7. sınıf - Nesibe Aydın Eğitim Kurumları
Transkript
7. sınıf - Nesibe Aydın Eğitim Kurumları
I II Bütün kötülüklerin anasının “cehalet”, Cehalet’in panzehirinin de Bilgi olduğu gerçeğine varırsın. Eric Fromm “İnsan kendi varlığı çözülmesi gereken bir problem olan tek hayvandır” derken haklıydı. İnsan denen hayvanın sadece biyolojik anlamda değil, becerileri, zekası, zihni, hayal gücü ve yaratıcılığı anlamlarında da karmaşık bir yapısı vardır. Olağanüstü evrimi ve her alandaki dehasına rağmen hemen her insan, yaşadığı zaman ve mekanda bir şeylerin eksikliğini hisseder. Buna “bilgiye açlık” denir. Bu açlığı giderme çabası içinde olmayanlar sadece şeklen, yani biyolojik birer yaratık(!) olarak yaşayıp giderler. Bilgi denince aklıma öncelikle “kitap”, sonra diğer teknolojik araçlar gelir; ki, teknolojik araç kullanımı bakımında sizin gerinizde olduğumu söylemeliyim. Sevgili Öğrenciler, Bilginin karşıtı "cehalet" dir! Yazıma size “iki soru”yla başlamak istiyorum: Unutulmamalı ki; “cehalet”, insanlık için, en tehlikeli zihin- Birincisi; okuma uğraşı yani kitaplarla aranız nasıl? İkincisi; Yeni bilgiler edinirken duyumsadığınız "haz"ı ve kitabın sayfalarını çevirirken soluduğunuz kokuyu aşabilen doygunlukta bir haz ve koku soluduğunuz oldu mu hiç? Ben bu konuda “fukarayım” ve fukara kalmaya da kararlıyım, çünkü; Kendimi ve genelde insan(lar)ı biyolojik, psikolojik ve zihinsel varoluşsal bağlamları içinde tanımak için okuma ve araştırma alışkanlığım geliştikçe “kitabın tadını ve kokusunu” aşan doyumsuz bir başka tat ve koku yaşamıma hiç girmedi! Arayışı içine de girmedim! Girmeyeceğim de!.. Çünkü gerek kendimin gerek diğer insanların farkında sel ve ruhsal varoluş halidir! Ve ayrıca, cehaletin, sorunlara çözüm üretememe nedenselliği ile en tehlikeli ruhsal ve zihinsel hastalıkların tetikleyicisi olduğunu söylemeliyim! Sevgili Öğrenciler; yazılacak çok şey var olmasına rağmen, yazıyı noktalamak istiyorum. Yalnız, sizden, anne ve babalarınızdan ve özellikle de öğretmenlerinizden bir isteğim olacak: Lütfen, aşağıda adını ve yazarlarının isimlerini not düştüğüm kitabı mutlaka okuyun ve okutun: KİTAP: Geçimsizler - Kişilikleri Tanıma ve Geçinmeyi Kolaylaştırma Kitabı, Prof. Dr. Erol Göka/ Dr. Murat Beyazyüz, Timaş Yayını Hüsamettin AYDIN Kurucu olmadığım varoluşsal farklılıklarının bilgisine ulaşmanın verdiği haz doyumsuzdur. İnsanı daha yakından tanıma bağlamında bilgi yoğunlaşması, sarsılmaz dostlukların zemini olur. Dostlarının sayısı, bilgi dağarcığın ve farkındalık kapasiten arttıkça kendini daha huzurlu ve mutlu hissedersin. Ben öyleyim. Kötü, yıkıcı reflekslerden arınmaya başlarsın; kendini hep “haklı” diğer insan(lar)ı haksız görmenin yerine kendini sorgulamaya başlarsın; yani, “eleştiriye” açık bir kişiliğe dönüşürsün. 3 TEMA: Sevgi unutamıyorum. Bir köpek vardı gözleriyle bana yaşadıklarını anlatıyordu. O günden sonra anladım ki bizler onlar için hiçbir şey yapmamışız. Bu konu hakkında bazı çözümler düşündüm; Öncelikle çoğumuzun yaşadığı yerlerde sokak köpekleri vardır, evinizde artan yemekleri çöpe atmak yerine onlara verebilirsiniz. Sokak köpeklerinin kısırlaştırılması ise, sokak hayvanlarının sokaklarda böyle bir hayat geçirmemeleri için en net çözüm önerilerinden biri. Unutmayalım ki onların istediği sadece üç şey var, bunlar : Sıcak bir yuva, yemek ve sevgi. MİNİK DOSTLAR BÜYÜK UMUTLAR Lütfen evinize aldığınız köpekleri , bakımı zor bahanesi ile dışarı atmayın, onlar o sıcak evden sonra sokakta nasıl Hepimiz mutlaka küçüklüğümüzden beri filmlerde, park- hayatta kalacaklarını bilemezler. Lütfen onlar hakkında bir larda, sokaklarda köpekler görmüşüzdür. Peki hepimiz yargıya varmadan önce herhangi bir barınağı ziyaret edip onların bizler için neler yaptığını biliyor muyuz? Onların o hayvanların gözlerine bakın. Tek bir barınakta bile bin- hayata nasıl tutunduklarını biliyor muyuz? Öncelikle on- lerce hikaye göreceksiniz. Eğer isterseniz bu barınaklara ların bizler için yaptıklarına bir örnek vermek istiyorum. da yardım edebilirsiniz. Umarım siz de bir köpeğin hayatı- Yarım yüzyıldır uzay araştırmaları devam etmekte fakat nı kurtarırsınız. Bu muhteşem duyguyu tatmanızı dilerim. hala uzaya giden canlılardan birinin bir köpek olduğu ço- ‘’Her şey sizin elinizde.’’ ğumuzca bilinmemektedir. Bu harika, fedakar köpeğin adı Buse Hancıoğlu / 9-A Layka’ydı. Bilim adamları Layka’yı uzaya göndermek için kısa süre içinde yaptıkları kabaca tasarlanmış bir uzay gemisi yaptılar, bu uzay gemisi canlı bir organizmayı uzaya taşıyabiliyordu fakat ısı kalkanı ve yolcunun Dünya’ya dönmesini sağlayacak sisteme sahip değildi. Layka o gün Dünya’ya dönemedi fakat Dünya’ya adını kazıdı. Aslında bu örnek, hayvanların bizler için yaptıkları onlarca şeyden sadece biri. Hayvanlar yıllarca savaşlarda acımasızca kullanıldılar, ulaşım aracı olarak kullanıldılar, denek olarak kullanıldılar, bugün kullandığınız kozmetikler için, ilaçlar için bile bir sürü hayvanın sağlığı elinden alındı. Peki ACI KAYBIMIZ biz onlar için ne yaptık? Okulumuz civarında ki Gölbaşı Barınağı’nı ziyarete gittim ve orada 4.500 tane köpek olduğunu öğrendim. O barı- Değerli kütüphane personelimiz Deniz GÜNGÖR naktaki hayvanların öyle bir yaşam hak etmediklerine TUNCER'i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz tüm inanıyorum. Çoğu üşümüş, yaralı, korkuyla dolu gözlerle sevdikleri ve yakınlarına sabır dileriz. Hepimizin başı size bakarken "bu böyle olmamalı" demeden geçemiyor- sağolsun. sunuz. Bu benim barınağı ziyarete ilk gidişim değildi, ilk ziyaretimi onbir yaşındayken yapmıştım ve o ziyareti hiç 4 ANAOKULU ANAOKULUNDA AYIN TEMASI: UZAY BİLİMLERİ Bu ay ki konumuz “Uzay Bilimleri”. Her birimiz bir an önce astronot olup, uzayı derinlemesine araştırmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Uzayda başlayan yolculuğumuzu, Güneş’te devam ettirip, Güneş’in ne olduğunu sorgulayacağız. Güneş olmasaydı neler olurdu diyerek kendimizi Ay’da bulacağız. Tutulmaları öğreneceğiz. Uzaydaki gezinti- mizi sona erdirdikten sonra uzay araçlarımızı Dünya’ya indireceğiz. Dünya’nın nasıl oluştuğunu, Dünya’mızda yorsa da Uzayla ilgili birçok bilgi öğreneceğiz. nelerin olduğunu göreceğiz. Ay ve Dünya’nın hareketlerine bakarak, Ay’ı her akşam nasıl farklı görürüz sorusuna Her günü merak dolu yolculuğumuzda görüşmek üzere… yanıt arayacağız. Gezegen nedir sorusundan yola çıkıp Aslıhan AKAY & Nihal YİĞİTALP Dünya’nın gezegen olup olmadığını araştıracak, başka Yunus Sınıfı Öğretmenleri gezegenlere yolculuk yapacağız. Bu yolculuk bizi biraz DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN Mustafa BİLGE Can GÜNGÖR Zeynep KAYA Berrak Naz YÜCER SİNCAP FOK FOK KANGURU 01.01.2005 24.01.2006 10.01.2006 05.01.2006 Demir BEDİR Ali ALPER Elis KUDAK Yağmur AYHAN MARTI KELEBEK KELEBEK KELEBEK 05.01.2006 23.01.2007 02.01.2008 03.01.2007 5 kelebekler KELEBEKLER KİTAP ÇALIŞMASI YAPIYOR... Kelebek sınıfı öğrencileri Ocak ayı boyunca, okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları, çizgi çalışmaları, matematik çalışmaları ve dikkat çalışmaları yaptılar... 6 sincaplar Sol elim kayganda ama sağ elim sivriye yetişmiyor. Sayılar o kadar fazla ki, katrilyonlara kadar gidiyor. Büyük ➟Küçük Sivri ➟ Küt Kalın ➟ İnce Pütürlü ➟ Kaygan Uzun ➟ Kısa Sert ➟ Yumuşak Lego, boğadan incedir. Minik olan küçüktür, kocaman gibi olan büyüktür. Renkler Şekiller Bu küpün kenarları küt, köşeleri sivridir. Bu lego tırtıklı, Bu hem küp hem de küt! 7 dokununca da pütürlü foklar Çocuklarımıza ilk olarak “örüntü nedir?” diye sorduğu- Daha sonra e-beam de, akıllı tahtamızı kullanarak yap- muzda sınıftan “bilmiyoruz ki” sesleri yükselmeye başladı. maya karar verdik örüntü çalışmalarımızı. Örüntü çalışmamızı tahtaya yansıtıp da e-beam kalemimizi elimize Sonra tahtaya bir şekil örüntüsü çizdiğimizde akıllarına bir alınca, çok heyecanlandık ve çok eğlendik. Yaptıkça ye- şeyler geldi. Birisi “şekiller” dedi, diğeri “sıralı şekiller”, bir nisini istedik, 1, 2, 5 derken bir baktık onlarca örüntü ça- başkası “ aynı şekiller yan yana gelmiş” dedi. lışması yapmışız akıllı tahtamızda. Yaptığımız her örüntü Sonunda açıkladık örüntüyü; “belirli bir kurala göre dü- çalışmasından sonra “bu bizim için bebek işi” sesleri yük- zenli bir şekilde dizilmiş, tekrar eden sayı veya şekil dizi- seldi sınıftan, daha zor örüntüleri bile başarıyla ve seve- sidir” diye. Önce zorlandık örüntüyü anlamak için, sonra rek yaptık. Sonunda hem akıllı tahtamızda etkinlik yaptık, biraz düşündük ve uygulamaya başladık. eğlendik öğrendik hem de örüntü çalışmalarımızı daha anlaşılır hale getirdik. 8 martılar Mezun olmaya adım adım yaklaşırken, ailelerimizin katılımıyla 1. dönem portfolyo sunumunu gerçekleştirdik. Öğrencilerimiz bir dönem boyunca büyük bir özen ve öğrenme hevesi ile gerçekleştirdikleri çalışmalarını aileleri ve yakınları ile paylaşırken mutlulukları ve heyecanları gözlerinden okunuyordu. Sanat, matematik, gezi-gözlem, tiyatro, fen-doğa ve mutfak etkinliklerinde öğrenmiş oldukları bilgileri yetenekleriyle birleştirerek aileleri ile paylaştılar. Eğitim ve çalışma yaşamları boyunca bir çok kez yapacakları bu sunumun ilkini bizlerle yapmış olmaları biz öğretmenler için de çok heyecanlıydı. Kendi kendini değerlendirme becerisi kazanan öğrencilerimizin heyecanlarını ve mutluluklarını bu fotoğraf kareleriyle sizlerle paylaşmak istedik. 9 kangurular OYUN VE HAREKET ETKİNLİKLERİNİN ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDEKİ ÖNEMİ Erken çocukluk dönemindeki oyun ve hareket etkinlikleri belli bir amaç için çalışmayı öğrenir. Problem çözmeyi öğ- çocukların sadece fiziksel gelişimini etkilemez. Onların renir, farklı stratejiler geliştirir. Kurallara uymayı öğrenir. diğer gelişim alanlarındaki (bilişsel, sosyal-duygusal, dil Montessori, oyunu çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişim vb.) gelişimlerine de önemli katkılarda bulunur. Robert birliğinin ortaya çıkması olarak yorumlar. Ona göre ha- Fulghum’ın çok iyi bilinen yazısında da belirttiği gibi bir reket, çocuğun diğer etkinliklerinden ayrı bir şey değildir. çocuk sosyal yaşam kurallarına dair ne varsa oyunların- Bu nedenle eğitim programlarında çocuğun hareket ede- da öğrenir ve Robert Fulghum bunu “Hayatım boyunca bilmesini sağlayıcı etkinlikler önemli bir yer tutar. Bu ne- gerçekten neye ihtiyaç duyduysam hepsini anaokulunda denle biz de Kanguru Sınıfı olarak günümüzün her anını öğrendim” diye özetler. Oyunlarda çocuklar paylaşmayı oynayarak, oynarken öğrenerek geçirdik. Bazen kazanıp öğrenir, arkadaşlarını itmemeyi öğrenir, kazanmayı öğ- sevindik, bazen kaybedip üzüldük. Hareket ettikçe geliş- renir, kaybetmenin üstesinden gelmeyi öğrenir. Grubun tik. Her şeyden önemlisi oynadıkça bir grup olduğumuzu bir parçası olmayı öğrenir, birlikte hareket etmeyi öğrenir, öğrendik 10 yunuslar PARÇA-BÜTÜN, terdik. Sonra kalplerimizdeki sevginin de böyle bölünerek YARIM-TAM KAVRAMLARI mizi düşündük. Öğretmenlerimiz birbirine sarılarak biz yarısını annemize yarısını babamıza paylaştırabileceğibir elmanın yarısı gibiyiz dediler ve bize “Bir elmanın iki “Öğretmenim simitimin yarısını yiyebilir miyim?”, “Öğret- yarısı gibi olmak” ne demek sizce diye sordular. “Bir adam menim bunun yarısı olmuş mu?”, “Yiyorum yiyorum bir bir elmayı ikiye bölmüş demektir.”, “İki kişi fotoğraf çekilir- türlü yarısı olmuyor!”, “Yarısı olduğunu nasıl anlayacağım ken fotoğrafçı bir elmanın iki yarısı deyin demiş olabilir.”, öğretmenim?” Öğretmenimiz bize yarım tam çalışması “Öğretmenim sizin iyi arkadaş olduğunuz gibi biz de ar- yapacağımızı ve bu kavramı iyice öğreneceğimizi söyle- kadaşlarımızla ve kardeşimizle öyle oluruz.”, “Annemizle diğinde hepimiz çok sevindik. babamız da sarılınca tam, ayrılınca iki yarım gibi olurlar.” Sonunda o gün geldi ve öğretmenlerimiz parçayı, bütünü, yarımı ve tamı iyice kavramamız için hazırladıkları etkinliğe başlayacağız dediler. Öncelikle daha önce yaptığımız mutfak etkinliğini hatırlattılar bize. Şekil sandviçlerimizin içine üçgen şeklindeki peyniri ve daire şeklindeki domates dilimlerini koyabilmek için kare şeklindeki bir dilim ekmeği tam ortadan keserek iki parça dikdörtgen ekmek elde etmiştik. Hatta domates dilimlerini de keserek yarım daire şeklinde koymuştuk sandviçlerimize. İşte o zaman yaptığımız gibi tam ortadan ayırınca bir bütünün iki eşit parçaya bölündüğünü, böylece iki yarım oluştuğunu ve bunları birleştirince de bir tam olduğunu anlattılar. Sonra pek çok etkinlik kâğıtları dağıttılar bize. Bazı nesnelerin, yiyeceklerin ve şekillerin yarım mı tam mı olduğunu söyledik, yarım olanları diğer yarısı ile eşleştirerek tamamladık onları. Parça bütün ilişkisini tam olarak anlamamız için bu konuda her aklımıza geldiğinde sohbetler ettik, fikirlerimizi söyledik. Serbest oyunda yapboz oynarken “Öğretmenim puzzle parçaları birleşince bütün bir resim oluşuyor!” diyenler oldu. Akşam okuldan çıkarken açılıp kapanan kapıyı göstererek “Aaaa bu kapı açılınca iki tane dikdörtgen oluyor, kapanınca bir tam, açılınca da iki yarım oluyor dimi öğretmenim?” dedi bir arkadaşımız. Bir gün öğretmenlerimiz elimize birer kalp çizdiler. Ama bu kalpleri elimizin herhangi bir yerine değil iki parmağımızın birleştiği yere yaptılar. Çünkü parmaklarımızı açınca iki yarım, kapatınca da bir tam kalp oluşuyordu. O gün elimizdeki kalpleri “iki yarım bir tam, iki yarım bir tam” diyerek herkese gös- 11 gibi cevaplar verdik. Sonra öğretmenlerimiz her birimizin Yunus Sınıfı’nın bir parçası olduğumuzu ve Yunus Sınıfı olarak da bir bütün olduğumuzu söylediler. Böylece biz de bu kavramları iyice öğrenmiş olduk. 