Mikrofonlarla Elektrik Gitar Kaydı
Transkript
Mikrofonlarla Elektrik Gitar Kaydı
BAÞLARKEN... Duvardaki Kukla Uzun bir uðraþýdan sonra nihayet merhaba… Yaklaþýk 18 aya varan (aralýklarla da olsa) bir çalýþmanýn sonunda yeni projemizi sizlere ulaþtýrmanýn mutluluðu içerisindeyiz. 2006 Temmuz ayýnda "Sanal bir dergi yapsak güzel olmaz mý?" þeklinde bir sorunun kafada belirmesiyle düþüncede oluþan, çeþitli uðraþýlar sonunda sadece yönetici kadrosunun bildiði bir projeye dönüþen, Ocak ayýnýn baþýndan itibaren yapýlan hýzlý ve yoðun bir çalýþma-konuþma döneminin ardýndan da ilk sayýsý siz sevgili okurlarýmýza ulaþan "Lacivert Sayfalar" hepimize hayýrlý uðurlu olsun. Bu tatlý yorgunluðumuzu sizinle paylaþmak ve projemizin amaçlarýný anlatmak için bir "Merhaba" yazýsý yazmanýn uygun olacaðýný düþündük. Bütün okurlarýmýza MERHABA! Her þeyden önce "Lacivert Sayfalar" isminin tercih edilmesinin nedenini anlatmak lazým. Eski üyelerimiz hatýrlayacaklardýr, þu anda www.mygitar.com þeklinde bildiðimiz sitenin en eski adý "Mavi Sayfalar"dý. Bu sözcük öbeði MyGitar'ýn ve MyDükkan'ýn kurucusu Selçuk Abimizin (Selçuk Uzunhasanoðlu) yayýmladýðý nota kitabýnýn adýdýr (Müzikte Mavi Sayfalar). "Lacivert Sayfalar", bizi bir araya getiren, internette böylesine güzel bir ortamda yazýþmamýzý, bilgi alýþveriþinde bulunmamýzý saðlayan Selçuk Abimize küçük bir ithaftýr. Sadece maviyi biraz koyulaþtýrdýk!!! Peki bunca zamandýr tanýtýmý yapýlan, üyelerimizin forumda "Nedir bu proje? Ne zaman baþlayacaksýnýz? Yeni site dediðiniz bu mu?" þeklinde sorular sorarak kafalarýnda bir yerlere oturtmaya çalýþtýklarý proje nereden çýktý? Görüyoruz ki forumumuzda bazý konularda bilgi açlýðý çekiliyor. Ýnsanlarýn çoðu ayný konularda ayný dertten muzdarip. "Ýyi klasik gitar nasýl anlaþýlýr?", "Þu elektro nasýldýr?", "Gamlar ne iþe yarar?", "Evde nasýl kayýt alabilirim?"… tarzýnda çok fazla soru var. Gelen pek çok yeni üyemiz benzer konularda baþlýklar açýyorlardý; bu da hem biz moderatörlerin ve adminlerin iþlerini zorlaþtýrýyor, hem mevcut bilginin düzensizleþmesine neden oluyor, hem de forumda karne puanlarýnýn düþürülmesine, zaman zaman da tartýþmalara neden oluyordu. Ayný zamanda böylesine önemli konular üzerine açýlan konularýn bazýlarýnda "bilmeyen ve bilmediðini bilmeyen" bazý arkadaþlarýn yazdýklarý kafa karýþýklýðý gibi önemli bir sorunu beraberinde getiriyordu. "Lacivert Sayfalar" sizin bu sorunlarýnýzý çözmek, en azýndan kafanýzda bir takým fikirlerin netleþmesini saðlamak amacýyla hayata geçirilmiþ bir projedir. Merak ettiðiniz konularda düzenli ve periyodik olarak bilgi almanýzý saðlamak projemizin birinci amacýdýr. Elbetteki herkesin kafasýndaki soru farklý olacaktýr; ancak her sayýmýzda kendinize bir þeyler katacaðýnýza, ilginizi çekecek bir þeyler bulacaðýnýza inanýyoruz. Dergimizde armoni-teori, hakkýnda bilgi, lütiyelik hakkýnda bilgi, gitar tanýtýmlarý, kayýt teknolojisi hakkýnda bilgiler, sanatçý tanýtýmlarý, röportajlar (elimizden geldiðince) ve elbetteki güncel haberler, konser izlenimleri (paramýz yettiðince ) ) bulabilirsiniz. Elbetteki forumun nabzýný da tutacaðýz ... Bunun yanýsýra yazarlarýmýza özel mesajla da ulaþabileceksiniz. Biraz da dergimizin künyesinden bahsedelim. Projenin oluþmasý için sürekli olarak yeni fikirler üreten, bunlarý benimle paylaþan, her seferinde 1,5-2 saate varan MSN konuþmalarý 2 LACÝVERT KADRO yaptýðým, dergiyi hemen hemen tek baþýna tasarlayan, forumumuzda yazan üyelerin yakýndan tanýdýðý KRAGEN'e… Duvardaki Kukla Kragen'in yetiþemediði zamanlarda tasarýma yardým etmek için uðraþan, kafa patlatan Phantom'a... Yine Kragen'in yetiþemediði, içinden çýka- Kragen madýðý, bunalýp kafayý yediði son dönemlerde yardýma koþarak derginin tamamlanmasýný saðlayan LODOS'a... Desteðini ilk andan itibaren esirgemeyen Phantom ve "tabii yazarým komþu ;)" diyerek beni projede yalnýz býrakmayacaðýný belirten Lord Sparhwak'a… Armoni Lord Sparhawk ile ilgili yazýlarýný her sayý dergimizde göreceðimiz, ilk andan itibaren projenin içinde yer almayý kabul eden Hokus Pokus'a… "Elimden geldiðinin en iyisini yaparým" diyerek Musical aramýzda yer almayý kabul eden Osmancigil'e… Güzel yazýlarýyla dergimize renk katan CD-R ve Musical'e... Ýlk baþta biraz mesafeli dursa da daha Osmancigil sonra projeye ýsýnan ve o noktadan sonra manevi desteðini arkamýzdan hiç eksik etmeyen, internet sitesi ile ilgili fikirleriyle bizlere yardýmcý olan Blackmore'a… Ve elbetteki MyGitar'ý kurarak tüm bu Hokuspokus insanlarýn tek bir çatý altýnda toplanýp yeni projeler ortaya koymasýný saðlayan SELÇUK ABÝMÝZE sonsuz teþekkürlerimi sunmak istiyorum. Siz olmasaydýnýz bu proje benim aklýma gelen ham CD-R R bir düþünce olarak kalýrdý. Ve tabii ki MyGitar üyeleri… Umarýz hepinizin keyif alacaðý bir proje olur. Hepinize tekrar çok lacivert bir Lodos MERHABA!!! duvardaki_kukla… 3 TASARIM EKÝBÝ: Kragen, Lodos, Phantom Lüthiye 5 de Lütiyelikte Gitar ve Keman Tarihine Kýsa Bir Bakýþ Penceremden Dýþarýda 8 de Armoni 20 de Kayýt Teknolojisi Bir Bass Gitaristin Rüyasý Evde Gitar Kaydý ve Temel Kavramlar 22 de Dinli - Yorum Amadeus 11 de 26 da Röportaj 13 de Yaþama Dair... 80 Kalibre Alýþveriþ Sýrasý ve Sonrasýndaki Haklarýmýz Ýnceleme 17 de Yamaha Magicstomp 29 da Hiçbir Þey Üzerine Her Þey 31 de 4 Lütiye Lord Sparhawk Lütiyelikte Gitar ve Keman Tarihine Kýsa Bir Bakýþ Hepinize merhabalar komþular, uzun zamandýr planladýðýmýz Lacivert Sayfalar projemizi nihayet hayata geçirmiþ olmanýn mutluluðu içerisindeyiz. Çeþitli alanlarda yazýlar içerecek online dergimizde ben de Lütiye bölümünde sizlere yazacaðým. Mygitar'ýn daha da iyi yerlere gelmesi dileklerimle ilk konumuz olan "lütiyelik'te gitar ve keman tarihine kýsa bir bakýþ" konumuza hemen baþlýyorum. Öncelikle dilimizde biraz garip duran Lütiye kelimesinin kökenine bakalým. Bildiðiniz Ýngilizceye geçen "Luthier" kelimesinin kökeni çok eskilere dayanmaktadýr. "Luth" Fransýzcada Lavta (Lute) anlamýna gelmektedir ve o zamanlardan beri enstrüman yapýmcýlarý Luthier - lavta yapýmcýsý- adýný almýþlardýr. Bu kiþiler her ne kadar lavta dýþýnda baþka çalgýlarý da yapýyor olsalar da kelime deðiþmemiþ ve günümüze kadar da bu þekilde gelmiþtir. Lütiyelerin asýl alaný her türlü telli ve yaylý çalgýyý kapsasa da, bunlardan pek çoðu bizi en baþta ilgilendirmediði için yazýlarým gitar ve Lavta gibi bazen Lüthiye olarak da kullanýlan Lütiye kelimesi Enstrüman yapýmcýsý ve tamircisi anlamýna gelmektedir. Bazý çevrelerde sadece yaylý çalgý yapýmcýsý diye bilinse de gerçekte evrensel olarak çalgý yapýmcýsýdýr. Fransýzcadan 5 keman ailesi üzerine olacak. Aksi takdirde her detayý yazýma sýðdýrmam mümkün olamazdý. Dünyada keman ve gitar yapýmý yurdumuzun aksine çok daha uzun temellere dayanmaktadýr, formu aslen bizim klasik kemençele- rimizden geçmiþtir. Kemanýn ilk þekli Ýtalya da 1540 yýllarý civarýnda Kaspar Tieffan Brucker tarafýndan verilmiþtir. Ardýndan ilk keman yapým okulunu Gasparo da Salo kurmuþtur. Bu dönemde keman yapým sanatýnda büyük ilerlemeler olmuþ ve pek çok yetenekli yapýmcý doðmuþtur. Bunlardan en önemli olaný olan Andrea Amati yaylý çalgý ailesini bugünkü bildiðimiz son forumuna sokmuþ ve büyük ilerlemeler kaydetmiþtir. Keman yapýmýnýn en büyük üç ailesinden biri olan Amati ailesinin en baþarýlý üyesi Andrea Amatinin torunu olan Niccolo Amati'dir. Niccolo ailesinden aldýðý mirasý daha da ileri yerlere getirmiþ ve kemanýn ses performansýný arttýrýcý geliþtirmeler yapmýþtýr. Ama en büyük baþarýsý Amati ailesinden sonra keman yapýmýna çok büyük iki aileyi daha katmasýdýr. ise kemanýn altýn çaðýný getirmiþ olmasýndandýr. Önceki yapýmcýlarýn sadece þablon kullanarak yaptýklarý simetrik olmayan çalgýlarý inceleyen stradivari, matematik'teki altýn oranlarý kullanarak yeni bir çizim tekniði yaratmýþ ve kemanýn bilinen son kusursuz þeklini vermiþtir. Bu tasarým o kadar mükemmeldir ki, ölümünden neredeyse 300 yýl sonra bile hala onun tasarýmlarýna göre yaylý çalgýlarý yapmaktayýz. Gitarýn aksine keman yapýmý bu zaman içerisinde çok daha hýzlý ilerlemiþtir ve herhangi bir geliþtirme yapmak imkansýz gibidir. Her þey bulunmuþ, denenmiþ, en iyisi seçilmiþtir. Yeni þeyler keþfetme þansý çok azdýr. Aðaç seçiminden, köprü tasarýmýna, cilasýndan, içyapýsýndaki herhangi bir parça yüzyýllarýn tecrübesiyle belirlenmiþ ve teknik olarak herhangi bir parçada Antonio Stradivari Ýllüstrasyonu En meþhur çýraklarý Andrea Guarneri ve Antonio Stradivari'dir. Her ne kadar Stradivari'nin çocuklarý Omobono ve Francesco babalarýnýn mesleðini sürdürmüþ olsalar da çok fazla baþarý saðlayamamýþ ve babalarýnýn ismi altýnda ezilmekten kaçamamýþlardýr. Guarneri ailesinde ise iþler biraz daha Amati ailesine benzemiþ ve en baþarýlýlarý Amatilere benzer þekilde Andrea Guarneri'nin torunu olan Guarneri Del Gesu olarak da bilinen Bartolomeo Giuseppe Guarneri olmuþtur. Kemaný bir adým daha ileriye taþýyarak Amati ailesinin en baþarýlý üyesi olmuþtur, bugün pek çok profesyonel organoloji uzmanýna ve icracýlara göre Del Gesu'nun kemanlarý iþçilik ve estetik olarak Stradivari'ninkilerden geride kalsalar da ses olarak genelde daha baþarýlýdýrlar. Stradivarinin bu kadar meþhur hale gelmesi Amati 1628 Stradivari 1693 6 Lavta Barok Gitar Electro (Rickenbacker) Spanish 7 milimetrik bir farký bile kabul etmemektedir. Aksi takdirde bu farktan doðacak sonuçlar çok çok önceden belirlenmiþ ve bilinmektedir, bu yüzden keman yapýmý oldukça katý bir disiplindir. Gitar dünyasýna baktýðýmýz zaman iþler daha farklýdýr. Olasýlýklar, seçenekler çok daha yüksektir, bu da bir yapýmcý için gitar yapýmýný cazip hale getirir. Modern Gitarýn tarihi 1800'lere dayanýr. Öncesinde ud'un yakýn akrabasý olan lavta onun geliþtirilmiþ hali