PDF Versiyonu - Kahve Molası
Transkript
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 381 6 Kasým 2003 - Fincanýn Ýçindekiler ■ ■ ISSN: 1303-8923 Arkadaþlarýnýza önermek ister misiniz? KISAYOLLAR SON BASKI ■ ■ ■ ■ ■ ■ kahvemolasi.com Arþivimiz Yazarlarýmýz Manilerimiz Forum Alaný Ýletiþim Platformu Sohbet Odasý E-Kart Servisi Sizden Yorumlar Kütüphane Kahverengi Sayfalar Medya Ýletiþim Reklam Gizlilik Ýlkeleri Kim Bu Editor? KAPI KOMÞULARIMIZ YANGIN KADINLAR ... Ayþen Tekþen Kapkýn KALAYCI RAMÝS’ÝN HATÇE ... Seyfullah Çalýþkan KISA BÝR ÖYKÜ - 2 ... Tamer Soysal MUTLU OLMAK HÝÇ ZOR DEÐÝL ASLINDA ... Mine Korkmaz SUYU TAÞIRMAYAN GÜL YAPRAÐI ... Seda Esen Çocuk Kalbim Unutmaz ... Nesli Sencer Tufan Milenyumun Mandalý...Sait Haþmetoðlu Dost Meclisi, Tadýmlýk Þiirler, Biraz Gülümseyin, Ýþe Yarar Kýsayollar, Damak Tadýnýza Uygun Kahveler Editör'den : Aman kendinize mukayyet olun!.. Merhabalar, Ekran bana ben ekrana bakarken gözüm yandaki televizyona takýldý. O da ne? Sayýn baþbakaným gürlüyor doktorlara, hani eline bir tane geçirse sýkýp suyunu çýkaracak. Sorun ne? Saðlýk çalýþanlarý daha iyi ücret, koþul, daha fazla bütçe isteðiyle bir günlük iþ býrakma eylemi yapmýþ. Gürlemenin bir yerinde 'Biz biliyoruz bunlarýn kim olduðunu, bunlar muayenehaneden hastahaneye randevu verenlerdir.' diyor. Aslýnda söylemek istediði tam tersi ama ne demiþler 'lafýn doðrusu adamýn aptalýna söylenir.' Eee biz aptalmýyýz anladýk tabi. Aman sinirlenmeyin sayýn baþbakaným siz bize lazýmsýnýz. Caným memleketim saðlýkta çað atlamýþken nedir bu isyan anlaþýlýr gibi deðil yahu. Dünyanýn en kötü saðlýk hizmeti verilen 20 ülkesinden biri olmuþusuz da haberleri yok doktorlarýn. Reklamýn iyisi kötüsü olur mu? Alýn size dünyanýn ilk yirmisine girme onuru!.. Bütçeden saðlýða ayrýlan pay %2.4'e düþmüþ daha ne istiyorsunuz sizi gidi kendini bilmezler. Millet iþsizlikten kýrýlýrken size adam baþý 4500 hasta düþüyormuþ, buldunuz da tüylüsünü arýyorsunuz öyle mi? Maaþlarýnýz 10 yýlda yarý yarýya düþmüþ, ya dörtte bire ineydi daha mý iyiydi? Maaþýnýz yetmiyorsa, sabah hastahanede gece doktorsuz yüzlerce saðlýk ocaðýndan birinde çalýþamaz mýsýnýz sanki. Para vardý da baþbakaným mý yedi? Yok caným yok, siz adamý sinirlendiriyorsunuz. Titreyin de kendinize gelin ayol. Sayýn baþbakaným aman siz sukünetinizi muhafaza edin, bakýn sadece doktorlar eylem yapmýþ, mazallah ya hastalar eyleme karar verip hastane yerine Meclis kapýsýnda sýra numarasý almak için geceden yatarsa nolur haliniz? Aman diyeyim kendinize mukayyet olun, bu gidiþle siz bize gürleyecek daha çok mesele bulursunuz. Allah sizi baþýmýzdan, sesinizi kulaðýmýzdan eksik etmesin. ......... Dün Kahvecistan Konsolosumuz Sevgili Nuray bizimleydi. Avusturya'dan kalkmýþ gelmiþ, bahçývan ve ben de hizmette kusur etmemek için elimizden geldiðince hoþ tutmaya çalýþtýk. Anlattýðý anýlarla güle oynaya, önümüzdeki yoðurdu kaþýklayarak birkaç saat geçirdik. Birkaç gün daha burada, inþallah tekrar biraraya gelebiliriz. Bir sonraki sayýda buluþuncaya kadar bulunduðunuz yerden bir adým öne çýkýn. Sevgiyle... Cem Özbatur Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Ayþen Tekþen Kapkýn YANGIN KADINLAR denizin köpüklerini yatak edinmiþ sevgilim uyuyor dalgalara yalvarýyorum, uyandýrmayýn onu I Her gün yinelenen buluþma için pencerenin hemen önündeki koltuðuna yerleþti, içini hazýrlamaya durdu. Yaþlý bedeni sýzýlar içindeydi Beatrice'in, yüreði ise aldýrmazlýklar. Smyrna'nýn Punta kesiminde olanca maðrurluðuyla yükselen yalýnýn duvarlarý ve parke taþ döþeli yolun ardýnda uzanan deniz, yaþlý kadýnýn ömrünün sessiz tanýklarýydý. Ömürlerimizin tanýklarýný hep dilsizler arasýndan seçmez miyiz zaten? Onun yerine yerleþtiðini görünce deniz de hazýrlýklarýna baþladý. Üstüne baþýna çeki düzen verdi önce. Sonra dönüp kýpýrtýlarýna vaktin geldiðini iþaret etti. Kýpýrtýlar dinginliðe çekildi. Deniz, gözlerini yukarýya, o sonsuz sevgiliye çevirdi. Bir saat kalmýþtý. Ahþap oyma, sarkaçlý saatin, sessizliði hoyratça yýrtan ding-donglarý çalmaya durduðunda hafifçe irkildi Beatrice. Dönüp denize baktý; deniz hazýrdý. Arkasýna yaslanýp gözlerini yumdu ve beklemeye baþladý. Tüm kenti gün boyunca yakýp kavurmuþ olan güneþ, denizin ve yaþlý kadýnýn hazýrlýklarýný tamamladýðýný görünce