PDF Versiyonu - Kahve Molası
Transkript
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472 30 Mart 2004 - Fincanýn Ýçindekiler ■ ■ ISSN: 1303-8923 Arkadaþlarýnýza önermek ister misiniz? ■ ■ ■ ■ KISAYOLLAR ■ SON BASKI kahvemolasi.com Arþivimiz Yazarlarýmýz Manilerimiz Forum Alaný Ýletiþim Platformu Sohbet Odasý E-Kart Servisi Sizden Yorumlar Kütüphane Kahverengi Sayfalar FÝNCAN/SÝPARÝÞ Medya Ýletiþim Reklam Gizlilik Ýlkeleri Kim Bu Editor? KAPI KOMÞULARIMIZ ■ Bir Tuhaf Senaryo ... Ayþenur Güven 1500 yýllýk yürüyüþ! ... Cumhur Aydýn ÝÇÝMDEKÝ MED-CEZÝR ... Ayfer Arman YABANCILAÞTIÐIMIN RESMÝDÝR ... Abdullah Þengörenoðlu ANEKTOD ... Zeycan Irmak Ýnanýlmayacak Kadar Gerçek Hayaller ( 2 ) ... Kubilay Hersek Milenyumun Mandalý...Sait Haþmetoðlu Dost Meclisi, Tadýmlýk Þiirler, Biraz Gülümseyin, Ýþe Yarar Kýsayollar Damak Tadýnýza Uygun Kahveler Editör'den : Saðolduk!.. Merhabalar, Gene birileri beni kandýrmaya çalýþýyor. Efendim AKP baþarýlý deðilmiþ. Beklentisi %55-60 mýþ ala ala %42 almýþ. Yemezler. Bunun adý Türk siyasi hayatýnda baþarýdýr. Oylarýný birbuçuk yýlda 8 puan artýrýp kaleleri(!) yýkmýþ bir parti baþarýlýdýr bu tartýþýlmaz. Peki ne tartýþýlýr? Göz önünde olmayan, dikkat çekmeyen ama mutlaka dokunulmasý gerekenler tartýþýlýr ve bunu tartýþmaya bundan sonrada devam edeceðiz. Týpký çatýrdayan CHP gibi. Dün ilk heyecanla Baykal'ý günah keçisi ilan ettik. Büyük yüzdeyle doðrudur. Ama gene ilk heyecanla gözden kaçýrdýðýmýz noktalar var. Ne yazýk ki Türkiye sað sol dengesini yitirmiþ, seksene yirmi gibi bir fark oluþmuþtur. Ve sað söylemle sol söylem içiçe geçmiþ, kavram kargaþasý yaratýlmýþtýr. Dolayýsýyla yeni bir söylem geliþtiremediði sürece CHP'nin baþýnda kim olsa baþarýsýz olmasý kaçýnýlmazdýr. Tez elden baþtan ayaða bir yeni yapýlanmaya ihtiyaç vardýr. Ne acýdýr ki 17 ayda meclis içi muhalefet düþmüþ muhalefet meclis dýþýna çýkmýþtýr. Bunu görmezden gelmeye olanak yoktur. Bunu farklý konumlandýranlar özürlüdür. Pazar akþamý seçim sonuçlarýný televizyonda oradan oraya zýplayarak seyrederken bir durum dikkatimi çekti. Seçimlere katýlan yirmi partiden 19'unun ismi her kanalda ayný olmasýna raðmen bir partinin ki farklý telaffuz ediliyordu. Hangisi bildiniz herhalde. AKePe, AK Parti, Adalet ve Kalkýnma Partisi. TRT ve Show AK Parti'yi kullanýrken diðerleri AKePe dediler. Ancak bazýlarý da AKePe yazýp AK Parti diye okudular. Vallahi kalbimde bir kötülük yok. sadece dikkatimi çekti. Belki baþkalarýnýn da dikkatini çekmiþtir diye þeyettimdi. Þimdi size bir tüyo vereceðim iyi dinleyin. Kahve Molasý hafta sonunda korsan yayýna geçiyor. Ya da bir baþka deyiþle yavruluyor. Cuma'yý bekleyin. Sýký durun mahallenin delileri geliyor. Ayrýca, 17 Nisan yemeðimizin detaylarý belirmeye baþladý. Tam belli olduðunda detaylarý sizlerle paylaþacaðým. Haydi siz de gelin, birlikte felekten bir gece çalýp 3. yaþýmýza güle oynaya girelim. Katýlacaðýnýzý bildiren küçük bir eposta yeterlidir, duyurulur. Bir sonraki sayýda buluþuncaya kadar bulunduðunuz yerden bir adým öne çýkýn. Sevgiyle... Cem Özbatur Yukarý Noktasýz : Ayþenur Güven Bir Tuhaf Senaryo Kuþ uçuþu bakarým yine, medeniyetin özenle çizilmiþ yollarýna. Birbirlerine kavuþtuklarýnda nasýl da mükemmel kareler, dikdörtgenler, trapezler oluþturduklarýna ! Tarlalar... Santim yola taþmayan tarlalar... Ýnanýlmaz bir ahenkle sýralanmýþ evler, bahçeleri... Herþey kusursuz ve bir o kadar soðuk, hareketsiz, cansýz ve yavan görünür. Kalýn gri bulutlarýn kapladýðý gökyüzü... Uçaðým yükselince pýrýl pýrýl güneþle karþýlaþýrým. - Aaaaaa, sen vardýn di mi ? Unutmuþum ! Epeydir görünmüyorsun. Arayýp sormadan da olmaz ki ! Bir "ce" desen arada, yeter be gülüm. Özlettin valla kendini... Bu tarafý bembeyaz bulutlarýn ! Griler insanoðlunun, beyazlar kuþlarýn mýdýr ? Doya doya depresyona girsinler aþaðýdakiler diye mi özenle karartýlmýþtýr gökyüzü ? Kapasam gözlerimi uzansam yumuk yumuk beyazlar arasýnda, üç saat... Sabýrsýzým... Sabret iþte... Ýki sene, üç ay beklemiþsin, bir kaç güncük kalmýþ, ne ki ? Beni ve kýzýmý Ýstanbul'a getirecek uçaðýn biletlerini elimde tuttuðum andan beridir, zaman durdu... Geçmiyor... Ýlerlemiyor... Akmýyor... - Hadisene gülüm, hadisene caným, hadi be, hadi artýk ! Biz karý kýsmý bile böyle nazlý olmuyoruz, sana ne oluyor bilemedim ki ! Þimdi naz yapýyorsun ya, tatilimi ben farkýna bile varamadan "þak" diye de geçirirsin sen kesin. Böyle nankörsün sen, böyle hainsin ! Uçaðým alçalýrken, önce denizdeki tankerleri saymaya çalýþýrým, sonra balýkçý teknelerini... Dürüp büküp fýrlatýlýp atýlmýþ gibi duran yapýlara bakýp iç çekerim. - Gözünü sevdiðim Ýstanbul, nasýl da eziyet etmiþler sana ! Ýstanbul'u ilk kez gören turistin hayretle açýlan gözlerinde ilk intibayý okurum. - Aþaðýda bir kaos yaþanýlýyor olmalý. Yalan da deðildir ya hani... Nefret edilesi ama tapýnýlasý, yaþanýlasý ve yaþanýlmýyorsa artýk, buram buram özlenesi bir kaos ! Kavuþmak derken... Onca zamandan sonra görmenin verdiði anlýk þaþkýnlýk dinince, sarýlmak SIMSIKI, býrakmamak. Býrakmak istememek. Yanlarýnda olmamý istediklerinde çaresizliðimi, yanýmda olmalarýný istediðimde yalnýzlýðýmý hissettiðim, var olduklarýný iki kelimeyle okuyup, artýk dokunamadýðým insanlar. Hayatýmýn deðil, benim