Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep`ten
Transkript
Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep`ten
editör Bir ay önceki yazımızda “Sıcak günlerden geçiyoruz…” demiştik. Meteorolojik durumun ötesinde, ülke genelindeki siyasal durum maalesef çok sıcaklaştı ve hararet giderek de yükseliyor. Hadi adını da açıkça koyalım: Terör, hortladı. Neredeyse her gün çatışmalar ve ölüm haberleri izliyoruz medyada. Yani, söylemeye dilimiz varmıyor ama; Ülkemizin geldiği nokta çok üzücü, yangın hızla büyüyor. Yaşanan acılar bir yandan; yavaşlayan ekonomi, yükselen maliyetler, çıldırmış döviz kurları… Böylesi bir durumda, konu başlıklarımız ne olabilir diye düşünüyorum. Yazılacak güzel şeyler bulamıyorum! Ama her şeye rağmen sağlam durmalıyız tabii ki. Sadece kendimize dair geleceği değil, çocuklarımıza,torunlarımıza dair geleceği de düşünmeliyiz. Onların da yapacağı ve yaşayacakları çok şey olacak. Bizim görev ve sorumluluğumuz da, onlara mümkün olan en iyi şartları bırakmak. Bu şartların en önemlisi çocuklarımıza; Ayırmayı, kayırmayı, bölmeyi değil, sevgiyi, saygıyı, birliği, beraberliği, paylaşmayı ve kardeşliği bırakmak. Evvet acıların yaşandığı zor günlerden geçiyoruz. Çok üzülüyoruz. Ne yapabiliriz.. hayat devam ediyor ve bizim de önümüzde yapılacak işlerimiz, gerçekleştirecek projelerimiz, ulaşılacak hedeflerimiz var. Örneğin, TOK-Otomatik Kontrol Türk Milli Komitesi’nin 10 – 12 Eylül tarihleri arasında Denizli’de yapılacak olan “TOK 2015” toplantısı. Geçen ayki yazımızda da değindiğimiz üzere, TOK, “Ülkemizde kontrol teorisi ve uygulamaları, robotik ve otomasyon alanlarında çalışan araştırmacıları daha etkin bir iletişim ortamında buluşturmayı amaçlayan” çok önemli bir kuruluş. Bu sene 17.’si gerçekleşecek olan TOK toplantılara de her yıl ülkemizin saygın üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı ile kamu kuruluşu ve özel sektörden çok sayıda firmayı bir araya getirerek, taraflar arasında fikir ve işbirlikleri oluşmasına zemin hazırlıyor. Bugüne kadar sürekli yükselen bir verimlilik grafiğine sahip bulunan TOK toplantılarında bu yıl da bildiri sayısında çok önemli bir artış gözlenmiş. Yapılan hakem incelemeler ve elemeler sonucunda 250’ye yakın çok değerli bildirilerin sunulması kabul görmüş. Öyle ki, özel davetli konuşmacılar ile bu yıl TOK’ta başarının zirve yapması beklenmekte. “TOK 2015”in detay bilgilerine http://tok2015.pau.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Biz Endüstri&Otomasyon Dergisi olarak tabii ki, Dünya Harikaları’ndan biri olan Pamukkale travertenlerinin de bulunduğu Denizli’deki TOK toplantısına katılacağız. Toplantı izlenimlerimi gelecek sayımızda siz değerli okurlarımıza aktarmaya çalışacağım. İlgili tüm Dostlar ile orada buluşacağız. Elbette sizi de bekliyoruz. Çok değerli, çok saygın bir buluşma. Bu ayki Sektör Dosyaları’mızda “Bina Otomasyonu” alanına eğildik. Türkiye’de Bina Otomasyonu sektörüne genel bir bakışın yanı sıra, teknik verilerle desteklediğimiz bu alan bilgileri, umarız size de fayda sağlar. EKSEN Yay›nc›l›k Fuarc›l›k Tan›t›m Hiz. Ltd. fiti. Ad›na imtiyaz sahibi ve Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü Turan Türkmen turan@eksenltd.com Genel Yayın Yönetmeni: Prof. Dr. Ya€mur Denizhan denizhan@boun.edu.tr Reklam ve Halkla İlişkiler Md.: Birsen Salman birsen@eksenltd.com Yayın Kurulu: Prof. Dr. Abdülkadir Erden / At›l›m Üniversitesi Mekatronik Müh.Böl.Bşk. Prof. Dr. Metin Gökaflan / ‹TÜ. Kontrol Müh. Böl. Bflk. Prof. Dr. Galip Cansever / Y.T.Ü. Elektrik Elektronik Müh. Fak. Dek. Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık giray@eksenmedyagrup.com Yayın Danışmanları: Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy / Gebze ‹leri Tek. Ens. Rek. Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl. Prof. Dr. Ersin Tulunay / ODTÜ Prof. Dr. Göksel Demirer / ODTÜ Çevre Mühendisli€i Prof. Dr. Güven Önbilgin / 19 May›s Üniversitesi Prof. Dr. Mübeccel Demirekler / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Muammer Ermifl / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Savafl Ayberk / Kocaeli Ü. Çevre Müh. Böl. Bflk. Prof. Dr. Tuncel Özden / TÜB‹TAK Enst. Analiz Lab. Böl. Bflk. Prof. Dr. U€ur Çeltekligil / Sakarya Üniversitesi Prof. Dr. Seta Bogosyan / ‹TÜ. Kontrol Müh. Böl. Prof. Dr. Yusuf Tan / Bo€aziçi Ü. Medical Engineering Prof. Dr. Kemal Leblebicio€lu / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Doç. Dr. ‹. Hakk› Çavdar / Karadeniz Teknik Ü. Doç. Dr. Yusuf A. Uskaner / Özçelik A.fi. Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl. Yrd. Doç. Dr. Sibel Uluda€ Demirer / Çankaya Ü. End. Müh. Böl. Dr. Mehmet Çevik / Dal Engineering Dr. Müh. Ahmet Dinçer / Bosch Rexroth A.fi. Sevtap İnan / Siemens M. Halil Başaran / Rockwell Otomasyon Levent Fadıloğlu / Schneider Cengiz Meriç / Hipafl Emin Olcay / Akbil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Göktu€ Gür / Schneider H. Cengiz Celep / Entek Otomasyon Hasan Basri Kayak›ran / Emf Motor ‹brahim Erkan Yenel / Norm Enerji ‹smail Obut / Hidroser Mahmut Bertan / Weidmüller Niyazi Sar›maden / Medel Oral Avc› / Piomak Özkal Güner / Schneider Electric Sedat Sami Ömero€lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoenix Contact fiahnur Agaik / GSD Osman Kutan / ABB Talat Avc› / P›nar Müh. T. Hakan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk. Tuncay Soydafl / Festo Yavuz Çopur / Pilz Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik Tolga Bizel / Mitsubishi Electric Hakan Aydın / Mitsubishi Electric Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik Tunç Atıl / HKTM Teknik Editör: Editör: Grafik Tasarım: Emeç Erçelik editor@eksenmedyagrup.com Alper Öz editor@eksenmedyagrup.com Taluy Denizhan info@eksenmedyagrup.com Şükran Pala sukran@eksenmedyagrup.com Ülgen Güneş ulgen@eksenmedyagrup.com Artun Armutcu artun@eksenmedyagrup.com Esra Satır esra@eksenmedyagrup.com Reklam Koordinatörü:Cahide Avflar Demir cahide.avsar@eksenmedyagrup.com Halkla İlişkiler ve Tanıtım: Onur Narinoğlu onur@eksenmedyagrup.com Abone ve Mali İşler: Şerife Yılmaz finans@eksenltd.com Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın info@eksenmedyagrup.com Temsilciliklerimiz: Nejat Coflkun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹NG‹LTERE info@nejatdesign.co.uk Metin Yavuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - ALMANYA metin.ya[email protected] ‹zmir Temsilcili€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30 Merkez: EKSEN Yay›nc›l›k Fuarc›l›k Tan›t›m Hiz. Ltd. fiti. Meflrutiyet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440 Beyo€lu-‹stanbul / TÜRKİYE Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24 E-mail: info@eksenmedyagrup.com www.eksenmedyagrup.com Daha güzel yarınlar dileğiyle… Baskı: Doğa Basım Yıllık abonelik: 100.- TL. Turan Türkmen Yıllık yurtdışı abonelik: 100 Euro Endüstri ve Otomasyon Yayg›n süreli bir yay›nd›r, Ayda bir yay›nlan›r Dergimizde yer alan ilanlar›n sorumlulu€u ilan verenlere, makalelerdeki fikirler ve yorumlar yazarlar›na aittir. Tüm haklar› Eksen Yay›nc›l›k’a ait olup, izinsiz kullan›lamaz ve yay›nlanamaz. Eksen Yay›nc›l›k; bas›n ve yay›nc›l›k ilkelerine uymay› taahhüt eder. ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ ENDÜSTRİYEL OTOMASYON SANAYİCİLERİ DERNEĞİ ÜYESİDİR. 12 ÜRÜN ve UYGULAMALAR Enerji Tüketiminde Daha Fazla Şeffaflık Phoenix Contact ■ Hassas Kızak Hareketi Turck ■ Dahili Titreşim Sönümleme ile Daha Fazla Verimlilik Schunk IO-Linkle Akıllı Sensör Çözümleri Wago ■ Akıllı Binalarda Kapsamlı Enerji Yönetimi Için Kompakt Veri Toplayıcı Beckhoff ■ ■ CNC Takım Tezgahları Için Performanslı ve Ekonomik Bir Çözüm Siemens Endüstriyel Mobilite: Yeni Normal Rockwell ■ ■ Statikten, Dinamik Emniyete Pilz 49 ■ Push-in Bağlantılı Yüksek Akım Klemensleri Phoenix Contact ■ Mükemmel Algılama İçin CMOS Sensörler Entek Otomasyon Dosya ve Makale ■ Bina Yönetim Sistemi Schneider ■ Bina Otomasyonu Türkiye’de Nerede? ■ ■ Bina Otomasyonuna Akademik Bir Bakış ■ Geleceğin Binaları İçin Bir Enerji İşletim Sistemi 74 ÜRÜNLER ■ Schunk Dahili Titreşim Sönümleme İle Daha Fazla Verimlilik ■ MItsubIshI ElectrIc Küçük Ölçekli İşletmelerin İhtiyaç Duyduğu Sade, Çok Yönlü ve Ekonomik Kontrol Sistemi ■ Esit ■ ABB Akıllı Yaşam: Basit, Bir O Kadar Da Mükemmel ■ Beckhoff Panel PC, Danfoss’un Akıllı NovoCon™ Aktüatörlerini Kontrol Ediyor Bulut Bağlantı ■ Wago Bina Otomasyonunda Kontrolörler ■ Pilz PASmsi – Emniyet Doğrulaması Için Mobil Uygulama 106 HABERLER ■ Necdet Eraslan Proje Yarışması’na Başvurular Başladı ■ Fabrika Otomasyonunda İleri Teknoloji, Sürdürülebilir Ve Yenilikçi Çözümler ■ SCHUNK, Volkswagen “Yetkili Tedarikçilerinden” Biri Olarak Seçildi ■ Dünyaca ■ Türkiye, Ge Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi İle Ortadoğu Bölgesinin Ekipman Bakım Merkezi Olacak Ünlü Profesörler Otomasyon Sektörünü İTÜ’de Değerlendirdi Ürün ve Uygulamalar Enerji Tüketiminde Daha Fazla Şeffaflık Phoenix Contact www.phoenixcontact.com ■ Enerjinin tasarruflu kullanımı, sınırlı olan kaynaklarımızın kullanımını azaltır ve çevreyi korur. Sürekli artan enerji fiyatları imalat sanayindeki enerji tüketimininin azaltılması hususunu rekabetçi bir faktör haline getirmiş bulunuyor. Enerji tasarrufu uygulamalarını hayata geçirebilmek için enerji tüketiminin ölçülebilir olması gerekmektedir Bunun temelinde enerji akışını sürekli izlemek, kaydetmek ve analiz etmek yatmaktadır. Prosesi optimize etme önlemleri, kaydedilen veriler değerlendirilerek elde edilir. Bu yüzden verimli enerji yönetimi çeşitli makine ve tesis seviyelerindeki elektrik parametrelerinin belirlenmesine dayanır. Phoenix Contact ölçülen değerleri elde etmek için gereken bir dizi cihaz sunuyor. EMpro enerji ölçüm cihazları, makine ve sistemlerinin tüm elektriksel parametrelerini toplar ve izler. Bu cihazlar takılabilir haberleşme modülleri üzerinden ağ ve fieldbus sistemlerine entegre edilebilirler. Bu şekilde, ölçülen tüm değerler hem merkezi hem de lokal olarak sunulur. Eklenebilir fonksiyon modülleri, kullanıcılara EMpro cihazlarını uygulama gereksinimlerine göre uyarlayabilmelerini sağlar. Cihazlar gerilim, akım, güç seviyeleri ve güç faktörleri gibi ilgili tüm elektriksel parametreleri öl- 12 çer ve daha sonra enerji tüketimini değerlendirirler. Dahası ölçüm cihazları hat kalitesini belirlemek için karakteristik değerleri, örneğin hat frekansı gibi voltaj ve akımların harmonik içeriklerini analiz ederler (Şekil 1). Ölçülen Değerler ve Cihaz Konfigürasyona Doğrudan Erişim Kullanıcılar meşakatli bir biçimde herhangi bir menü yapısı içinde ilerlemek zorunda kalmadan, işaretli butonlar sayesinde kayıtlı ölçüm değerlerine erişebilirler. Konfigürasyon modunda kullanıcılar, aynı butonları kullanarak menüler yardımı ile cihazlarını yapılandırabilirler. Eğer ilave modül kullanılmış ise cihazın konfigürasyon menüsü de otomatik olarak genişler. Bu, kullanıcıların ölçüm cihazı ile yeni işlevler ya da iletişim seçeneklerini yapılandırabilecekleri anlamına gelir. Özellikle Ethernet bağlantısı ilginç avantajlar sağlar. Ethernet modülüne kullanıcıların bir ofis PC’sinden ölçülen değerleri sorgulamalarına veya cihazı yapılandırmalarına olanak tanıyan bir web sunucusu entegre edilmiştir. Bunun için hiçbir özel yazılım gerekli değildir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Şekil 1 - EMpro ürün ailesi, farklı ihtiyaçlara hitap edecek üç enerji ölçüm cihazını içermektedir. Ürün Gamı Mevcut EMpro ürün ailesi üç ölçüm cihazından oluşuyor. EEM-MA250 versiyonu doğrudan makine kontrol kabinlerine monte edilebilir ray monteli kompakt bir cihazdır. Cihazın maksimum ölçme gerilimi 500 V AC‘dir. EEMMA250 bir RS485 arayüzüne sahiptir; ancak bu haberleşme arayüzü gerekli değilse, EEM-MA200 versiyonu da mevcuttur. Entegre dijital çıkış bir alarm olarak - bir elektriksel parametrenin eşik değeri aşıldığında - ya da aktif veya reaktif güç ölçmek için bir darbe girişi olarak konfigüre edilebilir. Cihaz harici bir kontak üzerinden değişen çift tarife sayaç fonksiyonunu içerir. 51. Harmoniğe kadar harmonikler tespit edilir. Ön panel montajı için evrensel ölçüm cihazı olarak EEMMA400, 500 V AC ölçülü bir gerilime kadar sahip olan standart ölçüm uygulamaları için uygundur. 51. harmoniğe kadar kayıt yapan bu cihaza ayrıca RS485 haberleşme modülü takılabilmektedir. EEM-MA600 kullanarak, 700 V AC ‘ye kadar gerilimler harici bir trafoya ihtiyaç olmadan ölçülebilir. Bu cihaz 63. harmoniğe kadar algılar ve harmonik analizi gerçekleştirebilir. EEM-MA600 bir RS485, Profibus veya Ethernet haberleşme modülü ile genişleyebildiğinden dolayı farklı iletişim yapıları içine entegre edilebilir. Phoenix Contact ayrıca EEM-MA600 için bir gateway modülü sunmaktadır. Bu, master görevini yapacak şekilde ölçüm cihazının doğrudan Ethernet ağına bağlı olması anlamına gelir. Genişleme modülüne entegre web sunucusu, master’ın yanı sıra slavelerin de sorgulanması ve yapılandırılmasını sağlar. RS485 arabirimi üzerinden 246 slave’e kadar – EEM-MA250 veya EEM-MA400 –bağlantı kurulabilir. (Şekil 2). Fonksiyonel Genişleme Seçenekleri EEM-MA600 performans kapsamını daha da artırmak için ek fonksiyon modülleri mevcuttur. Dijital giriş/çıkış modülü, analog çıkış modülü, sıcaklık ve bellek modülü vardır. EEM-2DIO-MA600 dijital genişleme modülünde iki dijital giriş ve iki dijital çıkış vardır. Girişler puls sayaçları olarak kullanılabileceği gibi, çıkışlar her ölçülen parametre için eşik değer anahtarları olarak konfigüre Şekil 2 - EMpro haberleşme modülleri, EEM-MA600 ölçüm cihazını farklı iletişim ağlarına esnek bir biçimde entegre edebilir. edilebilir. Analog EEM-2AO-MA600 çıkış modülü elde edilen parametreleri standart 0-20 mA veya 4-20 mA sinyallere dönüştürür. EEM-TEMP-MA600 sıcaklık modülü, -20°C’den 150°C’ye kadar sıcaklık aralığını ölçmek için üç adet PT100 sıcaklık sensörünün bağlanmasına imkan verir. PT100 sensörleri iki, üç ya da dört telli olabilir. Cihazın içine entegre bir sıcaklık algılayıcı ayrıca etkili olarak ortam sıcaklığı ve modülün kontrol kabini içindeki sıcaklığı ölçer. Son olarak EEM-MEMO-MA600 bellek modülü, ölçülen değerler ve alarmları arşivlemek için kullanılır. Örneğin aktif güç, her 10 dakikada bir örnek alındığı takdirde 62 gün kaydedilebilir. Kapsamlı Ağ Yapıları EMpro ölçüm cihazları RS485 haberleşme modülleri ile birleştirildiği zaman maksimum 1200 metre veri transfer mesafesine ve 31 ölçüm cihazına kadar bağlantı kurulabilir. Bununla birlikte, RS485 sistemleri saf bir hat topolojisi ile sınırlıdır. Yapılandırma ve kapsamlı ağ yapıları veya daha uzun mesafelere veri aktarımını kullanmak için tekrarlayıcılar (örneğin Phoenix Contact PSI ürün ailesinden biri) kullanılır. Bu, ölçüm cihazlarının sayısı ile birlikte veri transferi uzunluğunun da artışını sağlar. Sonuç olarak, kullanıcılar, ağaç ve yıldız topolojileri gibi farklı kurulum kavramlarını uygulayabilirler. Bir ILC 1xx küçük PLC sistemi her EMpro cihazından bu bilgileri toplar ve bir SQL veritabanına girer (Şekil 3). ENDÜSTRİ OTOMASYON 13 Ürün ve Uygulamalar Şekil 3 - Elektriksel parametreler yerel ve merkezi olarak izlenmektedir. Güvenilir Veri İletimi Eğer enerji verisi merkezi olarak izlenmek isteniyorsa, kullanıcılar EMpro ölçüm cihazları ve ana kontrol odası arasında çeşitli ağ yapıları kurabilir. Phoenix Contact, zorlu endüstriyel ortamlarda yüksek veri hızlarında enerji verilerinin güvenilir aktarımını sağlamak için ek ağ bileşenleri sunar: • Uzak makine ve sistemlere veri bağlantısı için çeşitli endüstriyel modemler • Seri verilerin Ethernet ağlarına çıkışı için Comserver • Seri Fieldbus ve Ethernet uygulamalarına gürültüsüz veri transferini sağlamak için fiber optik kablo dönüştürücüleri (Şekil 4). Daha önce belirtildiği gibi bir RS485/Ethernet gateway kullanılırken, EEM-MA600 cihazı master olarak doğrudan Ethernet ağına bağlanabilir. Bu kurulum bir RS485 arayüzü üzerinden slave olarak 246 EMpro ölçüm cihazının bağlanmasına olanak sağlar. Gateway üzerinde entegre olarak bulunan web server, hem yapılandırma hem de görselleştirme amacıyla kullanılabilmektedir. Sonuç EMpro ölçüm cihazları endüstriyel ortamlarda elektrik parametrelerin toplanması ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılabilir. Takılıp çıkartılabilen haberleşme ve fonksiyon modülleri sayesinde farklı uygulamalar ve ağ yapılarına entegre edilebilirler. Kullanıcılar bir düğmeye basarak ölçülen değerleri görebilirler. Menü rehberliği sayesinde aygıt yapılandırması basit bir işlem haline gelir. Şekil 4 - Çeşitli ağ yapıları uygulanabilir. 14 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Hassas Kızak Hareketi Turck www.turck.com.tr Turck, Precitrame firması için M8 konnektörlü Özel bir Li sensör geliştirmiştir. ■ Turck’un Li-Q17 kompakt lineer pozisyon sensörü, Precitrame Machines SA firmasının dönel CNC transfer makinesinin içindeki takım kızağının hareketini kararlı bir şekilde ölçmektedir. “Saat vadisi – Hassas ülke” , İsviçrede’ki Jura bölgesi içindeki vadinin kendinden emin adıdır. Ve haklıdırlar, İsviçredeki saat yapımı endüstrisinin %90’ı bu bölgede yoğunlaşmıştır.Biel genellikle İsviçre saat endüstrisinin başkenti olarak adlandırılır. Örneğin, 53,000 nüfuslu bu kasaba, saat üretiminin devleri Swatch Grup ve Rolex’in de merkezidir. 16 Yakın bir şey : The Li-Q17 , standart tezgah modülünün içinde kızağın sol tarafına monte edilir Tramelan’da genel merkezde görev yapmaktadır. Günümüzde Bernese Jura CNC işleme merkezleri üretimi nedeniyle, otomotiv tedarikçileri, haberleşme ve medikal teknoloji şirketleri ve yanı sıra saat yapımı endüstri açısından oldukça değerli bir bölgedir. İsviçrelilerin en kuvvetli yönlerinden biri hassas ve esnek makineleridir. Tipine bağlı olarak makineler, sıcaklık değişimi nedeniyle takılması ve değiştirilmesi amacıyla kendi tezgahlarına sahiptir ve işlenecek parçanın istenen tolerans değerleri arasında kalması için işleme üniteleri yeniden ayarlanır.Makinenin modüler tasarımı tezgahın iyileştirilmesi ve işlenecek parçaların taşınmasını kolaylaştırır. Makine üreticisi Precitrame SA, Tramelan’da, Biel’den çok da uzak olmayan bir yerdedir. Bu şirketin kökenleri de saat yapımı endüstrisine dayanmaktadır.Ancak 80’li yılların başlarında Precitrame için saatin hareketli parçaları için uygun işleme merkezleri bulmak bir sorun idi. Yüksek hassasiyette makineler mevcut olmasına rağmen, bileşenlerin her zaman işleme merkezinin ayrı yerlerine sabitlenmesi gerekiyordu ve bu da hassasiyeti azaltmaktaydı.Precitrame bu nedenle bir kaç işleme merkezinden oluşan kendi dönel transfer makinesini geliştirdi. Burada işlenecek parka bir kez sabitlenir ve bir işlemeden diğerine tamamıyla işleninceye kadar makine tarafından transfer edilir . Memnun kalınmayan önceki sensör seçimleri Şirketin kendi gereksinimleri için bu makinenin üretimi hiç durmadı. Rakipler ve diğer endüstriyel sektörlerden firmalar bu dönel transfer makinesiyle ilgilenmeye başladılar. 2001 yılında saat yapımı işi terk edilip makine imalatı alanine yöneldiler. O zamandan beri Ebauches Micromécanique Precitrame SA (EMP), hareketli saat parçaları üretmekte, Precitrame Machines SA ise CNC transfer makinesi ve diğer makineleri üretmektedir. Bu gün, Precitrame Machines SA dünya genelinde 160 çalışana sahiptir, bunların 140 tanesi Burada sıkma sistemi bir tezgah üzerinde ileriye ve geriye doğru hareket eder. Bu hareket mutlaka ölçülmelidir. “Uzunca bir süre oprasyon boyunca jhareketi sınırlamak için yaklaşım sensörü kullandık. Kızağı DC motorumuzla sensör algılayıncaya kadar hareket ettirdik. Precitrame’de elektrik tasarım ekibinin lideri Daniel Kunz, tezgahın hareketini algılamak için alternative çözüm arayışlarının nedenini açıklarken “Bu çözümdeki sorunumuz hızlı hareket ettiremeyişimizdi öte yandan kızak, mekanik sınırlara çarpabiliyordu.” diye açıklıyor. CNC transfer makineleri 4 ila 20 istasyon ile donatılmıştır. Besleme ve boşaltma istasyonun yanında ünitelerin her biri işlenecek parçanın freze, delme ve kesme işlemleri için genişleyebilir sıkma sistemine sahiptir.Bu modüllerin her biri için . kontrolör sıkma sisteminin gerginliğini, düzgün çalışıp çalışmadığını ve işlemenin bitişini tespit etmelidir. Ancak o zaman dönel indeksleme tablosu dönebilir ve işlenecek parçaların tümü serbest kalabilir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Yakın bir şey : The Li-Q17 , standart tezgah modülünün içinde kızağın sol tarafına monte edilir Kunz “Ardından tüm hareketin izleyebileceğimiz bir lineer pozisyon sensörü baktık. Ancak, kullandığımız ilk manyetik pozisyon sensörü önemli dezavantajlara sahipti” diye devam ediyor. İlk olarak, sensör , kızağın tüm hareketi boyunca lineer bir sinyal sağlayamıyordu. Son bölgenin , son beş milimetresinde lineer bir sinyal çıkışı yoktu. First of all, the sensor did not supply a linear signal over the entire travel of the slide. The last five millimeters at the end areas were not output as a linear signal. Bu tam olarak ilgili pozisyonları tespit edemediğimiz anlamına geliyordu. Dahası, 400 serisi transfer makinelerinde bir senkron motorun sensöre yakınlığı nedeniyle manyetik sensörde sık sık sorunlar oluştu. Orjinal sensörün ölçüm değeri herhangi bir sıcaklık kararlığı da göstermiyordu. “Bir önceki sensörün doğruluğunun yeterli olmadığı çok açıktı. Elektrik motorunun etkisi nedeniyle alternative bir sensör aramaya başladık diye açıklıyor Kunz Elektrik tasarım ofisi toplamda 10 yıl kadar optimum sensmr çözümünü aramış. Potansiyometrik lineer pozisyon ölçümü ve bir endüktif sensörle geçiştirilen karma bir çözüm inandırıcı sonuçlar doğurmadı. Araştırmalar sonucunda Kunz ve iş arkadaşları Turck’un Li lineer pozisyon sensörleriyle tanıştılar. Li sensör, endüktif bir sistem olarak çalışmaktadır ve mıknatısı yoktur böylece manyetik alanlara ve bozunmalara karşı yüksek derecede bağışıklığa sahiptir. Precitrame ilk olarak Q25 gövdeli Li sensörü test etti. Ancak, sınırlı ve dar alan nedeniyle montajı oldukça zordu. Daha kompakt bir versiyon olan Q17 optimum çözüm olduğunu kanıtladı. Kunz iki ana kriteri vurgulayarak “Kompakt tasarım ve basit öğretme özelliği Li sensörün bizim için en ömenli faydalarıdır “ demektedir. Mevcut bağlantı çözümleriyle uyumlu olması için Turck, Precitrame firmasına özel tümleşik M8 konnektörlü bir sensör çeşidi geliştirdi. Bu ürün normalde standart olarak bir kablo ucunda M12 pigtail soketle üretilmektedir. Bir butona basarak basitçe öğretme Precitrame’in standart tezgah modüllerinde , lineer pozisyon sensörü 100 milimetrenin tamamını algılamak zorunda Precitrame bu cihazı , çalışanların gerekli 55 milimetre ölçüm mesafesini butonlara basarak öğretebilmesini sağlamak için yapmıştır. 400 serisi makinelerde işlenecek parka tutucuları parçaları serbestçe işleyebilmek için dönel bir eksene sahiptir. Turck’un Li-Q17 lineer pozisyon sensörü sıkıcıyı algılar ve taşıyıcı serbest bırakır. değil. Precitrame’de tüm sensörler için 55milimetrelik bir ölçüm mesafesi düşünülebiir. Pozisyonlama modülünün herhangi bir yüksek çözünürlüklü analog/dijital çeviricisi yoktur. Kunz “ öğretme özelliği , kısa mesafelerde dahi, sensörden gelen 4-20 miliamperin tüm çözünürlüğünü almamızı sağladı ve hassasiyet kaybolmadı” diye açıklamaktadır. Bunu yapmak için çalışanlarımız, her bir Li sensöre özel tasarımlı bir öğretme standı yerleştirdi ve ölçüm noktaları iki butona basılarak öğretilebilmektedir. Olukça iyi 12-bit çözünürlüğünün ve bize gereken manyetik alan bağışıklığının yanı sıra Li-Q17 sensörler, etkileyici bir sıcaklık hassasiyeti sunmaktadır. Sıcaklık sapması - -25 ila 70 derece çalışma aralığının üzerinde Kelvin başına 0.01’den azdır. Günümüzde Precitrame , 300 ve 400 serisi dönel transfer makinelerinde- makinenin büyüklüğüne bağlı olarak 4 ila 20 adete kadar- Li sensörleri standart olarak kullanmaktadır. Sensörler, işlenecek parçanın mil üzerinde sıkılmış veya serbest mi olduğunu kontrolöre bildirmektedir. Bazı makine tipleri için ortalama pozisyonunda algılanması gerekmektedir ve bu analog çıkış sinyali ile sorun oluşturmamaktadır. Turck sensörlerin yüksek çözünürlüğü sayesinde, makine haraketini daha dinamik bir şekilde tamamlayabilmekte, böylece çevrim süresi azalmaktadır. Daniel Kunz şöyle özetliyor “ Bu sensörlerden çok memnunuz. Tüm ihtiyaçlarımızı karşılıyor”. ENDÜSTRİ OTOMASYON 17 Ürün ve Uygulamalar Dahili Titreşim Sönümleme ile Daha Fazla Verimlilik Schunk www.tr.schunk.com ■ Büyük miktarda hassas torna parçaları üreten üreticiler, Geleneksel taret ve arayüzler için üç farklı çözüm bir çok faktörü göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Toleranslar ve yüzey kalitesi kusursuz olarak korunmalı; kurulum zamanı, ölü zaman ve takımların aşınması azaltılmalıdır. SCHUNK, sunduğu TENDOturn hidrolik genleşmeli takım tutucular ile bunların tamamının uygulanabilmesini sağlar. İş bağlama teknolojisi ve tutucu sistemleri lideri SCHUNK, en son üretilen takım tutucusunda hazırlanma işlemini daha da basitleştirdi. SCHUNK TENDOturn’de üç tip bağlama çeşidi mevcuttur. 1. Çözüm komple VDI bağlantılar için olan çözümdür. VDI 25, VDI 30 ve VDI 40 bağlantısında sunulan takım tutucularda sıkma çaplarında 12 mm, 30 mm ve 32 mm sıkma çapı bulunmaktadır. 2.çözüm komple silindir, tahrikli takımlara uygun çift genleşmeli olan sıkma sistemidir. Sıkma çapı kombinasyonları 20/12 ve 25/20’dir. Bu versiyonda iki vidanın tahriğiyle hem kesici takım tutucusuna hem de takım tutucu torna tezgahı taretine bağlanabilir. Üçüncü çözüm de, tüm torna tezgahlarında genel olarak kullanılan Weldon bağlama sistemidir, fakat bu Weldon sisteminde hidrolik takım tutucu sisteminin avantajlarını kullanmaktadır. ER tutucu kullanıcıları SCHUNK TENDOturn’e geçtikten sonra etkileyici başarılarını ifade ediyor. SCHUNK TENDOturn; salgı ve tekrarlanabilirlik hassasiyetinin 0.003 mm’den az ve sürekli olması, kolay takım değiştirme, olağanüstü titreşim sönümleme, sayısız makina spindel tipine uyumluluğu ve birçok takım şaftına uygun olması gibi sayısız fayda sağlar. Takım tutucular işleme sırasında titreşimleri minimize ederek takımın kesici ucunda aşınmanın azalmasıyla sonuçlanmaktadır ve bu da takımın ömrünü uzatır. Yüksek kalitede makinalar kullanırken takım tutucular için yapılan yatırım kısa sürede kendini amorti eder. Üstelik, imalat devamlılığı artarken can sıkıcı tekrar ayarlamalara gerek kalmaz, ıskartaya çıkma oranı düşer, makinanın durma süresi azaltılır. Uğraştıran takım ayarlaması yerine SCHUNK TENDOturn ile takım değişimi operatör az deneyimliyken bile çok kolay şekilde yapılır. Sıkma vidası bir alyan anahtarıyla dibe ulaşıncaya kadar döndürüldüğünde, yüksek hassasiyete sahip takım tutucu kullanıma hazırdır. Takım tutucu eksenel boy ayar vidası rahat bir şekilde ayarlanır. Takım tutucunun boyutlarının kompakt olması nedeniyle makina içinde kusursuz bir şekilde kullanılabilir. Yüksek tutma kuvvetine ve hassas sıkmasına bağlı olarak yaygın bir şekilde döndürülebilir, tutuculara ve delik katerlerine uygundur. SCHUNK TENDOturn uygulaması Geleneksel iş bağlama sistemleriyle karşılaştırıldığında SCHUNK TENDOturn yüzey kalitesini %300’e kadar iyileştirir. 18 ENDÜSTRİ OTOMASYON SCHUNK TENDOturn DKE + DSE SCHUNK TENDOturn delik kater tutucusu sıkma ekipmanı (solda), canlı takımlar için sıkma ekipmanı (sağda) ve VDI arayüzüne komple çözüm olarak mevcuttur. Sıkma işlemi SCHUNK TENDOturn takımların çok çabuk, güvenli ve hassas bir şekilde sıkılmasını sağlar. Ürün ve Uygulamalar CNC Takım Tezgahları İçin Performanslı ve Ekonomik Bir Çözüm Siemens www.siemens.com.tr ■ SINUMERIK 808D Advanced CNC Router makinaları için biçilmiş kaftandır. Dijital Gantry opsiyonu ile bir ekseni iki motor ile hassas bir şekilde kontrol eder. Divizör gibi döner eksenler eklenebilir. Transmit / Tracyl fonksiyonları sayesinde torna uygulamalarında gerçek bir Y ekseni kullanmadan düşük maliyetli tornalama merkezi (canlı takım) uygulaması sunar. Siemens, 60 yıllık CNC tecrübesi ile makine imalatçılarına ekonomik ve performanslı bir çözüm sunuyor. En üst düzey CNC fonksiyonlarını ve yüksek seviye programlama dilini kompakt ve ekonomik bir kontrolcüde birleştiriyor. CNC makina üreten veya revizyon ihtiyacı olan herkesi bu yeni kontrolcüyü keşfetmeye davet ediyoruz. SINUMERIK 808D Advanced tornalama veya frezeleme için özelleştirilmiş kontrol üniteleri 5 eksen/iş miline kadar kontrol desteği sunar. Daha iyi pozisyon kontrolü ve data alışverişi için CNC ve sürücüler arasında DriveBus haberleşme protokolü kullanılır. DriveBus haberleşme sayesinde daha iyi yüzey kalitesi, tekrarlama hassasiyeti ve AST (Auto Servo Tuning) ile kolay bir servo optimizasyonunu da kalıpçılık uygulamalarına sunulmuş olur. 2,500ppr inkremental veya 20-bit çözünürlüklü mutlak enkoder seçenekleri ile Simotics S 1FL6 servo motorları IP65 koruma seviyesinde 40Nm ‘ye kadar tork seçeneği sunar. Fan, pil ve harddisk gibi komponentlerin kullanılmaması can sıkıcı bakım maliyetlerinde kurtarır. NV-RAM teknolojisi sayesinde pil kullanmadan datalar saklanabilir. 22 SINUMERIK 808D Advanced en üst düzey kalıpçılık fonksiyonlarını standart olarak sunar. COMPCAD (sıkıştırma) fonksiyonu bir çok NC satırını bir polinoma sıkıştırarak oldukça hızlı ve hassas bir işlemenin kapısını açar. CYCLE832 Yüksek hızda işleme çevrimi ile sıkıştırma, köşe dönüş yumuşatmaları, önden satır okuma, ivmelenme gibi fonksiyonlar tek bir komut ile kolayca programlanır. DSC (dinamik servo kontrol) özelliği eksenleri yüksek hızlarında bile hassas çalışmasını sağlar. Parça programları ekranın ön tarafındaki USB girişi ile çalıştırılabileceği gibi kontrolcü bir fabrika ağına da bağlanabilir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Kontrolcü ekranı uzak bir bilgisayardan konrol edilebilir. SINUMERIK 808D on PC yazılımı bilgisayarınızda kontrol ünitesi ekranını simule etmenizi sağlar. Bu yazılım eğitim amaçlı kullanılabileceği gibi bilgisayar başında parça programı yazmak veya simule etmek için de kullanılabilir. Üstelik siemens.com.tr/cnc4you web sitesinden ücretsiz tam sürümünü indirebilirsiniz. Ürün ve Uygulamalar Statikten, Dinamik Emniyete Pilz www.pilz.com.tr ■ Bir ön koşul olarak sensör, kontrol ve aktüatör teknolojisinin entegre çalışmasının değerlendirilmesi Eskiden, makine emniyeti konusu Acil Duruş fonksiyonu ile eşdeğerdi. Normlara dayalı olarak imkânlar dâhilinde bulunan çözümler ile emniyet görevlerine yönelik yeni teknik çözümlerin ve müşterek uygulama bilgisinin birleşimi, verimliliğin giderek artmasını ve karşılanması gereken makine kullanılabilirlik gereksinimlerinin karşılanmasını sağlamaktadır. Esnek, dinamik emniyete yalnızca, sensör, kontrol ve aktüatör teknolojisinin entegre çalışmasıyla ulaşılabilmesi mümkündür. İnsan ve makinenin birlikte çalıştığı her ortamda, makinenin daima tehlikeli bir eylemi ortaya çıkartma olasılığı bulunmaktadır. Emniyet, acil durum durdurma cihazının çalışması, bir emniyet kapısının açılması veya ışık perdesinin kesintiye uğraması gibi ikili olaylar ile nitelendirilir. Günümüzde bile, çoğu işletme ve makine için emniyet kavramı, bütün işletme olmasa bile; korunan alana erişilip erişilemediği, tüm sürücülerin elektriğinin kesilip kesilemediği gibi unsurlar dâhilinde tasarlanmaktadır. Artan otomasyon ve işletmelerin, makinelerin ve süreçlerin birbiriyle bütünleşik hale gelmesi ile bilhassa emniyet teknolojisinin işlevsel gereksinimleri bir yükseliş seyri içerisindedir. 24 İmalat sanayi, ilerleyen otomasyon düzeyi ve bütünleşen işletme ve süreçlerle nitelendirilmektedir. Bu nedenle, emniyet konusunun haricen ve yalnızca, bir işletme içerisindeki bağımsız alan veya bileşenlerle ilgiliymiş gibi görülmesi mümkün değildir. Emniyet, işletmenin genel işleyişi ve genel maliyet analizi kapsamında önemli bir bileşen halini almıştır. Duruş ve denetim süreleri, makinenin genel yaşam döngüsü değerlendirmesinde önemi git gide artan bir rol oynamaktadır. Tüm bu gereksinimler dolayısıyla dinamik emniyete; başka bir deyişle, değişen korunma gereksinimlerine göre emniyet fonksiyonlarını daha fazla esneklik sağlayarak ayarlama becerisine giderek daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durum, emniyete bakışı değiştirmekte ve emniyet; daha az bir ürün ve daha çok cihazlar arası bir fonksiyon olarak görülmektedir. Standartlar ve direktifler çerçeveyi sağlar Verimliliğin sürekli olarak artmasıyla, tüm üretim sürecini kesintiye uğratmaksızın, işletme içinde tanımlanan tespit alanları içerisinde çalışabilmek mümkün hale gelmelidir. Sonuç olarak, makinelerin kapatılması genellikle, verimlilik kaybı, karmaşık devreye alma prosedürlerine bağlı uzayan duruş zamanları veya makinenin çalışma ve bakım kavramında sınırlama gibi dezavantajlarla birlikte anılmaktadır. İlgili yasalar ve standartlar, emniyete ilişkin çözümlere yönelik çerçeveyi sağlar. Avrupa Birliği sınırları içerisinde, Makine Direktifi; işletme ve makinenin işlevsel fonksiyonunda baz alınması gereken değerlendirme unsurudur. Aşağıda, Makine Direktifi kapsamında hayati önem arz eden standartlara yer verilmiştir: EN 62061 (Makine emniyeti – Elektrikli ve elektronik programlanabilir kontrol sistemlerinin işlevsel emniyeti) ve EN ISO 13849-1 (Makine emniyeti Kontrol sistemlerinin emniyete ilişkin parçaları). Selefi olan EN 954-1 standardıyla kıyaslandığında, güncel standart emniyetin uygulanması bakımından daha uygulanabilir bir yönlendirme sağlamaktadır ve bu yönüyle, dinamik emniyet açısından önemli bir ön koşuldur. Emniyet diğer unsurlardan ayrı olarak değerlendirilmemelidir EN 954-1’de tanımlanmamış olan “Emniyet kapısı açıkken çalıştırma”, buna verilebilecek örneklerden bir tanesidir. Şekil 1 - Eskiden, emniyete ilişkin çözümler sabit ve temel ilkelere dayalıydı: Emniyet kapısı açıldığında, sensör bunu algılar ve emniyetli makine kontrol sistemine bir kapatma sinyali gönderirdi. Şekil 2 - Artan otomasyon ve işletmeler, makineler ve süreçlerin birbiriyle bütünleşik hale gelmesi ile bilhassa emniyet teknolojisinin işlevsel gereksinimleri bir yükseliş seyri içerisindedir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Şekil 3 - Pilz emniyet kamerası sistemi SafetyEye gibi modern elektronik sensör sistemleri çok daha güçlüdür ve ikilik anahtar sinyaline oranla, belirgin bir biçimde daha fazla bilgi sağlarlar. Şekil 4 - IEC 61131-3 Derleyicileri ailesinin bir üyesi olan PAS STL ile Pilz, PSS4000 otomasyon sisteminde bir ilk olarak, emniyete ilişkin ve standart fonksiyonların aynı standartlaştırılmış tabanda tutarlı bir biçimde ve tam olarak programlanabilmesini sağlamaktadır. Bundan önce, çalıştırma modu seçme düğmesinin çoğunlukla herhangi bir emniyet fonksiyonuna sahip olmayan, ayrı bir anahtarlı düğme olarak uygulanması gerekiyordu. Günümüzde ise, C standartları 2006/42/EC Makine Direktifi, EN ISO 12100-2 (“Makine emniyeti – Genel tasarım ilkeleri – risk değerlendirme ve risk azaltma”) ve EN 60204-1 (“Makine emniyeti - Makine elektrikli ekipmanı – Kısım 1: Genel gereksinimler”) uyarınca emniyetli çalışma modu seçim fonksiyonu için ilgili şartnameleri sağlamaktadır. Burada yer alan tanımlar, “Emniyet kapısı açık olduğunda, hızın emniyetli biçimde düşürülmesi” gibi ek biçimlerin belirlenmesini sağlamaktadır. “Set-up” modunda, gereksiz duruşları ve yeniden devreye alma sürelerini önlemek için, hız emniyetli biçimde izlenebilmektedir. içerisinde değerlendirebilmelidir. Örneğin, bir kişinin tehlikeli eylemin olası hareket yarıçapı içerisine olup olmadığını veya artan emniyet gereksinimlerine sahip bir alana (algılama alanı) ulaşıp ulaşmadığını ayırt edebilmelidir. Bu alanları dinamik olarak ayarlayabilmek ve makine veya robotun harekelerini takip edebilmek mümkün olmalıdır. Emniyete ilişkin gereksinimler için değerlendirme ölçütü Yasal açıdan izin verileni ve teknik açıdan makul olanı tam anlamıyla kavramak, verimli makine kullanımı için mümkün olan en yüksek potansiyeli sunacak emniyetini teknolojisini tasarlamak için bir ön koşuldur. Yeni EN 13849-1 ve IEC 62061 standartları, sensör teknolojisinden kontrol sistemine ve aktüatör teknolojisine kadar emniyete ilişkin çözümlerin kendi bağımsız nitelik değerleri ile değerlendirilmesi gerektiğini ve tüm süreç zinciri dahilinde matematiksel olarak değerlendirilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Bu bazen, emniyet teknolojisinin uygun biçimde tepki vermesini gerektiren çok katmanlı durumları veya karmaşık hesaplama sonuçlarını gerektirir. Sonuç itibariyle, günümüzün otomasyon görevleri klasik yordamlarla çözülemeyecek hale gelmektedir. Vizyon sahibi sensörler Çoğu emniyet sensörü, kesin bir biçimde ikilik bir modele göre çalışır: Emniyet kapısı açıldığında, sensör bunu algılar ve emniyetli makine kontrol sistemine bir kapatma sinyali gönderir. Dinamik emniyet kavramları açısından, sensörler olayları belirgin bir biçimde derecelendirilmiş bir yöntem Alan görüntülemeye yönelik kamera tabanlı SafetyEye emniyet kamerası sistemi veya abkant presler için kamera tabanlı PSENvip mobil koruma sistemi gibi yeni kamera tabanlı işlemler, korunan alanları ve algılama alanlarını 3D olarak izleyebilmektedir. Bu sensör sistemleri emniyetli iletişim kanalları üzerinden değerlendirme özelliği ile etkileşim sağlayarak, optimum işletme verimliliğini garanti ederler. “Abkant pres” makinesini çevreleyen tüm emniyet fonksiyonlarının kapsamlı genel değerlendirmesi sayesinde, operatörün veya aletin akımdan korunma gereksinimi veya bu konum bilgilerine göre bunları ayarlamaya özel sensörün korunan alanlarını ayarlamak gibi amaçlar için de kullanılabilmektedir. Bu fonksiyon, ağ üzerinden “dinamik kapatma” sağlayarak, daha yüksek makine verimliliği sunmaktadır. Modern elektronik sensör sistemleri çok daha güçlüdür ve ikilik anahtar sinyaline oranla, belirgin bir biçimde daha fazla bilgi sağlarlar. Bilginin niceliği ve niteliği, emniyet fonksiyonlarının dinamik olarak tasarlanabilmesi bakımından bir ön koşuldur. Örneğin, SafetyEye’da alan bilgileri hali hazırda emniyetli, 3 boyutlu alanlar halinde kullanılabilmektedir. Ancak bu alan, uygulama içerisinde standartlaştırılmış ikilik arabirim sinyallerine indirgenmektedir. Gelecekte, bu alan bilgisinin doğrudan emniyetli güç iletim teknolojisinden değerlendirilmesi mümkün olacaktır. Bu sayede, güç iletim ağı ilgili hareket yolu ile bu çok boyutlu alan bilgisine tepki vererek, eskisi gibi olmasını öngörebilecektir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 25 Ürün ve Uygulamalar Standart ve emniyet için kontrol sistemi Şu anda, fonksiyonları yazılım üzerinden yapılandırılabilen programlanabilir emniyet sistemleri kullanılmaktadır. Bunlar, sabit fonksiyon aralığına sahip emniyet rölelerine kıyasla daha fazla esneklik sağlamaktadır. Programların açık ve anlaşılabilir olmasını sürdürebilmek amacıyla, kullanılabilecek derleyicilerin sayısı gibi, çoğu sistemin komut kümesi sınırlıdır. Şimdiye dek bu sistemler işletme ve makinelerin yalnızca basit emniyet görevlerini üstlenmesi koşuluyla, bu hiçbir sorun göstermemiştir. Ancak; emniyet teknolojisi giderek artan bir biçimde gelen süreç zincirinde bağımsız öğelerle daha karmaşık ilişkileri gerekli kılmaktadır. Programlanabilir emniyet sistemleri hız ayarları gibi ölçülen daha karmaşık değerleri emniyetli bir biçimde kaydedebilmeli, işleyebilmeli ve çıktılarını oluşturabilmelidir. Bu yalnızca, kullanılan sensör/aktüatör arabirimine etki etmekle kalmayıp, aynı zamanda, işleme mantığı fonksiyonlarına ilişkin yeni talepleri de gündeme getirmektedir. Emniyet kontrol teknolojisi, otomasyon dünyasını temelden değiştirmiştir. Günümüzde, bu; makinenin yalnızca emniyetli değil, aynı zamanda ulaşılabilirlik ve yüksek verimliliği sağlaması bakımından önemli bir ön koşuldur. Programlanabilir mantık denetleyicileri ve programlanabilir emniyet sistemleri başarılı bir biçimde geliştirilmiş olabilir ancak; günümüzün pazar eğilimi standart ve emniyet alanlarını tek bir kontrol çözümünde bir araya getirmeyi hedeflemektedir. Pilz PSS 4000 otomasyon sistemi, standart ve emniyete ilişkin görevleri eşit önlem ile kapsayan ve kullanıcı tarafından kullanımı kolay otomasyon çözümleri oluşturmanıza imkan verir. STL (Yapılandırılmış Metin Dili) Program Derleyicisi, en son sistem gelişmelerinden bir tanesidir. IEC 61131-3 Derleyicileri ailesinin bir üyesi olan PAS STL ile Pilz, emniyete ilişkin ve standart fonksiyonların aynı standartlaştırılmış tabanda tutarlı bir biçimde ve tam olarak programlanabilmesini sağlamaktadır. STL Editor ile, SIL3’e kadar olan emniyet görevlerinin çözümlenmesi ilk kez mümkün hale gelmiştir. sağlayarak emniyet üstesinden gelmeyi başarmıştır. Artık, bu ek emniyet bileşenlerinin sürücüye entegre