yavuklusuna rastlamýþ yeni yetme kýzlar gibi uysallaþtý. Alev alev dökülen saçlarýný bir firketeyle toplayýp çekti kentin üstünden, allýklarýný süründü, denizin kokusuna büründü. Saatin ding-donglarý bitmeden açýldý odanýn kapýsý. En az Beatrice kadar yaþlý, en az onun kadar aldýrmaz olan emektar Eleni, çarpýlmýþ bacaklarýnýn güçlükle taþýdýðý karalara bürünmüþ bedeninde kalan son yaþamsal enerji damlacýðýný baston ederek getirdi hanýmýnýn kahvesini. Bordo zemin üzerine varaklý güllerle bezenmiþ kahve fincanýnýn eve geldiði günü anýmsadý. Yine böyle bir Eylül sabahý kapýya gelen adam hanýmýna verilmek üzere mühürlü bir zarf uzatmýþ, kendisiyle görüþmek isteðini belirtmiþti. Eleni kýs kýs güldüðünü hatýrlýyordu. Bre densiz adam, benim hanýmým kapýya her gelenle görüþür sankim! Zarfý Beatrice verdikten sonra þaþýp kalmýþtý hanýmýnýn "içeri al" komutuna. Adam içeride üç dakika bile durmadý. 21 yýl öncesinde kalan o günden beri hanýmý kahvesini yalnýzca adamýn getirdiði bu fincanla içerdi. Fincanýn kýrýlmasý düþüncesinin kendisini kaç kez tatlý uykusundan kara kabuslarla uyandýrdýðýný anýmsayýp güldü Eleni. Bugün ise kabuslarýn bittiðini biliyordu. Artýk kýrýlabilirdi lanet fincan. Tepsinin içindeki kahveyi, gümüþ kaþýk batýrýlmýþ sakýz reçelini ve bir bardak suyu sedef kakmalý sehpanýn üzerine býrakýp, döküp saçtýðý sýzýlarýný toplayarak çýktý odadan. II Beatrice, uzanýp almadan önce uzun uzun seyretti sehpaya yerleþtirilenleri. Bu kadar kuruyakalmasaydý aðlardý herhalde. Yýllarýn, savaþlarýn, ayrýlýklarýn defalarca avuçlarýnýn içine hapsettiði ellerine baktý ama ellerinden yüzüne geri yansýyanlar yýllar, savaþlar, ayrýlýklar deðildi. Giraud'larýn Tepekule çiftliðindeki köþkün salonundaydýlar. Çam aðaçlarýyla oynaþa oynaþa gelirken yakýcýlýðýný yitirmiþ olan güneþ koruya bakan salonun üç cephesini saran pencerelerden uysal bir kedi gibi içeri giriyordu. Anakaradan kýsa bir ziyaret için gelmiþ olan general Alexis onuruna düzenlenen toplantýda Beatrice'in eþi Hiristo da söz almýþ, Smyrna üzerine hayalleri dile getirmiþ ve ateþli konuþmasý çok beðenilmiþti. Beatrice etrafýnda olup bitenlerle ilgilenmiyordu. Burada doðmuþtu, bu kent onundu, o bu kentindi. Sahip olduðu þeyleri fethetmeye durmaz ki insan. Alexis'in hiç konuþmadýðýný, týpký kendisi gibi kayýtsýzca dinlediðini farkettiðinde anlam veremedi. Çünkü bu kentten olmamasý bir yana, bir kente savaþlarla sahip olunabileceðini sanan anakaralý yöneticilerin temsilcisiydi. Yakýn bir gelecekte sardunyalarý kýrma pahasýna bahçemize girmenin düþüyle uykularýna sarýnan anakaralýlarýn. Sýkýntýyla pencerelerden birinin yanýna gidip güneþin yorgun elleri saçlarýný okþarken koruluðu seyre durdu. Elleriyle birlikte üþüyen yüreðini de kavrayan o güçlü sýcaklýðýn nereden geldiðini anlamadý önce. Daldýðý düþlerden sýyrýldýðýnda hemen yaný baþýnda, etrafýný saran küçük kalabalýðý sessizce dinleyen Alexis'in durduðunu ve ikisinin arasýnda duran yüksek arkalýklý sandalyenin ardýndan ellerini ve yüreðini sýmsýký kavradýðýný anladý. Kendisi de ayný güçle onun ellerini kavradýðýnda zaman, sesler, renkler, kokular, düþünceler ölüme çekildi. Birbirini sýmsýký kavramýþ eller önce yokluðun önünde secdeye durmuþ, yeterince arýndýktan sonra secdeden kalkýp ilahi yükseliþe doðru yola koyulmuþlardý. Alexis'i bir daha hiç görmedi. O kýsacýk zaman dilimini anlamlandýrmayý da hiç denemedi. Bilinen tüm sözcüklerin geçerliliðini yitirdiði, tüm kavramlarýn yoklukta eridiði, bedenlerin ýþýk olduðu o ilahi rakstan sonra bu gezegendeki yaþamý sürdüren þey yalnýzca kendisinin bir yansýmasýydý. Ertesi sabah Eleni'nin getirdiði zarfý açtýðýnda içinden "fiat lux"1 yazýlý bir not çýkmýþ, notu getiren çocuk zarif ambalajýn içindeki kahve fincanýný masaya býrakýp gitmiþti. 