geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!
Transkript
geri dönüşüm sektörü, gelecek vadediyor!
editör Önümüz Haziran, yaz mevsimin başı ve seçim zamanı. Politik ortamın ısınması bir yana, küresel ısınma kendini bu yaz nasıl gösterecek onu merek ediyoruz eş-dost hep birlikte. Neyse, her şeyin hayırlısı, diyelim. Geçen ayın bizce çok önemli bir olayından söz etmek istiyorum sizlere. Endüstri&Otomasyon Dergisi olarak bizim de gururla üyesi bulunduğumuz Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği-ENOSAD, olağan kongresini yaptı geçen ay. Gerçi “olağan” yani rutin bir kongreydi ENOSAD kongresi. Ama gündeminde konuşulanlar bizce “olağandışı” hatta “olağanüstü” özellikler taşıyordu diyebiliriz. (Otomasyon Sektörü’müzün ilk ve tek temsilcisi, ayrıca sektörümüzün çatı kuruluşu olan Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği-ENOSAD Kongresi ile ilgili haberimiz iç sayfalarda okuyabilirsiniz.) Neydi bu “olağandışıolağanüstü” özellikler? Öncelikle ENOSAD Başkanı’mız Sayın Sedat Sami Ömeroğlu’nun “Biliyorsunuz geçen dönem başarılı bir kongre gerçekleştirdik. Buradan tekrar katkı sunan her kese çok teşekkür ediyorum… Gördüğünüz gibi Boğaziçi, Bilkent, İstanbul Teknik, Doğuş, Karadeniz Teknik, Dokuz Eylül, Sabancı, Kocaeli, Marmara, Yıldız, ODTÜ gibi ülkemizin seçkin üniversiteler ile bir araya gelerek akademik kurulu oluşturulduk. Ve Bilim Kurulu olarak yapılan toplantılar ile de çalışmalar başlatılmıştır. Bu buluşmanın ülkemiz için çok değerli bir buluşma olduğunu düşünüyorum,” sözleri. Bu sözler, gerek I. Uluslararası İleri Endüstriyel Otomasyon Kongre Ve Sergisi’nin gerekse bu kongrede Bilim Kurulumuzun önemini çok net ifade ediyor bizce. Sonra konuşan Enosad kurucu başkanı ve ilk yönetim kurulu başkanımız Dr. Emin Olcay ise “Bu kurum, bilgi toplumuna geçişte fevkalade önemli bir kurum. Bu elit kurumu, siyasi erke iyi anlatmak lazım. Sanayicilerimize iyi anlatmalıyız. ENOSAD, bu kurumlar arasında önemli bir köprü görevi görebilecek yeteneğe sahip çok önemli bir kurum,” sözleriyle çok önemli bir misyonu vurguladı. Divan Başkanı Osman Kurdaş ise “Marmaray’ı Japonlar yapmış, Marmara’yı biz geçtik diyoruz. Marmaray’ı biz yaparsak bu önemli bir şeydir… Sanayi Bakanlığı ile görüşmelerde bunu da söyleyin: Aslında biz yaparız bunu, Marmaray 2’yi, hızlı treni biz yaparız… Biz yapmış olsaydık o zaman oturup ağlardık sevinç ve gururla hep birlikte,” diyerek çok önemli bir noktayı vurguladı. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Halıcı da, “Şimdi bizim avantajımız ne? Bir taraftan Avrupa’nın Çin’i, Türkiye; öbür taraftan gerçekten mühendislik yaklaşımlarınız belki de şu anda yazılımda çok iyi bir noktada olan Hindistan’dan bile önde olduğunuzu gösteriyor. Demek ki bizim şirketlerin kazanması için gerekli olan platformları oluşturmamız lazım,” dedi. Ezcümle; bu sözlerin “olağandışı-olağanüstü” özelliği ne peki? Şu: ENOSAD, olağan bir kongre toplantısında bile, Otomasyon Sektörü’müzü her zamankinden çok daha güçlü ve kararlı bir biçimde temsil ediyor. Tüm güçlüklere, engellere, görmezden-anlamazdan gelmelere rağmen; bu durumu görenler ve anlayanlar için… Ne mutlu EDOSAD’lılara! Turan Türkmen EKSEN Yay›nc›l›k Fuarc›l›k Tan›t›m Hiz. Ltd. fiti. Ad›na imtiyaz sahibi ve Sorumlu Yaz› ‹flleri Müdürü Turan Türkmen turan@eksenltd.com Genel Yayın Yönetmeni: Prof. Dr. Ya€mur Denizhan denizhan@boun.edu.tr Reklam ve Halkla İlişkiler Md.: Birsen Salman birsen@eksenltd.com Yayın Kurulu: Prof. Dr. Abdülkadir Erden / At›l›m Üniversitesi Mekatronik Müh.Böl.Bşk. Prof. Dr. Metin Gökaflan / ‹TÜ. Kontrol Müh. Böl. Bflk. Prof. Dr. Galip Cansever / Y.T.Ü. Elektrik Elektronik Müh. Fak. Dek. Kurumsal İletişim Uzmanı: Giray Karanlık giray@eksenmedyagrup.com Yayın Danışmanları: Prof. Dr. Alinur Büyükaksoy / Gebze ‹leri Tek. Ens. Rek. Prof. Dr. Ayşegül Akdoğan Eker / YTÜ Makina Müh. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Eker / Namık Kemal Üniversitesi Biyosistem Müh. Böl. Prof. Dr. Ersin Tulunay / ODTÜ Prof. Dr. Göksel Demirer / ODTÜ Çevre Mühendisli€i Prof. Dr. Güven Önbilgin / 19 May›s Üniversitesi Prof. Dr. Mübeccel Demirekler / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Muammer Ermifl / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Muhsin Kılıç / Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Murat Uzam / Melikşah Ü. Müh. Mim. Fak. Elk. Elektronik Müh. Böl. Prof. Dr. Savafl Ayberk / Kocaeli Ü. Çevre Müh. Böl. Bflk. Prof. Dr. Tuncel Özden / TÜB‹TAK Enst. Analiz Lab. Böl. Bflk. Prof. Dr. U€ur Çeltekligil / Sakarya Üniversitesi Prof. Dr. Seta Bogosyan / ‹TÜ. Kontrol Müh. Böl. Prof. Dr. Yusuf Tan / Bo€aziçi Ü. Medical Engineering Prof. Dr. Kemal Leblebicio€lu / ODTÜ Elk. Elektronik Müh. Böl. Doç. Dr. ‹. Hakk› Çavdar / Karadeniz Teknik Ü. Doç. Dr. Yusuf A. Uskaner / Özçelik A.fi. Prof. Dr. Hakan Yavuz / Ç.Ü. Müh. Mim. Fak. Mak. Müh. Böl. Yrd. Doç. Dr. Sibel Uluda€ Demirer / Çankaya Ü. End. Müh. Böl. Dr. Mehmet Çevik / Dal Engineering Dr. Müh. Ahmet Dinçer / Bosch Rexroth A.fi. Sevtap İnan / Siemens M. Halil Başaran / Rockwell Otomasyon Levent Fadıloğlu / Schneider Cengiz Meriç / Hipafl Emin Olcay / Akbil A.fi. Çağrı Hekimoğlu / Esit Göktu€ Gür / Schneider H. Cengiz Celep / Entek Otomasyon Hasan Basri Kayak›ran / Emf Motor ‹brahim Erkan Yenel / Norm Enerji ‹smail Obut / Hidroser Mahmut Bertan / Weidmüller Niyazi Sar›maden / Medel Oral Avc› / Piomak Özkal Güner / Schneider Electric Sedat Sami Ömero€lu / E3Tam Gökhan Yücel / Phoenix Contact fiahnur Agaik / GSD Osman Kutan / ABB Talat Avc› / P›nar Müh. T. Hakan Özer / ‹SOD Yön. Krl. Bflk. Tuncay Soydafl / Festo Yavuz Çopur / Pilz Sırrı Kardeş / Kardeş Elektrik Tolga Bizel / Mitsubishi Electric Hakan Aydın / Mitsubishi Electric Dr. Hüseyin Halıcı / Halıcı Elektronik Tunç Atıl / HKTM Teknik Editör: Editör: Grafik Tasarım: Emeç Erçelik editor@eksenmedyagrup.com Alper Öz editor@eksenmedyagrup.com Taluy Denizhan info@eksenmedyagrup.com Şükran Pala sukran@eksenmedyagrup.com Ülgen Güneş ulgen@eksenmedyagrup.com Artun Armutcu artun@eksenmedyagrup.com Esra Satır esra@eksenmedyagrup.com Reklam Koordinatörü:Cahide Avflar Demir cahide.avsar@eksenmedyagrup.com Halkla İlişkiler ve Tanıtım: Onur Narinoğlu onur@eksenmedyagrup.com Abone ve Mali İşler: Şerife Yılmaz finans@eksenltd.com Uluslararası İlişkiler: Hazal Yalçın info@eksenmedyagrup.com Temsilciliklerimiz: Nejat Coflkun Tel: 00.44.171.377 00 76 ‹NG‹LTERE info@nejatdesign.co.uk Metin Yavuz Tel: 00.49.221.297 22 70 Köln - ALMANYA metin.ya[email protected] ‹zmir Temsilcili€i: Fatma Boyraz Tel: 0555 575 66 30 Merkez: EKSEN Yay›nc›l›k Fuarc›l›k Tan›t›m Hiz. Ltd. fiti. Meflrutiyet Cad. Kıblelizade Sk. Tepe Han No: 1 Kat: 2 D: 7 34440 Beyo€lu-‹stanbul / TÜRKİYE Tel : +90.212.292 01 89 Faks : +90.212.293 32 24 E-mail: info@eksenmedyagrup.com www.eksenmedyagrup.com Baskı: Doğa Basım Yıllık abonelik: 100.- TL. Yıllık yurtdışı abonelik: 100 Euro Endüstri ve Otomasyon Yayg›n süreli bir yay›nd›r, Ayda bir yay›nlan›r Dergimizde yer alan ilanlar›n sorumlulu€u ilan verenlere, makalelerdeki fikirler ve yorumlar yazarlar›na aittir. Tüm haklar› Eksen Yay›nc›l›k’a ait olup, izinsiz kullan›lamaz ve yay›nlanamaz. Eksen Yay›nc›l›k; bas›n ve yay›nc›l›k ilkelerine uymay› taahhüt eder. ENDÜSTRİ OTOMASYON DERGİSİ ENDÜSTRİYEL OTOMASYON SANAYİCİLERİ DERNEĞİ ÜYESİDİR. TEKNOLOJİDE YENİLİK ■ Makine 20 SÖYLEŞİ 12 Hayalleri SCHNEIDER ELECTRIC ■ “Endüstri 4.0 Bir Devrim Değil, Evrimdir” 24 ÜRÜN ve UYGULAMALAR İyi Bir Bina Otomasyonu İçin Gereken 5 Özellik Wago ■ Geleceğin Haberleşme Standardı Nedir? Endüstriyel Otomasyonda Bluetooth Haberleşme Phoenix Contact ■ Endüstriyel Ağların İzlenmesi Siemens V13 Sinema Server Yazılımı ile Daha Kolay Siemens ■ Mobilya Endüstrisi Için Rekabet Avantajı: Beckhoff’un PC Tabanlı Kontrolü ile Endüstri 4.0 Beckhoff ■ SACE Emax 2 OG Sistemlerinin IEC 61850 Entegrasyonu Abb ■ 66 Dosya ve Makale ■ Otomasyon Sistemlerinin Dolaşım Sistemi:Endüstriyel Haberleşme Protokolleri ■ Geri Dönüşüm Sektörü’nün Eylem Planı ■ Geri Dönüşüm Sektörü, Gelecek Vadediyor! ■ Geri Dönüşüm Sektörü’nün Güçlü-Zayıf Analizi 84 ÜRÜNLER ■ Netes Yeni Euro SMC Raptor Primer Enjeksiyon Test Cihazı ■ Beckhoff ■ Emko ESM-3722 Çift SET’li Dijital Kuluçka Kontrol Cihazı Kompakt Çoklu Dokunmatik IP 65 Panel PC’ler Gelişmiş ÇokÇekirdekli Atom™ Işlemcilerle Sunuluyor ■ Siemens Kullanıcı Dostu Emniyet Röleleri ■ Schneider İstenen: Güvenliği Teşvik Eden ve Verimliliği Artıran Bir HMI Tasarımı ■ Schunk Tutucu Modüller PGN-plus Daimi, Parça Tutucu Alanında Yeni bir Kalite ■ Turck Temassız Enkoderde CANopen Haberleşmesi 108 HABERLER ■ Türkiye’nin ■ Mitsubishi Çıkarması! Tek Projede En Yüksek Kapasiteli Güneş Enerjisi Santralinin Açılış Töreni Gerçekleşti ■ CLPA ■ Mekanik ■ Siemens, Sistemlerin Doğru Kurgulanması İnsan Hayatı Kadar Önemli ■ Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri,Yeni Nesil Ürünleriyle Avrasya Çevre Teknolojilerinin Yeni Buluşma Adresi Ifat Eurasia 2015’te Yerini Aldı! Electric Türkiye’nin İzmir Turkey, Gebze’yi 4. Endüstri Devrimi İle Tanıştırdı! ICSG Fuarı’nda Akıllı Şebekelere Yönelik Kapsamlı Çözümlerini Tanıtıyor ■ Teknoloji Seferberliği İçin Düğmeye Basıldı Teknolojide Yenilikler Makine Hayâlleri Bu yaz›, MIT Technology Review dergisinin May›s-Haziran 2015 tarihli say›s›ndan al›nm›flt›r. Çeviri: Ya€mur Denizhan Tom Simonite MIT Technology Review dergisi editörü A.B.D. Hayatta kalmaya çal›flan Hewlett-Packard, bilgisayarlar›n temel iflleyiflini de€ifltirecek uzak bir ihtimale oynuyor. ewlett-Packard’›n Palo Alto’da, Silikon Vadisi’nin tam ortas›ndaki merkez ofisinde bir mihrap vard›r. HP’nin araflt›rma binas›n›n bir köflesindeki, yüzy›l ortas›ndan kalma eski mobilyalarla döfleli, onlarca y›ld›r bofl duran iki ba€lant›l› oda, özenle korunur. William Hewlett ve David Packard, 1968’de piyasaya sürülen, 40 pound’luk, daktilo ebad›ndaki programlanabilir hesap makinesi gibi ürünleri icad eden HP mühendislerini bu ofislerden yönetmiflti. Günümüzün ak›ll› telefon ve bulut hesaplamas› ça€›nda, HP’nin temel ürünleri de çok geçmeden antika haline gelebilir. Son y›llarda yaflanan ciddî has›lat ve kâr düflüflü firmay› krize soktu. HP, ço€unlukla sunucu, yaz›c› ve mürekkep (PC ve dizüstü bilgisayar sat›fllar› toplam kâr›n beflte birinden daha az›n› oluflturuyor) sat›fllar›yla ayakta kal›yor. Ama iflletmeler, Amazon gibi firmalar›n iflletti€i bulut hizmetlerinden yararlanma flans›na sahip olduklar› için, sunucuya daha az ihtiyaç duyuyorlar. Üstelik bu firmalar donan›mlar›n› HP’den daha ucuz H Endüstri otomasyon / 38 12 ENDÜSTRİ OTOMASYON tedarikçilerden almay› tercih ediyor. Tüketiciler ve iflletmeler, yaz›c›lara da eskisinden daha az ihtiyaç duyuyor ve bunlara pek para vermek istemiyor. HP 2012’den beri 40.000’i aflk›n ifle son verdi ve bu y›l›n devam›nda daha küçük (ama gene oldukça sorunlu) iki firmaya ayr›lacak (bu operasyon neredeyse 2 milyar dolar’a mâlolacak). HP Inc. yaz›c› ve PC satacak; Hewlett Packard Enterprise ise kurumlara sunucu ve enformasyon teknolojisi hizmetleri sunacak. Hewlett Packard Enterprise, s›rt›n› y›ll›k has›lat› 2012’den 2014’e kadar %6’dan daha fazla düflen bir departmana dayayacak. Kazançlar daha bile h›zl›, %20’yi aflan oranda düfltü. HP’nin en yak›n rakibi olan IBM, geçen y›l benzeri bask›lar alt›nda sunucu firmas›n› Lenovo adl› Çin firmas›na satt›. Bu hayatî krizin ortas›ndaki HP Enterprise, gene de gösteriflli bir geri dönüfl yapabilmek ümidiyle riskli bir proje üzerinde çal›fl›yor. HP’nin araflt›rma departman›n›n neredeyse dörtte üçü kendini flimdi tek bir projeye adam›fl durumda: “The Machine” diye an›- Teknolojide Yenilikler lan güçlü bir yeni bilgisayar türü. Proje, bilgisayarlar› daha basit ve daha güçlü hale getirmek üzere, iflleyifllerini tamamen yeniden tasarlamaya yönelik. E€er baflar›l› olursa, sunuculardan ak›ll› telefonlara kadar herfleyi dramatik bir flekilde gelifltirecek ve HP’yi de kurtaracak. HP’nin teknoloji müdürü ve projeyi ortaya atan kifli olan Martin Fink, “‹nsanlar bugün çözemedikleri problemleri çözebilecekler,” diyor. Aç›klad›€›na göre, the Machine firmalara bugünkünden kat kat daha fazla ve daha karmafl›k veri kümeleriyle bafl etme gücü sa€layacak ve bugün yap›labilen analizleri de belki yüzlerce kat daha yüksek h›zla gerçeklefltirecek. Bu, enformasyon analizinin önem tafl›d›€› alanlarda, mesela giderek daha yüksek h›zla gen s›ralamas› yapan cihazlar›n yeni bir veri seli yaratt›€› genomik t›p alan›nda büyük s›çramalara yol açabilir. Fink, the Machine’in mevcut bilgisayarlardan çok daha az enerji harcayaca€›n›, böylece internet hizmetlerinin ard›ndaki bilgisayar depolar›n›n yüksek enerji faturalar›n› düflürebilece€ini söylüyor. HP’nin yeni hesaplama modelinin daha küçük cihazlara da uygulanabilir olmas›, böylece dizüstü bilgisayarlar› ve cep telefonlar›n›n bir flarjla çok daha uzun süre ifllemesini sa€lamas› amaçlan›yor. Herhangi bir firman›n bilgisayarlar›n temel tasar›m›n› yeniden icat etmesi flafl›rt›c› bir fley, ama bunu yapan›n HP olmas› daha da büyük sürpriz olur. On y›l kadar önce küçülme gayreti içinde araflt›rma kadrolar›n› azaltan HP, ArGE’ye rakiplerinden çok daha az (2014’te 3,4 milyar dolar, yani cirosunun %3’ünden az) yat›r›m yapmakta. K›yaslanacak olursa; IBM 5,4 milyar dolar, yani cirosu- nun %6’s›n› harcad›, üstelik de yeni tip bir bilgisayar icad etmek için fizik ve bilgisayar bilimi alanlar›nda yap›lmas› gerekecek temel araflt›rmalar konusunda çok daha köklü bir gelene€e sahip. Fink’in the Machine düflünün tam olarak gerçekleflebilmesi için, HP’nin mühendislerinin parmak ucu ebad›ndaki bilgisayar çiplerinin içine s›€abilecek lazer sistemleri gelifltirmesi, yeni bir iflletim sistemi icad etmesi ve veri depolamak için daha önce bilgisayarlarda hiç kullan›lmam›fl bir elektronik cihaz› mükemmellefltirmesi gerekiyor. Becerebilirlerse, bu hem bilgisayar mühendisli€i hem de kurumsal mühendislikte üstün bir baflar› baflar› olacak. Yeni Tasar›m 2010’da yüksek güç çeken kurumsal sunucular satan HP departman›n›n bafl›nda bulunan Fink, biraz paranoyak duygular içindeydi. Müflteriler, ak›ll› telefonlardaki türden, enerji aç›s›ndan verimli ve h›zl› flash bellek çipleri yard›m›yla veri depolama imkân› sunan yeni kurulmufl firmalar›n bafl›na üflüflüyordu. Halbuki HP, sabit diskler için yavafl ve geleneksel veri depolama teknolojisi satmaktan baflka bir fley yapm›yordu. “Yeterince at›lgan bir tepki veremiyorduk,” diyor Fink, “yeterince uzak bir gelece€i düflünmedi€imiz için hayâl k›r›kl›€› içindeydim.” Bir s›çray›fl yapman›n yollar›n› ararken, kendine flunu sordu: Yeni bellek alternatifleri neden sadece veri depolamada ilerleme sa€lamak için kullan›ls›n da, bilgisayarlar› tamamen yeniden tasarlamak için kullan›lmas›n? Fink, HP ve di€er baz› firmalardaki araflt›rmac›lar›n flash çiplerinden çok daha h›zl› çal›flabilecek gibi görü- 39 / Endüstri otomasyon ENDÜSTRİ OTOMASYON 13 Teknolojide Yenilikler Teknolojide Yenilikler nen yeni bellek teknolojileri üzerinde çal›flt›klar›n› biliyordu. Teknik bafldan›flman›yla birlikte, bu teknolojileri kullanarak bilgisayarlar› daha güçlü ve enerji aç›s›ndan daha verimli hale getirecek bir tasar›m haz›rlad›lar. Bu konuda yazd›klar›, kurum-içi dildeki bafll›€› “S›n›rs›z Yak›nsama” olan, dahilî makale hiç bir yere varmad›. Ancak 2 y›l sonra Fink HP’nin teknoloji müdürü ve HP laboratuarlar›n›n yöneticisi olarak atan›nca, önerisini tekrar hayata geçirmenin mümkün olabilece€ini gördü. “Laboratuarlardaki ekiplere bakt›€›mda, gereken unsurlar›n orada oldu€unu görebiliyordum,” diye anlat›yor Fink. HP özellikle de memristör ad› verilen bir cihaza dayanan, flash’e rakip bir bellek aday› üzerinde çal›flmaktayd›. Memristör hâlâ geliflim aflamas›nda olsa da, Fink’e günün birinde kendi tasar›m›n› gerçeklefltirmeye yetecek h›za ve veri depolama yo€unlu€una eriflebilirmifl gibi göründü. Eski önerisini yenileyip, tasarlad›€› bilgisayara geçici olaca€›n› düflündü€ü bir isim takt›: the Machine. Ama isim kald›. The Machine, 1970’lerden beri bilgisayarlar›n iç yap›s›n› belirleyen tasar›m› yenilemeye yönelik bir çal›flma. Bilgisayarlar esasen, verileri donan›m›n enformasyonu tutan farkl› k›s›mlar› aras›nda ileri geri yollay›p durur. Bunlardan “depolama” diye bilinen k›s›m, resimlerinizi, belgelerinizi ve ayr›ca da bilgisayar›n iflletim sistemini saklar. Sabit disk veya flash bellek çiplerinden oluflan bu k›s›mda, bol miktarda veri küçük bir alana s›€d›r›l›r ve orada enerji harcamadan tutulur (mühendisler buna “kal›c›” bellek ad›n› veriyor). Sabit disklerin de flash çiplerin de verileri okuma ve yazma h›z›, bilgisayar›n bunlar› iflleme h›z›na oranla çok düflüktür. Bilgi- 14 Endüstri otomasyon / 58 sayar bir ifl yapaca€› zaman verilerin, 10.000 kat daha h›zl› bir teknoloji kullanan k›sa süreli belle€e, yani DRAM’a (dynamic randomaccess memory - rastgele eriflimli dinamik bellek) kopyalanmas› gerekir. Ama bu tür bellekler veriyi çok yo€un bir flekilde depolayamazlar, üstelik de güç kesildi€inde boflal›rlar. Bu iki kademeli depolama ve bellek sistemi, bilgisayarlar›n verileri kullan›labilecekleri yere getirip götürmek için çok fazla zaman ve enerji harcamas› anlam›na gelir. Dizüstü bilgisayar›n›z›n hemen aç›lamamas›n›n sebebi budur: ‹flletim sisteminin depodan al›n›p belle€e yüklenmesi gerekir. Ak›ll› telefonlar›n›z›n pil ömrünü belirleyen k›s›tlardan biri, telefon cebinizde çal›flmadan dururken bile, DRAM’daki verileri kaybetmemek için enerji harcama gereklili€idir. Bu sizin belki biraz keyfinizi kaç›r›yordur, ama San Diego’daki University of California’da depolama teknolojileri üzerine araflt›rma yapan Prof. Yuanyuan Zhou’nun belirtti€ine göre, her tür endüstride giderek önem kazanan yo€un hesaplama ifllemlerinin yap›ld›€› bilgisayarlarla çal›flanlar için bu tam bir bafl belas›. “Geleneksel bilgisayar mimarîsi, yo€un veri içeren problemlerle u€raflanlar› k›s›tl›yor,” diyor. HP’nin tahminlerine göre, tipik bir veri analizi yaz›l›m›n›n yaklafl›k üçte biri, yap›lacak iflle de€il, verilerin depoyla bellek aras›nda getirilip götürülmesiyle u€rafl›yor. Bu durum sadece performans› düflürmekle kalm›yor. Verilerin bellekle depo aras›nda aktar›lmas› önemli miktarda enerji tüketiyor, bu da Zhou’nun belirtti€i üzere, bol miktarda sunucu çal›flt›ran firmalara ciddî bir dert yarat›yor. Facebook gibi firmalar, bilgisayar depolar›n›n astrono- ENDÜSTRİ OTOMASYON mik enerji faturalar›n› düflürmek için milyonlar harc›yor. The Machine, bu problemleri depolamayla bellek aras›ndaki ay›r›m› rafa kald›rarak çözmek üzere tasarlan›yor. HP’nin memristörlerine dayanan tek ve devasa bir bellek deposu, hem verileri tutacak hem de ifllemcinin onlara eriflimini sa€layacak. Bellekle depolamay› birlefltirmek yeni bir fikir de€il, ancak Berkeley’deki University of California’da mikroelektronik üzerine çal›flan Prof. Tsu-Jae King Liu’nun söyledi€ine göre, henüz bunu pratik hale getirecek kadar h›zl› bir kal›c› bellek teknolojisi gelifltirilemedi. Liu, rezistif RAM diye bilinen memristöre benzer bir bellek teknolojisi üzerinde çal›flan Crossbar adl› yeni bir firmaya dan›flmanl›k yap›yor. Crossbar ve bir kaç baflka firma daha, mevcut bilgisayar tasar›m›ndaki flash belle€in yerine kullan›lmak üzere bir teknoloji gelifltirmekte. Ancak HP d›fl›nda hiçbir firma, cihazlar›n›n bilgisayarlar› daha kökten bir flekilde de€ifltirece€ini iddia etmiyor. The Machine’nin Fink’in hayâl etti€i kadar iyi çal›flabilmesi için, HP’nin memristör bellek çiplerini ve tek dev bir bellek deposunu kullanmak üzere tasarlanm›fl yeni bir tür iflletim sistemini gerçeklefltirmesi gerekiyor. Fink’in tasar›m›n›n al›fl›lm›fl bilgisayar tasar›m›ndan ayr›ld›€› iki husus daha var. Biri; veriler the Machine’in ifllemcisiyle bellek aras›nda tafl›n›rken optik fiberler üzerinden yollanan ›fl›k darbelerinden yararlan›lmas›, ki bu metal hatlara oranla daha h›zl› ve enerji aç›s›ndan daha verimli bir seçenek. ‹kincisi ise; tek tek genel amaçl› ifllemciler yerine, mobil cihazlardaki türden, enerji aç›s›ndan verimli özel çip gruplar›n›n kullan›lmas›. Intel gibi firmalar›n yapt›€› düflük enerjili ifllemcileri flu Teknolojide Yenilikler Teknolojide Yenilikler anda piyasadan sat›n almak mümkün. Geri kalan herfleyi HP kendisi icad etmek zorunda. Temel U€rafl› Onlarca y›ld›r kimse tamamen yeni bir iflletim sistemi kurmad›. The Machine’in sistem yaz›l›m› müdürü Rich Friedrich’in belirtti€ine göre, 40 y›l› aflk›n süredir bütün “yeni” iflletim sistemleri asl›nda bir öncekinin üzerine infla edilmifl ya da bir öncekini örnek alm›fl. Mevcut iflletim sistemleri çok bask›n oldu€u için, bu konuda akademik araflt›rmalar da minimum düzeyde kalm›fl. Friedrich ve çal›flma arkadafllar›n›n yapacaklar› büyük önem tafl›yacak. Yaz›l›m›n, the Machine’in çeflitli ola€and›fl› komponentlerini güvenilir bir sistem teflkil etmek üzere ve bugüne kadar yap›lm›fl tüm bilgisayarlardan farkl› bir flekilde bir araya getirmesi gerekiyor. Ekip ayr›ca bu bilgisayar›n pazarlanmas›na da yard›m etmek durumunda. ‹flletim sistemi baflka firmalara ve programc›lara çekici görünmezse, the Machine’nin teknik üstünlükleri hiç bir ifle yaramaz. Dolay›s›yla, HP ayn› anda iki farkl› iflletim sistemi üzerinde çal›flmakta. Biri, yayg›n olarak kullan›lan Linux sistemine dayan›yor ve çal›flmas› için gereken donan›m› taklit edecek yaz›l›mla birlikte bu yaz piyasaya sürülecek. Linux++ adl› bu sistem the Machine’nin tüm gücünü kullanamasa da, mevcut Linux yaz›l›mlar›n›n ço€uyla uyumlu olaca€›ndan, programc›lar sistemi kolayl›kla deneyebilecekler. Bundan hoflnut kalanlar, HP’nin ikinci yeni iflletim sistemine terfi edebilecek. Carbon ad› verilen bu siste- min tamamlanmas› 2 y›l veya daha fazla sürecek. Herkesin kodunu denetleyip uyarlayabilmesi için aç›k kaynak olarak yay›nlanacak olan sistem, daha en bafl›ndan itibaren depolama ve bellek aras›nda ay›r›m yapmadan bilgisayar›n tüm gücünü sonuna kadar kullanmak üzere tasarlan›yor. Friedrich, tasar›m›na s›f›rdan bafllanan bu iflletim sisteminin, y›llar boyunca birbiri üstüne binen yenilemelerin yaratt›€› ve sistem çökmelerine ve güvenlik zaafiyetine yol açan karma- fl›kl›€› tamamen ortadan kald›raca€›n› söylüyor. Çal›fl›r durumdaki bir the Machine versiyonuna en yak›n mevcut sistem (yani güçlü bir sunucu kümesi üzerinde koflan bir simülasyon) üzerinde yap›lan denemeler, Carbon‘la yeni bilgisayar›n bir kere çal›fl›r hale geldikten sonra birlikte nas›l bir performans sunabilece€i konusunda fikir veriyor. Denemelerden birinde the Machine simülasyonuyla geleneksel bir bilgisayar, bir foto€raf› analiz edip 80 milyon resimlik bir veri taban›nda ENDÜSTRİ OTOMASYON bu foto€rafa görsel olarak en yak›n 5 resmi bulmak üzere yar›flt›r›ld›. fiu an piyasada bulunan yüksek güçlü HP sunucusu ifli yaklafl›k 2 saniyede tamamlad›. The Machine simülasyonu ise bu ifl için yaln›zca 50 milisaniyeye ihtiyaç duydu. Dev veri kümeleriyle u€raflmay› gerektiren problemlerin giderek artt›€› böyle bir devirde, (ayn› miktar enerji harcayarak) bu tür görevleri onlarca, hatta yüzlerce kat daha h›zl› gerçeklefltirebilmek çok önemli bir avantaj sa€layabilir. Mesela genom s›ralamas› yapt›r›yorsan›z, ham verinin DNA’n›z›n incelenmesine elveriflli, tamamlanm›fl bir s›ralama haline getirilmesi, güçlü bir bilgisayarla saatler sürüyor. E€er the Machine bu prosesi dakikalar mertebesine indirebilirse, genom araflt›rmalar›n›n daha h›zl› ilerlemesine, genom s›ralaman›n t›bbî uygulamalarda daha kolay kullan›lmas›na yol açabilir. HP’nin veri analizi araflt›rmalar›n› yöneten Sharad Singhal, özellikle matematiksel grafik (çizge) fleklindeki (yani unsurlar›n s›ra ve sütunlar fleklinde de€il, bir ba€lant›lar a€› fleklinde organize oldu€u) veri kümeleriyle u€rafl›lan problemlerde çarp›c› geliflmeler bekliyor. Buna örnek olarak, facebook’taki kifliler aras›ndaki ba€lant›lar ya da bir havayolunun uçurdu€u kifliler, uçaklar ve bagajlar aras›ndaki ba€lant›lar say›labilir. Ve the Machine bir kere gerçekten ifllemeye bafllad› m›, yepyeni uygulamalar›n do€mas› da çok muhtemel. Singhal “Pratik de€il diye vazgeçece€imiz bir tak›m teknikler birden pratik hale gelebilir.” diyor, “‹nsanlar bu teknolojiyi bugün bizim akl›m›za 15 59 / Endüstri otomasyon Teknolojide Yenilikler Teknolojide Yenilikler gelmeyen flekillerde kullanman›n yollar›n› bulacaklard›r.” HP’nin bu çarp›c› potansiyeli sunabilmesi için, memristörü mükemmel hale getirmesi son derece önemli. Bu çal›flma, HP’nin kurucular›n›n ofislerinin bir kat alt›nda, Stanley Williams’›n on y›l önce 盀›r açan bir bulufl yapt›€› küçük bir laboratuarda konufllanm›fl durumda. Williams HP’ye 1995 y›l›nda, David Packard flirketin daha fazla temel araflt›rma yapmas› gerekti€ine karar verdikten sonra kat›lm›flt›. Silikon transistörlerin yerine kullan›lacak daha küçük ve daha ucuz komponentler için organik molekülleri denemeye yo€unlaflt› (bkz. “Computing After Silicon,” Eylül/Ekim 1999). Bir kaç y›l sonra, rotaksan ad› verilen molekülleri platin elektrodlar›n aras›na s›k›flt›rarak, istenilen anahtar davran›fl›n› sergileyen cihazlar yapmay› baflard›. Ancak bu cihazlar›n performans› ç›ld›rt›c› derecede de€iflkendi. Williams’›n moleküllerin önemli olmad›€›n› ve asl›nda büyük bir keflif yapm›fl oldu€unu farketmesi için daha y›llarca çal›fl- 16 Endüstri otomasyon / 58 mas› gerekti. Anahtarlama etkisi, rotaksan tabakas›n› elektrodlara tutturmak için yap›flkan niyetine kullan›lan titanyum tabakas›ndan kaynaklanmaktayd›. Daha da flafl›rt›c› olan; bu malzemeyle yap›lan cihazlar›n baz› versiyonlar›n›n yepyeni bir temel elektronik komponent türüne iliflkin olarak ta 1971’de yap›lan bir kehaneti gerçeklefltirmesiydi. Berkeley’deki University of California’dan Prof. Leon Chua böyle bir cihaz›n varl›€›n› öne sürdü€ünde, tutucu mühendislik anlay›fl› tüm elektronik devrelerin sadece üç temel elemanla, kapasitör, endüktör ve dirençle yap›lmas› gerekti€ini savunmaktayd›. Chua dördüncü bir eleman olmas› gerekti€ini hesaplad›. Cihaza memristör, yani (memory + resistor) bellekli direnç ad›n› veren odur. Cihaz›n temel özelli€i, elektriksel direncinin (yani elektron ak›fl›n› ne derece engelle€ini gösteren ölçütün) gerilim uyPackard ve Hewlett 1964’te ENDÜSTRİ OTOMASYON gulamak suretiyle de€ifltirilebilmesidir. Geçmiflte cihaza uygulanm›fl olan gerilimlere dair bir tür bellek ifllevi gören bu direnç, veri kodlamada kullan›labilir. HP’nin bu komponentle ilgili ortaya koydu€u son gerçekleme oldukça basit: Üstüste istiflenip iki elektrod aras›na s›k›flt›r›lm›fl iki nanometre kal›nl›€›nda titanyum dioksit tabakalar›. Bu y›€›ndaki baz› tabakalar elektrik iletiyor, oksijen atomlar›ndan yoksun olan di€er baz› tabakalar ise yal›tkan ifllevi görüyor, böylece cihaz toplam olarak yüksek bir elektriksel direnç sergiliyor. Do€ru miktarda uygulanacak gerilim, iletken bir tabakadaki oksijen atomlar›n› yal›tkan bir tabakaya iterek toplamda ak›m›n daha kolay akmas›n› sa€l›yor. Araflt›rmac› Jean Paul Strachan bunu göstermek için fareyle bilgisayar ekran›nda “1” iflaretli bir dü€meye bas›yor. Bu, yak›nlardaki bir silikon gofreti üze- Teknolojide Yenilikler Teknolojide Yenilikler rindeki memristörde bir titanyum dioksit tabakas›na k›sa süreyle az bir miktar oksijen atomu akmas›na yol aç›yor. Strachan, “Demin elektronlar›n üzerinden geçebilece€i bir köprü yaratt›k” diyor. Ekran›ndaki say›lar, cihaz›n elektriksel direncinin binde bire düfltü€ünü gösteriyor. “0” iflaretli dü€meye bast›€›nda, oksijen atomlar› geri çekiliyor ve cihaz›n direnci tekrar f›rl›yor. Direnç bu flekilde piko-saniyeler mertebesinde bir süre içinde anahtarlanabiliyor, üstelik DRAM’daki temel elemanlardan bin kat daha h›zl› ve çok daha az enerji harc›yor. Ve en önemlisi, direnç gerilim kesildikten sonra bile sabit kal›yor. Williams 2008’de memristörü yapt›€›n› duyurdu€unda, flimdi “h›zl› tren yolculu€u” diye and›€› fley bafllad›. Çünkü bu temel araflt›rma bulgusu h›zla ilerleyip HP için hayatî önem tafl›yan bir gelifltirme projesine dönüfltü. ”Bazen adrenalin dozu biraz afl›r› gelebiliyor,” diye anlat›yor Williams. Memristörler 2008’den beri Williams’›n ekibinin temel u€rafl›s›. 2010’da ise HP, Güney Kore’li bellek çipi üreticisi SK Hynix ile bu teknolojiyi ticarî hale getirmek üzere bir anlaflma yapt›€›n› duyurdu. O zamanlar HP, memristörlerin geleneksel bilgisayarlardaki flash bellek yerine kullan›lmas›n› sa€lamaya yo€unlaflm›flt›. Sonra 2012’de Fink memristörü the Machine tasar›m›n›n tam merkezine koyarak bas›nc› daha artt›rd›. cut de€il; HP’nin böyle bir fleye ne zaman sahip olabilece€i de belli de€il. ‹fl, SK Hynix gibi bir çip üreticisinin kendi üretim hatt›na uygun, güvenilir memristör çipleri gelifltirmesine kal›yor. SK Hynix flimdilik HP’ye üzerinde tek tek denenebilir, ancak bir bilgisayarda kullan›lmaya elveriflsiz memristörler bulunan silikon gofretleri yolluyor. Fink ve Williams bellek çiplerinin ilk prototipinin gelecek y›l içinde ç›kabilece€ini söylüyor. (Williams’›n daha önceki aç›klamalar› bu teknolojinin piyasaya 2013’te ç›kaca€› gibi bir izlenim yaratm›flt›, ama Williams’la Fink bu aç›klamalar›n yanl›fl yorumland›€›n› öne sürüyorlar.) Hynix’in sözcülerinden Heeyoung Son, bunun 2016’da gerçekleflip gerçekleflemeyece€i konusunda yorum yapmay› redderek, “Belli bir takvim yok,” dedi, “Buna ulaflmak zaman alacak.” Üstte: Silikon gofreti üzerindeki memristörlerin yak›n çekimi. Altta: The Machine prototipinden bir ayr›nt› Riskli Giriflimler Memristörlerin ister flash bellek yerine geçecek bir cihaz niyetine, ister the Machine‘in temeli olarak kullan›labilmesi için, bunlar›n oluflturdu€u s›k›fl›k dizilerin geleneksel silikon kontrol devreleriyle birlikte bellek çiplerine s›€acak flekilde paketlenmesi gerekiyor. Ancak bu çipler henüz mev- ENDÜSTRİ OTOMASYON 17 59 / Endüstri otomasyon Teknolojide Yenilikler Teknolojide Yenilikler Cornell Üniversitesi’nde bellek teknolojisi üzerinde çal›flan Prof. Edwin Kan, firmalar memristör ve benzeri cihazlar› yo€un ve güvenilir çiplere entegre etmeye çal›flt›€›nda, bu konudaki ilerlemenin duraksam›fl gibi göründü€ünü söylüyor. “Gelecek vaadeder gibi görünüyor, ama bu görüntü çok uzun süredir var,” diye aç›kl›yor. Williams’›n HP’deki eski çal›flma arkadafllar›ndan Dmitri Strukov, memristörlerin daha önemli bir testten geçmesi gerekti€ini söylüyor. Santa Barbara’daki University of California’da yard›mc› doçent ve 2008’de memristörü ilan eden makalenin bafl yazar› olan Strukov, HP ve SK Hynix’in yapt›€› teknik yay›nlar tek tek memristörlerin trilyonlarca kere bozulmadan anahtarlanabildi€ini gösterse de, bunlardan oluflan uzun dizilerin ayn› flekilde davran›p davranmayaca€›n›n henüz belli olmad›€›n› söylüyor. “Bu hiç de aflikâr de€il,” diye belirtiyor. Laboratuar›nda memristör prototipleriyle çevrili olarak oturan Williams, bu teknolojiye güveninin yüksek oldu€unu nefleyle aç›kl›yor. “Daha iyi bir fleyin yolda oldu€una inansayd›m, bir femtosaniyede onun üzerine atlard›m,” diyor. Williams’›n duvar›nda, aralar›nda IBM ve Samsung’un da bulundu€u firmalar›n flash bellek yerine önerdikleri bir kaç rakip bellek teknolojisini özetleyen bir tablo as›l›. HP ile bu firmalar benzer bir aflamada bulunuyor: ‹lerleme kaydedildi€i bildirilse de, cihazlar›n ticarî gelece€i belirsiz. Ancak Williams, di€er teknolojilerden hiç birinin h›z, yo€unluk ve enerji verimlili€i özelliklerini memristörler kadar baflar›yla biraraya getiremedi€ini söylüyor. ‹lk nesil memristör çiplerinin ortaya ç›kmas›na daha vakit olsa da, Williams’›n ekibi daha flimdiden sonraki nesillere giderek daha fazla 18 Endüstri otomasyon / 58 veri s›k›flt›rabilmesinin yollar›n› ar›yor. Bu yöntemler aras›nda, memristörleri üstüste y›€mak ve her bir memristöre birden fazla bit depolamak da bulunuyor. Yandaki laboratuardaki araflt›rmac›lar, bir bilgisayardaki komponentlerin ba€lant›lar›n› yapabilecek yo€unlukta optik veri ba€lant›lar› üzerinde çal›fl›yorlar. Ancak bu proje henüz erken bir aflamada. HP mühendisleri, her biri insan saç›n›n dörtte biri kal›nl›kta minicik lazerlerle kapl› silikon gofretlerini gururla gösterip, bunlar› kullanarak incecik optik fiberler üzerinden ›fl›k darbeleri yollayabiliyorlar. Lazerlerin küçük çiplere s›€acak flekilde paketlenip bellek ve ifllemcileri birbirine ba€lamak için the Machine’in devre kart›na eklenmesi amaçlan›yor. Geleneksel optik ba€lant› teknolojisi çok hantal oldu€undan, flu anki bilgisayarlarda bu ifl için metal ba€lant›lar kullan›yor. Fink, bunun bu ony›l›n sonuna do€ru, the Machine’in son komponenti olarak tamamlanmas›n› bekliyor. Fink, o gün geldi€inde, the Machine’in ilk tamamlanm›fl versiyonunun uzaktan büyük ölçekli veri analizi eriflimi sa€lamak üzere firmalara veya üniversitelere kiralanabilece€ini söylüyor. Az sonra da the Machine tipi sunucular› sat›n almak mümkün olacak. Ayr›ca bu yeni bilgisayar›n ebad›n›, dizüstü bilgisayar, ak›ll› telefon ve hatta kablolu TV cihazlar›nda kullan›lmak üzere küçültme çal›flmalar›n›n da bafllayaca€›n› söylüyor. E€er herfley planland›€› gibi giderse, the Machine’in ilk versiyonu bir kurtar›c› olarak yetiflti€inde Hewlett Packard Enterprise 5 yafl›na gelmifl olacak. Ancak piyasa, bugün HP’nin mevcut iflletmesine gösterdi€inden daha s›cak bir kabul göstermeyebilir. Yeni hesaplama teknolojileri bafllang›çta genellikle pahal› ve kulla- ENDÜSTRİ OTOMASYON n›m› zor olur. HP’nin sunucular›na gösterilen ilginin azalmas›n›n sebebi, bulut hizmetlerinin firmalara bunun tam da tersini, yani eskiden firman›n içine kurulmas› gereken hizmetlere oranla daha ucuz ve kolay bir alternatif sunmas›. Microsoft’ta k›demli bir araflt›rmac› olan Doug Burger’in söyledi€ine göre, kendine sunucu sat›n alan firmalar bile büyük olas›l›kla flebekelendirme ve depolama gibi teknolojilerde sürekli güncelleme yapmak suretiyle sa€lanacak performans art›fl›n› görmeden edemeyecek. “Temiz bir sayfa açmak insana herfleyi yeniden tan›mlama flans› verdi€i için harikad›r, ancak bu durumda insan herfleyi yeniden tan›mlamak zorunda kal›r” diyor. “Çok karmafl›k sistem mimarîlerinde, hem yepyeni hem de baflar›l› proje epey nadirdir.” Fink, araflt›rmac›lar›n›n hesaplama alan›nda bu yepyeni garip gelece€e tafl›nma ifllemini kolaylaflt›racak araçlar› yaratabilece€ini iddia ediyor. Ve geleneksel bilgisayarlarda yap›lan ufak geliflmeler giderek daha az kâr getirmeye bafllay›nca, firmalar›n tamamen yeni bir platformu kabullenmeye daha aç›k hale gelece€ini düflünüyor. Öte yandan Fink’in the Machine‘i gerçeklefltirememe ihtimalinin kendisini hiç de rahats›z etmedi€ini söylemesi biraz çeliflkili görünüyor. Dedi€ine göre, HP günümüz bilgisayarlar›n›n kusurlu mimarîsini biraz düzeltmek için memristör çipi ve fotonik ba€lant›lar satmaya geri de dönebilirmifl (bugüne kadar HP komponent üretimine girmemifl olsa da). “Bunu yaparak çok fley kazan›yoruz,” diyor, “Bu ya hep ya hiç meselesi de€il.” Ancak HP’nin ç›rp›nmas› bunun tam tersine iflaret ediyor. & EO ‹lüstrasyon: Leo Espinosa Martin Fink’in foto¤raf›n› veren: Richard Lewington Di¤er foto¤raflar: HP Laboratuarlar› Söyleşi / Mustafa Çelebi - Moiz Messeri / Schneider Electric “Endüstri 4.0 Bir Devrim Değil, Evrimdir” Moiz Messeri Mustafa Çelebi Schneider Electric Türkiye’den Mustafa Çelebi ve Moiz Messeri ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Schneider Electric dünya genelinde yaptığı çalışmalarla Endüstri 4.0 sürecinin en önemli aktörlerinden. Geliştirdiği ürünler alanında fark yaratan ürünler. Bu ay duyurduğu yeni ürünü PLC M221 üzerine de konuştuk. E&O: Merhabalar. Mustafa Bey ve Moiz Bey dilerseniz önce kısaca sizi tanıyalım. Mustafa Çelebi: Dört yıl sahada Otomasyon Proje Mühendisi olarak görev aldım. 2011 yılı sonunda Schneider Electric Endüstri Pazarlama İşbiriminde HMI Ürün Uzmanı olarak görev yaptım. 2015 yılından bu yana, Pazarlama işbiriminde Makina Çözümleri ve Makina Üreticileri İş Geliştirme Yöneticisi olarak görev yapmaktayım. Moiz Messeri: 3 yıl proje mühendisi olarak çalıştım, ardından 3 sene boyunca Enerji santrali şantiyelerinde elektrik departmanında görev aldım. 2004 yılında Schneider Electric Pazarlama bölümünde Ürün müdürü olarak görev yaptım. Farklı ürün gamları ve farklı satış kanalları ile çalıştıktan sonra bu gün bayi kanalı üzerinden endüstri ürünlerinin satışlarının arttırılmasından sorumlu iş geliştime yöneticisi olarak çalışmaktayım. 20 E&O: Dünya’da IoT ve Endüstri 4.0’a dair kapsamlı çalışmalar yürütülmekte. Endüstri 4.0’a dair görüşlerinizi alabilir miyiz? Mustafa Çelebi: Biz Schneider Electric olarak “Industrial Internet of things” jargonunu kullanıyoruz. Enosad’da yaptığım “Akıllı Fabrikalar” adlı sunumumdan iki cümle; Bu evrim ile birlikte; büyük düşünen büyük işletmelerde; akıllı makinaların ve akıllı fabrikaların tam entegrasyonu tamamlanacaktır. Büyük veriyi yönetenler, geçmişi analiz edenler ve geleceği öngörenler aslında şu anda en iyi aksiyon alanlar anlamına gelecek. E&O: Schneider Electric’in Endüstri 4.0’a dair sloganı “Endüstri 4.0 bir devrim değil, evrimdir”. Türkiye bu evrimin neresinde? ENDÜSTRİ OTOMASYON Söyleşi / Mustafa Çelebi - Moiz Messeri / Schneider Electric Büyük veriyi yönetenler, geçmişi analiz edenler ve geleceği öngörenler aslında şu anda en iyi aksiyon alanlar anlamına gelecek. Moiz Messeri: Türkiye büyük işletmelerin ve büyük makina üreticilerinin dışında bu evrimin henüz ilk aşamasında. Kendi başına karar veren mekanizmalar ve entegre fabrikalar Türkiyede bulunmuyor. Genleri birleştirilmeyi ve teknolojik çoğalmayı bekleyen birçok bilimdalı ve disiplinlerarası çalışma askıda bekliyor. E&O: Schneider Electric de sektörün en önemli firmalarından biri olarak bu alanda çalışmalarını sürdürüyor. Schneider Electric’in bu alandaki çalışmalarından bahsedebilir misiniz? Mustafa Çelebi: Schneider Electric olarak; adı ne olursa olsun biz entegrasyona çok önceden başladık. Bizim için bu bir devrim değil evrim süreciydi. Alışkanlıklar ve ihtiyaçların bu yönde gideceği çok önceden belliydi. Bizde tüm ürün ve çözümlerimizi bu kapsamda geliştiriyoruz. Eskiden sürücüler; sadece hız kontrol parametrelerinin girildiği frekans ayarı yapan cihazlardı. Günümüzde cihaza ait tüm parametrelerinin web üzerinden, cep telefonundan değiştirildiği; enerji analizörü gibi parametre izlemenin yapıldığı; QR kod ile hata izleme yapılabilen tam entegre cihazlar haline geldi. Eskiden PLC; sadece lojik programların LADDER dilinde yazıldığı ihtiyaca yönelik kontrolörlerdi. Şu anda bu PLClerin yerini birçok programlama dilinde projenin geliştirildiği; Scada ile tam entegre ve tüm sistemle haberleşebilen ethernet genine işlemiş PLCler aldı. E&O: Yakın zamanda yeni bir ürünü tanıttınız, M221. Teknik anlamda ne gibi üstünlükleri mevcut? Mustafa Çelebi: Schneider Electric patentli, PLC enerjilendirilmeden proje yükleme. Tüm modellerinde ethernet, USB ve SD kart standart Döküman, yazılım ve eğitimler tamamen Türkçe E&O: Sanıyorum bu ürününüz entegre endüstriyel etherneti, ücretsiz ve tamamen Türkçe programlama yazılımı, Türkçe eğitim videoları ile bir ilk. Gerek programlama kısmında gerek cihazın eğitim dökümanlarının Türkçe olması saha ENDÜSTRİ OTOMASYON 21 çalışanları için büyük avantaj. Bu konuda dair neler söylemek istersiniz? Biraz da bu özelliğinden bahsedebilir misiniz? Mustafa Çelebi: Sürekli yeni dökümanları türkçeleştiriyoruz ve yeni eğitim videoları hazırlıyoruz. Eğitim gerektirmeyen, anında kullanıma başlayacağınız makine otomasyonu çözümü Modicon M221 PLC ailesi dememizin sebebi bu. Modicon M221 “SoMachine Basic” ile programlanıyor. SoMachine Basic programının, editör ve yardım menüsü Türkçe. PLC takılan ekran modülü ile türkçe dil seçeneği ile parametrelerin değiştirilmesi sağlanıyor buda ingilizce bilmeyen programcılar veya son kullanıcılar için büyük kolaylık sağlıyor. Tüm modellerinde ethernet, USB ve SD kart standart döküman, yazılım ve eğitimler tamamen Türkçe E&O: Piyasaya yeni çıkmış olmasından ötürü müşterilerinize bir kampanya ile sunmayı tercih ettiniz. Kampanyaya dair bilgi verebilir misiniz? Moiz Messeri: Türkçe PLC M221 kampanyası için kampanyaya katılan bayilerimizden tüm M221 modellerini inanılmaz uygun ücretle müşterilerimiz satın alacaklar. Kampanya Mayıs ayında başladı ve Temmuz ayı sonuna kadar devam edecek. Kampanya ile ilgili detayları: http:// forumtr.schneider-electric.com/” adresimizden edinebilirsiniz. E&O: Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz… 22 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Uno Power Güç Kaynakları Kompakt Gövdede Yüksek Güç Pilz www.pilz.com/tr ■ Kompakt kontrol panolarında kullanılan güç kaynaklarının güvenilir olması istenir ancak çok fonksiyonel olmasına gerek yoktur. Bu güç kaynaklarının az yer kaplaması ve enerji verimliliğinin de yüksek olması başlıca gereksinimlerdendir. Phoenix Contact, bu ihtiyaçları karşılayan yeni bir ürün grubu geliştirdi Yüksek güç yoğunlukları ile yeni Uno Power güç kaynakları, 100 W’a kadar 24VDC veya 12VDC ile güvenilir şekilde besleme gereken yerler için tasarlanmışlardır. Çok düşük stand-by kayıpları ile yüksek verim, maksimum enerji verimliliğini sağlamaktadır. (Resim 1). Bu nedenle regülesiz güç kaynakları sorun çıkartırlar, zira giriş gerilimindeki salınımlar, bu teknolojide doğrudan çıkış gerilimine yansımaktadır. Buna karşın Uno Power gibi primer anahtarlamalı güç kaynakları, 600V’luk DC link’i kapasitörlerle besleyerek kesilmeleri tolere etmektedir. Bu güç kaynakları tam yükte 135ms’lik kesintileri tamponlayabilmektedir. Böylece yük kesintisiz ve gerilim dalgalanması olmadan çalışmaya devam eder. Uno Power, tüm dünyada kullanımı için CE, UL 508 ve UL 60950 onay belgelerine sahiptir. 85VAC ile 264VAC arasında giriş gerilimlerini kabul etmesi sayesinde bu aralıktaki şebekede dalgalanmalarında da çalışmaya devam eder – Bu güç kaynakları son derece güvenilirdir. MTBF değeri 500.000 saatin üzerindedir, bu da yüksek işletim güvenliği sağlamaktadır. -25°C ila 70°C geniş sıcaklık aralığı, güç kaynaklarının dış mekanda da kullanımını mümkün kılmaktadır. Enerji Tasarruflu Çalışma Dünya Çapında Güvenilir Güç Kaynakları Kötü bir elektrik şebekesi veya enerji temin kurumlarının transfer işlemleri, alternatif akımda geçici kesintilere yol açabilmektedir. Bunun sonucunda tam veya yarım dalga atlanabilmektedir veya sürekli kesintiler olabilmektedir. Bu tür hatalar belirlenemeyeceği için kabul edilemezler. 24 Uno Power ürün grubundaki cihazlar, bunların yanı sıra enerji tasarruflu olmalarıyla da dikkat çekmektedir. Boşta çalışma kayıplarının 0,3W‘ ın altında olması ve verimliliğiyle büyük enerji tasarrufu sağlamaktadır. Bu durum özellikle, elektrik beslemesinin 24 saat boyunca elektrik şebekesine bağlı olması, ancak nadiren yüklenmesi halinde önemlidir. Etkin çıkış gücünün etkin giriş gücüne bölünmesiyle elde edilen verim, yüzde 90’ a yakın olan değeriyle piyasadaki muadil cihazlardan oldukça yukarıda kalmaktadır. Sonuç olarak bu güç kaynakları daha az ısı üretmekteler. Bu da sadece elektrik tüketimini düşürmekle kalmayıp, ayrıca komponentlerin çalışma ömrünü de arttırmaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar ABD Çevre Koruma Ajansı EPA (Environmental Protection Agency) 1992’ de, enerji tasarruflu ofis cihazlarını teşvik etmek amacıyla “Energy Star” uygulamasını başlattı. Tüketiciler bu ürün işareti ile, hangi bileşenlerin çok veya az enerji tasarrufu yaptığını hemen anlamaktadır. Enerji tasarruf programı, 2003’ te Avrupa Birliği (EU) tarafından da imzalanmıştır. Enerji tasarruflarına bağlı olarak I ile V arasında gruplanmış olan harici güç kaynakları da, isteğe bağlı olarak işaretleme kapsamına girmektedir. Denetçiler tarafından göz önüne alınan değerlendirme kriterlerinden biri de boşta çalışma kayıplarıdır. Burada sınıf V yüksek bir enerji tasarrufu, sınıf I ise düşük bir enerji tasarrufuna karşılık gelmektedir. Uno Power güç kaynakları sınıf V’e dahildir, zira gücü 60W’a kadar olan modüller boşta çalışmada sadece 0,3 W tüketmektedir. Gücü 100 W olan cihaz, 0,5W boşta çalışma kayıplarıyla kendi güç sınıfında en iyi yerlerden birine sahiptir. Kompakt Tasarım Uno Power güç kaynakları, her biri 90mm yükseklikte ve 84mm derinlikte olan 22,5mm, 35mm ve 55mm‘lik üç gövde genişliğiyle, kontrol panosundaki yer gereksinimini azaltmaktadır. 