Vihuela Avrupa da yaygýnca kullanýlmýþ, sonralarý deðiþen akort sistemine göre tel sayýlarý 4 ten 6 ya çýkan barok gitarlar yaygýnlaþmýþtýr. Bunlar 8 biçimli bir gövdeye sahip baðýrsak telli enstrümanlardý. Klasik Gitarýn bildiðimiz modern hali ise Antonio De Torres tarafýndan verilmiþtir. Önceleri marangozluk yapan Torres, Seville'e taþýndýktan sonra gitar yapýmýna baþlamýþ, pek çok yenilikler ve standartlar getirmiþ, ses baþarýmýnda üst tahtanýn önemini fark edip yelpaze balkon sistemini bulmuþtur. Bu sayede klasik gitar kýsýk sesli bir enstrüman olmaktan çýkýp bir konser enstrümaný olmuþtur. Torres kýsaca gitarýn Stradivarisidir, getirdiði pek çok standart bugün hala aynen kullanýlmakta ve son derece baþarýlý sonuçlar alýnmaktadýr. Her ne kadar sayýsýz balkon dizayný, double top gibi uygulamalar geliþtirilmiþ olsa da hala en çok kullanýlan yöntem yelpaze sistemdir. Torres sonrasý Hermann Hauser, Ignacio Fleta, Sanos Hernandez, Manuel Ramirez gibi büyük yapýmcýlar mükemmel iþçiliklerde gitarlar üretmiþlerdir. Bunlarýn pek çoðunun gitarýný çalan Andreas Segovia klasik gitarý dünyaya bir konser çalgýsý olarak kabul ettirmesi açýsýndan önemli bir þahýstýr. Diðer tüm gitar çeþitleri temelde klasik gitar üzerinden üretilmiþtir. Sonralarý tamamen özelleþmiþ ve ayrý birer tür oluþturmuþlardýr. Bunlardan C. F. Martin ve Orville Gibson çelik telli akustik ve bombeli göðüslü gitarlarda birer efsane olmuþ, Rickenbacker ilk manyetikli gitarý üretmesinin ardýndan masif gövdeli elektrogitarlar Leo Fender'in öncülüðünde çok büyük kitlelere ulaþmýþ ve popüler olmuþlardýr. Dünyadan gözümüzü ülkemize çevirdiðimizde ise maalesef enstrüman yapýmýný geniþ kitlelere yaymada dünyaya göre çok geride kalmýþ bir türlü hak ettiði yeri bulamamýþtýr. 1800'lü yýllarýn sonuna kadar çalgýlarýmýzýn çoðunu Ermeni ve Rumlar yapmýþ, ancak 1950'lerde enstrüman yapýmý canlanmýþtýr. Geride býraktýðýmýz 20. yüzyýlýn ilk çeyreðine kadar Türkiye'de Lütiyelik "UstaÇýrak" öðretim yolu ile süregelmiþtir. Ancak, Cumhuriyet'ten (1923) itibaren açýlmaya baþlanan Konservatuarlarda ve bazý sanat okullarýnda Lütiye yetiþtirilmeye baþlanmýþtýr. Ankara Devlet Konservatuarý kurulduktan sonra, batý müziði öðretmek amacýyla Almanya'dan hocalar getirtilmiþ ve bu hocalar ayný zamanda piyano, keman ailesi, gitar, vs. gibi çalgýlarýn yapýmýný da öðretmiþlerdir. Bu zamanlara kadar gelen Ermeni ve Rumlar aynen devam etmiþlerdir. Bunlardan en önemlisi ve adý burada kesinlikle geçmesi gereken yaptýðý keman köprüleri efsane olan Vahan Nigogosyan'dýr. Sonralarý Türkiye de çalgý yapýmcýlýðýný ileriye taþýyacak olan kiþi Ankara Devlet Konservatuarýndan mezun olan Cafer Açýn olacaktýr. Kendisi ülkemizde modern çalgý yapýmýndaki en önemli isimdir. 200 den fazla yapýmcý yetiþtirmiþtir. Kendisinden bir sonraki kuþaktan Yücel Açýn, Ecevit Tunalý, Selim San, Faruk Türünz, Hasan Sami Yaygýngöl gibi deðerli lüthiyeler Türk çalgý yapýmcýlýðýmýzý geliþtirmek adýna aralýksýz mücadelelerine devam etmektedirler. Penceremden Dýþarýda CD-R R Sessizlik, karanlýðýn ürpertici serinliði ile birleþirken, son hazýrlýklarý tamamlamýþ yola çýkmýþtým. Arabanýn arka koltuðuna baþýmý yaslamýþ gökyüzünü izleyerek kalabalýk þehre doðru ilerlerken aklýmda bir tek gökyüzündeki yýldýzlarýn parlak göz kýrpýþlarý kalýyordu. Bana þans diler gibiydiler, ben de onlara göz kýrptým. Bunu gören bir tek yýldýzlardý, unvanýmýz aynýydý ama onlar gerçekti! Kalabalýk þehre yaklaþtýðýmýzý frene basýp duran eþimden anlýyordum. Konser zamanlarý beni asla yalnýz býrakmayan eþim. Grup ile buluþmamýz þehre girdikten on beþ dakika sonra gerçekleþti ve zaten ayrýlmamýzdan sadece iki saat geçmiþti. Akþamüzeri son hazýrlýklarý yapmýþ daðýlmýþtýk kaldýðýmýz otellere. Þehir dýþýnda tur düzenlemenin bu dezavantajý vardý, ev huzurundan uzak, sýcaklýðýndan habersiz odalarda kalmak. Oysa avantajý çok daha büyüktü, çok büyük kitlelere konserler vermek, onlarla buluþmak! Paha biçilemez! Bir bass gitarist olarak beni çok duygusal bulabilirsiniz. Duyguyu ritm ile karýþtýrýnca ortaya çýkanlara kulaklarýnýz inanmazdý, eðer beni dinleyebilseydiniz. Ama þuanda rüyamdasýnýz, beni duyma þansýnýz hiç yok. Haydi, hayal gücünüzü çalýþtýrýn... Sahne arkasýnda bizler için ayrýlmýþ geniþ ve lüks bir odada, kadehleri tokuþturup þans diliyorduk birbirimize. Gelirken yýldýzlarýn bana göz kýrptýðý gibi bende grupdaþlarýma göz kýrpýyordum. Hepimiz eþlerimizi öptükten sonra sahneye çýktýk. Uðultu her yerdeydi, inliyordu ve yýkýlmak üzereydi bulunduðumuz mekan. Sahnedeki kalýn perdeden bizi henüz görmemiþ ama bizim için gelmiþ olan en az binlerce kiþinin sesi dolduruyordu kulaklarýmý. Baterist geçti yerine, son düzenlemelerini yaptý, gitarlarýmýz hazýr elimize aldýk. 8 Binlerce seyirci ile bizi ayýran kýrmýzý kadife perde aralanmaya baþladýðýnda duyduðum uðultu kulaklarýmý saðýr etmeye baþlamýþtý. Baterist öncülüðünde ilk melodik parçamýzý çalmaya baþladýðýmýzda, aklýma gelen ritm olmadý, müzik kelebek gibi ruhumu oynatýyordu, seyirciden alamýyordum gözlerimi. Hepsini teker teker tanýmak istiyordum, yüzlerini, gözlerini, çýðlýklarýný beynime kazýmak istercesine inceliyordum. Oysa ellerim melodi sanki doðuþtan ondan çýkmýþ gibi geziniyordu klavyede tellerde... Ýlk parçamýz bittiðinde birbirimize baktýk, ter içindeydik. Üzerimize tutulan ýþýklar sanki çölde konsere çýkmýþýz gibi bizi yakýyordu. Her þey yolundaydý, seyirciyi ýsýtmak için çaldýðýmýz parça daha baþlamadan ýsýtmýþtý herkesi, kimse yerinde duramýyordu. Daha fazla ara vermeden kararlaþtýrdýðýmýz ikinci parçayý çalmaya baþladýk. Sözlüydü, þarký söylemeliydim. Bu þarký benim þarkýmdý. "Dream All The Time" adýydý þarkýnýn. Yazdýðým sözler dudaklarýmdan akýp gidiyor, ellerim bass gitarým üzerinde dans ediyordu. Bedenim yoktu, ben melodiydim artýk. Görüntüm ile çok ilgilenmeme raðmen, o an ben yoktum orada. Seyirciler bir aðýzdan benim yazdýðým sözleri grubumla birlikte yaptýðýmýz melodi eþliðinde bizim çaldýðýmýz enstrümanlarýmýzla söylüyordu. O sýrada hiç birimiz biz deðildik. Hepimiz çaldýðýmýz melodi, nota ve müziktik. Kulaklarýmda çýðlýklar ile dudaklarýmdan dökülen sözler sona erdiðinde, elim durduðunda yine grup arkadaþlarýmla göz göze geldim, þimdi sýrada seyirciler için hazýrladýðýmýz sürpriz vardý. Sonra ki parçaya geçmeden önce, grubun solisti mikrofona yaklaþtý. Önce tüm seyirciye göz kýrptý sonra þarkýyý beðenip beðenmediðini sordu. Herkes bir aðýzdan cevabýný verince "Size bir sürpriz hazýrladýk. Merak etmezsiniz herhalde. Madem bu parçayý beðendiniz haydi bir kez daha söyleyelim!" demesiyle herkes bir aðýzdan "Sürpriz! Sürpriz! Sürpriz!" diye baðýrmaya baþladý. Bunun üzerine baterist ve ben 9 biraz heyecan olsun diye kalp atýþý ritmi yaptýk ama sonradan izlediðimde bu daha çok "köpekbalýðý jaws geliyor" gibi bir melodiydi diyebilirim. Solist mikrofona korkutucu bir gülüþ ile herkesin biraz daha heyecanlanmasýný bekledi ve "Sýradaki parçamýzý hepimizin çok sevdiði biri ile söyleyeceðiz, PAUL MCCARTNEY!" Salon tam anlamýyla yýkýlýyordu. Paul McCartney sahneye çýkmadan önce ki heyecaným yerini korkuya býrakmýþtý çünkü yer ayaðýmýn altýnda sallanýyordu! Sahneye çýkýp yanýma geldiðinde bu adamýn bizimle birlikte çýkmayý kabul ettiði için elim ayaðým titremeye baþlamýþtý! Baterist ile ritme baþladýðýmda Paul içeriden kendi bass gitarýný getirdi ve benimle birlikte çalmaya baþladý. Oysa yaptýðýmýz provalarda o þarký söylüyordu! Paul ile göz göze geldiðimde gökyüzündeki yýldýzlarýn göz kýrptýðý gibi bana göz kýrptý. Sakinleþtim, çünkü artýk gösteri zamanýydý! Bir ara bass gitarý sýrtýna çevirip mikrofona sarýldý ve solistimizle birlikte coverladýðýmýz bir The Beatles þarkýsýný söylemeye baþladýlar. Cover yaptýðýmýz parçayý aslýnda yer yer orjinal býrakmýþtýk, kendi bestelerimiz yeterince çoktu, saygý duyduðumuz gruplarýn parçalarýný alýp bambaþka versiyona getirmeye gerek bile duymuyorduk. Ama bu Paul'du ve ona kendi þarkýmýzý söyletmek gibi bir yüzsüzlük yapamazdýk. "Your Mama Should Know" parçasýný bu sefer tek baþýna solistimizle birlikte orjinalinden daha sert seslendiriyordu. Seyircilerin olduðu yer sanki fýrtýnaya tutulmuþ bir denizdi! Herkes herkesin üzerinde, eller, kollar, saçlar, çýðlýklar birbirine karýþmýþtý. Gözyaþlarýný tutamayan ve bayýlan kýzlar güvenlik tarafýndan bir þekilde kurtarýlýp baþka yere taþýnýyordu. Söz aramýzda grup arkadaþlarým çok yakýþýklýydý ve haliyle çok karizmatiklerdi! Sahne de bir de Paul gibi bir adam olunca, kýzlar bayýlmasýn da ne yapsýn! Ben bile orada bir limon yiyebilirdim ayýlmak için! Paul ile çaldýðýmýz parça sona ermiþti. Her güzel þeyin sona erdiði gibi Paul herkese bizim çok güzel ve iyi yerlere geleceðimizi söyleyip sahneden indiði gibi arka pistte duran jetine binip gitti. Sýradaki parçamýz herkesin dilinde olan bir baþka parçaydý, Paul'den sonra sanki biraz sönük hissetmiþtik ama hemen toparlanmamýz gerekiyordu. Soliste oyun zamaný diye seslendim. Anladýðýný ifade edercesine gülümsedi ve mikrofona yaklaþýp "Þimdi biraz oyun oynayalým. Bizler baþka bir lisanda bir þarkýya baþlayacaðýz, sizler þarkýnýn devamýný getireceksiniz. Hazýr mýsýnýz?!" herkes birden onaylarcasýna baðýrdý, yine heyecan sarmýþtý herkesi. Solistimiz bilmediði rock tarzýnda Japoncasýyla bir þarkýnýn sözlerini mýrýldanmaya baþlayýnca seyircilerden anýnda ses kesildi! Herkes þarkýyý çözmeye çalýþýyordu, bu neydi? Neydi? O an herkesin kafasýnýn üzerinde beliren hayali bir soru iþareti kalabalýðý gördüðüme neredeyse yemin edebilirim! Kimseden ses yoktu herkes gözlerini kocaman açmýþ düþüncelere dalmýþ þarkýyý çözmeye çalýþýyordu! Sonunda biri, o kimdi kesinlikle bilmiyorum, þarkýyý söylemeye baþlayýnca herkes birden ona eþlik