1 Iþýk olsun III Kahvesinin son yudumunu içip gözlerini dýþarýya çevirdiðinde buluþmaya az kaldýðýný gördü. Güneþ iyice uysallaþmýþ, kendisini bekleyen denizle bütünleþmenin tadýný çýkarmak için aðýr devinimlerle ona doðru yaklaþmaya baþlamýþtý. Güneþ, deniz ve Beatrice yýllardýr her akþamüstü önce içlerini bu buluþmaya hazýrlar sonra da buluþma anýnda birbirlerinin ve ýþýðýn içinde eriyip yeniden doðarlardý. Bugünün diðerlerinden farklý olduðunu üçü de biliyor gibiydi. Ama bilmek ne zaman iþe yaramýþtýr ki. Beatrice "o lanetli akþam gibi" diye düþündü. Oðlu Flammis karþýsýna dikilmiþ heyecanla konuþup duruyordu: "Zamaný geldi anne. Bu esarete son verecek, bizim olaný geri alacaðýz. Kutsal Meryem'in yardýmýyla atalarýmýn yattýðý topraklarý kutsal suyla vaftiz edecek, Pagos tepesine bayraðýmýzý dikeceðiz. Saygýdeðer babam da bu ülküye adamadý mý ömrünü? Oðlunla gurur duy, duaný esirgeme benden." Beatrice'in hâlâ çok güzel olan bedeni önce keskin bir acýyla kavruldu, sonra buz kesti. Kocasý Hýristo'nun oðullarýný kendi ülküleriyle büyütmesini engelleyememiþ ama söylediði ninnilerin, yaktýðý aðýtlarýn, adagio'larýn, andante'lerin, anlattýðý söylencelerin onu ýþýkla yýkamasýný ummuþtu. Oysa ki umutlarýn söndüðü günbatýmýydý bu. Flammis'in o güzel yüzünü avuçlarýnýn içine alýp gözlerinin ta derinlerine baktý. Sözlerin asla yeterli olmayacaðýný öðreneli çok olmuþtu. Yavrucuðunun gözlerinin içinde eriyerek, kendi bedeninde barýndýrdýðý bilgeliði ona aktarabilmeyi umuyordu. Tükenen ruhunun son cýlýz soluðuyla "Alev bakýþlý kopilim. Deniz bukleli yavrumim. Dünya üzerindeki hiçbir þey senin deðildir. Kimsenin deðildir. Senin gibi düþünenler çok oldu. Ama onlarý hep ayný hüsran sarýp sarmaladý. Kendilerini yakmakla kalmadýlar, insanlýðý da yaktýlar çaðlar boyu. Senin gibi bakanlar için bu kent elde edilmez, hoppa bir kýzdýr. Bugün sana gülümser yarýn baþkasýna. Ama doðru bakanlar için Kibele'dir, koynuna aldýðý herkesi emzirir. Bunlarý görmüyor musun?" Görmedi Flammis, duymadý. Bir günbatýmýnda son kez ardýna bakýp kapýdan çýkarken Hiristo gururla sýrtýný sývazladý oðlunun. Beatrice'in bedenindeki tüm sývý denize akýp gitti. Hangi düþlerin gerçekleþebileceðini hangilerinin düþ kalmaya yazgýlý olduðunu öðreneli çok olmuþtu. Bu kentin, evlatlarýndan birini diðerine yeðlemeyeceðini, oðlunun ve kocasýnýn düþlerinin düþ olarak kalacaðýný, yavrusunun acýsýnýn yüreðini daðlayacaðýný, bir daha hiç ýþýk olmayacaðýný, ilahi buluþma anýna dek alevler içinde kavrulacaðýný biliyordu. Pencerede son kez oðlusunun ardýndan bakarken, küçükken kulaðýna fýsýldadýðý o eskil þarkýnýn ezgisi zito i hellas çýðlýklarýnýn ayaklarý altýnda bir kez daha kanýyordu: Oðlum, seçilmiþ ve sevgili oðlum Paylaþ yaralarýný annenle Seni hep yüreðimde taþýdýðým için sevgili oðlum Ve daima sadakatle hizmet ettiðim için Konuþ yavrum, mutlu kýlmak için anneni Terk edip gidiyor olsan da Benim aziz umudum. IV Tüm bedenini saran bir ürpertiyle gözlerini açtý Beatrice ve tam o sýrada saatin dingdonglarýnýn gecenin üçünü vurduðunu duydu. "Uyuyakalmýþým, ne kadar da geç olmuþ" diye mýrýldanýrken o törensel buluþmayý 20 yýldýr ilk kez kaçýrmýþ olduðunu fark etti. Ýsteksiz bedenini doðrultmaya çabaladý ama baþaramadý. Yalnýzca gözlerini dýþarýya çevirebilecek kadar güç bulmayý diledi Son bir kez denize, denizle güneþin buluþtuðu noktaya, ufka bakmak istiyordu. "Bu dünyanýn, bu kentin, bu yaþamýn bendeki son emaneti bir damla gözyaþý, onu da yanýmda götürmeyeceðim" diye homurdandý ve denize çevirdi gözlerini. Ama gördüðü þey yýllar sonra ilk kez þaþýrttý Beatrice'i. Yýllardýr izlediði günbatýmlarýnýn en görkemlisi denizin üstüne yayýlmýþ, karanlýk gece allara bürünmüþ, sokaklar seslerle dolmuþtu. Birden, o kýzýllýðýn, o cümbüþün içinde kör olasý savaþta yitirdiði oðlusu iliþti gözüne. Alev saçlý bir kýzýn elinden tutmuþ kendisine doðru koþuyordu. Gülüyordu Flammis, gülüþü tüm yüzüne yayýlýyordu. Boðazýndan son bir çýðlýk olarak "oðlumi" sözcüðü çýkarken sokaklarýn korosu bazýlarý acýlý, bazýlarý korkulu, bazýlarý heyecanlý "flammis" sesleriyle Beatrice'e eþlik etmeye baþladý. Smyrna yanýyordu....................... V Alevlerin ulaþamadýðý Tepekule çiftliðinde, ince hastalýktan muzdarip Ayþe Belkis haným kanununu dizlerine yerleþtirip zarif elleri ve titreyen sesiyle sevdiceðini karþýlamaya hazýrlanýyordu: Kimseye etmem þikayet. Aðlarým ben halime Titrerim mücrim gibi baktýkça istikbalime... Ayþen Tekþen Kapkýn [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Deniz Fenerinin Güncesi: Seyfullah Çalýþkan KALAYCI RAMÝS’ÝN HATÇE Halden bilmeze çatmýþsýn yazýk. Bu senin çektiklerine daðlar dayanmaz. Sabah Dýgililerin Osman’ýn minibüsüne denk gelmenden belli. Yazýlmýþ anam bir kere alnýna ne çare. Ne yaparsan yap gelir baþýna. Alýn yazýsý