PDF Versiyonu - Kahve Molası
Transkript
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365 14 Ekim 2003 - Fincanýn Ýçindekiler ■ ■ ISSN: 1303-8923 Arkadaþlarýnýza önermek ister misiniz? KISAYOLLAR ■ ■ ■ ■ ■ SON BASKI kahvemolasi.com Arþivimiz Yazarlarýmýz Manilerimiz Forum Alaný Ýletiþim Platformu Sohbet Odasý E-Kart Servisi Sizden Yorumlar Kütüphane Kahverengi Sayfalar Medya Ýletiþim Reklam Gizlilik Ýlkeleri Kim Bu Editor? KAPI KOMÞULARIMIZ Dönülmez Akþamýn Ufku ... Ahmet Altan NELER OLUYOR ? ... Ebru Kargýn BÝR ANNENÝN ÇOK GÝZLÝ GÜNLÜÐÜ ... Burcu Künteci DENÝZATI ... Leyla Ayyýldýz HÜZÜN ADASI ... Semih Tanrýver Milenyumun Mandalý...Sait Haþmetoðlu Dost Meclisi, Tadýmlýk Þiirler, Biraz Gülümseyin, Kýraathane Panosu, Ýþe Yarar Kýsayollar Damak Tadýnýza Uygun Kahveler Editör'den : Allahýn Sevgili Kulu!.. Merhabalar, Gýpta etmemek elde mi? Rahmetli Özal'ý bile kýskandýracak düzeyde þaþalý, görkemli bir kurultayýn ardýndan oybirliði ile güven tazeledi sayýn baþkan. Allahýn sevgili kulu olduðunu biliyordum ama 'Yürü ya kulum' ihsanýna bu denli mazhar olacaðýný tahmin edememiþtim. Son üç yýlda yaþadýklarýný düþününce, hemen herþeyin onun yükseliþine endeksli olduðunu görüyorum. En berbat anlarýndan bile güçlenerek çýkmasýný saðlayacak geliþmeleri yaþamasýný hep bu sevgili kul imajýyla açýklayabiliyorum. Ringte yumruk yedikçe hacýyatmaz gibi kalkan, hata yaptýðýnda rakibinin de ayaðýnýn kayýp düþtüðü bir þanslý boksör gibi görüyorum kendisini. Þöyle bir düþünün geçen bir yýlý. Þu iþ baþkana zarar verdi diyebileceðiniz herhangibir olay hatýrlýyor musunuz? Krizler, savaþlar, tezkereler, ekonomik ve siyasi kütlemeler, küçük düþmeler, çizilen karizmalar, hepsini yaþadýk ama tam bunlar olurken milli takým Dünya üçüncüsü oldu. 12 dev adam, bayan voleybolcularýmýz, Süreyya Ayhan hep o yükselen tansiyonu düþüren, halkýn ilgisini baþka yerlere çeken olgular olarak ön plana çýkmadý mý? Birinci tezkere mecliste takýlýnca bile üzülmeye fýrsat bulamadan , Dünya gözünde kazandýðýmýz saygýnlýkla gülücükler atmaya baþlamadý mý? El sürülemeyen Uzanan ellere uzanýnca bir taþla 2 kuþ vurup siyasi rakibini ekarte etmedi mi? Uygulanan IMF politikalarýnýn enflasyona olumlu yansýmasý ona denk gelmedi mi? Daha bir sürü örnek sayýlabilir onun Allahýn sevgili kulu olduðuna ikna olmak için. Aysbergin görünen yüzünde olup bitenler ýsrarla beyan ettikleri deðiþim rüzgarlarýný efil efil estirken suyuna altýnda kalan ince ayarlarý yok sayabilir misiniz? Takiyye mi yapýyorlar yoksa gerçekten mi deðiþtiler bunu zaman gösterecek. Ama görünen o ki bu kul yürüyecek ha yürüyecek. Ne zamana kadar? Bilemiyorum. Sýradan vatandaþa bir türlü yansýyamayan olumlu göstergeler gün gelip yurdum insanýný da mutlu edecek mi? Onu da kestirmek zor. Ancak þu bir gerçekki, yapýlan yada yapýlmaya çalýþýlýp anayasaya çarpýp dönen her ince ayar, aslýnda partilerinin tabanýna sunulan birer çiçek demeti. Orman kanunu, YÖK yasasýnda yapýlmaya çalýþýlan deðiþiklikler ve benzerleri hep gizliden þifai olarak yapýlmýþ bir anlaþmanýn maddeleri gibi. Diðer taraftan vatandaþýn sýrtýna yüklenilmeye çalýþýlan ekstra yükler, 3 kuruþa peþkeþ çekilen, sonucu karanlýk Irak macerasý, yapýlmaya çalýþýlan ince ayarlarýn bedelleri olarak zuhur etmekte. Ama dedikya bunlar Allahýn sevgili kullarý. Bu þans, bu iman onlarda olduðu sürece yükseliþlerini sürdüreceklerdir, hiç þüpheniz olmasýn... ............ Yazýlarýnýz yavaþta olsa gelmeye devam ediyor. Ýlginize çok teþekkürler. Bu konuda birkaç þey söylemek istiyorum izninizle. Haklý olarak yazýlarýn yayýnlarýnýn gecikmesinden þikayetleriniz oluyor. Birkere hepsini deðerlendirmek için çaba sarfettiðimi bilmenizi istiyorum. Yazý seçimindeki kýstaslarým hiçte öyle TSE standartlarýna benzemiyor. Kendimce önem verdiðim birkaç konuyu paçal edip sayýlarý hazýrlýyorum. Yazýlarýnýz birkaç temel kuralý ihlal etmiyorsa mutlaka yayýnlanacaðýndan emin olmalýsýnýz. Yollamadan önce birkaç kere okuyup bazý yanlýþlarý düzeltmeniz, mutlaka türkçe karakterler kullanmanýz, mümkünse word dokümaný olarak yollamanýz, beni epeyce rahatlatacaktýr, bilesiniz. Yazýlarýnýzý gerçek isminizle yayýnlamayý arzu ettiðimi de unutmamanýzý rica ediyorum. Hatta her yazarýn resmini kullanmak en büyük dileðim. Birde sizleri 'Misafir Kahveci' olmaktan kurtaracak köþe isimlerini bana önermenizi hararetle bekliyorum. Ýlk yazýlar misafir olabilir ama ikinci yazýdan sonra artýk misafirlik bitiyor, anlaþtýk mý? Bir sonraki sayýda buluþuncaya kadar bulunduðunuz yerden bir adým öne çýkýn. Sevgiyle... Cem Özbatur Yorum Oku / Yaz Yukarý Marangoz, Bahçývan ve de Kahveci : Ahmet Altan Dönülmez Akþamýn Ufku.. Nuray'ým.. Aldým sabah sabah beni þaþýrtan, sevindirik eden mektubunu Kahve Molasý sayfasýndan. Bilirsin severim ben de mektup formatýný.. Zaten yazmak istiyordum dönülmeyen akþamýn ufkundan döndükten sonraki duygularýmý.. Varsýn bu da böyle olsun, bu yolla gitsin cevabým, dostlara ve Nuray beyhanýmýma dedim.. Dinle madem.. Saat 22:34'tü. Ýnternette iþim vardý, baðlandým. Gönder/Al tuþuna bastým. 