Temmuz - Ağustos 2010 Sayı:19
Transkript
Temmuz - Ağustos 2010 Sayı:19
MAKRO VİZYON l TEMMUZ-AĞUSTOS 2010 SAYI 19 MAKRO | Editör Güneşli ve bol hediyeli bir yaz Makro Market olarak çok heyecanlı ve mutlu günler yaşıyoruz. Her yıl düzenlediğimiz ve artık geleneksel hale gelen yaz kampanyamız, bu yıl çok farklı bir konseptle Makro Market müşterilerine ulaşıyor. Bu yaz tam 1 milyon müşterimiz, Makro Marketlerden yaptıkları alışveriş sonucunda 1 milyon hediye kazanıyor. Herhangi bir mağazamıza gidip yaptığınız 50 TL’lik alışveriş sonucunda size verilen kazı-kazan kartında 1 milyon hediyeden biri sizi bekliyor olacak. Bisikletten elektrik süpürgesine, futbol topundan gıda ve kozmetik ürünlerine kadar tam 1 milyon hediye Makro Marketlerde sizleri bekliyor. Çok uzun ve meşakkatli bir sürecin sonucunda ortaya çıkan bu kampanyayla amacımız, 10 değil, 100 değil, tam 1 milyon müşterimizin yüzünü güldürmek ve çok daha geniş kitlelere ulaşmak. Mağazalarımızda hala devam eden kampanyamıza gösterdiğiniz ilgi için siz Makro Market müşterilerine çok teşekkür ediyoruz. Bizi yalnız bırakmadığınız için sağolun! Ramazan kapıda… Tüm Müslüman aleminin 11 ay boyunca beklediği, 11 ayın sultanı Ramazan kapımızda. Sahur ve iftar yemekleri, fırınlardan taşan pide kokusu, teravih namazları, Ramazan eğlenceleri hayatımıza her yıl 2 | Te m mu z - A ğ u s t o s 2010 olduğu gibi huzur ve bereket getirecek. Biz de dergimizde, Ramazan ayına geniş yer verdik. Ramazan ayında beslenme konusunda dikkat etmemiz gereken konuları, iftar sofrası hazırlarken size kolaylık sunacak ipuçlarını dergimizin sayfalarında bulabilirsiniz. Ayrıca bu sayımızda İstanbul’a ayrıntılı olarak yer verdik. Ramazan ayının bir başka güzel geçtiği bu efsanevi şehri size tanıtmanın yanı sıra, İstanbul’un en güzel camilerini de sayfalarımızda bulacaksınız. Özellikle Ramazan ayında, İstanbul bir başka güzel… Sıcacık ve güzel yaz ayları Yaz ayları hepimizin iple çektiği aylar… Güzel havaların ve tabi ki tatilin mevsimi! Ancak yazın da beslenme ve sağlık konusunda almamız gereken pek çok önlem olduğunu unutmamamız gerekiyor. Yaz aylarında sağlıklı beslenme, güneşin cildimize etkileri, aşırı sıcaklardan korunmak için yapmamız gerekenleri, Makro Vizyon sayfalarında okuyabilirsiniz. Mutlu bir yaz geçirmeniz dileğiyle… MAKRO | İçindekiler s 20 GÜNCEL 16 Af, rahmet, bereket... Ramazan geliyor s DENGELİ BESLENME 30 Yaz aylarında sağlıklı beslenme s RÖPORTAJ 36 l İnsan Kaynakları ve Eğitim Departmanı l Binkonut Mağazası Müdürü Mehmet Elbir l Çankaya Mağazası Müdürü Arzu Acar l Malatya Mağazası Müdürü Rasim Koca l Barış Mağazası Müdürü Recep Balıkçı s RAMAZAN 50 l Ramazan ve beslenme alışkanlıklarımız l En güzel iftar sofraları KONUK 60 s s KAPAK 20 l Hazal Kaya l Sinan Albayrak Tarihin ve kültürün başkenti İSTANBUL l İstanbul silüetinde camiler l s HABERLER 6-14 l “Makro’dan 1Milyon Hediye!” l 5000 Makro Market müşterisi Makrokart Gold’un ayrıcalıklarını yaşadı l Başarılı öğrencilerimiz için büyük kültür kampanyası l Makro Marketlerde Nestle’den süper bahar kampanyası l Malatya Makro Alışveriş Merkezi’nde lunapark heyecanı l Makro Market’te fırsat treni kalkıyor 04 | Te m mu z - A ğ u s t o s 2010 6 s GÜNDEM 70 Aşırı sıcaklardan korunun s GÜZELLİK 76 Güneş ve cildimiz s GIDA KÜLTÜRÜ 80 Mevsiminde sebze ve meyvelerle Kışa hazırlık 76 s YAZA ÖZEL 84 Pikniğe gidelim, doyasıya eğlenelim! 84 s SAĞLIK 88 Kalsiyum ve kalsiyumun kadın beslenmesindeki yeri s EV HAYVANLARI 92 Küçük dostlarımıza nasıl bakacağız? s SAĞLIK 96 Hafızayı güçlendirmenin en kolay yolları s TATİL 98 Tatil bavulu hazırlarken... s ÇOCUK 100 Dino’nun eğlence sayfaları 96 Makro Market Adına Sahibi Mustafa Songör Genel Yayın Yönetmeni Nuray Erdoğan Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu) Hünkar Sibel Görel [email protected] Yazı İşleri Bikem Öğünç Özlem Bayrak [email protected] Grafik Tasarım Murat Çakır Reklam Tasarım Zafer Mert Coşkun Işıkgül Cenk Atarer Mücahit Aktaş Fotoğraf Salih Yılar Yayına Hazırlık s SAĞLIK 102 Serinlerken bronşit olmayın! 106 MAKRO VİZYON TEMMUZ-AĞUSTOS 2010 SAYI: 19 s ÇOCUĞUM 106 Çocuğum için en güzel tatil s BEBEK BAKIMI 112 Bebek ve bakım s s 114 Lezzetli tarifler 118 Ödüllü bulmaca Tel: (0212) 503 88 08 [email protected] Renkayrım/Baskı ve Cilt Arkadaş Basım San. Ltd. Şti. Yayın Türü Yerel Süreli Yönetim Yeri Makro Market A.Ş. Saray Mah. Gıdacılar Cad. No: 11 06980 Sarayköy - Kazan / Ankara T: (0312) 815 47 05 www.makromarket.net Te m mu z - A ğ u s t o s 2 0 1 0 | 05 MAKRO | Haberler Makro Market’ten muhteşem yaz kampanyası “Makro’dan 1Milyon Hediye!” Makro Market’ten görülmemiş, duyulmamış muhteşem bir kampanya. Her zaman müşterilerimizin yaptıkları alışverişlerde kazançlı çıkması için çalışıyoruz ve bir değil, iki değil çok daha geniş kitlelerin faydalanabileceği kampanyalar hazırlamak için uğraşıyoruz. Makro Market olarak yeni yaz kampanyamızla 1 milyon müşterimize sesleniyoruz. Malatya Aydınlık Eryaman Makro Market olarak, her yıl olduğu gibi bu yıl da muhteşem bir yaz kampanyasına imza atıyoruz ve Makro Market müşterilerine, birbirinden güzel tam 1 milyon hediye dağıtıyoruz. Makrokart Gold ile 15 Haziran’dan itibaren, 50 liralık alışveriş yapan tüm Makro Market müşterileri, Kazı-Kazan kartını kazıyarak 1 milyon hediyeden birini anında kazanma şansı elde ediyor. Makro Market olarak, bu yıl düzenlediğimiz yaz 6 | Tem muz-A ğu stos 2010 Gölbașı 1 kampanyasında 1 milyon Makro Market müşterisinin yüzünü güldürüyoruz. Makrokart Gold sahibi olan ve bu kartı mağazalarımızda kullanan her müşterimiz, rekor sayıdaki hediyelerden birini kazanma şansını elde ediyor. Rekor sayıda hediyelerin bulunduğu kampanyaya Makro Market müşterileri, Makrokart Gold ile sadece 50 lira alışveriş yaparak kavuşabiliyor. Makrokart Gold ile 50 lira alışveriş yapan Makro Market MAKRO | Haberler Bu kampanyada boş yok D u d u A l t u n d a ğ 1 MİLYON HEDİYE… Telaffuz etmesi kolay ama hazırlanma aşaması emek gerektiren bir kampanya… Birden bir milyona kadar saymaya kalksak sıkılmadan kaç kişi sayabilir, sanıyorum herkes sıkılır ve uzun sürer… Aylarca tek tek ürünler belirlendi. Belirlenen her ürünün bir anlamı ve bir önemi olmalıydı. Herkesin işine yarayabilecek, kullanabilecek, yerken tat alınabilecek ürünler ve markalar… Beyșehir Bu kampanyada Makro Market’in yönetiminden tutun, pazarlama, satınalma, finans, bilgi-işlem, grafik tasarım, idari işler, insan kaynakları ve yol arkadaşlarımız firmaların emekleri çok fazla… Hepsi çok zaman harcadı ve şu an kazı-kazan yöntemiyle bu kampanya, yaz dönemini hareketlendirmek, canlılık vermek, insanlara heyecan katmak için sunuldu! İşin mutfağındaki, yönetim kurulu üyelerimiz başta olmak üzere tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Peki şimdi, işin saha kısmında neler yaşanıyor? Mağazalar çeşitli süsleme teknikleri ile süslendi, renklendirildi; bu işin farklı bir tarafıdır, insanı heyecanlandırır… Heyecanın yanında, bu görseller müşterilere kampanya hakkında bilgi vermiş oluyor. Karaman İstanbul Yolu Müşteri, alışverişini yapıyor ve fişiyle beraber kart çekmeye geldiğinde bizler de en az onlar kadar heyecanlanıyoruz ve aslında gelen her bir kişinin en büyük hediyeyi kazanmasını istiyoruz. Çünkü her bir kart, onlar için heyecan olduğu kadar bizler için de öyle… Bir bisikletin, bir süpürgenin müşterilerimize çıktığı an, mutlu olduklarını görmek, bizi ayrıca mutlu ediyor. Diğer hediyelerde de insanların mutlu olması, ayrıca işin zevkli bir kısmı. Bazı müşterilerimiz kazırken “İçime doğuyor, bana bisiklet çıkacak” diye yorumda bulunuyor ve çıkabiliyor… Bu nasıl bir heyecandır, anlamak bana zor gelmiyor. Çünkü iletişimimiz sırasında müşterilerimizden bu heyecan duygusunu alıyoruz. Bazıları çocuklarına, bazıları torunlarına bisiklet istiyor, top istiyor, hanımlar süpürge, beyler eşim bir süpürge istiyordu diye almak istedikleri şeyleri telaffuz ediyorlar. En güzel yanı, bu kampanyada boş yok ve hediyeler anında teslim ediliyor. Bizde yaz heyecanı bir başka bugünlerde… Normalde yaz ayının bir ağırlığı vardır; havalar sıcaktır, personel dışarıdaki güzel havayı hayal eder ama bu yaz, bir başka heyecanlı ve dinamik bizim için. Bizler bu kampanyaya inandık! Mağazalarımızı renklendirdik, hediyelerimizi mağazalara yığdık, tişörtlerimizi giydik, heyecanımızı yüreğimize koyduk. Müşterilerimize iyi şanslar diliyoruz! Keklikpınarı Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 7 MAKRO | Haberler 1 Müșterimiz kazı-kazan kartını çekerken... Müșterimiz kazı-kazan kartını kazırken... 3 Müșterimiz kazandığı hediyenin sevincini yașarken... müşterileri, anında bir Kazı-Kazan kartı alma hakkı elde ediyor. KazıKazan kartında ise tam 1 milyon hediye müşterilerimizi bekliyor. 300 değil, 500 değil, tam 1 milyon hediye… Kadın, erkek, genç, yaşlı her gruptan müşterilerin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olan hediyeler içerisinde en çok dikkat çekenler, 10 bin adet 26 Jant bisiklet, 10 bin adet Rowenta 2000 Watt Islak / Kuru Elektrik Süpürgesi ve 10 bin adet birinci sınıf futbol topu. Bisiklet, elektrik süpürgesi ve futbol topunun yanı sıra 970 bin kişisel bakım, kozmetik ve gıda grubundan da ürünlerin bulunduğu tam 1 milyon hediye, Makro Market müşterilerinin olacak. Bugüne kadar çevrenin korunması konusunda da pek çok kampanyaya imza attık. Bu sebeple, 1 Milyon Hediye 2010 4 Müșterimiz bisikletini teslim alırken... çerçevesinde 70. bin adet özel üretim, çevre dostu, bez alışveriş torbasını da müşterilerimize hediye edeceğiz. Bu hediyemizle sosyal sorumluluk çerçevesinde gelecek nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak adına “Plastik Poşete Hayır, Bez Torbaya Evet” mesajımızla binlerce müşterimize destek olma fırsatı tanıyoruz. Eryaman 8 | Tem muz-A ğu stos 2 15 Haziran’dan itibaren tüm Makro Market şubelerinde başlayan “Makro’dan 1 Milyon Hediye” kampanyası, hediye çeşitliliği ve vermek istediği çeşitli sosyal mesajlarla, müşterilerimiz tarafından yoğun bir taleple karşılanıyor. Müşteri odaklı doğru aktivasyon ve kampanyalar gerçekleştiren bir kurum olarak, mağazalarımızda keyifli alışveriş konseptini günden güne güçlendiriyoruz. Makro Market’in avantaj kartı Makrokart Gold, kazandırmaya devam ediyor. “Hep Ucuz, Hep Kaliteli” ürünlerimiz ve sürpriz kazanç avantajlarımızla, müşterilerimizin 19 yıldır yanındayız ve daha nice yıllar yanında olmaya devam edeceğiz. MAKRO | Haberler Anneler Günü’nü büyük indirimler ve duygulu anlarla kutladık! Makro Market olarak, Anneler Günü için müşterilerimize çok özel indirim seçenekleri sunduk. Anneler Günü’nde kozmetik, elektronik ve küçük ev aletlerinde uyguladığımız özel fiyatlarla müşterilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Cilt ve koku grubu ürünlerinde yaptığımız %50 indirimin yanı sıra elektronik, küçük ev aletleri ve züccaciye ürünlerinde de çok özel fiyatlarla müşterilerimize hizmet verdik. Tüm mağazalarımızda 9 Mayıs Pazar günü kadın müşterilerimize karanfil dağıtarak annelerin ve anne adayların Anneler Günü’nü kutladık. 10 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Ahmet Selçuk İlka AVM’de annele n Makro rin yüreğine dokundu 9 Mayıs Annel er Günü dolayı sıyla 8 Mayıs cumar tesi günü Makro Alışveriş Merke zi’ne gelen Ahm et Selçuk İlkan, im za günü ve şiir dinletisi için ha yranları ile buluştu. “Canım Annem ’e” adlı şiir dinl etisi ve imza günü iç in Konya Makro Alışveriş Merke zi’nde sevenler i ile bir araya gelen Ahmet Selçuk İl kan birbirinden gü zel şiirlerini tü m anneler ve Mak ro Market müşterileri için okuyarak gelen ziyaretçilere du ygusal anlar yaşattı. Geçmişten günü müze kadar ün lü olan ve sözlerin i kendi yazdığı şarkılar eşliğin de şiirlerini yürekten dile ge tiren Ahmet Selçuk İlkan, şi ir dinletisinden sonra hayranla rı için şiir kitaplarını ve fo toğraf larını imzaladı. Yayla Bakliyat markası, șirket ünvanı oldu 1980’li yılların başında kurulan, Durukan Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. adıyla ve Yayla Bakliyat markasıyla hizmet veren bir bakliyat firması olan Yayla Bakliyat, şirket ünvanını Yayla Agro Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. olarak değiştirdi. 1 Mayıs 2010 tarihinden itibaren Yayla Agro Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. adıyla anılmaya başlanan firma, Yayla Bakliyat markasını şirket ünvanı haline getirdi. İngilizce tarım anlamına gelen “agriculture” kelimesinden türetilen “Agro” ise tarımı ve doğallığı simgelemesi açısından ünvandaki yerini aldı. Bundan böyle Yayla Agro Gıda Sanayi ve Nakliyat A.Ş. anılacak olan Yayla Bakliyat, üretim ve çalışma faaliyetlerine hızla devam ediyor. MAKRO | Haberler 5000 Makro Market müşterisi Makrokart Gold’un ayrıcalıklarını yaşadı Müşterilerimize özel olarak çıkarttığımız ve kart sahiplerine de özel avantajlar sunan Makrokart Gold’u en çok kullanan 5 bin kişiye özel bir çalışma yaparak Makromarket ayrıcalığını yaşamalarını istedik. 2009 yılı içerisinde Makrokart Gold’u en çok kullanan 5 bin Makromarket müşterisi, maksimum verimlilikte kartı kullandıkları ve faydalandıkları için özel olarak ödüllendirildiler. Müşteri odaklı hareket eden ve bu yönde de çalışmalarını sürdüren bir kurum olarak, bilinçli kart kullanıcılarımıza özel postalar gönderdik. 5 bin müşterimize Makromarket alışveriş çeki, indirim kuponları, ürün numuneleri ve bilgilendirici broşürler hediye ettik. Hediye edilen alışveriş çekleri ve indirim kuponları Makromarket müşterileri tarafından 31 Mayıs 2010 tarihine kadar tüm Makromarket mağazalarında kullanıldı. Başarılı öğrencilerimiz için büyük kültür kampanyası Okulların kapanmasıyla beraber yaz tatili de başladı. Makro Market olarak öğrencilerin yaz tatilini öğrenerek ve eğlenerek geçirmeleri için muhteşem bir kampanyaya imza attık. Karnesi başarılı olan tüm öğrencilerimize 1 yıl süreli Numberoneenglish online İngilizce eğitimi Makro Market’ten… Bu yaz da, öğrencilerimizi unutmayarak onlar için çok faydalı olan bir kampanyaya imza attık. Mağazalarımıza takdir ve teşekkür belgelerini getiren tüm öğrenciler, 1 yıl süreyle online İngilizce eğitimi almaya hak kazandı. Numberoneenglish online İngilizce eğitimi, mağazalarımızdan şifresini alan ve sistem üzerine kayıt olan tüm öğrencilerin 1 yıl boyunca İngilizce eğitimi almasına olanak tanıyor. Makro Market olarak başarıyı ödüllendiriyoruz ve öğrencileri hemen İngilizce çalışmaya davet ediyoruz. Makro Marketlerde Nestle’den süper bahar kampanyası Her yıl Nestle firması ile ortaklaşa yaptığımız büyük kampanyalarımızdan birini de bu bahar gerçekleştirdik. Bu bahar da “Süper Bahar Kampanyası” ile müşterilerimize toplam 50 bin adet hediye dağıttık. 05-25 Mayıs 2010 tarihleri arasında Türkiye genelindeki tüm Makro Market mağazalarından Nestle ve Nestle ürün gruplarından Makrokart Gold ile toplamda 5 TL ve katlarında alışveriş yapan her müşterimiz anında hediye kazanma şansı yakaladı. Nestle ve Nestle ürün 12 | Te m mu z-A ğu stos 2010 gruplarından 5 TL ve katlarında alışveriş yapan her Makro Market müşterisi, kazı kazan kartlarını kazıyarak 200 adet bisiklet, bin adet futbol topu, 100 adet piknik şemsiyesi, 100 adet hamak, 100 adet ayaklı mangal ve çok sayıda sürpriz hediyeden birini kazanma şansı yakaladı. MAKRO | Haberler Malatya Makro Alışveriş Merkezi’nde lunapark heyecanı Malatya ilinin önemli alışveriş merkezlerinden biri olan Makro Alışveriş Merkezi yaz aylarına yeni açılan lunapark ile merhaba diyor. Bünyesinde bulundurduğu ünlü markalarla Malatya halkına hizmet veren Makro Alışveriş Merkezi, eğlence alanında da lunaparkın resmi açılışını gerçekleştirdi. Makro Alışveriş Merkezi Levent Lunapark’ın açılışı 15 Mayıs Cumartesi günü Malatya AKP Milletvekili Öznur Çalık, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Ceylan, Belediye Başkan Yardımcısı Abuzer Bey, İl Emniyet Müdürü Ali Osman Kâhya ve Yardımcıları, Müsiad İl Başkanı, Kayısıcılar Birliği Başkanı, Vakıflar Bölge Müdürü, birçok bürokrat ve Malatya halkının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Levent Lunapark açılış töreninde Malatya’nın ünlü yerel sanatçıları Türk Sanat ve Halk Müziği konseri verdiler. Makro Market Tiyatro Grubu da çeşitli gösteriler ve animasyonlarla açılış törenine renk katarak gelen misafirleri ve özellikle çocukları eğlendirdi. Makro AVM otopark alanı üzerinde kurulu olan Levent Lunapark bünyesinde discovery, çarpışan otolar, crazy dance, atlıkarınca, gondol ve trambolin gibi eğlence ekipmanları bulunuyor. Malatya ilinde gerçekleştirdiği çalışmalarla ve verdiği hizmetle fark yaratan Makro Alışveriş Merkezi, sosyal ve kültürel etkinliklerle de bölge halkına farklı seçenekler sunmaya devam ediyor. Makro Market’te fırsat treni kalkıyor İlkini Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz ve Mayıs ayı içerisinde de ikincisini düzenlediğimiz Fırsat Treni kampanyası, Konya, Karaman ve Antalya mağazalarımızda yapıldı. Müşterilerimiz kampanyamıza yoğun ilgi gösterdi. 08-16 Mayıs tarihleri arasında ulusal markalar ve Konya, Karaman illerinin yerel markaları ile düzenlediğimiz kampanyamız kapsamında şarküteri, gıda, et ürünleri, temizlik, elektronik ürünler, giyim ve mobilya gruplarında müşterilerimize özel fiyatlar uyguladık. Ayrıca Fırsat Treni kampanyamız kapsamında da, 08-22 Mayıs tarihleri arasında Makrokart Gold ile Colgate, Hobby, Cebel, Çaplak, Erpiliç, Yörem, Zade ve Hatipoğlu markalarının her 14 | Te m mu z-A ğu stos 2010 birinden en çok alışveriş yapan 2 kişi, toplamda da 20 kişi ve yine Makrokart Gold ile tüm mağazalardan belirtilen tarihlerde en çok alışveriş yapan 1 kişi, Ribat FM sponsorluğunda “1 Dakikada Bedava Alışveriş” yarışmasına katılma hakkı kazandı. Fırsat Treni kampanyası özel fiyatları 16 Mayıs Pazar günü sona erdi. Yarışmaya katılmak içinse son gün 21 Mayıs’tı. Yarışma Makro Market Konya Merkez mağazada 22 ve 23 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildi. MAKRO | Güncel Onbir ayın sultanı Ramazan, 11 Ağustos’ta tutacağımız ilk oruçla başlayacak. Bakara Suresi’ne göre Kuran’ın İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e (S.A.V.) gönderilmesi, Ramazan ayında başladı ve bu ay içinde oruç tutmak tüm Müslüman alemine emredildi. Toplumumuzda çok önemli bir yeri olan Ramazan ayındaki iftar sofralarının hepimiz için ayrı bir önemi var. Tüm aile fertlerini ve dostları bir araya toplayan iftarlar, Ramazanın olmazsa Af, rahmet ve bereket... Ramazan geliyor! Ramazanın gelişi, “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan” yazılı mahyalarla, iftar çadırlarıyla sokağa taşan mis gibi pide kokularıyla, iftar saati yaklaştığında evine neşeyle koşuşturan insanlarla belli olur. Bu yıl Ramazan ayında ilk orucumuzu 11 Ağustos 2010 günü tutmaya başlayacağız. Hep beraber yenen sahur ve iftar yemekleri, teravih namazları, mukabeleler ve Ramazan etkinlikleri, içimize huzur dolduracak. Ne de olsa Ramazan, huzur ve birliktelik ayı… 16 | Te m mu z-A ğu stos 2010 olmazlarından. İftar sofralarının olmazsa olmazı ise tabi ki, hurma ve zeytin. