korsan - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
Transkript
korsan - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
Sayı Sanat Dergisi ŞEHİR ŞEHİR OPERA-BALE 6 TÜRKİYE'DE BALE ULUSLARARASI İSTANBUL BALE YARIŞMASI ve FESTİVALİ ULUSLARARASI İSTANBUL OPERA FESTİVALİ ULUSLARARASI BODRUM BALE FESTİVALİ ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA ve BALE FESTİVALİ ESKİŞEHİR OPERA BALE GÜNLERİ YETENEK SERGİLEME ŞANSI VEREN BALE LE CORSAIRE KORSAN KARADENİZ MUSIKİ FOLKLÖRÜNDEN ESİNLENEN OPERA HEKİMOĞLU İSTANBUL'DA "Yürüyemezsem Dans Ederim!" FRIDA DONIZETTI ve MÜZİĞİ İçindekiler Akdeniz Opera ve Bale Kulübü Derneği Adına İmtiyaz Sahibi - Dernek Başkanı Fazıl Tütüner Sorumlu Yazı İşleri Müdürü A. Vahap Kokulu Yayın Yönetmeni İhsan Toksöz Yardımcı Yayın Yönetmeni Demet Şaman Tarlakazan Reklamlar ve Finans Kaynakları Bengü Yılmazer Hadra Sayman Eyüp Dinç Sanat Etkinlikleri Mine Yalçın Yayın Kurulu Demet Şaman Tarlakazan Bengü Yılmazer Hadra Mine Yalçın Yayına Hazırlık MERSİN Kapak ve Sayfa Tasarımı Burçin Keseci Baskı Güven Ofset Ltd. Şti. Uray Caddesi No:25/A Mersin Tel: 0324 238 28 80 - 237 27 80 Basım Tarihi - 03.05.2016 06-08 TÜRKİYE'DE BALE 20-21 DOB İZMİR FRIDA (2. Bölüm) Özgür Adam İnanç 09-11 ULUSLARARASI İSTANBUL BALE YARIŞMASI VE FESTİVALİ 12-14 ULUSLARARASI BODRUM BALE FESTİVALİ 12-14 ULUSLARARASI İSTANBUL OPERA FESTİVALİ 23-24 ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ 15-17 LE CORSAIRE KORSAN 25-26 ESKİŞEHİR OPERA BALE GÜNLERİ Deniz Olgay Yamanus 18-19 HEKİMOĞLU İSTANBUL'DA 27-28 DONIZETTI VE MÜZİĞİ Yiğit Günsoy Bertan Rona Akdeniz Opera ve Bale Kulübü Derneği The Association of Mediterranean Opera and Ballet Club Bahçe Mh. 4606 Sk. İstiklal İşhanı Kat:2 Mersin Tel: 0324 238 86 80 [email protected] • www.akob.org Bağışlarınız için: İŞ BANKASI Uray Şubesi (6607) - Hesap No: 959250 IBAN: TR69 0006 4000 0016 6070 9592 50 Donations: İŞ BANK - Uray Branch IBAN: TR69 0006 4000 0016 6070 9592 50 BIC: ISBKTRISXXX BAHAR BU YIL UZUN SÜRECEK! Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün Yeni Atılımı: TRABZON OPERA VE BALE GÜNLERİ BU YIL GERÇEKLEŞTİRİLECEK! Trabzon’da da bir OPERA BALE GÜNLERİ organize etmeyi planlayan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2016 Eylül ayı sonunda veya Ekim ayı başında bu etkinliği gerçekleştirecek. Bu konuda hazırlıklar sürüyor! Dergimize gönderilen yazı ve görseller yayınlansın ya da yayınlanmasın iade edilmez. Yayınlanan yazıların içeriğinden yazarlar sorumludur. 3 Opera•Bale [email protected] İhsan Toksöz ARS LONGA, VİTA BREVİS Ülkemizin evrensel çoksesli müzik ve Opera Bale ile tanışması 1840’lı yıllara kadar gitmekte ise de Opera Balenin bir Cumhuriyet Sanat Kurumu olarak resmi kuruluş tarihini Devlet Tiyatroları, Opera ve Bale Genel Müdürlüğü’nün Kuruluş Kanunu’nun yayınlandığı 1949 yılı olarak kabul edebiliriz. Elbette bu tarihin öncesinde büyük emekler vardır. Ülkemizde balenin gelişimini geçen sayıda başlayan ve bu sayıda devam eden “Türkiye’de Bale” yazı dizisi ile işledik. Genel bir kronolojik sıralama ile Opera Balenin tarihine kısaca değinelim: 1924 yılında Musiki Muallim Mektebi kuruldu. 1925 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı (Darülelhan) kuruldu. 1925-28 yıllarında Türk Beşleri olarak bilinen Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Necil Kazım Akses, Ahmet Adnan Saygun eğitim için yurtdışına gönderildi. 1934 yılında ilk Türk operası “Özsoy” İran Şahı’nın Türkiye’yi ziyaretinde sahnelendi. Ayni yıl içinde Necil Kazım Akses’in “Bayönder” operası da Ankara Halkevi’nde Atatürk’ün huzurunda sahnelendi. 1936 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı kuruldu. 1947 yılında ilk Türk Devlet Bale Okulu İstanbul Yeşilköy’de yatılı bir ilkokul olarak Dame Ninette de Valois tarafından kuruldu. 1948 yılında Yeşilköy'de ilk bale okulu Ninette de Valois tarafından kuruldu. 1949 yılında Devlet Tiyatroları, Opera ve Bale Genel Müdürlüğü kuruldu. 1950 yılında Yeşilköy’deki bale okulu Ankara’ya taşındı ve Devlet Konservatuvarı’nın bale bölümü olarak faaliyetlerini sürdürdü. 1958 yılında Devlet Tiyatroları ve Devlet Opera ve Balesi ayrılarak iki Genel Müdürlük oldu. 1960 yılında İstanbul Şehir Operası kuruldu. 1969 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesi Ankara’daki Genel Müdürlüğe bağlı bir müdürlük olarak kuruldu. 1970 yılında tüzel kişiliğe haiz Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü kuruldu. 1982 yılında İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kuruldu. 1992 yılında Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kuruldu. 1993 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu Ankara’da ilk prömiyerini yaptı. 1994 yılında Ulusal Aspendos Opera ve Bale Festivali başladı. 1998 yılında Aspendos Opera ve Bale Festivali “Uluslararası” oldu. Festival 2003 yılında Avrupa Festivaller Birliği’ne “EFA” kabul edildi. Opera•Bale 4 "Sanat sonsuz-uzun, hayat kısa." Hipokrat* 1999 yılında Antalya Devlet Opera ve Bale Müdürlüğü kuruldu. 2003 yılında Uluslararası Bodrum Bale Festivali başladı. 2008 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlükten ayrılarak ayrı bir müdürlük olarak yapılandı. Birim Dans Topluluğu kuruldu. 2008 yılında 1. Ulusal İzmir Genç Solistler Şan Yarışması düzenlendi. 2008 yılında 1. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması düzenlendi. Yarışma 2009 yılında Uluslararası Bale Yarışmaları Federasyonu’na kabul edildi. 2010 yılında “Türksoy Operalar Kurulu” kuruldu. Kurulun başkanlığı ilk iki yıl için Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ne verildi. 2010 yılında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, “Opera Europe” (.Avrupa Profesyonel Opera Kumpanyaları ve Festivalleri Organizasyonu) üyeliğine kabul edildi. 2010 yılında 1. İstanbul Uluslararası Opera Festivali düzenlendi. 2011 yılında Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri düzenlendi. 2012 yılında Selman Ada’nın “Ali Baba ve Kırk Haramiler” eseri Almanya Wuppertal Operası’nda Almanca olarak sahnelendi ve Avrupa’da Avrupalı sanatçılar tarafından sahnelenen ilk Türk operası oldu. 2015 yılında Mardin Opera ve Bale Günleri başladı. Operanın vatanı İtalya’dır. Bilinen ilk opera 1597’de Floransa karnavalında sahnelenen, Ottavio Rinucci’nin sözleri üzerine Jacopo Peri’nin bestelediği “Dafne” adlı eserdir. Yani operanın 400 yıllık bir geçmişi vardır. Türk Opera Balesinin yukarıda kısaca özetlenen kronolojisi, ne kadar kısa sürede ne kadar büyük bir mesafe alındığının bir kanıtıdır. Günümüzde Türkiye 60-65 yıllık bir geçmişe sahip Opera Bale kurumlarıyla uluslararası festivaller, yarışmalar düzenlemekte ve Avrupa’nın sanat organizasyonlarının listesinde üst sıralarda yer almaktadır. Gerek sanatçılarımızın, rejisör ve koreograflarımızın yetenekdonanımları, gerekse sahneleme teknikleri konusunda yetişmiş kadroları ile Türk Opera Balesi dünya arenasında hak ettiği konuma yükselmiş bulunmaktadır. Tek eksiğimiz bu sanatın sergilenebileceği mekânların bulunmamasıdır. Opera Bale etkinlikleriyle yeni ufuklara yelken açabilmek dileğiyle müzik kardeşlik ve barışın katalizörü olsun! *Hipokrat: (Hippokrates). MÖ.460 - 370. Hekim yemini ile de tanınan İyonyalı filozof-hekim. Kaynak: Türkiye’de Opera ve Bale - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Özel Yayını, Ankara, 2012 2.Bölüm BALE TÜRKİYE’DE Denge, eksen, hafiflik, uçarcasına… Hep yukarı, daha yükseğe… Bedenin her bir parçasının diğeriyle uyumu… İnsanın yarattığı büyülü güzellik… 1974-Canan ve Barlas Kobaner. Kuğu Gölü Opera•Bale 6 Modern Dans Topluluğu- Dikkat Kırılabilir- Saydam -2009 İlk Türk Koreografisi 6 Ocak 1948’de, Yeşilköy’de, yatılı bir ilkokulda temelleri atılan Türk Balesi; 20. yılını geride bıraktığı yıllarda Avrupa’da saygın bir konuma gelmeye ve tanınmaya başlamış, birçok dansçı yurtdışında eğitim görerek ülkeye yepyeni bakış açıları ile dönmüştür. İlk kez bir Türk koreografisi yapılmış, bir Türk koreograf çalışmalarına başlamış, sadece Ankaralı izleyici ile buluşturulabilen bale eserleri bu dönemlerde kurumsal olmasa da artık İstanbullu seyirciye de götürülmeye başlamıştır. Bu peri masalında 1968 yılı tüm bu nedenlerle