bozulmaz. Osman’ýn arabacýlýk neyine. Dalýna tüfeðini asýp o bað senin, bu fýndýklýk benim gezmekten sýkýldý. Mahallede kedi ,köpek, tavuk býrakmadý. Neymiþ yanlýþlýkla vurmuþ. Nerede bir eski ayakkabý bulsa, bir teneke kutu dan dun niþancýlýk. Babasý almancý tabi. Ekmek elden su gölden. Ýlle de arabayla kasabaya gidip gelecekmiþ. Þüförlük öðrenecekmiþ. Ýki günde verdi parayý bir ehliyet alýverdi. Ehliyetle þüförlük olamaz ya. Her kes biliyor Topal Ibramlarýn Mevlüt’e özendiðini. Ýlle de sidik yarýþý. Neymiþ efendim kuzuyu kucaðýmda götüremezmiþim. Araba ahýr gibi kokarmýþ. Komþumuz Meryem’le, Ferat üsteledi de bereket. Kadýn kiþi yolda mý býrakýlýrmýþ. Hiç utanma sýkýlma da kalmamýþ. Zar zor aldý beni arabaya. Bu seferde tuttundu ben bundan yolcu parasý alýrým demeye. Yol boyunca dedi durdu. Bozuk teyip gibi. Ne yapayým veririm dedim de zor kurtuldum dilinden. Hay diline eþek arýsý sokasýca. Arabasý da partal biþey. Gürültüsü, velvelesi bütün köyleri ayaða kaldýrdý. Kaðný gibi bir gider bir gitmez. Deðirmenci Memed’in evinin önünde saplanmaz mý çamura. Haydi inin itelim dediler aklý evveller. Ýteledik, çamur içinde kaldýk nafile. Nuh dedi peygamber demedi. Bir adým gitmedi. Deðirmenci Memed görmüþ çilemizi. Evden koþtu geldi. Araba yerinden kýmýldamaz. Kömüþleri koþalým baðlayalým bir ip olsun bitsin dediler. Ýnat sýrasý onda. Ýki milyon vermezse Osman olmaz diye tutturdu. Osman ne yapsýn. Ýyice bunaldý. Zaten burnundan soluyor. Veririm be emmi dedi. Pazarlýk güç bela sona erdi. Deðirmenci kömüþleri boyunduruða koþtu. Bir ip baðladýlar. Kömüþler çeker, araba çalýþýr. Çýktý en sonunda. Biz de üst baþ kalmadý. Partal minübüse arkadan ha dayan de dayan. Her tarafýmýz çamur içinde kaldý. Ferat’la Meryem benim gibi pazara deðil misafirleðe gidiyormuþlar meðer. Adamlýk urbalarýný giymiþler. Ne yeni ayakkabýlarda hayýr kaldý. Ne urbalarda. Þaka olsun diye valla þaka olsun diye dedim. Bizim bu üst baþ ne olacak. Yol paralarýndan sabun parasýný keserim diye. Osman zaten kýzgýn.demediðini komadý. Yine bizim kuzu düþtü dile. Ben biliyom. Deðirmenci Memed’in kömüþlere verdiði iki milyona kýzdý. Benden çýkardý öfkesini. Verdim kuzuya da bi adam parasý zor kurtuldum çenesinden. Binmem bida o meymenetsizin arabasýna. Büyük yemin ettim.Araba da araba olsa bari. Ne o öyle hýr hýr hýr hýr. Çekilecek çilemiz varmýþ. Yürüdüm gittim mal pazarýna. Benim kuzuya dönüp bakan yok. Ortalýk çakal dolu. Biri geldi kaça veriyorsun bunu dedi. Ben on iki dedim. Dalga geçti her hal benimle altýdan fazla etmezmiþ. Beni enayi sandý besbelli. Verirmiyim. On ikiden bi kuruþ aþa olmaz. Bekle babam bekle. Ne gelen var ne soran. Pazar yeri výzýr výzýr insan. Hepsi öylece dolanýp duruyo. Bi þey almaya niyetleri yok. Aklýma koymuþum. Kuzuyu on ikiye vericem :Biraz tursil, mintak,sabun alýcam. Çay, þeker, bir iki ekmek, Evdekiler pazardan geleni þahin gibi bekler. Birkaç kilo mandalinle, portakal da almak lazým. Benimkilerin en ufaný biliyon. Bu yýl üçe gidiyo. Sabah tutturdu fülüt diye. Sanki deftere, kelame gücümüz yetiyo da. Bi de düdük. Neymiþ, öðretmen istemiþ. Zaten oyundan baþýný kaldýrmaz. Okumakta gözü yok. Ýllede ana fülüt. Ayanda pabuçu kalmamýþ, pantulu yok. Ýlle de fülüt. Allahým sen sabýr ver. Ýþte böyle Hamide. Kuzu gördüðün gibi elimde kaldý. On ikiden de vaz geçtim. Alýcý yok. Þimdi dönüþte bi de tekrar kuzu parasý isterlerse. Vay baþýma gelenler. Kusura kalma. Kendi halýmýzdan seninkini soramadýk. Sende ne var ne yok. Kaynanan hasta diyorlardý. Adam sende hepimiz ölmicez mi? Seyfullah [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý KONTRA MÝZANA : Tamer Soysal KISA BÝR ÖYKÜ - 2 Kaçmak istiyordu sadece, herkesten ve herþeyden.. Uzaklaþmak ve gitmek, döndüðünde ise kaçtýðý þeyleri tekrar bulmamak... Düþündü..O zaman niye dönecekti ki.. Zaten kaçtýðý þeyler dönmezse olmazdý. Ama nereye gidecekti. Gidecek bir yeri yoktu. Gidemezdi de zaten, sorumluluklarý vardý. Ýþini, ideallerini, ailesini býrakýp nasýl giderdi. Ama sorunlar bitmek tükenmek bilmiyordu. Biri bitiyor, biri baþlýyordu. Herþeye yetiþmeye çalýþmaktan býkmýþtý. Sanki bu dünyaya sorun çözmeye gelmiþti. Halinden þikayetçiydi. Ama kime þikayet ediyordu ki sanki.. Kendi istememiþti böyle bir hayatý, ama böyle bir hayatýn içinde bulmuþtu