Vi ve Nano Alarm Clock Heartsma
Transkript
Editörden Ubuntu Kurulumu Gnome 3G Değerlendirmesi Lisp: Geçmişten Gelen Uzaylı DHCP Nedir? Vi ve Nano Alarm Clock Heartsmagic ve Bytan Röportajı Windows Kullanıcılarıyla Röportaj A'dan Z'ye Ubuntu Mizah Fıkra SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. İçindekiler Sayfasına götürür. İÇİNDEKİLER Editörden (Mustafa ALKAN) Ubuntu Kurulumu (Ömer KIRMIZI) Gnome (Ömer KIRMIZI) 3G Değerlendirmesi (Mustafa ALKAN) Lisp: Geçmişten Gelen Uzaylı (Levent ALTUNÖZ) DHCP Nedir? (Emre ÖNER) Vi ve Nano (Utku DEMİR) Alarm Clock (Murat CEBİR) Heartsmagic ve Bytan Röportajı (Murat CEBİR) Windows Kullanıcılarıyla Röportaj (Ayhan AKTAŞ) A'dan Z'ye Ubuntu (Ömer KIRMIZI) Mizah (Yusuf SANSARKAN) Fıkra (Yusuf SANSARKAN) 1 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. EDİTÖRDEN Merhaba değerli SUDO okuyucuları ve tüm açık kaynak gönüllüleri, Geride bıraktığımız bu ay içerisinde bir çoğumuz izinlerini değerlendirdi, tatillerini yaptı ve geri dönüşler yavaş yavaş başladı. Bu tatil/izin döneminde de boş durmadık ve sizler için ilginizi çekebilecek ya da ihtiyacınız olan konularda araştırmalar yaptık. Öncelikle, yerli dağıtımımız Pardus'un 2009 versiyonunun çıktığı haberini verelim. Henüz deneme fırsatım olmadı lakin genel olarak aldığım geri bildirimler olumlu. 2008.2 versiyonu ile olumsuz ön yargıları kırmayı başaran Anadolu Parsımızın, 2009 versiyonu ile çıkışını sürdürmekte olduğunu görüyoruz ve bundan mutlu oluyoruz. Pardus geliştirici ekibine başarılar diliyoruz, kullanıcılarına da "hayırlı olsun" dileklerimizi iletiyoruz. Geçtiğimiz ay yaşanan büyük(!) gelişmelerden bir diğeri de, 3G teknolojisinin 31 Temmuz itibariyle hayatımıza girmesi oldu. Peki 3G bize neler getirdi, neler götürecek? Gelişmiş ülkelerdeki teknoloji ile kıyasladığımızda yine çok geriden takip ettiğimizi görüyoruz. Açık kaynak gönüllüleri olarak bu ilerlemeyi elbette yeterli bulmuyoruz. Çünkü bu ilerlemeler, tekelci mantık doğrultusunda gerçekleşiyor ve bu yüzden ilerlemeler daha yavaş oluyor. Her an pazara hakim olmak, kullanıcının elindekiyle yetinmesini sağlamak, daha fazlasının ol(a)mayacağına inandırmak ve yeni şey ürettiğinde harikulade bir iş çıkarttığını ve giderlerinin bu doğrultuda çok fazla olduğunu hissettirmek ve pazara girdiği anda vurgunu vurmak gibi amaçlar açık kaynak felsefesine aykırıdır. Sadece açık kaynak felsefesine değil vicdanımızın sesine de kulak vermemektir, bencilliktir, sütün kaymağını yemek, "ancak gerisini ikram(!)" etmektir. Tekelci mantıkla bugünlere kadar gelebilen Microsoft, daha ne kadar gidebileceğini kara kara düşünmeye başlamış. Ubuntu, Red Hat, Opera, Google Chrome ve Google Android'i rakip olarak tanımlamış. Yani bir anlamda “at gözlüğünü” çıkarmış diyebiliriz. “Artık gerçekleri görüyor olması”nın açık kaynağa ne gibi katkı sağlayacağını da ilerleyen günlerde göreceğiz. Bunlara ek olarak, Nokia gibi telefon üretimi konusunda sektöründe iyi bir yerde olan bir firma, Microsoft'u yok sayarcasına açık kaynaklı mobil işletim sistemleri arasında popüler olan Symbian ile yoluna devam etmesi ve ciddi derecede ön plana çıkartması açık kaynağa yönelimi artıracaktır diye düşünüyoruz. FSFTR ekibinin sıkıntılı zamanlar geçiriyor olması nedeniyle bize verdikleri sunucu desteğini çekmek zorunda kalmaları bizi tekrar ile sunucu arayışına soktu. Uzun zamandır kendi sunucumuzu almamız gerektiği konusunda hemfikirdik lakin ancak bu aya nasip oldu. Artık kendi sunucumuzla yolumuza devam edeceğiz, forumumuz kendi yağında kavrulacak, bizden sonra gelecek arkadaşlar da herhangi bir sıkıntı yaşamayacak. Sunucu giderlerini de "reklam gelirleri" ile karşılayacağız. FSFTR ekibine, kısa süreli de olsa desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi iletiyoruz, sıkıntılarını en kısa zamanda atlatabilmelerini temenni ediyoruz. 2 Not: Her ayın 15. günü sizlerle oluyorduk, bu ay biraz gecikmeli olarak karşınıza çıktık. "Gönüllü" olan ekibimiz "elinden gelenin en iyisini" yaptı, gelecek aylarda daha da iyilerini yapacağımıza inanıyoruz. Gecikmeden dolayı siz değerli okuyucularımızdan özür diliyoruz, göstereceğiniz anlayış için şimdiden teşekkür ediyoruz. Hepinize özgür ve u/mutlu günler diliyorum. Gelecek ay görüşmek üzere. YAZAR : Mustafa ALKAN UBUNTU KURULUMU Buraya kadar olan bölümlerde Ubuntunun hangi tabandan geldigini, masaüstü ortaminin ne oldugunu ögrenmis olduk. Bu kurulum belgesinden sonra artik Ubuntu da Profosyonellesme adimlarini atmis olacagiz. Kisacasi kurulumdan tutunda diger tüm islemler icin yazilarimizi okudukca ubuntu da artik birseyler yapmak sorunlari cözmek sizlere cok kolay gelecek. Ekip olarak bu yolda sizlere birseyler sunmaya calisacagiz. Yazimizi fazla uzatmadan kurulum asamasina gecelim. Burada ISO dosyasinin nasil yazildigini filan anlatmaya gerek duymadik. Bu yüzden ISO dosyasini yazdirirken söyle bir tip vererek kurulum asamasina gecelim. Indirdiginiz ISO dosyasi Windows`ta rar programi kurulu ise onun kullandigi ikon ile indirdiginiz bölümde görünür. Bu ikonun üzerine sag tikla birlikte ac diyerek yazdirma programi secilir ve yazdir denilir. Bu sekilde iso otomatik olarak CD ye yazilir. Bu uygulama Nero ve CdburnerXP te calismaktadir. ISO yu yazdirdik ve bilgisayarimizin baslangic yerini eger BIOS ta BOOT icin CD tanimli degilse BIOS`tan ilgili kisma gelip Birincil BOOT DISK CD olarak isaretliyoruz. F10 basarak kaydetip cikiyoruz. Yaptigimiz bu ayar ile Bilgisayarimizi CD ile acmis oluyoruz. Ilk acilis ekranimizi asagidaki gibi... Buradan Türkce secerek sistem dilini Türkcelestirmis oluyoruz. Sonraki asama baslangic icin gelecek menü asagidaki resimde gösterilen sekilde „Bilgisayarinizda Herhangi bir degisiklik yapmadan Ubuntu yu deneyin“ secenegi ile sistemi baslatmis oluyoruz. Burada secenegin adi üzerinde sistemde hic bir degisiklik yapmadan Ubuntu Live CD (canliCD) seklinde kullanabiliriz. Ekranda gördügünüz diger secimleri biraz aciklayalim. Ubuntu kur: bölümü secilirse sistem direk kur ile aciliyor ve direk kuruluma basliyorsunuz. Bu secenek ilk defa Ubuntu kullanacak birisi icin bence uygun degildir. Diski ariza icin kontrol et: bu bölümü kendi acimdan hic kullanmasamda büyük ihtimal fsck yapip diskteki bozuk kesimlere bakacaktir. Bellek testi: Burada ramlerde bozukluk varmi onu kontrol ediyor. Birinci sabit diskten ac: Bu bölüm sistemi HDD den baslatiyor. Önceden kurulmus sistem neyse acilis onunla basliyor. 3 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU F1 Yardim: Burada yardimla ilgili bilgiler sunuyor. F2 Dil: CD nin ilk boot asamasinda dil secenekleri sundugu bölümü tekrar aciyor. F3 Klavye: Klavye senecegi var. Burada istediginiz klavye dil secenegini baslangicta ayarlayabiliyorsunuz. Genellikle Dil secimi secerken klavye dilide secilen dile göre ön tanimli olarak seciliyor. Sistem dili farkli, kullandiginiz klavye farkli ise. Örnegin, Ben Almanca klavye kullaniyorum ama sistem dilini türkce kullaniyorum. Bu sekilde kullanilacak sistemde ayarlamayi bu sekilde baslangicta yapabilirsiniz. F4 Kipler: Burada Normal, Güvenli grafik kipi,sürücü güncelleme diskini kullan, ve OEM kurulum üreticiler icin secenekleri bulunmakta. Burada Güvenli grafik kipinden biraz bahsedeyim. Önceden bu menu „grafik safe mode“ adinda ilk listede yer aliyordu. Normal bir baslangic icin ekran acilmiyor sistem kilitleniyor yada GDM giris yapmadan ekrandaki renk karmasasindan dolayi ubuntu acilis yapamiyorsa. Buradan bu kipi aktif ederek yeniden deneme yapabilirsiniz. OEM kullanici kipi, Bu bölüm genellikle üreticileri icin düzenlenmis. Yanlis hatirlamiyorsam bu bölümde ön tanimli bir kullanici olusturulup sistem kuruluyor. Sonraki acilisi son kullanici yaptiginda karsisina bir ekran cikiyor. Tekrar kullanici adini ve sifrelerini girdikten sonra sistem aciliyor. Eski kullanicida bir script yardimi ile siliniyor. F6 Diger Secenekler: Burada kernelin baslangicta calistirmasi gereken secenekler bulunmaktadir. Bazi sistemlerde Live CD baslangicinda acpi=off yapilmasi gerekebiliyor. Ubuntu yu deneyin“ Bu secenegi secerek Ubuntuyu aciyoruz. Ubuntumuz aciliyor. Burada kernel bilgisayariniz bulunan hardware kismina ve bir kac modül calistiriyor. Bu kisim uzun sürebilir. Cünkü burada sadece CD üzerinden bilgiler okunuyor. Evet kahverengi masaütümüz gelmis bulunmakta. Biz baslangicta dili türkce secmemismiydik gibi bir soru akliniza gelebilir bu görüntü karsisinda. Bunu su sekilde aciklayabilirim. ISO nun bir CD ye sigmasi icin cok fazla dil destegi yüklenmiyor sanirim. Bu diger Diller icinde böyle. Almanca kullandigim icin oradan biliyorum. Ubuntuyu bu sekilde bilgisayarinizda hic bir degisiklik yapmadan kullanabilirsiniz. Ilk kullanacaklar icin 1 Numarali tercihim bence ilk önce biraz canli CD keyfini cikarin. Applications bölümünde programlari görebilirsiniz. System altinda da sistem icin gerekli uygulamalar bulunmakta. Bir not daha düseyim. Programlar yavas aciliyor. Bu durum sistemin yavaslandigindan kaynaklanmiyor. CD ile sistemi calistirdigimizdan CD yi okumasi ve programi bulup calistirmasi zaman alabiliyor. Kura basliyoruz. Masaüstünde bulunan Kur ikonuna cift tiklayarak kurulumu baslatiyoruz. Ilk karsimiza cikacak Ekran dil bölümü „Bilgisayarinizda Herhangi bir degisiklik yapmadan 4 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Kullanacagimiz dili seciyoruz. Sag altta bulunan Forwad ikonuna ile gecisleri yapiyoruz. Gelecek ekran Bölgesel ayarlarimiz ve saat dilimi Dil secenegimiz Türkce oldugu icin bu bölüm otomatik olarak Avrupa/Istanbul zaman dilimine göre kendisi otomatik ayarliyor. Baska bölgede yasiyorsunuz. Kendiniz ayarlama yapabilirsiniz. Gelecek ekranimiz klavye ayarlari Resimde de görüldügü gibi bu bölümde klavye ayarlarimizi ayarlayabiliyoruz. Dil secenegi türkçe secildiginde bu bölümde otomatik olarak Turkey>Turkey seklinde ayarli ve Önerilen Secenek: Türkey kismi isaretli. Benim klavyem Almanca oldugu icin bu bölümü acip kendi ayarlarimi yaptim. Türkce F kullananlar yine buradan F klavye secerek kullanabilir. Gelecek ekran Harddisk bölümü Ubuntu ya yeni baslayacak birinin en cok kafasinin karistigi bölüm burasi HDD kismi. Aslinda kafa karistiracak bir yani yok gibi görünsede herkesin C ve D mantigini artik ezberledigi icin bu kismida o düzene göre yapmak istemelerinden dolayi SIKINTI yaratiyor. Burada gördügünüz gibi birtane Windows XP Profossional var ve bulundugu yeride görebiliyoruz. /dev/sdb1 Bu demek oluyorki bu bölüm birtane diske kurulmus. Sistemimizde SATA HDD ler varsa bu adlandirma sdX seklinde eger IDE disklerimiz varsa hdX seklinde Ubuntu tarafindan adlandiriliyor. /dev: Linux altinda calistirdigimiz tüm donanimlar buradan yönetilmektedir. Fare, klavye, 5 camera, ses karti gibi kullandigimiz donanimlar buraya baglanir. Disk yapilandirma bölümü iki kisimdan olusmaktadir. Birinci kisim sistemimizde bulunan 3 farkli Diskten sadece birinin yapilandirilmasini anlatiyor. 2. Kisim ise tek HDD üzerinde 3 parcaya bölünmüs bir diskin yapilandirmasini ve Mantiksal bölümün kullanimini anlatiyor. 1. Kisim; Sistemizde 3 tane Hard Disk var ve bu adlandirma Ubuntu tarafindan su sekilde yapilmis. 1.HDD /dev/sda , 2. HDD /dev/sdb , 3. HDD /dev/sdc. Resime dikkat ederseniz. „Yan yana kur, acilista aralarinda biri secilebilsin“ kismi ön tanimli isaretli. Bu su demektir, Eger bu secenekle kurulum yapacaksaniz, sistem diskinizde Windows`un bulundugu bölümden bos bir bölüm ayirarak ubuntu yu kuracaktir. Bu sekilde NTFS olan disklerinizden bir bölümü kücültülerek kurulum asamasina gecilecektir. Bütün diski kullan secenegi adi üzerinde diski tamamen formatlayip Ubuntu icin ayarladiktan sonra kurulum asamasina gececektir. En büyük kesintisiz bos alani kullan secenegi sistem de bulunan en büyük bos alani bulup kurulum yapmak icin Ubuntu dosya sistemini degistirecek ve kurulum asamasina gececektir. Elle yapilandirma bölümü, biz anlatimda bu bölümü ele alacagiz. Buraya kadar anlattigim yeri cok iyi anlamaniz gerekiyor. Cünkü yapacaginiz herhangi bir degisiklik belki sisteminizde dosyalari kaybetmenize neden olabilir. „Bölümleri Elle belirt (Gelismis)“ secin. Gelecek Ekran disk bölümlerini gösteriyor Evet ekranimiza bakarak aciklama yapalim. Ubuntu resimde gördügümüz /dev/sda bölümüne kurulacak. Bu adlandirma sizlerde farkli olabilir. Bu örnekteki SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Resimde gördünüz gibi /dev/sda altinda önceden /dev/sda1 seklinde bulunan bölüm bos olarak gözüküyor. Bu bölümü seciyoruz ve altta bulunan „Yeni disk bölümü“ tiklayarak Ubuntu icin bölümlerimizi olusturalim. uygulamaya göre aygit secimini yapmayin. Ubuntu icin 8GB lik bir diskimiz var ve NTFS dosya sistemi ile formatlanmis. /dev/sdb diskimizde Windows XP yüklü ve 3. Diskimizde ise birtane Linux sürümü yüklü. /dev/sda1 kismini seciyoruz ve sag altta bulunan Disk bölümünü sil tikliyoruz. Bölümü silmis olduk. Buradan diger resme geceleim. Yeni bölüm icin yer: Burada ayarlayacagimiz bölümün diskin basinda veya sonunda olmasini istiyorsak ona göre secim yapabiliriz. Basinda olmasi herzaman iyidir. Nasil kullanilacagi: Buradan diskimiz icin uygun dosya formatini secebiliriz. Ubuntu 9.04 te ön tanimli dosya sistemi Ext3 tür. Ubuntu 9.10 ile beraber ön tanimli dosya formati Ext4 olacaktir. Baglama noktasi: Burasi Ubuntunun kalbinin oldugu yerdir. Bu sekme icinde / , /home, /usr/, /tmp gibi icerikler bulunur. Eger istersek buradan her dosya icin özel bir disk bölümü olusturabiliriz. Bu kisa özetten sonra bölümlemeye gecelim. Yeni bölüm türü: x Birincil Megabayt: 7500 Yeni bölüm icin yer: x Baslangic Nasil kullanilacagi: Ext4 Journaling File System Baglama noktasi: / Yeni bir bölüm olustur penceremiz acilmis oldu. Burada biraz aciklama yapalim. Yeni bölüm türü: Bu kisim x Birincil ve x Mantiksal kismindan olusmaktadir. Dikkat etmemiz gereken önemli noktalardan birisi sudur. Eger tek diskte 4 ten fazla bölüm bulunuyorsa ayarlanacak bölümden birtanesini x mantiksal olarak isaretlememiz gerekiyor. Burasi Windows`ta görünen Extended kismina karsilik gelmektedir. Tek diskte 4 ten fazla yer bulunmayacaksa olusturacagimiz tüm bölümler icin „Birincil“ olarak isaretleyebilirsiniz. Megabayt: Bölüm boyutunu Megabayt cinsinden girmelisiniz. Resimde 8589 MB yani 8.5GB görünmekte. 