Son Rapor - Final Report - İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri
Transkript
Son Rapor - Final Report - İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri
Gemilerin Dalgalar Arasındaki Hareketlerinin Dinamik Analizi İçin Sayısal Bir Yöntem Geliştirilmesi : Teorik ve Deneysel Bir Çalışma Proje No: 106M481 Doç.Dr. Barbaros Okan OCAK 2010 İSTANBUL ÖNSÖZ Türkiye’de gemi inşaatı giderek gelişmekte ve daha karmaşık gemilerin tasarımı üstlenilmektedir. Bu önümüzdeki günlerde, tasarlanan gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerinin gerek sayısal olarak analizi gerekse model deneyleri ile kontrolünü gerektirecektir. Genel olarak Türkiye’de gemi tasarımında gemi hareketlerini göz önüne almak konusunda yapılan sayısal çalışmalarda program olarak sadece ince gemi yaklaşımına dayalı bir program kullanılmaktadır. Gemi hareketlerinin incelenmesi için üç boyutlu bir programın geliştirilmesi özellikle boyuna öteleme hareketlerinin önem kazandığı hallerde önemli bir gereksinmedir. Öte yandan Ata Nutku gemi model deney laboratuarında dalga cihazı olup daha evvelce dalgalarda model deneyleri yapılmış olmasına rağmen bu konudaki deneyimler sınırlıdır. Havuzdaki dalga cihazı 1960’lı yılların teknolojisiyle geliştirilmiş olduğu için oldukça demode olmuş ve uzun süredir çalıştırılmadığından sorunlar yaratmakta ve acilen gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu koşullar göz önüne alındığında, gemi hareketlerinin analizi için üç boyutlu bir programın geliştirilmesi ve bununla paralel olarak Ata Nutku gemi model deney laboratuarındaki dalga cihazının Türk Gemi İnşaatı sektörüne hizmet verebilecek şekilde yenilenmesi için TÜBİTAK Mühendislik Araştırma Gurubuna (MAG) 2006 yılı 3üncü döneminde bir proje teklifi yapıldı. ‘Gemilerin Dalgalar Arasındaki Hareketinin Dinamik Analizi İçin Sayısal Bir Yöntem Geliştirilmesi: Teorik Ve Deneysel Bir Çalışma’ başlıklı bu proje önerisi TÜBİTAK/MAG tarafından uygun bulunarak ubat 2007 – ubat 2010 tarihleri arasında üç yıl süreyle 106M481 proje numarası ve toplam 219.970,00 TL bütçe ile desteklenmiştir. Bu projede sağladığı maddi destek nedeniyle TÜBİTAK’a, projede görev alan öğrencilere, proje süresince olanaklarından yararlandığımız İ.T.Ü Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Ata Nutku gemi model deney laboratuarı’na ve sürekli desteklerini esirgemeyen personeline teşekkür ederim. 1 İçindekiler Önsöz 1 İçindekiler 2 ekil Listesi 4 Tablo Listesi 5 ÖZET 6 ABSTRACT 7 1. GİRİ 8 2. GENEL BİLGİLER 13 2.1. Problemin Tanımı ve Eksen Takımları 13 2.2. Gemi Hareketlerinde Dinamik Problem 16 2.3. Gemi Hareketlerinde Hidrodinamik Problem 17 2.3.1. Problemin Lineerleştirilmesi 20 2.3.2 Problemin Hareketli Eksenlerde Tanımlanması 21 2.3.3. Potansiyelin Bileşenleri ve Bileşke Problemler 22 2.3.4 Hidrodinamik Basınç ve Genelleştirilmiş Kuvvet Bileşenleri 24 3. GEREÇ VE YÖNTEM 26 3.1. Dalga Cihazı 26 3.2. Piston Kinematiği ve Dalga Cihazının Kalibrasyonu 33 3.3. Hareket Ölçen Hızlı Kamera Sistemi 37 3.4. Hareket Ölçen Hızlı Kamera Sisteminin Kalibrasyonu 38 3.5. Sevk Dinamometresi 39 3.6. Hesap Yöntemi 40 3.6.1. Gelen Dalga Potansiyeli, Basıncı ve Kuvvetleri 40 3.6.2. Hareketten Dolayı Ortaya Çıkan Hidrostatik Kuvvetler 41 3.6.3. Saçılma ve Yayılma Probleminin Çözümü 43 3.6.4 Sayısal Yöntem 45 3.6.5. Kuvvetlerin Hesabı 47 3.6.6. Yalpa Hareketinde Viskoz Etkiler 48 4. BULGULAR 52 4.1. Seri 60 CB = 0.70 Formuna Ait Sonuçlar 52 4.2. Seri 60 CB = 0.60 Formuna Ait Sonuçlar 57 4.3. Dalgalarda Direnç Artışı Deneyleri 61 5. TARTIMA VE SONUÇLAR 63 5.1. Teorik Çalışmalar 63 5.2. Deneysel Çalışmalar 64 2 5.3. İleriye Dönük Çalışmalar 65 KAYNAKLAR 67 PROJE ÖZET BİLGİ FORMU 71 3 ekil Listesi ekil 1: Geminin dalgalara göre konumu 13 ekil 2: Uzayda sabit XYZ eksen takımı ile hareketli xyz eksen takımları arasındaki ilişki 14 ekil 3: Gemiye bağlı x’y’z’ eksen takımının xyz eksen takımına göre hareketleri 15 ekil 4 : Dalga cihazının yenilenme öncesi durumu 26 ekil 5: Dalga cihazının hidrolik ünitesi 27 ekil 6: Dalga cihazının çalışma prensibi 28 ekil 7: Dalga cihazının güncelleştirilmiş hali 29 ekil 8: Dalga cihazının hidrolik sisteminde yapılan güncelleştirmelerin ayrıntıları 30 ekil 9: Kontrol sisteminin yeni düzeni 30 ekil 10: Kontrol konsolunun çalışma ayrıntıları 31 ekil 11: Kontrol panosunun düzenlenişi 31 ekil 12: Bilgisayar ekranından kontrol sistemi ile iletişim sayfası 32 ekil 13 Flap hareketi ile piston hareketi arasındaki ilişki 33 ekil 14 Pistonun konumu ve hızının zamanla değişimi 34 ekil 15: Pistonun hareket ve hızının genliklerinin periyoda göre değişimi 35 ekil 16: Deney verisinin yorumu 36 ekil 17: Kalibrasyon değerlerinin karşılaştırılması 37 ekil 18: Hareket ölçen hızlı kamera sisteminin deney arabasındaki düzeni 38 ekil 19: Hareket ölçer hızlı kamera sisteminin kalibrasyon düzeneği 39 ekil 20: Sevk dinamometresi 40 ekil 21: Problemin sayısal çözümü için gemi yüzeyinin panellere ayrılması 46 ekil 22: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna baştan gelen dalga kuvvetleri 53 ekil 23: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna etki eden ek kütle katsayıları 54 ekil 24: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna etki eden sönüm katsayıları 55 ekil 25: Fn = 0.15 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 56 ekil 26: Fn = 0.20 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 55 ekil 27: Fn = 0.25 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 57 ekil 28: Fn = 0.30 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 57 ekil 29: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.6 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 58 ekil 30: Fn = 0.20 ileri hızında Seri 60 CB = 0.6 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 58 ekil 31: Seri-60 formu için yalpa sönüm katsayısının frekansla değişimi 59 ekil 32: Seri-60 formu için yalpa sönüm katsayısının hızla değişimi 60 ekil 33: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.6 formuna ait yalpa genlik karşılık fonksiyonları 60 ekil 34: Fn = 0.30 ileri hızında değişik dalga boylarında ölçülen toplam direnç artışı 62 4 Tablo Listesi Tablo 1: Hareket ölçen hızlı kamera sistemine ait ölçmeler 5 39 ÖZET Gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerinin dinamik analizi çok karmaşık bir problem olup iki kısımda ele alınmaktadır. • Hidrodinamik problem • Dinamik problem Bu problemlerden ilki hareketler sırasında gemiye çevresinden gelen etkileri, ikincisi de bu etkiler altında geminin yaptığı hareketleri incelemektedir. Gemiye çevresinden gelen etkiler gelen dalgaların etkileri (Froude-Krylov kuvvetleri), saçılan dalgaların etkileri (difraksiyon) ve yayılan dalgaların etkileri (radyasyon) olarak üç gurupta ele alınmaktadır. Geminin ileri hızı ve gelen dalga belli olduğunda Froude-Krylov kuvvetleri kolayca hesaplanır ve problem sadece saçılma ve yayılma potansiyellerinin belirlenmesine indirgenir. Bu problemlerin çözümü için önceleri gemilerin ince uzun yapılar olması varsayımı altında bir dizi iki boyutlu probleme indirgeyen teoriler geliştirilmiştir. Bilgisayarların gelişmesi sonucu bu yöntemlerin yanısıra tamamen üç boyutlu problemin çözümü de geliştirilmiş ve özellikle ince uzun olmayan gemiler ve açık deniz yapılarında başarı ile uygulanmıştır. Türkiye’de son on yılda gemi inşaatında ciddi bir aşama kaydedilmiş ve buna paralel olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Ata Nutku Gemi Model Deney Laboratuarı çevresinde de önemli bir birikim oluşmuştur. Ancak bu birikim gemi hareketlerini incelemek konusunda sayısal modelleme olanakları açısından iki boyutlu yöntemlerle sınırlı kılmakta ve bazı hallerde yeterli hassasiyet sağlanamamaktadır. Öte yandan gemi model deney laboratuarındaki deney düzenekleri oldukça eskimiş olup modernleştirilmeleri gerekmektedir. Türk gemi inşa sanayinin giderek artmakta olan gemi ihraç kapasitesi göz önüne alındığında tamamen güvenilir bir gemi hareketleri programının geliştirilmesi ve model havuzunun modernleştirilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu çerçevede üç boyutlu bir gemi hareketleri programı geliştirmek ve bu programı modernleştirilmiş bir havuzda sistematik bir deneysel çalışmayla da kontrol etmek amacı ile bir proje yürütülmüştür. Bu raporda yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen sonuçlar sunulmaktadır.. Anahtar Kelimeler: Gemi hareketleri, Dalga yükleri, Ek su kütlesi, Hidrodinamik sönüm, Genlik karşılık fonksiyonları 6 ABSTRACT The dynamic analysis of a ship in a confused seaway is a very complicated problem and it can be split into two simpler problems: • Hydrodynamic problem • Dynamic problem The first of these problems investigates the influence of the environment on the ship and the second problem looks at the motions of the ship as a result of the forces from the environment. The forces from the environment are treated in three groups, namely incident wave problem (Froude-Krylov Forces), diffraction problem and the radiation problem. As the forward speed of the ship and the incident wave are prescribed Froude-Krylov forces can easily be calculated and the problem boils down to the determination of the diffraction and the radiation potentials. The early solution techniques developed for the solution of these problems were based on reducing the problem to a series of two dimensional problems based on the assumption that the ship is slender. In later years, with the rapid progress in the computer technology fully three dimensional methods have been developed and these methods have been applied to non-slender ships and offshore structures with great success. In the last decade in Turkey serious progress has been observed in shipbuilding and an invaluable accumulation of know-how at the Ata Nutku Ship Model Testing Laboratory of the Faculty of Naval Architecture and Ocean Engineering at Istanbul Technical. Unfortunately the accumulated know-how at the laboratory is somewhat limited to the use of a two dimensional software. On the other hand with aging equipment the wave making facility needs upgrading. With the constantly increasing export capacity of the Turkish shipbuilding industry it looks like it is essential to develop reliable software for the investigation of ship motions and upgrade the experimental facility. Thus, a project has been initiated with the principal aim of developing a fully three dimensional software for investigating ship motions and performing systematic tests for validating this software after upgrading the experimental facility. In this report, the software developed and the tests performed is being presented. Keywords: Ship motions, wave loading, added mass, hydrodynamic damping, response amplitude operators 7 1. GİRİ Klasik gemi inşaatında yapısal mukavemet hesaplarının statik hallerde yapılması daima yeterli görülmüş ve dinamik etkiler genellikle ihmal edilmiştir. Bu da gemilerin hareketlerinin incelenmesinin sadece akademik çevrelerle sınırlı kılmıştır. Ancak gemilerin boylarının büyümesiyle birlikte, özellikle dövünme gibi statik halde incelenmesi olanaksız problemlerin ortaya çıkması, gemi hareketlerinin incelenmesi pratik mühendislik alanında kaçınılmaz hale gelmiştir. Gemilerin gerçek dalgalar arasındaki hareketlerinin incelenmesi uzun yıllar denizlerdeki düzensiz dalgaların uygun bir şekilde temsil edilebilmesi olanaksız gözüktüğü için imkânsız olarak düşünülmüş ve bu konudaki çalışmalar periyodik dalgalarla sınırlı kalmıştır. Kayda değer ilk çalışmalar ondokuzuncu yüzyılın sonunda yapılmıştır (FROUDE, 1861, KRYLOV, 1896). Bu çalışmaların her ikisinde de geminin çok ince olduğu ve gelen dalgaları hiç bir şekilde değiştirmedikleri varsayılmış ve sadece dalga zorlamasının bugün Froude-Krylov kuvveti olarak bilinen kısmı göz önüne alınmıştır. Daha sonraki yıllarda ek-kütle etkisi probleme ithal edilerek radyasyon etkilerini kısmen göz önüne almış (LEWİS, 1929), ve dalga yönü ile ileri hız göz önüne alınarak karşılaşma frekansı kavramını oluşturmuştur (MANNING, 1939). Gemi inşaatı mühendisleri probleme genellikle pratik açıdan yaklaşırlarken matematikçiler tarafından konu ile ilgili bazı çok önemli teorik çalışmalar da yürütülmüştür. Bu dönemde gemi hareketlerinin hidrodinamiği Green teoremi aracılığıyla matematiksel formalizm çerçevesinde incelenmiş ve bu çalışmalarla Green fonksiyonlarının ve Green teoreminin gemi hidrodinamiğine girişi sağlanarak günümüzde kullanılan analitik yöntemlerin temelleri atılmışdır (HAVELOCK; 1942, HAVELOCK; 1958, JOHN; 1949, JOHN, 1950). Diğer bir matematik formalizm de pertürbasyon yöntemininin gemi hidrodinamiği problemlerinde uygulanmasıdır ve ince gemi teorisinin oluşmasını sağlamıştır (PETERS VE STOKER, 1957). Bu teori gemi hareketleri problemlerine başarılı olarak uygulanamamakla birlikte pratikte birçok başarılı ince gemi teorisinin temelini oluşturmuştur. Düzensiz dalgalarda gemi hareketlerinin incelenebilmesi için ilk ve en önemli çalışma yirminci yüzyılın ortasında gerçekleştirilmiştir (ST. DENİS ve PIERSON, 1953). Bu çalışmada düzensiz dalgaların matematiksel temsili ile bunun gemi hareketlerini incelemekte kullanılması için formel bir yöntem önerilmiştir. Bu yöntem uyarınca düzensiz dalgalar verilmiş bir spektrumu oluşturan periyodik dalgaların toplamı olarak kabul edilmekte ve geminin düzensiz dalgalardaki hareketlerinin de spektrumu oluşturan periyodik dalgalardaki 8 hareketlerinin toplamı olacağı varsayılmaktadır. Yapılan bu kabuller sonucu probleme analitik olarak yaklaşmak mümkün olmuş ve esas problem gemilerin periyodik dalgalardaki hareketlerinin çözümüne ve bu çözümleri kullanarak düzensiz dalgalardaki hareketleri istatistikî olarak incelemeye indirgenmiştir. Bu yaklaşımdan yararlanarak kısa bir süre sonra kayda değer ilk çalışma ince gemi varsayımı yardımı ile pratik bir hesap yönteminin geliştirilmesidir (KORVIN-KROUSKİ VE JACOBS, 1957). Bu çalışmada geminin simetrisinden dolayı boy öteleme, dalıp-çıkma ve baş-kıç vurma hareketlerinin diğer hareketlerden bağımsız olacağı ve ileri ötelemenin de ince gemilerde ihmal edilebileceğini göz önüne alarak sadece dalıp-çıkma ve baş-kıç vurma hareketleri incelenmiştir. İnce gemi yaklaşımı 1970’li yılların ortalarına kadar gemi hareketleri araştırmalarının odak noktasını oluşturmuş ve birbirine kıyasla önemli farklılıklar gösteren çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Farklılıklar esas olarak problemin modellenmesi, çözüm yöntemi ve ileri hızın göz önüne alınması konularında olmak üzere üç noktada ortaya çıkmaktadır. Problem modellenmesi konusunda pratik mühendislik yaklaşımı (GERRITSME VE BEUKELMAN, 1964) ile teorik yaklaşım (OGILVIE VE TUCK, 1969) olmak üzere iki farklı yaklaşım vardır. Teorik yaklaşım izafi hareketin yarattığı karmaşıklığın sona erdirilip hareketin toplam etkisini yayılma ve saçılma bileşenlerinden oluştuğunu belirlemesi açısından çok önemlidir. İki boyutlu potansiyel probleminin çözümü için üç değişik yöntem kullanılmıştır. Bunlardan ilki Jukowskinin konform dönüşüm yönteminin bir uzantısı olup geliştirilen ilk yöntemdir (LEWIS, 1929). Daha sonraları serbest su yüzeyinde salınım yapan cisimler probleminin çözümü için potansiyelin duble ile temsil edilmesi önerilmiş (URSELL, 1949) ve bu yöntem gemi formları için genelleştirilmiştir (TASAI, 1959). Son olarak serbest su yüzeyinde hareket eden iki boyutlu bir kesiti üzerinde dağıtılan kaynaklarla temsil ederek problemin çözümünde büyük bir esneklik sağlanmış (FRANK, 1967) ve bu yöntemin