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) orucunu hurmayla açmayı tercih ettiği için asırlardır iftar yemeklerinin vazgeçilmezi olan hurma, lezzetinin yanı sıra, pek çok derde deva bir yemiş olarak biliniyor. Ayrıca orucunu zeytin ya da suyla açanların da sayısı azımsanamayacak kadar fazla. Geleneksel Türk güldürüleri: Orta oyunu ile Hacivat-Karagöz Geleneksel Türk halk tiyatrosunun çok güzel bir örneği olan orta oyunu, geçmiş Ramazanlarda, meydanlarda toplanan halkın en keyif aldığı eğlence biçimlerinden biriydi. İftar yemeğinden sonra gidilen teravih namazından çıkan halk meydanlarda toplanır, Kavuklu ve Pişekar’ın atışmalarına kahkahalarla gülerdi. Meddahın eğlenceli ama düşündüren hikayeleri de Ramazan gecelerinin hoş MAKRO | Güncel Fitre ve zekat Ramazanın güllü așı, güllaç etkinliklerinden biriydi. Ramazanın vazgeçilmez iki kahramanı ise tabi ki Hacivat ve Karagöz. Perdenin arkasından yansıyan karakterler Ramazanın olmazsa olmaz figürlerindendi. Her ne kadar günümüzde bu eğlenceler unutulmaya yüz tutsa da hala yaşatılmaya çalışılıyor. Biz de günümüzde, iftar yemeğimizi yiyip teravih namazını kıldıktan sonra, keyif alacağımız, ailemizle bir arada olacağımız, hoş sohbetler edeceğimiz etkinliklerle, Ramazan ayını geçiriyoruz. Eğer siz de geleneksel Türk tiyatrosunun bu tiplemelerini izlemek istiyorsanız, Ramazan çok doğru bir zaman olacak. Böylece hem eski Ramazanları yad edeceksiniz hem de bu yıl Ramazan ayında, unutulmaz bir gece geçireceksiniz. Ramazanın en tatlı tatlıları Ramazan ayında hemen herkes, orucun ardından iftar sofralarında bir araya gelir. En güzel yemeklerin ardından yenen tatlılar, Ramazana ayrı bir lezzet katar. Güllaç, baklava, helva, sütlü Nuriye gibi yüzyıllardır sofralarımızda olan lezzetler Ramazana ayrı bir keyif katar. 18 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Ramazan tatlısı denince akla ilk gelen güllaç, hafif ve hazmı kolay bir tatlı olması sebebiyle çok fazla tercih edilir. Osmanlı mutfaklarından bugünlere uzanan serüveninde, iftar sofralarındaki diğer tatlar değişse de güllaç konumunu hep korudu. Sütlü bir hamur tatlısı olarak değişik bir lezzeti damaklarımıza sunan güllaç, içeriğindeki gül suyu sayesinde ferahlatıcı bir etkiye de sahip. Tamamıyla Türk kültürünün bir ürünü olan güllaç, bildiğimiz kadarıyla başka mutfak kültürlerinde rastlanan bir tatlı çeşidi değil. Arpa ve buğday henüz yokken, mısır unu ve kırma nişastadan yapılan yufkalar, halkın başlıca gıda seçeneklerinden biriymiş. Pişirildiği anda tüketilemeyen ve kuruyan yufkalar da daha sonra sütle ıslatılıp yeniyormuş. Zamanla, yufkanın içine şeker katılması sonucu güllaç dediğimiz tatlı, sofra kültürümüzdeki yerini almış. Ramazanın ve bayram yemeklerinin baș tacı, baklava Bugün pek çok ulus tarafından sahiplenilen baklavanın Orta Asya kökenli bir tatlı olduğu tahmin ediliyor. Osmanlı sarayının yetenekli yemek ustalarının elinde en mükemmel halini alan bu tat, Ramazan ayının ve bayramların da vazgeçilmezleri arasında. Osmanlı sultanları Ramazanın 15’inde yeniçerilere iltifat için tepsi tepsi Dinimizin yüceliğinin göstergeleri olan fitre ve zekat, insanlar arasında bir paylaşım köprüsü kurması açsıs ından çok büyük bir öneme sahip . Zenginle yoksulu birbirine yakın laştıran fitre ve zekat sayesind e manevi huzurumuz artıyor, to plumdaki birlik ve kardeşlik du yguları güçleniyor. Artmak, bereketli olm ak, iyi ve düzgün olmak gibi an lamlara gelen zekat, dini anlam ıyla, belli bir miktar zenginl iğe sahip olan Müslümanların ha kkı olanlara malının bir kıs mını vermesidir. Fitre ise, yaratılış ikr amıdır. Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların kendile ri ve bakmakla yükümlü old ukları kişiler için fakirlere ve rmeleri gereken, belli bir mikt ardaki mal veya paradır. Fitre ve zekat verirke n dikkat edilmesi gereken en ön emli nokta, fitre ve zekat ve rilecek kişinin onurunu kırma mak… Veren kişinin bunu bil mesi ve gönlündeki iyi niyet, dinimizce yeterli olacaktır. baklava sunarlarmış ve bu sunum olayına da “baklava alayı” adı verilirmiş. Baklava ile ilgili en eski kayıtlar, Fatih dönemine ait Topkapı Sarayı mutfak defterlerinde bulunuyor. Bu kayıtlar, o dönemde saray mutfağında sıkça baklava pişirildiğini gösteriyor. Evliya Çelebi de Seyahatname’de İstanbul’dan çok uzakta, Bitlis Beyi’nin konağında baklava yediğini yazıyor. Bunlar gibi pek çok kayıt, Anadolu’nun hemen her köşesinde baklavanın yapıldığını ve yendiğini gösteriyor. MAKRO | Kapak Tarihin ve kültürün başkenti İstanbul GEZELİM GÖRELİM! İstanbul anlatmakla bitmez. Gezerek bile pek çok görülmedik yer kalabilir. Başlı başına başka bir tarih anlatır çünkü geçtiğiniz her sokak. Kapalı Çarşı, Sultan Ahmet Cami, Ayasofya, Süleymaniye Külliyesi, Çırağan Sarayı, Yerebatan Sarnıcı gibi tarihi yapıların yanı sıra; Adalar, Kadıköy, Moda, Bakırköy, Beyoğlu, Beşiktaş, Eminönü, Fatih gibi daha pek çok gezilmesi ve görülmesi gereken yer var. Müzeleri, tarihi yapıları, çarşı ve pazarların yer aldığı kent merkezleri ile İstanbul, başlı başına bir şaheser olarak tarihe imza atmaya devam ediyor. GALATA KULESİ 20 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Roma İmparatorluğu’ndan Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze medeniyetlerin beşiği, tarihin en büyük tanığı ve Marmara’nın görkemli kalesi; 2010’un Avrupa Kültür Başkenti İstanbul… Pek çoğunun siyah-beyaz Türk filmlerinden taşı toprağı altın dediği bu kentin, bugün artık taşı toprağı altın olmasa da kültürel mirası altın kadar değerli... Her karışından tarih fışkıran, eski semtlerin kaldırım taşlarından, ahşap ve taş evlerinden; yeni semtlerin rezidanslarından farklı tınıların yükseldiği İstanbul, Orhan Veli’nin mısralarındaki gibi hala dinlemeye değer bir şehir. Gözlerimizi kapatıp kendimizi şehirden yükselen seslere teslim ettiğimizde korna, araba, ambulans, mendil satan bir sokak çocuğu, bir çiçekçi ve çoğu zaman bir dilencinin sesini duysak da minarelerinden yükselen Ezan sesleri, meydanlarında güvercinlerin kanat çırpışları ve o güzelim türküleri hala büyülü… İstanbul’a doğru yol aldık bu defa. Vedat Türkali’nin dediği gibi “Adalarında bahar, Süleymaniye’nde güneş, hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri, bekle bizi...” Tersten yazılmış bir “İstanbul Hatırası” yazısının önünde fotoğrafımız yok belki ama kentin sokaklarında o günlerden kalma izleri taşıyoruz bugüne; sizin de bir İstanbul hatıranız olsun diye… MAKRO | Kapak kabulünün ardından Başkent, Roma’dan Bizantion’a taşınınca şehrin de ismi değişmiş. Bizans’tan Osmanlı’ya geçen yedi tepeli şehir tarih boyunca pek çok isim değiştirmiş. İsimler sırasıyla şöyle: Bizantion, Nouva Roma (Yeni Roma), Konstantinapolis, Konstantiniye, Dersaadet, Deraliye, Asitane, İstimpoli, Stambul ve İstanbul (Cumhuriyetin ilanından sonra resmi olarak kabul edildi). Șanlı bir fetih hikayesi… KAPALI ÇARȘI Dünyanın merkezindeki șehir Başkentler başkenti olarak anılan İstanbul önce Roma, ardından Bizans (Doğu Roma) ve elbette yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış bir kent. Bugün müzeleri, camileri, sarayları, kiliseleri, yapıları ve doğal güzellikleriyle dünya turizminin de başkentlerinden biri olan ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti kabul edilen İstanbul, tüm İstanbul yedi tepe... erine İstanbul’un yedi tepe üz de bu yedi ir kurulduğu hep söylen pek u uğ tepenin hangileri old de işte ese inm bilinmez. İsimleri bil o tepeler: fya ve l Topkapı Sarayı, Ayaso n ’ni mi Sultan Ahmet Ca bulunduğu tepe ve çevresi l Çemberlitaş Sütunu nin l İstanbul Üniversite’ ti sem ıt yaz bulunduğu Be lunduğu tepe l Fatih Camisi’nin bu n bulunduğu l Yavuz Selim Cami’ni tepe l Edirnekapı çevresi l Cerrahpaşa ve Hasek i’nin masumiyetiyle Boğaz’ı beklerken, geçmişin izlerini günün modernizmine taşıyor. Bizantion’dan İstanbul’a İstanbul’un İstanbul olma hikayesi pek çok kimse tarafından farklı şekillerde rivayet edilir. Sarayburnu bölgesinde temelleri atılan İstanbul, Bizans’ın körler diyarıdır. Hikayeye gelince… M.Ö. 7. yüzyılda Yunan koloni çağında, Megaralı komutan “Bizas” bir sefere çıkarak yeni yerler keşfetmek istiyormuş. Ama nereye gideceği ve nasıl yol alacağı konusunda kararsızmış. Yol göstermesi için Tanrılara dua etmiş. O gece rüyasında bir ses duymuş. Ses ona yola çıkmasını, Tanrıların yanında olacağını ve onu hayalini kurduğu yere götüreceğini söylemiş. Sesin söylediği yerin adı “körler diyarı”ymış. Bu rüyanın ardından yola çıkan Bizas, günlerce yol aldıktan sonra günümüzdeki Sarayburnu açıklarına gelmiş. Sağında deniz kenarına ve tepelere yerleşmiş insanları gören komutan, solunda yeşillikleri ile büyüleyen Sarayburnu’nu görünce anlamış körler diyarına geldiğini ve Bizantion adıyla İstanbul’un temellerini atmış. Hıristiyanlığın Osmanlı hükümdarı 2. Mehmed, payitahtın başına geçtiğinde henüz 21 yaşındaydı. Yaşı bir hükümdar için küçüktü ama gayesi bir imparatorluğa yaraşacak kadar büyüktü. Gücüyle dünyaya nam salan Osmanlı’nın başkenti, ününe yaraşır bir kent olmalıydı. Kısacası, İstanbul Osmanlı’nın başkenti olmalıydı. Bu emel ile tahta geçen 2. Mehmed’in İstanbul’u Osmanlı’nın başkenti yapması da çok uzun sürmedi elbette. 1451 yılında kuşatma hazırlıklarına başlayan genç sultan, önce büyük dedesi Bayezid’in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. Bizans İmparatoru Konstantinos’un tüm barış elçilerine kapısını kapayan Sultan 2. Mehmed, Rumeli Hisarı ile önce Boğaz’ın RUMELİ HİSARI kontrolünü ele geçirmiş oldu. Boğaz’dan geçen tüm gemiler artık Osmanlı’ya geçiş parası ödemek zorundaydı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. bulunduğu tepe Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 21 MAKRO | Kapak BOĞAZ Fetih sırasında kullanılan dillere destan toplar ise, Erdelli Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. 2. Mehmed kendisine Konstantinapolis’in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş, Urban da “Ne Konstantinopolis, ne de Babil’in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini” söylemişti. Kostantinopolis’teki asker sayısı 8 bin civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi, Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az 50 bindi. Ayrıca Sultan 2. EMİNÖNÜ 22 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Mehmed, yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın Marmara girişine vardı. Donanmasını bir şekilde Haliç’e indirmesi gerektiğini anlayan padişah, gemilerini karadan geçirmeye kara verdi. Bugünkü Dolmabahçe’den Kasımpaşa’ya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi, silindirler üstünde 22 Nisan 1453 sabahında Haliç’e indirildi. Böylece Haliç’in kontrolü Osmanlıların eline geçti. Son saldırı hazırlıklarını Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayıs’ın ilk saatlerinde taarruza başladı. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. 2. Mehmed, fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya’ya giderek namaz kıldı ve “Bundan sonra tahtım, İstanbul'dur!” diye buyurdu. 1453 yılında İstanbul’u Osmanlı’nın başkenti yapan genç sultan 2. Mehmed, bu olay ile kudretinden sual edilmez bir padişah olarak Fatih unvanını da almış oldu. İstanbul’un simge yapıları Tarihi semtleri, özel mekanları ve simge yapılarıyla İstanbul’u karış karış gezmeye zaman yetmez elbette. Bu nedenle medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu güzel kentin simge yapılarına götürüyoruz sizleri… Dolmabahçe Sarayı: Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılan saray, sahilde bulunan küçük bir koy doldurularak inşa edildiği için bu adı almış. Dolmabahçe Sarayı’nın müze olarak kullanılan bölümü, Selamlık ve Valide Sultan'a ait haremdir. 19. yüzyıl Osmanlı saray yaşamına güzel bir örnek olan sarayın mimarisi Rokoko tarzıdır. Sarayın cephesi Boğaz’ın Avrupa kıyısında 600 metre boyunca uzanmakta olup, üç katlı, simetrik planlıdır. Bakımlı ve güzel bir DOLMABAHÇE SARAYI MAKRO | Kapak bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alıyor. Muayede Salonu'ndaki kristal avize 4.5 tonluk ağırlığı ile türünün dünyadaki en büyük örneklerinden. Atatürk 1938'de, İstanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullandığı bu sarayda vefat etti. Sarayın Veliaht Dairesi, günümüzde Resim Heykel Müzesi olarak kullanılıyor. Topkapı Sarayı: Topkapı Sarayı dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eski ve en genişlerinden biridir. İstanbul’da Sarayburnu sırtlarında yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devleti’nin idare merkezi olan saray, Sultanahmed ile Haliç ve Boğaz sahilini kaplıyordu. Asıl alanı 700.000 metrekare kadardı. İnşasına Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) zamanında 1465 yılında başlandı. Osmanlı teşrifatında ilk adı “Saray-ı Cedid-i Âmire” olup, “Yeni saray” demekti. Fatih, sarayın tek binadan değil, birçok köşk ve dairelerden meydana gelmesini istiyordu. Saray inşaatına bu istek üzerine başlandı. Osmanlılar devrinde devamlı ilave ve tadilat yapılıp genişletilerek, ihtiyaca cevap verecek hale getirildi. Günümüzde müze olarak ziyaretçiye açık olan Saray’da Kutsal Emanetler ve TOPKAPI SARAYI Harem, görülmeye değer bölümler arasında yer alıyor. Kız Kulesi: Üsküdar’ın Salacak semtinde kıyıya oturur izlersiniz Kız Kulesi’ni. Türlü türlü hikayeler anlatılsa da hakkında, herkesin kendine özgü bir hikayesi de vardır mutlaka. Kimi için yalnızlığı, kimi için aşkı, kimi için özlemi ifade eder Kız Kulesi. Manzaranın güzelliği izleyeni büyüler. Bugün restoran olarak özel gün ve geceler için hizmet verilen Kız Kulesi’nin hikayesi biraz hüzünlü bir hikayedir. Tüm aşk hikayelerinde olduğu gibi bu hikayede de gözyaşı eksik değildir. Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye, Ovidius’un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero’nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero Afrodit’in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır. Yıllar sonra Afrodit’in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık KIZ KULESİ olan iki genç, Leandros’un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kız Kulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros’un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde Hero’nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi’nden boğazın sularına bırakır. Galata Kulesi: Dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi, Bizans İmparatoru Anastasius tarafından, 528 yılında Fener Kulesi olarak inşa ettirildi. 1204 yılında 4. Haçlı seferinde tahrip edilen kule, 1348 yılında "İsa Kulesi" adıyla yığma taşlar kullanılarak Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak yeniden yapıldı. Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir ettirildi ve 1445-1446 yıllarında yükseltildi. Kule 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harp esirlerinin barınağı olarak kullanıldı. Sultan 3. Murat’ın izniyle burada müneccim Tekiyüddin tarafından bir rasathane kuruldu ancak daha sonra 1579’da rasathane kapatıldı. 17. yüzyılın ilk yarısında 4. Murat döneminde, Hezarfen Ahmet Çelebi Okmeydanı’nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638’de Galata Kulesi'nden Üsküdar-Doğancılar'a uçmuştur. Bu hikayesi filmlere de konu olan Galata Kulesi, bugün turistler tarafından en çok ziyaret edilen ve İstanbul’a hakim manzarasıyla ilgi çeken simge yapılardan biri… MAKRO | Gezi SÜLEYMANİYE CAMİSİ Altından minareler yerine altı minare İlk 6 minareli cami olan Sultan Ahmet Camisi’nin minarelerinin hikayesi oldukça ilginç. Rivayete göre, dönemin padişahı olan Sultan 1. Ahmet, inşa ettirdiği caminin minarelerinin altından yapılmasını istiyordu. Ancak minarelerin altından yapılması oldukça maliyetli olunca, caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa, bu emri yanlış işitmiş gibi davranarak altın minareler yerine, altı SULTANAHMET CAMİSİ İstanbul silüetinde camiler Pek çok kültürün buluştuğu ve pek çok inancın harmanlandığı İstanbul kimliğini camilerinden alıyor. İstanbul’a silüetini veren camiler, ihtişamları ve kudretiyle göz dolduruyor. Çoğu Osmanlı’dan kalma ve dünyanın tanıdığı Türk mimarlarınca inşa edilen bu camiler, ya bir sultan adına yaptırılmış ya da yapıldığı dönemin ‘Valide Sultan’ına hediye edilmek için inşa edilmiş. Ramazan ayına özel, hem camileri gezelim hem de sizlere tanıtalım istedik. İşte Sultan Ahmet’iyle, dillerden düşmeyen Ayasofya’sıyla, şiirlere ve şarkılara konu olmuş Süleymaniye’siyle İstanbul camileri… 26 | Te m mu z-A ğu stos 2010 tane minare inşa etti. Camiye ilişkin bir diğer dikkat çekici nokta ise, caminin şerefeleriyle ilgili... Sultanahmet’in minarelerinin dördünde üç, ikisinde de iki olmak üzere toplam 16 tane şerefesi bulunuyor. Sultan 1. Ahmet ise, Osmanlı Devleti’nin 16. padişahı… Aksi asırlardır Marmara’nın mavi sularına düşen Sultan Ahmet Camii, İstanbul’un en büyük yapılarından biri sayılıyor. Sultan 1. Ahmet tarafından yaptırılan cami, 1609-1616 yılları arasında Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından inşa edildi. İçerisindeki İznik çinileri ile dünyada nam salmış olan Sultan Ahmet Cami, İznik çinilerinin üzerindeki mavi işlemeler nedeniyle Mavi Cami olarak da tanınıyor. 20 bini aşkın çiniyle bezeli caminin Külliyesi ise, cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkanlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sübyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşuyor MAKRO | Gezi EYÜP SULTAN CAMİSİ oluşan bu eşsiz eser, geniş ve yüksek pencereleri sayesinde Boğaz’ın tüm ışıklarını içine çekiyor. Ortaköy Camisi, tek şerefeli iki minareye sahip. Duvarları beyaz kesme taştan olan caminin kubbesi pembe mozaiklerden oluşuyor. Șiirlerin ve șarkıların ilham kaynağı, Süleymaniye Eyüp Sultan Camisi Kara surları ile Haliç sularının birleştiği yerin dışında kalan Eyüp Sultan Camisi, Hz. Muhammed’in bayraktarlığını yapan ve 7. yüzyılda Arap kuşatması sırasında hayatını kaybeden Eyüp-el Ensari’nin mezarının keşfedilmesinden sonra yapılıyor. Cami şehrin ilk camisi ve türbesi olma özelliğine sahip. Mezarlıklarla çevirili olan Eyüp Sultan Camisi’nin etrafında, Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Siyavuş Paşa, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba ve Sokullu Mehmet Paşa’nın da mezarı yer alıyor. Ortaköy sahilinde tarihi bir simge Diğer adı Büyük Mecidiye Cami olan Ortaköy Camisi, semtin sahilinde tarihi bir simge gibi yüzyıllardır ayakta. Boğazın sularını karşılayan cami Mimar Nigoğos Balyan’ın eseri. Neo Barok tarzıyla dikkat çeken Ortaköy Camisi, Sultan Abdülmecit tarafından 1853’te yaptırıldı. Harim ve hünkar olmak üzere iki bölümden ORTAKÖY CAMİSİ Şiirlere ve şarkılara ilham kaynağı olan Süleymaniye Camisi, İstanbul’un en büyük ve görkemli camisi... Cami, Osmanlı İmparatorluğu’nun en geniş sınırlara ulaştığı ve en geliştiği 16. yüzyılda, 47 yıl tahtta kalarak en uzun süre tahtta kalan sultan olan Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle yapılmış. Mimar Sinan’ın kalfalık dönemine ait eseri olan ve yapımı 1550-1557 yılları arasında tamamlanan Süleymaniye Camisi’ni, fil ayağı denilen dört büyük paye taşıyor. Süleymaniye Camisi’nin sınırları içinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın, dillere destan eşi Hürrem Sultan’ın ve Mimar Sinan’ın türbeleri de bulunuyor. Caminin ana kubbesinin ortasında da Nur Suresi yazılı. İstanbul Külliyeleri içinde Fatih Külliyesi’nden sonra ikinci büyük külliye olan Süleymaniye Külliyesi’nin içinde cami, medreseler, darüşşifa, darülhadis, çeşme, darülkurra, darüzziyafe, imaret, tabhane, hamam, kütüphane ve dükkanlar bulunuyor. Külliye Haliç, Topkapı Sarayı ve Boğaz’ı görüyor. FATİH CAMİSİ külliye ve Fatih Cami, şehrin yedi tepesinden birinde inşa edilmiş. Caminin ilk inşasından bugüne yalnızca şadırvan avlusunun üç duvarı, taç kapı, mihrap ve çevre duvarının bir kısmı bulunuyor. Fatih Camisi’nin mimarı, Sinaüddin Yusuf bin Abdullah. 1500 yıllık bir bașyapıt, Ayasofya Bizanslılardan günümüze kalan Ayasofya, 1500 yıllık tarihiyle dünyanın önemli tarihi ve dini eserlerinden biri… Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından M.S. 532-537’de inşa edilen Ayasofya, günümüzde müze olarak hizmet veriyor. Mimari tarihte bir başyapıt olarak değerlendirilen Ayasofya, Bizanslılar tarafından kilise olarak inşa edildi. Osmanlı döneminde camiye dönüştürülen Ayasofya, dünyanın dördüncü büyük ve en eski katedrali olarak kabul ediliyor. 