bir parçam olanlar. Sarýlmak... Sýcaklýklarýný, seslerini, bakýþlarýný, gülüþlerini, hareket ediþlerini, konuþmalarýný hatýrlamak. Zamanýn deðiþtirdiklerini fark etmek. Saçýnýn beyazlamýþ tek teline nasýl içerlediðini, hayatýn ne kadar da güzel olduðunu düþünerek dinlemek. Dokunmak, dokunmak, dokunmak sürekli. Ýnsanlar nefeslerinin yakýnda tükeneceðini bildikleri diðerlerine böylesi SIK dokunurlar, bir de kýsa süreli gördüklerine. Ya peki þehre kavuþmak ! Ýnsan insaný kucaklar da þehri neden kucaklamasýn ? Koca þehre nasýl kavuþulur ?... Bir ayin, bir milli bayramýn o bildik gösterileri, sürekli baþa sarýlýp tekrar tekrar seyredilen bir film... Hep ayný senaryo, hep ayný güzargah, hep ayný adýmlar. Güneþli bir sabah baþlar, þehr-i güzel Ýstanbul'a kavuþma senaryosu... Bir türlü alýþamadýðým Etiler'de çevireceðim taksi, beni Beþiktaþ'a, iskeleye götürür. Konusu trafik problemi olan bir sohbet açmak adetimdir. Her taksi þöförünün bu probleme bir çözümü vardýr. Çoðu teoriler gerçekleþtirilmeleri imkansýz olduklarý için sevimli, býkkýnlýkla üretildikleri için insancýldýr. Yol boyunca, bu sohbeti bir çok yolcuyla yapýyor olmanýn alýþkanlýðýyla, ezbere bildiði replikleri, gerekli yerlerde sesini yükselterek, gerekli yerlerde alçaltarak tekrar edecek, coþtukca coþacak, kýzdýkça kýzacak þöförü dinlerim. Beþiktaþ iskelesinden jetonumu alýrken, Kadýköy vapuru her zamanki gibi yeni kalkmýþ gitmektedir. Beklemem gerekir. Olsun ! Keyfim yerinde ya, beklerim. Bir sonrakini, iki sonrakini bile beklerim ! Etrafým öðrenci doludur. Ýmrenirim. Tekrar baþlamak ! Yok, pek yemez gözüm... Sadece mümkün olsa, o tatlý sorumsuzluðu yeniden yaþamak isterim. Vakit geçirmek için balýk ekmek satan tekneleri teftiþ ederim. Bütün iskele kýzarmakta olan balýk kokar. Motorculardan birinin çýraðý dikkatimi çekmeye, cazip olmaya çalýþýr... - Kadýköy, Kadýköy, Kadýköy, hemen kalkýyoooooo ! Kalksýn, benim acelem yok. Benim senaryomda senin motorunun yeri yok ! Vapur gelir, iskeleyi sallaya sallaya yanaþýr. Soðuk da olsa, üst kata, dýþarý çýkarým. Güneþin içimi ýsýtacak ýþýnlarýnýn düþeceði yerin hesabýný yapýp yerleþirim. Yavaþ yavaþ yol alýrken vapurum, hissettiðim sadece huzur olabilir. Gözlerim görebilecegi en uzak noktalarý arar, arkamda býrakmýþ olduklarýmý seyrederim. Hava deniz deniz kokar... Huzur ve hüzün birbirine karýþýr. Derken sabýrsýzlýkla beklediðim an, tanýmadýk ama o bildik yüz... Sanki bütün büfelerde hep ayný adam çalýþýr, elinde tepsi kalkar, gelir. Belli belirsiz iþaret ederim. Sadece bakýþlarýný yakalayýp hafifçe baþýmý eðmem kafidir. Görür, gelir, bir ince belli verir. Bir þeker daha isterim, tabaða býrakýr gider. Elimi yaktýðý halde beline SIMSIKI sarýlýrým. Çayýmý yudumlarken, birilerinin martýlara simit veriþini seyrederim. Martýlar... Bizi diðer yakaya kadar takip edecek olan martýlar ! Görünmeyen bir iple ( misina olmalý ) havada asýlýymýþ gibi duran martýlar !!! Kadýköy iskelesi... Konservatuar binasýnýn önünden hüzünle geçerim. Bir zamanlar kapýda kimse soru sormaz, içeri girer, kat kat gezer, her kapýnýn ardýndan gelen ahenkli yada ahenksiz ezgileri dinler, bu bambaþka dünyanýn insanlarýnýn arasýnda gezmiþ olmanýn sarhoþluðuyla, büyülenmiþ, çýkar, güne devam ederdim. Artýk sadece önünden hüzünle geçebilmeme izin verilen bu binaya dönüp, renginin ne kadar da tuhaf olduðuna bir kez daha karar veririm. Hiç durmadan alfabe öðreten Atatürk heykelinin ilerisinden, ýþýklardan karþýya geçer, çarþýya girerim. Giyisiler, ayakkabýlar, gözlükler, ucuz kozmetik satan dükkanlar, yere yýðýlmýþ kitaplar, incik boncuk dolu tezgahlar, bangýr bangýr çalan müzik, herkesin ezbere bildiði benim tanýmadýðým yüzlerin afiþleri, ..., akýp giden insan seli. Esas istediðim, her sokakta, unuttuðumu sandýðým kokularý, renkleri, þekilleri hatýrlamaktýr. Çünkü medeniyetin steril dünyasýnda kokulara yer yoktur, renkler birbirinin aynýdýr ve þekiller vakumlu ambalajlarýn içinde kaybolmuþtur. Bazý kasaplarýn kapýsýnda, akvaryuma benzeyen camekanlarýn içinde, görmeye bir türlü alýþamadýðým, kýzarmýþ koyun, kuzu kelleleri, etrafa zoraki sýrýtýrlar. Sebze ve meyveler, özenle yerleþtirildikleri tezgahlardan, aç gözlerime "ýsýr beni" diye baðýrýrlar. Balýkçýlarýn önüne gelince uzunca bir mola veririm. Tahta teþhir tepsilerinden, þýpýr þýpýr sular damlar. Arada, biri gelir, elindeki küçük bir plastik kapla balýklarý sular, gider. Sanki birden dirilip çýrpýnsýnlar ister. Ellerin büyük bir çabuklukla kullandýklarý býçaklarý seyrederim. Sahi bu mevsimde hangi balýk yenir ? Babam bilir ya böyle þeyleri, o da hepten susanlardandýr artýk. Baþýmýn çaresine bakmam gerekir. Bir türlü seçemediðim, seçemeyeceðim balýklarýn arasýndan, biraz kýrgýn ve ellerim boþ ayrýlýrým. Arkamdaki çocuk sesi beni bir müddet "limon, limon" diye seslenerek takip edecektir. - Balýk yok, marulu, limonu n'apiim ? - Al iþte be abla yaaa, beþ tane limon "þu" kadar... Yedi tanesini "bu" kadara veriim abla ! Beþ tane limon satan birileri hep olmuþtur olacaktýr. Karpuzla peþimizde koþacak deðiller ya ! Peynir kokularýna, zeytin kokularý, kesilen pastýrma kokularý ve az ötedeki turþucunun ardýna kadar açýk kapýsýndan kaçýp yanýma gelen turþu turþu, salça salça kokular karýþýr. Baharatçýlarýn