gemi hareketlerine uygulanmasından (SALVESEN, TUCK VE FALTINSEN, 1970) sonra daha evvelce geliştirilmiş olan yöntemler terk edilmişlerdir. Geliştirilen yöntemlerde ayrıca ileri hızın göz önüne alınışında da ortaya üç değişik yaklaşım çıkmıştır (GERRITSME VE BEUKELMAN, 1964, OGILVIE VE TUCK, 1969, SALVESEN, TUCK VE FALTINSEN, 1970). Bu çalışmalardan ilki Timman-Newman simetri koşulunu sağlamamaktadır. İnce gemi yaklaşımı temel varsayımı nedeniyle her zaman sınırlı olup ileri öteleme hareketinin incelenmesine olanak vermemektedir. Bu özellikle tankerler ve dökme yük gemileri gibi dolgun gemi formlarında bazen oldukça önemli hatalara neden olduğundan bilgisayarlardaki hızlı gelişmeler sonucu 1970’li yılların ortasına doğru literatürde probleme üç boyutlu panel yöntemi ile yaklaşan makaleler görülmeye başlanmıştır. Bunların ilk örnekleri ileri hızı ihmal ederek geliştirilmişlerdir (FALTINSEN VE MICHELSEN, 1974, 9 HOGBEN VE STANDING, 1974). Bunlardan sadece saçılma problemi ile ilgilenen Hogben ve Standing sonlu derinlik halini de incelemiştir. Sıfır ileri hız halinde oldukça başarılı sonuçlar elde edilmesine ve ileri hıza ait Green fonksiyonu belli olmasına rağmen problemi ileri hız için çözmek oldukça daha uzun zaman almıştır. Bu konudaki kayda değer ilk çalışma yaklaşık on sene sonra yürütülmüştür (INGLIS VE PRICE, 1980). Burada kaynağın ileri hızı nedeni ile Green fonksiyonu oldukça yüksek salınımlar göstermekte ve hesaplanmaları sorun yaratmaktadır. Inglis ve Price tekil entegrallerin ve problemin karakteristiklerinden yararlanarak bu sorunu büyük ölçüde aşmışlardır ancak sayısal hesaplar oldukça uzun zaman almaktadır. Bu çalışmaları daha rasyonel hale getirmek için kurulan “NSMB Cooperative Research Sea Loads Working Group” bir proje çerçevesinde üç boyutlu panel metodunu kullanarak gemi hareketlerini incelemek üzere bir program geliştirmiştir. Bu projede geliştirilen programda ileri hız probleminde karşılaşılan sorunlar göz önüne alınarak düşük hızlarda basitleştirilmiş bir Green fonksiyonu kullanılmaktadır (CHEN, TORNG VE SHIN, 1985). Bu çalışmalar sırasında Green fonksiyonunda ortaya çıkan irregüler frekans probleminin su hattı boyunca entegrasyonuyla çözümlenebildiği belirlenmiştir (BESSHO, 1977). Son zamanlarda ileri hız probleminde yaşanan sorunlardan kurtulabilmek amacı ile yeni çalışmalar yapılmış ve yeni bir Green Fonksiyonu önerilmiştir (NOBLESSE VE YANG, 2004). Bu Green fonksiyonu çok daha basit olmasına ve radyasyon koşulunu sağlamasına karşılık lineerleştirilmiş serbest su yüzeyi koşulunu gemi civarında ancak yaklaşık olarak sağlamaktadır. Yazarlar bu yaklaşıklığın önemli bir sorun teşkil etmeyeceğini tam tersine geminin ileri hızından dolayı gemi civarındaki bozulmaların daha kolaylıkla temsil edilmesine elvereceğini iddia etmektedirler. Yukarıda sözü edilen çalışmaların hepsi problemi frekans uzayında çözmekte ve sonra Fourier dönüşümü yardımı ile zaman uzayına geçmektedir. Bu çalışmaların yanı sıra bazı araştırmacılar problemi doğrudan zaman uzayında çözmeyi denemişlerdir (LIAPIS VE BECK, 1985). Bu yöntem her zaman aralığında hesapların tekrarlanmasını gerektirdiği için daha uzun zaman alması nedeni ile uzunca süre pek kabul görmemiştir. Ancak son zamanlarda serbest su yüzeyinin her zaman adımındaki yeni konumunda hesap yapmaya olanak verdiğinden nonlineer probleme uygun olması bu konudaki çalışmaların artmasına neden olmuştur (BECK, CAO VE LEE, 1993, KARA VE VASALOS, 2003). Bu yöntemde tam serbest su yüzeyi koşulu gerçek serbest su yüzeyi üzerinde sağlandığı öne sürülmektedir. Ancak gerçek serbest su yüzeyinin de problemin bir bilinmeyeni olması problemi oldukça karmaşıklaştırmakta ve ayrıca çözümün yakınsaklığı tartışılır olduğundan elde edilen sonuçların geçerliliği konusunda da şüpheler oluşmaktadır. Deneysel sonuçlar genellikle lineer aralıkta olduğu için karşılaştırmalar sağlıklı bir ölçü değildir. Bir diğer gelişme de ileri hızlarda Green fonksiyonunun entegralinden gelen zorlukları aşmak amacı ile yapılan 10 çalışmalardır. Bu çalışmalar genellikle Green fonksiyonu yerine Rankine kaynakları ve sınır elemanları yöntemini kullanarak çözüm aramak şeklindedir (NAKOS VE SCLAVOUNOS, 1990, KRING, HUANG, SCLAVOUNOS, VADA VE BRAATHEN,1997). Özünde sınır elemanları yöntemi de bir panel yöntemi olup farklılık kernel fonksiyonunun seçimi ile serbest su yüzeyi ve radyasyon koşullarının sağlanış şeklinden kaynaklanmaktadır. Kernel fonksiyonunun sadece bölgedeki denklemi sağlaması yeterlidir ve bu bölge serbest su yüzeyi ve radyasyon yüzeyi ile sınırlıdır. Bu yüzeyler de gemi yüzeyi gibi panellerle temsil edilir ve üzerlerindeki kaynaklar serbest su yüzeyi ile radyasyon koşularının sırası ile serbest su yüzeyi ve radyasyon sınır yüzeyini oluşturan paneller üzerinde sağlanması ile belirlenir. Bütün bu yöntemlerin geçerliliklerini belirlemek ancak elde edilen sonuçları deney sonuçları ile karşılaştırılmasıyla mümkündür. Teorik çalışmalara kıyasla çok daha sınırlı olmakla birlikte birçok deneysel çalışma yapılmıştır. Bunlardan önemli olan ilk sistematik çalışma Hollandada NSMB gemi model havuzunda yürütülmüştür (VOSSERS, SWAAN VE RIJKEN, 1960). Periyodik dalgalarda yapılan deneylerde Seri 60 modeller kullanılmış, model boyları 10 m olarak sabit alınırken gemi genişliği, gemi derinliği ve blok katsayısı sistematik olarak değiştirilmiştir. Dalga karakteristikleri açısından dalga yüksekliğinin gemi boyuna oranı sabit tutulmuş ancak dalga boyu gemi boyunun %60ı ile %180i arasında dalganın geliş açısı da o o 10 ile 170 arasında değiştirilmiştir. Modellerin ağırlıkları ve ağırlık dağılımları sabit tutulmuş hızları sistematik olarak değiştirilmiş. Deneyler sırasında dalıp çıkma, baş-kıç vurma ve yalpa hareketleri ve sevk karakteristikleri ölçülmüştür. Bu çalışmadan önce daha sınırlı olmakla birlikte oldukça önemli iki çalışma daha yürütülmüştür (GERRITSMA, 1957, GOLOVATO, 1959). Bunlardan Gerritsma deney ile teoriyi birlikte kullanan ilk araştırmacıdır ve zorlanmış dalıp çıkma, zorlanmış baş-kıç vurma deneylerinden hesap yoluyla ek kütle ve sönüm katsayılarını elde etmiştir. Golovato da tek serbestlik dereceli hareketler için deneyler yapmış böylece transient hareketleri ölçüp bunları bilinen lineer yay kütle sitemi hareketi ile karşılaştırıp hareketlerdeki hafıza etkisini ve konvolüsyon entegralinin gerekliliğini göstermiştir. Son zamanlarda deneysel tekniklerde kaydedilen gelişmeler sonucu bazı daha hassas ölçmeler de yapılmştır (OHKUSU, 1998, MIYAKE, KINOSHITA, KAGEMOTO VE ZHU, 2000). Bu deneyler sırasında özellikle parçalı modellerle global hidrodinamik kuvvetler ölçmek yerine gemi yüzeyinde hidrodinamik basınçları ölçmek yoluna gidilmiştir. Ohkusu ölçümleri ile sayısal yöntemleri karşılaştırmakta, Miyake ve diğerleri de basınçlarla birlikte global kuvvetleri de ölçmüş böylece basınç entegrasyonunda izlenen yolu kontrol etme olanağını bulmuştur. Bu model deneylerinin yanı sıra bazı gemi ölçmeleri de yapılmaya başlanmış ve Amerikan Sahil Koruma teşkilatına ait bir sahil muhafaza botunda dalgalarda 11 değişik yön ve hızlarda ilerlerken ölçmeler yapılmıştır (APPLEBEE VE BIATIS, 1984). Ölçülen büyüklükler arasında dalga karakteristikleri, gemi hareketleri ve personel üzerindeki etkileri de vardır. Gemi hareketleri konusunda çok geniş bir değerlendirme de Odabaşı ve Hearn tarafından yapılmıştır (ODABAI VEHEARN 1977). Yapılan kaynak araştırmasından görülmektedir ki gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerinin incelenmesi konusunda en yaygın yöntem Green fonksiyonlarından yararlanarak çözüm aramaktır. Kullanılan Green fonksiyonunun tipine bağlı olarak çözümü doğrudan elde etmek veya frekans uzayında elde edip daha sonra Fourier dönüşümü uygulayarak zaman uzayına geçmek mümkündür. Hesaplardaki kolaylığı açısından problemi zamandan bağımsız Green fonksiyonları kullanarak frekans uzayında ele almanın daha uygun olacağına karar verilmiştir. Yapılan literatür çalışması ileri hız fonksiyonu kullanılarak yapılan hesaplarda hesap yükünün çok arttığını buna karşılık gemiler için geçerli olan hızlarda elde edilen sonuçlarda büyük bir farklılık gözlenmediği belirtimektedir (CHAN, 1990). Bu durum göz önüne alınarak geliştirilecek olan üç boyutlu programda sıfır ileri hız fonksiyonunun kullanılmasına karar verilmiştir. Raporun genel bilgiler bölümünde eksen takımları, dinamik problem ve hidrodinamik problem ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Gereç ve yöntem bölümünde Ata Nutku gemi model deney laboratuarındaki dalga cihazı yapılan yenileme çalışmalarını kapsayacak şekilde tanıtılmakta ve hesaplarda kulanılan panel yöntemi anlatılmaktadır. Çeşitli örnekler üzerinde yapılan sayısal ve deneysel çalışmalardan elde edilen sonuçlar bulgular bölümünde bu bulguların irdelenmesi ve varılan genel sonuçlarla öneriler sonuçlar bölümünde verilmektedir. 12 2. GENEL BİLGİLER 2.1. Problemin Tanımı ve Eksen Takımları Problem dalgalar arasında ilerlemekte olan bir geminin hareketlerinin incelenmesi olarak tarif edilmektedir. Bu problem en genel hali ile sıvı bir yarım uzay ile gaz bir yarım uzayın ara yüzeyindeki sonlu bir katı bölge aralarındaki etkileşimin incelenmesidir. Bu genel hali ile bu problem hiç ele alınmamış ancak gaz yarım uzayın etkisini sabit varsayarak sadece sıvı yarı uzay ile sonlu katı bölge arasındaki etkileşim ele alınmıştır. Katı ile sıvı arasındaki etkileşimin genel olarak incelenebilmesi için, özellikle yüksek frekanslarda, katı ve sıvı problemlerini birlikte ele almak gerekir. Böyle bir çalışma Saıgül ve Dökmeci tarafından yapılmış ancak bu çalışma sıvı yarı uzayının sınırında var olabilecek dalgaları göz önüne almamıştır (SARIGÜL VE DÖKMECİ, 1984). Arayüzeyde dalgaların olmaması bu variyasyonel ilkenin gemi hareketlerine uygulanması konusunda önemli bir sınırlama getirmektedir. Diğer taraftan gemi hareketleri çok düşük frekanslarda oluştuklarından genelde gemi rijit cisim olarak kabul edip katı ve sıvı problemlerini birbirinden ayırmak ve problemi oldukça kolaylaştırmak olanaklıdır. Gemilerin dalgalar arasındaki hareketleri incelenirken herzaman bu yol izlenmektedir, ancak gemi için yapılan rijit cisim varsayımının geçerliliği tartışmaya açık olabilir. Nevarki bu çalışma çerçevesinde de gemi katı cisim olarak ele alınacak ve gemi hareketlerinde elastiklik etkilerinin incelenmesi daha sonraki bir projeye bırakılacaktır. Bu noktada problemin incelenmesi sırasında kullanılacak eksen takımlarını ele almakta yarar vardır. ekil 1: Geminin dalgalara göre konumu Genel olarak geminin açık denizdeki hareketleri inceleneceğinden dalgaların uzun cepheli dalgalar olduğu varsayılacaktır. En genel halde geminin dalga ilerleme yönü ile herhangi bir β açısı yapacak şekilde ve sabit bir Vo ortalama sürati ile ilerlediği hali göz önüne alalım 13 (ekil 1). Bu durumda gemi ortalama Vo hızı ile ilerlerken aynı zamanda bu ortalama konumunun etrafında altı serbestlik dereceli salınımlar da yapar. Geminin bu iki hareketinden ilki olan Vo ortalama hızı ile ilerleme, gemi direnci konusunun bir problemi olarak kapsam dışı bırakılacaktır. Geminin altı serbestlik dereceli salınımlarından oluşan ikinci hareketi ise problemimizin temelini oluşturmaktadır. İlk problemi kapsam dışında bırakmakla birlikte ortalama ileri hızının ikinci probleme etkisi göz önüne alınacaktır. Seçtiğimiz ikinci eksen takımı xyz de dik kartezyen bir sağ eksen takımı olup ilk anda XYZ eksen takımı ile çakışıktır ve Vo sabit hızı ile pozitif X doğrultusunda ilerlemektedir. Bu eksen takımında zaman t ile gösterilmekle birlikte uzayda sabit eksen takımındaki zamandan gerçekte hiç bir farkı yoktur. Böylece herhangi bir t anında xyz eksen takımı ile XYZ eksen takımı arasında VoT = Vot kadar mesafe olup (ekil 2) değişkenler arasında şu ilişki vardır. (2.1) x = X − Vo T = X − Vo t y=Y z=Z t=T ekil 2: Uzayda sabit XYZ eksen takımı ile hareketli xyz eksen takımları arasındaki ilişki İki eksen takımı arasındaki bu ilişkiler göz önüne alındığında kısmi türev operatörleri arasında da şu ilişkiler olacağı açıktır. (2.2) ∂ ∂ = ∂X ∂x ∂ ∂ = ∂Y ∂y ∂ ∂ = ∂Z ∂z ∂ ∂ ∂ = − Vo ∂T ∂t ∂x Bu ilişkiler XYZ eksen takımında verilmiş denklemlerde kullanılmak suretiyle ileri hız etkisini kaybetmeksizin problemin xyz eksen takımındaki genel denklemleri elde edilir. Her ne kadar xyz eksen takımında gemi yüzeyinin tanımı XYZ eksenine göre çok daha kolay ise de bu eksen takımında da zamana bağlı kalmaktadır. Bu nedenle problemi daha da basitleştirmek amacı ile bir üçüncü eksen takımı kullanmak uygun olur. 14 Problemin incelenmesinde kullanılacak üçüncü eksen takımı x′y′z′ da ortogonal bir sağ eksen takımı olup gemiye bağlıdır. Kolaylık açısından ilk anda XYZ ve xyz eksen takımları ile çakışıktır ve her an xyz eksen takımına göre altı serbestlik dereceli salınım hareketleri yapmaktadır (ekil 3). ekil 3: Gemiye bağlı x′y′z′ eksen takımının xyz eksen takımına göre hareketleri Gemiye bağlı x′y′z′ eksen takımının xyz eksenine göre hareketi orijininin bir Ψ (t) öteleme vektörü ve bir Ω (t) dönme vektörü yardımı ile (2.3) r( t ) = x( t )i + y(t ) j + z( t )k = Ψ( t ) + Ω( t ) × r ′ r ′ = x ′i + y ′j + z ′k Ψ = ξ1i + ξ 2 j + ξ 3 k Ω = ξ 4i + ξ 5 j + ξ 6k şeklinde verilir. Burada ξ j ( t ) j = 1,2,...,6 geminin hareketinin altı bileşenidir. Bunlar birincisinden başlayarak sırası ile boy öteleme, yan öteleme, dalıp çıkma, yalpa, baş-kıç vurma ve savrulma hareketleridir. Bu hareketler cinsinden xyz eksen takımı ile x ′y ′z ′ eksen takımının arasındaki ilişkiyi şöyle yazabiliriz. (2.4) x = ξ1 + z ′ξ 5 − y ′ξ 6 y = ξ 2 − z ′ξ 4 + x ′ξ 6 z = ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 Bu ilişkileri kullanarak dinamik problemi ve hidrodinamik problemde gemi yüzeyinin hareketini tanımlamak daha kolaylaşır. Burada geminin yüzdüğü ortamdaki dalgaların boylarının gemi boyu mertebesinde olup yüksekliklerinin dalga boylarına göre oldukça küçük varsayıldığını ve bu dalgalardan kaynaklanan gemi hareketlerinin küçük genlikli olacağının kabul edildiğini hatırlatmakta yarar vardır. Bu varsayımlar ileride lineerleştirilmesinde ve çözümün elde edilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. 