etmeye baþladý "Ali Baba'nýn bir çiftliði var, çiftliðinde inekleri var" Solistin bu uyduruk Japoncasýný duyan Japonlar umarým bize kýzmamýþlardýr fakat Paul'un yerini bir þekilde doldurmamýz gerekiyordu. Nabzý yine tutturmuþ ve sýradaki parçamýza geçmiþtik. Gecenin sonuna yaklaþýyorduk ama seyirci bizi býrakmak niyetinde deðildi. Ara verme zamanýmýzda biz gitmemiþ devam etmiþtik, dolayýsýyla yorgunluktan bitap vaziyetteydik. Her konserimizde bunu yapýyorduk ve her seferinde "niye ara yapmadýk, niye hatýrlatmadýn" diye birbirimize kýzýyorduk. Oysa hiçbirimizin aklýna gelmiyor ara vermeyi aklýmýzýn ucundan bile geçirmiyorduk. Hepimiz seyirci ve müzikle öyle bir olmuþuz ki bedenimizin hissettiði yorgunluðu tanýmýyorduk. Son þarkýmýzýn sonuna geldiðimizde ýþýklar bir anda söndürüldü. Perde kapatýldý, dýþarýda çýðlýklar kopuyordu. Ne olduðunu anlamýyorduk, acaba sahneye mi fýrlýyorlardý? Bir ara sessizlik oldu, grup arkadaþlarýmla birbirimize bakýyor backstage de neler olduðunu anlamaya çalýþýyorduk. Kalýn kadife perde açýlmaya baþladý, önümüzdeki takým elbiseli bir adam duruyordu. Sýrtý bize dönüktü. Yandan gördüðüm kadarýyla elinde bir zarf tutan önünde mikrofonu duran bir adamdý bu. Bir þey açýklayacak gibi bir hali vardý ama ne olabilirdi ki bu? Adam duru sakin ve tok bir sesle "Sonuna geldiðimiz bu güzel konseri bize sunan, sürpriz ve oyunlarýyla bizlere harika bir gece geçirten Dream grubuna çok teþekkür ederiz. Benim burada bulunma nedenimi merak ediyor olabilirsiniz. Merakýnýzý gidereceðim" bize dönüp "Sizlerde yanýma gelin de þu videoyu izleyelim hep birlikte" dedi. Þaþkýnlýkla etrafýmýza bakarken ben backstage de duran sahne korumalarýna bakýyordum. Gayet sakindiler, adamýn bir sapýk olmadýðý belliydi, yoksa onlar sahneye atlamýþ adamýn güzel takým elbisesini, kravatýný, saçýný mahvetmiþ sahneden indiriyorlardý! Video bittiðinde seyirci de biz de aðzýmýz bir karýþ açýk ekrana bakakalmýþtýk. Bu da neydi böyle!! Kýrmýzý halý, tören alaný, büyük sahne!... Adam zarfý bize doðru uzatýrken gülümsüyordu, "Zarfý açýn sonucu içinde göreceksiniz." Grup arkadaþlarým kýpýrdamayýnca elimi uzattým zarfý aldým mikrofonun baþýna geçip okumaya baþladým. "Dream grubu seslendirdikleri "Dream All The Time" isimli parçalarýyla En Ýyi Çýkýþ Yapan Grup, En Ýyi Rock Albümü ve En Ýyi Þarký Sözü dallarýnda Grammy Müzik Ödüllerinde aday olarak gösterilmiþtir." 10 Dinli-Y Yorum Phantom Symphony-x - Paradise Lost ( 2007 ) Aslýnda Symphony-X benim gözümde çok çok iyi bir yere sahip bir grup. Sebebine gelecek olursak, aradýðým þeylerin tümünü bulabildiðim bir grup. Progressive içerikli aslýnda bakarsak grup, bu albümde ise her zamanki çizgisinden ayrýlmadan çok güzel bir yol bulmuþlar gibi gözüküyor. Albümün giriþ parçasý olan "Oculus ex Inferni" tam bir "intro" olmuþ; size dinleyeceðiniz albüme dair bilgiler verebilecek kadar iyi bir intro... Çok iyi parçalar çýkmýþ meydana, gerek ritmler olsun, gerek sololar olsun; fakat ne yazýk ki bu albümde eski Symphony-X sololarýný aradým dersem yeridir. "Paradise Lost" albümünde biraz daha orkestral öðelere yer verilmiþ gibi gözüküyor klavyeler biraz daha bol kullanmýþ hatta geçiþlerde solo olarak klavyeler, synthler kullanýlmýþ... Altyapýlarda bir o kadar güzel. Zaten senfonisinden hiç birþey kaybetmeyen nadir gruplardan biri Symphony-X.... Güzel þarkýlara gelince, albümün introdan sonraki ilk þarkýsý olan "Set The World On Fire" benim favorim olmaya aday gözüküyor. Daha sonra albümün 6 ýncý þarkýsý "Eve of Seduction" da çok hoþ bir parça olmuþ. Ve birde "The Walls Of Babylon" var ki bana eski symphony-x albümlerini hatýrlattý açýkcasý çok hoþ bir parça... Kýsaca edinilmesi gereken kusursuz diyemeyeceðim ancak kesinlikle çok çok iyi bir albüm... Nightingale - White Darkness ( 2007 ) Nightingale sanýrým bu aralar dinlenebilecek en iyi gruplardan biri... 1995 yýlýnda "Edge of Sanity" nin frontmani "Dan Swanö" tarafýndan kurulmuþ olan grup progressive çerçevesinin dýþýna çýkmýyor. Hoþuma giden yanlarýndan biride bu açýkcasý... Symphony-X e nazaran daha sakin bir progressive metal grubu. Albüm aslýnda ilk dinleyiþlerde sanki kendini tekrar ediyormuþ gibi bir izlenim býrakýyor ancak, daha çok dinleyip, albümü hazmettikçe anlýyorsunuz ki aslýnda albüm çok deðerli öðeler içeriyor. Çok "hýzlý" olmasada insana belirli bir tempoda iþ yaptýracak kadar iyi tasarlanmýþ parçalardan oluþuyor . Aslýnda bakarsanýz grup 70 lerin progressive gruplarýnýn gitarlarýna biraz daha drive eklenmiþ hali. Albümden önerebileceðim þarkýlar, progressive unsurlarýný iyice hissettiren, "Trial and Error" , biraz daha slow, hisli bir þarký olan "One Way Ticket", akustik partlarý çok güzel olan "To My Inspiration".... Bu albüm hakkýndaki görüþüm kesinlikle edinilip dinlenilmesi gerektiðidir... 11 Axell Rudi Pell - The Ballads Vol.II ( 1993 ) Belki þimdiye kadar dinlediðim en güzel slow albümlerden birisi "The Ballads II". Ýnsanýn zaman zaman kafasýnýn çok yoðun olduðu dönemlerde, insaný rahatlatan, dinlendiren müzikler vardýr, bu albüm kesinlikle onlarýn en iyilerinden biri. Axel Rudi Pell'i Guns N' Roses'dan biliyoruz zaten. Oradaki baþarýsýnýn üzerine burada mükemmel þarkýlar çýkarýlmýþ durumda. Ýlk "Ballads" albümü 1993 yýlýnda çýkmýþtý. Bu ikinci "Ballads" albümü ise 1999 çýkýþlý bir albüm. Bahsettiðim bu albümler de yeni þarkýlar yok aslýnda, yani Best of albümleri, her ne kadar "Best of" albümleri sevmesemde bu iki albüm kesinlikle edinilip dinlenmesi gereken albümlerden... Albümdeki tek yeni þarký "Come Back To Me" adýyla öne çýkan mükemmel þarký... Albümden dinlemenizi tavsiye edebileceðim birkaç parça var, özellikle "Oceans of Time", "Come Back To Me" ve "Broken Heart". Bu parçalarý zaten dinlediðinizde albümün ne kadar iyi ve kaliteli olduðunu anlayacaksýnýz. Liquid Trio Experiment - Spontaneous Combustion Sanýrým bu albüm incelemesinin en ilginç albümlerinden biri bu, belki çok sevilecek, belkide hiç bir þekilde sevilmeyecek bir albüm. Kýsacasý "ya hep ya hiç" albümlerinden biri ile karþý karþýyayýz. Herþeyden önce albümün en büyük eksiði John Petrucci'nin karýsý yüzünden dörtlüden ayrýlmýþ olmasý... Muhtemelen bu albümü dinleyecekler "Liquid Tension Experiment" tadý arýyorlardýr fakat þimdiden söyleyeceðim þudur ki, boþuna ümitlenmesinler... Kesinlikle aradýklarýný bulamayacaklar.... Gitarýn eksikliði kendini çok hissetirdi bana açýkcasý... Sanki planlý programlý kaydedilmiþ bir albüm deðilde, davul,bas ve klavye emprovizasyonu gibi bir hali var albümün. Yani biraz fazla "deneysel" müzik "denemiþler". Biraz þiddetli bir þekilde, nerede o eski LTE ler diyoruz ve gözlerimiz yavaþ yavaþ "paradigm shift" gibi parçalar aramaya baþlýyor. Bu kadar kötüledim albümü ancak kesinlikle piyasada "albüm" adý altýnda çýkan bir çok rezillikten çok daha iyi seveni için, ancak bu tür insanlardan çok fazla þey bekleniyor ve böyle bekleneni vermeyince maalesef eleþtiri oklarýmýza hedef oluyorlar.... Davullar gayet hoþuma gitti açýkcasý, ancak synthleri çok beðendim diyemiyeceðim garip garip efektler kullanýlmýþ hatta davullarýn bütünlüðünü bozuyor bile diyebilirim. Her ne kadar albümü kötülemiþ olsamda albümden önerebileceðim parçalar yok deðil , Fire Dance, Hot Rod, Rpp.(müzik kavramýna en yakýn parça) , Holes... 12 Kragen Türkçe Heavy Metal’in yeni adý: “80 Kalibre” Kýsaca kuruluþ hikayenizi anlatabilir misiniz? 80 Kalibre nasýl kuruldu, nasýl oluþtu? Can: Aslýnda 80 kalibre benim her zaman oluþturduðum yan proje gruplarýndan biriydi, gitar çalmaktan býkmýþtým çünkü istediðim ciddiyette ve yetenekte bir vokal bulamamýþtým, o dönemlerde çok beðendiðim bir vokal olan Onur Can Koçak'la gitar çaldýðým Mysteria'dan yeni ayrýlmýþtým, bu projeden öncede Caner Akova ve yine Onur'la kurmuþ olduðumuz Rimeshard projesi vardý; çalýþmaktan en çok keyif aldýðým gruplardý ama daðýlýnca benim de keyfim kaçtý haliyle. Bu bunalýmla kuruldu 80 kalibre… Ben vokale geçtim daha sonra gruba çok kiþi girdi çýktý, þan dersi aldým, kendisiyle çalýþmaktan çok keyif aldýðým Caner Akova'nýn gruba girmesiyle daha ciddi hedefleri olan bir gruba dönüþtük. Grup ismi nasýl ortaya çýktý? Bir hikayesi var mý? Can: Ýlk baþlarda bir isim sýkýntýmýz yoktu çok ciddi bir proje deðildi. Caner Öner, Ümit Yüceaktaþ ve Andaç Karabulut'la cover çalýþmalarý yapýyorduk, genelde seçtiðimiz parçalar hep 80'ler heavy metal türü Dio, Skidrow, Ozzy, Manowar, Helloween gibi sanatçýlardan seçildiði için aklýma bu ismi getirdi. Biliyorsunuz kalibre bir ölçü birimi; bizim çýkýþ noktamýzý anlatýyor biraz da, bu yüzden herkes benimsedi ismi. Genelde hepimiz 80 doðumluyuz ve bu yüzden ismini böyle koyduk sanýlýyor. Müziðinizde yansýtmaya çalýþtýðýnýz belirli bir dünya görüþünüz var mý yoksa içinizden geldiði gibi mi beste yapýyorsunuz? C.Akova: Öncelikle beste yapmak zaten içten gelen bir þeydir ama bestelerin þekillenmesinde belirli bir hedefin de etkisi olabiliyor elbette. Amacýmýz Türkçe metal müziði Türkiye'de yaygýnlaþtýrmak. Ayrýca hepimiz Türkiye'de doðup büyümüþ insanlarýz. Metal, batý müziði diye içinde yaþadýðýmýz bir folkloru tamamen bir köþeye atmak da imkansýz. Bu da parçalarýmýzda ister istemez kendini belli ediyor. Ama öncelikli amacýmýz; sadece ve sadece müzik yapmak. Can: Genelde yaptýðýmýz müziðe ön yargýyla 13 bakýlýyor ama bizim amacýmýz bu ön yargýyý kýrmak. Müziðin evrenselliðini göstermek. Caner'in dediði gibi sonuçta hepimiz bu coðrafyada büyüdük ama batý kültürüyle de yoðrulduk. Kendi kültürümüzü deformasyona uðratmadan bir þeyler ortaya çýkarmak en büyük amacýmýz. C.