İTÜ`de bir gece... Ulusal İşletim Sistemi Nutri Genetik ve Türkiye`deki
Transkript
İTÜ`de bir gece... Ulusal İşletim Sistemi Nutri Genetik ve Türkiye`deki
12-13 ÝTÜ’de bir gece... 14-15 Nutri Genetik ve Türkiye’deki ilk sempozyumundan izlenimler 6-7 Ulusal Ýþletim Sistemi 8-9 Saklý Cennet OLYMPOS 16-17 Mayýs 2005 3 Arýyorum Arýyorum 100 Uluslararasý Jeodezi Öðrencileri Buluþmasý (IGSM) ve Genç Haritacýlar Günleri (GHG) Uluslararasý jeodezi öðrencileri ve genç haritacýlar 1318 Haziran tarihleri arasýnda ÝTÜ’de buluþuyor. TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odasý merkez yönetimi ve þubeleri ile Ýstanbul Teknik Üniversitesi veYIldýz Teknik Üniversitesi’nin ortaklaþa yapacaðý organizasyonda tüm dünyadaki jeodezi öðrencileri ve Türkiye’deki genç haritacýlar bir araya gelecekler. Aslýnda Uluslararasý Jeodezi Öðrencileri Buluþmasý ve Genç Haritacýlar Günleri iki farklý etkinlik. Bu iki farklý etkinliði birleþtirenler ise ÝTÜ Jeodezi ve Fotogrametri Kulübü (JFK) öðrencileri. 1988'den beri her sene farklý ülkelerde düzenlenen IGSM organizasyonunu bu yýl ÝTÜ Jeodezi ve Fotogrametri Kulübü öðrencileri üstlenmiþ durumda. Ayrýca yine her sene ayný tarihlerde Türkiye'de yapýan Genç Haritacýlar Günleri’nde de etkin rol oynayan ÝTÜ JFK, bu yýl bu iki organizasyonu ÝTÜ'de buluþturmayý hedefliyor. Organizasyonun Amaçlarý: Jeodezi , Ölçme, Kartoðrafya, Uzaktan Algýlama, Fotogrametri gibi birbirleriyle iliþkili fakat farklý adlar taþyan mühendislik dallarýnda okuyan öðrencileri bir çatý altýnda toplamak. Tüm dünyadaki Jeodezi öðrencileri arasýnda arkadalýk ve iletiþimin artmasýný saðlamak ve bu öðrenciler için ortak birçalýþma platformu hazýrlamak. Öðrenci deðiþim programlarýnýn (ERASMUS, IAESTE ) sýnýrlý olduðu Jeodezi alanýnda öðrenci deðiþimini kolaylaþtýrmak. http:\\www.igsm-ghg2005.itu.edu.tr Hesapladýk da, bu sayýmýzla birlikte toplamda 18.000 gazete basmýþýz. Dört sayýmýz da toplam 100 sayfa. Epey yol almýþýz doðrusu. Eh, ÝTÜ’ye de bu yakýþmaz mýydý? Bahar döneminin son sayýsýný da sizlere sunmuþ olmanýn sevincindeyiz. Kesin olmamakla birlikte yaz okulunda da özel bir sayý çýkartmayý planlamaktayýz. Bu güne kadar destek veren tüm ÝTÜ’lülere tekrar tekrar teþekkür ediyoruz. Her sayýmýzda olduðu gibi bu sayýmýzýn da özel teþekkür sahipleri var. Gençliðe güvenini her an vurgulayan ve deneyimlerini bizlerle paylaþan Sayýn Memduh Karakullukçu’ya; ÝTÜ Günü’nde gazetemizi tanýma fýrsatý bulan çok deðerli 30. 40. ve 50. yýl mezunlarýmýza; gazetemizin daðýtýmýnda ve tanýtýmýnda katkýda bulunan arkadaþlarýmýz Mete Pýnar ve Kerem Ýspirli’ye sonsuz teþekkürler. Özel bir teþekkürü ise, gazeteyle bütünleþtiðimiz günlerde ihmal etmek zorunda kaldýðýmýz, ailelerimize ve dostlarýmýza sunmak istiyoruz: Ýyi ki varsýnýz... ÝTÜ Basýn Yayýn Kulübü Arýyorum ÝTÜ Gazetesi , Süreli Yayýn Ýstanbul Teknik Üniversitesi Adýna Yayýn Sahibi: Prof. Dr. Erkin Nasuf Genel Yayýn Yönetmeni: Y. Doç. Dr. Beyza Taþkýn Yayýn Danýþmanlarý: Prof. Dr. Fuat Anday, Prof. Dr. Bihrat Önöz, Doç. Dr. Yüksel Güvenilir Yayýn Kurulu: Fatih Avcý, Selin Erkiþi, Huriye Uzun, S. Selçuk Bucak, ÝTÜ Basýn Yayýn Kulübü Nezaket Atakul, Onur Çalhanoðlu, Arýyorum ÝTÜ Gazetesi Engin Özsoy, Ata Emir Gürkan, Yunus Öðrenci Ýþleri Otomasyonu Binasý, Giriþ Katý K. Hýdýroðlu, Ufuk Sevim, Batuhan ÝTÜ Ayazaða Yerleþkesi Çetin, Gökhan Onuþ, Harun K. Þubaþý, Maslak-Ýstanbul Sarp Ýçaçan, Murat Özgür Doðan, Alper Demirel, Derya Doðan, Seda [email protected] Ulutaþ, Özge Merzali, Seçil Durman, http://www.gazete.itu.edu.tr Ali Çetin Çetinel, Mehmet Emin Çepni Baský: Cenkler Matbaa, 0212 264 18 21 Faks: 0212 285 65 95 4 Güncel itukampus.com Bugün bana itükampüs’te ne yazmýþlar acaba? Bir ay önce ÝTÜ’lülerin gündemine bomba gibi düþen bir site: itukampus.com. Öyle ki bu sitede tüm ÝTÜ’lülerin adlarý ve o kiþilere yapýlan yorumlar yer almakta. Site, günde ortalama 6000 tekil ziyaretçi tarafýndan 350000 kez ziyaret ediliyor. Yani her gün ÝTÜ’nün toplam lisans öðrencisinin yarýsý bu siteyi takip ediyor. Eðlenceli olmasýyla birlikte, bir o kadar eleþtirilerin hedefi durumunda. Eleþtirilerin temelini ise, kiþilere yapýlan yorumlarýn, kullanýcý adýnýn gizlenmesi ile de yapýlabilme olanaðýnýn site tarafýndan tanýnmasý. ÝTÜ’lülerin bu konuyla ilgili önemli bir meraklarý ise bu sitenin yaratýcýsýnýn kim olduðunun bilinmemesi. Kendisini gizli tutmayý isteyen sitenin yöneticilerinden “Admin”e -ki fondaki fotoðraf kendi görüntüsüdür- e-posta yoluyla ulaþtýk ve site ile ilgili sorularýmýza yanýt bulmaya çalýþtýk. Site yönetimi kimlerden oluþmakta ve gizli kalmayý tercih etmenizin nedeni nedir? Sitenin fikir sahibi ve sorumlusu Sayýn Ahmet Emirhan Kasapoðlu’dur. “Admin, yönetici, müdür, moderatör ve rektör” kullanýcý adlarýyla 5 kiþilik bir denetim ekibimiz var. Siteyi tüm ÝTÜ’lüler için yaptýðýmýz ve ÝTÜ’ye adadýðýmýz için önplanda kalmayý istemedik ve bu yüzden gizli kalmayý tercih ediyoruz Böyle bir siteyi yapmaktaki amaçlarýnýzdan ve bu yöndeki çalýþmalarýnýzdan bahseder misiniz? Bu sitenin temel amacý bir ÝTÜ’lünün üniversite yýllarýnda yaþadýklarýný, anýlarýný, arkadaþlarýný seneler sonra da hatýrlamasýný saðlayabilecek bir internet yýllýðý oluþturmak. Bu site ÝTÜ’yü temsilen mümkün olduðunca profesyonel þekilde hazýrlanmýþtýr. Gerek tasarým gerekse kodlama olarak en iyi imkanlar kullanýlmýþtýr. Fakat ÝTÜ’lüler tarafýndan yoðun ilgi ile karþýlaþtýðý için çeþitli zorluklarla karþýlaþtýk. Bu da sistemimizin sürekli sorunlarla yüzyüze kalmasýna sebep oldu. Þu anda bu tür sýkýntýlarý çözmeye çalýþýyoruz. Bu konuda da epey yol aldýk. itukampus.com oldukça eleþtiri de topladý. Özellikle kiþilere yapýlan yorumlarda kullanýcý adý kullanýlmayabiliyor. Bu konudaki düþünceniz nedir? Bu eleþtirin kaynaðýnýn yorum yazarý kiþiye verilen serbestlik olduðunu düþünüyorum. Fakat baþka bir açýdan bakýlýrsa yorum yazmak isteyen kiþi baþka bir kullanýcý adý alarak da yapabilir bunu. Bu sebeple yorumlardaki kullanýcý adý gizliliði olanaðýný, sürekli yeni kullanýcý kaydý yapýlmasýna önlem olarak koyduk. Mayýs 2005 Maçka’da Latin Rüzgarý Sosyal Kültürel Merkez’in (SKM) düzenlediði dans kurslarýnda belli bir seviyeye gelmiþ öðrenciler, 12 mayýs Perþembe günü, ÝTÜ Maçka Yerleþkesi Yabancý Diller Yüksek Okulu’nda yýl sonu gösterisi düzenledi. Muhteþem danslarla Maçka’da latin rüzgarlarý estiren gösterinin ardýndan, çiçeði burnunda dansçýlarýn hocalarýyla görüþtüm. Ýnþaat fakültesi 4. sýnýf öðrencisi olan Kutsal ZEREN, kendisinin de latin danslarýna hazýrlýkta Maçka’da düzenlenen kurslarla baþladýðýný söyledi. Kutsal hem Maslak’ta, hem de Maçka’da ders veriyor. Maçka’da kurslarý SKM düzenliyor. Maslak’ta da bir dans kulübü mevcut; ancak Kutsal, kulübün sadece kendisinden oluþmasýndan þikayet ediyor ve ekliyor: “Sadece benden oluþmasýnýn sebebi de Maslak’ta dans faaliyetlerinin durmuþ olmasý. Çünkü þu an kullanabileceðimiz bir salon yok, sadece ben cumartesi günleri inþaat fakültesi kantininde ders veriyorum. Daha önce spor salonunda bir yer kullanýyorduk, ama þimdi orasý baþka bir iþletmenin kullanýmýnda.” Bu kötü olayý bir kez daha hatýrlayarak üzülmeden edemiyorum. Sohbete Maçka’daki kurslardan devam ediyoruz. SKM, Mine Canýtez Özpay Haným’ýn yönetiminde üniversiteye yeni gelen öðrencilere derslerin yanýnda sosyal aktivitelere de katýlabilmeleri için çok çeþitli kurslar açýyor. Tabi ki bu kurslarýn bir ücreti var; ama gerçekten makul bir ücret. “Mesela dans dersleri, dönemlik haftada 2 saatten 10 hafta için 50 YTL’di. Dýþarýdaki kurs fiyatlarý ise ortalama aylýk (1,5 saat x 4 hafta) 90 YTL.” Öðretilen danslar ise; salsa, merengue, kulüp cha cha, bachata; biraz da jive ve rumba. Ýlk dönem açýlan derslere ikinci dönemde de devam eden kýrk kiþilik bir grubun azimli ve istekli çalýþmalarý sayesinde hazýrlandýðýný öðrendiðim bu gösterinin benzerlerinin önümüzdeki yýllarda da devam edeceðini umuyorum ve hemen içime bir kurt düþüyor. Kulüp tek bir kiþiden oluþtuðuna göre o mezun olunca ne olacaðýný soruyorum hemen ve danssýz kalmayacaðýmýzý öðrenerek rahatlýyorum. “Arkadan çok yetenekli gençler geliyor ve istekli insanlar oldukça devam edecektir dans! Aslýnda benim yapmaya çalýþtýðýmda bu; okulda dansýn sürekliliði.” Bu sözlerle daha çok mutlu oluyorum ve Kutsal’ý ve diðer arkadaþlarýný da takdir etmeden edemiyorum. Ufuk Sevim Sitede baþlarda ÝTÜ’lülerin kiþisel web ve e-posta adresi de yer alýyordu. Þu an bu uygulama kalkmýþ durumda. Bunun nedeni gelen tepkiler mi? Hayýr, gelen tepkilerden deðil. Birkaç yazar, web sayfalarýnýn yeterince hazýr olmadýðýný ve kendi adlarýnýn altýnda belirtilmemesini rica etti. Biz de bunu tamamen eþitlik ilkesine dayanarak genel bir uygulamaya dönüþtürdük. Ýleride ne olacaðý henüz kesin deðil. Gönderilen yorumlarýn denetimi nasýl gerçekleþtiriliyor? Hakaret unsuru taþýyan yorumlar için uyguladýðýnýz politika nedir? Sitede hakaret unsuru içeren yorumlara yer vermiyoruz. Herhangi bir moderatör çevrimiçi olduðu anda hakaret unsuru içerdiðini düþündüðü yorumu hemen silmektedir. Bunun yanýnda geliþmiþ bir yorum-þikayet mekanizmasý bulunmaktadýr. Herhangi bir kötü içerikli yorumu bildirdiðinizde hýzlý bir þekilde deðerlendirmeye alýyoruz. Bu bildirimi de her yorumun altýnda bulunan “zararlý olduðunu düþünüyorum” tuþu ile yapabiliyorsunuz. Ne yorum yazýlan kiþinin ne de kendimizin zor durumda kalmasýný istemeyiz. Sonuna kadar kiþilik haklarýna saygý duyuyoruz. Sitedeki “microsoft-sever” tavrýnýz nereden kaynaklanýyor? Yalnýzca bir gönül baðý... Fakat yine de kim ileride bir MVP olmak istemez ki!? Fatih Avcý www.gazete.itu.edu.tr Mayýs 2005 Güncel www.taskisla.net ÝTÜ’nün en iyi internet sitesi: www.taskisla.net/set www.taskisla.net ÝTÜ Sosyal Kültürel Merkez tarafýndan, ÝTÜ’lülerin internet sayfalarý arasýnda bir yarýþma baþlatýldý. Çeþitli kategorilerde baþlatýlan yarýþma, internet üzerinden oylama yapýlýp jüri deðerlendirmesi ile sonuçlandý ve Taþkýþla Ýletiþim Platformu Kulübü’nün sitesi olan www.taskisla.net ÝTÜ’nün en iyi internet sayfasý seçildi. www.dtk.itu.edu.tr www.eucenter.itu.edu.tr www.gazete.itu.edu.tr 5 6 Genetik Mayýs 2005 NUTRI GENETIK ve Türkiye’deki ilk sempozyumundan izlenimler Nutri-genetik sözü ilk anda kulaða biraz yabancý gelse de, yakýn bir gelecekte günlük hayatýmýza girecek ve hepimizi yakýndan ilgilendirecek olan bir çalýþma alanýnýn baþlýðý. Nutri-genetik, bireyin kalýtsal yapýsýnýn gereklerine uygun beslenme alýþkanlýklarýnýn belirlenmesi yoluyla, yatkýnlýk taþýdýðý hastalýklardan olabildiðince uzak kalmasý ve yüksek yaþam kalitesinin saðlanmasý olarak tanýmlanabilir. Birey ve toplum saðlýðý açýsýndan çok önemli olan bu konuda, 18-19 Mart 2005 tarihlerinde Ýstanbul’da uluslararasý bir sempozyum toplandý ve nutri-genetiðin mevcut durumunun ele alýnmasýnýn yaný sýra; konuyu yasalarýna taþýmak üzere olan ülkemizin nasýl bir tutum takýnmasý gerektiði de tartýþýldý. Nutri-genetik konusunu daha saðlýklý bir þekilde deðerlendirebilmek için, biraz temel biyoloji bilgisi ve devrim niteliðinde bir geliþme olarak gündemde yerini alan Ýnsan Genom Projesi ile baþlamak yerinde olacaktýr. Biyoloji derslerinden hatýrladýðýmýz gibi; canlý organizmalarýn içinde gerçekleþen kimyasal tepkimelerin bütünü, baþka bir deyiþle canlýnýn neyi yapýp neyi yapamayacaðý ve yaptýklarýný nasýl yaptýðý, onun metabolizmasýný oluþturur. Metabolizmayý þekillendirenler ise enzim adý verilen biyolojik katalizörlerdir ve çoðu protein olan bu moleküllerin yapýsýný, dolayýsýyla da ne yapabileceðini belirleyen, ilgili genin içeriðidir (genler, DNA molekülünce teþkil edilirler ve A,C,G,T dört harfinden oluþan bir alfabeye sahiptirler). Ýþte, çaðdaþ bilim, bir canlýnýn varoluþ biçimi ile o canlýnýn genetik yapýsý arasýndaki iliþkiyi kabaca genden metabolizmaya giden bu tablo ile ele alýyor. Örneðin, küf ile insan arasýndaki fark þu þekilde düþünülebilir: Küf, kenarda unutulmuþ bir ekmek üzerinde milyarlarca birey oluþturup “nesiller boyu” mutlu bir hayat sürebilirken; bir insan, hayatýnýn çok küçük kesri olan bir hafta boyunca sadece ekmek yese bitkin düþecek ve kýsa bir zaman içinde de ölüm kaçýnýlmaz olacaktýr. Bunun sebebi, küfün, yalnýz ekmekten aldýklarý ile kendisine yetecek miktarda/çeþitte amino asit gibi bütün kimyasallarý ürettirebilecek genlere sahip olmasý; insanýn genlerinin ise bu açýdan yetersiz kalmasýdýr (her ne kadar birçok baþka açýdan üstünlük saðlasalar da!). Sonuç olarak, canlýnýn sahip olduðu bütün genetik bilgi (genom) ile gen ürünlerinin ve bunlarýn etkileþmelerinin bilgisine sahip olunursa bir çok önemli sorunun yanýtlanabileceði fikri, günümüzün hakim yaklaþýmýdýr. Bu yaklaþým doðrultusunda atýlmasý gereken ilk büyük adým, Ýnsan Genom Projesi’nin bir sonucu olarak insan genomunun ortaya konulmasý ile atýlmýþ oldu [hemen belirtelim ki, açýklanmýþ olan insan genomunun tamlýðý üzerinde halen tartýþýlmaktadýr]. Yapýsal bilginin (“DNA’daki harfler”), asýl önemli olan iþlevsel bilgi (“hangi enzimler, neyi nasýl yapýyorlar”) ile kaynaþtýrýlmasý için gerekli olan teknolojilerin de eþzamanlý olarak geliþmesi sonucu; bu projenin verilerinden yararlanacak baþlýca endüstri kolu, hastanýn kiþisel genetik yapýsýna özgü ilaç geliþtirmeyi hedefleyen ilaç sanayi olarak ortaya çýktý. Öte yandan, kiþinin saðlýðý için en az ilaçlar kadar önemli olan beslenmenin de bu þekilde ele alýnmasý diðer bir önemli yolu oluþturuyordu1. Yukarýda verilen küf-insan karþýlaþtýrmasýndaki kadar olmasa da, insanlarýn kendi aralarýnda da beslenmenin sonuçlarý açýsýndan önemli genetik farklýlýklar var. Bu uzun süredir mevcut bilgi, aslýnda fenolketonuri gibi kalýtsal hastalýklarýn önlenmesinde/geciktirilmesinde kullanýlagelmiþtir2. Fenolketonuri örneðinde, hasta ile saðlýklý birey arasýndaki fark çok açýktýr: Hastanýn, fenilalanini bir baþka amino aside dönüþtüren enzimi (enzimin geni) arýzalýdýr ve fenilalaninin beyne zararlý türevlerinin birikmesiyle zeka geriliði ortaya çýkar. Bu sorun, basitçe, büyümeye ancak yetecek kadar az fenilalanin içeren bir diyetle çözülür3. Yukarýda deðinilen geliþmelerle ise, baþka birçok kalýtýmsal hastalýðýn özel diyet ile engellenmesi yollarýnýn sistemli bir þekilde aranýlmasý için yol açýlmýþtýr. Ýnsanlar arasýndaki beslenme etkileþimi açýsýndan önemli genetik farklýlýklarý, genlerin üzerindeki tek bir harfin farklý olmasý anlamýna gelen tek nükleotid polimorfizmleri (‘single-nucleotide polimorphisms’SNP) ve bütün genomdaki genlerin ifadelerinde farklýlýða sebebiyet veren çeþitlilikler olarak ikiye ayýrabiliriz. Bir enzimin genindeki SNP, bazen enzimin katalizlediði tepkimenin hýzýný deðiþtirirken; bazen de enzimin iþlevini tamamen yitirmesine sebebiyet verebilir. Gen ifadesindeki farklýlýklar ise, belli zaman ve yerlerde, belli enzimlerin farklý miktarlarda bulunmasý demektir. Bu farklýlýklarýn, metabolizma üzerine ve metabolizmanýn nesnesi olan besinlerle etkileþim üzerine önemli etkileri olacaðý aþikârdýr. Ýþte, aslýnda nutri-genetik ve nutri-genomik olarak ikiye ayýrabileceðimiz bilim alaný; bireyin kendine özgü genetik yapýsý ile beslenme þeklinin etkileþimlerinin sonucu olan saðlýk çýktýlarýný ele alýyor4 (Saðlýk çýktýlarý denilince, yalnýz hastalýðýn önlenmesi deðil; yüksek bir yaþam kalitesi ve saðlýklý bir yaþlanma süreci de anlaþýlmalý elbette). Nutrigenomik, besinlerin gen ifadesinin düzenleniþindeki etkilerini ele alýrken; nutri-genetik, taþýdýðý SNP’lerin bireyin besinlere verdiði yanýta etkisini araþtýrýyor1,2. Bu bilgilendirmelerden sonra, sempozyumdaki konuþmalara geçersek, sempozyumun ilk gününde, Harvard Týp Fakültesi’nde Genetik ve Kompleks Hastalýklar Bölüm Baþkanlýðý görevini yürüten Prof. Dr. Gökhan www.gazete.itu.edu.tr Hotamýþlýgil, insan ile besin maddeleri arasýndaki karmaþýk iliþkilerin çözümlenmesi üzerine konuþtu ve (fenolketonuri gibi örneklerin tersine) meselenin aslýnda ne kadar da çetrefilli olduðunun altýný çizdi. Hotamýþlýgil’in üzerinde durduðu ve sempozyum boyunca tekrarlanan önemli bir nokta, “her gün iki diþ sarýmsak yemeli” gibi özgül öðütlerden çok “optimum beslenme”ye dikkat edilmesi gerektiðiydi. Ardýndan, Boston Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Charles Cantor, DNA’daki harflerin çeþit ve sýralarýný belirlemek için “klasik” yönteme göre çok daha hýzlý ve pratik bir yöntem olan kütle spektroskopisinin kullanýmýný anlattý. Bu yöntem sayesinde, gerek bireyden gerekse çok sayýda kiþiden alýnan genomlarýn oldukça hýzlý bir þekilde analizi mümkün olmakta. Bu geliþmenin, bireyin genomuna özgü doðru beslenmeyi saðlamaya çalýþan bir bilim dalý için önemi aþikâr olsa gerek: genom projesinde kullanýlan eski yöntemle, sadece on kadar kiþinin genomunun