15 problemin 2.2. Gemi Hareketlerinde Dinamik Problem Geminin dinamik problemi dediğimizde, gemiye deniz tarafından etki ettirilen kuvvetlerin belirli olduğu varsayılarak bu kuvvetler etkisinde geminin hareketlerinin ele alınmasıdır. Problem Newton’un hareket yasalarından yararlanarak incelenecek ve geminin pratik olarak şekil değiştirmeyen bir cisim olduğu kabul edilecektir. Bir cisme etki eden kuvvetlerin dengesi yasasına göre gemiye etki eden atalet kuvvetleri ile dış kuvvetler dengededir. Yani (2.5) ∫∫∫ ρ&r&dV = Fd Fd = − ∫∫ pndS V S Burada Fd dış kuvveti geminin S dış yüzeyine etki eden p basıncının gemi yüzeyi üzerinde entegraline eşittir. Kuvvetin hesabında basıncın gemi yüzeyine dik etki ettiğini ve yönünün belirlenmesinde gemi yüzeyinin n dış normali ile çarpıldığına dikkat edilmelidir. İvme hesabı için r(t) ve r’ yer vektörlerinin (2.3) denklemlerinden yararlanarak türevleri alınır ve (2.5) denklemine yerleştirilirse ∫∫∫ ρ&r&dV = i&ξ&1 ∫∫∫ ρdV + &ξ&5 ∫∫∫ z ′ρdV − &ξ& 6 ∫∫∫ y ′ρdV + V (2.6) V V V + j&ξ& 2 ∫∫∫ ρdV − &ξ& 4 ∫∫∫ z ′ρdV + &ξ& 6 ∫∫∫ x ′ρdV + V V V + k &ξ&3 ∫∫∫ ρdV + &ξ& 4 ∫∫∫ y ′ρdV − &ξ&5 ∫∫∫ x ′ρdV = Fd V V V elde edilir. Kuvvetlerin dengesi yasasından üç denklem elde edilir ama bilinmeyenlerin sayısı altı olduğu için problemi çözmeye yetmez. Bu durumda bir cisme etki eden kuvvetlerin sabit bir noktaya göre momentlerinin de dengede olması gerektiğinden (2.7) ∫∫∫ ρr ′ × &r&dV = M d V M d = − ∫∫ pr ′ × ndS S yazılabilir. Burada Md dış kuvvetin gemiye bağlı eksen takımının aynı sabit noktaya göre alınmış momentidir. Momentlerin dengesinde de kuvvetlerin dengesinde uygulandığı gibi r(t) ve r’ yer vektörlerinin türevlerini yerlerine yerleştirerek problemin çözümü için gerekli olan diğer üç denklem elde edilir. Aynı işlemler (2.7) denklemlerine uygulandığında momentlerin dengesi için de 16 (2.8) − &ξ& 2 ∫∫∫ z ′ρdV + &ξ&3 ∫∫∫ y ′ρdV + &ξ& 4 ∫∫∫ ( y ′ 2 + z ′ 2 )ρdV − V V V ∫∫∫ ρr ′ × &r&dV = i && + & & V − ξ 5 ∫∫∫ x ′y ′ρdV − ξ 6 ∫∫∫ x ′z ′ρdV V V &ξ&1 ∫∫∫ z ′ρdV − &ξ&3 ∫∫∫ x ′ρdV − &ξ& 4 ∫∫∫ x ′y ′ρdV + V V V + j + 2 2 && && + ξ 5 ∫∫∫ ( x ′ + z ′ )ρdV − ξ 6 ∫∫∫ y ′z ′ρdV V V − &ξ&1 ∫∫∫ y ′ρdV + &ξ& 2 ∫∫∫ x ′ρdV − &ξ& 4 ∫∫∫ x ′z ′ρdV − V V V + k = Md 2 2 && && − ξ 5 ∫∫∫ y ′z ′ρdV + ξ 6 ∫∫∫ ( x ′ + y ′ )ρdV V V bulunur. Bu denklemlerin sağ tarafındaki hacim entegrallerinin gemi formu ve ağırlık dağılımı belli olduğundan kolayca hesaplanabileceği gözükmektedir. Geminin simetrisi nedeni ile sıfır olacak entegralleri ihmal ederek (2.9) ∫∫∫ ρdV = M ∫∫∫ x ′ρdV = x c M ∫∫∫ z ′ρdV = z c M ∫∫∫ x ′z ′ρdV = I xz V V V V 2 2 2 2 ∫∫∫ ( y ′ + z ′ )ρdV = I xx ∫∫∫ ( x ′ + z ′ )ρdV = I yy 2 2 ∫∫∫ ( x ′ + y ′ )ρdV = Izz V V V tanımları yapılır ve dış kuvvet ile momenti de bileşenleri cinsinden (2.10) Fd = f1i + f2 j + f3k M d = f 4i + f5 j + f 6k şeklinde ifade edilirse (2.6) ve (2.8) denklemleri 6 (2.11) ∑ m jk &ξ&k = f j j = 1,2,...,6 j=1 lineer denklem sistemine indirgenmiş olur. Buradaki mjk kütle matrisi (2.12) m jk M 0 0 = 0 Mz c 0 0 M 0 − Mz c 0 Mx c 0 0 M 0 − Mx c 0 0 − Mz c Mz c 0 − Mx c I xx 0 I yy 0 − I xz 0 0 0 Mx c 0 − I xz 0 Izz olup fj j = 1,2,…,6 de genelleştirilmiş kuvvetler diye bilinen dış kuvvetlerin üç bileşeni ve bu kuvvetlerin bir noktaya göre alınan momentlerinin üç bileşeninden oluşmaktadır. Bu lineer denklem sisteminin çözümü dinamik problemin çözümünü verir. Genelleştirilmiş kuvvetlerin hesabı da gemi hareketlerindeki hidrodinamik problemi oluşturmaktadır. 2.3. Gemi Hareketlerinde Hidrodinamik Problem Gemilerin dalgalar arasındaki hareketleri sırasında gemi yüzeyine etki eden basınç dağılımının hesaplanması ve bu basıncın gemi yüzeyinde entegre edilerek gemiye etki eden 17 genelleştirilmiş kuvvetlerin hesabı gemi hidrodinamiğinin temel problemini oluşturur. Genel olarak deniz suyu viskoz bir akışkan olduğundan basınçların gerçek değerlerini hesaplayabilmek için akışkan bölgesinde Navier-Stokes denklemini çözmek gerekir. Ancak çeşitli mühendislik problemlerinde suyun viskoz etkilerin λ dalga boylarının cisimlerin L karakteristik boyutlarına kıyasla çok küçük olduğu hallerde (λ/L<0.2) önem kazandığı bu oran büyüdükçe hızla önemini yitirdiği gözlenmiştir. Öte yandan dalgaların gemi üzerinde etkili hale gelebilmeleri için dalga boylarının gemi boyu ile aynı mertebede olması gerektedir. Bu nedenle vizkozitenin gemi hareketlerine etkisi yalpa hareketi dışında tamamen ihmal edilebilir. Yalpa hareketi için geminin karakteristik boyutu gemi eni olacağı için vizkozite etkisini tamamen ihmal etmek yanlış olur. Ancak sadece yalpa hareketi için problemin tümünü karmaşık hale getirmek uygun olmadığından çözümde akışkanı vizkozitesiz kabul edip yalpa hareketi için vizkoz etkileri ampirik olarak göz önüne almak yoluna gidilecektir. Akışkanın viskozitesiz olduğu varsayıldığında akışkan bölgesinde uzayda sabit eksen takımına göre hızların bir Φ( X, Y, Z, T ) potansiyelinden türediği kabul edilebilir. Ayrıca dalgaların yüksekliklerinin boylarına oranlarının küçük olduklarından dalga kırılması oluşmadığı varsayılarak dalga yüzeyinin F(X,Y,Z,T) = Z – ζ(X,Y,T) şeklinde yazılabileceği ve gemi yüzeyinin kapalı denkleminin B(X,Y,Z,T) = 0 olarak bilindiği kabul ediliyor. Bu durumda akışkan bölgesinde hız ve basınç potansiyele bağlı olarak V( X, Y, Z, T ) = ∇Φ( X, Y, Z, T ) (2.13) ∂Φ( X, Y, Z, T ) 1 + ∇Φ( X, Y, Z, T ) • ∇Φ( X, Y, Z, T ) + gZ p( X, Y, Z, T ) = −ρ ∂T 2 şeklinde ifade edilir. Problemin çözümü için akışkan bölgesinde geçerli olan bir denklem ile sınırlarda geçerli sınır koşullarının belirlenmesi gerekmektedir. Bölgede kütle korunumu ilkesinin sonucu olan süreklilik denklemi geçerli olduğu için hız potansiyeli (2.14) ∇ • V( X, Y, Z, T ) = ∂ 2Φ ∂X 2 + ∂ 2Φ ∂Y 2 + ∂ 2Φ ∂Z 2 =0 − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ −∞ ≤ Z ≤ ζ denklemini sağlar. İlk sınır koşulu olarak deniz dibi sızdırmaz bir yüzey olduğundan bu yüzeye dik doğrultuda akışkan hızı sıfır yazılır. Deniz dibi yatay bir yüzey olarak kabul edildiğinden yüzeye dik doğrultunun Z doğrultusudur ve deniz dibi koşulu için (2.15) n • ∇Φ( X, Y, Z, T ) = ∂Φ =0 ∂Z − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ Z = −∞ bulunur. Deniz derinliği çok fazla olduğu durumlarda (d > λ) (2.15) koşulu d derinliğinin sonsuza giderkenki limit hali olarak kullanılmalıdır. 18 Serbest su yüzeyinde potansiyele ilaveten serbest su yüzeyinin de bilinmeyen olması nedeniyle iki koşul gerekmektedir. Bu koşullardan ilki serbest su yüzeyinin maddesel bir yüzey olduğunu ve bu nedenle yüzeyin herhangi bir noktasının daima yüzey üzerinde kalacağını ifade eden kinematik sınır koşuludur. Bu koşul gereği serbest su yüzeyinin zamanı takiben alınan türevi sıfır olması gerekir ve serbest su yüzeyinin kinematik sınır koşulu için (2.16) DF( X, Y, Z, T ) ∂ζ ∂ζ ∂Φ ∂ζ ∂Φ ∂Φ = + + − =0 DT ∂T ∂X ∂X ∂Y ∂Y ∂Z − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ Z=ζ elde edilir. Serbest su yüzeyindeki ikinci koşul bu yüzeye etki eden dış basıncın atmosferik basınç olduğu ve atmosferik basıncın sabit olduğunu belirten serbest su yüzeyinin dinamik koşuludur. Genelliği bozmaksızın atmosferik basıncın sıfır olduğunu varsayarak (2.13) denkleminden dinamik serbest su yüzeyi koşulu (2.17) ∂Φ 1 ∂Φ ∂Φ ∂Φ ∂Φ ∂Φ ∂Φ + + + + gζ = 0 ∂T 2 ∂X ∂X ∂Y ∂Y ∂Z ∂Z − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ Z=ζ şeklini alır. Son olarak gemi yüzeyi üzerinde geçerli olacak sınır koşulunu belirtmek gerekir. Gemi yüzeyinde, geminin formu belli olduğu için, sadece kinematik koşula gerek vardır ve bu yüzey de maddesel yüzey olduğu için hareketi takiben alınan türevi değişim göstermez. Gemi yüzeyini B(X,Y,Z,T) = 0 denklemi ile gösterdiğimizi varsayarsak (2.18) DB( X, Y, Z, T ) ∂B = + ∇Φ • ∇B = 0 DT ∂T X, Y, Z ∈ B( X, Y, Z, T ) Burada gemi yüzeyinin zamana göre türevi ve gradyanı için (2.19) 1 ∂B = Vn ∇B ∂T ∇B =n ∇B yazılabileceğini göz önüne alırsak gemi yüzeyinde sınır koşulu olarak (2.20) n • ∇Φ = − Vn X, Y, Z ∈ B( X, Y, Z, T ) bulunur. Burada Vn gemi yüzeyindeki noktaların yüzeyin dış normali doğrultusunda hızını vermektedir ve (2.20) denklemi gemi yüzeyinde sızdırmazlığı ifade etmektedir. Problemimin çözümü için (2.14) kısmi türevli diferansiyel denkleminin (2.15), (2.16), (2.17) ve (2.20) sınır koşullarını sağlayacak bir çözümünün bulunması gerekmektedir. Ancak bu koşulları sağlayan bir çok çözüm bulmak olanaklıdır ve problemin tek bir çözümünü bulabilmek için uygun bir radyasyon koşulunu da sağlayacak bir çözüm aranmalıdır. Bu çözümü bulmak özellikle (2.16) ve (2.17) sınır koşullarındaki nonlineerlik nedeniyle oldukça zordur ve ilk etapta bu koşulları lineerleştirerek problemi basitleştirmek uygun olur. 19 2.3.1. Problemin Lineerleştirilmesi Problemi basitleştirebilmek için nonlineerliğin tek kaynağı olan serbest su yüzeyindeki sınır koşullarını lineerleştirmek için serbest yüzeydeki ζ(X,Y,T) deformasyonlarının küçük olduğunu göz önüne alıp Φ potansiyelini serbest yüzey üzerindeki değeri Taylor serisine açılırsa (2.21) Φ( X, Y, Z, T ) = Φ( X, Y,0, T ) + ζ( X, Y, T ) şeklinde yazılabilir (SABUNCU, ∂Φ( X, Y,0, T ) ∂Z 1962). Ayrıca ζ(X,Y,T) deformasyonlarının yanı sıra Φ potansiyelinin de küçük olacağını göz önüne alıp küçük terimlerin çarpımını içeren terimleri ihmal ederek serbest su yüzeyinde kinematik ve dinamik sınır koşulları için ∂ζ ∂Φ − =0 ∂T ∂Z (2.22) ∂Φ + gζ = 0 ∂T − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ Z=0 − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ Z=0 denklemleri elde edilir. Görüldüğü gibi bu iki denklemde potansiyel sıfır civarındaki değer olduğundan koşul Z = 0 düzleminde yazılmaktadır. Bu sınır koşulu linerleştirilirken akışkan bölgesinin serbest yüzey deformasyonlarından da bağımsız kılındığı görülmektedir. Burada serbest yüzeydeki iki sınır koşulunu karşılaştırmak sureti ile serbest su yüzeyi için tek bir koşul elde edilebilir ve lineerleştirilmiş problem ∂ 2Φ + ∂ 2Φ ∂X 2 ∂Y 2 ∂Φ =0 (2.23) ∂Z ∂ 2Φ + ∂ 2Φ ∂Z 2 ∂Φ =0 ∂Z ∂T n • ∇Φ = − Vn 2 +g =0 − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ − ∞ ≤ X, Y ≤ ∞ −∞ ≤ Z≤0 Z = −∞ Z=0 X, Y, Z ∈ B( X, Y, Z, T ) denklemleri ile verilebilir. Daha önce de belirtildiği gibi çözümün tekliğinin sağlanabilmesi için bu denklemlere ayrıca uygun bir yayılma koşulu ilave etmek gerekmektedir. Bu şekilde elde edilecek potansiyelden yararlanarak gemi yüzeyine etki eden dinamik basınç ∂Φ( X, Y, Z, T ) (2.24) p( X, Y, Z, T ) = −ρ + gZ ∂T şeklinde elde edilir. Basınç da hesaplandıktan sonra bu basıncı gemi yüzeyinde entegre ederek genelleştirilmiş kuvvetler hesaplanabilir. Ancak uzayda sabit XYZ eksen takımlarında gemi yüzeyinin sürekli değişmesi nedeniyle basıncın hesaplanabilmesi oldukça karmaşıktır. Bu nedenle basınç ve kuvvet hesaplarının gemiye bağlı xyz eksen takımında yapılması daha uygun olur. 20 2.3.2 Problemin Hareketli Eksenlerde Tanımlanması Uzayda sabit XYZ eksen takımında probleminin temel denklemleri (2.23) denklemleri ile verilmektedir. Ancak problem gemi ortalama hızı Vo ile ilerlemekte olan xyz eksen takımında çözüleceği için uygun şekilde düzenlenmesi gerekecektir. Bu nedenle potansiyelin türevlerini alırken (2.2) ilişkilerinden yararlanarak saçılma probleminin temel denklemleri ∂ 2φ ∂x 2 + ∂ 2φ ∂y 2 + ∂ 2φ ∂z 2 =0 ∂φ =0 (2.25) ∂z ∂ 2φ − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ −∞ ≤ z ≤0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ 2 ∂φ ∂ 2φ 2 ∂ φ + V + g =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ o ∂t∂x ∂z ∂t 2 ∂x 2 n • ∇φ = Vn x, y, z ∈ B( x, y, z, t ) − 2Vo z = −∞ z=0 şeklinde elde edilir. Bu denklemlere çözümün tekliğini sağlayabilmek için ayrıca uygun bir yayılma koşulu eklenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan uzayda sabit eksen takımında (2.26) ζ( X, Y, T ) = ζ o exp{i[µ o (XCosβ + YSinβ ) − ωo T ]} şeklinde verilen geniş cepheli dalgalarda (2.1) tanımlarından yararlanmak suretiyle hareketli eksen takımında gelen dalgalar (2.27) ζ( x, y, t ) = ζ o exp{i[µ o (xCosβ + ySinβ) − ω e t ]} olarak yazılabilir. Burada ωo gelen dalgaların açısal frekansı, ωe karşılaşma açısal frekansı ve µo dalga sayısı olup (2.28) µ o = ωo2 / g ω e = ω o − µ o Vo Cosβ ilişkilerini sağlarlar. Dalgalar karşılaşma frekansı cinsinden harmonik olduğundan potansiyel de harmonik olarak φ = ϕe iωe t yazılırsa problem ∂ 2ϕ ∂x 2 + ∂ 2ϕ ∂y 2 + ∂ 2ϕ ∂z 2 =0 ∂ϕ =0 ∂z −∞ ≤ z ≤0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ (2.30) − ω 2e ϕ + 2iω e Vo n • ∇ϕ = Vn R→∞ − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ ∂ϕ ∂ 2ϕ ∂ϕ + Vo2 2 + g =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ ∂x ∂z ∂x x, y, z ∈ B( x, y, z, t ) ∂ϕ lim R − iµ o ϕ → 0 ∂R R = x2 + y2 21 z = −∞ z=0 olarak elde edilir. Burada serbest su yüzeyi koşulunun hem frekansa hem de ileri hıza bağlı olduğu açıkça gözükmektedir. İleri hızın ayrıca kapalı bir şekilde karşılaşma frekansının da içinde olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. 2.3.3. Potansiyelin Bileşenleri ve Bileşke Problemler Dinamik problemin incelenmesi sırasında basıncın bir kısmının geminin hareketine bağlı olduğunu dolayısı ile hareketler bilinmeden bu basınçların belirlenebilmesinin olanaksız olduğu belirtilmişti. Bu nedenle toplam potansiyeli bileşenlerine ayırıp incelemek gerekmektedir. Genel problemin lineerleştirmiş olması bu durum için de önemli bir katkıdır. Zira lineerleştirme sonucu potansiyel bileşenleri birbirlerini etkilemez ve birbirlerinden bağımsız olarak çözümlerinin bulunması olanaklı olur. Toplam potansiyelin (2.31) ϕ = ϕI + ϕD + ϕR şeklinde bileşenlerine ayırdığı varsayılsın. Burada, ϕI gemiden uzakta oluşmuş ve gemiye doğru yaklaşmakta olan dalgaların potansiyeli, ϕD gemiye gelen dalgaların gemiden saçılması sonucu ortaya çıkan saçılma potansiyelini, ϕR de geminin dalgalardaki altı serbestlik dereceli hareketleri sonucu ortaya çıkan yayılma potansiyelini temsil etmektedir. Geminin sakin suda ilerlemesinden ötürü ortaya çıkan potansiyel hareketli eksende zamandan tamamen bağımsız hale geldiği ve ileri hızın etkisi sınır koşulları aracılığı ile göz önüne alındığından ihmal edilmiştir. Bu potansiyel tanımı (2.30) denklemlerine yerleştirildiğinde gemi yüzeyi koşulu dışındaki koşullarda bütün potansiyel bileşenleri için birbirlerinden bağımsız denklemler elde edilir. Gemi yüzeyinde ise sınır koşulu (2.31) n • ∇ϕI + n • ∇ϕD + n • ∇ϕ R = Vn X, Y, Z ∈ B( X, Y, Z, T ) olur. Gemilerden uzakta ortaya çıkan dalgaların potansiyeli gemiden etkilenmediği için gemi hızından bağımsızdır. Saçılma potansiyeli de gemi hareketlerinden bağımsız olup sadece gelen dalgalara bağlıdır. Gemi hareketleri ile ilgili olan tek potansiyel yayılma potansiyelidir. Bu özellikler göz önüne alındığında genel problem üç değişik probleme indirgenmiş olur. İlk olarak gelen dalgalara ait problemi ∂ 2 ϕI (2.32) + ∂ 2 ϕI ∂x 2 ∂y 2 ∂ϕI =0 ∂z + ∂ 2 ϕI ∂z 2 =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ −∞ ≤ z ≤0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ z = −∞ ∂ϕI ∂ 2 ϕI ∂ϕ + Vo2 +g I =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ 2 ∂x ∂z ∂x ∂ϕ lim R − iµ o ϕ → 0 R = x 2 + y 2 ∂R − ω 2e ϕI + 2iω e Vo R→∞ 22 z=0 şeklinde ifade edebiliriz. Bu denklemlerden gelen dalgaların potansiyelinin analitik olarak çözülebileceği ve verilen bir dalga yüksekliği için tamamen belli olacağı gözükmektedir. Gelen dalgaların saçılması ile ortaya çıkan ϕD saçılma potansiyelinin hızı gemi yüzeyinde gelen dalgaları dengeler. Bu yorumdan hareketle saçılma potansiyeli için problem ∂ 2 ϕD ∂ 2 ϕD + ∂x 2 ∂y 2 ∂ϕD =0 ∂z + ∂ 2 ϕD ∂z 2 =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ −∞ ≤ z ≤0 z = −∞ ∂ϕD ∂ 2 ϕD ∂ϕ + Vo2 +g D =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ 2 ∂x ∂z ∂x n • ∇ϕD = −n • ∇ϕI x, y, z ∈ B( x, y, z, t ) (2.33) − ω 2e ϕD + 2iω e Vo ∂ϕ lim R D − iµ o ϕD → 0 ∂R R→∞ z=0 R = x2 + y2 olarak bulunur. Burada gelen dalgaların potansiyeli’nin çözümünün (2.32) denklemlerinden elde edilmiş olduğuna dikkat çekmekte yarar vardır. Son olarak geminin dalgalardaki hareketinden dolayı ortaya çıkan ϕR yayılma potansiyelinin gemi yüzeyinde alacağı değeri belirlemek gerekir. Burada yayılma potansiyeli de gemi yüzeyindeki hız bileşeni de geminin altı serbestlik dereceli hareketlerine bağlı olduklarından bu büyüklükleri her bir hareket bileşeni ile orantılı altı büyüklüğün toplamı olarak 6 ϕR = ∑ ξ j ϕ j j=1 (2.34) 6 Vn = ∑ ξ j V j j=1 şeklinde yazabiliriz. Bu durumda yayılma potansiyelinin altı bileşeni için ∂ 2ϕ j ∂x 2 ∂ϕ j ∂z + ∂ 2ϕ j ∂y 2 + ∂ 2ϕ j ∂z 2 =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ (2.35) − ω 2e ϕ j + 2iω e Vo n • ∇ϕ j = V j R→∞ ∂ϕ j ∂x + Vo2 ∂ 2ϕ j ∂x 2 +g ∂ϕ j −∞ ≤ z≤0 z = −∞ =0 − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ ∂z x, y, z ∈ B( x, y, z, t ) ∂ϕ j lim R − iµ o ϕ j → 0 ∂R R = x2 + y2 23 z=0 denklemlerini elde ederiz. Bu problemlerin çözümünden sonra gemi yüzeyinde basınçlar süperpozisyon ilkesinden yararlanarak hesaplanabilir. 