÜRÜRLÜKTEKİ kanun, yönetmelik, genelge ve verilecek talimatlara, hasta haklarına, mesleki ve genel etik kurallarına uygun olarak aile sağlığı elemanı görevini ifa etmeyi sözleşme süresince kabul eder.” 1 Ocak 2015’te bu sözleşmeyi imzaladığımızda yürürlükte bir Kanun ve iki Yönetmelik mevcuttu. 5258 Kanun Numaralı 9 Aralık 2004 tarihli ve 25665 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Kanunu. 1. Yönetmelik 25 Ocak 2013 Cuma tarihli ve 28539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği. 2. Yönetmelik ise 30 Aralık 2010 Perşembe tarihli ve 27801 Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik. Bizler bu sözleşmeleri imzaladığımızda halihazırda mevcut kanun ve yönetmelikleri okuyarak imzaladık ve kabul ettik... Yani kanunda nöbetlerin olduğunu ve bu nöbetlere gitmeme eyleminin ödeme yönetmeliğinde yer alan “Mevzuatla verilen diğer görevleri yapmamak” suçunun karşılığı olarak 5 ceza puanı olduğunu bilerek imzaladık.... Şimdi sıra 3 farklı konuda beyin devrelerini yakacak ve mavi ekran hatası verdirecek sorularda... 31 Ocak’ta Yeni Ödeme Yönetmeliği çıktı ve Nöbete Gitmeme suçunun karşılığı olarak 20 ceza puanı yazıldı, a. 5 kere nöbete gitmedik ve sözleşmemiz fesh edildi... Biz bu sözleşme feshini yargıya taşısak ve desek ki “ben sözleşmeyi imzaladığımda yürürlükte olan yönetmeliğe göre ceza puanı 5 idi sonradan 20 oldu. 20 olduğunu bilsem imzalamazdım... Mağdurum da mağdurum...” ve bunun üzerine maddi manevi tazminat talep etsek kazanır mıyız? 31 Ocak’ta Yeni Ödeme Yönetmeliği çıktı ve Entegre ile Nüfus bakımından zorunlu düşük yerlerde çalışan aile hekimlerinin hak ediş kaybı oldu (Önceki paylaşımlarımda bununla ilgili bir taslak oluşturmuştum. Ne kadar kayıp olacağı mevcut). b. Bu yönetmelik yayımlanır yayımlanmaz yargıya taşısak ve desek ki “ben sözleşmeyi imzaladığımda yürürlükte olan yönetmeliğe göre maaş hesabım bu şekilde olmalı fakat ben imzaladıktan sonra daha da azaldı... Kazanılmış hakkım var hak kaybı olamaz. Mağdurum da mağdurum” ve bunun üzerine maddi manevi tazminat talep etsek kazanır mıyız? 31 Ocak’ta Yeni Ödeme Yönetmeliği çıktı ve kısa mesafe gezici hizmeti olanların hak ediş kaybı oluştu. c. Bu yönetmelik yayımlanır yayımlanmaz yargıya taşısak ve desek ki “ben sözleşmeyi imzaladığımda yürürlükte olan yönetmeliğe göre gezici hizmet hesabım bu şekilde olmalı fakat ben imzaladıktan sonra daha da azaldı... Kazanılmış hakkım var hak kaybı olamaz… Mağdurum da mağdurum” ve bunun üzerine maddi manevi tazminat talep etsek kazanır mıyız? Bana göre, her üç sorunun yanıtı da “Evet kazanırız hatta kuruşu kuruşuna alırız paraları... Aldığımız paralarla Maldiv’lerde 2 kişilik tatil bile yaparız...” Bunu niye mi sizinle paylaştım.... Yok Nöbete gitmeme cezası 20 puan olacakmış, yok nöbete gitmeyenleri Flash Te ve’de halay başı yapacaklarmış… Yok nöbete gitmeyenleri, millete ibret-i alem olsun diye taksimin orta yerinde asıp sallandıracakmış cekcakcakcakmışmışmışşş... Eğer yaptığınız mesleği Hekimlik olarak görüyorsanız HEKİMLİK Onuru adına, kendi Onurunuz adına Nöbete gitmeyin... Birliği bozmayın.... Yok eğer gölgenizden bile