1935 yılında, Atatürk’ün emriyle müze haline getirilen Ayasofya, türbeleri, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle her zaman bir başyapıt olarak kalacak. Fatih Camisi ve Külliyesi Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış olan Fatih Camisi ve Külliyesi, en büyük külliye olma özelliğine sahip. 16 medrese, darüşşifa, tabhane, imarethane, kütüphane ve hamamdan oluşan AYASOFYA CAMİSİ 28 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Dengeli Beslenme YAZ AYLARINDA SAĞLIKLI BESLENME Havaların ısınmasıyla beraber beslenme düzenimiz de değişiyor. Peki, yazın beslenme alışkanlıklarımız nasıl olmalı, hangi besinlerden fazla tüketmeli, hangi besinleri tüketmemeli ve besinleri hazırlarken nelere dikkat etmeliyiz? Yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte vücuttan ter ile öncelikle sıvı, potasyum ve sodyum gibi birçok mineral kayıpları olur. Su vücudumuzda, cildin nem ve elastikiyetinin düzenlenmesi, metabolik olaylar, vücut ısısının dengelenmesi, vücuttan zararlı maddelerin uzaklaştırılması ve selülitin önlenmesi gibi birçok hayati vücut işlevlerinde görev alır. Vücutta fazla su kaybı sonucunda bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri baş gösterir. Özellikle yaz aylarında terleme ile artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla günde 2.5-3 litre su içilmelidir. Ayrıca yaz aylarında egzersiz ve spor yapılırken kış aylarına göre daha fazla sıvı kaybı yaşanacağı için egzersize başlamadan 15 dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz sırasında ise 10-15 dakikada bir, yarım bardak su içmek gerekli. Ayrıca terle kaybedilen minerallerin yerine konulması için ayran tüketmek doğru bir yaklaşım olur. Bunun yanında, vücudun ihtiyacından fazla su tüketilmesinin, böbreklerin zarar görmesine ve vücutta ödem oluşmasına sebep olabileceği unutulmamalıdır. YAĞLI VE AĞIR GIDALARDAN UZAK DURUN Yaz aylarında sıcakların artmasıyla besin seçimlerinde dikkatli davranmak gerekir: l Kızartmalar, aşırı yağlı gıdalar, sakatatlar yerine ızgara, buğulama, 30 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Dengeli Beslenme haşlama olarak hazırlanmış, yağı alınmış etleri tercih ediniz. l Zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırmada görevli Omega-3 yağ asitlerini içeren balığı haftada 2 kez tüketiniz. l Kışa göre tabaklarınızdaki yemek porsiyonlarını daha küçük tutunuz. l Kan şekerinin hızla yükselip, hızla düşmesine sebep olan yağlı, şekerli ve ağır tatlılar yerine protein, karbonhidrat ve yağın yanı sıra A, B, C, D ve E grubu vitaminlerle birlikte kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller bakımından zengin olan dondurma veya sütlü tatlıları tüketiniz. l Karbonhidrat (şeker) kaynağı olarak yağlı, kızartılmış, ağır olan hamur işleri yerine kan şekerinizi daha iyi düzenleyen kepek ekmek, bulgur, kepekli makarna gibi gıdaları tüketiniz. l Yağ oranı yüksek gıdalar yerine bağırsakların çalışmasını kolaylaştıran, doygunluk veren salata, tam buğday ekmeği, sebze yemekleri ve meyve gibi posalı gıdaları tercih ediniz. l Serinlemek için çok tükettiğimiz gazlı, şekerli, kafein içeren içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, soda ve bol su tüketiniz. Fazla tüketilen kafein, kalp çarpıntısı, uykusuzluk, huzursuzluk gibi sağlık problemlerine neden olur. BOL MEYVE-SEBZE Özellikle yaz aylarında meyvesebze çeşidindeki artışlardan yararlanmak gerekir. Başta kanser, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın önlenmesinde, yüksek posa içeriği ile kan şekerinin düzenlenmesi, kabızlık gibi hastalıkların engellenmesinde ve vitamin-mineral içerikleri yönünden zengin olan meyve ve sebzeler, günde 6-7 porsiyon tüketilmelidir. Son yıllarda vücut için öneminin altının çizildiği antioksidanlardan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesine yaz aylarında da özen gösterilmelidir. Yeşil biber, maydanoz, çilek, erik gibi meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan C vitamini de antioksidandır. Yumurta, süt ve türevleri, havuç, kayısı gibi besinlerde bulunun A 32 | Te m mu z-A ğu stos 2010 vitamini ve tahin, kurubaklagil, fındık, badem gibi yağlı tohumlarda bol miktarda bulunan E vitamini antioksidandır. Özellikle yaz aylarında kolay ulaşabileceğimiz meyve-sebzelerin vücuda yararlarını şöyle sıralayabiliriz: Üzüm: Vücudu, zararlı madde etkilerine karşı koruyan, fitokimyasallardan flavonoidleri içeren, kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyan üzüm bol bol tüketilebilir. Karpuz: Karpuzun içeriğinde bulunan laykopen maddesinin, kansere karşı koruyucu özelliği olduğu bilinen A ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu görülmüştür. Yazın tüketimi yararlıdır. Kayısı: İçindeki beta karoten adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri MAKRO | Dengeli Beslenme kontrol altına alarak, kanseri önler. Bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki beta karoten oranı da o kadar yüksektir. Domates: Karotenoidlerden özellikle laykopen yönünden zengindir. Laykopenin antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, serviks, mesane, deri kanseri riskini azalttığı biliniyor. Antioksidan öğeler, tekli oksijenin oluşmasını önleyerek ya da oluştuktan sonra bağlayarak etkinlik gösterir. Biber: Bol miktarda A ve C vitamini içerir. Çilek: Bol miktarda A, B1, B2, C ve K vitamini, protein, şeker, meyve asidi, demir, fosfor, sodyum, kalsiyum ve potasyum içerir. Şeftali: Bol miktarda A ve C vitaminlerini içerir. Pektin içeriği yüksektir. MEYVELERİ BOLCA TÜKETMEK KİLO ALDIRIR MI? İçerdikleri vitamin ve minerallerin yanında meyvelerde meyve şekeri denilen fruktoz bulunur. Meyveler de fazla yendiği takdirde, karbonhidrat içeriklerinden dolayı kilo aldırabilirler. Bu yüzden diyet esnasında meyveler, uzmanların belirlediği çeşit, miktar ve porsiyonda tüketilmelidir. Ayrıca yaz aylarında çok uygulanan ‘sadece meyve içeren diyetler’in uzun süre yapılması, vücuda büyük zararlar verebilir. Bu tür diyetler, yeterli protein ve yağ içermedikleri için, 34 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Yaz aylarında örnek beslenme programı: Sabah: l 1-2 dilim yağsız peynir l Domates, salatalık, biber l 5-6 adet zeytin l 1-2 dilim kepekli ekmek Ara öğün: 1 porsiyon meyve (Örneğin, 12 adet kiraz) Öğle: l 1 tabak etli sebze yemeği l 1 bardak ayran l Salata l 1-2 dilim kepek ekmek Ara öğün: 1-2 porsiyon meyve (8 adet erik, 1 dilim karpuz) veya meyveli yoğurt veya kepekli bisküvi Akşam: l 100-150 gr. ızgara et l Salata l Zeytinyağlı sebze yemeği l 1 kase yoğurt l 1-2 dilim kepek ekmek veya 45 kaşık kepekli makarna veya bulgur pilavı Ara öğün: 1-2 porsiyon meyve Aralarda bolca su tüketebilirsiniz! vücutta kas ve su kaybına yol açar. Ayrıca bu tarz diyetleri uzun süre yapanların vücutlarında gerekli yağların ve vitaminlerin eksildiği gözlemlenebiliyor. Bu yüzden yaz aylarında da yeterli ve dengeli bir diyet uygulanmalı, diyette dengeli protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral içeriği olmalıdır. Düzenli egzersizle metabolizma desteklenmelidir. YAZ AYLARINDA İSHAL VE BESİN ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT! Sıcakların artmasıyla besin zehirlenmesi ve ishal vakalarında artışlar görülür. İyi yıkanmayan sebze ve meyvelerin tüketilmesi, temiz olmayan suların kullanılması, açıkta satılan gıdaların tüketilmesi, pişmiş yemeklerin buzdolabı dışında bekletilmesi gibi birçok nedenden dolayı besin içinde toksin ve bakteri oluşumlarının vücuda alınması ile ishal ve besin zehirlenmeleri görülebilir. l Yiyecekleri buzdolabında, belirli ısı derecelerinde saklamaya özen gösterilmelidir. l Sebze ve meyveler bol akan su altında yıkanmalıdır. l Dışarıdan açıkta satılan gıdalar alınmamalıdır. l Besin satın alınırken son kullanma tarihleri kontrol edilmelidir. l Alınan besinler, taze iken kısa sürede tüketilmelidir. Uzun süre saklanan besinlerde mikroorganizma üremesi ve vitamin kayıpları artar. MAKRO | Röportaj modern ve bilimsel insan kaynakları organizasyonu çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede insan kaynakları bünyesinde oluşturulan birimleri sayacak olursak; işe alma ve yerleştirme, özlük işleri, kariyer planlama, endüstri ilişkileri, performans ve ücret yönetimi, süreç geliştirme, raporlama ve analiz, eğitim olarak organize edilmiştir. Bu yapı çerçevesinde ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar doğrultusunda gelişime ve değişime açık olacak şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. GELİŞİM VE DEĞİŞİM İÇİN EĞİTİM ŞART Her geçen gün artan rekabet koşulları göz önüne alındığında, en dinamik sektörlerden biri olan perakende sektöründe insan kaynakları yönetimi ve personel eğitimi çok önemli bir yere sahip. Çalışanlarının şirketin en önemli değeri olduğunun bilinciyle hareket eden Makro Market de bu alandaki çalışmalarını gelişim, değişim ve inovasyon odaklı olarak gerçekleştiriyor. Makro Market’in İnsan Kaynakları ve Eğitim birimiyle kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Makro Market’in insan kaynakları politikası, perakendedeki iş gücü devri ve kariyer planlama odaklı röportajımızda ayrıca Makro Market tarafından çalışanları için hazırlanan eğitim kitapçıkları ve CD’lerden de bahsettik. Makro Market’in insan kaynakları politikası hakkında bilgi verebilir misiniz? Perakende sektöründe her geçen gün artan rekabet koşullarında farklılığı oluşturan değer insandır. Makro Market, çalışanlarının şirketin sahip olduğu en büyük değeri olduğu bilinciyle, iç müşteri memnuniyetini arttırarak, karşılıklı güvene dayalı 36 | Te m mu z-A ğu stos 2010 iletişim ve işbirliği içerisindedir. Hizmet sektöründe çalışmanın farkına vararak, insana yapılan yatırımın Makro Market açısından taşıdığı önem her geçen gün daha çok ortaya çıkmaktadır. İnsan kaynakları yönetim süreçleriniz nelerdir? İnsan kaynakları yapılanmamız Perakende sektöründe iş gücü devri ile ilgili düşünceleriniz nedir? Hangi işi yaparsanız yapın, ‘’işe uygun adam’’ prensibi ile hareket etmek durumundasınız. Bu aynı zamanda verimlilik, müşteri ilişkileri ve satışlar üzerinde etkisini gösterecektir. Burada esas olan bir gerçek vardır ki, o da perakende sektöründeki iş gücü devri yüksekliği (turn-out) ile eleman bulmada yaşanan sıkıntı. Çünkü hala ülkemizde perakende sektöründe çoğunluğu oluşturan kasiyer ve reyon gibi meslek gruplarındaki çalışanlar, bu işi meslek olarak görmemektedirler. Genel perakendeye bakıldığında, Makro Market’teki iyileştirme çalışmaları bu gruplardaki çalışanlar üzerinde olumlu etkisini göstermekte ve daha uzun soluklu çalışanları istihdam edebilme imkanı sunmaktadır. Yöneticilerinizi nasıl seçiyor ve yerleştiriyorsunuz? Yönetici seçiminde fevkalade bir özen ve önem gösteriyoruz. Bize “kariyer.net” ve diğer kaynaklar aracılığıyla gelen başvurular, kariyer planlama ve işe alma-yerleştirme uzmanlarımız tarafından ön elemeye tabii tutulur. İkinci aşamada bu adaylarımız “psikodrama” yöntemi ile MAKRO | Röportaj grup mülakatına alınır. Buradaki performansları komisyon tarafından değerlendirildikten sonra uygun görülen adaylar komisyon huzurunda birebir görüşmeye alınırlar. Komisyonun oluşturduğu kanaat doğrultusunda sisteme dahil edilirler. Mağaza Yönetici Adaylarımızın eğitim süreci 2 aydır. 2 aylık sürecin ilk 5 günü teorik eğitim, diğer bölümü görev başı eğitim olarak gerçekleştirilir. Performans değerlendirmeyi nasıl yapıyorsunuz? Çalışanların başarılarının ölçülmesi amacıyla performans değerlendirmeye çok büyük önem veiryoruz. Performans değerlendirme çalışmamız 3 farklı şekilde gerçekleştiriliyor. Bunlardan birincisi, personelin işe alım sürecini müteakiben 2 aylık deneme süresinde işe ve iş yerine uyumunu gözlemlediğimiz performans değerlendirme çalışmasıdır. İkincisi tüm çalışanların performanslarının, başarılarının değerlendirildiği yıl sonu ücret artışları, kariyer planlama üzerinde etken olan ve 6 aylık süreçlerle haziran ve aralık ayları olmak üzere yılda 2 kez yapılan performans değerlendirme çalışmasıdır. Üçüncü performans değerlendirme çalışmamız, meslek gruplarının ve anahtar işlerde çalışanların performansa dayalı prim sistemi kapsamında yapılan çalışmadır. Burada da meslek grupları ya da anahtar işler, aylık periyotlarla ve farklı değerlendirme kademeleri tarafından kontrol listeleri üzerinden gözlemlenmek suretiyle çalışanların prim sistemi açısından değerlendirilmeleri yapılır. 38 | Te m mu z-A ğu stos 2010 “Çalışanlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini arttırmak amacıyla, bünyemizde oluşturduğumuz meslek grupları ve anahtar işlerin hizmet içi eğitimlerini desteklemek düşüncesiyle mesleki eğitim kitapçıkları hazırladık. Bunun yanısıra eğitim CD’lerimiz ile mağaza yöneticilerinin personellerine sürekli eğitim vermeyi gerçekleştirebileceklerdir.” Kariyer planlama çalışmalarının sonuçlarından memnun musunuz? Kariyer planlama çerçevesinde, ‘yönetici adayı tespiti’ programımız içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Makro Market bünyesinde mağaza müdürü, bölge müdürü, birim müdürü ve genel müdür olmak isteyen tüm çalışanlarımıza kariyer açısından fırsat eşitliği tanımaktayız. Bu manada çalışanlarımızın kariyer planlamasında nitelik ve nicelik açısından en iyisini tespit etmek amacıyla, genel yetenek ve genel kültür tabanlı yazılı sınava tabii tutmaktayız. Daha sonrasında sınavda başarılı olanların yöneticilerinden alınan nitelik belgesi doğrultusunda mülakata almak suretiyle kariyer basamaklarına taşıyoruz. İnsan KaynaklarıEğitim faaliyetlerinde yapılan yeni çalışmalarınız var mı? Eğitim Makro Market’in olmazsa olmaz başlıklarından birisidir. Gelişim ve değişime ayak uyduracak ve inovasyon gerçekleştirecekseniz, eğitimle ilgili tüm programları yakından takip etmek, yürütmek, uygulamak ve yönetmek zorundasınız. Eğitimi, farklı kategorilerde planlamanın ve uygulamanın güçlükleri olsa da, içinde bulunduğumuz çağın teknolojik imkanları ve yönetimin desteğiyle güçlükleri aşarak eş zamanlı ve interaktif eğitim faaliyetleri telekonferans sistemiyle bünyemizde gerçekleştirilebilmektedir. Ankara ve tüm bölgelerimizdeki çalışanlarımızın oryantasyon eğitimleri başta olmak üzere, birçok eğitimi telekonferans sistemiyle gerçekleştirmeye başlamış bulunmaktayız. Bunun haricinde, çalışanlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini arttırmak amacıyla, bünyemizde oluşturduğumuz meslek grupları ve anahtar işlerin hizmet içi eğitimlerini desteklemek düşüncesiyle mesleki eğitim kitapçıkları çok büyük titizlikle hazırlanmıştır. Yine eğitim faaliyetlerinde daha hızlı, aktif ve yerinde eğitim programı çerçevesinde başlattığımız eğitim CD’lerimiz ile mağaza yöneticileri, en müsait olarak değerlendirdikleri bir saatte personellerine sürekli eğitim vermeyi gerçekleştirebileceklerdir. Bu amaçla Yönetim Kurulu’nun desteği ve teşvikiyle, İnsan Kaynakları Departmanının yönetiminde, Reklam ve Halkla İlişkiler Departmanının katkılarıyla eğitim CD’leri hayata geçirilmiş ve sahada uygulanmaya başlatılmıştır. MAKRO | Röportaj Başarımızın sırrı kaliteli hizmet anlayışımızda Anadolu’nun yerli markası Makro Market, Konya’da da hızla büyümeye devam ediyor. Haziran ayında açılan yeni bir mağaza olan Konya-Binkonut mağazası, Makro Market’in en yeni üyelerinden biri. Binkonut Mağaza Müdürü Mehmet Elbir ile Makro Market’in müşteri ilişkileri ve Binkonut mağazası üzerine kısa bir röportaj gerçekleştirdik. Bize kısaca kendinizden ve Makro Market’teki görevinizden bahseder misiniz? 1979 yılı, Konya doğumluyum. Evli ve lise mezunuyum. 1996 yılında perakende sektöründe çalışmaya başladım. Makro Market ailesiyle tanışmam, Afra Alışveriş Merkezleri’nin Makro Market bünyesine katılmasıyla gerçekleşti. 2004–2008 yılları arasında mağaza müdür yardımcısı olarak göreve devam ederken devir işleminden sonra yeni bir heyecanla Konya Merkez Mağaza Müdür Yardımcısı olarak atandım. 1 yıl sonra Mevlana Mağazası Müdürü oldum. Görevime, Makro Market ailesine yeni katılan, Binkonut şubesi mağaza müdürü olarak devam ediyorum. Binkonut mağazası hakkında bilgi verebilir misiniz? Mağazamız Konya ilinin Selçuklu ilçesinde, şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Kızılkaya AVM’de bulunuyor. Makro Market ailesinin yeni bir üyesi olan Binkonut mağazası, 5 Haziran’da hizmete girdi. Makro Market Binkonut Mağazası, 2700 metrekare satış alanı üzerinde kurulu olup 50 araçlık açık ve 250 araçlık kapalı otoparka sahip. Gıdadan temizliğe, elektronik ürünlerden ev tekstiline kadar binlerce ürünün satışının yapıldığı Binkonut Mağazası, bünyesinde bulundurduğu fırında ekmek üretimiyle dikkat çeken 40 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MEHMET ELBİR bir mağaza. Fırınımızda, günlük ortalama 5 bin adet ekmek üretiliyor. Kalite Kontrol Uzmanımız kontrolünde, profesyonel ustaların emeğiyle, hijyenik bir ortamda, en kaliteli malzemelerle her türlü ekmek ve ekmek çeşitlerini üretiyoruz. Binkonut mağazası, güler yüzlü ve eğitimli 47 personeliyle bölge halkına kaliteli hizmet veriyor. Mağaza bünyesinde toplam 8 kasa, aktif olarak çalışıyor. Makro Market Konya’daki yapılanmasını tamamladı ve çok başarılı bir çizgide ilerliyor. Bu başarının sırrı sizce nedir? Makro Market ailesi Konya’da hizmette çizgi ötesi anlayışıyla zincirlerine yeni halkalar katmaya devam ediyor ve yeni açılacak şubeleriyle de bu büyümeye devam edecek. Başarının sırrı ise, kaliteli hizmet anlayışımızda yatıyor. Güler yüzlü personelle müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmaya ve her müşterimizi Makro Market ailesinin bir ferdi olarak görmeye çalışıyoruz. Müşterilerimizi güler yüzle karşılayıp güler yüzle uğurlamak, bizim asli görevlerimiz arasında bulunuyor. Konya halkı Makro Market’i sevdi mi? Konya halkı Makro Market’i sevdi. Çünkü aile fertleri birbirlerini daima sever. Bunu da, bizi tercih etmelerinden anlıyoruz. Bizim için her müşterinin değeri ayrıdır. Bizim için önemli olan, kalıcı bir müşteri kitlesine ulaşabilmek. İlk kez gelen müşteriyi tekrar mağazalarımıza getirebilmek, çok önemli. 2008 yılından beri yeni aile fertleriyle birlikte kemikleşmiş bir müşteri kitlesine ulaştığımıza inanıyorum. Bu da bizi sevdiklerini ve tercih ettiklerini gösteriyor. Makro Market hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Anadolu’nun yerli markası Makro Market’in kurumsal bir şirket olarak Türkiye genelinde büyük bir hızla ilerlediğini, bu şirketin bir ferdi olarak gururla izliyorum. Bu ilerlemeye, Binkonut mağazası olarak, personelimiz ve müşterilerimizle destek vermeye çalışıyoruz. Makro Market’e gelen her müşterinin mutlaka memnun ve hizmetini almış olarak ayrılmasının gururunu yaşamak, personelimizin motivasyonunun artmasında en büyük etken. Makro Market ailesine katılan her yeni arkadaşımız ve her yeni mağazamız, bize yeni bir şevk, kuvvet ve güven veriyor. Binlerce çalışanına iş veren ve ailelerine ekmek götürmesine vesile olan Makro Market yöneticilerine ve tüm çalışanlarına içtenlikle teşekkür ediyorum. MAKRO | Röportaj Müşterinin her söylediğini dikkate almaya çalışıyoruz 1,500 metrekare alanda hizmet veren Makro Market’in Çankaya mağazasında, temel ihtiyaçların dışında, iç giyim, ev tekstil, oyuncak ve elektronik gibi bölümler de bulunuyor. Çankaya Mağaza Müdürü Arzu Acar ile Çankaya mağazası ve müşteri memnuniyeti anlayışları üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Bize kısaca kendinizden ve Makro Market’teki görevinizden bahseder misiniz? 1964, Ordu doğumluyum. 