Deniz Gezmiş`e idamda işkence etmişler
Transkript
Deniz Gezmiş`e idamda işkence etmişler
YIL:3 SAYI:641 35 YKR 7 MAYIS 2008 ÇARÞAMBA Deniz Gezmiþ’e idamda iþkence etmiþler Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan daraðacý, baþgardiyanýn odasýnýn penceresinden net bir þekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiðimizde Deniz bu odaya alýnmýþtý ve pencerenin tam karþýsýndaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceði daraðacý, tam karþýsýnda duruyordu. Hazýrlýklar tamamlandýktan sonra Deniz’i daraðacýna çýkardýlar. Ýnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini veriþini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler [email protected] Reklamlar, reklamlar... gördü. Bunu kitabýmda bile yazmadým, sadece Yusuf Aslan’ýn, “Duydum Deniz’in C H P ' d e n muhtarlara ziyaret infazýný seyrettirmekten daha aðýr bir iþkence olabilir mi? Geçtiðimiz Cumartesi günü, saat 11’de parti binasýnda yapýlan kongrenin açýliþ konuþmasýný il baþkaný Muammer Altun yaptý. Ýstiklal Marþý’nýn okunmasý ve saygý duruþunun yapýlmasýn ardýndan Nevþehir Ýl örgütünün ve Hacýbektaþ Ýlçe Örgütü’nün Türkiye: Çocuk Kadýnlarla Kadýnlýðýný Unutanlarýn Ülkesi Doðduklarý yerler, aileleri, etnik Ebru, Temizlikçi Yasemin, konfeksiyon kökenleri, yaþamlarý farklý. Güçlükler iþçisi Fatma, yönetici Öznur belirli kalýplara sýkýþmýþlar, özgürlük biraz uzak gibi. CHP Nevþehir Ýl ve Merkez Ýlçe teþkilatý yöneticileri, yerel seçimler öncesinde mahalle ve Türkiye’de kadýnlar evlenene kadar köy muhtarlarýný ziyaret ederek, sýkýntýlarýný “çocuk”, evlendikten sonra “anne” dinledi. oluyor. Bu yüzden Türkiye, 15–16 CHP Ýl Baþkaný Bülent Yumuþ, Merkez Ýlçe Baþkaný Cemal Aydeniz ve diðer parti yöneticileri yaþýndaki annelerle her yaþtan çocuklarýn ülkesi... Peki ya kadýnlar nerede? ile birlikte Nevþehir Muhtarlar Derneði'ni ziyaret etti. 6’DA Ýstanbul’dan sekreter Burcu, öðrenci 4’DE Ayný þeyleri yaþadýðýmýz yanýlsamasý içinde tarihin bir tekerrür olduðunu söylüyoruz, düþüp bir masalýn içine, korkularýna yenilmiþ, telaþýný saklamayan bir masal kahramaný gibi duyumsuyoruz kendimizi. Bir varmýþ, bir yokmuþ ile baþlayan bu masalda iyilerin sayýsý artmýyor sanki. Karþý 6’DA Hasan Bayram 8’DE faaliyetleri üyelere anlatýldý. Genel Baþkan yardýmcýsý Yaþar Okuyan’ýn kongreye telefon ile katýlarak “ Kongremize iþlerimin yoðunluðu nedeni ile katýlamýyorum. En kýsa zamanda 3’DE Ýstanbul’da yaþýyor ve 20’lerini sürüyor, Deniz çoðalýyoruz ayný daraðacýnda ölecek birine, arkadaþýnýn Ýlçe Baþkaný Kemal Demircioðlu ve bunlarý aþma yollarý da. Hepsi de [email protected] sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra Halkýn Yükseliþ Partisi Hacýbektaþ Ýlçe Örgütü kongresini yaptý. Bugünlerde beni zývanadan çýkaran bir reklâm var, genç kadýnlar, eski bir pop müzik þarkýsýnýn reklâma uyarlanmýþ sözlerini söyleyerek, yatak örtülerinin, havlularýn, perdelerin arasýnda hoplayýp zýplýyorlar. Bazýlarý hayatlarýna monoton diyormuþ ama onlar evlerinde perde, çarþaf ve havlularýyla pek mutlularmýþ, bu minvalde bir þeydi þarkýnýn reklâma uyarlanmýþ sözleri. 7’DE Hasan Kaya ve o da, Yusuf’un infazýný saniye saniye Halkýn Yükseliþ Partisi kongresini yaptý Meral Salman HACIBEKTAÞ ECZANESÝ Ecz. Tel: 441 35 62 Ev. Tel: 441 31 75 [email protected] Ýþte belgesi Taraf gazetesinin bu haberi içimize su serpti,biz zaten devletimizin bizlere ne kadar güvendiðini biliyorduk ancak bunu belgelendiremiyorduk,artýk bir de belgemiz oldu,Cumhuriyetin yýlmaz bekçileri,laik,demokratik, sosyal hukuk devletinin belge ile tespitli savunucularý artýk iç rahatlýðý ile uyuyabilirsiniz.Uyumazsanýz uyuturlar, gözünüzü çok açarsanýz, gereði yapýlýr. Yapýlmayacak olsa sizi ne diye fiþlesinler ki? Deðil mi? 3’DE Ali Ersin Kelleci [email protected] Reþat Çalýþlar'la Arabesk Anarþi Üzerine Ýnternette kadýnlarla nasýl bir iliþkiniz var? Bence kadýnlarla internette reel hayattakinden tamamen farklý bir boyutta ve frekansta iletiþim kurmak mümkün. Türk kadýnlarý reel hayatta kýramadýklarý tabularýný internette kýrabiliyorlar. 5 ’DE aþklarýný/aþksýzlýklarýný, evliliklerini, iþlerini/iþsizliklerini özetle kadýnlýk hallerini anlatýyorlar. Bakanlýktan kene uyarýsý! Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý, daha çok bahar aylarýnda ortaya çýkan Kýrým Kongo Kanamalý Ateþi (KKKA) Hastalýðý konusunda vatandaþlarý, alýnmasý gereken önlemler konusunda uyardý. Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý'ndan yapýlan açýklamada, KKKA hastalýðýna karþý, her yýl 6 ’DA 2 7 Mayýs 2008 Çarþamba ABF Genel Baþkaný Turan Eser'den Olli Rehn’e mektup ABF Genel Baþkaný Turan Eser, Avrupa Komisyonu'nun geniþlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn ile 5 Mayýs 2008 günü akþam yemeðinde buluþtu. ABF Genel Baþkaný yarýn (Salý günü) Ankara'da Bakanlar düzeyindeki Türkiye-AB Troyka toplantýsý öncesi, Alevilerin Türkiye'de yaþadýklarý sorunlarý Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn baþkanlýðýndaki heyete anlattý ve trokya toplantýsýnda ele alýnmasý ve görüþülmesi talebi ile aþaðýdaki mektubu Avrupa Komisyonu Üyesi Olli Rehn'e verdi. Eser’in gazetemize de gönderilmiþ olan açýklamasýný olduðu gibi yayýnlýyoruz. “Sayýn Olli Rehn Öncelikle nazik davetiniz için, þahsým ve kurumumuz adýna teþekkür ederim. Bu vesileyle sizi, Alevilerin karþý karþýya olduklarý sorunlar ve bu sorunlar karþýsýndan AKP hükümetinin tavrý hakkýnda bilgilendirmek istiyorum. Kuþkusuz, Türkiye'deki süreci dikkatle izliyor ve AKP hükümeti döneminde Alevilere iliþkin yapýlan ve yapýlmayanlarý takip ediyorsunuz. Bu süreçte AB delegasyonlarýný, Alevilerin sorunlarýna iliþkin kapsamlý dosyalarýmýzý sunarak, bilgilendirdik. Bu mektubumuzda son dönemlerdeki güncel sorunlar ve geliþmeler hakkýnda görüþlerimizi aktarmaya çalýþacaðým. 1998 yýlýndan beri AB ilerleme raporlarýna konu olan Alevi sorununa iliþkin olarak, 2008 yýlýna kadar olumlu hiç deðiþim olmadýðý gibi, AKP hükümeti döneminde sorunlarýmýz daha da artmýþtýr. Sayýn Olli Rehn AKP hükümetinin Alevi sorunu karþýsýndaki politik tutumu, Avrupa Konseyi'nin temel amacý ve Avrupa düþüncesinde en önemli yer alan "insan haklarýný, demokrasiyi ve hukuk kurallarýný korumak ve geliþtirmek olduðunu ve yaptýðý tüm faaliyetlerin bu temel amaca katkýsý olmasý gerektiði" ilkelerine çok uzaktýr. Bunun en somut kanýtý, AKP hükümeti sonrasý, 2002 yýlýndan beri yayýnlanan AB ilerleme raporlarýndaki "Alevilerin korunmasýný ve tanýnmasýný", "dini topluluklarýn temel haklarýnýn eksiksiz olarak temin edilmesi", "Aleviler ibadethane açmakta zorluklar yaþamaktadýrlar", "cem evlerinin dini merkez olarak tanýnmasý" ve "Zorunlu din eðitimine iliþkin güçlükler yaþamaya devam etmektedir" deðerlendirmelerine raðmen, demokratikleþme ve bu sorunlarýn çözümü yönünde tek bir adým bile atýlmamýþtýr. Kamuoyunu yanýltmaya yönelik "AKP'nin Alevi Açýlýmý" projesi ise samimiyetten uzak bir adýmdý. Bunun samimi olmadýðýnýn en somut kanýtý ise, ABF'ye baðlý 178 kurum ve iþbirliði içinde olduðu 30 civarýndaki vakýf ve dergahlar davet edilmemiþ ve bu "Açýlým" konusunda ABF ve vakýflardan tek bir görüþ alýnmamýþtýr. "Türban sorununu" TBMM'de tartýþmaya açan ve üniversitede serbestliðini yasallaþtýran AKP hükümeti, "Alevi sorununu" TBMM'de ele almadýðý gibi, TBMM'ne gündemine gelen Alevilik sorunlarýna iliþkin tartýþma ve Alevilerin durumunu iyileþtirmeye dönük yasal deðiþiklik önerileri AKP üyelerinin oylarý ile red edilmiþtir. Buna iliþkin somut kanýtýmýz ise, 2006, 2007 ve 2008 yýllarýnda TBMM'e getirilen "Madýmak müze olsun", "Cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilsin", "zorunlu din derslerinde ayrýmcýlýðýn giderilmesine dair" tartýþmalar ve en son