20 tane kadar mail, aktý ardý ardýna. Bir dakika önce, 22:33'te yollanmýþ son bir tanesi, en üstte, anlamsýz bir býçak gibi, üzerinden parlayan keskin ve hain bir ýþýkla yakarcasýna duruyordu bir baþýna.. 'Tuðrul Þavkay kardeþimizi kaybettik!' yazmakta konu baþlýðýnda. 11 Eylülde, ikiz kulelerin alt katlarýnda çýrpýnan insanlardaki gibi bir duygu sardý bedenimi, yanýyor, çöküyor herþey üzerime. Doðru olamaz bu.. Tuðrul ve ölüm.. yan yana gelemiyecek iki kelime. Yaþamýn, hem de iyi yaþamanýn maestrosu, entellektüelliðin yýkýlmaz kalesi, þarabýn, kadýnýn, yemeðin, gustonun yýlmaz bekçisi, savaþcýsý.. Tuðrul.. yok ha? Sonrasý tahmin edebileceðin gibi, boþ umutlar, acabalar, sonralarý da eþe dosta haber ediþler, aðlayýþlar ve çapsýz ritüeller vs vs... Kuzenler, kardeþler vs toplandýk birçok yerinden dünyanýn. Aðlaþýyoruz ara sýra.. Donuðuz.. Katýlaþmýþýz.. Bir ara birimiz sordu; 'Biz niye aðlýyoruz? Tuðrul'a mý kendimize mi?' ve soruyu soran verdi cevabýný da 'Biz Tuðrul'a aðlamýyoruz. Kendisi hep derdi, 'Krallarýn yiyemiyeceklerini yedim, içemiyeceklerini içtim!' Tuðrul iyi ve imrenilesi bir hayat yaþadý. Onun arkasýndan aðýtlar yakmamýzý gerektirecek hiçbir yoksunluðu olmadý. Bizler, itiraf edelim ki kendimize aðlýyoruz, onsuz kaldýk diye!' Gördün mü Nuraycýðým, insan ne denli bencilmiþ!! Doðruydu söylediði.. Tuðrulun arkasýndan aðlamaya gerek yoktu ki gerçekten.. Biz bencilce kendimize aðlýyorduk.. Hocalar doluþtu.. Dualar falan.. Sýkýldýk.. Çýktýk üç beþimiz dýþarý, attýk kendimizi boðaza, oturup bir sahil lokantasýna lüfer yiyip raký içtik. Þerefine kadeh kaldýrdýk kardeþimizin. Eve dönünce gördük ki, bir baþka kardeþ-kuzen grubu da bizlerden habersiz ayný þeyi yapmýþlar bir baþka lokantada.. Bu yakýþýrdý zaten.. Dünya üstünde bu kadar gereksiz insan boþu boþuna havayý, suyu, topraðý kirletirken bi Tuðrul mu fazlaymýþ be Nuraycým? Olur mu böyle þey? Ne yazýk ve acýdýr, bu kadar derin bir birikim, böylesine rafine ve düzgün birisinin yýllarýn emeði ve aklý ile oluþmuþ benliðinin yok olmasý.. Ne büyük kayýptýr bu ve telafisi de nasýl olanaksýzdýr! Kahretsin! Kabul etmek çok zor. Üç yýl önceydi, Beyoðlu'nda buluþmak için sözleþmiþtik. Her zamanki gibi gecikti. Ama arayýp haber de verdi. 'Dert etme, ben de hiç deðilse bir iki kitapcý gezerim.' dedim. Kitapcýlarý dolaþtýktan sonra Pera Palas'a gittim, gelmiþti. Oturup lafladýk. Aldýðým kitaplara bakmak istedi. Bir kopya da Ýncil vardý kitaplarýn arasýnda. Yüzü aydýnlandý, 'Çok severim!' dedi. Bazý bölümleri okuduk birlikte. Ýþte bizim papaz semineri böyle baþladý. Tam iki yýl sürecek uzun bir maraton. Her hafta Çarþamba akþamlarý saat 19'da Divan Oteli'nde buluþup, gece yarýsýna kadar süren okuma seanslarý. Tuðrul neredeyse tamamýný ezbere biliyordu kutsal kitaplarýn, þaþarsýn! Müthiþ bir zevkle geçti bu iki senemiz. 2003 yýlý Haziranýnda o günlerimizi özeldiðimizi konuþtuk, ve papaz seminerinin bir ikincisini yapmaya karar verdik. Yeni bir okuma ekibi kurduk, ve ilk toplantýyý yaptýk. Bu ilk toplantýmýzda tatil kararý aldýk, ve Ekim'de buluþmak üzere ayrýldýk yeni ekipten. Ekimin Tuðrulsuz geleceðini aklýmýza bile getirmemiþtik o zamanlar. Bizden önce yaþamýþlar, bizimle birlikte yaþayanlar ve bizden sonra yaþayacaklar.. Bir nehir gibi, her bir su molekülü bir þekilde bir diðerine deðerek aðýr aðýr akmakta yaþam ve zaman. Aslýnda hiçbirþey ölmüyor, herþey yaþýyor hep. Eðer lazýmsa bir teselli, böyle bir teselli var aslýnda. Tuðrul iyi yaþamanýn ustasýydý. Ýyi yemek, iyi þarap, iyi müzik, iyi kitap, iyi gezi..Yakýnlarý olarak bizler pek çok þey öðrendik ondan. Sadece yakýnlarýyla deðil, tüm bir toplumla paylaþtý bilip öðrendiklerini. Bu kýraç topraklardan yemyeþil bir vaha suladý. Herkeslerin yaþamýn sadece politika, ekonomi, döviz, faiz vs'den oluþtuðunu zanettiði dönemlerde bir baþýna kaliteli bir yaþam, gusto ve hayatýn tadý türküleri söyledi. Onun sayesinde gazeteler sayfalarýný açtýlar bu konulara. Sanýlanýn aksine, Tuðrul'un evinde Cahteau Margaux ya da Petrus þiþeleri boþaltýlmazdý. Buna maddi gücü de yetmezdi ihtimal. Yaþamdan tad almaktý yapýlan, ve o bir imbik gibi süzmeyi bilirdi binyýllardan bu yana gelen insan emeðini, birikimini ve geleneðini. Herþey bir kutlama, bir ayin bir ritüeldi onun için, asla geliþigüzel ve özensiz yaþamadý. Herþeyin ve her anýn hakkýný vermeye çalýþtý, çevresindekilerin de farkýndalýklarýný artýrdý. Gün olur çýkar gelir, gizemli bir laf eder; 'Yeni bir dernek kuruyorum, seni de genel sekreter yapýcam kuzenim!' 'Hayýrdýr Tuðrulcum, neymiþ o?' 