12VDC yükler için 30W ve 55W kullanılabilmesinin yanı sıra, 24VDC çıkış gerilimli güç kaynakları 30W, 60W ve 100W olarak temin edilebilmektedir. Modüllerin derinliği, sık kullanılan 120mm‘lik kontrol panosu kutularında kullanılmaya uygundur. (Resim 2). Yüksek güç yoğunlukları sayesinde yeni Uno Power güç kaynakları, özellikle kompakt kontrol panolarında 100W‘ a kadar yükler için ideal çözüm olarak dikkat çekmektedir. Tasarım, Güç Kapasitesi ve Fonksiyonellik Her uygulamada, güç kaynağı için özel gereksinimler söz konusudur. Çoğunlukla teknik gereksinimler hangi güç kaynağının hangi uygulamaya uygun olduğunu belirler. Bu nedenle Phoenix Contact’ın Quint, Trio, Mini, Uno ve Step Power ürün grupları tasarım, performans ve fonksiyonlarıyla ayırt edilmektedir (Resim 3). Uygulamanıza en iyi uyan cihaz için lütfen tabloya bakınız (Tablo). Yüksek kullanılabilirlik söz konusu olduğunda, Quint Power daima ilk seçimdir. Bu güç kaynaklarında bulunan sigorta attırma teknolojisi (SFB) sayesinde nominal akımın 6 katı 12ms boyunca sağlanabilmektedir. Bu sayede standart devre kesiciler normal manyetik açma karakteristiklerine uygun olarak tetiklenerek güvenilir bir şekilde açtırılabilmektedir. Bu sayede arızanın meydana geldiği kısım kolayca tespit edilmiş olur ve bu kısım çalışan kısımdan güvenle ayrılmış olur. Trio Power ürün grubu, standart fonksiyonları yüksek kalite ve güvenilirlikle kombine etmektedir. Bu cihazlar, güvenilir 24VDC beslemeye ihtiyaç duyulan seri makine imalatında sıklıkla kullanılmaktadır. Modüler elektronik gövdesinde yerleştirilmiş olan Mini Power güç kaynakları ölçme, kumanda ve kontrol tekniği için tasarlanmış olup, burada Combicon konnektörlerle kolayca bağlanmaktadır. Buna karşın Step Power’in uygulama alanı dağıtım panolarıdır. Kompakt tasarımları ve düşük boşta çalışma kayıpları nedeniyle cihazlar, sıklıkla bina otomasyonunda kullanılmaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON 25 Ürün ve Uygulamalar Yeni C23 Serisi Minyatür Fotoelektrik Sensör Wago www.wago.com.tr ■ Yeni C23 Serisi Minyatür Fotoelektrik Sensör difüz, yansımalı, karşılıklı ve arkadan bastırmalı çeşitleri ile endüstriyel ortamlarda geniş çözümler sunuyor. PNP tip C23 serilerinin hepsi IO-Link özelliğine sahiptir. Böylece akıllı bir şekilde makinalar bir köprü kurar. tiyaç duyulması halinde kontrol verileri de gönderilebilinir. IO Linkin avantajları nelerdir? Basit Kurulum Kablolamada azalma, bağlantı teknolojisinin kolay olması Veri Toplama Kolaylığı IO link sayesinde hata tanıma ve analizi, sıcaklık, raporlama, kirlenme, vb. bilgiler kolaylıkla alınabilir. Özellikleri • Üst seviye hassaslık aralığı • Minyatür gövde 20 x 30 x 10 mm3 • Arkaplan bastırma için mükemmel optik özellik • Cross talk’dan etkilenmez • Kalibre edilmiş hassaslık • Bütün PNP çeşitlerinde IO-Link özelliği Standartlaştırma Mevcut arayüzler çeşitliliğini minimize etme (PNP, 4-20 mA, 0-10 V, RS 232 ve RS 422) IO Link Nedir? Otomasyon sistemlerinin gelişmesiyle birlikte hep daha zeki sensörler ve aktüatörler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelerle birlikte bu cihazlarla haberleşmek için daha kolay ve global bir çözüm arayışına girilmiştir. IO link sensör ve aktüatörlerle haberleşmek için geliştirilen noktadan-noktaya haberleşme protokolüdür. IO Link sensör ve aktüatörleri I/O modüllerine bağlanabilir mi? IO Link sensörleri ve aktüatörleri I/O modüllerine bağlanabilir. Öyle ki; IO Link dilini konuşmayan bir sensör dahi, IO modülüne bağlanabilir. Sensör veya aktüatör ile I/O modülü arasındaki bağlantı, yukarıda bahsettiğimiz gibi noktadan noktaya bağlantı olarak sağlanır. Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere klasik çözümde sensörler için farklı ara yüzlere ihtiyaç duyulmuştur. Ayrıca sensör/ aktüatörler için farklı araçlar gerekecektir. IO Link çözümünde ise tek bir arayüz tüm sistem için yetmektedir. Yine tek bir araç IO Link cihazları için yeterli gelmektedir. Uygulama Konveyor C23 serisi konveyor uygulamaları için mükemmel sonuçlar yaratır. Hassasiyet aralığının geniş olması ve hızlı tespit edebilme özelliği sayesinde konveyor hatlarında rahatlıkla kullanılır. Difüz ve arkadan bastırmalı dar konveyorlarda ideal iken, yansımalı ve karşılıklı sensör tipleri daha geniş konveyorlarda kullanılabilir. IO Link üzerinden ne tür veriler gönderilir? Proses verileri (analog değerler, anahtarlama durumları), konfigürasyon verileri, üretici ID verileri, sistem parametreleri (alt sınır, duyarlılık, alt sınır vb.) gönderilebilir. Yine ih- 26 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar İyi Bir Tavsiye Pahalı Olmamalı Pilz www.pilz.com/tr Pilz makine emniyeti alanında danışmanlık, teknik uygulama ve eğitim içeren geniş bir servis portföyü sunmakta. 28 ■ Üretim tesislerini optimize etmek ya da genişletmek genelde modern bir emniyet anlayışının benimsenmesi zorunluluğunu beraberinde getirir. Tesis farklı üreticilere ve tedarikçilere ait ürünlerden oluşuyor ise 2006/42/EG Makine Direktifine bağlı olarak CE Onayı’nın kimin üstleneceği ve sorumlu olacağı sorusunu oluşturmaktadır. İsviçre’de bulunan Sika’ya uzman danışman Pilz eşlik ederek sadece akıllı emniyet çözümleri üretmekle kalmayıp zor CE onay sürecini düzenledi, tavsiyelerde bulundu ve sonuç olarak tüm tesisin uygunluğunu onayladı. Farklı üreticilerin makinelerinden oluşan tesis Birbirine bağlı tesislerin teknik açıdan son duruma getirilmesi, artan verimlilik talebi gerçekleştirilmesi ya da üretim hattının genişletilmesi söz konusu ise, ekonomik açıdan hangi tesis parçalarının kullanımına devam edileceği ve hangilerinin değişmesi gerektiği sorusu sorulur. Böyle bir durumda zaman çok önemli bir rol oynamaktadır. Bir yerin iyileştirmesi komple yeni bir üretim hattının kurulmasından çok daha hızlı gerçekleştirilir. Sika’nın tesisi yaklaşık 40 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 8 metre yüksekliktedir. Sika tesisinin temeli bir açma, merkezi bir ekstrüzyon ve bir sarma ünitesinden oluşmaktadır. 20 yıllık tesisin Sarnen’e taşınarak teknolojik açıdan son duruma getirilmesi hedeflendi. “Merkezi ekstrüzyon ünitesini değiştirmek istemiyorduk ama bazı bölümlerinin modernize edilmesi gerekiyordu. Sarma ünitesi kısa bir süre önce yenilenmişti ancak açma ünitesinin yeniden temin edilmesi gerekiyor- Genel merkezi İsviçre Baar’da (Zug Kanton) bulunan Sika’nın Sarnen bölgesinde üretim birleşmesi kapsamında mevcut bir folyo üretim hattının revizyonu gerçekleştirilecekti. Sika AG özel kimyasal konusunda dünya çapında faaliyet gösteren bir şirkettir. İnşaat ve imalat endüstrisinin tedarikçisi olan şirketin yaklaşık 16.000 çalışanı bulunmaktadır. Sika’nın ürün yelpazesinin arasında üstün nitelikli ilave beton ürünleri, özel harçlar, dolgu ve yapıştırma, yalıtım ve güçlendirme ürünleri bulunmaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar “Pilz’in tüm danışmanlık ve hizmet teklifi çok iyi ve tamamen taleplerimize uygundu. Temel yeterliliklerimize konsantre olabiliyorduk, öte yandan süreç sırasında her zaman sürecin önemli bileşenlerini biçimlendirme fırsatına sahiptik.” Bruno Kiser (solda); uzman danışman Beat Eugester (solda), Pilz İsveç. du.” Sika alt şirketi olan Sika Manufacturing AG’nin varlık yönetim direktörü Bruno Kiser, proje başlangıcı ile hatırladığı durumu bu sözlerle anlatıyor. Sonuç olarak optimize edilmiş tesis ve bununla birlikte yeni kurulması gereken merkezi kontrol ünitesi farklı üretici ve tedarikçilerin parçalarından oluşmaktaydı. CE Onay süreci zorlu bir görev Sika örneğinde olduğu gibi bir makinenin teknik özellikleri ve risk potansiyeli makinede yapılan eklemeler ve değişimlerden dolayı farklılık gösteriyorsa 2006/42/EG Makine Direktifi’ne uyulması gerekmektedir. İsveç de ikili anlaşmalar kapsamında bu Direktife uygun hareket ederek Direktif’e yasal bağlayıcılık kazandıracağını kabul etmiştir. Sağlam bir risk değerlendirmesi temelinde hangi risklerin oluştuğu ve olası kazaları önlemek için nasıl davranılması gerektiğini, ayrıca insanlar ve makineler için en yüksek emniyetin sağlanması gösterilmelidir. Risk değerlendirmesi, performans seviyesinin araştırılması buna bağlı olarak emniyet konseptinin oluşturulması ve sonuç olarak CE Onayı’nın alınması zorlu bir görev olduğundan uzmanlık ve detay bilgisi gerektirmektedir. Bu Makine Direktifi’ni karşılamaya yönelik minimum emniyet gerekliliklerinin uygulanmasında temel araç uyumlaştırılmış normlardır. Farklı üreticilerin makina parçalarının birleşiminden oluşan bir tesiste daha planlama aşamasında sonuç olarak kimin tesisin 2006/42/EG Makine Direktifi’ne uygunluğunu onaylayacağı konusunda bir karara varılmalıdır. Uzman kişiden teknoloji ve emniyet konularında danışmanlık Sika’nın proje sorumluları ya tüm değişimleri ve buna bağlı olarak CE Onay sürecini deneyimli bir genel yüklenici şirkete (GY) devredecek ya da açma ünite- ENDÜSTRİ OTOMASYON 29 Ürün ve Uygulamalar Pilz’in hizmetleri risk değerlendirmesinden emniyet dizaynına ve konseptine bunun dışında uygulamaya ve onaylamaya kadar dayanmaktadır. Pilz, CE işaretinin onaylama sürecinde yetkili olarak faaliyet gösterebilen ve sorumluluk alabilen birkaç firmalardan biridir. sinin tedarikçisine tüm bu süreçle görevlendirecekti. “Bu alternatif kısa bir dönem için düşünülmüş, daha sonrasında geçerli sebeplerden dolayı vazgeçilmiştir. O dönem belli konularda somut fikirlerimiz vardı ve kimseye devretmek istemiyorduk” diye ekliyor Bruno Kiser. Sonuç olarak tüm süreci yönetme ve gerekli proje ortaklarını organize etme kararından vazgeçildi. Kiser şöyle devam ediyor: “Neyse ki gerekli tecrübemizin, uzmanlık bilgimizin, insan gücümüzün ve zamanımızın olmadığının erken farkına vardık. Bu nedenle dışardan gelen bir uzmanın desteğini almaya karar verdik.” Emniyet konusunda Pilz ile uzun zamandır sürdürülen ortaklığa güvenildi. Stuttgart Ostfildern de merkezi olan güvenli otomasyon tedarikçisi 1996 yılından bu yana İsveç’de bir alt şirketi tarafından temsil edilmektedir. 2009 yılında ilk kez Sika’da bir hizmet görevini gerçekleştiren Pilz uzun yıllardır şirkete teknik destek sağlamaktadır. Sika proje yöneticileri, Pilz’in yalnızca otomasyon alanında çeşitli teknolojilerden yararlanmadığının, aynı zamanda geniş bir hizmet programı yelpazesiyle CE Onayı da dahil olmak üzere, bir tesisin kullanım döngüsünün tamamını kapsayan danışmanlık ve teknik uygulama hizmetleri sunduğunun farkındadır. Talep edilen; yeni kontrol konsepti ile, ne kullanımı ne de verimliliği etkileyen modern ve düşük maliyetli bir emniyet konsepti sağlanmalıydı. Danışmanlık süreci kapsamında, proje ortaklarının görevini ve sorumluluklarını kesin tanımlamak ve kendi düşüncelerini sunup gerçekleştirmeye Sika’da büyük önem verilmekteydi. Geniş kapsamlı hizmet ve danışmanlık teklifi Pilz, risk değerlendirmesini esas alarak yüksek verimli bir emniyet konsepti oluşturdu. Bu konsept sadece yüksek emniyet standartlarına sahip olmayıp bunun dışında da talep edilen tesis verimliliğini 30 Üretici ya da ürünü piyasaya süren kişi ürüne CE işaretini ekleyerek tesis özelliklerinin 2006/42/ EG Makine Direktifi’nin tüm yasal gerekliliklerini ve şartlarını karşıladığını onaylamaktadır. CE sertifikalı makineler, makine sistemine bağlanmış ise (tesis), tüm sisteme CE işaretinin verilmesi dahil olmak üzere uygunluk değerlendirmesine yönelik prosedürlerin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. gerçekleştirmekteydi. Konsept; hem makine emniyeti için gerekli olan mekanik, elektrik ve diğer teknik geliştirme çözümlerini, aktüel teknik duruma uygun normların ve direktiflerin uygulanmasını, performans seviyesinin (PS) tanımını hem de makine kullanılabilirliğini ve verimliliği içermekteydi. Pilz’in hizmet ve danışmanlık teklifine folyo üretim tesisinin iyileştirmesi, bunun dışında tüm süreç planlaması, başka şirketlerle olan sözleşmelerin şekillendirmelerine dair danışmanlık, kontrol ünitesinin üreticisine gerekli emniyet fonksiyonlarının bildirimi, her bir tesis parçasının kullanım ve onarım kurallarının talep edilmesi, kurulumdan sonra gerekli emniyet mekanizmalarının kontrolü dahildi. Bir diğer nokta ise komple sistemde geçerli bir kullanım talimatı oluşturmak için tüm kullanım talimatlarını birleştirilmesi ve tamamlanmasıydı. Son olarak Pilz uygunluk beyanını vermekteydi. Yenilenmiş tesis artık CE uyumluydu. Emniyet konsepti güncel standartlara uygun olup, güncel verimlilik talebine dayalı olarak üretim sürecinde birkaç sene boyunca daha kullanılmaya elverişlidir. “Pilz’in tüm danışmanlık ve hizmet teklifi çok iyi ve tamamen taleplerimize uygundu. Temel yeterliliklerimize konsantre olabiliyorduk, öte yandan süreç sırasında her zaman sürecin önemli bileşenlerini biçimlendirme fırsatına sahiptik. Sonuç olarak tercih edilen çözümün maliyeti bir ana yükleniciyi görevlendirmekten çok daha düşüktü” diyor Bruno Kiser. Sika gelecekte de makine emniyeti ile ilgili tüm konularda Pilz’in uzmanlığına güvenecektir. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar ABB Alçak Gerilim Ürünleri ABB www.abb.com.tr • Tesisinizde meydana gelen güç kalitesi sorunlarına çok kısa temel sorulara cevap vererek bir kaç adımda nasıl çözüm bulabiliriz? Sorularının cevaplarını bulabileceksiniz. Problem Çözme Sistematiği Güç Kalitesizliği olayları nasıl tanımlanır? Tablo 1 de tesisinizde karşılaşabileceğiniz sorunlar özetlenmiş olup, bu sorunlar karşısında hangi amaçlar ile çözümler üretebileceğiniz ve çözüm için izlenmesi gereken yol hakkında bilgileri bulabilirsiniz. ■ Güç Kalitesi Sorunlarını 3 Adımda Nasıl Tanımlarız? Güç kalitesi ülkemizde özellikle son yıllarda giderek önemi artan ve elektriğin girdiği birçok alanda olmazsa olmazlar arasına giren bir konu haline gelmiştir. Reaktif güç limitleri yasalar ile net olarak belirlenmiş ve gün geçtikçe aşağıya çekilip koşullar ağırlaştırılmıştır. Tablo 1 Güç Kalitesizliği sebebi ile hangi cihazlar zarar görür? Güç kalitesi denildiğinde akla gelen diğer konu ise harmoniklerdir. Henüz yasalarca belirlenen bir limit olmasa da sisteme verdiği zaralar ile kullanıcılar ve özellikle sektörde yer alan çalışanların önemle üzerinde durduğu bir konu haline gelmiştir. Elektriğin gittiği her yerde bu kadar önemli noktaya gelen güç kalitesi sorunları hakkında elektriği kullanan herkesin en azından bilinçli soru sorabilecek ve tesiste meydana gelebilecek sorunlar hakkında yorum yapabilecek düzeyde bilgi sahibi olması ABB olarak en büyük amaçlarımızdan bir tanesidir. Yüksek ceza bedellerinden ve ağır hasarlardan kaçınmak için sistemde meydana gelen sorunlar bir an önce çözülmelidir. Bu noktada sorunun kısa sürede tespiti ve çözümü için kullanıcıların bilinçli olarak konuya yaklaşması, uzmanı doğru biçimde yönlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu yazıda; • Tesisinizde güç kalitesi sorunları hangi yollar ile karşınıza çıkabilir, çözüm için hangi noktalarda bilgi sahibi olmalıyız? • Güç kalitesi sorunları hangi cihazlarda ne boyutlarda zararlara yol açar? 32 ENDÜSTRİ OTOMASYON Tablo 2 Tesisinizde meydana gelen güç kalitesi sorunlarının temelinde kullandığımız cihazlar yatmaktadır; ancak meydana gelen kalitesizlikten etkilenen de yine bu cihazlar olmaktadır. Tablo2 de kullanılması muhtemel olan cihazların ve bu cihazların harmonik ve yük dengesizliklerinden ne oranda etkilendiklerini bulabilirsiniz. Kolay Seçim Rehberi Kolay seçim rehberi, sizlere bir kaç soruda çözüme ulaşmanızı sağlayacak yolu göstermektedir. ABB olarak güç kalitesi sorunlarının tamamına yıllardır geniş ürün gamımız ile tam çözüm sunmaktayız. Şema 1 de şu 3 soruya cevap vererek ihtiyacınız olan çözüme ulaşabilirsiniz: 1. Reaktif güç kontrol rölesinde okuduğunuz Cos (fi) değeri düşük mü? (Teoride ideali 1’dir) 2. Tesisinizde hızlı değişen yükler mevcut mu? - Kaynak makinesi, vinç,asansör vs. gibi cihazlar ani ve yüksek akım çektikleri için hızlı bir değişime yol açarlar. 3. Tesisinizde harmonik bozulmalar mevcut mu? Örnek olarak; motorlarda aşırı ısınma, transformatör ve nötr hatlarında ısınma, devre kesicilerinde beklenmedik açmalar, sigorta ve toprak rölesi açmaları ile kondansatörlerde aşırı ısınma ve delinmeler gösterilebilir. Eğer ki sisteminizde bu etkilerin bir veya bir kaçını görüyorsanız harmonik bozulmada ‘EVET’ diyerek ilgili ABB çözümüne ulaşabilirsiniz. Şema 1 Ürün ve Uygulamalar Yeni Fluke TiX1000 Kızılötesi Kamera Netes Mühendislik www.netes.com.tr ■ Kızılötesi kameraların en yüksek performansa sahip ailesi ile tahminleri incelemenizden ve analizinizden kaldırın. Özellikler; • Denetimleri güvenli bir mesafeden gerçekleştirin ve kamera üzerindeki dahili dijital yakınlaştırma özelliğiyle yakın çekim görüntüleri 32 kat büyütün. • Uygulamanız için en uygun görüntü aktarım protokolünü seçin: Kamera veri bağlantı noktaları: Görüntü aktarımı: SD kart, USB 2.0 video çıkışı DVI-D (HDMI). GigE vision ve RS232, 2015 yılında kullanılabilecek. SmartView® yazılımı: SD kart. USB 2.0, GigE Vision ve RS232, 2015 yılında kullanılabilecek. • 8 MP görünür ışık kamera ile en net IR-Fusion® görüntüleri alın. • Dış mekanda kullanıma yönelik görüntü bulucu ile alan içi görüntülemede çok yönlü görüntüleme seçenekleri. • En sık kullanılan özelliklere hızlı erişim için kişiselleştirmeyi sağlayan kullanıcı tanımlı, programlanabilir düğmeler. • Gelişmiş uygulamalar için 240 Hz kare hızına alt pencere oluşturulabilen yegane portatif kameralar (ilave seçenek). Alt pencere nedir? Ani ve hızlı sıcaklık değişimleri bazı analizlerde çok önemli bir faktör olabilir. Uzman Serisi kameralar (TiX1000, TiX660 ve TiX640) isteğe bağlı bir Alt Pencere Oluşturma modu sunar (kamera satın alırken seçilebilir). Bu özellik genellikle sadece soğutulmuş kızılötesi kameralarda bulunur. Bu kızılötesi dizilerin kullanılması, kullanıcının ani sıcaklık değişimlerini daha iyi anlayabilmek için saniyede çok sayıda veri karesini belgeleyebilmesini ve analiz edebilmesini sağlar. Aşağıdaki kare hızları isteğe bağlı ek özellik olarak mevcuttur: • Seçenek 1: 640 × 480 (60 fps (saniyedeki görüntü sayısı)) 34 • Seçenek 2: 384 × 288 (120 fps (saniyedeki görüntü sayısı)) • Seçenek 3: 1024 × 96 (240 fps (saniyedeki görüntü sayısı)) Tutarlı olarak odaklanmış görüntülere yönelik en gelişmiş odaklama seçenekleriyle, odaklamada zamandan tasarruf edin: LaserSharp® Otomatik Odaklama, otomatik odaklama, manüel ve EverSharpçok odaklı kayıt özellikleri - hepsi tek bir kamerada. SuperResolution nedir? SuperResolution, kameradaki çözünürlüğü 4 katına çıkarır. Görüntüleri yakalamadan önce SuperResolution modunu seçin. Ardından bunları ürünle gelen SmartView® yazılımına aktarın ve 3,145,728 pikseli ortaya çıkarmak ve kızılötesini tamamen farklı bir şekilde görmek için SuperResolution modunu seçin. EverSharp nedir? EverSharp modu, düğmeye basarak farklı odak mesafelerinden birden fazla görüntü yakalamak için odaklama motorunu kullanır. SmartView® yazılımı özel algoritmalar kullanarak birden fazla odak mesafesinden alınan görüntüleri birleştirir ve ilk odak noktasının ayrıntılarını netleştirmekle kalmayıp, odak noktasının etrafındaki öğelerin odaklamasını da geliştiren bir görüntü oluşturur. Daha sonra tüm öğeler olağanüstü bir görüntü kalitesiyle sunulduğundan, bu kızılötesi görüntüler çok etkileyicidir. Harika görüntüleri olağanüstü görüntülere dönüştürün. Uygulamalarınız için en iyi opsiyonel objektifi seçin. İlgili ürünlere dair ayrıntılı bilgiye sağdan ulaşın veya tam liste için Modeller ve Aksesuarlar sekmesinin altına bakın. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Elektrik Sistemleriniz Için Güvenilir Pano Sistemi: Blokset Schneider www.schneider-electric.com/tr ■ Alçak Gerilim Elektrik Dağıtım ve Motor Kontrol Panoları Blokset pano sistemi 7.000 A’e kadar elektrik dağıtımı ve 250 kW’a kadar motor kontrolü için geliştirilmiş AG panoların üretimine yönelik modüler bir pano sistemidir. Panoda, son dakikada bile olsa yeni çıkışlar veya ekstra motor besleyicileri eklemek için boş çekmeceler tasarlanabilir. Yeni Mw2 kolon yapısı: Mw2 kolon yapısı, karışık prosesler için motor kontrol gereksinimlerini karşılar. Entegre ön yüzleri ile yeni çekmecelerin kullanımı sırasında alet gereksinimi yoktur. Test ve bakım işlemleri daha kolay ve hızlıdır. Kompakt kolon yapısı aynı alana daha fazla ekipman ve çıkışın sığdırılmasını ve bu şekilde pano toplam kolon sayısının azaltılmasını sağlar. Yeni Mw2 kolon yapısı ile elektrik sistemi maliyetini optimize edebilirsiniz. Yenilikçi bir çözüm… Blokset panolar, dünyanın her yerindeki onbinlerce elektrik sisteminde dayanıklılığı ve sürekliliği garanti eder. Denenmiş ve test edilmiş yapısı, genel performans ve cazip bir yatırım maliyeti Blokset’in, bir kaç yıl içinde çok sayıda endüstriyel tesis yöneticisi ve bakım yöneticisi için referans niteliğinde bir pano olmasını sağlamıştır. Yıllar boyunca blokset teknolojisi, daha iyi, hızlı, ekonomik üretim için optimum çözüm arayışında olan son kullanıcılar ile birlikte; kurulumu, bakımı daha kolay ve güvenilir ekipman arayışında olan pano üreticilerini memnun etmiştir. Bugün bu değişim, “Mw2” olarak bilinen motor kontrolüne özel yeni bir pano sistemi geliştirilmesiyle bir kez daha somutlaşmıştır. • Aynı boyutta bir Mw2 kolona daha fazla sayıda motor besleme ünitesi monte edebilirsiniz. • Mw2 kolon yapısı, motor ve dağıtım girişleri ve besleme üniteleri gibi birden fazla işlevin bir araya getirilmesine olanak tanır. • Tüm elektrik odası konfigürasyonlarına uyarlanabilir. • Ön çalışması yapılmış bir çözümdür. Tüm denenmiş ve test edilmiş Schneider Electric ürünlerini, tüm motor uygulamalarıyla birleştirir. Sağlam ve güvenilir… • Kullanışlı geniş hacimli yeni çekmecelerin üretimi aşağıdaki genel özelliklerimiz sayesinde mümkün oldu: - Schneider Electric’in küçük hacimli AG ekipmanı tasarımı konusundaki yoğun bilgi birikimi, - Yeni nesil Schneider Electric ürünlerinin kullanılması, - Tüm bileşenlerin mükemmel elektrik ve mekanik uyumu ve elektromanyetik uyumluluğu. • Çekmecelerin, basit bir yer değiştirme ile otomatik olarak erişilebilen ve maksimum operatör güvenliği için şebeke tarafında ve yük tarafında yalıtımı garanti eden bir gerçek test konumu bulunur. Güvenlidir… Blokset fonksiyonel panoların modülerliği, proje revizyonları olduğunda bu panoları kolaylıkla revize edebileceğiniz ve böylece sistem performansını artırabileceğiniz anlamına gelir. Çekmeceler, bu revizyonları ekipman yük altındayken, pano güç kaynağını kesmeden ve tamamen güvenli bir ortamda yapmanıza olanak tanır. 36 • Tüm cihazlar, yanlış kullanımı önleyecek şekilde kilitlenebilir. • Çekmeceler enerji altında, panoyu durdurmadan ve operatör için risk yaratmadan dışarı çıkarılabilir. • Ön yüzdeki pano konumu mekanik göstergeleri % 100 güvenlidir. Güvenlikte bir adım ileriye… Güvenlik, sadece sistemin dayanıklılığını güvenceye almak için değil, aynı zamanda panolarda çalışan operatörler ve bakım personelinin güvenliği için de çok önemli bir husustur. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Hiçbir şey şansa bırakılmamıştır • Blokset AG panoları, kullanım ve bakımın daha güvenli olmasını sağlamak için yük altında müdehaleyi engelleyen en iyi güvenlik ve koruma sistemlerini bir araya getirir. • Yük altındaki parçalar, IP20 koruma derecesi sağlayan blendaj ile korunur. • Çekmecelerin 3 konumu bulunmaktadır: devrede, devre dışı ve test. • Panonun işlevsel ünite konfigürasyonu ve ayarı için operatör arabirimlerine doğrudan ön yüzden erişilebilir. • “Paslanma önleyici” Blokset uygulamaları bakır ve kaplama kaynaklı kısa devre riskini azaltarak ekipmanın kullanım ömrünü artırır. • Bir Blokset çözümünün genel güvenilirliği bakım gereksinimini en aza indirir. Haberleşme cihazları sayesinde, panonun kullanımı hakkındaki mevcut tüm önemli bilgilerden faydalanabilir ve bakım takvimini üretim yükünüze uygun olacak şekilde planlayabilirsiniz. Pano yük altındayken fonksiyonel ünitelerle tamamen güvenli bir şekilde çalışabilme imkanı, sistemlerinizin besleme sürekliliğini artırır. Enerji verimliliğinizi artırın… Elektrik enerjisi, toplam üretim maliyetinin büyük bir kısmına karşılık gelmektedir. Blokset pano sistemi, ekipmanınızın enerji tüketimini azaltırken performansını da artırır. Enerji tasarrufu sağlayın Dahili ark Blokset teknolojisi, 3 seviyeli kapatma ile ark tehlikesini azaltır: • Fonksiyonel ünitede (AS3439-1), • kolonda (IEC 61641), • panoda. Test edilmiş panolar Blokset, IEC 61439-2 standardına gore tamamen test edilmiş bir üründür ve elektrik tesisatının ve kullanımının güvenliğini garanti eder. Tüm testler ASEFA ve LOVAG tarafından sertifikalandırılmıştır. Blokset çözümlerinin, elektrik enerjisi tüketimi üzerinde anında ve ölçülebilir bir etkisi olur. • Gelişmiş yol verme sistemleri, enerji tüketiminde % 50 veya daha fazla tasarruf sağlayan değişken hızlı yolverici (VFD) uygulamaları mevcuttur. • Reaktif güç kompanzasyonu ve termal dayanım kontrolünü sağlamak için kapasitör uygulamaları mevcuttur. Bu sayede reaktif güç maliyetini ortadan kaldırarak şebekeye bağlı cihazların kullanım ömrünü uzatır. • Özellikle aktif enerji tüketimi için yapılan ölçümler, motor yükü profilini ve tüketimini tanımlamaya ve izlemeye yardımcı olarak enerji verimlilik planının performansını geliştirir. Gerçekleştirilen testler Ve çevreyi korur… Eko tasarım ve eko üretim • Sıcaklık artış sınırları • Dielektrik özellikler • Kısa devre dayanımı • Koruma devresinin Etkinliği • Yalıtım mesafelerinin denetlenmesi • Mekanik çalışma • Koruma sınıfı • Dahili ark dayanımı • Kaldırma, vb. Kullanım ömrü uygulamaları • Ürün tasarımının başlangıcından itibaren üretim için gerekli malzemeleri dikkate alır ve hem niteliği hem de üretim şekli bakımından çevreye en az etki eden malzemeleri kullanırız. Ürün geliştirmenin her aşamasında, malzemelerin çevreye olan etkileri ile ilgili genel bir değerlendirmeye erişim olanağımız bulunmaktadır. Bu, malzeme seçimini optimize etmemize yardımcı olur. Besleme sürekliliği… Deprem bölgelerindeki tesisatlar için; • Bir seçenek olarak Blokset, depremlere karşı daha fazla dayanıklılık sağlamak için sağlamlaştırılmış bir gövdenin avantajlarından faydalanır (IEC 68,3.3). Korozif ortamlardaki tesisatlar için; • Standart olarak Blokset, çimento, demir ve çelik endüstrisi, vb. Uygulamaların gereksinimlerini karşılamak için çeşitli koruma seviyeleri (IP31, IP42 ve IP54’e kadar) sunar. • Su, kağıt fabrikaları ve rafineriler gibi uygulamalarda baralar ve çekmece kontakları gibi iletken parçalara özel bir paslanma önleyici kaplama (kalay, nikel, vb.) uygulanır. • Malzeme seçimi ayrıca, geri dönüşüm kolaylığı göz önünde bulundurularak yapılır. Kullanım ömrü sonunda tüm Schneider Electric ürün bileşenleri ve ambalajları geri dönüştürülebilir. Zararlı madde içerme • Ürün tasarımında çeşitli uluslararası öneriler ve özellikle RoHS Avrupa yönergesinin önerileri dikkate alınır. Blokset, herhangi bir zararlı madde içermez. Ürüne genel bakış Çok sayıda kolon seçeneği Blokset’in, en zor koşullarda bile tüm gereksinimlerinizi ve uygulamalarınızın performans ihtiyacını karşılamasına olanak tanır. ENDÜSTRİ OTOMASYON 37 Ürün ve Uygulamalar IDpro: Barkod, 2 Boyutlu Kod ve RFID Tanımlama Teknolojilerinin Akılcı Entegrasyonu Sick www.sick.com/tr ■ Otomatik-Tanımlama (auto-ID) çözümlerine yapılan yatırımların, özellikle ekonomik açıdan bakıldığında, güvenli bir gelecek vaat etmesini sağlamak her zaman için kolay değildir. Çünkü teknik ihtiyaçlar, çoğu zaman barkod, 2 boyutlu kod ve RFID gibi farklı teknolojilerin birlikte kullanılmasını gerektirmektedir. IDpro, tek bir üreticinin uygulamaya özel ve en uygun otomatik tanımlama ürünlerinin seçilmesine imkan tanıyan ilk teknoloji çeşitliliğine sahip bir platform ve portföy stratejisidir. Son yıllarda, otomotiv endüstrisindeki üretim ve ticaret lojistiği, yeni etiketlendirme ve tanımlama teknolojilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında ön plana çıkmışlardır. Bununla beraber, belirli bir sektördeki bilgi ve uygulama ihtiyaçları göz önüne alındığında, barkodlar, 2D kodlar ve tag’lar gibi araçlardan her birinin bir çok uygulama için sınırlı yararlar sundukları, hem teknik hem de ekonomik bakımdan birbirleriyle çok nadir olarak rekabet ettikleri tekrar tekrar ispatlanmıştır. SICK Tanımlama Sistemleri Bölümü bakış açısı ile “Temel olarak, kullanılacak etiketleme türünü seçerken, dikkate alınacak ana unsur, onun uygulamaya yönelik sunduğu data miktarı, transfer hızı, kapsamı, görüş alanı ve ortam koşulları gibi yönleridir. Bundan sonra, işin ekonomik yönleri de devreye girmektedir. Örneğin; kapalı devre lojistik sistemlerinde bir defadan fazla kullanıma müsaade eden veri taşıyıcılarının maliyetlerine kıyasla, bir defaya mahsus kullanılacak etiketlerin malzeme maliyetinin karşılaştırılmaları gerekmektedir”. Tanımlama sistemleri, kullanılan belirli etiketlendirme türüne bağlı olarak, kendilerine özgün verimliliklere sahiptirler. SICK, ana noktaları şu şekilde özetlemektedir: “ Lazer barkod okuyucular esnek algılama mesafeleri sunarken aynı zamanda konveyörler üzerindeki farklı band genişliklerini de desteklemektedirler. Ayrıca ortam ışıklarından bağımsızdırlar. Kamera bazlı kod okuyucular hem 1D hem de 2D kodları tanımlayabilmektedirler. 360° her yönde tanımlama özellikleri sayesinde nesnelerin herhangi bir belirlenmiş biçimde konumlandırılmasına gerek yoktur. Son olarak RFID, verilerin sadece okunması ile sınırlı kalmayıp yazılması için de imkân sağlamıştır. Bu işlem doğrudan optik bir temas olmaksızın yapılmaktadır ve bir küme içindeki farklı nesneler aynı anda tespit edilebilmektedir. Bu yüzden RFID teknolojisi, diğer otomatik tanımlayıcı teknolojilere kıyasla oldukça farklı ve ayırt edici temel niteliklere sahiptir.” Hibrit olarak bilinen uygulamalardaki optik ve elektromanyetik kavramların bir araya getirilmesi, verimlilikte kayda değer iyileştirmelere imkân sağlar. Sisteme yerleştirilmiş bir RFID tag ile barkod veya 2D kodlu etiketlere dayalı olarak uçuş bagajlarının tasnif edilmesinde, her bir bireysel parça bir diğerini tamamlar ve yeni bir bütün oluşturmak üzere birleştirilirler. Bu yüzden, tek başına “doğru” teknoloji olarak kabul edilebilecek herhangi bir tanımlama teknolojisi bulunmamaktadır. Bununla beraber, makina imalatçıları, sistem entegratörleri ve fabrika operatörleri tarafından, yaptıkları işlerin tamamını kapsayacak tek tip (ortak) bir platform oluşturulması konusunda talepler gelmiştir. Bu talep, makine veya fabrikada herhangi bir ilave yapıldığında yüksek maliyetlere yol açmayacak, geniş ve esnek kullanma imkânlarına sahip, tam ayrıntılı uygun bir etiketleme teknolojisine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. IDpro: Üç teknolojiyi birleştiren tek yöntem SICK, IDpro ile teknoloji çeşitliliğine sahip bir portföy stratejisi sunmaktadır. Homojen, tek tip bir platformu esas alan, CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx ürün ailelerinin bütünü, 38 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar gelecekte karşılaşılabilecek uygulamalar için gerekli olan temel niteliklere sahiptirler. Ayrıca otomatik tanımlama teknolojisinin yetenekli ve kapsamlı somut örnekleridirler. IDpro donanımlarının hepsi endüstriyel uygulamalar için uygun bir tasarıma sahip olmasıyla tanımlanırlar ve benzer şekilde bağlanabilir, yapılandırılabilir ve parametre değerleri girilebilir özelliktedirler. Data iletişim parametreleri bir kere girildikten ve kontrol ve yazılım yapıları, makine veya fabrikaya göre bir kere uyarlandıktan sonra bu donanımlar, söz konusu otomatik tanımlama sistemleri için kullanılmaya hazır hale gelirler. Kullanıcılar, faaliyetlerini gerçekleştirirken düşük maliyetli ve geleceğe uyumlu çözümlerden kazanç sağlarlar. Sistem entegratörleri ve makine üreticileri bu hususta tam bir uyumluluğa sahiptirler. Ortak parametrelendirmeye sahip ağ erişimli teknolojiler, CLV6xx serisi barkod tarayıcılar, LECTOR® 2D kod okuyucular veya RFH6xx RFID arabirimlerinden herhangi biri ile donatılmış olsa da, kullanıcı arayüzleri, elektrik ve mekanik bağlantı teknolojisiyle ve benzer veriyolu bileşenleri ile tamamıyla uyumludurlar. çalışmalarında, uygulanan tesis ve donanıma bağlı olarak kayda değer tasarruf imkanları bulunmaktadır. Zira donanımların her biri, herhangi bir makine için parametrelendirilmiş data çıkış formatını (bireysel olarak sınıflandırma ve süzme işlevleri dahil olmak üzere) sağlayabilmektedirler. Bu tür tasarruflara uygulamalardan birisi de bizzat katkıda bulunabilir. Sistem kurma ve devreye alma süresinde maksimum kazanç IDpro platformunun, daha yüksek performans ve uygun maliyet için gizli kalmış potansiyelleri vardır. Makina ve fabrika kuran şirketler genellikle, bünyelerinde özel olarak tanımlanmış ve belgelendirilen kontrol ve yazılım sistemlerine sahiptirler. Farklı bir otomatik tanımlama teknolojisine geçiş faaliyeti çoğunlukla hatırı sayılır uyarlama maliyetlerine neden olur. Gelecekte, makina imalatçıları ve fabrika operatörleri, olay bazında en uygun otomatik tanımlama teknolojisini istihdam etmek için IDpro’dan yararlanabileceklerdir. Örneğin barkod teknolojisi hakkında bilgi sahibi oldukları zaman, kendiliğinden 2D ve RFID donanımları hakkında da bilgiye sahip olmuş olacaklardır. Zira hepsinin de kullanıcı ara yüzleri ortaktır. Böylece bu farklı teknolojileri devreye sokarken bir önceki mühendislik çalışmaları ve bilgilerinden yararlanabileceklerdir. Eğitim ve belgelendirme işlerinde gerçekleştirilen azaltma, aynı zamanda ekonomik açıdan da olumlu etkiler yaratacaktır. Yazılımların uyarlanması, yapılandırılması ve sisteme eklenmesi Örnek bir uygulama ile doğrulama durumu için en güzel örnek, Alsbach-Hähnlein, Hesse’deki Laetus GmbH firmasıdır. Laetus, ilaç sanayiinde bozuk ambalajın belirlenmesinden, paketleme hattında güvenilir parça yönlendirmeye kadar, paketleme sürecinin denetlenmesi için son derece gelişmiş denetleme sistemlerinin geliştirilmesi, üretilmesi ve satışında uzmanlaşmış bir şirkettir. Şimdiye kadar Laetus, kendi donanımlarında kod okumak için uygun bağlantı teknolojisine sahip CLV6xx barkod lazer tarayıcıları kullandı. Laetus’da, Pazarlama ve İş Geliştirme’de Ürün Yönetimi Standard Sistemleri Yönetmeni, Mühendis Günter Rodeck şu bilgileri vermektedir. : “Şu anda yeni LECTOR®620’yi mevcut ağ sistemimize eklemiş bulunuyoruz”, “Tek tip (ortak) parametrelendirme yazılımı ve kullanıcı arabirimi sayesinde, sisteme uyarlama ve eğitim masrafları hatırı sayılır miktarda azaldı, zira mevcut IDpro platformunun sunduğu temel sayesinde LECTOR®620’yi sisteme kolayca ekleyebilme şansına sahip olduk.” ENDÜSTRİ OTOMASYON 39 Ürün ve Uygulamalar Benzerliklerden ortaya çıkan çok yönlülük Geniş çeşitliliği ile IDpro donanımlarının hepsi ortak görünüşe sahip ve sezgilere hitabeden yalın kullanıcı arayüzü, platformu tanımlayan bir dizi ilave karakteristikler eklenerek eksiksiz bir bütün haline getirilmiştir. Böylece CLV6xx barkod okuyucular, LECTOR® 2D kod okuyucular ve RFH6xx RFID okuyucuların hepsi de ortak fonksiyon düğmelerine ve LED göstergelerine sahiptir, kısacası işletim ortamı da hepsinde ortaktır. Bu duruma en iyi örnek ise ; “Otomatik Ayar” işlemidir. İşletimin ortak olma özelliği elektrik bağlantı sisteminde de sürdürülmektedir. Halihazırda mevcut anakart üzerinde tümleşik olarak Ethernet için her donanımda M12 bağlantı bulunur ve CAN-haberleşme, enerji beslemesi, tetikleyici ve yardımcı arayüzler için M12 bir konnektör ile donatılmışlardır. Dolayısıyla, barkod okuyucuları, 2D kod okuyucuları ve RFID okuyucuları birbirleri ile bire bir değiştirilmek mümkün olmaktadır. Optik ve elektronik okuyucu cihazların bir başka faydası da teknoloji geçiş fazları ve okuma oranı optimize etme gibi karışık uygulamalar da kullanılabilir olmalarıdır. Mekanik açıdan bakıldığında da, IDpro platformunda oldukça yüksek oranda uyumluluk imkânları bulunmaktadır: donanımlarda bulunan dönebilir bağlantı (lamalı soket, pim) soketlerin yanı sıra, uyarlanabilir montaj plakası ve bağlantı düzeni, çalışma alanı dar olsa bile, makine kurulumunu basit hale getirir. Çok-yönlü ağ bağlantıları CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx tarafından ortak kullanılan bir diğer temel özellik, kullanıcı dostu bir ağ yapısına uygun olmalarıdır. İletişim hususunda, her üç sistem de, herhangi bir ilave ağ geçidi gerekmeksizin Ethernete doğrudan bağlanabilir. Gelecekte endüstriyel Ethernet protokolleri yazılımlar yoluyla yüklenebilecektir ve böylece IDpro tarafından sunulan uzun dönemli yatırımın korunması hususunda hatırı sayılır katkı sağlanacaktır. IDpro – Tek bir kaynaktan küresel birleşme çözümü CLV6xx, LECTOR® ve RFH6xx’in yüksek oranda ortak 40 kullandığı bir sistemde bir araya getirilmesi ile, sistem entegratörleri ve kullanıcılar tarafından otomatik tanımlama çözümlerinin hayata geçirilmesindeki karmaşıklık, kayda değer oranda azaltılmıştır. SICK AG Otomatik Tanımlama Sistemleri bölümünde, Pazarlama ve Satış Müdürü olarak faaliyet gösteren Dirk Freitag şöyle açıklamaktadır: “SICK şu anda, otomatik tanımlama sistemleri konusunda portföyünde tüm teknolojileri - barkod, 2D ve RFID - barındıran piyasadaki yegâne tedarikçidir. Her bir ürün grubunu kendisi geliştirmiş ve üretmektedir. Ayrıca tutarlı bir kullanıcı arabirimi, süreç arabirimleri, ve birbiriyle bağlantı imkanları gibi ortak bir platform yaratmıştır.” Bu sayede, neredeyse barkod, 2D kod veya RFID tanımlama teknolojisi sorularına cevap ararken, gerçek uygulamalara ait proje planlarının yapılmasına imkân tanımaktadır. Bu amaçla, SICK, Reute’ deki Lojistik Teknoloji Merkezinde ve Türkiye ofisinde yerleşik Test Merkezinde hızlı ve risksiz bir biçimde devreye alma denemeleri, uygulanabilirlik araştırmaları, sistem optimizasyonları ve gelişmiş parametrelendirme çalışmalarını yapma fırsatı sunmaktadır. Daha sonra, ortak tek bir ortamda, tanımlama amacıyla bir barkod etiketi, 2D kodlama veya bir tag ve hatta bir hibrit etiket kullanılmış olup olmamasına bakılmaksızın sadece datalara dayalı bir icraat gerçekleştirilir. Bu, sistem entegratörlerine planlama ve yatırım güvenliği sağlar, çünkü teknolojide herhangi bir değişiklik olduğunda, tasarladıkları yatırımları değersiz hale gelmeyecektir. Temel olarak seçtikleri çözümü her durumda kullanabilirler ve özel koşullara sahip bir obje ortaya çıkması durumunda, IT süreçlerinin akıl karıştırıcı değişiklikleriyle boğuşmak zorunda kalmadan, kolayca bir veri tespit sistemi uyarlayarak sorunu çözebilirler. Bu şekilde, kullanıcılar, teknoloji, uygun maliyet ve geleceğe dönük olma konularında her zaman en iyi çözümlere sahip olabilirler. Bu durum özellikle önemlidir. Çünkü, gerektiğinde, tek bir kaynaktan sağlanan bileşenlere, dünya çapındaki destek ve hizmetlere güvenebilirler. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar IO-Link ile Yeni Yaklaşımlar ve Esnek Çözümler Turck www.turck.com.tr ■ Yeni bir egzoz üretim hattı kurulumunda zorlu kaynak gereksinimleri, zorlu üretim tipleri ve faklı tipte çok fazla farklı ürün kullanılması ve bunların uygun tasarımda buluşturulması gibi birçok farklı zorluk bulunmaktadır. Danimarka merkezli önde gelen egzoz üreticilerinden Dinex, Türkiye de kurduğu yeni üretim tesisinde Turck BL20 multiprotokol modülleri ile geniş bağlantı opsiyonları ve basitleştirilmiş çözümlere sahip oldu. Otobüs ve kamyon gibi büyük araçlar için yine büyük çaplı egzoz üretimi yapılacak bu tesiste çok zor otomasyon uygulamalarının altından kalkmış ve kendini kanıtlamış olan Teknodrom Robotik ve Otomasyon firması kurulumları gerçekleştirmektedir. tiprotokol ve fast start-up teknolojilerini değerlendirdi. Farklı üreticilerden kontrolörler, faklı üreticilerin valf terminalleri ve çok çeşitli IO ihtiyaçları için BL20 multiprotokol modülleri hat imalatçıları için tek elden sistem sadeliği ve bağlantı kolaylığı sağlarken, son kullanıcı için bakım ve sadelik avantajlarını getirmektedir. IO-Link ile yeni bakış açıları Turck un yeni BL20-4IOL IO-Link master modülleri ve TBIL IP67 IO-Link sensör toplama kutuları, pano dan çıkan 4 telli basit bir sensör kablosu ile sahadan 16 farklı sensör bilgisini IP67 koruma sınıfı şartlarını sağlayarak toplayabilmektedir. Bu şekilde bağlantı işçiliğinin minimize edilmesi sağlanmış, daha basit kablolama ve daha az hata ihtimali ile basitleştirilmiş bir çözüm sağlanmıştır. Tasarım aşamasında en zor kaynak alanları için güvenilen sensör üreticisi Turck’tan sensör ihtiyaçları ile başlayan temaslarda, ihtiyaçlara özel çözümler için yeni teknolojileri kullanarak daha iyisini yapmayı hedefleyen Teknodrom firması Turck’un IO-Link, mul- Dinex egzoz üretim hatlarında IO-Link’in diğer bir avantajı da esnek fikstür ihtiyaçları olan bu projede, fikstür değişimleri esnasında IO-Link’in getirdiği büyük kolaylıklar oldu; 42 ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Profinet adalarda EMC dayanımları ve pahalı kabloları söz konusu olduğunda Turck TBIL IO-Link toplama kutusu sahada mevcut BL20 istasyonları ile kullanılıyor olduğunda, en ekonomik IP67 çözümü sağlamaktadır. Tek bir sensör kablosu ile sinyallerin panoya taşınması, hem kurulum maliyetleri hem de işletme/bakım maliyetlerini düşürmesi ile esnek ve ekonomik bir çözüm olmaktadır. “Proje ihtiyacı olarak fikstürlerin değişmesi gerekmektedir. Bu sebeple IO-Llink uyumlu modüller kullanmamız büyük bir esneklik sağladı. Proje daha kurulum aşamasındayken yapılacak ekleme ya da çıkarmaları kolayca sisteme adapte edebildik. Daha sonra çıkacak revizyonlar için de aynı esneklik kullanılacak.” diyerek Teknodrom firmasının otomasyon takımı kontrol mühendisi Selim Çağatay Bey bu avantaja dikkat çekmektedir. BL20 sinyal arayüzleri ile IO-Link üzerinden toplanan sensör bilgilerinin yanında çıkış sinyallerinin de IO-Link üzerinden kontol edilmesi mümkün olmuştur. Bu şekilde siteme tek tip bir arayüz üzerinden hem IP20 pano içi sinyallerin, hem IP67 makina üstü giriş sinyallerinin hem de sahadaki valf adalarının bağlanması sağlanmıştır. Yine bu konu ile ilgili olarak Teknodrom mühendislerince “aynı noktadan birden fazla ve farklı cihazlara(valf adaları ve blok giriş modülleri) erişebilmek de sağlanan kolaylıklar arasında.” diye eklenmektedir. Ekonomik IP67 dağıtılmış I/O’lar En zorlu ve yüksek dayanım beklenen otomasyon alanlarından olan MIG kaynak hatlarında özellikle bağlantı ekipmanlarının dayanıklı olması önemlidir. Kablo miktarı ne kadar az ise kablo kaynaklı arıza ihtimali de o denli az olacağından saha ekipmanlarını IP67 koruma sınıflı adalarda toplamak ve tek bir sensör kablosu ile 16 adede kadar sensör taşımak en dayanımlı çözüm olacaktır. Teknodrom firmasından Selim Çağatay “Kompakt ve esnek yapıları ve fiyat/ performans oranlarının yüksek olması“ ile Turck BL20 IO-Link çözümlerinin nasıl öne geçtiği açıklıyor. Esnek ve Doğru Çözümler Otomotiv endüstrisi üretim hatlarında ihtiyaç duyulan çoğu saha ekipmanını tek elden tedarik edebilen Turck, yenilikçi yaklaşımlar ile her zaman bir adım önde olduğu sensör ve bağlantı ekipmanı çözümlerinin yanı sıra Fieldbus saha haberleşmesi ve IO-Link çözümleri ile yeni teknoloji ve yaklaşımlara olanak sağlamaktadır. IP20 ve IP67 koruma sınıflarında hem kompakt hem de modüler sistemler için multiprotokol çözümleri ile güncel yaygın 3 ethernet tabanlı haberleşme protokolünü (ProfinetRT, ModbusTCP ve EthernetIP) bir araya getiren Turck, multiprotokol haberleşme modüllerine eklenebilen IO-Link mastar kartları ile esnekliği bir adım ileriye götürmüştür. Mevcut giriş/çıkış sinyal çeşitliliği bir adım öteye taşıyarak IO-Link modüller ile sadece IO-link sensörlerin bağlanmasına olanak sağlamakla kalmamış, aynı zamanda IO-Link kabloları ile IP67 saha bağlantılarına ekonomik bir çözüm getirmiştir. Bu çözüm ile sahadaki aktüatörler gibi birçok IO-Link modülünü de tek bir arayüz vasıtası ile haberleştirmek mümkün kılınmaktadır. “Benim için asıl önemli olan esnek bir yapı kurabilmekti. Bunu da başardığımızı düşünüyorum” diyerek sözlerini bitiriyor Teknodrom Kontrol Mühendisi Selim Çağatay. ENDÜSTRİ OTOMASYON 43 Ürün ve Uygulamalar Doğru Osiloskop Seçimi: Eşdeğer Zamanlı ve Gerçek Zamanlı Osiloskoplar Tektronix www.netes.com.tr ■ Osiloskop veri yakalama yöntemleri genellikle gerçek zamanlı ve eş değer zamanlı olarak ikiye ayrılmıştır. Uygulamada ikisi arasındaki farklar bazı ölçümler için açıkça belli iken, seri veri uygulamaları söz konusu olduğunda osiloskop seçimi daha zor olabilir. Yeni nesil gerçek zamanlı osiloskoplar geçmişe göre çok daha fazla bant genişliği sunsa da özellikle optik alanda olmak üzere seri veri hızları da dışarıdan göründüğünden çok daha hızlı bir şekilde artmaktadır. Bu durum ön görülebilir bir gelecekte eşdeğer örnekleme osiloskoplarının sunduğu yüksek bant genişliği ve yüksek doğruluğun ciddi bir gereksinim olmaya devam edeceğini göstermektedir. Özel bir uygulama için cihaz seçimi gerçekleştirilirken doğru tercihi yapmak için her bir cihazın güçlü ve zayıf yanlarının iyi anlaşılması son derece önemlidir. İlerleyen bölümlerde ise seri ve optik testlerde eşdeğer zamanlı osiloskoplara ait uygulamaları inceleyeceğiz. Yüksek frekanslı sinyaller ölçülürken osiloskop tek bir taramada yeterli miktarda örneklemi toplayamayabilir. Eşdeğer-zamanlı örnekleme frekansı büyük ölçüde “maksimum örneklem hızı/2.5” değerini aşan sinyalleri hatasız olarak yakalamak için kullanılabilir. Eşdeğer zamanlı örnekleme aşağıda Şekil 2’de gösterildiği gibi her bir tekrarda farklı noktalardan örnek alarak tekrarlı bir sinyalin resmini adım adım oluşturabilir. Bu durum frekans bileşeni osiloskopun örnekleme hızından daha büyük olan sinyalleri osiloskopun hassas olarak yakalamasına imkan sağlar. Örnekleme teknolojisi temelleri Her ne kadar bir takım farklı örnekleme teknolojileri mevcut olsa da günümüzün dijital osiloskopları iki temel örnekleme metodundan faydalanır: gerçek-zamanlı örnekleme ve eşdeğer-zamanlı örnekleme. Eşdeğer-zamanlı örnekleme iki alt kategoriye daha ayrılır: rastgele ve sıralı. Her bir metot gerçekleştirilen ölçüm türüne bağlı olarak farklı avantajlara sahiptir. Gerçek zamanlı örnekleme frekans aralığı osiloskopun maksimum örneklem hızının yarısından daha küçük olan sinyaller için idealdir. Burada osiloskop aşağıda Şekil 1’de gösterildiği gibi resmi doğru bir şekilde oluşturmak için bir dalga formu taramasında (sweep) yeteri sayıda noktadan daha fazlasını elde edebilir. Gerçek zamanlı örnekleme hızlı ve geçici sinyalleri yakalamak için dijital bir osiloskop ile kullanılan ideal bir çözümdür. “Gerçek zamanlı” bant genişliği genellikle aşağıdaki formül ile örnekleme hızı ile ilişkilidir: Ör, Bant genişliği = Örneklem Hızı / 2.5. Şekil 1: Geçek zamanlı örnekleme modu tek bir tetikleme olayından sonra bir kayıttaki tüm noktaları yakalar. Şekil 2: Eşdeğer-zamanlı örnekleme modu birden fazla tetikleme ile dalgaformu noktalarını yakalar.Bu örnek rastgele yöntemi göstermektedir. Sinyal yakalama yöntemleri Yakalama modlarının karşılaştırılmasında geçek zamanlı osiloskoplar yeteri kadar açıktır: bu osiloskoplar kendi bant genişliği ve dinamik aralığı içerisinde sinyali yeniden oluşturmak için yeterli hızda örnekleme yapabilirler. Bu durum örnekleme hızının kendi bant genişliğinin 2 katından daha fazla olduğu yani Nyquist kriterini karşılayacak oranda örnekleme yapabildiği anlamına gelir. Örnek olarak 20 GHz’lik bir osiloskop için 50 GS/s örnekleme oranı yeterlidir. Gerçek zamanlı osiloskoplar genellikle test altındaki aygıta asenkron, dahili bir clock sinyali ile örnekleme yaparak sinyali sayısallaştırır. Bir seri veri akışının yakalanması durumunda, her bir yakalama, veri yolundaki veri veya clock hattı ile sayısallaştırıcı arasında rastgele bir fazda olacaktır. Daha sonra tartışacağımız üzere tetikleyici genellikle gerekli değildir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 45 Ürün ve Uygulamalar Gerçek zamanlı yakalama modu ile çalışmanın dışında aynı zamanda birçok gerçek zamanlı osiloskop bir eşdeğer zamanlı modunu da destekler. Gerçek zamanlı osiloskopun bu modunda sayısallaştırıcı DUT ile asenkron olarak çalışır ve sinyalin birçok defa tekrarlı bir şekilde yakalanması osiloskopun sayısallaştırıcısı ile DUT’un saati arasında rastgele bir şekilde değişir. Fark bu kez tetikleyici zamanlama bilgisinin gerekli olması ve aynı tetikleme noktası baz alınarak yakalanan noktaların kayıt içerisine yerleştirilmesinde kullanılmasıdır ki seri veri yakalamada bu nokta test altındaki devrenin clock sinyaline göre sabit bir noktadır. Birçok yakalama gerçekleştiğinden dolayı örnek-örnek arası boşluklar sayısallaştırıcının sunduğu boşluktan daha küçük olacaktır ve sonuçta ortaya çıkan örneklem hızı kolayca TS/s’ye ulaşabilir. Yakalamaların fazı rastgele olduğundan dolayı bu mod rastgele eşdeğer zamanlı örnekleme olarak isimlendirilir. Bu örnekler arası boşlukların yakalama sayısı arttıkça rastgele azalacağı anlamına gelir fakat kesin olarak garanti edilemez ve rastgele hareket eder. Artık yakalama sistemi “örnekleme” osiloskopunun eşdeğer zamanı için tetikleyiciye zaman-kilitlidir. Seri veri için tetikleyici DUT sinyal veya saati üzerinde çalışır ve yakalama örnekleri tetikleyiciye senkron bir şekilde alınır. Bu durum seri veri yakalaması için DUT ile ilgili bir kontrol edilen fazın mevcut olduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle örnekler tam olarak “sıralı eşdeğer zamanlı” örnekleme olarak bilinen bir yöntem ile tetikleyiciden sonraki artan bir zaman veya fazda soldan sağa doğru bir sıra ile alınır. “örnekleme osiloskopları” (sampling oscilloscope) ismi uzun süre önce mantıklıydı (diğer osiloskoplar hem zaman hem de dikey algılamada analog iken) fakat günümüzdeki tüm osiloskoplar zaman bazlı örnekleme yaptığından artık bu ismin tamamen yetersiz kaldığından ve dolayısıyla “örnekleme osiloskopu” isminin bir anakronizm olduğundan bahsetmekte fayda var. Sinyal ve iletişim analizörü gibi diğer terimler günümüze biraz daha uygundur ancak çok belirgin değildir ve bu yüzden belirli bir miktar isim karışıklığı devam etmektedir. Rastgele ve Sıralı Eşdeğer Zamanlı Örneklemenin Karşılaştırılması Belirtildiği gibi üst seviye, yüksek performanslı gerçek zamanlı osiloskoplar eşdeğer zamanlı yakalamayı destekler ancak geleneksel “örnekleme” osiloskoplarına nazaran büyük bir fark vardır. Dedike edilmiş “örnekleme” osiloskoplar sıralı eşdeğer zamanlı örneklemeyi 46 kullanırken gerçek zamanlı osiloskoplar rastgele eşdeğer zamanlı örneklemeyi kullanır. Eşdeğer zamana rastgele yaklaşım asenkron (tetikleyiciye) bir clock sinyali ile örnekleri yakalar ve örnekleri konumlandırma işlemini yapan bir blok mevcuttur. Bu yöntemin avantajı gerçek zamanlı bir osiloskoptan bekleneceği gibi, tetikleme noktası öncesinden örnekler alınabilmesidir. Ancak örnekleri konumlandırma doğruluğu sıralı eşdeğer zaman yaklaşımı kullanılarak mümkün olana benzemez. Sonuç yüksek oranda jitter içeren kötü bir eye diagram olabilir. Sıralı eşdeğer zamanlı osiloskop sadece tetikleme sonrası örnekleri yakalayabilirken ( bir gecikme hattı kullanılmadıkça), bu durum yüksek-hızlı seri veriyi ilgilendiren birçok testte genellikle sorun değildir. Seri veri ve osiloskop yakalama metodu Bir seri veri alıcısı için anahtar nokta, her şeyin alıcı clock ve veri arasındaki ilişkiye bağlı olmasıdır. Örnek olarak alıcı içerisindeki veri akışı jitter içerebilir fakat eğer clock recovery sistemi jitter’ı dikkate alıyorsa ve veri ve clock ilişkisi sabit veya peryoda göre küçük bir yüzdelik dilimde ise veri bilgisi kurtarılabilir. Ölçüm aracı bu mantığı takip etmelidir ve bu yüzden seri veri akışı genellikle seri veri clock sinyali ile ilgili olarak seri veri akışı faz ile çizilmiş olarak görüntülenir. Gerçek zamanlı bir osiloskopta clock revovery ile elde edilen bir clock sinyali yerine yakalanan veri akışını işleyen yazılım tarafından bir clock sinyali üretilebilir. Eşdeğer zamanlı osiloskop durumunda gerçek zamanlı yakalanan bir veri mevcut değildir, bu yüzden clock sinyali yazılım ile üretilen bir sinyal olamaz ve gerçek bir alıcıdakine benzer gerçek donanım clock recovery gereklidir. Seri veri için eşdeğer zamanlı örnekleme Seri veri iletişiminde kullanılan çok yüksek bit hızları mevcut örnekleme hızı açısından gerçek zamanlı bir osiloskopun yakalama sistemini ön plana çıkarır. Eğer osiloskop her peryottan az da olsa birkaç veri örneği alabiliyorsa Nyquist’i kriteri hala karşılanabiliyor olabilir, fakat Nyquist için yeterli olsa da düşük miktardaki bir örnekleme kesin ve tam örneklenmiş bir eye diagramı oluşturmak için osiloskobun doğru bir şekilde interpolasyon yapabilme yeteneğini ön plana çıkarır. Küçük miktarda bir gürültü eğer mükemmel bir algoritma kullanılmış olsa dahi interpolasyonunun doğruluğunu karıştırarak Nyquist ötesinde var olacaktır. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar Eşdeğer yakalama hızı örnekleme oranı ile sınırlanmadığından ve dolayısıyla çok büyük olabileceğinden interpolasyonu sınırlayabilir veya engelleyebilir. Bu avantajın bir maliyeti vardır – yukarıda bahsedildiği gibi bir donanım clock recovery gerektirir. Ek olarak clock recovery’ den ve osiloskop tetikleme yolundan kaynaklanan jitter yakalanan veri üzerine eklenir. Bu durum bir ölçümün jitter oranının gerçek zamanlı yakalamadan daha kötü olacağı anlamına gelir. Bir gerçek zamanlı Osiloskop üzerinde her iki metot ile deneyim kazanmak yöntemlerin birbirlerinin alternatifi olabilme yeteneğinin karşılaştırılması bakımından önemlidir. covery devresi ile DUT’un parametrelerine benzer parametrelere sahip PLL’yi seçmek veya DUT doğrulamasına ilave bir adım olarak farklı bir yöntemle tetikleyici sinyal clock kararlılığını doğrulamak iyi bir çözümdür. Sıralı eşdeğer zamanlı bir osiloskop bu anlamda biraz farklı bir dezavantaj sunar: osiloskop tasarımcılarının sürekli çabaları sonrası tetikleyici jitter’ı minimize edilmiştir, bu yüzden jitter zemini problemi büyük bir mesele olmaktan çıkmıştır. Ayrıca mevcut bant genişliği genellikle DUT’un sinyal spektrumundan daha büyük olduğu için osiloskopun bant genişliği akışı aygıtın yakalanan yanıtı içerisinde görülebilir değildir. Dikey interpolasyon sorunları ortadan kaldırılmış iken ve mevcut osiloskopların jitter zemini yeterli seviyede düşük iken eşdeğer zamanlı Osiloskop seri veri dalga formunun karakterizasyonu için en doğru ve hatasız yöntemi sunar. Dezavantaj ise sıralı eşdeğer zamanlı örnekleme osiloskopların yani az tekrarlı ve tekrarsız ölçüm görevlerinde çok sınırlı olmasıdır. Jitter Tetikleyici noktası, tetikleyici sayıcı-noktası DUT kurulumuna bağlı olarak DUT’tan gelen bir clock sinyali olabilir ve ölçümde zamanlama referansı olarak kullanılabilir. Clock recovery gerektirmediği için bu durum pratiktir ancak uygulamaya geçilmeden önce anlaşılması gereken kendine has bazı problemler üretebilir. Bir gerçek zamanlı osiloskop durumunda DUT tarafından sağlanan donanım clock sinyali kullanılarak yapılan yakalama aşırı pozitif bir sinyal görünümüne neden olabilir. Bunun nedeni osiloskopun anlık olarak tetiklenmesi ve birim aralığı (UI) hatalarının en azından tetikleyici noktasında biriktirilmeyecek olmasıdır. Tersi durumda DUT’un (alıcının) clock recovery devresi anlık olarak sinyalin clock hatalarını izlemez bu nedenle bazı jitter birikimleri gerçekleşebilir. Sonuçlar gerçek zamanlı osiloskopun ekranı üzerinde görüntüleniyorken sonuç çok az değişiklik gösterebilir. Bu faktör gerçek zamanlı bir osiloskopun rastgele eşdeğer zaman modunda çalışması durumunda dahi mevcuttur. Böyle bir durumda daha sıkı bir yakalama metodunu gelişmiş tetikleyici kullanarak uyarlamak ve clock re- Sıralı eşdeğer-zamanlı osiloskop durumunda uzun tetikleme-örnekleme zamanı boyunca bir miktar titreşim birikimi istenmeden ortaya çıkar ve aslında bu yöntem gerçek zamanlı osiloskoplar tarafından da kısmi olarak kullanılabilirdir. Bununla birlikte bu defa tam bir clock recovery (HW’de görülen lüzum üzerine) alıcının ne göreceğinin görülmesi için güvenli bir yöntemdir. Bu bilgiler ile birlikte clock recovery özelliği ile donatılmış bir eşdeğer zamanlı örnekleme osiloskopu gerçek zamanlı osiloskoplara bir “mükemmel” alternatif olarak seri veri tasarımlarında titreşim davranışının analizi için kullanılan faydalı bir araç olabilir. Örnek olarak düzgün olarak donatılmış bir eşdeğer zamanlı osiloskop ile birlikte şekil 3’de sol üstteki olasılık dağılım fonksiyonu (PDF) Eye Diyagramı Eye kapanmasının istatistiksel olasılığını görüntülemektedir. Bu ekran ilintili ve ilintisiz yatay ve dikey bilgilerin bir kombinasyonu vasıtasıyla üretilmiştir. Görünüşte geleneksel Eye diyagramlarına benzerliğine rağmen PDF eye diagramı sadece başarılı örneklerin bir çizimi değildir ve artan yakalama süresi ile kapanmaz. Eye diagramı hala yüksek çözünürlüklü bir çizim içerisine yatay ve dikey olarak sayısallaştırılmış bir sinyalin UI görünümü iken üçüncü boyut özel bir noktayı vuran ardışık yakalamaların hesaplanmış bir olasılığıdır. PDF Eye diagramı, “brute force” (çok geniş veri miktarının yakalanması ) yoluyla değil fakat temeldeki dağıtım biçimini karakterize etmek için örnekleme yeteneklerini kullanarak BER sonucunu tahmin eder. Dağıtım sonrası dağıtım tüm titreşim bileşenleri ve gürültü ölçülene kadar ve kendi PDF’leri yüksek dereceli bir doğruluğu tanıyana kadar biriktirilir. Bu yöntemde bir BER of 1 x 10-18 tahmini gözün tamamı üzerinde olasıdır. Eşdeğer zamanlı osiloskop uygulamaları Sıralı eşdeğer zamanlı osiloskoplar multi-gigabit veri iletimi gerektiren yüksek hızlı iletişimlerin, bilgisayarların ve tüketici elektroniğinin geliştirilmesi ve testi için çok yönlü bir araç sağlar. Bu cihazlar; aygıtların, modüllerin ve bu ürünlerde kullanılan sistemlerin doğrulanması kadar optik ve elektriksel iletici karakterizasyonu içinde kullanılmaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON 47 Ürün ve Uygulamalar Ek olarak, bu cihazlar hem paketler, PCB’ler hem de elektriksel kabloların elektriksel sinyal yolu karakterizasyonuna çok uygundur. Olağanüstü bant genişliği, sinyal uygunluğu ve modüler bir mimari ile birlikte bu cihazlar yüksek performanslı TDR ve ara bağlantı analizi, sinyal bozulmalarının ayrıntılı analizi ve mevcut, görünen seri veri teknolojisi için BER hesaplamalarını sağlar. Aynı zamanda “örnekleme” osiloskopları ultrageniş bant genişlikleri, çok iyi dikey çözünürlük, düşük titreşim ve zaman aralığı doğruluğu gerektiren elektriksel ve optik uygulamalar için değerli bir standart sunar. Eşdeğer zamanlı osiloskop Burada özetle ne zaman gerçek zamanlı bir osiloskopun seçileceği veya ne zaman eşdeğer zamanlı modelin en iyi seçenek olabileceği bir yan yana karşılaştırma ile sunulmuştur: Bu cihazlar yüksek bant genişlikleri nedeniyle özellikle optik test uygulamalarını hedefleyen çok çeşitli ölçüm ve analiz araçları genellikle eşdeğer zaman osiloskopları için kullanılabilirdir. Standart genlik ve zamanlama parametrik ölçümlerine ek olarak (örnek olarak yükselme/alçalma zamanları, genlik, RMS titreşim, RMS gürültü, frekans, periyod, vs.) ölçüm takımları özellikle ortalama optik güç, sönme hızı, göz yüksekliği ve optik modülasyon genliğini içeren optik sinyallerin ölçümüne uygun hale getirilmiş ölçümleri içerir. Gerçek zamanlı osiloskop • Sadece tek tetikleyici gerektirir, “single-shot” modda sinyalleri yakalayabilir • Daha yüksek gerilim giriş aralığı (6.25V (eşdeğer zaman skopları için 1 V)) • Büyük bellek derinliği ile hata ayıklama için mükemmel (örnek olarak, bitişik veri noktalarından akan olayları görüntüleyebilir) • Hızlı eye diyagramı ve jitter analizi için gelen seri sinyaller üzerinde clock recovery 48 • Gerçek zamanlı skoplar 30+GHz’lik yüksek bant genişliğine sahiptir ancak örneklem skopları 70+ GHz’lik daha da yüksek bir bant genişliğine sahiptir • Kullanılabilir optik Referans Alıcı-tabanlı modüller optik (700nm – 1800nm) sinyalin doğrudan yakalanmasına imkân sağlar • Düşük gürültü/titreşim zemini <200 ps • Karakterizasyon için mükemmel, örnek olarak tekrarlama özelliği altın SerDes testi veya Zaman Etki Alanı Refloktometresi (TDR) gibi uygulamalara katkıda bulunur Bu durum Tektronix DS8300 Serisi gibi eşdeğer zamanlı osiloskoplar için ek kullanımlar üzerinde ön görü sağlarken yakalama, colock recovery ve tetikleme için gerçek zamanlı ve eş değer zamanlı osiloskop yeteneklerinin iyi bir şekilde gözden geçirilmesini sağlar. ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar PC Tabanlı Kontrol: Tüm Rüzgar Endüstrisi Gereksinimleri İçin Komple Çözüm Sunan Sistem Beckhoff www.beckhoff.com Yeni CX5100 gömülü PC serisi, merkezi bir kontrol platformu olarak, rüzgar türbinleri için idealdir. Dört çekirdek işlemciye kadar donanım desteği ve doğrudan bağlı I/O sistemiyle, daha düşük fiyatlarla yüksek performans sunuyorlar. 50 ■ Beckhoff, rüzgar endüstrisi için geliştirmiş olduğu entegre kontrol çözümünü PC Tabanlı Kontrol ile operasyonel yönetim, hatve kontrolü, invertör kontrolü, durum izleme ve görselleştirme görevlerinin tek bir CPU üzerinde gerçekleştirilebilmesine imkan veriyor. Çok hızlı rüzgar türbinleri kontrolörlerine bile entegrasyon hızlı ve kolay bir şekilde sağlanabiliyor. PC ve EtherCAT teknolojisi modüler, hassas bir şekilde ölçeklenebilen standart yazılım ve donanım bileşenleri yelpazesi sunmasının yanı sıra, rüzgar enerjisinin verimli ve ekonomik kullanımını sağlayan, küresel ölçekte erişilebilir ve kanıtlanmış bir sistem çözümünü temsil ediyor. Beckhoff’un kontrol sistemine entegre edilmiş Durum İzleme ve akıllı rüzgar türbini ağı üzerinden enerji şebekesi desteği bulunuyor. raya monte edilebilen ve doğrudan I/O sistemi bağlantılı Gömülü PC’ler donanımlarında bir, iki veya dört çekirdekli işlemciler bulundurabilirler ve daha düşük maliyetlerle yüksek performans sunarlar. CX51xx, görselleştirme, güvenlik ve Durum İzleme de dâhil olmak üzere, bir rüzgar türbini kontrolüne ait tüm görevleri üstlenebilir. Beckhoff otomasyon yazılımı TwinCAT 3’ün çok çekirdekli teknolojiyi desteklemesiyle Durum İzleme gibi bilgi işlem yükü yüksek olan görevler, ayrı bir çekirdek üzerinde uygulamaya koyulabilir. CX51xx’in yüksek işlemci hızı aynı zamanda, ek yazılımlar kullanılırken karşılaşılabilecek sınırlamaları ortadan kaldırır. Yeni CX5100 gömülü PC serisi, merkezi bir kontrol platformu olarak, rüzgar türbinleri için idealdir. Kompakt, sağlam, DIN PC tabanlı Kontrol, rüzgar türbini Durum İzleme görevini mevcut otomasyon sistemine sorunsuz biçimde entegre EtherCAT Terminaller Durum İzlemeyi kontrol sistemine entegre ediyor ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürün ve Uygulamalar eder: titreşim ölçümü için yüksek hassasiyetli EL3632 EtherCAT Terminali veya gerilme ölçer (strain gauge) analizi için EL3356-0010, kolayca mevcut I/O sistemine eklenebilir. Örneklenmiş ham veriler üst düzey yazılım çözümleri için kullanılabilir. OPC gibi açık bir arabirim üzerinden kontrol sistemine entegre edilebilen kullanıcının CMS yazılımı, downstream hizmetlerin analizini ve başlatılmasını kolaylaştırır. Bu entegre çözüm, geleneksel “kara kutuya” veda etmemizi sağlıyor. Diğer bir deyişle, donanım tabanlı durum izleme sistemlerinin kontrol sistemiyle karmaşık bir şekilde kullanılması artık gerekli değil. Kullanıcılar, yalnızca esnek genişleme seçeneklerinden ve daha düşük sistem maliyetlerinden değil, aynı zamanda gelişmiş hata ayıklama imkanlarından da fayda sağlıyorlar. Geleceğe dönük: EtherCAT ile rüzgar türbini ağ sistemi Beckhoff, voltaj düşümüne yada değişen ihtiyaçlara hızlı cevap verebilme yeteneği sayesinde rüzgar türbini ağlarında yeni standartlar belirliyor. EtherCAT tabanlı sistemler, anlık akım ve voltaj değerlerini besleme noktasındaki şekliyle, saniyede 10.000 adede kadar örnek alabilir. Bir gerilim düşümü durumunda, tüm rüzgar türbinleri için kullanılan ayar değeri (set value), bütün rüzgar türbini ağında 1 ms’den kısa sürede güncellenir. Tüm rüzgar türbinlerinin ölçüm değerleri ve besleme noktasındaki ölçümler, bunlarla ilgili akım, voltaj ve frekans kontrolüyle, 1 μs’den kısa bir zaman içerisinde senkronize edilir, ve bu sayede optimum şebeke desteği sağlanmış olur. TwinCAT 3 ile basitleştirilen sistem mühendisliği Beckhoff’un entegre otomasyon yazılımı TwinCAT, kullanıcılara programlama dilleri bakımından seçim özgürlüğü sunuyor: IEC 61131-3 için nesne yönelimli uzantılara ek olarak, C ve C++ da gerçek zamanlı uygulamaların programlanması için kullanılabiliyor. MATLAB® / Simulink® desteği, rüzgar endüstrisinde yaygın olarak kullanılan simülasyon araçlarının kullanımına imkan sağlıyor. DOSYA / Ürün ve Uygulamalar İyi Bir Bina Otomasyonu İçin Gereken 5 Özellik Wago www.wago.com.tr ■ Güvenlik, konfor ve ziyaretçilere sağlanan kolaylıklar havalanı, hastane, fuar merkezleri, istasyonlar ve adalet binaları vb. merkezlerde son derece önemlidir. Tüm bu sistemlerin entegre bir bina otomasyonu olarak sunulabilmesi ise yatırımcı, uygulamacı ve projeci açısından daha ekonomik, daha güvenilir ve ilerideki ihtiyaçlara göre daha kolay genişletilebilir bir alt yapı sunar. Peki bu söylenenleri gerçekleştirebilmek için hangi özellikleri taşımak gerekir hep birlikte bakalım. 1-Maksimum Enerji Tasarrufu Sağlanmalı Entegre bina otomasyonu HVAC, enerj, ve aydınlatma tarafında işbirliği içinde çalışır. maliyeti azaltır. Çünkü fazla pano ihtiyacı bina içerisinde yer kaybı ve beraberinde ise yer maliyeti, pano maliyeti, kablo maliyeti ve ek arıza riski demektir. Binalarda harcanan enerji giderlerinin dağılımı Eksik veya hatalı bir bina otomasyon sistemi ile o binanın normal enerji tüketimi %20’ye kadar artabilir. Eğer bir binanın sadece HVAC tarafı için bir otomasyon sistemi kurulduysa bu binada yaklaşık %30 ‘a kadar bir tasarruf sağlanabilmektedir. Buna ek olarak aydınlatma kontrolünü de BMS içerisine aldığımızda bu oran %50’lere kadar çıkabilmektedir. Dolasıyla bina otomasyonunda ilk olarak düşünülmesi gerekilen noktalardan biri enerji sarfiyatlarının entegre bir şekilde azaltılmaya çalışılmasıdır. 2-Entegre Bir Sistem Olmalı 4-Uyumlu Haberleşme Yapısı Bina otomasyon sistemi tüm mekanik tesisat saha cihazları ile hem BACnet, hem KNX hem LON hem de Bellimo’ya ait MP Bus yapılarında haberleşmelidir. Uyumlu olarak çalışabilen marka bağımsız mekanik tesisat/ aydınlatma ve enerji otomasyonu çözümleri sağlanmalıdır. Mekanik otomasyon, konfor otomasyonu, aydınlatma otomasyonu ve sayaç/enerji otomasyonu hep birbirinden ayrı olarak düşünülen sistemlerdir. Bina otomasyon sistemlerinde bu sistemleri ayrı ayrı uygulama neticesinde; • Her bir sistem için ayrı kablolama maliyeti • Her bir sistem için ayrı bilgisayar ve bilgi sistemi • Her bir sistem için ayrı malzeme yedekleme • Farklı firmalardan hizmet alınması sonucu ayrı bakım sözleşmeleri ve sisteme müdahale zamanı gerekir • Aydınlatma/Enerji otomasyonu/HVAC tarafında montaj problemi yaşanır 5-Özel Alt Bus Sistemleri 3-Modüler ve Kompakt Sistem Sonuç Modüler sistemlerde arıza anında sadece ilgili modül değiştirilebilir. Modül değişirken yazılım veya konfigürasyon değişmez. Bu sebeple sıradan bir personel bile rahatlıkla modül değişikliği yapabilir. Panoda daha az yer kaplaması 52 WAGO 750 Modüler Sistem Saha yapılarının aksine alt yapılarda daha özelleştirilmiş montaj ve konfigürasyonu kolaylaştıran çözümler hedef alınmıştır. Uygulamaya özel olarak düşünülen bu alt yapılar (DALI, SMI, MP-BUS) gerekli fonksiyon için; sorumluluk, görev yapılandırması ve ayrımı için kullanılır. Örnek Proje | TBMM Ek Hizmet Binası KNX IP-Projesi | Kullanılan Ürünler • 140 KNX Kontrolör • 125 DALI Master Modül • DALI Digital ve Analog Modüller • Aydınlatma ve Enerji Kontrolü • l8.000 Armatür kontrolü • Entegre otomasyon sistemi sayesinde %35 enerji tasarrufu sağlandı. ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Geleceğin Haberleşme Standardı Nedir? Endüstriyel Otomasyonda Bluetooth Haberleşme Phoenix Contact www.phoenixcontact.com ■ Kablosuz haberleşme, kablodan kurtulmak ve güvenilir veri ve sinyal iletimi iletmenin yanında hızlı ve düşük maliyetli kurulumlara da imkan vermektedir. Bunun bir sonucu olarak endüstriyel otomasyonda kablosuz haberleşme kullanımı gittikçe artmaktadır. Fabrikalarda yaygın olarak kullanılan LAN ağlarının uzantısı olan WLAN 802.11 b/g standartlarına ek olarak BLUETOOTH haberleşme yöntemi de çok sayıda otomasyon uygulamasında kendine yer bulmaktadır. Bluetooth teknolojisi üniversal kullanıma açık ve standartlarla belirlenmiş (IEEE 802.15.1), güvenli ve kararlı iletişim protokolüne sahiptir. Bluetooth, 2.4 GHz frekansında haberleşmesi ve (FHSS) frekans atlamalı dağıtılmış spektrum yöntemini kullanması sayesinde çok güvenli bir iletişim yöntemi haline gelmiştir. FHSS spektrumunda 79 adet farklı atlama frekansı kullanılarak saniyede 1600 kez frekanslar arasında otomatik atlama yapılmaktadır. Veride bir kayıp olduğunda fark edilmeyecek kadar küçük zaman dilimlerinde başka kanala geçiş yapılır. Kablosuz haberleşme için 2.4 GHz kullanılması sayesinde EMC alanlarının negatif etki- lerinden korunmuş olunur. Birçok insanın düşündüğünün aksine ark fırınları, frekans çeviriciler ve yük anahtarlamaları uygulamaları kablosuz uygulamalarda olumsuz etki yaratmaz. Bu tarz uygulamaların negatif etkileri genellikle kHz ve MHz frekans seviyelerindedir. Bu yüzden EMC girişimi olması imkânsızdır. Aynı frekans bandında kullanılan Bluetooth ve diğer kablosuz sistemlerin (WLAN 802.11 gibi) girişimlerini ve birbirlerine olabilecek etkilerini ortadan kaldırmak için adaptive frekans atlama özelliği kullanılmıştır. Bu sayede otomatik olarak çakışmayan frekanslar bulunur ve cihazların aynı ortamda güvenli ve sorunsuz çalışmaları garanti altına alınmış olur. Küçük veri paketlerinin hızlı iletimi Bir Bluetooth modülü en fazla yedi Bluetooth cihazına bağlanabilir ve 1Mbps hızında veri iletebilir. Bir çok otomasyon prosesinin yapısı göz önüne alındığında bu değerler fazlasıyla yeterli kalmaktadır. Sıklıkla görülen uygulama şekillerinde bir veya birkaç kontrolör veya IO modülleri lokal ENDÜSTRİ OTOMASYON 55 DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Bluetooth lokal ağların çevre birimlere entegre edilmesinde kullanılmaktadır. ağlara bağlanırken kablosuz iletişime ihtiyaç duymaktadır ve 80-90 byte data iletimi yetmektedir. Örnek verecek olursak, 16ms’lik iki yönlü iletişim döngü süresi içinde 100byte veri iletişimi için gerekli hız sadece 100kbps olmaktadır. 2.4 GHz frekans bandında sınırlı bant genişliğinin kullanımını optimal hale getirmek için veri paketlerinin düşük boyutta ve hızlı iletilmesi, yavaş ama yoğun veri akışından daha önemlidir., FHSS teknolojisini kullanan Bluetooth teknolojisi frekans bandının daha efektif kullanılmasını sağladığı için önemli bir avantaja sahiptir. Bu yüzden bir çok küçük lokal ağlarla paralel çalışılan uygulamalarda Bluetooth uygun bir çözüm sunmaktadır. (şekil 1’e bakınız) düşük maliyetlerle entegre etmek mümkündür. Komplex fieldbus yapısının kablosuz taşınması yerine fieldbus üzerinde bir modüle bilinen kablosuz standartları kullanarak veri taşınması düşünülmüştür (şekil 2’ye bakınız). Bu sayede düşük miktarda iletimden (17byte) orta ölçüde iletime kadar (339 byte) olan veri paketleri çok düşük teknolojik maliyetler ile güvenli kablosuz iletim yapılması sağlanmış olur. Tüm bu avantajlara sahip olan Bluetooth, kablosuz IO çözümleri için en uygun teknolojiyi sağlamış olmaktadır. Phoenix Contact kablosuz Bluetooth “Fieldline” IO çözümleri endüstriyel alanda kullanılan ilk kablosuz sistemdir. Kablosuz Ethernet Bir Bluetooth ağının kapsama alanı kuruluma ve çevre koşullarına bağlıdır. Bu mesafeler bina içinde 100 metrenin üzerine, açık alanlarda ise bir kaç yüz metrelere kadar çıkabilir. Değişik uygulamaları temel alan 25 den daha fazla sayıda Bluetooth profile tanımlanmıştır. Endüstriyel uygulamalar için aşağıdaki profiller önem kazanmaktadır; • Proses ve kontrol sinyallerinin hızlı ve döngüsel iletimi için HID. (Kullanıcı ara yüz cihazı) • Ethernet iletişimi için PAN. • Seri veri iletişimi için SPP (Seri port profile) Fieldbus sistemlerine düşük maliyetli bütünleşme Uzun yıllardır bir çok kullanıcı mevcut profibus ve Interbus hatları için kablosuz revizyon olanaklarını sormaktadırlar. Birçok teknik çözüm ise yüksek maliyetlerinden dolayı kullanışlı olmayı başaramamıştır. Oysa farklı yaklaşımlarla kablosuz IO sistemlerini mevcut bir çok fielbus sistemlerine 56 Üretim otomasyon dünyasında, özellikle Profinet gibi endüstriyel ethernetin kullanılmasına başlanmasından bu yana, ethernet protokolü ile kontrol verilerinin iletiminde kullanılan WLAN 802.11 ve Bluetooth kablosuz standartlarının kullanılması mümkün olmuştur (şekil 3’e bakınız). Bir Bluetooth access point kullanarak Ethernete uyumlu cihazlara bağlanabilmek için küçük bir Bluetooth adaptör modülünün yardımı yeterli olmaktadır. Phoenix Contact’ ın “FL Bluetooth AP” modülü “Client Adapter” ve “Access Point” çalışma modlarında kullanılabilir. Kablosuz ağların konfigürasyonunda çok yaygın olarak kullanılan “Pointto-point Bridge” çalışma modu kullanılması sayesinde iki Ethernet modülünün Bluetooth ile birbirine bağlanması otomatik olarak yapılmaktadır. Bir Bluetooth ağına bağlı tüm Bluetooth adaptörlerinin konfigürasyonu kablosuz olarak Ethernet veya merkez Bluetooth accses point üzerinden yapılabilir ve en kısa sürede tüm ağın çalıştırılması sağlanmış olur. Rooming özelliğine de sahip olan bu ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Seri otomasyon çihazlarının kolay bağlanması seri RS232, RS422 veya RS485 protokollerini kullanan bir çok endüstriyel otomasyon cihazları konfigure ettirilir veya bir ağın parçası yapılmak istenir . Bu tip cihazların, seri Bluetooth adaptör olarak Phoenix Contact’ın FL Bluetooth AP Bluetooth access point modülünün kullanılması ile kablosuz olarak Ethernet ağlarına bağlanması bundan sonra mümkündür.(şekil 4’e bakınız). Fieldline wireless IO sistemi sayesinde bus sistemleri ile kablosuz IO modülleri arasında kontrol sinyallerini hızlı ve sabit periyotlu aktarımı mümkündür. Bu amaçla Bluetooth access point modülüne, seri data paketlerini bir TCP/IP veri tipine çevirmek için COM server entegre edilmiş ve böylece tüm COM portlu sürücülü PClerin veya Ethernet uyumlu kontrolörlerin seri cihazlar ile haberleştirilmesi sağlanmıştır. Tüm bunlarla beraber “FL Bluetooth AP” modülü seri RS232, RS422 ve RS485 portları ile Ethernet portunun paralel çalışması özelliğine de sahiptir. Bluetooth access point ile bir ana kontrolör ile dağıtılmış küçük kontrolörler arasında kablosuz ağ kurulması mümkündür. Sonuç İki adet FL Bluetooth AP modülü aynı anda enerjilendirilir ise noktadan noktaya iletişim otomatik olarak sağlanmış olur. modüller sayesinde hareket halindeki istasyonlar ile değişik Bluetooth access pointler arasında otomatik bağlantı yapmak mümkündür. Bluetooth güvenilir, pahalı olmayan, standartlaşmış ve gelişime açık kablosuz teknolojisi sayesinde kendisini sayısız gerçek uygulamalarda kanıtlamıştır. Her yıl milyonlarca cihazda kullanılmaya devam edilmesi sayesinde uzun yıllar bulunabilirliliğini garanti altına almıştır. SIG (Bluetooth Special Interest Group) Bluetooth için yapılan geliştirmeleri ve geleceğe dönük yatırımları yayınlamaktadır. FL Bluetooth AP’ modülü ile seri ve Ethernet protokolleri eş zamanlı taşınabilir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 57 DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Endüstriyel Ağların İzlenmesi Siemens V13 Sinema Server Yazılımı ile Daha Kolay Siemens www.siemens.com.tr ■ Siemens, yeni V13 Sinema Server yazılımı ile endüstriyel ağların izlenmesini kolaylaştırıyor. Bu yeni yazılım, ağ içindeki tüm Profinet ve Ethernet cihazlarını otomatik olarak tespit ediyor ve bu cihazların net görselleştirmelerini bir internet tarayıcısı içinde sunuyor. likte otomasyon alanında kullanılan farklı yedekleme protokollerinin detaylı yapılandırılmasını da destekliyor. Bununla birlikte, IT ağları ve otomasyonun bağlı olduğu sahalarda şeffaf tanı sağlamak için VLAN ve RSTP teşhis ediliyor ve net bir şekilde görselleştiriliyor. Siemens, yeni V13 Sinema Server yazılımı ile endüstriyel ağların izlenmesini kolaylaştırıyor. Bu yeni yazılım, şebeke içindeki tüm Profinet ve Ethernet cihazlarını otomatik olarak tespit ediyor ve bu cihazların net görselleştirmelerini bir internet tarayıcısı içinde sunuyor. V13, aynı zamanda Simatic kontrolörleri ve bağlı Profinet cihazlarındaki bilgiyi doğrudan okuyor. Bu, 50 bine kadar düğümü kapsayan çok geniş ağlar için bile bakım personeline, cihazın durumu ve bağlantılarının her zaman etkili bir şekilde izlenmesi için genel bir bakış sağlıyor. Yazılım, potansiyel hataları erkenden tespit etmek üzere tasarlandığı için önleyici faaliyeti başlatmaya yönelik bir temel oluşturarak erişilebilirliği yükseltiyor. Sinema Server V13, üretim fabrikalarının yanı sıra proses endüstrileri için de tasarlandı. Ağ ve otomasyon uygulamasıyla ilgili talep edilen veri, uzun dönemli arşivde saklanıyor ve sonrasında raporlarda tanımlandırılabiliyor. Bu, daha sonra belirlenecek geçmiş olayların asıl nedenlerini ve engellenmiş hatanın gelecekteki olası kaynaklarını belirlemeyi sağlıyor. Sağlanan şebeke tanısı, OPC ve internet mekanizmalarının kullanılmasıyla HMI/ SCADA sistemlerine sorunsuz bir şekilde entegre edilebiliyor. Cihaz verisi, hem “Kolay Ağ Yönetim Protokolü” (Simple Network Management Protocol – SNMP) hem de cihazlara doğrudan bağlanan Profinet mekanizmalarının kullanılmasıyla değerlendiriliyor. Bunun sonucunda ise cihaz tanımlaması ile diagnostik veri için kesin ve tescilsiz veri değerlendirmesi ortaya çıkıyor. Aynı zamanda saha otomasyonuna yönelik özel talepleri karşılamak üzere tasarlanan Sinema Server, “cihaz değiştiricileri” gibi dinamik topolojilerle bir- 58 Farklı sunucularla izlenen ana ağların genel durumu (500 düğüme kadar olan 100’e kadar şebeke için) “Sunucuya Genel Bakış” fonksiyonunun kullanılmasıyla merkezi olarak izlenebiliyor. Bu, otomatik olarak kullanıcıları ağ bileşenlerine dair değişiklikler hakkında bilgilendirmeyle destekliyor ve böylece yaklaşan olası sorunlara erken bir yanıt veya mevcut hatalara çözüm sunmayı sağlıyor. Bu sunucular, aynı zamanda harici cihazları kullanarak kapsayıcı değerlendirmeler de sunabiliyor. Sinema Server’da veriyi internet erişimi üzerinden sunmak için bir arayüz bulunuyor. Bu fonksiyonla veri, Excel veya ekran tabanlı sistemler gibi standart programları kullanarak merkezi şekilde karşılaştırılabiliyor, müşteri ihtiyaçlarına göre değerlendirilebiliyor ve daha fazla işlenebiliyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Mobilya Endüstrisi Için Rekabet Avantajı: Beckhoff’un PC Tabanlı Kontrolü ile Endüstri 4.0 Beckhoff www.beckhoff.com Beckhoff’un açık PC tabanlı kontrol teknolojisi, Endüstri 4.0 üretim ağlarındaki yatay ve dikey iletişimi mümkün kılan etkili temel teknolojileri daha şimdiden mobilya endüstrisine sunuyor. ■ Otomasyon konusu yıllardır mobilya sektörünün merkezindeki konulardan biri olmuştur. Endüstri 4.0 bağlamında, ahşap ve mobilya sektöründe dünyanın önde gelen ticaret fuarı Ligna 2015’in de odağı haline geldi: “Akıllı fabrika” ve “ağa bağlı üretim” kavramları, mobilya sektöründe tüm değer zinciri için yenilikçi çözümler sunan akıllı, ağa bağlı üretim sistemlerini konu ediyor. PC tabanlı kontrol ile Beckhoff, Endüstri 4.0 için hazır olan üretim kavramlarına temel teknolojiyi sağlıyor. Mobilya sektöründe, renk, şekiller, dokunsal özellikler ve malzemeler açısından müşteri talepleri gitgide daha bireysel hale geliyor. Bu, özellikle işgücü maliyeti yüksek olan ülkelerde üreticiler için önemli zorluklar oluşturuyor: büyüyen ürün çeşitliliği, küçük lot miktarları ve kısa teslim sürelerinin rekabetçi bir biçimde yönetilmesi gerekiyor. Diğer bir ifadeyle, seri üretimle karşılaştırılabilir maliyetler ve hızla pazara ulaştırma özelliklerinin yanında, optimal kaynak ve enerji verimliliğine de odaklanmak gerekiyor. Çözüm, yüksek düzeyde otomasyon içeren, ağa bağlı akıllı üretim sistemleriyle sağlanabiliyor, yani bilgi ve otomasyon teknolojisinin artan yakınsamasından güç 60 alan ve kesintisiz iletişimi sağlayan bir kontrol konsepti. Endüstri 4.0, küresel değer yaratma zinciri boyunca ürünlerin, üretim kaynaklarının ve tesislerinin ağa bağlanması aracılığıyla üretim esnekliğini, verimliliğini ve sürdürülebilirliğini arttırıyor. Burada, Beckhoff’un kontrol teknolojisi önemli bir kolaylaştırıcı: Açık iletişim arabirimleri olan bir kontrol platformu olarak PC, Endüstri 4.0 ve ağa bağlı üretim için gerekli dikey ve yatay entegrasyonun optimal olarak uygulanması için önkoşulları sağlıyor. PC tabanlı kontrol ile halihazırda üretim sistemlerini ve modüllerini mevcut ve yeni üretim sistemlerine sorunsuz bir şekilde entegre etmek, ve bunlarla daha yüksek seviyeli üretim planlama ve kontrol düzeyleriyle güvenli kanallardan iletişim kurmak mümkün. Bu şekilde, sipariş planlamasındaki veya üretim sürecindeki değişikliklerin devam eden işlemlere adapte edilmesi mümkün. TwinCAT 3 otomasyon yazılımı, tüm ürün yaşam döngüsü boyunca gerekli modülerliği, nesne yönelimini ve entegre mühendisliği sağlıyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Ürün ve Uygulamalar PC tabanlı kontrol Endüstri 4.0 kavramlarını hayata geçirmek için gerekli önkoşulları sağlıyor: • Sensörden ERP / MES düzeyine kadar, standartlaştırılmış arabirimler üzerinden entegre ağ oluşturma • Nesnelerin İnterneti üzerinden M2M iletişim • Entegre ölçüm teknolojisi ve Durum İzleme yoluyla gerçekleştirilen proses güvenliği • Güç izleme ve güç yönetimi ile sürdürülebilir üretim • Robotik ve yeni sürücü teknolojilerinin entegrasyonu • Emniyetin ve güvenliğin entegrasyonu • Entegre mühendislik • Gerçek zamanlı simülasyon yoluyla azaltılan devreye alma süreleri • Dünya çapında uzaktan üretim bakımı ScAut araştırma projesi teknik sistemlerin zekasının arttırılmasına odaklanıyor Araştırma projesi “ScAut”, Endüstri 4.0 kavramının bir parçası. Teknik sistemlerin zekasını geliştirmek için çeşitli disiplinlerden mühendislik bilgisinin ve bilimsel bilginin otomasyona entegrasyonu araştırılıyor. ScAut, “it’s OWL” (Intelligent Technical Systems OstWestfalenLippe) adlı teknoloji ağının 45’ten fazla araştırma projesinden biri. ScAut’a 2012 yılında Almanya Federal Öğretim ve Araştırma Bakanlığı (BMBF) tarafından “LeadingEdge Cluster” (“Öncü Grup” olarak tercüme edilebilecek, belirtilen bakanlığın düzenlediği bu isimdeki bir yarışmaya katılanlara verilen ad) statüsü verildi ve bu ilk büyük Endüstri 4.0 projesiydi. Amaç, akıllı, kendini optimize edebilen makinelerin ve ekipmanların geliştirilmesi ve işletilmesi için bir Bilimsel Otomasyon platformu oluşturmak. Akıllı, yeniden kullanılabilen otomasyon çözümleri yazılım modülleri veya akıllı Bus Terminalleri olarak sağlanıyor. Bu gelişmelerin amacı, tesislerin yıpranmayı otomatik olarak öngörmesinin sağlanması, emisyonların ve çevresel etkilerin azaltılması, enerji tüketiminin optimize edilmesi ve üretim hatalarının önlenmesidir. Bunun sonucunda, otomasyon teknolojisinin maliyetinde önemli bir artış olmaksızın ıskartalar, teslim süreleri ve zararlı emisyonlar azalırken, takım ömürleri ve sistemlerin sürdürülebilirliği artıyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON 61 DOSYA / Ürün ve Uygulamalar SACE Emax 2 OG Sistemlerinin IEC 61850 Entegrasyonu ABB www.abb.com.tr Yüksek Gerilim Orta Gerilim Alçak Gerilim IEC 61850 Emax E2.2 2500 A Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Bakır kablolar 4x (3x240) 50 m Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Bakır kablolar 4x (3x240) 50 m Emax E2.2 2500 A Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Bakır kablolar 4x (3x240) 110 m Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Bakır kablolar 4x (3x240) 20 m Bakır kablolar 4x (3x240) 20 m TFO 190 400V/200V DY5-800 kVA Ucc 6,3% ■ SolVin, vinil pazarının tartışmasız lideridir. %75’i Solvay’e, %25’i BASF’ye ait olan SolVin, tuzdan klora ve sodyum oksite kadar sırasıyla dikloroetan, PVC ve vinil elde edilen üretim sürecinin tümünü kapsamaktadır. SolVin ürünleri, Belçika, Almanya, İtalya, Fransa ve İspanya’daki üretim fabrikalarından ve Avrupa’nın başka yerlerinde ve ihracat pazarlarında ticari anlaşmalı firmalar aracılığıyla satılmaktadır. TFO 189 400V/200V DY5-800 kVA Ucc 6,3% Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 1250 A Emax E2.2 2500 A Emax E2.2 1250 A Bakır kablolar 2x (3x240) 20 m Bakır kablolar 4x (3x240) 95 m TFO 070 400V/400+MV DYH5-315 kVA Ucc 9% IEC 61850 standardı sayesinde OG-AG entegrasyonu 100% SCADA System Tesis Denetimi, ek cihaza ihtiyaç duymadan Ekip Com IEC 61850 modülü sayesinde AG açık tip devre kesiciler, ek çevirici veya protokol kullanımına gerek duymadan mevcut YG-OG SCADA sistemine entegre edilebilmektedirler. Talep Jemeppe’deki PVC fabrikası, OG panolarında kullanılan IEC 61850 haberleşme protokolüne tamamen entegre olabilmek için, elektrik tesisinin AG tarafını iyileştirmek durumundaydı. Müşterinin ihtiyacı, AG panolarındaki açık tip devre kesicilerinin mevcut durumunu ve ilgili parametrelerini sadece görüntülemek değil, aynı zamanda bunları uzaktan kumanda etmek ve OG kesicileriyle arasında kilitleme oluşturmaktı. Jemeppe fabrikası, protokol çevirici kullanmadan daha yüksek sistem verimliliği ve devre kesicilerin uzaktan kontrol edilebilmesi sayesinde teknisyenlerin güvenliğini arttırmayı hedeflemekteydi. Emax E2.2 1250 A ABB çözümü SACE Emax 2 harici bir arayüz gerektirmeden, IEC 61850 standardına uygun olan bir elektrik dağıtım merkezinin otomasyon sistemine doğrudan entegre edilebilen tek AG devre kesicidir. Emax 2 devre kesicilerine özel olan Ekip Com IEC 61850 haberleşme modülü sayesinde, devre kesiciler ve OG SCADA arasında ve AG ile OG tarafındaki farklı koruma cihazları arasında veri alışverişi sağlanabilmektedir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 63 DOSYA / Ürün ve Uygulamalar Jemeppe fabrikası, AG tarafında meydana gelen herhangi bir arıza durumunda, OG tarafının etkilenmemesi için, OG devre kesicileri ile AG panolarındaki açık tip ana devre kesicileri arasında kilitlemeye ihtiyaç duymaktaydı. Ekip Hi-Touch koruma ünitesine ve Ekip Com IEC 61850 haberleşme modülüne sahip olan Emax 2, hataları tespit edebilmekte ve AG/OG transformatörünün önündeki OG devre kesiciye açmaması için GOOSE mesajı gönderebilmektedir. Ekip Com Aktüatör modülü, Emax 2’nin uzaktan açıp kapamasını mümkün kılarak, tesisin SCADA sistemi ile eksiksiz denetimini tamamlamaktadır. IEC 61850 sayesinde yüksek baud değerlerinde, protokol dönüştürücü kullanmadan daha verimli bir iletişim sistemi tasarlamak mümkün hale gelmiştir. Bununla beraber, GOOSE mesajları, herhangi bir kablolu kontrol çözümüne kıyasla %30 daha hızlıdır. İlk Jemeppe fabrikası için ABB çözümü, mevcut panolardaki ABB Megamax açık tip devre kesicilerinin, Emax 2 ile değiştirilerek yenilenmesiydi. Şu an her bir güç merkezinde bulunan üç adet E2.2 2500A Emax 2 devre kesici, Ekip Com IEC61850 ve Ekip Com Aktüatör modülleriyle donatılmış, mevcut SCADA sistemiyle iletişim kurabilmekte ve uzaktan kumanda edilebilmektedir. Bu çözüm için gerekli aksesuarlar: 64 Ekip Com Aktüatör Ekip Com IEC 61850 EKip Com Aktüatör, SACE Emax 2 devre kesicilerin uzaktan açılıp kapanabilmesine olanak sağlamaktadır. Tüm Ekip Com modülleri ile uyumludur. Ekip Com IEC61850 SACE Emax 2’nin, harici bir cihaz gerektirmeden, IEC 61850 standardına uygun olan bir elektrik dağıtım merkezinin otomasyon sistemine doğrudan entegre edilebilmesini sağlamaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON E2.2H 2500, 3 kutuplu Ekip Hi-Touch LSIG koruma üniteli Ekip Hi-Touch, en karmaşık elektrik tesisatını bile koruyabilecek yüksek performanslı, çok fonksiyonlu bir koruma ünitesidir. SACE Emax 2 dönüştürme kitleriyle beraber ABB AG devre kesicileri, ürün yelpazesini genişletmekte ve müşterilerine Emax 2 devre kesicilerinin faydalarından anında yararlanma fırsatı sunmaktadır. DOSYA / Endüstriyel Haberleşme OTOMASYON SİSTEMLERİNİN DOLAŞIM SİSTEMİ: ENDÜSTRİYEL HABERLEŞME PROTOKOLLERİ Endüstride kullanılan makine sayısının, toplanan verilerin miktarının ve birim zamanda üretilmesi gereken ürün miktarının artması beraberinde bazı altyapısal ihtiyaçları da doğuruyor: • Makine-Makine Haberleşmesi, • Makina-İnsan Haberleşmesi, • İnsan-İnsan Haberleşmesi için hızlı ve güvenilir bir alt yapıya ihtiyaç vardır. Haberleşme alt yapısı bu aşamada devreye giriyor. Makinaların birbirleriyle haberleşmesi, makinaların kendi içlerinde karar alabilip uygulayabilecekleri durumlarda, zamandan tasarruf edebilmek adına insan faktörüne gerek kalmadan, bu kararları alıp uygulaması ve üretimi optimize etmesi için gereklidir. Burada herhangi bir üretim bandında çalışan robotların konveyör ile iletişimde olmasını örnek gösterebiliriz. Konveyör üzerinde ilerleyen ürünün hangi kısımda olduğu, hangi kısımda hangi işlemden geçirilmesi gerektiği bu iletişim sayesinde kontrol altındadır. 