edilmesi mümkündür. Örneğin, PCMprimo DriveP hareket kontrol sistemi, PCMprotego S emniyet kartı kullanılarak genişletilebilmektedir. Sonuç ise sürücü, kontrol sistemi ve emniyet açısından tam çözüm. Örneğin, emniyetli, dinamik bir uygulama aşağıdaki gibi görünebilmelidir: Emniyet kapısı açıldığında, motor tanımlanan bir kademe ile emniyetli bir biçimde frenlenerek, etkin denetim altında durağanlığını korur. İlgili yetkilendirme mevcut ve kurulum modu için emniyetli işletim modu etkinleştirilmişse, motor emniyetli şekilde düşürülmüş bir hızda düşük modda çalışmaya devam eder. Bu işletim modu sona erdiğinde ve kapı kapandığında, her makine operatörü için emniyet fonksiyonu yeniden oluşturulur. Başka bir deyişle; statik algılama alanı izlemesi ihlal edilmişse, üretim düşük turda ve emniyetli biçimde izlenen hareketlerle devam edebilir. Koordineli, dinamik emniyet kavramları, emniyetli hız düşürmeden çok eksenli sistemlerin emniyetli bir biçimde koordinasyonuna ve yük ve torkla bağıntılı sürücülerin emniyete ilişkin denetimine kadar esnek sistem tepkileri sağlar. Bu öğeler arasındaki yüksek performanslı emniyetli ara bağlantı, bir alan aşıldığında, emniyetli konum kontrolü ve emniyetli tork sınırlaması ile güç iletim akslarının uyarı sinyallerine karşılık vererek, hızı emniyetli biçimde azaltmasını garanti eder. Avantaj sağlayan bütünsel yaklaşım Standart, ürün ve uygulama bilgileri bir araya getirildiğinde, sonuç olarak, fonksiyonların bağımsız alt fonksiyonların birbiriyle etkileşim içerisinde olacak şekilde koordine edildiği emniyetli otomasyona yönelik sistem çözümleri ortaya çıkmaktadır. PSS4000 otomasyon sistemi, emniyet ve kontrol fonksiyonu arasındaki sınırların giderek nasıl geçirgen hale geldiğine ilişkin verilebilecek örneklerden bir tanesidir. Kullanıcıların belirgin bir ayrım talep etmeleri son derece ender bir durum olmasına rağmen, kullanıcılar geribildirimin bulunmaması ve sorumluluk alanları arasındaki açık ayrışmaya değer vermektedirler. Aktüatör teknolojisi: Gücü koruyarak emniyette olmak Tehlikeli hareketleri önlemek amacıyla, emniyet teknolojisinin aktüatör teknolojisiyle uyuşması gerektiği açıktır. Şimdiye dek, emniyetli bir hareket denetleyicisi; emniyetli hareket izleme, motorun enerji hattından emniyetli biçimde izole edilmesi ve emniyete ilişkin olmayan hareket oluşumunun bir birleşimini içermekteydi. Teknik ve ekonomik nedenlerden ötürü, elektronik sürücü bileşenleri (servo kuvvetlendirici ve frekans konvertörü) otomasyon içerisinde emniyete ilişkin olmayan bileşenler olarak kalmıştır. Bugüne dek, ek emniyet bileşenleri, sürücünün gücünün kesilmesi, arıza durumunda emniyeti sağlama ve bağlı motorun hareketinin emniyetli şekilde izlenmesini 26 Artan bir biçimde, emniyet genel işletme ve makine fonksiyonunun ayrılmaz bir parçasıdır ve bu yüzden, başlangıçtan itibaren ele alınması gerekir. Emniyetli kontrol için, teknoloji demek; kontrol fonksiyonunu gerçekten emniyetli hale getirmek demektir. Peki bunun, emniyet teknolojisinin gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir? Açıkçası, sistemler söz konusu olduğunda, konu üzerinde daha fazla düşünülmesi gerekir. Alt fonksiyonlar optimum etkiyi sağlamak amacıyla birbirine bağlanacaksa, alt fonksiyonların sadece geriye dönük biçimde eklenmesi yeterli değildir. Sonuç olarak asıl zorluk, fonksiyonları sistemin geneline entegre etmektedir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Push-in Bağlantılı Yüksek Akım Klemensleri Phoenix Contact www.phoenixcontact.com Push-in bağlantı çözümleri birçok avantaja sahiptir, artık bu teknoloji 95 mm2 kesite kadar yüksek gerilim klemenslerinde de kullanılmaktadır. ■ Günümüzde 95-mm² kesitli klemenslerin çoğu vidalı veya pabuç bağlantılıdır. Ancak vidasız bağlantı teknolojisine artan bir talep söz konusudur. Diğer hiçbir bağlantı teknolojisi push-in sisteminin avantajlarına sahip değildir. Artık 95 mm² ye kadar yüksek akım klemensleri de bu avantajlara sahiptir (ana resim). sistemin avantajları dar alanlarda veya kablo erişiminin zor olduğu yerlerde ortaya çıkar. Bağlantı, klemense entegre bir butonla açılır. Kazara temasa karşı koruma, zengin etiketleme seçenekleri ve kullanım kolaylığı push-in klemenslerin en önemli özellikleridir. Push-in bağlantı teknolojisi popülerlik kazanıyor Vidalı bağlantı dünyanın bir numaralı bağlantı teknolojisidir. Bu çok yönlü bağlantı tüm pazar ve endüstri kollarına yönelik olarak her kesitte mevcuttur. Birçok endüstri kolu güvenlik söz konusu olduğunda kanıtlanmış teknolojileri tercih ederek tutucu davranmaktadır. Ancak her gün yeni teknolojiler gelişmekte ve geleneksel ürünlerin cevap veremediği durumları çözmektedir. Hanover Fuarında Phoenix Contact 95 mm² kesite kadar kabloların takılabildiği ilk push-in klemensi pazara tanıtmıştır. Push-in klemensler kontrol kablajında düşük ve orta güç aralığına hitap eder ve mükemmel bir kullanım kolaylığı sağlar. Bu yeni bağlantı teknolojisi 0.25 mm² kadar küçük kesitli klemenslerin bile aletsiz bağlanabilmesini sağlar. Bu 28 Operasyon noktası ve iletken takma görsel ve fiziksel olarak ayrılmıştır, böylece iletkenin yanlış yere takılması önlenmiş olur. Bağlantının sağlanması için iletkenin basitçe itilmesi yeterlidir. Push-in teknolojisinin sahip olduğu avantajlar düşünüldüğünde, yüksek güç seviyelerinde büyük kesitli kablolarla kullanılması mantıklıdır. PT Power 95 tipi yeni klemens yaylı bağlantı prensibine sahiptir. Terminal başına iki çok dayanıklı yay bacağı kabloyu iletken bakır profile doğru bastırır. Push-in klemensler kullanılırken kablo bağlantı noktasına alet kullanmadan takılabilir. Alternatif olarak, klemens üzerindeki renkli kol çevrilerek de bağlantı sağlanabilir. Kolu hareket ettirmek için standart bir tornavida yeterlidir. Kol çevrildiğinde ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Özel çelik alaşım yaylar iletkeni bakır akım barasına doğru bastırır; egzantrik kelepçe iletkeni gevşetir ve emniyetli şekilde son noktada tutar. Dokunma emniyetli yan köprüler esnek potansiyel dağıtımı sağlar. yayı büyük bir güçle sıkıştıran mekanizma harekete geçer (Şekil 1). Belirlenmiş kilitleme konumları anahtarlama durumunu gösterir. Aynı kol kabloyu çıkarmak için de kullanılır. Bağlantı noktası açıldığında tüm yay elemanlarının gerginliği kaybolur, herhangi bir yaralanma ihtimali kalmaz. Kablolar, vidalı klemenslerde olduğu gibi montajdan sonra dikey olarak yönlendirilir. Büyük kesitlerde eğilme yarıçapının oluşması çok büyük kuvvet gerektirir ve pratik değildir. Dikey düzenleme kablo girişini kolaylaştırır ve kablo yuvası V profil şeklinde tasarlanmıştır. Bu vidalı klemenslerin kendini kanıtlamış tasarımıdır. Kesitten bağımsız olarak kablonun bağlantı noktasında optimum şekilde ortalanmasını sağlar. Büyük, stabil, üç noktadan montaj yapısı titreşime karşı koruma yüksek koruma ve ideal iletim özellikleri sağlar. Potansiyel dağıtımı ile genişleme PTPOWER 95 tüm yüksek akım uygulamalarında kullanılabileceği gibi, makine ve tesislerde, enerji sektöründe, trafo imalatında, rüzgar ve güneş santrallerinde besleme girişi olarak da kullanılabilir. 1500 V IEC ve 1000 V UL nominal değerlerine sahip olan ürün bu uygulamalara mükemmel uyum sağlar. 232 A nominal akım 95 mm² bakır kablonun anma akımına karşılık gelmektedir. PTPOWER 95 kullanımda esneklik sağlaması için geliştirilmiştir. Bu sayede birkaç saniyede potansiyel dağıtıcısına çevrilebilmektedir. Yandan takılabilen ek bağlantı klemensleriyle her klemens için dört ilave bağlantı noktası oluşturulabilir. 16 mm² ye kadar kablo takılabilen bu ek bağlantı klemensleri, klemensin genişliğiyle uyumludur. İki tarafa da kenetlenebilir yapıdadırlar. Ek bağlantı klemensleri de push-in yapısındadır. Klemens ve ek bağlantı Direkt montajla sağlanan esneklik - güç blokları panonun içinde herhangi bir yere konumlandırılabilir. klemensleri montaj konumlarından bağımsız olarak basit şekilde test edilebilir çünkü klemensin ortasında dokunma emniyetli 4 mm’lik test bağlantısı sunulmaktadır. Ek bağlantı klemensinin yan kısmında ise test probları veya fişleri için 2.3 mm çaplı yuvalar mevcuttur. Geniş etiketleme alanı bağlantı noktası ve ek bağlantı noktasının açıkça tanımlanabilmesini sağlar. Güç tarak köprülerle yatay olarak dağıtılabilir; temas kablo sıkıştırma bölgesinde gerçekleşir (Şekil 2) Köprünün V yapısında olması sayesinde köprü takılıyken bile 95 mm² kesit alanı korunmuş olur. Ek bağlantı klemensleri klemensin gövdesine kilitlenebilir, yanlışlıkla temasa karşı izole edilmişlerdir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 29 Her pano tasarımına uygun PTPOWER 95 genellikle 35-mm standart raya monte edilir. Saca direkt monte edilebilen flanşlı tipleri de mevcuttur. Bu versiyonlar vidalanabilir flanşlara sahiptir (Şekil 3) ve tüm panolara uyum sağlarlar. Güç klemensleri mevcut yer durumuna ve kablo geçişlerine bağlı olarak yan duvara, pano zeminine veya montaj plakasına istenen şekilde takılabilir. Seri, flanşlı tek klemens çözümlerine ek olarak tek veya üç fazlı devreler gibi standart uygulamalar için klemens blokları da içermektedir. Tüm pazarlarda ihtiyaç duyulabilen UL, CSA, SCCR gibi onayları almak için gerekli çalışmalar şu sıralarda yürütülmektedir. IEC Ex gibi proses teknolojisine yönelik onaylar, offshore gemi imalatı onayları ve trafik mühendisliği için EN 50155 onayları da bunları takip edecektir. Push-in bağlantı teknolojisi Phoenix Contact push-in bağlantı teknolojisi hem tek telli hem de yüksüklü veya uçları mühürlü çok telli iletkenlerin direkt bağlantısını sağlar. Bu yeni bağlantı yöntemi pazardaki yaylı sistemlerden %50 daha düşük takma kuvveti gerektirmektedir. Böylece 0.25 mm² lik çok ince telli iletkenler bile alet kullanmadan bağlanabilmektedir. Push-in teknolojisi birçok pano tipinde, saha kablajında ve otomasyon alanında ideal bağlantı teknolojisidir. Avantajları şunlardır: • 0.25 mm² kesitten itibaren iletkenlerin direkt ve aletsiz montajı • Entegre buton sayesinde üniversal kullanım • Bağlantı noktalarının açık şekilde ayırt edilmesi hatalı kablajı önler • Güç dağıtımı için patentli geçmeli köprüleme sistemi • %100 dokunma eminyeti • Kısa işletim yolları • Kullanışlı test seçenekleri • Her bağlantı noktası için geniş etiketleme alanı ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Mükemmel Algılama İçin CMOS Sensörler Entek Otomasyon www.entek.com.tr ■ Endüstriyel sensörlerden beklenen iki önemli majör nitelik vardır, beklenen görevi başarı ile yapmalı ve kullanımı kolay olmalı. Bunun yanında, değişkenlik gösteren farklı üretim proseslerine hızlı uyum sağlaması ve kolay ulaşılabilir olmasını da minör nitelikler olarak ekleyebiliriz. Çeşitli inceleme ve çalışmalar sonucunda tercih edilmiş bir endüstriyel sensörün görevini başarı ile yapması; üretilen ürünün, üretimi yapan makinanın ve hatta ürünü üreten firmanın başarısını doğrudan sağlayabilmektedir. Aynı şekilde üretimi yapan operatörün, üretimi yapan birimin ve hatta üretimi yapan fabrikanın başarısını da doğrudan sağlayabilmektedir. Üretilen bir ürünün kontrolü ya da testi sonucunda, ürünün “kabul” ya da “kabul değil” gibi hayati kararını verecek bir sensörün, mutlak suretle en az risk ile çalışması beklenmektedir. Başarılı çalışmaması durumunda, planlanan doğrulukta bir ürün üretilemeyecek ve bu ürünü tercih eden müşterinin ise beklentisinin altında kalınacaktır. Bu beklentinin ihmal edilebilecek bir hata ya da kritik seviyede bir hata olması, gizemini koruyacak ve çoğu zaman bu gizemini saklı tutacaktır. Sensörün görevini başarılı ile yapması majörü, hayatımızda seçim yaptığımız ve aldığımız tüketim ve yaşam ürünlerimizden hemen zihnimizde örnekler canlanmasını sağlamıştır. Tercih edilen ürünlerden, montajı yapılacak bir ürünün montaj malzemesinin eksik olması, bir gıda ürününün sağlıklı olmaması, tüketim ürünün hijyenik olmaması vs. örneklerine sıkça rastlanılmaktadır. Doğru ürün seçimi ve kullanımı için doğru uzman desteği almak rakiplerden bir adım öne çıkmak, rakiplerden önce kapıyı açıp rekabette fayda sağlamaktadır. Diğer majör nitelik ise kullanım kolaylığı beklentisini sağlamasıdır. Problemler Dünden bugüne bakıldığında hızlanan endüstride artan rekabetin gelecekte daha da artarak devam edeceği görülmektedir. Hızın ve rekabetin birbiri ile orantılı bir şekilde sürekli yükselmesi, her ikisinin de dinamikliğinin etkin olması ve sürdürebilinir olması ile işin püf noktasını oluşturmaktadır. Endüstride artan hız, üretilen ürünün bir önceki aşamadan daha hızlı şekilde standartlara uygun halde üretilmesini amaçlamaktadır. Endüstride artan rekabet ise üretilen ürünün, gelişen teknolojik gelişmelerin katkısıyla bir önceki üründen daha efektif halde üretilmesini amaçlamaktadır. Farklı işlemler sonucu üretilen yenilikçi ürünler, onların müşterilerinin karşısına çıkana kadarki uğramış olduğu üretim duraklardan, başarılı bir şekilde geçmesinin anahtarını oluşturmaktadır. Değişen ürünler ve üretim standartları, üretim hatlarında kullanılan sensörlerin de, belirli ya da belirsiz her zaman diliminde, her seviyede kullanıcının zaman kaybı olmadan hedeflenen üretime adapte edilebilmesini önemli hale getirmektedir. Prosesteki bir sensör, üretimdeki zorunlu ve gerekli değişkenliğe sahip yeni üründeki görevine en hızlı şekilde başlamak için hazır olmalı ve bu görevi gerçekleştirmesi için gerekli değişimi yapan kişiye zaman kaybı ve güvensizlik yaratmamalıdır. Majör ve minör nitelikler endüstrinin ihtiyacını oluşturmaktadır. KEYENCE yenilikçi, kararlı ve kolay kullanımlı sensörleri ile algılanması zor olan nesneler için, benzersiz bir algılama deneyimi sunmaktadır. Sunduğu bu deneyim hem endüstrinin ihtiyacını karşılamaktadır hem de kullanıcılara katma değer sağlayan bir otokontrol olmaktadır. Seçilen ürünün çalışma performansı takip edilebilir. Aynı hat üzerinde farklı ürünlerin üretilmesi ürünlerin ayarlarının kolay yapılması ile hızlı ve kayıpsız üretim sağlar. Yedekleme ve değişimde bilgileri kurtarma hızlı ve kolaydır. 32 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Tüm endüstride olduğu gibi sensörlerdeki teknolojik gelişmeler de tamamen kullanıcılara kusursuz bir algılama kararlılığı ve profesyonel kullanıcı kolaylığı sağlamaktadır. Bu gelişmelerin başında mesafe bazlı algılama yapan sensörlerde kullanılan CMOS teknolojisi gelmektedir. CMOS sensörlerin algılama metodu CMOS hücresine ulaşan ışık yoğunluğudur. Işık yoğunluğu çoğunlukla algılanacak nesnenin fiziksel özelliklerine bağlı olarak değişmekte, aynı zamanda algılanacak nesnenin yüzeyinden yansıyan ışık yoğunlukları farklılık göstermektedir. Bu da mükemmel bir algılama için mükemmel bir sensör kullanma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Nesnenin koyu renkli olması, engebeli bir yüzeye sahip olması, kirli bir yüzeye sahip olması, ışık yansımasını azalttığından dolayı algılamada başarısızlığa sebep olmakta, diğer yandan algılanacak nesnenin parlak yüzeye sahip olması da yine yansıma değerlerinin yüksek ve düzensiz olmasına neden olacağından, algılamada başarısızlığa sebep olmaktadır. Peki CMOS sensörlerde bu başarıyı sağlayan etken nedir veya diğer bir ifade ile CMOS sensörlerin mükemmel algılama yeteneği sunabilmesinin kaynağı nedir? İşte bu kaynak, tamamen en yüksek teknoloji kullanılarak elde edilen dinamik skaladır. Dinamik skala mesafe bazlı ya da CMOS sensörlerde en çok dikkat edilmesi gereken özelliklerin başında gelmekte, dinamik skala değeri ne kadar fazla olursa, daha parlak nesneler ya da daha koyu renkli nesneler güvenilir şekilde algılamaktadır. Algılanacak nesnenin fiziksel özelliklerine göre otomatik olarak ışık gücünü artırıp azaltabileceğinden dolayı kullanıcılar farkında olmadan kusursuz bir algılama sağlamaktadır. KEYENCE yeni nesil sensörlerde CMOS hücre kullanılmakta ve ne kadarlık bir yükseklik farkı algılayabileceği, sayısal değer olarak belirlenebilmektedir. Günümüzde KEYENCE CMOS sensörler, 1,5 milyondan fazla dinamik skalaya sahiptir ve bu yüksek değer ile sınıfında en başarılı CMOS sensörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu değer CMOS sensörün otomatik olarak 1,5 milyondan fazla karşılaşabileceği yansıma değerine göre ayarlanmış ışık gücü alternatifinden oluşmaktadır. Fakat dinamik skala değeri düşük olan ürünleri tercih etmek sensördeki majör nitelik olan algılama kararlılığının düşürülmesi ya da vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir sensöre sahip olunması aynı zamanda 1,5 milyon farklı ürünü algılayabilmek gibi mükemmel bir alternatife sahip olmakla eşdeğerdir. Mükemmel algılamaya cevap verebilecek bir CMOS sensörün dinamik skalası geniş olmalıdır. ENDÜSTRİ OTOMASYON 33 Ürün ve Uygulamalar IO-Linkle Akıllı Sensör Çözümleri Wago www.wago.com.tr ■ Otomasyon sistemlerinin gelişmesiyle birlikte hep daha zeki sensörler ve aktüatörler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelerle birlikte bu cihazlarla haberleşmek için daha kolay ve global bir çözüm arayışına girilmiştir. IO link sensör ve aktüatörlerle haberleşmek için geliştirilen noktadan noktaya haberleşme protokolüdür. IO-Link aracılığı ile proses verileri (analog değerler, anahtarlama durumları), konfigürasyon verileri, üretici ID verileri, sistem parametreleri (alt sınır, duyarlılık, alt sınır vb.) gönderilebilir. Yine ihtiyaç duyulması halinde kontrol verileri de gönderilir. IO Link sensörleri ve aktüatörleri I/O modüllerine bağlanabilir. Öyle ki; IO Link dilini konuşmayan bir sensör dahi, IO modülüne bağlanabilir. Sensör veya aktüatör ile I/O modülü arasındaki bağlantı, yukarıda bahsettiğimiz gibi noktadan noktaya bağlantı olarak sağlanır. Basit Kurulum Kablolamada azalma, bağlantı teknolojisinin kolay olması Veri Toplama Kolaylığı IO link sayesinde hata tanıma ve analizi, sıcaklık, raporlama, kirlenme, vb. bilgiler kolaylıkla alınabilir. Standartlaştırma Mevcut arayüzler çeşitliliğini minimize etme (PNP, 4-20 mA, 0-10 V, RS 232 ve RS 422) Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere klasik çözümde sensörler için farklı ara yüzlere ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca sensör/ aktüatörler için farklı araçlar gerekecektir. IO Link çözümünde ise tek bir arayüz tüm sistem için yetmektedir. Yine tek bir araç IO Link cihazları için yeterli gelmektedir. IO-Link Veri iletim hızı Klasik ve IO-Linkli çözüm farkı IO-Linkle Sensörünüze Hangi Özellikleri Kazandırabilirsiniz? 1-Veri İzleme IO Link master ve cihaz arasındaki iletim 230 kBaud hızda, 400 mikro saniyede içinde gerçekleşir. Ayrıca kullanıcı isterse büyük veri paketleri (çerçeve türlerini) seçebilir. Algılama durumu sürekli izlenerek IO-Link üzerinden bu bilgiler sürekli olarak alınır. Bu bilgi algılama durumunu ve bunun kararlığını içerir. Buna göre sensör çalışma sınırlarına yakın koşullarda çalışıyorsa bunun bilgisi alınabilir. Örneğin endüstriyel ortamlarda sensörünüz kirlenmeye başlayabilir. IO-link ile henüz kirlenmenin başlangıç aşamasında bu durum tespit edilebilir. IO-Link’in en temel avantajlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz. IO-Link ile sensörlerinizi gerçek zamanlı izleyebilir, önlemlerinizi tam zamanında ve etkin bir biçimde alabilirsiniz. IO Link küresel standart IEC 61131-9 göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. 36 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar 6- Algılama Sayısı Sayacı IO- Link isterseniz sizin için bir sayaç görevi görecektir. Sensörünüzün kaç tane algılama yaptığı IO-Link üzerinden görerek sensörü istediğiniz sayıda değiştirme imkanınız olacaktır. Bu da önleyici bakıma katkı sağlar. 2-Teşhis IO-Link aracılığı ile sensörünüzün çalışma durumunu kontrol edebilirsiniz. Kablo kırılması, gerilim azalması, alıcı parazitleri, sensörün yanlış yerleştirilmesi vb. durumlar hemen teşhis edilebilir. Böylece hızlı bakım, onarım veya değiştirme gerçekleştirilir. 3-Hassaslık ve Öğretme Sensörünüzün hassaslığını eşik değerlere göre uzaktan ayarlayabilirsiniz. Alternatif olarak öğretme fonksiyonu uygulamaya özgü olarak eşik değerlere göre kullanılabilir. WAGO IO Link aşağıdaki özelliklere sahiptir. -4 IO Link kanalı 3 telli bağlantı teknolojisi -16 kanallı gövde sadece 12 mm genişliğinde -4 ek bağlantısı potansiyel kanal (2/4 Digital Input) - Geçiş hızı 4.8kbaud, 38.4 kbaud, 230.4 kbaud -İşlenen veri genişliği 4-24 byte -24 V güç kontakları 7- Mod Seçimi WAGO IO-Link Master 3 telli bağlantı teknolojisi ile 4 sensore kadar bağlantı imkanı sağlar. Uygulamanın ihtiyacına göre 3 farklı mod seçilebilir. “Normal”, “Hızlı” ve “Mükemmel.” Normal mod hız ve duyarlılık arasında iyi bir balans yakalar. “Fast” modunda hız daha ön plana çıkar. “Fine” modunda ise hassasiyet ön plandadır. Örnek Proje IO-Link ile Akıllı Bir Çözüm 4- Anahtarlama Zaman Ayarı Çıkış anahtarlama zamanı IO-Link aracılığı ile ayarlanabilir. Uygulamanın ihtiyacına bağlı olarak çıkış anahtarlaması geciktirilebilir veya süresi uzatılabilir. Valf, renk sensörü, sıcaklık sensörü, anahtarlama pompa basıncı vb. veriler bulunan bir fabrika otomasyonunda karmaşık bir sistem IO-Link ile basite indirgenmiştir. IO-Link özellikli fotoelektrik sensörle uygulamalarınızı daha akıllı ve esnek bir hale getirebilirsiniz. IO Link kullanılmadan bu sistemin otomasyonu için; 5- Sıcaklık Ölçümü Sıcaklık sensörlerin performansını doğrudan etkiler. IO-Link ile sensörlerin sıcaklığı sürekli olarak ölçülür. Ek olarak istenmesi durumunda en yüksek sıcaklık değeri kaydedilerek teşhis ve önleyici bakım için kullanılabilir. • 42 tel/84 kontakt • 7 modül • 6 farklı modül • Konfigürasyon için 3 araç • 3 lokal arabirim kullanılmaktaydı. ENDÜSTRİ OTOMASYON 37 IO Link kullanarak; • 23 tel/16 kontakt • 2 modül • 1 modül tipi • Konfigürasyon için 1 araç • 0 lokal arabirim kullanılacaktır. IO-Link Özellikli ECO Serisi Contrinex Sensörleri Yeni üretim teknolojisi ile birlikte Contrinex ECO serisi fiyat ve performans konusunda rakipsizdir. Düşük fiyatına rağmen hiçbir şekilde kaliteden ödün vermeden yüksek güvenilirlik veya dayanıklılık standartlarına sahiptir. ECO serisi standart olarak CONTRINEX ASIC (uygulamaya özgü çip) vardır. Bu sensörün doğruluğunu ve ömrünü artırır ve IO-Link ile iletişimi sağlar. Contrinex Endüktif sensörlerden, fotoelektrik sensörlere kadar IO-Link destekli çözümleri sunar. Zor Koşullara Dayanıklı IO Linkli Sensörler Yüksek sıcaklık ve basınç sensör performansını etkileyen en önemli unsurlardandır. Contrinex kalitesini özellikle zor çevre koşullarında gösterir. Otomotiv üreticileri, fırın ve kaynak işleri, mobil cihazlar, boyahaneler, paketleme endüstrisinin ihtiyaç duyduğu ürünleri Contrinex sağlar. Contrinex en önemli özellliklerinde biri ise zor koşullara dayanıklı bu sensörlerin IO-link seçeneğidir. Zor koşullar altında yüksek zorlanmaya maruz kalan sensörleriniz yazımızın başında bahsettiğimiz IO-Link’in onlara kazandırdıkları özellikleri sayesinde çok daha etkin bir sensör kullanımı gerçekleştirebilirsiniz. • 1000 Bara kadar dayanıklı sensör çeşitleri (Pazardaki en yüksek basınç dayanımı) • Basınç döngülerine dayanım • Tak ve unut teknolojisi • Pazar standartlarına göre 50 kat daha uzun dayanım ömrü • 230 dereceye kadar dayanıklı sensör çeşitleri • IP 68/ IP 69K Su geçirmez sensör çeşitleri ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Akıllı Binalarda Kapsamlı Enerji Yönetimi Için Kompakt Veri Toplayıcı Beckhoff www.beckhoff.com CX8091 Gömülü PC, BACnet ve BACNET desteği üzerinden daha yüksek seviyeli enerji yönetim sistemlerinde küçük bir yerel kontrolör ve bir veri toplayıcı olarak kullanmak için idealdir. ■ CX8091, şu anda Beckhoff’un en küçük Gömülü PC ailesi olan CX8000 serisinin en yeni üyesidir. BACNET protokolü desteği, 400 MHz ARM9 CPU ve geniş bir yelpazeye sahip olan K-bus ya da E-bus I/O terminallerinin bağlanabilmesi gibi özellikleri ile hemen hemen tüm uygulamalarda kullanılan evrensel bir küçük kontrolörü temsil etmektedir. CX8091 güç ölçüm terminalleri ile tam uyumlu çalışabilir. BACNET üzerinden bilgi aktarabilen CX8091, kompakt bir veri toplayıcı olarak hizmet eder. CX8091 Gömülü PC anahtarlamalı Ethernet portuna sahip esnek kompakt bir kontrolördür ve artık BACnet protokolünü de desteklemektedir. Bu protokol bina 40 otomasyonunda, özellikle de yönetim ve kontrol düzeylerinde oldukça benimsenmiş bir protokoldür. Veriyolu Terminalleri (K-bus) ve EtherCAT terminalleri (E-bus) modüler I/O sistemleri olarak Gömülü PC’ye doğrudan bağlanabilir ve Gömülü PC tarafından otomatik olarak tanımlanabilir. Özellikle binalarda enerji verisi toplamak için çok sayıda I/O terminalleri mevcuttur. Örneğin, yaygın olarak kullanılan gaz, su ve ısı ölçerler, KL6781 ve KL6401 Veriyolu Terminalleri ve M-Bus ya da LON arabirimi üzerinden kolayca entegre edilebilir. Elektrik değişkenleri oldukça elverişli ve sisteme entegre bir biçimde, KL3403 güç ölçüm terminali üzerinden belirlenebilir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Aynı zamanda EIB/KNX, DALI, MP-bus, EnOcean, DMX, SMI ve Modbus gibi tipik alt sistemler de, haberleşme amacıyla daha fazla I/O terminalleri kullanılarak kolayca entegre edilebilir. Daha üst düzeyde iletişim için BACnet BACnet iletişim standardı, bina otomasyonu ile yönetim ve kontrol düzeyi arasındaki iletişim bağlantısı olarak çok uygundur. Beckhoff bunu kendisinin TwinCAT otomasyon paketine BACnet/IP ile yalnızca yazılımdan oluşan bir çözüm olarak entegre ediyor. BACnet/IP Sunucusu ve İstemcisi tüm Beckhoff Endüstriyel PC’lerinde ve Gömülü PC’lerinde çalıştırılabilir. Böylece CX8091, birleşik yazılım eklentisiyle sağlam bir BACnet bina kontrolörü olur. BACnet nesneleri TwinCAT Sistem Yöneticisi’nde oluşturulur ve burada parametreleştirilebilir ve bağlantılandırılabilir. Bir I/O terminalinden ya da TwinCAT programından gelen veriler doğrudan bir döngüsel arabirim üzerinden bir BACnet nesnesine bağlanabilir. Döngüsel olmayan bir arabirim, bir BACnet nesnesinin “özelliklerini” okumak ve yazmak için kullanılır, böylece bunlara çalışma zamanı sırasında PLC programından erişilebilir. TwinCAT yardımıyla bir ağdaki BACnet cihazları ve nesneleri taranabilir ya da “özelliklere” erişilebilir. Alternatif olarak, CX8091 Gömülü PC, BACNET (Birleştirilmiş Mimari) iletişim standardı ile de kullanılabilir. Üretim ortamlarında dikey tümleşim için küresel ölçekte kabul görmüş bu protokolün desteğiyle, küçük kontrolör bu alanda da kapsamlı enerji verisi toplamak için temel sunar. Teknik veriler • İşletim sistemi: Windows CE 6 • 400 MHz ARM9 işlemcili 32 bit kontrolör • Flash bellek: 256 MB MicroSD (isteğe bağlı olarak 1 GB, 2 GB veya 4 GB) • Dâhili RAM: 64 MB RAM • Arabirimler: 1 x Ethernet 10/100 MBit/s, 1 x USB cihazı (ön kapağın arkasında) • 1 saniyelik UPS (1 MB kalıcı veri için) ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Endüstriyel Mobilite: Yeni Normal Rockwell www.rockwellautomation.com/tur/ ■ Bakış açınızı değiştirme zamanı geldi: Endüstriyel mobil uygulamalar için bilgi yazılımları üretmek, kullanıcıların yalnızca saniyeler içinde iş ve üretim verilerine erişebilmelerine ve bunları yeni işbirliği ve üretkenlik düzeyleri için kişiselleştirmelerine ve paylaşmalarına imkan tanıyor. Kaçınız kişisel akıllı telefonunu veya tabletini üretim alanında veya iş yerinde kullanıyor ya da çalışma arkadaşlarının mobil cihazlarını kullandığını görüyor? Şirketiniz endüstriyel amaçlar doğrultusunda mobil cihazlardan faydalanıyor mu? Bu uygulamalar gün geçtikçe daha da yaygınlaşıyor ve dolayısıyla günümüzün endüstriyel bilgi yazılımları da buna uyum sağlıyor. Endüstriyel bilgi yazılımı artık ofiste, makine üzerinde, evde veya herhangi bir mobil cihazda kendi iş ve süreç bilgisi ekranlarınızı oluşturmanıza, değiştirmenize, kişiselleştirmenize ve bu ekranlara erişmenize imkan tanıyor. Yazılımın cihazınızdaki görünümü başkalarınınki ile aynı olmak zorunda değil; sahanın görünümü yalnızca ihtiyacınız olan spesifik bilgileri içerebilir. Geçmiş ve gerçek zamanlı veri raporlarına istediğiniz an istediğiniz yerden erişebilirsiniz. Mobilitenin yönetici, mühendis, operatör, teknisyen ve diğer çalışanların iş yerleri, üretim tesisleri ve sahadaki çalışma yöntemlerini değiştirmesi sürpriz değil. Bu gelişmeye üç trend öncülük ediyor: 1. Temel olarak kullanıcı deneyimine odaklanan ve tek kullanımlık cihazlardan uzaklaşan cihaz üreticileri tarafından yönlendirilen tüketici cihazı gelişmeleri. Rockwell Automation mobilite platformu lideri Kyle Reissner, IndustryWeek tarafından kısa bir süre önce düzenlenen webinar sırasında şöyle demiştir: “Sektör bu yönde ilerlemeye devam ediyor; bu geçici bir heves değil. Ayrıca, üretkenliğe ilişkin birçok ufak kazanç sağlıyor. Bu cihazların çoğu insanın cebinde bulunmasına rağmen, bunlara uyarlanmış endüstriyel yazılım konusunda bir eksiklik söz konusu.” 2. Kontrol sisteminin iş sistemine dış ağ üzerinden bağlanabilmesini sağlayarak bilginin daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayan yüksek ağ erişimi. Kullanıcılar, otomasyon tedarikçilerine bu verilerin yalnızca sağlanması değil, tüketimi ile ilgili sorular da soruyor. Reissner şöyle diyor: “Bu, bilginin en can alıcı noktalarını veya bazı durumlarda tüm bilgi yollarını, daha önceden bu bilgilere erişememiş dış dünyayla paylaşabilmeye yönelik büyük bir pazar trendini ve izole ve korumalı kontrol sistemlerinden sapmayı ifade ediyor. Rockwell Automation’da biz bunu The Connected Enterprise olarak adlandırıyoruz.” 3. Otomasyon sistemi sağlayıcıları için devamlı üretkenlik talepleri, kullanıcıların varlıkları daha iyi kullanmalarına, çalışma süresi ve ekipman verimliliğini artırmalarına ve daha az çabayla daha fazla iş yapmalarına katkıda bulunuyor. Düşünce yapısındaki değişim, aynı zamanda mobil cihazların endüstriyel ortamdaki yararlılığına da katkıda bulunuyor. Rockwell Automation kontrol ve görselleştirme birimi, yazılım ürünü geliştirme direktörü Ryan Cahalane, Kaliforniya Anaheim’da düzenlenen 2014 Automation Fair® etkinliğinde şu açıklamaları yaptı: “Daha önce makine ve ürüne odaklanan yapı artık sistemsel düşünceye kayıyor.” Cahalane şöyle devam etti: “Bu, proses sektörleri için bir süredir geçerliydi; şimdi ise tüm alanlar bu eğilimi gösteriyor. İster yiyecek içecek sektöründe çok tesisli bir küresel şirketler grubu, ister bir tesisi ihale eden bir ilaç üreticisi ya da ekipmanının dünya genelinde nasıl çalıştığını görmek isteyen bir Makina Üreticisi (OEM) olsun, insanlar iş sahalarını kısımlara ayırmak ve bu sahalar arasında işbirliği sağlamak istiyor.” Cahalane açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü: “Bilgiyi görüntüleme, inceleme ve paylaşma yetisi, söz konusu bilginin oluşturulmasına yönelik taşınabilirlik ve mobilite ile birleşiyor ve operatörler, mühendisler ve yöneticiler hiçbir zaman işlerini bırakmak zorunda kalmıyor. Akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarları ile tercih ettikleri içeriğe erişebiliyor, yayınlara üye olabiliyor ve kendi saha çizim işlerini en iyi şekilde yapmak için ihtiyaç duydukları veya istedikleri makine, sistem ve iş bilgileri ile kişiselleştirebiliyorlar.” Bu felsefe, geleneksel çalışma teknolojisi OT ve IT’ye ek olarak yönetim için de uygulanıyor. Cahalane şunları ekledi: “Madencilikte, fabrikanız hareketli bir işleyişe sahiptir. Maden sahipleri ve dolayısıyla ekipman sağlayıcıları bu hareketliliği izleyebilir. Otomotiv sektöründe anahtar teslim seriler sağlayan tedarikçiler, operasyon ve bakım için en iyi uygulamaları belirlemek ve paylaşmak için tüm dünyadaki ekipmanlarını izleyebiliyor.” Tyson Foods’ta Mobil Çözümler Mobilitenin yarattığı farka ilişkin önemli örneklerden ENDÜSTRİ OTOMASYON 43 Ürün ve Uygulamalar birini de Ft. Worth, Teksas yakınlarındaki Tyson Foods tesisinde görüyoruz. Mısır unu kaplı sosis üreten tesis yılda yaklaşık 54 milyon kg üretim yapmakta olup, tesis dahilindeki 1.500 veri noktasından veri topluyor. Tesiste, Rockwell Automation tarafından sağlanan FactoryTalk® VantagePoint EMI Mobile’ı kullanan pilot bir mobilite programından yararlanılıyor. Tyson Foods’ta kıdemli kurumsal gelişim mühendisi olan Jon Riechert, IndustryWeek webinarında şu açıklamayı yaptı: “Hedeflerimiz, sanitasyondan üretime geçişin iyileştirilmesi, gün sonu üretim raporlarının daha etkili bir şekilde hazırlanması, gıda güvenliği izlenebilirliğinin geliştirilmesi ve iletişim ile esnekliğin artırılması için ilgili verilerin kullanılmasını kapsamaktadır.” Riechert, üretim tesisinin birbiriyle iletişim içinde olması ve gidişatı anlaması gereken birçok farklı alanı bulunduğunu ve mobilitenin tesisteki kablosuz ağı kullanarak görünürlük sağladığını ifade etti. Ayrıca, ifadelerine şunları ekledi: “Üretim süpervizörleri makine durumları ve hızlarını, hangi makinenin çalışıp hangisinin çalışmadığını ve hangisinin ne kadar süre çalıştığını görerek üretim akışını yönetebilir ve üretim 44 sürerken aynı zamanda ayarlama yapabilirler. Bu aynı zamanda, üretim zamanımızı, yani üretim yapmak için sahip olduğumuz süreyi artırıyor.” Tesis alanına göstergeleri sırayla gösteren HMI (insanmakine arayüzü) monitörleri yerleştiren diğer Tyson tesisleri ile karşılaştırıldığında, süpervizörlerin bildirdiği diğer bir avantaj da, istedikleri zaman istedikleri şeyi görebilmeleri. Kimi zaman, süpervizörün görmek istediği bilgiler, ihtiyaç duyduğu an monitörde gösterilmiyor olabilir. Bu nedenle bu bilgilere ulaşmak için beklemesi gerekebilir. Riechert şöyle diyor: “Tesis yönetimimizle ilgili olarak, tek bir bakışta hızlı bir genel görüşe sahip olabiliyorlar ve bu, bir konuyla daha fazla ilgilenilmesi gerekip gerekmediği hakkında bilgi veriyor. Örneğin, mobil göstergelere baktıklarında, hat 1’in son bir saattir çalışmadığını görebiliyorlar. Böylelikle bu sorun hakkında bilgileniyor ve birilerinin kendilerine bilgi sağlamasına bel bağlamak yerine, gerekli soruları sorabiliyorlar.” Riechert mobilitenin aynı zamanda birçok işbirliği yöntemini de beraberinde getirdiğini ekledi. “Statik monitörlerdeki veya dizüstü ya da masaüstü bilgisa- ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar yardaki göstergeler yerine, bilgileri artık taşınabilir bir cihazdan alabiliyorsunuz; dolayısıyla, bu bilgileri işbirliği yapacağınız küçük gruplarda kolaylıkla kullanabilirsiniz. Hatta ekran görüntüsünü alabilir ve soru sormak için bu görüntüyü birine mesaj veya e-posta yoluyla gönderebilirsiniz.” Rockwell Automation ürün yöneticisi Damon Purvis, Automation Fair® etkinliğinde şunları belirtti: “Parametrelere ve verilere kullanıcı dostu isimler vererek süreci kolaylaştırıyoruz. Verileri görebiliyor, kaydedebiliyor ve yayınlayabiliyorlar. iPad’de oluşturduklarını iPhone’da veya bir Android cihazda görebiliyorlar.” Mobil işlev aynı zamanda, gıda güvenlik izlenebilirliği için ürün dağıtımının izlenebilmesine de katkıda bulunmakta. Bu konuyla ilgili olarak Riechert şunu ifade etti: “Birçok farklı paketleme konfigürasyonumuz bulunuyor; dolayısıyla, gün içinde herhangi bir zamanda hangi kızartıcının hangi paketleme makinesine bağlı olduğunu bilmek istiyoruz. Tesis içinde ilerlerken ürünü izleyebilmemiz gerekiyor. Dağıtım ayarlarını görüntüleyebiliyoruz. Bu da, paketlemeden önceki süreçlere kadar izlenebilirlik sağlıyor.” Örneğin, bir plastik ekstrüzyon şirketinde çalıştığınızı düşünelim. Purvis’e göre bir yönetici olarak temel kaygınız, hattınızın çalışıp çalışmadığıdır. Bir ekstrüder arızalandığında, gerekli desteğin sağlanıp sağlanmadığını bilmek istersiniz; ancak, teknisyenlere sürekli soru sormanız gerçekleştirdikleri onarım işlemine bir katkı sağlamaz. Artık bu bilgileri anında görebileceksiniz. Taşınabilirlik ve Kişiselleştirme Başarılı endüstriyel mobilitenin iki örneği de, kullanıcı yetkilendirmesi ve sistemin genişleyebilmesidir. Kullanıcı yetkilendirmesi göstergelerinizi, raporlarınızı ve diğer bilgileri anlık olarak konfigüre etmenizi ve kişiselleştirmenizi mümkün kılıyor. Sistem genişleyebilmesi ise endüstriyel bilgi yazılımının HTML5 ve diğer teknolojileri kullandığını, dolayısıyla kullanıcıların cihazı kendi spesifik ihtiyaçlarına uyarlayabileceklerini ifade ediyor. Reissner, bunu başarmanın üç temel yolunu açıkladı: 1. Kullanıcı yetkilendirmesi için görev bazlı araçlar ve kullanıcı araçları sağlamak. Bu, anlık konfigürasyon yapabileceğiniz ve cihazın sizin için kişiselleştirilebileceği anlamına gelmekte. Reissner şöyle diyor: “Mobilitenin, kullanıcıların 50 farklı kişi tarafından istenen aynı raporun hazırlanması ve genel oturum açma sürecini istemediği bir alan olduğuna inanıyoruz. Kendileri için uyarlanmış bir rapor ve bu raporun bir mobil cihaz ya da dizüstü bilgisayar yoluyla kişiselleştirilmesini istiyorlar.” 2. İşbirliği alanında inovasyon yapmak. Bu, işbirliği sürecini bir makineden izlemek yerine diğer insanlardan dinlemeniz anlamına geliyor; örneğin operatörün mühendisle konuşmasına veya farklı tesislerdeki çalışanların işbirliği yapmasına imkan tanıyan bir sistem sağlanmasını ifade ediyor. Reissner bunu şöyle açıklıyor: “Örnek vermek gerekirse çalışanlar yalnızca bildirimlere bakmıyor. Bunun yerine, uyarı verildiğini görüyorlar. Burada mobil cihazıma ekli olan trend grafiğini görebilirsiniz. Bu sayede uyarının neden verildiğine ilişkin geçmiş üç ana nedeni de görebiliyorlar ve böylelikle sorunlar ele alınabiliyor.” 3. Mevcut sistemleri genişletmek. Bu, önceden de belirtildiği üzere, HTML5 ve diğer teknolojileri kullanarak mevcut görüntüleri tüm mobil cihazlara güvenli ve mantıksal bir yolla uyarlayabilmeyi ifade ediyor; PC’deki raporların, bir mobil cihazda kullanılabilmesi de buna dahildir. Purvis, kullanıcıların parametreleri seçebileceğini, grafik oluşturabileceğini ve bu grafiği kendi “alanlarında” saklayabileceğini ifade ediyor. Bunları Composer’da düzenleyebilir, içeriği kolayca ve hızlıca saniyeler içinde birleştirebilirler. Bu yaklaşım, operatörlerin işlerini en etkili şekilde gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları ve istedikleri göstergeleri kullanmalarını, meraklarını gidermelerini, işlerini daha iyi yapmak ve ekipmanları daha iyi kullanmak için farklı yollar bulmalarını sağlar. Purvis şunları ekledi: “Beğenirsem, Sık Kullanılanlar’a ekleyebilir ve geliştirme ortamını açmaksızın doğrudan buraya gidebilirim. Bu şekilde tekrar modele ulaşarak istediğim diğer değişiklikleri yapabilirim.” Cahalane, bu tür bir erişimin çalışanların tecrübelerini artırmalarına ve şirketlerin de o anda makine başında olmayan en tecrübeleri çalışanlarına ulaşabilmelerine yardımcı olacağını umuyor ve şöyle söylüyor: “Evde ve hatta emekli bile olabilirler; ancak, yine de bilgi ve deneyimlerini tesisteki çalışanlarla paylaşabilecekler.” Sistem tasarımcıları erişimi düzenleyebilir. Purvis şöyle diyor: “Excel kullanmayı seven ve bu programı uykusunda bile kullanabilen “uzman” kişiler dahi bu yazılımla ilgileniyor ve bu eğilime uyum sağlıyor. Bu, görselleştirme ve raporlama için yeni bir paradigma.” Benzer yetenekler, mobil operatör kullanımının işi daha da kolaylaştırdığı ve süreç iş akışını yerine getirdiği üretim yürütme sistemi (MES) ortamlarında da aynı şekilde çalışıyor. İşbirliği Fark Yaratır Mobilite, tesisler arası işbirliğine imkan tanımak için mobil bir cihaz üzerinde mevcut tesis veya makine bazlı deneyimlerin yerini almanın ötesine geçiyor. Günümüz endüstriyel bilgi yazılımı, problemleri daha hızlı ve daha etkili bir şekilde çözme ve bu problemleri önleme konusunda size yardımcı olur. ENDÜSTRİ OTOMASYON 45 Ürün ve Uygulamalar Yeni kişiselleştirme, taşınabilirlik ve mobilite düzeyleri, IT veya geliştirici ile görüşmeksizin takımınızın farklı verileri, göstergeleri ve konfigürasyonları birkaç saniyede denemesine olanak tanır. İhtiyaç duyduğunuz bilgileri istediğiniz yerde, zamanda ve şekilde sunarak, işinizi daha iyi yapmanıza, ekipmanı daha iyi kullanmanıza ve operasyonları daha iyi yürütmenize yardımcı olur. Üretim Zekası Mobilite İle Uyumlu İlerliyor Mobilite ve taşınabilirlik IT ve OT teknolojisindeki gelişmeleri takip etmek için Rockwell Automation’a ait FactoryTalk® VantagePoint EMI ve FactoryTalk® ProductionCentre® MES’in son güncellemelerinin bir parçasını oluşturuyor. Mobil teknoloji kullanıcıların ofiste, makine üzerinde, evde veya herhangi bir mobil cihazda kendi iş ve süreç bilgisi ekranlarını yaratmalarına, değiştirmelerine, kişiselleştirmelerine ve bu ekranlara erişmelerine imkan sağlıyor. FactoryTalk VantagePoint mobil üretim zekası ürünü, kullanıcıların çalışırken aynı zamanda bilgileri kolayca konfigüre etmelerine imkan vermek için kişiselleştirmeyi destekliyor. Mobil ekranlar dinamik bir şekilde ekran boyutları ve türlerine de uyum sağlıyor: akıllı bir telefonda ekran otomatik olarak kaydırmaya uygun hale gelirken, iPad ekranında kaydırmaya gerek kalmayan bir genişliğe kavuşuyor. Gezinti yapmak ve dolayısıyla kendi içeriğinizi yaratmak kolaylaşıyor. FactoryTalk SE HMI yazılımı için de bu yılın ilerleyen dönemlerinde benzer araçlar kullanıma sunulacak. Bu, PlantPAx® proses otomasyonu sistem operatörü arayüzlerinin, mobil cihazlarda görüntülenmesine olanak sağlayacak. (LAN) buluta taşındı. Artık Ethernet teknolojisi tercih ediliyor; fieldbus odaklı beceriler gözden düştü. IT uzmanları, son 20 yılı Ethernet ve IP’yi anlamakla geçirdi, OT uzmanları ise gelişmeleri henüz ayak uydurabiliyor. Çoğunlukla fieldbus mimarilerini doğrudan Ethernet’e taşıyorlar. Ethernet ve IP’nin değeri artık tam olarak fark ediliyor. Benzer şekilde, IT uzmanları da çoğunlukla kampüs mimarilerini üretim alanına taşıyor ve farklı teknolojiler kullanarak, OT tarafından inşa edilen alan uzmanlığını uygulamakta başarısız kalıyor. Ağ tasarımı eğitiminin bu noktada faydası olabilir. İlk adım, ortak bir bilgi tabanı inşa etmek. Böylece IT ve OT uzmanları endüstriyel ve kurumsal ağa ilişkin temel bilgilere sahip olacak. Endüstriyel Ağ Tasarımı Eğitiminin Faydaları Rockwell Automation Ağ ve İş Geliştirme Müdürü Paul Brooks Bilgisizlik ve aptallık arasındaki fark nedir? Bilgisizlik giderilebilir. IT ve Operasyonel Teknoloji (OT) grupları artık daha fazla etkileşim içinde olduğundan, tartışmalarda her iki tarafın da bilgisizliği ortaya çıkıyor ve bilgisizlik çoğunlukla aptallıkla karıştırılabiliyor. Farklı paydaşlar birbirlerine mütevazi bir tavırla yaklaşmalı. Bu mütevazilik kısmen, hızla gelişen Ethernet ve İnternet teknolojilerine ayak uydurmak için teknisyenlerin ve mühendislerin yeni beceriler edinmeye ihtiyaç duyduklarını idrak etmelerini gerektiriyor. Son yıllarda, endüstriyel ağ teknolojisi değişti. Artık IP protokolü tercih ediliyor. Teknoloji, kablosuz ağları, mobiliteyi, uzaktan çalışmayı ve geniş ağ bağlantılarını mümkün kılacak şekilde gelişti. Mimariler, Yerel Alan Ağlarından 46 İkinci adım ise, hem IT hem de OT uzmanlarına yönelik çapraz eğitim sunmak ve bu uzmanların yeni endüstriyel ağ anlayışına hazır olmalarını sağlayacak eğitimi vermektir. Bu şekilde, çalışmadan geçen sürenin saniyelerle, maliyetlerin ise dakikada 10,000 Dolar artışla ölçüldüğü noktaya ulaşacaklar. Üçüncü adım ise, sistem tasarımcılarının güvenlik, ölçeklenebilirlik, esneklik ve sürdürülebilirlik özelliklerini göze alarak tasarım yapmalarını sağlamak olacak. Eski kurumsal veya operasyonel ağ modelleri tekrar edilmeyecek ve yeni bir paradigma yaratmak için yeni ile eskinin en iyi tarafları bir araya getirilecek. Dördüncü adım, bu resmi eğitimi alıp uygulanmasını sağlamaktır. IT ve OT uzmanlarını bir araya getirecek eğitimler ile eğitim vermekten çok birbirlerinden bir şeyler öğrenmek istediklerini ve ancak birlikte çalışırlarsa bir bilgelik noktasına ulaşacaklarını onlara göstermek. . ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Bina Otomasyonu BİNA YÖNETİM SİSTEMİ Akın KAYA Hüseyin EMİROĞULLARI Schneider Electric EBYS Çözüm Ekibi [email protected] [email protected] Bina Yönetim Sistemimizde Entegrasyon standart bir kabiliyettir. Güvenilir, yönetilebilir, uyumlu ve enerji olarak verimli bina operasyonu için müthiş bir değer sağlamaktadır. Sera gazlarının azaltılmasına duyulan ihtiyaç çerçevesinde, Akıllı binalar, enerjinin akıllıca kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Bina yönetim sistemlerini açıklamaya başlamadan önce sistemlerin teşkil edildiği binaları tanımlayarak başlamamız çok daha iyi olacaktır. 1.GİRİŞ 1.1.Akıllı Bina nedir? Bir çok akıllı bina tarifi bulunmaktadır fakat içlerinden gerekli olduğunu düşündüğümüz en önemli detayları içeren tanımları sizlerle paylaşmak isteriz; Washington ve Essex Akıllı Bina Enstitüleri ortak yaklaşımla akıllı binaları, pekçok sistemi entegre eden; kullanıcı performansını arttırmak, yatırım ve işletim maliyeti tasarrufları ve esneklik sağlamak amacıyla kaynakların koordineli bir şekilde yönetimini sağlayan, kullanıcı konforunu, enerji tüketimini, güvenlik ve iş verimliliğini optimize etmek amacıyla, bina ortamını özerk olarak yöneten ve bunun için bilgisayar teknolojisini kullanan binalar olarak tanımlamaktadır. Avrupa Akıllı Binalar Topluluğu ise tanımlamayı ekonomik yönden yapar. Onlara göre akıllı binalar; bir yandan kaynakların en düşük maliyetlerle etkin yönetimini sağlarken, diğer yandan ticari hedeflerini elde etmek ve kullanıcı etkinliğini arttırmak amacıyla, düzenlemelere izin veren bir ortam yaratan binalardır. Bu tanımlamalardan sonra akıllı böyle binaların günümüzdeki teknolojik gelişmelerle bir üst seviyeye taşındığı çok daha gelişmiş bir şekli olan entegre binayı tanımlayalım. 1.2. Entegre Bina Nedir? Neden entegre bina, Bina sahiplerine ve sakinlerine ne gibi bir fayda sağlıyor? Entegrasyon yapmaya başladığımızda, entegrasyon, diğer bir cihazdan küçük miktarlarda veriler almayı ve standart olmayan bir formatta görüntülemeyi başarabilen bir bilgisayar ile sağlanırdı. Bugün, entegre bina terimi, üçüncü taraf bir sisteme, tüm bina için standart obje formatı sağlayan ve alarmlar, olay girişleri ve kayıtlı izleme verileri için açık veritabanlarına veri çekebilen, hem okuma hem yazma işlemi yapabilen bir ara yüzü ifade edecek şekilde geniş olarak anlaşılmaktadır. Bu, tek noktadan, binanın bütünsel bir görüntüsünü sağlamaktadır. Sistem kullanıcılarının üzerinde çalışacakları tek sistem olduğu için, eğitim daha az vakit almaktadır, kullanıcılar sistemi kullanmakta çok profesyonel olmaktadırlar ve dolayısıyla normal bina işletimi sırasında gerekli olan parametrelerin gerekli ayarlarını kolayca yapabilirler. Kullanıcılar, daha ziyade, kullanılmadığını bildikleri tesisatı kapatmak gibi enerji tasarrufu sağlayacak değişiklikler yapacaklardır. Bilgi değişimini serbestçe sağlayan sistemlerin birleştirilmesi, bina yönetiminde üstün özelliklerde raporlama ve takip imkanı sağlamaktadır. Sizin de kabul edeceğiniz gibi, bu işlemin Bina Sahiplerine/Bina Sakinlerine sağladığı fayda, ilk olarak, binalarının verimli bir çalışma ortamı oluşturmak için gerekli konforun ENDÜSTRİ OTOMASYON sağlanmasını garanti etmektir. Bina sahiplerine/bina sakinlerine sağladığı değerin ikinci özelliği binanın çalışma şekline akıl ekleyerek sistemlerin birbiriyle oluşturduğu etkileşimdir. Örneğin; aydınlatma kontrolleri, iklimlendirme sistemleri, kullanım sıcak su sistemleri, soğutulmuş su, sistemleri ve geçiş kontrol sistemi. Entegre edilmemiş bir sistemde, her biri bağımsız bir şekilde çalışır ve muhtemelen Bina Yönetim Sisteminden bazı ortak zaman kontrolleri içerecek şekilde faaliyet gösterirler. Sabah içeri giren ilk kişi (veya güvenlik görevlisi) ışıkları yakar. Genellikle akşam geç saatlerde temizlikçiler veya güvenlik görevlileri tarafından kapatılırlar. Klima santrali (AHU) zaman kontrolü altında sabah ilk iş olarak çalışmaya başlar ve belli bir zamanda kapanır. Gün boyunca AHU sabit bir sıcaklık sağlar. Soğutucu zaman kontrolü altında sabah ilk iş olarak çalışmaya başlar ve akşam belli bir saatte durur ve muhtemelen gün boyunca sabit 6 C sıcaklığını üretir. Geçiş Kontrol sistemleri, kullanıcıların bina bölgelerine ulaşımını güvenlik sınırlamalarına göre sağlar / engeller. Bunun yerine, akıllı bir bina, binanın enerji tasarrufu modunda olmasını sağlar ve sadece gerekli senaryolar olduğunda belirlenen aktivitelerin yapılması sağlanır. Böylece bir taraftan binanın gerekli konfor seviyesini sağladığı garanti 49 DOSYA / Bina Otomasyonu edilirken diğer taraftan da enerji tasarrufu yapılır ve Sera Gazlarının küresel ısınmaya olan etkisi azaltılmış olur. Diğer ek bir fayda da binanın enerji dağıtımındaki elektrik sayaçları gibi birkaç kaynaktan entegre edilen veya Bina Yönetim Sisteminden hesaplanan bilgiyi kullanan enerji raporlamasının görünür hale gelmesidir. Bu veri, TepePik yüklerin azaltılmasına ve elektrik, su ve gaz gibi kamu hizmetlerinin faturalarının tekrar değerlendirilmesine yönelik olarak kontrol stratejilerinin gözden geçirilmesi için kullanılabilir. Çoğu rapor çeşidini oluşturabilme bir kaç kaynaklı veriye bağlıdır. Örneğin; Ölçme, Klima Santaralininin performansı gibi. Geçiş kontrol sistemleri, binanın işgal edilen her alanı için, doluluk seviyelerine karşı enerji tasarrufu senaryolarına dayanan detaylı analizlere imkan sağlayan eşsiz bir bilgi seviyesine erişim imkanı sağlamaktadır. 1.3.Entegrasyon nasıl sağlanır? Bu, farklı protokollerin kullanımına bağlıdır. Bütün entegrasyon koşullarına çözüm getiren tek bir protokol yoktur. Çünkü, farklı tedarikçilerin kullandığı bir çok protokol vardır. Uygulanan protokol sayılarının azaldığını söylemek doğru olur. Entegrasyon tipine göre farklı protokoller kullanıldığı için sadece tek bir protokol seçmek bir binanın pek çok özelliğini entegre etme fırsatını engelleyebilir. Büyük üreticiler, malzeme temin ediciler genellikle kendi sahip oldukları protokolleri desteklerler ve çok sayıdaki “açık” protokolleri kullanarak cihazları Üreticiler kendilerine ait protokollerini, bir taraftan tepki hızını temin etmek diğer taraftan da büyük Bina Yönetim Sistemlerinde baskın olan yüksek hacimli trafiği idare etmede iletişim performansını optimize etmenin bir metodu olarak kullanırlar. Böyle yapmak masrafları azaltmak açısından da daha verimli olabilir. 50 Şekil 1 -Kayıtlı Veri İzleme ve Takibi 1.4.Açık protokol nedir? Mikroişlemci tabanlı doğrudan sayısal kontrollü (DDC Direct Digital Control) sistemlerin pazarda ilk belirmeye başladığı dönem 1980’lerin başlarına denk gelir. Bu teknolojinin bina endüstrisinde öncü ve başarılı olduğu uygulama alanlarının başında Isıtma, Havalandırma ve İklimlendirme (HVAC) sistemleri gelmiştir. Elektronik ve pnömatik kontrol sistemleriyle kıyaslandığında daha hassas kontrol ve uygulamada sağladığı geniş esneklik potansiyeliyle, bir yandan konfor seviyesini yükseltirken diğer yandan enerji maliyetlerini düşürmesi, DDC sistemlerin kabul görmesini ve yaygınlaşmasını kolaylaştırmış, kendi başına iş gören HVAC, aydınlatma, güvenlik, yangın algılama, söndürme ve asansör gibi sistemlerin birbirleriyle iletişim ve etkileşim içerisine girmesini sağlayan bu kontrol ağı, “akıllı bina” kavramını hayatımıza sokmuştur. Özellikle son on beş yılda, bu teknolojinin sağladığı avantajlar ve maliyetlerindeki azalmalar daha belirgin ve etkili hale gelmiş, ancak buna rağmen “akıllı bina” kapsamının tam anlamıyla gerçekleşmesi daha çok niyet aşamasında kalmıştır. Bunda da en belirgin eksik parça, “iletişim protokolü standardı” olmuştur. ENDÜSTRİ OTOMASYON İlk kıpırdanmaların ardından, rekabet baskıları ve ihtiyacı giderecek standartların yokluğu, bina otomasyon sistem üreticilerini kendi özel iletişim protokollerini yaratmaya zorlamıştır. Ancak bu olumlu gelişmeler bir dezavantaj olarak bina sahipleri/ işletmecileri için, binalarında tercih ettikleri konforu sağlayacak farklı firmaların ürünlerinin seçiminde kısıtlama ve zorlamaları da beraberinde getirmiştir. Enerji yönetimi, aydınlatma kontrol sistemleri ve yangın algılama sistemleri binalarda yaygın ve alışıldık uygulamalar haline gelmiş olmasıyla birlikte bunların entegrasyonunun gerçekleştiği projeler bu tip sınırlamalar nedeniyle yeterli ivme kazanamamıştır. İletişimdeki kısıtlamalar, bina otomasyonu kapsamında olan tek bir sistemin kendi iç fonksiyonunda dahi kendini göstermektedir. Kurulu bir sistemin genişlemesi veya yenilenmesinin gerektiği durumlarda, mal sahibinin, sistemi kuran firmaya / markaya bağımlı kalması veya ihtiyacını karşılamak için farklı marka seçmesi halinde, mevcut sistemin iletişim standardıyla uyumlu olamayacağından, ya kurulu sistemi, seçeceği markaya göre tamamen değiştirmesi ya da eklenen cihazların ayrı bir sistem olarak çalışması DOSYA / Bina Otomasyonu kaçınılmaz olmuştur. Hatta kimi zaman bir firmanın geliştirdiği yeni ürünlerinin eski ürünleriyle haberleşememesi de karşılaşılan bir durumdur. Mikroişlemcilerin kapasitelerinin artması ve fiyatlarının düşmesiyle birlikte, kontrol zekasının yakalayıp içine aldığı konular da çoğalmıştır. HVAC üreticileri, kendi cihazlarına özel geliştirdikleri kontrol panelini artık cihazlarıyla birlikte temin etmekte ve hatta kendi özel iletişim protokollerini yaratmaktadırlar. Bu gelişmeler, bu cihazların bina otomasyon sistemleri ile entegrasyonunu artık bir zorunluluk haline getirmiş, otomasyon firmalarını kendi iletişim dillerini en azından belli ölçekte paylaşmaya doğru itmiş ve aradaki iletişimi kurma görevini üstlenen farklı tiplerde sistem entegratörleri türemeye başlamıştır. Ara birimler, entegrasyon problemine bir miktar nefes aldırdıysa da uzun vadeli ve tatmin edici bir çözüm olamamıştır. Dikkate değer tek uzun vadeli çözüm standart iletişim protokolleri olarak gözükmektedir bir iletişim protokolü olarak bilfiil sektörde yerini almıştır. Modicon’a rakip pek çok endüstriyel kontrol cihazı imalatçısı kendi iletişim protokollerinin yanı sıra Modbus iletişim desteğini de vermektedirler. Bir süre sonra Gould-Modicon, sonra AEG-Modicon adını alan Modicon firması, 1979 yılında Schneider Grup tarafından satın alınmıştır. Bir sonraki önemli gelişme olarak Schneider Electric’in protokol üzerindeki isim hakkını, 2002 yılında endüstriyel iletişim teknolojisini geliştirmek üzere kurulan ve kar amacı taşımayan MODBUSIDA adlı bir organizasyona aktarması, MODBUS iletişim protokolünün gelişimini ve yaygınlığını olumlu yönde etkilemiştir. Teknolojik olarak bir kaç adım öndeki diğer standart iletişim protokollerinin yanında MODBUS bugün hala herhangi bir PC veya küçük bir microişlemci ile birlikte kullanılabilmekte ve sağlam geçmişi ve basit altyapısıyla artan sayıda imalatçı tarafından desteklenmekte ve mevcut pek çok endüstriyel sistemle iletişim kurabilmektedir. Geniş çapta uyarlanmış serbest protokollerin Bina Yönetim Sistemleri Entegrasyonu ile ilişkilendirilmiş bazı örnekleri şunlardır; İletişim protokolleri tarihsel sıralama açısından kıyaslandığında MODBUS’ın[1] ortaya çıkması biraz daha geçmişe dayanıyor. Sektörel olarak kıyaslandığında ise endüstriyel alandaki iletişim ihtiyacını karşılayan en eski seri iletişim protokollerinden biri. PLC (Programmable Logic Controller) sektörünün ilk ve en güçlü imalatçılarından olan Modicon firması tarafından kendi ürünleri arasındaki iletişimi sağlamak üzere 1978 yılında geliştirilmiş. Zamanla PLC sistemler arasında veri transferi ve bilgi alışverişini sağlayan standart LON (Echelon’ dan Yerel Çalışan Ağlar) ilk olarak 1980’lerin sonlarında ortaya çıkarıldı ve o günden bu yana popülaritesi artmaktadır. Aydınlatma kontrol, elektrik sayaçları, duman sensörleri gibi çeşitli alanlarda binalarda geniş uygulamaları vardır ve akıllı ev uygulamalarında çamaşır makinalarıyla ve diğer ev eşyalarıyla iletişim için uygulanmıştır. Kontrol cihazınız için LON geliştirme, geliştirme araçlarını satın alma ve ürettiğiniz her kontrol aletinde protokol katmanları dahil 3 mikroişlemci içeren LON silikon cihazı “Neuron” çipini kullanmayı içerir. Mühendislik için birkaç uzman aleti gerekir ve bu LONWorks teknolojisi ve LONTalk protokolünü kullanarak şebeke seviyesinde etkileşimi sağlamak için farklı sağlayıcılardan ENDÜSTRİ OTOMASYON cihazların bir denetleyiciden diğerine SNVT (Standart Şebeke Değişken Tipi) nin bağlanması yoluyla etkileşimini sağlar. BACnet [3] (Building Automation Control Network – Bina Otomasyon Kontrol Ağı, ASHRAE[4], Isıtma, Soğutma ve Klima Mühendisleri Amerikan Topluluğu, tarafından tanımlı – the American Society for Heating Refrigeration and Air Conditioning Engineers). 1980’lerden bu yana BACNET bir kaç yinelemeden geçti ve bina kontrol piyasasında yerini almaya başladı. Bu, son yıllarda büyük imalatçılar tarafından büyük bir yükselme olarak görülüyor. Bu belgelendirme seviyesinden ve üyelerinin birliğinden kaynaklanmaktadır. Özel haberleşme cihazlarına veya geliştirilmiş kite gerek yoktur. Bu yüzden bu teknolojiye adapte olmak kolay ve rekabetlerini arttırıcı özellikte olmaktadır. BACnet gittikçe HVAC cihazların dışında adapte edilmektedir ve bazı yangın sistemi üreticileri bunu bir entegrasyon protokolü olarak sunmaktadırlar. DDE / OPC [5] Dinamik Veri Değişimi ve Proses Kontrol için OLE bir çok entegrasyon olanakları sunar -Bu, tüm üretim veya işleme aktivitelerini kontrol eden SCADA (Supervisory Control And Data Acquisition -Denetleme Kontrol ve Bilgi Edinimi) sistemlerine bağlanmaya gerek duyan pek çok sayıda birbirine benzemeyen sistemlerin bulunduğu Proses kontrol sanayisinden kaynaklanır. 51 DOSYA / Bina Otomasyonu Yazılım sistemlerinin birçok tedarikçisi PC seviyesindeki veri değişimi metotlarını destekler. İnternet’te yapılan bir araştırma farklı büyük alanlarda ve bir çok sistem türlerinde binlerce DDE veya OPC sürücüsünü gösterir. DDE veya OPC ye özel protokol geliştirmek kolaydır ve bu, standart protokolün kullanılmadığı bina otomasyonunda uygulanabilir. OPC sertifikasyon testi, OPC tabanlı sistemleri kullanırken sistemlerinin Entegrasyon masraflarını azaltmak için yardımcı olmak maksadıyla ulaşılabilir durumdadır. Bilişim Entegrasyon Protokolleri; Microsoft, HTML, SQL, XML, HTTP, Java, TCP/IP, IP, SOAP’ ı kapsar. Bunlar sadece bir kaç tanesidir. Protokoller bina yönetim sisteminin hem içinden hem de dışından bilgi almak için kullanılır. Bir binanın tümünden büyük hacimli verilerin alınması gerektiğinde, veri depolama için standart olan ODBC[6](Open DataBase Connectivity -Açık Veritabanı Bağlantısı) ile birlikte, canlı veri istekleri için büyük oranda BACnet veya OPC kullanılacaktır. Bina Yönetim Sisteminin içinde farklı protokoller kullanabileceğiniz bir örnek aşağıda belirtilmiştir. Kullanılan mimari 3 seviyededir ve kullanılabilecek tipik protokol tiplerini tanımlar. geçiş kontrol, aydınlatma, enerji izleme, HVAC için olan tesisat kontrolleridir. Bu sistemlerin hepsinde yüksek seviyede bilgi değerlendirme yeteneği vardır ve farklı sistemler arasında karşılıklı iletişimi mümkün kılan ve objeleri standartlaştıran Entegrasyon Kontrollerine objelerin haritalanması ile protokolleri kullanarak birbirleriyle konuşabilirler. Bu işlem, önce yönetim seviyesiyle iletişim kurmayı gerektirmeden yapılabilir. Seçilmiş olan alarmlar, kayıtlı izleme verisi, çalışma saatleri bilgisi, cihaz çalışma/durma raporları, kullanıcı durumu ve hareket verisi EBYS sunucularına gerektikçe yönlendirilecektir. EBYS Otomasyon seviyesi tüm bu işlemlerin sorunsuzca yerine getirilmesine imkan veren donanımı sağlamaktadır. Saha: Saha cihazları küçük ölçekli aydınlatma tesisat kontrollerini, geçiş kontrol sistemi kart okuyucularını, Fan Coil veya VAV kontrollerini ve bunların sensör ve anahtarlarını kapsar. Bunlar, donanım üzerinden veya bir protokol ile doğrudan Otomasyon seviyesindeki kontrollere bağlanırlar. Binanın arıza senaryoları altında da çalışmaya devam etmesi ve çoklu Yönetim: Burada, EBYS (Entegre Bina Yönetim Sstemi) sistem sunucusu, tüm entegre edilmiş sistemler için, entegrasyon, veri toplama, geçişler, kayıt alma ve alarmlar için en üst seviyede iletişimde bulunur. Tek bir veritabanında toplanan bilgilere web üzerinden ulaşılabilinir ve ilgili veri e¬posta ve/veya web arayüzüyle yönetilebilir. Normal olarak bu düzeyde entegrasyonun bir parçasını teşkil edecek şekilde başka sistemler olacaktır. Otomasyon: Otomasyon Sistemine dahil olanlar, 52 ENDÜSTRİ OTOMASYON sistemlerden veri toplaması ve farklı sistemlerden gelen verilerin birleştirildiği geniş kapsamlı kullanıcı ara yüzleri sağlaması gereklidir. Aşağıdaki gerekliliklerin de yerine getirilmesi şarttır: • Binanın her yerinde sistemin mevcut olması. • Birkaç sistemi entegre etmek için açık sistemlerin kullanılması. • Binanın çalıştırılması için tek bir bütünsel izleme imkanının operatörlere sağlanması. • Bina sakinlerine kendi kullanım alanları ile ilgili aydınlatma ve konfora yönelik etkileşim imkanının bir web sayfası aracılığı ile sağlanması. • Internet haberleşme Protokollerine (TCP/IP) sorunsuz uyumlu farklı sistemleri bir araya getirebilen protokol bağımsız haberleşme servisleri ve arayüzlerine (HTTP, SOAP, XML) destek sağlamalıdır. Geliştirilmiş EBYS sistemleri Entegre Bina Enerji Yönetim Sistemleri (EBEYS) ile tanımlanmaktadır. Sadece enerji tasarrufu yeteneğini değil, aynı zamanda verimliliği arttırabilen çalışma ortamı rahatlığını da arttırır. Pek çok şirket kendi iç “Yeşil” stratejilerini aşağıdakilerden oluşacak şekilde tanımlamıştır: Malzemelerin geri dönüşümü, üretim proseslerinden DOSYA / Bina Otomasyonu kaynaklanan zararlı ürünlerin yayımlarının tanımlanan şekillerde azaltılması ve HVAC uygulaması. Bu belge, BEYS’lerin optimizasyonu ile sağlanan potansiyel tasarruflar ve konfor kontrolünün ana alanlarını özetlemektedir. BEYS’lerin optimizasyonu, fiziksel tesisat, operatör ve sistemin uygulanacağı ortamın tipine bağlıdır. BEYS optimizasyonu, aktivitenin sürekli döngüsü anlamına gelen ve tasarrufun yapıldığını garantileyen iyi enerji yönetimine eşittir. Binadaki sistemin çalışması düzenli olarak gözden geçirilmelidir ve gerekli görüldüğünde daha ince seviyede ayarlamalar yapılmalıdır. Operatörün zaman tasarrufu da temel unsurlardan biri olabilir. Basite indirgeyen bir yaklaşım kullanıcı güvenini artırır ve teknoloji düşmanlarının bile derhal enerji tasarrufu yapmasına imkan verir. Kullanım kolaylığının bir ölçüsü, bir parametre değiştirilmesi sırasında kaç defa tuşa basıldığı / kaç aşamadan geçildiğidir. Değişiklik yapmak için gerekli parametre ekranına ulaşmak üçten fazla aşama gerektiriyorsa kullanım kolaylığı değil zorluğu söz konusu olur ve önemli tasarrufların yapılmaması anlamına gelecek şekilde fırsat sağlayan değişikliklerin yapılmasını zorlaştırır. Enerji tasarruf alanları aşağıdaki gibidir; Ayar değerleri Tasarruf yapmanın en kolay yolu, ayar değerlerinin yeniden değerlendirilmesi ve / veya rahatlatılmasıdır. Ayarlar, tüm kontrol stratejisi açısından önemli bir parça olabileceğinden, dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, gerekli değişiklikleri tüm bina yapısını dikkate alarak yapmak gerektiğidir. Dış şartlara göre dönüşümlü bir sistem uygulanabilir. Örneğin, klimalı bir bina söz konusu olduğunda, soğutma için yaz ayarı, arttırılmış dış sıcaklığa bağlı olarak (önceden tanımlanmış bir bant içinde) arttırılabilir. Ayar değerleriyle tasarruf yapma fırsatı tespit edildiğinde, ayar değerlerinin küçük miktarlarda belli bir zaman periyodunda değiştirilmesi ile yumuşak bir geçişsağlanmış olur. Örneğin, oda sıcaklığının belli aralıklarla 0.5’C miktarında adım adım değiştirilmesi. Dış şartların ve takvimin kombinasyonuna bağlı olarak ayar değerlerindeki bir dönüşüm sistemi tipik olarak % 5 ila 30 arasında tasarrufa denk gelir. Ayar değerindeki bir azaltma işlemi, ısıtma yakıt faturanızda her derece için %10’a varan miktarda tasarruf ve soğutucunuz ile ilgili olarak potansiyel olarak daha da yüksek tasarruflar sağlayabilir. Doluluk zamanları Zaman Programı Sadece kullanıldığında çalışan bir bina en büyük enerji tasarrufu ölçütüdür. Doluluğun düzenli olarak gözden geçirilmesi, farklı günlerde, doluluk ile ilgili çoklu değişen periyotlar uygulamanın mümkün olduğunu vurgulayacaktır. Kalıcı bir değişikliğe ek olarak, belli bir zaman için programlanmış olan çalışma sisteminin tek bir işlemle uzatılabilmesi de doluluk düzenindeki bir değişikliğin, örneğin geç vakitteki bir toplantı gibi, dikkate alınmasını ve daha sonra da normal doluluk düzeninde çalışmaya geri dönmesini sağlar. Takvim Programı BEYS sistemleri, farklı takvim tarihlerinde farklı değişken düzenleri kullanma imkanını sunmaktadır. Bu da, önceden, değişen çalışma düzenlerine uyabilecek değişen zaman programlarını iyi şekilde yapabilmeye imkan tanır. Bu aktivite, alan doluluğunun düzenli olarak her hafta değiştiği, sergi salonları veya toplantı odaları gibi yerlerde kullanılabilir. Böylece, operatör zamanı anlamında ENDÜSTRİ OTOMASYON da bir tasarruf sağlanmış olur çünkü bu şekilde her hafta bir değişiklik yapılması gerekmemektedir. Tatil programları Tatil programları, tatillerde binanın hiçbir yerinin kullanılmadığına dayanan şekilde kullanılır. Ayarlama kolaylığı yine önem arz eder çünkü bu aktivite, örneğin Birleşik Krallıktaki 8 resmi tatilin avantajından faydalanmak için kullanılmalıdır. Eğer bu, 52 haftalık potansiyelin 5 çalışma günü ile çarpılmasıyla elde edilen 260 ile özdeşleştirilirse, böylece 8 günlük bir tasarruf %3’ten fazla bir muhtemel enerji kullanımına tekabül eder. Bir sitede entegre sistemler yaklaşımı varsa, örneğin aydınlatma kontrol sistemi ve soğutma sistemi BEYS ile entegre ise, öz programda veya tatil programındaki tek bir değişiklik tüm entegre sistemlere yayılır. Bu da, HVAC sistemlerinin gerekli gerçek doluluğa göre çalışmasını sağlar ve böylece tüm sitedeki enerji tasarruf potansiyelini maksimize eder. Donma koruması Tesisatın kapalı olduğu durumların hepsinde, bir donma koruma stratejisinin mevcut olması çok önemlidir. Üç aşamalı donma koruma stratejisi tanınmış bir yaklaşımdır ve ayrıca enerji tasarruf faydası da vardır. HVAC tesisatının kanallarındaki suyun belli bir sıcaklığın altına düşmesi ve dış / ortam sıcaklıklarının önceden belirlenmiş değerlerin altında kalması durumunda bir ısı kaynağı için geçerlidir. Binanın sistemlerinin manuel yönetimi Doluluk düzenini ayarlama üzerinde durduk, bu süre boyunca, sistem bina içindeki ısıtma / soğutma işlemini devam ettirecek şekilde çalışacaktır. Gerekli enerjiyi etkileyen faktörler dolayısıyla, binadaki tesisatı farklı modda çalıştırmak veya tamamen kapatmak mümkün olabilir. Optimize edicilerin kullanıldığı yerlerde, manuel yönetim ve arıza durumlarında, kendi kendini adapte etme işleminin 53 DOSYA / Bina Otomasyonu durdurulması önemlidir. Binadaki tesisat nadiren manuel olarak idare edildiğinde, düzenli şekilde tesisatın gözden geçirilmesi ile enerjinin gereksiz harcanmasını engellemek üzere tesisat ayarının geçici bir duruma alınması zaruridir. Kompanzasyon Radyatörler gibi su ile çalışan bir sistemde, kompansasyon, normal olarak, devredeki ısının dış sıcaklık ile değişmesi yoluyla uygulanır. Dışarısı soğudukça, devredeki su sıcaklığı yükselir. Uygulanan minimum ve maksimum ayarlar vardır. Bunlar, düzenli olarak gözden geçirilmeli veya tesisatın genel bakımı sırasında dikkate alınmalıdır. Böylece kompansasyon parametrelerinin halen gerçekçi olduğu takip edilmeli ve enerji tüketim tasarrufunda tipik olarak % 5 ila 15 arasında değişen bir etkiye sahip olan aşırı ısınmayı önlemelidir. Standart kompansasyon, oda etkisi, güneş etkisi ve rüzgar etkisinin, bir takım sensörler ile kontrol döngüsüne besleme yapması ve ayar değerini değiştirmesi vasıtasıyla geliştirilebilir. Bu da arttırılmış konfor şartlarını sağlar ve aşırı ısınmayı engeller. Herhangi bir artış periyodunda, en hızlı tutarlı süreci sağlamak için, sisteminizin maksimum akış sıcaklığının temin edilmesi / sağlanması önemlidir. Zonlama (Bölgelere Ayırma) Daha fazla enerji tasarrufunun az masraflı bir yolu da, farklı doluluk düzenlerine sahip olan alanların bölgelere ayrılmasının yapılmasıdır. Bu zonlanmış alanlar, sadece gerektiğinde ısıtılır / soğutulurlar. Tasarruf potansiyelini maksimize etmek için, her bölge, kendine ait farklı doluluk zamanlarına / kompansasyona / optimizasyona vs. sahip olabilir. Faktörlerden biri, insanların ve ekipmanların yerleri olabilir ve ayrıca çalışma düzenine uyumlu olacak şekilde ısıtma / soğutmanın uygulanabileceği şekilde zonların yeniden belirlenmesi de dikkate alınmalıdır. 54 Kompanzasyon grafiği Entalpi Kontrolü Entalpi, havadaki toplam ısı içeriğidir. Bu, ısıtma ve soğutma ile, AHU tesisatına uygulanabilir. Bu prensibe göre, dış hava dönüş havasından daha sıcak olabildiği halde toplam ısı daha az olabilir. (enerji KJ / Kg olarak) Mekandaki havayı soğutmak için, dışarıdaki “daha sıcak” havayı kullanmak, yüksek bir enerji içeriğine sahip olan dönüş havasına kıyasla daha ekonomik olabilir. Gece Havalandırması / Yaz için Ön Soğutma Yılın, bina doluluğunun başlangıcındaki soğutma yükünün gerekli olduğu bir seviyedeki günlük sıcaklığın söz konusu olduğu zamanlarında ve dış havanın gerekli doluluk sıcaklığından daha soğuk olduğu zamanlarda Gece havalandırma yapılabilir. Bu işlem, merkezi AHU tesisatlarının belli bir zaman aralığı için (tipik olarak 30 dakika) tam taze hava modunda çalışmalarına imkan verir. Bu, binanın taze serin havayla temizlenmesini sağlar ve doluluk başlangıcındaki primer tesisatın başlangıç yükünü azaltır. Bu ayrıca mekandaki çalışanların taze hava hissini alarak faydalanmasını da sağlar. Aşağıdaki genel gerekliliklerin de yerine getirilmesi şarttır: • Binanın her yerinde sistemin mevcut olması ve kablolu/kablosuz ENDÜSTRİ OTOMASYON ssitemlerin entegre edilmesi ile direkt Internet Protokolü (IP) ile erişim imkanı sağlamalıdır.. • Birkaç sistemi (Aydınlatma, Enerji, VeriMerkezi, Güvenlik, Mekanik (HVAC) Otomasyon) ortak veri paylaşım (Cooperative) çalışması için açık sistemlerin kullanılması. • Binanın çalıştırılması, izlenmesi, kontrolü ve tüketim değerlerinin anlık takibi için tek bir bütünsel izleme imkanının operatörlere, sistem yöneticilerine, yönetim kuruluna ve bilgi talep edenlere (Müşteri, Hissedar, Ortak vb.) sağlanması. • Bina sakinlerine kendi kullanım alanları ile ilgili tüketim ve konfora yönelik etkileşim imkanının yerel kontrol, Uzaktan erişim, ve Internet aracılığı ile sağlanması. • Internet haberleşme Protokollerine (TCP/IP) sorunsuz uyumlu farklı sistemleri bir araya getirebilen protokol bağımsız haberleşme servisleri ve arayüzlerine (HTTP, SOAP, XML) destek sağlamalıdır. • BEYS Sistemine dahil edilen tüm sistemlerin ortak bir platformda anlık verilerinin izlenmesi ve özelleştirilmiş etkileşimli raporların oluşturulması. • Bakım Yönetim, IT yönetim, Acil durum yönetim ve Üst entegrasyon ve yönetim sistemlerine sorunsuz ve özelleştirilmiş bilgi alışverişi ve etkileşimin sağlanması. DOSYA / Bina Otomasyonu KAYNAKLAR Persson G.,Morton W.,1994.Control HVAC Systems,Tour &Andersson AB,Sweden,Malmö. [1]Modbus-IDA : • URL: http://www.modbus.org/, 17.07.2013 • URL:http://www.simplymodbus.ca/ FAQ.htm#Modbus , 17.07.2013 [2]LON : • URL:http://www.echelon.com/com pany/ ,17.07.2013 • URL:http://blog.echelon.com/echel on_blog/about.html ,17.07.2013 [3]BACnet : • URL:http://www.bacnet.org/Overvi ew/index.html ,17.07.2013 • URL:http://www.bacnetacademy.or g/index.php?article_id=7,17.07.2013 • URL:http://www.bacnetinternation al.org/associations/8066/btl/?page= 36 ,17.07.2013 [4] ASHRAE : • URL:https://www.ashrae.org/about -ashrae/ ,17.07.2013 [5]DDE/OPC : • URL:http://www.opcfoundation.or g/Default.aspx/01_about/01_whatis .asp?MID=AboutOPC ,17.07.2013 • URL:http://www.opcconnect.com/h istory.php ,17.07.2013 [6]OBDC : • URL:http://support.microsoft.com/ kb/110093 ,17.07.2013 • URL:http://redmondmag.com/articl es/2011/09/01/microsoft-shiftingtoopen-database-connectivity-forsqlserver.aspx ,17.07.2013 DOSYA / Bina Otomasyonu BİNA OTOMASYONU TÜRKİYE’DE NEREDE? ■ “Enerji verimliliği ile ilgili yasal düzenlemeler ve yükselen pazarların ivmesiyle dünya bina otomasyon ve kontrol sistemleri pazarı 21 milyar dolara ulaştı. Binalarda enerji yönetim sistemleri pazarı ise % 14’lük büyüme hızı ile 3.2 milyar dolar…” Bu veri, İSİB-İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği tarafından 16-19 Nisan 2015 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen dördüncü çalıştay ile ilgili haberde geçiyor. Buna karşılık, Türkiye’de sektörün son durumuna ilişkin haber ise şöyle: “Bina otomasyon sektörü 50 milyon Euro büyüklüğüne ulaşacak! Türkiye’de 1990’lı yıllarda başlayan akıllı binalar artık lüks olmaktan çıkıyor. Akıllı bina uygulamaları, günümüzde hızla büyüyerek gelişen inşaat sektörü ile birlikte ilerliyor. Türk Tesisat Mühendisleri Derneği’nin verdiği bilgiye göre, sektörün 2011 yılında 56 yaklaşık 45 milyon Euro olan pazar hacmi, 2012’nin yarısında yaklaşık 25 milyon Euro oldu. Bu yıl donunda ise bu hacmin 50 milyon Euro olması bekleniyor. Ar-Ge çalışmaları sonucunda piyasaya sundukları yeni ürünlerle rekabeti arttıran yatırımcılar, bina otomasyon sistemi ile ön plana çıkan enerji verimliliği yükseliyor.” Her ne olursa olsun, “Bina Otomasyonu” ilgi çeken ve gelecek vadeden bir alan. Örneğin, Candeğer Muradoğlu, Turkishtime/Haziran 2015 tarihli ve “Akıllı Binalar Şaşırtıyor” ENDÜSTRİ OTOMASYON başlıklı makalesinde şöyle diyor: “Geçen yüzyıla binalarda çelik teknolojisi ve yükselen katlar damga vurmuştu. Bu yüzyılda ise çok şey değişti, artık binalardan sadece yüksek kapasite ve görkem değil, konfor, verimlilik, çevreye uyum ve yüksek güvenlik de bekleniyor. Yani binalarda “akıllı olmaları” isteniyor. Aslında akıllı bina, ne basit haliyle farklı sistemlerin tek bir merkezden birbirlerine entegre edilerek çalıştırılabilmesi demek. Bu farklı sistemler HVAC (ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme), aydınlatma, motorlu perde panjur, audio-video, CCTV (kameralı güvenlik sistemleri), yangın algılama, güvenlik, interkom ile access giriş çıkış sistemleri. Akıllı binanın sunduğu temel üç değer var: Tasarruf, konfor ve güvenlik. Yani konu sadece giriş kapısına kamera bağlanan apartmanlardan ya da basit bir otomasyon sisteminden ibaret değil. Bir binayı akıllı yapan birtakım DOSYA / Bina Otomasyonu temel özellikler var. Öncelikle kartlı geçiş sisteminin, iklimlendirme, havalandırma, yangın algılama, alarm, güvenlik, aydınlatma ve asansörlerin akıllı olması şart. Akıllı bir binada sistemler ayrı ayrı değil, birbirleriyle bağlantılı olarak yönetiliyor. Binlerce sensör, hareket ve sıcaklıktan nem oranına, yoğunlaşmaya, kullanım durumuna ve ışık koşullarına kadar her şeyi izleyebiliyor. Bina sadece doğa ile birlikte varlığını sürdürmüyor, aynı zamanda doğayı yönetiyor. Akıllı binalar, enerji tüketimini ve karbondioksit emisyonlarını yüzde 50 ile yüzde 70 arasında azaltabiliyor ve su kullanımında yüzde 30 ile yüzde 50 tasarruf sağlayabiliyor. Diğer yandan sistemlerin mobil teknoloji ile entegre olması sayesinde kendi dairenizi PDA, iPhone, iPad gibi akıllı cihazlarınızdan, özel taşınabilir aygıtlardan ya da herhangi bir bilgisayar aracılığı ile internet üzerinden rahatlıkla kontrol edebiliyorsunuz. ‘Akıl’ değişen çevre koşullarına uyum sağlama yeteneği olarak tanımlanıyor. Yani bu uyumu sizin yerinize sağlayan sistemlere de ‘akıllı sistemler’ deniyor. Burada akıllı teknoloji tanımını doğaya zarar vermeme, enerji üretebilme ve az enerji harcamayı da kapsayacak şekilde genişletebiliriz. Yaşam kalitesi beklentisindeki hızlı artış, arsa maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklanan çok katlı bina gereksinimi ve enerji tasarrufu gerekliliği akıllı bina konseptinin yaygınlaşmasında temel faktörler olarak sıralanıyor. Akıllı binalar Avrupa, ABD ve Japonya’da çok daha erken, 80’li yılların başlarında gündeme gelse de, bizde 1990’lı yılların başından itibaren görülmeye başladı. Aslında Türkiye’deki ilk uygulama 1984 yılında yapıldı, ama bu sistem yalnızca izlemeye yönelikti. Aradan geçen zamanda teknolojide devrim niteliğinde gelişmeler yaşandı ve ileri teknoloji daha geniş kitleler için de erişilebilir hale geldi. Bina sistemleri teknolojileri konusunda önemli gelişmeler oldu. Daha hızlı, daha yüksek kapasiteli kontrol cihazları devreye alındı. Akıllı binalarla ilgili önemli ilerlemel- er genellikle ticari binalarda oluyor. Şanghai’da bulunan St. Regis Oteli buna iyi bir örnek. Enerji maliyetini gelir oranının yüzde 5’inin altına düşürerek – ki, diğer beş yıldızlı oteller için bu oran yüzde 8, 12– alt sistemi tek bir sistemle bütünleştirip akıllı bir bina oluşturdu. İsviçre’deki GIB-Services binasında ise veri merkezinden elde edilen fazla ısı, bölgedeki halka açık bir yüzme havuzunun ısıtılmasını sağlıyor. Kanada’da bulunan bir madencilik şirketi, soğuk kışlarda depolarını ısıtmak için veri merkezindeki fazla ısıyı kullanıyor. IBM’in Boulder, Colorado’da bulunan yeşil veri merkezi, yüksek düzeyde enerji tüketen klima sistemi dışarıdaki havadan soğutma yapan ve yılın yüzde 75’inde kullanılabilen gelişmiş bir sistemle değiştirilerek yıllık enerji tasarrufuna yüzde 50’ye kadar katkı sağlıyor. Hindistan Delhi’deki GreenSpaces ofis kompleksi de akıllı yaklaşımın önemli bir örneği. Yüzde 100 atık su geri kazanımı, tüm sistemlerin teknolojik aygıtlarla donatılması ve entegre hale getirilmesi, elektrikli otomobiller için şarj noktaları ve havalandırmalı koltuklar gibi inovasyonlarla dünyanın en çevreci ve enerji verimi en yüksek ticari binası olması hedefleniyor. Hatta kendi oksijenini ‘yetiştirmesi’ ve kapalı ortamdaki bitkilerin stratejik olarak konumlandırılmasıyla havadaki zararlı maddelerin giderilmesi planlanıyor; bu sadece doğaya yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışanların düşünmesine ve daha verimli olmasına da yardımcı oluyor. Bir süre önce inşa edilen prototip, Hint hükümeti tarafından Delhi’nin en sağlıklı binası seçildi. Türkiye’de ise sayıları hızla artan akıllı binalar özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi büyükşehirlerde, hem yeni hem de mevcut binalarda giderek daha sık uygulama şansı buluyor. Örneğin İstanbul’da büyük bölümü Büyükdere Maslak ekseninde bulunan akıllı binalar arasında akla gelenler Tekfen Tower, İş Kuleleri, Polat Tower, Sabancı Center, Akmerkez, Armada, Sun Plaza, Levent Loft, Anthill Residence, Borusan, Astoria, Sapphire, Kanyon, Metrocity, Trump Towers, ENDÜSTRİ OTOMASYON Garanti ve Yapı Kredi binaları. Ancak akıllı bina teknolojisi sadece iş merkezleri ya da plazalarda değil alışveriş merkezleri, havaalanları, rezidans ve evlerde de kullanılıyor. Son yıllarda hayata geçirilen yeni büyük konut projelerinde akıllı sistemler neredeyse standart haline geldi. Böylece yaşam alanınızda ideal konfor şartları sağlanırken, rutin olarak tekrarlanan işlemler kendiliğinden gerçekleştiriliyor, arızalar ve tehlikeler önceden bildirilebiliyor. Bununla ilgili çarpıcı örnek, yakın zamanda atlatılan bir tehlike olabilir. Beşiktaş Fulya’daki 42 katlı Polat Tower’da çıkan yangın, alt katlardan başlayıp rüzgârın da etkisiyle tüm cepheyi hızla sarmıştı. Ancak kimseye hiçbir zarar gelmemesi, binanın felaketlere reaksiyon özelliği olmasından kaynaklıydı. İlk alarmla birlikte binadaki tüm doğalgaz hattı kesildi, asansörler durdu, merdivenlere yüksek basınçlı hava verildi. Binada 1000-1500 kişi yaşıyordu. Yani işin ilk ve en önemli kısmı güvenlik. Bu yalnızca yangın gibi felaketlere karşı değil, soygun ve diğer olası suçlara karşı da bir savunma sağlıyor. Bir rakam vermek gerekirse; Türkiye’de her saat 10 ev ve beş işyeri soyuluyor, günlük rakam 360’ı aşıyor. İşin ikinci boyutu ise tasarruf. Isıtma ve havalandırma sistemi, ışıklar, su, asansörler, teknoloji için kullanılan güç ve soğutma, insanlar için kullanılan ısıtma ve soğutma… Bunların tamamı binaların önemli sera gazı emisyonu kaynakları ve önemli enerji tüketicileri haline gelmesine neden oluyor. Türkiye’de binalarda kullanılan enerjinin toplam enerji içerisindeki payı yüzde 37. Enerji giderlerinden ulaşım yüzde 20, sanayi ise yüzde 43 pay alıyor. IBM verilerine göre, binalarda kullanılan enerjinin ortalama yüzde 45’ini ısıtma ve soğutma sistemleri, yüzde 30’luk kısmını ise aydınlatma sistemleri kullanıyor. Bu rakamlar, dünya genelinde de çok farklı değil yani günümüzün ofisleri, fabrikaları, mağazaları ve evlerinin israf ve kirlilikte payı büyük. ABD’de tüketilen elektrik 57 DOSYA / Bina Otomasyonu enerjisinin yüzde 70’i binalar tarafından harcanıyor (buna fabrika binaları da dâhil), bu oranın yüzde 50’si israf ediliyor. Ülkede binalar, toplam karbondioksit emisyonlarının da yüzde 38’inden sorumlu. Geceleri boş ofislerin lambaları yanıyor, klimalar çalışıyor, çim fıskiyeleri sağanak yağmur altında bile çalışmaya devam ediyor. Ticari binalar, gelen suyun yüzde 50’ye varan kısmını kaybediyor. 