önünden derin nefesler alarak geçer, börekçilerin dönen börek tepsili vitrinlerini, þerbetleri içinde tembel tembel yüzen baklavalarý seyrede ede saatçilerin köþesine gelirim. Hala durur mu bilmem ya, bu köþede bir amca durur. Öyle çekingen iliþir ki o köþeye, genelde görünmez olur. Parasýný isterken utanýr sanki. Nereden emeklidir ki yetmeyen maaþý ona þu sepeti taþýttýrýr ? Midye dolmalarýný yapan hanýmýdýr. Kafam kadar büyüklerini deðil daha ufakça olanlarýný seçer. Göze de güzel görünsünler ister. Bir kadýnýn elinin deðdiði bellidir. Karabiberini biraz fazla tutar ya, bol limonla nasýl da tatlý gider... Biraz daha ilerleyince iç gýcýklayýcý kokular beni ekmek fýrýnýna çekecektir... Fabrikalarda el deðmeden piþen ekmeklerin, pastanelerde satýldýðý dünyada, ekmek kokusunu bilmez insanlar. Sýcak olabileceklerini tahmin edemezler. Ekmeklerini seçer seçmez özel bir aletle yarým santim kalýnlýðýnda dilimlettirmeye alýþmýþlardiý, kopara kopara yemeði bilmezler... Bitmeyen bir kavga, fýrýnýnda hep bir hareket, hep bir bereket... Sýcaða alýþmýþ eller fýrýndan yeni çýkmýþ ekmeði torbaya koyup bana uzatýrlar.. Çýtýr çýtýr, sýcacýk !... Elimle koparýp ucun ucun yemeðe baþlayacaðým ekmek, uzun müddet ýsýsýný koruyacak ve beni bütün yol boyunca kendisiyle haþýr neþir olmaya itecektir. Geri dönüp bir tane daha almalý, yada iyisi mi Mercan'a gidip bir þeyler atýþtýrmalý ! Yoksa þu az ileride, peynirli gözleme mi ? Eskicilerin kaldýrýma yýðdýklarý kývýr zývýrlarý inceleyerek, vitrinlere göz atarak, nelerin deðiþip, nelerin deðiþmediðinin listesini çýkararak, ara sokaklardan Moda'ya doðru sindire sindire yürürüm. Sütunlu binalarýn altýndan geçerken yine ayný burukluk kaplar içimi. Oldum olasý karanlýk, oldum olasý karamsar binalar. Ýçlerinde hep mutsuz insanlarýn yaþadýðýný hayal ederim. Eczaneler, bankalar, pastaneler, kýrtasiyeler,.. Herþey yerli yerinde durmakta mýdýr ? Dersleri kýrýp gelmiþ üniformalý öðrenciler, üniformasýz diðerleri, ilk kez buluþmuþ acemi sevgililer, Ali Usta'nýn dondurmasý için sýraya girmiþ beklerler. - Sen de yaþlandýn be Ali abi ! Beni hatýrlar da mý selamlarsýn, yoksa çok mu ýsrarlý bakarým ? Sabahlarý, özellikle bahar sabahlarý, bütün sokak, evlerin içlerine kadar, þeker þeker "piþen külah" kokar, içimi tuhaf bir mutluluk kaplardý. Artýk kokmuyor dediler. Aslý var mýdýr ? Tam þurada, senelerce, düþecek bir diþ gibi sallanmýþ kaldýrým taþý vardý. Hala sallanýr mý ? Biraz ileride ýþýklarýný söndürtmeden ayrýlamadýðýmýz, tatlý sohbet mekaný, "Kýrýntý". Bitiþiðindeki dükkandan bir vakitler, çekirdek, sakýz alýrdýk, kavrulmuþ leblebi kokardý bu binanýn ayaklarý. Tam yanýnda "Kort apartmaný". Önünden geçerken, kafamý kaldýrýr bakarým anýlarým kadar eskimiþ cephesine, acýsýyla tatlýsýyla iki kata sýkýþýp kalmýþ olduklarýný görmek bir kez daha canýmý acýtýr. Arkama dönmemeye çalýþarak çay bahçesine yürürüm. Yanýmdan bir çocuk, arsýz arsýz baðýrarak geçer. Merak ederim... Bundan yaklaþýk onbeþ yýl evvel, yanýmdan bir hýþýmla geçerken, burnunu siyah t-shirt'üme silip kaçan münasebetsiz çocuða ne olmuþtur ? Hala var mýdýr ? Ne yapar ? Ne eder ? Bir gün üzerinde siyah bir gömlek karþýma çýksýn isterim. O da ömrünün sonuna kadar, beni, onu hatýrladýðým gibi hatýrlasýn isterim. Çay bahçesinin, denizi seyreden masalarýndan birini seçerim. Hiç gülmeyen garson yanýmdan hýzla geçip gider. Seslenirim... "Bir çay alabilir miyim lütfen ?" Senelerdir hep ayný adam mý çalýþýr burada ? Yoksa iþe alýnmanýn þartý asla gülmemek midir ? Her zaman olduðu gibi, beni duymamýþ, yada beni unutmuþ olduðuna kesin karar verdiðim bir an, çay bardaðýný önüme býrakýr gider. Sandalyeme yayýlýrým, ayaklarýmý bir diðer sandalyeye uzatýrým ve denize dalarken gözlerim, bilirim artýk eve döndüðümü... Veli'yi deli eden mevsimi senelik izin olarak kullanmanýn cezasý, aþýk olurum yine ben... Taþa, topraða, yaðmura, üzerime sýçrayan çamura, taþlarý langýr lungur oynayan kaldýrýmlara, ödümü patlatan yokuþlara, daracýk sokaklara, kývrým kývrým yollara, uçan kuþa, uyuklayan pis kediye, kasaplarýn önünde ciðer bekleyen diðerlerine, gece uluyan sokak köpeklerine, balýkçý teknelerine, sisli sabahlarda gemilerin tankerlerin konserlerine, batan güneþe, doðan aya, uyumakta zorlanan þehre, boðaza, denize, dalgalara, köpüklere, ýþýl ýþýl dükkanlara, baðrýþ çaðrýþ pazarlara, pasajlara, seyyar satýcýlara, hayal satan milli piyangoculara, simitçilere, aç gözümü doyuramayan meze sofralarýna, komþu masada hakkýný vererek göbek atanlara, gecenin bir vakti hala açýk manavýn renkli tezgahlarýna, kuaförün boþ koltuklarýna, trafik lambalarýndan evvel yeþili haber veren kornalara, dokunsam yýkýlacakmýþ gibi duran ahþap evlere, sürekli bir yerlere yürüyen insanlara, bir çiftin peþine elinde olmayan nedenlerle takýlmýþ küçük kýz kardeþe, kumaþ ayakkabýmý boyamakta ýsrarlý görünen boyacýya... Eskisiyle yenisiyle bu þehri Ýstanbul yapan her þeye... Bir kez daha... Ayþenur Güven Belçika Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Ankara'dan : Cumhur Aydýn 1500 yýllýk yürüyüþ! Geçen hafta sizlerle paylaþtýðým "Ulusal Kiþilik ve Küreselleþme" baþlýklý, Sosyolog Sayýn Doðan Ergun'un kimi deðerlendirmelerinin iþlendiði yazým bana, Türklerin 1 500 yýllýk belki