kendini. Eþiyle bir türlü sorunlarý halledemiyordu. Üstelik iki de çocuklarý vardý. Keþke annem babam yaþasaydý dedi kendi kendine.. Gözleri dolmuþtu. Yine aðlayacaktý anlaþýlan, son zamanlarda çok aðlar olmuþtu. Herkesten uzaklarda, yapayalnýz oturur ve saatlerce düþünür ve sonunda da bugün olduðu gibi aðlardý. Eþi, annesinin evine gitmiþti çocuklarý da alýp.. Yalnýzdý yine.. Aslýnda hoþuna da gitmiyor deðildi zaman zaman yalnýzlýk.. Ama onu ona býraksalardý ya keþke.. Bir yandan da iþinden de verim alamaz olmuþtu. Tükenmiþti, artýk dayanacak gücü kalmamýþtý. Beþir Fuat’ý düþündü. Ahmet Mithat’ýn ‘Beþir Fuad’ adlý romanýný okumuþtu. Beþir Fuad, Ahmet Mithat’ýn iyi arkadaþýydý. Ýntihar etmiþti, hemde kendi intiharýný anlatarak.. Bunu düþünürken çevrede kaðýt kalem var mý diye bakýnýyordu. Bir yandan da Beþir Fuad gibi bileklerini kesse, nasýl yazý yazacaktý, Beþir Fuad nasýl baþarmýþtý bunu.. Ne de olsa yazardý Beþir Fuad, edebiyatçýydý.. “Yazmam bende” dedi. “Aman yaz diye de ölmüyorum ya” dedi kendi kendine. Oysa ölecekti. “Allahým kafayýmý yiyorum þimdi de” , dedi. “Yemiyosun, yedin bile” Bir ses mi duymuþtu. Kendi kendiyle konuþuyordu aslýnda. Bu da son derece normaldi. Abartýyor mu idi acaba? Normalliðin ölçütü neydi? Ne normaldi? Her intihar bir abartý deðil mi idi aslýnda? Hangi sebep, insanýn kendi kendinin hayatýna son vermesine eþdeðerdi ki.. Ýntiharýn ona piþmanlýk vereceðini düþünmüyordu. “Bir daha gitsem bir daha gelirim, hiç piþman deðilim, þerefsizim” sahi dermiydi böyle.. "Derim" diye düþündü. Böyle de salaktý, pardon mertti. Sözünden dönmezdi, ben birþey yaptýysam doðrudur. Hem reenkarnasyon vardý belki de.. Gene gelebilirdi belki de.. Evet, bulmuþtu, sorunlarý burada býrakacak ve gidecekti. Uzaklaþmak ve gitmek.. Gideceði yeri belirlemiþti. Hem döndüðünde de kaçtýðý þeylerin olmayacaðýndan emindi. Karar vermiþti artýk.. Evet, intihar edecekti, belki Beþir Fuad gibi karizmatik bir intihar olmayacaktý, ama hedefine ulaþacaðýný düþünüyordu. Ama hesaba katmadýðý iki þey vardý. Birincisi bilmediði birþeyi doðru kabul etmiþti çaresizliðinden, baþka bir ruhla gelebilirmiydi acaba? Ýkincisi ise, Hint inancýnda giden ruh, bir hayvan olarak da yeniden dünyaya gelebilirdi. Ya birinin köpeði olarak ikinci yaþamýna baþlarsa.. “Ya o karýnýn köpeði olarak gelirsem, tekrar dünyaya, valla dayanamam intihar ederim” dedi. Yine intihar edecek ise ne diye intihar edecekti sanki... “Ulan amma zekiyim” diye düþündü. Ne de güzel mantýksal çýkarýmlar yapýyordu. Oysa kafayý yemiþti, bunu unutmuþtu. Ama zeki olduðu doðruydu. Zeki, yine aðladý, aðladý. Akþamda yine kayýnvalidesine gitti. “Ýyi akþamlar anneciðim.” “Kýzým, kocan geldi, gel” “Amann” “ Ama Berrin, hayatým, seni çok özledim.” Bu sefer “çocuklarý çok özledim” deðil; “seni çok özledim” demiþti. Ýyi de etmiþti. Yine eve döneceklerdi. Gece yatarken düþündü, intihar etmemiþ mi idi sahi? “Köpeði olmaktan iyidir” diye düþündü... Bir kahkaha sesi iþitti sanki.. Yoksa intihar edip geri mi gelmiþ ve onun köpeðimi idi? Düþündü. Ayýrt edemedi... Evet, bu dünyaya sorun çözmeye gelmiþti. Yine çözmüþtü... Tamer Soysal [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý EUDAMONIA BY LAVINIA : Mine Korkmaz MUTLU OLMAK HÝÇ ZOR DEÐÝL ASLINDA -Etrafýmda insanlar varsa yada onlarý düþünebiliyorsam yaþýyorum demektir. -Faturalarý ödeyebiliyorsam para kazanabildiðim bir iþim var demektir. -Sabah kahvemi yudumlayabiliyorsam hayattayým demektir. -Anneme iyi geceler diyebiliyorsam hayattayým demektir. -Yemekten sonra hiçbir þey yapamaz hale geliyorsam, çok yemiþim ve aç kalmýyorum demektir. -Baharlýk kýyafetlerle dýþarýya çýkýp üþüdüðümü hissedebiliyorsam yaþýyorum demektir. -Sabahlarý çalar saatimi kapatmak için uzanýyorsam, gitmem gereken yerler var demektir. -Akþamlarý kendimi yorgun hissediyorsam, iþimi yapmýþým demektir. -Eski bir arkadaþýmý görüp hüzünlenebiliyorsam bir geçmiþim var demektir. -Ýþ çýkýþý arkadaþlarým beni bir yerlere davet ediyorsa önemseniyorum demektir. -Yýldönümümüzde evime bir buket çiçek gönderiliyorsa beni her þeyden çok önemseyen bir sevgilim var demektir. -Veee tüm bunlarýn ayrýmýna varýyorsam yaþýyorum ve mutluyum demektir... GÜN BOYUNCA, -Paraya ihtiyacýnýz yokmuþçasýna çalýþýn -Hiçbir zaman incinmemiþçesine sevin -Ve