belirlenmesi yýllar aldý... University College London’dan Dr. Keith Grimaldi ise, SNP’lerin metabolizma-beslenme iliþkisine etkileri üzerine konuþtu ve özgül örnekler vererek konunun daha iyi anlaþýlmasýna yardýmcý olmaya çalýþtý. Ýliþkinin inceliðini sergileyen bu örneklerden birisi, kalp-damar hastalýklarýnda önemli bir etken olduðu ispatlanmýþ Genetik Mayýs 2005 bulunan homosistein molekülünün metabolizmasýydý. Burada, homosisteini yýkan enzimin genindeki bir SNP, bu tepkimenin yavaþlamasýna ve denge tepkimesi olmasýndan ötürü de zararlý kimyasallarýn birikmesine sebebiyet vermekte. Ancak bol miktarda folik asit (bir tür vitamin) alan bir kiþi, tepkime dengelerini avantajlý bir duruma çekip saðlýðýný koruyabiliyor. Grimaldi’nin deðindiði diðer önemli bir nokta, kiþilerin ne yapýlmasý gerektiðini bilmelerine raðmen bunu yapmamalarý ve beslenme konusunda çözülmesi gereken en önemli sorunun aslýnda bu olduðu idi. Bir baþka konuþmacý, Prof. Dr. Ahmet Gül, bulaþýcý hastalýklarda da genetiðin önemine dikkat çekti ve genetik farklýlýklarýn vücudun tepki mekanizmalarýndaki etkileri üzerinde durdu. Sempozyumda deðinilen ve sürekli gazetelerde okuduðumuz bir diðer konu, “her gün bir kadeh þarap faydalýdýr” iddiasýydý. Bu tavsiyenin aslýnda tüm toplumun ortalamasý için bir anlam taþýdýðýnýn ve alkolün yýkýmýndan sorumlu alkol dehidrojenaz enzimindeki mevcut 3 tipten hangisine sahip olduðuna göre kiþiye öneride bulunulmasýnýn yerinde olacaðýnýn altý çizildi –bu, gerçekten de nutri-genetiðin hayatýmýzda alacaðý yer açýsýndan iyi bir örnek. Bu konuyla paralel olarak, Prof. Dr. Sevinç Yücecan, biyoaktif maddeler (vücutta özgül ve önemli etkilere sebebiyet verebilen; bir besinin faydalý/zararlý olmasýný birinci dereceden belirleyen kimyasallar) konusunda mevcut durumu özetledi. Biyoaktif maddeleri içeren besinlerin kiþilere tavsiye edilmesi konusunda sempozyum boyunca bir-iki kez öne çýkan tartýþma Yücecan’ýn konuþmasýndan sonra da ortaya çýktý: Faydalý olduðu iddia edilen birçok biyoaktif maddenin, etkisini aslýnda ya aþýrý miktarda ya da belli kombinasyonlarla alýnmalarý halinde gösterdiði tespiti. Örneðin bir çalýþmanýn sonucunda, kiþilere günde 4 litre süt tüketmeleri tavsiye edilmiþ! Sempozyumun kapanýþýnda, “Türkiye’de Genetik ve Nutri-Genetik Bilimleri ile Biyoteknolojinin Geleceði” konulu bir yuvarlak masa tartýþmasý yapýldý ve tartýþmacýlar birçok ilginç konuya deðindiler. Öncelikle, Türkiye’nin yeni teknolojiler (geliþtirme) konusunda yapmasý gereken konusunda þöyle ortak bir kanýya varýldý: Teknoloji geliþtirme çabasý, devlet-üniversite-özel sektör üçlüsünün dayanýþmasýndan güç almalý ve bunlardan devlet, “niyet” ve “stratejiye”; üniversite, “merak”a; özel sektör ise “macera ruhu”na sahip olmalý... Konuþmacýlardan Hotamýþlýgil, bilime yatýrým yapmanýn devletlerin varlýðý için kaçýnýlmaz olduðunu belirtti ve teknolojinin ürüne deðil; bilimin teknolojik ürüne dönüþmesi gerektiðini vurguladý. Türkiye’nin de, treni kaçýrmýþ olma düþüncesinden vazgeçip, gerekirse bazý basamaklarý atlayarak atýlýmýný sürdürmesi gerektiðini belirtti. Bilimin faydalarýnýn kötü niyetli kiþilerce istismarýnýn engellenemeyeceðini; ancak buna karþý iyi niyetlilerin de kendi doðru bildikleri yolda çaba göstermelerinin sonucunda galip geleceklerini sözlerine ekledi. Tartýþmada, Türkiye’nin çeþitli zaaflarýna da deðinildi. Örneðin, çok temel bazý klinik testlerin hala numunelerin yurtdýþýna gönderilmesiyle yapýlabildiði; en son beslenme saðlýk araþtýrmasýnýn ise 1974’te gerçekleþtirdiði hatýrlatýldý. Türkiye’de “Genetik Olarak Deðiþtirilmiþ Organizmalara” karþý 100.000 imzanýn toplanmasýna karþýn; sahte rakýdan 25 kiþinin ölmesi gibi olaylarýn da hala yaþanabilmesine yol açan “uçuruma” dikkat çekildi. Türkiye için nutri-genetik konusunda yapýlmasý gereken en önemli adýmlardan birisinin SNP haritasýnýn çýkarýlmasý olduðu ve bu tip adýmlarý atmak için yeterli klinisyen-genetikçi-paranýn bulunabildiði vurgulandý. BÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Prof. Dr. Aslý Tolun ise, yeni çýkmakta olan yasaya göre nutri-genetik uygulamalarý için diyetisyen ve klinisyene yetki tanýnmasýna raðmen genetikçilere hiçbir yetkinin verilmemesine tepkisini, Saðlýk Bakanlýðý’nýn temsilcisine dile getirdi. Nutri-genetikle ilgili en önemli zaafýmýz olarak ise, beslenme tavsiyelerinin basýn ve halk tarafýndan abartýlabildiði ve yanlýþ anlaþýlabildiðiydi. Katýlýmcýlar, bu açýdan doktor ve diyetisyenin çok hassas ve dikkatli olmasý gerektiði konusunda hemfikirdiler. Bir katýlýmcýnýn, Türkiye’nin “ekonomik zaaflarýna” dikkat çekmesi ve “Ýnsanlarýmýza yemek yiyemiyorsanýz þunlarý yemeyerek saðlýklý kalmaya çalýþýn mý diyelim?” þeklinde yönelttiði soru ise düþündürücüydü. Genetik biliminin her alanýnda olduðu gibi, nutri-genetik/genomik biliminin sonuçlarýnýn vazgeçilmez bir yaný da ciddi bir ahlaki boyuta sahip olmalarý. Bu konudaki oturumda konuþmasýný yapan A.Ü. Týp Fakültesi’nden Prof. Dr. Berna Arda, konunun þu ana ilkeler açýsýndan ele alýnabileceðini belirtti: (i) zarar vermemek, (ii) yararlýlýk, (iii) özerkliðe saygý, (iv) adalet. Bu baðlamda, genetik çalýþmalarýnýn getirilerine ulaþýlabilirliðin nasýl olacaðýnýn belirlenmesi gerektiðini; sadece parasý olanlara bu faydalarý saðlamanýn tartýþýlmasýnýn yerinde olacaðýný vurguladý. Ayrýca, bireylerin, haklarýnda alýnacak kararlarda özerkliðe sahip olmasý gerektiðine ve “aydýnlatýlmýþ onam” kavramýnýn önemine deðindi. Doktorlarýn da bu konuya kafa yormasý gerektiðini ve bir seyirci mi, önceliklerini belirlemiþ etkin bir katýlýmcý mý yoksa bilinçli bir tüketici mi olduklarýný belirlemelerinin þart olduðunu söyledi. Doðrudan konunun etik yanýyla ilgili olmasa da; doktor-hasta iliþkisinin önemi üzerine söz alan Cerrahpaþa Týp Fakültesi’nden Prof. Dr. Zuhal Baltaþ, doktorlarýn ve hastalarýn tutumlarý konusunda ilginç bazý gerçeklere ve yaklaþýmlara dikkat çekti. Türkiye’de yapýlan çalýþmalarda en önemli deðerlerinin saðlýk olduðunu belirtenlerin oranýnýn %90 olmasýna karþýn “geliþtirici saðlýk d a v r a n ý þ ý ” n ý benimseyenlerinin oranýnýn %50’de kalmasýnýn ussal Bu çiftin A-T mi C-G mi olduðu, bir kadeh þarabýn faydalý olup olmayacaðýný belirleyebilir. www.gazete.itu.edu.tr 7 sebeplere dayandýrýlmasýnýn zor olduðu; kiþilerin bu konuda kendilerini baþta doktorlar olmak üzere baþkalarýna ve Tanrý’ya havale ettiklerini vurguladý. Bu tip hasta tutumlarýný açýklamaya çalýþan 60’lý yýllarýn “Saðlýk Ýnanç Modeli”nin yerini, artýk “Planlý Davranýþ Kuramý”nýn aldýðýný ve bu kuramýn, kiþinin davranýþýnda 3 temel etkinin varlýðýný kabul ettiðini açýkladý: Bireysel etki, sosyal etki ve davranýþ kontrol gücü. Davranýþ kontrol gücünün iç odaklý mý yoksa baþkalarýna bakan dýþ odaklý mý olmasýnýn kiþinin tutumundaki önemini vurguladý. Yapýlan çalýþmalar, ayrýca, kiþilerin ayný koþullar altýnda kendilerini daha avantajlý gördüklerini de ortaya çýkarmýþ. Doktorlarýn da eksiklerine deðinen Baltaþ, 1,5 dakikada bir hastanýn sözünü kestiklerini; %66 oranýnda hastanýn isteðini reddettiklerini ve genel olarak “Tanrýsal mevki” tutumu sergilediklerini belirtti. Oysa ki, nutri-genetik biliminden olumlu sonuçlar alabilmek için, doktor-hasta iliþkisinin çok daha saðlýklý gerçekleþmesi ve de doktorun, “öðrenme evreleri” yaklaþýmýna uygun olarak hastayla iletiþime geçmesi gerektiðini söyleyerek sözlerini tamamladý. Gerçekten de týpçýlarýn bu konularda da sorgulama yapmalarý, olumlu bir durum olsa gerek! Ýþte, Türkiye’deki ilk NutriGenetik sempozyumunda esen hava böyleydi... Kanser ve kalp-damar hastalýklarý gibi, çaðýn vebasý konumundaki hastalýklar konusunda büyük umutlar vadeden5 ve yaþam kalitesini önemli ölçüde yükseltmeyi hedefleyen nutri-genetik/genomik biliminin yakýn gelecekte hayatýmýzda alacaðý yerin önemi açýk. Henüz geliþme döneminde ve ahlaki boyutu halen tartýþýlýyor olsa da; bu konuda ülkemizde faaliyet göstermeye baþlayan bir þirketin varlýðý (evet, böyle bir þirket þu anda mevcut!) ve konuyla ilgili düzenlemelerdegeliþmelerde etkin rol almayý planlayan, sempozyumun düzenlenmesinde de yer alan “Nutri-Genetik Bilimsel Danýþma Kurulu”nun kurulmuþ olmasý ise sevindirici geliþmeler. Umarýz, bu konudaki dünyaya paralel geliþmelerle ülkemizde daha saðlýklý nesillerin yolu açýlýr... Berkin Malkoç (Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Lisans Öðrencisi) Kaynaklar: [1] J Am Diet Assoc. 2003 Dec;103(12 Suppl 2):S50-5. [2] Curr Opin Lipidol. 2004 Apr;15(2):101-8. [3] Snustad, PD, Simmons, MJ, Principles of Genetics (3.basým), JohnWiley&Sons:2003. [4] Proc Nutr Soc. 2004 Feb;63(1):145-52. [5] Annu Rev Genomics Hum Genet. 2004;5:71-118. 8 Bilim ve Teknoloji Mayýs 2005 Ulusal Ýþletim Sistemi ULUDAÐ Projesi Uludað projesinin sanýldýðý gibi Uludað Üniversitesi ile bir ilgisi bulunmuyor. 2003 yýlýnda Baþbakanlýk tarafýndan ulusal bir iþletim sistemi geliþtirmenin mümkün olup olmadýðýný araþtýrmak için TÜBÝTAK ve UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araþtýrma Enstitüsü) görevlendiriliyor. Bu iki kurum ortaklaþa bir grup oluþturarak TÜBÝTAK Gebze yerleþkesinde çalýþmalara baþlýyorlar. Pardus Uludað projesinin ürünlerinden sadece bir tanesi. Projenin hedefleri, • Yaygýn bir iþletim sistemi daðýtýmý oluþturmak, • Bu daðýtýmý yaþatacak sürdürülebilir bir organizasyon kurmak, • Bu daðýtým ve çevresinde oluþacak açýk kaynak ekosistemi aracýlýðý ile özgün teknolojik katký yaratmaktýr. Yerli Ýþletim Sistemi PARDUS Pardus, ismini nesli tükenmiþ olan Anadolu parsý Panthera Pardus Tulliana’dan alan tamamen Türkçe bir Linux daðýtýmý. TÜBÝTAK bünyesinde organize edilen Ulusal Daðýtým Projesi (Uludað) tarafýndan geliþtirilen Pardus þimdilik “Çalýþan CD” olarak ücretsiz GPL lisansý (General Public License) ile kullanýma açýlmýþ durumda Pardus Çalýþan CD, Pardus Ulusal Ýþletim Sistemi’ni bilgisayara GPL Lisansý Nedir? kurmadan çalýþtýrmak için GPL (“General Public License” ya da “GNU General hazýrlanmýþtýr. Böylece bilgisayarýn Public License”). sabit diskine veri yazmaya gerek Yazýlým lisanslarýnýn çoðunda kullanýcýlara yazýlýmý deðiþtirme, paylaþma yetkisi verilmemiþtir. GPL lisanslý duymaz. Tek yapmanýz gereken bir yazýlýmýn kaynak kodlarý kullanýcýya açýktýr. Kullanýcý elinizdeki Pardus Çalýþan CD’sini istediði gibi kopyalayabilir, daðýtým yapabilir hatta bilgisayarýnýzýn CD sürücüsüne satabilir. Fakat yapacaðý deðiþiklikleri yine açýk olarak koymak ve bilgisayarýnýzý yeniden daðýtmalýdýr. baþlatmak. Daha sonra gerekli donaným ayarlarýný Pardus kendisi yapýyor. Ayrýca bilgisayarýnýzda yüklü durumdaki diðer iþletim sistemlerine ve bilgilerinize de zarar vermiyor. Panthera Pardus Tulliana Pardus ilk aþama olarak temel masaüstü ihtiyaçlarýný Anadolu parsý ile ilgili son resmi kayýt 17 Ocak 1974 tarihinde karþýlayacak þekilde Beypazarý ilçesinin 5 km batýsýnda bulunan Baðözü köyünden bir kadýna saldýrmasý sonrasýnda vurularak öldürülmesi tasarýmlanmýþ. CD içersinde ofis üzerinedir. Neslinin tükendiði yönünde görüþler bulunmasýna araçlarý (metin düzenleyici, karþýn, bugün Türkiye'de 10–15 Anadolu Parsý kaldýðý da öne sunum hazýrlayýcý, hesap sürülmektedir. 2001 yýlýnda Doðu Akdeniz bölgesi Dandi makinesi), internet araçlarý mevkiinde ve Doðu Karadeniz bölgesi Müsikli deresinde, 2004 (tarayýcý, e-posta düzenleyici, yýlýnda da Doðu Karadeniz bölgesi Pokut yaylasýnda görülmüþtür. Anadolu parsýnýn varlýðýný kanýtlamak ve koruma sohbet programlarý), çoklu altýna almak için doða gönüllülerinin çabalarý aralýksýz ortam ve grafik araçlarý (film sürmektedir. oynatýcý, müzik çalar), oyunlar ve çok sayýda Linux uygulamasý Özgür, çevik, güçlü ve Anadolu’ya ait olmasý bu benzetmenin mevcut. yapýlmasda etkili olmuþ. Proje mimarlarý þöyle diyor: “Umudumuz Anadolu bilgisayarlarda görmek”. Parsý’ný daðlarda Pardus’u www.gazete.itu.edu.tr Pardus projesine 2004 Eylül ayýnda baþlandý ve 2005 Þubat ayýnda Pardus Çalýþan CD’lerin beta sürümünün daðýtýmýna baþlandý. Proje ile birlikte Türkiye’de önemli bir boþluk doldurulmaya çalýþýldý. Piyasada kullanýlan Fransýzlarýn Mandrake, Almanlarýn Suse Linux’u gibi bizim de artýk tamamen Türkçe bir Linux’umuz oldu. Mevcut Linux iþletim sistemlerinde Türkçe destek vardý fakat çeviri eksiklikleri, Unicode uyumlu olmayan uygulamalarýn varlýðý, Türkçe karakterlerin dönüþümü gibi sorunlar bu sistemlerin kullanýmýný oldukça zayýflatýyordu. Bu yönden bakýldýðýnda Pardus tamamen Türkçe desteði veren ilk iþletim sistemi oluyor. Pardus’un farký sadece Türkçe desteðinden gelmiyor. Çalýþan CD’nin içindeki YALI, ÇOMAR, PÝSÝ, TASMA, Kaptan masaüstü gibi bize özgü isimleri olan uygulamalar da mevcut Linux sürümlerinden farký yaratýyor. Ayrýca Linux’un temel sorunu olan kullaným zorluðu da Pardus ile aþýlmaya çalýþýlýyor. 9 Mayýs 2005 Boðaz’da Taksi Turu Turgut Uyar* ne diyor? Pardus bence çok baþarýlý bir proje. Kapsamý ve hedefleri gerçekçi belirlenmiþ ve alanlarýnda yetkin kiþiler tarafýndan geliþtiriliyor. Kurulum yazýlýmý, yönetim araçlarý, özelleþtirme, çalýþan CD gibi çalýþmalarýn hepsi anlamlý ve amaca yönelik. Özellikle çalýþan CD teknolojisinin daha çok üstüne gidilmesinin Türkiye'nin biliþimle ilgili bazý temel projelerinde çok yararlý olacaðýný düþünüyorum. Projeyle ilgili en önemli sorun, projenin kendine biçtiði hedef ile projeden beklentilerin uyuþmamasý. Pardus görebildiðim kadarýyla þimdilik kendini yalnýzca teknik olarak tanýmlamýþ bir proje. Oysa bu projeden ülkenin özellikle devlet kurumlarýnda kullanýlabilecek bir ürün ortaya koymasý bekleniyor. Böyle bir hedef yalnýzca teknik olarak gerçekleþtirilemez; belgelemesi, sýnamasý, pazarlamasý, eðitimi, desteði, servisi ve halkla iliþkileriyle profesyonel bir sisteme oturtulmasý gerekir. Bunun için de projeye uygun ve devamlý þekilde para ve insan kaynaðý aktarýlmasý gerekiyor. Yalnýzca teknik bir daðýtým projesi olarak kalsa bile daha kurallý çalýþýlabileceðini düþünüyorum (olabildiðince sýký izlenen bir yol planý olmasý gibi). Camiadan katký saðlamak çok önemli, bu amaçla daha etkileþimli bir çalýþma ortamý (portal tipi) yaratýlabilir. Kullanýcýlardan gelen haklý/haksýz eleþtirilere de anlayýþlý olunmasý gerektiði görüþündeyim. Özet olarak, Pardus çok umut veren ve teknik olarak baþarýya ulaþacaðýna inandýðým bir proje. Umarým gerekli kaynaklarý alarak ve uygun þekilde örgütlenerek kendisinden beklenen daha geniþ hedefleri yakaladýðý günleri de yakýn gelecekte görürüz. Yanlýþ ya da eksik bilgiye dayanan yorumlarým için þimdiden özür dilerim. *Öðretim Görevlisi, ÝTÜ Bilgisayar Mühendisliði Bölümü Harun Kenan Subaþý [email protected] Bir Teknoloji Holding Grubu üyesi olan TDesign þirketi tarafýndan tasarlanan Deniz Taksi, Ýstanbul gibi büyük ve kara trafiði sorunu yaþayan denize kýyýsý olan þehirlerde hem daha hýzlý ulaþým saðlamak hem de kara trafiði yoðunluðunu bir derece de olsa azaltmak amacýyla tasarlanmýþ bir taþýma aracý. Sadece bir toplu taþýma aracý olmakla kalmayýp; ambulans, polis, sahil güvenlik ve aramakurtarma amaçlý çeþitleri de bulunmakta. Bu proje T-Design tarafýndan 2 yýldýr yürütülüyor ve ilk Deniz Taksi Tuzla’da üretildi. 52 ülkeden 1650 teknenin sergilendiði ve 300 bin uluslararasý ziyaretçi tarafýndan gezilen fuarda Deniz Taksi standý, ziyaretçi akýnýna uðradý. Ýstanbul’da hayata geçirilecek Deniz Taksi projesiyle günde 10-15 bin kiþi taþýnacaðýný belirten T-Design Genel Müdürü Kerem Güvenç, Deniz Taksi’nin kýyýsý olan her yerde kullanýlmak üzere tasarlandýðýný, Rusya’dan Danimarka’ya, Ýtalya’dan Almanya’ya, Dubai ve Hýrvatistan’a kadar birçok dýþ pazardan da Deniz Taksi’ye ciddi talepler geldiðini vurguladý. Aracýn iletiþim altyapýsý ve ödeme sistemi de alýþtýðýmýz türden deðil. Yolda taksi bekler gibi iskelede taksi bekleyeceðinizi sanýyorsanýz yanýlýyorsunuz. Cep telefonunuz varsa, hemen mesajlar bölümüne girip, merkeze bir kýsa mesaj atýyorsunuz. Merkezdeki kiþi de uydu sistemiyle takip edilen taksilerden en yakýn olanýný size en yakýnda bulunan iskeleye yönlendiriyor ve sizi hangi plakalý taksinin saat kaçta hangi iskeleden alacaðý ve ödemeniz gereken ücret konularýnda bilgilendiriyor. Ödeme konusunda da bir sýnýrlama yok. Ödemeyi ister cep telefonundan, ister kredi kartýyla, ister banka kartýyla yapabilirsiniz. Operatör (Deniz Taksinin þoförü) araçta bulunan mini terminale baðlý POS ve yazarkasa ile müsait olup olmadýðýný merkeze bildiriyor, almýþ olduðu çaðrýlarý onaylýyor, yolcudan aldýðý sipariþ numarasýný girerek satýþ fiþi veriyor. Güvenlik ve konfor konusu da yeterince düþünülmüþ. Aracýn kapalý yolcu kabini iyi izole edilmiþ ve yolcularýn hava koþullarýndan etkilenmesi engellenmiþ. Ayrýca kabinin sýcaklýðý gerektiðinde yolcular veya operatör tarafýndan kontrol edilebilmekte. Güvenlik konusuna gelince, her koltukta ayrý kemer sistemi var ve koltuklarýn sýrtlarýnda her yolcu için bir tane tehlike anýnda kullanýlabilir duruma gelen can yeleði bulunuyor. Yangýn alarmýnýn devreye girmesiyle hassas olan elektronik devreler otomatik olarak devre dýþý kalýyor veya operatör tarafýndan elle kapatýlabiliyor ve ýsý algýlayýcýlar bulunduklarý bölgeyi basýnçlý su ile soðutuyor. www.gazete.itu.edu.tr Teknik özelliklerden biraz bahsedecek olursak; dolmuþ dýþýnda, yani taksi, polis, kurtarma, ambulans, VIP ve charter araçlarýnýn tasarýmý ayný. 10.86 m.lik uzunluk, 4.28 m.lik en ile pek de küçük sayýlamayacak bu araçlar, 6500 kg.lýk bir aðýrlýða sahip. Bu taþýtýn yüzmesi için gereken en az derinlik ise 70 cm. olarak belirlenmiþ. Ayrýca 600 litrelik bir yakýt deposuna sahip olan araç, 2 adet 170 kw.lýk, 240 hp gücünde ve 3300 rpm devire sahip motorlarýyla 30 knot (deniz mili) hýz yapabiliyor. Araçlar 10 kiþilik yolcu kapasitesine sahip ki bu da bir taksi için yeterli bir sayý! Deniz dolmuþlarý ise tahmin ettiðiniz gibi daha geniþ ve daha güçlü motorlara sahipler. Uzunluðu 16.5 m., eni ise 7.2 m. olan bu araç, yüzebilmek için en az 95 cm.lik bir derinliðe ihtiyaç duyuyor. 