olarak "2008 Bütçesinden Alevilere pay verilmesi" önergeleri AKP oylarý ile red edilmiþtir. Bunlar TBMM tutanaklarýnda mevcuttur. Sayýn Olli Rehn Alevi köylerine zorla cami yaptýrma giriþimleri ya da Alevi köylerine Sünni din görevlisi imamlarýn gönderilmesi halen sürmektedir. Alevilerin inanç merkezi olan cemevleri halen ibadet yeri statüsüne kavuþmamýþ ve AKP hükümeti cemevinin ibadet yeri olarak kabul edilemeyeceðini resmi bir politik tavýr halinde savunmaya devam etmektedir. Gerek AÝHM, gerekse Türkiye'de 8. Danýþtay zorunlu din derslerinin içeriðine iliþkin, "insan haklarý ve inanç özgürlüðü açýsýndan kesin bir hak ihlali olduðu" deðerlendirmesini yapmasýna raðmen, AKP hükümeti hukukun evrensel ilkelerine karþý açýktan karþý çýkarak, mevcut zorunlu din derslerinin devamýný savunmaktadýr. AKP hükümeti döneminde artan kadrolaþma ile birlikte kamusal alanda, Sünni anlayýþ doðrultusundaki dindarlaþma, kamusal hizmetlerin sunumuna yansýmýþ olup, örneðin eðitimde skandal düzeye varacak kötü örnekler artmaya baþlamýþtýr. Zorunlu din derslerinde, öðrencileri korkutarak dindarlaþtýrma amacýyla DVD filmleri gösterilmektedir. Bu eðitim tarzý ile çocuklarýn ruhsal saðlýðý tehlikeye sokulmakta ve okullara Alevi ve Gayri Müslim çocuklar üzerindeki baský ve þiddet artýrýlmaktadýr. 2007 ve 2008 yýllarý içerisinde basýna yansýyan ve yansýmayan olaylara göre, Alevi çocuklar eðitimde ayrýmcýlýða ve baskýya maruz kalmaktadýr. TBMM Ýnsan haklarý Komisyonu'na kadar intikal eden bu hak ihlalleri belge ve kanýta dayalýdýr. Demokrasi ve insan haklarý konusunda, evrensel geliþmelere raðmen, laiklik karþýtý ve tekçi bir yapý olan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý (DÝB) giderek güçlenmekte ve bu gücüyle siyaset üzerindeki dinsel vesayetini artýrmaktadýr. Yani ülkemizde MGK'nýn sivilleþmesi ne kadar demokratik bir talep ise, siyaset üzerindeki Din Ýþleri Yüksek Kurulu (DÝYK) ve DÝB vesayetinin kaldýrýlmasý ve bu kurumlar sivilleþmesi talebimizde o kadar demokratiktir. Bizim arzumuz ve talebimiz devletin sosyal, hukuksal, demokratik ve ekonomik alandaki asli görevi olan alanlarýna yönelmesi ve dönmesidir. Yani din ve dindar üretmekten vazgeçmelidir. Ümmet deðil, yurttaþ yetiþtirmelidir. "Öbür dünya"ya deðil, "bu dünya"ya yatýrým yapmalýdýr. Sayýn Olli Rehn AB'ne üye ülkelerinde, kamusal hizmet alanýndaki istihdam kriterleri arasýnda bilgi, tecrübe, birikim ve eðitim düzeyi aranýr. Kamunun en önemli pozisyonlara yönelik, istihdam politikasýndaki kiþinin "dindarlýðý" deðil, o alana dair bilgi, birikim, tecrübesi ve eðitimi göz önünde bulundurulur. Oysa AKP hükümeti ile birlikte, Türkiye'de, hükümet üyeleri ve en önemli bürokratlar orta öðretimlerini, 100 binden fazla cami ve mescide imam, hafýz ve hatip yetiþtiren Ýmam Hatiplilerdir. Siyasetlerini ise hukukun ve demokrasinin evrensel ilkelerini deðil, dini referans alarak yapmaktadýrlar. AKP ile Türkiye'de siyasetin ve hukuk dilindeki deðiþim, giderek daha belirgin hale gelmiþtir. Örneðin, AB'ne üye herhangi bir ülkenin Baþbakaný ya da Din görevlisi, AÝHM'nin ya da ulusal mahkeme kararýna karþý ilahi hukuku örnek gösterip, din kurallarýný referans göstererek, "Papaza ve kiliseye sorun" diyebilir mi? Gerek Baþbakan, Gerekse Diyanet Ýþleri Baþkaný, AÝHM'in türban ve zorunlu din derslerine iliþkin kararý karþýsýnda evrensel hukuku deðil, þeriatýn ulemalarýný referans göstermiþ ve islam "ulemasýna sorun" demiþlerdir. TBMM çatýsý altýndaki tüm siyasi, sosyal, ekonomik ve hukuksal konulardaki görüþmelerde kullanýlan dil, giderek dinsel referanslarla beslenmiþ ve yeni bir dindarcý siyaset dili oluþmaya baþlamýþtýr. Bu dil ise tekçi ve dincidir. Çok kültürlü, demokrasinin ve hukukun evrensel dili deðildir. Sayýn Olli Rehn Sizin þahsýnýzda, AB'nin tüm ilgili komisyonlarýný ve birimlerini, Alevilerin konumlarýnda olumlu bir deðiþim olmadýðý konusunda bilgilendirmek istedik. Alevilere yönelik ayrýmcýlýk uygulamalarý, hükümetin asimle etmeye dönük projeleri sürmektedir. Bu nedenle, AB'ne üyelik sürecinde görev yapan AKP hükümetini, Alevilerin sorunlarýnýn iyileþtirilmesi konusunda, sorumlu davranmasýný talep ediyoruz. ABF, Alevi sorununun çözümünde diyaloga açýktýr. Diyalogun birinci koþulu ise tanýnmaktan geçer. Oysa AKP hükümeti ABF'yi ve Alevileri tanýmamakta ve tutumda ýsrar etmektedir. Bu nedenle 2002 yýlýndan beri görüþme talebimiz kabul edilmemiþ ve bize randevu verilmemiþtir. Yani "Aleviler AKP'nin diyalog arayýþýný cevapsýz býrakmýþtýr" görüþü gerçeði yansýtmamaktadýr. Alevi Bektaþi Federasyonu olarak taleplerimizin karþýlanmasý ve Alevilerin sorunlarýnýn çözümü doðrultusundaki tüm görüþme ve diyaloga açýk olduðumuzun bilinmesini, þahsýnýz aracýlýðýyla duyurmak isteriz. AB Dýþ Ýþler Komisyonu'nun da içinde yer alacaðý, AKP hükümetiyle bir görüþmeye taraf olduðumuzu ve hükümetin bu konudaki samimiyetin test edilmesi açýsýndan önemli olduðunu düþünüyoruz. Türkiye'de bulunduðunuz süreç içerisinde güzel vakitler geçirmenizi temenni ediyor, çalýþmalarýnýzda baþarýlar diliyoruz. Saygýlarýmla. Turan Eser Alevi Bektaþi Federasyonu Genel Baþkaný” GEREKLÝ TELEFONLAR Kaymakam Kaymakamlýk Yazý Ýþ. Sos. Yar. ve Day. Özel Ýdare Nüfus Belediye Baþkanlýðý Milli Eðitim Müd. Halk Eðitim Müd. Askerlik Þubesi Kapalý Spor Salonu Devlet Hastanesi Ýlçe Saðlýk Grup Bþk. Tapu Sicil C.Savcýlýðý Adliye Adliye Kütüphane H.B.V Kültür Merkezi Müze Turizm Danýþma Emniyet Amirliði Karakol Amirliði Jandarma Ýlçe Tarým Lise Kýz Meslek Lisesi Mal Müdürlüðü Kadastro Karaburna Belediye Kýzýlaðýl Belediye PTT. T.M.O. Türkiye Ýþ Bankasý Ziraat Bankasý Þoförler Cemiyeti Esnaf Odasý Tarým Kredi Koop. TEDAÞ Nevþehir Seyahat Çiftci M.K.Baþkanlýðý Rýfat Kartal Huzurevi Sulucakarahöyük Gzts Taþýyýcýlar koop Kent -Göreme Turizm Þanal Seyahat Mermerler Seyehat Dergah Taksi Duraðý Terminal Taksi 441 30 09 441 34 10 441 39 77 441 31 01 441 31 02 441 37 44 441 30 16 441 30 48 441 30 10 441 35 20 441 30 15 441 36 32 441 32 49 441 35 38 441 35 38 441 30 18 441 30 19 441 33 94 441 30 22 441 36 87 441 26 97 441 36 66 441 38 08 441 30 20 441 37 74 441 31 08 441 30 56 441 35 37 453 51 30 455 61 29 441 35 55 441 30 11 441 35 07 441 33 26 441 30 74 441 37 42 441 32 76 441 31 42 441 21 84 441 36 80 4413338 441 39 47 441 20 06 441 30 43 441 33 59 441 21 73 441 25 25 441 27 97 7 Mayýs 2008 Çarþamba Halkýn Yükseliþ Partisi kongresini yaptý Hasan Bayram [email protected] Ýþte belgesi Taraf gazetesinin bu haberi içimize su serpti,biz zaten devletimizin bizlere ne kadar güvendiðini biliyorduk ancak bunu belgelendiremiyorduk,artýk bir de belgemiz oldu,Cumhuriyetin yýlmaz bekçileri,laik,demokratik, sosyal hukuk devletinin belge ile tespitli savunucularý artýk iç rahatlýðý ile uyuyabilirsiniz.Uyumazsanýz uyuturlar, gözünüzü çok açarsanýz, gereði yapýlýr. Yapýlmayacak olsa sizi ne diye fiþlesinler ki? Deðil mi? Ýþte belge ile ilgili haber: "Resmi belgede Alevilik fiþlemesi Devletin vatandaþlarý 'Alevi' diye fiþlediðine dair imzalý belge ortaya çýktý. Devletin Alevi yurttaþlarý kimlikleri nedeniyle potansiyel suçlu görüp cezalandýrdýðýndan yakýnýlýrdý. Þimdi devletin vatandaþlarý 'Alevi' diye fiþlediðine dair imzalý belge de çýktý.Gazeteci-yazar Temel Demirer hakkýnda bir konuþmasýnda iþkencede yaþamýný yitiren gençlik önderlerinden Ýbrahim Kaypakkaya'yý övdüðü ve onun kurduðu TKP / ML örgütünün propagandasýný yaptýðý gerekçesiyle açýlan dava dosyasýndaki belge, Kaypakkaya' nýn 'ALEVÝ' notu düþülerek fiþlendiðini gösterdi. FÝÞLEYEN VALÝLÝK Dava dosyasýndan çýkan belgeye göre, Kaypakkaya'nýn bir önemli suçu da Alevilik!. 