muhteşem bir dönüm noktasıdır. “… Öğrenciler büyümüş, klasik eserler sahneye konmuş ve yıldız dansçılar kendini göstermeye başlamıştı. Şimdi sıra bu başarılı gençlerin arasından başarılı bir koreografın çıkmasına gelmişti.”, “…6 Kasım 1968’de genç dansçı ve eğitmen Sait Sökmen tarafından Türk Balesi’nin ilk koreografisi “Çark” sahneye konur.” (Evci, Muzaffer 2010:54) Klasik bale formunu çağdaş bir koreografi ile ilk kez birleştiren ve ilk Türk koreografisi olan bu eserin librettosunu Tunga Uyar’ın yazdığı “Çark” isimli şiir oluşturur. “… Prömiyerinde delicesine bir alkış alır “Çark”; belli ki bale seyircisi ilk Türk koreografın yetişmesini hasretle beklemiştir. Osman Şengezer’in dekor ve kostüm tasarımı yaptığı, Allan Abbott’un orkestrayı yönettiği Gala gecesindeki dansçılar da tarihe geçerler…” (Evci, Muzaffer 2010:55) Türkiye Cumhuriyeti’nin bir kuşağa, yüzyıllık sanat birikimini sığdırması da ayrıca fevkalade bir durumdur. Sürekli düşünen, üreten, deneyen bir nesil yetişmektedir. Sanatçılar artık yeni anlatım dilleri aramaya ve kendi sanatlarını aşarak binlerce fikirle yaratıcılıklarını somutlaştırmaya başlamışlardır. “Hürrem” Balesi ve Modern Dans Çalışmaları 14 Temmuz 1970 yılında Devlet Tiyatroları’ndan ayrılarak ayrı bir kurum olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Ankara ve İstanbul’da çalışmalarına devam ederken birçok ilklerin de sahibiydi. Bale Bölümü hem klasik bale eserlerini hem de modern dans yorumlarını sahnelerken, Türk kültür ve sanatını baleye yansıtma çabalarını da sürdürmekteydi. Ulusal Türk Balesi yaratma projesini “Hurrem” Balesi ile taçlandıran kurum, Ulusal Türk Balesi’nin bu ilk büyük bale eserini 1975-76 sanat sezonunda sahneye koyar. Üç yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü olan, koreografisini Oytun Turfanda’nın, bestesini Nevit Kodallı’nın yaptığı “Hurrem” Balesi tarihimizden bir kesiti bale adımlarıyla yaşama geçirmiştir. Kendilerini klasik bale formu dışında ifade etmek isteyen öğrenciler için ayrıca bir dönüm noktası olan yıllarda Türkiye’de ilk Modern Dans çalışmasını yapacak olan Geyvan McMillen’ın da aralarında bulunduğu birçok öğrenci Londra Çağdaş Dans Okulu’nda öğrenim görür. 1967’den itibaren Modern Dans fikri yavaş yavaş belirmeye başlar. Geyvan McMillen’ın, 1974-75 sanat sezonunda Debussy’nin flüt, arp ve viyola üçlüsü üzerine yaptığı “Debussy ile Dans” adlı yaratısında ilk modern dans formu yorumlanır. “Çark” Balesinin başarısından sonra Sait Sökmen Ankara’da Devlet Tiyatroları Modern Dans Topluluğu’nu kurar ve 1972-1973 Sanat sezonunda “Kurban” ve “Üç Çift” adlı iki eser repertuvara girerek seyirci ile buluşturulur. Böylesine kısa bir tarihe bu kadar çalışma, başarı sığdıran Devlet Opera Balesi, Ankara ve İstanbul Müdürlüğü’nden sonra sırayla; 21 Ekim 1981’de, İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nü, 29 Ekim 1992’de Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nü, 5 Nisan 1999’da Antalya Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nü Ankara DOB - Modern Dans Topluluğu - Bin Kalp Atışı - 2009 ve 24 Ocak 2008’de Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nü kurmuş, bale baş koreograflıkları bu müdürlüklerde çalışmalarına başlamıştır. Ankara Modern Dans Topluluğu ve MDTİst Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir repertuvar topluluğu olarak 1992’de klasik balenin bir alt dalı olarak kurulan Modern Dans Topluluğu, Şubat 1993’te Beyhan Murphy yönetiminde ortalama 10 kişilik bir dansçı kadrosuyla ilk prömiyerini gerçekleştirmiştir. Kurulduğu yıldan bu yana topluluk, hem Türk, hem de yabancı koreograflar tarafından sahneye konan 65’ten fazla eser sahnelemiştir. Bu topluluk, 2009’dan beri Ankara Devlet Opera ve Balesi bünyesinde çalışmalarını sürdürürken, 2011 yılında İstanbul’da yine Beyhan Murphy yönetiminde proje bazında Modern Dans çalışmaları başlamış ve kısa geçmişine rağmen, “MDTİst” projesi adı altında, dünyanın birçok ülkesine turneler düzenleyerek, kendi dans ekolünü oluşturmaya ve modern dans alanında kendi koreograflarını yetiştirmeye başlamıştır. 7 Opera•Bale İstanbul DOB- Mdİst-2011, Güldestan Birim Dans Tiyatrosu Ankara DOB Birim Dans Tiyatrosu Töre - 2009 Deneyimli dansçıların sahnelerden uzak kalmaması amacıyla, ileri yaşlarda da dansçıların birikimlerini kullanabilmelerine olanak sağlayan “Birim Dans Tiyatrosu” 2008 yılında Ankara’da kurulmuştur. Dans ve tiyatro sanatlarının birleşimi ile yepyeni bir anlatım dilinde eserleri hazırlayan bu birim, özellikle 40 ile 60 yaş arası dansçıların aktif şekilde rol aldıkları bir yapıdır. Öncelikle Ankara ve İstanbul’da sahnelenen, İhsan Bengier’in 2004 yılında koreografisini yaptığı “Guguk Kuşu” adlı dans tiyatrosu bu anlamda kurumumuzdaki ilk çalışma olmakla birlikte, Birim Dans Tiyatrosu oluşumu ilk kez 29 Mayıs 2008 tarihinde gerçekleştirdiği Dünya Prömiyeri ile sanatseverlerin karşısına çıkmış, Türk edebiyatının usta ismi Turgut Özakman’ın tiyatro oyunlarından biri olan “Töre” ile dans tiyatrosu kavramını profesyonel biçimde izleyici ile buluşturmuştur. Birim Dans Tiyatrosu çalışmaları, Devlet Opera ve Balesi’nin yerleşik sahnelerinin bulunduğu diğer illerde de giderek yaygınlaşmıştır. KAYNAKÇA: Evci, Muzaffer; 60. Yılında Türk Balesi, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Özel Yayını 2. Baskı, 2010, Ankara Opera•Bale 8 Uluslararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali Kısa geçmişine rağmen ve şimdiye kadar kazandıkları takdir ve teşekkürlerin de ötesinde, günümüzde Türk Balesi ve dansçıları bir Uluslararası Bale Yarışması düzenleyecek derecede kendilerine güvenmektedirler. Dünyanın önemli metropollerinde yıllar boyu düzenlenen dans yarışmaları, profesyonel dans hayatına girmek üzere olan genç dansçılara uluslararası platformda kendilerini gösterme fırsatını sunmaktadır. Dünya çapındaki muadilleri gibi, böyle bir yarışmanın Türkiye’nin kültür başkenti sayılan İstanbul’da gerçekleşmesi, yarışmacılara jüri üyeleriyle fikir alışverişi yapma ve onların deneyimlerinden faydalanmaları için artistik bir platform oluşturmanın yanı sıra, yakın ilişkiler kurma ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen diğer yarışmacılarla aynı zemini paylaşma fırsatı yaratmaktadır. İlki, Türk Balesi’nin 60. Kuruluş Yılı’na denk gelen ve kısacık tarihine rağmen bugün dünya dans arenasının dikkatini çeken bir bale yarışması düzenleyecek olgunlukta ve seviyede olan Türk Bale sanatının ülkemize armağanı olan ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü organizasyonu ile ve genç dansçıların uluslararası platforma taşınmasına büyük fırsat yaratan “Uluslararası İstanbul Bale Yarışması” iki yılda bir düzenlenmektedir. Tüm ülkelerden bay ve bayan profesyonel dansçılara veya konservatuvar ve dans akademilerinde eğitim gören öğrencilere açıktır. 15-19 yaşları arasındaki yarışmacılar küçükler kategorisinde, 20-26 yaşları arasındaki yarışmacılar ise büyükler kategorisinde yarışmaktadır. Dünyanın yetenekli çok sayıda genci ve sanatsever bale izleyicisini Uluslararası İstanbul Bale Yarışması’nda daha uzun yıllar buluşturmak dileğiyle… 9 Opera•Bale 1. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali 1. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı işbirliğiyle 2008 yılında yapılmıştır ve genç yaşına rağmen, Uluslararası Bale Yarışmaları Federasyonu’na 17 Haziran 2009’da oybirliğiyle üye olarak kabul edilmiştir. Yarışmamız ilerleyen yıllarda gerçekleşen başarılı organizasyonlarıyla üyeliği süresince, diğer uluslararası yarışmaların yanında seçkin bir yer edinmiştir Jüri Başkanı Charles Jude: Paris operası eski star dansçısı, Bordeaux Ulusal Balesi Artistik Direktörü, Jüri üyeleri Sakiko Arai - Yıldız Dansçılar Bale Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Balkan - Devlet Opera ve Balesi Baş Koreografı Celi Barbier - Dans eleştirmeni, eski solist dansçı Robert Denvers - Belçika Kraliyet Balesi Eski Artistik Direktörü Meriç Sümen Kanan - (Türkiye) Devlet Sanatçısı, DOB Genel Müdürü (2005-2007) ve Baş Balerin. Evinç Sunal - Ankara Devlet Opera ve Balesi Eski Başkoreografı György Szakály - Macar Dans Akademisi Artistik Direktörü Evelyn Téri - Viyana Ulusal Balesi Eski Başöğretmeni Prof. Konstanza Vernon - Münih Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi, Bale Akademisi Direktörü Mihaela Vieru - “DanceforYou” Dergisi’nin Yayıncısı ve Editörü 2. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali 2. İstanbul Uluslararası Bale Yarışması yine İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti projeleri kapsamında 6-10 Temmuz 2010 tarihleri arasında yapılmıştır. Dünyaca ünlü birçok dansçıyı yetiştirmiş olan efsanevi koreograf Yury Grigorovich başkanlığındaki jüri, uluslararası bale alanındaki önemli simalardan oluşmaktaydı. Ayrıca Gala Gecesi’nde, yarışmada birincilik ve Grand Prix ödüllerini alan dansçıların yanısıra ünlü yıldız dansçılar da performanslarını sergilemişlerdir. Opera•Bale 10 Jüri Başkanı Yuri Grigorovich - (Rusya) Rusya Devlet Nişanı Sahibi, Baş Koreograf, Bolşoy Balesi Fahri Sanat Yönetmeni, IFBC Başkanı. Jüri üyeleri Julio Bocca - (Arjantin) Uluslararası Bale Yıldızı Fabienne Cerutti - (Fransa) Paris Ulusal Bale Okulu, Bale Öğretmeni Meriç Sümen Kanan - (Türkiye) Devlet Sanatçısı, DOB Genel Müdürü (2005-2007) ve Baş Balerin. Sue Jin Kang - (Kore) Baş Balerin, Stuttgart Balesi Jana Kurova - (Çekoslovakya) Prag Balesi Sanat Yönetmeni, Eski Baş Balerin Vladimir Malakhov - (Almanya) Staatsballet Berlin Genel Sanat Yönetmeni, Baş Balet Irek Mukhammedov - (Rusya) Uluslararası Bale Yıldızı Margherita Parrilla - İtalyan Ulusal Dans Akademisi Direktörü, Eski Baş Balerin Sait Sökmen - (Türkiye) Türkiye’nin ilk koreograflarından, Eski Baş Dansçı Septime Webre - (ABD) Washington Balesi Sanat Yönetmeni 3. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’nın üçüncüsü yine İstanbul’da, 25 – 30 Haziran 2012 tarihleri arasında Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Yury Grigorovich’in Jüri Başkanlığında ve değerli Türk ve yabancı jüri üyeleri gözetiminde gerçekleşen yarışmada toplam ödül 55.000 Euro’ya ulaşmıştır. Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı TÜRKSOY’un, Türk Dili Konuşan Ülkeler Kültür Bakanları Daimi Konseyi’nin kararıyla bale sanatçılarının desteklenmesi amacıyla verdiği "TÜRKSOY Özel Ödülü"de bu yıl yarışmaya dahil olmuştur. Jüri Başkanı Yuri Grigorovich - (Rusya) Rusya Devlet Nişanı Sahibi, Baş Koreograf, Bolşoy Balesi Fahri Sanat Yönetmeni, IFBC Başkanı. Jüri üyeleri Meriç Sümen Kanan - (Türkiye) Devlet Sanatçısı, DOB Genel Müdürü (2005-2007) ve Baş Balerin. Marina Leonova - (Rusya) Moskova Bale Akademisi Rektörü. Vladimir Malakov - (Almanya) Berlin Ulusal Balesi Sanat Yönetmeni, Baş Dansçı. Margherita Parilla - (İtalya) İtalya Ulusal Bale Akademisi Başkanı. Jae Keun Park - (Kore) Seul Bale Yarışması Başkanı. Olivier Patey - (Fransa) Paris Ulusal Balesi Eski Yıldız Dansçısı, Bale Eğitmeni, Koreograf. Septime Webre - (Amerika) Washington Balesi Sanat Yönetmeni 4. Uluslarararası İstanbul Bale Yarışması ve Festivali 21-26 Haziran 2014 tarihleri arasında yıldızlarını arayan 4. Uluslararası İstanbul Bale Yarışması’nın özeliği ise bir Bale Festivali ile taçlanması olmuştur. Profesyonel hayata atılmak üzere olan genç dansçılar, bu yarışma sayesinde, sadece bir yarışma ortamında değil, aynı zamanda değerli jüri üyeleriyle de fikir alışverişinde bulunarak, onların tecrübelerinden faydalanarak, diğer yarışmacılarla ortak bir platformda buluşarak, vizyonlarını ve sanatlarını geliştirecek bir okul ortamında bulunma fırsatı yakalamaktadır. Jüri Başkanı Irek Muhammedov - 20. yüzyılın en büyük dansçılarından. Jüri Üyeleri Vladimir Malakhov - Uluslararası Bale Yıldızı, Berlin Devlet Balesi’nin Artistik Direktörü ve Tokyo Balesi'nin Artistik Danışmanı. Vadim Pisarev - Ukrayna Donetsk şehri Don Bas Operası Sanat Yönetmeni, Önceki başdansçı. Meriç Sümen Kanan - (Türkiye) Devlet Sanatçısı, DOB Genel Müdürü (2005-2007) ve Baş Balerin. Beatris Knop - Berlin Devlet Balesi’nin baş dansçısı. Çe Kin Park - Kore Uluslararası Bale Yarışması Başkanı ve Seul Bale Topluluğu Sanat Yönetmeni. Özkan Arslan - İstanbul Devlet Balesi’nin önceki Başkoreografı ve uluslararası kariyere sahip başdansçısı. Evelin Teri - Viyana Devlet Operası Bale Akademisi profesörü, Viyana Uluslararası Bale ve Modern Dans Yarışması Direktörü. Letizya Culyani - Uluslararası yıldız dansçı, Floransa Balesi’nin baş dansçısı. 2016 5. ULUSLARARASI İSTANBUL BALE YARIŞMASI VE FESTİVALİ (08-13 Temmuz 2016) PROGRAM 8 Temmuz 2016, Cuma Kadıköy Süreyya Operası / 20: 00 5 TANGO’S / ENTRE DOS AGUAS (Modern Dans) Müzik: A. Piazzola, P. de Lucia, S. Rogers Koreografi: H. van Manen, R. North Ankara Devlet Opera ve Balesi 9 Temmuz 2016, Cumartesi Kadıköy Süreyya Operası / 20:00 / ÜCRETSİZ KÜÇÜKLER YARI FİNALİ Jüri Başkanı: Vladimir Malakhov 10 Temmuz 2016, Pazar Kadıköy Süreyya Operası / 20:00 / ÜCRETSİZ BÜYÜKLER YARI FİNALİ Jüri Başkanı: Vladimir Malakhov 11 Temmuz 2016, Pazartesi Kadıköy Süreyya Operası / 20: 00 DANSIN RENGİ (Modern Dans) “Danzon / Mantra / Dansın Rengi” Müzik: A. Marquez, S. Milton, E. Ardal Koreografi: A. Davran, V. Ersoy, İ. Rüstem, M. Balkan Antalya / İstanbul / İzmir Devlet Opera ve Balesi 12 Temmuz 2016 Salı Kadıköy Süreyya Operası / 20:00 FİNALLER Jüri Başkanı: Vladimir Malakhov 13 Temmuz 2016 Çarşamba Kadıköy Süreyya Operası / 20: 00 ÖDÜL TÖRENİ VE GALA GECESİ Genel Müdürlük gerekli hallerde yarışma programında değişiklik yapabilir. 11 Opera•Bale ULUSLARARASI İSTANBUL OPERA FESTİVALİ Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, dünya metropolü İstanbul şehrine armağan ettiği ve ilki 2010 yılında, “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi” kapsamında başlattığı “Uluslararası İstanbul Opera Festivali”nin gördüğü büyük ilginin gururunu yaşamaktadır. 15 milyonluk nüfusuyla birçok Avrupa ülkesinin iki katı büyüklükteki bir dünya metropolü olan ve 2010 yılında “Avrupa Kültür Başkenti” seçilen tarihi kent İstanbul’un bir opera festivaline kavuşması kültürel gelişiminin boyutunu göstermek bakımından ciddi bir adımdır. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, başladığı tarihten itibaren programı ve içeriği ile her yaştan, her kesimden seyirciye ulaşmayı hedeflemiş, kentin sahip olduğu tarihsel mekânlarıyla sanatseverleri bütünleştirerek, İstanbul›u dünya ölçeğinde benzersiz bir konuma yerleştirmiştir. Festival kapsamında, Yıldız Sarayı, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Arkeoloji Müzeleri Bahçesi Opera•Bale 12 1. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2010) Fatih Sultan Mehmet Sevil Berberi Aida Zaide Saraydan Kız Kaçırma Duvara Karşı Imeneo Köroğlu gibi tarihi mekanlarda Türk ve dünya opera alanındaki önde gelen isimleri ve topluluklarını ağırlayarak, kültürlerarası iletişimde ileri adımlar atılmıştır. Konuk toplulukların sahnelediği birbirinden ilgi çekici eserlerin yanı sıra “Saraydan Kız Kaçırma”, “Fatih Sultan Mehmet”, “Zaide” gibi Türk kültürü ve yaşantısını konu alan operalar orijinal tarihi dekorlarda ve pırıl pırıl İstanbul gecelerinde izleyici ile buluşmaktadır. Önemli kültür merkezlerinde geleneksel hale gelmiş uluslararası opera festivallerinin bir benzerinin İstanbul’da gerçekleştirilmesi bu güzel ve gizemli kentin dünya sanat haritasındaki yerini kalıcı kılmak bakımından büyük önem arz etmektedir. Bu yıl 7.si düzenlenecek olan festivalin şimdiye kadar gerçekleştirilen 6 yıllık etkinliklerine bir göz atalım: İstanbul DOB Deutsche Oper Berlin Ankara DOB Antalya DOB Istanbul ve Samsun DOB Theater Bremen İzmir Devlet Opera ve Balesi Türksoy 2. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2011) Fatih Sultan Mehmet İstanbul DOB IV. Murat Mersin DOB Tosca Ankara DOB Mahagonny Kentinin Münih Gartnerplatztheater Yükselişi ve Düşüşü Saraydan Kız Kaçırma Samsun DOB Elina Garanca Gala Konseri İstanbul DOB Orkestrası Şef: Karel Marc Chichon Aşk-ı Memnu İzmir DOB Zaide Antalya DOB Cezayir’de Bir İtalyan Kızı Badisches Staatstheater Karlsruhe 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2012) Don Giovanni Ankara DOB Saraydan Kız Kaçırma Samsun DOB José Cura Gala Konser İstanbul DOB Orkestrası Soprano: Feryal Türkoğlu IV. Murat İzmir DOB Yıldırım Bayezid (Bajazet) İstanbul DOB Aşk- I Memnu Antalya DOB 4. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2013) Rigoletto Ankara DOB Yıldırım Bayezid (Bajazet) İstanbul DOB Lale Çılgınlığı Antalya DOB “Viva Verdi” Gala Konseri İstanbul DOB Orkestrası Şef: Roberto Abbado Saraydan Kız Kaçırma Samsun DOB IV. Murat Samsun DOB 13 Opera•Bale 2016 7. ULUSLARARASI İSTANBUL OPERA VE BALE FESTİVALİ (2-16 Temmuz 2016) PROGRAM 2 Temmuz 2016, Cumartesi Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı 20:00 FESTİVAL AÇILIŞ GALA KONSERİ İstanbul Senfoni Orkestrası Orkestra Şefi: Borislav Ivanov Tenor: Kaludi Kaludov Bariton: Kiril Manolov 5. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2014) 5 Temmuz 2016, Salı Kadıköy Süreyya Operası 20:00 HEKİMOĞLU Müzik: Tolga Taviş Sahneye Koyan: Figen Ayhan Karakale Samsun Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Tolga Taviş Attila Ankara DOB Fatih Sultan Mehmet İstanbul DOB 14-15 Temmuz 2016, Perşembe-Cuma Saraydan Kız Kaçırma Samsun DOB İstanbul Arkeoloji Müzeleri Bahçesi Birjan ve SaraSamsun DOB 21:30 Beklenmedik Karşılaşma Salzburg Devlet Operası SARAYDAN KIZ KAÇIRMA Lüküs Hayat Mersin DOB Müzik: Wolfgang Amadeus Mozart Gala Konser İstanbul DOB Orkestrası Bariton: Dmitri Hvorostovsky Sahneye Koyan: Yekta Kara İstanbul Devlet Opera ve Balesi Şef: Constantine Orbelian Orkestra Şefi: Zdravko Lazarov Soprano: Ana Maria Martinez 6. Uluslararası İstanbul Opera Festivali (2015) Saraydan Kız Kaçırma İstanbul DOB. Yusuf İle Züleyha İstanbul DOB Romeo İle Jülyet Mersin DOB Gala Konser İstanbul DOB Orkestrası Şef: Raoul Grüneis Opera•Bale 14 16 Temmuz 2016, Cumartesi Kadıköy Süreyya Operası 20:00 ZAİDE Müzik: Wolfgang Amadeus Mozart Sahneye Koyan: Mehmet Balkan İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Tolga Taviş Genel Müdürlük gerekli hallerde festival programında değişiklik yapabilir. İstanbul DOB Yetenek Sergileme Şansı Veren Bale LE CORSAIRE “KORSAN” Deniz Olgay Yamanus MARIINSKY TİYATROSU, 2003 2003 yılında St. Petersburg’a arkadaşlarımla bir gezi yapmıştık. Kaldığımız otelde, Mariinsky Tiyatrosu’nda oynanmakta olan “LE CORSAIRE” Balesi’ne, bir turizm bürosundan zor da olsa birkaç bilet bulabilmiştik. Benim için çok heyecan vericiydi. 1860 yılında açılmış olan bu sahnede, Kuğu Gölü ve Uyuyan Güzel baleleri gerçekleştirilmişti. Dünyanın en iyi Opera ve Bale sahneleri arasında gösterilen Mariinsky Tiyatrosu fuayesinde o dönemin star dansçılarının (Sanatçı /Eser İsmi/Tarih bilgileriyle) giydikleri kostümler camekanlar içinde, mankenlerin üzerinde sergileniyordu. Geçmişlerine değer veriyorlardı. Kokusu bile bir başkaydı binanın. Perde açıldığında bütün dikkatimle sahneye yoğunlaşmıştım. Dekor-kostümler eserle bütünleşmiş ve dansçılar harikalar yaratmışlardı. Eser bittiğinde ayaklarım yerden kesilmişti, rüya gibiydi. Mariinsky Tiyatrosu’nda eser seyredebildiğim için kendimi ayrıcalıklı hissetmiştim. Opera, bale, konser fark etmez, St. Petersburg’a giderseniz mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri Mariinsky Tiyatrosu… 15 Opera•Bale LE CORSAIRE “KORSAN” Renkli ve canlı bir bale olan “Korsan” dünyada ilk kez Adolphe Adam’ın müziği ve Joseph Maziller’in koreografisi ile 23 Ocak 1856’da Paris’te Théâtre Impérial de l´Opéra salonunda sahnelenmiş. Uluslararası çapta büyük bir başarı kazanan “Korsan” balesine, yıllar geçtikçe koreograflar ve besteciler eklemeler ya da değişiklikler yapmışlar. Eserin en önemli versiyonunun, St. Petersburg İmparatorluk Balesi Baş yöneticisi Marius Petipa’nın 1899 yılında baştan sona yeniden Mariinsky Tiyatrosu için sahnelediği versiyonu olduğu söylenir. Günümüzün yaşayan bale efsanelerinden biri olan Kanadalı ünlü bale sanatçısı Anna- Marie Holmes’un koreografisini gerçekleştirdiği “Korsan” Balesi 3 perde. Adolphe Adam, Cesare Pugni, Leo Delibes, Riccardo Drigo, Prince Oldenbourg‘un müzikleriyle sahneleniyor. Amerikan Bale Tiyatrosu’nda her iki senede bir sahne alan eserin esin kaynağı, 19.yüzyılda geniş bir hayran kitlesi olan şair Lord Byron’un 1814 yılında Opera•Bale 16 yayınlanan “The Corsair” adlı manzum hikayesidir. Eser, Conrad’ın korsanları ve arkadaşı Birbanto’yla Osmanlı İmparatorluğu’na doğru yola çıkması ile başlayıp, karaya çıktıklarında çeşitli malların ve esirlerin satıldığı bir pazarda Conrad’ın esir kızlar arasında gördüğü bir güzele aşık olması ve Seyd Paşa’nın haremi için bu kızı seçmesi ile devam eder. KADIKÖY SÜREYYA OPERASI, 2016 Yıllar sonra 27 Şubat 2016 akşamı Kadıköy Süreyya Operası’nda, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin repertuarına aldığı klasik balenin tanınmış eserlerinden “Le Corsaire” (Korsan) balesini izlediğimde anılarım beni o günlere götürdü. İstanbul Balesi’nin baş koreografı Ayşem Sunal “Bale literatüründe teknik olarak en zor eserlerden biri olmakla birlikte, görsel anlamda da bir şov niteliği taşıyan eser ilk kez İstanbul’da.” diyor bu dans şöleni için. Hatırlamadan geçmeyelim, “Korsan” balesinin “grand pas de deux”** bölümü başrol dansçılarının hünerlerini sergiledikleri Bale Yarışmalarında sıkça kullanılır. 1978 senesinde Uluslararası Varna Bale Yarışması’nda, Oytun LE CORSAIRE Turfanda tarafından çalıştırılan Mehmet Balkan - ilk kez bir Türk dansçı, yarışmada Bronz Madalya kazanmıştı “grand pas de deux” deki solosu ile. (Teknik açıdan çok güçlü olan bu bölüm AnnaMarie Holmes’un versiyonunda 3 başrol, yani; Medora, Conrad ve Ali tarafından dans edilmiş.) Eserde orkestrayı Svtoslav. BorisovBujor Hoinic yönetiyor. Dekor Zeki Sarayoğlu’na, kostüm Çimen Somuncuoğlu’na, ışık ise Müfit Özbek’e ait. Bu zor meslekte her zaman karşılaştığımız sakatlıklar yine sürpriz yaptı ve prömiyer öncesi ilk dans edecek dansçılar yerlerini başka dansçılara bırakmak zorunda kaldılar. Bir dansçının üzüntüsü diğerinin sevinci oldu. Böyle büyük kadrolu eserlerin sahneye konmasında büyük sahnelere ihtiyaç var. Şu günlerde kapalı olan ve her an özlemini duyduğumuz Atatürk Kültür Merkezi’nin belleğimizden silinmeyen sahnesinde oynanabilseydi Le Corsaire, izleyicilerin ve sanatçıların ne denli keyif alabileceğini de düşünmeden yapamıyoruz. 17 Opera•Bale Samsun DOB Karadeniz Musıki Folkloründen Esinlenen Opera “HEKİMOĞLU” İSTAN B U L’DA Bertan Rona Besteci Tolga Taviş’in, Bertan Rona’nın librettosu üzerine yazdığı ve dünya prömiyeri 18 Ekim 2014 tarihinde Samsun Devlet Opera ve Balesi tarafından gerçekleştirilen “Hekimoğlu” operası; 16 Mayıs 2015’te 5. Eskişehir Opera ve Bale Günleri kapsamında sahnelendikten sonra, bu kez de 5 Temmuz 2016 günü, 7. İstanbul Opera ve Bale Festivali programı dahilinde İstanbul seyircisiyle buluşuyor. Eserin gördüğü bu ilgi, sadece besteciler için değil, ülkemizin opera hayatı bakımından da ümit verici. Zira Hekimoğlu gibi “çiçeği burnunda” operaların, bestelendikten hemen sonra ve mümkün olduğunca sık sahnelenmesinin, bu alanda ürün vermek isteyen bestecileri olduğu kadar, Türkiye’de opera sanatına dair yaratılması zorunlu olan arz-talep dengesini de olumlu etkileyeceği çok açık. Üstelik, ülkemizde opera ve bale için kalem oynatan besteci ve librettist sayısı bunca azken... Tolga Taviş’in Hekimoğlu operası, hemen anlaşılabileceği üzere, adaşı olduğu halk şarkısından yola çıkılarak yazılmış bir yapıt. Karadeniz musıki folklorunda yeri olan bu tanınmış türkünün konusunun ise opera diliyle işlenmeye son derece müsait olduğunu söyleyebiliriz: Kaderiyle Opera•Bale 18 savaşan bir kahraman, birbirinden ayrı düşmüş genç âşıklar ve son derece dramatik bir ölüm!.. Ne var ki, diğer pek çok öykü gibi, Hekimoğlu öyküsü de orijinal hâliyle, bir libretto için yeterli malzeme sunmaktan uzaktır. Bu nedenle, opera tarihindeki hemen hemen her librettoda karşılaşıldığı üzere; librettistin, dramatik yapıyı kurabilmek amacıyla, hikayede bazı önemli değişiklikler yaptığını belirtmeliyiz. Yapılan ekleme ve çıkarmalar, bir yandan librettoyu dokümanter olma tuzağından kurtarırken, bir yandan da librettiste, olay akışındaki vurgu noktalarını özgürce belirleme imkanı sağlamış görünüyor. Dramatik açıdan, “Hekimoğlu” operasında altı çizilen temel kavram, “insan”dır. İstekleri, korkuları, gücü, güçsüzlüğü, umudu ve acıları ile insan... Bu yönden bakıldığında, Hekimoğlu’nun, hangi yüzyılda ve dünyanın neresinde yaşadığı, önemini kaybediyor. Yerel kıyafetler içinde olmakla