2004 yılında Makro Market’te yönetici olarak göreve başladım. Son 6 aydır Çankaya mağazasında yönetici olarak görevime devam ediyorum. farklı kesimlerden insanlara hitap ediyoruz. Müşterilerimize en iyi hizmeti vermek için neler yapılması gerekiyorsa hiç usanmadan, yılmadan yapıyoruz. Servislerimizle, fiyatlarımızla ve kampanyalarımızla, her zaman müşterilerimize en güzel hizmeti sunmak için buradayız. Çankaya mağazası hakkında bilgi verebilir misiniz? Çankaya mağazamızda, 1.500 metrekare alanda 40 personelimizle hizmet veriyoruz. İlkemiz, her zaman müşteri memnuniyeti. Mağazamızda temel ihtiyaçların dışında, iç giyim, ev tekstil, oyuncak, elektronik bölümleri de bulunuyor. Müşteri yapısı, sosyal ve kültür düzeyi yüksek, karşılıklı görüş alışverişi yapılabilecek, iletişim sağlanabilecek bir yapıda. Personelinizin motivasyonunu üst seviyede tutmak için ne gibi çalışmalarınız var? Çalışanlarımızın da insan olduğunu asla unutmadan onlarla iletişim kurmaya çalışıyorum. İdari ve çalışan Siz ve personeliniz, Çankaya mağazasında müşteri memnuniyeti sağlamak için nelere dikkat ediyorsunuz? Öncelikle müşterinin rahat alışveriş yapacağı alanlar oluşturmaya çalışıyoruz. Personelimiz müşteri memnuniyeti ile ilgili birçok eğitim alıyor. Müşterinin görmek istediği ürünleri not edip satın alma sorumlularımızla paylaşıyoruz. Yani müşterinin her söylediğini dikkate almaya çalışıyoruz. Genciyle yaşlısıyla, emekli ve çalışanıyla, öğrenci ve esnafıyla çok 42 | Te m mu z-A ğu stos 2010 ARZU ACAR personel, perakende sektöründe bir zincirin halkalarını temsil ediyor ve halkaların birinde sorun olursa tüm hizmette de sorunlar ortaya çıkıyor. Bu yüzden her zaman açık sözlü olmalı ve güven duymalıyız. Bu sektörde en zor kazanılan şey güvendir. Bu güveni oluşturmak, müşterilerimize ve çalışanlarımıza karşı sorumluluğumuz ve bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Çankaya mağazasının başarısının sırrı nedir? Çankaya mağazasının başarı sırrı, iyi bir ekip çalışmasının olması. Öncelikle iyi bir ekibimiz var ve birbirimizle çok iyi anlaşıyoruz. Bu da müşterilerimize yansıyor Makro Market hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Makro Market kaliteli ve güçlü bir kurum. Amacımız, sadakatli müşteriler oluşturmak ve o müşterilere en iyi hizmeti vermek. Makro Market’te çalışmak insana bir aile olduğunu hissettiriyor; bundan dolayı çok mutluyum. MAKRO | Röportaj Makro Market, Malatya’nın güvendiği market Malatya Makro AVM içerisinde bulunan geniş ve ferah mağazasıyla Malatya’nın gönlüne taht kuran Makro Market, geçtiğimiz aylarda da “beyaz bayrak” alarak güvenilir gıda satış yeri olduğunu ispatladı. Makro Market’in Malatya mağazası hakkında geniş bilgiyi Mağaza Müdürü Rasim Koca’dan aldık. Bize kısaca kendinizden ve Makro Market’teki görevinizden bahseder misiniz? 1973 yılında, Konya iline bağlı Ilgın ilçesinde doğdum. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Turizm sektörü ile başladığım hizmet sektörüne 1996 yılında market sektörüne girerek devam ettim. Sırasıyla, şeflik, bölge satınalma müdürlüğü, mağaza müdür yardımcılığı, mağaza müdürlüğü, bölge müdür yardımcılığı olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum. Afra AVM’lerin Makro Market’e devri sonucunda Makro Market Malatya Mağaza Müdürü olarak göreve başladım ve halen görevime devam etmekteyim. Makro Market’in Malatya mağazası hakkında bilgi verebilir misiniz? Malatya ili, 838.647 kişilik bir nüfusa sahip ve Doğu Anadolu’nun ikinci büyük şehri. Dünya kayısı üretiminin %95’i Malatya’ya ait. Makro Market mağazasının içinde bulunduğu Makro AVM, Doğu Anadolu bölgesinde inşa edilen ilk AVM olma özelliğine sahip. Şehrin batısında, merkeze 7 km uzaklıkta olan Makro AVM, 34.000 metrekare yüzölçümüne sahip bir alana inşa edilmiş. Makro AVM içerisinde bulunan mağazamızda, 4.850 metrekare market satış alanı, 3530 44 | Te m mu z-A ğu stos 2010 RASİM KOCA metrekare arka planı olmak üzere toplam 8.380 metrekare alanda, rahat ve ferah bir ortamda, 54 profesyonel personelimizle, mükemmel hizmeti müşterilerimize sunuyoruz. Siz ve personeliniz, Malatya mağazasında müşteri memnuniyeti sağlamak için nelere dikkat ediyorsunuz? Müşterimizi mağazamızda ilk karşılayan personelimizden son uğurlayan personelimize kadar güler yüzle hizmet vermek ve müşterilerimize yardımcı olmak bizim ilk ilkemizdir. Müşterilerimizin, alışverişlerini yaparken kendilerini rahat hissetmeleri öncelikli hedefimizdir. Müşterilerimize güler yüz, temiz ve ferah bir ortamda alışveriş imkânı sağlamak için ben ve personelim yoğun bir çaba içerisindeyiz. Malatya, Makro Market’i sevdi mi? Makro AVM, Malatya ilinin ilk alışveriş merkezi olması münasebetiyle açıldığı ilk günden itibaren halkın büyük ilgisiyle karşılaşmıştır. Müşterilerimiz ve personelimiz arasındaki uyum, alışma sorunu yaşanmadan hizmet vermemize olanak sağlıyor. Böylece, çizgi ötesi hizmet kalitemizi büyük bir başarıyla sürdürüyoruz. Malatya halkı, Makro Market’in yapmış olduğu sosyal aktivitelere yoğun ilgi göstererek Makro Market’i benimsediğini hem yazılı hem de sözlü olarak belirtiyor. Sosyal aktivitelerin dışında, ülkemizde ilk defa uygulanmaya başlanan ve güvenilir gıda satış yeri unvanı olan “beyaz bayrak” almaya hak kazanarak müşterilerimizin gönül rahatlığı ile alışverişlerini yaptıkları bir kurum olduk. Tüm bunlar, müşterilerimizin Makro Market’i benimsediklerinin ve sevdiklerinin birer delilidir. Makro Market hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Anadolu’nun yerli markası olan ve % 100 yerli sermayeli Makro Market, istikrarlı ve hızla büyümesine devam ediyor. Aile sıcaklığından farksız olan çalışma ortamı, insana değer veren hizmet anlayışı, çalışanlarına güven veren, sağlam ve emin adımlarla büyümesine devam eden bu kurumda çalışmaktan dolayı kendimizi şanslı ve özel hissediyoruz. MAKRO | Röportaj Makro Market, çalışanına değer veren bir kurum Çok kısa bir zamanda Anadolu’nun dört bir yanına yayılan ve büyümesine büyük bir hızla devam eden Makro Market, Samsun’da da ardı ardına mağazalar açmaya devam ediyor. Makro Market’in en yeni mağazalarından biri olan Barış Mağazası Müdürü Recep Balıkçı ile Barış mağazası Makro Market’in başarısının sırrı üzerine konuştuk. Bize kısaca kendinizden ve Makro Market’teki görevinizden bahseder misiniz? 1976 yılı, Trabzon doğumluyum. İlk ve orta okulu Trabzon’da, liseyi ise Ankara’da okudum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Ailem olarak gördüğüm Makro Market’te, yaklaşık 13 yıldır çalışıyorum. Mağaza müdürü olarak Samsun ilindeki Barış mağazamızda görev yapıyorum. Barış mağazası hakkında bilgi verebilir misiniz? Barış mağazası, 2500 metrekarede hizmet veren ve yeni açılmış olan bir mağaza. Ayrıca bu mağazamızda, metrekare itibarıyla, gıda ile beraber gıda dışı (nonfood) ürünleri de bulunuyor. Barış mağazası, Samsun halkına zengin ürün çeşidiyle kaliteli hizmet vereceğimiz bir mağazamız olacak. Müşteri memnuniyeti sağlamak amacıyla ne gibi uygulamalarda bulunuyorsunuz? Her zaman olduğu gibi, müşteri odaklı düşünüyoruz, yani müşterilerimizin istek ve şikayetlerini etkin bir şekilde ele alıyoruz. Bu noktada, personel etkenini de unutmamak gerekiyor. Daima güler yüzlü, eğitimli ve işinde uzman personellerle çalışıyoruz. Müşteriye yardım eden, onu dinleyen ve 46 | Te m mu z-A ğu stos 2010 mağazamızdan memnun ayrılması için tüm fedakarlığı yapan bir düşünceyle hareket ediyoruz ve böylece yolumuza daha emin adımlarla devam ediyoruz. Makro Market’in Samsun’daki başarısının sırrı nedir? Makro Market’in Samsun’daki başarısının en büyük nedeni, müşterilerimizin Makro Market’e olan güveni, mağazalarımızdaki zengin ürün çeşidi ve en kaliteli ürünleri en uygun fiyatlarla sunmamız. Ayrıca gerçekleştirdiğimiz kampanyaların Samsun halkı tarafından çok iyi bir RECEP BALIKÇI şekilde takip edildiğini ve ilgi gördüğünü de söyleyebilirim. Bunların yanı sıra en önemli nedenlerden biri de, ulusal olan şirketimizi Samsun halkının Samsun’da yerel bir zincir olarak benimseyip sevmesi. Makro Market hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Makro Market Anadolu’dan çıkıp Türkiye’ye çok kısa zamanda yayılmış bir kurum. Ben Makro Market’in çok yakın zamanda bir dünya markası haline geleceğine inanıyorum. Çalışanına değer veren, teknoloji anlamında en son sistemleri takip eden ve kullanan bir kurum olarak Makro Market her zaman ilklere imza atıyor. Ayrıca Makro Market, yeni açıldığı bölgelerde müşterilerin daha iyi tanıması için pek çok kampanyaya ve etkinliğe imza atıyor. Bu da marka olma sürecini hızlandırıp insanların Makro Market’e yakınlık duymasını sağlıyor. Makro Market, müşterileri tarafından tanındıkça, güven kazandıkça, başarısı çok daha hızla artacak. Bu bakımdan, Makro Market’te çalışmak bana büyük bir zevk ve gurur veriyor. MAKRO | Cilt Bakımı BU YAZ KOLTUKALTI LEKELERİ İLE VEDALAŞIYORUZ Islak mendil sektörünün öncülerinden Fresh’n Soft’un yeni ürünü Fresh& Dry ter emici yapraklar, yazın kavurucu sıcaklarında en büyük kurtarıcımız olacak! Terlemeden kaynaklanan kötü görüntünün engellenmesi için üretilen bu pratik ürün, hem kadın hem de erkeklerin kullanımına uygun olarak üretildi. “Giysiye yapışır, ter tarihe karışır” diyen bu yaprakları, kendinden yapışkanıyla kıyafetin koltuk altına gelecek şekilde içeriden yerleştirmek yeterli. Bu yapraklar terlemeden kaynaklanan ıslaklığı içerisine hapsederek, terin dışarıya sızmasını ve zor durumda kalmamızı engelliyor. 48 | Te m mu z-A ğu stos 2010 GİYSİYE YAPIȘIR, TER TARİHE KARIȘIR Ter emici yapraklar, kol altı ve kıyafet arasında yumuşak ve konforlu bir bariyer oluşturarak, taze ve temiz bir gün geçirmeyi sağlıyor. İnce yapısı sayesinde hissedilmez, vücut yapısına uygun anatomik şekle sahiptir. Ter emici yaprakların içerisindeki süper emici tanecikler teri emer, kol altında terden dolayı oluşan ıslaklığı içerisine hapseder, böylece kol altınızdaki ıslaklık hissini, ıslak görüntüyü ve ter kokusunu engeller. Islaklık hissi olmadığından kendinizi daha rahat ve temiz hisseder aynı zamanda sosyal ortamda daha rahat hareket edersiniz. Fresh&Dry, kişilerin alerjik rahatsızlıkları düşünülerek kokusuz olarak tasarlandı. Ayrıca kokusuz olmasının diğer bir avantajı da kullandığınız koltukaltı deodorantı veya parfümünüzün kokusu ile karışmaması. Günlük kullanım için ikili poşetleri yeterli oluyor. Fresh&Dry’ın her paketinde size bir hafta yetecek kadar yaprak mevcut. MAKRO | Ramazan Ramazan ve beslenme alışkanlıklarımız Toplumsal hayatımızda çok önemli bir yeri olan Ramazan ayı, özellikle beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmesi açısından çok dikkat edilmesi gereken bir ay. Çok uzun günlere denk gelen bu seneki Ramazan ayında, sağlığımızı düşünerek çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Ramazan ayında, sahur normal kahvaltıdan, iftar yemekleri ise öğle ve Ayșe Korkmaz akşam yemeğinden daha ağır hazırlandığı VKV Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölüm Șefi için çok ciddi sağlık problemleri meydana gelebiliyor. Bu problemlerle karşılaşmamak için Ramazan ayında yediklerimize ve içtiklerimize daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Her zaman önerildiği gibi Ramazan ayında da amaç, yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayabilmektir. Bu sebeple Ramazan ayında öğün sayısının en az üç olacak şekilde planlanması tavsiye edilir. Bu beslenme şekline dikkat etmeyen sağlıklı kişilerde bile zaman zaman sindirim zorlukları, mide ve bağırsaklarda aşırı gaz birikimi, ani tansiyon yükselmesi gibi rahatsızlıklar görülebilir. Özellikle bu dönemde tüketilen hamurlu tatlılar, pideler, börekler ve yüksek kalorili besinlerin tüketiminin artmasına bağlı olarak kilo artışı yaşanır. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan ayında da sağlanabilmesi için gün içerisinde en az üç öğünü tamamlamak adına, sahur öğününün atlanmaması gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin son derece zararlı olduğu unutulmamalı. Çünkü bu beslenme tarzı, yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmakta. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü ağır yemeklerden oluşursa; gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı yükselir ve kilo alma riski artar. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde ya hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, az yağlı 50 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Ramazan yapılmış sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün şekli tercih edilmeli. Bu arada gün içersinde çok sıvı kaybedildiği için sıvı dengesini düzenlemek de son derece önemlidir. Günün ilk öğünü olan iftar, bir çorba ile açılmalı ve bir süre ara verildikten sonra yemeğe geçilmeli. İftara peynir, zeytin gibi basit yiyeceklerle başlanarak, normal yemeğe bir süre sonra geçilmesi daha doğrudur. Başlangıç için beyne doygunluk hissi veren çorba en uygun yiyecektir. Oruç süresince, midenin uzun süre boş kalmasından sonra bir anda çok yiyecek tüketilmesi sonucu mide ve kalp sorunları ortaya çıkabilmekte. Bunu önlemek için iftarda yavaş yavaş ve az miktarda yemek yenilmeli. Dengeli olmak kaydı ile iftar ile sahur arasına da mutlaka bir ara öğün eklenmeli. Ramazan ayında oruç tutarken beslenmeye daha çok özen gösterilmeli ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. Yemeklerin ağır olmamasına, az yağlı ve yağda kızartılmadan yapılmış yiyeceklerin seçilmesine, sık aralıklarla az yemek tüketilmesine dikkat edilmeli. Ramazan ayı için örnek menü Sahur l 1-2 dilim ekmek ya da pide l 1-2 dilim peynir ya da 1 adet yumurta l 5-6 adet zeytin l Domates, salatalık l Meyve ya da 1-2 çay kaşığı bal veya reçel veya l 1 kâse çorba l 1 kâse yoğurt l 1 porsiyon etli sebze ya da et yemeği l 1 dilim ekmek l Domates, salatalık İftar l 1-2 adet zeytin ya da hurma veya peynir l 1 kâse çorba l 1 porsiyon et yemeği ya da etli sebze yemeği l Salata (az yağlı) l 2-3 dilim ekmek ya da pilav veya makarna veya 1 dilim börek Ara öğün l 2 adet meyve + 1 su bardağı süt ya da yoğurt veya l 1 kâse meyve kompostosu + gece yatarken süt Bu beslenme planı, oruç tutabilen ve beslenmeyi etkileyebilecek herhangi bir sağlık sorunu olmayan yetişkinler için uygundur. Haftada 2-3 kez ara öğün yerine sütlü tatlı (bazen güllaç) yenilebilir. Ramazan ayında en sık karșılașılan iki sorun: Reflü ve Kabızlık Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlar, mide asidinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanan reflü ile kabızlıktır. Reflüyü önlemek için kahve, kakao, çikolata gibi aşırı kafein alımından kaçınmak, yağlı yiyeceklerden uzak durmak ve yemeği yer yemez yatmamak gerekir. Bunun 52 | Te m mu z-A ğu stos 2010 dışında kabızlık problemi çekenler için posalı besinlerin daha fazla tüketilmesi önerilir. Bunun için de meyve ve sebze tüketiminin arttırılması, ekmek olarak tam buğday veya çavdar ekmeğinin kullanılması ve özellikle su tüketiminin arttırılması gerekir. Halk arasında oruç, bazen zayıflamak için bir alternatif olarak değerlendirilir. Fakat bu, yanlış bir düşüncedir. Gün boyu aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmakta, bu da Ramazan ayının özellikle ikinci yarısından itibaren zayıflamayı zorlaştırmaktadır. İşte bu nedenle Ramazan ayı boyunca öğün sıklığını arttırmak amaçlanmalı. Ayrıca gün boyunca vücut susuz kalacağı için bol bol su tüketilmeli, mümkün olduğu kadar ağır yemeklerden, kızartmalardan kaçınılmalı. Yemek sonrası yenilecek tatlıların hamur işi olmamasına ve kızartılmadan yapılmasına özen gösterilmeli, sütlü tatlılar tercih edilmeli. Ramazan ayının simgesi haline gelen güllaç, en uygun tatlı olarak kabul görmekle birlikte, tüketim miktarına da dikkat edilmelidir. Diyabetli hastaların Ramazan ayında dikkat etmeleri gereken unsurlar Diyabetli hastaların Ramazan ayında, bir diyetisyen yardımıyla detaylı bir beslenme programı uygulaması çok önemli. Sahur ve iftarın yanı sıra, gece saat 22:00-23:00 arasında alınacak bir ara öğün ile gün içerisindeki öğün sayısını üçe çıkarmak, yiyecek seçiminde; ekmek, hamur işi yiyecekler, pirinç pilavı, makarna, patates ile şekerli yiyecekler gibi basit karbonhidratları kısıtlamak ve tek seferde büyük porsiyonlar şeklinde beslenmek yerine, ölçülü porsiyonları tercih etmek gerekir. MAKRO | Ramazan Tabak seçimi çok önemli İftar sofraları bereketiyle bilinir ancak küçük masanızda bu kadar çok insanı ağırlayacağınız için bazı şeylerden ödün vermeniz gerekebiliyor. Mesela büyük porselen takımlarınızla servis yapmaktan vazgeçin. Bunun yerine daha küçük servis tabakları kullanın. Böylece yerden kazanmış olacaksınız. Eksilenleri, hazırlamış olduğunuz başka bir servis masasından ekleme yoluyla tamamlayın. Eğer iftariyelik atıştırmalıklarla başlamayı En güzel iftar sofraları Ramazanın bereketli sofralarında yemek yemenin ve bir arada olmanın tadı başka olur. Tüm aile, akrabalar, eş-dost bir araya toplanır. Bir taraftan yemek yenir, diğer taraftan birbirinden eğlenceli sohbetler edilir. Sofra sohbetlerinin yerini başka ne tutabilir ki? Ama bu kadar kişi bir masaya nasıl sığacak? İşte size kalabalık iftar misafirlerini bir masa başında toplamanın sırları… 54 | Te m mu z-A ğu stos 2010 planlıyorsanız, her biri için ayrı servis tabağı getirmek yerine, konuklarınız için özel tabakları önceden hazırlayın. Böylece, zaten dar olan alanda, kimse kimsenin önüne geçip bir şeyler almak zorunda kalmaz. Ayrıca ana yemek için de büyük ve tek bir tabaktan servis edilebilen yemekleri tercih edin. Böylece masanın ortasına koyduğunuz bu yemeği herkes rahatlıkla alabilir ve boş tabaklarla gidip gelmek zorunda kalmazsınız. MAKRO | Ramazan Çocuklar için ayrı masa Mükellef sofralar hazırlamak isteyenler için en büyük sorun, bu kalabalığı bir masaya nasıl sığdıracaklarıdır. Evlerde genellikle 8 kişinin rahatlıkla oturacağı masalar bulunur. Ancak stratejik bir planlamayla bu masalarda 12 kişiyi ağırlayabilirsiniz. Bunun için çok ince planlamalar yapmalı ve her şeyi en uygun yere yerleştirmelisiniz. Öncelikle, misafirlerin oturacağı sandalyelerin olabildiğince az yer tutmasına dikkat edin. Çünkü sandalyelerin kapladığı alan ne kadar azalırsa, kişilerin masada kapladığı yer de o kadar azalır. Ayrıca insanların birbirine yakın olduğu masaların her zaman daha samimi ve sıcak olduğunu unutmayın. Çocuklar ve yetişkinler için farklı masalar hazırlamak da akılcı bir çözüm olabilir. Çocuklara, daha küçük olan mutfak masasında, başlarında bir büyük olması şartıyla, eğlenceli hale getirdiğiniz ayrı bir masa hazırlayabilirsiniz. Rengarenk tabaklar, süslenmiş patates kızartmaları, kızarmış ekmekler… Misafirler gelmeden önce… İlk olarak, masanız eğer duvara dayalıysa, masayı duvardan olabildiğince uzaklaştırın. Böylece insanların oturup kalkması daha kolay olur. Sandalye söz konusu olduğunda da küçük olanlarını tercih edin. Hatta yeni sandalye alacağınız zaman da buna dikkat edin çünkü bu, her zaman karşılaşacağınız bir sorun. Eğer masanız yuvarlaksa işiniz çok daha kolay olacak. Yuvarlak masalarda normal sandalyelerin arasına tabureler koyabilirsiniz. Dikdörtgen masalarda ise normalde bir kişinin oturabileceği kısa kenarlara, 2 tane tabure koyarak daha fazla kişiye yer açabilirsiniz. Ayrıca bu durumlarda banklar da kurtarıcı olabilir. Ancak bankın arkalıksız olmasına dikkat edin. Çünkü aradaki biri çıkmak isterken herkesi rahatsız edebilir. Ayrıca taburelere kendiniz oturun ya da ailenizden yakınları oturtmaya özen gösterin. Misafirlerinizi tabureye oturtmak çok hoş olmayabilir. Daha önceden, gelecek herkesin adını küçük kartlara yazıp peçetelerin üzerine koyabilirsiniz. Böylece bu sorun da ortadan kalkar. Bereketli sofralar, hoș sohbetler Tüm bu hazırlıklar bir tarafa, asıl önemli olan, misafirlerinizle kurduğunuz iyi diyalog ve iftar sofrasında ettiğiniz hoş sohbetler. Ne de olsa, yemek bahane… Önemli olan, bir araya gelmek ve bereketli Ramazan gününü beraber geçirmek. Sofra ne kadar sıkışık, sandalyeler ne kadar rahatsız olursa olsun, misafirlerinize gösterdiğiniz ilgi ve onları memnun etmek için gösterdiğiniz çaba yeter. Bir sofrada en gerekli olan, gülen yüzlerdir. Zaten yaptığınız lezzetli yemekler, bu sıkışıklığı herkese unutturur. Yemeğin sonunda, ayrı tabaklara daha önceden servis ettiğiniz tatlınızı da ikram etmeyi unutmayın. 