de daha uzun bir döneme yayýlan kültür mozayiðinin, belki de kiþiliðinin satýrbaþý kimi izlerinin sürüldüðü bir sanat etkinliðini anýmsattý. Sayýn Talat Halman, özgün þekliyle sanatçý Yýldýz Kenter'le birlikte icra ettikleri bir güzel çalýþmayý, benim iki yýl önce izlediðim yorumunda "Çaðlar Boyu Türk Sanatlarý" baþlýðýyla tak baþýna gerçekleþtirmiþti. Görüntülü olan bu sunudan benim daðarcýðýmda kalanlarý kaðýdae karalayýp arþivimde saklamýþtým. Kahve Molasý'na 'verilmeyen' bu 'akýlda kalanlarý' þimdi birbirini izleyen iki ayrý yazý ile aktarmak istedim. Böylelikle kiþilik ve kültür deðerlendirmelerine küçük bir katký yapýlmýþ olacaðýný düþünürüm. Halman'ýn kýsa biyografisi okunup sahneye davet edildiginde, her zaman ki gibi bir selamlama ve tesekkür faslýnýn baþlayacaðýný sandým. Oysa öyle olmadý. Talat Halman Yunus Emre'den dizelerle baþladý, hem Türklerin, hem de onlarýn kültür yürüyüþünün binlerce yýllýk izlerini sürmeye. "Bir kez gönül yaktýn ise Bu kýldýðýn namaz deðil Yetmiþ iki millet dahi Elin yüzün yumaz deðil" Talat Halman, karartýlmýþ salonda slaytlar eþliðinde, neredeyse nefes almadan ama olaðanüstü etkileyici bir konuþma tonuyla tam bir saatlik sunuþ yaptý. Gökturk'lerden, Uygur'lardan baþlayýp, sözlü edebiyatýn en güzel örneklerini Dede Korkut'larla verip, 1072'de Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilig" iyle soluklandý. Bu eserde, hükumdarlara adalet ve dürüst idare üzerine verilen öðütlerden þu asaðýdakine ne buyrulur? "Ozing asgi kolma, budun asgi kol Budun asgi icre, ozing asgi ol." Yani þunu der Has Hacip. "Kendi çýkarýný kollama, halkýn çýkarýný gözet Kendi çýkarýný ulusun çýkarý içinde gör." 11. yuzyýlda Selçuklularla sürdü resital. 20 yüzyýlda estetiðin büyük isimlerinden Bernard Berenson'dan alýntýlara sýra geldi. " Þu Selçuklu Mimarisi, bir mucize! O kadar zarif ki, öyle bir tasarým gücü var ki, öyle narin ve incelikli ki. Fransýz gotiginden bu yana bildiðim herþeyden üstün." 13. yüzyýla ayak bastýk. Nasrettin Hoca'nýn çaðýdýr bu. Talat Halman'ýn "Geciken adalet, adalet deðildir" baþlýðýyla aktardýðý þu Nasreddin Hoca anektodu nasýl unutulabilir? Hoca yolda yürürken serserinin biri yüzüne okkalý bir tokat patlatmýþ durup dururken. Hoca'nýn kavuðu bir yana, kendi diðer yana devrilmiþ. Ahali her ikisini de Kadýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Kadý dinlemiþ ve serseriyi bu hareketinden dolayý, Hoca'ya bir altýn vermesini kararlaþtýrmýþ. Adamýn kulaðý kesik tabi, üzerimde para yok, evden getireyim deyip sývýþmýþ. Hoca durumu anlamýþ, Kadýya da söylemiþ ama dinletememiþ. Aradan iki saat geçmiþ, kalkýp gidecek, Kadý izin vermemiþ, 'Hayýr bekliyeceksin.' demiþ. Dört saat geçmiþ gelen giden yok.. Altý saat sonra Hoca, Kadýnýn yüzüne okkalý bir tokat vurup "Gelirse, altýný sen alýrsýn" deyip, ayrýlmýþ. Bu cað kuþkusuz, Hacý Bektaþ Veli'nin de yüzyýlý. Bektaþiliðin kurucusu, ilham kaynaðý. "Bilimle gidilmeyen yol karanlýktýr." "Gönul ekersen, gönül biçersin. Sen sen ol, kimsenin gönlünü yýkma sakýn." "Düþünce karanlýðýna ýþýk tutanlara ne mutlu." Bunlar Hacý Bektaþ'ýn bugüne kadar unutulmak bir yana anlamlarý daha fazla öne çýkmýþ sözlerinden bazýlarý. 13. yüzyýlda tasavvufda altýn çaðýný yaþýyor. Moðollarýn, Haclýlarýn saldýrýlarý sürüp giderken, Mevlana, insanlýk sevgisinin, anlayýþ ve hoþgörünün ülkülerini dile getiriyor. "Ne düþünürsen savaþa dair, ben ondan uzaðým, çok çok uzaklardayým. Ne düþünürsen aþka dair, ben iþte oyum, yalnýzca oyum, tümden oyum ben." Bir baþkasý... "Gel, gel yine, her neysen, kimsen, yine gel; Kafirsen, ateþ ve putseversen, yine gel. Girmez ki umutsuzluk dergahýmýza Yüz tövbeni bozsan bile gel, sen yine gel." Derken Osmanlý dönemi. Halman, tarihimizde övünülecek ne varsa, eksiksiz gögsünü gere gere övündü, elestirilecek hemen her þeyi de-kuþkusuz sunu çerçevesinde- saklamadan, keskin bir ironi ve günümüze koþutluklar kurarak aktardý. Derler ki Fatih Sultan Mehmet altý dil bilirdi. Türkce ve Farsça þiirler yazardý. Kimi zaman, barýþ özlemini dile getirip, savaþý kýnardý dizeleri. "Cun ecel sulh ettirir, ahir nizai kaldýrýr: Pes, nedir dünya icin bu kuru gavgadan murad?" Bugün daha rahat anlaþýlacak biçimiyle þunu der Sultan. "Ecel, barýþý getirir, çatýþmalarý kaldýrýr sonunda. Yeter, nedir dünya için bu kuru kavgalarýn amacý?" Fatih, "Bu kuru kavgalar" deyip, 17 ülkeyi ezecek, 200 kenti ele geçirecektir. (Devamý var!) Cumhur [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden: Ayfer Arman ÝÇÝMDEKÝ MED-CEZÝR Ohhh be!.. Bitti iþte, rahatladým. Bitmesi gerekiyordu ve bitti, hepsi bu. Evliydi zaten neye varýrdý ki sonu? Bir hiçlige yürüyorduk elele. Ýki kadýn, bir adam.Birincinin haberi yok ikinciden, ikinci birinciyi bilmenin sancýsýnda. Ýyi oldu iyi... Hayatlarýna girivermiþtim apansýzýn. Ne suçu vardý o kadýnýn? Kocasýný sevmekten baþka. Ya benim suçum neydi, ayný adamý sevmekten baþka? Utanmasam birde haklý çýkarýcam kendimi ayýp yahu. Sahi suç mu sevmek? Adam evli be kýzým, elbette suç. Kes artýk!.. Vicdaným da keser sesini umarým, günlerdir yedi baþýmýn etini. Býrak. Býrak. Býrak... Rahatladýn mý? Býraktým iþte. Ama neden acýyor içim böyle? Bir yaným huzurlu, diðer yaným karalar baðlamýþ yaslý. Deliriyor muyum