6 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Baglama noktasi bölümü tüm linuxlerde aynidir. Mutlaka ilk kurulumda baglama noktasi / olarak ayarlanmalidir. Bu bölüm secilmezse Linux kurulumu yapmazsiniz. Ayarlarimizi yaptik ve OK ile islemi onayliyoruz. Tekrar tüm diskimizin oldugu bölüme gecmis olduk. Disk görünümü su sekilde olacaktir. /dev/sda /dev/sda1 Ext4 Bilinmeyen bos alan / 7501 1085 Buradan bos alani secip yeni disk bölümü diyerek Bölüm hazirlama ekranini aciyoruz. Ayarlarimiz, Yeni bölüm türü: Megabayt: Yeni Bölüm icin yer: Nasil Kullanilacagi: Baglama Noktasi: Kurulum icin gerekli olan diskimizi hazirlamis bulunmaktayiz. Ilk Örnegimiz bu kadar. Kurulumun diger asamalarina gecmeden hemde bu bölümdeyken 2. Örnegimize gecmek istiyorum. x Birincil 1085 Baslangic Takas alani (Swap) Linuxte Swap, HDD nizi bir nevi Ram gibi kullanmak icin kullanabilir. Günümüz kosullarinda her ne kadar bu alana pek gerek duyulmasada yinede bir kac mb ayirmanizda fayda vardir. Örnegin 512 Ram`a sahip olan bir kullanici bu alan icin HDD 1GB lik bir yer ayirabilir. Eger 2GB raminiz varsa bu alan icin en fazla 500MB ayirsaniz yeterlidir. Hardiskimizin son durumunu görelim. /dev/sda /dev/sda1 Ext4 Bilinmeyen /dev/sda2 swap Bilinmeyen / 2. Kisim: 80GB lik bir HDD 3 parcaya bölünmüs durumda. Ubuntu tarafindan SATA HDD kullandigimiz icin adlandirma sda seklinde ve /dev/sda altinda. Diskimize bir bakalim. 7501 1085 Temelde bir Linux kurulumu icin bu iki disk türüne ihtiyac vardir. Gördügünüz gibi /dev/sda altinda 3 bölüm var. Disk boyutlarinida hemen görebiliyoruz. Burada bizim kurulum yapacagimiz bölüm /dev/sda3 kismidir. X Bölümleri elle belirt (Gelismis) seciyoruz. Forwad ile sonraki kisma geçiyoruz. 7 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Diskin boyutu 2300MB (23GB) Biz burada 2GB swap (takas alani) olusturacagiz. Kullandigimiz Ram 1GB. Ayarlarimiz su sekilde olacak. Yeni bölüm türü: x Birincil Megabayt: 21000 Yeni bölüm icin yer: Baslangic Nasil Kullanilacagi: Ext4 Journaling File System Baglama Noktasi: / Ayarlarimizi bu sekilde yaptik OK ile ayarlarimizi onayliyoruz. Ilk ayarlamimizdan sonra son görünüm su sekilde. Disk tablomuz bu sekilde. /dev/sda3 kismini secip „Disk bölümünü sil“ diyerek yapilandirmaya gecelim. /dev/sda /dev/sda1 MB 63MB /dev/sda2 MB 63MB /dev/sda3 MB bilinmeyen Bos alan ntfs 31453 ntfs 31453 Ext4 20999 Ayarlarimiz: Yeni bölüm türü: x Birincil Megabayt: 1990 Yeni Bölüm icin yer: Baslangic Nasil kullanilacagi: Takas alani (swap) Baglama Noktasi: Ayarlarimizi bu sekilde yaptiktan sonra OK ile onaylayip son duruma bakalim. Son durum Buradan tekrar bos alani secip „Yeni disk bölümü“ tiklayarak Swap alani icinde bölümlendirme yapalim. /dev/sda /dev/sda1 MB 63MB /dev/sda2 MB 63MB /dev/sda3 MB bilinmeyen /dev/sda4 MB Bilinmeyen 8 ntfs 31453 ntfs 31453 Ext4 20999 swap 1990 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Tüm ayarlarimizi yapmis bulunduk. Gördügünüz gibi tek bir HDD 4 tane bölümümüz var. Eger 5 bölüm olmus olsaydi. /dev/sda3 yapilandirirken „Yeni bölüm türü“ nü x Mantiksal olarak secmemiz gerekiyordu. Bunun icinde kisa bir anlatim yapalim. Ilk olustacagimiz bölüm ubuntu kurulumu icin gerekli olan / bölümü. Hemen diskimizin ilk halinin oldugu bölüme bakalim. Gördügünüz gibi diskimiz 3 Bölümden olusuyor ve her bölüm NTFS ile formatlanmis. Harddiskimizin görünümü su sekilde, /dev/sda /dev/sda1 ntfs MB 63MB /dev/sda2 ntfs MB 63MB /dev/sda3 Ext4 MB bilinmeyen Bos alan MB 31453 31453 10001 21987 Ikinci olusturacagimiz bölüm /home. Burasi bizim Ev dizini olarak adlandirdigimiz bölümdür. Olusturacagimiz kullanicilarin tamami bu dizin icinde bulunur. 23000MB (23GB) Hard Diskin ilk bölümünü 10000 (10GB) olarak / icin ayarliyoruz: Ayarlarimiz: Yeni bölüm türü: X Birincil Megabayt: 10000 Yeni bölüm yeri: Baslangic Nasil Kullanilacagi: Ext4 Journaling File System Baglama Noktasi: / OK tusu ile bu bölüm ayarlarini onayliyoruz. 9 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Ayarlarimiz: Yeni bölüm olustur: Megabayt: Yeni Bölüm icin yer: Nasil kullanilacagi: file system Baglama noktasi: Son asama icin Swap ayarlarimizida yapalim: x Mantiksal 11987 Baslangic Ext4 Journaling /home /home icinde ayarlarimiz bu sekilde yaparak OK ile onayliyoruz. Diskimizin görünümü su sekilde /dev/sda /dev/sda1 ntfs 31453 MB 63MB /dev/sda2 ntfs 31453 MB 63MB /dev/sda3 Ext4 20999 MB bilinmeyen /dev/sda5 Ext4 /home MB bilinmeyen bos alan 1003 MB 11984 Gördügünüz gibi artik yeni bölüm türü gelmiyor. Bundan sonraki olusturulacak her bölüm mantiksal olarak ayarlanacak. Megabayt: 1003 Yeni böüm icin yer: Baslangic Nasil kullanilacagi: Takas alani (swap) Baganlti noktasi: Bu islemide bitirdikten sonra OK tusu ile onayliyoruz. Diskimizin son haline bir bakalim. /dev/sda /dev/sda1 ntfs 31453 MB 63MB /dev/sda2 ntfs 31453 MB 63MB /dev/sda3 Ext4 20999 MB bilinmeyen /dev/sda5 Ext4 /home 11984 MB bilinmeyen /dev/sda6 swap 1003 MB bilinmeyen Disk bölümü anlatimi bu kadar. Bütün olasiliklara göre disk yapilandirilmasini anlatmis olduk. Anlattigimiz disk yapilandirilma bölümünde kesinlikle bölümlendirmedeki rakamlara takilmayiniz. Bölümlerin büyüklügü ve kücüklügü size kalmis istediginiz sekilde boyutlandirabilirsiniz. 10 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. UBUNTU KURULUMU Sonraki bölüme gecebiliriz. Gelecek ekran kimsiniz bölümü. Bu bölüm kurulumdaki en kolay asama. Sorulari cevaplayarak bosluklari dolduruyoruz. Güvenlik icin otomatik giris yap kismi ön tanimli isaretli degil. Isterseniz bu kismi kendi isteginize göre degistirebilirsiniz. Pek tavsiye edilmeyen bir uygulamadir. Sizden baska kisilerde bilgisayarinizi kullaniyorsa Otomatik giris sizin icin uygun degildir. Gelecek ekran belgeleri ve ayarlari aktar. Bu bölüm eger Windws`tan aktarmak istedigimiz belgelerimiz veya mozilla icin bookmarks aktarmak istersek ubuntu bizim icin direk buradan dosyalari alip ayarlama yapabiliyor. Suanda bizde Windows kurulu olmadigi icin bu bölüm bos görünüyor. Sizde Windows varsa burada görünecektir. Gelecek ekran kuruluma Hazir Burada kurulum asamasinda gectigimiz bölümlerde yaptigimiz yapilandirmanin bir özeti görünüyor. Ayarlarimizda bir degisiklik yapmak istiyorsak „Back“ ile geri gidip ayarlari düzenleyebiliriz. Burada yükle ikonuna basmadigimiz sürece Ubuntu Hard diskimizde hic bir degisiklik yapmayacaktir. Kuru iptal ederek diskimizi eski seklinde kullanmis oluruz. Evet herseyi dogru sekilde yaptigimiza eminiz ve Ubuntu maceramizi yükle diyerek devam ediyoruz. Bundan sonra Ubuntu kurulumu yapacaktir. Eksik olan dil destegini internetten kendisi indirip kuracaktir. Birdahaki baslangicta 11 ubuntuyu tamamen türkce olarak kullabilirsiniz. Kullandiginiz bilgisayarin donanim özelliklerine göre süre uzayip, kisalabilir. Ortalama 15 veya 20 dk dir. Kurulum bittikten sonra sistemin yeniden baslatilmasini isteyen bir ekran gelecek buradan sistemi yeniden baslatabilirsiniz. Bu arada Ubuntu kurulum yaparken sizde ubuntu da derin kesifler yapabilirsiniz. Hic bir aksilik olmazsa yeniden baslattiktan sonra sizi asagidaki ekran karsilayacaktir. Buradan kullanmis oldugunuz kullanici adinizi ve sifrenizi girerek Live Cd de karsilastigimiz kahve rengi masaüstünü gececektir. Tüm okuyucularimiza Ubuntu kullaniminda basarilar dileyerek yazarak anlattigimiz kurulum belgesi insallah isinize yarar. YAZAR : Ömer KIRMIZI GNOME Ubuntu masaüstü uygulamaları bölümümüze giriş yapmadan önce, ön tanımlı gelen Gnome'u tanıtmakla girişi yapalım: Gnome, (GNU Network Object Model Environment) Unix ve Linux sistemlerinde kullanılan masaüstü ortamıdır. Gnome, GNU Projesinin önemli parçalarından biridir. 1997 yılında Richard Stallman, özgür yazılım öğelerini tam anlamıyla taşıyan bir masaüstü uygulaması için arayışa girer. Ek Bilgi: O yıllarda KDE'nin kullandığı Qt kütüphaneleri, GPL lisansı ile lisanslı değildi. Sonraki zamanlarda Norveçli firmaya özgür kesimden gelen baskılar sonucu, Qt kütüphanelerinin bir bölümünü GPL lisansı yapar. Nokia, Trolltech firmasını aldıktan sonra Qt'nin 4.5 sürümünden itibaren Lisansı LGPL olarak dağıtılmaya başlanmıştır. Richard Stallman`nın bu arayışları sonucu, Miguel De Icaza ve Frederico Mena tarafından projeye başlanır. Mart 1999 yılında, Gnome 1.0 sürümünü yayınlar. Aynı yılda Eazel ve HelixCode firmaları kurulur. Eazel firması Gnome için dosya yönetim aracı olan Nautilus'u geliştirir. HelixCode firması da PIM ve Ximan Evolution`u geliştirdi. Bu iki büyük projeyi Gnome'a kazandıran firmalardan Eazel, Mayıs 2001'de iflas eder. 2 Yıl sonra Miguel De Icaza ve Nat Friedman'in sahip olduğu HelixCode firması, Novell`e satılır. 2000 yılının Ağustos ayında, Gnome Foundation'un kurulmasıyla IBM, Sun Microsystems 12 ve Hewlett-Packard katılır. Şu anki katılım listesi, firma bazında bir hayli yüksektir ( ACCESS, Canonical, Debian, Project Free Software Foundation, İgalia, Intel, Motorola, Mozilla, Foundation, Nokia, Novell, OLPC, Red Hat, Software Freedom Law Center, Sugar Labs) Diğer taraftan bu firmalar, Gnome Foundation`a finansmanda yardımcı olmaktadır. GİMP-Toolkit (GTK+) kütüphanesi, Peter Mattis, Spencer Kimball ve Josh MacDonald tarafından geliştirilmiştir. "C" programlama dilinde yazılan bu kütüphaneler, Gnome'dan başka Xfce masaüstünde de kullanılır. Şu anki güncel sürümü "GTK+2"dir. Gnome ile gelen Programlara kısa kısa değinelim: SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. GNOME Nautilus: Windows Explorer'a veya Mac'te bulunan Finder`a benzetebiliriz. GPL ile lisanslanmış olan Nautilus, Gnome 1.4 sürümünden sonra Gnome Projesinin bir parçası olur ve Gnome ile birlikte dağıtılır. PIM (Personal İnformation Manager): Microsoft Outlook ve Apple Ical ile aynı görevi üstlenir. Evince: PDF Dokümanları için kullanılan program, Gnome 2.12 sürümü ile birlikte, ön tanımlı olarak yayınlanmıştır. "C++" programlama diliyle yazılmıştır. Ekiga: Özgür bir yazılımdır. Eski adı GnomeMeeting olan program, Skype türü bir yazılımdır. Video konferans veya sesli konuşma için kullanılır. http://ekiga.org/ Sawfish: (http://sawfish.wikia.com/wiki/Main_Page) Gnome 2.1 Sürümüne kadar, Gnome'un pencere yöneticisi olarak görev yapmıştır. Mono: Microsoft Windows`un Net platformuna karşılık gelen bu yazılım, 2004 yılında yayınlanarak, Microsoft`un Net platformuna alternatifler sunmuştur. http://www.mono-project.com/Main Page Metacity: Gnome 2.2 sürümünden itibaren, ön tanımlı pencere yöneticisi olarak kullanılan Metacity, Havoc Pennington tarafından geliştirilmeye başlandı ve GPL lisansı ile yayınlandı. Gnome için özel programlanan metacity, resmi olarak Gnome Projesinin bir parçasıdır. Beagle: Özgür yazılım olarak dağıtılan program, Gnome için arama görevini üstlenir. Bu programla dosya, email ve oluşturulan katologlarda arama yapmak mümkündür. Epiphany: Ücretsiz web gezgini programıdır. Gecko tabanlı olan bu program, Gnome Projesi için tam uyumludur ve ön tanımlı internet gezgini aracıdır. Sound Juicer: Unix ve Linux sistemleri için yazılmıştır. Cdparonia kütüphanelerini kullanarak, ses CDlerini okur. Ayrıca; Gstreamer modülü ile başka ses dosyalarını, başka formatlara çevirme yeteneği vardır. Gstreamer: LPGL lisansı altında dağıtılan bu uygulama, "C" diliyle yazılmıştır. Digital ortamlarda seslerin işlenmesi için kullanılır. Brasero: Gelişmiş CD-DVD yazım programıdır. Brasero'dan önce GnomeBaker adında bir program bu görevi üstleniyordu. Evolution: E-postalarınızı yönetme dışında, içinde bulunan takvim ve adres defteri ile randevularınıza ve adreslerinize kolayca ulaşabileceğiniz, hepsi bir arada türünden bir programdır. Gnome yukarıda açıkladığımız, bu kadar kısa bir içeriğe sahip değildir. Program listesi de bu kadar kısa değildir. Genel olarak Gnome Projesi adı altında bir çok proje ile Gnome desteğini almaktadır. Biz içlerinden gündelik, herkesin kullanabileceği, bir kaç programı okuyucularımıza özetlemiş olduk. Genel liste için http://projects.gnome.org/ adresine bakabilirsiniz. İşte böyle bir projeyi de Ubuntu kendine masaüstü ortamı seçerek kendi popülerliğini elinde tutmuş oluyor. İki düşüncenin tek bir amacı var; kolay kullanım... Gelecek yazımız hakkında biraz bilgi vereyim: İçeriği geniş açıdan Ubuntu kurulumu ile ilgili olacak. Yetiştirebilirsem biraz da Terminal'in öneminden bahsedeceğim. Aslında, internette bir çok resimli kurulum belgeleri var, hatta wiki.ubuntu-tr'de de var. Burada tekrar Ubuntu kurulum belgesinin yazılmasını istememin tek sebebi, yeni kullanıcıların Ubuntu kurarken HDD bölümündeki sıkıntılarını aza indirmek... Üç HDD'ye sahip bir sistemde ve/veya tek HDD'de çoklu bölümlerden oluşan bir sistemde nasıl Ubuntu için HDD ayarları yapılır, bunları anlatmak istiyoruz. 