2000 litre yakýt kapasitesi ve 2 adet 272 kw., 370 hp gücünde ve 3300 rpm devirli motorlarýyla 28 knotluk hýza ulaþabiliyor. Bu aracýn yolcu kapasitesi ise 60 kiþiden ibaret. Bu projenin, ÝBB de onaylarsa, 2006 yýlýnda hayata geçirilmesi planlanýyor. T-DESIGN HAKKINDA 15 þirket, 1000 çalýþan, 100’ü aþkýn Ar-Ge uzmaný... Teknoloji Holding, 17 yýllýk deneyimini, ödeme sistemleri, mobil iþ çözümleri ve endüstriyel operasyonlar da dahil olmak üzere sayýsýz sektörde katma deðerli çözümler üretmek için kullanýyor. Diðer bir deyiþle, çaðdaþ yaþamý kolaylaþtýran çözümler üretiyor. Teknoloji Holding’in deneyimleri, 2003 yýlýnda, Türkiye’nin lider özgün kavramsal ve endüstriyel tasarým þirketi olan T-Design’ýn kurulmasýyla doruk noktaya ulaþtý. T-Design’ýn odak noktasý, yaratýcý fikirleri alarak dünya pazarlarý için deðerli çözümlere ve ürünlere dönüþtürmek. T-Design, gerçekleþtirdiði projelerin çevresel, kültürel ve psikolojik etkilerine de büyük özen gösteriyor. Türkiye’nin yaratýcýlýðýný ve zekasýný yansýtan son teknolojileri kullanan TDesign, her projeye, ürünlerin insana ve doðaya ait olduðu ve kendi ruhlarýnýn olmasý gerektiði inancýyla yaklaþýyor. Genç tasarýmcýlarla çalýþan T-Design, trendleri takip eden deðil, trend belirleyen bir þirket olarak ürünlerini hayata geçiriyor. T-Design’ýn, Holding’e baðlý diðer þirketlerle oluþturduðu sinerji, lokomotif ürünü olan “Deniz Taksi” ve kullanýcý dostu daha pek çok ürünle kendini ortaya koyuyor. Batuhan Çetin, [email protected] 10 Bilim ve Teknoloji Mayýs 2005 Haydi Bilgisayar Toplayalým Bilgisayar donanýmlarýndaki teknolojilerin her geçen gün yüksek bir ivmeyle geliþmesi ve devamlý yenilenmesi, biz farkýnda olmadan, o bir sürü para verip aldýðýmýz sistemleri tarihin tozlu raflarýna gömer. Gün gelir baþlarda her ihtiyacýmýzý karþýlayan bu sistemler zamanla yavaþlamaya ve geliþimin gerisinde kalmaya baþlar.Ýþte þimdi yapýlacak tek þey donanýmlarýmýzý yenilememizdir. Ve tabi bunu yaparken de ilk göz önünde bulundurmamýz gereken, deðiþken fiyat-performans oranýdýr. Bu yazýnýn ayný zamanda sýfýrdan sistem toplamak isteyenler için de faydasý olmasýný umuyorum. Ýlk olarak hazýr sistem almayý unutun, çünkü aldýðýnýz mal ayný olmasýna karþýn sýrf üzerindeki etiket için daha fazla para ödemeye gerek yoktur.Topladýðýnýz bilgisayar da ayný iþi görecektir. Ýkinci en önemli kriter bilgisayarla ne yapmak istediðinize, onu ne için kullanacaðýnýza iyi karar vermekter. Oyun mu oynayacaksýnýz, yoksa sadece ofis ve windows bileþenlerinden mi faydalanacaksýnýz, vb. Ve baþlýyoruz… iþlemci Bilgisayarýn performansýndaki en önemli bileþendir.iþlemciyi seçerken þunlar aklýnýzda bulunsun, iþlemci oyun performanslarýný hiçbir zaman bir ekran kartý kadar arttýrmaz, tek artýsý windows, ofis uygulamalarý gibi günlük yaþamda kullandýðýmýz programlarýn performansýný arttýrmasýdýr, bu da ancak siz 600mhz bir iþlemciden 2000mhz bir iþlemciye terfi ederseniz gözle görülür bir geliþme saðlar. Yani sýrf bu uygulamalar için iþlemcinizi 2000mhz den 2200mhz ye çýkarmanýn hiçbir anlamý olmayacaktýr. Seçim konusunda fiyat-performans oranýný da göz önünde bulundurarak bütçenize göre þöyle bir sýralama yapabiliriz: AMD sempron 2200 AMD athlon 64bit 2800 AMD athlon 64bit 3000 soket939 Neden hep AMD? Cevap basit fiyat-performans :) bellek Yaygýn adý ile RAM. Yüksek performans için en önemli parçalardan birisi. Bellek seçerken öncelikle tabi ki kapasitesine bakmamýz gerekir.Günümüz sistemlerinde 512MB bellekler neredeyse standartlaþmýþ durumda. Benim de tavsiyem 512MB’den aþaðýya inmemeniz, fakat baþta da söylediðim gibi oyunlarla ve diðer yüksek performans isteyen uygulamalarla iþim olmaz derseniz 256MB de iþinizi görür. Bellekler hakkýndaki ikinci kriterse hýzlarý. Þu an en yaygýn olanlarý 400MHz’lik ler. Piyasada 500, hatta 600MHz’liklerdende bulmak mümkün ancak gerekli olduðunu sanmýyorum. Bir sýralama yapmak gerekirse: Twinmos DDR400 256mb Kingston DDR400 256x2(512MB) Corsair DDR2-667 twin2x pro 512x2(1024mb) sabit disk Bilgisayarýmýzýn bilgi deposu. Kapasitelerinin her gün devasa boyutlara ulaþmasýyla fiyatlarý da her gün biraz daha düþmekte. Eskiden 1GB, 2GB gibi rakamlar bir hayal gibi olsa da, þu anda 400GB kapasitelere kadar yükselmiþ durumda. Seçim yaparken bilgisayarý ne için kullanacaksanýz kullanýn kapasitesini yüksek tutun. Mutlaka bir gün ihtiyacýnýz olacaktýr. Veri yolu olarak sabit disklerde 2 satandart belirlenilmiþ durumda: SATA ve PATA, yani seri ve paralel. SATA disklerin veriyolu hýzý 150mb/s civarýnda. ATA’lar ise 66/100/133 olarak üçe ayrýlmakta. Tavsiyem SATA ancak 133mb/s lik bir ATA diskte iþinizi fazlasýyla görür. Kapasite olarak da en az 120gb lik bi disk tercih etmeniz faydanýza olacaktýr. Bu bileþende de sýralama yapmayacaðým ancak 3 yýl garantili olmasýna dikkat edin, çünkü sabit dikler bilgisayarlarýn en çabuk bozulan bileþenidir, sebebi de içinde hareketli parçalarýn olmasýdýr. anakart Anakart bilgisayarýn en önemli parçalarýndan biri.Seçerken öncelikle tabi ki iþlemcimizi desteklemesine ve olabildiðince geniþlemeye müsait olmasýna dikkat edin. En azýndan ileride geçebileceðimiz daha performanslý iþlemcileri desteklemesi gerekir.Anakartlarda artýk bir çok teknoloji standartlaþmaya baþladý.özellikle SATA, DDR2, GLAN, ve hatta eðer dijital görüntü formatlarýyla ilgileniyorsanýr FÝREWÝRE özelliklerinin olmasýna dikkat edin.Bu bileþen için sýralama yapmayacaðým ancak amd iþlemci tercihi yapanlar için nforce4 chipsetli ve soket939 iþlemcileri desteðini göz önünde bulundurmalarý gerektiðini, Ýntel iþlemci tercih edenler içinse 915 ve 925 chipsetli olan ve kesinlikle lga775 soketli anakartlarý tercih etmelerini öneririm.Oyun canavarlarý içinse SLI desteði mutlaka omalý.SLI desteði sayesinde çift ekran kartý kullanýmýna izin verilir ve performansýnýz ortalama %60 civarýnda artar. ekran kartý iþte geldik oyun canavarlarý için en önemli kýsma :) Oyun performansýna etki eden en önemli bileþen. Neredeyse 4 ayda bir en üstün teknolojiyi, en basit teknolojiye çeviren, en çok para harcanan donaným. Sebebi Nvidia ve Ati þirketlerinin birbiriyle yaptýklarý akýlalmaz yarýþ. Tabi ki bu son kullanýcý için olumlu bi olay, sonuçta her yeni çýkan teknoloji bir öncekinin fiyatýný düþürmekte. Þu an ben bunlarý yazarken bile bu firmalar yeni birþeyler piyasaya sürmeye hazýrlanýyor olabilirler. Gelelim seçim konusuna. Ýlk önce bu donaným için ne kadar para ayýrabileceðinize ve gerçekten bilgisayarý bir oyun makinesine çevirmek isteyip istemediðinize karar verin. Neredeyse her fiyata ekran kartlarý bulmak mümkün piyasada, 20$ dan 750$ a kadar. Peki mesela 20$’lýk bir ekran kartý alsam ne yapabilirim derseniz, üst düzey donaným ihtiyacý olan oyunlar dýþýnda neredeyse herþeyi yapabilirsiniz. 750$’lýk bi kartlada neler yapabiliceðinizi sanýrým anlatmama gerek yok. Sýralamamýza gelince: Ati 9550 Nvidia 6600 GT Ati x800 xt pe SLI desteði olduðunu da unutmamak gerek, eðer anakartýnýz destekliyorsa yukarýdaki kartlardan ikisini ayný anda kullanabilirsiniz. Ati 9550 dýþýnda tabi ki. monitör Monitör seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur gözlerimize zarar vermemesi. Sonuçta neredeyse hiçbir þeye bakmadýðýmýz kadar ekrana bakýyoruz. Þu anda lcd ler fiyatlarýnýn düþmesiyle yaygýnlaþmaya baþlamýþ durumda. Ancak her ne kadar geliþkin teknolojiler kullanýlsa da henüz bir (CRT) yani tüplü monitör kadar kaliteli görüntü verememekte. Eðer masamda az yer kaplayan birþey olsun, oyunlarla da zaten iþim olmaz diyorsanýz 15” bir lcd sizin için çok uygun olacaktýr. Ama ben oyunlardan geri kalamam, hayatým bu benim derseniz size tavsiyem hazýr fiyatlarý da iniþe geçmiþken 19” bir düz kare monitor tercih etmeniz.Ayrýca lcd alacaklarýn, tepkime sürelerine, crt alacaklarýnda parlaklýk ve tazeleme oranlarýna dikkat etmesinde yarar var. Yunus Hýdýroðlu, [email protected] www.gazete.itu.edu.tr 12 Ýþte beklenen festival geldi! Geçen seneki harika organizasyona imza atan ÝTÜFest organizasyon ekibinin bu sene neler yapacaðýný hepimiz merakla bekledik- özellikle son bir iki ay. Geçen sene katýlanlar bilir, ÝTÜFest’04 gerçekten çok güzeldi. Festivalin en ilgi çekici yönü ise Türkiye’de ilk defa bir üniversite þenliðinde yabancý bir grubun sahne almasýydý. Gerek konser programý, gerek gündüz etkinlikleri, gerekse güvenliðiyle –ki koskoca gecede bir iki ufak tartýþmadan baþka sorun çýkmadý, bence çok önemli bir nokta- kesinlikle zihnimizde yer edecek bir þenlikti. Hal böyle olunca bu seneki beklentilerimiz de o düzeyde arttý. Sonunda festival programý açýklandý, biletler satýþa çýktý, konser günleri çok çok yaklaþtý ve bu durumda bize düþen de hem festivalin basýn sponsoru olarak, hem de birer ÝTÜ’lü olarak bu harika olayý belgelemek oldu. Ama önce bu festivalin öneminden bahsetmek gerek. Büyük paralarla ve büyük þirketler tarafýndan ÝTÜFEST düzenlenen diðer partilere nazaran, daha büyük emeklerle düzenlenen bu organizasyonun bence en önemli kýsmý tamamen öðrencilerin katkýlarýyla düzenlenmesi. Çaðýrýlan sanatçýlardan kapýda görev alacak koruma görevlisine, stand açacak firmalardan gündüz etkinliklerine kadar her bir noktasýyla öðrencilerin uðraþtýðý festivalin biz ÝTÜ’lüler için manevi deðerinin büyük olduðunu düþünüyorum. Hepimiz zaman zaman deriz “ÝTÜ’de neden bir þeyler olmuyor” ve çoðu zaman da biliriz bunun cevabýný: ÝTÜ’lü öðrencinin bir sürü ödevi, sýnavý, projesi vardýr ve bu tip iþlerle uðraþacak zamanýmýz daha azdýr. Bu yoðunlukta bile organizasyon komitesindeki arkadaþlar çalýþýp didinip, sponsorluk görüþmeleri yapýp, en ince ayrýntýsýna kadar bu iþle ilgilenip bizlere bu konserler dizisini sunmaya çalýþtýlar. Sýrf bu nedenle bile katýlýmýn çok olmasý gerektiðini düþünüyorum. Üniversiteler arasý festivallerin en kapsamlýsý olan ÝTÜFest’in bu sene þenlik havasýnda olmasý istenmiþ ve etkinlikler iki güne yayýlmýþ. Þenliðin ilk günü olan 26 Mayýs Perþembe günü Clémentine, Demirhan Baylan, son zamanlarda gerçekten iyi bir çýkýþ yaparak saðlam bir dinleyici kitlesi edinen Gece Yolcularý ve gecenin sonunda da iyiliði þüphe götürmez sanatçýlarýmýzdan Candan Erçetin sahne alacak.27 Mayýs Cuma Gecesi ise alternatif Türkçe rock müziðinin genç gruplarýndan Çilekeþ, Redd ve Kurban’ý, Mor ve Ötesi konserleri izleyecek. Konserlerin yaný sýra bir dolu gündüz etkinliði de mevcut. Yani öyle konser zamaný gelip, müzik dinleyip gitmek yok. Erkenden gelip, paþa paþa eðlenip, öyle müzik dinlemelisiniz. 2627 Mayýs ‘ta düzenlenen ÝtüFest’05 te gündüz etkinlikleri Perþembe günü www.gazete.itu.edu.tr Mayýs 2005 öðlen birde baþlýyor… 46, Anason, Bluesis, Fason, Kep, Lost the Band, Wade gibi amatör gruplarýnýn sahne aldýðý etkinlik alanýnda bir yandan da ödüllü oyunlar ve yarýþmalar olacak. Bu ödüllü yarýþmalarý Picaldi Jeans çuval yarýþmasý, Canan Kozmetik hafýza yarýþmasý, Nestea uzaktan kumandalý araba yarýþý, Hýzlý Sistem bilgisayar oyunlarý, Platboy Kulübü risk ve tavla turnuvalarý, insan langýrtý, týrmanma duvarý ve rodeo olarak sýralayabiliriz. Tabiki aktiviteler bununla da bitmiyor; Mercedes ve Nissan test sürüþleri, Ritmix Dünyanýn en küçük diskosu ve perküsyon sahnesi ve Ice-tea perküsyon þovu sýrf siz eðlenin diye kampüste hazýr bulunacaklar. Bu kadar eðlenceden yorulup da karný acýkanlara Polonez sucuk ve sosis, Dominos Pizza ve Mado standlarý bu aktivitelerin hemen yanýnda bekliyor olacak. Siz gündüz etkinlikleriyle oyalanýrken akþam olacak ve saat 18.00’da birbirinden güzel konserler baþlayacak. Organizasyon komitesi nasýl gidip geleceðinizi de düþünmüþ. Saat 12.00 ve 18.00 arasý Bakýrköy Metro Duraðý , Bostancý Gösteri Merkezi ve Taksim AKM ’den servis kalkacak. Gece konser bitiminde ise yine servis kaldýrýlacak. Bilet Fiyatlarý ise tek gün 15 YTL, iki günlük kombine bilet ise 22,5 YTL olarak belirlenmiþ. Bilet Satýþ Noktalarý ise ÝTÜ Ayazaða, Gümüþsuyu, Maçka ve Taþkýþla kampusleri ile Mado Maslak, Ataþehir, Ata 2, Maltepe ChampionSA ve Caddebostan. Selin Erkiþi ÝTÜFEST redd Mayýs 2005 13 27 Mayýs Cuma ÝTÜFEST’te sahne alacak gruplardan Redd’in, hayata bakýþý, müzik tarzý ve çalýþmalarý oldukça farklý. Ýkiþer kardeþten oluþan bir grup olmasý da bir o kadar ilgi çekici. Grup, ayný zamanda yüksek lisans öðrencileri olan Arkeolog, Mimar, Ýç Mimar ve Müzisyenden oluþuyor. Üstelik Berke ÝTÜ’lü. Müzik tarzlarýnýn oluþmasýnda hayata bakýþlarýnýn etkili olduðunu söyleyen, “reddetmek”ten gelen adlarýný da muhalif kiþiler olduklarý için seçen Redd’le müzik tarzlarý, hayata ve müziðe bakýþlarýný konuþtuk 1996’ya dayanan bir geçmiþi var bu grubun. Sizi diðer gruplara göre daha popüler yapan, ilgi çekici yanýnýz ise ikiþer kardeþten oluþan bir grup olmanýz. Nasýl baþladý bu grup hikayesi? Berke: Güneþ’le Doðan hep beraber çalýþmýþtý, Ýlke’yle de ben hep beraber çalýþmýþtýk 96’ya kadar. Sonra biz Doðan’la tanýþýnca gerisi geldi. Doðan: Ama öyle iki grubu birleþtirelim diye bir amacýmýz yoktu. Aslýnda bir gitarist arayýþýndaydýk. Kardeþ kardeþ grup kuralým demedik yani. Ben Berke’lerin grubu duymamýþtým hiç. Onlar da bizi duymamýþtý. 93’te ben baþka bir gruptaydým. 