ne? Off ne kadar havasýz oldu bu oda. BOÐULUYORUM.... Arar mý acaba? Yok aramaz. Gururludur, bitti dedin ve aramaz asla. Ama ya ararsa? Saçmalama kýzým!.. Karar verdin bitirdin, ararsa ne olacak sanki? KEÞKE ARASA.... Ne olacak ararsa peki? Sadece bir kez daha duymak istedim sesini, yani sadece o kadar. Ne kadar oldu bitireli, zaman durdu sanki. Of!.. saçmalýyorum... Kabahat bende ama, hiç sormadým ki evli olup olmadýðýný. Belki de alacaðým cevaptan korkmuþumdur kimbilir. Ama oda birþey söylemedi ki, belki oda kaybetmekten korkmuþtur.. Ne zaman anlamýþtým sahi, evli olduðunu? Hatýrladým.. Ýlk beraber olduðumuzda kazaðýný çýkarttýðýnda, boynunda sallanan kolyenin ucunda farketmiþtim o nikah halkasýný. ANLAMIÞTIM... Bir oda iki insan, sevgiyle bakan gözler, anlamýþtým ve susmuþtum... Çok ama çok geçti dönmek için. Ne yapýyordur þimdi? Hastaydý veda ederken düzelmiþmidir acaba? Ya sana ne bee!.. Seni ne ilgilendiriyor artýk, nasýlsa nasýl. Dayanýlmaz oldu bu sancý içim acýyor. Fýrtýnalar kopuyor bedenimde boðuluyorum.. Hay Allah, nereden baþladý bu aðlama krizi? Ne oluyor bana anlamadým ki. Ýyice saçmalamaya baþladým artýk. Kocaman kadýným yahu, ne bu böyle genç kýz tripleri yuh bee.. Uyumalý.. Evet, evet uyumalý. Býrakýp kendini uykunun kollarýna unutmaya çalýþmalý. Yarýn yeni bir gün ve belki unuturum herþeyi. Ayfer Arman Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Abdullah Þengörenoðlu YABANCILAÞTIÐIMIN RESMÝDÝR Bayram geçeli epeyce oldu ama ben yazmak için yeni zaman bulabildim. Bayramda düþünmüþtüm "Nerede o eski bayramlar !" sözünü iþittikçe… Neden böyle düþünür oldu insanlar demiþtim… Yazýnýn iskeletini de oluþturmuþtum kafamda. Aradan Zaman geçti, düþündüðümü anlatamamak kaygýsýyla yazmaya baþladým; ama umarým ifade edebilirim düþündüklerimi. "Ayný nehire iki kez giremezsiniz " demiþ Heraklitos deðiþimi anlatmak için. Bunu "Ayný bayramý iki kez yaþayamazsýnýz" þeklinde de ifade edebiliriz. Deðiþmeyen tek þey deðiþim, yaþamý da sürekli deðiþtiriyor. Son otuz yýldýr Dünya o kadar hýzlý bir deðiþim süreci içinde ki, içinde bulunduðumuz dönem bile birden fazla sýfatla anýlmakta. Öyle ki; "kimilerine göre enformasyon, kimilerine göre postmodern, kimilerine göreyse kitle iletiþim çaðýnda bulunuyoruz." Ancak dönemi hangi biçimde ifade ederseniz edin , üzerinde durulmasý gereken; her günün bir önceki günden farklý olduðu ve her yeni günün yeni kategoriler ile algýlandýðýdýr. Geliþen teknoloji, dünyayý algýlama þeklimizde ciddi deðiþikliklere neden oluyor. " insanýn bilincini oluþturan içinde yaþadýðý maddi yaþam koþullarý" ise "bugün bizi kuþatan yaþam belirliyor bilincimizi" Eskiden, bayramlara birkaç gün kala, postanelerin önlerinde kurulan tezgahlardan uzun uzun kartpostal seçerdik sevdiklerimize yollamak için. Onlara, onlarý anlamlandýrdýðýmýza uygun kartlar seçerdik. Uzaktaki bir dosta yaþadýðýmýz þehirden bir görünümü uygun görürken, sevgilimize kalpli, güllü kartpostallar… Artýk öylemi ! bayram sabahý saldýrýyoruz telefonlara, yoldaysak cep telefonu ya da bir e-mail yetiyor, postacýlara da yaramadý bu teknoloji. Bayramlarda kapýyý çaldýklarýnda "bayramda bile görev yapmanýn keyfiyle" zarflarý uzatýrken ellerine sýkýþtýrýlan küçük bir bahþiþi utangaç biri tavýrla alýp defalarca "iyi bayramlar " dileyerek uzaklaþýrlardý. Artýk bayram kutlamalarý "Bak postacý geliyor" çocuk þarkýlarýnýn öznesi postacýlarýn , dolayýmýndan , elektronik iletiþim araçlarýnýn dolayýmýna çað atlamýþ durumda. Hegel "insanýn özünün gerçek temeli her bireyin, her kuþaðýn kendinden önce bulduðu üretim güçlerinin, …ve sosyal iliþki formlarýnýn toplamýdýr" diyor. Hayata ilk gözlerimizi açtýðýmýzdaki iliþkiler ile bugün yaþadýðýmýz iliþkiler arasýndaki fark eski bayramlar ile bugünkü bayramlar arasýndaki farka karþýlýk düþmektedir. Bu süreci neresinden yakalamýþ olursanýz olun geriye dönük anýmsadýðýnýz hiçbir þeyi bir kez daha yaþama þansýna sahip deðiliz. Çocukluðumuzda babalarýmýzdan isteklerimizle, çocuklarýmýzýn bizden istekleri hiç ama hiç benzemiyor. Ne kadar, "nerede eski bayramlar" desek de, teknolojiyi kullanarak dünyayý dönüþtürme çabalarýmýza karþý ödediðimiz bedel olacaktýr, eski bayramlarý yaþayamamak. Teknolojiyi kullanarak, dönüþüme uðratmak, ayný zamanda da, yeni tanýmlar üretmeyi ve bu tanýmlara uygun yaþam tarzýný oluþturmayý zorunlu kýlýyor. Üretilen , her yeni tarz yaþam biçimi ile toplumsal yapý arasýnda da bir neden-sonuç iliþkisi oluþuyor. Dolayýsýyla bu durum toplumsal yapý üzerinde belli deðiþikliklerin ortaya çýkmasýný gerekçelendiriyor. Giderek çaðdaþ geliþim düzeyine uygun olarak düzenlenen toplumsal yaþamda bireyler kendilerini, 'kendileri olarak' deðil, toplumsal rollerine ve etkinlik alanlarýna göre tanýmlar hale geliyor. Yani tanýmlanmýþ bir 'ben'in toplumla iliþkilenmesi sürecinde insanlar arasý iliþkinin "þeyler" arasýndaki iliþkiye dönüþmesi "yabancýlaþma" yý getiriyor. Yabancýlaþmayý toplumsal olanla bireysel olan arasýnda bir denge kurma uðraþý olarak da deðerlendirdiðimizde giderek daha soyut iliþki biçimlerine dayalý toplumsal organizasyonlarda yaþamamýz kaçýnýlmaz oluyor. * Oldukça uzun bir süre geçti bayramýn üstünden ama ben yoðunluktan ancak ve kopuk kopuk zamanlarý birbirine ekleyerek