11. Sayıda sizlerle buluşmak üzere hoşçakalın. F-Spot: Resimlerinizi kolay bir şekilde yönetebileceğiniz basit bir arayüze sahip programdır. Totem: Gnome'un resmi media oynatıcısıdır. Xinelib ve Gstreamer kullanarak tüm media uzantılarını calıştırabilecek güce sahiptir. 13 YAZAR : Ömer KIRMIZI 3G DEĞERLENDİRMESİ Bir adet 3G diyalog örneği: Geçenlerde 3G yedim, çok lezzetliydi. Tavsiye ederim, mutlaka yemelisin. :S Yahu 3G, görüntülü görüşmeye yarayan bir şey. Yenen bir şey değil ki. :S Hadi yaa, ben de çok fazla reklam yapılınca yenen bir şey sanmıştım, beni kültürlü sanasın diye öyle söylediydim. :S ... 30 Temmuz itibariyle GSM operatörlerimiz 3G hizmeti vermeye başladıklarını açıkladılar. Henüz 3G hizmetini sunmaya başlamadan bile aşırı reklam yapıyorlardı, 3G'yi hizmete sunduklarından itibaren reklamlarda da artış oldu elbette, müşteri kapmaca oyunu yalnızca “göz boyama” ile oynanıyor nedense... Biz 3G'yi tam performans ile kullanmaya ne zaman başlarız, bu başlangıca eriştiğimiz gün diğer ülkeler kaç G'yi görür, bilinmez... 3G ile şirketimin bana tahsis ettiği USB Stick aracılığıyla tanışma fırsatım oldu. Seçme şansım olsaydı Vodafone'yi tercih ederdim, çünkü Linux standardları da bir 3G teknolojisidir. UMTS klasik frekans veya zaman çoklu iletişim (multiple access) tekniklerinden prensip olarak cok farklı olan kod çoklu iletişim CDMA (Code Division Multiple Access) teknolojisini kullanir. Bir çeşit dağınık frekans (spread spectrum) tekniği olan bu Cihaz modeli: Huawei Technologies Co., Ltd. E620 teknolojide kullanıcılar 5MHz genişligindeki aynı USB Modem banttan haberleşirler. Her vericinin sinyali özgün bir yonga koduyla çarpılarak (bu kodun hızı Not: Gelecek ay, Turkcell'in yeni cihazı ile 3.84Mchips/s) 5MHz genişliğindeki spektruma Vodafone'nin cihazları hakkındaki araştırma yapmış yayılır. Alıcı da bu spektruma yayılmış sinyali aynı olacağım. Belki Avea'nın da cihazı ile test imkanı yonga koduyla çarparak veriyi elde eder. bulurum, kim bilir? 3G’nin 2G’ye göre getirmiş olduğu en büyük yenilik taban olarak alınan verinin ses değil sayısal veri Öncelikle, Network Manager'in geliştiricilerine teşekkürlerimi iletmek istiyorum. “NetworkManager olmasıdır. Buna ek olarak, 3G sisteminde cihazlar Uygulamacığı 0.7.0.100” versiyonu ile birkaç adımda bant genişliğini sadece veri alışverişi sırasında işgal ederler. İlk örnekleri Japonya’da 1998 yılında kolayca bağlantı sağladım. kullanıma açılan bu teknoloji, 2003'ten itibaren https://wiki.ubuntu.com/NetworkManager/Hardware/ Avrupa’ya da gelmiştir. Avantajları 3G ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz. 3G’nin getirmiş olduğu birçok yenilik vardır: Mesajlaşma, internet erişimi ve yüksek hızda çoklu 3G hakkındaki teorik bilgiyi, 3gnedir.net adresinden ortam haberleşme desteği Gelişmiş hizmet kalitesi aktarıyorum. Gelişmiş pil ömrü Konumlandırma hizmetlerinin sağlanması "3. Nesil GSM Hizmetleri (3G ya da 3N) üçüncü İşletim ve bakım kolaylığı nesil kablosuz telefon teknolojisilerine verilen genel Mevcut şebekelerle birlikte çalışabilirlik, 2G’ye addır. Aynı 1G ve 2G gibi, hücresel bir ağ sistemi dolaşım sağlayabilme kullanır. 3G teknolojilerine örnek olarak Universal Mevcut şebekelere geriye doğru uyum sağlayabilme, Mobile Telecommunications System (yani Evrensel düşük kurulum maliyeti Mobil İletişim Sistemi) anlamına gelen UMTS Gelişmiş güvenlik yöntemleri sayesinde mobil verilebilir. Bunun yanında Kuzey Amerika’da ticarete ortam sağlayabilme kullanılan CDMA2000 ve Japonya’da Freedom of Goruntulu konusmayida sağlar Mobile Multimedia Access (Mobil Çoklu Ortam Medya haberciliği açısında çekilen video Erişimine Özgürlük) anlamına gelen FOMA desteği var. Neyse, 3G henüz hizmete girmeden Turkcell'in verdiği 3G destekli cihazla yaptığım testler, bağlanırken yaşadığım sorunlar ve güzellikler hakkında bir yazı olacak. 14 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 3G DEĞERLENDİRMESİ görüntülerinin en hızlı bir şekilde haber merkezine yetiştirilmesi Son Kullanıcı açısında YouTube hesabınıza direk video gönderimi ve paylaşımı http://youtube.com/my_profile_mobile?action_create =1 4 saatte indirilen 700 MB’lık Divx bilgisi 1 saatte indirilecek (2 mbit hız) Görüntülü komuşmayı sağlar. Geliştirmeler İlk tasarımlarda işlemci hızı gerekliliğini düşük tutmak adına kullanılan basit algoritmalar yüzünden hız düşük kalmakta ve daha da kötüsü gidilen hıza göre değişebilmektedir. Bu soruna çözüm olması açısından HSDPA (İngilizce High Speed Downlink Packet Access, yani Yüksek Hızlı Veri Pakedi İndirme İmkanı) ve HSUPA (İngilizce High Speed Uplink Packet Access, yani Yüksek Hızlı Veri Pakedi Yükleme İmkanı) teknolojileri yaratılmıştır. Bu teknolojiler sayesinde ortalama transfer hızı gidilen hızdan bağımsız olarak indirme ve yüklemede saniyede 1 mbit civarlarında olmaktadır. Aynı ilk nesil 3G’de olduğu gibi, HSDPA da ilk Japonya’da kullanıma açılmıştır. Sorunlar 3G, her ne kadar bant genişliğini verimli kullanmak ve “tıkanma”nın önüne geçmek için tasarlanmış olsa da radyo emisyonu için çok geliştirilmemiş algoritmalar kullanmaktadır. Bunun sonucu olarak 3G cihazlar gidilen hız ve ortam koşullarına göre veri transfer hızını değiştirirler: 0 ile 40 km/saat arasında, 3G’nin teorik hızı saniyede 2 mbit civarındadır. 40 ile 120 km/saat arasında, 3G’nin veri alışveriş hızı saniyede 386 kbit’e geriler. Yaklaşık 360 km/saat hızın ötesine çıkılınca, 3G verinin aktarılmasında ciddi sorunlar yaşamaya başlayabilir! Kullanılan modülasyon tekniği cep telefonlarında doğrusallığı yüksek RF güç yükselteçlerinin kullanilmasini zorunlu kılmıştır. Bu da genelde telefonun en çok akım çeken ve verimliliğinin pil ömrüne direkt etkisi olan güç yükselteçlerinin düşük verimle kullanılmasına ve özellikle ilk nesil telefonların pil ömürlerininin kısa olmasına neden olmuştur. Buna ek olarak, 3G ile birlikte kullanılan frekans 15 bandı 2100 / 2400 Mhz civarlarına çekilmiştir. Eğer 900 Mhz GSM standardına göre karşılaştırırsak, bu değişiklik kapsama alanının dokuz kata kadar küçülmesi anlamına gelmektedir! Dolayısıyla şehirlerde binalar, açık alanlarda ise alanın büyüklüğü yüzünden 3G kapsama alanı dar kalmaktadır. Bu iki sorunun çözümü için 4G teknolojisi planlanmaktadır. Gelecek Nesil öngörüleri: 4. Nesil GSM Hizmeti Türkiye’de 3. Nesil Teknolojiler SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 3G DEĞERLENDİRMESİ Yaşadığım en büyük sorun: Cihazı Windows kurulu bir bilgisayarda çalıştırıp 3G ile bağlanmadan Ubuntu altında 3G ile bağlantı sağlayamadım. Yaşadığım en güzel şey ise, Ubuntu altında birkaç dakikada bağlantı kurabilirken, Windows XP ve Vista altında 15 dakikadan az bir sürede kurulumun gerçekleşmemesiydi. Yaşadığım sorunlardan bir diğeri ise, Windows altında bağlanmadan Ubuntu altında çalıştırmaya çalıştığım 3G destekli cihaza Turkcell'in mükemmel(!) destek vermesiydi. GPRS 2G- ile bağlandığımı, 3G bölgesinde olmama rağmen 3G ile bağlanamadığımı ilettim lakin hiçbir şekilde mağduriyetimi gidermedi. Cayma bedeli olmaksızın cihazın iadesi, faturada indirim ya da herhangi bir çözüm önerisi istedim, hiçbirisi kabul edilmedi. Sadece, yaşadığım sıkıntılar hakkındaki görüşlerim “öneri” olarak alındı. Linux konusunda neredeyse hiçbir şekilde destek veremediklerini bizzat tecrübe ettim. 7 Eylül 2007 tarihinde Telekomünikasyon Kurumu tarafından yapılan 3. Nesil lisans ihalesi, tek bir GSM operatörünün (Turkcell) katılması, diğer operatörlerin ise Numara taşınabilirliği olmadan ihaleye katılmayacaklarını belirtmeleri üzerine ihale iptal edilmiştir. Yeni 3. Nesil GSM Hizmetleri Lisans ihalesi 28 Kasım 2008'de tekrar yapıldı.Turkcell A tipi lisansı 358 milyon Euro, Vodafone B tipi lisansı 250 milyon Euro, Avea C tipi lisansı 214 milyon Euro’ya aldı." Son paragrafa bir yorum yapmak istiyorum, çok yanlış anlaşılıyor çünkü. Lisans türlerine göre hızlar değişmiyor. Yalnızca operatörün kaç kullanıcıya hizmet verebileceğini ön görüyor bu lisans. Yani rakamlarla açıklayacak olursak; -rakamlar gerçeği yansıtmamaktadır, yaklaşık oranlar ifade edilmek istenmiştir- Turkcell 30 milyon, Vodafone 20 milyon, Avea ise 10 milyon kullanıcıya bu hizmeti verebilecek. Teorik bilginin yeterli olduğunu düşünerek yaşadıklarım ve yaptığım testlerin sonuçlarını aktarmaya çalışacağım. 16 Kendi yazılımlarını kurmadan da kota bilgilerini öğrenmek, mesaj göndermek/almak gibi işlemleri yapamıyor olmam da ayrı bir mağduriyetti. Wine ile kurmaya çalıştım, 1.0.1 versiyonu ile bu mümkün olmadı. 1.1.27 versiyonunu denemek istedim ve https://launchpad.net/~ubuntu-wine/+archive/ppa adresinden sistemime uygun olanı indirdim. Wine'nin bu sürümü ile yazılım rahat bir şekilde kuruldu lakin yazılım nedense cihazı algılayamadı. Üzerinde fazla uğraşamadım, belki diğer sayıda yazılımını da kullanmayı başarmış bir şekilde çıkarım karşınıza. 3G'nin ülkemize girişi ve kaydedilen ilerlemenin boyutunu diğer ülkelerle kıyaslayacak olursak; SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 3G DEĞERLENDİRMESİ “TÜRKİYE, yıllardır tartıştığı cep telefonunda üçüncü nesil (3G) teknolojisine geçerek dünyada bu teknolojiyi kullanan 121’inci ülke oldu. Global Mobile Supplier Association (GSA)- Küresel Mobil Tedarikçiler Birliği’nin son verilerine göre, hepsi üçüncü nesil teknoloji olan 3G, WCDMA, HSPA, LTE kullanan ülke sayısı dünyada 120. Türkiye 30 Temmuz itibariyle bu teknolojiye geçen 121’inci ülke oldu. Angola, Özbekistan, Ermenistan, Nijerya, Nikaragua, Suriye, Türkiye’den önce 3G’ye geçen ülkeler arasında yer aldı. Dünyada ilk 3G ağı Japon operatör NTT DoCoMO tarafından kuruldu. Ses, veri, video ve uzaktan yönetim gibi gelişmiş multimedya ve e-posta, web sayfası görüntüleme, faks, videokonferans gibi özellikler sunan 3G, yüksek hızda internet erişimi de sağlıyor. Büyük ölçüde cep telefonu ile özdeşleştirilen 3G sadece cep telefonlarından kullanılan bir teknoloji değil. Askeri operasyonlar, ulaştırma, uzay, haberleşme gibi birçok farklı kulanım alanı da var. Kaynak: nethaber.com” Yalnızca merkezî yerlerde biraz da olsa iyi olan hızlar merkezlerden uzaklaşınca felakete dönüşüyor. En çok kızdığım ve üzüldüğüm şey ise duyduğum bir haber oldu. “Doğu bölgelerinde 3 GSM operatörü de hizmet ağını 2011 gibi genişletmeyi düşünüyor.” Niçin? Doğu mahrumiyet bölgesi değil ya! Ülkemizin gelişmesini gerçekten istiyorsak herkese aynı muameleyi yapmak durumundayız, herkese aynı şartları sunmalıyız... isteyeceğim birçok şeyi özetlemiş. Birkaç gazeteci ve yazarın da görüşlerine yer verilmiş. Okumanızı tavsiye ediyorum. http://www.3gnedir.net/3g-geldi-samimiyet-gitti.html Sözü daha fazla uzatmadan yaptığım testlerin sonuçlarını aktarayım. Testin yapıldığı site: speedtest.net Kadiköy, sahilde bir restorantta 180 derece dönülmüş hali İşletim Sistem(ler)i: Ubuntu 9.04 ve Windows Vista Konumlar: Hareketli/hareketsiz, kapalı/açık alanlar Kullanılan cihaz ve şebeke: Turkcell ~ Huawei Technologies Co., Ltd. E620 USB Modem -3G henüz gelmeden alınmış, 3G destekli- kadıköy sahil açık alan Kullanılan bilgisayar(lar): Ubuntu / Sony Vaio VGNFE31H ~ Vista / HP Compaq Presario C700 Turkcell'in sitesinde yazana göre 21mbps'ye kadar hizmet verebiliyorlarmış. Hadi diyelim cihaz 7.2mbps destekliyor, bunu bile göremedim. :) Kadiköy, sahilde bir restorantta kadıköy sahil açık alan 180 derece dönülmüş hali “3G geldi, samimiyet gitti” başlıklı yazı, anlatmak 17 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 3G DEĞERLENDİRMESİ Zeynep Kamil/askerlik şubesi açık alan zeynep kamil/askerlik şubesi açık alan 180 derece Mecidiköy-otobüste hareket halinde Mecidiköy-otobüste hareket halinde 180 derece hali Mecidiyeköy açık alan dönülmüş hali Mecidiyeköy açık alan 180 derece dönülmüş hali Güneşli>Gülbahar Caddesi yüksek ve kapalı alan Güneşli>Gülbahar Caddesi yüksek ve kapalı alan, dönülmüş hali Şişli-Hürriyet Tepesi açık alan Şişli-Hürriyet Tepesi açık alan 180 derece dönülmüş 18 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. 3G DEĞERLENDİRMESİ 180 derece dönülmüş hali Beylikdüzü>İhlas Marmara Evleri>Çarşı>Restorant Kocasinan>Kapalı alan Göztepe>kapalı alan>Vista Boğaz Köprüsü'nün tam ortası>Metrobüs ile hareket halinde Avcılar>Otobüs ile hareket halinde Herhangi bir hareket ile bağlantı hızının değiştiğini gördüm, Windows'ta Ubuntu'dan daha hızlı bağlanıldığını da üzülerek gördüm. Gelecek ay Linux sürücüsü olan ve Linux desteği olan Vodafone'nin cihazı ile yaptığım test sonuçlarını ve yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım. Tüm operatörlerin Linux desteği vermesi, 3G alt yapı çalışmalarına hız Beylikdüzü>İhlas Marmara Evleri>Cami Avlusu Göztepe>kapalı alan>Ubuntu 19 YAZAR : Mustafa ALKAN LİSP: GEÇMİŞTEN GELEN UZAYLI Uzay Teknolojisi "Lisp Ona hakim olduğunuzda elde edeceğiniz aydınlanma deneyimi nedeniyle öğrenmeye değer. Bu deneyim, Lisp'in kendisini çok sık kullanmasanız bile hayatınızın geri kalan kısmında sizi daha iyi bir programcı haline getirecektir". (Eric Raymond) (+ 5 7) bu simgeler size bir şey ifade ediyor mu? Etmiyor diyorsanız niçin Lisp için genelde programcıların uzaydan gelmiş muamelesini uygun gördüklerini anlıyorsunuz demektir. Korkunç, parantezlerle dolu bir dil gibi görünür bir çoğuna. Mesela "normal" bir C ailesinden gelme dilde 3+(4*5)+6 ifadesi az çok bir anlam ifade eder herkese ve değeri, 29 olur. Lisp'te bu işlem, (+ 3 (* 4 5) 6) ile ifade edilir. Ama yukardaki normal dildeki ifade de parantezler isteğe bağlıdır. Kullanılmasa da olur. 3+ 4*5 +6 ifadesi de geçerlidir. Oysa Lisp'te hiç bir parantez fazlalık değildir. Parantezler sayesinde dilin yapısı tanımlanır. Lisp'te bir işlemde operatör parantezden hemen sonra yazılır. Yukardaki (+ 5 7) ifadesi 5+7 değerine eşittir.