96’da o gruptan rahatsýzlýk duymaya baþlamýþtým. Sonra Berke’yle tanýþtýk tesadüfen. Baþlarda Ýlke ve Güneþ yoktu zaten. Güneþ kazýdaydý, Ýlke daha çalmýyordu bir yerde. Sonra da 97’ye doðru biz birlikte çalýþmaya baþladýk. Arkeolog, iç mimar, mimar ve müzisyen kiþilerden oluþuyor grup. Sanatla ilgili bölümler bunlar. Hepiniz mezun oldunuz mu? D: Hepimiz hala okuyoruz. Yüksek lisans yapýyoruz. Güneþ: Hepimizin ortak baþka bir özelliði ilkokuldan beri aralýksýz okuyoruz. Kesintisiz yani. D: Artý þu an hepimiz sanatla ilgili þeylerle uðraþýyoruz. Yüksek lisanslarýmýz da onlarla alakalý. Müzik tarzýnýza gelince. Frapan olarak tanýmladýnýz. Popüler rock diyorsunuz? Ýlke: O bir espriydi. Tarzýnýz ne denildi, kýyafet anlamýnda frapan dedik ama bu müziðe yansýtýldý. D: O kadar rahatsýz oluyoruz ki bu frapan esprisinden. Bizim bir tarzýmýz var. Bu tarz aslýnda grup müziði ile ya da poprock müziði ile alakalý deðil. Sonuçta bizim tavrýmýz var, bu tavýrla örtüþüyor. bunun ismi de “redd”. Zaten hayata bakýþýmýz da öyle. Ve grup olarak da gerçekten grup olduðumuz için piyasaya çýktýk Bu grubun ortaya çýkmasýnda müzik tarzlarýnýn ve hayata bakýþýn da uyumlu olmasýnýn çok etkili olduðunu da söylüyorsunuz. B: Ayný müzik tarzlarýndan hoþlanmamýz yeterli olmazdý. Uzun süredir birlikteyiz ve þarký yazmaya baþladýðýmýz süre bile o kadar uzun ki. Bu sürede hem grup olmayý öðrendik; hem de müzik, grup müziði olmayý öðrendi. Bir ara, bir yýl süreyle çalmaya ara veriyorsunuz. Tepki olarak mý veriyorsunuz bu arayý? B: Tepki vermek için olmadý. Biz rahatsýzlýk duyuyorduk iþin gidiþatýndan ve yaptýðýmýz iþten zevk almamaya baþlamýþtýk. Çünkü istediðiniz müziði deðil, istenen müziði çalmaya baþlamanýz isteniyordu. Burada aslýnda bir popüler kültürü reddetmek var. Doðru mu? D: Reddediyoruz. Tabi bu arada biz de popüler kültürün bir parçasýyýz. Bu sorun aslýnda son yýllarda genel anlamda müzik kalitesinin azalmasýyla ortaya çýkan bir durum bence. Caz barlara bakýyorsunuz, eski zamanlardaki ile benzerlikleri yok. Eski müzik dinleyicileri eleþtiriyor bunlarý, eskiden daha kaliteli müzikler çalýnýr ve daha kaliteli insanlar gelirdi diye. Þu yýllarda ise daha çok piyasa müziklerine yer veriliyor. Bu duruma yönelik eleþtiriler 2000’li yýllarda oldukça artýþ da gösterdi. Bu duruma bakýþýnýz nedir? G: Þöyle söyleyeyim. Biz dört yýl süresince Pazar ve Pazartesi günleri çaldýðýmýzda gelen insanlar hep aynýydý. Ve iki sene sonra gittiðimiz zaman o insanlarý azalmýþ gördük. Bir iki tanesini bulduk orda. Mesela bugün gitsek onlarýn hiçbirini bulamazsýnýz. Yani ciddi bir deðiþim var. Bu deðiþim de tamamen müziðin deðiþmesiyle alakalý. Ama buna sadece müzik deðiþti, sanat deðiþti diye de bakmamak lazým. Bunun içerisinde hayat standartlarý var, insanlarýn kazandýðý ya da kazanmadýðý parayý harcama yollarý var, bir dolu þey var yani. Çoðu þeye muhalifiz diyorsunuz... B: Böyle bir genelleme yapmak yanlýþ aslýnda. Biz daha çok fazla muhalefet edilmemiþ þeylere muhalefet ediyoruz. Bizi diðerlerinden ayýran þey de bu belki. Bizimki politik bir muhalefet deðil. Zaten o yapýlmamýþ bir þey de deðil. Ama yok mu bizim politik olarak muhalif olduðumuz durum? Var tabi. Yani reddetmek baþlý baþýna bir tavýr. Birçok noktada kendini gösterebilir. Muhalif olmak da zaten reddetme ile beraber olan þeylerdir. Zamanla belli olacak þeyler bunlar. Biz ne zaman bir þeyin üstüne bassak reddediyoruz diye o zaman biz o baþlýðýn altýnda kalýyoruz. Oysa ki biz tüm bu baþlýklarýn daha üstünde olmak istiyoruz. Yani bir sürü reddettiðimiz þey var. D: Zaten kim muhalif deðil ki? Daha bir tane þarkýmýzýn klibi oynuyor, izlenilmiþ ve onun hakkýnda bir sürü eleþtiri yapýlmýþ. Çoðu da muhalif. Muhalif olmasý da normal çünkü herkes muhalif. Kendi okuduðumuz disiplinlerin dýþýnda ciddi insanlarýz. Hiçbir zaman ucuz kavramlarýn arkasýna saklanýp muhalefet yapmayacaðýz. Zaten anlatmak www.gazete.itu.edu.tr istediðimiz þeyler baþka. Bunlarý bir anda ortaya dökmenin de anlamý yok. Neden “redd”, neyi reddediyorsunuz gözüyle bakýyorlar. Ben bir þeyi reddettiðim için albüm çýkarmadým ki! Redd’in neyi reddettiði zamanla belli olacak. G: Bu grupta dört tane birey var ve biz birey olarak zaten muhalif insanlarýz. Dolayýsýyla müzik yaparken biz bir þeyin muhalefetini yapmýyoruz, muhalif olduðumuz için bu ismi de kendimize uygun görüyoruz. Yani muhalif olan müzik deðil, biz muhalifiz. Peki bir kaygý duyuyor musunuz? D: Hakkýmýzda yapýlan haberleri okuduðumuzda kendimizin iyi ifade edilmediðini görüyoruz. Bizim asýl kaygýmýz, kendi kiþiliðimizin ve müziðimizin doðru þekilde ifade edilmesi. Anlaþýlmamýz. Muhalif tarafýnýzý biraz daha deþmek istiyorum. D: Çok basit bir þey söylüyorum “mutlu olmak için görme, sevme, iþitme” . Sen nasýl anlýyorsun, sence nedir? Etrafta bir sürü mutlu maymun dolaþýyor. Hiçbir þeyi görmüyorlar, önemsemiyorlar. Ama önemseyenler de mutlu deðil baktýðýnda. B: Biz sözleri þöyle yazmýþ olsaydýk mesela ülkenin gidiþatý felaket, ekonomi dibe vurdu, iþsizlik arttý, mutlu olmak için görme, iþitme, bilme, hissetme o zaman belki biraz daha açýk olurdu. Ama mesele de bu zaten; biz hiçbir kisvenin altýna girmek istemiyoruz. Çok küçük bir araç bu. Albümde koyduðunuz afiþ boþluðuna ne tür tepkiler var? B: E-postalar geliyor flash, photoshop kullanýp tasarým yapabilir miyiz diye? Bizim amacýmýz bizi dinlemek için almýþ insanlarýn o küçük kalemle o küçücük alanda bir þeyler karalamalarý. Ne hissediyorsa insanlar onu çizsinler. Ne çizerlerse çizsinler. D: Bize göndermesi de önemli deðil, çizer bir kenara koyar. On yýl sonra bakar der iþte ben Redd’i dinleyince bunu çizdim. Fatih Avcý 14 Asýrlardýr Çaðdaþ Mayýs 2005 ÝTÜ’de bir g Arýyorum ekibi olarak sýradan bir ÝTÜ gecesinde dolaþmaya çýktýk. Gündüzleri oldukça hareketli ve kalabalýk olan yerleþkemizde gece boyunca yaþam nasýl diye merak ediyorduk; yerleþkemizin geceleri ziyaretçileri oluyor mu, yerleþkemizde geceleri herhangi bir etkinlik mevcut mu ve çoðumuzun sadece fakültelerde ve giriþlerde gördüðümüz güvenlik görevlileri gece boyunca nasýl bir hayat sürüyor? Bu sayýmýzdan itibaren diðer sayýlarýmýzda da ÝTÜ’de gece haberlerini yapmaya, yurtlarda, fakültelerde, laboratuvarlarda ve birimlerde sabahlayan ÝTÜ’lüleri ziyaret etmeye ve onlarla sohbet etmeye devam edeceðiz. Kim bilir, belki de bir gece sizinle görüþür bu hevesli Arýyorum ekibi... Açýkçasý gündüze nazaran daha durgun bir yerleþke olacaðýný tahmin ediyorduk ve bunu göze alarak baþladýk yerleþke turumuza. Ama bu kadar sessiz ve sakin olmasýný gerçekten beklemiyorduk. Halý sahada maç yapmakta olan öðrencilere rastlayýncaya kadar uzun bir süre kimseye rastlamadan ilerledik yerleþke boyunca. Yerleþke turuna baþladýðýmýzdan bu yana gözümüze çarpan tek hareketlilik iþte bu halý sahadaki öðrenciler olmuþtu. Biraz daha umutlandýk; galiba yerleþke umduðumuz kadar da cansýz deðil diye düþünmeye baþlamýþtýk ki birinin vadi yurtlarýnda kaldýðýný öðrendiðimiz 4.sýnýf çevre mühendisliðinden iki ÝTÜ’lü öðrenci ile karþýlaþtýk. Kýsa bir söyleþi için soluðu onlarýn yanýnda aldýk hemen… Yerleþkede gece neden dolaþmaya çýktýklarýný sorduðumuzda oldukça ilginç bir yanýt geldi: “Yaptýðýmýz bir þey yok ya öyle dolaþýyorduk arkadaþla. Sorunlara dayanamayan ÝTÜ’lünün klasik hali” Sonrasýnda ise bu yerleþke turunun asýl sebebini öðreniyorduk: “Biz aslýnda arkadaþýmýza gidecektik ama yolda kaldýk. Bu beþinci turumuz, bayaðý bir dolaþtýk yerleþkede ben daha önceleri de geliyordum buraya, Kemal benim yeni kurbaným oldu(gülüþmeler)” Söz bir þekilde dönüp dolaþýp gazeteye geldi: “Birinci sýnýfta böyle bir þey yapýyor olmanýz gerçekten çok güzel. Biz birinci sýnýfta ne yapýyorduk Kemal? Az önce onu konuþuyorduk. Kemal yalnýzlýðýyla, ben de bitmiþliðimle boðuþuyorduk. Sizin bu saatte buralarda dolaþýyor olmanýz gerçekten sevinç kaynaðý olmalý. Bizim zamanýmýzda böyle þeyler Bilgi Ýþlem Daire Baþkanlýðý www.gazete.itu.edu.tr olmuyordu.” Son olarak okuldan ve yerleþke hayatýndan söz açtýðýmýzda çoðu ÝTÜ’lünün de sürekli dile getirdiði bir sitem söz konusu oldu: “Gece ÝTÜ’de hayat yok”. Yorumsuz! Yerleþkede bu vakitte söyleþi yapacak birilerini bulmanýn verdiði mutlulukla yolumuza devam ettik. Aklýmýza 24 saat hizmet veren bilgi iþlem geldi ve hemen orada aldýk soluðu. Oradaki iki nöbetçi öðrenciyle konuþmaya baþladýk hemen. Akþamlarý çok sýk telefon gelip gelmediðini sorduk. Yurtlarda baðlantý sorunlarý olursa geldiðini, onun dýþýnda pek gelmediðini söylüyorlar. Onun dýþýnda geceleri, gündüz getirilen bilgisayarlarý bakýmdan geçirdiklerini, saat baþý da sistemi kontrol ettiklerini; bazen de sadece masa baþýnda telefon beklediklerini anlatýyorlar. Ýyi çalýþmalar dileyip oradan ayrýlýyoruz. Daha gezecek çok yerimiz vardý çünkü. Bir sonraki duraðýmýz ÝTÜ’nün zorunlu gece müdavimlerinden olan güvenlik görevlileriydi. Bütün bir gece boyunca nasýl vakit geçiriyorlardý? Gece boyunca yerleþkede neler olup bitiyordu? Bunun için rastgele seçtiðimiz bir yere davetsiz olarak giriyorduk. Kendimizi tanýttýktan sonra baþladýk sorularýmýzý sormaya. Açýkçasý ilk baþta biraz soðuk baþlayan söyleþi Asýrlardýr Çaðdaþ Mayýs 2005 15 gece zaman ilerledikçe koyulaþtý. Ýlk olarak zamanlarýný nasýl geçirdiklerini sorduk: “Bizim hayatýmýz monoton hayat. Geliyoruz 8’de nöbete, kampuste bir tur atýyoruz þöyle. Ondan sonra geliyoruz, biraz oturuyoruz, televizyon izliyoruz saat 12’de saatleri kuruyoruz(güvenlik amaçlý) 3’e kadar. 3’ten sonra geliyoruz iþte 1 saat kadar sandalyede oturuyoruz…” Bugüne kadar yerleþkemizde hiçbir sorun yaþayýp yaþamadýklarýný soruyoruz. Gelen cevap gayet olumlu: “Öðrencilerle hiçbir problemimiz olmadý bugüne kadar. Onlar bizim devlet memuru olduðumuzu biliyorlar, ekmeðimizi kazandýðýmýz biliyorlar onlar bizi üzmemeye çalýþýyor. Biz de öðrencilerimize hiçbir ters davranýþta bulunmadýk bulunmamaya da özen gösteriyoruz.” Diðer bir güvenlik görevlisi lafa giriyor hemen: “ Burada en üstteki profesöründen en alttaki öðrencisine kadar herkes çok anlayýþlý.” Sonra konu okul giriþ çýkýþlarýndaki turnikelerden açýlýyor. Turnikeler hepimizin bildiði gibi bir süredir çalýþmýyor. Fakat en kýsa zamanda turnikelerimiz yenileniyormuþ. Aslýnda þu ana kadar bitmesi gereken turnike yapýmý ihaleyi alan þirketin garanti süresinin dolmasýndan dolayý bir süre daha ertelenmiþ. Tabii bir de þu her alanda þikayet edilen aðýr bürokrasi… Uzun yazýþmalar ve izinler de uzatmýþ turnikelerin yapým tarihini. Bu geliþmeyi öðrendikten sonra devam ediyoruz söyleþimize. Muhabbet ilerledikçe bu sefer de þikayetler dile gelmeye baþlýyor. Servisleri kullanamamaktan; okulun verdiði yemekten yiyememekten yakýnýyorlar: “Her gün o kadar yemek dökülüyor. Bahçývan, hizmetli yemek yiyor biz yiyemiyoruz. Bir de öðlenleri 2 milyon olan yemek akþam 4 milyon. Hiç bir fark yok yemekler arasýnda ama biz de anlamýyoruz iþte” Son söylenenlere biz de birer öðrenci olarak katýlmadan edemiyoruz açýkçasý. Daha sonra ise yakýnmalar devam ediyor. Güvenlik dýþýnda okulun birçok ihtiyacýna kendilerinin koþtuklarýný söylüyorlar. Bir de yaptýklarý görevin sorumluluðunun çok aðýr olduðunu…: “…Fakültenin önünde arabasýný býrakmýþ; kapýlar açýk, teyp üzerinde. Biz adamý telefonla arýyoruz; adam ben tatildeyim size ne diyor. O arabaya bir þey olduðunda hemen bizden soruluyor. Sorumluluk çok büyük” Bu sohbetin üzerine diðer güvenlik görevlisinin yaptýðý benzetme ise gerçekten çok güzel: “Bir kaleci kaleyi 89 dakika korur; 90. dakikada gol yer,suçlu kaleci olur. Bizimki de böyle iþte” Yerleþkeye özellikle gece giren çýkan www.gazete.itu.edu.tr arabalarý denetlemek zor olmuyor mu diye soruyoruz. Yerleþkeye her gün yüzlerce araba girip çýktýðýný ve bunlarýný hepsini tek tek denetlemenin gerçekten imkansýz olduðu söylüyorlar. Ama artýk gelen öðrenci arabalarýnýn çoðunu tanýdýklarýný ve gelen arabalarýn hareketlerinden bile yerleþkeyi bilip bilmediðini çok rahat ayýrt edebildiklerinden bunun büyük bir sorun olmadýðýný öðreniyoruz. Bir de özellikle okula arabasýyla gelen ve yurtta kalan araba sahibi öðrencileri ilgilendirecek bir þikayet geliyor. Bir gün içinde birden fazla defa yerleþkeye girip çýkan öðrenciler için otopark ücretinin gerçekten çok aðýr bir külfet olduðuna deðiniyorlar. Söyleþimizin sonuna doðru ise söz yerleþke hayatýna geliyor. Bir süre önce öðrencilerden gelen ayný yakýnma: “Eskiden kampus cývýl cývýldý bu sene ne olduysa bir durgunluk oldu... Önceki senelerde gece buralarý hiç böyle boþ olmazdý” Biz de keþke anlatýlan gibi bir kampüs görebilseydik diye hayýflanýrken artýk vaktin geç olduðunu fark ediyoruz ve vedalaþýp kapýnýn yolunu tutuyoruz. Kapýdan çýkarken bir de basketbol oynamaktan dönen öðrencileri görünce belki ÝTÜ’de geceler güvenlik görevlisinin biraz önce bahsettiði gibi yine eski günlere döner umuduyla yerleþkeden ayrýlýyoruz. Gökhan Onuþ, [email protected] Ufuk Sevim, [email protected] Gezi 16 Mayýs 2005 OLYMPOS SAKLI CENNET K ýþýn ortasýnda Antalya’ya gitmek belki de birçok tatilci için zayýf bir seçenektir ama yazýn sýcak ve bunaltýcý ortamýnda Antalya’da güneþin altýnda kavrulmak da bana çok cazip gelmiyordu.Bu sebepten dolayý ben kýþ tatilimde hem daha serin bir iklimde Antalya’yý gezmek hem de arkadaþlarýma iade-i ziyaret yapmak amacýyla Ýstanbul’dan yola çýktým. Gayet rahat bir yolculuðun ardýndan güneþli bir günün sabahýnda, Antalya otogarýnda çocukluk arkadaþým Cihan Kalaycý beni karþýladý. Güneþ rahatsýz edecek kadar kavurucu deðildi sadece bize gülümsüyordu ve bu da tam benim aradýðým þeydi. Bu tatilin iyi geçeceði daha baþýnda belli olmaya baþlamýþtý. Ýlk üç dört günümüzü Antalya’nýn içini gezerek ve arkadaþlarýmýzla buluþup eðlenerek geçirdik. Falezler, Kaleiçi ve milli parklar bitince þehir içinde gezmek için fazla seçeneðimiz kalmadýðýný anladýk ve hafta sonu için þehirden biraz uzaklaþmayý düþünmeye baþladýk. Ýþte bu sýrada Cihan’ýn aklýna “Olympos” geldi. Olympos’un Kemer ile Kaþ arasýnda, Antalya’ya yaklaþýk 90 kilometre uzaklýkta saklý bir cennet olduðunu anlattý bana.Bunun üzerine fazla düþünmeden oraya gitmeye karar verdik. Hafta sonunu Olympos’ta geçirmek çok harika olacaktý duyduklarýma bakýlýrsa. Öncelikle kalacaðýmýz yeri ayarlamamýz gerekiyordu, çünkü sezonun henüz baþlamadýðý bu dönemde kalacak yer bulabilmek gerçekten sorun olabiliyor. Ama þanslýydýk Çünkü Kadir Abi’in meþhur aðaç evleri açýktý böylece kalacak yer s o r u n u m u z u çözmüþtük.Ulaþým, h a l l e t m e m i z gereken bir diðer sorundu çünkü Olympos öyle yol kenarýnda bir yer deðildi ve sezon içinde olmadýðýmýz için günlük sürekli servisler de yapýlmýyordu. Bu noktada gene Kadir Abi imdadýmýza yetiþti. Biz ana kavþaða kadar gelirsek arabayla www.gazete.itu.edu.tr bizi oradan alabileceðini söyledi, Kadir Abi’in bize o hafta sonu yaptýðý ilk kýyak deðildi bu ve sonuncusu da olmayacaktý. Olasý sorunlarýmýzý teker teker çözmüþ olmak keyfimize keyif katmýþtý. Bu keyifle cumartesiyi beklemeye baþladýk þimdi bizi endiþelendiren tek þey havanýn gidiþatý idi, þayet hava gittikçe bulutlanýr olmuþtu sanki hafta sonu büyük bir fýrtýna bizi Olympos’ta karþýlamaya hazýrlanýyordu. Çok yoðun geçen bir cumartesi gününden sonra akþam yola çýkmak için hazýrlanmaya baþladýk. Güneþ ve Barýþ ile buluþup otobüs duraðýna gittik Hava çiselemeye baþlamýþtý.Güneþ, Antalya’daki büyük otellerden birinde operasyon sorumlusu olarak çalýþtýðý için, hafta içindeki yoðun çalýþma temposunda çok yoruluyordu ve bu iki günlük tatili içimizde en þiddetle bekleyen belki de O idi. Kardeþi Barýþ yol boyunca bana Olympos’u anlattý, kendisi arkeolog olduðu için ve oradaki çalýþmalarýn birçoðuna bizzat katýldýðýndan dolayý bu konuda bir nevi ayaklý ansiklopedi gibi. Sadece Olympos’ta deðil o bölgede yapýlan birçok kazýda imzasý var. Yolumuz biraz uzundu ama yolun sonunda kavþaða varýp otobüsten indiðimizde anlattýklarý hala bitmemiþti, anlattýklarýna bir virgül koydu ve devamýný yarýn bize etrafý gezdirirken anlatacaðýný söyledi. Hava çoktan kararmýþtý. Yolun buradan sonraki kýsmý köy yoluydu ve ýþýklandýrma yoktu. Yarým saatlik eðlenceli bir yolculuktan sonra Kadir Abi’in aðaç evlerine geldik. Gece olduðundan dolayý çok fazla þey göremiyordum ama havanýn kokusu ve tazeliðini hemen hissetmiþtim. Yakýnlardaki bir derenin sesini de duyabiliyordum. Büyükçe tahta bir kapýdan geçtik ve iki katlý bir yere girdik. Burasý ilk karþýlandýðýnýz yerdi ve ayrýca sabah ve akþamlarý yemek servisleri de buradan yapýlýyordu. Güler yüzlü arkadaþýmýz bizi odalarýmýza yönlendirdi. Aðaçlarýn arasýndan ilerleyerek odalarýmýza vardýk. Odama girince büyük bir þok yaþadým dersem inanýn abartmýþ Mayýs 2005 olmam. Odalar gayet temiz ve bakýmlý, ayrýca elektrikli battaniyeden sýcak suya, klimadan telefona kadar ihtiyacýnýzý karþýlayacak her þey var. Bütün bölge sit alaný olduðu için koruma altýnda ve beton dökmek kesinlikle yasak bu yüzden odalar tamamen ahþaptan yapýlmýþ. Ama bizim odalarýmýzýn en cazip yaný pencereyi açtýðýmýzda hemen dibimizde akan dereyi duyabilmekti. Bu odalar sanki derenin üstüne yapýlmýþ gibiydi ve derenin melodisi odanýn içini dolduruyordu. Üstümüzü deðiþtirip akþam yemeði için ilk girdiðimiz yere gidip üst kata çýktýk. Orasý da ayrý bir dünya. Dekor çok doðal ve gerçekten mükemmel, sedirler, eski bakýr tepsiler, toprak sürahiler her birisi yemekten aldýðýnýz lezzeti katlýyor. Bizim dýþýmýzda dört beþ kiþi daha vardý orada o gece konaklayan. Onlarda afiyetle lezzetli yemeklerini yiyorlardý. Yemekten sonra “ahýr bar”a geçtik. Aslýnda buranýn yaz sezonunda, açýk hava barý olan “Öküz Bar”ý meþhurmuþ, ama kýþýn öküzlerin ahýra girmesinden esinlenen Kadir Abi de etrafý kapalý, kýþlýk bir mekan olan Ahýr Bar’ý yapmýþ. Ahýr Bar, derenin kenarýnda gene ayný antik dekorla bezenmiþ ahþap bir yapý, içeride þömine var, ateþin baþýnda içkilerimizi yudumlarken diðer konuklarla da sohbetimizi koyulaþtýrýyoruz. Aðaç evler aslýnda bütün dünyadan insanlarý kucaklarmýþ yaz zamaný. Ýnsanlar yazýn, dýþarýda yakýlan devasa ateþin etrafýnda din, dil, ýrk, millet ayrýmý olmaksýzýn kaynaþýrlarmýþ. Öyle ki artýk bazý turistler buranýn müdavimleri olmuþlar. Onlarýn söylediði “I came, I saw, I stayed and stayed and stayed and stayed”* tekerlemesi de slogan haline gelmiþ. Gece yarýsýndan sonra yaðmur þiddetini arttýrdý sonra kýsa süreli bir elektrik kesintisi yaþadýk. Karanlýkta sadece þöminenin ateþinde sohbetimize devam ettik. Muhabbetimiz gittikçe daha eðlenceli bir hal almýþtý. Sonra dýþarý çýkýp yürüyüþ yaptýk. Çakan þimþeklerin altýnda, taze toprak kokusunu içimize çeke çeke yaptýðýmýz yürüyüþ, bu hayatta yakalamakta zorluk çektiðimiz bir güzellikti ve gerçekten kendimi çok iyi hissettirmiþti. Sabaha karþý yataklarýmýza girdik. Yaðmur diniyor gibi olmuþtu, bizler uykuya Gezi dalarken. Ertesi sabah, öðlene doðru uyandýðýmýzda güneþli bir güne merhaba dedik. Ortamýn asýl büyüleyiciliðini sabah uyanýnca keþfettim. Etrafta bir sürü aðaç ev vardý ve evlerin her biri bir aðacýn üstüne kondurulmuþ nezih bir ortam oluþmuþtu.Yan tarafta dere nazlý bir þekilde akýyor karþýda daðlar da bizleri s e l a m l ý y o r d u . Açýklýktaki bir masanýn üzerinde kahvaltýmýz hazýrlandý. Taze demlenmiþ çay eþliðinde omletlerimizi yedik. Gece yaðmurla ýslanan bedenlerimiz þimdi güneþle tazeleniyor gibiydi. Ýçim akýl almaz bir canlýlýkla doluyordu. Kahvaltýdan sonra yürüyüþ için hazýrlandýk. Barýþ bize rehberlik yapacaktý. Gece yaðan yaðmurun toprak yolu olumsuz etkilemiþ olabileceðini düþünerek daha taþlýk olan dað yolundan meþhur güzellikteki Olympos sahiline doðru yürümeye baþladýk. Bu yürüyüþ toplamda 2 saat kadar sürdü çünkü antik þehri dolaþýrken Barýþ bize lahit mezarlarý anlatýyor onlarýn yapýsal özelliklerini yapýldýklarý dönemlere ait bilgiler de vererek açýklýyordu: Olympos bir Likya kentidir. Eski Yunan, Roma, Bizans,Venedik, Ceneviz, Rodos Þövalyeleri, Selçuklular derken bugünlere dek gelmiþ. M.