1972 yýlýna ait belgede dönemin Çorum Vali Yardýmcýsý Öçer Öznen'in imzasý var. Belgede dikkat çeken þey, Kaypakkaya'nýn isminin altýnda el yazýsý ile 'ALEVÝ' diye not düþülmesi: ' Ýlimiz Alaca ilçesi Karakaya köyü nüfusuna kayýtlý olup Ankara Sýkýyönetim Askeri Mahkemesi'nce hakkýnda tutuklama kararý verilen Ali oðlu 1949 doðumlu Ýbrahim Kaypakkaya'nýn (ismin altýnda el yazýsýyla 'ALEVÝ' yazýyor)yakalanarak Sýkýyönetim Komutanlýðý'nca tutuklandýðý Ankara Valiliði'ne bildirilmiþtir' 'DEVLET BÖLÜCÜ' Demirer fiþlemeye ilþkin 'Türkiye'de en büyük bölücü devlettir. Dosyaya konan belge de bunu ortaya koymaktadýr' dedi. Demirer'in ilk duruþmasý 7 Mayýs'ta Malatya 3. Aðýr Ceza Mahkemesi'nde yapýlacak." Bilimin ýþýðý yolumuzu aydýnlatsýn. Saygýlarýmla Sulucakarahöyük/HACIBEKTAÞ Haber: Aydýn Þimþek Halkýn Yükseliþ Partisi Hacýbektaþ Ýlçe Örgütü kongresini yaptý. Geçtiðimiz Cumartesi günü, saat 11’de parti binasýnda yapýlan kongrenin açýliþ konuþmasýný il baþkaný Muammer Altun yaptý. Ýstiklal Marþý’nýn okunmasý ve saygý duruþunun yapýlmasýn ardýndan Nevþehir Ýl örgütünün ve Hacýbektaþ Ýlçe Örgütü’nün faaliyetleri üyelere anlatýldý. Genel Baþkan yardýmcýsý Yaþar Okuyan’ýn kongreye telefon ile katýlarak “ Kongremize iþlerimin yoðunluðu nedeni ile katýlamýyorum. En kýsa zamanda Hacýbektaþ’ý ve Piri ziyaret etmek için oraya geleçeðim. Kongremizin ve çalýþmalarýnýzýn baþarýlý olmasýný temenni ediyorum.”Dedi. Okuyan’ýn konuþmasýndan sonra secimlere gecildi.Üyeler kapalý zarf usulü oylarýný kullandýlar. Sandýðýn açýlmasý ve oylarýn sayýmý sonucunda Kemal Demircioðlu Hacýbektaþ Ýlçe Baþkaný secildi. Yönetim Kurulu ise þu isimlerden oluþtu: Kemal Demircioðlu, Ýskender Halk Eðitim kurslarýna büyük ilgi Sulþucakatrahöyük/NEVÞEHÝR Halk Eðitim Merkezi tarafýndan çeþitli branþlarda açýlan kurslara Nevþehir'li vatandaþlar ve öðrenciler büyük ilgi gösteriyorlar. Nevþehir Halk Eðitim Merkezi ve TEÞEKKÜR Ali Rýza ÖZKAN Sevgili eþimin ve caným babamýzýn ölümü nedeni ile Acý günümüzde , bizleri yalnýz býrakmayan yakýnlarýmýza ve arkadaþlarýmýza teþekkür ederiz. Eþi: Sultan Özkan Çocuklarý: Azize Taþdemir Veli Özkan Erdal Özkan Ýlçe Baþkaný Kemal Demircioðlu Demircioðlu, Mustafa Demircioðlu,Cemile Aysu, Arzu Aysu, Nafiye Demircioðlu, Safinaz Demircioðlu. çeken AKP, özelleþtirmeden elde ettiði parayý borcun faizine ödemektedir. AKP ülkenin kaynaklarýný dýþarýya sunmuþtur.” dedi. Secimlerin bitmesinden sonra Ýlçe Baþkaný Kemal Demircioðlu üyelere hitaben yapmýþ olduðu konuþmada “ Ülkenin kötü gidiþi kaderimiz deðil. Hükümetin yanlýþ politikasý daha fazla devam edemeyeçek. 40 milyar dolar alýnan borc bugün 400 milyar dolar oldu. Devletin fabrikalarýný peþkeþ Kongreye katýlan Kýrþehir il Baþkaný Mustafa Beyzadeoðlu’da AKP’nin ülkeyi baþarýsýz yönettiðine dikkatleri çekerek eleþtirdi. Kayseri Ýl Baþkaný Sinan Doðan ise; kongreye telefonla katýlarak baþarýlar diledi. Akþam Sanat Okulu Müdürü Yaþar Kurt, 2007-2008 Eðitim-Öðretim yýlý döneminde, 2007 yýlý Ekim ayýndan bu güne 376 kus açtýklarýný söyledi. Çeþitli branþlarda açýlan bu kurslarda bu güne kadar yaklaþýk bin 520 kiþiye eðitim verdiklerini ifade eden Kurt, il ve merkezi, ilçeler ve baðlý belde ve köylerde açýlan bu kurslara önümüzdeki günlerde yenilerinin ekleneceðini kaydetti. Halk Eðitim Merkezi ve Akþam Sanat Okulu Müdürü Yaþar Kurt, gelecek olan Son olarak Emlakçýlýk, Ýþ Makinalarý Kullanýmý, Aþçýlýk ve Eczane Çalýþaný Destek Kurslarýnýn açýlmasý için kendilerine gelen yoðun taleplerin bulunduðunu belirten HACIBEKTAÞ KIZ MESLEK MÜDÜRLÜÐÜ GÝYÝM ÜRETÝM SÝPARÝÞ FÝYAT LÝSTESÝ taleplere göre farklý branþlarda kurslar açabileceklerini vurguladý. MUCU YERALTI TEKÝNDÜÐÜN SALONU CÝNSÝ FÝYATI (YTL) Siz Deðerli Halkýmýzýn 1 PÝJAMA 15,00 Adres:TEKÝN TÝCARET 2 GÖMLEK 15,00 3 BLUZ 15,00 4 PANTOLON 15,00 Ýkinci Pazar Yeri MUCUR Tel:0.386 812 56 62 5 MODELLÝ ETEK 15,00 6 DÜZ ETEK 10,00 7 CEKET ASTARSIZ 20,00 8 CEKET ASTARLI TELALI 50,00 9 ÇOCUK ELBÝSESÝ NORMAL 15,00 10 ÇOCUK ELBÝSESÝ ABÝYE 30,00 11 ÇOCUK PANTOLONU 10,00 12 MODELLÝ ELBÝSE 20,00 13 DÜZ ELBÝSE 15,00 14 MODELLÝ NEVRESÝM TAKIMI 15,00 SIRA 15 DÜZ NEVRESÝM TAKIMI 10,00 16 17 ÜTÜ YAPILIR PANTOLON 1,00 ÜTÜ YAPILIR GÖMLEK 1,00 18 TAMÝRAT ÝÞLERÝ YAPILIR DEÐÝÞKEN NOT: Niþan düðün kýyafetleri model ve kumaþ özelliðine göre sipariþ alýnýr. Fiyat model kumaþa göre belirlenir. Malzemeler Müþteriye aittir. Zeynep AYVAZOÐLU Müdür V. TEKÝN TÝCARET & KURUYEMÝÞ Düðün,Niþan,Sünnet,Mevlüt,Cenaze Toplantýlarýnýzda Masa Sandalye Çadýr ve Tüm Düðün Malzemeleri Kiraya Verilir. Ayrýca Alkol kuruyemiþ Çeþitlerimizle Hizmetinizdeyiz. Ramazan TEKÝN ve Oðullarý Merkez:2.Pazar Yeri MUCUR/KIRÞEHÝR Tel:812 56 62 Gsm:0532 394 88 85 Þube:Karaburna Yolu Üzeri Cafer Baðýþ Apt. Altý Hacýbektaþ/NEVÞEHÝR 7 Mayýs 2008 Çarþamba Burcu 28 yaþýnda, kadýn denince aklýna doðallýk, merhamet ve Claudia Schiffer geliyor. Fatma 27’sinde. Köyde anneannesiyle yaþayan 2.5 yaþýndaki oðlu onu "anne" deðil "teyze" biliyor. Türkiye: Çocuk Kadýnlarla Kadýnlýðýný Unutanlarýn Ülkesi Cinselliðini önemsiyor, haz ve tatmin de önemli: "Erkeðin bencilliði kadýnýn zevk almasýný engelliyor. Erkek kadýndaki arzuyu uyandýrabilmeli." Burçin BELGE Doðduklarý yerler, aileleri, etnik kökenleri, yaþamlarý farklý. Güçlükler ve bunlarý aþma yollarý da. Hepsi de Ýstanbul’da yaþýyor ve 20’lerini sürüyor, belirli kalýplara sýkýþmýþlar, özgürlük biraz uzak gibi. Fatma bedeniyle barýþýk: "Dünya güzeli deðilsem de elim ayaðým düzgün. Arada kuaföre giderim, kaþlarýmý da berber alýr." Fatma için "erkek dediðin güçlü, güvenilir" kadýn ise "namuslu" olmalý. "Namus sadece cinsellik deðildir" diyor; kadýnýn nasýl giyindiði, kiminle görüþtüðü, ailesinin sözüne ne kadar uyduðu da önemli ona göre. Bekaret ise "kadýnýn eþine sunacaðý bir emanet". Türkiye’de kadýnlar evlenene kadar “çocuk”, evlendikten sonra “anne” oluyor. Bu yüzden Türkiye, 15–16 yaþýndaki annelerle her yaþtan çocuklarýn ülkesi... Peki ya kadýnlar nerede? Ýstanbul’dan sekreter Burcu, öðrenci Ebru, Temizlikçi Yasemin, konfeksiyon iþçisi Fatma, yönetici Öznur aþklarýný/aþksýzlýklarýný, evliliklerini, iþlerini/iþsizliklerini özetle kadýnlýk hallerini anlatýyorlar. Aþk acýsý ‘Kadýnsýn bunu yapamazsýn’ denmedi.” Tek hayali anne olmak Burcu 28 yaþýnda, Bolu ve Ankara’dan sonra iki yýldýr Ýstanbul’da. Evli, sekreterlik yapýyor. Annelik ve aþk onun olmazsa olmazý. Sonra evlilik, arkadaþlýk, iþ, eðlence, din ve gezi geliyor. Babasý emekli, annesi evde. Erkek kardeþi, onun en iyi arkadaþý. Evliliðinden memnun, anneliði düþlüyor. Para kazandýðý için annesinden daha þanslý. "Kadýn ýlýmlý, titiz, sorumlu olmalý. Evhanýmlýðý ve annelik çok önemli. Hem ev hem iþ çok zor. Kayýnvalide sorunlarý da ayrý bir konu." Ýlk cinsel deneyimini 16 yaþýnda yaþamýþ: “Tabularým yok. Cinsel tatmin iliþkiyi bütünler. Annemle de eþimle de cinsellik konuþuruz." Kendini doðal, güleryüzlü ve samimi buluyor; keþke daha inc eve uzun boylu olsaydý: “Ne bakýmlýyým ne demode. Makyaj ve koku severim.” Kadýn denince aklýna doðallýk, merhamet ve Claudia Schiffer; erkek denince Tom Cruise geliyor: “Erkek, nüktedan, merhametli, güvenli, atletik, bakýmlý olmalý. Bir de kadýný yönetmeyi bilmeli.” Dünyayý gezmek istiyor da… Ebru, 21 yaþýnda. Ailesi Yunanistan’dan gelmiþ. Grafik okuyor. Önce arkadaþ, sonra eðlence, gezi ve aþk diyor. Ýþ, evlilik, annelik ve din sonlarda. Mutluluðunu mutsuz olmamakla açýklýyor. Hayali dünyayý gezip hayatý anlamak. Anne ve babasýyla herþeyi konuþabiliyor, tenis oynuyor, tatile gidiyor. Kendisini annesinden daha özgür hissediyor. “Kadýnlýk rollerini fark etmeden büyüdüm. tarlada, ya atölyede... Kadýnlýðýmý unuttum. Ama kadýnlýk görevlerimi unutmam. Titizim, hamaratým, eþime de saygýda kusur etmemiþtim." Spor giyimli, güleryüzlü. Kendini “konuþkan ama duygularýný gizler, komik ama romantik deðil” sözleriyle