66 Üretim sürecinin insandan tamamen bağımsız kılmak yerine, insanı sürecin kontrol ve değerlendirme kısmında etkin kılmak gerekebilmektedir. Acil durumlarda veya istenilen zamanda üretimin durdurulması insan kontrolüne bırakılabilmektedir. Bunun için makina kullanıcıya çeşitli uyarılar gönderebilmelidir. Üretim esnasında gerçekleşen işlemlerin işletmecilere ve teknik ekibe eksiksizhızlı aktarılması bu sebeple bir zorunluluk haline gelmektedir. Burada ihtiyaç duyulan verilerin makinalardan alınıp işleme mekanizmasına, işleme mekanizmasından alınıp makine insan arayüzlerine iletilmesi haberleşme alt yapısı ile mümkün kılınmaktadır. Üretim tesisi çalışanlarının gelen verileri kendi uzmanlık alanlarına göre değerlendirmesi gerekmektedir. Burada ihtiyaç duyulan şey ise verilerin sınıflandırılıp ilgili kişilere iletilmesidir. Teknik ekiptekiler kendi alanlarındaki değerlendirmeleri yaptıktan sonra birbirleri ile iletişime geçip parçaları birleştirmeli, sorun ve çözümlere bir bütün olarak ENDÜSTRİ OTOMASYON bakılabilmesine zemin hazırlamalı. Üretim bandında gerçekleşebilecek bir arızanın üretim kapasitesini etkileyebileceği dolayısıyla fiyatlara yansıyacağı durumlarda tesisin teknik ve idari kısımları ortak hareket etmelidir. Burada da insan-insan haberleşme sistemleri öne çıkmaktadır. Haberleşme alt yapıları endüstriyel üreticilerin gereksinimleri doğrultusunda tasarladıkları haberleşme protokolleri ile oluşturulmaktadır. Genelde belli başlı firmaların bir araya gelmesiyle oluşturulan ortak protokoller olduğu gibi firmaların kendi sistemleri için özel olarak yazdıkları protokoller de olabilmektedir. Bu sebeple piyasada çok sayıda haberleşme protokolü bulunabilmektedir. Bu çeşitlilik de beraberinde yeni gereksinimleri doğurmaktadır. Söz konusu dillerin birbirleri ile haberleşebilmesi için de bir takım çeviriciler gerekmektedir. Ayrıca verilerin güvenli aktarılabilmesi de doğru değerlendirme yapılabilmesi için önemlidir. Bu aşamada haberleşme salt yazılımsal bir çalışma DOSYA / Endüstriyel Haberleşme olmaktan çıkıp donanım da gerektiren kapsamlı ve başlı başına bir proje halini almaktadır. Bu ihtiyaçlar göz önüne alındığında Etkin bir haberleşme sistemi: • Endüstriyel tesisin çalışma şartlarının, • Etkin işletme ve merkezi denetiminin, • Tesis ve çalışan güvenliğinin, • Enerji tasarrufunun, en işe yarar şekilde düzenlenmesine katkı sunar. Kurulumların sayısı artık yılda bir milyondan fazla satışla sekiz milyon düğümü aşmaktadır ve CC Link, Asya’daki en büyük açık network’tür. Altı bölge ofisi ve dört Avrupa tanıtım ortağı bürosu, CC Link teknolojisini tanıtır ve kendi bölgelerindeki CLPA üyelerine geniş bir yelpazede destek hizmetleri sunar. CLPA’nın Almanya, İngiltere, Kuzey Amerika, Japonya, Çin, Güney Kore, Tayvan ve Singapur’da ofisleri bulunmaktadır. Öncelikle dünyada kapsamlı şekilde kullanılan temel haberleşme protokollerinin bazılarına göz atalım. CC-Link BACnet ASHRAE (American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers) tarafından oluşturulmuştur. Daha çok bina otomasyon sistemlerinde, HVAC ürünlerinde kullanılmaktadır. Açık bir protokol olan BACnet dünya genelinde önemli üyeler ve geliştiriciler ile geliştirilmeye devam etmektedir. 1987’de geliştirilmeye başlamasına bağlı olarak önemli bir geçmişe sahip olan ve artık standartlaşmış olması yaygın şekilde kullanılmasına katkı sağlamaktadır. Bu sayede yeni projelere adapte olması oldukça kolaylaşmaktadır. Ayrıca bu geniş birikimi ve tecrübesi sayesinde kullanıcılara sunabildiği imkânlar da geniştir. PROFIBUS CC Link daha çok endüstriyel tesislerde kullanılan bir haberleşme protokolüdür. Çalışmaları, dünya genelinde, 2000 yılında kurulan CC Link Partner Association (CLPA) tarafından sürdürülmektedir. CLPA, CC Link’e uyumlu olan veya olabilecek ürünlerin üreticileri ve kullanıcılarını kapsayan bir organizasyondur. CLPA CC Link özelliklerini denetler, yönetir ve endüstriyel otomasyonda network haberleşmesi için CC Link teknolojisinin dünya genelinde benimsenmesini teşvik eder. Profibus saha seviyesinde haberleşme için tasarlanmıştır. Veri ve bağlanabilen ekipman kapasitesi, güvenlik ekipmanların ve onların güç bağlantılarının doğrudan haberleşme hattı üzerinden yapılabilmesi endüstriyel proses otomasyonunda çok önemlidir. Profibus hem proses otomasyonu (Profibus PA) hem üretim otomasyonu (Profibus DP) ile ilgili ihtiyaçları karşılar. Bu özellikleri ile her iki konuda ihtiyaçları karşılayan ilk haberleşme platformudur. ENDÜSTRİ OTOMASYON 67 CAN Bus Controller Area Network (CAN) protokolü. İlk olarak Robert Bosch tarafından 1983 yılında omototiv sektörü için geliştirilmeye başlanmıştır. Araçlarda bulunan ve sürekli iletişimde olması gereken elektronik cihazların birbirlerinebağlanması hususu önemlidir. Ancak arabaların mobil yapısı düşünüldüğünde kablo ağının karmaşık yapıdan uzak ve küçük olması beklenir. Bu protokol sayesinde onlarca kablo yerine sadece iki kablo kullanılmaktadır. CAN protokolü başta otomotivde özelleşse de zamanla veri iletim hızı, hata oranının düşüklüğü ve uygulama kolaylığı gibi sebeplerden dolayı mikroişlemcili sistemlerde de çoğu kişi tarafından bireysel uygulamalarda kullanılmaktadır. Ethernet En yaygın kullanılan LAN teknolojisidir. İlk olarak Dr. Robert M. Metcalfe tarafından ortaya atılan Ethernet fikri sonradan IEEE tarafından geliştirilmeye devam etti. Aynı ağ üzerinde çalışan birden çok aletin olması, paketlerin çakışma ihtimalini arttırdığından süreci yavaşlatsa da bu geçici bir durumdur ve kısa sürede aşılabilmektedir. Yaygın kullanılıyor olması beraberinde birçok avantajı getirir. LonWorks Bina otomasyon sistemlerinde kullanılan LonWorks Echelon Crop tarafından tasarlanmıştır. Aynı sistemdeki bilgisayar, ağ yönetim sistemleri, router gibi farklı özelliklerdeki cihazların aynı hat üzerinde çalışabileceği güçlü bir yapı kurabilmek için gerek ve yeter alt yapıyı sunabilmektedir Haberleşme protokollerinin çok farklı çeşitlere sahip olduğunu söylemiştik. Kullanıcı, kullanacağı yerdeki önceliklerine göre, güvenlik, iletim hızı, veri taşıma kapasitesi gibi kıstaslarla değerlendirip kullanabileceği haberleşme alt yapısına karar vermelidir. Özellikle son yıllarda artık kaçınılmaz olan gerek binalarda gerek endüstriyel tesislerde otomasyon alt yapısını kurarken, ihtiyaçlara cevap verebilecek yeterlilikte bir alt yapı kurulması sistemin sürekliliği açısından hayati önem taşımaktadır. ENDÜSTRİ OTOMASYON DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN EYLEM PLANI ■ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü’nün “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi Ve Eylem Planı 2014-2017”ye göre, “Ülkemizde gerçekleşen hızlı ekonomik büyüme, teknolojik gelişme, sanayileşme, kentleşme, nüfus artışı ve refah seviyesinin yükselmesi üretilen atık miktarında artış yaşanmasına neden olmaktadır. Artan atık miktarı nedeniyle karşılaşılan zorluklar atıksız veya olabildiğince az atıklı üretimi ve tüketimi amaçlayan ‘atık yönetimi yaklaşımını’ gerektirmektedir. Atık yönetimi kapsamında gerçekleştirilen süreçler arasında; evsel, tıbbi, tehlikeli ve tehlikesiz atıkların minimizasyonu, kaynağında ayrı toplanması, ara depolanması, atıkların taşınması, geri kazanılması, geri dönüştürülmesi ve bertarafı yer almaktadır. Atık yönetimi çevre koruma politikaları arasında ağırlıklı bir önemle yer tutmaktadır. Doğal kaynakların hızla tüketilmesinin önüne geçilmesi ve üretilen atıkların çevre ve insan sağlığı için bir tehdit olmaktan çıkarılarak ekonomi için bir girdiye ve değere dönüştürülmesini amaçlayan atık yönetim stratejileri, tüm dünyada giderek öncelikli bir politika hedefi olarak benimsenen ‘sürdürülebilir kalkınma’ yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. 70 Doğal kaynakların ve bu kaynakların kendini yenileme kapasitesinin sınırlı olduğu göz önüne alındığında, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde atık yönetiminde; geri dönüşüm ve geri dönüşümün sosyal, çevresel ve ekonomik etkileri ön plana çıkmaktadır. Atık yönetiminin en önemli ayaklarından olan geri dönüşüm; değerlendirilebilir atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal yöntemler ile ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesi olarak tanımlanmaktadır. Atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesi başta çevre ve insan sağlığı olmak üzere ekonomiyi de yakından ilgilendirmektedir. Geri dönüşüm uzun vadede verimli bir ekonomik yatırım olarak görülmektedir. Doğal kaynakların hızla tükenmesine bağlı olarak üretim sürecinde kullanılan hammadde arzının azalması ve buna bağlı olarak maliyetinin artması sonucunda ekonomik problemler ortaya çıkmaktadır. Sektörlerin hammadde ihtiyacının bir bölümünün geri dönüştürülebilen ve ekonomik değeri bulunan atıklardan karşılanması sürdürülebilirliğin sağlanması adına büyük önem taşımaktadır. Etkin bir ENDÜSTRİ OTOMASYON geri dönüşüm sistemi, hammadde ve ara malı ithalat bağımlılığı yüksek olan sektörlerde bu bağımlılığı azaltıcı yönde yapacağı etkiyle de sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır. Ülkemizde üretilen atıkların yarısından fazlası geri kazanılabilir özelliğe sahiptir. Çevresel bir sorun olan, bertarafı için finansal kaynak gereken ve üretim için önemli bir girdi olan atıkların; istihdam oluşturma, etkin doğal kaynak kullanımı, ekonomik fayda ve çevresel iyileştirme gibi alanlarda sağlayacağı avantajlar da göz önüne alındığında, geri dönüşümün ulusal refahın arttırılmasında sahip olduğu büyük potansiyel göz ardı edilemez duruma gelmektedir. Bu çerçevede geri dönüşümün sağladığı çeşitli avantajlara ek olarak ülkemizde bu alanda var olan ve tam anlamıyla değerlendirilemeyen atıklar dikkate alındığında bu konuya özel ulusal bir stratejinin hazırlanması ihtiyacı doğmuştur. Strateji hazırlığı kapsamında ülkemizde geri dönüşüm sistemi ile ilgili sorunlar tespit edilmiş ve çözüm yolları araştırılarak sektörün sürdürülebilir ve etkili bir yapıya kavuşmasını sağlamak adına ‘Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ oluşturulmuştur. DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) kararında ve 2012 Yılı Planında ‘Geri Dönüşüm Stratejisi’ olarak yer alan Strateji Belgesi ve Eylem Planı ‘geri kazanım ve toplama-ayırma’ faaliyetlerini de içermekte, kaynakta önleme gibi diğer atık yönetimi uygulamalarını içermemektedir. Strateji belgesinin kapsamı yapılan değerlendirmeler sonucunda ‘belediye atıkları, ambalaj atıkları, atık pil ve akümülatörler, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, hayvansal atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, ömrünü tamamlamış araçlar, metal hurdalar, madeni atık yağlar, bitkisel atık yağlar, hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıkları ve endüstriyel atıklar’ olarak belirlenmiştir. Hazırlanan ‘Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve Eylem Planı’ ülkemizin geri dönüşüm konusundaki mevcut durumunu ortaya koymakta ve önümüzdeki dönemde yapılması gereken çalışmalar için bir yol haritası çizmektedir. Geri dönüşüm, sektörü yatay kesen bir alan olduğu için çok sayıda paydaşın somut katkısını gerektirmekte ve farklı alanlarda istikrarlı bir biçimde yapılması gereken faaliyetleri kapsamaktadır. Stratejide yer alan eylemlerin etkin bir biçimde uygulanması sonucunda, ülkemizin geri dönüşüm sektörünün gelişmesi desteklenerek çevresel ve ekonomik fayda sağlanması beklenmektedir… 2014-2017 yıllarını kapsayan Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve Eylem Planının hazırlanması çalışmalarına kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından katkı sağlanmış ve süreçte katılımcı ve paylaşımcı bir yöntem izlenmiştir. Strateji Belgesi hazırlanırken temel olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kurumlar ve Avrupa Birliği (AB) tarafından hazırlanan rapor ve verilerden yararlanılmıştır. Stratejinin hazırlanması sırasında Durum Analizi yapılmış; mevcut durum ortaya konularak sektörün problemlerine ulaşılmış ve sektörün öncelikli sorun alanları tespit edilmiştir. Öncelikli sorun alanlarından hareketle, sektöre ilişkin vizyon ve genel amaç belirlenmiştir. VİZYON: Her bireyin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşaması adına sürdürülebilir kalkınmaya hizmet eden geri dönüşüm sistemine sahip bir Türkiye. GENEL AMAÇ: Çevreye ve insana saygılı, kaynakların etkin kullanıldığı ve geri dönüşümün ekonominin vazgeçilmez parçalarından biri haline geldiği üretim ve tüketim kültürünün oluşumunu sağlamak. Vizyon ve genel amaç çerçevesinde stratejinin gerçekleştirilmesi adına sektörün güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş ve hedefler tespit edilmiştir. HEDEFLER: I. Toplumun tüm kesimlerinde geri dönüşüm bilincini oluşturmak II. İlgili mevzuatı geri dönüşüme yönelik olarak geliştirmek III. Atıkların etkin bir şekilde geri dönüştürülmesi için gerekli alt yapıyı oluşturmak IV. Geri dönüşüm konusunda finansal destek sağlamak V. Atık üretimini kayıt altına alarak etkin bir denetim sistemi kurmak Yukarıda sayılan hedeflere ulaşmak için strateji kapsamında 2017 yılı bitimine kadar hayata geçirilecek 54 eylemden oluşan ‘Eylem Planı’ şekillendirilmiştir. Eylem Planı, DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü belirlenen hedeflere uygun olarak hangi eylemin, hangi zaman dilimi içerisinde, kim tarafından ve hangi kurum/kuruluşun işbirliği ile uygulanacağını tanımlamaktadır… Dünya nüfusunun giderek artmasının ve tüketim alışkanlıklarının değişmesinin özellikle güçlü ekonomilerde toplam tüketimi artırması beklenmektedir. Bu durum kaynaklar üzerinde baskıyı artırarak çevre ve sağlık açısından olumsuz etkilere neden olmaktadır. Geri dönüşüm ekonomik fırsatlar yaratırken kaynak verimliliğine de katkı sağlamaktadır. Ayrıca ülkelerde geliştirilen atık politikaları, ikincil hammaddeler için yeni pazarların oluşmasına da neden olmaktadır. Atık yönetiminin temelini ‘atık yönetimi hiyerarşisi’ ve ‘üretici sorumluluğu’ilkeleri oluşturmaktadır. Atık yönetimi hiyerarşisinde birincil önceliği, atıkların üretim aşamasında önlenmesi ve atık miktarının ve tehlikelilik düzeyinin azaltılması oluşturmaktadır. Atıkların yeniden kullanım, geri dönüşüm ve enerji elde edilmesi yoluyla geri kazanılması ikinci sırada, geri kazanım olanağı 72 olmayan atıkların çevreye zarar verilmeksizin yakılması ya da güvenli depolanması da son sırada tercih edilmelidir. Geri dönüşüm, oluşumu kaynakta önlenemeyen veya yeniden kullanılamayan atıklara uygulanan bir yöntemdir. Atık hiyerarşisi; atık önleme ve yönetimine ilişkin mevzuat ve politikalarda şu şekilde ifade edilmektedir: • Önlem • Yeniden kullanım • Geri dönüşüm • Geri kazanım (hammadde geri kazanımı, enerji kazanımı gibi) • Bertaraf (Depolama/Yakma). Şemsiye bir kavram olan atık yönetiminin yukarıda sayılan bileşenlerinden sadece biri olan geri dönüşüm, yarattığı ekonomik etkileri ile ön plana çıkmaktadır. Atık yönetiminin en önemli başlıklarından biri olan ve atıkları oluşmadan, kaynağında önlemeye yönelik faaliyetleri içeren önleme ise Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisinde ele alınmamaktadır. Geri dönüşüm konusunda diğer önemli bir kavram ise üretici sorumluluğu ilkesidir ve bu kavram atıklardan kaynaklanan her tür maliyetin atık üreticileri (üretici, tüketici ENDÜSTRİ OTOMASYON gibi) tarafından karşılanmasını öngörmektedir. Bu yaklaşım ‘kirleten öder’ prensibinin bir yansımasıdır. Atık yönetimine ilişkin diğer ilkelerden bazıları ise kendine yeterlilik, uygun teknolojilerin seçilmesi ve kullanılması ve atıkların kaynağına mümkün olan en yakın alanda bertaraf edilmesidir. Gelişmiş ülke uygulamalarına bakıldığında, atıkların %3545 civarındaki kısmı hariç, kalan kısmının tümüyle geri dönüştürül erek ekonomi ye kazandırıldığı görülmektedir. Örneğin ülkemizle paralel olarak AB’de hammadde ihtiyacının artışı ve AB’nin hammadde ithalat bağımlılığı göz önüne alındığında geri dönüşümün rolü daha çok ön plana çıkmaktadır. Avrupa ekonomisi yüksek düzeyde kaynak tüketimine dayanmakta olup 2020’ye yönelik tahminler AB’de kaynak kullanımının artmaya devam edeceğini göstermektedir. Avrupa’nın kaynak tüketimini belirleyen başlıca unsurlar ekonomik büyüme, teknolojik gelişmeler ve değişen tüketim ve üretim alışkanlıklarıdır. AB’de kullanılan kaynakların yaklaşık üçte biri atığa ve emisyona DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü dönüşmektedir. Kaynak kullanımı dünyanın diğer bölgelerinde de artmaya devam etmektedir. Bu durum ürün ve hizmet tüketiminin artmasından kaynaklanmaktadır. Yüksek kaynak tüketimi dünyanın tüm bölgelerinde çevre üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu baskılar arasında yenilenebilir olmayan kaynakların tükenmesi, yenilenebilir kaynakların yoğun kullanımı, ulaşım ve madencilik faaliyetlerine bağlı olarak su, hava ve toprağa yüksek emisyon yayılması ve ekosistemleri negatif etkileyen yüksek atık üretimi bulunmaktadır. Geri dönüştürülmüş maddelerin hammadde ihtiyacının tamamını karşılaması ve hammadde talebini çözmesi mümkün değildir. Fakat gelişen geri dönüşüm pazarı ve ekonomik ve çevresel etkileri göz önüne alındığında geri dönüşümün yeşil ekonomide önemli bir rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. Geri dönüşümün yeşil ekonomideki yeri ve AB’nin geri dönüşüm ile elde ettiği ekonomik faydalara ilişkin temel bulgular şunlardır (EEA, 2011): • Geri dönüşümden elde edilen gelirler giderek artmaktadır. • Gelişen Asya ekonomisi ve AB direktifleri Avrupa’da geri dönüşümü artırmaktadır. • Geri dönüşüm yakma veya depolamaya göre daha fazla istihdam oluşturmaktadır. • Geri dönüşüm ekonominin gereksinim duyduğu kaynak ihtiyacının büyük kısmını karşılayabilir ve böylelikle kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltır. Sonuç olarak giderek artan oranda sınır ötesi atık ticareti yapılmakta, bunun çoğu geri dönüşümde veya enerji geri kazanımında kullanılmaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde geri dönüşüme yönelik çeşitli politika, proje, teknoloji, program ve strateji geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Son olarak geri dönüşümün öne- mine, Rio+20’nin “Arzu Ettiğimiz Gelecek” başlıklı Sonuç Belgesinde, “Sürdürülebilir atık yönetiminin, 3R (reduce- azaltım, reuse- yeniden kullanım ve recycle – geri dönüşüm) uygulamaları aracılığıyla ileri bir şekilde desteklenmesi” olarak vurgu yapılmıştır. TÜRKİYE’DEKİ DURUM: Türkiye’de genel atık yönetimine ilişkin düzenlemeler; atık çeşitliliği ve AB Direktifleri doğrultusunda geliştirilmiş ve ülke şartlarına uygun yönetmelikler yayımlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Bu kapsamda evsel katı atıklar, hafriyat toprağı, inşaat ve yıkıntı atıkları, atık pil ve akümülatörler, tehlikeli atıklar, bitkisel atık yağlar, tıbbi atıklar, ömrünü tamamlamış lastikler, ambalaj atıkları, poliklorlubifeniller ve poliklorluterfeniller, atık elektrikli ve elektronik eşyalar, atık yağlar, ömrünü tamamlamış araçlar, araçların bakım ve onarımından kaynaklanan parçalar ve atıkların düzenli depolanması konularında uygulamalar devam ettirilmektedir (ÇSB, 2012-1). Türkiye’nin atık yönetim stratejisinin en önemli ilkelerinden birisi atık oluşumunun kaynağında önlenmesi, eğer bu sağlanamıyorsa atığın azaltılması ve atık oluşumunun kaçınılmaz olması durumunda da atıkların geri kazanılmasıdır. Başta Çevre Kanunu olmak üzere çevre mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar kullanılması, materyal ve enerji olarak geri kazanılması öncelikli yönetim prensiplerinden birisi olarak ele alınmış; geri kazanım faaliyetleri teşvik edilmiş; geri kazanım tesislerinin teknik ve idari yeterliliklerinin artırılması amacıyla kriterler oluşturulmuş ve bu kriterleri sağlayan tesisler lisanslandırılarak hem ekonomiye hem de çevreye katkıda bulunmaları sağlanmıştır. Atık yönetimine ilişkin mevzuatta yer alan kavramların ortak bir yapı altında toplanması, ENDÜSTRİ OTOMASYON mevzuatın sadeleştirilmesi ve AB Atık Çerçeve Direktifindeki güncellemelerin uyumlaştırılmasına ilişkin çalışmalar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir. 2014-2018 yıllarını kapsayan 10’uncu Kalkınma Planında geri dönüşüme yönelik olarak aşağıdaki iki madde bulunmaktadır: • Sanayide geri dönüşüm ve geri kazanım gibi uygulamalara önem verilecektir. • Katı atık yönetiminde önemli bir boyut olan geri dönüşümün faydalarının yeterince bilinmemesi, geri kazanılmış ikincil ürüne ait standartların yetersizliği, teşvik ve yönlendirme sisteminin eksikliği gibi hususlar geri dönüşüm çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, 10. Kalkınma Planı kapsamında oluşturulan ‘Öncelikli Dönüşüm Programları’ çerçevesinde yer alan ‘İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması’ Programı, ‘Atıkların Ekonomiye Kazandırılması’ bileşeni altında geri dönüşüm konusu ele alınmaktadır. 2014-2016 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programda ise ‘108. Doğal kaynaklar etkin kullanılacak, atıklar ekonomiye kazandırılacaktır’ ifadesine yer verilmiştir (Kalkınma Bakanlığı, 2013). Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Atık Yönetimi Eylem Planlarında da geri dönüşüme ilişkin hedefler bulunmaktadır. Geri dönüşüme ilişkin ulusal verilere göre; 2003 yılında 46 geri kazanım tesisinde yaklaşık 4 bin kişi istihdam edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri sonucu 62 milyon TL katma değer sağlanmıştır. 2011 yılında ise 898 geri kazanım tesisinde yaklaşık 60 bin kişi istihdam edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri sonucu sağlanan katma değer yıllık 1 milyar TL’yi aşmıştır (ÇŞB, 2012-1). 73 DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ’NÜN GÜÇLÜ-ZAYIF ANALİZİ ■ “Ulusal Geri Dönüşüm Strateji Belgesi Ve Eylem Planı 2014-2017” çerçevesinde, Türkiye geri dönüşüm sektörüne ilişkin GZFT Analizi; iç ve dış faktörleri dikkate alarak, sektörün sahip olduğu avantajları ve var olan güçlü yönlerini tespit etmek; fırsatlardan en üst düzeyde yararlanmak; sektörün eksik ve zayıf yönlerini tespit ederek iyileştirmek; tehditlerin etkisini en aza indirecek şekilde gerekli önlemleri almak ve bu doğrultuda yeni stratejiler geliştirmek amacıyla oluşturulmuş. Sektöre ilişkin yapılan GZFT analizi ise şöyle: GÜÇLÜ YÖNLER 1. Geçmiş yıllara göre çevre duyarlılığının ve bilincinin artması, 2. İyi uygulama örneklerinin bulunması, 3. Mevcut durumda bir geri dönüşüm sektörünün oluşmuş olması, 4. Geri dönüşüm ile ucuz hammadde sağlanması ve bu yolla üretim maliyetlerinin düşmesi, 74 5. Geri kazanılan ürünleri işleyecek teknolojiye sahip olunması, 6. Kurumsal yapılanmaların başlamış olması, 7. Birçok atık türü için deneyim ve alt yapının bulunması, 8. Ülkemizde geri dönüşümle ilgili lisanslı tesislerin varlığı ve sayıca artmaları, 9. Mevcut lisanslı tesislerin ise (çimento fabrikalarının) geri kazanım oranlarını arttırma potansiyeline sahip olması, 10. Ülkede entegre atık yönetimine ilişkin yapılan çalışmalar, 11. Çevre kanunu ve yasal mevzuatın olması, 12. Mevzuatın uluslararası standartlarla uyumlaştırılmasına yönelik çalışmaların olması. ZAYIF YÖNLER 1. Halkın geri dönüşüme yönelik farkındalığının ve çevre bilincinin yeterli düzeyde olmaması, 2. Geri dönüşüme yönelik eğitimlerin yetersiz olması, ENDÜSTRİ OTOMASYON 3. Atıkların tümünün çöp olmadığının anlaşılamaması, 4. Kaynakta ayrı biriktirme bilinci ve alışkanlığının olmaması, 5. Sanayici için çevre konularının ikinci planda olması, 6. Atıkların ekonomik değeri ile ilgili özellikle KOBİ’lerde bilinç eksikliği olması, 7. Belediye katı atık depolama sahalarına geri dönüştürülebilir atıkların kabul edilmesi, 8. Hazırlanan mevzuatların özel sektörün önünü açacak nitelikte ve kolaylaştırıcı olmaması, 9. Geri kazanılabilir atıkların takibi amacıyla geliştirilmiş mevzuatın çoğu kez gereksiz aracı kurumların oluşmasına neden olması, 10. Mevzuata ait yaptırımların uygulanabilir olmaması ve sağlıklı bir şekilde uygulanamaması, 11. Evsel atıkların içindeki ambalaj atıklarını önlemeye yönelik yaptırımların uygulanmaması, 12. Ülkeye özel geri dönüşüm modellerinin netleşmemesi, DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü 13. Ülke altyapısına uyumlu olmayan yasal uygulamaların olması, 14. Geri kazanılmış ikincil ürünlere ait yeterince standart olmaması, 15. Geri dönüşüm için yaygın toplama noktalarının olmaması, 16. Atık bertaraf/gerikazanım tesislerinin yetersiz sayıda ve kapasitede olması, 17. Bazı ürün ve atıklara yönelik geri dönüşüm tesisin olmaması, 18. Güvenilir ve güncel istatistik çalışmalarının bulunmaması, 19. Yerel yönetimlerin idari ve teknik kapasitelerinin yetersiz olması, 20. Geri dönüşüm ile ilgili konuların sanayicilere ek mali yük getirmesi, 21. Geri dönüşüm ürünlerinin satışındaki ÖTV sorunu, 22. Atık yönetiminde teşvik, yönlendirme ve bilinçlendirme sisteminin eksikliği, 23. Kurumlar arası yetki ve sorumluluk dağılımının net olmaması ve koordinasyon eksikliği, 24. Sektöre yönelik finansman desteğinin zayıf ve sunulan teknik bilginin yetersiz olması, 25. Geri dönüşüm ve geri kazanım sektöründe faaliyet gösteren firmalara yeterli teşvik ve desteklerin sağlanmaması, 26. Atıkların taşınması için uygun nitelikte ve yeterli sayıda lisanslı aracın mevcut olmaması, 27. Yürürlükte bulunan mevzuatların ülkenin her yerinde eşit şekilde uygulanmaması ve bu durumun rekabeti ve sektörün gelişmesini engellemesi, 28. Atık analizini yapabilecek yetkinliğe sahip yeterli sayıda laboratuar ve teknik kadro olmaması, 29. Çevre mevzuatında sınai faaliyetlerden çıkan yan ürünler atık olarak tanımlandığından bunların geri dönüşümlerinin zorlaşması. FIRSATLAR 1. Konuyla ilgili STK’ların varlığı ve etkinliklerinin giderek artması, 2. Yetkilendirilmiş kuruluşların varlığı, 3. Geri dönüşüm sektörünün gelişmeye açık olması, 4. Avrupa Birliği uyum süreci, 5. Geri dönüşümün “iyi atık yönetimi” kapsamında yaşam standardı ve halk sağlığına pozitif etkileri, 6. Büyüyen imalat sanayisi göz önüne alındığında ekonomiye katkısının yüksek olması, 7. Küresel hammadde ihtiyacının artması ve bunun bir bölümünün geri dönüşüm ürünleri ile karşılanma potansiyeli, 8. Küresel ölçekteki firmaların yeni pazar bulma ihtiyacı, 9. İleri teknoloji kullanan çevreye duyarlı firmaların atık yönetimi uygulamaları, 10. Uluslararası teknik işbirliği olanaklarının varlığı, 11. Geri dönüşümün önemi konusunda toplumun geniş kesimlerinin fikir birliği içinde olması, 12. Konuyla ilgili politika üreten ve hizmet veren kurumların varlığı, 13. Geri dönüşüm projelerinin varlığı, 14. Geri dönüşüme yönelik teknoloji geliştirme alanlarında çalışabilecek uluslararası nitelikte bilim ve sanayi insanlarının varlığı, 15. Geri dönüşümün istihdam oluşturması, 16. Ülkede ucuz iş gücünün varlığı, 17. Ülkenin, konuyla ilgili uygulama eksikliği bulunan çevre ülkeleri de içine alan bir pazar oluşturma potansiyeli, ENDÜSTRİ OTOMASYON 18. Genç nüfusun varlığı ve hızlı öğrenebilme yeteneği, 19. Tüketim artışına paralel olarak geri dönüşümde kullanılabilecek atık miktarında artış olması. TEHDİTLER 1. Yasal mevzuatın yetersizliği (Geri dönüşümün hızla yaygınlaştırılmasında gerekli mevzuatın bulunmaması), 2. AB mevzuatının uyumlaştırılması sürecinde sektörün finansal yönden olumsuz etkilenmesi, 3. Yatırımcı ve finansörler için sektör belirsizliğinin engel oluşturması, 4. Teknoloji know-how eksikliği, 5. Konuyla ilgili uzun vadeli gelişme planının ve stratejilerinin bulunmaması, 6. Ulusal, sektörel ve bölgesel plan/ programlarda konuyla ilgili yer alan hedef ve politikaların eksik olması, 7. Elektronik atıklar gibi bazı atık alanlarında toplanan atığın az olması, iç pazarın yetersizliği, 8. Lisanslı geri dönüşüm tesislerinde standardizasyon eksikliği, 9. Ekonomik krizlerin yaşanması, 10. Atıkların ayrı toplanmasına yönelik teknik yapı ve kaynak yetersizlikleri, 11. Sektörde kayıt dışılığın varlığı, lisanssız firmaların ve toplayıcıların olması, 12. Denetim yetersizliği (mevcut mev- 75 DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü zuata uyulmasında ve mevcut cezai yaptırımlarda eksiklik olması), 13. Özellikle konuya yönelik Ar-Ge ile ilgili çeşitli fonların olmaması, 14. Plansız nüfus artışı ve kentleşme. Son olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sitesinde yer alan bir haberi aktaralım. Habere göre, 2015 Yılı 4. Atık Yönetimi Sempozyumu Sonuçlarının Değerlendirilmesi aşağıdaki gibi: “4. Atık Yönetimi Sempozyumu; 26-29 Ocak 2015 tarihlerinde Antalya ilinde gerçekleştirilmiştir. Sempozyuma; Bakanlığımız, Akademisyenler, Belediyeler, Sivil Toplum Kuruluşları, Atık Sektörü Temsilcileri, Yetkilendirilmiş Kuruluşlar ve Firmalar katılım sağlamışlardır. Sempozyumda; 2 genel oturum, 30 özel oturum, 73 konuşmacı, 2 panel, 1 sonuç oturumu yapılmış olup yaklaşık 1000 kişi katılım sağlamıştır. Sempozyumda, 2023 yılına doğru atık yönetimi çok yönlü olarak tartışılmıştır. azami derecede sağlanan, teknik, ekonomik, sosyal ve yasal zemini güçlü bir sistem olmalıdır. Temiz üretim tekniklerinin uygulanmasıyla atık yönetiminde en güçlü önleme, azaltım ve etkin bir geri dönüşüm sağlanması hedeflenmektedir. Atık yönetimi sektörü diğer sektörlere göre oldukça yeni bir sektör olduğundan makine-ekipman ve teknoloji açısından yeni gelişmektedir. Bu bağlamda teknolojilerden ziyade atığa uygun proseslerin geliştirilmesi, prosese uygun makine ekipman seçimi önem arz etmektedir. Atık Sektörü, yeni teknolojilere, süreç, metot ve iş modeli açısından her türlü gelişmeye açık bir sektördür. Bu sempozyumda atık yönetimine ilişkin dile getirilen ortak ve konu bazlı hususlar şunlardır: • Atıkların bir kaynak olduğu ve mut- Çevre ve insan sağlığını sürdürülebilirlik ilkesinde garanti altına alan, doğal kaynaklarımızın etkin bir şekilde kullanılması ve korunması amacıyla sıfır atık yaklaşımının benimsendiği maddesel ve enerji geri kazanımının 76 ENDÜSTRİ OTOMASYON laka uygun bir şekilde geri kazanım yolunun belirlenmesi gerektiği belirtildi. • Sürdürülebilir atık yönetimi sürdürülebilir denetimle gerçekleşir vurgusu yapılmıştır. • Ülkemizde yeterli kapasitede tesis bulunduğu ifade edilerek bu tesislerinin işletilmesi konusunda hizmet standartların oluşturulması gerektiği ifade edilmiştir. • Daha verimli üretimle daha az doğal kaynak tüketimine yönelik temiz üretim teknolojilerin tercih edilmesi, • Atık yönetimi çalışmalarının kurumsal hafızaya işlenmesi, • Atık sektörü Bölgesel Teşvikler altında yer almakta ve nüfusun yoğun olduğu İstanbul gibi iller birinci bölgede sınıflandırmaktadır; birinci bölge en az teşvik oranına sahip ve en çok başvurunun olduğu bölgedir. Bu sebeple teşvik sisteminin Bölgesel Teşvik yerine Stratejik Teşvik sistemini çevrilmesi ve diğer teşvik oranlarından da faydalanılmasının olumlu olacağı, • Yatırım finansmanında örnekler artmakla birlikte, bu finans olanaklarına daha kolay ve düşük maliyetli erişim sağlanmalıdır. • Evsel katı atıkların yenilenebilir DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü enerji kanunu kapsamında teşvik sisteminden yararlandırılabilmesi için biyokütle tanımının netleştirilmesi, • Atık sektöründe teknoloji, proses ve metot inovasyonunu sağlayacak şekilde pilot projeler yapılması ve sonuçların sektörle paylaşılması, Sağlık Kuruluşları Oturumu: • Laboratuvarlarda bulunan otoanalizatörlerden kaynaklı sıvı atıkların kanalizasyona deşarjlarında belediyelerin kanalizasyona deşarj limitleri esas alınması, gerekli görülmesi durumunda hastane atıksuları için ayrı bir şebeke yapılarak ayrı bir atıksu yönetimi yapılması, • Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumunu ve Üniversite hastanelerini temsilen mahalli çevre kurullarında üye bulundurulması, • Sağlık kuruluşlarından kaynaklı atıkların özelliklerinin netleştirilmesi geri kazanım /bertaraf yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla atık yönetim rehberinin hazırlanması, Maden Atıklarının Yönetimi: • Maden atık sahalarında taban geçirimsizlik sisteminde kil yerine kullanılacak jeosentetik malzemelere mevzuatta yer verilmesinin değerlendirilmesi, • ÇED raporlarında düzenli depolama tesislerine ait bilgilerin (sınırların, gözlem kuyuları, hidroloji ve hidrojeolojik raporlar gibi) Uygulama Projesinde sorunlara neden olmaması için ayrıntılı olarak verilmesi, • Atık depolama tesislerinde güvenlik katsayılarına, gerek bölgenin depremselliği gerek sedde ve atığın yapısına göre dikkat edilmesi, • Maden atıklarının başka bir sektörde kullanılabilmesi için zorunlu ve teşvik edici yasal düzenlemeler için gerekli araştırmaların yapılması, Özel Atıkların Yönetimi: • Baz yağdan alınan ÖTV sorununun çözüme kavuşturulması için girişimlerde bulunulması, • Atık yağlardan standart dışı ürünler üretimi ve illegal değerlendirme yöntemlerinin önüne geçilmesinin gerekliliği, • Bitkisel atık yağlardan biyodizel üret- iminde zorunlu kullanım alanlarının belirlenmesi, ayrıca akaryakıta harmanlama oranlarının zorunlu hale getirilmesi, • Belediyelerin atık pil toplama konusunda Belediyelerin daha fazla destek vermesi gerektiği, • Atık akü geri kazanım faaliyetleri sonucunda oluşan kurşun salınımı ve yayılması sonucunda çevre ve insanlarda kontaminasyonun gerçekleştiği vurgulanarak çevreyi kirletici kimyasalların kontrolünün sağlanması, bu tür tehlikeli kimyasalların oluştuğu tesislerde gerekli denetim ve kontrollerin arttırılması, • Baskı devre kartlarının toplanması ve geri kazanılması için ülkemizde mevzuatların yeterli olmadığı, bunların kayıt dışı toplanmasının önüne geçilmesi gerektiği ve mevzuatın geliştirilmesi için sektörle birlikte çalışılması, • Belediyelerin, atık toplama konusunda desteklenmeye ihtiyacı olduğu, yeni yayımlanan Atık Getirme Merkezi tebliğindeki 1000 m2 alan İstanbul gibi arazi problemi olan şehirlerde sıkıntı yarattığı ve uygulamadaki sıkıntılara çözüm bulunması, • Elektrikli ve elektronik eşya atıklarının toplanmasında “eskiyi getir yeniyi götür” gibi kampanyaların yaygınlaştırılması, • Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Yönetmeliğinde kapsamının M1, N1 dışındaki kategorileri kapsaya- ENDÜSTRİ OTOMASYON cak şekilde genişletilmesi, • ÖTA Geçici Depolama Alanlarında (m2) alan şartlarının yeniden değerlendirilmesi, • ÖTA Kontrolü Yönetmeliğinde, yer alan geri dönüşüm oranlarının sağlanabilmesi için ÖTA statüsündeki aracın toplam ağırlığının, araç tescil belgesinde belirtilen ağırlık yerine, tesise kabul aşamasındaki ağırlığın Çevre Online sistemine girilmesi, • Hurdaya ayrılan bazı araçların lisanslı tesislere getirilmeden parçalanması gibi illegal işlemlerin önüne geçilmesi için tesiste fotoğraflama ya da video çekimi gibi bir sisteme geçilmesinin yararlı olacağı Belediye Atıklarının Yönetimi: • Belediyelerin öncelikle katı atık yönetim planlarının yapılması gerekliliği, • Belediye atıklarının işleme yöntemine göre toplama ve lojistik modellerinin oluşturulması gerekliliği, • Yerele özgü yöntemlerin belirlenmesi gerektiği, • Biyolojik işlemlerde en önemli sorunun finansal model eksikliği olduğu, • Kentsel Dönüşüm için seçilen bölgelerde yıkım yapılırken geri kazanım mobil araçların kullanılması ve geri kazanılan ürünlerin yeni yapılacak inşaatlarda dolgu malzemesi ve oluşturulacak yollarda alt malzeme olarak kullanılması, • Yıkım öncesinde asbest miktarının belirlenmesi, sökümünün uzman 77 kişilerce yapılması, ambalajlanması ve taşınmasında gerekli standartların oluşturulması, • Kentsel Dönüşümde yıkımı yapacak belediyeler ihaleye çıkarken, şartnamelerinde aranılacak koşul olarak TS-13633 Belgesine sahip firmaları tercih edilmesi, • İnşaat ve yıkıntı atıklarının geri kazanımın yapılmadan depolanmaması, • Biyogaz tesislerinden oluşan sıvı gübrelerinin kullanımı ve yaygınlaştırılması, • Dağınık hayvan işletmelerinin bir araya getirilmesi insan ve hayvan sağlığı ve salgın hastalıklar açısından uygun olmadığı, uygulamanın da düşük atık üreticilerini rahatlattığı benzer çalışmaların da Ülkemizde yapılması, • Karışık belediye atıklarının çimento fabrikalarında kullanımı mümkün görünmemekle birlikte bu atıkların kurutularak çimento fabrikalarında değerlendirilmesi amacı ile araştırmaların yapılması, • Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelikte beraber yakma tesisleri için belirlenen %40 değerinin direktifteki gibi esas alınarak sadece tehlikeli atıklar için belirlenmesi, • Solidifikasyon / Stabilizasyon işlemlerine yönelik teknik kriterlerin belirlenmesi amacı ile mevzuat bazlı çalışmaların yapılması, Endüstriyel Atıkların Yönetimi: • OSB’lerin ve endüstri bölgelerinin kuruluşunda endüstriyel simbiyoza olanak verecek altyapının oluşturulması, • Atıkların ikincil hammadde olarak kullanımına olanak sağlaması açısından farklı sektörlerin de hammadde olarak değerlendirilebilir atıklarının standardının belirlenmesine yönelik çalışmaların yapılması, • Atıksu Arıtma Tesisleri bünyesinde, çamur kurutma tesisleri bulunacak şekilde projelendirilmeli, arıtma çamurlarının toprak iyileştirici olarak kullanımına yönelik Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ortak düzenlemeler gerçekleştirmesi, • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından tehlikeli atıkların taşınmasında kullanılan araçlarda iş sağlığı ve güvenliği konusunda önlemlerin belirlenmesine ilişkin çalışmaların yapılması, • Tekstil endüstrisinde atık yönetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından sektörel kılavuz hazırlanması, • Düzenli depolama sahalarının biyoreaktör tipi depolamaya göre tasarlanması, • Yurt dışı uygulamalarında yüksek oranda tehlikeli atık üreticileri ile düşük oranda atık üreticileri için farklı mevzuatların uygulandığı bu 78 Ambalaj Atıklarının Yönetimi: • Tüm piyasaya sürenlerin kayıt altına alınarak ekonomik destek sunmalarının sağlanması, mevcut kayıtlı piyasaya süren işletmelerin ise bildirimlerinin incelenmesi ve doğrulanması için mevcut sistemin geliştirilmesi, • Alışveriş poşetlerinin kullanılmasının azaltılması için Bakanlıkça usul ve esasların belirlenmesi, ayrıca ambalaj tanımına dâhil edilmesi, • Yönetmelikte köklü bir değişiklik yerine yaşanan sıkıntılara yönelik değişiklik yapılarak hâlihazırda yürütülen sistemin iyileştirilmesi ve geliştirilmesinin sağlanması, • Ambalaj ve ambalaj atıkları yönetimi alanında Bakanlıkça denetim ve izleme faaliyetlerinin daha etkin bir ENDÜSTRİ OTOMASYON şekilde yürütülmesinin sağlanması, • Belediyeler ile lisanslı işletmeler arasından yapılan sözleşme/protokollerin hukuki bir altyapıya kavuşturulmasının sağlanması, • Uygulamada evsel ve evsel olmayan ambalaj atıklarının yönetimine (bildirimler ve belgelemeler açısından) ilişkin net bir şekilde ayrım yapılması gerektiği, yapılmaması halinde endüstriyel ambalaj atığının toplanmasına ağırlık verilerek konutlardan ambalaj atıklarının toplanmasına gerekli önemin verilemeyeceği, • Yetkisiz atık toplayıcılarının önlenmesi için kapıdan kapıya toplama sistemine öncelik verilmesi ve bu şekilde toplanmış atıklarının piyasada alınıp satılmasına yönelik önlem alınması hususlarında belediyelerle işbirliğinin çözüm olabileceği, • Genişletilmiş üretici sorumluluğunun tek başına kullanılabilecek bir sistem olmadığı, mutlaka diğer atık yönetim politikalarıyla birlikte kullanılması (vergi, attın kadar öde vb.) gerektiği, • Geri dönüşüm ile geri kazanım alanındaki Ülke hedeflerinin AB ambalaj direktifine uyumlu hale getirilmesi, • Kaynakta ayrı toplamada daha verimli sonuçlar etmek için lisanslı tesislerin kapasite ve teknolojilerinin artırılmasına yönelik lisans kriterlerinin geliştirilmesi, • AB’deki genel uygulamalara benzer şekilde, atık akışını kontrol altında tutmak için toplanan ve ayrılan ambalaj atıklarının değerlendirildiği nihai geri dönüşüm tesislerinin giriş rakamlarının esas alınması, • Yönetmeliklerde atıkların bedelli ya da bedelsiz olmasına yönelik kriterlerin belirlenmemesi, • Belediyeler ve Büyükşehir Belediyelerinin eğitim, bilgilendirmebilinçlendirme faaliyetleri açısından daha fazla sorumluluk alması ve bu çalışmaların maliyetlerinin yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından desteklenmesi, • Ambalaj atıkları yönetim sisteminin finansal ihtiyacının karşılanması amacı ile çalışmaların yapılması.” DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü GERİ DÖNÜŞÜM SEKTÖRÜ, GELECEK VADEDİYOR! ■ İHA’nın Aralık 2014 tarihli ve “Geri dönüşümün 2014 ekonomisine katkısı 1,3 milyar lira” başlıklı haberinde “Türkiye’de 2014 yılında geri dönüşüm sayesinde ekonomiye 1 milyar 300 milyon lira katkı sağlanırken, toplanan 1 milyon ton kâğıtla 17 milyon ağaç kesilmekten kurtuldu… Bilhassa demir çelik sektöründe 183 fabrika Türkiye’de toplanan 9,5 milyon ton hurdayı işliyor. Bu durum, Türkiye’nin demir çelik sektöründe dünya sıralamasında 8. sıradaki yerini korumasında etkili oldu” deniliyor. Haber aslında ‘Geri Dönüşüm Sektörü’ne ilişkin buzdağının sadece görünen tarafına işaret ediyor bizce. Çerçeveyi genişletmekte fayda var! Ahmet Yetim’in İzmir Ticaret Odası’nın Haziran 2014 tarihli Ar&Ge Bülten’inde yayınlanan “Geri Dönüşüm Sektörünün Dünyadaki Genel Görünümü Ve Türkiye’deki Durumu” isimli dosyasına bakalım. Ahmet Yetim’e göre; “İkinci Dünya Savaşı sonrası 80 kaynak sıkıntısı nedeniyle başlayan geri dönüşüm hareketi, sunduğu birçok avantajla dünyadaki cazibesini giderek artırmaktadır. Günümüzde geri dönüşüme yatırım yapan ülkeler pek çok avantaja sahip olmaktadırlar. Öyle ki; demir, çelik, bakır, kurşun, kâğıt, plastik, kauçuk, cam, elektronik atıklar gibi maddelerin geri kazanılması ve tekrar kullanılması, çevre kirliliğini önlediği gibi doğal kaynakların tüketimini azaltmakta ve ekonomik anlamda büyük tasarruf sağlamaktadırlar. Sadece tek bir alüminyum kutunun geri dönüştürülmesi bile bir televizyonu üç saat boyunca çalıştıracak enerji tasarrufu yaratabilmektedir. Dünyada her yıl ortaya çıkan 2.1 milyar ton atığın büyük bölümü, düzenli çöp depolama alanlarına gömülüyor. Bu miktar, potansiyel olarak 4.5 milyar varil petrol eşdeğeri enerji içeriyor. Söz konusu enerji miktarı ise, dünya elektrik tüketiminin % 10’unu karşılayabilecek seviyede. 