1. sınıf OYUNCAK MÜZESİ Hayat Bilgisi dersleri yaparak yaşayarak, görsellerden yararlanılarak, cd izletilerek yapıldığı için çok zevkli geçmektedir. Tüm sınıflar tarafından trafik alanı kullanıp öğ- 1. DÖNEME VEDA EDERKEN renilmesi gerekenler uygulamalı olarak yaptırılmıştır. Başka bir gün ise hep birlikte Oyuncak Müzesi'ne gittik. Türkçe dersinde, okuduğunu anlama, anladığını anla- Orada ailelerimizin çocukken oynadıkları oyuncakları gör- tabilme, dinlediklerini resimleme üzerinde durulmuştur. mekten çok keyif aldık. Van depremi olduğu zaman çok Ayrıca hecelemeden, konuşur gibi okuma çalışmala- üzüldük. Deprem konusunda bilgilendik. Deprem çantamızı hazırladık. rı yapılmaktadır. Öğrencilerimiz Türkçe “Benim Ses Portfolyo sunum gününde ailelerimize 1. dönem boyunca Bayrağım” yaptığımız çalışmaları sunduk. den hareketle öğ- ilkesin- rendiklerinin sözlük anlamlarını da öğrenmektedirler. Öğrencilerimize sözcük bilgisi, birinci sınıfta öğrenmeleri gereken noktalama işaretleri kavratılmaya çalışılmıştır. SAat KAç? Matematik derslerinde ise onluk birlik kavramları öğretilmiş, ileri geri ritmik saymalar yaptırılmış, toplama işlemi ve toplama işlemi ile ilgili zihinden problemler üzerinde durulmuştur. "Yelkovan ve akrep ne işe yarar?" sorusundan yola çıkılarak zaman kavramı üzerinde durulmuş, saat modelleri yapılmıştır. 12 2. sınıf PUSULA BİLGİSİ Göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede bir de bakmışız ki 2. sınıfın ilk dönemini geride bırakmışız ve bilgilerimize bilgi katmaya devam etmişiz. pat karikatür okulu Hayat Bilgisi dersinde evimizi eşsiz kılan özellikleri keşfettik ve her canlının bir yuvaya ihtiyacı olduğunu anladık. Türkçe dersinde ortak okuma kitabımız olan “Pat Karika- Tüm bu canlıları yuvalarına yerleştirdik ve bulmacalar tür Okulu”nu okuduk ve bu kitabı çok sevdik. Bol bol dikte çözdük. Artık kaybolsak da korkmayacağız; çünkü evimizin adresini biliyoruz. Ayrıca yönleri de öğrendik. Pusula çalışması yapmaya devam ettik. Artık görüyoruz ki hata- kullandık, okulumuzu ve ülkemizi doğusundan batısına, larımız gitgide azalıyor. “5N 1K” çalışması yaptık. “Ne?, kuzeyinden güneyine inceledik. Uzun hayatımızın daha Nerede?, Ne zaman ?, Nasıl?, Kim?” sorularına cevap başlangıcında meslekleri tanıdık ve her birimiz bir mes- vermenin yanında cevaplara uygun sorular yazdık. Oku- leği arkadaşlarımıza tanıttık. Sınıfa getirdiğimiz gazete, ma parçalarımızı dramatize ettik ve çok eğlendik. Kütüp- dergi, telefon, mektup, bilgisayar vb. iletişim araçlarını ve hane çalışmalarımızda araştırma yapmaya devam ettik bu araçları nasıl doğru kullanacağımızı öğrendik. ve araştırma sonuçlarımızı rapor haline getirdik. Ayrıca kütüphanede farklı türde kitaplar, dergiler okuduk. Eğlenceli çalışmalarla birlikte 2. dönem de yeni bilgiler edinmeye devam edeceğiz… Topladık, çıkardık, çarptık! Matematik dersinde çıkarma işlemini modelledik ve artık çıkarma işleminin bütün terimlerini biliyoruz. Bol bol toplama ve çıkarma işlemiyle ilgili problem çözdük. Bu problemleri arkadaşlarımızla birlikte canlandırdık. Matematik laboratuarı çalışmalarımızda çarpma işlemini modelledik ve çarpma işleminin ne kadar da kolay olduğunu anladık. 13 3. sınıf yeni dönem heyecanı Eylül ayında açılan okulumuz bir mevsimi geride bıraktı. Kış mevsimine girdik. Yeni yılı coşkuyla karşıladık. Birbirimize hediyeler verdik. Okulumuzun düzenlediği eğlenceye severek katıldık, eğlendik. Bu arada yeni yıl ile ilgili duygularımızı yazmayı unutmadık. ölçebiliyoruz! Matematik dersinde artık ölçüleri biliyoruz. Tüm çalışmalarımızda olduğu gibi konularımızı görsellerle de tamamladıktan sonra uygulamaya geçtik. Sıvı ölçülerini dereceli kaplarda ölçtük, yarım litrelik şişelere, çeyrek litrelik şişelere boşalttık. Konuyu daha da iyi kavradık. NoKtalama işaretleri Bol etkinlikli 1. dönemin sonuna yaklaştığımızda öğrendiklerimizi pekiştirdik, konularımıza hakim olduk. Bu sefer de öğretmenimiz öğrenci, bizler de öğretmen olduk. Noktalama işaretlerini slaytlarla arkadaşlarımıza anlattık. Her birimiz bir noktalama işaretini anlatıp, bu konuyu örnekler ile pekiştirdik. 14 4. sınıf Karikatür Çalışmamız 4. sınıflar olarak atasözleri ve deyimleri karikatürize ederek içselleştirdik. Atasözleri ve deyimlerin anlamlarıyla ilgili karikatürler yaptık. Karikatürleri boyadık ve görsel açıdan da zengin bir görüntü oluşturduk. Eş anlamlı sözcük kartlarıyla yarışma yaptık. Bu yarışmada önemli olan sözcüklerin anlamdaşını hızlı bir şekilde düşünüp ifade etmekti. Kaç gram? Konumuz “Tartma” ve “Sıvı Ölçme “ olunca hem eğlendik, yedik içtik hem de eğlenceli problemler çözdük. Önce kuruyemişler ve meyveler getirip terazimiz ile kaçar gram olduklarını tarttık. Daha sonra problemler oluşturup bir taraftan çözerken bir taraftan da kuruyemişlerimizi yedik. Sıvıları ölçme konusunda ise meyve suları getirip litre ile ölçerek karışık meyve suları oluşturduk. O kadar lezzetliydiler ki tatlarına doyum olmadı. 15 5. sınıf dik. Böylece yüzey şekillerinin yerlerini bir kez de kendi başımıza tekrar ederek 4. ünitemiz olan “Ürettiklerimiz” ünitesine sağlam önbilgilerle geçmiş olduk. Şimdi bu bilgilerimizden yararlanarak yeni ünitemizde hızlı bir şekilde ilerliyoruz. Bakalım diğer ünitelerde neler yapacağız? BÖLGEMİZİ TANIYORUZ Yeni etkinlik ve çalışmalarımızda görüşmek dileğiyle… 5. sınıfların bu ay öğrendikleri ünite “Bölgemizi Tanıyalım” MAdde - ISI ünitesiydi. Amacımız İç Anadolu Bölgesi’nin yüzey şekil- Bu ay "Maddenin Değişimi ve Tanınması" konularından leri, nüfusu, ekonomik faaliyetleri ve Türkiye için önemini "Isı alan maddenin sıcaklığı artar." dedikten sonra bir öğrenmekti. Bunun için gerek görsel materyallerden ya- maddenin ısınırken aldığı ya da soğurken verdiği ısı mik- rarlanarak sunu ve haritalar aracılığıyla konumuzda iler- tarının; sıcaklık değişimine, maddenin kütlesine, madde- ledik, gerekse araştırmalar yaparak konumuzu detaylı bir nin cinsine bağlı olduğunu "Isı Aynı Sıcaklık Farklı" dene- şekilde öğrendik. Örneğin "İç Anadolu Bölgesi’ne neden yimizle gözlemledik ve maddenin aldığı ısının kütlesi ile buğday ambarı deniyor? ya da "İç Anadolu Bölgesi’nde doğru orantılı olduğunu fark ettik. neden toplu yerleşme görülür? Peki, lületaşı nedir ve hangi ilden çıkarılır, hangi amaçlarla kullanılır? Bunlar ve bun- Sıcaklık artışı için gerekli ısı miktarının maddenin cinsine lar gibi birçok sorunun cevabını bu ünitemizde öğrenmiş bağlı olduğunu ‘’ Farklı Madde Farklı Sıcaklık’’ deneyimiz- olduk. Bilgilerimizi pekiştirmek ve daha kalıcı bir öğrenme le fark ederek anladık. sağlamak amacıyla bireysel olarak kendi haritalarımız- Isının bir enerji olduğunu ve harekete dönüşebileceğini da İç Anadolu Bölgesi’nin yüzey şekillerini kendimiz çiz- "Isıdan Harekete Nasıl Geçeriz?" deneyimizle gözlemleme fırsatını bularak yapmış olduğumuz spirallerimizi mumun üzerine tutunca onların almış olduğu ısı enerjisi sayesinde hareket ettiğini gözlemledik. Isı biriminin joule ( j ) ya da kalori ( cal ) olduğunu ve bu iki ölçeğin birbirine dönüştürülebileceğini öğrendik. Maddenin ısı ile etkileşimi konusunda ise ısının etkilerinin sıcaklık değişimine, genleşmeye ve hal değişimine neden olduğunu öğrendik. Yoğunluk konumuzda ise bir maddenin birim hacimdeki kütle miktarına yoğunluk dendiğini, her maddenin kendine özgü yoğunluğu olduğunu ve maddeleri ayırt etmeye yarayan önemli bir ayırt edici özellik olduğunu laboratuarımızda yapmış olduğumuz deneylerimizle fark ettik. 16 6. sınıf SES BİLGİSİ 6.sınıflarımızda "Ses Bilgisi" konusunu işledik. Sonra onları resimledik. Hem öğrendik hem de eğlendik. Öğrencilerimizin resimlerini de dergimiz aracılığıyla sizlerle paylaşmak istedik. KESİRLER Matematik dersini işlerken öğrencilerimizden belki de en çok duyduğumuz cümle: “Öğretmenim bu öğrendiğimizi günlük hayatta nerede kullanacağız?” sorusu olmuştur ve muhtemelen sorulmaya da devam edecektir. Bu soru işte bu ay işlediğimiz “Kesirler” konusunda konuyla alakalı belki de her gün karşılaştıkları örnekler verdik. “Arkadaşım, sınava gireceğim; ama silgim yok bana silginin yarısını verir misin?” Bu ay kesirler konusu ile yaptığımız etkinlikte öğrencilerimiz istedikleri malzemeleri kullanarak kesirleri sayı doğrusunda modellediler. Böylece hem kesirler konusunu pekiştirdiler hem de yine bir ürün ortaya çıkarmanın mutluluğunu yaşadılar. 17 7. sınıf sıl elektriklendiğini balona doğru uçuşan saçlarımızla gözlemledik. Sahi nasıl da yapışıp kalmıştı o balon duvara…Onu da sorguladık, nedenini biliyoruz artık yıldırımın da şimşeğinde. Çevremizdeki cisimlerin yüklü olup olmadığını anla- BU DERSTEN ÇOK ELEKTRİK ALDIK ! mak için elektroskopları kullandık. Sürttük, dokundurduk, yaklaştırdık, biz bu konuyu çok sevdik... Aslı düşüncedir, ampirik bir tutumdur FEN, yürekte öğrenme, öğretme, keşfetme ateşidir. Bunları düşündürür ve bu gayede yetiştirir bilimin ATEŞ BÖCEKLERİNİ… Topluca gülüştüğümüz, denediğimiz, gözlemlediğimiz, çalıştığımız derslerimizde "Yaşamımızda Elektrik" ünitesini öğrenmeye çalıştık, Günlük hayatta karşılaştığımız elektriklenme olaylarını nedenleri ile birlikte anlamaya çalıştık. Yünlü kumaşa veya saçımıza sürttüğümüz çubukların, alüminyum folyodan yapıp iplere astığımız küçük topları nasıl kovaladığını izledik. Birbirine yaklaşan, temas eden, sürtünen cisimlerin na- TAVŞAN KAÇ TAZI TUT! 7-A öğrencileri oyun salonuna inmeden küçük kağıtlara son işlediğimiz konu olan Osmanlı Kuruluş Dönemi’ne ait sorular yazdılar. Halka biçiminde oturup kağıtlara yazdıkları soruları bir araya getirdiler, ilk tavşan, sorulardan birini seçip gözleri kapalı olan arkadaşlarından birinin arkasına bıraktı. Arkadaşı kağıdı fark edip tavşan onun yerine oturmadan onu yakalamaya çalıştı. Yakalanmayınca tazı mecburen tavşanın seçtiği soruyu yanıtlamak zorunda kaldı. Doğru cevap verip yeni bir soru ve tazı belirledi. 7-A öğrencileri "tavşan kaç tazı tut" çığlıklarıyla süren oyunda hem küçükken oynadıkları bu oyunu keyifle yeniden oynadılar hem de son konuyu zevkli bir biçimde pekiştirmiş oldular. 18 8. sınıf KArikatürlerimiz Bu ay 8. sınıflar olarak eylemsileri işlerken hem eğlendik hem de konumuzu özümsedik. Türkçe bilgilerimizle çizgilerimizi buluşturduk ve eylemsilerin özelliklerini karikatürleyerek anlattık. Paskal üçgenimiz Bu ay okulumuzda matematik dersinde 8. sınıflarla "Paskal Üçgeni" ve "Özel Sayı Örüntüleri" konularını işledik. Biyoloji, matematik, istatistik, olasılık kuramı, binom açılımı ve pek çok modern fizik konularında uygulama alanı bulan Paskal Üçgeni, içinde birçok sayı örüntüsünü de barındırmaktadır. Okulumuz 8. sınıf öğrencileri ile birlikte sınıf panolarında post-it yardımı ile kendi paskal üçgenlerimizi oluşturduk. Daha sonra "Paskal Üçgeni"nin özelliklerini ve içinde barındırdığı birçok özel sayı örüntüsünü keşfettik. Hepimiz var olan sayı örüntülerinin dışında yeni sayı örüntüleri keşfetmenin heyecanını yaşadık. 19 9. sınıf EVRENİN BİR BAŞLANGICI VARDIR… Başımızı kaldırıp baktığımızda gördüğümüz uçsuz bucaksız gökyüzü, tüm evrenin çok küçük bir bölümüdür. Evet, ransta Lemaitre’nin haklı olduğunu açıkladı ve daha önce evren anlamakta zorluk çekeceğimiz kadar büyüktür. Mil- bu düşünceye inanmamasını ‘kariyerinin en büyük hatası’ yarlarca galaksiden ve sayısız gökcisminden oluşur. Uzay olarak değerlendirdi. araştırmaları sonucunda evrenin sadece yüzde onunu 9. sınıflarımızda bu ay Dünya’nın şekli, boyutları ve oluşturan gökcisimleri tanımlanabilmiştir. hareketlerini inceledik. Uzay, yıldızlar, Güneş, Ay, 19. yüzyılda bazı bilim adamları evrenin sonsuzdan beri gezegenler,üzerinde yaşadığımız, hayvanlarla ve bitkiler- var olduğunu ve sonsuza kadar da değişmeyeceğini sa- le paylaştığımız yeryüzü, gökyüzü nasıl var oldu acaba? vunuyorlardı. 