Ö.1.yüzyýlýn baþlarýnda o dönemin en azýlý korsaný olan Klikyalý korsan Zeniketes, burayý iþgal etmiþ. Kesin kuruluþ tarihi bilinmemekle birlikte, M.Ö. 168-78 yýllarýnda basýlan Likya Konfederasyon sikkelerinde adý geçmektedir. Ýktisadi bir birlik olan Likya Konfederasyonu konseyinde, Olympos’un üç oy hakký olduðu bilinmektedir. Bu bilgilerden anladýðým kadarýyla Olympos tarihi boyunca önemli bir yerleþim yeri 17 olmuþ. Antik kentten geriye çok fazla bir þey kalmamýþ, çoðu yýkýlýp kaybolmuþ ama kalan kalýntýlar arasýnda yürürken o zamanki þehrin sokaklarýný, evlerini, binalarýný gene de kafanýzda canlandýrabiliyorsunuz. Tarihi bölgelerin önemli bir sorunu olan mezar hýrsýzlarý burada da izlerini býrakmýþlar. Neredeyse her mezarýn gövdesinde kocaman bir delik var.Her birisi bir sanat eseri diyebileceðim mezarlar bu yüzden harap olmuþlar. Þehirden geri kalan en saðlam yapýlar su kanallarý. Su kanallarýnýn yapýlýþ düzeni ve saðlamlýðý gerçekten hayret verici. Antik kentin de içinde bulunduðu vadideki yolculuðumuz yaklaþýk 1,5 kilometre sonra Akçay deresinin denizle buluþtuðu yerde, Olympos sahilinde sona eriyor.Bu sahilde doða bütün güzelliðini cömertçe sunuyor bizlere. Caretta Caretta’larýnda tercih ettiði bu eþsiz plaj bembeyaz taþlarý ve gerçeküstü güzelliðiyle Ýngilizlerden ödül almýþ geçtiðimiz sene. Tam plajýn kenarýnda kaptan Eudomos’a ait bir lahit mezar var mezarýn üstündeki gemi motifi çok büyük bir ustalýk iþi ama bu mezarda yaðmacýlardan nasibini almýþ maalesef. Plaj boyunca yürüyünce Çýralý’ya vardýk. Orasý biraz daha hareketli bir köy ama Olympos’un o gizemli havasý yok burada. Akþama doðru geldiðimiz yollardan geriye dönüyoruz, geri dönüþ yolu nispeten daha kýsa sürüyor çünkü bu sefer her mezarýn baþýnda durmuyoruz, tek duraðýmýz köylü teyzelerimiz gözleme yaptýðý tandýrýn yaný. Teyzelerimiz orada daðlardan topladýklarý çeþitli otlarla yaptýklarý muhteþem bir lezzet sundular bize. Çaylarýmýzý da içtikten sonra teþekkür edip yolumuza devam ettik. Akþam yeni oluyordu ki aðaç evlerimize ulaþtýk. Duþlarýmýzý alýp üstümüzü deðiþtirdikten sonra Kadir Abi’in personeliyle vedalaþtýk, onlar da bizi güler yüzle yola koydular. Kadir Abi tekrar bizi arabasýyla kavþaða býraktý. Orada kýsa bir süre bekledikten sonra gelen minibüse atlayýp evimize döndük. Kadir Abi’in aðaç evlerinde konaklamanýn geceliði kiþi baþý 17,5 YTL kahvaltý, akþam yemeði ve sýcak dostluklarda bu fiyata dahil. Mutlaka ama mutlaka gidilesi ve görülesi bir yer Olympos. Unutmadan söyleyeyim; Olympos’a giderken bütün dertlerinizi, sýkýntýlarýnýzý yanýnýza alýn çünkü orasý onlardan kurtulabileceðiniz sýradýþý bir yer... Kadir Kaya’ya, Güneþ ve Barýþ Seyhan’a ve de Cihan Kalaycý’ya bu unutulmaz gezi için sonsuz teþekkürler. * Geldim, gördüm, kaldým ve kaldým ve kaldým ve kaldým. Onur Çalhanoðlu [email protected] www.gazete.itu.edu.tr 18 Gezi Haliç’in Kýyýsýnda Büyülü Rüya Anadolu’da tarihi bir yolculuða çýkmaya ne dersiniz? Miniaturk’te Antik Çaðdan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlý’ya 3000 yýllýk yaþanmýþlýðýn izleri Haliç kýyýsýna taþýnmýþ. Dünya’da da bir çok örneði olan minyatür kentler içinde Miniaturk önemli bir örnek olmaya aday. Giriþinde yüce Atamýzýn ebedi istirahathanesi olan Anýtkabir karþýlamakta bizi. Önce kendimizi Ankara’da sanýyoruz ve daha sonra eserlerin arasýndaki çimlerden geçen trenleri görünce ve bu trenlerin geçtiði tünelleri fark edince iyice yolculuk havasýna giriyoruz. Günümüzün büyük eserleri de unutulmamýþ tabi. Olimpiyat stadý ve Yeþilköy Havalimaný bunlardan bazýlarý. Miniaturk’te beni en çok heyecanlandýran Boðaziçi Köprüsü’nü yürüyerek geçebilmem ve o eþsiz boðaz manzarasýný köprüden görebilmek oldu. Her þey gerçeðe o kadar yakýn ki Miniaturk’te. Boðazýn kýyýsýndaki tarihi mekanlar bile düþünülmüþ. Ayrýca eserleri doðayla iç içe yapmalarý da ortamda uyumsuzluk olmasýný engellemiþ. 1/25 oranýnda küçültülen eserlerin etrafý dað, tepe, göl gibi doða motifleriyle süslenmiþ. Hoparlörler bile taþ görünümünde. En çok ilgimi çeken kýsým ise nasýl bu kadar ayrýntýyý atlamadan koyduklarýydý. Mesela Çanakkale Anýtýnda mezarlarýn üstünde askerlerin isimleri yazýyordu, bu beni en çok etkileyen kýsým oldu. Eser seçim çalýþmalarý, Prof. Dr. Ýlber Ortaylý ve Doç. Dr. Haluk Dursun’un danýþmanlýðýný yaptýðý bir seçici kurul tarafýnca yürütülmüþ. Proje ve uygulamasý 22 ay süren Miniaturk, 23 Nisan 2003’te açýlmýþ. 60.000 m ² alan üzerine kurulmuþ ve bu alanlarýn 40.000 m ²sini eserler kaplýyor. Miniaturk’te ziyeretçilerin rahatý da düþünülmüþ. Çocuklar için parkta daha hýzlý bir tur saðlayan ve çocuklarýn ilgisini çeken ve trenle gezilen ayrý bir gezi güzergahý var. Ayrýca bir de oyun parký yapýlmýþ çocuklar için. Büyükler için de bir kafeterya ve restorant var. Eðer kalabalýkta gezmek sizi fazlasýyla yoruyorsa size Miniaturk’e pazar günü gitmemenizi önerebilirim. Çünkü en kalabalýk olduðu günler hafta sonlarý. Okullar genellikle hafta sonlarý buraya gezi düzenliyorlar. Hafta içi ve hafta sonu 10.00-18.00 arasý ziyarete açýk olan Minaturk’e Eminönünden 47E ve 47Ç otobüslerine binerek gidebilirsiniz. Giriþ ücretleri tam için 5 , öðrenci için 3, okul gezisi için 2 YTL. Miniaturk adres: Ýmrahor Caddesi Sütlüce/Ýstanbul Tel: 0212 222 28 82 E-Posta: [email protected] Mayýs 2005 Arkeoloji Tarih sever misiniz bilmiyorum ama özellikle tarihi seven ve ilgilenen okurlarýmýza gezerken çok eðlenecekleri bir yer öneriyorum. Burasý Gülhane Parký’nýn içinde saklý Ýstanbul Arkeoloji Müzeleri. Arkeoloji Müzeleri; Arkeoloji Müzesi, Eski Þark Eserleri Müzesi ve Çinili Köþk olmak üzere üç müzeden oluþmaktadýr. Aslýnda burayý gezmek için illa ki tarihle ilgilenmeye gerek yok. Mesela ben tarihle hiç ilgilenmeyen, böyle þeylerden sýkýlan biri olmama raðmen müzeyi gezmekten fazlasýyla keyif aldým. Tabi tek sorun bazý heykellerin isimlerinin bana hiçbir anlam ifade etmemesiydi ama bunlarý da gezerken öðrendim. Gezerken bilgi daðarcýðýnýza çok fazla þey ekleyebileceðiniz bir yer burasý. Burada neler mi var? O kadar çok þey var ki tüm gününüzü burayý gezmekle geçirebilirsiniz. Tabi arada bir Gülhane parkýnýn eþsiz güzellikteki aðaçlarýnýn manzarasýna sahip dinlenme salonlarýnda dinlenmek koþuluyla. Giriþte sol tarafta bizi Eski Þark Eserleri Müzesi karþýlýyor. Burasý ilk önce müzenin kurucusu olan Osman Hamdi Bey tarafýndan 1883 yýlýnda Güzel Sanatlar Okulu olarak yaptýrýlmýþ. Daha sonra müze olarak düzenlenmiþ. Bu binanýn içinde Anadolu, Mezopotamya, Mýsýr ve Arap uygarlýklarýnýn eserleri bulunuyor ve eserler uygarlýklara göre sýnýflandýrýlmýþ ve kronolojik sýraya göre uygun biçimde sergileniyor. Bu binaya girdiðimizde mistik bir atmosferle karþýlaþýyoruz. Giriþteki Mýsýr dönemine ait mumyalar ve tabletler bizi o günlere götürüyor. Her tarafa düzenli bir þekilde yerleþtirilen ve sýkýcý olmayan yazýlar da o günlerle ilgili bilmediðimiz sýrlarý ortaya çýkarýyor. Bu binadaki en önemli eserlerden birkaçý Akad Kralý Naramsin’in steli, tarihte bilinen en eski yazýlý antlaþma olan Kadeþ Antlaþmasý ve Zincirli heykeli’dir. Bu binadan çýkýnca Ana binaya geçiyoruz. Bu birkaç dakikalýk yürüyüþle Eski çaðlardan daha sonraki çaðlara bir yolculuða çýkýyoruz. Binanýn mimarisi bizi binaya girmeden tarihin o büyülü havasýna sokuyor çünkü binanýn dýþ cephesi bu dönemlere ait Ýskender Lahdi, Aðlayan Kadýnlar lahitlerinden esinlenerek Alexandre Vallaury tarafýndan yapýlmýþ. www.gazete.itu.edu.tr Müzesi Binanýn en ilgi çekici eserleri alt katýnda sergileniyor. Burada Ýskender Lahdi, Aðlayan Kadýnlar Lahdi, Satrap Lahdi, Lykia Lahdi, Tabnit Lahdi gibi ünlü lahitler sergileniyor ve bunlarýn sergilendiði kýsým çevre düzenleme ve ýþýklandýrmayla daha çok ilgi çekici hale getirilmiþ. Bunlarýn yaný sýra alt katta Arkaik dönemden Bizans dönemine kadar olan antik çað heykelciliði örnekleri kronolojik olarak düzenlenmiþ. O dönemde yaþayan insanlar heykellerde sosyal yaþamlarýnýn ve inanç dünyalarýnýn izlerini býrakmýþlar. Yaptýklarý tanrý ve insan heykelleri o günlerden bize çeþitli ipuçlarý veriyor. Binanýn üst katýnda ise bizi daha uzun bir gezinti bekliyor. Burada daha çok küçük eserler sergileniyor. Yüz binlerce sikke, mühür, niþan, sikke kalýplarý, çanak, çömlekler, piþmiþ toprak heykelcikler keyifli vakit geçirmemizi saðlýyor. Ana binanýn içinden altý katlý olan ek binaya geçiyoruz ancak bu binanýn bazý kýsýmlarý kapalý. Kapalý olmayan katlarýnda ise eserler Çocuk Müzesi, “Çaðlar boyu Ýstanbul”, “Çaðlar boyu Anadolu ve Troia”, “Anadolu’nun çevre kültürleri”, “Ýstanbul’un çevre kültürleri” adlarý altýnda bölümlendirilmiþ. Bu binayý gezerken bu bölümlerle ilgili detaylý bir þekilde bilgi edinebiliyoruz. Bu bina 1991 yýlýnda bu yeni düzenlemelerle Avrupa Konseyi Müze Ödülünü almýþtýr. Müzenin sahip olduðu en eski (1472) bina girdiðimizde isminden de anlaþýlabileceði gibi ülkemizde yapýlmýþ olan en güzel çini örneklerini görüyoruz. Fatih Sultan Mehmet tarafýndan yaptýrýlmýþ olan Çinili Köþk Osmanlý Döneminde de uzun süre müze olarak kullanýlmýþ. Burada sergilenen eserler ise Osmanlý ve Selçuklu dönemine ait çeþitli çini ve seramikler. Ýlgilenenler için müze pazartesi dýþýnda her gün 09.30-16.30 saatleri arasýnda ziyarete açýk. Derya Doðan [email protected] Mayýs 2005 19 Gençlik haydi kampa Yaz geldi! Dönem bitti! Sýnavlar bitti yada bitecek! Gerçi bazýlarýmýz için daha yaz okulu var ama çoðumuzun ýsrarla beklediði (özellikle de benim) yaz tatilimiz geldi sayýlýr (hele þükür). Hak ettik biz bunu : ) Peki yazýn ne yapacaðýnýza karar verdiniz mi? Her yaz baþýnda arkadaþlarla tatil planlarý yapýlýr ama bu planlar çoðu zaman suya düþer. Bu sefer öyle olmasýn ve tatil kararýnýzý þimdiden verin. Biz de size yardýmcý olalým ve güzel bir tatil alternatifi sunalým dedik. Haydi kampa! Haydi kampa, bir ÜNÝSÝAD organizasyonu. Peki neymiþ bu ÜNÝSÝAD, önce onu öðrenelim. ÜNÝSÝAD, açýk adýyla Üniversiteliler Sosyal Ýletiþim ve Aktivite Derneði demek oluyor. Üniversite öðrencilerinin kurduðu ve yönettiði bu dernek, gençleri bir çatý altýnda toplamak, aralarýnda sosyal ve kültürel anlamda bir bað kurarak beraber olabilecekleri organizasyonlar düzenlemek.Günübirlik geziler, haftasonu gezileri, paintball, futbol, tavla ve satranç turnuvalarý, kýþ sporlarý organizasyonlarý, NLP panelleri, cuma gecesi partileri, sanatçýlarla söyleþiler ve geleneksel Haydi Kampa organizasyonunu ÜNÝSÝAD’ýn imza attýðý etkinliklerden bazýlarý olarak sýralayabiliriz. *Konaklama, kamp alanýna kurulacak çadýrlarda gerçekleþiyor. Çadýrlar isteðe baðlý olarak iki ya da üç kiþilik olarak deðiþebiliyor. Katýlýmcýlara çadýr (çift katlý, içi pamuk dýþý polyester, 240*210*130 cm, su geçirmez), mat ve uyku tulumlarý da ÜNÝSÝAD tarafýndan veriliyor. *Çadýr alanlarý kýz, erkek ve karma olmak üzere üç bölümden oluþuyor. *Kamp alanýnda belirlenen bölgelerde kýzlar ve erkekler için ayrý ayrý duþlar, tuvaletler ve soyunma kabinleri bulunuyor. bildiriliyor. Her dönem 6 gün olup, katýlýmcýlar 7. günün sabahý kamptan ayrýlýyorlar. *Ulaþým ise katýlýmcýlarýn kendi imkanlarýyla saðlanýyor. Kampýn ilk günü kamp alanýnda buluþuluyor. *Kamp alanýnda ayrýca yemeklerin yendiði, masa oyunlarýnýn oynandýðý bir Sosyal Dinlenme Alaný da mevcut. “Haydi Kampa” organizasyonu geçen yaz Mardin, Muðla, Kapadokya (Nevþehir), Safranbolu (Karabük), Çanakkale, Trabzon ve Antalya’da gerçekleþtirilmiþ. Fakat yoðunluðun Muðla, Antalya ve Çanakkale yörelerine yoðunlaþmasýyla bu sene sadece bu üç bölgede kamp düzenlemeye karar vermiþler. *Kamp alanlarý için belki de en önemli þey olan güvenlik de saðlanmýþ. Kamp alanlarýnýn dýþ güvenliði il merkezi dýþýndaki noktalarda Jandarma Ýl Komutanlýðý’nýn, il merkezi dahilindeki noktalarda ise Emniyet birimlerinin koordinasyonuyla; iç güvenliði ise özel güvenlik elemanlarý tarafýndan saðlanýyor. Deniz etkinliði olan yerlerde ise devamlý bir cankurtaran mevcut. NEREYE GÝDELÝM? *Kamplara 18 yaþýný doldurmuþ üniversite öðrencileri (önlisans, lisans, yüksek lisans, doktora) ile ÖSS’ye giren lise mezunu öðrenciler katýlabiliyor. Çanakkale Katýlým ücreti: 160 YTL (kiþi baþý) Gezilecek baþlýca yerler: Gelibolu Milli Parký, Þehitler Abidesi, Arýburnu, Anzak Koyu, Kilitbahir, Settülbahir, Conkbayýrý, Anafartalar, Seramik Atülyesi,Truva, Assos… Ayrýca; yüzme, paintball, su altý dalýþý (þnorkel ile), trekking, uçurtma, bisikler, masa oyunlarý… *Kamp boyunca konaklama ve yemek (3 öðün) ÜNÝSÝAD tarafýndan karþýlanýyor. *Kamp alanlarý elektrik, su, telefon, kanalizasyon gibi gerekli alt yapý özelliklerine sahip. *Kamp süresince rahatsýzlýklar ya da hastalýklar meydana gelirse kamp yetkilileri bizi yine yalnýz býrakmýyor. Saðlýk Bakanlýðý’nýn desteðiyle saðlýk hizmetleri ücretsiz olarak sunuluyor. *Kamp süresince, gezi ve etkinliklerin yaný sýra katýlýmcýlar kendi becerilerini geliþtirebilmek için çeþitli atölye ve eðitim çalýþmalarýna katýlabiliyorlar. *Kamp programý kampýn ilk günü katýlýmcýlara www.gazete.itu.edu.tr Antalya Katýlým ücreti: 160 YTL (kiþi baþý) Gezilecek baþlýca yerler: Kaleiçi (Eski Antalya), Antalya Limaný, Antalya Limaný, Antalya Müzesi, Termesos, Aspendos, Perge, Köprülü Kanyon National Park… Ayrýca; yüzme, rafting, trekking, kanyoning, beach volley, yamaç paraþütü (yer eðitimi), masa oyunlarý… Muðla Katýlým ücreti: 160 YTL (kiþi baþý) Gezilecek baþlýca yerler: Ekincik Koyu, Kaunos Harabeleri, Ýztuzu Koyu, Sultaniye Kaplýcalarý, Akköprü, Kral Mezarlarý, Þeyhler Türbesi, Ölüdeniz… Ayrýca; yüzme, tekne gezileri, paintball, trekking, kano, beach volley, çamur banyosu, masa oyunlarý… Selin Erkiþi, [email protected] 20 ýsa ýsa k sa kýsa sa kýsa kýsa k ý sa ýsa kýs k kýsa ký k ý sa k a kýs a ký sa sa ký sa k sa ký sa kýsa ký sa Mayýs 2005 kýsa kýs sa ký k ý sa sa ký kýsa a ký kýs sa kýsa ký ký a kýsa ký a k ýs sa ký ýsa kýsa Kültür Sanat Hayat Kentten Kýsa Kýsa Müzikten Kýsa Kýsa Mor ve Ötesi - Aslý 28 Mayýs Cumartesi 21:00 Marmara Eðitim Köyü-Konser Romeo ve Jülyet 28 Mayýs 2005 Cumartesi 20:00 Ýþ Sanat Kültür Merkezi Nazan Öncel - Konser 6 Haziran Pazartesi 21:00 Harbiye Açýkhava Tiyatrosu Incognito - Konser/Caz 7 Haziran 2005 Salý 22:00 Parkorman Kimmo Pohjonen - Konser 10 Haziran 2005 Cuma 22:00 Babylon Sezen Aksu - Konser 11 Haziran Cumartesi 21:00 Harbiye Açýkhava Tiyatrosu Tuluyhan Uðurlu - Konser/ Klasik Müzik 16 Haziran Perþembe 20:30 Yýldýz Sarayý Aylin Aslým ve Tayfasý “Gülyabani” Aylin Aslým tayfasýný toplamýþ, ikinci albümü Gülyabani ile yeniden dinleyicilerinin karþýsýnda. Ýlk albümü Gelgit’e oranla daha eðlenceli bir albüm olduðunu düþündüðüm Gülyabani ile birlikte Aylin Aslým, Þebnem Ferah ve Özlem Tekin’den sonra günümüzün yükselen deðeri “Kadýn Rockçular” arasýna adýný yazdýracak gibi görünüyor. Gülyabani’nin çýkýþ parçasý, her ramazan ayýnda sýkça dinlediðimiz bir kanto, “Ben Kalender Meþrebim”. Bu parçayý dinlerken yýllarýn kanto ustasý Nurhan Damcýoðlu’nu anmadan geçmek olmaz tabi; ama Aylin Aslým da farklý yorumuyla kantonun sözlük anlamýyla biraz oynamýþ. Beðenmek? Dans etmek? O da dinleyiciye kalsýn. Albümün dikkat çeken parçalarýndan Güldünya, geçtiðimiz yýl tecavüze uðrayýp hamile kaldýðý gerekçesiyle aile kararýyla kurþunlanan Bitlisli genç kýz Güldünya Tören adýna yazýlmýþ. Bu albümde Aylin Aslým müzik sektöründe malzeme olarak pek de kullanýlmayan bir konuyu, kadýn haklarý ve toplumsal cinsiyet bakýþ açýsýný ele almýþ. Hatta albüm iç kapaðýndaki bir yazý bu konudaki sosyolojik utancý son derece acý bir þekilde ifade ediyor: “Kadýn cinayet kurbanlarýnýn yüzde yetmiþi, eþleri ya da erkek partnerleri tarafýndan öldürülmektedir. Her üç kadýndan biri yaþam boyunca dövülmekte, cinsel iliþkiye zorlanmakta ya da taciz edilmektedir. On beþ-kýrk yaþ arasý birçok kadýn kanser, trafik kazasý ya da sýtma yerine toplum cinsiyet kökenli þiddet yüzünden ölmekte ya da yaralanmaktadýr”. Dünya kadýnlar gününde kadýnlarýn polislerce coplandýðý ülkemizde, belki de Avrupa Birliði yolunda þapkamýzý önümüze koyup bazý þeyleri tekrar düþünmemiz gerekir. Ýþte Aylin Aslým ve Tayfasý…. Aylin Aslým (vokal) Mehmet Demirdelen (davul) Ayþe Özgümüþ (elektro gitar) Mehmet Ünal (klavye ve gitar) Ayça Sarýgül (Bas Gitar) Murat Özgür Doðan Cem Adrian - Konser 18 Haziran 2005 Cumartesi 23:00 Babylon Fazýl Say - Konser 23 Haziran Perþembe 21:00 Harbiye Açýkhava Tiyatrosu Tori Amos 10 Temmuz 2005 21:00 Cemiz Topuzlu Açýkhava Sahnesi Tor Müzesi 30 Temmuz 2005’e kadar Yapý Kredi Kültür Merkezi Bülent Ortaçgil Her çarsamba Jazz Cafe - Taksim Pain Of Salvation 6 Mayis Cuma 22:00 Yeni Melek Gösteri Merkezi Edebiyattan Kýsa Kýsa Kumru ile Kumru Romanlarýnda sýradan kiþiliklerden ve günlük yaþantýlardan yola çýkarak sýradýþý konularda eleþtirel yorumlar sergileyen Tahsin Yücel, "Kumru ile Kumru" isimli son romanýnda modern zamanýn toplumumuz üzerindeki etkilerini konu almýþ. Bir köyden kente göç hikayesi "Kumru ile Kumru". Toplumsal deðiþim sürecinin en hýzlý ve sancýlý þekilde yaþandýðý bu hayatlar aracýlýðý ile eþyanýn her geçen gün hayatýmýza nasýl egemen olduðuna, günlük yaþantýmýzý, duygularý, istek ve arzularý, insan kiþiliðini nasýl deðiþtirdiðine yer veriyor romanýnda Tahsin Yücel. Tüketim toplumunun ve insani iliþkilere etkisinin göz önüne serildiði roman; inandýrýcý, canlý karakterleriyle ve renkli anlatýmýyla son derece etkileyici. Engin Özsoy www.gazete.itu.edu.tr Mayýs 2005 21 Kültür Sanat Hayat muzik dunyas l ndan efsaneler KRAFT WERK Say l sal D unyadan Kodlar... Alman elektronik müziðinin, hatta dünya elektronik müzik tarihinin en önemli grubu desek herhalde pek yanýlmýþ olmayýz Kraftwerk için. Gerçek anlamda elektroniðe giriþ dersi alabileceðiniz bu dinlemesi keyifli grup, elektronik müzik yaparken temalarýný da bir kýsmýmýzýn içinden olduðu dünyadan, “elektronik dünya”dan almýþ. Bir yandan þarký sözlerinde mekanikleþirken duygularýndan arýnan insanlýða iliþtirilen iðneler, diðer yandan týkýr týkýr iþleyen ritm ve synthesizer çýkýþlý melodiler Kraftwerk’in müzik anlayýþýný tasvir eden öðeler olsa gerek. Anlamýný merak edenler için hemen söyleyelim, Kraftwerk enerji santrali demek. 