56 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Beslenme 58 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Beslenme Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 59 MAKRO | Konuk Oyunculuk merakınız nereden geliyor? Küçüklükten itibaren oyunculuğa meraklıydım. Pera Güzel Sanatlar’a ilk gittiğimde 4.5 yaşındaydım. Keman ve bale eğitimleri derken, Ekol Drama’da Ayla Algan hocamdan oyunculuk kursları almaya başladım. Ümit Çırak hocamla çalıştım. Çağdaş Sinema ve Oyunculuk Atölyesi’nde eğitim almaya devam ettim. Daha sonra aile yakınlarımızın aracılığıyla şimdi çalıştığım ajansıma kaydoldum ve ilk olarak reklamlarla oyunculuğa adım attım. Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümünde okuyorsunuz. Neden konservatuara gitmediniz? Çünkü oyunculuk eğitimimi yurtdışında almak istiyorum. İleride iyi bir sinema oyuncusu olmak gibi bir hayalim var. Kariyerime bu kadar erken başlamamın nedeni de bu. Amerika’daki kurslara, iki yıllık programlara ya da yazlık atölyelere katılacağım. Hazal Kaya: “Oyunculuktan büyük bir keyif alıyorum” Genco dizisiyle tanıdığımız ve Aşk-ı Memnu ile pek çok insanın gönlüne taht kuran Hazal Kaya ile hayatı ve gelecek planları üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. 60 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Türkiye sizi Genco dizisiyle tanıdı. Hemen ardından Aşk-ı Memnu geldi. Ardı ardına izleyicinin kalbinde taht kuran iki önemli yapımda yer almanın size ne gibi artıları oldu? Bu iki dizi de benim hayatımda çok önemli bir yere sahip. Genco sayesinde hiç beklemediğim bir üne sahip oldum. Genco bana Aşk-ı Memnu gibi çok önemli bir yapımın da kapılarını araladı. Ayrıca, her iki MAKRO | Konuk dizi de kendimi oyunculuk alanında geliştirmemde ve göstermemde büyük yere sahip. Genco’daki Özge karakteriyle Aşk-ı Memnu’daki Nihal birbirinden çok farklı iki karakter. Nasıl tepkiler alıyorsunuz? Özge çok sevilen bir karakterdi ve çok olumlu eleştiriler almıştım. Nihal’in de izleyici tarafından çok çabuk kabullenildiğini düşünüyorum. İnsanlar Nihal’i sevdi ve başına neler geleceğini çok merak etti. Aşk-ı Memnu bugün hala herkesin severek okuduğu ve Türk edebiyatında başyapıt sayılan eserler arasında yer alıyor. Bu kadar önemli bir romanın uyarlamasında rol alıyor olmanın size ne gibi avantajlar sağladığını düşünüyorsunuz? Roman uyarlaması olduğu için derinlikli bir karakteri analiz etmem ve canlandırmam söz konusu oldu. Bu benim gibi genç bir oyuncu adayı için büyük bir sorumluluktu. Altından kalkabildiysem ne mutlu bana! Genç bir oyuncu olarak, Türk sineması ve tiyatrosu açısından önemli ve oldukça deneyimli insanlarla beraber kamera karşısına geçtiniz. Bunun ne gibi avantaj ve dezavantajları oluyor? Dezavantajları olduğunu düşünmüyorum. Onlarla kamera karşısında bulunmak çok büyük avantajlar sağlıyor. Onların bilgi ve deneyimlerinden elimden geldiğince yararlanıyorum. Ayrıca bu isimlerle birlikte olmaktan çok büyük bir keyif alıyorum ve sohbetlerimiz esnasında ufkum genişliyor. Hangi yönetmenleri beğeniyorsunuz? Yaşasalardı Stanley Kubrick ve François Truffaut ile çalışmak isterdim. François Ozon’a ve Michael Haneke’ye bayılıyorum. Türklerden Zeki Demirkubuz, Reha Erdem ve Metin Erksan’ın filmlerinde yer almayı çok isterim. Hangi tür müzik dinlersinz? Bu aralar daha çok Bonobo, Beady Belle ve Anja Garbarek var. Björk şarkısı dinlemediğim bir günüm yoktur. Ayrıca Beatles, Led Zeppelin ve Pink Floyd gibi klasiklerden de 62 | Te m mu z-A ğu stos 2010 vazgeçmem. Türklerden de Mor ve Ötesi, Yasemin Mori, Şebnem Ferah ve Hayko Cepkin’i beğeniyorum. Tanınmanın avantajları ve dezavantajları neler oldu? Tanınmak, rahatça gezip dolaşmak, arkadaşlarımla gittiğim bir yerde rahatça kahkaha atmak gibi durumlarda kısıtlayıcı olabiliyor. Kasıntı görünme çabasına hiç girmediğim için insanlar bazen “O mu, değil mi” diye tereddütte kalıyorlar. Gittiğim yerde daha ayrıcalıklı karşılanmak gibi bir durum oluyor ve bence bu çok yanlış. Ben bunu hep okul arkadaşlarıma da söyledim. Benim bir kafe’de garsonluk yapmamla oyunculuk yapmam arasındaki tek fark, insanların beni tanıyor olması. Bu da bir meslek. Şan ve şöhret, sadece bu mesleğin getirileri. Yaşım itibariyle, büyümem ve kendimi geliştirmem dışında hiçbir fark olduğunu düşünmüyorum. MAKRO | Konuk Neden oyuncu olmayı tercih ettiniz? Ben Almanya’da büyüdüm, sonra Türkiye’ye geldim. Biraz daha burada şekillenmeye başladı isteklerim. Ağabeylerimle her zaman ortak bir film yapma projemiz vardı. Kısmet olmadı ama belki olacaktır. Hayatın her kesiminde yer almayı severim. Her kesiminden insanlarla sohbet etmeyi çok severim. Çok farklı bir çevrem vardır; birbirinden bağımsız çevrelerdir bunlar. Oyunculukta da bu anlamda, farklı kültürleri taşımanın heyecanı var. Öte yandan insanlarla iletişim konusunda başarılı olduğuma inanıyorum. Küçüklüğümden beri çok farklı çevrelerin içerisindeyim. Çok iyi bir dil oluşturduğuma inanıyorum. Oyunculuk da çok ideal bir yer; o yerde farklı dilleri kullanabilme şansım var. Sinan Albayrak: “İnsanları bir araya getirecek düşünceleri paylaşmalıyız” Son günlerin çok konuşulan isimlerinden Sinan Taymin Albayrak. Beyaz Gelincik, Yersiz Yurtsuz ve Parkmaklılar Ardında gibi ses getiren yapımlarda rol aldıktan sonra yine pek çok eleştiriyle gündemin zirvesine çıkan Eşrefpaşalılar filmiyle beyaz perdede izledik onu. En son İnsani Yardım Vakfı ile Mavi Marmara gemisinde Gazze yolcusu olan ve bu nedenle zor günler geçiren Sinan Taymin Albayrak’la bu seyahati öncesinde çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Albayrak’a göre, insanları bölecek sözleri değil, insanları bir araya getirecek düşünceleri paylaşmamız gerekiyor. 64 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Ardı ardına sevilen projelerde yer aldınız. Rol seçimlerinde belirleyicileriniz neler? Bana “Niye başrolde oynamıyorsun” diye soruyorlar. Başrole çoktan geçmiş olman gerekirdi… Parmaklıklar Ardında adlı dizide de, daha öncesinde de pek çok başrol teklifi geldi ama bir projeye baktığınız zaman bir seziye sahip oluyorsunuz: Bu projeden iş çıkmaz, seyirci tutmaz ya da kadrosu ilgi çekmez gibi sözler söyleyebiliyorsunuz. Bir takım değişiklikleri ve farklı kültürleri göz önüne alarak birçoğunu eliyorsunuz. Sadece başrol oynayacağım diyerek o projeyi alıp iki bölüm sonra bitecek bir projenin içerisinde yer almak bana zarar getirir. Benim baktığım şey, kadrosunun sağlamlığı, hikayesinin inandırıcılığı ve farklı bir yapım olması. Bu anlamda da yine tabi kendime uygun olacak rol, başrol olmasa da hikayenin içersinde gerçekten etkisi olan bir karakterdir. Ben, devamlılığı olabilecek, kaliteli yapımlarda yer almayı tercih ediyorum. MAKRO | Konuk Yaşadığınız yerden uzakta gerçekleşen projelerin yaşamınıza ne gibi olumlu ya da olumsuz etkileri oluyor? Yabanileşiyorum. Bulunduğum yerlerde o bölgenin insanlarıyla çok iyi dostluklarım oldu; bana en büyük kazancı, en büyük getirisi budur. Çok sağlam dostluklar kurdum. Ama evim İstanbul’da, ailem Ankara’da… Hem İstanbul’daki hem de Ankara’daki evime yabancılaştım. Adapte olamıyorum. Ya da İstanbul’da arkadaşlarım, dostlarım var ama onlarla da frekansımı kaybettim. Bir araya gelip de sohbet edecek bir şey bulamaz hale geldim. Yabancı kaldığım için, evimden de kolay kolay çıkmıyorum. Oyunculuğun yanı sıra neler yaparsınız? Son zamanlarda fotoğrafa merak saldım; bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. O konuda da biraz ağır davrandığımı itiraf edeyim ama hani fotoğraf çekmek zaten her oyuncuda var; gözlem yapmak, insanları incelemek, hareketi takip etmek… Bunu biraz objektiflerle yakalama isteği duymaya başladım. Gittiğim yerlerde muhakkak oturduğum sabit bir kahve olur, hemen kendime sabit bir mekan belirlerim. O bölgenin hakikaten çok farklı simalarıyla bir araya gelme gibi bir yeteneğim vardır. Dediğim gibi, o farklı dili geliştirme gayreti devam ediyor. Parmaklıklar Ardında dizisi Sinop Cezaevi’nde çekiliyordu, siz dizide rol aldığınız dönemde neler hissettiniz? Özellikle gittiğiniz yerin tarihini ya da geçmişe olan izlerini takip etmek, öğrenmekte çok büyük fayda vardır. Sinop Cezaevi zaten çok ağır duyguların yaşandığı bir ortam ve hakikaten de içerisini dolaştığınız zaman o etkiyi hala hissedebiliyorsunuz. O ağaçlara olmayı hak edecek ne yaptılar? Sadece şiir yazdılar, vatan özlemlerini ya da gerçek anlamda olması gereken bir vatanı ele aldılar, yanlış olanı eleştirdiler. İnsanlık için gerekli olan güzellikleri dile getirdiler ve bu onların orada tutulması için bir neden oldu. Çünkü bazen insanı güzele çağırmak, kurulu olan bir düzene aykırı bir çağrıdır. Böyle olduğu zaman kırgın oluyorsun, bir süre sonra da bu öfkeye dönüşüyor. Beni daha çok inancımla öne çıkarıyorlar. Ben inanç sahibiyim ama bunu gerektiği gibi yaşayamıyorum ve bunun da özlemini duyuyorum. Allah adını kullanmaktan çekinmem. İnancımı saklamam, ortalıkta bas bas bağırıp kimseye mesaj vermem ama içki içmemem bile hep garipsendi. kazınmış olan isimlerden, duvarlara kazınmış olan feryatlardan ve anlatılan hikayelerden çok etkileniyorsunuz. Sabahattin Ali’nin de yazdığı gibi “Dışarıda deli dalgalar, gelir duvarları yalar.” Onun o çağrısı ya da çığlığını çok güzel aktardığını düşünüyorum. Orada şairlerin ve yazarların da tutulmuş olduğunu biliyor olmak, duvarlara zincirlenmiş olan prangaları görmek, o soğuğu hissettiğiniz zaman ya da o karanlığı; bu adamların burada ne işi var diyorsunuz. Bu adamlar burada Diğer oyunculardan sizi ayırdığını düşündüğünüz yanlar var mı ya da oyunculuğun eleştirdiğiniz yanları? Beni daha çok inancımla öne çıkarıyorlar. Ben inanç sahibiyim ama bunu gerektiği gibi yaşayamıyorum ve bunun da özlemini duyuyorum. Allah adını kullanmaktan çekinmem. İnancımı saklamam, ortalıkta bas bas bağırıp kimseye mesaj vermem ama içki içmemem bile hep garipsendi. Günah olduğundan mı diye hep sorgulandı. Elbette içki içmeyişimde inancımın etkisi var ama ben yıllarca yakın dövüş sanatlarında iyi olduğum için barlarda güvenlikçi olarak çalıştım. Sarhoşluktan nefret ettim. Oyunculuk, ne yazık ki belli bir düşünce kalıbında kör ve sağır kaldı. Anlayışsızlık, şimdiki oyunculuk camiasının kör noktası. Annem ve babam, aynı gece, aynı şekilde gördükleri bir rüya nedeniyle hacca gitmeye karar vermişler. İnançlı olmasına rağmen, çok özgürlükçü, Çerkes bir aileden geliyorum. Annem bulaşık yıkarken, ben de yanında olurdum ve bana dualar öğretirdi. Ama buna rağmen din konusunda hiçbir baskıları olmadı. Hayat içinde, gördüklerim eksik kalsa da yaşadıklarım, inancın insan hayatında ne kadar önemli olduğunu bana hep tecrübe ettirdi. Oyuncuların beyinleri çabuk yorulur... Bir karakter ezberlersin, o karakter senin öz parçandan bir şeyler alır; stresi vardır Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 65 MAKRO | Konuk da yaptığımız işlerle. Hatalarımıza rağmen, en azından hatayı yaptıktan sonra düzeltebilecek bir düşünceye sahip olmamız gerekiyor. İnsanları bölecek sözler değil, insanları bir araya getirecek düşünceleri paylaşmamız gerekiyor. Bir oyuncunun yükümlü olduğu şeyler vardır, onları çok göz ardı ediyoruz. Gerçekten sahte bir camiada yaşıyoruz ve bizim ayakta kalabilmemiz inanca bağlıdır, bizim kendimizi nasıl beslediğimizle alakalıdır. Ben kendi camiamın bu besin ihtiyacını doğru karşılamadığını kendi adıma da söylüyorum. ve ciddi çöküşlere neden olur. “Benim şöyle bir arabam, evim var” diyerek, buna sığınarak ayakta tutamam kendimi. Bir inanca ihtiyacım var. Bir oyuncunun yükümlü olduğu şeyler vardır, onları çok göz ardı ediyoruz. Gerçekten sahte bir camiada yaşıyoruz 66 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Eşrefpaşalılar olumlu ve olumsuz çok eleştirilen bir sinema filmi olarak öne çıktı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Ben filmi çektikten sonra böyle eleştiriler duymaya başladım. Cemaat filmi olduğu konusunda büyük eleştiriler aldı. Cemaat filmidir ya da değildir; ben filmin insanlara ne verdiği, ne hissettirdiğiyle ilgiliyim. Bir cemaate bağlı olduğunu düşündükleri için bir filme gidilmiyorsa, o zaman gidilmemesi gereken o kadar çok film var ki. İsrail, Filistin’e zulmediyor diye kınıyoruz. O zaman neden onların finanse ettiği Hollywood filmlerine gidiyoruz. Ayrıca bir cemaat filmi bile olsa, o cemaatin onların da hoşuna gidecek bir film yapma hakkı yok mudur? Öte yandan bir filmin bir davası da olmalı bence. Bu filmin de bir davası var: İnsanlara tekrar muhabbeti hatırlatıp, önyargısız olabilmek. ve bizim ayakta kalabilmemiz inanca bağlıdır, bizim kendimizi nasıl beslediğimizle alakalıdır. Ben kendi camiamın bu besin ihtiyacını doğru karşılamadığını kendi adıma da söylüyorum. Bizim iyi örnek olmamız gerekiyor insanlara, yaşantımızla ya Filmde bir hocayı canlandırdınız. Bu rol konusunda tereddütleriniz oldu mu? “Zaten biraz şüpheyle bakıyorlar. Hocayı oynarsam kim bilir neler diyeceklerdir” dedim tabii. Çünkü biz, oyuncunun rol kabiliyetine göre değil, maalesef üzerine giydiği kostüme bağlı olarak konuşuyoruz. İyi bakan, oyunculuğumu beğenip beğenmediğini söyleyecektir. Kötü bakan, zaten baştan damgayı vuracaktır. Bu nedenle de eleştirileri çok önemsemedim. Bana Türkiye’de en tepki çekecek, radikal insanı oynar mısın deseler seve seve oynarım. Travestiyi de oynarım. Oyunculukta öyle sınırım yok. MAKRO | Röportaj Bize kısaca Hatipoğlu Et’in kuruluş öyküsünü anlatabilir misiniz? Konya’nın önde gelen et ürünleri üreticilerinden olan Hatipoğlu Gıda, 1970 yılında, 3 kardeşin küçük bir atölyede, basit makinelerle ve kendi öz kaynaklarıyla kurdukları bir şirkettir. Değişen, gelişen ve yenilenen yönetim anlayışıyla şirket, ikinci nesle geçmiş ve sektörde emin adımlarla ilerleyip önemli bir konuma sahip olmuştur. Bugün Hatipoğlu Et, geniş makine parkuru, deneyimli kadrosu, geniş pazarlama ağı ile sektörün önde gelen firmaları arasında yerini almanın haklı gururunu yaşıyor. Hatipoğlu Et evrensel düşünüp yerel davranıyor 1970 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Hatipoğlu Et, Konya’nın önde gelen et üreticilerinden biri. Her ürününü üstün bir özen göstererek üreten firma, geniş makine parkuru, deneyimli kadrosu ve geniş pazarlama ağı ile dikkat çekiyor. Makro Vizyon olarak, Hatipoğlu Et Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Aydemir’le Hatipoğlu Et ürünleri ve yeni kurulan üretim tesisleri üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. 68 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Hatipoğlu Et markası altında hangi çeşit ürünleri üretiyorsunuz? Ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Başlıca sucuk, salam, sosis, pastırma, kavurma, jambon üretimi yapıyoruz. Bu ürünlerimizde tabi ki kendi içerisinde ayrılıyor: l Sucuk markalarımız, içerik oranlarına göre ayrılıyor. Marka olarak Hatipoğlu Sucuk, tamamen dana etinden; Meram Sucuk, dana etinden; Şenay Sucuk dana ve hindi eti karışımından; Seda Sucuk ise tamamen hindi etinden üretiliyor. l Salam ürünlerimiz de dana eti ve hindi eti olarak ayrılıyor. Bunları da zeytinli, fıstıklı, sade, çeşnili olarak gruplandırmak mümkündür. MAKRO | Röportaj HATİPOĞLU ET l Sosis ürünlerimiz de dana ve hindi eti olmak üzere ikiye ayrılıyor. l Pastırma ve kavurmalarımız zaten dana etinden olacağından sadece ambalaj ve gramaj olarak çeşitlilik gösteriyor. Ayrıca tüm ürünlerimiz gramajlarına ve ambalajlarına göre farklılık gösteriyor. Son olarak, 2008 yılında, yufka, mantı, erişte, kadayıf imalatına da başladık. Marka olarak Aytat, Aydem, Görkem, Konyalı Hatipoğlu olarak 4 isim altında üretim yapıyoruz. Bu markaların hepsinin yufkası, mantısı, eriştesi ve kadayıfı farklı ambalajlarda ve gramajlarda, Konya’daki marketlerde satışa sunuluyor. Et ürünleri üretiminde hijyenik koşullar ve kalite çok büyük bir önem arz ediyor. Hatipoğlu Et olarak, bu kıstasları sağlamak adına ne gibi çalışmalarda bulunuyorsunuz? Bilindiği gibi, sağlık açısından hijyenik koşulların sağlanması, et ve et ürünleri üreten tesislerde, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Bu yüzden üretimde kullanılan malzemelerin, üretimde çalışanların ve üretim bölümünün temizliğine özen gösterilmelidir. Et ve et ürünleri, dikkat edilmediği takdirde mikroorganizmaların gelişmesine oldukça müsait bir ortama dönüşebilir. Bu yüzden ürünlerimizin hammadde alımı, depolanması, işlenmesi, ambalajlanması ve son olarak sevk edilmesi sırasında oluşabilecek riskler önceden tespit Hatipoğlu et, et sektörün deki başarısını unlu mamülle r ile perçinlemeyi hedef alarak yufka, mantı, kadayıf ve erişte üretimine 1700 metrekare alanda başladı. Tıpkı et ürünlerinde old uğu gibi, unlu mamüllerde de piy asaya iddialı bir giriş yapan Hatipoğlu Gıda, kaliteden ödün vermede n sağlıklı koşullarda unlu mamülle r üretimini hızlandırdı. Tüm ürünle rin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nda n çalışma izni ve gıda üretim sertif ikaları bulunuyor ve Türk Gıda Kodeksine uygunluk doğrultusunda üretim yapılıyor. Evrensel düşün üp yerel davranan, bütün gücünü bölge insanının gösterdiği tev eccühten alan Hatipoğlu Et, müşte rilerine şükran borçlu olan bir fir ma. edilerek, her noktada gıda mühendisimizin de kontrolünde, üretimimizi sürdürüyoruz. Ayrıca ISO 9001: 2000 ve ISO 22000: 2005 kalite yönetim belgelerine sahip bir firmayız. Kaliteli ürün elde etmek için kaliteli hammadde kullanmak zorundasınız. Biz de bu ilkeyi çok iyi bildiğimiz için hiçbir zaman kalitemizden ödün vermeyerek hep daha kaliteliyi üretme çabasında olduk. Tüketici de bunu fark ettiği için markalarımız hep en önce tercih edilenlerden oldu. Yeni bir üretim tesisisiniz faaliyete geçti. Kısaca bu fabrikadan bahsedebilir misiniz? Yeni yerimiz, Karatay ilçesi sınırları içerisinde bulunuyor. 5.700 metrekare kapalı alana sahip tesisimiz, hijyenik ve kaliteli ürün elde etmek amacıyla, gelişen teknolojiyi de takip ederek modern bir tesis olarak kuruldu. Bu tesisimizde ürünlerimiz için risk oluşturabilecek noktalar önceden tespit edilerek, insan sağlığı ve müşteri memnuniyeti göz önünde bulundurularak inşa edildi. İmalat bölümünde kullanılan tüm malzemeler (fayans, panel, musluk) anti bakteriyel ve gıda üretimine elverişli olarak yaptırılmış olup hijyenik bir ortam oluşturmak için gereken tüm ortam sağlandı. Fabrikamızın birinci katında sucuk, salam, sosis üretimimiz; ikinci katında ise yufka, erişte, mantı üretimimiz devam ediyor. Sizce, Hatipoğlu Et markasını insanların tercih etmesinin sebebi nedir? Müşterilerimizin bizi yıllardır tercih etmelerinin sebebi, değişmeyen damak tadımızdır. Sürekli aynı kalitede ürün alan müşterilerimiz, piyasada her gün farklı bir isimle ortaya çıkan ve içine ne katıldığını bilmedikleri ürünleri tercih etmek yerine, yıllardır alıştıkları ve kalitesine güvendikleri Hatipoğlu ürünlerini tercih ediyorlar. Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 69 MAKRO | Gündem YAZ SICAKLARINDAN KORUNMAK İÇİN... Aşırı sıcaklardan korunun! Son yıllarda mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklığa bağlı olarak, sağlık sorunları da giderek artıyor. Özellikle kalp, damar ve tansiyon hastalığı bulunan kişiler, sıcaklardan daha çok etkileniyor. Aşırı sıcaklarda, güneşin en yoğun saatlerinde, dışarıda bulunan kişilerde, güneş çarpması ve yanıklar oluşabiliyor. Oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilen güneş çarpmasına karşı önlem alınması gerekiyor. 