kimse bakmýyormuþçasýna dans edin. FRIEND! Yesterday is a history. Tomorrow is a mystery. Today is a gift. That's why it's called the present! Unutmayýn ki her zaman –siz onu görmeseniz bile- yanýnýzda koruyucu bir meleðiniz vardýr!!! Mine Korkmaz [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Seda Esen SUYU TAÞIRMAYAN GÜL YAPRAÐI Uzakdoðu'da bir budist tapýnaðý, bilgeliðin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuþmadan açýklayabilmekti. Bir gün tapýnaðýn kapýsýna bir yabancý geldi. Yabancý, kapýda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluþmaya inanýlýyordu. O yüzden kapýda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapý açýldý, içerdeki budist, kapýdaki yabancýya baktý. Bir selamlaþmadan sonra sözsüz konuþmalarý baþladý. Gelen yabancý, tapýnaða girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu; sonra elinde aðzýna kadar suyla dolu bir kapla geri döndü ve bu kabý yabancýya uzattý. Bu, yeni bir arayýcýyý kabul edemeycek kadar doluyuz demekti. Yabancý, tapýnaðýn bahçesine döndü. Aldýðý bir gül yapraðýný kabýn içindeki suyun üstüne býraktý. Gül yapraðý suyun üstünde yüzüyordu ve su taþmamýþtý. Ýçerdeki budist saygýyla eðildi ve kapýyý açarak yabancýyý içeriye aldý. Suyu taþýrmayan bir gül yapraðýna her zaman yer vardý... Bir hikeyenin gerçekçi! çözümü (kendimce) Ne çok meraklýyýzdýr günlük olaylarý gizemli bir hale getirmeye. Dosdoðru söylediðimizde biliriz baþýmýza gelecekleri. O yüzden küçük yaþlarda kaparýz bu çevikliði. Yukarýdaki müthiþ derin hikayede olanlar gibi. Þimdi bu budist tapýnaðýndaki insanlar neden konuþmadan anlaþma yoluna gitmiþler? Benim bildiðim insanlar konuþa konuþa anlaþýr. Anlatýcaðýn bilgin varsa anlatýrsýn. Ýþe gizem katýcam diye sessiz sinema oynamanýn manasý nedir? Ýncelik bunun neresinde. Ýnsanlarý "acaba ne demek istiyorlar?" diye düþündürmenin anlamý ne? Sen söyle ne diyeceðini, sonra býrak insanlar sölediklerin üzerinde düþünsün. Ýnsanlarýn enerjilerinin %80 i zaten "ne demek istiyolar?" sýrasýnda heba oluyor. Tapýnaða bir yabancý gelmiþ. Sezgisel buluþmaya inanýlýyormuþ. Kapýyý çalmadan bekliyor yabancý. Ýþte bir problem. Ya içerdekilerin sezgisi benimkilerden zayýfsa? Sabahtan akþama kadar kapýda sezgilerinin güçlenmesini mi beklicez. Hadi kapýda tokmakdý zildi vs yok. Elin ne güne duruyor a yabancý. Kibarca çalsana kapýyý. Öyle karþýlýklý niye bekleþirsiniz. Ya içerdeki budistler. Bütün gün kapýya "þimdi biri gelir" diye konsantre olmak kolay mý? Yormaz mý insaný. Koysunlar kapýya gizemli bir kapý zili. Herkes zaman kazansýn. Neyse, nasýl oluyorsa oluyor. Sezgisel buluþma vuku buluyor. Yabancýnýn tapýnaða girme isteði varmýþ. E budist, direk "yerimiz yok" desene. Niye kývýrýyorsun. Yerimiz yok demek için su dolu kaba ne gerek var. Hani eskiden misafir çay/kahve içmeye gelirdi de, evdekiler sesini çýkartmadan beklerdi. Evde yokuz durumu. Yabancý sana kalmaya gelmiþ. Hem de bilgiyi aramak için. Sen bi tas su verip kovalýyorsun adamý. Hiç açma madem öyle kapýyý. Yakýþýyor mu sizin gibi bilginlere. Ne yani þimdi bu? Öncesinde yapýlan Ö.S.S. sýnavý mý? bakalým yeterince akýllý mýsýn? Dahiyane bir fikir bulursan kurtardýn. Bir köþede tek ayak üstünde durursan sana da yer açarýz. Ama önce göster bir kendini. Yabancý da terbiyeli adam. Demiyor ki; kardeþim benim dahiyane fikirlerim olsa bilgi edinmeye size niye geliyim? Donanýmým olsa oturur kendim öðrenirim. Týpýþ týpýþ týpýþ... Yanlýz yabancý dahi deðil ama aptal da deðil. Anlamýþ durumu. Yememiþ (suyu) içmemiþ gitmiþ bahçeye. Yolmuþ bir gülün yapraðýný, atmýþ su dolu kaba. Bakmýþ ki taþmamýþ su. (Þaþýlýcak birþey yok. Fizik kurallarý, insanlar keþfedilmeden önce de vardý. Çok normal.) Tekrar gitmiþ budistlere. Yabancý gül yapraðýnýn suyu taþýrmýcaðý fikrini keþfediyor ya! Budist napsýn. Köþeye sýkýþmýþ tabi. Var mý öyle bilgi için gelen adamý kapýdan çevirmek. Eminim içinden "keþke suyu kafasýndan aþaðý dökseydim" diye düþünmüþtür. Boþ bulundu herhalde. Mecburen alýyor yabancýyý içeriye. Ee hani yer yoktu. Hani doludunuz. Nolduu.. Yabancý "Abi ben bi köþede kývrýlýrým. Az yerim hiç içerim. Masraf etmem, yük olmam" demeye getirmiþ olayý. E yabancý e yabancý.. istediðin bilgi bile olsa insan bu kadar taviz verir mi. istemiyorlarsa istemesinler. Tapýnak