2010 yılı ENDÜSTRİ OTOMASYON itibariyle dünyada toplam 900 tesiste 0.2 milyar ton atık değerlendirilerek yaklaşık 130 trilyon kilovat-saat elektrik üretildi. Bu tesislerin yıllık gelirinin 2010-2016 döneminde 3.7 milyar dolardan, 13.6 milyar dolara çıkması bekleniyor. Mart 2011 tarihli raporda ise, küresel ekonomik krize rağmen 20062010 döneminde atıktan enerji üretimi sistemlerine yapılan yatırımların 4.8 milyar dolardan 7.1 milyar dolara çıktığı, 2021 yılına kadar ise bu rakamın yıllık 27 milyar dolara ulaşması beklendiği vurgulanıyor. Talep artışının Çin ve Hindistan gibi Asya pazarlarındaki büyümeden ve Avrupa Birliği’ndeki yeni atık yönetimi standartları ile AB ve ABD’de sera gazı azaltımına yönelik politikalardan kaynaklanacağı tahmin ediliyor. ABD ve Avrupa’da geri dönüşüm alanında çok uzun yıllar önemli mesafeler alınırken, Türkiye’de bu süreç 20 yılı biraz aşan DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü bir geçmişe sahip. Sürecin 1991 yılında yürürlüğe giren Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliğiyle başladığı Türkiye’de, bütün atıkları içeren bu çerçeve yönetmelik özel sektöre ilk kez piyasaya sunduğu ürünün atığını tekrar geri kazandırması konusunda zorunluluk getirdi. Özellikle 2005 yılından itibaren Tehlikeli Atıkların Kontrolü (APAK) Yönetmeliği, Ambalaj Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gibi birçok yönetmeliğin hayata geçirilmesiyle her ürün grubu kaynağında ayrı toplanarak kendi konusunda bir standarda ulaştı. Bugün yaklaşık olarak Türkiye’de yılda 25 milyon ton evsel atık, 1,2 milyon ton endüstriyel atık, 100 bin ton tıbbi atık ve 530 bin ton e-atık ortaya çıkıyor. Yalnızca cep telefonu atığının yılda yaklaşık bin ton olduğu tahmin ediliyor. Bir milyona yakın küçük ve büyük ölçekli işletmenin faaliyet gösterdiği sektörde, 500 bin toplayıcı bulunduğu tahmini yapılmaktadır. % 25’i kayıtdışı olması nedeniyle net rakamların telaffuz edilemediği hurdacılık sektöründen para kazananların sayısı ise Türkiye nüfusunun % 3’ü olarak dile getiriliyor. Türkiye’deki atık yönetimi ve geri dönüşüm sektörü, özel sektör ve yerel yönetimlerin katkılarıyla bugün ortalama 5 milyar Euro’luk bir pazar haline geldi. 2010 yılına kadar % 35 olan geri dönüşüm oranı ise 2012 ve sonrasında % 40 civarına yükselmiş durumda. Sektöre ilgi gösteren lisanslı yatırımcı sayısı şimdiden 450’ye ulaştı. Geri dönüştürülen atıkların % 43’ünü kâğıt, % 27’sini plastik, % 12’sini cam, % 8’ini tekstil ürünleri, % 4’ünü de metal oluşturuyor. Türkiye’de tüm atıkların geri dönüşüm oranı ortalama % 7 seviyesinde iken, ambalaj malzemelerinin geri dönüşüm oranı % 20’lerde ve ilk sırada yer alıyor. Son yıllarda hızlı bir gelişim gösteren geri dönüşüm alanında 2003 yılında 15 düzenli depolama tesisiyle 23 milyon nüfusa hizmet verilirken 2012 yılında 69 düzenli katı atık depolama tesisiyle 903 belediyede 44,5 milyon nüfusa hizmet verilmektedir. 2013 yılında Türkiye’de Atık Yakma ve beraber yakma tesis sayısı 38, Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Tesisi (1. Sınıf) 6, Tehlikeli Atık Geri Kazanım Tesisi 282, Tanker temizleme tesis sayısı 46 ve ara depolama tesis sayısı 14 olarak belirlendi. 576 adet ambalaj atığı toplama ve geri dönüşüm tesisi ile yılda 2 milyon 250 bin ton ambalaj atığı geri kazanıldı. Ayrıca 2012’de 45 bin ton madeni atık yağ, 59.500 ton atık akü toplandı. Bununla birlikte bir yılda çöpe atılıp geri dönüştürülemeyen atıkların değeri ise hala yaklaşık 1.5 milyar TL düzeyinde. Bu atıkların parasal değeri, sektörde potansiyel pazarı da ifade ederken, söz konusu atıkların geri dönüşüme kazandırılmasıyla hem enerji hem de hammadde konusunda önemli tasarruf sağlanacağı tahmin ediliyor. Sektör aktörleri, alüminyum kutunun geri dönüşümüyle, hammaddeden alüminyum üretimine kıyasla % 95 enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirtiyor. Bugün 192 litre ham petrolden üç litre madeni yağ elde edilirken, sadece 4.8 litre atık madeni yağdan üç litre madeni yağ elde edilebiliyor. Bu örnekler, geri dönüşüm sektöründe dışa bağımlılığın azalacağı ve mevcut atık kaynakların kullanımıyla ülke ekonomisine katkının önemli ölçüde artırılabileceğini gösteriyor. Lisanslı çalışan işletme sayısının son üç yılda % 70 oranında artış gösterdiği sektörde, toplanan atık rakamlarının Avrupa’yı giderek yakaladığı, önümüzdeki yıllarda hem geri dönüşümü ucuzlatacak teknolojiler üretmeye, hem de atıkları yok etme işlemini pozitif endüstriye çevirerek elektrik, biyogaz, gübre üretimine dönüştürmeye yönelik yatırımlara odaklanılacağı tahmin ediliyor. Atıkların tekrar hayata döndürülmesi aşamasında ekonomik değere en çok sahip olan ürünlerin başını ise metal ürünleri çekiyor. Demir-çelik, bakır, alüminyum, akümülatörler, pil, atık ambalaj, elektronik atık ve her türlü hurda metalin geri dönüştürüldüğü Türkiye’de, 2008 yılında sadece ÇEVKO tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda 27 bin ton metal ambalaj atığı geri dönüştürülerek, 230 bin tonluk kömür ve 200 bin metreküplük düzenli depo alanı hacminden tasarruf sağlandı. ENDÜSTRİ OTOMASYON Türkiye’de metali ilk geri dönüştüren sektör olan hurdacılar, sanayileşmeyle birlikte bugün birer metal geri dönüşümcüsü olarak faaliyet gösteriyor. Son yıllarda giderek büyüyen bir başka metal geri dönüşüm alanını gemi sökümcüleri oluşturuyor. Bünyesindeki çok sayıda firma ile Türkiye’deki tek gemi söküm ve geri dönüşüm bölgesi olan ve dünyanın en iyi gemi söküm bölgeleri arasında gösterilen Aliağa Gemi Söküm Bölgesi, son yılların en iyi performansını sergiliyor. 2003-2008 yıllarını kapsayan altı yıllık dönemde yılda ortalama 145 bin ton geminin sökümü yapılan Aliağa’da; 2009’da 298 bin ton, 2010’da 423 bin ton, 2011’de 653 bin ton, 2012’de 927 bin ton gemi sökümü yapılmış, 2013 ilk yarısında ise 377 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Aliağa’ya sökülmek üzere gelen gemilerin % 50’ye yakın bölümü Suriye, Lübnan, Mısır ve Libya başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden geliyor. Dünyada 2015 yılına kadar 214 milyon dwt geminin hurdaya ayrılacak olması, Türk gemi geri dönüşümcüleri açısından önemli kazanç fırsatı sunuyor. Metal geri dönüşüm alanının en yeni faaliyet konusunu ise elektronik atıklar oluşturuyor. Teknolojik gelişmeler yeni çöp dağlarının oluşmasına neden olurken, Birleşmiş Milletler rakamlarına göre dünyada her yıl 50 milyon tona yakın elektronik atık üretiliyor. Türkiye’de e-atık kapsamında olan atıkların miktarı yıllık bir milyon ton civarında iken, bu miktarın ancak yaklaşık 20 bin tonluk kısmının değerlendirilmesi, sektörün henüz yolun çok başında olduğunu gösteriyor. Bu da girişimciler açısından sektörün cazibesini artırıyor. Üstelik Türkiye’de e-atıkların geri dönüştürülmesine yönelik lisans almayı bekleyen onlarca firma bulunuyor. Yeni bir kavram olması nedeniyle yeni girişimlere kapısı açık olan geri dönüşüm sektörüne, kar marjı yüksek olduğu için büyük yatırım gruplarının da son dönemlerde ilgisi artmış durumda. Çünkü sektörde 2023 yılına kadar 9.5 milyar Euro’luk “atık geri dönüşüm yatırımı” öngörülmekte, 81 DOSYA / Geri Dönüşüm Sektörü atıklarını toplamakla yükümlü olmasına rağmen bu yükümlülükler bugüne kadar geniş toplayıcı ağına sahip olamadıklarından piyasada toplanmakta olan malzemeleri üstlenmemektedir. Bu da toplayıcılarla üreten firmalar arasında büyük sorun yaratmaktadır. Bunun nedeni Türkiye’deki 500 bin sokak toplayıcısını kendi bünyelerine almamaları, çok düşük fiyatlarla çalıştırmak istemeleri olup bu nedenle toplayıcılar ile belediyeler arasında entegrasyon sağlanamamaktadır. ancak sektörün AB’ye uyumu için gereken toplam yatırım tutarı 60 milyar Euro’yu buluyor. Sektörde denetim, düzenleme, mevzuat ve yönetmelikler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılıyor. Çevre konusundaki uygulamalar özellikle 2009 yılından bu yana ‘gönüllülük’ esasından çıkmış durumda. Avrupa Birliği (AB) ile 2009 yılı Aralık ayında başlayan çevre müzakereleri, bu alandaki tüm uygulamaları zorunlu hale getirdi. Türkiye’ye gelen çok sayıda yükümlülük, aynı zamanda ciddi bir yatırım ihtiyacını da ortaya çıkarıyor. Türkiye, AB’ye uyum çerçevesinde 2023 yılına kadar ulusal çevre stratejisini belirlemiş durumda. Buna göre, çevre konusundaki uyum çalışması, mevzuat ve fiziki yatırımların gerçekleştirilmesinden oluşuyor. Çevre alanında uyumlaştırılması gereken 300’den fazla mevzuat var. Çevre yatırımları içinde şu ana kadar en fazla ambalaj atıkları konusunda adım atıldığı gözleniyor Bu alanda; belediyeler, lisanslı toplama-ayırma tesisleri, lisanslı geri dönüşüm tesisleri, ambalajlı ürün piyasaya süren sanayi kuruluşları, ambalaj üreticileri, yetkilendirilmiş kuruluşlar, satış noktaları ve tüketiciler gibi çok sayıda oyuncu faaliyet gösteriyor. Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme 82 Vakfı (ÇEVKO) ile Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı (TÜKÇEV) bu kuruluşlar arasında öne çıkıyor. Sektör faaliyetleri 20 yıllık kısa bir geçmişe sahip olması nedeniyle önemli sorunlarla karşılaşabilmektedir. Türkiye’de atık yönetimi ile ilgili 15’e yakın yönetmelik uygulanıyor ancak bu yönetmelikler Avrupa’daki örneklerine göre çok zayıf kalıyor. Türkiye’de katı atık ayırma tesislerinin yeterli olmaması, kaynakta toplamanın uygulanmaması nedeniyle Avrupa Birliği müktesebatına uyum yakalanamıyor. Sektörün bir diğer sıkıntısını ise her gün kentlerin dört bir yanında dolaşan atık toplayıcıların durumu oluşturuyor. Atık oluşumunu sağlayan ambalaj malzemelerini üretenler ve piyasaya sunanların ambalaj ENDÜSTRİ OTOMASYON Türkiye, dünyada gemi sökümü yapan 15 ülke içinde Çin’in ardından ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin Akdeniz ve Karadeniz’de oluşturulacak yeni gemi söküm alanları ile Atlas Okyanusu merkezli gemiler için cazibe merkezi haline gelebileceği ve 1 milyon tonluk söküm miktarını 7 milyon tona çıkarabileceği öngörülüyor. Belediyelerin gelir getirdiği için evsel atıklarla endüstriyel atıkları birlikte depolaması, ayrıştırma yapan şirketler açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Bu sorun yeni bir yasal çerçeve oluşturularak çözülmelidir. İstatistiklere göre Türkiye’de 2,8 milyon ton civarında bir ambalaj atığı kapasitesi mevcut ve bu atıkların ancak 800 bin ton kadarı belgelendirilebiliyor. Net rakamın ortaya çıkarılabilmesi için kayıt dışı işlemlerin ortadan kaldırılması gerekiyor.” Ürünler Sektörden Ürünler sayfalar› Endüstri&Otomasyon dergisinin ücretsiz ürün/hizmet tan›t›m sayfalar› olup, endüstride kullan›lan ürünlerin tan›t›m› amac›yla yay›nlanmaktad›r. ‹lginizi çeken ürün ve/ veya hizmetler hakk›nda bilgi almak için ilgili firman›n internet sitesini inceleyebilir veya firma ile ba€lant›ya geçebilirsiniz. Kompakt Çoklu Dokunmatik IP 65 Panel PC’ler Gelişmiş Çok-Çekirdekli Atom™ Işlemcilerle Sunuluyor ■ Beckhoff, kompakt kasada yüksek PC tabanlı performans sunan, gelişmiş Intel® AtomTM işlemcili ve çoklu dokunmatik işlevli yeni CP37xx serisi Panel PC’lerini tanıttı. Montaj kollu kurulum için tasarlanan bu cihazlar tam IP 65 koruma sağlıyor. Çeşitli ekran boyutları ve işlemci seçenekleriyle, CP37xx serisi farklı otomasyon zorluklarını aşmak için yüksek ölçeklenebilirlik sunuyor. Bu Panel PC’ler, sağlam alüminyum kasalarında yüksek bilgi işlem gücü ve mükemmel tümleşik grafik özelliğinin yanı sıra, mükemmel termodinamiği ile bilinen Intel® Atom™ işlemcileri barındırıyor. Bu işlemciler, son derece kompakt cihaz tasarımına imkân tanıyor ve tek, çift veya dört çekirdekli olarak bulunabiliyor; böylece çok geniş bir uygulama gereksinimi yelpazesine, mümkün olan en iyi uyumu sağlıyor. Boyutları 12 inç ile 24 inç arasında değişen ekran seçenekleri, 4:3, 5:4 ya da 19:9 (geniş ekran) formatlarında yedi çoklu dokunmatik TFT ekranı kapsıyor. CP37xx, 45 °C’ye kadar ortam sıcaklıklarında kullanılabiliyor. Isı, kasa içinde düzgün bir sıcaklık dağılımı sağlayan fanlarla desteklenen dış soğutucu kanatçıklarla uzaklaştırılıyor. Panel PC, esnek bir şekilde genişletilebiliyor; örneğin, PCI modüller ve/veya üçüncü Ethernet bağlantı noktası gibi. Aynı zamanda, 48 mm çapındaki montaj kolu borusuna bağlı entegre döndürülebilir ve eğilebilir montaj kolu adaptörünü de barındırıyor. Bağlantı kabloları, üste veya alta monte edilebilen montaj kolunun içinden geçiyor. Dört adede kadar IP 65 konnektörlü IPC bağlantı noktası kablo hacmine kolay erişim imkânı sağlanıyor. CP37xx Panel PC’ler bir veya iki CFast kartına sahipler ve tümleşik RAID kontrolörü sayesinde, iki eşdeğer CFast kartı birbirine yansıtılabiliyor (mirroring). Yüksek derecede ölçeklenebilir çoklu dokunmatik panel grubu Beckhoff yüksek derecede ölçeklenebilen çoklu dokunmatik cihazlar yelpazesini CP37xx serisi ile uygulama gereksinimlerine en iyi uyumu sağlayacak şekilde tamamlıyor. Ürün gamı şu anda, pasif CP29xx ve CP39xx Kontrol Paneli serisini, giriş seviyesi performansı sunan CP26xx, orta düzeyde bilgi işlem gücü sağlayan CP27xx ve CP37xx Panel PC’lerden, üst düzey CP22xx ve CP32xx’e kadar cihazları kapsıyor. CP37xx Panel PC serisi, çoklu dokunmatik işlevselliğiyle, yüksek performanslı, düşük kayıplı, çok çekirdekli Intel® Atom™ işlemcileri, entegre montaj kolu adaptörlü kompakt bir IP 65 ünitede bir araya getiriyor www.beckhoff.com.tr 84 ENDÜSTRİ OTOMASYON beckhoff Ürünler Yeni Euro SMC Raptor Primer Enjeksiyon Test Cihazı ■ Primer Enjeksiyon Test Cihazlarında Yenilik RAPTOR, özellikle yüksek akım uygulama gerektiren tüm testlerde piyasada mevcut ekipmanlara fark yaratan, devreye alma ve trafo bakımında gereken primer test uygulamaları için kesin çözüm olarak Euro SMC tarafından tasarlanmış test sistemidir. Bu yeni nesil Akım Enjeksiyon Test Sistemi primer testi daha kolay, daha hızlı ve çok daha verimli hale getirir. Taşınabilirlik • Taşıması kolay, tekerlekleri ve tutacağı ile birlikte sadece 35 Kg. Yüksek Akım Enjeksiyonu , kullanıcılar için bir kabus olmaktan çıktı. • Hemen her yerde daha kısa test kablolarının kullanımına imkan sunar. • Benzer cihazlara göre çok daha az yer kaplar. Hatta standart bir araba bagajına kolaylıkla sığar. • Nakliye masrafları düşüktür. Çevrim Teknolojisi • Sadece test kablonuzu ünitelerden geçirin…ve ölçmeye başlayın! • 2x, 3x, 4x..... gerilim alabilmek için N tur ekleyin., N sadece kablo boyu- tuna bağlıdır. Uyarlanabilirlik • İlk satın alma gelecekteki uygulamaları sınırlamaz. • Ek (SL) cihaz, herhangi bir zamanda eklenebilir. • Kullanıcının sadece günlük görev için gerekli birimleri getirmesi gerekir. • Her ilave (SL) cihaz sisteme ana ünitenin neredeyse iki katı güç katmaktadır. Otomatik Regülasyon • Ön hazırlığı ortadan kaldırarak test sürecini hızlandırır. • Cihazların istemsiz zarar riski yoktur. • Tamamen izlenebilir ve tutarlı test sonuçları elde edilir. • RAPTOR yapılandırmasını belirlemek için büyük ölçüde yardımcı olan Entegre Test Hesaplayıcısı yük ve mevcut kablolara olan uzaklığa göre istenilen miktarda akımı hesaplar. Test Sonuçları Yönetimi • Tüm test sonuçları ve test yapılandırmaları dahili hafızaya kaydedilir. Ofiste bir bilgisayara indirilebilir. • Açık ve çekici bir biçimde sonuç yazdırılabilir. netes MÜHENDİSLİK www.netes.com.tr ESM-3722 Çift SET’li Dijital Kuluçka Kontrol Cihazı ■ Kuluçka makineleri için özel tasarım yapılan bu seride bulunan ve bir kuluçka makinasında ihtiyaç duyulan tüm ölçümler ile buna bağlı olarak çalışan kontrol çıkışları ile kuluçka işleminin verimliliğini artırmaktadır. • 4 Dijit Sıcaklık göstergeli • 4 Dijit Nem göstergeli • Sıcaklık Sensör Girişi (NTC, PTC, PT-100) • Nem Sensör Girişi (0/2..10V, 0/4..20mA veya ProNem Mini PMI-P) • 4 Çıkış (Isıtma, Yumurta Raf Çevirme, www.emkoelektronik.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON Nemlendirme, Alarm) • Röle veya SSR Çıkışları • PID veya ON / OFF Seçilebilir Sıcaklık Kontrol • Auto-Tune PID • Set değeri sınırlandırması • Ön panelden Manuel Yumurta Raf Çevirme işleminin başlatılması • Alarm parametreleri ve Alarm durumlarına göre ayarlanabilen sesli uyarı (Dahili Buzer) • Programlama modu şifre koruması emko elektronik 85 Ürünler Lineer Hareket Sistemlerinde Aktüatör ve Kılavuz Hizalamasını Anlamak ■ Lineer hareket sisteminizde aşağıdakilerden herhangi biriyle karşılaşıyor musunuz? • İstikrarsız lineer hareket neticeleri • Azalmış lineer yatak/rulman ömrü. • Aktüatör sisteminin zamanından önce aşınması ya da bozulması • Hızda değişme ya da devir süresince sallantı gibi düzensiz hareket Eğer öyle ise hizalama problemleriniz olabilir. Otomatikleştirilmiş birçok makine, ekipmanın hareketli parçalarına kılavuzluk etmek ve desteklemek için profil ray, yuvarlak ray veya yuvarlanan ya da kayan yatak yapıları gibi lineer kılavuz elemanına bel bağlar. Bu hareketli parçalar bir çeşit lineer aktüatör cihaz tarafından sürülür. Bu makale sistemin bir uçtan bir uca performansını, lineer kılavuz ve aktüatörün “hizalanmasını” en uygun hale getirerek, iyileştirme yollarını tartışmaktadır. Aktüatörler ve Kılavuzlar Bir makine parçasına hareket uygulamak için çok çeşitli yollar olmakla birlikte, en yaygın olanlardan bazıları iki kategoride toplanır. Birinci kategori çubuklu aktüatörerdir (rod-style) (bkz. Figür 1). Çubuklu aktüatörler, hidrolik ya da havalı, akışkanla çalışan veya kurşun vida ya da bilyeli vida gibi, elektrikli olabilirler. İkinci kategori çubuksuz aktüatörlerdir (rodless) (bkz. Figür 2). Bunlar da akışkanla ya da kurşun vida, bilyeli vida, kayış ya da lineer motor ile çalışan tipte olabilirler. Aktüatörlerin her iki tipi de güdümlü sistemlerde uygulama bulurlar. Fakat, performansı ve ömrü maksimize etmek için hangisinin en iyi kullanıldığı konusunda her birinin hemen göze çarpmayan farklılıkları vardır. Kılavuz parçaları, ister profil ray, yuvarlak ray ya da diğer yuvarlanan ya da kayan sistemler olsun, tasarım aşaması sırasında uygun şekilde ölçülendirilmiş ve seçilmiş ve imalatçının tavsiyeleri doğrultusunda, hizalama sürecine özen gösterilerek kurulmuş olmalıdır. Böyle yapmak seçilmiş kılavuz sistemin performansının belirli uygulama için maksimize olmasını sağlar. Uyum Elemanlarının Önemi Her bir turda açılıp tekrar geri gelen piston kolu (çubuğu) ya da aktüatör çubuğu ile karakterize edilen çubuklu aktüatörler, tipik olarak birçok montaj seçeneği sunarlar. Cihazda, montaj ayaklarında, çubuk bağlantılarında, hizalama bağlamalarında, kenet demirlerinde matkapla delinmiş ve diş çekilmiş delikler gibi montaj seçenekleri birçok çubuklu aktüatör tedarikçisince yaygın olarak sunulur. 86 Bir mekanizma ile çalıştırıldığında, her bir alt sistemin, aktüatörün ve kılavuz montajının engellenmemiş, pürüzsüz bir hareket sağlayabildiklerinden emin olun. Sürücü elemanı sürülen elemanla sıkı sıkıya eşleştirmeye çalışan sistemler, kapasitesinin üzerinde yüklenmiş bir ya da iki alt sistemin birlikteliği ile ve bu iki eleman ayrı düzlemlerde hareket etmeye çalışırken, tutarsız bir performans sergileyebilirler. Böyle bir sistemde bir çubuklu aktüatör en iyi şekilde sürücü elemanı (aktüatör) ve sürülen eleman (kılavuz sistemi) arasında bir tür uyum elemanı ile birlikte çalıştırılır. Kılavuzda bu tip bağlantı en iyi şekilde, aktüatörün, makine şasi elemanına iliştirildiği ters ucunda bir burç ya da kenet demiri ile birlikte kullanılır. Vuruşlarının (Strok) toplam uzunluklarının içinde olmasıyla karakterize edilen çubuksuz aktüatörler, aktüatöre gömülü bir kılavuz sistem de ihtiva edebilirler. Çubuksuz aktüatörler ayrı bir kılavuz sistemi ile birlikte kullanıldıklarında, yukarıda sözü edildiği gibi, sürücü ve sürülen elemanlar arasındaki bağlantıda uyumlu bir eleman ihtiyacı da duyacaklardır. Birçok aktüatör tedarikçisi bu tip montaja yönelik, yüzen bağlantı parçası gibi, çeşitli montajlar sunarlar. Bağlı Elemanların Paralelliği ve Dikliği Tamamlayıcı bir kılavuz ile bir tek eksen konfigürasyonu içinde kullanılan çubuksuz bir aktüatör yalnızca konumlanma beklentilerini karşılama ihtiyacı duyar. Aktüatör yükünü, harici bir kılavuz olmadan, tekil olarak pozisyona getirirken hizalama süreci apaçıktır. Örnekler cihaz üzerinde, çalışma noktasından-çalışma noktasına ya da hizalamadan-boyut tutturmaya durumlarını içerir. Çubuksuz aktüatörlerin çoklu eksenli konfigürasyonlardaki hizalaması çoklu aktüatörlerin beraber çalışması gerektiğinde daha zorlaşır. Bu yüzden, en iyi performans ve maksimum hizmet ömrü için, montajda tüm bağlı cihazların paralellik ve diklik durumlarının göz önünde bulundurulması gerekir. Bağlı elemanların paralelliği. Lineer aktüatörleri monte ederken paralelliği üç değişken etkileyebilir. Şu soruları sormak ve cevaplamak paralelliği ve sistem performansını maksimize edecektir: 1. Aktüatörler taşıyıcılarla aynı yükseklikte mi monte edilmiştir? Bu düzlemdeki yanlış hizalama birimlerden birinin ya da ikisinin birden yatak sistemine istenmeyen bir Mx ekseni eğilme momenti uygulayacaktır. 2. Aktüatörler bir uçtan diğer uca birbirlerinden uygun bir mesafeyle ayrılmışlar mıdır? Bu düzlemdeki yanlış hizalama ENDÜSTRİ OTOMASYON Ürünler yatak sistemi üzerindeki Fy eksenine istenmeyen bir yan yük uygulayacaktır ve eğer şiddetli ise, birimlerin eğilmesine neden olabilir. 3. Aktüatörler birbirleriyle aynı seviyede mi monte edilmişlerdir? Yanlış bir açısal hizalama her iki yatak biriminin üzerindeki My eksenine istenmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır. Bağlı elemanların dikliği. Lineer aktüatörleri monte ederken dikliği iki değişken etkiler. 1. Bir X-Y-Z sisteminde, Z ekseni Y eksenine dik olarak monte edilmiş midir? Bu düzlemdeki yanlış hizalama mümkün olan herhangi bir ya da her eksende Y ekseni aktüatörünün yatak sistemine istenmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır. 2. Bir kızak sisteminde iki aktüatörün X ya da Y ekseninde eşzamanlı olarak nerede hareket etmeleri gerekir, eş zamanlı olarak hareket ediyorlar mı? Yanlış hizalama ya da yetersiz otomatik (servo) performans Mz ekseninde yatak sistemine arzu edilmeyen bir eğilme momenti uygulayacaktır. Lineer kılavuzluk elemanları eşitliğe katıldığında, sistem performansı ve aktüatör ömrü birçok şekilde etkilenir. Eğer aktüatör ve kılavuz sistemi dikkatlice monte edilmişler ise, optimal sistem ve lineer aktüatör performansı elde edilebilir ve aktüatör uyum elemanları stres noktalarını telafi etmek için yerlerindedirler. Daha ötesi, hem paralellik hem de dik hizalama eğim momenti ile ilgili hususlar ele alınmalıdır. Hamel, Minnesota merkezli Tolomatic, Inc., Rockwell Automation Partner Network™’te katılımcı bir Encompass™ Ürün Ortağıdır. Tolomatic elektrikli ve havalı lineer aktüatörler tasarlamakta ve imal etmektedir. Figür 1 - Bunlar elektrikli bir çubuklu vida aktüatör ve havalı bir çubuklu aktüatördir. Figür 2 - Bunlar çubuksuz elektrikli zamanlama kayışı ve elektrikli vida aktüatörler (solda) ve havalı çubuksuz aktüatörlerdir (sağda). www.rockwellautomation.com ENDÜSTRİ OTOMASYON ROCKWELL 87 Ürünler Rockwell, Temeli Hızlı Servo-Kontrollü Lineer Motorlara Dayanan iTRAK Modüler Taşıma Sistemini Piyasaya Çıkarıyor ■ Rockwell Automation, mühendisler ve üretim teknolojisi uzmanları için yaşamı bir parça daha kolaylaştırmak üzere. Modüler bir tasarım ve esnek konfigürasyonu olan bir lineer taşıma sistemi olan iTRAK’ın arkasındaki fikir bu. iTRAK, üretim sistemlerini ve montaj hatlarını, belli bir sayıda hassas olarak yerleştirilmiş taşıyıcılar (istasyonlar) yardımı ile hazır tasarlanmış halde sunuyor. iTRAK’ın teknolojisi, bir çerçeve ve bir lineer PM motorundan oluşan birkaç taşıyıcı için düz ya da kavisli raylar boyunca bağımsız hareket etmeyi mümkün kılmaktadır. iTRAK örneğin, paketleme hatlarında, medikal endüstride (IV torbaları için doldurma hatları) kullanılabildiği gibi makine inşası için montaj hatlarında da kullanılabilir. iTRAK teknolojisinin entegre olmuş Rockwell Automation Entegre Mimarisi (Studio 5000 Logix Designer ile programlanabilir) ile birleşimi, dinamik lineer taşıma çözümlerinde yeni bir standardın temelini atıyor. Esnek ve kullanıcı tarafından programlanabilir Zincirler, V-kayışlar ve mil sürücüler kullanan ‘sabit’ çözümlerin tersine iTRAK, geniş marjinler içinde her türlü hareket şeklini (paternini) icra edebilen evrensel bir platform sağlıyor. Her bir taşıyıcının hareketi kendine has şekilde ayrı ayrı programlanabiliyor ve bu da daha önceden görülmemiş bir esneklik sağlıyor. Bu, diğer ürünlere ve/veya diğer üretim sıralarına bağlanmanın herhangi bir sorun yaratmayacağı anlamına geliyor çünkü iTRAK sistemi, geniş bir üretim çevre ve endüstrileri alanında kullanıma uygundur. iTRAK değişen Pazar talebine kolaylıkla uyum sağlayabilir, yani, iTRAK’a yapılan yatırım ekonomik döngülerden kolay etkilenmeyecektir. Esnekliği bir yana, iTRAK 7 m/s’ye kadar hızlarda, 0.05 mm pozisyonlama kesinliği (duraklamalar) ile çalışabilir. 10 g’ye kadar ivmelenme (hızlanma), durma pozisyonundan hızlı başlangıçlar yapılabileceği anlamına gelmektedir ki bu da bu ürünü son derece dinamik bir lineer taşıma sistemi yapmaktadır. Güçlü mıknatıslar kullanan enerji-verimli lineer motorlarla ve gelişmiş dijital kontrol ile yapılmış olan tasarımına bağlı olarak, iTRAK enerji tasarrufuna da yardımcı olmaktadır. Esnek genişleme olanakları Hem yatay hem de dikey taşıma hatları, 400 mm standart uzunluklarda ve düz ve kavisli (90°) tiplerde iTRAK ray kısımlarını kullanarak monte edilebilir. Daha da ötesi, ray kısımları üç farklı makara kapasitesiyle (50, 100 ve 150 mm) gelmektedir ve bu da, çeşitli çıkışların mümkün olduğu anlamına gelir. Taşıyıcılar standart bir tipte mevcuttur ancak müşteriye-özel tasarım şeklinde de sipariş edilebilir, örneğin, özel ürünler için ve/veya yarı-bitmiş mallar için. Aşağıda linki verilen, özel-yapım taşıyıcıları kullanan bir torba doldurma hattını görebileceğiniz videoya bakınız: http://embed.vidyard.com/share/vQa5C7hRqLrN7dxsQl7M7w iTRAK sistemi ile birlikte tedarik edilen güç ve kontrol modelleri tek bir tipte gelmektedir: 365-525V AC 50/60 Hz’lik bir giriş için 10 kW. Bu, 24/160/320 V DC’lik çıkışların mümkün olduğu anlamına gelir. Programlama, Rockwell Automation Studio 5000 Logix Designer kullanarak yapılır, diğer kontrol sistemleri ile iletişim Ethernet/IP üzerinden sağlanır. www.rockwellautomation.com 88 ENDÜSTRİ OTOMASYON ROCKWELL Ürünler Küçük Kontrast Farkına Sahip Uygulamar için Yeni Q3X ■ Banner Engineering tarafından, küçük kontrast farkına sahip parçaları güvenilir bir şekilde algılayan yüksek hızlı bir lazer kontrast sensörünün tanıtımı yapılmıştır. Çıkış tepki süresi 250 µs’ye kadar olan yeni Q3X, saniyede 2000 adete kadar algılama yapar. Sensörün nikel kaplamalı sağlam çinko gövdesi, ağır koşullarda kullanım için IP67, IP68 ve IP69K koruma sınıfına sahiptir. Uygulamalar: • Otomotiv • Gıda ve meşrubat • İlaç • Tıbbi cihazlar • Lastik/kauçuk • Malzeme Taşıma • Matbaa • Paketleme ve Ambalaj • Kalite Kontrol • Otomasyon • Ağaç İşleme • Metal İşleme • Plastik • Robot Teknolojisi • Beyaz Eşya Üretimi • Elektronik Banner Engineering’den yüksek hızlı Q3X lazer sensör, düşük kontrastlı zor uygulamalar için uygundur. Sensörün kolayca görülebilen üç haneli ekranı, parlak bir çıkış göstergesi üzerinde gerçek zamanlı geri bildirim sağlar. “Var / yok” ve “yön” uygulamalarının programlanması için kullanımı kolay menüsüne, ekranın altındaki iki dokunma tuşu kanalıyla erişilir. Q3X, paketlemede kullanılan benek uygulamalarında, ön uç kontrolü uygulamalarında ve küçük kontrast farkına sahip zorlu uygulamalarda başarıyla çalışması için tasarlanmıştır. Görünür kırmızı lazer ışını, 300 mm’ye kadar algılama mesafeleri için kolay hizalama ve kesin saptama sağlar. Standart kontrast sensörü özelliklerinin yanında, bazı modellerdeki sabit arkafon bastırma özelliği ile birlikte sorun yaratabilecek özelliklerdeki arka yüzeyler ihmal edilmiş olur. Q3X, ortam aydınlatmalarına bozucu etkilerine karşı optik olarak dayanıklıdır. Banner Engineering; dünyanın önde gelen, görüntü işleme sensörü, fotoelektrik ve ultrasonik sensör, fiber optik algılayıcılar, makine emniyet sistemleri, ölçme ve denetleme sistemlerinin yanı sıra kablosuz ağ ürünleri üreticilerinden biridir. Şirket, tüm dünyada yerel uygulama desteği sağlamaktadır. Saniyede 2000’e kadar olayı algılayabilen Q3X sensör bir şişeleme hattında etiket mevcut olup olmadığını denetliyor Yeni lazer kontrast sensörü makine montajında O-ringleri algılıyor. www.bannerengineering.com Kayıt ve renk işaretleri Q3X sensör tarafından yüksek hızlı matbaa hatlarında güvenilir bir şekilde algılanabilir. Banner EngIneerIng ESM-3723 PID Nem ve Sıcaklık Kontrol Cihazı ■ EMKO Elektronik’in üretmiş olduğu 77x35mm panel boyutundaki üründe PID kontrol formu, Nem ve Sıcaklık sensör girişleri ve buna bağlı olarak çalışan 4 çıkış bulunuyor. Çift gösterge yapısı ile Nem ve sıcaklık değerlerinin güncel olarak görülmesine imkan sağlıyor. • 4 Dijit Sıcaklık, 4 Dijit Nem göstergesi www.emkoelektronik.com.tr 90 ENDÜSTRİ OTOMASYON • Sıcaklık ve Nem sensör girişleri • Isıtma Kontrol, Isıtma alarm, Nemlendirme kontrol ve Nem alarm çıkışları • PID veya ON/OFF seçilebilir sıcaklık kontrolü • Auto-Tune PID • Set değeri sınırlaması • Alarm parametreleri ve Alarm durumlarına göre ayarlanabilen sesli uyarı (Dahili Buzer) emko elektronik Ürünler Siemens’ten Kullanıcı Dostu Emniyet Röleleri ■ Siemens’in parametrelendirilebilir emniyet rölesi Sirius 3SK2 ile 6’ya kadar emniyet fonksiyonu değerlendirilebilirken, kullanıcı dostu yazılımı ve sürükle-bırak özelliği sayesinde karmaşık emniyet uygulamalar kolayca gerçekleştirilebiliyor. Sirius 3SK2, yazılım üzerinden parametrelendirilebilir emniyet rölelerinin en kompakt örneği olarak dikkat çekiyor. Siemens Sirius 3SK2 emniyet rölesi, sadece 22,5 mm veya 45 mm’lik alanda çok sayıda emniyet fonksiyonunun kontrolünü sağlayabiliyor. Kullanıcı dostu sürükle-bırak parametrelendirme arayüzü sayesinde, istenirse test ve diagnostik özelliklerini de içerecek şekilde emniyet fonksiyonları denetlenebiliyor. Sirius 3SK2 emniyet rölesi iki farklı modelle piyasaya sürülecek. Dört adete kadar emniyet fonksiyonunu denetleme özelli- ğine sahip 22,5 mm genişliğindeki cihaz, yazılım üzerinden parametrelendirilebilir diğer emniyet rölelerinden daha kompakt ve ince bir tasarıma sahip. Altı adete kadar emniyet fonksiyonuyla sunulan 45 mm genişliğindeki model ise diagnostik ekranıyla birlikte sunuluyor. 3SK2’nin denetlediği fonksiyonlar, fail-safe çıkışlara birbirinden bağımsız olarak atanabiliyor. Sirius 3SK2; acil durdurma, çift el kontrol, kapı emniyeti ve ışık perdesi gibi emniyet uygulamalarını kontrol edebiliyor. Özel ihtiyaçlara yönelik ek emniyet uygulamalarını da universal emniyet blokları üzerinden kontrol etmek mümkün. Ayrıca, ilave fail-safe çıkışlar veya Sirius 3RM1 motor yolvericiler ek kablolamaya ihtiyaç olmadan, gerektiği zaman ana modüle ilave edilebiliyor. www.siemens.com.tr SIEMENS AFLOWT-BUF; Bataryalı Ultrasonik Debimetre ■ Güç kaynağının kapanması ve bozulmasından bağımsız Uygulama Alanları: olarak çalışma • Su kirliliğinden etkilenmez (filtre gerekmez) • Hat boyunca basınç kaybı yok • Yüksek kararlılıkta çalışma yeteneğine sahip • Elektronik kısım direkt olarak makara üzerinde • Direk su altında çalışmaya ve sürekli su artışlarında çalışmaya elverişli • Batarya şarj tasarrufu için LCD açma/kapama düğmesi • Kolay devreye alım • ISO 9001:2008 sertifikalı Çıkışlar: • Sıcak ve soğuk su bağlantılı su ölçüm sayaçlarında • Endüstriyel projelerdeki su ölçüm sayaçlarında • Boru hattı kontrol noktalarında su sayacı ölçümlerinde kullanılır. • LCD; • 2 universal çıkış; • RS-485 arayüzü. Teknik Özellikler: www.smstork.com ENDÜSTRİ OTOMASYON SMS TORK 91 Ürünler Schneider Electric, Vinç Uygulamaları Için Kullanımı Kolay ve Güvenilir Kablosuz Uzaktan Kontrol Cihazı Harmony™ Exlhoist’i Piyasaya Sürdü ■ Yeni kablosuz kontrol cihazı, ergonomik buton yerleşimi sayesinde vinçlerin tek elle kullanımına olanak tanırken, operatörün yüke odaklanmasını sağlıyor. Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric, Harmony eXLhoist kablosuz uzaktan kontrol cihazını tanıttı. Ergonomik tasarım, uzun pil ömrü ve SIL3 kablosuz acil durdurma özelliklerini bir araya getiren Harmony eXLhoist, vinçlerin uzaktan kontrolüne kolaylık sağlarken operatör ve makinenin korunmasına da yardımcı oluyor. Tek elle kullanım Harmony eXLhoist’in ergonomik tasarımı kullanım konforunu en üst düzeye çıkartıyor. Butonların akıllıca konumlandırılmış olması vincin tek elle kontrol edilmesini kolaylaştırırken, operatörün karmaşık bir manevra serisini kolaylıkla kontrol etmesine ve bütün dikkatini kaldırılan yüke vermesine olanak tanıyor. Daha fazla güvenlik için dahili özellikler Kablosuz SIL3 sertifikalı acil durdurma, uzaktan kumandanın tabanına, operatörün kolaylıkla erişebilece- ği bir konuma yerleştirilmiştir. Buna ek olarak Harmony eXLhoist’te yanlışlıkla çalıştırmaya karşı SIL1 koruması bulunur. Harmony eXLhoist, yeni kablosuz uzaktan kontrol standartları ile uyumlu olarak tasarlanmıştır. Eşsiz pil verimliliği Harmony eXLhoist için pil şarj olma süresi sadece 15 dakikadır. 15 dakikalık şarj ile 30 saatlik kullanım imkanı sağlayan bu teknoloji sayesinde pil yedeklemeye gerek duymazsınız. ExLHoist’in pil kullanım ömrü de 5 yıldır, bu süre benzer cihazların kullanım ömrünün neredeyse iki katıdır. Dünya çapında bulunabilirlik Harmony eXLhoist, dünyanın her yerinde genel bir otomasyon tedarikçisinden elde edilebilecek ilk vinç uygulamaları kablosuz uzaktan kontrol cihazıdır. Global çapta uyumlu 2.4GHz frekans kullanır ve bu frekans bandı tahsis gerektirmez. Yani dünyanın her yerinde aynı çözümü uygulayabilirsiniz. Ayrıca pek çok uzaktan kontrol istasyonu arasında karışmayı önleyerek, 50’ye kadar sistemin aynı anda çalışmasına olanak tanır. www.schneider-electric.com/tr 92 ENDÜSTRİ OTOMASYON schneIder Ürünler Proximity Switchin Mucidinin Omron Olduğunu Biliyor Musunuz? ■ Dünyanın ilk proximity switchini 1960 yılında Omron üretti ve şu an için dünyanın en büyük üreticisi konumundadır. Her yıl yaklaşık olarak 7 milyon adetten fazla üretim yapmaktadır. Bu alanda ilk olmanın verdiği gururla, üretim kalitesini ve verimliliğini her geçen yıl artırarak, günümüzde algılama ürün grubunda sektörünün en büyük oyuncusu olan Omron, her geçen yıl geliştirdiği algılama ürün ailesine birçok yeni ürünler kattı. Bu ürünlerin öne çıkanlarından bahsetmek gerekirse; Kompakt plastik gövdeli genel amaçlı fotoelektrik sensörler E3Z Kübik Fotoelektrik Sensör Ailesi, mükemmel performans-ebat oranı için kompakt gövde boyutları ve yüksek güçlü LED ile standart uygulamalar için en iyi fiyat-performans oranı sunuyor. • Kolay hizalama için minimal optik eksen kayması • En yüksek su dayanımı için IP67 ve IP69K • En yüksek gürültü bağışıklığı için yoğun koruyucu kılıf (EMC) • Yüksek mekanik direnç için çoklu kalıp muhafaza • Konektör/kablo uçlarında su geçirmeyi önleyen epoksi reçine • Kolay hizalama için parlak ve gözle görülür kırmızı LED En iyi fiyat-performans oranı ile Standart M18 fotoelektrik sensör E3F1 serisi, M18 boyutlu Fotoelektrik sensörlerin rekabetçi fiyattaki en değerli üyesidir. E3FA ile aynı kompakt muhafazaya sahiptir ve standart endüstriyel uygulamaların tüm ihtiyaçlarını karşılamaktadır. • Kolay hizalama için parlak ve gözle görülür kırmızı LED • Makinelere kolay entegre olabilmesi için kompakt ve sağlam muhafaza • Tüm endüstriyel ortamlarda güvenilir çalışma Şeffaf nesne sensörü E3S-DB sensörü PET şişeler, cam şişeler ve şeffaf tepsiler gibi tüm şeffaf nesneler için en güvenilir algılama özelliğini sağlar. • Tüm şeffaf nesneler için en güvenilir algılama • Smart Teach; hızlı kurulum ve optimum eşik ayarı sağlar • En küçük boşlukları algılayan dar ışın tipleri • Yiyecek ve İçecek sektörü çevrelerinde kanıtlanmış performans Silindirik gövde içerisinde artırılmış algılama mesafeli endüktif sensör Kompakt M18 muhafaza içinde yüksek performanslı fotoelektrik sensörler E3FA/E3FB serileri, çok çeşitli ve kullanılması kolay fotoelektrik sensörler olmasıyla birlikte tüm yeni nesil Omron fotoelektrik sensör ailesinin önemli bir üyesidir. Birçok standart ve özel fonksiyonlara sahip bu seriler paketleme, seramik ve malzeme taşıma gibi farklı endüstrilere hitap etmektedir. • Çok çeşitli standart ve özel tipler • Uzun algılama mesafesi ve kolay hizalamayı mümkün kılan güçlü ve gözle görülür kırmızı LED • Makinelere kolay entegre olabilmesi için kompakt ve sağlam muhafaza Yüksek seviye paslanmaz çelik muhafazalı M18 fotoelektrik sensör E3FC, Yiyecek ve İçecek endüstrisindeki yıkama uygulamaları için yüksek muhafaza korumalı kompakt M18 sensörü sunar. • Yüksek seviye çelik muhafaza (SUS316L) • Ecolab ve Diversey’in çeşitli endüstriyel deterjanları ile kullanımı kanıtlanmıştır • Isı darbesi koşullarına dayanıklıdır Yüksek kaliteli ve uzun ömürlü E2A’nın artırılmış algılama mesafesi bizlere zorlu uygulamalarda en iyi performansa ulaşmamızı sağlar. • Arttırılmış (iki kat) algılama mesafesi • Islak ortamlarda en yüksek koruma için IP67 ve IP69k • DC 3 kablolu (NO, NC), DC 4 kablolu (NO+NC) ve DC 2 kablolu modeller • Modüler kavram sayesinde geniş kurulum ve bağlanabilirlik aralığı Standart endüstriyel ortamlar için ideal çözüm Basit yapısı ve Omron’un yenilikçi “sıcak eritme” üretim süreci sayesinde, E2B sensörleri iki özelliği bünyesinde topladı: paranızın tam karşılığını alma ve yüksek güvenilirlik. • Her yönden görülebilen gösterge • Lazer baskı parça numarası • Titreşim darbe dayanımı: IEC 60947-5-2 (10 - 55 Hz) • İşlem sıcaklığı: -25°C - 70°C • Su geçirmezlik: IP67 www.omron.