2025 yılına kadar binalar, dünyanın en büyük enerji tüketicileri ve sera gazı üreticileri haline gelecek. Ayrıca, dünyanın mevcut hammadde üretiminin yüzde 40’ı binalarda kullanılıyor. Bu da yılda yaklaşık 3 milyar ton anlamına geliyor. Oysa çevre dostu binalar, enerji tüketimini ortalama yüzde 30 ile yüzde 50 arasında düşürebilir. Tüm dünyada binaların tükettiği enerjinin sadece yüzde 15 azaltılmasının, 295 milyar dolar enerji tasarrufu ve küresel sera gazı emisyonunda yıllık 1,68 milyar ton azalma sağlayabileceği hesaplanıyor. Yani binalar, hem gayrimenkul ve işletim maliyetleri açısından hem de dünya üzerindeki etkileri açısından 58 çok pahalı. Ancak evleri sadece yaşam alanları değil yaşayan sistemler olarak, ofisleri sadece iş yapılan statik yapılar değil dünyanın iş yapış şekillerinin bir dışavurumu olarak görebilirsek akıllı sistemlerin gerekliliğini anlayabiliriz. Yapıda konfor aslında en sübjektif konu başlığını oluşturuyor, çünkü kişisel özellikler gereği insanlar farklı ısı, nem, ışık, gürültü seviyelerinden rahatsız olabiliyorlar. Ofis çalışanları arasındaki klima kavgalarını hatırlamak yeterli. Ancak binanın farklı işlevdeki mekanlarında optimum konfor şartları sağlanmışsa, genellikle herhangi bir rahatsızlık veya memnuniyetsizlik olmuyor. Yapıda kullanıcı konforu ile ilgili faktörlerin önemli bir bölümü fiziksel çevre yani güneş radyasyonu, iklimsel etkiler, ses gibi etkenlerle ilgili ve bu ölçülebilir değerler dış çevrede günlük ve yıllık olarak geniş aralıklarda değişim gösteriyor. Akıllı sistemlerin temel görevi, bu değişime göre mekânı standart ölçülerde tutabilmek yani kullanıcıların bu fiziksel çevre değişimlerini hissetmemelerini ENDÜSTRİ OTOMASYON sağlamak. Ancak ne kadar olsa da bu yapay ortamların oluşturulması, binalardaki enerji tüketiminin de ana kaynağı. Akıllı yapılarda ve mekanlarda konforu etkileyen faktörlerle ilgili değerlerin dış ortam ve diğer komşu ortamlarla birebir ilişkili ve kullanıcı müdahalesini minimize edecek şekilde otomatik ayarlanması söz konusu. Bu da maliyetlerin otomatik olarak düşmesi demek. Binalarda kullanıcı konforu kontrol sistemlerinin değişen dış koşulları sürekli algılaması, bunlara minimum kullanıcı katılımı ile otomatik olarak yanıt vermesi, yani dış çevreye duyarlı, etkili ve destekleyici otomatik teknolojiler, bununla entegre bilgi ve iletişim altyapısı, aynı zamanda binanın kullanım bölgelerine ayrılarak her bölgede isteğe bağlı aktif kullanıcı katılımı ve kontrolünün sağlanması temel meseleler. Her iki yaklaşım da kullanıcıların geri bildirimleri ile gelişip şekillenebiliyor. Akıllı binalarda kullanılan, mobil platformlara entegre mikro iklim otomasyon sistemlerinden en çok tercih edilenler ise doğal yöntemlerle iç mekanda mikro iklim oluşturma, iç mekan ısısal konfor analizi ve inşa aşamasında yapı içine entegre edilen ve enerji tasarrufu sağlayan sistemler. Bu sene yedinci kez düzenlenen EkoDesign 2014’te en dikkat çeken başlıklardan biri de GreenRetrofitting yani yeşil tadilat konusuydu. Artık eski binaların tamamen yıkılarak yenilerinin yapılması yerine, uygun koşullarda tadilat yapılması öne çıkıyor. Konu özellikle Avrupa ve ABD’de oldukça popüler. Önemli olan ise binanın, kullanıcının, çevrenin ve yasaların kriterlerine göre yenilenmesi. Eğer koşullar müsaade ediyorsa, mevcut binalardan iyileştirme ile yararlanmak ilk tercih haline geliyor. Ancak mevcut binada, özellikle ofislerde kat yükseklikleri ve modern mekanik ve elektrik sistemlere müsaade eden bir strüktür olması gerekiyor. GreenRetrofitting hem yerleşim ölçeğinde hem de bina ölçeğinde maliyetleri düşürüyor, kentlere değer katarak tarihi dokuyu koruyor. Yeni yeşil binaların yüzde 3’ü oranında bir DOSYA / Bina Otomasyonu harcamayla eski binalarda yeşil tadilat yapılabiliyor. Bu işlemi gören binalarda enerji tasarrufunda yüzde 10-20 arasında verim alınabiliyor. Diğer yandan konunun Türkiye’de yaygınlaşması için devlet desteği de önemli.” Konuyla ilgili genel bir değerlendirmeye, MSÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Saadet Aytıs’ın “Çağdaş Binalarda Güvenlik-Kontrol Sistemleri Ve Otomasyon” başlıklı çalışması ile ulaşıyoruz. Şöyle diyor Doç. Dr. Saadet Aytıs: “Günümüz modern binalarında arzu edilen konfor koşullarının sağlanması ve ilkyardım sistemlerinin sürekli hazır tutulması, büyük mali kaynakları gerektirmektedir. Isıtma, soğutma, havalandırma sistemleri, enerji sistemleri ve yangın güvenliği önlemleri ile asansörlerin çalışmaları ve bakımları, fazla miktarlarda enerji tüketimini beraberinde getirmektedir. Değişik amaca hizmet eden çeşitli bölümleri bulunan binalarda, her birimin ayrı ayrı denetlenmesi ve talep edilen konfor koşullarının sağlanması da ancak bina otomasyon sistem- lerinin varlığı ile mümkün olabilmektedir. Tamamen bilgisayar yönetiminin kontrolünde olan bu sistemler mümkün olabilecek düzeyde enerji tasarrufunu da sağlamakta; binaya pek çok konuda hizmet vermektedir. Building Automation System (BAS) olarak anılan bina otomasyon sistemleri, günümüz modern binaları için çok fazla ihtiyaç duyulan sistemler olmaları dolayısı ile önem taşımaktadırlar. Bina otomasyonlarında üç ana hedef bulunmaktadır: • Merkezi denetim ve işletmeyi sağlamak, • Enerji tasarrufu sağlamak, • Güvenlik kontrolünü sağlamak. Karmaşık havalandırma, tesisat ve elektrik sistemlerine sahip olan büyük ölçekli binalarda, bu sistemlerin göz önünde olmaması ve belirli bölgelerde yapılmış olan işletim ve denetim noktalarından yararlanmanın pratik bir yol olmaması ve çok sayıda teknik personel gerektirmesi, bir merkezden yönetimi sağlayan otomasyon sistemlerinin önemini ENDÜSTRİ OTOMASYON arttırmaktadır. Havalandırma fanlarının çalıştırılıp durdurulması, aydınlatma elemanlarının devreye sokulması ve görevini bitirince devreden çıkarılması, bakım gerektiren sistemlerin yerlerinin ve arızalarının tespit edilmesi, periyodik bakımların gündeme getirilmesi, asansör sistemlerinin gerektiği gibi çalışması ve bunlar yapılırken mümkün olabildiğince az enerji tüketiminin sağlanması, pahalı bir insan gücünün hizmeti veya bina otomasyon sistemleri ile mümkün olabilmektedir. Merkezi kumanda odasında görevli tek bir teknik elemanın kontrol işlemleri ve gerektiğinde müdahaleler için bulunmasını gerektiren bina otomasyon sistemleri, bina işletimini üzerine alarak, bilgisayar programlarına göre hizmet etmektedir. İnsan gücünde önemli bir tasarruf sağlayan otomasyon sistemi, ısıtma, soğutma, havalandırma sistemleri, kullanma suyu üretimi, dağıtımı, sıhhi tesisat sistemleri, yangınla mücadele sistemleri, elektrik enerji sistemleri, zayıf akım sistemleri, asansör sistemleri ve güvenlik amaçlı tüm algılama sistem- 59 DOSYA / Bina Otomasyonu lerinin denetim ve kontrol işlemlerinin yürütülmesi görevini üstlenmektedir. Bina otomasyon sistemleri, merkezi kontrol odası cihazları, saha bilgi toplama panelleri, saha elemanları ve iletişim kablolarından oluşmakta; modüler bir yapıya sahip olmaları ve merkezi bilgisayarlardaki herhangi bir arıza durumunda, bağlı oldukları saha panellerinden kumanda edilebilme özelliği taşımaları istenmektedir. Bina içindeki çeşitli algılayıcılardan, her konuda gelen bilgilerin, anabilgisayarda toplanması ve istenilen programa göre, komutların ilgili birimlere iletilmesi sonucu hizmet veren otomasyon sistemlerinin, belirli noktalara, programlanan zamana göre anahtarlama, reaksiyon gösterme, çalışma zamanı denetleme, optimum çalıştırma, istatistikî programlar dahilinde çalıştırma ve durdurma komutlarının verilebilmesi, sistemin tam çalışmasında etkin rol oynamaktadır. Sistemin, durum ve bakım sinyallerini alabilecek kapasitede olması ve işletmeyi optimize edecek gücünün olması da önem taşımaktadır. Bina otomasyon sistemlerindeki hizmet programları, • Merkezi kumanda ve kontrol programları, • Enerji yönetim programları, • Güvenlik kontrol programları olmak üzere değişik alanlarda hizmet verecek programlama türlerine ayrılmakta; binalarda bunların tümü veya birkaçı kullanılmaktadır. Merkezi kumanda ve kontrol programları, • Zamana bağlı başlatma ve durdurma programları, • Olay programlar olarak ikiye ayrılmakta; zamana bağlı programlar, aydınlatma, taşıma gibi belirli zamanlarda başlaması gereken işlemleri yönetmektedirler. Olay programlar, belirli olayların meydana gelmesi ile devreye girmekte ve programlanmış olan tüm önlemler dizisini devreye sokmaktadırlar. Örneğin, bir yangın olayında, detektörlerden ihbar alan sistem, ışıklı ve sesli alarm vermekte, söndürme sistemlerini devreye sokmakta, havalandırma sistemini devreden çıkararak, sadece 60 duman tahliyesini gerçekleştirmekte, itfaiyeye haber verirken, asansörlerin de yangın konumuna geçmesini sağlamaktadır. Enerji yönetimi programları, • Döngüsel kumanda programları (duty cycling), • Güç talep programları (power demand control), • Optimum başlatma ve durdurma programları (optimum start-stop), • Yük ayar programları (load reset), • Soğutucu optimizasyon programları olarak bölümlere ayrılmaktadır. Döngüsel kumanda programları, genellikle ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinin belli düzenlere göre devreye girip-çıkması işlemlerini yürütmekte ve optimum çalışma programları ile enerji tasarrufu sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Güç talep programları, elektrik idarelerinin belli limitlerden sonra farklı fiyat uyguladıkları ülkelerde, otomasyon sistemlerinin, limite yaklaşılması durumlarında, önceden belirlenen elektrik sistemlerini önem sırasına göre devreden çıkartarak ve harcama limitlerine göre tekrar devreye sokarak tasarruf yoluna gidilmesini sağlayan programlardır. Optimum başlatma ve durdurma programlarında, sabahları binanın istenilen konfor koşullarına erişebilmesi için, havalandırma, ısıtma, soğutma sistemlerinin belirli saatlerde devreye girmesi sağlanırken; bu konfor düzeyine ulaşmada etken olan dış hava koşulları da saptanmakta ve en uygun havalandırma sistemi ile gücü devreye sokulmaktadır. Yük ayar programlarında, binadaki havalandırma zonlarına göre, en yüklü zonun ihtiyaçları göz önüne alınarak bir havalandırma sistemi uygulanmakta, diğer zonlara, bu yüke göre optimum ölçüler çerçevesinde hizmet verilmektedir. Soğutucu optimizasyon programları ise, birden fazla soğutma sistemi bulu- ENDÜSTRİ OTOMASYON nan binalarda, soğutma suyu gidiş ve dönüş sıcaklıklarını ve harcayacakları elektrik enerji miktarlarını hesaplayarak, en uygun soğutucuların devreye girmesini sağlamaktadır. Bütün bu işlemleri tek merkezden kumanda yöntemi ile gerçekleştiren bina otomasyon sistemlerinin kendi içinde fonksiyon seviyeleri bulunmakta; ‘Bilgisayarla Bütünleşik İmalat’ (Computer Integrated ManufacturingCIM) olarak isimlendirilen fonksiyonel seviyelerde de kendi içinde bölünmelere gidilerek, otomasyon sistemlerinin daha detaylı hizmet vermesi sağlanabilmektedir. Birinci seviyedeki her hücre veya hücre grubu tek başına otomatik olarak çalışabilirken, isteğe göre seviyedeki diğer hücre veya hücre grupları ile koordinasyon da sağlayabilmekte ve bu işlem ‘yatay haberleşme’ olarak isimlendirilmektedir. Sistemdeki ikinci seviye, teknik işletme merkezini oluşturmakta, burada, teknik bakım ve işletme elemanları, merkezi gözetleme istasyonlarından seviye 1’in çalışmalarını kontrol etmektedirler. Üçüncü seviye genellikle PC türü bilgisayarlardan oluşmakta, alt seviyelerden aldığı bilgileri raporlar veya komutlar haline dönüştürmektedir. Bunlar, giriş- çıkış raporları, enerji tüketim raporları ve takvimler gibi yardımcı bilgileri içeren evraklar olabilmektedirler. Bu seviyeye gelen bilgiler, raporlar haline dönüşebildiği gibi, grafikler, eğriler ve bilgi arşivleri haline de dönüştürülebilmektedir. Dördüncü seviyesinde genel yönetim panellerinin olduğu bina otomasyon sistemleri, binaya ait her sistem için, esneklik, optimum kullanım ve güvenilirlik getirmektedir. Binaların kullanım sürecinde, kullanıcılar ve işletmeciler için çok büyük kolaylıklar sağlayan bina otomasyon sistemlerinin, hizmette kaldığı süre içinde kullanımı için az sayıda teknik personele ihtiyacı bulunmaktadır. Binada oturanların sisteme karşı eğitilmeleri de büyük önem taşımaktadır.” DOSYA / Bina Otomasyonu BİNA OTOMASYONUNA AKADEMİK BİR BAKIŞ Konuya biraz daha girmek için, Makine Mühendisi Murat Eğrikavuk’un Türk Tesisat Mühendisleri Derneği –TTMD Dergisi’nde yayınlanan “Otomatik Kontrol ve Bina Otomasyon Sistemleri Uygulamaları ve Bu Alandaki Son Gelişmeler” yazısına bakalım. Bina otomasyon sistemleri ilk olarak seksenli yılların başlarında kullanılmaya başlandı. Türkiye’deki ilk uygulama 1984’de Yeşilköy Havalimanı idi. Ancak bu sistem esasen yalnızca izlemeye yönelik bir sistemdi, aktif kontrol fonksiyonları yoktu. Tabi o zamanlar PC’ler bile yoktu, merkezi bilgisayar olarak ‘mainframe’ dediğimiz neredeyse buzdolabı büyüklüğünde ana bilgisayarlar kullanılıyordu. Geçen 20-25 sene içinde teknoloji büyük adımlarla ilerledi ve yaşantımızın her alanında ciddi değişikler getirdi. Bu dönem içinde Bina Otomasyon Sistemleri de yerinde saymadı ve firmalar sürekli yeni nesil sistemler üreterek gelişen teknolojiyi takip etmeye çalıştılar. Ancak çok ilginç bir gerçek şu ki Bina Otomasyon Sistemleri yakın zamana kadar özde 62 hiç değişmedi! Tabii ki elektronikteki gelişmeler daha hızlı, daha yüksek kapasiteli kontrol cihazlarının kullanılmasına imkan verdi. Ayrıca PC çağının başlaması ile merkezi bilgisayarlar ucuzladı ve Windows ile grafik ortamda işletim standartlaştı. Ama sistemlerin temel işlevleri ve genel anlamda mimari yapısına bakarsak ilk bina otomasyon sistemleri ile bugünküler arasında gerçek anlamda büyük farklar göremiyoruz. Daha doğrusu yakın zamana kadar bu böyleydi. Oysa son senelerde bina otomasyon teknolojilerinde çok ciddi, çok heyecan verici bazı gelişmeler gerçekleşiyor, bu değişiklikleri ‘devrim’ olarak nitelemek dahi mümkün… Son zamanların en çok kullanılan ve en çok suiistimal edilen terimi ‘akıllı binalar’. Bu terim o kadar çok firma tarafından, o kadar geniş bir anlam aralığında kullanılıyor ki herkesin tanımı birbirinden farklı, dolayısıyla çoğu zaman ortak bir kavramı ifade etmek için kullanılamamaktadır. Aslında günümüzde herhangi bir binada kullanılan ürün ve sistemlerin ENDÜSTRİ OTOMASYON hemen hemen tamamı ‘akıllı’ tanımına uyacak özelliklere sahiptir. Bugün bir kazan ya da soğutma grubu kontrol panelinin üzerindeki işlemci gücü ve program özellikleri, bir zamanların süper bilgisayarlarının çok üzerindedir. Aynı şey asansörler için geçerli, ya da kesintisiz güç kaynakları, jeneratörler, hatta elektrik panolarındaki devre kesiciler için bile. Tabii yangın ihbar, güvenlik sistemleri, kartlı geçiş, soğuk oda, sayaçlar, enerji analizörleri, telefon santrali ve diğerleri de katıldığında bir bakıyorsunuz ki binanız kaçınılmaz olarak ‘akıllı’ cihazlarla dolmuş, akılsız bina yapmak neredeyse mümkün değil gibi görünüyor. Peki, her biri kendi alanında en ileri teknolojiye sahip bu ‘akıllı’ ürün ve sistemleri kullanmakla güncel teknolojinin bize sunduğu imkanları tamamen ve eksiksiz olarak kullanmış oluyor muyuz? Kanımca hayır. Bundan sonraki mantıklı adım tahmin edebileceğiniz gibi, iletişim. Oyuncular ne kadar iyi olursa olsun aralarındaki iletişim zayıfsa takımın başarılı olması mümkün değildir. Oysa klasik olarak yukarıda saydığımız bina sistem DOSYA / Bina Otomasyonu ve cihazları bırakın zayıf iletişimi, aralarında hiçbir iletişim olmaksızın birbirinden habersiz, kendi içine kapanık bağımsız adacıklar şeklinde çalışıyorlar. Binanızda cihazlar arası uyumsuzluk, bir ABD savaş gemisinin çarptığı deniz fenerindeki kadar büyük hasara yol açmayabilir. Ama güncel teknoloji, işletme giderlerinizde ciddi tasarruf imkanları sağlıyor ve siz bunu kullanmıyorsanız ya da müşterinizin kullanmasını sağlamıyorsanız, seneler boyunca biriken zararlar da ciddi bir hasar sayılabilir. Farklı üreticiler tarafından geliştirilmiş sistem ve cihazların tümleşik bir çatı altına toplanabilmeleri, uyumlu ve koordine senaryolar dahilinde çalışabilmeleri, ilk bakışta tamamı görülemeyen çok sayıda avantaj sağlamaktadır. Bu avantajlara geçmeden önce, bu uyumluluğu mümkün kılan gelişmelerden kısaca söz edelim. Açık Protokoller: BACNET, LONWORKS, OPC gibi bazı terimler, gittikçe daha sıklıkla telaffuz edilmeye başladı. Ancak her yeni teknolojide olduğu gibi “açık protokoller” olarak tanımlanabilecek bu konuda da belli bir kavram kargaşası, bulanıklık, hatta dezenformasyon dahi kaçınılmaz olarak yaşanıyor. Bu nedenle burada konuyu oldukça basite indirgeyerek ele alalım. Öncelikle ‘protokol’ nedir bundan söz edelim. İki cihazın birbirlerine bilgi aktarmakta kullandıklarına lisana protokol ismi verilmektedir. Lisan benzetmesi aslında oldukça yerinde bir benzetmedir. Nasıl iki insanın anlaşabilmek için aynı lisanı konuşmaları gerekiyorsa cihaz ve sistemlerin de birbirleriyle anlaşmaları gerektiğinde ortak bir lisanı konuşmaları yani ortak bir iletişim protokolünü kullanmaları gerekir. Etrafımız anlaşabilen ve anlaşamayan insanlarla dolu olduğu gibi, aynı şekilde anlaşabilen ve anlaşamayan cihazlarla da dolu. Bina Otomasyon Sistemleri dışındaki konulardan birkaç örnek aşağıda verilmiştir. Anlaşmazlıkların az, uyumluluğun yüksek olduğu bir alan bilgisayar ağlarıdır. Bugün hepimizin ofisinde en azından birkaç (çoğu durumda yüzlerce) bilgisayar, yazıcı, tarayıcı vs. birbirine bağlıdır. Yeni bir bilgisayar alınacağı zaman ‘acaba mevcut ağım ile uyumlu mu?’ gibi bir soru kimsenin aklına gelmiyor. Bunun nedeni, bilgisayarların birbirleriyle haberleşmesinde kullanılan protokol yani lisanların çoktan standardize edilmiş olması ve tüm üreticilerin bu standartlara uygun üretim yapıyor olmalarıdır. Farklı bir örnek olarak da hepimizin kullandığı televizyon uzaktan kumandalarını alalım. Bu konuda üreticilerin kabullendiği tek bir standart olmadığı için uyumsuzluklar her zaman karşımıza çıkıyor. Örneğin digiturk kumandamda televizyonumu da idare edebileceğim tüm tuşlar mevcut ama farklı bir marka olan televizyonumla çalışmıyor. Taşıma Ortamı: Ortak bir protokolün yani lisanın kullanılması, iki farklı cihazın haberleşmesi için gerekli ama yeterli değildir. Diğer önemli bir konu da bu lisanın cihazdan cihaza taşınacağı ortamdır. Taşıma Ortamı kavramını da lisan benzetmesini devam ettirerek açıklayabiliriz. İki insanın anlaşabilmesi için aynı lisanı kullanmaları gereklidir. Ama bir de konuşmanın kişiden kişiye iletileceği ortam söz konusudur. Sadece yüz yüze konuşan iki insan düşünülmemelidir. Örneğin iki kişi telefon hatları üzerinden görüşüyor ya da mektuplaşıyor olabilir. Bu durumlarda kullanılan lisan aynı, ama mesajların taşınma ortamı farklıdır. İletişimin gerçekleşebilmesi için iki insanın hem lisan hem de bu lisanın taşınacağı ortam konusunda anlaşmış olmaları gereklidir. (Diğer bir örnek, Türkçeyi bugünkü gibi Latin alfabesiyle ya da geçmişte olduğu gibi Arap alfabesiyle yazabilirsiniz.) Bina teknolojilerinde geçmişte en yaygın kullanılmış taşıma ortamı RS485 kısaltmasıyla bilinen ve ikidamarlı kablo üzerinden bir dizi ENDÜSTRİ OTOMASYON cihazın çift-yönlü haberleşmesini sağlayan standart idi. Bu noktada şunu tekrar vurgulamakta yarar vardır. RS485 bir iletişim protokolü değil, yalnızca bir taşıma ortamıdır. Yani A ve B üreticilerinin cihazlarında RS485 çıkışlar olması, bu iki cihazın haberleşebileceği anlamına gelmiyor. Tekrar lisan benzetmesine dönersek telefon kullanarak seslerini birbirine ileten örneğin bir Çinli ile İngiliz’in anlaşamayacağı gibi... Standartlaşma: Cihazların haberleşmesi için gereken asgari iki şart belirlendi; protokol ve taşıma ortamı uyumu. Tüm üreticiler tek bir standart protokol ile bu protokolün taşınacağı ortak bir ortam üzerinde anlaşmış olsa her şey mükemmel olacaktır. Mal sahibi, yatırımcı ya da müteahhit, bir otomasyon firmasıyla el sıkıştığında ömür boyu bir mahkumiyetin altına imza atıyor olmayacaktır. Ya da herhangi bir sistem seçerken serbestçe ürünleri değerlendirip tesise en uygun markayı, çözümü seçip diğer sistemlerle uyum içinde bir araya getirebilecektir. Bu ütopik rüyanın gerçekleştiği bir konu, mükemmel bir örnek olarak karşımızda duruyor aslında. Bilgisayar ağlarına bakarsanız burada tam bir firma/marka bağımsızlığı söz konusudur. Bilgisayar ağınızdaki mevcut ürünler ne marka olursa olsun yeni bir bilgisayar, yazıcı, klavye, fare vs. alacağınız zaman uyumluluk gibi bir kaygınız olmuyor. İşte bu yüzdendir ki ister Uzakdoğu malı markasız olsun, ister dünya devi markalı ürünler olsun, bilgisayar dünyasında fiyatlar tepetaklak aşağı doğru gidiyor. İşte bu tür bir hayalle yola çıkan birçok grup, bina otomasyon sistemlerinde de benzer bir standartlaşma yolunda çok ciddi ve kapsamlı adımlar attılar ve bu çabaların önemli bir kısmı çoktan emekleme safhasını geçip olgunluk aşamasına geldi. Sektörümüz, tek bir standart üzerinde anlaşmış olmasa da bu teknolojileri 63 DOSYA / Bina Otomasyonu benimseyen üretici sayısının inanılmaz derecede artmış olması, yatırımcılara şimdiye kadar ellerinde hiç olmayan bazı teknolojik imkanlar sunuyor. Bu avantajları özetleyelim: Firma Bağımsızlığı: Son kullanıcılar, tıpkı bilgisayar konusunda olduğu gibi, bina otomasyon sistemlerinde de bir sistem aldıklarında tek bir firmanın mahkûmiyeti altına girmek istemiyorlar. Oysa yakın zamana kadar A firmasının kurduğu bir bina otomasyon sistemine daha sonra ilave, revizyon, yenileme yapmak gerektiğinde diğer bir firmanın ürünlerini kullanmak ya da diğer bir firmadan hizmet almak mümkün olmuyordu. fiu anda dahi birçok bina otomasyon üreticisinin sattığı sistemler, bu şekildedir. “Açık Sistemler”in ana fikirlerinden biri bu bağımlılığı ortadan kaldırmak, sistemleri tam anlamıyla açık hale getirmektir. Entegrasyon: Açık sistemlerle ilgili tanıtım ya da dokümanlarda en çok bu anlattığım firma bağımsızlığı üzerinde durulur. Bu aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır. Uzun vadede bir firmaya bağımlılıktan kurtulmak, tabii ki çok önemlidir. Ancak asıl büyük avantaj, uzun vadede değil, daha ilk yatırım aşamasında ortaya çıkıyor. Bu büyük avantaj, konuya girerken de üzerinde durulan diğer sistem ve cihazların entegrasyonudur. Özellikle mekanik tesisatı ele alırsak kazan, soğutma grubu, paket tip klima, VAV kutusu, buharlı nemlendirici, frekans invertörlü pompa gibi bir çok cihaz, isteseniz de istemeseniz de üzerlerinde son derece gelişmiş ve kabiliyetli “akıllı” kontrol cihazları ile birlikte geliyorlar. Bu cihazların üreticileri, kullanıcıların da baskısı ile artık neredeyse istisnasız olarak harici cihazlarla iletişim için bir iletişim imkanı sağlıyorlar. Böylece basit bir iki damarlı kablo bağlantısı ile her cihazdan onlarca bilgiyi otomasyon sistemine taşımak mümkün oluyor. Bu sayede işletmeciye sağlanan bilgi miktarı çok daha fazladır. Bir örnek vermek gerekirse klasik sistemlerde iki soğutma grubundan otomasyon 64 sistemine alınacak toplam bilgi 7-8 nokta ile sınırlı idi (durum, arıza, giriş-çıkış sıcaklıkları). Oysa açık bir protokol üzerinden dijital iletişim imkanı kullanıldığında her bir soğutma grubundan onlarca bilgi temin edilebiliyor. Bunların arasında hangi kompresörün kaçıncı kademede ne kadar çalıştığı, gaz basınçları, çekilen akım gibi bilgiler de vardır. Bunların çoğu da fantazi değil, işletmeye verim değerlendirmesi, optimizasyon, önleyici bakım gibi konularda büyük yarar sağlayan bilgilerdir. Daha Düşük Maliyet: Alınan bilgi miktarının astronomik şekilde artmasına karşın çoğu durumda net sistem maliyetinde ucuzlamaya yol açmaktadır. Çoğu üründe bu tür iletişim çıkışları standart ya da çok makul maliyetli opsiyonlar şeklindedir. Buna karşın klasik tarzda projelendirilmiş bina otomasyon sisteminde malzeme ve dolayısıyla maliyet düşüşüne yol açıyor. Çünkü eskiden ayrı ayrı analog/ dijital girişler üzerinden sisteme taşınan bilgiler artık bu iletişim protokolleri üzerinden alınabiliyor. Bu sayede otomasyon tarafında modül sayıları azalıyor. Bununla birlikte, daha önemlisi, kablo miktarı ciddi şekilde azalıyor. Çünkü eskiden her bir nokta için ayrı ayrı kablo çekerken artık tek bir kablo üzerinden çok daha fazla bilgi taşınabiliyor. Daha İşlevsel Senaryolar: Ana sistem bünyesine daha fazla bilgi alınabilmesi sayesinde daha işlevsel, istenirse daha komplike, senaryoları sisteme programlamak mümkündür. Standart Kullanım: Muhakkak görmüşsünüzdür, büyük binaların otomasyon merkezlerine girerseniz, ENDÜSTRİ OTOMASYON yarım ay şeklinde bir masanın üzerinde sıralanmış bir dizi bilgisayar ekranı ve klavye, bir tarafta da CCTV ekranları ile birlikte uzay üssü tarzı bir görüntü oluştururlar. Aslında hoş bir görüntü ama pratik mi? Asansörler için bir bilgisayar, kartlı giriş sistemi için bir bilgisayar daha, bina otomasyonu sistemi, belki yangın ihbar ya da güvenlik için de bir ekran, bir de enerji izleme sistemi... Bilgisayarların bazılarını birleştirebilir, ama çoğu firma bundan hoşlanmaz. Hem bilgisayarları birleştirseniz bile yazılımlar yine ayrıdır. Özellikleri farklı, kullanımları farklıdır. Teknisyenler grubundan, işten ayrılanların yerine yeni gelenler için ciddi bir eğitim ihtiyacı ve yükü oluşuyor. Çağdaş bir binanın teknik işletmesinin üzerinde ciddi bir yük var gerçekten de. Ama ortak iletişim protokolleri sayesinde tüm bilgiler tek bir çatıda toplanabildiğinde kullanım da son derece rahatlamaktadır. Tek bilgisayar, tek yazılım, tek kullanım şekli. Kulağa hoş geliyor?.. Mevcut Durum: Bu büyük avantajları bugünün binalarında kullanıma hazır hale getiren gelişmeler, birden çok grubun seneler önce başlattıkları ve artık olgunlaşma aşamasına gelen çalışmalarıdır. Dikkatinizi çekti mi, önceki cümlede problem bir ifade var: “birden çok grup”. Bu kesinlikle problem çünkü standartlaşma dediğimiz olgunun başarılı olabilmesi için aslında bir tek olması gereklidir. Oysa bina teknolojilerine baktığımızda birbiriyle yarış halinde bir dizi standardı bir arada görüyoruz. Bu durum, geçmişte bu yeni iletişim protokolleri ve teknolojilerinin yaygınlaşmasını bir miktar geciktirdi. Halen de sektör tek bir iletişim protokolü standardı üzerinde tercih yapmış gibi bir görüntü sunmuyor. Buna karşın, bina otomasyon sistemleri de bu ortamda gelişti ve bugün aynı anda birden çok protokolü destekleyen ve bu anlamda en üst düzeyde entegrasyonu sağlayabilen sistemler mevcuttur. Bu aşamada bina DOSYA / Bina Otomasyonu teknolojilerinde ön safhalara çıkmış ve görülebilir gelecekte mutlaka kullanımda olacak belli başlı protokol ve standartlarla ilgili temel bilgileri vermekte yarar vardır: A) Bacnet B) Lonworks C) Modbus D) EIB-Instabus-Konnex E) OPC F) Diğerleri Pratik Sorunlar: ‘Yeni’ olarak söz ettiğimiz bu teknolojiler her ne kadar çoktan olgunlaşıp yerine oturmuşlarsa da yaygınlık kazanmalarında şu ana kadar anlattıklarım dışında bazı pratik zorluklar da vardır. Kullanıcıların Ürkekliği: Yeni teknolojilerin benimsenmesinde yatırımcıların biraz temkinli davranmasını yadırgamamak gerekir. Her yeni teknolojinin uygulanması, tüm taraflarca bir öğrenme sürecini gerektirir ve bazen yazılım/donanım hatalarının da katılmasıyla sancılı bir süreç olabilir. Bu durum yalnızca Türkiye için geçerli olmayıp, ABD gibi ülkelerde de bu yeniliklerin uygulandığı ilk projelerde çeşitli sorunlar yaşandı. Yani bu alanda öncülük eden yatırımcılarla birlikte otomasyon firmaları da ilk projelerde bazı sıkıntılar çektiler. Bu tür uygulamaların hala çok yaygınlık kazanmaması nedeniyle geçmişte birkaç projede yaşanan ilk sıkıntılara işaret edip karamsar olmak çok yanıltıcı bir yaklaşım olur. Bugün Türkiye’de açık protokollerle entegrasyon sağlanmış farklı otomasyon firmalarınca gerçekleştirilmiş bir dizi çok başarılı uygulama vardır. Geleceğin yönünü bunlar gösteriyor, emekleme aşamasında yaşanmış sıkıntılar değildir. Kimi kullanıcılar yeni ENDÜSTRİ OTOMASYON teknolojileri benimsemeye daha hazır ve isteklidir, kimileriyse daha temkinlidir. Bina Otomasyon firmalarında da benzer farklılıklar olması doğaldır. Projelerinizde otomasyon firmalarına bu konudaki yaklaşımlarını, daha önce yaptıkları uygulamaları sorun; mümkün olursa bir projeyi ziyaret edin ya da işletmecisiyle konuşun. Güven sağlamanın en pratik yolu budur. Sorumluluk Çizgilerinin Belirsizleşmesi: Farklı üreticilerin sistem ve cihazlarının birbirleriyle ya da üst bir bina otomasyon sistemiyle haberleşecekleri bir sistemde temel kaygılardan biri sorumluluk çizgilerinin belirsizleşmesi olabilir. Örneğin bina otomasyon sisteminin kazanlarla iletişimi kesildiğinde problem otomasyon tarafında mı, kazan tarafında mı? Özellikle firmalar kendi konularına çok iyi hakim olmadıkları durumda, sorunun tespiti biraz daha 65 DOSYA / Bina Otomasyonu daha gittikçe ön plana çıkmaktadır, işbirliğine açık olma. Güncel, kapsamlı ve entegre bir otomasyon sistemi tesis edilecek bir projede bu kriter de firma seçiminde rol oynamalıdır. uzun zaman alabilir. Sorunun basitçe çözülemediği durumlarda iki firmanın teknik servisini aynı anda tesise getirmek bile bazen zor olabilir. Bu problemin maalesef basit bir çözümü yoktur. En doğru yaklaşım, (i) işini bilen firmalarla çalışmak, (ii) periyodik bakım anlaşmaları ile sistemleri sürekli kontrol altında tutmaktır. Sorumluluk Çizgilerinin Belirsizleşmesi Farklı üreticilerin sistem ve cihazlarının birbirleriyle ya da üst bir bina otomasyon sistemiyle haberleşecekleri bir sistemde temel kaygılardan biri sorumluluk çizgilerinin belirsizleşmesi olabilir. Örneğin bina otomasyon sisteminin kazanlarla iletişimi kesildiğinde problem otomasyon tarafında mı, kazan tarafında mı? Özellikle firmalar kendi konularına çok iyi hakim olmadıkları durumda, sorunun tespiti biraz daha uzun zaman alabilir. Sorunun basitçe çözülemediği durumlarda iki firmanın teknik servisini aynı anda tesise getirmek bile bazen zor olabilir. Bu problemin maalesef basit bir çözümü yoktur. En doğru yaklaşım, (i) işini bilen firmalarla çalışmak, (ii) periyodik bakım anlaşmaları ile sistemleri sürekli kontrol altında tutmaktır. Üreticilerin İsteksizliği: Burada kastım, bina otomasyon sistemi üreticileri değil, entegrasyon sağlanmasının işletmeye avantaj sağlayacağı diğer sistem ve cihazların üreticileridir. Kimi üretici 66 cihazlarının bu tür sistemlerde etkileşimli olarak yer almalarından gurur duymakta ve çok istekli olmalarına karşın, tipik olarak bazı üreticilerde ise “benim sistemime kimse bulaşmasın, sistemim kendi işini en iyi şekliyle zaten yapar” gibi bir kapalılık psikolojisi mevcuttur. Bu yaklaşım bazen ticari kaygılardan kaynaklanıyor; kendi merkezi bilgisayarı ve yazılımını satan her firma bundan ilave bir ciro sağlıyor. Kimi zamansa teknolojik ürkeklikten; firmalar kendi sistemlerini çok iyi tanısalar da otomasyon için vermeleri gereken arabirimleri bilmiyorlar ve bu konuda başlarına dert almak istemiyorlar. Ancak kullanıcıların taleplerinin yarattığı baskı neticesinde tüm üreticilerin entegrasyona ve işbirliğine açık bir yaklaşımı benimsemek zorunda kalacaklar ve kısa vadede bu yaklaşımı erken benimseyenlerin kesinlikle kazançlı çıkacaklardır. Eşgüdüm: Üst düzeyde entegrasyon içeren bir projede malzeme ve sistem sağlayıcılarının çok daha üst düzey bir eşgüdüm içinde çalışmaları gerekliliği, kaçınılmazdır. Bu açıdan gerek bina otomasyon firmasına gerekse yatırımcıya düşen görevler vardır. Günümüz binalarında herhangi bir cihaz ya da sistem alımında fiyat, kalite, teknoloji, firma tecrübesi gibi kriterlerin yanında yepyeni bir kriter ENDÜSTRİ OTOMASYON İnternet Teknolojileri: Açık sitemlerin avantajlarından söz ederken, yukarıda, tüm bilgilerin tek bir çatı altında toplanmasının işletmeciye binasını tek bir yazılımla idare etme avantajını sağladığından söz edilmiştir. Bu avantajın mükemmel şekilde uygulaması internet teknolojilerindeki gelişmelerle bina otomasyon sistemlerinin birleşmesi ile gerçekleşiyor. Sonuç: Gittikçe daha çok sistem, standart veya opsiyonel olarak, “web sunucusu” özelliğine sahip olabiliyor. Bu şu anlama geliyor: binanızı idare etmek için Internet Explorer yazılımını kullanıyorsunuz. Standart internet erişim programlarının otomasyon için kullanımına izin veren bu “web sunucu” özelliğinin getirdiği avantajlar çok sayıdadır. - Her bilgisayarda mevcut, yükleme problemi yoktur, - ücretsizdir, - en alt düzeyden en üst düzeye herkes kullanmayı bilmektedir, -çok sayıda bilgisayardan aynı anda sisteme erişilebilir, - Intranet ve internet üzerinden kullanım imkanı vardır, - E-posta ve IP teknolojileri entegrasyonu imkanı vardır, - Platform bağımsız (Linux, Macintosh gibi işletim sistemleri ile de kullanılabilir). Netice olarak, Bina Otomasyon Sistemleri ilk kullanılmaya başladıkları zamandan itibaren en büyük değişikliği ve gelişmeyi yaşamaktalar. Bu gelişmelerin güncel olarak kurulmakta olan sistemlerde kullanılması, otomasyon firmaları ve yatırımcıların tercihlerine göre farklı düzeylerde olabiliyor. Ancak şu hiç şüphe götürmez ki bundan sonra kurulacak sistemler işletmeciye çok daha büyük kolaylıklar sağlarken maliyetler daha aşağılara düşecek. Ve bu geleceğe yönelik bir temenni değil, bugün gerçekleşen değişim.” Son olarak, Milliyet Emlak’ta Temmuz 2015 tarihinde yayımlanan habere bakalım. “Akıllı bina sistemleri yüzde altı enerji verimliliği sağlayacak” başlıklı habere göre, geleceğin akıllı binalarını bulut üzerinden, tek merkezden yönetiminin amaçlandığı bir Avrupa Birliği projesi olan BaaS için bina otomasyonu konusunda Türk ve yabancı uzman şirketlerle birlikte çalışan Defne Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu, ‘Bir bina içinde çeşitli otomasyon sistemleri bulunuyor. Isıtma - soğutma, aydınlatma, yangın algılama, güvenlik, kapıların otomatik açılıp kapanması gibi aklınıza gelebilecek bir sürü sistem, yüzlerce sensör ve bunları kontrol eden silo yaklaşımla çalışan yüzlerce ünite var. Bu sistemler birbirinden bağımsız olarak çalışıyor ve bu da verimlilik açısından ciddi sıkıntılar doğuruyor. Almanya’da yapılan bir araştırmada, bina otomasyon sistemlerinin merkezileştirilmesi ve birbiriyle haberleşebilmesi durumunda otomasyona sahip binalarda yılda ortalama yüzde 6 enerji verimliliğine ulaşılabileceği hesaplandı. BaaS projesi ile, merkezileştirme, tasarruf ve açık altyapı ile bina otomasyon sektörüne yeni üreticilerin kazandırılması amaçlandı’ demiş. Haliloğlu sözlerine şöyle devam etmiş: ‘Şu anda otomasyon genellikle lüks binalarda mevcut. Bu sadece ülkemize özgü bir durum değil. Bina otomasyon sistemi lüks ve pahalı bir tüketim malzemesi olarak görülüyor. Enerji verimliliği insanların hayatında henüz çok göz önünde bulundurulmuyor. Yürüttüğümüz BaaS projesi ile otomasyon sistemlerinin daha ucuz hale getirilerek pazarın büyütülmesi ve sadece lüks konutlara değil, bütün binalara girmesini hedefleniyoruz. Maliyetin düşmesinin ardından sistemi, müteahhitler, inşaat geliştirme firmaları daha fazla kullanabilecekler. Düşünün ki binanın sadece o anda aktif olan kullanılan bölümlerini ısıtıyorsunuz. Hareket sensörleri ve insan algılayıcılarıyla o bölgede insan varsa aydınlatılacak, insan yoksa aydınlatılmayacak. Birileri varsa ve birilerinin olma ihtimali varsa ısıtılacak yoksa ısıtılmayacak. Bu esnek merkezi yönetim altyapısının ortak giderleri azaltmak ve maliyeti düşürmek üzerinde çok büyük etkisi olacak.’ 2016 yılında tamamlanması planlanan BaaS projesinin amacı, akıllı bina sistemlerinin yaygınlaşması, enerji tasarrufunun maksimum düzeye çıkması ve sistemleri daha ulaşılabilir hale getirip sadece lüks binalarda, hastanelerde değil bundan sonra yapılacak tüm konutlarda uygulanmasını sağlamakmış. ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Bina Otomasyonu - Uygulama GELECEĞİN BİNALARI İÇİN BİR ENERJİ İŞLETİM SİSTEMİ Şahin Çağlayan / Kurucu – Ar-Ge Müdürü Reengen Enerji [email protected] Avrupa’da hâlihazırda toplam enerji tüketiminin %20’si ticari binalardan kaynaklanmaktadır. Çalışmalar şunu gösteriyor ki bu binalarda yapılacak proaktif enerji yönetimi, enerjinin etkin kullanımı açısından olağanüstü bir katkı sunacaktır. Günümüzde binaların çoğu “akıllı bina” sistemleri ile birlikte tasarlanmaktadır. Fakat kompleks görünümlü bu bina otomasyon sistemleri aslında statik bir yapıya sahip, yani gerçek zamanlı öğrenme ve dinamik veri analizi yetileri bulunmamaktadır. Bu sistemler önceden atanan ve sık değiştirilemeyen sınırlı senaryolar dahilinde çalışmaktadır. Bu da çoğu durumda enerjinin korunumundan çok, gereksiz tüketimine yol açabilmektedir. Hâlbuki aynı bina yönetim sistemleri veri toplama ve depolama konusunda oldukça yetkindir. Akıllı bina konsepti, halihazırda toplanan bu önemli verileri anlamlandırabildiğimiz ölçüde anlam kazanmaktadır. Mevcut binaların ciddi bir kısmı akıllı bina olarak nitelendirilse de, ne yazık ki henüz akıllı bina ağlarından bahsedemiyoruz. Günümüzdeki bina yönetim sistemleri(BYS), henüz bölgesel düzeyde dağıtım şirketi sistemleriyle dinamik haberleşme, gerçek zamanlı veri işleme ve ileriye dönük şebeke optimizasyonu yeteneklerine sahip değiller. Bunun sebepleri arasında, teknoloji ve uygulama alanındaki kısıtların yanında regülasyon eksiklikleri de bulunmaktadır. Örneğin yeterince fonksiyonel ve ölçeklenebilir olmadıklarından sınırlı sayıdaki protokollerle haberleşebilmekte, sınırlı sayıdaki sensör ve kontrolör tipi ile çalışabilmektedirler. Bu durum da BYS’lerin nesnelerin interneti gibi kablosuz sensör ağları, uzaktan izleme ve analiz teknolojilerindeki gelişmelere ayak uyduramamasına sebep olmaktadır. Net bir gerçek var ki çok çok azı bu seviyede inovatif 70 yaklaşımlara hızlı ve esnek bir şekilde adapte olabiliyor, bu da bina enerji yönetiminde yenilikçi ve dinamik şirketlerin çağının geldiğini gösteriyor. Merkezi bir Enerji İşletim Sistemi Artık Hayal Değil Bina enerji yönetiminde halihazırdaki resim analiz edildiğinde bina sahipleri için gerek ekonomik gerekse teknik açıdan oldukça yetersiz kalan bir bina yönetim servisi göze çarpacaktır. Halihazırdaki BYS’nin yeteneklerini artırmak üzere sonradan eklenecek donanımlar hem operasyon hem maliyet açısından külfetlidir. Reengen olarak bu problemlerin bir kısmının sadece organize olamamaktan veya teşvik yetersizliğinden değil, teknolojik imkânsızlıklardan ve hayal gücünün eksikliğinden ileri geldiğini düşünmekteyiz. Bu düşünceden yola çıkarak, yazılımsal bir bakış açısı ve merkezi platform üzerinde geliştirilebilir uygulamalarla daha güçlü bir altyapı kurulabileceğini iddia ediyoruz. Bir başka değişle, mevcut bina sistemleri yerlerini geliştirilebilir, birden çok haberleşme protokolü ile konuşabilen, üçüncü parti yazılımlara bağlanabilen yeni BYSlere devretmelidir. Yeni nesil teknolojilerle yoğrulmuş şirketlerin başını çektiği bu yeni akıma BIoT deniyor, açık kullanımıyla ‘’Building Internet of Things’’, diğer bir deyişle ENDÜSTRİ OTOMASYON nesnelerin interneti teknolojisinin binalara uygulanmış şekli. Tam bu noktada BYS’ye yeni boyutlar kazandırmak, güncel teknolojinin desteğini alabilmek ve daha kullanışlı, daha rahat bir kullanım sunabilmek adına Provolta Enerji İşletim Sistemini geliştirdik. Provolta dağıtık üretimden akıllı enerji dağıtımına, enerji depolama sistemlerinin yönetiminden enerji performans optimizasyonuna kadar çok geniş bir yelpazede kullanım alanları bulmaktadır. BIoT Kavramı gündelik hayatımıza giriyor Ticari ve endüstriyel binalar için enerji yönetimi alanında ürün ve servis tedariği yapan firmalar, yaklaşık 20 yıldır internet üzerinden izlenen ve yönetilen web uyumlu akıllı teknolojiler, sensörler, röleler, sayaçlar, PLC kartlar, panolar ve otomasyon yazılımları kuruyorlardı. Verdikleri hizmetin, kullandıkları teknolojinin adı bazen akıllı bina, bazen bina otomasyonu, bazen de SCADA sistemi oldu. Bu şirketler, son yıllarda veri güdümlü analiz yeteneği, bulut teknolojileri, ve sensor teknolojilerinin gelişimiyle birlikte çok büyük bir dönüşüm zorunluluğu ile karşı karşıya kaldılar. Bu noktada ya bu değişimi gütmek, ya bu diyardan gitmeyi seçecekler. Net bir gerçek var ki çok çok azı bu DOSYA / Bina Otomasyonu - Uygulama seviyede inovatif yaklaşımlara hızlı ve esnek bir şekilde adapte olabiliyor, bu da bina enerji yönetiminde yenilikçi ve dinamik şirketlerin çağının geldiğini gösteriyor. Yeni nesil teknolojilerle yoğrulmuş şirketlerin başını çektiği bu yeni akıma BIoT deniyor, açık kullanımıyla ‘’Building Internet of Things’’, diğer bir deyişle nesnelerin interneti teknolojisinin binalara uygulanmış şekli. Peki bu yeni konseptin senelerdir uygulanandan farkı ne olacak? Gerçekten hayatımızda köklü iyileştirmeler yapacak katma değerleri beraberinde getirebilecek mi? Yaptığımız yatırımların geri dönüşlerini hızlıca alabilecek miyiz? Yukarıda bahsettiğimiz gelenekselci şirketler, internetin, kollektif ve bütünleşik yazılım çözümlerinin ve açık kaynak akımının kendilerini ne derece tehdit ettiğinin farkına çok geç vardılar. Yıllarca binalara kapalı sistem çalışan, sadece kendilerine uyumlu ekipmanlarla konuşan, her fonksiyon için ayrı kurulum, sunucu ve kablolama gerektiren pahalı, hantal, yavaş ve ölçeklenemeyen sistemler kurdular. Bugün ise bilgi ve iletişim teknolojileri destekli, tamamıyla otomatik binalara ulaşmanın eşiğinde, bulut tabanlı, açık ve ölçeklenebilir platformların yükselişi karşı karşıyayız. Reengen’in Provolta Enerji İşletim Sistemi hamlesiyle başını çektiği BIoT şirketleri, hâlihazırdaki bina sistemlerinin problemlerini ucuz, hızlı ve ölçeklenebilir şekilde çözmeye başladı. Özellikle çok sayıda bina içeren portföye sahip şirketler, bu yenilikçi teknolojinin enerji ve operasyonel verimliliklerinde getireceği artışı görmek için sabırsızlanıyorlar. Binadaki herhangi bir sistemi, cihazı veya sensörü, herhangi farklı bir sistemle konuşturabilme, yüksek çözünürlüklü toplanan verileri analiz edebilme, bunu sürekli ve gerçek zamanlı yapabilme, kestirimci analiz sonuçlarını geleceğe dönük aksiyonlar aldırmada kullanabilme, mekân bağımsız olarak tüm binalarını tek platformdan yönetebilme, insan hatasından kaynaklı verimsizliği sıfıra indirebilme yetkinlikleri; IT-OT birleşimi diye tanımlanan bilgi iletişim teknolojilerinin, büyük veri analizinin, kablosuz sensör ağlarının işletmelerin operasyonlarına getirdiği verimlilikte anahtar rol oynamaktadır. BYS’lerin Çıkarılmalı Potansiyeli Açığa Unutulmamalı ki binaları her ne kadar tipik görünse de içlerindeki sensör ve kontrolör ağları dikkate alındığında en büyük ve karmaşık sistemlerden biridir. Provolta EİS’nin amacı, binada mevcut olan SCADA veya otomasyon sisteminin alt yapısını kullanıp onun üzerine bulut tabanlı yeni fonksiyonlar ekleyebilmektir. Bu fonksiyonların en önemli özelliği, bina altyapısının farklı yazılım ve donanım sitemleriyle, EDAŞ talep tarafı yönetimi ve ESCO Enerji Verimliliği Programları ile ortak ENDÜSTRİ OTOMASYON çalışabilmesini mümkün kılmasıdır. Bu sistemlerin uygulanabilmesi için binanın donanımsal altyapısında büyük bir değişikliğe ihtiyaç duymadan yazılımsal birkaç hamle yeterli olmaktadır. EİS, büyük ticari binalarda verilerin kolay ve güvenli şekilde toplanıp derlenmesini, akabinde bu büyük veri paketlerini gerçek zamanlı olarak işlenip tasarruf ve operasyonel verimliliğe dönüştürülebilir aksiyon haline gelmesini sağlar. Buradaki amaç binadaki mevcut izleme ve kontrol alt yapısında değişiklik yapmadan, operasyonel zeka eksikliğimi tamamlayabilmek adına farklı kaynaklardan (binadaki enerji otomasyonu, enerji depolama sistemleri, BYS, HVAC otomasyonu vb.) verileri alıp, bu verileri bulut üzerinden yeni nesil büyük veri analizi 71 imkanlarını kullanarak (bulut tabanlı simülasyon programları, yapay zeka algoritmaları) analiz etmek ve çıktıları gerekli platformlara iletmektir. Enerji İşletim Sistemi, HVAC, Aydınlatma, UPS, Jeneratör, Kojenerasyon ve Fotovoltaik gibi sistemlerin mevcut ICT altyapılarına çift taraflı olarak bağlanarak verileri gerçek zamanlı olarak toplar ve binadaki kişi sayısını, dış sıcaklığı, dinamik elektrik tarifesi verilerini farklı web servislerinden alır. Toplanan veriler bulut bilişim aracılığı ile yine bulutta koşan ve binanın modelini içeren dinamik simülasyon modelleri ile kıyaslar. Böylece bina içindeki ısıtma, soğutma, aydınlatma, temiz hava sirkülasyonu için en uygun çalışma koşullarını bulur ve gerekli sistemlere iletir. Provolta Enerji İşletim Sistemi ile Hayatımıza Girecek Sorular BIoT ve Enerji İşletim Sistemi teknolojileri, son 20 yıldır tartışılan, büyük altyapı yatırımları yapılmasına rağmen erişilemeyen sonraki jenerasyon entegre, açık mimarili, IP-merkezli, bağlantılı, yüksek enerji performanslı, sürdürülebilir, yeşil binaların tetikçisi olmaya aday teknolojilerdir. Bunu yapacağından oldukça eminiz çünkü bu ölçekte bir değişimi ancak evrensel standartlara dayanan, binayı en maliyet etkin şekilde yönetme, süregelen enerji tasarrufu yapma, ideal kaynak planlamasına ulaştırabilme, bina kullanıcılarının konforunu ve güvenliğini maksimize etme gibi net KPI’ları olan platformlar başarabilir. Bir bina, ya akıllı ve sürdürülebilir mimari ve mühendislikle inşa edilmeli, ya da sonradan akıllı ve sürdürülebilir teknolojiler ile donatılmalıdır. Akıllı bina ya da içine sonradan sinir sistemi ve akıl eklenmiş binalardan hangisi olursanız olun, artık kendinizi çevrenizden şu soruları duymaya alıştırsanız iyi edersiniz: • Bugün binanız ne öğrendi? Dün yaptığı hangi hatasından ders alıp bugün verimlilik sağladı? Bu verimliliği siz müdahil olmadan otomatik olarak nasıl yapıyor? • Binanızda yaptığınız hangi enerji verimliliği iyileştirmesi ne kadar tasarruf getirdi? Yaptığınız LED aydınlatma yatırımın geridönüşü hesapladığınızdan 3 gün geç mi oldu erken mi? • Aydınlatma ve elektrik otomasyonundan aldığınız hangi iki veriyi analiz edip, çıktısını mekanik otomasyona gönderdiniz ve %20 tasarruf ettiniz? • Hangi havalandırma set değerini 3 saat sonraki sıcaklık düşüşünü görüp değiştirdğiniz için %15 tasarruf ettiniz? Bu yolla hem tasarruf edip hem bina içi konforu nasıl artırdınız? • Motorunuzdaki hangi arızayı sadece motorun çektiği akım ve voltajın anlık analizini yaparak 4 ay önceden öngördünüz? Bu arızayı şimdiden gidermek için hangi 20 TL’lik parçayı değiştirdiniz? • Elektriğin tarifesinin 6 saat sonraki fiyat artışını görüp o saate denk gelen yoğun enerji tüketiminizi nasıl sonraki 2 saate yaydınız? • Binanızın enerji tüketim profilini elektrik tedarik şirketinizle paylaştığınız için taş atıp kolunuz yorulmadan bu ay kaç TL kazandınız? • Binanızın reaktif cezasına düşeceğini anlık olarak tespit edip aldığınız hangi aksiyonla kaç lira cezadan kurtuldunuz? • Bina elektrik yükünüzün yüksek olduğu hangi saatte cezaya düşmemek için şebekeden çektiğiniz elektriğin yanında bir önceki geceden enerji depoladığınız bataryadan destek enerji çektiniz? • Yönettiğiniz 1000 şubeli perakende zincirinin tüm önemli enerji ve operasyonel performans göstergelerini nasıl tek bir bilgisayar sayfasından takip edebiliyorsunuz? ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürünler Sektörden Ürünler sayfalar› Endüstri&Otomasyon dergisinin ücretsiz ürün/hizmet tan›t›m sayfalar› olup, endüstride kullan›lan ürünlerin tan›t›m› amac›yla yay›nlanmaktad›r. ‹lginizi çeken ürün ve/ veya hizmetler hakk›nda bilgi almak için ilgili firman›n internet sitesini inceleyebilir veya firma ile ba€lant›ya geçebilirsiniz. SCHUNK’tan Dahili Titreşim Sönümleme İle Daha Fazla Verimlilik ■ Büyük miktarda hassas torna parçaları üreten üreticiler, birçok faktörü göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Toleranslar ve yüzey kalitesi kusursuz olarak korunmalı; kurulum zamanı, ölü zaman ve takımların aşınması azaltılmalıdır. SCHUNK, sunduğu TENDOturn hidrolik genleşmeli takım tutucular ile bunların tamamının uygulanabilmesini sağlar. İş bağlama teknolojisi ve tutucu sistemleri lideri SCHUNK, en son üretilen takım tutucusunda hazırlanma işlemini daha da basitleştirdi. ER tutucu kullanıcıları SCHUNK TENDOturn’e geçtikten sonra etkileyici başarılarını ifade ediyor. SCHUNK TENDOturn; salgı ve tekrarlanabilirlik hassasiyetinin 0.003 mm’den az ve sürekli olması, kolay takım değiştirme, olağanüstü titreşim sönümleme, sayısız makina spindel tipine uyumluluğu ve birçok takım şaftına uygun olması gibi sayısız fayda sağlar. Takım tutucular işleme sırasında titreşimleri minimize ederek takımın kesici ucunda aşınmanın azalmasıyla sonuçlanmaktadır ve bu da takımın ömrünü uzatır. Yüksek kalitede makinalar kullanırken takım tutucular için yapılan yatırım kısa sürede kendini amorti eder. Üstelik imalat devamlılığı artarken can sıkıcı tekrar ayarlamalara gerek kalmaz, ıskartaya çıkma oranı düşer, makinanın durma süresi azaltılır. Uğraştıran takım ayarlaması yerine SCHUNK TENDOturn ile takım değişimi operatör az deneyimliyken bile çok kolay şekilde yapılır. Sıkma vidası bir alyan anahtarıyla dibe ulaşıncaya kadar döndürüldüğünde, yüksek hassasiyete sahip takım tutucu kullanıma hazırdır. Takım tutucu eksenel boy ayar vidası rahat bir şekilde ayarlanır. Takım tutucunun boyutlarının kompakt olması nedeniyle makina içinde kusursuz bir şekilde kullanılabilir. Yüksek tutma kuvvetine ve hassas sıkmasına bağlı olarak yaygın bir şekilde döndürülebilir, tutuculara ve delik katerlerine uygundur. Geleneksel taret ve arayüzler için üç farklı çözüm SCHUNK TENDOturn’de üç tip bağlama çeşidi mevcuttur. 1. Çözüm komple VDI bağlantılar için olan çözümdür. VDI 25, VDI 30 ve VDI 40 bağlantısında sunulan takım tutucularda sıkma çaplarında 12 mm, 30 mm ve 32 mm sıkma çapı bulunmaktadır. 2.çözüm komple silindir, tahrikli takımlara uygun çift genleşmeli olan sıkma sistemidir. Sıkma çapı kombinasyonları 20/12 ve 25/20’dir. Bu versiyonda iki vidanın tahriğiyle hem kesici takım tutucusuna hem de takım tutucu torna tezgâhı taretine bağlanabilir. Üçüncü çözüm de, tüm torna tezgâhlarında genel olarak kullanılan Weldon bağlama sistemidir, fakat bu Weldon sisteminde hidrolik takım tutucu sisteminin avantajlarını kullanmaktadır. Geleneksel iş bağlama sistemleriyle karşılaştırıldığında SCHUNK TENDOturn yüzey kalitesini %300’e kadar iyileştirir. SCHUNK TENDOturn takımların çok çabuk, güvenli ve hassas bir şekilde sıkılmasını sağlar. www.tr.schunk.com 74 ENDÜSTRİ OTOMASYON SCHUNK TENDOturn delik kater tutucusu sıkma ekipmanı (solda), canlı takımlar için sıkma ekipmanı (sağda) ve VDI arayüzüne komple çözüm olarak mevcuttur. SCHUNK Ürünler Küçük Ölçekli İşletmelerin İhtiyaç Duyduğu Sade, Çok Yönlü ve Ekonomik Kontrol Sistemi ■ Türkiye’de fabrika otomasyon sistemlerinin yanı sıra klima, uydu, asansör, görsel veri sistemleri ve raylı sistemler için elektrik ekipmanlarının da dâhil olduğu altyapı ürünleri alanlarına yoğunlaşan Mitsubishi Electric Türkiye, özellikle küçük ölçekli firmalar için tasarlanmış, sade, kolay kullanımlı, çok dayanıklı ve düşük maliyetli PMSX®micro’yu, Avrasya pazarının yeni gözdesi Çevre Teknolojileri FuarıIFAT Eurasia 2015’te ilgili kullanıcılara tanıttı. Bu tanıtımla, Mitsubishi Electric Türkiye güvencesi ile sunulan PMSX®micro’nun Türkiye teknoloji pazarındaki yerini almaya hazır olduğunu da gösterdi. Sanayi tipi bir bilgisayar üzerinden çalışabilen PMSX®micro, masrafsız, kolay kullanımlı ve üstün teknolojili bu paket ile KOBİ’lerin verimliliğini arttıracak yeni geliştirilmiş kontrol teknolojisini sunuyor. Dağıtılmış Kontrol Sistemi (DCS) teknolojisinin en yeni ürünü olan PMSX®micro, endüstriyel bir bilgisayardan rahatlıkla kontrol edilebiliyor ve Mitsubishi Electric kontrolleri kullanan uygulamalarda tam uyumlu çalışabiliyor. Mitsubishi Electric Türkiye, PMSX®micro’yu iki formatta sunuyor: Ayrı bir 22 inç monitöre sahip geleneksel büyük kasalı bir bilgisayar ya da full HD 21.5 inç tümleşik ekranlı panel bilgisayar formatı. Sistem, süreç grafikleri kullanan tüm tesisin genel bir durum incelemesini ortaya koyuyor; durumunu sorgulamak ve gerekli parametre değişikliklerini yapmak üzere operatörler için bir grafik ara yüzü sağlayabiliyor. PMSX®micro, kapsamlı bir bütünleşmiş alarm ve etkinlik sistemine sahip özellikleri barındırıyor. Alarm durumunda operatör doğrudan ilgili proses göstergesine giderek, üretim etkinliklerine hızlı ve uygun yanıtın verilmesini sağlıyor. Sistem ayrıca üretim problemleri meydana geldiğinde ya da tesisteki değişiklikler sonrasında izlenecek süreç akışlarına izin verecek şekilde, etkinlik ve mesajları güvenli bir şekilde, doğru sıra ile bir veri tabanına kaydediyor. Operatörler ayrıca, sonraki analizler için tutulan etkinlik açıklamaları ve yorumları ekleyebiliyorlar. Sistem, operatörlerin süreç verilerini anlaması ve tesis performansını geliştirmesine izin veren yerleşik bakım fonksiyonları ve geniş yelpazede analiz seçeneklerini içeriyor. PMSX®micro, bir dağıtılmış kontrol sisteminin işlevselliğinden faydalanabilen makine, süreç ve tesisler için geliştirildi. Sistem, üç ila beş ayrı otomasyon istasyonu genelinde, yaklaşık 1,000 analog ya da dijital giriş ve çıkışa sahip uygulamalar için uygun şekilde düzenlendi. Ayrıca hâlihazırda Mitsubishi Electric kontrolleri kullanan ve ilave kontrol mühendisliği gereken uygulamalarda kullanılabiliyor. PMSX®micro üzerindeki mühendislik ve sistem değişiklikleri, bir Windows’lu dizüstü bilgisayarda çalışan ayrı bir mühendislik ortamı kullanılarak yapılıyor. PMSX®micro tesis operatörleri için mühendislik sistemi lisansı, sadece uygun maliyette çözüm, ilk sistem mühendisliği veya ardından gelebilecek değişiklikler için gerekli olabiliyor. Çünkü PMSX®micro, Mitsubishi Electric’in güçlü ve kanıtlanmış PMSX dağıtılmış kontrol platformunda çalışıyor. Daha büyük bir sisteme genişletmek gerekli olursa, bunun gerçekleştirilmesi sorun olmayacak şekilde tasarlandı. www.mitsubishielectric.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON MItsubIshI ElectrIc 75 Ürünler PASmsi – Emniyet Doğrulaması Için Mobil Uygulama ■ Yeni Pilz uygulaması: PASmsi, mobil emniyet denetleyici uygulaması, risk değerlendirmesi sırasında destek sağlar. “PASmsi - Mobile Safety Inspector” (Mobil Emniyet Denetleyici) uygulaması hızlı ve basit bir şekilde doğrudan işletme veya makine üzerinde risk değerlendirmesi yapmanızı sağlar. Uygulama, başka işlerle meşgulken PL (Performans Seviyesi) ve SIL (Emniyet Entegrasyon Seviyesi) için karakteristik hesaplamaları rahat bir şekilde gerçekleştirmenizi ve belgelendirmenizi sağlar. Bu şekilde her zaman risk seviyesini kesin bir şekilde göz önünde bulundurur ve tüm önemli verileri kullanıma hazır tutarsınız. Uygulama fonksiyonlarına genel bakış: • Risk tahmini: Risk seviyesinin belirlenmesi (PLr ve SIL) • Ulaşılabilecek Performans Seviyesinin (PL) hesaplanması www.pilz.com/tr • İşlem sayısının (NOP) ve hizmet aralığının hesaplanması • Makine modifiye edildiğinde yeni bir CE işaretinin gerekli olup olmadığına karar vermenize yardımcı olur • Her zaman günceldir: PASmsi makine emniyeti alanındaki her konuda güncel bilgiler sağlar • Dokümantasyon, yönetim, kayıt ve gönderme: her proje elinizin altında • Projeye uyan fotoğraflar oluşturun ve saklayın • Diller: İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Lehçe, Çince ve Japonca. Uygulama Mağazasından (App Store) ücretsiz indirin!PASmsi uygulaması Android (Google) ve iOS (Apple) işletim sistemleri için mevcuttur ve ilgili mağazalardan ücretsiz indirilebilir veya kolaylıkla QR kodunu taratarak PASmsi uygulamasını indirmeye başlayabilirsiniz! PILZ Esit Bulut Bağlantı ■ Esit Ethernet Cloud cihazı, Esit Bulut Sunucusu (Cloud Server) üzerinden, indikatörlerinizdeki değerlere uzaktan erişmenizi, gerçek zamanlı izlemenizi ve zamana bağlı rapor alabilmenizi sağlayan devrim niteliğinde bir yeniliktir. Sadece her bir indikatörünüz için bir Esit Ethernet Cloud cihazı satın alarak, tüm indikatörlerinize Esit Bulut Sunucusu (www.esit.com.tr) üzerinden ücretsiz erişebilir ve süresiz olarak depolanan bilgileri muhtelif rapor formatlarında çıkararak değerlendirebilirsiniz. Üst seviye güvenlik özellikleriyle bilgi güvenliğiniz korunurken, dakikadan yıla kadar farklı zaman dilimleri için raporlar alabilir ve işletmelerinizdeki tartım işlemlerini uzaktan izleyebilirsiniz. Esit Cloud yazılımı Esit müşterilerine, sahibi oldukları ECI indikatörlerini mowww.esit.com.tr 76 ENDÜSTRİ OTOMASYON bil ya da masaüstü PC farkı gözetmeksizin gerçek zamanlı olarak izlemelerini ve raporlayabilmelerini sağlar. Tartım Sistemlerinizde Güvenlik, Şeffaflık ve Verimlilik Esit Ethernet Cloud cihazı ve www. Esit.com.tr üzerinden erişilen Esit Bulut Sunucusu, tak çalıştır özellikleriyle tesisinizdeki tartım işlemlerine güvenlik, şeffaflık ve verimlilik kazandırmak için Esit tarafından geliştirilmiştir. Esit Elektronik çalışan sayısı 2015 yılında iki fabrikamız, yurtiçi ve yurtdışı şirketlerimiz ile beraber 400 kişiye ulaşmıştır. Şirketin ana ilkesi kaliteli üretim ve müşteri ihtiyacının yüzde yüz karşılanmasıdır. Hedefi dünya tartı sektöründe teknolojisi ve sürekliliği ile uzun dönem içinde endüstriye hizmet etmektir. ESİT Ürünler Smart-UPS™ Serisiyle Enerjiniz Hiç Kesilmesin ■ Schneider Electric, yeni kesintisiz güç kaynağı Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisiyle Bilgi Teknolojileri (IT) başta olmak üzere telekomünikasyon ve endüstriyel alanlarda kullanımlar için en zorlu şartlarda dahi çift çevrimli güç koruması sağlıyor. Entegre kritik güç ve soğutma hizmetlerinde global bir lider olan APC by Schneider Electric, yeni nesil kesintisiz güç kaynağı Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisiyle işletmelere sunucu, ses/veri ağları ve tüm hafif endüstriyel uygulamalar için çift çevrimli maksimum güç koruması sunuyor. Smart-UPS On-Line SRC serisi, 1kVA - 10kVA arası yükleri desteklerken, kritik durumlarda sistemlerinizin enerjisiz kalmaması için yükü akülerinden beslemeye başlar. Acil durumlarda besleme süresi ek akü paketleri sayesinde uzatılabilir ve enerji ihtiyacınızı güvenli şekilde sağlamaya devam eder. Ayrıca, Smart-UPS On-Line SRC serisi dahilinde bulunan PowerChute™ Ağ Kapatma yönetim yazılımı sayesinde, ağa bağlı cihazlarınız tercihinize göre otomatik olarak kapanabilme özelliğine sahip oluyor. Uzaktan yönetim için entegre ağ yönetim kartı içeren serinin tüm modelleri, geniş giriş gerilimi aralığı ve hassas çıkış gerilimi ayarlama imkanını sunuyor. Bunun yanında frekans ayarlama, dahili baypas ve giriş gücü düzeltme gibi birçok önemli özelliğiyle kullanıcılara büyük kolaylık sağlıyor. Yönetim, güvenlik ve uygulamada maksimum bütünlük… Otomatik dahili baypass seçeneği ile serinin tüm ürünleri, aşırı yüklenme durumunda bağlı yükleri şebeke gücüyle besleyebiliyor. Serinin dikkat çeken bir diğer özelliği olan akıllı akü yönetim sistemi ile hassas ve sıcaklık ayarlı şarjlı akü, performansıyla kullanım ömrü ve güvenliği en üst düzeye çıkarıyor. Çalışırken değiştirilebilir akü paketleriyle ise kullanıcılar akü paketlerini değiştirerek ortalama yenileme sürelerini uzatabilme imkanına sahip oluyorlar. Serinin 5 ve 10 kVA modellerinde iki ünite birbirini yedek- leyecek şekilde paralel olarak bağlanabilme özelliğine sahip bulunuyor. Yönetim konusunda kullanıcılara büyük kolaylık sağlayan Smart-UPS On-Line SRC serisi UPS’in ağ üzerinde uzaktan yönetilmesine de imkan tanıyor. Ayrıca, APC StruxureWare™ Manager üzerinden merkezi yönetime de olanak sağlar ve SmartSlot™ Yönetim kartlarıyla UPS yeteneklerini kişiselleştirmenin yolunu açıyor. Böylece durum göstergeleri görsel ekranlar, cihaz ve güç durumunu tercihinize göre yönetebilmenizi sağlıyor. Ürün tercihinize göre LED ve LCD ekranlara sahip bulunan seride bağlanabilirlik özellikleriyse UPS’in seri port üzerinden yönetime de imkan tanıyor. 3 ve 10 kVA arası modellerde bulunan tak ve çalıştır aküler UPS cihazına fazladan çalışma süresi eklerken, beslenen yükler için temiz ve kesintisiz güç sağlamaya devam ediyor. Erken uyarı ve akü tespit sistemiyle enerjiniz hep tam! Periyodik akü testi sayesinde değiştirilmesi gereken akünün erkenden tespit edilmesini sağlayan Smart-UPS OnLine SRC serisi, önleyici hata bildirimi özelliğiyle de erken uyarı vererek hatayı önceden size bildirir. Bu sistem akünün yedek güç sağlamak için mevcut olmadığını da aynı şekilde iletme özelliğine sahip bulunuyor. Frekans ve gerilim regulasyonu sistemi ise aküyü kullanmadan frekans ve gerilimde zayıf koşulları iyileştirebiliyor. Smart-UPS™ On-Line SRC ürün serisi, ani dalgalanmalar, yıldırım ve fırtına gibi olumsuz hava şartlarında oluşacak güç kesintilerine karşı bağlı yükleri koruma özelliğine sahiptir. Daha küçük jeneratörler ve daha az kablo kullanılmasını sağlayarak kurulum maliyeti en aza indirilir. Cold Start özelliğiyle ise akü gücü yeterli olmadığında gerekli elektrik yükünü sağlamaya devam ediyor. Uluslararası standartlara uygun olarak, güvenli bir şekilde çalıştığı test edilen ve onaylanan Smart-UPS On-Line SRC serisi kaliteyi ve güvenliğinizi en üst boyuta taşıyor. www.schneider-electric.com/tr 78 ENDÜSTRİ OTOMASYON schneIder Ürünler Çatal Işık Bariyeri (Fork Light Barriers) ■ Günümüz teknolojisinde endüstriyel sahada algılama noktasında en stabil algılama karşılıklı sensörler ile sağlanır. di-soric çatal sensörlerde alıcı ve verici aynı gövde içerisinde yerleştirilmiş durumdadır. Herhangi bir nesne (metal yada ametal) algılama bölgesinde girerse ışık demeti kesintiye uğrar ve bir çıkış sinyali oluşur. di-soric çatal sensörlerinde ince ışık demeti kullanıldığı için küçük cisimlerin algılanmasında dahi sorunsuz çalışır. Bugünkü koşullarda en sağlıklı çözüm karşılıklı sensörlerle olmakla birlikte alıcı ve vericinin ayrı kasalarda olması sebebi ile kullanıcıya getirdiği işçilik vb. durumlar göz önünde bulunması sebebi ile di-soric çatal sensörlerin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda da di-soric 30 yıldır kullanıcılarının da istekleri göz önünde tutarak ürün yelpazesini sürekli geliştirmektedir. Öne Çıkan Özellikleri; • Entegre Elektronik Modül • Yüksek Çalışma Frekansı • Açık/Koyu Anahtarlama • Sağlam Metal Gövde • Yüksek Koruma Sınıfı • 5 Yıl Garantili www.oshmuhendislik.com.tr osh muhendislik ESM-XX50 ■ Emko Elektronik A.Ş. nin üretmiş olduğu “Smart I/O Modül”Sistemli, RS-232/485 Modbus RTU Haberleşmeli, Proses Kontrol Cihazı ile kolay kullanım; • Re transmission özelliği • 0...5Aac Akım trafosu Giriş Modülüyle ısıtıcı arızası tespiti • Üniversal proses girişi • Auto-tune ve Self-tune PID • 8 Adım profil kontrolü • Motorlu vana kontrolü www.emkoelektronik.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON emko elektronik 79 Ürünler Akıllı Yaşam: Basit, Bir O Kadar Da Mükemmel ■ ABB-free@home®’un mobil cihazlarda da kullanılabilecek ücretsiz uygulaması ile aydınlatma, ısıtma ve jaluzi kontrolü gibi evinize konfor getirecek otomasyon sistemini kullanarak maksimum konfor ve güvenliğin keyfini çıkarın. Daha konforlu olamazdı - aydınlatma, ısıtma, jaluzi veya interkom sistemi en basit haliyle profesyonel bir şekilde kontrol edilebilir. Sezgisel anahtar, dokunmatik panel veya mobil uygulama kullanarak: koltuğunuzdan veya bulunduğunuz yerden akıllı telefonunuz ile her şeyi kontrol edin. Sistemin kurulumu hızlı ve düşük maliyetlidir, kısa bir zaman içinde programlanabilir ve istenildiği zaman değişiklikler kolayca uygulanabilir. ABB-free@ home®, akıllı yaşam için tasarlanmış yenilikçi bir sistemdir. Oldukça çekici: Klasik elektrik tesisatı ile maliyet olarak karşılaştırıldığında düşük farklar ile sisteminizi otomasyona çevirmiş olabilirsiniz. ABB-free@home® elektrikçiler tarafından kolayca ve hızlı bir şekilde 80 ENDÜSTRİ OTOMASYON kurulabilir. Sistemin merkezindeki “Sistem Erişim Noktası” ile PC’den veya tabletten sisteme kolayca erişebilirsiniz. Sistem fonksiyonları, mevcut bir kablolu veya kablosuz ağ bağlantısı kullanılarak çok kolay bir şekilde tanımlanabilir ve programlanabilir. Kurulumdan sonra, kullanıcı bilgisayarından tablet veya akıllı telefonu için tasarladığı kullanıcı arayüzünü görebilir ve arayüz üzerinde zevkine göre düzenlemeler yapabilir. ABB-free@home® uygulaması kontrolü daha da kolaylaştırır - mobil cihazınızda görüntülemek istediğiniz uygulamadaki tüm ekran görüntüleri otomatik olarak optimize edilir. Kullanımı sezgiseldir. Neredeyse zahmetsiz bir şekilde eviniz için etkili bir aydınlatma ortamı kurulabilir ve ihtiyacınıza uygun zamanlama programları girilerek ısıtma sistemi ve jaluziler kontrol edilebilir. Eğer isterseniz, evinizin girişine konumlandırılan tek bir anahtara dokunarak evdeki bütün ışıkları kapatabi- Ürünler lirsiniz. Yaşamınız ve konforunuz ile bağlantılı birçok seçenek ABBfree@home® ile gerçekleştirilebilir. Örneğin; etkin enerji verimliliği için bireysel oda sıcaklık kontrolü veya varlık simülasyonu ile siz evde yokken ışıkları ve panjurları zamana bağlı açıp kapatarak hırsızları uzaklaştırabilirsiniz. Konforunuz için kullanılan senaryolara hava durumu sensörleri de dimmerler ve hareket sensörleri kadar kolayca entegre edilebilr. ABB-Welcome® interkom sisteminin otomasyon sistemine entegre edilmesi ile ekstra konfor ve güvenlik sağlanır. ABB-free@ home dokunmatik ekranı sistemler arasında köprü vazifesi görür. Örneğin, kapı zili çalar çalmaz merdiven ışıklarının yakılması gibi bir hoşgeldiniz senaryosu ekran üzerinden gerçekleştirilebilir. ABB-Welcome® kameralı dış ünite aracılığı ile dokunmatik ekranınız üzerinden sizi ziyarete gelen misafirlerinizin fotoğrafını dahi çekebilirsiniz. Sonrasında tablet veya akıllı telefonunuzu kullanarak www.abb.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON siz dışarıdayken kimin sizi ziyarete geldiğini görebilirsiniz. ABB-free@home® yaşamınızı akıllı ve basit hale getirir. Kontrol için kullanacağınız anahtarlar ABB anahtar serisindeki diğer ürünlerle kombine edilebileceğinden, size üstün bir tasarım kalitesi sunar. Bugünün ihtiyaçları ve yarının istekleri ile akıllı eviniz için eşsiz bir konsept yaratın. ABB-free@home® ile ABB, akıllı yaşam dünyasına girişi olduğundan daha basit hale getiriyor. Ev otomasyonuna gelen yeni boyutun üstün konfor, güvenlik ve enerji verimliliği ile birlikte tadını çıkartın. Ürün avantajları • Akıllı telefon veya tabletinizden aydınlatma, ısıtma ve jaluzinin kontrolü • ABB-Welcome® intercom sistemi ile kusursuz entegrasyon • Fonksiyonlar ve konfor özellikleri herhangi bir zamanda değiştirilebilir veya genişletilebilir • Sayısız ABB anahtar serisi ile kombine edilebilir abb 81 Ürünler Oransal Kontrollü Solenoid Valf ■ Solenoid valf akış kontrolü için kullanılan elektromekanik bir ekipmandır. Solenoid valfler genel olarak iki ana parçadan oluşuyorlar: 1- Akışın geçişini sağlayan veya önleye valf kısmı. 2- Elektrik Enerjisi yardımı ile manyetik alan üreten ve vana kısmının mekanik olarak açma kapamasını sağlayan Bobin kısmı. Solenoid vanaları genel olarak 2 guruba bölmek mümkündür: 1-Normalde Kapalı. 2- Normalde Açık. Normalde Kapalı Solenoid vanalarda bobinde enerji yokken valf kısımdan akış olmayacak. Bobine enerji verirken ise, valf açılıp akış gerçekleşecektir. Normalde Açık solenoid valflerde tam ters olarak, Bobinde enerji yokken valf Kısımında akış gerçekleşecektir ve Bobine Enerji verildiğinde ise akış kesilecektir. Bu şeklide solenoid vanalar aç-kapa tarzında çalışıp, akışkanın tam geçişini veya tam olarak kesilmesini sağlamaktalar. Sanayide birçok akış kontrolü uygulamasında prosesi sağlıklı bir şekilde kontrol edebilmek için oransal akış kontrolü yapabilen vanalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada oransal olarak bir solenoid vananın kumandası ele alınmıştır. 82 solenoid vanalarla oransal akış kontrolü konusu ele alınmıştır. Tasarımın Çalışma Şekli: Bu çalışmada solenoid vanalar için özel bir elektronik devre kartı tasarlanmıştır. Tasarlanan elektronik devrede PWM yöntemiyle vananın değişik frekanslarda açılıp kapanmasıyla akışkanın oransal bir şekilde vanadan geçmesi sağlanmıştır. Bu yöntemde yüksek frekansla açıma kapamayı yaparak akışın kısılması ve daha düşük frekansla açma kapama yaparak akışın daha yüksek bir debiyle akması sağlanmaktadır. Yapılan çalışmada tasarımı yapılan elektronik devrede akış ayarı için frekans değişikliği otomasyon sektöründe yaygın olarak kullanılan 4-20mA sinyalleri kullanılmıştır. Bu devrede 4mA den başlayarak akımın artışıyla vananın açma kapama frekansı azalmakta ve buna bağlı olarak akış debisi artmaktadır. Ayrıca bu çalışmada akış basıncı ve akışkan viskozitesi gibi faktörlerin etkisini yok edebilmek için kartın farklı frekans aralıklarında, kullanıcı tarafından ayarlanabilir bir şekilde tasarlanmıştır. Solenoid vanalar kompakt yapıları, uzun ömürlü olmaları ve ekonomik olmalarından dolayı her zaman farklı proseslerde tercih edilmektedirler. Ancak bu vanaların oransal akış kontrolü uygulamalarında kullanılamaması bu ürünlerin kullanımı açısından bir dezavantaj oluşturmaktadır. Bu çalışmada bu konular göz önüne bulundurarak Bu çalışma sonucunda SMS-TORK AR-GE çalışmaları, tamamıyla firmamızda yapılan bir ürün elde edilmiştir. Bu şekilde sanayimizin ihtiyaçlarından biri olan oransal akış kontrolü için daha hassas, daha uzun ömürlü ve daha kullanışlı bir ürünün tasarımı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu sayede firmamızın ürün gamı artmış, daha katma değerli ürün üretime alınmıştır. www.smstork.com SMS TORK ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürünler Mitsubishi Electric’ten 7/24 ‘Net’ Görüntü ■Dünya genelinde 71 binin üzerinde Videowall sistemi kurulumu bulunan Mitsubishi Electric, pazarın ve kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını analiz edip anlayarak kazandığı deneyimle yeni DLP LED küpünü üretti. Sektörüne ileri teknoloji görüntüleme çözümleri sunan Mitsubishi Electric, Videowall ailesinin yeni ürünü VS-60HS12U DLP Küp ile kontrol odalarındaki LCD ve DLP küpler arasındaki boşluğu doldurmaya hazırlanıyor. Hem birleşim mesafesindeki inceliği hem de derinliğiyle fark yaratan ve sahip olma maliyeti avantajı sunan yüksek enerji tasarruflu bu küpler, 7 gün 24 saat çalışmaya uygun olarak tasarlandı. Mitsubishi Electric’in yeni küpü, ısıdan etkilenmeyen görüntüleme ekipmanı 0,65 inç DLPTM çip ile özellikle 7/24 çalışan ortamlarda sürekli aynı görüntü izlense dahi yüksek görüntü kalitesi ve dayanıklılık sunuyor. LCD ekranlar yüksek birleşim aralıkları, görüntü kalıntısı ve yanma gibi sebeplerle 7/24 çalışmaya uygun olamayabilirken DLP teknolojisi, sahip olduğu özelliklerle Videowall çözümleri arasında devamlı çalışmaya uygun bir çözüm olarak öne çıkıyor. Mitsubishi Electric’in sıfıra yakın birleşim mesafesi ve yüksek çözünürlük özellikleriyle ürettiği yeni ince DLP küpü VS-60HS12U, Seventy Serisi DLP küplerinde olduğu gibi LED ışık kaynağı teknolojisine sahip olması ve bakım gerektirmemesiyle maliyet avantajı sağlıyor. 24 saat çalışmaya uygunluk ve kompakt derinlik sunan bu ürün, köşeden köşeye 60 inç ve 520 milimetre derinliği ile geleneksel arkadan projeksiyonlu küplerin* neredeyse yüzde 40’ı kadar yer kaplıyor. *VS-62WEF78 referans alınmıştır. Mitsubishi Electric tarafından patentli Renk Uzayı ve Dijital Tonlama Devreleri ile FullHD çözünürlüğünde görüntü kalitesi sunan VS-60HS12U DLP Küp, LCD seviyesinde (700 cd/m²) parlaklık veriyor. Ayrıca sahip olduğu orjinal LED güç kontrol devresi ile uygulamaya ve ışık ortamına bağlı olarak 3 farklı parlaklık modunda kullanılabiliyor. Dahili sensörleri ile renk dengesini otomatik olarak ayarlayan VS-60HS12U DLP Küp, komşu ekranlar arasında renk ve parlaklık dengesini de koruyor. Bakım gerektirmiyor Yalnızca önden erişimli olan, arkadan erişim gerektirmeden duvara sıfır kurulabilen VS-60HS12U DLP Küp tescilli hava soğutma sistemine sahip. Bu sayede yaklaşık 50 bin saat çalışma ömrü vadeden VS-60HS12U modeli bakım gereksinimi duymaması nedeniyle tercih ediliyor. Enerji tasarruflu LED ışık kaynağı, çevre bilinci yüksek Mitsubishi Electric teknolojileriyle birleşince en parlak modda 123W, ekonomik modda ise 61W tüketim değeriyle rakipsiz güç tüketimi sunan VS-60HS12U, minimum ısı yükü ve sessiz çalışması ile de dikkat çekiyor. www.mitsubishielectric.com.tr 84 ENDÜSTRİ OTOMASYON MItsubIshI ElectrIc Ürünler Otel Çözümlerinde Yepyeni Bir Deneyim ■ Legrand ve Bticino otel çözümleri misafirlerin konforunu arttırırken, otel işletmesini ve yönetimini kolaylaştıran en iyi çözümleri sunuyor. Entegre bir sistem olan Otel Odası Otomasyonu ile her şey tek bir merkezden yönetilebiliyor. Legrand ve Bticino, otel odası çözümleri ile otel yönetim işlerini kolaylaştıran ve otelde konaklayan misafirlerin konforunu arttıran yepyeni bir deneyim sunuyor. Legrand Oda Kontrol Ünitesi ile misafirlere farklı senaryolar sunarken bina yönetim sistemlerine (BMS) ve otel yönetim sistemlerine (PMS) adapte edilebilen entegre çözümleri ile de verimliliğe katkı sağlıyor. Legrand Oda Kontrol Sistemleri Odanın giriş, çalışma alanı, oturma alanı ve yatak odasında kullanılabilen oda kontrol ünitesi, misafirlerin rahatlığı için gerekli her şeyi düşünüyor. İhtiyaca uygun olarak ortamı aydınlatan üniteler, okuma senaryosu, TV senaryosu, uyku modu senaryosu ve günün belirli saatlerinde devreye giren astrono- mik fonksiyon ile tasarruf sağlıyor. Oda kontrol ünitesi, havalandırma, priz, aydınlatma, perde ve iklimlendirme kontrolleri ile her ihtiyaca çözüm sunarken otel odalarını akıllı bir ortama dönüştürüyor. Bina otomasyonu ile otel yönetim otomasyonu arasında arayüz görevi gören Legrand oda kontrol ünitesi, odanın durumunu izlerken, misafirlerin isteğine göre gerekli adaptasyon ve senaryoların gerçekleşmesine imkân vererek, daha yüksek seviyede kalite ve konfor sunmanızı sağlıyor. Bticino IP Senaryo Modülü Bticino’nun sunduğu entegre çözümler bina yönetiminde genel giderler ve yönetim giderleri üzerinde tasarruf sağlıyor. Odanın kontrol merkezi olan Bticino IP senaryo modülü her oda için farklı senaryolar oluşturarak, otel odalarını akıllı bir ortama dönüştürüyor. Ortak alanlar ve odalar için, gerçek zamanlı görüntüleme ve kontrol olanağı sunan IP senaryo modülü sayesinde, her bir odanın içindeki ısıtma, aydınlatma, havalandırma ve perde kontrolleri resepsiyondan görüntülenebiliyor. www.legrand.com.tr LEGRAND Bağıl Nem Sensörleri Pronem ■ Sıcaklık ve Nem için 2 analog çıkış • Kalibre edilmiş tek yongalı Sıcaklık+Nem sensörü • Yüksek çıkış doğruluğu • Uzun kararlılık süresi • Çıkışlarda düşük ısıl sürüklenme • Küçük ve kullanışlı tasarım • Her 2 çıkış için ayrı ayrı seçilebilir çıkış sinyali www.emkoelektronik.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON emko elektronik 85 Ürünler Legrand’ın Yeni Parafudr Serisi, Yüksek Risk Düzeyleri ve Tesisatlara Çözüm Sunuyor ■ Yeni parafudr serisi, tasarımı ve uyumluluğu ile Legrand’ın ana dağıtım panolarındaki yerini aldı Yıldırım, bulutlar arasında veya yeryüzü ile bulutlar arasında meydana gelen çok güçlü bir elektrik akımı ile potansiyel dengenin sağlanması olarak açıklanıyor. Yıldırımın meydana getirdiği aşırı gerilimler, %25 ile %40 oranı arasında cihazlarda hasara neden oluyor. Diğer geçici aşırı gerilimlerin etkileri ile %60’a varan elektrik hasar oranı, alçak gerilim parafudrunun tesisatlara eklenmesi ile önlenebiliyor. Legrand’ın yeni alçak gerilim parafudr serisi, kartuşlu tip parafudr, yana montaj parafudr modülü ve kendinden korumalı parafudr, tüm yüksek risk düzeyleri ve tesisatlara çözüm sağlıyor. Legrand’ın yeni parafudr serisi, EN 61643-11 ve IEC 61643-11 standartlarına uygunluk gösteriyor. Tüm risk seviyeleri için geniş ürün seçeneği sunan Legrand’ın tip 1 (T1) ve 2 (T2) yeni parafudr serisi, aşırı gerilimlere karşı etkili koruma yapabilmesi için, tüm uluslararası standartlara uygun ve alçak gerilim tesisatlarının tüm ihtiyaçlarını karşılamak için özel tasarlandı. Legrand parafudrlar, yıldırım etkilerine karşı koruma sağlamak amacıyla, hassas koruma gerektiren cihazları korur. Kendinden Korumasız Parafudr (T1, T1+T2 VE T2) Kendinden korumasız Parafudr tipleri, bir sigorta veya kartuş sigorta yoluyla korunması gereken ürünler. T1 Parafudrlar, ana dağıtım panolarını koruma amacıyla, dizayn edildi. Her iki tipte özelliklere uygun olan T1+T2 Parafudrlar, tesis hattının sonunda yakın korumaya uygun. Yana Montaj Parafudr Modülü (T2) Legrand yana montaj parafudr modülü, kurulum ve bakım kolaylığının yanısıra, güvenlik ve devre kesici bağlantı imkanı sunuyor. Otomatik sigorta, parafudrdan önce gelerek beslemenin devamlılığının bozulmasına karşı koruma özelliği ile etkin koruma sağlıyor. Monoblok parafudrlar, ticari ve endüstriyel uygulamaların tali panolarını koruma amaçlı tasarlandı.Yana montaj parafudr modülü ve devre kesici arasında herhangi bir kablo bağlantısı yapılmaması son kullanıcaya hızlı montaj ve güvenlik sağlıyor. Kendinden Korumalı Parafudr (T2) Aşırı yük ve kısa devrelere karşı koruma özellikleri, parafudrun özelliklerine dahil edildi. Küçük ticari ve konut tesisleri için en yalın seçimdir. Ayırca parafudr arasındaki ideal uyumluluktan dolayı maksimum güvenlik ve koruma sağlıyor. T2 Parafudrlar çoğunlukla tali panolarını koruma amacıyla tasarlandı. www.legrand.com.tr 86 ENDÜSTRİ OTOMASYON LEGRAND Ürünler Beckhoff Panel PC, Danfoss’un Akıllı NovoCon™ Aktüatörlerini Kontrol Ediyor ■ Beckhoff, bina otomasyonu çözümleri ile HVAC şirketlerine otomasyon çözüm ortağı olarak uzmanlığını sunuyor. Beckhoff’un PC tabanlı kontrolörü ile, Danfoss’un yeni akıllı NovoCon™ aktüatörü, akış kontrolü, debi göstergesi veya alarm sinyallerini kolayca BACnet veya Modbus üzerinden bina kontrol sistemlerine entegre edilebiliyor. Sistem birleştiriciler, aktüatörleri hızlı devreye alma ve kolay bakımın yanında uzaktan erişimden de yararlanıyor. PC ve Ethernet tabanlı kontrol teknolojisiyle Beckhoff, bina otomasyonu için yüksek verimli HVAC yönetimi de dahil olmak üzere standart bir donanım ve yazılım platformu sunuyor. Beckhoff, standart bileşenlerin ve TwinCAT otomasyon yazılımı için müşteriye özel yazılım kütüphanelerinin tedarikçisi olmasının yanında HVAC ürünlerinin ve çözümlerinin geliştirilmesi konusunda bir inovasyon ortağı. Beckhoff’un Danfoss ile yakın işbirliği içinde geliştirdiği NovoCon™ aktüatör yazılım kütüphanesi birçok örnekten sadece biri. Dijital aktüatör bir ‘hepsi bir arada’ kontrolörle çalıştırılıyor: kompakt 7 inçlik HMI bir Beckhoff CP6606 Panel PC. Geniş otomasyon sistemi yelpazesiyle NovoCon™ aktüatör hatalarını önleyebiliyor ve enerji tasarrufu yapa- biliyor. Sürücü izleme, tüm ısıtma ve soğutma yüzeylerinin daha düşük devre sıcaklıkları ve önemli enerji tasarrufu sağlamak üzere soğutma ve ısıtma enerjisiyle eşit olarak beslenmesini sağlayarak hidronik dengelemeyi mümkün kılıyor. Debilerin veya hacimlerin geçmişte mekanik olarak kontrol edilmesi gerekiyorken, artık fieldbus üzerinden PC tarafından yönetilebiliyor. Entegre alarmlar kontrolöre her türlü sorunu bildiriyor; örneğin tortuların, vananın düzgün açılıp kapanmasını engellemesi gibi. Sistem temizleme sırasında akıllı aktüatörler otomatik olarak tamamen açılıyor. Binlerce vana tek bir tıklamayla kontrol edilebiliyor. BACnet veya Modbus üzerinden yapılan fieldbus bağlantısı ayrıca vanaların ulaşılmaz yerlere takılabilmesine olanak tanıyor; örneğin tavan içine, çünkü artık herhangi bir mekanik işleme gerek duyulmuyor. PC tabanlı kontrol platformu ve kapsamlı bir devreye alma aracı sayesinde NovoCon™ aktüatörler uzaktan bile devreye alınabiliyor ve bakımları yapılabiliyor. Kullanımı kolay tak ve çalıştır fonksiyonlar, Beckhoff kontrol teknolojisiyle sorunsuz entegrasyon sağlıyor. www.beckhoff.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON beckhoff 87 Ürünler MobileView Operatör Paneli Mobil Operatör Arayüzü Çözümü ■ Allen-Bradley operatör arayüzü, operatör verimliliğini geliştiren tasarımı ile görüntüleme platformu ürün yelpazesini genişletmektedir. MobileView taşımayı kolaylaştırıp uzun süre çalışmada yorulmayı engelleyecek konforlu bir taşıma kolunu da içeren ergonomik bir dizayna sahiptir. Windows Embedded Standard 7 işletim sistemi ile piyasaya sürülen MobileView, geliştirme maliyetlerinizi düşürmek için FactoryTalk View ME ve FactoryTalk View Studio uygulamalarına özel olarak optimize edilmiştir. Uygulama ve datalog depolaması panel ile birlikte gelen dâhili SD kart ile enerji kesilmelerinden etkilenmeden yapılmaktadır. Mobil operatör arayüzü güvenlikten ödün vermeden birçok endüstriyel uygulamada kullanılabilir. Güvenlik ihtiyacını donanımsal bir acil durdurma butonu ve 3-pozisyonlu başlatma butonu ile desteklemektedir. 10’’ dokunmatik geniş ekranı 1280 x 800 çözünürlük sağlamaktadır. Opsiyonel olarak sunulan işlevleri yazılım ile ayarlanabilen fonksiyon tuşlu panel alternatifleri de bulunmaktadır. MobileView direk saha görüşü isteyen ya da setup/kalibrasyon aktiviteleri gibi makinanın/robotun yanında olunması gereken durumlarda veya bakım sırasında çok efektif olarak kullanılmaktadır. “Quick-connect” konnektör özellikli 5, 10 ve 15 metrelik kablo seçenekleri ve montaj aparatları mevcuttur. Birçok yenilikçi özellikleri sayesinde çok çeşitli uygulama ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yenilikçi dizaynıyla operatör verimliliğini arttırmasının yanı sıra daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturmaktadır. www.rockwellautomation.com/tur/ ROCKWELL Enerji Koruma Pri’PowerSurge’zi ■ Enerji sektörünün öncü markalarından Tunçmatik, elektronik cihazları koruyarak ömrünü uzatan enerji koruma prizleri “PowerSurge” serisini tanıttı. Türkiye’nin 46 yıldır hizmet veren enerji çözümleri markası Tunçmatik, anlık yüksek akım ve gerilime karşı koruma gerektiren tüm elektronik cihazlar için özel olarak üretilen “PowerSurge” enerji koruma prizleri ile bilişim marketleri raflarında yerini aldı. PowerSurge Serisi; kablosuz prize takılabilir özelliğe sahip olan, “PowerSurge 1 (bir girişli)”, “PowerSurge 2 (iki girişli)”, “PowerSurge 3 (üç girişli)” ve kablolu ağır hizmet tipi özelliğindeki, “PowerSurge 5 (beş girişli)”, “PowerSurge 6 (altı girişli)” modellerinden oluşuyor. Aşırı yüke karşı termik sigortalı olan PowerSurge Serisi Prizler, tüm elektronik cihazları koruma altına alıyor. PowerSurge modelleri, aynı zamanda alev almaz plastik gövdesi ve çocuk koruma mekanizmasıyla can sağlığını koruyor. LED ışıklı açma kapama anahtarı ve dayanıklı bağlantı barası özellikleri ile rakiplerinden bir adım önde olan PowerSurge Serisi Prizler, her çeşidi için siyah ve beyaz renk alternatiflerine sahip. www.tuncmatik.com 88 ENDÜSTRİ OTOMASYON Tunçmatik Ürünler Robox® İle Hayalleri Ürüne Dönüştürmek Çok Kolay... ■ 3 Boyutlu yazıcılarla üretim şekli değişiyor. Hayal ettiğiniz bir ürünü bilgisayar ekranına hapsetmeyin. Robox® ile somut hale çevirin... geliştirmeler ve değiştirilebilir yazıcı kafası sayesinde rakiplerinin hayal edemeyeceği kadar materyali filament olarak kullanabilirsiniz. Hem maliyetleriniz düşsün, hem de yeri ürünlerle satış gücünüzü arttırın... İkili Enjeksiyon Sistemi Mobit Bilişim A.