20. yüzyıla gelindiğinde ise modern ast- Mesela Pisagor’un kim olduğunu biliyor musunuz? ronomi dalında önemli gelişmeler kaydedildi ve evrenin M.Ö 6. yüzyılda yaşayan Pisagor, yeryüzünün bir küre ol- sabit olmadığı anlaşıldı. 1927 yılında Belçikalı astronom duğunu ilk keşfeden kişidir. ’Kosmos’ sözcüğünü tarihte Georges Lemaitre, evrenin bir başlangıcının olduğunu ilk kez o kullanmıştır. ve bu başlangıçtan itibaren sürekli olarak genişlediği ileri sürüldü. İlk defa Georges Lemaitre evrenin genişlemesi- Bugün evren hakkında çok fazla bilgiye sahibiz. Ama yine ni geriye doğru sardığımızda her şeyin tek bir atomdan de farkındayız ki bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında ortaya çıktığını göreceğimizi söyledi. Bu iddia, dönemin çok az. Her gün yeni şeyler öğrenmeye, uçsuz bucaksız inanışlarına çok uzaktı. Einstein bile ilk başta bu düşün- evrenin sırlarını keşfetmeye devam edeceğiz. ceye karşı çıkmıştı. Ancak daha sonra katıldığı bir konfe- PLAZMA 9. sınıf öğrencilerimiz ortaokulda maddenin üç fiziksel hali olduğunu öğrenirken liseye gelince fizik dersinde maddenin dördüncü hali olan “plazma” halini öğrenmeye başladılar. Işık kaynağı olarak dünyamızda hayatın devamını sağlayan güneş, dev bir plazma küresidir. Maddenin plazma hâline dünya üzerinde çok az rastlamamıza rağmen evrende plazma hâli fazlalık bakımından maddenin diğer hâllerine karşı ezici bir üstünlüğe sahiptir. Şöyle ki; evrende toplam madde miktarının % 99'unun plazma hâlinde olduğu sanılmaktadır. Plazmanın günlük yaşamımızdaki yerini merak eden öğrencilerimizin ilk aklına plazma tv geliyor. Yüksek aydınlatma verimiyle lambalarla, yarı iletkenlerin üretimiyle ve elektronik eşyalarla plazma teknolojisi evimize girmeye başlıyor. Plazmanın birçok değişik alanda kullanılmasının bir nedeni de iyi bir iletken, dolayısıyla elektrik ve manyetik alanlara yanıt veren etkili bir radyasyon kaynağı olması. Etkin ve doğru kullanılırsa plazma, yeni alanlarda da yaşamımıza girebilecek ucuz bir enerji kaynağı gibi görünüyor. 20 KÜRK MANTOLU MADONNA “Oku-Yorum” çalışmaları kapsamında bu dönem Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” adlı kitabını değerlendirdik. İnsanı tanıma sanatı olan roman sana- 10. sınıf tının ayrıntılarında gezindik. Raif Efendi karakteriyle bireyin iç dünyasına yolculuk yaptık. İşte bu kitaptan bizde kalanlar; “Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve yine farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicap- O yüzden bana âşık olduğuna inanamıyordum. Seni seviyorum deli gibi değil; gayet aklı başında…” Maria Puder. İki yalnız insan Raif Efendi ve Maria Puder… Ancak aşk öyle bir şey ki birbirlerinin yalnızlıklarını birbirleriyle kalabalıklaştırdılar. İlkem Aydilek Kendimi Raif Efendi gibi hissettim kâğıtlara defterlere hapsolmuş yapayalnız. Arda Musaoğlu lar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak “Raif Efendi: Bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere sakiçin, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu... “ lamalı.” İdil Piyade Öğrencilerimizin kitap hakkında yorumları; “Herkesin kendi hayat hikayesi hisleri, düşünceleri, yaşadık- Kürk Mantolu Madonna önyargının, yaşanan pişmanlıkların duygusal hikayesi… Defne Bağcıer “İki ruhun derin ve imkansız aşkının büyük hikâyesi…” İdil Çobanoğlu Raif Efendi’yi en iyi kendi sözleri anlatıyor: “Hayat, bir kere oynanan bir kumardır ben onu kaybettim.” İrem Büyükışık Raif Efendi büyük aşkı Maria Puder için: “Onun yaşadığı yerde yaşamak onun gibi yaşamak değildi. ” diyor. Gencay Tuğcu “Meğer insanlar bana güven duygusunu kaybettirmiş. ları, beklenenden daha fazla ve karmaşık olabilir.” Aslınur Gayretli Herkesin bir hikâyesi vardır. Sarp Saatçioğlu Kitapta en sevdiğim ve gözümün önünde canlanan bölümü Maria’nın trene binerken Raif Efendiye söylediği sözler: “Sizin beni sevdiğiniz kadar ben de sizi seviyorum.” Ecehan Abban “Asıl ‘ben’ otuz beş seneye yaklaşan ömrümde ancak üç dört ay yaşamış sonra, benimle alakası olmayan manasız bir hüviyetin derinliklerine gömülüp kalmışım.” Ata Cebeci “Dünyanın en basit en zavallı hatta en ahmak adamı bile insanı hayretten hayrete düşürecek en müthiş ve karışık ruha sahiptir.” Batuhan Gökbakar 21 “Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermemiş olduğunu görmek, bize en yakın olduğunu zannettiğimiz sırada bizden bütün mesafelerin ötesindeymiş gibi uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.” Sima Demir O ( Raif Efendi) , dünyadan ayrılırken benim hayatıma başka hiçbir insana nasip olmayacak kadar canlı bir biçimde giriyordu. Bundan sonra onu daima yanımda bulacaktım.” Furkan Aydınlı “Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak edememişti.” Berkan Ak- Matematik ve Akıl Oyunları Aralık ayında TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde düzenlenen “Matematik ve Akıl Oyunları” adlı yarışmaya katıldık. 11. sınıf öğrencilerimizden Yağmur Ezgi Çavuş, Özlem Çalıkoğlu ve 10. sınıf öğrencilerimizden Furkan Aydınlı’nın katıldığı yarışmada başarılı olan öğrencilerimiz birinci aşamayı geçtiler. İkinci aşaması Nisan ayında yapılacak olan yarışma için öğrencilerimiz hazırlıklarını sürdürmektedirler. yol “Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil.” Doğacan Genç Raif Efendi’yi şu cümle en iyi tanımlıyor: "Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin." Serhat Kaymaz. “Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşinden gideriz ve pişman olmayacağımızı biliriz.” Berranur Kütahya TRİGONOMETRİ İkinci dönem 10. sınıf öğrencilerimiz Trigonometri ile tanışacaklar. Matematiğin doğrudan doğruya astronomiden çıkmış bir kolu olan trigonometrinin bazı ögeleri, daha Babilliler ve Mısırlılar döneminde biliniyordu. Eski Yunanlılar Menelaos’un Küresel geometrisi aracılığıyla, bir daire içine çizilebilen dörtgenden yola çıkarak daire yaylarının kirişlerinin değerlerini veren çizgiler oluşturuyorlardı. Daha sonra Araplar, yay kirişlerinin yerine sinüsleri koyup; tanjant, kotanjant, sekant, kosekant kavramlarını geliştirdiler. Batı’da Nasirettin Tusi’den büyük ölçüde yararlanan Regiomontanus’un "Üçgen Üstüne" adlı eseriyle gerçek trigonometri doğmuş oldu. François Viète ve Simon Stevin, hesaplarda ondalık sayılardan yararlandılar. Isaac Newton ve öğrencileri trigonometri fonksiyonlarının ve logaritmalarının hesabına tam serileri uyguladılar. Daha sonra da Leonhard Euler, birim olarak trigonometrik cetvelin yarıçapını alarak, modern trigonometrinin temellerini attı. 22 SARIKAMIŞ 11. sınıf I.Dünya Savaşı’ndaki en önemli cephelerden biri de Kafkas cephesidir. Ruslarla mücadele edilen bu cephede Enver Paşa komutasında yüzelli bin kişilik bir ordu “Sarıkamış Kış Taarruzu” olarak adlandırılan savaşı başlatmış fakat sonuç alınamamıştır. Üstelik yoksulluk, soğuk, açlık ve hastalıklardan dolayı askeri birliklerimiz yaklaşık olarak yüzbin kayıp vermiştir. Aralık ayının son haftası Sarıkamış Şehitleri haftası olması dolayısı ile okulumuza değerli hocamız Prof. Dr. Ahmet Başustaoğlu'nu davet ettik. Kendisinin bu konuyla ilgili pek çok çalışması ve kitapları bulunmaktadır. 11. sınıf öğrencilerimize hem görsellerle hem de değerli bilgileri ile çok güzel bir sunum gerçekleştirmiştir. Sarıkamış'ı anlatan ve öğrencilerimize adeta o anları yaşatan hocamız bilgi ve tecrübelerini bizimle paylaştı. Aynı zaman da Ruslar tarafından çekilen Rus arşivinden görüntüleri de izleme şansımız oldu. Öğrencilerimiz de tüm ilgi ve dikkatleriyle dinlediler. Değerli hocamız Prof. Dr. Ahmet Başustaoğlu'na tekrar teşekkür ediyor ve şükranlarımızı sunuyoruz. ODTÜ GEZİSİ VE MANYETİZMA 11. sınıf öğrencilerimizle birlikte Odtü’de bulunan Uzay ve Bilim Merkezi'ne gezi düzenledik. Bu gezide bilim merkezinde uzay ve evrenle ilgili belgesel izledik ve merkezde yapılan fizik deneyleri hakkında bilgi aldık. Ayrıca üniversitedeki fizik, elektrik-elektronik, inşaat ve mimarlık bölümlerinde sınıfları ve laboratuarları inceledik. Buradaki karşılaştığımız öğrencilerden bölümler hakkında bilgiler aldık. 11. sınıf öğrencilerimizde son konumuz Manyetizma ve Dünyanın Manyetik Alanı'ydı. Bu konuda öğrencilerimizle birlikte deneyler yaptık. Öğrenciler bu deneylerde dünyanın manyetik alanını, pusula ve mıknatıs kullanarak gördüler. 23 12. sınıf BİRKAÇ İPUCU • Konuya çalışmaya başlamadan önce sahip olduğu bilgileri gözden geçiren kişi, daha sonra bu konu boyunca neler öğreneceğine şöyle genel anlamda bir göz atmalı ve sonra ayrıntılara geçmelidir. • Yunus Emre ve Karacaoğlan gibi şairlerin hayatlarının birbirine paralel yönlerini, şiirlerindeki “ortaklıkları” Sınava hazırlık sürecimiz hızla devam ediyor. Yoğun bir bir yanda biriktirip, diğer yanda şairleri birbirinden ayı- şekilde çalışıyoruz. Sınavlar kimi zaman bize “zor” muş ran “farklılıkları – özel yönleri” akılda tutmaya çalış- gibi geliyor. Oysa biraz dikkat, sürekli, tekrar ve özenli mak en iyi yöntemdir. soru çözümü ile bu zorluklar aşılabilir. Bu süreçte işte size • Şair ve yazarların özelliklerini akılda tutarken on- Türkçe- Edebiyat soruları ile ilgili birkaç öneri: larla ilgili öyküler düşünmek ve hayatımızda bulunan • Paragraf sorularının her birini yaşamla ilgili dipnotlar, gerçek kişilermiş gibi canlandırmak etkili bir öğrenme ayrıntılar, söylenmiş güzel sözler gibi düşünüp okuma- yoludur. lıyız. Bu bize sınavda saniyeler süren güzel nefes alma zamanları yaratacak hem de soruları hatasız yapmamızı • Yazar ve şairlerin özel yaşamları ile ilgili bilgiler ile sağlayacaktır. sanatçı kişilikleri arasında bağlantı kurmak da akılda tutmanın yöntemlerinden bir diğeridir. • Bazı konularda parçadan bütüne, bazılarında ise bü- LİMİT tünden parçaya çalışmak gerekir. Eğer konular çok fazla 12. Sınıflarımız YGS (Yüksek Öğretime Geçiş) sınav ezber bilgi içeriyorsa, önce bunlar yeterince kavranmalı, hazırlıklarını yeni yılla birlikte artırdılar. Öğrencilerimiz daha sonra bütün hakkında zihinsel bir algı oluşturulmalı- bir yandan 9, 10, 11. sınıf matematik konularını tekrar dır. Daha genel bir konu üzerinde çalışılacaksa, parçanın ederken bir yandan da 12. sınıf konularının öğreniyor- tamamı içselleştirilmeli, daha sonra onun hakkında yorum lar. Dönem başından beri öğrencilerimiz, halihazırda becerisi geliştirme yolu seçilmelidir. fen ve mühendislik eğitimleri veren üniversitelerin bi• Çalışma ortamınız uygunsa, karşınızda biri varmış ve rinci sınıflarında da öğretilen konulardan olan “Özel siz ona bu konuyu öğretiyormuş gibi yaparak eksiklikle- Tanımlı Fonksiyonlar ve Limit” konularını öğrendiler. rinizi tamamlayabilir ve öğrenme düzeyinizi belirlemekle Bundan sonraki süreçte ise öğrencilerimiz Türev ve kalmaz çok yararlı bir tekrar ile konuyu özümsemiş olur- İntegral konularına yoğunlaşacaklar. sunuz. 24 REHBERLİK BİRİMİ Orta Vadeli Amacım: SBS'den 480 ve üzerinde puan almak. Uzun Vadeli Amacım: ODTÜ Elektrik – Elektronik Mühendisliği bölümünü bitirmek ya da doktor olmak. BİR BİLMECEM VAR Zamanı etkili ve verimli kullanmanın önündeki en büyük engellerden birisi, yapılması gereken çalışmaların ‘‘Nasıl olsa daha çok zaman var’’ düşüncesi ile ileri bir tarihe ertelenmesi. Daha açık bir ifade ile kapasiteli yetkin bir insanın çok rahat yapabileceği bir işi geçerli hiçbir gerekçe olmadan sürekli ertelemesidir. Bu yaklaşım istenilen çalışmanın son günde yapılması ve beraberinde stresli ve gergin bir an yaşanmasını kaçınılmaz kılar. Şimdi öyle bir şey düşünün ki, dünyada yaşayan herkes eşit miktarda sahip olsun. Zengini fakiri, yaşlısı genci, öğretmeni öğrencisi, doktoru hastası, holding sahibi ya da herhangi bir çalışan, hatta ülkelerin en üst düzey yöneticileri… Aynı zamanda insanların bu eşit miktarda sahip oldukları şey; depolanması biriktirilmesi, alınıp satılması, tükendiğinde yerine konması ya da geri döndürülmesi mümkün olmayan bir şey olsun. ‘Düşündüğünüz şey ‘zaman’ olsun.’ Zamanı kullanmada plansız, programsız olma bireyde zaman baskısı yaratır. Zaman baskısının oluşturduğu gerilim, panik ve kaygı durumları, SBS ve ÖSS gibi önemli sınavlara, okulun son yılı hazırlanan öğrenciler üzerinde çok net bir şekilde gözlemlenmektedir. Her yıl öğrenmesi gereken konuları hakkını vererek öğrenen bireylerde son sene hazırlık süreci daha sağlıklı geçmektedir. Özellikle ara sınıf öğrencilerimizin ellerindeki bu hazineyi (mevcut zamanı), çok iyi değerlendirmeleri ve her yılın sonunda o yıl gördükleri konulardan sınava girecek, aldıkları puanlarla yerleştirme işlemi yapılacakmış gibi çalışmaları sorunsuz bir sınav süreci geçirmelerine yardımcı olacaktır. Zaman kavramı, son yıllarda üzerine en çok söz söylenen kavramlar arasında en üst sıralarda yer alıyor. Bilimsel araştırmalar yapılarak makaleler yazılıyor. Yapılan araştırmaların ana teması ‘Zaman Yönetimi’. Artık 1. dönemi ve yarıyıl tatilini tamamladık ve yeni bir döneme başladık. Bu dönem yapılacak çalışmalar bugüne kadar öğrendiklerimizin ilişkilendirilmesi ve pekiştirilmesine katkı sağlayacaktır. Havaların ısınması ile gevşeme, ders çalışmaktan uzaklaşma, devamsızlık yapma eğilimi artmakta. Bu olumsuzluklar, süreci sekteye uğratacak büyük tehlikeler içermektedir. Bütün bunların farkındalığı ve bilinciyle kalan zamanı yukarıda değindiğimiz konuları dikkate alarak verimli bir şekilde değerlendirmelisiniz. Peki, gerçekten zamanı yönetmek ya da zamana müdahale etmek mümkün mü? Zaman, her daim harcanmak zorunda olan, akışının önüne geçilemeyen eşsiz bir kaynak olduğundan zamana herhangi bir müdahale söz konusu olamaz. Bunun için, zaman yönetimi denilen şey aslında bireyin kendisini yönetmesidir. Kendinizi (zamanı) yönetmeye, gün içerisinde yapılması gereken işleri öncelik-önem sırasına koyarak başlayabilirsiniz. Bunu yaparken o gün mutlaka bitmesi gereken veya ertesi güne yetişmesi gereken çalışmalara öncelik vererek işlerinizi organize edebilirsiniz. Daha genel bir ifade ile planlama yaparak kısa, orta ve uzun vadedeki hedeflerinizi belirleyip varmak istediğiniz noktaya ulaşmak için; ‘Bugün ne yapmalıyım, önümüzdeki haftalarda ve aylarda yapmam gerekenler neler, önümüzdeki yıllarda yapmam gerekenler nelerdir?’ sorularının cevapları bulunmalı uzun vadedeki amaca ulaşmak için de adım adım uygulanmalıdır. Az önce okuduklarınızı somutlaştırmak gerekirse: Asla Unutmayın ! Bir günde hiçbir şey yapmayarak boşa harcanan 1 saat Bir ayda 1gün 6 saat Bir yılda 15 gün eder. Bu 15 günlük süre ‘keşkelerin’ oluşmaması için kullanıldığı zaman başarılı sonuçlar elde edilmiş olur. Mehmet AKTEKİN Kısa Vadeli Amacım: Yarıyıl tatilinde, ilk dönemde öğrendiğim bütün konuları tekrar edip pekiştirmek. Nesibe Aydın İlköğretim Okulu / Rehber Öğretmeni 25 MODERN FOREIGN LANGUAGE İNGİLİZCE 5 Ocak tarihinde ikinci sınıflarımız için İngilizce okuma yarışması düzenledik. Birincimiz 2-A sınıfından Ayşe Sedna Yıldız, ikinciler 2-A sınıfından Zeynep Yıldırım ve 2-B sınıfından Akın Piyade, üçüncülerimiz ise 2-C sınıfından Ece Sağıroğlu ve 2-D sınıfından Öykü Kurt oldu. Hedef dilde okuma alışkanlığını kazandırmak için düzenlediğimiz yarışmamıza katılan tüm öğrencilerimize katılım sertifikası verdik. Kazanan öğrencilerimizi ise İngilizce hikaye kitabı ve CD ROM ile ödüllendirdik. Yarışmamıza katılan öğrencilerimizi tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. 4. sınıflarda yeni ünitemiz “At the Library” konusuydu. Yaşayarak öğrenme konusundaki dikkatimizi yine ön plana çıkarak yeni konumuzu ve kelimelerimizi yerinde, okulun kütüphanesinde işledik. Yeni kelimelerimizi öğrenmek için sınıfları öncelikle gruplara böldük. Daha sonra gruplara bölünen öğrenciler kendilerine verilen ürünleri bulmak için işe koyuldular. Hem araştırdılar hem de yeni karşılaştıkları kelimeleri rahatça öğrenebildiler. Onlar bu işten çok zevk aldıklarını söylediler. Siz de resimlere yansıyan heyecanlarına bakarak onların ne kadar eğlenerek öğrendiklerini görebilirsiniz. 26 MODERN FOREIGN LANGUAGE ALMANCA - FRANSIZCA 4. sınıflarda “Cümle Merdiveni” oyununu keyifle oynadık. Farklı renklerde kendilerine verilen kartlarda, öğrenciler her basamakta birer soru ve cevapla karşılaştılar. İkili grupla oynanan oyunda çocuklar sırayla, ellerinde kapalı olarak tuttukları merdiven kâğıtlarını sırayla açıp karşılarına çıkan sözcüklerin ilgili eşlerine sorularını sordular. Örneğin; “Name?” (isim) sözcüğüyle karşılaştığında arkadaşına “Wie heißt du?” (adın ne?) sorusunu sordu ve sorunun doğru karşılığını verdi. Diğer oyuncuların verdikleri cevapları ise merdiven sırasındaki cümlelerden kontrol etmiş oldular. Böylece genel soruları eğlenceli bir şekilde tekrar etmiş, öğrendiklerimizi daha kalıcı hale getirmiş olduk. Fransızca dersimizde 1. Kademe ve 2. kademe arasında ortak bir çalışma yaptık. 3.sınıflarla bu ayki konumuz mektuplaşmaktı. Mektup konumuzu işlerken derste yazdığımız mektuplarımızı 7 ve 8. sınıftaki arkadaşlarımıza gönderdik. Mektuplarımız da kendimizden ve ailemizden bahsedip onlara merak ettiğimiz soruları sorduk. Heyecanla cevaplarımızı beklemeye başladık. 7 ve 8. sınıflar mektuplarımızı cevaplarken hem eski bilgilerini tazelediler hem de kendilerini yazı diliyle ifade etmiş oldular. Yaptığımız bu ortak çalışmadan resimlerde görüldüğü gibi çok keyifli anlar yaşadık. 21. yüzyılında nostalji haline gelen iletişim aracı olan mektuplaşmayı Fransızca dersimizde kullanarak hatırlamış olduk. 27 MODERN FOREIGN LANGUAGE ALMANCA - FRANSIZCA gücümüzü kullanarak yazdığımız hikâyeler hepimizi çok eğlendirdi. Yeni hikâyelerimizdeki kahramanlar hepimiz tarafından sınıfta canlandırıldı. Hikâyemiz kitapta karikatürlerle resmedilmişti. Biz de kendi hikâyelerimizdeki birkaç karenin karikatürünü yaptık. 5.sınıf öğrencilerimizle Almanca dersimizde, ders kitabımızda yer alan “Robert und seine Gartenparty” (Robert’in Bahçe Partisi) hikâyesini okuduktan sonra yaratıcı yazma yöntemiyle bizler hikâyenin sonunu kendimize göre değiştirerek yeni bir hikâye oluşturduk. Ardından yeni hikâyelerimizi sınıfta arkadaşlarımızla paylaştık. Hayal Görsel sanatlar zümresi işbirliğiyle bu yıl ilkini düzenlediğimiz ‘Çok Dil Bilmek Gelecekte Size Neler Kazandıracaktır?’ konulu afiş yarışmamızın kazananı 4-F sınıfından Mert Dural olmuştur. Mert ödülünü alırken ‘kendimle gurur duyuyorum, çok mutluyum’ diyerek duygularını bizimle paylaştı. Mert’e başarılarının devamını diler, yarışmaya katılan tüm öğrencilerimize teşekkür ederiz. 28 GÖRSEL SANATLAR HAYALİMDEKİ ARABA Özel Nesibe Aydın Okulları İlköğretim kademesi olarak bu ay Dünya Otomotiv firması Toyota’nın düzenlediği ‘’Hayalimdeki Araba ’’ konulu resim yarışması için özgün araba tasarımları yaptık. İlköğretimin 1. Kademesindeki tüm sınıfların tasarımlarının katılabildiği yarışmaya her öğrencimiz kendi hayaldünyasında yarattığı arabaları resmederek yarışmaya katıldı. Her biri ayrı güzellikte olan resimlerimizi seçici kurula gönderdik. Bundan sonraki aşamada öğrencilerimizin başarılarına yeni başarılar eklemeye devam edeceğiz. RÖPRODÜKSİYONLARIMIZ Lise görsel sanatlar derslerimizde ise yağlı boya röprodüksiyon çalışmaları yaptık. Bu çalışmalarla bakmak yerine görmeyi, duymak yerine işitmeyi, dokunduğunu hissetmeyi, farkında olmayı ve algılamayı keşfettik. Var olanı değiştirip yeni özgün eserler ortaya çıkardık. Bu sayede sanat eserlerini incelerken estetiksel bilinç oluşturarak eserlere eleştirel baktığımızı fark ettik. Bu ay sanatımızı içselleştirdik ve birer ressam olduk. Tüm çalışmalarımız görülmeye değer oldu. Önümüzdeki günlerde gerçekleştireceğimiz sergilerimizle eserlerimizi sizlere sunacağız. Özellikle 10-D sınıfı öğrencilerimizden Ezgi S.Söhmen ve Öykü Tunçel’in yaptığı çalışmalar görülmeye değer çalışmalar arasında. Başarılarınızın devamını ve yarıyıl tatilinizi güzel geçirmenizi dileriz. ÖYKÜ TUNCEL EZGİ S. SÖHMEN 29 PROJELERİMİZ Sımsıcacık Kalpler, Gülümseyen Yüzler Nesibe Aydın Okulları “Bir Dilek de Senin İçin” kampanyası çerçevesinde yürüttüğü çalışmayı onurla, başarıyla ve keyifle tamamlamıştır. Veliler kampanyaya yoğun bir ilgiyle tam destek vererek hiçbir dileğin eksik kalmamasını sağlamışlardır. Görme engelli öğrencilerimizin eğitim hayatlarında büyük yer tutan Mp4 cihazları ve öğrencilerin hayallerini süsleyen tekerlekli patenden orglara, kıyafetten oyuncağa kadar tüm dilekler gerçekleştirilmiş, yüzlerce Mp4 cihazı sahiplerine ulaştırılmıştır. Nesibe Aydın Okulları öğrencileri ve yöneticileri hediyeleri tek tek elleriyle ihtiyaç sahibi olan görme engelli öğrencilerimize teslim ederek o muhteşem ana şahit olmuşlardır. Her hediye paketi açılırken yürekleri ısıtan o sımsıcak gülümsemeler, heyecan çığlıkları ve arada dökülen birkaç damla gözyaşı herkesi derinden etkilemiştir. Nesibe Aydın Okulları sosyal sorumluluk projelerini bir görev gibi değil, kurumun kültürel anlayışının bir parçası olarak gerçekleştirmekte, yetiştirdiği her öğrencinin topluma hizmet etme ve sosyal sorumluluk bilincini geliştirmesi hedefine her çalışmasında ulaşmaktadır. AB PROJELER KULÜBÜ LAPERELLO ÇALIŞMASI Lise 9 ve 10. sınıflarımızdan oluşan AB Projeler Kulübü öğrencileri iki aylık emeklerinin sonucu olan, ülkemizin göç verdiği ve göç aldığı ülkelerin Laperello sunumlarını 18 Ocak 2012 tarihinde değerli yöneticilerimize ve sınıf arkadaşlarına sunmuşlardır. Bu sunumlar sonucunda 23-24-25 Mart tarihlerinde İspanya Jaen şehrine yapılacak olan geziye katılacak öğrenciler belirlenmiştir. Emeği geçen bütün öğrencilerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. Gülseren KÖKSAL İngilizce Öğretmeni 30 YAZARLARIMIZ 31 YAZARLARIMIZ 32 ŞAİRLERİMİZ 33 ŞAİRLERİMİZ 34 KULÜPLERİMİZDEN HABERLER İNGİLİZCE DRAMA KULÜBÜ 2. ve 3. sınıflar İngilizce drama kulübünde yılbaşı şapkası ve maskesi yaptık. Renkli karton kullanarak yaptığımız şapka ve maskeleri her öğrenci dilediği malzemeyle süsledi ve boyadı. Yılbaşı öncesi yapılan bu etkinlikte öğrencilerimiz çok eğlendiler. OKUL KOROMUZ FOTOĞRAFÇILIK KULÜBÜ Okul koromuz ve orkestramız Panora AVM’de muhteşem Dönemin başında fotoğrafın tarihinden başlayıp dijital fo- performansı ile izleyenlere eğlenceli dakikalar yaşattı. Yıl- toğrafçılığın geldiği son noktaya kadar ilerledik. Bazen başı şarkıları, marşlar, Atatürk’ün sevdiği türküler ve çe- teorik bazen uygulamalı dersler yaptık. Değişik fotoğraf şitli dillerdeki dünya müziklerinden oluşan zengin repertu- çekim teknikleri ile denemeler yaptık. Fotoğraf makine- varı ile büyük beğeni kazandı. Okulumuz, aynı tempoyla sinin deklanşöründen kadrajın nasıl ayarlanması gerek- ilerleyen zamanlarda da konserlerine devam edecektir. tiğine kadar bir sürü terim ve teknik öğrendik. Fotoğrafı öğrenirken tarihi öğrendik,teknoloji ile haşır neşir olduk, sanatçıları tanıdık, bakış açımızı değiştirdik ve geliştirdik. Artık fotoğraf okuyabiliyoruz. Sıradan bir insanın bakış açısından çok daha zengin yorumlar yapabiliyoruz. Öğrendiğimiz çekim tekniklerini ödevlerimizle pekiştirdik. Bir dönem boyunca çektiğimiz fotoğraflardan bir albüm oluşturduk. Bu ayın sonunda yaptığımız ödüllü basın fotoğrafları sergisi ile dönemi kapattık. Öğrendiğimiz fotoğraf okuma tekniklerini ve kadraj bilgilerimizi sergideki rehberle birlikte uygulama ve geliştirme fırsatı bulduk. Yeni bir dönem ve karanlık oda çalışmaları için hazır bir şekilde dönemin sonuna geldik. Yepyeni çalışmalarla bir bahar döneminde görüşmek üzere. 35 ZAMAN İÇİNDE YOLCULUK Nesibe Aydın Okulları 1-A ve 1-B sınıfları ile ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi ve Araba Müzesi’ne gittik. Hep birlikte zaman içinde yolculuk yaptık ve arabaların geçmişten günümüze ne kadar geliştiğini gördük; en beğendiğimiz arabayı seçip, canlandırma yaptık. Araba Müzesi’ni gezdikten sonra Bilim ve Teknoloji Tarihi Sergisi’ne gittik. MÖ. 9000’den günümüze insanlığın; bilim ve teknolojinin ilerleyişini gözlemledik. Eski daktilolara, telefonlara, bilgisayarlara baktık. Geçmiş devirlerde yaşayan insanların nerede ve nasıl yaşadıklarını, evlerini, inceledik ve canlandırdık. Sınıf öğretmenlerimiz Sayın Nuran Memiş ve Semray Dervişoğlu’na yardım ve katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Ek Bilgi: Hava şartları dolayısı ile 1-C,1-D,1-E sınıfları ile yapılacak olan geziler 2. dönemde yapılmak üzere ertelenmiştir. İlkem Altaş Drama Öğretmeni 36 EKO OKULLAR "GELECEĞİ BUGÜNDEN KURTARMAYA KARARLIYIZ" Milliyet Gazetesinin “Miço” ekinde “Kâğıttan Deneyler” Ayrıca “Erozyon Haftası” etkinlikleri kapsamında kitabı tanıtımı vardı. Kitabın yazarıyla bağlantı kuru- meşe palamudu ve at kestanesi tohumu ekimini ger- larak sayımız kadar sipariş verildi. Kitap elimize geç- çekleştirdiler. tikten sonra, çevre gönüllüleri kulüp saatlerinde “atık Kulüp saatlerinde sınıflara atık kâğıt kutularının tes- kâğıtlarla “ ilgili deneyler yaptılar. limini yaparken konu ile ilgili sınıfları bilgilendirdiler. Bu dönem programda yapılması planlanan konular Her hafta sınıfların temizlik durumlarını incelediler, üzerinde duruldu. “Yaşam Kaynağımız Su ve Su Kirli- “En Çevreci Sınıf” seçimini gerçekleştirdiler. Pazartesi liği-Katı Atıklar ve Geri dönüşüm” konuları ile ilgili çe- günleri bayrak töreninde seçilen sınıfa belgesinin ve- şitli cd’ler izletildi. "İklim değişikliği ile ilgili neler biliyor- rilmesi sağlandı. sunuz?" sorusu sorularak öğrencilerimizin ön bilgileri Çevre ile ilgilenen STK'larla ilgili araştırmalar yaptılar. sorgulandı. Daha sonra öğrenciler internet ortamında Kendilerine araştırmaları için verilen konularla ilgili ka- konularla ilgili animasyonları izlediler. rikatür çalışmalarını da okul atriumunda sergilediler. 