(+5 7 8) ifadesi ise 20 sayısını verir. Genelde programcılara yeni gelen bu dilin tarihini incelediğimiz zaman Fortran'dan sonra ikinci en eski Üst düzeyli programlama dili olduğu görülür. Üst düzeyden kasıt makine dilinden ziyade konuşma diline yakınlıktır. Fortranla akran olmasına rağmen ilk çıktıkları dönemlerde aralarında büyük farklar vardı. Fortran geçirdiği bunca yıllık evrimle git gide Lisp diline yaklaşmıştır ama alacak daha çok yolu var. Bugün aslında çok ünlü programcıların (mesela yahoo store kurucusu Paul Graham)ortak fikirleri günümüzün parlak programa dillerinden perl, python, ruby gibi dillerin 50 yaşındaki Lisp'e yeni yetişmekte olduklarıdır ama hala kaçırdıkları şeyler var(Makrolar gibi; Perl 6 makroları barındıracak ama hala çıkmadı). Lisp 1958 yılında John McCarthy tarafından MIT de öğretim üyesiyken matematiğe bağlı kuramsal bir çalışma olarak doğdu. McCarthy'nin amacı bir programlama dili yaratmak değil, 1950'lerde ortaya atılan Turing makinesine bir alternatif getirmekti. Bir Yüksek lisans öğrencisi McCarthy'e bu çalışmanın bir programa dönüşebileceğini söylemesiyle Lisp bugünkü halini almaya başlamıştır(Bu öğrenci 1962 yılında ilk sanal oyun olan Spacewars'ı yazan Steve Russel'dır.). Lisp'in işte bu matematiksel niteliği onun hiç bir zaman eskimeyeceğini göstermektedir. Çünkü matematik eskimez. Lisp ismi aslında bir çok lehçeyi barındıran bir familyanın ismidir. Bu lehçelerden bazıları: Common Lisp(En çok kullanılan Lisp lehçesidir), Scheme(Daha çok Üniversitelerde eğitim amaçlı kullanılır. MIT'te ve Ülkemizde Bilgi Üniversitesinde Bilgisayar Bilimleri Bölümlerinde okutuluyor.), AutoCad'de kullanılan AutoLisp, Emacs metin editöründe kullanılan EmacsLisp, Paul Graham'ın geliştirdiği ve çiçeği burnunda bir lehçe olan Arc vb... Lisp programcıları kodun dışardan görünen ürkütücü yanına rağmen aslında açık, anlaşılır programlar yazmayı kolaylaştırdığını düşünürler. Practical Common Lisp kitabı yazarı Peter Seibel Bu dilin düşüncelerinizle programın nasıl çalışacağı ve yazdığınız kod arasında açık ve kolay anlaşılır bir köprü kurduğunu vurgular. Lisp'in öne çıkan özellikleri derlenen bir dil olduğu için yorumlanan dillere göre (python, perl, ruby gibi diller...) oldukça hızlı çalışabilmesidir. Yapılan testlerde makine diline daha yakın olan C dilinden çok az yavaş olduğu 20 görülüyor. Buna rağmen C'den bu küçük hız farkının yanında geliştirme süresindeki oldukça büyük uçurumla ayrılıyor. C dilinde satırlarla yazılan bir programı çok daha az satırda ve zamanda Lisp ile yazmak mümkün. Dinamik kod yazımı, çöp toplama özelliği, Nesne yönelimli programlama, Kendi kendini programlayabilen programlar(makrolar), ile Lisp bugün hepsine birden halen hiç bir dilin neredeyse sahip olamadığı ve yeniymiş gibi sunulan özelliklere 50 yıldır sahip. Gerçekten de uzaylı teknolojisi gibi. Peki bunca güzel yanına rağmen niçin yaygın bir şekilde kullanılmıyor? Aslında Lisp gerçekten usta programcılar tarafından yıllardır büyük projelerde kullanılıyor. Genelde yapay zeka çalışmaları için kullanıldığı vrsayılsa da geniş bir uygulama alanı vardır. Paul Graham'ın Hackerlar ve Ressamlar isimli kitabında SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. LİSP: GEÇMİŞTEN GELEN UZAYLI anlattığı kendi öyküsü buna en büyük örneklerden biridir. 1990'lı yıllarda Harward mezunu olan, On Lisp kitabını yazmış bir genç birkaç arkadaşıyla bir kaç bin dolar harcayıp viaweb isimli bir sanal mağaza sitesi kurarlar. O yıllarda bu alanda rakip sayısı onlarla ifade ediliyordur ve bu "rakipler" genelde C++ ve perl kullanıyordur. Graham bunun Windowsa bağımlılık yaratacağını söylüyor. Lisp ile yazdıkları Viaweb editörüyle rakiplerine nal toplatırlar. Şirketleri gittikçe öne geçer. Rakip firmalar bir değişikliği daha duyururken Viaweb onu çalıştırmış olur. Bunu Lisp'in esnekliğine borçludurlar. Rakipleri Viaweb'in ajan kullandığını düşünüyordur muhtemelen ama asla Lisp'ten şüphelenmezler. Lisp gizli silahlarıdır. Kodların %25'inde diğer dillerde olmayan makroları kullanırlar. Makrolar derlenme esnasında koda müdahale etmeyi sağlamaktadırlar. Bu sayede programlanabilen programlar oluşur. Sonuçta Yahoo milyonlarca dolar vererek Viaweb'i satın alır ve Paul Graham şişkin bir banka hesabı sahibi olur. Graham bu durumu şöyle açıklıyor:"Zenginim çünkü masaüstümde freeBSD kullanıyorum ". Açık kaynak ve Lisp gücünü göstermiştir. Graham ortalama şirket olmak istemiyorsanız herkesin kullandığı dilleri kullanmayın der. Java, Php gibi diller hantal geliştirme yapısına rağmen büyük şirketler için birebirdir. Çünkü etrafta bir sürü bu işi yapan programcı vardır ve pek naz yapmazlar. Patron canı ne zaman isterse o zaman işten kovar ve yerine gelen ortalama programcı OOP sayesinde kaldığı yerden sorun olmadan devam eder. Oysa yeni bir firma mücadele edebilmek için hızlı büyümelidir ve radikal yöntemler kullanmalıdır. Graham'ın düşünceleri bunlar. Bir çoğunuz hak veriyor olmalısınız. Piyasada bu yüzden Lisp ilanı veren bir yazılım şirketi görmek zordur. Ülkemizde Kor bilişim Common Lisp kullanarak ticari yazılımlar üretmektedir. Coretal server buna örnektir(bkz. www.core.gen.tr). Reddit sitesi de ilk yzıldığında Common Lisp ile yazılmıştı. Daha sonra site yöneticileri daha iyi bildikleri Python'a geçtiler. Fazlamesai.net'te geçen şu habere göre .NET platformu da bazı bölümlerinde Lisp kullanmış."Meğer meşhur .NET platformunun ana bileşenlerinden biri olan CLR (Common Language Runtime) sisteminin çöp toplayıcısı (garbage collector) Lisp ile yazılmış. Sağlam Lisp "hacker"larından olan ve bir süredir MS için çalışan, CLR'nin baş mimarlığını yapan Patrick Dussud'un yazdığı Lisp kodu daha sonra bir Lisp'ten C'ye dönüştürücü ile C'ye dönüştürülmüş ve bu kod da MS'deki bir stajyer programcı tarafından "temizlenip" derlenip piyasaya sürülmüş." Lisp'ten bu kadar bahsettikten sonra Ubuntu'da Lisp geliştirme ortamını nasıl kuracağımızı da görelim. (Fazla mesai sitesindeki kurulum belgeleri güncellenerek kullanılmıştır.) Önce apt-get install emacs22 ile yada synapticten emacsın son sürümünü işaretliyerek kuruyoruz. Emacs çok işimize yarayacak çünkü Lisp için biçilmiş kaftan oluyor. Şu paketleri de kurmakta fayda var: sudo apt-get install cl-clx-sbcl ; CL ile X window sistemi arasında köprü kuran paket. sudo apt-get install cl-uffi ; CL ile diğer diller arası iletişim için. sudo apt-get install sbcl ; Lisp derleyicisi olarak SBCL(Stell Bank Common Lisp) tercih ediyoruz. 21 sudo apt-get install cl-mcclim cl-mcclim-doc cl-mcclim-examples ;Common Lisp ile grafik uygulamalar geliştirmek için gerekli paketleri ve örnekleri kurduyoruz. sudo apt-get install cl-ppcre ; Regexp düzenli ifadeler paketi. Aşağıdaki iki paket ile CL dökümanlarını kurmuş oluyoruz. sudo apt-get install cltl sudo apt-get install hyperspec Sıra geldi Emacs ile SBCL Lisp ortamı arasındaki iletişimi kuran Slime paketini kurmaya. Bunu da synapticten yada; sudo apt-get install slime ile kuruyoruz. Slime kurduğumuza emacs configrasyonunu yapmamız lazım. Ev dizinindeyken konsolda; emacs .emacs komutunu vererek, .emacs dosyasını düzenliyoruz. Boş olan dosyaya (setq inferior-lisp-program "/usr/bin/sbcl") (add-to-list 'load-path "/home/kullanici-adı/slime") (require 'slime) (slime-setup) Kodlarını ekliyoruz. Burada kullanıcı adını kendi ubuntu kullanıcı adınızla değiştiriyorsunuz. Emacs editörü bildiğimiz editörlerden biraz farklıdır. Alışana kadar zaman alıyor. Yazdığımız kodu kaydetmek için C-x ve C-s kombinasyonunu kullanıyoruz. Yani Ctrl basılı iken x ve s tuşlarına peşpeşe basıyoruz. Kaydetme başarılı ise C-x C-c ile emacstan çıkıyoruz. Şimdi konsolda tekrar emacs yazıp emacsı çalıştırıyoruz ve M-x ile (yani Alt tuşuna basılı iken SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. LİSP: GEÇMİŞTEN GELEN UZAYLI x tuşuna da basıp) Altta Mx yazdığını ve bizden bir şey yazmamız için giriş alanı açıldığını görüyoruz. Buraya slime yazıyoruz. Mx slime yazılı olunca enter tuşuna basınca emacs bir takım işlemler yapıyor ve CL_USER> yazısı ile kullanıma hazır hale geliyor. İlk programınızı burada çalıştırabilirsiniz. CL_USER> "Merhaba Sudo" "Merhaba Sudo" CL-USER> (* 5 8) 40 CL-USER>(format t "merhaba sudo") merhaba sudo Bu komutla da ekrana yazdırmış olduk. Fonksiyonlarla çalışmak için basitçe: CL-USER>(defun selamlama() (format t "Merhaba Sudo")) SELAMLAMA Böylece selamlama fonksiyonunu tanımlamış olduk. Bu fonksiyon ekrana "Merhaba Sudo" yazacak. Fonksiyonu şu şekilde çağırıyoruz: CL-USER>(selamlama) Merhaba Sudo NIL selamlama fonksiyonunu çalıştırınca, fonksiyon içinde tanımladığımız format ifadesi ekrana yazdırma işini yaptı. NIL ifadesini de format ifadesini değerlendirerek bastı. NIL diğer dillerdeki null veya false ifadesine denktir. Peki yazdığımız dosyayı nasıl kaydedeceğiz? Bunun için emacsta yeni bir dosya açalım. C-x C-f kombinasyonu bu işi görür.(Ctrl-x ve f ) Bize en altta dosya ismini soruyor. ilk.lisp yazıp enter deyince dosyamız boş bir halde karşımıza çıkıyor. Yukardaki fonksiyonu bu dosyaya yazalım tekrar. (defun selamlama() (format t "Merhaba Sudo")) (selamlama) 22 C-x C-s ile kaydedelim. Derlemek için ise Yukardaki Slime menusunde compilation>compile/load sekmesiyle yada kısaca C-c C-k ile derleyelim. Emacs iki bölüme ayrılır. Alttaki bölümde CLUSER> yazan yere (selamlama) yazınca merhaba sudo yazısıyla karşılaşırsanız işlem tamam demektir. Bir de dosyayı dışarıdan çağıralım. C-x C-c ile emacsı kapatıp, sonra yeniden açalım. M-x yazıp(Alt basılı iken x tuşlayın)en alta slime yazarak slime'ı devreye sokalım. CL-USER>(load "ilk.lisp") komutunu çalıştırınca fonksiyonda (selamlama) komutu çalışacağı için Merhaba Sudo NIL yazısını görmüş olacağız. Böylece Lisp hakkında genel bir bilgi ve İşe yarar bir CL ortamı kurulumunu gördük. Gerisi size kalmış. İnternet üzerinde bolca döküman, e-kitap var. İngilizce olsalar da işe yararlar. Mesela: http://www.gigamonkeys.com/book/ (Practical Common Lisp) http://www.paulgraham.com/onlisp.html http://www.ileriseviye.org/Makale/lisperati-tr/ (Renkli ve eğlenceli bir kaynak) Yazıda faydalanılan kaynaklar: Paul Graham, Hackerlar ve Ressamlar ; Fazlamesai.net, wikipedia ; http://www.gigamonkeys.com/book/ (Practical Common Lisp) YAZAR : Levent ALTUNÖZ DHCP NEDİR? Merhaba SUDO okuyucuları, bir sayıda daha beraberiz. Bu seferki yazımda, Ubuntu üzerinde DHCP server kurulumu ve konfigürasyonunu anlatmaya çalışacağım ama önce DHCP nedir onu öğrenelim. DHCP : Bir bilgisayar ağındaki istemci bilgisayarlara, TCP/IP, DNS gibi ayarların, otomatik olarak ayarlanması için kullanılan bir yöntemdir. 1. 1. 1. 1. 1. 1. 1. 1. DHCP, evimiz de dahil, işyerlerinin çoğunda kullanılır. ADSL modemlerimizin hepsinde DHCP özelliği vardır. Modemimize 3 kablosuz bilgisayar bağladığımızı düşünürsek, bunlar IP'lerini modem üzerindeki DHCP servisi sayesinde alırlar ve internete bağlanırlar. Tabi ki eğer modem üzerinde, özel bir ayar yapmadıysak. Bu kısa bilgiden sonra, gelelim DHCP Server'ımızı kurmaya ve yapılandırmaya... “sudo apt-get install dhcp3-server” Komutunu veriyoruz. The following extra packages will be installed: libcap1 Suggested packages: dhcp3-server-ldap The following NEW packages will be installed: dhcp3-server libcap1 0 upgraded, 2 newly installed, 0 to remove and 0 not upgraded. Need to get 381kB of archives. After this operation, 946kB of additional disk space will be used. Do you want to continue [Y/n]? Gelen bu soruya “evet” dedikten sonra, kısa bir süre kurulum için bekliyoruz. Kurulum bittikten sonra konfigürasyona geçebiliriz. "eth0 eth1". INTERFACES="eth0" Ben, “eth0” olan ethernet kartımdan dağıtım yapacağım için yukarıdaki şekilde ayarladım. Bu dosyayı kaydedip kapatabiliriz. Konsole'dan: Daha sonra iç ağımızın şekillenmesi için ikinci konfigürasyon dosyamıza geçmemiz gerekiyor. Yine Konsole'dan; “sudo cp /etc/default/dhcp3-server /etc/default/dhcp3-server_backup” “sudo cp /etc/dhcp3/dhcpd.conf /etc/dhcp3/dhcpd.conf_backup” komutu ile önce, “dhcp3-server” konfigürasyon dosyamızın yedeğini aldık. Daha sonra: komutu ile “dhcpd.conf” dosyamızın yedeğini aldık ve “sudo gedit /etc/default/dhcp3-server” “sudo gedit /etc/dhcp3/dhcpd.conf” komutu ile konfigürasyon dosyamızı açıyoruz. Burada yapacağımız fazla birşey yok. Sadece: komutu ile ikinci ve son konfigürasyon dosyamızı açıp, işlemlere geçebilriz. # On what interfaces should the DHCP server (dhcpd) serve DHCP requests? # Separate multiple interfaces with spaces, e.g. "eth0 eth1". INTERFACES="" # option definitions common to all supported networks... option domain-name "example.org"; option domain-name-servers