oluþturmaya çalýþtým yazýyý . Neredeyse bir sonraki bayram gelecekti biraz daha acele etmeseydim. Acele etmemden dolayý anlatamama hatasý yapmamýþ olmayý dilerim. Abdullah Þengörenoðlu Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Zeycan Irmak ANEKTOD -sevgili O.Atay anýsýnayazýnýn tarihçesi silinmiþ mitolojimden. Kusmak istiyorum ifratazatýmý insanlýða. Beceremiyorum. Yapabildiðim, en fazla kan tadýnda kýrmýzý þarap damacanlarýnda boðulmak... anlamsýzlýðým yeryüzümü kaplamýþ, görebildiðim düþler kâbusa soyunmuþ. Söyle, bu mudur sevgi dolu bir yüreðin ödeyeceði bedel? Bu mudur aþka soyunmanýn parametresel karþýlýðý? Manen ve madden uzlaþamadýðým bu dünyanýn, bu ülkenin parçasý olarak da yaþamak istemiyorum ! NEYÝM BEN? KÝMÝM BEN??? Orantýlarým tutmuyor birbirini. Uzuvlarým kopuyor bedenimden, çürüyorum, dökülüyorum, kuruyorum... "sen mutluluðun resmini çizebilir misin?" diyen ey nâzým! doðrul kabrinden, yattýðýn yerde sýzlamasýn iliklerin ! doðrul! Gör ki nasýl bir dünyaya açmýþým gözlerimi ! sevdalarým yarým, bedenim yarým, kaným damarýmda týkanmýþ... hangi doðrunun bileþkesiydim ki, nasýl bir bilinçle yaþamýþým bu güne deðin? Tüm doðrularýmý alt üst eden kahpe dölü insanlarla, et yýðýnýna hapsedilmiþim. Söyle ! söyle, ben þimdi kimim? Katrankarasý, zifir siyah her yaným. Gecem mi var, günüm mü belli deðil. Karnýmý; beynimi kutsanmýþ suya bandýrarak ve çimdik çimdik koparýp doyurabiliyorum ancak. Ne tapýndýðým deli sevdam kalmýþ geriye, ne sen. Ben bile bana yabancý düþmüþüm niceleyin. Vazgeçemediklerimin ayak týrnaklarýna bile tutunamayacak kadar acizim. Bir göç bu... "Tehlikeli Oyunlar"da kayýp dünyalarý yansýtan adam Bir oyunun içinde kaybolmaktan korkuyordu. Korktuðu oldu. Bir kendinden göçüþ bu... pýlý pýrtý toplanmadan, Dökülüp saçýlarak, daðýlarak parçalarým, göçüyorum... Kendimden... Kendimi arýyorum : fail-i meçhul ! neredeyim ben?... (biraz senin cinayetinim ben; biraz da beni ben katlettim - SIR -!!! ) Yoðun bakým ünitesindeki kablo ve hortumlarda unuttum duygularýmý. Çoktan karýþýp gitmiþlerdir týbbi atýk depolarýnýn kadavra yalnýzlýklarýna. Ben çocukluðumu, ben insanlýðýmý, ben ne çok yanýmý yitirdim. "Ay Çocuk" yardým et bana !... Ay çocuk, alice, alexsander, çok uzaklarda... bilmediðim dað yamaçlarýnda, insan kalabalýðýnda, bir yerlerde iþte, ne bileyim... ama sen, sen... sen onlardan daha da uzaksýn bana... varsýn öyle olsun, umurumda deðil ! sergüzeþt bir geçmiþin küllerini savurdum ortalýða. Ta en baþa döndük ece görüyor musun? Ta en baþa... Ramak kalmýþtý ananýn karnýna yerleþmeye de, kemikleþmiþ yüreðin sýðmadý, uðraþtýn olmadý, fazla serpilmiþtin o zamandan bu zamana... neyse iþte, dedim ya döndük iþte... "ben kimim?" sorusuna... yeniden yapýlanmanýn vakti zamaný gelmiþ ama hazýr deðilsin. Zamanlama hatasý !.. týpký doðum an'ýn gibi... (sen bu dünyaya doðmakla baþlýbaþýna hataydýn ya... neyse...) köpükler saçýyor artýk içimdeki canavarýn aðzý. Kimsenin suçu yok biliyorum. Bu bir adaptasyon vak'asý... Sanrýlý, þizofreni, yaþama ve yaþadýklarýna tüm isyaný... Dilim, þap yutmuþcasýna küçük dilime yapýþmýþ. Konuþmak, arz talep meselesi. Susmak, gönül koymak diye algýlanýr karþý tarafta. Sen; yalnýzlýðýmýn yegâne ikametgâhý... Tek varisi... Beynim, parçalanmak adýna çatlatma çabasýnda kafatasýmý. Imgelemimde boþ yer yok !... Bütün biletler karaborsa satýldý !... Hiçbir aðrý kesici fayda etmiyor, verdikleri onca sakinleþtirici uyuma eylemini gerçekleþtirmiyor. Direct damara mý enjekte etmeli -belki iþe yarar-? Týr þoförü olmak isterdim çocukken. Bana bir TIR çarptý, Bütün iç organlarým açýk pazarda, satýþta þimdi... Beynime þarap-nel deðil, þarapkaný kaçtý... Kusmak istiyorum ifrazatýmý... Artýk konuþamýyorum ben !... Dedim ya, Duygularým; Týbbi Atýk Depo'sunda, Kadavralarla dans ediyor... Yine de elim kalem tutabilme çabasýnda... AN - LA - SA - NA ! ! !.... Sen mi bunca yabancýydýn bana? Yoksa ben mi görmüyordum gerçeði ? (gerçek ne ki? An - lat - sa - na ! ) istemiyorum ! al dostluðunu, koy cebine, sende dursun belki ileride ihtiyacý olanýn eline tutuþturursun ... Zeycan Irmak Arkadaþýna Öner Kahveci Þovalye : Kubilay Hersek Ýnanýlmayacak Kadar Gerçek Hayaller...( 2 ) 30/12/2002 Bakü- Ýstanbul Saat 10:00 ... Çoktan uyanmýþým...Beni alýp götürecek ve eve ulaþtýracak uçaða kavuþmamý saðlayacak aracý beklemeye baþlamýþým çoktan... Odanýn kapýsýný çalýp " kahvaltý hazýr" diye yerel lehçesinde seslenen kominin çaðrýlarýna aldýrmadan, aç karnýna içtiðim sigaranýn haddi hesabý yok.... Kafama koymuþum, ah bir topraðýma dönsem... Ah anama, kardeþlerime bir kavuþsam... Ah o boðazda; demli rakýnýn bardakta býraktýðý koyuluðu, kaldýrdýðým kadehlerin ardýnda býrakarak raký dublelerini bir bir yuvarlayabilsem... Elimde emzik gibi duran sigarayý küllükte hýnçla söndürüyorum... Allah'ým, en sonunda dönüyorum evime ve artýk kafama koyduðum kararlarý uygulayacak ve bu "kahramanlýk" oyunundan vazgeçeceðim. Öyle ya! Hem yeni kahramanlara yol açmalý, hem de artýk yýlan hikayesine dönen gelecek planlarýna... Artýk, dostlarýmýn yaþadýðý hayata entegre olmalýyým. Çoðu evlendi. Ýlker, Þenol, Zafer, Mutlu hatta Hakan galiba Kürþat' la ben kaldým bekar. Dostlarýmý özledim... Bir kemancý gecesi yapsak ne güzel