37 EKO OKULLAR BİR sivil toplum kuruluşu (STK) TANITIMI: TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı ya da kısaca TEMA, 11 Eylül 1992 tarihinde, Karaca Arboretum'un kurucusu, BM Çevre Ödülü sahibi Hayrettin Karaca ve Tekfen Holding kurucu ortaklarından, Türk-B.D.T. İş Konseyleri Başkanı Nihat Gökyiğit tarafından kurulmuş olan çevreci vakıftır. Amaçlarının başında "Doğal varlıkların ve çevre sağlığının korunması, erozyonla mücadele, toprak örtüsü ve toprağın korunması ve ağaçlandırmanın önemi hakkında kamuoyunu eğitmek ve bilinçlendirmek" geliyor. TEMA, biyolojik çeşitlilik, toprak, su ve doğal çevrenin korunmasına ilişkin ulusal politikaların oluşturulmasına katkıda bulunmak, ağaç ve orman sevgisini topluma mal etmek için uğraşıyor. Türkiye'de her yıl 743 milyon ton verimli tarım toprakları olmak üzere toplam 1 milyar 400 milyon ton toprağın erozyon, sel ve rüzgârla yok olup gitmektedir. 38 MAKALE AİLE İÇİ İLETİŞİM Aile, çocuğun ilk yaşam deneyimlerini kazandığı, tutum ve davranışlarının şekillendiği bir ortamdır. Anne–baba ve çocuk arasındaki ilişkinin temelini çocuğa yönelik olan tutum ve davranışlar belirlemektedir. Çocuk küçük yaşlardan itibaren kendi yaşamını devam ettirmesine ışık tutacak bir modele ihtiyaç duymaktadır. İşte tam bu noktada çocuklar anne ve babalarıyla kurdukları özdeşim aracılığıyla kişiliklerinin ve gelecekte toplumda üstlenecekleri rolün temellerini atmaktadırlar. Aile ortamında yakın ilgi, sevgi, saygı ve yeterli güven içinde büyüyen çocuklar kişisel gelişimleri için yeterli deneyimleri kazanmış olurlar. Katı kurallar altında, çok sert, hoşgörü içermeyen, sık sık cezalandırılan ve tutarsız sevgi gören çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık içeren olumsuz davranışlar sergileyebilirler. Buna karşın, anlayışlı ve şefkatli, sınırları belirlenmiş, yakın ve samimi bir ilişki çocuğun ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılamasına yardımcı olacaktır. Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkinin en can alıcı noktalarından biri çocuğa karşı “TUTARLI” davranabilmektir. Söyledikleri ile yaptıkları arasında tutarlılık olmayan ya da bugün söylediklerinin yarın tam tersini söyleyen ya da yapan anne babalar çocuklarına doğru, kalıcı ve sağlıklı mesajlar vermeleri beklenemez. Tutarlı olmayan mesajlar, çocukta ne yapacağını bilemeyen, davranışlarından emin olmayan, endişeli bir tavır ve tutuma neden olmaktadır. Aile içindeki bireylerin çocuğa yansıtması gereken en temel duygulardan biri “GÜVEN” dir. Çocuk, kendisinin ve sevdiklerinin güvende olduğunu, dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılardan uzak olduğunu, ailesinin tüm bunlara karşı bir zırh oluşturduğunu algılaması gereklidir. Çocukların anne ve babalarının güvenilir olduklarını da bilmeye ihtiyaçları vardır. Sözünde duran, haksızlık yapmayan, isteklerini ve belli kuralları nedenleriyle açıklayan anne babalar çocukların güvenlerini kazanırlar. Aile içindeki etkileşim çocukları “ben değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür. Çocuğun kendisine değerli hissetmesini sağlayacak önemli etkenlerden biri de anne ve babanın çocukla kurduğu iletişim tarzı ve ona verdiği sorumluluklardır. “SORUMLULUK” duygusu aile sistemi içinde gelişmektedir. Aile içinde sorumluluk yalnızca anne ve babanın paylaştığı bir olgu değildir. Çocuklara erken çocukluk döneminden başlayarak, yaşlarına, cinsiyetlerine ve gelişim düzeylerine uygun görevler verilmelidir. Birçok anne baba zamanın kısıtlı olması nedeniyle veya yeterince sabırlı olamadıkları için çocuğun kendi başına yapabileceği birçok şeyi onun adına yapmakta ve ona sorumluluk vermemektedir. Böyle bir ortamda çocuktan, kendisinden istenilen şeyleri tek başına yardımsız yapmasını beklemek haksızlıktır. Kendi başına giyinip-soyunabilen, giysisini kendi seçen, yemeğini bağımsız şekilde yiyen, kişiliğine saygı gösterildiğini gören, kendini özgürce ifade edebilen ve anlaşıldığını hisseden çocuk “ben değerliyim” diye düşünür. Titiz ve aşırı mükemmeliyetçi tutumlar, çocuğun sorumluluk almasında gecikmelere yol açabilir. Çocuğun kendi başına yaptıklarının görünür kılınması, yakın çevresinden aldığı sosyal kabul, beğeni ve övgü, onun benlik algısını güçlendirmektedir. Çocuğun kendini önemli ve değerli hissetmesi, yeni şeyleri denemeye cesaretli kılar ve başarılı olmasını sağlar. Sorumluluk vermenin yanı sıra, çocuğun zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmesine ve bazı durumlarda kendi sorunları ile baş başa kalmasına da fırsat vermek gereklidir. Çocukların sorunlarla mücadele etmesine fırsat vermek, onların özgüvenli, problem çözme becerileri gelişmiş bireyler olarak yetişmelerine olanak verir. Karşılaştığı her zorluğa aşırı yardım eden anne babaların çocukları, sürekli başkalarının yardımına muhtaç, kendi yeteneklerini 39 MAKALE yabilecekleri şekilde açıklanmalı, yapmaması gerekenlerden çok yapması gereken olumlu davranışlar üzerinde durulmalıdır. Çocuğun yaptığı yanlış, bizi ne kadar sinirlendirecek nitelikte olsa da, anne ve babaların amacı yalnızca olumsuz davranışı ortadan kaldırmak olmalı, ölçüsüz öfke ve ceza yöntemlerinden kaçınmalıdırlar. Çocuğu küçültücü, aşağılayıcı ve zedeleyici sözler bazen düşünülmeden sarf edilmektedir. Bunlar çocuğun benlik saygısını azaltan, anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimi bozan unsurlar olmaktadır. Öfkelenen anne ve babalar bu halleri ortadan kalkıncaya ve sakinleşinceye dek çocuklarıyla ilişkiye girmemeli, bir süre ortamdan uzaklaşmalıdırlar. Sakinleştikten sonra ise çocukla konu hakkında konuşabilir ve olumlu bir iletişim içine girebilirsiniz. Kriz anında sesin yükselmesi, öfke ile ifade edilen eleştiriler çocuğun öfke ve kızgınlığını arttırmaktan öteye geçmemektedir. Önemli olan öfke ve kızgınlığın ifade edilmemesi değil, yapıcı bir şekilde ifade edilmesidir. Yıkıcı, yaralayıcı kızgınlık yerine, duygu ve düşüncelerinizi “ben” diliyle açıklayın, suçlamalar yerine davranışın kendisine odaklanın, davranışın veya olumsuz durumun kendi üzerinizdeki etkisi üzerinde durun ve duygularınızı açıklayın. Aile üyeleri kendi aralarında “SAĞLIKLI İLETİŞİM BECERİLERİNİ” kullanabiliyorsa çocuk da bunları öğrenecektir. Anne ve babasının kendisini sabırla sonuna kadar dinlediğini gören ve anlaşıldığını hisseden çocuk kendisine değer ve önem verildiğini, kabul edildiğini ve sevildiğini düşünür. Böylelikle olumlu ve olumsuz duygularını ifade etme olanağı bulur. Böylesine sağlıklı iletişim biçimi çocuğun ailesiyle olan bağının güçlenmesine ve iletişimin devamını sağlamaktadır. Unutulmamalıdır ki, çocuğa verilen sözlü mesajlar kadar sözsüz mesajlar da değerlidir. Göz kontağı kurarak, fiziksel temas içeren, gülümseyerek kabul edildiğini pekiştiren bir beden dili aracılığıyla, iletişimin duygusal yönü de çocuğa hissettirilmiş olur. Dokunmak, gülümsemek, okşamak ya da öpmek gibi sevgi ifade eden beden dilini kullanarak kayıtsız ve şartsız sevgimizi paylaşmalıyız. Ancak tüm bunları yaparken abartılı sevgi gösterilerinden de kaçınmalıyız. Sevginin ifade biçimi ile aşırı koruyuculuk anne ve babalar tarafından sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Sürekli çocuğunun peşinde koşan, endişeli, aşırı koruyucu ve kollayıcı anne babalar bu davranışları çocuklarını çok sevdikleri için yaptıklarını söylerler ancak böyle davranarak aslında çocuklarının olgunlaşmalarına ve büyümelerine zarar verdiklerinin farkında değillerdir. Çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarından biri olan sevgiyi en iyi ifade etme yollarından biri onunla bir şeyler paylaşmaktır. Okul öncesi dönemde çocuğa ayıracağınız en kıymetli zaman onunla oynadığınız anlardır. Unutulmamalıdır ki, çocukla geçirilen sürenin niceliğinden ve yoğunluğundan çok sürekliliği ve niteliği önemlidir. Çocuğunuzla kurduğunuz iletişim esnasında, her çocuğun doğuştan var olan bireysel özellikleri olduğunu unutmamamız gerekir. Bilişsel işlevleri, zekâları, duyguları, düşünce biçimleri ve tutumları birbirinden farklıdır, dolayısıyla her çocuk için geçerli olan genel geçer doğrular olduğundan söz edemeyiz. Anne ve baba olma sanatı ise aslında çocuğun bu farklı bireysel özelliklerini göz önünde bulundurarak onunla iletişim kurabilmeyi başarabilmektir. Çocukla kurulacak iletişimin kalitesi, çocukla anne ve baba arasındaki ilişkide ortaya çıkacak sorunların hem ortaya çıkışında hem de çözümünde belirleyicidir. Nilay EVİRGEN Anaokulu Eğitim Uzmanı Anne–babalar ve çocuklar arasındaki çatışmalar en sıklıkla çocukların yaptıkları hatalı davranışlar ve bunlara yöneltilen eleştirilerden doğmaktadır. Sergilediği yanlış davranışın niteliği, anlam ve sonuçları çocuklara kavra40 AYIN BİLİM İNSANI Lisansüstü çalışmasını ertesi yıl tamamlayan Newton 1669'da Üniversitesi’nde henüz 27 matematik yaşındayken Cambridge profesörlüğüne getirildi. 1671'de ilk aynalı teleskobu yaptı ve ertesi yıl Royal Society üyeliğine seçildi. Ancak Royal Society’ye sunduğu renk olgusu ile ilgili bildirisinin eleştirilere hedef olması, özellikle Robert Hooke tarafından şiddetle eleştirilmesi üzerine Newton tümüyle içine kapanarak, bilim dünyasıyla ilişkisini kesti. Tarihteki en etkileyici bilim adamı olduğu düşünülen Newton’un büyük bir eleştirilme ve yadırganma korkusu vardı. Bu nedenle her biri bir devrim niteliğinde olan buluşlarını buluş yaptığı ilk zamandan yıllar sonra yayınladı- Isaac NEWTON ğı düşünülmektedir. Isaac Newton, 1642 yılında dünyaya gelen İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, felsefeci ve simyacıdır. Bilim devrimi ve bilimsel metot, Newton’un adıyla anılır. Oysa Newton, çocukluğunda oldukça zayıf ve çelimsiz bir yapıya sahipti. İlköğrenimine başladıktan bir süre sonra annesi Newton’un çiftçilik işlerinde daha başarılı olacağını düşünerek Newton’u okuldan aldı. Annesi Newton’u bahçe işleriyle ilgilendiğini zannederken Newton gökyüzünü inceliyordu. Notlar alıyor, kitaplar okuyor ve bu konuda kendini geliştiriyordu. Bir müddet sonra dayısının da Hatta öyle ki kendi adıyla anılan "Hareket Kanunları”nı desteği ile annesini ikna ederek tekrar okula başladı. bulmasına karşın, yayınlamak için uzun yıllar, "Yerçeki- 12 yaşlarında iken Newton Grantham’da King’s School’a mi Genel Kanunu“nu da yayınlamak için yirmi yıl kadar yazıldı ve bu okulu 1661'de bitirdi. Ve aynı yıl Cambridge bekledi. Üniversitesi’ndeki Trinity Kolej’e girdi. Nisan 1665'te bu Newton, 1699'da darphane müdürlüğüne getirilerek okuldan lisans derecesini aldı. Lisansüstü çalışmalarına başlayacağı sırada ortalığı saran veba salgını yüzünden Londra'ya yerleşti, 20 Mart 1727'de Londra'da öldü. üniversite kapatıldı. Salgından korunmak isteyen New- Kaynakça ton da annesine sığındı. Annesinin çiftliğinde yaşadığı http://www.biyografi.info/kisi/isaac-newton iki yıl Newton’un en verimli zamanları oldu. Bu dönemde http://tr.wikipedia.org/wiki/Isaac_Newton “kütle çekim yasası” üzerinde çalışmaya başladı bunun sonucunda cisimlerin birbirlerini, kütleleriyle doğru oran- Derya GÜLERMAN tılı, uzaklıklarının karesi ile ters orantılı olarak çektikleri Fen ve Teknoloji Öğretmeni sonucuna ulaştı. Yine bu dönemde matematikte önemli bir buluş yaptı ve “integral” ve “diferansiyel” hesaplamalarının temelini attı. Çiftlikte kaldığı karanlık odada güneş ışığını bir prizmaya düşürerek ışık tayfı oluşturmuş ve beyaz ışığın bileşenlerine ayrıştırılabileceğini fark etmiştir. 41 AYIN SANATÇISI Jacques Louis DAVİD Fransız okulunun en büyük portre ressamlarında biri olmasını sağlamıştır. Palet üzerinde iyice karıştırılmış renklerle resim yaparak ve fırça darbelerini gizleyerek sade ve sağlam bir sanatkarlık göstermiştir. Fransız İhtilâlinin ilk yıllarında David, Robespierre'in önderliğini yaptığı Jakobenler'e katılarak kendini siyasî bir davaya ve ideolojiye adamış bir sanatçı kimliğiyle mücadelesini sürdürmüştür. Gerard, Gros ve Ingres'ın da aralarında yer aldığı yüzlerce ressam yetiştirmesiyle de sanat tarihindeki kalıcı yerini sağlamlaştırarak önemli bir misyonun sahibi olmuş ve çok sayıda başarılı sanat eserine imzasını atmıştır. 