birlikte, her çağın ve her coğrafyanın gerçeklerini yansıtan bir karakterle karşı karşıya olduğumuzu hissediyoruz. Kahramanımız, toplumsal bir arka-plan dahilinde istemediği olayların içine sürüklenir ve kötüler ile güçlülere karşı bir var olma savaşı verirken; bireysel açıdan da, çocuk yaşta kaybettiği babası ile âşık olduğu genç kıza dair bir arayış içine giriyor. Tüm bunlar, “Hekimoğlu” operasını yerel olandan evrensel olana taşıyan başlıca dramatik unsurlar olarak öne çıkıyor. Hiç şüphe yok ki, bir operayı, kültürel alandan sanatsal alana yükseltecek bileşenlerden biri libretto olmakla birlikte, onun uluslarası kabulünü temin edecek asıl öğe, müziktir. Zira opera sanatı açısından; libretto, bir çerçeveye, müzik ise o çerçevenin içindeki fotoğrafa benzetilebilir. Çerçeve olmadan bir fotoğrafın dik duramayacağı ne kadar doğruysa, gözün çerçeveyi değil fotoğrafı gördüğü de o kadar doğrudur. Bu durumu, “kötü librettodan iyi opera bestelenemez ama iyi librettodan kötü opera bestelenebilir” formülü ile özetleyebiliriz. Dolayısıyla, opera formunda belirleyici olan müziktir ve her opera öncelikle bestecisinin adıyla anılır. Yukarıdaki düşüncelerden hareketle Tolga Taviş’in müziğine baktığımız zaman, öncelikle, herhangi bir akıma ya da üsluba geri götüremeyeceğimiz son derece kişisel bir yazı ile karşılaşıyoruz. Eserin başından sonuna dek, tonal ama “yeni” olmayı başaran bir armoni dili hâkim. Dinleyiciyi hemen kavrayan renkli bir melodizm, konunun takip edilebilirliğini kolaylaştırıyor. Operanın her şeyden evvel şan zevki olduğu gerçeğinden yola çıkan besteci, “arya” formuna gerekli önemi vererek bastan baritona, tenordan sopranoya, insan sesinin bütün imkanlarını değerlendirmiş. Ne var ki, karşılaştığımız bu partiler, “bravura” nitelikte olmaktan ziyade, dramatik yapıyı destekleyen bir “senfonizma” karakteri içinde salt müziğin dilini konuşuyorlar. Bu da, çağımızda opera sanatının içine girdiği yönelime uygun nitelikte. Bugün özellikle Alman geleneğindeki ülkelerde; müziğin dramı desteklediği ve müzikal olanın yanısıra, teatral olanın da önem kazandığı, bir gerçek. İşte tam bu noktada, Taviş’in orkestrasyonu öne çıkıyor: Bestecinin betimleyici dile ve görsel olana yatkınlığı, parlak enstrümantasyonunun her ayrıntısında kendini gösterirken, dinleyiciyi âdeta bir sinema estetiği ile karşı karşıya bırakıyor. Festivalde izleyeceğimiz “Hekimoğlu”nun rejisörü ise Figen Ayhan. Eserin dünya prömiyerini gerçekleştirmiş olan Ayhan’ın rejisi; librettonun özünü iyi kavrayan, olay akışındaki kırılmaları başarıyla yakalayan ve dramaturjik güçlükleri rahatlıkla çözen bir reji. Tüm bu avantajların, izleyiciye belirgin bir konfor sağladığını belirtmeliyiz. Oğuz Murat Yılmaz’ın, dramatik karşıtlıkları ve geçişleri isabetle destekleyen ışık tasarımı; Çağda Çitkaya’nın, mekan değişikliklerini kolaylaştırarak rejisöre kolaylık sağlayan işlevsel dekor anlayışı; ve Gizem Betil’in, yöresel giysilere sadık kalarak özgün olmayı başaran kostüm tasarımı da, prodüksiyonun başarısındaki önemli yapı taşları arasında. Bizzat bestecisi tarafından yönetilecek olan temsilde sesini dinleyeceğimiz, oyunculuğunu izleyeceğimiz isimlere gelince... Tenor Bilal Doğan, “Hekimoğlu”; soprano Esra Çetiner Tural, “Narin”; bas Engin Suna, “Dadyan Efendi”; bariton Eray Kocatürk, “Sefer Ağa”; mezzosoprano Ezgi Karakaya, “Esma Ana”; bariton Hasan Çelik, “Muhtar”; tenor Gürkan Sezgin, “Alanlı Osman”; ve bas Sabri Doğan Çapanoğlu, “Mümtaz” partilerini/rollerini seslendirecek, oynayacaklar. Tüm bu solistlere, Samsun Devlet Opera ve Balesi orkestrası ile korosu eşlik edecek. “Bir operanın, bestelendikten hemen sonra ve mümkün olduğunca sık sahnelenmesinin önemi”ni belirtmiştik. “Hekimoğlu”, bu açıdan şanslı bir eser: Tamamlandığı yıl, Samsun’da dünya prömiyeri yaptığı gibi, bundan yedi ay sonra Eskişehir’de sahnelendi; 7. İstanbul Opera ve Bale Festivali ve İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin 2016-17 sanat sezonu repertuarı kapsamındaki temsiller ile birlikte, “Hekimoğlu”, iki yıl gibi görece kısa bir zaman dilimi içinde, dört ayrı kentimizde seyircisiyle buluşmuş olacak. Geçmişte, pek çok değerli bestecimizin yapıtlarının, uzun süreler boyunca sahnelenmeden kaldığını düşünecek olursak, bu takvimin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu nedenle; “Hekimoğlu”na dünya prömiyerinden bugüne operalarımızın kapısını açan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Sayın Selman Ada’ya, gösterdiği teveccühten dolayı teşekkür etmek gerekiyor. Şüphesiz ki genel müdürlüğün bu sıcak ve teşvik edici yaklaşımı, “Hekimoğlu”nun yakaladığı ivmede en önemli etkenlerden biri olmuştur. İstanbul, ülkemizde opera kültürünün en köklü ve yerleşik olduğu şehirlerden biri. Sadece ciddi sayıdaki temsil müdavimi ile değil, aynı zamanda medyanın kalbi olması bakımından da, sanatsal etkinlikler için bir “vitrin” konumunda. Türk kültürüne yaklaşık altı yüzyıldan bu yana damgasını vurmuş olan bu kentin, “İstanbulAnadolu” farklılığı üzerinden tanımlanmış bir özne olma durumu var. Bu bakımdan; geçmişten günümüze kadar divan şairlerinden bestecilere, ressamlardan sinema yönetmenlerine dek pek çok önemli edebiyatçının ve sanatçının, ürünlerini bu güzide kentimizde “görücüye çıkardığını” biliyoruz. İstanbul’da başarı kazanmanın, bir eserin rüştünü ispat için zorunlu olduğu söylenebilir. İşte “Hekimoğlu” operası da, şimdi böyle bir sürecin içinde. İstanbullu sanatseverlerin huzuruna çıkacak olan eser, bu yolla yerel olandan ulusal olana doğru bir adım daha atmış olacak. İstanbul’un, “Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı” olduğu hatırlanacak olursa, burada kazanılacak beğeninin ve elde edilecek başarının, “Hekimoğlu”na daha da yaygın bir popülarite kazandıracağı kendiliğinden anlaşılacaktır. Tabii ki bunun kararını, sadece seyirci verebilir: Çünkü; her sanat eseri, yaratıcısının bireysel dürtüleri ile hayat bulsa da, son çözümlemede alımlayıcısı için vardır ve tarihin hemen hemen istisnasız olarak gösterdiği gibi, en iyi yapıtlar, en popüler olanlardır. Büyük düşünür Hegel’in bir sözü ile bitirelim: “Doğru, tarihe direnebilen şeydir.” Editörün notu: Yazarımız Bertan Rona’nın dergimizin 4. sayısında yer alan SAMDOB’tan Yepyeni bir Aşk-ı Memnu Prodüksiyonu başlıklı yazısından bir bölüm teknik bir hatadan dolayı yazı içinde yer almamıştır. Özür dileriz. 19 Opera•Bale Dünya Prömiyeri 16 Nisan 2016 Ankara DOB Modern Dans Topluluğu FRIDA “Yürüyemezsem Dans Ederim!…” Özgür Adam İnanç Frida Kahlo, geçtiğimiz yüzyılın en ilgi çeken, öncü ressamlarından bir tanesi. Sanat dünyasının ikonlarından biri olmasının yanında özel yaşamıyla da merak uyandıran sanatçı, farklı bir kişiliğe ve yaşam öyküsüne sahip. Ressam olarak kendine özgü, dikkat çekici üslubuyla ilgi odağı olduğu kadar, özel yaşamıyla, geçirdiği korkunç kaza yüzünden çektiği acılarla ve kocası ressam Diego Rivera ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişkiyle de merak uyandırıyor. Cazibeli ve tutkulu bir kadın olmasının yanına yaşadığı aşklar da eklenince, yaşamı kendiliğinden tıpkı resimleri gibi gerçeküstü bir öyküye dönüşüyor. Onun ilginç öyküsü, sahneye perdeye ya da kitap sayfalarına defalarca taşınmış durumda. Aslında hal böyle iken, yani Frida Kahlo’nun hikâyesi bu denli sıklıkla ele alınırken, neden bir de ben ele alayım, birçok kez işlenen öyküsünü yeniden anlatayım dedim. Benim hikâyem 2015 yılı Şubat ayında başladı. Aslında Latin Amerika bestecileri üzerine yaptığım araştırmalar sırasında Arturo Marquez, Jose Pablo Moncayo, Oscar Chavez, Sylvestre Revueltas gibi müthiş bestecilerin rengârenk müzikleriyle karşılaşmış, onları nasıl değerlendiririm diye düşünmeye başlamıştım. Tam da bu noktada hep içimde ukde olan Frida Kahlo'nun hayatından bir kesiti sahneye taşıma fikri için bir fırsat doğmuş oldu. Frida’nın aşkları, yaşadığı acılar, resimleri ve iç dünyası ayrı birer eser olarak işlenebilir diye düşünmeye başladım. Böylece de Frida’nın yaşamının Opera•Bale 20 Bu yeni tasarım içerisinde Frida’yı sürekli acılar çeken bir kadın olarak aktarmak istemedim. Kendi iç dünyasında, yaşadığı onca acı ve yüke rağmen hayattan yılmayan, kendi seçimlerini yaşayan, dik