olurdu eski günlerdeki gibi... Hep beraber... Sarhoþ olduktan sonra hep bir aðýzdan baðýrsaydýk " yine aþýnca çayýn suyu boyunu... göz göze durup bakýnca göreceðiz, neyiz ve neeeerelerdeyiz ..." yaþlandýk biz ya... Neyse, yýlbaþý nasýl olsa. Bir program olur mutlaka... Beni buralara kadar savuran nedenler, her hafýzamýn boþ kalýþýnda zýrt diye geçi veriyor gözümün önünden. Geçmeli de zaten. Öyle ya, inanmýþ olmanýn yüzeye vuruþu bu "zýrt diye geçiþ"... Telefon çalýyor, aracým gelmiþ, aþaðýda beni bekliyormuþ. Yeni bir hayata baþlamanýn vasýtasý gelmiþ kýsacasý... Sýrt çantamý kontrol ediyorum. Her þey tamam. Sol kolumun iç tarafýnda, pazýmýn tam yan tarafýnda, ince bir zarýn altýnda duran küçük kapsülü sað elimin iþaret parmaðý ile yokluyorum. Allah'ým, kullandýrmamayý nasip ettin ya, þükürler olsun... Karþýda kolona çakýlmýþ boy aynasýnda yüzüme bakýyorum; "yaþlanmýþsýn koçum, saçlarýna ak düþmese de, sakallarýnýn altýndan belli olan yüz hatlarýn derinleþmiþ." Hayat be! Hayat yeniden baþlayacak birkaç saat sonra... Hava alanýnda, sanki takip edildiðim hissine kapýlýyorum. Ama, yok diyorum kendi kendime sonra. "Bu sadece, stresin yarattýðý yalancý bir his. " Gerçek bile olsa serin kanlýlýðýmý kaybetmemeliyim. Uçaktaki yerimi belirlemek için hava yolu þirketinin bankosuna doðru yürüyorum. Allah'ým sanki aðýr çekimde geçiriyorum bu dakikalarý, nefes alýþýmý duymak zorunda mýyým? ... Uçaðýn sað tarafýnda, cam kenarýndayým. Yanýmda 18 yaþlarýnda bir genç onun yanýnda da 35- 36 yaþlarýnda, þakaklarýna beyazlar hayli fazlaca inmiþ, iri kýyým bir adam var. Bakýmsýz sakallarý kadayýf gibi olmuþ ama çok seyrekler. Hafiften gözleri çekik. Orta Asyalý ama Türk kökenli olduðu kanýsýna varýp, þüpheli gözle bakýyorum adama. Hayýrlýsýyla þu yolculuk bir bitse... Aprona indikten sonra, artýk korkulacak, tedirgin olunacak bir þey yok. Onca stresin yanýnda en güzel olan þey: Ýþte tüm alýmýyla gelen bir hostes. Hayatýmda yaptýðým onca uçak yolculuðunda hiç böyle çýtý pýtý bir güzel, böyle alýmlý ve bakýmlý bir hostes görmemiþtim. Ýçimden diðer tüm hosteslerden özür dilemek geliyor hakikaten. Diðerlerini tenzih etmek gerek her þeyden önce vesselam... " Ne isterdiniz" diye soruyor. Saatin kaç olduðu yada günün ne zamanýnda olduðumuz hiç önemli deðil. Önemli olan stresi atmak... " viski" diyorum. "sek olsun lütfen." Plastik bir bardaða tek buz koyarak dolduruyor bardaðý yarýsýna kadar. Bardak dolarken aklýma gelen tek þey; tek seferde tümünü bitirip kafamý sað tarafa devirip uykuya dalmak. Bir an önce kendimi Yeþilköy'de bulmak istiyorum. Biliyorum bizim çocuklar orada olacak patronla birlikte...Her þey bitecek artýk sonsuza dek. Bir daha bu hisleri yaþamayacaðým çünkü istifamý vereceðim -her ne kadar kabul edilmeyeceðini bilsem de... Saat kaç hatýrlamýyorum. Gözlerimi, fren sesiyle gelen sarsýlmayla açtým. Kemer tutmuþ beni. Bu sadece uçaðýn tekerlerinin yere deðdiði an. Biraz sert olsa gerek. Camdan dýþarýya bakýyorum. Pist yapmýþ uçak ilerledikçe yavaþlýyor. Ben uyurken, kemeri ya yanýmdaki çocuk yada hostes takmýþ olmalý. Aðzýmda bir ekþime. Sanýrým bu içtiðim viskiden kaynaklanýyor, midemde de bir ekþime var. Neyse vatan topraðýna geldik ya, ölsek de gözler yumuk gideriz. Uçak tamamen durduðunda, artýk insanlar eþyalarýný toparlamaya baþlamýþtý. Yanýmdaki koltuklar tamamen boþaldýðýnda ayaða kalkýp, kabin bagajýna yerleþtirdiðim sýrt çantamý aldým. Ýçinden, sarý zarfý ve plastik bir kabýn içinde muhafaza ettiðim küçük Video Kamera kasetini çýkarttým. Artýk çýkýþ kapýsýna doðru yönelip merdivenleri inerek topraða ayak basma zamaný gelmiþti, koridorda ilerlemeye baþladým. O sýrada o güzel hostesin bana doðru ilerlediðini gördüm. Yanýma yaklaþtýðýnda durdu ve elini uzattý. Gözlerimin içine bakarak " vatan topraðý, ana baðrýdýr" dedi. Tereddüt etmeden vermem gerekenleri verdim. Þaþkýndým ama þaþýrmanýn ne kadar sýradan ve dikkate alýnmamasý gerektiðini de öðrenmiþtim "öðreti zamanlarýnda"... Hava alanýndan çýkarken üzerimdeki pek çok yükün kalktýðýný, kuþ gibi hafiflediðimi hissettim. Bunu laf olsun diye yazmýyorum, hakikaten böyleydi. Artýk, çocukken kurup da uygulama fýrsatý bulamadýðým ve bundan sonra uygulama imkaný bulabileceðim her þeyi yapma zamanýydý. Yapabilme fýrsatýydý. Bir taksi çevirdim ve semtimi söyledim. Dalmýþým o sýra. Gözlerimi açtýðýmda Ali Sami Yen stadýnýn yanýndan geçiyorduk. Köprüyü görecektim. Ne tuhaf bir his di bu. Köprüden süzülen takside, kafamý sað tarafa devirmiþ kýz kulesiyle göz göze gelmiþtim. Hayallerimle de... Garip bir þey ama onca yoðun isteðin yanýnda o yapýya bakarken ilk aklýma gelen þey vurdumduymaz bir halde aþýk olmaktý. Günlerce susuz kalan birinin bunu fark etmesi gibi kývrandýrýcýydý. Aþka nasýlda susamýþým. Ama bugüne dek hep uzak diyarlarda yaþamýþtýk aþk ile...Nasýl susatmýþ bu ayrýlýk beni... Gözlerimi kapadým ve artýk taksi þoförü "aðabey! Artýk adresi tarif etsen" deyinceye kadar da açmadým. Evimin bulunduðu sitenin giriþine geldiðimde artýk derin ama çok derin bir nefes almanýn zamaný gelmiþti.... ... Kapýya doðru uzandým ve zile bastým. Kapýyý ilk açacak olanýn kim olacaðýný merak ederek heyecanlandým. Ýçim pýr pýr ediyordu. Allah'ým sana þükürler olsun ki evimdeyim... ... (Devamý, nefes aldýðým ve klavyeyi önüme alabildiðim sürece var...) (Ýþ bu hikaye, yukarýdaki tarihte kaleme alýnmaya baþlanmýþ ve hissedilen rahatlýktan ötürü yayýnlanmasýna þimdi karar verilmiþtir. Bu hikaye, "Günümüz" zamanýnda son bulan bir hikayedir. Kiþiler, mekanlar yada adý geçebileceði düþünülen kurumlarýn tümü ama tümü benim ve sizlerin hayal yeteneðinizle sýnýrlýdýr ve dahi hayaldir...