18.yy Fransız resminin ve Neoklâsisizm'in başta gelen temsilcisi Jacques Louis David, 30 Ağustos 1748'de Paris'te doğmuş ve 29 Aralık 1825'de Brüksel'de ölmüştür. Klâsik edebiyata yönelik çok sayıda kitap okuyan David, bir çizim kursuna da katılmıştır. 18 yaşında, Kraliyet Resim ve Heykel Akademisi'ne giren David, 1780-94 arasında büyük bir ün kazanmış ve Fransa'da devrinin en önde gelen ressamı olarak kabul görmüştür. Jacques Louis David’in nesnelliği yakalama konusundaki yatkınlığı ve insan formuna ilişkin soylu anlayışı, onun, Devrimci sayılabilecek bir üslupla yaptığı ‘Horatiaların Andı” Zincirlerinin kırarak insanoğlunun özgürlüğünün ilan etmiş olan bir halkın gücünü resmettiği ‘Sabinler’in Kaçırılışı’. ”Marat’ın ölümü” sanatın, toplumun önünü açan bir etkiyi nasıl yaptığı gerçeğini açıklığa kavuşturmuştur. KAYNAKÇA BAZİN,G.(1998).Sanat Tarihi.İstanbul.Sosyal Yayınları Sanat Tarihi Ansiklopedisi.(1981)c.3.İstanbul.Görsel Yayınlar SÖZEN,M.&TANYELİ,U.(1994).Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü.İstanbul. Remzi Kitabevi KINAY,C.(1993).Sanat Tarihi.Ankara.Kültür Bakanlığı Yayınları www.gur75cio.k12.tr www.gorselsanatlar.50megs.com/akimler/klasizm www.ideayayinevi.com/anasayfa autocadokulu.com Kamuran MİYANYEDİ bucatarih.sitemynet.com/dunya/avrupa/fransizihtilali www.sanatteorisi.com Görsel Sanatlar Öğretmeni 42 AYIN SPORCUSU Göksu ÜÇTAŞ 1998 yılında girdiği Türkiye Okullararası Artistik Cimnastik Şampiyonası'nda küçükler kategorisinde altın madalya kazanan Göksu, 12 yaşında milli mayo giydiği 16. Uluslararası Boğaziçi Cimnastik Şampiyonası'nda da altın madalyayı boynuna taktı. Girdiği ulusal ve uluslararası yarışmalarda 80'e yakın madalya ve kupa kazanan Üçtaş, İtalya'nın Pescara kentinde düzenlenen 16. Akdeniz Oyunları'nda gümüş madalya alarak, Türkiye'yi bu oyunlarda ilk kez kürsüye taşıdı. Çek Cumhuriyeti'nin Ostrava kentindeki dünya kupasında yerde altın, denge ve atlama aletlerinde ise gümüş olmak üzere Türkiye'ye ilk kez 3 madalya kazandıran Göksu Üçtaş, Katar'da düzenlenen Artistik Cimnastik Dünya Şampiyonası'nda da bir ilke imza atarak, Türkiye'ye yer aletiyle dünya üçüncülüğü kazandırdı. Merhaba Nesibe Aydınlılar; Göksu Üçtaş... O, jimnastik branşında olimpiyatlara katılmaya hak kazanan ilk Türk sporcu. Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitimi Fakültesi'ni geçen yıl bitiren Göksu Üçtaş, kazandırdığı madalya ve başarılar sayesinde ise beden eğitimi öğretmenliğine de sınavsız olarak atandı. İşte Göksu Üçtaş’ın azim ve başarılarla dolu öyküsü… 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'na katılma hakkı elde ederek tarihi bir başarının altına imza atan milli cimnastikçi Göksu Üçtaş'ın hayat hikayesi, genç sporcunun başarıya ulaşmasını hiçbir zorluğun engelleyemediğinin de adeta kanıtı. Nesibe Aydın ailesi olarak hayallerinin peşini bırakmayan ve bizi çok gururlandıran Göksu’ya teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz. Yolun açık olsun… 1990 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen sporcu 5 yaşına geldiğinde ailesinin ve komşularının desteğiyle jimnastik kurslarına başladı. Göksu’nun yeteneğini fark eden antrenörü onun daha iyi bir eğitim alması ve kendini geliştirmesi için Bolu Jimnastik Kamp Eğitim Merkezi’ne gitmesini önerdi. Gökhan KİNNA Beden Eğitimi Öğretmeni 1995 yılından ailesi tarafından Bolu’ya götürülen sporcu yaklaşık 2 aylık bir deneme sürecine tutuldu. Deneme sürecinden sonra yatılı jimnastik okuluna kabul edildi. O yıl Bolu Kamp Eğitim Merkezi’ndeki yatılı jimnastik okuluna öğrenci olarak sadece Göksu Üçtaş alındı. Göksu bir yıl ailesinden uzakta çalışmalarını sürdürdü. Daha sonra memur olan babası tayinini Bolu’ya aldırarak taşındı ve tekrar birlikte yaşamaya başladılar. 1999 yılındaki depremde evleri yıkılan ve şans eseri hayatta kalan Üçtaş ailesi, uzun süre çadırda yaşamak zorunda. Göksu Üçtaş, İlk madalyasını da henüz 8 yaşında iken aldı. 43 ENGLISH CLUB DISNEYLAND WHERE MAKES YOUR DREAM CHARACTERS COME TRUE view. It is awesome ! While you are walking on the street, you may see a movie character, cartoon characters standing out with their reputation. In addition to all of the amazing attractions, both Disneyland Park and Disney California Adventure Park feature world-class entertainment that is sure to put a smile on your face and a song in your heart. Come and experience fireworks, parades, live shows and unbelievable nighttime spectaculars — including the stunning new World of Color. I am going to talk about Disneyland on this issue. I am amazingly sure that this subject will take all of your attention because it is really exotic and it appeals to everyone emotions . When you join the entertainment of Disneyland you may see people from each age, a large scale of age, in horrible cave, watersplash etc. Firstly you see the big gate to get into Disneyland. There are securities everywhere which doesn’t match with the atmosphere of Disneyland. After forty feet or fifty feet from big gate you get rid off disharmony of securities. You see indescribable Fireworks The show often changes with the season, including versions tailored to summer, halloween and the holidays, but the feeling of magic and wonder is present all year long. Parades Everyone loves a good parade, and the Disneyland Resort is famous for high-energy street performances with magnificent floats and special appearances by Disney Characters don’t you ? Downtown Disney District Something exciting is always happening at the Downtown Disney District. Most nights feature live outdoor entertainment from a diverse troop of talented musicians and performers. When you're at Disneyland Park and Disney California Adventure Park, the show is all around you. In addition to traditional stage shows, both parks feature performers and interactive shows are part of the environment. 44 ENGLISH CLUB MENDING BROKEN HEARTS end was carrying nitroglycerin tablets and quickly slipped one under his tongue. Cheeseburgers, smoking, stress: There are the prime suspects on the list of risk factors for heart disease, a global problem reaching epidemic proportions. Now discoveries about genetic triggers may help us spot trouble before it starts. The Steffensen clan is enormous – more than 200 relatives spread over three generations. Although heart trouble is common in the family, it had never seemed unusual. The Steffensens were raised on the kind of farm food that the state is famous for – ham balls, meatloaf, pie, macaroni, and cheese. Don Steffensen was putting duck-hunting decoys out on a small lake one fall afternoon in southwestern Iowa when his heart attack hit. The attack was massive and unexpected. It is likely that Steffensen survived only because a fri- 45 ENGLISH CLUB MONARCH PROJECT PART II fluids and matter, such as blood, urine, feces, flesh, etc. hunger and thirst, sleep deprivation, using rugs to create illusion, confusion, and amnesia, often given by injection or intravenously, application of snakes, spiders, maggots, rats, and other animals to induce fear and disgust, near-death experiences, forcing participation in slavery, abusing to become pregnant; the fetus is then aborted for ritual use, or the baby is taken for sacrifice or enslavement, spiritual abusing to cause victim make him feel possessed, harassed, and controlled internally by spirits or demons, harming or threating of harm to family, friends, loved ones, pets, and other victims, to force compliance. The programmer, who is perceived as master or god, calls the victim a slave. 75% of them are female, since they possess a higher tolerance for pain and tend to dissociate more easily than males. Monarch handlers seek the compartmentalization of their subject’s psyche in multiple and separate alter personas using trauma to cause dissociation. The forms of torture is like that: busing and torturing, confinement in boxes, cages, coffins, etc. or burial, restraint with ropes, chains, cuffs, etc. near-drowning, extremes of heat and cold, including submersion in ice water and burning chemicals, skinning, spinning, blinding light, electric shock, forcing ingestion of offensive body Do you remember the song called “I’m a slave 4 u”? The movie The Wizard of Oz is used by Monarch handlers to program their slaves. Symbols and meanings in the movie become triggers in the slave’s mind enabling easy access to the slave’s mind by the handler. 46 ENGLISH CLUB MONARCH PROJECT PART II The levels of Monarch Programming identify the slave’s functions. Regarded as general or regular programming. THETA is considered to the psychic programming. Bloodliners, who are coming from multi-generational satanic families, were determined to exhibit a greater propensity ALPHA is within the base control personality. It characterized by extremely pronounced memory retention, along with substantially increased physical strength and visual acuity. Alpha programming is accomplished through deliberately subdividing the victim’s personality, which, in essence, causes a left brain-right brain division, allowing for a programmed union of Left and Right through neuron pathway stimulation. for having telepathic abilities than did non-bloodliners. Due to its evident limitations, various forms of electronic mind control systems were developed and introduced, namely, bio-medical human telemetry devices, directedenergy lasers using microwaves and/or electromagnetics. It is reported these are used in conjunction with highly advanced computers. DELTA is known as killer programming and was originally BETA is referred to as sexual programming. This programming eliminates all learned moral convictions and stimulates the primitive instinct, devoid of inhibitions. Cat alters may come out at this level. Known as Kitten programming, it is the most visible kind of programming as some female celebrities, models, actresses and singers have been subjected to this kind of programming. In popular culture, clothing with feline prints often denotes Kit- developed for training special agents or elite soldiers in covert operations. Optimal adrenal output and controlled aggression is evident. Subjects are devoid of fear and very systematic in carrying out their assignment. Selfdestruct or suicide instructions are layered in at this level. ten programming. 47 ENGLISH CLUB MOVIE In theory Limitless is a movie about what would happen if cars which he uses to pick up beautiful women. That NZT you took a pill which made you smarter, but, think about also enables him to instantly understand and use comp- the smartest people you’ve ever known. When someone lex math or learn any language is almost a footnote in says the word genius, Albert Einstein probably pops into this tale of how being smarter can make you cooler than your head. Neil Burger’s movie, though, has something everyone else. else in mind. In the world of Limitless true genius is wearing leather jackets, riding around on motorcycles, and • Bradley Cooper as Edward (Eddie) Morra getting whatever he wants out of life by simply being coo- • Robert De Niro as Carl Van Loon ler than everyone else. • Abbie Cornish as Lindy That’s what happens to Eddie Morra (Bradley Cooper) when he takes a mysterious, experimental drug called • Anna Friel as Melissa Gant NZT. It’s supposed to make him smarter, and it does; • Johnny Whitworth as Vernon Gant but more crucially, suddenly this scruffy, struggling writer develops an affinity for custom-made suits, an obsession with cleanliness, and a talent for obtaining fast sports 48 ENGLISH CLUB MUSIC MUSIC TOP TEN This month, we prepared Top – Ten list for you. Also we gave some information about the #1 album. 1. 21 – Adele 2. This Means War – Attack Attack! 