1971’de ilk albümleri “Kraftwerk 1” yayýnlandýðýnda hiç kimse kendilerinin müzik tarihini böylesine etkileyebileceðini düþünmüyordu; en fazla duyduklarý yerde garipseyerek hatta yadýrgayarak kim ki bunlar diye merak ediyorlardý. Oysaki þimdi bir çok jenerikte, fon müziðinde ya da djlerin çýkýþ parçalarýnda Kraftwerk melodilerini dinliyoruz. Evet, aslýnda hepimiz birer Kraftwerk dinleyicisiyiz. Elektronik müziðin þimdiki anlamýndan çok daha farklý anlamlar taþýdýðý yýllar boyunca elektronik müziðin tanýmýný yapan birkaç oluþumdan birisi olan Kraftwerk popüler kültürün kölesi olmuþ toplumlarýn mýncýkladýðý elektronik müzik kültürünün gidiþatýndan oldukça rahatsýz olmuþ olacak ki, son yýllarda ‘bilmeyenler için’ elektronik müziðin tanýmýný tekrar yapar oldu. Bazý karakterler vardýr, onlar tarihin akýþýný deðiþtirirler; iþte Kraftwerk de müzik tarihinin gidiþatýný deðiþtiren karakterlerden. Týpký David Bowie, Nirvana, ya da Pink Floyd gibi.. Günümüz modern sayýsal iþaret iþleme tekniklerinden yoksun 70’ler ve 80’ler boyunca ýsrarla synthesizerlarý ile melodi ve ritme mühendissel bir bakýþ açýsýyla yaklaþan ve müziði tam bir hesap kitap iþine çeviren Kraftwerk, parçalarýna isimler verirken de mekanik ve elektronik terimlerden bolca yararlanmýþ. Transistor, Computer Love (Bilgisayar Aþký), We Are The Robots (Hepimiz Robotuz), Electric Cafe, Computer World (Bilgisayar Dünyasý), Geiger Counter (Hesap Makinasý)… Bunun yanýnda ünlü bisiklet turnuvasý Tour de France ve Expo 2000 Fuarý gibi bir takým organizasyonlar için yaptýklarý çalýþmalar, ya da çok sýk duyduðumuz Popcorn, Das Model, Metropolis ve yaratýcýlýk harikasý, bir kýsmý Mors Alfabesi ile kodlanmýþ böylelikle hem ritm hem de söz yazýlmýþ parçalarý Radioactivity, Kraftwerk denince ilk akla gelen parçalar. Grubun 1986’daki albümleri Electric Cafe’den sonra 2003’deki Tour de France’a kadar albüm çýkarmamýþ olmasý, elektronik müziðin gidiþatý açýsýndan pek olumlu sayýlmasa da bu albümden sonra Kraftwerk eski günlerine dönerek, dinleyicilerine ziyafet yaþatmaya kaldýðý yerden devam etti. Canlý performanslarýna gelince, bir zamanlar synthesizer ve drum pad ile çýktýklarý konserlerine artýk 4 diz üstü bilgisayar ile çýkýyorlar. Sahnede donuk bir duruþla sanatlarýný icra ederlerken, gerek müzikleri, gerek ýþýk oyunlarý ile izleyiciyi hipnoz ettiklerini söyleyebiliriz.. Vocoder (voice coder = ses kodlayýcýsý) ile þarkýlarýný robotik tonlarda söyleyerek bizi þaþýrtmaya devam ediyorlar. Bu arada vocoderin 2. Dünya savaþýnda metinleri kodlamada kullanýlmak için geliþtirilen kodlayýcý bir makina olduðunu de ekleyelim. Henüz Türkiye’de bir organizasyonda bulunmamýþ olan grup hakkýnda bir de müjdeli haberimiz var. Bu yazý basýma hazýrlandýðý saatlerde aldýðýmýz bir habere göre her sene düzenlenen RockÝstanbul festivalinin bu seneki ayaðýnýn en önemli kozlarýndan birisi olarak Kraftwerk ismi geçiyor. Hatta konserin tarihi bile belli olmuþ. 20 Haziran 2005 Kraftwerk Ýstanbul konseri haberini de biz buradan hemen sizlerle paylaþmak istedik. Grubun hayranlarýna duyurulur. Kraftwerk’i bir kere dinledikten sonra bizlere onlarýn daha da fazlasýný üretmelerini istemekten baþka pek de bir þey düþmüyor aslýnda.. Bir bakýma makinelar ile aramýzda derleyici görevi görüyorlar. Kýsacasý Kraftwerk, kesinlikle analog dünyaya ait olmayan bir grup. Onlar bize sayýsal dünyadan kodlar yolluyorlar… www.gazete.itu.edu.tr Grupta çeþitli zamanlarda bulunmuþ elemanlar : • • • • • • Florian Schneider Ralf Hütter Baþlýca Albümler : Karl Bartos Emil Schult • Kraftwerk 1 (1971) Fritz Hilpert Conrad Plank • Kraftwerk 2 (1972) • Ralf and Florian (1973) • Autobahn (1974) • Radioactivity (1975) • Trans – Europe Express (1977) • The Man Machine (1978) • Computer World (1981) • Electric Cafe (1986) • Tour de France (2003) Murat Özgür Doðan [email protected] 22 Kültür Sanat Hayat Mayýs 2005 güzel bir rüya Aþk, ölüm, ayrýlýk, baðlýlýk, onur... Bunlarýn ötesinde Anathema. Bu duygularý yaþayanlarýn ve yaþatanlarýn hakkýnda notalar onlarla ilgili yaþamlar. Nefret, umut, acý ve keder. Ve yine bunlarýn ötesinde Anathema. Duygularý anlatmada usta insanlardan oluþan bir grup ve onlarýn güzel besteleri, sözleri ile kurulan güçlü bir bað. Anathema hayranlarý tarafýndan ilah olarak nitelendirilebilecek bir grup, bir duygu seli… Anathema Liverpool’da yaþayan bir grup gencin kurduðu bir gruptur. Grup elemanlarý önce ‘’Pagan Angel’’ adýnda bir grup kurarak 1990'da ilk demolari "An Iliad of woes"i kaydederler. Demo ardýndan grup adýný Ýncil’de tanrý tarafýndan lanetlenmiþ anlamýna gelen "Anathema" olarak deðiþtirir. 1991'de "All faith is lost" adlý dört parçadan oluþan bir demo daha kaydederler. Peaceville müzik þirketi Anathema, My Dying Bride ve Paradise Lost' u bünyesinde barýndýrdýðý için ileride 90 sonrasý Doom metalin merkezi olarak kabul edilecektir. 1992'de "The Crestfallen" EP'si yayýnlanýr, albüm klasik doom-death metal tarzýndadýr. Cannibal Corpse'u destekledikleri Ýngiltere turnesi baþarýlý geçti ve grup canlý performansýnýn ne kadar iyi olduðunu gözler önüne serdi. Ýlk albüm 'SERENADES' 1993'te piyasaya sürüldü. Güzel eleþtiriler alan albüm Metal Hammer' da ayýn albümü seçildi. Ayný zamanda 'SWEET TEARS' videosu MTV' de gösterildi ve oylama sonucu ayýn albümü seçildi. Grup geniþ bir Ýngiltere turnesine ve ayný müzik þirketinde olan gruplarla (My Dying Bride, At the Gates) özel bir konsere katýldý. Daha sonra AT THE GATES ile beraber Ýngiltere turnelerine devam etti, daha sonra 15 günlük kýsa bir Avrupa turnesi geçirdi. 2001'de þimdiye kadarki kayýtlar arasýnda en sade kayýt olan ‘A Fine Day to Exit’ piyasaya çýktý. Albümün çýkýþýndan hemen önce Dave Pybus gruptan ayrýlacaðýný duyurdu ve Cradle of Filth’de bas görevini üstlendi. Bu albümden sonraki turlarda geçici olarak George Roberts gruba yardýmcý oldu. 2001 ve 2002 yýllarýnda 'RESONANCE' ve 'RESONANCE 2' adýnda en iyi ANATHEMA parçalarýnýn toplandýðý iki albüm piyasaya sürüldü. RESONANCE yavaþ, bayan vokal ve balad parçalardan oluþan; RESONANCE 2 ise JUDGEMENT albümü öncesindeki kayýtlardan grubun daha heavy parçalarýný içeren bir BEST OF niteliðindeydi. Mart 2002'de grubun resmi internet sitesindeki bir açýklamada Daniel Cavanagh gruptan ayrýlacaðýný ve artýk eski basçý Duncan ve yeni grubu ANTIMATTER ile çalýþacaðýný açýkladý. Nisan 2002'de tuhaf bir þekilde yine resmi internet sitesinde daha önce Danny'nin yaptýðý açýklamanýn sadece Nisan 1 þakasý olduðu duyuruldu. Ancak Danny'nin iki aylýðýna da olsa gruptan ayrýldýðý þaka deðildi. 2003'te grup son albümü A Natural Disaster’ ý yayýnlandý. Artýk grupta basçý olarak (yeniden) Cavanagh kardeþlerin üçüncüsü Jamie Cavanagh vardý. Açýlýþ parçasý haricinde 'A FINE DAY TO EXIT' den daha vurucu olsa da Anathema'nýn artýk eski tadý yoktu. Grup Haziran 2004'te Rock Ýstanbul kapsamýnda üçüncü kez ülkemizde bulundu. Beklenildiði gibi performansý etkileyiciydi. Sonuçta hem izleyici, hem grup, hem de organizatörler durumdan beklediklerinin ötesinde memnun oldu. Grup Türkiye’den güzel anýlarla ve mutlu bir hayran kitlesi býrakarak ayrýldý…Ta ki… ANATHEMA, Haziran'daki konserin etkileri henüz hayranlarý tarafýndan geçmemiþti ki grubun Ekim'de Ýstanbul'da iki konser birden vereceði duyuruldu. Fakat Türkiye’deki Anathema hayranlarýný sevindirecek daha inanýlmaz bir olay gerçekleþti ve bu konserlere üç konser daha ilave edilerek grup bu konserlerini Türkiye turnesine dönüþtürdü. Ankara (30 Eylül/Saklýkent) ve Ýzmir'in (4 Ekim/33 Club33) yanýnda grup hayal edilmesi güç bir þekilde Eskiþehir'de (28 Eylül/Hayal Kahvesi) de çaldý. Turne sonrasýnda grubun resmi www.gazete.itu.edu.tr internet sitesinde , Türkiye'deki hayranlarýnýn sevgi dolu mesajlarý ve hayranlýklarýyla doldu. Duyguyu bu kadar güzel anlatan, ruhun derinliklerine bu kadar iyi inebilen bu grup 20 Mayýs 2005 Cuma günü Harbiya Açýk Hava Tiyatrosu’nda yeniden sevenleriyle buluþtu. Harbiye’yi dolduran ve bu müzik þöleniyle mest olan Anathema hayranlarý, duygularýný Anathema’nýn þarkýlarýyla paylaþýp unutulmaz bir gece yaþadý. Bir parça ayrýlýk ve arkadan duyulan Anathema ezgileri. Bir aný, geçmiþin aðlarýndan kurtulup bugüne gelen, belki bir umudun,belki vazgeçilemezlerin kaybediliþinin burukluðunun resmi. Çalan þarkýyla anýmsanan tonlarca aný, gelecek mutluluklarýn özlemi. Duygular,ve Anathema' nýn yaþattýklarýna uzanan bir yolculuk bu… Ve farklýlýklar yolculukla kapýya dayanan... Ama yine acý ve hüzün var sonunda umutla ve hayalle el ele.. Günün birinde elinizde tutmak isteyip tutamadýðýnýz, kaybetmek istemeyip arkasýndan yaþlý gözlerle baktýðýnýz melankoliyle dolup taþtýðýnýz bir kaybediþi tecrübe ederseniz, bunu Anathema’nýn þarkýlarýyla paylaþýn, inanýn o sizi anlayacaktýr. ALBÜMLERÝ The Crestfallen Serenades Pentecost III The Silent Enigma Eternity Alternative Futur Alternative 4 Make It Right Judgement Deep Resonance A Fine Day To Exit Resonance 2 A Natural Disaste (1992 Peaceville Records) (1993 Peaceville Records) (1995 Peaceville Records) (1995 Peaceville Records) (1996 Peaceville Records) (1998 Peaceville Records) (1998 Peaceville Records) (1999 Music For Nations) (1999 Music For Nations) (1999 Music For Nations) (2001 Peaceville Records) (2001 Music For Nations) (2002 Peaceville Records) (2003,Music For Nations) Sarp Ýçaçan, [email protected] 23 Mayýs 2005 BÝTTÝ ‘’…Evrende deðiþmez olan soðuk ve karanlýktýr, ýþýk ve sýcaklýk birer kývýlcým kadar küçük ve kýsadýr. Ayný þekilde yalnýzlýk ve içine kapanma da insan hayatýnýn deðiþmezleriydi. Gençlik ve aþk ise geçici þeylerdi. Deðerli olmalarý çabucak bitmelerine dayanýyordu zaten. Ýnsanýn kendini kaptýrýp bu güzellikleri ebedi sanmasý çok kolaydý.Tabii sonunda bittiði zaman upuzun bir süreyi acýlara boðularak geçirmek, kaderin bize kalleþ davrandýðýný düþünmek zorunda kalmasaydýk...’’ diyor Trevanian bir kitabinda*. Baþlangýç ve bitiþler doðanýn kanunlarýdýr. Üzerinde yaþadýðýmýz dünyanýn bile tam olarak belirlenebilmiþ bir yaratýlma tarihi olmasa da, günümüzde bir sonunun olacaðý soyleniyor; hatta sonunun ne zaman olacaðý hakkýnda tahminler yapýlýyor. Görülüyor ki doða dahi kendi sonunu engelleme lüksüne sahip deðil. Sonsuzluk sadece çizgi filmlerdeki baþ karakterlere aittir. Genelde somut varlýklar için baþlangýç ve sonlarý hakkýnda kesin kararlar verebilmek çok kolay iken, soyut varlýklar için ayný rahatlýktan söz edilemez. Bir elmanýn ya da herhangi bir nesnenin ne zaman bittiðini anlamak güç deðilken; sevgi, aþk, nefret gibi elle tutulamayan nesnelerin baþlangýç ve bitiþleri insanlarýn çoðu zaman üzerinde kafa yormaktan dahi korktuklarý büyük bir muammadýr. Ýnsan çeþitli duyulara sahip bir canlýdýr ve sevgi bunlarýn en temel olanýdýr. Kimi zaman bir arkadaþa duyulur sevgi, kimi zaman anneye ya da þarkýlara karþý sevgi beslenir. Ama bu sevgiyi ne zamandan beri hissettiðini kestiremez insan. Kýsa süreli bir bakýþmadan doðabildiði gibi hararetli bir tartýþma sonunda oluþan nefret de zamanla sevgiye dönebilir. Temelinde hepsinin birleþtiði ortak kýsým rastlantýsallýktýr. Sevgi bir þartlandýrma sonucunda oluþan alýp karþý tarafa hediye edilmez, zamansýz ve kontrolsüzdür. Elimize ne zaman gelip gittiði belli olmayan bir pamuk taneciði gibidir. Baþlangýçtan ziyade iþin daha acýklý kýsmý bitiþi aþamasýnda yaþanýr. Sonuçta geliþinden haberimizin olmadýðý birþeyi kaybediþinize de tam anlamýyla hakim olamazsýnýz. Dolayýsýyla inanmak ve kendinizi buna alýþtýrmak da güçtür. Daha dün size kendinizden daha yakýn gördüðünüz insan –ki burada köprüyü sevgi kurar- bir anda size bir yabancý gibi gelir. Köprü yýkýlmýþ aþaðý düþüyormuþsunuz gibi hissedersiniz. Yukarýdan ufak bir el uzanýyormuþ gibi gelir ama yukarý çýkabilseniz bile köprüyü onarýp eski haline getirmeniz mümkün deðildir. Bir nevi ‘’never be the same again’’ (bir daha asla ayný olmayacak) hissiyatýdýr. Konuyu biraz daha daraltýp aþka getirecek olursak; aþký, suyun içindeki kaþýðýn dýþarýdan kýrýk görülmesine benzetebiliriz. Yanýlsamadan öte birþey deðildir aslýnda ama bizler onun gerçekliðine kendimizi þartlandýrdýðýmýz için aþýk oldugumuzu zanneder, etrafý zor pembe görürüz. Yanýlsama temelli kandýrmaca oyunu diye nitelendirilebilir aþk. Ama kesinlikle oynanmasý gereken bir oyundur, insanlarýn geliþmesine önemli katkýlarý vardýr. Sýnýrlarý iyi ayarlandýðý sürece büyük zararlar da vermez. Bir nevi çocukluk çaðýnda oynanan oyunlarýn çocuklarýn yaratýcýlýðý ve bilimum yeteneklerini geliþtirdiði gibi aþk da birçok yönden yarar saðlar. Nasýl ki çocuklar anneleri tarafýndan bütün gün boyunca oyun oynamayacaklarýna dair uyarýlýrlar; aþkýn da sýnýrlarýna dikkat edilmelidir. Aþk da bir süre sonra bitecektir, þaþýrmayýn. Týpký oyundan bir süre sonra sýkýlýp, yenilerini arama ihtiyacýný hissetme ihtiyacý gibi. Alabileceðiniz en yüksek seviyede verimi aldýktan sonra, yenisini bulun. I know it’s over** (biliyorum, o bitti) diyor Morrisey þarkýsýnda. Farkýndalýðýn bundan daha güzel bir özeti olamazdý herhalde. Bittiyse bitti, uzatmanýn anlamý yok yakarýþýdýr. Bir anda paylaþýlanlarý yýkmak tabii ki zor olacaktýr ama paylaþýlanlarý tutan bað yýkýldýktan sonra hepsi özerk gereksiz nesneler halini alýrlar zaten. Sonu kabullenmek genede bünyeye zor geldiðinden bir süre umut denizlerinde yüzer. Eski günlere dönebilmek umuduyla kendisini umut iþkencelerinde oyalar. Sürekli olarak iliþkilerinin bitmeyeceðine inanýr; onun tekrar geri döneceðine, aþklarýnýn ölümsüzlüðüne inanýr. Ama umut iþkencelerinin bile bir sonu vardýr. Ayrýlýklarý bir baþlangýç olarak görmediðimiz sürece, geçmiþten kopamadýðýmýz sürece rahat bir þekilde yaþamýmýza devam edemeyiz. Her baþlangýcýn bir sonu olacaðýný düþünerek her sondan bir baþlangýç çýkartmalýyýz. Bu geçiþ devresinde en büyük rahatsýz edici olan silah yaþananlardýr. Aylar, yýllar boyunca bir çok þeyi paylaþtýðýnýz insandan uzaklaþmayý zorlaþtýran en önemli etmen, umut iþkencesini uzatan unsur anýlardýr. Beraber girilen her bar, gidilen her yer size onsuz kafes gibi gelir. Hayatýmýzýn belki de en mutlu anlarýný geçirdiðimiz yerler ayný zamanda en acý günlerimizin de þahitliðini yaparlar. Ebeveyn çocuk iliþkisinden tutun da, sevgilere kadar her iliþki temelinde bireyin kendisini geliþtirmesi üzerinedir. Bu yüzden birbirimize birþeyler kattýðýmýz sürece iliþki deðer kazanýr, önemli bir