ve gururlu bir kadın olarak aktarmak istedim. Acılarını resme döken, “yürüyemezsem dans ederim” diyen bir karakter. Frida’nın yaşadığı, âşık olduğu, beslendiği topraklardan anları da sahneye taşımak benim için ayrı bir önem taşımaktaydı. Bu kadar çok mekân değişikliği ve renkli sahnenin bir arada verilebilmesi için tasarı üzerinde yoğun bir çalışma yapılması gerekti. son dönemine odaklanan, onun kendisi gibi ressam olan kocası Diego ile ilişkisi ve Meksika kültürüne bakış açıları, katkıları üzerinde duran bir sahneleme fikri oluştu kafamda. Bu sahnelemenin mekânı kesinlikle “La Casa Azul - Mavi Ev” olacaktı. Zira Frida hayatının bütün önemli evrelerini bu evde geçirmiş, son olarak da ailesinin ölümüyle kaybettiği bu evi yeniden satın alan Diego sayesinde burayı bir okula dönüştürmeyi, adını ölümsüzleştiren bir öğrenci nesli yetiştirmeyi, mirasını bırakacağı ardıllar yaratmayı başarmıştı. Ancak bu dönemde yaptığımız dramaturgi çalışmalarıyla projenin kapsamı genişledi ve büyük bir prodüksiyona dönüştü. Böylece eser, teatral unsurları, canlı orkestrayı barındıran bir bütüncüllük anlayışına doğru gelişti. Zaman zaman altından kalkamama endişesi yaratsa da, birçok unsuru farklı disiplini bir araya getiren eserin seyirciyle güçlü imgeler üzerinden buluştuğu inancındayım. Çünkü en önemlisi projede yer alan herkes büyük bir inanç ve azimle çalıştı, ortaklaştı ve sonuçta ortaya gerçekten kolektif bir eser çıktı. Esere hayat vererek seyirciyle buluşmasını sağlayan tüm dansçılara, sahne atmosferini bir müziksel ziyafete dönüştüren orkestramıza, sahneden kostüm tasarımına, teknik atölyelerden terzihanelere kadar yoğun iş gücüyle çalışan tüm çalışma arkadaşlarıma ve özellikle yaratım ekibime sonsuz şükranlarımı sunarım. Umarım izleyenleri sahnenin büyüsüyle buluşturup Frida’nın renkli dünyasına bir perde aralayabiliriz. 21 Opera•Bale 20 16 ULUSLARARASI 14. ULUSLARARASI BODRUM BALE FESTİVALİ Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, profesyonel opera ve bale gösterilerinin akademik kurallara dayanılarak gerçekleştirildiği, ülkemizdeki yegâne kurumsal organizasyon olması açısından, Türk sanatının ve sanatçısının dünya çapındaki tanıtımında çok büyük önem taşımaktadır. Geniş çaptaki uluslararası faaliyetleri, ülkemizde opera ve bale sanatının gelmiş olduğu seviyeyi yabancılara tanıtmak ve bu sanat dallarının uluslararası temsilcilerini halkımızla buluşturmayı amaç edinmiştir. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından, doğal tarihi platformların çağdaş sanatlarla buluşturulması amacıyla düzenlenen ve ilki Ağustos 2003 tarihinde gerçekleştirilen “Uluslararası Bodrum Bale Festivali” 14 yıldır Karya Prensesi’nin evi, tarihi Bodrum Kalesi’nde bale adımlarını Bodrumlularla buluşturuyor. Dünyanın ortaçağ zamanlarından kalan, en iyi korunmuş anıtlarından biri olarak, korumaya değer bir yer olarak Bodrum bölgesinde gerçek bir vasiyet gibi duran Bodrum Kalesi, M.S. 15. yüzyılda Rodos şövalyeleri tarafından inşa edilmiştir ve günümüzde, çok çeşitli sualtı bulgularının sergilendiği dünyanın en büyük sualtı arkeoloji müzesi olarak hizmet vermektedir. Bugüne kadar Bodrum Uluslararası Bale Festivali’ne konuk olan dünyaca ünlü topluluklar arasında Compagnia Nazionale Di Raffaele Paganini, Nuevo Ballet Español, Marsilya Devlet Balesi , İspanya Nacho Duato, Kirov Bale Topluluğu, Julia Bocca & Ballet Argentino, L. Trockadero olarak sıralayabiliriz. Bu yıl düzenlenen 14. Uluslararası Bodrum Bale Festivali yine zengin programı ile Bale severleri bekliyor. BODRUM BALE FESTİVALİ Bodrum Kalesi 16 Temmuz - 3 Ağustos 2016) 21: 45 / BANT PROGRAM 16 Temmuz 2016, Cumartesi YEVGENİ ONYEGİN Müzik: Piyotr İlyiç Çaykovski Koreografi: Yaroslav Ivaneko Ankara Devlet Opera ve Balesi 19 Temmuz 2016, Salı FRİDA Müzik: Arturo Marquez, J. Pablo Moncayo, C. Aksel Akın Koreografi: Özgür Adam İnanç Ankara Devlet Opera ve Balesi 22 Temmuz 2016, Cuma ALONZO KING LINES BALLET Amerika Birleşik Devletleri 25 Temmuz 2016, Pazartesi ASTANA BALLET Kazakistan 28 Temmuz 2016, Perşembe DANSIN RENGİ “İç-İn-Arada, Danzon, Dansın Rengi” Müzik: Arturo Marquez, Erim Ardal, Maurice Ravel Koreografi: Armağan Davran, Volkan Ersoy, Mehmet Balkan, Berk Sarıbay, Deniz Özaydın Antalya, Mersin, İzmir Devlet Opera ve Balesi 31 Temmuz 2016, Pazar La CORSAIRE (Korsan) Müzik: Adolphe Adam, Cesare Pugni, Leo Delibes, Richard Drigo Koreografi: A. Marie Holmes İstanbul Devlet Opera ve Balesi 02-03 Ağustos 2016, Salı- Çarşamba ROJAS y RODRIGES İspanyol Flamenko Topluluğu İspanya Genel Müdürlük gerekli hallerde festival programında değişiklik yapabilir Opera•Bale 22 Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali “Bu tiyatroyu restore ediniz ama kapısına kilit vurmayınız. Burada temsiller veriniz, güreşler düzenleyiniz.”Mustafa Kemal Atatürk (9 Mart 1930) Sahne sanatlarının sergilenmesi için başka hiç bir yerin, seyircisine bu kadar keyifli anlar yaşatamayacağı Aspendos Antik Tiyatrosu, dünya üzerindeki antik tiyatrolar içerisinde en iyi şekilde korunmuş ve sahne sanatları için akustiği en uygun olan tiyatrodur. Tiyatro, Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde (İ.S. 161-180) Mimar Zenon tarafından yapılmıştır. Yarım daire şeklindeki orkestra, oditoryum ile sahne arasında yer almaktadır. Oturma alanının en üstünde 59 tonozdan oluşan yarım daire şeklinde bir galeri vardır. İzleyicilerin bu galeriyi yağmurlu mevsimlerde sığınak olarak kullandıkları sanılmaktadır. Aspendos tiyatrosunun günümüze bu denli sağlam ulaşmasının nedenlerinden biri de hiç kuşkusuz Selçuklular döneminde restore edilmiş olmasıdır. Bu nedenle, çok kısa bir zamanda diğer tiyatrolar arasında şu anki ününü elde etmiştir. 23 Opera•Bale 2016 23. ULUSLARARASI ASPENDOS OPERA VE BALE FESTİVALİ Aspendos Antik Tiyatrosu ( 3-15 Eylül 2016 ) EXPO 1 ( 11 Eylül 2016 ) PROGRAM 3 Eylül 2016, Cumartesi Aspendos Antik Tiyatrosu CARMEN (Opera) Müzik. Georges Bizet Rejisör: Evin Atik Koreografi: Mehmet Sipahi Antalya Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Artem Makarov 7 Eylül 2016, Çarşamba Aspendos Antik Tiyatrosu Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali, ilk kez, Devlet Opera ve Balesi tarafından 1994 yılında başlamış, 1998’e kadar dört sene boyunca ulusal kapsamda yürütülmüş, daha sonra uluslararası bir statü edinerek 2003 yılında Avrupa Festivaller Birliği (EFA) üyeliğine kabul edilmiştir. Avrupa Festivaller Birliği’nin Nisan 2008’de gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu ve Konferansı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesi altında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır. Bugüne kadar Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’ne dünyaca meşhur birçok topluluk konuk olmuştur. İngiliz Kraliyet Balesi, İspanyol Ulusal Balesi, Deutsche Oper Berlin, Zürih Balesi, Marinsky Tiyatrosu Kirov Balesi, Sofya Ulusal Operası, Yunan Ulusal Operası, Devlet Akademik Bolşoy Tiyatrosu, Münih Bavyera Balesi, Prag Devlet Operası ve Tokyo Balesi bu topluluklardan bazılarıdır. Tüm sanatseverleri; 2000 yıldır dünyanın en iyi korunmuş antik tiyatrolarından biri olan Aspendos Antik Tiyatrosu’nun büyülü atmosferinde opera ve bale temsilleri izlemeye davet etmekten gurur duyarız. 23. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali bu yıl ilk kez Antalya 2016 Botanik EXPO alanında da seyircilerle buluşacak. Ülkeler arası iletişime, diyaloğa, barışa katkısı olan; kültür, tarih, eğitim alanlarında, ülkelerin daha iyi bir dünya kurmak için oluşturdukları projelerin sergilendiği bu uluslararası etkinlik çerçevesinde, Türkiye’de ilk kez düzenlenen, “Çiçek ve Çocuk” temalı EXPO-1 etkinliğinde Devlet Opera ve Balesi de sahne alacak. Opera•Bale 24 YEVGENİ ONYEGİN (Bale) Müzik: Piyotr İlyiç Çaykovski Koreograf: Yaroslav Ivanenko Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Sunay Muratov 10 Eylül 2016, Cumartesi LE CORSAIRE / Korsan (Bale) Müzik: Adolphe Adam, Cesare Pugni, Leo Delibes, Richard Drigo Koreografi: Anna Marie Holmes İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Bujor Hoinic 11 Eylül 2016, Pazar EXPO 1 HAMLET Müzik: Revas Gabichvadze Koreografi: Nugzar Magalashvili, Medeia Magalashvili Ankara Devlet Opera ve Balesi 13 Eylül 2016, Salı KONSER Varna Opera Orkestrası Orkestra şefi: Borislav Ivanov 15 Eylül 2016, Perşembe AIDA (Opera) Müzik: Giuseppe Verdi Varna Operası Orkestra Şefi: Borislav Ivanov Genel Müdürlük gerekli hallerde festival programında değişiklik yapabilir. TÜRKSOY 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Başkenti ESKİŞEHİR OPERA BALE GÜNLERİ Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile kültür ve sanata sıcak yaklaşımıyla dikkat çeken Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın işbirliğiyle 2011 yılında sanatseverlerle buluşmaya başlayan “Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri” bu yıl 3-13 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. TÜRKSOY tarafından önerilerek kabul edilen “2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti” ve UNESCO tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Başkenti” seçilmesiyle bir “kültür şehri” kimliği kazanan Eskişehir’de; toplumun tüm bireylerine, çoksesli müzik, opera ve bale yapıtlarını sergilemeye ve Türk bestecilerinin yeni eserler üretmesini teşvik etmek, Ulusal Türk opera ve balesi eserlerinin daha çok seslendirilmesini sağlamak amacıyla hizmetlerini sürdüren Devlet Opera ve Balesi de büyük katkılar sağlamaktadır. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile birlikte DOB tarafından şimdiye kadar sahnelenen eserler şunlar; 1. Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri (09-26 Mart 2011) IV. Murat Cem Sultan Güldestan Karacaoğlan Kösem Sultan Aşk-ı Memnu Mersin DOB Ankara DOB Samsun DOB Antalya DOB İzmir DOB İzmir DOB 2. Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri (10-26 Mart 2012) Ali Baba & 40 Mevlana’nın Çağrısı Midas’ın Kulakları Çalıkuşu Yusuf ile Züleyha Samsun DOB Antalya DOB İstanbul DOB Mersin DOB Ankara DOB 25 Opera•Bale 2016 6. ESKİŞEHİR ULUSAL OPERA VE BALE GÜNLERİ (03-13 Mayıs 2016) ESKİŞEHİR ATATÜRK KÜLTÜR SANAT VE KONGRE MERKEZİ Saat: 20:00 PROGRAM 3 Mayıs 2016, Salı RIGOLETTO (Opera) 3. Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri (09-25 Mart 2013) Özsoy Karyağdı Hatun 1001 Gece Masalları Muhteşem Süleyman Lale Çılgınlığı Mersin DOB Ankara DOB Samsun DOB İzmir DOB Antalya DOB 4. Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri (03-17 Mayıs 2014) Carmen Ankara DOB Bach Alla Turca Samsun DOB Madama Butterfly İzmir DOB Aspendos -Yüzyılların Aşkı Antalya DOB Lüküs Hayat Mersin DOB Müzik: Giuseppe Verdi Sahneye Koyan: M. Can El Orkestra Şefi: Tulio Gagliardo Varas İzmir Devlet Opera ve Balesi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası 6 Mayıs 2016, Cuma HÜRREM SULTAN (Bale) Müzik: Nevit Kodallı Koreografi: Oytun Turfanda Samsun Devlet Opera ve Balesi Orkestra Şefi: Murat Kodallı 10 Mayıs 2016, Salı KÜLKEDİSİ (Opera) Müzik Gioacchino Rossini Sahneye koyan: Yekta Kara Orkestra Şefi: Alessandro Cedrone İstanbul Devlet Opera ve Balesi Samsun Devlet Opera ve Balesi Orkestrası 13 Mayıs 2016, Cuma 5.Eskişehir Ulusal Opera ve Bale Günleri (2-16 Mayıs 2015) I Puritani Hamlet Piri Reis Hekimoğlu Opera•Bale 26 Ankara DOB Ankara DOB Mersin DOB Samsun DOB YEVGENI ONYEGIN (Bale) Müzik: Piyotr İlyiç Çaykovski Koreografi: Yaroslav Ivanenko Ankara Devlet Opera ve Balesi Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası Genel Müdürlük gerekli hallerde festival programında değişiklik yapabilir Tarihten Bir Yaprak: Donizetti ve Müziği Yiğit Günsoy Rossini ve Verdi arasındaki dönemde İtalyan operası uzun süreli olmasına rağmen geleneği değişmişti. Fransız Grand operasının doğuşu ve yükselişi, ayrıca kuzeyin Romantik edebiyatının çekiciliği yalnızca librettoların konusunu ve tekniğini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda müzikal yapıyı da değiştirdi. 1830’lu yıllarda Paris, İtalyan opera kolonisinin merkeziydi. Spontini, Rossini, Donizetti ve Bellini İtalyan ve Fransız tiyatrosu için beste yapan öncülerdi. Ciddi opera, kaynağını Gluck ve Meyerbeer’den elde etmiş, buffa ise vodvillerden ve opéra comique’den oldukça etkilenmişti. Ayrıca yeni bir konseptin farkına varmalıyız. Bahsedilen zamandan önce var olmayan sanat ve hüner arasındaki keskin çizgi bu dönemde oldukça keskin bir şekilde çizildi. Scarlatti veya Paisiello, hatta Rossini bile notaların aşırı duygusallıktan etkilenmesine izin vermezken, Romantikler, ifade için her türlü şeye razı oluyordu. Bahsedilen konu, bu bestecilerin besteleme tekniği bakımından iyi eğitim almadıkları anlamına gelmemelidir. Birçoğu acele ile bestelenen yetmiş opera bestecisi Donizetti, sağlam şan eğitimi almış bir basso buffo, oda müziği çalmaktan hoşlanan iyi bir keman virtüözü ve deneyimli bir orkestra şefiydi. Monteverdi sonrası birçok opera bestecisi gibi kilise müziği hakkında sağlam bilgi sahibiydi. Verdi’nin Manzoni Requiem adlı eserine ilham verdiği kabul edilen, Bellini’nin ölümü üzerine bestelediği Requiem Mass bu konuya verilecek en iyi kanıttır. Ayrıca geçmişten gelen bazı yankılarda yadsınmamalıdır. Örneğin Lucia’nın seksteti, Donizetti’nin Lotti ve Venedik polifonisini iyi bildiğini ve özümsediğini gösterir. Tüm bu dönem müzisyenlerinin Haydn ve Mozart’ın oda müziğini iyi tanıdığını ve genç yaşta bunları incelediklerini fark etmek gerekir. Donizetti, ona yakın kuartet ve bazı senfoniler bestelemiştir. Fakat iyi eğitimleri ve özümsedikleri muhteşem müzikler, onların kendi zevklerine göre ses işçiliğinden fedakârlık etmelerini engellememiştir. Donizetti de tıpkı çağdaşı ve rakibi Bellini gibi eserin baş kadın ve baş erkek kahramanının istekleri doğrultusunda besteler yapıyordu. Onlar için ve onlarla çalışıyorlardı. Bahsedilen besteciler için tanrısal bir hediye olan şarkı, şarkıcıyla temsil ediliyordu. Fakat Donizetti’nin melodilerinde eski Napolililerin, Handel’in, Hasse’nin kutsal bel cantosu yoktu. Bellini’de çok az görülen yapaylık, hatta dağınık abartılar, seyirciyi tatmin etmek için yapılan fedakârlıklar Donizetti’nin müziğinde daha sık görülür. Donizetti’nin yaşadığı çağda besteciler, seyircilerin istekleri ve düşünce yapısına uymak, eserlerini seslendiren şarkıcıları memnun etmek ve teslim olmak zorundaydı. Böylelikle her şeyin direkt olarak sahneden seyirciye verildiği, prima donnanın ve tenorun sahnenin en önünde durup, sadece anın gerekliliklerine konsantre oldukları çok özel bir sanat şekli çıkmış oldu. Donizetti bu tekniğin en iyi uygulayıcısı ve bu efektler, tarifler ve hileler ile dolu sanata değişik şekiller veren bestecisiydi. Çok hızlı çalışırdı ve insan sesinin güzelliği hakkındaki hisleri onu neredeyse hiç yanıltmazdı. Hem seyircinin akılda kalan 27 Opera•Bale melodi isteğini tatmin edebiliyor, hem de şarkıcıların yeteneklerini gösterebilecekleri şarkılar besteliyordu. Donizetti, olağanüstü bir kolaylığın yanında, espri kabiliyeti ve hem metinsel hem de lisansal bir kabiliyete sahipti. Fakat tüm bu çeşitliliğe rağmen veya bu çeşitlilikten dolayı, ayrıca disipline olmamış olağan üstü yeteneğe sahip Donizetti, bestelediği birçok operaya karşın ciddi operalarında gerçek üstünlüğü yakalayamamıştır. Lucia di Lammermoor, tıpkı diğer dramatik Donizetti operaları gibi iyi bestelenmiş bir opera değildir. Oldukça çarpıcı anlar veya komple sahneler olmasına ve sekstetin üstünlüğüne rağmen besteci daha geniş boyutlara ulaşmak için fazla yüzeysel ve hızlı çalışmıştır. Komik operası olan Don Pasquale, Rossini’nin komik operalarına yakışır bir devam olduğu halde, Lucia, Verdi’nin ilk dönem ciddi operaları için sadece deneysel bir habercidir. Lucia’nın neredeyse tüm birinci perdesi dramatik tiyatro gücünden veya uygulamasından yoksun bir konser tarzındadır. Eseri kurtaracak tek şey üstün yetenekli şarkıcılardır. İnsan sesinin büyüleyici kuvveti, tiyatronun eksikliğini unutturabilecek tek öğedir. İkinci perdede karşımıza bir anda gerçek müzikal dramla karşılaşırız ve her şey yerli yerine oturmaya başlar. Fakat operadaki karakterler, mantıklı bir şans verildiklerinde kendi hayatlarını yaşayabilecek tipte değildir. Hepsi büyük bir ağırlığın altında, gerçekten uzak olan karakterlere dönüşmüştür. Çoğunlukla soluk ve karaktersiz olan Lucia belki bizim acıma duygumuzu yükseltir fakat ona tam bir sempati duyamayız. Çıldırma