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON OMRON 93 Ürünler Tutucu Modüller PGN-plus Daimi, Parça Tutucu Alanında Yeni bir Kalite ■ Evrensel bir parça tutucu olan SCHUNK PGN-plus serisi, tutucu modülleri alanında uzun yıllar boyunca öncü olarak kabul edildi. İş bağlama sistemleri ve parça tutucular alanında lider SCHUNK, yeni PGNplus Daimi serisi ile çıtayı yükseltiyor. Yeni serinin eşsiz ve kalıcı yağlaması, düşük stroklarda bile yağ dağılımı konusunda yüksek hız sunuyor. Parça tutucu parmaklarının dişli yatakları, sürekli yağlanabilmesini sağlayan gres ceplerine sahip. En az miktarda yağlama özelliği, SCHUNK’un çok satan parça tutucu-larının zaten uzun olan ömürlerini daha da uzatmakta ve ürünleri bakım gerektirmez hale getirmektedir. Kesintisiz Yağ Kaynağı SCHUNK’un Teknoloji Yöneticisi Dr. Markus Klaiber, kullanım maliyetlerini düşüren ve önceki nesillere göre çok daha iyi bir performansa sahip SCHUNK PGN-plus Daimi’nin, güçlü ve uzun ömürlü bir tutucu olduğunu belirtiyor. Ayrıca Klaiber, yeni serinin 0.01 mm’lik mükemmel tekrarlanabilirlik hassasiyeti sağladığının altını çiziyor. PGN-plus Daimi, önceki nesillerde de olduğu gibi sınırlı alanlarda yüksek kuvvet elde edebilmeyi sağlayan oval pis-ton ile donatılmıştır. SCHUNK, 30 yıllık fonksiyonel garantisi ile piyasada eşsiz olan bu çok amaçlı tutucunun olağanüstü perfor-mansını vurgulamaktadır. PGN-plus ile Kusursuz Uyum SCHUNK PGN-plus Daimi, kusursuz bir şekilde PGN-plus ailesine dahil edildi. Neredeyse bütün otomasyon uygulamaları çok amaçlı parça tutucular ile güvenilir olarak kontrol edilebilmektedir – metal kesme endüstrisinde makine/ sistem yüklemeden, otomotiv ve elektrik endüstrisinde montaj uygulamasına, tıp ve eczacılık endüstrisinde hassas tutuş özelliğine kadar. PGN-plus ailesi; yüksek sıcaklık uygulamalarında, kirli ve talaşlı ortamlarda kullanılmasının yanında temiz oda ve patlayıcı madde uygulamalarında da başarıyla kullanılmaktadır. Talep edildiğinde; modüllere, mekanik tutma kuvvetini koruyan yaylı kilit mekanizması eklenebilmektedir. Ayrıca modüllere, kompanzasyon üniteleri, sıkma kuvvetini arttırıcı ekipmanlar da eklenebilmekte ve modüller özel uygulamalar için hassasiyet versiyonu olarak tedarik edilebilmektedir. Bunların dışında endüktif sensör, manyetik sensör ve pozisyon sensörleri ile geniş bir sensör yelpazesi sunulmaktadır. Kullanıcılar birçok bağımsız uygulama yerine, çok amaçlı modüler parça tutucu sistemini kullanarak iç koordinasyon eforlarını düşürmektedirler. Yine kullanıcılar, parça tedariklerini hızlandırabildikleri gibi SCHUNK’un uzun ömür garantisine bağlı olarak, sisteme uzun yıllar sahip olmanın toplam maliyetini hesaplayabiliyorlar. İlk adımda, PGN-plus Daimi, 50 ve 125 arası boyutlarda üretilmektedir. Varolan PGN-plus serisinin ise genişletilmesi planlanmaktadır. www.tr.schunk.com 94 ENDÜSTRİ OTOMASYON SCHUNK Ürünler Rittal’den Yeni Nesil Blue e+ Klimalar ■ Rittal, daha etkili maliyet kontrolü için yeni nesil “Blue e+” klimalarını tanıttı. Yeni klimalar; esnekliği, güvenliği ve kullanım kolaylığının yanı sıra çok daha fazla enerji verimliliği sayesinde mevcut soğutma çözümlerinden ayrılıyor. Böylelikle bir pano teknolojileri tedarikçisi olarak Rittal, bir kez daha iklim kontrol sistemleri alanındaki teknoloji liderliği konumunun da altını çizmiş oluyor. Tahminlere göre Avrupa genelinde elektrik şebekelerine bağlı yaklaşık iki milyon pano kliması bulunmaktadır. Toplam 2 Gigawatt (birim başına ortalama 1 kW) bağlı yük tüketimi olduğu tahmin edilmektedir ki bu da ekonomik tüketim potansiyeli açısından yılda ortalama dört milyon ton CO2 emisyonu anlamına gelmektedir. Dünya çapında bir pano kliması üreticisi olarak Rittal’in hedefi ise iklimlendirme ünitelerindeki güç tüketimini azaltarak iklim korumasına dikkat çekici bir katkı sağlamak ve yükselen enerji fiyatlarının önüne geçmektir. Testlerde %75’e varan enerji tasarrufu İklim Kontrol Ürün Müdürü - Steffen Wagner “Rittal yeni Blue e+ pano klimalarında enerji verimliliğini artırmak için bir ilk olarak yenilikçi patentli hibrit sürecini uygulamaktadır” açıklamasında bulunmuştur. Bu ünitelerde pasif soğutma sağlayan soğutucu kompresör ve ısı borusu bir arada kullanılmıştır. Kompresör sadece pasif soğutmanın gerekli olmadığı zamanlarda kullanılmaktadır. Hibrit çalışma için kontrol stratejisi büyük verimlilik artışı üzerinde önemli etkiye sahip bir faktördür. Bu kısmi yük operasyonda enerji verimliliği için optimize edilmiştir. Bu da “Blue e+” soğutma ünitelerinin, yalın ısı borusu modunda %15 kısmi yükteki geleneksel soğutma ünitelerine oranla 6 kat daha etkili soğuttuğu anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle %65 kısmi yükte hibrit modda çalışan her iki sistem de konvansiyonel soğutma 96 ENDÜSTRİ OTOMASYON ünitelerine göre 4 kat daha verimlidir. Yeni serinin, kompresör soğutma enerji verimliliği de çok yüksektir. DC motorlar, hem fanlar hem de kompresör ile birlikte kullanılmaktadır. Voltaj kontrol sistemi vasıtasıyla kompresör ve fan hızının ayarlanabildiği inverter teknolojisi sayesinde, sağlanan soğutma çıkışı her zaman tam zamanında ve gereken miktardadır. Böylece enerji tüketimi, konvansiyonel teknolojiye göre çok daha azdır. Steffen Wagner: “İlk test sonuçları gösteriyor ki yeni soğutma ünitelerinin yüksek enerji verimliliği sayesinde,% 75’e varan enerji tasarrufu mümkündür.” Şebekeler için çoklu voltaj girişi Bu yenilik ile etkili maliyetin farklı yönlerine de büyük önem verilmiştir. Örneğin, patentli çoklu voltaj özelliğine sahip dünya çapındaki standart şebekeler sayesinde tüm üniteler esnek bir biçimde çalıştırılabilmektedir. Olası giriş gerilimleri 50 veya 60 Hz şebeke frekanslarında 110 V (tek fazlı) 480 V (üç fazlı) arasında değişmektedir. Alt lojistik maliyetleri, özellikle makina mühendislerinin yararlanacağı bir büyük avantajı temsil etmektedir. Soğutma ünitesi daima aynıdır, makinenin Avrupa’da satılması ya da Japonya veya ABD’ye ihraç ediliyor olması durumu değiştirmez. Bu sadece cihaz çeşitliliğinde bir azalma değil, aynı zamanda yedek parça lojistiğinde de önemli bir sadeleşme anlamına gelmektedir. Üstün süreç güvenilirliği Güç kontrollü soğutma, pano içindeki tüm bileşenler için termal stresi ortadan kaldırmaktadır. Bu tür konvansiyonel iki noktalı kontrol sistemlerindeki gibi sabit sıcaklık dalgalanmaları, artık geçmişte kalmıştır. Bu sadece soğutma ünitelerinin ve pano bileşenlerinin servis süresini arttırmaz, aynı zamanda daha yüksek işlem güvenilirliği anlamına da gelmektedir. Blue e+ soğutma üniteleri 6.000 Watt’a kadarlık bir güç aralığını kapsar (daha Ürünler önce 4000 Watt’a kadardı) ve bu nedenle + 60°C ile -30°C arasında değişen sıcaklıklarda da kullanılabilmektedir. Daha hızlı servis için kolay kullanım Öndeki TFT ekran, tüm ilgili bilgilerin bir bakışta görülmesini sağlar. Sistem mesajları düz metin olarak görünür ve çok dillidir. Standartlaştırılmış haberleşme arayüzleri, üretim tesisinin kontrol sistemlerinde kolay entegrasyon sağlar. Ayrıca, bu tür CAN bus veya Modbus TCP gibi çeşitli protokoller, CAN veya Ethernet arayüzü üzerinden gerçek zamanlı veri transferine izin verir. Yakın alan iletişim (The near-field-communication - NFC) arayüzü, NFC özellikli mobil cihaz üzerinden birden fazla soğutma ünitesinin basit parametrelemesine izin verir. www.rittal.com/tr RITTAL İstenen: Güvenliği Teşvik Eden ve Verimliliği Artıran Bir HMI Tasarımı ■ Operatör performansını iyileştiren 6 HMI tekniği Operatör hatalarının %42’si endüstriyel sistemlerde meydana gelen anormal durumlar tarafından açıklanır Endüstriyel ortamlarda bir İnsan/ Makine Arabirimi (HMI), fabrika ekipmanları ile sistemleri işleten insanlar arasındaki bağlantıyı sağlar. Ancak, daha büyük ve karmaşık sistemler, uzaktan işlemlerin daha geniş bir alanda kullanımı ve büyük veri gibi trendlerin gelişimi çok sayıda HMI’yı kullanılmaz hale getirmektedir. Operasyonların karmaşıklığı arttıkça insan hatası riski de artar. Abnormal Situation Management Consortium’a göre, operatör hatalarının %42’si endüstriyel sistemlerde meydana gelen anormal durumlar tarafından açıklanmaktadır, bu da ekonomik kayıplara yol açar ve iş yeri güvenliğini tehdit eder. Bu grup tarafından yapılan araştırma, aynı zamanda endüstriyel sistem kullanılabilirliğindeki kayıpların üretim kapasitesini %3 ila %8 arasında azalttığını belirlemiştir. Genel HMI tasarım hataları Geleneksel HMI tasarımı, ekonomiyi ve emniyet hedeflerini hesaba katmaz. Buna ek olarak, veri yoğunluğunu artırmak operatörlerin karmaşık görsel ekranlarda sunulan aşırı miktarda bilgi ile başa çıkmasını zorunlu kılar. Böylece, alarmları doğru zamanda idare etmek yönetilemez hale gelmiştir ve kullanışsız çizelgeleri kullanarak kritik veri trendlerini saptamak tecrübeli operatörlerin dahi becerilerini zorlamaktadır. www.schneider-electric.com/tr ENDÜSTRİ OTOMASYON HMI tasarımı aynı zamanda, gelişmiş alarm bildirim sistemlerine rağmen, güvenlik sorunlarına ve endüstriyel kazalara neden olabilir. Automation World tarafından yapılan son ankette katılımcıların %70’i, “aşırı alarm” miktarının üretim sürecini doğru bir şekilde yürütme becerilerini etkilediğini söylemiştir. Bu ikilemin nedeni oldukça basittir: Şu anda endüstriyel süreçlerde kullanılan HMI’nın, iş performansını optimize etmek yerine belirli bir operasyonel durumu koruması amaçlanmıştır. HMI tasarımına geleneksel yaklaşımlar uygulandığında ortaya çıkan genel hatalar Durumsal farkındalık kavramı etkileşim konusunda devrim yaratmıştır ASM Consortium, en iyi uygulamalar metodolojisi olan “durumsal farkındalık” kavramına dayalı bir HMI tasarımının, problemli bir prosesi tespit etmekte beş kata daha etkili olabileceğini ortaya çıkarmıştır. Bu yeni yaklaşım, işlerini daha az hata ile yapmaları konusunda operatörlere yardımcı olabilir ve beklenmeyen çalışmama sürelerini azaltabilir. schneIder 97 Ürünler Legrand’dan Yeni DRX Sabit Ayarlı Kompakt Serisi ■ Legrand, yeni DRX sabit ayarlı kompakt şalter serisi ile konutlar, ticari ve endüstriyel binalar farketmeksizin birçok farklı yapıya uygun olarak alçak gerilim tesisatlarınızın korunması ve kontrolü için çözümler sunuyor. sağlıyor. 15 A’den 630 A’e kadar geniş akım ve 16 kA- 50kA arasında kesme kapasitesi seçenekleri ile kişilerin, tesislerin güvenli ve kesin korunması için ideal çözüm sunuyor. DRX serisi özellikleri; Legrand, konutlar, ticari, endüstriyel binalar ve birçok farklı yapıya adapte edilmiş çözümler sunan DRX sabit ayarlı kompakt şalter serisini tüketici ile buluşturuyor. Seçenek • Üç Farklı Boyut • 15 ‘ten 630 A’ e kadar • 16 ve 50 kA arasında kesme kapasitesi 630 A’e kadar olan elektrik uygulamalarında güvenliği sağlamak için geliştirilen Legrand DRX şalter serisi, sade ve dayanıklı tasarıma sahip. DRX serisi kablolama ve kurulumu kolaylaştıran, uzaktan açtırmayı sağlayan, montajda zaman kazandıran ve güvenliği arttıran çok sayıda aksesuar içeriyor. Dayanıklı Tasarım Yeni DRX serisi üç farklı boyuttan oluşuyor. Dayanıklı yapısı, çok yüksek sıcaklıklarda bile çalışma devamlılığı • Semko-Lovag onaylı • IEC 60947-2 standartlarına uygun • 25.000 işleme kadar mekanik dayanım Adaptasyon • DRX 125 ve 250 için DIN rayına ya da plaka üzerine sabitleme • Kablo ya da bara ile bağlantı • Tüm ortamlar için uygundur. (çevre kirliliği, vb.) • AC ya da DC olarak çalışır. www.legrand.com.tr LEGRAND Temassız Enkoderde CANopen Haberleşmesi ■ Turck un QR24 serisi temassız en- Yeni QR24 modeliyle Turck mobil makinalarda geniş kullanımı olan CANopen protokolünü de desteklemektedir. koderleri mobil makinalar ve endüstriyel uygulamalarda şimdi CANopen haberleşme arayüzüyle kullanılabilir. Turck CANopen arayüzüyle QR24 serisi temassız enkoderlerine bir yenilik ekledi. Yeni QR24-CAN serisi ,mobil makinalar ve endüstriyel uygulamalar için idealdir. Kısa gecikme zamanı ve anlık haberleşme CANopen haberleşmesinin uygulamada görülen olumlu taraflarından yanlızca ikisidir. Vinç ve kaldırma teknolojileri,taşıma sistemleri ,inşaat makinaları ve özel makina imalatları bu uygulamalar içersindedir. Bu alanlardan CANopen arayüzü ile yeni temassız enkoderi kullanan ilk pilot müşteriler inşaat makinaları ve enerji sektörü sayılabilir. Diğer QR24 serilerinde olduğu gibi www.turck.com.tr 98 ENDÜSTRİ OTOMASYON sensör ve posisyon elemanı iki ayrı birim olarak şafttan kaynaklı titreşimlere ve şoklara tamamıyla dayanıklıdır. Korumalı montajlar ,bilyeli yapılar ,uzun tamir zamanları ve benzeri tanımlardan uzak bir yapı oluşturulmuştur. QR24 serisi diğer tüm optik ve manyetik enkoderlerin ötesinde bir yere sahiptir. Şaft için adaptör halkaları kullanılarak oluşturulan akıllı montaj konsepti ve sızdırmaz gövdesiyle IP69K koruma sınıfındaki encoder 20mm’e kadar tüm standart çaplarda şaftlar uygundur.Paslanmaz çelik gövde modelinin yanında multiturn,singleturn SSI çıkışlı ,artımlı ve akım, analog akım/ gerilim çıkış özellikli modelleri de mevcuttur. Turck Teori ve Uygulamalar Ürünler Omron’un Yeni Güvenlik Röleleri, Kullanışlı, Kompakt ve Hızlı Monte Edilebilen Ürünlerdir… ■ Omron’un yeni G9SE güvenlik rölesinin, montaj süresini %50’den fazla kısaltan ve ultra-ince yapısında kolay erişilebilir vidasız terminallerle donatılmış üç farklı modeli ile tüm güvenlik uygulaması ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır. Bu ürünler, çeşitli güvenlik konfigürasyonları ve ayarlanabilir kapamada gecikme zamanlarını kapsayan farklı opsiyonlar sunmaktadır. Bunların hepsi, E-stoplar, güvenlik kapı switchleri ve güvenlik ışık bariyeri gibi çeşitli güvenlik cihazlarıyla uyumludur. Bu seri içerisindeki tüm röleler, hem mekanik hem de elektronik sensörlerle kullanılmaya uygundurlar ve hepsinde, tanı bilgileriyle birlikte arıza durumlarının anlık ve görsel olarak gösterilmesini sağlayan, kolay görünür LED göstergeler vardır. G9SE rölelerinin başka bir kilit özelliği de, maksimum 15 ms’lik hızlı cevap süresidir. G9SE rölelerinin 5 A değerinde, en fazla dört güvenlik çıkışı ve ayrıca, bir yardımcı PNP transistör çıkışı vardır. G9SE’nin tipik uygulamaları arasında tek ve iki-kanallı acil durdurma fonksiyonları ve ayrıca, iz- leme kapıları, koruyucular ve güvenlik ışık perdeleri bulunmaktadır. Sadece 17,5 mm genişlikte olan ve normalde açık iki ani güvenlik çıkışı bulunan G9SE-201 röle, piyasada mevcut röleler içinde en incesidir. Daha fazla çıkış gerektiren uygulamalar için, 22,5 mm genişlikteki G9SE-401 ise dört ani güvenlik çıkışı sunmaktadır. 22,5 mm genişlikte olan G9SE-221-T de, iki ani güvenlik çıkışı ve iki kapamada gecikmeli güvenlik çıkışı sunmaktadır. G9SE-221-T rölelerinin 5 ve 30 saniyelik maksimum gecikmeler sunan versiyonları vardır. Her iki versiyonda da, kullanıcılar gecikmeyi 16 adımda maksimum düzeyine kadar ayarlayabilirler. Omron’un yeni G9SE güvenlik röleleri; EN ISO13849:2008 PLe Güvenlik Kategorisi 4, IEC/EN 60947-5-1/EN 62061 SIL 3, UL508, CAN/CSA C22.2 No. 14 de dahil çok çeşitli ve farklı Avrupa ve dünya güvenlik standartlarına uygundurlar. Ek olarak, asansör uygulamalarında da kullanılabilmesi için uygun hale getiren EN81-1 ve EN81-2’ye uygunlukları da vardır. www.omron.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON omron 99 Ürünler Siemens, Scalance M Mobil Kablosuz Yönlendirici Serisini İki Yeni Birimi Kapsayacak Şekilde Genişletti ■ Siemens, yüksek bant genişlikli endüstriyel uzaktan haberleşme için yeni mobil kablosuz modem serisini iki yeni cihaz ekleyerek genişletti. Scalance M876-4 cihazı, LTE standardını kullanarak iletişim sağlarken, Scalance M876-3, UMTS ve EVDO aracılığıyla veri iletimi sağlıyor. Bu cihazların yüksek bant genişlikleri ve iletim hızları bulunuyor. Ayrıca uygulama alanları arasında endüstriyel üretim, enerji dağıtımı veya su arıtma sistemleri bulunuyor. Siemens, Scalance M kablosuz modem serisini iki yeni cihaz ekleyerek genişletti. Scalance M876-3, üçüncü nesil kablosuz internet erişimi 3G aracılığıyla veri iletimi için ideal çözüm sunuyor. EVDO’ (Evolution Data Optimized)’ya sahip tanınmış UMTS ağları olarak bu cihazlar Avrupa’da, özellikle de Kuzey Amerika’da yaygın olarak kullanılıyor.. Kullanıcılar, seriye yapılan ikinci ek Scalance M876-4’ü kullanarak, Avrupa’da yaygın olan LTE (Long Term Evolution) aracılığıyla alt ağlara ve otomasyon cihazlarına bağlanabiliyor. Modemler sahip oldukları yüksek bant genişlikleri, performans özellikleri ve iletim hızlarına bağlı olarak, teleservis gibi endüstriyel uzaktan erişim çözümlerinden enerji dağıtımında uzaktaki trafo merkezlerinin entegrasyonuna, su arıtma sistemlerine veya güvenlik kamera sistemleri gibi yüksek bant genişlikli uygulamalara kadar geniş bir uygulama yelpazesinde uygulamaya konulabiliyor. Yeni mobil kablosuz modemler her biri, en fazla dört uç cihazı bağlamak için kullanılabilen entegre 4 portlu anahtara ek olarak operatörlerin çoklu antenleri kullanmasını ve böylece hem sinyal kalitesini hem de bant genişliğini artırmasını mümkün kılan iki anten bağlantısıyla birlikte sunuluyor. Scalance M serisinde yer alan bütün modemler gibi yeni cihazlar da Simatic S7-1500 tasarımında sahip oldukları kompakt dizayn ile farklılaşıyor ve bu da kontrol kabininde alan tasarrufu sağlamaları anlamına geliyor. Bununla birlikte, cihazların her biri ayrıca, örneğin butonla çalıştırılan anahtarlara sahip güvenli VPN operasyonları kurmak için bir dijital giriş ve çıkışla birlikte sunuluyor. Buna ek olarak, cihazlar, kısa süreli güç kesintilerini köprülemek için kendi yedek güç kaynaklarıyla donatılıyor. Scalance M876-3, HSPA+ (Evolved High Speed Packet Access) ve EVDO’yu (/destekliyor. Mevcut mobil hizmet sağlayıcısı altyapısına bağlı olarak, bu, en fazla 14.4 M/ Mbit/s’lik uç cihazlara yüksek iletişim hızlarını ve en fazla 5.76 Mbit/s’lik telekomünikasyon ağlarına geri yüksek iletim hızlarını mümkün kılıyor. Scalance M876-4, LTE aracılığıyla 100 Mbit/s’ye varan yer-uydu bağı hızları ve 50 Mbit/s’ye varan uydu-yer bağı hızları sunuyor. Bu mobil kablosuz modemler, kullanıcıların IP tabanlı uç cihazlara dünyanın her yerinden bağlanabilmelerini sağlıyor. Entegre güvenlik duvarı ve VPN tünelleme aracılığıyla uçtan uca iletişim bağlantısı şifrelemesi dâhil olmak üzere fonksiyon çeşitliliği, yüksek güvenlik seviyeleri sağlıyor. Cihazlar ayrıca IPsec ve OpenVPN’i de destekliyor. www.siemens.com.tr 100 ENDÜSTRİ OTOMASYON SIEMENS Ürünler Tunçmatik’in Yeni Nesil Kesintisiz Güç Kaynağı ‘Digitech ECO’ Kullanıcıyla Buluşuyor ■ Türkiye’nin 46 Yıldır enerji çözümleri markası olarak hizmet veren Tunçmatik, Akıllı Düğme Teknolojisine sahip yeni Digitech Eco 1500Va ve 2000Va kapasiteli KGK’leri tüketicinin beğenisine sunuyor. Tunçmatik, ev ve işyerleri için ürettiği yeni Digitech ECO serileri; bilgisayarları elektrik kesintilerinden korumayı amaçlarken, en yeni teknolojilerle veri kaybını sıfıra indiriyor. Mikro işlemci kontrolü sayesinde ise yüksek güvenliği garanti ediyor. 1500VA ve 2000VA olarak iki farklı kapasitede kullanıcıya sunulan Digitech ECO serisi ürünler; kısa devre-aşırı yük koruması ve otomatik voltaj regülasyon özelliklerine sahip. Otomatik voltaj regülasyonu özelliği sayesinde bilgisayarınızı şebeke voltajındaki dalgalanmalardan koruyan Digitech ECO, sahip olduğu USB portu ve ücretsiz izleme yazılımıyla; www.tuncmatik.com elektrik kesintilerinde siz yanında olmasınız bile, açık programları kapatarak bilgisayarınızın veri kaybına uğramasına engel oluyor. Ayrıca bu yazılımın kullanıcı dostu ara yüzü sayesinde, KGK’nizin anlık olarak şebeke ve yük verilerini izleme olanağı da sağlıyor. Özellikle güçlü donanımlı bilgisayarlar için tasarlanan Digitech ECO serisi ürünler, elektrik kesintisi durumunda 2-6 milisaniye içerisinde etkin duruma geçip, bağlı yüke göre sistemin minimum 1015 dakika arasında çalışmasını sağlıyor. Digitech ECO serisi ürünler; “normal”, “aküden çalışma” ve “arıza” olmak üzere 3 adet uyarı LED’ine sahip. Tunçmatik’in yeni ürünü Digitech ECO serisi tasarımıyla da beğeni topluyor. Hafif ve kompakt yapısıyla, sınırlı çalışma alanlarında yer sorununu ortadan kaldırırken, sessiz çalışması, son derece şık ve modern tasarımı ile dikkat çekiyor. Tunçmatik Schneider Electric, Easy9 Ailesini Sigorta Kutularıyla Genişletti ■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, konutlardaki elektrik güvenliğini maksimuma taşıyan alçak gerilim tesisatı koruma ürünlerine Easy9 sigorta kutularını ekledi. Maksimum güvenlik, hızlı bağlantı… Easy9 ürün ailesi, konutlardaki tüm elektrik tesisatları için mükemmel bir çözüm sunarken, aileye yeni eklenen sigorta kutuları, bütün otomatik sigortalar, kaçak akım röleleri ve parafudurlar ile uyum sağlıyor. Tamamen Schneider Electric tarafından tasarlanmış ve üretilmiş olan Easy9 sigorta kutuları tüm apartmanlar, konutlar, villalar, ofisler ve iş yerlerinde kullanılabiliyor. Easy9 ailesi, güvenliğin en üst düzeyde tutulduğu yapısıyla kullanıcıları elektrik çarpmaları, aşırı yükler, kısa devreler ve güç dalgalanmalarına karşı korurken, bu tip binalar için gerekli olan elektrik güvenlik standartlarının tamamını karşılıyor. Montajı önemli şekilde kolaylaştıran hızlı bağlantı özellikleri ve sık açma kapamaya dayanıklı yapısıyla zamandan ve paradan tasarruf etmenizi sağlıyan Easy9 sigorta kutularının, ürünün tasarımıyla mükemmel uyum sağlayan şeffaf kapak alternatifi de unutulmamış. Nisan ayı itibarıyla satışa sunulan yeni Easy9 sigorta kutularına tüm Schneider Electric bayilerinden ulaşılabiliyor. www.schneider-electric.com/tr schneIder Elektriğin günlük hayatımızın vazgeçilmezi olduğu ve hiçbir risk yaratmadan kullanımının gerekliliği bilinciyle hareket eden Schneider Electric, son teknolojileri kullanarak geliştirdiği Easy9 serisi ürünleriyle elektrik enerjisinin daha güvenli ve verimli kullanılmasını sağlıyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON 101 Ürünler Yeni PSENslock Tipleri ■ Gelişmiş tanılama işlevleri ve koruma kilidinden bağımsız emniyet çıkışları ile emniyet kapısı sistemi bulunmaktadır. PSENslock maksimum kötüye kullanma koruması ile tek bir kompakt üründe elektromanyetik süreç korumasıyla emniyet kapısı izlemesi sunar ve kapıları, kapakçıkları ve kapakları korur. Görevlerinizde en iyi desteği sağlamak için başarılı ürün gamına iki yeni ürün tipi eklenmiştir (PSENslock 6.1 ve PSENslock 3.1/4.1/4.2). Daha hızlı arıza tanılaması için geliştirilmiş tanılama işlevleri Özellikle birden fazla PSENslock kullanılan uygulama alanlarında, PSENslock 6.1 gelişmiş tanılama işlevleriyle kullanıcıların hangi anahtarın koruma kilidini etkinleştiremediğini tespit edebilmesini sağlar. Tanılama daha hızlı bir şekilde yapılacağı için hata durumunda size zaman kazandırır. Uygulamalarınızda daha fazla esneklik için OSSD’ler koruma kilidinden bağımsızdır PSENslock tip 3.1/4.1/4.2 koruma kilidinden bağımsız emniyet çıkışları (OSSD’ler) ile OSSD’lerin koruma kilidinden bağımsız olarak değişebilmesini sağlar. Sonuç olarak, kullanıcılar uygulama için daha fazla esnekliğe ve tasarım kapsamına sahip olur. Her iki tip de 8 pimli sürümlerdir ve böylece çeşitli PNOZ röleleri, kontrol sistemi PNOZmulti ve otomasyon sistemi PSS 4000 kullanarak değerlendirme yapabilirsiniz. Ayrıca, ek PSENslock, emniyet kapısı sistemleri PSENsgate ve emniyet anahtarları PSENcode ile seri bağlantı yapmak mümkündür. Bir bakışta faydalar: • Maksimum emniyet: PL e / SIL 3’e kadar uygulamalar için emniyet kapısı izleme • Süreç koruması: 500 N veya 1000 N tutma kuvveti ile manyetik koruma kilidi • Serbest hareket eden aktüatör: kapı hizalamasının bozulmasına karşı serbest hareket eden ve daha fazla toleransa sahip • Daha fazla esneklik: çok sayıda müşteri uygulaması için farklı ürün tipleri seçilebilir • Yeni ürün yazılımı gelişmiş uygulama seçenekleri sağlar: - Seri bağlantılı gelişmiş tanılama işlevleri - OSSD’ler koruma kilidinden bağımsız olarak değişir • Kolay montaj: kompakt tasarımı sayesinde • Eksiksiz tek nokta sistem: - PNOZ rölesi, PNOZmulti ve PSS 4000 ile değerlendirme - PSENslock, PSENsgate ve PSENcode ile seri bağlantı mümkündür www.pilz.com/tr 102 ENDÜSTRİ OTOMASYON PILZ Ürünler OMRON, Sektörün En Hızlı* Makine Otomasyon Kontrolörü NX7’yi Çıkarttı ■ Omron, yeni NX7 ve NJ1 makine kontrolörlerini çıkarttı. Bu ürünler, Sysmac otomasyon platformunun (bundan böyle kısaca “Sysmac” olarak anılacaktır) kalbinde bulunan OMRON Makine Otomasyon Kontrolörleri serisini daha da genişletmektedir. NX7 ve NJ1 ürünlerinin piyasaya çıkartılması, son teknoloji gelişmiş üretim sistemlerinden basit makinelere kadar geniş bir otomasyon çözümleri dizisinin oluşmasını sağlamaktadır. Yeni NX7; güvenilirlikten taviz vermeden hız sağlayan ve Intel® Core™ i7 quad-core işlemci ve büyük bellek kapasitesi sayesinde sektörün en hızlı işlem hızına ulaşan bir amiral gemisi modeldir. IoT kullanan sofistike üretim tesislerinin geleceği üzerinde odaklanan OMRON, eski işlemcilerin ve PLC’lerin çerçevesi dışında kullanıcılara ölçeklenebilirlik sağlayan bu entegre kontrolörü geliştirdi. Bu ölçeklenebilirlik, Sysmac çözümünün mevcut üretim ekipmanlarına uymasını sağlayan yeni NJ1 tarafından tamamlanmaktadır. NJ1, 2 ekseni bulunan ve NJ5/NJ3 Makine Otomasyon Kontrolörlerine tamamen uygun olan en temel Makine Otomasyon Kontrolörüdür. Ortak bir konsepti, boyutları, genel spesifikasyonları ve işlevleri paylaşan NJ1, servo ekseni bulunmayan veya az sayıda ekseni bulunan makineler için idealdir. En son ve en yeni bilgi iletişim teknolojisine (ICT) hızla uyum sağlayabilecek mimarisiyle, Sysmac son derece inovatif ve yenilikçi bir imalat ortamı sunmaktadır. Bunu, yazılımla birlikte çeşitli farklı uygulama işlevsellikleri yaratarak ve OMRON ile 3D simülatörler gibi üçüncü şahıs fabrika otomasyon donanımları ve tasarım araçlarını birleştirerek yapmaktadır. Global eğilime yanıt vermek… Günümüzün imalat şirketleri, giderek artan çok çeşitli yeni tüketici gereksinimlerine ve isteklerine hızla yanıt vermek konusunda baskı altındadırlar. Bu baskı, bu şirketleri imalat ve üretim tesislerini IoT, Big Data ve diğer ICT gelişme- lerinden istifade ederek yenilemeye ve geliştirmeye sevk etmiştir. İmalat şirketlerinin gereksinimlerindeki bu değişiklikleri öngören OMRON, imalatçılara sunduğu servis ve mühendislik desteğini daha da geliştirmek ve artırmak için Sysmac’ı ve diğer inovatif fabrika otomasyon cihazlarını daha da geliştirmeye yönelmiştir. 2011 yılında NJ5’in piyasaya sunulmasından bu yana, OMRON, veritabanı bağlanırlığı ve robotik fonksiyonları içeren uygulama çözümlerini geliştirmiş ve sunmuştur. OMRON; yüksek-hızlı I/O Üniteleri, Sürücü, Emniyet Komponentleri ve Görüntü İşleme Sensörleri gibi çevrebirim cihazları serisini de genişletmiştir. Bu yeni Makine Otomasyon Kontrolörleri sürümü, Sysmac’ın üretim tesislerinde daha da kolay benimsenmesini ve uyarlanmasını sağlamaktadır. Sysmac’ın sunduğu faydaları daha da geliştirerek ve Algılama ve Kontrol teknolojisi, birikmiş know-how’ı ve üçüncü şahıslarla işbirliklerinden yararlanarak, OMRON, inovatif çözümler yaratmaktadır. * İşlem Hızı. Mart 2015 tarihli OMRON araştırmasına göre. Sysmac otomasyon platformu… OMRON’un entegre otomasyon platformu, otomasyonun tek bir yazılım ortamında yönetilmesine ve komple tesis kontrolüne imkan sağlamaktadır. Global standartlara ve global açık ağlara dayanan programlama, global düzeyde standardize edilmiş bir sistemin inşa edilmesinin yolunu açmaktadır. Bu platformun göbeğinde bulunan Makine Kontrolörü serisi, hem tüm makine cihazlarının senkrone kontrolüne olanak sağlamakta hem de hareket, robotik ve veritabanı bağlanırlığı gibi ileri işlevsellikler sağlamaktadır. Bu multi-disipliner konsept, çözüm mimarisini basitleştirmenize, programlamayı azaltmanıza ve üretkenliği optimize etmenize olanak vermektedir. www.omron.com.tr ENDÜSTRİ OTOMASYON omron 103 Ürünler Rockwell Automation İmalâtçılara Sınıfının En İyisi Performansı Sağlamalarında Yardımcı Olmak Üzere Safety Maturity Index (Güvenlik Indeksi) Aracını Tanıtıyor ■ Safety Maturity Index aracı imalâtçılara tesis performansını nerede ve nasıl en uygun hale getirecek şekilde geliştireceklerini kavramalarında yardımcı oluyor Rockwell Automation, imalâtçılara güvenlik programlarının verimliliğini görebilmeleri ve tesis performansını en iyi hale getirebilmeleri için kendine kılavuzluk eden bir değerlendirme sağlayan Safety Maturity Index (SMI) aracını duyurmuş bulunuyor. Herhangi bir endüstriye, herhangi bir tesis boyutuna ve dünyadaki herhangi bir yerleşime uygulanabilir olan SMI aracı imalâtçılara güvenlik kültürünün, uygunluğun ve kapitalinin neresinde olduklarını ölçmelerinde yardımcı oluyor. Hepsinden önemlisi, sınıfının-en-iyisi performansı elde etmelerini sağlıyor. Başarılı bir iş yerinin üç temel bileşeni – kültür (davranışsal), uyumluluk (süreç ile ilgili) ve kapital (teknik) – güçlü ve sürdürülebilir bir güvenlik programı geliştirmek için eşit derecede önemli ve birbirine bağımlıdır. Örneğin, sağlam bir güvenlik kültürü yaratmak ve bunu sürdürmek fakat güvenlik teknolojilerine ve/veya uyum sağlamaya yatırım yapmamak bir firmanın işyerinde güvenliği sağlama kabiliyetini düşür- mektedir. Benzer şekilde risk olasılığı, imalâtçılar güvenlik teknolojilerine yatırım yapıp güvenlik kültürünün önemini tüm kuruluşa yayamadıklarında da devam etmektedir. Her bir güvenlik sorunu, SMI aracını kullanarak dört kategoride ölçülebilir – SMI 1: yatırımı en aza indirmek, SMI 2: uyumluluğu sağlamak, SMI 3: maliyetten kaçınmak ve SMI 4: operasyonel mükemmellik. İmalâtçılar, bir dizi soruyu cevaplayarak, SMI değerlendirmelerini tamamlayabilir ve bu dört kategoride nasıl ölçüm yapabileceklerini belirleyebilirler. Bu rapor aynı zamanda ve eğer gerekiyorsa, gelişim için tavsiyeler de sağlar. Rockwell Automation ’un güvenlik pazarı müdürü Mark Eitzman şöyle diyor: “SMI değerlendirmeleri üzerinden güvenliği en uygun hale getirmenin yararları, gelişmiş tesis üretkenliği, daha fazla verimlilik ve çalışanların sağlam morallerinin yanı sıra, daha az yaralanmalar ve cezalar olarak sonuçlar verebilir. Sınıfının-en-iyisi güvenlik performansını sağlamak, firmanın tümünde var olan uygulamaları değerlendirmek ile başlar ve bugün müşteriler bunu kendileri yapabilmektedirler. ROCKWELL www.rockwellautomation.com Legrand’dan U21 Led Bağımsız Emniyet Aydınlatma ■ Bina elektrik ve dijital altyapı ürünleri ve sistemleri konusunda dünya lideri Legrand, çeşitli özellikleri ile uygulamacılara kurulum kolaylığı sağlayan U21 led emniyet aydınlatma ürünlerini piyasaya sunuyor. Legrand sade ve şık tasarıma sahip U21 led emniyet aydınlatma ürünlerini tüketici ile buluşturuyor. U21 led emniyet aydınlatma ürünleri, www.legrand.com.tr 104 ENDÜSTRİ OTOMASYON tabana yerleştirilmiş ve kablo sonlandırma için kullanılan otomatik terminaller, geniş kablolama alanı, kolay sabitleme özellikleri sayesinde uygulamacılara kurulum kolaylığı sağlıyor. Legrand, duvar yüzeyine ve sıva altı montaja imkan veren süreksiz, kombine tipte 70, 100, 160, 200, 350 lm ışık akısı seçenekleri ve IP42 özellikleriyle tüketicilere komple bir seri sunuyor. LEGRAND Ürünler Ayna Çeneleri için Çabuk Çene Değiştirme Sistemi Daha da Genişletiliyor ■ Çabuk çene değiştirme sistemi SCHUNK PRONTO, vida bağlantılı çeneli geleneksel torna aynaları için gerçek bir zaman kazanma aracıdır. Bütün çene takımı hazırlık sürecini, geleneksel çözümlerden %95 daha hızlı bir şekilde 30 saniye kadar düşürebiliyor. Başarılı bir başlangıçtan sonra, bağlama teknolojisi ve tutma sistemleri yetkin lideri SCHUNK, çabuk çene değiştirme sistemlerinin depolanmasından, tezgah üzerinde çene değişimine kadar bütün hazırlık sürecini optimize eden sistem programını şimdi sunuyor. SCHUNK PRONTO, ince tırtıklı destek çeneleri (1/16’’ x 90° veya 1.5 mm x 60°) ile özel çabuk-değiştirme insörtlerini birleştiriyor ve sıkma çapını saniyeler içerisinde 45 mm’ye kadar uzatıyor. Bu durum, geleneksel torna aynaları ile yapılanın 8 kat daha fazlası. Hızlı ve yüksek tekrarlanabilirlikli çene değişimini sağlamak için, değişim insörtlerinin bağlantısı Allen anahtarı ile gevşetiliyor, insört sökülüyor ve yenisi ile değiştiriliyor. Bu durum hatalı ko-numlandırmayı önlüyor. Kilitli durumda; 6-taraflı formlu-fit sıkma, maksimum proses dengesini garanti ediyor, yüksek güç ve tork iletimini sağlıyor. Bu sistem ham ve işlenmiş parçaların sıkması için uygun. Uygulama tarafından gereksinim duyulduğu üzere; küçük, orta ve büyük sıkma aralıkları için farklı destek çene çeşitleri bulunmakta. Üst çeneler için SCHUNK, farklı çaplar ve sıkma aralıkları için on sert çene insörtü ve bitmiş parçaların prosesi için üç yumuşak değişim insörtü önermekte. Bunlar bir kere üretildiğinde, sonraki sistemde tekrar tekrar kullanılabiliyorlar. Sıkma derinliği, iş parçası durakları kullanılarak çeşitlendirilebiliyor ve ayarlama aygıtı çene değişimini kolaylaştırıyor. SCHUNK PRONTO, üreticiden bağımsız olarak; 200, 250 ve 315 ebatlarındaki her ince tırtıklı torna aynasında kullanılabiliyor. Programın modüler dizaynı, bireysel bileşenlerin bağımsız ve ekonomik birleşimine imkan sağlıyor. Bu, sadece pozisyonda değişkenlik olması sebebiyle, her türlü destek çenesi ile değişim eklentilerinin uygunluğunu içeriyor. Özel olarak geliştirilmiş araç ve dişli vagonu; temiz bellek, pençe eklentilerine hızlı erişim, yumuşak değişim eklentileri, monteli vidalar ile destek çeneleri, T-nuts ve ayarlama aygıtına imkan sağlıyor. Yapılandırılmış teknik veri çizelgeleri, seçimi ve bağımsız bileşenlerin montajını ko-laylaştırıyor. Ek özellik olarak, depolama alanı makineye entegre edilmiş: Tüm bileşenler bir tabla üzerine taşınabiliyor, çabuk bırakma bağlantısı kullanılarak makinaya doğrudan monte edilebiliyor. www.tr.schunk.com ENDÜSTRİ OTOMASYON SCHUNK 105 Ürünler Philips Luceo ile Kablosuz Telefon Adeta Bir Sanat Eserine Dönüşüyor ■ Philips ses sistemlerinde sadece sunduğu üstün teknolojiler özelliklerle değil tasarımlarıyla da fark yaratıyor. Bunun en yeni örneklerinden biri Reddot tasarım ödülü sahibi Philips Luceo kablosuz telefonlar. Bu yeni telefonlar; modern ve şık tasarımı işlevsellikle birleştiriyor. Sınıfının en iyi ses sistemlerini, gelişmiş teknoloji ve yenilikçi tasarımlarla birleştirerek tüketiciye ulaştıran Philips, ‘Luceo’ kablosuz telefonuyla ikon olmaya aday tasarımda bir ürünü tüketiciye sunuyor. Modern çizgilerden oluşan bir kablosuz telsiz telefon olan Luceo, stil ve işlevselliği bünyesinde birleştiriyor. Bu bileşim, Luceo’yu her evde hoş duracak ve her eve değer katacak bir tasarım enstrümanına da dönüştürüyor. Luceo’nun bu yenilikçi tasarımı ödüle de layık görülmüş bir tasarım. Luceo, tasarım dünyasının en prestijli ödülü olan Reddot Tasarım Ödülleri’nde 2015’te alanında büyük ödülün sahibi oldu. Yüksek kontrastlı, siyah üzerine beyaz ters LCD ekran, kolay okumayı sağlar ve aynı zamanda Philips Luceo’nun genel ince tasarımıyla çok uyumlu.Tabandaki ikinci ekran arayanın kimliğini ve saati gösteriyor. Ölçülü ve özenle tasarlanmış tuş takımı, ister bir numara tuşluyor ister rehbere bir numara giriyor olun her tuş basışını net bir şekilde hissedeceğiniz hassas numara girişini garantiliyor. Luceo’da basma gücü ve tuş tepkisi arasındaki dengeyi bulmak üzere kullanılan malzemeler ve tuş yapıları, kapsamlı kullanıcı testlerinden geçmiştir. ğinizde veya konuşurken başka bir iş yapmak istediğinizde son derece kullanışlı. Luceo’da ahize her durumda şarj edilebiliyor. Güvenilirlik ve rahatlık için ahize, yerleştirme istasyonunun her iki yönünde de şarj edilebilerek kolaylık sağlıyor. Akıllı kablo yönetimiyle ise, telefon her açıdan görsel cazibesini koruyor. Luceo’da istediğiniz an ışıktan rahatsız olmamak için baz ekranı kapatmayı seçebiliyorsunuz. Çevre dostu Luceo’da radyasyon sıfıra düşüyor Luceo üstelik çevre dostu bir telefon. Luceo’nun EKO modu etkinleştirildiğinde, yayılan radyasyon %60’a kadar ve telefon şarj edilirken de %95’e kadar düşüyor. EKO+ modu etkinleştirildiğinde ise radyasyon sıfıra düşüyor. İstenmeyen görüşmelerden ‘Kara liste’ ile uzak durun Kara liste, belirli numaralardan veya belirli rakamlar ile başlayan numaralardan gelen çağrıları engelleyerek sizi istenmeyen görüşmelerden uzak tutuyor. Üründe, ayrıca sessiz modu ile huzurun ve sessizliğin tadını çıkarmak için belirli zamanlarda zil seslerini devre dışı bırakabilirsiniz. Giden çağrı engellemesi sayesinde belirli rakamlar ile başlayan belirli numaralara çağrıları engelleyerek kabarık fatura sürprizlerinden de korunabilirsiniz. Konuşurken başka bir iş yapmaya izin veren mod Eller serbest modu arayan kişinin sesini güçlendirmek üzere entegre bir hoparlöre sahip, böylece telefonu kulağınızda tutmadan çağrı sırasında dinleyip konuşmanızı sağlıyor. Bu özellik çağrıyı başkalarıyla paylaşmak istedi- www.philips.com 106 ENDÜSTRİ OTOMASYON PhIlIps Haberler MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE’NİN İZMİR ÇIKARMASI! Mitsubishi Electric’in 6 eksenli robotunun yaptığı içecek servisi büyük ilgi gördü. Sektör Profesyonelleriyle Buluşma “Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğinde açılış konuşmasını yapan Başkan Masahiro Fujisawa, dünyada 120 binden fazla çalışanı ile 42 ülkede faaliyet gösteren ve 36 milyar dolar konsolide net satışa sahip olan 94 yıllık dünya devi Mitsubishi Electric Corporation’ın, 2012 yılından bu yana iki yıldır kendi yapılanması ile Türkiye’de, İstanbul merkez ofisinde faaliyet gösterdiğini belirtti. ■ Mitsubishi Electric Türkiye, Egeli iş adamlarıyla İzmir’de buluştu. 2012 yılından bu yana Türkiye’de de faaliyet gösteren ve Elektrik-Elektronik, Fabrika Otomasyonu, Uydu Haberleşmeleri, İletişim, Bilgi İşlem ve Uzay geliştirme alanlarında da bir Dünya Devi olan Mitsubishi Electric, Ege Bölgesi’nin önde gelen şirket temsilcileriyle bir araya geldi ve “Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğinde, 9 Eylül Üniversitesi’yle de eğitimde işbirliği ön protokolü imzaladı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Masahiro Fujisawa, Türkiye’nin gücüne ve enerjisine olan inancını dile getirirken, Türkiye’de yatırım yapmaya devam edeceklerini bildirdi. Türkiye’de Marmaray Projesi, Türksat 4A Uydusu ve yakın zamanda uzaya fırlatılması planlanan Türksat 4B uydularında kullanılan teknolojisi ile tanınan Mitsubishi Electric Türkiye, Mayıs ayının son haftasında, Ege Bölgesi’nin önde gelen kuruluş temsilcileriyle İzmir’de ilk kez bir araya geldi. İstanbul merkezli olarak Türkiye pazarına iki yıl önce giren Mitsubishi Electric Türkiye’nin “Yaptığımız işlere inanamayacaksınız” temasıyla 27 Mayıs Çarşamba günü Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirdiği “Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliğine Ege Bölgesi’nin önde gelen şirketlerinden 200 temsilci katıldı. Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı MasahiroFujisawa ve tüm birim yöneticilerinin katılımıyla İzmir’de düzenlenen bu etkinlikte, küresel üretim teknolojilerinde yeni bir endüstri dönemi olarak adlandırılan Endüstri 4.0 ve bu döneme Mitsubishi Electric’in katkısı olan e-F@ctory konsepti tanıtıldı ve bu konsept çerçevesinde geleceğin dijital fabrika teknolojisini sunan ürünlerden uygulamalar ele alındı. Ayrıca Marmaray projesi sunumunun da gerçekleştirildiği etkinlikte, endüstride robot uygulamalarına örnek olan 108 “Yaptığımız işlere inanamayacaksınız” sloganıyla, Mitsubishi Electric’in ileri teknolojisi ve kalitesiyle farklılık ve avantajlarını anlatmak için İzmir’de olduklarını kaydeden Masahiro Fujisawa, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’de temelde fabrika otomasyonu, ileri robot teknolojileri ve klima sistemlerinin satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdürüyoruz. Bu faaliyetlerimizin yanı sıra uydular, asansör, görsel veri sistemleri, güç kaynakları ve ulaştırma bağlantılı altyapı işlerine de destek veriyoruz. Türkiye’de özellikle Marmaray projesi ile Türksat 4A ve yakında uzaya fırlatılması planlanan Türksat 4B uydularında kullanılan teknolojimiz ile tanınıyoruz. Mitsubishi Electric Türkiye olarak Fabrika Otomasyon Sistemleri iş kolunda otomotiv, gıda, paketleme, metal işleme makineleri, PVC işleme makineleri gibi Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarının bulunduğu alanlarda hizmet veriyoruz. Fabrika otomasyonu ürünlerimizi Mitsubishi Electric Türkiye’de istihdam edilen Türk mühendislerin dizayn, projelendirme, yazılım ve devreye alma çalışmalarıyla birleştirerek Türk sanayisine yüksek kaliteli hizmet sunuyoruz.” “Türkiye, Öncelikli Pazarımızdır” Avrupa’nın en büyük üçüncü nüfusuna ve yüksek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyüme oranına sahip Türkiye’nin, hızlı büyüme potansiyeli ile Mitsubishi Electric için öncelikli pazar durumunda olduğunu kaydeden Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı MasahiroFujisawa şu açıklamalarda bulundu: “Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olmasının da etkisiyle Türk sanayisinin büyümeye devam edeceği beklentisindeyiz. Bu çerçevede, gelecekte Türkiye’de fabrika otomasyonuna ve ek olarak enerji tasarrufu ile ağır makinelerdeki işlevselliğe olan ihtiyacın artacağı kanısındayız. Bu noktada, Türkiye’de adres olarak Mitsubishi Electric ileri teknolojisini göstermek isteriz. Mitsubishi Electric olarak Türkiye’nin, endüstrisi ve teknolojisiyle üretkenliğinin daha da artacağını, katma değeri çok daha yüksek ürünler üretileceğini ve dünyanın ileri ekonomileri arasındaki yerini alacağını düşünüyoruz. Bu ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler de sizler gibi her yeni güne, hayallerimizi gerçekleştirmek, hedeflerimize ulaşmak için yeni fırsatlar gözüyle bakıyoruz. Bizim için de iş, sadece iş değildir. Kurduğumuz her ilişkinin uzun soluklu bir ortaklık olmasına büyük önem veririz. Topluma karşı olan kurumsal sorumluluklarımız, dürüst ve adil bakış açımız, küresel perspektifimiz ve tüm tecrübemizle müşterilerimizin başarılarının kalıcı ve sürdürülebilir olması için çalışırız. Bugün aldığınız kararların yarın köklü bir mirasa dönüşmesi için size de bir iş ilişkisinden çok daha fazlasını sunmaya hazırız. Mitsubishi Electric olarak Türkiye’de olmak, dünya harikası bu ülke ve ekonomisinin geleceği için bu aydınlık yolda birlikte yürümek bizleri çok heyecanlandırıyor” dedi. düşüncemiz, Türkiye’nin gerçekleştirdiği Marmaray Projesi, inşa etmekte olduğu köprü, baraj, tünel, havalimanı gibi çok sayıda projeyle doğrulanmaktadır.” “Türkiye’nin Gücüne Güç Katmak İçin…” Konuşmasında, “Türkiye’nin enerjisine ve gücüne” olan yüksek inancını dile getiren Fujisawa, üstün teknolojiye sahip global bir firma olarak Mitsubishi Electric’in tüm dünyada kullanılan ve yüksek kaliteye sahip ürün ve sistemleri ile ileri teknolojisini Türkiye’ye getirerek ekonominin gücüne güç katmayı, Türkiye’nin belirlediği yüksek ekonomik hedeflerine ulaşması için gerekli teknoloji ve bilgi kullanımını aktarmayı hedeflediklerine dikkat çekti. Masahiro Fujisawa “Enerji verimli, çevreci, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle, büyüyen Türkiye’nin gelişimine ortak olmaya, Türk halkı için yatırım yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Başkan Fujisawa, konuşmasını “Bir insan ile karşılaşmak çok nadide bir fırsattır” anlamına gelen ve Japonca’da ‘Ichigo-Ichie’ olarak bilinen atasözüyle bitirerek “Bizler İş Dünyası ile Üniversite El Ele Ege Bölgesi’nin en önde gelene sanayi temsilcilerinin geniş katılımla yer aldığı etkinlik, Mitsubishi Electric Türkiye’nin eğitim alanında verdiği desteğe de sahne oldu. 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ercüment Yalçın’ın da hazır bulunduğu etkinlikte, Mitsubishi Electric Türkiye ile 9 Eylül Üniversitesi arasında, Endüstriyel Otomasyon ve Robot Teknolojileri Eğitim Merkezi kurulmasına ilişkin ön protokol imzalandı. Böylece, faaliyet alanlarında tartışmasız Dünya Devi olarak kabul edilen Mitsubishi Electric, Bursa ve İstanbul’dan sonra İzmir’de de robot eğitim merkezinin kurulmasına sağladığı katkıyla, öğrencilerin çağın gelişen teknolojilerine uyum sağlayarak iş dünyasında tercih edilebilmelerine destek olmayı sürdürdü. Mitsubishi Electric Türkiye’nin “Sektör Profesyonelleriyle Buluşma” etkinliği, sempozyum ve ardından akşam yemeğiyle sürdü. ENDÜSTRİ OTOMASYON 109 Haberler İsveç Başkonsolosluğu sanayi liderlerini ağırladı ■ İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve Business Sweden’in (İsveç Ticaret Merkezi) katkılarıyla 28 Mayıs 2015 tarihinde düzenlenen “Swedish Heavy Metal” temalı etkinliği, sanayi dünyasının liderlerini bir araya getirdi. İsveç İstanbul Başkonsolosu Jens Odlander ve İsveç Ticaret Başmüşaviri ve Business Sweden Türkiye Müdürü Antoine Fanoun’un ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik kapsamındaki panelde TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, Royal Technical Institute Üniversitesi İş Geliştirme Koçu Donnie Lygonis, Nobel Müzesi Küratörü Tobias Degsell ve İnomer Genel Müdürü Şirin Elçi konuşmacılar arasında yer aldı. Etkinliğe; Volvo Car Türkiye, ABB, Atlas Copco, SKF, Roxtec International, Camfil, SSAB, TeliaSonera ve NTG Türkiye gibi şirketler de katıldı. Panelde; Türkiye-İsveç ekonomik ilişkileri, mühendislik ve endüstri sektörlerinde; AR-GE, yaratıcılık ve inovasyon gibi konuların altı çizildi. İsveç İstanbul Başkonsolosu Jens Odlander, açılış konuşmasının ardından “Mühendislik ve Ekonomik Kalkınmada Yaratıcılık” temalı bir konuşma yaptı. Başkonsolos Odlander etkinlikle ilgili şunları söyledi; “İsveç’ten çıkan ürünler günlük hayatta, dünyanın her köşesinden milyonlarca insan tarafından kullanılıyor. Sanayiden gıdaya, mobilyadan teknolojiye kadar pek çok alanda İsveç markaları lider konumda. Bunların arasında hemen hemen her alanda kullanılan rulmanlar ve bunu icat eden SKF; bugün her araçta bulunan üç noktalı emniyet kemeri ile Volvo; internet üzerinden görüntülü telefon görüşmesi sağlayan Skype; IKEA ve Spotify gibi markalar bulunmakta. Bunu, ülkenin ulusal startejisi olan ve uzun yıllardır kamu ve özel sektör tarafından da desteklenen yaratılıcığa borçluyuz. İsveç ve benzeri ülkelerin sanayideki başarısı, yaratıcılığın ekonomik kalkınmanın temel taşı olduğunun kanıtıdır. Türkiye de son yıllarda, yaratıcı zeminler sağlama konusun- 110 da azımsanmayacak bir yol kat etti. Bu girişimlerin kısa süre içinde meyvelerini vereceğine inanıyoruz.” İsveç Ticaret Başmüşaviri ve Business Sweden Türkiye Müdürü Antoine Fanoun ise “İsveç, yaratıcılık yönüyle, uluslararası alanda artık bir marka haline geldi. Ülkenin bu başarısı, İsveçli şirketlerin dünya devleri arasına girmesini sağlayan en büyük etkenlerden biri. Türkiye’de başarılı şekilde faaliyet gösteren pek çok İsveçli şirket bulunuyor. ‘Swedish Heavy Metal’ gibi etkinlikler ve girişimlerimiz ile yeni işbirliklerine kapı açacağımıza inanıyoruz” diye konuştu. İsveç’in en prestijli üniversitelerinden Royal Technical Institute Üniversitesi İş Geliştirme Koçu Donnie Lygonis paneldeki konuşmasında endüstriyel gelişim ve inovasyon konularına değinerek “İnovasyon ve girişimcilikten bahsederken sadece gençliğe odaklanmamak gerekir. Her ülkeden ve her yaştan bireyler yenilik çıkarabilirler. Bu nedenledir ki; İsveç gibi genç olmayan bir ekonomi bile söz konusu inovasyon olduğunda başarılı olabiliyor. İnovasyon genel olarak pazara ve tüketicilere erişerek çoğunluğun yararına odaklanmalı. Araştırmalardan en iyi şekilde yararlanmanın yolu ise bulguları doğru olarak inceleyebilecek kişiye teslim etmek. Araştırma ve inovasyona olanak tanımak için akademi ve iş dünyasını daha yakın tutmaya çalışıyoruz. Pazarın mevcut durumuyla birlikte inovatif hedefi de göz önünde bulundurmak çok önemli. Ürün pazara girinceye kadar geçen zamanı vurgulamaktansa pazara giriş zamanlamasına odaklanmalıyız” dedi. TÜGİAD Başkanı Çuhacı: “Ekonomik Gelişim için Kilit Nokta Genç Girişimciliği” G20 ülkelerinde inovasyonun önemli bir gündem maddesi olduğunu, G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesinde de genç girişimcilerin bir araya geleceğini ve girişimcilik kültürünün ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler nasıl geliştirilebileceğini belirten panel konuşmacılarından TÜGİAD Başkanı Rahmi Çuhacı, sözlerine söyle devam etti: “İnşaat sektörü Türkiye’de en popüler alanlardan biri; gençler de bu sektöre büyük ilgi gösteriyor. Türkiye’nin bu alanda büyüdüğünü göz önünde bulundurursak inovatif açıdan geliştirilmeye fazlasıyla açık olduğunu söyleyebiliriz.” E-ticaret alanında da Türkiye’nin başarılı girişimcilik hikayeleri bulunduğunu belirten Çuhacı, konuşması sırasında konuyla ilgili örnekler de verdi. Stockholm’de yer alan Nobel Müzesi’nin Küratörü Tobias Degsell dünyayı değiştiren inovasyonların ortak noktalarına değinerek “İnovasyon ve yaratıcılık düşünme ile ilgili olduğu kadar fikirleri pratiğe dönüştürmekle de ilgili. Alfred Nobel’den günümüzdeki kreatiflere kadar tüm ‘yenilikçiler’in ortak noktası bir arada, sıkı çalışmak ve sorgulamak. İsveç’teki eğitim sistemi, herkesin deneyip hata yapabileceği bir platform sunmak için bu unsurları kullanıyor. Üstelik eğitim ücretsiz olduğu için herkes aynı hakka sahip. Böylece herkes, yeni alanlarda kendini test ederken mevcut durumu sorgulayabiliyor” dedi. Konuşmacılar arasında yer alan İNOMER Başkanı Şirin Elçi ise “Girişimciliği alternatif bir kariyer rotası olarak gören gençler için destek programları çok önemli. Devlet, yeni işletmelerin büyümesi için start-up’lara ve girişimcilere farklı boyutlarda teşvikler sağlıyor. Devletin teşvikleri arasında teknopark, kuluçka, teknoloji transferi ve küme geliştirme faaliyetleri de bulunuyor. Tüm bunların, farklı sektörlerin, şirketlerin ve paydaşların bir arada çalışmasıyla tam olarak anlam kazanabileceğine inanıyorum” dedi. Panelin ardından İsveç Başkonsolosluğu’nun bahçesinde, geçtiğimiz aylarda Türkiye’de ilk restoranını açan İsveçli restoran zinciri O’Leary’s tarafından seçme lezzetler sunulurken, ünlü sanatçı Kristin Amparo canlı performansıyla geceyi renklendirdi. SchneIder ElectrIc’ten 106 Elektrikçiye Teknik Eğitim birçok ürünün kurulum ve montajını yapan elektrikçilere montajın püf noktalarıyla ilgili bilgiler verilirken, montaj yaptıkları yaşam alanlarının da güvenlik seviyesini artıracak bilgiler paylaşıldı. Schneider Electric uzmanları tarafından verilen teknik eğitimde; elektrik dağıtım koruması, topraklama, kablolama, kaçak akım koruması gibi konular işlendi. Ayrıca elektrikçilere, tesisat tipleriyle ilgili detaylar aktarıldı. ■ Enerji yönetiminde global uzman Schneider Electric, İstanbul’da düzenlediği 2 seminerde toplam 106 elektrikçiye, elektrik dağıtım koruması, topraklama, kablolama ve kaçak akım koruması gibi teknik konularda eğitim verdi. Schneider Electric, Bostancı Dedeman Otel ve Maltepe Dream Hill Otel’de elektrikçilere yönelik olarak teknik eğitim semineri gerçekleştirdi. Seminerlerde elektrik tesisat ve kontrol sistemlerine ait Schneider Electric’in Elektrik Tesisat ve Kontrol Sistemleri (ETKS) çözümleri hakkında bilgilendirilen elektrikçiler, seminerin sonunda düzenlenen montaj yarışmasına katılarak ‘en hızlı’ montajı gerçekleştirmek için yarıştı. Yarışta dereceye girenler ödüllendirildi. Seminer sonunda katılımcılara, mesleki hayatlarında kullanabilecekleri şarjlı tornavida hediye edildi. ENDÜSTRİ OTOMASYON 111 Haberler Türkiye’nin Tek Projede En Yüksek Kapasiteli Güneş Enerjisi Santralinin Açılış Töreni Gerçekleşti Yılda 8,5 GWh Büyüklüğünde Elektrik Enerjisi Turgut Özal Tıp Merkezi’ne yılda 8,5 GWh büyüklüğünde elektrik enerjisi olarak katkı sağlayan güneş enerjisi santrali, görsel kirliliği de minimize edecek şekilde tasarlandı. Taşıyıcı sistem üzerinde bulunan, yerden sadece 1,8 metre yüksekliğe sahip olan güneş panelleri, bölgede meydana gelen sert rüzgâr yükünü karşılayacak şekilde projelendirildi. Anel Grup, imalat aşamasında 90 yerel saha çalışanına istihdam sağlayan güneş enerjisi santrali projesinin tamamlanmasıyla birlikte toplamda 7 tam zamanlı çalışanı da bünyesine kattı. ■ Türkiye’nin tek projede en yüksek kapasiteli güneş enerjisi santrali olma özelliğiyle adından söz ettiren Anel Grup’un başarıyla tamamladığı Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki Güneş Enerjisi Santrali’nin açılış töreni gerçekleştirildi. Anel Grup, bu proje ile Turgut Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 33’ünü karşılayacak. Yılda 4 Bin Ton Karbon Salınımının Önüne Geçecek Türkiye’de bugüne kadar tek projede yapılan en yüksek kapasiteli fotovoltaik güneş enerjisi santrali projesi olarak da adlandırılan, çevre ve canlı hayatına son derece duyarlı olan Turgut Özal Tıp Merkezi 5,3 MWp güneş enerjisi santrali ile, yılda 4 bin ton karbon salınımının önüne geçilecek ve Turgut Özal Tıp Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 33’ü karşılanacak. Ayrıca santral, yıllık 8,5 GWh elektrik üretimi sonucunda yıllık yaklaşık 2,25 milyon m3 doğalgaz tüketimini önleyecek. 