'Sürekli kuruluþ halinde evlilikle mücadele ve fuhuþu teþvik Vakfý!' Örgütçü adamdý. Mutfak dostlarý ve Þarap Dostlarý derneklerini kurmuþtu. Þu sýralar da yüksek alkollü içkilerle ilgili bir topluluk kurmayý planlýyordu. Bu örgütçülük onda çok eskiden kalma bir alýþkanlýktýr aslýnda. Aslýnda kimseler bilmez ama memleketin ilk banka hortumcusuydu da ayný zamanda! Kurduðu bankayý yýllar önce batýrmýþ, bizleri de büyük zararlara sokmuþtu! Yok, öyle para pulla iþi olmazdý.. Bu baþka bir bankadýr. Sevgili Tuðrul'un sýrtý çok kaþýnýrdý, 10-15 yaþlarýndayken bizler 'Kaþýbank' diye bir banka kurmuþ ve biz ufaklýklara 'ileride bu bankaya yatýracaðýnýz birikimleriniz, size de misliyle dönecek' diyerek sabah akþam bizlere sýrtýný kaþýtýrdý.. Dediðim gibi, bizler yýllarca bu bankaya yatýrým yaptýk.. Sonra banka battý ve biz býrakýnýz faizi, ana paramýzý bile tahsil edemedik kendisinden.. Anýlar bitmez Nuray'ým.. Þimdi artýk senin de dediðin gibi, normal akýþa dönmek, dotlarýmýza bolca zaman ayýrmak, yaþadýðýmýzýn farkýnda olmak ve hayatýn hakkýný vermekten baþka yapýlacak bir þey kalmýyor. Ve mümkünse bizler de arkamýzda kalýcý ve güzel þeyler býrakabilmenin peþini kovalamalýyýz. Lüfer çýktý Nuray beyhanýmým... Sana ayrýlmýþ olan, ýzgaranýn üstünde.. Rakýsý da yanýnda.. Hayat beklemez.. Ahmet Altan [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Günden Kalanlar : Ebru Kargýn NELER OLUYOR ?.. Lokomotifim bir kere rotayý þaþýrdý yýllar önce, bir raydan çýkýþ o çýkýþ... Lokomotif mi ne ? Hemen açýklýk getireyim; ben þimdi vagonum, aklýmda lokomotifim. Yýllarca hiç sorunsuz yaþadýk böyle gül gibi. Ama artýk vagon olan ben, lokomotif aklýma yenik düþtüm maalesef... Düzenin bozulduðuna dair ilk belirti, aðlayan bir maske resmi görüp çok beðenmemdi. Ne var bunda diyecekseniz sakýn demeyin bu sadece ilk belirti. Bir gün diþim için bulunduðum bir klinikte sýramý beklerken, herkes gibi bende bekleme salonunda, "sýkýlmasýn hastalar" diye özenle her ay alýnan dergilerden birine bakýyorum. Sayfalardan birinde, çok güzel görünümlü aðlayan maske resmi fena halde gözüme takýldý. Beklediðim süre boyunca hep inceledim resmi. Yok ne güzel iþçilikti, yok çok anlamlýydý, yok þuydu yok buydu derken, sayfayý koparýp çantama koydum. Akþam eve dönünce çýkarýp yeniden baktým. Yine çok beðendim. "Bunu bir þekilde ölümsüzleþtirmeli" diye düþünmeye baþladým. Ýlk aklýma gelenler arasýnda, resim yeteneði olan ve biraz da profesyonel bir dosta kara kalem olarak tablo haline getirtip duvara asmak. Diðer fikir ise, çok profesyonel bir fotoðrafçý ile temasa geçmek, neler yapýlabilir öðrenmek. Hatta ikisini de mi yapmalý karar bile vermeyip, aklýma ünlü bir söz gelince vazgeçtim. ( Her ne kadar almýþ olduðum terbiye buna elveriþli olmasa da hadi söyleyeyim :) Görmemiþin oðlu olmuþ tutmuþ ..... koparmýþ ) Tekrar düþünmeye karar verdim, benim aðlayan maske resmini garantiye almak için cüzdanýmýn içine koydum. ( Hayýr efendim, o zamanlar kapkaç üzerine teoriden pratiðe geçiþ yeni baþlamýþtý, yýl 1997 ) Neyse ben bu resmi cüzdanýmda unuttum, hatta hiç aklýmda bile yok. Resimle ben, anlýk bir aþk yaþadýk ve bitti. Bitti mi ? Þimdi dikkat, anlýk aþk, bir ömre nasýl yayýlýr ve ölümsüzleþtirilir, dahasý nasýl cýlký çýkartýlýr onu örnekleyeceðim. ( Cýlk yerine daha uygun bir kelime var ama, "cýlk" daha estetik, terbiyemle daha kardeþ ) Bir arkadaþýmýn evinde misafirlikteyim, o ve ben olarak sýradan bir günün, sýradan bir öðlenine hayat veriyoruz. Tam biz yayýlmýþ film seyrederken, çat kapý dayýsý geldi. Tam "hadi ben kaçayým diyecekken", arkadaþým atýlýp, " aaa Ebru dayým geldi dün Hollanda' dan, bildiðin dayýlardan deðildir, çok eðleneceðiz" dedi. Ne demekse ? Bilmediðim dayý sahiden çok farklý ve çok matrak, 45 yaþlarýnda bir adamcaðýz çýktý. Neredeyse kan kardeþi olacaktýk. Uzun uzadýya bir muhabbet, bir þamata, pür neþe geçirdik bir kaç saati. Bir ara arkadaþým kahve yapmak üzere mutfaða gidince, deðiþik dayý ile ben iþ güç konuþmaya baþladýk. - Ya sahiden dayý aðabey, ne iþ yapýyorsun Hollanda' da ? - Gülmeyeceksin. - Gülmeyeceðim. - Dövme yapýyorum. - Nasýl yani, bildiðimiz türden mi ?.. Hani þu vücuda... - Evet aynen öyle. - Güleceðim. Dayýda olsan güleceðim iþte... - Baþtan anlaþtýk olmaz, gülme. - Ayy nefret ederim ben o dövmelerden ya. Ne o öyle, çiçekler, böcekler, ývýr zývýr. - Bu bir sanat, ben böyle deðerlendiriyorum, ayrýca çok kazançlý bir iþ. Hem benim müþterilerim senin dediðin gibi, böcekti kuþtu yaptýrmazlar pek. - Ee ne peki ? - Daha profesyonel resimler. Ýþlenmesi zor þeyler, çok kiþiye özel dövmeler yani. - Dövme iþte ya, ölene kadar üstünde taþýyorsun iðrenç. - Caným herkes sen gibi düþünse iþsiz kalýrým. - Valla kalýrsan kal ne o öyle kaçýk gibi, dövmeymiþ............... ! Bir dakika, ne dedik demin, ölene kadar... Profesyonel resim... Ýþçiliði zor... Özel... - Evet, ne oldu ? - Buldum, buldum, buldum... - Ne buldun ? Evet buldum ! Çantamý alýp yanýna oturdum dayý aðabeyin. Onun meraklý bakýþlarý arasýnda, cüzdanýmý aldým elime ve maske resmini çýkardým, ona uzattým. - Ýþte bu. - Çok güzel resimmiþ sahiden. - Yanýnda gerekli malzemelerin var mý ? - Ne malzemesi ? - Ya iþin ne senin dayý aðabey ? - Dövme. - Ýyi ya iþte onun için gerekli malzemeler. - Var, birkaç arkadaþýma sözüm var onun için getirdim yanýmda. - Tamam iþte, anlaþtýk, hadi baþlayalým. - Hayda, ne diyorsun dövme mi yapacaðým sana ? - Evet iþte bu resmi. - Sen reþit misin hem ? Annen baban ne der ? Ýyi düþündün mü ? Az önce iðrenç diyordun dövmeler için. - Þimdi demiyorum haydi ama baþlayalým. - Kimliðini göreyim. - Al bak iþte 1979 reþidim. - Evet, bir ay olmuþ sadece. Gerekli hazýrlýklar yapýldý ve baþladýk dövülme iþlemine. Arkadaþým, gerekli çay kahve servislerini yapýp durdu. Her yeni içecek getiriþinde, dayý aðabeye " dayý o zaman bana da yapacaksýn " diye tutturdu. Her boþlarý götürüþünde de bana, " acýyor mu " diye sordu. 6 saat 38 dakika sonunda bitti. Hiç bitmeyecek sandým ama bitti. Hiç sevmediðim bir tarzýn temsilcisi gibi oldum. Anlýk bir resim aþký, profesyonel olarak ölümsüzleþti. Þimdi ne mi düþünüyorum ? Olmuþla ölmüþe naçar ! Bazý insanlar asla uslanmaz, bende onlardan biriyim iþte. ( Tanrý böyle yaratmýþ ) Bu dövme hadisesiyle lokomotif doðru raya girdi sandýysanýz, fena halde yanýldýnýz. Bu sadece bir baþlangýçtý. Dayý aðabey Hollanda' ya döndükten sonra, aklýn ürünü ben, yeni bir aþka düþtüm. Ayaðýmýn altýna yani tabana, renkli bir gülen yüz yaptýrmaya karar verdim. Her insanýn fantezileri vardýr. Yazýn þezlonga serilip güneþlenirken, sýcaktan mayýþýp uyuyakalýyorum. Hala uyurken gülümseyemiyorum. ( çok denedim olmuyor ) Ýþte bu aþamada ayaðýmýn altýnda ki gülen yüz dövmem devreye girecek. Altý yýl oldu bekliyorum, hala dayý aðabey memlekete gelmedi. Güvenebileceðim birine denk gelir gelmez hemen yaptýracaðým. Bu gün de randevu aldým bir piercing merkezinden. Yarýn sabah gidiyorum. Düþündüm de, kaþa yapýlan minik baþlý piercing oldukça hoþ fikir olarak geldi. Minik olmalý, iþ güç sahibi insaným... Piercing aþkýma da yarýn sahip oluyorum. Artýk baþka hiçbir þey yapmak yok, söz verdim kendime. Aklýma bir þey takýldý; acaba diyorum, dayý aðabey gelseydi de gülen yüz dövmemi yapsaydý sonuç bu olur muydu ki ? Yani bilinç altý bir açýk mý oluþturdu bende ? Gülen yüzü yaptýramadým diye, piercing ile mi kapatmaya çalýþýyorum ? Bunu bir danýþmalý Sayýn Prof. Dr. Nevzat Tarhan' a, en iyi o bilir... Ebru Kargýn [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Misafir Kahveci: Burcu Künteci BÝR ANNENÝN ÇOK GÝZLÝ GÜNLÜÐÜ Ekim 2000: Hamile olabilirim. Sigarayý býrakmam gerekecek ne yazýk ki.Þu testin sonucunu öðrenmeden beþ on sigara daha içmeliyim acilen. Her an arayýp sonucu bildirebilirler. Evet, hamileymiþim. Elveda son sigaram. Seni özleyeceðim. Kasým 2000: Ýnternetten öðrendiðime göre doktorlar sýký tiryaki annelerin günde beþ tane içmesine izin veriyorlarmýþ. Gizli GÝZLÝ KÖÞE BUCAK KAÇARAK SÝGARA ÝÇMEYE SON. Desem de son olmadý. Elimde sigara gören herkes uzun ahlaksal, saðlýksal öðütler verdiðinden içip de içmiyormuþ gibi yapmalýyým. Ne acý! Aralýk 2000: Üç ayda altý kilo aldým. Aslýnda kilolar son aylarda alýnýrmýþ.Ben þimdiden þiþtim. Eski giysilerimin hiçbiri olmuyor. Elveda kot pantolonum, gömleðim ývýrým zývýrým. Merhaba hamile pantolonum, jilem ve jilemin rengine uyan iki kazaðým. Karným ne zaman büyüyecek acaba? Þöyle kocaaaman bir karným olmasýný istiyorum. Gören herkes anlasýn hamile olduðumu. Otobüste, minibüste bana yer versinler. Ocak 2001: Sütten nefret ediyorum. Kocam bana zorla süt içiriyor sürekli. Çocuk için iyiymiþ ama benim için hiç iyi deðil. Midem bulanýyor sütten. Bir de tavuk. Çoook iðrenç kokuyor. Benim tavuk sevdiðimi bilen tüm eþ dost ise tavuk yemekleri hazýrlýyor. Benim için, ben seviyorum diye, bana özel... Ama ben tavuðun adýný bile duymak istemiyorum! Nisan 2001: Kocam kaza geçirdi, bacaðý kýrýldý, hastanede. Yanýnda kayýnvaldem kalýyor. Ýlk defa piþman oldum bu çocuðu yaptýðým için. Ben kocamýn yanýnda olmak istiyorum ama o hastaneye gelmemi bile istemiyor.Mikrop varmýþ falanmýþ filanmýþ. Ameliyat olacaðý günü benden saklamýþlar üzülmeyim diye. Neye yaradý? Ben bütün gece deliler gibi aðladým, hem üzüntümden hem de saklamalarýna çok kýzdýðýmdan. Mayýs 2001: Karným çoooooook büyüdü. 100 m ileriden bile kolayca fark ediliyor. Sokakta yürümek istemiyorum artýk çünkü herkes sürekli karnýma bakýyor. Beni durdurup "ikiz mi?" diye soruyorlar. Deðil efendim ikiz falan deðil sadece Allah benim "kocaman bir karným olsun, herkes fark etsin" dualarýmý fazlasýyla kabul etti. Keþke kocaman bir karýn yerine saðlýk sýhhat isteseydim. Haziran 2001: Bu ay sonunda doðurmam gerekiyor. Býktým bu hamile giysilerinden. Eski giysilerimi geri istiyorum. Koca bir dolap dolusu giysi ve ben sadece iki pantalon, iki jile, iki gömlek giyebiliyorum. Tam tamýna 25 kilo aldým. Boyum da kýsa olduðundan yürümeme gerek kalmýyor top gibi yuvarlanýyorum. Temmuz 2001: Oðlum doðdu. Peki ben neden mutlu deðilim? Allah'ým bu ne büyük bir sorumluluk böyle? Bu küçük yaratýða ben bakacaðým sürekli. Beslenmesi, temizlenmesi, hastalýðý, saðlýðý, mutluluðu, üzüntüsü her þeyi ama her þeyi benden sorulacak. Ben buna hazýr mýyým acaba? Bu soruyu kendime çok önce sormalýydým. Biraz geç kaldým. Lohusa depresyonu denilen þey bu mu? Ev ne kadar kalabalýk, gelenler, gidenler, biri geliyor sütün yetmiyor diyor,biri geliyor mama verin diyor, biri geliyor erkek çocuðu doymaz sürekli emzir diyor ama kimse benim fikrimi sormuyor. Göðüslerim çoktan yara oldu. Herkes evine dönse de çocuðumla baþbaþa kalabilsem. Aðustos 2001: Gaz sancýsý.