2.3.4 Hidrodinamik Basınç ve Genelleştirilmiş Kuvvet Bileşenleri Uzayda sabit eksenlerde (2.24) denklemi ile verilen basınç tanımında (2.2) dönüşümleri kullanılırsa hareketli eksen takımında basınç için ∂ϕ (2.36) p( x, y, z ) = ρ iω e ϕ + Vo ∂x elde edilir. Burada ilk terim potansiyeldeki zamana bağlı değişimden kaynaklanan ve ileri hızdan bağımsız olan basınç bileşenini, ikinci terim ise ileri hızdan ötürü ortaya çıkan ve potansiyeldeki boyuna değişime bağlı olan ek basıncı temsil etmektedir. İleri harekete ait basınç kuvveti pervanenin itme kuvveti ile dengede olduğu varsayılarak gemi hareketlerini etkileyen basınç ve kuvvet bileşenleri FI = − ∫∫ npI ( x, y, z )dS MI = − ∫∫ r ′ × np I ( x, y, z )dS S S ∂ϕ pI ( x, y, z ) = ρ iω e ϕI + Vo I ∂x F D = − ∫∫ np D ( x, y, z )dS MD = − ∫∫ r ′ × np D ( x, y, z )dS S S ∂ϕ p D ( x, y, z ) = ρ iω e ϕD + Vo D ∂x (2.37) FjR = − ∫∫ np j ( x, y, z )dS MRj = − ∫∫ r ′ × np j ( x, y, z )dS S S ∂ϕ j p j ( x, y, z ) = ρ iω e ϕ j + Vo ∂ x F HS = − ∫∫ np HS ( x, y, z )dS S MHS = − ∫∫ r ′ × np HS ( x, y, z )dS S p HS ( x, y, z ) = −ρgz şeklinde verilirler. Bu basınç bileşenlerinden ilki gelen dalgaların geminin varlığından etkilenmeksizin gemi yüzeyinde oluşan basınca karşı gelmektedir. Bu basıncın gemi yüzeyinde entegrasyonu ile ortaya çıkan dalga kuvvetlerini verir ve çok eskiden beri kullanılan bu kuvvete ilk olarak Froude ve Krylov tarafından kullanıldığı için Froude-Krylov kuvvetleri denir. İkinci bileşen saçılma basıncını ve saçılma kuvvetlerini verir ve gelen dalgaların yarattığı kuvvetler gibi gemi hareketlerinden bağımsız olarak elde edilirler. Saçılma kuvvetleri ve Froude-Krylov kuvvetlerinin toplamı gemi hareketlerindeki genelleştirilmiş dış kuvvetleri oluşturur. 24 Son iki basınç ve kuvvet bileşenleri geminin hareketlerinin bağımlısıdırlar ve geminin hareketlerine bağlı olarak verilir. Yayılma potansiyelinden türeyen basınç ve kuvvetler geminin hareketlerine ait ivme ve hızlarla orantılı iki kısımdan oluşmaktadır ve orantı katsayıları sırası ile ek-kütle ve hidrodinamik sönüm olarak bilinirler. Geminin hareketleri nedeni ile yerçekimine ait potansiyelde ortaya çıkan değişimden kaynaklanan basınç ve kuvvetler de yer değiştirmelere orantılı olur ve orantı katsayıları doğrudan doğruya hidrostatik büyüklüklere bağlı olarak belirlenirler. Bütün basınçların ve kuvvetlerin hesaplanabilmesi potansiyeller için verilen problemlerin çözülmesini gerekmektedir. Bu potansiyellerden gelen dalga potansiyeli analitik olarak elde edilebilir ancak diğer potansiyellerin elde edilebilmesi için sayısal bir yöntem kullanılması gerekmektedir. Sayısal yöntem olarak frekans uzayında üç boyutlu panel yöntemi kullanılacaktır. Green fonksiyonu olarak sıfır ileri hız Green fonksiyonu kullanılacak ve uygun bir şekilde Timman-Newman simetrisi sağlanacaktır. Yöntemin ayrıntıları deneysel çalışmalarla birlikte bir sonraki bölümde ele alınacaktır. 25 3. GEREÇ VE YÖNTEM 3.1. Dalga Cihazı İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi bünyesindeki Ata Nutku Gemi Model Havuzunda dalgalı deniz koşullarını yaratabilmek amacı ile KempfRemmers firması tarafında yapılmış ‘flap’ türü dalga cihazı kullanılmaktadır. Cihaz 1972 yılında o yılların teknolojisine göre tasarlanmış olup elektrik güç panosu, mekanik kontrol ünitesi, hidrolik sistem ve flaptan oluşmaktadır (ekil 4). Dalga cihazının temel ünitesi olan hidrolik sistem bir yağ deposu etrafında düzenlenmiş olan 12.5 kW’lık bir elektrik motoru ile tahrik edilen bir pompa ve flapa hareketi veren piston ile bu pistonu besleyen iki devreden oluşmaktadır (ekil 5). İki hidrolik devreden biri yüksek basınç devresi olup flapın iki tarafındaki su seviyesi farkından oluşan statik basıncı karşılamaktadır. Bu devre gücün sınırlılığı nedeniyle düşük hızda çalışmaktadır ve gereken basınçlı yağı bir yağ şişesinde depolamaktadır. İkinci devre düşük basınç devresi olup flapın hareketini oluşturan silindire doğrudan bağlı olup yüksek hızda çalışmaktadır. Flapın hareketi mekanik kontrol ünitesinden ayarlanan selenoid valfler aracılığıyla kontrol edilmektedir. Mekanik kontrol ünitesi elle ayarlandığı için sınırlı hassasiyet sağlanmakta ve karışık dalgaların yaratılması oldukça güç olmaktadır. ekil 4 : Dalga cihazının yenilenme öncesi durumu Flap 1350mm yükseklikte olup 4500mm derinlikteki havuzda dipten 3150mm yüksekteki bir topuk üzerinde mafsallanmış üçgen bir yapıdır. Flap, hareketi veren silindirin pistonuna mafsala uzak olan noktasından 1.4m uzunluğundaki bir şaft aracılığı ile bağlıdır. Pistonun 26 silindir içerisindeki lineer hareketi bu mekanizma vasıtası ile flapın topuktaki mafsal etrafında dönme hareketi yapmasına ve tank içerisinde dalgaların oluşmasına neden olur. Pistonun hareketi ile flapın hareketinin ilişkisi ekil 6’da gösterilmiştir. ekil 5: Dalga cihazının hidrolik ünitesi Mevcut sistem 1960’lı yılların teknlojisinin ürünüdür ve günümüz teknolojisinin oldukça gerisinde kalmıştır. Mekanik kontrol ünitesiyle yaratılabilecek frekanslar sınırlı olduğu için karışık dalgaların yaratılması açısından çok sınırlı kalmaktadır. Mekanik kontrol ünitesinin ayarlanması bir süredir bir bilgisayar aracılığı ile yapılacak şekilde yeniden düzenlenmiş olmakla birlikte sık sık arızalanmaktadır. Ayrıca model boyutlarının büyümesiyle gerekli olan dalga yükseklikleri de arttığından deneyler sırasında istenilen dalga yükseklikleri elde edilememektedir. Bunun yanı sıra aradan geçen süre içerisinde çeşitli parçaları eskimiş, cihazın performansı oldukça düşmüş ve sistem yağ sızdırmaya başladığından genel bir bakıma ihtiyaç göstermektedir. Bütün bu faktörler göz önüne alındığında sistemin fazla masrafa yol açmayacak şekilde yenilenmesinin uygun olacağına karar verilmiştir. Mevcut sistemin yenilenmesinde en büyük masrafın inşaat işlerinden kaynaklanacağı göz önüne alınarak inşaat işlerinden kaçınılması tasarımın en temel ilkesi olarak belirlendi. Flap geometrisinde herhangi bir değişikliğin inşaat işlerine yol açacağı göz önüne alınarak mevcut flapı, mafsal düzeneğini ve piston kolunu aynen korumaya karar verildi. Flap derinliğinin sabit tutulmasıyla dalga yüksekliklerinde sağlanacak artış sınırlı kalacaktır ama hidrolik sistemin gücündeki artış ile bu sınırlı artışı oldukça geniş bir spektrumda sağlamak olanaklıdır. Ayrıca bu güç artışı ileri bir tarihte ikinci bir proje ile flap yüksekliğini artırarak dalga yüksekliklerinde önemli artışlar sağlanmasına da olanak verecektir. 27 ekil 6: Dalga cihazının çalışma prensibi Bu sınırlamaların dışında herhangi bir sınırlama gerekmeksizin hidrolik düzeneğin ve kontrol sisteminin güncel teknolojiye uygun olarak yeniden tasarlanması öngörülmektedir. Bu amaçla hidrolik sistem tamamen elden geçirilerek gücü artırılacak ayrıca mekanik kontrol sistemi terk edilip tamamen bilgisayardan kontrol edilen bir elektronik sistem ile değiştirilecektir. Bu tasarımın yapılabilmesi için pistonun hareketi ile ilgili karakteristiklerin saptanması gerekmektedir. Pistonun hareketi ile ilgili iki karakteristik bilgi pistonun maksimum hızı ve taşıdığı maksimum yüktür. Bu çalışma öncelikle arzu edilen dalga cihazı performansı için gerekli flap hareketlerini belirlemeyi ve buradan hareketle pistonun maksimum hız ve kuvvetini belirlemeyi gerektirmektedir. Yapılan ön tasarım çalışmasının ardından Rota Teknik Makina Sanayii ve Ticaret A ile dalga cihazının bu tasarıma uygun bir şekilde güncellenmesi için anlaşmaya varıldı. Rota Teknik Makina Sanayii ve Ticaret A hidrolik sistemin elden geçirilmesi ve gücünün artırılarak dalga cihazını istenen performansı 28 sağlayabilecek duruma getirmenin yanısıra GEOTEK Genel Elektronik Otomasyon Tekniği Müh. Taah. San. Tic. Ltd. irketinin ürettiği kontrol sisteminin hidrolik sistem ile bağlantısının sağlanmasını koordine etmeyi de üstlendi. İki ay süren bir çalışmadan sonra yeni sistem çalışır hale getirildi (ekil 7). ekil 7: Dalga cihazının güncelleştirilmiş hali Hidrolik sistem valflerinin ve keçelerinin elden geçirilmesi yanısıra gerekli olan ek gücü sağlayacak şekilde değiştirildi. Bu nedenle yağ tankında mevcut elektrik motorunun karşı tarafında bulunan pencere iptal edilerek bu pencerenin yerine mevcut eletrik motoru ve pompa sistemi ile eşdeğer bir elektrik motoru ve pompa sistemi bağlandı. Yeni elektrik motoru ve pompa sisteminden beslenen ve yine mevcut hidrolik devre ile eşdeğer iki basınç seviyeli iki devre de oluşturuldu. Bu devrelerden yüksek basınçlı yağ yine yavaş çalışan bir devre olup basınçlı yağı ikinci bir basınçlı yağ şişesinde toplamaktadır. Bu yağ şişesinde depolanan yüksek basınçlı yağ statik basıncı sağlamak amacı ile kullanılmaktadır. Bu amaçla ikinci yağ şişesinden çıkan basınçlı yağ devresi ilk şişeden çıkan basınçlı yağ devresi ile birleştikten sonra hidrolik silindire gitmektedir. Düşük basınçlı devre ise hızlı çalışmakta ve eski düşük basınç devresi ile birleştikten sonra doğrudan pistonlara gitmektedir. Hidrolik sistemde yapılan bu değişiklikler ekil 8’de gösterilmiştir. ekil 8a’da sistemde yapılan genel değişiklikler gösterilmektedir. Burada ilave edilen ikinci hidrolik devrenin eski hidrolik devreyle ilişkisi açıkça görülmektedir. ekil 8b’de iki düşük basınç devresinin bağlantı ayrıntıları ekil 8c’de de iki yüksek basınç devresi ve basınçlı yağ şişeleri verilmiştir. 29 ekil 8: Dalga cihazının hidrolik sisteminde yapılan güncelleştirmelerin ayrıntıları Kontrol sistemi tamamen değiştirilip mekanik kontrol ünitesi yerine bilgisayar programı ile kumanda edilen dijital kontrol sistemine geçilmiştir. Mekanik kontrol ünitesi için gerekli olan karmaşık ve çok büyük olan elektrik panosu elektrik gücünü ve dijital kontrol ünitesini içeren küçük bir konsol ile değiştirildi. Kontrol sisteminin yeni düzeni ekil 9’da gösterilmektedir. ekil 9: Kontrol sisteminin yeni düzeni Kontrol konsoluna akım ana şalterden gelmekte ve konsolun yanındaki düğmeyle aktif hale getirilmektedir (ekil 10a). Konsolun iç yapısı ekil 10b’de görülmektedir. Konsolun alt 30 kısmında elektrik dağıtım şalterleri üst kısmında da dijital kontrol ünitesi ve 220 volt elektrik soketi vardır (ekil 10b). Sistemin çalıştırılması konsolun üst kısmındaki panelden yapılır (ekil 11). ekil 10: Kontrol konsolunun çalışma ayrıntıları ekil 11: Kontrol panosunun düzenlenişi 31 Sisteme elektrik geldikten sonra cihaz kontrol panelinin sol alt köşesindeki start düğmesi ile devreye alınır. Sistemin devreye alınması ile hidrolik pompalar devreye girer ve start düğmesinin yeşil ışığı yanar. Sistem ilk çalıştırıldığında bir kereye mahsus olmak üzere dijital kontrol ünitesini kontrol panelinin sol üst köşesindeki reset düğmesi ile sıfırlamak gerekmektedir. Kontrol panelinden hidrolik sisteme manuel ve otomatik olmak üzere iki şekilde kumanda edilir ve kumanda modu start düğmesinin yanındaki mod düğmesi ile seçilir. Manüel modda flapı kontrol panelindeki manuel kumanda düğmelerine basarak ileri ve geri hareket ettirmek olanaklıdır. Bu modda kontrollu dalga üretmek mümkün değildir ve sadece flapı belli bir noktaya hareket ettirmek için kullanılır. Dalga üretmek için otomatik modu seçerek dijital kontrol ünitesinin kumandasını bilgisayara aktarmak gereklidir. Kontrol otomatik mod seçilerek bilgisayara aktarıldıktan sonra bilgisayarda programı (Rota Teknik Dalga Jeneratörü Software) üzerine çift tıklama ile açılır ve ekrana kontrol sistemi ile iletişim sayfası çıkar (ekil 12). Kontrol açısından bu sayfanın sadece üst kısmı önem taşımaktadır ve dalga bu panelden yapılan seçimlerle yaratılır. Dalgayı manuel olarak oluşturmak için panelde ‘dalgayı manuel oluştur’ seçeneğine tıklanır ve istenen hız değeri mm/s olarak, dalga genliği de mm olarak paneldeki kutularına girildikten sonra panelin sağ üst köşesindeki ‘başla’ düğmesine basılır. Bu yolla sadece periyodik dalgalar oluşturmak olanaklıdır ve ‘başla’ düğmesinin altındaki ‘dur’ düğmesine basılarak durdurulur. Buradaki dalga genliği gerçekte piston hareketinin genliği olup oluşturulmak istenen dalga genliği için kalibrasyon sabiti yardımı ile hesaplanması gerekir. İstenen hız değeri ise pistonun ortalama hareket hızı olup hareket genliğini istenen dalga periyodu ile bölerek elde edilir. ekil 12: Bilgisayar ekranından kontrol sistemi ile iletişim sayfası 32 İkinci yoldan dalga oluşturmak için piston hareketini tanımlayan bir veri dosyası hazırlamak 2 gereklidir. Bu dosya üç kolondan oluşur. Birici kolonda mm/s olarak pistonun ivmesi, ikinci kolonda mm olarak pistonun konumu ve üçüncü kolonda mm/s olarak pistonun hızı verilir. Hazırlanan veriye bağlı olarak karışık dalgalar da periyodik dalgalar da üretilebilir. İstenilen dalgaların yaratılabilmesi için yine kalibrasyon sabitlerinden yararlanmak gerekir. Kalibrasyon sabitlerinden yararlanarak periyodik ve karışık dalgalar için veri dosyasının hazırlanması da bir sonraki bölümde ele alınmaktadır. Veri dosyası hazırlandıktan sonra panelde ‘dosyadan al’ düğmesine tıklanır ve dosya seçilir. Dosyanın seçilmesiyle dosyadaki veriler panelin alt kısmındaki pencerede gözükür ve sistem çalışmaya hazırdır. ‘Başla’ düğmesine basılarak sistem çalıştırılır ve ‘dur’ düğmesine basılarak durdurulur. Bir sonraki bölümde dalga cihazının kalibrasyonu ve bundan yararlanarak veri dosyasının hazırlanması ele alınacak ve elde edilen sonuçlar değerlendirilecektir. 3.2. Piston Kinematiği ve Dalga Cihazının Kalibrasyonu Bu şekilde belirlenmiş olan tork değerlerini kullanarak gerekli hidrolik kuvvetlerini ve piston hızlarını ve bunların alacağı maksimum değerleri belirlemek mümkündür. Dalga cihazının hareketi için gerekli torku flapa bağlı bir piston aracılığı ile temin etmekteyiz. Bu pistona mafsalla bağlı bir kol üçgen şeklinde olan flapın tabanının bir köşesine bağlı olup diğer köşe de zemindeki topuğa ikinci bir mafsalla bağlanmıştır (ekil 6). Piston hareket ettikçe flap mafsallı olduğu B noktası etrafında dönme hareketi yapacak ve pistonun bağlı olduğu C köşesi de B merkezli r yarıçaplı bir daire üzerinde sinüzoidal olarak hareket edecektir (ekil 13). ekil 13 Flap hareketi ile piston hareketi arasındaki ilişki 33 Flapın ωo frekansı ile θo açısal genlikli bir hareket yapması için pistonun da so genlikli ve ωo frekanslı sinüzoidal bir hareket yapması gerekiği düşünülebilir. Pistonun lineer hareketi s ekil 7’deki geometrik ilişkilerden en genel halde (3.1) s = lCosψ − [lCosφ − e] olarak yazılabilir. Burada a uzunluğu yine geometrik ilişkiler yardımı ile (3.2) e = r[Sin(θ + α − β) − Sin(α − β )] olarak elde edilir. Denklemdeki ψ açısı pistonu flapa bağlayan şaftın piston ekseni ile yaptığı açı olup hareket sırasında sürekli değişmekte, φ açısı bu açının başlangıç konumundaki değeridir. Bu açılardan φ açısı belli olup ψ açısı da geometrik olarak (3.3) Sinψ = r [Cos(α − β) − Cos(θ + α − β)] + Sinφ l denkleminden elde edilir. Ata Nutku model havuzundaki dalga cihazında özel bir hal var olup φ = 0 ve α = β olduğundan (3.4) s = l 2 − r 2 [1 − Cosθ] − [l − rSinθ] 2 elde edilir. Bu denklemden görüleceği gibi genliğin değişimi tam anlamı ile sinüzoidal değildir. Ancak r/l oranı ve θ açısı oldukça küçük değerler aldığından kök içerisindeki terim yaklaşık olarak l değerine eşit olacağından (3.5) s ≈ rSinθ = s o Sinθ yazılabilir. Bu şekilde hesaplanan pistonun yer değiştirmesinin zamanla değişimi ekil 14’de gösterilmektedir ve gerçekten de değişimin de sinüzoidale çok yakın olduğu gözükmektedir. Gerçek ve yaklaşık genlik değişimi arasında fark edilebilir sapmalar ancak flap genliğinin o o 30 ’ye ulaşmasından sonra ortaya çıkmakta oysa pratikte flap genliği 15 ’yi hiç bir zaman aşmamaktadır. ekil 14 Pistonun konumu ve hızının zamanla değişimi 34 Buradan piston hareketinin genliğini her periyot için, hareket sinüzoidale çok yakın olduğundan, kolayca hesaplamak mümkündür. Hareket genliğinin periyoda bağlı olarak değişimleri ekil 15’de verilmiştir. ekil 15: Pistonun hareket ve hızının genliklerinin periyoda göre değişimi Herhangi bir dalganın dalga cihazının hareketi ile elde edilebilmesi için pistonun hareketi ile ortaya çıkacak dalga arasındaki ilişkinin bilinmesi gerekmektedir. Bu ilişki periyodik dalgalar için faz farkının herhangi bir önemi olmadığından sadece o periyotta dalga genliği ile piston hareketinin genliği arasındaki ilişki ile sınırlı kalır. Karışık dalgalar birçok periyodik dalganın toplamı olduğu ve her periyod arasındaki faz farkının önemli olması dolayısı ile sadece dalga genlikleri ile hareketin genlikleri arasındaki ilişki yeterli olmaz ve her periyotta piston hareketiyle dalga hareketinin arasındaki faz farkı da bilinmesi gerekir. Bu ilişkilerin belirlenmesi işlemi dalga cihazının kalibrasyonudur. Dalga cihazının kalibrasyonunu iki yoldan yapmak olanaklıdır. Bunlardan ilki teorik yol olup piston kinematiği ile oluşması beklenen dalgalar arasındaki formüllerden yararlanarak elde edilir. Hareket denklemlerinden flapın hareketinin genliği θ açısı dalga genliğine bağlı olarak bilinmektedir. Ayrıca piston hareketinin konumu θ açısı cinsinden (3.5) denklemiyle yaklaşık olarak verilmektedir. Bu iki denklem periyoda bağlı olarak dalga yüksekliği ile piston hareketi arasındaki ilişkiyi belirtmekte olup kalibrasyon katsayısı seçilen periyot için piston hareketinin genliği ile dalga yüksekliği arasındaki orandan hesaplanır. Hesaplanan bu katsayı tank ve flap derinliklerine de bağlıdır (OKAN, 2007b) ve tanktaki su seviyesi değiştikçe kalibrasyon katsayısı da değişir. Bu hesaplar değişik frekanslar için tekrarlandığında dalga cihazının teorik kalibrasyon fonksiyonu elde edilmiş olur. Kalibrasyon fonksiyonunun yüksekliklerinden tamamen geçerli bağımsız olabilmesi olmalıdır. 