Ş. Robox Ürün Yöneticisi Erol Buran “Şimdiye kadar üç boyutlu olarak modellemesi yapılan ve çizilen projeler sadece bilgisayar ekranında görülebiliyordu. Birebir baskısını almak veya kalıplamasını çıkartmak oldukça zahmetli ve pahalı bir işti. Ancak şimdi Robox® ile modellemelerin 3 boyutlu çıktısını almak mümkün. Eğitim, üretim ve hobi gibi bir çok sektörde kullanılan 3 Boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde mühendisler ve tasarımcılar yeni fikirlerini düşük maliyetle test edebilir. Hobi amaçlı olarak hayal edilen ürünlerin kişiye özel hale getirilmesi, bireysel taleplere cevap verilmesi de mümkün” şeklinde konuştu. Robox ile rekabette öne geçin... Robox®, sürekli değişen, hızla kendini yenileyen sektörlerde rakabet gücünüzü arttırır. Tasarladığınız yeni ürün ya da parçaların çizimlerini rakiplerine göre daha hızlı baskıya çeviren Robox®, ürün geliştirme maliyetlerini düşürür, girişimlerinizin önündeki engelleri kaldırır. Robox® ile bilgisayarda çizilmiş modelleme kullanılarak kaliteli üretim yapılabilir. Üretilen parçalar prototip veya son ürün olarak kullanılabilir. 3D baskı yöntemi, kesme, bükme, presleme ve döküm yöntemlerine alternatif olarak kullanılmaya başlanmıştır. Robox® ile birlikte sadece tek çeşit ürün kullanmakta sınırlı değilsiniz. Sürekli yapılacak Robox®, rakiplerine göre baskı hızını ve kalitesini arttıran ikili enjeksiyon sistemini içermektedir. Baskıda kullanılacak materyalin kullanımı ekstrüzyon çapları 0.3mm veya 0.8mm olan iki enjektörün birinden doğrudan yapılmaktadır. Böylece Robox, yüksek detaylı dış yüzeyleri küçük olan enjektörüyle üretip sonra da daha büyük olan enjektör ile birden fazla katman kullanarak parça detayına veya sağlamlığına zarar vermeden hızlı bir şekilde objenin içini doldurur. Otomatik Materyal Tanımlaması Robox®, farklı materyaller için program ayarı yapmayı gerektirmez. Makarayı doldurup hemen baskıya başlayabilirsiniz! Robox® filament makaralarının her biri, materyal için bütün önemli parametreleri içerisinde barındıran özel EEPROM çiplerini içermektedir. Bu sayede siz filamenti makaraya takar takmaz Robox® kendi kendini otomatik olarak tanımlayarak kendisini baskıya hazır hale getirir. Güvenli Tasarım Robox®’un kapalı sistemi; hava kanallarını kapayıp, yazıcının içindeki ısının sabit kalmasını sağlar. Böylece baskı kalitesi artarken, kullanıcı yüksek sıcaklıktaki baskı yatağına dokunmasının getireceği tehlikelerden korunmuş olur. www.roboxturkiye.com 90 ENDÜSTRİ OTOMASYON ROBOX Ürünler Işık Çeşitliliğindeki Yenilik Wenglor’un Çok Spektrumlu Yeni Renk Sensörü ■ Yeni P1XF001 6-Kanallı Çok Spektrumlu Renk Sensörü, özel wenglor sensoric fiber optik kabloları ile renk algılaması için ideal hassasiyette bir çözümdür. Kapsamlı ROYGBV (Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi, Mor) renk aralığında hassas spektral ölçüm sayesinde, tüm görünür ışık aralıklarındaki en ince renk farkları güvenle algılanır, ayrıştırılır ve Endüstri 4.0 uyumlu IO-Link arayüzü aracılığı ile iletilir. Ve sensör bu sayede yarının ihtiyaçlarını bugünden karşılamaktadır. P1XF001 6-Kanallı Çok Spektrumlu Renk Sensörü, renkli cisimlerin spektral bileşimini ölçer ve analiz eder. Böylece müşterilerimiz için weQube Vision ve OFP401P0189 Gerçek Renk Sensörüne ek olarak endüstriyel renk uygulamalarındaki karmaşık ihtiyaçlara kolayca ve güvenilir bir şekilde cevap verir. iletir. P1XF001 hareketli uygulamalarda bile tam performans çalışma sağlar. Otomatik olarak ayarlanan ışık yoğunluğu ve 50.000 saatlik servis süresi entegre LED teknolojisi sayesinde mümkün kılınmıştır. Bir bakışta P1XF001 Renk Sensöründe öne çıkanlar • Azami esneklik için fiber optik kablo • ROYGBV renk çipli spektral ölçüm sayesinde detaylı renk algılaması • Hızlı öğretme sihirbazlı OLED ekran • Endüstri 4.0 a hazır: IO-Link 1.1 ve 12 farklı anahtarlama çıkışı • Mesafe dalgalanmalarına rağmen güvenilir ölçüm değerleri • RS-232 arayüzü sayesinde wTeach2 yazılımına bağlanma • Eşzamanlı renk algılaması için 12 farklı anahtarlama çıkışı En yeni nesil sensör, 6’ ya bölünmüş ROYGBV renk aralığını ve 12 ayrı rengin aynı anda ayrıştırılırmasına imkan sağlayan 12 ayrı anahtarlama çıkışını kapsar. Bu yolla, en ince renk farkları bile bu aralıkta algılanabilir. Bunun da ötesinde sensör, herhangi istenen renk değeri, doygunluk ve parlaklık için ayrı ayrı renk tolerans ayar imkanı sunar. Özel wenglor sensoric fiber optik kabloları ile birlikte, sensör zor ulaşılan yerlerde ve -20...+250°C sıcaklık aralığındaki alanlarda çalıştırılmak için geliştirilmiştir. Sezgisel çalışma konsepti sayesinde, tüm sensör ayarları OLED ekran üzerindeki ayar sihirbazı ile, wTeach2 ayar yazılımı ile (RS232 arayüzlü) veya IO-Link arayüzü (V1.1) ile doğrudan P1XF001’ e girilebilir. Sensör böylelikle Endüstri 4.0 uygulamaları için hazırlıklıdır. Fiber optik kablolar uç ile sensör arasındaki mesafe değişimlerine rağmen ölçüm değerlerini güvenilir bir biçimde Modern renk algılamasının öncüsü: Yüksek performanslı 6-kanal Çok Spektrumlu Renk Sensörü detaylı spektral analizi ve Endüstri 4.0 için çeşitli arayüzleri ile ayırt ediliyor wenglor ürün yelpazesinden Renk uzmanları: Yeni P1XF001 6-Kanal Çok Spektrumlu Renk Sensörü, OFP401P0189 Gerçek Renk Sensörü ve weQube Vision sensörü www.wenglor.com ENDÜSTRİ OTOMASYON wenglor 91 Ürünler Midrange İle Güçlü Çözümler ■ Akıllı üretim çağında gerçek zamanlı üretim bilgileri ve verileri giderek daha da önemli bir hale gelirken, makine üreticileri ve son kullanıcılar bu bilgileri en iyi şekilde toplamalarına, düzenlemelerine, yorumlamalarına ve sunmalarına yardımcı olan stratejileri nasıl geliştirebilir? Üretim endüstrisinin tarihi, tıpkı dünya tarihi gibi, düzgün bir şekilde çağlara ayrılabilir; ilk gerçek çağdaş çağ sanayi devrimindeki seri üretimi, Henry Ford ve onun üretim hattı kavramını izlemiştir. O zamandan bu yana, birçok farklı kavram gelip gitmiş ya da gelip kalmış ve en başarılı olanları eskilerini geride bırakarak, endüstrinin geleceğini tanımlamaya yardımcı olmuştur. Yakın geçmişe bakacak olursak ve hatta geleceği de düşünürsek, yaygın olarak akıllı üretim çağı dediğimiz dönemin ortasında olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çağda üretim ve proses verilerini toplamak, deşifre etmek, düzenlemek ve paylaşmak hiç olmadığı kadar önemli bir hale gelmiştir. Akıllı üretimin arkasındaki tüm değerler, sistemsel bilgiler, teknoloji ve insan becerisinin, makine üreticileri ve kullanıcılarını hiç olmadığı kadar global olan piyasada rekabetçi kılacak daha hızlı bir devrim ve değişimi beraberinde getirmek üzere bir araya gelmesidir. Verilere gerçek zamanlı erişim sayesinde, şirketler daha esnek, daha çevik, daha sürdürülebilir ve daha karlı olabilir. Akıllı üretimin anahtarı, bu verileri toplamaya, kontrol etmeye ve sunmaya yardımcı olan omurga ve hizmetlerdir. Birçok şirket üretim operas- 92 yonlarındaki bilişim çözümlerinin ofis alanında kullanılanlarla bağdaşabilir olmaması sorunuyla karşılaşmaktadır. Akıllı üretimin arkasındaki öğelerin büyük bir çoğunluğunu ise ofis alanı barındırmaktadır. İletişim uyumsuzluğunu aynı tedarikçiye ait, daha güçlü ya da güçsüz istikrarlı muadilleyile aynı operasyon, iletişim ve geliştirme ortamını paylaşmayan ve daha zor öğrenilen, daha az tanımlanmış yöntemleri ve değişim zamanı geldiğinde daha yüksek harcamalara neden olan bazı üretim çözümleri arttırmaktadır. Akıllı üretimin geleceğin yolu olduğunu dönemin ilk aşamasından önce fark eden Rockwell Automation, entegre mimari kavramını geliştirmiştir. Integrated Architecture (Entegre Mimari) esnek ve ölçeklendirilebilir otomasyon, hareket, güvenlik ve proses çözümlerinin temelini teşkil etmek üzere oluşturulmuştur. Temel özellikleri şunları içermektedir: Bir dizi otomasyon uygulamasına uygun olacak işlevsellik ve ölçeklendirilebilirlik; tek IT dostu iletişim ve kontrol ağı olan EtherNet/IP; gerçek zamanlı eyleme dönüştürülebilir bilgi sağlama ve bilgi entegrasyonu. Bunların tümü bilgi, teknoloji ve insan becerisini bir araya getirme olan akıllı üretim ruhuna işaret etmektedir. Bu tür bir entegre işlevselliğin bir otomasyon şirketinin ürün yelpazesinin güçlü öğeleriyle kısıtlanması için bir neden olmadığını çoğu kişi fark etmemektedir. Bir gözümüz entegrasyonda, bir gözümüz ölçeklendirilebilir çözümlerde olduğunda, Rockwell Automation daha küçük uygulamalar ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürünler için Integrated Architecture portföyünü Allen-Bradley CompactLogix programlanabilir otomasyon kontrolörleri (PACs), kompakt Kinetix servo sürücüler, ölçeklendirilebilir I/O, PowerFlex sürücüler ve çok yönlü PanelView Plus 6 operatör panel ve yazılım araçlarıyla önemli ölçüde genişletmiştir. parametrelerine ya da son kullanıcının uygulama ihtiyaçlarının genişlemesine daha iyi yanıt verebilir ve makine yenilikçiliği için daha fazla mühendislik kaynağı da atayabilirler. Integrated Architecture, Rekabetçi ve Ölçeklendirilebilir Çözümler Sağlıyor Birçok lider makine üreticisi bu standardizasyonunun tasarım esnekliğini geliştirdiğini, değişen piyasa taleplerine uyum sağlamaya yönelik bir dizi ihtiyacı karşılamak üzere kontrol sistemini hızla ölçeklendirmelerine olanak tanıdığını fark etmektedir. Ayrıca, bir makine üreticisi müşterilerinin çoğunu tek bir kontrol platformunda standartlaşmaya motive ederse, makine üreticisi de destek ve bakım çabalarını kolaylaştırabilir. Bu arada son kullanıcılar da tek ortak teknolojide standartlaşabilir ve bu şekilde, personel değişiklikleri meydana geldiğinde, destekleyici kontrol platformları için kritik mühendislik bilgilerini kaybetme riskini azaltabilir. Rockwell Automation Integrated Architecture’ı daha küçük, midrange kontrol çözümlerinde güçlendirerek, makine üreticileri makinelerinin maliyetlerini ve karmaşıklığını azaltırken, daha rekabetçi ve ölçeklendirilebilir çözümler sağlayabilir. Integrated Architecture, yönetmeleri gereken uygulama türleri ya da ürettikleri makinenin karmaşıklığı her ne olursa olsun, tek kontrol mimarisinde standartlaşmalarına ve ortak bir uygulama programlama ortamı ve konfigürasyon ortamını güçlendirmelerine de olanak tanımaktadır. Uzun kontrol seçimi süreçlerini atlayabilir, değişen tasarım Mühendislerin yalnızca bir platformda eğitilmesi gerekeceği için, makine üreticileri de bir taraftan genel eğitim maliyetlerinden tasarruf ederken, diğer taraftan daha odaklı destek sağlayabilir. Kontrol mimarisinde akıcı bir şekilde çalışabilen daha fazla mühendis ve personelle, müşteri desteğinin tutarlılığı ve niteliği de iyileşmektedir. Son olarak, tek bir kontrol platformunda standartlaşma, bir makine yapımcısının genel yedek parça bulunabilirliğini geliştirirken, daha az parçayı stoklamasına olanak tanımaktadır. Rockwell Automation ControlLogix L7 prosesörünü CompactLogix ailesine katarak, değer odaklı makine üreticilerine EtherNet/IP üzerinden –hem yardımcı sürücüler hem de AC sürücüleri için-Entegre CIP Hareketi gibi performans özelliklerini daha düşük bir fiyat noktasında sağlayabilir. Bu, kullanıcılara bir ağ, tek bir geliştirme ortamı ve tam, entegre eksen portföyü vermektedir. www.rockwellautomation.com/tur/ ENDÜSTRİ OTOMASYON ROCKWELL 93 Ürünler APC Taşınabilir Şarj Cihazlarıyla Bataryalarınız Hep Dolu ■ Akıllı Telefonlar, Tabletler Ve Kameralar Dahil Tüm USB Cihazları Anında Şarj Edin Enerji yönetiminde global çapta uzman Schneider Electric’in yeni APC Taşınabilir Şarj Cihazları serisi, USB çıkışlı tüm cihazları uzun yolculuklarınızda dahi şarj edebiliyor. Serinin M5 modeli bir akıllı telefon için 2 kez tam şarj sağlarken, M10 modeli bir akıllı telefonun 4 kez tam şarj olmasını bir tabletin de bir kez tam şarjını sağlıyor. Schneider Electric’in yeni nesil APC Taşınabilir Şarj Cihazları serisi, akıllı telefonlar, tabletler, MP3 çalarlar ve kameralar dahil tüm USB cihazları, ister evde ister dışarıda dilediğiniz an en güvenli şekilde birkaç kez şarj etme imkanı sunuyor. APC Taşınabilir Şarj Cihazlarıyla artık herhangi bir elektrik prizine ulaşma imkanınız olmasa dahi mobil cihazlarınızda şarj sorunu olmadan saatlerce video izleyebilecek veya bir doğa yürüyüşünde dilediğiniz kadar müzik dinleyebileceksiniz. Hafif ve kompakt tasarımıyla kameralardan akıllı telefonlara ve tabletlere kadar USB’den beslenen tüm cihazları şarj etme özelliğine sahip olan APC’nin taşınabilir şarj cihazları mobil cihazlarınızın şarjını muhafaza ederek, çıktığınız uzun seyahatlerde de her zaman iletişimde kalmanızı sağlıyor. 2 USB çıkışı ile 2 cihazını aynı anda şarj edin… APC serisinin taşınabilir şarj cihazlarında bulunan 2 USB çıkışı dilediğiniz akıllı cihazlarınızı (örneğin telefon ve tablet) aynı anda şarj etme fırsatı sunuyor. Ayrıca, piyasadaki birçok tablet için en ideal çıkış olan 2.4A şarj çıkışı, akıllı telefonlar için ideal olan 1A şarj çıkışı ile en güvenli şarj imkanını sağlıyor. APC’nin taşınabilir şarj cihazları serisindeki M5 modelleri bir akıllı telefon için 2 kez tam şarj ve bir tablet için yarım şarj sağlayan 5000 mAh pile sahip bulunuyor. M10 modelleri ise bir akıllı telefon için 4 kez tam şarj, bir tablet için de bir kez tam şarj sağlayan 10000 mAh pile sahip bulunuyor. Serideki tüm taşınabilir şarj cihazları 2 yıl garantiyle satışa sunuluyor. Üst düzey koruma ve güvenlik uygulamalarına sahip… Özel bir koruma sistemine sahip olan cihaz, sıcaklığın yükselerek güvenli çalışma aralığı aşıldığında otomatik olarak besleme gücünü azaltıyor. Böylece ünite ve pilin hasar görmesini engelleniyor. Verimli şarj özelliğiyle ise bağlı cihazların dolum tamamen gerçekleştiğinde, şarj cihazı otomatik olarak kapanıyor hem pil ömrü hem de enerjiden tasarruf sağlıyor. LED pil göstergesi ve LED ekran sayesinde kalan pil ömrünü rahatça gösteren seri, aşırı şarj ve deşarj koruması, yüksek akım ve kısa devre koruması, aşırı gerilim ve aşırı yük korumasına da sahip bulunuyor. www.schneider-electric.com/tr 94 ENDÜSTRİ OTOMASYON schneIder Ürünler Mobil Enerji İzleme Kutusu ■ Endüstride Enerji Verimliliği Neden Mobil Enerji Kutusu? Son yıllarda ülkemizde enerji tüketiminin artmasıyla birlikte enerjinin verimli bir şekilde kullanımı daha sık gündeme gelir oldu. Artan enerji tüketiminin yanında geçmişten bu yana devam eden bağımsız enerji üretim sorunun bir türlü aşılamaması yavaş yavaş bu konuda bir bilinç oluşturmaya başladı. 2007 yılında 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ile de enerji verimliliği uygulamaları yaygınlaşmaya ve tanınmaya başlanmıştır. • Tüm temel elektriksel parametreler ve enerji tüketimi SD kart üzerinde kayıt edilebilir. • 50 A- 2500 A arasındaki tüketim noktaları ayrılabilir gövdeli akım trafoları ile duruşa ve revizyona gerek kalmadan izlenebilir. • İhtiyaç halinde harmonik analizi ve nötr akım ölçümü yapılabilir. • Web Server üzerinde görselleştirme, bilgisayar ile browser üzerinden izleme • Kablosuz seçeneği ile kablosuz izleme, kontrol • Wago Web-Visu uygulaması ile Android ve iOS mobil cihazlar üzerinden izleme, kontrol ISO 50001 Enerji Yönetimi ISO 50001 ve EN 16001 standartlarının çizdiği çerçevede oluşturulan enerji yönetim yapıları ve sürdürülürken uygulanan yöntem incelendiği zaman ölçme, izleme ve önleyici faaliyetlerin enerji etüt ve toplam enerji yönetimi çalışmalarının çok önemli unsurları oldukları görülecektir. Ölçülen enerji verilerinin izlenmesi, kayıt altına alınması ve raporlanıp, analiz edilmesi için günümüz teknolojisinin ürettiği çözüm ise enerji otomasyon sistemleridir. ISO 50001 enerji yönetim standardı enerjinin nerede, ne kadar ve nasıl kullanıldığını ve enerji tasarruf potansiyellerinin belirlenmesini sağlayan enerji etüdü çalışmaları için bir çerçeve çizmektedir. Bunu gerçekleştirebilmek için enerji kullanımı ile ilgili sürekli bilgiye ihtiyaç vardır. Sahadan toplanacak olan elektriksel ve fiziksel ölçüm değerlerinin otomasyon sistemine aktarımının sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için uygun PLC konfigürasyonunun seçilmesi ve sisteme uygulanması gerekmektedir. WAGO sadece elektrik enerjisinin değil bütün enerji formlarının toplanmasını, izlenmesini ve raporlanmasını sağlar. 96 Opsiyonlar • Basınç, sıcaklık, encoder bilgisi vb. analog bilgi toplama ve kayıt • GSM & Router ile hücresel haberleşme • IEC 60870 ve 61850 haberleşme • Digital giriş/çıkış modülleri ile izleme/kumanda • Operatör panel seçeneği WAGO enerji izleme sistemlerinde sadece elektrik enerjisinin değil tüm enerji formlarının izlenmesi, kayıt altına alınması ve raporlanması sağlanmaktadır. Mobil Enerji İzleme Sistemi modüler ve esnek yapısı ile elektrik enerjisi ölçümünün yanı sıra basınç, sıcaklık, encoder bilgisi gibi tüm enerji formlarına ve üretime ilişkin bilgileri izler, kaydeder ve raporlar. Datalogger Olarak Çalışma WAGO Mobil Enerji İzleme Sistemi sadece veri aktardığı lokal ve mobil cihazlarla değil aynı zamanda sahada bulunan ölçüm ve kontrol cihazları ile endüstriyel protokoller üzerinden (ör: Modbus RTU&TCP) haberleşe- ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürünler rek datalogger olarak çalışır. • 8 GB ve 32 GB’a kadar kayıtlar alınabilir. • Kaydedilen veriler ücretsiz FTP programları vasıtası ile bilgisayara aktarılabilir. • Kayıt .csv formatında yapılır. • FTP programında bir kez sabit IP ayarı yapılıp, veri dosyaları aktarımı sağlanır. • PLC drive’ı (SD kart- S:/) bir kez tanımlanır. • Lokal bilgisayarda dosyanın kaydedileceği klasör seçilebilir. www.wago.com.tr Wago Rockwell Automation Pavilion8 Yazılımıyla Model Öngörülü Kontrolü Kolaylaştırıyor ■ Modern konfigürasyon ortamı, daha esnek iş akışları ve yeni kullanıcı mesajları eğitim ve alışma süresinin azaltılmasını sağlamaktadır. Rockwell Automation Pavilion8 Model Öngörülü Kontrol (MPC) yazılımı şimdi daha kullanıcı dostu bir konfigürasyon ortamı, adım adım yönlendirmeler, uyarı mesajları ve esnek iş akışlarıyla son derece karmaşık süreç modellerinin inşa edilmesini, sürdürülmesini ve ayarlanmasını basitleştirmektedir. “Pavilion8 yazılımı uzun süredir üst düzeyde zorlu kontrol problemlerini çözmek için en güçlü yazılımlar arasında görülmekteydi ve ayrıca kullanması en kolay yazılımlar arasındaydı” diyor Michael Tay, Rockwell Automation daki Pavilion ürün yöneticisi. “Yazılım içerisindeki çözüm oluşturma araçları şimdi modern bir Windows çevresinde MPC konfigürasyonu sunmakta ve kullanıcılara daha alışık oldukları ve kesintisiz bir deneyim sağlamaktadır. Örneğin kullanıcılar şimdi farenin sağ tuşuna tıklayabilir ve kopyala yapıştır işlemleriyle yazılımdaki uygulamaları geliştirecek işlemler yapabilir. Bu onların çözümleri daha hızlı uygulamasına ve eğitim ve alışma sürelerinin azaltmasına yardımcı olmaktadır.” Pavilion8 MPC v5.0 yazılımı hala kontrol sisteminden bağımsızdır. Fakat Rockwell Automation ‘dan PlantPAx süreç otomasyon sistemiyle sorunsuz olarak entegre olmaktadır ve dört anahtar geliştirme yapılmıştır. Windows-temelli konfigürasyon ve destek – Kullanıcıların özelleştirilmiş iş ortamı oluşturmasını ve çevrimiçi desteğe erişmesini sağlayan güncellenmiş, Windows temelli çözüm inşa araçları hem uzman hem de deneyimsiz kullanıcılar için gelişmiş bir genel kullanıcı deneyimi sağlamaktadır. Örneğin konfigürasyon sırasında oluşan problemlerde şimdi yardımcı olan, içeriğe duyarlı uyarı hata mesajları görülmektedir. Kullanıcılar bu mesajlara tıklayarak onları çözüme yönlendiren detaylı model oluşturma adımlarını elde edebilir. Kullanıcıların geçmiş çalışmalarını daha kolay bir şekilde modifiye etmesi modellerin sürdürülmesi ve yeniden kullanılması kolaylaştırılmaktadır. www.rockwellautomation.com/tur/ ENDÜSTRİ OTOMASYON ROCKWELL 97 Ürünler Bina Otomasyonunda Kontrolörler ■ Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de farklı bina otomasyonu sistemleri farklı markalar ile projelendirilmektedir. Bina otomasyon uygulamalarında temel amaç yaşanılan ortamı daha konforlu hale getirirken, maksimum enerji verimliliği ile ekonomik yararı maksimize etmektir. Son döneme akıllı binalar ile bir ivme yakalayan bina otomasyonu yaygınlaşmaya başlasa da uygulamada yaşanan sorunlar da aynı hızla devam ediyor. Bu yaşanan sorunlara örnek verecek olursak; • Birbiri ile konuşamayan ve entegre olamayan sistemler • Farklı sistemlerde yedekleme maliyetinin yatırım maliyetlerini yükseltmesi • Bakım ve servis için farklı farklı markalarla bir araya gelme zorunluluğu • Tam sağlanamayan enerji verimliliği Bu sorunları çözmenin bir yolu da sistem de esnek kontrolörler kullanmaktır. WAGO otomasyon sistemi kontrolörleri PLCler ile aynı özelliklere sahiptir. WAGObina otomasyonu uygulamalarında kullanılan temel 4 kontrol yapısına da sahiptir. • 1Mb’tan 32kB’a kadar farklı programlama kapasiteleri sunar • Pil kullanımına ihtiyacı ortadan kaldıran flash hafızaya sahiptir • Multi-tasking destekli 32 bit işlemci mimarisi • Bir kontrolör altında 2000 giriş / çıkışa kadar genişleme kapasitesi • Yeni kontrolörlerde dahili switch fonksiyonu ile kolay ve ucuz kablolama imkanı • Modbus RTU master / slave, ya da ASCII, RS 232, RS 485 desteği • Pil destekli gerçek zaman saati ve SNTP senkronizasyonu WAGO BACnet kontrolör, BACnet Bina Kontrolörü (B-BC)’yi BACnet IP ve BACnet MS/TP üzerinden destekler. Yine benzer şekilde WAGO ürün gamı içerisinde yer almayan vana, vana motorları, termostatlar ve diğer tüm HVAC saha ekipmanları bu platform altında sorunsuz bir şekilde kullanılır. • Gelişmiş yönetim takvimi • WEB server desteği ile tam görselleştirme • Loyd onaylı ürünler ile bina alt yapısı için çok üstün koruma özellikleri • Alarm yönetimi ve trend analizi • Modüler yapı sayesinde programı değiştirmek zorunda kalmadan sadece ilgili modülün servis ihtiyacı olduğunda değişimi mümkündür. • IP tabanlı alt yapı sayesinde Ethernet, KNX ve BACnet sistemleri arasında gelişmiş veri transferi ve yönetimi www.wago.com.tr 98 ENDÜSTRİ OTOMASYON Wago Ürünler Btıcıno Ev Otomasyon Sistemleri Teknolojiyi Evlerle Buluşturuyor ■ Bticino MyHOME ile binalarda kusursuz çözümler sunuyor Bticino’nun gelişmiş ev otomasyon sistemi MyHOME, elektrik donanımı tasarımlarında kullanıcılara yenilikçi bir yöntem sunuyor. Her türlü ihtiyaca uygun çözümler sunan MyHOME ev otomasyonu, konforlu, güvenli, çevreye duyarlı ve interaktif yapısıyla son teknolojiyi evler ile buluşturuyor. Enerji Tasarrufu Elektirik ve diğer enerji kaynaklarını en akıllı biçimde kullanabilen, çevreye duyarlı MyHOME ev otomasyon sistemi, her odanın sıcaklık derecesini farklı ayarlayabilen, enerji tüketimini ölçen, gösteren ve buna göre enerji tasarrufunu sağlamak adına öncelikli fonksiyonların çalışmasını sağlar. İletişim Sistemleri Günlük hayatta kullanılan teknolojiyi evlere taşıyan Bticino MyHOME ev otomasyon sistemi, kullanıcıların tüm ihtiyaç ve isteklerine uygun olan bir evi hayata geçiriyor. Sağladığı konfor ve güvenlik ile yaşamı kolaylaştıran MyHOME, evlere getirdiği otomatik komutlar sayesinde tüm unutkanlıkların önüne geçiyor. Modern iletişim sistemleri aracılığıyla evinizi kontrol etmenizi sağlayan MyHOME ile multimedya ekran sayesinde sevdiğiniz bir müzik albümünü evinizin herhangi bir odasında dinleyebilir, kapıdaki konukları görüntüleyebilir, girişlerini kontrol edebilir ve evin farklı bölümlerinden aile fertleriyle görüşebilirsiniz. Yeni Nesil Konut Bus Teknolojisi MyHOME ev otomasyon sistemi, ışıkların ve panjurların otomasyonu, sıcaklık ayarlaması, enerji yönetimi, ses yayını, hırsız alarmı, interkom sistemleri ve uzaktan kontrol gibi birçok işlevi kullanıcıyla buluşturuyor. Sistem kullanıcılarına zamanla istenilen küçük fonksiyonları değiştirilebilmenin yanında işlevselliği artıracak parçaları ekleme ve kullanımlarını değiştirme gibi mkanlar sunuyor. Evinizi kalıcı ve esnek bir sistem ile donatan Bticino MyHOME, benzersiz dijital BUS teknolojisinin kullanımı sayesinde, yaşamı daha basit ve işlevsel kılıyor. BUS sistemi üzerine kurulu olarak gerçekleştirilen donanım her türlü konut ve yaşam alanına uygulanabilir olup yenilikçi konfor, güvenlik, enerji tasarrufu, multimedya ve uzaktan kontrol çözümleri sunuyor. www.legrand.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON LEGRAND 99 Ürünler Planet Z-Wave İle 24 Saat Evinizi Cep’ten İzleyin ■ Tayvan’ın güvenlik sektörünün önde gelen şirketlerinden PLANET Technology Corporation, 17-21 Eylül 2015 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek ISAF Güvenlik Ticaret Fuarı’nda akıllı telefonlarınızdan veya tabletlerinizden evinizi istediğiniz her an izleyebilmenize imkan veren Taiwan Excellence ödüllü Z-Wave Ev Kontrol Otomasyonu HAC-1000 model ürünü tanıtacak. PLANET Technology Corporation’ın ev güvenlik kontrolü cihazı Z-Wave duvara monte edilebilir, 900’ün üzerinde Z-wave ürünü ile entegre olabilir, herhangi bir durum için uygulama ve kontrol pedi uyarıları ve hem iç hem dış mekan için geliştirilmiş aralık özellikleri bulunuyor. Yeniden kablo döşemeye gerek kalmadan 1 km’ye kadar koaksiyal kablo üzerinden IP verisi + gücü, IP kamerası için 30 watt’a kadar maksimum 802.3af/at PoE çıkısı -20 ~ 70 C derece geniş çalışma sıcaklık aralığı, ücretsiz konfigürasyon, Tak-Oynat özellikleri bulunuyor. Ev otomasyon sistemlerinde kullanılan yeni geliştirilmiş kablosuz bir iletişim protokolü olan Z-wave ile dünya genelinde büyük üreticiler tarafından; termostatlar, alarmlar, aydınlatma, havalandırma ve iklimlendirme üniteleri, müzik ya da video sistemleri gibi elektronik cihazlarda kullanılıyor. Cihazlar modüllerin çalışmalarını kontrol ederken ana üniteye de bu modüllerin statü bilgilerini sürekli olarak iletir. Sistem cihazları Z-wave teknolojisi üzerine kurulu olduğundan, cihazlar bağımsız olarak ya da grup halinde, birbiriyle iletişim kurarak size sonsuz ev otomasyonu yönetim olanağı sağlıyor. www.planet.com.tw PLANET Kompakt RFID Okuma/Yazma Kafası ■ Turck’un TB-Q08 HF okuma yazma kafaları özellikle kısıtlı montaj imkanı olan alanlarda fayda sağlar. Turck , markette ISO15693 standartlarında IP67 koruma sınıfındaki en küçük RFID okuma/yazma kafası olan TB-Q08’i sunar. 32 x 20 x 8 mm olan küçük gövdesine ragmen tüm elektronik devre ve anten bu kompakt gövde içerisine yerleştirilebilmiştir. Ürün üzerindeki her açıdan görülebilen iki LED ile aktif ve enerjili okuma/yazma kafaları belirlenebilir. www.turck.com.tr 100 ENDÜSTRİ OTOMASYON Kompakt dörtgen gövdesi ,15cm kablolu tasarımı ve devamında M12 konnektör yapısı ile TB-Q08 özellikle küçük montaj alanları ,kısıtlı montaj imkanları gibi örnek zor uygulamalar için çok uygun bir üründür. Kalıpların etiketlenmesi, örneğin enjeksiyon makinalarındaki kalıplar , bu yeni okuma/ yazma kafası için ideal kullanım alanlarıdır. Özellikle yeni R10 ve R12 etiketleriyle TB-Q08 kullanıldığında , metal objelerin tanımlanması çok güçlü bir yapı ile sağlanmış Turck Ürünler FPT’den Yeni Dinox ve Castel Terus Modelleri İle Ağır Sanayi, Havacılık, Kalıp ve Otomotiv Sektörüne Yeni Çözümler ■ Uzun yıllardır köprü tipi ve portal tip işleme merkezleri imalatı yapan, konusunda İtalya ve dünyanın sayılı firmalarından olan FPT firması, sektörün son yıllarda ki gelişiminden esinlenerek üst düzey mühendislik ekibiyle DINOMAX köprü tipi portal işleme merkezini üretti. Maksimum akılcılık ve verimlilik felsefesiyle imalatını yönlendiren ve devam eden FPT, DINOMAX modeliyle iş parçası ölçüleri ve ağırlığında sınırları kaldırmaya yardımcı oluyor. GS800 tipi döküm olan ana gövdesi, zemine montajlanan birbirinden bağımsız 2 yan duvar ve bunların üzerinde gezer gövdeli iş milinden oluşan DINOMAX dilerseniz düz zemini ya da dilerseniz isteğinize göre dizayn edilmiş tablayı iş parçası bağlamak için kullanabiliyor. X ekseninde 3m’den 6m’ye, Y ekseninde 2,2m’den 3,2m’ye kadar geniş hareketlere sahip 3 ayrı DINOMAX modelinin Z ekseninde 1,1m’den 1,5m’ye kadar hareket kabiliyeti bulunmaktadır. FPT’nin tümüyle kendi imalatı olan uluslararası patentli 2 eksenli iş mili kafası ile DINOMAX, 5 eksenli karakteristik bir makine olup X ekseninde lineer motor teknolojisi ile destekli son nesil bir köprü tipi portal işleme merkezidir. 2015 Yılı içinde iki yeni modelini EMO HANNOVER de görücüye çıkarmaya hazırlanan FPT’nin, yeni modellerine kısaca göz gezdirirsek; X ekseninde 2,5m, Y ekseninde 2,2m’ ye kadar geniş hareketlere sahip bu model modelin Z ekseninde 1,1m’ kadar hareket kabiliyeti bulunmaktadır. FPT Castel Terus Köprü Tipi İşleme Merkezi FPT CASTEL TERUS modeli ise kolon hareketli ,özel T biçimli yatay işleme merkezidir.Terus farklı opsiyon , çeşitli aksesuar ve esnek konfigürasyon yapısıyla ,havacılık ,kalıp ve hassas mekanik parçaların üretiminde kullanılmaktadır. Üreticilerin bir veya daha fazla makinayı hat olarak(FMS Teknolojisi) çalıştırması için gereken ve aynı zamanda modern üretimin ihtiyacı olan Otomatik takım değiştirme, palet değiştirme ve ultra hassas frezeleme opsiyonları Terus modelinde seçenek olarak yer almaktadır. Bu model kendi kategorisinde, simetrik kolon yapısı ile yüksek rijitlikte performansı kolaylıkla yakalayabilmektedir. İş mili ,kolon içerisinde yataklanmış olup , dört silindirik bloklu lineer kızak üzerinde hareket etmektedir. DINOX Köprü Tipi İşleme Merkezi Dik eksen de kinematik hareketler RONIN ve VERUS modellerinde olduğu gibi çift vidalı mil ve çift balans sistemi ile sağlanmaktadır. Bu sayede yüksek hassasiyet, pozisyonlama tekrarlanabilirliği ve aynı zamanda sürekliliği sağlanır. Emo Milano da bu yıl DINOMAX köprü tipi işleme merkezleri ile benzer özelliklere sahip olan ancak daha küçük ebatlarda tasarlanmış DINOX serisi sergilenecek.6050*6000*4850 mm ölçüleri ile kullanıcılarına yer avantajı sağlayan bu model X ve Y eksenin de Lineer motor özelliğine sahiptir. Hidrostatik desteklemelerle bağlanabilen ve yüksek yükleme kapasitesi olan döner tablası ile büyük parçaların frezelenmesinde avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca şanzıman kullanılmayan direkt iş mili ile 49kW -1180 Nm güç elde edilir. www.tezmaksan.com 102 ENDÜSTRİ OTOMASYON TEZMAKSAN Ürünler Yeni Bir Paralel Çalışma Özelliğine Sahip RPS Endurance İnvertörler ■ Yeni bir paralel çalışma özelliğine sahip RPS Endurance invertörler-2.25 Mwac´a kadar olan 20 fit »ICON ND» istasyonlarında mevcut olan paralel çalışma özelliği elektronik santrali haline getiriyor. RPS Endurance, her invertör birimi için 563 kWac´a kadar nominal güce sahip sağlam ve kompakt bir elektrik santralidir. İç mekan kullanımına uygun PV invertörleri için benzersiz bir özellik, yenilikçi iki-bölgeli ortam koruma sistemi RPS Endurance´ı diğer çözümlerden ayırıyor ve ABD´nin güneyi gibi bölgelerde olduğu gibi santral kurulumu ve çalışması için ağır şartlar olduğunda tercih edilen bir seçenek haline getiriyor. Akıllı kapsülleme tasarımı, aktif bileşenlerin tam IP54 ortam koruma derecesi sayesinde çalışma süresini en üst düzeye çıkarıyor. Gelişmiş hava soğutma teknolojisi sayesinde, invertör tasarımı olağanüstü bir güvenilirlik ve servis kolaylığı sağlıyor. Çeşitli kendi kendine koruma işlevleri ve şebeke yönetim seçenekleri ile RPS Endurance, hızlı gelişen global PV pazarında, güç kontrolü gereksinimlerinizi karşılamak üzere için üretilmiştir. 50°C ortam sıcaklığında 563 kWac´a kadar olan tekli RPS Endurance birimlerinin daha geniş güç aralığı sayesinde, yeni özellikler, düşük ortam sıcaklıklarında, sınıfının en iyisi olan %15 kalıcı aşırı yük kapasitesi (648 kWac´a kadar) ile eşleşmiş ortak bir ac bağlantısına sahip 1MW+ tandem yapılandırmalarının zahmetsiz bir şekilde gerçekleşmesini sağlıyor. Rekor bir kaplama alanı ile üretilmiş ve en zorlu koşullarda bile maksimum üretkenlik için tasarlanmış olan bu seviye oranları, RPS Endurance´ı tamamen kompakt bir Yeni RPS İstasyonu ICON ND serisi, RPS Endurance invertörlerin 2x2 birimini, istasyon başına 2.25 Mwac´a kadar mükemmel bir güç değerine ulaşan kompakt bir 20 fit konteyner tasarımına entegre ediyor. Bu mükemmel kompaktlık, kanıtlanmış ve bakımı kolay bir cebri havalandırmalı soğutma sistemi ile eşleşmiştir. ICON ND istasyonları, müşterilerin proje işletim sürelerini önemli derecede düşürmelerini sağlayan harici trifaze ve orta gerilimli bir trafoya bağlanmaya hazır şekilde teslim edilir. Bonfiglioli´nin RPS Endurance invertörleri uyumlu bir şekilde çalışmaya şimdi hazır: Yeni tandem özelliğinin uygulanması ile iki birim paralel olarak tek bir orta gerilim trafo sargısında sorunsuz bir şekilde çalışıyor. Bu, megavatlık ölçekli PV istasyonları için performans ve RPS Endurance invertörlerinde kullanım kolaylığı sağlıyor. www.bonfiglioli.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON BONFIGLIOLI 103 Ürünler Teksan Jeneratör İle Kesintisiz Aydınlık ■ Modern dünya elektrik ve elektronik eşyaların Kişiye özel jeneratör tasarlıyor hâkimiyetinde şekil alıyor. Evde, okulda, işte hayatımızın akışının normal seyretmesi için kesintisiz enerji şart... Beş dakikalık elektrik kesintisinin bile karmaşaya sebep olduğu günümüzde jeneratörler kritik bir önem taşıyor. Türkiye’de ve dünyada 1994’ten beri güvenilir gücün temsilcisi olan Teksan Jeneratör, kesintisiz ve sürdürülebilir enerji çözümleri ile hayatı kolaylaştırıyor. Kısa zamanda sektörün en önemli oyuncularından birisi olan Teksan Jeneratör, enerji yatırımlarıyla bir yandan ülke ekonomisine katma değer sağlarken diğer yandan yerli istihdamı artırıyor. Sektörden kazandığını yine sektöre yatıran firma, yüzde 100 yerli üretim yaptığı Sancaktepe’deki 20 bin metrekarelik fabrikasına ek olarak, Kocaeli Serbest Bölge’de yer alan 40 bin metrekarelik kapalı alana sahip ikinci fabrikasını 2015 yılı sonunda faaliyete geçirmeyi hedefliyor. Fabrikanın planlanan yatırım tutarı ise 15 milyon Euro’nun üzerindedir. Yıllık 6 bin adet jeneratör üretimi yapan firma, Kocaeli Fabrikası’nın devreye girmesiyle birlikte yıllık üretim kapasitesini üç katına çıkarmayı hedefliyor. Üretiminin yüzde 40’a yakınını doğrudan ihraç eden Teksan Jeneratör, 2013 yılında Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 55 bin firma arasında yaptığı araştırmada 33,2 milyon dolarlık ihracatı ile ilk 1000 firma arasında yer aldı. 2014 yılında ihracatını yaklaşık yüzde 10 artıran firma 36,2 milyon dolarlık ihracata imza attı. Özellikle ENR 250 listesine giren büyük Türk taahhüt firmalarının yurtdışı projelerine gerçekleştirilen ihraç kayıtlı satışlar ile yurtdışına sevk edilen ürünlerin oranı yüzde 60 seviyesine yaklaşıyor. Bugüne kadar toplam 120 ülkeye ihracat gerçekleştiren Teksan Jeneratör; 2014 yılında ihracatta başta Türkmenistan, Irak, Kazakistan, Yemen ve Libya olmak üzere birçok ülkeye satış gerçekleştirirken; 2016 ve sonrası için öne çıkan hedef ihracat ülke ve bölgeleri ise Suudi Arabistan, Rusya, İran, Katar, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya olarak belirlendi. Bünyesinde 575 personeli bulunan Teksan Jeneratör, satış sonrası hizmetlerde de iddialı... Firmanın 10 Bölge Müdürlüğü ve 20’ye yakın bayisi bulunuyor. Mutlak tüketici memnuniyetini hedefleyen Teksan Jeneratör’de bütün çizimler 3D olarak yapılıyor. Tüm tasarımların patentine sahip olan firma müşterinin talepleri doğrultusunda kişiye özel çözümleri ile de öne çıkıyor. Türkiye çapında yaygın bir satış sonrası hizmetler ağına sahip olan Teksan Jeneratör, internet erişim, SMS, GSM özelliği bulunan kontrol üniteleri ile sorunlara uzaktan müdahale eden teknoloji altyapısına sahip. Çevreci çözümler sunuyor Pazara dizel jeneratörlerle giren Teksan Jeneratör’ün ürün grupları arasında bugün; doğalgazlı ve biyogazlı jeneratör setleri, mobil aydınlatma kuleleri, kojenerasyon ve trijenerasyon sistemleri ve hibrit jeneratör sistemleri de yer alıyor. Sektörde öncü rol oynayan Teksan Jeneratör, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarına büyük önem veriyor. Enerji verimliliğini esas alan ürünleri ile dikkat çeken firma, kojenerasyon ve trijenerasyon sistemleri ile elektrik enerjisi ve ısı üretimindeki enerji kayıplarını azaltarak toplam verimliliği yüzde 85’in üzerine çıkarıyor. Teksan Jeneratör, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan hibrit teknoloji jeneratörünü ise 2015 yılında pazara sunmaya hazırlanıyor. Enerji kaynağının olmadığı her yerde enerji ihtiyacını çevreci bir yöntemle karşılayacak hibrit ürünler, önümüzdeki dönemin en önemli gelişmelerinden biri olarak ön plana çıkıyor. Mühendislik ve Ar-Ge gücü ile özel projelerin tercihi olan Teksan Jeneratör ürünleri en çok hastaneler, oteller, alışveriş merkezleri, üniversiteler, sanayi kuruluşları, büyük inşaat ve altyapı projeleri, perakende zincirleri ve bankalarda kullanılıyor. Türkiye’nin en büyük eğlence merkezi Vialand, City’s AVM, İstanbul Sapphire, WOW Convention Center, İstanbul Akvaryum, Hilton Kozyatağı, Bodrum’da yer alan Sualtı Arkeoloji Müzesi, Erzurum Havaalanı Teksan Jeneratör ürünlerinin yurtiçinde tercih edildiği yerlerin başında geliyor. Suudi Arabistan’da Movenpick Hotel, Bolivya’da Agai S.A. Şeker Fabrikası, Hollanda’da Vodafone veri merkezleri ve inşası devam eden Türkmenistan havalimanı ise yurtdışındaki referanslarından sadece birkaçını oluşturuyor. www.teksanjenerator.com.tr 104 ENDÜSTRİ OTOMASYON TEKSAN Haberler HONEYWELL GAZLI ISITMA, KONTROL, SAYAÇ VE İLERİ TEKNOLOJİLERDE DÜNYA LİDERİ ELSTER’İ BÜNYESİNE KATIYOR ■ Güçlü Endüstrilerde Mükemmel Konum ile Cazip Portföy • Honeywell Portföyü ve Müşterileri ile Güçlü Bir Uyuma Sahip Farklılaştırılmış Gaz Teknolojileri • Gaz, Su ve Elektrik Sayaçları ile Mevcut Ürünlere Tam Uyum • Honeywell’in Küresel Büyüme Stratejisine Uygun Enerji Verimliliğine Odaklılık • Honeywell’in Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki Profiline Katkı • Organik ve İnorganik Büyüme İçin Yeni Bir Platform 28-Temmuz günü yaptığı açıklama ile, ticari, endüstriyel ve konut ısıtma sistemleri için termal gaz çözümlerinde ve gaz, su ve elektrik sayaçlarında ve ayrıca akıllı sayaçlar ile yazılım ve veri analizi çözümlerinde lider üreticilerden Melrose Industries PLC’nin Elster Birimi’ni 5.1 Milyar ABD Doları karşılığında satın almak için anlaştığını duyurdu. Elster ayrıca, gaz sektörü için akış bilgisayarları ve regülatörleri de imal ediyor. Elster’in 2015 yılında uzlaşı (konsensüs) tabanlı satışlarının 1.8 milyar ABD Doları olduğu tahmin ediliyor. Satış fiyatı, Elster’in 2015 yılı için tahmini faiz, vergi ve amortisman öncesi (FAVÖK) uzlaşı (konsensüs) tabanlı kazancının yaklaşık 12.6 katına denk geliyor; satın almanın 2016 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşmesi bekleniyor. Anlaşma, mutat kapanış şartlarının yanı sıra düzenleyici makamların değerlendirmesine ve Melrose hissedarlarının oyuna da tâbi. Honeywell’in Başkanı ve CEO’su Dave Cote yaptığı açıklamada, “Elster’in satın alınması Honeywell’in hissedarları için gelecekte güçlü getiriler sağlayacaktır, çünkü bu alım - hem organik hem de inorganik büyüme fırsatları yaratarak - küresel olarak büyüme profilimizi artırmaktadır ve tamamlayıcı teknolojilerimiz, yazılım bilgimiz ve Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki varlığımız vasıtasıyla Honeywell bu şirketi etkili biçimde işletebilir ve büyümesini hızlandırabilir,” dedi. “Elster, mükemmel teknolojilere, markalara, enerji verimliliği teknik bilgisine sahip ve küresel olarak varlık gösteriyor; biz tüm bu özellikleri geliştirmek üzere konumlanmış bulunmaktayız. Elster ayrıca, Honeywell’in satın alma hedefleri için ticari büyümeye ve küresel varlığın artırılmasına katkı sağlayacak yeni bir platform sunuyor. Bu satın almanın Honeywell portföyüne katkılarını hemen göreceğiz; bu katkılar 2016 ve 2017’de hızlanarak artacaktır. Bu, Honeywell ve hissedarlarımız için mükemmel bir alım.” Cote, “Elster’in satın alınması, disiplinli M&A yaklaşımımıza ve entegrasyon sürecimize sadık olduğumuzu 106 kanıtlıyor, çünkü bu bize çok uygun bir model,” dedi. “Son on yılda, gelirlerimize yaklaşık 12 milyar ABD Doları civarında katkı sağlayan 80’den fazla satın alma gerçekleştirdik. Büyüme profilimizi artırmak için uygun satın alma fırsatlarını takip etmeye devam edeceğiz. İşimizi büyütmek, küresel konumumuzu genişletmek ve uzun vadede hissedarlarımıza önemli getiriler sağlamak üzere, Elster’i işletme modelimizin ve temel süreç girişimlerimizin yayılımı için büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Honeywell İşletim Sistemi (HOS), Elster’in tüm faaliyetlerinin büyümesini ve kârlılığını artıracak yeni sinerjilerin oluşturulmasında önemli bir faktör olacak.” Elster, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik Krallık ve Slovakya’daki tesislerinde yaklaşık 6,800 kişiyi istihdam ediyor. Şirket, yalnızca son 10 yıl içinde devreye alınan 200 milyondan fazla sayaç modülü ile etkileyici bir kurulu sisteme sahip. Cote, “Bu satın alma, Honeywell Konut ve Bina Kontrol Ürünleri (ECC) ve Proses Çözümleri (HPS) faaliyetlerinin hizmet sunduğu endüstriyel nihai kullanıcılar için geliştirilen teknolojiler ve yaşam döngüsü yönetim çözümleriyle müşteri değerini iyileştirmemize imkan sağlayacak,” dedi. Cote yaptığı yorumda, “Elster’in gaz işkolu , doğalgaz müşterileri arasında yüksek talep gören ürünler sunuyor ve hem gelişmiş hem de Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki yeni müşterilere mevcut Honeywell teknolojilerinin ulaştırılması için güçlü ve küresel bir dağıtım ağı ve sayısız çapraz satış fırsatları sağlıyor.” “Elster’in gaz, elektrik ve su sayaçları güvenilir, emniyetli ve hassas olmaları sebebiyle oldukça rağbet görüyor. Elster, küresel olarak operasyonel verimlilik ve sayaç müşterilerinin yasal belgelendirme gerekliliklerini yerine getirme konusunda birinci sınıf bir üne sahip. Enerji verimliliği girişim ve yetkilerinin ve doğal kaynak yönetimi konusundaki artan ihtiyacın, ölçme segmentinde Honeywell’e anlamlı ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamasını bekliyoruz. Dünya genelinde yeni ‘akıllı’ teknolojiler ve yazılım ve veri analiz yetkinlikleri uygulandığından özellikle sayaçlar süratle gelişiyor; biz de bu segmentte güçlü bir büyüme bekliyoruz. Elster’in farklılaştırılmış teknolojileri, engin sektör uzmanlığı ve dünya genelindeki sayaç müşterileriyle ilişkileri - kapsamlı olarak düzenlenmiş olan ısıtma, kontrol ve sayaç segmentlerindeki güçlü konumu ile birlikte - Honeywell’in portföyüyle mükemmel bir biçimde uygunluk gösteriyor,” dedi. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler SCHUNK, Volkswagen “Yetkili Tedarikçilerinden” biri olarak seçildi Esnek sistem bağlantısı ■ Taşıma ve nakliyede tek çözüm Volkswagen AG, SERVUS İNTRALOJİSTİK ile birlikte, sıkma teknolojisi ve tutucu sistemler lideri SCHUNK’u “Yetkili Tedarikçilerinden” biri olarak adlandırdı. Üretim yönetimi IPM için Hannover merkezli Enstitü, üretim lojistiği için en iyi on firmayı seçmeden önce kapsamlı bir değerlendirme süreci uyguladı. SCHUNK, SERVUS İNTRALOJİSTİK ile beraber bulunduğu takımla, “Malzeme Taşıma: Ergonomiklik ve Kalite Odaklılık” kategorisinde yarışı kazandı. Yarışta 200’ün üzerinde firma yer aldı. SERVUS İNTRALOJİSTİK işbirliği ile SCHUNK tarafından geliştirilen ödüllü çözüm; otomatik depolama, üretim ve montajı birbirine bağlayan hareketli tutuş ve taşıma sistemi oldu. Uygulamadaki merkezi elemanlar entegre elektroniği ve bu şekilde pille çalışan bir cihaz olabilmesi sayesinde SCHUNK LWA 4P Güç Topu – Hafif Ağırlık Kollarıdır. Bu elemanlar ürünleri tek tek ve komple tabla tutabiliyor, taşıyabiliyorlar. Raylı SERVUS taşıma arabaları; hafif ağırlık kollarını, ürünleri taşıyan tablalar ile birlikte esnek bir şekilde kanban depo, toplama alanı, üretim ve montaj istasyonları arasında taşıyor. Bu sistem tutma ve taşıma görevlerini tek bir adımda sergiyebilme imkanı sağlıyor. Ürünler taşıma boyunca ayrıştırılabilir ve teste tabi tutulabilirdir. Hafif ağırlık kollarının esnekliği, ürünün kullanım oranını arttırırken, makina yatırımını düşürüp intralojistik sistem etkinliğini geliştiriyor. Volkswagen Arena Wolfsburg’da gerçekleşen “Yenilikçi Lojsitik Çözüm Günleri”nde Volkswagen AG’den 380 lojistik uzmanı ve tedarik piyasasından uzmanlar sistemin nasıl çalıştığına dair bilgi sahibi oldu. Bu organizasyon, yenilikçi ürünler ve süreç çözümlerinde faaliyetleri geliştirmek üzere lojistik alanında geleceğe yönelik beklentileri tartışabilmek amacıyla yapıldı. Oteller için Yeni Nesil Enerji Teknolojisi Uygulamaları enerji tasarrufu sağlıyor. Tarihten aldığı kültürel mirası ve lüksün rahatlığını birleştirdiği dokusu ile İstanbul’un keyfini çıkarmak isteyenlerin adresi Park Bosphorus Hotel, yeni nesil enerji verimliliği uygulaması olan kojenerasyon teknolojisiyle, oteldeki enerji verimliliğini üst seviyeye getirip enerji tasarrufu sağlıyor. ■ Tarihi ve muhteşem konumuyla İstanbul’un en etkileyici mekanlarından biri olan Park Bosphorus Hotel, teknolojik altyapısı ve yeni nesil uygulamalarıyla misafirlerime ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi sunmaya devam ediyor. Tek kaynaktan elektrik, ısıtma ve soğutma olmak üzere değişik formlarda enerji elde edip toplamda yüzde 90’a varan yüksek enerji verimliliğine ulaşan, çevreye duyarlı bir teknoloji olan kojenerasyon; otelin enerji gerektiren tüm alanlarında elektriği tüketildiği yerde ürettiği için iletim ve dağıtım hatlarında oluşan kayıpları ortadan kaldırıp kesintisiz ve kaliteli elektrik sağlıyor. Tüm dünyada kullanılan konvansiyonel enerji üretim sistemlerine göre daha temiz ve çevreci bir sistem olan ’kojenerasyon teknolojisi’ni kullanan Park Bosphorus Hotel, bu sistemi Türkiye’de kullanan sayılı otellerden biri olarak, enerji verimliliğini üst seviyeye çıkarıyor ve İhtiyaç duyulan enerjinin istenen zaman ve miktarda üretilmesine izin veren ve beraberinde enerji bağımsızlığını getiren kojenerasyon uygulamaları, Park Bosphorus Hotel’in sürdürülebilir enerji konusundaki hassasiyetini ve çevreye duyarlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON 107 Haberler FABRİKA OTOMASYONUNDA İLERİ TEKNOLOJİ, SÜRDÜRÜLEBİLİR VE YENİLİKÇİ ÇÖZÜMLER ■ Türkiye’nin lider PVC ve alüminyum işleme makineleri üreticilerinden Kaban Makina, 1986 yılından bu yana Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde sektörüne hizmet veriyor. Yıllık 5 bin makine üretim kapasiteli tesiste üretilen 50’ye yakın makine çeşidi 100’den fazla ülkeye ihraç ediliyor. Sektöründe uluslararası liderlik noktasına ulaşmış Kaban Makina, tesislerinde ve ürettiği makinelerde 9 yılı aşkın süredir Mitsubishi Electric’in ileri teknoloji fabrika otomasyon sistemlerini tercih ediyor. Kaban Makina, üretiminde Mitsubishi Electric’in güvenilir, kaliteli, yüksek performanslı ve uzun ömürlü; servo motorları, inverterleri, operatör panelleri ile PLC ve CNC kontrol ünitelerini kullanıyor. Standardizasyon ve sorunsuzluğun seri üretimde en önemli iki ana madde olarak öne çıktığı Kaban Makina tesislerinde Mitsubishi Electric’in tercih edilmesinin en önemli nedenlerinden biri, markanın ürünlerinin yanı sıra sağladığı hızlı ve uluslararası teknik destek. Rekabetin yoğun olduğu üretim sektöründe teknoloji ve inovasyonlarıyla üstün çözümler sağlayan Mitsubishi Electric, fabrika otomasyon ürünleriyle Kaban Makina’nın ürünlerinde fark yaratmasına katkı sağlıyor. Üstün performanslı, kullanıcı dostu Servo motor ve sürücüleri Mitsubishi Electric’in üstün performanslı, kullanı- 108 cı dostu Servo motor ve sürücüleri Kaban Makina üretiminde kullanılan ürünler arasında yer alıyor. Endüstride dikkat çekici Servo performansına sahip Mitsubishi Electric ürünleri, 2.5 kHz frekans hız cevabı ile çok daha duyarlı makine uygulamalarının hayata geçirilmesini sağlıyor. Patentli vibrasyon sönümleme fonksiyonları sayesinde çok daha rijit makine optimizasyonuna imkan veriyor. Tek tuşla Auto-Tuning kolay devreye alma özelliği ile kullanıcı dostu olan ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Mitsubishi Electric servo motorlar, optik haberleşme yapısı ile hızlı ve düşük gürültü seviyesine sahip bir iletişim yapısını kullanıcılara sunuyor. modelleri de bulunuyor. PLC yazılımında da kullanabildiğiniz real time clock, bu üst seviye frekans inverter’ında da devrede. Good Design 2014 ödüllü operatör panelleri Az yer, çok iş… Üretimdeki yenilik ve hızın rekabette önemli bir parametre olduğu günümüzde Kaban Makina, Mitsubishi Electric’in Good Design 2014 ödüllü, yüksek hızlı, inovatif operatör panellerini kullanıyor. Bu paneller tablet gibi kullanılabilen gesture fonksiyonları sayesinde kullanım kolaylığı sağlıyor, ayrıca multi media desteği, standart ethernet, seri, USB ve SD haberleşme portları ile kayıt, reçete ve script gibi operasyonların aynı anda yapılabilmesini sağlayan hızlı işlemcisi sayesinde görselleştirme ihtiyaçlarının tamamını karşılıyor. Üretim proseslerinin esnek, uyumlu ve kolay kullanımlı ürünlerle desteklenmesinin önemine inanan Kaban Makina, Mitsubishi Electric imzalı kolay kurulumlu kompakt PLC ürünlerini tercih ediyor. Dünyada en çok satılan dahili 4 eksen pozisyonlama özellikleri ile de öne çıkan kompakt PLC, motion kapasitesi, kolay kurulumu ve yeni mühendislik yazılımı ile artık çok daha sofistike uygulamalar için bile kullanılabiliyor. Standart donanımında yer alan Analog Giriş/Çıkışlar, Ethernet ve Hızlı girişleri ile de bulunduğu panoda çok az yer kaplarken çok iş yapabilme özelliğine sahip. Kolay bakım operasyonu… Nano işlem hızı teknolojisi Uluslararası teknik destek gücüne sahip Mitsubishi Electric’i tercih eden Kaban Makina, bakım operasyonlarını kolaylaştıran üstün Entegre PLC’li Frekans Inverterlerini kullanıyor. Mitsubishi Electric entegre PLC fonksiyonları ile standart bir frekans inverter’ından çok daha fazlasını sunuyor. PM IPM Motor sürebiliyor. USB’den yedek ve trend alma bakım operasyonlarını kolaylaştırıyor. TTL ve SynCos gibi farklı encoder protokolleri ile çalışabiliyor. Ayrıca IP55 destekli Geleceğin teknolojisine şimdiden uyum sağlamayı hedefleyen Kaban Makina, üretiminde Mitsubishi Electric’in nano işlem hızındaki Otomasyon Kontrolörünü kullanıyor. Mitsubishi Electric’in yeni otomasyon devrimi kapsamında tüm otomasyon bileşenlerini tek platformda birleştiren iQ Platform yapısının bu en yeni nesli ile Nano saniye mertebesinde işlem hızı (LD işlemi hızı 0,8 ns) sağlanarak en yüksek sistem gereksinimleri bile rahatlıkla karşılanabiliyor. SchneIder ElectrIc’te Endüstri İş Birimi Genel Müdür Yardımcılığı’na Mehmet Özalp atandı görev ve sorumluluklar almaktaydı. Schneider Electric’te Endüstri İş Birimi Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan Mehmet Özalp, aynı zamanda Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Üyeliği görevini de sürdürmektedir. Enerji Otomasyonu, Endüstriyel Otomasyon, Orta Gerilim ve Alçak Gerilim Tesisleri, OEM, ve Endüstri İş Birimleri ile Satış ve Dağıtım Kanallarında önemli uzmanlığa sahip olan Mehmet Özalp, iş hayatındaki başarılarının yanı sıra çok sayıda teknik yayın, eğitim, seminer ve konferansa katkı sağlayarak bilgi birikimini ve deneyimlerini sektörle paylaşmayı sürdürmektedir. ■ Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric’te, uzun yıllardır şirket bünyesinde önemli sorumluluklar üstlenen Mehmet Özalp, Endüstri İş Birimi Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1999 yılında mezun olan Mehmet Özalp, aynı yıl girmeye hak kazandığı Marmara Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Enstitüsü Almanca İşletme Bölümü’nde Yüksek Lisans Programını 2002 yılında tamamladı. Kariyerine, 1997 yılında Siemens’te başlayan Özalp, 2004 yılında Schneider Electric Ailesi’ne Proje Müdürü olarak katıldı ve daha sonra sırasıyla, İstanbul Bölge Satış Müdürlüğü, Marmara Bölge Satış Müdürlüğü, Makina Otomasyonu Çözümleri Yöneticiliği ve Marmara Bölgesi Satış Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Özalp son olarak, OEM Satış Direktörü olarak çeşitli ENDÜSTRİ OTOMASYON Almanya’nın Karlsruhe kentinde 1973 yılında dünyaya gelen Özalp evli olup, Almanca ve İngilizce dillerini çok iyi derecede bilmektedir. 109 Haberler Türkiye, Endüstriyel Elektriğe %16,1 Oranında Daha Fazla Harcıyor Çin ve Türkiye’deki üretim tesislerinin daha fazla enerji verimliliğine sahip ekipmanlar ile donatılma eğilimi, tesislerin büyük bir kısmının yeni olmasından kaynaklanıyor. Bu, diğer gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında enerji verimliliğini arttırma fırsatını bir bakıma azaltıyor. Rusya’da yerleşmiş sanayi sektörünün eski ekipmanlar ile donatılmış olması, enerji verimliliğinin düşük olmasına neden oluyor. Bu nedenle, tesis yenilemeleri ve güncellemeler sayesinde elde edilebilecek elektrik tasarrufu olanakları oldukça fazla. İspanya’nın endüstriyel enerji tasarrufundaki öncü pozisyonu, İspanyalı üreticilerin elektrik gereksinimlerini etkin bir şekilde güneş enerjisi üretimi ile tesis alanlarında desteklemelerine dayandırılıyor. Elektrik tüketiminin azaltılması, üretim sektörünün ekonomik durumu açısından hayati önem taşıyor. ■ Siemens Finansal Hizmetler‘in (SFS) dünyanın en büyük 20 endüstriyel ekipman üretici firması arasında gerçekleştirdiği yeni araştırması, üretim alanındaki elektrik kullanımında son 40 yılda yaşanan hızlı artışı ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’nin yüzde 16,1 oranında enerji verimliliği potansiyeli bulunuyor. Türkiye’nin potansiyeli Almanya ve İspanya’dan yüksek olsa da Çin, Hindistan, ve Rusya gibi gelişmekte olan ekonomilere sahip diğer ülkelere oranla daha düşük. Sanayideki enerji kullanımında büyüyen bir pay oluşturması nedeniyle elektrik tüketiminin optimize edilmesi, üretim sektörü için giderek önem kazanıyor. Siemens Finansal Hizmetler’in gerçekleştirdiği araştırma; sanayi alanındaki elektrik kullanımının, son 40 yılın genel elektrik kullanımından 3 kat daha hızlı bir artış gösterdiğine dikkat çekiyor. Bu durum, sanayi alanındaki mevcut enerji tüketiminin dörtte birinden daha fazlasını oluşturuyor. Dünyanın en büyük 20 endüstriyel ekipman üretici firması arasında gerçekleştirilen araştırma global üretim sanayisinde enerji verimliliği alanında el değmemiş önemli bir potansiyelin varlığını ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda daha fazla enerji verimliliğine sahip ekipman kullanımının sanayi alanındaki mevcut elektrik tüketimini azaltabilecek potansiyelini de gözler önüne seriyor. Araştırılan coğrafyalarda enerji tasarrufu potansiyelinin rakamları, yaklaşık olarak %14 ile %20 seviyeleri arasında seyrediyor. Türkiye’de ise sanayisel enerji verimliliği potansiyeli %16,1 civarlarında. Bu, Almanya’daki (%14,5) ve İspanya’daki (%14,2) rakamlardan yüksek olsa da Çin (%17,2), Hindistan (%17,9) ve Rusya (%19,1) gibi gelişmekte olan ekonomilere sahip diğer ülkelere oranla daha düşük. 110 Dünya genelinde, üretim yapan firmalar elektrik giderlerini ve tüketimlerini azaltmak amacıyla enerji verimliliği yüksek olan ekipmanlara giderek daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bu ekipmanlar, yüksek verimli motor ve sürücü uygulamaları ile otomasyon sistemlerinden; enerji üretimindeki ısı geri dönüşüm işlemlerine kadar çeşitlendirilebiliyor. Siemens Finansal Kiralama A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Aydın Yusufoğlu konu ile ilgili olarak: “Enerji verimliliği teknolojilerine yatırım yapmak enerji faturasını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda üretim masraflarını ve karbon emisyonlarını da azaltır. Bunun yanısıra yeni ekipmanlar üretkenliği ve kapasite artışını sağlarken iş performansını ve rekabet kabiliyetini de artırır.” yorumunda bulunuyor. Finansal sürdürülebilirliğin teknoloji yatırımlarındaki giderek artan önemi ile birlikte ekipman finansmanı, enerji verimliliği yüksek ekipmanlara olan yatırımların ve güncellemelerin maliyetini daha karşılanabilir kılıyor. Aylık giderleri sağladığı enerji tasarrufu ile karşılayacak şekilde tasarlanmış enerji verimliliği yüksek olan bu yeni ekipmanların “kullandıkça öde” kavramı ile sunulması, küresel üretim piyasalarında enerji verimliliği pazarının gelişmesinde önemli bir rol oynayacak. *Siemens Finansal Hizmetler‘in araştırması, dünyanın en büyük 20 endüstriyel ekipman üretici firması arasında gerçekleştirildi. Söz konusu firmalardan Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Polonya, Rusya, İskandinavya, İspanya, Birleşik Krallık, A.B.D. ve Türkiye coğrafyalarında mevcut teknoloji göz önünde bulundurularak, temel düzeydeki potansiyel elektrik tasarruf tahminleri istendi. İncelenen her bir ülke için bu kurumların tahminlerinin ortalamaları hesaplandı. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler DÜNYACA ÜNLÜ PROFESÖRLER OTOMASYON SEKTÖRÜNÜ İTÜ’DE DEĞERLENDİRDİ Geçtiğimiz yıl Pekin’de düzenlenen, 61 üniversiteden 85 profesörün katılım gösterdiği konferans bu yıl İTÜ Ayazağa Kampüsü Rockwell Automation Endüstriyel Otomasyon ve Hareket Kontrolü Laboratuvarı’nda gerçekleşti. UPP Yöneticisi Michael Cook ve İTÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Fuat Ergenç’in konuşmacılar arasında yer alacağı konferansta, sektöre yönelik bilgiler ve yenilikler katılımcılar ile paylaşıldı. 4-7 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen konferansta katılımcılar, Rockwell Automation’ın en yeni ürünlerini tanıma fırsatı yakaladı. Otomasyon sektöründeki gelişmelerin ve yeniliklerin de konuşulacağı konferansta, katılımcılar grup aktiviteleri ve takım inşa çalışmaları gerçekleştirdi. ■ İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yaptığı otomasyon laboratuvarı yatırımıyla adından söz ettiren dünyanın önde gelen otomasyon firmalarından Rockwell Automation, bu kez Amerikalı ve Çinli profesörleri Türkiye’de bir araya getirdi. Rockwell Automation’ın UPP programı (University Partnership Program) çerçevesinde dünyanın birçok ülkesinde düzenlediği konferansların Türkiye ayağı 4-7 Ağustos 2015 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde gerçekleşti. 80’den fazla ülkede 22 bin 500 kişiyi istihdam eden dünyanın en büyük endüstriyel otomasyon şirketlerinden Rockwell Automation, geçtiğimiz yıllarda İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yaptığı 600 bin dolar değerinde endüstriyel otomasyon, motion kontrolü ve safety laboratuvarı yatırımıyla adından söz ettirmişti. Rockwell Automation Türkiye Genel Müdürü Cenk Ceylan İstanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenlenecek olan konferansla ilgili şunları söyledi: “Rockwell Automation tüm dünyada gençlerin eğitimine ve sektörün gelişimine büyük önem veriyor. Bunu hem geçtiğimiz yıllarda İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki laboratuvar yatırımımız hem de UPP Programı çerçevesindeki konferanslarla görüyoruz. Dünyaca ünlü profesörler bu kez Türkiye’de bir araya gelerek sektördeki gelişmeleri ve yenilikleri değerlendirdi. Bu organizasyonu Türkiye’de gerçekleştirmek de bizim için ayrı bir gurur kaynağı.” ENDÜSTRİ OTOMASYON 111 Haberler NECDET ERASLAN PROJE YARIŞMASI’NA BAŞVURULAR BAŞLADI • Mobil Hidrolik • Marin Hidrolik • Hidrolik Devre Tasarımı • Hidrolik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri • Havacılık ve Uzay Uygulamaları • Oransal ve Servo Sistemler • Sayısal Hidrolik • Hidrolik Akışkanlar, Sızdırmazlık, Filtreleme • Tasarım, Sistem ve Makina Güvenliği • Enerji Verimliliği • Hidrostatik Tahrik ve Kapalı Devre Teknolojisi • Yük Duyarlı Kontrol Sistemleri • Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği • Mikro ve Nano Akışlar • Bakım ve Arıza Giderme Teknikleri • Sektörel Uygulamalar Pnömatik • Pnömatik Devre Tasarımı • Pnömatik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri • Havacılık ve Uzay Uygulamaları • Basınçlı Havanın Hazırlanması ve Şartlandırma Elemanları • Pnömatikte Mobil Uygulamalar • Tasarım, Sistem ve Makina Güvenliği • Enerji Verimliliği • Pnömatik Kontrol • Vakum Tekniği • Bakım ve Arıza Giderme Teknikleri • Sektörel Uygulamalar ■ MMO tarafından düzenlenen “NECDET ERASLAN PROJE YARIŞMASI”, bu yıl “HİDROLİK ve PNÖMATİKTE YENİLİKÇİ TASARIM VE UYGULAMALAR” konu başlığıyla düzenlenecek. Yarışma, 7 Kasım 2015 tarihinde İstanbul da gerçekleştirilecektir. Proje özetlerinin gönderilmesi 5 Ekim 2015, Proje özetlerinin değerlendirilmesi ve yazarlara sonucun bildirilmesi 12 Ekim 2015, Kabul edilen projelerin metni ve varsa afiş, poster, prototip, numune gibi tanıtıcı malzemelerin teslimi 20 Ekim 2015 olarak güncellenmiştir. Pnömatik Teknolojileri konusunda araştırma-geliştirme ve yenilikçi tasarım ve uygulamalar yapan akademisyen, öğrenci ve amatör kişilerin araştırma ve geliştirme çalışmalarına destek vererek Türkiye`de Hidrolik Pnömatik Teknolojilerinin gelişimine katkıda bulunmaktır” olarak tanımlanan yarışmanın kapsamı oldukça geniş. Yapılan açıklamaya göre yarışma, Hidrolik ve Pnömatik Teknolojileri konusunda akademisyen, öğrenci ve amatör kişilerce yapılan aşağıdaki konuları kapsayacak: Hidrolik Amacı MMO tarafından “Hidrolik 112 • Endüstriyel Hidrolik ENDÜSTRİ OTOMASYON Otomasyon ve Kontrol Tekniği • Oransal ve Servo Kontrol • Hidrolik ve Pnömatik Sistemlerin Simülasyonu • Kontrol, Algılama ve Ölçüm Elemanları • Hidrolik ve Pnömatikte Robotik Uygulamalar • Mekatronik Sistemlerde Hidrolik ve Pnömatik Uygulamalar • Hidrolik ve Pnömatik Test Sistemleri Yapılan açıklamada, yarışmanın Yarışma Bilim Kurulu`nda yer alan firma temsilcileri ve firmaların çalışanları ile Makina Mühendisleri Odası çalışanları hariç herkese açık olduğu belirtildi. Haberler CLPA TURKEY, İVEDİK’İ 4. ENDÜSTRİ DEVRİMİ İLE TANIŞTIRDI! ■ CLPA Turkey’nin Endüstri 4.0 Seminerleri’nin ikincisi, ANKARA İVEDİK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’nde sanayicilerin, KOBİ’lerin ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. 4. Endüstri Devrimi’ne (Industry 4.0) Geçişte, Teknolojide Yaşanan Gelişmeler ve Beklentiler ile CC Link IE Yapılanmasının Endüstriyel Haberleşmeye Katkısı seminerinin ikincisi, Ankara - İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde gerçekleştirildi. Endüstri Otomasyon Dergisi işbirliğiyle, 19 Ağustos Çarşamba günü gerçekleştirilen bu seminerde, gündem oluşturan yeni teknolojiler (geleceğin fabrika otomasyonları ve kazanımları…), akıllı sistemler, endüstriyel yazılım ve endüstriyel haberleşme konularına yer verildi. İvedik Organize Sanayi Bölgesi (İOSB) konferans salonunda, Mitsubishi Electric Türkiye OEM İş Geliştirme Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke Müdürü Tolga Bizel’in sunumuyla ve ev sahipliğiyle gerçekleştirilen seminere katılım yoğun oldu. Sabah verilen kokteylin ardından başlayan seminer, Tolga Bizel’in yaptığı sunumla devam etti. Öncelikle kendini ve mesleki birikimlerini aktaran Bizel, sonrasında ise OEM iş geliştirme yöneticiliği yaptığı Mitsubishi Electric Türkiye’yi seminer katılımcılarına detaylı bir şekilde anlattı. İkinci oturumda ise “CC‑Link Partner Association (CLPA)” ve CC-LINK’ten bahseden Bizel, yeni geliştirilen ve özellikle endüstriyel haberleşmenin göz bebeği olan CC-LINK IE’yi seminer katılımcılarına detaylı bir şekilde aktardı. 114 Endüstri 4.0’a Geçişte Yaşanan Teknolojik Gelişmeler: e-F@ctory Tolga Bizel, sunumunda öncelikli olarak endüstri devriminin aşamalarından, şu an içinde bulunduğumuz 4. Sanayi Devrimi ve bundan sonra gelmesini öngörülen yeni bilgi teknolojilerini anlattı. Bu 4. aşamada akıllı objeler, akıllı binalar, akıllı fabrikalar ve özellikle internetin tüm bunların yönetimi konusunda etkinliğinden bahseden Bizel, Internet of Things’in önemine vurgu yaptı. Günümüzün ve geleceğin, endüstriyel temelde en çok konuşulan meselelerinden olan Internet of Things’i “nesne ve eşyaların, internete bağlanarak veri alışverişi yapması ve bulut üzerinden hem bizimle; hem de birbirleriyle iletişim içerisinde olması” cümleleriyle dinleyicilere aktardı. Avrupa’nın “Endüstri 4.0” diye lanse ettiği bu son devrim, Japonya’nın dev kuruluşlarından biri olan Mitsubishi Electric’in vizyonuyla e-F@ctory olarak adlandırılmış durumda. Bizel, yeni geliştirilen Internet of Things ekosistemi için şirketin fabrika otomasyonu (FA) çözümü E-F@ ctory ile bulutun bağlanmasına yönelik Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) Fabrika Kontrolörü’nü geliştirdiğini duyurduğunu belirtti. Internet of Things Fabrika Kontrolörü, şu anda test aşamasında olup, Nisan 2016’da piyasaya sürülmesi planlanıyor. CC-LINK IE İletişim Platformu ile Ultra Yüksek Hız! 1 Gbps! Bizel, sunumunda özellikle yeni geliştirilen CC-LINK IE iletişim platformunun yüksek hızına sıkça vurgu yaptı. Saniyede bir gigabit iletim ve gerçek zamanlı protokol, uzak ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler G/Ç saha cihazlarının kontrolünü gerçek anlamda hiçbir iletim gecikmesi olmadan sağladığını belirten Bizel, bu iletim hızı mevcut Endüstriyel Ethernet tabanlı network’lerden en az on kat daha hızlı olduğunun altının çizdi. Bizel ayrıca, CC-Link IE Field network’ün, saha cihaz seviyesine kadar genişletilmiş ilk gigabit hızlı endüstriyel Ethernet network olduğunu; mevcut teknolojilerin en iyi yönlerini bir araya getirdiğini ve bunları olağanüstü veri bant genişliği ve işlem hızları sağlayan son derece güvenilir bir mimariye uyguladığını belirtti. CC-LINK’in uzun yıllardır Asya’da rakiplerinin özelliklerine benzer niceliklerde performans sağladığı ve yaygın olduğunu ifade eden Bizel, artık CC-LINK’in Avrupa ve diğer pazarlarda da bilinilirliğini ve pazar payını arttıracağını söyledi. Bizel, küresel çapta 2000’den fazla CC-LINK kullanıcısının olduğunu ve bunların büyük bir kısmının Uzakdoğu’da özellikle Japonya’da olduğunu belirtirken, artık daha fazla Avrupa’ya yönelmelerini ve kendisi açısından da Türkiye’de partner firmaların oluşması için çalışmalar yaptıklarına vurgu yaptı. Herkes CC-LINK IE Kullanıyor: MARMARAY! Herkesin dolaylı yoldan CC-LINK IE kullanıcısı olduğunu belirten Bizel, Marmaray projesindeki uygulamalarını katılımcılara anlattı: “Havalandırma, ışıklandırma, voltaj kontrol sistemleri, CC-LINK IE ile kontrol edilmektedir. İstasyonlar arası bir fiber haberleşme protokolü kullanılmaktadır. Her server da, aşağıdaki PLC’lerle ve kontrol odalarıyla CC-LINK IE sayesinde haberleşmektedir.” CC-LINK IE, 1 yer istasyonu, 3 yer altı istasyonu, 2 jeneratör binası ve 3 havalandırma binası arasındaki bütün iletişimi ve acil uyarı sistemlerindeki veri transferiyle kritik bir role sahip. ANKARA İVEDİK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ Son yıllarda bölgedeki potansiyelin artmasıyla, İvedik Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu da yeni birimler ihdas ederek, eskiden oluşan yapılanmasını genişletmiş ve büyütmüştür. Strateji geliştirme biriminin kurulması, elektrik işletmesinin devir alınması, işyeri açma ruhsatlarının OSB tarafından verilir hale gelmesi, güvenlik biriminin kurulması gibi pek çok birimin hizmet sunmaya başlaması, hızla gelişen bölgeye gerek daha etkin hizmet sunabilmek, gerekse bölgesel kalkınma hedeflerine ulaşabilmek amacı ile Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı da aynı hızla geliştirmiştir. Dolayısıyla İvedik Organize Sanayi Bölgesi, sürekli büyümekte olan sanayi yapısı ile birlikte ülkemize önemli bir değer kattığı yıllık 5 milyar dolar ortalama cirosuyla ülke ekonomisinin vazgeçilmez bir sanayi kompleksi haline gelmiştir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 115 Haberler Güneş Pillerinde Verimliliği Artırma Çalışmalarında Rekor Seviye İleriki aşamalarda, çalışmaları geliştirip yeni sürümler çıkarmayı da hedeflediklerini belirten Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cumali Sabah, “Çalışmalarımız kesintisiz devam ederse, güneş enerjisinden elektrik üretimi, yeni nesil güneş hücreleri ile birlikte daha ciddi rakamlara ulaşabilecek” dedi. Çalışma Dünyanın En Saygın Dergilerinde Yayınlandı ■ Güneş Enerjisinden Elektrik Üretiminde Yüksek Verim Sağlayacak Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampusu tarafından güneş pillerinde verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen çalışmalarda rekor seviyeye ulaşıldı. Piyasada bulunan güneş hücreleri, yapılarına göre genellikle %5 ile %30 arasında verimlilikle çalışırken, Doç. Dr. Cumali Sabah’ın koordinatörlüğünde iki yıldır süren çalışmalar sonucunda yüzde 30 seviyeleri aşıldı. 116 Güneş hücrelerinde ışığı emerek hapseden malzemenin genelde yarı-iletken malzemeden oluştuğunu belirten Doç. Dr. Cumali Sabah, yaptıkları çalışmalarda bu malzemenin yerine geçebilecek bir yapı oluşturarak verimi artırmayı hedeflediklerini söyledi. Doç. Sabah, yüksek lisans öğrencileri ile birlikte yaptıkları araştırmalarda yeni bir soğurucu yapısı kullanarak ışığın olabildiğince yüksek verimlilikte emilimini sağlayarak bir rekora imza attıklarını ve iki yıl süren çalışmaları sonucunda maksimum verim olan %30 seviyelerini aştıklarını kaydetti. Doç. Dr. Cumali Sabah’ın koordinatörlüğünde gerçekleştirilen çalışmalar, dünyanın en saygın dergilerinden “Waves in Random and Complex Media” ve “Vacuum”da yayınlandı. ENDÜSTRİ OTOMASYON Teori ve Uygulamalar Haberler PILZ-MESS MAKİNE EMNİYETİ EĞİTİMLERİ ■ Metal Sanayicileri Sendikası (MESS)’ nın 2015 yılının ilk döneminde Pilz Türkiye İle gerçekleştirmiş olduğu görüşmeler sonucunda MESS İş Sağlığı ve Güvenliği Komisyonu’nun organizasyonunu üstlendiği, Pilz Türkiye uzmanları tarafından düzenlenen Makina Emniyeti Eğitimleri hayata geçirildi. Her bir oturumun iki günden oluştuğu eğitimler için, 4 farklı ilde 6 oturumluk bir organizasyon planlaması yapıldı. Eğitimlerde iki gün boyunca; • CE süreci, • İSG mevzuatına genel bakış, risk değerlendirmesi, Pilz’in risk değerlendirmesi ve diğer makina emniyet danışmanlığı hizmetleri ve uygulamaları, • Makina kontrol sistemleri, • Emniyet ekipmanları • Pnömatikte Emniyet ISO 4414 • Elektriksel Emniyet IEC 60204-1 • Hidrolikte Emniyet ISO 4413 • Robotlarda Emniyet ISO 10218-1,2 • Preslerde Emniyet EN 692, EN 693 konularını içeren sunumlar gerçekleştirildi. Bugüne kadar İstanbul’da iki oturum, Bursa’da iki oturum, İzmir ve Ankara’da ise birer oturum olmak üzere toplam 6 eğitim düzenlendi. En geç Ekim ayına kadar İstanbul’da iki oturum daha yapılması öngörülmektedir. MESS üye firmalarının oluşturduğu 25-30 kişilik grupların katılımıyla gerçekleşen eğitimlerin profilini, hem son kullanıcıların hem de makine imalatçılarının bakım-teknik departmanları uzmanları ve iş güvenliği uzmanları oluşturdu. Soruları ve fikirleriyle eğitimin interaktif geçmesine katkıda bulunan katılımcıların, eğitime ilgisi oldukça yoğundu. Pilz Türkiye uzmanlarının vermiş olduğu eğitimlerin sonucunda, uzmanlar gözetiminde gerçekleştirilen sınavlarda katılımcılar, edinmiş oldukları bilgiyi ölçme ve eğitimin kendilerine kazandırdıklarını değerlendirme fırsatı buldular. Gerçekleştirilen anketler sonucunda alınan olumlu geribildirimler ile eğitimin ve eğitmenlerin katılımcılara oldukça faydalı kazanımlar sağladığı noktasında mutabık kalındı. Eğitimlerde katılımcılarla gelişen diyaloglar sırasında Pilz Türkiye uzmanları, farklı bakış açılarını ve katılımcıların makinelere yönelik bilgi ve donanımlarını keşfetme imkanı buldu. Katılımcılara makina emniyetinin endüstriyel hijyen gibi, ATEX gibi bir uzmanlık konusu olduğu, hangi noktalarda emniyet açıklarını kendi imkanları ile kapatabilecekleri, hangi noktalarda dış kaynaklardan yardım almaları gerektiği konusunda bilgi verildi. Sonuç olarak, hem MESS hem Pilz açısından faydalı ve her iki taraf için beklentileri karşılayan bir eğitim serisi gerçekleştirildi. Gelecekte de bu tarz eğitimlerle makina emniyeti konusunda farkındalığı arttırmak hedeflenmektedir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 117 Haberler MItsubIshI ElectrIc, Avrupalı DeLclIma’yı satın aldı! ■ Japon devi Mitsubishi Electric, DeLclima’nın yüzde 74.97 hissesini aldı İtalyan Japonya’daki varlığını öncelikli pazar olarak gördüğü Avrupa’da da göstermek amacıyla İtalya’nın önde gelen endüstriyel klima üreticisi De’Longhi Grubu’na ait DeLclima’nın çoğunluk hisselerini alan Mitsubishi Electric Corporation, kalan yüzde 25.03 hisseyi de satın almak üzere teklif sundu. DeLclima’nın yüzde 100’ü için öngörülen toplam alım fiyatının yaklaşık 664 milyon Euro olduğu açıklandı. Isıtma, havalandırma ve iklimlendirme sistemleri alanının küresel oyuncusu Mitsubishi Electric, İtalya’nın önde gelen endüstriyel klima üreticilerinden De’Longhi Grubu’na ait DeLclima’nın çoğunluk hisselerini satın aldı. Mitsubishi Electric Corporation, ticari iklimlendirme ürünleri sektöründe faaliyet gösteren İtalyan şirketi DeLclima S.p.A.’nın sermayesinin yaklaşık yüzde 74,97’sini temsil eden hisseleri De’Longhi Industrial S.A.’dan satın almak için sözleşme imzaladığını, 25 Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu. Mitsubishi Electric, İtalyan Finans Kanunu’na ve CONSOB yönetmeliklerine uygun olarak, DeLclima’nın sermayesinin yaklaşık yüzde 25,03’ünü temsil eden kalan hisseleri satın almak üzere zorunlu bir ihale teklifi sunacak. DeLclima’nın hisselerinin yüzde 100’ü için öngörülen toplam alım fiyatının, beher hisse bedeli 4.44 Euro olmak üzere yaklaşık 664 milyon Euro olduğu açıklandı. Mitsubishi Electric tarafından yapılan açıklamada, DeLclima’nın sermayesinin yüzde 74,97’sinin satın alınmasına ilişkin işlemin tamamlanması için antitröst (tekelciliğin önlenmesi) makamlarından izin alınması ve DeLclima’nın dolaylı iştiraki DL Radiators S.r.l.’nın satışının tamamlanması gerektiği kaydedilerek, “DL Radiators, işlemin kapanışından önce De’Longhi Industrial ile ilişkili bir şirkete satılacaktır. Ayrıca, sözleşmeye istinaden 30 Haziran 2015 tarihinden kapanış tarihine kadar 4,44 Euro beher hisse bedeli günlük olarak hesaplanacak ilave tutar üzerinden arttırılacaktır. İşlemin kapanışının Kasım 2015 sonunda gerçekleşeceği varsayımı çerçevesinde, beher hisse bedelinde yaklaşık 0,07 Euro artış kaydedileceği öngörülmektedir. Mitsubishi Electric halen söz konusu satın alma işleminin finansal durumuna etkisini değerlendirmekte olup, finansal tahminlerin güncellenmesi ya da herhangi bir açıklama yapılması yönünde bir 118 ihtiyaç söz konusu olduğu takdirde, derhal bir açıklama yapacaktır” denildi. Satın alma işleminin nedenleri Mitsubishi Electric açıklamasında satın alma işleminin nedenleri şu şekilde açıkladı: “Mitsubishi Electric ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) sistemleri alanında Japonya, Avrupa, Kuzey Amerika, Çin, Güneydoğu Asya, Hindistan ve Avustralya gibi pazarlarda faaliyet gösteren küresel bir oyuncudur ve bu bakımdan Avrupa, Japonya’nın ardından ikinci önemli pazar konumundadır. Avrupa iklimlendirme pazarı olgunlaşırken, pazardaki oyuncuların enerji tasarruflu ürünler gibi katma değerli ürünler sunması ve aynı zamanda çevresel düzenlemelere (F-Gazı yönetmelikleri*1) uymaları gerekmektedir. Bu çerçevede, Mitsubishi Electric bölgedeki faaliyetlerini binalar için çoklu/multi sistem klimaların yanı sıra bireysel ve ticari tip klimalara odaklanarak büyütmüştür. DeLclima’nın satın alınması, Mitsubishi Electric’in soğutucu sektörüne tam anlamıyla girişini temsil etmektedir*2 ve şirketin portföyünü genişletmesini, dolayısıyla da sürekli büyüme kaydetmesini ve pazardaki varlığını güçlendirmesini mümkün kılacaktır. Ayrıca, söz konusu işlem Mitsubishi Electric’in önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanması beklenen çevresel düzenlemelere (F-Gazı yönetmelikleri) uygun şekilde karşılık vermesine imkân tanıyacaktır.” *1 Avrupa’da yürürlükte bulunan düzenlemeler çerçevesinde bir tür sera gazı olan Freon gazı için toplam emisyonların 2030’a kadar aşamalı olarak azaltılması gerekmektedir. *2 Soğutucular bir devre sisteminde (su gibi) bir ısıtma aracından faydalanarak herhangi bir nesnenin ısısını muhafaza ederler ve temelde binalar ve fabrikalar gibi büyük tesislerde uygulanan merkezi iklimlendirme sistemlerinin genel adı olarak bilinirler. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Türkiye, GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi ile Ortadoğu bölgesinin ekipman bakım merkezi olacak bölgesi için de ekipman desteği verilecek. GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi ile Türkiye, bölgenin ekipman bakım merkezi haline gelecek. Aynı merkezde Granite (GE’nin yetkili servis birimi), yeni bir ürün olan LMS 100’ün bakımı dahil olmak üzere LM aeroderivatif türbinlerin tüm türlerinin bakımı için gerekli olan Ekipman Merkezi’ni oluşturdu. Bilindiği üzere LMS100, tek bir ünitede 100-116MW güce sahip, hızlı yük alma ve yüksek elektrik verimliliği ile esnek ve güvenilir elektrik üretimi sağlayan en son teknolojik yeniliklerin uygulandığı aeroderivatif turbindir. Zaman ve Maliyet Tasarrufu ■ GE Türkiye, İstanbul’da GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi açıyor ve başta Türkiye olmak üzere Cezayir, Mısır, Kuveyt, Libya, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan Ortadoğu bölgesinin ekipman bakım merkezi haline getiriyor. GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi, ekipman bakımının yerel ölçekte gerçekleştirilmesine olanak tanıyarak müşterilere hem zaman hem de maliyet tasarrufu sağlıyor. Bölgedeki 12.8 GW ve Türkiye’de 2,8 GW kurulu aeroderivatif gaz türbinine bakım sağlanabilecek Merkez, GE’nin Ortadoğu bölgesindeki ilk, dünyadaki sekizinci merkezi olacak. Avustralya, İtalya, Nijerya, Rusya, Singapur, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra sekizinci GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi’ni İstanbul’da açtı. Bu merkezde müşterilerine yerel çözüm sağlamanın yanı sıra Ortadoğu bölgesindeki diğer ülkelere de ekipman hizmeti sağlanacak. GE müşterilerine en iyi değer ve yerel hizmeti sunmakta son derece kararlı bu merkez GE’nin yerelleşme taahhüdünü destekleyen önemli bir adım niteliğini taşıyor. Merkezde tüm LM ve LMS gaz türbinlerine ülke içinde üst kapak çalışmaları ve kanat değişimi kapsayan Level 2 bakım uygulayabilecek. Türkiye’de şu anda GE teknolojisi ile 2.8 GW’ın üzerinde kurulu güce sahip, 58 adet aeroderivatif LM türbin bulunuyor. Bakım kapsamında türbin demontaj, tetkik, türbin sıcak kısımların kontrolü, ana parça değişimi, güç türbini ve alçak basınç türbin değişimi ve yeniden montaj hizmetleri sunulacak. Merkezde sunulacak bu bakım hizmetlerinin yanı sıra tüm Ortadoğu ENDÜSTRİ OTOMASYON Söz konusu bakım hizmetlerinin Türkiye’de bulunan ve bu işe tahsis edilmiş, uzmanlaşmış bir ekipbe sahip merkez tarafından verilecek olması, müşterilerin gerekli hizmetleri alabilmek için ekipmanlarını yurtdışına göndermeleri ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bu da önemli bir ölçüde zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Konunun uzmanı ekip tarafından yapılan bakım çalışması 3 gün içinde tamamlanabiliyor. Bunun yanı sıra farklı bölgelerdeki yedek parça, insan kaynağı ve ekipmanlara ilişkin lojistik yönetimine olan ihtiyacı da ortadan kaldırıyor. Bu durum ekipmanların daha hızlı biçimde yeniden hizmet verebilmesine olanak tanıması ve yerel tedaik zincirinden faydalanmasıTürkiye ekonomisi için de önem taşıyor. Stratejik Konum Stratejik olarak Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın yakınında konuşlandırılmış olan GE Aeroderivatif Gaz Türbin Servis Merkezi tesisi, hem havalimanından, hem de anayollardan kolay erişim sağlıyor. 119 Haberler ABB, Norveç’in önde gelen gübre tesisi için bir kilometrelik akıllı şalt donanımı sağlayacak durum tabanlı izlemeyi optimize ediyor. ABB’nin Alçak Gerilim Ürünleri bölümü başkanı Tarak Mehta “İleri Seviye Stratejimizin parçası olarak, akıllı çözümler uygulayarak, müşterilerimizin verimliliklerini sürekli olarak artırmak adına kendimizi müşterilerimizle çalışmaya adıyor ve İnsanlaarın, Servislerin ve Nesnelerin İnterneti’nin yararlarından faydalanıyoruz” dedi. Şalt donanımı, elektrik güvenliğini artıracak, gücün güvenilir bir şekilde dağıtımını, gelişmiş kontrolü ve 6000’den fazla motora sahip tesisin daha verimli bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır. ABB’nin Yara’ya motor ve sürücü tedarik etmek için hali hazırda bir anlaşması bulunuyordu. ■ 25 milyon dolarlık proje, lider gübre şirketi Yara’nın en üst düzeyde güvenlik ve güvenilirlik sağlamasına destek verecek. Güç ve otomasyon teknolojilerinde dünya lideri olan ABB, Porsgrunn/Norveç’teki dünyaca ünlü gübre şirketi Yara’nın üretim tesisinin yenilenmesi için MNS® alçak gerilim şalt donanımı sağlayacağını duyurdu. MNS® alçak gerilim şalt donanımı, uç uca yerleştirildiği takdirde bir kilometreden fazla bir uzunluğa denk geliyor. ABB 2015 yılının ilk çeyreğinde çerçeve anlaşması kapsamında ilk siparişlerini aldı. Şalt donanımı içine gömülü haberleşme protokolleri gerçek zamanlı olarak tesis operatörlerine detaylı işlemsel ve elektriksel bilgiler sağlarken elektrik dağıtım performansını ve 120 ABB’nin bu teslimatı aynı zamanda Yara’nın Porsgrunn’daki tesisinde gübre üretimini yıllık 50.000 tona ve kalsiyum nitrat üretimini yıllık 200.000 tona çıkarmak için başlattığı başka bir programı da destekliyor. Toplam $270 milyon dolar yatırılan projenin tamamlanması 7 yıl sürecek. Alçak gerilim güç dağıtımı Yara’nın özel gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanıp üretilecek ve ABB’nin Skien/ Norveç’teki alçak gerilim sistemleri biriminden temin edilecek. ABB’nin müşterilerinin tesislerindeki varlıklar için güvenilirlik, kullanılabilirlik, bakım kolaylığı ve güvenlik önemli kriterlerdir. ABB, 40 seneyi aşkın bir süredir kara, deniz ve gemilerdeki uygulamalarda dünyanın en zorlu ortamlarına milyonlarca MNS şalt donanımı kurdu. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Elektrik sektöründe yeni akım teknolojik gelişmeler gibi etkenlerle değişen ortama ayak uydurabilmek için yönetim modelini değiştirmeli. Türkiye’de dağıtık üretim ve yenilenebilir ilgi çekiyor Deloitte Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Lideri Uygar Yörük konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “Raporda yer verilen global trendlerin Türkiye’de de yansımalarını gözlemliyoruz. Örneğin yenilenebilir enerji, ülkemizde de ulusal stratejilerin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2015-2019 Stratejik Planı yenilenebilir enerji için iddialı hedefler içerirken 2014 yılında açıklanan Ulusal Yenilenebilir Enerji Eylem Planı ile yenilenebilir enerji hedeflerine yönelik bir yol haritası ortaya konmuş durumda. Söz konusu hedeflerin hayata geçebilmesinin çok kolay olmadığının, bu doğrultuda başta kamu olmak üzere STK’lar, yatırımcılar, finans kurumları ve diğer kritik paydaşlara önemli görevler düşüyor. ■ Deloitte, ‘2015 Küresel Elektrik Enerjisi Sektörünün Geleceği’ Raporunu Yayımladı Deloitte’un ‘2015 Küresel Elektrik Enerjisi Sektörünün Geleceği’ raporuna göre elektrik enerjisi sektöründe talep giderek artıyor, regülasyonlar sıkılaşıyor ve sektör oyuncuları eşi benzeri görülmemiş zorluklarla karşılaşıyor. Elektrik üreticilerinin ise maliyetleri azaltmaya, akıllı şebekelere geçmeye, iş modellerini gözden geçirmeye, müşteriye ve yeni yeteneklerin yönetimine odaklanmaya ihtiyacı var. Denetim, vergi, kurumsal finansman, kurumsal risk ve yönetim danışmanlığı hizmetlerinde dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Deloitte, ‘2015 Küresel Elektrik Enerjisi Sektörünün Geleceği’ başlıklı raporunu yayımladı. Küresel elektrik enerjisi üretim sektörünü değerlendiren rapor, bu sektörün aktörlerine kilit noktaları ve geleceğe ilişkin trendleri aktarıyor. Her ne kadar küresel elektrik enerjisi sektörünün geleceği konusunda kabul edilmiş tek bir vizyon olmasa da, sektörün değişimin eşiğinde olduğu su götürmeyen bir gerçek… Deloitte raporuna göre elektrik enerjisi alanında faaliyet gösteren kurumlar fiyat indirimleri, hizmet kalitesinin artırılması, yeni ürün ve hizmetler için gelen talep, çevrenin korunmasına daha yüksek önem verilmesi, geleneksel iş yapış biçimini değiştiren 122 Avrupa’ya paralel olarak Türkiye’de de dağıtık üretimin giderek daha fazla ilgi çektiğini ve yaygınlaştığını gözlemliyoruz. Özellikle lisanssız dediğimiz dağıtık üretimin yaygınlaşması ile Türkiye’de hızlı diyebileceğimiz bir sürede proje geliştiren, söz konusu projelerin mühendisliğini yapan, ekipmanlarını ve yardımcı bileşenlerini üreten, kurulumlarını gerçekleştiren bir yenilenebilir enerji sektörü oluşmuş durumda. Sektör, konusunda uzmanlaşmış kişiler ile şimdiden endüstriyel gelişim ve istihdama da katkı sağlıyor. Kesintili üretim yapan rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilirlerin ülkenin üretim portföyündeki ağırlığının artması ancak şebekenin bu artışı desteklemesi ile mümkün oluyor. Ülkemizde de yatırımcının giderek artan rüzgâr ve güneş yatırımı iştahı, şebekede iyileştirmeye yönelik inisiyatiflerin artmasına yol açıyor. Söz konusu inisiyatiflerin önemli bir bileşeni olan akıllı şebekeler konusunda da gerek kavramsal altyapısına yönelik çalışmalar, gerekse pilot uygulamalar ile mesafe kat ediliyor.” Rapora göre elektrik enerjisi sektöründe yer alan kurumlar için önümüzdeki dönem trendleri şöyle: • Üretim portföyü optimizasyonu: Fiyatlarda görülen dalgalanma ve sürekli değişen çevresel etkenler sebebiyle kurumların, bu gibi değişkenlerden etkilenmeyi minimuma indirmek için daha ‘esnek’ stratejiler geliştirmesi faydalı olabilir. • Akıllı şebekelerden avantaj elde etmek: Akıllı şebekelerde, bilgi teknolojilerinin etkin kullanımı gerçek zamanlı altyapı yönetimini destekliyor; güvenirliğini, ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler ulaşılabilirliğini ve etkinliğini artırıyor. • Yenilenebilir enerjiye dayalı dağıtık üretimi desteklemek: Özellikle akıllı şebekeler ve yenilenebilir teknolojilerin geliştirilmesi ve daha düşük maliyetler ile yenilenebilir enerji kapasitesinin kurulabilmesi, dağıtık üretimin daha uygun fiyatlı olmasının yolunu açıyor. • Müşteri bağlılığının dönüşümü: Müşteri beklentilerinin artması, tüketicilerin online dünyada varlıklarını artırması ve dağıtık üretimin ivme kazanması, enerji sektörünün müşteri odaklı olmayan yapısını değişmeye itiyor. Özellikle ayrıntılı tüketim bilgisi, şeffaf ve doğru fatura bilgisi alamayan tüketicilerin, alternatif bir enerji sağlayıcı kuruma geçme özgürlüğüne sahip olması söz konusu. Gelişmiş ülkelerdeki tüketicinin sosyal ağlara yüksek erişimi ile memnun kalmadığı durumda alternatif firmalara yönelebilmesi müşteri bağlılığı yaratmayı zorlaştırırken; gelişmekte olan ülkelerde artan teknoloji kullanımı, müşteri ilişkileri dinamiklerini değiştiriyor. Bu çerçevede enerji sağlayıcı kurumların, müşterinin değişen ihtiyaçlarını anlayan çözümler geliştirmesi gerekiyor. • Verimliliği artırma ve maliyeti azaltmak: Elektrik fiyatı, bir ülkenin rekabetçi avantajını ve vatandaşın refahını belirleyen temel etkenler arasında yer alıyor. Fiyat indiriminin gerçekleştirilebilmesi için ise kurumların süreçlerinde verimliliği ve etkinliği artırması gerekiyor. Bu ise, verimsiz işleri bertaraf etme, hiyerarşiyi ortadan kaldırarak organizasyonları yalınlaştırma, akıllı şebeke uygulamalarını artırma, etkin müşteri hizmetleri ile müşteri odaklı bir iş kültürü inşa etme gibi yollarla mümkün… • Regülasyonları değere çevirmek: Dünyanın birçok bölgesinde enerji sektörüne ilişkin regülasyonlar, genelde çevre, hizmet kalitesi ve tedarik süreçlerine odaklanıyor. Düzenleyici yapı geliştikçe, elektrik üretiminin karlılığı da değişiyor. Belirsizlikleri giderebilmek için, rasyonel ve öngörülebilir bir düzenleyici yapı sağlamak gerekiyor. Bu değişimlere ayak uydurmak isteyen enerji şirketlerinin, düzenleyici değişikliklerini öngörebilmesi ve iş modellerini değişikliklere göre uyarlayarak rekabet avantajı sağlamaları gerekiyor. • ‘Uluslararası’laşma: Ulusal pazardan uluslararası pazara geçiş yapan şirketlerin çoğu Avrupa Bölgesi’nden… Zira bu ülkelerdeki piyasalar olgun ve düşük büyüme oranlarına sahip. Kimi şirketlerin nakit akışını sürdürülebilir kılması için ise, rekabet avantajına sahip olacakları uluslararası piyasalara açılması gerekiyor. • Yeni yönetim modelleri ve yetkinlikler: Elektrik sektörünün geleceğe ilişkin pek çok öngörüsü, teknolojik inovasyonun dönüşüm yaratma potansiyeline dayanıyor. Kamu teşvikleri, tüketici talepleri, daha etkin bir varlık yönetimi ihtiyacı gibi faktörler, pek çok kurumu –bazı bölgelerde ekonomideki düşük büyüme oranları köklü bir değişim yapılmasına engel olmasına rağmenyeni modeller geliştirmeye itiyor. • Yetenek yönetimini geliştirme: Sektördeki değişime paralel olarak sektör oyuncuları, bu değişimi yönetecek yeni yeteneklere gereksinim duyacak. Yaşlanan iş gücü ve giderek artan yetkinlik açığı hali hazırda devam eden operasyonları tehlike altına almaya başladı. Enerji firmaları daha karmaşık, veriye dayalı ve akıllı teknolojileri benimsedikçe, kurumlar analitik, yönetsel ve ticari yetkinliklere sahip profesyonellerin istihdamına odaklanacak. Tüm bu değişimler firmaların yasal düzenleyicilerle işbirlikleri yapan, müşteri odaklı düşünen, hizmetlerde inovasyona odaklanan yeni bir kültür benimsemelerini gerekecek. IFS Türkiye yeni adresinde ■ Lider global ERP yazılımı IFS’in Türkiye ofisi 10 yılı aşkın süredir hizmet verdiği binasından taşınarak yeni adresinde hizmet vermeye başladı. sında devam edecek. Yeni adresinin harita uygulamasına www.ifs.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. IFS Türkiye 3 Ağustos itibari ile faaliyetlerine Koşuyolu Mah. Salih Omurtak Sok. No:78 Kadiköy, İstanbul adresinde yer alan kendi hizmet bina- Adres: Koşuyolu Mah. Salih Omurtak Sok No:78 Kadiköy, İstanbul Tel: 0 216 545 96 96 ENDÜSTRİ OTOMASYON 123 Haberler ASELSAN ile Gedik Holding ve Gedik Üniversitesi Arasında İşbirliği landı. Bu protokol tarafların birlikte yürüteceği bilimsel veya teknolojik araştırmalara yönelik Ar-Ge çalışmalarını, birlikte katılım sağlanacak uluslar arası projeleri ve konsorsiyumları, bunlara dayalı çıkarılacak ortak yayınları ve birlikte düzenlenecek seminer, konferans, tanıtım etkinliklerini kapsıyor. ■ ASELSAN ile Gedik Holding arasında 3 Eylül 2015 tarihinde tarafların deniz sistemleri, robotik, ulaşım ve enerji sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimleri konularında yapacakları araştırma geliştirme faaliyetleri ve işbirliğine ilişkin metotların belir- lenmesi kapsamında niyet anlaşması imzalandı. ASELSAN’nın Ankara’da yer alan tesislerinde gerçekleştirilen törende Aselsan ile İstanbul Gedik Üniversitesi arasında da çerçeve protokolü imza- İmza merasiminde ASELSAN Genel Müdürü Dr. Faik EKEN başkanlığındaki ASELSAN Üst Yönetimi ve Daire Başkanları ile Gedik Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı ve Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya GEDİK, Gedik Holding CEO’su Dr. Mustafa KOÇAK, Rektör Prof. Dr. Berrak KURTULUŞ, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sunullah ÖZBEK ile Robot Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Savaş DİLİBAL hazır bulundu. Periyodik asansör bakımlarında sorumluluk bina yöneticilerinde ■ ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay Şarlı, Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinin sektör adına büyük bir gelişme olduğunu belirtti. Şarlı, yönetmeliğin kazalarının azaltılmasında önemli rol oynayacağına dikkat çekerek, asansörlerin periyodik kontroller sonucu renkli etiketlerle sınıflandırılacağını söyledi. Turgay Şarlı, yönetmelikle birlikte asansör bakımlarına ilişkin bina yetkililerine önemli sorumluluklar getirildiğini de söyledi. ThyssenKrupp Asansör Türkiye Genel Müdürü Turgay Şarlı, Asansör İşletme, Bakım ve Periyodik Kontrol Yönetmeliği’nin kazaların azaltılmasında çok önemli rol oynayacağına dikkat çekti. Şarlı, kamuoyunda Asansör Yönetmeliği olarak bilinen ve önceki ay Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğin, asansörlerin bakım ve denetimlerine ilişkin devrim niteliğinde yenilikler getirdiğini belirtti. Periyodik kontrol sonuçlarına bağlı olarak, dört farklı renkteki etiketten birinin asansöre iliştirildiğini söyleyen Şarlı, “Yeşil kusursuz, mavi hafif kusurlu, sarı kusurlu ve kırmızı güvensiz asansör şeklinde değerlendiriliyor. Türkiye’deki 200 bini lisanssız 430 bin asansörün üçte birinin kırmızı eti- 124 kete sahip olması, güvenliğe ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Yönetmelik, bina sorumlularının güvensiz olarak tanımlanan bu asansörlerin kullanılmasına izin veremeyeceğini ve bir ay içinde güvenli hale getirilmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor” dedi. Avrup’da asansör güvenliği konusunda önemli adımlar atıldığına dikkat çeken Turgay Şarlı, “Ülkemizde yeni yönetmelikle yıllık olarak belirlenen bakım periyodu, bazı Avrupa ülkelerinde aylık olarak bile yapılabiliyor. Bakımların düzenli gerçekleşecek olması üreticiler açısından da kontrolü kolaylaştıracak. Yeni yönetmeliği sektörümüzü daha ileri taşıyacak önemli bir hamle olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Bina sorumluları için 4 adımda asansör güvenliği testi: 1- Kapı açıkken, fotoselin çalışıp çalışmadığını elinizle test edin. 2- Basınç kontağını test edin. Bunun için kapı kapanırken, ayakucunuzla kapının kapanmasını hafifçe engelleyip, tekrar açılıp açılmadığını kontrol edin. 3- Sesli iletişim için interkom ve alarm sistemini kabin içinde kontrol edin. 4- Kabin içindeyken, kapıyı açmaya çalışarak açılıp açılmadığını test edin. Eğer açılıyorsa asansörün durması gerekir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler MADENCİLERİN HAYATLARINI YENİ GELİŞTİRİLEN SENSÖRLER KURTARACAK ■ Geçtiğimiz yıl Soma’da meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan maden faciasının acısı hala tazeliğini koruyor. Soma faciası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş kazası olarak tarihe geçerken, maden sektörü ise bir daha yeni Soma faciaları yaşanmaması için özellikle iş güvenliği ve sağlığına yönelik çalışmalarına ağırlık verdi. Yaşanan kazalar sonrası daha çok önem kazanan madencilik teknolojileri, güvenliği ve ekipmanlarının ilk kez yer aldığı Mining Expo Turkey ile tünel açma makineleri, delme patlatma, havalandırma sistemleri gibi sistemlerin tanıtıldığı “Tunnel Expo Turkey”, İstanbul Fuar Merkezi’nde açıldı. 1 milyon tonun üzerinde üretim yapan firmalar mevcut. Dekopaj miktarlarını dahil ettiğimizde bu rakam 100 milyar tonu buluyor. Bu ölçekte üretim yapan firmaların arkasında günümüz teknolojilerinin gelişmişlik düzeyi var. Otomasyon, robotik uygulamalar, uzaktan algılama ve kontrol sistemleri bu şekilde yüksek verim elde edilen madenciliği mümkün kılmıştır. Geçtiğimiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde dünyanın ilk uzay madencilik şirketinin kurulduğu açıklandı. Bu gelişmeden de anlaşılıyor ki madencilikte gelişmenin ve hayal etmenin sınırı yoktur. Bu anlamda fuarlar bilgi alışverişinin yapıldığı, ürün ve teknolojilerin tanıtıldığı en önemli platformlardır” dedi. Maden ve tünel kazaları sonucu dünyada ilk sıralarda yer alan ülkemizde aynı acıların tekrar yaşanmaması amacı ile Demos Fuarcılık, Tünelcilik Derneği (TÜNELDER) ve Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından organize edilen “Tunnel Expo Turkey” ve “Mining Expo Turkey” gerçekleştirildi. Türkiye’de son dönemde yaşanan maden kazaları sonrası güvenliğine daha fazla önem atfedilen madenciliğe ilişkin düzenlenen Mining Expo Turkey’de madenler, maden çıkarma, işleme, işletme, iş ve işletme güvenliği konularındaki firmalar ürünlerini sergiliyor. Bu fuarda özel bir firmanın ürettiği ve madencilerin taşıdığı lambaların içene yerleştirilen sensörler sayesinde onların yerinin çok rahat bir şekilde tespit edilebildiği sistem dikkati çekiyor. Ayrıca fuarda insan gücüne ihtiyaç duymadan madenden kömür çıkarabilecek cihazlar da sergileniyor. Dünya Tünelciler Birliği’ne (International Tunneling Association – ITA) üye ülke temsilcileri ve 112 yerli, 32 yabancı firmanın katıldığı fuarda, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun onaylanmasının ardından maden ocaklarında bulunması zorunlu hale gelen maden ve tünel çalışanlarını takip sistemleri, tünel açma ve delme makineleri (TBM), zehirli gaz takibi yapan ekipmanlar, iş makinelerinin yol açtığı kazaları önleyecek kör nokta görüntüleyicileri gibi yeni birçok uygulama 29 Ağustos’a kadar sergilenmeye devam etti. Fuarın açılışını gerçekleştiren Türkiye Madencilik Derneği Başkanı Atılgan Sökmen, “Madencilik insanlık tarihinin en eski ve en önemli iş kollarından biridir. Bugün yıllık olarak yaklaşık 10 milyar ton maden üretimi yapılmaktadır. Günlük İNSANSIZ KÖMÜR ÇIKARABİLEN CİHAZLAR GELİŞTİRİLDİ “Sadece tünel kazma ve yeraltı inşaatı alanına yönelik benzersiz bir fuar” olma özelliği taşıyan Tunnel Expo Turkey’de ise yüksek kalite arayan ve alanında uzman profesyoneller ve şirketler yer alıyor. Fuarda tünel kazmada kullanılan son teknoloji ürünü sistemler tanıtılıyor. Ulusal ve uluslararası 144 katılımcının bulunduğu fuarlar 29 Ağustos’a kadar açık kaldı. Ayrıca, konularında uzman akademisyenlerin sektör temsilcilerine bilgilerini aktardığı Mining Expo Turkey Sürdürülebilir Madencilik Eğitim ve Bilgilendirme Programı ve “4. Tünelcilik Kısa Kursu” fuar ile eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. ENDÜSTRİ OTOMASYON 125 Haberler GE, dünyada endüstriyel veri ve analitik için kurulan ilk bulut hizmeti Predix Cloud’u duyurdu mümkün olacak. Bu ise yeni yatırımlara daha fazla kaynak ayırılmasına fırsatını sağlayacak. Tüm dünyada büyük bir ilgi ile takip edileceğine inandığımız endüstriyel bulut platformu olan Predix, ülkemizin büyüme hedeflerine paralel olarak endüstrilerin gelişimine önemli ölçüde katma değer sağlayacak”dedi. ■ Havacılık, enerji, sağlık hizmetleri ve ulaşım alanlarındaki farklı ölçekteki müşterilerin kendilerine özgü ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanan dijital endüstri firması GE, yazılım alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekleyerek bir ilke imza attı. 2014 yılında yazılım gelirleri 4 milyar doları bulan ve 2015’te 6 milyar dolar yazılım geliri elde etmesi beklenen GE, dünyada endüstriyel veri ve analitik için kurulan ilk bulut hizmeti olan Predix Cloud ile birlikte bulut hizmetleri pazarına girmeyi planladığını duyurdu. GE, 2015’in 4. çeyreği itibariyle iş alanları yazılım ve analitiklerini Predix Cloud’a taşımaya başlayacak. Bu hizmet, müşteriler ve diğer endüstriyel işletmelere yönelik olarak veri ve uygulamaların yönetimi için 2016 senesinde Predix Cloud’da ticari kullanıma hazır olacak. GE’nin Predix Cloud’u, GE’nin bilişim teknolojisindeki (IT) derin alan uzmanlığını ve operasyonel teknolojiyi (OT) kombine ederek varlık bağlanabilirliği, makine verisi desteği ve endüstriyel seviyede güvenlik ve uyum gibi ileri araçlar sunacak. Endüstrinin Geleceği Predix Cloud ile şekilleniyor Predix Cloud, son derece güvenilir ve endüstriyel güce sahip bir bulut ortamı içerisinde benzersiz hacim, hız ve çeşitlilikte makine verilerini toplayacak ve analiz edecek. Bu bulut hizmet platformu (PaaS), Endüstriyel İnternet için yeni bir büyüme aşaması olacak ve uygulama geliştiricilerin endüstri için hızlı biçimde hizmet yaratmalarına, uygulamaya koymalarına ve yönetmelerine olanak tanıyacak. Dünyanın endüstriyel veri ve analitik için tasarlanmış ilk ve tek bulut çözümü olan Predix Cloud, operatörlerin makine verilerini daha hızlı ve verimli kullanmalarını sağlayarak her sene milyarlarca dolarlık tasarruf da sağlayacak. General Electric CEO’su Jeffrey Immelt, “Bulut bilişimi tüketici dünyasında inanılmaz yeniliklere yol açtı. GE, Predix Cloud ile endüstri dünyasına yeni bir hizmet ve performans seviyesi getiriyor. Daha dijital bir hastane daha iyi ve hızlı sağlık hizmeti anlamına geliyor. Daha dijital bir üretim tesisi, ürünlerin daha hızlı üretilmesine, daha dijital bir petrol şirketi ise daha iyi varlık yönetimi ve her kuyuda daha yüksek üretkenliğe işaret ediyor. Müşterilerimiz ile iş birliği içinde işletmelerini dönüştürecek ihtiyaca özgü çözümler geliştirmek için sabırsızlanıyoruz” dedi. Konuyu Türkiye’deki endüstriyel büyüme açısından ele alan GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan M. Özsoy, “Türkiye’nin ekonomik büyümesinde kilit rol oynayan verimlilik odaklı üretim, Predix Cloud çözümü ile çok daha ileri seviyelere taşınacak. Endüstriyel İnternet ile özellikle enerji, sağlık ve ulaşım gibi büyüyen sektörlerde verimlilik ve üretkenliği daha da fazla artırmak 126 Endüstriyel İnternet herhangi bir sektörden iki kat daha hızlı veri yaratıyor. Önümüzdeki 15 sene içinde 60 trilyon doları geçmesi beklenen altyapı yatırımı sayesinde internete bağlı cihazların sayısı artmayı sürdürecek ve daha önce görülmemiş ölçüde veri ve analitik yaratılacak. Endüstriyel İnternete yönelik bir bulut platformu olan Predix Cloud, bu yeni büyüme aşaması için geliştirici topluluğu içinde yeni bir kavrayış seviyesi, varlık performans yönetimi (APM) kapasitesi ve inovasyon yaratacak son derece güvenli bir altyapı sağlamak için tasarlandı. Endüstriyel İnternet’in başarısı iş ortakları ile işbirliğine dayalı bir ekosisteme dayanıyor. GE’nin Predix Cloud’u her yönüyle bu amaç doğrultusunda tasarlandı. Ancak müşteri tarafından talep edildiği takdirde diğer bulut yapılarında da çalışabiliyor. Predix Cloud, uygulama geliştirme, devreye alma ve işletim konusunda yardımcı olması için Pivotal’ın Cloud Fondry’sini (Bulut Dökümhanesi) kullanıyor. PREDIX CLOUD’U FARKLI KILAN NE? • Varlık Bağlanabilirliği: Analizciler 2020 yılında 50 milyarın üzerinde varlığın internete bağlanmış olacağını öngörüyor. Predix Cloud sensörlerin, ağ geçitlerinin ve yazılım tanımlı makinelerin hızlı biçimde temini için sahip olduğu teknolojilerle küresel telekomünikasyon ortaklarını birleştirerek bu endüstriyel varlıklar için bir hizmet olarak gelişkin bağlanabilirlik sunuyor. • Makine verilerinin ölçeklenebilirliği: Makineler, tüketici bulut hizmetlerinin işlemesi için tasarlanmamış farklı veri tipleri üretir. Predix Cloud makine verilerini gerçek zamanlı ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler olarak depolama, analiz etme ve yönetme amacıyla tasarlandı. Predix Cloud, binlerce sensörü olan bir lokomotiften gelen verilerin elde edilmesi ve analizinden, teşhis amacıyla bir doktora 3D MR görüntüsü gibi büyük nesne verilerinin gönderilmesine kadar çok farklı çeşitlilik, hacim ve hızda endüstriyel verinin işlenmesi için uygundur. • Güvenlik + Uyum: Operasyonel güvenlik ve bilgi güvenliği alanlarında on yıllarca yıllık deneyime sahip olan Predix Cloud endüstriyel operatörler ve geliştiriciler için uyarlanmış güvenlik çözümleri dahil olmak üzere mevcut olan en ileri güvenlik protokolleri ile tasarlandı. • Yönetişim: Mevzuata ilişkin 60’dan fazla alanda GE’nin küresel ağı ve derin uzmanlığından yararlanan Predix Cloud, dünya genelinde ulusal veri bağımsızlığı düzenlemelerini göz önüne alarak yönetişimi kolaylaştırmak ve bireysel kullanıcılar için uyumluluk maliyetlerini aşağı çekmek için tasarlanmıştır. GE, ortakları ve geliştiriciler bu sayede havacılık, enerji, sağlık hizmetleri ve ulaşım gibi sıkı düzenlemelerin geçerli olduğu endüstriler için daha kolay biçimde hizmet sunabiliyor. • Karşılıklı kullanılabilirlik: Predix Cloud, diğer uygulama ve hizmetlerle birlikte geniş bir bulut ortamı spektrumunda sorunsuzca çalışabiliyor. İşletmeler bu sayede mevcut çözümler içinde karşılıklı çalışmalarını sürdürürken Predix Cloud’un sağladığı optimize edilmiş güvenlik ve veri yapısı avantajlarından faydalanabiliyor. • Tanımlı kullanıcılara sahip topluluk: Predix Cloud, her kişi veya organizasyona açık olan kamusal bulut hizmetlerinden farklı olarak “tanımlı kullanıcılara sahip topluluk” modelini temel alarak bulut kullanıcılarının endüstriyel ekosisteme ait olmalarını garanti ediyor. • Yazılım Geliştirici kavrayışı: Yazılım geliştiriciler için işletim ortamları ve ona bağlı olan tüm aktörler görünür olacak. İşletmeler böylece bir yandan fiziksel ve dijital dünyadan gelen taleplere kesintisiz olarak uyum sağlayarak makine uygulamalarını hizmete sokabilir ve izleyebilirken, öte yandan operasyonel verimlilik için gerekli güvenlik ve görünürlüğü de sunabileceklerdir. • Talep üzerine kullanılabilirlik: İşletmeler kullanışlı bir talebe bağlı, kullandıkça öde modeli sayesinde Predix Cloud ile kolayca erişim sağlayabilecek ve ölçeklendirebileceklerdir. Tuna Yapı projelerini IFS ERP ile yönetecek. olarak ERP projesi sürekli destekleyeceklerini aktardı. Tuna Yapı ERP Proje Yöneticisi Gökhan Uncu da ERP sürecini başarı ile bitirebilmek adına Tuna Yapı proje ekibi olarak IFS Proje ekibi ile yüksek motivasyon ve koordinasyon ile çalıştıklarını belirtti. ■ Global ERP yazılımı IFS, cephe kaplama sektörünün fark yaratan firmalarından olan Tuna Yapı ile kurumsal kaynak planlama (ERP) projesine başladı. Geçtiğimiz ay startı verilen IFS ERP Projesi öncesinde kapsamlı bir seçim süreci yürüten Tuna Yapı’nın, IFS’in özellikle aynı sektördeki referansları, Proje Tabanlı Endüstrilere ve ETO (Engineering to Order) Siparişe Özel Mühendislik adı verilen üretim metoduna ait standart çözümleri nedeni ile seçtiği belirtildi. İstanbul Anadolu Yakası Organize Sanayi’de hizmet veren Tuna Yapı, strüktürel silikonlu cephe, kapaklı cephe, alüminyum doğrama, alüminyum levha kaplama, demir konstrüksiyon, kompozit levha kaplama olarak, toplam yıllık 150.000 m2 üretim yapıyor. Konut, Otel, AVM, İş Merkezi, Hastane, Eğitim kurumlarında yerli ve yabancı pek çok projede çalışma yapan TUNA Yapı IFS ERP Projesi ile şantiyelerden anlık verinin alınabildiği, raporlanabilir, tam entegre ve kontrol edilebilir süreç yönetimi sağlamayı hedefliyor. Grupas Gelişim TPM Akademi Yönetim Danışmanlığı bünyesinde yürütülen Tuna Yapı ERP Projesi seçim çalışmaları hakkında bilgi veren Grupas kurucu ortaklarından Erol Özden yaptıkları detaylı değerlendirmeler sonucunda IFS’in Tuna Yapı’nın süreçlerine en uygun çözüm olduğuna karar verdiklerini ve sektördeki referanslarının, ETO üretim metoduna hâkimiyetlerinin ve uzman danışman kadrosunun da bu seçimde önemli rol oynadığını vurguladı. Tuna Yapı İcra Kurulu Üyeleri Bilal Kara ve Kemal Erdal, ERP sürecinin firmanın geleceği için çok önemli bir adım olduğunu, tam entegre ve açık bir sistemle Tuna Yapı’yı daha da büyüteceklerini, bu süreçte de yönetim ENDÜSTRİ OTOMASYON Tuna Yapı ERP projesinin 1. Faz modülleri olan Satış Yönetimi, Satınalma ve Envanter Yönetimi, Üretim Yönetimi, Finans&Muhasebe, Proje Yönetimi, Sözleşme Yönetimi 1 Ocak 2016 da devreye alınması hedefleniyor. Bütçe, İnsan Kaynakları, Doküman Yönetimi, Kalite Yönetimi, Bakım Yönetimi, Şantiye Yönetimi, Hakediş ve Taşeron yönetimi gibi ileri düzey modüllerin de altyapı çalışmalarına paralelde başlanmış olması ve 1 yıl içinde tam entegre olarak tüm modüllerin devreye alınması planlanıyor. IFS’in Sinpaş Yapı, Dap Yapı, Ofton İnşaat, İnanlar İnşaat, Özaltın ve Makyol gibi pek çok inşaat müşterisinin yanında Bisam ve Erdoğanlar Alüminyum gibi benzer süreçlerde faaliyet gösteren müşterileri de bulunuyor. 127 Haberler HONEYWELL GAZLI ISITMA, KONTROL, SAYAÇ VE İLERİ TEKNOLOJİLERDE DÜNYA LİDERİ ELSTER’İ BÜNYESİNE KATIYOR ■ 28-Temmuz günü yaptığı açıklama ile ticari, endüstriyel ve konut ısıtma sistemleri için termal gaz çözümlerinde ve gaz, su ve elektrik sayaçlarında ve ayrıca akıllı sayaçlar ile yazılım ve veri analizi çözümlerinde lider üreticilerden Melrose Industries PLC’nin Elster Birimi’ni 5.1 Milyar ABD Doları karşılığında satın almak için anlaştığını duyurdu. Elster ayrıca, gaz sektörü için akış bilgisayarları ve regülatörleri de imal ediyor. Elster’in 2015 yılında uzlaşı (konsensüs) tabanlı satışlarının 1.8 milyar ABD Doları olduğu tahmin ediliyor. Satış fiyatı, Elster’in 2015 yılı için tahmini faiz, vergi ve amortisman öncesi (FAVÖK) uzlaşı (konsensüs) tabanlı kazancının yaklaşık 12.6 katına denk geliyor; satın almanın 2016 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşmesi bekleniyor. Anlaşma, mutat kapanış şartlarının yanı sıra düzenleyici makamların değerlendirmesine ve Melrose hissedarlarının oyuna da tâbi. Honeywell’in Başkanı ve CEO’su Dave Cote yaptığı açıklamada, “Elster’in satın alınması Honeywell’in hissedarları için gelecekte güçlü getiriler sağlayacaktır, çünkü bu alım - hem organik hem de inorganik büyüme fırsatları yaratarak - küresel olarak büyüme profilimizi artırmaktadır ve tamamlayıcı teknolojilerimiz, yazılım bilgimiz ve Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki varlığımız vasıtasıyla Honeywell bu şirketi etkili biçimde işletebilir ve büyümesini hızlandırabilir,” dedi. “Elster, mükemmel teknolojilere, markalara, enerji verimliliği teknik bilgisine sahip ve küresel olarak varlık gösteriyor; biz tüm bu özellikleri geliştirmek üzere konumlanmış bulunmaktayız. Elster ayrıca, Honeywell’in satın alma hedefleri için ticari büyümeye ve küresel varlığın artırılmasına katkı sağlayacak yeni bir platform sunuyor. Bu satın almanın Honeywell portföyüne katkılarını hemen göreceğiz; bu katkılar 2016 ve 2017’de hızlanarak artacaktır. Bu, Honeywell ve hissedarlarımız için mükemmel bir alım.” Cote, “Elster’in satın alınması, disiplinli M&A yaklaşımımıza ve entegrasyon sürecimize sadık olduğumuzu kanıtlıyor, çünkü bu bize çok uygun bir model,” dedi. “Son on yılda, gelirlerimize yaklaşık 12 milyar ABD Doları civarında katkı sağlayan 80’den fazla satın alma gerçekleştirdik. Büyüme profilimizi artırmak için uygun satın alma fırsatlarını takip etmeye devam edeceğiz. İşimizi büyütmek, 128 küresel konumumuzu genişletmek ve uzun vadede hissedarlarımıza önemli getiriler sağlamak üzere, Elster’i işletme modelimizin ve temel süreç girişimlerimizin yayılımı için büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Honeywell İşletim Sistemi (HOS), Elster’in tüm faaliyetlerinin büyümesini ve kârlılığını artıracak yeni sinerjilerin oluşturulmasında önemli bir faktör olacak.” Elster, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik Krallık ve Slovakya’daki tesislerinde yaklaşık 6,800 kişiyi istihdam ediyor. Şirket, yalnızca son 10 yıl içinde devreye alınan 200 milyondan fazla sayaç modülü ile etkileyici bir kurulu sisteme sahip. Cote, “Bu satın alma, Honeywell Konut ve Bina Kontrol Ürünleri (ECC) ve Proses Çözümleri (HPS) faaliyetlerinin hizmet sunduğu endüstriyel nihai kullanıcılar için geliştirilen teknolojiler ve yaşam döngüsü yönetim çözümleriyle müşteri değerini iyileştirmemize imkan sağlayacak,” dedi. Cote yaptığı yorumda, “Elster’in gaz işkolu , doğalgaz müşterileri arasında yüksek talep gören ürünler sunuyor ve hem gelişmiş hem de Hızlı Büyüyen Bölgelerdeki yeni müşterilere mevcut Honeywell teknolojilerinin ulaştırılması için güçlü ve küresel bir dağıtım ağı ve sayısız çapraz satış fırsatları sağlıyor.” “Elster’in gaz, elektrik ve su sayaçları güvenilir, emniyetli ve hassas olmaları sebebiyle oldukça rağbet görüyor. Elster, küresel olarak operasyonel verimlilik ve sayaç müşterilerinin yasal belgelendirme gerekliliklerini yerine getirme konusunda birinci sınıf bir üne sahip. Enerji verimliliği girişim ve yetkilerinin ve doğal kaynak yönetimi konusundaki artan ihtiyacın, ölçme segmentinde Honeywell’e anlamlı ve sürdürülebilir bir büyüme sağlamasını bekliyoruz. Dünya genelinde yeni ‘akıllı’ teknolojiler ve yazılım ve veri analiz yetkinlikleri uygulandığından özellikle sayaçlar süratle gelişiyor; biz de bu segmentte güçlü bir büyüme bekliyoruz. Elster’in farklılaştırılmış teknolojileri, engin sektör uzmanlığı ve dünya genelindeki sayaç müşterileriyle ilişkileri - kapsamlı olarak düzenlenmiş olan ısıtma, kontrol ve sayaç segmentlerindeki güçlü konumu ile birlikte - Honeywell’in portföyüyle mükemmel bir biçimde uygunluk gösteriyor,” dedi. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler EIF 2015’TE TÜRKİYE’DE İLK: “SOLAR CADDE PROJESİ” ■ Türkiye’de uluslararası anlamda hem kongre hem fuar hem de B2B etkinliklerinin bir arada gerçekleştirildiği tek platform olan EIF – 8. Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı 4-6 Kasım 2015 tarihlerinde ATO Congresium’da dünyanın önde gelen enerji sektörü karar alıcılarını, uzmanlarını, özel sektör temsilcilerini bir araya getirecek. Bu yıl yoğun talep üzerine 3 güne çıkarılan EIF Türkiye’de bir başka ilke imza atarak “ Solar Cadde Projesi’ni katılımcılarına sunuyor. Yerli ve yabancı güneş enerjisi şirketleri Solar Cadde üzerinde ilk kez bir araya gelecek… Tüm dünyada olduğu gibi güneş enerjisine olan ilgi ülkemizde de gün geçtikçe artıyor. İlgili mevzuatların yürürlüğe geçmesi ile birlikte Türkiye’de hem lisanssız elektrik üretimi yönetmeliği kapsamında, hem de lisanslı pazarda birçok yatırım hayata geçmeye başladı. Önümüzdeki yıllarda daha da düşecek maliyetlerle bu sınırsız, yerli ve temiz enerji kaynağına olan ilgi çok daha büyük bir oranda artacak. Bu bağlamda, yükselen güneş enerjisi sektörüne dikkatleri çekmek adına, Türkiye’nin güneş enerjisi konusundaki en büyük fuar şirketi DOMİNO FUARCILIK – EIF ile Solarbaba Platformu yepyeni bir konsept yarattı. ENERJİ PİYASALARININ NABZI BU KONGREDE TUTULACAK! Global Enerji Derneği Başkanı Avukat Çiğdem Dilek; “Uluslararası Enerji Kongresi ve Fuarı/ EIF 2015”, Dünya’da ve Türkiye’de enerji üretimine ilişkin çok çeşitli konuların tartışılacağı bir platform. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle gerçekleşecek kongremizin amacı; başta elektrik üretim kaynakları olmak üzere Dünya ve Türkiye enerji piyasalarının tüm boyutları ile değerlendirilmesi ve en son gelişmeler ile uygulamaların pek çok açıdan tartışılıp ele alınabileceği bir ortam oluşturmak. Ülkenin önde gelen yerli ve yabancı güneş enerjisi şirketleri Türkiye’de ilk defa oluşturulan “Solar Cadde” üzerinde bir araya gelecek. Bu özel güneş enerjisi etkinliğine şirketlerin sadece bilgisayar, not defteri ve ürün/servis tanıtım broşürlerini getirmesi yeterli. 5-6 Kasım tarihlerinde EIF kapsamında Congresium’da düzenlenecek 2. Solarbaba Güneş Enerjisi Konferansı sahada yaşanan teknik ve hukuki sorunlardan yeni 50kW ufak GES yönetmeliğine, son teknolojilerden tarımsal sulamaya, farklı finans çözümlerinden güneş enerjili binalara, sektördeki insan kaynağı problemine varana kadar ele alınacak” açıklamasında bulundu. ENDÜSTRİ OTOMASYON 129 Haberler KEMA MAKİNA YÜKSEK TEKNOLOJİK MAKİNALARIN SERİ ÜRETİMİNE BAŞLIYOR ■ KEMA MAKİNA, 2011 yılından bu yana üzerinde yoğun olarak çalıştığı Havacılık, Otomotiv ve Makine sanayinde kullanılan 5 eksen yüksek hızlı köprü tipi frezeleme merkezinin prototip imalatını 2014 yılının sonunda tamamlamıştır. Bu makinaların seri imalatına geçen KEMA MAKİNA Ticaret Müdürü Sn. İbrahim Keser, yurtdışından özellikle Avrupa’dan yoğun ilgi olduğunu belirtti. Ayrıca, KSR-3300 modeli makinanın tasarımdan üretime tamamıyla yerli olduğunu, ayrıca bu tip makinaların en önemli ve teknolojik parçası olan 5 eksen kafanın da tamamının kendi tasarım ve üretimleri olduğunu özellikle vurguladı. “Pek çok müşterimiz, KSR-3300 modelini ahşap ve yat üretiminde kullanılan 5 eksen router tarzında bir makine olduğunu sanıyor. Fakat makinayı gördüklerinde tam anlamıyla 130 şok yaşıyorlar. Zira, takım tezgahları sektöründe yüksek teknolojik makine olarak bilinen ve dünyada üreticisinin de oldukça az olduğu bu makinayı Türkiye’de üretebilmenin imkansız olduğunu düşünüyorlardı. Ayrıca makinalarımızın yerli malı olduğunu tasdiklemek için “ Yerli Malı Belgesi”ni alabilmek için başvurumuzu gerçek- ENDÜSTRİ OTOMASYON leştirmiştik. KESSER markalı CNC takım tezgahlarına 23.07.2015 tarihi itibariyle de “YERLİ MALI BELGESİ” alarak bir ilki gerçekleştirdik.” Makine şu anda yoğun olarak, müşterimiz KARMOD firmasında büyük ebatlı otomotiv kalıpları işlemede kullanılıyor. Haberler PRYSMIAN GROUP TÜRKİYE YAPI MALZEMELERİ YÖNETMELİĞİ KONUSUNDA SEKTÖRÜ BiLGiLENDİRİYOR! ilgili performans beyanlarının ve malzemelere CE işaretinin eklenmesinin kurallarını oluşturarak yapı malzemelerinin piyasaya arz edilmesi ve piyasada bulundurulması ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi yer alıyor. Bu yönetmelik, aynı zamanda, yapı malzemelerinin performansları ile ilgili olarak güvenilir bir bilgi kaynağı oluşturuyor. ■ Prysmian Group Türkiye, 1988 yılından bu yana üzerinde çalışılan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği, “CPR - Construction Products Regulation (EU) No: 305/2011” ile güç, kontrol ve iletişim kablolarındaki uygulamaları düzenleyen “EN 50575” standardı hakkında sektörü bilgilendirirken, yine bir ilke imza atıyor. Her yıl binlerce insanın öldüğü, onbinlercesinin yaralandığı ve büyük maddi kayıpların meydana geldiği yangınlarda, can ve mal güvenliği, kullanılan malzemelerin yangın esnasında gösterecekleri performans ile doğru orantılıdır. Günümüzde inşa edilen yapılarda, yüksek miktarda kullanılan malzemelerden biri olmalarından dolayı, kabloların seçimi de güvenli yaşam alanlarının inşa edilmesinde çok kritik ve önemli bir rol oynuyor. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’nin amaçları arasında, yapı malzemelerinin temel karakteristikleri ile CPR; üreticiler, düzenleyici ve denetleyici kurumların yanısıra proje firmaları, yüklenici firmalar, mühendisler veya mimarlar gibi son kullanıcılara da farklı yükümlülükler getiriyor. CPR’ın kablo sektöründeki uygulamalarını düzenleyen EN 50575 standardı, bina ve altyapı dahil olmak üzere, herhangi bir yapıda kullanılan güç, kontrol ve iletişim kablolarının yangına tepki performansı gerekliliklerini, bu gerekliliklerle ilgili testleri ve uygunluk değerlendirmeleri ile ilgili kriterleri belirliyor. Bununla birlikte, yapılarda kullanılan kabloların yangına karşı performans beyanlarını ve CE işaretlemesini zorunlu kılıyor. 1 Aralık 2015 tarihinden itibaren geçerli olmak ve bir yıllık geçiş süresinden sonra, yani 1 Aralık 2016 tarihi itibariyle zorunlu olmak üzere; Avrupa Birliği ülkelerindeki pazarlarda, kablo pazarlamak, satmak veya dağıtımını yapmak isteyen firmalar, üreticilerden o ürüne ait bir Performans Beyanı (DoP) düzenlemesini ve ürünün üzerine veya etiketine ilgili formata uygun CE işaretlemesinin yapılmasını yasal olarak talep etme hakkına sahip olacaklar. Bu zorunluluk, Türkiye’de olduğu gibi, Avrupa Birliği ülkeleri dışındaki ülkelerde üretilen ve Avrupa Birliği ülkelerine satılmak istenen ürünler için de geçerli. Bu durumda o ürünü ilgili ülkeye sokmak isteyen ithalatçı veya dağıtıcı da aynı sorumlulukları üstleniyor. SchneIder ElectrIc 7. Yeşil İş Konferansı’nın Stratejik Çözüm Ortağı ■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl 7.’si gerçekleştirilecek olan ‘Yeşil İş 2015: Sürdürülebilir İş Buluşması’na Stratejik Çözüm Ortağı olarak destek veriyor. Park Bosphorus Hotel İstanbul’da 8-9 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek Yeşil İş Konferansı, geleneksel iş modellerinden sürdürülebilir iş modellerine geçişi hızlandırmak hedefiyle sürdürülebilir iş dünyası paydaşlarını bir araya getirecek. Bu yıl ‘Yenilenebilir Enerji ve Enerji Yönetimi’, ‘Etkin Kaynak Yönetimi’, ‘Döngüsel Ekonomi’, ‘Sürdürülebilir Binalar’, ‘Sürdürülebilir Belediyeler’, ‘Sürdürülebilirlik Endeksi ve Şeffaf Raporlama’, ‘Sürdürülebilir Finansman’, ‘Tedarik Zinciri’ ana başlıklarında düzenlenecek oturumlara ev sahipliği yapacak olan konferansın açılış konuşmasını, Schneider Electric Türkiye Ülke Başkanı Bora Tuncer gerçekleştirecek. “Tüm enerjimizi sürdürülebilir bir gelecek için harcıyoruz” Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, enerjiye erişimin temel bir insan hakkı olduğuna inanıyor ve gezegenimiz üzerindeki herkesin güvenli, güvenilir, verimli ve sürdürülebilir enerjiye erişimi için yenilikçi çözümler geliştiriyor, sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON 131 Yayın Dünyası Güç Elektroniği Çeviriciler, Uygulamalar ve Tasarım Yazarların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland, William P. Robbins Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu, endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir. Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir. ISBN: 978-975-8431-99-1 B. Y›l›: 2003 Sayfa Say›s›: 896 Fiyat›: 45,00 TL 132 ENDÜSTRİ OTOMASYON Yayın Dünyası Otomatik Kontrol Sistemleri Yazarların›n Ad›: Benjamin Kuo Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir. Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır. İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur. ISBN: 9789757860945 B. Y›l›: 2013 Sayfa Say›s›: 944 Fiyat›: 50,00 TL ENDÜSTRİ OTOMASYON 133 reklam indeks i Firma Adı No Firma Adı No ■ ABB 3-8-39-101-105 ■ KUKA 73 ■ ABB ARKA İÇ KAPAK ■ LÖSEV 20 ■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY 15 ■ BECKHOFF 1 ■ BETA 10 ■ MEDEL ■ BONFIGLIOLI 95 ■ NATIONAL INSTRUMENTS ÖN İÇ KAPAK ■ B&R ENDÜSTRİYEL OTOMASYON ■ DİYAFON ■ EKSEN AJANS ■ ELİMKO ■ ENOSAD ■ ENTEK ■ EMKO ■ ESİT ■ FUJITSU 4 ■ NEUGART 55 ■ NETES MÜHENDİSLİK 77 ■ PHOENIX CONTACT 47 ■ PRODUCTRONICA 2015 41 ■ RUTRONIK 67 19 ■ SIEMENS 21 89 ■ SCHNEIDER 11 9 ■ SCHNEIDER ÖN KATLAMA KAPAK 5 34 30-37 83 113 27-31 ■ SCHUNK ■ HES KABLO 61 ■ TÜRKMEN ASANSÖR ■ JUMO 69 ■ WORLDCHEM ■ KROHNE 35 ■ WIN 2016 ARKA KAPAK 48 121 42-68
Benzer belgeler
geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!
Cengiz Meriç / Hipafl
Emin Olcay / Akbil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Göktu€ Gür / Schneider
H. Cengiz Celep / Entek Otomasyon
Hasan Basri Kayak›ran / Emf Motor
‹brahim Erkan Yenel...
enerji sektörümüzün pozitif görünümü
Cengiz Meriç / Hipafl
Emin Olcay / Akbil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Göktu€ Gür / Schneider
H. Cengiz Celep / Entek Otomasyon
Hasan Basri Kayak›ran / Emf Motor
‹brahim Erkan Yenel...
Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri
Oral Avc› / Piomak
Özkal Güner / Schneider Electric
Sedat Sami Ömero€lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoenix Contact
fiahnur Agaik / GSD
Osman Kutan / ABB
Talat Avc› / P›nar Müh.
T. Haka...