mý kalmamýþ koskoca Uzakdoðu'da. Hiçbiri kabul etmezse seni bana gel. Sana bu hayatýn acý gerçeklerini ben öðretirim. Söz... Not: Duyduðuma göre bu hikayenin öncesi de varmýþ. Biri sevabýna bana yollarsa o kýsmý da ayrýca analiz ederim. Seda Esen [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Misafir Kahveci : Nesli Sencer Tufan Çocuk Kalbim Unutmaz Baþlýk "Çocuk Kalbim" ama merak etmeyin ben 32 yaþýndayým. Hayatýmdan da mutluyum, öyle ciddi acýlar da çekmedim çok þükür ama her insan gibi unutamadýðým bazý olaylar varmýþ demek ki..Nasýl mý anladým. Geçen günlerden birinde "sýrf yazmasý kýsa sürüyor diye tüm öðrencilerini iyi ile geçiren " bir öðretmenin itirafýný okudum. Birden aklýma kendi yaþadýðým bir olay geldi. Ýlkokul 3. ya da 4.sýnýftaydým. Okulumuzda ara karne diye bir sistem vardý.Yýlýn ortasýnda verilen bir karneydi.Dolayýsý ile hocalar sanýyorum çok da önem vermezdi. Cuma akþamý son dersimiz müzikti ve dersin sonunda karneler daðýtýlacaktý. Sayýn hocamýzýn ise sýnýfta kimin okuduðundan bile haberi yoktu muhtemelen. Yoklamanýn ilk sýrasýnda olduðum için tabii beni kaldýrdý ilk önce. Ömrümde hiç görmediðim 1/4'lük nota ile 1/8'lik nota arasýndaki farký sordu. Hatta eli ile sýraya tempo vurup bunu tahtaya nota olarak yazabilir misin gibi þimdi bile gülüp geçtiðim bir soru daha sordu. Bilemeyince sýnýfa yöneldi. Tabii ki onlardan da ses çýkmadý. Beni bir güzel azarlayýp, otur yerine dedi.Tam o sýrada sýnýf hocamýz sýnýfa gelip müdürün karneleri istediðini söyledi. O da aceleyle herkese pekiyi kutucuðunu çekledi. Ben ise çoktan zayýfýmý almýþtým. Karnemde ise müzik dýþýnda tüm derslerim pekiyi idi. O karneyi aileme gösterirken gurur yerine hayal kýrýklýðý vardý tek hatýrladýðým. Ailem ise bu zayýfa zere kadar önem vermedi, beni öptüler sadece .. Peki benim müziðe yeteneðim mi yoktu. Alakasý bile yok. Okul bandosunda bile çaldým çünkü orda öðreten birileri vardý. Bu okul Ankara'nýn en iyi özel okullarýndan birinde oldu. Yýllar geçti. Ýyi bir üniversite okudum, iyi bir iþe girdim, evlendim,kýzým bile oldu ama o hocayý unutmadým ve daima nefretle andým. Þimdi bu olayý anlattýðým zaman arkadaþlarým -doðal olarak- katýla katýla gülüyorlar. Bunun bir çeþit þýmarýk kýz kaprisi olduðunu düþünenler de var. Bir baþkasýndan dinlesem sanýrým aynýsýný düþünürdüm. Ýnsan hayatýnda bu kadar önemsiz bir detayýn yýllarca bu þekilde "unutulamamasý" gerçekten çok gülünç ama tek bir savunmam var. Ne diyeyim " Çocuk kalbim unutmuyor iþte". Dolayýsý ile sýnýfýný sýrf yazmasý kolay diye iyi ile geçiren bir ögretmenin duyarsýzlýðýna hayretler içinde kaldým. Maaþý, yaþam standardý ne olurda olsun umrumda deðil. Öðretmenlik týpký doktorluk gibi. Baþkalarýnýn hayatýndan sorumlusun ve boþveremezsin. Onun gibi insanlara yazýklar olsun diyebiliyorum ancak. Ödev defterinin üstüne atýlan uyduruk bir yýldýzýn bile bir çocuðun hayatýnda neleri deðiþtirebileceðini göremeyecek kadar saygýsýz bu tip insanlar. Umarým onu ve onun gibileri bu meslekten men ederler, böylece kendileri gibi adamlar yetiþtirmezler ve soylarý tükenir. Nesli Sencer Tufan Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Milenyumun Mandalý : Sait Haþmetoðlu Editör'den Önemli Not:Sevgili Sait Haþmetoðlu'nun e-romaný görsel öðelerle süslendiðinden, aþaðýdaki adresten tek týklamayla zevkle okuyabilirsiniz. Üþenmeyin... Týklayýn... Ayrýca bugünden itibaren duygu ve görüþlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz. http://www.kahvemolasi.com/xfiles/mandal_1.asp Devamý yok. BÝTTÝ [email protected] Yorum Oku / Yaz Yukarý Dost Meclisi Fotoðraf: Berrin Cerrahoðlu <#><#><#><#><#><#><#> Kahve Molasý'nýn sürekli ve sabit(!?) bir yazar kadrosu yoktur. Gazetemiz, siz sevgili kahvecilerden gelen yazýlarla hayat bulmaktadýr. Her kahveci ayný zamanda bir yazar adayýdýr. Bu bölüm sizlerden gelecek minik denemelere ayrýlmýþtýr. Yolladýðýnýz her özgün yazý deðerlendirilecektir. Siz sevgili kahvecilere önemle duyurulur. Kahve Molasý bugün 3.685 kahveciye doðru yola çýkmýþtýr. Yukarý Tadýmlýk Þiirler Günah Yazýt Ve bu bin yýlýn hikayesisin, Peþinde altý atlý, Anlatýlan ama okunamayan, Gömük yazýtlardasýn. Çöl seraplarýdýr sevdalarýn. Kandýrýlýp susuzluktan ölenlerin soyusun. Vaha ateþleridir ellerin, Hükümran olacaklarýn boyusun. Bin