korkuyorsanız, tırsıyorum diyorsanız buyurun gidin nöbete... Saygılarımla… Dr. Ali Erbaş Nemrut: Gündoğumun Dünyada en güzel göründüğü tılsımlı doruk Nemrut dağı, dünya da güneşin doğuşu ve batışının en güzel izlenebildiği ve UNESCO dünya kültür mirası listesinde olan tanrıların dağı… 2206 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek açık hava müzesi... Benim Nemrut’a ikinci gitme girişimim. İlkinde şubat ayı olduğundan, zirveye 4 km kala, kar yolları kapatmıştı ve bizim zirveye çıkmamıza izin vermemişti. Bundan da anlaşılacağı üzere, eğer Nemrut’a gitme planı yapacaksanız, yaz aylarını tercih etmelisiniz. Nemrut’a Adıyaman Kahta ilçesinden yola çıktık. KahtaNemrut arası 65 km ve yaklaşık 2 saat sürüyor. Dar, virajlı, dik yollardan tırmanarak zirveye 500 metre kala, son noktada, arabayı park ettik. 500 metre yol ne ki demeyin, o kadar dik ki, birazda soğuk ve yüksek rakım nedeniyle yaklaşık 30 dakika yürüyorsunuz. Yolda taksi de var, binmek isterseniz ama bildiğiniz taksilerden değil. Yerel vatandaşlar eşeklerini, ‘taksi taksi’ diye bağırarak, sizi eşek sırtında zirveye taşıyorlar. Ve zirveye çıktığımız da karşılaştığımız ilk manzara. Kommagene Krallığının, Kral 1. Antiochus’un dev tanrı heykelleri. Güneş batmak üzere ve biz hızlıca bu doğu terasından batı terasına geçiyoruz. Dillere destan, Nemrut’tan güneşin batışını izliyoruz. Hava biraz sisli gibi ve istediğim netlikte fotoğraflar çekme şansım olmasa da, orada olmanın, bu dünyanın 8. harikası sayılan yerde olmanın garip bir huzurunu içimizde hissediyoruz. Her zamanki gibi kızımın fotoğraflarını çekerek, artık biralarımızı içmenin vakti geldi diyerek, buz gibi havada, korunaklı yer bakmaya başlıyoruz. Soğuktan titremeye başlayınca, aşağıya inmeye başlıyoruz. Bu bölgede birçok tarihi yapı, anıt, görülesi yerler var. Bunlardan birisi de Karakuş Tümülüsü. Kommagene kraliyet ailesine ait olan bu anıt mezar, adını güneydeki sütun üzerinde duran kartal heykelinden almaktadır. Anadolu’nun bilinen en büyük Grekçe kitabesinin bulunduğu Arsameia bu bölgede bulunuyor. Kral Antiochos’un tebessüm ederek Herakles’le tokalaştığı rölyefte burada. Dünyanın halen kullanılmakta olan en eski köprülerinden birisi, Cendere Köprüsü; 120 metre uzunluğunda,7 metre genişliğinde; yapımında, her biri 10 ton ağırlığında 92 kaya kullanılmıştır. Adıyaman’a gelip te Atatürk Barajını görmemek olmaz. Fırat nehri üzerindeki Türkiye’nin en büyük, Dünyanın 6. büyük barajı olan, devasa barajın seyir cafesinde olmazsa olmaz pozlarımızı veriyoruz... Uzun yıllar işyeri hekimliği de yapmış olan beni, baraj alanındaki, baraj inşaatında ölen işçiler için yapılan anıt, gezimin en hüzünlü görüntüsü olarak, zihnimde yerini alıyor... Dr. Bülent Erata
Benzer belgeler
Aile Hekimliği Uygulamasında Güncel Problemler ve Çözüm Yolları
ŞUBAT 2015 / Sayı: 6
İstanbul Aile Hekimliği Derneği Resmi Yayın Organı
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ HAKKINDA
pratikte işlemiyor. Bizim
bulunduğumuz bir saatlik
süre içinde aile hekimleri, 22
hastaya baktı. Bu da hasta
başına 3 dakikadan bile az
bir süreye denk geliyor. Aile
hekimlerinden Dr. Emine
Alyapra...