anlatýyor. Daha zayýf, uzun boylu ve büyük göðüslü olmak istiyor. Kadýnlardan Angelina Jolie’yi, erkeklerden Brad Pitt’i beðeniyor: “Çünkü, güzel, baþarýlý, güçlü ve akýllýlar.” “Gençken gezmeyi, cesur olmayý, dünyayý ve insanlarý anlamayý baþarabilirsem, yaþlandýðýmda anneannem gibi huzur içinde reçel piþirerek mutlu olabilirim belki…” Kiþisel bakým cilt, beden ve ruh temizliðine vakit ayýrmak demek. Yeni kýyafetler almayý seviyor, “Saçlarým ve parfümüm ruh halime göre çok sýk deðiþir” diyor. Her bahar aþýk oluyor: “Aþk beni cesur kýlýyor. Aþýk olduðum adamla yollara düþmek hayalim. Bana sadece onun yeteceðini bilmeliyim.” Ýlk cinsel birlikteliðini 19 yaþýnda yaþamýþ: “Benimle olamazsa baþkasýna gider diye korktum. Çok güzel ve incelikli bir iliþkiydi. Bu rahatlýk her iliþkime yansýyor.” Haz ve tatmini çok önemsiyor. Annesinin “namus” ve “bekaret” nutuklarýný unutmuyor. Annesi bulabilir diye doðum kontrol hapý kullanmýyor. Eþim bana tecavüz etti Yasemin Karadenizli, Laz. Dört yýldýr Ýstanbul’da. 16’sýndan beri evli, 17’sinde anne oldu. Evlere temizliðe gidiyor, apartman görevlisi eþine yardým ediyor. Onun için önce din, sonra iþ, arkadaþlýk, annelik, gezi ve eðlence geliyor. Aþk ve evlilik en sonda. Babasýz büyümüþ, annesi ona baba da oldu. Adý çýkmasýn diye görücü usulüyle evlendirilmiþ. Sonrasý korku dolu bir cinsellik, kayýnvalideyle sürtüþmeler, iþsizlik ve yoksulluk: "Ýlk gece birlikte olamadýk. Ýkinci gece aile baskýsýyla bana tecavüz etti. Bu yüzden seviþmekten zevk alamýyorum. Sorumluluklarýmýn aðýrlýðý da sekse konsantrasyonumu engelliyor." Yine de eþi ona "Allah’ýn bir lütfu: "Eþim ilgili bir baba. Görevlerimi eksiksiz yaptýðým için beni seviyor. Mutluluðum için Allah’a þükrediyorum. O "güçlü" ve "akýl sorulan" bir kadýn: "Para kazanýnca gücümü hissettim. Kendine güvenmek için bakýmlý olmak þart. Krem sürmeden sokaða çýkmam. " "Aþk dokunmaktan korkmaktýr. Dokununca aþk kirlenir." Kavuþamadýðý aþkýna bir gün rastlayacaðýndan emin gibi. Öznur, 25 yaþýnda. Dede, amca, hala hep birlikte yaþýyorlar. Üç yýldýr niþanlý. Yönetici. Eðlenceli, esprili, heyecanlý biri. Onun için önce din geliyor, sonra annelik, aþk, evlilik, iþ, arkadaþlýk, gezi ve eðlence . Çocukken annesinin attýðý dayaklarý hiç unutamýyor. Bunu annesinin kalabalýk aile ortamýndaki yaþadýðý baskýlara baðlýyor: "Hep dedemin hükmü geçti.." Annesi güçsüz, çünkü ekonomik özgürlüðü yok. O yüzden de para kazanmayý önemsiyor. Dedenin ilk erkek torunu olan kardeþinin doðumunu hiç unutamýyor. Doðum ziyafetlerle, kurbanlar kesilerek kutlanmýþ. Þimdi büyümüþ olsalar da, ayrýmcýlýk sürüyor. Hayattan sadece huzur ve dinginlik bekliyor. Öznur için kadýnýn güçlü olmasý, susmayý bilmesi ve namuslu olmasý þart. Erkek de zeki, karizmatik, çalýþkan ve baþarýlý olmalý. Ayrýldýðý aþkýnýn acýsý hep aklýnda: "Bu acý sevgimin aþka dönüþmesini engelliyor... Olsun, niþanlýmla mutluyum." "Oðlum bana teyze diyor" Fatma 27’sinde. 12’sinden beri Ýstanbul’da. Üç ay önce boþanmýþ. Ekonomik özgürlüðü olduðu halde "genç kadýn yalnýz yaþayamaz" diye evini kapatýp ablasýnýn yanýna yerleþmiþ. Köyde anneannesiyle yaþayan 2.5 yaþýndaki oðlu onu "anne" deðil "teyze" biliyor. "En büyük hayalim ev sahibi olmak, oðluma ve bana kol kanat gerecek bir erkek ve oðlumun bana ‘anne’ diye seslenmesi." Kendisini mutlu olmayý bildiði için güçlü buluyor. "Hayat bana ne getirdiyse razý geldim, çünkü üstesinden gelebilecek gücüm vardý" diyor sükunetle. Konuþurken sýk sýk Ýslam dinine göndermeler yapsa da onun için önce annelik sonra din geliyor. Sonrasý evlilik, arkadaþlýk, eðlence, gezi ve aþk. "Çocukluðumdan beri çalýþýyorum. Ya Aþk, evlilik, çalýþmak Türkiye’de 17-18 yaþlarýnda evlilik aile izni ve hakim kararýyla olabiliyor. Ancak Türkiye Ýstatistik Kurumu’nun 2006 yýlý verilerine göre, her 100 kadýndan 32’si 18 yaþýndan önce, 60’sý ise 18-24 yaþ arasý evleniyor. Ortalama ilk cinsel iliþki yaþý 19.2 Her üç kadýndan biri ailelerin bulduðu biriyle ve aile kararýyla, üçte biri kendi kararý ve aile onayýyla evleniyor. Kalanlar da kendi kararýyla evleniyor. Aþk evliliði mi? Bilmiyoruz. Oraný bilinmemekle birlikte, özellikle kýrsal kesimlerde "imam nikahýyla evlilik" ve giderek azalan oranda çok eþli evlilikler de halen sürüyor. Ekonomik Kalkýnma ve Ýþbirliði Örgütü'nün (OECD) verilerine göre de, 20–30 yaþ grubunda her 10 kadýndan 6’sý ne okuyor, ne çalýþýyor. (Bia) 7 Mayýs 2008 Çarþamba Reþat Çalýþlar'la Arabesk Anarþi Üzerine 'Ýnternet fenomeni' olarak görülen Reþat Çalýþlar ikinci kitabýný çýkardý ve ardýndan Yazarýmýz Ali Ersin Kelleci’nin sorularýný cevapladý. Yazarýmýz Ali Ersin Kelleci’nin Reþat Çalýþlar ile Arabesk Anarþi Üzerine söyleþisini yayýnlýyoruz. Ýnternette kadýnlarla nasýl bir iliþkiniz var? Bence kadýnlarla internette reel hayattakinden tamamen farklý bir boyutta ve frekansta iletiþim kurmak mümkün. Türk kadýnlarý reel hayatta kýramadýklarý tabularýný internette kýrabiliyorlar. Örneðin internette bir kadýnla seks üzerine konuþmak çok kolay, kadýnlar internette gayet özgür ve gerçekçi bir þekilde görüþlerini dile getirebiliyorlar. Ayrýca bir kadýnýn internetteki davranýþlarýndan yola Ali Ersin Kelleci çýkarak ruhunu çözmek [email protected] konusunda da bir ustalýk geliþtirdim. Kadýnlarla internette yaptýðým sohbetler yazarlýðýmý besledikleri gibi, kendimi tanýma sürecime de katkýma bulundular. Ama tabii burada "ben çok çapkýným" gibi bir mesaj verme amacým yok. En sevmediðim þey, çapkýn görünmekten ve kadýn gurusu olarak anýlmaktan hoþlanan erkeklerdir. Ahmet Altan gibi "her kadýndan birþeyler öðrendim" geyiðine girmeyeceðim. Elbette kadýnlarýn bana zihinsel katkýlarý oldu, bir erkeðin sosyal zekasýnýn geliþmesinde kadýnlarla kurulan iletiþimin son derece önemli olduðunu düþünüyorum, ayrýca "hayat gurusu" olmakla "kadýn gurusu" olmanýn kýsmen paralel giden þeyler olduðu kanaatindeyim. Ama gene de bunlarýn reklam edilmesini hoþ bulmuyorum. Ayrýca internette kadýnlarla kurduðum diyaloglar Platon'un öðrencileriyle olan diyaloglarý kadar seviyelidir. Örneðin Msn'de hiçbir kadýna çýplak webcam açma teklifi göndermedim. Kadýnlarýn bedenlerinden çok beyinleriyle ilgiliyim. Gerçi ikisini tamamen baðýmsýz olarak irdelemek de doðru olmayabilir. Ýnternet dünyasýnda doðru þekilde tanýndýðýnýzý düþünüyor musunuz? Ne internet dünyasýnda ne de reel dünyada doðru þekilde tanýndýðýmý sanmýyorum. Benim iki farklý yüzüm var aslýnda. Biri eðlenceli/provokatif yüzüm, diðeri romantik/teorik yüzüm. Ýnternette bir "Entelektüel Ýnternet Mahir" olarak algýlanýyorum. Bu algýlama biçimi kýsmen doðru, kýsmen yanlýþ. Evet, içimde bir "Ýnternet Mahir" de gizli. Ama korkmayýn tek boyutum bu deðil. Ýç dünyamda çok romantik/teorik bir insaným. Türk filmi tadýnda duygusallýklardan hoþlanýyorum. Eski Almanlar gibi teori üretmeyi, genelleme yapmayý, toplumu kendi düþünsel kalýplarýma göre yorumlamayý, kesin yargýlarda bulunmayý seviyorum. Bazen canýnýzý sýkacak derecede entelektüalist olabilirim. Saatlerce Çin felsefesi, Japon popüler kültürü, Kore ahlak anlayýþý, Alman tarihi gibi konular üzerine konuþabilirim. Yani o sizin bildiðiniz "Light Reþat Çalýþlar"dan ibaret deðilim. Ben bir komedyen deðilim, olmak da istemedim, ama koþullar beni komedyen rolüne sürükledi. Diðer taraftan, klasik yazar ciddiyetinde biri de deðilim, olmak da istemem, hele de tipik bir Türk edebiyatçýsý olmak en son isteyeceðim þeydir. Youtube baþýnda romantik videolar izleyerek aðlayan Reþat Çalýþlar'ý pek kimse bilmez. Youtube'da bazý Ýtalyan filmlerinden kesitler buldum, onlarda Türk filmlerini andýran bir duygusallýk vardýr. Özellikle de Napoli'li müzisyen Nino D'Angelo'nun filmleri için bu geçerlidir. Ýnternette kýz arkadaþlarýma