Ýþ bu hikayenin yazýmý aþamasýnda; edebi yada manzum kurallar gözetilmeden tek düzen ve hissedilen edebiyat kullanýlmýþtýr ve kullanýlacaktýr da. Bu nedenle yapýlacak imla ve edebi hatalara karþý söz edilecek eleþtiriler konusunda sizleri uyarýrým. Zira edebi kaygým, yazým aþamasýnda sadece imlaya dikkat etme çabasýna yoðunlaþmak sýnýrýnda olmuþtur. Olamamýþtýksa da eleþtiriler baþ üstünedir.) Kubilay Hersek [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Dost Meclisi Dizilerdeki Kanser Sömürüsüne Hayýr Deme Zamaný Bugün sizlerle, þiddetle kýnadýðým bir konuyu paylaþmak istiyorum. Son zamanlarda "rayting" adýna dizilerde senaryolara konu olan bir moda oluþtu farkýnda mýsýnýz bilmiyorum? Hemen hemen her dizide baþgösteren bu demagoji , Kanser hastalýðý. Zar zor vakit ayýrarak hatta bazen oðlumu erken uyutarak seyrettiðim bir kaç diziye tam konsantre olmuþken ve aman ne kadar kaliteli bir yapým, ne kadar akýcý bir senaryo derken karþýma hemen bir kanser hastasý çýkarýveriyorlar. Bu ne demek oluyor anlamýyorum. Bizler zaten bu hastalýkla mücadele vermek adýna oldukça çaba harcýyoruz ve benim gibi de çok fazla insan olduðuna inanýyorum, fakat duyarsýz dizi yapýmcýlarý sanýrým bu hassasiyetten yoksunlar. Nasýl oluyor da, insanlarýn morallerini bozmaya bu kadar cüret ediyorlar. Bu hastalýðý dizilerde konu olarak gündeme getirip, rayting almaya çalýþýyorlar ama ne yazýk ki bu hastalýða yakalanmýþ kiþilerin ruhsal durumlarýný göz ardý ediyorlar. Bu kadar düþüncesiz, duyarsýz ve aptal bir toplum haline dönüþtürerek yanlýþ bir populist politika uyguluyorlar. Yeter artýk diyorum ve her seferinde bu hassasiyetimi ilgili yayýn kurumlarýna yazý yazarak iletiyorum. Lütfen bu konuda hassasiyetinizi kaybetmeyin ve konu hakkýnda duyarlý olun. Kahve keyfiniz bol olsun, Ayþe H. EREM <#><#><#><#><#><#><#> Kahve Molasý, siz sevgili kahvecilerden gelen yazýlarla hayat bulmaktadýr. Her kahveci ayný zamanda bir yazar adayýdýr. Yolladýðýnýz her özgün yazý deðerlendirilecektir. Kahve Molasý bugün 4.258 kahveciye doðru yola çýkmýþtýr. Yukarý Tadýmlýk Þiirler aþka dair üçleme I - daðlarýn ýtýrý bir düþte çýktýk içimizdeki yokuþlarý uçurtmalar ekip kederimize ellerimizde nar bereketi daðlarýn ýtýrýydý üzerimizde bahar yorgunluðu terimiz akarken köklerine geceyi resimlerdi sesin -mýþlý zaman masal dilince sevdalarda han duvarýydýk II - özlem özlemin kaç halini söylesem yüzünde gezinir ellerim kum tükenir saatimde ne zaman o anlamlý sessizliði kilitlesek gözlerimize bir meltemde batýk kalýrýz III - o kent seni tanýdýðým kentte çürümüþ bir halatýn ucunda / iskelede sesin bekliyor beni çöreklenende kapýmýza açaray bað makasý bileklerimizde budanalým aþka iþportaya düþmeden yaþadýk ve yenildik aþka küskünlüðümüz yok kendimizle -þimdi o kent- yüzümüz gibi eskir bizimle... Emre Gümüþdoðan Yukarý Biraz Gülümseyin Haydee bre pehlivanlar!... Yukarý Ýþe Yarar Kýsayollar - Þef garson: Akýn Ceylan http://secim.trt.net.tr En saðlýklý, yorumsuz seçim sonuçlarýna ulaþmak için güvenilir bir link. http://www.polibo.com/ada_1024.htm Polisan tarafýndan çocuklara yönelik hazýrlanan zevkli ve eðlenceli bir web sayfasý. Çocuðunuzun üye olmasýný saðlayarak aktivitelerden faydalandýrabilirsiniz. http://www.pokedede.com/ Çocuklar için hazýrlanan bir diðer web sayfasý daha. Pokedede çocuklar ve ebeveynleri için eðitim þart diyen bir site. "...Web sitemizin amacý, ailelere pokemon hakkýnda bilgi vererek; onlarý çocuklar ile bu konuda konuþabilmelerini saðlayarak yakýnlaþmalarýna yardýmcý olmak..." diyerek fikirlerini bizlerle paylaþýyorlar. http://www.azeri.org Azerbeycan ve Azeriler hakkýnda merak ettiðiniz birçok konu için baþvuru kaynaðýnýz ...The population of the Republic of Azerbaijan (Northern Azerbaijan) is estimated at 7.5 million. In addition, there are approximately 25-30 million Azerbaijanis living in Iran (Southern Azerbaijan). In 1920, when the Soviets came into power, Northern and Southern Azerbaijan became isolated from each other... [email protected] Yukarý Damak tadýnýza uygun kahveler KeyTweak v1.12 [160k] Win2k/XP FREE http://webpages.charter.net/krumsick Klavyede Insert, Caps Lock, ve Scroll Lock tuþlarýný hiç kullanýyor musunuz? Belki Caps Lock. Bunun gibi hiç elinizin gitmediði tuþlara deðiþik görevler yüklemek ister misiniz? Tek tuþla hesap makinesine ulaþmak yada tek tuþla Internet Explorer'ý açmak gibi... Cevaplarýnýz evetse bu programý yükleyip keyfine varýn. Bilgisayardan az biraz anlayanlar için:-)) Yukarý http://kahvemolasi.com/sayilar/20040330.asp ISSN: 1303-8923 30 Mart 2004 - ©2002/04-kahvemolasi.com istanbullife.com Kahve Molasý MS Internet Explorer 4.0+ ve 800x600 Res. için optimize edilmiþtir. Uygulama : Cem Özbatur - Her hakký saklýdýr. Yayýn Ýlkeleri
Benzer belgeler
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 472