yýlýn atasýsýn, Büyük göçlerle yayýlan; Binlerce obanýn, Ve savaþ meydanlarýnýn, Korkulu hikayelerinde senin aklýn. Seni yazýyor ellerim. Çaðlar devriliyor. Bir hiçin yarým parçasý gibi, Hiçbir zaman tam olmuyor. Tüm kütüphanelerdeki tek kayýpsýn. Bu bin yýlýn, Sen günah yazýtýsýn. Mete Serdar <#><#><#><#><#><#><#> ONÜÇ GECE Ben onu kitaplarda okudum. Mihnet edenlerden deðildim, Ayrý bir kavimdim. Kitaplarda okudum. Acýlar katibi, Kimsesizler muhafýzýyým. Seni korkarken buldum, Dile geldi beyan edemedim. Ben onu kitaplarda okudum. Ben beni kitaplarda okudum. Yazanlarý olmayan, Yaðma edilen köylerde unutulan, Mezepotamyanýn kanlý tanrýlarýnýn, Adýyla baþlayan kitaplarda... Aþký kitaplarda okudum. Gölgem düþerken saçlarýna, Gecem cehennem yamaçlarýnda. Ben savaþçýlarýn oðluyum. Seni yalnýz kitaplarda okudum. Mete Serdar Yukarý Biraz Gülümseyin Temel Ýþ Baþýnda Temel bir gün kahveye girer sað gözü mosmordur..Arkadaþlarý sorar; - Hayýrdýr Temel ne oldu?? Temel anlatmaya baþlar.. - Ulaa sinemaya gittim.. Film çok güzeldi..Biter bitmez ýþýklar yandi herkes Ayakta alkýþlamaya basladi..Birde baktým önümde bir þiþman bayan eteðide kýçýnýn arasýna sýkýþmýþ.. Centilmence çekip eteði oradan çýkarttým. Kadýn bir döndüü güüüümmm. Gözüm ondan böyledir... Ertesi gün Temel yine kahveye gider bu sefer diðer gözde mosmooorr... Tabii yine sorarlar.. - Þimdi ne oldu?? Temel anlatýr.. - Hani film güzeldi yaaa..Dün Ýdrus ile yine ayný filme gittik.. Iþýklar yandý.. Herkes yine alkýþlýyor.. Yine ayný kadýn etek yine kýçýnýn arasýnda.. - EEEEEEEEEEE????? - Ýdrus centilmence eteði kýçýnýn arasýndan çýkardý... Bende olay çýkmasýn diye eteði yerine iteledim......... <#><#><#><#><#><#><#> Bu maymun kesin erkek!... Yukarý Ýþe Yarar Kýsayollar - Þef garson: Akýn Ceylan http://www.denizfeneri.org/ ...Her þey 1998 yýlýnda bir çatý altýnda yardýma muhtaç insanlara biraz olsun destek olabilme umuduyla baþladý. Deniz Feneri Yardýmlaþma ve Dayanýþma Derneði her geçen gün büyüdü, daha geniþ kitlelere ulaþmaya baþladý. Ýnsanlarýmýzýn gözünde öyle bir güven oluþturdukki, baðýþçýlarýmýz akýllarýnda hiç bir soru iþareti kalmadan, gönül huzuruyla yaptýlar yardýmlarýný... http://www.herseyiletisim.com/tt/14/119_2_tr.htm ...Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Bursa’da Ulucami inþa ediliyor. Fakat demirci ustasý Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarcý ustasý Halil Hacý Ývaz (Hacývat) arasýnda geçen nükteli konuþmalarý dinlemek isteyen iþçiler iþi gücü býrakýp onlarý dinlediklerinden inþaat yavaþlýyor. Bunu öðrenen padiþah her ikisini de idam ettiriyor. Sonra da o kadar piþman oluyor ki, onu teselli etmek isteyen Þeyh Küþterî baþýndan beyaz sarýðýný çýkarýp geriyor ve arkasýna bir ýþýk yakarak ayaðýndan çýkardýðý çarýklarý ile Karagöz ve Hacivat’ý canlandýrýyor... http://www.bigideafun.com/penguins/arcade/hop/default.htm Þirinmi þirin bir flash oyun. Çocuðunuzun oynayabilmesiyle ilgili bilgiler için, info for parents kýsmýný okuyabilirsiniz. ...Help Kevin change the color of all the squares on the board! But watch out for bad guys, and don't jump off the edge... http://www.jellygames.com/cars3D.htm Hani sonsuz iþareti þeklinde bir yarýþ pisti vardýr. Pist üzerinde iki mini yarýþ aracý kýyasýya yarýþýrlar. Eðer hýzý ayarlýyamazsanýz özellikle virajlarda pistten fýrlayabilirler. Mouse yardýmýyla sadece hýz ayarý yaparak aracýnýzý kontrol ediyorsunuz. Ýyi eðlenceler. [email protected] Yukarý Damak tadýnýza uygun kahveler Galleroo.V2.41 [1,6MB] 2k/XP FREE http://www.xyster.net/galleroo/ Yetenekli bir resim galerisi yaratýcýsý. Diðerlerinde pek görülmeyen video kullanýmý da programýn içine dahil edilmiþ. Seçilmiþ resim ve videolardan bir kolaj yapýlarak ister webe uygun isterseniz dahili kullaným için galeriler yaratabiliyorsunuz. Resimlerle oynayanlara þiddetle tavsiye edilir. Yukarý http://kahvemolasi.com/sayilar/20031106.asp ISSN: 1303-8923 6 Kasým 2003 - ©2002/03-kahvemolasi.com istanbullife.com Kahve Molasý MS Internet Explorer 4.0+ ve 800x600 Res. için optimize edilmiþtir. Uygulama : Cem Özbatur - Her hakký saklýdýr. Yayýn Ýlkeleri
Benzer belgeler
10 Aralik 2003 - KAHVE MOLASI
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 381
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 381