bu videolarýn linklerini gönderdim, onlarý izleyerek aðladýmý söyledim, çoðu "ben bu kadar da aþýrý duygusallýktan hoþlanmýyorum" dedi. Galiba günümüz kýzlarý için benim duygusallýk tarzým biraz demode ve abartýlý kalýyor. "Kadýn gurusu" kimliðiyle ilgi çeken yazarlar var. Mesela Ahmet Altan. Diðer taraftan "kadýnlara hitap eden yazar" kontenjanýndan yükselenler var. Mesela Tuna Kiremitçi. Siz kendinizi hangi gruba dahil ediyorsunuz? Kadýnlarýn dünyasýndan belli bir ölçüde anlamaya baþladýðýmý düþünüyorum, zaten kadýnlarýn dünyasýný anlayamayan bir insan toplumu anlayamamýþ demektir, toplumu anlayamayan bir insanýn da yazý yazmasýnýn ne kadar anlamlý olduðu elbette ki ortadadýr. Ama kadýnlar üzerine çok fazla yazan biri deðilim, þimdilik düþünme aþamasýndayým, ileride düþündüðüm þeyleri yazýya dökebilirim. Tabii dökmeyebilirim de... Ýlk kitabým daha çok erkek ruhuna odaklý bir kitaptý, o nedenle kadýn okurun ilgisini çekmedi. "Arabesk Anarþi" ise daha nötr. Bazý kadýnlar bana "kadýnlarý en iyi anlayan erkek sensin" diyor,bazýlarý ise tam tersini düþünebiliyor. Kadýnlarý iyi anlayýp anlamadýðýmdan emin deðilim ama kadýnsý bir beynim olmadýðýndan eminim. Dünyaya erkek rasyonalitesiyle bakýyorum. Bu rasyonalitemi her zaman belli edemiyorum. Erkeksi bir düþünce tarzým olmasýna raðmen günümüz Türk erkeklerine özgü olan "aþýrý özgüven", kendini en zeki, en yakýþýklý erkek zannetme eðilimi falan bende yok. Benim erkeklik biçimim, belki 19.yüzyýl Alman erkekleri gibi. Sakin, kendini bilen, ölçülü bir erkeklik diyelim... Yani öyle olduðunu umuyorum en azýndan. Ama gene de kadýnlara bakýþýmda Ortadoðulu bir damar da var. Ki bundan tamamen rahatsýz deðilim. Mesela Nietzsche, kadýnlarý en iyi anlayanlarýn Ortadoðulular olduðunu söyler. Solcu kýzlarla ilgili görüþleriniz (özellikle de aileniz baðlamýnda) çok tepki çekmiþti. Solcu kýzlar konusunda tam olarak ne düþünüyorsunuz? Hangi kýzlarý tercih ediyorsunuz? Bence en güzel kýz türü aslýnda apolitik olup da trend oldu diye Atatürkçü geçinen kýzlar. Solcu kýzlar iki çeþittir: Fanatik olanlar falan çok çirkin olurlar. Ama "light solcu"larýn güzelleri vardýr. Gerçi onlar da bana çok feminen gelmiyorlar genelde. Gerçi bazý taþralý solcu kýzlarda müthiþ bir feminenlik oluyor, ama bunlarýn sayýsý çok az. Saðcý kýzlar hakkýnda ne diyeceksiniz? Onlar da biraz solcular gibi yani aþýrý saðcý olanlar genelde çirkindir. Ilýmlý saðcý olanlarýnsa güzelleri var. Hatta bazýlarý tam bana hitap ediyor. Kapalý olanlarýnsa küçük bir grubu çok güzel bazýlarý çirkin ama gene de ilginç geliyorlar bir þekilde merak uyandýrýyorlar. Sosyomat.com'da tanýþtýðým sevgili dostum Aslý Özdemir'e bu görüþümü açtýðýmda þöyle demiþti kendisi: "bende de merak uyandýrýyorlar nasýl bu kadar mallýða meraklý olur bir insan" falan diye. Bazý açýklamalarýnýzda –Sizin tabirinizle- üst sýnýflardan yana tavýr alýyorsunuz. Bazý açýklamalarýnýzda ise tam tersine "Doðucu" ve Anadolucu bir tutum sergiliyorsunuz. Kendinizi sýnýfsal açýdan nasýl konumlandýrýyorsunuz? Bu konuda kafam oldukça karýþýk. Bazen "Eski Ýstanbul Eliti"nin bir uzantýsý olduðum hissine kapýlýyorum, bazense kendimi orta sýnýf bir birey olarak görüyorum. Bazý davranýþlarýmda ise alt sýnýf ya da taþralý denilebilecek çizgiler gözlemlenebiliyor olabilir. Ýçten içe çok Doðulu bir boyutum var. Yani Fazýl Say gibi deðilim. Beynimin kýsmen 19.yüzyýl Almancasýnýn mantýðýyla çalýþmasýna raðmen, özümde tuhaf bir doðululuðum var. Ailemin ekonomik durumu açýsýndan orta-üst sýnýfa dahilimdir herhalde. Kültürel olarak ise, hem alt sýnýf kültüründen, hem orta sýnýf kültüründen, hem de üst sýnýf kültüründen bir takým öðeleri sentezleyerek kendime özgü bir kolaj yarattým. Türk milliyetçiliði konusundaki pozisyonunuz nedir? Milliyetçiliðe eðiliminiz olduðu doðru mu? Ben bir küreselci-milliyetçiyim. Ya da daha doðrusu bir küreselci-yurtseverim. Yani ekonomik ve siyasi alanlarda küreselciyim, hatta AB yanlýsýyým. Ama Türkiye'nin kültürel yapýsýnýn anlaþýlmasý için Türk milliyetçiliðinin detaylý ve önyargýsýz þekilde analiz edilmesi gerektiðini düþünüyorum. Türk milliyetçilerinin yarattýklarý kültürel deðerleri saygýyla, hatta yer yer hayranlýkla karþýlýyorum. Türk halk kültürünün ruhunda milliyetçilik/yurtseverlik ve Ýslamcýlýk vardýr. Bu iki þeyi dýþarýda býrakýrsanýz geriye Türk ruhu diye bir þey kalmaz. Ama milliyetçiliðin/yurtseverliðin ve Ýslam'ýn farklý tonlarý var tabii. Milliyetçiliði/yurtseverliði ve Ýslam'ý daha ýlýmlý, daha sakin hale getirmek mümkün ama onlara topyekün karþý durarak ciddi bir sonuç almak pek mümkün deðil. Mesela ülkücülerin þöyle bir lafý vardýr: "Ýslamiyet ruhumuz, Türklük bedenimizdir". Ben "Ýslamiyet ruhumdur, Türklük bedenimdir" demiyorum, ama bu cümleyi kuranlarý sonuna kadar anlýyorum ve çok önemli bir þeyi dile getirdiklerini düþünüyorum. Bu cümlenin tonunu "agresif" ya da "faþist" bulabilirsiniz. Bu ülkenin nüfusunun %50'sinin bile ýrksal olarak Türk olmadýðýný, ayrýca önemli bir bölümünün Ýslam dinine inanmadýðýný, inansa bile Ýslam'ý ruhunun merkezine oturtmadýðýný söyleyebilirsiniz. Evet... Ama "Ýslamiyet ruhumuz, Türklük bedenimizdir" cümlesinde her þeye raðmen kýsmen gerçek bir yan da var. Üstelik çok kritik bir gerçek. Ýþte solcular bu temel sosyolojik gerçeði ýskalýyorlar. "Ýslamiyet ruhumdur, Türklük bedenimdir" diyenleri anlamadan yapýlan hiçbir siyasetin bu ülkede þansý yoktur. Bu þekilde yapýlan siyaset ancak meclise etkisiz baðýmsýz milletvekilleri sokar. Mesela Ufuk Uras'ý sokar. Ufuk Uras'ý sempatik buluyorum, orijinal buluyorum, farklý bir ses olarak önemsiyorum, bir eleþtirmen olarak önemsiyorum. Ama siyasi açýdan pek ciddiye almýyorum. Solcularýn(burada hem ulusalcý hem liberal solcularý kastediyorum) Türk ruhunu, Türk halk kültürünün damarýný yakalamalarý bence imkansýz. Tabii, bu söylediklerim, þu anki siyasi sistemimizin en büyük milliyetçi partileri olan MHP'nin ve CHP'nin parti politikalarýna karþý olmamý engellemiyor. Küreselci-milliyetçi tanýmlamasý haricinde kendimle ilgili yapmak istediðim bir kimlik tanýmlamasý da þu: Bohem-yurtsever. Bu konuda Alman yönetmen Fassbinder'in Almanlýða bakýþ açýsýný kendime model alýyorum. Gene de son olarak þunu belirteyim: Milliyetçilik kelimesinin klasik anlamýyla bir milliyetçi deðilim kesinlikle. Alman lisesi mezunusunuz. Almanya'da uzun süre kaldýnýz. Alman kültürünün kiþiliðiniz ve düþünce tarzýnýz üzerinde ne gibi etkileri oldu? Almanca'nýn kendine özgü mantýðýnýn düþünsel sistemimi þekillendirdiðini düþünüyorum. Almanca çok felsefi, matematiksel ve rasyonel bir dil. Türkçe ise duygusal, sübjektif, kavgacý bir dil. Ben özellikle 19.yüzyýl Almancasýndan çok etkilendim. Dünyayý 19.yüzyýl Almancasýnýn düþünsel sistemiyle algýlýyorum. Günümüz Alman gençlerinin kesinlikle ilgi duymadýklarý eski Alman kültürüne inanýlmaz bir hayranlýðým var. En az bilinen yazarlarý bile inceliyorum. Diðer taraftan, günümüz Almanyasý ve günümüz Almanlarý ile pek olumlu bir iliþkim olduðunu söyleyemeyeceðim. Günümüz Almanyasý'nýn Goethe, Nietzsche, Hölderlin, Schopenhauer gibi dahilerin Almanyasýyla hiçbir benzerliði yok. Üzerimde etkili olan tek kültürel olgu eski Alman kültürü deðil. Türk sokak kültüründen de etkilendim. Ýstanbul'un Kadýköy ilçesinde yetiþmem baðlamýnda Kadýköy kültüründen de etkilendim. Özellikle de Kalamýþ kültüründen. Baba tarafýmýn Çukurovalý olmasýndan ötürü içimde Arap kültüründen de bir þeyler taþýyorum. Bilgi Üniversitesinde okuduðum için tiki kültüründen etkilendim. Birbiriyle çeliþen birçok þeyin bileþimiyim. Bir yaným eski Alman yazarlar gibi objektif, soðuk, ironik, bir diðer yaným ise tam tersine Türk laubaliliði ve Türk sýcaklýðý içeriyor. Bir Alman gibi