35 için Yani hesaplarda hesaplarda kullanılan dalga kullanılan dalga yükseklikleri ne olursa olsun elde edilen kalibrasyon fonksiyonu aynı fonksiyon olmalıdır. Aksi takdirde kalibrasyon yapmak olanaksız olur. Bu nedenle kalibrasyon fonksiyonunu birden fazla yükseklik için yapılarak kontrol edilmiş ve dalga cihazının çalışma aralığında bu varsayımın geçerli olduğu gösterilmiştir (OKAN, 2007b). Teorik kalibrasyonun tamamlanması için ayrıca her periyotta piston hareketi ile dalga arasındaki faz farklarının da belirlenmesi gerekir. Faz farkı denklemlerden açıkça elde edilemediği için sonuç teorik yorumla elde edilmiştir. Flap ve piston denge durumunda o olduğu zaman dalga en düşük durumunda olduğu için arada 90 faz farkı olduğuna açıkça görülebilir. Ancak teorik olarak hesaplanan gerek faz farkı gerekse kalibrasyon fonksiyonu gerçek değerleri ancak yaklaşık olarak verir. Aradaki bazı kayıplar ve cihazın çalışmasına bağlı olarak ortaya bazı farklılıklar çıkar ve gerçek kalibrasyon ancak cihazı çalıştırıp ölçme yapılarak elde edilir. Deneysel kalibrasyon sırasında önce teorik kalibrasyon değerleri kullanılarak periyodik dalgalar üretilir. Deney sırasında hem dalga yükseklikleri hem de piston hareketinin konumları sürekli olarak ölçülür. Elde edilen sonuçlar zaman ekseni üzerinde birlikte çizildiğinde hem genlikler hem de faz farkı elde edilir (ekil 16). Genliklerin oranından ölçme yapılan periyod için kalibrasyon katsayısı Hp piston genliğini ile Hd dalga genliğine bağlı olarak (3.6) βw = Hp Hd oranından elde edilir. Faz farkı φf ise iki dalga profili arasındaki zaman farkı olarak şekilden ölçülür. ekil 16: Deney verisinin yorumu 36 Burada faz açısı φa’i değerlendirirken dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Piston hareketi ile oluşan ılerleyen dalganın denklemlerinin (3.7) s( t ) = s o Sin(ωo t ) ζ( x, t ) = a o Cos(k o x − ωo t ) oldukları göz önüne alınırsa burada ölçülen faz açısının ölçmenin yapıldığı x = xo noktasına bağlı olacağı açıktır. Periyodik dalgalarda faz açısının önemi olmadığı için burada sıfır olarak alınmıştır. Bu nedenle faz açısının ölçme konumundan bağımsız degeri olan φf’nin değerini (3.8) φ f = kx o − φ a formülünden hesaplamak gerekir. Yapılan kalibrasyon deneyleri sonucu hesaplanan kalibrasyon fonksiyonları ve faz açıları ekil 17’de teorik olarak hesaplanan değerlerle karşılaştırılmaktadır. ekil 17: Kalibrasyon değerlerinin karşılaştırılması Kalibrasyon eğrisinden gözüktüğü kadarı ile dalga cihazı yaklaşık 2.5 s periyoda kadar efektif bir şekilde çalışmakta ancak bu periyottan itibaren çalışması aksamaktadır. 3.3. Hareket Ölçen Hızlı Kamera Sistemi Gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerinin ölçülmesi oldukça zor bir işlemdir. Birçok ölçme sistemi ivme ölçerlerden oluşmaktadır. Bu sistemlerin model üzerinden veri toplayabilmesi için gerekli kablolar nedeni ile hassasiyeti sorun yaratmakta olup bu sorunun çözümlenebildiği hallerde dahi hareketi saptayabilmek için iki kez integrasyona gereksinme duyulması bu tür ölçme sistemlerini cazip olmaktan çıkartmaktadır. Bu nedenler göz önüne alındığında hareketlerin ölçülmesi için hızlı kamera sistemi uygun görülmüş ve böyle bir sistem için ENTEK Otomasyon Ürünleri San. ve Tic. Ltd. ti ile anlaşmaya varılmıştır. Hareket ölçer hızlı kamera sistemi üç adet kameradan oluşmaktadır (ekil 18). Her bir kamera kendisine dik olan düzlemdeki üç serbestlik dereceli hareketi ölçmektedir. Dolayısı ile üç kamera ile 9 ölçme alınmakta ve 6 serbestlik derecesi için 3 adet fazladan ölçme elde edilmiş olacaktır. 37 ekil 18: Hareket ölçen hızlı kamera sisteminin deney arabasındaki düzeni Diğer taraftan kalibrasyonun yapılabilmesi için kamera ile ölçme düzlemi arasındaki mesafenin bilinmesi gerekmektedir. Dolayısı ile bu üç ek ölçme kameraların ölçme düzlemlerine olan mesafesindeki değişmelerin saptanarak sağlıklı ölçme yapılmasını sağlayacaktır. 3.4. Hareket Ölçen Hızlı Kamera Sisteminin Kalibrasyonu Ölçme sistemi seçilen belli şekillerin kameralar aracılığı ile her 30 ms aralıkla konumunu tespit edip ilk konumu ile karşılaştırmak suretiyle konumunu belirlemesinden oluşmaktadır. Konumun belirlenmesi çekilen fotoğrafların piksellerinin karşılaştırılmasına bağlı olduğu için pikseller arası mesafenin gerçek uzayda tekabül ettiği mesafenin belirlenmesi cihazın kalibrasyonunu oluşturmaktadır. Kalibrasyon kamera ile ölçülen cismin uzaklığına bağlı olacağından ve bu cihazın her kullanılışında mesafe değişeceğinden kalibrasyonun her yeni deney için tekrarlanması gerekmektedir. Ancak uygulanan kalibrasyonun geçerliliğini bir düzenek kurarak kontrol etmek olanaklıdır. Bu amaçla bir düzenek kurulmuş (ekil 19) ve kontroller yapılmıştır. Bu düzenekte bir bloğun ön ve üst yüzeylerine bağlanmış olan iki ışık kaynağı bloğa önden ve 38 yandan bakan iki kamera ile izlenmiş ve elde edilen değerler bloğun reel hareketleri ile karşılaştırılmıştır. Kontrol öncesi pikseller arası mesafe kalibre edilmiş ve bu değerler sisteme girilerek doğrudan mesafeler ölçülmüştür. Üçüncü kamerayı da kontrol etmek için yan kamerayı değiştirerek ikinci kez ölçme yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar Tablo 1’de verilmiştir. ekil 19: Hareket ölçer hızlı kamera sisteminin kalibrasyon düzeneği Tablo 1: Hareket ölçen hızlı kamera sistemine ait ölçmeler Blok Hareketi (mm) Tepe Kamera (x - y) Yan Kamera 1 (x – z) Yan Kamera 2 (x – z) 0 0-0 0-0 0-0 50 50.0 – 1.78 50.4 – 0.89 50.0 – 0.89 100 99.6 – 3.57 99.9 – 1.78 10.0 – 1.78 50 50.6 - 1.79 51.0 – 0.89 50.0 – 0.89 0 0-0 0-0 0-0 Burada elde edilen değerlerdeki farklılıklar çeşitli nedenlerden ötürü ortaya çıkmaktadır. Öncelikle deney düzeneginin hazırlanması sırasında yapılan ölçmelerin hassasiyeti kullanılan cetvelin hassasiyeti kadar olup bu da ölçmelerdeki farklılıklarla aynı mertebededir. Diğer taraftan y ve z doğrultularındaki değerler masanın tamamen yatay bir düzlemde olmaması ve yatay hareketin tam bir düşey düzlem içersinde kalmamasından kaynaklanmaktadır. Ölçmelerdeki farklılıkların 100mm’de 1mm’den az olduğu göz önüne alınırsa ölçme hassasiyetinin yeterli düzeyde olduğu gözükmektedir. 3.5. Sevk Dinamometresi Gemi modellerinin dalgalarda sevk deneylerinin yapılması için gerekli olan sevk dinamometresi ithal edilmiştir. Bu deneyler projenin son safhalarında gerçekleştirileceği için 39 dinamometre ile ilgili fazla bir çalışma yapılmamış sadece bir modele bağlanarak sağlıklı bir şekilde çalıştığı saptanmış (ekil 20) ve kalibrasyonu yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sevk dinamometresinin hatasız ve gereksinmelere cevap verebilecek şekilde çalıştığını göstermiştir. ekil 20: Sevk dinamometresi 3.6. Hesap Yöntemi Daha evvelce geliştirilecek olan üç boyutlu programın üç ayrı problemin çözümünün bulunmasına indirgendiği gösterilmişti. Bu bölümde çözüm için uygulanan yöntemler ele alınacaktır. 3.6.1. Gelen Dalga Potansiyeli, Basıncı ve Kuvvetleri Gelen dalgaların potansiyeli problemi bir önceki bölümde (2.32) denklemleri ile verilmişti. Bu denklemlerin gemi yüzeyi koşulundan bağımsız olması bu potansiyel için analitik çözümü olanaklı kılmaktadır. Gelen dalgaların genliği, frekansı ve dalga sayısı belli olduğunda serbest yüzey denklemi denklemi hareketli eksen takımında (2.27) ile verildiğinden gelen dalgaların hareketli eksen takımındaki potansiyeli 40 (3.9) φI ( x, y, z, t ) = −i gζ o exp{µ o z + i[µ o (xCosβ + ySinβ) − ω e t ]} ωo olarak bulunur (OKAN, 2007a). Burada ωe karşılaşma frekansı µo da dalga sayısı olup gemi hızı ve dalga cephesinin ilerleme yönüne bağlı olarak (2.28) denklemleri ile verilmişti. Hareketli eksen takımında basıncı hesaplarken sadece potansiyelin hareketli eksen takımındaki değerini kullanmak yeterli olmaz. Aynı zamanda hareketli eksen takımlarındaki kısmi türevleri alırken de dikkatli olmak gerekir. Hareketli eksen takımında uzaysal kısmi türevlerde herhangi bir değişiklik olmamakla beraber zamana göre türevi alırken hareketten ötürü gelecek değişiklik (2.2) denklemi ile verilmiştir. Bu türev kuralı uygulanarak gelen dalgaların basıncı ∂φ ∂φ (3.10) pI ( x, y, z, t ) = −ρ I − Vo I ∂x ∂t denklemi yardımı ile (3.11) pI ( x, y, z, t ) = ρgζ o exp{µ o z + i[µ o (xCosβ + ySinβ) − ω e t ]} şeklinde bulunur. Burada basınç için yine karmaşık fonksiyonun gerçek kısmı göz önüne alınmaktadır. Genelleştirilmiş kuvvetleri hesaplarken (2.37) denklemlerinde gemi yüzeyinin normali ve bu normalin bir noktaya göre momenti söz konusu olmaktadır. Bu nedenle altı bileşenli genelleştirilmiş yüzey normalleri (3.13) n1 = n x n2 = ny n3 = nz n 4 = y′n z − z ′n y n 5 = z ′n x − x ′n z n 6 = x ′n y − y′n x şeklinde tanımlanır. Bu bileşenlerin cinsinden gemiye etki eden Froude-Krylov kuvvetleri de gemi yüzeyinde tanımlanmış şu entegraller cinsinden verilir. (3.14) f jI = −ρgζ o ∫∫ n j exp{ν o z + i[ν o (xCosβ + ySinβ) − ω e t ]}dS I F = S I I f1i + f 2 j + f3I k MI = f 4I i + f5I j + f 6I k Bu entegraller gemi yüzeyi çok karmaşık olduğu için ancak sayısal olarak hesaplanabilir. Elde edilen kuvvetlerde de kompleks fonksiyonların sadece gerçek kısmını göz önüne almaktayız. 3.6.2. Hareketten Dolayı Ortaya Çıkan Hidrostatik Kuvvetler Basınç teriminde geminin konumuna bağlı ρgz terimi nedeniyle belli bir kuvvet oluşur. Bu sakin suda hidrostatik kaldırma kuvveti olup gemi ağırlığı ile dengededir. Ancak dalgalı 41 denizde gemide oluşan hareketler sonucu hidrostatik kuvvetlerde ek bazı değişiklikler oluşur. Hareketli eksen takımında geminin yer değiştirmeleri (2.4) denkleminde verildiği gibi yazılırsa hareketler dolayısı ile ortaya çıkan basınç (3.15) p HS ( x, y, z, t ) = −ρgz = −ρg(ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 ) şeklinde ifade edilebilir. Burada zamana bağlılığın sadece hareket bileşenlerinden ötürü ortaya çıktığını belirtmekte yarar vardır. Gemi yüzeyinde basınç entegre edilirse ∫∫ np HS dS = −ρgi∫∫ n x (ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS − ρgj∫∫ n y (ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS − (3.16) S S S − ρgk ∫∫ n z (ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS S bulunur. Basıncın eksen takımının merkezine göre alınan momentinin gemi yüzeyinde entegre edilmesiyle de S ∫∫ r ′ × np HS dS = −ρgi ∫∫ ( y ′n z − z ′n y )(ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS − S − ρgj ∫∫ ( z ′n x − x ′n z )(ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS − S − ρgk ∫∫ ( x ′n y − y ′n x )(ξ 3 + y ′ξ 4 − x ′ξ 5 )dS S (3.17) elde edilir. Her iki denklemde de geminin simetrisi nedeni ile sıfır olan entegraller göz önüne alınır ve sıfır olmayan entegraller için (3.18) ∫∫ n z dS = A WP S ∫∫ x ′n z dS = M WP 2 ∫∫ y ′ n z dS = IT 2 ∫∫ x ′ n z dS = IL S S S tanımları kullanılırsa genelleştirilmiş hidrostatik kuvvetler için f1HS HS f 2 f HS (3.19) 3HS = ρg f 4 f HS 5HS f 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 A WP 0 0 IT − M WP 0 0 0 0 0 0 0 − M WP 0 0 0 IL 0 0 0 ξ1 ξ 2 ξ 3 ξ 4 ξ 5 ξ 6 bulunur. Bu denklemden cjk katsayılarının (3.20) c 33 = ρgA WP c jk = 0 c 35 = c 53 = −ρgM WP c 44 = ρgIT c 55 = ρgIL Digerleri olacağı açıkça gözükmektedir. Burada AWP, MWP, IT ve IL sırasıyla yüklü su hattının alanı, alanın boyuna momenti, alanın enine atalet momenti ve alanın boyuna atalet momentini göstermektedir. Gemi formunun belirlenmesi ile hem hidrostatik kuvvetlerin katsayıları hem de Froude-Krylov kuvvetleri sayısal olarak kolaylıkla belirlenebilir 42 3.6.3. Saçılma ve Yayılma Probleminin Çözümü Saçılma ve yayılma problemleri sırasıyla (2.33) ve (2.35) denklemleriyle verilmektedir. Bu denklemler karşılaştırıldığında aradaki tek farkın gemi yüzeyindeki sınır koşulundaki farktan kaynaklandığı görülmektedir. Dolayısı ile her iki problemde de aynı çözüm yöntemini uygulamak mümkündür. Bir an için her iki problemin de deniz dibindeki ve serbest su yüzeyindeki sınır koşullarıyla radyasyon koşulunu sağlayan tekil bir çözümü, yani bir Green fonksiyonu olduğu varsayılsın. Bu durumda her iki problemde de genel olarak hız potansiyeli bu Green fonksiyonu ve gemi yüzeyine dağıtılmış bir kaynak fonksiyonuna bağlı olarak (3.21) ϕ( x, y, z ) = 1 ∫∫ σ(ξ, η, ζ )G( x, y, z; ξ, η, ζ )dS 4π S şeklinde ifade edilebilir. Burada G(x,y,z;ξ,η,ζ) problemin Green fonksiyonu olup gemi yüzeyinin bir (ξ,η,ζ) noktasındaki birim kaynağın uzayın herhangi bir (x,y,z) noktasında yaratacağı potansiyele, σ(ξ,η,ζ) fonksiyonu da (ξ,η,ζ) noktasındaki kaynağın şiddetine karşı gelmektedir. Green fonksiyonunun seçimi nedeni ile bu şekilde tanımlanan bir potansiyel, kaynak dağılımı ne olursa olsun, gemi yüzeyi sınır koşulları hariç (2.33) ve (2.35) denklemlerinin tamamını sağlar. Böylece problemin çözümü gemi yüzeyindeki kaynak dağılımını gemi yüzeyi sınır koşullarını sağlayacak şekilde tayin etmeye indirgenir. Yukarıda verilen problemin Green fonksiyonunu hesaplamak serbest su yüzeyi koşulu nedeni oldukça güçtür. Bu güçlük serbest su yüzeyindeki ileri hız terimlerinden dolayı ortaya çıkar ve güçlüğü çözümün elde edilmesinden ziyade sayısal olarak hesaplanmasındadır. Diğer taraftan düşük hızlı gemiler söz konusu olduğunda serbest su yüzeyi koşulundaki Vo ileri hız terimlerinin ihmal edilmesi uygun görülebilir. Problemde ileri hız etkisinin sadece serbest su yüzeyi koşulunda olmadığı hatırlanırsa bu terimlerin ihmal edilmesinin çözümün tamamen yanlış olmasına neden olmayacağı açıktır. Örneğin gelen dalgalarda açısal frekans karşılaşma frekansı olarak ele alındığından sınır koşulunda ileri hız etkisi olacak ve böylece elde edilen çözümde ileri hız etkisi tamamen kaybolmuş olmayacaktır. Hiç şüphe yok ki serbest su yüzeyi