112 Açılış töreninde konuşan ve diğer üniversitelere ve kurumlara örnek teşkil edecek nitelikte öncü bir projeye imza attıklarını belirten AnelEnerji Proje Koordinatörü Enver Kır: “Lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilen bu projemiz, üniversite kurumu tarafından yaptırılan, Türkiye’deki tek projede en yüksek kapasiteli güneş enerjisi santrali olma özelliğini taşıyor. Ayrıca ihtiyaç fazlası enerjinin satışı yapılarak kar elde etmek amaçlanmadığından, üniversitelere tanınan haklar gereğince 1 MW üzerinde kurulu güce sahip tek lisanssız santral. AnelEnerji olarak, birçok açıdan örnek teşkil edecek bu projenin önemini benimsedik ve santralde kullanılan tüm ekipmanlar için yüksek verimliliğe sahip ürünleri tercih ederek kurulumun her aşamasını büyük bir titizlikle tamamladık. Ayrıca projemizde, santral sahası içerisinde inşa edilen idari binada bulunan SCADA sistemi odası ile kapsamlı veri izleme, kaydetme ve haberleşme yapılıyor. Proje bu özelliği ile de farklılıklarından birini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Siemens 4. Kariyer Şenliği 12 Mayıs’ta Düzenlendi! ■ Faaliyet gösterdiği alanlardaki buluşları ve yenilikçi uygulamaları ile dünya lideri konumunda olan Siemens, 12 Mayıs 2015 Salı günü Kartal Kampüsü’nde ‘Geleceğine Söz Ver!’ mottosu ile düzenlediği Kariyer Şenliği’nde üniversite öğrencileri ile yeniden bir araya geldi. Siemens Kariyer Şenliği’nde üniversite öğrencileri Siemens çalışanlarıyla vakit geçirirken Siemens’in iş birimleri ve geleceğe yönelik ürün ve çözümleri “Sürdürülebilir Enerji”, “Geleceğin Sağlığı”, “Akıllı Altyapılar” ve “Geleceğin Üretimi” çadırlarında tanıtıldı. Üst düzey yöneticiler ve çalışanlar ile birlikte gerçekleşen sohbet ve sunumlara ek olarak, Diversity stand’ında Siemens’in çeşitlilik yaklaşımı ve İnsan Kaynakları stand’ında Siemens’in iş politikası ve iş hayatına hazırlık ile ilgili bilgiler paylaşıldı. Öğrenciler ayrıca Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis ile sohbet etme ve deneyimlerinden faydalanma fırsatı buldular. Kelime Oyunu programı ile tanınan sunucu Ali Ihsan Varol’un üniversitelilerle birlikte olduğu Şenlik’te öğrenciler bir yandan eğlenirken bir yandan da bilgi edinme fırsatını yakaladı. Siemens Kariyer Şenliği’ne Bahçeşehir Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Işık Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden öğrenciler katıldı. ENDÜSTRİ OTOMASYON 113 Haberler TEZMAKSAN MAKİNA IDEF’15 TE SAVUNMA SANAYİ SEKTÖRÜNÜ AĞIRLADI ■ Tezmaksan Makina 5–8 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen, 12’nci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı IDEF ‘15 te 2. Hall 241/B no’lu standında savunma sanayi sektörünün değerli iş adamlarını ağırladı. Ayrıca Dünya çapındaki üreticiler ve üst düzey tedarikçiler için karmaşık parçaların işlenebilmesi ve 5 eksen işleme merkezlerinin geliştirilmesi konusunda lider bir marka olan Mitsui Seiki ile 5 Mayıs Salı günü Tuyap Karadeniz Toplantı Salonunda 3 saatlik bir seminer düzenledi. MITSUI SEIKI AMERIKA Başkan Yardımcısı Tom Dolan’nın Havacılık ve Savunma Sanayi Üzerine uygulama ve deneyimlerini paylaştığı seminerde; Örnek uygulamalarda 1500 kg ' lık dövme titanyum malzemeden yapılan Sikorsky helikopterlerinin rotor göbeğinin Mitsu Seiki ile işlenmesi sonucunda, bitmiş parçanın ağırlığı 500 kg' ye, işleme süresi de 800 saatten 200 saate düşürülüyor. Kesişen delik baralama işlem toleransı ise 20 mikron hassasiyetinde. 114 • Havacılık ve uzay sanayi uygulamalarında yüksek sertlikteki metallerin yüksek hassasiyette işlenmesi için gereksinimler, • Dişli kutuları, jet motorları ve yapısal komponentlerin optimal işleme sistemleri, yüksek hassasiyet ve minimum maliyetle imal yöntemleri konusunda dünya çapındaki uygulamalar, • 2020 yılına doğru havacılık imalat sanayisinde minimum maliyetle yüksek hassasiyet gerektiren uygulamalara dair çalışmalar • Sert malzemelerin işlenmesindeki makina karakteristikleri ve parça geometrisindeki etkilerine bir bakış, • Sert malzeme işlemesinde tezgâh seçimi ve parça geometrisinin üretime etkisi, • Otomasyon ve yüksek hassasiyette işlemeler konusunda kesici uzun takımlar ve tutucular hakkındaki ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler son gelişmeler, • Kesici uzun takım ve tutucu seçimlerinin otomasyon ve yüksek hassasiyetli imalata olan etkileri üzerinde duruldu. Tezmaksan Makina hem soru cevap şeklinde devam eden ve mini bir kokteyl ile son bulan seminer de hem de 2. Hall deki standında Savunma sanayi sektörüne yön veren lider firmaları ağırladı. ROCKWELL AUTOMATION PARTNER WORKSHOPLARINA BU SENEDE DEVAM EDİYOR bütörlerimizin, sistem entegratörlerimizin alışkanlıklarını değiştirmeyi, yeniliklerin ve değişimlerin farkında olmalarını sağlamayı ve bilgi birikimlerini arttırmayı hedefliyoruz.” olarak açıklıyor. Workshop Konuları; • EtherNet/IP Temelleri • EtherNet/IP ile Entegre Motion Programlama • Midrange Programlama • Connected Component Workbench ile Micro800 Serisi PLC Programlama ■ Rockwell Automation, partnerlerinin teknik yeterliliklerini arttırmak amacıyla İstanbul’da 2 hafta boyunca farklı workshoplar düzenledi. Eğitim konuları her yıl değişmekte olan ve partnerlerine canlı demolar ile çalışma imkânı sunan Rockwell Automation, eğitimlerine bu sene de hız kesmeden devam ediyor. Eğitime verdiği değerle bilinen Rockwell Automation, sistem entegratörlerine 13&14 Nisan ve 15&16 Nisan Radisson Blu Asia Otel’de, distribütörlerine ise 21&22 Nisan tarihlerinde Hilton Doubletree Asia’da her konu için özel olarak getirilen canlı demolarda, konu içeriklerini pratiğe dökme fırsatı verdi. Rockwell Automation, Workshop organizasyonlarındaki amaçlarını; “Düzenlediğimiz bu tür eğitimler ile distri- • IO-link Kullanımı • FactoryTalk View SE Alarm ve Olay Yönetimi • FactoryTalk Historian SE: Data Loglama ve Raporlama • FactoryTalk VantagePoint V6.0 Mobil Cihazlar • PlantPax Proses Uygulamaları • Studio 5000 Logix Designer Yenilikler • Studio 5000 Modüler Programlama • Stratix 5700 İlk Konfigürasyon ve Devreye Alma • Daha Güvenli ve Optimize EtherNet/IP Network’ü • Rockwell Automation IO-link Uygulamaları • Ya da PlantPAX Proses Uygulamaları • Studio 5000 Logix Kontrolör Uygulamaları • İzleme ve Bilgi Sistemleri Uygulamaları • Güvenli ve Optimize Ethernet/IP Uygulamalar ENDÜSTRİ OTOMASYON 115 Haberler CLPA TURKEY, GEBZE’Yİ 4. ENDÜSTRİ DEVRİMİ İLE TANIŞTIRDI! ■ CLPA Turkey’nin Endüstri 4.0 Seminerleri’nin ilki, GOSB TEKNOPARK’ta yoğun katılım ile gerçekleştirildi. CC-LINK IE İletişim Platformu ile Ultra Yüksek Hız! 1 Gbps! 4. Endüstri Devrimi’ne (Industry4.0) Geçişte, Teknolojide Yaşanan Gelişmeler ve Beklentiler ile CC Link IE Yapılanmasının Endüstriyel Haberleşmeye Katkısı seminerinin ilki, Gebze’de gerçekleştirildi. Endüstri Otomasyon Dergisi işbirliğiyle, 2 Haziran Salı günü gerçekleştirilen bu seminerde gündem oluşturan yeni teknolojiler (geleceğin fabrika otomasyonları ve kazanımları…), akıllı sistemler, endüstriyel yazılım ve endüstriyel haberleşme konularına yer verildi. Bizel, sunumunda özellikle yeni geliştirilen CC-LINK IE iletişim platformunun yüksek hızına sıkça vurgu yaptı. Saniyede bir gigabit iletim ve gerçek zamanlı protokol, uzak G/Ç saha cihazlarının kontrolünü gerçek anlamda hiçbir iletim gecikmesi olmadan sağladığını belirten Bizel, bu iletim hızı mevcut Endüstriyel Ethernet tabanlı network’lerden en az on kat daha hızlı olduğunun altının çizdi. Bizel ayrıca, CC-Link IE Field network’ün, saha cihaz seviyesine kadar genişletilmiş ilk gigabit hızlı endüstriyel Ethernet network olduğunu; mevcut teknolojilerin en iyi yönlerini bir araya getirdiğini ve bunları olağanüstü veri bant genişliği ve işlem hızları sağlayan son derece güvenilir bir mimariye uyguladığını belirtti. Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) Teknopark Konferans Salonu’nda, Mitsubishi Electric Türkiye OEM İş Geliştirme Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke Müdürü Tolga Bizel’in sunumuyla ve ev sahipliğiyle gerçekleştirilen seminere katılım yoğun oldu. Sabah verilen kokteylin ardından başlayan seminer, Tolga Bizel’in yaptığı iki oturumla devam etti. Öncelikle kendini ve mesleki birikimlerini aktaran Bizel, sonrasında ise OEM iş geliştirme yöneticiliği yaptığı Mitsubishi Electric Türkiye’yi seminer katılımcılarına detaylı bir şekilde anlattı. İkinci oturumda ise “CC‑Link Partner Association (CLPA)” ve CC-LINK’ten bahseden Bizel, yeni geliştirilen ve özellikle endüstriyel haberleşmenin göz bebeği olan CC-LINK IE’yi seminer katılımcılarına detaylı bir şekilde aktardı. 116 CC-LINK’in uzun yıllardır Asya’da rakiplerinin özelliklerine benzer niceliklerde performans sağladığı ve yaygın olduğunu ifade eden Bizel, artık CC-LINK’in Avrupa ve diğer pazarlarda da bilinilirliğini ve pazar payını arttıracağını söyledi. Bizel, küresel çapta 2000’den fazla CC-LINK kullanıcısının olduğunu ve bunların büyük bir kısmının Uzakdoğu’da özellikle Japonya’da olduğunu belirtirken, artık daha fazla Avrupa’ya yönelmelerini ve kendisi açısından da Türkiye’de partner firmaların oluşması için çalışmalar yaptıklarına vurgu yaptı. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Herkes CC-LINK IE Kullanıyor: MARMARAY! Herkesin dolaylı yoldan CC-LINK IE kullanıcısı olduğunu belirten Bizel, Marmaray projesindeki uygulamalarını katılımcılara anlattı: “Havalandırma, ışıklandırma, voltaj kontrol sistemleri, CC-LINK IE ile kontrol edilmektedir. İstasyonlar arası bir fiber haberleşme protokolü kullanılmaktadır. Her server da, aşağıdaki PLC’lerle ve kontrol odalarıyla CC-LINK IE sayesinde haberleşmektedir.” SEMİNERİ GERÇEKLEŞTİRENLER: GEBZE ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ (GOSB) TEKNOPARK GOSB Teknopark’ın amacı sanayi ve üniversite işbirliğini ilerleterek, teknoloji ağırlıklı üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojileri benimsemeleri için elverişli bir ortam yaratmaktır. Bu ortamda teknolojik bilgiyi ticaretleştirmek, ülkeyi teknoloji satın alan bir konumdan çıkartarak katma değeri yüksek, kendi teknolojisini üreten, ihracata yönelik bir düzeye getirmek amaçlanmaktadır. CC-LINK PARTNER ASSOCIATION (CLPA) CC‑Link Partner Association (CLPA); CC-LINK uyumlu ürün üreticileri ve CC-LINK teknolojisi kullanıcılarından oluşan organizasyondur ve 2000 yılında kurulmuştur. CLPA, CC-LINK özelliklerini denetler, yönetir ve endüstriyel otomasyonda network haberleşmesi için CC-LINK teknolojisinin dünya genelinde benimsenmesini teşvik eder. Kurulumların sayısı artık yılda bir milyondan fazla satışla sekiz milyon düğümü aşmaktadır ve CC-LINK, Asya’daki en büyük açık network’tür. CC-LINK PARTNER ASSOCIATION üyeleri ile birlikte, CC-LINK uyumlu ürün- lerinin tüm dünyaya kendi web siteleri, ürün katalogları, fuarlar ve basın etkinlikleri ile tanıtılması için çalışır. Altı bölge ofisi ve dört Avrupa tanıtım ortağı bürosu, CC-LINK teknolojisini tanıtır ve kendi bölgelerindeki CLPA üyelerine geniş bir yelpazede destek hizmetleri sunar. CLPA’in Almanya, İngiltere, Kuzey Amerika, Japonya, Çin, Güney Kore, Tayvan ve Singapur’da ofisleri bulunmaktadır. TOLGA BİZEL KİMDİR? MITUSBISHI ELECTRIC TURKEY OEM İş Geliştime Yöneticisi ve CLPA TURKEY Ülke Müdürü olan Tolga Bizel, daha önce Siemens SAN. TİC. A.Ş., HoecSA Hoecst & Sabancı Endüstri SAN. TİC. A.Ş., İplik ve Kordbezi Sanayi & Tic. A.Ş., Şişecam Metal Grubu-Tezsan Takım Tezgâhları Fabrikası, ODTÜ Mustafa N. Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’nda görev yapmıştır. ENDÜSTRİ OTOMASYON 117 Haberler SIemens, ICSG Fuarı’nda Akıllı Şebekelere Yönelik Kapsamlı Çözümlerini Tanıtıyor IP tabanlı özel bir haberleşme ağı kurmak için Siemens PLC çözümleri Siemens Powerline Haberleşmesi, birçok işletme tarafından veri iletimi için kullanılıyor. PLC çözümlerinin dağıtım şebekelerinde tesise ait altyapıyı kullanması, haberleşme kanallarında işletme maliyetlerini düşürüyor. PLC çözümleri özellikle herhangi bir haberleşme ortamının olmadığı yerlerde oldukça önemli bir görev üstleniyor. ■ Siemens, akıllı şebeke sistemlerine yönelik başarısı kanıtlanmış ürün ve çözümlerini Uluslararası Akıllı Şebekeler Kongresi’nde tanıtırken, dünyanın farklı ülkelerinden gelen Siemens uzmanları, akıllı şebeke sistemlerine yönelik konular hakkında önemli sunumlar gerçekleştirdi. Akıllı şebeke sistemlerine sunduğu ileri teknolojiye sahip çözümleriyle dünya çapında lider bir tedarikçi olan Siemens, uzun yıllara dayanan tecrübe ve uzmanlığıyla geliştirdiği yenilikçi ve verimli akıllı şebeke sistem ve çözümlerini, 3. ICSG Kongre ve Fuarı’nda tanıttı. 29-30 Nisan tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen, akıllı şebeke ve sistemlerine yönelik zengin bir içerik sunan Uluslararası Akıllı Şebekeler Kongresi ICSG 2015,T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın himayelerinde ve UGETAM ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve TÜBİTAK-UME desteğiyle gerçekleştiriliyor. Etkinliğin kongre ayağında ise Siemens uzmanları, enerji dağıtım sistemlerine yönelik sunumlar gerçekleştirdi. Enerjinin üretiminden dağıtımına endüstriyel haberleşme Orta gerilim şebekelerinin kapsamlı bir haberleşme altyapısı ile donatılması gerekiyor. Ancak orta iletim ve birincil trafo merkezleri genellikle sayısal haberleşmeye sahipken hücrelerin (RMU) genellikle haberleşme altyapısından yoksun olduğu görülüyor. Akıllı Sayaç, Dağıtım Otomasyonu ve Dağıtılmış Enerji Kaynakları (DER) gibi yeni akıllı şebeke uygulamaları, çift yönlü haberleşme altyapısının RMU ve tüketicilere doğru genişletilmesini gerektiriyor. 118 Siemens, yüksek ve orta gerilim şebekeleri içinse modemler, kuplör birimleri, kurulum malzemeleri ve bir ağ yönetim sistemiyle entegre çalışan Powerlink çözümlerini sunuyor. Başarısı kanıtlanmış bu çözümler tüm elektro-mekanik kurulum koşullarında basit ve hızlı kuruluma olanak sağlıyor. Siemens’in Geniş Band PLC (BPL) çözümü, orta ve alçak gerilimde sağlam ve güvenilir IP-tabanlı bir haberleşme alt yapısı oluşturmaya imkân tanıyor. Siemens, elektrik sistemlerine dünyanın en güvenilir haberleşme çözümlerini sunuyor. IEC 62439-3 temelli Siemens yedekli ağ tasarımları, uygulamaların sürekliliğini güvence altına alıyor; IEC 61850-3 ve IEEE 1613 standartlarını yerine getirirken -400C’den +80C0’ye kadar kesintisiz çalışma sağlıyor ve zor çevre koşullarında dahi sürekliliğinden ödün vermiyor. IEEE 1588 standardına uygun geliştirilen ürünler, zaman bağımlı ve kısıtlamalı kritik süreçleri yerine getirebilecek veri yolu ile donatılıyor. Akıllı Şebekeler, telekontrol, trafo otomasyonu, telekomünikasyon ekipmanı ve bunların entegrasyonu da dâhil olmak üzere Ulusal ve Bölgesel Kontrol Merkezlerine yönelik çözümler sunan Siemens şebeke çözümlerinin kilit yetkinlik alanları arasında; • Enerji Yönetimi Sistemleri – EMS, • Dağıtım Yönetimi Sistemleri – DMS, • Geliştirilmiş Dağıtım Yönetim Sistemi – ADMS, • Üretim Yönetimi Sistemleri – GENCO, • Enerji Piyasası Yönetimi Sistemleri – EMM, • Dikey entegre tesisler için Kontrol Merkezleri, • Raylı Sistemler için Kontrol Merkezleri, • Endüstriyel elektrik tedariki için Kontrol Merkezleri, • Kontrol Merkezi ve Yardımcı Trafolar arasında iletişim sistemi, • Trafo, inşaatlarda uyumlandırma çalışmaları, • Kurulum ve hizmete alma, • Müşteri eğitimi ve • Satış Sonrası Hizmet & Servisler bulunuyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler SchneIder ElectrIc, enerjinin kalbi ICCI’da yerini aldı… ■ Schneider Electric, bu yıl 6-7-8 Mayıs tarihlerinde 21’ncisi gerçekleşen, Türkiye’de enerji sektörünün en önemli buluşma noktası olan ICCI Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nda yerini aldı. Enerji yönetiminde dünya çapında uzman Schneider Electric, ICCI 2015’te Yenilenebilir Enerji çözümleri ve Saha Servis çözümlerini alanında geliştirdiği maliyetleri azaltan yenilikçi çözümlerini sergiledi. ICCI 2015’te 9. Salon H 104 – I 101 numaralı stantta misafirlerini ağırlayan Schneider Electric standında rüzgâr, hidroelektrik ve güneş enerjisi çözümleri, lokal ve global referans projeleri ile birlikte tanıtılırken enerji görüntüleme ve merkezi kontrol sistemleri de fuar ziyaretçilerinin bilgisine sunuldu. Schneider Electric’ten ICCI 2015’e sürdürülebilir çözümler! Rüzgâr, hidroelektrik ve güneş enerjisi alanlarında sürdürülebilir bir dünya için çözümler üreten Schneider Electric, anahtar teslim projeleri ile otomasyon yönetimi ve işletme maliyetleri büyük ölçüde azaltabiliyor. Ayrıca gelişmiş alarm, eş zamanlı bilgi sistemi ve raporlamayı kullanarak üretimin artıran detaylı maliyet analizi, kapasite ve hata bildirimleri ile gelecek yatırım planlarının tahmin edilmesine yönelik çözümler de fuarda ziyaretçilerle paylaşıldı. Hes Kablo, Kayseri’ye Değer Katan Marka Seçildi ■ Marketing Türkiye Dergisi İle Akademetre Araştırma Ve Stratejik Planlama Tarafından Gerçekleştirilen ‘Kayseri İtibar Ve Marka Değer Performansı Araştırması’nda Hes Kablo, Kayseri’ye Değer Katan Marka Seçildi. Türkiye’nin en kapsamlı pazarlama etkinliği olan İnteraktif Pazarlama Zirvesi (İPZ) Anadolu organizasyonunda Marketing Türkiye ile Akademetre Araştırma ve Stratejik Planlama işbirliğiyle hayata geçirilen ‘Kayseri İtibar ve Marka Değer Performansı Araştırması’nda Hes Kablo, Kayseri’ ye Değer Katan Marka Ödülü’ne layık görüldü. 120 İlk kez bir şehir özelinde düzenlenen ve Kayseri’ye değer katan markaları öne çıkartan ödüller kapsamında ödüle layık görüldüklerini belirten Hes Kablo Genel Müdür Ticari Yardımcısı Şükrü Kakillioğlu, “Hes Kablo olarak Boydak Holding bünyesinde bugün 130 ülkeye 152 milyon dolar ihracat gerçekleştiren büyük bir markayız. Ürün gamımız, geniş bayi ağımız ve ihracatımızla hem Kayseri’ye hem de Türkiye’ye katma değer yaratıyoruz. ‘Kayseri’ye Değer Katan Marka’ olarak seçilmemiz hem işimizi doğru yaptığımızı bize yeniden gösterdi hem de bize gurur verdi” diye konuştu. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Bursalı Üreticiler IFS’in Akıllı İş Çözümleri ile buluştu ■ Lider global kurumsal yazılım uygulamaları şirketi IFS ve IFS teknoloji partneri Oracle, işletmeleri başarıya en hızlı ve güvenilir şekilde taşıyacak olan çözümlerini sunmak üzere Bursa’da üreticilerle buluştu. lımcılarla paylaşıldı. IFS’in ERP fonksiyonalitesi anlamında maksimum düzeye çıktığını belirten IFS Türkiye Kıdemli Satış Yöneticisi Nihat Engin Özel, kullanıcı deneyimi ve kullanıcıların kurumsal yazılımlarını sevmesi için çalışmaların devam ettiğini, IFS 9’a bu vizyon ile çok önemli özellikler eklendiğini aktardı. Özellikle yöneticilerin kurumsal yazılım içinde rapor almak için yoğun emek sarfetmesi yerine IFS 9 ile gelen IFS Lobby ekranları ile pek çok raporu diledikleri detayda ve görsellikte kolaylıkla oluşturabileceklerini ve görüntüleyebileceklerini belirten Özel, bu özelliğin işlerin hızlı ilerlemesini sağlayan ve karar almayı kolaylaştıran çok önemli bir gelişim olduğunu belirtti. IFS 9’un özellikle görsel olarak müşteri deneyimini maksimize ettiğini belirten Özel, yeni eklenen pek çok özelliği de katılımcılarla paylaştı. 27 Mayıs Çarşamba günü Bursa Crowne Plaza Otel’de üretim sektörüne özel düzenlenen ve yoğun bir katılım ile gerçekleşen etkinlikte Oracle ve IFS Türkiye yetkilileri en yeni çözümlerini aktardı. Hoşgeldiniz konuşmasını yapan IFS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ergin Öztürk dünyada ve Türkiye’de IFS’in geldiği konumu anlattı. Gartner bağımsız araştırma şirketinin ERP raporlarında liderler kategorisindeki iki ERP yazılımından birisinin IFS olduğunu belirten Öztürk, bu ilerleyişle birlikte IFS’in dünyada 1 milyonuncu kullanıcıya ulaştığını vurguladı. Öztürk bu sene Mayıs ayında Boston’da yapılan IFS World Conference’da lanse edilen IFS’in son versiyonu IFS 9’un da ERP pazarının yeni trendi olacağını belirtti. Türkiye’de 200’den fazla kullanıcı 500 den fazla kurulum yaptıklarını aktaran Öztürk, Bursalı sanayicilere yönelik olarak da şunları söyledi, “Bursa bir endüstri kenti. Bursa’da çalıştığımız tüm firmalarda aynı disiplin ve endüstriyel zeka ile çalışıyoruz. Bu IFS ERP’nin en yüksek düzeyde kullanılması ve projelerin başarılı şekilde devam etmesini sağlıyor. Bursalı iş adamlarına ve Bursa endüstrisine çok teşekkür ediyoruz. Bursa IFS’in kalesi konumunda ve bunu devam ettireceğiz” dedi. Etkinlikte Türkiye’de ilk kez lansmanı yapılan IFS’in en son versiyonu IFS Applications 9 çözümünün özellikleri katı- IFS 9 ve Lobby ekranları ile ilgili düşüncelerini belirten Ergin Öztürk “IFS 9 pek çok firmanın ayrı bir proje olarak değerlendirdiği, yoğun emek ve maliyet gerektiren İş Zekası – BI projelerini ve bununla yaşanan sıkıntıları ortadan kaldırıyor. Artık IFS 9 ile birlikte bir iş zekası uygulaması yani IFS Lobby ekranları IFS ERP ile birlikte sunuluyor. IFS Lobby ekranları ile son kullanıcılar bile hiçbir kod bilgisine gerek kalmadan aynen bir gazete sayfası yapar gibi kendi raporlarını oluşturabilecek, görselliklerini dizayn edebilecek” dedi. IFS teknoloji partneri Oracle yetkilileri verilerin olası felaketlerden nasıl korunacağı hakkında bilgi paylaşımında bulundu ve tak-çalıştır mantığı ve Oracle İş Zekası ile mükemmel uyum içinde çalışan veritabanı kutusu Oracle Database Appliance ürününün canlı demo gösterimi yapıldı. Etkinlikte IFS’in Bursa’daki örnek projeleri, geçirilen süreçler ve yapılan çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı. IFS ERP Projelerinden Bursa Çimento ve Bursa Beton proje süreçlerini aktaran Bursa Çimento Bilgi İşlem Müdürü Şeref Ali Öztürk ve Bursa Çimento Bilgi İşlem Şefi Alpaslan Zengin ve Bursa Beton Bilgi İşlem Şefi Dilek Doğan Kılıç deneyimlerini paylaştılar. Ayrıca Cansan Alüminyum, Canel Otomotiv, Can Metal gibi pek çok sektörde faaliyet gösteren ve 2010 yılından bu yana tüm şirketlerinden IFS ERP kullanılan Yeşilova Holding Bilgi Teknolojileri Müdürü Onur Ağca IFS ERP ile yaptıkları uygulamalardan bahsetti. Eski yazılımları ile 11 saatte çalıştırdıkları MRP’yi IFS ERP ile 7 dakikada çalıştırdıklarını ve bunun çok önemli bir süre olduğunu anlatan Ağca, ERP’deki en önemli konulardan olan Sonlu Kapasite ile ilgili de şunları söyledi. “Sonlu Kapasite Planlama bizim en çok önem verdiğimiz uygulamalardan CRP ve ABP olmak üzere her seviyede sonlu kapasite planlama ile şirketimizi yönetiyor bu şekilde verimliliğimizi maksimize ediyoruz” dedi. ENDÜSTRİ OTOMASYON 121 Haberler Mekanik Sistemlerin Doğru Kurgulanması İnsan Hayatı Kadar Önemli ■ Elektrik taahhüt hizmetinin yanısıra, 2009 yılından bu yana, büyük projelere mekanik taahhüt hizmeti de sunan Anel Grup, entegre hizmet sunma alanındaki tecrübesini ve başarısını, yurtiçinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği projelerinde ortaya koyuyor. Binalardaki ısıtma, soğutma, sıhhi tesisat, havalandırma gibi sistemleri kullanım amaçlarına göre bütünsel olarak belirleyen ve işlevsel hale getiren mekanik çalışmalar, yapıların olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bir binada sistemlerin bütünsel ve işlevsel olarak birbiri ile uyumlu çalışmasını sağlayan mekanik sistemlerin, tesis tiplerine ve kullanım amaçlarına göre belirlenmiş olması gerekir. Mekanik sistemler, doğru kurgulanmadığı ve yapılmadığı sürece insan hayatı ve sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle binalarda kullanılan mekanik sistemler, insan hayatı ve sağlığı için büyük önem taşır. Anel Grup, elektrik mekanik hizmetlerinin yanısıra, büyük projelere, sıhhi tesisat ve altyapı borulama çalışmasından, yangınla mücadeleye kadar, çeşitli mekanik alanlarda da katkı sağlayan çözümler gerçekleştiriyor. Grup, Azerbaycan’da Ganjlik Mall ve Bakü Olimpiyat Stadyumu’na, Katar’da Araştırma Geliştirme Merkezi ve Hamad Uluslararası Havalimanı projelerinde verdiği mekanik taahhüt hizmetiyle Türkiye’deki başarısını yurt dışına da taşıdı. ‘’Hedefimiz Anel Grup’u Daha Geniş Coğrafyalara Taşımak’’ Mekanik taahhüt hizmeti, AVM, stadyum ve havalimanı 122 ve benzeri büyük yapılarda özellikle dikkat edilmesi gereken bir konu. Anel Grup, 30 yıllık tecrübesiyle uluslararası projelerde gerçekleştirdiği mekanik taahhüt hizmetiyle tercih edilen elektromekanik firmaların başında geliyor. Anel Grup Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Batukan konuyla ilgili şunları söylüyor: “Anel Grup olarak kaliteli, hızlı ve etkin yönetim ile Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmaları yurt dışında da devam ettiriyoruz. Türkiye’de St. Regis Oteli, 42 Maslak, İş GYO Tuzla Ticaret Merkezi ve İzmir Mavibahçe Alışveriş Merkezi gibi projelerde verdiğimiz mekanik taahhüt hizmetini Azerbaycan ve Katar’a da taşıdık. Azerbaycan’da Ganjlik Mall ve Bakü Olimpiyat Stadyumu projelerinde, Katar’da ise Araştırma Geliştirme Merkezi ve Hamad Uluslararası Havalimanı projelerinde yer aldık. Anel Grup olarak, Bakü şehrinin en büyük alışveriş merkezi olacak Ganjlik Mall’a ısıtmasoğutma, havalandırma, sıhhi tesisat, yangından korunma, gazlı söndürme gibi bir alışveriş merkezinde olması gereken tüm mekanik sistemleri uyguladık. 68 bin seyirci kapasiteli Bakü Olimpiyat Stadyumu’nda ise mevcut mekanik sistemlere ek olarak çim sulama ve dış saha altyapı sistemleri tesisatlarını kullandık. Katar Araştırma Geliştirme Merkezi projesinde de mekanik tesisat iş paketlerine ilaveten laboratuvar gaz sistemleri de olduğu için farklı kontrol sistemlerini uyguladık. Hedefimiz bundan sonra da yaptığımız başarılı hizmetlerle Anel Grup’un kaliteli hizmet anlayışını daha geniş coğrafyalara taşımak.” ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler “İşimiz İnsan Hayatı Kadar Önemli” Bir binada sistemlerin bütünsel ve işlevsel olarak birbiri ile uyumlu çalışmasını sağlayan mekanik sistemlerin, tesis tiplerine ve kullanım amaçlarına göre belirlenmiş olması gerekiyor. Mekanik sistemler, doğru yapılmadığı sürece insan hayatı ve sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle binalarda kullanılan mekanik sistemler, insan hayatı ve sağlığı için büyük önem taşıyor. Mekanik taahhüt sistemlerinin insan hayatına ve sağlığına etkisiyle ilgili Anel Grup Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Batukan şunları söylüyor; “Doğru kurulmamış sistemlerin gereksiz enerji maliyetlerini yatırımcılar çoğu zaman önceden tahmin edemiyor. Tecrübeli ve uzun süre birlikte çalışmış insanların yaptıkları işlerin sonuçları her zaman daha iyi sonuç veriyor. Bizim yaptığımız tesisler çok uzun yıllar yaşıyor. İçindeki çalışanlar ve ziyaretçileri ile tesisin hizmet şekline göre binlerce, hatta bazı tesislerde milyonlarca kişiye hizmet sunuluyor. Yaptığımız işin önemi o tesislerden yararlanan insanların hayatı ve sağlıkları ile ilgili. Bu nedenle işimiz insan hayatı ve sağlığı kadar önemli.” ErIcsson, ICSG İstanbul 2015 Fuarı’nda akıllı şebeke teknolojilerini sergiledi ■ Elektrik taahhüt hizmetinin yanısıra, 2009 yılından bu yanaEricsson, 29-30 Nisan 2015 tarihleri arasında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen 3. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongresi ve Fuarı’nın bu yılki platin sponsoru oldu. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlikte ziyaretçiler özellikle enerji sektöründe kullanılan teknolojiler, akıllı şebeke ağı ve ölçme çözümleri alanlarında Ericsson’un yenilikçi teknolojilerini yakından tanıma fırsatını buldu. Fuar ziyaretçileri, iki gün süren etkinlik süresince Ericsson standında bulunan enerji sektöründeki kuruluşların karşılaşabileceği potansiyel ihtiyaçlara yönelik çözümleri uygulamalı olarak inceleme şansını yakaladı. Paylaşılan uygulamaların arasında şebeke alanına yeni bir zekâ getiren akıllı şebeke ağları, akıllı şebeke yönetimi, akıllı ölçüm kullanılan şebeke takip sistemi, gaz sayaç uygulamaları ve abone ve müşteri bilgi yönetim sistemi yer aldı. Ericsson Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Özlem Tibet konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Uçtan uca bilişim ve iletişim teknolojileri yaklaşımı ve enerji sektöründeki varlığı ile birlikte Ericsson, bu etkinlikte enerji sektöründeki kuruluşların bağlantılı toplumun (networked society) bir gereği olarak yeni alanlarda ve yeni iş modelleriyle ilerlemesine destek olmak amacıyla akıllı şebeke bağlantılı teknoloji çözümlerini sundu. Akıllı şebeke çözümlerimizin, sürdürülebilirlik için bağlanabilirliği artırma ve akıllı ölçümleri sayesinde kurumların karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olacağına inanıyoruz. Ericsson olarak 2020 yılına kadar, sokak lambalarından ev aletlerine, güç transformatörlerinden güneş ve rüzgar tribünlerine kadar milyarlarca cihazın akıllı enerji şebekelerine bağlanacağı görüşündeyiz’’. Bu etkinlikte sunulan Ericsson çözümleri şu şekilde özetlenebilir: • Abone ve Müşteri Bilgi Yönetimi Sistemi: Dağıtım ve Perakende şirketlerinin iş süreçlerini yönetmesi, müşteri ve abone bilgilerini yönetip sayaç okuma, tahsilat , faturalandırma, çağrı merkezi gibi fonksiyonlarını yerine getirmesi için oluşturulmuş Ericsson Türkiye ofisinde geliştirilen uçtan uca bir platformdur. • Akıllı Şebeke Yönetim ve Kontrol Çözümleri: Akıllı şebekelerin yeni nesil bilişim ve haberleşme çözümleriyle tümleşerek, uzaktan izlenebilmesi, kontrol edilmesi ve kritik bilgilerin hibrid haberleşme çözümleri üzerinden Ana Kontrol ve Kumanda Merkezlerine iletilmesi için Ericsson aralarında Kuzey Amerika (Hydro Quebec v.b), Avustralya (Ausgrid v.b.) ve Kıta Avrupasında (Acea, ERDF v.b.) referansları bulunmaktadır. • Akıllı Düğüm Nokta (Smart Grid Node) haberleşme çözümleri: tek platformda kalite ölçümü, ağ izlenebilirliği, sayaç okuma, IEC61850 / 60870 – 5 xxx ve DNP3 gibi protokolleri algılama, sensörlerin ve CCTV uygulamalarını birleştiren akıllı düğüm noktası halı hazırda Kuzey Amerika nın en büyük dağıtım şirketlerinden olan Duke Energy şebekesinde 145.000 den fazla cihaz başarılı şekilde uygulanmaktadır. Bilinen tüm haberleşme ortamlarına yanıt veren çözüm sayesinde Alçak Gerilim cihazları PLC kullanarak, Orta Gerilim den izlenebilmektedir. • Sayaç Yönetim Platformu – Ericsson MMP: Elektrilevi / Estonya daki saha izleme demosu ile tek ekranda Saha Ekiplerini etkin yönetimi, sayaç arızaların net olarak tesbit edilmesi, haberleşme ortamının gerçek zamanlı denetlenmesi, trafo ve dağıtım merkezi bazında sorunların irdelenebilmesi sağlanmaktadır. Ericsson halen 700.000 civarında sayacı, Elektrilevi adına işletmekte ve sayaç arıza müdahale ve giderim süreçlerini ortalam 4 saatten 1 saate indirmiştir. ENDÜSTRİ OTOMASYON 123 Haberler Teknoloji seferberliği için düğmeye basıldı ■ TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından gerçekleştirilen “Teknoloji Ödülleri”nin 12’incisi için düğmeye basıldı. Türkiye’nin teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer almasını sağlamak ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenen ödüllerde bu yıl, 2023 hedefleri için ‘seferberlik’ çağrısında bulunuldu. “Bugün artık Türkiye’nin, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak, ileri teknoloji tasarımı ve üretiminde bölgesel merkez olmak gibi iddialı hedefleri var. Geleceğin tasarlandığı bu süreçte, 2023 hedeflerine ulaşmak için yüksek teknolojide hakimiyet sağlamak ve Bilgi Toplumu’na dönüşmek şart” dedi. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD), Türkiye’nin teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer almasının sağlanması ve yenilikçi ürünlerin geliştirilmesinin teşvik edilmesi amacıyla düzenlediği Teknoloji Ödülleri’nin 12’ncisi için başvurular başladı. Türkiye’nin dünyada rekabetçi ekonomiler arasında yerini sağlamlaştırabilmesi için yenilikçi ürün ve teknoloji geliştirmeye daha fazla kaynak ayrılması gerektiğine dikkat çeken Müjdat Altay, “2014 yılında 242 milyar dolar olan toplam ithalatımızın yaklaşık 180 milyar doları imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor. Bu alanda ortalama Ar-Ge’ye ayrılan payın yüzde 2.5 olduğunu varsayarsak yurtdışında yapılan Ar-Ge’yi 3 milyar dolar ile desteklemiş olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu trendi, tersine çevirmek zorundayız. Unutmamalıyız ki, bu alanda ancak topyekûn bir işbirliği ile başarılı olabiliriz” dedi. Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve 2023 hedeflerine ulaşma konusunda, devlet ile özel sektörün el ele vererek seferber olması gerektiği çağrısında bulunuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan XII. Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay, 124 “DAHA ÇOK KAYNAK AYRILMALI” Türkiye’nin her yıl düzenli olarak yayınlanan Küresel İnovasyon Endeksi’nde son 4 yılda basamakları 10’ar, 20’şer tırmandığının altını çizen Müjdat Altay, “30 başvuru ile başladığımız Teknoloji Ödüllerine 11 yılda 872 proje ön başvuruda bulundu. Bugün 12’ncisini başlatırken, önceki yılın 198 olan ön başvuru sayısını aşmayı hedefliyoruz” diye konuştu. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen BaşaranSymes günümüzde milyarlarca makinanın, önümüzdeki yakın yıllarda ise yüz milyarca makinanın birbirleriyle iletişimde olup, veri üreten bir yaşamın olacağına değinerek; “Yaşamın her noktasında ve her anında bu bilgiler insanların, kurumların iş yapma biçimlerini ve yaşam beklentilerini, özel hayatlarını değiştiriyor olacak. Daha akıllı endüstriler, akıllı şehirler ve sonunda daha akıllı bir dünya söz konusu olacak. Bizim işte böyle bir dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. Ülkemizde teknolojiye yatırım yapan şirketlerin ve nitelikli araştırmacı insan gücünün katkısıyla büyüttüğümüz Teknoloji Ödülleri’nin 12.sinin başvuru sürecini bugün başlatıyoruz. Başvuruların sayılarının bu sene artmasını ümit ediyoruz. Etkinliğimizin özel sektör içerisinde heyecan verici bir yarış olduğunu görmekten çok mutluyuz. Bugünün acımasız küresel rekabet ortamında, kazananlar tarafında olmak istiyorsak, amaç, neler olabileceği üzerine fikir yürütmek değil, nelerin olmasını sağlayabilirim diye hayal kurmak olmalıdır. Yenilik tiryakisi olmak zorundayız” açıklamasını yaptı. “ORTA GELİR TUZAĞINDAN ÇIKIŞ YOLU, TEKNOLOJİ” TTGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Ultav ise Teknoloji Ödülleri’nin Türkiye’deki benzerlerine göre en önemli farkının; ‘her alanı temsil etme gücü’ olduğunu vurguladı. Ultav, konuşmasında şunları söyledi: “Önemli bir dönemeçten geçiyoruz. İçinde bulunduğumuz orta gelir tuzağından kurtulmak, ancak inovasyon ve teknolojiyle mümkün. Ülke olarak, bir üst lige çıkmak, verimlilik ekonomisi paradigmasını değiştirmek için, rekabet gücümüzü ortaya koymamız gerekiyor. Bu önemli dönüşümde ‘ben de varım’ diyen tüm firmaları, Türkiye’nin Teknoloji Ödülleri yarışına katılarak rekabet güçlerini göstermeye davet ediyoruz. Bizden önce, bu yolculuğa çıkan ülkelere yetişmek, onları geçmek, bütçeleri ile birçok devlet bütçesini aşan dünya devi markaları yakalamak için tek yol; Ar-Ge’de, teknolojide, inovasyonda yetkinliğimizi artırmak. İnanıyoruz ki, bundan sonra da devlet ve özel sektör el ele verip aynı inançla çalışırsa, teknoloji geliştirme konusunda topyekun bir seferberlik ilan edip, başarıya giden yolu hızlandırabiliriz.” Toplantıda TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu ise özel sektörün yenilik geliştirme konusunda başarılı ve girişken olduğunu, kendine güvendiğine değinerek; “AR-GE anlamında da zihinsel bir dönüşüm yaşıyor. Başarının burada olduğunu bizzat yaşayarak görüyor. Devlet desteği ile birlikte bu başarı çok yükseklere çıkıyor. AR-GE ve yeniliğin öneminin farkında olan bir devlet politikası izlenmesi ve buna sınırsız destek verilmesi ile ciddi mesafe aldığımızı söyleyebiliriz. Bugün Ankara’da özel bir etkinlikle Türk Sanayisi için geliştirilen ve tanıtımı gerçekleştirilecek Ufuk2020 projesi de güzel bir örnek. Bu teşviklerle ödüller başvurunun nitelik ve nicelik olarak artacağını söyleyebiliriz. Bugün sürecini başlattığımız 12. Teknoloji ödülleri sürecinin sonunda yaklaşık 1 yıl sonra farklı ödül kategorilerinde ve farklı ölçeklerde başarılı firmalar teknoloji ödüllerine kavuşmuş olacaklar. Seneye bu vakitlerde bir firmamız büyük ödülü alarak en büyük sevinci yaşayacak. Biz de onları alkışlayarak bu coşkuya ortak olacağız. Bu yarışta yer alacak tüm firmalarımızı kutlamak istiyorum. Aslında kaybedeni olmayan bir yarışma olacak.’ dedi. Vanguard AutomatIon&DrIves Suudi Arabistan’da Qassim Cement’in kapasitesini artırıyor! ■ Vanguard Automation&Drives, yurt içinde ve yurt dışında önemli projelere imza atmaya devam ediyor. Yakın coğrafyamızın dışında Arap yarımadasında Suudi Arabistan’ın önemli çimento fabrikalarından biri olan Qassim Cement’in otomasyon projesini yönetiyor. Merkezi Almanya’nın Münih kentinde bulunan Vanguard Automation&Drives markası, Türkiye, yakın coğrafya, Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası’ndaki işlerine bir yenisini daha ekledi. Suudi Arabistan’ın en önemli çimento fabrikalarından biri olan Qassim Cement’in otomasyon, saha cihazları, alçak gerilim panoları, orta gerilim panoları, drive, motor, trafo prosesinde tüm ekipman temini ile birlikte devreye alma işlemini anahtar teslim olarak üstleniyor. Qassim Cement’in var olan 4.500 ton/günlük üretimi bu çalışmalar ile birlikte 5.800 ton/günlük kapasiteye çıkarılması gerçekleşecek. ENDÜSTRİ OTOMASYON 125 Haberler HONEYWELL ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN SON TEKNOLOJİ PROSES KONTROL EKİPMANLARI VE YAZILIMI BAĞIŞLIYOR ekipmanları kullanan öğrenciler, mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatına daha kolay adapte olacaklardır.” ■ Honeywell tarafından kurulan ve ODTÜ hocaları ile işbirliği ile geliştirilen yeni eğitim ve deney platfomu, geleceğin mühendislerinin endüstriyel otomasyon alanındaki eğitimlerine katkıda bulunuyor. İstanbul, Türkiye, Mayıs 11, 2015. Honeywell (NYSE:HON) bugün geleceğin mühendislerinin endüstriyel otomasyon teknolojileri konusunda eğitimlerine katkıda bulunmak amacıyla, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne (ODTÜ) bağışlanan Proses Kontrol Deney Platformunun faaliyete geçtiğini duyurdu. Platform, elektrik ve elektronik mühendisliği öğrencilerinin, özellikle proses otomasyon ve kontrol teknolojileri konusundaki eğitimlerine katkı sağlarken, petrokimya sektörü ile rafinerilerde kullanılan bazı temel prosesleri modellemelerine de imkan veriyor. Bu bağış şirketin sosyal sorumluluk projelerini yürüten ve başka projelerle birlikte özellikle bilim ve matematik eğitimine önem veren “Honeywell Hometown Solutions” girişimi tarafından gerçekleştiriliyor. Honeywell tarafından kurumsal bir bağış programı kapsamında sağlanan, tasarımında ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinin de yer aldığı platform Türkiye’nin önde gelen Üniversitesinin yetiştireceği geleceğin mühendislerinin eğitimlerine katkıda bulunmayı hedefliyor. Eğitim ve deney platfomu, endüstriyel otomasyon ve süreç denetimi konusunda eğitim gören mühendislerin, özellikle petrokimya sektörü ve rafinerilerde kullanılan bazı temel prosesleri modellemelerine imkân sağlıyor. “ODTÜ ile olan işbirliğimizden dolayı son derece gururluyuz”, diyen Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan Geniş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu iş birliği sayesinde ODTÜ’ye katkıda bulunabilir ve ülkemizdeki kalifiye teknoloji ve mühendislik öğrencilerinin sayısının artmasına destek olabiliriz. Eğitimleri sırasında en son teknolojiyi içeren 126 Honeywell mühendisleri ile ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinin yoğun çalışma ve işbirliği ile tasarlanan platform, Honeywell tarafından sağlanan bağış ile hayata geçti. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada üst düzeyde saygı gören uluslararası bir araştırma üniversitesi olan ODTÜ, 27,000’i aşkın öğrencisi; 2000’e yakın uluslararası öğrencisi; eğitim ve araştırma konusunda derinliği, yaygın işbirlikleri ve uluslararası bağlantıları ile Türk üniversitelerinin en önde gelenidir. ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gönül Turhan Sayan, proje hakkındaki görüşlerini şu şekilde ifade ediyor: “Türkiye’de bilim ve teknolojinin çeşitli alanlarında öncülük eden köklü bir üniversite olarak ODTÜ’nün ve Türkiye’nin en seçkin beyinlerinin eğitim sorumluluğunu taşıyan Bölümümüzün önündeki önemli görevlerden biri, öğrencilerimize güncel eğitim ve araştırma altyapıları sağlayabilmektir. Kontrol Sistemleri alanında Honeywell’in sunduğu bu çok değerli katkı ve işbirliğinin öğrencilerimize ve mezunlarımıza son teknolojiyi içeren bir platformda deneyler yaparak, dünyanın önde gelen firmalarında üst düzey görevler üstlenme fırsatı sunacağına inanıyorum.” ODTÜ Ankara Kampüsü, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Süreç Denetim Laboratuvarı içerisinde kurulan deney platformu Honeywell mühendisleri ve ODTÜ akademisyenlerinin yoğun çalışma ve işbirliği ile hayata geçti. ODTÜ akademsiyenlerinin yönlendirmeleri ile uygulanmakta olan akademik programa katkı sağlayacak şekilde tasarlanan sistem, öğrencilerin özellikle endüstriyel süreç denetimi konusunda uzmanlaşırken, teori ile pratiği birleştirmelerini hedefliyor. Yakın geçmişte elektro-mekanik kontrol deneysel altyapısı ile de güncellenen Kontrol Laboratuvarı öğrenciler için heyecan verici bir deneysel ortam sunuyor. 1992 yılında kurulan Honeywell Türkiye, “Uzay ve Havacılık”, “Otomasyon ve Kontrol Çözümleri” ile “Performans Malzemeleri ve Teknolojileri” olmak üzere Honeywell’in üç ana bölümünü içeren faaliyetlerini İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan ofisleri ve tüm Türkiye’ye yayılan müşterileri aracılığıyla sürdürüyor. Ülkemizin önde gelen pek çok sanayi tesisi üretim kalitelerini yükseltirken, daha verimli çalışmak ve aynı zamanda enerji maliyetlerini düşürmek için Honeywell Proses Çözümleri’ni kullanıyor. Yine pek çok bina ve konut, Honeywell tarafından sağlanan akıllı bina teknolojileri ile daha konforlu yaşam alanları ve daha emniyetli çalışma ortamları sağlıyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Omron Türkiye, 2015 mali yılı Kick-off toplantısını tarihi mekanda gerçekleştirdi ■ 2014 yılında tüm ülke hedeflerini başarıyla sonlandıran Omron Türkiye ekibi, geçtiğimiz dönemin sonuçlarının değerlendirmesi, yeni dönemin hedef ve strateji planlamasını konuşmak için günümüzde çarşı olarak kullanılan Sirkeci’deki tarihi Hocapaşa Hamamı’nın içinde yer alan Hocapaşa Kültür Merkezi’nde bir araya geldi. Omron Avrupa’nın Gelişmekte Olan Ülkelerden Sorumlu Müdürü ve aynı zamanda Omron Türkiye Genel Müdürü olan Sn. Vincent King’in, Omron’un çok başarılı bir büyüme gerçekleştirdiği Türkiye ve Türkiye üzerinden faaliyet gösterdiği Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesine yatırım yapmaya ve hedef büyütmeye devam ettiğine dikkat çektiği açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda ayrıca Operasyon Direktörü Bengi Pekmezoğlu ve Pazarlama Müdürü Nurcan Konak da geçtiğimiz yılı ve gelecek dönemi kapsayan birer sunum gerçekleştirdi. Toplantı sonunda ayrıca Omron Türkiye’de 5., 10. ve 15. yıllarını geride bırakan çalışanlarına teşekkür edilirken kendilerine tebrik plaketleri verildi. Toplantının ardından tarihi Sultanahmet Meydan’ında bulunan Matbah Restaurant’ta gerçekleşen akşam yemeği ile geçtiğimiz dönemki başarılarını kutlayan ekip keyifli bir akşam geçirdi. IFS ERP, 1 milyon kullanıcıya ulaştı ■ IFS çift haneli büyüme rakamlarının ardından kullanıcı sayısı ile de ERP pazarındaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor. Lider global kurumsal yazılım uygulamaları firması IFS, Gartner Magic Quadrant raporunda Liderler kategorisinde yer alan ürünü IFS ERP Uygulamaları (IFS Applications™) ile 1 milyon aktif kullanıcı sayısına ulaştı. IFS’in gerek mevcut müşterilerin kullanıcı sayılarını arttırması ve sistem kullanımlarını genişletmesi, gerekse yeni yapılan satışlarla birlikte hızla artan kullanıcı sayısı geçtiğimiz hafta itibari ile 1 milyon oldu. 1 milyonuncu kullanıcı hali hazırda IFS müşterisi olan Linemar ile yapılan sistem kullanımını genişletme anlaşması ile gerçek- leşti. Otomotiv ve endüstriyel üretim sektöründe global olarak faaliyet gösteren Linamar, 2005 yılından bu yana süreçlerini IFS ile yönetiyor. Bugün Linamar 2600 kullanıcısı ile dünyanın 37 farklı lokasyonunda bulunan tesislerinin hepsinde IFS ERP kullanmaya devam ediyor. Linemar IFS ERP Proje Yöneticisi Lori Gofton yaptığı açıklamada “IFS’in esnek kullanım özellikleri bizim her daim maliyetlerimizi azaltmamızı, verimliliğimizi arttırmamızı ve karar süreçlerimizi hızlandırmamızı sağladı. IFS’in 1 milyonuncu kullanıcısına ulaştıran müşterisi olduğumuzun açıklanması bizim de 10. yılımızda oldu. Bu zamanlama bizim için oldukça anlamlı idi. IFS ile büyümeye devam ediyoruz ve edeceğiz.” dedi. IFS CEO’su Alastair Sorbie ise “Bizim için şirket tarihinde gerçek bir dönüm noktası ve IFS ERP’nin ERP pazarındaki konumunda önemli bir mihenk taşı olan 1 milyonuncu kullanıcımıza ulaşmamızdan dolayı oldukça gururluyuz. Müşterilerimizle yakın temasta çalışarak ve onların geri dönüşlerini sürekli dikkate alarak odak sektörlerimizdeki işletmelerin ihtiyaçlarını çözecek ve şirketlerin daha dinamik, esnek ve dünyayı değiştirecek güçte olmalarını sağlayacak çözümler üretiyoruz. IFS olarak hepimiz bu çözümleri müşterilerimizle buluşturmak için heyecanlıyız” dedi. ENDÜSTRİ OTOMASYON 127 Haberler GE Türkiye, Uluslararası İstanbul ICSG Akıllı Şebekeler Kongre ve Fuarı’nda ‘Enerjinin Geleceği’ni Anlattı ■ GE Türkiye’nin sponsor olarak desteklediği 3. Uluslararası İstanbul ICSG Akıllı Şebekeler Kongre ve Fuarı, 29-30 Nisan 2015 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. • GE Enerji Yönetimi Dijital Enerji Teknik Strateji ve Politika Geliştirme Direktörü John D. McDonald “Enerjinin Geleceği: Akıllı Şebekeler ve Ötesi” başlıklı bir konuşma yaptı. • Katılımcılara toplumsal trendlerden bütünsel çözümlere kadar farklı alt başlıklarda geniş bir perspektif sunan John D. McDonald, Türkiye’de entegre akıllı şebeke çözümlerinin ve teşvik edici düzenlemelerin önemine dikkat çekti. İstanbul, Türkiye; 5 Mayıs 2015: GE Türkiye’nin desteği ile bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası İstanbul ICSG Akıllı Şebekeler Kongre ve Fuarı 29-30 Nisan tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Fuar kapsamında bu yıl, ülkemizde akıllı şebekelerin, elektrik şebekeleri ile bağlantılarını, gündeme getirmek ve farkındalık yaratmak üzere “Akıllı Şebekeler ve Türkiye Elektrik Şebekesinin Mevcut Durumu ve Geleceği” ana başlıkları altında konunun tüm detayları ele alındı. Kongre kapsamında, güç sistemlerini modernize etmek için geliştirdiği teknolojilerle dünyadaki en geniş ürün portföyüne sahip olan GE Enerji Yönetimi Dijital Enerji Teknik Strateji ve Politika Geliştirme Direktörü ve aynı zamanda Beyaz Saray Enerji Danışmanı olan John D. McDonald, “Enerjinin Geleceği: Akıllı Şebekeler ve Ötesi” başlıklı konuşması ile katılımcılara farklı bir perspektif sundu. Ana sanayide toplumsal trendler, yenilenebilirlerin birleşmesi, bütünsel çözümler, büyük veri, analitik ve işletmelerin veri yönetimi, endüstriyel standartlar vizyonu konularını ele alan McDonald, Türkiye’de entegre akıllı şebeke çözümlerinin ve teşvik edici düzenlemelerin önemine dikkat çekti. Endüstriyel internet ile daha hızlı, güvenli ve düşük maliyetli bir yaşam geliyor Elektrik ve bilgi teknolojisi altyapısının bir araya gelmesiyle oluşan akıllı şebeke sisteminin 21. yüzyılın enerji yönetim sisteminin belirleyicisi olacağını kaydeden GE Enerji Yönetimi Dijital Enerji Teknik Strateji ve Politika Geliştirme Direktörü John D. McDonald, endüstriyel veri haberleşmesinin gelişiminde toplumsal trendlerin öncül rolüne vurgu yaptı. Toplumsal trendlerden büyük veri ve sosyal medya 128 kullanımının bu süreçte etkili faktörlerden biri olduğunun da altını çizen McDonald: “Nesnelerin interneti kavramı ile akıllı makinalar, büyük veri ve çalışan insanların oluşturduğu güç; daha iyi, hızlı, güvenli ve düşük maliyetli bir yaşam getiriyor. Bu yüzden işletmelerin verilerin matamatiksel analizini yapması, bunun için de bilgi toplaması büyük önem taşıyor” dedi. Akıllı şebekelerin bütünsel çözümleri ile aletlerden sistemlere bağlantılar kurulduğunu belirten McDonald, elektrik güç dağıtımı altyapı dayanıklılığının gerekliliğine dikkat çekti. Akıllı şebeke çözümlerinde ulaşılacak başarının teknoloji, standartlar ve uygulanan politikalarla doğrudan ilintili olduğunu vurguladı. “Türkiye’de enerji verimliliğinin artmasına katkı sağlıyoruz” Enerji verimliliğinin Türkiye’de önemli bir gündem maddesi olduğun da altını çizen McDonald, akıllı şebeke sistemlerinin bu yolda atılacak en işlevsel adım olduğunu vurguladı. GE’nin, enerji talebinin önümüzdeki yirmi yılda yüzde 6’dan daha fazla büyümesi öngörülen Türkiye’de, artan enerji talebini karşılamaya yönelik yatırımlar yapmaya devam ettiğinin altını çizdi. “GE olarak, yüzyılı aşkın süredir küresel arenada önemli teknolojik ilerlemelere öncülük yaptık. Bugün, uluslararası tecrübemizi yerli kaynaklar ve sektör bilgisiyle bir araya getirerek Türkiye’nin de şebeke modernizasyonuna katkı sağlıyoruz. Yerelleşmiş ürünlerimiz ile uygulamalarımızı Türkiye pazarının ihtiyaçlarına göre uyarlıyor ve arayüzleri de Türkçe olarak sunuyoruz. GE Türkiye, ülkemizdeki birçok elektrik dağıtım firmasına akıllı şebeke sistemlerini sunarak enerji verimliliğinin artmasına katkı sağlıyor.” dedi. Her alana yönelik özel GE çözümleri Şebeke modernizasyonu konusunda entegre çözümler üreten GE, elektrik, gaz ve haberleşme alanında coğrafi ve mobil tabanlı yazılım teknolojilerinin yanı sıra, şebeke otomasyonu olarak adlandırılan, elektrik enerjisinin emniyetli ve sürekli bir şekilde üretilmesini, iletilmesini ve tüketicilere dağıtılmasını güvence altına alan otomasyon, koruma ve denetim teknolojileri de sunuyor. Ayrıca elektrik enerjisi arzını sürekli ve kaliteli kılmak için, arızalı varlık ve bölgeleri tespit eden, beklenmedik kesintilerden meydana gelecek kayıpları en aza indirgeyen yazılım teknolojileri de GE’nin ürün portföyünde bulunuyor. Bunlar arasında elektrik şebekesini oluşturan kritik teçhizatın kullanım ömrünü, bakım sürelerini iyileştirecek, beklenmedik arızaları önceden teşhis edip üretim kaybının neden olacağı maliyetleri gideren algılama ve izleme teknolojileri dikkat çekiyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler Lider Güvenlik Şirketleri Daha Akıllı ve Güvenli Şehirler İçin Güçlerini Birleştiriyor ■ SecuringSmartCities, kar amacı gütmeyen yeni bir küresel girişim. IOActive, Kaspersky Lab, Bastille ve Cloud Security Alliance gibi lider BT güvenliği araştırmacıları, şirketleri ve kuruluşları tarafından desteklenen insiyatif, akıllı şehirlerin karşı karşıya kaldıkları siber güvenlik sorunlarını işbirliği ve bilgi paylaşımı yoluyla çözmeyi hedefliyor. Grup; dünyanın dört bir yanında modern şehirler için akıllı ve güvenli teknolojilerin yaratılması, geliştirilmesi ve teşvik edilmesi için çalışan şirketler, hükümetler, medya kuruluşları, kar amacı gütmeyen inisiyatifler ve bireyler için bir iletişim noktası görevi görecek. Akıllı şehir konsepti çok güncel bir konu ve birçok şirket, kentsel bölgeleri enerji açısından verimli, konforlu, çevre dostu ve fiziksel olarak güvenli hale getirecek akıllı çözümler üzerinde çalışıyor. Ne yazık ki, bu sayılanlardan çok azı bu akıllı şehirlerin siber güvenliğini hesaba katıyor. Bir akıllı şehrin oluşturulmasına ne kadar çok BT kuruluşu dahil oluyorsa, potansiyel risk de o kadar yüksektir. Güvenlik konusu en baştan ele alınmazsa, akıllı şehrin maliyeti ve karmaşıklığı sorunların çözülmesini zorlaştırabilir. Sonuçta, şehir savunmasız kalacaktır. SecuringSmartcities (Akıllı Şehirleri Güvenli Hale Getirme) inisiyatifi, aralarında aşağıdakilerin de bulunduğu bir dizi faaliyetle bu sonucu önlemeyi amaçlıyor: • Akıllı şehir planlayıcılarını ve tedarikçileri en iyi güvenlik uygulamalarının önemi ve fayda-maliyet oranları konusunda eğitmek; • Fikir ve metodoloji paylaşımı için ortaklarla işbirliği yapmak; • Güvenlik konusunu proje veya planın geliştirme yaşam döngüsünün başlarında devreye sokmanın önemini ve faydalarını vurgulamak; • Şehirler, tedarikçiler ve güvenlik topluluğu arasında ortaklıkları teşvik etmek; • Akıllı şehirlerle ilgili tüm alanlarda siber güvenliğin iyileştirilmesine yardımcı olacak standartlar, esaslar ve kaynaklar oluşturmak. Bu insiyatife katılanlar, bu inisiyatifin modern şehirlerin siber güvenliğine etkili bir biçimde katkıda bulunacağına ve bilgiyi sorumlu bir şekilde paylaşacağına inanmaktalar. Bu insiyatif, bu ürünlerin güvenli çalıştıklarını doğrulamaya hazır güvenlik araştırmacılarıyla altyapı otomasyon ekipmanı tedarikçilerinin birbirleriyle bağlantısını kuracak. Ayrıca, yeni siber güvenlik sorunlarının işbirliğiyle çözülmesi için şehir yetkilileriyle güvenlik topluluğunu bir araya getirecek. Kaspersky Lab Baş Güvenlik Araştırmacısı ve Akıllı Şehirleri Güvenli Hale Getirme inisiyatifi Yönetim Kurulu Üyesi Patrick Nielsen, “SecuringSmartcities inisiyatifi, bir akıllı şehrin gelişiminin her aşamasında siber sorunların çözülmesini hedefliyor: planlama aşamasından akıllı teknolojilerin fiilen uygulanmasına kadar. Araştırmacıların yanı sıra şehir yetkililerini, ekipman ve yazılım tedarikçilerini de tartışmaya katılmaya teşvik ediyoruz,” dedi. MItsubIshI ElectrIc ve NTT Docomo 5G Denemelerine Başlıyor ■ Mitsubishi Electric ve NTT Docomo’nun işbirliğiyle yapılan denemeler sonucunda 2020 yılı itibariyle ticari 5G hizmetleri verilecek. Mitsubishi Electric Corporation, beşinci nesil (5G) mobil iletişim sistemleri ve teknolojilerinin ortaklaşa deneysel saha denemeleri için Japonya’nın en büyük mobil iletişim ağı operatörü NTT Docomo ile işbirliği yapacağını açıkladı. Denemeler sonucunda, 2020 itibariyle ticari 5G hizmetleri verilmeye başlanacak. Konuyla ilgili yapılan açıklamada “Denemelerin ana hedefi, uzamsal çoğullamalı sinyaller yardımıyla 10 Gbps’den büyük ultra yüksek hızlı mobil iletişimin sağlanması ve çok öğeli anten dizilimlerini kullanarak uzamsal kullanım etkinliğini arttırmaktır. Ancak bu hedeflere ulaşılması için daha düşük iletim hızlarına neden olan çoğullamalı ışınlar arasında ışınlar arası paraziti azaltacak ve kontrol edecek yeni teknolojilere ihtiyaç duyulmaktadır” denildi. Dış Mekân Denemeleri Gerçekleştirilecek Bu çerçevede Mitsubishi Electric ve Docomo, 44 GHz ile 130 çalışan çoklu anten dizilimlerini kullanarak dış mekân denemeleri gerçekleştirecek. Üniteler, büyük anten dizilimlerinin performanslarını değerlendirmek için bir sanal anten dizilimi oluşturacak. Kanal özellikleri, simülasyonlarla analiz edilecek. Bu büyük anten dizilimlerinin 5G için gerek duyulan ışın oluşturma teknolojilerini ve parazit azaltma tekniklerini doğrulamak için kullanılması amaçlanıyor. Açıklamada, LTE ve LTE-İleri’nin ardından 5G’nin yeni nesil mobil standardı olarak geliştirilmesine yönelik uluslararası girişimler için ivme kazanıldığı belirtilerek şu bilgilere yer verildi: “Nesnelerin İnternetiyle bağlantı sağlanacak olan sayısız cihaz için geniş bağlantı ve 10 Gbps’nin üzerinde ultra yüksek hızlar gerektirecek olan İnternet trafiği için artan talebi karşılamak üzere geniş kapasiteli sistemlerin oluşturulması amacıyla Ar&Ge çalışmaları yapılmaktadır. Mitsubishi Electric şu anda 5G teknolojileri ile ilgili çalışmalar yapmakta olup, bu kapsamda geçtiğimiz 30 Eylül’de düzenlenen Beşinci Nesil Mobil İletişim Destekleme Forumu’nda 5G-standartlaştırma çalışmalarında yer almıştır.” ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler WILO YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ALTYAPI ÜRÜNLERİ İLE IFAT ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ FUARI’NDA İLGİ ODAĞI OLDU ■ Pompa ve pompa sistemleri sektörünün öncü şirketi Wilo, Congresium Ankara’da 16 – 18 Nisan tarihlerinde düzenlenen IFAT Eurasia 2015, Çevre Teknolojileri İhtisas Fuarı’na katıldı. Wilo sektör profesyonellerine sunduğu yüksek teknolojili altyapı ürünleri ile fuarın ilgi odağı oldu. Fuarın açılışında bir konuşma yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Wilo standını ziyaret ederek ürünler hakkında bilgiler aldı. Wilo, çevre teknolojileri sektörünün nabzını tutan IFAT Eurasia 2015 Çevre Teknolojileri İhtisas Fuarı’na katıldı. Congresium Ankara’da 16 – 18 Nisan tarihlerinde düzenlenen IFAT Eurasia 2015 Fuarı sektörün önemli kuruluşlarını bir araya getirirken, Wilo yüksek teknolojiye sahip çevre dostu ürünleriyle ilgi odağı oldu. Fuarın açılışında bir konuşma yapan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Wilo standını ziyaret edenler arasındaydı. Veysel Eroğlu ziyareti sırasında, Wilo Türkiye Genel Müdürü Ercüment Yalçın’dan ürünler ve hizmetler hakkında bilgiler aldı. Wilo fuar alanının giriş bölümünde yer alan standında, sektör ilgililerine sunduğu, “Emuport Hazır Terfi İstasyonu”, “FA Dalgıç Atıksu Pompası”, “Coolact Motorlu Derin Kuyu Dalgıç Pompa” ve dalgıç mikserler gibi altyapı uygulamalarına yüksek verimlilik getiren ürünlerini sergiledi. Wilo, en üst seviyede enerji verimliliği sağlayan ürün- lerle ile birlikte yepyeni hizmetlerini de katılımcılarla paylaşma fırsatı buldu. Wilo, müşterilerine alternatif finansman imkânı sunduğu yeni finansman sistemini ve müşterilerin ihtiyacı olan ürünü önce denemesi ardından da memnun kaldığı takdirde satın alması esasına dayanan “Önce Dene Sonra Al” adlı yeni hizmetini tanıttı. Wilo’nun ziyaretçilere dağıttığı sırt çantaları da büyük ilgi görerek IFAT 2015’in simgeleri arasına girdi. Türkiye’de ilk kez yapılan IFAT Eurasia’ya 75 ülkeden yaklaşık 11.000 ziyaretçi katıldı. Fuarda 19 ülkeden 400 şirketi temsil eden 243 katılımcı yer aldı. Avrasya pazarının buluşma noktası haline gelen çevre teknolojileri etkinliği IFAT’ın önümüzdeki yıllarda daha çok ilgi görmesi bekleniyor. ENDÜSTRİ OTOMASYON 131 Haberler KAYSERİ ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ’NDE ELEKTRİK İHTİYACININ %10’UNU KARŞILAYACAK TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SOLAR PARKINA PRYSMIAN GROUP TÜRKİYE İMZASINI ATIYOR Prysmian Group Türkiye’nin de fotovoltaik (PV) kabloları ile birlikte, kontakt ve konnektörlerini de temin edeceği, minimum 25 yıl ömrü bulunan 18 MWp’lik tesis sayesinde, yılda yaklaşık 25.000 MWh enerji tasarrufu yapılırken; yıllık 36.665 agaci kurtarması ve 12,833 tonluk CO2 salınımının önüne geçilerek, ekolojik sisteme katkıda bulunulması hedefleniyor. Proje kapsamında devreye girecek olan santralin toplam maliyetinin, 6 ila 7 yıl arasında geri kazanılması öngörülüyor. “Türkiye’yi Yarınlara Bağlıyoruz” misyonu kapsamında ülke çapında önemli projelerde yer alan Prysmian Group Türkiye, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulacak Güneş Enerjisi Elektrik Üretim Tesisi’ne, Almanya’da üretimi tamamlanan 160 km uzunluğundaki kabloları, santralin ihtiyacı doğrultusunda, parça parça tedarik ediyor. ■ Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’ne kurulan 18 MegaWatt-Peak enerji üretim kapasitesiyle, sanayi bölgesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak olan, Türkiye’nin en büyük solar parkında kullanılan kablolar, Türkiye’de ulaşımdan inşaata birçok önemli projeye kablo tedarikinde bulunan Prysmian Group Türkiye tarafından tedarik ediliyor. Kurulumu tamamlandığında 18 MWp gücüne erişecek enerji üretim tesisinin, 7 MWp büyüklüğündeki ilk ayağının açılışı geçtiğimiz günlerde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı törenle gerçekleştirildi. Enerji ve telekomünikasyon kabloları sektörünün lideri Prysmian Group’un Türkiye operasyonu Prysmian Group Türkiye, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmaya devam ediyor. Türkiye’nin enerji verimliliği dalında öncü ve sayılı firmalarından Efektif Endüstriyel Enerji A.Ş.’nin projelendirmesi ve kuruculuğu (EPC’liği) altında, 320 bin metrekarelik alanda hayata geçirilerek, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nin enerji tüketiminin %10’unu karşılayacak 18 MWp büyüklüğündeki Türkiye’nin en büyük solar parkı, Seferoğlu Elektrik A.Ş.’nin, yenilenebilir enerji alanında yatırımlarından bir yenisi oldu. Proje, Organize Sanayi Bölgeleri içerisinde aynı lokasyonda, 18 MWp büyüklüğü ile Türkiye’de devreye alınmış en büyük güneş enerjisi santrali olma özelliğini taşıyor. Proje, 7 MWp’i Kayseri Organize Sanayi Bölgesi ve 11 MWp’i Seferoğlu Elektrik A.Ş. mülkiyetinde olmak üzere, iki parçadan oluşuyor ve ülkemizi, yenilenebilir enerjiyle tanıştırarak ülke ekonomimize katkı sağlamayı hedefliyor. Projenin Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 7 MWp büyüklüğündeki ilk ayağının açılışı, geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı törenle gerçekleştirildi. 132 Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Türk Prysmian OEM&Özel Kablolar Satış Direktörü İlhan Öztürk, “Prysmian Group güneş enerjisi sektöründe tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’deki projelerde de, güvenilir ve uzun ömürlü ürünleri ve çözümleri ile projelerin tercih edilen lider markası olma özelliğini koruyor. Bu sektörde, diğer ülkelerdeki tecrübemizi iş yaptığımız partner firmalarımız ile paylaşarak, onların da işlerine değer katmak için tüm kaynaklarımızı seferber ediyoruz. Ülkemizde gelişmekte olan bu ve bunun gibi sektörlerin en başından itibaren altyapısının sağlam olması, daha sonra yaşanabilecek problemlerin önüne geçilmesi açısından en önemli faktördür. Prysmian ürünleri daha önce uzun yıllar kullanılmış, kullanım sonrası performansları test edilmiş ve onaylanmış ürünlerdir. Yapmış olduğumuz bu testler bize ürünlerimizin TÜV şartlarının çok üzerinde performans verdiğini ve dolayısıyla ömrünün de istenilenin çok üzerinde olduğunu göstermiştir. Biz, güneş enerjisi için sunduğumuz kablo çözümlerini sadece TÜV ile sınırlamayıp, ayrıca daha da zorlayıcı olması amacı ile VDE uygunluğu ile de sertifikalandırıyoruz. Böylelikle hem sertifikasyon, hem de gerçek saha şartlarında test edilmiş ürünler ve gerekse geçmiş tecrübelerimizle müşterilerimizin işlerine değer katmaya devam ederken, ayrıca rakiplerimize göre her anlamda farklılaşıyoruz.” şeklinde konuştu. Solar enerji teknolojisi konusunda uzman olan Prysmian Group, bugüne kadar dünya çapında birçok prestijli solar projesine de imza atmayı sürdürüyor. Prysmian Group, yenilenebilir enerji alanında lider olduğu Almanya’da solar enerji teknolojisine uygun gerçekleştirdiği üretimleriyle grup içinde ön plana çıkıyor. Bu projelerden bazıları ise şunlar: Budweis, Çek Cumhuriyeti (Kurulu enerji: 3426kWp), Fuente Alamo, İspanya (Kurulu enerji: 5400 kWp) Vilgertshofen, Almanya (Kurulu enerji: 4358 kWp) ve Weeze, Almanya (Kurulu enerji: 14026kWp). ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE Fabrika Otomasyon Sistemleri, YENİ NESİL ÜRÜNLERİYLE AVRASYA ÇEVRE TEKNOLOJİLERİNİN YENİ BULUŞMA ADRESİ IFAT EURASIA 2015’TE YERİNİ ALDI! ■ Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, yüksek enerji verimliliği ve tasarrufu sağlayan yeni nesil su, atık su, hammadde yönetimi ve kanalizasyon sistemleri ürünleriyle Avrasya çevre teknolojileri için yeni bir buluşma noktası olarak kabul edilen IFAT Eurasia 2015 Çevre Teknolojileri Fuarı’na, katıldı. 16-18 Nisan 2015 tarihleri arasında Ankara Congresium Kongre Merkezinde, Almanya dışında ilk kez gerçekleştirilen IFAT Eurasia Çevre Teknolojileri Fuarı’na 19 ülkeden 243 farklı kurum ve kuruluş katıldı. Türkiye’de fabrika otomasyon sistemlerinin yanında, klima, uydu, asansör, görsel veri sistemleri ve raylı sistemler için elektrik ekipmanlarının da dahil olduğu altyapı ürünleri alanlarına yoğunlaşan Mitsubishi Electric Türkiye, Fabrika Otomasyon Sistemleri ile Avrasya pazarının yeni gözdesi Çevre Teknolojileri Fuarında yerini aldı. Fuar ziyaretçilerine özellikle “Mitsubishi Electric PMSXpro (Dağıtılmış Kontrol Sistemi )”, “Frekans Çevirici ile Sürülen Pompalarda Enerji Tasarrufu”, “Su/Atık Su Arıtma Çözümleri” anlatılırken konu ile ilgili Mitsubishi Electric’in çözüm ve referansları hakkında detaylı bilgiler verildi. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Dikey Kanal Satış Direktörü Hüsnü Dökmeci, Basın mensubu ve katılımcılarla yaptığı görüşmede Mitsubishi Electric’in IFAT ile enerji verimliliği, su arıtma sistem çözüm ve hizmetlerini başta belediyeler olmak üzere kamu ve özel sektördeki çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir çevre isteyen kişilere ulaştırmayı hedeflediklerini vurguladı. Mitsubishi Electric’in bu fuara, motor sürücülerinin ana tema olarak kullanıldığı enerji verimli bir düzenek ile katıldığını söyleyen Hüsnü Dökmeci, böylece aynı işi yapan iki farklı sistem arasındaki enerji tasarrufunun net bir şekilde katılımcılara gösterildiğini de vurguladı. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon sistemleri fuarda ayrıca Dağıtılmış Kontrol Sistemi PMSXpro cihazının tanıtımını da gerçekleştirdi. Bu cihazın yardımı ile yürütülen uygulamalar da Su arıtma tesisi ile atık yakma ve bundan enerji elde edilmesi prosesi ile ilgili olduğu için Mitsubishi Electric PMSXpro katılımcıların yoğun ilgisine neden oldu. ENDÜSTRİ OTOMASYON 133 Haberler ENDÜSTRİYEL OTOMASYON SANAYİCİLERİ DERNEĞİ-ENOSAD, OLAĞAN KONGE’SİNDE DURUM DEĞERLENDİRMESİ YAPTI! ■ Endüstriyel Otomasyon Sektörü’nün çatı kuruluşu ve sektörünün ülke içerisindeki ilk ve tek temsilcisi olan Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri DerneğiENOSAD’ın 6. Olağan Kongre’si, 21 Mayıs 2015 tarihinde The Green Park Pendik Hotel ’inde yapıldı. Üyelerin yoğun katılımıyla gerçekleşen Kongre, Divan başkanlığına Osman Kurdeş (GSD), Divan üyeleri; Serdar Öztürk (ABB) ve Mustafa Naymanlar (Kontrol Sistemleri) seçilmeleriyle başladı. ENOSAD Başkanı Sedat Sami Ömeroğlu’nun açılış konuşmasıyla devam etti. I. ULUSLARARASI İLERİ ENDÜSTRİYEL OTOMASYON KONGRE VE SERGİSİ’NİN ARDINDAN Sedat Sami Ömeroğlu, “Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği’nin çok değerli üyeleri, sevgili meslektaşlarım; bugün benim için çok özel bir gün, bunun detaylarını da sırası geldiği zaman size aktaracağım. Aslında bugün size çok uzun bir konuşma metni hazırlamıştım, fakat benim için son derece önemli ve uzun olan bir yazılı metni olmak yerine, kafamdakileri ve kalbimdekileri sizinle paylaşmak üzere karşınızdayım,” diyerek söze başladı. Sonrasında, “2013-2014 döneminde yaptıklarımızı, planladıklarımızı sizinle paylaşma imkânı ile söz almış bulunmaktayım. Biliyorsunuz geçen dönem başarılı bir kongre gerçekleştirdik. Buradan tekrar katkı sunan her kese çok teşekkür ediyorum. 6. dönem yönetim kurulumuz bugüne kadar görevini başarılı olma arzusuyla yerine getirdi, ne kadar başarılı olduğu sizlerin takdiri. Bugün itibariyle üye sayımız 95. 134 Protokol ile 10 seçkin üniversitemizi de derneğimize üye yaptık; bu çok başarılı organizasyon oldu. Gördüğünüz gibi Boğaziçi, Bilkent, İstanbul Teknik, Doğuş, Karadeniz Teknik, Dokuz Eylül, Sabancı, Kocaeli, Marmara, Yıldız, ODTÜ gibi ülkemizin seçkin üniversiteler ile bir araya gelerek akademik kurulu oluşturulduk. Ve bilim kurulu olarak yapılan toplantılar ile de çalışmalar başlatılmıştır. Bu buluşmanın ülkemiz için çok değerli bir buluşma olduğunu düşünüyorum,” diyen Sedat Sami Ömeroğlu, ENOSAD’ın yaptığı çalışmalardan söz etti. Yeni seçilecek yönetime, devam eden çalışmaları aktararak ve bu çalışmaların daha ileriye taşınması konusunda görüş bildirerek, sektörün geleceği ile ilgili ilgili önemli konulara değindi. ENOSAD’I ANLATMAK… Daha sonra söz alan Enosad kurucu başkanı ve eski yönetim kurulu başkanı Dr. Emin Olcay ise, “Bu derneği kurarken amacımız şuydu. Gerek sanayi bakımdan gerek sosyal bakımdan hizmet. Bir dernek kurulması zaman ister. Belirli bir zaman sonra biraz daha gelişir, aynı devletler gibi, Osmanlı’nın kuruluşu gibi, kuruluş ve yükselme devirleri gibi. Bence şu aşamada gelinen noktada ENOSAD kuruluş dönemini tamamladı. Bu noktadan sonra atılacak adımlar çok çok önemli. Ben şu ana kadar yapılan çalışmalar dolayısı ile gerek değerli dostum, başkan Sedat Sami Ömeroğlu Bey’e gerek yönetim üyelerine çok teşekkür ederim. Zamanlarını ayırdılar ve bu noktaya gelmesine vesile oldular. Yeter mi; yetmez. Dolayısı ile yeni gelen arkadaşlar, gelinen noktanın önemini iyi kavramalılar. Bu noktadan sonraki hedefleri iyi kestirmeliler. Çok iyi bir plan program içinde çalışmaları lazım. Benim şahsi kanaatim şu: Derneğimiz, üniversite-sanayi ilişkile- ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler riyle birlikte siyasi ilişkilerini belirli bir düzeye getirmeden hedefine ulaşmış sayılmaz. Bu sadece yönetim kuruluna bağlı değil, derneğin üyelerinin çalışmalarına da bağlı. Oysa bizde genel olarak, toplum olarak baktığımızda her şey yönetim kuruluna atılır. Böyle bir anlayışı terk etmek lazım. Çünkü herkesin vakti değerli ve sınırlı. Dolayısı ile yönetim kurulu üyelerinin yanında, dernek üyelerinin de aktif olarak çalışmaya katılmaları çok önemli. Şunu vurgulamakta büyük yarar görüyorum. Yeni yönetime gelecek arkadaşların, bu seçim sırasında tahmin ediyorum ki kendi düşüncelerine açık bir yer vardır. Bu düşüncelerin içerisine, derneğin gelmek istediği noktaları düşünerek bir hedef koymakta büyük yarar var. Derneğimiz zaten şu anda gerek yönetim potansiyeli açısından, gerek bilgi toplumuna geçişte fevkalade gerekli olan bir sektörü temsil etmesi açısından geleceği öngören önemli bir yere sahip; çok elit bir kurul. Ben kuruluş sırasında da belirtmiştim; hiçbir dernek bu kadar elit bir kurumdan oluşmamıştır. Fevkalade elit bir kurum; bu elit kurumun Türkiye’ye katkıları fevkalade önemli. Yönetim kurulu arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Derneği bir noktadan bir noktaya kadar getirmişlerdir. Yeni yönetime gelecek arkadaşlara da yapacakları çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum ve şunu öngörmelerini mutlaka rica ediyorum. Derneğin tüm üyelerinin sanki yönetim kurulu üyesiymiş gibi düşünmelerini için çalışmalarını özellikle seçilecek arkadaşlardan rica ediyorum. Bu kurum, bilgi toplumuna geçişte fevkalade önemli bir kurum. Bu elit kurumu, siyasi erke iyi anlatmak lazım. Sanayicilerimize iyi anlatmalıyız. ENOSAD, bu kurumlar arasında önemli bir köprü görevi görebilecek yeteneğe sahip çok önemli bir kurum,” dedi. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Galip Cansever de, yaptığı teşekkür konuşmasında, “Öncelikle böyle derneğin genel kurulunda konuşmaktan mutluyum. Mutluyum çünkü bizler akademisyenler olarak, sanayiciler ile iç içe olmamız gerekiyor. Sizler Türkiye’nin ilerlemesinde çok önemli işler yapıyorsunuz. Bunun için de üniversiteler ile daha da fazla iç içe olmanız gerekiyor. Nedeni ise, bizim yetiştirdiğimiz öğrenciler gelip sizde mühendislik yapıyorlar. Sizlerin, sanayicilerin kaynağını biz yetiştiriyoruz. En azında iyi yetişmiş insan kaynaklarımız için çok daha fazla bir arada olmalıyız. Bir arada olur isek çok daha fazla iyi işler yapmış oluruz. 1960 yıllarından bu güne halen söyleniyor, üniversite sanayi iş birliği, fakat geldiğimiz yol çok az, yeterli değil. Onun için önümüzde bir tema var. Bu da Endüstri 4.0. Biz endüstri 4.0’ı, bu yeni dönemi anlatmaya başlayacağız. Çünkü 90’lı yılların klasik otomasyonu yok artık. Bu süreci yakalamalıyız. Bunun için ne yapacağız; bir sinerji oluşturacağız. Bu sinerji ile birlikte ortak çalışmalar yapmalıyız,” dedi. Divan Başkanı Osman Kurdaş, dilek ve temenniler bölümünde kendisinin bir temennisi olduğunu belirterek; “Sanayi Bakanlığının filmini izlediğimde aslında hızlı treni yaptık, deniz altından yürüdük, köprü yaptık diyor ama –tabii bu da büyük bir beceridir, sakın yanlış anlamayın- biz bunların projelerini yaptık, köprüyü Koreliler yapıyor, Marmarayı Japonlar yaptı, bizi yurtdışına uydu gösteriyor, ama o uyduyu biz yapmadık, Türkiye projesini yaptı. Türkiye’ nin böyle hedefler koyması lazım. Türkiye 3. Köprüyü kendi yapamaz mı, emin olun yapar, bu teknoloji var, bizim şirketimiz otomasyonun dışında başka işler de yapıyor, mekanik bir takım projeler, enerji santralleri vb. yurt dışına iş yapıyoruz ve görüyoruz ki Türkiye onlardan çok ileri. Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan ki bunlar eski Sovyet Rusyanın o zamanki alt ülkeleri diyelim, Sovyet Rusya’ dan teknolojiler, kültürler almış, fakat Türkiye onlardan çok ileri mühendislik olarak. Fakat bir şekilde Sanayi Bakanlığımızın, yöneticilerimizin duruşunda böyle bir şey olması lazım. Türkiye o uyduyu, hızlı treni yapabilir, Marmarayı Japonlar yapmış Marmara’yı biz geçtik diyoruz. Marmarayı biz yaparsak ENDÜSTRİ OTOMASYON 135 Haberler bizi duygulandırması için bunları bizim yapmış olmamız lazım, biz yapmış olsaydık o zaman oturup ağlardık hep birlikte” diyerek görüşlerini açıkladı. Yeni dönem Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hüseyin Halıcı söz aldı ve; bu önemli bir şeydir. Buradaki mühendislik grubu, inşaat grupları, mekanik grupları diğer demiryolu teknolojileri vs. sonra “Marmarayı Türk Mühendisliği yaptı” Bunu yapabiliyor vizyonu olmalı Türkiye’ de. 3. Köprüyü Türk firması aldı, %100 ünü Korelilere taşere etti. Türk mühendisi 3. Köprüyü gayet başarılı yapar, emin olun, Türkiye’ de bu teknoloji var, aslında bütün bu konuştuklarımızın teknolojileri Türkiye’ de var emin olun, bu bir bakış açısı, Sanayi Bakanlığı ile görüşmelerde bunu da söyleyin aslında biz yaparız bunu, Marmaray 2 yi, hızlı treni biz yaparız, sırf biz değil, ABB, SIEMENS, SCHNEIDER gibi dünyanın teknoloji firmaları da artık Türkiye’ nin DNA’ sının içinde var, bu firmalar da artık bizim mühendisliğimizin bir parçası. Bu firmalar doğru bir finansla, proje yönetimleriyle başarılı bir şekilde yapıyorlar. Sonuçta biz kendimiz de Türk mühendisliği olarak bunları yapabiliriz. Sanayi Bakanlığının filminin 136 Halıcı Elektronik’in Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı da, “Bizim o hedefler için de çalışmamız var. Hepimiz mühendislik kökenliyiz, kişileriz. Ben bugün sabah itibariyle Hindistan’dan geldim. Bir iki not aldım; onları paylaşmak istiyorum. Bizim Türkiye’miz şu anda iyi bir noktada ve daha iyi bir noktaya gidiyoruz. Genel olarak baktığımızda, gerçekten bu iyi noktada olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bilmediğimiz nokta var. Bu amaçla biz bu sürece bireysel olarak baktığımızda ayak uyduruyoruz; ancak birleşemiyoruz çok fazla. Şimdi bizim avantajımız ne? Bir taraftan Avrupa’nın Çin’i, Türkiye; öbür taraftan gerçekten mühendislik yaklaşımlarınız belki de şu anda yazılımda çok iyi bir noktada olan Hindistan’dan bile önde olduğunuzu gösteriyor. Demek ki bizim şirketlerin kazanması için gerekli olan platformları oluşturmamız lazım. Şimdi baktığınızda inşaat firmalarımız dünyada 3. ya da 4., bazen 5. oluyor. Bunların bütün mekanik, elektromekanik kısımları başka firmalar tarafından yapılıyor. Biz bunlara ihtiyaç duydukları her şeyi yapabiliriz. Eğer onlarda böyle bir talep yoksak belki bizim orada olmamızdan geliyor. Biz bu dönemde buna önem vereceğiz. Net söyleyeyim sizlerin kazanması lazım, hepimizin kazanması lazım. Biz kazandığımızda ortaklarımız ürün satışlarını Türkiye’den yapacaklar. Onlar da kazanacak. Sonuçta herkesin kazandığı bir ortam olacak,” diyerek görüş bildirdi. ENDÜSTRİ OTOMASYON Haberler ENOSAD 6. Dönem organları seçildi: Yönetim Kurulu Asil: Yönetim Kurulu Yedek: 1- AES-ACAR Ltd. Şti. / Yaşar ACAR 2- E3TAM A.Ş. / Sedat Sami ÖMEROĞLU 3- EMF Motor A.Ş. / Hasan Basri KAYAKIRAN 4- EMİKON Ltd. Şti. / Valentin DENİSENKO 5- ENTEK Teknik A.Ş. / Hasan TERZİOĞLU 6- FESTO A.Ş. / Tuncay SOYDAŞ 7- HALICI Ltd. Şti. / Hüseyin HALICI 8 - HKTM A.Ş. / A. Tunç ATIL 9- MITSUBISHI Elektrik A.Ş. / Yiğit KÜNTAN 10- SCHNEIDER Elektrik A.Ş. / Mehmet ÖZALP 11- SERVO KONTROL Ltd. Şti. / D. Remzi SALİ 1- AKTEL Ltd. Şti. / Bekir AKTAŞ 2- DACEL Müh. Ltd. Şti. / Erkan CİRİT 3- EKSEN Ltd. Şti. / Turan TÜRKMEN 4- ELİAR A.Ş. / Metin GÜNHOŞ 5- HAKAN Elektrik Ltd. Şti. / Ahmet ZURNACI 6- IFM Elektronik Ltd. Şti. / Derya GÜRSOY 7- KUKA Roboter GmbH / Metin PERİNCEK 8- PARKER Ltd. Şti. / Aygün EROL 9- SCHUNK Intec Ltd. Şti. / Emre SÖNMEZ 10- STAUBLI Ltd. Şti. / Bahadır KILIÇ 11- YRM Otomasyon A.Ş. / Ahmet ÜZÜMCÜ Denetim Kurulu Asil: Denetim Kurulu Yedek: 1- GÜNMAK A.Ş. / İbrahim GÜNER 2- JUMO Ltd. Şti. / Mustafa YILMAZER 3- TESTO Ltd. Şti. / Selman ÖLMEZ dan oluşan tek liste seçildi. 1- ASP Otomasyon Ltd. Şti. / Bülent VURGUN 2- RİTTAL Pano Ltd. Şti. / Kağan HASAN 3- SMS-TORK A.Ş. / Enver KAYA MAKFED - Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu’ na üye olunması müzakereye açıldı ve oy birliği ile kabul edildi. Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu’na 3 asil ve 3 yedek Delege seçimine geçildi. Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu’na aşağıdaki isimler Delege olarak seçilmiştir: MAKFED Asil Üyeler: MAKFED Yedek Üyeler 1- E3TAM A.Ş. / Sedat Sami ÖMEROĞLU 2- GÜNMAK A.Ş. / İbrahim GÜNER 3- HKTM A.Ş. / A. Tunç ATIL Olarak seçildiler. 1- BİLKO A.Ş. / A. Can TUNÇELLİ 2- BOSCH REXROTH A.Ş. / Nurtaç AKDAĞ 3- SMS-TORK A.Ş. / Enver KAYA ENDÜSTRİ OTOMASYON 137 Haberler Eaton’ın 17 Metrelik Dev Teknoloji Tırı Türkiye’de ■ Küresel güç yönetimi şirketi Eaton, makine imalatında karlılığı artıran yenilikçi çözümlerini 17 metrelik Teknoloji Tırı’yla Türkiye pazarına tanıtıyor Küresel güç yönetim şirketi Eaton, Avusturya, Almanya, İsviçre, Türkiye, İtalya, İspanya ve Fransa’da 50’den fazla makine üreticisine ulaşmak üzere ‘’Mobil Teknoloji Günleri’’ konseptli özel bir road-show düzenliyor. Şirketin makine üreticilerine yönelik tüm yenilikçi elektrik, hidrolik, ve filtreleme çözümlerinin tanıtıldığı Eaton Mobil Teknoloji Günleri 17 metrelik son teknoloji ürünü Eaton Teknoloji Tırı’nda gerçekleşiyor. Avrupa genelinde stratejik öneme sahip 7 pazarda iki aylık bir süreçte müşterileriyle buluşan Eaton Teknoloji Tırı; Türkiye’de 2-16 Haziran tarihleri arasında İstanbul, Kocaeli, Adapazarı, Bursa, Kırıkkale, Karabük ve Ankara olmak üzere 7 şehri dolaşacak. 138 Eaton Mobil Teknoloji Günleri’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eaton Elektrik Orta Doğu Avrupa Satış Direktörü Iordan Minca: “Avrupa, dünyanın en büyük makine imalat pazarını oluşturuyor. Türkiye de bu pazarın en önemli oyuncularından biri. Pazarın kendini adapte etmesi gereken pek çok gündem maddesi var; kısalan ürün yaşam döngüleri, artan maliyetler ve elektrikli motorlardaki eko tasarım koşullarına ilişkin geliştirilen EC 640/2009 direktifinde olduğu gibi gittikçe daha kapsamlı hale gelen mevzuatlar… Bu çerçevede, Türkiye’nin özellikle makine ihracatı yapan üreticilerinin artan başarılarını destekleyecek yenilikçi çözümler geliştirmek bizim için büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Eaton Teknoloji Tırı’nın Türkiye ziyaretini değerlendiren Eaton Türkiye Hidrolik Güç & Kontrol Satış Müdürü Emre Semiz de, road-show boyunca tırda eğitim ve panellerin düzenleneceğine değinerek: “Eaton Mobil Teknoloji Günleri ile müşterilerimizin ve pazarın ihtiyaçlarını birebir analiz ederek ilgili çözümleri anında paylaşabiliyoruz, interaktif seminerler ve eğitimlerle sektörü destekliyoruz” dedi. Semiz sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye bölgenin en stratejik imalat merkezlerinden biri konumunda. Çerkezköy’de 2 bin’den fazla çalışanımızla dünyadaki en büyük endüstriyel hortum imalat tesisine sahibiz. Böylesi bir yapıyla Türkiye pazarının sektördeki başarısının bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz”. ENDÜSTRİ OTOMASYON Yayın Dünyası Güç Elektroniği Çeviriciler, Uygulamalar ve Tasarım Yazarların›n Ad›: Ned Mohan, Tore M.Undeland, William P. Robbins Türkiye’de güç elektroniği sanayii hızlı bir ilerleme göstermiş; kesintisiz güç kaynağı, motor kontrolu, endüksiyonla ısıtma, elektrikli ev aletleri, otomotiv ve tekstil gibi geniş bir alanda tasarım ve üretim yapan firmalar ortaya çıkmıştır. Bunun yanında yurtdışından gelen sistemlerin çoğunda güç elektroniği teknolojisi kullanılmaktadır. Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunlarının belirli bir kısmı bu sektörlerde istihdam edilmektedir. Güç elektroniği konusu, başta İ.T.Ü. olmak üzere Türkiye’deki birçok üniversitede çeşitli isimdeki derslerle öğretilmektedir. Bu derslerin bir kısmı Türkçe olarak verilmektedir. Hangi dilde verilirse verilsin bir Türkçe kitabın gerek eğitim öğretimde gerekse uygulamalı mühendislikte çok önemli olduğu yadsınamaz bir gerçektir. ISBN: 978-975-8431-99-1 B. Y›l›: 2003 Sayfa Say›s›: 896 Fiyat›: 45,00 TL 140 ENDÜSTRİ OTOMASYON Yayın Dünyası Otomatik Kontrol Sistemleri Yazarların›n Ad›: Benjamin Kuo Genç mühendislerin elinden düşmeyen bu kitabın temel özelliği, geleneksel konuları basit bir dille ele alması, anlatımını uygulamaya yönelik örneklerle desteklemesi ve her baskıda yeni konuları bünyesine alarak sürekli güncel kalabilmesidir. Yaklaşık 50 yıldır kendisini otomatik kontrol sistemlerinin uygulamalarına adamış, tecrübeli bir araştırmacı ve mühendis Benjamin C. Kuo tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın en önemli özelliği bilimsel çalışmaları yanında, yıllardır sürdürdüğü eğitim hizmetinde otomatik kontrole çok sayıda kitap kazandırmış olmasıdır. İlk baskısı 1962’de yapılmış olan bu kitap, 60’lı yıllarda mühendislik eğitimine başlayan ve bugüne kadar aynı yolu izleyen pek çok öğrenciye otomatik kontrolü sevdirmiş, öğretmiş ve çalışma alanı olarak geniş bir öğrenci kitlesinin otomasyona yönelmesine neden olmuştur. ISBN: 9789757860945 B. Y›l›: 2013 Sayfa Say›s›: 944 Fiyat›: 50,00 TL ENDÜSTRİ OTOMASYON 141 reklam indeks i Firma Adı No Firma Adı No ■ ABB 1-31 ■ JUMO 10 ■ ABB ÖN İÇ KAPAK ■ KUKA 59 ■ AKBİL 83 ■ BETA 8-62 ■ BETA ARKA İÇ KAPAK ■ LÖSEV 107 ■ MITSUBISHI ELECTRIC TURKEY 11-54 ■ MEDEL 4-49 ■ B&R ENDÜSTRİYEL OTOMASYON 5 ■ NEUGART 51 ■ CPLA TURKEY 3 ■ NETES 65 ■ PHOENIX CONTACT 53 68-129 ■ ROBOSAN 41 119 ■ RUTRONIK 33 ■ DİYAFON ■ EKSEN AJANS ■ ENOSAD 95 ■ ENTEK 23 ■ SCHNEIDER ■ EMİKON ELEKTRONİK 69 ■ SIEMENS ■ EMİKON OTOMASYON 69 ■ SCHUNK ■ EMKO 79 ■ TURCK ■ ELİMKO 44 ■ TÜRKMEN ASANSÖR ■ ESİT 9 ■ GMT 35 ■ WORLDCHEM ÖN KATLAMA KAPAK 19 ARKA KAPAK 27 139 89
Benzer belgeler
enerji sektörümüzün pozitif görünümü
Cengiz Meriç / Hipafl
Emin Olcay / Akbil A.fi.
Çağrı Hekimoğlu / Esit
Göktu€ Gür / Schneider
H. Cengiz Celep / Entek Otomasyon
Hasan Basri Kayak›ran / Emf Motor
‹brahim Erkan Yenel...
Tektronix Osiloskop Ölçme Teknikleri
Oral Avc› / Piomak
Özkal Güner / Schneider Electric
Sedat Sami Ömero€lu / E3Tam
Gökhan Yücel / Phoenix Contact
fiahnur Agaik / GSD
Osman Kutan / ABB
Talat Avc› / P›nar Müh.
T. Haka...