3. Lana Del Rey (EP) – Lana Del Rey 4. Joyful Noise (Original Motion Picture Soundtrack) – Various Artists 5. El Camino – The Black Keys 6. Take Care – Drake 7. Bangarang – Skrillex 8. Fallen Empires – Snow Patrol 9. Mylo Xyloto – Coldplay 10. Sigh No More – Mumford & Sons #1 Album: 21 is the second studio album by English recording artist Adele. Released on 24 January 2011 in the United Kingdom and most of Europe, and on 22 February 2011 in North America, the album was named after the age of the singer at the time of its production. Preceded by lead single "Rolling in the Deep," 21 debuted at number one in the United Kingdom. A well-received performance of its second single "Someone Like You" at the 2011 BRIT Awards contributed to its 19-week tenure atop the UK Albums Chart. The album also debuted at the top of the U.S. Billboard 200 chart, and peaked at number one in a total of 26 countries. 21 surpassed many domestic and international chart records following its release, and appeared in the 2012 edition of the Guinness World Records. The album also spent 15 weeks atop the U.S. Billboard 200, 24 weeks atop the Australian ARIA Albums Chart, and set an all-time record of 27 weeks at number one in New Zealand and 30 weeks in Ireland. As of January 2012, worldwide sales for 21 have surpassed 17 million copies. On 30 November 2011, the album garnered six nominations for the 54th Grammy Awards ceremony to be held in February 2012, including Song of the Yearand Record of the Year for "Rolling in the Deep", and Album of the Year for 21. 49 ENGLISH CLUB FASHION SHINY You can’t take your eyes off of shiny clothes, can you? Wearing shiny dresses with of course high heels is equal to saying “I’m here”. If you want to say that but not with words then this is definitely the best way. Especially this winter designers want you to shine on the snow under the sun. So, here are some of the best dresses to be the “bright girl” anywhere you go. 50 DERSHANE FLAŞ FLAŞ FLAŞ ! bir masada çalışmalısınız. Yumuşak bir koltuk, kanepe veya yatak ders çalışma veriminizi düşürür ve uykunuzu getirir. Çalışma esnasında işimize yaramayan defter, kitap ve diğer araç ve gereçleri kaldırmamız gerekir. Çünkü bu gereksiz malzemeler hem kafamızı karıştıracak, hem de bizi lüzumsuz yere meşgul edecektir. Diğer önemli bir unsur ise zamandır. Ders çalışırken en iyi bir şekilde kullanmamız gereken zamanımızdır. Bunun için bir zaman programlamasına ihtiyaç vardır. Böyle bir programlamayı herkes kendine göre yapabilir. Örneğin; kendinize küçük bir defter tutun. Her gün verilen ödevleri not edin. Böylece “Unuttum” mazereti ortadan kalkmış olur. Ve çalışmaya size zor gelen derslerden başlayın. Çalışmalarınızı günü gününe yapın. Her gün derslerde öğrendiklerinizi, evde mutlaka tekrarlayın. Her gün dersiniz bittikten sonra, ertesi gün yapacaklarınız hazır hale getirin. Ygs yaklaşıyor, öğrenciler heyecanlı, yoğun bir çalışma temposu içerisindeler. Bu konuyla ilgili bir grup öğrencinin görüşünü aldık, zamanlarını nasıl değerlendirdiklerini sorduk. Ben Gökhan, zaman azaldıkça paniklemeye başladım, çalışmaya nerden başlayacağımı bilmiyorum, bir de sevgilimden ayrıldım kafamı bi türlü derslere veremiyorum, sürekli onu düşünüyorum, -Ben Onur, çalışıyorum ama istediğim başarıyı yakalayamayacağımı düşünüyorum, -Ben Ezgi, kaygı düzeyim çok yüksek ama çalışmak içimden gelmiyor, hergün farklı bir dizi izliyorum izledikten sonra ders çalışırım diyorum ama zaman geçmiş ve kendimi yorgun hissettiğim için uyuyorum, en azından Feriha kurtuldu, Hürrem nikahı kıydırdı, Kuzey’le Güney’in işleri yoluna girdi, dans yarışmasında Özge birinci oldu diye seviniyorum, İkinci olarak, planlı çalışmamızı engelleyen tuzakları ortadan kaldırmak. Bu engellere de kısaca göz atacak olursak: -Ben Korcan, rehber öğretmenle program yapıyorum ama bi türlü tam anlamıyla uyamıyorum, zorlandığım konulara gelince çalışmayı bırakıyorum, verilen günlük soru sayısını doldurmak için içim rahatlasın diye bildiğim konulardan ve sosyal derslerden soru çözüyorum, • Bu kadar çalışma yeter, • Yeterli zamanım yok, asla yetiştiremem o yüzden çalışmama gerek yok, • Benim çalışmaya ihtiyacım yok ,çok zekiyim, oks de de çalışmamıştım iyi bir lise kazandım -Ben Tolga, YGS-LYS1-LYS2 her hafta farklı bir sınav için çalışıyorum, LYS1 in olduğu hafta matematik geometri, LYS2 nin olduğu hafta fizik, kimya, biyoloji çalışıyorum, sırf iyi bir puan alıp evdekilerle kötü olmamak için fakat bi sınavın üzerinden iki hafta geçtiği için bazı konuları unutuyorum ve sürekli başa dönüyorum, • Simdi çok yorgunum, bütün gün dışardaydım, • Bu konu çok zor, yarın çalışırım, • Bu konular hayatta sınavda çıkmaz... gibi. -Ben Remzi, hergün başlayacağım diye karar veriyorum ama derslerden sonra arkadaşlarla bi saat playstation oynayayım kafam rahatlasın öyle başlarım derken, bir bakıyorum saatler geçmiş o anda panikliyorum ama arkadaşlarımında benimle birlikte boş vakit geçirmesi beni rahatlatıyor. Bütün bu engelleri ortadan kaldırmak sizin elinizde, fakat önce istemelisiniz, kararlı olmalısınız. Yukarıda adı geçen herkes hayali kişilerdir. Fakat yapılan davranışlar hayali değildir, en azından bu yazıyı okuyan öğrenciler mutlaka kendinden bir şeyler bulacaklardır. “Para Yok ” dediler ; ” Bulunur ” dedi. M. Kemal ATATÜRK her konuda olduğu gibi başarılı olma konusunda da bizlere çok güzel bir örnek bırakmış: “Ordu Yok ” dediler ; ” Kurulur ” dedi. “Düsman Çok ” dediler ; ” Yenilir ” dedi. Ve bütün dedikleri oldu. Peki çözüm ne olmalı? İlk olarak çalışma ortamınızı bir an önce düzene sokun. Ders çalıştığınız yerin düzeni çok önemlidir. Derslerinize 51 DERSHANE Ders çalışmada en yüksek verimi elde etmek için, öğrenme seanslarının 45 dakikalık bölümlere ayrılması gerekir. 45 dakika ders çalıştıktan sonra mutlaka, 5 dakika çalıştığınız konuları gözden geçirmelisiniz . Her çalışma seansından sonra da 10 dakikalık bir dinlenme arası vermek doğru olur; 10 dakikalık dinlenme aralığında beden gevşer, zihin öğrendiklerini sağlamlaştırır. Başarmak için en önemli koşulu gerçekleştirdik, ’karar vermek’. Bundan sonra nasıl çalışmalıyız, neler yapmalıyız, nelerden uzak durmalıyız, nasıl verimli bir çalışma yaparız kısaca bu konulara da değinelim. Karar verdikten sonra ihtiyacımız olan şey ders çalışma programı. *Gece 2'ye kadar ders çalıştım, sabah da saat 5'te kalktım! Sınavım yine de istediğim gibi gitmedi! ÇALIŞMA PROGRAMI HAZIRLAYIN! Bu yakınmayı hep duyarız. Oysa hepimizin bildiği gibi, önemli olan, dersin başında kaç saat geçirdiğimiz değil, zamanı nasıl geçirdiğimizdir! Son geceye sıkıştırılmış bir sınav çalışması için geç vakitlere kadar uykusuz kalmak, sınava hazırlanmak için pek güvenilir bir yol olmasa gerek! *Haftalık ders çalışma programı hazırlarken, günlük faaliyetlerinizi, haftanın her günü için gözden geçirmelisiniz. +Okula gidiş-dönüş saatleri, *Uyku saatinde iyi uyu, ders saatinde uyuma! +Çalışma için ayrılacak süre, *Öğrendiklerinin kalıcı olabilmesi için iyi not tutmalısın! +Yemek arası, Not tutma, öğrenmenin en büyük düşmanı olan unutmayı önlemektedir. Öğrendiklerimizi, uykuda daha yavaş; uyanıkken daha hızlı unuturuz. Öğrenme üzerinde en az bozucu etkiyi yapan etkinlik “uyku”dur. Eğer bir şeyi kalıcı olarak öğrenmek istiyorsanız, uyumaya gitmeden önce küçük bir tekrar yapmanızda büyük fayda vardır. +Dinlenme, +Gezme, +TV ve diğer işler için ayrılacak zamanı önceden belirlemelisiniz. *Bir gün çalışmamakla bir şey olmaz! Uygulanabilir bir programın hazırlanabilmesi için tüm bu etkinlikleri, gerçekçi bir biçimde planlamanız gerekir. diyerek kendince geçerli mazeret oluşturan bir öğrencinin bu eğilimi, bir sonraki ders çalışma sırasında, ona karşı, olumsuz kullanılmak üzere depo edilir. Hayatınızın denetimi kendi elinizde olmalı! Erteleme; ertelemeyi doğurur. Her gün amacınız doğrultusunda atacağınız küçük bir adım yıl sonunda size istediğiniz başarıyı kazandıracaktır. PEKİ AMA DERS PROGRAMI NASIL YAPILIR? Ders programınızı üç aşamada hazırlayabilirsiniz. SAKIN ERTELEME! 1. Aşama: Her dersten çalışmanız gereken konuları saptayınız. * “Ertelemek” hangi sebepten olursa olsun kötü bir çözüm yoludur.. 2. Aşama: Çalışmanız gereken dersleri ve konuları, haftanın günlerine bölerek yerleştiriniz. * Bir şeyi yapmak için, en iyi ve elverişli zaman “bugün”dür. 3. Aşama: Okuldan geliş zamanı ile uykuya yatış saati arasında kalan çalışma sürenizi hesaplayınız. * Ders çalışmanın, insanın keyfinin yerinde olmasıveya olmamasıyla bir ilgisi elbette vardır, ama bu ilgi en aza indirgenmek zorundadır. *Bir gün boyunca yemek, dinlenme, okul işleri, varsa hobileriniz ve spor, müzik vb. günlük aktivitelerden arta kalan sürede, yaklaşik 45 dk. ara ile belirlediğiniz konular bitinceye kadar çalışabilirsiniz. * Bu keyfiyetten kurtulmak ve zamanı doğru kullanmak, veriminizi arttırmak için program yapmalısınız ve bu programı yazılı bir hale getirmelisiniz. 52 DERSHANE * Çalışma programı hazırlandıktan sonra, çalışma odanızın görülebilecek bir yerine koyarak günlük çalışmalarınızı düzenli olarak kontrol etmelisiniz! * Çalışmaya başlamak veya sürdürmekte güçlük çekenler bir arkadaş grubuyla yapacakları programıuygulayabilirlerse verimleri artar. * İnsan hazırlıksız olduğu durumlarda korkar! DERS NASIL ÇALIŞILMAZ? * Hazırlanılması gereken derslerin birikip ağırlaşması, zamanın daralması, sizden beklentilerin artması ve bütün bunların altından nasıl kalkacağınızı bilmemeniz, üzerinizde bir yük oluşturarak sizi bıkkınlık ve karamsarlık noktasına getirebilir. * Beden gevşek, uyuşuk ve kaykılmış. Sadece, seçtiğiniz, size ilginç gelen konular üzerinde durursunuz. * Eğlence arar bir havanız vardır. * Dersten derse, konudan konuya atlarsınız. * ” Bugün çalışın ! “ * Zaman zaman hayale dalarsınız ve çalışmanız bölünür. AMAÇLARINI VE ÖNCELİKLERİNİ BELİRLE! * Düşünce kontrolünüz yoktur. * Zamanı kontrol etmek, hayatı kontrol etmektir. * Önemli kavramları atlar, öğrenme olayını hep sonraya ertelersiniz. * Vakit geçirmek için resimlere (şekillere) anlamsızca bakarsınız. * Başarılı olabilmek için enerjinizi günlük olayların getirdiklerinin peşinde harcayarak geçirmek değil, amaçlarımız doğrultusunda kullanmak önem taşır. * Gözünüz, aynı cümleye dakikalarca takılı kalır.Bazen sabırsızlıkla, bazen de sıkılma nedeniyle acele ve atlayarak okursunuz. * Zamanı öncelikler doğrultusunda kullanabilmek için uzun, orta ve kısa dönemli amaçların belirlenmesi gerekir. * Gelişi güzel, karalama yapar gibi not tutarsınız. * Hatırlamayı rastlantılara bırakırsınız. * Amaçlarımızı belirledikten sonra, her listede en büyük önem derecesine sahip ikişer amacınızı yeni bir listede toplayarak, ” amaç plan cetvelinizi ” oluşturun. * Ders çalışma zorlaştığında veya sıkıcı olmaya başladığında, çalışmayı tamamen bırakırsınız. Yani aslında ders çalışmamak için bahaneler icat edersiniz. * Listenin en üstünde yer alan yaşam amacınızı büyük harflerle bir kartona yazıp, çalışma masanızın karşısına asın. DERS NASIL ÇALIŞILIR? Böylece dersten her başınızı kaldırdığınızda, amacınızla karşılaşıp, tekrar derse dönmeniz mümkün olur. *Beden dimdik, tetikte ve aktif. Saçma ve önemsiz şeyleri bir kenara bırakarak, düşüncenizi önemli konular üzerinde yoğunlaştırırsınız. * Amaçlar motivasyon için temel oluşturur, davranışı yönlendirir. *Öğrenmek ve kavramak isteyen bir tutum içindesinizdir. * Birinci derecede önemli birden çok amacı bir arada gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu sebeple seçim yapıp gücünüzü sizin için en önemli olan ve kendinizi en güçlü hissettiğiniz amaca yönlendirin. *Ders ayrımı yapmaz; “ayrımları” anlamaya çalışırsınız. *Çalışmanızı, öğrendiklerinizi sindirmek için aralıklı olarak sürdürürsünüz. * En önemli grupta yer alan amaçlarınızı gerçekleştirmek için her gün belirli bir süre ayırın. Harcadığınız gayretin değil, elde ettiginiz sonuçların üzerinde durun. *Düşüncenizi, sadece çalıştığınız ders ve konu üzerinde yoğunlaştırmaya gayret edersiniz. * Öğrencinin kendisine ait bir sebebi yoksa, yeterince verimli çalışılmaz. *Konuyu daha iyi kavramak amacıyla yardımcı unsurlardan (çizimler, şekiller) yararlanırsınız. 