70 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Yaz aylarında artış gösteren sıcaklıklar, hem bunaltıcı hem de zararlı oluyor. Bu sıcaklıklar, güneş çarpmasından güneş yanıklarına, baş ağrısından cilt hastalıklarına kadar, birçok rahatsızlıklara neden oluyor. Aşırı sıcaklar, çoğu zaman, yaşam enerjisini düşürüyor. Sıcak nedeniyle kişilerde, bitkinlik ve uyku hali daha sık görülüyor. Hem sıcaklardan korunmak, hem de daha enerjik olabilmek için size bazı tavsiyelerimiz var! l Bol sıvı ve mineral içeren (maden suyu gibi) içecekler tüketin. Özellikle 3 litreye yakın su tüketmeye çalışın. Böylece vücudunuzun sıvı kaybını önlemiş olacaksınız. l Özellikle günün en sıcak saatleri olan 12.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya çalışın. Dışarıda bulunursanız, gölgelik yerlerden yürüyün. Güneşlenecekseniz, öğle sıcaklarını tercih etmeyin; saat 16.00'dan sonra güneşlenin. Aksi halde güneş çarpması ya da yanıklarına maruz kalabilirsiniz. l Çok sıcak günlerde, yağlı ve ağır yiyeceklerden kaçının. Özellikle hafif ve az yağlı yemeklerle sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Besinlerinize lifli gıdaları eklemeyi unutmayın. l Gazlı MAKRO | Gündem veya kafein içeren içecekleri tüketmemeye özen gösterin. l Kıyafet seçerken, özellikle açık renkli, pamuklu ve dar olmayan giysileri tercih edin. l Şapka ve gözlük kullanın. Böylece başınızı ve yüzünü yüksek sıcaklıktan korumuş olursunuz. l Sık sık duş alın. Gün içinde, bol bol el, yüz ve dirseklerinizi soğuk suya tutun. l Yüksek faktörlü güneş kremi kullanmaya özen gösterin. Böylece cilde zarar veren güneş ışınlarının olumsuz etkilerinden korunmuş olacaksınız. l Isı dengesini korumaya yardımcı olan bir besin maddesi de, yoğurt. Aşırı sıcaklarda yoğurt tüketin. l Odaları ve kapalı alanları sık sık havalandırın. Mümkünse klima kullanmaya çalışın. l Bulantı ve iştah kaybı l Nemli bir cilt l Kol ve bacaklarda kramplar l Nabız ve solunum hızında artış GÜNEȘ ÇARPMASI NEDİR? AȘIRI TERLEME PROBLEMİ Güneş çarpması, vücut kendi ısısını koruyamadığı zaman ortaya çıkan bir durum. 37 dereceye kadar normal olan vücut ısısı, çok sıcak ve nemli havalarda, 40-41 dereceye kadar yükselebiliyor. Bu da oldukça tehlikeli sonuçlar doğuruyor. Güneşe uzun süre maruz kalan kişilerin, beyin hücrelerinde tahribat gelişebiliyor. Özellikle yaz günlerinde, yüksek sıcaklıklara karşı önlem alınması gerekiyor. Eğer güneş çarpmasının belirtileriyle karşılaştıysanız, mutlaka bir doktora başvurun. Güneş çarpmasının belirtilerini kısaca şöyle sıralayabiliriz: l Baş ağrısı ve dönmesi l Bilinç bulanıklığı l Görme netliğinin bozulması l Aşırı terleme Vücudumuzun sürekli aynı ısıyı koruyabilmesi için ter bezlerine önemli görev düşüyor. Terleme, derinin ıslak hale gelmesi sonucunda hem fazla suyun atılması hem de yükselmiş vücut ısısının düşürülmesi için ortaya konmuş bir reflekstir. Sinir sistemimizin başlattığı, ter 72 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Bol sıvı ve mineral içeren (maden suyu gibi) içecekler tüketin. Özellikle 3 litreye yakın su tüketmeye çalışın. Böylece vücudunuzun sıvı kaybını önlemiş olacaksınız. bezlerinin meydana getirdiği, bizim kontrol edemediğimiz faydalı bir aktivite olan terleme, her noktaya aynı oranda dağılmadığı ve bölgesel olarak farklılık gösterdiği zaman, örneğin avuç içleri, koltukaltı ve ayaklar gibi- sosyal yaşamda uyum sorunlarına yol açıyor. Yoksa terleme zarar verici bir durum değil aksine vücudun faydalı aktivitelerinden biri. El ve ayak terlemesi ne sıklıkta görülür? Terlemenin toplumda görülme sıklığı, Güneydoğu Asya ülkelerinde daha fazla olmakla birlikte %1-2 civarında gerçekleşiyor. Okul çağı itibariyle başlayan terlemenin, çoğu zaman dönemsel farklılık gösterdiği zannediliyor fakat yapılan araştırmalar, hiç azalmadığını ortaya koyuyor. MAKRO | Gündem SICAK YAZA SOĞUK ÇARE Bitki çaylarının her birinin birçok faydası sıralanıyor. Genel olarak hazmı kolaylaştırdığı, sinir sistemine ve mideye iyi geldiği bilinen bitkisel çaylar, her ne kadar soğuk kış günlerinin bir parçası olsa da yazın da yardımınıza yetişebilir. Bitki çaylarını, yazın sıcak günlerinde soğuk ya da buzlu olarak tüketebilirsiniz. Kaynar suyla demleyip tercihe göre tatlandırdığınız çayınızı soğutucuda beklettikten sonra serinlemek için içebilirsiniz. Yaz aylarında tercih edilen gazlı içeceklerden çok daha faydalı olan bitki çaylarını şeker yerine balla tatlandırırsanız daha faydalı olacaktır. Yaz-kıș ıhlamur Soğuk algınlığı ve öksürükte yaygın olarak kullanılan bitkilerden biri olan ıhlamur, uykusuzluk ve kan dolaşımı bozukluklarına da birebir. Isı Yapraklarında çok dengesini miktarda klorofil korumaya taşımasından dolayı yardımcı olan kansızlık durumunda in kullanılmasında faydalı bes bir olduğu bilinen ıhlamur, maddesi de, güzel kokusu ve rı Aşı . urt yoğ dinlendirici etkisiyle, sıcaklarda stresi atmanıza yoğurt yardımcı oluyor. tüketin. 74 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Yeșil çay mucizesi Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilen bu çayın siyah çaydan farkı, daha az işlem görmüş olması. Bu sayede yaprakları daha taze ve yeşil kalan yeşil çay, siyah çay gibi bir oksidasyona da maruz kalmaz. Yeşil çayın antioksidan oranı daha yüksek, kafein oranıysa daha düşüktür. Yüksek tansiyondan uykusuzluğa kadar birçok rahatsızlığa iyi gelen bu çay, yağ yakımını ve enerjiyi arttırarak daha zayıf ve zinde olmanızı sağlar. Kolesterolü düşürüp stresi de azaltan yeşil çayın bir mucizesi de cilde faydasıdır. MAKRO | Güzellik Güneşsiz bir yaşamı düşünmek mümkün değil. Dünya üzerindeki tüm canlıların ana yaşam kaynağı olan güneş, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan antibakteriyal bir etkiye de sahip. Aynı zamanda vücudun D vitamini sentezlemesini gerçekleştirdiği için özellikle çocukların kemik gelişiminde çok önemli bir rol üstleniyor. Sağladığı bronzluk etkisi ile güzellik bakımından da öneme sahip olan güneş, akne ve sivilce tedavisinde de oldukça yararlı olabiliyor. Ancak, tüm bu faydaların yanı sıra güneş, ozon tabakasının incelmesiyle birlikte artık insanlar için bir tehlike unsuru haline gelmeye başladı. Ozon tabakası bu hale gelmeden önce, yeryüzüne sadece A ve B ultraviyole radyasyonu ulaşırken, artık C ultraviyole radyasyonu da ulaşıyor. A tipi ultraviyole radyasyonu, cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden olurken, B ve C tipi ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini arttırıyor. Faydaları ve zararları göz önüne alındığında, güneşe karşı temkinli yaklaşmak gerektiğini unutmamak gerekiyor. Güneş ve cildimiz 76 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Kuruyan ciltlere, su Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesi, bedenimiz için büyük bir sorun haline gelebilir. Sadece cildimiz için değil, tüm fiziksel yapımız için güneşle dost olmamız gerekiyor. Güneşten ne tamamen kaçmak doğru ne de hiçbir önlem almadan yaşamak… Yaz sıcakları nedeniyle kaybettiğimiz su, dolaşım sistemimizi zora sokabilir. Hele bir de gün içinde fazla aktif bir hayat tarzına sahipseniz, vücudun su eksiğini tamamlamak zorunda olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın. Normal insanın her gün en az 2 litre su tüketmesi gerekiyor. Ancak yaz aylarının gelmesiyle beraber bu ihtiyaç 4 litreye kadar çıkabiliyor. İçecek olarak suyun yanı sıra maden suyu, meyve ve bitki çayları da tüketebilirsiniz. Su kaybı, sadece dolaşım sistemi için değil, cildimiz için de büyük sorun olabilir. Yeterli su almayan cilt, çok çabuk kurur ve pul pul dökülmeye başlar. Ayrıca kırışıklık ve yaşlanma gibi hoş olmayan durumlar da su kaybı ve aşırı güneşle beraber artar. Cildinizin yaz aylarında da sağlıklı ve parlak olmasını istiyorsanız, ihtiyacınız kadar su içmeyi ihmal etmeyin. MAKRO | Güzellik Günün en güzel saatleri Güneș kremi Sıcak, rutubet ve ultraviyole ışınlarının cilde verdiği zararlı etkilerinden korunmak için güneş altında, özellikle sıcağın çok yoğun olduğu ve güneş ışınlarının daha dik açıyla geldiği saat 11.00 ve 16.00 arasında uzun süre kalmamak gerekiyor. Bu saatlerde gölge olan alanları tercih etmek ya da kapalı mekanlarda bulunmak en iyisi. Güneş şemsiyesi gibi gölgeliklerin altında otururken de kum ve denizden yansıyan ultraviyole ışıklarının zarara neden olabileceği unutulmamalı. Yani, “Zaten gölgede oturuyorum” diyerek önlem almadan güneşe maruz kalmak oldukça zararlı. Bu durumda bile, açık renk kıyafetler giymeye, şapka ve gözlük kullanmaya dikkat etmelisiniz. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar çok örtebilen bol ve açık renkli, uzun kollu tişört, pantolon ve elbiseleri tercih edin. Güneş ışınlarının yüzde 99-100’ünü engelleyebilen ultroviyole koruyuculu güneş gözlüklerini kullanın; bu tür güneş gözlükleri katarakta ve gözde hasara neden olan zararlı ışınları azaltır. Güneş kremi, güneşten sağlıklı olarak faydalanabilmek için çok önemli bir yere sahip. Direkt güneş ışığına maruz kalan cilt, pek çok sorunla karşı karşıya gelebilir. Bu sorunları bertaraf etmek için alınabilecek en iyi önlem, güneş kremleri… Koruyucu yağlar ve kremler, güneşe çıkmadan yarım saat kadar önce sürülmeli ve her 2 saatte bir ve yüzdükten sonra tekrarlanmalıdır. Ayrıca iyi bir koruma sağlanabilmesi için güneş koruyucusunun yeterli miktarda sürülmesi de çok önemli. Koruyucuyu az sürmek bir fayda sağlamayacağı gibi, çok fazla sürmek de fazladan bir koruma anlamına gelmiyor. Güneş reçetesi: Koruyucu krem, ölçülü güneş maruziyeti ve bol sıvı tüketimi. 78 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Güneșle gelen kahverengi lekeler Güneşin ciltte meydana getirdiği en büyük sorunlardan biri kahverengi lekeler. Sağlık açısından büyük bir risk taşımayan bu lekelerin görünümleri rahatsızlık verici olabiliyor. Bu lekelerden korunmanın da en kolay yolu, yeterli miktarda güneş kremi kullanmak. Kahverengi lekeler söz konusu olduğunda, çıkmadan önlem Unutmayın! l 11.00 ve 16.00 saatler i arasında direkt güneş ışığından kes inlikle kaçının. l Her durumda, korum a faktörü en az 15 olan güneş kreminizi sürün. l Deri kanseri, güneşe bağ lı yaşlanma gibi unsurlar, uzun vadede birikerek açığa çıktığı için güneşten korunmaya çocuk yaşta başlayın. l Mutlaka şapka ve gün eş gözlüğü takın. l Bulutlu havalar da gün eşten yayılan radyasyon açısından tam amen zararsız değildir. Bu hav alarda da güneşten korunmak için gerekli önlemleri almak gerekir. l Beyaz tenlilerin, açık renk gözlü kişilerin, çocukların ve yaş lıların güneşe duyarlılığı daha fazla olduğu için önlemler konusund a daha dikkatli olmaları gerekir. almak en iyi yaklaşım. Çünkü çıktıktan sonra lekeleri yok etmek için uygulanan tedavilerden kesin sonuç almak her zaman mümkün olmuyor. Ayrıca vücudumuzdaki benlerin de güneşle dost olmadığını söyleyebiliriz. Bazı benler cilt kanserine neden olabiliyor. Ben, birden ortaya çıkarsa, hızla büyür ve kabarıklaşırsa, sınırları düzensizse ve zaman zaman kaşınıyorsa, mutlaka bir dermatolog tarafından muayene edilmeli. Bu tip risk faktörleri taşıyan kişilerin güneşten korunmaları çok daha önemli. MAKRO | Gıda Kültürü YEMEKLERİN RENGİ: SALÇA Türk mutfağında yemeğe lezzet katmak gerekince başvurulan ilk besin salçadır. Yemeklerimizin olmazsa olmazı, rengi ve kokusuyla iştah açan salçanızı, yaz mevsiminin mis kokulu ve tazecik biber ve domatesleriyle kendiniz yapabilirsiniz. Domates salçası yaparken dikkat etmeniz gereken, etli domatesleri seçmek olacak. Salça yaparken, daha uygun olan Çanakkale ya da Bursa domatesi gibi türleri tercih edebilirsiniz. MEVSİMİNDE MEYVE VE SEBZELERLE KIŞA HAZIRLIK Aşırı sıcaklarla uğraşırken “Nereden çıktı şimdi, kışa hazırlık?” diyebilirsiniz. Ama yazın en güzel sebze ve meyvelerini kışın da tüketebilme fikri, sizce de çok çekici değil mi? Bunun için yüzyıllardır kullanılan yöntemleri sizinle paylaşmak istedik. Konserve, turşu, reçel ve salça… Yazın aldığınız en lezzetli domatesi, fasulyeyi, salatalıkları ya da çilekleri kışın da tüketebilmeniz için en güzel yollar. Yazın yaptığınız, mis kokulu çilek reçelinin kış kahvaltılarında sofralarınıza getireceği tadı bir düşünün! 80 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Domates salçası: l 5 kilogram domates l 5 tatlı kaşığı tuz Hazırlanışı Domatesleri iyice yıkadıktan sonra iri iri doğrayın. Geniş bir tencerede kendi suyuyla pişirin. İyice yumuşadıktan sonra süzgeçten geçirin. Elde ettiğiniz bu püreyi daha yayvan bir tencereye alıp kısık ateşte, sürekli karıştırarak pişirin. Tuz ekleyip karıştırmaya devam edin. Kıvamı koyulaşınca ateşten alın. Salçayı cam kavanozlara, 2 parmak boşluk kalana kadar doldurun. Kapaklarını sıkıca kapatın. Biber salçası: l 3 kilogram kırmızı dolmalık biber l 3 yemek kaşığı tuz Hazırlanışı Biberlerin çekirdeklerini temizleyip iyice yıkayın. Suları MAKRO | Gıda Kültürü süzüldükten sonra, robotta çekin. Püre haline gelmiş olan biberlere tuzunu ekleyip yayvan bir tepsiye alın. Tepsiyi 200 derecedeki fırına koyun. Ara sıra karıştırarak suyunu çektirin. Salçanızı kavanozlara koyabilirsiniz. l Tansiyonunuzun durumuna göre tuz oranını istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Tuz, küflenmeyi engellemek maksadıyla konduğu için kullanım maksadınıza göre tuz miktarıyla oynayabilirsiniz. l Kavanozları önceden kaynatıp, kurularsanız, küflenme riski azalacaktır. KONSERVE YAPIYORUZ Artık her mevsimde her sebzeyi bulmak mümkün oluyor. Sebzeler için yaz-kış farkı kalmadı diyebiliriz. Ama ya lezzetleri? Yaz domatesinden, patlıcanından aldığınız tadı, kışın alabiliyor musunuz? Ne kokusu aynı, ne de tadı… Yazın tadına doyamadığımız patlıcan, bamya, biber ve domates, bir Aralık akşamı, pilavın yanında türlü olarak sofranıza gelsin istemez misiniz? O zaman bir sürü kavanoz alın çünkü konserve yapıyoruz. Türlü konservesi: l 1 kilogram patlıcan l Yarım kilogram bamya l Yarım kilogram taze fasulye l 1 kilogram kabak bir kaşık tuz ekleyip bir parmak boşluk kalana kadar kaynar suyla doldurun. Havasını çıkardıktan sonra kapağını sıkıca kapatın. Kavanozları sterilize etmek için, kavanozları büyük bir tencereye, birbirine değmeyecek şekilde yerleştirin. Kavanozların üzerini geçecek kadar su doldurup 25-30 dakika kaynatın. Kavanozları tencereden alıp bir bezin üzerine dizin. Kapaklarını kontrol ettikten sonra nemsiz bir ortamda saklayın. l Yarım kilogram sivri biber l 1 kilogram domates l 1 çorba kaşığı tuz Hazırlanışı Sebzelerin saplarını kesin, yıkayın ve kurulayın. Bamyaları sıcak fırında kurutun. Kaynar suda 7-8 dakika haşlayıp suyunu süzün. Patlıcanları iri küpler halinde doğrayın ve tuzlu suda bekletin. Kabakları küp şeklinde doğrayın. Biberleri ve fasulyeleri ayıklayıp istediğiniz boyutlarda parçalara bölün. Bu sebzeleri farklı kaplarda diri kalacak kadar haşlayın. Domatesleri doğrayın. Haşlanmış olan tüm sebzeleri eşit miktarlara bölüp kavanozlara yerleştirin. Her kavanoza l Konserve yapacağınız meyve ve sebzelerin taze, olgunlaşmış, yarasız ve çürüksüz olmasına dikkat edin. l Bu yöntemle, pek çok sebzenin (taze fasulye, bamya gibi) ayrı ayrı konservelerini de yapabilirsiniz. l Konservede kullanacağınız kavanozları ve kapaklarını teker teker gözden geçirmelisiniz. İçlerinde ağızları kırık veya gövdeleri çatlak kavanozlar ile kenarları ezilmiş, contasının lastiği kopmuş veya zedelenmiş, paslanmış kapaklar varsa bunları kullanmamalısınız. TURȘU YAPARKEN… Turşu yaparken kullanacağınız sebzeleri seçerken sert, taze, kabuklarının parlak görünümlü ve zedelenmemiş olmasına dikkat etmeniz gerekiyor. Sebzeler ne kadar taze ve diri olursa, turşunuzun dayanma süresi de o kadar fazla olur. Ayrıca turşu yaparken mutlaka kaya tuzu kullanın. Çünkü sofralarımızda kullandığımız rafine tuz, turşunun daha çabuk yumuşamasına neden olur. Ayrıca turşu yaptığınız sebzenin boyutlarının küçük ve birbirine yakın olmasına dikkat edin. Ezik, çürük ve küflü olan sebzeleri kesinlikle kullanmayın. Salatalık turşusu (3 litrelik cam kavanoz için): l 1 kilogram küçük salatalık l Su l 4-5 çorba kaşığı kaya tuzu l 10 diş sarımsak l 2 çay bardağı sirke l 10-12 dal maydanoz Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 81 MAKRO | Gıda Kültürü l Reçelinizin parlak olmasını istiyorsanız, kaynarken üzerinde biriken köpükleri sık sık alın. l Şeftali, armut, elma gibi daha az asitli meyvelerle reçel yaparken daha fazla limon kullanmanız gerekir. l Reçel kuru, serin ve gölge yerlerde saklanarak tazeliğini 1 sene koruyabilir. KAHVALTI SOFRALARININ VAZGEÇİLMEZİ: REÇEL Kahvaltı masalarının ve tatlıların renkli süsü olan reçeller, çok basit yöntemlerle elde ediliyor. Yaz mevsiminin en lezzetli meyvelerini reçel yaparak kışa saklayabilirsiniz. Öncelikle reçel yaparken, ısıyı dengeli bir şekilde yayan tencereler kullanmaya özen göstermelisiniz: Kalın tabanlı çelik tencereler işinizi görecektir. Ayrıca reçeli karıştırırken tahta kaşık kullanmaya özen gösterin. Hazırlanışı: Salatalıkları kavanoza doldurun ve tuzunu ilave edin. Sarımsakları da kavanoza yerleştirin. Sirkeyi üzerlerine dökün. En son olarak salatalıkların tümü içinde kalacak kadar su koyun. Maydanozu en üste kapak şeklinde yerleştirdikten sonra kavanozun kapağını sıkıca kapatın. Kavanozu, 2-3 gün düz bir zeminde bekletin ki suyunun azalması 82 | Te m mu z-A ğu stos 2010 l Turşusunu kuracağınız besinler fazla iri olmamalı. Çünkü iri sebze, asitli ortamda gelişir ve orta kısmında oluşan bakteri kültürleri midede gaz yapar. l Şişmeyi önlemek için sebzeleri turşu suyunu koymadan önce iğneyle delebilirsiniz. durumunda su ilave edebilin. Serin bir yerde 4-5 hafta beklettikten sonra turşunuzu afiyetle yiyebilirsiniz. Çilek reçeli: l 1 kilogram çilek l 1 kilogram şeker l Yarım limonun suyu Hazırlanışı: Çilekleri su dolu bir kaba koyup bir süre beklettikten sonra iyice yıkayın. Suları süzüldükten sonra ayıklayın. Bir tencereye, bir kat çilek, bir kat şeker koyarak tüm çilekleri doldurun. Oda sıcaklığında bir gece bekletin. Ertesi gün, taneleri ezmeden ara sıra karıştırarak 15-20 dakika kaynatın. Kevgir yardımıyla taneleri başka bir kaba alın. Kalan çilek şurubunu kıvama gelene kadar, kısık ateşte kaynatmaya devam edin. Kıvama gelince çilek tanelerini ve limon suyunu içine atıp bir taşım kaynatın. Altını kapatıp tenceresi içinde soğumaya bırakın. Soğuyan reçeli kavanozlara koyup saklayabilirsiniz. MAKRO | Yaza Özel Pikniğe gidelim, doyasıya eğlenelim! Şık bir sepet, mümkünse pötikareli bir örtü, arzunuza göre, birbirinden lezzetli yiyecekler ve elbette muhteşem bir doğa… Evet, anladığınız şeyden bahsediyoruz; ‘piknik’ten. Havaların ısınmasıyla beraber hepimizin en sevdiği hafta sonu etkinliklerinden biridir piknik. Kültürümüzü ve alışkanlıklarımızı bir ayna gibi yansıtan eğlenceli Yeşilçam filmlerinin, kamyonet kasasında pikniğe gidiş-geliş sahneleri geliyor gözlerimizin önüne; şen-şakrak bir yolculuk, türlü türlü yemekler, rahat giysiler, oyunlar, şarkılar… Ya da öğrencilik yıllarındaki kalabalık, gürültülü ve bir o kadar da eğlenceli geziler… Kara kıştan önce içimizi ısıtan yaz mevsimini değerlendirmek, doğayla baş başa bir serüvene çıkmak için yakınlarınızla birlikte bir piknik planı yapmaya şimdiden başlayın. Geçmişte, toprakla ve doğayla iç içe çok uzun yıllar geçirmiş insanoğlu. Yer toprak rengi, gök mavi, ufuk kırmızıymış. Renkler de doğanın dengesi kadar uyumluymuş insan hayatıyla. Şimdi, yüzyıllar boyu insanoğlunun yaşadığı o özgün renkleri ve doğal hayatı arıyoruz hepimiz. Yüksek katlı binalardan çıkıp toprağa adım atmak, kır çiçeklerini dalında koklamak, ağaçların temiz nefesini yüzümüzde hissetmek ve dağların eteğinden gelen billur suları içmek için kentten biraz da olsa uzaklaşıp en yakın mesire yerini ziyaret etmek gerekiyor. Modern hayatın gerekleri yüzünden kendimize vakit ayıramadığımız bu zamanlarda, çok yakınımızda bulunan doğal ortamlar ve piknik alanları, dar Makro Market’in et ürünleri reyonunda bulunan taze ve birbirinden lezzetli etlerle piknik sofralarınızı şölene dönüştürebilirsiniz. vakitlerimizde büyük mutluluklara ulaşmak için ideal. Hala piknik sepetiniz hazır değilse, size tavsiyemiz, hemen işe koyulun ve bir an önce doğayla buluşun. 