ns1.example.org, ns2.example.org; kısmını bularak, hangi ethernet kartımız iç ağa DHCP hizmeti verecekse, onu belirtiyoruz. (eth0, eth1 vb..) # On what interfaces should the DHCP server (dhcpd) serve DHCP requests? # Separate multiple interfaces with spaces, e.g. 23 default-lease-time 600; max-lease-time 7200; Açtığımız konfigrasyon dosyamızda bu kısmı buluyoruz. Her satırın başına “#” işareti koyarak bu satırları iptal ediyoruz. Çünkü bu satırlar, örnek oluşturması için orada duruyorlar ve bizim işimze yaramazlar. Bizim işimize yarayan satırlar ise: # A slightly different configuration for an internal subnet. #subnet 10.5.5.0 netmask 255.255.255.224 { SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. DHCP NEDİR? # range 10.5.5.26 10.5.5.30; # option domain-name-servers ns1.internal.example.org; # option domain-name "internal.example.org"; # option routers 10.5.5.1; # option broadcast-address 10.5.5.31; # default-lease-time 600; # max-lease-time 7200; #} Bu satırları bulup # A slightly different configuration for an internal subnet. subnet 192.168.0.0 netmask 255.255.255.0 { range 192.168.0.100 192.168.0.200; option domain-name-servers 202.188.0.133, 202.188.1.5; option domain-name "tm.net.my"; option routers 192.168.0.1; option broadcast-address 192.168.0.255; default-lease-time 600; max-lease-time 7200; } yukarıdaki şekilde değiştiriyoruz. Burada; “Option routers” da ise DHCP server hangi IP'den internete çıkıyorsa onu vermeniz gerekmektedir. “Option broadcast-address”te DHCP server'ımız hangi ağa etki edecekse onu yazıyoruz. “default....” ve “ max-lease...” ayarları aynı kalsın. Bütün konfigürasyonu tamamladık. Sıra geldi DHCP serverımızı aktif hale getirmeye: Konsoldan “sudo /etc/init.d/dhcp3-server restart” komutu ile DHCP servisimizi yeniden başlattıktan sonra, DHCP serverımız IP dağıtmaya hazır! Not: IP dağıtacağımız ethernet kartımıza, statik bir IP vermeyi unutmayın. Yoksa DHCP'miz aktif hale gelmeyecektir. “subnet...” ile başlayan satır, ağ maskemizi temsil ediyor. Burayı, ağınızı nasıl şekillendirmek isterseniz, o şekilde ayarlayabilirsiniz (10.0.0.0, 172.24.16.0, vb... gibi) “netmask....” ile devam eden ise alt ağ maskesi olacak ve genellikle standart “255.255.255.0”dır. “range ….” ise DHCP Server'ınızdan, ağınıza uygun hangi IP aralıklarında IP dağıtacağınızı belirlemeniz için kullanılır. Örnekte “192.168.0.100”den “200”e kadar verilmiş. “Option domain name servers” ve bir altındaki satırda kendi DNS ayarlarınızı yapabilirsiniz. 24 YAZAR : Emre ÖNER VI ve NANO kaydetme komutu ":w"dir, dolayısıyla ":wq" komutu ile değişiklikleri kaydederek dosyadan çıkarız. Değişiklikleri kaydetmeden dosyadan çıkmak için ise ":q!" komutunu kullanmalıyız. ":e!" komutu ise diskten dosyayı kaydetmeden tekrar açar. Yani, dosyada o ana kadar yaptığımız bütün değişiklikleri siler. Ayrıca Vi'de, imleçten itibaren belirli kısımları niteleyen nesneler vardır. Bunlar tek başına kullanıldıklarında, imleci niteledikleri yerlere götürürler; bir komutla birlikte kullanılınca o yerle ilgili işlemlerde bulunurlar. Bunların sık kullanılanları ve anlamları şu şekildedir: Metin Editörleri - I Linux dağıtımlarında, hatta bütün işletim sistemlerinde en çok hangi program kullanılmıştır diye bir soru olsa, metin düzenleyiciler kesinlikle ilk üç'e girerdi. Bildiğiniz gibi Linux'ta metin işlemcileri bol miktarda kullanılır ve bu yüzden de çeşitli metin editörleri vardır çeşitli amaçlar için kullanılan. Ubuntu ile bol bol kullandığımız gedit, KDE ile beraber gelen Kate, Kwrite'in yanında Vi(m), Emacs, Pico ve Nano gibi konsol tabanlı, özellikle GUI kullanamazken kullanabileceğimiz editörler de vardır. Bu yazıdaki konumuz Vi ve Nano olacak. VI Vi'nin oldukça eski bir geçmişi vardır. Daha eski "ed" isimli bir editörden türetilmiştir. Şu anda en çok kullanılan editörlerden biridir. Bunun nedeni de, ilk başta zor görünmesine rağmen, kullanışlı olması ve çoğu dağıtımda standart olarak gelmesidir. Vi'nin Vim(ViImproved) adında bir geliştirilmiş versiyonu vardır ve çoğu dağıtımda "Vi" deyince kastedilen "Vim"dir. Vim, tamamen Vi ile geri uyumludur Bütün Vi komutlarını kullanabilirsiniz. Ayrıca Vim, size Vi'ye ek olarak bilinen programlama dillerinde yazılmış kodları renklendirme, sınırsız geri alma imkanı, eklenti desteği, scripting imkanı, yazım denetimi ve daha bir sürü özelliği sunar. Bu yazıda anlatacağımız komutlar Vi'de de Vim'de de aynı şekilde çalışacaktır. Vi'nin ayrıca GVim adında (bu belgenin de yazıldığı) bir GTK önyüzü de bulunur. Vi'nin, yeni başlayanlara en zor gelen tarafı, iki modu olmasıdır; komut modu ve ekleme modu. Vi, uyumluluk amacıyla, her klavyede kullanılan tuşları kullanmak üzere tasarlanmıştır. Vi ile dosyayı açmak, basit bir şekilde "vim dosyaadi" komutu ile olur. Editörü ilk açtığımızda karşımıza gelen komut modudur. Ekleme moduna geçmek için "i" tuşuna basabilirsiniz. Eğer ekleme modundan çıkıp, tekrar komut moduna girmek isterseniz, “ESC” tuşunu kullanmalısınız. Komut modunda, dosyada gezinmek için "h","j","k" ve "l" tuşları kullanılır. Sırasıyla sola, aşağı, yukarı ve sağa gitmek için. Komut modunda, adından da anlaşılabileceği gibi, dosyamızda düzenlemeler yapmak için komutları kullanırız. Komut vermeye başlamak için öncelikle ":" tuşuna basarız, ardından komutumuzu gireriz. Örneğin, bir dosyadan çıkmak için ":q" komutu kullanılır. Bu komut, dosyadan çıkmamızı sağlar, ancak eğer dosyada değişiklik varsa, değişikliği kaydetmemiz veya görmezden gelmemiz istenir. Değişiklikleri 25 "w": Bir kelime ileri "b": Bir kelime geri "e": Kelimenin sonu "(": Cümlenin başı ")": Cümlenin sonu "{": Paragrafın başı "}": Paragrafın sonu "0": Satırın başı "$": Satırın sonu Örneğin; "d" harfine basarak, belgede istediğimiz bir kısmı silebiliriz. Bu komut nesnelerle beraber kullanılır. Örneğin "dw" yazarsanız, komut modunda, imleçten diğer kelimenin başına kadar olan kısım silinir. Aynı şekilde "d0", imleçten itibaren satırın başına kadar olan karekterleri siler. "d" komutunu tekrarlarla da kullanabilirsiniz. Örneğin; imleçten sonraki üç kelimeyi silmek istiyorsanız, kullanmanız gereken komut "d3w"dir. Ek olarak "dd" ile bütün bir satırı silebilirsiniz. Örneğin; "3dd" ile de birden çok satırı silebilirsiniz. Sildiğiniz kısmı başka bir yere yapıştırmak için ise, "p"ye basmanız SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. VI ve NANO yeterlidir. Vi ile dosyalarda arama yapmak da çok kolaydır. "/kelime" komutu ile, dosyadaki "kelime"leri aramış olursunuz. "/" veya "n" diyerek aramanızı tekrarlayabilirsiniz. Eğer "/"ı, "?" ile değiştirirseniz de aramanızı, yönü geriye dönük olarak yaparsınız. Eğer bulduğunuz dizgeleri değiştirmek istiyorsanız, başka dizgelerle ":s/eski/yeni" ile bulunan "eski"yi "yeni" yapabilir, ":s/eski/yeni/g" ile bir satırdaki bütün "eski"leri "yeni"leştirebilir veya ":%s/eski/yeni/g" ile değiştirmeyi bütün belgeye yayabilirsiniz. Vi kullanırken, sol-alt köşede, bulunduğunuz satır ve sütünu görebilirsiniz. Eğer belirli bir satıra gitmek istiyorsanız, bu örneğimizde 23. satır olsun, ":23" veya "23G" komutlarını kullanabilirsiniz. Ayrıca "o" veya "O" ile, bulunduğunuz satırın üstünde veya altında açılan yeni bir satıra, düzenleme modunda geçebilirsiniz. Programlama yapanların en çok kullandığı özelliklerden biri de parantezlerin karşılığını bulma özelliğidir. Bir parantezin üzerine imleci getirip "%" tuşuna bastığınızda, editör o parantezin karşılığını bulur ve imlecinizi oraya götürür. Eğer Vi kullanırken bir karekteri değiştirmek istiyorsanız, imleci değiştirmek istediğiniz karekterin üzerine getirip, değiştirmek istediğiniz karakter olarak "r*" komutunu verirseniz, imlecin üzerinde olduğu karakter, "*"a dönüşür. Bir kelimeyi veya cümleyi değiştirmek istiyorsanız da imleci kelime/cümlenin başına getirip "cw" veya "c)" komutlarını kullanabilirsiniz. Kısaca "c[nesne]" şeklindedir kullanımı. Ayrıca "x" tuşuna basarak imlecin bulunduğu karakteri silebilir, "X" tuşu ile imleçten bir önceki karakteri silebilirsiniz. Örneğin; "2x" diyerek bu işlemi tekrarlı olarak uygulayabilir, yani verdiğiniz sayıda karakteri silebiirsiniz. Eğer yazınızda bir hata yaptıysanız, "u" komutu ile yaptığınız son değişikliği geri alabilirsiniz. "U" komutu ile de bir satırda yaptığınız bütün değişiklikler geri alınır. Vi'nin kullanışlı özelliklerinden biri de dışarıdan komut çalıştırabilmesidir. ":!komut" şeklinde bir komutu çalıştırıp, çıktısını editörünüzden çıkmadan görebilirsiniz. Bu işlem, özellikle program yazarken çok işinize yarayacaktır. Aynı zamanda ":r !komut" şeklinde bir kullanımla da "komut"un çıktısını imlecin bulunduğu satırdan sonrasına ekleyebilirsiniz. Örneğin "!r !ls" komutu, Vi'yi açtığınız klasördeki dosyaların listesini belgenize eklersiniz. NANO Nano, yine Linux'ta konsoldan kullanabileceğimiz editörlerden bir tanesedir. Vi'den daha kolay olması onu tercih sebebi yapar. Vi gibi komut modu ve ekleme modu gibi modları yoktur. Bir nevi ekleme modunda açılır ve komutlar "CTRL + harf" kombinasyonlarıyla verilir. Konsola az işiniz düşüyorsa ve Vi öğrenmek istemiyorsanız kullanabileceğiniz basit bir editördür. "nano dosya_adi" şeklinde açtığınızda, karşınıza gelen basit arayüzde zaten sık kullanılan komutlar yazmaktadır. Nano, Vi ye göre daha interaktiftir. Size sorular sorar ne yapmak istediğinizle ilgili. Örneğin Vi'de bir dosyayı kaydedip kapatmak için yapmanız gereken ":wq" komutu iken, aynısını Nano'da yapmak için "CTRL + x" e basmalı, "Değiştirilmiş arabellek kaydedilsin mi?" sorusuna "e" yanıtını vermeli ve sonra karşınıza gelen dosya adını onaylamalısınız. 26 Nano, size interaktif bir ortam sunuduğu için kullanımı daha kolaydır. Ayrıca “CTRL + G” ile komutların açıklamalarını bulabilirsiniz. Kısaca bahsetmek gerekirse komutlardan: - Kopyalama ve yapıştırma: "CTRL + K" ile bir satırı kesebilir, kestiğiniz satırı "CTRL + U" ile yapıştırabilirsiniz. - Arama: "CTRL + W" ile belgede bir metni arayabilirsiniz - Konum: "CTRL + C" ile imlecinizin bulunduğu konumu öğrenebilirsiniz. Nano'da varsayılan olarak Syntax Highlighting gelmez. Yani, herhangi bir dilde yazıdığınız kodu renklerle daha anlaşılır kılamaz. Bunu Nano'ya, ufak bir dokunuş ile kazandırabiliriz: Nano'ya kod renklendirme özelliği kazandırabilmek için "/etc/nanorc" dosyasını yetkili kullanıcı olarak açıyoruz. Gelen belgenin aşağılarına doğru programlama dillerinin listesini ve hepsinin altlarında "Include" ile başlayan satırları göreceğiz. Eğer bu Include satırlarının başlarındaki "#"yi silersek, başka bir deyişle uncommentlersek, Nano'yu tekrar açtığımızda, kodlarımız rengarenk görünür :). Şimdilik bu kadar. Ekte Vi komutları için bir referans kağıdı bulabilirsiniz. Print alıp elinizin altında bulunması yararlı olabilir. İyi eğlenceler. YAZAR : Utku DEMİR ALARM CLOCK Uyarınıza bir isim vermek istiyorsanız "Kısa Ad" bölümüne, uyarının ne ile ilgili olduğunu yazın. Ben "toplantı" dedim. ALARM CLOCK Uzun saatlerimizi bilgisayar başında geçiriyoruz. Gün içinde toplantılar, çalan telefonlar, "döncem size" diye o anlık başımızdan savdıklarımız... Bu yoğun tempoda aramayı unuttuğumuz kişler ya da yapmayı unuttuğumuz şeyler olmuyor mu? Elbette oluyor. Eskiden parmağımıza ip bağlardık, sonra postitler masamızın veya monitörümüzün üstünü kaplamaya başladı. Her işimizi kolaylaştırmaya çalışan Ubuntu'nun, bunun için de bir çözümü var tabii ki: Alarm Clock: Bu basit programı Synaptic'ten bulup kurabiliriz. Yapacağınız şey oldukça basit; Alarm Clock'un sizi hangi gün, saat kaçta uyaracağını ayarlamak: Programı açtıktan sonra "Ekle"ye basıp açılan menüde "Yeni bir uyarı yarat"ı tıklayın ve “Tamam” deyin. Uyarı zamanını, programın sizi saat kaçta uyarmasını istiyorsanız, o saate ayarlayın. Laf aramızda, olması gerekenden biraz erkene ayarlayın ki kendinizi toparlayana kadar gecikmeyin. Tarih kısmında içinde bulunduğunuz gün öntanımlı olarak yer alır. Ancak, Alarm Clock'un sizi haftanın belirli günleri, aynı saatte uyarmasınız istiyorsanız "Çizelge" kısmını da kullanabilirsiniz . Ubuntu, programı kurduktan sonra Uygulamalar > Donatılar menüsünde kullanımıza sunar. 27 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. ALARM CLOCK Son aşamada uyarımızın sesli olup olmayacağına karar verelim: Bilgilendirme sekmesine gidip "Olayda ses çal"ı tıklayalım. Eğer Alarm Clock'un sizi, sizin seçtiğiniz bir şarkı veya ses dosyası ile uyarmasını istiyorsanız "Tercihler"i açıp hedef dosyayı göstermeniz lazım. "Tamam" dedikten sonra, Alarm Clock panelemize yerleşecek ve belirttiğiniz saatte, istediniz şarkı ile sizi uyaracaktır. 