53 DERSHANE *Anlamları belirlemek için zaman zaman, çalışılmış konu- Zihninizde tutmak zorunda olduğunuz ne varsa, bunların lara dönüp bakarak pekiştirme yaparsınız. hepsine bir anlam kazandırabilirsiniz. Bu anlam verme olayı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Unutma! * Daha yüksek bir verim için ulaşmak istediğiniz hedefin *Çalışma, sonuna kadar götürülerek tamamlanan bir çekim gücünü kullanın. süreçtir. Tekrarlar yapılarak bilgi "hafizaya uzun süreli olarak" depolanır. Not tutarak, kelimelerin altını çizerek * İyi bir öğrenmenin olabilmesi, mutlak amacın belirlenme- insanı düşünmeye zorlayan sorular sorarak, çalışmanın siyle mümkündür.Bu amaç, sizin itici gücünüz olacaktır. verimliliği arttırılır. * Amacınıza yaklaştıkça çalışma isteğiniz daha da artacaktır. Onun için, bir hedef belirleyin ve hedefinize ulaşmak için çaba gösterin. Ara hedefler tayin edin ve hedef ZİHNİMİZİ ÖĞRENMEYE YOĞUNLAŞTIRMAK İÇİN NE YAPMALIYIZ ? uyarısından yararlanın. * Hatırlama gücü ödüllendirme ile artar! Her başarı zaten bir ödül olmakla beraber, başarınızı arttırmak için, kendinize bir ödüllendirme sistemi kurun. * Dinlerken not tutmalıyız. Öğretmenin anlattıklarının ar- * Çalışma anında zaman zaman çalışmaya ara verip, te- kasındaki anlamları kavramaya çalışarak ön tahminlerde lefon konuşması yapmak, televizyon açmak, dikkati da- bulunmalıyız. ğıtıcı etki yapar. En verimli çalışmanın yolu, bu “molaları” uygun zaman aralıklarında gerçekleştirmektir. Bu gibi et- * Bilgilerin anlamı ne kadar açıksa, zihinde kalma ve ha- kinlikleri, çalışma bitiminde yaparak, kendinizi bir tür ödül- tırlama olasılığı da o kadar yüksektir. lendirebilirsiniz. * Özellikle ilgi duyulan şeyler daha çok hatırlanır. Belleği- Sevgili öğrencilerimiz yazımızda da belirttiğimiz gibi önce- mizin bilinçli bir zorlama olmadan, neyi alıp saklayacağını likle karar vermeniz ve bu kararı uygulamak için bir sistem bizim özel ilgimiz belirliyor. Birbirine bağlı, çağrışım yaptı- oluşturmanız en önemlisi de bu sistem içerisinde baş rolü ran ve istisna olan şeyleri daha iyi hatırlıyoruz. oynamanız gerekiyor. Kesinlikle hedeflerinizi küçültmeyin, * O halde, bir şeyi yeniden hatırlamak istiyorsak, her şey- çalışmanızı büyütün. Çalışmak için geç kaldığınızı asla den önce onu doğru biçimde yerine yerleştirmeye öğren- ama asla düşünmeyin, hiç bir şey için geç kalmadınız. Siz meliyiz. öğrencilerimiz başarmak istiyorsanız doğru yerdesiniz. * Öğrenme sürecinin başında ve sonunda daha çok şey Biz Nesibe Aydın çalışanları olarak bu yolda başarmanız hatırlarız. Fakat, öğrenme sürecinin ortasında, hatırlama için sizlere her zaman destek olacağız. konusunda bir düşme, her zaman söz konusudur. REHBERLİK BİRİMİ * Dinlenme arası verilmediğinde bu düşüş daha da fazla olmaktadır. * Bir şeyin bellekte kalması, anlamıyla doğru orantılıdır. Zihnimizde tutmak istediğimiz bir şey (ne olursa olsun) eğer anlamlıysa daha kolay ve daha çabuk kavranacaktır. 54 SANAT AKADEMİSİ EŞLİ DANSLAR Dans Nedir? Sosyal Danslar Dans insanlığın varoluşu ile ortaya çıkmıştır. Konuşma Her yaştan kişinin günün stresini atmak için yaptığı en eğ- dilinin olmadığı zamanlarda insanlar vücut dili ile anlaşı- lenceli etkinliklerden birisidir. Sadece haftada bir saatinizi yorlardı. İlk insanlar önce tepindiler, seslere kulak vererek dansa ayırarak bütün stresinizden kurtulabilir, eğlenirken yaptıkları hareketlere bir anlam verdiler. Dans böylece spor yapabilirsiniz. Sosyal danslardan bazilari;Arjantin insanoğlu tarafından nesilden nesile geliştirilerek aktarıl- Tangosu, Salsa, Merengue, Bachata, Chacha, Rumba, mış, ritmik ve estetik hareketleri ile gözlere, bütünleştiği Vals... müzik ile kulağa hitap ederek güçlü bir lisan olmuştur. Tüm dünyada tek ortak dil ve kültür varlığı olan dans, insanoğlunun sahip olduğu tek anonim sanattır. Latin Aerobik Dans Sporu Son yıllarda vücudu formda tutmak için spor yapma dü- 5 Latin Amerikan kökenli, 5 Avrupa kökenli danstan oluşan ve Türkiye’de yeni yeni gelişmekte olan bu branş, 5 yaşından itibaren her yaştaki bireyin yapabileceği bir spor dalıdır. Özellikle çocuk yaşta başlandığında kas ve kemik yapısının gelişiminin yanı sıra bireyin sosyal gelişimi ve kendini ifade ediş biçimine de büyük katkı sağlamaktadır. salonlarının kapılarını aşındıranlar, kilo vermek için çaba şüncesi çok yaygınlaştı. Ancak haftada üç dört kez spor harcamalarına rağmen istedikleri sonucu alamamaktan yakınıyorlar. Oysa dans da bir çeşit spordur hem de diğer spor dallarından çok daha etkileyici ve eğlencelidir. Latin aerobik özellikle bayanlarin tercih edeceği latin müzikleri ve hareketleri eşliğinde yapılan yüksek miktarda Latin Amerikan Kökenli Danslar: Samba, chacha, rumba, pasodoble, jive. kardiyovaskuler sistemin çalişmasini sağlayan egzersizler bütünüdür. Kilo vermenin ve sıkılaşmanın günümüz- Avrupa Kökenli Danslar: Slow vals, Viyana valsi, tango, foxtrot, quickstep. deki en eğlenceli yoludur diyebiliriz. 55 SANAT AKADEMİSİ Düğün Dansı 3. Dayanıklılığınızı, esnekliğinizi ve çevikliğinizi arttırır. Hayatinizin en özel gününü sizin seçtiğiniz müzik eşliğin- 4. El-kol, ayak koordinasyonunuzu geliştirir, kontrol yete- de, size özel hazirlanan koreografilerle renklendirebilir- neğinizi arttırır. siniz. İster swing, jive gibi hareketli bir dansla ister vals, 5.Posture yani bedenin duruşunu düzeltir. tango,rumba gibi aşk ve tutku dolu bir dansla... 6. Kilo vermenizi sağlar. Dansın Faydaları Nelerdir? Bunlardan biri ilginizi çekiyorsa ayrıntılı bilgi ve ders prog- 1. Dans ederken vücudunuz serotonin salgılar ve bu ken- ramı için Nesibe Aydın Sanat Akademisi'ne (312) 490 98 dinizi daha iyi hissettirir. 71 nolu telefon numarasından ulaşabilirsiniz. 2. Adımlarınıza, partnerinize ve müziğin ritmine odaklandığınız için günlük stresinizden uzaklaşırsınız. 56 BEDEN EĞİTİMİ OKUL TAKIMLARIMIZ Senenin başında her üç öğrencimizden biri spor yapacak hedefi ile başladığımız, bu doğrultuda yaptığımız taramalar ve çalışmalar sonucunda oluşturduğumuz okul takımlarımızın müsabakaları başlamıştır. Dergimizin önceki sayılarında yazdığımız hedef ve kazanımlarımıza ulaştığımızı öğrencilerimiz turnuvalarda sergiledikleri davranış, sportmenlik, centilmenlik, kazananı kutlama, kaybetmeyi kabullenme ve daha da önemli olan kendi aralarındaki arkadaşlık, dayanışma, takım ruhu ve aidiet duyguları ile göstermişlerdir. Okulumuzu katıldıkları her branşta başarı ile temsil etmişlerdir. Okul takımlarımızın katıldığı ve sonuçlanan turnuvalar aşağıda belirtilmiştir. kalma şansını yitirerek turnuvadan elenmiş, turnuvayı 5-8 arasında tamamlamıştır. Yıldız erkek masa tenisi takımımız 03-06 ocak 2012 tarihleri arasında Mamak kapalı spor salonunda oynanan Ankara ili birinciliği müsabakalarında 40 takımdan oluşan dörtlü gruplarda maçlarını kazanarak eleme final grubuna yükselmişlerdir. Eleme grubunda ilk 16 takım arasında elenerek okulumuzu başarı ve sportmence temsil etmişlerdir. Voleybol (Genç-Yıldız) Genç kız ve yıldız kız takımları Gölbaşı ilçesinde yapılan voleybol karşılaşmalarında gruptan çıkamamışlardır. FUTBOL (Yıldız-Küçükler) Okulumuzu centilmence temsil etmişlerdir. Yıldız erkek futbol takımımız,26-30 Ocak 2012 tarihlerinde Gölbaşı ilçesinde düzenlenen okullar arası müsabakalarda grup maçlarını başarı ile tamamlamış ve dörtlü final grubuna çıkma başarısını göstermiştir. Öğrencilerimiz gruplarda yapılan müsabakalar sonucu dördüncü olarak okulumuzu başarılı ve centilmence temsil etmişlerdir. Küçük erkek voleybol maçları henüz başlamamıştır. Basketbol (Küçük-Yıldız) Küçük erkek basketbol takımımız karma ilçede müsaba- Küçük erkek futbol takımımız 09-13 Ocak 2012 tarihlerinde Gölbaşı ilçesinde düzenlenen okullar arası müsabakalarda yaptığı maçları başarı ile tamamlamış ve gölbaşı ikincisi olmuştur. kalarına devam etmektedir. Müsabakalar sonucunda dereceye girmesi durumunda il de yapılacak olan müsabakalara katılma hakkı elde edecektir. Küçük kız basketbol takımımız Gölbaşı ilçesinde yapılan Masa Tenisi (Genç-Yıldız) müsabakalar sonucu 5 maçta 4 galibiyet 1 mağlubiyet Genç erkek masa tenisi takımımız 10-13 ocak 2012 tarihleri arasında Mamak kapalı spor salonunda oynanan Ankara ili birinciliği müsabakalarında 64 takımdan oluşan dörtlü gruplarda maçlarını alarak eleme final grubuna yükselmişlerdir. 32 li eleme grubu 16’ lı eleme grubu maçlarını kazanıp ilk 8 takım arasına kalmıştır. Burada oynadığı eleme maçını kaybederek ilk 4 takım arasına nem tüm ilçelerin katıldığı Ankara il genelinde yapılacak alarak 2. olarak gruptan çıkmaya hak kazanmış ve 2. döolan müsabakalarda okulumuzu temsil edeceklerdir. Yıldız kız basketbol takımımız Gölbaşı ilçe de yapılan müsabakalar sonucu 5 maçta 4 galibiyet 1 mağlubiyet alarak 2. o larak gruptan çıkmaya hak kazanmış ve 2. dönem tüm ilçelerin katıldığı Ankara il genelinde yapılacak olan müsabakalarda okulumuzu temsil edeceklerdir. 57 BEDEN EĞİTİMİ NESİBE AYDIN TARAFTARI İLE BİRLİKTE LİDERLİĞE UÇTU Gölbaşı nesibe aydın okulları profesyonel bayan basketbol takımı gölbaşı kapalı spor salonu’nda yapılan ve çok sayıda gölbaşılı taraftarın da izlediği ilk yarının son maçında lig lideri burhaniye belelediyesi’ni 67-61 yenerek 2. Sıraya yükseldi… Kulüp yönetimi yaptığı açıklamada "geçen hafta deplasmanda Edremit Belediyesini ve bu hafta evinde Burhaniye Belediyesini mağlup eden ve bu maçlarda üst düzey performans sergileyen sporcularımızı kutluyor, bu zorlu maçta bizleri yalnız bırakmayan okul idarecilerimize , trübünde maç sonuna kadar destekletrini esirgemeyen öğrencilerimize, maçı izlemeye gelen gölbaşılı yetkililere ve gölbaşı halkına sonsuz teşekkür ediyoruz" dedi. Kalabalık bir seyirci topluluğunun coşkulu tezahüratları arasında oynan maçta, iki taraf da birbirine üstünlük kurmaya çalışırken, oyunun son çeyreğinde oyunu kontrolüne alan nesibe aydın rakibi ile arasında açtığı sayı farkını korudu ve maçtan 67-61’lik skorla galip ayrıldı… A Takım Baş Antrenörü Emre Duruk; ”Asıl amacımız olan Türkiye Kadınlar Basketbol 1. Ligi’ne yükselme yolunda kazandığımız bu galibiyeti bizi destekleyen camiamıza armağan ediyoruz. Umarım sezon sonunda hedefimize ulaşarak, bize duyulan güveni boşa çıkarmamış olacağız” dedi. Bu sonuçla ilk yarıyı averajla lider burhaniye belediyesi’nin ardından 20 puanla 2.sırada tamamlayan nesibe aydın okulları, sezonun ikinci yarısına da oldukça moralli ve avantajlı girmiş oldu… 1. Burhaniye Belediye 2. Nesibe Aydin 3. Çankaya Üniversitesi 4. Edremit Belediyesi 5. Orduspor 6. İzmirspor Konak Bld 7. Antalya Koleji 8. 55 Gençlik 9. Bakospor 10. Balçova Belediye Termal 11. Niğde TÜRK Telekom 12. Esnaf Barışspor O 11 11 11 11 11 11 11 11 11 11 11 11 58 G 9 9 9 8 8 7 5 3 3 3 1 1 M 2 2 2 3 3 4 6 8 8 8 10 10 A 882 836 880 920 821 808 822 670 640 650 528 578 Y Puan 594 20 593 20 685 20 624 19 646 19 661 18 695 16 822 14 849 14 876 14 942 12 1048 12 SPOR KULÜBÜ 59 ÖĞRENCİLERİMİZE ÜCRETSİZ DAĞITILAN YAYINLARIMIZ 60 EVOS MATBACILIK Adres: İstanbul Yolu 7. km Necdet Evliyagil Cad. LARA EĞİTİM MATBAA YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞTİ Ağaç Metal Kooperatifi 27. Cadde 1435. Sok. No: 30 İvogsan–Yenimahalle/ANKARA Tel: 0312 395 83 42 • Faks: 395 83 41 No: 24 Batıkent / Ankara Telefon: +90 312 278 49 61 - 278 08 24 Faks: +90 312 278 49 62 SEDAT BEY TURİZM EUROCLEAN Ziyabey Cad. 13. Sk. No: 14/5 Balgat / ANKARA Güvenlik Caddesi 29 - A Aşağı Ayrancı / ANKARA Tel: 312 220 35 25 – 26 – 27 Tel Fax: 312 220 35 28 Faks : (0312) 418 30 99 info@sedatbeyturizm. com E-posta : [email protected] : (0312) 419 18 18 - 419 00 09 KARACAOĞLU SİGORTA Akay Caddesi 21/4 Çankaya / ANKARA Tel: 0312 425 23 18 ÇETİN EMEÇ ŞUBESİ Ceyhun Atuf Kansu Cad. No 116/C Balgat 06520 Tel: 312- 473 18 85 • Faks: 312- 473 21 45 YKB ÇETİN EMEÇ ŞUBESİ LARA KIRTASİYE Turan Güneş Bul. 596. Sok. 40/1 Oran / ANKARA KADAK Özel Güvenlik Hizm. Tic. Ltd. Şti. Menekşe-1 Sokak No:3/8-9 Kızılay/ANKARA Tel: 0312 418 07 85 Faks: 0312 418 07 95 kadakguvenlik@hotmail. com GÖÇEROĞLU TİCARET Ankara Cad. 213 S. 2/17 Gölbaşı/ANKARA Tel: (312) 484 14 69 Ceyhun Atıf Kansu Cad. No: 78-78 / A 06520 Balgat/ANKARA Tel: 0 (312) 286-1886 Faks: 0 (312) 458-4865 DERSHANE KANTİN RAFET İNCE Hatay Sok. No: 22 Kızılay/ANKARA Tel: 0312. 425 7357 YILDIZ YEMEK İvedik Organize Sanayi 1354.Cadde AÇS MOBİLYA (Eski 21. Cadde) No: 111 Yenimahalle/ANKARA Samsun Yolu 27. Km Hasanoğlan - ANKARA Tel: 312. 395 36 75 Tel: 0312 866 18 88 (pbx) Faks: 866 18 00 PAPİRÜS REKLAM Cinnah Caddesi Kuloğlu Sokak 11/ 4 Çankaya/ ANKARA BAŞAK GROUPAMA Tel: (312) 440 95 96 Fax: (312) 440 00 11 www. papirusreklam. com MERT KIRTASİYE Cihan Sokak No: 13/B Sıhhiye / ANKARA Tel/Faks: (312) 230 70 30 – 230 75 30 – 230 27 91 Gaziosmanpaşa Mah. Cad. 06830 Telefon:(312) 4852224 • Gölbaşı/ANKARA GAMZE TEMİZLİK G. O. P. Mahallesi 212. Sokak Ankara İş Merkezi YILDIZ TİCARİ ŞUBESİ Hilal Mah. Hollanda Cad. No:10 6705 Çankaya / Ankara Tel: 0 (312) 440-3465 Faks: 0 (312) 440-3134 No: 1/A Gölbaşı/ANKARA Tel: 3124843477 • Fax: 03124843477
Benzer belgeler
GENEL YETENEK ve EĞİLİM BELİRLEME SINAVI 11
"Isı alan maddenin sıcaklığı artar." dedikten sonra bir
MEDOR İNşAAT - Nesibe Aydın Eğitim Kurumları
Şekillerle örüntü etkinliği ile akıllı tahtamızda
çalışmalarımıza başladık.