koşulunda ileri hız etkisinin ihmal edilmesi ileri hızın artmasıyla çözümde hatalara neden olacaktır. Ne var ki, düşük hızlarda bu hataların oldukça küçük olduğu, buna karşılık sayısal hesaplarda büyük tasarruflar sağladığı gözlendiğinden bu çözüm tekniği tercih edilebilir. Bu durumda Green fonksiyonunu 43 ∂ 2G ∂x 2 + ∂ 2G ∂y 2 ∂G =0 ∂ z (3.22) − ω 2e G + g + ∂ 2G ∂z 2 = δ( x, y, z; ξ, η, ζ ) − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ ∂G =0 ∂z − ∞ ≤ x, y ≤ ∞ −∞ ≤ z ≤0 z = −∞ z=0 ∂G lim R − iµ e G → 0 ∂R R = ( x − ξ) 2 + ( y − η) 2 → ∞ denklemleri ile verilen probleminin çözümü olarak belirlenebilir. Bir dizi araştırmacı tarafından ele alınmış olan bu problemin çözümü 1 G( x, y, z; ξ, η, ζ ) = − (3.23) ( x − ξ ) 2 + ( y − η) 2 + ( z − ζ ) 2 1 ( x − ξ ) 2 + ( y − η) 2 + ( z + ζ ) 2 ∞ ke −k ( z + ζ ) J + 2∫ o (kR ) k − µe 0 − + dk + i2πµ e e µ e ( z+ ζ ) Jo (µ e R ) olarak elde verilir (WEHAUSEN VE LATOINE, 1960). Burada ilk terim tekil çözümü, ikinci terim tekil çözümün serbest yüzeye göre simetriğini, üçüncü terim dalga terimini, dördüncü terim de dalgalardaki faz farkı nedeniyle ortaya çıkan ve sönüme karşı gelen sanal terimi vermektedir. Green fonksiyonunun bu şekli Green fonksiyonunun kendisini hesaplamaya uygun olmakla birlikte kısmi türevlerinin hesabında o kadar uygun olmaz. Dolayısı ile Green fonksiyonundaki ikinci terimin k ve q üzerindeki Fourier dönüşümü göz önüne alınır ve üçüncü terim ile birleştirdikten sonra bazı manipülasyonlar yapılırsa türevlerin hesabı için daha uygun olan ikinci şekli G( x, y, z; ξ, η, ζ ) = (3.24) + 1 ( x − ξ ) 2 + ( y − η) 2 + ( z − ζ ) 2 1 ( x − ξ ) 2 + ( y − η) 2 + ( z + ζ ) 2 ∞ e −k ( z + ζ ) J + 2µ e ∫ 0 o (kR ) k − µe + + dk + i2πµ e e µe ( z +ζ ) Jo (µ e R ) olarak elde edilir. Kaynak dağılımını tayin etmek amacıyla potansiyelin (3.21) denklemi ile verilen tanımını sınır koşulunda yerine yerleştirip 44 (3.25) ∂G ∂G ∂G ∂G = nx + ny + nz = G rn + iG in ∂n ∂x ∂y ∂z σ = σ r + iσ i tanımları yapılırsa (3.25) 1 1 r r i i c ∫∫ σ (ξ, η, ζ )G n ( x, y, z; ξ, η, ζ )dS − ∫∫ σ (ξ, η, ζ )Gn ( x, y, z; ξ, η, ζ )dS = q 4π S 4π S 1 1 r i i r s ∫∫ σ (ξ, η, ζ )G n ( x, y, z; ξ, η, ζ )dS + ∫∫ σ (ξ, η, ζ )Gn ( x, y, z; ξ, η, ζ )dS = q 4π S 4π S c s denklem sistemi elde edilir. Burada sağ taraftaki q ve q terimleri göz önüne alınan potansiyelinin normal doğrultudaki türevinin sırasıyla gerçek ve sanal kısımlarının (x,y,z) noktasındaki değerlerine karşı gelmektedir. Bu denklem sisteminin analitik olarak çözümünün olanaksız olduğu açıkça görülebilir. Dolayısı ile problemin çözümü ancak sayısal olarak elde edilebilir. 3.6.4 Sayısal Yöntem Yukarıda (3.25) ile verilen denklem sisteminin çözümü için bir panel yöntemi kullanılacaktır. Bu yöntem uyarınca gemi yüzeyinin yeteri kadar küçük panellere bölündüğü varsayılmaktadır (ekil 21). Bu panellerin, gemi geometrisi belli olduğu için, alan merkezleri (xm,ym,zm), yüzey normalleri (nxm,nym,nzm), ve alanları (∆Sm) hesaplanabilir. Paneller yeteri kadar küçük seçildiği için her bir panel üzerinde kaynak dağılımını sabit kabul etmekle fazla hata yapılmış olmaz. Ayrıca panellere etki eden diğer büyüklüklerin de, paneller küçük olduğundan, panellerin alan merkezine etki ettikleri varsayılabilir. Böylece gemi yüzeyindeki herhangi bir m panelinin alan merkezine herhangi bir n panelinden gelen etkileri ve n panelindeki kaynak dağılımlarını (3.26) 1 r r ∫∫ Gn ( x m , y m , z m ; ξ, η, ζ )dS = Q mn 4π Sn σ r (ξ, η, ζ ) ⇒ σ rn ξ, η, ζ ∈ S n 1 i i ∫∫ Gn ( x m , y m , z m ; ξ, η, ζ )dS = Q mn 4π Sn σ i (ξ, η, ζ ) ⇒ σ in ξ, η, ζ ∈ S n şeklinde tanımlarsak problem [ ] [−Q ] {σ } {q } = [ ] [Q ] {σ } {q } Qr mn (3.27) i Q mn i mn r mn r n c n i n s n lineer sisteminin çözümüne indirgenmiş olur. 45 ekil 21: Problemin sayısal çözümü için gemi yüzeyinin panellere ayrılması Burada sağ taraftaki vektörler saçılma problemi için (2.33)’deki gemi yüzeyi sınır koşulundan c qm = −ωo ζ o e ν ozm {n Rm Cos(ν o R m ) + n zm Sin(ν o R m )} s = −ωo ζ o e ν ozm {n Rm Sin(ν o R m ) + n zm Cos(ν o R m )} (3.28) qm nRm = (n xm Cosβ + n ym Sinβ) R m = ( x xm Cosβ + y ym Sinβ) şeklinde hesaplanır. Bu lineer sistemin sayısal olarak çözümü kolaylıkla elde edilebilir ve kaynak dağılımı hesaplanır. Yayılma probleminde sınır koşulu için gemi yüzeyi üzerinde herhangi bir noktanın herhangi bir andaki hızını bulmak için (2.3) ile verilen yer vektörünün zamana göre türevini almak gerekir. Zamana göre türevin hareketli eksen takımına göre alındığını ve bu eksen takımında zamana göre türevin (2.2) denklemindeki şekli hatırlanırsa gemi yüzeyinin normal hızı [ ] & +Ω & × r ′ − V (Ω × i) (3.29) Vn = n • Ψ o şeklinde elde edilir. Bu denklem açık şekilde yazılır, hareketin bileşenlerinin karşılaşma frekansı cinsinden harmonik olduğu hatırlanır ve (3.13) ile tanımlanan genelleştirilmiş normallere bağlı olarak sınır koşullarını tanımlayan genelleştirilmiş hız bileşenleri (3.30) Vj = −iω e n j + Vo m j mj = 0 j = 1,2,3,4 m5 = n 3 m 6 = −n 2 şeklinde elde edilir. Ancak problemin çözümünde sıfır ileri hız Green fonksiyonu kullanıldığından bu şekilde hesaplanan potansiyel dağılımı Tinman-Newman simetrisini sağlamaz. Bu nedenle sınır koşullarının uygulanmasında saçılma probleminde izlenenden 46 farklı bir yöntem izlenir. Göz önüne alınan Vo hızı küçük olduğu için potansiyeli sıfır ileri hız civarında Taylor serisine açarak (3.31) ϕ = ϕ o + V o ωe ϕv i şeklinde yazabiliriz. Yayılma probleminde bu yaklaşım ϕ o ve ϕ v potansiyelleri için i n (3.32) ϕ = ω o j e i m ϕ = ω v j j e j şeklinde iki sınır koşulu verir. Burada pertürbasyon terimi ϕ v için verilen sınır koşulu incelendiğine mj’nin (3.30) ile verilen tanımları göz önüne alındığında (3.33) ϕ vj = 0 ϕ 5v = ϕ o3 j = 1,2,3,4 ϕ 6v = −ϕ o2 olacağı gözükmektedir. 3.6.5. Kuvvetlerin Hesabı Kaynak dağılımının hesaplanmasından sonra potansiyelin değerini kullanarak herhangi bir panel üzerinde basınç dağılımını ∂ϕ (3.34) p( x, y, z ) = ρ iω e ϕ + Vo ∂x denkleminden hesaplamak olanaklıdır. Bu şekilde tanımlanan basınç değeri geminin ıslak su yüzeyinde integre edilecek olursa kuvvetler ∂ϕ ∂ϕ (3.35) Fj = ρ∫∫ n j iω e ϕ + Vo dS dS = iω e ρ∫∫ n j ϕdS + ρVo ∫∫ n j ∂x ∂x S S S şeklinde elde edilir. Bu denklemde potansiyelin çözümünde sıfır ileri hız Green fonksiyonu kullanıldığından x doğrultusundaki türevinin doğrudan hesaplanması kuvvetlerin TinmanNewman simetrisini sağlamamasına neden olur. Dolayısı ile (3.35) denkleminde Vo hızına bağlı olan ikinci terimi (3.36) ∫∫ n j S ∂n ∂ϕ dS = ∫ n j ϕds − ∫∫ ϕ j dS ∂x C S ∂x şeklinde yazabiliriz. Burada C geminin en kıç taraftaki kesitini temsil eden eğridir ve nj genelleştirilmiş normalinin mj olacağına dikkat edilirse kuvvet için (3.37) Fj = iω e ρ∫∫ n j ϕdS − ρVo ∫∫ m j ϕdS + ρVo ∫ n j ϕds S S C bulunur. 47 Saçılma kuvvetleri (3.37) denklemlerinde potansiyel olarak saçılma potansiyelini kullanarak Fj = iω e ρ∫∫ n j ϕD dS + ρVo ∫ n j ϕD ds j = 1,2,3,4 S C S S C S S C (3.38) Fj = iω e ρ∫∫ n j ϕD dS + ρVo ∫∫ n 3 ϕD dS + ρVo ∫ n j ϕD ds j=5 Fj = iω e ρ∫∫ n j ϕD dS − ρVo ∫∫ n 2 ϕD dS + ρVo ∫ n j ϕD ds j=6 şeklinde elde edilir. Yayılma kuvveti ise (2.34)’deki tanımlar kullanıldığında (3.39) Fj = ∑ ξ k iωe ρ ∫∫ n j ϕk dS − ρVo ∫∫ m j ϕ k dS + ρVo ∫ n j ϕ k ds = ∑ Tjk ξ k 6 k =1 6 S S C k =1 şeklinde elde edilir. Burada Tjk k’ıncı moddaki hareketin j’incci moda neden olduğu etkiyi temsil eder ve potansiyelin karmaşık sayı olması nedeniyle [ (3.40) Tjk = ω 2e a jk + iω e b jk ] şeklinde ifade edilen karmaşık bir sayıdır. Burada ajk ivme ile orantılı olduğu için ekkütle, bjk da hız ile orantılı olduğundan hidrodinamik sönüm olarak bilinirler. Bu şekilde hesaplanan hidrodinamik kuvvetler (2.11) denklemlerine yerleştirildiğinde geminin altı serbestlik dereceli hareketlerini 6 (3.41) ∑ (m jk + a jk )&ξ&k + b jk ξ& k + c jk ξ k = FjI + FjD j=1 j = 1,2,...,6 şeklinde buluruz. Bu denklemin çözümü geminin altı serbestlik dereceli hareketini verir. Bu denklemdeki mjk, ajk, bjk ve cjk katsayıların yapısı göz önüne alındığında problemin simetrik 1, 3 ve 5 modları ile antisimetrik 2, 4 ve 6 modları için iki ayrı probleme indirgenebileceği görülebilir. Burada verilen yöntemi uygulamak üzere bir program geliştirilmiş ve çeşitli gemi formları için uygulamalar yapılmış ve elde edilen sonuçlar literatürdeki diğer sonuçlar ve deney sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bulgular bir sonraki bölümde ele alınmaktadır. Ancak bu noktaya kadar elde edilen sonuçlar viskoz etkileri tamamen ihmal etmektedir. Oysa yalpa hareketi için viskoz sönüm önem taşır ve bu etkiler de göz önüne alınmalıdır. 3.6.6. Yalpa Hareketinde Viskoz Etkiler Gemide yalpa hareketi sırasında ortaya çıkan viskoz etkiler, özellikle sönüm açısından başkıç vurma veya dalıp çıkma hareketlerinde ortaya çıkan viskoz etkilere kıyasla çok büyük önem arz eder. Bu etkiler hıza bağlı olarak değişmekle birlikte yalpa hareketinde en az dalga sönümü mertebesindedir. Oysa diğer hareketlerde viskoz etkiler dalga sönümüne kıyasla en az bir mertebe küçük olmaktadır. Dolayısı ile yalpa hareketinde sönüm katsayısını viskoz etkileri göz önüne alarak düzeltmezsek hareketi doğru olarak belirleme olanağı yoktur. 48 Günümüzde viskoz sönüm konusunda yapılan çalışmalar büyük ölçüde deneysel olup yarı ampirik hesap yöntemlerinin geliştirilmesine yöneliktir. Bu çalışmalardan en yaygın olarak kullanılanı ve en başarılı sonuçlar vereni Ikeda ve Himeno tarafından geliştirilmiş olanıdır ve açık literatürde yayınlanmıştır (IKEDA, HIMENO VE TANAKA, 1978, HIMENO, 1981, CHAKRABARTI, 2001). Bu çalışmada viskoz sönüm çeşitli bileşenlerden oluşmakta ve bu bileşenlerden bazıları yalpa hızına lineer bazıları da nonlineer olarak bağlıdır. Bu durumda sönüm (3.42) B 44(φ& )= B144 φ& + B 244 φ& φ& şeklinde ifade edilebilir. Buradan açıkça gözüktüğü gibi B144 ve B 244 katsayılarını hesaplamak işlemi kolaylaştırmayacaktır. Dolayısı ile (3.42) B 44(φ& )= B e44 φ& w B e44 = B 44 + B l44 + B f44 + B v44 + B b44 şeklinde tanımlanan bir eşdeğer sönüm katsayısı hesaplamak uygun olur. Burada b w B e44 eşdeğer sönüm katsayısı B 44 , B l44 , B f44 , B v44 ve B44 de eşdeğer sönüm katsayının bileşenleridir. Bu bileşenleri sırayla ele alıp ne olduklarını ve hesaplanış şekillerini inceleyeceğiz. w Yalpa sönümünün dalga bileşeni ( B 44 ) serbest su yüzeyinde dalga yayılmasından ötürü ortaya çıkar viskoziteden kaynaklanmayan tek bileşendir. Bu bileşenin hesabı büyük ölçüde çalışmanın daha önceki bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alınmıştı. Hatırlanacağı gibi bu bileşen yalpa genliğinden bağımsız olup lineerdir. Burada sadece bu bileşende ileri hız wo potansiyel akım varsayımı ile nedeni ile yapılan düzeltmeyi ele alacağız. Dalga bileşeni B 44 elde edilmiş olan yalpa sönümü Cw de hız düzeltmesi olmak üzere (3.43) w = C B wo B 44 w 44 şeklinde verilir. Hız düzeltmesi de (3.44) C w = [(A 2 + 1) + (A 2 − 1)F1 ] + (2A 1 − A 2 − 1)F2 2 formülü yardımı ile hesaplanır. Bu denklemdeki A1, A2, F1 ve F2 büyüklükleri 2 F1 = Tanh[20(Ω − 0.3 )] F2 = e −150 (Ω −0 25 ) (3.45) A 1 = 1 + ϖ −1 2 e − 2 ϖ A 2 = 0.5 + ϖ −1e −2 ϖ ω2 T ωV ϖ= Ω= g g . . şeklinde tanımlanmaktadırlar. Burada T gemini yüzmekte olduğu ortalama su çekimi, V de sabit ileri hızıdır. 49 Yalpa sönümünün kaldırma ( B l44 ) bileşeni geminin ileri hareketi sırasında yalpa yapması sırasında oluşan hidrodinamik kaldırma kuvvetinden ötürü ortaya çıkar ve yalpa hareketinin genliğinden bağımsız olan diğer bileşendir. Bu bileşen de lineer olup hesabı büyük ölçüde ampiriktir ve hız sıfır olduğu zaman sıfıra gider. Kaldırma bileşeni B l44 gemi boyutlarına bağlı olarak (3.46) B l 44 d d = 0.075ρVLT C 1 − 2.8 + 4.667 T T 3 l 2 C = l 2πT 4.1B + κ − 0.045 L L şeklinde verilir. Burada d gemi ağırlık merkezinin serbest su yüzeyine olan mesafesidir ve κ orta kesit katsayısı CM cinsinden C M ≤ 0.92 0 (3.47) κ = 0.1 0.92 < C M ≤ 0.97 0.3 C ≤ 0.99 M olarak tanımlanmıştır. Yalpa sönümünün sürtünme bileşeni ( B f44 ) geminin yalpa hareketi sırasında viskozite nedeniyle gemi yüzeyinde ortaya çıkan ve yalpa hareketine ters yönde etki eden sürtünme kuvvetinden kaynaklanır. Sıfır ileri hızında bu yalpa genliği, geminin sürtünme yüzeyi, sintine dönümü uzaklığı ve bir Reynolds sayısına bağlı olarak (3.48) B fo44 = 4 ρS r 3 φ ωR 3π e e a e şeklinde verilir. Burada φa yalpa genliği olup efektif sintine mesafesi re, efektif sürtünme yüzeyi Se ve efektif Reynolds katsayısı Re (3.49) re = 1 (0.887 + 0.145CB ) S e − 2d S e = L(1.7T + CBB ) R e = 1.855 π L re φ a ν ω olarak tanımlanmışlardır. Geminin ileri hareketinde sürtünme sönümü hızdan ayrıca etkilenmektedir ve bu etkiyi (3.50) B f 44 4.1V = B 1 + ωL fo 44 şeklinde hesaba katarız. Yalpa sönümünün vortex saçılımı bileşeni ( B v44 ) geminin yalpası sırasında sintine dönümünden saçılan vortexlerin gemi üzerinde indükledikleri kuvvetten kaynaklanmaktadır. Bu bileşen de geminin yalpa genliğine bağlı olduğundan nonlineerdir. Bu bileşenin hesabı üç aşamada gerçekleştirilmektedir. İlk aşamada, gemi boyunca her kesitten vortex saçılımı olduğu ve bu saçılımın şiddeti her kesitte değiştiği için, gemi boyunca seçilmiş bir dizi kesit 50 için sönüm b v44 katsayıları hesaplanır. İkinci etapta sıfır ileri hızda bütün gemi için B vo 44 sönüm katsayısı ilk etapta hesaplanan kesit sönüm katsayılarının integrasyonu ile v (3.51) B vo 44 = ∫ b 44 dx L şeklinde elde edilir. Bu noktada henüz ileri hız göz önüne alınmamıştır ve ileri hız nedeniyle kesitlerden saçılan vortexlerin birbirleri üzerindeki etkisi ihmal edilmektedir. Son aşamada bu hız etkisi (3.52) 2 B v44 = B vo44 (0.04ωL / V ) 2 1 + (0.04ωL / V ) olarak hesaplanır. Burada sadece herhangi bir kesit için sönüm katsayısının belirlenmesi gerekmektedir ve bu hesabın ayrıntıları ampirik formüller yardımı ile belirlenir (CHAKRABARTI, 2001). Geminin yalpa omurgası olması halinde sintine dönümünden saçılan vortexlerin yanı sıra yalpa omurgasından da önemli ölçüde ilave vortex saçınımı ve sönüm ( B b44 ) ortaya çıkar. Bu bileşen de vortex saçınımı bileşeni ile aynı karakteri gösterdiğinden hesaplanması benzer şekilde yapılır. Ancak yalpa omurgasından gelen etkinin hızdan bağımsız olduğu varsayıldığından (3.53) B b44 = ∫ b b44 dx L b olur. Burada her kesit için hesap yapılırken iki boyutlu sönüm b44 biri normal diğeri tekne basıncı ile ilgili iki bileşenden oluşmakta ve bu bileşenler (3.54) b b44 = b bn44 + b bh44 b bn44 = 8 ρrb3hb ωφ a f 2 CD 3π b bh44 = 8 ρr 2 T 2 ωφ f 2 C a E 3π b şeklinde tanımlanmaktadırlar. Burada hb yalpa omurgasının derinliği olup f CD ve CE büyüklükleri de ampirik formüller yardımı ile verilirler (CHAKRABARTI, 2001). 