Ýþte benim kabusum. Bugün kocam yoktu, misafir yoktu, çocuðu uyutup kendime zaman ayýracaktým. Kitap okuyacaktým, dinlenecektim, aylak aylak oturacaktým. Kocam kapýdan çýktýðý anda oðlum aðlamaya baþladý, ondan sonraki dört saat boyunca aðladý aðladý aðladý. Ben de bir yandan aðladým, bir yandan dört saat boyunca çocuðu kucaðýmda taþýyýp sýrtýný sývazladým, masaj yaptým, karnýný ayaklarýný sýcak tuttum, emzirdim, emzirdim, emzirdim, kitap okumayý, aylak oturmayý býrak tuvalete bile gidemedim. Ekim 2001: Ben hala kilo veremedim. Eski giysilerimin büyük bedenli olanlarýna döndüm ama küçük bedenler dolabýn bir köþesinde bekliyor.Emziriyorum aslýnda, tabi ki kilo veremem. Þu süt verme iþi bir bitsin incecik olacaðým. Haziran 2002: Oðlum yürüyor. Bu ne demek, sürekli peþinde dolaþýyorum demek.Hava mis gibi, çay bahçesine gidiyoruz. Herkes oturuyor, çayýný içiyor, manzarayý izliyor, muhabbet ediyor. Ben çocuðun peþinden parkýn her bir yanýný dolaþýyorum. Oturup bir çay bile içemedim. Ýçtiðim buz gibi çaylarý çaydan saymýyorum tabi ki. Ekim 2002: Üniversiteye baþladým. Çocuða kayýnvalidem bakacak. Oðlumu çok özlüyorum. Okulda kimse adýmý bilmiyor "evli ve çocuklu" olarak anýlýyorum. Geceleri ancak çocuk uyuduktan sonra ders çalýþabiliyorum. Çocuk uyursa, ben uyuya kalmazsam, gece boyunca on kez beþiðe koþup çocuðu pýþpýþlamazsam, ders çalýþabiliyorum diye düzeltmeliyim. Temmuz 2003: Oðlum üç yaþýna bastý. Allah'ým yaþlanýyorum! Hala on kilo fazlam var. Süt müt de kalmadý ama veremedim fazla kilolarýmý. Olmadý iþte. Napayým? Gözümün içine baka baka bir bardak dolusu meyva suyunu dökmeye, çiçeklerin yapraklarýný koparýp saksýlarý yere devirmeye baþladý velet. Hayýr, yaramaz falan deðil yalnýzca biraz hareketli o kadar. Çocuk evde sýkýlýyor en iyisi sahile çay içmeye gitmek. O da parkta oynar. "Hayýr oðlum, kardeþe vurulmaz. Sen kardeþin kamyonunu verirsen o da aðlamaz annecim. Oðlum kovaný küreðini evde unutmuþuz nereden bulayým ben sana þimdi kova? Hayýr oðlum az önce çýkolata yedin sana cips alamam. Annecim, aðlama geç oldu eve dönmek zorundayýz. Oðlum beni bekle, elimi tut. Hayýr oðlum, öyle yolun ortasýna boylu boyunca uzanýlmaz. Oðlum! Býrak çabuk o kedinin kuyruðunu!" "Babaannesi, oðlum seni çok özlemiþ. Benim de çarþýda iþim vardý. Evde yediremedim, sen karnýný doyurursun. Altý da kirli olabilir. Çýkmadan önce bakmýþtým ama yolda kokular gelmeye baþladý. Ben fazla geç kalmam. Sizin istediðiniz bir þey var mý?" Elveda annelik merhaba özgürlük:O) A.Burcu Künteci Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Yazý-Yorum : Leyla Ayyýldýz DENÝZATI Gözlerini aralamaya çalýþtý isteksizce, etrafa þöyle bir baktý, daðýnýk býraktýðý ortalýða... Yataktan çýkmak istemedi caný... Hem ne yapacaktý ki, dünkünden ne farký olacaktý bugünün?... Emekliliðinden öncesini düþündü, nasýl da kalkardý sabahlarý... Kahvaltýsýný ediþini, bir telaþ otobüse yetiþtiði zamanlarý... Saatleri yetmeyen günleri düþündü. Zamansýzlýktan yapamadýklarýný, ertelediklerini... Ya þimdi?... Þimdi fazlasýylaydý vakti, hem de çok fazlasýyla... Dolduramayacak kadar çok... Epeydir kendini kötü hissediyordu. Yalnýzlýk, alýþýk olmadýðý tek düze ev hayatý... Basit bir kahvaltý hazýrladý kendine, bayatlamýþ ekmekleri ýslatarak balkonundaki mermer denizlik üzerine koymuþtu. O kahvaltýsýný yaparken serçeler de konuðu oldu. Üzerini giyindi. 'Yürümeli' dedi... Sahile indi yine, hep sýkýntýlý zamanlarýnda yaptýðý gibi. Bebek'te parkta oturdu bir süre. Yanýnda getirdiði kuþ yemini güvercinlerin yiyiþini izleyerek... Biraz yürüdü boðaz boyunca... Birden bir ses iþitti. 'Denizatý, denizatý!'... Hemen sesin olduðu yöne doðru yöneldi. Cam kavanozun içindeydiler, nasýl da güzeldiler... Bir genç kýz sesi iþitti; 'Onlar evde de yaþar mý?' diye soran... 'Tabii ki' dedi denizatýný satan adam, 'bir bardakta dahi yaþarlar'... 'Nasýl yakalýyorsunuz onlarý?'. 'Açýklardan' dedi adam içinde kýrmýzý renkli bir sývý olan þiþeyi göstererek 'bununla'... Kýzýn burnuna doðru uzattý, keskin sirke kokusundaki sývýyý. 'Nedir bu?' dedi genç kýz. 'Bu þarap ve sirke karýþýmýdýr, süngerleri buna batýrýrýz, uzun aðlý kepçeleri açýk denizlere salarýz, dayanamazlar bu kokuya, hemen gelirler'... Bir süre onlarý ve denizatlarýný izledi... Denizatlarýný da görebileceði bir banka oturdu. Az sonra kýz da iliþti yanýna... 