sistematik düþünüyorum, ama bir Türk gibi tembel, sempatik ve daðýnýðým. Düþünce tarzým Türk sol kültüründen de yoðun þekilde etkilendi, ama düþüncelerimin içeriði Türk sol kültürüne karþý çýkan nitelikteler. Ýnternet dünyasýnda çok üzerinize gidenler var. Sert eleþtiriler alýyorsunuz. Bu eleþtiriler psikolojik dengenizi etkiliyor mu? Ýnternet dünyasýnda çok fazla tepki göðüsledim. Yüzlerce insan, zekasýný beni yýpratmak için kullandý. Ama aldýðým sert eleþtirilerin zarardan çok yararýný gördüðümü söyleyebilirim. Karþýlaþtýðým eleþtiriler sayesinde eksik olduðum konularý gördüm ve düþünce tarzýmý güncelleme fýrsatý buldum. Tabii bu da bir anda olmadý. Bana yapýlan birçok haklý eleþtiriyi ilk baþta reddettim, ama zamanla haklýlýklarýný anladým ve yararlarýný gördüm. En sýk takip ettiðiniz siteler hangileri? Gazetelerin internet sitelerine sýk sýk bakarým. Youtube'da, Almanca, Portekizce, Ýtalyanca ve Ýspanyolca þarkýlarýn videolarýný izlerim. Ekonomik konular için bigpara.com ve finanstrend.com'u takip ederim. Ama benim için en vazgeçilmez olan internet mecralarý Facebook, Medyatava ve Ekþi Sözlük. Medyatava, Ekþi Sözlük ve Facebook'la ilgili görüþlerinizi anlatýr mýsýnýz? Medyatava oldukça özel bir fenomen. Kendi özgün dilini yaratmýþ bir site. Elbette medya polemiklerinin özel bir tadý ve kendine özgü bir takipçi kitlesi var. Bir dönem ben de medya polemiklerini en ince ayrýntýsýna kadar takip ederdim. Medyatava, medya siteleri arasýnda özel bir konuma sahip. Hatta bir klasik oldu. Ama medyatava þöyle bir riskle karþý karþýya: Ýnsanlar artýk Engin Ardýç'ýn, Fatih Altaylý'nýn, Hýncal Uluç'un, Ali Kýrca'nýn, Reha Muhtar'ýn, Ahmet Çalýk'ýn(ki bu isimlerle kesinlikle bir problemim yok, onlarý burada sadece örnek olarak veriyorum) ve diðer medya kurumlarýnýn ve medya öznelerinin maceralarýndan sýkýlýyorlar. Ýnsanlar artýk hayatlarýnýn merkezine ünlüleri deðil kendi kendilerini oturtmaya baþladýlar. Artýk herkesin starý kendisi. 90'larda Reha Muhtar popüler bir espri konusuydu, ama artýk deðil. Medya plazalarý ve oralarda dönen olaylar, 90'lý yýllarda olduklarý kadar büyük bir ilgi odaðý deðiller. Gerçi elbette ki hala bu plazalarda çalýþan binlerce insan var, o nedenle de Medyatava asgari bir okur grubunu mutlaka koruyacaktýr. Ne olursa olsun, Medyatava'nýn bu durumu iyi analiz etmesi ve bu baðlamda vizyonunu geniþletmesi gerektiði kanýsýndayým. Ekþi Sözlük'e gelince... Ekþi Sözlük de týpký Medyatava gibi Türk internetinin içindeki özel fenomenlerden biri. Dünyada benzeri olmayan bir oluþum. Ama Ekþi Sözlük'ün kendi büyüsüne fazla kapýlýyor olabileceði kanaatindeyim. Ekþi Sözlük, kendi kendisine fazla hayran olduðu için eski yaratýcýlýðýný sürdüremiyor. Gene de, her þeye raðmen Ekþi Sözlük'i bir kült olarak görüyorum. Facebook ise internetteki yeni dönemin baþlangýcýný simgeleyen bir oluþum. "Modasý geçti" dense de, bence Facebook gizliden gizliye bütün Türkiye'yi kuþatmaya devam ediyor. (Bitti) 7 Mayýs 2008 Çarþamba CHP'den muhtarlara ziyaret Hasan Kaya [email protected] Deniz çoðalýyoruz Ayný þeyleri yaþadýðýmýz yanýlsamasý içinde tarihin bir tekerrür olduðunu söylüyoruz, düþüp bir masalýn içine, korkularýna yenilmiþ, telaþýný saklamayan bir masal kahramaný gibi duyumsuyoruz kendimizi. Bir varmýþ, bir yokmuþ ile baþlayan bu masalda iyilerin sayýsý artmýyor sanki. Karþý çýkanlarýn hepsi yedi kiþi, yedisinin boyu beþ karýþ, yedi cüce. Ýsteseler de güzeli koruyamýyor, kötülere güç yettiremiyorlar. Çok uzaklarda bir yerlerde, evvel zaman içinde kalmýþ, güzeli öpen, uyandýran prensler yok artýk. Söven, sövdüðü ile kalan karanlýðýn kara donlu zalimleri, yaptýðý ile kalýyor. Dönen zaman içinde onlarýn sözü geçiyor halâ. Alýn teri döktüðümüz, göz nuru akýttýðýmýz, çalýþýp çok etiðimiz onlarýn oluyor, dolan cep onlarýn, artan servetler onlarýn kasalarýnda kalýyor. En serbestinden piyasa ekonomisi, yabancý sermaye, bono, tahvil, döviz kurlarý, borsa oyunlarý, dönen çarklar, ellerinde salladýklarý nalýncý keseri her vurmada kendine yontuyor. Onlar hep kendine demokrat, hep kendine Müslüman, eþ olmak, eþit olmak, sayfalarý solmuþ Yurttaþlýk Bilgisi kitabýnda unutulmuþ bir satýr. Sulucakarahöyük/HACIBEKTAÞ CHP Nevþehir Ýl ve Merkez Ýlçe teþkilatý yöneticileri, yerel seçimler öncesinde mahalle ve köy muhtarlarýný ziyaret ederek, sýkýntýlarýný dinledi. CHP Ýl Baþkaný Bülent Yumuþ, Merkez Ýlçe Baþkaný Cemal Aydeniz ve diðer parti yöneticileri ile birlikte Nevþehir Muhtarlar Derneði'ni ziyaret etti. CHP olarak Yerel Seçimler öncesinde mahalle ve köy muhtarlarýný ziyaret edeceklerini belirten Ýl Baþkaný Yumuþ, bu ziyaretlerin ilkini Muhtarlar Derneði'ni ziyaret ederek gerçekleþtirdiklerini kaydetti. Mahalle ve köylerinin dertleri hakkýnda bilgiler alarak çözüm önerileri üreteceklerini ve bunlarý ilgili makamlara ileteceklerini ifade eden Yumuþ, "Yerel Seçimlere kadar il genelindeki tüm mahalle ve köy muhtarlarýný yerlerinde ziyaret edeceðiz. Bu ziyaretlerde muhtarlarýmýzdan mahallelerinin sýkýntýlarý hakkýnda bilgiler alacaðýz. Bu meseleleri valiliðimiz, kaymakamlýklar ile belediyelerimize iletip, takipçisi olacaðýz. Ayrýca ziyaret ettiðimiz mahalleler de Yerel Seçimler öncesinde bizlere kaynak olarak çeþitli verileri de toplayarak bir rapor hazýrlayacaðýz" dedi. Demokrasilerin birinci basamaðý olan Bakanlýktan kene uyarýsý! Dilin kemiði, yalanýn, aymazlýðýn sýnýrý yok. Onlarýn memleket dedikleri; babalarýnýn çiftliði görüp, haraç mezat satýlýða çýkarttýklarýdýr. -Eve gelindiðinde vücut (koltuk altý, kulak içi ve çevresi, göbek deliðininin içi, dizlerin arkasý, saç ve kýllý bölgelerin içi ve çevresi, bacak arasý, bel bölgesi) kene yönünden kontrol edilmeli, kene varsa en yakýn saðlýk kuruluþuna gidilmeli. Kene bir çýmbýzla, deriye yapýþtýðý yerden tutulup saða sola oynatýlarak çivi çýkarýr gibi çýkarýlmalý. Kuru ekmek, katýksýz yalanla besleniyoruz halâ. Dönüp baktýðýmýz yüz, sýktýðýmýz el yalan söylüyor. Kitaplar, gazeteler sür manþetler yalan söylüyor. Verdikleri söz, ettikleri dualarý yalan. Yalanlarýndan kaçýp düþtüðümüz bir uçurum boþluðunda asýlý kalan gözlerimiz, düþen sesimiz param parça kendini ararken, ince bir kadýn sesi, aðlayan çocuk, aç gezen ev kedisi sessizliði içinde kapýdan süzülüp dar odalarda dört döner yoksulluk. Ýþsizlikle gelen yokluðun, yoksulluðun yendiði adamlarýn elinde kendini atar akþamýn yorgun sedirlerine çaresizlik. Gecenin mavisi, gidemediðimiz denizler, solan kýr çiçekleri, açan nergis, papatya, “güzel günler göreceksiniz çocuklar” dediðimiz, söz verip tutamadýðýmýz, bin Ali, bin Ayþe tutuyor elimizi. Çocuklar gelincik sesiyle konuþuyorlar, dokunup uyandýrýyorlar sabahý, mavi gülen deniz çoðalýyoruz. Masallarla kandýrdýðýmýz, gecenin beþiklerinde ninnilerle sallayýp uyuttuðumuz çocukluðumuz kalkýp düþüyor yollara. Yollardayýz yeniden, varsýn az gittiðimiz uz olsun, dönüp ardýmýza baktýðýmýzda, gittiðimiz bir arpa boyu yol olsun. mezbaha gibi kenelerin yaþam alanlarýnda bulunanlar, repellent olarak bilinen böcek kovucu ilaçlarý vücutlarýna sürerek veya elbiselerine emdirerek kullanabilirler. -Kenelerin bulunabileceði yerlere yada pikniðe gidildiðinde, bacaklarý kapatan kýyafetler tercih edilip uzun kollu giysiler giyilmeli, pantolonlar, çoraplarýn içine sokulmalý ve kapalý ayakkabýlar giyilmeli. Açýk renkli kýyafetler kene tespitini kolaylaþtýrdýðýndan tercih edilmeli. Dillerinden düþmeyen hep o bildik nakarat, ayný söz dizimi: “Memleketim, memleketim, güzel memleketim.” Sokaða açýlan kapýsý lâl evlerin yalnýzlýðýnda bakmalar bir kapý aðzýndan içeri, bir pencerenin pervazýnda, diyecek sözünü yitirmiþ susmalarýyla kadýnlar, hayata küs uzak rüzgârlarýn salladýðý oyasý solmuþ mendildir artýk. muhtarlarýn ancak seçimler de hatýrlanmasýndan yakýnan Muhtarlar Derneði Baþkaný Hüseyin Altýnýþýk ise, CHP yöneticilerine baþlattýklarý bu çalýþmadan dolayý teþekkür etti. (Khbr) Sulucakarahöyük/HACIBEKTAÞ Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý, daha çok bahar aylarýnda ortaya çýkan Kýrým Kongo Kanamalý Ateþi (KKKA) Hastalýðý konusunda vatandaþlarý, alýnmasý gereken önlemler konusunda uyardý. Tarým ve Köyiþleri Bakanlýðý'ndan yapýlan açýklamada, KKKA hastalýðýna karþý, her yýl hastalýðý taþýyan keneler faal duruma geçmeden konuyla ilgili tüm kurum ve kuruluþ personeline hizmet içi eðitim verildiði belirtildi. 