Öner: Hepimizin bir görüþü var fakat þarkýlarýmýzda bu görüþlerimizi deðil de hikayeler anlatýyoruz. Bunlarý melodilerle birleþtirip her parçamýzý yaþayýp çalýyoruz. Bir demo albümünüz bulunmakta, internet sayfanýzdan da dinlenebiliyor tüm parçalar. Besteleri genelde kim yapýyor, sözleri kim yazýyor? Parçalarýn oluþum süreci nasýl iþliyor? C.Akova: Þarkýlar genelde klasik bir þekilde oluþuyor; gruba gelen bir kaç melodi karþýlýklý fikirlerle geliþtiriliyor. Sözlerin hemen hepsini Hido yazýyor, bazen de ben onu etkiliyorum, "Þöyle olsun, böyle olsun." diyerek. Onun da eski bir gitarist olmasý gitar melodilerinde bana çok yardýmcý oluyor. Can: Aslýnda tam bir görev daðýlýmý yok, her þey kimyasal tepkime gibi kendiliðinden oluyor. Her zaman her sözü ben yazmýyorum yada yazdýðým söz olduðu gibi kullanýlmýyor. Bazen Caner Öner bir melodiyle geliyor bazen ben ama gitar melodileri çoðunlukla Caner Akova'dan çýkýyor. Aslýnda herkes her þeyi yapýyor diyebiliriz. Provaya giriyoruz ve "Haydi yeni bir þeyler yapalým." deyince kendiliðinden oluþuyor. C.Öner: Herkesin müzikal bilgisi ve melodiye dair hissettikleri bestelerimizde toplanýyor. Sonuçta bizce bu yöntem her zaman baþarýlý oluyor. Grup olarak dünya çapýnda beðendiðiniz, takdir ettiðiniz, sizi etkileyen gruplar, þarkýcýlar var mý? Can: Beni hemen hemen her tenor vokal etkiliyor açýkçasý. O kadar çok farklý teknik ve tarz var ki, ama en çok etkilendiðim Ronnie James Dio. Sahne duruþu, kiþiliði, yazdýðý sözler. C.Akova: Beni en çok etkileyen adamlarýn baþýnda Andre Olbrich gelir. Bir virtüöz deðildir ama müzisyen zekasý harikadýr, kompozisyonlarý ve melodileri ile her zaman farký yakalar. Onun dýþýnda son zamanlarda Jeff Loomis çok dikkatimi çeken, çok iyi bir gitarist. Grup olarak da bir çok grup var ama Blind Guardian, Dream Theater, Pentagram asla deðiþmez gruplarýmdýr. Kýsaca 80'lerin ruhu ama 2000'lerin kalitesi derim. C.Öner: Açýkçasý 80'lerde kimi dinlesem kimi izlesem bir þeyinden etkilendiðimi görüyorum. Fakat beni en etkileyen müzisyen Geezer Butlerdýr. Vokalle alakam olmamasýna raðmen benim için en büyük müzisyen James Hetfield'dýr. Giyim ya da yaþam tarzý açýsýndan düþünülürse grup olarak bir imajýnýz bulunuyor mu? Can: Evet aslýnda sahne iþi imaj iþidir fakat þu anda buna çok fazla önem vermiyoruz. Kanaatimce imaj müzikten bir adým geride olmalý. Evet sahne duruþu, kostüm etkilidir fakat genelde imaj ön planda tutulup müzikten ödün veriliyor. Biz de bu tür þeylerin karþýsýndayýz. Çok iyi sahnelerde, çok iyi müzikler yaparken, çok vurucu bir imajla sahnelenmeye bir þey diyemem fakat; boyanýp paketlenip içi boþ sunulmak, olduðundan fazla abartýlmaya hepimiz karþýyýz. C.Akova: Bence imaj, grubun müziðiyle uyumunu saðlayan en önemli unsurdur ve dinleyicinin aklýnda yer eden en önemli þeydir. Ama öncelikle müziðimizi belirli bir yere ulaþtýrma derdindeyiz. Bunu baþarýnca imaj konusunda da ilerleme kaydedeceðiz umarým. C.Öner: 2 yýldýr o kadar çok çalýþýyoruz ki imaj çok çok arka plan da bizim için. Konserler ve stüdyo çalýþmalarý dýþýnda da beraber vakit geçiriyor musunuz? Ya da birlikteliðiniz sadece müzikle mi sýnýrlý? Can: Aslýnda çokça beraber olmak vakit geçirmek isteyen bir grubuz fakat iþti okuldu derken ne yazýk ki çok fazla fýrsat kalmýyor. C.Öner: Provalar veya özel günler dýþýnda Can'ýn da dediði gibi pek vakit bulamýyoruz ama herkesin birbirinden haberi oluyor. Çünkü 80 kalibre her dakikamýzda. Bazý gruplar, savaþlar, çevre kirliliði ve dünyanýn içinde bulunduðu sorunlarý þarkýlarýna yansýtýyor ya da bir kaç bestesinde bu konulara özellikle deðiniyor. Sizin de bu tür düþünceleriniz var mý? Ya da bu tip dünyaya yönelik mesajlar içeren bir þarký yapma gibi bir düþünceniz bulunuyor mu? Can: Bugüne kadar girdiðim beste gruplarýnda genel olarak "kitlelerin gönlünü fethedecek konu" bulma saplantýsý vardý. Daha çok dinlenme kaygýsý ve ünlü olma isteði tabi, ama ben hissedilmeyen þeyin yazýlmasý, çalýnmasý veya imite edilmesi taraftarý deðilim. Benim en büyük derdim müzikteki yozlaþma. Bu beni gerçekten çok etkiliyor ve bende genelde bunun üzerine yazýyorum ya da hayatýmýn belli dönemlerinde yaþadýðým duygularý dile getiriyorum. Tabi açýk açýk deðil üstü kapalý göndermelerle. C.Akova: Ben müziðin apaçýk bir "mesaj verme ortamý" olmadýðýný düþünüyorum. Müzik yapan insanlar sanatçýdýr ve bence sanatçýnýn görevi sanatýný konuþturmaktýr. Belki eskimiþ bir bakýþ açýsý ama ben müziði her zaman böyle gördüm. Sanatçýnýn sokaktaki adamdan bir farký vardýr. Sahne bile dinleyicinin olduðu yerden yüksektedir ve sanatçý bir þey iletme kaygýsýnda olsa bile bunu kendine yakýþtýðý gibi yapmalýdýr. 15 C.Öner: Dediðim gibi parçalarýmýzda ki sözlerimiz herkesi bir hikayeye sürükleyebilir. Dinleyicilerimiz sorunlara karþý savaþýmýzý parçalarýmýzýn içinde bulabilirler. Popüler olma kaygýsý adýna müziðinizden ödün vermeyi düþünebilir misiniz? Bu tarz gruplara olan bakýþýnýz nedir? Can: Kesinlikle, kesinlikle ve kesinlikle hayýr. Bu tarz gruplara bakýþ açým pek yok çünkü genelde samimi olduðunu düþündüðüm ve kendinden ödün vermeyen gruplar hakkýnda yorum yaparým. C.Akova: Eðer müzikteki deðiþimler popülist yaklaþým ve samimiyetsizce yapýlýyorsa o zaman tabi ki de dikkate almaya bile deðmez fakat eðer gerçekten hissedilerek yapýlan bir deðiþim varsa, ona da saygý duymak gerekir. C. Öner: Birazcýk bile ödün vermiþ olsaydýk þu an olduðumuz yerden çok daha yüksekte olurduk. Cover parçalar konusundaki düþünceleriniz nedir, sýcak bakýyor musunuz yoksa kendi bestelerinizin daha çok ön planda olmasýný mý tercih edersiniz? C.Akova: Cover yapmak konserlerde seyirciyi gazlamak için iyi bir yöntem olabilir ama bir grubun karakterini, kendi müziði belirler ve besteler ön planda olmalýdýr. Can: Uzun süredir cover yapmýyoruz, kendimize ait yapmak istediðimiz o kadar çok þey var ki, covera zaman kalmýyor. Caner Ö: Caner ve Can böyle dese de, her zaman bir yer- lerde belki sürprizler yaparýz hala çalmaktan zevk alacaðýmýz parçalar olacaðýný düþünüyorum. Sloganýnýz Türkçe Heavy Metal ancak "The Beast" adlý bir þarkýnýz da mevcut. Bu konudaki düþüncenizi alabilir miyiz? Can: The Beast bize 80 Kalibrenin ilk zamanlarýndan yadigar, daha ufuklarýmýzý ve amaçlarýmýzý tartýþýp tam anlamýyla belirlemeden, parçalarý Türkçe mi, Ýngilizce mi yapacaðýmýza karar verememiþtik. Hem oryantal hicaz birleþtirip hem de yabancý kökenli bir parça yapma amacýyla ortaya çýktý. Sözler de Ýncil'de bahsi geçen yaratýða göndermeler var. Hatta orta bölümdeki sözler direkt olarak Ýncil'den alýntý. Kendi dinimizde de söz edilen bu ortak yaratýða vurguyu parçadaki hicaz oryantal gamlarla yaptýk. Sonuçta müziðin evrenselliðini ortaya çýkarmak için bu ortak notalarý vurgulamamýz gerek diye düþündük. Dil, din, ýrk ayrýmý olmadan. C.Akova: The Beast grubun eski bir parçasý. Parça ilk yazýldýðýnda Ýngilizce olarak yazýlmýþtý. Üzerine tekrar Türkçe söz yazmayý denedik. Eski havasýný vermedi ve temaya uymadý. Hem parçaya böyle çok alýþmýþtýk. Hido stüdyoda parçayý Türkçe söylemeye baþlayýnca hemen durup "Eski halini çalmalýyýz abi, pek olmadý bu." deyip bu þekilde býraktýk. The Beast zaten hikaye anlatan tek parçamýz. Ayrýca sözler bu þekilde çok güzel týnlýyor bence. C.Öner: Sonuçta amaç fanatikçe "Türkçe Metal" demek deðil müziðe hizmet etmek. Türkiye'de müzik arenasýnda metal müziðin yerini yeterli buluyor musunuz? Ya da metal müzik yapan gruplar daha çok underground piyasada mý adlarýný duyurabiliyorlar? C.Akova: Türkiye'de metal müziði Türkiye'ye uydurmadan gruplarýn adlarýný duyurmalarý çok zor bence. Bunu baþaran bir kaç grup var ve çok baþarýlýlar. Pentagram, Diken ve Çilekeþ ilk aklýma gelenler mesela. Can: Bunun cevabýný aslýnda hepimiz biliyoruz. Dediðim gibi ön yargýlar aþýlmalý, müziðe daha evrensel ve korkmadan bakýlmalý. Ancak o zaman Türkiye'de her tarzýn yeri yeterli olur. C.Öner: Metal müziðin bu sýralarda deðil ama önümüzdeki 1-2 yýl içersinde hakkettiði yere geleceðine inanýyorum. 2008 yýlýnda olacak büyük organizasyonlar belki de bunun belirtilerinden biri. Devam eden konserler ya da sahne çalýþmalarýnýz var mý? Can: Bar konserlerine þu anda çýkmýyoruz.Zaten içinde bulunduðumuz demo ve tanýtým çalýþmasýndan vaktimiz yok. Amacýmýz bar grubu olmak deðil. Þu anda var olan bir tanýtým gecesi konseri var ama ortada kesin bir þey yok. Yazýn açýk hava konserlerinde Pentagram gibi gruplarýn altýnda sahne alacaðýz. Yakýn gelecekte bir albüm düþüncesi var mý? Can: Tüm uðraþýmýz bu yönde. C.Öner: Olabilecek en yakýn zamanda 80 Kalibre albümünü yapmayý planlýyoruz. Demo çekimlerinde ve CD'de 3 kiþi gözüküyor, grup bu kadar mý? Can: Demo aþamasýnda hep 3 kiþiydik, davullar zaten kayýtlýydý. Demo bitti ancak davulcu bulduk. Her þey bittikten sonrada Koray'ý dahil edemedik. Peki bu yeni davulcunuz gruba uyum saðlayabildi mi? Sonuçta parçalar onun için yeni ve sizin uzun süredir üzerinde çalýþtýðýnýz besteler... Can: Koray bu konuda hiçbir sýkýntý çektirmedi bize saðolsun, gerçekten çok iyi bir davulcu. Tekniði bir yana çalarken bizim neler yapacaðýmýzý sezmesi ve buna göre bizimle beraber müziðe yön vermesi en büyük artýsý. C.Öner: Eminim bu kadroyla daha iyi iþler yapacaðýz, hiçbir davulcumuz bize bu kadar uyum saðlayamamýþtý. 