'Oturabilir miyim' dedi kýz... Her ikisi de denizatlarýný izledi uzun uzun... 'Bilir misin' dedi yaþlý adam kýza uzaklara bakarak, 'Bilir misin, en vefalý ve sadýk canlýdýr o gördüðün denizatlarý. Oldukça zor eþ seçerler. Erkekleri bazen düello ederler rakibiyle. Birbirlerinin kuyruklarýndan tutup hareketsiz kalýrlar bir süre, biri renk deðiþtirinceye dek sürer bu, ya da burunlarýndan üflerler uzun uzun, rakipleri alabora oluncaya dek. Beðendikleri diþilerini elde etmek için ellerinden geleni yaparlar... Eþlerini bulduktan sonra ise sürekli sadýk kalýrlar. Herhangi bir nedenle birbirini kaybeden eþlerden diþi olaný, kýmýldamadan öylece sabit kalýr uzun süre... Erkeði ise eþinin dönmeyeceðine inanýnca kendine uygun bir eþ bulabilmek için uzun süre gezinir... Zorlukla yeni bir eþ bulur ya da yeni bir eþ bulmaya gücü yetmez, ölür'... Dikkatle dinliyordu genç kýz... 'Gerçekten mi? Ne ilginç.' 'Evet' dedi yaþlý adam... 'Yþte o uzun burunlarý ardýnda gizlenmiþ hüzünlü bakýþlarý bundandýr. Efsanevi bir deðer verir onlara, o uzun burunlarý, sýrtlarýndaki çýkýntý ve vücutlarý üzerindeki kabartýlý doku... Renkleri genelde kahverengi ya da siyahtýr, çok nadir kýrmýzý ve sarý renklileri de olur, kiminin üzerinde nokta ya da çizgimsi süsler vardýr... Erkekleri doðurur... Doðurur demeyelim de þöyle; diþiler yumurtalarýný salgýladýklarý yapýþkan bir maddeyle erkeðin karnýna ya da kuluçka kesesine yapýþtýrýrlar. Bir tür hamileye benzer erkekleri ve artýk erkek beslemektedir yumurtalarý, yumurtadan çýkan genç yavrular babalarý ile yüzerler bir süre, kendilerine yetmeye baþladýktan sonra ayrýlýrlar babalarýndan...' Genç kýz þaþýrarak dinlemeye devam ediyordu. 'Türleri çok azaldý' dedi yaþlý adam... 'Öldükten sonra kýyýlara vuranlarý toplayan çocuklar haricinde ticaretini yapanlar vardýr.. Çinliler damar sertliði, astým gibi hastalýklarýn tedavisinde kullanýrlar, losyon da yaparlar... Brezilya , Çin , Dubai , Ekvator, Misir ,Endonezya ,Japonya , Kuveyt gibi ülkelerde denizatý kurularýndan çeþit çeþit hediyelik eþyalar, mücevherler yapýlarak satýlýr. Bu aþýrý tüketim nedeniyle þimdilerde kalým mücadelesi vermekteler...' 'Ne çok þey biliyorsunuz' dedi genç kýz, yaþlý adama... 'Evet' dedi yaþlý adam 'Çok okurum'... Gülümsedi kýz... Teþekkür etti yaþlý adama... Yaþlý adam genç bir kýzýn yüzünde gülümseme olabildiði için mutluydu... Ayaða kalktýlar ayrýlmak üzere... O sýrada hala balýkçý satmaya çalýþýyordu denizatlarýný. 'Tut yavrum, korkma. Elinle tut' diyordu bir çocuða, elindeki denizatýný uzatarak... 'Yaklaþtýr kulaðýna, yaklaþtýr... Bak bir at gibi kiþner o... Gece sessizliðinde daha iyi duyarsýn...' Sahi kiþniyor muydu? Leyla Ayyýldýz [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Misafir Kahveci: Semih Tanrýver HÜZÜN ADASI Bir ilkbahar sabahý ýlýk rüzgarla birlikte yüreðime vuran özlem miydin sen. Ýçime ansýzýn, usulca býrakýlan taze yalnýzlýðým mýydýn yoksa. Sanýrým içimde ne olduðunu asla anlayamadýðým yanýmdýn benim. Her özlediðimde daha çok sevdiðim, benden her kaçýþýnda sevgini býraktýðýn, senden her vazgeçiþimde sevginden vazgeçemediðim ve bir anlýk yokluðunda bile kendimi sürgünde hissettirdiðin için özeldin. Bu çocuk kalbim sana söylenecek binlerce sözle, yazýlacak binlerce satýrla doluydu güzel olan her þeyi söylemeliydim, paylaþmalýydým seninle ama o kadar acizdi ki kelimeler. Seni her görüþümde farklý bir þey hissediyor anýmsýyordum. Uzaktan seyrediþlerimde gündoðumu kadar güzel ve eriþilmez olduðunu düþündüm halbuki uzanýp tutabileceðim kadar yakýndýn bana. Sessiz sakin köþelere sýðýndýðýnda durgun bir deniz görürdüm gözlerinde, bilirdim yüreðinde bir o kadar dalgalý, fýrtýnalarla dolu. Vurdumduymaz tavýrlarýn bir martýnýn özgürlüðünü anýmsatýrdý, sözlerin saflýðý, beyazý, bir vapurun peþine takýlýp kaçýþlarýn benim bir kafesteki mahkumiyetimi, dönüþünü bekleyiþlerimi... Dedim ya! Uzanýp tutabileceðim dokunabileceðim kadar yakýndýn bana. Gitme diyebilirdim kolundan çekip gözlerine bir ýsrar kusabilirdim. Benimle kal diyemezdim, hakkým yoktu hiçbir þeye tek kelime edemezdim. Sensiz kalma ihtimali vardý aleyhine kurulmuþ her cümlenin sonunda. Çekip giderdin yoksa bilirdim sevgili dostlarým adýmý bile edemezlerdi sana. Uzaktan olmalýydý her þey duymamalýydýn sen kimseye anlatamazdým, derinden olmalýydý hissetmemeliydin. Yürekten olmalýydý, ne seni yüreðimden, ne yüreðimi kendimden söküp atamamalýydým. Uzakta olmalýydý her þey sen yaný baþýmda, gerisi uzakta... Son günlerde eskisi kadar sýk göremiyordum bir görünüp bir kayboluyordun. Olsun arada birde olsa görmek güzeldi, sen güzeldin, hayat güzeldi, seninle her þey güzel... Arkadaþlarýndan duymuþtum. Bir sevgilin olduðunu söylüyorlardý. Yoksa bir tanem ellerinin sýcaðýný, teninin kokusunu, sevgisini birileriyle mi paylaþýyordu. Yoksa o sözleri benden deðil de baþkalarýndan mý dinliyordu. Oysa seni en çok ben seviyordum seni en güzel ben yazýyordum. Seni ben seni