hal alýr. Burada kiþilik geliþtirmede dýþ iliþkiler çok önemlidir ve her insandan mümkün olduðunca üst düzeyde verim alýnmalýdýr. ‘’Ben öðrenebileceðimi öðrendim’’ dediðimiz an ölüm düþüncesi zihinde þekillenmeye baþlamýþ demektir. Sonuçta ölüm de bizim sonumuzdur, olmasý gerekendir. ‘’Þair, bugün herþey sona eriyor ve sessizlikle yitip gidiyor diyebildiði gibi yarýn hiçbir þey sona ermiyor ve sonsuza dek yankýlanýyor diyebilen kiþidir’’ diyor Milan Kundera***. Demem odur ki, hayata renk katanlar aslýnda baþlangýç ve sonlar deðil, sonlarýn gizemidir. Kimse gerçek bir sondan söz edemediði için bu kadar cezbedici bir düþünme konusudur sonlar. Düþünmeye devam...Sona dek! Sað gösterip sol mu vurdum? *Trevanian- Katya’nin Yazi **The Smiths- I know it’s over ***Milan Kundera-Yaþam Her Yerde Mümin Barýþ [email protected] www.gazete.itu.edu.tr Haftasonu Kaçamaklarý Bir pazar sabahý uyanýlýr, pencereler açýlýr ve dýþarýya uzanýlýr. Hava dört duvar arasýnda kalmaya dayanýlamayacak kadar güzeldir ve her ne olursa olsun (sýnav, ödev, proje…) dýþarý çýkýlmalýdýr. Üstelik evde/yurtta yiyecek bir þey de yoktur ve cumartesi gecesi fazlasýyla yorulan mideniz sizden birþeyler beklemektedir. Bu duygular size tanýdýk geliyor mu? Hah, tamam o zaman yazýyý okursanýz size hafta sonu gidilebilecek alternatif birkaç yerden bahsetmek istiyorum. Giderken yanýnýza gazetenizi ve en sevdiðiniz kiþiyi almayý unutmayýn... EMEK KAFE Emek Kafe Yeniköy’de Maslak Yerleþkesi’nde kalanlar için, Ýstinye’ye giden dolmuþlara binerek yaklaþýk on beþ dakika sürüyor. Ýstinye Devlet Hastenesi’ni geçtikten biraz sonra inerseniz sorarak rahatlýkla bulabilirsiniz. Emek Kafe’ye giden minik araya girdiðinizde size sanki orada öyle bir yer yokmuþ gibi geliyor ama az sonra bu küçük kafeyi görüyorsunuz. Ýçerisi yýllardýr orada birileri çay içip sohbet ediyormuþçasýna sýcak ve samimi –zaten 1967’den beri açýk Emek Kafe- duvarlarda yýllar öncesinden gazete küpürleri ve resimler var, mönüleri de eskilerin ünlü magazin dergisi “Hayat Mecmuasý” ile kaplý. Denizle iç içe olmak istiyorsanýz biraz atik davranýp dýþarýdaki masalardan birini kapmalýsýnýz. Yalnýz havanýn soðuk olmamasýna dikkat edin, deniz kenarýndaki masalar o kadar soðuk oluyor ki… Gerçi üþüyenlere garsonlar hemen bir polar battaniye yetiþtiriyorlar. Yerinizi kaptýktan sonra sýra geldi sipariþlere; dilerseniz, hemen yakýndaki bir pastaneden sýcacýk poðaçalarýnýzý alýr ve çayýnýzý söyleyebilirsiniz. Daha mükellef bir kahvaltý istiyorsanýz peynir, zeytin, yumurta, salam, salatalýk, domates, tereyaðý ve baldan oluþan kahvaltý tabaðý söyleyebilir ya da sahanda yumurta söyler tazecik ekmeðinizi batýra batýra karnýnýzý doyurabilirsiniz. Bunlarý da beðenmeyenler için mönüde çeþitli tostlar, börekler ve hamburgerler var. Eðer deniz kenarýndaki masalardan birinde oturuyorsanýz bir dilim ekmeði minik minik ufalayarak yanýnýza dizmeyi unutmayýn. Serçeler bir süre sonra yanýnýza konup kahvaltýnýza eþlik ediyorlar, tabi ürkütmediðiniz sürece… sabah yediden gece yarýsýna kadar açýk olan Emek Kafe’de 6-8 Ytl’yi gözden çýkararak týka basa doymak mümkün. Hadi caným, arada bir bu keyfi yaþamaya deðmez mi? YENÝKÖY KAHVESÝ Yeniköy Kahvesi de Emek Kafe gibi pazar sabahý kahvaltý keyifleri için birebir. Emek Kafe’ye varmadan 200 metre kadar geride, kendini pek göstermeyen daracýk bir merdivenden çýkýlýyor bu kahveye. Diðer mekanýmýza göre avantajý boðazý yukardan seyretmesi ve daha sakin ve sessiz olmasý. Yeniköy Kahvesi’nde deniz –eðer baharda gidiyorsanýz- kendini yemyeþil aðaçlarýn arasýndan gösteriyor, yalnýz bunlara karþýlýk biraz daha pahalý ve porsiyonlar Emek Kafe’ye göre biraz daha küçük. Denize göre yolun karþý tarafýnda olduðundan pek serin olmuyor ve bu da titremeden rahat bir kahvaltý yapabilmenize olanak veriyor. Eðer meraklýsýysanýz zeytinyaðý, kekik ve yeþilliklerle dolu özel “Yeniköy Kahvesi Kahvaltý Tabaðý” ný tercih edebilir ya da bal-kaymak yiyerek bir haftalýk enerjinizi depolayabilirsiniz. Kiþi baþý 10 Ytl’ye karnýnýzý doyurabilirsiniz. Selin Erkiþi [email protected] 24 Güncel yüzlere sen bir gülücük de kondurmaya TOPLUM GÖNÜLLÜLERÝ ne dersin ir düþünün bakalým hanginiz bir hayat kurtarmanýn ya da bir çocuðun yüzünü güldürmenin doyumsuz hazzýný yaþadýnýz? Kendinizden baþkalarýnýn saðlýðýnýn, eðitiminin, mutluluðunun sorumluluðunu üzerinizde taþýdýnýz? ÝTÜ Makine Fakültesi’nde birkaç duyarlý öðrencinin aklýna düþmüþ bu konu ve bu senenin baþýnda harekete geçmiþler. Önce iki üç kiþiyle baþlayan düþünce þimdi tüm okulda yirmi beþ kiþi civarýnda bir topluluk tarafýndan tartýþýlýr olmuþ. Türkiye’de TOG yani “Toplum Gönüllüleri” olarak bilinen ve Aralýk 2002’den beri gençlerin öncülüðünde toplumsal barýþ, dayanýþma ve deðiþimi gerçekleþtirme vizyonunu benimsemiþ olan vakfa baðlý olarak ÝTÜ’de de çalýþmalarýný sürdürmek isteyen topluluk kendilerine ÝTÜ Gönüllüsü adýný uygun görmüþ. Þimdiye kadar iki kampanya gerçekleþtirilmiþ. Bu kampanyalardan ilki Gaziosmanpaþa’da Suatlar Ýlköðretim okulu için yapýlan kitap toplama kampanyasý, ikincisi ise Kýzýlay ile birlikte çalýþýlan Genç Donörler kampanyasýdýr. Makine Fakültesi ve Maslak Yerleþkesi’nde yürütülen kitap toplama ve kan baðýþý kampanyalarýna katýlýmýn oldukça yoðun olmasý ÝTÜ’de duyarlý ve sorumluluk sahibi gençlerin oldukça fazla olduðunun bir kanýtý. Fakat grubun aktif üyelerinin çoðunun son sýnýf olmasý ve alt sýnýflardan öðrencilerin azlýðý büyük bir sorun oluþturmakta. Makine Fakültesi öðretim görevlilerinden Doç. Dr. Erdem IMRAK da bu oluþumun danýþman hocasý olarak destek vermekte. Amaçlarýndan biri de bu oluþumu bütün ÝTÜ’ye yaymak ve yeni gelen nesillere ulaþtýrabilmek olan ÝTÜTOG, ÝTÜ’de resmi bir kulüp olmak için KSB (Kültür Sanat Birliði) ’ye tüzük de yollamýþ. Mayýs 2005 TOPLUM GÖNÜLLÜLERÝ nasýl çalýþýr? Altý ayda bir olmak üzere yurt çapýndaki tüm gençler toplanýr ve bir beyin fýrtýnasý oluþtururlar. Tog atak da denilen bu çalýþmalar yine aralarýndan gönüllü olan arkadaþlar tarafýndan düzenlenir. En çok göze çarpan þeylerden biri de belli yaþtaki gençlerin bir iþte bu denli söz sahibi olmalarý. Gençlere sorumluluk veriliyor, çeþitli projeler yapýp uygulayabilecekleri bir ortam saðlanýyor. Toplumun düzenini, huzurunu, eðitim düzeyini arttýrmaya yönelik genç beyinlerin fikirlerinden yararlanýlýyor. Kýsacasý mutlu ve umut dolu bir gelecek için bütün ülke çapýnda gençlerin el ele verip beraber çalýþmalarý saðlanýyor. Bu projelerde vakýf merkezinin gerek maddi gerek manevi anlamda yardýmlarý oluyor. Merkezde çalýþan profesyoneller sayesinde iþler daha da kolaylaþýyor, daha büyük çapta ve güzel, etkili projeler yapýlýyor. Siz de haftada birkaç saatimi gönüllü bir iþ yaparak, kitap toplayarak, aðaç dikerek, ders vererek, huzurevine giderek geçirebilirim diyebiliyorsanýz þimdi tam zamaný. Bir yerlerde yolunda gitmeyen bir þeyler var, belki de senin sayende rotasýný bulacak. TOG ATAK'lar, yerel ihtiyaca göre þekillendirilerek aðýrlýklý olarak yerel kaynak aracýlýðýyla hayata geçirilir. Senede en fazla iki kere (Bahar aylarýnda ve 5 Aralýk Dünya Gönüllüler Günü’nde), iki veya üç gün süren bu projeler Genç Gönüllüler tarafýndan organize edilir. Bugüne kadar uygulanan TOG Atak Projeleri: Eskiþehir TOG Atak Projesi Gerçekleþme Tarihi: 26-29 Ekim 2002 Körhasan Köyü Ýlköðretim Okulu'nu yenileme çalýþmalarý, çevre düzenlemesi. Eskiþehir’de trafo boyama, katý atýk ayrýþtýrma, anket çalýþmasý, sigaraya karþý broþür daðýtma, huzurevi ve yetiþtirme yurtlarýna sevgi ziyaretleri. Katýlan Ýl: 22 Katýlan Üniversite: 33 Katýlan Gönüllü Sayýsý: 200 19 Mayýs 2003 TOG Atak Projeleri Gerçekleþme Tarihi: 12 Mayýs (Bandýrma), 19–20 Mayýs 2003 (Ankara, Bingöl, Kocaeli, Sivas) www.gazete.itu.edu.tr Bandýrma: Yüzüncü Yýl Ýlköðretim Okulu'nda yenileme çalýþmalarý, dalgakýran temizliði. Ankara: Mamak/Ege Mahallesi’nde kütüphane oluþturulmasý, deprem konusunda bilinçlendirme çalýþmalarý. Bingöl: Deprem sonrasý kültürel ve eðitsel aktivitelerle moral destek çalýþmalarý. Kocaeli: Bingöl Depremi anýsýna TOG Ormaný. Sivas: Gemerek/Beþtepeler Köyü Ýlköðretim Okulu’nde yenileme çalýþmalarý. Katýlan Ýl: 20 Katýlan Üniversite: 30 Katýlan Gönüllü Sayýsý: 875 29 Ekim 2003 TOG Atak Projeleri Gerçekleþme Tarihi: 18–20 Ekim 2003 (Samsun), 24–26 Ekim 2003 (Karabük), 25-26 Ekim 2003 (Diyarbakýr), 27–29 Ekim 2003 (Ýstanbul) Samsun: Samsun GEM açýlýþý, Tekkeköy Ýlkokulu yenileme, Altý Nokta Körler Derneði’nde Sesli Kütüphane oluþturulmasýna destek, Atakum Belediyesi sýnýrlarý içinde GEM'in ihtiyaçlarýný belirlemeye yönelik anket çalýþmasý, TOG Ormaný oluþturulmasý. Karabük: Huzurevi ziyareti, Cumayaný Ýlköðretim Okulu yenileme çalýþmasý, Safranbolu çevre temizliði, Safranbolu Yetiþtirme Yurdu yararýna eðlence. Diyarbakýr: Silvan Ýlçesi Karamusa Köyü Ýlköðretim Okulu yenileme çalýþmasý. Ýstanbul: Gaziosmanpaþa Ayazma Ýlköðretim Okulu yenileme çalýþmasý, Bolluca Çocuk Köyü ziyareti, Barýþ Manço Vapuru temizliði. Katýlan Ýl: 34 Katýlan Üniversite: 54 Katýlan Gönüllü Sayýsý: 540 Huriye Uzun, [email protected] Spor Mayýs 2005 25 BRUCE LEE MÝ DÖVER VAN DAMME MI? 5 kuruþluk sinema yorumum için beni affedin ama sanýrým Uzakdoðu dövüþ sanatlarýný konu alan filmleri genel olarak ikiye ayýrabiliriz. Birinci tür, büyük üstat, yüce insan Bruce Lee ve Van Damme'nin baþýný çektiði, içinde sadece vurdu kýrdýnýn yer aldýðý dövüþ filmleridir. Eðlenceli Checkie Chan filmlerini bile dahil edebileceðimiz bu kategorideki filmler oldukça ilgi görmüþ, insanlar sadece bu filmleri seyretmekle kalmamýþ, dergilerini okumuþ, iþin felsefesine de girip saatlerce Bruce Lee mi döver, Van Damme mý döver tartýþmalarýna girmiþlerdir. Çoðu kiþi hasýmlarýna karþý nispeten ufak tefek görünen ama tekniðiyle bir efsane olmuþ Bruce Lee'nin daha üstün bir dövüþçü olduðunu savunurken, benim favorim hep Van Damme olmuþtu. Fakat þimdi Aikido ile ilgili araþtýrma yaparken ve ikinci türdeki filmleri izlerken gördüm ki, bu tür sporlarda iþ sadece dövüþmekle kalmadýðý için küçükken yanýlmýþým (Huzurunuzda Bruce Lee'den özür diliyorum). Uzakdoðu savaþ sanatlarýný konu alan filmlerde yeni moda ise dövüþ tekniklerini iþin felsefesiyle harmanlamaya çalýþan biraz abartýlý ama bir o kadar da ilginç (Hero, Kaplan ve Ejderha) hikayeler oldu. Savaþ sahneleri oldukça abartýlý olan ve bazen "Nerede o eski Bruce Lee filmleri?" dedirten bu filmler, yine de anladýðým kadarýyla savaþ sanatlarýnýn özüne daha yakýn. En azýndan insanlar birbirlerini öldüresiye döverken bile benim anlayamadýðým bir takým felsefi þeyler de söylüyorlar. Ýþte Aikido gibi teknikler burada devreye giriyor. Aikidoyu modern Uzakdoðu filmlerinin çerçevesinde þöyle tanýmlayabiliriz: Kendini savunmanýn ve taktik bilimi olmanýn ötesinde bireyin tam entegre bir insan olarak ortaya çýkabilmesi için ruhu mükemmelleþtirmenin , vücudu ve aklý güçlendirmenin , bireyin fiziksel ve zihinsel gücünü birleþtirmenin yolu. Böyle bir taným Bruce Lee filmleriyle büyümüþ olan Türk gençliðine aðýr geliyor olabilir. Ben de bu yüzden daha basit bir taným için ÝTÜlü Aikidoculardan Ýsmet Mindaþ'a "Aikido nedir" sorusunu yönelttim. O ise baþparmaðýyla baþarýsýz bir gözümü ç ý k a r m a teþebbüsündeyken "Rakibini ona zarar vermeden etkisiz býrakmak" dedi. "Aikido bükme ve fýrlatma tekniklerinin kullanýlmasý ve saldýrganýn gücünü ve hamlelerini ona karþý kullanýlmayý amaçlamasý bakýmýndan, bir çok dövüþ sanatýndan ayrýlýr," diyen ÝTÜlü Aikidocular, yaptýklarý iþin Cüneyt Arkýn'ýnkinden biraz farklý olduðuna iþaret ediyorlar. Uzakdoðu dövüþ sanatý deyince aklýna sadece filmlerde gördüðü karate hareketleri gelen bizler için yeni ve deðiþik olan bu spor judoya daha çok benziyor olabilir, zira Türkiye'de 1999 yýlýnda judo federasyonuna baðlandý. Bu sporda bizim (Bruce Lee'cilerden bahsediyorum üzerinize alýnmayýn) anlayamayacaðýmýz bir baþka nokta ise aikidonun her alanda insanýn içinde bulunan potansiyelini dýþarýya çýkartmasýna yardým eden içsel bir olgu olmasý ve kendini keþfetmek, ruhu ve zihinsel gücü vücut ile hormonize etmek anlamýný taþýmasýdýr. Aikidoda belli bir yaþ , cinsiyet ya da fiziksel güç sýnýrý ya da gereksinimi yoktur (Ýþte bu olmadý, Van Damme Usta o kadar kasý boþuna mý yaptý). Her yaþta bayan, erkek ve çocuklar bu sanatý icra edebilir. Aikidonun mimarý, Japon savaþ sanatý üstadý Morihei Ueshiba' dýr (1883-1969) . Morihei Usta dövüþ sanatýnýn tüm inceliklerini öðrenmek için ülkeyi karýþ karýþ dolaþmýþ ve amacýna ulaþmýþ. Ama yine de hep bir þeylerin eksikliðini duymuþ. Bu yüzden kendini felsefeye ve daha sonralarý dine vermiþ ve bir gün gerçeðe (maalesef bu gerçek kýsmý kiþiden kiþiye deðiþiyor), aradýðý noktaya ulaþmýþ. Sonuçta sevgi ve uyum, barýþ ve þefkatin "yol" u Aikido doðmuþ. Tamamen yeni olan bu öðreti, savaþlara karþý doðayý ve yaratýcýnýn tüm varlýklarýný korumaya yönelik, doðayla, evrenle bir bütün olma sanatý olarak ortaya çýkmýþ. Türkiye'de ise bu sporun geliþimi biraz daha geç yaþandý. 1983 yýlýnda Japonya'dan Türkiye'ye gelen, o zamanlar 5.Dan olan bir Sensei (Kenji Kumagai) yönetiminde Türk çekirgeler, disiplinli ve organize bir þekilde Aikido yapma fýrsatýný buldular. Kumagai Sensei 1988 senesinde Japonya'ya dönmek zorunda kalýp, sonralarý Türkiye'ye seminerler ve siyah kuþak sýnavlarý SU TOPU 19 - 21 Nisan 2005 tarihleri arasýnda, Ýstanbul Ataköy Üniversitesi ile oynayan ÝTÜ Sutopu Erkek takýmý bu Olimpik Kapalý Yüzme Havuzu'nda yapýlmasý maçý 13 - 6 kaybetmiþ ve 21 Nisan 2005 tarihinde saat planlanan Türkiye Üniversiteler Sutopu Birinciliði'ne 09:00'daki Marmara Üniversitesi ile oynadýðý maçta 9 katýlmak üzere 2004 - 2005 öðretim yýlý baþýnda T.C. - 9 berabere kalarak averajla yarý final þansýný Baþbakanlýk Gençlik ve Spor Genel Müdürlüðü kaybederek turnuvadan elenmiþtir. Üniversite Sporlarý Federasyonu'na baþvuruda bulunulmuþtur. Araþ. Gör. Kadir C. ÇAKICI Ýlgili müsabakaya katýlmak amacýyla 18 Nisan 2005 tarihinde, Ýstanbul Ataköy Ýstanbul Teknik Üniversitesi Su Topu Takýmý Olimpik Kapalý Yüzme Havuzu'nda Kadrosu: düzenlenen teknik toplantýya katýlýnmýþ ve burada çekilen kura sonucu Ýstanbul Teknik Ýdare Araþ. Gör. Kadir C. ÇAKICI Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Orta Doðu Teknik Üniversitesi ve Ýstanbul Feridun Emre DURSUN Elektrik-Elektronik Üniversitesi ile birlikte A Grubu'nda Mehmet Ömer YARGICI Elektrik-Elektronik mücadele etmeye hak kazanmýþtýr. Güneþ EVGÝN Elektrik-Elektronik Ýstanbul Teknik Üniversitesi, çekilen Çaðatay KANAL Ýnþaat kuralar sonucunda ilk maçýný 19 Nisan Roy Burak TAGARYAN Ýnþaat 2005 tarihinde, saat 10:00'da Orta Doðu Aytaç YEÐÝN Elektrik-Elektronik Teknik Üniversitesi ile oynamýþ ve maçý 12 Levent DENÝZ Ýþletme - 7 kazanmýþtýr. Ýkinci maçýný 20 Nisan Can GÜVEN Mimarlýk 2005 tarihinde saat 10:00'da Ýstanbul www.gazete.itu.edu.tr (Japonya'daki merkezin-Aikikai- izni ile) için uðrar oldu. 1988-1998 yýllarý arasýnda yaklaþýk 200 sporcu siyah kuþak aldý ve bu ilk öðrencilerin çabasýyla Prof. Dr. Ýbrahim Öztek baþkanlýðýndaki T.C. Judo ve Aikido Federasyonu, teknik ve eðitim komitelerini oluþturup, bu komiteler aracýlýðý ile siyah kuþak sýnavlarýný yapmaya baþladý. Federasyon halen Türkiye'nin çeþitli yerlerinde antrenörlük kurslarý, hakemlik kurslarý ve müsabakalar düzenleyerek çalýþmalarýna devam etmektedir. S. Selçuk Bucak, [email protected] 26 Spor Mayýs 2005 YERÇEKÝMÝNÝ KEÞFETTÝK Geçen sene Ýstanbul Üniversitelerarasý futbol 2. Ligi'nden 1. Lige yükselerek büyük bir baþarýya imza atan Araþ. Görev. Bülent Arslantaþ sorumluluðundaki ÝTÜ futbol okul takýmý oynadýðý þanssýz maçlardan sonra bir senelik özlemin ardýndan tekrar 2. Lige kavuþtu. Çekirdeðini Ýstanbul 2. Amatör Ligi'nde mücadele edip baþarýlý sonuçlar alan ÝTÜ Amatör Futbol takýmýnýn oluþturduðu okul takýmý ne yazýk ki bu turnuvada ayný havayý ve baþarýyý yakalayamadý. Turnuvadan önceki hazýrlýk maçlarýnda istediði oyunu bir türlü sahaya yansýtamayan ÝTÜ, kötü gidiþatý turnuva boyunca da durduramayýnca küme düþmekten kurtulamadý. Namýk Sevik Stadyumu'nda oynanan maçlarda ÝTÜ'nün ilk rakibi Kadir Has Üniversitesi oldu. Rakibine karþýn daha üstün bir oyun ortaya koymuþ ve maçýn baþýnda 1-0 öne geçmiþ olsa da, ilerleyen dakikalarda iki penaltý golüne engel olamayan takýmýmýz sahadan 21'lik skorla boynu bükük ayrýldý. Takýmýn boynunu büken þey iyi bir oyundan sonra alýnan þanssýz bir yenilgiden ziyade, tartýþýlacak bir karar olan ikinci penaltýdan sonra çýkan olaylar oldu. Neyse ki olay sonra iki takýmýn centilmenliði ile tatlýya baðlandý. HEM ÇEKÝÞMELÝ HEM ÇEKÝLMELÝ 21 Mart Pazartesi günü 5-3 biten Yabancý Diller Fakültesi- Kimya Metalurji maçýyla baþlayan 2005 Rektörlük Futbol Turnuvasý büyük bir ihtimalle siz bu yazýyý okurken bitmiþ olacak. 