28 YAZAR : Murat CEBİR HEARTSMAGIC ve BYTAN RÖPORTAJI Bilgisayarına Ubuntu kuran herkesin ilk yaptığı şeylerden biri de www.foum.ubuntu-tr.org'yi sık kullanılanlarına eklemektir. Ubuntu'nun Türkiye'deki yerel sitesi olan ve online olarak 7/24 Ubuntu kullanıcılarına yardımcı olmaya çalışan sitenin Proje Sorumlusu Serkan ÇALIŞ ve Genel Koordinatörü Tansel TANYEL ile Ubuntu ve Linux üzerine merak ettiklerimiz hakkında konuştuk. SUDO: -Ubuntu'nun Türkiye'de daha çok tanınması için ne gibi faaliyetleriniz var? heartsmagic: Şu anda faaliyetlerimiz Ubuntu Türkiye platformu çatısı altında yaptıklarımız ve kişisel gayretlerimizin ötesine geçemiyor ne yazık ki. Bunda en büyük etmen çeşitli imkânsızlıklarla boğuşuyor olmamız. En başta da vakit sıkıntısı yer alıyor, zira hem iş hem de sosyal hayatımızdan geriye kalan vakitlerde bu işe destek veriyoruz. Kişisel gayretlerimizse her GNU/Linux destekçisinin yaptığı şeylerden ibaret. Bu işlerle ilgisi olan insanlara elimizden geldiğince GNU/Linux ve bu bağlamda Ubuntu'yu anlatmaya çalışıyoruz. İlgi duyarlarsa birer CD hediye ederek kendilerini Ubuntu ile tanıştırıp, yaşadıkları sorunları beraberce hallediyoruz. SUDO: -Ülkemizde Linux ve Ubuntu ile ilgili yeterli yayının olduğuna inanıyor musunuz? heartsmagic: Elbette hayır. Son zamanlarda çıkan edergi sayısında bir hayli artış var, bu durum bizleri sevindiriyor. Fakat yeterli mi diye sorulduğunda cevap kesinlikle hayır olacaktır. Zira bu dergilerde çıkan yazıların da sınırı bir yere kadar dayanıyor. Halbuki bu dünya o kadar geniş ki, kaleme alınacak konu o kadar fazla ki, şu anki yayımlanan dergilerden çok daha fazlasına ihtiyaç var. Sayı artmasa bile içerik yönünden daha ileride olunması gerekiyor. Bunun için de Linux'u bilen, tabir-i caizse kalifiye insanların yazar olarak bu dergilerde yerlerini alması gerekmekte. Basılı yayımdan bahsetmek isterdim ancak şu an ülkemiz bu iş için yeterli potansiyele sahip değil. Kendi başına çıkan bir derginin bile durumunu gördük bir süre sonra. Kaldı ki arkasında çok büyük bir yayın grubu vardı. Haliyle Linux ve basılı yayım denince ne yazık ki Windows dergilerinin yanında verilen ekler aklımız geliyor. Ne zaman ki Linux ülkemize gerçek ve hak ettiği yere gelir, işte o zaman pazardaki devlerin ilgisi bize doğru kayar. Böylece dergiler için potansiyel doğar ve bizler basılı yayımları da raflarda görürüz. bytan: İşletim sistemlerinin birbirleri arasındaki kullanım oranları ile sistemlere ait kitapların birbirleri arasındaki oranlarını karşılaştırabilsek, aralarındaki korelasyonun yüksek olmadığını görebiliriz. Eğer bu oran korunsa, her 100 bilgisayar kitabından 1'inin Linux, her 300 bilgisayar kitabından 1'inin ise Ubuntu hakkında yazılmış olması gerekirdi. 29 Raflarda olan kitaplardan bazılarının ise, bir önceki sene satılan baskılarındaki kernel numaralarının düzenlenmesi ve kapağının yenilenmesi dışında pek farklı olmadığını görüyoruz. Yine de bardağın dolu tarafından bakarsak, bu yayınların, Linux kullanımıyla ilgili temel bilgilerin öğrenilmesi için yeterli olacağını söyleyebiliriz. Bunun yanında, son 34 senedeki basılan kitapların sayısındaki artışı düşünerek, önümüzdeki yıllarda hem yayın hem de çeşit olarak bu alandaki açığın kapanacağını umut ediyorum. SUDO: -Resmi olarak desteklenen bir Linux dağıtımı olduğu halde sizce neden hala Linux Türk insanı için uzak bir şey? heartsmagic: Bu biraz toplumların gelişim süreçleri ile alakalı. Şöyle bir düşünecek olursak bilgisayarın hayatımıza girişi çok yakın değil gibi görünmekte. Fakat bu uzak tarihi şöyle bir irdelediğimizde bilgisayarın devlet daireleri, üniversiteler, özel şirketler gibi yerlerin haricinde topluma pek nüfuz edemediğini görürüz. Benim neslimden insanlara sorduğunuzda genelde bilgisayarla tanışma yaşı olarak çoğunlukla on dokuz veya yirmili yaşları söyleyeceklerdir. Tanıştıkları işletim sisteminden bahsetmiyorum bile. Durum böyle olunca bu neslin Linux tarafına kayması da çok nadir oluyor ya da biraz vakit gerektiriyor. Genç nesle baktığımızda ise durum -üzülerek söylüyorum- daha da içler acısı. Ne yazık ki birçoğu bilgisayarı sadece MSN veya son zamanların popüler sosyal ağı Facebook'tan ibaret olarak görmekte. Yanına biraz da oyun kattığımızda bilgisayar asıl SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. HEARTSMAGIC ve BYTAN RÖPORTAJI işlevinden çok uzak bir alet hükmüne geçiyor. Belki son zamanlarda bu cümle çok gevelenir oldu, çok ayaklar altına indi ancak gerçekleri değiştiremeyiz. Kısacası ortada bir bilinç noksanlığı var. Bu insanlara ne kadar anlatsak da Linux ile tanışmaları zorlu bir süreç olacaktır. Ortada bir suçlu yok aslında, insan elinin altındaki sistem ihtiyacını karşılıyorsa, daha fazlasına ihtiyacı yoksa veya özel bir ilgi duymuyor, merak etmiyorsa yapılacak fazla bir şey kalmıyor geriye. Aradan sadece bazı hususi ilgi duyanları çekip alabiliyoruz. Konu buraya gelmişken madalyonun diğer yüzünü çevirmemiz gerekiyor. Linux şu anda "merak edenlerin" kullanacağı bir konumda yer almakta. Zira merak etmeyen insan yaşanılan ufak tefek ama can sıkan durumlarda bırakabiliyor kendisini. Ne zaman ki çok rahat bir şekilde at koştururlar Linux üzerinde, ne zamanki pazar Linux'a tam destek verir işte o zaman önlerine sorunsuz bir alternatif olarak sunarız Linux'u. Sorunsuz diyorum zira şu anda en fazla ilgi gören dağıtımlardan biri olan Ubuntu bile kullanıcının önüne sorunları getirebiliyor. Bunlardan bazılarının kaynağı kendisi olsa bile birçoğu aslında pazardaki desteğin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Kendi içimizden çıkan dağıtım olan Pardus'tan bahsedelim biraz da. Son da söyleyeceğimi başta dile getirerek devam edeyim. Ben her şeye rağmen Pardus'un doğru yolda olduğunu düşünenlerdenim. Sorunlar yaşanmıyor mu? Elbette yaşanıyor ancak hangi projede sorun yok ki. Ayrıca Linux'un kendi sorunlarını da miras alarak yola çıkan Pardus bizim gibi bir ülkede hayat bulmuştur, hem de resmi destekle. Fakat Pardus'un olgunlaşmasının yanında bizlerin hayatına girişi pek kolay olmayacaktır. Bizler Linux'un yaygınlaşmasından bahsediyorken, onun bir alt kümesi olan Pardus'un yaygınlaşmasından ve problemlerinden nasıl bahsetmeyiz? Sonuç olarak kendisi dile getirdiğim bilinç noksanlığını bir çırpıda yıkıp atamaz. Bir dönüşüm gerekiyor bunun için. Önce devlet daireleri, okullar resmi destekle tanıştırılmalı. Gerçi bu yapılıyor ancak yeterli ivme sağlanamadı. Bunu da hoş görmek lazım. Her şey bizim evimizdeki kadar kolay olmuyor. Zaman zaman çok sert eleştiriler alıyor Pardus bu konuda, fakat ben "empati" yetersizliğine veriyorum bunu. Sanılandan çok daha zor bir olay bu, bir de böyle destek yerine köstek olununca işler daha da zorlaşıyor. "Devlet" dediğimiz şey benim gözümde çok hantal bir organizma gibidir. Bazı şeylerin olması için köklü değişikliklere ya da zamana ihtiyaç var. Bu arada bilinç demişken, platformumuzda gördüğüm ve bizi mutlu eden bazı şeyleri dile getirmeden geçemeyeceğim. Bazı çocuk sahibi üyelerimiz onları Linux ile nasıl tanıştırdıklarını ve neler yaptıklarını anlattıkça bizler çok mutlu oluyoruz. İşte bu şekilde tabanda dönüşüm gerçekleşecek. bytan: Bu, tabii tesadüfi meydana gelen bir durum değil. Eğer okullarımızda, halk eğitim merkezlerimizde ve bunun gibi eğitim merkezlerimizde verdiğimiz bilgisayar eğitimi, aslında Microsoft "ürünlerini" kullanmayı öğretmek oluyorsa, en başında bunun sorgulanması gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı bile, öğretmenleri için düzenlenen kampanyalarda "Resmi 30 olarak desteklenen bir Linux dağıtımı" yerine, başka bir işletim sistemini şu veya bu sebeplerle veriyorsa, asıl desteklenenin Linux dağıtımı olmadığını söyleyebiliriz. Çocuklarsa, öğretmenlerinin bilgisayarlarında gördükleri sistemi, derslerinde okudukları sistemi seçiyorlar. Bunların yanında bir başka mesele var ki, en az yukarıdaki kadar önemli: Farkındalık. Kullandığı işletim sisteminden daha başka da bir sistem olduğunun farkında değilse ya da farkındalığı "XP mi Vista mı" çevresindeyse, mesele daha buradan ele alınmalı ve gerekli bilgiler çeşitli yollarla sağlanmalı. Hangi dağıtımı kullanırsak kullanalım, kullanıcılara bu "farkındalığı" ve aslında "seçme şanslarının olduğu gerçeğinin bilincini" vermek için elimizden geleni yapmalıyız ve yapıyoruz. Bir önceki soruya verdiğim yanıta benzer olarak, son 3-4 senedeki Linux kullanıcılarındaki artışı düşünerek, önümüzdeki yıllardan ümitliyim. SUDO: -Kar amacı güden şirketlerin Linux ve Ubuntu'nun yaygınlaşmasını engelleme çabası içinde olduklarını söyleyebilir miyiz? heartsmagic: Pek böyle düşünmüyorum. Şirket dediğimiz zaten kâr amacı güdecektir aksi takdirde ayakta kalamaz. Bunun için de kendisine menfaat sağlayacak konularda destek olur. Engelleme içinde olduklarını düşünmesem de destek olmadıklarını da iyi biliyorum. Zira bu iş kendilerine kâr sağlamıyor, kısacası para getirmiyor. Eğer pazara uygun hareket SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. HEARTSMAGIC ve BYTAN RÖPORTAJI etmezlerse zaten yaşama şansı bulamazlar. Burada biraz da yanlış anlaşılmaların etkisi oluyor. Örneğin yanlış ve yaygın bir kanı vardır bizim tarafta. Linux dediğimiz şey -veya onun ürünleri- "beleş" olur. Tabir bile çok hoş değil ancak başka bir ifadesi yok. Hal böyle olunca insanlar satın alacakları bilgisayarda eğer Linux kuruluysa pazardaki fiyattan çok daha düşük bir ücret bekliyor. Fakat bilinmiyor ki kazın ayağı böyle değil. Aldıkları diğer işletim sistemi için şirket zaten pek bir şey almıyor. O sistemi koymazsa birçok yere giremiyor. Kısacası bazı şeyleri aşabilmek için büyük balık olmak gerekiyor. Bütün bu sorunlar da Linux'un giderek daha fazla ses getirmesiyle doğru orantılı olarak aşılacaktır diye düşünüyorum. içerisinde diğer meselelere yeterli derecede eğilemiyorlar. Burada bir yanlış anlamanın da önüne geçelim. Canonical bu işe başladıktan sonra çok şey verdi, ancak verdiği kadarını hatta daha fazlasını da aldı. Kısacası kendisi de kâr etmeyecek olursa bu iş zaten dönmez. Kâr etmesinden de kendi adıma ben çok mutluyum. Çünkü Canonical gibi güzel bir örnek başka gönüllü yatırımcıları da sevindirecektir. Mark Shuttleworth zamanında çok akıllı bir hamle yaptı ve farklı yerlerden kazandıklarının bir kısmıyla Canonical'ı kurdu ve akabinde gönüllü ve karşılıksız destek sağladı. Yakaladığı ivmeyse kendisine belki de koyduğundan daha fazlasını getirdi. Pazarda Canonical gibi şirketlerin sayısının artması ise en büyük isteklerimden biri. bytan: O tek ve en büyük şirketin ne yaptığı ortada. En basit olarak 3-5 dolara işletim sisteminin lisansını bırakır hale geldiyse, iyi niyetli olduğunu düşünmek mümkün olmuyor. S UDO: -Global sermaye şirketlerinin k arşısında "Özgür Yazılım", "Açık Kaynak Kod" ilkeleri ile mücadele etmeyi bir anlamda modern Don Quixote'luk gibi gördüğünüz oluyor mu? eartsmagic: Hayır demek mümkün mü? Zira soruda belirtildiği üzere r akipler büyük büyük şirketler ve i şlerini çok iyi yapıyorlar. İyi yapıyorlar derken ürünlerinin çok iyi olduğu değil. İyi veya kötü bu ürünü nasıl sunacaklarını, nasıl heartsmagic: Canonical bana göre satacaklarını, nasıl destek olacaklarını iyi biliyorlar. Ubuntu için böylesine bir girişimde bulunarak zaten yeterli desteği camiaya Bir şekilde pazarın eli kolu bağlı. Bu gibi şirketlere kazandırmış durumda. Açıkçası yerel rakip olmak için çok iyi bir plana ve projeye ihtiyaç ekiplere inecek kadar ne zamanları var, ne de yeterli var. Örneğin Tekir gibi projelerin sonlanması en büyük korkum. Aksine çoğalması ve hatta kendi istihdamları. Ortada her altı ayda bir çıkması gereken, çıkarken de beklentileri karşılaması gereken içinde bile rekabet edebiliyor olması gerekiyor. Bu noktada iş biraz da son kullanıcı da bitiyor. Özgür bir dağıtımları var. İşleri zor ve bu zorlu sürecin SUDO: -Canonical Ltd.'den yeterli desteği gördüğünüze inanıyor musunuz, gelecekte Ubuntu Türkiye adı altında bir kurum oluşumu planınız var mı? h 31 Yazılım / Açık Kaynak Kod sevdalısı olarak eğer bir yazılıma ihtiyacımız varsa ve profesyonel düzeyde kullanacaksak satın alma aşamasında önceliği bu tarafa vermemiz gerekiyor. Profesyonel olmayanlarıysa beğendiysek, en azından bağış usulüyle desteğimizi gösterebiliriz. bytan: Daha en temelde sistemleri ele alacak olsaydık ve kendimize uygun bir işletim sistemi seçmek isteseydik, yapabileceklerimizin ve yapamayacaklarımızın ne olduğunu sistemler bazında belirlemeye çalışırdık. Bunun içinse en güzel yol, lisansların karşılaştırması olurdu muhtemelen. Lisansların birindeki "sınırlılığın" ve diğerindeki "sınırsızlığın" kullanıcılar tarafından fark edilmelerini sağlamaya çalıştığımı düşünmeye uğraşıyorum. Diğer türlü, alt tarafta kısıtlı imkanlarla üçer beşer kişiye ulaşıp bunu aktarmaya çalışırken, üst tarafta küresel güç olmuş şirketlerin ufak hamlelerle üçer beşer milyon kişiye kendi istediklerini bir çırpıda aktarabiliyor olduklarını düşünmek umudumu kırıyor. SUDO: -Türkiye'de Üniversitelerin Linux'a gereken ilgiyi gösterdiğini söyleyebilir miyiz? heartsmagic: Hepsi göstermiyor, gösteremiyor ne yazık ki. Özellikle devlet üniversitelerinin ilgi gösterebilmesi için bu konuda eğitimli akademisyenlere ve bu bağlamda oluşturulacak ders programlarına ihtiyaçları var. Vakıf üniversiteleri biraz daha şanslı bu konuda. Bu ihtiyaçların birçoğu SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. HEARTSMAGIC ve BYTAN RÖPORTAJI ellerinde bulunmakta. Zaten camiaya baktığımızda bazı olayların başını çeken üniversitelerin vakıf üniversiteleri arasından çıktığını görüyoruz. bytan: Okuduğum üniversitenin hiç bir kampüsünün hiç bir bilgisayarında kurulu bir Linux dağıtımı görmedim. Diğer taraftan kütüphanelerinde öğrencilerin kullanımına sunulan makinelerden bazılarına Linux dağıtımı yükleyen üniversitelerimiz de var. Ne makine sayısı ne de üniversite sayısı açısından umduğum seviyede olmadığımızı söyleyebilirim. SUDO: -www.forum.ubuntu-tr gibi 24 saat online destek veren bir forumu yönetmek sosyal hayatınızı nasıl etkiliyor? heartsmagic: Serzenişte bulunmak gibi olmasın ancak olumlu yönde etkilediğini söyleyemeyiz. Zira bu kadar aktif bir toplulukta görev almak çok kolay değil. Günün ortalama 2-3 saatini sorulan soruları cevaplayarak geçiriyor olduğumuzu düşündüğümüzde durum daha iyi anlaşılacaktır. Zaten bir insanın işinden ve zorunlu ihtiyaçlarından arta kalan saat ne kadardır? Ancak bizler bundan pek şikayetçi değiliz, aksine mutluyuz. Zaten bizleri de burada zoraki tutan bir güç yok, gönüllü olarak icra ediyoruz bu işi. Edebildiğimiz kadar da devam ettireceğiz. hiçbir zaman hiçbirimiz için, sosyal hayatımızı öldüren bir duruma gelmez. Gerçi hayatın kontrolü bizim elimizde. Bu yüzden böyle bir duruma geleceğini de sanmıyorum. Gerekirse de bizden sonrakilere yerimizi seve seve devrederiz. gerekir? SUDO: -Sizce Ubuntu'nun hangi konularda kendisini geliştirmesi heartsmagic: Çok geniş ve uzun uzadıya konuşabileceğimiz bir konu bu. En temelinden son kullanıcıya daha fazla hitap ediyor olması gerekmekte. Hâlâ bazı şeyler için bizlerin olmazsa olmaz desteğini almaları gerekiyorsa kullanıcıların, demek ki biraz daha kat edilecek yol var. Sadece Ubuntu için değil, son kullanıcıya hitap etmesi gereken her dağıtım için geçerli bu kaide. bytan: Ubuntu'nun geliştirmesini istediğim tek yönü, kurulum adımlarına, isteğe bağlı olarak yüklenecek paketlerin seçilebileceği bir adımın daha ilave edilmesi olurdu. Bunun dışında Ubuntu'yu son kullanıcı açısından oldukça yeterli bir dağıtım olarak görüyorum. bytan: En yoğun olduğum zamanlarda dahi, gün içerisinde veya gece birkaç saatimi ayırmaya çalışıyorum. Umarım 32 YAZAR : Murat CEBİR WINDOWS KULLANICILARIYLA RÖPORTAJ Sorular; 1. Bir sistem kurduğunuzda donanım tanıtma derdiniz olmasa kendinizi nasıl hissedersiniz? Sistem hakkındaki fikirleriniz ne olur? 2.Yeni bir sisteme geçiş yapsanız, virüs derdiniz olmasa, sistemi sadece kendinize göre özelleştirebilseniz ve bunda hiç zorluk çekmeseniz... 