16 Ýnceleme Phantom YAMAHA MAGICSTOMP Yamaha'nýn pek göz önüne çýkmamýþ olan prosesörü olan 24-bit'lik Magicstomp aslýnda piyasadaki kardeþleri arasýnda çok iyi bir yere sahip olmayý kesinlikle hakediyor. Ýlk önce yazýya þöyle baþlamak lazým, magicstomp dediðimiz alet nedir, ne iþe yarar, özellikleri nelerdir? Yamaha MAGICSTOMP, bir gitar efekt prosesörüdür. A s l ý n d a MAGICSTOMP'un birde akustik gitar için tasarlanmýþ modeli var. Burada inceleyeceðimiz elektro gitar için olan versiyonu... M AG I C S TO M P, 24bit lik bir prosesör, çoðu prosesöre göre analoga daha yakýn sesler alýnabiliyor. Görünümü yeni nesil efektörlere nazaran daha bir vintage hissi veriyor, üzerindeki LCD ekran hariç çok hoþ bir görünümü var, çok da saðlam bir malzemeden yapýlmýþ... Kýsaca kutu- 17 nun içinden çýkanlardansöz etmek gerekirse, • 12V luk kendi adaptörü • USB kablosu • Patchleri yüklemek için kendi CDsi. • Kullaným kýlavuzu. • Alet üzerinde fabrika çýkýþýnda yüklenen patch listesi. MAGICSTOMP'un arayüzü de gayet kolay ve anlaþýlabilir. Bir çok kombinasyonlu düðme yok, ne yapmak istiyorsanýz onun düðmesivar... Ekrandaki MAGICSTOMP yazan yer, patchin adý, alttaki ayarlarý ekranýn altýndaki knoblardan deðiþtirebiliyorsunuz. MAGICSTOMP'un üzerinde bir "tuner" bir de "perfonmance mode" adý altýnda iki tür farklý durum var. Tuner bildiðimiz akort aleti, ortadaki ON/OFF düðmesine basýlý tutunca karþýmýza çýkýyor, istersek kendi ayarýmýzý yapabiliyoruz. Performance Mode ise, sýralanmýþ 3 patchi, konser esnasýnda kolay ulaþým için ayarlanmýþ olarak kullanmak için yapýlmýþ bir hadise. ON/OFF düðmesi ve + veya düðmelerine beraber uzun süreli basarak açýlýyor. Bu moda geçtikten sonra, her düðmede bir efekt oluyor. Aslýnda çok iyi düþünülmüþ ve benim çok hoþuma giden birþey.... Magicstomp'un bir avantajýda, rahat kullanýlan bilgisayar arayüzü... Resimde de görüldüðü üzere ayarlar rahat ulaþýlabilir durumdalar. Programýn asýl güzel yanlarýndan biri yaptýðýnýz en küçük ayarý canlý olarak gitarýnýza verebiliyor olmanýz. Yani her seferinde alete yüklemenize gerek kalmýyor. Duyarak ayar yapýyorsunuz kýsaca. Ancak bir eksiði kendiniz efektleri seçemiyorsunuz. Yani, distortion, reverb, chorus ayný anda ben açacaðým diyemiyorsunuz. Kendi seçenekleri var tabiki kýsýtlý deðil bir çok seçenek var tam olarak 63 adet kombinasyon var ancak yinede bu özgürlüðü size sunmayýþý çok hoþunuza gitmeyecektir. Bu eksiðine raðmen, bir çok prosesöre göre yinede çok iyi bir arayüzü, çok rahat algýlanabilir ve kolay ton yazýlabilir bir programý var... Ayný zamanda üstünde amfi simülatörüde var gayet güzel tonlar alýnabiliyor bunlardanda... MAGICSTOMP'u ilk aldýðýnýzda size üzerinde 99 adet kendi efektiyle beraber geliyor. Bunlar hakikaten güzel efektler... Yanýnda gelen CD nin içinde ise 159 adet yüklenebilir patch var. Patch eklenebilirliði açýsýndan gayet geniþ bir alet MAGICSTOMP, fabrika ayarlarýndan yüklenen patchleri deðiþtirebiliyorsunuz ayrýca, 99 adette istediðiniz gibi kullanabileceðiniz kendi hafýzasý var. Patchlerinizi kendinizi bilgisayarda yazabiliyorken ayný 18 zamanda yazýlmýþ bir patch'i Magicstomp üzerinden ayarlayýp, kaydedebiliyorsunuzda... Patchlerden bahsetmiþken, en son baktýðýmda patch sayfasý 2004 te güncellenmiþti. Bu MAGICSTOMP için çok büyük bir eksik... Aslýnda magicstomp'un en büyük eksiði bu zayýf komunitesi diyebilirim. Neredeyse hiç bi yerden yardým alamýyorsunuz kolay kolay.... Üzerindeki efektlerden bahsedersek, distortion, chorus, flanger, phaser, vibe, tremolo, rotary, compressor, delay ,reverb, ring mod, pitch-shifter, çeþitli efektler ( ki bunlar çok orjinal bir duymanýzý tavsiye ederim...) Birde bunlarýn multi þekilleri var, az önce bahsettiðim gibi, kýsýtlý sayýda da olsa ayný anda 5-6 efekti destekleyen kombinasyonlarý var... Magicstomp'u kullanmaya baþladýðýmdan beri beni en çok tatmin eden efektleri ise, reverb ve delayleri... Gerçekten analogdan farksýz ve tertemiz reverbleri var. Herkesin bildiði yaylý "spring reverb" efektini kullanýrken önünüzde el yapýmý yaylý bir reverble çalýyor gibi hissediyorsunuz kendinizi... Choruslar için ayný þeyleri söyleyemeyeceðim... Biraz daha yapay geliyor choruslar. Drive lar ise tatmin edici derecede hatta biraz zaman ayýrýp ton yazarsanýz çok mükemmel tonlar yazabilirsiniz. Ring modlar, oktav düþürücü-yükselticilerde kesinlikle çok iyi bir tonlar sunuyor sizlere. MAGICSTOMP gücünü, 12V luk kendi adaptöründen alýyor. Burada bir dezavantajý daha giriyor iþin içine maalesef pille çalýþmýyor... Son sözlere baþlamak gerekirse, MAGICSTOMP bir furya halinde satýlan prosesörler arasýnda fazla kendini göstermemiþ, tanýtmamýþ olsada ( ki bunu Magictomp'a deðil, Yamaha'ya baðlýyorum) bu aralar piyasadaki en güzel aletlerden biri. Birkaç dezavantajýnýn yanýnda kendisini dengeleyen avantajlarý olmasý, kullaným kolaylýðý, fiyatýnýn sýnýfýna göre nispeten ucuz olmasý Magicstomp'u alýnabilir kýlýyor. Kendi sayfalarýndan alýnan bir bilgiyi aktarmak istiyorum, Magicstomp kullanan gitaristler arasýnda, George Lynch, Ill Nino'dan Ahrue Loster, Orgy'den Amir Derakh ta bulunuyor. Magicstomp hakkýnda daha fazla bilgi ve patchler için, http://www.magicstomp.com 19 MAGICSTOMP Artýlarý • Neredeyse analog diyebileceðimiz sesler.... • Muadilleri yanýnda uygun fiyatý • Efekt çeþitliliði • 24-bit efektler... • Kolay kullanýlabilir programý... Eksileri • Pille çalýþmamasý • Efekt kombinasyonu kýsýtlamasý • Çok zayýf internet komünitesi • Kendisini sataný bulmak için uðraþmak gerekiyor... Armoni Hokus Pokus Lacivert Sayfalar'ýn ilk bölümünden herkese merhaba... Bu bölümde olabildiðince temel armoni bilgisi vermeye çalýþacaðým. Ýlk konu olarak aralýk bilgisine göz atalým. Aralýk bilgisi müziði duyabilme açýsýndan geliþtirilmesi gereken en önemli ve temel konulardan biridir. ARALIKLAR (ÝNTERVALS) Taným: Ýki ses arasýndaki yükseklik farký "aralýk" olarak adlandýrýlýr. Aralýklar kalýn ses ve ince sesin arasýndaki mesafeye göre adlandýrýlýrlar. Aralýklar melodik (ezgisel) ve armonik olarak ayrýlýrlar. Ayný anda duyulan iki ses armonik aralýk olarak, ard arda duyulan iki ses ise ezgisel aralýk olarak belirtilir. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si seslerine baktýðýmýzda, Do ve Re aralýðýna ikili, Do ve mi aralýðýna üçlü…. Dememiz gerekir. Ancak seslerin bemol ve diyez dediðimiz yarým ses kalýnlaþtýran ve incelten arýzalar almasý ile, bu aralýklarýn tam belirlenmesi için "büyük" "küçük" "artýk" "eksik" gibi sýfatlarla belirtilmesi gerekir. Bir tonda, seslerin dereceleri vardýr. Do majör tonunu örnek aldýðýmýzda bunlar; Do(1. derece) Re(2. derece) Mi(3. derece) Fa(4. derece) Sol(5. derece) La(6. derece) Si(7. derece) Buna göre mesela, Do tonunun 4. derecesi dediðimizde aklýmýza Fa notasý gelir. Aralýklarýn adlandýrmasýnda bu derece isimleri önemlidir. Küçük ikili: Yarým ses aralýðýdýr. (Gitarda bir perde yana geçmek, yarým ses aralýðýný verir.) Burada dikkat edilmesi gerek bir nokta var yalnýz. Do ve Do#; Re ve Reb gibi, ayný sesin diyezli ve bemollü halleri arasýnda da yarým ses fark vardýr, ancak küçük ikili olarak adlandýrýlmaz. (Bunun neden böyle olduðu, ufak bir ev ödevi olsun.) Büyük ikili: Ýki nota arasýnda tam ses aralýðýdýr. Ýki yarým aralýðýn birleþimi kadar büyüklüðe sahiptir. Küçük üçlü: Bir tam ve bir yarým aralýðýn birleþmesi sonucu oluþur. Minör üçlü olarak da ifade edilir. Minör akora karakterini veren aralýklardan biridir. Büyük üçlü: Ýki tam aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Majör üçlü olarak da belirtilir, majör akorlara karakterini veren aralýklardan biridir. Tam dörtlü: Ýki tam aralýkla bir yarým aralýðýn birleþmesi sonucu oluþur. Eksik dörtlü: Bir tam aralýkla iki yarým aralýðýn birleþmesinden oluþur. (Ýki tam aralýk büyüklüðündedir.) Majör üçlü ile ayný büyüklüktedir. Artýk dörtlü: Üç tam aralýðýn birleþmesinden oluþur. Eksik beþli: Ýki tam ve iki yarým aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Artýk dörtlü ile ayný büyüklüktedir. 20 Tam beþli: Üç tam ve bir yarým aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Artýk beþli: Dört tam aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Küçük altýlý: 3 tam 2 yarým aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Büyük altýlý: Dört tam ve bir yarým aralýðýn birleþmesiyle oluþur. ÇEVRÝMLER (ÝNVERSÝONS) Çevrim elde etmek için, tiz olan (yüksekte olan yani) nota bir oktav alta alýnýr, ya da tam tersi pes olan (alçaktaki) nota bir oktav yukarý alýnýr. Bu durumda aralýklar, toplamlarý 9 sayýsýný verecek þekilde deðiþir. Yani; Ýkili bir aralýk çevrildiðinde yedili bir aralýk oluþur. (2+7=9) Üçlü bir aralýk çevrildiðinde altýlý bir aralýk oluþur; gibi… Ayrýca majör bir aralýk çevrim olunca minör olur, artmýþ bir aralýk eksilmiþ olur. Tam aralýklar ise tam olarak kalýr. Çevrim örneði: Büyük ikili Küçük yedili Küçük yedili: Dört tam ve iki yarým sesin birleþmesiyle oluþur. (Beþ tam sesin birleþmesiyle oluþur.) Artýk ikili Eksik yedili Büyük yedili: Beþ tam ve bir yarým aralýðýn birleþmesiyle oluþur. Tam dörtlü Sekizli: Altý tam sesin birleþmesiyle oluþur, oktav olarak adlandýrýlýr. Þimdilik kafa karýþýklýðýný az tutmak için tüm aralýklara deðinmiyorum. Bunlar en yaygýn, sýk rastlanan aralýklar. Kimi aralýklar ayný geniþlikte olmasýna raðmen farklý adlandýrmalar içeriyor. Bu sizce neden? 