84 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Yaza Özel Artık piknikten sonra bulaşık derdi yok. Makro Market’ten satın alabileceğiniz kağıt tabaklar ve plastik kaşık-çatallarla piknik çok daha keyifli bir hale geliyor. Pikniğe giderken unutmamanız gerekenler Pikniğe giderken ufak tefek şeyler hep unutulur. İşte size, pikniğe giderken unutmamanız gereken eşyaların kısa bir listesi. Siz de kendi listenizi yapmayı sakın unutmayın! l Yer örtüsü l Gazete l Kibrit, çıra ve mangal kömürü l Tuz l Islak mendil ve peçete l Bıçak l Su l Top ve ip l Çay… Keneden korunun! Havaların ısınması ve pik nik sezonunun başlamasıyla beraber, kene ısırığı sonucu oluşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (K KKA) yine gündeme geldi. Siz de pik niğe giderken, ölümcül bir ha stalık olan KKKA’dan korunmak için çeşitli önlemler almayı unutm ayın: l Mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli giysiler giyin. l Kenelerin vücuda gir ebileceği yerleri kapatın. l Vücudun açıkta kal an yerlerine böcek uzaklaştırıcı madd eler sürün. l Vücuda tutunan ken e ne kadar çabuk çıkarılırsa, hastalığ ın bulaşma ihtimalinin de o kadar azaldığını aklınızdan çık armayın. l Keneleri elle öldürm eyin, patlatmayın. 86 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Dikkat! Piknik keyfiniz bittikten sonra çöplerinizi etrafa bırakmamaya özen gösterin. Çünkü piknik alanında bırakacağınız bir cam şişe 4.000 yıl, plastik poşet 1.000 yıl, teneke kutu 10-100 yıl doğa tarafından yok edilemiyor. Ayrıca mangal için yaktığınız ateşi söndürdüğünüzden de emin olun. Aksi takdirde bir dahaki sefere gidecek bir piknik alanı bulamayabilirsiniz. Ülkemizde orman yangınlarıyla kaybedilen orman alanlarının miktarı her geçen yıl artıyor. Orman yangınları, sadece akciğerlerimiz olan ağaçları yok etmekle kalmıyor, iklim değişikliği ve kuraklık gibi çok ciddi sonuçları da beraberinde getiriyor. MAKRO | Sağlık KALSİYUM ve KALSİYUMUN KADIN BESLENMESİNDEKİ YERİ Kalsiyum, kemiklerimizin oluşumunu ve sağlamlığını sağlayan, vücudumuz için zorunlu minerallerden biri. Pek çok hücresel fonksiyonun yanı sıra kemik yapımında da kullanılan kalsiyum, bu konuda temel eleman olarak görev yapıyor. Kalsiyum eksikliği, özellikle kadınlarda, menopoz döneminde daha çok ortaya çıkan osteoporoza (kemik erimesi) neden olabiliyor. Yaşam süresince yetersiz kalsiyum alımının, osteoporoz gelişiminde önemli bir rol oynadığı kabul edilen bir gerçek. Yayınlanan pek çok çalışma, yetersiz kalsiyum alımının, düşük kemik kitlesi, hızlı kemik kaybı ve yüksek kırık oranları ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Ulusal beslenme araştırmalarının saptamalarına göre, pek çok insan, sağlıklı kemik yapımı ve kemiğin korunması için gerekli olan miktarın yarısından daha az kalsiyum tüketiyor. Günlük yiyeceklerle alınan kalsiyum miktarına bağlı olarak, özellikle kadınlarda, kalsiyum desteği gerekebiliyor. Kalsiyum ihtiyacı, yaşam süreci içinde değişkenlik gösteriyor. İskeletin hızla büyümekte olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde, gebelik ve emzirme sırasında vücudun kalsiyum ihtiyacı daha fazla oluyor. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar ve yaşlı erkeklerin de daha fazla kalsiyuma ihtiyaçları var. Kalsiyumun bağırsaklardan emilimini sağlayan D vitamini miktarının yetersiz olması da, kalsiyum eksikliğine neden olabiliyor. Yaşlandıkça vücutta kalsiyum ve diğer besinler, eskisi kadar etkin bir şekilde emilemediğinden bu konuda dikkatli olmak ve uzman doktorlardan destek almak gerekiyor. Günlük ne kadar kalsiyuma ihtiyaç vardır? Kadın ya da erkek, hamile ya da değil, tüm insanların günde 1000 mg. kalsiyum alması gerekiyor. 50 yaşın 88 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Sağlık üstündekilerde bu miktar 1200 mg’a çıkıyor. Hamile kadınlarda ise günlük gereksinim normalden 500-1000 mg. daha fazla. Buna göre, hamile bir kadının, günde 1.500-2.000 mg. kalsiyum alması gerekiyor. İnsanların neden kalsiyuma ihtiyacı var? Kişinin kalsiyum ihtiyacı, daha doğmadan önce başlar. Anne karnında gelişmekte olan bebeğin de, güçlü kemiklere ve dişlere sahip olması için kalsiyuma gereksinimi vardır. Ayrıca sağlıklı sinir sitemi, kalp ve kas yapıları için de kalsiyum önemlidir. Tıpkı anne için olduğu gibi, gelişimini hızla devam ettiren bebeğin kalp atım ritminin normal ve kan pıhtılaşma sisteminin düzgün şekilde gelişmesi için de yeterli kalsiyum alması şarttır. Eğer hamilelik sırasında yeterli miktarda alınmazsa, bebeğin gelişimi sırasında gereksinim duyduğu kalsiyum, annenin vücudundan ve kemiklerinden sağlanır. Bu durum, daha sonraki dönemlerde anne sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Kadınlarda östrojen seviyesinin düşmesi, kemik yıkımını hızlandırır çünkü östrojen, kemiklerdeki kalsiyumun azalmasını engelleyen bir hormondur. Menopozda östrojen seviyeleri düşünce kemik yıkımı artar. Yeterli kalsiyum alınması, kemik yıkımının yavaşlamasını sağlayarak osteoporoz riskini azaltacaktır. Bu nedenle, bu dönemde kalsiyum ihtiyacı daha fazla olur. Kalsiyum ve D vitamini desteğinin yanı sıra düzenli ağırlık kaldırma egzersizleri yapılması da kemikleri güçlendirir. Kadınlarda egzersiz ve yeterli kalsiyum alımı ile kombine edilen östrojen tedavisi, kemik erimesi ve kırıklara karşı en iyi savunmadır. Menopoz döneminde kalsiyum ihtiyacı 1200-1500 mg arasında değişir. Birçok kadın, özellikle menopoz döneminde, kilo almamak için süt ve süt ürünlerinden kaçınır. Oysa kaymağı alınmış sütten yapılmış süt ürünleri, tam yağlı sütten yapılmış ürünlerle aynı miktarda ya da biraz daha fazla kalsiyum içerir. Kalsiyum kaynakları En zengin kalsiyum kaynakları şunlardır: Süt, yoğurt, peynir, brokoli, pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil, yapraklı sebzeler, sardalye, somon balığı, badem, portakal suyu, tahıllar ve ekmek. 90 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Ev Hayvanları KÜÇÜK DOSTLARIMIZA NASIL BAKACAĞIZ? Birçoğumuz dünya yalnızca insanoğluna aitmiş gibi davranıyoruz. Etrafımızdaki doğal güzellikleri yok ettiğimiz gibi bu dünyada türlerini devam ettirmeye çalışan hayvanları da görmezden geliyoruz. Bazılarımızsa bu durumun farkında olarak hayvan dostlarımıza evimizde yer açıyoruz. Düşünün, işten çıktınız, yoğun ve stresli bir günün ardından evinizin kapısını açtığınızda sizi en sadık dostunuz, köpeğiniz karşılıyor. Sizi görünce mutluluğu hareketlerine yansıyan bu sevimli arkadaşı kim görmezden gelebilir ki? Ya da sabah sizi uyandıran sevimli bir kediniz varsa güne daha mutlu uyanmaz mısınız? Biz de, bu dünyayı bizimle paylaşan küçük dostlarımızı unutmadık ve onların bakımıyla ilgili önemli ipuçlarını sizlerle paylaştık. Böylece sağlıklı ve bakımlı evcil hayvanlarınızla mutlu, stressiz ve daha yaşanılır bir dünyaya kucak açabilirsiniz. 92 | Te m mu z-A ğu stos 2010 Evcil hayvanlar da tıpkı çocuklar gibi özel bir bakıma ihtiyaç duyuyor. Gelişmesi için gerekli besinleri alması bir hayvan için son derece önemli, yoksa kendini savunma içgüdüsünün oldukça ağır bastığı hayvanlar güçlü olamıyor ve kendilerini hastalıklardan ve diğer hayvanlardan koruyamıyor. Evimizde birlikte yaşamayı tercih ettiğimiz hayvanların başında da kedi, köpek, kuş ve balıklar geliyor. Evcil hayvanlarımızı beslerken nelere dikkat etmeliyiz? Kedi ve köpekler de insanlar gibi protein, yağ, kalsiyum, fosfor, A, D, E vitaminlerine yoğun olarak ihtiyaç duyuyor. Vitamin eksiklikleri çeşitli hastalıklara yol açabileceği gibi bu vitaminlerin orantılı bir şekilde verilmesi de son derece önemli. Bu nedenle vitamin yönünden zengin olan mamalar, hayvanların beslenmesi için çok ideal. Bu hem sizin için kolay bir yöntem MAKRO | Ev Hayvanları oluyor hem de hayvan dostunuz gerekli tüm besinleri alabiliyor. Bunların yanı sıra yemek artıkları, pişmiş et ve sebzeler ve bol proteinli besinler de kedi ve köpek beslenmesinde uygulanabilir. Ancak çok dikkatli olmakta fayda var. Bu tarz bir beslenme biçiminde etler ve sebzeler iyi pişirilmemişse hayvanların tüyleri olması gerekenden çok daha fazla dökülüyor ve tüyler matlaşıyor. Kuş beslerken iyi nitelikli tohumlarla beslemek oldukça önemli. Tohumların bir kısmı yağlı, bir kısmı unlu, bir kısmı da serinletici etki yaratıyor. Bu nedenle tohumların özelliklerini çok iyi bilmek ve kuşunuzun ihtiyacına göre onu bilinçli beslemek gerekiyor. Bunun için de hayvan dostunuzu çok iyi tanımalısınız. Öte yandan vitaminler, kuş vücudunun gelişmesi ve hastalıklara karşı direncini arttırmasında büyük rol oynuyor. Balıklar, hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla besleniyorlar. Balıkların uzun vadede sağlıklı olabilmeleri için seçilen ana yemin yanı sıra belirli aralıklarla farklı 94 | Te m mu z-A ğu stos 2010 gıdalarla beslenmesi de önem taşıyor. Haftada bir veya iki kere bezelye, ıspanak, kabak gibi sebzeleri haşlayarak balığa vermek de sağlığı açısından oldukça faydalı. Onlarla oyun oynayın Tıpkı çocuklar gibi hayvanların da onlarla geçireceğiniz kaliteli zamana ihtiyaçları var. Çalıştığınız için bütün gün yalnız kalan ve evde sizi bekleyen hayvan dostunuzla oynayacağınız oyunlar onlarla aranızdaki sevgi bağını daha da sağlamlaştıracak. Eğer onlarla oyun oynayacak vakti ayıramıyorsanız, eve her dönüşünüzde parçalanmış gazeteler, kemirilmiş ayakkabılar ve havada uçuşan yastık tüyleriyle karşılaşmaya alışsanız iyi olur. Hava aldırın Bizler gibi hayvanların da atmosferden etkilenen oldukça hassas psikolojileri var. Sizin nasıl eve kapandığınız zaman ruhunuz sıkılıyorsa ve temiz havaya çıkıp yürüyüş yapma ihtiyacı duyuyorsanız emin olun ki evinizde beslediğiniz hayvanların da en az sizin kadar temiz havaya, toprağa basmaya ve kendi cinsleriyle oynamaya ihtiyacı var. Büyük şehirlerin beton yaşamında her ne kadar hayvanlarınızı korumak bir hayli zor olsa da yine de arada sırada onunla beraber birer saatlik yürüyüşler yapmak zor değil. Bu hem sizi motive edecek hem de hayvanınız çok daha sağlıklı ve mutlu yaşayacak. MAKRO | Sağlık Hafızayı güçlendirmenin en kolay yolları... Unutkanlık, artık 7’den 70’e her yaştan insanın muzdarip olduğu bir sorun. Yaşam koşulları, aşırı stresli iş hayatı, beslenme bozuklukları gibi nedenlerle unutkanlık yaşamak, artık günümüz insanının birinci sorunu haline geldi. Ancak telaşa kapılmaya gerek yok. Hayat tarzınızda yapacağınız çok küçük değişikliklerle unutkanlığa “Dur!” diyebilirsiniz. Sosyal ilișkilerinizi zinde tutun Sosyal ilişkileriniz ne kadar zinde olursa, beyniniz de o kadar çalışır. Yaşlılarda bile görülen bir gerçek var: İyi sosyal ilişkileri olan yaşlılarda bellek fonksiyonları bozulmuyor ve unutkanlık olmuyor. Sosyal ilişkiler, zihni çalıştırmasının yanı sıra gün içinde yaşanan duygusal travmaların da çok daha kolay bir biçimde atlatılmasını sağlıyor. Sevdiğiniz ve sizi seven insanların sayısını çoğaltmaya çalışın. Ailenize, akrabalarınıza ve arkadaşlarınıza daha sıkı sarılın. Her gün spor Düzenli spor yapmanın, sadece bedeninizi değil, zihninizi de zinde tutacağını unutmayın. Yapılan araştırmalar, spor yapan kişilerin özellikle spor aktivitesi esnasında beyin dokularının harekete geçtiğini gösteriyor. Siz de, haftada 3 gün, en az 40 dakika yürüyüş yaparsanız beyninizi zinde tutabilirsiniz. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki, spor yapanların hafızaları yapmayanlara göre %20 daha aktif olarak çalışıyor. Ayrıca spor, hafızanın azalmasına etken olan stresin de en büyük düşmanı. 96 | Te m mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Sağlık Hafızayı canlı tutmak için... l Hesaplarınızı hesap makinesi kullanmadan, elle yapma ya başlayın. l Şiir, şarkı ve telefon ezberleyin. numaralarını l Cep telefonu konuşm alarınızı azaltın. Bulmaca çözün Yaşlıların bulmaca çözme alışkanlığı, sadece zamanlarını eğlenerek geçirmeleri için değil, sağlıkları için de büyük önem taşıyor. Yeni bir araştırma, bulmaca ve sudoku gibi oyunların beyin gücünü destekleyerek hafıza kaybını engellediğini gösteriyor. 3 bin yetişkin erkek ve kadın üzerinde yapılan araştırmalar, günde 60-75 dakika sudoku oynayan kişilerin beyin performanslarının 10 yaş daha iyi olduğunu kanıtlıyor. sürekli yaptığımız aktiviteler olduğu için ezbere yapılır. Ancak ezberi bozarsanız, beyniniz normalden daha fazla efor harcar ve çalışmak zorunda kalır. Farklı davranın! Yedikleriniz çok önemli Her gün yaptığınız aktiviteleri, her gün yaptığınız şekilde değil de, farklı şekillerde yapmaya çalışın. Örneğin dişlerinizi sağ elinizle fırçalıyorsanız, sol elinizle fırçalamaya başlayın. Gündelik işlerinizi her zaman kullandığınız elinizle değil de diğer elinizi kullanarak yapmaya özen gösterin. Zaman zaman evinizin içinde yönünüzü, gözlerinizi kapatarak bulmaya çalışın. Bu tip aktiviteler, gün içinde Hafızayı güçlendirmenin en önemli aşamalarından biri de, yediklerinizdir. Hafızayı güçlendirdiği pek çok araştırmayla kanıtlanan gıdaları tüketmeye her zaman özen gösterin. Bu gıdaların başında tabi ki balık ve soya geliyor. Omega yağ asitleri açısından çok zengin olan balık, hafızanın en iyi dostu. Bunun için, haftada 3 defa balık yemeye özen gösterin. Ayrıca, kabak, brokoli, badem, zeytinyağı ve yumurta da sofranızdan eksik etmemeniz gereken gıdalar… l Alkollü içeceklerden uzak durun. kesinlikle l Yağlı yemeklerden ola uzak durun. bildiğince l Haftada birkaç gün, 20 dakikanızı Google’da arama yapma ya ayırın. Bir konu seçin ve bu konu yla ilgili arama yapın. Beynimiz, arama yapacağımız konuyla ilg ili anahtar kelimeleri seçerken çok daha hızlı çalışıyor. Harf alıștırması yapın Elinize bir gazete ve bir fosforlu kalem alın. Sırasıyla paragrafları okuyun ve çift yazılmış harflerin üzerini çizin. Örneğin, çift t ve m'lerin üzerini işaretleyin. Bir sonraki aşamada, kelime içinde birden fazla geçen harflerin üzerini çizin. Alıştırmayı yaparken, kelimelerin üzerinde fazla düşünmeyin ve hemen işaretleyin. Böylelikle konsantrasyon gücünüzün ne kadar uyarıldığını hemen hissedeceksiniz. Başarılı olma isteğiniz ve aldığınız zevk, zihninizin canlanmasını sağlayacak. Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 97 MAKRO | Tatil Tatil bavulu hazırlarken... Uzun bir kışın ardından güzel yaz günlerine kavuştuk. Şimdi hepimiz, dinleneceğimiz ve eğleneceğimiz bir tatilin hayalini kuruyoruz. Deniz, güneş ve ıssız bir kumsal ya da yemyeşil bir dağ manzarası… Seçiminiz nasıl bir tatil olursa olsun, tatile çıkmanın belki de en zor tarafı, bavul hazırlamaktır. Bazıları, tüm dolabını yanında götürmek ister; bazılarıysa, hazırlığı son ana bıraktığı için her şeyi unutur. Tatilinizi kendinize zehir etmemek için kusursuz bir bavul hazırlayın ve bir o kadar kusursuz bir tatil geçirin. Şimdiden, iyi tatiller! Güzel bir tatil için tüm hazırlığınızı yaptınız. Biletler, kalacak yer, en sevdiğiniz arkadaşınız ya da aileniz… Bütün bir senenin yorgunluğunu atacağınız, yeni çalışma dönemi için sizi motive edecek olan tatile sonunda çıkıyorsunuz. İşte size, tatilinizi daha rahat geçirmenizi sağlayacak tatil bavulunuzu hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktalar: l Bavul seçimi çok önemli. Eğer bir bavulunuz yoksa ve yeni bir bavul almayı planlıyorsanız, tekerlekli olanlarını tercih edin. Böylece bavul büyük ve ağır da olsa, kolaylıkla taşıyabilirsiniz. l Seyahate giderken bavulunuza koymak için bir el çantası da almayı unutmayın. Böylece seyahat esnasında satın aldığınız eşyaları ve hediyeleri, dönüşte bu çantaya koyabilirsiniz ve bavulunuzu zorlamamış olursunuz. l Bavulunuzu hazırlamaya başlamadan birkaç gün önce mutlaka bir liste hazırlayın. Aklınıza gelen her şeyi bu listeye yazın. Böylece unutma ihtimaliniz azalır. l Yanınıza alacağınız kıyafetlerin birbiriyle uyumlu olmasına özen gösterin. Hangi pantolonla ya da 98 | Te m mu s-A ğu stos 2010 şortla, hangi tişörtü giyeceğinizi önceden belirleyin. Birbirine uyacak tarz ve renklerde giysileri kombine etmeye çalışın. l Yanınıza alacağınız ayakkabıları seçerken de aynı yöntemi kullanın. Aldığınız kıyafetlerle uyumlu 2 ya da 3 çift ayakkabı alabilirsiniz. Ayakkabılarınızı bavula koyarken içini çorapla doldurun. Böylece hem şekli bozulmaz hem de yer kazanmış olursunuz. l Şampuan, duş jeli ve diş macunu gibi kişisel bakım ürünlerini bavulunuza koyarken mutlaka güzelce sarın ve bir poşete koyun. Çünkü bu ürünlerin bavulda akması ve tüm kıyafetlerinize bulaşması söz konusu olabilir. Eğer mümkünse, gittiğiniz yerde, bu gibi ürünlerin seyahat boyunu almanızı tavsiye ederiz. l Çok sıcak ve güneşli bir tatil beldesine gidiyor olsanız bile, yanınıza mutlaka bir yağmurluk alın. Ani hava değişimlerini göz önünde bulundurmak gerekiyor. l Giysi seçimi yaparken olabildiğince, ütü gerektirmeyen kumaşlardan yapılmış giysileri tercih edin. Tatilinizi ütüsüz kıyafetlerle geçirip keyfinizi kaçırmayın. l Seyahate çıkacağınız zaman, tüm resmi evraklarınızın iki suretini hazırlayın. Hepsinin bir örneğini evde bırakın. Ayrıca cüzdanınızda, acil durumlarda ulaşılması gereken kişilerin isim ve telefon numaralarını bulundurun. Bu kişileri seçerken, tatile sizinle çıkmamış olanları seçin! l Tatilinizi unutulmaz bir hale getirmek ve anılarınızı ölümsüzleştirmek için fotoğraf makinesi ya da kamera almayın unutmayın. l Aspirin ya da ağrı kesici de bavulunuzun bir köşesinde mutlaka bulunsun. Sürekli kullandığınız ilaçlar varsa, reçeteleriyle birlikte yanınıza almanızda fayda var. Uçakla seyahatte dikkat edilecek noktalar Uçakta yanınıza alacağınız el bagajının, uygulanan kurallar çerçevesinde, 56x45x25 cm ölçülerinde olması öneriliyor. Ancak bundan daha önemli olan, bagajın ağırlığı. Bu ağırlık tüm hava yollarında farklı olarak belirlenmiş. Kimi beş kiloyla sınırlarken, kimi sınır getirmiyor. Bunun için, bu konuyu önceden araştırmanızda fayda var. Aynı durum, bavullarınız için de geçerli. Eğer bavulunuz ağırlık limitini geçerse, ekstra para ödemeniz gerekiyor. Eğer tanımadığınız bir kişi ağırlığının dolduğu gerekçesiyle, size eşya paylaşmayı teklif ederse, kesinlikle kabul etmeyin. Bu valiz ve eşyaların içinde yasadışı madde olabileceğinden sizin için kötü sonuçlar doğabilir. MAKRO | Çocuk 100 | Tem mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Çocuk Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 101 MAKRO | Sağlık enfeksiyon benzeri belirtiler ortaya çıkıyor. Bu sorunlardan kurtulmanın yolu, klimanızın bakımını düzenli aralıklarla yaptırmanız. Bakım şart! Serinlerken bronşit olmayın! Bunaltıcı yaz sıcaklarında klima hepimizin imdadına yetişiyor; tabi ki doğru kullandığımız sürece… Klimaların yanlış kullanımı, bronşitten yüz felcine kadar pek çok hastalığa davetiye çıkarıyor. Küresel ısınmanın etkisiyle son yıllarda yaz sıcakları hepimizi kavuruyor. Bunaltıcı sıcaklardan kurtulmanın en kolay yolu, klima kullanmak. Ancak hatalı kullanılan klimalar, pek çok hastalığa yol açıyor. Sinüzit, bronşit ve zatürre gibi hastalıkların tetikleyicisi olan klimalar, yüz felcine de neden olabiliyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar, sigara kullananlar ve şeker hastaları gibi bağışıklık sistemi zayıf kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. 