3.Alışmış olduğunuz her şey bir işletim sisteminde toplanmış, güvenlik derdiniz yok, oyun derdiniz yok, canınız sıkıldığında sistem içinde oynama yapabileceksiniz. İşletim sistemini sanki sıfırdan kendiniz kurmuş gibi hissetseniz nasıl olurdu? 4.Linux deyince aklınıza ne geliyor? Yenir mi, içilir mi? 5.Bunları biliyor muydunuz? "Ubuntu, herkesin özgürce kullanabildiği; özgürce geliştirebildiği, değiştirilip kopyalanabilen yazılımlardan oluşur. Bunların çoğunluğu GNU Genel Kamu Lisansı ile güvence altına alınmış, özgür / açık kaynak yazılımlardır. Bunların yanı sıra, Ubuntu'nun Canonical Ltd. tarafından sağlanan ücretsiz CD desteği bulunmaktadır. Türkiye'de Ubuntu kullanıcılarına destek olarak günde yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret ettiği, büyük ve seviyeli bir destek platformu olan http://forum.ubuntu-tr.org sitesi mevcuttur." --------------------------------------------------------------Murat Mercanlı 1-) Sistem kurduktan sonra en büyük derdim zaten donanım tanıtması. Donanımları teker teker tanıtabilmek için hepsinin CD'lerini ayrı ayrı yüklemek, CD'si olmayanı internetten araştırmak çok büyük bir dert. 33 2-) Gerçekten çok müthiş olur. Sistem kurduktan sonra çekilen çile azalır. 3-) Çok iyi olurdu. Özellikle güvenlik sorunu... Ama eğer sistem içindeki oynama bana kalırsa sistemi biraz dağıtabilirim gibi geliyor. :) SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. WINDOWS KULLANICILARIYLA RÖPORTAJ Yiğit Çapkan 4-) Linux'un işletim sistemi olduğunu biliyorum ama kurmayı hiç denemedim. 5-) Evet. Ubuntu'yu biraz araştırdım ama vakit darlığından dolayı bir türlü kuramadım. --------------------------------------------------------------Serdar Turan 1-) Beni, yeni bir kamera ya da ne bileyim bir ses sistemi vs. almaktan en çok soğutan, bu donanım tanıtma işi olmuştur her zaman. Aldığı vakit fazla değil belki ama yine de insan takınca hemen çalışmasını arzu ediyor. O sistem hakkındaki düşüncelerim bir puan daha olumlu yönde artardı sanırım böyle bir durumda. 2-) Benim için değişen bir şey olmaz; tam aksine beni uğraştıran sistemlerden daha fazla zevk alıyorum. Her ne kadar donanım tanıtma konusundaki fikrimle çelişse de genel kanım bu yönde. 1-) Öncelikle sistemin baştan sorun çıkarmayacağını anlardım. Yani sistemin benim yararıma olduğunu bana zorluk değil, kolaylık sağladığını düşünür ve bundan mutluluk duyardım. 2-) Böyle birşey anca Linux'ta olur. O da linux'un kalitesi ve bir özelliği... Yeni sisteme geçis düşünülürse zaten uzaklarda aramaya gerek yok. Linux her türlü derde çare. 3-) Heralde son nokta olurdu. Ondan ötesi yok ve bununla birlikte bu özelliklerin size vermiş olduğu özgürlük, herşeye değerdi. Sonuçta kendi karar ve isteklerine göre, kendine özel ayarlar yapmak, her aklı başında insanın isteyeceği bir şeydir. 4-) Microsoft'un rakiplerinden biri geliyor. Daha güvenilir, daha rahat ve daha özgür bir işletim sistemi. 5-) Az çok biliyorum ama yine de Windows'dan vazgeçmemeyi düşünüyorum. Belirli bir sisteme oturtum. Yeni bir bilgisayar aldığımda ya da format attığımda kurma gibi bir ihtimalimin var olduğu da bir gerçek. 5-) Evet biliyorum. --------------------------------------------------------------Ali Vural 4-) Open source yani açık kaynak denilen olay çok çekici bir olay. Linux demek benim için yaratıcılık, özgürlük, özgüven demektir. 1-) Böyle birşeyle karşılaşmam oldukça rahat ve mutlu olmamı sağlar. Donanımları tanıtmak çok sıkıcı bir iş. Sistemin, baya gelişmiş bir sistem olduğundan kesinlikle emin olurum. --------------------------------------------------------------- 3-) Zamandan kazanmış olmaktan, mutluluk verirdi. 4-) Yenilmez, içilmez, kullanılır. Linux deyince de aklıma özgürlük, kişisellik ve şıklık geliyor. 3-) Çok daha çabuk işe koyulmama yaradığı için işime gelirdi elbette ancak aksi bir durum da beni pek rahatsız etmez. 5-) Evet, biliyorum. mümkün. Yani bütün sistemimi değiştirmek yerine, birkaç basit programla halledebilirim. Böyle olunca, bilgisayar biraz daha kasılacaktır ancak yine de işletim sisteminin içerisinde varolduğunda ne kadar kasılacağını da bilemem. 2-) Kendimi daha güvende ve özgür hissederim. Ama yine de yazılımlarla bunların üstesinden gelebimek 34 YAZAR : Ayhan AKTAŞ A'DAN Z'YE UBUNTU A dan Z ye Ubuntu hangi Linux dağıtımından gelmiştir? Bu soruya cevapla Ubuntu yazi dizimizin ilk girişini yapmak istiyoruz. Mümkün olduğu kadar sizleri sıkmadan bir hikaye gibi anlatacağımız bu yazı dizimizde bir çok detay ve ilginç içeriklerle sizleri bilgilendireceğimizi düşünerek bu yönde ekip olarak bir yazı dizisi başlatmış olacağız. Ubuntu, Debian temeline dayalı bir Linux sürümüdür. Herkes bu kavramı duymuş veya bir yerlerde okumuştur. Peki Debian Nedir? oluşturmuştur? buna biraz değinelim. Kim http://ianmurdock.com/about/ 1993 yılında Purdue Üniversitesi'nde okuyan, Ian Murdock tarafından başlatılmıştır. Debian adını (debIan) harflerinin birleşiminden alır. Ian Murdock'un Debra adındaki sevgilisi bugün kullandigimiz uzantisi (deb) olan paketlerin ve Debian isminin bas kahramanlarindandir. Debra, Ian'i kendine öyle aşık eder ki Ian, oluşturacağı bu büyük projede sevgilisinin adının baş harflerini (Deb) kullanmaya karar verir. Bunun yanına kendi adını da (Ian) ekleyerek, proje adını oluşturur. Böylece proje adını, iki aşığın adının birleşmesinden alır. Debian ilk Linux dagitimlarindan biridir. Debian, bu günlere kadar gelmiş, popülerliğini hala yitirmemiş dağıtımlardan biridir. 35 Debian paketleri, “paket_adı.deb” şeklinde oluşturulur ve “dpkg” sistemini kullanır. Peki “dpkg” nedir? “dpkg”, Ian Jackson tarafından 1993 yılında yazılmıştır. İlk başta perl ile yazılmış, sonraki zaman diliminde C diliyle tekrar yazılmıştır. Bu paket yönetimi, çok gelişmiş değildir ancak etkili bir sistemdir. Genelde paketlerin kurulup kaldırılması, paketler hakkında bilgi oluşturulmasında etkin rol oynar. Debian topluluğu, Debian için özverili bir şekilde çalışır ve sistemin stabil ve sağlam olmasına çok dikkat eder. Kullandıkları paketler çok güncel olmamakla birlikte kendi sistemlerine uygun paket depoları vardır. Bunlar “stable”, “unstable” ve “testing”'tir. Bir paket ilk önce testing, sonra unstable'e ve en son stable'e girer. Bu zaman zarfında SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. A'DAN Z'YE UBUNTU paket en kararlı şekle sokularak sisteme güvenle yerleştirilir. Debian topluluğu,internetteki ilk demokratik toplumlardan birini temsil eder ve büyük bir desteğe sahiptir. Debian dağıtımı, Ubuntu da dahil; bir çok dağıtımın temelini oluşturur. Bunlardan bazıları ise şunlardır: Mepis, Knoppix, Linspire ve Xandros'tur. Bu dağıtımlar günümüzde aktif olarak çalışmaktadır. Debian neden Ubuntu kadar popüler bir dağıtım değil diye aklınıza bir soru gelebilir: Debian zamanında kullanıcılar için çok fazla doküman yoktu. Kararlı bir sisteme önem verdikleri için kullandıkları paketler eskiydi. Depolar arası paket geçişleri de uzun oluyordu. Bu gibi olumsuzluklar Debian'ı etkiliyordu. Aslına bakarsanız bu durum, olumsuz olarak da görülmemeli; aksine avantaj olarak görülmeli, çünkü paketlerin kararlı olması genel sistemi hatasız kılar. Yine de çevreden ve kullanıcılardan olumsuz eleştiriler aldılar. Buna benzer nedenlerden dolayı Debian Ubuntu kadar popüler olamadı ancak; Distrowatch`ta hala popülerliğini, listede 5. sırada sürdürüyor diyerek, Debian hakkındaki bu kücük yazıyı sonlandıralım. Ubuntu, Debian tabanlı Linux türevlerinden biri olup, kullanıcılara kolay kurulum ve kolay kullanım sunmaktadır. Kurulum aşaması oldukça basit olan Ubuntu, ufak çaplarda bilgisayarla çalışan kişiler tarafından hiç bir sıkıntı çekilmeden kurulabilir. Sistem güncellemeleri ve açıklar anlık derecelerine göre hemen güncellenerek sistemin kararlı ve sağlam olmasına yardımcı olur. Ubuntu sürümleri 6 aylık aralarla, yılda iki kez yayınlanır. Yayınlanan her yeni sürümde, yenilikler dışında sistem genelinde iyleştirmelerle gelir. Ubuntu 8.X sürümü kernelle beraber en büyük yenilikleri getirmiştir; mesela TV kartları desteği artmış ve birçok firmware desteği gelmiştir. Bunun yanında PolicyKit, Alsa'dan Pulseaudio'ya ve Ubuntu 9.4 sürümünde Kernel 2.6.28 ile yeni dosya sistemi olan Ext4'e geçilmiştir. Gelecek sürüm olan Karmic Koala'da dosya sistemi ön tanımlı olarak Ext4 ayarlanmıştır. hala eski depolarda bulunur. ( http://oldreleases.ubuntu.com/releases/4.10/ ) Merak eden okuyucularımız linkteki download adresinden bu sürümü indirebilirler. Bu sürümden 5.10 sürümüne kadar CD direk boot edilip, text modunda kurulum yapılıyordu. 2006 yılında çıkan Live Cd Ubuntu 6.06 LTS sürümde grafiksel arabirim kullanılmaya başlandı. Bu sürümün diğer bir ayrıcalığı da desteğinin diğer sürümlere göre uzun olmasıdır. Bunların yanında çok büyük bir artısı olan Ubuntu Süd, Afrikalı Multimilyoner Mark Shuttlewort`e ait Haziran 2011`e kadar Server sürümü Debiandan bu kadar az söz etmek aslında Cononical ltd. sponsorluğunda geliştirilmektedir. Bu desteklenmektedir. Text modda kurulum tüm haksızlıklık olabilir. Çünkü Debian, 1993'ten beri hiç firmada Debian ve Gnome gruplarından 40 kişilik bir sürümlerde vardır. Bu isolar; Live CD isoların çıkmasıyla, alternate-ubuntu-sürümü.iso şeklinde bir firmanın desteğini almadan kendi ayakları ekip ile işler yürütülür. depolarda bulunmaktadır. üzerinde durabilmiş bir dağıtımdır. Debian hakkında daha geniş bilgi almak isteyen okuyucularımızın, Ubuntu, ilk sürümünü 20 Ekim 2004 yılında internette araştırmaları tavsiye edilir. çıkarmıştır. Sürüm isimleri yıl, ay ve bir kod ad ile oluşturulur. Örnek: 4.10 Warty Warthog. Bu sürüm 36 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. A'DAN Z'YE UBUNTU desteklenen Ubuntu türevleridir. Bunun dışında Linux Mint, Fluxubuntu, Nubuntu ve Ön tanımlı masaüstü uygulama birimi ChristianEdition gibi bir çok dağıtımın temelini Gnome'u seçmiştir. KDE ile XFCE arasında kalan oluşturur. Ubuntunun kendisine ait güzel Gnome, sistem belleğini çok kullanmayan masaüstü özelliklerinden biri de, CD sipariş sistemidir. uygulamalarından biridir. KDE ve XFCE Masaüstü https://shipıt.ubuntu.com/ adresinden kendinize uygulamaları için ayrı oluşturduğu isolarla resmi destek veren Ubuntu, aynı zamanda işlemci mimarisi istediğiniz sürümlerden CD siparişi verebilirsiniz. Bu uygulama tamamen ücretsizdir. konusunda da baya geniş bir yapıya sahiptir. İlk olarak destek verdiği işlemci mimarileri x86 ve AMD64/EM64 tür. Ubuntu 6.06'da Sun-SPARC`a ve DEPO YAPISI Ubuntu 7.10 sürümünde PowerPC, mimarilerine destek sağladı. Bu şekilde tüm mimarilere destek veren az dağıtımlar arasında yerini almış oldu. Yazımızın başlangıcında dediğimiz gibi; Ubuntu ilk çıktığında, Distrowatch`ta listeye Debian tabanlı Ubuntu Linux, aynı Debian gibi “dpkg” ve “APT” sistemini kullanır. Ubuntu 13. sıradan girmeyi başarmış ve 2005 yılında kullanan birisi, Debian kullanımında çok az sıkıntı birinciliği Mandriva dan almıştır. Bu tarihten, çeker; tam tersi Debian kullanan kişi de Ubuntu'da PclinuxOS 2007 çıkışına kadar birinci olmayı başarmış ve kısa bir süreliğine PclinuxOS birinciliği çok az sıkıntılarla boğuşur. İlk başlarda gözle görülür farklar olmasa da depo yapıları ve paket kullanımları kapmıştır. Tabi ki bu zaman zarfında Ubuntu, ile Ubuntu, Debian'dan ayrılır. Debian'daki gibi üçüncülüğü hiç bir zaman oynamamıştır. Testing, Unstable ve Stable depoları Ubuntu'da PclınuxOS'un kısa süreli birinciliği bittikten sonra tekrar kendisi birinciliği kapmıştır. Yine bu tarihlerde mevcut değildir. Bunun yerine Ubuntu da Main(ana), Restricted(kısıtlı), Universe(evrensel) ve desktoplinux.com tarafından yapılan bir ankette Multiverse(evrensel olmayan) depolar vardır. Bu Ubuntu, %30 lük bir payla yine birinciliği elinde depolar hakkında kısa kısa bir bilgi sunalım: tutmuştur. 