2008 yýlýnda, hastalýkta rol oynayan kenelere yönelik yeni mücadele yöntemlerinin hastalýðýn görüldüðü ve riskli iller olan Ýzmir, Çanakkale, Balýkesir, Manisa, Aydýn, Denizli, Muðla, Yozgat, Çankýrý, Kýrþehir, Amasya, Tokat, Sivas, Kayseri, Nevþehir, Kýrýkkale, Çorum, Erzurum, Gümüþhane, Bayburt, Erzincan, Tunceli, Elazýð, Bingöl, Muþ, Aðrý, Iðdýr, Kars, Ardahan ve Artvin'de görev yapan Hayvan Saðlýðý Þube Müdürleri, veteriner hekimler ile ilgili kurumlarýn personeline eðitim verildiði kaydedildi. VATANDAÞLARIN ALMASI GEREKEN ÖNLEMLER Bakanlýktan yapýlan açýklamada, vatandaþlardan da koruyucu önlemler konusunda dikkatli olmalarý istendi. Bakanlýðýn korunma önerileri ise þöyle: -Keneler uçma ve sýçrama kapabiliyeti olmadýðýndan genellikle yerde bulunur. Bu nedenle vatandaþlarýn uzun otlarýn, çimenlerin ve çalýlýklarýn bulunduðu yerlerde dolaþýrken dikkatli olmalarý gerekir. -Hayvancýlýkla uðraþan, tarlada ya da -Kenenin uzaklaþtýrýlmasýndan sonra, ellerin su ve sabunla yýkanmasý, kenenin ýsýrdýðý bölgenin ise iyot çözeltisi gibi bir antiseptikle, alkole veya deterjanlý su ile temizlenmesi gerekir. -Keneler çýkartýlýrken öldürülmemeli ve patlatýlmamalý. -Keneleri vücuttan uzaklaþtýrmak için, üzerine sigara basmak veya kolonyo ve gazyaðý dökmek gibi yöntemlere baþvurulmamalý. -Görev nedeni ile risk grubunda yer alan kiþilerin hayvan ve hasta insanlarýn kan ve vücut sývýlarýndan korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske vebenzeri giymeleri gerekmekte. -Kýzarýklýk ve yüksek ateþ gibi Kýrým Kongo Kanamalý Ateþi hastalýðýnýn belirtilerinin görülmesi halinde hemen en yakýn saðlýk kuruluþuna baþvurmak gerekir. (Ajanslar) 7 7 Mayýs 2008 Çarþamba Meral Salman [email protected] Yaðmur için dua ettiler Sulucakarahöyük/NEVÞEHÝR REKLÂMLAR, REKLÂMLAR… Bugünlerde beni zývanadan çýkaran bir reklâm var, genç kadýnlar, eski bir pop müzik þarkýsýnýn reklâma uyarlanmýþ sözlerini söyleyerek, yatak örtülerinin, havlularýn, perdelerin arasýnda hoplayýp zýplýyorlar. Bazýlarý hayatlarýna monoton diyormuþ ama onlar evlerinde perde, çarþaf ve havlularýyla pek mutlularmýþ, bu minvalde bir þeydi þarkýnýn reklâma uyarlanmýþ sözleri. Hayatýn anlamýný ve mutluluðu kumaþ parçalarýnda bulmuþ reklâm kadýnlarý. Meta fetiþizmi falan nedir ki, basbayaðý fetiþizm bu kadýnlarýnki! Evler de pek nezih, sanki o ev kendi kendine temizleniyor, bezdirici ve sonu gelmeyen ev iþleri de yok haliyle. Sosyal güvenceye ve hiçbir ücrete tabi olmayan, görünmeyen, yok sayýlan evi içi emeði de ne ola ki, hiç duymamýþlar bile! Bu kadýnlar bütün gün perdelerin, örtülerin, havlularýn üstünde, yanýnda, altýnda mutlu mutlu debelenip, þarký söylüyorlar. Hayatlarý monoton mu? Ne münasebet, ürün sahibi firmaya ve reklâm ajansýna göre havlulardaki, perdelerdeki derin anlamý keþfedemeyenlerin yüzeysel tespitleri bunlar! Genç, modern görünümlü, hali vakti yerinde bu reklâm kadýnlarýnýn evlerinde oturmak ve ev eþyalarý arasýnda dans edip þarký söylemek suretiyle o evlere nasýl sahip olduklarý meçhul. Evde ne erkek görüyoruz, ne de çoluk çocuk. Bu kadýnlar nasýl yaþarlar, nasýl para kazanýrlar? Evde ve herhangi bir iþ yerinde çalýþýyor gibi de görünmüyorlar. Ne güzel hayat bunlarýnki, ne rahat! Sanki evlerin içinde emek sömürüsü yok, yoksulluk yok, sanki duygusal ve fiziksel þiddet evlerin içlerinde kol gezmiyor, sanki ev pek çok kadýn için cezaevi, tutsaklýk, kölelik deðil… Kadýn olmak zor, erkek egemen zihniyetten beslenen savaþýn ve þiddetin, kapitalizmin yarattýðý sefaletin, vahþi tüketim kültürünün ilk hedefi kadýnlar çünkü. Bu ülkede kadýn olmaksa çok daha zor, çünkü saldýrý her yerden, hoyratlýk, ikiyüzlülük, aymazlýk öylesine kanýksanmýþ ki. Kadýnlar þiddet görürken, tecavüze uðrarken, öldürülürken, cinsiyet ayrýmcýlýðýný hayatýnýn her alanýnda yaþarken, barýþ elçisi sanatçý bir kadýn bu ülkede tecavüze uðrayýp öldürülmüþken, dini bütün ve ayný zamanda suikastçý bir gazeteci yoksulluklarýndan faydalanýp küçücük bir kýza tecavüz edip, kýzýn annesini de buna ortak ederken, tesettür giysilerinden cebini doldurmuþ bir kendini bilmez üç karýsý olduðunu beyan edip, sanki bu ülkede medeni kanun yokmuþ, hiç olmamýþ gibi rahat, kendi sefil erkeklik anlayýþýna dayanak olarak dini referans gösterirken ve kadýnlara hakaret ederken, kadýnlarýn yerine konuþan, karar veren babalarý, aðabeyleri, amcalarýyken; eðitimsiz, iþsiz, evlenmekten ve çocuk doðurmaktan baþka seçenek sunulmayan gencecik kadýnlar çaresizlikten evde otururken ve evlenmeyi beklerken bu da yetmezmiþ gibi baþbakanlarý da çýkýp üç çocuk doðurmalarýný isterken… Birileri sýrf ürünleri daha fazla satsýn diye kadýnlara mutluluklarý için evi, hayatýn anlamý olarak da tekstil fabrikalarýnda iþçilerin asgari ücretle ve belki de sigortasýz günde bilmem kaç saat çalýþarak ürettikleri kumaþ parçalarýný iþaret ediyor. Ne hoþ, ne güzel, birileri kadýnlarla dalga geçiyor! Nevþehir'in Gülþehir ilçesine baðlý Gümüþkent kasabasýnda vatandaþlar, Yüksekli köyündeki çiftçiler ile birlikte Yaðmur Duasý'na çýktý. Gümüþkent beldesindeki Ýçmece mevkiinde toplanan yaklaþýk bin 500 kiþi ilk olarak yaþanan kuraklýðýn sona ermesi için kurban kesti. 2 inek ve 5 koyunu kurban eden vatandaþlar daha sonra hep birlikte namaz kýlarak imamlar tarafýndan okunan Kuran-ý Kerim'i dinledi. Emekli Ýmam Hüsamettin Boncukçu tarafýndan yaptýrýlan 'Yaðmur Duasý' na ise vatandaþlar ellerini ters çevirerek katýldý. Dua sýrasýnda Emekli Ýmam Boncukçu, "Allah'ým topraðýmýz yandý küle döndü. Hayvanlarýmýz aç kaldý. Bizlerden rahmetini esirgeme yarabbi" dedi. Gümüþkent Belediye Baþkaný Þakir Bayramý'nda katýldýðý dua sonrasýnda, Gümükent ve Yükseklili vatandaþlar hep birlikte kavurma ve pilav yiyerek daðýldýlar. Yemek yapýmý için yaklaþýk 1 ton et kullanýldýðý öðrenildi. Çiftçiler yaðmur bekliyor Nevþehir'de yaþanan kuraklýk çiftçileri yaðmur duasýna çýkarttý. Ellerini semaya açarak yaðmur dileyen çiftçilerden bazýlarý gözyaþlarýna hakim olamadý. Hava sýcaklýklarýnýn mevsim normallerinin üzerinde seyrettiði Nevþehir'de, son aylarda yaþanan kuraklýk nedeniyle çiftçiler yaðmur duasýna çýktý. Nevþehir'in Acýgöl ilçesine baðlý Tatlarin beldesi Merkez Camii önünde toplanan vatandaþlar yaðmur yaðmasý için dua etti. Bu arada, duaya katýlan çocuklara, bazý vatandaþlar tarafýndan çikolata ve þeker daðýtýldý.