51 4. BULGULAR Bu bölümde geliştirilen programdan ve yapılan deneylerden elde edilen sonuçlar sunulmaktadır. İlk olarak Seri 60 formlarından blok katsayısı CB = 0.70 için elde edilen dalga kuvvetleri, ekkütle ve hidrodinamik sönüm katsayıları ele alınacaktır. Bu büyüklükleri deneysel olarak olanağı saptama olmadığı için literatürdeki diğer sonuçlarla karşılaştırılacaktır. Daha sonra aynı formun CB = 0.60 için elde edilen teorik ve deneysel sonuçları ele alınacaktır. Son olarak dalgalarda direnç artışı ile ilgili deneysel sonuçlar sunulmaktadır. Sunulan sonuçlarda kullanılan büyüklükler genel olarak boyutsuzlaştırılmış büyüklüklerdir ve aşağıdaki gibi tanımlanmaktadırlar. Frekans Kuvvet &&tle Ekku &&nu &&m So ω L/g Fj j = 1,2,3 ρg∇ / L F j j = 4,5,6 ρg∇ a jk j, k = 1,2,3 ρ∇ a jk j = 1,2,3 k = 4,5,6 k = 1,2,3 j = 4,5,6 ρ∇L a jk j, k = 4,5,6 2 L ρ ∇ b jk ρ∇ g / L b jk ρ∇L g / L b jk ρ∇L2 g / L j, k = 1,2,3 j = 1,2,3 k = 1,2,3 k = 4,5,6 j = 4,5,6 j, k = 4,5,6 4.1. Seri 60 CB = 0.70 Formuna Ait Sonuçlar Literatürde özellikle Seri 60 modelleri ile ilgili yapılmış çalışmalar çok yaygın olduğu için ilk ele alınan örnek gemi Seri 60 formlarından blok katsayısı CB = 0.70 olanıdır. Bu form için literatürde hidrodinamik kuvvetler, ek kütle ve sönüm katsayıları (CHAN, 1990) ile genlik karşılık fonksiyonları ( SARIÖZ, KÜKNER VE NARLI, 2000) verilmektedir. Göz önüne alınan formun temel büyüklükleri aşağıdaki gibi verilmektedir. Boy/Genişlik Oranı 7 Genişlik/Su çekimi Oranı 2.5 Blok Katsayısı 0.70 52 Sephiye Merkezi Boyuna Yeri % 0.5 Başa Boyuna Jirasyon Yarıçapı % 25 L Bu gemi formu için sıfır hızda ve değişik Froude sayılarında hesaplar yapılmış ve elde edilen sonuçlar aşağıda verilmektedir. ekil 22’de sıfır ileri hızda baştan gelen dalgaların etki ettirdiği dalga kuvvetleri verilmiştir. ekil 22a ileri öteleme kuvvetini, ekil 22b dalıp çıkma kuvvetini ekil 22c de baş kıç vurma kuvvetini temsil etmektedir. Yatay eksende boyutsuz frekans düşey eksende de birim dalga yüksekliği için boyutsuz kuvvet değeri bulunmaktadır. Geliştirilmiş olan programla elde edilen sonuçlar literatürde (CHAN 1990) verilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Her iki yöntem ile elde edilen sonuçların birbirleri ile tamamen uyum içinde oldukları gözlenmektedir. ekil 22: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna baştan gelen dalga kuvvetleri Aynı form için yayılma probleminin çözümünden elde edilen ek kütle ve hidrodinamik sönüm değerleri de sırası ile ekil 23 ve ekil 24’de verilmektedir. ekil 23a, ekil 23b ve ekil 23c sırası ile ileri öteleme hareketinin ileri öteleme yönündeki, dalıp çıkma hareketinin dalıp çıkma yönündeki ve baş kıç vurma hareketinin baş kıç vurma yönündeki ek kütlelerini göstermektedir. Diğer şekiller ise hareketler arasındaki çapraz etkileşimleri göstermektedir. Bunlardan ekil 23d, ekil 23e ve ekil 23f sırası ile ileri öteleme hareketinin dalıp çıkma ve baş kıç vurma yönündeki, ve dalıp çıkma hareketinin baş kıç vurma yönündeki ek kütlelerini göstermektedir. Son üç şekil bu hareketlerin simetrikleri olup , ekil 23g, ekil 23h ve ekil 23i sırası ile dalıp çıkma ve baş kıç vurma hareketlerinin ileri öteleme yönündeki, ve baş kıç vurma hareketinin dalıp çıkma yönündeki ek kütlelerini göstermektedir. Burada da yatay eksenler boyutsuz frekansı, düşey eksenler de boyutsuz ek kütleleri göstermektedir. Yeni yöntemle elde edilen sonuçlar literatürdeki sonuçlarla oldukça uyum içinde gözükmektedirler ve yeni yöntemle simetrinin daha iyi korunduğu ortadadır. 53 ekil 23: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna etki eden ek kütle katsayıları ekil 24a, ekil 24b ve ekil 24c sırası ile ileri öteleme hareketinin ileri öteleme yönündeki, dalıp çıkma hareketinin dalıp çıkma yönündeki ve baş kıç vurma hareketinin baş kıç vurma yönündeki sönümlerini göstermektedir. Diğer şekiller ise hareketler arasındaki çapraz etkileşimleri göstermektedir. Bunlardan ekil 24d, ekil 24e ve ekil 24f sırası ile ileri öteleme hareketinin dalıp çıkma ve baş kıç vurma yönündeki, ve dalıp çıkma hareketinin baş kıç vurma yönündeki sönümlerini göstermektedir. Son üç şekil bu hareketlerin simetrikleri olup , ekil 24g, ekil 24h ve ekil 24i sırası ile dalıp çıkma ve baş kıç vurma hareketlerinin ileri öteleme yönündeki, ve baş kıç vurma hareketinin dalıp çıkma yönündeki sönümlerini göstermektedir. Burada da yatay eksenler boyutsuz frekansı, düşey eksenler de boyutsuz 54 sönümleri göstermektedir. Burada da sonuçlar literatürdeki sonuçlarla oldukça uyum içindedirler ve yeni yöntemle simetrinin daha iyi korunduğu gözükmektedir. ekil 24: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.7 formuna etki eden sönüm katsayıları Açık literatürde bu forma ait çeşitli ileri hızlarda deney sonuçları yayınlanmıştır. Dolayısıyla bu sonuçlarla karşılaştırma yapmak uygun olur. Bu formun Fn = 0.15, Fn = 0.20, Fn = 0.25 ve Fn = 0.30 için hareket hesapları yapılmış ve sonuçlar ekil 25, ekil 26, ekil 27 ve ekil 28’de verilmektedir. Bu şekillerde yatay eksende boyutsuzlaştırılmış dalga boyu düşey eksenlerde de boyutsuzlaştırılmış hareket genliği gösterilmektedir. Dalga boyu gemi boyuna oranlanarak, dalıp çıkma genliği dalga genliğine oranlanarak baş kıç vurma genliği de dalga meyline oranlanarak boyutsuzlaştırılmıştır. 55 ekil 25: Fn = 0.15 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları ekil 26: Fn = 0.20 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları Froude sayısının Fn = 0.15 ve Fn = 0.20 gibi mutedil hızlar için hem 2 boyutlu hem de 3 boyutlu hesap yöntemleri beklendiği gibi deney sonuçları ile gayet yakın sonuçlar vermektedirler. Froude sayısının yükselmesiyle deneysel sonuçlardan sapmalar beklenmekteyken Fn = 0.25 ve Fn = 0.30 için yapılan hesaplarda elde edilen sonuçlar ile deney sonuçları arasında kayda değer farklar gözlenmemektedir. Baş kıç vurma hareketi için elde edilen sonuçlarda farklılık bir miktar daha gözlenebilir olmaktadır, ancak bu farklılık dahi iki deney arasındaki farklılıkla aynı mertebede kalmaktadır. Bu da hem iki boyutlu hem de üç boyutlu yöntemlerin yeterli hassasiyette olduklarını göstermektedir. 56 ekil 27: Fn = 0.25 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları ekil 28: Fn = 0.30 ileri hızında Seri 60 CB = 0.7 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 4.2. Seri 60 CB = 0.60 Formuna Ait Sonuçlar Ele alınan ikinci örnek yine seri 60 formlarından blok katsayısı 0.60 olanıdır. Bu forma ait asal büyüklükler Boy/Genişlik Oranı 7.5 Genişlik/Su çekimi Oranı 2.5 Blok Katsayısı 0.60 Sephiye Merkezi Boyuna Yeri % 1.5 Kıça Boyuna Jirasyon Yarıçapı % 25 L şeklinde verilmektedir. Bu form için bir model mevcut olduğundan sayısal hesaplar yanısıra deneyler de yapıldı. Bu gemi formu için sıfır hızda ve değişik Froude sayılarında hesaplar yapılmış ve elde edilen sonuçlar aşağıda verilmektedir. Deneyler sadece simetrik modlar (boy öteleme, dalıp çıkma ve baş kıç vurma) için değil aynı zamanda antisimetrik modlar 57 (yan öteleme, yalpa ve savrulma) için de yapılmıştır. Antisimetrik modlarda düzenekteki sınırlamalar nedeniyle ileri hızlarda deney yapılamamıştır. ekil 29: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.6 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları ekil 29’da sıfır ileri hızda yapılan deneylerle iki boyutlu ve üç boyutlu hesaplarla elde edilen sonuçların karşılaştırılması verilmektedir. Burada da yatay eksende boyutsuz dalga boyu düşey eksenlerde de boyutsuz hareket genliği verilmektedir. Dalga boyu gemi boyuna, dalıp çıkma genliği dalga genliğine ve baş kıç vurma genliği de dalga meyline oranlanarak boyutsuzlaştırılmıştır. Her iki yöntem de beklendiği gibi deney sonuçları ile gerek karakter olarak gerekse mertebe olarak uyumlu gözükmektedir. Aynı modelin Fn = 0.20 ileri hızı için elde edilen sonuçlar ekil 30’da verilmektedir. Bu model için deney dışında sadece üç boyutlu hesap yöntemi kullanılmıştır. Yatay eksende boyutsuz dalga boyu düşey eksenlerde de hareket genlikleri gösterilmektedir. ekil 30: Fn = 0.20 ileri hızında Seri 60 CB = 0.6 formuna ait genlik karşılık fonksiyonları 58 Hesaplarla elde edilen sonuçlar deney sonuçları ile uyum içinde gözükmektedir ancak deney sonuçlarında sıfır hız sonuçlarına kıyasla daha fazla saçılma gözlenmektedir. Bunun iki nedeni olduğu düşünülebilir. Öncelikle yaratılan dalgalar tam anlamı ile uzun cepheli dalgalar olarak oluşmamaktadır. Meydana gelen dalgalarda bir miktar bozulma ortaya çıkmakta ve bu da ileri hızlarda daha büyük ölçme hatalarına neden olmaktadır. Ayrıca ileri hızlarda boy ötelemenin daha büyük değerlere ulaşması kameraların takib ettiği noktaların kameranın görüş alanı dışına çıkabilmesine neden olmaktadır. Bu ise ölçmelerin kesintilere neden olmasından ötürü istenmeyen bir durumdur. Bu olasılığı önlemek amacı ile takib edilen noktaları birbirlerine daha yakın seçmeyi gerektirmektedir. Bu nedenle yapılan ölçmelerde özellikle baş kıç vurma açılarında hatalar ortaya çıkmaktadır. Bu form ile ilgili olarak yapılan son çalışma yalpa hareketiyle ilgilidir. Önceki bölümde açıklandığı gibi yalpa hareketinde viskoz etkiler büyük önem taşır ve yalpa hareketlerinin hesabında sönüm katsayısı ampirik olarak viskoz etkileri göz önüne alacak şekilde düzeltilmiştir. Bu program blok katsayısı 0.60 olan Seri60 formuna uygulanmıştır. Uygulama o sırasında yalpa açısı 10 olarak alınmıştır. ekil 31’de sıfır ileri hız için elde edilen sönüm sonuçlarının frekansa bağlı olarak değişimi verilmektedir. Sıfır ileri hızda kaldırma kuvveti nedeniyle bir sönüm oluşmayacağından burada bu bileşen göz önüne alınmamıştır. ekil 31: Seri-60 formu için yalpa sönüm katsayısının frekansla değişimi ˆ = ω B 2g ve düşey eksende de boyutsuz yalpa ekilde yatay eksende boyutsuz frekans ω sönümü B̂44 = B 44 / ρ∇B 2gB gösterilmektedir. Elde edilen değerler Ikeda ve arkadaşları tarafından verilen değerlerle örtüşmektedir (IKEDA, HIMENO VE TANAKA, 1978). Göz 59 önüne alınan bileşenlerden sürtünme bileşeni diğer bileşenlere kıyasla çok küçük değerler almaktadır. Sönüm katsayısı bileşenlerinin hız ile değişimleri de boyutsuz frekansın 0.8 değeri için ekil 32’de verilmiştir. Burada yatay eksende Froude sayısı düşey eksende de boyutsuz yalpa sönümü B̂44 = B 44 / ρ∇B 2gB gösterilmektedir. ekil 32: Seri-60 formu için yalpa sönüm katsayısının hızla değişimi Burada hesaplanan yalpa sönümü değerlerinin hıza bağlı olarak değişimleri de gerek yapısal karakteri açısından gerekse sayısal değerleri açısından literatürde verilen değerlerle örtüşmektedir (IKEDA, HIMENO VE TANAKA, 1978). ekil 33: Sıfır ileri hızda Seri 60 CB = 0.6 formuna ait yalpa genlik karşılık fonksiyonları 60 Antisimetrik hareketlerin ölçülebilmesi için model arabaya 90 derece döndürülerek bağlanmış ve bu surette dalgaların gemiye bordodan gelmesi sağlanmıştır. Geminin arabaya 90 derece döndürülerek bağlanmış olması arabayı yürüterek ileri hız verilmesine olanak bırakmamıştır. Dolayısı ile antisimetrik moddaki hareketler sadece sıfır hız için ölçülebilmiştir. Deneyler sırasında sadece yalpa için ölçme yapılmış ve sonuçlar üç boyutlu hesaplarla karşılaştırılmıştır (ekil 33). Yatay eksende gemi boyuna oranlanarak boyutsuzlaştırılan dalga boyu düşey eksende de dalga eğimine oranlanarak boyutsuzlaştırılmış olan boyutsuz yalpa genliği verilmektedir. En büyük yalpa genliği dalga boyunun gemi boyunun %33’ü civarında ortaya çıkmaktadır ve hesaplarda bu değer deney sonuçlarını tutmaktadır. Dalga boylarının kısa değerlerinde ise hesap sonuçları deney sonuçlarına kıyasla oldukça küçük kalmaktadır. Bu hesaplarda viskoz etkilerin ihmal ederek yapılan hesaplarda küçük dalga boylarında genlikler deney sonuçlarına daha yakın değerler vermektedir. Bu sonuçlar bir ölçüde viskoz etkilerin gereğinden büyük olduğunu göstermekle birlikte sönümsüz sonuçların da deney sonuçlarına kıyasla küçük kalması küçük dalga boylarında ölçmelerdeki hataların da katkısı olabileceğini düşündürmektedir. Ele alınan problemde hesaplarda gelen dalga genlikleri daima birim genliklerdir ve yaratacakları yalpa genliği küçük olur. Bu nedenle deneylerde kullanılan dalga genlikleri de linner bölgede kalmak amacıyla küçük seçilmişlerdir. Öte yandan zorlamaların önemli olduğu frekanslarda birim dalga genliği daima çok küçük yalpa açılarına neden olur. Viskoz sönümün önemli bileşenleri ise yalpa genliğine bağlı olup yalpanın küçülmesiyle önemlerini yitirirler. Bu da ele alınan problemde sönümlü ve sönümsüz hesaplar arasında sadece küçük dalga boylarında farklılıklara neden olmaktadır. 4.3. Dalgalarda Direnç Artışı Deneyleri Gemilerin dalgalar arasındaki hareketleri sadece denizcilik açısından değil aynı zamanda direnç artışı açısından da önem taşımaktadır. Bu konu teorik olarak ikinci mertebe yaklaşımı gerektirdiğinden projenin kapsamı dışında kalmaktadır. Ancak deneysel olarak bu konunun incelenebilmesi hem olanaklı hem de çok yararlı olacağı için direnç açısından incelenmekte olan bir gemi formu için ele alındı. Bir süredir geminin paralel gövdesi civarında formun parabolik olark değiştirilmesinin direnç açısından çok iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir (ÇALIAL, GÖREN VE DANIMAN, 2002). Bu değişikliğin dalgalar arasında ne kadar etkili olduğunu belirleyebilmek için direnç deneyleri dalgalı suda da tekrarlandı. 61 Deneyler sırasında kullanılan modele ait büyüklükler Model Boyu 2.77 m Model Genişliği 0.89 m Model Su Çekimi 0.35 m Deney Hızı 1.72 m/s (Fn = 0.33) olarak özetlenebilir. Bu hızda model sakin suda çekilirken toplam direnci 2.888 Kg. olarak ölçülmüştür. Model daha sonra bu hızda çekilirken değişik dalga boylarında dalgalara maruz bırakılmış ve toplam direnç ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar ekil 34’de gösterilmektedir. ekil 34: Fn = 0.30 ileri hızında değişik dalga boylarında ölçülen toplam direnç artışı ekil 34’de yatay eksende model boyuna oranlanarak boyutsuzlaştırılmış dalga boyu düşey eksende de ∆R / ρgζ 2 şeklinde boyutsuzlaştırılmış direnç artışı verilmektedir. Elde edilen deney sonuçları direnç artışı hesabı için verilen iki değişik yöntemle yapılan hesap sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Deney sonuçları %30 kadar daha yüksek sonuçlar vermekle birlikte karakter olarak yapılan hesaplarla benzer karakteri göstermektedir. 62 5. TARTIMA VE SONUÇLAR Proje süresince yapılan çalışmaların değerlendirilmesini iki bölümde ele almak uygun olur. İlk bölümde yapılan teorik çalışmalar, ikinci kısımda da deneysel çalışmaları ele alacağız. 5.1. Teorik Çalışmalar Bu program çerçevesinde gemi hareketlerini incelemek üzere üç boyutlu bir program geliştirilmiş ve programdan elde edilen sonuçlar açık literatürdeki hesaplar ve deney sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Problemin çözümü zaman uzayı yerine frekans uzayında ele alınmış ve zamana bağlı çözüm ters Fourier dönüşümü ile elde edilmiştir. Hidrodinamik problemin çözümü içi Green fonksiyonlarından yararlanarak üç boyutlu panel metodu kullanılmıştır. Hızın pratik değerlerinin küçük kaldıkları göz önüne alınarak çözümde sıfır ileri hız Green fonksiyonu kullanılmıştır. Seri 60 formu ile yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçlar 0.70 blok katsayısı için literatürdeki hesaplar ve denelerle karşılaştırılmış ve sonuçların yeterli hassasiyette olduğu görülmüştür. Ayrıca yine Seri 60 ve 0.60 blok katsayılı formu için hesaplar yapılmış ve bu form için yapılan deney sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Bu sonuçlar da hesaplar ile deney sonuçları arasındaki uyumu kanıtlamıştır. Böylece boy öteleme hareketini de göz önüne alan üç boyutlu bir gemi hareketleri programı başarı ile geliştirilmiş ve gemi inşa sektörünün kullanımına hazır hale getirilmiştir. Bu teorik çalışma sonucunda elde edilen sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz: • Boy ötelemenin önemsiz olduğu durumlarda iki boyutlu hesaplar da üç boyutlu hesaplar kadar doğru sonuçlar vermektedir. Böyle durumlarda üç boyutlu yöntemle hesap yapmak gereksiz olabilir. Ancak dolgun formlarda iki boyutlu yaklaşım yeterli olmayabilir ve üç boyutlu yönteme geçmek zorunlu olabilir. • İleri hızların Fn = 0.3 değerine kadar elde edilen sonuçlar bu hız seviyesine kadar sıfır ileri hız Green fonksiyonunun yeterli olduğunu göstermiştir. Genelde bütün ticari gemiler bu hızın altında olduğundan bu yaklaşım yeterli olabilir. Ancak daha dolgun gemiler için bu hız sınırı geçersiz hale gelebilir. • Bu yöntemle yalpa hareketinin incelenmesi çok sınırlı olarak geçerlidir çünkü gemilerin yalpa hareketinde önem kazanan büyük genlikli yalpa hareketi bu yöntemin temel varsayımı olan lineerlik prensibi ile çelişki halindedir. Bu nedenle antisimetrik hareketler ayrı olarak ele alınmalı ve farklı şekilde incelenmelidir. 