2007 yılının Mayıs ayında Dell, kendi Main deposu, Ubuntu geliştiricileri tarafından bilgisayarlarında, Ubuntu Linux`u kurulu olarak satmaya başlamıştır. İlk defa büyük bir firma, kendi desteklenen paketleri barındırır ve bu paketler Ubuntu lisans şartnamesi ve Debian Özgür Yazılım bilgisayarlarında, Windows dışında bir işletim Yönergeleri lisansına uygundur. Ubuntu ekibi bu sistemini satarak tarihe geçmiştir. depoda bulunan tüm paketler için destek ve güvenlik güncellemelerini sağlar. Ubuntu da, Debianda olduğu gibi bir çok Restricted deposu, genellikle Ubuntu ekibi Linux sürümünün temellerini oluşturur. tarafından desteklenen yazılımları barındırır ama Kubuntu, Xubuntu, Ubuntu Studio, Mythbuntu, yazılımların lisanslarındaki bazı kısıtlamalardan Edubuntu, Goubuntu...Bunlar resmi olarak 37 dolayı, Main deposuna entegre edilemez. Kullanıcı açısından bu paketlerin kullanımında herhangi bir sıkıntı yoktur. Mesela Ekran kartları sürücüleri bu kategoriye girer. Bu depoya verilen destek, Main deposuna verilen destekten daha azdır, çünkü kaynak koda girişleri geliştiriciler için yasaktir. Universe deposu, Bu depoda bulunan ücretsiz paketler, Ubuntu ekibinden direk desteklenmez. Paketlerin çoğu, Debian Unstable deposundan gelir. Bunun yanında başka bir ekip daha vardır; Master Of The Universe denilen bu ekip, bu paketleri destekler ama güvenlik güncellemeleri için garanti vermez. Multiverse deposu, Bu depoda bulunan paketler, patentlerinden dolayı dağıtılamayan yazılımları barındırır. Buradaki paketlerde, güvenlik güncellemeleri ve hata düzeltmeleri, kaynak koda erişim yasağından dolayı yapılamaz. Ubuntu depolarında, 26715 paket bulunur ve bunların 1200`ü sistemde kuruludur. Geri kalan paketleri kullanıcılar, ekstra Synaptic adı verilen GUİ programı ile kurabilirler. Ubuntu Debian'da da olduğu gibi, “Advanced Packaging Tool (APT)“ sistemini, depolarda bulunan paketlerin kurulmasında ve kaldırılmasında kullanır. Bu sistem “dpkg”ye göre biraz daha gelişmiş bir sistemdir. Kurulacak herhangi bir paket için bağımlılıklarını kendisi çözer ve sisteme, kurulumda paketlerin bağımlı olduğu paketlerle kurulumu gerçekleştirir. “dpkg”'de böyle bir yapı yoktur. Kullanıcı, indirdiği paketleri “dpkg -i paket_adi.deb” komutunu vererek kurar. Eğer sistemde kurulacak paket için, gerekli bağımlı paketler bulunmuyorsa, bu bağımlılıkları da kullanıcının kendisi indirip, ilk önce onları kurması SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. A'DAN Z'YE UBUNTU gerekir. Bağımlılık olarak adlandırılan paketleri, bir nevi insanın genel yapısı gibi düşünün. Bizim, çalışmamız için nasıl ellere, kollara ve gözlere ihtiyacımız varsa, kurulan paket için de gerekli olan bağımlı paket mutlaka sağlanmalıdır. Bağlı olduğu paket sağlanmadığı sürece, istenilen paket hiç bir zaman kurulmaz. Bunu bir örnekle anlatalim. İlk önce “dpkg” ye bir örnek verelim; sonra “APT” ye geçelim. Bu şekilde, aradaki farkı daha çabuk kavramış oluruz. Örneğimizde; Ubuntu depolarından indirdiğim, “anjuta 2.26.0.0-0ubuntu1 amd64.deb” paketini, terminalde kurmaya çalışacağım. Bu işleme geçmeden önce şunu da belirteyim. İndirdiğimiz paketin bağımlılıklarını sağladığımızda, paketin üzerine çift tıklayarak da kurulumu gerçekleştirebiliriz. Uygulamalar>Araçlar>Uçbirim yolu ile Terminali açıyoruz. olsa bir bağımlılığı vardır. Biraz daha açarsak, örneğin: “libdevhelp-1-0” paketinin kurulması için bir başka paket daha gerekli olabilir. O zaman, bu paketi de mutlaka sağlamalısınız. Bu durum bazen çorap söküğü gibi, arka arkaya gelir. Kurulum için bir paketten diğerine, ondan bir başkasına, geçer Görüldügü gibi anjuta'nın bağlı olduğu programlar, bizde sistemde kurulu değil. Tabi liste bu durursunuz. kadar kısa değil aslında ben kısalttım. Burada “hängt Paket kaldırma işlemleri “dpkg”de yine ab” dediği kısımlar programın bağlı olduğu paket listesini; sayılar ise sürüm nolarını gösterir. Örneğin “dpkg -r paket_adı” şeklinde yapılır. Bu, sadece siz “libdevhelp-1-0” paketinin eski sürümünü sisteme kaldırmak istediğimiz paketi kaldırır. Bağımlılıklarını filan kaldırmaz. Siz, kurduğunuz kurar ve tekrar Anjuta`yi kurmaya kalkarsanız, paketleri, eğer aklınızda tutuyorsanız, teker teker program yine kurulmaz. Çünkü gerekli olan sürüm kaldırabilirsiniz. Eğer kaldırmazsanız, belli bir süre sistemde yüklü değildir. Paketin kurulması için sonra kurulan her paket için, bir sürü bağımlılık olur mutlaka “1-0” yada üst sürümler gereklidir. Bazı ve sistemin şişmesine neden olur. Bu da sistemde paketlerde, üst sürümler de işe yaramamaktadır. yavaşlık gibi olumsuzlukları beraberinde getirir. Bunu da göz önünde bulundurun! Sizden ne “dpkg” sistemde, genel olarak bu şekilde çalışır. Bu isteniyorsa, o paketi kurmalısınız. Bu, tüm Linux paket sistemi, “deb” uzantılı paketlerin yapımında da sistemlerinde böyledir. Mutlaka her paketin az da 0~svn31841); aber: Paket libwebkit-1.0-1 ist nicht installiert. anjuta hängt ab von anjuta-common (= 2:2.26.0.00ubuntu1); aber: DPKG ILE PROGRAM (PAKET) KURULUMU Kurulum için gerekli komutu veriyoruz. ~/Desktop$ sudo dpkg -i anjuta_2.26.0.00ubuntu1_amd64.deb Wähle vormals abgewähltes Paket anjuta. (Lese Datenbank ... 130155 Dateien und Verzeichnisse sind derzeit installiert.) Entpacke anjuta (aus anjuta_2.26.0.00ubuntu1_amd64.deb) ... dpkg: Abhängigkeitsprobleme verhindern Konfiguration von anjuta: anjuta hängt ab von libdevhelp-1-0 (>= 0.14); aber: anjuta hängt ab von libwebkit-1.0-1 (>= 38 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. A'DAN Z'YE UBUNTU içindeki dizin)'e dosyalar eklemenizi sağlar. - dpkg-parsechangelog değişiklik dosyasını (changelog) okur ve değişikliklere göre Debian kaynak ağacını açar. Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Dpkg bunların bağımlılıkları çoktur ve Gnome kütüphanelerine bağlandığından, kurulması için aşağıdakilerin kurulması gerekir## autoconf2.13 autobook autoconf-archive gnustandards autoconf-doc vim nvi Deb Paketlerin yüklenmesi için: elvis vile emacsen cvs gettext-doc libgda4-mysql libgda4-postgres dpkg -i paket_adi APT ILE PROGRAM(PAKET) KURULUMU libtool-doc automaken gfortran fortran95-compiler Gelelim“APT”yeYineUygulamalar>Donatilar>Uçbiri gcj Yüklü paketlerin listesini görmek için: m'i (Terminal) açarak örneğimize başlayalım. Programı kurmak için gerekli komutu verelim. Görüldüğü gibi liste uzayıp gidiyor. Ama biz bunu dpkg -l paket_adi “dpkg” de yapmak istesek, herhalde birkaç saatimizi alırdı. “APT”, paketleri sisteme kurmadan önce, Paketleri sistemden kaldırmak için: sudo apt-get install anjuta yapılacak işler hakkında bizleri de bilgilendiriyor. Örneğimizdeki pakete göre: dpkg -r paket_adi Paketlisten werden gelesen... Fertig ##Paket listesi okunuyor## 0 aktualisiert, 24 neu installiert, 0 zu entfernen und 0 Aşağıdaki bölüm, kaynaktan alıntı yapılmıştır. Abhängigkeitsbaum wird aufgebaut ##Burada nicht aktualisiert. Paket bağımlılıklara baktı# Es müssen noch 7425kB von 18,7MB an Archiven Deb paketi yapmak için bir dizi araç barındırır. Lese Status-Informationen ein... Fertig ##Burada heruntergeladen werden. Bunlar: bağımlılıkları okudu## Nach dieser Operation werden 70,1MB Plattenplatz - dpkg-source kaynak kodlarını, bir Debian Die folgenden zusätzlichen Pakete werden installiert: zusätzlich benutzt. ##Gerekli olan bağımlılık listesi## paketi olarak paketler ve açar. anjuta-common autoconf autogen automake - dpkg-dev ikili paketleri paketler ve açar. Güncelleme olacak paketimiz yok. 24 Tane autotools-dev devhelp-common - dpkg-gencontrol açılmış bir Debian kaynak paketimiz yeni kurulacak. 0 Silinecek paketimiz var exuberant-ctags gettext intltool libdevhelp-1-0 ve Güncellenecek paketimiz yok. Indirilecek ağacından bilgileri okur ve ikili bir kontrol libgda4-4 libgda4-bin paketlerimizin boyutu 18.7 MB. Kurulması için paketi oluşturur. libgda4-common libgda4-sqlite libgdl-1-0 libgdl-1- sistemde 70.1 MB yer olması gerekiyormuş. - dpkg-shlibdeps paketin birlikte çalıştığı common libgladeui-1-9 Anjuta'nın ortalama maliyeti bize 70 MB. kütüphanelere olan bağımlılıkları hesaplar. libltdl7-dev libopts25 libopts25-dev libtool - dpkg-genpackage açılmış bir Debian libwebkit-1.0-1 m4 Bu bilgilerden sonra istersek, “E” tuşuna kaynak ağacından bilgileri okuyarak, bir Vorgeschlagene Pakete: ## Yukarıdakı paketlerden basarak “APT”ye onay vermiş oluyoruz. O da bizim kontrol dosyası oluşturur (.changes). bir kaçına ait bağımlılık listesi## için tüm işlemleri yapıyor. - dpkg-buildpackage paketlerin otomatikmen libgtk2.0-dev libgtkmm2.0-dev libgnome2-dev Biz de bu şekilde bir paket için, çok zaman inşa edilmesini sağlayan bir kontrol betiğidir. libgnomemm2.0-dev glade-gnome ## Yukarıdaki harcamamış oluyoruz. listede “-dev” ile adlandırılan paketler olduğu için - dpkg-distaddfile debian/files (paket kullanılır. “dpkg” ile ilgili gerekli komutları, herkesin bilmesinde fayda vardır. Bu yüzden komutları yazalım: 39 SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. A'DAN Z'YE UBUNTU sudo apt-get remove paket_adi “Paket_adi-dev” şeklinde olan paketlerin, genelde son kullanıcı için bir önemi yoktur. Eğer “deb” Sistemdeki bozuk paketlerin onarılması: paketleri oluşturuyorsanız, bu paketler sistemde kesin olarak bulunur. Bunlara “Devel Paketi” denir. Bazı sudo apt-get -f install paketlerin çalışmasında, örneğimizde olduğu gibi bağımlılıklar vardır. Bunun dışında, çok az görürüz Tüm bağımlı paketler ile paketi kaldırmak bu paketleri. için: APT Paket Sisteminde Terminal'de (Uçbirim) kullanılan komutlar şunlardır. Depoyu güncellemek için: sudo apt-get autoremove paket_adi Ayar dosyaları ile paketi silmek için: sudo apt-get --purge remove paket_adi sudo apt-get update için: Sistemi komple bir üst sürüme yükseltmek sudo apt-get –dist upgrade Sistemdeki paketleri güncellemek için: sudo apt-get upgrade Paket aramak için: sudo apt-cache search paket adi Paket kurulumu için: sudo apt-get install paket_adi Kurulu paketi kaldırmak için: 40 YAZAR : Ömer KIRMIZI MİZAH HABERLER 15 Mayıs 2027 1.Bu gün yapılan açıklamada, Dünya genelinde Linux kullanım oranı %78... 2.Microsoft'un şebek Ceo'su yaptığı basın toplantısında “bu böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda biz de kaynak kodlarımızı açacağız” dedi. Ayrıca Windows Xp'nin destek süresinin artık uzamayacağını belirten Balimer en son kullanım süresini 2032 olarak belirlediklerini söylediler. Vista SP 253'ü yayınladıklarını ama hala insanların Xp'de direttiğini söyleyen Balimer “Ya biz yapamıyoruz ya da Xp kullananlar bir şeyden anlamıyor” dedi. 3.Kde 134. sürümünü duyurdu. Aceleyle yayınlanan bu sürümün, önceki gün yayınlanan Gnome 2.28.2'ye bir yanıt olabileceği belirtiliyor. 4.Turkseli genel müdür Sümeyra Civciv yaptığı açıklamada, “çok yakında 3G tüm Türkiye'de kullanılabilecek. Her yeri kapsama alanına sokmak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Bu basın açıklaması sırasında, bir grup genç İstanbul Üniversitesi önünde toplanarak protesto gösterilerinde bulundular. “Biz de 7G istiyoruz” diye slogan atan gençler daha sonra olaysız bir şekilde dağıldılar. 5.Dünyanın en büyük video paylaşım sitesi Facebook, bir rekora daha imza atarak dünyanın en çok boşa zaman geçirme sitesi olma unvanını da kazandı. 41 YAZAR : Yusuf SANSARKAN FIKRA PENGUENİN HAYVANAT BAHÇESİNDE İŞİ NE? Temel ile Dursun bir gün sokakta bir penguen bulmuşlar ve onu karakola götürmüşler. Komiser onlara “Bu hayvanı çabuk hayvanat bahçesine götürün” demiş. Akşama doğru komiser pencereden dışarı bakarken Temel ile Dursun'u ortalarında penguenle gezerken görmüş. Komiser pencereyi açıp "Ula uşaklar ben size o hayvanı hayvanat bahçesine götürün demedim mi" demiş. Temel ile Dursun da "Tamam daa! Götürdük. Şimdi de sinemaya götüreyruz” demişler. 42 YAZAR : Yusuf SANSARKAN SUDO Dergi tayfasına [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz. SUDO, Creative Commons (CC) bync-nd ile lisanslanmıştır. Not: SUDO, Gimp ve Scribus gibi özgür tasarım araçları kullanılarak hazırlanmıştır. Kullanılan içerikten yazarları sorumludur. SUDO, GNU/Linux dağıtımları altında sorunsuz olarak
Benzer belgeler
Untitled
da ilerleyen günlerde göreceğiz. Bunlara ek olarak,
Nokia gibi telefon üretimi konusunda sektöründe iyi
bir yerde olan bir firma, Microsoft'u yok sayarcasına
açık kaynaklı mobil işletim sistemleri ...
Untitled - Tilkinin Dilinden
kaynak felsefesine aykırıdır. Sadece açık kaynak
felsefesine değil vicdanımızın sesine de kulak
vermemektir, bencilliktir, sütün kaymağını yemek,
"ancak gerisini ikram(!)" etmektir.
Tekelci mantıkl...
Full Circle Magazine
KDE'de kullandığım birçok programın GNOME tabanlı olması,
dolayısıyla bir GNOME/KDE karışımı ile Transmission, Firefox, Scribus,
Thunderbird vb. kullanıyordum. Intrepid yükseltmesi buna bir gerekçe...
Full Circle Magazine
kullanıcılarına da "hayırlı olsun" dileklerimizi
iletiyoruz.
Geçtiğimiz ay yaşanan büyük(!) gelişmelerden bir
diğeri de, 3G teknolojisinin 31 Temmuz itibariyle
hayatımıza girmesi oldu. Peki 3G bize...