21 Tam beþli Aralýklarýn ve bunlarýn çevrimlerinin klavye üzerindeki yerlerini bularak; bir yandan çalarak, bir yandan da sesleri aðzýnýzla vererek çalýþmanýzý öneriyorum. Bu sayede hem klavye üzerinde farklý pozisyonlardaki aralýklarý tanýmýþ olacaksýnýz ve en önemlisi bu aralýklarýn duyuluþunu kulaðýnýza yerleþtireceksiniz. Müzikte esas konu "duymak"týr. Bunun için aralýk bilginizi hem enstrümanýnýzda hem de kulaðýnýza yerleþme bakýmýndan geliþtirmelisiniz. Kayýt Teknolojisi Osmancigil Evde Gitar Kaydý ve Temel Kavramlar Lacivert Sayfalar'ýn bu ilk sayýsýnda, sizlere evde pratik kayýtlar yapmaktan, kayýtlarýnýzýn kalitesini arttýrmaktan ve bu iþler için gerekli olan araçlardan bahsedeceðim. Baþlangýç düzeyinde kayýtlarýnýzý mevcut bilgisayarlarýnýzý kullanarak da yapabilirsiniz. Fakat amaç daha iyi, daha temiz kayýtlar olduðu için bu iþlerde kullanýlan yarý-profesyonel sýnýfa ait araçlardan da bahsedeceðim. Öncelikle kayýt almamýzý saðlayan ara yüzlerlerden baþlamak gerekirse; Bunlar üretilen sesi bilgisayar ortamýna taþýmamýza, þekillendirmemize yarayan araçlar olarak tanýmlanabilir. Bunlarý mikrofonlar, ses kartlarý, mikrofon preamfileri, amfi simülatörleri ve kabin simülatörleri, bu simülasyonlarýn plug-in versiyonlarý olarak sýralayabiliriz. Ben, bu araçlarý direk tanýmlayýp býrakmaktansa, bir kayýt iþlemini anlatýp bu araçlarýn geçtiði yerlerde onlarý açýklamayý daha uygun görüyorum. Ev ortamýnda daha çok akustik gitar, elektrik gitar ve klasik gitar kaydý aldýðýmýzdan dolayý ben de gitar kaydýný anlatarak yazýya devam etmek istiyorum. Elektrik Gitar Kaydý Elektrik Gitar kaydý, ev ortamýnda genellikle direkt kayýt yöntemiyle (direct recording) kaydedilir. Direkt kayýt yönteminde sinyal yolumuzda þu bileþenler olabilir; Elektrik Gitar Amfi Simulatörleri + Kabin Simulatörleri Elektrik Gitar Gitar Amfisi Ses Kartý, Amfinin Direkt Kayýt için Çýkýþý Ses Kartý, ya da alternatif bir yöntem olarak Elektrik Gitar Enstruman Preamfisi Ses Kartý Amfi + Kabin Pluginleri Elektrik Gitarýnýzý, aradaki bileþenler olmadan ses kartýnýza girmeniz sonucunda pek güçlü ve temiz olmayan bir sinyal alýrsýnýz. O yüzden aradaki araçlarý kullanmanýz kaydýnýzýn iyiliði açýsýndan önemlidir. 22 Amfi Simülatörleri Adýndan anlaþýlacaðý üzere çeþitli gitar amfilerinin seslerini simule etmeye yani taklit etmeye çalýþan araçlardýr. Bu araçlar klasik haline gelmiþ çeþitli amfi marka ve modellerini taklit etmeye çalýþýrlar. Line 6 firmasýnýn POD adlý simülatörü, Behringer'in POD'dan esinlenip ürettiði V-Amp serisi, Tech 21'in Sansamp ismiyle anýlan simülatörleri bunlardan en bilinenleridir. Ayrýca Roland/Boss, Digitech,Zoom vs gibi markalarýn da ürettiði çoklu efekt aletleri de amfi simülasyonu yapmaktadýr. Boss GT8 Line 6 POD V-A Amp 2 SansAmp Kabin Simülatörleri Kabin simülatörleri ise gerçek bir gitar amfisinin en önemli unsurlarýndan biri olan kabinlerin (speaker) karakterlerini taklit ederek kayda yansýtýlmasýný saðlayan araçlardýr. Genelde piyasada bulunan ve prosesör denen aletler hem efektleri hem amfi simülatörlerini hem de kabin simülatörlerini barýndýrýrlar. Çünkü bu aletlerin amacý gerçekte aðýr olan, taþýnmasý zor olan ve ayrýca bu aletlere göre çok daha pahalý olan klasik gitar amfilerinin yerine kullanýlabilmektir. Bugünlerde kullanýlan en popüler ve en ucuz kabin simülatörü Behringer adlý firmanýn ürettiði Ultra G adlý alettir. Bu alet hem bir DI-Box hem de 4*12" ' lik kabin simulasyonu saðlamaktadýr. Ayrýca daha profesyonel olarak Palmer ve ADA adlý markalarýn da çok daha kapsamlý ve gerçekçi kabin simülatörleri mevcuttur. Tabi bunlarý ülkemizde bulmak ve satýn almak çok daha zor. Ultra-G G 23 Palmer Gitar Amfilerinin Direkt Kayýt için Çýkýþý Gitar amfilerinde bulunan direkt kayýt için eklenmiþ çýkýþlar da direkt kayýt yaparken iþinize yarayabilirler.Bunlar genelde "Line Out", "Emulated Out/Output", "Direct Out" olarak isimlendirilmiþ olarak amfilerde bulunur. Bu çýkýþlardan bir kablo vasýtasý ile ses kartýnýza girdiðiniz vakit kayýt alma imkanýnýz olacaktýr. Ses Kartlarý Bilindiði üzere her bilgisayarda bulunan ses çýkýþý ve giriþi saðlayan bileþenlerden biridir. Çoðu bilgisayarda artýk on-board ses kartlarý mevcuttur. Yani ekstra ses kartý almanýzý gerektirmezler. Fakat daha iyi kayýt alabilmek için ve ayriyeten bilgisayarýnýzý gerçek zamanlý bir gitar efekt aleti, amfi simülatörü veya kabin simülatörü olarak kullanabilmeniz için daha geliþmiþ ses kartlarý mevcuttur. Bu kartlardan alarak elinizdeki gitarla ve amfi simülatörleriyle en iyi þekilde bilgisayarýnýza aktarabilirsiniz. Genelde insanlar yarý-profesyonel ya da profesyonel ses kartlarýna para vermek istemezler. Hiçbir farký olmadýðýný iddia ederler. Fakat maalesef iþin aslý böyle deðildir. Tabi ki elinizde mevcut on-board ses kartlarýyla da kayýt yapabilirsiniz fakat dinamik aralýðý çok düþük bir þekilde kayýt almýþ olursunuz. Ayrýca eðer elinizde bir amfi simülatörü yoksa ve bilgisayarýnýzdaki plug-in'ler ile çalmak istiyorsanýz on-board kartlarla bu çok zor bir iþlem olacaktýr. Hazýr lafý geçmiþken plug-inler aracýlýðýyla bilgisayarýnýzý nasýl bir amfi + kabin simülatörü ve efekt aygýtý olarak kullanabileceðinizden bahsedelim. Plug-in'ler aracýlýðý ile bilgisayarýnýzý amfi+kabin simülatörü ve efekt aygýtý olarak kullanmanýz için öncelikle en az yarý-profesyonel bir ses kartýna ve güzel bir iþlemciye sahip olmanýz gerekiyor. Burada ses kartýnýn görevi "direct monitoring" yapmaktýr. Yani size gecikme olmadan sesi iþleyip verebilme özelliði. Bu iþ için üretilmemiþ ses kartlarýnda gitar sinyaliniz, ses kartýna girip orada iþlenip, þekillendirilip size geri döndürülene kadar çok fazla bir zaman geçer. Bu da eþ zamanlý çalarken sorunlar yaratabilir. "Direct Monitoring" özelliði olan kartlarda ise bu gecikme insan kulaðýnýn algýlayamayacaðý kadar düþüktür. Örneðin kendi kullandýðým M-Audio Audiophile 24/96 PCI ses kartýnda bu süre 6 ms (1000 ms = 1 s) civarýndadýr. Çeþitli firmalarýn ürettiði plug-in biçiminde satýlan amfi ve kabin simulatörleri piyasada mevcuttur. Bunlarý kullanmak için öncelikle bir ana programa (host) ihtiyacýnýz olacak. En bilinenleri Cubase, Nuendo gibi programlardýr. Bu programlar ve güzel bir ses kartý ile gitar sinyalinizi bilgisayara girerek eþ zamanlý olarak gitarýnýzý çalabilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken gitarýnýz ile ses kartýnýz arasýnda (eðer ses kartýnýzda yoksa) bir enstrüman preamfisi bulunmasýdýr. Bu preamfiler elektrik gitardan çýkan sinyalinizi ses kartýnýn giriþine uygun olarak þekillendirir ve güçlendirir. Parantez içinde bahsettiðim gibi bazý ses kartlarýnda enstrüman / mikrofon preamfileri bütünleþik olarak bulunmakta bazýlarýnda ise bulunmamaktadýr. Eðer alacaðýnýz ses kartýnda enstrüman/mikrofon preamfisi yok ise piyasada Behringer, M-Audio gibi firmalarýn ürettiði ucuz, baþlangýç seviyesine uygun preamfilerden satýn alabilirsiniz. 24 Mikrofonlarla Elektrik Gitar Kaydý Elektrik gitarýnýzý kaydetmeniz için baþka bir alternatif bir yol ise gitar amfinizi mikrofonlamanýzdýr. Bu yöntemde sinyal yolu; Elektrik Gitar Gitar Amfisi Mikrofon Mikrofon Preamfisi Ses Kartý þeklindedir. Gitar amfisi mikrofonlanýrken duruma ve istenen ses karakterine göre bir veya birden fazla mikrofon kullanýlabilinir. Evde, amfinin bulunduðu yani kaydýn gerçekleþtiði ve de bilgisayarýnýzýn ve sizin bulunduðunuz ortamý profesyonel stüdyolardaki gibi ayýrmak her zaman mümkün olmadýðýndan, gitar amfisi mikrofonlamak daha zahmetli olacaktýr. Çünkü gitar amfisi, çalan kiþi, bilgisayar ayný ortamda bulunduðunda daha önce kaydettiðiniz seslerin üstüne tekrar kayýt alýrken hoparlörlerinizden gelen seslerin kayda sýzmasý muhtemeldir. Bu yüzden kulaklýkla kayýt almanýz gerekmektedir. Gitar amfisi mikrofonlarken genelde dinamik mikrofon kullanýlsa da kondenser mikrofonlarýn da ortam seslerini almak için kullanýldýðý olur. Gitar amfisi mikrofonlamada kesin ve %100 doðru kurallar yoktur. Ýstenen ses karakterine göre farklý mikrofonlar, farklý mikrofon çeþitleri ve mikrofon konumlandýrmalarý kullanýlabilinir. Akustik Gitar ve Klasik Gitar Kaydý Akustik gitarlarýnýzý ve klasik gitarlarýnýzý da mikrofonlayarak kaydedebilirsiniz. Bunun için sinyal yolu, gitar amfisi mikrofonlamadakine benzer olarak þöyledir; Akustik Gitar Mikrofon Mikrofon Preamfisi Ses Kartý Akustik gitar veya klasik gitar kayýtlarýnda,enstruman sesinin tüm ayrýntýlarýný yakalamak için genelde kondenser mikrofon kullanýlýr. Yine kesin ve %100 doðru kurallar olmamakla beraber genelde bir adet kondenser mikrofon, sap ve gövdenin birleþtiði bölgeye doðru tutularak denemelere baþlanabilinir. Sonuç Bu ilk sayýmýzda evinde elektrik, akustik veya klasik gitarýný kaydetmek isteyen fakat bu konuda hiçbir bilgisi olmayan okurlarýmýza yönelik olarak giriþ niteliðinde bir yazý yazmak istedim. Sonraki sayýlarýmýzda elimdeki mevcut araçlarla birer örnek kayýt yaparak, evde "dinlenebilir" nitelikte bir kaydýn aþama aþama nasýl yapýldýðýný anlatacaðým. Ayrýca çok kanallý olarak yaptýðýmýz kayýtlarý nasýl iki kanala indirgeyebileceðimizden (miks) bahsedeceðim. Bir daha ki sayýmýza kadar aklýnýza takýlan sorularý sorabilirsiniz. Elimden geldiðince cevaplamaya ve bu köþede yayýnlamaya çalýþacaðým. Böylece ayný sorularý soracak okurlar da bir þekilde bilgilenmiþ olacaklar. Bir sonraki sayýmýzda görüþmek dileðiyle… Bir sonraki sayý : Basit bir ev kaydý ve aþama aþama anlatýmý 25 Musical AMADEUS Tür : Dram Yönetmen : Milos Forman Senaryo : Peter Shaffer Müzik : John Strauss Oyuncular :Tom Hulce (Wolfgang Amadeus Mozart) F. Murray Abraham (Antonio Salieri) Yapým : 1984, ABD , 160 dk. Konu Mozart'ýn yaþamý neredeyse müziðine zýt bir kutupta ilerlemektedir. Yeteneðini sergileme konusundaki mantýksýz davranýþlarý ve yaþamla kurduðu saðlýksýz iliþki Antonio Salieri'nin sýk sýk kendisini ve Amadeus'u sorgulamasýna neden olmaktadýr. Diðerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hýrslý olan Antonio, müziðin tanrýsý kadar baþarýlý olamamaktadýr. Bu düþünceler zamanla farklý bir iliþki kurmalarýna neden olur. Müzik konusunda tanrýsal bir yeteneðe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri'nin iliþkisine odaklý bir baþyapýt. Sanat ile sanatçýnýn kiþiliði arasýndaki iliþkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaþamýný, Salieri 26 üzerinden anlatan bir klasik. Buraya kadar ki bilgiler, www.beyazperde.mynet.com adresinden alýnmýþtýr. Kritik Düþündüm, taþýndým. Lacivert Sayfalarda anlatacaðým ilk film hangi film olmalý diye… Aslýnda zor bir karar olmasý gerekirdi. Ama söz konusu dergi, altyapýsý müzik olan bir dergi olunca, çok fazla düþünmeye de gerek kalmadý açýkçasý. Yukarýda