102 | Tem mu z-A ğu stos 2010 Farklı sorunlar doğuruyor Yapılan araştırmalara göre klimalar, vücudu belli bir ısıda tutmayı sağladığından vücut kendi ısı dengesini ayarlayamıyor ve bu da şişmanlığa bile yol açabiliyor. Terliyken, çok sıcaktan klimalı bir ortama geçmek de kas ve adale rahatsızlıklarını tetikleyebiliyor. Ancak klimalar, asıl sorunu solunum yolu hastalıklarında ortaya koyuyor. Alerjik zatürre, bunlardan en önemlisi. Klimaların içinde üreyen küf mantarları, bu hastalığa neden oluyor. Küf mantarlarının bulunduğu havanın solunmasının ardından 6 saat içinde gribal Klimaların filtrelerinin ve nemlendirme bölümlerinin belli aralıklarla bakımının yapılması gerekiyor. Özellikle de uzun bir aradan sonra ilk defa kullanacaksanız… Çünkü çalıştırıldıkları ilk gün klimalar, haznelerinde biriken mikropları ortalığa salıyor. Bu da insan sağlığı için çok zararlı sonuçlar doğurabiliyor. Kullanım süresine dikkat! Klima kullanımında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, klimanızı kullanım sürenizle ilgili. Klimayı bütün bir gün ve gece çalıştırmak yerine, belirli aralıklarla çalıştırın. Zaman zaman bulunduğunuz ortamı havalandırın. Ayrıca klimadan çıkan havanın direkt üzerinize gelmesi de tehlikeli. Bunun yerine klimanızı, boşluk bir alana doğru konumlandırın. Hastalıklardan korunmak için, klimanın çalıştığı ortamda sigara içilmemesine de dikkat edin. Faydaları da var Tüm parametreleri yetkili ve eğitimli kişiler tarafından seçilip monte edilen klimaların sağlık açısından çok büyük faydaları da var. Özellikle nemin %40-60 civarında tutulduğu klimalı ortamlarda pek çok mikroskobik organizma ve küflerin üremesi azalıyor. Bunun da özellikle alerjik yapılı insanlar için faydası bulunuyor. Aynı zamanda, klimaların iç ünitelerindeki filtreler, pek çok toz, polen, bakteri ve hatta sigara dumanını tutabiliyor. Böylece daha sağlıklı bir ortam oluşuyor. MAKRO | Bebek Bakımı Bez bölgesi tahriș olmasın Bez bölgesinin tahriş olması, her çocuğun yaşadığı en önemli problemlerden biridir. Bebek için oldukça zor ve acılı olan bu durumdan kaçınmak için bebeğinizin alt bölgesini sık sık havalandırmanız ve her zaman temiz tutmanız gerekiyor. Pişiklerden kaçınmak için Bebek ve bakım Bebeğinizin de doğumundan itibaren yıkanması, ciddi bir bakıma ihtiyacı var. Her gün , saçlarının tırnaklarının belli aralıklarla kesilmesi ası için taranması, bez bölgesinin tahriş olmam nemlendirilmesi gerekiyor. Kulaklarını n belli temizlemeniz ve açık havaya çıkarırke e bebeğinizin önlemler almanız çok önemli. İşte siz ktaları… bakımlı ve tertemiz olması için püf no 104 | Tem mu z-A ğu stos 2010 alabileceğiniz önlemleri şöyle sıralayabiliriz: l Hava almayan bez kullanmayın. l Bebeğinizin altını sık aralıklarla değiştirin. Bez bölgesinin uzun süre ıslak kalmasını engelleyin. l Bebeğinizin bez bölgesinde, bebekler için özel olarak üretilmiş temizleyici ve nemlendiricileri kullanmaya özen gösterin. l Bebeğinizde pişik olmaması için, altını her açtığınızda pişik önleyici kremler uygulayın. Eğer tahriş başlamışsa, pişik giderici kremleri kullanmaya başlamanız gerekiyor. Temel bakım: Günlük banyo Bebeğinizin cildinin güzel olması için en temel bakım, günlük olarak yaptıracağınız banyodur. Bebek cildi henüz herhangi bir dış etkene maruz kalmadığından uzmanlar tarafından ideal cilt olarak kabul edilir. Pürüzsüz, yumuşak ve esnek olan bebek cildi, her şeyiyle taptazedir. Bu tazeliği uzun süre korumak için banyo yaptırmak ve her banyodan sonra bebekler için uygun bir nemlendirici uygulamak çok önemli. Bebek cildi çok çabuk nem kaybettiğinden banyodan MAKRO | Bebek Bakımı sonra kurumaması için nemlendirici desteğine ihtiyacı vardır. Ayrıca bebeğinizi yıkamadığınız günlerde dikkatlice silerek de temizliğini yapabilirsiniz. Banyo esnasında, mutlaka bebeklerin cilt tiplerine uygun bir şampuan ve duş jeli tercih etmelisiniz. üretilmiş ürünlerdir. Ancak bu ürünleri alırken bile dikkatli olmanızda fayda var. Ürünlerin, hipoalerjik olmasına ve ph değerinin bebek cildine uygun olmasına dikkat etmelisiniz. Ürünlerin bebeğinizin sağlığını tehlikeye atmamasına dikkat edin. Bebekle, açık havada… Tırnaklar Bebeklerin metabolizma hızı yetişkinlerden daha fazla olduğu için tırnakları çok daha çabuk uzar. Tırnaklarıyla cildini çizip tahriş etmesi olasılığı da oldukça yüksek. Bunun için bebeğinizin tırnaklarını düzenli olarak kesmeniz gerekiyor. Ayrıca tırnakları biraz fazla uzadığında altında kir birikebilir. Bebeklerin ellerini sık sık ağızlarına götürdüğünü de düşünürsek, tırnakların belli aralıklarla kesilmesi, bebeğinizin sağlığı için de önemli bir nokta. Saçlar Bebeğinizin saçlarının temizliği için saç derisine uygun bir şampuan kullanmanız yeterli. Saçlarını yıkadıktan sonra yumuşak bir fırça ile nazikçe fırçalamanız saçlarının daha kolay şekil almasını sağlar. Bazı bebekler gür saçlarla doğarken bazıları sadece hafif tüylerle; sanki kelmiş gibi doğar. Ancak bu bebekler de mutlaka saçlarına kavuşur. Bebeklerin saçlarının uzama hızının yavaş olduğunu bilip bu konuda endişelenmeyin. Bebeklerin saç derisinde, özellikle ilk aylarda “konak” denilen oluşumlar görülebilir. Bebeğin cildinin yağlı olmasıyla alakalı olan konaktan, bebeğin saçlarını sık sık yıkayarak ve yumuşak bir fırçayla tarayarak kurtulabilirsiniz. Bebek cildinin özellikleri Kulaklar Bebeğinizin kulaklarını da her banyo esnasında ya da sonrasında temizlemenizi öneririz. Ayıca kulakta kir olduğunu fark ettiğinizde de kulak temizliği yapabilirsiniz. Bebekler için üretilen kulak çubukları size bu konuda oldukça yardımcı olacaktır. Ancak unutmayın ki, temizlemeniz gereken bölge, sadece dış kulak. Kulak çubuğunu kesinlikle bebeğinizin kulağının içine sokmayın. Bu son derece tehlikeli bir hareket. Zaten kulak, kendi kirini dışarı atan bir yapıya sahip. Sizin tek yapmanız gereken dışarıya atılmış olan bu kulak kirini temizlemek. l Bebekler, yetişkinlere oranla 2 kat ince bir ciltle doğarlar ve 2 yılda normal bir cilde sahip olurlar. Bu yüzden bebeğinizin cildine ilk 2 yıl fazladan özen göstermeniz gerekiyor. l İlk bir hafta bebeğinizin cildini koruyan özel bir tabaka vardır. Anne karnında oluşan bu tabakanın ismi, verniks kazeoza. Bebeğinizin cildini dış etkilere kaşı koruyan bu tabaka, anne karnındayken, 36-38. haftalar arasında oluşur ve 40. haftada incelir. İnce ve az yağlı olan bebek cildini dış etkenlere karşı koruyan bu tabaka, 1 hafta içinde kaybolur. l Bebek bakım kremleri, bebek yağları ve bebek sütleri, bebeğinizin cildinin nem ihtiyacını karşılamak için Bebeğinizi açık havaya çıkardığınızda, onu dışarıda bekleyen en önemli tehlikelerden biri güneş ışığı. Güneş, özellikle son yıllarda, hepimiz için büyük bir tehlike haline geldi. Yetişkinlere oranla daha hassas olan bebek cildi, direkt güneş ışığından kesinlikle korunmalı. Her insanın olduğu gibi, bebeklerin de güneşe ihtiyacı var ama güneşe çıkarken gerekli önlemleri almak gerekiyor. Bebeğinize güneşten koruyucu giysiler giydirmeli ve şapka takmalısınız. Bebeğinize altıncı aya kadar güneş kremi sürmemeniz öneriliyor. İlk defa dışarı çıkarken dikkat etmeniz gereken noktalar şöyle: l Bebeğinizi ilk birkaç hafta, zorunlu olmadıkça dışarı çıkarmayın. l Evden ilk çıktığında olabildiğince kısa gezintiler yapın. l Kalabalık ve sigara içilen yerlere gitmeyin. Bebeğinizi sürekli hapşıran, öksüren insanlardan uzak tutmaya çalışın. l Okula giden çocuklarla direkt temastan kaçının. l Yenidoğan bebeklerin bağışıklık sistemleri oldukça kuvvetlidir. Ancak ortam ısısından çok çabuk etkilenirler. Dışarıda hava size soğuk geliyorsa, onu bir kat daha fazla giydirmelisiniz. Te m muz - A ğ us t o s 2010 | 105 MAKRO | Çocuğum Çocuğum için en güzel tatil… Okul dönemi boyunca ödevleri ve sınavlarıyla yoğun bir dönem geçiren çocuklarımızın tatili başladı. Onlar için yaz tatili, enerji depolamak, kendini yenilemek ve dinlenmek için muhteşem bir fırsat. Bu dönemin verimli geçmesi, çocuğa yeni öğretim yılında başarı getiriyor. Yeni öğretim yılına dinlenmiş ve kendini geliştirmiş olarak giren çocuk, derslerine daha sıkı sarılıyor. Tatil döneminde çocuğun, okulla ilgili belirli eksiklerini tamamlaması tabi ki gerekli ama en önemli amaç, çocuğun ailesiyle ilişkilerini güçlendirmesi, dinlenmesi ve eğlenmesi olmalı. Hepimiz için tatil, güç ve enerji depolamak için dinlenmek anlamına geliyor. Şimdiki çocuklar içinse çoğu zaman, bilgisayar ve televizyonun karşısından kalmamak ve geceleri geç yatmak olarak algılanıyor. Ebeveynleri çocuğa, tatil günlerinde yasak koymamak adına sosyal ve duygusal yeteneklerini geliştirmede yardımcı olamıyorlar. Bilgisayar ve televizyon başından kalkmayan çocuk da, tatilde kendini geliştiremiyor. Burada, anne ve babalara düşen sorumluluklar çok fazla. Çocuk için tatil planı, çocuğun fikri alınarak yapılmalı ve çocukla vakit geçirilmeli. Uzmanlar, tatil dönemlerinde aile ilişkilerini pekiştiren ve sosyal çevreye giren okul çağı çocuklarının daha başarılı olduğunu belirtiyorlar. Gezin, okuyun, eğlenin! Okul çağındaki çocukların tatillerinin en önemli unsuru, eğlence. Kış aylarında, derslerden ve ödevlerden dolayı dışarı çıkamayan çocuğunuzla, yaz aylarında dışarıda eğlenceli vakitler geçirebilirsiniz. Beraber bisiklete binmek, parka, deniz kenarına gitmek ve piknik yapmak oldukça eğlenceli olacaktır. Eğer 106 | Tem mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Çocuğum vaktiniz varsa, çeşitli turlara katılabilir, çocuğunuzun yeni yerler görmesini, keşfetmesini keyifle izleyebilirsiniz. Özellikle tarihi yerler, çocuğunuzun ilgisini çekecektir. Okuma alışkanlığını arttırmak için, çocuğunuza keyif alacağı tarzda kitaplar hediye edebilirsiniz. Onunla birlikte siz de kitap okumaya özen göstermelisiniz. Çocuğunuzdan, günün büyük kısmını kitap okuyarak geçirmesini beklemeyin ancak onu olabildiğince teşvik edin. Son yıllarda çocukların ilgisini çeken internet ve bilgisayar oyunlarını ise, tamamen yasaklamak yerine, bu oyunları oynadığı saatlere kısıtlama getirebilirsiniz. Tatil günlerinde derslerden tamamen kopmamasını istediğiniz çocuğunuz için hazırlanan tatil ve alıştırma kitapları çok gerekli. Okul derslerine hazırlık olan ve bildiklerini unutmaması açısından oldukça faydası bulunan bu alıştırmalara vakit ayırması için çocuğunuzu teşvik edin. Çocuğu çok sıkmadan ve bunaltmadan, çeşitli ödüller vererek, bu alıştırmaları yapmasını sağlamanız ve zorlandığı konularda yardımda bulunmanız, kendisini geliştirmesinde çok önemli bir unsur. Özellikle, çocuğunuzun hangi konularda eksiği olduğunu saptadıktan sonra o konuya yönelmesi gerektiğini anlatabilirsiniz. Yaz tatilinde dikkat edilmesi gereken sorunlardan biri de televizyon. Televizyonun, okul çağı çocukları için olumsuz etkileri bulunuyor. Şiddet, korku unsurları içeren veya magazinsel programların çocukların ruh sağlığını bozduğunu pek çok araştırma gösteriyor. Buna bağlı olarak, çocuğun televizyon karşısında bulunma süresini olabildiğince kısa tutmalı ve özellikle belirli saatler dışında televizyon karşısında vakit geçirmemesini sağlamaya çalışmalısınız. Bunu, zoraki 108 | Tem mu z-A ğu stos 2010 yapmak ve yasaklar koymak yerine farklı aktivitelerle önleyebilirsiniz. Beraber akşam gezintilerine çıkabilir, öğleden sonraları arkadaşlarıyla görüşmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle yaz tatilinde faaliyet gösteren, yaz ve hobi okulları, bu konuda size yardımcı olacaktır. Yaz okullarının, tatilde bir çocuğun zaman geçirebileceği en güzel yerlerden biri olduğunu unutmayın. MAKRO | Çocuğum Çocuğunuzu yaz güneșinden koruyun Sosyal çevreyle iletișim Tatil zamanları, anne-babaların çocukla daha çok vakit geçirdiği zamanlardır. Aile, bu geniş zamanlarda, çocuğun davranış bozukluklarına karşı önlemler almalı, çocuğu çok uyarmadan ve bunaltmadan bazı değerleri hatırlatmalıdır. Özellikle çocuğun sosyal çevresiyle iletişiminin gelişmesi için örneklemeler, kişisel gelişimini olumlu etkileyecektir. Burada aile iletişimi çok önemlidir. Huzurlu bir aile ortamı ve bireylerin birbirine saygıyla davranışlarını gören çocuk, her zaman daha mutlu olur. Böyle bir ortam, çocuğa faydalı bir model oluşturur. Beraber neler yapabiliriz? l Yaşına uygun filmleri beraber izleyip ardından film hakkında konuşabilirsiniz. l Çocuğunuzu, yaşıtları olan akraba ziyaretlerine götürebilirsiniz. l Onunla beraber doğada ufak şeyler yapabilirsiniz. Mesela, ağaç dikmek, çiçekleri sulamak ve bahçe işleriyle uğraşmak, çocuğunuzu 110 | Tem mu z-A ğu stos 2010 hem eğlendirecek hem de doğayı öğrenmesini sağlayacaktır. l Çocuğunuza çeşitli sorumluluklar vermeyi unutmayın. Mesela tatil bavuluna neler koyacağını beraber listeleyip, bavulunu hazırlamasını isteyebilirsiniz. l Dışarıda yemek yemek, çocukların en sevdiği şeylerden biridir. Nadir de olsa, dışarıda, onun sevdiği yiyeceklerden yiyebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken konu, yaz tatillerinde çocukların yemek düzenlerinin genellikle bozuluyor olması. Tatil günlerinde dışarıda yenen fast-food, cips veya şekerlemelerin çoğu, hem çocuğun sağlığını olumsuz etkiliyor hem de çocukta obeziteye neden olabiliyor. Çocuğunuzu gazlı ve boyalı içeceklerden, fast-food tarzı gıdalardan olabildiğince uzak tutmaya çalışın. l Tatil günlerinde dikkat edilmesi gereken bir başka konu da çocuğun sağlığı. Özellikle yaz sıcağından çok fazla etkilenen çocuğunuzu belirli saatler dışında park veya bahçelerde oynaması için bırakmayın. l Bebeğinizi ya da küçük çocuğunuzu saat 11.00–16.00 saatleri arasında kesinlikle güneşe çıkarmayın. l Çocuklarınızı güneş altında uzun süre oturtmayın. l Dışarı çıkarken geniş kenarlıklı şapkalar kullanın. l Tatile çıktığınızda, suya dayanıklı, en az 30 koruma faktörlü bir koruyucu krem kullanın. l Koruma faktörlü kremleri güneşe çıkmadan yarım saat önce sürün. Denize ya da havuza girdikçe, havlu ile kurulandıkça güneş koruma faktörlü kremi tekrar sürün. l Su kaybını önlemek amacıyla yeterli miktarda su içmelerini sağlayın. l Çocuğunuzu terletmeyecek, ince dokunmuş, açık renk kıyafetler giydirin. l Süt çocuklarının ciltleri daha ince olduğu için güneşe karşı daha hassastırlar. Bu nedenle 6 aylıktan küçük çocukları direkt güneşe çıkarmayın, gölgede tutun. l UV ışınlarına maruz kalmak, katarakt riskini arttırır. Çocuğunuza UV korumalı güneş gözlüğü alın. l Eğer su dolu güneş yanıkları oluştuysa bu kabarcıkları patlatmayın, enfeksiyon kapmasına sebep olabilirsiniz. MAKRO | Tarif Şefin Salatası (4 kişilik) Malzemeler 1 adet iceberg, 1 bağ roka, 1 bağ maydanoz, 4 adet orta boy kabuğu soyulmuş domates, 2 adet kabuğu soyulmuş salatalık, 5 adet orta boy kornişon turşusu, 4 kibrit kutusu büyüklüğünde küp doğranmış beyaz peynir, bir çay bardağı haşlanmış tane mısır, 1 çay kaşığı pul biber, zeytinyağı ve limon suyu. Hazırlanışı Zeytinyağı, limon suyu ve mısır hariç tüm malzemeleri irice doğrayıp karıştırarak servis tabağına alın ve üzerine zeytinyağı, limon, mısır ilave edilerek servise sunun. Enginarlı Kuzu Kebabı (4 kişilik) Malzemeler 4 adet pişmiş enginar, 16 adet arpacık soğan, 1 orta boy kereviz, 600 gram kuşbaşı kuzu eti, 80 gram margarin, 1 çay bardağı iç bezelye, yarım demet dereotu, 1 yemek kaşığı un, 2 adet orta boy kabuğu soyulmuş domates, 1 tatlı kaşığı salça, 4 adet sivribiber, tuz ve su. Hazırlanışı Tencereye yağ koyarak eritin. Etleri ilave edip 10 dakika kadar kavurun. Etler suyunu çektiğinde sırasıyla kabuğu soyulan arpacık soğanları, unu, salçayı ve domateslerin yarısını küp şeklinde doğrayıp ilave edin. 3 dakika kadar karıştırın. Su ilave ederek etler pişene kadar sürekli köpüğünü alın ve kaynatın. Fırın tepsisine koymuş olduğunuz enginarların üzerine daha önce hazırladığınız sebzeli et harcını, bezelyeyi ve kalan domatesleri ve biberleri ikiye bölerek ilave edin. 180 derece fırında 5 dakika pişirin. Servise sunmadan önce, üzerine dereotu koyabilirsiniz. 114 | Tem mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Tarif İtalyan Pudingi (Panna Cotta) Malzemeler 1. aşama için: 900 ml krema, 150 ml süt, 3 yaprak jelatin, 1 çay kaşığı vanilya, 1 adet limonun kabuğu 2. aşama için: 300 ml krema, 150 gram pudra şekeri Üzeri için: Çilek reçeli Hazırlanışı Limon kabuklarını limon rendesi ile ince çubuklar halinde rendeleyin. 900 ml kremayı bir tencereye alıp, ağır ateşte, ara sıra karıştırarak limon kabukları ve vanilyayla beraber, 1/3’ü azalana kadar pişirin. Bu esnada jelatin yapraklarını soğuk sütte yumuşatın. Krema miktarı azaldığında, altını kapatıp, içindeki limon kabuklarını çıkarın. Jelatinleri sütten çıkartıp bir tabağa alın. Sütü bir taşım kaynatın. Kaynayan süte, yumuşamış jelatin yapraklarını atıp, iyice eritin. Jelatinli süt ve kaynamış kremayı karıştırıp, soğumaya bırakın. Karışım soğuduktan sonra, kalan krema ve pudra şekerini sertleşmeyecek şekilde mikserle çırpın. Şekerli krema ve jelatinli kremayı bir spatula yardımıyla birbirine karıştırıp, servis kaplarına aktarın. Buzdolabında en az 3 saat soğuttuktan sonra üzerine çilek reçeli dökerek servis edebilirsiniz. Sebze Çorbası (4 kişilik) Malzemeler 1 büyük boy patates, 1 küçük boy kereviz, 2 orta boy havuç, 1 orta boy kabak, 1 orta boy kuru soğan, 3 yaprak beyaz lahana, 4 adet orta boy sivri biber, 1 küçük boy kabuğu soyulmuş domates, 40 gram margarin, 2 yemek kaşığı un, 1 çay kaşığı salça, tuz ve su. Hazırlanışı Tencereye yağ koyup eriterek ince doğranmış soğanları kavurun. Küp şeklinde doğranmış sebzeleri ilave ederek çırpma teli ile 5 dakika daha kavurun. Un ilave ederek biraz daha kavurun ve salça edip su ile açın. Küp doğranmış ve kabuğu soyulmuş domates, sivri biber ve tuz ilave edip devamlı köpüğünü alarak 40 dakika kadar kaynatın. Arzu ederseniz ocaktan almadan 2 dakika önce krema ilave edebilirsiniz. 116 | Tem mu z-A ğu stos 2010 MAKRO | Bulmaca 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Soldan sağa: Yukarıdan aşağıya: 1. Çoğu Türk soyundan olan Musevi topluluğu - Nefesli bir çalgı. 2. Divan edebiyatı nazım ölçüsü - Şaşma veya hayranlık anlatan bir söz - Renkler. 3. Güçlü ve gösterişli, iri yarı kadın İşlek kara yolları üzerinde yapılmış otel. 4. Kalın, kaba kumaş - Kısaca Anadolu Ajansı – Hindistan’da bir topluluk Camide yapılan dini konuşma. 5. Sodyum’un simgesi - Anlama yeteneği, anlayış - Kumandan Müzikte bir nota. 6. Kamıştan çalgı - Belli, açık - Küçük cep bıçağı. 7. Kötü göz - Kullanılması önlenmiş - Soy. 8. Öze mahsus Fikir - İlinek. 9. İlenme, ilenç Canlı bir biçimde çalınmak. 10. Makro Market’in büyük yaz kampanyasında dağıtılan hediye sayısı - Uzun, kıvırcık tüylü köpek. 1. Paltoya benzeyen üst giysisi Sevinç anlatan bir sözcük. 2. Klasik Türk müziğinde bir makam Büyük erkek kardeş. 3. Giysi, giyecek, urba - Büyük çivi. 4. Organ - Sahip - Kısaca desimetre. 5. Afrika’da bir ülke - Orta. 6. Ekseni boyunca delik silindir Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış (kadın veya erkek). 7. Molibden’in simgesi - Aydan aya, ay ay olarak. 8. Tulyum’un simgesi - Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi. 9. Değerli bir bitki - Nobelyum’un simgesi - En kısa zaman. 10. Elektrik direnç birimi - Damar sıvısı. 11. Kabarma - Bir şeyin içindeki ögeler. 12. Göğüs zarı - Lakin, fakat. 13. Daha iyi, yeğ - Erkek çocuk 14. Tantal’ın simgesi Yüzyıl – Titan’ın simgesi. 15. Nazizm yanlısı kimse - Bir etek biçimi. 118 | Tem mu z-A ğu stos 2010 Bulmacay› do€ru çözüp gönderen 30 flansl› okuyucumuza Yayla Bakliyat’tan 1 kg. pilavlık pirinç, 1 kg. kırmızı mercimek ve 1 kg. pilavlık bulgur armağan ediyoruz. Ad, Soyad Doğum Tarihi Meslek Adres : : : : Telefon (cep) : (iş) (ev) E-mail : POSTA ADRESİ: Şeref Makromarket San. ve Tic. A.Ş. Saray Mah. Gıdacılar Cad. No:11 PK: 06980 Kazan-Ankara / Tel: (0312) 815 47 05 MAKRO VİZYON l TEMMUZ-AĞUSTOS 2010 SAYI 19
Benzer belgeler
Kasım - Aralık 2010 Sayı:21
Yazı İşleri Müdürü (Sorumlu)
Hünkar Sibel Görel
[email protected]