ben... olamazdý, olmamalýydý böyle biri. Ýnanmadým günlerce kaçtým, senden senin bir baþkasýný sevme ihtimalinden. Sonra sen anlattýn bana sevgilini. Iþýl ýþýldý gözlerin, nasýlda gülümsüyordun. Sanki o dünyanýn en mükemmel insaný, sen en mutlu kadýnýydýn. Peki ben peki ben kimdim, neydim. Ne olacaktým. Ne vardý sanki bu kadar abartacak, anlatýrken mutluluktan uçacak, beni bir hüzün girdabýnda boðacak, beni kahretmeye ne hakkýn vardý. Hayalin, umutlarým, yazýlarým, þiirlerim, tatlý hüzünlerim, keþkelerim bana yetiyordu. Senden hiçbir þey istememiþtim, beklememiþtim. Her þeyini benimle paylaþan sen aþkýný paylaþmaya nasýl da cesaret etmiþtin. Bana ne diye haykýrasým geliyor "Bana ne bana ne senden, sevgilinden, yapmayý sevdiðiniz þeylerden, sana nasýl baktýðýndan, hayatýndan, hayatýnýzdan, hayatýmdan bana ne..." Birilerinin hayatýna mý kastetmeli yoksa alýp baþýný gitmeli mi? Artýk sadece hayalin ve ben vardýk. Akþamlarý mum ýþýðýnda yemek yiyor, sonra sabahlara kadar Tanju Okan'ýn þarkýlarýyla dans ediyorduk. Bazen dizlerine uzanýyor yanaklarýmda piþmanlýðýn sýcak yaþlarýný hissederek uyanýyordum. Lanet okuyordum hayata ve bana. Annemin söylememi yasakladýðý sözleri savuruyordum birbiri ardýna. Bir þizofren gibi hissediyordum kendimi. Yüreðimde hesaplaþmalar sürüyor, bir yandan sana diðer yandan günlerdir kaçtýðým, seni göremediðim için kendime kýzýyordum. Bir kadýn kendisinden baþka hiçbir kadýnýn olmadýðý bir yürekten baþka ne isteyebilirdi. Yine saçmalamaya baþlamýþtým bir þeyler yazarsam rahatlarým diye düþündüm ama güzelliðini anlatmakta aciz kelimeler öfkemi ifade etmek istediðimde de yetersiz yüzünü gösteriyordu. Saçma sapan þeyler karalýyordum yine; Bir çocuk saflýðýnda sevmek seni, Acýtmadan dokunabilmek sana, Saklayabilmek seni En çocuksu korkularýyla birlikte, Senden baþka hiçbir kadýnýn Olmadýðý ve olmayacaðý bir yürekte Seni öldürmek, Aðlamak ardýndan bir çocuk saflýðýnda Ölebilmek senin için, Ölmek senin için, Öldürebilmek senin için. Bir kelime sýyrýlývermiþti birkaç satýr arasýndan gözüm ona takýlýp kaldý. "Ölmek" ölmek istiyordum belki çare belki deðil ama beni bu sýkýntýdan kurtarabilecek tek þeydi. Ne Ümit Yaþar' ýn þiirleri nede Ýbrahim Sadri' nin sesi hiçbir þey ifade etmiyordu zati. Bir hüzün adasý olmuþtu bedenim, yüreðim. Hayallerim, anýlarým orayý mesken tutmuþ, sýkýþmýþ, umutlarýma da bir mezar kazýlmýþtý bir daha çýkmamacasýna. Hani vardý ya "Merhaba hüzün adasý ben sevda gemisi" hüzün adasý bendim ve sen bana bir daha MERHABA demeyecektin. Sevda gemim, ay yüzlüm yüreðine ilk ve son kez son baharý yaþattýysam özür dilerim. Geçmiþte bir yerlerde birkaç güzel anýyla hatýrlanmak ve artýk orada yaþamak umuduyla güzün soðuk rüzgarlarýyla birlikte senden son kez GÝDÝYORUM. ... "Yaþa bu hayatý sevdiðim, limon gibi sömürerek, tüm ekþiliðine raðmen tadýný alarak yaþa."(?) ... Hep Ýlkbaharý yaþaman dileðiyle bir tanem, SEVGÝYLE KAL... Semih Tanrýver Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Milenyumun Mandalý : Sait Haþmetoðlu Editör'den Önemli Not:Sevgili Sait Haþmetoðlu'nun e-romaný görsel öðelerle süslendiðinden, devamýný ve önceki sayýlarýný aþaðýdaki adresten tek týklamayla okuyabilirsiniz. Üþenmeyin... Týklayýn... http://www.kahvemolasi.com/xfiles/mandal_181.asp Devamý var [email protected] Yukarý Dost Meclisi Isparta sokaklarýndan bir silüet. Fotoðraf: Hülya Galitekin <#><#><#><#><#><#><#> Kahve Molasý'nýn sürekli ve sabit(!?) bir yazar kadrosu yoktur. Gazetemiz, siz sevgili kahvecilerden gelen yazýlarla hayat bulmaktadýr. Her kahveci ayný zamanda bir yazar adayýdýr. Bu bölüm sizlerden gelecek minik denemelere ayrýlmýþtýr. Yolladýðýnýz her özgün yazý deðerlendirilecektir. Siz sevgili kahvecilere önemle duyurulur. Kahve Molasý bugün 3.518 kahveciye doðru yola çýkmýþtýr. Yukarý Tadýmlýk Þiirler ARTIK KONUÞSAK bir klakson rahatsýzlýðý var sokakta pencerede bir temmuz çýrýlçýplak avcumuzdan kayýp giderken küçük bir þey saatlerce susmak neye yarar göðe karþý kafka'nýn gizli mektuplarýný okumak eleþtirmek ilahi komedya'yý bahçede güzü tartýþýrken iki aðaç neye yarar uyanmak sabaha karþý artýk konuþsak. adýný koymasak da aþktý masada ayný boþluða bakmak. sureleri sevebilir ama kendini sevebilir mi bilmediði bir dille ibadet eden halk? iyi ki sözlerinde bir aþýk veysel saðduyusu bir karacoðlan içtenliði bakýþlarýnda yoksa bir gün durup dururken çatlardý bu bardak ister ölümü çaðrýþtýran resimler yapmýþ olsun goya ister bir tabutu didikler gibi çalsýn menuhin çatýda þafaðý bölüþürken bir kaç kuþ neye yarar uyanmak sabaha karþý artýk konuþsak. adýný koymasak da aþktý ayný yoldu adýmlarýmýzý unutmak. biz ki çok tanýk olduk tornacýlarýn ellerine ortada hiç bir þey yokken ölüp gidenlere hani gülsek suçlu bulunacaktýk çocuklar tarafýndan aðlasak büyükler abarttýðýmýzý düþüneceklerdi bir kýþ vardý ki unutmak mümkün mü karý nasýl boþanmýþlardý kýzaklarýndan köpekler nasýl bitirmiþtik