bilgilerini ve konusunu alýntý yaptýðým filmin, "Yýlýn Filmi" dahil 8 dalda kazandýðý Oscar Ödülüyle baþarýsýný ispat etmiþ bir "baþyapýt" olduðunu söylemek pek de yanlýþ olmaz sanýrým. Senaryo, kurgu ve oyunculuðun üst düzeyde olduðu bu film, insaný müziðe (özellikle piyanoya) layýkýyla doyuruyor. Mozart'ýn ve diðer müzik üstatlarýnýn notalarla nasýl oynadýklarýný ve sadece kaðýda bakarak eser hakkýnda nasýl yorum- 27 lar yaptýklarýný görünce insan þaþýrmadan edemiyor. Her ne kadar insanýn aklýna "zamanýmýzda müzisyen kalmamýþ" gibi zayýf ve ümitsiz bir düþünce soksa da, bu filmin "ben müziði ve müzikle uðraþmayý seviyorum" diyen hemen herkes tarafýndan kesinlikle seyredilmesi gereken bir film olduðunu düþünüyorum. Filmin türüne her ne kadar dram desek de, Mozart'ýn ilginç kiþiliðini filme çok iyi yansýtan Tom Hulce'nin de inanýlmaz katkýsýyla, filmin birçok sahnesinde gülmek de mümkün. Mozart'ýn o iç gýcýklayan kahkahasý, insanýn yüzünde ister istemez bir gülücük oluþmasýna sebep oluyor. Yalnýz þunu anlamak ve bilmek gerekir ki film, Mozart'ý ve hayatýný kusursuz bir þekilde anlatýyor diyemeyiz. Mozart'ýn kiþiliði ve ruh halindeki abartý ve hayatýndaki birkaç ufak deðiþiklik, onun hayatýný iyi bilenler tarafýndan fark edilse de, bunlar filme, Mozart ve hayatýný bilen-bilmeyen herkes tarafýndan "mükemmel" damgasý vurulmasýna engel teþkil etmiyor. Bunun ispatý da Internet Movie Database (imdb)'de bu filmin, 60.000 küsur kiþinin oyu ile en iyi 250 film arasýnda 82. sýrada yer alýyor olmasý… Bu sýralamanýn, gelmiþ geçmiþ bütün filmleri kapsadýðýný göz önünde bulundurursak, bu baþarý pek hafife alýnamaz sanýrým. Daha bu film hakkýnda söylenecek çok þey var aslýnda. Ama ben, gelmiþ geçmiþ en büyük müzik dehalarýndan birinin ilginç yaþamýný muhteþem bir þekilde sunan bu filmi seyretmenizi þiddet tavsiye ederek yazýmý noktalýyorum. Bir daha ki sayýda, yeni bir film kritiðinde buluþmak üzere, Ýyi seyirler…. 28 Yaþama Dair... Lodos Alýþveriþ sýrasý ve sonrasýndaki haklarýmýz Hepimiz alýþveriþ yapýyoruz. Gerek alýþveriþ sýrasýnda, gerek alýþveriþ sonrasýnda sorunlar yaþayabiliyoruz. Peki bu sorunlarla karþýlaþtýðýmýzda sahip olduðumuz haklarý biliyor muyuz? Özellikle müzik malzemeleri konusunda yaþanan sýkýntýlarý duymayanýmýz yoktur. Nedendir bilinmez müzik malzemeleri alýþveriþinde ya satýþ esnasýnda ya da satýþ sonrasýnda yaþanan sorunlar çok fazladýr. Yeri geldiðinde alýnan ürün garanti kapsamýnda olsa dahi bakýmýný yaptýramazsýnýz. Peki satýcýlarýn tüketicilere bu þekilde davranmaya haklarý var mýdýr? Eðer bu sorunlarla karþýlaþýlýrsa yapýlmasý gereken þey nedir? 2003 yýlýnda çýkan bir yasa ile tüketici haklarý Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan koruma altýna alýnmýþtýr. Alýþveriþlerde bizi ilgilendiren tüketici yasasý maddeleri ise; Ayýplý Mal Satýþtan Kaçýnma Fiyat Etiketi Garanti Belgesi Tanýtma ve Kullanma Kýlavuzu Satýþ Sonrasý Hizmetler þeklindedir. 29 Ayýplý Mal Ambalajýnda, etiketinde, tanýtma ve kullanma kýlavuzunda ya da reklam ve ilanlarýnda yer alan veya satýcý tarafýndan bildirilen teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliðine aykýrý olan ya da kullaným amacý bakýmýndan tüketicinin ondan beklediði faydalarý azaltan veya ortadan kaldýran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayýplý mal olarak kabul edilir. Tüketici, malýn teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayýbý satýcýya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleþmeden dönme, malýn ayýpsýz misliyle deðiþtirilmesi veya ayýp oranýnda bedel indirimi ya da ücretsiz onarým isteme haklarýna sahiptir. Satýcý, tüketicinin tercih ettiði bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu baðlamda aldýðýmýz ürünlerde satýcýnýn bize söylediði özellikleri bulamadýðýmýz takdirde bir indirim saðlanmasý ya da ürün ücret iadesi mümkün olabilmektedir. Satýþtan Kaçýnma Üzerinde "numunedir" veya "satýlýk deðildir" ibaresi bulunmayan bir malýn; ticarî bir kuruluþun vitrininde, rafýnda veya açýkça görülebilir herhangi bir yerinde teþhir edilmesi halinde satýcý bu mallarýn satýþýndan kaçýnamaz. Fiyat Etiketi Perakende satýþa arz edilen mallarýn, ambalajlarýnýn yahut kaplarýnýn üzerine kolaylýkla görülebilir, okunabilir þekilde o malla ilgili tüm vergiler dahil fiyat, üretim yeri ve ayýrýcý özelliklerini içeren etiket konulmasý, etiket konulmasý mümkün olmayan hallerde ayný bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek þekilde uygun yerlere asýlmasý zorunludur. Garanti Belgesi Belki de en çok sorun yaþadýðýmýz konu garanti belgesi ve garanti kapsamý dahilindeki ürünlerin bakýmýnýn yapýlmasýdýr. Ýmalatçý veya ithalatçýlar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallarý için Bakanlýkça onaylý garanti belgesi düzenlemek zorundadýr. Mala iliþkin faturanýn tarih ve sayýsýný içeren garanti belgesi ile birlikte tüketiciye verilmesi sorumluluðu satýcý, bayi veya acenteye aittir. Garanti süresi malýn teslim tarihinden itibaren baþlar ve asgari iki yýldýr. Ancak, özelliði nedeniyle bazý mallarýn garanti þartlarý, Bakanlýkça baþka bir ölçü birimi ile belirlenebilir. Satýcý; (kullanýcý kullaným hatalarý dýþýndaki arýzalar için) garanti belgesi kapsamýndaki mallarýn, garanti süresi içerisinde arýzalanmasý halinde malý iþçilik masrafý, deðiþtirilen parça bedeli ya da baþka herhangi bir ad altýnda hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür. Tüketici onarým hakkýný kullanmýþsa, garanti süresi içerisinde sýk arýzalanmasý nedeniyle maldan yararlanamamanýn süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aþýlmasý veya tamirinin mümkün bulunmadýðýnýn anlaþýlmasý hallerinde, alýnan ürün ayýplý maldýr ve ayýplý mal statüsünde yer alan diðer seçim haklarýný kulla- nabilir. Satýcý bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi durumunda satýcý, bayi, acente, imalatçý-üretici ve ithalatçý zincirleme olarak sorumludur. Tamir için ayrýlan süre genel olarak 30 iþ günüdür. Tanýtma ve Kullanma Kýlavuzu Yurt içinde üretilen veya ithal edilen sanayi mallarýnýn tanýtým, kullaným, bakým ve basit onarýmýna iliþkin Türkçe kýlavuzla ve gerektiðinde uluslararasý sembol ve iþaretleri kapsayan etiketle satýlmasý zorunludur. Satýþ Sonrasý Hizmetler Ýmalatçý veya ithalatçýlar, sattýklarý, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi mallarý için o malýn Bakanlýkça tespit ve ilan edilen kullaným ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakým ve onarým hizmetlerini sunmak zorundadýrlar. 30 Hiçbir Þey Üzerine Her Þey Kragen Herkese Merhabalar. Bir süredir düþüncede olan projenin hayata geçmiþ hali olan "Lacivert Sayfalar" sonunda ilk sayýsýyla siz deðerli üyelerimizin okumasýna hazýr hale geldi ve þu anda sayfalarýný karýþtýrarak okuduðunuz þekilde sizlere kadar ulaþtý. Evet bu laf külliyen yalan. Daha ortada ne dergi var ne de herhangi bir þey. Gecenin bir yarýsý oturup test aþamasýnda olan bir dergi projesine yazý yazmakta olan uykusuz bir insandan baþkasý yok karþýnýzda. Ancak bu þanssýz olduðunuz anlamýna gelmiyor. Sonuçta bu yazýda bir çok þeyi test etme þansýna sahip olacaðýz belki de. Bilmediklerimizi öðreneceðiz ve bilinmeyene doðru bir yolculuða çýkacaðýz. Belki çoðunuzun çok iyi bildiðini sandýðý, hatta o kadar iyi bildiðini sanýp üzerinde hiç düþünmeye gerek bile duymadýðý konularý inceleyeceðiz. Her þey hakkýnda konuþup aslýnda hiçbir þeyden bahsetmeyeceðiz ya da baþka bir bakýþ açýsýyla hiçbir þey hakkýnda konuþup her þeyden bahsedeceðiz. Nedir peki bu hayatýmýzda hiçbir þey ifade etmeyen ama gözümüzün önünde duran her þeyler. Mesela otobüslerdeki "Dikkat, basamakta durmayýn otomatik kapý çarpar!" þeklinde son derece iddialý bir laf vardýr. Ne kadar ilginç ve anlamsýz bir kelime olduðu ilk okunduðunda belki anlaþýlmýyor olabilir. Hemen bunu beraber inceleyelim. Þimdi bunu okuyan insanýn ilk olarak aklýnda beliren düþünce herhalde kapýda bir elektrik kaçaðý bulunmakta ve çýplak elle dokunulduðunda çarpmaktadýr. Peki o zaman bu ufak elektrik kaçaðýný tamir etmek yerine özel olarak bir uyarý tabelasý hazýrlayýp otobüse yapýþtýrmak ne kadar anlamlý olur. "Madem kapý çarpýyor uyarý yapýþtýracaðýnýza bir gün garaja çekip tamir ettirin birader" demenin çok daha anlamlý bir fikir olarak aklýmýza gelmesi doðaldýr. Tabi cümle baþta verildiði haliyle çok kapalý olduðu için bilinmeyen noktalarý biz akýl yürüterek dolduruyoruz. O yüzden cümlenin ne demek istediðini anlamak yolunda bilinmeyene doðru yürümeye devam edelim. "Basamakta durmayýn, otomatik kapý çarpar!" Þimdi burada ilginç bir anlam var, biz 31 aslýnda otobüs yerine bir hesap makinesine binmiþ seyahat ediyor olabiliriz. Çünkü uyarýda belirtildiði gibi basamakta durduðumuzda otomatik kapý çarpýyor. Burada sorulmasý gereken soru þu olabilir, hangi basamakta durmayalým, birler basamaðýnda mý? Bilindiði gibi otobüsler üç basamaklýdýr. Bu basamaklarý belediyenin isimlendirmiþ olabileceðini düþünmek çok da aykýrý deðil tabelaya yazan iddialý söze bakýlýrsa. O zaman basamaklarýn; þeklinde isimlendirildiðini düþünebiliriz. Demek ki tahminimiz üzere ilk basamak olan birler basamaðýnda durduðumuzda otomatik kapý çarpmaktadýr. Bakýn dikkat edelim kapý "otomatik" ve direkt çarpýyor. Yine merak uyandýran kýsým peki kaçla çarpýyor? Kapý otomatik olduðu için direkt çarpma iþlemini birler basamaðýnda duran arkadaþ üzerinde uyguluyor diye düþünmemiz abes olmaz ama kaçla çarptýðý yine muamma olarak kalýyor çünkü uyarýda bu belirtilmemiþ. "Dikkat, basamakta durmayýn otomatik kapý 7 ile çarpar!" dense çok daha dikkat çekici bir uyarý olabilirdi. Þimdi burada abarttýðýmýzý düþünenler olabilir. Bu düþüncenin abes olmadýðýný belediye ve halk otobüsleri ile ulaþým yapan