sahnesi eski bir operatik yöntemdir, fakat kendi içinde dramatik değildir, özellikle anlamsız kadanslarla süslenince amacından iyice sapar. Tekrar söylemek gerekirse, temsil ancak kaliteli bir Akdenizli ses tarafından söylendiğinde başarıya ulaşabilir. Edgardo, bestecinin dramatik sancılarının harcanıp gideceği sıkıcı bir karakterdir. Lucrezia Borgia gibi bir konuda bile, zehir kullanan bir dişinin, kutsallıktan uzak hayranlık duyulacak çekiciliğini yansıtmaktan uzaktır. Donizetti’nin trajik operaları dönemsel parçalar olup ancak büyük şarkıcılar tarafından ilgi uyandırabilen eserler olsa da, komik eserleri, inanılmaz bir hız ve akıl almaz yaratıcılıkla peşi sıra iş üreten büyük buffa bestecilerinin sonuncusu olarak kabul edilmelidir. Donizetti baştan ayağa tam bir tiyatro adamı, heyecanlı ve romantik olmasına rağmen geçmişe bağlı bir buffa bestecisiydi. Rossini, ondan daha uzun süre yaşadıysa da genç bir yaşta beste yapmayı bırakması, L’Elisir d’amore ve Don Pasquale’nin klasik anlamdaki opera buffa’nın son gerçek örnekleri olmasını sağlamıştır. Opera buffa, on yedinci yüzyılda ortaya çıkmış ve yüzyılı aşkın bir süre yalnızca opera ve müzik üzerinde değil, aynı zamanda her tip müzisyen üzerinde de büyük bir etki sahibi olmuştur. Romantik Grand operalar bu tarzı gölgede bırakmış ve ancak Verdi Falstaff’ı bestelediğinde parıltısı yeniden ortaya çıkmıştır. Donizetti’yi romantizmi Opera•Bale 28 açısından Rossini’den farklı kılan unsur, İtalyanların müziğin tanrıları dediği Rossini ve Verdi arasında oluşturduğu köprü görevidir. L’Elisir d’amore, hayal gücü tamamen insan sesinde olan, İtalyan operasını İtalyan operası yapan özellik olan insan sesini taçlandıran, geniş, elastik ve serbestçe akan melodilere sahip bir bestecinin işidir. Bu melodiler, insan sesine aşıktır. Bir ölçüde bu sevginin tutsağı da olsa, sesi, şarkının tüm tutkuları seviyesine de çıkartma gücündedir. Resitatiflerde bile dramatik üstünlüğü sezinleyebiliriz. Fakat bu özelliğin asıl fark edildiği yerler, her bir sesin adeta diğer sesi daha yukarıya uçurmaya çalıştığı ansambllardır. Doğal olarak bu eserlerde de birinci sınıf seslerin icrası zaruridir fakat, opera buffadan bahsedildiği için bu birinci sınıf ses sahiplerinin aynı zamanda da birinci sınıf oyuncu olmaları gerekir. L’Elisir d’amore hemen hemen herkesi neşelendirecek bir operadır. İyi yorumlandığı zaman, operada az görülen bir şeyi gerçekleştirebilir, kahkaha ortaya çıkartır, insanları güldürür. 1842 yılında bestelenmiş olmasına rağmen Don Pasquale, on sekizinci yüzyıl geleneğine dayanan eşsiz bir opera buffadır. Bazılarımıza, yaşlı ve şişman hamilerin, veya amcaların genç ve tatlı bir kızla evlenmek istemesi, noterler, doktorlar ya da hınzır hizmetçiler çok tanıdık gelebilir. Geçmiş zaman seyircilerine eserin yapısı tam bir meydan okumaydı. Seyirciler en aşağı üç defa tekrarlanmış bu konuya bestecinin nasıl bir yenilik getireceğini merakla bekliyordu. Don Pasquale, orijinal bir hikayenin çok iyi bir varyasyonuydu. Librettosu bile iyi hazırlanmıştı. Müzik canlı, cıvıl cıvıl ve tamamiyle eğlendiriciydi. Uvertür, eserdeki melodilerden oluşan bir potpuridir, ikinci perde başındaki prelüd, trompet için fazla dokunaklıysa da bu bizi kandırmamalı. Donizetti, eserlerinde enstrumental müziği gerekli bir çekirdek olarak kabul eden tam anlamıyla gerçek bir opera bestecisiydi. Perde kalktığı zaman tartışmasız bir uzmandır. Orkestra kendi başına çalmaktan vaz geçip, seslere eşlik etme görevine geçtiği zaman Donizetti neredeyse Mozartvari bir inceliğe bürünür. İlk şarkıcı ağzını açtığı zamandan itibaren her şey yerli yerindedir. Hiç boşa giden bir hareket yoktur, kavatinler parçaların içinde erir, resitatifler inanılmaz yaratıcıdır ve ansambllar çok ustaca bir araya getirilmiştir ve pırıl pırıldır. Donizetti’nin ciddi operaları zaman geçtikçe solgunlaşsa bile bahsettiğimiz iki buffa operası ruhlarıyla iletişim kurabilen şefler ve şarkıcılar oldukça tazeliklerini sonsuza kadar koruyacaktır. Not: Bu yazı İstanbul Devlet Operası’nın 2003-2004 sezonunda yayınladığı “Aşk İksiri” kitapçığından alınmış olup, yazarın izniyle dergimizde yayınlanmaktadır. MAYIS - HAZİRAN 2016 SEZON PROGRAMI ANKARA DEVLET OPERA VE BALESİ Opera / Operet CARMEN (G..Bizet) Mayıs 09, 20 LEYLA İLE MECNUN (Ü. Hacıbeyov) Mayıs 14, 16, 19 EVLİLİK SENEDİ (G. Rossini) (H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü) Mayıs 17, 18 LA TRAVIATA ( G. Verdi) Haziran 04, 05 Bale YEVGENİ ONYEGİN (Y. Ivanenko / P.I. Çaykovski) Mayıs 05, 07, 26 Modern Dans CINDERELLA (A. Vita / C. St. Saens, Genesis, J. Cocker, K. Jenkins, M. Oldfields) Mayıs 12 FRIDA (A.İnanç / A. Marquez, J.çP. Mancayo, M. De Falla) Mayıs 04, 28 Konser SENFONİK KONSER Mayıs 03 FRANSIZ GECESİ Mayıs 08 19 MAYIS KONSERİ Mayıs 19 LIED KONSERİ Mayıs 22, Haziran 06 Çocuk KALP KOROSU (U. Artun ) Mayıs 15 ÇOCUK BALESİ YILSONU TEMSİLİ Mayıs 10 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr MAYIS 2016 SEZON PROGRAMI İSTANBUL DEVLET OPERA VE BALESİ Opera FAUST (Ch. Gounod) Mayıs 26, 27, 28 Bale DANSIN RENGİ Mayıs 7 (Prömiyer), 10, 12, 14 Modern Dans ŞEHİR ORMAN (B. Murphy / R. Altın) Mayıs 17 Konser LIED AKŞAMI Mayıs 04 9. SENFONİ (L. Van Beethoven) Mayıs 21 Çocuk KİTAP KURDU İLE CAN HAYLAZLARA KARŞI (K. KORBEK) Mayıs 15 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr MAYIS - HAZİRAN 2016 SEZON PROGRAMI İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ Opera - Operet RIGOLETTO (G. Verdi) Mayıs 3 ZAİDE (W. A. Mozart) Mayıs 10, 12, 24, 26 Bale Modern Dans ATEŞ KUŞU / İLKBAHAR AYİNİ (A. Davran, V. Ersoy, M. Balkan / I Starvinski) Mayıs 18, 20 Müzikal LÜKÜS HAYAT (C. R. Rey) Mayıs 5, 6, 7, 14, 16, 17, 19 Haziran 1, 2, 3, 4, 9, 10 Konser EĞİTİM KONSERİ Mayıs 6, 19 İZDOB ÇOCUK KOROSU KONSERİ Mayıs 28 BAROK KONSERİ Mayıs 28 Çocuk UYUYAN GÜZEL’İN PERİSİ (H. Nüfusçu) Mayıs 11 4. ÇOCUK BALESİ ŞENLİĞİ Mayıs 22 İZDOB ÇOCUK BALESİ GÖSTERİSİ Haziran 09, 10 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr MAYIS 2016 SEZON PROGRAMI MERSİN DEVLET OPERA VE BALESİ Opera - Operet YEVGENİ ONYEGİN (P.İ.Çaykovski) / K. Korbek) Mayıs 03 Bale ÇEŞMEBAŞI-DANZON (F. Tüzün / A. Davran, V. Ersoy / I. Stravinski, A. Marquez) Mayıs 14, 17 Müzikal LÜKÜS HAYAT (C. R. Rey) Mayıs 12 Çocuk NASREDDİN HOCA (M. Erdoğan) Mayıs 30 DEĞİRMENDEKİ HAZİNE (M. Öztürk) Mayıs 05, 16 Konser OPERA OKULDA Mayıs 04, 9, 11, 16 SENFONİK KONSER Mayıs 10 ATATÜRK EVİ KONSERİ Mayıs 02 KİLİSE KONSERİ Mayıs 25 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr MAYIS 2016 SEZON PROGRAMI ANTALYA DEVLET OPERA VE BALESİ Opera - Operet YAŞA SEN ANNE (G. Donizetti) Mayıs 10, 12 Bale ÜÇ SİLAHŞÖRLER (A. Davran, V. Ersoy / G. Verdi) Mayıs 03, 07 Eğitim Etkinliği OPERA OKULDA Mayıs 02, 09, 16 Konser SESLERİN BÜYÜSÜ Mayıs 05 PİYANO SEVDASI Mayıs 14 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr MAYIS - HAZİRAN 2016 SEZON PROGRAMI SAMSUN DEVLET OPERA VE BALESİ Opera L’ELISIR D’AMORE (Aşk İksiri ) (G. Donizetti) Mayıs 12 Konser BİR NEFES KADIN Mayıs 02 SOPRİTONE Mayıs 14 YAZA MERHABA KONSERİ Mayıs 14 GENÇLİK HAFTASI KONSERİ Mayıs 21 ÇOCUK VE GENÇLİK SENFONİ ORKESTRASI AÇILIŞ KONSERİ Mayıs 23 ÇOCUK VE GENÇLİK SENFONİ ORKESTRASI KONSERİ Mayıs 25 ÇOCUK KORO & BALE YILSONU GÖSTERİSİ Haziran 12 Çocuk ÇOCUK KORO&BALE YILSONU GÖSTERİSİ Haziran 12 KÜÇÜK BİR MUCİZE (C. Atilla) Mayıs 02, 10, 24, 25 Müdürlüğümüz gerektiğinde program değişikliği yapabilir. www.dobgm.gov.tr
Benzer belgeler
İstanbul - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
ileri yaşlarda da dansçıların birikimlerini kullanabilmelerine
olanak sağlayan “Birim Dans Tiyatrosu” 2008 yılında Ankara’da
kurulmuştur. Dans ve tiyatro sanatlarının birleşimi ile yepyeni
bir anla...
8 Temmuz 2013 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
ve Modern Dans
Çalışmaları
14 Temmuz 1970 yılında Devlet Tiyatroları’ndan
ayrılarak ayrı bir kurum olan Devlet Opera ve Balesi
Genel Müdürlüğü, Ankara ve İstanbul’da çalışmalarına
devam ederken bir...
Opera ve Performans - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü
Trabzon’da da bir OPERA BALE GÜNLERİ organize etmeyi
planlayan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2016