soluk soluða anna karenina'yý yazý nasýl beklemiþtik camlarý buðulandýrarak uykumuzu kurcalarken hain bir düþ neye yarar uyanmak sabaha karþý artýk konuþsak. adýný koymasak da aþktý ayný suya umutsuzca dokunmak. Salih Bolat <#><#><#><#><#><#><#> SENÝN DÖNEMÝNDE seni tarih sandým. yapmam gereken iþler sandým, býçaðýn altýnda uyuyan tehdit anlayamadýðým þeyler, otlarýn arasýnda parlayan. senin döneminde taþtý süt. sendin, yaðmur altýndaki akasya ormaný trafik levhalarýndaki kurþun delikleri ankara'daki evlerin karanlýk damlarý bir dal hanýmelindeki içtenlik. senin döneminde geçildi çit. kýrlangýçlar afrika'ya varmýþtýr, diyor otobüs þoförü -otoyaldan yanarak geçen bir tilkiyi gösteriyoryorulmuþlardýr, deniz boyunca uçmaktan. sana vardýðýmý sandým, düþler boyunca koþmaktan. senin döneminde silindi flüt. Salih Bolat Yukarý Biraz Gülümseyin BRÝGÝTTE BARDOT'u HATIRLAYANINIZ VAR MI? Hani akýllarý baþtan çýkartan, Fransýz olmasýna raðmen Viet-Nam daki tüm Amerikan askerlerinin cüzdanýndan çýkan, bir içim su, o zamanlarýn çýtýr kýzýný. Bizim anlatacaðýmýz BB deðil. Hatta ondan da güzeli, daha çekicisi ama kýzýn þansý da yook, "elinden" tutaný da. Uzun lafýn kýsasý iki dirhem bir çekirdek St. Tropez sahillerinde elinde plaj çantasý þaþkýn þakýn dolaþýp soyunacak bir yer dahi bulamazken; Plaj yakýþýklýlarýndan kemal yaþlarýnda bir bey: - Ben size yardýmcý olabilirim. Ýsterseniz havlunuzu tutiiim demiþ. Kýzcaðýz da candan bir teþekkürle kocaman plaj havlusunu vermiþ adama. Adamýn kollarý kadar yuvarlak bir alanda küçük hareketlerle üstünü deðiþtirirken, bakmýþ ki adamýn gözleri içerde. - Ama mösyö siz de hiç centilmen deðilsiniz !!! demiþ. Mösyö ise: - Ýyi ama sizde gerçek sarýþýn !!??? denizce.com <#><#><#><#><#><#><#> N'apsýn adamcaðýz yahu?!.. Yukarý Ýþe Yarar Kýsayollar - Þef garson: Akýn Ceylan http://80ler.hypermart.net/ ...Belki hatýrlarsýnýz, bir zamanlar telsizler yasaktý. Yasak kalktýktan sonra, bir telsiz furyasý baþladý, herkesin elinde, arabasýnda, evinde bir CB, yani telsiz oldu. Her köþe baþýnda bir "CB Shop" türedi. Bu, günümüzdeki cep telefýnu furyasýna çok benziyor. O zamanlar telsiz geyikleri baþladý, telsizden arkadaþlýklar kuruldu, sonra cafelerde falan buluþuldu... http://www.aktuelnet.net/ Bir çoðumuz tarafýndan ilgi ile izlenen ve hatta günlerce tartýþýlan süper yapým filmler vardýr, "Þeytanýn avukatý" gibi filmlerden bahsediyorum. Dublaj yapýlýrken Türk düþünce yapýsýna göre ve hatta biraz da abartarak seslendirme yapýlýrsa ne olur? Ýþte bu olur. Kötü mü olur? Orasýna da siz karar verin artýk. http://www.marvin-klose.de/iconwar%5B1%5D.swf Sevdiðim bir reklam filmi var, halen oynuyor, "Meyvalar gaza geldi" diye baþlýyor. Aslýnda sadece bir soda reklamý olmasýna raðmen ana fikri baþtan söyleyip beni yormadýðý için metin yazarý arkadaþa teþekkürler. Bu kýsa yoldaki ana fikir ise "ikonlar gaza geldi." Görün bakalým ne olmuþ. http://www.funnyplace.org/ Gag isimli programý seyrettiniz mi? Hani Gülse Birsel'in sunduðu ve hatta beni gülmekten çatlatacak kadar güzel sündürdüðü, ayrýca Fasih Saylan isimli saðlam dalgýç ve yönetmen'in yönettiði eðlencelik program. Bu adamlar bu kadar reklam'ý nereden buluyor diyordum ben de. Meðer bu iþ için olabilecek en saðlam kaynaklardan bir tanesi de internetmiþ. [email protected] Yukarý Damak tadýnýza uygun kahveler DVD Shrink v2.3 [318k] W98/2k/XP FREE http://www.mywebattack.com/gnomeapp.php?id=107178 Yeni nesil bilgisayarlarda artýk eskisi gibi yer problemmimiz yok. Eee birde DVD Rom varsa DVD keyfini sürmemiz iþten bile deðil. Ama DVD lerin backup'ýný alýp bir DVD Burner ile kopyalarýný yaratmayý isterseniz, iþte o zaman bu programa ihtiyacýnýz var. DVD nin istediðiniz bölümlerini alýp bilgisayarýnýzda saklayabiliyor, direkt bilgisayardan izleyebiliyor yada yeniden bir DVD ye kaydedebiliyorsunuz. Hoþ uðraþlar ama biraz masraflý galiba, ne dersiniz? Yukarý http://kahvemolasi.com/sayilar/20031014.asp ISSN: 1303-8923 14 Ekim 2003 - ©2002/03-kahvemolasi.com istanbullife.com Kahve Molasý MS Internet Explorer 4.0+ ve 800x600 Res. için optimize edilmiþtir. Uygulama : Cem Özbatur - Her hakký saklýdýr. Yayýn Ýlkeleri
Benzer belgeler
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 480
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365
EX` İLİYORUZ… (En Derin H`üzüntülerimizle…)
ben kaçayým diyecekken", arkadaþým atýlýp, " aaa Ebru dayým geldi dün Hollanda' dan,
bildiðin dayýlardan deðildir, çok eðleneceðiz" dedi. Ne demekse ? Bilmediðim dayý sahiden
çok farklý ve çok matr...
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365
Röportajın Pdf Formatı için tılayın.
Devletin raporlarýnda 1983 senesinde Almanya’da ülkücü faaliyetlerde bulundu
deniyor. Ben 1970 senesinin Aralýk ayýnda doðdum. 12 yaþýmda, koskaca Almanya’nýn siyasi faaliyetlerini nasýl yönlendire...
PDF Versiyonu - Kahve Molası
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 365