arkadaþlarýmýzdan özellikle zaman zaman þu cümleyi duyanlar daha iyi anlayacaklardýr. "Kaptan, orta kapý aç-kapa!" Görüldüðü gibi bu hepimizin ilkokuldan beri bildiði temel bir kare alma iþlemi. Yani direkt olarak otobüsün birler basamaðýnda duran arkadaþý kendi ile çarparak uygulanan temel bir kare alma iþlemi uygulamasýnýn dýþavurumu. Bir de bazý gençlerin özellikle matematikle arasý iyi olmayan arkadaþlarýmýzýn matematik hayatýn içinde yok ki, ne iþimize yarayacak sorusuna bu olay direk bir cevaptýr. Hatta zaman zaman "Kaptan orta kapý aç-kapa!, Kaptan orta kapý aç-kapa!" þeklinde bazý kiþilerin heyecanla iki kere söylendiðine þahit oluruz ki bu da basamakta duran arkadaþý iki kez kendi ile çarpmak suretiyle küp alma iþleminin bile gerçekleþtirilebilmesinin mümkün olduðunu gösterir. Ben bizzat en son otobüslerde küp alma olayýna þahit oldum. Basamaktaki arkadaþýn halini gördükten sonra sanýyorum ki otobüslerde 4. dereceden çarpma iþlemi yapmak "saðlýklý" sonuç vermeyecektir ve "posa" haline gelen arkadaþýmýzý da derhal en yakýn hastanenin acil servisine yetiþtirmek yerinde olacaktýr. Yine düþünülmesi gereken ilginç bir nokta da þudur. Mesela yukarýda konuþurken "çýplak elle dokunmak" sözünü kullandýk ve ara sýra çeþitli yerlerde bu tip cümleleri görebiliriz. "Elektriðe çarpýlmýþ birine çýplak elle dokunmayýnýz!" ve bunun gibi "çýplak elle tutmayýnýz", "çýplak elle dokunmayýnýz" þeklinde pek çok uyarý duymuþuzdur hayatýmýz boyunca. Ýyi de çýplak olan el deðil ki, asýl giyinik olan vücuttur. Hiç dýþarýda karþýlaþtýðýnýz bir arkadaþýnýza "Yahu Metin, çýplak elle çýkmýþsýn dýþarý, çabuk git eline bir þeyler giy!" diyor muyuz? Bu tip elektrik kaçaðý uyarýlarda "Dikkat, elinizle dokunmayýnýz!" yeterli bir uyarý deðil midir? Hatta geçen gün þöyle bir uyarýya rastladým internette dolaþýrken: "Ýlkyardým uygulamasý sýrasýnda yaralýya çýplak elle dokunmayýnýz!" Bu ne demek þimdi? Ne olur dokunulursa, karþýlýklý bir etkileþim, bir elektrik mi oluyor? Düþünün bir araba kazasýna müdahale etmeye çalýþan bir doktorsunuz ve aracýnda sýkýþmýþ bir bayaný araçtan çýkararak gerekli ilkyardýmý yaparken kazara "çýplak elle" dokunuyorsunuz yaralýya ve þöyle bir tepki alýyorsunuz; - "Hmm, doktor bey elleriniz ne kadar da güçlü, belki iþiniz bittikten sonra hastanenin kafeteryasýnda bir þeyler içeriz, ne dersiniz? Böyle mantýksýz bir þey olamaz. Son derece saçma ve bu uyarýnýn, yazan kiþinin fantezisinden öte bir þey olduðunu sanmýyorum. DÝPNOT : Malýnýza sahip çýkmak zorundasýnýz. Etrafta böyle açgözlü kiþiler oldukça en doðru olan bu olacaktýr. Mesela ben öyleyimdir. Hatta üzerime atasözleri deyimler bile söylenmiþtir. "Ak akçe kara gün içindir." Sözünü çoðu kiþi bilir ama ne zaman ve ne üzerine söylendiðinden çoðu kiþi bihaberdir. En sevdiðim kalemimi hacýlamaya çalýþýrken suratýna indirdiðim ilk kürek darbesinden sonra yine bana gelen bir paketi açmak için giden bayan arkadaþýna þöyle seslenmeye çalýþmýþtý bir arkadaþým. "Býrak Ayþe, Kragen peþinde!". Tabi o sýrada dökülen diþler ve yamuk bir burunla tek duyulan "ýakk aççe karagn eþndýý" oldu ama bilmiyorum saðda solda bunlarý not almak için birileri mi dolaþýyor kim duyduysa birkaç gün sonra bu sözü baþka bir olayda baþka biri söylerken duyunca hemen tanýdým. Gerçi kullaným amacý biraz çarpýtýlmýþ ama yinede insan duyar duymaz tanýyor... 32 Telefonun Diðer Ucu Mu? Çok ilginç olan durumlar vardýr hiç farkýna varýlmaz ve geçer gider. Geçen gün bunlardan birine þahit oldum. Hani þu canlý yayýnlara telefonla katýlma ve düþüncelerini söyleme mevzusu. Tamam interaktif etkileþimli bir yayýn politikasý izliyor olabilirler ama sunucunun söylediði bir söz beni epey etkiledi. "Evet þu anda telefonun diðer ucunda Hatice Haným var." Hangi diðer ucunda? Telefon bir tane deðil mi? Benim bildiðim telefonlar tek olarak satýlýr. Telefonun diðer ucunda lafýný kullanmasý için ilkokulda tuvalet kaðýdý rulolarý, ip, biraz kaðýt ve kibrit kullanarak yapýlan ileri teknoloji ürünü cihazlarý saymazsak telefonlar tek olarak üretilmiþ bir makine deðil midir? Yoksa bu bizi büyük bir bilinmezin cevabýna mý götürüyordu diye düþündüm. Sunucunun beklide kazara aðzýndan kaçýrdýðý þey ya gerçekse? Aslýnda dünyada bir tane telefon var ve bizim yýllardýr aldýðýmýz bütün makineler o tek olan diðer telefonun diðer uçlarýysa. Aman Allahým! Böyle bir þey mümkün olabilir miydi? Tabi bu spikerin megalomanca bir düþüncesi de olabilir. Dünyada tek telefon var ve o benim, nýhahaa! Diðer tüm telefonlar benim telefonumun diðer ucu, hepsi benim, hepsi benim, o telefon bana geldi, benim kýymetlimsss! Sunucu Gollum olmamasýna raðmen ruhen kendini fazla kaptýrmýþ olduðu aþikar. Þahsen benim telefonum benim telefonumdur, kimsenin telefonunun diðer ucu falan deðil. O zaman þu adamdaki yüzsüzlüðe bak, yarýn öbür gün bu adam bir gün yoldan birini, belki de sizi çevirip þöyle diyebilir. - "Hey, ver çabuk o telefonu, o benim telefonumun diðer ucu, benim ki yanýmda deðil ama sorun deðil çünkü zaten bu da benim telefonumun diðer ucu." Evet, iþte yüzsüzlük ve bencilliðin son noktasý bu örnekte görülüyor. - "Hadi oradan! Madem bu telefon senin telefonunun diðer ucu, o zaman bu telefonun faturasýný bunca zamandýr niye ben ödüyorum ha! Ýþte 3 yýldýr senin telefonun diðer ucunun faturasý, hadi bakalým, öde hepsini geriye madem. Hadi, hemen hepsini geri istiyorum o zaman…" Harç Yatýrma Mevzusu... Þu sýralar üniversitelerin de kayýt dönemleri baþladý. Ýlginçtir kayýtlar sýrasýnda "harç yatýrma" olayýný tam anlayabilmiþ deðilim. Aslýnda bu inþaat fakültelerine özgü bir olay olmasýn sakýn. Belki deney, proje veya laboratuar uygulamasý olarak bir derste harç karýþtýrýp çeþitli kalýplara "dökerek", ki burada "yatýrmak" tabirini kullanmak da yarý yarýya uygun oluyor, sanki bu anlamda inþaat fakültelerinde okutulan bir deneysel dersin adý. Hatta bu amaçla belki gerekli malzemeler için bir miktar para da harcýyor olabilirler. Sonra yýllar yýlý ayný pis ve zahmetli dersi vermekten býkan öðretim görevlileri bir gün þöyle demiþ olabilir; 33 - "Çocuklar tamam, bu dönem o pis dersi sizin gibi biz de vermek istemiyoruz ama o ders için harcayacaðýnýz masraflarýn tutarý olan parayý bankaya yatýrýrsanýz size teorik olarak da o dersi anlatabiliriz. Böylece karþýlýklý olarak büyük bir zahmetten kurtuluruz." Sonrasý zaten malum, eðer banka þubesi kampus içerisindeyse önünde uzun kuyruklar oluþmuþ, herkes birbirine "harç yatýrma" dersinin ücreti için mi geldiniz diyerek kaynaþmalar ve bu döngüye sokulan öðrenciler. En sonunda bu uygulamayý mantýklý bulan diðer bölümler de biz neden böyle yapmýyoruz, odamýzdaki kahve makinesi de bozulmuþtu, yenisi için para lazým diye düþünmüþ olabilirler ve zamanla tüm öðrencilerden "harç yatýrma" ücreti alýnmaya baþlanmýþ olabilir. Sonra olayýn adý da yuvarlanarak sadece "harç yatýrma" þeklinde kýsaltýlmýþtýr muhtemelen. Bankaya Yatýrýlan Paralar... Görüldüðü gibi her olayýn temeli basit birkaç mantýk yürütme ile açýða çýkarýlabiliyor. Bankalarda çok kullanýlan "para yatýrmak" sözü de yukarda kýsmen geçtiði için yeri geldi diye düþünerek biraz incelenebilir. Temelde anlamsýz bir söz olduðu ortada. Bankalar paralarý bir yere mi yatýrýyorlar? Bankalarýn devasa kasalarýnda her bir banknotu özel yataklarýna yatýrýlarak, hatta belki ninni söyleyerek piyasaya sürülecekleri güne kadar istirahat mi ettiriyorlar? Kendi aralarýnda uykusu kaçan ve uyumak istemeyenlere de; -"Uyumalýyýz, dinlenip güç kazanmalýyýz…" diye telkin bile ediyor olabilirler. Peki yatmak istemeyen paralar ne olacak? Uyku tutmadýðý için etrafta dolaþan banknotun yanýna gelen ufak paltolu bir diðer banknot; - "Hey, biraz eðlence ister misin? Hadi, senin gibi bir 100YTL bu saatte buralarda ne arýyor? þeklinde yaklaþýmlarýn olmasý da muhtemel. Kim bilir belki uykusu kaçan banknotlar için özel eðlence merkezleri vardýr kasalarýn içinde. Belki bir bölümü kumarhane olarak gece gündüz hizmet veriyor olabilir. Bir banknot olarak kumar oynamanýn en avantajlý sayýlabilecek yaný tüm paraný kaybetsen de kendini ortaya koyarak tekrar oyuna devam etmek için son bir þansýnýn bulunmasý olabilir. Hatta büyük olasýlýkla "kendini kaybetmek" lafý da buradan çýkmýþtýr. - "Nasýl oldu tam hatýrlamýyorum. Arkadaþlarla biraz içtikten sonra bir yerde oturduk ve kaðýt oynamaya baþladýk. Birden kendimi kaybettim. Sonra benimle dalga geçmeye baþladýlar ben de oradaki bir þiþeyi kaptýðým gibi Necati'nin kafasýna indirdim. Büyük bir kavga çýktý, etraf epey karýþtý." Görüldüðü gibi deyimlerin çýkýþ noktalarý aslýnda bugünkü kullaným amaçlarýndan biraz daha farklý. Sonuçta sanýyorum ki bankalar paralarý yatýrdýklarýný sanýyorlar ama onlarýn içerde uyumadýðýna, en azýndan büyük bir kýsmýnýn uyumadýðýna eminim. Çünkü çoðu filimde görürüz hani banka soyguncularý devasa kasalarýn önünde dururlar ve bazen kulaklarýný yaklaþtýrarak, bazen de çeþitli dinleme aygýtlarýný kapýya yapýþtýrarak içeriyi dinlerler. Paralarýn hepsinin yatmýþ ve uyuyor olduðundan emin olmadýkça onlar bile içeri girmeye cesaret edemediðine göre bu gerçek büyük çoðunluk tarafýndan biliniyor olmalýdýr. Görüldüðü gibi insanoðlu aklýný kullanmak ve fikir yürütmek sayesinde gözümüzün önünde duran ama hiç farkýnda olmadýðýmýz bu tür gerçekleri ortaya çýkarmakta elimizdeki en büyük silahtýr. Tek yapmamýz gereken biraz düþünmek. Sonrasýnda keþfedemeyeceðimiz gizem, çözemeyeceðimiz sýr kalmayacaktýr kanaatimce. 34
Benzer belgeler
Cihan Atıl Namlı Yoğunlaştırılmış Gitar Eğitim Programı Temel ve
dönemde keman yapým sanatýnda büyük ilerlemeler olmuþ ve pek çok yetenekli yapýmcý doðmuþtur. Bunlardan en önemli olaný olan Andrea
Amati yaylý çalgý ailesini bugünkü bildiðimiz son
forumuna sokmuþ...