3 gruptan oluþan turnuvada çeyrek finale her grupta ilk ikiye giren takýmlarla birlikte gruplarýnda üçüncülüðü elde etmiþ fakültelerden en çok puan toplayan ikisi-yani neredeyse bütün takýmlar çeyrek final oynuyoryükseldi. Grup aþamasýnda en büyük çekiþme þüphesiz Elektrik-Elektronik, Ýþletme, Ýnþaat ve Uçak Uzay fakültelerinden oluþan C grubunda yaþandý. Ýþletme Fakültesini yenen diðer üç fakülte kendi aralarýnda berabere kalýnca sýralamayý üçlü averaj belirledi. Elektrik-Elektronik oyuncularý da dahil çoðu kiþi Ýþletme’ye en az fark atmýþ olan Cereyan’ýn üçüncü olacaðýný düþünürken, üçlü averaj deðerlendirmesinde en çok golü atmýþ olan (puanlar ve averajlar eþit olunca atýlan gol sayýsýna bakýlýyor) Elektrik Fakültesi haliyle grup lideri olmuþ oldu. Bazýlarý þakayla karýþýk olan ilginç tepkiler gelmiþ olsa da her þey tüzüðe uygun olduðu için dokunaklý ama adildi. Zaten adaletin gereði olsa gerek her üç takým da yarý finale yükseldi. C grubundakine benzer bir çekiþme belki A grubunda (Y.Diller, Kimya Metalurji, Gemi-Ýnþaat, FenEdebiyat, Denizcilik M.Y.O ) yaþanabilirdi. Fakat Kimya Metalurji Fakültesi’nin olaylý Denizcilik M.Y.O. Ýkinci maçýnda grubun en güçlü takýmý olan Ýstanbul Üniversitesi ile karþýlaþan ÝTÜ, uzun süre dengede götürdüðü maçta, yine kalesinde gördüðü 2 penaltý golünden sonra oyun disiplininden koparak sahadan 71'lik farklý bir maðlubiyetle ayrýldý. Üçüncü maçýnda Deniz Harp Okulun ile karþýlaþan takým, ilk iki maçýn verdiði moral bozukluðu ve rakibinin sert oyunu sebebiyle maçta erken havlu attý ve sahadan yine farklý bir skorla maðlup ayrýldý. Son maçýnda ligde kalmak için mutlaka yenmesi gerektiði Bilgi Üniversitesi'yle karþýlaþan Ýstanbul Teknik Üniversitesi rakibini oldukça iyi bir mücadeleden sonra 1-0'lýk skorla maðlup edip gözünü ertesi gün oynanacak Bilgi Üniversitesi- Kadir Has Üniversitesi maçýna çevirdi. Bilgi Üniversitesi'nin kazanamamasý durumunda ÝTÜ ligde kalmaya hak kazanacaktý. Fakat diðer maçýn skorunu bize bildiren üzücü bilgi, Bilgi Üniversitesi'nin ligde kalýrken, ÝTÜ'nün bu sevinci tadamadýðýný maçýndan sonra turnuvadan çekilmesi bu beklentileri boþa çýkardý. Bazý Kimya-Matalurji fakültesi öðrencilerinin “Taraftarlar kardeþ, futbolcular kalleþ” felsefesinin tam tersi olarak sahada dostça mücadele eden takýmlarýn emeklerine saygý göstermeyip Denizcilik M.Y.O futbolcularýný sopalarla dövmeye çalýþmalarý çoðu insan tarafýndan bir skandal olarak görülebilir. Ama asýl skandal “Kimyacýlar yanlýþ Denizcilik bölümünü dövdüler” söylentisi doðruysa meydana gelmiþ demektir Turnuvanýn en sakin geçen (birkaç kavga dýþýnda bir þey olmadý!) aþamasý olan çeyrek final maçlarýndan sonra yarý finalistler, gemili versiyonunu yenen Ýnþaat, Denizcilik M.Y.O’lunu geçen Makine, Maden’i eleyen Elektrik-Elektronik ve Yabancý Diller’i sahadan silen Uçak Uzay oldu. Ýlk yarý final maçýnda Elektrik-Elektronik ile UçakUzay karþý karþýya geldi. Grup aþamasýndaki 3-3’lük beraberlik bu maçýn da oldukça çekiþmeli geçeceðini belli etse de yine de kimse takýmlarýn maçta bu kadar da çekiþeceklerini düþünmüyordu. Maçýn sonlarýnda Uçak-Uzay 3-2 öndeyken Cereyan lehine verilen penaltýdan sonra öyle bir çekiþme oldu ki, bazý UçakUzay oyuncularý tarafýndan yapýlan talihsiz açýklamalarýn da etkisiyle, þampiyonluðun bu turnuvadaki en önemli þey olmadýðýný belirten ElektrikElektronik’ in hocasý Derya Ahmet Kocabaþ takýmýný turnuvadan çekti. Sonuçta maçtan çekilen Cereyan maçý alamasa da çekiþmeyi kazanmýþ oldu. Ýkinci yarý final mücadelesi de çekiþme ve çekilme bakýmýndan ilkini aratmadý. Makine karþýsýnda skor üstünlüðünü elinde bulunduran Ýnþaat Fakültesi’nin taraftarlarýnýn (kendileri ise “Taraftar deðiliz, holiganýz www.gazete.itu.edu.tr belirtiyordu. biz” diye baðýrýyorlardý) maç coþkusunu ve tribün etkinliklerini yine biraz abartmasý ve Ýnþaat’ýn attýðý ikinci gol sonrasýndaki hakemin bekle-gör taktiðini Makine Fakültesi oyuncularýnýn kötüye yormasý sonrasýnda iþler yine karýþtý. Taraftarýn pek sakinleþmemesinin de etkisiyle Makine Fakültesi sahadan çekildi ve yarý finallerde çekilmeyi kazanan ikinci takým oldu. Son zamanlarda en çok þikayet konusu olan olgulardan birisi olan futbolda þiddetin ÝTÜ’deki rektörlük kupasýnda da görülmesi üzücü olsa da, olaya biraz olumlu yönden de yaklaþabiliriz. Demek ki rektör o kadar sevilip takdir ediliyor ki, onun elinden alýnacak bu kupaya, Süper Lig þampiyonluk kupasýymýþ gibi, bazýlarýnýn ona ulaþmak için her türlü oyunu ve çirkefliði yapacaðýna inanacak kadar önem veriliyor. S. Selçuk Bucak, [email protected] 27 Spor Mayýs 2005 BÝR AÞAÐI BÝR YUKARI 2005 Türkiye Üniversiteler B Grubu Tenis Birinciliði 2-6 Mayýs tarihleri arasýnda Ýstanbul Teknik Üniversitesi tenis kortlarýnda yapýldý. Ýstanbul Teknik Üniversitesi Erkek Takýmý þanssýz üç maçýn ardýndan ( Galatasaray Üniversitesi (0-2), Uludað Üniversitesi (1-2) ve Koç Üniversitesi (0-2) ) grup sonuncusu olarak C grubuna düþmekten kurtulamadý. Bayanlar ise daha baþarýlý sonuçlar elde ettiler. Önce Galatasaray Üniversitesi'ni 2-1 yenen ÝTÜ, ardýndan 2-0'lýk Trakya Üniversitesi ve 2-1'lik Yýldýz Teknik Üniversitesi galibiyetleriyle grup birincisi olarak yarý finale yükseldi. Yarý finalde Kocaeli Üniversitesi'yle karþýlaþan takýmýmýz, rakibini 2-1 ile geçerek hem finalde Marmara Üniversitesi ile mücadele etmeye, hem de bir üst gruba çýkmaya hak kazandý. 8 Mayýs Cuma günü, Cuma namazýna müteakiben saat 14:30'da Marmara Üniversitesi ile karþýlaþan takýmýmýz bu maçtan, kendi evinde oynamanýn avantajýný iyi kullanarak 2-0'lýk zaferle ayrýlýp B Grubu þampiyonluðunu elde etti. ERKEK TAKIM 1. YEDÝTEPE 2. GALATASARY 3. 9 EYLÜL BAYAN TAKIM 1. ÝTÜ 2. MARMARA 3. YILDIZ Baþarýyla düzenlediði Üniversiteler B Grubu Tenis Birinciliði'nin yanýnda organizatörlüðünü üstlendiði diðer birçok etkinlikle bu sene tenisçilere iyi bir ev sahipliði yapan ÝTÜ'de yapýlan organizasyonlardan bir tanesi de ana sponsorluðunu Telsim'in üstlendiði 8-30 Nisan tarihleri arasýnda gerçekleþtirilen ÝTÜ Bahar Tenis Turnuvasý oldu. Bu turnuvada dereceye giren sporcular kupa, manevi tatmin ve gazetemiz aracýlýðý ile üne kavuþmanýn yanýnda birer Seiko markalý saat ve Sportpoint'ten özel hediyeler kazandýlar. MASA TENÝSÝ ÝTÜ Kapalý Spor Salonu'nda yapýlan rektörlük masa tenisi kupasýnýn sahibi, Eminalp Malkoç'un aþýladýðý tarih bilinciyle, geçmiþ yýllardaki hatalarýndan ders çýkarmayý baþarýp finalde yýldýzý Prof. Dr. Sait Türköz olan Elektrik-Elektronik Fakültesi'ni 3-1'lik skorla yenen Yabancý Diller Fakültesi oldu. Turnuvanýn Filiz Karacaoðlu, Gökçe Önal, Gülberk Gültekin Salman, Bülent Duran, Özkan Karaçoban, Mesut Beyhan Tek Erkekler Ýstanbul Teknik Üniversitesi Tenis Takýmý Kadrosu: 1. Özkan Karaçoban (ÝTÜ) 2. Bülent Duran (Ýstanbul Üniversitesi) 3. Mesut Beyhan (Ankara Üniversitesi) Ýdareci : Araþ. Gör. Bülent ARSLANTAÞ Antrenör : Araþ. Gör Kadir C. ÇAKICI Tek Bayanlar Ali ÜSTÜN Nihat Onur ÝNAN Osman Selçuk BAÞTÜRK Özkan KARAÇOBAN Burcu ALBAYRAK Müge KULELÝ Gökçe ÖNAL Gizem KARAKAN 1. Gülberk Gültekin Salman (Bahçeþehir Üniversitesi) 2. Gökçe Önal (ÝTÜ) 3. Filiz Karacaoðlu (Ýstanbul Üniversitesi) Yabancý diller: Takým sorumlusu : Eminalp Malkoç Sporcular : Gülçin Uygun Nezih Oktay Alper Binbir Elektrik-Elektronik: Takým sorumlusu : Ramazan Çaðlar Sporcular : Sait Türköz M. Selim Demir Yasin Tan Onur Eker Yalçýn Çelik Kimya-Metalurji: Takým sorumlusu : Özgül Özcan Sporcu öðrenciler : Selim Yýldýz Cenk Çinal Yýlmaz Taptýk Alperen Sezgin üçüncüsü ise üçüncülük maçýnda Makina engelini 32 ile geçen Kimya Metalurji Fakültesi oldu. Bünyesinde oyuncu olarak öðrencilerin yanýnda bir de öðretim görevlisi bulundurma haklarý olan fakültelerin kadrolarý þöyle: AMERÝKAN FUTBOLU 10 Nisan 2005 tarihinde ÝTÜ ile ODTÜ'yü karþý karþýya getiren Üniversiteler Amerikan Futbolu karþýlaþmasýndan 44-24'lük skorla Ýstanbul Teknik üniersitesi galip ayrýldý. Böylece gücün ve fiziki mücadelenin oldukça ön planda olduðu bu sporda bile ÝTÜ daha teknik olduðunu kanýtlamýþ oldu. www.gazete.itu.edu.tr MAKÝNA ÝNÞAAT ÝÞLETME DENÝZCÝLÝK MAKÝNA ÝNÞAAT KÝMYA - METALURJÝ FEN - EDEBÝYAT YÜZME 2005 yýlý içerisinde önemli baþarýlara imza atmýþ olsa da, turnuvalarýn bazýlarýndan istediði sonuçlarý elde edemeyen Ýstanbul Teknik Üniversitesi, son kozlarýndan biri olarak, 13-14 Mayýs 2005 tarihleri arasýnda Orta Doðu Teknik Üniversitesi'nde düzenlenecek olan Türkiye Üniversiteler Yüzme Birinciliði'ne yüzme takýmýný çýkarýyor. Takým kadrosu þu isimlerden oluþuyor: Merve KAYNAR Burak FINDIK Levent DENÝZ Aybike MÝNDAN Tadao Deniz ÖZÝSTEK Þafak ALUS Olgu ÞENGÜL Feridun Emre DURSUN Roy Burak TAGARYAN Çaðatay KANAL Bahar Merve YILMAZ Maden Maden Ýþletme Fen-Edebiyat Gemi Ýnþaat Gemi Ýnþaat Makina Elektrik-Elektronik Ýnþaat Ýnþaat Mimarlýk i T Ü ’ D E K AY B O L A N S P O R : Ýnþaat fakültesinde tuvaletleri bulamadýðý için neredeyse bir dönem boyunca ders aralarýnda yemekhaneye gitmek zorunda kalanlardan mýsýnýz? Ya da Maslak' tan Ýngilizce veya tarih dersi için Taþkýþla' ya gidip sýnýfýnýzý uzunca bir süre ararken sanki düþman kýþlasýnda kapana kýsýlmýþ gibi hissedenlerden? Belki de Jeodozi ve Fotogrametri Mühendisliði böümünde okuyup kendisini geliþtirmek isteyenlerdensiniz. O zaman orienteering tam size göre bir spor demektir. Ýngilizce'de, haritaya bakarak nerede olduðunu bulma anlamýna gelen "orient" kelimesinden ismini alan orienteering (Türkçe kaynaklarda da genelde bu adla geçiyor. Bazý kaynaklarda kullanýlan oriyentýrýng kelimesini samimiyetsiz bulduðum ve bu kelimeyi Türkçeleþtiremediðim için bu ismi kullanýyorum), adýndan da anlaþýlabileceði üzere harita ve pusula kullanarak yön bulmayla ilgili bir spor dalýdýr. Yukarýda bahsedilen kiþilerden olmasanýz da, doðru yolu bulmak adýna (bunu istediðiniz anlamda alabilirsiniz) birçok faydasý olan orienteering sporuna kayýtsýz kalmamanýzda fayda var. Eðer herkes biraz orienteering yapmýþ olsaydý ne eski bir F1 þampiyonu olan Hakkinen 1999 Monaco yarýþýnda yanlýþ yola sapýp liderliðini kaybeder, ne de Kemal Sunal' ýn Davaro filminde canlandýrdýðý karakter Þener Þen'in mezarý baþýnda imamla kýble-hortum tartýþmasý yapardý. Orienteeringde amaç katýlýmcýlarýn harita ve pusula kullanarak, harita üzerine çizilmiþ olan kontrol noktalarýna sýrasýyla en kýsa sürede gitmeleridir. Her bir kontrol noktasýna vardýðýnda yarýþmacý oraya önceden yerleþtirilmiþ kaðýda iþaret koyar. Tüm noktalarda bu iþlemi en erken tamamlayan yarýþmacý kazanan olur. Orienteeringe "koþarken satranç oynamak" da denilebilir. Bu ifadeden bu sporda baþarý için hem fiziksel hem de taktiksel olarak iyi olmak gerektiði çýkýyor. Fiziksel özellikler orienteering de diðer sporlara göre daha geri planda kalýr. Orienteeringin bu özelliði yaþa, cinsiyete, fiziðine bakýlmaksýzýn her insanýn bu sporu bir arada yapabilmesine fýrsat verir. Bu sayede hem dede ve ninelerinizle, hem de ufak çocuklarla ayný parkurda rekabete girebilirsiniz. Tabii bu fazla tavsiye edilmiyor çünkü bir ufaklýk tarafýndan yenilmek sizi maskara edebilir. Orienteeringin dört çeþidi mevcuttur. Bunlarýn üçü ayak, kayak (yakýn zamanda kýþ olimpiyatlarýnda yer almasý söz konusu) ve dað bisikleti orienteeringidir. Son tür Orienteering ise engelliler içindir. Burada engelli olsun veya olmasýn herkese eþit koþullarda yarýþma imkaný verilir. Doðal olarak önemli olan hýz ve güç deðil, haritayla parkuru doðru olarak iliþkilendirebilmektir. Orienteeringin güzel yanlarýndan birisi gayet ucuz olmasýdýr. Ýhtiyacýnýz olan þeyler sadece bir harita, bir pusula ve uygun bir kýyafettir. Hatta coðrafya bilginiz yeterliyse pusulaya bile ihtiyacýnýz olmayabilir. " Ve sizi sarsmasýn diye arza yerinden oynatýlmaz daðlar; ve yolunuzu bulasýnýz diye nehirler yollar yerleþtirdi; ve daha (nice) iþaretler: (sözgelimi) yýldýzlar (ki onlar)la da insanlar yollarýný bulmaktadýrlar." Kuran'da ARI (Nahl) suresinin 15. ve 16. ayetleri olan yukarýdaki ifade, insanlarýn doðru yolu doðadaki çeþitli iþaretler yardýmýyla bulabileceðini söyler. Günümüzde araç gereçler bir yana, sporun yapýlacaðý yerler bile paralý. Hemen hepimiz halý sahalar (kaleciler hariç), yüzme havuzlarý, tenis kortlarý için para veriyoruz. Orienteering için ise böyle bir masraf söz konusu deðil. Okul bahçelerinden balta girmemiþ ormanlara kadar her çeþit bölge bu sporun yapýlabileceði alanlar kümesine giriyor. ÝTÜ'de ise büyük yüzölçümü, garip bir þekilde ayrýlmýþ bloklarý ve olmadýk yerlerden çýkan yarým katlarýyla Elektrik-Elektronik Fakültesi ideal bir yer. Fazladan harita çizmeye gerek yok zira fakültenin giriþinde hazýr bir tane var. Daha usta sporcular için ise mimarlýk fakültesini önerebiliriz fakat yarýþmacýlar biraz dikkatli olmalý. Örneðin 315 nolu dersliði bulayým derken bir daha hiç Güneþ’i görememek de var iþin ucunda. Bu sebepten dolayý bazý güvenlik önlemleri almanýz gerekir. Öncelikle yanýnýza bir düdük almalýsýnýz ki kaybolduðunuz zaman onu çalarsýnýz ve yerinizi belli edersiniz. Ancak eðer bir fakültedeyseniz düdüðü ders sýrasýnda çalmazsanýz iyi edersiniz. Aksi takdirde hiç bulunmamýþ olmayý dileyebilirsiniz. Bunun yaný sýra bir pusulanýz ve bir parça ekmeðiniz (kullanýmý için bkz. Hansel ve Gratel) de olmalý. Ekmeði kullanýrken etrafýnýzda fazla insan olmamasýna dikkat edin. Zira "Yemekle oyun olmaz" veya "Nimet yere atýlmaz" mantýðýndan dolayý dayak yiyebilirsiniz. Son olarak yarýþmayý bitirdiðinizde sað salim vardýðýnýzý yetkililere bildirmelisiniz. Nasýl aileniz bir yolculuktan önce "Yavrum, oraya vardýðýnda bizi ara!" diyorsa, ayný þekilde organizatörler de sizden böyle bir davranýþ bekliyorlar. Eðer oyun bittikten sonra kimseye çaktýrmadan giderseniz, yetkililer amacý sizi bulmak olan yeni bir oyun düzenlemek zorunda kalabilirler. Orienteering haritalarý genelde 1:15000 (1 cm = 150 m) Fotoðraf, IOF ORIENTEERING ve 1:10000 (1 cm = 100m) olmak üzere büyük ölçekli olarak çizilir. Haritalarda uluslar arasý standartlar olarak kabul görmüþ, mantýklý ve anlaþýlmasý uygun belli baþlý iþaretler kullanýlýr. Bu haritalarda referans olarak "gerçek kuzey" yerine "magnetik kuzey" kullanýlýr ve 5 çeþit renkten faydalanýlýr. Bunlardan siyah, insan eliyle yapýlmýþ alanlarý veya büyük kayalýklarý göstermek için kullanýlýr. Yeþil ve tonlarý ise aðaçlarýn ve bitki örtüsünün yoðunluðunu ve dolayýsýyla hareket kabiliyet seviyesini gösterir. Seyrek bitki örtüsünden yoðuna doðru giderken yeþil tonlarý koyulaþýr. Kahverengi yer þekillerini göstermeye yararken, mavi ise su ve türevlerine (deniz, nehir, göl) iþaret eder. Sarý rengin kullanýmý ise aðaçsýz arazilerin varlýðýna kanýttýr. Kýrlar, çalýlýklar, fundalýklar vb sarý ile gösterilir. Eektronik hocalarýmýzdan birisi Ýskandinav ülkelerinde nüfus-yüzölçümü oraný düþük olduðundan ve insanlar birbirlerinden uzak yaþadýðýndan haberleþme teknolojilerinin bu ülkelerde daha çok geliþmiþ olduðunu söylemiþti. Ayný þekilde ormanlarýn çok olduðu ve insanlarýn daðýnýk þekilde yerleþtiði bu bölgelerde insanlarýn yön bulma ihtiyaçlarýnýn diðer bölgelerdekilere nazaran daha çok geliþtiðini söyleyebiliriz. Dünya orienteering sýralamasý da bu savý destekliyor. Erkeklerde ilk 25 sporcunun 19' unun, bayanlarda ise ilk 25 'in 14' ünün iskandinav olmasý tesadüf olmasa gerek. Türkiye ise henüz emekleme aþamasýnda. Ülkemiz hem erkeklerde hem bayanlarda son sýralara demir atmýþ durumda. Ülkeler sýralamasýnda ilk beþ þöyle: Erkekler 1. Finlandiya 2. Ýsviçre 3. Norveç 4. Ýsveç 5. Büyük Britanya Bayanlar 1. Finlandiya 2. Ýsveç 3. Norveç 4. Çek Cumhuriyeti 5. Ýsviçr Her ne kadar orienteering yön bulma, yani bir bakýma kaybolmama sporu olsa da, maalesef bu spor dalý adeta kendisiyle çeliþerek Ýstanbul Teknik Üniversitesi' nde kaybolmaya yüz tutmuþtur. Geçen yýllarda bir rakip gazete (Hürriyet) sponsorluðunda bir orienteering organizasyonu düzenlenerek ÝTÜ'de bu sporun altýn çaðý yaþanmýþ, fakat tüm ilgili öðrencilerin mezun olmasýyla orienteeringcilerin nesli tükenmiþtir. Daha fazla kaybolmamak ve ÝTÜ' de bu sporu yaþatmak istiyorsanýz spor bölümünden Araþtýrma Görevlisi Bülent Arslantaþ' la baðlantýya geçin. Serhat Selçuk Bucak [email protected]
Benzer belgeler
Araç Üretimi - Ae2 Project
Bu sitenin temel amacý bir ÝTÜ’lünün üniversite yýllarýnda yaþadýklarýný,
anýlarýný, arkadaþlarýný seneler sonra da hatýrlamasýný saðlayabilecek bir
internet yýllýðý oluþturmak. Bu site ÝTÜ’yü tems...
Antik Kentte Çırpınış - Arıyorum İTÜ Gazetesi
Ýstanbul Teknik Üniversitesi Adýna Yayýn Sahibi: Prof. Dr. Erkin Nasuf
Genel Yayýn Yönetmeni: Y. Doç. Dr. Beyza Taþkýn
Yayýn Danýþmanlarý: Prof. Dr. Fuat Anday, Prof. Dr. Bihrat Önöz, Doç. Dr. Yüks...