63 • Bu çalışmada sadece gemiler göz önüne alınmıştır. Ancak bu yöntemi herhangi bir yüzer yapıya uygulamak olanağı da vardır. Ayrıca bazı hallerde deniz derinliğinin sınırlı olması da söz konusudur. Bu nedenle geliştirilmiş olan programın daha genel bir hale getirilmesi yararlı olacaktır. 5.2. Deneysel Çalışmalar Deneysel çalışmalar çerçevesinde İ.T.Ü. Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Ata Nutku gemi model havuzunda bulunan dalga cihazı modernleştirilip çalışır hale getirilmiş ve dalgalarda hareketlerin ölçülebilmesi için bir ölçme sistemi geliştirilmiştir. Blok katsayısı 0.60 olan Seri 60 formu üzerinde yapılan bütün deneyler başarılı olmuş ayrıca daha evvelce planlanmamış olmasına karşın dalgalarda direnç artışı da ölçülmüştür. Ayrıca kendi kendine sevk sistemi oluşturularak dalgalarda hareket ölçmesi yapılmaya çalışılmış ancak bu sistemde ölçme düzeneği ile model arasında senkronizasyon mümkün olmamıştır. Deneysel çalışmalar sonucunda varılan sonuçları da aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: • Ata Nutku gemi model havuzunda dalgalı denizlerde ileri hız da dahil olmak üzere deney yapılabilir ve hareketler ile direnç artışı ölçme kapasitesi geliştirilmiştir. Bu olanak gemi inşa sektörünün kullanımına hazırdır ve ilk deneyler 2010 yılı Mayıs ayına planlanmıştır. • Deneyler sırasında oluşan dalgaların tam anlamıyla geniş cepheli dalgalar olmadıkları ve dalga cephelerinin sabit bir sapma gösterdikleri ve bu sapmaların küçük dalga boylarında önemli hale geldikleri gözlendi. Yapılan ön çalışmalar bu hatanın kaynağının flap yataklarındaki muhtemel bir boşluktan veya layn bozukluğundan kaynaklandığını gösterdi. Ancak tankın boşaltılması o sırada mümkün olmadığından ve hatanın periyodu 0.8 saniye ve daha büyük dalgalar için önemsiz hale gelmesinden dolayı bu konuda daha fazla çalışma yapılmadı. • Periyodu 2.5 saniyeden daha büyük dalgaların yaratılması sırasında bazı sorunlar yaşandı ve bu periyoddan sonra dalgalarda bir göçme yaşandığında iki tepeli dalgalar oluştu. Flapın hareketini kontrol eden yazılım dalgaların tepesi ile çukuru arasında pistona doğrusal hareket yaptırmasından kaynaklanan bu sorun da kısa vadede çözülemeyeceği için deneyler bu periyot sınırları arasında yapıldı. • Karışık dalgalar yaratılması için çalışmalar yapıldı ve bu amaçla yaratılan dalgalar oluşturulup ölçüldü. Yapılan ölçmeler sonucu kısa bir süre için oluşturulan dalgaların tasarlanan spektrumla uyum içinde olduğu ancak zaman içerisinde yansıyan dalgalar nedeniyle bu uyumun kaybolduğu gözlendi. Bu sorun havuzun karşı tarafında 64 bulunan dalga söndürücü kıyının yetersizliğinden kaynaklandığı ve bu sorunu çözmek için kıyının etkin hale getirilmesi gerektiği belirlendi. 5.3. İleriye Dönük Çalışmalar Bu proje kapsamında başlayan çalışmalar uzun vadeli bir çalışmanın ilk basamağı olup bu safhada beklenen kazanımları sağlamıştır. Bu sayede İ.T.Ü. Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Ata Nutku gemi model havuzunda gerek teorik olarak gerekse deneysel olarak gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerini inceleyebilecek duruma gelmiş bulunuyoruz. Ancak bu olanağımızın daha da etkin bir şekilde kullanılabilir hale getirilebilmesi için çalışmalarımız devam edecektir. Teorik çalışmalar alanında şu noktalar ele alınacaktır: • Üç boyutlu programın daha geniş bir alanda uygulanabilir hale getirilebilmesi için daha genel bir geometrik tanım programı geliştirilecektir. • Programda sıfır hız Green fonksiyonu yanısıra bir de ileri hız fonksiyonunun geliştirilmesi ve gerektiğinde bu olanağı kullanabilmek üzere hesaplar yapılarak iki yöntemin sonuçları karşılaştırılacaktır. • Özellikle dalga enerjisinden elektrik elde etmek ve bu çabayı yüzer dalgakıran kavramında uygulayabilmek için eldeki program enerji alış verişini de içerecek şekilde geliştirilecektir. Öte yandan deneysel çalışmalar açısından da çeşitli çalışmalar planlanmaktadır. Bunları şöyle özetleyebiliriz: • Kendi kendine sevk sistemiyle model hareketlerinin ölçümünde model ile ölçme düzeneği arasında senkronizasyonun sağlanması. Bunun için daha önce dalgalardaki üç boyutlulaşmanın çözümlenmesi gerekli olabilir. • Dalga cephelerindeki kaymanın kaynağının kesinlikle tespit edilerek giderilmesi. • Uzun dalga boylarında ortaya çıkan ve iki tepeli dalgaların oluşmasına neden olan kontrol sorunlarını ortadan kaldıracak bir yazılımın geliştirilmesi. • Tanktaki mevcut kıyının elden geçirilerek sönümün etkin bir hale getirilmesi ve tankta oluşan yansımaların önlenmesi. Bu çalışma başlamış olup mevcut kıyı yapısında yapılacak olan değişiklikler tasarlanmıştır. • Dalgalardan elektrik üretmek için de kullanılabilecek bir yüzer dalgakıran sisteminin geliştirilmesi için deneysel bir çalışma yapılması. Bu çalışmaların yanısıra Ata Nutku gemi model havuzunda Türk gemi inşa sanayiine gemi hareketleri konusunda teorik ve deneysel çalışmalarla destek verilmeye devam edilecektir. 65 KAYNAKLAR APPLEBEE T. R., Biatis A. E., Seakeeping Investigation of the US Coast-Guard 270 ft Medium Endurance Class Cutters – Sea Trials Abord the USCGC BEAR, (WWEC 901), Rpt. No. SPD – 1120 -01, DTNSRDC, Washington DC, (1984) BECK R. F., Cao Y., Lee T., Fully Nonlinear Water Wave Computations Using the th Desingularized Method, Proc. Of 6 International Symposium on Numerical Hydrodynamics, University of Iowa, Iowa., (1993), Pp 3 - 20 BESSHO M., On the Fundamental Singularity in the Theory of Ship Motions in a Seaway, Memoires of the Defense Academy, Japan, Vol 17 (3), Pp 95 - 105, (1977) CHAKRABARTI S., Emprical Calculation of Roll Damping of Ships and Barges, Ocean Engineering Vol. 28, Pp 915 – 932, (2001) CHAN H. S., A Three Dimensional Technique for Predicting First and Second Order Hydrodynamic Forces on a Marine Vehicle Advancing in Waves, (Doktora Tezi) University of Glasgow, Department of Naval Architecture and Ocean Engineering, (1990) CHEN H. H., Torng J. M., Shin Y. S., Formulation, Method of Solution and Procedures for Hydrodynamic Pressure Project, ABS Research and Development Division Technical Report RD-85026, New York, (1985) ÇALIAL D. S. M., Gören Ö., Danışman B. D., Resistance Reduction by Increased Beam for Displacement-Type Ships, Journal of Ship Research Vol. 46 (2), (2002) FALTINSEN O., Michelsen F. C., Motions of Large Structures in Waves at Zero Froude Number, Int. Symp. On the Dynamics of Marine Vehicles and Structures in Waves, London, (1974), Pp 91 – 106 FRANK W., Oscillation of Cylinders in or Below the Free Surface of Deep Fluids, NSRDC Rep. No 2375, Washington DC, (1967) FROUDE W., On the Rolling of Ships, Trans. INA, Vol. 2, Pp 180 - 227, (1861) 66 GERRITSMA J., Experimental Determination of Damping and Added Mass Moment of Inertia of a Ship Model, ISP, Vol. 4, Pp 505 - 519, (1957) GERRITSMA J., Beukelman W., The Distribution of the Hydrodynamic Forces on a Heaving and Pitching Ship Model in Still Water, ISP, No 123, Pp 506 - 522, (1964) GOLOVATO P., A Study of Transient Pitching Oscillations of a Ship, Journal of Ship Research, Vol. 2, Pp 22 - 30, (1959) HAVELOCK T. H., The Damping of the Heaving and Pitching Motion of a Ship, Philosophical Magazine, Vol. 33, Ser. 7, Pp 666 - 673, (1942) HAVELOCK T. H., The Effect of Speed of Advance Upon the Damping of Heave and Pitch, Trans. INA, Vol. 100, Pp 131 - 135, (1958) HIMENO Y., Prediction of Ship Roll Damping – State of the Art, University of Michigan Dept. of Nav. Arch. Report No. 239, Ann Arbor, (1981) HOGBEN N., Standing R. G., Wave Loads on Large Bodies, Int. Symp.On the Dynamics of Marine Vehicles and Structures in Waves, London, (1974), Pp 258 -277 IKEDA Y., Himeno Y., Tanaka N., A Prediction Method for Ship Roll Damping, University of Osaka Dept. of Nav. Arch. Report No. 00405, Osaka, (1978) INGLIS R. B., Price W. G., Calculation of the Velocity Potential of a Translating, Pulsating Source, Transactions R.I.N.A., Vol. 123, Pp 163 - 175, (1980) JOHN F., On the Motion of Floating Bodies, Part I, Comm. Pure & Appl. Math., Vol. 2, Pp 13 - 57, (1949) JOHN F., “On the Motion of Floating Bodies, Part II”, Comm. Pure & Appl. Math., Vol. 3, Pp 45 - 101, (1950) KARA F., D. Vassalos, Time Domain Prediction of Steady and Unsteady Marine Hydrodynamics Problem”, ISP, Vol. 50(4), Pp 317 - 322, (2003) 67 KORVIN-KRUKOVSKY B. V., Jacobs W. D., Pitching and Heaving Motions of a Ship in Regular Waves, Trans. SNAME, Vol. 65, Pp 590 - 632, (1957) KRING D., Huang Y.F., Sclavounos P. D., Vada T., Braathen A., Nonlinear Ship Motions and st Wave-Induced Load by a Rankine Method, Proc. 21 Symposium on Naval Hydrodynamics, Trondheim, (1997), Pp 45 – 63 KRYLOV A. N., A New Theory of Pitching of Ships on Waves and of the Stresses Produced by this Motion, Trans. INA, Vol. 37, Pp 326 - 359, (1896) LEWIS F. M., The Inertia of Water Surrounding a Vibrating Ship, Trans SNAME, Vol. 37, Pp 1 - 20, (1929) LIAPIS S. J., R. F. Beck, Seakeeping Computations Using Time Domain Analysis, Proc. Of th 4 International Symposium on Numerical Hydrodynamics, National Academy of Sciences, Washington D.C., (1985), Pp 34 - 55 MANNING G. C., The Motions of Ships Among Waves, Principles of Naval Architecture, Vol. 2, SNAME, New-York, (1939) Pp 1 MIYAKE R., Kinoshita T., Kagemoto H., Zhu T., Ship Motions and Loads in Large Waves, rd 23 Symposium on Naval Hydrodynamics, France, (2000), Pp 98 - 111 NAKOS D. E., Sclavounos P. D., Steady and Unsteady Ship Wave Patterns, Journal of Fluid Mechanics, Vol. 215, Pp 263 - 288, (1990) NOBLESSE F., Yang C., A Simple Green Function for Wave Diffraction-Radiation of TimeHarmonic Waves with Forward Speed, Ship Technology Research, Vol. 51, Pp 33 - 52, (2004) ODABAI A.Y., Hearn G., Sea Keeping Theories: What is the Choice, Trans. NECIES, Vol. 88, Pp 1 - 32, (1977) OGILVIE T. F., Tuck E. O., A Rational Strip Theory of Ship Motions:Part I, The Univ. of Michigan, Coll. Of Eng., Dept. Naval Arch.&Mar. Eng., Report No 013, (1969) 68 OHKUSU M., Validation of Theoretical Methods for Ship Motions by Means of Experiment, nd 22 Symposium on Naval Hydrodynamics, Washington, (1998), Pp 341 – 358 OKAN B., Gemilerin Düşük Hızlarda Dalgalar Arasındaki Hareketlerinin İncelenmesi İçin Sayısal Bir Yöntem, İ.T.Ü. Gemi İnşaatı Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölümü Teknik Raporu No: TR 07/01, İstanbul, (2007a) OKAN B., Ata Nutku Gemi Model Havuzu Dalga Cihazı Yenileme Çalışması, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölümü Teknik Raporu TR 07/02, İstanbul, (2007b) PETERS A. S., Stoker J. J., The Motion of a Ship, as a Floating Rigid Body in a Seaway, Comm. Pure & Appl. Math., Vol. 10, Pp 399 - 409, (1957) SABUNCU T., Gemilerin Direnci Teorisi, Gemi Enstitüsü Bülteni, No 12, İstanbul, (1962) SALVESEN N., Tuck E. O., Faltinsen O., Ship Motions and Sea Loads, Trans. SNAME, Vol. 78, Pp 250 – 287, (1970) SARIGÜL N., Dökmeci M.C., A Quassivariational Principle for Fluid-Structure Interaction, AIAA Journal, Vol. 22, No. 8, Pp 1173 - 1175, (1984) SARIÖZ K., Kükner A., Narlı E., Validation of a Strip Theory Based Ship Motion Prediction Program, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölümü Teknik Raporu TR 00/01, İstanbul, (2000) ST. DENIS M., Pierson W. J., On the Motion of Ships in Confused Seas, Trans. SNAME, Vol 69, Pp 280 - 357, (1953) TASAI F., On the Damping Force and Added Mass of Ships Heaving and Pitching, Rep. of the Res. Inst. For Appl. Mech., Kyushu Univ., Vol. 7, No 26, (1959) URSELL F., On the Heaving Motion of a Circular Cylinder on the Surface of a Fluid, Quart. J. of Mech. And Appl. Maths., Vol. 2, Pp 218 - 231, (1949) VOSSERS G., Swaan, A., Rijken H., Experiments with Series 60 Models in Waves, Trans. SNAME, Vol. 68, Pp 364 - 450, (1960) 69 WEHAUSEN J. V., Latoine E. V., Surface Waves, Handbuch der Physik, Band IX, Part II, Springer Verlag, Berlin, (1960), Pp 446 - 778 70 TÜBİTAK PROJE ÖZET BİLGİ FORMU Proje No: 106M481 Proje Başlığı: Gemilerin Dalgalar Arasındaki Hareketlerinin Dinamik Analizi İçin Sayısal Bir Yöntem Geliştirilmesi : Teorik ve Deneysel Bir Çalışma Proje Yürütücüsü ve Araştırmacılar: Doç. Dr. Barbaros Okan Projenin Yürütüldüğü Kuruluş ve Adresi: İstanbul Teknik Üniversitesi, Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi, 34469 Maslak, İstanbul,TÜRKİYE Destekleyen Kuruluş(ların) Adı ve Adresi: TÜBİTAK Mühendislik Araştırma Gurubu, Tunus Cad. No:80, 06100 Kavaklıdere, ANKARA TÜDET Deniz Tek. Müh. Dan. Gemi San. Ve Tic. A. ., Altunizade, İstanbul Projenin Başlangıç ve Bitiş Tarihleri: 1 ubat 2007 – 1 ubat 2010 Öz (en çok 70 kelime) Bu çalışmada gemilerin dalgalar arasındaki hareketlerini incelemeye yönelik üç boyutlu bir program geliştirilmiş ve bu yazılımın geçerliliği deneysel olarak kontrol edilmiştir. Elde edilen sonuçlar pratikte karşılaşılan hız aralığında gayet sağlıklı sonuçlar vermektedir. Çalışmanın tamamlanmasıyla gemilerin ek kütle, hidrodinamik sönüm ve genlik karşılık fonksiyonları gibi karakteristiklerini hesaplayabilen ve gemilerin dalgalar arasındaki altı serbestlik dereceli rijit cisim hareketlerinin analizini yapabilecek güvenilir bir hesap sistemi yaratılmıştır. Bu çalışmada geliştirilen programın yanısıra Ata Nutku Gemi Model Havuzundaki dalga cihazı çalışır hale getirilmiş ve hareketleri ölçmek için bir sistem geliştirilmiştir. Bu sayede yüzer cisimlerin hareket karakteristiklerini deneysel olarak da belirlemek olanaklı hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Gemi hareketleri, Dalga yükleri, Ek su kütlesi, Hidrodinamik sönüm, Genlik karşılık fonksiyonları Fikri Ürün Bildirim Formu Sunuldu mu? Evet Gerekli Değil Fikri Ürün Bildirim Formu’nun tesliminden sonra 3 ay içerisinde patent başvurusu yapılmalıdır. Projeden Yapılan Yayınlar: [1] OKAN M. B., Gemilerin Düşük Hızlarda Dalgalar Arasındaki Hareketlerinin İncelenmesi İçin Sayısal Bir Yöntem, İ.T.Ü. Gemi İnşaatı Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölümü Teknik Raporu No: TR 07/01, İstanbul, (2007) [2] OKAN M. B., Ata Nutku Gemi Model Havuzu Dalga Cihazı Yenileme Çalışması, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Teknolojisi Bölümü Teknik Raporu TR 07/02, İstanbul, (2007) [3] KARAYEL H. B.,Okan Gemilerin Dalgalar Arasındaki Hareketinin İncelenmesi İçin Bir Yöntem: Sıfır Hız Hali, Gemi İnşaatı ve Deniz Teknolojisi Teknik Kongresi, Cilt 1, İstanbul, (2008) [4] KARAYEL H. B., Sıfır Hız Durumundaki Gemilerin Dalgalar Arasındaki Hareketlerinin Teorik ve Deneysel Olarak İncelenmesi, (Yüksek Lisans Tezi), İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi, (2009) [5] GOULD K. J., Çalışal S. M., Mikkelsen J., Gören Ö., Okan B., Kim Y., Powering and Seakeeping Characteristics of a Displacement Hullform With Waterline Parabolization, International Conference on Ocean, Offshore and Arctic Engineering, OMAE2010, China (2010) 71
Benzer belgeler
teknik rapor - İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesi
As the cost of the upgrading was planned to be funded from a TÜBİTAK project,
keeping the cost of the upgrade to a minimum became central to the study. Therefore
construction work which was likely ...
scientific programme please click
Conference Information
Conference Date
The ICOEST’2014 – Side conference is held between May 14 and May 17, 2014.