(Khbr) Dizayn Edilmiþ Bebek Geliyor göründüðü ifade ediliyor. Ortaya çýkan yavru hem ana babasýnýn hem de deri hücresini veren kiþinin bazý genlerine sahip oluyor. Sulucakarahöyük/HACIBEKTAÞ Klonlama alanýnda kolay teknikler geliþtirilmesi yeni bir 'tehlikeyi' daha ortaya çýkardý. Klonlama alanýnda koyun Dolly'de kullanýlan teknikten daha kolayýnýnýn geliþtirilmesinin, dizayn edilmiþ bebeklerin hayat bulmasý "tehlikesi"ni ortaya çýkarttýðý bildirildi. Ýngiliz Independent gazetesinin, "Þimdi klonlanmýþ çocuðu üretecek teknolojiye sahibiz" manþeti ile tam sayfa kapaktan verdiði habere göre, yetiþkin hayvanlarýn deri hücrelerinden bebek fare yaratma prosedürünü uygulayan bilim adamlarý, bu tekniði Dolly'de uygulanan teknikten daha verimli bulduklarýný ve daha az yan etkiye sahip olduðu için insanlar üzerinde kullanýlmasýnýn daha kabul edilebilir olduðunu belirttiler. Fare, tüp bebek yöntemiyle üretilen erken embriyolara yetiþkin bir hayvanýn deri hücrelerinin eklenmesiyle yaratýldý. Sonuçta ortaya çýkan yavrulardan bazýlarý kýsmi klon olurken, bazýlarý da Dolly gibi tam klon oldular. Dolly tekniðinin tersine, prosedürün çok basit ve verimli olmasýnin kýsýr ana babalarýn kendi biliojik çocuklarýna sahip olmalarý için kullanýlabileceði endiþesini doðurduðu kaydedildi. Haberde, fare üzerindeki çalýþmalarýn ortaya çýkarttýðý sonuçlara göre, bir insana ait deri hücresini alýp, onu embriyonik duruma geri programlamak ve bir insan embriyosuna eklemenin mümkün "Bu uygulama etik dýþý ve tehlikeli olur ancak bazýlarý bugün gerçekleþtiriyor olabilirler" diyen Amerikan Bioteknoloji þirketi Advanced Cell Technology'nin bilim yöneticisi Robert Lanza, "Bu yeni teknikle bir çocuk üretme olanaðýna sahibiz, bu teknik insanlara uygulanýrsa sonuçlarý çok ciddi olur" diyerek sözlerine devam etti. The Ýndependent de, geçen sene, insan deri hücrelerinde geliþtirilen teknik ilk kez uygulandýðýnda, Katolik kilisesi ve ABD Baþkaný George Bush'un, insan embriyosu yaratmadan veya yok etmeden, kök hücrelerin üretilmesi için ahlaki bir yöntem olduðunu belirterek, çalýþmayý övdüklerini anýmsattý. Robert Lanza ise, bu noktada bu konuyu düzenleyen bir yasa veya düzenlemenin bulunmadýðýný belirtirken Katolik kilisesi ve diðer geleneksel kök hücre karþýtlarýnýn þu anda bu teknolijinin harika olduðunu düþünürlerken, ileride en büyük kabuslarýndan biri olabileceðini belirtiyor. (Gercekgundem.com) önünden gitmeyen bir baþka sahne ise, idam cezasýný veren mahkemenin baþkaný Ali Elverdi’nin, bir aðaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin daraðacýna doðru yürürlerken Elverdi, sigarasýný tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranýþý da, bir iþkence olarak tanýmlýyorum. Çünkü o sigara acý deðil, bir keyif sigarasýydý. Deniz Gezmiþ’e idamda iþkence etmiþler DENÝZ’ÝN AYAKLARI MASAYA DEÐDÝ Deniz Gezmiþ ve arkadaþlarýnýn avukatý idam günüyle ilgili hiç bilinmeyenleri ilk kez açýkladý.. 25 DAKÝKA CAN ÇEKÝÞTÝ Bugün 87 yaþýnda olan, 5 yýldýr kanser ve astým tedavisi gören, bir dönemin tanýðý Avukat Halit Çelenk, Ankara Bahçelievler’deki evinin kapýlarýný AKÞAM’a açtý. 68 kuþaðýnýn önderleri, Deniz Gezmiþ, Yusuf Aslan ve Hüseyin Ýnan’ýn, 6 Mayýs 1972 sabahý Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda daraðacýna gidiþlerine avukat Mükerrem Erdoðan’la birlikte tanýklýk eden Çelenk, “Ýdam Gecesi Anýlarý” adlý kitabýnda dahi söz etmediði önemli bir olayý AKÞAM’a anlattý. Çelenk’in “Bir türlü gözümün önünden gitmiyor” dediði saatler þöyle: Ýnfaz kesinleþince daraðacýnda can vermenin ne kadar süreceðini düþündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduðumuz “Adli Týp” kitabýnda, asýlarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleþeceði yazýyordu. Deniz’in infazýný unutamýyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yýllýk yaþamda geçirdiðim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliðimi anlatamam. Avukat arkadaþým YASSIADA’DA BABAMA AKTÖR GÝBÝ ROL YAPTIRDILAR YUSUF PENCEREDEN ÝZLEDÝ Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan daraðacý, baþgardiyanýn odasýnýn penceresinden net bir þekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiðimizde Deniz bu odaya alýnmýþtý ve pencerenin tam karþýsýndaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceði daraðacý, tam karþýsýnda duruyordu. Hazýrlýklar tamamlandýktan sonra Deniz’i daraðacýna çýkardýlar. Ýnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini veriþini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazýný saniye saniye gördü. Bunu kitabýmda bile yazmadým, sadece Yusuf Aslan’ýn, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra ayný daraðacýnda ölecek birine, arkadaþýnýn infazýný seyrettirmekten daha aðýr bir iþkence olabilir mi? Mükerrem Erdoðan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartýþmaya baþladýk. Bunu fark eden cellat yanýmýza yaklaþtý ve “Deniz çok aðýr olduðu için ip kopmasýn diye çift ilmik kullandým. Ýnfaz çift ilmik kullandýðým için uzadý” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazýn, çift ilmik atýlarak 25 dakika sürmesinin adý da, “iþkencedir”. Cellatýn açýklamasýndan sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarýnda tek ilmik kullanýldý. 87 YILIMIN EN ZOR ANI Halit Çelenk idam gecesini “87 yýllýk yaþamda geçirdiðim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliðimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamýn üzerinden 35 yýl geçmesine karþýn o geceyi dair her þeyi çok net hatýrlýyor. MAHKEME BAÞKANI SÝGARA ÝÇTÝ Denizlerin idamý sýrasýnda gözümün BAÞSAÐLIÐI Gazetemizin gönüllülerinden ve arkadaþýmýz Gülten Cesur’un Akçataþ Köyü’nde yaþayan amcasý Yýlmaz Özkavak Hak’ka yürümüþtür. Arkadaþýmýza ve tüm yakýnlarýna baþsaðlýðý diliyoruz. ÝLAN Danacý Kundura uygun fiyata satýlýktýr. Deniz, sehpaya çýkarýldýktan sonra ayaklarýnýn altýndaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanýn üzerinde bir süre döndükten sonra düþtü. Ancak Deniz boþlukta asýlý kalmadý. Çünkü boyu uzun olduðu için ayaklarý masaya deðiyordu. Bu durumu gören Savcý Yardýmcýsý Veysi Sami, cellatý uyararak, “masayý çek, masayý çek” diye baðýrdý. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Daraðacýndaki kiþinin o saniyelerde neler yaþadýðýný düþünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduðunu bile bile, ayaklarýnýn deðeceði bir masa konulmasý, “iþkence”den baþka hangi sözle açýklanabilir? Adnan Menderes’in, idamýna saatler kale prostat kontrolünden geçirilmesine iliþkin tartýþmalar sürerken, Menderes gibi idama mahkum edilen, ancak yaþý nedeniyle cezasý infaz edilmeyen 3’üncü Cumhurbaþkaný Celal Bayar’a, tutuklu bulunduðu Yassýada’da rol yaptýrýldýðý ortaya çýktý. Bayar’ýn kýzý Nilüfer Gürsoy, yýllardýr gösterilen Bayar ve Menderes’in Yassýada’ya getiriliþ sahnesine iliþkin filmin, bir mizansen olduðunu söyledi. 1960 Ýhtilali’ne iliþkin belgesellerde de kullanýlan görüntülerin, Bayar, Menderes ve gözaltýndaki diðer siyasilerin Yassýada’ya getirilmelerinden çok sonra çekildiðini belirten Nilüfer Gürsoy, “Babamýn ve Menderes’e aktör gibi rol yaptýrmýþlar. Babamýn intihar giriþimine, rol yapmaya zorlanmasý neden olmuþ” dedi. Gürsoy, idam cezasý infaz edilen Adnan Menderes’e iliþkin görüntülerin çoðunun gerçekleri yansýmadýðýný belirtti. Menderes’in, odadan odaya geçiþini gösteren filmin de mizansen olduðunu vurgulayan Gürsoy, “Gerek babamýn, gerekse Menderes’in ayrý ayrý tutulduklarý odalardan çýkmalarýna izin dahi verilmiyordu. Menderes’e zorla rol yaptýrýldýðý gibi, filmde sevimsiz görünmesi için makyaj yapýlarak kamera karþýsýna geçirildiðini de biliyorum” dedi. Akþam (11 Ocak 2007 11:30) KAÝM SPOR AYAKKABI & GÝYÝM MAÐAZASI HÝZMETÝNÝZDE ADÝDAS KNETIKS LOTTO NÝKE KONVERS SATILIK ARSA Savat Mahallesi Cadde üzerinde 730 m2 arsa acilen Herkesin bütçesine uygun modeller Tiþört & Eþofman & kot pantolon Uygun fiyatlarla kaynaðýndan alýn satýlýktýr. ÝLAN Ýki günde bir ev iþlerini görebilecek, yemek yapabilecek, kabiliyetli, yetenekli, çalýþkan bayan eleman arýyorum. Müraaacat: Halis Yýlmaz Tel: 0384 441 31 69 Telefon: 0 384 441 31 04 Nevþehir Caddesi/ Askerlik Þubesi karþýsý Hacýbektaþ Tel:03844413474 E-posta:kaimulas@hotmail. com
Benzer belgeler
Gençler Jugendamt kontrolünde kötü alışkanlıklar
ve 2008 yýllarý içerisinde basýna yansýyan ve
yansýmayan olaylara göre, Alevi çocuklar
eðitimde ayrýmcýlýða ve baskýya maruz
kalmaktadýr. TBMM Ýnsan haklarý
Komisyonu'na kadar intikal eden bu hak i...